Derleyip Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Aysel ULUS
PEYZAJ EKOLOJİSİNDE TEMEL PRENSİPLER Peyzaj ekolojisinde 7 önemli ana prensipten söz edilebilir. Bunlardan ilk ikisi peyzajın strüktürüne odaklanmaktadır. Bunları takip eden üç prensip ise peyzajın işleyişi yani fonksiyonu ile ilgilidir. Son iki prensip ise peyzajın değişimiyle ilgilidir.
Peyzaj Ekolojisinin 7 ana prensibi; 1. Peyzajın strüktürü ve fonksiyonu prensibi (STRÜKTÜR) 2. Biyotik çeşitlilik prensibi (STRÜKTÜR) 3. Tür akış prensibi (İŞLEYİŞ) 4. Besin maddelerinin yeniden dağılımı prensibi (İŞLEYİŞ) 5. Enerji akış prensibi (İŞLEYİŞ) 6. Peyzaj değişim prensibi (DEĞİŞİM) 7. Peyzaj stabilitesi prensibi (DEĞİŞİM)
1. Peyzajın strüktürü ve fonksiyonu prensibi: Her bir peyzaj elemanı ya da ekosistem, peyzaj ölçeğinde ya bir leke ya bir koridor olarak ya da bir matris şeklinde karşımıza çıkar. Ekolojik objeler (geniş anlamda hayvanlar, bitkiler, biyokitle, ısı enerjisi, su, besin maddeleri-mineraller) bu peyzaj elemanları (leke-matris-koridor) arasında heterojen bir şekilde dağılmıştır.
Bunlar büyüklük, biçim, sayı, tip ve konfigürasyon (bileşim) açısından da farklılıklar gösterir. Bunların mekansal dağılımını belirlemek, peyzaj strüktürünü anlamak ve kavramak demektir. Fakat ekolojik objeler, peyzaj elemanları (leke, matris, koridor) arasında sürekli olarak hareket etmekte ve yer değiştirmektedir.
Peyzaj elemanları arasındaki ilişkileri ve mevcut olan akışı belirlemek; peyzajın fonksiyonunu yani işleyişini ortaya çıkarmak demektir. Bu birinci prensip, peyzajın ancak multidisipliner araştırmalar ile anlaşılabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca bu prensip peyzajın araştırılmasında ve anlaşılmasında ortak bir dil ve çerçeve oluşturmaktadır.
Peyzajlar heterojendir. Strüktürel olarak, lekeler, koridorlar ve mevcut matris arasında tür, enerji ve materyal dağılımında farklılıklar vardır. Bunun sonucu olarak bu strüktürel peyzaj elemanları arasındaki tür, enerji ve materyal akışında da fonksiyonel olarak farklılıklar görülür.
2. Biyotik çeşitlilik prensibi: Bir peyzajın heterojenliği, doğal (sel, erozyon vs) olarak ya da insandan kaynaklanan (yangın, otlatma vs) bir bozulmadan veyahut da çevresel faktörlerin heterojenliğinden ileri gelebilir. Bir taraftan birkaç büyük lekenin ortaya çıkması ile, lekelerin içe dönük kısmında yaşayabilecek birkaç tür ortaya çıkabilir. Diğer taraftan ise, böyle bir peyzaj lekelerin kenarını yaşam mekanı olarak kullanan bir çok türe habitat da sunmaktadır.
Başka bir deyişle hayvanlar, birbirine yakın birden fazla ekosistemi kuluçka, beslenme ve dinlenme için kullanabilirler. Bunun sonucunda peyzajın tür çeşitliliği oldukça yüksek olur. Her bir peyzaj elemanı kendine özgü canlılara ve habitatlara (yaşam alanlarına) sahip olur. Peyzaj çeşitliliği, ender olan iç kısım türlerinin sayısını azaltır, fakat kenar türleri ile iki veya daha fazla peyzaj elemanı isteyen türlerin sayısını arttırır. Ve böylece toplam potansiyel tür sayısı artar.
3. Tür akış prensibi: Türlerin yayılışı ve peyzaj strüktürü, bir geri bildirim mekanizması ile birbirine bağlıdır. Doğal olarak veya insan etkisi sonucu meydana gelen bozulmalarla ortaya çıkan peyzaj elemanları, hassas türlerin azalmasına neden olur. Buna karşılık diğer türlerin bozulmuş olan alanlarda yayılışını kolaylaştırır. Aynı zamanda, türlerin üremesi ve dağılışı ile bir çok peyzaj elemanı ortadan kalkabilir, değişebilir veya yeniden yaratılabilir.
Heterojenlik, lokasyonlar arasında bir farktır. Heterojenlik, tür akışının ve diğer akışların (yani madde ve enerji akışının) temel nedenini oluşturmaktadır. Peyzaj elemanları arasında türlerin sayısının artması veya azalması hem peyzaj çeşitliliği üzerinde etkilidir, hem de peyzaj çeşitliliği tarafından kontrol edilir.
4. Besin maddelerinin yeniden dağılımı prensibi: Besin maddeleri genel olarak; bir peyzajın içine doğru veya bir peyzajdan dışarıya doğru akış halindedirler. Ya da bir peyzaj içinde bir ekosistemden diğer ekosisteme rüzgar, su, veya hayvanlar tarafından yeniden dağıtılabilmektedirler. Eğer bozulma çok fazla ise, o ekosistemde mineral besin maddelerini koruyan ve düzenleyen mekanizmaların ortadan kalkması söz konusu olur. Bu durum besin maddelerinin komşu veya diğer ekosistemlere taşınmasını kolaylaştırır.
Peyzaj elemanları arasında besin maddelerinin yeniden dağılım oranı, bu peyzaj elemanlarındaki bozulmaların yoğunluğuna bağlı olarak artar.
5. Enerji akış prensibi Mekansal çeşitliliğe bağlı olarak peyzaj elemanlarının sınırlarından geçen enerji akışı daha fazladır. Burada satranç tahtası örneği verilebilir. Bir peyzajda lekeleri, koridorları ve matrisleri ayıran sınırlardaki ısı enerjisi ve biyokitle akışı peyzaj çeşitliliği ile birlikte giderek artmaktadır.
6. Peyzaj değişim prensibi Horizontal strüktür; tür, enerji ve materyaller ile leke, koridor ve matrislerin büyüklük, biçim, sayı, tip ve konfigürasyonunu bağlantılı hale getirir. Bozulmayı takip eden sürede peyzajın yeniden homojen hale gelmesi yani yeniden düzenlenmesi; bitki kolonizasyonu, toprak modifikasyonu, hayvan kolonizasyonu ile olur.
Bütün bunlara rağmen homojen bir peyzaja hiçbir zaman ulaşılamaz. Çünkü, değişim hızı her bir peyzaj elemanında farklıdır ve yine bozulmalar meydana gelmektedir. Orta derecede bozulma; normal olarak daha fazla leke ve koridorun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Şiddetli bozulmalar da pek çok leke ve koridorun ortaya çıkmasına neden olur. Örneğin çok homojen kum peyzajında veya bitki örtüsü kaplı bir peyzajın altındaki heterojen subtrat (toprak) şiddetli bozulmalar sonucunda ortaya çıkabilir.
Bozulmalar görülmediğinde horizontal peyzaj strüktürü adım adım homojenliğe doğru ilerleme eğilimindedir. Orta şiddette bozulmalar heterojenliği çok hızlı bir şekilde arttırır. Çok şiddetli bozulmalar ise heterojenliği artırabilir ya da azaltabilir.
7. Peyzaj stabilitesi prensibi Bir bozulmaya karşı peyzajın direnci ya da bozulmadan sonra yeniden iyileşmesi, bir peyzajın stabilitesini gösterir. Her peyzaj elemanının kendine özgü belli derecede bir stabilitesi vardır.
Bir peyzajın genel olarak stabilitesi de her bir peyzaj elamanının stabilitesi olarak ortaya çıkar. Bir peyzaj elemanında açıkça hiçbir biyokitle yoksa, örneğin otoyol veya kumul gibi, sistemin fiziksel özellikleri kolayca değişir, çok az biyokitle taşıyan bir sistem bozulmaya karşı dayanıksızdır; fakat çok çabuk iyileşir. Örneğin; sürülmüş bir tarlada olduğu gibi. Orman ise daha dirençli olup, iyileşme daha yavaştır.
Biyo-kitle bazen bir sistemde enformasyon endeksi olarak görülmelidir. Çünkü biyokitle sadece fotosenteze elverişli yüzeyler değil aynı zamanda organik ve inorganik kimyasallar ihtiva eder. Bu kimyasallar koruma, büyüme ve üremede çok önemlidir.
Bir peyzaj mozaiğinin stabilitesi üç ayrı şekilde arttırılabilir: a) Fiziksel sisteme doğru (biyokitle bulunmamaktadır), b) Bozulmadan sonra hızlı iyileşme (az biyokitle olması), c) Bozulmalara karşı yüksek direnç (çoğunlukla fazla biyokitle olması).
Apsis: Aylar (Kuzey yarımkürede Ocak-Aralık) (Güney Yarımkürede Temmuz-Haziran) Ordinat: İki nokta arası 10ºC sıcaklığı 20mm yağış denk düşecek şekilde a: Meteoroloji istasyonu b: Meteoroloji istayonunun deniz seviyesinden olan yüksekliği c: Rasat süresi (İki sayı olması halinde birincisi sıcaklık, ikincisi yağış rasat süresi d: ºC olarak yıllık ortalama sıcaklık e: mm olarak yıllık ortalama yağış f: En soğuk ayın günlük ortalama düşük sıcaklığı g: Ölçülen en düşük sıcaklık h: En sıcak ayın günlük ortalama yüksek sıcaklığı i: Ölçülen en düşük sıcaklık j: Ortalama günlük sıcaklık farkı k:ortalama aylık sıcaklık eğrisi l: Ortalama günlük yağış eğrisi m: Göreceli kurak periyot (Noktalı) n: Göreceli nemli periyot (Dik paralel çizgilerle taranmış) o: Aylık ortalama yağışın 100 mm den fazla olduğu aylar (Siyaha boyalı ve ölçek 1/10 küçültülmüştür. p: 10 ºC=30 mm olacak şekilde elde edilmiş yardımcı ortalama sıcaklık eğrisi q: Günlük en düşük ortalama sıcaklığın 0 ºC nin altında olduğu aylar r: Mutlak en düşük sıcaklığın 0º C nin altında olduğu aylar (Eğik çizgilerle taranmış) s: Don olaylarının görülmediği aylar
Ankara kentinin İklim Diyagramı
Odessa kentinin iklim Diyagramı