Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-101 Nebat YAĞIZ 1 TÜRKİYE DE GÖSTERİLEN MISIR FİLMLERİNİN TÜRK SİNEMASINA ETKİLERİ Özet Mısır filmleri 1930 lu yılların sonlarında Türkiye ye gelmiştir. Filmler ilk geldiği andan itibaren halk tarafından yoğun bir ilgiyle karşılanmıştır. Ağır melodram tarzındaki bu filmler Türk toplumunun kültürüne, gelenek ve göreneklerine, yaşam tarzına hitab etmiştir. Halk tarafından Mısır filmlerine gösterilen yoğun talep film yapımcılarının bu yönde çalışmalar yapmalarına neden olmuştur. Prodüktörler sürekli olarak çok sayıda Mısır filmleri ithal etmişlerdir. Bu durumu değerlendiren yönetmen Muharrem Gürses ise Mısır filmleri tarzında filmler çekmeye başlamıştır. Gürses filmlerini Türk halkına uygun şekilde yerelleştirerek gerçekleştirmiştir. Halk bu filmleri o derece beğenmiştir ki artık Mısır filmlerini getirmeye ihtiyaç kalmamıştır. Mısır filmleri tarzında yerelleştirilerek çekilen filmler popüler Türk sinemasının doğmasına neden olmuştur. Sinema kazanç getiren bir iş alanı haline gelmiştir. Buna paralel olarak çekilen filmlerin sayısında, seyirci sayısında, yeni kurulan film şirketleri sayısında artış yaşanmıştır. Yeni yönetmenlerin sinemaya girmesine imkan sağlamıştır. Dolayısıyla Türk sineması 1940 lı yıllardan 1975 yılına kadar hızlı bir yükselişe geçmiş ve büyük gelişme göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Film, Türk, Sinema, Etki. EFFECTS OF TURKISH CINEMA EGYPT FILMS SHOWN IN TURKEY Abstract Egyptian films have come to Turkey at the end of 1930. From the moment the film first came was met with great interest by the public. Heavy melodramatic films that the culture of Turkish society, traditions and customs, has addressed lifestyle. Egyptian films were shown to the high demand by the public. This was caused by the filmmaker to make efforts in this direction. Producers have consistently imported a large number of films in Egypt. In this case, director 1 Yrd.Dç.Dr., Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo-Sinema Tv Bölümü., nebatat@hotmail.com
Türkiye de Gösterilen Mısır Filmlerinin Türk Sinemasına Etkileri Muharrem Gürses began evaluating the filming style of Egyptian films. Gurses films realized appropriately localized to the Turkish people. People have enjoyed such an extent that these movies are no longer needed to bring the Egyptian movies. Egyptian films shot by localization has led to the emergence of popular Turkish cinema. Cinema has become a profitable business area. In parallel, the number of the films, the number of movie audiences, there has been an increase in the number of newly established film companies. It has allowed to enter the cinema of new director. Therefore, a rapid rise of Turkish cinema from the 1940s until 1975, history has shown great improvement. Key Words: Egypt, Movie, Turkish, Cinema, Effect. Türkiye de 1930 lu 1940 lı yıllarda yoğun olarak gösterilen Mısır filmleri Türk sinemasının büyük oranda canlanmasına yol açmıştır. Türk sinemasının başlangıç yıllarında tiyatro etkisinin hakim olduğu görülmektedir. Ahmet Fehim, Şadi Fikret Karagözoğlu gibi tiyatro kökenli yönetmenlerin filmleriyle öne çıktığı gözlenmektedir. Daha sonra 1922-1939 arası dönemde Türk sinemasına hakim/tek yönetmen olan Muhsin Ertuğrul un filmlerinde de tiyatronun etkileri ağırlıklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Filmlerin öykülerinin işleniş tarzı, karakterlerin modern halleri, kostümler, mekan gibi pek çok unsur yeni kurulan cumhuriyetin devrimlerini destekler şekilde özellikler taşımaktadır. Bununla birlikte Mısır filmlerinin 1930 ların sonlarında Türkiye ye gelmesi ve çok sayıda gösterilmeye başlanmasıyla birlikte sinema yoğun bir ilgiyle karşılanmış ve halk arasında popüler olmuştur. Yönetmen Faruk Kenç 1939 yılında çektiği Taş Parçası filmi ile genç yönetmenlerin de filmler çekebilmesine öncü olmuştur. Bunun yanısıra Faruk Kenç 1943 de çektiği Dertli Pınar filmi ile sinemaya Dublaj Sistemini getirmiştir. Bu tarihten sonra diğer yönetmenler de filmlerini dublaj sistemi ile gerçekleştirmişlerdir. Böylelikle Faruk Kenç Türk sinemasında yeni bir dönemin başlamasına yol açmıştır. Bu yeni dönemde sektöre pek çok yeni yönetmen girmiş ve Mısır filmlerinin de etkisiyle sinema para kazandıran bir işe dönüşmüştür. Bu sürece paralel olarak sinemada Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ, Memduh Ün, Atıf Yılmaz gibi önemli auteur yönetmenler yetişmiştir. Bu usta yönetmenler özellikle 1950-1975 arası dönemde nitelikli filmler çekmişlerdir. Daha önce ülkemizde gösterilen Mısır filmlerinin etkisi de bu çalışmalara hem ticari açıdan hem de kültürel açıdan temel oluşturmuştur. 91 İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Fransa da film yapımı durma noktasına gelmiştir. Alman sineması ile Sovyet sineması da propaganda filmlerine ağırlık vermiştir. Filmlerin çoğunu Avrupa dan ve Sovyet Rusya dan ithal eden Türkiye, savaş nedeniyle bu rotayı değiştirmek durumunda kalmıştır. Türkiye Amerikan filmleri ile birlikte -geliş yolu nedeniyle- Mısır filmlerini de ithal eder olmuştur. Türk seyircisi şarkılı türkülü ağır melodramlı, kısa zamanda çekilmiş Mısır filmlerini çok tutmuştur. Bu filmler Türkiye de seyircinin sinemaya gitme alışkanlığının artmasında, sinemanın yaygınlaşmasında, popüler bir yerli sinemanın doğmasında çok etkili olmuştur. Türkiye ye getirilen Mısır filmlerine Türkçe dublaj yapılması ve yerlileştirilmesi halkın ilgisini arttıran en önemli nedenlerdendir. O dönemde toplam nüfusa göre okuma-yazma bilmeyen seyirci oranı önemli bir yer tutmaktadır (İstatistik Göstergeler: 1923-1998: 16). Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-101
Nebat Yağız Yıl Toplam Nüfus Okuma-Yazma Bilmeyen 1935 9.463.414 7.687.986 1945 11.358.823 8.124.817 Tablodan da anlaşılacağı üzere bu dönemde Türk toplumunun büyük çoğunluğu okuma-yazma bilmemektedir. Bu durumda sinema halk için cazip bir eğlence haline gelmiştir. Üzerinde uzun süre çalışılmadan hızlıca çekilen ve belli bir estetik düzeni olmayan Mısır filmleri, okuma-yazma bilmeyen halk arasında sinemaya gitme alışkanlığının kazanılmasını sağlamıştır. Sinema seyircisindeki artış yerli filmlerin yapımında da artışa neden olmuştur. Ucuz maliyetli, kolay yapılan filmlere seyircinin ilgi göstermesi yapımcıları cesaretlendirmiştir. Mısır sinemasını Türk sinemacı Vedat Örfi Bengü kurmuştur. Bengü, Mısır Film Stüdyosunu 1937 yılında hayata geçirmiştir. Mısır sineması Mısır da tanınan ve halk tarafından çok sevilen Ümmü Gülsüm, Abdülvahap, Tahiyye Karyoka, Emel Rızzık, Enver Vecdi, Yusuf Vehbi gibi şarkıcıların rol aldığı filmleri ortaya çıkarmıştır. Mısır filmleri, az parayla film çekilebileceğini ve bu yoldan para kazanılabileceğini göstermiştir. Dolayısıyla yeni yönetmenlerin sinemaya girmelerine olanak sağlamıştır. 1939 yılında Faruk Kenç Taş Parçası filmini çekerek 1922 den beri İpek Film adına filmler çeken Muhsin Ertuğrul un Türk sinemasındaki egemenliğini yıkmıştır. O dönemde film çekmek için gerekli bütün imkanlar İpek Film bünyesinde fazlasıyla mevcuttur. Fakat bu imkanları kullanma olanağına sahip tek kişi de Muhsin Ertuğrul dur. Bu duruma kendine göre bir çıkış yolu bulan Faruk Kenç, bu süreçte Mısır filmleri tarzında bir melodram olan Dertli Pınar (1943) filmini çekti. Kenç Dertli Pınar filmini sessiz çekip sonradan seslendirmiştir. Böylelikle imkansızlıklardan dolayı başvurulan ve Türk sinemasına özgü olan dublaj geleneği başlamış ve yönetmenler tarafından uzun yıllar uygulanmıştır. Dublaj sisteminin bulunmasıyla İpek Film in dışında da sinema yapmak mümkün olmuştur. Lütfi Akad dublaj sisteminin Türk sinemasındaki önemini şöyle tarif etmektedir (Şekeroğlu:1985): 92... Faruk Bey bu dublaj sistemini getirmeseydi, Türkiye de bir sinema oluşmasına imkan yoktu. İpekçilerden başka sermaye yatıran yoktu o zaman. Nasıl bir sinema oluşacaktı? Bu sayede sinemaya yeni yönetmenler girmiştir. Bu yönetmenler Baha Gelenbevi, Adolf Körner, Şadan Kamil, Talat Artemel, Seyfi Havaeri, Şakir Sırmalı, Orhon Murat Arıburnu, Sami Ayanoğlu, Turgut Demirağ, Vedat Ar, Çetin Karamanbey, Kani Kıpçak, Aydın Arakon, Ferdi Tayfur olarak sıralanabilir. Bu yönetmenlerin çektikleri filmlerin sayısı gişede kazandıkları başarılar oranında zamanla artarak devam etmiştir. Çekilen filmler konularını genellikle köy yaşamından, tarihi olaylardan, edebiyat eserlerinden almıştır. Filmler melodram kalıpları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yaşanan süreçte Türkiye de Mısır filmleri salgını başgöstermiştir. Toplumun Mısır filmlerine bu kadar ilgi göstermesinin nedeni şu şekilde açıklanabilir: Mısır uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu nun sınırları içerisinde yer aldığı için Arap kültürü Türk toplumunu etkilemiştir. Uzun zamandan beri Arap radyolarını dinleyen Türk halkı Arap müziklerini sevmiş ve Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-10
Türkiye de Gösterilen Mısır Filmlerinin Türk Sinemasına Etkileri şarkıcıları tanımıştır. Türkiye de gösterilen Mısır filmlerinin çoğu şarkılı melodram türünde olduğu için halk sevdiği şarkıcıları perdede görme imkanına kavuşmuştur. Ayrıca Muhsin Ertuğrul filmlerinde halkın alışkın olmadığı çok sesli Batı müziği-opera kullanılmasına rağmen Mısır filmleri tek sesli şarkılardan oluşan doğu müzikleriyle bezenmiştir. Türk halkı buyüzden Mısır filmlerini benimsemiştir. Türkiye de 1938 de gösterilen ilk Mısır filmi olan Aşkın Gözyaşları nı (yönetmen Muhammet Kerim) seyirci çok tutmuştur. 1939 yılında yayınlanan Son Posta Gazetesi nde filme karşı gösterilen büyük ilgi şu şekilde ifade edilmiştir (Akt. Cantek: 2000: 204: 31-32): Fırtına, soğuk, yağmura çamura rağmen Aşkın Gözyaşları Türkçe sözlü, Arapça şarkılı filmini İstanbul un dört bir tarafından sinemalara akın eden sayın halkı vası salonları istiaba kafi gelmiyor. Anadolu şehirleri bu filmi sinemalarında geçirmek için sıra bekliyor. Sinema işletmecisi Cemil Filmer, Aşkın Gözyaşları filmi için kendi gözlemlerini anlatmaktadır (Filmer: 1984): Özen Film o yıllarda Mısır dan bir film getirdi: Aşkın Gözyaşları. Bu film Halil Kamil in işlettiği Taksim Sineması nda altı ay oynadı. Çok acıklı bir melodram olan bu filmi halk çok tutmuştu. Bunun üzerine İpekçiler hemen Mısır a gittiler ve filmi getirdiler. Mısır filmlerine bazı Türk aydınları tepki göstermişlerdir. Örneğin Hüsamettin Bozok, 1938 yılında yazdığı bir yazıda Mısır filmlerinin halkı umutsuzluğa ve ölüme sürüklediği gerekçesiyle eleştirmektedir (Tikveş:1968). Yapımcı Hürrem Erman Mısır filmlerinin halkın ve özellikle de kadınların sinemaya gitme alışkanlığı edinmesinde ne derece etkili olduğunu şöyle anlatmaktadır (Yedinci Sanat: 1973: 26): 93 Savaş sırasında bu filmler ortaya çıkar çıkmaz, bizim piyasanın şekli tamamen değişti. Bunların gelmeye başlamasından sonra bazı kimseler Bu filmler memlekete zararlıdır. Bunlar halkımızın zevkini bozuyor dediler. Ben bu fikirde değilim. Arap filmlerinin Türk seyircisi üzerinde büyük etki yaparak onun sinemaya başlamasına başlıca amillerden biri olduğunu sanıyorum. Mesela, diyelim ki Aşkın Gözyaşları filmine kadar, Aksaray lı Ayşe Hanım la Nurhayat Hanım ham sofuluk içinde hiçbir esasa dayanmayan telkinlerin etkisi altında sinemaya gitmeyip evinde oturan hanımlardı. Abdülvahap ile Yusuf Vehbi Beyler onları evinden çıkarıp sinemaya getirdi. Bu, en iptidai şekliyle bir sinemaya gitme zevkinin başlamasıydı. Kadınların sinemaya gitme alışkanlığı edinmesi beraberinde çoluk çocuk bütün ailenin de sinemaya gitmesine yol açtı. Hatta bu durum zamanla bütün mahallenin birlikte sinemaya gitmesini ve filmleri birarada izlemesini sağladı. Görüntü yönetmeni İlhan Arakon Mısır tarzı melodramların kadın seyirciyi sinemalara nasıl çektiğine ve kadın seyircinin halkı peşinden sinemalara sürüklediğine dikkat çekmektedir (Çağlayan:2004:81): Ve bu şekilde yapılan filmler orta sınıf insanı yakaladı, bilhassa kadın seyircileri kavradı. Kadın seyirciler büyük bir kütle teşkil ediyordu çünkü gidip beğendikleri bir filmi bir daha gelip seyrediyorlardı, bir daha gelip seyrediyorlardı. Bu büyük bir hasılat getiriyordu; ikincisi arkadaşlarına söylüyorlardı, bugün Amerikan filmlerinin yaptığı reklamlardan çok daha fazlasını yapıyorlardı ve bütün halk o filmlere geliyordu. Onların da istedikleri bedbaht kızın aşkı, zavallı delikanlının verem olup ölüşü vs. gibi tipik filmlerdi. Ve biz bu filmleri yaptık. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-101
Nebat Yağız Sinema seyircisinin artmasına paralel olarak filmlerin sayısında da artış görüldü. Yönetmen Şadan Kamil 1950 lerin başından itibaren çekilen film sayısındaki büyük artışı ve getirdiği kazancı şu şekilde anlatmaktadır (Şekeroğlu:1985:7): O kadar çok film çektik ki o zaman. Biz hatta aramızda konuşurken burası sosis fabrikası gibi çalışıyor derdik. Aşağı yukarı birbirine benzer ısmarlanan türde filmler olarak yürüdü bu. Bunların hepsi de iş yaptı, çok iyi iş yaptı. Yaptığı için zaten, aynı yolda yürüdük. Ümmü Gülsüm, Abdülvahap gibi şarkıcıların oynadığı filmler Sadettin Kaynak ın besteleri ve Münir Nurettin Selçuk ile Müzeyyen Senar ın şarkılarıyla Türkçe dublajla ve Türkçe sözlü müzikle gösterime girmiştir. Münir Nurettin Selçuk un oynadığı Hasret (Faruk Kenç, 1945), Müzeyyen Senar ın oynadığı Kerem ile Aslı (Adolf Körner, 1938-1942) filmleri bunlara örnek oluşturmaktadır. İpek Film 1939 da Muhsin Ertuğrul a aynı tarzda bir film çektirmiştir: Allah ın Cenneti. O dönemin en meşhur ve sevilen şarkıcısı Münir Nurettin Selçuk ile güzellik kraliçesi Feriha Tevfik in oynadığı film halk tarafından yeterli ilgiyi görememiştir. Bu filmde Münir Nurettin Selçuk Bak Ne Perişan Halim, Yine Kalbim Coşar Ağlar, Dertliyim Ruhuma Hicranımı Sardım, Saçlarıma Ak Düştü gibi şarkıları seslendirmiştir. Sadece şarkıların isimlerinden bile filmin konusunun ne derece acıklı olduğu anlaşılmaktadır. Seyirci tarafından şarkılar beğenilmesine rağmen film genel bir başarısızlığa uğramıştır. Türkiye de gösterilen Mısır filmleri halkın çoğunluğunu etkilemesi nedeniyle yönetmen Muharrem Gürses in dikkatini çekmiştir. Buradan hareketle Gürses, Mısır/Arap filmlerini Türk halkının ilgisine ve beğenisine uygun bir tarzda yerelleştirmiştir. Bu yolla gerçekleştirdiği köy melodramlarıyla Muharrem Gürses, geniş halk kitlelerine ulaşmıştır. Gürses filmlerinin isimleri bile filmlerin türünün ağır melodram olduğunu anlamaya yetmektedir: Zeynebin Gözyaşları (1952), Yanık Ömer (1952), Düşen Kızlar (1954), Yetimler Ahı (1956), Yavrularımın Katili (1957), Yanık Kezban (1957), Talihsiz Yetime-Ninni (1958), Şehvet Uçurumu (1959), Talihsiz Yavru (1960), vb. gibi melodramlarla Muharrem Gürses Anadolu seyircisi tarafından çok sevilmiştir. Gürses sinemasında yaratılan karakterler tavır ve davranışlarıyla, gelenek ve göreneklerin işleniş tarzıyla, oluşturulan öykü ve atmosfer ile halkı çok iyi anlatmıştır. Bu açıdan bakıldığında yönetmen Muharrem Gürses popüler Türk sinemasının ilk önemli temsilcisi sayılabilir (Yağız: 2009: 41-42). 94 Muharrem Gürses Türk sinemasında yarattığı özgün tarzını nasıl hayata geçirdiğini şu şekilde anlatmaktadır (Kırel: 1995): Bir dönem Türkiye yi Arap filmleri istila etmişti. Bir gün bütün prodüktörleri topladım ve biz Arap filmlerini buraya sokmayacağız dedim. Kararlıydım, melodram tarzında öyle eserler yazacağım ki en iyisi olacak dedim ve yaptım. Böylece Arap filmlerinin hakimiyetini kırdık... (Aşkın Gözyaşları nı) izlerken hıçkıra hıçkıra ağladım ve hep bu filmi biz nasıl yaparız? diye düşündüm. O sıralar hiç bir Türk filmi Aşkın Gözyaşları kadar tanınmıyordu. Ben yapınca çevremdekiler aaa Muharrem Arap filmlerini taklit ediyor diye beni tenkit ettiler. Ben o filmleri taklit etsem, o filmlerin aslı gelir benimkiler iş yapmazdı. Demek ki onun üstüne çıktım ki, dışarıdan getirmediler o filmleri. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-10
Türkiye de Gösterilen Mısır Filmlerinin Türk Sinemasına Etkileri Muharrem Gürses in çektiği filmler halk tarafından çok tutulmuş dolayısıyla da büyük ticari kazanç elde ederek gişeye yansımıştır. Gürses in sinemada geniş kitlelere ulaşmasının kökleri çocukluğuna kadar uzanmaktadır. Muharrem Gürses çocukluğunda geleneksel sanatlarla özellikle de Karagöz ile ilgilenmiştir. Daha sonra da uzun süre Anadolu nun pek çok yerinde gezici tiyatro ile dolaşarak oyunlar sahnelemiştir. Böylelikle Anadolu halkını yakından tanıma fırsatı bulmuş ve halk için filmler yapmıştır. Bu konuda Lütfi Akad, Gürses hakkında şu değerlendirmeyi yapmaktadır (Onaran: 1990): Muharrem Gürses diye bir gerçek vardı. M. Gürses, yıllar yılı Anadolu da tiyatro turneleri yapmış... Batıdan gelen filmleri, oyunları Türkçe ye adapte etmiş ve Türk halkına göre uydurarak, aslı bakımından hiçbir ilgisi kalmamak şartıyla... oyuncular seyirciye oynaya oynaya biçim almış. Orada Muharrem Gürses in dayandığı bir gerçek var, daha ayağı yere basan bir gerçek. Muharrem Gürses Anadolu halkına yönelik olarak gerçekleştirdiği filmlerle diğer yönetmenlere de örnek olmuştur. Gürses in ağır melodram tarzını daha sonra Memduh Ün izlemiştir. Ün, sıradan insanların günlük yaşamlarını anlattığı Yetim Yavrular (1954), Zeynebin İntikamı (1956), Yetim Ömer (1957), Zeynebin Aşkı (1957), Ayşe nin Çilesi (1958) gibi filmlerde ağır melodram tarzını devam ettirmiştir. Melodram tarzı ise Türk sinemasının genelinde büyük yer bulmuştur. Yönetmenlerin çoğu 1970 li yılların ortalarına kadar çoğunlukla popüler yerel kültürün ağırlıkta olduğu melodram tarzında filmler gerçekleştirmişlerdir. Mısır filmleri seyircinin Türk sinemasıyla yakınlaşmasına neden olmuştur. 1950 lere kadar A sınıfı sinemalar yerli film gösterimine yer vermezlerken, halkın Türk filmlerine gösterdiği ilgi nedeniyle yerli film göstermeye başlamışlardır. Bu durumu Osman Seden şöyle anlatmaktadır (Gürmen: 2003: 157): 95 1948-49 sezonuna kadar, devamlı Mısır filmleri oynayan ve hasılat rekorları kıran Taksim sineması, artık Türk filmlerine yer verir olmuştu. O zaman bir Anadolu da film işletmeleri henüz açılmamıştı ve Anadolu sinemacıları sık sık İstanbul a gelerek, senelik ihtiyaçlarını buradan karşılarlardı. Bu sinemacılar git gide bizden Türk filmlerini istemeye başladılar. Önceleri bu istekleri pek önemsemeyen büyük şirketler, zamanla etkilenmeye ve birbirlerinden gizli hazırlıklar yapmaya başladılar. Fitaş (İpekçi Kardeşler) zaten prodüksiyona açıktı, Lale Film, bir büyük prodüksiyona gireceğini ilan etti ve herkes bizim ne zaman kolları sıvayacağımızı merak eder oldu. 1950 li yıllardan itibaren yerli film seyircisinin sayısı hızla artmıştır. 1950 yılında İstanbul da yaklaşık 12 milyon olan seyirci sayısı 1955 te iki katına çıkmış ve giderek artış göstermiştir (Gürmen: 2003: 65; Bozis: 1969: 4: 4). 1939 yılında İstanbul da kapalı sinema salonlarındaki seyirci sayısı 6.899.455 tir.1941 yılında ise bu rakam 8 milyonun üzerine çıkmıştır. 1950 de ise seyirci sayısı yaklaşık 12 milyondur (Coş:1969:12). O dönemde istatistik veriler çıkarılmadığından dolayı İstanbul dışındaki yerlerde bu oran kayıtlanmamıştır. İstanbul içinde ise ancak az sayıda istatistik veriler bulunmaktadır. 1960 lı yıllarda İstanbul daki sinema seyircisi sayısındaki artış ise aşağıdaki tabloda görülmektedir (Coş:1969:11-12): Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-101
Nebat Yağız Yıl Seyirci Sayısı 1961 29.158.000 1962 31.665.000 1963 33.781.000 1964 34.699.000 1965 41.417.000 1966 46.242.000 1967 50.603.000 Yukarıdaki tabloda yer alan veriler sadece İstanbul daki 1960 lı yıllarda sinema seyircisinin oranında basamak basamak yükselen bir artış olduğunu göstermektedir. Buna paralel olarak üretilen yerli film sayısı ve yeni açılan yapımevi/film şirketi sayısı da hızla artış göstermiştir. Aşağıdaki tablodan bu durum anlaşılmaktadır (Özgüç:1998; Scognamillo: 2001:9: 100) Yıl Film Sayısı Yapımevi Sayısı Yeni Yapımevi 1950 22 12 5 1951 36 21 10 1952 56 31 9 1953 42 32 10 1954 51 36 15 1955 62 40 17 1956 51 39 12 1957 60 52 21 1958 81 63 18 1959 79 50 9 1960 85 58 15 1961 123-23 1962 131-20 1963 117-15 1964 181-22 1965 215-25 1966 241-30 1967 209-25 1968 177-18 1969 231-31 1970 224-26 1971 265-39 1972 300-38 1973 209-33 1974 189-26 1975 225-19 96 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-10
Türkiye de Gösterilen Mısır Filmlerinin Türk Sinemasına Etkileri Toplam 3662 434 531 Tablodan üretilen yerli film sayısındaki artış ile yeni açılan yapımevi/film şirketi sayısındaki artışın birbirine paralel bir şekilde arttığı görülmektedir. Diğer bir deyişle halka yönelik filmler yapan yapımcılar kazanç elde eder hale gelmişlerdir. Dolayısıyla film yapımcıları halkı tanımak, halkın ne istediğini anlamak ve halkın ilgi ve beğenisine göre filmler yapmak yoluna gitmişlerdir. Bunun için ise çeşitli yollara başvurulmuştur. Örneğin Halk Film in sahibi Fuat Rutkay, tuluat kumpanyası Naşit in yanında muhasebeci olarak çalışırken Anadolu yu gezmiştir. Böylelikle halkla içiçe olarak halkı çok iyi tanımıştır. Yaptıkları filmler halka yönelik olduğundan seyirci kendine yakın bulduğu bu filmleri çok tutmuştur. Osman Seden ise halkın nabzını tutmak ve ona göre filmler yapmak için Anadolu ya ekipler göndererek anketler yaptırmıştır. Nitekim Seden in filmleri çok iyi iş yapmıştır. 1950-1960 yıllarını kapsayan dönemde Türk sinemasında çekilen filmler arasında en çok seyircinin ilgisiyle karşılaşan ve buna paralel olarak gişe hasılatı yapan filmlerin kaynağına bakmak gerekmektedir. O dönemde en çok gişe hasılatı yapmış olan filmler e dair elimizde hasılata dayalı sayısal veriler bulunmadığından bir istatistik çıkarmak da mümkün olmamıştır. Bu nedenle bu konu, sinema sektörünün içinde olarak döneme şahitlik eden Yapımcı-Yönetmen Memduh Ün ile gerçekleştirilen çalışma ile belirlenmiştir. Memduh Ün, bu dönemde İstanbul da en çok seyirci çeken, gişe hasılatı yapan filmleri 5 yıldız sistemiyle değerlendirmiştir (Ün: 2004). x Çakırcalı Mehmet Efe (1950, Faruk Kenç) x Allahaısmarladık (1951, Sami Ayanoğlu) x İstanbul un Fethi (1951, Aydın Arakon) x Kore Gazileri (1951, Seyfi Havaeri) x Kore de Türk Kahramanları (1951, Seyfi Havaeri) x Mezarımı Taştan Oyun (1951, Hüseyin Peyda) xxx İngiliz Kemal Lawrens e Karşı (1952, Lütfi Ö. Akad) xxxxx Kanun Namına (1952, Lütfi Ö. Akad) xxx Son Gece (1952, Sami Ayanoğlu) xxxx Vur Patlasın Çal Oynasın (1952, Esat Özgül) xxx Affet Beni Allahım (1953, Şinasi Özonuk) xxxx Hıçkırık (1953, Atıf Yılmaz) xxx Kaatil (1953, Lütfi Ö. Akad) xx Öldüren Şehir (1953, Lütfi Ö. Akad) xxx Kırk Gün Kırk Gece ( 1953, Esat Özgül) xx Battal Gazi Geliyor (1955, Sami Ayanoğlu) xxxx Beyaz Mendil (1955, Lütfi Ö. Akad) xxx Çoban Ali (1955, Kemal Kan) 97 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-101
Nebat Yağız xxx Ezo Gelin (1955, Orhan Elmas) xx Kanlarıyla Ödediler (1955, Osman F. Seden) xxxxx Kara Sevda (1955, Seyfi Havaeri) xxx Son Beste (1955, Dr. Arşavir Alyanak) xxx Yetim Yavrular (1955, Memduh Ün) xx İntikam Alevi (1956, Osman Seden) xxxxx Berduş (1957, Osman F. Seden) xxx Gelinin Muradı (1957, Atıf Yılmaz) xx Ham Meyva (1957, Nişan Hançer) xxxxx Altın Kafes (1958, Osman F. Seden) xxx Bir Şöförün Gizli Defteri (1958, Atıf Yılmaz) xxxx Doksan Dokuz Mustafa (1958, Sami Ayanoğlu) xxx Dokuz Dağın Efesi (1958, Metin Erksan) xx Meçhul Kahramanlar/Zafer Yıldızı (1958, Agah Hün) xx Meyhanecinin Kızı (1958, Lütfi Ö. Akad) xxxxx Üç Arkadaş (1958, Memduh Ün) xxx Alageyik (1959, Atıf Yılmaz) xxxx Fosforlu Cevriye (1959, Aydın Arakon) xxxx Gurbet (1959, Osman F. Seden) xxx Hicran Yarası (1959, Metin Erksan) xxxx Kırık Plak (1959, Osman F. Seden) xxxxx Ayşecik (1960, Memduh Ün) Değerlendirilen toplam 40 film melodram-tarihi-macera türündedir. Ayrıca bu filmlerden bazıları İstanbul dan çok Anadolu da büyük iş yapmıştır. Örneğin Mezarımı Taştan Oyun filmi Anadolu da 5 yıldızlı iş yapmıştır. Buradan da anlaşıldığı gibi, halkın en çok ilgi gösterdiği filmler zamanın popüler konularına sahip filmler olmuştur. Daha önce gösterilen Mısır filmleri ise bu duruma temel oluşturan ve motive eden bir etkide bulunmuştur. Mısır filmleri, Türkiye ye gelişinden itibaren popüler halk sinemasının doğuşunu ve yükselmesini sağlamıştır. Bu durum özellikle 1970 li yıllara kadar sinemada çok yoğun bir şekilde sürmüştür. Bunu her yıl çekilen filmlerin senaryolarının popüler halk kültüründen yola çıkılarak yaratılan senaryo sayısı ile diğer kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan senaryo sayısının verileriyle karşılaştırarak aşağıdaki istatistik somut olarak kanıtlamaktadır (Özgüç: 1998): 98 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-10
Türkiye de Gösterilen Mısır Filmlerinin Türk Sinemasına Etkileri Yıl Popüler Kaynaklı Senaryo Diğer Kaynaklı Senaryo Kaynağı Belirtilmemiş Toplam Film 1940 2 2 0 4 1941 2 0 0 2 1942 3 1 0 4 1943 1 1 0 2 1944 4 0 0 4 1945 2 0 0 2 1946 6 0 0 6 1947 10 1 1 12 1948 17 0 1 18 1949 17 2 0 19 1950 22 0 0 22 1951 34 1 1 36 1952 57 2 2 61 1953 39 3 0 42 1954 48 3 0 51 1955 54 5 3 62 1956 39 4 8 51 1957 53 4 3 60 1958 69 3 9 81 1959 72 3 4 79 1960 77 6 2 85 1961 111 11 1 123 1962 115 12 4 131 1963 97 17 3 117 1964 148 30 2 180 1965 185 30 0 215 1966 210 28 3 241 1967 181 25 3 209 1968 163 13 1 177 1969 219 11 1 231 1970 211 12 1 224 Toplam 2268 230 53 2551 99 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-101
Nebat Yağız Tablodan anlaşıldığı üzere; 1940 ların sonlarına doğru yerli film yapımı giderek artmaya başlamıştır. 1960 lı yılların başında ise film üretiminde hızlı bir artışın yaşandığı görülmektedir. Bu hızlı artış ivme kazanarak 1970 lere kadar devam etmiştir. Buna paralel olarak popüler halk kültüründen yararlanılarak oluşturulan senaryo sayısı da hızla ve giderek artmaktadır (toplam 2268). Bu senaryoların konularında masal, halk kahramanları, yaşanmış gerçek olaylar, tarih, popüler edebiyat gibi unsurlara büyük ölçüde yer verildiği anlaşılmaktadır. Oysaki diğer kaynaklı senaryo sayısı oldukça az bir düzeyde kalmıştır -230 tane olmak üzere. 1960 ların ortalarında bu sayı bir nebze artış göstermekle birlikte hemen düşüşe geçmiştir. Popüler halk kültürü kaynaklı filmlerin sayısı ile diğer kaynaklı filmlerin sayısı birbirine oranlandığında halkın popüler kaynaklı filmleri çok izlediği ve ilgi gösterdiği net bir şekilde kanıtlanmaktadır. Tablodan da açık bir şekilde görüldüğü gibi, Mısır filmlerinin de etkisiyle, 1940-1970 yılları arasındaki döneme popüler halk kültürü niteliğindeki filmler damgasını vurmuştur. 1930 ların sonları ile 1940 larda Türkiye de yoğun bir şekilde gösterilen Mısır filmleri halkın sinemaya ilgi göstermesine neden olmuştur. Böylelikle sinemanın gelişme ivmesi hız kazanmış ve popüler halk sineması uzun bir dönem Türk sinemasına damgasını vurmuştur. KAYNAKLAR -BOZİS, Yorgo (1969), Sayılamalara Göre Türk Sinemasının Ekonomik Durumu, Genç Sinema, S:4, Ocak. -COŞ, Nezih (1969), İstanbul un Sinemaları, AS Akademik Sinema, Sayı:2, Ağustos. -ÇAĞLAYAN, Tahir Alper (2004), Türk Sinemasında Seyirci-Sinema Etkileşimi ve Seyirci Profili, Yayınlanmamış Sanatta Yeterlik Tezi, MSGSÜ, SBE, İstanbul. -FİLMER, Cemil (1984), Hatıralar, Emek Matbaacılık ve İlancılık, İstanbul. -GÜRMEN, Pınar (2003), Türk Sinemasında Bir Senarist_Yapımcı_Yönetmen; Osman Fahir Seden, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, MSGSÜ, SBE, İstanbul. -GÜRMEN, Pınar (2003), Televizyonun Türk Toplumuna Etkileri, Milliyet, İstanbul. -İstatistik Göstergeler, 1923-1998. -KIREL, Serpil (1995), Yapımcıların Can Simidi Muharrem Gürses, Antrakt, Aralık. -ONARAN, Alim Şerif (1990), Lütfi Akad, Afa Yay., İstanbul. -ÖZGÜÇ, Agah (1998), Türk Filmleri Sözlüğü, 1914-1973 Cilt I, Sesam Yay., İstanbul. -SCOGNAMİLLO, Giovanni (2001), Türk Sinemasının Ekonomik Tarihine Giriş, Yeni Sinema Dergisi, Sayı:9. -Son Posta Gazetesi 1.1.1939 tarihli, Akt. CANTEK, Levent (2000), Türkiye de Mısır Filmleri, Tarih Toplum Dergisi, Sayı:204 Aralık. -ŞEKEROĞLU, Prof. Sami (1985), Türk Sinema Tarihi Araştırma Projesi. -TİKVEŞ, Özcan (1968), Mukayeseli Hukukta ve Türk Hukukunda Sinema Filmlerinin Sansürü, İ.Ü. Yay., İstanbul. -ÜN, Memduh ile Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen çalışma. 100 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-10
Türkiye de Gösterilen Mısır Filmlerinin Türk Sinemasına Etkileri -YAĞIZ, Nebat (2009), Türk Sinemasında Karakterler ve Tipler Türk Sinemasının Türk Toplumuna Bakışı 1950-1975 Dönemi, İşaret Yay., İstanbul. -YEDİNCİ SANAT (1973), Yapımcı Hürrem Erman la Konuşma, Sayı: 6, Ağustos. 101 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 2, Sayı: 3, Haziran 2015, s. 90-101