On5yirmi5.com Ben Gelmedim Dava İçin... Diyen Yunus Emre, yaşadığımız dünyaya aşk için geldiğini söyler. İnsanları ayrım yapmadan sevmek gerektiğini, önemli olanın aşk olduğunu anlatır. Yayın Tarihi : 9 Haziran 2010 Çarşamba (oluşturma : 2/22/2017) Hazırlayan: Hatice Özgiden Yunus bir söz söylemiş, hiçbir söze benzemez Münafıklar elinden, örter mana yüzünü* "Ben gelmedim dava için; benim işim sevi için Dostum evi gönüllerdir; gönüller yapmağa geldim. Diyen Yunus Emre, yaşadığımız dünyaya aşk için geldiğini söyler. İnsanları ayrım yapmadan sevmek gerektiğini söyleyen şair, önemli olanın aşk olduğunu vurgular. Dört kitabın manasın okudum hasıl ettim Aşka gelince gördüm, bir uzun hece imiş Yunus Emre nin hayatı ve kişiliği hakkında az bilgiye sahip olunmuştur. Bu yüzden de ülkemizin çeşitli yerlerinde mezarı olduğuna inanılır; hatta bazı yerlerde türbesi vardır. Hakkında toplanan bilgilerden genel bir kanıya varılacak olursa Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde küçük büyük Türk Beylikleri'nin kurulmaya başladığı 13. yy ortalarından Osmanlı Beyliği'nin filizlenmeye başladığı 14. yy'ın ilk çeyreğine kadar Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış Türkmen hocası, şair ve erendir. Yunus Emre uzun bir süre Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı nda çile doldurmuş ve dergaha hizmet etmiştir.
Yunus'un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğü nün Moğol akın ve yağmalarıyla, iç kavga ve çekişmelerle, siyasi otorite zayıflığıyla, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır. 13. yy'ın ikinci yarısı, sadece siyasi çekişmelerin değil çeşitli mezhep ve inançların, batıni ve mutezili görüşlerin de yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran-ı Veli, gibi ilim ve irfan kutuplarıyla birlikte Yunus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı gerçek İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler yapmıştır. Yunus Emre, "Risalet-ün Nushiyye" adlı mesnevisinin sonunda verdiği; Söze tarih yedi yüz yediydi Yunus canı bu yolda fidiyidi beytinden anlaşıldığı kadarıyla H. 707 (M. 1307-8) tarihlerinde hayattadır. Yine, Adnan Erzi tarafından Bayezıd Devlet Kütüphanesi'nde bulunan 7912 numaralı yazmada şu ifadelere rastlanmaktadır: Vefat-ı Yunus Emre Müddet-i 'Ömr 82 Sene 720 Bu belgeden anlaşılacağı üzere, Yunus Emre, H. 648 (M. 1240-1) yılında doğmuş, 82 yıllık bir dünya hayatından sonra H. 720 (M. 1320-1) yılında ölmüştür.
Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmaktadır. Menakıpnamelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre'nin dervişidir. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname'den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam'a gittiği, Mevlana'yla görüştüğü de bu bilgiler arasındadır. Eserleri Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu da Yunus Emre adını taşıyan ve Yunus Emre den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gece Yunus Emre adını taşıyan ve başka şairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. Onun dil, şiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan daki şiirleri nedeniyledir. Yunus Emre nin şiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir. Bu sorunlar bir görüş ve inanış bütünlüğü içinde ele alınarak insan
konusunda odaklaştırılır. Şiirde işlenen konular ise insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçak gönüllülük, erdem, eli açıklık gibi gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır. O, bu kavramları, şiirinin bütünlüğü içinde temel öğe olarak sergilemiştir. Yunus Emre Divanları 1-Fatih Nüshası: Yunus Emre nin en çok bilinen eseri Divan ıdır; fakat bu eserin aslını veya en eski nüshasını tespit etmek çok zordur. Yunus Emre Divanı nın Türkiye, dünya veya şahıs kütüphanelerinde elliden fazla yazma nüshası bulunmaktadır. Bu eserler daha sonra şifahi olarak derlenmiş veya bir yazmadan istinsah edilmiş nüshalardır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda Yunus Emre nin kendi kaleminden çıkmış bir nüshaya rastlanmamıştır. Eski ve yeni el yazması Yunus Emre divanları içinde 15. y.y.da istinsah edildiği anlaşılan Süleymaniye Kütüphanesi-Fatih bölümünde bulunan el yazması nüshadır. Fatih nüshası istinsah tarihi belli olmamakla birlikte, yazı karakteri, imla ve kağıt özellikleri yönüyle 15. yy özelliklerini arzetmektedir. Huruf-u Hece usulüne göre tertip edilen bu eser, her yönüyle 15. y.y özelliklerdi arz etmektedir. Huruf-u Hece usulüne göre tertip edilen bu eser, bilinen Yunus Emre divanlarının en iyisidir; ancak istinsah edeni bilinmemektedir. Bu eser Süleymaniye Kütüphanesi- Fatih Kitapları bölümünde 3889 noda kayıtlıdır. 210 yapraklı olan Divan nesih yazılı olup, içinde 203 adet şiir bulunmaktadır. 2- Nuruosmaniye Nüshası: Nuru Osmaniye Kütüphanesi 4904 no da kayıtlıdır. 315 yapraktan müteşekkildir ve içerisinde 219 adet şiir bulunmaktadır. İstinsah tarihi H.940, M.1534 tür. 3-Yahya Efendi Nüshası: Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Hahmud Efendi bölümünde 3480 no da kayıtlıdır. 107 yapraktan oluşan bu Divanda 302 şiir yer almaktadır. 16.y.y.da istinsah edilmiştir. 4- Karaman Nüshası : Karaman nüshası olarak bilinen bu nüsha Merhum Baha Kayserilioğlu nun elindeki nüshadır. 5-Balıkesir Nüshası: Bu nüsha Balıkesir İl Halk Kütüphanesi 451 no da kayıtlıdır. 6-Niyazı Mısri nüshası: Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine Kütüphanesinde 303 numarada kayıtlıdır. Şerh-i Gazel-i Yunus Emre adlı bu nüsha H.1127 tarihinde istinsah edilmiş olup 16 yapraktan oluşmuş ve nesih yazı ile yazılmıştır.
7-Bursa Nüshası: Bursa İl Halk Kütüphanesi eski eserler bölümünde 882 numarada kayıtlıdır. Nesih yazı ile yazılmış olan bu nüshada 120 şiir bulunmaktadır ve 53 yapraktan oluşmuştur. Risalet-Ün Nushiyye (Ögütler Risalesi): Mesnevi biçiminde, aruz ölçüsü ile yazılmış bu şiir 573 beyittir. Başta 13 beyitlik bir başlangıçtan sonra kısa bir düz yazı vardır. Arkasından destanlar gelir. Destanlarda ruh, nefis, kanaat, gazap, sabır, haset, cimrilik, akıl konuları işlenir. Öğretici ve öğüt verici bir eserdir. Risalenin sonunda yazıldığına göre Söze tarih yedi yüz yediydi mısrasından H.707 de M. 1307 veya 1308 da yazıldığı anlaşılmaktadır. Yunus Emre ve İnsanın Değeri Yunus Emre mala mülke değer veren biri olmamıştır. Mal tutkusunun, insanı evrensel düşüncelerden yoksun bırakacağını vurgulamış; ayrıca yoksul kişilerin düşünülmesini salık vermiştir. İnsan için önemli öğenin kendi öz değerleri olduğunu ve Allah ı sevdikçe insanın olgunlaşacağını belirtir. Yunus, böylece sosyal adaleti sağlamak için mal dağıtmanın, insanı Allah katında daha değerli kılacağını anlatmak ister. Bu konuda, şu deyişleri dikkatle okumak yeter:
Korkar isen o tamudan Alçak olgıl sen kamudan O günü nice Sırat'tan Kamularla geçmek gerek Geçip gitmek diler isen Ya' düşmeyeyim der isen Şu kazandığın malını Tanrı için vermek gerek Kazandığın veriben Yoksulları hoş görüben Hak hazretine varuben Oddan ü kurtulmak gerek Çünkü ahrete kavisin Ko bu yalancı da'visin Mal ve hazine sevisin Aşık isen nendir senin Yeyip yedirgil fakire, Eksilirse Tanrı yere Bir gün tenin yere gire Geri kalan nendir senin Yunus insanlara ayrım gözetmeksizin bir gözle bakmanın gerekliliği üzerinde durur. Renk, ırk, dil, zengin ve yoksul ayrımı yapmaksızın insanlara sevgisini vermeye çalışmıştır. İnsanın, kendi bilincinin farkında olan onurlu bir varlık olduğunu vurgular; onun aşağıdaki şiirleri insancıl duygularını ve insana verdiği değeri ne denli güzel dile getirmektedir: Hass-u am, muti, asi, dost kuludur cümlesi Kullar yol vermeyince şahı kim görebile Dosta gidenin yolu gönül içinden geçer Bir amel eylemedim, gireyidim gönüle Yetmiş iki milletin ayağın öpmek gerek Onun için maşuka, cümle millette bile Çalış, kazan, ye yedir, bir günül ele getir Yüz kabeden yeğrektir bir gönül ziyareti Kerametim, var diyen, halka salusluk satan Nef"in müslüman etsin var ise kerameti
Ak sakallı bir koca Bilemez hali nice Emek yemesin hacca Bir gönül yıkar ise Gönül çalabın tahtı Çalap gönüle baktı İki cihan bedbahtı Kim gönül yıkar ise Sen sana ne sanırsan Ayrığa da onu san Dört kitabın manası Budur eğer var ise Yunus, bu deyişleriyle büyük dinlerin amacının ve anlamının bir noktada birleştiğini düşünmüştür. Bu anlam da insan haklarına ve insan kişiliğine saygıdır. Yunus, dinde biçimsel davranışların yetersizliği, tutkuları yenmenin gerekliliği ve gönül yapmanın önemi üzerinde de çok durmuştur. Görünüşüne bakmaksızın insanlarla bütünleşmeyi ve onlara içtenlikle davranmayı öğütlemiştir. Tanrı'ya giden yolun insana verilen değerden geçeceğine inanmıştır. Yunus'a göre özellikle kin gütrnek, başkalarına yüksekten bakmak ve bencil olmak insanı küçültür. Kendi deyişiyle: Adımız miskindir bizim Düşmanımız kindir bizim Bir kimseye kin tutmayız Kamu ~ilem birdir bize Yunus eydür, halim yaman Dağları bürüdü duman İşte İncil, işte Kur'an Seçebilirsen gel beri Yetmiş iki millete, suçum budur hak dedim Korku hiyanetedir, ya ben niçin kızaram Şeriat oğlanları nice yol keser bize Hakikat deryasında bahri oldum yüzerem Din-ü millet sorar ise aşıklara din ne hacet Aşık kişi harab olur, bilmez ne din, ne diyanet *Yunus Emre Çıktım Erik Dalına Kaynak: Çubukçu, İ. A. "Yunus Emre'nin Felsefesi"
Bu dökümanı orjinal adreste göster Ben Gelmedim Dava İçin...