BİLİM OLİMPİYATLARI, MADALYALAR VE ÇAN EĞRİSİ Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 8 Aralık 2013 Milliyet Gazetesi nde belki de Milliyet okuyucularından çoğunun da dikkatini çekmemiş olan alışıldık tam sayfa bir ilan yayınlandı. Alışıldık, çünkü ilan bir özel okul zincirinin TÜBİTAK tarafından düzenlenen bir yarışmada öğrencilerinin elde ettiği başarıyı altın, gümüş ve broz madalyalar olarak ilan etmesiydi. Buna benzer ilanlar eğitim sektöründe pek çok özel okul ve dershane tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. İlana konu metinde elde edilen başarının madalyalarla ifade edilmesinin haklı gerekçesi vardı. TÜBİTAK yaptığı yarışmaya Ulusal Bilim Olimpiyatları ismini vermişti (ilanın bir kopyası aşağıdadır, okulun ismi kapatılmıştır). TÜBİTAK sayfasında Olimpiyatla ilgili şu ayrıntılar veriliyor: Liseler (son sınıflar hariç) ve ortaokulların 8. sınıflarına devam etmekte olan öğrencileri Temel Bilimlerde çalışmalar yapmaya özendirmek, çalışmalarını yönlendirmek ve bu alanlarda özel eğitim olanakları sağlamak yoluyla gelişmelerine katkıda bulunmak amacıyla her yıl ülke genelinde MATEMATİK, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ ve BİLGİSAYAR dallarında Ulusal Bilim Olimpiyatları düzenlenmektedir.
Ortaokul 8. sınıflar bu sınava FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, BİLGİSAYAR dallarında katılabilmektedir. Matematik dalında sınava katılmak isteyen ortaokul öğrencileri için ayrıca Ulusal Ortaokul Matematik Olimpiyatı düzenlenmektedir. Nisan ve Kasım aylarında, iki aşamalı olarak gerçekleştirilen bu yarışmaların 2012 yılında 28 il merkezimiz ve KKTC de yapılan ilk aşama sınavlarına 78 il ve 879 ortaöğretim okulundan toplam 10.396 öğrencimiz katılmıştır. Birinci Aşama Sınavlarında üstün başarı gösteren öğrencilerimiz yaz hazırlık kurslarında eğitilmekte, ayrıca her daldan yaklaşık 40-50 kişilik başarılı bir grup Kasım ayında yapılacak olan İkinci Aşama Sınavına davet edilmektedir. İkinci Aşama Sınavlarında dereceye girenlere madalya ve para ödülü verilmektedir. Bu öğrenciler, Uluslararası Bilim Olimpiyatları için eğitilmek üzere kış hazırlık kurslarına çağrılmaktadır. Ayrıca, Türkiye genelinde dereceye giren öğrenciler, katıldıkları ilk Üniversite Giriş Sınavı nda bir kereye özgü olmak üzere, aldıkları derece oranında ek katsayı uygulamasından yararlanmaktadır. Bu sınavlarda derece alan ve lise öğrenimini bitirdiği yılın LYS sonucunda üniversitelerimizin temel bilim bölümlerinden birini kazanarak kayıt yaptıran öğrenciler, Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı tarafından 2205-Yurt içi Lisans Burs Programı çerçevesinde desteklenmektedir (http://www.tubitak.gov.tr/tr/olimpiyatlar/ulusal-bilim-olimpiyatlari/icerik-kapsam, 08. 12. 2013 tarihinde ulaşılmıştır). Açıklamada da görüldüğü gibi bu olimpiyat sınava dayalı bir yarışma. Bu yarışmanın sınava dayalı olması teknik açıdan bir sorun teşkil etmiyor. Ancak sınava dayalı bu yarışmaya öğrencilerin nasıl seçildiği konumuz açısından gerçekten çok önemli. TÜBİTAK, bu yarışmaya katılacak öğrencilerin seçim yöntemine ilişkin olarak şu koşulları belirlemiş: Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Bilgisayar dallarında yapılacak sınavlara, ülkemizdeki ve konuk statüsünde olmak üzere K.K.T.C. deki her lise, başarılı öğrencileri arasından okul yönetimince seçilecek her dalda en çok 10 ar öğrenci ile 2012 yılında ikinci aşama sınavlarına katılmış olan öğrencileri için başvuru yapabilir. Ortaokullar da bu sınavlara, Matematik dışında kalan dallarda (Fizik, Kimya, Biyoloji ve Bilgisayar) 8. sınıfa devam etmekte olan başarılı öğrencileri arasından okul yönetimince seçilecek en çok 2 öğrenci ile katılabilirler. Öğrencilerin T.C. vatandaşı olmaları gereklidir (http://www.tubitak.gov.tr/tr/olimpiyatlar/ulusal-bilim-olimpiyatlari/icerik-kimler-basvurabilir, 08. 12. 2013 tarihinde ulaşılmıştır). Sonuç olarak, bu ülkemizin önemli bir bilim kuruluşu tarafından düzenlenen bu yarışmaya katılacak öğrenciler okul yönetimlerince belirleniyor. Doğal olarak okullarca seçilen bu öğrenciler daha önce çeşitli seçme yöntemleriyle bu özel okullara kabul edilmiş gerçekten özel öğrencilerden oluşmaktadır. Üniversite Giriş Sınavlarından sonra çeşitli dershaneler tarafından verilen ilanlarda isimleri sıralanan öğrenciler de
bu dershanelere ince seçme yöntemleri ve çeşitli teşviklerle kabul edilmiş öğrencilerden oluşmaktadır. Sonuç olarak, kesinlikle Türkiye de milyonlarca öğrencinin genel durumunu, aynı şekilde özel ve devlet olsun okullarda normal eğitim-öğretim süreçlerini temsil etmeyen bu öğrencilerin başarıları sanki bu okul ve dershanelerin başarıları gibi gösterilmektedir. Sınavlar yoluyla da okullarda (devlet ve özel), dershanelerde ya da ulusal eğitim sistemi hakkında eğitimin kalitesi ile ilgili çeşitli sağlıklı veriler elde edilebilir. Son 5-7 yıldır sonuçları ile toplumda eğitime ilişkin tartışmalara kaynaklık eden PISA ve TIMMS sınavları da deyim yerindeyse yarışma sınavları türündedir. Geliştirilen testler dünyanın değişik ülkelerinde kontrollü koşullarda uygulanmakta ve tarafsız bir şekilde değerlendirilmektedir. Konumuz açısından en önemlisi şudur: Bu sınavlara katılacak öğrenciler eğitim sistemini temsil edecek şekilde eğitim sistemindeki farklılıkları (sosyo-ekonomik, bölgesel, cinsiyet, kültürel) yansıtacak şekilde örnekleme yöntemleriyle seçilmektedir. Yani bu sınavlara katılacak öğrenciler okul yönetimi tarafından seçilmemektedir. Verdikleri eğitimin kalitesine güvenen okul ve dershanalerin de benzer şekilde belirlenecek öğrencilerle bir yarışma programına dahil olup olmayacaklarını gerçekten merak ediyorum! Konuyu çok fazla teknik ayrıntıya boğmadan biraz daha irdelemekte yarar var. Bu konuda imdadımıza bilimsel araştırmanın temel kavramlarından çan eğrisi yetişmektedir. Çan eğrisi basit bir sayıltı üzerine kuruludur: Evrende şeyler yani özellikler (boy, ağırlık, zeka, yaratıcılık, inovasyon, yenilik, vb.) normal dağılır; yani bir çan eğirisi özelliği ile dağılır. Herhangi bir özellikler setine dahil olan bireylerin yaklaşık %70 i normal özellikler gösterirken, %15 lik bir kesim eğrinin sağında üst özellikler, diğer %15 ise eğrinin solunda alt özellikle gösterirler. Türk nüfusu açısından erkek nüfusun %70 i 1,65-1,75 aralığında ise, %15 lik bir erkek nüfusu 1,75 ve üzeri, diğer %15 lik erkek nüfus ise 1,65 ve altı boy aranına sahip olacaktır (Burada verilen oranlar konuyu anlatmak açısından hayali olarak verilmiştir). Yazımıza konu Bilim Olimpiyatları ve burada elde edilen sonuç hakkında bir okulun verdiği ilanla ilgili olarak da çan eğrisi çok işimize yarar. Türkiye de özel okullar ve dershaneler özellikle üstün başarılı öğrencileri bünyelerine katma konusunda son derece agresif taktikler izlemektedirler. Öğrenim bursuna ek olarak bu tür parlak
öğrencilere ev satın alan, aylık maaş bağlayan kurumlar da olduğunu duyuyoruz. Bu yöntemlerin neden kullanıldığının bir açıklaması vardır. Kurumlar bu tür parlak öğrencileri vitrin olarak kullanmakta, yeri geldiğinde bu çocukların başarıları sanki okuldaki eğitim-öğretimin başarısıymış gibi reklamlarda kullanılmaktadır. Oysa gerçek çok farklıdır ve açıklaması çan eğirisi ile son derece basittir. Normal okullarımızda ve tipik eğitim sistemimiz içinde yukarıdaki çan eğrisi grafiğin sağ tarafında görülen yaklaşık %15 lik grup akademik performans ve zeka açısından üstün başarılı bir grubu temsil etmektedir. Yazıya konu özel okul ve dershane ilanlarında isimleri listelenen öğrenciler Türk eğitim sistemi içindeki bu üstün özellikler gösteren gruptan gelmektedir. Hele Anadolu ve Fen Liselesi gibi özel kurumlar öğrencilerinin tamamını (yıllardır yapılan seçme sınavları ile) bu çan eğrisinin sağındaki üstün başarılılar grubundan almaktadır. Sonuçta özel okullara kabul edilen bu öğrenciler diğer normal öğrencilerden farklı ve ayrı bir grup olarak eğitimlerini sürdürmektedir (Bu öğrenciler diğer normal öğrencilerle aynı sınıflarda derslere katılsalar bile ek ders, dershane gibi ek destek mekanizmaları ile desteklenmektedir). Anadolu Liseleri ve Fen Liseleri gibi özel yapılarda ise bütün öğrenciler zaten benzer özelliklere sahip oldukları için okuldaki eğitim-öğretimin niteliğinden bağımsız olan bir başarı sonucu elde edilmektedir.
Sonuçta, kuruluş amacı olarak Anadolu nun tipik okullarında zeki ve başarılı çocukların saptanarak özel statülü, fen ve matematik ağırlıklı programlarda yetiştirilerek Türkiye nin kalkınma ve gelişmesinde teknik insan desteği sağlamak amacıyla kurulmuş Anadolu ve Fen Liseleri giderek kuruluş amacından kopmuştur. Merkezi sınavların yapısı nedeniyle giderek yoksul Anadolu çocuklarından ziyade kent kökenli, üst-orta sınıfın çocuklarının doldurduğu Anadolu ve Fen Liseleri nin kamu kaynaklarından orta ve üst sınıfa kaynak aktarımı yapan özel statülü eğitim kurumları olduğunu iddia ediyorum ve bu iddianın nedenleri de bir üstteki grafikte gizli. Bir üstteki grafikte ise eğitim sisteminde değişkenliğin nasıl farklılaştığını gösteriyor. PISA ve TIMMS sınavları ilköğretim okulları açısından yeşil çizgili çan eğrisinden örnekleme yoluyla seçilmektedir. Bu nedenle ilköğretim çağındaki Türk çocuklarının
PISA ve TIMMS sınavlarında gösterdiği başarı hiç de iç açıcı değil, çünkü eğitim sistemimizdeki genele bakıldığında farklılıklar çok büyüktür. Oysa aynı grafikte Özel yöntemlerle seçilmiş öğrencilerden oluşan okul ve dershaneler (Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, bazı özel okullar, bazı dershaneler) sınav yoluyla üstün başarılı bir grubu bünyesinde bulundurduğu için bu tür yapılarda değişkenlik ve farklıklar daha azdır. Öğrencilerin çoğu benzer özelliklere sahip olduğu için çan eğrisi daha az farklılık anlamında yatay tabanda dar bir özellik göstermektedir. Yazıya başlarken gündeme getirdiğim ilanda da benzer bir durum var. Bu ilana konu öğrenciler de Türkiye deki öğrenci nüfusunun, en iyimser tahminle, %85 ini temsil etmeyen öğrenciler ve bu öğrencilerin başarıları şu an okudukları okuldan ziyade okul-dışı faktörlerce belirlenmektedir. Bu vesileyle TÜBİTAK a da bir öneride bulunalım: Okul yönetimleri tarafından seçilen, daha önce de özel yöntemlerle bu okullara kazandırılmış öğrencilere uygulanan olimpiyat sınavları ancak bu tür ilan ve reklamlara konu olabilir. TÜBİTAK proje temelli yarışmaları ve PISA/TIMMS gibi sınav sistemleri tarafından benimsenen örnekleme yöntemlerine dayalı sınavları tercih ederse ülke eğitim sistemine katkı anlamında daha hayırlı bir iş yapmış olur.