YAYIN NO: 81 genel yayın yönetmeni: Ergün Ür yayınevi editörü: Özkan Öze iç düzen/kapak: Zafer Yayınları tashih: Emine Aydın baskı, cilt: Vesta Ofset tel: 0 212 445 72 52 Birinci baskı: Nisan, 2009 Üçüncü baskı: Eylül, 2009 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yay n Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve kald r m cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar- stanbul,türkiye Tel: (0 212) 446 21 00, Fax: (0 212) 446 01 39 http://www.zaferyayinlari.com E-mail: bilgi@zaferyayinlari.com isbn: 978 975 8781 89 8 C o p y r i g h t 2 0 0 9 U ğ u r b ö c e ğ i Y a y ı n l a r ı. H e r h a k k ı m a h f u z d u r. Özkan Öze illustrasyonlar: Sevgi İçigen
Merak Ettiğin Sorular Yeni sorulara, yeni cevaplar... 7 Allah kâinatı niçin yarattı?... 13 Allah ın kâinatı yaratmaya ihtiyacı mı vardı?... 23 Allah insanları niçin yarattı?... 37 Allah neden bazılarını çirkin yaratıyor?... 53 Allah neden bazılarını sakat yaratıyor?... 71 Allah, öldükten sonra bizi nasıl diriltecek?... 87 Allah ı nasıl inkâr ediyorlar?... 103 Allah ın güzel isimlerini niçin bilmeliyiz?... 129
Yeni sorulara, yeni cevaplar HATIRLARSAN, ilk kitapta sana Eğer aklına bir soru geldiyse, mutlaka bir cevabı vardır demiştim. Sorulardan asla korkma! Yapış sorunun kuyruğuna ve çekebildiğin kadar çek! Arkasından kocaman bir cevap gelecektir.. diye de ilave etmiştim. Bütün bunları laf olsun diye söylemedim.. İnandığım için söyledim. Ve bugüne kadar da, hiçbir sorudan korkmadım. Hele aklıma gelen sorulardan hiç korkmadım. Aklıma bir soru geldiyse, o sorunun mutlaka bir cevabı olduğuna inandım.
A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 Allah aklıma bir soru getirdiyse, bir yerlerde beni bekleyen bir cevap var demektir. Ama o cevaplara ulaşmamız için, gayret göstermemiz gerekir. Çünkü cevaplar kıymetlidir ve bütün kıymetli şeyler gibi, elde etmek için çalışmak gerekir. Düşün bi! Hiçbir zaman merak etmediğin büyük bir sorunun çok çok kıymetli bir cevabı, günün birinde kucağına düşüverse, sen onun ne kadar kıymetli olduğunu hemen anlayamazsın. Ama merak ettiğin ve bulmak için ter döktüğün cevapların kıymetini çok iyi bilirsin. Mesela, içindeki hava boşaltılmış cam bir fanustan nasıl elektrik ampulü yapılabileceğinin cevabını, o ampulü keşfetmek için binlerce deney yapmış olan Edison değil de, bir baca temizleyicisi durup dururken öğreniverseydi; sevinçten havalara uçar ve hemen bir ampul yapar mıydı acaba? Hiç sanmıyorum! Büyük cevapların değerini, büyük soruları olanlar ve o büyük cevapların peşinde ter dökenler bilir... Öyleyse, hadi sorularımızın peşinde koşalım ve bıkıp usanmadan arkalarında nasıl cevaplar durduğuna bakalım... Allah ı Merak Ediyorum adlı ilk kitapta, Rabbimiz Allah hakkında merak ettiğin bazı soruların cevaplarını vermeye çalışmıştım. Bu sorular şunlardı: Allah ı niçin göremiyorum? Allah ne kadar büyük? Allah nerede? Allah ı kim yarattı? Allah nasıl bir varlık? Allah neden bir? Allah, aynı anda bu kadar işi nasıl yapıyor? Allah, meyve yaratmak için, neden ağaç yaratıyor? Allah yaratıyor, peki tabiat ne yapıyor? Seninle birlikte uzun uzun konuşmuş ve bütün bu soruların cevaplarını bulmaya çalışmıştık. Bunlar zor sorulardı. Ama çalıştık ve gayret ettik, Allah da, bu zor soruların cevaplarını bizlere hediye etti. Şimdi her ikimiz de, Rabbimizi çok daha iyi tanıyoruz. O na olan imanımız artık daha sağlam, daha sarsılmaz. Ama görüyorum ki, aklına yeni sorular gelmiş. Madem öyle, hadi seninle bir yolculuğa daha çıkalım... Soruların peşinden koşalım, bakalım bizi nasıl cevaplar bekliyormuş, hep birlikte görelim... Özkan Öze
2
Allah kâinatı niçin yarattı? Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. (Sad suresi, 27) SEN çok iyi bir ressam olabilirsin. Fırçanın gezindiği kâğıtlar, kimselerin taklit edemeyeceği kadar sanatlı ve güzel çiçeklerin, ağaçların ve türlü türlü manzaraların tablolarına dönüşüyor olabilir... Ama yaptığın herhangi bir resmi görmedikten sonra, biz senin resim yapma kabiliyetini asla bilemeyiz... Kendi kabiliyetini, kendi sanatını, kendi marifetini sadece sen bilebilirsin! 13
A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 Eğer bunların başkaları tarafından da görünmesini dilersen, o zaman resim yapmalı ve o resimleri insanlara göstermelisin. Mesela bir sergi açmalısın. İnsanları o sergiye davet etmelisin.. İnsanlar da gelip senin yaptığın o muhteşem eserleri görmeliler. Böylece hepimiz, senin ne büyük bir sanatkâr olduğunu bilmiş ve anlamış oluruz. Seni takdir ederiz, eserlerini büyük bir hayranlıkla seyrederiz.. Senin sanatını inceler, bir ağacı nasıl çizmişsin, çiçekleri hangi renklerle boyamışsın, bir-iki çizgi ile atları nasıl bu kadar asil; bir-iki çizgi ile tavşanları nasıl bu kadar sevimli yapıyorsun, tek tek araştırırız... Eğer bilinmeyi ve tanınmayı istiyorsan; sanatının güzelliklerini ve kıymetli eserlerini başkaları da görsün diliyorsan; resim yapmalı, sergiler açmalısın... Yoksa, fırçanın gezindiği kâğıtlar, kimselerin taklit edemeyeceği kadar sanatlı ve güzel çiçeklerin, ağaçların ve türlü türlü manzaraların tablolarına nasıl dönüşüyormuş, hiçbirimiz bileme- 14 15
A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 yiz... Eğer bir iyilik yapıp, bütün bunları bize de göstermezsen, senin ressamlığın, senin sanatın, kabiliyetlerin ve marifetin bizim için bilinmez bir şey olarak kalır... Dünyanın en büyük ressamını tanımadan, sevmeden, onun sanat eserlerini görmeden ve onun sanatını takdir edemeden geçip gideriz... İşte bunun gibi, Allah kâinatı yaratmayı dilemeseydi, biz O nu hiçbir zaman bilemeyecektik. Çünkü kâinattaki her şey gibi, biz de olmayacaktık. Allah nasıl bir Yaratıcı dır bunu bir tek kendisi bilecekti... Sadece Allah vardı... ÇÜNKÜ, hiçbir şey yoktu, sadece Allah vardı. Ve Allah, hiçbir şeyi yaratmadan önce de, yaratıcı idi. Ama bunu sadece kendisi biliyordu. Yeryüzündeki kum tanelerinden daha çok yıldızı gökyüzünde yaratmadan önce de Allah ın kudreti sonsuzdu. O yıldızları düşürmeden, birbirine çarptırmadan, gecenin karanlığı içinde gezdirmeden önce de.. Ama bunu da sadece kendisi biliyordu... Gökyüzündeki sayısız yıldız ve gezegen içinden dünyayı seçip, onun üzerini masmavi bir atmosferle kaplamadan, yeryüzünü denizlerle, akarsularla ve dağlarla bezedikten sonra, bitkilerden hayvanlara ve insanlara kadar, hayatın binbir türlüsüyle şenlendirmeden önce de Allah hayat sahibiydi. Hayatı verebilen ve verdiği hayatı devam ettirebilendi... Ama bunu da sadece kendisi biliyordu.. Yeryüzünün ovalarını, bağ ve bahçelerini binbir türlü çiçekle süslemeden.. O çiçeklerin her birini başka başka renklerle boyamadan.. 16 17
A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 Güle gül kokusu, papatyaya altın rengi bir kalp vermeden.. Ve sarı buğday tarlalarının içine, kor gibi yanan o çılgın gelincikleri koymadan önce de Allah, her işini büyük bir sanatla yapan bir yaratıcı idi. Ama bunu da sadece kendi biliyordu... Daha bunlar gibi pek çok isim ve sıfatı vardı Allah ın. Yarattığı her varlığa çok merhamet edendi.. Yarattıklarını çeşitli şekillerde türlü türlü yaratabilendi.. Canlıları dilediği gibi besleyip doyurabilendi, tüm yiyecekleri yaratandı.. Her işi bilen ve bilmediği hiçbir şey olmayandı.. Bütün sesleri, bütün konuşmaları duyandı.. Aydınlıkta yahut karanlıkta, uzakta ya da yakında her şeyi gören ve görmeyi yaratandı.. Yaşayanları öldüren ve ölüleri diriltendi.. Hazineleri sonsuz, cömertliği ve ikramı sınırsızdı.. Tüm karanlıkları aydınlatandı.. Kalplere iman verendi.. Rahman dı Rahim di.. Ama bütün bunları da sadece kendisi biliyordu... Ve Rabbimiz, bilinmeyi diledi. Bütün bu güzellikleri görmek ve göstermek isteyerek kâinatı yarattı. İşte bütün bu kâinat, her bir şeyiyle bize Allah ın sayısız isimlerini ve sınırsız sanatını gösteren büyük bir sergi salonu gibidir.. 18 19
A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 A L L A H İ M E R A K E D İ Y O R U M - 2 Bu sergi salonundaki her muhteşem tabloda, O nun sanatının bambaşka bir inceliğini ve ihtişamını görürüz... Mavi gökyüzü ayrı bir tablodur.. Yıldızlı geceler ayrı bir tablodur.. Kelebek kanatları ayrı bir tablodur.. Meyveli ağaçlar ayrı bir tablodur.. Ve annelerinden süt emen bütün yavrular ap ayrı bir tablodur ki; Rabbimizin, sonsuz şefkâtininin, annelerin kalplerinde nasıl parıldadığını bizlere gösterir... Bizler gözümüzü açıp baktıkça, dört bir yanımızda O nun rahmet eserlerinden böyle muhteşem tablolar görürüz. Kimimiz MAŞAALLAH der. Maşaallah! Allah bu kelebekleri böyle güzel, böyle latif, böyle rengarenk yaratmayı dilemiş ve dilediği gibi de yaratmış! Kimimiz SÜBHANALLAH der. Sübhanallah! Bu masmavi gökyüzünü, bu bembeyaz bulutlarla süsleyen ve görenlerin içine neşe veren şu gökkuşağını yaratan Allah, bütün eksiklerden ve kusurlardan sonsuz uzaktır ve her şeyin en mükemmel olanını ancak O bilir! Kimimiz ALLAH U EKBER der. Allah u Ekber! Şu gecenin yüzünü milyarlarca yıldız ile yaldızlayan ne büyüktür! Her bir yıldızı kendi yolunda gök denizlerinde yüzdüren ne büyüktür! O yıldızlardan bir yıldız olan Güneşi bize bir lamba ve Ayı da gecelerimize bir kandil olarak başımızın üzerine asan ne büyüktür! 20 21
Allah ın kâinatı yaratmaya ihtiyacı mı vardı? Her şey her halinde o Allah a muhtaçtır; O hiçbir şeye muhtaç değildir. (İhlâs Sûresi, 2) AKLINA böyle bir sorunun da geleceğini tahmin ediyordum. İnsanların dünyasında hemen hemen bütün işler belli bir takım ihtiyaçlar için yapılır çünkü. Mesela pazarda tezgah açan bir limoncu, bu işi para kazanmak için yapar. Çünkü paraya ihtiyacı vardır. Daha doğrusu, parayla satın alabileceği sayısız şeye.. Tuza, ekmeğe, suya, sabuna, eve, ayakkabıya... 23