Dikkat! Değerli okuyucular, Kitapların tüm telif hakları Talat Turhan'a ait olup izinsiz çoğaltılamaz, alıntı yapılamaz, başka sitelerde kullanılamaz. Copyright 2008 Talat Turhan Okumanın da en rahat yapıldığı yer burası, bir ay içinde sindire sindire 2.000 sayfa kitap okudum. Eğer kıymetlendirmeğe moral güçleri yeterse, HAPİSHANELER AYDINLAR İÇİN BİRER OKULDUR. *** Ölünceye kadar hiçbir güç ve koşul; şeref, haysiyet, karakter ve prensiplerime taalluk eden konularda benden taviz almağa muvaffak olamayacaktır. Bu yeteneğime inanmamın güvencesi içinde gayet rahat ve huzurluyum. Talat Turhan (26 Mart 1973 tarihli mektuptan)
Önsöz Memleket İçin Bir Şeyler Yapmanın Gerektiğini Düşünüyordum 12 Mart 1971 Darbesi öncesinde o zamanın iktidarına karşı sivil-asker zinde güçler işbirlikçi iktidarı alaşağı etmek için Türkiye nin her yerinde başlangıçta birbirinden bağımsız örgütlenerek vatanı kurtarmak için çareler arıyorlardı. Gençlik çeşitli fraksiyonlar halinde o dönemdeki dünyayı etkileyen sol dalgadan esinlenerek eylemsel yöntemlerle arzu ettikleri sonuca varacağını düşlüyor ve özellikle canları pahasına antiemperyalist bir mücadele sürdürüyorlardı. Bu mücadele Dolmabahçe de ABD donanmasında görevli denizcileri denize dökmeye kadar varıyor, karşı devrimci cephe de sol gençlik fraksiyonlarını provoke etmek için Beyazıt Kulesi ne kırmızı bayrak çekilmesinden tutun da çeşitli provokasyonlarla solu eyleme iterek bir hesaplaşma içine girmiş bulunuyordu. Bu bağlamda eski tüfek diye tanımlanan kişiler, çevrelerine topladığı yandaşlarıyla olası bir askeri harekâttan pay kapmayı düşünüyorlardı. Bunlar içinde özellikle Doğan Avcıoğlu, o dönemde yazmış olduğu Türkiye nin Düzeni kitabı başta Kuvvet Komutanları olmak üzere birçok yapıtı hemen hemen Silahlı Kuvvetler in büyük bir çoğunluğu tarafından okunup onaylandığı için elde ettiği potansiyel gücünü geleceğinin iktidarında söz sahibi olmak için kullanmayı düşlüyordu. Bu amaçla daha sonraki dönemde Madanoğlu grubu diye adlandırılan sivil-asker karması bir örgüt oluşturulmuş ve Devrim Gazetesi bu örgütün sözcülüğünü üstlenmiş bulunuyordu. Yine o dönemde Devrimci Ordu Gücü isminde bir örgütün kurulmuş olduğunu görüyoruz. Bu örgütün asker kanadı ilke itibariyle aralarına sivil şahısları almamayı kabul etmelerine karşın, Doğan Avcıoğlu grubuyla birlikte çalışmada hiçbir sakınca görmüyorlardı. Doğan Avcıoğlu grubunun içine MİT ajan sızdırmış, bu ajan onların bütün toplantılarına katılıp, toplantıları yönlendirip, bütün konuşmalarını kayda alıp 12 Mart 1971 sonrasında Madanoğlu Davası diye bir davanın başlıca delili olarak kullanılmış; fakat o dönemde bantlar delil sayılmadığı için dava beraatla sonuçlanmıştı. Bu bağlamda İstanbul da da binbaşı dâhil daha üst rütbeli subaylar aralarında toplantılar yaparak ülkeyi kurtarmak için çareler arıyorlardı. Bu grubun önde gelen bir kişisi benimle irtibata geçerek çalışmalarından söz etti. Ve toplantılarına katılmamı benden talep etti. Bu öneriyi geri çeviremezdim. Çünkü ben de memleket için bir şeyler yapılması gerektiğini ve her durumda ülkenin işbirlikçi iktidardan uzaklaştırılması gerektiğini inanıyordum. Toplantılarımız devam etti. Bir noktaya geldikten sonra başlarında bir general görmek istediklerini söylediler. Ben büyük uğraşılardan sonra o tarihte Adapazarı nda 12. Tümen Kumandanı olan Tümgeneral Celil Gürkan ı ikna ederek birlikte olduğum bu subay grubunu Adapazarı civarında beş karayolunun kesiştiği bir yerde bulunan bir benzin istasyonunda gece yarısı saat 02:00 sıralarında tanıştırdım. Bu suretle 12 Mart a giden süreçte İstanbul Grubunun lideri bulunmuş oldu. Kendimi yedeğe almak suretiyle toplantılar süregeldi. Daha sonra, mahkemeye çıktığımda savcı beni subaylarla birkaç toplantı yapmakla suçladı. Sorguma başlar başlamaz (mealen): İçinde hırsız, esrar kaçakçısı, eroin kaçakçısı gibi suçlular bulunan parlamentoyu istemiyorum. Savcının dediği gibi bu uğurda 2 toplantı değil birçok toplantı yaptım. Eğer buradan çıkabilirsem 100 toplantı daha yaparım diye söze başladım. Zaman içinde parlamentoda bu nitelikte insanların çıkması haklılığımı kanıtladı. Bir MHP li senatör Marsilya da eroin satarken yakalandı ve mahkum oldu. Tümgeneral Celil Gürkan ın Silahlı Kuvvetler içerisinde öne çıkmış, iki dil bilen, çok kültürlü, saygın bir kişilik olmasına karşın Adapazarı dan (Sakarya) Ankara ya gittiğinde (1970) olağanüstü güce sahipti. Ancak etrafını 12 Mart 1971 muhtırasal darbesine kadar olan sureçte bir darbeden pay koparmaktan başka düşüncesi olmayan sivil-asker muhteris kişiler, yerli ve yabancı istihbarat örgütü ajanları ve masonlar1 sarmış Gürkan ı kontrol ediyorlardı.
Nitekim 12 Mart 1971 den sonra Celil Gürkan: İyi ki başaramadık diyerek duygularını açıklamıştı. Onun için 9 Mart 1971 ılımlı sol darbe girişimi 12 Mart 1971 de karşıtların bir araya gelmesiyle faşist bir darbeye dönüştü. Devrimci Ordu Gücü nün Çifte Standardı Tümgeneral Celil Gürkan Ankara ya atanmadan evvel, biraz önce de belirttiğim gibi, 1969-1970 yılları arasında asker kesimin örgütlenmesinde benimle birlikte yer almıştır. Daha sonra bu oluşuma bazı sivil kişiler de katılmışlardır. Bu dönemde Gürkan bu örgütlenmenin Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri ayaklarında bulunan Generallerle de tanıştırılmış, ve daha sonra Ankara ya atanmıştır. Orada benzer bir yapı olduğu için, onlarla da birliktelik içinde gücü daha da arttı. Birlikte yola çıkmış olmamıza karşın Devrimci Ordu Gücü nün çifte standartlı sivil almama ilkesine uyarak beni bu oluşumdan açıkça ifade etmeksizin dışladılar. Buna karşın yurt sevgim süregeldiği için iktidarı devirmeyi düşleyen bu grubu izlemeye devam ettim. Aşağı yukarı 12 Mart 1971 den 6 ay önce aralarına korgeneral rütbesinde ABD yanlısı bir ajanın sızmış olduğunu öğrenince Faruk Ateşdağlı isimli, her çevrede büyük saygınlığı olan emekli bir kurmay albaydan Ankara ya gitmesini istirham ettim. Çünkü, sözü geçen ajanın da öğretmeni olduğu için Faruk Ateşdağlı ya büyük saygısı vardı. Kendisiyle konuşarak niyetini öğrenmesini ve temasının sonuçlarını Tümgeneral Celil Gürkan a aktarmasını istedim. Ajan, 1970 yılını geçmemek üzere kanlı bir faşist darbe düşünüyordu. Oysaki ötekiler Marksist olmasa bile CHP nin başlangıçta ortanın solu diye nitelediği demokratik sosyalist anlayışta bir darbe yapmak istiyorlardı. Daha sonraki süreçte 1971 yılının Şubat ayında Tümgeneral Celil Gürkan ın isteği üzerine İstanbul daki örgüt içinde bulunan ve benden sonra örgüt içine sızan bir piyade albay aracılığıyla o dönemde İstanbul da görevli bulunan ve direkt Orgeneral Faruk Gürler liderliği içinde yer alan sınıf arkadaşım bir tuğgeneral ile temas ederek izlenimlerimi Tümgeneral Celil Gürkan a aktardım. Durum hiç de düşlediğim yönde gelişmiyordu. Daha sonra 3 Mart 1971 gecesi biraz evvel sözünü ettiğim ajan provokatör korgeneralin de bulunduğu Ankara da bir toplantıya katıldım. O toplantıda 5 muvazzaf general 5 eski ihtilalci subay vardı. Ben ajanı görür görmez sadece dinleme konumuna geçtim. Aslında o toplantının 9 Mart ın 12 Mart a evrilmesi için düzenlenmiş ve ajan açısından çok başarılı olmuş bir tarihsel dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Bir televizyon kanalında ve bir kitabımda bu olayın ayrıntısını açıklıyorum. Toplantı esnasında ev sahibi olan avukat Danton2 edasıyla: Paşalar paşalar! Gördüğüm kadarıyla siz iradenizi Orgeneral Faruk Gürler e bağlamışsınız Türkiye nin özgün koşulları eğer bir devrimi gerektiriyorsa, bu devrim önündeki tüm engeller aşılır. Eğer sizin gücünüz yetmiyorsa bırakın biz Faruk Gürler i temizleyelim, yeter ki devrim olsun. dedi. Ajan korgeneralin de duymak istediği cümle tam da buydu. Çünkü bu sözleri sarfeden kişi aynı zamanda Orgeneral Faruk Gürler in de avukatıydı. Ajan teybini götürüp Gürler e dinletti. Hem Amerikancı olan hem de tüm istihbarat örgütlerinin desteği içinde çıkarlarını kollayan Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay-Gn. Kur. Bşk. Org. Memduh Tağmaç kliğine sözde solda gözüken Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler ve Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Muhsin Batur mecburen katıldı. Dolayısıyla daha başlangıçta birbirine karşıt olan bu dörtlü, muhtırasal bir darbeyle ülkedeki devrimci potansiyeli bir anda deşarj ettiler. 9 Martlı ların aymazlığından kaynaklanan bu olguyu kuşkusuz tarihçiler değerlendirecektir. Bomba Davası Neden Başladı?3 Bu karşıtlık süregeldi. 30 Ağustos 1972 den önce ABD yanlıları Orgeneral Faruk Gürler i saf dışı bırakmak istiyorlardı. Bu amaçla 10 Mayıs 1972 tarihinden itibaren Bomba
Davası nı bu iktidar kavgasının manevrası olarak kullanmak üzere Amerikancı kanat, kendi yandaşı olan İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Faik Türün ü devreye soktu. Bomba Davası bu amaçla başlatıldı. Aslında tüm darbe öncesi dönemlerde olduğu gibi, CIA ile birlikte çalışan yerli istihbarat örgütleri kendi işine yarayacak bir darbeyi tetiklemek için bir istikrarsızlaştırma dönemi başlattılar. Bu amaçla birbirinden kopuk gençler, ajanlar tarafından eyleme itilip suçlu konumuna düşürüldüler. Örneğin Bomba Davası nda bir genç iki-üç yere bomba atmaktan yargılanıyordu. Oysaki aynı genç bir yıl boyunca farkında olmadan bir polis ajanıyla aynı evi paylaşmış, polis ajanı bazı yerlerin bombalanmasına o genci ikna etmiş, hatta elverişli vasıta (bomba) temin ederek eylem yerini belirleyerek suça itilmesine ön ayak olmuştu. Bir taşla iki kuş vurulmasına güzel bir örnek... Oysa ki genç, o kişinin ismini açıklayamıyordu. Çünkü ikiden fazla eylemi vardı. Eğer açıklarsa diğer eylemleri ortaya çıkacak, daha suçlu duruma düşecekti. Ajan provokatörler suç işleyerek gençliğimize tuzak kurmuşlardır. Bomba Davası nda da bu tip eylemler ile cuntasal faaliyetler birbirine karıştırılmış ve cuntacılığın bu yolla suçlanmasına çalışılmıştır. Öylesine ki, Bomba Davası sanıkları arasına sokulan bir adi suçtanlardan sabıkalı bir kişi; Gasptan, hırsızlıktan, adam öldürmekten, yaralamaktan sabıkalı devrimciyim demek suretiyle devrim kavramını suçlamak için kullanılmıştır. Orgeneral Faruk Gürler Genel Kurmay Başkanı Oluyor 6 Ağustos 1972 günü Bomba Davası sanıklarından bir kişinin iki askeri savcı tarafından muhbir sıfatıyla ifadesi alındı; Orgeneral Faruk Gürler, Orgeneral Muhsin Batur ve Oramiral Kemal Kayacan bu örgüt içinde gösterilerek suçlanılmıştır. Amaç Gürler in Genelkurmay Başkanlığı na gelmesini engellemektir. Çünkü zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay yukarıda sözü edilen generalleri temizlemek görevini İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Faik Türün e2 vermiştir. Eğer Türün bu görevini başarırsa Genelkurmay makamı ona verilecektir. Tüm bu oluşuma karşın, 16 Ağustos 1972 günü Orgeneral Faruk Gürler zorla Genelkurmay Başkanlığı makamına oturmuş, öbürleri sessiz kalmak durumuna düşürülmüşlerdir. Ama bu kavga bitmemiştir. Bomba Davası adlı kitabımın sonuna eklediğim şemada belgesel olarak bu kavganın tüm sürecini en ince ayrıntısına kadar açıklıyorum. Genelkurmay Başkanını soruşturmaya güçleri yetmediği için, karşı devrimci kanat başta Ziverbey işkence köşkü müdavimleri Orgeneral Turgut Sunalp olmak üzere Faruk Gürler i kandırarak Cumhurbaşkanlığı vaadiyle Genelkurmay Başkanlığı ndan ayırmış; kuşkusuz AP (Adalet Partisi) ve Başbakan Süleyman Demirel de bu tuzakta bizzat yer almış Gürler bu tuzağa girmiş ve Cumhurbaşkanı seçilememiştir. Bu tarihten sonra meydan karşı devrimci kanadın eline geçmiştir. Böylelikle Mayıs 1972 de tutuklanan Bomba Davası sanıkları Şubat 1973 e kadar sorgusuz sualsiz içerde kalmış, bu süreç daha da uzatılmıştır. Nihayet Haziran 1973 tarihinde Emekli Tümgeneral Celil Gürkan, Emekli Kurmay Albay İlyas Albayrak, Avukat Fakih Özfakih, Emekli Hava Tuğgeneral Ömer Çokgor, Emekli Kurmay Albay Nedim Arat, Emekli Kurmay Albay Bahattin Taner, Emekli Deniz Binbaşı Erol Bilbilik Ziverbey Köşkü nde bir hafta süreyle işkenceye alınmışlardır. Bomba Davası sanığı sıfatıyla da sorgulanmışlardır. Ancak bir güç bu kişileri Orgeneral Faik Türün ün elinden almayı başarmış, Bomba Davası 11 ay sonra başlayabilmiştir. Ziverbey (Zihni Paşa) köşkün de işkence gördüğüm sırada bir albay (!) işlemediğim suçları itiraf etmemi istiyordu: Faruk Gürler, Muhsin Batur, Kemal Kayacan ile senin ve arkadaşlarının tüm ilişkilerini, 12 Mart ın 1971 nasıl yapıldığını, bütün örgütlerle olan ilişkilerini, bunların içinde bulunan bütün tanıdıklarını, evinde yapmış olduğun toplantılarda vermiş olduğun soygun ve patlatma direktiflerini, Milli Birlikçilerle cunta irtibatını, Boğaz Köprüsünü nasıl havaya uçurmayı düşündüğümü,4 bir günde 300 generali nasıl öldüreceğimi... Şimdi sana kalem kâğıt vereceğiz, aşağı inip odanda yazacaksın.
İşkence Altında Geçen Günler Yukarda ismini saydığım 7 kişi Devrimci Ordu Gücü (DOG) üyesidir. Ve Doğan Avcıoğlu yla yakın ilişki içindedirler. Oysaki ben Devrimci Ordu Gücü örgütünden dışlanmış bir kişiyim. Yani Bomba Davası nda bu kişiler adına yargılandım. DOG anayasa yapmış, ben anayasa yapmaktan yargılandım! Bunların bir kısmı tanık olarak geldi. Bakanlar Kurulu listesini hazırlamışlar. Ben orada yokum, ancak İddianame ve Esas Hakkında Mutalaa da içinde gösterildim Kabibay Grubu içinde gösterilen kişiler Bakanlar Kurulu listesinde yer alıyorlar. Çünkü onlar da bana rağmen Devrimci Ordu Gücü örgütü ile ilişkiye geçmişlerdir. Bu listeyi yapmaktan da yargılandım! Böylece yüzlerce örnek verebilirim. Suçlarımı(!) itiraf etmem için da çok kez önüme kalem kağıt getirdiler. Ve sonunda uğradığım muamele hep aynı oldu. Bazen bu işkence dayanılmaz bir hal alıyordu. Bomba Davası-Savunma adlı kitabımda yaşadığım bu uygulamayı şöyle anlatmıştım: Sorgular, sorgular. Hep aynı tehditler Nihayet anlaşılmıştı. Komandolara görev düşüyordu. Esasen Komandolar vatani görevlerini yapmak için bekliyorlardı(!) Yatırın şu adamı emri verildi. Ellerimin kilidi açılıp kollarım serbest bırakıldı. Sonra meşhur falaka sahnesi Bütün dünyam yıkılmıştı sanki o anda. Mahvolmuştum. Komandolar görev yapmaya devam ediyorlardı. Bu işkence ne kadar devam etti, bilemezdim tabii. O esnada neler söylediğimin farkında değilim. Ayaklarıma indirilen sopa darbelerinin acısını artık duymaz olmuştum. Birden Cibali Karakolu nu pek çok seven ses haykırdı. Burası cami değil ulan! diye. İşkence durdu. Biz adamı konuşturmasını biliriz. Daha dur, bu gördüğün hiç bir şey değil. Komandolarımız adamın hamurunu çıkarırlar gibi sözler söylendi. Konuşup konuşmayacağım yeniden soruldu. O sırada Bay Albay ın5 sesi duyuldu: Sana işkence yapılmasına dayanamadığım için dışarı çıkmıştım, yazık ediyorsun kendine. Bay Albay a; yaptıklarından utanmaları gerektiğini söyledim ve öldürülmemi istedim. Bunu eğer kendileri yapmayacaklarsa intihara hazır olduğumu bildirdim. Arzu edildiği şekilde mektup bırakmaya da razıyım dedim...yanıtı: Biz adamı ne zaman öldüreceğimizi biliriz. oldu. 6 Ağustos 1972 günü Bomba Davası nda bir sanığın iki savcıya muhbir sıfatıyla ifade verdiğini ve isminden çok sıkça söz ettiğimiz generalleri suçladığını açıklamıştım. Temmuz- Ağustos 1973 tarihinde sıra onlara geldi. Savcı ek bir iddianame hazırlamak suretiyle Emekli Orgeneral Faruk Gürler i cunta başı (25 Mayıs 1973 teki ifadeyle), Emekli Orgeneral Muhsin
Batur u cunta üyesi, Orgeneral Kemal Kayacan ı cunta üyesi olarak suçlayarak mahkemeye getirilmesini talep etti. Savcının bu isteği de yerine getirilmedi. Bomba Davası denilen ucubenin hesabını vermek bana düştü. 4.500 sayfalık bir savunmayla bu hesabı verdim. Savunmanın bir yerinde; Sol literatürde küçük burjuvanın kaypak olduğu söylenir, gerçekten de benim bütün yaşamım küçük burjuvanın kaypaklığını gözlemlemekle geçmiştir. Evet, küçük burjuva kaypağın kaypağı, kalleşin kalleşidir. Aslında sanık ilan edilip de Bomba Davası na getirilemeyen bu küçük burjuvalardan hiçbirisi, birkaç istisna dışında, evimin kapısını çalarak eşimin herhangi bir ihtiyacı olup olmadığını sormamıştır. O nedenle bu tür küçük burjuvaların örgütlenme hevesleri eğer devrimci bir ilkeye ve yönteme dayanmıyorsa önlenmelidir diye düşünüyorum. diye görüş belirtmiştim. Gözaltına Alınışım... Bu genel girişten sonra hapishane mektuplarından söz edebilmek için konuyu biraz özele almak istiyorum. 3/4 Temmuz 1972 gecesi gece saat 01:00 sıralarında 35 kişi Kuzguncuk ta bulunan Deniz Restoran da kafa çektikten sonra sarhoş bir halde evimi bastılar. Kapı çalmaksızın içeri girerek merdivenlere dizildiler. Ve ne yazık ki utanmadan Ayrı bir kat ve odada kalan 14 yaşındaki kızımı uyandırarak işe başladılar. Daha sonra benim kapımı çalarak arama yapmak istediler. Gayet doğal olarak arama emri istedim. Her isteğimde karşımdaki adam sıkıyönetim diye yanıtladı. Bu tartışma devam etti. Avukatlarım Birsen Balcıkardeşler ve Alp Kuran tarafından 1 Eylül 1972 günü İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı na ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı na verilen ve birer sureti Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı ve İstanbul Barosu Başkanlığına sunulan dilekçe karşılaştığım uygulamayı gözler önüne seriyor: T. Slh. K.lerinde yıllarca Türk Ulusuna şerefle hizmet etmiş bulunan müvekkilimiz Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan, 3/4 Temmuz 1972 gecesi saat 24:00-01:00 arasında evinden alınmıştır. Eve gelen ekip bir anda, evin bütün odalarına dağılmış, müvekkilimiz Em. Kur. Yb. Talat Turhan ın eşinin giyinmesine dahi izin ve imkân verilmemiştir. Kendi başına geldiğinde her insan gibi, her subayı da derinden üzecek nitelikte olan bu olay, müvekkilimizin hayatı boyunca hatırlayacağı devamlı bir işkence kaynağı etkisi yapmıştır. Müvekkilimiz evine gelenlere, arama ve yakalama kararı bulunup bulunmadığını sormuş, her seferinde Sıkıyönetim cevabını almıştır. En nihayet karşımdaki kişinin muhatabımın hüviyetini almayı başardım Mete Bozbora. Eşime dedim ki: Bu ismi yaz, lazım olur. Daha sonra yapmış olduğum araştırmada MİT le ilişkili bir emniyet müdürü olduğunu saptadım. Zaman içinde de mafya avukatlığına soyundu; bunu da tespit ettim. Aslında 60 metrekare olan bir evi 35 sarhoş insanın gecenin o saatinde basması başlı başına bir terördür. Doğrudan doğruya kütüphanedeki kitaplara saldırdılar. Azgın bir iştahayla kitaplarımı toplamaya başladılar. Baktım ki herhangi bir ilkeleri yok. Örneğin Harp Akademisi nde ders kitabı olarak okutulan Rus Harp Doktrini isimli kitabımı alıyorlardı. O
zamanlar Türk Odalar Birliği tarafından basılan antikomünist tandanslı propaganda kitaplarımı aldılar. Karl Marks ın Kapital ini alıyorlar, Hitler in Kavgam adlı kitabını alıyorlar. İçlerinde rütbeli bir binbaşı gördüm Bak binbaşım dedim. Bu kitap Genelkurmay tarafından basılmış ve Harp Akademisi nde ders kitabı olarak okutulan bir kitaptır. Alırsanız sizinle alay ederler, bu kitabı bırak dedim. Binbaşı nın gücü o kitabın bıraktırılmasına bile yetmedi. Mahkemede bu yaşadığım travmayı tanımlamak için istemeyerek de olsa Evimi bir işgal gücü bassa daha saygılı davranırdı demek zorunda kalarak sözlerimi duruşma tutanağına geçirttim. Haliç Manzarası Bile Cennet Gibi Görünmeye Başlamıştı Bir sivil polis arabası beni evden alarak o zamanki Kadıköy Belediye sinin alt katında bulunan Kadıköy Emniyet Amirliği bahçesine getirdi. Gözlerimi bağlayıp ellerimi kelepçeledikten sonra bir askeri kamyonete koymak suretiyle meçhul bir yere götürdüler. Kaç dakikalık bir yere gittiğimi hesap etmek için sayı saymaya başladım. Kadıköy den yarım saat uzaklıkta bir yere gittiğimi saptadım. Beni bir binanın bodrum katına attılar. Temmuz ayı olmasına karşın müthiş rutubetli ve soğuk bir odaya aldılar. İlk önce soydular soyduktan sonra aradılar bana ait tüm eşyalarımı elimden aldılar. Odada 24 saat lamba yanıyor. Perde var. Gece gündüz olduğunu fark etmiyorsunuz. Eller ve ayaklar zincirli ve somyaya bağlı. Sadece tuvalet için dışarı çıkarıyorlar o da gözler bağlı. Tuvalet yaparken de tuvaletin kapısı açık, nöbetçiler başınızda tuvalet kapı açıkken bekliyordu. Bu köşkte (!) bir ay boyunca işkence gördüm. Daha sonra 1 Ağustos 1972 günü Selimiye de Asayiş Birliği ne getirildim. Orada üç gün 54 metrekare bir koğuşta tek başına tutuldum. Aslında koğuştan Haliç ağzı gözüküyordu. Bir aylık işkenceden sonra o manzara bana cennet gibi gelmişti. Tek sıkıntı tuvalete çıkmaktı; çünkü kapıda bekleyen nöbetçi er istediği vakit tuvalete çıkarıyordu. O üç günlük süre içinde Askeri Savcıya götürdüler ve ifademi aldılar. Oradan, tutuklama mahkemesine çıkarıldım, tutuklamayı gıyabiden vicahiye çevirdiler. Ve beni Selimi Kışlasında özel olarak yapılmış, bir buçuk metre genişliğinde, beş metre uzunluğunda, beş metre yüksekliğinde, içinde açık tuvalet bulunan, tabanı ıslak, akrep-çıyan her türlü haşeratın cirit attığı, yerden 10 cm yüksekte bir tahtanın üstünde yatmak zorunda bırakıldığım bir hücreye kapattılar. Hücrede bir ay tutuldum. Kuşkusuz bu uygulamanın da hiç yasal dayanağı yoktu. Bu arada tam 37 gün ailem ve avukatlarım dahil hiç kimse benim nerede olduğumu bilemedi. Hatta biraz evvel sözünü ettiğim Kurmay Albay (E) Faruk Ateşdağlı, o zamanın garnizon komutanının Korgeneral Fikret Köknar ın öğretmeni olduğu için yerimi öğrenmek ve evden çıkarken eşya almadığım için bir kısım eşya göndermek üzere o kişiyle temas etti Köknar, öğretmenini kandırdı ve nerede olduğumu bilmediğini ve işkence yapılmadığı konusunda dair teminat verdi!..6 Mahkeme sürerken bu konuya ilişkin bildiklerini Noter kanalıyla tespit ettirip mahkeme dosyasına koydurttum. Tam 37 gün sonra hücredeyken Avukatım Birsen Balcıkardeşler in geldiğini söylediler. Bir üsteğmenin gözetiminde 10 dakika görüşme fırsatı verdiler. Bu arada oranın koşulları içerisinde başımdan geçenleri yazarak hukuksal bir mücadeleye girmemiz gerektiğini not halinde avukatıma verdim. Üsteğmen de buna göz yumdu ama hapishane yönetimi fark ettiği vakit üsteğmeni oradan uzaklaştırdılar. Biraz evvel söylediğim gibi hücre zeminden 5 metre aşağıda yer altında bir mekandı. 1 ay orada kaldıktan sonra üst katta G koğuşuna alındım. Bu arada ilk kez kitapta göreceğiniz gibi 3 Ağustos-1972 günü eşimden mektup aldım. Kağıt kalem olmadığı için aynı mektubun arkasında yanıt verdim. G koğuşu karma bir koğuştu. koğuşlarda yaklaşık 35 kişi bulunuyordu. Her koğuşa genelde bir sol fraksiyon yerleştirilmişti. Ama G koğuşu karma idi. O arada eşimle mektuplaşmalar başladı. Kitapta göreceksiniz. Daha çok isteklerle dolu mektuplar. Mektuplar okunduğu için özelinizi
paylaşmak istemiyorsunuz okuyanlarla, mekanik mektuplar bunlar. Ama en azından bir döneme ışık tutuyor, o dönemin psikolojisini yansıtıyor. Bu mektuplar çok ağır koşullarda yazıldı. Ceza evi yönetimi içeri atınan kişinin yıkılmasını bekler. O yüzden çok özenle yazmağa çalıştım. Normalde bu kadar düzenli bir yazıyla yazmakla bir anlamda faşizme karşı direndiğimi göstermek istiyordum. Bu süreç zarfında haftada bir kere 10 dakika sanıklara yakınlarıyla görüşme fırsatı veriyorlardı. Buna görüşme denilebilirse. Hapishane kapısı açılıyor 5 kişi alınıyor bir demir parmaklığın arkasına. O beş kişinin arkasında 5 er konumlanıyor. Demir parmaklıkların karşısında 1,5 metre aralıkla bir demir parmaklık daha var. Bu aralıkta da beş görevli yerleştiriliyor. Onunda arkasından ziyaretçinle görüşebiliyorsun ama ziyaretçinin arkasında da 5 subay ya da Astsubay bekliyor... Bu koşulları ziyaretçilerime (zaten eşim kızım bir de annem gelebilir) yaşatmamak için, cezaevinde yatan bir kişi için en beklenen an ziyaret günü olmasına karşın, 9 ay ziyaretçi kabul etmedim. Selimiye deki Yöntemler Guantanamo Üssü ndeki Yöntemlere Taş Çıkartır Dokuz ay sonunda bir kalp spazmı geçirip Haydarpaşa Askeri Hastanesi ne kaldırıldım. Eşim ve annemle ilk kez orada yüz yüze görüşmek olanağı buldum. Daha sonraki dönemde, belki haksızlık yapıyorum düşüncesiyle ziyaretçi kabul etmeye başladım. Annem benden daha onurlu çıktı. Ben o koşullar içinde oğlumu ziyaret etmem dedi. İki yıl yattığım süre içinde ziyaretime gelmedi. Tabii hapishaneyle ilgili anılar ayrı bir kitap olabilir. Burada bir olayı anlatarak sözlerime son vermek istiyorum. Selimiye Ceza ve Tutukevi nden önce 1963 yılında Genç Kemalistler Davası nedeniyle beş ay Mamak Askeri Ceza ve Tutukevi nde kalmıştım. Yani hapishane deneyimim vardı. Oysa ki Selimiye deki yöntemler bir bakıma Guantanomo Üssü ndeki yöntemlere bile taş çıkartacak şekildeydi. Aslında her ceza ve tutukevinin bir genel yönetmeliği vardır. Hapishane yönetimi o çerçeve içinde kalmak koşuluyla bir özel yönerge yapabilir. Ama hiçbir hapishanede görevliler bu sınır içinde kalmazlar. Sürekli yetki aşımı yapmak suretiyle tutuklu ve mahkûmlar hakkında keyfi baskı yöntemleri uygularlar ve genellikle de hapishane isyanları bu haksızlığa tepkiden doğar diye düşünüyorum. Selimiye Askeri Ceza ve Tutukevi nde kaldığım iki yıl süresinde ayağım toprağa değmedi. Ve havalandırmaya çıkarılmadım. Oysaki esir kamplarında bile havalandırma hakkı vardır. Mahkemeye çıkarılırken bile Selimiye Kışlası avlusunda kapalı arabalara bindirilerek götürüldük. Ayağımız toprağa değmesin diye. Selimiye Askeri Ceza ve Tutukevi müdürü bir yarbay idi, ayrıca görevli bir binbaşı, 4-5 üsteğmen, 4-5 astsubay ve sivil gardiyanlar bulunuyordu. Bunlar içinde iki üsteğmenin haberi olmadan Cezaevi Müdürü dahi hiçbir şey yapamazdı. Bir nevi onlar Ziverbey İşkence Köşkü nün kontrgerilla örgütünün komiserleri gibi görev yapıyorlardı. Bir gün görevli bir grup koğuşta yoklama alırken gene haksız bir uygulamaya tanık olunca tartışmaya başladım. Beni dışarıya aldılar. İlk başta dövmeyi amaçladıklarını hissettim. Orada tartışma biraz daha üst perdeden devam etti. Üsteğmenlerden biri tartışmayı sürdürdü: Daha yeni geldin. Geldiğin yeri biliyorsun. Seni gene oraya gönderirim. Kıçın mı kalktı?... Kendisine uygun bir uslupla gereken yanıtı verdim. Kuşkusuz bu olayı ömrüm boyunca unutmayacağım. Bunun ayıbını taşıması gerekenlerin de unutmamasını bugün bile temenni ediyorum. Çünkü bir dilekçeyle, adına yargılandığım Genelkurmay Başkanı Orgeneral Faruk Gürler e Türk Silahlı Kuvvetleri örf ve ananesiyle asla bağdaşmayan bu olayı yazılı olarak
bildirdim. Hâlâ yanıt almış değilim. Oysaki o üsteğmen rütbesini ben 24 yıl önce taşımıştım. Zavallı! Aslında bana değil kendi geleceğine küfrediyordu. Şimdi bu konuda Avukatım Alp Kuran ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Faruk Gürler e yazdığı mektubu aşağıya çıkartıyorum: Talat Turhan ın Avukatı Alp Kuran ın Orgeneral Faruk Gürler e Yazdığı Mektup7 19 Eylül 1972 Müvekkilim Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan, 3 Temmuz 1972 günü gözaltına alınmıştır. 4 Ağustos 1972 gününden beri tutuklu bulunmaktadır. Müvekkilim Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan, gözaltına alındığı günden bugüne kadar yasa dışı işlemlere tâbi tutulmuştur ve tutulmaya devam etmektedir. Bu yasadışı işlemlerden bir kısmı İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığına arzedilmiştir. Müvekkilim Talat Turhan hakkında yapılan soruşturma hukuksal amaçlar gütmekten çok, siyasal iktidarı ele geçirerek Atatürk ilkelerine dayalı Türkiye Cumhuriyeti nin felsefî temellerini değiştirme politikası ile ilgili görünmektedir. Müvekkilim Talat Turhan ın beyanına göre, yarın yüksek askerî makamlarda bulunan komutanlar aleyhinde kullanılmak üzere, sorgusu sırasında baskı ve işkence ile gerçekte olmayan olaylara ait bazı belgeler ve beyanlar kendisine zorla imzalatılmıştır. Bu belgelerin tamamı soruşturma dosyasında bulunmak gerekirken, bunlardan bir kısmı muhtemelen dosyasına konmamış, zamanı gelince değerlendirilmek üzere bir takım gizli kuvvetlerin hizmetine verilmiştir. Soruşturma dosyasındaki sorgu tutanakları ise, 353 sayılı yasanın 90. maddesinin sanığın sorgusuna ait tutanakların müdafii tarafından incelenmesine hiçbir vakit karşı konulamaz emredici hükümlerine rağmen, müdafilere gösterilmemektedir. Böylece yapılan soruşturmanın hukuksal nedenlerle değil fakat siyasal amaçlarla yürütüldüğünü saptamamız, müvekkilimizle birlikte devletin kaderine ilişkin yasa dışı tertiplerle itiraz etmemiz olanağı ortadan kaldırılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti nin Atatürkçü temellerini tehdit eden tehlike şuradadır: Sıkıyönetim soruşturma makamlarında görev alan bazı kişiler, yalnızca yasaların emrinde olacak ve bütün işlemlerinde yasalara uygun davranacak yerde, yasalara üstün tuttukları bir hedefe ulaşma çabasında gözükmekte ve bu hedefe varmak için yasaları hiçe saymaktadırlar. Bunlar kendilerine milliyetçi-toplumcu (Nasyonal-sosyalist) adını verenlerin ve bu doktrini benimseyen bir siyasal partinin yerin altındaki siyasetinin bir aracı izlenimini uyandırmaktadırlar. Bunlar milliyetçi-toplumcu partinin liderinin emrinde olmasalar bile, onun paralelinde hareket etmektedirler kanısını, bizde ciddî olarak yaratmış bulunmaktadırlar.
Eski Türk törenlerini ihya etmek iddiasında bulunanların sempatizanları olup olmadıklarını kesin olarak bilmediğimiz bu kişilerin, yapısını ve tutumlarını ortaya koymak açısından son bir olayı yüksek bilgilerinize ve takdirlerinize arz etmeyi bir görev sayıyorum. 3-4 Temmuz gecesi evinden alınan ve bir ay süreyle kanun dışı koridorlardan geçirilerek sorgusu yapılan ve gerçeklere dayanmayan bir takım ikrarlar imzalatılan müvekkilim, tutuklama kararı çıkarıldıktan sonra Selimiye kışlasında her türlü sağlık koşullarına aykırı ve zehirli hayvanların ve akreplerin yaşadığı bir hücreye kapatılmıştır. Durum tarafımızdan sayın Sıkıyönetim Komutanlığına arz edilmiş, komutanın emriyle müvekkilim derhal hücreden çıkarılmıştır. Fakat bundan üç, beş gün sonra, koğuşu gezmeye gelen Cezaevi Müdürü Sayın Binbaşının emrindeki bir heyette yer alan bir görevli, Türk törelerine ve ordu geleneklerine bağlılık derecesini ortaya koyacak bir biçimde, Binbaşının bulunduğu yerde kendisine söz düşmezken, Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan ı da hedef alarak, üç gün oldu hücreden çıkıp buraya geldiniz, kıçınız kalktı. demek secaatini göstermiştir. Askerî tutukevi görevlisinin, Kurmay Yarbay rütbesini taşımış eski bir askere bu şekilde hitabının Türk töreleriyle ve ordu gelenekleriyle ne derece bağdaşacağını ve gereğini yüksek takdirlerinize arz ederim. Bizim bütün bu olanlardan çıkardığımız kişisel sonuçlar şunlardır: Bu tür zihniyet ve uygulama sahiplerinin, kolladıkları fırsat iktidar olmaları şansını verirse, bugün emekli kurmay yarbaylara, albaylara reva gördükleri işlemleri ve hitapları, yarın çok daha yüksek rütbedeki komutanlara da reva görmekten çekinmeyecekleri muhakkaktır. Bir kişinin yasaları, töreleri ve ordu geleneklerini böylesine çiğneyebilmesi için, bunların üstünde bir takım ilkeleri ve hedefleri kendisine hedef alması gereklidir. Atatürkçü eski yarbaylara, albaylara reva görülen yasa dışı işlemler, işkenceler, hakaretler, rütbe atlayarak konuşma cüretleri ve bugün orduda görevli bulunanlara yönelik tertip hazırlıkları endişesini uyandıran durumlar, ancak bu şekilde izah edilebilir. Durumu bilgilerinize, gereğini emirlerinize saygılarımla arz ederim. Av. Alp Kuran Kaynakça ve Açıklamalar 1. Y.n.: Örneğin Hv. Kuv. karargahında ihtilal planlaması yapanların içinde etkin bir konumda olan Hv. Kur. Alb. Kemal Torosluoğlu (merhum). - Orhan Kabibay, hem Üstad-ı Azam Numune Hastanesi Başhekemi Şekür Öktem, hem de Tümgeneral Celil Gürkan la temas halinde idi. Celil Gürkan 12 Mart a 5 Kala adlı yapıtında Orhan Kabibay ı değerlendirmektedir. Bana gelince yukardaki gerçekleri ancak Selimiye Ceza ve Tutukevi nden çıktıktan sonra öğrendim. 2. Y.n.: 1789 Fransız Devrimi nin öne çıkan ihtilalcilerinden biri.. 3. Talat Turhan, Bomba Davası, İleri Yayınları, Ekim 2006 4. Y.n.: O tarihte 1 nci Boğaz Köprüsü nün sadece ayakları yapılmıştı. Bomba Davası nın eylemsel ve cuntasal iki yönü bulunmaktadır. Yargılama sonucu eylem yönüyle
ilişkimin bulunmadığı hükme bağlanmıştır. Buna karşın AFFI REDDETTİĞİM halde, mahkeme yasadışı bir tutumla davayı örtbas ederek cuntasal bölümü yargılamamıştır. 5. Y.n.: Aslında kendisini albaylığa yükselten bu zavallı işkenceci 1943 Harp Okulu çıkışlı Topçu binbaşılığından ayrılma bir MİT görevlisiydi. isminin açığa çıkacağını hayal bile edemiyordu. ancak uzun uğraşlar sonucu saptadığım bu kişinin ismini Türkiye de ilk kez KEL EYÜP diye duruşma tutanağına güçlükle yazdırabildim. 6. Y.n.: Fikret Köknar Kur. Alb. iken 1960 yılında kurulan Silahlı Kuvvetler Birliği (SKB) örgütünün üyesi idi. Benim gibi... 7. Talat Turhan, Bomba Davası, İleri Yayınları, Ekim 2006
Talat Turhan ın Savunmasında 12 Mart 1971 in Değerlendirilmesi1 Yapılmak istenen neydi? Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY-Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh TAĞMAÇ ve 1nci Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Faik TÜRÜN üçlüsünde simgelenen Emperyalistlerle bütünleşmiş, işbirlikçi iç güçler; Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal KAYACAN, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin BATUR, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Faruk GÜRLER üçlüsünü buna engel görüyorlar ve onları bertaraf etmek istiyorlardı. Bu senaryo içinde, iktidar kavgası yapan iki klik birbiriyle açık mücadeleye girişecek kadar kuvvetli olmadığı için başka yollar denemekteydiler. SUNAY-TAĞMAÇ ikilisi kendi yeteneklerini veya yeteneksizliklerini çok iyi bilen kişilerdir. Buna rağmen, TÜRKİYE nin çok önemli bir döneminde yıllarca gizli ve açık iktidar olmayı başarmışlardır. İktidar olmalarını da 10 yıldan beri bütünleştikleri örgütlere borçludurlar. Olayların zorlaması sonucu doğan bu ilişkiden, her iki taraf da memnundur. Çünkü örgütler ve onların bağımlı olduğu dış güçlerde bu iki kişiyi, kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktadırlar. Bir taraf omuzlarının gücüne, diğer taraf, Makyavelist bir politika içinde, entrikanın her türlüsünden yararlanarak mücadele edip birbirini temizlemek istemişlerdir. Bomba Davası SUNAY-TAĞMAÇ-TÜRÜN üçlüsü nün GÜRLER-BATUR- KAYACAN üçlüsünü bertaraf etmek amacıyla, yargının araç olarak kullanılması düşüncesiyle açılmıştır. Dava sanıklarının büyük şansı bu kavgada her iki iktidar kliğinin de bugün yenik düşmesi ve 14 EKİM 1975 seçimlerinin, tertip güç ve örgütlerini geri çekmiş olmasıdır. Bu gelişmeyi, aynı zamanda Yargının da şansı olarak niteleyebiliriz. Çünkü Adalet Tarihinde, en büyük zulümlerin yargının, kaba kuvvet elinde alet edildiği dönemlerde uygulandığını görüyoruz. Eğer 12 MART 1971 muhtırası nın verilmesi bir suç ve cuntasal faaliyet ise bu suçlama içinde Memduh TAĞMAÇ neden yoktur? Türkiye yi 12 MART a getiren olaylar ve bu olaylar içinde kişiler vardır. Bu dava iddianamesi 12 MART muhtırası nın bir kanadının, diğer kanadını suçlayarak bertaraf etmek için açılmıştır. Ve fakat suçlanılan kişilerdin hiçbiri davaya getirilmemiştir. İddianamede bu konuda açık ve kesin bir çelişki vardır. O da 9 MART 1971 ile 12 MART 1971 in aynı potaya konulmak istenmesidir. Bu iki eğilimden biri diğerini bertaraf ettikten sonra 12 MART a gelinmiştir. O halde bu gruplar bugün aynı pota içine nasıl konulabilmiştir? 9 MART bir dönüm noktası olup, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki radikal görüş ve eğilimler ile bağımsızlaşmayı hedef alan bir tarzı önermekte idi. 12 MART ise, tutucu görüş ve eğilimlerle, dışa bağımlılığı simgeler. Bu nedenle yaşayabilmesi için ilk işi, 9 MART çı görüşü bertaraf etmek olmuştur. Bu iki grubun çatışması ise 12 MART 1971 olayı ile sonuçlanmıştır. Bu durum da, 12 MART muhtırası nı verenlerin tümü suçlanılmadığına göre, 9 MART a kadar onlarla beraber
olan 9 MART çılar suçlanılamazlar. 9 MART tan sonra ise bu grubun herhangi bir eylem ve etkinliği olmamıştır. Bu iddianameye göre ise, Cuntabaşı olarak hem Orgeneral (E) Faruk GÜRLER suçludur, hem de onun emekliye ayırdığı Tümgeneral Celil GÜRKAN. Ama GÜRLER gözaltına alınamamıştır.2 Fakat Talât TURHAN dan T.Slh.K. Adına 12 MART ın, başarısız kişilerinin hesapları sorulmaktadır. Beraber suçlandığım kişilerin Kumandanlık koltuklarında oturdukları bir dönemde, her türlü baskı, zulüm, tehdit ve işkenceye maruz kalarak tek başıma verdiğim kavgayı, bugün de sürdürüyorum. Manen yanımda ne GÜRLER, ne BATUR, ne KAYACAN ve ne de 9 MART çılar var. Sol literatürde Küçük Burjuva nın kaypak olduğu yazılıyor. Benim bütün hayatım, bu gözlemin doğruluğunu yansıtmaktadır. Evet Küçük Burjuva kaypağın kaypağı, kalleşin kalleşidir. Aslında benim kavgam hiçbir zaman, küçük burjuvanın, her iki kanadının, yukardan aşağı oluşturmayı yeğledikleri, Jöntürk gelenekli, iktidar girişimlerinden yana olmamıştır. Belki ülkemin bulunduğu ekonomik ve sosyal koşullar içinde bu yolu, ehveni şer olarak kabul etmişimdir. 27 MAYIS 1960 a gönül verişim bundandır. Ama, 12 MART, 1971 hem HİYERARŞİK İHTİLAL hem JÖNTÜRK gelenekli iktidar mücadele yöntemlerinin, hem de ehveni şerci görüşlerin iflâsını belgelemiştir. Bütün bu özlemlerin FAŞİZM le noktalandığını, benim gibi Faşist özentisi uygulamalarının hedefi olmuş, herkes bugün anlamış bulunuyor. Emperyalizmle bütünleşmiş, uydu bir politikanın çirkefine batmış ve bu amaçla, kurdukları gizli örgütlerle, dışarıdan aldıkları strateji ve taktiklerle, devrimciler üzerinde provokasyon düzenleyenlerin, bu kokuşmuş düzeni yaşatma girişimleri boşunadır. Bunu onlar da biliyorlar ve bugün için sadece zaman kazanmağa çalışıyorlar, çırpınmaları boşunadır çırpındıkça batacaklardır. Evet sahte milliyetçilerin, dümenlerine baktıkları bu düzen mutlaka değişecektir. Düzen iki yolla değişir. Oyla, zorla Türkiye deki Sosyo-Ekonomik koşulların gelişmesi ve özellikle, olayların ABD Uydusu Politika dan yana olan işbirlikçileri doğrulamaması ve ABD dostluğu efsanesinin deneylerle aydınlığa kavuşması, oyla düzen değişme girişmelerinin şansını, bugünkü iç ve dış koşullar karşısında artırmış bulunuyor. Oyla düzen değişiminin halka dayalı ve alttan yukarı demokratik bir girişim olduğu, bu nedenle halkın özlemlerini yansıtacağı ve devrimci halk sınıflarının özlemlerine cevap verebilmek için, iç ve dış sömürüye karşı çıkacağını ve Tam Bağımsız bir politika izleyeceğini bu gün çok kişi anlamış bulunuyor. 14 EKİM 1975 seçimleri, halk özlemlerinin böyle bir politikayı desteklediğini gösterdi. Bu gelişim bugün için Türkiye nin şansıdır. Fakat aynı dönemde ALLENDE-BÜLEND DE formülleri ortaya sürüldü ve Dünya Düzen Değiştirme Örgütü(!), ECEVİT in iktidar olmasını önledi Bir ülkedeki Sosyo-ekonomik koşullar, düzen değişikliğini zorluyorsa ve o ülkede, oyla düzen değiştirilemiyorsa, düzen zorla değişir. Bu değişim:
Yukardan aşağı müdahale yöntemleriyle (asker, sivil, karma) olabileceği gibi, devrimci sınıfların mücadelesi sonucu, aşağıdan yukarıya da olabilir. İhtilâller tarihi bu girişimlerin sayısız örneklerini vermektedir. Bu noktada bir gözlemimi açıklamak durumundayım. O da 12 MART 1971 ile ilgilidir. 12 MART 1971 içinde, yukardan aşağı oluşan, üç yönlü iktidar özlemlerinin yaşanmış olduğunun tanığı olmaktayız: Bunlardan ilkini, emperyalizmle bütünleşmiş, uydu ve bağımlı bir politika içinde, FAŞİST İKTİDAR özlemleri diye niteleyebiliriz. Bu özlemleri Slh.K.ler içinde SUNAY- TAĞMAÇ-TÜRÜN temsil etmiş ve amaçları doğrultusunda CIA direktifleriyle, provokasyonlar düzenleyip, bir yandan komünizmle mücadele ediyoruz diye ağababalarına hoş görünüp, bir yandan da, devrimcileri ve kendi siyasal rakiplerini temizlemeğe koyulmuşlardır. Fakat bu üçlü şebeke, hiçbir zaman Slh.K. in kontrolünü tam olarak ele geçirememiştir. Çünkü karşılarında güçlü gördükleri bir engel vardır. GÜRLER-BATUR-KAYACAN üçlüsü. Bomba davası onlar gaflet içinde uyurken bu engeli aşmak için tezgâhlanmıştır. Bu grup, devrimci sınıflardan dış ve iç destekler bulmasına karşın, hiçbir zaman güvenebileceği bir politik desteğe de sahip olamamıştır. Politik ilişkilerde, her iki taraf birbirini idare ederek zaman kazanma hesabı içinde bulunduğundan, kesin çözüme ulaşamamışlardır. Bunun yanında, TÜRKİYE de Faşist özentisi bir partinin, politik gücünü de hiçbir zaman yeterli bulmamışlardır. Fakat, kendi himayeleri ve destekleriyle yıllardan beri oluşturulan, militan grupları sahneye iterek, amaçları doğrultusunda terör ortamının hazırlanmasında kullanmışlardır. Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY ın sağcı komandoları MİLLİYETÇİ GENÇLER diye nitelemesinin nedeni de bu hizmetlerinin, tinsel karşılığı anlamı taşıyordu. 12 MART 1971 kadroları içinde ikinci eğilimi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral (E) Faruk GÜRLER-Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral (E) Muhsin BATUR-Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral (E) Kemal KAYACAN üçlüsü temsil etmişti. Gerçekte, bu dönemde bu grubun eğilimlerinin sözcülüğünü 12 MART tan önce, muhtıracı BATUR, aynı yöntemlerle yapıyordu. Bu çıkışları yaparken de, güvencesi, kuvveti içinde aynı görüşü paylaşan genç subaylardı. Oysa, Muhsin BATUR, 12 MART tan sonra, GÜRLER den de umduğunu bulamamasının etkisi ile karşı grubun kendi desteğini sağlayan, Hava Kuvvetlerindeki genç subayların kıyımına seyirci kalmıştır. Ne yazık ki, bu kadarla da yetinmeyip, onların ağzı ile dün desteğinden yararlandığı bu kişileri suçlamıştır. Kendilerince oluşturulan bu ortamda, Cumhurbaşkan Cevdet SUNAY-Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh TAĞMAÇ- 1nci Ordu ve İSTANBUL Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Faik TÜRÜN üçlüsü, General Tevfik TÜRÜNĞ ten (Ankara Merkez Komutanı Faik TÜRÜN ÜN kardeşi) de yararlanıp, Hava Kuvvetleri nin bu Genç Subay kesimini budayınca TÜRÜN ün deyimi ile BATUR avize gibi tavanda asılı kalmıştır. GÜRLER in ise, hesabının başka olduğunu olaylar göstermiştir. Bu nedenle, bu grubun 12 MART (1971) den sonra bir eğilimi ve görüşü olduğunu söylemek hatalı olur. Gerçekte bu grup 12 MART tan önce 9 MART ta tavsiye edilen görüşü, kendi şahıslarında yansıtmışlardı. Bu görüşü:
Jön Türk geleneğine uygun, küçük Burjuvanın asker kesimine dayalı, ATATÜRKÇÜ anlayışla, 27 MAYIS ANAYASASI na daha da sosyal içerik vererek, zamanla halkla bütünleşme amacına yönelmiş ve bir ölçüde, tam bağımsızlığa kendine şiar edinmiş burjuva radikalizmi olarak niteleyebiliriz. GÜRLER-BATUR-KAYACAN üçlüsü, bu özlemleri bir ölçüde pasifize etmek için, REFORMİST GİRİŞİMLERİ önerdiler ve etkilerinin olduğu dönemde, I. Nihat ERİM hükümeti ile bazı çevrelerde umut yarattılar. Fakat 11 bakanın tasfiyesine seyirci kalmakla halktan kopuk bu girişimin de iflasına tanık oldular. SUNAY-TAĞMAÇ ilişkisi, dışa bağımlı gizli örgütlerin, entrika, şantaj, provokasyon, terör gücünden yararlanıp, bir yandan GÜRLER-BATUR-KAYACAN ın altlarını boşaltırken, 11 lerle simgelenen politik güçlerini de dağıtmayı başardılar. TAĞMAÇ ın özlemleriyle tutucu politik güçlerin özlemleri arasındaki paralellik 1961 Anayasa sının suçlu sandalyesine oturtulması ile sonuçlandı. Suçlanılan Parlamento, bir yandan da reformist özlemcilerin silahını elinden almak için reformlar yapıyor göründü. Bu dönemde, iktidara göz dikmiş her iki iktidar kliğinde de bir başka eğilimin filizlendiği görüldü, seçimleri ertelemek, şekli demokratik ve parlamenter görünüm içinde, perde gerisinden iktidarı gütmek, bunun içinde kendi temsilcilerini Cumhurbaşkanı yapmak: Faruk GÜRLER in cumhurbaşkan lığı ve Cevdet SUNAY Formülü3 bu özlemlerin dışa vurulmuş yansımalarıdır. 12 MART sonrası uygulamaların sosyal uyanışma, ekonomik gelişmeyi aştı 4 gerekçesiyle, emekçi halka yöneltilmiş, birer hıyanet girişimi olduğunu anlamak için birkaç istatistiğe bakmak yeter. Buna karşın, halkın demokratik uyanıklığı sonucu, 14 EKİM 1975 seçimleriyle Türk kamu oyu, hem 12 MART ı hem de onun ardındaki, saray entrikalarının taş çıkartan, makyavelist, oportünist Küçük Burjuva devrimi özlemlerini mahkum etmiştir. Büyük ızdıraplar ve kayıplar pahasına da olsa 12 MART ın bu dolaylı yararını görmemezlikten gelemeyiz. Oyla halkın özlemlerine cevap verilmeyen ülkelerde ise, emekçi halk kitleleri, aşağıdan yukarı bir oluşumla, zor kullanıp iktidar olmaktadırlar. Bugün dünyada 1 Milyar insan böyle bir düzen içinde yaşıyor. 1 Milyar lık bir realiteyi görmemezlikten gelip, bir ideolojiye savaş açmak,5 Don Kişot luktur. ABD bir yandan yumuşama politikası gereği sosyalist ülkelerle pazarlığa giriştiği dönemde ULUSAL KURTULUŞ ÖZLEMLERİNİ nötralize etme amacıyla az gelişmiş ülkeleri bir ideolojik kavgaya itmesi olgusunu da görmemezlikten gelemeyiz. Kaynakça ve Açıklamalar 1. TALAT TURHAN ın SAVUNMA sı, 3. klasör, 5. sav, 1. kısım, s. 1400-1405. Tarafımdan ilk kez yayınlanıyor. 2. Y. n.: Tümgeneral (E) Celil Gürkan Bomba Davası sanığı olarak HAZİRAN 1973 de bir hafta Zihni Paşa (ZİVERBEY) işkence köşkünde sorgulanıp serbeste bırakılmıştır... Bu suretle ne 9 MART çılar, ne de 12 Mart çılar yargılanamamışlardır. Ancak onların eylemlerinin hesabı BOMBA Davası yla Ben den sorulabilmiştir. 3. O dönemde Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY ın görev süresini iki yıl uzatmak için yapılmak istenilen Anayasa değişikliği Girişimi bir oy eksek kaldığı için reddedildi.
Eğer bu girişim başarıyla sonuçlansaydı Faşist uygulamaların yoğunlaşarak devam edeceği şeklindeki kanımı hala koruyorum. 4. Y. n.: Bu cümle, o dönemde Cunta Lideri Orgeneral Memduh TAĞMAÇ a aittir. 5. Y. n.: Çin Halk Cumhuriyeti nden söz edilmektedir. 1940 yılında kurulan bu devlet ABD baskısı sonucu tanınmadı. 9 Mart çıların programında olan tanınmayı 12 Mart çılar gerçekleştirdi.
Mektuplar 4 TEMMUZ 1972-1 AĞUSTOS 1972 tarihleri arasında Zihnipaşa (Ziverbey) Köşkü nde işkence gördükten sonra 3 AĞUSTOS 1972 de çok özel bir hücreye(!) alındım. Eşim bir ay nerede olduğumu öğrenemedi. Bir ay sonra ilk iletişim bu pusula ile kuruldu ama onu da zamanında bana vermediler.
3 Ağustos 1972 Sevgili Talatcığım,1 İki gün evvel geldim. Seninle haberleşmek mümkün olmadı. Sana bazı eşyalar getirdim. Bunun dışında ihtiyacın olan şeyleri bildir ESAT ağabeyler burada, hepimiz gözlerinden öpüyoruz. FEZA ellerinden öper. Sabiha Turhan2 1 adet pike 1 adet çarşaf 1 büyük havlu 1 küçük havlu 2 takım çamaşır 1 pijama 1 gömlek 1 kravat ve mendil Sabihacığım, Gönderdiklerini aldım. Teşekkür ederim. Bendeki çamaşırları gönderiyorum. Elbisemi birkaç gün güneşte tutup, söküklerini dikip, temizlemeğe veriver (Kol düğmesinin biri kopuk). Ben Allah ın izniyle iyiyim. Merak etmeyin, gözlerinizden öperim. Kaynakça ve Açıklamalar 1. Ziverbey Köşkü nde bir aylık işkenceden sonra alınan ilk mektup (TALAT TURHAN 3/8/1972). 2. TALAT TURHAN ın eşi.
SELİMİYE 5 Ağustos 1972 Sevgili Karıcığım, Avukat meselesi için sizler bir şey düşünüp düşünmediğinizi bilmiyorum. Eğer akrabalarımızla uygun bir avukata karar vermişseniz o zatı acele bekliyorum. Böyle bir hazırlığınız yoksa Avukat VURAL DAĞDELER in1 öğleden sonraları bulunduğu yazıhaneye telefon ediver (447500 den istenecek). Bir randevu talep ediver. VURAL evi de biliyor, zannedersem arabası da var. Kadıköy tarafında oturuyor. Geçerken bizim eve de uğrayabilir. Kendisine noterden tevkil hakkı da bulunan bir umumi vekaletname çıkartın. Noter ve diğer masrafları karşılamak üzere bir miktar da para verirsiniz. Ücreti vekâlet meselesini ben konuşurum. 4 AĞUSTOS 1972 günü 2 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi nce gıyabi tutuklama kararı vicahiye çevrildi. Eğer Avukat VURAL DAĞDELER uygun görürse 7 gün içinde hem tutuklamaya itiraz ve hem de tahliye talebinde bulunabilir. Bu bakımdan biraz acele gerekiyor. Eğer VURAL DAĞDELER, yaz tatili nedeni ile İSTANBUL da yoksa o zaman ANKARA da Avukat TEOMAN EVREN de vekâletnamem var. Çağır bir günlüğüne gelsin (İş telefonu: 106465, Ev telefonu 136161. Bu numarayı yanlış hatırlamış olabilirim). Hem bu itirazları yapsın, hem de avukat meselesini de onun da fikrini alınız. Bütün bu işlemi en geç 10 Ağustos 1972 ye kadar tamamlanması lâzım. Evde iki cilt HUKUK REHBERİ kitabım var. Eğer kabul ederlerse onu lütfen bana getiriver. Annemin hasretle ellerini öperim. Çok sevgili kızımın en büyük özlemlerimle gözlerini öperim. Senin de hasretle gözlerini öperim. Bütün akraba ve tanıdıklara selam, sevgi ve saygılar. 1. Elbise istemez. Mahkemeye çıkacağım zaman tamirdeki elbisemi getirirsiniz. 2. FEZA imtihanı kazandı mı? 3. Maaşımı alıp, borçlarımı verdiniz mi? 4. Bu ayın sonuna kadar evin vergisini ödemeniz lâzım. Bu hususta bundan sonra yazacağım mektupta tafsilat vereceğim. 5. Avukat gelirken mümkünse sen de gel. Sana umumi vekâletname vereyim. Vergi, maaş vesaire işleri takip için sana lazım olacak. 6. Diğer isteklerimi Pazartesi postayla göndereceğim mektupta bildireceğim. Sen sık sık gelerek rahatsız olma. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Avukat VURAL DAĞDELER (merhum).
SELİMİYE 7 Ağustos 1972 Sevgili Sabihacığım, 1. Cumartesi günü getirdiklerini aldım. İlgine pek çok teşekkür ederim. Yalnız elbise askısı ile YAKIN TARİHİMİZ (1. cilt) kitabı elime geçmedi. Kitap için henüz kontrol edilmedi dendi. Eğer tel askı getirdi isen esasen vermezlermiş. Onun için senden istirhamım, bundan sonra getireceğin her şeye ayrı ayrı etiket koyuver ve şeffaf bantla yapıştır. Hemen sıcağı sıcağına yazayım. İki tane plastik askı rica ediyorum. (I. 2 adet plastik askı) 2. Bu ayın sonuna kadar evin emlak vergisini vermemiz lazım. Vergi parası olarak 1.900 TL ayırmıştım. Yerini biliyorsun. Fakat zannederim bunun yarısı kadar tutar. Bakiyesi sana lâzım olur. Bu sıra paraya ihtiyacın fazla olur. HASAN amca kendi evinin beyannamesini kime doldurtuyorsa, bizimkini de aynı adama doldurmak için bana söz vermişti. Beyanname dolduracak zata lâzım olacak bilgiler, evde hazırladığım vergi dosyası ile tapu dosyasında var. Vergi dosyası içinde bulunan beyaz plâstik küçük dosya içinde de doldurulması gereken iki adet emlâk vergisi beyannamesi var. Lütfen iki adet doldurun. Biri bizim evdeki vergi dosyası içinde kalsın. Çünkü ilerde yeniden beyanname verirken bundan yararlanabiliriz. Aksi halde sıkıntı çekeriz. Biliyorum ev iki hisseli, iki hisse ayrı ayrı doldurulabildiği gibi aynı beyannamede de gönderiliyor. Aynı beyannamede gösterirseniz birisini Emlâk Vergi Dairesi ne verirseniz, biri bizde kalır. Emlâk Vergi Dairesi, ÜSKÜDAR Kaymakamlığı nın karşısında. Eve kıymet korken hakiki değerini koyun. HASAN amca biliyorsun sıkıdır. İlerde canımız sıkılmasın. Beyannameyi dolduran arkadaşımız bu işi bilir. Bana kalırsa bizim kat ve teras için 75.000 TL, annemin katı için 60.000 TL, alt kat ve dükkan için 50.000 TL asgari göstermelisiniz. Alt kattaki dükkan olarak kullanılmıyor. Ardiye, bodrum diye de gösterebilirsiniz. Bizim kat ve annemin katı aynı miktarda vergiye tabi; çünkü kendimiz oturuyoruz. Alt kat kirada olduğu için vergisi daha değişik olacak; beyanname doldururken bunların dikkat nazarına alınması gerek. Bu işi bu ayın 20 sine kadar bitirebilirsen çok iyi olur. Çünkü daha sonraki günlerde vergi dairesinde çok izdiham olur. Tabii sonucu da bana bildirirsin. 3. REŞAT1 enişte evine yapılacak gardrop için bana 2.000 TL vermişti. Bunun 1000 TL sini marangoz ŞABAN ustaya vermiştim. 1.000 TL bizde kaldı. Onu iade etmek gerek. Eğer marangozla anlaştılarsa mesele yok. Anlaşmadılarsa ondaki 1.000 TL kaporayı alıp kendilerine vermek lâzım. 4. Kömür kağıdı, karyolanın başucundaki çekmecede ya nüfus kâğıdının içinde ya da oradaki evrakların içinde. Muhtardan gününü öğren, yakmayalım. Geçen seneki gibi yaparsın. Sen bu sene gene gaz yakarsın. EKİM ayında bidonlarını doldurtursun. Zamanı gelince gazı nereden nasıl alacağını sana bildiririm. 5. Şimdi isteklerimi sıralayayım. Henüz yeni yeni yerleşmeğe başladığım için ufak tefek ihtiyaçlar oluyor. Bunlar tamamlandığı vakit artık bir isteğim olmaz. I. İki adet plâstik elbise askısı (Yukarda yazmıştım). II. İki adet naylon elbise kılıfı (En kalını ve en ucuzundan, Abdullah ta var).
III. Dört adet melamin tabak. İkisi çukur, ikisi düz. Biliyorsun bu bir nevi sert plâstik, kırılmaz tabak. Mimar Sinan Çarşısı nda bulacaksın. Esas satış yeri Bankalar Caddesi nden ŞİŞHANE ye çıkarken sol tarafta ve ŞİŞHANE ye yakın yerdedir (Cam ve porselen eşya verilmediği için böyle uzun uzun kayıtlar koyuyorum. Kusuruma bakma). IV. 3 adet plastik kavanoz (Bizim evde kahve, çay vs. koyduklarımızdan; ama onun iki büyüklüğünde olmalı. Bunu da Mimar Sinan Çarşısı nda bulacağını sanırım). V. 3 adet plastik kaşık (Biri normal boy, biri tatlı kaşığı, bir adet çay kaşığı). NOT: III-IV ve V inci sıradaki isteklerimi cezaevi yetkililerinden soruver. Eğer içeri alınması mümkünse getiriver. Değilse boşuna zahmet etme. VI. 1 adet plastik kumanya çantası (Hani şu çocukların ilkokula giderken götürdüklerinin büyüğünden. 40 cm X 30 cm X 10 cm olabilir. Plastik bir şey bulamazsan çanta tipi bir şeyde olabilir (boy) (yükseklik). Maksadım, aldığın yiyecek öteberi ile tabak, bardak vs. açıkta kalmasın. Bu maksadı sağlayacak bir küçük çanta) VII. 80X80 cm. ebadında patiskadan iki bohça (Çamaşırları koymak için). IX. Tamirdeki elbisem gelince buraya getirmeğe lüzum yok. Ben mahkemeye çıkacağımız vakit isterim. Hatta bu getirdiğin elbiseye de lüzum yok. Onu da, gelirken yanında küçük havlu getirirsen iade ederim. Verdiğim tek pantolon gelirse o bana kâfi. Sana üstümdeki siyahı veririm, onun da belini daraltırsınız. Değişmese olur. X. Benim kahverengi eski ayakkabılarımı topuk lastiklerini değiştirmesi için FEVZİ ustaya vermiştim. Eğer doğru hatırlıyorsam numarası 454321 di. Onları alıver veya biriyle aldırıver. Geçen sene giydiğim kauçuk süet botlar da FEVZİ ustada. Havalar böyle giderse burada bir ay sonra lâzım olur, onu da hatırlatıver. 6. Bir hayli yüklendim galiba. Kusura bakma. Artık evin her şeyi sensin. Allah tan alışık olduğun için nispeten müsterihim. 7. İlaç meselesini de mümkünse cezaevi yetkilileri ile konuş. Getirdiğin ilaçları bana verecek değilsin. Cezaevi ilgilisine bırakacaksın. Gene onların kontrol ve direktifi ile kullanacağım. Çünkü ben buradan ilaç istediğim vakit almama müsaade ediliyor. Evde olan ilaca niçin boşuna para vereyim? Antibiyotik, ağrı kesici, Gerovit-H, Dank ve her türlü vitamine ihtiyacım var. Dişimin durumu iyi değil, bugünlerde ağrımasından korkuyorum. Evde sağlık fişimin içinde iki tane diş filmi olacak. Onları bir zarf içinde getirebilirsen belki lâzım olur. 8. Yarın doğum günün, öbür gün de evlenme yıldönümümüz. Allah çok senelere, daha iyi günlere kavuştursun inşallah. 9. Annemi sana emanet ediyorum. Esasen gösterdiğin yakınlığın birkaç kat fazlasını gösterir ve maddi-manevi bütün kaprislerini çekersen beni minnettar kılarsın. 10. Kızımın seni üzeceğini ve direktiflerinden çıkacağını hiç sanmam. Ondan tek ricam iyi yetişmesi ve vatanımız ve milletimize yararlı bir unsur olmasıdır. Bunun için kendisi her türlü yeteneğe sahip bulunuyor. Annemin hasretle ellerini, kızımın tekrar tekrar özlemle gözlerini, senin gözlerini öper; eş, dost akraba herkese selâm, sevgi ve hürmet.
YAKIN TARİHİMİZ adlı kitabı aldım. Teşekkür ederim. Benim yanımda şimdilik mikdarı kâfi para var. EKİM ayına kadarki dönemde en çok 300 TL isteyebilirim. Sen bütçeni ona göre tanzim ediver. EKİM de maaş alacaksın. O zaman isteyeceğim miktarı gene bildiririm. Evdeki mavi pijamanın bel lastiği çok gevşedi. Değiştirilmesi gerek, sıkı da olmasın. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Halamın kızı BEDİHE nin eşi Av. REŞAT EMEK (merhum).
SELİMİYE 10 Ağustos 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, 1. Geçen defa seni bu kadar sıkmamıştım. Bu sefer durmadan istiyorum ve seni rahatsız ediyorum, özür dilerim. Demek ki aradan geçen on sene tam anlamı ile yaşlılık dönemine sokmuş beni Bütün endişem, sağlığımı muhafaza etmek kaygısından geliyor. Beni mazur gör. Gerisi nasıl olsa geçer. 2. Gözaltında bulunduğum süre içinde aşağı yukarı on gün çok ağır ishal oldum ve hiçbir şey yiyemedim. Midem esasen pek normal olmadığı için diğer gıdaları da zaman zaman alamadım. Bu nedenle bu bir aylık dönem içinde bir hayli zayıfladım. SELİMİYE ye geldikten sonra dışardan yiyecek vesair ihtiyaçları aldırabilmek imkânına kavuştum. Burada da midemin rahatsızlığı sebebi ile çıkan yemekleri yiyemiyorum (bazılarını). O zaman dışarıdan aldıklarımla takviye ediyorum. Bunlara rağmen hayvansal protein yönünden çok az gıda aldığımdan ve geçirdiğim hastalık dolayısıyla bünyece zayıf düştüğümün farkındayım. Bir kısım ilaçlar da alarak sağlığımı kazanmağa çalışıyorum. 3. İzaha çalıştığım bu durumun bir sonucu olarak da AĞUSTOS un en sıcak günleri olmasına ve yeterli battaniye verilmesine rağmen şimdiden geceleri üşüyor ve ilerde havalar soğuyunca bu durum devam ederse hasta olacağımdan endişe ediyorum. Onun için senden ricam, kış ihtiyaçlarımı şimdiden düşünmeğe bak. Biz en kötü ihtimale göre kendimizi hazırlayalım. Kötü ihtimal olmazsa bu sayede senelerden beri tamamlamak imkânı bulamadığımız ihtiyaçlarımızı gidermiş oluruz. I. Ucuz satışlar başladı. Bana bir adet çok ince yünden bisiklet fanila yakalı (kapalı yaka, boynu örtmeyen) uzun kollu, lacivert renkli bir süveter bulabilirsen memnun olurum. Bu bir iki ay içinde giyerim. II. Evde bulunan kahverengi yünlü kazağımı gelirken getiriver. III. Kış için bizim derici bana içi müflonlu deri veya süet bir yelek hazırlasın. IV. Kış için iki takım pazen pijama (kalın). Yeni aldığımız pijama vücuduma çok uygun. Onu model ittihaz ederek YAŞAR yengem bana diker. V. Kış için iki takım yün iç çamaşırı (uzun yün donlu, vücudumu ısırmaması için en iyisinden). Tünel le Galatasaray arasında sol kolda ZAHARİYADİS vardır. Orada her cinsini bulacaksın. Va. Evdeki limon sıkacağının (plastik) birini de rica ediyorum. VI. Evde yatağımın yanındaki ilaçları koyduğum çekmece içerisinde çıt çıt tipi tırnak kesicim var (makas girmesi yasak). Onu gelirken bana getiriver. Bundan sonra aşağıda isimlerini yazdığım ihtiyaç maddelerini de lütfen otomatik ikmâle alıver. VII. Diş macunu (15 günde bir). VIII. Tuvalet kağıdı (15 günde bir).
IX. Tuvalet sabunu (Haftada bir). X. Büyük paket pamuk (15 günde bir). XI. Bir sürü şey istedim, durmadan istiyorum. Bunları bendeki küçük çanta almaz. Sık sık da yer değiştiriyoruz. Döküntü halinde taşımak zor oluyor. Kitli bir bavul olursa iyi olur. Bizdeki kırmızıdan bir numara küçük bir bavul bulup getirirsen iyi olur. Olmazsa kırmızıyı getirirsin. 4. Paraya ihtiyacın olursa abimden borç alıver. Sonra öderiz. Birikmiş maaş farkı olarak sene sonunda zannederim 8-10 bin arasında bir para alacağız. Ondan ödersin. Senden bir başka ricam daha var: 5a. Bir boş zamanında EMİN Bey e1 gidiver. Onun dükkanının yakınında bizim evin mermer işlerini yapan mermercinin damadı var. Onu EMİN Bey in dükkanına çağırtıver ve durumu anlat. Bugüne kadar Afyon daki kayınbiraderine ödediğim paralara ait makbuzlar evde evrak çantamın içinde (Japonya dan getirdiğim küçük çanta). Her makbuz 500 TL dir. Ve yanlış hatırlamıyorsam 3 seneden beri 6.500 TL ödenmiştir. İnşaat zamanında (gene yanlış hatırlamıyorsam) 2.500 TL de konuşacağın zata verdim. Hepsi 9.000 TL eder. İki sene içinde birkaç mektup yazarak ve konuşacağın zattan birkaç kere istirham ederek kati hesap istedim; vermediler. Her seferinde paramız sende olsun deyip beni atlattılar. Şimdi kendisi ile konuş. Ben bu parayı yeterli görürüm. Çünkü o zaman konuştuğuma göre paladiyenin metrekaresini 70 TL ye yapacaktı. 60 metrekare paladiyen var. 70x60: 4200 TL eder. 9.000-4.200= 4.800 TL de diğer mermer işlerine yeter. Tabii bu fiyatlar ve hesap 3,5 sene önceki rayiç üzerinden olacak. Kendisine teşekkür et. Kayınpederinin ellerini öptüğümü söyle. Yok eğer başka şeyler söylüyorlarsa kâti hesap çıkarsınlar. Onu kabul edersem ona göre bugüne kadar ödediğimiz tarzda ödemeğe devam ederiz. EKİM/1972 de 500 TL göndermeğe başlarız. Ama bu ödenen paranın yetmiş olması lâzım. 5b. Konuşacağın mermerciden benim bir başka ricam daha olmuştu ve o da bana söz vermişti. Biliyorsun, babamın mezarı üzerinde beğenmediğim bir eski taş var. Yenisini almağa kalksan en az 1.000 TL eder. Bu taşa annem kafasını takmış. Onun için o taşın oradan alınması lazım. Esasen de taş mermercilerin. Bunu almağa söz vermişti. Kendisinden benim namıma rica et. Bu taşı oradan kaldırıversin. Bundan başka da pürüz herhalde şimdilik yok. Eğer bu istirhamlarımı yapıp, beni de haberdar edersen memnun olurum. 6. Avukat BİRSEN Hanım la2 konuştuk. Geçen sefer prensip olarak kimseyi rahatsız etmemiştik. Bu sefer mümkünse tabıma uymamasına rağmen taktik değiştirmeni istirham ediyorum. Senin ve benim akrabalarımdan, eş ve dostlarımızdan bize avukat tutmalarını talep et. Kimin ne olduğunu görelim. Talebini olumlu karşılamazlarsa hiç üzülme. Avukat VURAL Bey eğer para meselesi için davayı almak istemiyorsa, kendisi ile para meselesini konuşun. Yarısını abimden borç alarak verirsiniz. Yarısını da toptan ödemeden (maaş farkı) öderiz. Bu sefer avukat meselesinin özel bir önemi var. Müsaadeni dilerim. Hayatımın tek ümidi, tek tesellim, tek varlığım kızıma ayrıca yazacağım. Annemin hasretle ellerini öperim. Kızımın, özlemlerinin en özlüsü ile gözlerini öperim. Senin de hasret ve sevgi ile gözlerini öper, metin ve sabırlı olmanı dilerim. Akraba, eş dost, tanıdık herkese selâm, sevgi ve hürmet.
Bunların hazırlığını yap, istediğim zaman getirirsin. Bunları benim burada dışardan temin etmem de mümkün. O zaman paraya ihtiyacım olur. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Hava Yarbay (E) Emin YERLİKAYA (merhum). 2. Avukat BİRSEN BALCIKARDEŞLER.
SELİMİYE 14 Ağustos 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, TEMMUZ ayı içinde gözaltında bulunduğum zaman sana iki mektup göndermiştim. Bilmem aldın mı? SELİMİYE ye geldikten sonra 7 AĞUSTOS ta yazdığım mektubu aldığın anlaşılıyor. Bundan sonra 10 AĞUSTOS ta posta ile bir mektup daha gönderdim. Herhalde onu da almışsındır. Bu mektuplar çoğunlukla ihtiyaçlarımı belirtiyor. Bunları düzene koyabilirsek seni daha fazla rahatsız etmemeğe çalışırım. 12 AĞUSTOS ta günü geldiğinde sana verilmek üzere bir mektup hazırlamıştım. Verilmesi mümkün olmuyormuş, onun için yeniden yazarak posta ile gönderiyorum. Ben hamdolsun gayet iyi, kendimden emin ve müsterihim. Senden de aynı şekilde olmanı rica ediyorum. Geçen seferki olayda fevkalade metin davrandın ama içine atmış olacaksın ki sonunda sağlık yönünden epeyce sarsıldın. Bu sefer sağlığını daha fazla korumak zorunluluğunda olduğuna göre moralini sağlam tutmak gerekiyor. Getirdiğin bütün eşyaları aldım. Hepsi için pek çok teşekkürler. Emlak vergisi işini halletmenize de ayrıca memnun oldum. Abime teşekkür ederim. 1. Lacivert süveterin inceliği tam istediğim gibi. Yalnız tekrar tekrar yazdım, bisiklet yaka olacak diye. Ayrıca boynu örtmeyecek diye parantez açmıştım. Burada bulunduğum yer çok rutubetli ve üşüyorum. Gece kahverengi süveteri, gündüz boynu örtmeyen bir süveter giyersem idare ederim diye düşünmüştüm. Giymedim... Değiştirmek imkanı varsa değiştirelim. Yoksa sağlık olsun. Bisiklet yakanın herhalde ne olduğunu biliyorsun! 2. Yıkayıp getirdiğin mavi pijamanın düğmeleri gene elimde kaldı. Burada iğne iplik temin edilmesine imkân olmadığına göre ve benim de titizliğimi bildiğine göre, çok rica ederim bu düğme meselesi için bir daha beni konuşturma. 3. Müsaade edersen özel isteklerim dışında hafta ziyaretlerinde getireceğin çamaşır vs eşyayı devamlı bir şekle koyalım. Buna göre 19 AĞUSTOS 1972 günü gelirken: 3 tk. çamaşır (bir fanila+ bir külot), 1 tk. pijama, 1 yüz havlusu, 1 ayak havlusu, 1 el havlusu, 2 el bezi, 2 bulaşık kurulama bezi, 1 bohça getiriver. Ben her hafta bendeki kirlileri sana iade edeceğim. Sen de onları yıkadıktan sonra ertesi hafta bana getireceksin ve bu eşya böylece devamlı olarak gelip gidecek. 4. Özel isteklerime gelince: a. Yeni diktiğin külotlar için çok teşekkür ederim. Çok güzel dikilmiş, ama bezi iyi değil, emeğine yazık olmuş. Bir de bir hayli zayıfladığım için beli bol geliyor. Ya 2,5 cm. ara ile iki düğme daha dik, ya da 5-6 cm. daraltıver. b. Yeni aldığınız pijamanın da düğmeleri sapır sapır döküldü. Onların da pekiştirilmesi gerekiyor. c. Geceleri yatarken başım üşüyor. Bir bere ya da yün takke uydurabilirsen memnun olurum.
d. Senin saati tamir ettirerek bana gönderiver. Benim saati de sen kullanırsın. Çünkü burada kaybolabilir. Hem de bana iyi saate ihtiyaç yok. e. Haftaya gelirken lütfen bir diş fırçası ile silinmek için küçük bir lastik sünger getiriver. Ayrıca iki tane daha elbise kılıfı istiyorum (mümkün olduğu kadar kalın olsun). f. Eşyam bir hayli çoğaldı. Kırmızı bavulu getir. Onun anahtarı bende var. Bir de kumanya çantası olursa (plastik olması şart değil, yemek vs dökülürse içi silinebilir ve kilitli bir şey olursa çok iyi olur) mesele kalmaz. Haftaya getirdiğin bavula elbiseleri ve kirlileri koyarak iade ederim. g. Gene haftaya gelirken evde bulunan kitaplarımdan (1) YAKIN TARİHİMİZ (2 nci cilt), (2) SUÇLAR VE CEZALAR (BECCAIRA) ve (3) ANAYASA HUKUKU (DEMOKRASİ) Prof. İLHAN ARSEL kitaplarımı getiriver. 5. TEMMUZ ayında gazete okumak mümkün olmadı benim için. O ay içinde beni ilgilendiren ve benim hakkımda neşriyat oldu mu? Bunları topladınız mı? Bundan önce yazdıklarımı herhalde fırsat buldukça yerine getirip bana bildirirsin. Bugünlük bu kadar. annemin hasretle ellerini öperim. Kızımın gözlerini öperim. Senin de sevgiyle gözlerini öperim. Akraba, eş, dost, tanıdık herkese selâm, sevgi ve saygılarımı yollarım. - Gelirken gri yün yeleği de getirmeyi unutma (yıkanmak için vermiştim). - Bir de yün çorap rica ediyorum. Talat Turhan
SELİMİYE 21 Ağustos 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, 1. Cumartesi günü getirdiklerini (kırmızı klasör ve gazete küpürleri hariç) hepsini aldım. Yeni aldıkların pek güzel ve zevkli şeyler. İlgine pek çok teşekkür ederim. Teslim edilmeyenleri herhalde incelemeden sonra verecekler. Esasen ben gazete küpürleri istememiştim. Gazete küpürlerini koyduğum Yapı Kredi Bankası eşantiyonu olan dosya demiştim. Bir yanlışlık oldu. Kaç küpür getirdin? Onu da bilmiyorum. Kırmızı bavulun gelip gitmesi senin için rahatsızlık oldu. Özür dilerim. Bavulun talimata uygunluğu diye bir şey olduğu hiç aklımdan geçmemişti. Bulunduğum yer çok rutubetli olduğu için hem eşyalarımı daha iyi korumak, hem masa olmadığı için gerek yemek yerken ve gerekse yazı yazarken masa gibi kullanmağı düşünmüştüm. Önemli değil. Sağlık olsun. 2. FEZA nın okulu ne zaman açılıyor? Eğer zaman varsa, 26 AĞUSTOS 1972 günü 15 günlük ihtiyacımı getirirsiniz. Bu 15 gün içinde arzu ettiğiniz bir yere gidip istirahat edersiniz. Hem de havanız değişir. Bana bulunduğunuz yerin adresini verirseniz, gerekirse çağırırım. 3. Yazdığım mektuplarda hem bazı sorular soruyorum hem de senden fırsat ve imkan buldukça yapmanı rica ettiğim bazı isteklerim oluyor. Ben tabii onları unutmuyorum. Sen birçok meselelerin arasında unutabilirsin. Onun için arzularımı ayrı bir kağıda, madde madde alıp, yaptıkça bana haber verirsen ve aynı şekilde her sorumu cevaplandırırsan memnun olurum. a. Emlâk vergisi işini halletmene memnun oldum. Lütfen bana ödediğimiz vergi miktarını bildiriver. b. Evin önündeki tretuvar yapıldı mı? Eğer yapılmadı ise benim arzu ettiğim o alçalmayı yaptırmak için, KEMAL Bey den ya da REŞAT tan benim için istirhamda bulun ve yardım talep ediver. (1) KEMAL Bey,1 NECATİ2 ağabeylerin oturduğu evin sokağında kendi inşa ettirdiği apartmanın en üst katına taşınmıştı. (2) Reşat da ÜSKÜDAR Kaymakamlığı nın hemen altında (25 mt. kadar) inşaat yaptırıyor. 3. Şimdi gelelim ricalarımıza: (1) Devamlı talimatımız gereğince her hafta getireceğin çamaşır ve eşya: - Fanila (2 adet), - külot (2 adet), - pijama (1 tk., pazen olması şart değil), - yüz havlusu (1 adet), - el havlusu (1 adet),
- ayak havlusu (1 adet), - bohça (1 adet) - Tuvalet sabunu (1 adet), - pamuk (1 paket), - diş macunu (Binaca) (1 adet) 4. Özel istekler: a. İlaç meselesi: Cumartesi gönderdiğim pusulada yazdım. Gönderdiğin ilaçları aldım. Teşekkür ederim. İlk bir ay içinde bünyece zayıf ve fevkalade takatsiz düştüm. Bunu telafi için vitamin vs gibi bünyeyi takviye etmek için ilaç alıyorum. Doktora şu ilaca ihtiyacım var deyince yazıyor. Getirdiklerini yazdırmıştım. Kullanıyorum. İlaveten Polivital, Dank ve Caras da yazdırmış durumdayım. Bunlardan evde olanları getir. İlaca para verme (17 AĞUSTOS 1972 tarihli reçetede yazılı ilaçlar dersin). b. Kumanya çantası işe yaramadı. TÜNEL den GALATASARAY a giderken BEYOĞLU Evlendirme Dairesi nin sokağını geçtikten sonra 100 mt. kadar ilerde sağda KÜTAHYA çinisi satan bir dükkan vardır. Onun yakınında münhasıran bavul ve çanta satan bir dükkan yeni açıldı. Bir de BEYOĞLU nda EROL mağazasının karşısında TOKATLIYAN İşhanı nda cadde üzerinde Vinlex in BEYOĞLU mağazası vardır. Aradığım şeyi buradan bulabileceğini sanıyorum. Takriben 50 cm. boyu, 40 cm. eni, 15 cm. yüksekliği olan, üstten çanta gibi açılan, sertçe ve içi silinebilen (Vinlex) bir şey istiyorum. Tabii demir, alüminyum çemberi vs de olmamalı. Yoksa gene talimatın azizliğine uğramak ihtimaliyle karşılaşırız. c. Benim bir küçük cep Kur an ım vardı. Onu galiba bir arkadaşa vermiştik. Şimdi bana bir tane almalısınız. Tabii o da muayeneden geçeceğine göre sarılmadan buraya gelmeli. Sarmak için de bir iki rulo renkli bant ayrıca getirirseniz ben burada sararım. d. Lacivert süveteri eğer değiştirebilirsen haftaya gelirken getirirsin. e. Bundan önceki mektuplarında; İyi kalem sonra göndereceğim demene rağmen henüz almadım. Bana lütfen kalem, maddi durumun müsaitse normal bir dolma kalem, bir de benim evde ilaçlarımın olduğu gözde bir tane tükenmez Parker kalemim var. Onun ucunu değiştirirseniz, ihtiyacımı karşılar. MEHMET te uç bulunuyordu. f. Evde kitaplarımın içinde (ATATÜRK ÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ) var. Bunun tamamı 3 cilttir. Bende iki cildi var. Biri eksik, kitapların üzerinde cilt no yazıyor. Eksik olanı temin edip, üçünü bir arada güzel bir cilt yaptırabilirseniz çok memnun olacağım. Çünkü bu kitap bana lazım olacak. Kitabı ancak Milli Eğitim Bakanlığı Yayınevi nden temin imkanı var. Bu yayınevi, biliyorsun, BABIALİ ye çıkarken sağda REMZİ Kitabevi nin altındadır. Bir de KADIKÖY de var. ALTIYOL dan GAZHANE ye giden caddeye girer girmez solda. Buradan temini mümkün olmazsa ANKARA daki bir arkadaştan rica edersin. g. Benim kunduracı FEVZİ nin dükkanında ŞÜKRÜ diye tezgahtar bir çocuk var. O beni mağazasının civarında birçok iyi saatçiye götürmüştü. Sendeki saatin kadranını bulursa değiştirecekti. O civara gittiğin vakit bir soruver. Eğer kadran bulunmamışsa dahi yağlama ve temizlenmesi için aynı saatçiye bakıma ver. h. Bana iyi ve ipi koymayan bir tespih getirirsen memnun olurum. Bilirsin tespihten hoşlanmam ama gerçek maksadında kullanılmak üzere istiyorum.
Bu özel isteklerimi: İlaç, çanta, Kur an, süveter (lacivert), kalem, kitap, saat ve tespih... Tabii bu hafta içinde yapmağa mecbur değilsin. İmkân ve fırsat buldukça yaparsın. 5. Yün takım çamaşırı ve yün ceketi sana iade edeceğim. Burada çok rutubet olduğu için bozulabilir. Şimdilik lazım değil. Gerektiğinde isterim. Bendeki yünler idare ediyor. Eğer yıkayıp yetiştirebilirsen gri yün ceketi gelirken getir. O bana yeter. 6. Plastik, bakalit, melamin kaşık bulamadın mı? Hani bizim evde yeşil, sapı kırık bir plastik orta büyüklükte kaşık vardı? Öyle iki kaşığa ihtiyacım var. Eğer bulamazsan bir tatlı, bir çay kaşığı getir. Alırlarsa ne ala! 7. Son olarak iki tane daha elbise kılıfı istiyorum (Rutubetten korunmak için kullanıyorum). 8. Benim evdeki gazete küpürlerimi CANSEN e3 veriver. Benim yaptığım numuneyi de göster. Kağıdı, (iyi kağıt), kolası, plâstik dosyası kendisine ait olmak üzere hepsini yapıştırsın. Bir kısmını konularına göre (Ekonomik-Politik-Kültürel), bir kısmını yazanlarına göre, kimini tek kağıda, kimini iki büyüklükte kağıda yapıştırsın. Bilhassa ATATÜRK le ilgili olanlar... Hukuki konular ve benim şimdiye kadar yazdığım yazılara muhtevi bir dosya bana lazım olacak. Benim dosyam için ayrıca mektup yazacağım. 9. İNCİ nin çocuğu oldu mu? Benim adıma tebrik ediver. Benim onlarda bir miktar alacağım vardı. O parayı aldın mı? 10. Zannederim rahmetli MAREŞAL in sözü idi: Günde bir gazete, haftada bir dergi, ayda bir kitap okumayanı adamdan saymamalı. Bunun için eve bir gazete girmeli. Yalnız siz herhangi bir gazete seçmekte serbestsiniz. HÜRRİYET, GÜNAYDIN olabilir. Ayrıca kızım, yaşının ve çağının gereği olan ve çağdaşlarının okuduğu dergileri (HAYAT-SES-FOTO ROMAN-HEY vs) derslerine engel olmamak kayıt ve şartı ile okuyabilir ve okuması da lazım. 11. RECEP BAYIRLIOĞLU4 sınıf arkadaşımdı. Vekaletname verebilirsiniz. ALP5 de davayı almak istiyorsa memnuniyetle... Ücret meselesini diğer avukat arkadaşımız konuşur. Beni merak etmeyin, iyiyim, moralim yerinde. Her şarta, her ihtimale kendimi hazırlamış bir insanım. Vicdanen müsterihim, siz de öyle olunuz. Kızıma Perşembe günü mektup yazacağım. İsteklerim bir iki mektup sonra tamamen kesilir zannederim. O zaman sen de, ben de rahatlarız. Annemin hasretle ellerinden öperim. Kızımı benim adıma pek çok öp. Senin de özlemle gözlerini öperim. Herkese selam, sevgi ve saygı. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Top. Alb. (E) Kemal PERİOĞLU (merhum). 2. Top. Kur. Alb. Necati ÜNSALAN (merhum). 3. Cansen KULBAY.
4. Avukatım olmak için benimle ilk kez ilişki kuran saygıdeğer arkadaşım. Daha sonraki dönemde müdafiliğime devam edemedi. 5. Avukat ALP KURAN.
SELİMİYE 28 Ağustos 1972 Sevgili Sabihacığım, Cumartesi günü getirdiklerinin hepsini aldım. Sana ve zahmetleri için GÜL e1 çok teşekkür ederim. Sadece yün çorap tek olarak geldi. Eğer tekini evde unutmamışsanız kaybolmuştur. Çünkü burada bulduramadım. Süveterlere pek memnun oldum. Burada hep böyle şeyler giymek gerekecek. Hapishane sayesinde epeyce donandık. Tespihi almamışlar. Halbuki ben burada birinin elinde görmüştüm. Serbest diye istemiştim. Hamama giren terler derler. Mademki talimat öyleymiş, pekâla Biliyorsun benim epeyce hapishane tecrübem var. Ama bu talimat her yerde aynı şekilde uygulanmadığı için böyle lüzumsuz zahmet ve külfete sokmuş oluyorum. Özür dilerim. Meselâ SELİMİYE de 1-4 AĞUSTOS arasında kaldığım yerde, dışarıdan paramla kolonya aldım ve kullandım. Burada vermiyorlar. Filvaki talimat böyle Bunlar teferruat ve önemli değil. Bilirsin ki ben bulunduğum durumu olduğu gibi kabul eder ve o şartlara rahatlıkla uyarım. Hele vicdanen müsterih olmanın rahatlığı da olduktan sonra Bir kere hayatta önde gelen zevkimin okumak olduğunu biliyorsun. Okumanın da en rahat yapıldığı yer burası, bir ay içinde sindire sindire 2.000 sayfa kitap okudum. Eğer kıymetlendirmeğe moral güçleri yeterse, HAPİSHANELER AYDINLAR İÇİN BİRER OKULDUR. Ben bundan azami ölçüde yararyanmağa çalışıyorum. Bu kadar okuma imkanı bulmuş olmak, moral ve sıhhatimin yerinde olduğunun bir kanıtıdır. Sağlığım gerçekten iyiye doğru yöneldi. Bundan sonrası kolay. Geçen hafta Cumartesi günü getirdiğin kırmızı dosya ile gazete küpürlerini de herhalde almadılar. Çünkü bana verilmedi. Dosyayı demirinden dolayı almamışlardır. Gazete küpürlerini esasen istememiştim. Şimdi o kırmızı dosyanın içindeki sarı kağıtları çıkartarak bana haftaya getirirsen memnun olurum. İsteklerime gelince: 1. Devamlı talimatlarımıza göre: 1 tk. pijama, 2 tk. çamaşır, 1 yüz havlusu, 1 el havlusu, 1 ayak havlusu, 1 bulaşık bezi, 1 mendil, 1 yün çorap, 1 bohça, 1 tuvalet kağıdı, 1 tuvalet sabunu, 1 pamuk. 2. Özel isteklere gelince: a. Kırmızı dosya içindeki sarı kağıtları yukarda yazdım. b. YAKIN TARİHİMİZ Cilt III (Bu kitabın 1 inci cildini okudum, iade ettim. Herhalde aldın? 2 nci cildi bende). c. ENVER PAŞA VE İTTİHAT TERAKKİ (kitap) (Kütüphanemde var). gibi. d. Üç adet plastik dosya ve üç adet plastik dosya içi (şeffaf). Evdeki özel dosyalarım e. 30 cm.lik bir cetvel (Kenarı şeffaf, çizgi çizmeye müsait). f. Küçük bir gönye (Evde olacak, yatağımın başucunda kırmızı kaplı kitap içinde). g. 10-15 adet ataç (Kağıtları birbirine tutturan tel). h. Çok küçük bir sünger (Bulaşık yıkamak için, ABDULLAH ta bulabilirsin).
i. Evdeki Parker tükenmez kalemim (Ucunu temin ettiğiniz zaman). j. Bir takım renkli markör kalemi. (CAĞALOĞLU nda ithalini bulabilirseniz memnun olurum). Bu özel isteklerimin hepsini önümüzdeki hafta yerine getirmek zorunda değilsin. İmkanın içinde olanları yaparsın. 3. Paran olduğu vakit daha iyi bir dolmakalem istiyorum. Kötü kalemleri kullana kullana o güzelim yazım berbat oldu. Bu kalem de şimdilik FEZA yı idare eder. 4. Haftaya geldiğin zaman idarede bulunan traş fırçası, tıraş sabunu, jilet makinesi, bir şişe kolonya ve evin anahtarlarını isteyiver. Bana vermiyorlar. Bari burada kalabalık yapmasın. Hem anahtar işinize yarar. Bugünlük bu kadar. Gene bir sürü zahmet ve külfet yükledim. Beni mazur gör. Annemin hasretle ellerini öperim. FEZA ma en iyi temennilerimi yollar, özlemle gözlerini öperim. Senin de hasret ve sevgi ile gözlerini öperim. Akraba, eş, dost ve tanıdıklarımıza selâm, sevgi ve saygı. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Gül Recepoğlu (ELGÜN).
SELİMİYE 11 Eylül 1972 Çok sevgili Sabihacığım, Hiç aksatmadan, SELİMİYE ye geldiğimden bu yana Pazartesi günleri bir mektup gönderiyorum. Geçen hafta da anneme, sana ve abime olmak üzere üç mektup yazmıştım. Eline geçmemiş. Bundan önce de FEZA ya yazdığım bir mektup yerine ulaşmamış. Bu gibi aksamaları olağan karşılamamız ve merak etmememiz gerek Evvelki hafta getirdiklerinin hepsini almıştım (Cetvel hariç). Bu hafta getirdiklerinin de hepsini aldım ve bu suretle ihtiyacım olan cetvel ve tespihe geç de olsa kavuştum. Pek çok teşekkür ederim. Hasta olduğunu FEZA bir nebze hissettirmişti, çok üzüldüm. Daha şimdiden grip olursan kışın ne yaparsın? Sıhhatini korumak ve bunun için gereken her türlü tertip ve tedbirleri almak durumundasın. Normal görevlerine, benim olmamamdan dolayı daha birçokları eklendi, sorumlulukların arttı. Bunları yerine getirmek için sıhhatli olmak gerek. Kendine iyi bak, moral ve sıhhatini koru ki ben de müsterih olayım. Geçmiş olsun. Senin mektubun gibi abime gönderdiğim mektup da yerine ulaşmamış olabilir. Mümkünse kendisine mektubunu aldığımı, çok sevindiğimi, iyi ve sıhhatte olduğumu bildiriniz. FEZA gönderdiğim ikinci mektubu herhalde almıştır? Herhalde bütün okul ihtiyaçlarını en iyi şekilde tamamlamışsındır? Önlükleri falan yeniden birkaç tane yapıldı mı? Diğer bütün ihtiyaçları tamamlandı mı? Kendisi kitaplarını aldığını bana yazmıştı. Bu konuda beni aydınlatırsanız memnun olurum. 1. Haftaya gelirken: 1 tk. pijama, 2 tk. çamaşır, 1 el havlusu, 1 yüz havlusu, 1 ayak havlusu, 1 bulaşık kurulama bezi, 1 çift yün çorap, 1 bohça getirirsin. Şimdilik yazıncaya kadar (diş macunu, tuvalet kağıdı, tuvalet sabunu, pamuk, talk pudrası) getirmene lüzum yok. 2. Özel istek olarak: a. Bir şişe dolma kalem mürekkebi (Sheaffer s için) b. İki parçalı, biri silinmek ve biri baş havlusu olmak üzere çok iyi cins banyo havlusu istiyorum. Evdekiler hem çok yer kaplıyor ve hem de iyi kurulamıyor. Halbuki burada banyo yaptıktan sonra hasta olmamak için iyi kurulanmak gerek. Buna uygun bir havlu alırsan memnun olurum. Eğer paran yoksa ay başından sonra alabilirsin. c. Geçen hafta eşyalarla verdiğim mavi el çantasını bana getirirseniz memnun olurum. Çünkü eşyam ve kitaplarım oldukça arttı. Geçen hafta 300 TL para bırakmışsınız, teşekkür ederim. Mevcut para EKİM ayının sonuna kadar beni idare eder. Ben ihtiyacım olan miktarı sonra yazarım. Ama bu miktar hiçbir zaman ayda 300-400 lirayı geçmeyecek. Yani KASIM ve ARALIK ayları için bana 600-800 TL gerek olur. Sen bütçeni buna göre yaparsın.
Müsaadeni diler, annemin hasretle ellerini, senin hasret ve sevgi ile gözlerini öperim. FEZA mı özlemlerle öperim. Bütün tanıdık, eş, dost ve akrabalarımıza selam, sevgi ve saygılar. Hoşça kalınız. SABİHA cığım, Haftaya gelirken: 1. 5 adet naylon dosya içi rica ediyorum. Daha önce getirdiklerin torba gibi (üç tarafı kapalı, üstü açık). Şimdi getireceğinizin iki tarafı açık, iki tarafı kapalı olsun ve dosyaya geçirilecek yerinde delik bulunsun. 2. Bir kutu orta büyüklükte kağıt raptiyesi de istiyorum (Dosya telleri kopuyor onun yerine kullanacağım). Talat Turhan
SELİMİYE 18 Eylül 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, Cumartesi günü gönderdiğin mektubu ve eşyaları tamamen aldım. Pek çok teşekkür ederim. Geçenlerde bir mektubum sana gönderilmedi. Bir daha aynı akıbete uğramaması için genellikle istek mektupları şeklinde olacak yazılarım. Kusura bakmazsın. İlk mektuplarımın birinde sana noterden bir umumi vekaletname vermem gerektiğinden söz etmiştim. Bunun, özellikle maaş alman için sana lâzım olacağını sanıyorum. 1 EKİM de alman gereken maaşın çeki imzalanmış durumdadır. Belki onu alabilirsin. Yalnız EKİM ayında aynı zamanda 1973 senesine ait 4 adet çek veriyorlar. Bu çekleri alman için de vekaletnameye ihtiyacın olacağını sanıyorum. Eğer vekaletname çıkarmak senin için külfet olacaksa, o zaman avukat arkadaşlarımızdan birinden yardım rica etmen gerekir. İçlerinde sanırım durumu müsait olan BİRSEN Hanım dır.1 Kendisini daha önceleri gıyaben tanıyordum. Arkadaşımızdır, ilgilenmeni ve her türlü düşünceden uzak bulunmanı rica ederim. Bize yakınlık gösterenlere ve ilgilenenlere mukabele imkanım olmadığına göre bu vazife de sana düşüyor demektir. Bunun dışında birçok ihtiyaçlarım için evle daha sık irtibatın sağlanması gerek. Meselâ hukuki durumum ve savunma için bugünden bazı isteklerim olacak; bunların karşılanması için de yardıma ihtiyacın olacak. O halde mevcut imkanları değerlendirmek durumundayız. Gerekeni yapacağından emin ve müsterih bulunuyorum. Daha önceki mektupların birinde evdeki gazete küpürlerininnin tasnif ve tanzimini rica etmiştim ve bunun için tafsilatlı mektup yazacağımdan söz etmiştim. Bu konuda senden bir haber alamadım. Bunun gibi bugüne kadar çeşitli yerlerde ve tarihlerde yazmış olduğum yazıların toplanılması lazım. Bunun yanında geçen seferki olayla ilgili iki dosyanın mükemmel bir şekilde tanzim edilmesi gerekiyor. Bütün bunları sen esasen yüklü olan bir sürü hizmetinin yanında yapamayacağına göre, arkadaşlarımızın yardımına ihtiyacımız olacak ve bütün bunlardan yararlanmam gerekecek. Bu konuda hazırlık yapmakta geç kaldığımızı sanıyorum. FEZA okula başlamak üzere. Mutlaka her türlü ihtiyacı bütün ayrıntıları ile tarafından düşünülerek hazırlanmıştır. Bunu bilmeme rağmen bu konuda ayrıntılı bilgi istemiştim. Bu isteğim ne senin ne de FEZA tarafından yerine getirilmedi. Dünya ile irtibatım münhasıran senin mektupların ile sağlandığına göre, hiç olmazsa sorduğum konularda beni haberdar etmek gayreti içinde bulunmalısın. Elbisemi temizlemeğe vereceğini yazmıştın. Onun akıbetini de bilmiyorum. Bana kalırsa kumaşın markasını öğrenseydin. Bir arkadaşımız vasıtasıyla fabrikasından buldurabilirdin. Eğer temizleme ile sonuç alamazsanız, acaba pantolonu feda etmek suretiyle ceketi kurtarmak mümkün olur mu? O takdirde lacivert bir pantolon almak suretiyle meseleyi hallederiz. Bu elbise meselesi üzerinde ısrarımla seni epeyce rahatsız ettiğimin farkındayım ama benim için de bu ısrarın haklı nedenleri var. Haftaya gelirken: 1 tk. pijama, 2 tk. çamaşır, 1 büyük havlu, 1 bohça, 1 çift yün çorap getirmen gerekiyor. Özel istek olarak:
1. Havlu (banyo için) istemiştim alacağını yazıyorsun. 2. İki bardak istedim. Burada birkaç tane plastik bardak kullandım, iki günde rezili çıkıyor. Onun için o bana getirdiğin tabağın cinsinden iki melamin bardak istedim. Renk belirtmem seni güçlüğe sokmak için değil elbette! Koğuşta bu renkler olmadığı için başkalarının bardağına karışmasın istedim. 3. Bir kutu da kola istiyorum. Tabii kabı plastik olacak. Daha önce evde kullandıklarımdan, FEZA biliyor. Getirdiğin plastik dosya gömlekleri isteğime uygun değil ve ihtiyacımı karşılamıyor. Evdeki hazırladığım özel dosyalar içinde isteğime uygun dosya gömleği vardı. Size numune olabilirdi. Mürekkep de isteğime uygun değil. Scriks istemiştim. Neyse, bu kadarına da şükür! FEZA ya yazdığım ikinci mektubu da alıp almadığını öğrenmiş değilim. Müsaadenizi diler, hasretle gözlerini öperim. FEZA mı özlemle ve sevgilerimle öperim. Herkese, selam, sevgi ve saygı Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Avukat BİRSEN BALCIKARDEŞLER.
SELİMİYE 25 Eylül 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, Posta ile gönderdiğin 20 EYLÜL tarihli ve elden gelen 23 EYLÜL tarihli mektuplarını aldım. Teşekkür ederim. 1. Sıhhatin herhalde düzeldi? Geçmiş olsun. Kendine bakmak zorunluluğundasın. Gıdana itina etmeli ve sigaranı azaltmalısın. Sanırım ki sigarayı şu sıra fazla içiyorsundur. Bunun yanında da asla üzülmemeli, rahat olmalısın. 2. Geçen hafta FEZA ya mektup gönderdim. Herhalde şimdiye kadar almışsınızdır? O mektubumda kızımdan ve senden dört ricam oldu. Herhalde gereğini yerine getireceksiniz? Kızımla ilgili bir başka ricam da, okulundaki öğle yemeği meselesini bugüne kadarki uygulamanın dışında bir formülle halletmenizdir. İki şekil düşünülebilir: Birincisi, eğer okulda ücreti mukabili yemek veriyorlarsa ve bu yemeği beğeniyorsa orada yemesi. İkincisi, evden giderken doğru dürüst yemek götürmesi. Tam büyüme çağında en önemli yemek olan öğle yemeğini tostla geçiştirmesine gönlüm razı olmuyor. 3. Getirdiğin eşyaları tamamen aldım. Çok çok teşekkür ederim. Bir istekte bulunurken bazı şartlar koşuyorum. Bu ne seni sıkıntıya sokmak arzusu ile ne de benim kaprisim olarak yapılmıyor. Buranın özel şartlarının gereği nedeni ile böyle oluyor. Mesela banyo havlusu istedim. İsterken de iki şart koştum. Biri, evdeki kadar büyük olmasın dedim. Çünkü kurutmam güç olur ve koyacak yerim yok. İkincisi, çabuk kurutucu ve çabuk emme hassası olsun demiştim. Bu da çabuk kurulanmak, soğuk almamak için koşulmuş bir şarttı. Kadife gibi havlular var. Onlar bu şartıma uyardı. Ya anlatamadığım için ya da gereği gibi okumadığından bir isteğim iki ayda birçok zahmet ve külfetle karşılanmış oluyor. Aldıklarını iade ediyorum. Evde banyo yaparken baş havlusu olarak kullandığımız eski mavi havlu büyüklüğünde bir vücut havlusu ve ileride normal yüz havlusu büyüklüğünde aynı desenli ve çok iyi kurutma hassası olan iki havlu benim işimi görür. Böyle havlular var. Esasen olmayan bir şeyi isteyerek seni rahatsız etmek istemem. Böyle iki parçalık havluları genellikle plajlarda kullanılıyorlar. Eşya getirip götürürken kullandığın naylon çantalar biraz küçük geldiği için, eşyalar muayene edildikten sonra sığmıyorlar ve bana gelinceye kadar hem kirlenebiliyorlar ve hem de buruşabiliyor. Bunun için, her hafta getirdiğin eşyayı rahatlıkla alacak ve getirip götürürken seni rahatsız etmeyecek büyüklükte iki güzel çanta alırsan, biri sende biri bende kalır, her hafta değiş tokuş ederiz. Bu surette getirdiğin temiz çamaşırlar, bana gelinceye kadar daha az örselenmiş olur. Çantalar el çantası şeklinde olmamalı (daha evvel aldığın, iade ettiğim şekilde değil) ve doğru dürüst bir şey olmalı ve buraya girebilmesi için de çemberi falan olmamalı. Daha önce yiyecek için istediğim çantaya koğuşta ihtiyaç olmayacak. Şimdi bendeki iki eski çantanın biri kitaplarıma, diğeri eşyalarıma yetiyor. 4. Tretuvarın yapılmasına memnun oldum. Fakat daha önce bana haber verse idin, bu iş yapılırken dükkanın lavabo ve pis sularının bağlanma tarzını yazacaktım. İlerde gene taşacak, hadi bir daha kırmak gerekecek! Neyse, herhalde kaldırım kenarına demir koymamışlardır? Eski demir, teyzelerin bahçesinde idi. Kaybolmadı ise onu ve eski sobayı eskiciye satıver. Hem çürümez ve hem de yer işgal etmezler.
5. FEZA nın mektuplarında ilaç istemiştim (Duramycin-Dank-Anestol). Herhalde bu Cumartesi getirirsin? Reçetesi idarede, tarihini mektupta yazmıştım. Dank mümkünse büyük kutu olsun. Sen benim devamlı kullandığım ilaçları biliyorsun. Bunlardan temin edebildiklerinin cinsini, miktarını yazarsan, ben burada reçetesini yazdırır sana haber veririm. Sen de getirirsin. 6. FEZA nın İngilizce öğretmeninin çocuğu için bir hediye düşündün mü? Kızımın üzerinde emek ve külfeti var, mahcup olmayalım. BEDİHE ler yeni evlerine taşındıklarına göre onlara bir ev hediyesi almağı düşünüyor musun? 7. Maaş alma meselesini geçen mektubumda yazmıştım, ona göre halledeceksin. Benim için EKİM ayının sonuna doğru 700 TL yatırırsan bu para yılbaşına kadar bana yeter. Bu miktarı EKİM sonu ve KASIM sonu olarak iki parçada olmak üzerede yatırabilirsin. Arta kalanla sen bütçeni tanzim edersin. Ay başında gaz bidonlarını doldurtursun. Bunun için ilerde yazacağım mektupta tafsilat veririm. 8. ESAT abimin mektubumu alıp almadığını öğrenmek istiyorum. Eğer almamışsa yeniden yazacağım. Mahcup olmak istemiyorum. 9. Haftaya gelirken: 1 tk. pijama, 2 fanila, 2 külot, 1 bohça, 1 yün çorap, 1 yüz havlusu, 1 paket pamuk, 1 tuvalet sabunu rica ediyorum. Bu kadarla son verir, annemin ve sizin Berat Kandili nizi tebrik ederim. Annemin hasretle ellerini öpüyorum. Seni defalarca öperim. Kızımı benim için öp. Herkese selam, sevgi ve saygı. Seninle alakadar olan akraba ve dostlarımıza teşekkürlerimi ilet. Talat Turhan
SELİMİYE 4 Aralık 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, 29 KASIM 1972 tarihli mektubunu ve Cumartesi günü getirdiğin eşyaları aldım. Pek çok teşekkür ederim. Yalnız listemde olduğu halde bohça elime geçmedi. Eğer evde unutmamışsan kayboldu demektir. Bu hususu bana bildirirsen burada bir daha arattırırım. 1. AYŞE nin1 nişanlanmış olduğunu öğrenerek memnun oldum. Mesut ve bahtiyar olmasını temenni eder, annesini ve sizleri tebrik ederim. 2. ŞEVKET2 abinin ve yengemin3 ilgilerine pek çok teşekkür ederim. Daima kötü gün dostu olmuşlardır. Esasen, sevgi ve saygılarımı iletirsen sevinirim. Tıraş makinesi için ihtiyar ettikleri zahmetler için de teşekkür ederim. Buraya müsaade edileceğini sanmam. Evde kalsın. 3. ANKARA daki avukatım YEKTA4 Bey e mektup yazmıştım. Belki lâzım olur diye eski davamdaki savunmamla beyanname sureti istemiştim. Dosyanın her zaman istifademe hazır olduğu cevabını aldım. Çünkü bu dokümanlar benim dosyamda yok. Bunların kaybolma ihtimali de hesaba katılarak birkaç suret çıkarılabilirse memnun olurum. Bunun gibi son 10-12 senelik siyasi davalarda önemli sayılan sanıkların savunmalarından birer suret temin edilebilirse ayrıca sevineceğim. Dileğimi duyurursun. 4. Herhalde daha önce yazdığım ATATÜRK le ilgili iki kitabı ciltlettin? Lazım olduğunda isteyeceğim. Mümkün olursa burada okuyarak gönderdiğim kitapları da ciltlettirirsin. YAKIN TARİHİMİZ in 4 üncü cildi bende. Onu iade ettiğimde dördü bir arada ciltlenirse iyi olur. İhtiyacım olan diğer kitapların avukat vasıtasıyla teminini rica etmiştim. Bana bu konuda yararlı olabilecek kitapların listesi üzerinde seçim yapmağı arzulardım. Galiba bu tarz olmayacak. Hem hafızama dayanarak ihtiyacım olan kitapların listesini çıkarıp temini ricasında bulunmam gerekiyor. YASEMİN5 bana SABAHATTİN SELEK in çıkardığı İNÖNÜ NÜN HATIRALARI ve MİLLİ MÜCADELE kitaplarından temin edecekti. Genellikle savunmama yararlı olabilecek her türlü kitaba ihtiyacım olacak sanırım. Son 10-12 sene içinde çıkan bütün anılar, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel eleştirilere ait kitaplar ile inkilap tarihi ve Türkiye tarihine ait, bilhassa Türk Tarih Kurumu nun (ANKARA) çıkardığı kitaplardan yararlanabileceğimi sanıyorum. Bunun yanında İSTANBUL ve ANKARA Üniversitelerinin Ceza Hukuku ve Anayasa ya ait kitapları ile Siyasal Bilgiler Fakültesi nin aynı konulardaki yayınları ve siyasi partilere ait kitaplar... Bütün bunları senin temin etmen mümkün değil tabii. Yakınlarımızın yardımını talep edersin. Bunun yanında, içinde yararlı olabilecek dokümanların sağlanması çabasına avukatımla birlikte katılırsın. Bu arada evdeki benim TÜRKİYE NİN DÜZENİ ve FELSEFE TARİHİ kitaplarını da ciltletirsen memnun olurum. 5. Gazete küpürlerinin yapıştırılması işi bitmiştir herhalde? Onların dosyalanması ve bölümlere ayrılması için de düşüncelerimi yazacağım. Ona göre tanzim olunursa ve fihristlenirse yararlanırım.
6. Çekleri almış olmana memnun oldum. Ay başında maaş alınırken OCAK/1973 çeki lazım olacak. Onun imzalanması gerekiyorsa Cumartesi elden gönderirsin. Ben de imzalayarak sana iade ederim. 7. Bu arada kravat da veriliyor. Lazım olduğunda isterim. Elbise için de zahmetine teşekkür ederim. Gerektiğinde onu da isterim. Şimdilik uzun zaman lazım olabileceğini sanmıyorum. Süveter falan da alma. Gerekirse rica ederim. 8. Plastik dosya ve dosya içi istemiştim. Bu hafta temini mümkün olmazsa önümüzdeki hafta da olabilir. 9. Bir münasip zamanda FARUK6 Bey le konuş. Bizim evin yangın sigortası ipotekli iken vardı. Kalkınca sigortasız kaldı. Onun böyle olmasını arzu etmiyorum. Uygun bir miktar üzerinden yangın sigortası yaptırıverin. 10. FEZA nın mektubunu da aldım ve memnun oldum. Kendisini ayrıca cevaplandıracağım. 11. Dişlerine baktırdın mı? EDİBE yi7 muayene ettirdiğin şekilde sen umumi kontrolden geçemez misin? CANAN8 gitmedi ise o seni aynı tarzda kontrol ettirebilir. Benim sağlığımdan pek şikayetim yok. Müsaadeni dilerim. AYHAN Hanım a selam ve saygılar. ELMAS ın mektubuna teşekkür ederim. İyi ve sağlıklı günler dilerim. Özlemle gözlerini öperim. FEZA yı benim için öp. Anneme ayrıca yazıyorum. Bütün eş, dost, arkadaş ve akrabaya selam, sevgi ve saygı Küçük KURTAN ın9 gözlerini öpüyorum. 1. Aspirin temininde güçlük çekiyorum. Bir paket getirirsen... Alırlarsa ne ala, eğer alınmazsa geri götürürsün. 2. Botlarım için bir süet fırçasına ihtiyacım var. Eğer evdeki eski işimize yararsa getiriver. Alırlarsa kullanırım. Alınmazsa idare ederim. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Kızımın teyzesinin kızı AYŞE ILGAZ (AYDİLEK). 2. Kayınbiraderim ŞEVKET BELGİN (merhum). 3. ŞEVKET BELGİN in eşi CEMİLE BELGİN (merhum). 4. YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN. 5. YASEMİN ALAN KUŞ 6. FARUK ÖZHAN (merhum). 7. Dayımın oğlu Kaptan SAİT EFENDİGİL in (Merhum) eşi (yengem). 8. Büyük dayımın kızı. Halen Bilim Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Canan EFENDİGİL (KARATAY).
9. Aile dostumuzun oğlu KURTAN ELGÜN.
SELİMİYE 18 Aralık 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, Mektuplarını ve getirdiğin eşyaları aldım. Hepsi için teşekkürler. Gözümdeki rahatsızlık henüz geçmedi. Okuyup yazmada güçlük çekiyorum. Onun için kısa yazacağım. Herhalde merak edilecek bir şey değil, her gün iyiye gidiyor. 1. Diş tedavisine başladığına memnun oldum. Geçmiş olsun. NURİ nin gözlerini öperim. Sonucunu bildirirsen memnun olurum. 2. ZEHRA ile ilgilenme vaadin için pek çok teşekkürler. 3. Eski davaya ait dokümanlardan bir arkadaşa verip birkaç suret çıkartmak mümkün olursa memnun olurum. Birer suret avukatlara veriniz. Bir suret de ben isterim (savunma döneminde). Bir iki suret de yedek kalmalı. Lazım oluyor. İlgine minnettarım. 4. Saati tamire vermeğe karar verdiğine göre mesele yok. 5. Görüşme için anlayış göstermemize pek çok memnun oluyorum. 6. Şimdilik kemer ve kravata ihtiyacım yok. Lazım olursa isterim. 7. Toptan ödemenin gelmiş olması lazım. Sen veya bir arkadaşa sorduruver (SİRKECİ KONYA Lezzet Lokantası nın ilerisinde sol tarafta Emekli Sandığı İSTANBUL İrtibat Bürosu var, oradan soruluyor). Giderken emekli cüzdanı beraberinde olmalı veya üzerindeki emeklilik numarası. 8. Cumartesi tuvalet sabunu getirmeyebilirsin. Getirdiğin pamuktan hiç memnun değilim. Özlemle öpüyorum. Kızımı benim için kucakla. Sevgiler. 1. Evde kalemim varsa gene rica ediyorum. 2. Bugün anneme de yazdım. Talat Turhan
SELİMİYE 25 Aralık 1972 Çok Sevgili Sabihacığım, 22 ARALIK tarihli mektubunu ve getirdiğin eşyaları aldım. Pek çok teşekkür ederim. 1. Göz kapağımın içinde bir apse çıkmıştı. 10 gün beni oldukça rahatsız etti. Yazamadım, okuyamadım. Oldukça sıkıntı çektim. Şimdi tamamen iyileştim. Mümkün olduğu kadar çok okuyorum. Bu rahatsızlığın okumayla ilgili olduğunu sanmıyorum. Fakat sanırım artık gözlerim gözlük ister hale geldi. 2. Senin diş tedavisinin sonucu alınıncaya kadar sıkıntıların olacağını tahmin ediyorum. Geçmiş olsun. Tedavi bitince romatizmalarına da olumlu etkisi olabilir. Her seferinde NURİ Bey e selam ve saygılarımı söylerseniz memnun olurum. 3. FEZA için verdiğin haberlere teşekkür ederim. İyi yetişmesini ve gerçek bir aydın olmasını bir tutku halinde istiyorum. Bu tutkuyu olumlu yönde geliştirmede bana düşenleri bugüne kadar yaptığımı iddia edemem. Sana galiba bu meselede de çok yük düşüyor. Gözüm arkada değil, müsterihim. 4. Eski davaya ait dokümanların geldiğine sevindim. Onları daktilo etmek üzere sana yardımcı olacakların bulunabileceğini sanıyordum. İş ELMAS a kalmış. Kızı yormayalım ve üzmeyelim. Esasen acelesi de yok. Savunma döneminde bazı bölümlerinden yararlanacağımı sanıyorum. Bu döneme daha uzun zaman var. 5. ATATÜRK e ait ciltlenen iki kitabı zamanı gelince isteyeceğim. Burada çok kitabı benim titizliğim içinde uzun süre muhafaza edebileceğimi sanmıyorum. Diğer kitaplar için ilgine teşekkür. İstediğim bir kısım kitapları piyasadan bulmak mümkün olmayabilir. Bunları tanıdıklarımızın yardımları ile sağlanmaya çalışacağız. Eline geç geçen mektubumdaki istekler bu neviden olduğu için onları rahatsız etmiştim. İlgilerine teşekkür ederim. Dışardan yayınevlerinin kitap listelerini istedim. Onlar içinden seçim yapacağım. Bu konuda BİRSEN Hanım ın da yardımını rica edeceğim. Bunun dışında benim unuttuklarım olabilir. Genellikle, bilhassa son 100 seneye ait tarih eserleri, inkılap tarihi (Tarih Kurumu nun), Anayasa Hukuku kitapları, Ceza Hukuku kitapları, Siyasal Bilgiler Fakültesi yayınları, son 12 seneye ait bütün anı kitapları, bu dönemde yargılananların savunmaları ve iddianameleri, sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki konulara ait bana yararlı olabilecek diğer bütün kitaplar. Bunları sana bilgi için yazıyorum. Gerçekte bunların tüm listesini çıkartmak dahi uzun bir çalışma ister. Ben burada bunu dahi tam yapabileceğimi sanmıyorum. Mamafih kendine yardımcılar bulabilirsen onların yardımlarından yararlanabilirsin. Gerçekte savunmamın fihristi yapılmalı, buna göre doküman temin etmeli ve hazırlanılmalı Bu konudaki hassasiyetim ölçüsünde sonuç alabileceğimi sanmıyorum. Kaderim bu Kolay kolay tatmin olamadığıma göre bu konuda da arzumu gerçek anlamı ile sonuçlandıramama endişesi içindeyim. Ne olursa olsun benim için bir çalışmadır. Yararlanacağım. 6. Toptan ödemelerin OCAK ayında verileceğini radyodan duydum. Bunun için sana bir vekaletname vermem lazım. Bu meseleyi kendi vekaletnamen ile sonuçlandırman yararlı olur.
Notere müracaat ederek bu konuyu halledebilirsin. Onlar buraya memurlarını göndererek imza alıyorlar. 7. Ay başında maaş alınca benim için 400 TL idareye yatırırsınız. Her ay bu miktar yatırırsanız buradaki ihtiyaçlarımı karşılarım. 8. CANAN ın gittiğine memnun oldum. Yengeme; Allah kavuştursun temennilerimi iletirsen memnun olurum. 9. Haftaya gelirken pamuk getirmene lüzum yok. Bir adet diş macunu rica ediyorum. Müsaadeni diler, gözlerini öperim. FEZA yı benim için defalarca öp. Annemin ellerini öpüyorum. ELMAS ın gözlerini öperim. ZEHRA ya ilgine teşekkür ederim. Herkese sevgi, saygı ve selam. Talat Turhan
SELİMİYE 1 Ocak 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, 28 ARALIK 1972 tarihli mektubunu ve Cumartesi günü getirdiklerini aldım. Hepsi için teşekkürler. 1. ALP e1 pusula göndermene memnun oldum. Selamlarına çok sevindim. Bu tarzda kendisini ararsan çok isabetli bir hizmet yapmış olursun. Özellikle kitap ihtiyacı olursa sağlamaya çalışırsın. Kendisi böyle bir zahmete seni sokmayacak kadar anlayışlı olduğuna göre, BİRSEN in yardımını rica ederek faydalanacağı, hoşlanacağı kitaplar yollayabilirsin. 2. BİRSEN Hanım la görüşmenizi kendisi bana anlattı. Ben bu hususta düşüncelerimi her ziyaretinde açıklıyorum Herhalde gerekeni herkes ve ben üzerimize düşen ölçüde yapacağımıza emin bulunuyorum. Para vermiş olman için de ayrıca teşekkür ederim. 3. Eski dosyadan arzu ettiğin dokümanların daktilo edilmesine de sevindim. ELMAS ın samimi, candan ve kardeşçe ilgisine minnettarım. 4. Evdeki ATATÜRK e ait küpürlerin dosyalanması için de teşekkür. Arada boşluklar olabilir. Benim kütüphanemin altındaki camlı bölmede özel klasörlerim olacak. Onların sanırım iki tanesi de ATATÜRK e ait olacak. Eğer dosyalanmadı ise öbürlerinin arasına katılabilir. Bilmiyorum, FEZA nın odasındaki bütün dokümanlarım dosyalandı mı? Dosyalanıp muhafazasını sağlayıp ve bana muhtevasını ihtiva eden listeler gönderebilirseniz ben de ihtiyacım oldukça isterim. 5. Kitapları ciltlenmeye vermene sevindim. Ciltlendikten sonra dahi kitap okurken kirlenebiliyor ve benim malum olan titizliğim nedeni ile üzülüyorum. Evde bir kitabım olacak, İNÖNÜ ATATÜRK Ü ANLATIYOR diye. Onun üzerindeki gibi, ciltlenen kitaplarım üzerine plastik kılıf geçirtebilirsen iyi olur. O kalite bulamazsan benzeri malzeme ile de yapılabilir. Bunun için sana yardımcı olacak uygun birini bulabileceğini sanırım. YAKIN TARİHİMİZ i tabii ayrı ayrı ciltletmek gerek, dördüncü cildi okuyunca hepsini yaptırırsın. Sırayla TEK ADAM (3 Cilt), İKİNCİ ADAM (3 Cilt), ATATÜRK (LORD KINROSS) kitaplarını da imkanların ölçüsünde ciltletmeğe verirsen iyi olur. LORD KINROSS un kitabının iki cildi bir arada ciltlenebilir. Bu meyanda iki kitap halinde bulunan İKTİSAT İLKELERİ ÜZERİNE kitaplarını tek cilt halinde ciltletip hemen bana getirmeni rica edeceğim. 6. Toptan ödeme için ilgine teşekkür ederim. Pek yakın zamanda alacağınızı sanıyorum. Bana para bırakmakta acele ettin. Önümüzdeki hafta da olabilirdi. Bundan sonra her ayın ilk Cumartesi bana 400 TL yatırırsan buradaki ihtiyaçlarımı karşılarım.2 7. Gözlük için yapabileceğimiz ve yapabileceğim bir şey olduğunu sanmıyorum. Burada böyle idare edeceğim herhalde. Çünkü ısmarlama ve deneysel gözlük kullanmanın mahsurları olabilir. 8. Havalar soğudu. İlerde gaz temininde güçlükler olabilir. Onun için gaz bidonlarını doldurtuver.
Hep böyle bitmek bilmeyen isteklerle seni yoruyor ve üzüyorum, özür dilerim. Beni mazur göreceğine eminim. Mektuplarımda düşüncelerimi yazmak olanağım da yok. Bilirsin ki kontrolden geçen bir mektup içinde bütün hislerimi yazmak istemem. Tekrar yeni yılınızı kutlarım. FEZA mı binlerce öperim. Senin gözlerini öperim. Herkese selam, sevgi ve saygı. ELMAS ın gözlerini öperim. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Avukat ALP KURAN 2. Y.n.: Aslında bu miktarın üzerinde para girişine izin vermiyorlardı. Bunun yarısını da ihtiyaç sahipleri için ayırıyorduk. Dolasısıyla haftada 50 TL ile yetinme durumunda kalıyorduk.
SELİMİYE 15 Ocak 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, Cumartesi günü getirdiğin eşyaların hepsini aldım. Pek çok teşekkür ederim. Oldukça gecikmiş olarak 1 OCAK tarihli mektubumun eline geçmiş olmasına da memnun oldum. Birçok isteklerim olmuştu. Havalar bozuldu. Nasıl olsa bu gecikmelere alıştık. Bu nedenle isteklerimi geciktirebilirsin. Sağlığına azami ölçüde dikkat etmelisin. Gaz almanız ricasında bulunmuştum. Hava şartları sebebiyle gaz sıkıntısı çekilebilir. Onun için bidonlarını dolu bulundurmalısın. Bir müşkülatın olursa arkadaşlardan yardım rica edersin. Gerekirse bana yazarsın. Ben buradan avukatlarıma rica ederek sana yardımcı olmağa çalışırım. Sonucundan haberim olursa müsterih olurum. FEZA ya aldığın bayramlıklar için sonsuz teşekkür. Güle güle giymesini gönülden dilerim. Kızımızın çok iyi bayramlar göreceğine inanıyorum. Memnun, müsterih, müfterih ve alnı açık olarak gerçek anlamı ile öğrenimine baksın. 1 OCAK ta anneme, ESAT abime, ŞERİFOĞLU na1 da mektup yazmıştım. ŞERİFOĞLU ndan aldığım yeni mektuptan, mektubumu almadığını öğrendim. Diğerleri aldılar mı bilmiyorum. Genellikle ya mektuplarım geç gidiyor, ya da yerlerine ulaşmıyor. Dışarıdan gelen mektuplardan özellikle TURHAN soyadını taşımayanların ekserisi elime geçmiyor. Bu durumu ilgililere anlatırsan beni bağışlarlar. Elime geçen hiçbir mektup ve tebriki cevapsız bırakmadım. Mevcut durumu olduğu gibi kabul etmek gerek. Şahsen ben bundan müşteki değilim. Öyle olduğu içinde müsterihim. Müsaadeni diler, Bayramınızı kutlar, özlemle gözlerini öperim. FEZA mı benim için çok çok öp. Annemin ellerini öperim. Eş, dost, akraba ve arkadaşlara sevgi, selam, saygı. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Amcamın oğlu Ahmet ŞERİFOĞLU.
SELİMİYE 22 Ocak 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, Cumartesi günü getirdiklerinin hepsini aldım. Pek çok teşekkür ederim. Geçen hafta yazmış olduğum mektubu her halde bugüne kadar almışsındır? Daima yazdığım gibi ihtiyarımız dışında cereyan eden bu tip aksamalar için kimse kusuruma bakmasın. Ben prensip olarak bana yazılan mektuplara en kısa zaman içinde cevap veriyorum. Yerlerine ulaşmıyorlarsa yapacağım bir şey yok. 1. a. Anladığıma göre ESAT abimin bana yazdığı, genellikle annemin arazisi ile ilgili hesapları ihtiva eden tafsilatlı bir mektubunu almadım. Ondan sonra yazdığı kısa bir mektubu elime geçti. 10 OCAK 1973 te cevaplandırmış olmama rağmen eline geçmediğini ve merak ettiğini aldığım bayram tebrikinden anlamış oldum. Ben kendisine ayrıca yazacağım ama benzeri akıbete uğrama ihtimalini nazarı itibare alarak sen de durumumu bir mektupla kendisine bildirirsen memnun olacağım. b. AHMET ten aldığım 9 OCAK 1973 tarihli mektupla, kendisine gönderdiğim 10 OCAK 1973 tarihli mektubu almadığını öğrendim. Bu mektup seninki gibi gecikerek eline geçmiş olabilir. Onada ayrıca yazacağım. Amma sen durumu ZEHRA ya açıklarsan o babasına iletir. c. Uzun zamandır ANNEM den de mektup almadım. Bilmem ki 10 OCAK 1973 tarihli mektubumla, yazmış olduğum bayram tebrikini aldı mı? d. BEDİHE den bayram tebriki aldım. Bundan önceki bayramda da telgraf almıştım. Adreslerini bilmediğim için cevaplandıramadım. Teşekkür ve saygılarımı EMEK ailesine iletirsen memnun olurum. e. VAHİT ten1 bayram tebriki aldım. Daha önce iki mektup yazdığını beyan ediyor. Bu mektuplar elime geçmedi. Adresini bilmediğimden ona da cevap veremedim. BİRSEN Hanım la sana gönderdiğim haberi her halde almışsındır? 2. Birkaç günden beri çok ağır bir nezle geçiriyorum. Bir sürü ilaç aldım. Devamlı başım ağrıyor. Sinüzite dönüşmesi ihtimaline karşı dünden beri antibiyotik alıyorum. Merak edilecek bir şey yok. Birkaç güne kadar geçeceğini sanıyorum. 3. Haftaya gelirken tuvalet sabunu ve pamuk getirmeyebilirsin. Buna karşılık, eğer temizlendi ise gri pantolonum ile evde varsa Anestol ve Kalamin (tablet) getirirsen memnun olurum. Diğer isteklerimi yazmıştım. 4. Dosyaların hazırlandığını yazmıştın. Bir de benim bütün yazılarımı ihtiva eden (gazetelerde yayınlanmış ve kitaplarda çıkmış) veya adım geçen yayınları bir dosyada toparlanmasını rica edeceğim. Bunların neler olduğunu BİRSEN Hanım a not ettireceğim. Dosya hazırlandıktan sonra madem ki ELMAS bizde, daktilo ile birkaç suret çıkarılmasını istirham edeceğim. Aslı kalır, suretleri lazım oldukça kullanırız. Haftaya gelirken iki tane de DÜNDAR SEYHAN ın GÖLGEDEKİ ADAM kitabını getiriver. 5. FEZA nın tebrikine çok çok teşekkürler. Her konuda iyilik haberlerini bekliyorum.
6. Gaz için çok önceleri ikaz etmiştim. Gazetelerden sıkıntı olduğunu duydukça üzülüyorum. Evin gaz durumunu bana bildirmediniz! Bir müşkülat varsa, bana yazarsanız avukatım vasıtasıyla hallederim. 7. Sağlığın hakkında ayrıntılı haber vermiyorsun. Diş tedavin ne safhada? Müsaadeni diler, annemin ellerini öper, özlemle gözlerini öperim. Kızımı adıma defalarca öp. ELMAS ın gözlerini öperim. Akraba, eş, dost, arkadaş herkese sevgi, selam ve saygılar. P.S: Şampuan için seni üzdüm özür dilerim. Ben burada kullanıldığını gördüğüm için rica etmiştim. Oysa ki buradan aldırılmak mümkün olabiliyormuş. Ben de öyle yaparak ihtiyacımı karşılayacağım müsterih ol. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. O tarihte Şavşat ta Yargıç VAHİT ÖZSOY. 2. Top. Kur. Alb. Dündar SEYHAN (merhum): - Milli Birlik Komitesi adına 27 Mayıs sonrasında Kurmay Subayların emekliliğini düzenleyen kurulu yönetti. - MBK adına 238 generalin emekliliğini düzenleyen kurula başkanlık yaptı. - MBK adına Yeni Komuta Heyeti değişikliğini uçakla bizzat gerçekleştirdi. - 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 darbe girişimlerinde etkin rol aldı.
SELİMİYE 25 Ocak 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, 18 OCAK tarihli mektubunu beş gün sonra 23 OCAK ta aldım. Teşekkür ederim. Sömestr tatili için bir yere gitme kararınıza pek memnun oldum. Benim ihtiyaçlarım aşağı yukarı standartlaştı. Sen bunları biliyorsun. Haftalık ihtiyacımın iki mislini getirirsen 15 günlük ihtiyacımı karşılar. Bu arada pijamayı bu hafta getirirsen 4 takım çamaşır bana yeter. Diğer sabun, tuvalet kağıdı, pamuk, vs yi ben gerekirse buradan temin edebilirim. Veya sen 15 günlük bildiğin gibi getirirsin. Bu meseleleri düşünmeksizin, rahat, kalp ve gönül huzuru ile dinlenmenize bakınız. Bu dönemde bir hayli sıkıntılı günler geçirmiş olduğunuzun farkındayım. 27 OCAK Cumartesi günü yeterli ihtiyacımı getirmiş olursam, 1 ŞUBAT günü gidersiniz. Aksi halde 3 ŞUBAT Cumartesi günü 15 günlük ihtiyacımı karşılar veya mümkün olursa birisi vasıtasıyla gönderir, aynı gün öğleden sonra gidersiniz. 13 ŞUBAT Salı günü dönersiniz. Bu suretle bir gün size hazırlık günü kalır ve 15 ŞUBAT Perşembe günü kızım okuluna başlar. 17 ŞUBAT Cumartesi günü de normal ihtiyaçlarımı getirirsin. Bu arada, ŞUBAT ayı için idareye bana 400 TL yatırmayı unutmazsın herhalde. İkinci olarak da, siz burada yokken mahkemenin başlaması ihtimalini düşünmeniz lazım. Biliyorsun, benim yanımda giyecek elbisem yok. Burada elverişli yer olmadığından bugüne kadar da istemedim. Onun için sen kahverengi kışlık takım elbisemi hazırla, içine güzel bir gömlek yerleştir (manşetli olursa kol düğmesini unutma). Bir kravat ve bir de kemer. Kemer plastik olacak, delik yeri önemli, evdeki kemerimin delik yeri bellidir. Ondan iki ve hatta üç delik dar olmalı. Çünkü biliyorsun biraz zayıflamıştım. Mümkün olduğu kadar da muhafazaya gayret ediyorum. Bütün bu takım elbise ve teferruatı kalın ve uzun bir naylon içine koyarak askısıyla hazır bulundur. Ben gerekirse annemden isterim. Buraya da getirebilirsin. Şimdilik yanımdaki ayakkabılarla idare ederim. 1. Evin soba ve gaz meselesini halletmiş olmanıza memnun oldum. 2. Sigorta meselesi için düşündüklerimi dönüşümüzde yazarım. 3. İsimlerini yazdığım kitaplar şimdilik evde kalsın. Burada bir hayli eşyam oldu. Yer bulmada güçlük çekiyorum. Bu cumartesi üç kitabı iade edeceğim SÖZLÜK ten FEZA nın faydalanacağını sanıyorum. 4. ALP le ilgilenmene memnun oluyorum. Gerekeni yapacağına eminim. 5. Toptan ödeme için bulduğunuz yol güzel. Bu şekli idareden sormamız lazım. Sonra bir müşkülatla karşılaşırsanız üzülürüm. 6. Kızımın karnesinden herhalde haberim olacak. Gerektiği şekilde çalıştığını bana bildirmişti. Devamlı öğretmen de tutulmuş durumda. Buna rağmen arzu ettiği şekilde karnesi gelmezse üzülmesin. Benim için de önemi yok. İkincisinde telafi eder. Önemli olan, sınıf geçmekten çok, kültür sahibi olmak ve okuduğunu hazmetmektir.
Müsaade istiyorum. Gittiğiniz yere selam, sevgi ve saygılarımı götürünüz. Hepsinin gözlerini öperim. Sıhhatim yeniden düzeldi. Müsterih olunuz. Annemin ellerini öperim. Özlemlerimle gözlerini öpüyorum. FEZA mı adıma öpmeni istiyorum. Herkese selam, sevgi ve saygı. Hoşça kalın. Talat Turhan
SELİMİYE 19 Şubat 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, Cumartesi günü getirdiklerinin hepsini aldım. Teşekkür ederim. Salimen gidip dönmenize memnun oldum. Getirdiğiniz selamlar için de pek çok teşekkürler. 1. FEZA yeniden okuluna başlıyor. Hayırlı olsun. Herhalde bizleri daha fazla üzmez? Eğer kırıkları fen derslerinden ise, aldığı ders saatleri yeterli değil demektir. O takdirde bu saatleri artırmalısınız. Bu işi olumlu sonuç alıcı tarzda düzenlemek gene sana düşüyor. Tabii çaba göstermek de kızıma. 2. Toptan ödemeden almamız gereken paranın bankaya geldiğini annem yazdı. Herhalde bu meseleyi bu hafta içinde halledersin? Bu ödeme ile birlikte NİSAN ayından itibaren alınacak maaşlarda da artma olacak. Onun için NİSAN, TEMMUZ ve EKİM aylarına ait olmak üzere üç tane de ek çek almamız gerekecek. 3. Eğer sence bir mahzur yoksa, önümüzdeki aydan itibaren alacağın ev kirasının ayda 150 TL sini bankada açtıracağın bir hesaba yatır veya evde biriktir. Bu para ile evin vergisi ile vesair masrafları karşılayacaksınız. Arta kalan kısmı da ikiye ayırırsınız. Yarısını anneme verirsiniz, yarısı da sizde kalır. Durumu anneme de izah edersiniz. 4. Evin sigortası için yazmıştım. Çünkü bitişik nizam bulunuyoruz. Bir tarafta 20 dairelik bir apartman, diğer tarafta ahşap yapılar var. Bu durum yangın ihtimalini artırmaktadır. Biz en kötü duruma göre tedbir almalıyız. FARUK Bey, mümkünse, kat kat sigorta yapıldığı takdirde ne miktar ev sigortası parası ödememiz gerekeceğini hesap etsin. Bu hesaba göre karar veririz. Gerekirse daha önce yaptığımız gibi, eşya sigortası da yaptırabilirsiniz. Ben şahsen sigortayı şart görmekteyim. Yukarıda yazdığım gibi ayda 150 TL ayırdığınızda bu senede 1.800 TL eder. Bunun sanırım 1.100 TL sini vergi veriyorsunuz. Kalan 700 TL de sigorta ve evin müşterek masrafları için sarf edilir. 5. Eğer mümkün olursa evdeki kitaplarım arasında bulunan aşağıda yazdığım kitaplarımı da ciltlenmeğe verin ve ciltten geldiklerinde haberim olursa bazılarını isteyeceğim. a. ANAYASA (ORHAN ALDIKAÇTI nın). İki cilt bir arada ciltlenecek. b. SİYASİ TARİH (COŞKUN ÜÇOK). c. FİLOZOFİK SİSTEMLER (A. CRESSON). d. ANAYASA HUKUKUNUN UMUMİ ESASLARI (Prof. İLHAN ARSEL). e. TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER (İLHAN AKIN). 6. Daha önce yazdığım bir mektupta, İKTİSAT İLKELERİ ÜZERİNE adlı iki cilt kitabın da cilde verilmesini rica etmiştim. Bilmem ki ciltlendi mi?
7. MELİKE Hanım dan kahverengi ayakkabı boyası rica etmiştim. Onun tam komple teferruatını eğer o sağlamamışsa (fırça, bez, vs) sen evden tamamlarsın. Sanırım duruşmalar döneminde lazım olacak. Böylece standart isteklerden oluşan mektubumu tamamlamış oldum. Hamdolsun her bakımdan iyi ve sağlıklıyım. Merak etmeyiniz ve müsterih olun. Zaman her şeyi hallediyor ve edecektir. KATİBE Hanım ın1 beyi MUHİTTİN Bey in2 vefatına üzüldüm. Taziyeye gitmen mümkün olursa memnun olacağım. Özlemlerle gözlerini öperim. Kızımı çok çok öperim. Herkese selam, sevgi ve saygılar. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Halamın kızı KATİBE ÇOLAK. 2. Halamın kızının kocası MUHİTTİN ÇOLAK.
SELİMİYE 22 Şubat 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, 19 ŞUBAT tarihli mektubunu bir gün sonra aldım. Mektup meselesi bir düzene girmiş gibi görünüyor. İnşallah devam eder. İlgine çok çok teşekkürler. Tatilinizden memnun döndüğünüze sevindim. 1. FEZA nın durumuna gelince: Bana göre fen derslerinden takviyenin onun için yeterli olması gerek. Diğer dersler şahsi çalışma ve ilgi ister. Herhangi bir dershaneye devam ederse iyi kötü bir mevcudu olacağı için teke tek ders aldığı kadar fen derslerinden yararlanacağını sanmıyorum. Diğer dersler için orada geçireceği zaman, eğer yeterli dikkat gösterilmezse zaman kaybını gerektirir. Bir kere bu konuda kati fikri beyan edebilmek için, ders saatlerini, ders nevilerini ve zamanlarını bilmek gerek. Bunun yanında herhalde dershane muhtelit. Yalnız gidip gelmesine senin de gönlün razı olamayacağına göre, senin götürüp getirmen mümkün olacak mı? Esasen sıhhatin pek yerinde olmadığına göre bu fazla yükü kaldırabilecek misin? Bu hususları sen dışarıda daha detaylı muhakeme ederek karar alabilirsin. Nasıl istersen öyle yap. Bana kalırsa önce kendi aklını ve iradeni toplamak ve meseleyi hem kendi şeref ve haysiyet meselesi ve hem de benim en önemli meselem olarak, bana karşı sevgi ve saygının bir ölçüsü olarak kabul ederek derslerine dört elle sarılmalı. Fen derslerinden, gerekiyorsa ders saatlerini artırarak özel ders almağa devam etmeli. Türkçeden problemi varsa FETHİ Bey1 yararlı olabilir. İngilizceden problemi varsa bu meseleyi hal için akraba ve tanıdık çevremizden yardımcı bulabilirsin ve bunu benim adıma rica edebilirsin. Daha da olmazsa eski evdeki komşumuzun kızının ders verdiğini söylemiştin. Ona ders aldırırsın veya MUZAFFER Bey le2 görüşürsün. Karar sana ait. Bir an önce işe başlamalı ve sonuç alınmalı ve bütün aileyi bu mahcubiyetten kurtarmalısınız. Durumun böyle şekillenmesinde bence meçhul olan hususlar varsa onu da bütün açıklığı ile bana bildirmelisin. Benim yapabileceğim bir şey varsa onu da ifaya amadeyim. İçinde bulunduğun koşullara ilaveten bana böyle bir problem çıkarılmış olmasına cidden üzüldüm. Bunu bir duyarsızlık olarak kabul ediyor ve düzeltilmesini istiyorum. Cahil bir insanın babası olmaktan utanç duyacağımı tahmin edersiniz. 2. Emekli maaş farkı için zahmetlerine teşekkür ederim. Neden bu tarzı tercih ettin bilemem ama bir vekâletname alsaydın buralarda rahatsız olmazdın. Bu paradan diş borcunu verirsin. Senin ve FEZA nın arzu ettiğiniz miktar ihtiyaçlarını sağlarsınız. 1.000 TL de GÜNEŞ Hanım a3 verirsiniz. Arta kalanı bankaya yatırmanız daha emniyetli olur. Herhalde bu ekstra hizmeti ifa eden banka memuruna yeterli ölçüde hakkını vermişsindir? 3. Dosyalarımla ilgilenildiğine memnun oldum. Bir kısım dosyalarımı okunmak için vermiştim. Onları toplarsan iş kolaylaşır.
4. Vahit te benim bir hukuk kitabım vardı, CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ diye. Bir kere, kitap ithaf olduğu için manevi değeri var. Bu bir yana, tam bana lazım olduğu bir dönem. Onun için BİRSEN Hanım la sana bir haber göndermiştim. Aldın mı? 5. HASAN amcanın4 rahatsızlığına çok üzüldüm. Geçmiş olsun. İnşallah şimdiye kadar iyileşmiştir. KURTAN ı ben de hep düşünüyor ve özlüyorum. Mutlaka çok şeker olmuştur. En tatlı ve sevilecek çağı. Müsaadenizi diler, özlemlerle gözlerini öperim. Kızımı çok çok öperim. Annemin ellerini öperim. Bütün yakınlarımıza sevgi, saygı ve selam Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar 1. Gelenbevi Ortaokulu Müdürü FETHİ GÜRSOY (merhum). Dayımın kızı Nebihe nin kocası. 2. Dostum Top. Alb. (E) MUZAFFER ÖNER (merhum). 3. GÜNEŞ EREN (Merhum MEMDUH EREN in eşi). 4. HASAN RECEPOĞLU (Merhum KUZGUNCUK fırıncısı).
SELİMİYE 26 Mart 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, 19 MART tarihli mektubunu, elden gelen mektubunu aldığımı bildirmiştim. Getirdiğin eşyaların da tümünü aldım. Hepsi için çok çok teşekkürler. FEZA nın çalışması için almış olduğun tedbirlere memnun oldum. Sanırım bu şekilden daha fazla yararlanacaktır. Kendi azim ve iradesini de katarsa eksikliklerini gidereceğine inanıyorum. Eğer gerekiyorsa daha fazla ders ve hoca tutmak suretiyle bize düşen her türlü fedakârlığı yapalım. Mutlaka çok iyi yetişmesini sağlayalım. Ben kızımın gerçek bir kültür sahibi olmasını büyük bir tutku ile istiyorum. Eğer bana karşı sevgi ve saygı duyuyorsa bu isteğime karşılık vermek de ona düşecek Geçen mektubumda yazdığım gibi, zaman zaman olmasını normal karşıladığım bazı küçük olayların süreli etkisi altında değilim. Yegane endişem sizin durumunuz ve haleti ruhiyenizdir. Gayet normal olarak da olaylar sizleri daha fazla etkileyebilir. Bunu asgariye indirmek için ben kendime düşen her şeyi yapmağa hazırım. Sizlerin moral ve sağlığınızın çok düzenli olduğunu bilmek beni mutlu kılacaktır. Bana gelince; bütün inanç ve niteliklerimi muhafaza ediyorum. Ölünceye kadar hiçbir güç ve koşul; şeref, haysiyet, karakter ve prensiplerime taalluk eden konularda benden taviz almağa muvaffak olamayacaktır. Bu yeteneğime inanmamın güvencesi içinde gayet rahat ve huzurluyum. Zaman zaman isteklerim oluyor. Bunların bir kısmının senin tarafından yapılabilecek cinsten olduğunu biliyorum. Diğer bazılarını başkalarının yardımı ile sağlayabilirsin. Bunların tümünü benim veya senin arzuladığın şekilde sonuçlandırmak elbette mümkün değil. Olabildiği kadar! Fazlası için üzülmeye mahal yok. Özellikle sana ve bana yardımcı olması gerektiği halde bunu esirgeyenler olacaktır. Fakat insanları tanımak gerek. Bu gibi durumların sağladığı bu imkânları da kullanmakla bir kaybın olacağını sanmam. Evin gaz durumunu soracaktım. Yazmışsın, memnun oldum. Esasen 4 bidonla kış geçirmeniz mümkün değildi. Güle güle kullanın. Para bakımından sıkıntı çekmeyin. Gerekirse aldığınız paradan rahatlıkla kullanın. Esasen o para içinde OCAK-ŞUBAT-MART aylarının farkı da vardı. Bunu alıp kullanmalıydın. Sağlık cüzdanını tasdik ettirebildin mi? Arzu ettiğin genel kontrol ve muayeneyi ne zaman yaptırmayı düşünüyorsun? Getirdiğin Ceza Hukuku kitaplarını aldım. Teşekkür ederim. Ciltlenebilseydi daha memnun olurdum. Acaba kitabın 1 nci cildini bulmak mümkün değil mi? Haftaya gelirken (ENVER PAŞA VE İTTİHAT TERAKKİ ERKÂNI) adlı kitabımı getiriver. Bu kitabı daha önce okumuştum ama şimdi bir arkadaş okumak istiyor. Bazı kitapların ciltlenmesini istemiştim. Bunların listesini yazabilirsen memnun olurum.
6 NİSAN 1973 Cuma günü gelirken bu mektup kağıdı ebadında bir top beyaz kağıt istiyorum. Yalnız getireceğin bu kağıtların dörtte üçü gayet muntazam olarak zımbayla delinmiş olursa daha memnun olurum. Aynı gün idareye 400 TL yatırırsan ihtiyaçlarımı karşılamış olursun. Kartonları aldım. Güzel kesilmiş. Yaptıran arkadaşa teşekkür eder, gözlerini öperim. ALP in hasta olduğunu duyuyor ve üzülüyorum. Fakat ne yazık ki yapabileceğim bir şey yok. Müsaadenizi diler, özlemlerimle gözlerini öperim. FEZA mı çok çok öpüyorum. Annemin ve teyzemin ellerini öperim. Herkese selam, sevgi ve saygılar Talat Turhan
SELİMİYE 23 Nisan 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, Getirdiğin eşyaları aldım. Kitaplar henüz elime geçmedi. Herhalde bugünlerde alırım. Hepsi için pek çok teşekkür ederim. Yalnız bavul içinde getirdiklerine ait bir liste bulamadım. Ziyaret yapıldığında pusula ile yazışmaya müsaade edilmediğini biliyorum. Fakat alınan veya verilen malzemenin tamamı olup olmadığını tespit için böyle bir listenin bulunmasının her iki taraf için de yararlı olacağını sanırım. Yarın kitaplar gelince de aynı müşkülatla karşılaşacağım. Eğer listesi yoksa, gelen kitapların istediklerim olup olmadığını tespit etmeliyim. Noksanları varsa nedenlerini sormalıyım. Bazılarını unutmuş olabileceğin gibi ciltte de olabilir. Daha önce TÜRKİYE DE ÜÇ DEVİR adlı Prof. HIFZI VELDET VELİDEDEOĞLU nun bir kitabını getirmiştin. Aynı kitabın 2 nci cildi de çıktı. Mümkün olursa alıp getirirsen memnun olurum. Daha önce cilde giden kitaplarım gelirse onları da istiyorum. Gene kitapların içinde HUKUK FELSEFESİ adlı bir kitapla, TÜRKİYE DE ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE TARİHİ adlı iki cilt kitabı ve WEBER in FELSEFE TARİHİ ni1 rica ediyorum. İstediğin sağlık fişini iade etmedim. Bende kalsın. Kullanmıyorum ama belki lazım olur. Gözlük için aldığım reçeteye itimat etmiyorum. Çünkü aynı numaralı gözlükle deney yaptım. Gözlerim yandı. Biraz daha böyle idare etmeğe çalışalım. FEZA nın hastalığına çok üzüldüm. Senin bakılmanı rica ettiğim hastanede onu da tam bir kontrolden geçirmelisin. O yaşta çocuğun tansiyon yüksekliğinin böbrekle ilişkisi varmış. Çocukluğunda nefrit geçirdiğine göre fevkalade önem vermemiz gerekiyor. Bir dahiliyeciye ve iyi bir ürologa muayene ettirmeli, gereken hiçbir fedakârlıktan çekinmemelisin. Ayaklarındaki rahatsızlık okula gidip gelirken çıktığı indiği yokuş nedeni ile olabilir. Bu hususu ortopedistten sormalısınız. Sormağı beklemeden de karar verip arabayla okula gidip gelmesine imkân varsa sağlamalısın. Ben gene yoğun bir çalışma içindeyim. Benim bu gibi dönemlerde nasıl çalıştığımı bilirsin. Çalışıyorum. 4 MAYIS ta mahkemenin başlayacağını biliyorsun. Fakat hukuki bir durum sebebiyle mahkemeler çalışmalarını durdurdular. Zannederim aynı durum bizim mahkeme için de söz konusu olacak. Sağlığım iyice, konulan teşhisten hâlâ haberim olmadı. Müsaadeni dilerken, özlemlerle gözlerini öperim. Kızımı çok çok öpüyorum. Herkese, eşe, dosta, arkadaşa, akrabaya, sevene, sorana selam, sevgi ve saygılar. Not: Mümkünse gene 6 adet plastik dosya rica ediyorum. 3 tanesi eski getirdiklerin gibi olsun. 3 tanesi de, klasöre takılmak için delikli yerleri olan tipleri var, onlardan... Bulamazsan hepsini aynı cins getirirsin. Talat Turhan Kaynakça ve Açıklamalar
1. Cezaevi yönetimi A. Weber in Felsefe Tarihi adlı yapıtını içeriye sokmazdı. Buna karşılık Macit GÖKBERK in aynı isimli yapıtını okumama izin verdiler...
SELİMİYE 7 Mayıs 1973 Çok Sevgili Sabihacığım, 27 NİSAN 1973 günü görüştüğümüzde sorgu ve savunmamla ilgili bazı dokümanlar istemiştim. Sana belki kısa zaman ve gürültü içinde tümünü anlayamaman ihtimaline karşı 30 NİSAN 1973 günü teferruatlı bir mektup yazarak isteklerimi tekrarladım. Bu dönemde benim için çok hayati olan, her biri sorgu hazırlığım için gerekli bu dokümanların hiçbiri elime geçmedi. Mektubumun eline geçmediğini tahmin ediyorum. Halbuki bu konuları BİRSEN Hanım a da not ettirmiştim. Bu arada bir gömleğin yetişmesine imkan olmadığını ve asgari 4 gömlek bulunmasını, ikisi kirli, ikisi bende olmak suretiyle durumu idare edebileceğimi yazmıştım. Halbuki tek gömleğe kaldım. Duruşmalar peş peşe devam edeceğe benziyor. Bu durumda tabii bir gömlek yetmeyecek. Ayrıca bir dosya çantası (büyük tip varsa), yoksa hapishaneye girebilecek cinsten bir el çantasına ihtiyacım olduğunu da yazmıştım. Bunlardan başka 10 adet, klasöre geçirilecek cinste naylon dosya istemiştim. Ayrıca bu kağıttan enden boydan bir ya da yarım santim büyük 10 veya 20 kadar eski getirdiklerin gibi resim kağıtları (delikli) istemiştim. Hepsi de bu hafta lazımdı. Gelmemesi işlerimi aksattı. Geçen bir ay içinde insanüstü çalışmak zorunda kaldım ve sorgumu hazırladım. Bu hafta içinde sorgumun yapılacağını umuyorum. FEZA nın sağlığını pek çok merak ediyorum. Elden yazdığın listeyi aldım. Gene bir iki kitabım bana verilmemiş. Senden uzun zamandır mektup alamadım. Herhalde yazmadın? Acele yazdığım için yazım ve ifadelerim bozuk oldu, kusura bakma. Annemin hasretle ellerini öpüyorum. Özlemlerle gözlerini öperim, kızımı pek çok öperim. Herkese selam, sevgi ve saygı ESAT abim İSTANBUL da ise gözlerini öperim. Talat Turhan
SELİMİYE 26 Kasım 1973 Çok Sevgili Sabihacığım; Sana bir işin halli amacı ile, mektup yazacağımı ziyaret günü söylemiştim. ANKARA'da, emeklilikte uğradığımız haksızlıkların giderilmesi için, PARLAMENTO da gerekli teşebbüsleri yaparak kanun çıkartıp, hatayı düzeltmek için bir dernek kurulduğunu (SİLAHLI KUVVETLER-EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ) gazeteler yazdı. Avukatım vasıtasıyla bu dernekle muhabere ettim. Bazı istekleri oldu. Onların sağlanmasını senden rica edeceğim. 1. VEKÂLETNAME İSTİYORLAR: Kırmızı kalemle yazdığım vekâletname suretini ÜSKÜDAR NOTERİ ne lütfen ver. Onlar hazırlasınlar ve bana burada imzalatıp sana iade edecekleri vekâletnameyi sakla. Göndereceğin adresi ayrıca bildiririm. Yalnız noterin vekaletnameyi imzalatmak için buraya adam göndereceği gün duruşma gününe rastlamamasına dikkat etmelisin. VEKÂLETNAME ÖRNEĞİ: (42 sayılı kanuna göre emekliyim takip edilecek intibak işinde ilgili mercilere istida ve evrak vermeğe, imza etmeye, itiraz etmeğe ANKARA, BAHÇELİEVLER 16 ncı Sokak 21/3 te ikâmet eden Em. J. Yb. Ahmet YALI yı namıma vekil tayin ettim.) (Kayıt Sıra No: 363) Em. Kur. Yb. M. Talat Turhan (944-8) Askeri Ceza ve tutukevinde tutuklu-selimiye Ev Adresi: Yenigün Sok. 11/3 KUZGUNCUK İSTANBUL 2. Bu maksatla istenen ikinci istek: (Maaş cüzdanının fotokopisi veya sureti. Sadece hizmet sahifesi.) Sanırım bu sureti de noterde çıkartman mümkün, veya ÜSKÜDAR ADLİYESİ karşısında fotokopi yapan bir yerde yaptırırsın. Fotokopi işinde bir müşkülata uğrarsan bu hususta avukatlarımdan da ricada bulunabilirsin. Şu hususu da belirteyim ki bu iki isteğimin bu hafta içinde tamamlanması da şart değil. 3. Bunlar tamamlanınca adres vereceğim, o adrese postalayacak ve istenen 50 TL aidatı ZİRAAT BANKASI vasıtasıyla gönderilmesi külfetine katlanacaksın. Bu konudaki ricamı tamamlamış bulunuyorum.
Haftaya idareye benim için her zaman yatırdığın miktar para yatırmanı istirham ederim. Bunun yanında her hafta gelirken bir adet (YANKI) ve bir adet de (7 GÜN) dergisi getirmeni de diliyorum. Ziyarette konuştuklarımın dışında yazacağım bir husus yok. Feza yı iyi buldum. Tek endişem ve sıkıntım kızımın gönlümce yetişmesi ve tahsil görmesi olduğunu biliyorsun. Bu konuda bütün yükün sana kalmış olmasına üzülüyorum ama, yapacağım bir şey de yok. Müsaadeni diler, özlemle gözlerini öperim. Akraba, arkadaş, dost ve herkese sevgi ve saygılar sunarım. Talat Turhan
SELİMİYE 14 Ocak 1974 Çok Sevgili Sabihacığım; Hasta olmana fazlası ile üzüldüğümü tahmin edersin. Hele, bu hastalığının benim isteklerimi yerine getirmek için, soğuk bugünlerde dolaşmaların sonucu olduğunu sanmış olmam beni büsbütün müteessir etti. Herhalde, şimdiye kadar iyileşmişsindir? Tam düzelmeden sakın bene gelmeye kalkma. Nüksetmesi başımıza büyük işler açabilir. Hatta, haftaları getirdiğin çamaşır vesaire içinde muhatap olmana ve bu maksatla başkalarından ricada bulunmana lüzum yok. Ben burada havalar ısınıncaya kadar bu meseleyi halledebilirim. Bu hafta eşyalarımı biriyle gönderdiğimden tabii haberin olmadı. Zahmetlerinden dolayı teşekkür ederim. Sık sık grip olmasının esasen mahif olan bünyende olumsuz etkilerini önemle hesaba katmak durumundasın. Moral faktörlerinin de senin açından pek iç açıcı olmadığını da biliyorum. Evin tüm sorumluluğu, annem ve çocuğumun fazlası ile sana ihtiyaçları olduğunu da düşünerek, tekrar tekrar bir sağlık kontrolünden geçmeni rica ettiğim halde, bir senedir süregelen bu isteğimi her nedense yerine getirmedin. Elbette, bu yükü de devamlı çekmeni senden istemeye de hakkım olmadığını idrak etmekteyim. Fakat benim koşullarımı yakinen biliyorsun. Senelerden beri bir kısım insanların benimle uğraştıklarını bilirsin. Bu adamlar, tam bir ekip halinde, bir dönem devletin tüm imkanlarını seferber ederek ve maalesef, görevlileri yanıltarak veya onlarla bütünleştikleri için, bütün kin ve intikamlarını tatmin imkanını buldular. Bundan sonra, verilecek ceza ne olursa olsun, çektiğimden daha ağır olamaz. Yazılarımı yanlış anlama, bununla bugüne kadar olanları dile getirmek istiyorum. Eğer hak, hukuk, adalet, vicdan, ahlak mefhumlarının kırıntısı kalmışsa, kimse bana ceza veremez. Böyle olduğu için de, devamlı sözü edilen AF KANUNU nu kabul etmediğimi, kanun çıktığında, bir dilekçeyle mahkemeye vereceğim. Benim affa falan ihtiyacım yok. Devlet imkanlarını, kendi kinlerini tatmin için kullanan kimseleri de hiçbir kuvvet bana affettirmeyecektir. Kişisel haysiyetimi korumak zorunda olduğum için de, bu insanlarla ölünceye kadar tüm medeni ve kanûni yolları kullanarak mücadele edeceğim. Benim soyadımı taşıyorsunuz. Benim haysiyetim sizin haysiyetiniz de aynı zamanda. Onun için, beni anlamalısınız ve de kendinizi, bu yeni koşullara göre hazırlamalısınız. Bu bakımdan, sanki ben hiç çıkmayacağım gibi düşünmeli, gereksiz umutlara kapılmamalısınız. Hasımlarımın niyetleri kursağında kaldığı için, şimdi ben yaşıyorum. Yoksa sayısız suçlarla, şimdiye kadar, benim hesabımı çoktan görürlerdi. Şartlar değişti. Türkiye bir seçime ve onun doğal sonucu olan demokratik bir ortama girmiş olmasına rağmen, hâlâ hükûmet kurulamıyor. Bunun çeşitli nedenleri arasında, benimle uğraşan şer kuvvetlerinin perde gerisinde devam eden, son can çırpınışlarının olduğunu tahmin etmekteyim. Çünkü, hala birtakım tertiplere tevessül edildiğini görüyorum. Benim irade gücüm, bütün bunların altından kalkmaya müsait. Geçenlerde, bir adamın ifadesini merak edip saydım. Tam 62 paragraf bana suç yüklemek zorunda bırakılmış zavallı. Ve ne yazık ki, o dönemin koşullarında, bu deli saçmaları hiçbir araştırmaya ve incelemeye tabi tutulmaksızın, mahkemeye sunulabilmiş. Gerçekte böylesine uğraşılan bir insan haklılığın zirvesinde olması iktiza eder. Oturduğum yerde, iktidarın sayısız imkanlarını kendi keyf ve
hevesâtı için kullananlar, benim mevcudiyetimden oldukça tedirgin olmuş olduklarının bundan açık kanıtı olabilir mi? Savaşa giden Ordu, gerisinden emin olmalıdır. Benim gerimde, sadece sen varsın. Bugüne kadar, büyük bir sabır, feragat, fedâkarlık içinde kendine düşenleri yerine getirdin. Gözümü arkamda bırakmadın. Bundan sonra da böyle olacağına inanıyorum. Tarihin geri vitesi yok, onun için tarihin tekerlekleri hep ileri doğru döner. Bu bilinçle, tarih sahnesinde haklılığımı bugünden görmüş olmanın rahatlığı ve mutluluğu içindeyim. Bu bakımdan ölünceye kadar, hiçbir beşeri zaafa uğramaksızın, yatabilecek kadar güçlü, imanlı, kararlı bulunuyorum. Yeter ki sizden emin olayım. Duyduğuma göre, tahliye talebinde bulunmadığım için, üzülüyormuşsunuz. Sanki tahliye talebinde bulunursam tahliye olacakmışım gibi. Gerçekte, hukuki durumum bugüne kadar perde gerisinde oynana tüm oyunlara rağmen, çok sağlam. Bunu biliyorum. Fakat bunun yanında karşımdakilerin koşullarını da bilecek kadar aklım, mantığım ve sezgim var. Onun için böyle bir tavır içindeyim. Hem ben ne için, neye adalet dilenciliği yapacakmışım. Şahsen, böyle düşünüyorum. Bu nedenle, bu prensibi uyguladım. Çok büyük insanlar karşısında, değerli arkadaşım Avukat Hidayet Ilgar'ın bir kez yaptığı tahliye talebine, onu kıramamak için karşı çıkamadım. Malum sonuçla neticelendi. Bu bakımdan bir daha böyle bir talepte bulunmaksızın sonucu bekleyeceğiz. Esasen tahliye olmak için istekte bulunmak şart da değil. Res en tahliye diye bir müessese vardır. Eğer bu uygulanırsa, bizim bilemeyeceğimiz nedenleri vardır. Ben suçlu olarak getirilmedim buraya ki, beni salın diye istekte bulunayım. Bilmem anlatabildim mi? Sen ne demek istediğimi rahatlıkla anlarsın ama bunu Feza ya anlatmak güç biliyorum. Bu güç iş de sana düşüyor. Hayatımın tek varlığı, kızımın üzerine nasıl titrediğimi bilirsin. Ona, bu koşulları anlatmak ve benim bu durumumu olduğu gibi kabul edecek kadar hazırlamak ve bu halde mükemmel bir tahsil yapması geride kalan tek arzumdur. Bu hep birbirlerini nakzeden kavramlar içinde benim istediğim sonuca erişmek çok güç. Bu güçlük de sana düşüyor... Görüyorsun ki, oldukça büyük sorumluluk altındasın. Bu nedenle sağlığına normalin üstünde önem vermek durumundasın. Diş meselesini el am halletmiş değilsin. Benim dediğim tarzda tedaviye başlamalısın. Hidayet bey, haftaya vesair ihtiyaçlarını ben temin edebilirim diyor. Eğer mümkün olursa ve onu kırmazsa bir miktar para ver, ben arzularımı söylerim o sağlar. Gene de sen bilirsin. Plastik rende istemiştim. Burada varmış, gerek kalmadı. Son verir, en iyi dileklerimle ve özlemlerle gözlerini öperim. Herkese selam, sevgi ve saygılar. Talat Turhan Son Söz Yerine 4 Temmuz 1973 günü Zihni Paşa (Ziverbey) Köşkü nde başlayan süreç, 21 Mayıs 1975 günü İstanbul, 2 No.lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi nin vermiş olduğu tahliye kararıyla birinci evresini tamamladı.
21 Mayıs tarihinin yaşamımda çok özel bir yeri bulunmaktadır. 19 Nisan 1963 de Genç Kemalistler Ordusu Davası nda gözaltına alınmıştım. Benimle birlikte gözaltına alınan diğer sekiz kişi ayrı yerlerde tutuluyor ve soruşturma bir ay sürmüş, sonuçta 20 Mayıs 1963 günü soruşturmaya mahal olmadığı kararı verilmiş yani dava kapanmıştı. Bu işlemi yürüten As. Yar. Yzb. Durmuş Basmacı (merhum) karara imza koyması gereken tüm kademelerden geçmiş, Gn. Kur. Bşk. Org. Cevdet Sunay ı bulamadığı için işlemin tamamlamasını ertesi güne bırakmıştı. O akşam (20 Mayıs) Ankara, Bahçelievler, 65 inci sokakta bir arkadaşımın evinde kalan eşimi ziyarete giden Durmuş Basmacı, müjdeli haberi vermiş, ertesi gün (21 Mayıs) tahliye edileceğimi ve görevime döneceğimden haberdar etmişti. Şansa bakın ki 20/21 Mayıs 1963 te Kur. Alb.(E) Talat Aydemir darbe girişiminde bulunmuş, başarılı olamamıştı. Benim tahliye kararımın işleme konulması günün koşullarında olanaksızdı. Sıkıyönetim ilan edilmiş Orgeneral Cemal Tural, Sıkıyönetim Komutanlığına atanmıştı. Dosyam önüne konulduğunda büyük bir öfke ile 21 Mayısçılar a katılarak idam edilmemi(!) emretmişti. Üç ay bu doğrultuda soruşturma sonucunda 21 Mayıs 1963 darbesinin başarılı olamayacağı Slh. K. lerdeki Devrimci Kadro yu tasfiye için Karşı Devrimciler fırsat vereceği düşüncesiyle 21 Mayıs öncesi yoğun girişimlerim olduğu saptanmıştı. Soruşturma sonucu Org. Cemal Tural a ulaştırıldığında bu kez daha öfkelenerek ayrı bir dava açılıp yargılanmamı emretmişti. Bana 8 Eylül 1963 günü Genç Kemalistler Ordusu Davası iddianamesini tebliğ eden o tarihte Yargıç Binbaşı olan Turgut Akan açıkladı. Kaderin cilvesine bakın ki aynı kişi 21 Mayıs Davası nın da savcısı olduğu için hizmetleri karşılığı isteği doğrultusunda Deniz Sınıfına geçirilmiş 12 Mart 1971 den sonra da İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Adli Müşavirliğine atanmış, Komutanı Orgeneral Faik Türün e iyi hizmet vermiş olacak ki generalliğe terfi etmişti. Bir kitabımda kendisini eleştirdiğim duyurulduğunda, Talat Turhan benim aleyhimde yazı yazmaz diyerek üç maymunu oynadı. Emekli oldu. Bazı mekanlarda birlikte olduğumuzda mesleği adına utanmış olmalı ki suskunluğunu sürdürdü. Ölümlü dünyada değer miydi? Okuduğunuz mektuplar Selimiye Ceza ve Tutukevi nde kaldığım tüm süreyi kapsamaktadır. Ancak o dönemi yansıtan bir belge niteliği taşıdığından İleri Yayınevi tarafından yayınlanması uygun görülmüştür. Aslıda Cezaevi yönetimleri çoğunlukla kendi değer yargılarına göre gelen ve giden mektupları alıkoyduğunu bilen tutuklu ve bu durumu engellemek için otosansür uygular. Ancak sansürlü mektuplarda da satır aralarından sonuç çıkarmak olasıdır diye düşünüyorum. Örneğin: 28 Mayıs 1963-5 Eylül 1963 tarihleri arasında tutuklu kaldığım Mamak Ceza ve Tutukevi ne Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Cemal Tural ın emriyle kitap ve gazete sokulmamış, radyo dinlenilmesine izin verilmemiştir. Buna karşılık 12 Mart 1971 sonrası en koyu faşist uygulamalara taş çıkartacak şekilde kitap yakıldığı halde, cezaevlerine sansürlü de olsa kitap girişine izin verilmiştir. Selimiye Kışlası nda 3 ncü kattaki cezaevinin 35 m uzunluğundaki koridorundaki pencereler kışlanın avlusuna bakıyordu.1 Bu fırın Selimiye de orada kaldığım sürece kitap yakmak için kullanıldı. Hergün bir askeri kamyonla kitap getiriliyor ve bir astsubay nezaretinde yakılıyordu. Oysa yakılan
kitaplar İzmit, Seka kağıt Fabrikasına gönderilerek ekonomiye katkıda bulunulacağı gibi, çevre kirliliği de bir ölçüde engellenebilirdi. Peki bu kitaplar nereden geliyordu? Orgeneral Faik Türün Fırtına-1 ve Fırtına-2 adını verdiği sözde tatbikatla iki gün tüm İstanbul halkına sokağa çıkma yasağı koymuş bütün evler didik didik aranmış tonlarca kitap toplanmıştı. Bunun yanında gözaltına alınan her kişinin ev aramasında kitaplara el konuluyordu. Benim evimdeki aramada yapıldığı gibi Bu anlayışla 12 Mart (1971) gerekse 12 Eylül (1980) döneminde evinde soba olanlar kitaplarını yakmış, sobasız evlerde kitaplar küvetlerde suya yatırılmış, top top hamur haline dönüştürülen kitaplar çöpe atılmıştır. Ünlü İtalyan Ceza Hukukçusu Beccaria diyorki: Beni okuyup anlasalardı onlardan korkum olurdu. Lakin zalimler hiç okumazlar. Bizdeki faşist anlayıştaki yöneticilerin kütüphane sahibi olduğunu hiç duydurunuz mu? Kuşkusuz onların kitapsız olması kendi yeğlemeleridir. Ancak bu uygulamanın ülkemizin Kültür Yaşamı na olumsuz etkisi tartışılamaz. 12 Mart döneminde gözaltına alınan çeşitli sol fraksiyonlara bağlı sanıklar çoğunlukla sol kültürü iyice özümsemişlerdi. Oysa, onları yargılayan yargıçların çoğunun Anti- Komünist olma dışında hiçbir bilgisi yoktu. Sanıklar bu durumu algıladıkları için yeri geldiğinde dalgalarını geçiyorlardı. Çare bulundu. Evlerden toplanan kitaplardan Fenerbahçe Orduevi nde çok özel bir kütüphane oluşturuldu. Sadece Askeri Yargıç ve Askeri Savcıların girmesine izin verilen bu kitaplıkta Sol bilinçle(!) tanışmaları sağlanıyordu.2 Mektuplarda da gördüğünüz gibi eşimden sürekli kitap istedim. Cezaevinde kaldığım sürece yaklaşık 40 bin sayfa kitap okudum. Kitapsızları kültür açısından her geçen gün biraz daha aşıp onları daha şimdiden tarihin sanık sandalyesinde yerlerini aldıklarını görüyorum. Hikmet Kıvılcımlı, 27 Mayıs ve Yön Eleştirisi adlı bir kitap yazmıştı. Bu kitapta bana yönelik de eleştiriler vardı. As. Sav. iddianamesinde beni Hikmet Kıvılcımlı yla da ilişkili gösteriyordu. Bu nedenle sözünü ettiğim kitaba savunma için gereksinim duyuyordum Ancak cezaevi yönetimi kitabın içeri girmesine için vermiyordu. Eşimden Kitabın ilk sahifesinin koparılıp ciltlenmesini ve üzerine Milliyetçi Türkiye yazılmasını istedim. Hikmet Kıvılcımlı nın kitabı bu buluşumla içeri girebildi diye. Kitapları içeri alırken sayfa sayfa çevirip arıyorlardı. İçlerinde gizli bir mesaj olmasın Tahliye olurken yanımda birkaç yüz kitap vardı. Bu kez de cezaevindeki görevliler gene kitapları sayfa sayfa arıyorlardı. Bu arama birkaç saat sürdü. Sonuçta işlemin tamamlanıp tamamlanmadığını sordum ve ekledim: Bakın bu kitapları içeri girerken de aramıştınız. Şimdi de aradınız. Yalnız arada bir fark olduğunu görmüş olmalısınız. Kitap içeri girerken üzerinde yazılar yoktu. Şimdi tümünde yazılı dipnotlarım var ve çoğunda da önemli yerleri çizili durumda. Dolayısıyla sizler en az 40 bin sahife kitap okuduğumun birinci elden tanıklarısınız. Sizleri bilmem ama Komutanınız Faik Türün ün bu süreçte 400 sahife kitap okumadığından eminim. Benim önerim, ister sağcı, ister solcu, ister Atatürkçü olun ama okuyun. 3
Bu son dersi(!) verdikten sonra çıktığımda Cezaevi nde görevli erler hapishane katının altındaki kattaki koğuşların pencerelerinden ürkek de olsa el sallayarak beni ödüllendiriyordu. Zulme karşın Mehmet doğru olanı biliyordu. Peki hiçbiriyle tek kelime konuşma olanağı bulamadığım Mehmetlerin bu sempatisi nereden geliyordu? Zülme karşı direnmeme tanık oldukları için Aslında çok zor koşullar altında yazılan bu mektupların düzgünlüğü yanında kirli çamaşır için düzenlenen çizelgeler bana göre bir direnme biçimiydi. Çünkü, Cezaevi yöneticileri özellikle siyasi tutukluların direnişlerini kırmak için çok değişik yöntemlere başvururlar. Bunlardan biri de mektupların okunmasıdır. Yönetim sanığın zaafını mektuplardan anladığında çeşitli vaadlerle içerden de ajan devşirir çoğunlukla farkına varılmasına diye mektup alımı ve verimi yoluyla ajan yönlendirilir. Örgüt koğuşlarında bu yöntem bilindiğinden giden gelen mektuplar örgüt üyelerince otosansür edilir. Birgün başka bir davadan tutuklu bir astsubay yanıma geldi.(h.b) - Yarın bizim koğuşta 10 Kasım töreni yapılacakmış, siz katılacak mısınız? - Buranın koşullarına uymaktan başka bir seçeneğimiz var mı? - Eğer katılırsanız biz devrimciler sizi asla affetmeyeceğiz. - Peki sen ne yapacaksın? - Koridorda volta atacağım. Ertesi gün gerçek bir tiyatro sahnesi yaşandı. Dışarıda Atatürk, karşıtlığını her platformda dille getiren bir kişinin önerisiyle tören düzenlenmişti. Ayrıntıya girmiyorum Gerçekten tören sırasında Astsubay H.B. koridorda volta attı. Ama kimse müdahale etmedi. Birkaç gün sonra kahramanımız kafayı üşüttü. Kafasını demir parmaklıklara vuruyordu.4 Alıp Haydarpaşa Askeri Hastanesi ne götürdüler. Taburcu olduktan sonra eski Komutanı Hv. Müh. Bnb. İbrahim Keskin (merhum) acemi ajan astsubayı özel sorguya aldı. Astsubay H.B. nin mektuplarındaki zaafı saptandıktan sonra kendisine Cezaevi yönetimince ajanlık teklif ediliyor. İlk verilen görev Talat Turhan ın 24 saat ne yaptığını tespit edip rapor etmek Yönetimle bir protokol imzalamış buna karşılık ceza indirimi dışında kendisine bir apartıman daire ile bir dükkan (elektronikçi olduğu için) vaat edilmiş. H.B. kendisine verilen ilk görevi (Atatürk ü anma toplantısına katılmamı engellemek) yerine getiremediği için öldürülmek korkusuyla intihara yeltenmişti Akıl almaz yöntemlerin uygulandığı bir kurumda direnmenin soylu bir davranış biçimi olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Aslında direnme toplumlar içinde kutsal bir haktır. Nitekim bazı uygar ülkelerin Anayasa larında Direnme Hakkı ndan söz edilmektedir. Bizim 1961 Anayasası nın Başlangıç bölümünde de bu hakka yer verilmişti.5
Kitapta yer verdiğim kirli çamaşır çizelgesi ni Cezaevinde benim kadar düzenli yapan kimse yoktu. Oysa ben bu yöntemle de yıkılmadığımı kanıtlamaya çalışıyor ve direncimi göstermeye çalışıyordum. Her hafta kirli çamaşırları eve gönderirken her birini bir şeffaf naylon torbaya koyup içlerine de talk pudrası sıkıyordum. Birgün bir görevli yıkanmış ütülenmiş çamaşırlarımı bana teslim ederken pis zemine attığını gördüğümde çamaşır çizelgesi için katlandığım zahmete değdiğini algıladım. Görevliye hitaben şöyle dedim: Ben insanlığa, dolayısıyla size olan saygımdan kirli çamaşırlarımdan yüzde bir olasılıkla bile ter kokusu gelmesin diye içlerine pudra sıkıyorum. Siz ise temiz çamaşırlarımı yere atıyorsunuz. Aramızdaki insanlık farkına bu davranışınızla bana somut bir kanıt verdiğiniz için teşekkür ederim. Görevli yanıt vermedi ama utandığını da sanıyorum. Hapishane mektupları nı bir anlamda Direnme Belgesi olarak kabul edebilirsiniz. Ancak İleri Yayınları Savunma mın bugüne kadar yayınlanmamış 7 inci Klasör deki Dilekçelerin Eleştirisi ni 12 Mart Faşizmine Karşı Direnme Belgeleri adı altında yayınlamaya karar aldı. 84 yaşına gelmiş bir kişinin artık mütevazi olmasına gerek yok 12 Mart faşizminin muhatabı olmuş binlerce aydın, yazar, gençler toplu savunmalar dışında tarihe yeterince belge bırakamadılar. Eğer 12 Mart 1971 faşizmine karşı yeterince direnebilseydik 12 Eylül 1980 faşizmini yaşamayacak, ülkemizi satmayı misyon edilen kişiler iktidara gelemezdi. Bu durumun baş sorumlusu başarısız devrimciler olarak bizleriz diye düşünüyorum. Saygılarımla... Kuzguncuk 15 Eylül 2008 Kaynakça ve Açıklamalar 1. Her garnizonda olduğu gibi avluda bir evrak yakma fırını bulunuyordu. Güvenlik nedeniyle garnizondaki bürolardan atık kağıtlar akşamları nöbetçi subayı denetiminde toplanıp yakılır. 2. Y.n.: Orduevi müdürü sınıf arkadaşım olduğu için bu haberi birinci elden öğrenmiştim. 3. Y.n.: Faik Türün genç yaştan itibaren tarikat mensubu olduğu için o döneme ait hukuki belgelerde Atatürk ismine pek rastlanmaz. 4. Avukatımdan başka bir davadan yargılanan Hv. Astsubay H.B. nin dosyasını incelemesini rica ettim. Bulduğu bir pişmanlık dilekçesi ni Savunma ma koydum. 5. 1961 Anayasasının başlangıç kısmında direnme hakkı şu şekilde yer almaktadır:... Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti...
SELİMİYE 23 Aralık 1972 Sayın Sabiha Turhan Muhterem Hanımefendi, İlginize teşekkür ederim. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. TALAT Yarbaya saygı ve selamlarımı söylerseniz sevinirim. Her şeyin düzeleceğine emin olunuz. Teşekkürlerimi ve en iyi dileklerimi sunarım. Alp Kuran
SELİMİYE 13 Ocak 1973 Sayın Sabiha Turhan Muhterem Hanımefendi, Zahmet edip beni aradığınız için teşekkür ederim. Hiçbir şeye ihtiyacım yok, sağ olun. Bayramınızı en iyi dileklerimle kutlar, saygılar sunarım. Alp Kuran
SELİMİYE 3 Şubat 1973 Sayın Sabiha Turhan Muhterem Hanımefendi, İlgileriniz ve zahmetleriniz için çok teşekkür ederim. Hiçbir şeye ihtiyacım olmadığına emin olmanızı rica ederim. TALAT TURHAN a selam ve saygılarımı iletirseniz sevinirim. Kendisiyle birlikte yarın davada yargılanacağız, savunmamızı birlikte yapacağız. Ben tamamen vicdan huzuru içindeyim. Bundan emin olunuz. Saygılarımın ve teşekkürlerimin kabulünü dilerim. Alp Kuran
SELİMİYE 3 Mart 1973 Saboş Yenge, Çok uzun bir zamandan beri mektup yazmak istediğim halde bir türlü kısmet olmadı. Kusura bakma. Özür dilerim. Belki bu gecikmemde TALAT la mektuplaşmamız da amil oldu. Her neyse, kabahatimi kabul ediyorum. Sana karşı ilgisizlik durumunda kendi kendimi görüyorum. Sen kabul etmesen de ben ediyorum. Kusura bakma. TALAT la mektuplaşıyoruz. Bazıları postalarda kayboluyor. O zaman meraklanmış oluyorum. Mesela mektubumun cevabı gecikti. Acaba eline geçmedi mi? TALAT tan aldığım mektuplar beni teselli ediyor. Biz onu teselli edecekken o bizi ediyor. Maşallah morali çok iyi. Allah nazardan saklasın. İçinde bulunulan yaşantıya hoş gözle bakmaya muvaffak olabilirsek onu yenmiş oluruz. Bizim yapamadığımızı TALAT yapıyor. Allah çok yakın bir zamanda huzura, evine, ailesine ve yavrusuna kavuştursun. Sıhhatinin iyi olduğunu da yazıyordu. İnşallah yazdıkları tamamen hakikattir. Sırf bizleri üzmemek için yazmış olmasın! O bunu da yapacak iradededir. Hakikatlerin er geç ortaya çıkacağına inanıyorum. Bu bakımdan müsterihim. Zamanın uzaması bizleri üzdü. Bol bol okuma imkanı elde ettiğimden, günlerimin nasıl geçtiğini bilmiyorum diyordu. Mektuplarını zevkle okuyorum. Siz ne yapıyorsunuz? İlk günlerin üzücü havası azalmıştır. Allah sana sabır versin ve yardımcın olsun. FEZA ne alemde? TALAT TURHAN ın kızı dayanıklı olur. Herhalde ilk zamanlardaki üzüntülerini yenmiştir. Okul durumu nasıl? FEZA nın muvaffakiyetinin en çok babasını sevindireceğini unutmasın ve babası için de çalışsın. Kısmet olup İSTANBUL a gelemedim. EDİBE yengenin düğüne geldiğini duyduk ama henüz yüzünü göremedik. Doğrusu bize uğrayıp sizlerden haber vermesini umardım. Belki eğlencesi bittikten, şehzadenin düğününden sonra bizleri hatırlar. Ne diyebilirsin? Demokrasi var. Herkes hareketinde serbesttir değil mi? Sitem etmemek dahi icap eder ama olmuyor iste. Allah ona da sağlık versin. Bizler hamdolsun iyiyiz. Bayrama çocuklar ESKİŞEHİR den gelmişlerdi. ŞUBAT ın 9 unda imtihanları vardı. Buradan 5 te gittiler. 24 de bitti, şimdi İSTANBUL dalarmış. Birkaç gün gezsinler. Biraz dinlenmiş olurlar. Herhalde size uğramışlardır? NAİM in1 ve MUSTAFA nın1 TALAT amcalarını ne kadar sevdiklerini bilirsin. Bilhassa NAİM i çok arıyor ve üzülüyor. NECMİ1 okula devam ediyor. Bakalım o bu sene ne yapacak? Kendi kendine çalışıyor. Hiç ilgilenemiyorum. İhtiyarladıkça insanın sabrı da azalıyor. Hayırlısı. Artık ne yaparsa! SABOŞ yenge bu kadarla son veriyorum. HAFİZE yle2 beraber FEZA nın yüzlerinden, gözlerinden, halamın ellerinden öperiz. HAFİZE senin yüzlerinden öpüp sabırlar diliyor. Ben de iyi ve sabırlı günler diler, en yakın zamanda TALAT ınla sarmaş dolaş olmanı temenni ederim. TALAT ın yüzlerinden hasretle öptüğümü iletmeni rica ederim. Allah a emanet olun. Esat Efendigil3
Kaynakça ve Açıklamalar 1. ESAT EFENDİGİL in oğulları. 2. ESAT EFENDİGİL in eşi. 3. Dayım ÖMER NAİMİ EFENDİGİL in oğlu. Harp Okulu ndan sınıf arkadaşım. Vazife başı malülü saygıdeğer istihkam üsteğmeni ve tüccar (Oto parçaları) (Merhum). Talat Turhan Hakkında 1924 yılında Elazığ da doğdu. O tarihte babası Elazığ Müdde-i Umumisi (Savcı) idi. Baba tarafı Rize ilinin Çayeli ilçesinin tanınmış ailelerinden Şerifoğulları na mensuptur. Anne tarafı Elazığ Harput un tanınmış ailelerinden Efendigiller dendir. Babasının görevi nedeniyle yurdun çeşitli yörelerinde öğrenim hayatını sürdürdü. Örneğin, 1929 yılında Ardahan da başladığı ilkokulu 1935 yılında Zonguldak Gazi Mustafa Kemal İlkokulunda tamamladı. Zonguldak ta başladığı ortaokul yaşamını 1939 yılında Elazığ da bitirdi. Daha sonra 1940 yılında İstanbul Çengelköy de bulunan Kuleli Askeri Lisesi nde öğrenimini sürdürdü. II. Dünya Savaşı nın başlaması nedeniyle İstanbul un seyrekleştirilmesi planı çerçevesinde okulu Konya ya taşındı, devam eden öğrenimini 1942 yılında orada tamamladı. Mezuniyetinde tarih dersi birinciliği nedeniyle ödüle layık görüldü. O dönemde Askeri Liseyi bitirdikten sonra Samsun da 15. Topçu Alayı nda askerlik stajını tamamladı. (1944 yılında Harp Okulu mezuniyet sonrasında başarı durumuna göre meslek seçimi yapabildiği için Topçu sınıfına ayrıldı.) Staj sonrası 1942/1944 yılları arasında Ankara da Harp Okulu nda öğrenimini tamamladı ve 30 Ağustos 1944 te Asteğmen rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri ne katıldı. Daha sonra 1944/1946 yılları arasında Polatlı da bulunan Topçu Okulu nda mesleki öğrenim gördü. Asteğmenliğinden 6 ay sonra Teğmenliğe yükseldi. Okulu bitirdiğinde Adapazarı nda bulunan 17. Tümen e bağlı 17. Koşulu Topçu Alayı na (Atlı) atandı. Bu arada bir süre Kandıra da görevini sürdürdü. Bir yıl orada görev yaptıktan sonra şark (doğu) hizmeti için 156. Ağır Topçu Taburu Müstakil Takım Komutanı olarak Erzurum Tafta köyüne atandı ve sırasıyla; 1948 Topçu Okulu emrinde Müstakil Topçu Takım Komutanı (kıta ile naklen) Polatlı; 1948/1950 Topçu Üsteğmen Erzurum Gez köyü ve Aziziye Tabyası 13 ncü Uçaksavar Alayı Topçu Takım Komutanlığı ve Batarya Komutanlığı (vekaleten); 1948/1949 Kursiyer Uçaksavar Okulu Ağır Uçaksavar M-8 Komuta Aleti ve SCR 584 Radarı Kursu Tuzla; 1950 1. Uçaksavar Alayı Topçu Takım Komutanı; İstanbul Rami, Bandırma (kıta ile naklen); 1950 Yedek Subay Taburu Takım Komutanı Tuzla Uçaksavar Okulu; 1950 Kursiyer (Kurs Birincisi) İzmir Gaziemir Ulaştırma Okulu Motor ve Bakım Kursu; 1950/1951 Üçüncü Bakım Kademesi Komutanı, Öğretmen Subay Kursu Tuzla; 1951-1953 Genel Konular Bölümü Motor Öğretmeni Tuzla Uçaksavar Okulu (orada Motor bölümü kürsüsünü kurarak ilk bölümün öğretmenliğini yaptı); 1953 yılı Kara Harp Akademisi Sınavı Giriş Birincisi İstanbul-Yıldız; 1953/1954 5 nci Kore Tugayı Uçaksavar Batarya Komutan mv. Ankara ve Seferihisar (Türkiye de hazırlık); 1954-1955 5 nci Kore Tugayı Uçaksavar Batarya Komutanı mv. (Batarya Birleşmiş Milletler Birincisi) Topçu Yüzbaşı Kore 1955/1956 Uçaksavar Alayı 187 nci Hafif Uçaksavar Batarya Komutanı İstanbul Orhaniye Kışlası; 1955 Kursiyer Polatlı Topçu Tekamül Kursu; 1958/1959 2 nci Ordu Karargah Harekat Başkanlığı Kurmay Stajyeri Topçu Binbaşı Konya; 1959/1960 39 ncu Tümen Topçu Komutanlığı Ağır Topçu Tabur Komutanlığı mv. Kurmay Binbaşı Dörtyol; 1959/1960 39 ncu Tümen Harekat ve Eğitim
Şube Müdür vk. İskenderun; 1960 Genel Kurmay Harekat Başkanlığı Plan Harekat Dairesi Plan Kısım Amiri Ankara; 1960/1962 Milli Savunma Bakanlığı Kara Emir Subayı Topçu Kurmay Yarbay Ankara (1960 Yılında atandığı bu görevinde 30 Ağustos 1962 yılında Yarbaylığa terfi etmiştir); 1960/1962 Milli Savunma Bakanlığı Özel Kalem Müdür vk. Ankara; 1961/1962 Ordu Dil Okulu İngilizce bölümü (9 ay süreli bu kurs devam ederken 22 Şubat 1962 başkaldırı girişimi meydana gelmiş, bu olay nedeniyle kursu tamamlamadan ilişkisi kesilerek Afyon Batı Menzil Komutanlığı Plan ve Prensipler Şubesi Kısım Amirliğine sürgün edilmiştir. Daha sonra Danıştay da dava açarak, dil kursunda bıraktığı yerden devam etme hakkını geri kazanmıştır. 27 Mayıs 1960 tan sonra Ankara da Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Özel Kalem Müdürlüğü görevinde bulunduğu evrede Silahlı Kuvvetler içindeki dalgalanmalarda yer aldı. O dönemden itibaren ülkemizin yakın tarihine ilişkin olaylara devrimci inançları doğrultusunda doğrudan ya da dolaylı olarak katıldı. Silahlı Kuvvetler Birliği ne üye oldu. Özellikle Ankara daki görevi sırasında ABD emperyalizminin güdümüne sokulan ülke düzeninin kokuşmuşluğunu algıladı. Bu tavrı düzene egemen olan güçler tarafından gözden kaçırılmadığı için, 22 Şubat 1962 olaylarına katılmış olma bahanesiyle Afyon a sürgün edildi. Daha sonra Genç Kemalistler Ordusu adlı bir dava nedeniyle Mamak Askeri Ceza ve Tutukevi nde 1963 yılında 4 ay 17 gün tutuklu kaldı ve üç buçuk yıl askeri yargıda yargılandı. Dava devam ederken hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 42 sayılı yasayla emekliye ayrıldı. Emekli edildiğinde devresinde bulunan kurmay subaylar arasında kıdem bakımından birinci konumda bulunuyordu. Kurmay Yarbay rütbesiyle emekliye ayrıldığı 1964 yılından bu yana kendisine yapılan tüm iş önerilerini reddedip düzen dışında kalmayı yeğledi ve 1965 yılında yazın yaşamına başladı. Egemen güçler peşini bırakmadılar. 1972/1974 yılında Bomba Davası adlı üst düzey cuntacı generallerin birbirleriyle olan makam ve çıkar çatışmaları üzerine düzenlenen komplo bir davanın baş sanığı olarak Ziverbey İşkence Köşkü nde bir ay işkence gördü ve iki yılını Selimiye Askeri Ceza ve Tutukevi nde geçirdi. İdam istemiyle yargılandığı bu davada af kabul etmemesine karşın, politik durumdaki değişime uyarlı olarak davası örtbas edildi. 1973 yılında cezaevinde yatarken kontrgerilla işkencecileri hakkında TBMM araştırması isteyerek bu konuyu ülke gündemine soktu. 1990 yılında İtalya'da patlak veren Gladio gizli örgütü, öne sürdüğü tüm savları doğrulamasına karşın, TBMM'de bu konudaki tüm girişimler bugüne kadar sonuçsuz kalmıştır. Susurluk kazasıyla da daha önce öne sürdüğü savlar Türkiye yönünden doğrulandı. 37 yıldan bu yana çeşitli gazete ve dergilerde politik, stratejik, istihbarat ve güvenlik örgütleri, insan hakları, olağanüstü yargı, kontrgerilla, terörizm ve emperyalizmin örgütleri vb. yakın konularda araştırma ve inceleme türü dizi yazıları yayınlandı. Özellikle 1990'dan beri ilgi alanı içine giren konularda 17'si yurtdışında olmak üzere 120'ye yakın konferans, açıkoturum, panel vb. gibi etkinliklere katıldı. Bazı Özel TV kanallarındaki belgesel ve söyleşilerde yer aldı. Basın toplantıları düzenledi. Talat Turhan ın Yapıtları
1. Genç Kemalistler Ordusu Davası nda Savunma (61 s.) -8 Eylül 1964 günü Genel Kurmay Askeri Mahkemesi ne sunulmuştur- (Yayınlanmadı) 2. Bomba Davasında Savunma (10 klasör, 4500 s.) -1975 yılında İstanbul Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi ne sunulmuştur- 1 nci ve 2 nci klasörlerin birer bölümü yayınlandı. Sekiz klasörlük bölümü yayınlanamadı. 3. Bomba Davası, Savunma 1, Kendi Yayını, 1986. 4. Bomba Davası, Savunma 2 (İşkence), Kendi Yayını, 1986. 5. Doruk Operasyonu Sorun Yayınları, 1989. 6. Özel Savaş, Terör ve Kontrgerilla, Tümzamanlar Yayıncılık, Mart 1993 7. Kontrgerilla Cumhuriyeti, Tümzamanlar Yayıncılık, Mart 1993 8. Çeteleşme (Kontrgerilla-Gladio-Susurluk... ), Akyüz Yayınları, Mayıs 1999 9. Ziverbey den Susurluk a Bir MİT çinin Portresi Mehmet Eymür, Sorun Yayınları, 9. baskı, 2000, (Orhan Gökdemir le ortak) 10. Emperyalizmin Bataklığında İstihbarat Örgütleri-Doruk Operasyonu, Sorun Yayınları, 3. baskı, Ağustos 2004. 11. 27 Mayıs 1960 tan 28 Şubat 1997 ye... Devrimci Bir Kurmay Subay ın Etkinlikleri, 1. Kitap, Sorun Yayınları, 3. baskı, 2001. 12. Yargılayanları Yargılıyorum! Bomba Davası Savunma 1, Sorun Yayınları, 3. baskı, 2004. 13. Devrimci Bir Kurmay Subay ın Etkinlikleri, 2. Kitap, Sorun Yayınları, 2004. 14. Atatürk ün Yarbayı Talat Turhan İçin Ne Dediler, İleri Yayınları, 2004. 15. Genç Kemalistler Ordusu Davası, İleri Yayınları, 2004. 16. 30 Ağustos Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi, İleri Yayınları, 2004. 17. Baskın-11 Eylül, İleri Yayınları, 2004 (Derleme). 18. Küresel Çete, İleri Yayınları, 2. baskı, Nisan 2006. 19. Mont Pelerin Cemiyeti-Küresel Sermayenin Beyni, İleri Yayınları, 2005. 20. Derin Devlet, İleri Yayınları, 2. baskı, Nisan 2006. 21. Bohemian Club-Küresel Sermayenin Tapınağı, İleri Yayınları, Nisan 2006. 22. Bomba Davası Savunma, İleri Yayınları, Ekim 2006. 23. Küreselleşmenin Şifresi, İleri Yayınları, Ekim 2007. 24. 12 Mart Cezaevinden Mektuplar, İleri Yayınları, Ekim 2008.