İçindekiler Uçmak Fly... 6 Tutmak Hold... 6 Düşmek Fall... 7 İçmek Drink... 7 Araba Sürmek Drive... 8 Göndermek Send... 8 Büyümek / Büyütmek Grow... 9 Acımak / Acıtmak Hurt... 9 Göstermek Show... 10 Ateş etmek / Vurmak Shoot... 10 Sallamak Shake... 11 Tırmanmak - Climb... 11 Düşürmek - Drop... 12 Katlamak - Fold... 12 Duymak - Hear... 13 Gülmek - Laugh... 13 Almak / Çıkarmak / Tutmak - Take... 14 Atmak - Throw... 15 Dokunmak - Touch... 15 Uyumak - Sleep... 16 Dönmek / Döndürmek / Çevirmek - Turn... 16 Yakalamak - Catch... 17 Bulmak - Find... 17 1
Anlaşmak / Razı olmak To Agree... 18 Dövmek / Yenmek To Beat... 18 Başlamak To Begin... 19 Kırmak To Break... 19 Seçmek To Choose... 20 Bölmek To Divide... 20 Tadını çıkarmak To Enjoy... 21 Başarısız olmak / Başaramamak To Fail... 21 Vermek To Give... 22 Katılmak To join... 22 İşaret etmek / Göstermek To Point... 23 Ödemek To Pay... 23 Oynamak To Play... 24 Konuşmak To Speak... 24 Okumak To Read... 25 Yürümek To Walk... 25 Yuvarlamak / Yuvarlanmak To Roll... 26 Çekmek To Pull... 26 İzlemek To Watch... 27 Tekme atmak To Kick... 27 Beslemek To Feed... 28 Kaçırmak / Iskalamak To Miss... 28 Nefret etmek- To Hate... 29 Bağırmak To Shout... 29 Korumak To Protect... 30 2
Bakmak To Look... 31 Dans etmek To Dance... 31 Yok etmek / Parçalamak To Destroy... 32 Toplamak / Biriktirmek To Collect... 32 Pişirmek To Cook... 33 Kavga etmek To Fight... 33 Açıklamak / Anlatmak To Explain... 34 Doldurmak To Fill... 34 Karşıdan karşıya geçmek To Cross... 35 Temizlemek To Clean... 35 Gülümsemek To Smile... 36 Kapatmak / Kapanmak To Close... 36 Şarkı söylemek To Sing... 37 Ders çalışmak To Study... 37 Kaldırmak / Çıkarmak / Ortadan kaldırmak To Remove... 38 Öğretmek To Teach... 38 Fiyat / Maaliyet / Masraf To Cost... 39 Yerleştirmek To Place... 39 Artmak / Arttırmak To Increase... 40 Antrenman yapmak / Eğitmek To Train... 40 Öğrenmek To Learn... 41 Atlamak / Zıplamak To Jump... 41 Değiştirmek To Change... 42 Varmak / Ulaşmak To Arrive... 42 Oluşturmak / Üretmek / Yaratmak To Create... 43 3
Ölçmek To Measure... 43 Dinlemek To Listen... 44 Hareket ettirmek / Yerini değiştirmek To Move... 44 Durmak To Stop... 45 Çalışmak To Work... 45 Yazmak To Write... 46 Tartışamak / Görüşmek / Konuşmak To Discuss... 46 Yükseltmek / Kaldırmak To Raise... 47 Görmek To See... 47 Üretmek To Produce... 48 Uzanmak / Dökmek / Sermek To Lay... 48 Örtmek / Kaplamak To Cover... 49 Ağlamak To Cry... 49 Kazanmak To Win... 50 Zarar / Hasar Vermek To Damage... 50 İşaretlemek To Mark... 51 Yanmak / Yakmak To Burn... 51 Aramak / Çağırmak To call... 52 Yapmak / Üretmek To Make... 53 İstemek To Want... 54 Uzanmak / Ulaşmak To Reach... 54 Hatırlamak To Remember... 55 Dinlenmek To Rest... 55 Paylaşmak To Share... 56 Beklemek To Wait... 56 4
Endişe etmek / Dert etmek To Worry... 57 Karşılaştırmak To Compare... 57 Kaydetmek / Para biriktirmek / Kurtarmak To Save... 58 Uzanmak / Uzatmak To Extend... 58 Rol yapmak / Performans sergilemek To Perform... 59 Tartışmak To Argue... 59 Görünmek / Ortaya Çıkmak To Appear... 60 Yok Olmak / Ortadan Kaybolmak To Disappear... 60 Basmak / Bastırmak To Press... 61 Kapatmak To Shut... 61 Değiştirmek To Replace... 62 Takip etmek To Follow... 62 Kurmak / İnşa etmek To Build... 63 Bağlamak / Bağlanmak To Connect... 63 Kontrol etmek To Check... 64 Saldırmak To Attack... 64 Ölmek To Die... 65 Sormak To Ask... 65 Kesmek To Cut... 66 Koymak To Put... 66 5
Uçmak Fly İngilizce de fly uçmak demek. Uçmak fiili de düzensiz bir fiil ve ikinci hali Flew. I flew to Berlin yesterday. Dün Berlin e uçtum. I don t like flying on a plane. Uçakta uçmayı sevmiyorum. 3. hal- Flown Tutmak Hold İngilizce de hold tutmak demek. Düzensiz bir fiil ve ikinci hali Held. Hold Aynı zamanda nefes tutmak anlamında da kullanılıyor. Can you hold this for a second? Şunu bir saniye tutar mısın? I can t hold my breath more than 1 minute. 1 dakikadan fazla nefesimi tutamıyorum. 3. hal Held 6
Düşmek Fall İngilizce de fall düşmek demek. Bu da düzensiz bir fiil ve ikinci hali Fell. I fell on the floor yesterday. Dün yere düştüm. I keep falling off the bike. Bisikletten düşüp duruyorum. 3. hal Fallen İçmek Drink İngilizce de drink içmek demek. Bu da düzensiz bir fiil ve ikinci hali Drank. He drank a litre of coke. Bir litre kola içti. I need to drink water. Su içmem lazım. 3. hal - Drunk 7
Araba Sürmek Drive İngilizce de araba sürmek drive demek. Drive fiili de düzensiz bir fiil ve ikinci hali Drove. Drive direk araba sürmek anlamına geliyor. O yüzden cümle kurarken araba sürdüğünü vurgulamana gerek yok. I drove to work yesterday. Dün işe araba sürdüm. I love driving. Araba sürmeye bayılırım. 3. hal - Driven Göndermek Send İngilizce de göndermek send demek. Bu da yine düzensiz bir fiil ve ikinci hali Sent. I sent him some food. Ona biraz yiyecek gönderdim. He sends me money every month. Bana her ay para gönderir. 3. hal Sent 8
Büyümek / Büyütmek Grow İngilizce de büyümek grow demek. Bu da yine düzensiz ve ikinci hali Grew. Grow Aynı zamanda yetiştirmek anlamına da gelebiliyor. My kids are growing so fast. Çocuklarım çok hızlı büyüyor. I like growing tomatoes. Domates yetiştirmeyi seviyorum. 3. hal - Grown Acımak / Acıtmak Hurt İngilizce de acımak veya acıtmak hurt demek. Bu da düzensiz bir fiil ve ikinci hali Hurt. My foot hurts. Ayağım acıyor. If you keep doing that you re going to hurt yourself. Eğer bunu yapmaya devam edersen kendine zarar vereceksin (acıtacaksın). 3. hal Hurt 9
Göstermek Show İngilizce de göstermek show demek. Show düzenli bir fiil ve bu yüzden ikinci hali Showed. Can you show me where your car is? Bana arabanın nerede olduğunu gösterir misin? He showed me how to kick the ball. Bana topa nasıl vuracağımı gösterdi. 3. hal - Shown Ateş etmek / Vurmak Shoot İngilizce de ateş etmek veya vurmak (silah) shoot demek. Shoot aynı zamanda basketbol gibi sporlarda atış yapmak veya futbolda şut çekmek için de kullanılıyor. Düzensiz bir fiil ve ikinci hali Shot. He shot me! Beni vurdu. Don t shoot! Ateş etme! 3. hal - Shot 10
Sallamak Shake İngilizce de sallamak shake demek. Shake düzensiz bir fiil ve ikinci hali Shook. Shake the drink before you open it. İçeceği açmadan önce salla. Don t shake it too much! Çok fazla sallama. 3. hal - Shaken Tırmanmak - Climb Climb İngilizce de tırmanmak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali climbed. He climbed the tree and now he is stuck. Ağaca tırmandı ve şimdi orada mahsur kaldı. We need to climb the fence. Çitlere tırmanmamız lazım. 3. hal - Climbed 11
Düşürmek - Drop Drop İngilizce de düşürmek veya bırakmak anlamına geliyor. Cebinden bir şey düşürmek veya yüksekten bir şey bırakmak gibi durumlarda drop fiili kullanılır. İkinci hali dropped. I dropped my phone yesterday. Dün telefonumu düşürdüm. Be careful or you are going to drop it. Dikkat et yoksa düşüreceksin. 3. hal - Dropped Katlamak - Fold Fold İngilizce de katlamak demek ve düzenli bir fiil. İkinci hali folded. Can you fold this for me? Bunu benim için katlar mısın? How many times can you fold a piece of paper? Bir parça kağıdı kaç defa katlayabilirsin? 3. hal - Folded 12
Duymak - Hear Hear İngilizce de duymak anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali heard He thinks that he heard a noise. Bir ses duyduğunu sanıyor / düşünüyor. Did you hear that? Duydunmu? (sesi) 3. hal: Heard Gülmek - Laugh Laugh İngilizce de gülmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali laughed. He laughed when he heard the joke. Şakayı duyunca güldü. Can laughed all night yesterday. Can dün bütün akşam güldü. 3. hal - Laughed 13
Almak / Çıkarmak / Tutmak - Take Take İngilizce de aslında almak anlamına gelmekle birlikte farklı anlamlarda da kullanılabiliyor.take düzensiz bir fiil ve ikinci hali took. Take aynı zamanda çıkarmak ve tutmak anlamlarında da kullanılabiliyor. He took a piece of paper from his pocket. Çebinden bir kağıt parçası çıkardı. Take my hand! Elimi tut! Take the ball. Topu al. He took a picture. Resim çekti. I took the bus. Otobüsle geldim/otobüse bindim. 3. hal - Taken 14
Atmak - Throw Throw İngilizce de atmak anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali threw. He threw the notebook out of the window. ( Defteri camdan dışarı attı. Throw the ball! ( Topu at! 3. hal - Thrown Dokunmak - Touch Touch İngilizce de dokunmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali touched. Don t touch that.it s dirty! Ona dokunma. Pis o! 3. hal - Touched 15
Uyumak - Sleep Sleep İngilizce de uyumak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali slept. He slept at my house tonight. Bu akşam benim evimde uyudu. Where are we going to sleep tonight? Bu akşam nerede uyuyacağız? 3. hal - Slept Dönmek / Döndürmek / Çevirmek - Turn Turn İngilizce de dönmek, döndürmek, çevirmek gibi anlamlara gelebiliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali turned. He turned the pages quickly as he read the book. Kitabı okudukça sayfaları çabucak çevirdi. Turn left over here. Buradan sola dön. Turn around. Arkanı dön. 3. hal - Turned 16
Yakalamak - Catch Catch İngilizce de yakalamak demek ve düzensiz bir fiil.ikinci hali caught. He caught a lot of fish today. Bugün çok balık yakaladı. Catch the ball when I throw it to you. Topu sana attığımda yakala. 3. hal - Caught Bulmak - Find Find İngilizce de bulmak anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil.ikinci hali found. Did you find your keys? Anahtarlarını buldun mu? I found the money that I lost yesterday. Dün kaybettiğim parayı buldum. 3. hal Found 17
Anlaşmak / Razı olmak To Agree To agree İngilizce de anlaşmak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali agreed. They agreed to not see each other anymore. Daha fazla görüşmemeye karar verdiler. Did they agree to do this? Bunu yapmaya razı oldular mı? 3. hal - Agreed Dövmek / Yenmek To Beat To Beat İngilizce de dövmek veya yenmek anlamına geliyor. Düzensiz bir fiil ve İkinci hali beat. I beat him at pool yesterday. Dün onu bilardoda yendim. You have to play carefully to beat your opponent. Rakibini yenmek için dikkatli oynamalısın. 3. hal - Beaten 18
Başlamak To Begin To begin İngilizce de başlamak demek ve düzensiz bir fiil. İkinci hali began. Let s begin! Hadi başlayalım! We should begin studying. Ders çalışmaya başlamalıyız. 3. hal - Begun Kırmak To Break To break İngilizce de kırmak anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. Break fiili aynı zamanda rekor kırmak derken de kullanılıyor. İkinci hali broke. He broke his nose yesterday. Dün burnunu kırdı. You are going to break the window if you are not careful. Dikkatli olmazsan camı kıracaksın. 3. hal Broken 19
Seçmek To Choose To choose İngilizce de seçmek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali chose. Do I really have to choose? Gerçekten seçmem gerekiyor mu? Choose any car you want. İstediğin herhangi bir arabayı seç. 3. hal - Chosen Bölmek To Divide To divide İngilizce de bölmek anlamına geliyor ve ikinci hali divided. Divide the money equally. Parayı eşit bir şekilde böl. What is 2 divided by 2? 2 bölü 2 kaç? We divided the garden into two sections. Bahçeyi 2 kısıma ayırdık. 3. hal Divided 20
Tadını çıkarmak To Enjoy To enjoy İngilizce de tadını çıkarmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali enjoyed. Enjoy geniş zamanda kullanıldığı zaman genelde hoşlanıyorum gibi bir anlama geliyor. Mesela I enjoy running, Koşu yapmaktan hoşlanıyorum demek. He enjoyed a glass of coke. Bir bardak kolanın tadını çıkardı. He enjoys playing basketball. Basketbol oynamaktan hoşlanıyor. 3. hal - Enjoyed Başarısız olmak / Başaramamak To Fail To Fail İngilizce de başarısız olmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali failed. I failed the exam. Sınavda başarısız oldum. 3. hal - Failed 21
Vermek To Give To give İngilizce de vermek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali gave. I gave her 10 liras. Ona 10 lira verdim. Can you give me a piece of paper? Bana bir parça kağıt verir misin? 3. hal - Given Katılmak To join To join İngilizce de katılmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali joined. Will you join us tonight? Bu akşam bize katılır mısın? 3. hal - Joined 22
İşaret etmek / Göstermek To Point To point İngilizce de işaret etmek veya göstermek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali pointed. Can you point at the man who hit you? Sana vuran adamı gösterir misin? He pointed at the sky. Gökyüzünü gösterdi/işaret etti. 3. hal - Pointed Ödemek To Pay To pay İngilizce de ödemek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali paid. Did you pay for that? Bunun için ödeme yaptın mı? I didn t pay for the coffee yet. Kahve için henüz ödeme yapmadım. 3. hal - Paid 23
Oynamak To Play To play İngilizce de oynamak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali played. They played all day. Bütün gün oynadılar. He is playing football. Futbol oynuyor. 3. hal - Played Konuşmak To Speak To speak İngilizce de konuşmak anlamına geliyor. Düzensiz bir fiil ve ikinci hali spoke. I know! We spoke yesterday. Biliyorum! Dün konuştuk. We are going to speak next week. Gelecek hafta konuşacağız. 3. hal - Spoken 24
Okumak To Read To read İngilizce de okumak anlamına geliyor. Read düzenli bir fiil ve ikinci hali read(farklı okunuyor). I finally read that book. O kitabı sonunda okudum. What are you reading? Ne okuyorsun? 3. hal - Read (okunuşu farklı) Yürümek To Walk To walk İngilizce de yürümek anlamına geliyor. Walk düzenli bir fiil ve ikinci hali walked. He walked home. Eve yürüdü. We are going to walk to school. Okula yürüyeceğiz. They are walking. Yürüyorlar. 3. hal - Walked 25
Yuvarlamak / Yuvarlanmak To Roll To roll İngilizce de yuvarlamak veya yuvarlanmak anlamına geliyor. Roll düzenli bir fiil ve ikinci hali rolled. She is rolling on the ground Yerde yuvarlanıyor. Don t roll the ball. Topu yuvarlama. 3. hal - Rolled Çekmek To Pull To pull İngilizce de çekmek anlamına geliyor. Pull düzenli bir fiil ve ikinci hali pulled. He pulled the rope İpi çekti. Stop pulling my shirt! Gömleğimi çekmeyi bırak! They pulled the net. Fileyi çektiler. 3. hal - Pulled 26
İzlemek To Watch To watch İngilizce de izlemek anlamına geliyor. Watch düzenli bir fiil ve ikinci hali watched. We watched the movie all night. Bütün akşam filmi izledik. They are watching the match. Maçı izliyorlar. 3. hal - Watched Tekme atmak To Kick To kick İngilizce de tekme atmak anlamına geliyor. Kick düzenli bir fiil ve ikinci hali kicked. Kick aynı zamanda İngilizce de topa ayakla vurmak anlamında da kullanılıyor. He kicked the ball. Topa vurdu. He kept kicking me! Bana tekme atıp durdu! / Bana sürekli tekme attı. 3. hal Kicked 27
Beslemek To Feed To feed İngilizce de beslemek anlamına geliyor. Feed düzensiz bir fiil ve ikinci hali fed. The boy fed the elephant. Çocuk fili besledi. They are feeding the tigers. Kaplanları besliyorlar. 3. hal - Fed Kaçırmak / Iskalamak To Miss To miss İngilizce de kaçırmak/ıskalamak anlamında kullanılıyor. Miss düzenli bir fiil ve ikinci hali missed. Miss aynı zamanda özlemek anlamında da kullanılıyor. The bullets missed him. Kurşunlar onu ıskaladı. He missed the goal. Golü kaçırdı. I really missed you. Seni gerçekten çok özledim. 3. hal Missed 28
Nefret etmek- To Hate To hate İngilizce de nefret etmek anlamına geliyor. Hate düzenli bir fiil ve ikinci hali hated. We hate going to school. Okula gitmekten nefret ediyoruz. I hate you! Senden nefret ediyorum! 3. hal - Hated Bağırmak To Shout To shout İngilizce de bağırmak anlamına geliyor. Shout düzenli bir fiil ve ikinci hali shouted. The kids are shouting. Çocuklar bağırıyor. Stop shouting! Bağırmayı kes! 3. hal Shouted 29
Korumak To Protect To protect İngilizce de korumak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali protected. The duck is protecting its babies. Ördek yavrularını koruyor. Don t worry. I ll protect you. Merak etme, ben seni korurum. 3. hal - Protected Oturmak To Sit To sit İngilizce de oturmak anlamına geliyor. Düzensiz bir fiil ve ikinci hali Sat. The man is sitting. Adam oturuyor. They are sitting on the beach. Sahilde oturuyorlar. You sat all day! Bütün gün oturdun! 3. hal - Sat 30
Bakmak To Look To look İngilizce de bakmak demek ve düzenli bir fiil. İkinci hali looked. The man is looking at the plant. Adam bitkiye bakıyor. He looked up. Yukarı baktı. 3. hal - Looked Dans etmek To Dance To dance İngilizce de dans etmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali danced. They danced together. Birlikte dans ettiler. Let s dance. Hadi dans edelim. 3. hal Danced 31
Yok etmek / Parçalamak To Destroy To destroy İngilizce de yok etmek veya parçalamak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Destroyed. I destroyed the glass. Camı kırdım/parçaladım. They are going to destroy the building today. Bügün binayı yok edecekler. 3. hal - Destroyed Toplamak / Biriktirmek To Collect To collect İngilizce de toplamak/biriktirmek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali collected. They are collecting seafood. Deniz ürünleri topluyorlar. He collects toys. Oyuncak biriktiriyor. 3. hal - Collected 32
Pişirmek To Cook To cook İngilizce de pişirmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali cooked. He is cooking food. Yemek pişiriyor. He cooked hamburgers. Hamburger pişirdi. 3. hal - Cooked Kavga etmek To Fight To Fight İngilizce de kavga etmek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali fought. The giraffes fought. Zürafalar kavga etti. They are fighting. Kavga ediyorlar. 3. hal - Fought 33
Açıklamak / Anlatmak To Explain To explain İngilizce de anlatmak ve açıklamak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali explained. She explained how to cook. Nasıl yemek yapılacağını anlattı. She explained the lesson. Dersi anlattı. 3. hal - Explained Doldurmak To Fill To fill İngilizce de doldurmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali filled. He filled the tank. Depoyu doldurdu. 3. hal - Filled 34
Karşıdan karşıya geçmek To Cross To cross İngilizce de karşıdan karşıya geçmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali crossed. They are crossing the street. Karşıdan karşıya geçiyorlar. 3. hal - Crossed Temizlemek To Clean To clean İngilizce de temizlemek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali cleaned. The truck cleaned the streets. Kamyon yolları temizledi. They are cleaning the streets. Sokağı/sokakları temizliyorlar. 3. hal Cleaned 35
Gülümsemek To Smile To smile İngilizce de gülümsemek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali smiled He is smiling. Gülümsüyor. He smiled yesterday. Dün gülümsedi. 3. hal - Smiled Kapatmak / Kapanmak To Close To close İngilizce de kapatmak veya kapanmak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve İkinci hali closed. Can you close the door? Kapıyı kapatır mısın? /kapatabilir misin? The doors closed. Kapılar kapandı. 3. hal - Closed 36
Şarkı söylemek To Sing To sing İngilizce de şarkı söylemek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali sang. They sang. Şarkı söylediler. We are going to sing tomorrow. Yarın şarkı söyleyeceğiz. 3. hal - Sung Ders çalışmak To Study To study İngilizce de ders çalışmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali studied. NOT: Bu fiili lütfen to work iş anlamında çalışmak fiili ile karıştırma. He studied all night for the exam. Bütün akşam sınava çalıştı. We need to study. Ders çalışmalıyız. 3. hal - Studied 37
Kaldırmak / Çıkarmak / Ortadan kaldırmak To Remove To remove İngilizce de kaldırmak, çıkarmak veya ortadan kaldırmak gibi anlamlarda kullanılıyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali removed. He removed his gas mask. Gaz maskesini çıkardı. She will remove the cap. Kapağı çıkaracak. 3. hal - Removed Öğretmek To Teach To teach İngilizce de öğretmek anlamına geliyor. Düzensiz bir fiil ve ikinci hali taught. She is teaching English. İngilizce öğretiyor. I taught him math. Ona matematiği ben öğrettim. 3. hal - Taught 38
Fiyat / Maaliyet / Masraf To Cost To cost İngilizce de Fiyat/Maaliye/Masraf anlamlarında kullanılıyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali cost. Fuel costs a lot. Benzin çok pahalı/maaliyetli. How much does this cost? Bu kaç para? 3. hal - Cost Yerleştirmek To Place To place İngilizce de yerleştirmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali placed. She placed the cookies on the plate. Kurabiyeleri tabağa yerleştirdi. 3. hal - Placed 39
Artmak / Arttırmak To Increase To Increase İngilizce de artmak ve arttırmak gibi anlamlarda kullanılıyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali Increased. The number of likes increased. Beğen sayısı arttı. 3. hal - Increased Antrenman yapmak / Eğitmek To Train To train İngilizce de eğitmek veya antrenman yapmak demek ve düzenli bir fiil. İkinci hali trained. The man trained the elephant. Adam fili eğitti. He is training. Adam antrenman yapıyor. 3. hal - Trained 40
Öğrenmek To Learn To learn İngilizce de işaret etmek veya göstermek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali learned. Murat is learning English. Murat İngilizce öğreniyor. They learned to dance. Dans etmeyi öğrendiler. 3. hal - Learned Atlamak / Zıplamak To Jump To jump İngilizce de atlamak veya zıplamak anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali jumped. The kids are jumping on the bed. Çocuklar yatağın üzerinde zıplıyor. The squirrel jumped. Sincap atladı. 3. hal - Jumped 41
Değiştirmek To Change To change İngilizce de değiştirmek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali changed. They are changing the bed sheet. Yatak örtüsünü değiştiriyorlar. We should change seats. Koltuk değiştirmeliyiz. 3. hal - Changed Varmak / Ulaşmak To Arrive To arrive İngilizce de varmak veya ulaşmak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve İkinci hali arrived. The train arrived at the station. Tren istasyona vardı. The girls arrived home. Kızlar eve ulaştı/vardı. 3. hal - Arrived 42
Oluşturmak / Üretmek / Yaratmak To Create To create İngilizce de oluşturmak, üretmek veya yaratmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali created. He created a new Website. Yeni bir web sitesi oluşturdu. They created dust. Toz ürettiler. He created a new product. Yeni bir ürün üretti. 3. hal - Created Ölçmek To Measure To measure İngilizce de ölçmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali measured. He measured my height. Boyumu ölçtü. We need to measure the table. Masayı ölçmemiz lazım. 3. hal - Measured 43
Dinlemek To Listen To listen İngilizce de dinlemek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali listened. I m listening to music. Müzik dinliyorum. They are listening to the teacher. Öğretmeni dinliyorlar. 3. hal - Listened Hareket ettirmek / Yerini değiştirmek To Move To move İngilizce de hareket ettirmek veya yerini değiştirmek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali moved. NOT: Move aynı zamanda taşınmak anlamına da geliyor. We need to move the chairs. Sandalyelerin yerini değiştirmemiz lazım. We are moving next week. Haftaya taşınıyoruz. 3. hal Moved 44
Durmak To Stop To stop İngilizce de durmak anlamında kullanılıyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali stopped. Why did the car stop? Araba neden durdu? The motorcycle stopped. Motosiklet durdu. 3. hal - Stopped Çalışmak To Work To work İngilizce de çalışmak (İş olarak çalışmak, ders olarak değil) anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali worked. They are working. Çalışıyorlar. 3. hal Worked 45
Yazmak To Write To write İngilizce de yazmak anlamında kullanılıyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali Wrote. She wrote a book. Kitap yazdı. Can you write it on my notebook? Defterime yazabilir misin? 3. hal - Written Tartışamak / Görüşmek / Konuşmak To Discuss To discuss İngilizce de tartışmak, görüşmek ve konuşmak anlamlarında kullanılıyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali discussed. They discussed the price. Fiyatı tartıştılar. We are discussing the plans. Planları tartışıyoruz. 3. hal Discussed 46
Yükseltmek / Kaldırmak To Raise To raise İngilizce de yükseltmek ve kaldırmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali raised. They raised their hands in the air. Ellerini havaya kaldırdılar. He raised his glass. Bardağını kaldırdı. 3. hal - Raised Görmek To See To see İngilizce de görmek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali Saw. I saw what you did. Ne yaptığını gördüm. I saw an eagle. Kartal gördüm. 3. hal - Seen 47
Üretmek To Produce To produce İngilizce de üretmek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali produced. They are producing cars. Araba üretiyorlar. They produced bread. Ekmek ürettiler. 3. hal - Produced Uzanmak / Dökmek / Sermek To Lay To lay İngilizce de uzanmak, dökmek ve sermek gibi anlamlara Gelebiliyor. Düzensiz bir fiil ve İkinci hali laid. They are laying on the beach. Sahilde uzanıyorlar. I am going to lay down for five minutes. Beş dakika uzanacağım. 3. hal - Laid 48
Örtmek / Kaplamak To Cover To cover İngilizce de örtmek veya kaplamak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali covered. She covered the strawberries with chocolate. Çilekleri çikolata ile kapladı. The house is covered with snow. Ev karla kaplı. 3. hal - Covered Ağlamak To Cry To cry İngilizce de ağlamak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali cried. She is crying. Ağlıyor. 3. hal - Cried 49
Kazanmak To Win To win İngilizce de kazanmak anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali won. They won the match. Maçı kazandılar. I am going to win tomorrow. Yarın kazanacağım. 3. hal - Won Zarar / Hasar Vermek To Damage To damage İngilizce de hasar vermek veya zarar vermek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali damaged. They damaged the roof. Çatıya zarar verdiler. You are going to damage the car! Arabaya zarar vereceksin! 3. hal - Damaged 50
İşaretlemek To Mark To mark İngilizce de işaretlemek anlamında kullanılıyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali marked. He marked the wood. Tahtayı işaretledi. 3. hal - Marked Yanmak / Yakmak To Burn To burn İngilizce de yakmak veya yanmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali burned. The house is burning. Ev yanıyor. Burn all the money. Bütün parayı yak. 3. hal - Burned 51
Aramak / Çağırmak To call To call İngilizce de aramak ve çağırmak anlamında kullanılıyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali called. Call aynı zamanda hitap etmek anlamında da kullanılıyor. He is calling his friend. Arkadaşını arıyor. Can you call Mert here? Mert i buraya çağırır mısın? He is called x. Ona x derler. 3. hal - Call 52
Yapmak / Üretmek To Make To make İngilizce de en çok yapmak ve üretmek anlamlarında kullanılıyor. Düzensiz bir fiil ve ikinci hali Made. Make kelimesinin değişik anlamları var ve hepsini öğrenmek zaman alacaktır. Birkaç örneğe bakalım. The car made a u-turn. Araba u-dönüşü yaptı. She is making adjustments to the camera. Kameraya ayarlamalar yaptı. He is making a vase. Vazo yapıyor. They are making a mess. Ortalığı dağıtıyorlar. I made a mistake. Hata yaptım. 3. hal Made 53
İstemek To Want To want İngilizce de istemek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali wanted. They want a toy. Oyuncak istiyorlar. 3. hal - Wanted Uzanmak / Ulaşmak To Reach To reach İngilizce de uzanmak veya ulaşmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali reached. He reached the top of the mountain. Dağın tepesine ulaştı. The dog is trying to reach the food. Köpek yemeğe uzanmaya çalışıyor. 3. hal - Reached 54
Hatırlamak To Remember To remember İngilizce de hatırlamak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali Remembered. He remembered the sunset. Günbatımını hatırladı. I remember you from somewhere! Seni bir yerden hatırlıyorum! 3. hal - Remembered Dinlenmek To Rest To rest İngilizce de dinlenmek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve İkinci hali Rested. The dog is resting. Köpek dinleniyor. I need to rest. Dinlenmem lazım. 3. hal - Rested 55
Paylaşmak To Share To share İngilizce de paylaşmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Shared. The dog and the cat shared the food. Kedi ve köpek yemeği paylaştı. Can you share that information with us? Bu bilgiyi bizimle paylaşır mısın? 3. hal - Shared Beklemek To Wait To wait İngilizce de beklemek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Waited. They are waiting in line. Sırada bekliyorlar. Can you wait for me in the house? Evde beni bekler misin? 3. hal - Waited 56
Endişe etmek / Dert etmek To Worry To worry İngilizce de endişe etmek veya dert etmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Worried. He is very worried. Çok endişeli. Don t worry. Everything is going to be fine. Endişe etme. Her şey iyi olacak. 3. hal - Worried Karşılaştırmak To Compare To compare İngilizce de karşılaştırmak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali Compared. Don t compare apples to oranges. Elmalarla portakalları karşılaştırma. He keeps comparing me with Mert. Beni sürekli Mert ile karşılaştırıyor. 3. hal - Compared 57
Kaydetmek / Para biriktirmek / Kurtarmak To Save To save İngilizce de kaydetmek, para biriktirmek ve kurtarmak gibi anlamlara gelebiliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Saved. The cat saved the boy. Kedi çocuğu kurtardı. He is saving money. Para biriktiriyor. Can you save the file please? Lütfen dosyayı kaydeder misin? 3. hal - Saved Uzanmak / Uzatmak To Extend To extend İngilizce de uzanmak veya uzatmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Extended. The pier extends to the sea. İskele denize uzanıyor. 3. hal - Extended 58
Rol yapmak / Performans sergilemek To Perform To perform İngilizce de rol yapmak ve performans sergilemek anlamında kullanılıyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Performed. Genelde konserler ve tiyartro oyunları gibi şeyler için sık kullanılır. Metallica is going to perform in Istanbul tonight. Metallica bu akşam İstanbul da sahne alacak/performansını sergileyecek. 3. hal - Performed Tartışmak To Argue To argue İngilizce de tartışmak anlamında kullanılıyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali Argued. He argued with his friend. Arkadaşıyla tartıştı. They are arguing. Tartışıyorlar. 3. hal - Argued 59
Görünmek / Ortaya Çıkmak To Appear To appear İngilizce de görünmek ve ortaya çıkmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Appeared. The sun is appearing. Güneş ortaya çıkıyor. 3. hal - Appeared Yok Olmak / Ortadan Kaybolmak To Disappear To disappear İngilizce de yok olmak/ortadan kaybolmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Disappeared. Disappear, appear fiilinin zıttı. The plane disappeared behind the clouds. Uçak bulutların arkasında yok oldu. He disappeared. Ortadan kayboldu. 3. hal - Disappeared 60
Basmak / Bastırmak To Press To press İngilizce de bastırmak anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali Pressed. Adam düğmeye bastı. The man pressed the button. Press your hands together. Ellerini birbirine bastır. 3. hal - Pressed Kapatmak To Shut To shut İngilizce de kapatmak anlamına geliyor. Düzensiz bir fiil ve İkinci hali Shut. Adam kapıyı kapattı. The man shut the door. Kadın camı kapatıyor. The woman shutting the window. 3. hal - Shut 61
Değiştirmek To Replace To replace İngilizce de değiştirmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Replaced. Adam musluğu değiştirdi. The man replaced the faucet. Ampulü değiştirmen lazım. You need to replace the lightbulb. 3. hal - Replaced Takip etmek To Follow To follow İngilizce de takip etmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Followed. Bizi twitter da takip et. Follow us on Twitter. Kayakçıyı takip ediyorum. I am following the skier. 3. hal - Followed 62
Kurmak / İnşa etmek To Build To build İngilizce de kurmak veya inşa etmek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali Built. Çatıyı inşa ediyorlar. They are building the roof. I am building a house. Ev inşa ediyorum. 3. hal - Built Bağlamak / Bağlanmak To Connect To connect İngilizce de bağlamak veya birleştirmek anlamına geliyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali Connected. Noktaları birleştirdi. He connected the dots. Kabloyu arabaya bağlıyor. He is connecting the wire to the car. 3. hal - Connected 63
Kontrol etmek To Check To check İngilizce de kontrol etmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Checked. Pilot uçağı denetliyor/kontrol ediyor. The pilot is checking the plane. Adam arabadaki yağı kontrol etti. The man checked the oil in the car. 3. hal - Checked Saldırmak To Attack To attack İngilizce de saldırmak anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Attacked. Askerler saldırıyor. The soldiers are attacking. Ayı kameramana saldırdı. The bear attacked the cameraman. 3. hal - Attacked 64
Ölmek To Die To die İngilizce de ölmek anlamına geliyor ve düzenli bir fiil. İkinci hali Died. Adam öldü. The man died. 3. hal - Died Sormak To Ask To ask İngilizce de sormak anlamında kullanılıyor. Düzenli bir fiil ve ikinci hali Asked. Öğretmen soru sordu. The teacher asked a question. 3. hal - Asked 65
Kesmek To Cut To cut İngilizce de kesmek anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali Cut. Havuçları kesti. He cut the carrots. Tahtayı kesiyor. He is cutting the wood. Kabloyu kesti. He cut the cable. 3. hal - Cut Koymak To Put To put İngilizce de koymak anlamına geliyor ve düzensiz bir fiil. İkinci hali Put. Arabaya gaz koyuyor. He is putting gas into the car. Tabaklarına yemek koyuyorlar. They are putting food on their plates. 3. hal - Put 66