BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM
|
|
|
- Melek Kekilli
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM NİSAN DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Dr. Ahmet ÇORAK i
2 Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 159 Bütüncül Psikoterapi 11. Dönem Nisan 2013 Ders Notları ISBN Copyright Psikoterapi Enstitüsü Tüm hakları saklıdır. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kısmen de olsa çoğaltılamaz ve elektronik ortamlarda yayımlanamaz. Birinci baskı: Eylül 2014 Editör: Tahir Özakkaş Yayıma hazırlayan: Sevgi Akkoyun Katkıda Bulunanlar: Yusuf Köse, Serpil K. Günyüz Baskı: Acar Matbaacılık Prom. ve Yayın. San. ve Tic. Ltd. Şti. Litros Yolu Fatih Sanayi Sitesi No:12/243 Zeytinburnu - İstanbul Tel: PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM ARAŞTIRMA SAĞLIK ORGANİZASYON VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Eğitim ve Kongre Merkezi: Fatih Sultan Mehmet Cad. No:285 Darıca-KOCAELİ Tel : Fax : Merkez: Bağdat Caddesi No: 540/8 Bostancı-İSTANBUL / TÜRKİYE Tel : Fax : ii
3 SUNUŞ nsanlık tarihi boyunca, her toplumda psikolojik rahatsızlıkları İ tedavi etmeye yönelik girişimler olmuştur. Bu alanda yapılan girişimler sonucu ortaya çıkan pek çok farklı ekolün savunucuları, kendi ekollerini yüceltme ve diğer ekolleri küçümseyerek ötekileştirme yoluna gitmiştir. Ancak buna rağmen farklı yaklaşımlardan bilgiler edinerek kuramını zenginleştirmeye ve bu alanda çalışmalar yapmaya başlayan öncü terapistler, psikoterapide bütünleşmeyi sağlayarak alandaki bölünmeleri büyük oranda azaltmıştır. Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Eğitimini verdiğimiz bütüncül psikoterapi, zamanzaman eklektik ve asimilatif, genellikle de entegratif ve ortak faktörler üzerine kurulmuş bütüncül bir yaklaşımı içerir. Bireye, teori odaklı değil danışan odaklı bakmaya çalışan bütüncül psikoterapiler, farklı yaklaşımların bileşenlerini bir araya getirerek terapisti geniş bir vizyona ulaştırır. Bu amaçtan yola çıkarak, çeşitli bilimsel etkinlik, araştırma, eğitim ve yayın çalışmalarıyla, ülkemizde bütüncül psikoterapi uygulamalarının gelişimine öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Elinizdeki bu ders notları, ruhsal bozuklukların tedavisinde tek bir psikoterapi yaklaşımına bağlı kalmaktansa elindeki veriyi kullanarak uygulanabilecek en iyi tekniği ve teoriyi arayan bütüncül yaklaşımlı terapistler yetiştirme adına verilen Bütüncül Psikoterapi Teorik iii
4 Eğitimi 11. Grubunun nisan ayı deşifrelerini sunmaktadır. Bu ders notları, eğitim deşifresinin derlemesi olma özelliğiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yayın niteliği de taşımaktadır. Bu ders notlarında kendilik psikolojisi, ayna aktarımı ve narsisist psikopatoloji konuları ele alınmaktadır. Bütüncül psikoterapiler de insanın ruhsal yapısının gelişiminde olduğu gibi zamanla özerkleşecek, bireyselleşecek ve ayrışarak psikoterapi ruhunu ayakta tutacaktır. Psikoterapi uygulayıcıları için önemli olduğunu düşündüğümüz bu eğitim ders notlarını, sizlerin ilgisine sunmaktan kıvanç duymaktayız. Keyifli okumalar dileriz Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Başkanı iv
5 İ Ç İ N D E K İ L E R NİSAN GÜN 1 KENDİLİK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ KENDİLİK PSİKOLOJİSİ Karşısındakini Övme İle İlgili Role-Playing MEYVELER ÜZERİNDEN EGO VE KENDİLİK KAPASİTELERİ ŞİZOİD KİŞİLİK VE NARSİZM NİSAN GÜN 5 KENDİLİK PSİKOLOJİSİ Yapısal ve karşılaştırmalı kuramsal değerlendirmeler İDEALİZASYON VE AYNA AKTARIMI Mani, Depresyon, Hipokondriya ve Narsisizm DİKEY VE YATAY YARIK NARSİSİST BİR VAKANIN İZLENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ NİSAN GÜN 9 DİĞER KURAMLARA GÖRE KENDİLİK PSİKOLOJİSİ NARSİSİST BİR HASTA İLE AKTARIM ODAKLI TERAPİ SEANSININ METİN ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ AYNALANMA EKSİKLİĞİ OLAN NARSİSİST BİR VAKANIN İZLENMESİ VE ANALİZİ NARSİSİSTİK VAKANIN PSİKANALİTİK PSİKOTERAPİSİNİN SÜPERVİZYONU D İ Z İ N v
6
7 Nisan GÜN
8
9 1 KENDİLİK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ T ahir Özakkaş: Başlıyoruz arkadaşlar! (Kursiyerlerin hazır olmasını bekledi). Her ay yeni bir kuramla zihin puzzle'ımızın bir parçasını daha bütün hale getirmeye çalışıyoruz. Bu ayki kuram da kendilik psikolojisi; tahmin ederim geçen ay önerdiğimiz kitapları okudunuz, hazırlıklı, beni sıkıştırmak için buraya geldiniz. Bundan onur ve gurur duyacağım, eksikliklerimi fark edeceğim, bir sonraki gruba daha iyi hazırlanacağım. Siz bana kendilik nesnesi olacaksınız, ben size kendilik nesnesi olacağım, bu şekilde karşılıklı idare edeceğiz gibi görünüyor. Heinz Kohut, sizin de bildiğiniz gibi psikanalitik kültür içinden, geleneksel psikanalizden gelen, bir süre de Amerikan Psikanaliz Birliği Başkanlığı yapan değerli bir bilim insanı. Yıllar sonra psikanalizden yolunu yavaş yavaş ayıran, 1971 de ilk belirtilerini veren, 1977 de ikinci yazdığı kitapla da tamamen bağını koparan, ölümünden sonra yayınlanan 1984 te bizim enstitünün yayınladığı Analiz nasıl sağaltır kitabıyla da tamamen kendine ait bir yol ve kuram oluşturan değerli bir insan. Bir yılın sonuna geldiğimiz şu günlerde, öğrendiklerimizi hatırlayacak olursak:
10 Dünyada insanın zihinsel yapısını, ruhsal yapısını anlatan birçok kuramsal yaklaşım, insanı iyileştirme iddiasında bulunan da dört yüzün üzerinde tanımlanmış bilimsel yaklaşım tarzı var, dedik. Dolayısıyla bir curcunadır gidiyor. Özellikle son yıldır Amerika nın önderliğinde bir grup bilim adamı, İnsan nasıl oluyor da değişiyor?, İnsanın nasıl oluyor da problemleri ve sıkıntıları gidiyor?, Psikoterapiler ne yapıyor da bu insanların problemlerini tamamen veya kısmen hallediyor? şeklinde bir soruya cevap vererek psikoterapileri mercek altına aldı ve psikoterapileri incelemeye başladı. Yani bir metapsikolojik bakış tarzı diyebileceğimiz bakış tarzıyla olaya yaklaştı. O zaman psikoterapilerin hem karşılaştırılmasına, hem de psikoterapilerin etkinliğinin ölçülmesine yönelik olarak birtakımteknikler ve yöntemler geliştirildi. Bu manada bakıldığında, psikoterapiler ötekini nasıl etkiliyor, ne oluyor da insanlar değişiyor, sıkıntıları, problemleri azalıyor, hafifliyor veya semptomları ortadan kaldırıyor dediğimizde; psikoterapinin ortak birtakımöğeleri olduğu, bu ortak öğeler üzerinden diğerlerine etki ettiği anlaşıldıkça psikoterapilerin ritüellerinden, psikoterapilerin mitlerinden farklı olarak, psikoterapilerin Yaptım, oldu şeklindeki iddialarının ötesinde Daha bilimsel bir temele dayanan ortak alanları var mı? şeklindeki yaklaşım tarzı ortaya kondu. Bu manada da birtakım bilim adamları psikoterapilerin etkinliğiyle ilgili ortak faktörleri incelemeye başladı. Buradan da Acaba psikoterapilerin insanı etkileyen tarafları birleştirilerek daha bütüncül, daha efektif, daha yararlı, daha kanıta dayalı bir yaklaşım tarzı olabilir mi? diye iddialar ortaya çıktı ki bu iddialarla birlikte bütüncül psikoterapi yaklaşımları, bütüncül psikoterapi mantığı ortaya atılmış oldu. Peki, bütüncül psikoterapi mantığı, bizim aşuremiz gibi elde kalan bütün malzemeleri bir tencerenin içerisinde kaynatıp da bir yemek yapma şekli mi, yoksa yine bizim aşuremiz gibi arada bir denge sağlayarak, insanın hoşuna gidecek bir kombinasyonda hoş bir yemek halinde birleştirilebilir mi sorusuyla psikoterapilerin bütünleştirilmesi, psikoterapilerin entegre edilmesi, psikoterapilerin içindeki mitlerden, ritüellerden ve birtakım keyfi çıkarımlardan uzak bırakılabilir mi sorusuna yine bilim adamları daha ciddi, daha bilimsel birtakım kanıtlar bulmaya çalıştılar BPT NİSAN DERS NOTLARI
11 Amerikan Psikoloji Birliği'nin onlarca alt birimsel çalışma birimi var. Bunlardan bir tanesi de Bütüncül Psikoterapi Birimi dir. Bunun yayın organı, bildiğiniz gibi, SEPI nin çıkarmış olduğu Bütüncül Psikoterapi dergisidir ve yılda bir kez yapmış olduğu SEPI kongreleridir, Amerikan Psikoloji Birliği altında çalışır. Yine Amerikan Psikoloji Birliği altında çalışan psikoterapi division ın bölümü vardır. Yine neuroscience, nöropsikoloji alt birimleri vardır. Burada yapılan çalışmalarda genel kabul görmüş 4 tane ana eksenli bütüncül psikoterapilerin oluştuğunu ifade ettik. Bir kısım bütüncül psikoterapiler eklektik yaklaşımı savunan, teknik eklektisizm dediğimiz, psikoterapilerin teorik tarafına bakmayan, mevcut psikoterapinin yararlılık kısmına bakarak tedavide kullandıkları teknikleri uygun bir kombinasyonda birleştirmeyi amaçlayan tedavi çalışmalarıdır ve bunlar da biliyorsunuz, standardize edilmiş, değerlendirilmiş ve birleştirilmiş bir yapı olarak kendilerini ortaya koymaktadır. Bunların en önemlisi, dünyaca tanınanı multimodal terapi dediğimiz Lazarus un geliştirmiş olduğu Basic Idea isminde 7 basamaklı, 7 ayrı tekniğin bir terapi sürecinde uygulanmasını içeren bilişsel davranışçı ve dinamik teknikleri teknik tedavi kısımlarında ele alan yaklaşım tarzıdır. Bu durumda eklektik terapi dediğimiz, daha çok teknik kısmını birleştiren, tedavide yararlı olan faktörleri birleştiren, teorik kısmını fazla kafaya takmayan yaklaşım tarzına eklektik bütüncül psikoterapiler ismi verilmektedir. İkinci grup yapılar ise common factor dediğimiz, biraz önce anlatmış olduğum, psikoterapilerde ortak olan etkin öğe nedir? sorusuna cevap arayan, bu konuda ciddi çalışmalar (master çalışmaları) yapılmış olan çalışmalardır ki bunların önde gelen isimlerinden bir tanesi Luborsky dir. Çekirdek çatışmalı ilişkisel teori dediğimiz kuramı ortaya attı, insanların bir terapi seansında ve karşılıklı konuşma esnasında en az 3-7 olayı birbirlerine aktardıkları, işte Kaynanama gittim, anneme gittim, sevgilimle buluştum, öğretmenimle konuştum, arkadaşımla tartıştım. şeklindeki bir güncel olayı anlatırken bir etki, karşıdan beklenen bir tepki, tepkiye karşı karşı tepki diye formüle edebileceğimiz bir döngüsel sistemin anlatıldığı, bu döngüsel sistemin de beklentilere göre karşı tepki oluşturma içeriği olduğu, terapilerde de bu karşı tepki oluşturma kısmının değiştirildiği ana ekseni ortaya Kendilik Psikolojisine Giriş 5
12 koydu. burada aşağıda yine vaka formülasyonu kitabımızın içinde bir bölüm olarak Luborsky nin bu çalışması(ortak faktörler çalışması) mevcuttur. Detaylı listeleri orda bulabilirsiniz, ayrıca yine fotokopiyle, üzerinde kahve çekirdeğinin olduğu bir kitapçık var idi Çekirdek çatışmasal ilişkisel teori diye, bu ikinci, common faktörlere dayalı bütüncül psikoterapilerin en önemli örneklerinden birisi Luborsky nin bu çalışmasıdır. Bu çok ciddi bir çalışma, yıllarca süren bir çalışma ve üzerine birçok master ve doktora çalışması yapılmış olan bir çalışmadır. Üçüncü çalışma, teorik entegrasyon dediğimiz, daha çok kuramsal yapıları, insanın zihinsel aygıtının çalışma sistemlerini birleştirme iddiasında bulunan, mevcut psikoterapileri bir araya getirme gayreti içerisinde olan transteorik çalışma dır. Transteorik çalışmayla ilgili de yine Prochaska nın bir çalışması var. Hem multimodal terapi, hem Luborsky nin çekirdek ilişkisel teması, hem de transteorik çalışma, Prochaska nın yapmış olduğu çalışmayla ilgili kitaplarımız Psikoterapi Enstitüsü yayınevi tarafından çıkarılıyor. Multimodal terapi önümüzdeki ay çıkabilir. Prochaska nın kitabı da (transteorik entegrasyon) önümüzdeki ay çıkabilir. Bu konuda en azından ülkemizde psikoterapiler üstü, psikoterapileri entegre eden bilimsel çalışmaların olduğunu duyurmuş olalım, bilim camiasını haberdar edelim. Benim terapim senin terapini döver değil de, Terapiler ne yapıyor da birbirlerinden daha etkin oluyor?, bu manada olaylara daha metapsikolojik bir bağlamda bakmaya çalışmakla ilgili yapılan çalışmalar Dördüncü gruptaki bütüncül psikoterapilere de asimilatif bütüncül psikoterapiler ismi verilmiştir. Asimilatif bilişsel dinamik psikoterapi dediğimiz bir terapi şekli var, bu gruba örnek olarak verilebilecek olan bir terapi şeklidir. burada da merkezi olarak bir kurama sahipsiniz -Bilişsel kurama sahip olabilirsiniz, dinamik kurama sahip olabilirsiniz- Ana ekseninizde onu tutmak şartıyla diğer psikoterapileri onun içerisinde özümseme, asimile etmeyle ilgili daha geniş bir bakış ve yelpazeyi tutma çalışmalarıdır. Biz bütüncül psikoterapi eğitimi olarak, ana eksen itibariyle bu dörtlü grup eklektik, ortak faktörlere dayalı, entegratif ve asimilatif BPT NİSAN DERS NOTLARI
13 psikoterapilerin hepsine birden bakalım ve bunları tekrar bir potada eriterek, Acaba kendimize ait bir psikoterapi geleneği oluşturabilir miyiz? diye bakış tarzımızı ortaya koymak için bu eğitimi planladık. Bu eğitimin en önemli ayaklarından biri olarak, bu bahsetmiş olduğumuz dörtlü bütüncül psikoterapi yaklaşımlarının yanına kültürel öğelerimizi koyduk. Yani, biz naçizane bu konuda şöyle diyoruz: Her insan, her ruhsal aygıt, her zihinsel yapı belirli bir habitatın içinde doğar. Yani sosyokültürel, sosyoekonomik, hatta jeopolitik bir coğrafya, bir kültür, bir iklim içerisinde doğar. O iklimin kendisine has, kendisine özgü birtakım özellikleri vardır. O iklimin içerisindeki insanı o yaşantılarıyla, kültürüyle, zamanın değişimiyle beraber ele aldığımızda yaptığı, yaşadığı, hissettiği şey bir anlam ifade eder. O kültürden koparıp bir başka ortama aldığınızda aynı etkileri yaratmayabilir. şeklindeki yaklaşım tarzımızı buraya getirmeye çalıştık. İşte bunları entegre eden, bunları bütünleştiren ve kendimize ait bir tarz olarak deneyimlediğimiz birtakım yaşantılarımız var ve bu yaşantıların hem sizlerin terapistler olarak- kendinize ait bir gelenek geliştirmeniz, hem de danışanlarınızla kurmuş olduğunuz ilişkilerde onun habitatını, geldiği yeri çok iyi anlayarak, ona uygun adaptasyon süreçlerini içeren bir terapi şeklini geliştirmeniz açısından daha gerçek, daha öznel ve daha esnek olan bir yaklaşım tarzını burada benimsediğimizi ifade etmek isterim. Bu manada baktığımızda Kohut, bu tür bir terapiye yol açan, bu tür bir terapiyle bizim önümüze ışık tutan, çok ciddi bir aydınlanma getiren öznellikler arası alanı kuran bir sapma yoludur. Bu sapma daha aydınlatıcı, daha serbest, daha elastik bir terapi anlayışını bize getirmekte, daha hümanistik, belki daha varoluşçu, daha insani bir boyutu olan bir terapi şeklidir. Biz bugün Kohut un bu terapi şeklinin hikayesini dinleyeceğiz. Yine bu on bir ayın hikayesine bakacak olursak, ilk gün de, biraz önce de bahsettiğim gibi; bütüncül psikoterapinin aşure gibi bir araya getirmekle olmadığını, ahenkli bir araya getirmeyle oluşan bilimsel çalışmalar olduğunu ifade etmiştim. Onun için insana bakarken ilk defa bir davranışçılık ekolüyle bakmamız gerektiğini, çünkü psikoloji Kendilik Psikolojisine Giriş 7
14 biliminin ilk defa davranışçılıkla başladığını, insanın yaptığı davranışların ne anlama geldiğini davranışçılık bağlamında ele aldığını ifade etmiştik. Davranışçılığı kısaca anlattık ve öğrenme yöntemleri dediğimiz yöntemlerin aslında bütün hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da aynı olduğunu, belirli etkilerin altında kaldığını, ödül-ceza tekniğiyle ödül verilen davranışların pekiştiğini, ceza verilen davranışlardan kaçınıldığına dair insanın en kabuk, en dış öğrenme şekli olan bir öğrenme şeklinden bahsettik. Ayrıca bununla ilgili tedavi tekniklerinin geliştirildiğini, davranışçı tedavilerin çok önemli tedavi şekli olduğunu, davranışçı yaklaşımın gerçekten insanın bir yönünü, bir yüzünü izah eden önemli, bilinmesi gereken bir tedavi ekolü olduğunu ifade ettik. Davranışçılıkla ilgili kuramların nasıl geliştiğini, Albert deneyini, Peter deneyini hatırlıyorsunuz, bunlarla ilgili örneklerin de laboratuvar ortamında yapılabildiğini, fobilerin oluşturulabildiğini, farklı takıntıların oluşturulabildiğini, yine aynı yöntemlerle tedavi edildiğini söyledik. Özellikle cinsel bozukluklarda (vajinusmus, ereksiyon problemi, erken boşalma gibi konularda) davranışçı tedavi tekniklerinin başarılı bir şekilde dünyada uygulandığını, fobilerin tedavisinde uygulandığını ifade etmiştik. Hemen ardından gelen ikinci dalga, Dünyada insanın zihninde neler olup bitiyor, bunu anlayabilir miyiz? diyen Bilişsel terapiler idi. Biliyorsunuz, davranışsal terapiler İnsanın zihninden geçenleri biz bilemeyiz, bunu kontrol edemeyiz, ölçemeyiz. diyen yaklaşım tarzıyla tepkisel doğan bir akım idi. Ona karşılık ise insanların bilgi işleme sistematiğini inceleyen, insanın zihninde ne olup bittiğini değerlendiren ve geliştirdikleri istatistiksel yöntemlerle de bunun öğrenilebileceğini ortaya atan bilişsel terapiler otaya çıkmıştı. Kaynağını psikolojideki bilişsel alanları, öğrenme, hafızada tutma, hafızadan geri çağırma, bilgi işleme prosesinin ne olduğuna dair algıyı değerlendirmeden, algının değerlendirilmesinden, yorumu değerlendirmesinden, çıktıyı değerlendirmesinden alan bir terapi tekniği geliştirilmişti. Kaynağı nöroscience(nörobilim) ın gelişmesi, psikoloji biliminin gelişmesi, bilişsel alanın gelişmesi olan ve sonucunda bunun kliniğe yansıması olan, Aeron Beck ve Albert Ellis ile başlayan iki temel ekol olarak bilişsel terapileri görmüş olduk; bilişsel terapilerle ilgili burada Beck in BPT NİSAN DERS NOTLARI
15 görüşünü, Albert Ellis in görüşünü ve kısmen de kendimizin tecrübe ettiği bir yaklaşım tarzını sizlerle paylaştık. burada da bilişsel terapiyle ilgili kısmı öğrendik. Fakat insana daha yakinen baktığımızda, yaşamımıza, kendi hayatımıza baktığımızda, insanın kuru bir davranışsal öğrenme, hatta kuru bir bilişsel şemalar toplamından ibaret olmadığını, daha derin katmanlarla insanların daha öznel duyguları olduğunu, aynı olaya insanların farklı farklı yorum getirmesinin nedenselliğinin farklı olduğunu, daha derin duygusal tecrübelerin ve deneyimlerin insanlığın ortak mirası olduğunu, hatta hatta insanların bugünkü kesitten 20 li, 30 lu, 40 lı yaşlardaki düşünce sistematiğinin olaylarda etkin olmadığını, bebeklik döneminde ilk önemli ötekiler (anne, baba veya bakımveren kişiler) ile kurmuş olduğumuz ilk deneyimlerin bilişsel şemalarımızı belirlediğini ve bizim bu şemaları sürekli tekrarladığımızı, şemaların farkına varsak dahi o dinamik yapılara ilişik o dinamik yapıları tecrübe edip, deneyimleyip aktarım üzerinden değiştirmediğimiz müddetçe değişmediğini gören daha derin bir katmana ulaştığımızı gördük ve karşımıza dürtü-çatışma kuramı çıktı, Freud denen bir adam çıktı. Freud, insanın sadece davranışsal ve bilişsel öğrenmelerle ortaya çıkan bir varlık olmadığını, id, ego, süperego dediği soyut kavramlardan oluşan ruhsal bir yapılanmasının olduğunu, id, ego, süperegonun birbirine çelişik duran, birbiriyle mücadele içinde olan ruhsal yapılar olduğunu, bunun da topografik olarak bilinçli, bilinç öncesi ve bilinçdışı olarak 3 katmandan ibaret olduğunu, dürtüsel yapımızın her an bize basınç yaparak libidinal dürtülerimizi, arzu ve isteklerimizi, agresif, ölümcül dürtülerimizi hayata taşımak istediğini, bunların primer (birincil) süreçler olduğunu ve ikincil süreçler olan mantığa, hayatın gerçekliğine ters düştüğünü, hayatın gerçekliğini fark eden egonun bu bilinçdışından gelen dürtüsel isteklerimizi durdurma görevinin olduğunu ve burada bir çatışma çıktığını, bu çatışmadan dolayı kuramın adının dürtü-çatışma olduğunu, egonun kendini savunabilmek için birtakım savunmalar ürettiğini, dürtüler ile dürtüsel yapıları engellemeye çalıştığını ve bu yapıları bir şekilde kontrol altına almaya çalıştı- Kendilik Psikolojisine Giriş 9
16 ğını, genellikle nevrotik problemin ödipal çatışmadan kaynaklandığını, anne-baba-çocuk üçgeninde çocuğa yeteri kadar özdeşim imkanı vermeyen hemcins ebeveynler yüzünden sistemin o alanda bloke olduğunu ve bunun da gelişimsel bir duraklamaya neden olduğunu söyleyen bir iddia ile karşımıza çıkmıştı. Burada Freud ruhsal bir aygıt tanımlıyor, yapısal bir alan tanımlıyor, topografik bir alan tanımlıyor, dinamik bir ilişki tanımlıyor, ekonomik bir ilişki tanımlıyor, jenetik bir ilişki tanımlıyor; bunların hepsini içine alan, psikanaliz diye isimlendirilen, insanın ruhsal yapısını anlatan, buradaki ruhsal yapıyı gelişimsel bir duraklamaya bağlayan, gelişimsel duraklamayı 3-6 yaşları arasında insanların ebeveynleriyle yaşamış olduğu çatışmalı ilişkilerle izah eden ve burada donup kalmış olan sistemin repetative compulsion diye isimlendirilen sürekli kendini tekrarladığı, davranışta tekrarladığı, sürekli hayatında 3 lü döngüyü müdürüyle, amiriyle, arkadaşıyla, dostuyla tekrarlayarak semptomların oluşmasına neden olan bir dinamik alanın olduğu yapı olarak tanımlanan bir dinamik kuram ortaya çıkıyor. Baktığımız zaman Freud un ne kadar haklı olduğunu gördük. Bir ödipal çatışma kavramının, bir elektra kompleksinin etrafımızda gümbür gümbür gezdiğini, 3 lü ilişkiye dayanamayan yapının kendisini bu şekilde ifade ettiğini ve hayatın hep çıkmazlardan, hep çelişkilerden, hep çatışmalardan ibaret olduğunu, içindeki potansiyelleri hayata taşıyamadığını gördük. Kendisinin geliştirmiş olduğu psikanalitik tedavi yönteminde, serbest çağrışım yöntemleriyle bilinçdışında gizli ve bastırılmış kalan malzemenin bilince çıkarılarak fark edilmesi, fark ettirildikçe oraya yatırılmış olan enerjilerin oradan alınarak bilinçli alana, egoya verilmesi, egonun daha güçlenmesi, palazlanması sayesinde de bu çatışmaların asgari düzeye indirildiğine inanılmaktadır. Bilinçdışında olanı bilinçli hale getirmek, bunları aktarım içerisinde çözümlemek ve yorumlamalarla, konuşmalarla kişinin bilinçdışındaki materyalinin ulaşılabilir olduğunu kişiye göstermektir. Lapsuslar, rüyalar, serbest çağrışım yoluyla gelmiş olan malzemenin bir şekilde değerlendirilmesini içeren üçlü ilişkiler dediğimiz anne-baba-çocuk üçgenindeki çatışmayı çözen bir yaklaşım tarzı olarak gelmişti. Semptomlar, belirtiler üçlü çatışmanın çözüm yollarıydı, uzlaşı noktalarıydı. Fobiler, obsesif kompulsif bozukluklar, yeme bozuklukları, cinsel işlev BPT NİSAN DERS NOTLARI
17 bozuklukları olsun, aklınıza ne kadar DSM de semptom olarak önünüze getirilen bozukluk varsa bunların hepsini üçlü ilişkide çatışmaları olan bireyin uzlaşı noktasında çatışmayı dengelediği nirengi noktaları olarak alıp bu semptom üzerinde çalışmadan, bu semptomu oluşturan kaynağa yönelerek, bu kaynağın terapi seansları esnasında aktarım şeklinde kendini ortaya koyması, terapistin üzerinden bunları ifade etmiş olması, terapistin de şimdi ve burada olanı yorumlayarak bunun geçmişle olan bağlarını, bağlantılarını anlamlandırıp bilinçdışında olan malzemeyi bilince çıkardıkça kişinin semptomlarının ortadan kalkacağını, bilinçdışında olan enerjinin, malzemenin bilince geleceğini, bilince geldikçe de egonun güçleneceğini iddia eden bir yaklaşım tarzı var idi. Burada Freud un tek bir şartı var idi hatırlarsanız: Kişinin aktarım geliştirebilme yeteneğinin olması lazım. Bu ne demektir? Çocukluk döneminde anne babasıyla yaşamış olduğu ilişkileri sanki, -mış gibi terapisti üzerinden yaşayabilme, bunun üzerine düşünebilme, konuşabilme ve yorum yapabilme kapasitesinin bulunması gerekiyordu. Kişi, Sanki siz babam gibi davranıyorsunuz., Sanki siz annem gibi davranıyorsunuz., Sizi babam gibi seviyorum., Sizi annem gibi seviyorum., Sizden babam gibi nefret ediyorum., Sizden annem gibi nefret ediyorum. anlamlarına gelebilecek olan sanki ve - mış larla giden bir ilişki türünün olduğunu ve orda bunun düşünsel bazda, duygulanım bazında değerlendirebilen bir yapısı olduğunu görmüştük. Eğer kişi aktarım geliştiremiyorsa, yani Siz babam gibi davranıyorsunuz. demiyor da Allah ın belası pislik doktor, senden nefret ediyorum, ne mendebur adammışsın! deyip kapıyı çarpıp gidiyorsa veya size bir anda âşık oluyor, sizinle beraber olmak istiyor (cinsel olarak da, dost olarak da), bir gün kapınızı çalıp Ben geldim doktor bey, sizi çok seviyorum, size çiçek getirdim, çörek getirdim, pasta getirdim. diyerek kapınıza dayanıyorsa, burada aktarım geliştiremeyen, aktarımı eyleme vuran, ödipal öncesi dönem dediğimiz bir kişilik örgütlenmesiyle karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. O zaman Freud diyor ki, Bunlara müdahale etmeyin, bunları tedavi edemezsiniz, çünkü bunlar seans içerisinde aktarım geliştiremezler, aktarım eyleme vurumu geliştirirler, dolayısıyla üzerinde konuşamazsınız, çünkü ya- Kendilik Psikolojisine Giriş 11
18 şadıklarını davranışla, bu sefer gerçekten yaşayarak ortaya koyan bir insanla karşı karşıyasınız. İşte bunlar borderline yapılar, narsisistik yapılar vs. olup, bu yapılara müdahale etmeden bırakın. diyerek onların gizli şizofrenler olduğuna, psikotik yapılar olduğuna, kontrol edilemeyecek yapılar olduğuna dair birtakım iddialarla kendini o alandan çekmişti. Burada kuramlar devam ederken dürtü-çatışma kuramının (klasik psikanaliz) altında başkaldırılar yavaş yavaş başladı. İlk başkaldırı, Melanie Klein tarafından ortaya konan nesne ilişkileriyle oldu ve ardından Klein la beraber Fairbairn ve diğerleriyle birlikte ego psikologları ortaya çıktı; bunları geçtiğimiz aylarda görmüştük hatırlarsanız. Dürtü-çatışma kuramının getirmiş olduğu tam nesne, tam kendilik ilişkilerinin oluşmasından önce insanoğlunun içeride içselleştirilmiş nesne ilişkileri diye tanımladığımız, libidinal ve agresyon uniti içeren iki kutuplu nesne tasarımlarının bulunduğunu iddia etmişti. Burada bir bebeğin, annesiyle kurmuş olduğu ilk ilişkide, -Buna Melanie Klein meme ilişkisi der- besleyen, koruyan, bol bol süt veren bir meme. Arkasında anne ve onu besleyen bir dünya ile açlığını gidermeyen, bir anda sütünü geri çeken, memesini geri çeken, bunu güzelliklerden mahrum bırakan, cezalandıran bir meme, memenin arkasında bir anne, annenin arkasında cezalandıran bir dünya algıladığı iki tane dünyadan bahsediyor: Besleyen meme ile beslemeyen meme (cezalandıran meme). Bu, içeride nesne ilişkileri örgütlenmesinin libidinal unitte ve agresyon unitte, ayrı iki kutupta iki dünyanın meydana geldiğini, 3-4 yaşlarına kadar da bu kutupların ayrı durduğunu (Melanie Klein a göre bu, 1-1,5 yaşları civarında ayrı duran bir yapı), zaman içerisinde libidinal unit ile agresyon unitin iç içe geçtiğini, agresyonun agresif tarafını nötralize edebilecek olan mekanizmanın, olgunluğunun oluşmasıyla birlikte tam nesne, tam kendilik ilişkilerinin kurulduğu ödipal döneme bir geçiş olduğunu, işte aktarım eyleme vurumuyla karşımıza gelen kişilerin daha erken gelişimsel duraklamaya uğradığını iddia eden nesne ilişkileri ile karşı karşıya kalmış olduk. Burada da splitting dediğimiz bölme mekanizmasına, bölme mekanizmasının içerisindeki BPT NİSAN DERS NOTLARI
19 libidinal ve agresyon unitte yer alan yaşantılara ve onun bugünkü görünümü olan borderline örgütlenmelere, borderline kişilik bozukluklarına, narsisistik kişilik bozukluklarına doğru göz diktik. Freud un bundan 100 yıl kadar önce ortaya koyduğu ve tedavi ettiği insan kitlesiyle, 100 yıl sonra medeniyetin gelişmesiyle beraber karşımıza çıkan insan kitlesinin çok farklı olduğunu, geçmiş dönemlerde ödipal özelliklerle ağırlıklı olarak bize başvuran insanların problemlerinin artık pek de ödipal özellikler taşımadığını, hemen hemen büyük bir kısmının preödipal özellikler taşıyan bir kişilik ve kendilik bozukluğuyla, daha çok flu birtakım şikâyetlerle boşluk, anlamsızlık, değersizlik, ne yapacağını bilememek, içeride hissettiği bir sıkıntı gibi bir yere oturmayan şikâyetlerle- hekimlere başvurduğunu, bunun da daha çok içselleştirilmiş nesne ilişkileriyle ilintili olduğunu anlatan nesne ilişkileri kuramı geliştirildi. Bu nesne ilişkileri kuramı, Melanie Klein ile başlayan bu hikaye, yavaş yavaş Freud un dürtüsel kuramıyla entegre edilerek dürtüler ve nesne ilişkileri bütünleştirilmeye çalışıldı. İşte burada, nesne ilişkileri gittikçe bağımsız bir ekol olarak kendini ortaya koydukça, Freud la, dürtü-çatışma kuramının dürtüsel yapısıyla nesne ilişkilerinin içerdeki yapısının entegrasyonu açısından yapılan çalışmaya en güzel örnek olarak, Kernberg in aktarım odaklı terapisiyle karşı karşıya kaldık. Dedi ki, ruhsal örgütlenme dediğimiz id, ego, süperego içerideki içselleştirilmiş nesne ilişkilerinin gittikçe bütünleşmesi, entegre olması, parça nesnelerin daha bütün nesnelere gitmesi esnasında ruhsal aygıt son aşamada ortaya çıkan id, ego, süperegolardır. Hâlbuki bunların temelinde daha dürtüsel yaşanan nesne ilişkileri söz konusudur. Yine Kernberg in iddiasına göre Ayrı bir id, ayrı bir ego, ayrı bir süperego yoktur; sadece içselleştirilmiş nesne ilişkileri bağlamında örgütlenmiş olan, kendi içerisinde daha agresif ve libidinal dürtüleri bulunan örgütlenmiş ve hayatın gerçekliğine pek uymayan yaşantıların tortusunun bulunduğu yere biz id diyoruz. Daha gerçekçi olan, ikincil süreçleri barındıran, içselleştirilmiş nesne ilişkilerine ego diyoruz. Daha idealize ettiğimiz, bebeklik döneminde hem kendimizin, hem ideal nesnenin libidinal unitinin içeride birleşerek biraz gerçeklikle, iç dünyamıza aldığı süpereogoya doğru yol aldığı ego ideali dediğimiz bir Kendilik Psikolojisine Giriş 13
20 sistem gelişiyor dedi. Yani kaynağı içselleştirilmiş nesne ilişkilerinden başladı, yavaş yavaş içselleştirilmiş nesne ilişkileri entegre oldu, entegre oldu; id, ego, süperego şeklinde bir bütünlük halini aldı. Bu seviyeye gelmiş yapıda artık intrapsişik yapı değil de, interpsişik sistem içerisinde bir çatışmaya neden olan ödipal çatışmayı anlamlandırır hale geldi. Yani Kernberg, nesne ilişkileriyle dürtü çatışma kuramını evlendirmeye çalıştı. Ne babası olan Freud a karşı geldi, ne de yeni gelişen ve mantıklı olan kuramsal yapıya aykırı durdu; ikisini bütünleştirme gayreti içerisinde ömrünü heba etti, gitti yani. Neydi o son dönemlerde filmlerde Vah vah vah tarzında.. (Hoca hatırlayamayınca kursiyerler, Ne çektin be evladım şeklinde cevap verdiler.) Tahir Özakkaş: Ne çektin be evladım, ne çektin be Kernberg, bir taraftan babana itiraz etmeyip ödipalini tamir etmeye çalışırken, bir taraftan gerçekliğe zemin hazırlayan Melaine Klein ı entegre edip birleştirmekte. Ne çektin be Kernberg, demek mümkün bu arada Tabi Kernberg hala bu mücadelesine devam ediyor, ince ince ayarlar vererek, hem dürtü çatışma kuramını naifleştiriyor. Biraz kaynağından koparıyor, altına bir nesne ilişkileri kuramını hafif hafif, bukle bukle koymaya çalışıyor ama bazı yerleri oturuyor, bazı yerleri oturmuyor, hala daha bir gayret içerisinde neler çekiyor garibim, uğraşıp duruyor yaşı gelmiş şu yaşa Bu çalışmaların, nesne ilişkileri kuramının hemen yanı başında borderline kişilik örgütlenmeleriyle ilgili olarak, bunlar aktarıma girmez, bunlar tedavi edilemez. iddialarına karşı gelen Kernberg, Masterson gibi 1960 lı yıllardaki genç psikiyatristler olaya müdahil olduklarında karşımıza Masterson ın bir çalışması çıkıyor. Masterson, klasik psikanaliz geleneğinden gelmeyen, sadece bir hekim ve psikiyatr olan, fakat klinik tablolara baktığımızda borderline yapıları anlamaya çalışan bir yapı içerisinde, hikâyesini anlattık. Geniş biçimde hatırlarsanız, kendi klasik psikiyatrik bilgisi, klinik gözlemleri, nesne ilişkilerinin önemli bir durumu ve Mahler in ayrışma ve bireyleşme süreçleriyle ilgili yayınlamış olduğu yeni kitabı ve çalışması karşısında borderline örgütlenmenin bir gelişimsel duraklama olduğunu, yeniden BPT NİSAN DERS NOTLARI
21 yakınlaşma evresindeki bu duraklamada annenin yaptığı aynı hataları yaparsak hastalığın devam edeceğini ama terapötik süreçte onun gelişimsel duraklamasına neden olacak faktörleri ortadan kaldırdığımızda da kişinin kendi ayrışma ve bireyleşme süreçlerini tamamlayarak bağımsız, özgür bir birey olacağına dair iddiaları var idi. Buna da terk depresyonu kuramı dediğimiz yeni bir kuram ortaya koyarak, bununla ilgili bir çalışma yaptı. Masterson terk depresyonu kuramında preödipal patolojilerde ana yapının 3 örgütlenme tipini bize tanımladı: Borderline, Narsisistik ve Şizoid. Bunların farklı farklı dönemlerdeki gelişimsel duraklamalar olduğunu, farklı unitlerden oluştuğunu ve bunların, kendisinin, terk depresyonu tedavi yöntemi diye adlandırdığı bir terk depresyonundan geçirildikten sonra tedavi edilebileceğini iddia etmişti, bunu da görmüştük hatırlarsanız. Masterson ın, içinde biraz dürtü- çatışma, biraz Melanie Klein ın nesne ilişkileri, biraz Kohut un narsisistik görüşü, biraz Guntrip in şizodi, Fairbairn in egonun 2 ye bölünmüş hali olan haz egosu ve gerçeklik egosunu da bir bukle içine koyan kendine has bir aşuresinin, daha bütüncül bir yaklaşım tarzının olduğunu burada söylemek mümkündür. Ne oldu? İçinde bir bukle dürtü-çatışma, bir bukle Melanie Klein ın nesne ilişkileri, bir bukle Kohut, bir bukle Guntrip, bir bukle Fairbairnin in olduğu entegrasyonu içeren ve kendine özgü, özel bir kuram geliştirdi ve bunu tedavide uyguladı, bununla ilgili terapinin yararlı olduğunu bize bir şekilde gösterdi. İşte bunları yavaş yavaş gelip birleştirdiğimizde karşımıza Kohut çıktı. Kohut, bütün bu anlatılan hikâyeyi bir noktadan sonra elinin tersiyle itti, Bu yaptıklarınızın hepsi yanlış ve hatalı, hepsi boş, biz sadece kendi kendimizi kandırıyoruz, kaynağı görmüyor ve anlamıyoruz. dedi ve kendi hikâyesini ortaya koydu. Bugün, yarın, ondan sonraki gün, Kohut un bu başkaldırısını, bu isyanını, bu bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini birlikte izlemeye çalışacağız. Evet, şu ana kadar yaptığım özeti bu şekilde yapan arkadaşlar sınavdan geçecekler. Çünkü bütün kuramları özet bir şekilde bir dakika içerisinde anlattım, doğru mu? (Kursiyerlerden evet sesleri) Kendilik Psikolojisine Giriş 15
22 Tabi önümüzde 2 yıllık bir süreç olduğu için bu 10 dakikalar o kadar çok yapılacak ki ezberleyeceksiniz, daha sonra bilmediğiniz bir şeyi Aa, çok basit bunlar diye anlatacağınızı umuyorum, genelde öyle oluyor Evet, hoş geldiniz arkadaşlar! Ne yaptınız bu ay? Kaç kişi kitap okudu? (Parmaklar kaldırıldı, hoca Tek bir kitap okuyan kaç kişi? şeklinde açıklama yaptı, bu kez daha fazla parmak kalktı). Yani yüzde elliye ulaşıyor mu, evet ulaşıyor gibi Gönderdiğim slaytlara bakabilen oldu mu? Kursiyer: Hangi slaytlar? Tahir Özakkaş: Kohut slaytları gönderdim. Kursiyer P: Slaytların hepsi açılmadı hocam. Tahir Özakkaş: (Derse yeni gelen kursiyer Ş yi kastederek) Vayy kursiyer Ş geldi, Kohut geldi, Kohut! (Gülüşmeler). Kursiyer Ş. çok sevecek Kohut u. Peki, ben Kohut u kısaca özetleyeyim, ondan sonra detaylara girelim, anlaşılır bir şekilde özetleyeyim Kursiyer B: Yarın kim girecek derse, Ahmet hoca mı? Tahir Özakkaş: Yarın 2 saat Ahmet Hoca girecek derse, sabah 2 saat girecek ondan sonra ben gireceğim. KOHUT UN KENDİLİK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ Peki, Kohut u şöyle 10 dakikada bir özetleyeyim, daha sonra ziplenmiş, kodlu dosyayı açalım, olur mu arkadaşlar? Kohut der ki, insanoğlu mübarektir. İnsanoğlu sevilesidir. İnsanoğlu güzel ve hoştur. Fakat insanoğlu doğduğunda birtakım yeti ve kapasitelerden mahrumdur. İnsanoğlu öyle bir ortamda doğar ki, buna kendilik ortamı der. Bu ortamda, annesi, babası, çevresindeki insanlar vardır. Bir insanoğlu, insan bebeği, etrafında olup bitenleri, kendi BPT NİSAN DERS NOTLARI
23 hayatını devam ettiren sistemleri kendi parçasıymış gibi deneyimler. Yani annesinin doyurmasını, altını değiştirmesini, elbisesinin giydirilmesini, soğuk ve sıcaktan korunmasını doğal bir süreçmiş gibi deneyimler. Bu süreç ne zaman fonksiyonunu ve görevini ifa etmez hale gelirse o zaman dünya kafasına dank eder. Allah Allah, bu nasıl olur da olmaz, nasıl olur da meme gelmez, nasıl olur da şu iş devam etmez? diye Şimdiye kadar öğrene geldiğimiz içselleştirilmiş nesne ilişkileri kavramındaki nesne kavramı yerine, kendiliğin devamı olan ve kendilik olarak deneyimlenen bir dünyadan bahseder. Buna kendilik nesnesi der. Yani bir insanın etrafında kendisine yardım eden her türlü ilişkiye, kişiye kendilik nesnesi işlevi verir. Kendilik nesnesi, nesneden bağımsız, ayrı bir şeydir. Ötekinin ihtiyacını karşılayan, ötekine varoluşunu hatırlatan, ötekine bu dünyanın güzelliğini armağan eden her türlü yaklaşım tarzı, kendilik nesnesi işlevidir. Anne, baba, dayı, amca, hala, teyze kendilik nesnesidir. İnsanoğlu, doğumundan ölümüne kadar kendilik nesnesi ortamında bulunur. Kendilik nesnesi olmayan yerde yaşayamaz. Dolayısıyla kendilik nesnesi, doğumdan ölüme kadar devam eden, insanoğlunun oksijenidir. Oksijen olmayan bir yerde insanoğlu yaşayamaz. İşte biz ancak, ölene kadar birbirimize mahkûm olan, kendilik nesnesi işlevlerini birbirimize yaptığımız, karşılıklı oluşturduğumuz bir dünyada var olabiliriz. Nesne ayrı bir varlık değildir, bizim yarımızdır, öbür tamamımızdır. Kendilik nesnesi kavramı Kohut ta önce kendilik, daha sonra nesne, daha sonra kendilik-nesnesi, en sonunda aradaki (tire) işareti kalkarak kendilik ve kendilik nesnesi ilişkisi dediğimiz bir aşamalar hiyerarşisinden geçerek, ayrı bir anlamda örgütlenmiştir. Ayrı bir nesne değil, kendiliğin bir parçası olarak deneyimlenen şeye verilen isimdir. Gözlüklü arkadaşlar kaç kişi burada? Bu arkadaşlar zaman zaman gözlüklerini ararlar, gözlükleri gözlerinde olduğu halde, ben de dahil Oldu mu bu? Evet, sürekli gözlük ararsınız, daha sonra bakıp, Aa gözümdeymiş dersiniz. Kendilik nesnesi, gözlük ve göz gibi bir ilişkidir. Yani, anneniz sizin fonksiyonlarınızı gördüğü müddetçe ayrı bir annenin varlığından haberdar ol- Kendilik Psikolojisine Giriş 17
24 mazsınız. Ne zaman ki anne sizin ihtiyacınız olan şeyi vermez ve sizin kafanızdaki gibi sizi tamamlamaz ise, o zaman gözlüğünüzün olmadığını fark edersiniz. Ben ne zaman fark ediyorum, gözlüğüm yok mesela (gözlüğünü çıkarır), gayet yakını net okuyorum. Ardından uzaktan televizyona baktığımda, televizyonda bir haber geçiyor mesela, ona bakıyorum, hiçbir şey göremiyorum o sırada. Benim annem nerde? diyorum, Aa, buradaymış deyip hemen annemi takıyorum, (gözlüğünü takıyor) görüyorum. Kendilik nesnesi böyle bir şey. Yani varlığında fark etmediğiniz, yokluğunda eksikliğini hissettiğiniz her şey kendilik nesnesidir. Ruhsal aygıtı farklı bir anlamda ifade eder, der ki Her insanın arzu ve istekleri, içinde coşkuları vardır, bu coşkular olmak istediği yöne doğru bir hedef tayin eder. İçinizde kıpır kıpır olan anlama, bilme ve öğrenme arzularıyla iyi bir terapist olma hedefinize doğru Psikoterapi Enstitüsü ne muhteşem bir yolculuk seyrediyorsunuz. Arzularınız ve istekleriniz çok yoğun, hedefleriniz çok yüce ve kutsal. İşte bu istek ve arzular sizin içinizde öyle bir gerilim oluşturuyor ki, Kohut buna arc tension (gerilim yayı) diyor. Sizi buraya bu gerilim yayı getiriyor, arzularınız tarafından itiliyorsunuz, kiminiz Ankara dan, kiminiz karşıdan, kiminiz Anadolu nun çeşitli şehirlerinden bir yay olarak hedefinize kilitlenerek buraya doğru geliyorsunuz, bu yay sizi nerelere götürecek bilemiyorum (Gülüşmeler). İşte, içinizdeki arzulardan oluşan kaynağın ideallerinize doğru sizi yönlendirdiği, içinizdeki bu gerilim kemeriyle oluşan her şey kendilik demektir. Kendilik öyle basit, küçük bir şey değil; içinizdeki arzularınız, istekleriniz tarafından tetiklenmeniz, ideallerinize, hedeflerinize, olmak istediğiniz insana ve dünyaya doğru yolculuk yapmanızdır. Doğumdan ölüme kadar bitmeyen, tükenmeyen bir enerji verir. Bunun hepsine kendilik denir. Kendilik daha sonra soyut olarak id, ego, süperego gibi birtakım küçük parçaları ifade edebilir ama kaynağında, özünde kendilik dediğimiz böyle büyük bir şey vardır. Bu arzularımız ve ideallerimiz arasındaki gerilim yayının bir ömür boyu tetiklemesi ve itmesi, sağlıklı insana coşkusal, enerjik, huzurlu bir hayat yaşatır. Ne zaman ki kendilik nesnesi dediğimiz nesneler işlevlerini görmez, gözlüklerinizi bulamazsanız, o zaman hayat felç olur ve gözlüğümüzü bulamadığımızda Kohut un gelişimsel duraklama dediği bir BPT NİSAN DERS NOTLARI
25 yapıyla karşı karşıya kalır, en son gördüğümüz sahne gibi dünyayı görmeye çalışırız. Yani gözlüklüyken sizleri görüyorum, (gözlüğünü çıkarır) şimdi kimseyi göremeyince, gözlük gözlüklüğünü yapmayınca ben de ne yapıyorum, Siz muhteşemsiniz, ben muhteşemim, diyorum. Karşımda ne var, ne yok göremiyorum, gelişimsel bir duraklamada kalıyorum. Demek ki Kohut un da bir hikâyesi var Gelişimsel bir hikâyesi Problem, bu gelişimsel duraklamanın nedeni Neden duraklar? Biri dedi ki Ayrışma-bireyleşme sürecinde libidinal destek olmaz. Birisi travma dedi, birisi şu dedi Kohut Kendilik nesneleri işlevlerini yapmaz ise o zaman gelişimsel duraklama olur. İnsanoğlu, doğuştan primer narsisisttir, herkes narsisist doğar, bu insanoğlunun özünde vardır, narsisizm çok güzel bir şeydir, iyi bir şeydir, çünkü narsisist olmayan insan yaşayamaz, insanoğlunun var olabilmesi, sevebilmesi ve üretebilmesi için narsisist olması lazımdır. dedi. Dolayısıyla insanlar primer narsisistik bir yapıyla var olurlar, bu primer narsisistik yapının bir kutbunda arzular, istekler, sonsuz sayıda talepler vardır, diğer kutbunda ise o kadar müthiş hedefler, o kadar büyük idealler vardır ki insan bu ikisi arasındaki gerilim yayından oluşan narsisistik bir yapıdır. dedi. Yine Kohut Bu narsisistik yapının omnipotent yerine potent olabilmesi, üretebilmesi ve hayatta kendini gerçekleştirebilmesi için kendilik nesnesi işlevlerinin yaptığı tüm faaliyetlerin yavaş yavaş ötekinin ruhsal yapısına ikame edilmesi, verilmesi ve aktarılması gerekir. Bunun için de kendilik nesnesi işlevleri gören gözlüklerin optimal kırılmalar dediği zaman zaman kusurlu, zaman zaman eksik davranması, zaman zaman bebeğin narsisistik yapısının gelişimine uygun olmayan hareketlerde, durumlarda ve pozisyonlarda kalmasıdır. dedi. Eğer bir insan, etrafındaki nesnelerin, kendilik nesnelerinin beklediği fonksiyonlarını yapmadığını görürse kırılır ve incinir, ardından bu kırılma ve incinmeyle sekonder olan öfke, agresyon ortaya çıkar. Bu tahammül edilir derecede bir kırılma ise bir sonraki etapta kendilik nesnesinin yapmış olduğu fonksiyonları kendisi deneyimler ve yapar. Kendisi deneyimleyip yaptığı zaman da kendilik nesnesinin yatıştırıcılık özellikleri kendiliğe geçer, kendilik büyür, büyüdükçe primer narsisistik yapı, olgun sekonder narsisizme dönüşür. Kendilik Psikolojisine Giriş 19
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM ŞUBAT DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 93 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 7. Dönem Şubat 2009 Ders Notları ISBN 978-605-5241-52-0
DUYGU ODAKLI ÇİFT TERAPİSİ
DUYGU ODAKLI ÇİFT TERAPİSİ Leslie S. GREENBERG Serine WARWAR Psikoterapi Enstitüsü Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 70 Duygu Odaklı Çift Terapisi Atölye Çalışması Malzemeleri Leslie S. GREENBERG
Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc
Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I 20-21 Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc PSİKOTERAPİ-DER Telefon: 0(532) 160 23 78, 0(541) 963 89 87 Email: [email protected] www.psikoterapiegitimleridernegi.org
GELİŞİMSEL NÖROBİYOLOJİ VE BAĞLANMA KURAMI. Dr. Allan N. SCHORE
GELİŞİMSEL NÖROBİYOLOJİ VE BAĞLANMA KURAMI Dr. Allan N. SCHORE Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 56 Gelişimsel Nörobiyoloji ve Bağlanma Kuramı ISBN 978-605-5548-58-2 Copyright Özak Yayınevi (Psikoterapi
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM OCAK DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 94 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 7. Dönem Ocak 2009 Ders Notları ISBN 978-605-5241-51-3
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM HAZİRAN DERS NOTLARI Editör Uz. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 128 Bütüncül Psikoterapi 10. Dönem Haziran 2012 Ders Notları Copyright ISBN 978-605-5241-90-2
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM ARALIK DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 124 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 10. Dönem Aralık 2011 Ders Notları ISBN 978-605-5241-84-1
Asistanlıkta Psikoterapi Eğitimi Neden Önemlidir? Doğan Şahin İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Sosyal Psikiyatri Servisi
Asistanlıkta Psikoterapi Eğitimi Neden Önemlidir? Doğan Şahin İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Sosyal Psikiyatri Servisi Başta ABD olmak üzere birçok ülkede tıp ve uzmanlık eğitiminde (psikiyatri dışı)temel
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM KASIM 2008 DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları 80 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 7. Dönem Kasım 2008 Ders Notları ISBN 978-605-5548-75-9
Masterson Yaklaşımı Eğitimi Kişilik Bozukluklarının Psikanalitik Psikoterapisi
Masterson Yaklaşımı Eğitimi Kişilik Bozukluklarının Psikanalitik Psikoterapisi Masterson Yaklaşımı Psikoterapi Eğitimi nin amacı nedir? Masterson yaklaşımı uzun yıllar süren klinik çalışmalarla geliştirilen
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM MART DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Ahmet ÇORAK Mustafa TUNCER Betul SEZGİN i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 121 Bütüncül Psikoterapi 10. Dönem Mart 2012
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM HAZİRAN DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 95 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 8. Dönem Haziran 2009 Ders Notları ISBN 978-605-5241-55-1
PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II
PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ Psikolojik bozukluklar nasıl iyileştirilir? Tedavi için uygun kişi kimdir? En mantıklı tedavi yaklaşımı hangisidir? Bir terapi biçimi diğerlerinden daha iyi midir? Herhangi
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM TEMMUZ DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 124 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 10. Dönem Temmuz 2011 Ders Notları ISBN 978-605-5241-79-7
BİRLEŞTİRİLMİŞ PSİKOTERAPİ. Jeffrey J. MAGNAVITA, PhD, ABPP
BİRLEŞTİRİLMİŞ PSİKOTERAPİ Jeffrey J. MAGNAVITA, PhD, ABPP Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 49 Birleştirilmiş Psikoterapi Jeffrey J. Magnavita ISBN 978-605-5548-55-1 Copyright Özak Yayınevi (Psikoterapi
Editörler Doç.Dr. Ahmet Akın & Yrd.Doç.Dr. Rukiye Şahin Psikolojik Danışma Kuramları ISBN: 978-605-5044-19-0
Editörler Doç.Dr. Ahmet Akın & Yrd.Doç.Dr. Rukiye Şahin Psikolojik Danışma Kuramları ISBN: 978-605-5044-19-0 Kitapta yer alan bölümlerin sorumluluğu yazarlarına aittir 1.Baskı 2014 Bu kitabın basım,yayın
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM MART DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 116 Bütüncül Psikoterapi 8. Dönem Mart 2010 Ders Notları ISBN 978-605-5241-64-3 Copyright
KERNBERG GÜNLERİ II III
KERNBERG GÜNLERİ II III Aktarım Odaklı Psikoterapi Otto F. KERNBERG, MD, FAPA Frank E. YEOMANS, MD, PhD Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 60 Kernberg Günleri II-III Aktarım Odaklı Psikoterapi ISBN
Duygu Düzenleme sorununun bir çok psikolojik belirtinin arka planında yer aldığı tespit edilmiştir.
Duygu Düzenleme sorununun bir çok psikolojik belirtinin arka planında yer aldığı tespit edilmiştir. Duygu düzenleme, başlangıçta duygulanımın düzenlenmesi YA DA kendiliğin düzenlenmesine bağlı olarak gelişen
Aşık olduğumuz kişiyi neden unutamayız?
sağlık (/saglik) Aşık olduğumuz kişiyi neden unutamayız? 04.10.2016 Salı 13:11 3 0 Uzman Psikolog Özge Genlik aşık olduğumuz kişiyi neden unutamadığımızı anlattı Aşık olduğumuz kişiyi unutmak yerine anlamlandırmamız
Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?
Tanrı Tasavvuru Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir? Peker e göre: Kişinin bebekliğinden itibaren, zeka gelişimine, edinmiş olduğu bilgi ve yaşantısına göre, Tanrı yı zihninde canlandırması, biçimlendirmesi
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM MAYIS DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 134 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 10. Dönem Mayıs 2011 Ders Notları ISBN 978-605-5241-89-6
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM NİSAN DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Dr. Ahmet ÇORAK i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 187 Bütüncül Psikoterapi 12. Dönem Nisan 2014 Ders Notları ISBN 978-605-9137-09-6
İçindekiler Ön Söz XİX Giriş 1 Kuram Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları 5 Konuların Düzenlenmesi
İçindekiler 1. Konu Ön Söz XİX Giriş 1 Kuram 2 Kesinlik ve Açıklık 2 Anlaşabillirlik 3 Test Edilebilirlik 3 Yararlılık 3 Psikoterapi ve Psikolojik Danışma 4 Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM OCAK DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 104 Bütüncül Psikoterapi 10. Dönem Ocak 2012 Ders Notları ISBN 978-605-5241-85-8 Copyright
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 9. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 9. DÖNEM KASIM DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Ahmet ÇORAK i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 123 Bütüncül Psikoterapi 9. Dönem Kasım 2010 Ders Notları ISBN 978-605-5241-73-5
Psikanaliz Sigmund Freud
Psikanaliz Sigmund Freud Sigmund Freud (1856 1939) 6 Mayıs 1856, Moravya (Çek Cumhuriyeti) 1881, Viyana Tıp Fakültesi mezunu Maartha Bernays ile evlilik, üç çocuk sahibi bir baba Ernst Brücke ile fizyoloji
GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL PSI 501 İleri İstatistik Zorunlu 3 0 3 8 Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 II. YARIYIL Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 III. YARIYIL
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM ŞUBAT DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 122 Bütüncül Psikoterapi 8. Dönem Şubat 2010 Ders Notları ISBN 978-605-5241-63-6 Copyright
ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri
ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri ÜNİTE:4 Bilişsel Psikoloji 1 ÜNİTE:5 Çocuklukta Sosyal Gelişim ÜNİTE:6 Sosyal
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM KASIM DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 120 Bütüncül Psikoterapi 10. Dönem Kasım 2011 Ders Notları ISBN 978-605-5241-83-4 Copyright
UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK
UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM AĞUSTOS DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 126 Bütüncül Psikoterapi 8. Dönem Ağustos 2009 Ders Notları ISBN 978-605-5241-57-5
Kişilik Psikolojisi (PSY 401) Ders Detayları
Kişilik Psikolojisi (PSY 401) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Kişilik Psikolojisi PSY 401 Güz 3 0 0 3 7 Ön Koşul Ders(ler)i PSY301, Dersi
Psikoterapide güncel yaklaşımlar (PSY 405) Ders Detayları
Psikoterapide güncel yaklaşımlar (PSY 405) Ders Detayları Ders Adı Ders Dönemi Ders Uygulama Kodu Saati Saati Laboratuar Kredi AKTS Saati Psikoterapide güncel yaklaşımlar PSY 405 Seçmeli 3 0 0 3 5 Ön Koşul
Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür. 1 Giriş 1
XI İçindekiler Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür Sayfa vii viii x 1 Giriş 1 Tanımlar: Kültürlerarası psikoloji nedir? 3 Tartışmalı konular 5 Konu 1: İçsel olarak ya da dışsal olarak
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM EKİM DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 127 Bütüncül Psikoterapi Eğitimi 10. Dönem Ekim 2011 Ders Notları ISBN 978-605-5241-82-7
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM ŞUBAT DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Dr. Ahmet ÇORAK Dr. Betül SEZGİN Psk. İhsan YAMLI i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 157 Bütüncül Psikoterapi 11. Dönem
SINIF YÖNETİMİNİN TEMELLERİ
SINIF YÖNETİMİNİN TEMELLERİ Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN [email protected] Sınıf Nedir? Ders yapılır Yaşanır Zaman geçirilir Oyun oynanır Sınıf, bireysel ya da grupla öğrenme yaşantılarının gerçekleştiği
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 9. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 9. DÖNEM ŞUBAT DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 146 Bütüncül Psikoterapi 9. Dönem Şubat 2011 Ders Notları ISBN 978-605-5241-75-9 Copyright
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM EYLÜL DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 112 Bütüncül Psikoterapi 8 Dönem Eylül 2009 Ders Notları ISBN 978-605-5241-58-2 Copyright
RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER
RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,
KLİNİK PSİKOLOJİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
İÇİNDEKİLER BÖLÜM I GİRİŞ ------------------------------------------------------------------------------------------------- 1 KLİNİK PSİKOLOJİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ ------------------------------------------
K İ Ş İ L İ K. Kişilik kavramı Kişilik kuramları Kişiliğin ölçülmesi. Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162
K İ Ş İ L İ K Kişilik kavramı Kişilik kuramları Kişiliğin ölçülmesi KİŞİLİK Personality Persona=maske Bireyin özel ve ayırıcı yanlarını içerir. Özel en sık ve en tipik Ayırdedici bireyi diğerlerinden ayırır.
Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.
Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological
29-30 Eylül 1 Ekim 2017 SPONSORLUK DOSYASI
2930 Eylül 1 Ekim 2017 SPONSORLUK DOSYASI Değerli Destekçimiz, Enstitüsü olarak kurulduğumuz 2005 yılından bu yana psikiyatri ve psikoterapi dünyasına yönelik gerçekleştirdiğimiz çok çeşitli ulusal ve
1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... iii YAZARLAR HAKKINDA... iv 1. ÜNİTE EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1 Giriş... 2 Eğitim Psikolojisi ve Öğretmen... 3 Eğitim Psikolojisi... 3 Bilim... 6 Psikoloji... 8 Davranış... 9 Eğitim...
İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER
İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel
ÇOCUK ve ERGEN BDT EĞİTİMİ. 4 Modül - 64 Akademik Saat. Çocuk ve Ergen Odaklı. Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi Bilgilendirme Klavuzu EĞİTİMCİ
ÇOCUK ve ERGEN BDT EĞİTİMİ 4 Modül - 64 Akademik Saat Çocuk ve Ergen Odaklı Bilgilendirme Klavuzu EĞİTİMCİ APAMER Aktüel Psikolojik Araştırmalar ve Eğitim Merkezi tarafından organize edilen Uzman Psikolog
Rehabilitasyonda Sanatın Kullanımı. Doç.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD
Rehabilitasyonda Sanatın Kullanımı Doç.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: Yok Şizofreni Hastaları
Eğitsel Oyun Projesi Raporu. Otizm Kavram Öğretimi Mustafa UZUN
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü 2016-2017 Güz Dönemi - Bilişim Teknolojileri ve Öğretmen Yeterlikleri Dersi Eğitsel Oyun Projesi Raporu Otizm Kavram Öğretimi Mustafa UZUN 160805061 [email protected]
DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu
DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler
Psikoterapi Kuramlarında Benzerlik ve Farklılıklar. Geçen Dönem Neler Konuştuk?
Psikoterapi Kuramlarında Benzerlik ve Farklılıklar Geçen Dönem Neler Konuştuk? Senaryoları gözden geçirelim 12.03.2018 Prof. Dr. Gülsen Erden 2 «Scarlett in terapisti, Rhett ile olan ilişkisinde yaşadığı
Çetin Özbey
Analitik psikoloji, Carl Gustav Jung tarafından geliştirilmiş bir psikoloji kuramıdır. Jung, 1907 yılında Sigmund Freud ile birlikte çalışarak, psikanaliz kurama birçok katkı sağlamıştır; daha sonra bazı
OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ
OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi
21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ
KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.
GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS
GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS Dersin Adı Psikolojiye Giriş Dersin Kodu OKÖ105 Dersin Türü Zorunlu Dersin Seviyesi Lisans Dersin AKTS kredisi 4 Haftalık Ders
İçindekiler. Giriş. Bölüm 1: MINDFUCK ya da olasılıklarımız ve gerçek yaşamımız arasındaki boşluk 15
İçindekiler Giriş Bölüm 1: MINDFUCK ya da olasılıklarımız ve gerçek yaşamımız arasındaki boşluk 15 Kafamızın içindeki bariyer Hiçbir şeyi hak etmediğini sanan kadın Yanlış bir hayata çakılıp kalan adam
Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!
On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.
KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3
KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?
TRSM de Rehabilitasyonun
TRSM de Rehabilitasyonun Yeri Dr. Ayla Yazıcı BRSHH Gündüz Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi Koordinatörü 7.10.2010 Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım
ATBÖ Sürecinde Ölçme-Değerlendirmeye Hazırlık: ATBÖ Yaklaşımı Nasıl Bir Ölçme Değerlendirme Anlayışını Öngörüyor?
Not: Bu doküman, TÜBİTAK tarafından desteklenen ATBÖ (Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme) Projesi kapsamında hazırlanan öğretmenlerin 3 yıl boyunca yaşadıkları sınıf tecrübelerini paylaştıkları ATBÖ Öğretmen
KİŞİLİK GELİŞİMİ. Carl Rogers & Abraham Maslow
KİŞİLİK GELİŞİMİ Carl Rogers & Abraham Maslow 1 CARL R. ROGERS(1902 1987) 2 CARL ROGERS IN YAŞAMI Illinois de 8 Ocak 1902 de katı dini görüşleri olan çiftçi bir ailenin ortanca çocuğu olarak dünyaya geldi.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Biraz düşünelim... Alışverişe gittiniz; her zaman akıllı ve anlayışlı olan oğlunuz istediği oyuncağı alamayacağınızı söylediğinizde
POZİTİF PSİKOTERAPİLER. Psikoterapi Kuramları-II
POZİTİF PSİKOTERAPİLER Psikoterapi Kuramları-II Tarihsel Süreçte Psikoterapiler Terapi kuramlarının tarihsel yolculuğu; Freud ve Psikoanalitik (Freud 1921) Davranışçı (Skinner 1953, Wolpe 1990), Birey
Aile ve Çocuk Terapileri
Aile ve Çocuk Terapileri Aile ve çocuk terapileri, yaşamsal problemlerin aile içinde ele alınmasını ve bu bağlamda çözülmesini öneren ve tüm aile üyelerinin katılımıyla, ailenin iyilik halini arttırmayı
PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası
Konular nin Doğası Tarihi Antik dönemler PSİKOLOJİ Biliminin Doğası psikolojinin başlangıcı Günümüz k ler Biyolojik perspektif Davranışçı perspektif Bilişsel perspektif Psikanalitik perspektif Subjektif
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM OCAK DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Ahmet ÇORAK i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 115 Bütüncül Psikoterapi 8. Dönem Ocak 2010 Ders Notları ISBN 978-605-5241-62-9
SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni
SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal
ÇOCUKLAR İÇİN OYUN TERAPİSİ BİLGİLENDİRİCİ EL KİTABI. Oyun Terapisi Nedir? Oyun Terapisti Kimdir?
ÇOCUKLAR İÇİN OYUN TERAPİSİ BİLGİLENDİRİCİ EL KİTABI Oyun Terapisi Nedir? Oyun Terapisti Kimdir? Ebeveynler için Notlar Bu kitapçık, yaklaşık 4 ila 12 yaş aralığındaki, psikoterapi düşünülmüş çocuklar
KERNBERG GÜNLERİ-II. Otto F. KERNBERG AKTARIM ODAKLI PSİKOTERAPİ. Atölye Çalışması Metinleri. Psikoterapi Enstitüsü
KERNBERG GÜNLERİ-II AKTARIM ODAKLI PSİKOTERAPİ Atölye Çalışması Metinleri Otto F. KERNBERG Psikoterapi Enstitüsü Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 67 Kernberg Günleri II Atölye Çalışması Metinleri
Bireysel Farklılıklar, Kişilik, Tutum, Duygu ve Değerler
Bireysel Farklılıklar, Kişilik, Tutum, Duygu ve Değerler 1 KİŞİLİK Tutarlı davranışlar ortaya çıkmasına neden olan özellikler Doğuştan mı, sonradan mı? Çevresel etmenler.. (aile, okul, arkadaş, sosyal
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM OCAK DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Dr. Ahmet ÇORAK i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 156 Bütüncül Psikoterapi 11. Dönem Ocak 2013 Ders Notları ISBN 978-605-4817-26-9
Psikopatolojiye Giriş (PSY 301) Ders Detayları
Psikopatolojiye Giriş (PSY 301) Ders Detayları Ders Adı Ders Dönemi Ders Uygulama Kodu Saati Saati Laboratuar Kredi AKTS Saati Psikopatolojiye Giriş PSY 301 Güz 3 0 0 3 8 Ön Koşul Ders(ler)i yok Dersin
VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI
İÇİNDEKİLER KISIM I VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI BÖLÜM 1 Vygotsky nin Yaklaşımına Giriş Zihnin Araçları... 4 Zihnin Araçları Niçin Önemlidir... 5 Vygostky Yaklaşımının Tarihçesi...
1.Hafta. Klinik Psikoloji Nedir? Kimlere Klinik Psikolog Ünvanı Verilir? Prof.Dr.Nilhan Sezgin ders yılı Prof.Dr.
1.Hafta Klinik Psikoloji Nedir? Kimlere Klinik Psikolog Ünvanı Verilir? Prof.Dr.Nilhan Sezgin 2018-19 ders yılı 8.11.2018 Prof.Dr.Nilhan Sezgin, 1 Psikoloji davranışı inceleyen temel bir bilimdir ve canlıların
İçindekiler. Şekiller Listesi Tablolar Listesi Yazarlar Hakkında Başlangıç
İçindekiler Şekiller Listesi Tablolar Listesi Yazarlar Hakkında Başlangıç Ön Söz Teşekkür xi xii xiii xiv xvii xviii Giriş 1 Sistemik ve Aile Terapisi Deneyimleri 1 Bir Ailenin Görüşü 1 İki Terapistin
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM MART DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Dr. Ahmet ÇORAK i Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 158 Bütüncül Psikoterapi 11. Dönem Mart 2013 Ders Notları ISBN 978-605-4817-28-3
Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?
Psikolojiye Giriş İşler Kötüye Gittiğinde Olanlar: Zihinsel Bozukluklar 1. Kısım Ders 18 Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları Susan Noeln-Hoeksema Psikoloj Profesörü Yale Üniversitesi 2 Anormallik
Ralph Willmann ile Sistematik ve Aile Dizimi Eğitimi
Ralph Willmann ile Sistematik ve Aile Dizimi Eğitimi Modül 1 Aile Dizimi Teorisi ve Uygulamaya Giriş Aile dizimin kökeni ve gelişimi Aile dizimin etkinliği ve kanıtı Aile Dizimin temeli, sınırları ve anlatımı
Eğitimin Psikolojik Temelleri
Eğitimin Psikolojik Temelleri Eğitim sürecinin daima iki boyutu olmuştur. Bunlardan birincisi yukarıda değindiğimiz toplumsal ya da sosyal boyut, diğeri ise bireysel boyuttur. Eğitim ne kadar sosyal amaçlarla
SINIRLARIMIZ SINIRLARINIZ SERT Mİ, YUMUŞAK MI?
SINIRLARIMIZ EKİM 2016-İLKOKUL SINIRLARINIZ SERT Mİ, YUMUŞAK MI? Yumuşak sınırlar karmaşık mesajlar iletir, sert sınırlar kural ve beklentilerimizle ilgili net sinyaller gönderir. Günümüzde ebeveynlerin
DEHB ve DAVRANIŞ BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN AİLE İLİŞKİLERİNE ETKİSİ
Başlarken Dikkat eksikliği ve Hiper/Hipoaktif Bozukluk DEHB, kısaca davranış bozukluğu gösteren çocukların ailelerinde, çocuk eğitimi başlı başına bir sorundur. Bu zor çocukların eğitimi aslında bu ailelere
TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR
Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ÇİFT PSİKOTERAPİSİNDE KADINLAR 16 19 Haziran 2010 Anadolu Psikiyatri Günleri Uz.Dr. Nuşin Sarımurat Baydemir İlişki Psikoterapileri Enstitüsü İstanbul Çift ilişkilerinde, özellikle evliliklerde, cinsiyet
O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç
O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek
Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri
Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri Eczacıbaşı Topluluğu kuruluşlarından Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri, Türkiye nin yerinde sağlık ve bakım çözümleri sunan ilk ve en büyük kuruluşudur.
Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz
ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuyla (DEHB) Nasıl Başa Çıkabilirim?
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuyla (DEHB) Nasıl Başa Çıkabilirim? Uzm. Dr. Yusuf Yasin GÜMÜŞ Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı NOBEL TIP KİTABEVLERİ
KRİMİNOLOJİ -I- Yar.Doç.Dr. Tuba TOPÇUOĞLU 6 Kasım 2014 Kriminolojide Pozitivist Okul İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
KRİMİNOLOJİ -I- Yar.Doç.Dr. Tuba TOPÇUOĞLU [email protected] 6 Kasım 2014 Kriminolojide Pozitivist Okul İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KRİMİNOLOJİNİN TARİHÇESİ Doğaüstü Güçlere Dayalı Perspektif
I. Hafta 1. Gün / Cumartesi. Prof. Dr. İrfan Erdoğan 1. PSİKOLOJİK DANIŞMADA KURAMSAL YAKLAŞIMLAR. Doç. Dr. İlkay Demir. Doç. Dr.
I. Hafta 1. Gün / Pedagojiden Psikolojik Danışmaya: Rehberlik ve psikolojik danışmanın gelişimi, yeri ve önemi İrfan Erdoğan 1 Ekim 2016 1. PSİKOLOJİK DANIŞMADA KURAMSAL YAKLAŞIMLAR 1.1. Psikanalitik Yaklaşım
Psikoloji Doktoru Ve Psikiyatristin Farkı
Psikoloji Doktoru Ve Psikiyatristin Farkı Psikoloji Doktoru: Çoğu insan psikoloji doktoruna başvuracağı zaman bazı önemli sorular ile karşı karşıya gelir. Birincisi psikoloji doktoru ve psikiyatristin
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü BİRİNCİ YIL 1. Dönem 2. Dönem Ön Şart Ön Şart PSİ 101 Psikolojiye Giriş-I 3 0 3 5 PSİ 102 Psikolojiye Giriş-II 3 0 3 5 MAT 103
Çocuklar İçin Bilişsel Davranışçı Terapi ÇOCUK BDT EĞİTİMİ. Bilgilendirme Kataloğu
Çocuklar İçin Bilişsel Davranışçı Terapi ÇOCUK BDT EĞİTİMİ Bilgilendirme Kataloğu Apamer Aktüel Psikolojik Araştırmalar Merkezi Çocuklar İçin APAMER Aktüel Psikolojik Araştırmalar ve Eğitim Merkezi tarafından
Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz
Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ ETKİLİ ÖĞRENME, uygun yöntem ve teknikleri kullanarak öğrenme amacını gerçekleştirmektir. ETKİLİ ÖĞRENME İÇİN, Zamanı planlama, Çalışma ortamı düzenleme, Etkili okuma, Etkili
MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya
MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon
Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz
Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz ve Özellikle Canım Annem 1 Üniversite tercihlerini yaptığımız zaman,
