BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM EYLÜL DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i
Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 103 Bütüncül Psikoterapi 10. Dönem Eylül 2011 Ders Notları ISBN 978-605-5241-81-0 Copyright Özak Yayınevi (Psikoterapi Enstitüsü) Tüm hakları saklıdır. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kısmen de olsa çoğaltılamaz ve elektronik ortamlarda yayımlanamaz. Birinci baskı: Ağustos 2013 Editör: Tahir Özakkaş Yayıma hazırlayan: Sevgi Çorabatur & Menekşe Arık Katkıda Bulunanlar: Beyza Tıraş & Sibel Kaytaz Baskı: İklim Ofset Nişanca Mah. Arpacı Hayrettin Sok. No:21 Eyüp/İstanbul Tel: 0212 577 77 45 www.iklimmatbaa.com PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM ARAŞTIRMA SAĞLIK ORGANİZASYON VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Eğitim ve Kongre Merkezi: Fatih Sultan Mehmet Cad. No:285 Darıca- İZMİT Tel : 0262 653 6699 Fax : 0262 653 5345 Merkez: Bağdat Caddesi No: 540/8 Bostancı-İSTANBUL / TÜRKİYE Tel : 0216 464 3119 Fax : 0216 464 3102 www.psikoterapi.com - www.psikoterapi.org - www.hipnoz.com ii
SUNUŞ nsanlık tarihi boyunca, her toplumda psikolojik rahatsızlıkları İtedavi etmeye yönelik girişimler olmuştur. Bu alanda yapılan girişimler sonucu ortaya çıkan pek çok farklı ekolün savunucuları, kendi ekollerini yüceltme ve diğer ekolleri küçümseyerek ötekileştirme yoluna gitmiştir. Ancak buna rağmen farklı yaklaşımlardan bilgiler edinerek kuramını zenginleştirmeye ve bu alanda çalışmalar yapmaya başlayan öncü terapistler, psikoterapide bütünleşmeyi sağlayarak alandaki bölünmeleri büyük oranda azaltmıştır. Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Eğitimini verdiğimiz bütüncül psikoterapi, zamanzaman eklektik ve asimilatif, genellikle de entegratif ve ortak faktörler üzerine kurulmuş bütüncül bir yaklaşımı içerir. Bireye, teori odaklı değil danışan odaklı bakmaya çalışan bütüncül psikoterapiler, farklı yaklaşımların bileşenlerini bir araya getirerek terapisti geniş bir vizyona ulaştırır. Bu amaçtan yola çıkarak, çeşitli bilimsel etkinlik, araştırma, eğitim ve yayın çalışmalarıyla, ülkemizde bütüncül psikoterapi uygulamalarının gelişimine öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Elinizdeki bu ders notları, ruhsal bozuklukların tedavisinde tek bir psikoterapi yaklaşımına bağlı kalmaktansa elindeki veriyi kullanarak uygulanabilecek en iyi tekniği ve teoriyi arayan bütüncül yaklaşımlı terapistler yetiştirme adına verilen Bütüncül Psikoterapi Teorik iii
Eğitimi 10. Grubunun eylül ayı deşifrelerini sunmaktadır. Bu ders notları, eğitim deşifresinin derlemesi olma özelliğiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yayın niteliği de taşımaktadır. Bu ders notlarında savunma düzenekleri, hipnotik transla savunma düzeneklerinin pekiştirilmesi, ruhsal gelişim evreleri konuları ele alınmaktadır. Bütüncül psikoterapiler de insanın ruhsal yapısının gelişiminde olduğu gibi zamanla özerkleşecek, bireyselleşecek ve ayrışarak psikoterapi ruhunu ayakta tutacaktır. Psikoterapi uygulayıcıları için önemli olduğunu düşündüğümüz bu eğitim ders notlarını, sizlerin ilgisine sunmaktan kıvanç duymaktayız. Keyifli okumalar dileriz Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Başkanı iv
İ Ç İ N D E K İ L E R EYLÜL 2011 1. GÜN 1 İLKEL DÜZEY SAVUNMA DÜZENEKLERİ...3 2 İLKEL DÜZEY SAVUNMA DÜZENEKLERİNE DEVAM...39 3 ORTA DÜZEY SAVUNMA DÜZENEKLERİ... 105 4 ORTA DÜZEY SAVUNMA DÜZENEKLERİNE DEVAM... 149 EYLÜL 2011 2. GÜN 5 DİĞER SAVUNMA DÜZENEKLERİ... 223 6 HİPNOTİK TRANSLA SAVUNMA DÜZENEKLERİN PEKİŞTİRİLMESİ... 267 7 OTOHİPNOZ YETEĞİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA... 327 8 SAVUNMA DÜZENEKLERİYLE BOŞLUK DOLDURMA... 357 EYLÜL 2011 3. GÜN 9 RUHSAL GELİŞİM EVRELERİ... 403 10 KONVERSİYON VAKALARI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMELER... 447 11 ÖDİPAL ÇATIŞMA... 472 12 KURAMCILARA GÖRE GELİŞİM EVRELERİ... 517 v
vi
Eylül 2011 1. GÜN
1 İLKEL DÜZEY SAVUNMA DÜZENEKLERİ ÖZET Tahir Özakkaş: Günaydın! Nasılsınız efendim? (Tüm sınıfa yönelik olarak) 10. grubun yoklama dosyası her zaman olduğu gibi masamda hazır. Teşekkür ederim. (sınıfta gülüşmeler) Evet, kursiyer Ç nerede? Kursiyer Ç yok? Kursiyer G: Yorgunluk bastırdı. Herhalde kardeşinde kaldı dün akşam. Tahir Özakkaş: İstanbul da mı? Kursiyer G: Evet. Tahir Özakkaş: Onun yerine geçen ayın özetini sen verirsin. Var mı notların? Kursiyer G: Var hocam. Tahir Özakkaş: İyi geçen ay ne yaptık? Nerede kaldık? Nereden devam edeceğiz ne yapmadık? Kursiyer G: Geçen ay önce beynin nörolojik yapısını ve işleyiş mekanizmalarını gördük. Bunların ego ve süperegoda eşdeğerlerinin üç
aşağı beş yukarı nasıl çalıştığını gördük. Sonra savunma mekanizmalarına geçtik tabi önce ego ve süperegoyu gördük. Kursiyer: Ruhsal aygıtı gördük. Kursiyer G: Ardından savunma mekanizmalarına başladık. Bu ay kalan savunma mekanizmalarını görecektik. Tahir Özakkaş: İlkellerden hangilerini gördük? Kursiyer: Disosiasyon, bölme, inkar ve bastırma bu üçünü. Diğerlerini de gördük hocam ama.. Kursiyer: Şimdi bunlarla idare edebiliriz diyor. [Hoca sınıf yoklamasını yapıyor] Tahir Özakkaş: Şunu unutmayın arkadaşlar homeostasis diye bir şey var, vücudun denge halinde olması. Doğduğunuz andan itibaren ruhsal yapınızın denge halini muhafaza etmek için bir ömür boyu çalışırsınız. Negatif olan şeyler bu dengeyi bozar. Savunma düzenekleri ise sizin denge halinizi bozan herhangi bir mesajın nötralizasyon çabasıdır. Arkadaşa neden geç kaldın dediğimde bunu onun homeostasisini bozan bir cümleydi. Sistem otomatik olarak kendini tekrar eski dengeye getirmek zorundadır. Onun içinde kişi aklileştirme dediğimiz, rasyonalizasyon dediğimiz, yadsıtma, yalıtma dediğimiz birçok savunma düzeneklerini gruplar halinde eyleme geçirir. Kişi, ben geç kalan bir insan değilim. Mükemmel ve muhteşemim şeklindeki içsel dizaynını muhafaza etmeye çalışır. Ömür boyu bunu yapar işte. Bugün bu dengeyi korurken olgun seviyede, orta seviyede, ilkel seviyedeki savunma düzeneklerinin hangilerini kullandığımıza bakacağız. İşte oradaki ilkel düzeydeki savunma düzenekleriyle tırnaklarıyla tutunmaya çalışan bir yapının, pençelerini daha kuvvetlendirerek orta ve olgun savunma düzeneklerine doğru yol almasına da psi- 4 10. BPT EYLÜL DERS NOTLARI
koterapi diyoruz. Her hareketimiz her konuşmamız mutlaka bu dengeye bir etki eder. İşte bu her cümlemizin, her hareketimizin anlamını kategorize edip bakabiliyorsak, savunma düzeneklerini çözüyorsak, ilkel olanlarından olgun olanları ayrıştırabiliyor ve ilkelden olguna doğru gönderme yöntemlerini ve tekniklerini burada öğrenebiliyorsak o insanlara da yardımcı olmaya çalışırız. Kursiyer İ burada ne yaptı? Geç kaldığında kendisine söylenen sözler karşısında otomatikman savunmaya yöneldi ama bir gerçeklik var, geç kaldı. Yani ben kötü biriyim, hain ve alçağım, sistem hiçbir zaman bunu kabul etmez. Sakın ha eğer kabul ediyorsa o kabul etmede patolojiktir. Oradan da mazoşizim, narsisizm dediğimiz en kötü acıları ben çektim herkes geç kalıyor hocayı yakalamaz ama ben ufak bir geç kaldım hoca yakalar. Birgün şansım yaver gitmedi demeye başladığı andan itibaren kendini ne kadar önemli ve değerli, acıların çocuğu olduğunu düşünüyor. Bir tatmin bir homeostasisi bir başka boyutta sanıyor. Kurtuluşu yok. Okey. Derse girdik bu şekilde. Yoklamaya devam edelim. Kursiyer: Hocam her ay aynı şeyi söylüyorsunuz. Tahir Özakkaş: Neden bunu söyleme ihtiyacı hissetin? Şükran, kıskançlık, açgözlülük ve haset. Şimdi adam geldi, ders anlatıyor. İ nin, güzel kardeşimizin ufacık bir cümlesinden yola çıkarak sisteminin tamamını ortaya koyduk. Ulan adama bak yaptı vallahi diyerek içerideki sistem sıkıntılandı. Belki kendisini o kadar da toparlayamayacağı şeklinde sıkıntı hissetmiş olabilir. Bu sıkıntıda kendisi nereye düştü, iyi tarafa mı, acı tarafa mı? Acı tarafa düştü. Yandı, sistem otomatik olarak homeostasisi korumak zorunda. Bunun için hocayı yirmi üç yıl bekleyebilir, hani hocalara geçirirler ya öğrenciler neyi geçirdiklerini anlıyor musunuz? Geçen ayda öyle dedin. Çitir dedin, Çıtır diyeceğim dedin hiç demiyorsun, kendinin İlkel Savunma Düzenekleri 5
o kadar da tatlı olduğunu zannetme, aynı numarayı her seferinde yapıyorsun. Ne oldu? Oh be bizde haklıyız dedik. Sistem homeostasise geçti, iyi kendiliğe geçti, dengede hissetti, bundan kurtuluşunuz yok. Kursiyer: Bundan mı düştük? (Gülüşmeler) Tahir Özakkaş: Biraz sonra düşecek, düşer düşmez aynı. G kayınbirader değil mi? (Bir kursiyere yönelik olarak söylüyor) Kursiyer: Evet evet! Tahir Özakkaş: Neden cevabın 12 saniye geç geldi. Kursiyer: Bana söylediğinizi anlamadım hocam. Tahir Özakkaş: Neden bunu söyledim? Sana söylediğimi anlasaydın hemen jetonun düşecekti. Homeostasisi biliyor musunuz? Başka bir şey söyleme ihtimalim var mıydı, yoktu değil mi? Kayınbirader değil mi dedim. Önce kime söylüyor diye bakıyor, sonra sistemleri tarıyor tarıyor, ihtimali çok düşük olan bir cümlenin kendisine yönelik gelmesine şaşırdı. Evet, evet dedi. O telaşla evet demesi neydi? Benim sistemim biraz gecikti ama aptal değilim. Orada bir mikro saniye kadar vakit kazanayım, dengeye getireyim. Söyler söylemez cümleyi şak diye kaptım. Ben dedim ki on iki saniye geciktin. Nereye düştü, parasempatiğe düştü. Neden oniki saniye geciktin, sana söylediğini düşünmedin veyahut da bana söylemedin, ne dedin? Kursiyer: Bana söylediğinizi anlamadım. Tahir Özakkaş: Bana söylediğinizi anlamadım, eniştesi bizim 9. grupta biliyorsunuz. Onun itelemesi kakılmasıyla bizim gruba düştü. G onun kayınbiraderi oluyor. 9. grupta da konuşuyoruz, bununla ilgili muhabbet ediyoruz. Kayınbiraderin lafı çok geçiyor ama o bilmiyor. Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz. Kayınbirader nedir? Enişte 6 10. BPT EYLÜL DERS NOTLARI
nedir? Ne oluyor? Ne bitiyor bir bilebilecek kişi o. Sınıfta kayınbirader nasılsın desem tek kişi cevap verebilir. Diğerleri hiç üstüne alınmaz. Bir o var çünkü. Kursiyer: Anlamıştım ben. O kısım ders deşifreyi ben yaptığım için. (gülüşmeler) Kursiyer: Hocam ilk başta anlamamasının sebebi inkar mı, yadsıma mı? Tahir Özakkaş: Hayır. İhtimal değil. Şimdi orada da sistemde hiyerarşik olarak basamaklama vardır. Zihnimiz her şeyi bir satır gibi değil basamaksal bir sistemde kategorize eder. Bu cümlelerin öncelikli olarak gelebileceği yerler samimiyet, içtenlik ancak akraba ilişkileri yakın arkadaşlık falan filan sonradan onun mahremine ve özeline girebilecek kadar, kayınbirader nasılsın cümlesi hocadan gelebilecek bir cümle değil, o daha sonra hafıza kayıtlarını, kendi sistemini taramaya devam ediyor. Bilinçdışında, nöronlar olarak taramaya devam ediyor. Buluyor bir yerden aa bunu bana söyledi diyor sistemi yakalıyor. Ama sistem gecikti o gecikme kısmı karşı taraftan söylenirken neden oniki saniye geciktin diyor. O farkındalıkla beraber homeostasisini öbür tarafına düşüyor. İstenmeyen taraf, acı taraf sistem otomatikman onu savunmak zorundadır. Tekrar asla bizden suç olmaz. Asla bizde hata olmaz, biz mükemmeliz ne yapacak bana söylediğini düşünme anlamadım. Kursiyer: Bu biraz karşı tarafı da atmaya giriyor mu? Tahir Özakkaş: Tabii ki. Şimdi siz direkt olarak bana söyleseydiniz. Ben sana cevap verirdim. Ya böyle ağzını açmış bu tarafa doğru bir şey söylüyorsun. Bana hitap etmiyorsun, direkt olarak yapmıyorsun. Anlatabildim mi? Ne oldu suç karşı tarafta keriz varsa o sensin. Sizi dramatize ediyorum ki zihninizde kalsın diye yoksa nazik ve kibar da konuşabilirim. İlkel Savunma Düzenekleri 7
Kursiyer: Şimdi Ruhsal Aygıt dediğimizde şöyle bir şey paylaşmak istiyorum. Okuyorum kitabı ama sizin ses tonunuzla geliyor. (G ü- lüşmeler) Tahir Özakkaş: Mühürleme güzel. Kursiyer: Ses tonuyla geliyor o zaman çok daha iyi anlaşılıyor sanki siz konuşuyor musunuz gibi geliyor. DANİEL N. STERN İN BİR BEBEĞİN GÜNLÜĞÜ NDEKİ SAVUNMALARI Tahir Özakkaş: Ne dedi arkadaşımız. Dedi ki Joe nun günlüğünü (Daniel N. Stern) okudum hocam. Joe nun günlüğünde Joe daha ilk fırtınalar içerisinde bir narsisizm içerisinde, yoğun ateşleme nöronlar içerisinde fırtınalar yaşıyor. Öyle fırtınalar ki bu en son Amerika da çıkan fırtınaya benzemez. Ondan daha da yüksek içindeki o coşkusal yapılar enerjiler fırtınalar karşısında bir işitsel ses duyuyor. Açlık fırtınasıdır genellikle, açlık ve yoğun bir alarm sistemi, bütün zihninde Joe nun henüz kendiliği oluşmamıştır. Bebektir daha ama annesinin sesini duyduğu zaman bizim bu fırtına yatışıyor, rahatlıyor, geliyorum canım derken süt karıştırıyor, bu ses çocuğa öyle bir sükunet verir. İşte bu mühürleme, anne gelmeden daha sesinin gelmiş olması bir müddet sonra arkasında gıdanın geleceğine dair davranışsal şartlandırmayı zihninde meydana getiriyor. Mühürlenme oluyor işte annenin sesi, annenin kokusu, annenin dokunması, annenin el teması ve en son annenin onu bütün olarak kavraması ve kuşatması empatik yaklaşması karşısında iki kişi arasında oluşan intersubsektif alan dediğimiz alandaki varoluştaki bir sistem ortaya çıkıyor. Bunlar hep mühürleme sayesinde, nöronal mühürleme sayesinde oluyor. Şimdi kitabı okuyorsun Tahir beyin 8 10. BPT EYLÜL DERS NOTLARI
kitabını okuyorsun ama oradaki okuma sesi zihninizde hangi seste geliyor. Benim şu andaki sesimden geliyor bir müddet sonra zaten şey oluyor yani birkaç ay sonra oturup karşılıklı muhabbet ediyorsun, onun için biz Bakırköy e doğru gönderiyoruz. Ses, koku bütün sistem var orada hey Tahir nasılsın orada şak falan, şizoidler böyle yapar arkadaşlar. Bir birader kavga etmiş evinde benim hiç haberim yok. Tatildeydim. İşte bana bunu söyledin, şunu söyledin. Ne zaman söyledim zihninde konuşmuş tedaviye devam etmiş falan. Bunu şizoidlere karşı bir kitle cümlelere bakıyoruz acaba ne konuştu. Sizin haberiniz yok konuştuğunuz şeyle anlatabildin mi? Bu kısmını kursiyer G buradasın değil mi? Kursiyer: Evet, hocam Tahir Özakkaş: Evet birazcık kaydın gibi. Yoklama yapıyorum derine girmedim yüzeysel. Şu yoklamayı yapayım. Derse geçeceğiz. Kursiyer G. H neden arkalardasın? Kursiyer G: Güzel gözüküyor. Tahir Özakkaş: Kontrol sistemidir arkada oturmak biliyorsun? Tembeller oturur, kontrolcüler oturur, narsisistler oturur, antisosyaller oturur, aklı başında olanlar oturur. (gülüşmeler) Kursiyer: Herkese bir şey veriyorsunuz hocam aklıbaşında falan. Tahir Özakkaş: Yüzlerdeki ifadeye göre değiştiriyoruz. Görmüyormusun? Bizi bir kaşık suda boğacak. Kursiyer: Öyle mi? Tahir Özakkaş: Tabiki. Bizim elimizde olan bir şey değil ki otomatik olarak çalışan sistem. Baktım hafif hafiften kırılıyor bir de güzel tarafları gösterelim. Bağlam önemlidir ön, arka ve orta değil. Hangi bağlamda nerede konumlandırırız güvenlik açısından mı, sevgi açısında mı vs. Mesela ağır ağabeyler olur derslerimizde. İlkel Savunma Düzenekleri 9
Ağabeylerimiz, ablalarımız, çoluk çocuk ne yapıyor bir bakalım deyip gelirler, bakarlar. Ondan sonra bakarlar yavaş yavaş sistem ilerler bizden biri olurlar. Ortadan otururlar, öndekiler sıkıştırmaya başlayınca yavaş yavaş hocam önde yer bulamadım. Çok sıkışıktı da biz buna rasyonalizm diyoruz. (Hoca sınıf yoklamasına devam ediyor) Evet, tekrardan bir özet. Savunma düzeneklerinden hangilerini görmüştük. Kursiyer: Üç tane onların adları var. Tahir Özakkaş: Ana kategoriye; Bölme, Bastırma ve Disosiasyon dediğimiz savunma çözülmediği zaman Kursiyer: Ahmet hocanın disosiasyon hali ağır travmalar noktasında ortaya çıkan travmaların yapılmadığı zaman farklı bir bilinç halini oluşturur. Gücümüz varsa bastırırız aşağıdaki alev yüksekse patlar, yalıtmayı da bir anlamda disosiasyon dedik. İnkarı da yine tolere edemeyeceğimiz bir o homeostasisi bozan bir dengesizlik söz konusu ise ret ederek bu işten kolaylıkla sıyrılabiliriz. Yüzeye çıkmak diyebiliyoruz. Bunlarında elli atmış altları vardı ama ben onları ezberleyemedim. Tahir Özakkaş: Yazdınız mı peki savunma düzeneklerini tekrar bir gözden geçirelim mi? 10 10. BPT EYLÜL DERS NOTLARI
PSİKOTERAPİNİN KÖKENİ SAVUNMA DÜZENEKLERİDİR Tahir Özakkaş: Önce yirmi beş tane ana maddeyi verelim. Sonra da tekrarda onun altındaki yüz maddeye doğru inelim olur mu? Çünkü bütün psikoterapinin kökeni bu savunma düzenekleridir. Savunma düzeneklerini adınız gibi öğrenirseniz her şeyi çözersiniz. Benim yirmi yılım geçti öğrenebilmek için, her hastama bunları anlattım. En iyi öğrenme yolu anlatmaktır. Onun için danışanlarınıza, akrabalarınıza, eşinize, kardeşinize, çocuğunuza birbirinize savunma düzeneklerini anlatın. Anlatırken de kendi hayatınızdan veya çevrenizdeki örneklerden örneklendiriniz. Evet, kitap okuyorsunuz arkadaşlarınızla, bu konuyu tartışıyorsunuz, onlarla gözlemliyorsunuz, kendiniz yaşıyorsunuz, kendinizi yakalamayı öğreniyorsunuz. Hedeflediğiniz şey hastanın içgörüyle kendisini yakalamasıdır. Kim yakalar? O observing self dediğimiz gözlemleyen yakalar. Kimi yakalar? Experiential (deneyimsel), deneyen selfi yakalar. Bir yaşayan kendiniz vardır, birde onu değerlendiren merkeziniz vardır. Ulan ne halt ettim de gittim oraya, tabi ki belanı bulursun. Bir tane oraya giden, belasını bulan var. Birde oraya gidip de belasını bulduğu sistemi değerlendiren var. Bir buraya gelen arkadaşımız var, şuan gelip sırada oturan, tabi öne oturup konuşup, takılıp hocaya laf edersen bu lafları da yersin diyen var. Birde onu değerlendiren var anlatabildim mi? Arkaya oturan var, arkaya oturduktan sonra, sen arkaya oturursan hoca böyle böyle laf eder diye değerlendiren var. Her zaman bir yaşayan kendiliğiniz vardır, bir de gözleyen kendiliğiniz vardır. Bu ikisi arasında korelasyon, akıcılık olan insanlar sağlıklı insanlardır. Bölme mekanizması etkisi altında bulunan borderline narsisist ve şizoid yapıların gözleyen benleri çok zayıftır. Mentalize edemez- İlkel Savunma Düzenekleri 11
ler. İşte gözleyen benlerini yaşayan benlerin üzerine hakim kılmaya da terafü denir. Bir taraftan sistemi yaşarken; öfkeyi, kızgınlığı, yalnızlığı, çaresizliği, acıyı, travmayı, diğer taraftan bir dakika şu an olan biten budur, endişelenme bu geçecek şeklinde zihinsel olarak onu tutabilen, anlamını değerlendirebilen, başlarından gelip geçeni o anda akıcı olarak gözlemleyen benle, yaşayan ben arasında bağlantı kuran sistemin akıcılığı devam ediyorsa bu sağlıklı bir insan demektir. Hepimiz öfkeleniriz, hepimiz çaresiz hissederiz, hepimiz kötü hissederiz ama birimizde gözlemleyen ben sisteme hakimdir. Ne olup bittiğini kulağımıza fısıldar ve bizi sakinliğe doğru teşvik ederken diğeri gözleyen beni devre dışı bırakıp sadece yaşar. Öfkeyi hissediyorsa öfkesini boşaltır. Kızgınlık hissediyorsa kızgınlığını, tatmin olmak istiyorsa tatmini, dürtülerini boşaltmak istiyorsa dürtülerini anında boşaltır. Yer zaman mantık aramaz. Demek ki, ikisi arasında bir akıcılığın olması gerekir. Buyurun efendim. Kursiyer: Hocam bu bölmede narsisist, şizoid ve borderline da gözlemleyen benin zayıf olduğunu veya olmadığını bilir ama ne yapacağını bilmez. Gözleyen beni daha farklı diyebilirmiyiz? Ne yapacağını bilmez ama ne olduğunu bilir borderline.. Tahir Özakkaş: Bunların hepsini bilir. Bahsettiğimiz manadaki yapı farklı bir yapıdır. Gözlemleyen ben anında yaşarken sistemin kendisine zarar vereceğini ne olup bittiğini anlamlandıran, neden bu şekilde tetiklendiğini, neden bu şekilde dürtülerini boşaltma ihtiyacını hissettiği anlamlandıran zihinsel bir kapasitedir. Gözlemleyen ben derken bunu kast ederiz. Senin söylediğin ise sistemin içinde duygusal olarak yaşarken bilginin de yanında eşlik etmesi, o duygu kısmından çıktığı zaman bilgi olarak geçen sene, geçen gün, dün, bir saat önce bunu yaşamıştır diye bilgisini muhafaza etmesi ama duygunun bulunmamasıdır. 12 10. BPT EYLÜL DERS NOTLARI
Peki, bunu da şöyle örneklendireyim. Sizin kafanızda kalabilmesi için bir vertical entegrasyon var, bir horizontal entegrasyon var. İnsanın zihinsel yapısında, ruhsal aygıtında özellikle limbik sistem dediğimiz beynin hayvansal beyin kısmının alt beyinde ve orta beyinde yaşamı devam ettirmeye bağlı olan agresyon veya yaşam arzularının yukarıya doğru çıkmaya çalışır. Bu sekstir, saldırganlıktır, öfkedir, kızgınlıktır, yemek, içmektir, coşkudur, enerjidir, libidal enerjidir, agresyon enerjisidir. Bu enerji yukarıya doğru çıktığı an bizim insani tarafımız olan neokorteks dediğimiz kortikal alanlarımıza, insanı alanlarımıza doğru geldikçe onları gözlemleyen benle yer zaman mantık ve mekana göre bastırmak ve değerlendirmek durumundadır. Alttan gelen dürtünün, agresyonun, libidinal dürtünün yere zamana göre bastırabilme sistemine ki bunu sağlayacak olan prefrontal korteksimizdir. Orbital prefrontal korteks ve libidal sistemden gelen alt beyinden gelen orta beyine giden, limbik sistemden amigdaladan gelen o dürtüsel amigdal duygusal yapıları yere zamana göre kontrol edebilme becerisidir. Buna biz vertical entegrasyonu diyoruz. Horizontal entegrasyon; Sağ beynimiz duyusal ve bütüncül yaşar. Direkt olarak duyguyla yaşar iki üç yaşına kadar. Yaşadıklarımızı zihnimizde anlamlandıracak, kelimeye dökecek beynimiz yoktur. Dolayısıyla biz anında duygusal bir yaşantı içerisine gireriz. Sağ beyin duygularımızla hareket eder bütüncül hareket eder holistiktir. Sistemin coşkusuyla beraber varoluş yaşar. Öbürüyle karşılaştığında bir anda öbürüyle ilgili hissettiğiniz duygudur sağ beyindeki. Sol beyin ise ne olup bittiğiyle ilgili onu verbalize eden, kelimeye döken kısımdır. Anlatabildim mi? Sistemin içerisinde borderline yapılarda hem vertikal entegrasyon bozulmuş, hem horizontal entegrasyon bozulmuştur. Duygusal olarak yaşadığı şeyi kelimeye dökemez ancak eylemle ifade eder. Şöyle diyeyim bir İlkel Savunma Düzenekleri 13
ödipal çatışma seviyesine ulaşmış nevrotik bir kişi terapistine karşı çok büyük öfke duyar. Öfkesini şöyle ifade eder; sen babam gibi hareket ediyorsun Allahın belası adam, babamda bana böyle lanet şeyler söylerdi der kelimeyle bunu ifade eder. Sol beyinde kelimeye dökerek kızgınlığını, alttan gelen, amigdaladan gelen kısmını öfkeyle hisseder, öfkeyi kelimeye döker. Preödipal patolojiye sahip olan ödipal seviyeye erişememiş birisi ise direkt olarak kül tablasını alır kafana geçirir. Kelimeye dökmez yaşar o anda beden olarak aynı iki yaşındaki bir bebeğin annesi kızdığı zaman tekmelediği gibi. Beş yaşındaki çocuk tekmelemez eğer olgunluk seviyesine ulaşmışsa bağırır ve küfür eder arasındaki fark böyle bir farktır. İki farklı şeyler. Kursiyer: Hocam gözleyen ben, yaşayan ben gibi farklı ego durumları aslında EGO ve ICH KAVRAMLARININ ANLAŞILMASI Tahir Özakkaş: Doğru. Kafanızı fazla karıştırmak istemiyorum, sistematik vermeye çalışıyorum. Ego kelimesi içerisinde iki tane anlam vardır. Bir ego anlamı vardır, bir de self anlamı vardır. Belirli bir döneme kadar ego ve self kelimeleri aynı anlamda kullanılmıştır. Dolayısı ile Freud daha çok ego kısmına ağırlık veren bir dinamik terapisttir, Anna Freud da keza aynı şekildedir. Fakat daha sonra özellikle son otuz yılda, kırk yılda kişilik bozuklukları ve kendilik bozukluklarıyla ilgilenen Kernberg, Kohut la, Melanie Klein dan sonra çıkan nesne ilişkileriyle beraber egonun içerisinde bulunan kendilik kelimesine daha çok ağırlık yapmışlardır. Ego kelimesi, Almanca dan İngilizce ye çevrilirken Freud un ICH kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Ich kelimesi hem egoyu hem kendiliği barındırmaktadır. Dolayısıyla egoyu kendilik olarak algılayan sistem olarak yazan, bu şekilde değerlendiren kişi- 14 10. BPT EYLÜL DERS NOTLARI
ler için gözleyen ego, yaşayan ego olarak söylemek doğru bir cümledir. Ama biz yavaş yavaş bunun ayırdımını bildiğimiz için egoyu o manada kullanmayarak, sadece ruhsal aygıtın gücü, kuvveti, mekanizmalarını egonun gelişme kapasiteler olarak değerlendirerek kullandığımızda kendilikten ayırıyoruz. O zaman gözleyen kendilik ve yaşayan kendilik diye sistemi kendilik kelimesi olarak izah ederiz. Ama egostate terapiden bahsediyorsak, egostate terapi ego kelimesi ağırlıklı olarak kendilik kavramı üzerine yazılmış olan kelimedir. Ama kuramın kendisinin kuruluşu ego kelimesiyle kurulduğu için biz bunu değiştirmek gibi bir özelliğe sahip değiliz. Ama egoyu anlatırken, egonun ne olduğunu anlatırken tanımladığı şey kendiliktir. Gözlemleyen ego, yaşayan ego, vs. şeklinde. Bunun en güzel örneği olarak da sinemayı anlatılır. Sinemada sahnede yaşayan bir artist vardır. Burada onu seyreden kısmı vardır ve orada gözyaşı döker oğlan sever ayrılır. Kız gelir gider. Annesi ölür, babası ölür vs. burada gözyaşınızı yaparız. Biliriz ki o bir oyundur ama biz onu izleyen, empatik şekilde ona bakan kişi olarak, gözlemleyen bir kişi olarak anlamlandırırız. Birde tepede en tepede filmi oynatan makinist vardır. Her gelen keriz burada ağlıyor diye olaya bakan, habire kaç para kazandık, kaç kişi geldi falan şeklinde değerlendiren üçüncü ben. Sistem üçlüdür aslında; bir film oynatan var, gizli gözlemci diye bileceğiniz bir tane gözleyen var, birde yaşayan var. Üçlü sistem şeklinde çalışır. Fazla girmeyelim ama söylediğim manada gözleyen ego, yaşayan ego manasında bunları kendilik olarak değerlendirdiğimizde doğrudur. Ego kelimesini biraz ayrıştıracağız ileriki aylarda. Ego ve kendiliği ayrı ayrı terimler olarak ifade edeceğiz. Şu an yaşadığımız her şeyin içerisinde hem ego, hemde kendilik var. Arkadaşlarımızın burada konuşmalarını direktiflerini karşılıklı olarak söyleyeceğiz. İlkel Savunma Düzenekleri 15