ÖZGE SARIOĞLU Yangın



Benzer belgeler
İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

KEREM ASLAN Her Şey Dahil

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

ECE ERDOĞUŞ Tuhaf Hikâyeleri Sever misiniz?

İletişim Yayınları 2462 Çağdaş Türkçe Edebiyat 423 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

BARIŞ BIÇAKÇI Seyrek Yağmur

AYLİN BALBOA Belki Bir Gün Uçarız

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Kirpiklerimin Gölgesi

ALİ ARTUN Sanatın İktidarı

Derleyenler FERYAL SAYGILIGİL - BEYHAN UYGUN AYTEMİZ Gülebilir miyiz Dersin?

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

PELİN BUZLUK Deli Bal ve Kanatları Ölü Açıklığında

OĞUZHAN TAŞ Gazetecilik Etiğinin Mesleki Sınırları

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Sarmaşık

BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz

MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları

ENGİN SARI Mardin de Kültürlerarasılık

MELİKE UZUN Soğuk ve Temiz

Derleyen AYŞE BUĞRA Sınıftan Sınıfa

Arne Bellstorf. ALMAN SEVGİLİ Astrid Kirchherr ve Stuart Sutcliffe in Hikâyesi. Çeviren: Tanıl Bora

FRANCESCA SIMON FELAKET HENRY İLE SPOR

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

SEDEF BETİL Kısa Karanlıklar

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO Κρατύλος

HAMZA AKTAN Kürt Vatandaş

HAKAN BIÇAKCI Otel Paranoya

KIRMIZI KANATLI KARTAL

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

ORHAN DOĞAN Yarıda Kalan Hayat Nîv Jiyan

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

ELİF TÜRKER Sevgili Alef,

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA

JOHN BERGER Leylak ve Bayrak

DİLŞA DENİZ Yol/Rê: Dersim İnanç Sembolizmi

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ. 5 Basım SIRLAR OTELİ. 2. Kitap

BARIŞ BIÇAKÇI Sinek Isırıklarının Müellifi

ali hikmet ÞEYTAN UÇURTMASI

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

ÜMİT KARDAŞ Demokrasi ve Hukuk Krizi

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

TÜLİN KOZİKOĞLU - UĞUR ALTUN Mıstık, seni anlamıyoruz! Noktalama İşaretlerinin Öyküsü

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Kuş Eppeği Levent Cantek

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

SEVECEN TUNÇ Mektepliler, Münevverler, Meraklılar

İHSAN OKTAY ANAR Galîz Kahraman

ISBN :

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim sınıf Takdimci El Kitabı

MENEKŞE TOPRAK Arı Fısıltıları

AHMET KARCILILAR Mavinin Reddi

GİRAY KEMER Olaylar Boksörün Pazı Sarmasını Yemesiyle Başladı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

Tanrı dan gönderilen Adam

FRANCESCA SIMON FELAKET HENRY NİN KÂBUSU

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın

AYLIK BÜLTEN-MAYIS 2013 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI İLKOKUL BÜLTENİ

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

SAGALASSOS TA BİR GÜN

İSTANBUL İLİ İLKÖĞRETİM OKULLARI 4, 5, 6. SINIFLAR ARASI MATEMATİK OLİMPİYATI SORU KİTAPÇIĞI 13 NİSAN 2013 T.C İSTANBUL VALİLİĞİ ÖZEL AKASYA KOLEJİ

İSTANBUL İLİ İLKÖĞRETİM OKULLARI 4, 5, 6. SINIFLAR ARASI MATEMATİK OLİMPİYATI SORU KİTAPÇIĞI 13 NİSAN 2013 T.C İSTANBUL VALİLİĞİ ÖZEL AKASYA KOLEJİ

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi?

SEZGİN KAYMAZ Ateş Canına Yapışsın

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

Cem Akaş BUMBA İLE BİBU. Resimleyen: Reha Barış

MICHEL ELTCHANINOFF Putin in Aklında Ne Var?

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan :15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

STRES YÖNETİMİ DURUŞLAR VE GEVŞEME YÖNTEMLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

MIREILLE DELMAS-MARTY - ISABELLE FOUCHARD EMANUELA FRONZA - LAURENT NEYRET İnsanlığa Karşı Suç

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ORMANDAKİ DEV. 4. basım. Resimleyen: Reha Barış

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İsa nın Doğuşu

Özel Amerikan Robert Lisesi Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

Transkript:

ÖZGE SARIOĞLU Yangın

ÖZGE SARIOĞLU 1979 Ankara doğumlu. TED Ankara Koleji nin ardından ODTÜ İşletme Bölümü nü bitirdi. İstanbul da yaşamaya ve öykülerini dönem dönem altzine.net ve kişisel blogu www.diger-yarim.blogspot.com da yayınlamaya devam ediyor. İletişim Yayınları 2083 Çağdaş Türkçe Edebiyat 325 ISBN-13: 978-975-05-1673-3 2014 İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2014, İstanbul EDİTÖR Levent Cantek KAPAK Suat Aysu KAPAK FOTOĞRAFI Serdar Aysu UYGULAMA Hüsnü Abbas DÜZELTİ Ayla Karadağ BASKI ve CİLT Sena Ofset SERTİFİKA NO. 12064 Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi B Blok 6. Kat No. 4NB 7-9-11 Topkapı 34010 İstanbul Tel: 212.613 38 46 İletişim Yayınları SERTİFİKA NO. 10721 Binbirdirek Meydanı Sokak, İletişim Han 3, Fatih 34122 İstanbul Tel: 212.516 22 60-61-62 Faks: 212.516 12 58 e-mail: iletisim@iletisim.com.tr web: www.iletisim.com.tr

ÖZGE SARIOĞLU Yangın

0 Elimde pas var, dilimde kilit. Hiç kimsenin geçmeye cesaret edemediği yerlere ışık tutmak istiyorum. Yangınlar yanıyor orada... 5

1 Yangın, yeraltında sinsice uyuyan bir siyah pars gibi, huzursuzluğu her an hissedilip de geldiği kesin olarak söylenemeyen bir deprem gibi, yeryüzünün her köşesini ve bucağını hem ayrı ayrı, hem hep bir anda yokluyor. Doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden, her yerden alevler çıkıyor. Ta en dipten lavlar fışkırıyor, tepelerden korlar düşüyor. Yangının içindeki tüm insanlar ve canlılar yavaş yavaş ölüyor. Ölüyoruz. Halbuki, herkes hiç ölmeyecekmişçesine ve hatta yangın hiç yokmuşçasına yaşamaya çalışıyor. Âşık oluyor örneğin. Ya da topluma boyun eğiyor. Veyahut yaşı geçmeden çocuk doğurmak istiyor. Az kazandığına üzülüyor, ikramiye çıksın ya da mirasa konsun diye bekliyor. Dans ediyor ve içiyor. Gülüyor ve sevişiyor. Ve aslında herkes ölüyor yavaş yavaş. Ve yangın, bir gün geliyor, gökyüzündeki şimşeklerin çağrısına uyup yerin üstündeki mazgallardan ve çatlaklardan kendisine yol bulup da yükseliverdiğinde, onu bir mit zanneden insanların karşısında kanlı canlı bir ejderha gibi dişlerini gösterip ateşlerini püskürterek vücut buluyor. 6

Tanrı ölümü sıralı vermiyor. İlk önce oğullar ölüyor. Sonra babalar yıkılıyor. Analar peşleri sıra yakıyorlar birer ağıt. Sanki sıra kendilerinde değilmişçesine gidene ağlıyorlar. Gelinlik kızların boynu bükük... İnsanlar yangın sıcağını, hiç beklemedikleri bir anda, açmak için uzandıkları kapının ardında hissediveriyorlar. O ana kadar hiçbir şey yokmuş gibi gülen aydınlık suratları kararıyor. Artık kapıyı ister açsınlar, ister açmadan beklesinler, yangın onları da yutacak, birden fark ediyorlar. Ve işte o anda dehşete düşüyorlar. Madem bunca yakındadır yangın, öyleyse en yakındakindedir suç, diye düşünüyorlar. Ve birdenbire o yakındakine diş biliyorlar. Gizli sandıklarından çıkartıp bıçaklarını bileyliyorlar. Üç-beş kurban da kendilerinden vermeyi göze alıp savaşıyor, galip gelebilirlerse yangından da kaçarlar sanıyorlar. Aslında yangından kimse kaçamıyor. Er ya da geç herkes ölüyor. Kimi en başından beri bilerek öleceğini, kimi son dakikaya kadar inanmayarak... Kimi kurbanlarını vermiş, kimi kurban olmaya boyun eğmiş olarak... Kimi savaşırken, kimi barışı beklerken... Ama kimse kurtaramıyor kendini yangından. Herkes ölüyor. Kimi hızlı, kimi yavaş... 7

2 Yıllar, hatta yüzyıllar öncesinden kurulmuş bir saat gibi, tıkır tıkır çalışıyor yangın. O saat ki ilk kimin kurduğu bilinmez, ama hep duruverdiğinde yeni baştan kuracak birileri olagelmiş. Oysa saatin vidaları sürekli kurulmaktan gevşemiş; yelkovan kurtuluyor artık akrebinden. Artık saatler sonsuzun içinde, alışılagelmiş zamandan çok daha hızlı akıyor. Ağaçlar yanıyor. Ya da kan kusuyorlar yeşillerinin yerine. Kararıyor yüzleri, insanların yüzleri gibi. Kararıyor içleri, haykıramıyorlar. Aynı insanlar gibi. Camlar patlıyor yangın sıcağıyla. Etlerine batıyor insanların. Önce yoksullar ölüyor. İnsanlığının değeri olmamış kalabalık kütleler halinde devriliyorlar. Sanki ayaklarının altı çamurmuşçasına, sanki bataklık onları yutuyormuşçasına erir gibi düşüyorlar. Oysa yer sert, yer acımasız. Düşenleri kavramıyor bile. Yutmuyor, kurtarmıyor. Ortada bırakıyor. Yaşayan diğer canlılara yem olsun diye cascavlak koyuveriyor öylece. Kimse rahatıyla toprağa karışamıyor. Toprak altındakiler de bitkilere sürgün veremiyor nicedir. 8

Toprağın altı da yerin üstü gibi kaynıyor. Onun içinde de ne varsa, insanların obur makineleri tarafından yoklanıyor. Ve makineler bulduğunu katıyor önüne... Zaten her şey insan için değil mi? sözleri yankılanıyor topraktan alınanların boşluğunda. Her şey onlar için olan, betonlara ayak basan insan, toprağın da yandığını görmüyor. Gözün önündekini görmeyen gözün görmediğini nasıl hayal etsin? 9

3 Hastalıklar ürüyor insanların içinde. Küçük hastalıklar değil bunlar. O küçük hastalıkların ilaçları var artık. Kutu kutu yutulan hapları, içilen şurupları... Oysa çözümü olmadan çürüyor insanlar. Yangına dahil olduklarını reddederek, sınırsızca yemeye, içmeye devam ediyorlar. Lokantalarda en büyük tabaklarda sunuluyor yemekler. Hiçbir şeyin artık kendi tadı olmadığından, hep soslu geliyor yiyecekler. Yarısı yeniyor, yarısı bırakılıyor. Dönüp bir daha bakılmadan çöpe atılıyor kalanlar. Başka yerlerde birileri o yarımları, kokmuş olarak da olsa, bulabildiklerine şükrediyor. 10

4 İnsanlar gencine yaşlısına bakmadan koca koca sorumluluk oyuncakları alıyor üstüne. O oyuncağın altında ezilmeye razı gelip oynuyorlar. Yangın ne kadar yakında bakmak zorunda kalmıyorlar böylece. Yangını söndürmekse hiç akıllarından geçmiyor. Geçse bile... Yangın söndürülebilir mi? Bunu kimse kesin olarak bilmiyor. O yüzden oyuncaklarıyla boğuşmaya devam ediyor insanlar. Böylece oynar dururken yangını düşünmeye zamanları kalmıyor. İnsanların oyuncaklarla oynadıkça oynadıkça, başka oyuncakları oluyor. Ve insanoğlu her bir oyuncağının varlığına hemen alışıyor, sonra da elindeki hiçbir oyuncağı başkasına vermek istemiyor. Başkalarının oyuncaklarını ise ellerinden almak... Ve yanıverdiklerinde oyuncaklarına sımsıkı sarılmış olarak ölüyorlar. Oyuncaklarsa yanmıyor, bir el tarafından, ölünün kucağından alınıp başka bir ölümlünün kucağına veriliyor. Gerçek oyuncakların gerçek sahibi çocuklara gelince, onlar topaç çevirmeyi bırakalı epey oldu. Şimdilerde ekranlarından ulaştıkları diğer çocuklarla, kim kimi daha önce öl- 11

dürecek diye çekişiyorlar. Ekranlar da nicedir yangın yeri... Artık gözlerinde güneşler yerine puslu bulutlar var çocukların ve artık sorulduğunda büyümek istemediklerini söylüyorlar ki hayatın dertleri başlamasın. 12

5 Doğruları var insanların. Geçmiş hasretiyle mi bilinmez, aynı Ortaçağ daki gibi inanıyorlar. Ve başka doğrulara, onları dinlemeksizin, kurt köpekler gibi saldırıyorlar. Aslında korkuyor insanlar. O başka doğruların daha büyük kuvvette birisine ait olmasından korkuyorlar. Susuyorlar ya da kendilerinden düşük kuvvettekilere fısıldıyorlar doğru bildiklerini. Ama asla yüksek sesle konuşmuyorlar. Ta ki o en büyük kuvvetteki konuşana kadar... İşte o zaman, kendi inandıklarına uysun uymasın, başlarını sallayarak onaylıyorlar. Ve büyük parmak kime karşı sallanırsa, onu cezalandırıyorlar. Yangına bir odun da kendi elleriyle atıyorlar. Kaşıyorlar, kan çıkıyor. Ceza göstere göstere verilmiyor. Cezalandırılacak önden biliniyor, kulaktan kulağa söyleniyor. Fakat anlaşma gereği, cezasını alacağı ana kadar güleryüzle ağırlanıyor. Sonra yangından kopmuş bir kor, bir fırtınanın etkisiyle palazlanıyor. Çevredekiler ne olduğunu anlamadan uğultulu bir hortum yükseliyor. İnsanlar kaçışıyor. Kapıların ardına saklanıyorlar. 13

Tek, cezalandırılacak olan durup bekliyor. Çünkü hortumun uğultusu adını çağırıyor. Bekliyor, kaçışın olmadığını bilerek. Buraya kadarmış, diyerek bekliyor. Hortum, koca siyah-gri-kızıl bir kütle olarak önünde, yönünde ne bulursa içine katarak geliyor, cezalıyı sarıp sarmalıyor ve sonra yok olup gidiyor. Kalanlar kapılarının dışına başlarını uzattığında, yalnızca geride kalan artıkları görüyor. Nedeni, nasılı bilmiyor. Hiç soru sormuyor. 14