Kitap Tanıtımı ve Tenkitler

Benzer belgeler
İSLAM FELSEFESİ: Tarih ve Problemler Editör: M. Cüneyt Kaya. ISBN sayfa, 45 TL.

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 1. BÖLÜM İSLÂM FELSEFESİNE GİRİŞ

İSLÂM FELSEFESİ. TARİH ve PROBLEMLER. editör M. Cüneyt Kaya

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 10 (2016), ss

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi

Eşref Altaş * Ömer Mahir Alper. Osmanlı Felsefesi: Seçme Metinler. İstanbul: Klasik Yayınları, 2015, 503 sayfa. ISBN:

Editörler Prof.Dr. İsmail Erdoğan / Dr. Öğr. Üyesi Enver Demirpolat İSLAM FELSEFESİ

Editörler Prof.Dr. İsmail Erdoğan / Yrd.Doç.Dr. Enver Demirpolat İSLAM FELSEFESİ

ÖZGEÇMİŞ KİŞİSEL BİLGİLER. Murat DEMİRKOL. Doç. Dr. (Assoc. Prof. Dr.) Reşadiye-Tokat/1969.

Fahreddin er-râzî Ömer TÜRKER - Osman DEMİR İstanbul: İSAM Yay., 2013, 635 s.

İslâm Felsefesi Tarihi 2

İSLAM FELSEFESİ DOKTORA YETERLİLİK OKUMA LİSTESİ

MÂTÜRÎDÎ KELÂMINDA TEVİL

İslâm Felsefesi El Kitabı

KELAM DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI

İslâm Düşüncesinin Dönüşüm Çağında. Editörler: Ömer Türker Osman Demir

SİİRT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ CİLT: 4 SAYI 1 s MOLLA FENÂRÎ DE TASAVVUF METAFİZİĞİ

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tanrının Varlığına İlişkin Argümanlar Atölye Çalışması (20-21 Mayıs 2011)

YIL / YEAR 13, SAYI / ISSUE 25 (BAHAR / SPRING 2015/1) ss

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl. Lisans İLAHİYAT ERCİYES Üniversitesi Y. Lisans Sosyal Bilimler Enstitüsü ANKARA Üniversitesi 1989

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ Eğitim-Öğretim Yılı 1.ve 2. Öğretim Eğitim Planları

KİTAP İNCELEMESİ SİSTEMATİK FELSEFE BAĞLAMINDA PLATON ARİSTOTELES KARŞILAŞTIRMASI. Prof. Dr. Arslan Topakkaya, İstanbul, Nobel Yay. 2013, 310 s.

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

insan toplum Değerlendirmeler

IÇERIK ÖNSÖZ. Giriş. Birinci Bölüm ALLAH A İMAN

Sultantepe Mah. Cumhuriyet Cad. Fısatıkağacı İş Merkezi, No 39/1, Üsküdar İstanbul

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

İSLAM AHLÂK DÜŞÜNCESİ PROJESİ. ilmi etüdler derneği

ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS

İSMAİL TAŞ, MEHMET HARMANCI, TAHİR ULUÇ,

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

İSLÂM FELSEFESİ DİZİSİ

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

2.SINIF (2013 Müfredatlar) 3. YARIYIL 4. YARIYIL

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ Eğitim Öğretim Yılı 1.ve 2.Öğretim (2010 ve Sonrası) Eğitim Planları HAZIRLIK SINIFI (YILLIK)

İSLAM DÜŞÜNCE TARİHİ DERSLERİ

Sosyal Bilimler Enstitüsü

ĐBN MEYMÛN DA TANRI-ÂLEM ĐLĐŞKĐSĐ Hüseyin Karaman, Karadeniz Basın Yayın, Rize 2007, 261 s.

Halil Aydınalp. Nazarî Tasavvufun Kurucusu: Sadreddin Konevî Ekrem Demirli İstanbul: İSAM Yayınları, sayfa.

EK-3 ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Abdulkuddüs BİNGÖL 2. Doğum Tarihi : 28 Mart Unvanı : Prof. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5.

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI

İSLAM AHLAK ESASLARI VE FELSEFESİ

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s.

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ

T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ENSTİTÜ KURULU TOPLANTI TUTANAĞI

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

AYP 2017 ÜÇÜNCÜ DÖNEM ALIMLARI

İçindekiler. Giriş Konu ve Kaynaklar 13 I. Konu 15 II. Kaynaklar 19

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HUKUK DOKTORİNLERİ VE İSLAM HUKUKU

İslâm Düşüncesinde Süreklilik ve Değişim: Seyyid Şerif Cürcânî Örneği M. Cüneyt Kaya (ed.) İstanbul: Klasik, 2015, 238 s.

KÜRE YAYINLARI / 114. Kitap FELSEFE SÖYLEŞİLERİ 3. Gazzâlî Konuşmaları

Doğu-Batı Felsefi Etkileşiminde İbn Rüşd ve St. Thomas Aquinas Felsefelerinin Karşılaştırılması

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS FIKIH I İLH

ÖZGEÇMİŞ. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara Üniversitesi 2015

T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ENSTİTÜ KURULU TOPLANTI TUTANAĞI

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS KELAM VE İSLAM MEZHEPLERİ ILH

Sahn-ı Semândan Dârülfünûn a

Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ. Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi

İslamî bilimler : Kur'an-ı Kerim'in ve İslam dininin doğru biçimde anlaşılması için yapılan çalışmalar sonucunda İslami bilimler doğdu.

Aydın Topaloğlu. İslâm Felsefesine Giriş drl. Peter Adamson ve Richard C. Taylor çev. M. Cüneyt Kaya İstanbul: Küre Yayınları, sayfa.

İBN SİNA'NIN BİLİMLER SINIFLAMASI

NAZARİYAT İslâm Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi

Mehmet Zahit Tiryaki *

T.C. KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı. REKTÖRLÜK MAKAMINA (Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı)

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T+U Kredisi Akts Felsefeye Giriş IV

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ÇAĞDAŞ DİNİ AKIMLAR İLH

DEÜ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI İLAHİYAT BÖLÜMÜ I. SINIF I. & II. ÖĞRETİM BÜTÜNLEME SINAV TAKVİMİ

Kelâm ve Mezhepler Tarihi II

Gündemdeki Tartışmalı Dinî Konular-2, Prof. Dr. Nihat Dalgın, Etüt Yayınları, Samsun, 2012, 448 s.

EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ.

Tahsin Görgün-Yayınlar ve Çalışmalar 1. Tahsin Görgün (Kısa Özgeçmiş)

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ İSLÂMÎ İLİMLER FAKÜLTESİ LİSANS PROGRAMI 1. Yıl / I. Dönem Ders. Kur'an Okuma ve Tecvid I

BAYRAM DALKILIÇ, HÜSAMETTİN ERDEM,

SOSYOLOJİSİ (İLH2008)

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DİNLER TARİHİ I İLH Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

İLAHİYAT 3. SINIF - 1. ÖĞRETİM DERS ADI ÖĞRETİM ELEMANI BÖLÜM SINIF ÖĞRETİM GRUP FARSÇA I DOÇ. DR. DOĞAN KAPLAN İLAHİYAT HADİS TENKİDİ PROF.

AKADEMİK YILI

T.C. BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ İSLAMİ İLİMLER FAKÜLTESİ İSLAMİ İLİMLER BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM PROGRAMI

HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ İLAHİYAT LİSANS MÜFREDAT PROGRAMI

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Tefsir II ILH

Fakülte Kurulunun tarih ve 2018/02 1 sayılı karar eki İSTANBUL 29 MAYIS ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İSLAM VE DİN BİLİMLERİ FAKÜLTESİ

Ebû Dâvûd un Sünen i (Kaynakları ve Tasnif Metodu) Mehmet Dinçoğlu

İbrahim Kalın Knowledge in Later Islamic Philosophy: Mulla Sadra on Existence, Intellect, and Intuition. Sümeyye PARILDAR

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS KURAN OKUMA VE TECVİD IV ILH

İbrahim Kalın'ın yeni kitabı "Akıl ve Erdem" çıktı

Abdullah Yıldırım * * Arş. Gör., İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü.

BĠLĠMSEL ÇALIġMALAR (SON 5 YIL)

İslâm Hukukunda Kadının Boşa(n)ma Hakkı

İslâm Metafiziğinde Tanrı ve İnsan: İbnü l-arabî ve Vahdet-i Vücûd Geleneği. Ekrem Demirli İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2005, 343 sayfa.

İBN SİNA FELSEFESİNDE METAFİZİK BİLGİNİN İMKÂNI SORUNU. Ömer Türker, İstanbul: İsam Yayınları, 2010, 272 s.

FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DERSLER KATALOĞU. Dersin Optik. Kredi AKTS. Ulus.

Transkript:

İstanbul Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, 26, 233-259 Kitap Tanıtımı ve Tenkitler Ömer Mahir Alper, Varlık ve İnsan: Kemalpaşazâde Bağlamında Bir Tasavvurun Yeniden İnşası, Klasik Yayınları, İstanbul, 2010, 205 s. Tüm kadim kültür ve medeniyetlerde cevabı aranan en büyük soruları temelde varlık (ontoloji), bilgi (epistemoloji) ve değer (aksiyoloji) alanlarına hasretmek mümkündür. Düşünce tarihinde varlık, bilgi ve değer merkezli en temel soruların yanıtlarının kaynağı ya din ya felsefe ya da her ikisi birden olmuştur. Tarihteki en müessir medeniyetleri temsil eden düşünürler ise kapsamlı bir varlık anlayışı, temellendirilmiş bir bilgi teorisi ve davranış normları bütünü ortaya koymaya çalışmış, bu üç alanla ilgili sorulara verdikleri cevapları birbiriyle irtibatlı hale getirdikleri, aralarında tutarlı bir yapı kurdukları oranda da sistematik düşünce ürünleri ortaya çıkmıştır. Bu durum zaman zaman sistemin bütünlüğünü korumak adına farklı medeniyetlerin bilgi türleri ve ürünleri arasında bazen de aynı medeniyetin bilgi türleri ve ürünleri arasında bir sentez yapma arayışını beraberinde getirmiştir. Söz konusu isimler sistematik İslâm düşünürleri olduğunda, her iki sentez türünün mevcudiyetini de kabul etmek kaçınılmazdır. Bilhassa Yunancadan yapılan tercümeler devrinden İbn Sînâ'ya (ö. 428/1037) kadar olan dönemde İslâm'dan neşet eden düşünce türleri ve ürünleriyle Yunancadan çevrilen eserlerdeki düşünceler arasında varılmaya çalışılan farklı sentez denemelerine İbn Sînâ, kelam ve tasavvufun problemlerini de dâhil etmiştir. Teorik düşünce sahasında İbn Sînâ'dan Fahreddin Râzî'ye (ö. 606/1210) kadar olan süreç, İbn Sînâ sisteminin oldukça hararetli bir şekilde tartışıldığı bir dönem 233

İstanbul Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, 26, 233-259 olmuştur. Fahreddin Râzî ile birinciye göre daha dar kapsamlı bir senteze, felsefe ve kelam arası bir senteze gidilmeye çalışılmış, Râzî sonrasında buna tasavvuf da dâhil edilmiştir. Osmanlı dönemindeki nazarî tartışmalarına giden süreç de kabataslak bu çerçevede bir seyir izlemiştir. Bu değerlendirme yazısına konu olan kitapta düşünceleri üzerine tespitler ve tahliller yapılan Kemalpaşazâde (ö. 940/1534) de bir Osmanlı dönemi düşünürüdür ve müellifin de belirttiği gibi o, varlık ve insana dair temel soruları, devraldığı kelâmî, felsefî ve tasavvufî düşünsel mirasın bütün imkanlarını kullanarak etraflıca yanıtlamaya girişmiştir (s. 19). Ömer Mahir Alper tarafından Kemalpaşazâde üzerine yapılan bu 1 2 araştırmanın amacı insanı incelemek, onun varlığına ve varoluşuna ilişkin temel meselelere kapsamlı bir izah getirmektir. Bununla birlikte insana ilişkin mezkür sorular ancak varlığa dair köklü bir bilgi ve bilinç edinilmesiyle mümkündür. Kitabın içeriğinde de görüleceği üzere müellif bu bakış açısıyla Kemalpaşazâde'nin varlık tasavvuru hakkında kapsamlı, mukayeseli ve derin tahliller yapmıştır. Bu mukayeseli tahliller sadece Kemalpaşazâde'nin kaynakları arasında yer alan İslâm düşünürleri ile sınırlı kalmamış, ilgili konu çerçevesinde modern dönemin önde gelen filozoflarının görüşlerine de atıflar yapılmıştır. Müellif özellikle eserin Giriş ve ilk iki bölümünde İslâm düşüncesindeki varlık tasavvurlarıyla Batı'da Yeniçağla birlikte belirmeye başlayan varlık düşünceleri üzerine yaptığı karşılaştırmalarda, okuyucuya klasik felsefenin dağarcığı ve meseleleri ile modern felsefenin terminolojisi ve problemleri arasında nasıl felsefî bir süreklilik olduğunu da göstermektedir. Yazar bu durumu, iddia ettiği "inşa faaliyeti"nin bir yandan o günün dünyasına delalet etmesi, 1 Değerlendirmemize konu olan kitap, müellifin Kemalpaşazâde'nin düşüncesi ve eserleri üzerine yazdığı ilk çalışması değildir. Ömer Mahir Alper daha önce de Kemalpaşazâde'nin bir risalesinin tahkikini yapmış ve bu çalışma da yayınlanmıştır. Bkz. Ömer Mahir Alper, "İbn Kemâl'in Risâle fî Beyâni'l-Akl'ı", İslâm Araştırmaları Dergisi, 3 (1999), s. 235-269, (Metin: 244-269). Müellifin ayrıca Kemalpaşazâde ile ilgili bir de tebliği bulunmaktadır. "Philosophy in the Ottoman Empire: Kamalpashazâda (Ibn Kamâl) and His Philosophical Works", Yale's Working Group on Arabic Philosophy (30 Mart 2009), Yale University, New Haven/USA (Konuşma). 2 Kemalpaşazâde'nin felsefe alanındaki en önemli çalışmalarından biri tercüme edildiği gibi onun kelam ve felsefî düşüncesi hakkında da birçok tez ve araştırma kaleme alınmıştır. Kemalpaşazâde, Tehâfüt Hâşiyesi, Hâşiye 'alâ Tehâfüti'l-Felâsife, çev. Ahmet Arslan, (Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1987). Şamil Öçal, Kemal Paşazâde'nin Felsefî ve Kelâmî Görüşleri, (Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 2000). Kemal Sözen, İbn Kemal'de Metafizik, (İsparta: Fakülte Kitabevi, 2001). Ahmet Arslan, Kemalpaşazâde Tehâfüt Hâşiyesi'nin Tahlili, (Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1987). 234

Kitap Tanıtımı ve Tenkitler diğer yandan da bugünün dünyasına hitap etmesi hedefiyle nitelemektedir (s. 20). Yedi bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü temelde varlık ve var olan kavramları etrafında yapılan tahlilleri ihtiva etmektedir. Bahsedildiği gibi mukayeseli bir kavram analizinin yapıldığı bu bölüme, Kemalpaşazâde'nin Fî Vücûdi'z-zihnî'si başta olmak üzere onun ağırlıklı olarak ontolojiye dair kaleme aldığı risaleleri kaynaklık etmektedir. Bu bölümde varlık ya da var olan en genel ve kapsayıcı kavram olması, bununla ilişkili olarak onun bir tanımının (hadd) olmayışı, zihnî ve haricî varlık ayırımı, varlık ve yokluk ilişkisi gibi meseleler bağlamında ele alınmaktadır. Yine varlık kavramı bağlamında ele alınan bir kavram dizisi daha vardır. Bunlar mahiyet, mümkün, zorunlu ve illet kavramlarıdır ki yazar, bir sonraki aşamada bu kavramlardan Zorunlu Varlık kavramına intikal eder ve bu kavramı da varlığın ontolojik temeli bağlamında tahlil eder. Müellif, Tanrı'nın varlığına dair bu bölümde birçok İslâm filozofunun bir önermeler serisinin ilki olarak dile getirdiği "bir mevcudun varlığında kuşku yoktur" önermesini Kemalpaşazâde'nin Tehâfüt Hâşiyesi'nden "âlemde mümkün bir varlığın olduğunda kuşku yoktur" şeklinde alır ve bunu, mezkür yöntemle G. W. Leibniz'in "Niçin var olan var da yok değil?" sorusu çerçevesinde tartışır (s. 46-47). Kemalpaşazâde'nin Fi'l-Fakr adlı risalesinde bu soruya verdiği cevap, mümkün varlığın özü itibariyle yoksul olmasıyla ilgilidir. Buna göre mümkün özü bakımından yoksuldur ve o, var olmak için başkasına muhtaçtır. Buradaki en mühim soru, yoksulu ihtiyaç halinden çıkartıp zengin kılanın kim olduğudur. Bu mümkün ya da yoksul varlıklar dünyası "mutlak zengin" bir varlığa dayanmalıdır ki o da Zorunlu Varlık'tır. Özetleyerek sunduğumuz bu ispat, Kemalpaşazâde'nin Tanrı kanıtlamasında imkan delilini kullandığını göstermekle birlikte o, İbn Sînâcı felsefe geleneğinde daha zayıf bir argüman olarak görülen hudûs deliline de değer atfetmiştir. Kemalpaşazâde'nin ayrıca varlığı İşrâkî terminolojideki nûr ile karşılaması, gerek onun varlık anlayışını ve gerekse Tanrı tasavvurunu nûr ontolojisi çerçevesinde ele almayı gerekli kılmıştır ve Alper de ikinci bölümün sonlarında ilgili literatüre sıkça atıf yapmaktadır. 235

İstanbul Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, 26, 233-259 Bir kavram olarak "varlık"ın incelenmesinden haricî varlıkların ilki olarak Tanrı'ya, O'ndan da Tanrı dışı tüm mevcûdatın tahliline geçen Alper, eserin üçüncü bölümünde Kemalpaşazâde'nin âlem tasavvurunu, ona göre Tanrı'nın âlemle irtibatını konu edinir. Kemalpaşazâde, kendisinden önceki birçok İslâm düşünürü gibi "âlemi, Tanrı'dan başka bütün mümkün varlıklar" olarak tanımlar. Alper burada da konunun Batı düşüncesinde ele alınışına dair kısa bir analize yer vermekte ve İslâm düşüncesindeki Tanrı ile âlem arasındaki başkalığın, Batı düşüncesinde olduğu gibi Tanrı ile âlem arasında bir kopukluk fikrine yol açmadığını özellikle belirtmektedir. Dahası Abdülkerim el-cîlî gibi Ekberî ekoldeki bazı düşünürlere göre "âlem, onun Yaratıcısı'na işarettir ki, bu Yaratıcı, âlem ile bilinir". Yine İbn Rüşd'ün felsefeyi "Yaratıcısına delaletleri bakımından varlıkların incelenmesi" şeklinde tanımlaması müellifin de göstermeye çalıştığı gibi farklı ekollerdeki İslâm düşünürlerinin Tanrıâlem ilişkisinde sahip oldukları ortak bakış açısına delalet etmektedir. Müellif, bu değinilerin ardından Kemalpaşazâde'de Tanrı'nın âlemle irtibatını sun', halk, îcâd, ihdâs, ihtira', ibda', tekvin, ca'l ve fiil kavramları çerçevesinde tahlil etmektedir. Alper'in bu bölümde üzerinde durduğu en temel problem "âlemin ezelîliği" meselesidir. Kemalpaşazâde, âlemin ezelî olduğunu reddetmekle birlikte Gazzâlî'nin bu hususta Fârâbî ve İbn Sînâ'ya yönelik tekfirci tutumunu da benimsememiştir (s. 89). Çalışmanın dördüncü bölümünde Kemalpaşazâde'nin âlem düşüncesinden insan düşüncesine geçilmektedir. Âlem, İslâm düşünce geleneğinde yaratılmış varlıkların bütününü ifade etmek için kullanılmaktaysa da bu yaratılmışlar dünyası kendi içinde hiyerarşik bir yapıyı barındırmaktadır. Bu farklı âlemler içinde insan, başlı başına bir âlemdir ve Tanrı'nın en büyük delilidir. Kemalpaşazâde'ye göre âlem, varlığını bir başkasından değil de zâtından alan Tanrı'nın delili, Tanrı da bu delilin gösterdiği/işaret ettiği şeydir. Ona göre delil iki türlüdür, bunlardan biri büyük âlem, diğeri de "küçük âlem" yani insandır. Kemalpaşazâde bu bağlamda "Biz onlara hem âfakta hem de nefislerinde delillerimizi göstereceğiz" (Fussilet, 41/53) âyetine işaret eder ve konuyu, düşüncesinin önemli bir unsuru olan İbn Arabîci perspektiften ele alır (s. 96-107). Varlık ve İnsan adlı çalışmanın "asıl amacının insanı incelemek, onun varlığına ve varoluşuna ilişkin temel meselelere kapsamlı bir izah 236

Kitap Tanıtımı ve Tenkitler getirmek" olduğuna işaret edilmişti. Dördüncü bölümden itibaren de çalışmanın aslî meselesi olan insan meselesi üzerinde yoğunlaşılmıştır. Ancak ilgili konular Kemalpaşazâde'nin çok sayıdaki eserinden gelişigüzel değil, bir bütünlük ve hatta ontolojik bir perspektiften hareketle tahlil edilmektedir. Çalışmada varlık ve Tanrı problemlerinin ele alınışı klasik terminolojideki umûr-ı âmmeden isbât-ı vâcibe giden bir seyir izlerken insan söz konusu olunca ilgili meselelerin mebde'den me'âda doğru bir seyir izlemesi, müellifin "klasik dönemdeki felsefî geleneğimize" olan bağlılığını gösterdiği gibi irili ufaklı çok sayıda eser üzerinden ne tür bir Kemalpaşazâde okuması yapıldığı da dikkatli bir okuyucunun gözünden kaçmayacak bir husustur. Dolayısıyla bu perspektife göre çalışmanın beşinci konusu insanın varlığa gelişi meselesi, yani onun mebde'idir. Kemalpaşazâde, insanın varoluşunu İbnü'l- Arabî'nin temsil ettiği düşünce geleneğinin kavramsal yapısına yakın bir tarzda ortaya koyar ve yaratılışını insan-ı kâmil olarak da adlandırılan hakikat-ı Muhammediyye fikri üzerine bina eder. Hakikat-ı Muhammediyye fikri söz konusu olunca dikkat edilmesi gerekli olan bir durum vardır. O da İbnü'l-Arabî ve Kemalpaşazâde'de bu kavram ile belirli bir zaman ve mekân içerisinde vücûd bulmuş insan tekinin kastedilmeyişidir. Hakikat-ı Muhammediyye, akl-ı evvel ya da kalem-i 'alâ diye tabir olunan ilk varlık ve ilk rûh, küllî olup bizim rûhlarımız onun cüzîleridir. Dolayısıyla insan, metafizik ya da rûhânî boyutuyla evrenin ortaya çıkmasından önce oluşmuş, fakat şehâdet âleminde belirmesi ise rûh ve bedenden müteşekkil bulunan Âdem ile gerçekleşmiştir (s. 113-119). Altıncı bölüm şehâdet âleminde bulunan insanın Tanrı ile irtibatını sağlayan melekler ile arasındaki ontolojik farklılığın aynı zamanda hiyerarşik bir değere de sahip olduğu hakkındaki tartışmalara ayrılmıştır. Bu bölümde Kemalpaşazâde'ye göre insanın varlık mertebelerindeki konumu ve Yaratıcı'sı ile ilişki kurmasını sağlayan meleklerden üstünlüğü ele alınmaktadır. Bu konu hakkındaki eserleri ve pasajlarında Kemalpaşazâde'nin temel kaynağı, ilgili tartışmaların daha ziyade vahyî bilgi bağlamında gerçekleşmesi sebebiyle tefsir ve hadis literatürüdür. Kemalpaşazâde insanların, özellikle de peygamberlerin meleklerden daha üstün olduğu konusunda Ehl-i Sünnetin yaklaşımını benimsemiştir. Bu çerçevede varlık hiyerarşisini Tanrı, Hz. Muhammed ve ardından derecelerine göre diğer insanlar, melek, hayvan, bitki ve cansız varlıklar 237

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, 26, 233-259 şeklinde sıralamak mümkündür. Ancak Kemalpaşazâde'nin bu sıralamayı tamamen statik bir şekilde ele almadığını da belirtmek gerekir (s. 146-151). Çalışmanın son bölümü Kemalpaşazâde'nin insanın bu dünyadaki varlığının nihayete ermesinden sonraki hayatına dair görüşlerini içermektedir. Alper bu bölümün başında Heidegger'e ve onun Being and Time adlı eserine atıf yaparak ölümü, İslâm düşüncesinin başat karakterlerinin görüşleriyle mukayeseli bir şekilde ele almaktadır. Buna göre ölüm her insan tekinin yaşamak mecburiyetinde olduğu ferdî bir vakıadır. Burada ilgili literatürün en meşhur eseri olan Kindî'nin Risâle filmle li def 'i'l-ahzân'ından iktibasla ölümün kemâl olduğuna işaret eden müellif, Kemalpaşazâde için ise kemâle ulaştıran ölümün bu dünyada başarılan irâdî ölüm olduğuna değinmektedir. Kemalpaşazâde irâdî ölümü, nefsin üç gücünün erdem çizgisinde tutulması gerektiği fikri çerçevesinde ele almaktadır (s. 157-158). Düşünce tarihinde insanın şehâdet âleminde, yani fizik dünyada bir sonunun olduğu hususunda ihtilaf denilebilecek bir fikir ayrılığı söz konusu değildir. Bu bağlamda tartışmanın odak noktasını me'âdın niteliği, yani insanın ölümden sonraki varlığının nasıllığı teşkil etmektedir. İslâm tefekkür tarihinin nazarî sahadaki en önemli tartışmalardan biri olan bu meselenin, Gazzâlî'nin meşhur üç meselesinden birisi olması hasebiyle doğal olarak burada Kemalpaşazâde'nin ve dolayısıyla Alper'in atıfları Gazzâlî'de ve onun eleştiri oklarının yöneldiği İbn Sînâ'da yoğunlaşmaktadır. Kemalpaşazâde'nin Osmanlı'nın en kudretli asırlarında bir şeyhülislâm olduğunu burada özellikle vurgulamak istiyoruz. Zira onun bu kimliğiyle büyük ihtilaflara ve hatta fıkhî ve itikadî neticeleri olan tekfire varan, dirilişin beden ile mi ruhen mi olduğu meselesindeki yaklaşımı oldukça önemlidir. Kemalpaşazâde, eserlerinin ilgili bölümlerinde cismanî haşri inkâr ettiği kabul edilen (?) İbn Sînâ'yı açık bir şekilde savunmasa da onun Gazzâlî çizgisinde olmadığı da ortadadır. Hatta Kemalpaşazâde'ye göre kelamcıların bu konudaki görüşlerini temellendirirken başvurduğu yok olanın (madûm) aynıyla iadesi açıklaması esas alınmamalıdır. Bununla birlikte ona göre beden ile haşir, birtakım sorunlar ihtiva eden madûmun iadesi fikri sebebiyle de inkâr edilecek değildir. Kemalpaşazâde, öte dünyada rûhla birlikte bedensel bir varoluşun gerçekleşeceğini düşünür; hatta bunu zorunlu 238

Kitap Tanıtımı ve Tenkitler görür. Fakat o, bu 'zorunluluğu' vahyî bilgiye dayandırır. Zira akıl, böyle bir varoşun nasıllığını "zorunlu bir şekilde" bilecek güçte değildir (s. 177). Kemalpaşazâde'nin varlık ve Tanrı ile ilgili meseleler söz konusu olduğunda görüşlerine hâkim olan İbn Sînâ-Fahreddin Râzî çizgisi insan ile ilgili bahislerde yerini belirgin bir şekilde İbnü'l-Arabîci bir tınıya bırakmaktadır. Me'âda geçildiğinde de bu alanla ilgili tartışmaların temel figürleri olan İbn Sînâ ve Gazzâlî ile onların görüşleri üzerinden Fahreddin Râzî, Nasirüddin Tûsî, Âmidî, Îcî ve Cürcânî, Kemalpaşazâde'nin başvurduğu isimler olmuştur. Varlık ve İnsan adlı eserin müellifi Ömer Mahir Alper de çalışmanın genelinde yöntem bakımından Kemalpaşazâde'nin kaynaklarına inerek İslâm metafiziğin temel tartışmalarını Kemalpaşazâde ile kaynakları arasında adeta bir diyaloğa çevirmektedir. Bu durum eserin başından sonuna dek görülen bir yaklaşımdır. Ayrıca yukarıda da belirtildiği gibi özellikle Giriş ile ilk iki bölümde bu diyaloğa bir başka dünyanın ve modern zamanların düşünce ustaları, Wittgenstein ve Heidegger'in de katılımıyla metafiziğin çetrefilli bahisleri "felsefenin sürekliliği" potasında bir değerlendirmeye 3 tabi tutulmaktadır. Bu çalışmada bize göre en dikkate değer hususlardan biri yazarın oldukça iddialı bir biçimde "Osmanlı düşünce geleneği" ve "Osmanlı felsefe geleneği" kavramlarını gündeme taşımasıdır (s. 8, 9, 19). İslâm düşüncesi sahasında İbn Rüşd sonrası felsefenin hayatiyetini kaybettiği iddiasının hâlâ kısmen de olsa geçerliliğini koruduğu bir dönemde bırakın VII/XIII. yüzyılın Tûsî, Ebherî, İbn Kemmûne gibi filozoflarının filozofluğunu, bir "Osmanlı âliminin", hem de Muhteşem Süleyman asrının bir şeyhülislamının, insanların ve cinlerin müftüsü (müftissekaleyn) lakaplı bir âliminin filozofluğunun iddiası (s. 8-9) bizce eserin en 4 büyük ve heyecan verici varsayımıdır. Değerlendirmemize konu olan bu çalışmada Kemalpaşazâde'nin insan ve varlığa dair görüşleri, bu iddianın en ayrıntılı bir cevabı olarak görülmeye açık olsa da bu görüşün, eserin 3 "Felsefenin sürekliliği" ile ilgili bir analiz için müellifin metafelsefeye dair kaleme aldığı Felsefenin Doğası adlı esere bakılabilir. Bkz. Ömer Mahir Alper, Felsefenin Doğası, Metropol Yayınları, 2006), s. 21-22. (İstanbul: 4 Kemalpaşazâde ile ilgili bu ve benzeri yakıştırma ve lakaplar hakkında bkz. Musa Alak, Kemalpaşazâde'nin Şerhu Tağyîri'l-Miftâh Adlı Eserinin Tahkik ve Tahlili, (doktora tezi), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2009. 145, 152-153. 239

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, 26, 233-259 girişinde kısa bir şekilde dile getirilmesi ve bunun temellendirilmeyişi yapılacak eleştirilere dayanak noktası teşkil edecektir. Bu bağlamda, Osmanlı felsefe geleneği bağlamında bizce üzerinde durulması gereken en önemli isimlerden biri Mollâ Fenârî olmalıdır. Molla Fenârî İbn Sînâcı sistemi, Fahreddin Râzî metafiziği ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin tasavvuf metafiziği ile bir büyük sentezde uyumlu hale getirmeyi denemiş ve Kemalpaşazâde ve Devvânî gibi isimlere giden yolun da belirleyicisi olmuştur. Her ne kadar bu eserin direk bir tartışma meselesi olmasa da bu sentez fikrinin temellerini atan Fahreddin Râzî'nin sorunlu bir mirasa yol açtığı gibi iddialar da bu dönem üzerine kafa yoran araştırmacıların yüzleşeceği en temel problemlerden biridir. Dr. Mustakim Arıcı (İstanbul Müftülüğü) 240