KADİR BAYKAL Kadir Baykal Baykallar, Iğdırmava nın köklü ve güçlü ailesi olarak 20 yy Iğdır ına damgasını vurmuş; kendi içinde değerli girişimci ve siyaset adamları çıkarmıştır. Bunlardan özellikle Fazıl Baykal ı anmak gerekir. Bir dönem (1955 Kasım-57 Şubat) Iğdır a belediye başkanlığı da yapan Fazıl Baykal, bunun yansıra CHP ilçe başkanlığı (Temmuz 1955), gazino ve tuhafiye mağazası işletmeciliği de yaparak zengin bir portre çizmiştir. Kadir Baykal Hayatım 1932 Iğdır doğumluyum. İlk ve ortaokulu Iğdır da bitirdim.liseye Erzurum da başladım (1950). Sınıf arkadaşlarım arasında Medet Serhat, Dr. Kemal Karasu, Oruç Demirel, Nizamettin Kaya ve Fahrettin Karadeniz gibi isimleri sayabilirim. Birinci sınıfta Medet yabancı bir öğrenci grubuyla kavga edince, Iğdır grubu olarak kavgada Medet in yanında yer aldık. Bunun üzerine okul idaresi bizleri başka liselere sürgün etti. Ben ve Fahrettin Rize ye; Medet Trabzon a diğerleri de Kars Lisesine gittiler. 1953 de Rize lisesinden mezun olup, Ankara Hukuk Fakültesine kaydımı yaptırdım (1954). Fakülteyi bitirmeden ayrıldım. İş Hayatım 1960 yılında Iğdır Sivil Savunma da başlayan memurluk hayatımı Toprak Komisyonunda çalışarak devam ettirdim. Iğdır depremi nedeniyle komisyon nakledilince 1965 yılına kadar Kars ta görev yaptım. 1965 te Iğdır a dönüp belediyede (muhasip) ve Zirai Donatımda iş hayatıma devam ettim. 1975 yılında tayinimi İstanbul a çıkartıp Iğdır dan ayrıldım. Bir yıl İstanbul da görev yaptıktan sonra Ankara TRT de Sosyal ve İdari İşler bölümünde çalıştım. 1986 yılında emekli oldum. Evliyim iki oğlum var. Ağabeyim Fazıl Baykal Fazıl abim uzun yıllar gazino işletmeciliği yapmıştı. 1930 ve 40 lı yıllarda Iğdır da sosyetik ve aristokratik bir kesim vardı. Erivanlı Rahim Bey namında birisinin işlettiği çok modern bir gazino kasabaya hizmet veriyordu. Iğdır ın o yıllar sosyal ve kültürel yaşamı öyle 522
Iğdır Sevdası zenginmiş ki Avni Dilligil gibi ünlü tiyatro ve eğlence kumpanyaları Iğdır a gelip günlerce kalırlarmış. Fazıl abim gazinoyu Rahim Bey den satın alıp uzun yıllar bu işi başarıyla yürüttü. Yaşlandığı zaman da gazinonun yerini Abdülbaki Barbaros a sattı. Fazıl abim bir ara aktif olarak politikaya da atıldı. 1957 mahalli seçimlerinde Mecit Hun la birlikte müstakil bir liste oluşturup belediye meclisine girdi. O yıllar belediye başkanını, encümen azaları kendi aralarında oylama yaparak seçerlerdi. İlk toplantıda belediye meclisi ağabeyimi belediye başkanı olarak atadı. Mecit Hun da başkan vekilliği görevini üstlendi. Ne zaman ağabeyim, Iğdır dışına çıksa başkanlık görevini Mecit Hun yürütürdü. Bilahare belediye meclisi tarafsızlığı nedeniyle Mir Ali Ural ı belediye başkanı olarak tayin edince ağabeyimin 1.5 yıl devam eden başkanlık görevi sona erdi. Su arkına yuvarlandım Mecit Hun ortaokul yıllarımda Matematik hocamdı (1948). Bu nedenle sonraki yıllar aramızda hep bir resmiyet ve mesafe olmuştur. Ben kendisini hep Mecit abi olarak çağırdım. Onun gittiği yerlere gitmez ve yanında sigara içmezdim. Ancak Fazıl abimle çok samimi ve yakın bir dostluğu vardı. Hatta bu dostluk politik olarak da kendisini tezahür ederdi. Bir anım var ki bugün bile gözlerimin önünden gitmiyor: Belediye başkanlığı seçimleriydi (1963) Hüseyin Akbulut ve Mecit Hun karşı karşıya gelmişlerdi. Ben var gücümle Hüseyin Akbulut için çalışıyordum. Ağabeyim de aleni bir şekilde Mecit Hun dan taraftı. Hatta kürsüye çıkıp onun lehine konuşma bile yapmıştı. Seçim günü elimden geldiği kadar akrabaları sandık başına getiriyor, oylarını Hüseyin Akbulut a kullanmaları yolunda telkinde bulunuyordum. Bir ara ağabeyimin sinirli adımlarla bana doğru geldiğini gördüm. Yanıma yaklaşıp bir şey demeden sert bir tokadı suratıma indirdi. Darbenin şiddetiyle dengemi kaybedip İdirmava nın ortasından geçen su arkına yuvarlandım. Aziz bey (Güney) ortaokulda Tabiat dersi hocamdı. Ben, Mecit ve Aziz Beyler çok nadiren de olsa bir araya geldiğimizde bazen güzel espriler peyda olurdu. Bir gün üçümüz Ankara da lokantaya gitmiştik. Masaya oturup siparişimizi verdik. Fırsatını bulup Mecit Bey e göz işaretiyle, Aziz Bey i 523 Fazıl Baykal
Kadir Baykal tongaya düşürmüşüz doyunca yiyelim mesajını ilettim. İkimiz de hesabı nasıl olsa Aziz Bey e ödettireceğiz umuduyla bolca ve iştahlıca yedik. Tam kahvelerimizi yudumlayıp hesabı isteme zamanı gelmişti, Aziz Bey sanki kendisine kurulan tuzaktan haberdar olmuş gibi, Beyler bugün Alman hesabı yapıyoruz demez mi! Piç Hamit Piç Hamit (Ünver) Erivan doğumluydu. Rusya da yüksek tahsil görmüş çok bilgili bir insandı. Rus bir hanımla evliydi. Nazım ve Sabiha isminde çocukları vardı. Kayınpederi Rus ordusunda üst derecede görevli bir subaymış. Türkiye ye siyasi mülteci olarak gelmeye karar verdiğinde, kayınpederi ve dostları onu bu kararından vazgeçirmeye çalışmışlar. Hamit, burada kal! Burada Türk olarak iyi kötü geçiniyorsun. Orada seni rahat bırakmazlar demişler ama Piç Hamit i kararından vazgeçirememişler. Bir gün hazırlıklarını tamamlayıp yanında hanımı ve iki çocuğu Aras nehri kıyısına gitmiş. Kendisine eşlik eden arkadaşlarıyla vedalaşıp nehri geçmiş, Iğdır a yerleşmiş. Piç Hamit Fazıl abim ve Kurban Akar la iyi dostluk ilişkisi içindeydi. Bir ara Iğdır Pamuk Kooperatifinde komisyonculuk görevini üstlenmişti. Daha sonra İstanbul a gidince orada tanıştığı Panikoğlu adlı bir tekstil firması adına pamuk alımı yapmak için Iğdır a gelip gidiyordu. Anlatıldığına göre bu işten kazandığı parayı yakın dostlarıyla İstanbul barlarında gönlünce harcıyor, elindeki kadehi Iğdır daki 4500 eşşeğin (kooperatif üyesi) şerefine! diye neşeli şekilde tokuşturuyormuş. Sarı Kız Iğdır ın sosyal ve eğlence tarihi yazılırken eğer Sarı Kız ın adı göz ardı edilirse o çalışma yarım kalmış demektir. 1940 lı yıllardan itibaren Sarı Kız lakabı Iğdır ın günlük yaşamının önemli bir parçası olmuştu. Sarı Kız aslen Kağızmanlıydı. Aziz adlı birisiyle evliydi. 1930 lu yıllarda Iğdır, Doğu Anadolu nun en zengin ilçelerinden birisiydi. Her yerden gelen zengin tüccar ve müteahhitler Markara köprüsünden ticaret yapıyorlardı. Ancak kasabada bu zengin nüfusu ağırlayacak eğlence merkezi veya pavyon yokmuş. Bunu fark eden Sarı Kız, Iğdır a gelip Halfeli Caddesi üzerinde küçük bir ev yerini kiralayıp pavyon olarak işletmeye açmıştı. Hem kendisi çalışıyor hem de Van, Muş gibi uzak illerden gelen hayat kadınlarına iş imkanı veriyordu. Böylece Sarı Kız adı kısa sürede tüm 524
Iğdır Sevdası bölgenin diline düşmüştü. Kahvelerde ve sohbet yerlerinde hep onun adı geçer, herkes ona gitmeye can atardı. Diyebilirim ki ilçede cebinde parası olup da Sarı Kız ı ziyarete gitmeyen erkek yok gibiydi. Sarı Kız çok anlayışlı ve dostane bir kadındı. Kimsenin sırrını başkasına söylemez, herkesi aynı sevecenlikle karşılardı. Gerektiğinde çok diplomatik davranır, babayı bir kapıdan aldığı zaman oğlunu da başka bir kapıdan gizlice yolcu ederdi. O yıllar Iğdır da yaşamış devlet memurlarıyla yıllar sonra karşılaştığımda bana övgüyle, Iğdır ın iki şeyi ele geçmez: Birisi belediyenin Millet Bahçesi bir de Sarı Kız ın pavyonu derlerdi. Sarı Kız yaşlandığı halde çalışmasını aynı tempoyla devam ettirdi. 60 yaşına gelmişti ama pencerenin önünde oturur, kadeh rakısını su karıştırmadan zevkle yudumlardı. Daha sonraki yıllar Iğdır ı terk edip İstanbul Bahçelievler e yerleşti. Oğlu Muzaffer in öldüğünü gelini İsmet in de kendisi gibi aynı kaderi paylaştığını bir gün Kanada oteli sahibi dostum Adil Kuk tan öğrendim. Dr. Abbas Çöllü Dr.Abbas Çöllü en iyi dostum ve sohbet arkadaşımdı. Aramızda 15 yaş fark olmasına rağmen birbirimizin halinden çok iyi anlar, İstanbul daki villasında buluşur hoşça vakit geçirirdik. Onunla tanışmama ağabeyimi Oğuz vesile olmuştu. Oğuz, Deniz Yollarında kaptan olarak görev yapıyor arada bir dış seferlere gidip geliyordu. Bir gün onun yanında Dr. Abbas la tanışıp arkadaş oldum. Dr. Abbas Iğdır toprağının yetiştirdiği ilk diplomalı hekimdi. Daha sonraları Ali Güngör, Behman Turan ve Yusuf Aksoy doktor olup Iğdır da görev yapan hemşehrilerimizdi. Tabii yabancı doktorlar Iğdır da uzun yıllar görev yaptılar. Bunlardan bir tanesini, askeri hekim Sıdık Bey i unutmak mümkün değil. Bir gün ne olduysa atını sinirli bir şekilde sürerek Fazıl abimin gazinosundan içeri girmişti. Zorlukla teskin edip gerisin geriye dışarıya çıkardık. Kadın Doğum uzmanı Dr.Abbas, diyebilirim doğan çocukların % 90 ına doğum müdahalesi yapmıştı. Bir ara Elazığ Devlet Hastanesi Baş Hekimliği görevini üstlenen Dr. Abbas; Türkan Şoray, köy yerinde film çekimi sırasında attan düşüp boynunu kırınca kendisine ilk tedaviyi yapmıştı. Arada bir politikaya da heveslenirdi. Daha doğrusu parası çok olduğundan Mecit Bey ve diğer yakın dostları onu milletvekilliğine heveslendirip kendilerine birkaç ay kadar ziyafet çektirirlerdi. Dr. Abbas, kaybettiği seçimden sonra süklüm püklüm işinin başına dönerdi. 525
Kadir Baykal Ecem köftesi İdirmava gibi, bu taylı ların yerleşik olduğu mahallelerde, Ecem köftesi severek pişirilen ve yenilen bir yemektir. Siniri alınmış et, siyah taş üzerinde tahta tokmakla saatlerce dövülür; baharatla terbiye edilip, köfte şeklinde pişirilir. Bu lezzetli yemeği o taylı Azeri aileler bilmezdi. Bir gün o taylı Paşa Turan, İdirmava dan geçiyormuş. Ortalık, et döven tokmakların çıkardığı Tak! Tuk! sesleriyle doluymuş. Eve geldiğinde şaşkınlıkla: Anne, ne kadar da çok insan evlerde çalışıyor böyle!, demiş. 526