748 SAGALASSOS DA SERAMİK Serap ÜNAL * Seramik ve seramik üretimi, insanlık tarihine özdeş sayılacak kadar eski, üç ana yaşam elemanı, hava, su, toprak ve ateş gibi öğelerin insanla bütünleştiği, işlevsel, estetik ve simgesel bir yaratı olarak, asırlar boyu tüm geçmiş zamanları günümüze ve geleceğe taşıyan, vazgeçilmez bir olgu olmuştur. Neolitik Çağdan günümüze kadar geçen süreçte, özellikle Anadolu da, Göller yöresinde yoğunlaşan bu sanat, hemen her evrede farklı özellikler göstererek ortaya çıkmıştır. Çatalhöyük ve Çayönü gibi Anadolu da Neolitik döneme ait en eski yerleşim merkezlerinden olan Hacılar höyüğü, Göller Bölgesi kapsamında, Burdur ilinin bulunduğu coğrafi alanda yer almaktadır. Seramik, özellikle geometrik desenli boyalı seramikleriyle Hacılar, aynı zamanda seramik coğrafyasının da en önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Hacılar VI. tabakasının M.Ö.5600 yıllarında yıkıma uğramasından sonra da yerleşme sürmüş ve Geç Neolitik Dönem, yavaş yavaş, en önemli niteliği boyalı çanak çömleğin kullanılması olan Erken Kalkolitik Dönem e dönüşmüştür 1. Bununla birlikte bölge, Neolitik dönemi (Akeramik Neolitik Dönem dahil) kapsayan, yaklaşık M.Ö.7000 lerden itibaren birçok uygarlığa beşik olmuş bir coğrafya olma özelliğine de sahiptir. James Mellaart tarafından gün yüzüne çıkarılan Burdur Hacılar yerleşimi radyo karbon 14 ölçümlerine göre M.Ö.7040 sıralarında meydana gelmiştir 2 Anadolu da, Akeramik Neolitik (Seramiksiz Neolitik) Dönemi takip eden (M.Ö.5700) Neolitik Evreden günümüze kadar hemen her uygarlık seramikle iç içe yaşamıştır. Göller Bölgesi, bilindiği üzere Anadolu seramik coğrafyasında çok önemli bir yer tutmaktadır. Geçmiş uygarlıklara çok ciddi bir parametre olan seramik üretimi bu bölgede Neolitik Evrede kendi tarihinin de ilk örneklerini vererek Hacılar ve Kuruçay da başlamış, Geç Helenistik ve Roma dönemlerinde ise adeta zirve yaparak Sagalassos da devam etmiş ve hala bölgede birkaç çömlekçilik merkeziyle birlikte sanki direnerek de olsa yine Sagalassos yamaçlarında Çanaklı beldesinde devam etmektedir. Bu bağlamda, Anadolu seramik coğrafyasının önemli bir alanı olan göller bölgesinin bir çok merkezinde olduğu gibi Burdur ve civarında da binlerce yıldır seramiğin çok önemli örnekleri üretilmiştir. Bölgede, seramiğin karakteristik özelliklerinin göründüğü alanlardan biri de Burdur ili Ağlasun ilçesinde yer alan Sagalassos Çanaklı açılımıdır. Uygarlıklar beşiği Anadolu da, Torosların batı uzantısında bulunan, bölgenin en önemli antik yerleşim merkezlerinden olan SAGALASSOS ve yamaçlarının uzantısında yer alan ÇANAKLI (MAMAK) beldesi, Burdur ili Ağlasun ilçesine bağlı olup, Isparta iline komşu konumdadır. İlk Endüstriyel üretim örneklerinden sayılan çömlek üretiminin, üretim yöntemi açısından bin yıllar boyunca çok da fazla bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar geldiği düşünüldüğünde, arkeolojik bir eylemin, tıpkı elimizde tutabildiğimiz arkeolojik bir obje gibi hala gözümüzün önünde olması heyecan vericidir. Bu içeriğe paralel olarak, Sagalassos ve uzantısı Çanaklı (Mamak) beldesi çömlekçiliği, Göller yöresinde Anadolu çömlekçiliğine iyi bir örnektir. * Yrd.Doç.Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi 1 AKURGAL, E, Anadolu Kültür Tarihi, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, ANKARA 1998. 2 MELLAART, J,Yakındoğu nun En Eski Uygarlıkları,Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İSTANBUL-1988.
749 Sagalassos da Seramik Burdur ili topraklarının büyük bir kısmını kapsayan PİSİDİA bölgesinin en önemli merkezlerinden biri olan SAGALASSOS antik kenti, Ağlasun ilçesine 7km mesafede, Batı Torosların bir parçası olan Ağlasun dağının güneyinde, 1450-1700 m. yükseklikte, Çinçirik ve Tekne Tepe yamacında yer almaktadır. Pisidia nın önemli bir merkezi olan Sagalassos da dönemlere ait Agora, hamam, kütüphane, tiyatro, çeşme, tapınak, kaya mezarları gibi yapılarla birlikte geçmiş dönemleri geleceğe taşıyan çok önemli bir malzeme olan seramik ve seramik kökenli eşyalar, yapı malzemeleri farklı özellikler göstermesi nedeniyle dikkat çekmektedir. Sagalassos seramikleri, kazı çalışmalarının uzun yıllardan beri sürmesine rağmen hala devam etmesi nedeniyle olsa gerek ne yazık ki Türk müzelerinde detaylı olarak yer alamamaktadır. Bu nedenle, Burdur müzesindeki bir iki parça formdan bütünü algılayarak yola çıktığımızda kazı alanındaki çanak çömlek kırıkları, bize yine de mükemmel çömleklerin varlığını hissettirir. Üretim teknolojisi ve estetik açılardan bakıldığında, çağdaşlarından niteliksel olarak çok daha üstün olduğu belli olan özellikle kırmızı astarlı ve terra-sigillata formlar bir seramik sanatçısı gözüyle de bakıldığında, astar teknikleri, perdahlama, dip alma incelikleri, bezemeleri, cidar ve dudak kalınlıkları açısından da teknik niteliğin estetikle çok güzel bir bileşimini görürüz. 1987 de şehrin doğu sınırı ötesinde çömlekçiler mahallesinin keşfini 1990 ve 91 yıllarında bu bölgede yapılan kazılar takip etmiştir. Araştırmalar, geç Helenistik ile M.S. erken 6.yy. arası döneme ait çok büyük miktarda cüruf, seramik atığı, fırın enkazı, en azından 10 fırına sahip geniş bir sanayi aktivitesinin kanıtını ortaya koymuştur (J.Russel,1997, 543). Yanısıra, buluntular bize o dönemde çok geniş bir yelpazede seramik üretildiğini anlatmaktadır; bunlar arasında tuğlalar, kiremitler, su boruları gibi yapı malzemeleri ile yağ kandilleri, anforalar, çeşitli yiyecek ve pişirme kapları gibi oldukça zengin ürün çeşitleri göze çarpmaktadır. Sagalassos seramiklerinin diğer önemli bir özelliği ise hatalı pişmiş kapların ya da kırık parçaların geri dönüştürülerek yeniden üretime katılmasıdır. Arkeometrik analizler, Sagalassos kaplarının ve pişmiş toprak yapı malzemesinin dayanıklılığını artırmak için kullanılan çömlek harcının önemli bir malzeme olduğunu göstermiştir (J.Poblome, M.Schlitz, P.Degryse 1998). Sagalassos seramiklerini yüksek kalitesini tantan çok önemli diğer bir karekteristik özellik de kırmızı astarlı çanakları ve terra-sigillata geleneğidir (J.Poblome 1998). M.Ö. 1.yy.ın sonlarında seramikle meşgul olan zanaatkarlar, çalışmalarını yoğunlaştırmış, üretimde çeşitliliği öngören toplu üretime başlamışlar ve bu, Sagalassos kenti tamamen terk edilene kadar sürmüştür (J.Poblome, 314-318, 1999). 3 Çanaklı (Mamak) da Geleneğin Devamı Burdur il merkezine 45 km. Ağlasun a 15 km. uzaklıktaki Çanaklı (Mamak) köyü, Akdağ ın güneyindeki alçak tepelerin güneye bakan yamaçlarında kurulmuştur. Aynı zamanda bugün Sagalossos antik kenti kalıntıları, Ağlasun ilçesinin kurulu olduğu yeşil vadi, antik dönemde Pisidia nın bir bölümünü oluşturmaktadır. Çanaklı (Mamak) köyü de Sagalossos antik kentinin güney açılımında yer alır. Yapıldığı dönemlerde çok yaygın bir aile zanaatı olan çanaklı çanakçılığı günümüzde ilginç bir görüntü vererek çok yakın bir zaman dilimi içinde (birkaç sene önce var olmasına rağmen) ortadan kalkmıştır. Diğer taraftan, usta, atölye sayısı da yine enteresan bir orantı oluşturmaktadır. Zira son 25 yıllık periyot içinde, yaklaşık 30 ustaya karşın 80 kadar atölye olup atölyelerin çoğunun, yörede şehit yada amele denilen usta dışındaki kişilere, yani yardımcılara olduğu tespit edilmiştir. Ustaların değişik günlerde ve zamanlarda farklı atölyelere uğrayarak çömlek üretmeleri, dolayısıyla oluşturulan bu heterojen yapı, Anadolu çömlekçiliğinde son derece farklı ve ilginç bir çömlek üretim sosyolojisi sergilemektedir. Çanaklı Çömlekleri ve Üretimi Çanaklı beldesinde çömlekçiliğin yapıldığı yerlere işlik denir. İşlikler evlerin girişinde yer alır. Üst katlar ise oturma yerleridir.tavanları ağaç kiriş olan işliklerin yan tarafında bulunan pencereler, aydınlatma ve havalandırma sağlar. Atölyelerin iç kısımlarında 3 yada 4 adet tezgah bulunabilir. Bu tezgahlar, gün ışığından mümkün olduğunca yararlanmak amacıyla pencere kenarlarına yerleştirilir. Çömlek yapımında kullanılan killer atölye dışında bekletilir. 3 Ünal S, Binlerce Yıllık Çömlekçilik Geleneğinde Sagalassos-Çanaklı Açılımı, Adalya NOII / 1999-2000, s.317-318, 2000.
750 Çarkta kullanıma uygun toprak, Çanaklı nın yaklaşık 2km güneyinden Kadran dağı yamaçlarındaki (Yumaklı mevkii) açık ocaklardan sağlanır. Çıkarılan toprak at, eşek gibi hayvanlar kullanılarak beldeye getirilir.elenen toprak, işlik içine alınarak ayrı bir yığın haline getirilir. Bu yığının ortası havuz şeklinde açılarak içine su doldurulur ve kürek yardımıyla suyla toprağın karıştırılması sağlanarak kilin aktarılma işlemi yapılır. Daha sonra çamur ayakla sıkıştırılarak atölye içinde bir köşeye yerleştirilir. Sıkıştırılmış bu yığının üzerine, elde edilen sertlik derecesini kaybetmemek amacıyla su serpiştirilir. Bu işleme beldede, yağlama yada zıvıklama, bu aşamalarda çamuru hazırlayan kişiye de amele yada şehit adı verilir. Şehit tarafından belirtilen şekilde hazırlanan kil, üzeri naylonla örtülerek çarkta kullanıma hazır halde beklemeye alınır. Yörede kullanılan çarklar, ayakla çevrilen türde, uzun milli ve yataklıdır. Çark şekillendirme tablası, mil, ağır hareket valonu gibi üç kısımdan oluşan bu tür tornalar, insan gücü ile çevrilmekte olup ön tarafına konulan masa yüksekliğinde tezgahla tornaya adapte edilmiştir. Güngör Güner in sınıflamasıyla 6 ncı tür tezgah kategorisinde olan Çanaklı çarklarının tezgah üstlerinde, su saksısı (çekimde kullanılan suyun konduğu kap), çekimde kullanılan diğer aletler bulundurulur. Çarkın ayakla dönen tablasının çapı 80-90 cm civarındadır. Şekillendirme sırasında çömlekçi, çarkın sağ yanına oturur. Çarkın üst tablasına ise yörede, kelle denir. Kelle (üst tabla) üzerine konulan çamura künde adı verilir. Künde, bir elin içten, bir elin dıştan bastırılmasıyla biçimlenir. Çarkın dönme hızı arttıkça kapların profilleri daha da düzgünleşir. Çamur, künde haline getirilene kadar yapılan tüm işlemler, şehit yada amele denilen kişi tarafından yapılır. Künde haline getirilen çamurların kelleye konmadan önce tahta bir tezgah üzerine dizilmesine ise Yumrum denilmektedir. Bu tahta tezgah üzerine yapışmayı önlemek amacıyla meşe odunu külü serpiştirilir ve bunun üzerinde yumrum oluşturularak kelleye künde verilir. Şekillendirmede kullanılan aletler, yöresel isimleri ile; Kaz (kazı) ağacı, ülük (sülü) ağacı, ıskıran, Çamur küreği ve taraktır. Çam ağacından yapılan ülük, ülüklü ıpığın (ibrik) yapımında kullanılır. Iskıran, tezgâhtaki çamuru sıyırmak için kullanılan bir alettir. Çamur küreği, atölye içindeki kullanıma hazır çamuru, yumrum haline getirmek için kullanılır. Tarak ise süslemelerde kullanılan bir alettir. Çanaklı lı çanakçı, çarkın sağ yanına oturur. Şekillendireceği formun büyüklüğüne göre seçtiği kündeyi kelle (üst tabla) üzerinde merkezleyip ortasını açar ve çamurun cidarını istediği boya yükseltir. Bu işleme Dalazlama denir. Yörede büyük küplerin biçimlendirilmesi iki aşamada gerçekleştirilir. Küplerin alt kısımları önce 1/3 oranında bir yüksekliğe dek çekilip bırakılır, çamur kendini yeterince çekince (yöresel adıyla tavlanma) yeniden çarkın üzerine alınarak bant usulüyle ve çark yardımıyla üst kısımlarının biçimlendirilmesi tamamlanır 4. Bu işleme yörede Pardı adı verilir. Kulp takılması gereken formlarda, kulp çekme işlemini yine şehit veya amele denilen kişiler yapmaktadır yapılan çömlek işlik (atölye) içinde kurumaya bırakılır. Çömlek son şeklini aldıktan sonra süsleme amacıyla, Denizli ili Buldan ilçesi güneyi Geleyli dağı ve Buharkent bölgelerinden getirilen, Haleş denilen malzeme kullanılır. Bir nevi sulandırılmış talk şist olan haleş, parlak, metalik bir görüntü oluşturarak bezemeyi tamamlar. Haleş dışında diğer bir bezeme aracı taraktır. Çeşitli boyutlarda bildiğimiz taraklarla yapılan süslemeler; form, deri sertliği dediğimiz kıvamdayken yapılır. Haleşle yapılan süslemeler ise form, iyice kuruduktan sonra fırına verilmeden önce yapılır. Çanaklı da, milli ve yataklı çarkın kullanıldığı tüm yörelerde olduğu gibi 4 ncü tür pişirim Kubbe tip de denilen bu tür fırınlar, kemerlerin üzerine oturtulmuş, üstü açık, alttan ateşlenen tipte olup işler üst üste yığılarak fırınlanır. Fırın yapım malzemesi, toprak ve samandan yapılmış blokların koni şeklinde istiflenmesi ve yapının üzerine yine toprak-saman karışımından kerpiç sıva yapılmasıyla oluşturulmuştur. Çanaklı da Fırınlar, ateş yakılan ocaklık kısmı ve ürünlerin konulduğu destileme denilen iki kısımdan meydana gelir. Isının yukarıya çıkıp ürünlerin pişmesini sağlamak için, destileme denilen bölümün tabanında yuvarlak, çapları 20-15 cm ile 20-25 cm arasında delikler bulunmakta ve bu deliklerin sayısı fırının büyüklüğüne göre değişmektedir. Fırınların iki kapısı bulunmaktadır. Ürünler, destileme kapısı olarak adlandırılan kapıdan içeri alınarak düzenli bir şekilde istiflenir. İç hacim, yaklaşık 1600 adet standart ibrik formunu içine alabilmektedir. Destileme 4 GÜNER G,Anadolu da Yaşamakta Olan İlkel Çömlekçilik, s.70, 1998.
751 bölümü doldurulduktan sonra ağız kısmı iyice kapatılır. Ocaklık kapısı ise zeminden alt kısımda olduğundan topraktan yapılmış bir merdiven yardımıyla ocaklığa inilir. Ocak kısmında çalı ve odun yakılmaktadır. Bu şekilde 600-700 c ısı elde etmek için fırın 36-40 saat yanmaktadır. Bu işlem için yaklaşık 3 ster odun yakılmaktadır. Fırının istenilen dereceye gelip gelmediğini anlamak için, baca kısmının beyazlaşması beklenir. Baca kısmı beyazlaştığı zaman fırının dereceye geldiği anlaşılır. Yanma işlemi durdurulduktan sonra fırın bir gün süreyle soğumaya bırakılır ve akabinde boşaltılma işlemi başlar. Fırın boşaltıldıktan sonra ayıklama işlemi yapılır. Çıkan defolu, çatlak çömlekler için Ateş Algını tabiri kullanılır. 5 Çanaklı Formları Birçok yörede olduğu gibi Çanaklı da da formların işlevselliği ön plandadır. Boyutlar, gereksinimlere göre belirlenmiş ve bu doğrultuda isimler verilmiştir. Çanaklı formlarını yöresel isimlerine tanıtacak olursak; a. Testiler (Desti, İbrik, ıprık, ıpık) : Bilindiği gibi Anadolu testileri, yuvarlak şekilli, kulplu, geniş gövdeli, dar ağızlı pişmiş topraktan yapılmış su kaplarıdır. Bu genellemeye rağmen yöreler itibarı ile testiler farklılıklar gösterirler. b. Ülüklü Büyük ve Küçük Ibrık: Kulplu, geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli su kaplarıdır. Ağız kenarı iç bükey olup kalınlaştırılmış, yuvarlak dudakla son bulur. Kulp, ağız kenarından başlayıp alt omuza eklenmiştir. Ülük denilen, yer emzik kısmı olup suyu azar azar akıtmaya yarayan, içi delik boru şeklinde gövdeye açılan boşluğa takılan parçadır. c. Çatal Bardak: Birden fazla bardağın, çeşitli biçimlerde birbirine bağlanmasıyla oluşturulan, genellikle günlük kullanım dışı işlevleri olduğu düşünülen süs amaçlı birleşik kap formlarıdır. Emzik ve üstten kulp bulunmaktadır. d. Ülüklü Çatal Ibrık: Birden fazla testinin (ıbrık) çeşitli şekillerde birleştirilmesiyle meydana getirilen, yine süs amaçlı günlük kullanım dışı birleşik kaplardır. e. Dağar ve Kül Kabı: Çamaşır yıkamada kullanılan, küllü suyun hazırlandığı ağzı geniş konik formlardır. f. Ganavaz: Ağız kenarıyla boynu birbirine bağlayan, karşılıklı iki dikey kulplu, dar boyunlu, kapaklı kaplardır. Turşu, salça vb. yiyeceklerin saklanmasında kullanılan kaplardır. Boyutları; Yük. 40-45cm., karın çapı 20-25cm., Ağız 10-15cm., Cidar 0.7-1cm. g. Şirlek: Kulplu, boyunsuz, kapaksız et pişirmede kullanılan kaplardır. Pişirme esnasında, kapak yerine kağıt konulup, üzerine hamur yayılır. Boyutlar; Yük. 27cm., En 27cm., Ağız 13cm., Cidar 0.1-7cm. h. Yemek Taşıma Çömleği (Yoğurtluk): Gövdenin ağız kısmına doğru daralarak biçimlenen, kulp kısmı yukarıdan olan çömlek formudur. Boyutlar; Yük. 21cm., Karın çapı 15cm., Cidar 0.6-8cm. i. Şapşak: Tamamen çocuk eğlentisine yönelik, tornada çekilen küçük çanak formlarının çocuklar tarafından yere çarpılmasıyla çıkardığı sesten dolayı adını alan oyuncaktır. j. Silbinç: Çocuk beşiklerinde lazımlık olarak kullanılan, boyun kısmı dar, ağız kısmı ise dış bükey formlardır. Boyutları beşik boylarıyla orantılıdır. k. Sağcak: Üzerinde yemek pişirme kapları konmasına yarayan, genellikle yemeğin pişirildiği ateş üzerine oturtulan üçgen biçimli, geniş tabanlı konik pişmiş topraktan altlıklardır. l. Kar Bardağı: Bir nevi termos fonksiyonu sağlayan, kulplu, dar boğazlı, ağız kısmı dış bükey olan soğutma amaçlı testi formlarıdır. Boyutlar; Yük. 35-40cm., Karın çapı 18-22cm., ağız 5-6.5cm., cidar 0.7-1cm. Diğer taraftan, Yemek tabağı, leğen, çaydanlık ve çiçek saksıları gibi günlük kullanımda sık rastlanılan formlarda mevcuttur. 5 Ünal S, Age, 319-322.
752 Yöresel Terimler Şehit: Genelde atölye içinde, torna çekimi dışında çamur yoğurma, kulp çekimi gibi işleri yapan kimse. Zıvıklama (Yağlama) : Kili sulama işlemi. Yumrum : Yoğrulma işlemi için ayrılan kil parçası. Künde : Çekime hazır hale getirildikten sonra çekilmek üzere çarka (tablaya) konulan kil. Ülük / Ülüklü : Formun emzik kısmı, emzikli formlara verilen isim. Haleş : Metalik renk veren bir çeşit talk. Haleş Çalma : Haleşi forma sürerek süsleme. Ipık (Iprık) :Testi,ibrik. Şirlek : Et pişirme testisi. Tavlama : Formun deri sertliği kıvamına getirilmesi. İşlik : Çömlek atölyesi. Dalazlama: Çarkta çamurun yükseltilmesi. Pardı: Sucuk tekniği ile kap yapımı. Kelle: Çarkın üst tablası. Su Saksısı: Çanak tornada çekilirken kullanılan su kabı. Ateş Algını: Fırından çıkan çatlak testiye verilen isim. Destileme: Fırın doldurma işlemi. Ocaklık: Fırının ateş yakılan kısmı. Iskıran: Tezgahtaki çamuru almak için kullanılan alet. Sonuç Eşsiz Anadolu seramik geleneğinin binlerce yıldır devam eden etkilerinin günümüzde de hala var olması son derece heyecan vericidir. Üstelik bu kesintisiz devam ede geliş, biçemsel olarak da primitif yapısını hiç bozmadan günümüze kadar gelebilmiştir. İlk üretim konusu olarak kabul edilen bu geleneksel sanat, koruma, yaşatma ve geliştirme kapsamında mutlaka kültürel değerler bağlamında arkeolojik boyutuyla birlikte ele alınmalıdır. Bu konuda Çanaklı da yıkılan eski fırının, yerine yerel ve idari kapsamda verilen destekle yeniden fırın yapılması vb. çalışmalar umut vericidir. Çanaklı çömlekleri, civar pazarlarda yeniden yerini almaktadır.