Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438 Haluk YÜCEL 1 OSMANLI SARAYI KAYITLARINDA YER ALAN ÛD VE LAVTA SAZLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME Özet Osmanlı döneminde geleneksel müziğin gelişimi pek çok araştırmacı tarafından incelenmiş, yapılan analizler sonucunda gerek perdeler, makamlar gibi nazari konular gerekse müzik anlayışının dönemsel süreci detaylandırılmıştır. Buna karşın çalgıların tarihsel gelişimleri ve Osmanlı sarayındaki durumu üzerine çok az değinilmiştir. Türk müziği tarihi üzerine yapılan çalışmalar göstermektedir ki; Osmanlı sarayında icra edilen müzik, ağırlıklı olarak padişahın müziğe olan ilgisiyle doğru orantılıdır. Askeri müziğin dışında saraydaki müzik yaşamı Enderun da ve haremde sürdürülmekle beraber padişahın huzurunda da çalgılar icra edilmekteydi. Yine bununla beraber sarayda halk müziği, fasıl ve eğlence müziği varlığını sürdürmüştür. Osmanlı Devleti nin kuruluşundan 18. Yüzyıla kadar geçen süreçte müzik geleneğinde İran-Arap kültürleri ile etkileşim görülmektedir. Kullanılan çalgıların bazılarında bu etkileşimin etkisiyle olduğu anlaşılmaktadır. Batılılaşma süreci ile beraber 18. yüzyıldan itibaren Avrupa çalgılarından olan keman, sinekeman, klarnet gibi batı sazları sarayda kendini göstermiş, saray müzisyenleri tarafından icra edilmeye başlanmıştır. Bu araştırmada Osmanlı sarayında yer alan telli çalgılardan ud ve lavta çalgıları incelenerek, saray müziği tarihinde bu çalgıların konumu tespit edilmeye çalışılmaktadır. Araştırma kapsamında konuyla ilgili olarak Osmanlı dönemine ait, müzik tarihi ve çalgıları hususundaki kitaplar ve makaleler taranmış, arşiv belgeleri ile çalgı resimleri içeren minyatürler ve resimler incelenerek ud ve lavta sazlarının Osmanlı sarayındaki yeri ve önemi belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Ud ve lavta, sarayda ud ve lavta, Türk müziği sazları, Osmanlı sarayında müzik, Osmanlı sarayında müzik hayatı 1 Dr.,Gazi Üniversitesi Türk müziği Devlet Konservatuarı.,hy.musiki@gmail.com
Osmanlı Sarayı Kayıtlarında Yer Alan Ûd ve Lavta Sazları Üzerine Bir İnceleme A STUDY ON STRINGED INSTRUMENTS 'UD,LAVTA ' IN OTTOMAN PALACE MINIATURES Abstract The development of traditional music in Ottoman period is investigated by many researchers and results of this study is detailed by giving attention to mode, pitch. However, historical development of instruments paid little attention Studies on the history of Turkish music shows us that music played in Ottoman palace is determined by the preference of Sultan. Music enviroment of Ottoman is maintained in enderun an harem and in front of the sultan. By the 18.th century, Ottoman music is highly influenced by Persia and Arabian culture. Instruments used in that era developed with the influence of these cultures. Westernization in 18.th century brough violin, clarinet to Ottoman palace and they were performanced by artmakers. In this study, with the investigations of stringed instruments used in Ottoman palace like ud and lavta, we tried to understand the impostance of these stringed musical instruments. The involment of this study includes well scanned articles, books, archive documents and picturer of instruments in the miniature. Keywords: Ud and lavta, ud and lavta in Ottoman palace, Turkish music stringed instruments, music in Ottoman palace, music life in Ottoman palace 1. GİRİŞ Osmanlı sarayında icra edilen müzik hayatı hakkında maalesef yeteri kadar araştırma yapılmamıştır. Oysa müzik, toplumun sosyal hayatının pek çok evrensinde etkin olduğu gibi sarayda içinde de önemli bir yere sahip olmuştur. Saray kayıtlarında udla ilgili olarak 1389-1402 yılları arasında Yıldırım Bayezid huzurunda ud çalan sazendeyi gösteren bir minyatür bulunmaktadır.(necipoğlu, 1991: 11). 425 Ud sazının saray müziğindeki yerini inceleyen bu makalede öncelikle ud ve lavtanın tarihi kökeni üzerine durulmuştur. Bu sazlar hakkında verilen tarihi bilgilerden sonra, sazların yapısı ve teknik bilgilerine değinilmiştir. Ud, el Kindi den (796-874) itibaren müzik kuram kitaplarının vazgeçilmez bir sazı olarak ses aralıkarı, perdeler, besteleme gibi nazari konularda kullanılmıştır (Turabi, 1996: 58). Bu yüzden bu araştırmada islâm dünyasında udla ilgili ilk çalışmalar ara başlığı ile IX-XV. yüzyıllar arasında kaleme alınan müzik eserlerinde udun kullanımına değinilmiştir. Osmanlı sarayında ud ve lavta başlığı ile gerek minyatürlerde gerekse seyahatnameler ve arşiv belgeleri gibi pek çok kaynaktan bu çalgıların sarayda kullanıldıklarına ilişkin bilgilere yer verilerek ud ve lavtanın tarihsel süreçte saray müziğindeki yeri tespit edilmiştir. Sonuç kısmında ise elde edilen veriler yorumlanarak maddeler halinde yazılmıştır. 2. Ud un Kökeni Hakkında Kelimenin aslı Arapça sarısabır veya ödağacı anlamındaki el-ouddan gelen udun, milattan önceki zamanlara uzanan arkeolojik buluntulardan yola çıkarak Orta Asya kökenli bir çalgı olduğu düşünülmektedir (Jenkins, 1970: 74). Ud benzeri ilk çalgının eski Mısır da 19-29. sülaleler döneminde (M.Ö. 1320-1085) yapıldığı sanılmaktadır. Bu dönemden kalma kil kabartmalardan birinde udun atası sayılabilecek bir çalgı tasvir edilmiştir. Milattan önce VIII. yüzyıla tarihlenen kilden bir Elam figüründe de buna benzer Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:6, Mart 2016, s. 424-438
Haluk Yücel bir çalgı vardır. Udun bundan yüzyıllar sonra Müslüman Ortadoğu da yeniden ortaya çıkıncaya kadarki tarihi iyi bilinmemektedir (Karakaya, 2012: 39). Uygurlar döneminde kopuz adı ile bilinen çalgılardan biri de uzunca armudî teknesi ile kısa sapı tek parçadan oluşan, deri göğüslü ve perde bağlarına sahip bir ud şeklinde olan çalgıydı (Gazimihal, 1975a: 24). IX. yüzyılda Divan-ü Lügati t-türk ün yazarı Kaşgarlı Mahmud, kupuz çalgısını uda benzer bir çalgı şeklinde tanımlıyarak kopuz sözcüğünün karşılığını eserin çeşitli yerlerinde sürekli du olarak vermiştir (Atalay, 1986a: 365). Anadolu Selçukluları zamanına ait kaynaklarda berbatın kullanıldığı bilinmektedir. (Arpagus, 2004: 129) 3. Ud un Yapısı Udun genel yapısı; büyükçe oyulmuş armudî şekilli bir tekne ve tek parça hazırlanan sap kısmı ile göğüs kısmından oluşmuştur. Berbat isimli saz udun ilk hali olduğu kabul edilmektedir. Kimi kaynaklarda da ud ile berbatın uzun süre eş anlamlı olarak kullanıldığı ve bazen kopuz adının da buna dâhil olduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır (Gazimihal, 1975: 21-22). Ud tarih içerisinde tel sayısı, ebatı gibi yapısal olarak değişikliklere uğramıştır. Sasaniler bu çalgıya barbat (kaz göğsü) adını vermişlerdir. Bir bakıma uda barbatın Araplar tarafından geliştirilmiş biçimi denilebilir. Arap kaynakları, ünlü musikişinas Zelzel e kadar (ö.174/790) udun sapının ve gövdesinin aynı ağaç parçasından yontulup oyularak yapıldığını, müstakil sapın Zelzel tarafından getirilen bir yenilik olduğunu kaydeder. Gövdenin Zelzel den sonra artık oyularak değil ağaç dilimleri yan yana getirilerek yapıldığı tahmin edilebilir (Karakaya, 2012: 39). Biçimsel olarak ud ile barbat arasındaki en önemli fark barbatın uda nazaran daha küçük gövdesinin olması ve göğsünün deriden olmasıdır. 8. yüzyıldan itibaren udun ayrı bir sapa sahip ve tahta göğüslü olarak mevcut olduğu bilinmektedir ve söz konusu coğrafyanın en popüler çalgılarından biri olarak bugüne kadar varlığını sürdürmüştür (Sachs, 1968: 160). 426 Farabi döneminde de muhafaza edilen udun sapındaki destan adlı perde bağları X. Yüzyılın sonuna doğru terkedilmiştir. En pest tel olan bam telinin ne zaman ve kimin tarafından eklendiği bilinmemektedir. Ud eskiden tahtadan bir mızrapla çalınmaktaydı. Endülüslü musikişinas Ziryab (ö. 230/845) kartal teleğinden yapılan mızrabı yaygınlaştırmış, udun İspanya ya geçişinde de önemli rol oynamıştır (Karakaya, 2012: 39). Yaklaşık bin yıldan bu yana küçük değişiklikler dışında ud varlığını korumuştur. Udun gövdesini yirmi tane civarında hilal biçimli yontulmuş ağaç dilimlerinin eklenmesiyle oluşturur. Sap kısmı daha sonradan gövdeye monte edilir. Akort burguları S şekline benzeyen sap üzerinde bulunur ve kulak olarak adlandırılır. En üstte bulunan bam teli dışında beş sıra boyunca hep çift tel takılıdır. Bugün Türkiye de kullanılan udun diğer İslam ülkelerindeki udlardan hemen hiçbir yapısal farkı yoktur. Ancak Arap udunun tel boyunun Türk udundan yaklaşık 1 cm. daha uzun olduğunu (59,5 cm.) ve Arap udlarının bir ses daha pest akortlandığını belirtmek gerekir. (Arap udunun neva perdesi Türk musikisindeki çargâh perdesine tekabül eder.) (Karakaya, 2012: 40). Günümüzde en alttaki iki sıra tel (neva ve gerdaniye telleri) bağırsaktan yapılırdı. Ud tellerini en tizden peste doğru sıralayacak olursak; gerdaniye, neva, dügâh, hüseynîaşiran, kaba buselik, kaba ırak ya da kaba hüseynîaşiran perdelerinden oluşur. Ud çok farklı ağaçlardan yapılıyor olsa da göğüs kısmı en çok 1mm. kalınlığında kesilmiş köknar ağacı ya da ladin Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438
Osmanlı Sarayı Kayıtlarında Yer Alan Ûd ve Lavta Sazları Üzerine Bir İnceleme ağacından yapılır. Göğüs tahtasının içeri kısmında balkon adı verilen destek çıtaları vardır. Göğüste hem ses için hem de görsel bir estetik için oyulmuş üç yuvarlak göz bulunur. 4. Lavta nın Kökeni Hakkında Nazmi Özalp Türk Musikisi Tarihi eserinde lavtanın ud gibi en eski sazlarımızdan olan kopuzun daha sonraki dönemlerde aldığı ileri bir şeklidir demektedir (Özalp, 2000: 173). İslam Ansiklopedisinde lavta ile ilgili olarak bir Doğu sazı olan lavtanın Mağribîler aracılığı ile İspanya ya, oradan XIV. yüzyılda Fransa ya ve diğer Avrupa ülkelerine geçtiği kabul edilmektedir. Ayrıca İngiliz Thomas Allom (ö. 1872), İtalyan Amadeo Preziosi (ö. 1882) ve Giovanni Brindesi (XIX. yüzyıl) gibi sanatçıların İstanbul şehir hayatını yansıtan resimlerinde lavtacı tasvirlerine de yer verilmiştir (Karakaya, 2003: 113) şekliyle ifade edilmiştir. Ortaçağ da udun yanı sıra kullanılan bir tür lavtanın mevcut olduğunu gösteren herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Lavta, Avrupa da tanındıktan sonra çeşitli isimler altında birçok Avrupa ülkesinde tanınmış ve kendine bir yer bulmuştur. Lavta, Araplar vasıtasıyla Avrupa ya geçen udun burada üç yüzyıldan fazla bir süre büyük rağbet gören bir varyantıdır. 15. yüzyılda perde bagı takılmıs ve tel sayısı artırılmış, sonraki zamanlarda da birçok çeşitli tipi ortaya çıkmıştır (Sachs, 1968: 254-559). Lavtanın bilinen en eski resmi, Enderunlu Fâzıl ın 1793 tarihli Hûbânnâme ve Zenânnâme adlı eserinde yer almaktadır. Burada, tavşan adı verilen dansçıya kemençe ile birlikte bir lavtanın eşlik ettiği görülmektedir (Karakaya, 2003: 113) 5. Lavta nın Yapısı Avrupa ansiklopedi ve musiki lugatlarında bulunan Lut, Lavta, Lauta gibi isimler bu sazın batıya gelinceye kadar az çok değişikliğe uğradığını gösterir (Özalp, 2000: 173). Göğsünde tek delik ve sapında 14-15 adet perde bağı bulunmaktaydı. Teknesi yaklaşık 45 cm., sapı ise 30 cm. civarında uzunluğa sahipti. Üç çift ve iki çift telli örnekleri resmedilmişse de çoğunlukla yedi veya sekiz telli olduğu ve birkaç değişik şekilde akord edildiği bilinmektedir (Soydaş, 2007: 64). Kemençe ile birlikte en çok süslenmiş Osmanlı sazı olan lavta üçü çift olmak üzere dört tellidir. Tek olan en pest teldir (bam). Nevâ teli için eskiden bağırsak teller kullanılırdı, günümüzde ise naylon teller takılmaktadır. Lavtanın en yaygın akort biçimleri tizden peste doğru şöyledir: Nevâ, rast, yegâh, kaba rast veya neva. Genellikle iki ucunda birer kuş başı kabartması yer alan eşiği göğse yapışıktır ve aynı zamanda tel takozu işlevi görür. Eşikle göğüs deliği arasında daha çok ince bir bağa tabakasından yapılan mızraplık yer alır. Bu ise mızrabın zedelemesine karşı göğsü korumak içindir(karakaya, 2003: 113). 6. İslâm Dünyasında Müzik Kuramı Kitaplarında Ud la İlgili İlk Çalışmalar İslam coğrafyasında ud ile ilgili ilk bilgilere 8. ve 9. Yüzyıllarda yazılan mûsikî risâlelerinde rastlanılmaktadır. Eski mûsikî âlimlerinden el Kindî (796-874), Fârâbî (870-950), İbn i Sînâ (980-1037), Safiyüddîn (1224-1294), Kutbuddîn Şîrâzî (1236-1312), Abdülkadir Merâgî (1360-1435), Abdülaziz bin Abdülkadir Merâgî (ö.?) gibi pek çok kuramcı mûsikî nazariyatı ve icrasına dâir yazdıkları edvârlarda ud saz olarak kullanmış ve icrâ etmişlerdir (Koç, 2015: 126). 427 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:6, Mart 2016, s. 424-438
Haluk Yücel Birçok alanda olduğu gibi bu konuda da ilk kaynak el-kindi'dir. Kindi, Risaletün fi Haberi Te lif il-elhan isimli eserinde ud sazının tel isimlerini, udda nota yerlerini ve aralıklarını belirtmiştir ve ekleyerek El-Kindi ud çalarken parmakların nasıl kullanılacağı konusunda önemli ve ayrıntılı bilgiler verir ve egzersizler gösterir. Enstrümanın öğreniminde hocanın olumlu etkisinden söz eder ve Bu teknikleri bu sanatın ustaları bilmektedir. Bunların bizzat onlardan pratik bir şekilde alınması, meşkedilmesi ve öğrenilmesi kitaplardan daha faydalı ve çabuk olur diyerek icranın ve meşkin önemini ortaya koyar. Ona göre, En akıllılarını ve çabuk anlayanlarını hariç tutacak olursak insanların çoğu bu işi kitaptan öğrenemez demiştir (Turabi, 1996: 58). Kindi den sonra yazılan müzik kaynaklarında ud sazı yine sıklıkla kullanılmıştır. Bilhassa perde ve aralıkların izahı konusunda udun önemli bir yeri vardır. Farabi nin, ud un tel sayısını beşe çıkardığı ve müziğin insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkisi konuları üzerinde durmuş olduğu bilinmektedir (Çetinkaya, 2001: 52). Farabi Kitâbu l-mûsîkâ l-kebî de udu diğer sazlar içerisinde en mükemmeli olarak tanımlamıştır. İbni Sina ud ile ilgili olarak Musiki isimli eserinin altıncı makalesinde geniş yer vermektedir. Udun perdeleri, baskıları, aralıkları gibi detaylara değinmiştir (Turabi, 2004: 108-117). İhvânu s-safâ risâlelerinde dört unsurla, udun dört teli olan zîr, mesnâ, mesles ve bam arasında bağlantılar kurulmuştur. İhvânu s-safâya göre en tiz zîr teli, ateş, mesnâ hava, mesles su ve bam da toprak unsuruna uygundur (Can. 2002: 137). Safiyüddin kendinden sonraki müzik bilimcileri üzerinde 17 sesli dizisiyle büyük etki yapmıştır. İyi ud çalan Safiyüddin in bu sistemi geliştirmesinde etkisi büyüktür (Farmer, 1987: 683) Safiyüddin Abdülmümin Urmevî (1224-1294) udda perdeler üzerine çalışmalar yapmış ve mugni adında bir saz icad etmiştir (Can, 1995: 14). Safiyüddin Abdülmümin Urmevî in dizisinde udda perdelerinin cent (sent) şekilleri aşağıda gösterilmiştir (Farmer, 1987: 683). 428 Tabela 1 Urmevî in dizisinde uddaki perdelerinin (sent) şekilleri. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438
Osmanlı Sarayı Kayıtlarında Yer Alan Ûd ve Lavta Sazları Üzerine Bir İnceleme Meragî iki tip uddan bahsetmektedir: ûd-ı kadîm ve ûd-ı kâmil. O dönemde daha çok kullanılan ve daha gelişmiş olduğu da belirtilen ud-ı kâmil beş çift, diğeri ise dört çift tele sahipti ve her ikisi de dörtlü aralıklarla düzenleniyordu. (Bardakçı, 1986: 101-102) 7. Osmanlı sarayında ud ve lavta Sultan II. Murat Han ve Fatih Sultan Mehmed zamanında Anadolu topraklarında siyasi birliğin sağlanmasının ardından müzik bilimi canlılık göstermiştir. Özellikle Amasyalı Şükrullah, Kırşehri, Hızır Bin Abdullah, Ladikli Mehmet Çelebi gibi pek çok XV-XVI. yüzyıl müzik kuramcısı eserlerinde uddan bahsetmişlerdir. Osmanlı Devletinin ilk devirlerinde ud sazı, tel sayısı ve boyutuna göre sınıflandırılarak ûd ı kâmil, ûd ı kadîm, tuhfetü l ûd, şahrûd, tarabü l feth, Tarabrûd, şeştây ve barbad gibi isimlerle kullanılmıştır (Koç, 2010: 395). Ud XV. yüzyılda Osmanlı müzik hayatının önemli çalgılarından biridir. Hızır Bin Abdullah ın Kitabül Edvar isimli eserinde ud bütün sazların anası olarak tanımlanmış, musiki ilminin bu sazı bilmek üzerine kurulu olduğunu ifade etmiştir (Özçimi, 1989: 186). Ud hakkında Evliya Çelebi den öğrendiğimiz bilgiler ışığında udun 17. yüzyılda berbatı kopuza benzeyen, ancak ondan farklı olarak da burguluk kısmı düz, tellerinin iki tarafında ikişer demir tel bulunan bir çalgı olarak tarif etmektedir (Evliya Çelebi, 1996-2005: 305). Nazari açıdan değerlendirdiğimizde ud teori kitaplarının en mühim sazı olarak görülmektedir. 17. Yüzyılda Nayi Osman Dede ye kadar bütün nazariyatçılar perdeleri udun sapı üzerinde işaret etmişlerdi. 18. Yüzyılda musiki risalesi yazan Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi, ud hakkında şöyle bilgi vermektedir: Ûd ta bîr olunan âlât-ı gınâ el-yevm kefere yedlerinde müsta mel olan lavta dedikleri âlât olub... (Turabi, 2005: 97). XVIII. yüzyılda Coğrafi özellikler ve kültürel iletişim göz önüne alındığında Selçuklular döneminde Anadolu da olduğu kadar gerek İran ve gerekse Arap coğrafyasında udun önemli bir konuma sahip olduğu bilinmektedir. Osmanlı sarayında 17. yüzyıla kadar önemli bir yere sahip olan ud, 18. yüzyılda önemini bir nebze kaybetmiş onun yerini Lavta almıştır (Özergin, 1970: 5671). Saray kayıtlarında edindiğimiz ilk belge 1389-1402 yılları arasında Yıldırım Bayezid huzurunda ud çalan sazendeyi gösteren bir minyatürdür. 429 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:6, Mart 2016, s. 424-438
Haluk Yücel Şekil 1 - Sarayda ud, 14. yüzyıl. (Necipoğlu, 1991: 11) Târih-i Ebü l Feth eserinde 1457 yılına dair bir bilgide yine padişahın huzurunda yapılan müzik için şöyle not düşmüştür: Ûd ü şeştâr ve tanbûr ü rebâb ve barbut ü nây kânun-ı pâdisâhî üzere taraf taraf efgâna başladı... (Tursun Bey, 1977: 90). İncelediğimiz diğer bir kaynak olan Fatih Devrine Aid Vesikalar isimli eserde ulaşılan bilgilerle 1478 yılı, saray sazendelerindeki ud hakkında Sîrmerd ûdî belirtilmektedir. (Refik, 1919-21: 7, 10). 430 Kanûnî Sultan Süleyman huzurunda ud çalan sazendeleri gösteren bir minyatür o dönemde de udun saraydaki yerini göstermektedir, Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438
Osmanlı Sarayı Kayıtlarında Yer Alan Ûd ve Lavta Sazları Üzerine Bir İnceleme 431 Şekil 2- Sarayda ud, 16. yüzyıl. (Atıl,1986: 40) Surname-i Hümayun eserinde 16. Yüzyılda icra edilen armudî şekilli bir ud minyatürü bulunmaktadır. Udun dört çift telli olduğu ve göğsünün oldukça geniş olduğu anlaşılmaktadır. Udun göğsünde tek delik vardır ve sapa yakın bir yerdedir. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:6, Mart 2016, s. 424-438
Haluk Yücel Şekil 3 Ud, 16. yüzyıl. (İntizâmî, 1997: 33) Bir başka 16. Yüzyıl minyatüründe ud çalan adam resmedilmiştir. Göğüs kısmına dikkat edilirse iki küçük göz (delik) olmadığı görülmektedir. Sadece ortada bir tane delik vardır. Ayrıca burgular daha kavisli ve sap daha uzundur. 432 Şekil 4 Ud, 16. yüzyıl. (And, 1976, r.2) Aşağıda başka bir 16. Yüzyıl resminde sarayda icra edilen bir ud resmedilmiştir. Tel sayılarının farklı olmasından dolayı akortlarının da farklı olabileceği düşünülebilir. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438
Osmanlı Sarayı Kayıtlarında Yer Alan Ûd ve Lavta Sazları Üzerine Bir İnceleme Şekil 5- Sarayda ud, 16. yüzyıl. (Atıl,1986: 40) Yukarıdaki udun biçimi diğerlerinden ayrı olarak resmedilmiştir. Dikkat edilirse bu udun boyutu diğerlerinden daha büyük ve yukarıdan aşağıya olan uzunluğu daha fazla olan oval bir tekneye sahiptir. Araştırmamızın 17.yüzyıl ile ilgi kısmında başka bir ud çalan resmi yer almaktadır. Bu resimde de udun göğsünün ortasında büyükçe tek göz (delik) bulunmaktadır. Şekil 6 Ud, 17. yüzyıl. (Kangal, 1993: 247) Aşağıda minyatürü bulunan bir diğer ud ise yazım tarihi tam belli olmayan Hızır Ağa nın eserinde (1770-1775) sarayda bulunan bir udun resmidir. (Hızır Ağa, v.25a) Üzerinde yazılanlarından bazıları: Ud dedikleri kadim ve bir müessir sazdır, ekser fi dört perde ve ekser fi dört evtardan ibarettir, murabba dahi kavseredendir. Perdeleri: Dügâh, Segâh, Çargâh, Neva, Tiz-Segâh, Segâh Mukabili. 433 Şekil 7- Tefhîm-ül Makâmât fî Tevlîd-in Nagamât 25-a Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:6, Mart 2016, s. 424-438
Haluk Yücel Ud hakkında bir diğer bilgi Târih-i Enderûn isimli çalışmada 1820 yılına dair padişah huzurunda müzik icrası bilgisi yer almaktadır:... bunlardan sonra Galata çalgıcıları Hünkâr Köşkü didikleri yerin önüne celb ve lavta ve kemânçe ile tavşan şarkıları çalub... (Hızır İlyas, 1859: 189) Gazimihal den edindiğimiz başka bir bilgide, Fasl-ı Cedîd in icrasında şöyle bir ifade bulunmaktadır: Takımda su sazlar yer almıştı: Ut, keman, lavta... (Gazimihal, 1955, s.102) Topkapı Sarayı Müzesi Envanterinde yer alan 19. Yüzyıl ait belgede, lavta yer almaktadır. (T.S.M. Envanter, no.8/848, 8/849) Aşağıda 18. ve 19. Yüzyıllara ait farklı ölçülerde ud ve lavta resimleri bulunmaktadır. Bunların biçimsel olarak öncekilerden farklı olduğu görülmektedir. İlk resim Haremde meşk eden lavta sazendesi. Resimden de anlaşılacağı gibi 6 tellidir ve boyutu daha küçüktür. Tıpkı bayan zenne udlarında olduğu gibi biraz daha küçük bir lavtadır. 434 Şekil 8 Lavta, 19. yüzyıl. (Gürtuna, 1999: 150) Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438
Osmanlı Sarayı Kayıtlarında Yer Alan Ûd ve Lavta Sazları Üzerine Bir İnceleme Şekil 9 Ud, 19. yüzyıl. (Kangal, 1993: 254) Lavta sazında ilk dikkati çeken fark udlarda bulunan göğüs kısımlarındaki üç yuvarlak biçimli oyulan göz kısımlarının lavtada sadece ortada bir tane olmasıdır. Böyle udlar da bazı Arap ülkelerinde vardır. 435 Şekil 10 Lavta, 18. yüzyıl. (And, 2002: 382) Şekil 11 Lavta. (T.S.M. Envanter: 8/848) Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:6, Mart 2016, s. 424-438
Haluk Yücel 8. SONUÇ Osmanlı saray müzik hayatının tarihsel gelişim sürecini öğrenebilmemiz açısından minyatürler son derece önemli bir aktarım aracıdır. Belge niteliğinde olan bu minyatürler sayesinde saraydaki müziğin durumunu, padişahların müziğe olan ilgilerini, sazların biçimsel yapılarını ve saz heyetlerindeki yerlerini öğrenebilmekteyiz. Türk müzik kültüründe çok kadim bir saz olan ud ve çok daha sonrasında saz meclisinde bulunan lavta bu çalışmada incelenmiştir. Çok sayıda minyatür ve resimlere, müzik tarihi ve nazari kitaplarına başvurularak bu iki sazın genel özellikleri ve saraydaki kullanımı belirlenmiştir. Ud, sarayın müzik yaşamında asırlar süren bir zaman diliminde yer alan oldukça önemli bir sazdır. Kullanım yeri olarak haremde yer almasından dolayı bu sazın daha çok raks ve fasıl müziğinde kullanılıyor olduğunu göstermektedir. Araştırmamızda Osmanlı sarayındaki en eski ud resminin ilk kez Yıldırım Bayezid döneminde olduğu yönündedir. Ud ve lavta sarayda gerek padişahın olduğu mecliste gerekse Enderun ve Haremde eğelence ve eğitimde kullanılmıştır. Resimlerdeki ud ve lavta resimleri dikkatlice incelendiğinde biçimsel yapısının zaman içerisinde çok fazla değişmediğini, farklı tiplerde ve farklı tel sayılarında oldukları fark edilmektedir. Öyle ki 3-4 sıra çift telli olabileceği gibi 5-6 sıra çift telli ud resimleriyle karşılaştık. Tel sayılarına göre akort sistemlerinin aynı mı farklı mı olduğu kayıtlarda belirtilmemiştir. Yine elde ettiğimiz başka bir sonuç ise bu sazların göğüs ebatlarının farklı olmasıdır. Aynı zamanda ilk kayıtların çoğunda, udlarda aşağı ve yukarıda bulunan ikisi küçük diğer bir tanesi ortada büyükçe olan gözlerin (delik) farklılık gösterdiğidir. Bazı resimlerde tek göz bulunmaktadır. Yine udun göğsündeki tek büyük göz resimlerde kimi zaman sapa daha yakın kimi zaman tam ortadadır. İncelediğimiz kaynaklarda 16. yüzyıla ait ud ve sazende resimlerinin çok olması o dönemde udun önemini göstermektedir. Kaynak taramamızda 17. Yüzyıla ait udla ilgili fazla bilgiye rastlayamıyoruz. Selçuklular döneminde Anadolu da olduğu kadar gerek İran ve gerekse Arap coğrafyasında udun önemli bir konuma sahip olduğu görülmektedir. Osmanlı sarayında 17. yüzyıla kadar önemli bir yere sahip olan ud, 18. yüzyılda önemini bir nebze kaybetmiş onun yerini Lavta almıştır. Nazari açıdan değerlendirdiğimizde ud teori kitaplarının en mühim sazı olarak görülmektedir. 17. Yüzyılda Nayi Osman Dede ye kadar bütün nazariyatçılar perdeleri udun sapı üzerinde işaret etmişlerdi. İlk kez Osman Dede musiki perdelerini ney sazı üzerinde göstermiştir. Yine Nayi Osman Dede ile aynı yüzyılda yaşamış olan başka bir müzikolog Kantemiroğlu da perdeleri tanbur sazı üzerinde göstermiştir. Bu bizlere udun popülaritesini o asırda biraz kaybettiğini göstermektedir. Genel olarak udun, saz heyetlerinde olduğu gibi tek olarak icra edildiğini gösteren minyatürleri de mevcuttur. Lavta ise Osmanlı sarayına 18.yüzyılda gelmiş ve rağbet görmüştür. Bir dönem udun yerini almış olsa da bilhassa 19.yüzyılda ud fasıl içinde eski önemini tekrar kazanmıştır. Her iki çalgı da sarayda Fasl-ı Cedid bünyesinde yer almıştır. Lavta, sarayın müzik yaşamında özellikle kemençe ile birlikte kullanılmaya başlamıştır. Lavta da ud gibi esnek bir maddeden olan mızrap ile çalınır. Eskiden kartal teleği sapı veya bağadan yapılan mızraplar da kullanılırdı. 436 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438
Osmanlı Sarayı Kayıtlarında Yer Alan Ûd ve Lavta Sazları Üzerine Bir İnceleme KAYNAKLAR AND, M. (1976). A Pictorial History of Turkish Dancing, Ankara: Dost Publications. AND, M. (2002). Osmanlı Tasvir Sanatları: Minyatür, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. ATIL, E. (1999). Levni ve Surname, İstanbul: Koçbank Yayınları. ATIL, E. (1997). İslam Sanatlarında Müzik ve Raks Tasvirleri, İstanbul: Portakal Sanat ve Kültür Dergisi Müzik ve Sanat Özel Sayısı. ARPAGUS, F. ( 2004). Malumat Mecmuasının 1-500 Sayılarında Yer Alan Türk Musikisi ile İlgili Makaleler, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. BARDAKÇI, M. (1986). Maragalı Abdülkadir, İstanbul: Pan Yayıncılık. ÇETİNKAYA, Y. (2001). İhvan-ı Safa da Müzik Düşüncesi. İnsan Yayınları, İstanbul. CAN, C.N. (1995). Tarih İçinde Ud. Milli Folklor: Ankara CAN, M.C. (2002). Eski Grek Dört Unsur Nazariyesi ve Türkçe Müzik Yazmalarında Etkisi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt 22, Sayı 2, s.133-143. EVLİYA Çelebi (1996-2005) [1630-80]. Evliya Çelebi Seyahatnamesi, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. FARMER, H.G. (1986). Studies in Oriental Music (Doğu Musikisi Etüdleri), Frankfurt am Main: İnstitüt für Geschichter der Arabisch-İslamischen Wissenschaften. GAZİMİHAL, M. R. (1955). Türk Askeri Muzıkaları Tarihi, Ankara: Maarif Vekâleti. GAZİMİHAL, M. R. (1975a). Ülkelerde Kopuz ve Tezeneli Sazlarımız, Ankara: Kültür Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi Yayınları. GÜRTUNA, S. (1999). Osmanlı Kadın Kıyafetleri, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. HIZIR AĞA (1761-1777). Tefhîm-ül Makâmât fî Tevlîd-in Nagamât, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine/no.1793. HIZIR İ. (1859). Târih-i Enderûn, Dârüttıbaat-il Âmire, İstanbul. İNTIZÂMÎ (1997). 1582 Surname-i Hümayun: Düğün Kitabı, İstanbul: Koçbank. JENKINS, J. L. (1970). Musical Instruments, London: Horniman Museum London, Inner London Education Authority. KANGAL, S. (1993). Çağlar Boyu Anadolu da Kadın: Anadolu Kadınının 9000 Yılı, Ankara: Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü. KARAKAYA, F. (2003). Lavta, İslam Ansiklopedisi, cilt: 27, sayfa: 113-114. KARAKAYA, F. (2012). Ud, İslam Ansiklopedisi, cilt: 42, s. : 39-41. KOÇ, F. (2010). XV. Yüzyılın Sonuna Kadar Yazılmış Mûsikî Edvârlarında Ud Sazı ve İcrası, AÜİFD, c. 51, sy. 2. 437 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:6, Mart 2016, s. 424-438
Haluk Yücel KOÇ, F. (2015). Türk Din Musikisinde Ud Sazının Yeri ve Önemi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dergisi, sayı: 38, 123-140 NECIPOĞLU, G. (1991). Architecture Ceremonial and Power: The Topkapi Palace in the Fifteenth and Sixteenth Centuries, New York: The Architectural History Foundation. ÖZALP, N. (2000). Türk Musikisi Tarihi, M.E.B, İstanbul. ÖZÇİMİ, S.(1989). Hızır bin Abdullah ve Kitâbu l-edvâr, Marmara Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul. ÖZERGIN, M.K. (1970). 18. Yüzyıla Ait Bir Çalgı Adları Cedveli, Türk Folklor Araştırmaları, 252, 5669-71. REFIK, A. (1919-21). Fatih Devrine Aid Vesikalar, Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası, 49-62, 1-58. SACHS, C. (1968). The History of Musical Instruments, New York: W. W. Norton & Company Inc.. SOYDAŞ, E. (2007). Osmanlı Sarayında Çalgılar, Doktora Tezi, İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. T.S.M. Envanter [Topkapı Sarayı Müzesi Envanteri]. no. 8/840, 8/841, 8/842, 8/844, 8/845, 8/846, 8/847, 8/848, 8/850, 8/851, 8/852, 8/853, 8/858, 8/861, 8/862, 8/864, 8/869, 8/870, 8/875, 8/885, 8/886, 8/889, 8/892, 8/894, 8/898, 8/913, 8/914, 8/914, 8/915, 8/942, 8/944, 8/1026. 438 TURABI, A. H. (2005). Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi ve Mûsikî Risâlesi, İstanbul: Rağbet Yayınları. TURABI, A.H. (1996). Risaletün fi Haberi Te lif il-elhan, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, MÜ Sos. Bil. Enst. İstanbul. TURABİ, A.H. (2004). Musiki, İstanbul: Rağbet Yayınlar TURSUN, B. (1977). [1490 ci.]. Târih-i Ebü l Feth, İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 424-438