Tarım, Hayvancılık,Ormancılık

Benzer belgeler
Büyük baş hayvancılık

Türkiye'de Toprakların Kullanımı

Türkiyede Bölgelere Göre Yetişen Ürünler

SUSURLUK TİCARET BORSASI 2014 YILI İSTATİSLİK RAPORU

Dolu Teminatı için Sigortaya Son Kabul Tarihleri

(Bin ha) Ekilen Alan , , , , , ,

SİVAS İLİ TARIM VE HAYVANCILIK RAPORU

2015 Ayçiçeği Raporu

Gayri Safi Katma Değer

Yatırım Teşvik Uygulamalarında Bölgeler

TR41 BURSA ESKİŞEHİR BİLECİK BÖLGE PLANI HAZIRLIK ÇALIŞMALARI BURSA TARIM, TARIMA DAYALI SANAYİ VE ORMANCILIK ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU BİLGİ NOTU

TABLO-4. LİSANS MEZUNLARININ TERCİH EDEBİLECEĞİ KADROLAR ( EKPSS 2014 )

TABLO-3. ÖNLİSANS MEZUNLARININ TERCİH EDEBİLECEĞİ KADROLAR ( EKPSS 2014 )

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

Karşılıksız İşlemi Yapılan Çek Sayılarının İllere ve Bölgelere Göre Dağılımı (1) ( 2017 )

3. basamak. Otomobil Kamyonet Motorsiklet

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ TARIM

Fren Test Cihazları Satış Bayiler. Administrator tarafından yazıldı. Perşembe, 05 Mayıs :26 - Son Güncelleme Pazartesi, 30 Kasım :22

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

4. Ünite ÜRETTİKLERİMİZ

Ekonomik Rapor Tablo 57. Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla. Yıllar Nüfus (1) (000 Kişi) Türk Lirası ( )

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bölge Planı Hazırlık Çalışmaları BİLECİK TARIM, TARIMA DAYALI SANAYİ VE ORMANCILIK BİLGİ NOTU

2016 YILI DIŞ TİCARET RAKAMLARI

Tarım Alanı (Bin ha) % (Bin ha) % (Bin ha) % (Bin ha) % (Bin ha) %

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

Bölüm 2. Tarımın Türkiye Ekonomisine Katkısı

Doğal Gaz Sektör Raporu

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

SURİYE ARAP CUMHURİYETİNE YAPILAN İHRACAT ANALİZİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

2015 KOCAELİ NÜFUSUNUN BÖLGESEL ANALİZİ TUİK

BÖLÜM -VI- BÖLGESEL AZALTMA KATSAYILARI

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%) a r k a. o r g. t r * II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III IV YILLIK I II III

BÖLÜM -VI- BÖLGESEL AZALTMA KATSAYILARI

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

YEREL SEÇİM ANALİZLERİ. Şubat, 2014

Doğal Gaz Sektör Raporu

BÖLÜM -VII- BÖLGESEL AZALTMA KATSAYILARI

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%) a r k a. o r g. t r 11,5 7,5 5,8 7,4 7,4 7,3 7,2 3,6 6,1 5,3 3,2 5,3 5,3 4,9 4,8 4,2 2,6 1,8 -3, ,8

İL ADI UNVAN KODU UNVAN ADI BRANŞ KODU BRANŞ ADI PLANLANAN SAYI ÖĞRENİM DÜZEYİ

Tarım sektörü; insanlar için gerekli gıdaları karşılayan, sanayiye hammadde kaynağı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

OTO KALORİFER PETEK TEMİZLİĞİ - VİDEO

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI Meteoroloji Genel Müdürlüğü DEĞERLENDİRMESİ MAYIS 2015-ANKARA

İLLERE GÖRE NÜFUS KÜTÜKLERİNE KAYITLI EN ÇOK KULLANILAN 5 KADIN VE ERKEK ADI

M. SALİH URAS TÜİK DİYARBAKIR BÖLGE MÜDÜRÜ 10/08/2015

Türkiye nin üretim profiline ve kişi başına tüketimini ise şöyle değerlendirmek mümkündür:

Doğal Gaz Sektör Raporu

KPSS-2014/3 Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Sözleşmeli Pozisyonlarına Yerleştirme (Ortaöğretim)

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE DE HAYVANCILIK

LİSTE - II TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU - TAŞRA

CEYHAN SOSYO- EKONOMİK RAPORU

Zeytin ağacı (Olea europaea L.) en iyi yetişme şartlarını Akdeniz iklim kuşağında bulmuş ve bu bölgeye zeytin medeniyeti adı verilmiştir.

LİSTE - II TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU - TAŞRA

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

T.C. KARAMAN TİCARET BORSASI YILLIK BORSA BÜLTENİ. Enaz Fiyat. Ençok Fiyat. Ortalama Fiyat ARPA BİRALIK MTS , KG 5,840.

ALANYA NIN BAZI EKONOMİK VE SOSYAL VERİLERİNİN MEVCUT İLLER İLE KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ

TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 10/08/2015

TAŞRA TEŞKİLATI MÜNHAL TEKNİKER KADROLARI

AHMET MERT AKTAŞ TÜİK NEVŞEHİR BÖLGE MÜDÜRÜ 10/08/2015

TARIM Ürünler Ekilen. Ekilen. Ekilen. Üretim(ton) Üretim(ton) alan(da) alan(da) alan(da) Tahıllar

PROGRAM EKİNİN GAYRİ RESMİ ÇEVİRİSİDİR. E K L E R EK DAİMİ İKAMET EDENLERİN SAYISI, TOPLAM NÜFUS, İLLERE GÖRE ŞEHİR VE KIRSAL

İllere ve yıllara göre konut satış sayıları, House sales by provinces and years,

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

Ulusal Gelişmeler. Büyüme Hızı (%) Türkiye ekonomisi 2017 itibariyle dünyanın 17. Avrupa nın 6. büyük ekonomisidir. a r k a. o r g.

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 11/10/2017

Ajans Press; Marka Şehir ve Belediyelerin Medya Karnesini açıkladı

TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bölge Planı Hazırlık Çalışmaları ESKİŞEHİR TARIM, TARIMA DAYALI SANAYİ VE ORMANCILIK BİLGİ NOTU

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI

YILLARI ARASINDA AKREDİTE OLAN ODA/BORSALAR

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

YILLARI ARASINDA AKREDİTE OLAN ODA/BORSALAR

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU DR. MEHMET AKYOL TÜİK MANİSA BÖLGE MÜDÜRÜ 09/04/2015

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 04/01/2018

Fahri COŞKUN ESKİŞEHİR SARAR KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/10/2015

TÜİK BURSA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/10/2015

7 Haziran Kasım 2015 Seçimleri Arasındaki Değişim

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 07/08/2014

2016 Ocak İşkolu İstatistiklerinin İllere Göre Dağılımı 1

Eczacılık VII.1. ECZACILIK UYGULAMALARI VII.2. ECZACILIK EĞİTİMİ

ERDİNÇ SANCAK TÜİK EDİRNE BÖLGE MÜDÜRÜ 07/08/2014

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 12/12/2017

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/12/2015

2017 YILI BİLİM SANAT MERKEZLERİNE ÖĞRETMEN ATAMASI SONUCU OLUŞAN İL-ALAN BAZLI TABAN PUANLAR

ADNAN BEDLEK TÜİK KARS BÖLGE MÜDÜRÜ 13/07/2016

1. TOKAT İLİ ARAZİ DAĞILIMI

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

Tüvturk Araç Muayene Gezici Mobil İstasyon Programı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

Osman BİNİCİ Balıkesir Bölge Müdürü 10/05/2017

ÜZEYİR KARAKUŞ TÜİK NEVŞEHİR BÖLGE MÜDÜRÜ 08/09/2014

Dr. Mehmet AKYOL Manisa Bölge Müdürü 11 Ekim 2017

TÜİK İZMİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 09/04/2015

BALIKESİR SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ

Transkript:

Tarım, Hayvancılık,Ormancılık Yazar Yrd.Doç.Dr. Gaye ERTİN ÜNİTE 8 Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Türkiye'nin tarımsal özellikleri hakkında bilgi sahibi olacak, tarımı etkileyen faktörler ve yetiştirilen ürünleri tanıyacak, Türkiye'nin coğrafi bölgelerinde yetişen tarımsal ürünlerin neler olduğunu öğrenecek, Ülkemizdeki hayvancılık faaliyetlerinin genel özelliklerini ve bölgesel dağılışını görecek, Hayvancılık faaliyetlerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki rolünü kavrayacak, Ülkemizdeki başlıca orman alanlarını ve orman ürünlerinin ülke ekonomisine katkısınını öğreneceksiniz. İçindekiler Giriş Tarımın Genel Özellikleri Ekili Alanlar Dikili Alanlar Hayvancılık Türkiye'de Hayvancılığın Coğrafi Dağılışı Ormancılık

Ormanlardan Yararlanma ve Ormancılığın Türkiye Ekonomisine Etkisi Ormancılığın Sorunları Özet Değerlendirme Soruları Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar Çalışma Önerileri Bu üniteyi çalışırken Türkiye'nin coğrafi bölgelerini gösteren haritaları inceleyiniz. D.İ.E.'nin hazırladığı tarım, hayvancılık ve orman istatistiklerini toplayınız. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek için ünite sonunda verilen kaynaklara bakınız. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

119 1. Giriş Türkiye'de nüfusun önemli bir bölümü geçimini tarım, hayvancılık ve ormancılıktan sağlamakta ve bu bakımdan çoğunlukla üçü veya ikisi (tarım ve hayvancılık) bir arada yürütülen sözkonusu faaliyetler ekonomi üzerinde büyük bir paya sahip olmaktadır. Kırsal uğraşı düzenleri içinde ele alınan tarım, hayvancılık ve ormancılık çok eski çağlardan beri insanların genel geçim kaynakları arasında yer almıştır. Günümüzde gelişen teknoloji ve çeşitli teknikler bu ekonomik faaliyetleri kullanım bakımından çeşitlendirimiştir. Sözkonusu kaynaklar günümüz insanının beslenme sorununu çözmesi yanında sanayi için gerekli olan hammaddeyi de sağlar. 2. Tarımın Genel Özellikleri Türkiye ekonomisinde yakın yıllara kadar tarım önemli bir ekonomik faaliyet kolu olmuştur. Günümüzde de artan nüfusun beslenmesinde, sanayi kollarına hammadde sağlanmasında, dış ticaretimizde ve çalışan nüfusumuzun önemli bir kısmının tarımla ilgili faaliyetlerde bulunması nedeniyle, tarımsal faaliyetler önemini büyük ölçüde korumaktadır. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde arazinin kullanılışı ve dağılışı farklı özellikler gösterir. Sözkonusu farklı özelliklerin belirlenmesinde eğim, yükselti, relief şekilleri, iklim gibi fiziki faktörlerin etkisi kuvvetle hissedilir. Nitekim eğimlerin ve yükseltinin fazla olduğu dağlık, tepelik alanlar ve platolarda tarımsal alanlar parçalar halindedir. Buna karşılık, kıyı ovaları, depresyon tabanları, vadi olukları ve deltalar tarımsal kullanım alanlarının devamlı olduğu sahalardır. Relief şekilleri bakımından fazla engebeli olmayan Marmara, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Ege bölgesi ovalarında tarım alanları geniş yer kaplarken, Karadeniz ve Akdeniz bölgesinde kıyıya paralel dağ sıralarının uzanması, tarım alanlarını daraltır. Buna karşılık bu yüksek dağlık sahalarda orman alanları geniş yer tutar. Engebeli yüzey şekillerinin en yoğun olduğu bölgemiz olan Doğu Anadolu'da ise çayır ve otlaklar geniş bir yayılış gösterir. Ülkemizde tarım genellikle ekstansif yöntemlerle yapılmaktadır. Ancak daha fazla verimin alınması verimi yüksek tarım arazilerinin ekilmesi ve tarımda makinalaşmaya gidilmesi başka bir deyişle entansif (modern) tarım yöntemlerinin uygulanması gerekir. Yurdumuzda entansif tarım yöntemlerine geçilmesi için büyük çabalar harcanmasına karşılık genelde ekstansif ve entansif yöntemler iç içe uygulanmakta bu da verimi düşürmektedir. Ülkemizde uygulanan tarımsal yöntemlerden biri de toprağı dinlendirmek için 1-2 yıl ekilmeden nadasa bırakmaktadır. Bu yöntemle İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

120? bölgemizde toprakların %40'ı boş bırakılmaktadır. Nadas yöntemlerinden vazgeçilebilmesi için toprağın gübrelenmesi ve sulanması gerekir. Sulamalı tarım özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde yaygındır. Ayrıca 2000'li yılların projesi olarak sunulan G.A.P. projesinin tamamlanması durumunda, pirinç, baklagil, sebze, pamuk, şekerpancarı gibi çok çeşitli ürünler Güneydoğu Anadolu bölgesinde yetişebilecektir. G.A.P.'ın ülkemiz ekonomisine sağlayacağı yararları tartışınız. Ülkemizde tarımı desteklemek amacıyla çok sayıda kuruluş faaliyet gösterir. Bu kuruluşlardan 1937 yılında kurulan T.M.O. tahıl tarımı faaliyetlerini, ürünleri satın alarak, ilaçlayarak ve depolayarak destekler. Ayrıca devlet tütün, çay, üzüm, fındık, incir gibi ürünlere taban fiyat verir, bir kısmını satın alarak ihraç eder. Zirai Donanım Kurumu çiftçinin gübre ve traktör ihtiyacını karşılarken, çeşitli zirai araştırma enstitüleri, çiftçiye ıslah edilmiş tohum ve kültüre edilmiş hayvan ırkları sunar. D.S.İ. köy ve orman işletmeleri de tarımı destekleyen diğer devlet kuruluşlarıdır. Çiftçiye kredi veren Ziraat Bankası, ayrıca çeşitli tarım satış kooperatifleri de (FİS- KOBİRLİK-fındık, ÇUKOBİRLİK-pamuk, ÇAYBİRLİK-çay, TARİŞ-zeytin v.b.) çiftçiye destek veren diğer kuruluşlardır. Ülkemiz arazisinin %34'ü (nadas dahil) tarıma uygun araziler biçimindedir. Bu arazilerin her türlü tarımsal ekime uygun olanı I. ve II. sınıf arazileri oluştururken, III. ve IV. sınıf araziler taşlık, erozyon ve eğim gibi sorunların çözümü ile uygun hale gelebilir. Tarıma uygun olmayan arazilerden V. sınıf araziler taşkın tehlikesine maruz olduklarından meyve bahçelerinin gelişmesine uygun hale getirilebilir. VI. sınıf araziler mera ve otlak alanları, VII. sınıf araziler ise orman alanlarını ifade eder. Buna karşılık VIII. sınıf araziler tarımsal değeri olmayan taşlık, kumluk, bataklık, kayalık ve tuzlu alanları kapsar. Türkiye topraklarının arazi kullanımı bakımından bölünüşünde en büyük pay %27.3 ile ekili dikili alanlara düşer. Tablo 8.1: Türkiye Topraklarının Arazi Kullanımı Bakımından Bölünüşü (%) ve Kapladığı Alan (Milyon Hektar) ha (milyon) % Ekili Alanlar 18.7 22.9 Dikili Alanlar 3.6 4.4 Çayır ve Mera 17.3 21.2 Orman Alanları 20.2 24.8 Ürün Vermeyen Topraklar 16.1 19.8 Nadas 5.5 6.7 Toplam Arazi 81.4 100 ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

121 3. Ekili Alanlar Ülkede ekili alanlar 18.754.000 hektardır. Bunun 13.971.840 hektarında tahıl, 2.159.708 hektarında baklagil, 2.321.652 hektarında endüstri bitkileri, 300.800 hektarında yumru bitkiler ekimi yapılır. 3.1. Tahıl Üretimi Ülkemizde ekili alanlarda yetiştirilen ürünlerin başında tahıl türleri gelir. Bu ürün gerek besin maddesi olarak gerekse ticaret maddesi olarak oldukça önemlidir. Tahıl türlerinin, farklı iklim bölgesine kolay adapte olması, ilaçlanıp depolanarak uzun süre saklanabilmesi gibi olumlu etkenleri nedeniyle 1950'li yıllardan itibaren ülkemizde ekimine büyük önem verilmiştir. Tahıl türleri içinde buğday kapladığı alan ve elde edilen ürün bakımından başta gelir. Arpa, mısır, çavdar, yulaf, darı, pirinç, kuşyemi, mahlut ve kaplıca diğer tahıl türlerini oluşturur. 3.1.1. Buğday Çok eski tarihlerden beri yetiştirilen buğday ülkemizin iklim özelliklerine çok kolay uyum sağlamış bir tahıl türüdür. Hemen hemen her bölgemizde yetişen buğday, yazların ılık ve yağışlı geçtiği Karadeniz bölgesinde yerini mısıra, yazları kısa geçen Doğu Anadolu'nun yüksek yaylalarında yerini arpaya bırakır. Yaz ve kış buğdayı olarak ekilen buğdayın, kış buğdayı 270 günde, yaz buğdayı 135 günde olgunlaşır. Kış buğdayı sonbahar yağmurlarının yağması ile tarlaya ekilir. Kış dönemini kar altında geçirir. Doğu Anadolu Bölgesi dışındaki bölgelerde kış buğdayı ekimi yapılırken, yaz buğdayı Doğu Anadolu'nun yüksek yaylalarına ilkbaharda ekilir ve sonbaharda hasat edilir. Türkiye'de buğday üretiminin büyük kısmı iç bölgelerden sağlanır. Üretimde en büyük pay İç Anadolu Bölgesine aittir. Bu bölge buğday üretiminin %40-50'sini verir. Bölgede Konya ili (2-2.5 milyon ton) başta gelir. Bunu Ankara (1-1.5 milyon ton), Eskişehir (800-600 bin ton), Yozgat, Kayseri, Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Sivas illeri izler. Yüksek bir potansiyele sahip Güneydoğu Anadolu Bölgesinde de Urfa (300-350 bin ton), Gaziantep (100-120 bin ton) ve Diyarbakır (250-300 bin ton) önemli paylara sahiptir. Özellikle G.A.P'ın tamamlanmasından sonra bu ürününün üretiminin daha da artacağı beklenmektedir. Diğer bölgelerimizden Marmara bölgesinin Trakya kesimi (Tekirdağ 800 bin ton, Edirne 700 bin ton), Ege bölgesinde Manisa, İzmir, Aydın (100-150 bin ton), Kütahya, Afyon, Uşak (100 bin ton), Akdeniz bölgesinde de (Adana, Hatay 150-200 bin ton), Karadeniz bölgesinde Tokat (250-260 bin ton), Amasya (250 bin ton), Samsun (200 bin ton), Bolu (100 bin ton), Doğu Anadolu bölgesinde ise tüm olumsuz iklim koşullarına karşın Erzurum (200-250 bin ton), Ma- AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

122 latya (150 bin ton), Ağrı (100 bin ton), Kars (100 bin ton), Van (100 bin ton) başlıca buğday üreticisi illerimizdir. Ülkemizde buğday ekim alanı 9.630.000 hektardır. Yıllık üretimin 20.400.000 ton olduğu ülkemiz, başlıca buğday üreticisi ülkeler arasındadır. Türkiye bu üretim değerleri ile A.B.D. (75-90 milyon ton), Rusya Federasyonu (70-80 milyon ton), Hindistan (40-45 milyon ton), Kanada (25-30 milyon ton), Fransa'dan (20-25 milyon ton) sonra dünyada altıncı gelmektedir. Ülkemiz dış ticaretinde de yıllık 2-3 milyon tonu bulan bir ihracat hacmine sahiptir. 3.1.2. Arpa Tahıl türleri içinde buğdaydan sonra en çok ekilen ürün arpadır. Arpa hemen hemen buğday ile aynı koşullara sahip olan alanlarda yetiştirilmesine karşın, yetişme süresinin kısa oluşu, buğdaya oranla daha kurak ve soğuk iklim şartlarına ve toprak örtüsünün daha fakir olduğu alanlara uyum sağlar. Ancak bu avantaj hayvan yemi olarak yetiştirilmesi bakımındandır. Bira sanayiinin ana maddesi olan malt arpanın buğday yetişmesine elverişli olan yerlerde toplandığı görülür. Buğdaya göre verimi daha fazla olan arpa, ticari amaçlı olarak ülkemizin en çok İç Anadolu Bölgesi ile İç Batı Anadolu bölümünde yetiştirilir. Bu bakımdan Konya 1-1.5 milyon ton, Ankara 800-900 bin ton, Eskişehir 100 bin ton, Afyonkarahisar, Sivas, Şanlıurfa (90-100 bin ton) en çok arpa üreten illerimizdir. Ayrıca hemen hemen her ilimizde hayvan yemi olarak arpa üretimi yapılmaktadır. Arpa geçmiş yıllarda besin maddesi olarak ekmek yapımında ve hayvan yemi olarak oldukça önemliydi. Günümüzde besin maddesi olarak değerini kaybetmiş olmasına karşılık, yem fabrikalarında ince yem üretilmesi, bira fabrikalarında ise hammadde olarak kullanılması eski önemini sürdürmesini sağlamıştır. 3.450.000 hektar alana ekilen arpadan 7.800.000 ton üretim yapılır. Ülkemiz arpa üretimi bakımından İspanya, Kanada, Fransa ve Almanya'dan sonra beşinci sırada yer alır. Arpanın yıllık 950.000 ton civarında ihracatı yapılır. 3.1.3. Mısır Sıcak ve nemli iklim bölgelerinin ürünü olan mısır ülkemize Amerika'dan gelme bir bitki türü olup yurdumuzun yazları yağışlı geçen Karadeniz bölgesine oldukça iyi uyum sağlamıştır. Yaz yağışlarından dolayı sulama yapılmadan mısır yetiştirilen Karadeniz bölgesinde Samsun (250 bin ton), başta gelir. Zonguldak (150 bin ton) ve Bolu (100-125 bin ton) illeri Samsun ilini izler. Mısır tarımı Rize'de çay, Trabzon, Ordu ve Giresun'da fındık tarımı nedeniyle gerilemiş olmasına karşın, Karadeniz bölgesi ülkemiz mısır üretiminin %40-50'sini karşılar. Marmara Bölgesinde de kısmen Karadeniz ikliminin etkisinde kalan Sakarya ilinde (350-400 bin ton) önemli ekilişe sahiptir ve Sakarya bu değer ile mısır yetiştiren en önemli ilimizdir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

123 Sakarya dışında Marmara Bölgesinde Balıkesir ve Kocaeli'nde de mısır yetiştirilir. Diğer kıyı bölgelerimizden Ege bölgesinde de (Aydın, Manisa, Muğla) ve Akdeniz Bölgesinin Antalya bölümünde de mısırın üretim miktarı %25 civarındadır. İç bölgelerde ise yıllık üretimin ancak %10'u karşılanır. Bu bölgelerde yazlar kurak olduğu için mısır tarımının mutlaka sulamalı olması gerekir. Ülkemizde hayvan yemi ve bitkisel mutfak yağı olarak tüketilen mısır, haşlanmış ve kızartılmış olarak da besin maddesi olarak yenir. 518.000 hektar alana ekilen mısırdan 2.180.000 ton ürün alınır. Türkiye bu üretim ile A.B.D., Brezilya, Çin, Meksika, Güney Afrika, Hindistan, Arjantin, İtalya, Yugoslavya ve Mısır'dan sonra gelir. 3.1.4. Çavdar Tahıl türleri içinde üretim bakımından dördüncü sırada yer alan çavdar, buğday ve arpa tarımı yapılamayacak derecede verimsiz ve kıraç topraklarda yetişebilir. Bu nedenle buğday ve arpanın yetişemediği yerlere ekilebilir 156.000 hektar alana ekilen ve 256.000 ton ürün alınan çavdar ülkemizin İç Anadolu bölgesinin güneydoğu kesimlerinde (Kayseri, Konya, Sivas, Yozgat, Nevşehir, Kırşehir) ve Trabzon, Erzurum, İçel illerinde ekilir. Ancak çavdar üretimi ülkemizde önemini giderek kaybetmektedir. Yakın gelecekte bu üründen tamamen vazgeçileceği düşünülebilir. 3.1.5. Yulaf Yulaf insan besini ve hayvan yemi olarak batı ülkelerinde mısırdan sonra oldukça önemli bir tahıl türüdür. Ekmeklik un olarak önemini yitirmesine karşın gıda sanayiinde (viski ve cin yapımında, bisküvi unu ve hazır çorbalarda) yulaf unundan yararlanılır, ayrıca hayvan yemi olarak önemi vardır. 132.000 hektar alana ekilen ve 255.000 ton verim alınan yulaf ülkemizde fazla önem taşımaz. Bu durum ekiliş alanlarındaki azalma ile dikkati çeker. Ülkemizde İç Anadolu'da Konya (10-15 bin ton), Sivas, Eskişehir ve Ankara illeri ile Marmara Bölgesi illeri (İstanbul, Kocaeli, Balıkesir, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ) yulaf üretiminin %60-70'ini karşılar. Ege bölgesinde (İzmir, Muğla, Uşak), Akdeniz bölgesinde (Antalya, Hatay ve Burdur) ekimi yapılan çavdar, genellikle içki, gıda ve yem fabrikalarının çoğunlukta olduğu illerdeki ekilişi ile dikkati çeker. 3.1.6. Pirinç Sıcak ve nemli bölgelerin bir ürünü olan pirinç bol su ve emek isteyen bir tahıl türüdür. Ülkemizde 1000 m.'nin altında akarsu boylarındaki dar alüvyal ovalarda ve depresyon alanlarında yetiştirilir. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

124 Ülkemizde pirinç fazla yetiştirilen bir ürün değildir. Ancak sulama probleminin halledilmesi durumunda Akdeniz bölgesi ovaları (Adana, Antalya, Hatay, vb.) ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi sıcaklık değerleri bakımından bu ürünün yetişmesine elverişli olan yerlerdir. Ülkemizde Meriç, Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya nehirlerinin orta ve aşağı çığırları ile bunlara karışan bazı vadi tabanları pirinç ekiminin yapıldığı alanlardır. 40.400 hektar alana ekilen ve 124.000 ton verim alınan pirinç en çok Edirne ilinde ekilir (40-50 bin ton). Bunu Samsun (20-25 bin ton), Çorum (15-20 bin ton), Sinop (10-15 bin ton), Adana (10-12 bin ton) izler. Ayrıca İçel, İzmir, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bolu, Kastamonu ve Zonguldak illerinde de üretim yapılır. Çin, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Japonya, Tayland, Madagaskar, Brezilya, Peru ve İtalya başlıca pirinç üreticisi ülkelerdir. Ülkemiz ise yıllık pirinç gereksiniminin %60-70 kadarını ithalat yoluyla karşılar. 3.1.7. Diğer Tahıl Ürünleri Kaplıca, darı, kuşyemi ve mahlut diğer tahıl ürünleri arasında olup yakın gelecekte tarımı tamamen terk edilecek ürünler arasında yer alırlar. Bunlardan kaplıca 19.000 ton verime sahip olup pirince benzeyen ince bir kabukla örtülüdür. Buğday tarımı yapılan alanların verimsiz kesimlerine ekilen kaplıcanın 14.700 hektarlık bir alanı vardır. Yurdumuzun Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilen darı ise 3.640 hektarlık bir alana dikilmekte ve 5.000 ton ürün alınmaktadır. Günümüzde kümes hayvanı yemi olarak kullanılır.? Buğday, arpa, çavdar, darı ve kuş yemi gibi tahılların birbirine karıştığı ekime mahlut adı verilir. 27.000 hektara ekilen ve 33.000 ton verim alınan mahlut, gittikçe önemini yitirmektedir. 100 hektar alana ekilen kuş yemi tarımı ise 1980'li yılların başından beri oldukça önemsizdir. Bulunduğunuz yörede yetişen başlıca tahıl türleri nelerdir? Araştırınız. 3.2. Endüstri Bitkileri Yurdumuzda yetişen endüstri bitkileri büyük çeşitlilik göstermekte ve ekim alanları gelişmektedir. Gıda ve dokuma sanayiine hammadde sağlamaları nedeniyle ülkemiz ihracatında da önemli bir paya sahiptir. Bu ürünlerden keten, susam, haşhaş ve tütün Cumhuriyetten önce ekimi yapılan endüstri bitkileriydi. Cumhuriyetten sonra ise gelişen sanayi kolları şekerpancarı, ayçiçeği, soya, yerfıstığı ve çay ekiminin ülkemize girerek yaygınlaşmasını sağladı. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

125 3.2.1. Şeker Pancarı Ülkemizde şeker ihtiyacının karşılanması için şeker fabrikalarının kurulmaya başlaması ile önem kazanan ve kısa sürede büyük gelişme gösteren bir üründür. İlk kez 1926 yılında Alpullu ve Uşak şeker fabrikalarının hammadde ihtiyacını karşılamak için Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda ekimine başlanmıştır. Önceleri Trakya, İç Batı Anadolu, Eskişehir Ovası ve Yeşilırmak havzasında mevcut fabrikalar için (1933 Eskişehir, 1934 Tokat-Turhal Şeker Fabrikaları), ekimi yapılırken, günümüzde yurt sathına yayılan 28 adet şeker fabrikasının ihtiyacını karşılamak için ekim sahası oldukça genişletilmiştir. Şekerpancarının kıyı kesimden 2000 m. ye kadar sulanabilen tüm tarım alanlarında ekimi yapılabilir. Ancak 1000 m. den sonra veriminde düşme olmaktadır. Bu nedenle Doğu Karadeniz bölümü dışında kalan (bitkinin yumruları oluşurken nem ve yağış istememesi nedeniyle) tüm bölgelerimizde yetişir. Güneydoğu Anadolu bölgesinde sulama koşullarının şu anda yetersiz oluşu (G.A.P. tamamlandığında önemli bir şekerpancarı yetişme alanı olacaktır). Akdeniz ve Ege bölgelerinde ise başka ürünlerle rekabet halinde olduğundan ekimi azdır. Bu nedenle İç Anadolu, Marmara, Orta ve Batı Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesi en çok şekerpancarı ekilen sahalardır. 401.321 hektar alana ekilen ve 13.935.741 ton ürün alınan şekerpancanının üretiminde en yüksek pay İç Anadolu bölgesine aittir. Bu bölge içinde Konya (51.5-2 milyon ton), Eskişehir (1 milyon ton), Niğde (423.000 ton), Ankara (363.000 ton) illeri önemlidir. Ayrıca İç Batı Anadolu bölümünde Afyon, Kütahya, Karadeniz bölgesinde Tokat, Amasya, Samsun, Kastamonu, Marmara bölgesinde Sakarya, Bursa, Kırklareli, Balıkesir, Ege bölgesinde Denizli, Doğu Anadolu bölgesinde Iğdır, Erzincan, Malatya illerinde şekerpancarı ekimi dikkati çekecek ölçüdedir. 150-200 bin ton dolayında şeker ihracatı yapan ülkemizde, şekerpancarının işlendikten sonra geriye kalan küspesi (melas) besleyici özelliği nedeniyle besi hayvancılığının önemli bir hammaddesidir. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

126 Foto 8.1: Ülkemizde Ekimi En Çok Yapılan Endüstri Bitkilerinden Şeker Pancarı Tarlaları 3.2.2. Pamuk Türkiye'nin başta gelen endüstri bitkilerinden biri olan pamuk tekstil sanayiinin ana hammaddelerinden birini oluşturur. Ülkemizde çok eski devirlerden beri ekimi yapılan pamuk Cumhuriyetle birlikte büyük önem kazandı. Önceleri kısa ve kalın lifli pamuk türleri yetiştirilirken, sonradan akala cinsi ince uzun lifli ve yüksek kaliteli pamuk ekilmeye başlandı. Yazı sıcak ve kurak geçen ancak ekildikten sonra sulama yapılabilen ovalarımızda yetişen pamuk en çok Akdeniz ve Ege bölgesi ovalarında dikkati çeker. Akdeniz bölgesinde Çukurova, Hatay, Antalya, İçel ve Kahramanmaraş çevresindeki ovalar, Ege bölgesinde Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes çöküntü ovaları pamuk tarımına ayrılmış olup Ege bölgesi birinci durumdadır. 576.720 hektar alan kaplayan ve 654.000 ton verim alınan pamuk en çok Adana (137.000 ton) ve Aydın (106.000 ton) illerinde ekilir. Bunu İzmir (70-80 bin ton), Hatay (50-55 bin ton), İçel (30-35 bin ton), Şanlıurfa (40-60 bin ton), Diyarbakır (30-35 bin ton), Balıkesir (6-7 bin ton), Elazığ (100-150 ton), Iğdır (4-5 bin ton) izler. Pamuk lifi tekstil fabrikalarında (iplik, kumaş ve pamuklu giyecekler) kullanılırken, pamuk çiğiti de yağ sanayiinde kullanılır. Pamuk çiğiti üretimi 1.047.360 tondur. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

127 Dış ticaret gelirlerimiz içinde %20'lik paya sahip olan pamuk üretiminin yarısı iplik, kumaş ve giysi halinde başta A.T. olmak üzere dış ülkelere ihraç edilir. 3.2.3. Tütün Türkiye'nin başta gelen gelir kaynakları arasında yer alan tütün, endüstri bitkileri arasında üçüncü sırada yer alır. Kökeni Amerika olan tütün, ülkemize XIX. yy.ın başlarında girmiş ve Trakya'dan Ege ve Akdeniz kıyılarına yayılmıştır. Ancak XIX. yy.ın ikinci yarısından itibaren katran miktarının düşük nikotin oranının yüksek olması nedeniyle "Şark tütünü" adı altında ihraç edilen önemli bir ürünümüz olmuştur. Ekiminden hasat edilişine kadar yoğun bir bakım isteyen tütün ülkemizde eskiden beri kontrol altında tutulmuş ve belli kesimlerde bu ürünün yetiştirilmesine çalışılmıştır. Bu bakımdan üretiminin 3/5'ini veren Ege Bölgesi başta gelir. Bölgede kaliteli ürünler İzmir (Menemen, Torbalı, Urla, Seferihisar), Küçük Menderes ovası (Ödemiş, Tire, Selçuk), Bakırçay Ovası (Dikili, Bergama, Kınık, Soma) çevrelerinde yetiştirilmekte olup üretiminin yarıdan fazlası İzmir ve Manisa illerinden sağlanır. Ayrıca Denizli, Muğla ve Aydın illerinin üretimi fazladır. Üretiminin 1/5'ini karşılayan Karadeniz bölgesinde ise Samsun ili başta gelmekte olup, bu ilin Bafra ovası en önemli üretim sahasıdır. Samsun'un Havza, Ladik, Vezirköprü, Alaçam çevresinde de üretim fazladır. Ayrıca Tokat (Reşadiye, Niksar), Amasya (Gümüşhacıköy, Taşova, Merzifon), Bolu (Düzce, Akçakoca), Artvin (Şavşat, Yusufeli, Ardanuç), Rize (özellikle puroluk tütün) illerinde tütün yetiştirilir. Ürünün 1/7'sini veren Marmara Bölgesinde de Balıkesir (Altınova, Ayvalık, Edremit, Burhaniye), Bursa (merkez ilçe ve İnegöl), Çanakkale'deki üretim önemlidir. Fazla ekonomik değer taşımamakla birlikte Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne illerinde tütün ekimi yapılır. Diğer bölgelerimiz içinde Güneydoğu Anadolu bölgesinde Adıyaman (Kahta, Çelikhan), Bitlis (Mutki), Hakkari (Yüksekova), Batman (Hasankeyf), Diyarbakır, Doğu Anadolu'da Malatya (Akçadağ), Bitlis, Muş illerinde de tütün ekim alanları vardır. Ayrıca Akdeniz bölgesinde Yayladağı'nda nargilelik, Samandağ'ında puroluk tütün üretimi yapılmaktadır. Ülkemizde 281.701 hektar alana ekilen ve 232.724 ton ürünün alındığı tütün önemli ihraç ürünlerimiz arasında değerini korumaktadır. Dünyada en çok tütün üreten ülkeler içinde A.B.D., Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya'dan sonra altıncı sırada yer alan ülkemiz tütün ihracatı 90-100 bin ton arasındadır. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

128 Şekil 8.1: Türkiye'de Tütün ve Pamuk Ekili Alanlar 3.2.4. Ayçiçeği 567.500 hektar alana ekilen ve 860.000 ton ürün alınan ayçiçeği Balkan ülkelerinden, ülkemize 1930'lu yıllarda gelmiş, 1950'li yıllarda ekim alanı genişlemeye başlamıştır. Yağlı tohumlu bitkiler arasında çiğitten sonra ikinci sırada yer alan ayçiçeği üretiminin %70-75'i Marmara bölgesinden karşılanır. Bölge illeri içinde Tekirdağ (213 bin ton), Edirne (179 bin ton) illeri hem Türkiye hem de bölge içinde en fazla üretimi yapılan illerdir. Marmara Bölgesinden sonra üretimin %20'sini İç Anadolu bölgesi (Ankara, Kayseri) ve Orta Karadeniz bölümü (Samsun, Tokat, Amasya) karşılar. 3.2.5. Haşhaş 27.030 hektarlık alana ekilen ve 22.538 ton ürün alınan haşhaş önemli ihraç ürünleri arasında yer alır. Özellikle dünya ilaç sanayiinin en önemli ürünü olan morfinin başlıca hammaddelerinden biridir. Ancak uyuşturucu madde (morfin, esrar, eroin) yapımında da kullanılması nedeniyle son derece dikkatli ekilmekte ve ekim alanları kontrol altında tutulmaktadır. Bu nedenle ürünün devlete teslim edilirken meyvasının çizilmesi yasaklanmıştır. Ürün T.M.O. ofisine ve Afyonkarahisar-Bolvadin alkoid fabrikasına satılır. Kıyı kesimler ile iç kesimler arasındaki geçiş sahalarında yetişme ortamı bulan haşhaş en çok İç Batı Anadolu bölümünde (Afyon, Kütahya) ve Göller yöresinde (Burdur, Isparta) yetiştirilir. 3.2.6. Diğer Endüstri Bitkileri Diğer endüstri bitkileri içinde yer alan keten ve kenevir daha çok yağlı tohumları ve lifi için ekilir. 2.144 hektar alana ekilen ve 1440 ton ürün alınan keten en fazla Ko- ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

129 caeli, Sinop ve Kırşehir'de, 3.096 hektar alana ekilen ve 641 ton ürün alınan kenevir ise Kastamonu, İzmir, Balıkesir, Kütahya illerinde yer alır. Besleyici değeri yüksek olan soya fasulyesinin yağı yurdumuzda mutfak yağı olarak kullanılır. 1945 yılından sonra ekilmeye başlayan soya fasulyesinin üretimi son yıllarda protein bakımından zengin değerinin anlaşılması üzerine artmıştır. 49.500 hektar alana ekilen ve 110.000 ton ürün alınan soya, ülkemizin Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yetiştirilir. Üretimin fazla olduğu iller Adana, İçel, Hatay, Samsun ve Antalya'dır. Anayurdu Brezilya olan yer fıstığı ise 1930'lu yıllarda ülkemizde yetiştirilmeye başlanan bir üründür. Bu ürün yağ ve çerez olarak tüketilir. 25.900 hektar alana ekilen ve 60.000 ton ürün alınan yer fıstığının başlıca ekim alanları Akdeniz Bölgesidir. Adana, İçel, Antalya illerinde önemli paya sahiptir. Tahin, tahin helvası yapımı ve yağı için yetiştirilen susam 94.000 hektar alana ekilmekte ve 43.000 ton ürün alınmaktadır. Yetişmesi sırasında sıcaklık isteği yüksek olduğundan Güneydoğu Anadolu (Şanlıurfa, Diyarbakır, Adıyaman), Ege (Manisa, İzmir), Akdeniz (İçel, Adana) ve Marmara Bölgesinde (Balıkesir, Çanakkale) yetiştirilir. Ülkemize 1960'lı yıllarda giren ve yağlı tohumlu bitkiler arasında yer alan kolza ve aspirin üretimleri ise pek önemli değildir. Önceleri Trakya'da yetiştirilen kolza, şimdilerde sadece Adana yöresinde bulunmaktadır. 521 hektar alana ekilen kolzadan 1.046 ton ürün alınır. Balıkesir ve Isparta illerinde ekilen aspir ise 160 hektar alana ekilmekte ve 138 ton ürün alınmaktadır. Ülkemizde yukarıda belirtilen endüstriyel bitkiler dışında anason, kırmızı biber, kimyon v.b. gibi ürünler de yer alır. Bulunduğunuz yörede yer alan sanayi bitkilerinin neler olduğunu araştırınız.? 3.3. Baklagiller Ülkemizde baklagil üretimi önemli bir yer tutar. Baklagiller protein bakımından zengin oluşları nedeniyle oldukça besleyicidir. Ülkemizde en çok tarımı yapılan ürünler nohut, fasulye ve mercimektir. Bunlardan nohut ve mercimeğin sıralamadaki yerleri zaman zaman değişmekte bazen nohut, bazen mercimek ilk sırayı almaktadır. Ekimi en çok yapılan baklagil 878.000 hektar alan kaplayan ve 855.000 ton ürün alınan nohuttur. Nohut en fazla İç Anadolu bölgesinde (Konya, Ankara, Yozgat) ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde (Diyarbakır, Gaziantep), İç Batı Anadolu'da (Denizli, Uşak) ekilir. Nohuttan sonra ikinci sırayı alan mercimek 790.000 hektar alan ekilmekte ve 640.000 ton ürün alınmaktadır. Özellikle ihracata yönelik kırmızı mercimek çoğun- AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

130 lukla Güneydoğu Anadolu bölgesinde (Mardin, Urfa, Diyarbakır) yetiştirilir. Yeşil mercimek ise İç Anadolu bölgesinde (Yozgat, Konya, Çorum) yetiştirilir. Türk mutfağının ana yiyeceklerinden olan fasulye ise yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde yetişmektedir. 178.000 hektar alana ekilen ve 214.000 ton ürün alınan fasulye en çok Kahramanmaraş ilinde yetişir. Bunu Samsun, Malatya illeri izler. Bursa, Konya, Kayseri, Niğde, Afyonkarahisar illerinde de önemli ölçüde fasulye yetiştirilir. Ülkemizin batı bölgelerinde (Balıkesir, Çanakkale) üretilen bakla ve börülce ile konserve ve son yıllarda dondurulmuş olarak da tüketilen bezelye, diğer baklagiller arasında olup üretimleri pek önemli değildir. Fiğ ve burçak ise hayvan yemi olarak kullanılır. 3.4. Yumru Bitkiler Yumru bitkiler içinde tarımı en fazla gelişen ve nişasta oranı oldukça yüksek olan tarım ürünü patatestir. Fazla verimli toprak istemeyen patates, 200.000 hektar alana ekilmekte ve 4.600.000 ton verim alınmaktadır. Ülkemizin hemen her bölgesinde ekimi yapılan patates en fazla İç Anadolu bölgesinde yetiştirilir. Bu bölgemiz içinde Nevşehir, Niğde, Konya, Kayseri ve Ankara illerinde önemli miktardadır. Ülke üretiminin %40-45'ini sağlayan İç Anadolu Bölgesi dışında Ege bölgesinde de (İzmir, Afyon), Marmara Bölgesinde (Bursa, Kocaeli, Balıkesir, Sakarya), Karadeniz Bölgesinde (Trabzon, Bolu, Gümüşhane), Doğu Anadolu Bölgesinde (Erzurum) patates üretimi önem taşır. Kuru ve yaş olarak tüketilen soğan ve sarımsak ise yurdumuzun her bölgesinde yetiştirilir. Ancak soğanın Bursa ve Çorum, sarımsağın Balıkesir, Elazığ, Gaziantep ve Kastamonu illerindeki üretimi önemlidir. 4. Dikili Alanlar Ülkemiz tarım topraklarının 3.675.000 hektarı dikili alanlara ayrılmıştır. Dikili alanlar içinde meyve bahçeleri ve çay fidanları, zeytinlikler, bağlar ve sebze bahçeleri yer alır. 4.1. Fındık Ticari bir değer taşıyan ve XVIII. yy. dan beri ülkemiz ihracatında önem taşıyan fındık Karadeniz Bölgesinde Trabzon, Ordu arasındaki bol yağışlı kıyı kesiminde adeta monokültür halindedir. Anayurdu Trabzon olan fındık Karadeniz kıyı bölgesinde kıyıdan 60 km. kadar içerlere ve 750 m. yükseğe çıkabilir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

Son yıllarda dış piyasada önem kazanması nedeniyle ekim alanları genişleyen fındık Batı Karadeniz kıyılarına ve Marmara bölgesine de yayılmıştır. En yüksek verim Ordu ve Giresun illerindedir. Bunu Bolu ve Trabzon illeri izler. Orta Karadeniz bölümünde Samsun, Batı Karadeniz bölümünde Zonguldak, Sinop, Kastamonu, Marmara Bölgesinde Sakarya, Kocaeli, Bilecik illerinde fındık üretimi yüksektir. Üretimi önemli olmamakla Akdeniz bölgesinde Antalya, Isparta, Doğu Anadolu'da Bitlis ve Elazığ, İç Anadolu'da Niğde, Ege bölgesinde Denizli, Güneydoğu Anadolu bölgesinde Mardin ilinde fındık bahçelerine rastlanır. 245.574.000 ağaçtan 315.000 ton ürün alınan ülkemizde fındık ihracatı dış ticaretimizin %8'ini oluşturur. Dünya fındık üretiminin %75-80'ini veren ülkemiz İtalya ve İspanya ile yarışmaktadır. En fazla Almanya'ya ihraç edilen bu ürünün 7-8 bin tonu kuru kabuklu meyve, 100-150 bin tonu iç fındık olarak pazarlanır. Ülkemiz iç ticaretinde de şekerleme ve çikolata endüstrisinin başlıca hammaddesi durumundadır. Foto 8.2: Fındık Karadeniz Bölgesinin En Önemli Ürünleri Arasındadır. 4.2. Çay Anavatanı Çin ve Hindistan olan çay bitkisi ülkemizde Cumhuriyet devrinde özellikle 1950'lerden sonra önem kazanmaya başlamış bir üründür. Ilık ve yağışlı bir iklim isteyen çay ilk kez Rize'de deneme amacıyla dikilmiştir. İyi sonuç alınması ve iyi gelir getirmesi nedeniyle daha sonra Artvin, Trabzon, Giresun AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ 131

132 ve Ordu illerine yayılmıştır. Günümüzde bu sayılan illerimizde kıyıdan 25-30 m. içerlere ve 300-400 m. yüksekliğe kadar çıkan çay fidanları 88.639 hektar alan kaplamaktadır. 682.440 ton verim alınan yaş çay yaprağı soldurma, kıvırma, kurutma ve kesme gibi teknik yollarla işlenir ve 136.448 ton kuru çay elde edilir. Çayın kurutma işlemi fabrika ve atölyelerde yapılır. Bu amaçla faaliyet gösteren 56 adet fabrika ve atölyenin 42 adedi Rize ilinde yer alır. 4.3. Zeytin Akdeniz ikliminin tanıtıcı elemanı olan zeytin ülkemizde ilkçağlardan itibaren yetiştirilen önemli bir üründür. Ülkemizde Akdeniz ikliminin etkisi altında kalan Ege, Marmara, Akdeniz bölgelerinde yoğun olarak yer alır. Zeytinliklerin en geniş yayılış gösterdiği bölge Ege bölgesidir. 81.520.000 ulaşan zeytin ağacı sayısının %25'i Aydın ilinde yer alır. Aydın ilini İzmir, Manisa ve Muğla illeri izler. Marmara bölgesi Ege bölgesinden sonra ikinci zeytin yetişme alanıdır. Bu bölge içinde Balıkesir, Aydın ve İzmir illerinden sonra Türkiye sıralamasında üçüncü durumdadır. Balıkesir ilinde özellikle Edremit Körfezinde adeta monokültür halinde uzanan zeytinlikler, Bandırma ve Erdek dolaylarında da oldukça geniş bir alan kaplar. Bursa ilinde Gemlik ve Mudanya çevresinde zeytinliklerin geniş yer kapladığı alanlardır. Zeytincilikte üçüncü sırada yer alan Akdeniz bölgesinde Antalya ili baş sırada yer alırken Hatay, İçel, Adana'da sayıları azalmakla birlikte ekonomik değerini korur. Güneydoğu Anadolu bölgesinde Gaziantep ilinde yoğunluk kazanan zeytin ağaçları Urfa ve Mardin illerinde de yayılış gösterir. Foto 8.3: Edremit Körfezinde Adeta Monokültür Halinde Uzanan Zeytinlikler ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

133 İç bölgelere ekonomik açıdan sokulamamış olan zeytin ağacı Karadeniz bölgesinde de Giresun ve Rize illeri dışındaki kıyı şeridine yayılmıştır. Ülkemizde 640.000 ton ürün alınan zeytinin 181.000 tonu sofralık, 459.000 tonu yağlık zeytinler biçimindedir. Sofralık zeytinler Güney Marmara kıyılarında (Gemlik), yağlık zeytinler ise Edremit körfezi kıyılarında önem kazanır. Gerek sofralık gerekse zeytinyağı üretimi bakımından Türkiye önemli bir üretici ve ihracatçıdır. Ancak İtalya, İspanya ve Yunanistan'ın zeytinyağı ihracatı Türkiye'den fazladır. 4.4. İncir Şiddetli kışlara dayanmadığı için ülkemizin iç kısımlarına sokulamayan incir, Türkiye'ye gelir getiren önemli ihraç malı bir meyvadır. Ege, Akdeniz, Marmara kıyılarında yaygın olan incir ağacının toplam sayısı 9.665.000'dir. 314.000 ton ürün alınan incirin en önemli üreticisi Ege bölgesidir. Ege bölgesi içinde de Aydın ili birinci durumdadır. Aydın'ı İzmir izler. Bu illerimiz kuru incir ihracatının %100'ünü karşılar. Yaş ve kuru olarak iç pazara da sunulan incirin diğer önemli yayılış alanları Hatay, Adana, İçel ve Gaziantep'tir. Yıllık üretiminin yarıdan fazlasını kuru meyve olarak ihraç eden ülkemiz dünya birincisi durumunda olup, başta Almanya, İngiltere ve Fransa olmak üzere çok çeşitli ülkelere satış yapar. 4.5. Üzüm 586.000 hektar alan kaplayan bağlar, kışları sert geçen alanlar dışında hemen hemen her bölgemizde yetişir. Özellikle Ege bölgesinde Aydın, İzmir ve Manisa illerinde yetiştirilen üzümün kuru olarak ihracatı büyük önem taşır. Yurdumuzda ilkçağlardan beri üretimi yapılan üzüm sırası ile İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgelerinde yaygındır. İç Anadolu bölgesinde Konya, Nevşehir, Niğde, Ankara, Güneydoğu Anadolu bölgesinde Bursa, Tekirdağ, Akdeniz bölgesinde İçel önemli miktarlarda üzüm yetiştiren alanlardır. Ancak bu bölgelerimizde de geniş yer tutan bağlar büyük ölçüde sofralık olarak ve çoğunlukla iç pazara sunulur. Üretimin bir kısmı da şarap ve pekmez yapımında kullanılır. Buna karşılık Ege bölgesinde çekirdeksiz kuru üzüm olarak dış pazarlara sunulur. Bu bölgemizde Manisa ilinde (Gediz Vadisi), Denizli, Aydın, İzmir illerinde önemlidir. Ülkemiz dış ticaretinde Ege bölgesinin çekirdeksiz kuru üzümü ile temsil edilen bu ürün gerek üretim gerekse ihracat bakımından ülkemizi birinci duruma getirmiştir. 3.600.000 ton ürünün alındığı ülkemizde bu ürünün %70'i başta Almanya, Avusturya ve İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerine satılır. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

134 Ülkemiz üzüm bağları 1870'lerde önemli bir floksera salgını geçirmiş, ancak Cumhuriyet devrinde alınan önlemler özellikle Amerikan asmasının dikilmesi ile bağlara gelecek zararların etkisi giderilmiştir. 4.6. Turunçgiller Turunçgiller ailesinin başlıca ürünlerinden olan portakal, mandalina, limon, turunç ve greyfurt ülkemizde önemi gittikçe artan kültür bitkileridir. Anayurdu Güneydoğu Asya ülkeleri olan bu ürünler Osmanlı İmparatorluğu döneminde Lübnan, Filistin ve Fas kıyılarında yetiştirilmiş, ancak I. Dünya Savaşı sonunda bu ülkelerin egemenliğimiz altından çıkması üzerine yurdumuzun Ege ve Akdeniz kıyılarında kurulan bahçelere dikilmeye başlamıştır. Zaman içinde alanını genişleterek Güney Marmara ve Karadeniz kıyılarına yayılmıştır. Yurdumuzda turunçgil bahçelerinin en geniş yayılış gösterdiği bölge Akdeniz kıyı bölgesidir. Bu bölgemiz içinde Antalya, İçel, Adana ve Hatay ili (Dörtyol, Erzin, Yakacık) limon bahçeleri ve satsuma cinsi mandalina ile önem taşırken Antalya ili portakal bahçeleri, İçel ise ülkenin en kaliteli limon ürünü ile dikkati çeker. Ağaç sayısı bakımından ikinci sırada yer alan Ege bölgesinde ise Muğla, Aydın, İzmir illeri başta gelir. Bu illerimizden İzmir satsuma cinsi mandalina, Aydın portakal bahçeleri ile dikkati çekerken, Muğla en çok turunçgil ağacının yer aldığı il durumundadır. Marmara bölgesinde Çanakkale ve Balıkesir (özellikle Edremit, Havran, Burhaniye ve Ayvalık çevrelerindeki satsuma cinsi mandalina bahçeleri), Karadeniz bölgesinde Rize, Artvin, Ünye çevresi, Sinop ve İnebolu kıyılarında çoğunlukla mandalina bahçeleri yer alır. Turunçgil ağaçlarının 9.999.000 adedi portakal, 7.021.000 adedi mandalina, 304.000 adedi greyfurt, 4.596.000 adedi limon, 108.000 adedi turunç ağacıdır. Bu ürünler içinde en önemlisi yurt dışına ihracatı yapılan satsuma cinsi çekirdeksiz mandalinadır. Bunu limon ve portakal izler. Ancak ülkemiz turunçgil ihracatı istenilen düzeyde değildir. Ülkemiz yıllık turunçgil üretimi 1.695.500 tondur. Bunun 830.000 tonu portakal, 390.000 tonu mandalina, 42.000 tonu greyfurt, 429.000 tonu limon ve 4.500 tonu turunçtur. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

135 Şekil 8.2: Türkiye'de Turunçgil ve Fındık Ekim Alanları 4.7. Diğer Meyve Ağaçları Türkiye iklimindeki çeşitlilik çok farklı türde meyve ağaçlarının yetişmesine olanak tanır. Elma, armut, ayva, erik, kayısı, şeftali, kiraz, vişne bu meyve ağaçlarının başlıcaları olup kıyı ve iç kesimler arasında oldukça geniş bir sahada ekilebilirler. Bu ürünlerden 1.900.000 ton ürün ile elma başta gelir. Göller yöresinde Isparta, Burdur, İç Anadolu bölgesinde Konya, Niğde, Kayseri, Ankara, Akdeniz bölgesinde Antalya illerinde yetiştirilir. 403.000 ton üretimi ile armut, Ankara, Antalya, Konya, Bursa illerinde, 350.000 ton ile şeftali Bursa, İzmir, 343.000 ton ile kayısı Malatya illerinde yetiştirilir. Erik 186.000 ton, vişne 96.000 ton, kiraz 150.000 ton, ayva 78.000 ton, kızılcık 17.000 ton ile diğer önemli meyvaları oluşturur. Ayrıca ekonomik anlamda Güneydoğu Anadolu bölgesinde Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinde antep fıstığı üretimi önemlidir. Akdeniz bölgesinde İçel kıyılarında Erdemli-Alara çayı arasındaki sahada, Anamur çevresinde ve Alanya'da muz yetiştirilir. Ancak zaten önemli olmayan muz üretimimiz son yıllarda ithal edilen muzlar nedeniyle daha da gerilemiştir. 4.8. Sebzeler 17.437.920 ton ürün alınan sebze bahçeleri yurdumuzun iklim ve toprak şartlarının elverişli olduğu Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında önem kazanmıştır. Bunlardan domates 6.200.000 tonluk üretimi ile ilk sırayı alır. Domates en çok Bursa, İçel, Antalya, Çanakkale, Hatay, Aydın, Adana illerinde yetiştirilir. 5.700.000 ton dolayında üretimi yapılan bostan ürünlerinden karpuz Antalya, İzmir, Diyarbakır, Mardin, Ankara, kavun Ankara, Antalya, Konya, Diyarbakır illerinde yetişir. 1.010.000 ton ile salatalık, 750.000 ton ile patlıcan, 570.000 ton ile sivri biber, 350.000 ton ile dolmalık biber, domates yetiştirilen illerimizde önem taşır. Ordu, Samsun, Giresun ille- AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

136? rinde yetişen lahana ile, pırasa, ıspanak, yeşil fasulye, kereviz, marul, havuç vb. gibi ürünlerde ülkemizde yetişen diğer sebzelerdir. Bulunduğunuz yöredeki sebzelerin neler olduğunu sıralayınız. Son 20 yıl içinde gelişen diğer önemli bir tarımsal işkolu da seracılıktır. Özellikle kış aylarında yaz sebzelerinin yetiştirildiği seralar Antalya, Finike, Demre, Serik, Gazipaşa, Mersin-Erdemli arasında ve İzmir güneyinde yer alır. Son yıllarda sebze seralarının yanı sıra çiçek seraları da kurulmaya başlamıştır. 5. Hayvancılık Tarımsal faaliyetlerin önemli bir kolu olan hayvancılık, dünyada kırsal kesimde yaşayan insanların ekonomik uğraşı düzenlerinden biridir. Ülkemizde kırsal uğraşı düzeni içinde genellikle tarımsal faaliyetlerin yanında ikinci derecede yer alan hayvancılık, yardımcı bir gelir kaynağıdır. Ancak, hayvancılık faaliyetleri özellikle dağlık bir araziye sahip kırsal kesimlerde ön plana geçerek, birinci derecede etkili ekonomik faaliyet haline dönüşebilir. Yakın yıllara kadar bir tarım ülkesi olarak kabul edilen ülkemizde hayvancılık hem hayvansal ürünlerden (et, süt, deri, yumurta, tarlalara gübre, yakacak olarak tezek vb.) hem de gücünden (yük taşıma, tarla sürme, ulaşım aracı olarak) faydalanmak amacıyla sürdürülmüştür. Günümüzde de artan nüfusun beslenmesinde ve sanayiye hammadde sağlanmasında (yünlü, ipekli dokuma, deri ve kösele vb.) önemli yer tutan hayvancılık, ulusal ekonomimizin %20'sini oluşturur. Ülkemizde hayvancılık büyük ölçüde açık mera hayvancılığı şeklinde başka bir deyişle ekstansif yöntemlerle fazla emek harcamadan yapılır. İklim koşulları nedeniyle ilkbahara cılız bir biçimde çıkan hayvanlar, otlak alanı bulmak için göçebe olarak dolaştırılır. İlkbaharda alçak otlak alanlarda otlatılan hayvanlar, yazın kurak geçmesi nedeniyle daha serin olan ve ot örtüsünün daha yoğun olduğu yaylalara çıkarılır. Yaylacılık adı verilen bu faaliyet biçimi sonbahar mevsiminde yüksek yaylalara kışın erken gelmesi nedeniyle tekrar alçak alanlara inilmesi biçiminde devam eder. Hayvanlar kışı ağıl adı verilen etrafı çitlerle çevrili, bazı bölümlerin üstü örtülü olan barınaklarda geçirir. Kışı az bir besin ile tamamlayan hayvanların semirmesi ilkbahar ve yaz aylarında olur. Ayrıca hayvanların açık merada otlatılması yanında, tarlalarda anız denen bazı endüstri bitkilerinin küspeleri de yedirilir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

Foto 8.4: Ülkemizde Açık Mera Hayvancılığı Biçiminde Yapılan Büyükbaş Hayvancılık Ülkemiz yüzölçümünün %21.2'sini oluşturan çayır ve otlaklar, hayvan sayısı nedeniyle yetersiz kalmakta ve otlaklarımız aşırı otlatma sorunu ile karşılaşmaktadır. Hayvancılığın daha modern ve verimli şekli ahır hayvancılığıdır. Temiz ve fenni ahırlarda kültüre edilmiş hayvanların besin değeri yüksek fabrika yemlerinin yanı sıra kepek, küspe, arpa kırığı, fiğ, yulaf gibi besin maddeleri ile beslenmesi ve veteriner kontrolünde bakılıp aşılanması yöntemi olan ahır hayvancılığına besi hayvancılığı adı da verilir. Ülkemizde özellikle son yıllarda artan kent nüfusunun gereksinimini karşılamak için modern çiftlikleri (büyük ve küçük baş hayvan, tavuk ve balık çiftlikleri) kurulmaktadır. Hayvanların kültüre edilmesi, daha fazla hayvansal ürün elde edilmesi amacıyla ülkemizde bilimsel yöntemlerle çalışan haralar kurulmuştur. Bunların ilki 1913 yılında Eskişehir Çifteler'de kurulan haradır. Bunu 1924'de Bandırma yakınında Karacabey'de kurulan hara izlemiştir. Bu harada at ve montafon cinsi sığır yetiştirilmektedir. Bugün yurdumuzda Tarım Bakanlığına bağlı 24 adet hayvan ıslah ve araştırma enstitüsü (Sultansuyu-Malatya, Çukurova-Adana, Karaköy-Samsun, Gelemen-Samsun, Altındere-Van vb.) vardır. Ülkemizde beslenen çeşitli cinsteki hayvanların sayısı yıldan yıla değişiklikler (artış ve azalış) gösterir. Nitekim 1935 yılında 34.6 milyon başken, 1950'de 55.2, 1970'de 73, 1982'de 85.4, 1990 yılında 65.176 milyon baş hayvandır. AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ 137

138 Tablo 8.2: Türlerine Göre Hayvan Sayısı (bin) Toplam 65.176 At 496 Katır 188 Eşek 944 Deve 2 Sığır 11.973 Manda 366 Koyun 40.433 Kıl Keçisi 9.579 Tiftik Keçisi 1.185 Domuz 10 Kaynak D.İ.E. İstatistik Yıllığı Türkiye'de hayvan yetiştirme bakımından A.B.D., Brezilya, Arjantin, Rusya, Çin, Avustralya gibi ülkelerden sonra gelmekle beraber, Avrupa'da hayvansal ürün pazarlayan birkaç ülkeden biridir. Ortadoğu ülkeleri içinde ise tektir. Ülkemizde beslenen hayvanların dağılış alanları farklıdır. İklim ve relief şartlarına göre farklı türler değişik bölgelerimizde görülür. 6. Türkiye'de Hayvancılığın Coğrafi Dağılışı 6.1. Küçükbaş Hayvancılık Ülkemizde gerek sayı gerekse beslendiği alanların genişliği bakımından ilk sırayı küçükbaş hayvan yetiştiriciliği alır. Ülkemiz doğal koşullarına çok iyi uyum sağlayan küçükbaş hayvanlar, nemi sevmediğinden Doğu Karadeniz Bölgesi dışındaki hemen hemen her bölgemizde beslenirler. Ülkemizde en çok yetiştirilen küçükbaş hayvan koyundur. Sayıları 40.433.000 olan koyunlar ekstansif yöntemle beslenirler. Doğu Karadeniz hariç bütün bölgelerimize dağılmış olan koyun en yoğun olarak iç bölgelerimizde görülür. Başta İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere İç Batı Anadolu, Güney Marmara ile Trakya'nın iç kesimleri ve Karadeniz Bölgesinin iç yöreleri başlıca dağılış alanlarıdır. Ülkemizde beslenen başlıca koyun türleri kıvırcık, dağlıç, karaman (ak karaman, mor karaman), sakız ve merinostur. Yün ve et kaliteleri yüksek olan kıvırcık cinsi koyunlar Marmara Bölgesinde, Trakya ve Güney Marmara bölümlerinde yetiştirilir. Etinin lezzeti daha az yünü daha kısa telli olan dağlıçlar ise Marmara'nın doğu bölümü ile İç Batı Anadolu eşiğinde yetiştirilir. Ege Bölgesinde yetişen diğer bir koyun cinsi de ince ve az geniş kuyruklu sakızdır. Eti az lezzetli olmasına rağmen, geniş kuyruklu ve fazla kilolu olan karaman cinsi koyunlar ise İç ve Doğu Anadolu bölgesinde yetiştirilir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

139 Şekil 8.3: Ülkemizde Beslenen Koyunların İllere Göre Dağılımı Kalın ve kısa yünlü yerli koyunlarımızın yanı sıra yumuşak ve ince kumaş dokumaya elverişli olan ve anavatanı Avustralya olan merinos cinsi koyunlar ise Karacabey'deki merinos üretme çiftliğinde yetiştirilerek Marmara Bölgesinin Güney Bölümünde (Bandırma-Karacabey çevresinde) beslenir. Son yıllarda merinos ile yerli ırklarımızdan kıvırcık cinsi koyunların birleşmesinden elde edilen Tahirağa koyunları ise Biga ve Gönen'de beslenir. Bu koyunlar iyi kaliteli yünleri, lezzetli eti ve fazla kilolu olmaları nedeniyle önemli bir ırktır. Koyunlarımızdan 95 bin dolayında et, 1.100 ton dolayında süt, 44.000 dolayında yün elde edilir. Koyundan sonra en çok yetiştirilen küçükbaş hayvan sayıları 10.760 dolayında olan keçidir. Kıl keçisi ve tiftik (Ankara keçisi) olmak üzere iki cins halinde yetiştirilen keçi yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde beslenir. Ancak en çok beslendikleri alanlar dağlık ve engebeli bölgelerimizdir. Bunlardan 9.579 milyon olan kıl keçileri sütü ve kılı için beslenirken, daha ekonomik olan Ankara keçisi (Tiftik keçisi) yetiştiriciliği özellikle İç Anadolu bölgesinde önem kazanmıştır. Özellikle Ankara, Eskişehir, Kütahya, Bolu, Çankırı, Kastamonu, Çorum, Kırıkkale, Yozgat, Kırşehir, Konya illerinde yetiştirilen tiftik keçisi Siirt, Mardin, Şırnak ve Van illerinde de beslenir. 1.185.000 adet tiftik keçisinden yılda 1370 ton tiftik elde edilir. Yetişme alanı Ankara çevresi olduğu için Ankara keçisi adını da alan bu keçi türü, 18. yy.da İngilizler tarafından kaçırılarak Güney Afrika ve Kuzey Amerika'ya götürülmüş ve oralarda yetiştirilmeye başlanmıştır. Bugün anayurdu ülkemiz olmakla birlikte A.B.D., Avustralya, Güney Afrika ve Yeni Zelanda esas gelişme bölgeleri olmuştur. Batı Anadolu'da Ege Bölgesinde yetiştirilen bir diğer keçi türü ise süt verimi yüksek olan Maltız Keçisidir. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

140 Şekil 8.4: Ülkemizde Beslenen Kıl Keçilerinin İllere Göre Dağılımı 6.2. Büyükbaş Hayvancılık Ülkemizde küçükbaş hayvan grubundan sonra en çok yetiştirilen büyükbaş hayvanlar ise (sığır, manda, öküz) dağılış yönünden oldukça farklı bir şekil gösterir. Genellikle çayırlık veya uzun otların yetiştiği alanlarda, yüksek bölgelerde, suni çayırlar ve tarım alanlarının sınırları içinde beslenirler. Ülkemizde en çok yetiştirilen büyükbaş hayvan sütünden ve çift hayvanı olarak gücünden faydalanılan sığırdır. Hemen hemen bütün kırsal yerleşmelerde beslenen sığır özellikle Doğu Karadeniz bölgesi ile Doğu Anadolu bölgesinde Erzurum-Kars yaylalarında beslenir. Çoğunlukla bakımsızlık yüzünden yerli cinsleri bozulmuş, gövdeleri kısa ve küçük kalmış olan sığırlar, Karadeniz ve Erzurum-Kars yaylalarının yüksek boylu verimli çayırlıklarında oldukça yetiştirilir. Son yıllarda Batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de sığır eti tüketiminin artması Ege ve Marmara bölgelerinde de et ve süt verimi yüksek sığır türlerinin ahırlarda modern biçimde beslenmesine neden olmuştur. 11.973.000 baş sığırın başlıca türleri kara sığır, kırmızı sığır, yerli güney sarısı, boz sığır ırkıdır. Bunlardan küçük yapılı ve az kuvvetli olan karasığır, İç Anadolu bölgesinde, güçlü ve iri yapılı olan kırmızı sığır Erzurum-Kars yaylalarında, boz sığır Batı Anadolu'da ve Trakya'da, güney sarı sığır Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'da dikkati çeker. Ancak et ve süt verimleri kültür ırklarına göre düşüktür. Bu nedenle Holstein (Almanya'dan ithal), montafon (İsviçre'den ithal), Jersey (A.B.D.'den ithal) gibi, ülkemizde giderek önemi artan sığır ırkları suni tohumlama yöntemi ile özellikle büyük hayvan çiftliklerinde üretilmektedir. Ülkemizde yılda 213.555 ton sığır, 115.490 ton dana eti, 8.617 ton süt (inek sütü) elde edilir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

141 Şekil 8.5: Ülkemizde Beslenen Sığır Hayvanının İllere Göre Dağılımı Ülkemizin bol sulu ve bataklık alanlarında (Çarşamba ve Bafra ovaları, Sakarya nehri kıyıları ve Güney Marmara bölümü ovaları, Ege bölümü ovaları) yağlı sütleri için beslenen, fakat çoğunlukla koşum hayvanı olarak kullanılan sayıları 366.000 dolayında olan manda beslenir. Ülkemizde katır, at, eşek, deve ve domuz gibi hayvanlar da beslenir. Bu hayvanlardan ulaşım amacıyla kullanılan katır, at ve eşeklerin sayısı ulaşım araçlarındaki gelişmeler nedeniyle azalmıştır. Bunlardan iyi cins atlar Çukurova, Uzunyayla ve Şanlıurfa'da, katırlar dağlık alanlarda, eşek ise her bölgede beslenir. Güneydoğu, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde beslenen deve sayısı ise hızla azalmıştır, günümüzde deve, güreş için ve turistik amaçlı beslenmeye başlamıştır. Müslüman bir ülke olmamız nedeni ile domuz eti pek tüketilmez. Ancak Müslüman olmayan azınlığın talebini karşılamak amacıyla 10.000 baş dolayında beslenen domuzlar ise Ege ve Marmara bölgelerindeki bazı çiftliklerde yetiştirilir. 6.3. Kümes Hayvancılığı Ülkemizin hemen hemen bütün coğrafi bölgelerinde kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımız kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla fazla emek harcamadan çeşitli kümes hayvanları (tavuk, hindi, ördek, kaz) beslerler. Ancak hayvansal ürünler arasında mutlaka tüketilmesi gereken proteince zengin yumurta ile son yıllarda sağlıklı kabul edilen beyaz et tüketiminin artması, ülkemizde tavuk çiftlikleri kurulmasını teşvik etmiştir. Özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde büyük şehirler çevresinde gelişen tavuk çiftlikleri, yumurta ve tavuk etini başta İstanbul, Ankara ve İzmir'de pazarlar. Ayrıca Ortadoğu ülkelerine de satış yaparlar. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

142 Tablo 8.3: Kümes Hayvanları Sayısı ve Yumurta Üretimi (Bin Adet) Tavuk-Horoz 139.031 Hindi 3.089 Tavuk yumurtası üretimi 7.666.574 Kaynak: D.İ.E. Türkiye İstatistik Yıllığı 6.4. Arıcılık Ülkemizin kırsal uğraşı düzenleri içinde yer alan bal ve balmumu elde etmek amacıyla ekonomik bir değer ifade eden arıcılık hemen hemen her bölgemizde yapılır. Doğu Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgesinin yüksek yörelerinde bitkilerin çiçeklenme durumuna göre arı kovanları kamyonlarla taşınır. Gezici veya göçebe arıcılık denen bu tip arıcılıkta kovanlar alçak ve sıcak kesimlerden başka bir deyişle otların kuruduğu kesimlerden, otların çiçeklendiği yüksek alanlara taşınır. İlkbahar ve yazı yüksek kesimlerde geçirdikten sonra tekrar alçak alanlara dönülür. Ülkemizde arıcılık Ege Bölgesinde (Manisa, Muğla, İzmir, Aydın) modern yöntemlerle yapılmakta olup bal üretimi oldukça yüksektir. Ayrıca Akdeniz (Antalya, İçel), İç Anadolu (Konya, Ankara, Niğde), Marmara (Balıkesir, Çanakkale), Doğu Anadolu (Erzurum, Kars) bölgelerinde arıcılık faaliyetleri gelişmiştir. Özellikle Ankara, Muğla, Erzurum, Kars balları aranan ünlü ballarımız arasında olup, Rize-Çamlıhemşin ilçesinin Anzer balı fiyatı en yüksek saf baldır. Toplam 3.418.000 adet kovan olan ülkemizde 258.000 adet bal verimi düşük (4.5 kg), eski tip kovan ile verimi oldukça yüksek (40-50 kg. kovan başına) 3.160.000 adet yeni tip kovan bulunmaktadır. Bunlardan modern fenni tip olan yeni kovanların sayısal artışı ülkemizde arıcılığın gelişmekte oluşunun önemli bir kanıtıdır. Ülkemizde yılda ortalama 54.581 ton bal, 2.862 ton balmumu üretimi yapılır. 6.5. İpekböcekçiliği İpekböceği kozasından elde edilen son derece değerli ipekli kumaş üretimi için yapılan ipekböcekçiliği Anadolu'ya M.Ö. VI. yy.da Uzakdoğu'dan getirilmiştir. Ülkemizde Güney Marmara (Bursa), Güneydoğu Anadolu (Diyarbakır) ve Karadeniz kıyı bölgesi doğal yetişme alanlarıdır. 50.623 adet tohum kutusundan 1.353 ton yaş koza elde eden ülkemizde ipekböceği yetiştiren başlıca merkez Bursa'dır (yaş koza üretiminin yarısına yakını). Bursa dışında Muğla, Antalya, İçel, Diyarbakır ve Amasya ipekböcekçiliği yapılan başlıca illerdir. Özellikle 1963 yılında Japonya'dan getirilen polihibrit tohumlardan iyi sonuç alınmasına rağmen, ipekböcekçiliği son yıllarda suni ipek ve naylonların çıkması ve devlet tarafından yeterli teşvik görmemesi nedeniyle gerilemektedir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

143 7. Su Ürünleri Üç tarafı denizlerle çevrili olan, çok sayıda göl ve akarsuyun bulunduğu ülkemizde balıkçılık pek fazla gelişmemiştir. Protein yönünden zengin önemli bir besin maddesi olan balık avlanma ortamına göre deniz ve tatlı su balıkçılığı olmak üzere gruplara ayrılır. 7.1. Deniz Balıkçılığı Bir yarımada şeklinde olan ve üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde deniz balıkçılığı önemli bir potansiyel oluşturmakla beraber kıyı bölgelerimizde tarım ve hayvancılıktan sonra ek bir gelir kaynağı olarak kabul edilir. Ülkemizde balıkçılığın gelişememesinin bazı nedenleri vardır. Dünyada kıyı ve açık deniz balıkçılığı gelişmiş olmasına karşın ülkemizde 8.749 adet olan balıkçı teknesinin büyük bir bölümü kıyı balıkçılığı yapmaktadır. Özellikle hem fazla balık avlamak hem de kıyılarımızdaki balık potansiyelini tüketmemek için açık deniz balıkçılığına geçilmesi gereklidir. Bu bakımdan teknelerin %95'inin motorlu olmasına karşın sadece 765 adedinin (%9) 10.000 ton ve üzerinde olması ülkemizin teknik açıdan yetersiz kalmasına neden olmuştur. 290.046 ton balık avlanan ülkemizde bu değer dünya ölçüsüne göre oldukça düşüktür (İspanya 1.5 milyon ton, Portekiz 750-800 bin ton, İsveç 600-700 bin ton). Ülkemizde teknik yetersizlikler yanında usulsüz avlanma da balıkçılığın gelişememesinde veya gerilemesinde önemli bir nedendir. Trolle avlanma, üreme ve yuvalanma alanı olan kıta sahanlığında avlanma yasağı olan tarihlerde (15 Mayıs - 15 Ağustos) kaçak avlanma balıkçılık ekonomimize büyük zararlar verir. Ülkemizde sanayi ve evsel atıkların arıtılmadan denize verilmesi başta İzmir, İzmit, Gemlik körfezi olmak üzere bazı körfezlerimizde balıkların barınmasını ve çoğalmasını engellemektedir. Ayrıca balıkların önemli üreme ve yetişme ortamı olan dalyanlar da bataklık haline dönüşmektedir. Ülkemizde balıkçılığın gelişememesinde halkımızın su ürünlerine besin kaynağı olarak fazla değer vermemesi de önemli bir etkendir. Ancak son yıllarda özellikle büyük kentlerde sağlıklı beslenmenin temel koşullarından biri olarak su ürünleri önem kazanmaktadır. Balıkçılığın coğrafi dağılışı ve başlıca avlanma bölgeleri içinde Karadeniz, Marmara ve Boğazlar önemli bir potansiyele sahiptir. Karadeniz'in güney kıyılarını oluşturan ülkemiz kıyıları kuzey kısmına oranla daha sıcak, denize dökülen çok sayıda akarsu nedeniyle plankton bakımından zengin, deniz akıntıları yönünden daha olumlu koşullara sahiptir. Ülkemizin balık üretiminin %80'i bu denizden karşılanır. Bir iç deniz olan Marmara denizi de balık türleri bakımından zengin olup balık AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

144 üretiminin %10'u bu denizden sağlanır. Marmara denizinde yaşayan yerli balıkların yanı sıra Karadeniz ve Akdeniz'de yaşayan bazı gezici balık türlerinin yolu üzerinde olan Boğazlar da zengin bir potansiyele sahiptir. Ege ve Akdeniz ise avlanma ve üretim bakımından yetersiz olup yıllık balık üretiminin %5'i Ege, %3'ü Akdeniz'den karşılanır. Bu denizlerde özellikle akarsu ağızlarındaki dalyanlar plankton bakımından zengin olan başlıca avlanma sahalarıdır. Ülkemizde en çok avlanan balık (90.000 ton dolayında) hamsidir. Diğer balık türleri barbunya, istavrit, kefal, kolyoz, lüfer, palamut, sardalya, torik, uskumru ve kalkandır. Bu balıklardan Karadeniz ve Marmara'da tutulanları bir kısmı soğuk hava vagonları ile veya dondurulmuş olarak ülke içinde pazarlanırken, az bir kısmı (10-20 bin ton) ihraç edilir. Ancak son yıllarda Danimarka ve Norveç'ten ithal edilen balıklar yerli avcılığı olumsuz yönde etkilemektedir. Tablo 8.4: Ülkemizde Avlanan Başlıca Balık Türleri ve Miktarı (Ton) Deniz Ürünleri Balıklar 290.046 Barbunya 5.945 Hamsi 90.637 İstavrit 33.848 Kalkan 1.137 Kefal 14.580 Kolyoz 14.678 Lüfer 12.334 Palamut 19.151 Sardalya 30.298 Torik 494 Uskumru 1.534 Diğer 65.410 Diğer Ürünler 27.379 Kültür Balıkçılığı 7.835 Tatlı Su Ürünleri 39.401 Alabalık 77 Karabalık 1.521 Kızılkanat 588 Kefal 1.123 Sazan 14.937 Turna 268 Yayın 390 Yılan 262 Diğer 20.235 Kaynak: D.İ.E. Türkiye İstatistik Yıllığı Yengeç, midye, ıstakoz gibi kabuklu, ahtapot, mürekkep balığı gibi yumuşakça ve sünger gibi diğer deniz ürünleri de 27.379 ton dolayında avlanmaktadır. Bunlardan özellikle Bodrum-Marmaris dolaylarında 1.000-1.500 ton dolayında çıkartılan sünger avcılığı önemlidir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

145 7.2. Tatlısu Balıkçılığı Ülkemizin göl, akarsu ve baraj göllerinde ise tatlı su balıkçılığı yapılır. Irmak balıkları içinde en çok avlanan balık türü alabalıktır. Fırat nehrinin Karasu ve Murat kolları, Dicle, Aras, Sakarya nehirleri ve kolları ile Karadeniz ve Ege Bölgesindeki bazı akarsularımızda ırmak balıkçılığı yapılır. Göllerde avlanan en önemli balık ise sazandır. Kefal, karabalık, turna, yayın ve yılan balığı ise diğer göl balıklarıdır. Ülkemizde tatlı su ürünleri içinde kerevit avcılığı Eğridir (yıllık üretimin %5-6'sı) ve Beyşehir göllerindedir. Son yıllarda ülkemizde kültür balıkçılığı alanında da gelişmeler olmuştur. Kültür balıkçılığı denizlerde koy ve körfezler içinde dalyan adı verilen sahalarda yavru balıkların geçemeyeceği sıklıkta örülen demir kafeslerin suya bırakılması biçiminde sürdürüldüğü gibi, akarsu kenarlarında inşa edilen havuzlarda da yapılır. Bu havuzlarda elde edilen yavru balıklar baraj göllerine veya başka balık üretme çiftliklerine gönderilir. Ülkemizde deniz balığı olarak çupra ve levrek, tatlı su balığı olarak alabalık kültüre edilen başlıca balık türleridir. Ülkemizde 20'si kıyı (Muğla, Antalya, İzmir, Rize başta), 23'ü iç kesimlerde (başta Bilecik, Denizli) olmak üzere 43 ilimizde kültür balıkçılığı yapılmaktadır. 8. Ormancılık Nemli subtropikal iklim kuşağı ile kurak subtropikal iklim kuşağı arasında yer alan ülkemizin sahip olduğu ekolojik koşullar nedeniyle yarısından fazlasının ormanlar ile kaplı olması düşünülebilir. Ancak ilkçağdan itibaren yüzyıllar boyunca ormanlık alanların savaşlar, yerleşim yerleri açmak, tarla açmak, hayvan otlatmak ve yangınlar gibi etkenlerle tahribe uğraması orman alanlarının büyük ölçüde azalmasına neden olmuştur. Günümüzde 20.199.296 hektar alan kaplayan ormanlık alanlar Türkiye yüzölçümünün %24.8'ini oluşturur. %30'un altında olan ve ülkemizi ormanlar bakımından orta derecede zengin ülkeler konumuna sokan bu değer kuzey, orta ve batı Avrupa ülkelerine göre düşük (Finlandiya %69, İsveç %53, Avusturya %38, Lüksemburg %33 vb.) Ortadoğu (Irak %4, Suriye %3, Suudi Arabistan %0) ve Güney Avrupa ülkelerine (İspanya %22, Yunanistan %20, Fransa %22) göre yüksektir. Günümüzde ormanların dağılışını gösteren, bir Türkiye haritası incelendiğinde ormanların coğrafi bölgelere eşit olarak dağılmadığı görülür. Bu bakımdan kıyı bölgeleri (Karadeniz, Akdeniz, Ege, Marmara) ile yüksek dağlık kesimler ormanlarla kaplıdır. Bu bölgeler içinde orman alanlarının %32'sini bünyesinde toplayan Karadeniz bölgesi hem ekonomik bakımdan hem de kapladığı alan bakımından ülkemizin en zengin bölgesidir. Karadeniz bölgesini %20 ile Akdeniz, %19'luk oranlar ile Marmara ve Ege bölgeleri izler. İç bölgelerimizin tamamı ise %10 gibi bir değer gösterir. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

146 Ülkemizde ormanlar kaliteleri bakımından incelendiğinde yalnızca 275 kadarının verimli veya başka bir değişle iyi nitelikli orman, geriye kalan kısmının verimsiz bozuk orman, makilik ve çalılık şeklinde olduğu görülür. 9. Ormanlardan Yararlanma ve Ormancılığın Türkiye Ekonomisine Etkisi En önemli doğal kaynaklarımızdan biri durumunda olan ormanlardan yararlanma iki grupta toplanabilir: Ormanların ana (yapacak) ve yan ürünler (yakacak) veya ikincil ürünler şeklinde ekonomimize doğrudan katkısı, Ormanlardan dolaylı yararlanma Ormanlardan elde edilen ana ürünlerin başlıcaları tomruk (parke, ambalaj, mobilya, kontraplak, kaplama ve inşaat malzemesi vb.), maden direği (maden ocaklarının tavan ve yan destekleri için), kağıtlık odun (kağıt fabrikalarının selüloz ihtiyacı için), lif ve yongadır (dokuma endüstrisinde). Yan (ikinci) ürün üretimi ise çok daha çeşitlidir. Bu grup ürünler içinde yıllık üretimin hemen hemen tamamına yakını yakacak odun üretiminden oluşur. Sırık, çıra, çubuk, çalı, reçine, şimşir, defne yaprağı, sığla yağı üretiminin ülke ekonomisi içindeki payı çok azdır. Bunların geçmiş yıllara göre önemini kaybetmiş olmasının büyük etkisi vardır. Nitekim Muğla-Köyceğiz arasında yer alan Günlük ağaçlarından elde edilen sığla yağı üretimi büyük ölçüde düşmüştür. Türkiye ekonomisi üzerinde büyük katkısı olmamakla birlikte özellikle orman köylerinde ıhlamur, kestane ve palamut (palamut meşesinden) toplayıcılığı da yapılır. Ana ve yan ürünlerin elde edilmesinde en çok köknar, çam, ladin, sedir gibi iğne yapraklı ağaçlarla kayın, kavak, meşe, kestane gibi yayvan yapraklı ağaçlardan yararlanılır. Özellikle son yıllarda ülkemizde kavakçılık ve kavak ağacından kereste üretimi önemli ölçüde artmıştır. Bu bakımdan orman alanlarının yaklaşık %5'ini oluşturan kavaklıklardan, ormanlardan elde edilen kerestenin yarısına yakını karşılanır. Ormanlar işletmecilik açısından değerlendirildiğinde %55'inin işletmeye uygun verimli korular biçiminde olduğu %45'inin ise baltalık ormanlardan oluştuğu görülür. Ancak koru ormanlarının yaklaşık %25'i bozuk koru, baltalık ormanların da %35'i bozuk baltalık biçimindedir. Sözkonusu orman alanlarından koruların sanayi için, çoğunluğu meşelerin oluşturduğu baltalıkların ise yakacak odun temininde kullanıldığı dikkati çeker. Ormanların gayri safi milli hasıla içindeki payı oldukça düşüktür (binde 5). ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

147 Tablo 8.5: Başlıca Orman Ürünleri ve Miktarları Ana Ürün m 3 Tomruk 3.158.961 Maden Direği 464.790 Tel Direği 99.269 Sanayi Odunu 623.622 Kağıtlık Odun 1.043.021 Lif-Yonga 1.103.565 İkinci Ürün (ton) Yakacak Odun 4.601.235 Sırık 10.924 Çıra 4.017 Çubuk 1.618 Çalı 3.469 Reçine 87 Şimşir 4 Defne Yaprağı 2.017 Sığla 1 QOrmanların yukarıda belirtilen doğrudan yararları dışında dolaylı faydaları da vardır. Bu faydaların başında yüzeysel akışa engel olarak erozyonu önlemesi gelir. Don, sıcaklık, fırtına, rüzgar, kuraklık gibi iklim elemanlarının olumsuz etkilerini azaltır. Nitekim orman örtüsünün olduğu kısımlarda şiddetli don ve kuraklık olayları görülmez, şiddetli rüzgar ve fırtınaların hızını keser, buharlaşmayı azaltarak nem oranını kontrol eder. Yeraltı ve yerüstü sularının rejimlerini kontrol eder. Oksijen vererek havayı temizler, doğal görünümleri ve dinlendirici özellikleri ile turizm ve rekreasyon alanı olarak değerlendirilirler. 10. Ormancılığın Sorunları Ormancılıkta karşılanan en önemli sorunlar orman yangınları ile ana ve ikinci ürün elde etmek amacıyla yapılan kesimlerdir. Bunlar içinde orman yangınları kısa sürede çok geniş bir alanı etkisi altına aldığı için oldukça önemlidir. Orman yangınlarının çıkış nedenleri arasında tarla, yerleşim yeri, otlak alanı açmak, ihmaller sayılabilir. Bu yangınlarla 1930'lu yıllardan günümüze kadar yaklaşık 1.5 milyon hektara yakın orman alanı zarar görmüştür. Son yıllarda Çanakkale'nin Gelibolu ve Muğla'nın Marmaris ilçesinde meydana gelen orman yangınları oldukça önemlidir. Yangınların özellikle yaz aylarında meydana gelmesi, ülkemizin Akdeniz ikliminin etkisi altında olması, dolayısıyla yağış miktarının düşük, sıcaklık değerlerinin yüksek olması ile yakından ilgilidir. Ormanlarımızın korunması için bir vatandaş olarak üzerimize düşen görevler neler olabilir? Araştırınız.? AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

148 Milli servetimiz olan ormanların tahrip edilmesi, yangınların söndürülmesinden, orman alanlarının kaybına kadar bir dizi ekonomik zarara yol açar. Yenilenen bir doğal kaynak olan ormanların çoğalması, korunması, tahribe uğrayanların yerine yenilerinin dikilmesi amacıyla son yıllarda ülkemizde ağaçlandırma çalışmalarına büyük önem verilmektedir. Nitekim 1930'lu yıllardan günümüze kadar 750.000 hektarlık alan (orman arazisinin %3.7'si) ağaçlandırılmıştır. Bu amaçla başta Orman Bakanlığı olmak üzere, belediyeler, gönüllü çevre kuruluşları ağaçlandırma faaliyetlerinde bulunmaktadır. Özet Tarım, hayvancılık ve ormancılık Türkiye'nin önemli ekonomik faaliyetleri arasında yer alır. Gerçekten de gerek büyük nüfus kütlelerinin beslenmesinde gerekse sanayiye hammadde sağlanmasında bu ekonomik faaliyet kollarına büyük gereksinim duyulur. Türkiye'de toprakların faydalanma bakımından bölünüşünde en büyük pay ekili dikili alanlara düşer. Ekili alanlar içinde ise tahıl türleri başta gelir. Tahıl türleri içinde ise buğday baş sırayı alır. Arpa, çavdar, mısır, pirinç diğer önemli tahıl türleridir. Endüstri bitkileri içinde ise şekerpancarı, pamuk, tütün, ayçiçeği ve haşhaş başlıca türleri oluşturur. Baklagiller ve yumrulu bitkiler ekili alanlar içinde yer alan diğer ürünlerdir. Dikili alanlar içinde ise meyve bahçeleri, çay tarımı, zeytinlikler, bağlar ve sebze bahçeleri sayılabilir. Sayılan tarımsal ürünlerin tümü coğrafi bölgelerimizde ürün cinsi ve ekim miktarı bakımından çeşitlilik gösterir. Nitekim buğday hemen her bölgemizde yetişmesine karşın İç Anadolu Bölgesinde üretim bakımından ilk sıradadır. Ege bölgesi üzüm, incir, tütün ve zeytinlikler, Marmara bölgesi ayçiçeği ile sebze ve meyve türleri, Akdeniz bölgesi pamuk ve turunçgil, Doğu Anadolu bölgesi arpa ve hayvan yemi, Güneydoğu Anadolu bölgesi ise antep fıstığı ve mercimek üretimi bakımından önem gösterir. Ülkemizde ekonomisinde hayvancılık tarımın yanında ikinci bir ekonomik faaliyet olarak sürdürülür. Hayvancılık faaliyetleri genellikle açık mera hayvancılığı biçimindedir. Ancak son yıllarda meydana gelen gelişmelere bağlı olarak ahır hayvancılığı şekline de dönüşmektedir. Ülkemizde en çok beslenen hayvan, kötü beslenme ve iklim şartlarına uyum sağlamış olan küçükbaş hayvanlardır. Son yıllarda büyük kentler çevresinde kurulan tavuk çiftlikleri ile, büyükbaş hayvan yetiştiren şirketlerin kurduğu mandıralar önem kazanmaya başlamıştır. Yurdumuzun orman alanları ise yüzölçümü ile karşılaştırıldığında azdır. Ancak Türkiye potansiyel bakımından ağaç yetişmesine elverişlidir. Bu amaçla devlet kuruluşları ve çeşitli çevre kurumlarının başlattığı ağaçlandırma çalışmaları olumlu sonuçlar vermektedir. Ormanlardan çok çeşitli şekillerde yararlanılır. Özellikle sanayileşme yolunda büyük mesafeler kaydetmiş olan ülkemizde ormanların hammadde kaynağı olarak önemi oldukça fazladır. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

149 Değerlendirme Soruları Aşağıdaki soruların yanıtlarını seçenekler arasından bulunuz. 1. Ülkemizde en geniş ekim alanına sahip olan endüstri bitkisi hangisidir ve en çok hangi bölgemizde ekilir? A. Haşhaş, Ege Bölgesi B. Susam-Güneydoğu Anadolu Bölgesi C. Ayçiçeği-Marmara Bölgesi D. Pamuk-Akdeniz Bölgesi E. Şekerpancarı-İç Anadolu Bölgesi 2. Aşağıdaki illerden hangisinde çay yetiştirilmez? A. Rize B. Trabzon C. Çorum D. Giresun E. Artvin 3. Türkiye'nin Ege Bölgesinden sonra en çok tütün yetiştiren saha ve burada en fazla tütün yetiştiren il hangisidir? A. Orta Karadeniz bölümü-samsun B. Göller yöresi-isparta C. Akdeniz Bölgesi-Adana D. İç Anadolu Bölgesi-Eskişehir E. İç Batı Anadolu bölümü-afyonkarahisar 4. Ülkemizde en çok yetiştirilen küçükbaş hayvanlardan olan koyun aşağıdaki sahalardan hangisinde önem taşımaz? A. İç Anadolu B. Güney Marmara C. Doğu Karadeniz D. Güneydoğu Anadolu E. Trakya 5. Orman alanları bakımından en yoğun olan bölgemiz aşağıdakilerden hangisidir? A. Akdeniz Bölgesi B. Karadeniz Bölgesi C. Marmara Bölgesi D. Ege Bölgesi E. Doğu Anadolu Bölgesi AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

150 Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar Açıl, f. Ankara Keçisi ve Tiftiğin Memleket Bünyesindeki Ekonomik Önemi, Ankara Ünv. Ziraat Fak., Yay No: 115, Ankara, 1961. Akbayı, R. Bilimsel Tavukçuluk, Güven Matbaası, Ankara. Alp, Ö. Ortak Pazar Ülkeleri ve Türkiye Şeker Endüstrisi, Türkiye Ş.F.A.Ş., Yay No: 100, Ankara, 1963. Aruoba, Ç. Tarım Sektörü. Türkiye Ekonomisi Sektörel Gelişmeler, Türkiye ekonomi Kurumu Yayını, Ankara, 1992. Atalay, İ. Türkiye Coğrafyası, İzmir, 1994. Atalay, İ.- K. Mortan. Türkiye Bölgesel Coğrafyası, İstanbul, 1997. Başol, K. Türkiye Ekonomisi, İzmir, 1992. Bayrak, O. Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1994. Bozkurt, Y. Atatürk Türkiye'sinde Orman Ürünleri Endüstrisi ve Gelişimi, İ.Ü. Yay.No: 2883, İstanbul, 1981. Cillov, H. Türkiye Ekonomisi, İ.Ü. Yay.No: 1497, İktisat Fak. Yay.No: 266, İstanbul, 1970. Darkot, B. Türkiye İktisadi Coğrafyası, İ.Ü. Yay.No: 1307, Coğrafya Enst. Yay.No: 51, İstanbul, 1972. Diker, M. Türkiye'de Ormancılık, Tarım Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Yay.No: 73, Ankara, 1947. Doğanay, H. Türkiye Ekonomik Coğrafyası, İstanbul, 1995. Gözenç, S.-B.Mater-N.Günal-L.Erel-E.Gümüş-G.Ertin. Türkiye'nin Ekonomik Coğrafyası, Anadolu Üniversitesi Yay.No: 419, Açıköğretim Fak. Yay.No: 178, Eskişehir, 1991. İncekara, F. Endüstri Bitkileri Islahı, Ege Ün. Ziraat Fak. Yay. No: 84, İzmir, 1979. İzbırak, R. Türkiye, M.E.B. Yay.No: 263, İstanbul, 1996. Şahin, H. Türkiye Ekonomisi: Tarihsel Gelişimi ve Bugünkü Durumu, 2. Baskı, Uludağ Ünv. Güçlendirme Vakfı Yay.No: 51, Bursa, 1993. Şiray, A. Türkiye Şeker Sanayii ve Şekerpancarı Tarımı, Türkiye Ş.F.A.Ş. Yay.No: 21, Ankara, 1979. Yücel, T. Türkiye Coğrafyası, T.K.A.E. Yay. No: 68, Ankara, 1987. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ