EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN ve ZORLA EVLİLİKLER ÇOCUK GELİNLER ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Dilek Karal Elvan Aydemir Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: 11-08 Ekim 2011
Evlilik mi Evcilik mi? Erken ve Zorla Evlilikler: Çocuk Gelinler USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi Yazar Elvan Aydemir Katkı Sunanlar Dilek Karal Mehmet Güçer Emine Merve Keser USAK RAPORLARI NO: 11-08 Ekim 2011 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU International Strategic Research Organization
USAK Raporları No: 11-08 USAK Raporları Editörü : Mehmet GÜÇER Yardımcı Editörü : Gözde Damla ÇİTLER Copyright 2011 USAK Derneği Tüm Hakları Saklıdır Birinci Baskı Kütüphane Katalog Bilgileri Evlilik mi Evcilik mi? Erken ve Zorla Evlilikler: Çocuk Gelinler! Tablo ve şekil içermektedir. USAK Yayınları Kapak fotoğrafı: Gökçe Pehlivanoğlu ISBN: 978-605-4030-61-3 Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu International Strategic Research Organization Ayten Sokak No: 21 Tandoğan / Ankara Tel: (0312) 212 28 86-87 Faks: (0312) 212 25 84 www.usak.org.tr - www.turkishweekly.net www.usakgundem.com - info@usak.org.tr
İçindekiler İÇİNDEKİLER Rapor Özeti...1 Giriş...3 1- Dünyada ve Türkiye de Çocuk Gelinler Sorunu...5 A- Dünyada Çocuk Gelinler Sorunu...6 B- Türkiye de Çocuk Gelinler Sorunu...10 2- Erken Evliliklerin Boyutlarını Anlamak...15 A- Erken ve Zorla Evliliklerin Nedenleri...15 1- Sosyo-Ekonomik Gerekçeler...16 2- Sosyo-Kültürel Gerekçeler, Gelenekler ve Dini İnanışlar...17 3- Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği...19 4- Eğitimsizlik...20 5- Çocuk Algısı...22 6- Doğal Felaketler, Savaşlar...22 B- Erken ve Zorla Evliliklerin Sonuçları...23 1- Eğitimsizlik...23 2- Üreme Sağlığı Sorunları - Anne Çocuk Ölümleri...27 3- Toplumdan İzolasyon...29 3- Ulusal ve Uluslararası Mevzuatta Erken ve Zorla Evlilikler...31 A- Uluslararası Mevzuatta Erken Evliliklerin Yeri...32 1- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi...32 2- Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)...32 3- Çocuk Hakları Sözleşmesi...34 B- Ulusal Mevzuatta Erken Evliliklerin Yeri...35 1- Erken Evliliklerin Önlenmesine Yönelik Ulusal Mevzuatta Gerçekleştirilen Yenilikler...36 a) Anayasa...36 b) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu...37 c) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu...39 d) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu...41 e) 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun...41 2- Ulusal Mevzuatta Karşılaşılan Sorunlar...41 4- Tespit ve Öneriler...45
USAK SOSYAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi ülkemizde pek çok alanda yaşanan toplumsal sorunlara bilimsel araştırmalara dayalı ve uygulanabilir çözümler sunmayı temel alan bir birimdir. Merkezimizde günümüze kadar gerçekleştirilen projeler, medya ve politika yapıcılardan ilgi görmüştür. Projelerimiz, çalışılan alanlarla ilgili araştırma tekniklerinin etkin kullanımı, objektif yorumlara öncelik verilmesi ve güvenilirliği dolayısıyla UNICEF, TÜBİTAK, USİDER gibi kuruluşların desteğini almıştır. Sosyal Araştırmalar Merkezi uzmanları siyasi katılım, göç, sosyal entegrasyon, Avrupa daki Türk Diasporası, suç, kriminoloji ve şehir güvenliği, Türkiye de kültür ve politika, kadın çalışmaları, kültür sosyolojisi alanlarında çalışmalar yapmaktadır. ELVAN AYDEMİR: Toplumsal cinsiyet çalışmaları, çocuk ve suç, medya çalışmaları, sosyoloji teorileri ve göç konuları üzerine çalışmaktadır. Alanında çeşitli projelerde yer alan Aydemir ayrıca, USAK Stratejik Gündem in yayın koordinatörlüğü görevini yürütmektedir.
RAPOR ÖZETİ Uluslararası belgelere göre, on sekiz yaşının altında yapılan evlilikler erken evlilik olarak nitelendirilmektedir. Bireyin ruhsal ve fiziksel gelişimini tamamlamadan yaptığı bu evliliklerin büyük çoğunluğu bireyin bilinçli rızası dışında yapılması dolayısıyla da erken ve zorla yapılan evlilikler olarak literatürdeki yerini almıştır. Kesin rakamlara ulaşmak mümkün olmasa da gelişmekte olan ülkelerde her yıl 10-12 milyon kız çocuğunun erken yaşta evlendirildiği düşünülmektedir. Konuyu Türkiye özelinde ele aldığımızda ise her üç kadından birinin çocuk evliliği yaptığını söylemek mümkündür. 1 1 Bu raporun amacı, ülkemizde ve dünyada gerçekleştirilen erken ve zorla evliliklerin sebep ve sonuçlarını tartışmak, uluslararası ve ulusal mevzuatta erken ve zorla evliliklerin yerini incelemek, erken yaşta evliliklerin görülme sıklıklarına dair rakamlarını gözler önüne sermek ve uluslararası çalışmalarla karşılaştırmalı bir analiz sunmaktır. Erken evlilikler denildiğinde, karşımıza çoğunlukla çocuk gelinler çıkmaktadır. Kız çocukları erkek çocuklarına nazaran çok daha erken yaşta evlendirilmekte ve bu evlilikler kız çocukları açısından daha ciddi sorunlar yaratmaktadır. Erkek çocuklarının erkenden çoluk çocuğa karışsın düşüncesiyle çocuk yaşta evlendirildiği vakalar olsa da, onların evlendirilmesi daha çok askerlik vazifesi ve bir iş bulma gerekliliğinin sonrasına bırakılmaktadır. Fakat kız çocuklarının benzeri gereklilikleri bulunmaması dolayısıyla çok küçük yaşta evliliklere maruz bırakılmaktadırlar. Erken yaşta evlilikler, özellikle kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmekte, kadınların yaşamsal imkânlarının ve hayat tercihlerinin azalmasına sebep olmaktadır. Buna rağmen özellikle geleneksel ve ataerkil kültürel özelliklere sahip olan toplumlarda erken evlilikler bir sorun olarak değerlendirilmemektedir. Çünkü toplumsal mutabakat çerçevesinde meşruluk kazanan evlilik, bu yapıdaki toplumlarda normalleştirilerek meşrulaştırılmaktadır. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Dünyada her yıl on sekiz yaşının altında 10 milyon kız çocuğu evlenmektedir. Bu da Ayda 833,333 Haftada 192,307 Günde 27,397 Dakikada 19 ya da Her 3 saniyede bir kız çocuğunu ifade etmektedir. Erken yaşta evlilikler sadece sosyo-kültürel özellikler, gelenek ve inançlarla açıklanacak bir pratik değildir. Bu evliliklerin ortaya çıkmasında birden çok faktör etkilidir. Bunlar sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, savaşlar ve felaketler gibi etmenlerdir. Erken yaşta evliliklerin görüldüğü bölgelerde bu pratiklerin devamlılığını sağlayan faktörler farklılıklar gösterebilmektedir. Bu durum problemin incelenmesinde bölgesel çalışma gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Erken yaşta evlilikler önce bireyi, daha sonra tüm toplumu etkileyecek yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Anne-çocuk ölümleri, üreme sağlığına yönelik sorunlar, eğitim eksikliği ve toplumsal izolasyon bu sonuçlardan bir kaçıdır. Türkiye nin de imzaladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası nitelikteki anlaşmalarda bireylerin evlilik yaşları on sekiz olarak kabul edilmiştir. Fakat Türkiye de erken evlilikleri düzenleyici Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu gibi kanunlarda bireyin çocuk sayılmasına dair, erken evliliklerin önüne geçilmesini engelleyici bir takım uyuşmazlıklar görülmektedir. 2 Özetle, sadece bir gelenek adı altında nesillerce devam ettirilen erken yaşta evlilikler ve benzeri uygulamalar, toplumda büyük bir hasara sebep olmakta, ülkenin gelişmişlik seviyesini ve daha da ileriye gidebilme çabalarını doğrudan alaşağı etmektedir. Kadınların aktif rol oynamadığı bir toplumun gelişmişlik seviyesine ulaşamayacağının söylendiği çağımızda, bırakın kadınların sosyal hayatta çok yönlü roller üstlenebilmelerini, daha yaşama haklarının güvence altına alınamadığı gerçeğiyle yüz yüze bulunmaktayız. Bu noktada rapor, farklı ülkelerde erken ve zorla evliliklerin önlenmesine yönelik yapılan girişimlere de değinerek, ülkemizde sorunun çözümüne engel teşkil eden hukuksal uyuşmazlıkların ve yapısal sorunların ortadan kaldırılmasının öneri üzerinde durmakta ve erken evliliklerin sadece geleneksellik perspektifinden değil daha geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerekliliğini sunmaktadır. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
GİRİŞ Erken ve zorla evlilikler birçok ülkenin en önemli sosyal sorunlarından biri olan ve Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmeleri gibi önemli uluslararası çok sayıda sözleşmede defaatle üzerinde durulan bir sorundur. Bu evlilikler çocuk istismarının, kadına yönelik şiddetin ve kadın erkek arasındaki güç eşitsizliğinin en tahrip edici şekilde görüldüğü alanlardan biri olarak kabul edilen ve artık açıkça bir insan hakları ihlali olarak değerlendirilen ve tartışılan bir konudur. Uluslararası anlaşmalarla belirtilen standartlara baktığımızda on sekiz yaşın altında yapılan her evlilik erken evlilik, evlendirilen kız çocukları da çocuk gelin olarak belirtilmektedir. 3 Bireyin ruhsal ve fiziksel gelişimini tamamlamadan yaptığı evlilikler erken evlilik olarak tanımlanmaktadır. Literatürde sorunun ehemmiyeti vurgulanmak istercesine erken ve zorla evlilikler ifadesine yer verilmektedir. 3 Erken ve zorla evlilikler, hem erkek hem de kız çocukları için çocuk hakları açısından bir hak ihlalini ifade etmekle birlikte, kız çocuklarının erkek çocuklarına nazaran çok daha erken yaşta evlendirilmeleri ve bu evliliklerin kız çocukları açısından daha ciddi sorunlar yaratıyor olması, literatürde erken evlilikler çalışmalarının daha fazla kız çocukları üzerine yoğunlaşmasına sebep olmuştur. Benzer şekilde raporumuz da konuyu odağa kız çocuklarını alarak değerlendirecektir. Erken evliliklerin ortaya çıkmasında birçok sorunun etkili olduğu görülmekle birlikte, bu sorunlar ülkeden ülkeye ve kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Erken evlilikler ekonomik yetersizlikler, eğitim eksikliği, geleneksellik ve dini pratikler, savaşlar, felaketler, aile içi şiddet ve toplumsal baskı gibi çeşitli sebeplerle ortaya çıkmakla birlikte, bir o kadar çeşitli ve derin hasarlara sebep olacak eğitimsizlik, yoksulluk, anne/çocuk ölüm oranlarındaki artışlar gibi olumsuz sonuçları da beraberinde getirmektedir. Geleneksel kültürlerde kuşaklar öncesinden devam ettirilen pratik ve ritüellerin sorgulanmaksızın kabul edilip, sürekliliğinin sağlanması sonucu yapılan erken evlilikler, hâlâ yaygın biçimde günümüzde de varlığını sürdürmekte ve öncelikle çocuklarla kadınları mağdur etmektedir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
4 İngiltere de yapılan bir araştırmaya göre, son sekiz yıl içinde henüz okulu bitirmemiş 54 kız çocuğu hamile kaldı. Bu çocuklardan 15 i sadece 10, 39 u ise 11 yaşındaydı. 2002 den bu yana 15 yaş altı 63 bin 587 çocuk doğum yaptı. Çocukların yaş dağılımı ise şöyle: 12 yaşında 268, 13 yaşında 2 bin 257, 14 yaşında 14 bin 777, 15 yaşında 45 bin 861. Hamile kalan kızların yüzde 60 ı kürtaj yaptırdı. İngiltere, tüm Avrupa ülkeleri arasında 16 yaş altında en fazla hamileliğin görüldüğü ülke. (Uçan Süpürge Küçük Yaşta ve Zorla Evlilikler 2010 Almanağı) Küçük yaşta ve zorla evlilikler, binlerce kadının yaşamını elinden almaktadır. Eşitsiz cinsiyet ilişkileri, toplumsal cinsiyet rolleri, bu rollerin çizildiği katı normlar, eğitimde, sağlıkta ekonomi de yer edinememe, yoksulluğun kadınlaşması, şiddet, istismar gibi mağduriyetler, evlilikler sonucu kadınların maruz kaldığı problemlerdir. Erken evlilikler, kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu da güçlendirmektedir. Kadınlar eğitimsizlik, yoksulluk ve ekonomik bağımlılık kısır döngüsüne hapseden bu evlilikler, kadınların toplumsal hayattan hem yeterince faydalanmasını engellemekte, hem de toplumsal hayata katkı sunmalarına engel olmaktadır. Kadın alanında çalışmalar yürüten akademisyen-aktivist Gülnur Elçik ataerkil bakış açısının sebebiyet verdiği erken yaşta evlilikleri şu şekilde eleştiriyor: Bu topraklarda; bencilce bir hezeyanla mürüvvet görelim diye, ne olduğunu bilmeden nesillerdir koruyageldiğimiz ve onun için insan kesmeyi onurlu bir şey sandığımız namus yerinde dursun diye, soframızdan bir tabak eksilsin de eksik eteği kocası doyursun diye evlendiririz çocuklarımızı. 4 Erken ve zorla evlilikler konusunda yaşanan belirgin problemler mevcuttur. Bu problemlerden biri, güvenilir ve sağlıklı istatistiklerin olmamasıdır. Çünkü kayıtlara geçen vakaların yanında, hiçbir biçimde yansıtılmayan evlilikler söz konusudur. Bu evliliklerin çoğunun dini ve geleneksel ritüellerle, gizli saklı gerçekleştirildiği için, belgelenmesi ve kayıt altına alınabilmesi mümkün olmamaktadır. Kimi yerlerde bu törenler dahi gerçekleştirilmeden aileler arası anlaşmalar sonucunda, kız ve oğlan çocukları birlikte yaşamaya zorlanabilmekte, bu birliktelikler uzun yıllar resmiyete dönüştürülmeden sürdürülebilmektedir. Ta ki kendi çocukları ilköğretime başlayacağı zaman, kimlik belgeleri olmadığı tespit edilene kadar. Eğer tespit gerçekleşirse nikâh zorunluluk halini almaktadır. Ulusal ya da uluslararası nitelikteki birçok yasayla kadın ve çocuk hakları düzenlenmiştir. Temelini 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Sözleşmesi nden alarak 1989 yılında kabul edilen ve yirmi ikinci yılının içinde bulunan Çocuk Hakları Sözleşmesi nin altında Türkiye nin de olduğu 193 ülkenin imzası buluyor. Çocukların haklarını güvence altına almayı taahhüt eden bu ülkeler arasında uygulamalarda farklılıklar bulunması sebebiyle, sözleşmeye sonradan iki protokol eklenmiştir. Bunlar, çocukların asker olarak kullanılmaması, insan ticareti ve fuhuş nedeniyle mağdur edilmemesi için alınacak önlemleri içermektedir. Fakat bu protokoller bugüne kadar taraf ülkelerin sadece dörtte biri tarafından imzalanmıştır. Tüm çabalara rağmen, UNICEF in verilerine göre halen dünya çapında her iki çocuktan birinin hakları ihlal edilmektedir. Pek çoğu en temel insani hak olan yaşama, barınma, temiz ve yeterli gıda edinebilme ve eğitim gibi haklardan yoksundur. Günden güne yaşanan çevre felaketleri, savaşlar, kıtlık, yoksulluk, bulaşıcı hastalıklar gibi küresel olumsuzluklardan da öncelikle ve en fazla çocuklar etkilenmektedir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ÇOCUK 1GELİNLER SORUNU Günümüzde yaşanan en önemli toplumsal sorunlardan biri olan çocuk evliliklerine ülke gündemlerinde çok fazla yer verilmemektedir. Oysa ki bu evlilikler sadece Türkiye de değil, dünyanın birçok yerinde, özellikle de gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde karşılaşılan bir olgu olan çocuk gelinleri ortaya çıkarmıştır. Çok küçük yaşlardaki bu çocuklarbazen, babası, hatta dedesi yaşındaki erkeklerle başlık parası karşılığında zorla evlendirilmekte, bazen evlendirildikleri kişilerin ikinci, üçüncü eşi olmakta, bazen yaşça kendilerinden çok büyükerkeklerin baskılarına, şiddetine maruz kalmaktave daha on lu yaşlarında doğum yapmaktadırlar. 5 Maddi ya da manevi çeşitli sebeplerle, daha çocukluklarını yaşayamadan, genellikle de kendilerinden yaşça büyük olan erkeklerle evlendirilen bu çocuklar, hem büyük bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkmakta, hem de diğer birçok sorunun ortaya çıkmasına sebep olan dinamikleri hazırlamaktadır. Dünyada erken evliliklerin görüldüğü yerlere bakıldığında çoğunlukla gelişmekte olan ve ataerkil kültürün baskın olduğu bölgelerkarşımıza çıkmaktadır. Erken evlilikler, temelinde birçok sebebi barındıran ve görüldüğü bölgelere göre de bu sebepleri farklılıklar gösteren bir pratiktir. Bir yerde bu evliliklerin temelini ekonomik kaygılar ve yoksunluklar oluştururken, başka bir bölgede tamamıyla geleneksel uygulamaların bir sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla sorunun yerel olarak incelenmesi ve kendi dinamikleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
A. Dünyada Çocuk Gelinler Sorunu Birleşmiş Milletler kurulduğu günden beri gündeminde evlilik konu edinilmiştir. 1962 yılında evlilikle ilgili ilk büyük Genel Konvansiyon imzalanmış, sonrasında da Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi nin (CEDAW) çerçevesinde pek çok kez ele alınmıştır. 5 Konu, ulusal ve uluslararası konferans ve kongrelerde en kalabalık grupları oluşturmuş, gündemin tam ortasında yer almıştır. Buna rağmen dünyanın birçok bölgesinde ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle ters orantı gösterecek şekilde hala erken ve zorla evlilik uygulamaları gözlenmektedir. Çocuk evlilikleri dünyanın her yerinde görülen küresel bir sorun. Bu evlilikler bir yerde kız çocuklarının kendilerinden dört beş yaş büyük erkeklerle eşleştirilmesi şeklinde görülürken, başka yerlerde koca, genç bir erkek, orta yaşlı bir dul ya da kaçırdığı kız çocuğuna tecavüz ettikten sonra kendisinde onun eşi olma hakkını bulan biri olabiliyor. Harita 1: Erken Yaşta Evliliklerin bazıları Dünyada ise sadece Görülme ticari alış Sıklığı veriş mantığıyla gerçekleştiriliyor. On yaşındaki bir gelin karşılığında silinen borç ya da ortadan kaldırılan kan davası gibi. Harita 1: Erken Yaşta Evliliklerin Dünyada Görülme Sıklığı 6 Harita 1: Erken Yaşta Evliliklerin Dünyada Görülme Sıklığı Harita 1: Erken Yaşta Evliliklerin Dünyada Görülme Sıklığı % 10 dan az % 10 - % 24 arası % 25 - % 49 arası % 50 ve daha fazla % 10 dan az % 10 - % 24 arası % 25 - % 49 arası % 50 ve daha fazla Data bulanamadı Data bulanamadı Kaynak: Plan UK, Breaking Vows: Early and % Forced 10 Marriage dan az and Girls % Education, 10 - % 2011 Kaynak: Plan UK, Breaking Vows: Early 24 and arası Forced Marriage % 25 and - % Girls 49 arası Education, 2011 % 50 ve daha fazla Kaynak: Plan UK, Breaking Vows: Early and Forced Marriage Data and bulanamadı Girls Education, 2011 Çocuk evlilikleri dünyanın her yerinde görülen küresel bir sorun. Bu evlilikler bir yerde kız ULUSLARARASI Kaynak: Plan UK, STRATEJİK Breaking ARAŞTIRMALAR Vows: Early and KURUMU Forced Marriage and Girls Education, 2011 çocuklarının kendilerinden dört beş yaş büyük erkeklerle eşleştirilmesi şeklinde görülürken,
Ataerkil nitelikteki toplumlarda kız çocukları çoğunlukla aileler için erkek çocuklarından sonra gelmektedir. Dolayısıyla aileler gelirlerinin büyük kısmını erkek çocuklarının yetiştirilmesi amacıyla kullanmakta, kız çocukları üzerinde herhangi bir yatırımda bulunmamaktadırlar. Kız çocukları evlenip aileden ayrılacak olması dolayısıyla müstakbel kocasının ailesinin bir ferdi olarak görülmektedir. Örneğin, geleneklerine göre yeni gelinin babasının evinden ayrılıp, kocasını ailesinin yanına taşındığı Hindistan da, halen kendi ailesiyle yaşayan kızlar için başkasının serveti anlamına gelen paraya dhan 6 kelimesi kullanılmaktadır. Erken evlilik pratiğinin sürdürülmesi ile uygulamanın görüldüğü bölgenin sosyo-ekonomik karakteri arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Uluslararası arenada büyük organizasyonlar tarafından yapılan birçok araştırma da, erken evliliklerin görülme sıklığı ile ülkelerin sosyo-ekonomik durumları arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermiştir. Birleşmiş Milletler İktisadi ve Toplumsal İşler Birimi tarafından 2000 yılında yapılan Evlilik Modellemeleri Araştırması nda ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile çocuk gelinlere rastlanmaoranları arasındaki doğrudan bağ ortaya konulmuştur. 7 Yakın tarihte yapılan bir araştırma olan, Plan Örgütü nün çeşitli ülkelerde çocuğa dair yaptığı araştırmaları da benzer iddiaları sunmuştur. Yaptıkları araştırmaya göre Türkiye nin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri olarak değerlendirilen ülkeler arasında % 17 lik oranla en yüksek erken evlilik Gürcistan da görülürken, ikinci sırada % 14 oranıyla Türkiye, % 10 oranıyla da Ukrayna gelmektedir. İngiltere ve Fransa da da erken evliliklerde % 10 luk bir oran görünmektedir. Bu oranlarla birlikte çocuk gelinlere en yüksek oranda rastlanan Batı-Doğu-Orta Afrika ülkelerinde ve Güney Asya da ise oranlar çok yüksek düzeylere ulaşmaktadır. Bu oranlar Nijer de % 75, Çad da % 72 ve Bangladeş te % 66 lara varmaktadır. 8 7 Tablo 1: Erken Evliliklerde En Yüksek Oranlara Sahip Ülkeler Nijer % 75 Cad % 72 Mali % 71 Bangladeş % 66 Gine % 63 Orta Afrika Cumhuriyeti % 61 Mozambik % 52 Nepal % 51 Malavi % 50 EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Tablodan da görüleceği üzere, erken evlilik oranları özellikle Afrika ve Orta/Güney Asya ülkelerinde yüksek oranda görülmektedir.bu yüksek oranların görüldüğü ülkeler, erken evlilikler ile ülkenin gelişmişlik düzeyi arasındaki ilişkinin anlamlandırılmasını sağlamaktadır. Türkiye deki başlık parası uygulaması birçok ülkede mevcut. Çocuk gelinlerin ortaya çıkmasındaki en önemli sebeplerden biri de, zaten çocukların bu yolla bir gelir kapısı haline getirilmiş olması. Bununla birlikte ülkenin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik koşullar da erken evlilik uygulamalarını pekiştiriyor. Örneğin, tecavüz oranlarının yüksek olduğu Afganistan da kız çocukları daha onlu yaşlarına gelmeden koruma amacıyla evlendiriliyor. Hindistan ın bazı bölgelerinde beş altı yaşlarındaki kız çocukları sırf başlık parası için ya da aşiret benzeri yapıların korunabilmesi ve bu yapı dışından biriyle evlenmesinin engellenmesi amacıyla kendilerinden yaşça çok büyük erkeklerle evlendirilebiliyor. 8 Çocuk evlilikleri, kıtaları, dinleri ve dilleri aşan bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Erken evliliklerin yüksek oranda görüldüğü ülkeler, gelişmişlik düzeyi düşük ülkeleri işaret ediyor. Sosyal kalkınması sağlanamamış toplumlarda, eğitim ve ekonomi seviyesi gelişmemiş, geleneksel kalıplarından kopmamış bireyler çoğunlukla bu uygulamanın sürekliliğini sağlıyor. Eğitim seviyesi düşük olan ve bilgiye erişim imkânı da bulunmayan bu bireylerin, yapılan evliliklerin çocuklara vereceği zararlardan habersiz olmalarının yanı sıra; yaşamsal öncelikleri ve algıları da farklı. Ekonomik zorluklarla birlikte kadına karşı olan mevcut bakış açısıyla da kız çocukları birer cinsel ve ekonomik sömürü nesnesi haline getirilmiş durumda. 9 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Erken ve Zorla Evlilikler Sorunuyla Mücadele - Avrupa da Alınan Önlemler ALMANYA - Erken ve zorla evliliklerle mücadele eden Avrupa ülkelerinden biri olan Almanya da erken evlilik sorunu daha çok göçmen ailelerin uygulamalarında görülüyor olması sebebiyle, göçle birlikte ortaya çıkan bir problem olarak değerlendirilmektedir. Gerçekleştirilen erken ve zorla evliliklerin en büyük sebebi olarak yabancılaşma korkusu ve gelenekleri devam ettirme çabası söylenebilir. Göçmen Türk aileler arasında da görülen erken evliliklerde, örneğin Türkiye den bir akraba ya da yakının buraya getirilmesinin istenmesi, evlendirilecek kişinin yüksek ekonomik güce sahip olması gibi sebeplerle de bu pratiğin devamı sağlanmaktadır. Böyle durumlarda hem Almanya daki hem de Türkiye deki gençler zorla evlendirilmeye maruz kalmaktadırlar. Almanya da çocuk ve gençleri korumak ve sosyal ve psikolojik gelişiminin desteklenmesi için Çocuk ve Gençlik Koruma Yasası bulunmaktadır. Burada yaşayan her genç ve çocuk, Almanya vatandaşı olsun ya da olmasın, refahı tehlike içindeyse ya da içinde bulunduğu durumdan ötürü yardıma ihtiyaç duyuyor ise Çocuk ve Gençlik Yardım ve Koruma yasalarının verdiği hizmetlerden yararlanma olanağına sahiptir. Almanya da görülen zorla evlendirme girişimlerinde de adı geçen koruma yasaları devreye girmektedir. Zorla evlendirilme riski altındaki on sekiz yaşından küçük bir çocuğun ilgili kurumlara başvurması halinde, ilgili yasanın yürütülmesinde görevli olan yetkililer öncelikle, aile ve çocuk arasındaki çatışmayı çözme girişiminde bulunarak evliliğin olmaması gerektiğine ikna etmeye çalışmaktadırlar. Sorunun çözülememesi halinde ya da sonradan yeniden nüksetmesi durumunda Gençlik Müdürlüğü, çocuğun refahının ve sağlıklı gelişiminin tehlike altında olduğuna karar verdiği takdirde çocuğu ailesinden alarak güvenli bir ortamda yetişmesini sağlamakla yükümlüdür. Reşit olmayan çocuğu evlendirmeye çalışan ve yetkili kurumların tüm girişimleri ve yardım taleplerine karşın bunları kabul etmeyerek tavrında ısrarcı olan aileye karşı Gençlik Müdürlüğü aile mahkemelerine başvurarak yasal süreci başlatabilmektedir. 9 9 Tablo 2: Bölgelere göre, on sekiz yaşına kadar resmi olarak evlenmiş ya da gayri resmi bir birlikteliği olmuş, şu an 20-24 yaş arasındaki kadınlar BÖLGE 18 Yaşına Kadar Resmi Olarak Evlenmiş ya da Gayri Resmi Bir Birlikteliği Olmuş, 20-24 Yaş Arasındaki Kadınlar (%) 18 Yaşına Kadar Resmi Olarak Evlenmiş ya da Gayri Resmi Bir Birlikteliği Olmuş, 20-24 Yaş Arasındaki Kadınlar (Milyon) Güney Asya 46 32.6 Sahra-altı Afrika 39 14.3 Latin Amerika ve Karayipler 25 6.3 Orta Doğu ve Kuzey Afrika 18 3.5 Doğu Asya ve Pasifikler* 19 5.6 Orta ve Doğu Avrupa 12 2.2 *Çin hariç. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Bir kız çocuğu için en iyi koruma, onu erken yaşta evlendirmektir. (Mısırlı bir anne) 10 Yakın zamanda evlenmek ve çocuk sahibi olmak istemiyorum. Eğitim görmek ve çalışmak istiyorum. 13 yaşında ve şimdiden hamile olan arkadaşım gibi olmak istemiyorum. (Yuleni, 13, Venezuela) 11 Yukarıdaki tablo, şu anda 20-24 yaşları arasında bulunan, 18 yaşından önce evlilik ya da nişanlılık, evlilik dışı birlikte yaşama gibi birliktelikleri olan kadınların bölgelere göre oranlarını belirtmektedir. Görüldüğü üzere 32.6 milyon kişiye tekabül eden % 46 lık oranıyla Güney Asya bölgesi erken yaşta birlikteliklerin en fazla görüldüğü bölgedir. Ardından 14.3 milyonu işaret eden %39 luk oranla Sahra-altı Afrika bölgesi, sonrasında da 6.3 milyonluk % 25 oranıyla Latin Amerika ve Karayipler gelmektedir. Çocuk evliliklerinin engellenmesi ve ataerkil toplumlarda kadının yaşam standartlarının iyileştirilmesi için yapılan çalışmalar, sorunun ne kadar derin bir yara haline geldiğini gösteriyor. Çoğu ülkenin yasal zemininde bu evlilikler yasaklanmış olmasına rağmen, anne ve babalar bu yasakları ihlal etmeyi göze alabiliyor. Toplum tarafından da genç bir kızın evlilik dışı ilişkide bulunabileceği ihtimali kabul edilemez görülürken, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesi oldukça yaygın bir biçimde görülüyor. 10 B. Türkiye de Çocuk Gelinler Sorunu Çoğunlukla az gelişmiş ülkelerde gözlenen erken evlilikler, gelişmekte olan ülkemizde de yüksek oranlarda seyretmektedir.türkiye de erken evlilikler dünyanın farklı bölgelerindeki kadar endişe uyandıracak düzeyde olmamasına rağmen yine de varlığıyla önemsenmesi gereken sosyal bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. 12 58,2 58,7 31,7 28,2 6,9 7,7 5,1 1,3 1,7 Erkek Kad 0,6 18 18 24 25 29 30334 35+ Grafik 1: 2006 TÜİK Aile Araştırması: Cinsiyete Göre İlk Evlenme Yaşı ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Türkiye de evlilik, kayıt altında gerçekleştirilen ve çerçevesi hukuken belirlenmiş bir olgudur. Fakat söz konusu olan erken ve zorla evliliklerin birçoğu yasal ve resmi olmayan geleneksel ve dini evlilikler yoluyla gerçekleştirilmektedir. Kanunlar tarafından sadece resmi nikâhın tanınması ve yasal evliliğin resmi nikâh sonrasında başlaması hukuken kabul edilmiş olsa da, ülkemizin farklı bölgelerinde resmi olmayan bu tarz evliliklerin sürdürüldüğü bilinmektedir. 11 Grafik 2: Türkiye de Kadınlarda İlk Evlenme Yaşı Grafik 3: 2006 TÜİK Aile Araştırması: Türkiye Genelinde, Kır ve Kent te Erken Evlilik Oranları EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Erken ve zorla evlilikler, geleneksel ve ataerkil yapıdaki toplumlardaki kabuller sayesinde devamlılığını sağlamakta olan bir pratiktir. Kadınlara sosyal hayata katılımda ikincil planda yer verirken, erkekleri kadının ve ailenin sorumluluğunu alma rolüyle tanımlayan geleneksel yapı, erken evlilik gibi geleneklerin sürdürülmesi için ideal koşulların oluşmasını sağlamaktadır. Tablo 3: 15-19 Yaş Arasında Medeni Hal Bekâr Evli Boşandı TOPLAM Erkek 3.194.698 15.543 102 3.210.343 Kadın 2.832.889 216.810 1.604 3.051.303 TOPLAM 6.027.587 232.353 1.706 6.261.646 Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2010, <http://tuikapp.tuik.gov.tr/adnksdagitapp/adnks.zul>, (Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2011). Türkiye de evlilikle ilgili resmi veriler, sadece resmi törenle yapılan evlilikleri kapsamaktadır. Bu veriler dahi, erken yaşta yapılan evliliklerin, yapılan evlilikler içindeki yüksek oranını gözler önüne sermektedir. 12 Yukarıdaki grafikte TÜİK in 2006 yılında 18 yaşından büyük, 24 bin 647 kişiyle yaptığı Aile Yapısı Araştırması verileri görülmektedir. Buna göre cinsiyetlere göre ilk evlenme yaşı na baktığımızda cinsiyetler arasındaki büyük fark ortaya çıkmaktadır. Araştırmaya katılan kadınların % 31,7 si ilk evliliklerini 18 yaşından önce yaptıklarını belirtirken, erkeklerin ise % 6,9 u çocuk yaşta evlilik yaptıklarını belirtmişlerdir. Bir başka grafikte Türkiye genelinde kır ve kentte erken evlilik oranları baktığımızda ise % 19,8 lik bir oran karşımıza çıkmaktadır. Bu oran kentte % 16,9 iken, kır kesiminde ise % 24,6 ya varmaktadır. 13 Yapılan evliliklerin büyük çoğunluğu (% 58,5) 18-24 yaşları arasında gerçekleştirilmekte ise de 18 yaş altında yapılan yaklaşık % 20 lik oran, erken evliliklerin Türkiye de azımsanmayacak düzeyde olduğunu gösteriyor. Tablo 4: Cinsiyete Göre Evlilik Kararı Kendi seçimim, ailemin onayıyla Kendi kararımla, ailemin bilgisi dışında Ailemin karşı çıkmasına rağmen evlendim Görücü usulüyle, benim kararımla Görücü usulüyle, ailemin kararıyla Kaçarak Diğer Töre evliliği Erkek 35,2 1,8 0,6 31,9 24,8 5,7 0 0,1 Kadın 27,4 1,5 0,6 28 36,2 6,1 0,1 0,1 Kaynak: TÜİK Aile Yapısı Araştırması 2006, <http://www.tuik.gov.tr/aileyapidagitimapp/aileyapi.zul>, (Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2011). ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Tabloda TÜİK in verilerine göre 15-19 yaş arasındaki nüfusun medeni hâlini okuyabilmekteyiz. Fakat medeni hâl konusunda verilerin 15 yaş altı grubu ele almaması, açık kalmış bir alanı işaret etmektedir. Çünkü 15 yaş altı çocuklarda erken yaşta evliliklerin vahim sonuçlarını etkileyen bir kitledir. TÜİK in verilerine göre Türkiye de 15-19 yaş arasında 6.027.587 çocuk bulunmaktadır. 3.210.343 ünü erkek, 3.051.303 ünü kız çocuklarının oluşturduğu bu çocukların medeni hallerine baktığımızda, cinsiyetler arasındaki büyük fark gözler önüne serilmektedir. Erkek çocuklardan evli olanlarının sayısı 15.543 ile ifade edilirken, kız çocuklarından 216.810 u evli durumdadır. Rakamlar, evli kız çocuğu sayısının evli erkek çocuğu sayısına oranla yaklaşık 14 kat daha fazla olduğunu gözler önüne sermektedir.benzer şekilde erkek çocuklarından 102 si boşanmış iken, kız çocuklarından 1.604 ü boşanmıştır. Bu verilerden erken ve zorla evliliklerin sadece kız çocuklarını ilgilendiren bir sorun olmadığını anlaşılmakla birlikte, sorunun rakamsal olarak daha ağır biçimde kız çocuklarının etrafında yoğunlaştığı görülmektedir. TÜİK in Aile Yapısı Araştırması verilerinden olan cinsiyete göre evlilik kararlarına baktığımızda araştırmaya katılan kadınların % 36,2 lik bir kısmı görücü usulüyle ve ailesinin kararıyla evlendiğini belirtirken, bu oran erkeklerde de % 24,8 lik bir oranı işaret etmektedir. Türkiye de Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği nin (ÇETAD) 2007 yılında yayınladıkları bilgilendirme dosyasında kadınlarda erken evlenme oranı (15-19 yaş) % 11,9 olarak yer almıştır. Bununla birlikte aynı raporda, erken yaşta evlenen kadınların büyük çoğunluğunun eğitim seviyelerinin oldukça düşük olduğuna da değinilmiştir. Ayrıca evliliğin ilk yıllarında çocuk sahibi olmayı isteyen bu kadınların, modern gebeliği önleyici yöntemleri de fazla kullanmadığı (kullanan % 16,9) belirtilmiştir. 14 13 EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
ERKEN EVLİLİKLERİN 2BOYUTLARINI ANLAMAK A. Erken ve Zorla Evliliklerin Nedenleri Son yıllarda erken ve zorla evlilikler ve bu evliliklerin sonuçları daha fazla görünür hale gelmiştir. Fakat bu evlilikler, yasal olmayan eylemler olmaları sebebiyle takip edilebilirliği ve kayıt altına alınabilirliği konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar beraberinde çocuk evliliklerin nedenlerinin anlaşılmasını da zorlaştırmaktadır. Resmi verilerin olmaması ve konunun hassaslığı sebebiyle sorun haritasının çıkarılamaması, problemin tam olarak büyüklüğünün belirlenmesini de engellemektedir. Dolayısıyla erken yaşta gerçekleştirilen evliliklere dair net verilere ulaşılamamakla birlikte, nedenlerinin ve özelliklerinin anlaşılabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. 15 Dünyada erken evliliklerin nedenlerine bakıldığında bölgeden bölgeye ve topluluktan topluluğa farklılıklar gösterdiği görünmekle birlikte, erken evliliklerin daha çok geleneksel bir karakterinin olduğu ve sorunun devamına sebep olacak ideal koşulları da ataerkil yapıdaki toplumların sağladığı görülmektedir. Uluslararası düzeyde yıllardır gerçekleştirilen çabalara rağmen erken evliliklerin önüne neden geçilemediği sorusu ele alındığında,konuyu biraz daha mikro yaklaşımlarla incelemekte yarar var. Zira konunun özünde, standarda oturtulamayan kültürel değerler ve uygulamalar da yer alıyor.bahsedildiği üzere farklı ülkelere göre erken evlilik pratiklerinin sürekliliğinin sebepleri de farklılık gösteriyor. Dolayısıyla soruna çözüm üretme çabalarının başında öncelikle sebeplerin analiz edilmesi ihtiyacıyla yerel incelemelerde bulunulması gerekiyor. Erken evliliklere neden olan gerekçelerin daha net anlaşılabilmesi için birtakım alt başlıklar altında incelenmelidir. Bunlar raporumuzda, ekonomik nedenlerden, sosyo-kültürel nedenlere, dini pratiklerden, savaş-afet gibi felaketlere, eğitim eksikliğine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine kadar uzayacak bir yelpazede ele alınacaktır. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Erken ve Zorla Evlilikler Sorunuyla Mücadele - Avrupa da Alınan Önlemler İNGİLTERE Geçen senelere oranla düşüş gösteren rakamlar söz konusu olsa da, İngiltere de erken evlilikler ile mücadele eden Avrupa ülkelerinden bir diğeri. Birleşik Krallıklar Ulusal İstatistik Ofisi (Office for National Statistics - ONS) 2007 verilerine göre, 16-19 yaş arasında gerçekleşen evliliklerde evlenen erkek çocuk sayısı 1020, kız çocuk sayısı ise 3480. 15 İngiltere de erken ve zorla evliliklerle mücadelede hükümet ve sivil toplum iş birliği içinde aktif biçimde çalışmaktadır. İngiltere de 2005 yılında kurulan hükümete bağlı olarak hizmet veren Zorla Evlilik Birimi (Forced Marriage Unit FMU) kendisine ulaştırılan ihbarlar doğrultusunda çalışmaktadır. Ayrıca 2007 de İngiltere de Zorla Evlilik Yasası yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, mahkemeye her olayı ayrıntılı inceleme yetkisi verirken, her aileye de sivil görevliler tahsis etmektedir. 2007 yılına kadar İngiliz yasaları birini evliliğe zorlamayı suç olarak kabul etmiyor, fakat süreçte ortaya çıkan kaçırma, tehdit, tecavüz, cinayet gibi davranışları suç olarak ele alıyordu. Yürürlüğe giren Zorla Evlilik Yasası ile birlikte, birini evliliğe zorlayan kişinin iki yıla kadar hapsi öngörülmektedir. 16 1) Sosyo-Ekonomik Gerekçeler 16 Çocuk Evlilikleri Neden Sona Erdirilmeli? Küçük yaşta evlendirilen kız çocukları, erken cinsel ilişkiler, çocuk doğumları, HIV ve diğer üreme rahatsızlıkları dolayısıyla büyük sağlık riski altındadırlar. Bu çocuklar daima aile içi şiddete, cinsel istismara, sosyal izolâsyona ve yoksulluğa maruz kalmakta; eğitim ve çalışma hayatından mahrum kalmaktadırlar. Çocukların küçük yaşta evlendirilmesinde etkili olan en önemli faktörlerden birisosyoekonomikgerekçelerdir. Çocuk gelinlerin görülme sıklığı ile ailenin yoksulluğu arasında ters orantılı bir ilişkibulunmaktadır. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi küresel ölçekteki örgütler tarafından yapılan araştırmalarda da, ülkenin gelişmişlik düzeyi ile erken yaş evlilikler arasında ters orantılı ilişki ortaya konmaktadır. Erken yaşta evliliklerin görüldüğü yerlerde ailelerin büyük çoğunluğunun kötü ekonomik şartlar altında bulunduğu tespit edilmiştir. 17 Bu yoksulluktan en fazla etkilenenler ve yaşamlarının her alanında bunun sonuçlarını en ağır biçimde yaşayanlar daima kadınlar olmuştur. Erken evliliklere sebebiyet veren ekonomik problemlerin çözüm yolu, özellikle kız çocuklarına yönelik uygulamalarla kendini göstermektedir. Ailenin içinde bulunduğu ekonomik yetersizlikler sebebiyle, daha iyi ekonomik şartlara sahip olan ailelere para ya da ekonomik getiri sağlayacak mallar karşılığında kız çocuklarının kendilerinden yaşça çok büyük olan erkeklerle evlendirildiği görülmektedir. Bu evliliklerin geleneksel pratikler altında başlık parası gibi uygulamalarlanormalize edilerek sürekliliği sağlanmaktadır. Türkiye de son yıllarda demografik, toplumsal ve iktisadi özelliklerin belirlenmesi amacına yönelik yapılan araştırmalarda başta Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere pek çok bölgede, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerde erken yaşta evliliklerin sıkça uygu- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
landığı görülmüştür. 18 Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre, Türkiye de kızlarda evlenme yaşı 12 yaşına kadar düşmektedir. 19 Çocuğa dair araştırmalar gerçekleştiren Plan Örgütü nün çeşitli ülkelerde çocuğa dair yaptığı araştırma raporlarından biri olan, İngiltere de yapılan araştırma sonucu sundukları Breaking Vows: Early and Forced Marriage and Girls Education isimli raporda, ülkelerin sosyo-ekonomik düzeyleri ile çocuk gelinlere rastlanma oranları arasındaki doğrudan bağ ortaya konulmuştur. Türkiye nin içinde bulunduğu Avrupa ülkelerinde erken evlilik oranları %10 larda seyrederken, bu oranlar Afrika ve Asya ülkelerinde % 70 leri bulmaktadır. 20 Kimi ailelerde kız çocukları büyümeye başladıkça aileye yük olarak görülmekte, dolayısıyla biran önce evlendirilerek külfetten kurtulmak ve başlık parası gibii geleneklerle karşılığında maddi kazanç elde etmekplanlanmaktadır. Kimi aileler ise yaşadıkları derin ekonomik yetersizlikler sebebiyle, kız çocuklarının evlendirilmesinin, onların kurtuluşunu sağlayacağı düşüncesine dayanmaktadır. Sosyo ekonomik gerekçelerden ötürü ortaya çıkan erken evliliklerin kaynağı her zaman aileler tabanlı değildir. İçinde bulundukları yoksulluk sebebiyle zaman zaman küçük yaştaki kız çocuklarının dahi evlilikleri onayladıkları ve kendi rızalarıyla evlendiklerine yönelik örneklerle de karşılaşılmıştır. Plan Örgütü nün Nijerya da 36 kasabada yaptığı araştırmada buldukları en önemli argüman, kız çocuklarının erken yaşta yapacakları evlilikleri, hem kendileri hem de aileleri için büyük bir kurtuluş yolu olarak gördükleridir. 21 Bu çocukların içinde bulundukları kötü ekonomik şartlar dolayısıyla evlilik, isteyerek seçilen bir yoldur. Tacikistan da Temsilciler Meclisi, evlilik yaşıyla ilgili yasa değişikliğini onayladı. Buna göre, evlilik yaşı bir yıl yükseltildi ve 18 yaşından küçük kız çocuklarının evlenmesi yasaklandı. Değişiklik gerekçesi, kız çocuklarının daha iyi eğitim alabilmesinin önündeki engeli kaldırmak olarak açıklandı. Ülkede geçen yıl yapılan 38 bin evliliğin 1300 ünde gelinler 17 yaşındaydı. Yeni yasa 1 Ocak 2011 de yürürlüğe girecek. (Uçan Süpürge Küçük Yaşta ve Zorla Evlilikler 2010 Almanağı) 17 Evsiz olduğumuz için annem evlenmeme karar verdi. Babam ölmüştü, babaannem bizi evinden atmıştı ve annemin ailesi de ölmüştü. Evliliğim, annemin sorumluklarının azalmasını sağladı. (Plan Pakistan tarafından yapılan bir mülakat) 22 2) Sosyo-Kültürel Gerekçeler, Gelenekler ve Dini İnanışlar Küçük yaştaki kız ve erkek çocuklarının erken yaşlarda evlendirilmesindeki sebepler çok çeşitli, fakat sonuçları da bir o kadar yıkıcıdır. Erken evliliklerin ortaya çıkış sebeplerinin başlıcaları kültürel değerler ve dini pratiklerdir. Ataerkil değer ve alışkanlıkların, küçük yaşta evliliği olumlayan, normalize eden güçlü bir yanı bulunmaktadır. Geleneksel yaşayışını sürdüren toplumlarda özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi bir gelenek haline getirilerek pekiştirilmektedir. Dolayısıyla gelenek kabul edilen evlilikler, sorunun sorun olarak görülmesinin önündeki en büyük engeldir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Erken yaşta ve zorla yapılan evlilikler bugün dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de yaygın bir sorun olmasına karşın, özellikle uygulamanın yaygın olduğu yerlerde toplumsal değerler sebebiyle sorun olarak nitelendirilmemekte, geleneklerin bir parçası olarak kabul görmektedir. Türkiye de özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde erken yaşta evlilik, başlık parası gibi uygulamalar adet niteliğine bürünmüş ve uygulanmaya devam edilmektedir. Ataerkil ailelerde gençlere evlilikleriyle ilgili karar verme ve tercih yapma hakkı tanınmamaktadır. Ülkemizde de berdel, beşik kertmesi, kan bedeli evliliği, levirat * ve sororat ** gibi evlilik pratikleri devam ettirilmektedir. Geleneksel nitelikli bu evliliklerin çoğunda ya karşılıklı gelin değiş tokuşu yapılmakta, ya aileler arası bağları sağlamlaştırma ve mirasların parçalanmasının önlenmesi düşüncesiyle erken yaşta nişan ya da düğünler gerçekleştirilmekte, ya da ölen eşin kız ya da erkek kardeşiyle yeniden evlenme meydana gelmektedir. 18 Çocuk evlilikleri, istatistikleri birçok açıdan altüst etmektedir. Hâlbuki yasadışı bir eylem olması itibariyle vakaların çoğu kayıtlara geçmemektedir. Geleneksel toplum yapılarında dini nitelikteki nikâhlar resmi nikâhlardan daha fazla itimat görebilmekte, hatta bazen resmi nikâhlara gerek duyulmamaktadır. Bu dini pratik, erken yaşta evliliklerin gerçekleştirilme yöntemidir ve yapılan seremonilerle evlilik geçerli kılınmaktadır. Türkiye deki geleneksel toplum yapısı, evlilikte erkeğin yaşının ileride olmasını uygun görmektedir. Erkeklerin belirli bir düzeyde eğitim görüp, askerliğini yaparak bir iş sahibi olduktan sonra evlenmesi toplumun genel eğilimi doğrultusunda gerçekleşmektedir. Dolayısıyla erkek evlenene kadar zaten çocukluk dönemini geçirmektedir. Bununla birlikte erkeğin kadınla arasındaki yaş farkının önemli olmaması sebebiyle de küçük yaştaki kız çocukları, büyük yaşlardaki erkeklerle evlendirilebilmektedir. Fakat aynı geleneksel toplumlarda kızların öğrenimleri erken yaşta bırakılmakta, zaten askerlik gibi sorumlulukları olmadığı ve çalışma hayatına katılmaları da tasvip edilmediği için bir an önce evlendirilmektedirler. Geleneksel aileler, kızlarının asıl yuvasının eşinin yanı olduğu düşüncesinde olabilmekte ve küçük yaşta evlenildiğinde eşine itaatin ve yuvasına uyumun daha kolay sağlanacağına inanmaktadır. Benzer şekilde damadın ailesi tarafından da aileye uyumunun daha kolay olması açısından gelinlerin küçük yaştayken aileye sokulması tercih edilmektedir. * Ölen kardeşin karısının, bekâr olan erkek kardeşle evlendirildiği veya evli olan erkek kardeşin ikinci eşi yapıldığı evlilik çeşidi, kayınbiraderle evlenme. ** Erkeğin karısı öldüğü zaman, karısının bekâr olan kız kardeşi ile evlenmesi, baldızla evlenme. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Ataerkil ve geleneksel toplum yapısı, erken yaşta yapılan evlilikleri normalleştirmiş ve meşrulaştırmıştır. Bunun sonucu olarak özellikle kız çocuklarının toplumdaki eşitsiz konumları pekiştirilmekte ve hayat tercihleri azaltılmaktadır. Evliliğin sosyolojik analizini yapan J. Joel Moss a göre evlilik yaşı toplumdan topluma değişmektedir. Moss, endüstrileşme sürecinin de evlilik yaşına dair algıda etkili olduğunu belirtmekle birlikte, bu algının toplumun kültürel zincirlerinde mevcut bulunduğunu belirtir. 23 Örneğin, erken evlilik oranının en yüksek görüldüğü yerlerden biri olan Nijerya ve Hindistan gibi ülkelerde geleneksel ve ataerkil yapıları dolayısıyla cinsiyetler arası eşitliğin pekde söz konusu olmadığı söylenebilir. Özellikle bu ülkelerin yerel bölgelerinde mevcut partiyalkal yapı, barındırdığı geleneksel ve sözlü hukuku ile kadınların erkeklerden önce ve aradaki yaş farkını umursamayacak kadar çok küçük yaşta evlenmelerini uygun görmektedir. Benzer şekilde Pakistan da da kız çocuklarının aileler arasında değiş tokuş edilerek evlendirilmesiyle aile bağlarının güçlendirileceği inancı ve yüksek bir ekonomik geliri vaat eden çeyiz geleneği hala etkili biçimde uygulanmaktadır. Erken evlilik uygulamalarının devamına sebep olan çeşitli sebepler birbirini besleyerek varlık göstermektedirler. Ekonomik problemler birtakım geleneklerin sürdürülmesine ortam hazırlamaktadır. Örneğin, başlık parası gibi uygulamalarla,geleneklerin devamlılığı sağlanırken, bir taraftan da evlilik karşılığında maddi kazanç elde edilmektedir. 19 Dini ve geleneksel ritüellerin yanında erken evliliklere etken olan diğer sosyo-kültürel faktörler olarak mahalle baskıları, rol modelleri, aile içi cinsel saldırılar, evlilik dışı gebelikler (ya da bunun olabileceği namus- korkusu) gibi sebepler gelmektedir. Kız çocuklarının bir an önce evlendirilmesiyle başına gelebilecek cinsel taciz ya da evlilik dışı ilişkiler gibi durumlardan korunacağı düşünülmektedir. Erken evliliklerin geleneksel değerler haline getirildiği bölgelerde çok küçük yaşlardan itibaren kız çocuklarının üzerinde sosyal baskı hissettirilmeye başlanmaktadır. Çevresindeki arkadaşlarının erken evlenmesi, ailesinde erken yaşta evlenenlerin çoğunlukta olması, kız çocuklarını olumsuz yönde etkileyerek evliliğe özendirmektedir. 3) Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Kadınlara karşı temel insan haklarınınve özgürlüklerinin ihlali ve kadınlar ile erkekler arasındaki eşit olmayan güç ilişkilerine sebep olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, erken evliliklerin devamının bir diğer nedenidir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Erken evliliklere çoğunlukla kız çocuklarının maruz kalmasının altında kadına yönelik bakış açısının payı bulunmaktadır. Geleneksel toplumlarda kadınlar doğuştan ev içi rollere yatkın olarak düşünülmekte ve kaç yaşında olursa olsun evinin hanımlığını ve eş görevini yerine getirebileceğine yönelik yaygın bir inanış bulunmaktadır. Kültürler ve nesiller arasındacinsiyet rollerifarklılık göstermektedir. Ekonomik statü, sınıf, etnik köken, kast, cinsellik,din,hiv (AIDS) durumuya da özürlülük hali, cinsiyet normları gibi faktörlere göre de cinsiyet rolleri farklılık gösterse de,genellikleher yaştakikadınınaleyhineçalışır. Geleneksel birçok toplumda kadının yeri evi olarak algılanmaktadır. Ancak daha küçük yaştayken evlendirilerek eve hapsedilen kız çocukları toplum içinde iki katdezavantajlı duruma düşmektedir.çünkü toplumda erkek akranları kadar değer görmediklerinden ve aynı beceri ve yeteneklere sahip oldukları düşünülmediğinden eğitim fırsatlarından da onlar gibi faydalanamamaktadırlar. Bununla birlikte kızların refahının sağlanmasının en iyi yolunun iyi bir evlilikten geçtiği düşüncesi hâkimdir. 24 20 Cinsiyetler arasındaki eşitsizlikler, erken evliliklerin yasalar üzerindeki konumunda da etkisini göstermektedir. Erken evliliklerin görülmesinde en yüksek oranlara sahip olan Hindistan, Nijer gibi ülkelerde kız çocuklarının erkeklerden daha erken evlenmesinin uygun olduğu görüşünü destekleyen, kız ve erkek çocukları için eşit olmayan yasalar bulunmaktadır. Dolayısıyla ataerkil düzen ve gelenekler, kadınlara ve genç kızlara evlilik, cinsellik ve üreme sağlıklarına yönelik mücadele etme şansı tanımamaktadır. 4) Eğitimsizlik Erken yaşta evliliklerin ortaya çıkmasında önemli olan faktörlerin bir diğeri de eğitim faktörüdür. Eğitim seviyesi ve sosyo-kültürel durumu düşük ailelerde erken evlilik uygulamalarının daha fazla görüldüğü gözlenmektedir. Türkiye de kız çocuklarının eğitime katılma oranlarında artış görünmesine rağmen, cinsiyetler arasında karşılaştırma yapıldığında yine de dezavantajlı grup olarak karşımıza bu grup çıkmaktadır. Kız çocukları zaten ev içine konumlandırıldığı için, eğitim görmeleri de gerekli görülmemektedir. Okula devam etmeyen kız çocuklarının büyük çoğunluğu ise evlendirilmektedir. Eğitim almakta olanların ise yine benzer sebeplerden, nişanlılık ya da evlilik durumundan ötürü eğitimleri yarım bırakılmaktadır. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
21 Grafik 4: Öğrenim Durumuna Göre İlk Evlenme Yaşı, 2006 Aile Yapısı Araştırması 25 Yukarıdaki grafiğe baktığımızda 18 yaşının altında yapılan evliliklerin yaklaşık yarısının (% 47,2) okur-yazar olmayan, % 31,7 sinin ise okur-yazar olan fakat hiç okula gitmeyen çocuklar tarafından yapıldığı görülmektedir. Bu durum, erken evlilikler ile eğitim arasındaki ilişkiyi net şekilde açıklamaktadır. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
5) Çocuk Algısı Erken evliliğin sürekliliğine sebep olan ve uygulamanın görüldüğü ülkelere yönelik yapılan analizlerde ortaya çıkan bir diğer sebep de bireyin çocuk sayılmasına dair algıdır. Genç nüfusu ve özellikle eğitim çağındaki çocukları etkileyen bu sosyal sorun, toplum nezdinde ne ölçüde bir problem olarak algılanmaktadır? sorusunun bu noktada cevaplanması gerekmektedir. J. Joel Moss un evlilik yaşının toplumdan topluma farklılık göstereceğine dair ortaya koyduğu tezi bu noktada önem kazanmaktadır. Moss, endüstrileşme süreciyle birlikte toplumlarda yaygın olan evlilik yaşında farklılıkların yaşanacağının yanı sıra evlilik yaşına dair algıların toplumun kültürel zincirlerinde mevcut bulunduğunu öne sürmektedir. Örneğin, Pakistan ve Hindistan ın bazı bölgelerinde on beş-on altı yaşlarına gelmiş kız çocukları birer yetişkin olarak algılanmakta ve evlenmeleri normal görülmektedir. Zaten kadının yerinin ev olacağı kabulüne paralel olarak, ergenlik yaşına gelmiş olan kız çocukları artık yetişkin birey olarak kabul edilmekte ve evlilikleri bir sorun olarak değerlendirilmemektedir. 22 6) Doğal Felaketler, Savaşlar Erken evliliklerin en yoğun görüldüğü bölgelerde farklılaşan nedenlerden biri de meydana gelen savaşlar ya dadoğal felaketlerdir. Kenya da yaşanan kıtlık, Afganistan da yaşanan savaş ve kuraklık ve Endonezya da yaşanan tsunami gibi doğal afetler de erken evliliklerin ortaya çıkmasında etkili olaylar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kimisinde felaket sonrası evlilikler ekonomik olarak gelir sağlayacak bir eylem olarak görülürken, kimisinde felaket sonrası kimsesiz kalan bireyleri korumaya yönelik gerçekleştirilmektedir. Öyle ki Endonezya daki tsunami sonrası eşleri ölen ve küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenmeye başlayan erkekler için tsunami dulu gibi kavramlar dahi üretilmiştir. 26 Yine yaşanan felaketler sonrası ortaya çıkan tecavüz olayları sebebiyle kız çocuklarının erken evlendirilmesi tercihi bir koruma hedefini içerisinde barındırmaktadır. Endonezya daki tsunami felaketinden sonra mülteci kamplarında yaşayan aileler kızlarının tecavüzlerden korunmalarının tek yolunu onları evlendirmekte bulmuşlardır. 27 National Geographic in Haziran 2011 sayısındaki kapak dosyasında anlatılan olay, erken evliliklerin kimi yerlerde kız çocuklarını koruma amacıyla da tercih edildiğini ve konunun çözümünde çalışan en sıkı aktivistlerin dahi nereden başlayacaklarını bileme- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
yerek, nasıl tereddütlerle karşılaştıklarını gösteriyor. Küresel çapta erken evliliklere karşı çalışan ve kâr amacı gütmeyen örgütlerden biri olan Uluslararası Kadın Araştırmaları Merkezi (ICRW) eski aktivistlerinden Sreela Das Gupta, arkadaşlarına, bir babanın sinirle çalışanlardan birine çattığını anlatıyor ve Kızımın daha geç yaşta evlenmesine izin verirsem, onu koruma sorumluluğunu alacak mısınız? dediğini belirtiyor. Babanın tepki gösterdiği çalışanın gelip Kızı 14 yaşında tecavüze uğrarsa ona ne diyeceğim diyerek içinde bulunduğu çaresizliği ve yanıtını veremeyecekleri birçok soruyla karşı karşıya olduklarını vurguluyor. B. Erken ve Zorla Evliliklerin Sonuçları Erken ve zorla evliliklerin öncelikle bireyler, daha sonra toplum üzerinde trajik sonuçları meydana gelmektedir.bu sorunlar sağlıktan eğitime, toplumsal hayattan intiharlara kadar birçok alanda gerçekleşmektedir. Önce bireysel sonuçlar olarak ortaya çıkan gelişmeler, zamanla toplumsal bir niteliğe bürünerek, çözümlenmesi çok zor ve karmaşık problemler olaraktezahür etmektedir. Erken evlilikler, çocukların çocukluklarını ellerinden almakta, derin fiziksel ve psikolojik hasarlara sebep olmaktadır. Öncelikle çocukları henüz hazır olmadıkları ev içi rollere itmekte, eğitim, gelişim ve sosyal birçok fırsattan feragat etmelerine neden olmaktadır. Evlendirilen çocuklar, aile ve arkadaşlarından kopmakta, toplumsal aktivitelerden uzaklaşmakta, evde sömürüye, her türlü şiddete, istismara ve yoksulluğa açık hale gelmektedirler. 28 Bir diğer taraftan erken evlilikler, erken ve sık doğumları beraberinde getirmektedir. Fiziksel gelişimini henüz tamamlamamış kız çocuklarının hamilelikleri, kalıcı fiziksel ve ruhsal hasarlar ve anne-çocuk ölümleri gibi riskleri arttırmaktadır. 29 23 Evlilikler bireylere çeşitli ev içi roller yüklemektedir ve erken evliliklerle, çocukların daha hazırlıklı olmadıkları bu ev içi rolleri edinmeleri beklenilmektedir. Bunun sonucu olarak da gelişimsel, eğitimsel ve sosyal nitelikli çeşitli fırsatlardan mahrum kalmanın yanı sıra; cinsel istismara, şiddete ve yoksulluğa açık hale gelmektedirler. 1) Eğitimsizlik Erken evliliklerin sonuçları üzerine yapılan birçok araştırma erken evlilikler ile eğitimin ilişkili olduğu savını ortaya koymaktadır. Ters orantılı olan bu ilişkiye göre, düşük eğitim seviyesine sahip ailelerde, erken evlilik gerçekleştirme oranları artmaktadır. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Erken evliliklerin sonuçlarının birçoğu gibi, eğitime dair ortaya çıkan sonuçlar da, yine kız çocukları üzerindeki yansımalarından okunmaktadır. Geleneksel kültüre sahip ailelerde kız çocuğunun, kocasının evine ait olduğu ve bir gün evlendirilerek baba evini terk edeceği görüşü dolayısıyla, kız çocuklarının eğitimine yatırım yapılmamaktadır. 30 Özellikle sosyo-ekonomik seviyesi düşük aileler kızlarını okula göndermemekte, bir müddet gönderseler dahi evlendirmek için okuldan geri almaktadırlar. Kız çocuklarının evlilik dolayısıyla eğitimlerinin yarım bırakılması, onları yaşamları boyunca sürecek olan bir süreçten ayrı düşürmektedir. Bir meslek sahibi olarak üretime katılımlarını ve çalışma haklarından yeterince faydalanmalarını engellemektedir. Dolayısıyla bu durum peşi sıra pek çok sorunu da doğurmaktadır. Ekonomik özgürlüğünü elde edemeyen kadınlar eğitimsizlik, yoksulluk ve bağımlılık döngüsünde hapsolmaktadırlar. Tablo 5: Mart 2009 İlköğretime Özürsüz Devamsız Öğrencilerin Devamsızlık Nedenleri (20 Gün ve Üstü) 31 24 Ekonomik, Sosyal, Kültürel Boyut Engellilik Hali Çalıştırılan Çocuklar Nüfus Kaydıyla İlgili Sorunlar Kız Erkek Toplam Öğrenim gördüğü yerde 6.-8. sınıfların bulunmaması 643 278 921 Ailevi nedenler 7.867 3.999 11.866 Ekonomik yetersizliği nedeniyle giderlerin karşılanamaması 704 582 1.286 Erken evlilik ve nişanlanma 675 18 693 Geleneksel nedenler 4.273 700 4.973 Göçerler 1.467 935 2.402 Sağlık nedeniyle devamsız 2.169 2.395 4.564 Görme engelli ve/veya görme bozukluğu 104 86 190 İşitme engelli 133 147 280 Ortopedik 430 505 935 Zihinsel Engellilik 2.193 3.008 5.201 Mevsimlik gezici ve geçici tarım işçiliğinde çalıştırılan çocuklar 739 477 1.216 Sanayide ve hizmet sektöründe çalıştırılan çocuklar 150 352 502 Sokakta çalıştırılan çocuklar 8 128 136 Ev hizmetlerinde çalıştırılan çocuklar 942 190 1.132 Nüfus yaşıyla fiziki yaşının farklılığı 4.962 2.418 7.380 Diğer Nedenler 30.943 18.333 49.276 TOPLAM 58.402 34.551 92.953 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Yukarıdaki tabloda Mart 2009 yılına ait, özürsüz olmasına rağmen ilköğretimde 20 gün ve üstünde devamsızlık yapan öğrencilerin sayısı bulunmaktadır. Buna göre Türkiye de 5.356.922 si erkek ve 5.006.523 ü kız olan toplam 10.363.445 öğrenci ilköğretime devam ederken, ilköğretime özürsüz şekilde 20 gün ve üstünde devamsızlık yapan öğrencilerin sayısı Mart 2009 itibarıyla 92.953 tür. Bu öğrencilerin 58.402 sini kız, 34.551 ini erkek öğrenciler oluşturmaktadır. Devamsızlık nedeni olarak erken evlilik ve nişanlanma ya baktığımızda ise toplamda 693 öğrencinin 675 inin kız öğrenci, 18 inin erkek öğrenci olduğunu görmekteyiz. Tablo, erken evliliğin eğitim üzerindeki etkisi bakımından kız çocukları aleyhine belirgin farkı ortaya koymaktadır. Türkiye de erken evliliklerin en fazla Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirlerinde görülmektedir. Harita2 deki veriler,erken evliliklerin çokça görüldüğü yerler ile eğitimin sürekliliği arasındaki ilişkiyi pekiştirecek niteliktedir. HaritadaMart 2009 itibarıyla erken evlilik ve nişanlanma sebebiyle ilköğretime devamsız çocukların illere göre dağılımına yer verilmiştir. Baktığımızda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerimizdeki çocukların devamsızlığının diğer illere göre daha fazla olması dikkat çekmektedir. 25 EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Harita 2: Mart 2009 E-okul Verilerine Göre İllerde Erken Evlilik ve Nişanlanma Nedeniyle İlköğretime Devamsız Çocukların Dağılımı 32 (Kişi) 26 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
2) Üreme Sağlığı Sorunları - Anne Çocuk Ölümleri Erken evliliklerin kız çocukları üzerindeki sonuçlarından biri de fiziksel rahatsızlıklardır. Erken evlilikler beraberinde erken ve sık hamilelikleri de getirmektedir. Öte yandan erken yaştaki gebelikler ve yapılan doğumlar anne ve bebek için yüksek riskleri de içermektedir. Kız çocuklarının henüz fiziksel gelişimini tamamlamadan hamile kalması sebebiyle anne çocuk ölümleri ve kalıcı fiziksel hasarların gerçekleşmesi riski artmaktadır. Erken yaşta evliliklere maruz kalan çocukların çoğunun eğitim düzeylerinin ve ekonomik refah seviyelerinin de düşüklüğü göz önüne alındığında, birçoğu ne aile planlaması ne de doğum öncesi ve sonrası hizmetleri hakkında yeterli bilince sahip değildirler. Pek çoğunun ekonomik gücünün de düşük oluşu, bu hizmetlerden faydalanmayı daha zor kılmaktadır. Dolayısıyla erken yaşta evlenen kadınlar büyük oranda bakamayacakları sayıda çok çocuk sahibi olmakla birlikte, tıbbi açıdan da riskli duruma düşmektedirler. Tablo 6: Türkiye de Doğum Öncesi Bakım/Eğitim 33 Doktor % Ebe/Hemşire % Hiç kimse % Eğitimi Yok, Temel Eğitimi Tamamlamamış 74,4 3,8 21,5 27 Temel Eğitim 1. Kademe 90,5 2,8 6,5 Temel Eğitim 2. Kademe 95,4 1,7 2,9 Yüksel Okul ve Üniversite 98,4 0,9 0,5 Tablo 6 da görüldüğü gibi eğitim düzeyi düşük olan bireylerin doğum öncesi bakım ve eğitimlerden yüksek oranda yararlanmadığı görülmektedir. Eğitimi olmayan veya temel eğitimi tamamlamamış kadınlarda doğum öncesi bakım almama oranı % 21,5 tir. Yüksek okul ve üniversite mezunlarında bu oran % 0,5 tir. Eğitim seviyesi yükseldikçe doktordan doğum öncesi bakım alan kadınların sayısı artarken, ebe ve hemşireden bakım alan kadınların sayısı azalmaktadır. Ayrıca eğitim seviyesi yükseldikçe doğum öncesi bakım ve eğitimleri doktordan alma oranı da artış göstermektedir. Küçük yaştaki gebeliklerde, doğum sırasında hayatını kaybetme riski, yirmili yaşlarındaki kadınlara oranla iki ile beş kat daha fazladır. 34 Özellikle adolesan gebeliklerde doğum öncesi ve sonrası bakım ve beslenme büyük önem taşımaktadır. Ayrıcabu evliliklerde HIV/AIDS de dâhil olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma olasılığı da artmaktadır. Küçük yaştaki gebeliklerde, doğum sırasında hayatını kaybetme riski, yirmili yaşlarındaki kadınlara oranla iki ile beş kat daha fazladır. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Grafik 5: Türkiye de Doğumdaki Anne Yaşına Göre Bebek ve 5 Yaş Altı Çocuk Ölüm Hızları 35 Bebek Ölüm Oran % Çocuk Ölüm Oran % 28 Doğumdaki anne yaşına göre bebek ve 5 yaş altı çocuk ölümlerinin gösterildiği yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, ölümlerin 20 yaş altında anne olanlarda tüm yaş gruplarına göre daha fazla olması dikkat çekicidir. Erken yaşta ve zorla evlendirilme, toplumsal cinsiyetin HIV/AIDS oranlarına ve HIV karşısında kadınların risk konumlarına yansıdığı önemli bir ayrıntıdır. Dünyanın birçok bölgesinde, özellikle HIV virüsünün en yüksek görüldüğü bölge olan Sahra-altı Afrika da, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlar ve kız çocukları arasındaki HIV taşıyan bireylerin oranı, aynı yaş grubundaki erkeklere oranla çok daha yüksektir. Bu oran bazı bölgelerde erkeklerin 2 katına, bazı bölgelerde ise 8 katına ulaşmaktadır. 36 Bunların yanı sıra, özellikle Safra-altı Afrika da bakire bir kadın, kız çocuğu ya da kendi kız çocuklarıyla cinsel ilişkiye girmenin, erkeklerde HIV i ve başka hastalıkları tedavi edeceğine dair yaygın bir mit bulunmaktadır. 37 Bu inanış erken yaşta evlilikleri teşvik etmekle birlikte, küçük yaştaki kız çocuklarına yönelik tecavüz olaylarının da artmasına sebep olmaktadır. Kendisinden yaşça çok büyük erkeklerle evlenen kız çocuklarının cinsel ilişkinin yönlendirilmesi ve korunma biçimleri üzerinde söz hakları bulunmamaktadır. Geleneksel toplum yapısının bir sonucu olarak da ortaya çıkan, kadınların ve kız çocuklarının cinsellik konusunda bilgisiz ve pasif olması gerekliliği kabulü neticesinde, yaşlarıyla doğru oranda cinsel deneyimleri daha fazla olan erkeklerin, cinsel yolla bulaşan bir hastalıkla ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
enfekte olmuş olma ihtimali daha fazladır. Bunun sonucu olarak da daha küçük yaştaki kız çocuklarının AIDS e yakalanma riski artmakta ve erken evlilikler,virüsün risk gruplarından genel nüfusa yayılmasında bir köprü görevi görmektedir. 38 3) Toplumdan İzolasyon 18 yaşının altında olan gelişme çağındaki nüfus, toplumsal anlamda olgunlaşmamış, gerekli toplumsal rollere tam anlamıyla uyum sağlayamamış bireyler olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla toplumsal gelişimlerini tamamlamamış olan bu yaşlardaki kız çocuklarının evlendirilmesi, çocuklarda daha tam oluşmamış olan toplumsal kimliklerinde sorun yaşamalarına sebep olmaktadır. Evlilik sonrası arkadaş ortamlarından kopma, toplumsal faaliyetlerde özgüven eksikliği gibi yansımalarıyla birlikte, çocuk, zamanla tamamen sosyal çevresinden kopmakta, ailesine ve evin içine hapsolmuş bir hayatla baş başa kalmaktadır. 39 Evlendirilen çok sayıda kız çocuğunun, erken yaşlarda evlendirilmeleri sonucunda öncelikle sağlık ve eğitim olmak üzere, yaşamsal birçok hakları ellerinden alınmaktadır. Bu kız çocukları evlendirilecekleri için bir taraftan eğitimleri yarım bırakılmakta, diğer taraftan da daha kendi fiziksel, biyolojik ve psikolojik gelişimlerini tamamlayamadan, modern tıbbi yöntemlerden uzak bir biçimde çok sayıda çocuk sahibi olmaktadırlar. Doğumlar sırasında pek çok can kaybı da yaşanmaktadır. 29 Bir adolesan için hamilelik ciddi psikolojik etkilere sebebiyet vermektedir. Çocukta anne olabilmek için yeterli fiziksel gelişim oluşmadığı gibi, doğacak çocuğa bakabilecek ve bu yükü kaldırabilecek sorumluluk bilinci de gelişmemiştir. Dolayısıyla adolesan annelerde stres ve sosyal sorunlar daha yoğun biçimde yaşanmaktadır. Bu sorunlar doğal olarak önce bebeği ve aileyi, sonrasındaysa tüm toplumu etkilemektedir. 40 Daha kendilerini koruyamayacak yaşta evlendirilen çocuklar, aile içi şiddete açık konuma gelmektedir. Geleneksel ev içi rollerine hazır olmadıkları bir yaşta henüz kendileri çocukken, eş, çocuk, aile, ev gibi sorumlulukların altına giren bireyler fiziksel ve ruhsal çöküntü yaşamaktadırlar. Maruz kalınan kötü yaşam koşulları, aile içi şiddet ve istismar gibi yaşadıkları zorluklara dayanabilenlerin yanında, çok sayıda dayanamayan da olmaktadır. Yaşadığı travmaları atlatamayan bu çocuklar, pek çok intihar vakasıyla birlikte anılmaktadır. Erken evlendirilen kız çocukları ile birlikte ortaya çıkan sorunlar, zamanla sadece onları ilgilendirmekle kalmamakta, doğrudan topluma dair bir sorun olarak geri dönmekle birlikte, topluma vurulan ağır darbeler olarak su yüzüne çıkmaktadır. Eğitimleri yarıda kesilmiş, cahil bırakılmış bu çocukların, geleceğe bilinçli, iyi eğitim görmüş evlatlar EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
yetiştirmeleri beklenemez. Bu şekilde erken evliliklerle, nesillerce sürecek eğitim sorununun baş göstermesine ve benzer gelenek ve göreneklerin sürmesine sebep olunmaktadır. Eğitimlerinden koparılan ve küçük yaşlarda evlendirilerek evlere hapsedilen kız çocuklarının aynı zamanda toplumsal hayata entegre olmalarının yolu da kapanmaktadır. Kadınların iş hayatında yer almasını tasvip etmeyen zihniyet, böylece çok sayıda Şekil 1: Erken ve Zorla kadın Evliliklerin iş gücünün Sebepleri önünü kesmekte, ve Sonuçları onları Arasındaki küçük yaşlardan Döngüsel itibaren İlişki sosyal hayattan tecrit etmektedir. Şekil 2: Erken ve Zorla Evliliklerin Sebepleri ve Sonuçları Arasındaki Döngüsel İlişki Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Gelenekler ve Dini Pratikler Eğitim Eksikliği SEBEPLER 30 Savaşlar ve Felaketler Sosyo- Ekonomik Sebepler Çocuk Algısındaki Farklılıklar Anne- Çocuk Ölümleri Eğitim Eksikliği SONUÇLAR Üreme Sağlığı Problemleri Toplumdan İzolasyon Kadına Yönelik Şiddet ve İstismar ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU 35
ULUSAL VE ULUSLARARASI MEVZUATTA ERKEN VE ZORLA 3EVLİLİKLER Çocuk ve buna bağlı olarak da erken evlilik tanımları kaynağına göre değişiklikler gösteriyor olsa da, uluslararası platformda küresel anlamda kabul edilen görüşe göre, on sekiz yaşının altındaki bireyler çocuk olarak kabul edilmekte ve bu yaşın altında yapılan evliliklere de erken evlilik denilmektedir. Özellikle kadınları kıskacına alarak toplumdaki cinsiyetler arası eşitsiz konumu pekiştiren, kadınların yaşam kalitelerini düşüren ve hayat tercihlerini azaltan erken evlilikler, uluslararası anlaşmalarla birlikteartık bir çocuk hakkı, kadın hakkı ve insan hakkı ihlâli olarak kabul edilmektedir. Erken evliliklerin meydana geldiği çoğu ülkenin sosyo-kültürel yapısına bakıldığında, evliliğin en önemli meşruluk kaynağını toplumun kendisinden edindiği görülmektedir. Ataerkil ve geleneksel toplum yapısı sayesinde erken yaşta evlilikler de, toplumsal mutabakat çerçevesinde gerçekleşerek meşruluk kazanmakta ve normalleştirilmektedir. Toplumun kültürel yapısıyla birlikte, evliliğin toplumsal mutabakat üzerinden meşru kılınması sonucunda, hukuksal meşruluk önemini kaybedebilmektedir. Bu toplumsal yapı sebebiyle çoğu zaman kamu kurumları da evliliğe aynı çerçeveden bakmış ve büyük çoğunluğu konuyla yeterince ilgilenmeyerek, mevzuatlarında önlem mahiyetinde bir girişimde bulunmamışlardır. Halen ülkemiz genelinde yapılan her dört evlilikten birinin, bazı bölgelerimizde ise her üç evlilikten birinin çocuk evliliği olduğu görülmektedir. 41 31 EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
A. Uluslararası Mevzuatta Erken Evliliklerin Yeri 1) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 10 Aralık 1948 yılında ilan ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, otuz maddelik bir bildiridir. Beyannamenin hazırlanmasındaki en önemli sebep, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan insan hakları ihlallerinin tekrarının engellenmesidir. Savaştan sonra devletler, insanların hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması konusunda fikir birliğine varmışlar ve beyannameyi oluşturmuşlardır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 1948 yılında ilan ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Türkiye de 1949 yılında Resmi Gazete de yayınlanmıştır. Beyanname yaşama, özgürlük, güvenlik, adil ve kamuya açık olarak yargılanma gibi temel medeni, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel birçok insan hakkını güvence altına almaktadır. Beyanname de bireylerin medeni hakları konusuna da yer verilmiştir. 32 Yetişkin her erkeğin ve kadının, ırk, yurttaşlık veya din bakımından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurmaya hakkı vardır.her erkek ve kadın evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit haklara sahiptir. Evlenme sözleşmesi, ancak evleneceklerin özgür ve tam iradesiyle yapılır Beyanname nin 16 ncı maddesinde bireylere özgür ve tam iradeyle evlenme hakkı tanınmış, fakat taraflardan birinin evlilikle ilgili bilinçli karar vermek için yeterince olgunlaşmaması halinde iradenin özgür ve tam olamayacağı kabul edilmiştir. 42 2) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 1979 da kabul edilen ve Türkiye nin de 1985 yılından bu yana taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, BM bünyesinde yer alan sekiz temel insan hakları sözleşmesinden biridir. Uluslararası düzeyde kadın haklarına yönelik tanınan en önemli sözleşme olan CEDAW, içeriği itibariyle güçlü ve kapsamlı bir Uluslararası Kadın Hakları Bildirgesi olarak tanımlanmaktadır. Sözleşme, kadınlara karşı ayrımcılığın içeriğini tanımlayarak bu ayrımcılığa son verilmesi için yapılması gerekli işlem ve alınacak önlemlerin gündemini belirler. Taraf devletlerin sözleşmede belirtilen yükümlülükleri yerine getirme konusunda kaydettikleri ilerlemeler, yirmiüç bağımsız uzmandan oluşan CEDAW Komitesi tarafından, taraf devletlerin dört yılda bir verdikleri raporlar üstünden denetlenir. 43 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Sözleşmenin temel hedefi; toplumsal yaşamın her alanında kadın/erkek eşitliğini sağlamak amacıyla, kalıplaşmış kadın/erkek rollerine dayalı önyargıların yanı sıra, geleneksel ve benzer tüm ayrımcılık içeren uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlamaktır. Sözleşme kadınlara karşı ayrıma açık bir tanım getirerek, taraf devletlere mevcut eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için yasal düzenlemeler ve eşitliği sağlamak üzere geçici özel önlemler de dâhil tüm uygun önlemleri alma görevini vermektedir. 44 Bu bağlamda, farklı kültürel anlayış ya da uygulamaların, kadınların evrensel insan haklarının gerçekleştirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması önünde engel oluşturması sözleşmeye göre kabul edilemez. CEDAW sözleşmesi bağlayıcı bir sözleşme özelliğindedir. Türkiye her dört yılda bir, konuya dair yerine getirmesi gereken yükümlülükleri komiteye bir raporla sunmaktadır. Komite bu ülke raporlarını değerlendirmekte ve sunulan raporları değerlendirerek ülkelere yönelik tavsiye kararları vermektedir. Türkiye nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında 6. Ülke Raporu nu sunmasının ardından, Komite tavsiye kararını yayınladı. Komite Türkiye de erken ve zorla evliliklerin sürdürülmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Sözleşmenin maddelerini incelediğimizde konumuzla alakalı bazı maddeler öne çıkmaktadır. Sözleşmenin 1 inci maddesine göre; İş bu sözleşmeye göre kadınlara karşı ayrım deyimi kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelecektir. 45 33 Aynı sözleşmenin 16 ncı maddesine göre ise; Taraf devletler kadınlara karşı evlilik ve aile ilişkileri konusunda ayrımı önlemek için gerekli bütün önlemleri alacaklar ve özellikle kadın-erkek eşitliği ilkesine dayanarak kadınlaraaşağıdaki hakları sağlayacaklardır: (Madde 16.1) Evlenmede erkeklerle eşit hak; (Madde 16.1.a) Özgür olarak eş seçme ve serbest ve tam rıza ile evlenme hakkı; (Madde16.1.b) Çocuğun erken yaşta nişanlanması veya evlenmesi hiçbir şekilde yasal sayılmayacak ve evlenme asgari yaşının belirlenmesi ve evlenmelerin resmi sicile kaydının mecburi olması için, yasama dâhil tüm önlemler alınacaktır. (Madde 16.2) 46 Sözleşme maddelerinde de görüleceği gibi çocuk evlilikleri kesinlikle reddedilmiştir. CE- DAW da bireyin en erken evlenme yaşını on sekiz olarak belirtmektedir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
3) Çocuk Hakları Sözleşmesi 34 Çocuk Hakları Sözleşmesi çocuğun ana haklarını ortaya koyuyor. Bunlar yaşama hakkı, gelişim hakkı, eğitim hakkı, oyun hakkı, görüşlerini rahatlıkla dile getirme ve bu görüşe saygı duyulması hakkı Erken evliliklerde bu ana hakları çocuğun elinden alınmış oluyor. Av. Türkay ASMA Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenin sözleşme, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke sözleşmeyi imzalayarak taraf devlet konumuna gelmiştir. Türkiye Sözleşme yi 2 E- kim 1995 te uygulamaya başlamıştır. Sözleşmeyle çocuk haklarının korunması amaçlanmış ve taraf devletlerin sözleşme maddelerine uymaları gerekliliği hükme bağlanmıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesi nin ilk maddesinde on sekiz yaşına kadar olan her bireyin çocuk sayılacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte sözleşmenin 12 inci maddesinde şu şekilde belirtilmiştir; Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun, kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar 47 Aynı sözleşmenin 36 ncı maddesine baktığımızda da şu şekilde bir ifade yer almaktadır; Taraf Devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar. Uluslararası sözleşmelere baktığımızda açıkça görülen, çocuğun refahının öncelikli tutulmakta olduğudur. Belgeler, erken evliliklerin bir seçim olamayacağını vurgulamakta ve bireylerin çocuk yaşta evlendirilmelerinin, bir insan hakları ihlali ve suç olduğu kabul edilmektedir. 48 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Erken ve Zorla Evlilikler Sorunuyla Mücadele - Avrupa da Alınan Önlemler NORVEÇ - Erken evliliklerin görüldüğü bir diğer Avrupa ülkesi de Norveç tir. Ülkedeki Çocuklar ve Eşitlikten Sorumlu Bakanlık, Çalışma Bakanlığı ve Norveç Göçmen Bürosu erken evliliklerin sonlandırılabilmesi için işbirliği içinde çalışmaktadırlar. Norveç te özellikle zor yaşam koşulları altında bulunan kadınlara yardım amacıyla zorla ve erken evliliklere karşı 40 maddeden oluşturulan ilk eylem planı 1998 yılında, 30 maddeden oluşan ikinci eylem planı ise 2000 yılında meydana getirilmiştir. Norveç te erken ve zorla evlilik pratiklerinin özellikle göçmenler tarafından devam ettirildiği düşüncesi hâkimdir. Bu açıdan Norveç teki göçmenlerin büyük bir kısmını oluşturan Pakistan ile Norveç arasında da 2005 te çift taraflı bir diyalog protokolü oluşturulmuştur. Bu protokolle iki tarafın da zorla evlilikler gibi meselelerde ortak bir müzakere zemini oluşturulması hedeflenmiştir. Ayrıca göçmenlik düzenlemelerine de evlilikle ilgili bazı şartlar eklenmiştir. Bunlara göre Norveç dışında 18 yaşından küçükken, vekilen yapılmış ya da taraflardan birinin hâlihazırda evli olduğu bir evlilik geçerli sayılmayacaktır. Norveç te gerçekleşen evliliklerde ise, taraflardan birinin Norveçli olması ya da evlenme esnasında Norveç te sürekli ikamet ediyor olması şartı aranacaktır. Norveç erken evlilikleri engelleyebilmek için yasal prosedüründe de birtakım değişikliklere gitmiştir. 2003 te ceza yasasına bir insanı evliliğe zorlamayı yasaklayan bir paragraf eklenmiş ve bu suç için 6 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bununla birlikte daha önce ailenin onayıyla 18 yaşının altında evlilikler mümkün kılınırken, çocuk kanununa ebeveynlerin evlilik için artık rıza veremeyeceği hükmü konularak bu durumların engellenmesi hedeflenmiştir. Okullara, gençleri ve aileleri bilinçlendirmek amacıyla asistanların tesis edilmesi de hükümetin planları arasında yer almaktadır. 48 35 B. Ulusal Mevzuatta Erken Evliliklerin Yeri Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini ifade etmekle birlikte, ülkedeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin de tezahür ettiği en yıkıcı biçimdir. Ülkemizde erken ve zorla evliliklerin en önemli gündem maddeleri arasına konulduğunu söylemek güç olmakla birlikte, son yıllarda konuyla ilgili çalışmaların arttığı sevindirici bir gelişmedir. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) 2009 yılında, erken yaşta evlilikler hakkında inceleme yapılmasına dair bir alt komisyon kurulmasına karar vermiş ve Mayıs 2009 da beş kişilik bir alt komisyon kurulmuştur. Bu alt komisyon ilk iş olarak erken evlilikler konusunu gündemine almış ve konunun sosyo-ekonomik, EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
hukuki, eğitim ve sağlıkla ilgili pek çok yönünü incelemiştir. Meclis te bir ilke imza atan KEFEK, çocuk evliliklerini parlamentonun gündemine taşımayı başarmıştır. İki aylık yoğun bir çalışmanın sonunda, Erken Evlilikleri İnceleme Alt Komisyonu Raporu yayınlanmış ve vurgulanan öncelikli çözüm önerilerinden biri de, Adalet Bakanlığı nın çocuk tanımını yeniden yapması gerektiği olmuştur. Konuya dair kayda değer çalışmalara bakıldığında sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmaları da önem arz etmektedir. Örneğin, Uçan Süpürge 2006 yılında veri toplamak ve konuya dikkat çekmek amacıyla bir pilot proje yürütmüştür. Daha sonra 2007-2008 yılları arasında bir kısa film yarışması düzenlemiş ve çeşitli festivallerde gösterilmesini sağlamıştır.uçan Süpürge benzer şekilde Sabancı Vakfı işbirliği ile Çocuk Gelinler: Yıkıcı Gelenekler ve Ataerkil Sosyal Mirasın Mağdurları başlıklı bir proje yürüterek, 54 ilde veri toplamaya ve ülkede farkındalık uyandırmaya çalışmıştır. Erken ve zorla evlilikler Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında farklıkanunlarda çeşitli biçimlerde yer almıştır. Mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi amacıyla çeşitli değişiklikler yapılmakla birlikte, sorunun çözümü için yeterli girişimlerin ve değişimlerin yapıldığı tartışmalıdır. 36 1) Erken Evliliklerin Önlenmesine Yönelik Ulusal Mevzuatta Gerçekleştirilen Yenilikler a) Anayasa Bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirten, vatandaşların temel hak ve ödevlerini belirleyen ve temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan anayasada erken ve zorla evlilikler çeşitli maddeler altından okunabilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası na baktığımızda öncelikle karşımıza eşitlik ilkesi çıkmaktadır. Anayasanın Kanun önünde eşitlik başlıklı 10 uncu maddesinde şunlar bulunmaktadır: Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
Anayasanın bu maddesine, cinsiyete dayalı ayrımcılığın önlenmesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılan ve 21/05/2004 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. hükmü eklenmiştir. Erken evliliklerin kız çocukları başta olmak üzere, çocukların eğitim hayatları üzerindeki olumsuz sonuçları göz önüne alındığında, anayasanın Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi başlıklı 42 nci maddesi de göz önüne alınmalıdır. Bu maddeye göre; Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır Devlet, maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar Anayasa da, uluslararası anlaşmalara uyum sağlanmasına yönelik 90 ıncı madde Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma başlıklı maddeye göre; Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konuşmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır 37 denilmektedir. b) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 17 Şubat 1926 tarihli Türk Kanunu Medenisi nin yürürlükten kaldırılarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi nde 22 Kasım 2001 de kabul edilen ve 1 Ocak 2002 de yürürlüğe giren, Türkiye de medeni hukuka dair kuralları içeren kanundur. Türk Medeni Kanununun 10 uncu maddesinde; Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. ifadesi, Erginlik başlıklı 11 inci maddesinde ise; Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar. ifadesi bulunmaktadır. Kanunun bir sonraki maddesi Ergin kılınma başlığı altında; Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
ifadesi yer almaktadır. Dolayısıyla bu maddeyle birlikte, aslında Medeni Kanunda on sekiz olan ergin olma yaşı, bazı hallerde erken ergin olma durumu söz konusu olduğunda erkene alınabilmektedir. Erken ergin olma iki şekilde olmaktadır: a) Evlenme ile ergin olma, b) Mahkeme kararı ile ergin kılınma. 49 Türk Medeni Kanunu nun Evlenme Ehliyeti ve Engelleri kısmında yer alan evlenme yaşıyla ilgili bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Kanuna göre daha önce evlenme yaşı erkekler için on yedi, kadınlar için on beş iken, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu nda,anayasada yer alan cinsiyetler arasındaki ayrımcılığı yasaklayan maddelere uygun düzenlemeler yapılmıştır. Daha önce kadın-erkek için farklılık gösteren evlenme yaşı ortadan kaldırılarak her iki cins içinde onyedi olarak belirlenmiştir. Buna göre Kanunun 124 üncü maddesinde; Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. 38 Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir. ifadesi yer almaktadır. Bu yaş sınırlamasıyla onyedi yaşını doldurmuş reşit olmayan bireyler anne-baba rızasıyla evlenebilirken, ailelerin ve küçüklerin rızası olsa dahi onyedi yaşın altındaki kişilerin evlendirilmesi olağanüstü durumlar haricinde mümkün değildir. Burada sözü edilen olağanüstü durumlar ise genellikle kadının hamile veya çocuk sahibi olduğu durumlardır. Kadının mağdur olduğu hallerde hâkim on altı yaşını doldurmuş bireylerin evlenmesine izin verebilmektedir. Bu durumda hâkim uygun bulduğunda, anne-babanın rızasının alınması şart değildir, sadece görüşleri alınabilir. Türk Medeni Kanununda dini ve resmi nikâhın yeri de 143 üncü maddede ifade edilmiştir: Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir. Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz. Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir. Verilen bu maddeden de anlaşılacağı gibi Türk Medeni Kanununa göre ülkemizde hukuken kabul edilen tek nikâh, resmi nikâhtır.bunun haricindeki geleneksel ve dini seremonilerin resmi nitelikte hiçbir bağlayıcılıkları bulunmamaktadır. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
c) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Türk Ceza Kanununa erken ve zorla evlilikler kapsamında baktığımızda, çocukların cinsel ihmal ve istismarına yönelik yer alan maddeler karşımıza çıkmaktadır. Kanun, çocukların cinsel istismarına yönelik fiilleri suç olarak tanımlamış ve bu suçun yetişkin kişilere karşı uygulanması durumunda cinsel saldırı ifadesini kullanırken, çocuklar açısından cinsel istismar ifadesi kullanılmıştır. 50 Kanunun çocukların cinsel istismarı başlığı altındaki 103 üncü maddesinegöre; 1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Ülkemizde on beş yaşından küçük kız çocukları evlendirilebilmektedir. Bu durum fark edildiğinde sanık ile anne ve babası ve mağdurenin annesi ve babası hakkında adli işlem Hukuk Fakülteleri nde ne kadın hakları ne de çocuk hakları diye bir ders var. Çünkü bunlar kendine özgü haklar ve çağımızda pozitif ayrımcılık gerektiren haklar. Yani normal insan haklarının ötesinde bu kişilere özel haklar verilmesi gerekiyor ki toplum ileri gidebilsin. Diğerleriyle gerçekten eşit konuma geçebilsinler. Av. Türkay ASMA 39 EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
yapılmaktadır. Mağdure on yedi yaşına gelip sanıkla resmi evlilik yapsa dahi, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu nun 434 üncü maddesine benzer bir düzenleme yeni Türk Ceza Kanunu nda bulunmadığından dolayı evlilikle bu cezadan kurtulma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanık, annesi, babası, kayın pederi ve kayın validesi yargılanarak ceza alabilmektedir. 51 Türk Ceza Kanununun reşit olmayanla cinsel ilişki başlıklı 104 üncü maddesine baktığımızda; Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ifadesi görülmektedir. 40 Kanunun tartışmalı maddelerinden birisini 104 üncü madde oluşturmaktadır. Söz konusu maddede reşit olmayan bir kişiyle cinsel ilişki bir suç olarak tanımlanmasına rağmenon beş yaşını doldurmuş bir çocuk gayri resmi olarak evlendirildiğinde, bu çocuğun eşi şikâyet edilmediği müddetçe cezalandırılmamaktadır. Buradaki şikâyet hakkı sadece mağdura tanınmaktadır. Mağdur şikâyetçi olmadığı müddetçe kişi cezalandırılmayacaktır. Fakat bu noktada evlendirilen çocuğun şikâyeti ne derece iletebileceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Zaten zorla evlendirilen bir çocuğun şikâyet etmeyi başarabilmesi zor bir ihtimaldir. Ayrıca çocuğun o bilinçte olduğu, böyle bir hakkının var olduğundan haberdarlığı da tartışma konusudur. Türk Ceza Kanununda resmi olmayan evliliklere yönelik bir madde de bulunmaktadır. Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören başlıklı 230 uncu maddede dinsel törenlerle yapılan evliliklerin geçersizliği ve bu tarz evlilikleri yapanlara uygulanacak yaptırım belirtilmiştir. Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Ancak, medenî nikâh yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
d) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu Çocuk Koruma Kanunu, korunma ihtiyacı olan ve suça sürüklenen çocukların korunmasına ve haklarının güvence altına alınmasına yönelik tedbirler ile çocuk mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin hükümleri düzenlemek için çıkarılmış ve 2005 yılında kabul edilmiş 5395 sayılı kanundur. Kanunun 3 üncü maddesine göre çocuk, daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişi olarak belirtilmiştir. Çocuk koruma kanununda geçen çocuk tanımında belirtilen on sekiz yaş sınırı, uluslararası anlaşmalarla uyumluluk göstermekle birlikte, ulusal mevzuatımızı oluşturan diğer kanunlar ile çelişkiler yaşamaktadır. e) 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun Çocuk gelinler sorunu söz konusu olduğunda Ailenin Korunmasına Dair Kanun koruyucu tedbirleriyle ön planda yer alamamaktadır. Erken evliliklerin büyük çoğunluğunun resmi nikâh olmaksızın gerçekleştiriliyor olması, bunun en büyük sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır.dolayısıyla erken evlilik mağdurları bu kanunun getirdiği koruyucu tedbirlerden faydalanamamaktadırlar. Kanunun uygulanmasında da problemler görülmektedir. Hâkimler arasında kanunun uygulamalarında bir standart bulunmamaktadır. Hâkimlerin bir kısmı kanunu sadece resmi evlilikler söz konusu olduğunda uygularken, bir kısmı kanunu uygulamak için resmi evlilik şartı aramayarak gayri resmi evliliklerde de Koruma Kanunu nu uygulamaktadır. Türkiye nin çocuk haklarına dair uluslararası nitelikte olup da, taraf olmadığı, imza atmadığı bir anlaşma yok. Aslına bakarsanız, ulusal mevzuatımızda da geçmişe nazaran birçok değişiklik yaptık. Bu noktada asıl sorun, alınan tedbirlerin uygulanmasında karşımıza çıkıyor. Hukuk uygulayıcılarında, hâkim, savcı ve avukatlarda aramak lazım sorunun kaynağını. Av. Türkay ASMA 41 2) Ulusal Mevzuatta Karşılaşılan Sorunlar Erken evlilikler sorununun ulusal mevzuattaki yerine baktığımızda ve sorunun çözümüne yönelik son yıllarda gerçekleştirilen mevzuattaki değişiklikleri ele aldığımızda; konunun artık açıkça toplumsal bir sorun olarak değerlendirildiği görülmektedir. Fakat problemin ortadankaldırılmasında özellikle uygulamalarda önemli sorunlarla karşılaşıldığı görülmektedir. Erken ve zorla evlilikler sorununun ortadan kaldırılmasında çalışmalara destek verecek en önemli altyapıyı hukuksal zemin oluşturmaktadır. Fakat sorunun Türkiye de ortadan kaldırılmasında temel destek sağlayacak mevzuata baktığımızda, hukuksal metinler arasındaki bazı uyumsuzluklar göze çarpmaktadır. Türkiye nin Medeni Kanunu, Ceza EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Kanunu ve 2005 yılında kabul edilen Çocuk Koruma Kanunu arasında bireyin çocuk olarak değerlendirilmesini sağlayan yaş konusunda farklılıklar bulunmaktadır. Yani temelde çocuk tanımlarındayaş ile ilgili standart bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu na göretürkiye de evlenme yaşı daha önce erkekler için on yedi, kadınlar için on beş iken, Kanun da yapılan kapsamlı değişikliklerin yürürlüğe girdiği 2002 yılından bu yana hem kadınlar hem de erkekler için on yedi olarak belirlenmiştir. Fakat kanuna göre on sekiz yaşından küçük yaştaki bireylerin evlenebilmeleri için ailelerinden onay almaları gerekmektedir. Ayrıca olağanüstü koşullarda isehâkim onayıyla on altı yaşında evlenmeye de izin verilebilmektedir. 52 Çocuğun cinsel ilişkiye rıza gösterdiğinin varsayılabilmesi için gereken asgari yaş ise on beştir. 53 Bu noktada devreye Türk Ceza Kanunu girmektedir. Fakat kanunda madde ve fıkralar arasında örtük bir sorunla karşılaşılmaktadır. Şöyle ki: Türk Ceza Kanunu na göre on beş yaşını doldurmuş bir kız çocuğu dini nikâhla( ya da resmi olmayan farklı bir seremoni ile) evlenmesi durumunda şikâyet üzerine evlendiği kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. 54 Dolayısıyla bu maddeyle örtülü olarak, evlilik yaşı on sekiz yaşının altında tutulmaktadır. 42 Bir diğer taraftan Türkiye nin 2005 yılında kabul ettiği Çocuk Koruma Kanunu nda ve Aralık 1994 te meclisten geçirilerek yürürlüğü giren Çocuk Hakları Sözleşmesi nde çocuk, on sekiz yaşının altındaki birey olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla erken evlilik sorunuyla mücadele noktasında alınan tedbirlerin, bu anlaşmalara göre çocuk kabul edilen on sekiz yaşının altındaki tüm bireyleri kapsaması gerekirken, Medeni Kanun ve Ceza Kanunu mevzuatlarında farklı yaşların geçiyor olması, yaşa dairstandardınsağlanamadığını ve kanunlar arasında bir çelişkinin var olduğunu göstermektedir. Türk Medeni Kanunu na göre on yedi yaşını doldurmamış, Türk Ceza Kanunu na göre on beş yaşını doldurmamış, Çocuk Koruma Kanunu na göre ise on sekiz yaşını doldurmamış kız çocukları çocuk gelin olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla Türk hukuk sisteminde, çocuk gelin tanımının kanuna göre değişiklik gösterdiği söylenebilir.bu olgu erkek çocuklar için de geçerlidir. Bu durum da yasal zeminde bir boşluk yaratarak, farklı uygulamaların ortaya çıkmasına ve çocukların korunmasının yeterince sağlanamamasına yol açarak, erken yaşta evliliklere karşı verilen tüm mücadeleleri sonuçsuz bırakmaktadır. 55 UNICEF in, Türkiye de çocuğun durumunu ortaya koyduğu 2011 raporunda, Ceza Kanunu nun öngördüğü halde uygulanmayan hükümleri eleştirilmiştir. Rapor, Türk Ceza Kanunu nun, resmi evlilik töreninin gerçekleştirilmediği durumlarda dini evlilik ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
törenlerinin yapılmasını yasakladığını, aksi taktirde 2-6 aylık hapis cezalarını öngördüğünü 56 belirtmiş, fakat bu hükmün uygulanmadığını ileri sürmüştür. Hükmün uygulanması yerine erken dini evliliklerin, genç gelinin (ve/veya) damadın on yedi yaşına (ya da hâkimin onayının olması halindeon altı yaşına)erişmesiyle birlikte resmi törenle resmi hale getirilebildiği ya da getirilmeyebildiği üzerinde durmuştur. 57 Grafik 6: Yaş Gruplarına Göre Kıyılan Nikâh Türü 43 Kaynak: TÜİK Aile Yapısı Araştırmaları 2006, <http://www.tuik.gov.tr/aileyapidagitimapp/aileyapi.zul>, (Erişim Tarihi: 9 Ağustos 2011). EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
4TESPİT VE ÖNERİLER Bugün dünyada ve ülkemizde gerçekleştirilen erken evliliklerin dinamiklerini anlamaya çalıştığımızda ilk olarak sorunun kültürel duvarlarıyla karşılaşıyoruz. Dolayısıyla öncelikle erken evliliği normalize eden zihniyeti, kültürel değerleri ve toplumsal gerçeklikleri anlamak,içinde bulunulan durumun detaylı analizlerini yapmak, sorunun çözümüne uygun stratejilerin geliştirilebilmesi için büyük önem taşımaktadır. 45 TÜİK in 2006 tarihli Aile Yapısı Araştırması verileri Türkiye de uygulanan dini ve resmi nikâhların yaygınlığını göstermektedir. Gerçekleştirilen evliliklerin büyük çoğunluğu hem dini hem de resmi nitelik taşımaktadır. Türkiye de, Medeni Kanun da evlenme yaşı on yedi olarak belirtilse de, sözü geçen erken evlilikler hukuki anlamda değil,resmiyetin söz konusu olmadığı ve yasal anlamda bağlayıcı hakları beraberinde getirmeyen dini evlilikler şeklinde gerçekleşmektedir. Çünkü bu uygulamanın sürekliliğine sebep olan ve pratikleri besleyen nedenleri ortaya koymak, bize çözüm stratejileri geliştirmenin anahtarını verecektir. Çocuk gelinler sorunu, gelişmekte olan Türkiye nin çözüm üretmesi gereken önemli toplumsal sorunlardan biri olarak varlık göstermektedir. Dolayısıyla erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele için bir an önce çözüm yolları aranması gerekmektedir. Soruna yaklaşımda başlangıç olarak kurumlar ve kanunlar kapsamında ortak bir dil oluşturulmalıdır. Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu gibi konuyla ilgili kanunlar arasındaki uyumsuzluklar giderilmeli ve on sekiz yaşını doldurmamış kızların evlenmesi yasaklanmalıdır. Yasakların ihlalleri durumunda da ağır cezaların uygulanmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Çok yönlü bir sorun olan erken ve zorla evliliklerin hangi alanlarla ilişkisinin olduğu tespit edilmeli ve bu alanlar odağa alınarak çalışılmalıdır. Sorunla mücadele için çok EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
sektörlü bir yaklaşım benimsenmeli ve yerel yönetim çalışanları ile çocuk polislerine, konuyla ilgili kanunlar ve gereklilikleri hakkında bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır. Bunun yanında özellikle erken evliliklerin görüldüğü bölgelerde kız çocuklarının eğitim devamlılıkları kontrol altında tutulmalı, Milli Eğitim Bakanlığı çalışanlarına ve okullardaki personele bu devamlılığın sağlanması yönünde sorumluluk verilmeli, denetimler sıkı tutulmalıdır. Raporda ayrıntılarıyla ortaya konan tablo, erken ve zorla evliliklerin Türkiye için önemli bir sosyal sorun olduğu gerçeğini göstermektedir. Erken ve zorla evlilikler, ülkemizde ciddi boyutlarda yaşanan cinsiyetler arası toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir başka boyutu olarak karşımıza çıkmaktadır ve bir insan hakkı ihlali olarak kabul edilmektedir. Çocuk gelinler sorununun sebeplerinin anlaşılmaya çalışıldığı noktada gözden kaçırılmaması gereken asıl nokta, sorunun ortaya çıkmasında tek bir dinamiğin söz konusu olmadığı gerçeğidir. Erken evliliklerin görüldüğü ülkelerin sosyal, ekonomik ve kültürel bazda sağlıklı analizlerinin yapılarak, soruna sebep olan dinamikler ortaya konmalı ve bölgesel politikalarla çözüm yolları aranmalıdır. 46 Erken evlilikler çoğu zaman gelenek kodlarıyla devamlılığı sağlanan bir uygulama olduğu için, meşrulaştırılan bu düzenin kültürel değerlerden tasfiye edilmesi gerekmektedir. Köklü kültürel sistemlerin değiştirilebilmesi için ise toplumda köklü ve çok yönlü reformlar gerçekleştirilmelidir. Dolayısıyla, özellikle erken evlilik gibi uygulamaların çok görüldüğü bölgelerde siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda çok yönlü reform ve yatırımların yapılması,mücadele yöntemlerinin çok daha etkin olması noktasında büyük önem arz etmektedir. Sorun sosyo-kültürel bir sorun olduğu kadar ayrıca bir yoksullukla mücadele ve cinsel eğitimsizlik sorunudur. Çocuk gelinlerin sayısı ailelerin refah düzeyleri arttırılmadan ve sosyal devlet anlayışı egemen kılınmadan sadece gönüllü kuruluşların yürüttükleri sınırlı projelerle azaltılamayacaktır. Yapılan projelerin bir devlet projesi niteliğinde olması önemlidir. Eğitim seviyesi arttıkça erken evliliklerin sayısında düşüş görülmektedir. Bu sebeple çocukların eğitim seviyelerinin yükseltilmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Çocukların zorunlu eğitim ve öğretimlerini tamamlamayan veliler tespit edilmeli haklarında caydırıcı önlemler alınmalıdır. Örgün eğitim alan çocuklar için erken yaşta evlenmenin sakıncalarının, anneçocuk sağlığı ve üreme sağlığının anlatıldığı konular müfredata eklenmelidir. Ekonomikyönden gelişmemiş bölgelerdeki bölge okullarının ve pansiyonlarının sayıları artırılmalıdır. Evliliği geciktirmeyi hedefleyen programların başarılı olmasında en çok fayda sağlayan, kınama yerine yerel teşviklerin kullanılması yöntemidir. Örneğin, kız çocukla- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
rının eğitime devam etmesi için doğrudan destek sağlanması ya da yaşadıkları bölgelere yakın yerlere okul açılması gibi. Hindistan da bu uygulama belli bir bölgedeki ailelerin sağlıklarını denetleyen ve sathin denilen köy sağlık çalışanlarıyla yürütülmektedir.bu çalışanların görevi, köylülere çocuk evliliklerinin bir suç olduğunun yanı sıra, aynı zamanda kızları için ciddi bir tehlike unsuru olduğunu hatırlatmayı kapsamaktadır. 58 Erken yaşta evliliklerin sağlık açısından zararları ile erken evliliğin sebep olduğu erken gebeliklerin meydana getireceği tehlikeler ve aile planlaması hakkında toplumun geneline yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır. Okullar, sağlık ocakları ve halk eğitim merkezleri odaklı eğitim projeleri geliştirilerek özellikle kırsalda farkındalığın artırılması gerekmektedir. Erken yaşta ve zorla evlendirilme, HIV/AIDS karşısında özellikle kadınların risk altında kalmasına sebep olan önemli sonuçlara da gebedir. Bu sebeple ülkelerin, kendi nüfusları içerisinde erken evlilikler ve HIV arasındaki bağlantıyı ortaya koyup buna göre politikalar üretebilmeleri için, özellikle bu konuda sağlıklı verilere sahip olması gerekmektedir. Uluslararası düzeyde de olsa, ortaya konulacak çalışmaların standardı bulunmamaktadır. Belli bir standart sağlanabilecek tek alan yasal zeminde, erken evliliklere karşı yaptırım uygulanması yönünde olabilir. Bunun haricindeki çalışmalar öncelikle sosyoekonomik kalkınmanın sağlanmasına yönelik olmak üzere bölgesel yürütülmelidir. 47 Çağdaş sivil toplum örgütlenmelerinin geliştirilmesi, sosyal ve ekonomik gelişmeyi olumlu yönde etkileyecektir. Bu tür örgütlenmelere yönelik kapasite artırıcı eğitim programları düzenlenmelidir. Sosyal mobilizasyon ve din görevlileriyle işbirliği, toplum liderleri ve toplum tabanlı sivil toplum kuruluşlarının işbirliği de çözüm için önem teşkil etmektedir. Sosyal psikologlar, antropologlar, sosyologlar, sosyal hizmet uzmanları amaca uygun olarak geliştirilecek bir program dâhilinde az gelişmiş ve gelişmekte olan yörelerde örgütlü bir biçimde istihdam edilmeli. Doktor, öğretmen ve hemşirelere hizmet içi eğitim verilmeli. Toplumda erken yaşta evliliklere karşı bilinç ve farkındalıkların artırılması amacıyla yazılı ve görsel basından yararlanılmalıdır. Özellikle toplum liderlerinin, bilinçlendirme ve farkındalık çalışmalarına katılımları sağlanmalıdır. Çocuklarını ilköğretim, lise ve üniversiteye gönderen yoksul hanelerin şartlı nakit transferinden yararlandırılmasına yoğun ve etkili olarak devam edilmeli. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
KAYNAKÇA 1 Diren Çakmak, Türkiye de Çocuk Gelinler, Birinci Hukukun Gençleri Sempozyumu- Hukuk Devletinde Kişisel Güvenlik, Bildiri Tam Metinler E-Kitabı (www.umut.org.tr/ HukukunGencleri/TamMetinlerSunular/DirenCakmak.pdf), 20-21 Mart 2009, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ankara, Türkiye. 2 Plan UK, Breaking Vows: Early and Forced Marriage and Girls Education, 2011. 3 Diren Çakmak, Türkiye de Çocuk Gelinler, Birinci Hukukun Gençleri Sempozyumu- Hukuk Devletinde Kişisel Güvenlik, Bildiri Tam Metinler E-Kitabı. 4 Selen Doğan, Küçük Yaşta Evlilik Büyük Geliyor!, National Geographic Türkiye, Haziran 2011, s.154. 5 Selen Doğan, Kendimizi Kandırmayalım, Bizim Tek Derdimiz Namus!, içinde Uçan Haber Dergisi, Sayı: 26, 2010, s. 16. 6 Evlenmek İçin Çok Küçük: Çocuk Gelinlerin Gizli Dünyası, National Geographic Türkiye, Haziran 2011, s.142. 7 Diren Çakmak, Türkiye de Çocuk Gelinler, Birinci Hukukun Gençleri Sempozyumu- Hukuk Devletinde Kişisel Güvenlik, Bildiri Tam Metinler E-Kitabı. 8 Plan UK, Breaking Vows: Early and Forced Marriage and Girls Education, June 2011. 9 Özlem Dağlı, Almanya nın Zorla Evliliklere Karşı Mücadelesi, Uçan Haber Dergisi, 2010, Sayı.26, s. 38. 10 Plan Egypt, Early Marriage, 2010. 11 The State of the World s Girls 2009. Girls in the Global Economy: Adding It All Up, Plan 2009. 12 UNICEF, Early Marriage, Child Spouses. March, 2001, p.5. 13 Aile Yapısı Araştırması 2006, T.C. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), <http://www.aile.gov.tr/files/ AileYap%C4%B1s%C4%B1%202006%20.pdf>, (Erişim Tarihi: 25/07/2011). 14 Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Resmi Web Sitesi, <http://www. cetad.org.tr/cetad_bilgilendirme_dosyalari.php>, (Erişim tarihi: 23.07.2011). 15 Office for National Statistics, <http://www.statistics.gov.uk/statbase/product. asp?vlnk=14275>, (Erişim Tarihi: 05/08/2011). 16 İngiltere de Hükümet Soruna El Attı, Derleyen: Ceren Dönmez, Uçan Haber Dergisi, 2010, Sayı.26, s.43. 17 Noah Gottschalk, Uganda: Early Marriage as a Form of Sexual Violence, Forced Migration Review, 2007, issue 27, pp. 51-53. 49 EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
18 Diren Çakmak, Türkiye de Çocuk Gelinler, Birinci Hukukun Gençleri Sempozyumu- Hukuk Devletinde Kişisel Güvenlik, Bildiri Tam Metinler E-Kitabı. 19 Hacettepe Üniversitesi, Nüfus ve Sağlık Araştırması 2008, <http://www.hips.hacettepe. edu.tr/tnsa2008/data/tnsa-2008_ana_rapor-tr.pdf>, (Erişim Tarihi: 12/08/2011). 20 Plan UK, Breaking Vows: Early and Forced Marriage and Girls Education, 2011. 21 Plan UK, Breaking Vows: Early and Forced Marriage and Girls Education, 2011. 22 S. Lane, Stealing Innocence: Child Marriage and Gender Inequality in Pakistan, Plan Fınland & Abo Academy University, Finland, 2011. 23 J.Joel Moss, Teenage Marriage: Crossnational Trends and Sociological Factors in the Decision of When to Marry, Acta Sociologica, Vol.8, No: 1, Sage Publication, 1968, s. 98. 24 Plan UK, Breaking Vows: Early and Forced Marriage and Girls Education, 2011. 25 Aile Yapısı Araştırması 2006, T.C. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), <http://www.tuik.gov.tr/aileyapidagitimapp/aileyapi.zul>, Erişim Tarihi: 16/08/2011. 26 A. North, Drought, Drop Out and Early Marriage: Feeling the Effects of Climate Change in East Africa, 2009, The Equals Newsletter 24, 4. 27 C. Felten-Biermann, Gender and Natural Disaster: Sexualised Violence and the Tsunami, Development, Vol.49, No.3, 2006. 50 28 International Center for Research on Women (ICRW), How to End Child Marriage: Action Strategies for Prevention and Protection, 2007, <http://evipnet.bvsalud.org/ lildbi/docsonline/0/3/030-policy_brief_2007-childmarriagepolicy.pdf>, (Erişim Tarihi: 17/08/2011). 29 UNICEF, Early Marriage, Child Spouses, March 2001, p.11 30 Çocuk Evliliği ve Hukuk, UNICEF, (New York: 2008), s.36. 31 TBMM Kadın Erken Fırsat Eşitliği Komisyonu, Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Rapor, <http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/kefe/docs/komisyon_rapor.pdf>, (Erişim Tarihi: 29/07/2011). 32 TBMM Kadın Erken Fırsat Eşitliği Komisyonu, Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Rapor. 33 Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA). 34 TBMM Kadın Erken Fırsat Eşitliği Komisyonu, Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Rapor. 35 Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA). 36 Judith Bruce, Shelley Clark, The Implications of Early Marriage for HIV/AIDS Policy, brief based on background paper prepared for the WHO/UNFPA/Population Council Technical Consultation on Married Adolescents, New York: Population Council. 37 Kevin Lacon, Child Sexual Abuse and HIV Transmission in Sub-Saharan Africa, Child Abuse Review, Vol.17, pp.94-107. 38 Pınar Öktem, Erken Yaşta/Zorla Evlilikler ve HIV/AIDS, Uçan Haber Dergisi, 2010, Sayı.26, s. 26. 39 Eno-Obong Akpan, Early Marriage in Eastern Nigeria and the Health Consequences of Vesico- Vaginal Fistulae (VVF) Among Young Mothers, Gender and Development, Volume 11, Issue 2, 2003, pp. 70-76 40 Evlilik Değil Evcilik, Sosyal Demokrasi Vakfı, 2009. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
41 TBMM Kadın Erken Fırsat Eşitliği Komisyonu, Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Rapor. 42 Türkiye de Çocukların Durumu Raporu - 2011, UNICEF, <http://panel.unicef.org. tr/vera/app/var/files/s/i/sitan-tur.pdf >, (Erişim Tarihi: 22/07/2011). 43 Feride Acar, Hakkı Onur Arıner, Kadınların İnsan Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, (Ankara: İçişleri Bakanlığı Yayınları), 2009. 44 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı 2008-2013, T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, <http://www.ksgm.gov.tr/eylem_toplumsal.php>, (Erişim Tarihi: 20/3/2011), s. 16. 45 Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, UNICEF, <http://www. unicef.org/turkey/pdf/_gion sekiz.pdf>, (Erişim Tarihi: 27/07/2011). 46 Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, UNICEF. 47 Çocuk Hakları Sözleşmesi, UNICEF, <http://www.unicef.org/turkey/crc/_cr23b.html>, (Erişim Tarihi: 27/07/2011). 48 Norveç te Göçmen Aileler Çocuklarını Evliliğe Zorluyor, Derleyen: Ceren Dönmez, Uçan Haber Dergisi, 2010, Sayı.26, s.46. 49 TBMM Kadın Erken Fırsat Eşitliği Komisyonu, Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Rapor. 50 Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereke Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan (10/148, 182, 187, 284, 285) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyon Raporu, 2006, s.35. 51 TBMM Kadın Erken Fırsat Eşitliği Komisyonu, Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Rapor. 52 Türk Medeni Kanunu, Madde 124-128 53 Türkiye de Çocukların Durumu Raporu - 2011, UNICEF. 54 Türk Ceza Kanunu, Madde 104. 55 Diren Çakmak, Türkiye de Çocuk Gelinler, Birinci Hukukun Gençleri Sempozyumu- Hukuk Devletinde Kişisel Güvenlik, Bildiri Tam Metinler E-Kitabı. 56 Türk Ceza Kanunu, Madde 230. 57 Türkiye de Çocukların Durumu Raporu - 2011, UNICEF. 58 Evlenmek İçin Çok Küçük: Çocuk Gelinlerin Gizli Dünyası, National Geographic Türkiye, Haziran 2011, s.151. 51 EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU (USAK) USAK, ulusal ve uluslararası siyaset, ekonomi, hukuk, toplumsal bilimler ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bağımsız bir düşünce kuruluşudur (think-tank). Öncelikli olarak kamuoyunun tarafsız, doğru ve yeterli bilgi ihtiyacını karşılamayı amaçlar. Bu amaç çerçevesinde özel ve kamu kuruluşlarının, firmaların ve medya kuruluşlarının taleplerinin yanı sıra, bireysel talepleri de karşılamaya çalışır. USAK ın yerine getirmeye çalıştığı önemli amaçlarından biri Türkiye nin ve dünyanın ihtiyaç duyduğu bilgileri toplamak ve bilgi yığınları içinden gerekli seçkiyi yapmaktır. İhtiyaç sahibine, ihtiyaç duyduğu anda istediği nitelik ve nicelikte bilgiyi sunmaya çalışır. Aynı çerçevede bilgilerin değerlendirilmesi ve analiz edilmesi de USAK ın amaç ve görevleri arasındadır. Gerekli nitelikli personelin yetiştirilmesi ve eğitim hizmetlerinin verilmesi, uzmanlar ve uygulayıcılar arasındaki iletişim eksikliğinin giderilmesi USAK ın amaçları arasındadır. 52 Alan çalışmalarına ek olarak USAK kuramsal ve kavramsal alanda da kendisine görevler düştüğünün bilincindedir. Günümüzde anlaşmazlıkların önemli bir kısmının kavram karmaşasından doğduğunu düşünen USAK, kavramların doğru tanımlanmasına büyük önem verir. Özellikle Türkiye nin son yıllarda yaşadığı sorunlarda kavram karmaşasının rolü büyüktür. USAK Türkiye için dünyalı, dünya için Türkiyeli kavramları sunmaktadır. 2004 yılında kurulan USAK merkez binası Ankara Mebusevleri ndedir. Merkez de 34 tam zamanlı akademisyen, uzman ve araştırmacı ile 7 teknik personeli bulunan USAK ayrıca Türkiye ve dünya çapında 100 ün üzerinde akademisyen, alanında uzman, araştırmacı ve yazar ile çalışmaklarını zenginleştirmektedir. Bunlara ek olarak anlaşmalı, yarı-zamanlı ve gönüllü çalışanlar da zaman zaman USAK çalışmalarına katkıda bulunmaktadır. Staj ve eğitim programları çerçevesinde her dönemde eğitim vermektedir. Katılımcılar sadece Türkiye den değil, dünyanın diğer ülkelerinden de gelmektedirler. USAK bir tür şemsiye örgüt yapılanması modelini izlemektedir. Kendisine bağlı 7 araştırma merkezi aracılığıyla çalışmalarını yürütür. USAK doğru bilginin, daha iyi bir eğitimin ve daha iyi bir iletişimin Türkiye ve insanlığın daha mutlu ve refah içinde yaşamasına katkıda bulunacağına inanır. USAK ın en temel ilkesi şudur: Bilgi doğru kullanıldığı sürece güçtür. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
USAK SOSYAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (SAM) USAK-SAM, ülkemizde pek çok alanda yaşanan toplumsal sorunlara bilimsel araştırmalara dayalı ve uygulanabilir çözümler sunmayı temel alan bir birimdir. Merkezimizde günümüze kadar gerçekleştirilen projeler medya ve politika yapıcılardan ilgi görmüştür. Projelerimiz, çalışılan alanlarla ilgili araştırma tekniklerinin etkin kullanımı, objektif yorumlara öncelik verilmesi ve güvenilirliği dolayısıyla UNICEF ve TÜBİTAK gibi kuruluşların desteğini almıştır. Sosyal Araştırmalar Merkezi uzmanları siyasi katılım, göç, sosyal entegrasyon, Avrupa daki Türk Diasporası, suç sosyolojisi, kadın çalışmaları, Türkiye de kültür ve politika gibi farklı alanlarda çalışmalar yapmaktadır. USAK-SAM özellikle Türkiye nin toplumsal sorunlarını derinlemesine araştırarak çözüm politikaları üretmektedir. Uzmanlarımız, ülkemizde ilgi alanlarındaki farklı uzmanlar, akademisyenler ve araştırmacılarla çalıştaylar düzenleyerek ve fikir alışverişi yaparak bakış açılarını geniş bir yelpazede tutmaktadır. Merkez, USAK bünyesinde yapılan araştırmalarla farklı kamu ve özel kurum ve kuruluşlarıyla projeler yaparak kamuoyu gündemine ve toplum sorunlarına direkt ve dolaylı olarak etki etmektedir. USAK-SAM tarafından yürütülen çalışmalardaki öncelikli amaç bilimsel ve tarafsız olmaktır. 53 İLGİ VE UZMANLIK ALANLARI Göç Suç Sosyolojisi Siyaset Sosyolojisi Medya ve Kültürel çalışmalar Sosyal Hareketler Kentleşme Kadın Çalışmaları Çocuk ve Gençlik Çalışmaları Türkiye de Dil, Tarih ve Politika ARAŞTIRMACILAR MEHMET GÜÇER: USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi başkanıdır. Suç, milliyetçilik, göç ve yakın dönem Türk siyasal hayatı üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Güçer, ilgili konulardaki pek çok projede koordinatör olarak görev yapmıştır. DİLEK KARAL: Kadın çalışmaları, göç, kentleşme, Türkiye de dil, kültür ve politika konularında çalışmalarını yürütmektedir. Aydemir, ilgili alanlarda farklı USAK projelerinde görev almıştır. ELVAN AYDEMİR: Toplumsal cinsiyet çalışmaları, çocuk ve suç, medya çalışmaları, sosyoloji teorileri ve göç konuları üzerine çalışmaktadır. Alanında çeşitli projelerde yer alan Aydemir ayrıca, USAK Stratejik Gündem in yayın koordinatörlüğü görevini yürütmektedir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
www.usak.org.tr Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Mebusevleri Mahallesi, Ayten Sokak, No: 21 06570, Tandoğan, Ankara Tel: 0090 312 212 28 86 Fax: 0090 312 212 25 84 www.usak.org.tr, www.turkishweekly.net, www.usakgundem.com 9 786054 03061 3