BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM

Benzer belgeler
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

GELİŞİMSEL NÖROBİYOLOJİ VE BAĞLANMA KURAMI. Dr. Allan N. SCHORE

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

DUYGU ODAKLI ÇİFT TERAPİSİ

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

BİRLEŞTİRİLMİŞ PSİKOTERAPİ. Jeffrey J. MAGNAVITA, PhD, ABPP

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

Aşık olduğumuz kişiyi neden unutamayız?

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

Masterson Yaklaşımı Eğitimi Kişilik Bozukluklarının Psikanalitik Psikoterapisi

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ:

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM

Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?

1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15

Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

RORSCHACH TESTİ GENEL BİLGİ EĞİTİMİN AMACI EĞİTİMİN YARARLARI EĞİTİM PROGRAMI

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

KLİNİK PSİKOLOJİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

KERNBERG GÜNLERİ II III

Fatma Atasever.

Aç l fl Vural Öger Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son senesinde bizim de k

Cem Akaş BUMBA İLE BİBU. Resimleyen: Reha Barış

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM

29-30 Eylül 1 Ekim 2017 SPONSORLUK DOSYASI

Gelişim Psikolojisinde Temel Kavramlar ve Gelişimi Etkileyen Faktörler

BAĞLANMA ve TERAPİ DE BAĞLANMA YRD.DOÇ.DR.ESRA PORGALI ZAYMAN İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ AD

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

Yetişkin Psikopatolojisi. Doç. Dr. Mehmet Akif Ersoy Ege Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bornova İZMİR

Konu: Davranışın Nörokimyası. Amaç: Bu dersin sonunda öğrenciler davranışın biyokimyasal mekanizmalarını öğreneceklerdir. Öğrenim hedefleri:

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 9. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuyla (DEHB) Nasıl Başa Çıkabilirim?

Bilişsel Gelişim. Psikolojiye Giriş. Okuma raporu #1. Ders asistanım kim? (düzeltilmiş) Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5

Asistanlıkta Psikoterapi Eğitimi Neden Önemlidir? Doğan Şahin İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Sosyal Psikiyatri Servisi

MASTERSON YAKLAŞIMINA GENEL BAKIŞ. Tahir ÖZAKKAŞ M.D., Ph.D.

Farkındalık sadece içerden açılan bir kapıdır

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni. Çocuk ve Cinsellik

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN

ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

Bağlanma Nedir? Bağlanma, kişinin kendisi için önemli gördüğü bir başkasına (bağlanma figürü) karşı geliştirdiği güçlü duygusal bağlardır.

İÇİNDEKİLER. GİRİŞ GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE DAİR Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN. I. Gelişim Psikolojisine Kuramsal Bakış...1

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM

VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

ÇOCUKLAR İÇİN OYUN TERAPİSİ BİLGİLENDİRİCİ EL KİTABI. Oyun Terapisi Nedir? Oyun Terapisti Kimdir?

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

DANS TERAPİ. Dokuz Eylül Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

(PAT) ROSENHAN DENEYİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ. ( 07 Eylül-16 Ekim 2015 )

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 238. HALİM SELİM İLE 40 ESMA Mehmet Yaşar

ZİHİNSEL PROGRAMLAMA - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZİHİNSEL PROGRAMLAMA

BÖLÜM I GELİŞİM İÇİNDEKİLER 1. ÜNİTE 2. ÜNİTE. ÖNSÖZ... v YAZARLAR HAKKINDA... vii

Dersin adı: Elektif (Çocuk Psikiyatrisi) Görüşme Saatleri: Salı:14:00-15:00

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

KERNBERG GÜNLERİ-II. Otto F. KERNBERG AKTARIM ODAKLI PSİKOTERAPİ. Atölye Çalışması Metinleri. Psikoterapi Enstitüsü

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! Resimleyen: Burcu Yılmaz

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

SORU-- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE İNTİHAR GİRİŞİMİ

Ders İzlencesi Eğitim Yılı ve Bahar Dönemi Program adı: ÇOCUK GELİŞİMİ PROGRAMI

2 NİSAN OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ Farklı olduğumu biliyorum ama yetersiz değilim.

UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ. UDA nın Kökenleri

Otizmli Eymen 10 Okuldan Geri Çevrildi

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

BİLİŞSEL NÖROBİLİM BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Transkript:

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM MART DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Dr. Ahmet ÇORAK i

Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 186 Bütüncül Psikoterapi 12. Dönem Mart 2014 Ders Notları ISBN 978-605-9137-07-2 Copyright Psikoterapi Enstitüsü Tüm hakları saklıdır. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kısmen de olsa çoğaltılamaz ve elektronik ortamlarda yayımlanamaz. Birinci baskı: Temmuz 2016 Editör: Tahir Özakkaş Yayıma hazırlayan: Sevgi Akkoyun Katkıda Bulunanlar: Halenur Alkoçlar Baskı: Acar Matbaacılık Prom. ve Yayın. San. ve Tic. Ltd. Şti. Litros Yolu Fatih Sanayi Sitesi No:12/243 Zeytinburnu - İstanbul Tel: 0212 613 40 41 PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM ARAŞTIRMA SAĞLIK ORGANİZASYON VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Eğitim ve Kongre Merkezi: Fatih Sultan Mehmet Cad. No:285 Darıca-KOCAELİ Tel : 0262 653 6699 Fax : 0262 653 5345 www.psikoterapi.com - www.psikoterapi.org - www.hipnoz.com ii

SUNUŞ nsanlık tarihi boyunca, her toplumda psikolojik rahatsızlıkları İ tedavi etmeye yönelik girişimler olmuştur. Bu alanda yapılan girişimler sonucu ortaya çıkan pek çok farklı ekolün savunucuları, kendi ekollerini yüceltme ve diğer ekolleri küçümseyerek ötekileştirme yoluna gitmiştir. Ancak buna rağmen farklı yaklaşımlardan bilgiler edinerek kuramını zenginleştirmeye ve bu alanda çalışmalar yapmaya başlayan öncü terapistler, psikoterapide bütünleşmeyi sağlayarak alandaki bölünmeleri büyük oranda azaltmıştır. Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Eğitimini verdiğimiz bütüncül psikoterapi, zaman zaman eklektik ve asimilatif, genellikle de entegratif ve ortak faktörler üzerine kurulmuş bütüncül bir yaklaşımı içerir. Bireye, teori odaklı değil danışan odaklı bakmaya çalışan bütüncül psikoterapiler, farklı yaklaşımların bileşenlerini bir araya getirerek terapisti geniş bir vizyona ulaştırır. Bu amaçtan yola çıkarak, çeşitli bilimsel etkinlik, araştırma, eğitim ve yayın çalışmalarıyla, ülkemizde bütüncül psikoterapi uygulamalarının gelişimine öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Elinizdeki bu ders notları, ruhsal bozuklukların tedavisinde tek bir psikoterapi yaklaşımına bağlı kalmaktansa elindeki veriyi kullanarak uygulanabilecek en iyi tekniği ve teoriyi arayan bütüncül yaklaşımlı terapistler yetiştirme adına verilen Bütüncül Psikoterapi Teorik iii

Eğitimi 12. Grubunun Mart ayı deşifrelerini sunmaktadır. Bu ders notları, eğitim deşifresinin derlemesi olma özelliğiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yayın niteliği de taşımaktadır. Bu ders notlarında Masterson yaklaşımının tarihsel gelişimi, diğer kuramlarla ilişkisi, ayrılma ve bireyleşme, Masterson yaklaşımında borderline, narsisistik ve şizoid kişilik bozuklukları, nesne kalıcılığı ve nesne sürekliliği konuları ele alınmaktadır. Bütüncül psikoterapiler de insanın ruhsal yapısının gelişiminde olduğu gibi zamanla özerkleşecek, bireyselleşecek ve ayrışarak psikoterapi ruhunu ayakta tutacaktır. Psikoterapi uygulayıcıları için önemli olduğunu düşündüğümüz bu eğitim ders notlarını, sizlerin ilgisine sunmaktan kıvanç duymaktayız. Keyifli okumalar dileriz Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Başkanı iv

İ Ç İ N D E K İ L E R 14 MART 2014 1. GÜN 1 MASTERSON YAKLAŞIMI TARİHSEL GELİŞİM... 3 2 MASTERSON KURAMININ OLUŞUMU VE DİĞER KURAMLARLA İLİŞKİSİ. 34 3 AYRIŞMA VE BİREYLEŞME MAHŞERİN 6 ATLISI... 66 4 MASTERSON YAKLAŞIMINDA BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU... 119 15 MART 2014 2. GÜN 5 BİR NESNE İLİŞKİLERİ KURAMI OLARAK MASTERSON YAKLAŞIMI... 159 6 MASTERSON YAKLAŞIMINDA NARSİSİSTLİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU... 272 7 MASTERSON, KERNBERG VE KOHUT YAKLAŞIMINDA NARSİSİSTLİK YAPI TİPLERİ... 310 16 MART 2014 3. GÜN 8 MASTERSON YAKLAŞIMINDA ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU... 363 9 ŞİZOİD DİLEMMA (ŞİZOİD İKİLEM) ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞUNDA TEDAVİ... 408 10 ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞUNDA NA DEVAM... 447 11 NESNE KALICILIĞI VE NESNE SÜREKLİLİĞİ... 497 D İ Z İ N... 544 v

14 Mart 2014 1. GÜN

1 MASTERSON YAKLAŞIMI TARİHSEL GELİŞİM Tahir Özakkaş: Günaydın arkadaşlar. Bu ayki eğitimimiz Masterson Yaklaşımı. Biliyoruz değil mi arkadaşlar? 27 kitap okudunuz gözlerinizdeki ışıltıdan da bunu anlıyorum. Geçen ay eğitimimizin ana virajı alınmıştı. Ruhsal yapımızın anlaşılması açısından nesne ilişkileri olmazsa olmaz. Kendimizi tanımak, etrafımızı tanımak, danışanlarımızı tanımak açısından nesne ilişkilerini kavramak çok çok önemli bir aşamaydı. Bu ayki aşamamız ise nesne ilişkileri tabanında gelişmiş olan nesne ilişkilerinin biraz daha bütüncül hale getirilmiş olduğu Masterson yaklaşımı üzerinde duracağız. Olabildiğince bu aydaki eğitimde yine sıkıcı olmadan, interaktif bir şekilde, deneyime dayalı öğrenme yöntemini uygulayarak, kendi üzerinizde eğitimi bina ederek, biraz da can yakarak sürecimize devam edeceğiz. Hamama giren terler. Dolayısıyla bir yıl önce bana söz verdiniz. Hocam hamama gireceğiz, terleyeceğiz, kirlerimizi atacağız dediniz. Ben de sizlerin bu güzel sözünüze güvenerek bir yıl sonra hafif hafif dokunmaya başlayacağım. Kursiyerler: Daha başlamadık mı (sınıfta gülüşmeler)

Tahir Özakkaş: Yani acele edenler kendileri girmişler hamama ben ne yapayım. Kısaca biraz Masterson dan bahsedeyim, tarihçesinden bahsedeyim. Masterson önce tıp okumuş tıp doktoru olmuş, ardından psikiyatriye gönül vermiş psikiyatrist olmuş, psikotrepiyle pek bir bağı olmayan bir hekim. İlk görev yeri Amerika da ergenlerin takip edildiği, ergenlerin yatırıldığı psikiyatri hastanesinde bir kliniktir. Hastalar geliyorlar Bir ergen niye gelir? İntihar teşebbüsüyle gelir, madde kullanımıyla gelir, alkolle gelir, olur olmaz davranış bozukluğuyla gelir, kendine zarar verici, etrafına, eşyalara zarar verici davranışlarla gelir. Baktığımız zaman daha çok agresyonun, öfkenin ağırlıkta olduğu davranışlar bunlar. Delikanlı olan, kanı deli akan insanların aklının kafasından bir karış yukarıda dolaştığı bir dönemde devlet de, vatandaş da derdest edip o kızımızı, oğlumuzu bu akıl hastanelerine alıyorlar. Siz biraz akıllanın, biraz adam olun diyerek onları disiplinize ediyorlar. İşte hastalar acil servise geliyorlar (bunları ben hayal ediyorum). Acil serviste doktorlar, hemşireler vardır. Aileyle birlikte hastalar geliyor onların psikiyatrik muayenelerini yapan hekimler çaylarını höpürdeterek acil servise doğru gidiyorlar. Oradan hastalar alınıyor, bir kısmı ayakta tedavi edilmek üzere reçete yazılıp gönderilirken bir kısmı yatırılıyor. Bir ay, iki ay akıllandığına kanaat getirildiğinde topluma geri salınıyordu. Masterson da bu çarkın içerisinde görev alırken genç, idealist bir hekimdi muhtemelen. Masterson diyor ki; bu hastalara ne oluyor? Verdiğimiz ilaçlar, teşhisler doğru mu? Biz doktor olarak neler yapıyoruz? Bu şekilde düşünerek doktor odasına gidiyor ve hekimlerin çok rahat bir şekilde muhabbet ettiklerini görüyor. Dışarıda hastalar intihar ediyor, hayatlarıyla oynuyor siz burda ne yapıyorsunuz! diyor. Onlar da boşver ya şuradan kap bi kahve derler. Bunlar tabi 4 12. BPT MART DERS NOTLARI

benim dramalarım. Masterson bu çocukların hali ne olacak deyince, onlar da ya bunlar ergen bre Masterson, sen hiç ergenlik geçirmedin mi, bunlar ergenlikte böyle yaparlar, bir iki yıl kanları deli akar daha sonra hayat onları götürür diye cevaplarlar. Bununla ilgili bilimsel kanıtınız nedir diye sorunca Masterson, elini atsan ellisi her yer bilimsel kanıt dolu, sen ergenleri bilmiyor musun? derler. Ancak bu konuda bi girişimde bulunduklarında ellerinde tek bir makale, tek bir kitap bulamazlar. Masterson, halkın genel kanaatlerinden öteye geçmeyen bir şehir efsanesiyle karşı karşıya kaldığını fark eder. İşte burda genç idealistin önünde iki yol vardır. Ya bu olayın arkasında duracak, peşini kovalayacak, insanlığa bir nebze de olsa katkıda bulunacak ya da bu çarkın içerisinde ben de döneyim, yarı kafeinli olan kahvemi alıp oturayım diyecek ve bu çarkın arasında kendisini kaptırıp gidecektir. Masterson birinciyi kabul ediyor ve diyor ki ben bunun peşini kovalayacağım!. Bu işin peşine düştüğünde ergenlerin kendinlerine zarar vermelerini, ergen hastanelerine yatırılmalarını, davranış bozukluklarını açıklayıcı herhangi bir makale, bilimsel bir veri bulamıyor. Hastalara çeşitli teşhisler konulmuş olduğunu görüyor. Başhekime gidip; izin verirseniz ben arşive gireyim bu hastalarla ilgili araştırma yapayım diyor ve başhekimlikten aldığı izinle bir araştırma projesi başlatıyor. Yaptığı araştırmanın sonucunda ilginç bir sonuçla karşılaşıyor. Bakıyor ki orada iki grup hasta var. Ergenlerin bir kısmı gerçekten diğer doktorların dediği gibi birkaç sefer hastaneye uğrayan ve bir daha uğramayan ve alınan kararlarla da iyileştiklerine dair kanaatlerin hasıl olduğu tıbbi raporlara sahip. İkinci bir grup ergenin ise yirmi yıl önce başlamış olan hikâyesinde hala kliniğe gelmeye devam ettiğini, yirmi yıldır çeşitli self cutting gibi kendine zarar verici davranışlarla, eyleme vurmalarla Masterson Kuramının Oluşumu 5

kliniğin müdavimi olduğunu görüyor. Bu iki grup hastayı ayrıştırıyor. Anlıyor ki; doktorların kahve sohbetinde bahsettiği, bu ergenlerin hastalıklarının gelip geçici olmadığını, yirmi yıldır, on beş yıldır, on yıldır hastanelere abone olduğunu, ama bunlara ne şizofreni, ne bipolar bozukluk, ne anksiyete bozukluğu ne de farklı bir bozuklukla ilgili bir hastalık teşhisi konmadığı anlaşılıyor. O zaman diyor burada bir başka hikâye var ve bunlarla ilgili kafasını yormaya başlıyor. Diyor ki; burada bir klinik tablo var, burada bir sendrom var ve bu sendrom insanlık tarihi boyunca herhangi bir grup tarafından ele alınmamış, incelenmemiş, elden kaçmış, teşhisi konulmamış bir hastalık kategorisidir diye kafasında bir tablo ortaya çıkıyor. Önce problemin varlığını ve yokluğunu ayrıştıran bilimsel bir metodolojik inceleme yapıyor. Bu inceleme ciddi manada bir araştırma raporuna dönüştürülüyor ve yirmi yıla yakın yapılan çalışmalarda psikiyatrinin bir ikilemle karşı karşıya olduğunu görüyor. Bu ergenler sağlıklı bir dönemeçten geçen yapılar mı, yoksa bu ergenler içerisinde bir grupta hastalıkların ortaya çıktığı ve tanının konulamadığına (yalancı şizofreni, şizofreni öncesi durum, prepsikotik hal, ağır nevroz gibi bir takım teşhisler alan bu hastalık grubunun hiçbir yere sığdırılamayan bir tortu, çöp grubu olduğuna) dair kanaati ortaya çıkıyor. Ve burada ayrı bir hastalık, ayrı bir sendromal yapı var diye olayı incelemeye başlıyor. Peki, bu olay nedir? Düşünün, 14 yaşında 15 yaşında davranış bozukluğu var. Nedir davranış bozukluğu? Kurallara uymama, kendine zarar verme, eşyalara zarar verme, kontrol altına alınamayan öfke nöbetleri, dürtüsellik, olur olmaz seksüel girişimler, seksüel davranışlar, madde bağımlığı, alkol yoğun kullanımı, cinsel eyleme vurmalar, zaman zaman depresif epizodlar, zaman zaman manik gibi hipomanik gibi aşırı aktivitelerin olduğu bir 6 12. BPT MART DERS NOTLARI

klinik tabloyla karşı karşıya kalınmakta. İncelediğinizde bu tabloyu, bu insanda normal, herhangi bir hastalık belirtisi de görülmüyor, ne diyeceksiniz? Bu çocuklar da 13-14 yaşına kadar da gayet normal görünüyor. Ergenlikle beraber bunlar böyle birşey oluyor. Kursiyer Ö: İkinci treni yakalamaya çalışıyorlar. Kursiyer E: Kimlik bocalaması. ram değil daha. Daha çıkmadı siz bulacaksınız onu. Tahir Özakkaş: Fakat kimlik bocalaması kavramı Erikson ve Masterson un birlikte karar verdiği, henüz üzerinde anlaşılmış bir kavram değil daha. Daha çıkmadı siz bulacaksınız onu. James F. Masterson Gelişim evreleri dediğimiz dönemler. Bu çocukların otistik evredeki halleri şudur, simbiyotik evredeki halleri şudur, ayrışma ve bireyleşme sürecindeki evreden geçerkenki halleri budur ve tam nesne- tam kendilik sürecindeki halleri şudur, diyor. Üçüncü evrede ayrışma ve bireyleşmeyi kendi içinde 4 evreye ayırıyor; yumurtadan çıkma, uygulama, yeniden yakınlaşma, tam nesne ve tam kendilik ilişkisi Tabi Masterson bunu kendine dert ediniyor. Masterson bunlar üzerinde kafa yorarken bu dönemin sıkıntılı bir dönem olduğunu görür ve bunlar üzerine düşünmeye başlar. Daha çok aradığı muhtemelen psikiyatrik bir hastalıkla ilintilidir. Hastaların davranışlarında ikirciklilik vardır en önemli tespiti budur Masterson ın. Yani bir dediğini bir dakika sonra değiştirebilmekte, evet dediğine hayır diyebilmekte, yoğun bir impulsivite içerisinde ol- Masterson Kuramının Oluşumu 7

duklarını gözlemlemektedir. Her ne kadar ergenlerin davranışları bilinen bir şey olsa da, davranışlarının ikircikli olduğu evrensel olarak kabul edilen bir tavır olsa da bu grubun yaklaşımı daha fazla ortaya çıkmaktadır. MAHLER İN GELİŞİM EVRELERİ Ergenlerin bu davranışlarını inceledikçe psikiyatrik bilgisi yetersiz kalıyor ve o dönemlerde yavaş yavaş tanınan ve meşhur olan Margaret Mahler in çalışmalarını bir vesileyle izlemek durumunda kalıyor. Margaret Mahler in bir konferansına katılıyor ve orada Mahler in çocuklarla ve bebeklerle ilgili yapmış olduğu çalışmaların filmini Margaret Mahler izliyor. Margaret Mahler in gözleme dayalı, bir insanoğlu nun annesiyle kurduğu ilişkinin evrelerini yıllarca takip eden bir çalışmanın raporu yayınlanıyor. Margaret Mahler diyor ki; bebekler 4 gelişimsel evreden geçer. Otistik dönem, simbiyotik dönem, ayrışma ve bireyleşme dönemi, tam nesne-tam kendilik ilişkileri ne ilerleme. Konuşmasında yeniden yakınlaşma evresinde bebeklerin anneleriyle kurdukları ilişkilerin ikircikli olduğununun üzerini veya altını çizerek beyan ediyor ve üzerine vurgu yapıyor. İşte iki tane bilim insanının karşı karşıya geldiğinde iki beyinden yeni bir anlamın üremesi ve türemesi gibi Masterson yeniden yakınlaşma evresinde (18-24. aylar arasında) bebeklerin etrafındaki bakım veren kişilerle kurmuş olduğu ilişkilerde davranışlarının ikircikli olması, hem evet i hem hayır ı aynı anda diyebildiklerini fark ediyor ve bu tablonun aynısını ergenlerde gördüğünü müşa- 8 12. BPT MART DERS NOTLARI

Jean Piaget hade ediyor. O zaman iki şey öğreniyor Masterson. Diyor ki, insanoğlunun ruhsal yapısı gelişimsel basamaklardan oluşan bir süreçtir. Gelişimsel psikolojiyi kabul etmesi çok önemli bir şeydir. Böyle bir kavram henüz yeni o zamanlar. İnsanın ruhsal yapısının da aynı bedensel yapısı gibi gelişimsel bir süreci olduğuna dair bilimsel incelemelerin ilk dataları, verileri elde edilmiş oluyor. Demek ki Masterson bu konferansı izlerken, bu konferansa katılırken, bu konferansta verilen filmi izlerken, çocukların ikircikli davranışlarını görürken Mahler in iddia ettiği (belki de gelişimsel psikolojinin ilk kaynaklarından, objektif yapılmış olan araştırmaların öncülerinden Margaret Mahler in yapmış olduğu çalışma) gelişimsel psikoloji kavramını öğreniyor. İnsan bedensel olarak belirli bir gelişimsel süreci devam ettirirken aynı zamanda ruhsal olarak da belirli evrelerden geçiyor. Bu evreler Margaret Mahler in iddia ettiği gibi otistik evre, simbiyotik evre, ayrışma ve bireyleşme evresi, tam nesnelik-tam kendinilik olma evresi dediğimiz evreleri içeren bir süreç. Piaget bilişsel evreler ileri sürmüştü biliyorsunuz. Piaget object permanence (nesne süregenliği, nesne kalıcılığı) diye tanımladığı, objectnin, nesnenin zihinsel kalıcılığının, zihinsel şemasının oluşmasından bahsetmiştir. Bu kısım anlaşıldı mı arkadaşlar? Jean Piaget Kursiyerler: Hayır Object permanence (Nesne kalıcılığı, Nesne süregenliği): Tahir Özakkaş: Anlaşılmadı. Yüzünüzdeki ifadeden de öyle anlaşılıyor. Piaget daha çok çocukların bilişsel olgunlaşma seviyelerini, bilişsel maturasyon seviyelerini, gelişim evrelerini biliş üzerin- Masterson Kuramının Oluşumu 9

den inceliyordu. Ve buna object permanence dediği, bir çocuğun annesini gördüğü zaman annesinin varolduğu, oyuncağı gördüğü zaman oyuncağın varolduğu, annesi gittiğinde veya oyuncak gittiğinde de annesinin, oyuncağının yokluğunu deneyimlediği ve aramadığı bir yapıdan söz etmiştir. Elde bir çıngırak tutuyorsun. Bu çıngırak gözünün önünde olduğu müddetçe çok mutlu ama çıngırağı alıp da görmediği bir yere koyduğunuzda çıngırağın orada olduğunu bilemeyen, anlayamayan bir bebek object permanence dediğimiz nesnenin kalıcılığını zihninde şema olarak yaşayamaz. 3-18 ay arasında yavaş yavaş zihinsel olgunlaşmayla beraber çocuk, kaybolan çıngırağın kaybolmadığını, bu masanın arkasında olduğuna dair hissiyatı sürdürerek, peşine düşüp çıngırağı onun arkasında arayıp bulma noktasına geldiğinde gözle görülmeyen nesnenin zihinde varlığının devamı nedeniyle hissettiği şeye object permanence (nesne kalıcılığı) diyoruz. Kursiyer H: Nesne sürekliliği. Tahir Özakkaş: Nesne süregenliği. Ben nesne kalıcılığı dedim kafanız karışmasın diye, karıştırmayın yine de. Nesne kalıcılığı, zihinde şematik olarak nesnenin varlığını sürdürmesi 3. aydan başlayıp 18-24. aylara kadar devam eden ayrı bir yol ve güzergah. Bu çocuğun zihinsel gelişiminde Piaget daha çok nesnenin kalıcılığı üzerine araştırmalar yapmış. Bilişsel yetilerin gelişmesi üzerine çok ciddi araştırmalar yapmış, belki de psikolojinin temel tarihi Piaget tarihi olarak adlandırılabilir. Object constancy (Nesne sürekliliği): Mahler in üzerinde durduğu konu ise nesnenin sürekliliği, object constancy diye tanımladığımız kavramı. Bu tam nesne tam kendilik ilişkisi demektir. Yani geçtiğimiz birkaç ay boyunca hep bunu anlattık, Ahmet hoca da ben de bunu anlattık size. Nesne- 10 12. BPT MART DERS NOTLARI

nin sürekliliğinden kast ettiğimiz şey ise; Ahmet in Mehmet in, Ayşe nin Fatma nın, annemizin, babamızın, dayımızın, abimizin, halamızın farklı davranış şekillerinin aynı insanın farklı davranış şekilleri olduğunun farkına varmaktır. Annemiz bizi dövdüğünde; evet bu kötü bi anne, pis anne, cıs anne diye içimizden gelen öfke dolu kızgınlıkla anneyi tamamen pis görmek, anne bizi sevdiğinde de anneyi tamamen iyi görmek nesne sürekliliğine ulaşamadığımızı gösterir. Anne bizi döverken ve kızarken, bizi aşağılarken içimizde bir tarafımız seven annenin de bizi koruduğuna dair o duygularımızı, o kızgınlığımızı yatıştıracak bir taraf buluyor ve kızan annenin aynı zamanda seven anne olduğuna dair hissiyatı hissedebiliyorsa içimizde öbür tarafı yatıştırabilen ayrı bir libidinal güç var demektir. Ki bu ancak nesne sürekliliği olan birisinin başarabileceği bir şeydir. Borderline bir kızımız, 20-22-24-26 yaşında sevgilisiyle gayet mucuk mucuk bir aşk ilişkisi yaşarken sevgilisine kızdığı an veya sevgilisi onun bir takım isteklerini yerine getirmediği an içinde hortlayan ikinci tarafıyla sevgilisinin dünyanın en adi, en şerefsiz adamı olduğuna inanıp o gün nişan yüzüğünü veya söz yüzüğünü kafasına fırlatıp gittiğinde, (nesne sürekliliğini geliştiremediği için) sevgilisinin aynı zamanda kendisini seven bir varlık olarak şu anda kızgın ve kırgın olabileceğini ihtimalini de düşünemez. Kendi isteklerini yerine getiremeyeceğine dair içindeki üzüntüyü yaşamak yerine toptan reddeden ve ilişkiyi kopararak 300 metre gittikten sonra da ağlayarak geri dönüp, ben seni çok seviyorum deyip kul köle olan kızımızın tavrı nesne sürekliliği değildir. Yani tam nesne tam kendiliğe ulaşamamıştır. Nesne sürekliliği sağlayamadığı için iki farklı yapı zihinsel aygıtta birbirlerine temas etmiyor ve bölme dediğimiz hadisenin etkisi altında farklı ku- Masterson Kuramının Oluşumu 11

tuplarda yaşayan ikircikli bir tabloyu görüyoruz. Bu da Mahler in üzerinde durduğu nesne sürekliliği kavramı. Gelelim biz Margaret Mahler ve Masterson a. Masterson un o kongrede o toplantıda aldığı birinci hikaye gelişimsel psikoloji. İnsanın ruhsal olarak gelişimsel bir yapı üzerinde inşa edildiğine dair ilk hipotezi bu kongrede duyuyor. 0-1 aylıkken otistik dönem, 2-3 aylıktan 6 aya kadar uzayabilen simbiyotik dönem, 3 aydan veya 6 aydan 36. aya kadar giden ayrışma ve bireyleşme süreci, 3 yaşından 6 yaşına kadar da bunun pekişmesi (tam nesne tam kendilik) süreçleri olarak tanımlanan dört evrenin varlığını Masterson ne zaman öğreniyor? Mahler den sonra, 1960 lı yıllarda öğreniyor. Yani bir elli yıl kadar olmuş gördüğünüz gibi. Gelişimsel duraklama: Bunun üzerine kafa yoruyor ve diyor ki ergenlerin durumu bu gelişimsel yapıyla ilintili olabilir mi? O zaman şöyle bir iddia var: Gelişimsel duraklama iddiası. Haydaa bu da neyin nesi. Eğer kişi otistik bir dönemde duraklıyor ise buna ne denir diyor? Psikoz. Simbiyotik bir dönemde duraklıyor ise; narsisiste yakın. Psikoz ile narsisist arasında gerçekliği kısmen değerlendirebilecek, yine bir prepsikotik hal olarak değerlendirebileceğimiz, kendisini öbüründen ayrıştıramayan yine psikozun bir başka türü. Yumurtadan çıkma, uygulama, yeniden yakınlaşma ve tam nesne tam kendilik ilişkileri süreci olarak tanımlamış olduğumuz süreçlerde de bir yapısal gelişim ortaya çıkıyor. Çocukları incelediğinde Margaret Mahler özellikle 18-24. aylar arasında anneyle çocukları arasındaki ilişkilerin görüldüğü filmde, çocukların anneleriyle kurmuş oldukları ilişkilerin çok ikircikli olduğunu gösterdi. Bu ikircikliliğin de Margaret Mahler in psikanalitik literature dayanarak izah etmiş olduğu, tam nesne tam kendilik ilişkilerinin oluşama- 12 12. BPT MART DERS NOTLARI

dığını, kaynağının da Melanie Klein olduğunu, yansıtmalı özdeşim mekanizması, idealizasyon, devaluasyon ve bölme mekanizmasının etkisi altında bu süreçlerin sürdüğüne dair iddiaları ortaya çıkınca kafasında yavaş yavaş bir dünya şekilleniyor Masterson ın. Ve diyor ki acaba ergenlerin durumu bebeklik döneminde hangi dönemde gelişimsel duraklamaya uğramış olabilir? Bir hipotez gelişti dikkat ediyor musunuz? Ergenlikte bir takım problemler çıkıyor ise, bu problemler de mevcut psikiyatrik hastalıklarla teşhis kategorisisinde mevcut bir yere girmiyor ise, bilim adamları bu grup hastaları izah edemediklerinde onlara kafadan atma bir takım teşhisler ve tanılar koyuyor olabilirler. Bu başka bir şey olabilir mi? Bu çocuklar acaba gelişimsel bir duraklamaya uğramış olabilir mi? Bir gelişimsel duraklama var ise bu biyolojik kaynaklı olabilir, çevresel kaynaklı olabilir. İşte bu gelişimsel duraklama kavramı Masterson ın zihnini meşgul eden çok önemli bir atılım meydana getiriyor. Demek ki gelişimsel bir psikolojiyi gördü, gelişimsel bir duraklama kavramını anlamaya başladı. Peki dedi, diyelim ki gelişimsel duraklama diye bir kavram var, gelişimsel psikoloji diye de bir hikaye var, o zaman bana gelen ergenler bu evrelerden hangisinde gelişimsel duraklamaya uğramış olabilir? Otistik evre olabilir mi? Kursiyerler: Olamaz. Tahir Özakkaş: Olamaz. Neden olamaz? Çünkü Psikozda kendisini, diğerlerini, hayalleri, gerçeği fark etmemesi lazımdır. Tamamen psikotik. İçeri dışarıyı, geçmişi geleceği, hayal ve gerçeği fark edebildiğine göre bu insan gerçeklik testini yapabiliyor ve psikozda değildir. Peki, bu insanlar simbiyozda olabilir mi? Etrafında bulunan insanlarla aynı hissi hissedip kendilerine ait bir deneyimsel yaşantı- Masterson Kuramının Oluşumu 13

ları olmayan bireyler halinde gözüküyor mu? Hayır, simbiyozda da olamazlar. Peki, yumurtadan çıkma dediğimiz, simbiyozdan çıkarak hafifçe kendine ait sınırlarını, bedensel sınırlarını ve duygusal sınırlarını fark edip, ayrı bir varlık olduğu deneyimini edinme döneminde olabilir mi? Buyrun efendim Kursiyer: Simbiyozda niçin olamayacağını anlamadım ben. Tahir Özakkaş: Simbiyozda kendilerine ait herhangi bir bedensel sınır yoktur. Kendilerine ait herhangi bir duygusal farklılık yoktur. Öteki nasıl hissediyorsa onun gibi hisseder, öbürünün beden algısının devamını kendi bedeni gibi, kendi beden algısını öbürünün devam gibi hisseder. Ama hayatın gerçeğiyle ilgili, mutluluk ve mutsuzlukla ilgili ayrışmayı rahatlıkla fark edebilecek bir olgunluğa gelmiştir. Annesi mutluysa mutlu olan, annesi mutsuzsa mutsuz olan bir çocuktur. Kendine ait mutluluk ve mutsuzluk kaynakları yok çocuğun, öbüründen etkilenen. Bugün halen daha bakarız her ergen veya normal bireylerde diğerlerinin duygusal yapılarından etkilenen bireyler vardır. Hepimiz birbirimizden etkileniriz. Yani biz buna şimdi empati diyoruz. Biz ayrı bir varlığız, öbürünün acısını, ızdırabını, keyfini ve mutluluğunu onun gibi düşünerek deneyimleyebiliriz değil mi? Bu empati yeteneği bizim öbürünü hissetme duygusudur. Eğer ayrışmadıysanız öbürünün kopyası olursunuz. Öbürünün hissiyatının aynısını hissedersiniz. Bunu biraz daha abartırsanız sempati halini alır. Empati yerine kendi sınırlarınızı da kaybeder, öbürünün hissettiği şeyi aynen hisseder, kendi sınırlarınızı kaybedersiniz. Bir nevi simbiyoza düşersiniz. Yani sempati halinde hissettiğiniz şey; ayrışmış ve bireyleşmiş birinin zihinsel aygıtlarını fazla zorlaması karşısında öbürünün hissettiği duyguların aynısını bi- 14 12. BPT MART DERS NOTLARI

rebir hissetmesi halidir. Buna sempati diyoruz. Ama sempatiyi geçtikten sonra çıkıyorsunuz simbiyozdan. Ama simbiyotik dönemde bir anne bebeğiyle kurmuş olduğu ilişkide bebek hiçbir zaman ayrı bir dünyaya geri çekilemiyor, kendine ait bir dünyası yok. Tamamen anne eksenli veya bakıcı eksenli olarak, annenin yüzü güldüğünde gülen, annenin yüzü somurttuğunda somurtan, annenin yüzü sıkıntılandığında sıkıntılanan bir çocuk görürsünüz. Tamamen senkron bir gelişim içerisindedir anne ile ilintili bu yapı. Kursiyer: 3 yaşına kadar devam ediyor değil mi hocam? Tahir Özakkaş: Hayır. Bu 2-3 aylık. 6. Aya kadar sürüyor simbiyotik dönem. Kursiyer: Narsisizm buna denk gelmiyor değil mi? Tahir Özakkaş: Gelmiyor. Narsisizmde dış gerçekliği kavraması lazımdır. Kendi bedensel sınırlarının, duygusal sınırlarının yavaş yavaş belirdiği ama yoğun bir şekilde de öbürünün etkisi altında olduğu bir dönemdir. Burada beden sınırları da yok çocuk için, öbürüyle kaynaşmış halde. Kursiyer Z: Hocam bölmede de o şekilde değil mi? Yani orada nesneyle kendisi arasında, nesne kendisini kötü hissediyor bunun karşısında Tahir Özakkaş: Ayrı bir varlık burada hisseden. Kendilik başka nesne başka, change yapıyor, o farklı bir kavram. Etkileniyor. Yeniden yakınlaşma evresine gidene kadar olan, yumurtadan çıkma yani beden olarak ve duygu olarak ayrı bir varlık olduğunu deneyimlemesi bireyin ilk ayrılık sınırlarının, bir nevi bir tomurcuklanmanın, ruhsal bir tomurcuklanmanın anneyle bebek ikileminden çıkmasıdır. Yani anneyle bebek bir ünite, bu ünitenin Masterson Kuramının Oluşumu 15

içerisinde ufacık bir tomurcuklanmanın olması ki buna yumurtadan çıkma dediğimiz bir aşama diyor. Yani anneyle çocuk kendi içerisinde bir yumurta gibi yumurtanın içerisindeler, çocuk yumurtayı hafifçe bir çatlatıyor, ayrı bir varoluşsal yapı, ayrı bir birey olmanın ilk tıkırtısı, yani yumurtanın içerisinde büyüyen bir kuşun ilk gagalarını vurarak yumurtanın dışına çıkma çabası bu 6. ayla 8. aylar arasında devam eden bir süreç. Ardından kafasını yumurtadan çıkarıyor, yavaş yavaş ayrı bir varlık olduğunu, düşe kalka, annesinden doğmuş olan bir hayvan yavrusu gibi dünyada tutunmaya çalışıyor ki buna uygulama, practising evresi diyoruz. 10-12. aylar, 13.-14. aylara kadar giden bir yapı. Ardından da yeniden yakınlaşma dediğimiz anneden tamamen ayrılmış, ilk yumurtadan çıktığında anneden kopup gitmiş bir hayvan yavrusunun etrafa bakıp da etrafta tehlikeler gördükten sonra tekrar geri dönmek isteği. Ama yumurtadan çıktı, yumurta yok orada, yumurtanın içine girme çabası. İşte annemize dönmemiz, sevgilimize dönmemiz tekrardan o yumurtanın içine girerek cennet ve güven içerisinde yapışıp kalmamızın ikircikli davranışın arkasındaki yapı. Tekrardan o çatlamış yumurtanın içine gireceğim, bir sevgili bulacağım, bir arkadaş bulacağım, bir dost kanka birisini bulacağım, aynı annemle yumurtanın içerisinde dünyanın tehlikelerinden arınmış bir şekilde, mutlu bir şekilde cennetimizde yaşayacağım özlemiyle yumurtanın içine girmeye çabalayacak ama ortada yumurta yok. Çatlamış, içine girilemiyor. Bu sefer yumurta onu onun istediği gibi korumadığı kollamadığı zaman da tekrardan özgür olmanın, dünyayı keşfetmenin ambivalansı içerisinde ikircikli bir davranışa doğru gitme hadisesine, biz ne yapıyoruz? Psikiyatri bu ikilem karşısında ne karar 16 12. BPT MART DERS NOTLARI

veriyor? diye soruyoruz. İşte ergenin davranışı; bir annenin yanında, terapistin yanında, bir doktorun yanında, bir ona küfreden kızan uzaklaşan bir yapı içerisinde. Davranışındaki bu ikirciklilik hali yeniden yakınlaşma evresi dediğimiz yumurtaya geri dönme. Ama döndüğü zaman o yumurtayı bulamaması, yumurta çatladı ve oradan çıktı. Ayrı bir bedeni var, ayrı bir ruhu var, ayrı bir duygusal alanı var. Bunların farkındalığının getirmiş olduğu acı ve ızdırapla dönemeyeceğinin farkına varması ama hayatın içerisine, hayatın coşkusuna, keşif duygusunun, yaşama duygusunun ve merak duygusunun, ötelerin ötesine gitme isteğinin ise bir taraftan teşvik ettiği ama bunun da korkuttuğu ve ürküttüğü bir dünya karşısında ikircikli bir tavır alma hali. Bu hal tam da yeniden yakınlaşma evresinin en belirgin haliydi. Tam o sırada ne dedi Masterson, evrake!, buldum! dedi. Bu ergenler gelişimsel psikolojinin Mahler e göre üçüncü evresinin üçüncü alt biriminde durmuş olan değerli kardeşlerimizdir. Olay anlaşılmıştır. Dünyaya yeni bir ideoloji, yeni bir bakış açısı, insanları kurtaracak yeni bir hipotez üretiyorum dedi ve yola çıktı. Ne oldu? İnsanı netleştirdik, insan gelişimsel psikolojiden oluşuyor, gelişimsel psikolojide bir evre var, bizim hastaneye gelen ergenler gelişimsel duraklamanın üçüncü evresinde kalmış olan değerli arkadaşlarımızdır. Peki, soru bitmedi, buldu ama Niye kaldı bunlar? Diğerleri geçti de o niye kaldı? Komşunun oğlu Ali geçti, Aysel geçti de Ayşeyle Veli niye kaldı orada? O istasyonu çok mu sevdiler? Bir baktı literature karmakarışık, at izi it izine karışmış, yani doğru dürüst bilim yapanlarla safsata yapanlar aynı meydanda çarpışıyorlar diyebilir miyiz? Diyebiliriz, hadi dedik zaten Masterson Kuramının Oluşumu 17

Efendim eğer çocukların bir takım problemleri varsa gelişimsel olarak duraklamaya inanan yapılarla gelişimsel olarak duraklamaya inanmayan yapılar birbirleriyle savaşıyor. Diyorlar ki; bu biyolojik bir hadisedir, sizin genetiğinizde malformasyonlar vardır, bunlar belirli yaşlarda aktive olur kanser hastalığı gibi. Bu genç çocuklarımızın da bugün için bilim henüz tespit edemedi ama doğuştan genlerinden gelen patolojiler ergenlik döneminde aktive olmuşlardır, bunlara ergenlerin psikolojik bozukluğu diyebilirsiniz, yarın bir gün bunun adı konacaktır, problem doğuştan getirilen genetik kusurlardır. Gelişimsel psikoloji bilmem ne bunlar hikaye böyle şeyler yok, kendinizi kandırmayın. Böyle bir bilim var. Kaynağın nedir, delilin nedir? diye sorulunca gelecek tıp, gelecek bilim gösterecek size... L bugün göster. Yook. Eğer insanda bir rahatsızlık, bir bozukluk, bir ayrışma var ise bunun sebebi anatomiktir, bunun sebebi embriyolojiktir, bunun sebebi genetiktir. Delik kaynak yok efendim şu anda yok ama gelecekte gösteririz size. İkinci olarak, gelişimsel psikoloji vardır. Gelişimsel psikolojide gelişimsel duraklama olur. Çünkü gelişimsel duraklamanın nedeni, çocuğun genetik olarak içerden getirmiş olduğu agresyon yükünü tutamayacak kadar karşı bir libidinal güçle donanmamış olmasıdır. Bu nedenle agresyon yükünü notralize edemediği gibi gelişimsel yapı bebeklik döneminde durur diyen bir grup var. Haydaa Ne demek ki? Agresyon ne? Libidinal ne? Masterson ın böyle kavramları var mı? Yok. Bebeğin gelişimsel çizgisi var incelenmiş gözleme dayalı raporlar yazılmış, evrelerini tanımlamışlar, alt alta yazmışlar, bunu da gözleme dayalı olarak ortaya koymuşlar Ama birileri diyor ki, bu çocuğun bu dönemlerde gelişimsel duraklamaya uğramasının nedeni, agresyon yükünü notralize edecek libidinal bir karşı gücün olmamasıdır. Bu bebekler doğuş- 18 12. BPT MART DERS NOTLARI

tan genetik olarak ağırlıklı agresyon yüküyle doğmuştur. Onların mizaçları, fıtratları agresyon yüküyle yüklü olmalarından kaynaklanır. Bunlar kendilerini yatıştıramayan çocuklardır. Buyrun buradan yakın Kursiyer: Bu da bir teori. Tahir Özakkaş: Bu da bir teori. İşte bu teoriyle Masterson ın teorisi elli yıldır çarpışacak, çarpışma yeri de Psikoterapi Enstitüsü. Bir süpervizyona gireceğim diyecekler ki A, yan odaya geçeceğim B süpervizyonuna gireceğim diyecekler ki B. Elli yıldır mücadele ediyorlar. Biz de burda böyle şamar oğlanına döndük. Sizlerin sayesinde bunların ikisini ya buluşturacağız, ya kaynaştıracağız ya da birini öldüreceğiz. Tamam mı arkadaşlar? Bakın ne kadar ciddi bir iş yapıyorsunuz, önemseyin yani yaptığınız işi, dünyayı kurtaracaksınız. Kursiyer T: Hocam her ikisinin de dayanağı aynı mı acaba, delil olarak Annelerinde de vardı Tahir Özakkaş: Bilmiyorum valla. Masterson bilmiyor, bakıyor Masterson. Şimdi Masterson ın yol haritasından gidiyoruz. Masterson tabi sizler gibi buraya gelip de bilişsel davranışçı yapıyı öğrenip iki çırpıda insanları tedavi etmek gibi bir amaçla geldiğiniz için, Masterson da böyle girdi. Dedi ya bu agresyon nedir, libidinal nedir? Bunlar neyin nesidir falan diye bakarken, bunlar psikanalitik kavramlardır dediler. L.. psikanaliz nedir? Psikanaliz ayrı bir süreçtir. Nasıl yani? Tabi elbette böyle değil de ben biraz drama katıyorum işin içine. Klasik psikanalitik kuram: Klasik psikanalitik kuram insanın bir ruhsal yapısının ve bilinçdışı kavramlarının olduğunu iddia eden bir yapıdır. Bu yapı Masterson Kuramının Oluşumu 19