Gençlerin Baktığı Yerde Olmak

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gençlerin Baktığı Yerde Olmak"

Transkript

1

2

3 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 1 Gençlerin Baktığı Yerde Olmak Ahmet GÜNDOĞDU * İnsan, kendi benliğini gerçekten tanımak için yola çıktığı andan itibaren, tanımaya çalıştığı bu varlığın izlerini uzaklarda, dünyanın bile ortada olmadığı zamanlarda aramak zorunda kalır. Ve yine fark eder ki, insan oluş, üzerinde tartışılan, sonu gelmeyen meselelerden biridir. Bu konuda her şey anlaşıldı ve aşıldı denildiği yerde, bazen bir adım bile ilerleme sağlanamadığını görürüz. Ünlü bir romancı, insanla ilgili olarak şunları söylüyor: Eserimi tamamlayabilecek bir vakit bulabilirsem, her şeyden önce insanları, birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa, mekânda kapladıkları kısıtlı yere karşılık, zaman içinde çok büyük, ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle. Çünkü insanlar, yıllara dalmış devler misali, yaşamış oldukları sayısız günden oluşan, birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda dokunabilirler. Romancı, bu sözleriyle, insan konusunda hepimizin bildiği, ancak gündelik yaşamda kendimiz için bile çok fazla dikkate almadığımız sınırlarımıza ışık tutuyor. Haksız da sayılmaz. İnsanın kendilik hissi nin bedensel sınırlarının çok ötesine uzandığına her insan tanıklık edebilir. İnsanoğlu, düşleri, düşünceleri, hayalleri aracılığıyla bağlar geliştirir, ki bunu, inananlar açısından, ilk insana hatta ilahi nefhaya kadar uzatmak mümkündür. Bağların fiziksel olmaması, onun değersiz ya da kolayca vazgeçilebilir olduğunu göstermez. * Genel Başkan O zaman çocuklar ve gençlerle ilgili yaklaşımlarımızı bir kez daha gözden geçirmeliyiz. Çocuklar büyüdükçe, kendine yakın ve dost bulduğu grup üyeleriyle bağlantılarını geliştirir ve bu yolla aidiyet duygusunu güçlendirir, benliğindeki boşlukları doldurur. Bu arada, çocuğun-gencin içinde yaşadığı toplum ve bu toplumun tarihinde yer alan, görmediği kişileriyle psikolojik benliği arasında kurduğu duygusal bağlantılar son derece önemlidir. Daha güncel, daha etkileyici, dönüştürücü model olarak dizi kahramanları, reklam ve reklam yıldızlarının etkisinin boyutları, tahmin edilenin üstünde bir etkileme gücüne sahip. Açık etmeye çalıştığımız aidiyet duygusunun oluşmasını -aslında buna benlik/ kimlik inşası da diyebiliriz- farklı araçlarla tanıklık ettikleri yaşantıların, duyuş ve düşüncelerin akışında aramalıyız. Her şeyden önce her insan, çocukluk dönemini saymazsak, belirli bir anlam ve sürekliliğin peşinden koşar. Bu anlam ve sürekliliğin çok yüce bir şey olması da gerekmiyor. Bu gerçek, insanla ilgili bilimlerin ortaya koyduğu en rafine bilgilerden biridir. Anlam ve süreklilik aslında insana, kişisel bir hikâyeye sahip olma imkânı veriyor. Hatta bir düşünür, sırf bu yüzden insanı, hikâyesi olan canlıdır, diyebilecek kadar ileri götürür. Aslında gerçeklik dediğimiz şey, gündelik hayatın belli bir zaman dizgesi içinde, sınırları çizilmiş bir çerçeve içinde bir öyküsellik kazanır; unutulanlar dışında belleğinde saklanan yaşantılara çeşitli duygusal çeşniler de katarak bir bütünsellik kazandırır. Hoş-nahoş, iyi-kötü, iyi ki-ne yazık ki gibi ölçütler kullanarak tasnif ettiği anıları, benlik tasarımının, yani kimliğinin en önemli zeminini oluşturur. Kim olduğuna dair sorulacak sorulara verilen yanıtların büyük bir kısmı işte bu anılardan gelmektedir. Dolayısıyla benlik, geçip gitmiş zamanlarda yaşanmış (yaşandığı sanılan ya da arzu edilen) olaylar üzerinden inşa edilmiş bir yapıdır. Burada dikkat etmemiz gereken önemli tespitlerden biri de, bilim, sanat ve felsefenin salt bilgi peşinde, tarafsız akademik arayışlar olmadığı gerçeğidir. Bu kavramlar, sürekli oluş halindeki hayatın patlayıcı kuvvetlerinin ayrı ayrı etkileri olarak hayatı dönüştüren güçlerdir. Bunlar, gündelik alanın bütün kılcal damarlarına dek uzanıyor, sarsıyor, bozuyor, un ufak ediyor. Cep telefonu, televizyon ve internet teknolojiyle buluşuyor; internet, televizyonla, sinemayla, oyunla buluşuyor; oyunlar, diziler, filmler, reklamlar, iç içe geçmiş felsefi ekollerle, ahlaki değerlerle harmanlanıyor; popüler kültür, gücüne güç katarak yoluna devam ediyor; sıkıştırılmış zaman ve mekânlar, aralarında karar verilmesi gereken binlerce mesaj Üstelik bu kültürün kısa zaman aralıklarıyla geliştirdiği, yaşattığı, sonra öldürdüğü idoller; ucuz para kazanma yolları; insanların içgüdülerine seslenen türlü yapımlar Kalıcı bilinç inşa etme imkânı bulamayan gençlerimize yönelttiğimiz acımasız yargılar

4 2 Bilim ve sanattaki yeni gelişmeler; felsefede, kültürde, inanç değerlerinde yeni sorulara ve sorunlara yol açıyor, hatta bizzat kışkırtıyor. Aslında bütün bunlar, hayatın görünüm değiştirerek kendini somutlaştırmasından, ete kemiğe bürünmesinden başka bir şey olmayabilir de. Hayatın bu dinamik, kendini dönüştürerek yeniden üreten, çoğaltan, bir taraftan da yok eden yanına karşılık, ideolojilerin statik yapısından hareketle ne söylenebilir? Sanırım karşımızdaki en can alıcı sorun da bu olmalıdır. Bu yönüyle dinamik bilgi de ideolojinin karşısındadır. Çünkü bilgi, şeylerin ya da dış dünyanın bir aynası değildir. Tüm algılar, duyuların yakaladığı ve kodladığı uyarı ya da işaretlerden hareketle, beyinde gerçekleşen çeviriler ve yeniden inşalardır. O zaman, içinde yaşadığımız, kimilerinin postmodern olarak tanımladığı dönemin niteliklerinin bilinmesi hayati öneme sahiptir: - Kültür ve kitle iletişim araçları toplumsal hayatta, geçmişe göre daha güçlü ve önemli hale gelmiştir. - Ekonomik ve toplumsal hayat, sanayi emeği aracılığıyla malların üretiminden çok, sembollerin ve yaşam tarzlarının tüketimi etrafında döner. - Gerçeklik ve onun temsili hakkındaki fikirler sorunlu gösterilir. - İmge (genel görünüş, izlenim, imaj) ve mekân, kültür üretiminin düzenleyici ilkeleri olarak anlatı (roman, hikâye, masal vb. edebî türler) ve tarihin yerini almıştır. - Tüketim temelli kent alanı, kırsal biçime de hâkim olmuştur. Bu, ekonomik üretim etrafında düzenleniyor olmaktan çok, kendi temel dinamiği olarak eğlenceye, boş zaman koşuluna ve yaşam tarzına hizmet eder. Alışveriş merkezleri, eğlence parkları ve çeşitli yerleşim kompleksleri bunun en somut örnekleridir. - Geleneksel kabul gören gerçeklerden çok, kurgulanmış gerçeklere öncelik tanınır. - Başkalarıyla kurulan ilişkide ne duygusal bağ (ve buna uygun duygular) ne de başkalarına karşı sorumluluk ve görev duygusu taşımamak, tek kalarak bir bağlantı içinde olmaktır. - Hayat bir oyun ve projedir, onu aktif olarak biçimlendirenler hakkaniyet ve işbirliğine layıktır, bu oyuna katılmayanlar yok sayılır. - Yaşantı, her defasında, değişen yaşam dünyalarına aidiyet yoluyla yenilenir. - Enformasyonların eğlence değeri olmalıdır ve bunlar insanlara yaşantı olarak arz edilir. Liste uzayıp gidiyor. Ancak burada sözünü ettiklerimizden her biri, hakkında sayısız tez üretilmesini gerektirecek kadar çarpıcıdır. Düşünün, gerçeklik ve onun temsili hakkındaki fikirlerin sorunlu gösterildiği, hayatın her defasında yeni yaşantılara aidiyet kurmak biçiminde anlaşıldığı, eğlence değeri taşımayan bilginin bilgi sayılmadığı, sembollerle tıka basa doldurulduğu, kurgulanmış gerçeklerin egemenliğindeki bir dünya, sadece gençler için değil, yetişkinler için de içinden çıkılması zor bir labirenttir. Bu konuda ünlü bir psikiyatrımızın 1 gözlemi bizim için net bir tablo sunar: Kendi kültürel kesiminin değerleriyle çok fazla belirlenmiş bu genç kız. Hangi kolejde okunmuş olduğu, ne marka saat takıldığı filan önemli onun için; yaşadığı çevrede büyük bir alan kaplayan vitrin, imaj, gösteri meseleleriyle çok ilgili. Ama bu kaliteli yer, mü- 1 Saffet Murat Tura zik, giysi, araba tutkusu, alaturkalık ve maçoluk fobisi, zorlantılı tarzda sosyal olma çabaları, sınıf-statü kaygıları, sevgilisiz edememe, chat vs. nin altında bir şeyler daha var. Daha doğrusu yok; gündelikliğin ardında yok bu çocuk. Sadece köklü bir sıkıntı var ortada. Evet, toplumsal oyun la, olan bitenle güçlü bağları var da, evrenle, dolayısıyla da kendi kendisiyle bir ilişkisi yok. Sadece gündelik, dünyevi, toplumsal bir varlık o. Özetle, yaşam dönemlerinin algılanışının toplumsal değişmeler tarafından etkilendiğini uzun zamandır biliyoruz. On yedi ve on sekizinci yüzyıllarda endüstrileşmenin başlaması, orta sınıfların oluşumu ve eğitim kurumlarının ortaya çıkışına değin çocukluk, kendine özgü gereksinimleri ve karakteristikleri olan bir dönem olarak belirlenmemişti. Ergenlik dönemi kavramı yirminci yüzyılda ortaya çıkmıştır lardan bu yana gençlik sorunları, bunalımlı gençlik, öğrenci hareketleri gibi bir olgu, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşanmaya başlandı. Bütün tasniflerin ortasında en temel sorun olarak yeterli, özgün, özerk benlik yapısının geliştirilmesi duruyor. Bunun için insan hangi sınıftan olursa olsun, şu üç temel soruyu cevaplamak zorundadır: Ben kimim, nereye yönelmeliyim, neden? Her insan, aklının karıştığı ya da önemli kararların arifesinde yönelebileceği insanlara ve kurumlara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaç, çocukluktan başlamak üzere hayatın bütün aşamalarında sürer. O zaman değer sahipleri, Çocuklar-gençler başka yöne bakıyorlar, bizi görmüyorlar diyerek gelişmelere seyirci kalmak yerine, çocukların-gençlerin baktığı yerde olmaya özen göstermelidir, ki onlar kendilerine ilişkin olumlu bir öz, kimlik geliştirebilsinler.

5 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 3 Öğretmenlik Mesleki Değerlerinin Aşınma Sürecine İlişkin Bir Değerlendirme Prof. Dr. Burhanettin DÖNMEZ * Meslek nedir? Türk Dil Kurumu nun Türkçe Sözlüğü nde meslek, bir kimsenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş, uğraş olarak tanımlanmaktadır. Bu uğraş, genellikle, insanların kendilerinin ve aile üyelerinin yaşamlarını sürdürebilmeleri için icra ettikleri yaşamsal bir olgudur. Meslekler, toplumsal, kültürel ve ekonomik yapının gerektirdiği bir iş bölümü sonucu toplumun bir kısım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkarlar. Meslekler, genellikle, gelişmemiş toplumlarda görenekle babadan oğula geçer, az gelişmiş toplumlarda usta çırak ilişkisiyle öğrenilir, gelişmiş toplumlarda örgün eğitimle edinilir. Gelişmiş çağcıl toplumlarda meslek, görece olarak uzun süreli bir mesleki eğitim; mesleğe giriş sınavlarından alınan puan; belirli bir staj döneminde başarılı olma ve meslek kuruluşlarına üye olma gibi giderek artan çok sayıda koşula bağlıdır. Çağcıl toplumlarda, isteyen istediği işi istediği gibi yapamaz. Günümüzde tanımlanmış 600 civarında meslek vardır. Bilim ve teknolojideki gelişmelere paralel olarak semercilik, kalaycılık gibi bir kısım meslekler önemini yitirip, yok oluşa doğru giderken, bireysel portföy yöneticiliği, aktüerlik gibi bir kısım yeni meslekler ortaya çıkmaktadır. Bir Meslek Olarak Öğretmenlik Öğretmenlik, en eski mesleklerden biridir. Genel olarak bu mesleği icra edenlere ve bu yolla hayatını kazananlara da öğretmen denir. Tarihsel süreçte bu mesleği icra edenler, aşağı yukarı bütün diğer mesleklerde olduğu gibi, toplumun eğitim ihtiyacını görüp, kendilerini bu alanda sorumlu hisseden ve geliştirenlerdir. Basit düzeydeki işbölümü, kendilerini bir iş konusunda daha yetenekli ve becerili olarak algılayanların bu işi sürekli yapmaları ve topluma kendilerini kabul ettirmeleri ile ortaya çıkmış olabilir. Bu bağlamda eğitimin kurumsallaşması ve öğretmenliğin profesyonel bir meslek haline gelmesi, uzun zaman almıştır. Basit düzeydeki çocuk bakıcılığı olarak başlayan pedagogluk zaman içerisinde eğitim bilimleri alanın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Eğitimcilik ya da eğitim bilimci olma, öğretmenlikten daha kapsamlı ve onu da içeren bir kavram olmakla birlikte, öğretmenlik de salt öğretme işini yapmaktan ibaret değildir. Öğretmen olabilmek için sahip olunması gereken yeterlikler genel olarak üç başlık altında toplanabilir. Milli Eğitim Temel Kanunu nda da (43. md) belirtilen bu yeterlikler (1) Alan bilgisi, (2) öğretmenlik formasyonu ve (3) genel kültürdür. Bugün artık öğretecek bilgisi olan herkesin öğretmenlik yapabileceğini kabul etmek mümkün değildir. Kuşkusuz, öğretmenin hangi alanın öğretmeni ise o alanda bilgisinin olması gerekir, fakat bu kesinlikle yeterli değildir. En azından, öğretmenin bilgiyi nasıl öğreteceğine ilişkin yöntem bilgisine, kime öğreteceğine bağlı olarak öğrencinin psikolojisini, gelişim özelliklerini, yaşadığı sosyal çevreyi ve değerlerini anlamaya yarayacak davranış bilimleri alanında bir birikime, neden öğrettiğini, ne kadar öğrettiğini, öğrencinin ya da kendisinin başarısını belirlemeye dönük neler yapabileceğini, nasıl değerlendirebileceğini bilmesi için ölçme değerlendirme tekniklerini bilmeye ihtiyacı vardır. Bunun dışında yasal olarak en az fakülte mezunu olmak zorunda olan öğretmenin sınıf içinde ve dışındaki çok sayıda rolü başarı ile oynayabilmesi için genel kültür düzeyinin de uygun olması gerekir. * İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

6 4 Bunlar yeterli midir sorusuna verilebilecek cevap, önkoşul olarak evettir, fakat eğitimin özünde var olan bir kısım değerlerin formel eğitim sürecinde kazandırılamaması halinde, insanlar sadece öğretmenlik hakkını kazanırlar ama gerçekten öğretmen olamazlar. Bu konuyu çok bilinen anonim bir söz gayet güzel açıklamaktadır. Öğretmen vardır, öğretmen geçinen vardır, öğretmenlikten geçinen vardır. Bu nedenle, öğretmenliği geçinmek için yapılan iş olarak algılayan; mesleğin değerlerini benimsememiş, öğretmenliği bir yaşam biçemi olarak kabul edememiş kişilerin eğitim sistemine ve dolayısı ile topluma nasıl zarar verdiklerini anlamak için her gün gazete manşetlerine bakmak yeter. Son yıllarda daha fazla arttığı izlenimi veren, öğretmen kaynaklı ve öğrenciye yönelik taciz, tecavüz, öldürme, yaralama, şiddet uygulama gibi davranışlar nedeni ile öğretmenlik mesleğine ilişkin değerlere ve bu değerlerin kazandırılması sürecine biraz daha yakından bakma ihtiyacı duyulmaktadır. Bireysel ve Örgütsel Değerler İnsan; dünyayı değiştiren, dünyaya egemen olan, değerler yaratan bir varlıktır. İnsanın yaşam çizgisini inandığı değerler belirler. Her birimizin sahip olduğu bazı değerler vardır. Bu değerler, yaşamımızdaki olayların yönünü etkileyebilmekte, bize yön verebilmektedir Bu nedenle bireysel ya da örgütsel değerler ve değer sistemleri, uzun yıllardan beri farklı pek çok disiplin tarafından incelenen temel araştırma konularından biri olmuştur. Sosyal bilimlerin özelliği gereği üzerinde görüş birliğine varılmış, herkesçe kabul edilen ortak bir değer tanımından söz etmek oldukça güçtür. Bilim alanlarının bakış açılarındaki farklılıklar, değer kavramının farklı açılardan tanımlanmasına yol açmıştır. Örneğin, antropolojide; değerin yaşam tarzları ve kültürel modellerle olan ilişkisine; sosyolojide, değerlerin ideoloji ve geleneklerle ilişkisine; psikolojide, değerin kişisel davranışlar ve güdülerle ilişkisine odaklanılmıştır (Sağnak, 2004). Felsefede değer; birey ya da toplum için nelerin istenen amaç ve nelerin bu amaçlara ulaştıran araç olduğunu tanımlayan soyut bir kavram olarak görülmektedir (Sabuncuoğlu ve Tuz, 2003). Türk Dil Kurumu (2005: 483) değer kavramını, bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey olarak tanımlamaktadır. Değerler bireyin yaşamındaki farklı etmenlere yüklediği önem, neyin uğrunda mücadele etmeye değecek kadar önemli olduğu konusunda benliğimize yerleşmiş ve süreklilik gösteren bir görüş olarak tanımlanmaktadır. Şişman a (2002: 3) göre değerler, neyin doğru ve neyin yanlış, neyin iyi ve neyin kötü olduğunu belirlemeye yarayan ölçütlerdir. Değerler kişinin iyi ya da kötü olmasına katkı sağlamaktadır. Güçlü kültür ve sağlam temellere oturtulmuş değerler, toplumun ve alt birimlerinin (örgüt, grup, birey) karakteristiğini yansıtan en önemli etmenlerdendir. Değerlerin amacı, bizlerin kim olduğumuzu, yaptıklarımızı niçin yaptığımızı, ne yapmak istediğimizi anlamamıza yardımcı olmaktır. Ancak bu arada değerlerin niçin ortaya konduğunu; doğru kararları verebilmek için birer rehber olduklarını, bilmemiz gerekir (Lebow ve Simon, 1999; Sagie vd., 1996). Değerler yalnız bireysel düzeyde değil, örgütsel düzeyde de gelişmektedir. Örgütsel değerlerin kaynağını, örgüt üyelerinin, insan, çevre ve bu ikisinin etkileşimi sonucu ortaya çıkan durumlara ilişkin kabul edilen doğruları oluşturmaktadır. Örgütsel değerler, kısaca örgütte neyin önemli olduğunu göstermektedirler (Sabuncuoğlu & Tuz, 2003: 43). Değerlerin anlamlı hale getirilebilmesi için kişinin yaşamla ilgili belli ilkelerinin ve değerlerinin olması gerekir. Kişisel değerler yaşama bir anlam kattığı sürece örgütsel değerlerin içselleştirilmesi mümkün olabilir. Örneğin bir öğretmenin yaşam felsefesini yönlendiren değerler sistemi, o öğretmeni okulun örgütsel yaşamına bağlayabilir. Öğretmenin kişisel değerleriyle okulun örgütsel değerleri arasında bir bütünlük sağlanamazsa, okul yaşamı bir anlam ifade etmez (Çelik, 2000: 97). Bu açıdan bakıldığında, bireysel ve örgütsel değerlerin birbirlerini ve işgören davranışlarını önemli ölçüde etkilediği söylenebilir. Bir örgüt ortamında bireylerin sahip olduğu değerler ve değer sistemleri, tutumların, algıların, kişiliğin ve güdülenmenin anlaşılmasına temel oluştururlar (Robbins, 1994). İnsanın değer sisteminin girdisi yaşantılar; çıktısı ise, bireyin gereksinimlerini karşılayacak davranışların değerlerini yargılamak ve onları yönlendirmektir. Dolayısıyla, değer sisteminin ürünü değer yargılarıdır (Başaran, 2000: 299).

7 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 5 İnsanın geliştirdiği değerler ayrı ayrı bulunmazlar. Değerler birbiriyle sürekli etkileşim içinde bulunur ve dirik bir değer örüntüsü oluştururlar. İnsanın sahip olduğu bu değer örüntüsüne de değer sistemi denir (Başaran, 2000). Değer sistemi; bir insanın ya da toplumun belli bir nesne ya da konu ile ilgili inançları, ilkeleri ve standartlarına verilen ad ya da bireyin veya toplumun edindiği ve geliştirdiği değerlerin tümü olarak da tanımlanabilir. Birbirine dayanan ve uyan değerler, bir değer sistemi meydana getirirler. Bir toplumu ayakta tutan temel de, bu değerler sistemidir. Birey, bütün değerlerinin davranışlarını etkilediğinin farkında olmayabilir. Ancak değerler, bireylerin referans yapısındaki önemli yapıtaşlarıdır (Elizur ve diğerleri, 1991) ve bireyin davranışları üzerinde oldukça önemli etkileri vardır. Değerler; kişisel çabalardan, bu çabada yer alan davranışlardan, amaçların ve sonuçların seçimi ve korunmasından sorumludur (Vinson ve diğerleri, 1977). Bu açıdan bakıldığında, değer sistemleri birey ve örgütlerin davranışlarına temel etken olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla eğitim siteminin amaçlarına ulaşılmasında en önemli etkenlerden biri olarak nitelendirebileceğimiz öğretmen davranışlarının anlaşılması ve açıklanmasında, öğretmenlerin sahip oldukları mesleki değerlerin, öğretmen yetiştirme politikalarına bağlı olarak nasıl aşındığının bilinmesi önemlidir. farklılıklar gösterdiği gibi değerler mesleklere göre de bazı farklılıklar gösterebilir. Tarihsel süreçte mesleklerin kazanılması, bir meslek için gerekli yeterlikler, kullanılan teknoloji ve mesleğin toplum için taşıdığı önem farklılaşabilmektedir. Geleneksel tarım toplumunda egemen olan değerler, iş yaşamında ve mesleğin kazanılmasında etkili olurken, giderek mesleğe ilişkin değerler daha uzun bir sürede ve görece olarak toplumsal yaşamdan ve aileden bağımsız olarak öğretilmeye başlanmıştır. Bir başka deyişle, formel bir eğitim süreci gündeme gelmiş ve iş profesyoneller tarafından okul dediğimiz ortamlarda teorik ve pratik olarak öğretilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda, bir kısım mesleki değerlerin korunması için meslek örgütleri; sendikalar, kamu kurumları yasal sınırlar içerisinde mücadele etmeye başlamışlardır. Meslek olarak öğretmenlik bu süreçte önemli değişimlere uğramıştır. İnsan haklarındaki gelişmeler, çocukların algılanmasında ve çocuğa bakış açısındaki değişmeler, temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi, eğitim düzeyinin yükselmesi, ailenin ve toplumun okuldan beklentileri gibi birçok konuda değişme okulları ve öğretmenleri değişmeye zorlamıştır. Çağcıl toplumda öğretmenlerin kendi rollerini algılamaları, öğretmen yetiştiren kurumların öğretmenleri değişen rollerine uygun olarak yetiştirmeleri, toplumun öğretmenden beklentileri, öğrencinin öğretmene bakış açısı birçok şey değişirken ortaya çıkan boşluğu doldurmak amacı ile gerekli düzenlemelerin yapılmaması toplumda çeşitli sıkıntıların yaşanmasına yol açmaktadır. Öğretmenliğe İlişkin Mesleki Değerlerdeki Aşınma 1960 lı yıllardan sonra idealist öğretmen tipi giderek azalmıştır. Bugüne kadar yap-boz tahtasına çevrilen öğretmen yetiştirme sistemi çok farklı kaynaklardan, farklı birikimlere sahip, bir kısmı yeterli öğretmenlik formasyonuna sahip olmadan atanan, bir kısmı öğretmenlik mesleğini benimsememiş; mesleği sorulduğunda mühendisim ama öğretmenlik yapıyorum, diyebilen kişilerden oluşmaktadır. On binlerce eğitim fakültesi mezunu öğretmen adayı atanmak için beklerken, sanki öğretmen açığı varmış gibi aşağı yukarı bütün işsiz Toplumsal Değişme ve Mesleki Değerler İnsanlığın mirası olan evrensel değerler, toplumdan topluma bazı

8 6 üniversite mezunlarına formasyon hakkı veren güncel uygulama, en yalın ifadesi ile öğretmenlik mesleki değerlerine balta vurmaktan başka bir şey değildir. Türkiye de eğitim fakültelerinin kapısı herkese açıktır. Eğitim fakültelerine girmek için yeterli puan alamayanların, daha düşük puanlarla girdikleri şu ya da bu fakülteden mezun olduktan sonra politik güç oluşturarak; iktidarları zorlayarak, formasyon hakkı elde etmeleri, formasyon belgesi almaları, hatta devam ettikleri kurslarda öğrendikleri test çözme tekniklerinden yararlanarak yapılan test sınavlarında başarılı olmaları, onları öğretmen yapmaz. Sadece para kazanacakları bir iş sahibi yapar. Fakat, sonuçta gazete sayfalarından, haber bültenlerinden izlediğimiz, faili öğretmen olan, insanlık dışı uygulamalar devam eder gider. Bir mesleğe ilişkin değerlerin oluşmasında en önemli etkenlerden biri meslek elemanlarının öncelikle kendilerini o mesleğin bir üyesi olarak algılamaları ve mesleği kişilikleri ile bütünleştirebilmeleridir. Bir mesleğe ilişkin bütün değerler yasal düzenlemelerde yer almayabilir. Bir meslek elemanının nasıl davranacağı açık ve net bir biçimde ifade edilmemiş olabilir. Böyle bir durumda bireyin kendi saygınlığına ve mesleğin saygınlığına zarar vermeyecek bir davranışta bulunması beklenir. Örneğin, bir camii imamı da devlet memurudur, devlet memurlarının görev başında olmamak koşulu ile içki içmeleri suç değildir, ama bir imamın içki içmesi mesleki değerlere aykırıdır. Öğretmenlik mesleği açısından baktığımızda, mesleki değerlerde önemli ölçüde aşınma olduğu, mesleki değerlerde aşınmaya neden olan öğretmen davranışlarının mesleğin saygınlığına zarar verdiği, bu konuda meslek örgütlerinin, meslektaşların, ailelerin, okul yöneticilerinin ve öğrencilerin hemen hemen hiçbir şey yapmadıkları/yapamadıkları gözlenmektedir. Örneğin, öğrenciye psikolojik, hatta fiziksel şiddet uygulayan, kendi öğrencisine ya da bitişik sınıftaki öğrenciye ücretli özel ders veren, okulun bahçesinde öğrencilerin gözü önünde sigara içen, zamanının önemli bir kısmını kahvehane köşelerinde geçiren, hasta olmadığı halde rapor alan, kendi siyasi ya da ideolojik düşüncelerini öğrenciye aşılamaya çalışan öğretmenlere kim ne yapıyor? Belki bunlar en hafifleri, gün geçmiyor ki gazetelerde, öğretmenlerin ya da okul yöneticilerinin karıştıkları öğrenciye yönelik tehdit, taciz, yaralama, hatta öldürme olayları yaşanmasın, maalesef yatılı okullar toplum gözünde sabıkalı hale gelmiştir. Öğretmenlik sıradan bir devlet memurluğu değildir. Atatürk, Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir derken, konunun önemini çok güzel ifade etmiştir. Bu nedenle öğretmen adaylarına, birçoğu aynı zamanda insani değerler de olan, mesleki değerleri kazandırmak çok önemlidir. Öğretmenlik mesleğine ilişkin değerlerin önemsenmediğinin, öğretmenin sıradan bir devlet memuru olarak algılandığının somut göstergelerinden biri öğretmen andıdır. Mevcut öğretmen andı şöyledir; Türkiye Cumhuriyeti anayasasına, Atatürk inkılâp ve ilkelerine, anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma; İnsan haklarına ve anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, lâik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim. Oysa bir öğretmen andında, bunların yerine öğretmenin örneğin, öğrencilerini koşulsuz seveceğini, sabırlı olmaya çalışacağını, farklılıkları istenmeyen gerçekler olarak görmeyeceğini, bilgisini ve deneyimlerini içtenlikle paylaşacağını, öğrenciye iyi örnek olmaya çalışacağını, öğrenci haklarına saygılı olacağını, kendisini geliştirmek için sürekli çaba göstereceğini, mesleğin saygınlığına zarar vermeyeceğini, kaynakları etkili olarak kullanacağını beyan etmesi ve bu türden değerler üzerine ant içmesi daha doğru olurdu. Öğretmen andı mesleki değerlerin oluşturulması ve korunması bakımından çok önemlidir, fakat mesleki değerleri içermesi koşuluyla. Nasıl ki, yetiştirdiğimiz doktorlar, mühendisler başka ülkelerde de mesleklerini icra edebiliyorlarsa, gerektiğinde yetiştirdiğimiz öğretmenler de başka ülkelerde öğretmenlik yapabilmelidir. Böyle bir durumda onları bağlayan mesleki değerler olmalıdır. Nasıl ki, Hipokrat andı içen doktorlarımı-

9 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 7 zın anayasaya bağlılığından şüphe edilmiyorsa, mesleki değerleri üzerine ant içen bir öğretmenin anayasaya bağlılığından da şüphe edilmemelidir. Mesleki değerlerin kazandırılmasında eğitim fakültelerinde okutulan dersler, derslerin içerdiği uygulamalar çok önemlidir. Okutulan derslerin belirlenmesinde mesleki değerleri kazandırmaya dönük konuların ve uygulamaların yeterli düzeyde olması gerekir. Öğretmen adaylarının bir takım kuramsal bilgilere sahip olmaktan öte, edindikleri bilgileri hayata geçirebilmeleri; davranış olarak gösterebilmeleri gerekir. Bu açıdan bakıldığında, eğitim fakülteleri öğretmen yetiştiren kurumlar olarak kültürleri ve iklimleri açısından diğer fakültelerden farklıdır ve farklı olmak zorundadır. Bu kurumlar öğretmen adaylarına hayata öğretmen gibi bakmayı, öğretmen gibi yaklaşmayı ve yaşamayı öğretmektedirler. Öğretmenlik deneme yanılma yolu ile öğrenilen bir meslek olmamalıdır. Hiç kimse, hiçbir öğrenciyi feda etme hakkına sahip değildir. Her öğrenci biriciktir, önemlidir, vazgeçilemez, feda edilemez. Bu nedenle, Türkiye de mevcut eğitim fakülteleri öğretmen ihtiyacını fazlası ile karşıladığı halde, yeterince araştırmadan, sonuçları düşünülmeden, alt yapısı oluşturulmadan, yeterli sayıda ve nitelikte öğretim üyesi olmadan açılan her yeni eğitim fakültesi, öğretmenlik mesleğinin değerlerine ve saygınlığına zarar vermektedir. Yine son bir yılda gündeme gelen ve eğitim çevrelerinde tepki ile karşılanan, içeriği iyice sığlaştırılmış ve kısırlaştırılmış, yeterince uygulamaya yer vermeyen, nitelik göz ardı edilerek politik kaygılarla, işsizliği görünürde azaltmaya, işiz üniversite mezunlarının umutlarını sömürmeye ve üniversite döner sermayelerine para kazandırmaya dönük, birçok derse öğretmenlik formasyonu olmayan öğretim elemanlarının girdiği formasyon programlarının sayısı hızla artmaktadır. Geçmişte öğretmen açığının çok fazla olduğu dönemlerde, yanlış olduğu bilinerek, geçici çözüm olarak öngörülen ve faturasını toplum olarak ağır bir biçimde ödediğimiz bu türden uygulamalara, öğretmen olmak için sırada bekleyen 320 bin kişi varken, geri dönülmesi mantıksal olarak açıklaması olmayan bir durumdur. Bu tür uygulamalarla mesleki değerlerin kazandırılması ve korunması mümkün olmadığı gibi, bu tür uygulamaların iyi niyetle bağdaştırılması da mümkün değildir. Herkes çocuklarını iyi bir öğretmenin yetiştirmesini isterken, asıl işi öğretmen yetiştirmek olan eğitim fakültelerinin, niteliği yükseltmeye, iyi öğretmen yetiştirmeye yönelik çabaları günlük politikalara kurban edilmektedir. Bu sayede, elinde belge olan herkes kendisini öğretmen kabul etmekte ve işsiz öğretmenlerden; simitçi, boyacı, hamal öğretmenlerden söz edilmektedir. Oysa, insan ya öğretmendir ya da değildir. Nasıl ki, bir subayın taksi şoförlüğü yapması mümkün değilse, öğretmenin de öğretmenlik dışında bir iş yapması mümkün değildir. Böyle bir durumun öğretmenlik mesleğinin saygınlığına ve mesleki değerlere zarar verdiği açıktır. Öğretmen olarak atanma şansı olmayan alanlarda insanlara formasyon belgesi vermenin doğuracağı sonuçların iyi hesap edilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki, öğretmen yetiştirme sistemi ile oynamak, ülkenin geleceği ile oynamaktır! Mesleki değerlerin korunması açısından öğretmenlerin de gerekli duyarlığı göstermeleri beklenir. Her davranışın yasalarla sınırlarının çizilmesi gerekmez. Mesleğe ve mesleki değerlere zarar veren öğretmenlerin meslektaşları tarafından uyarılması, kınanması, gerekirse yasal yollara başvurulması gerekir. Bütün mesleklerde olduğu gibi hatalı davranışları ile insanların bir meslek grubuna telafisi mümkün olmayan zararlar vermesine izin verilmemelidir. Bu konuda üzerine düşeni yapmayan, gerektiğinde yorucu ve yıpratıcı da olsa yasal zeminde gerekli mücadeleyi vermeyenlerin yakınma hakları olamaz. Öğretmenlerin bu konudaki davranışlarının güdüleyicisi kendilerine ve mesleklerine duydukları saygıdır. Mesleki değerlerin korunması açısından asıl sorumluluk öğretmenlerde olmakla birlikte, okulun bütün paydaşlarına önemli görevler düşmektedir. Okul yöneticileri, okul iklimi ve kültürünün oluşturulmasında, öğretmenler arasında örnek davranışların sergilenmesinde, yaygınlaştırılmasında ve pekiştirilmesinde çok önemli bir role sahiptir. Bu nedenle, okul yöneticilerinin yetiştirilmesi, atanması ve yer değiştirmeleri mesleki değerler açısından da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Türkiye de veli profili büyük bir çeşitlilik göstermekle birlikte, toplumun eğitim düzeyinin giderek yükselmesi nedeniyle, özellikle eğitim düzeyi yüksek olan velilerin öğretmenleri mesleki değerlere bağlılıkları açısından izlemeleri mümkün olabilir. Öğretmen yetiştirme politikalarındaki tutarsızlıklar nedeniyle bir kısım öğretmenlerin, kendi ailesinde ve

10 8 yaşadığı çevrede egemen olan değerleri mutlak doğrularmış gibi öğrenciye dayatmasına izin verilmemelidir. Velilerin çocuk hakları, pedagojik ilkeler, gelişim özellikleri, özgüven kazandırma gibi konularda öğretmenle yoğun bir işbirliği içinde olmaları, öğretmenin kendisini geliştirmesine de katkıda bulunabilir. Özellikle sendikalar, ülkenin her yerinde üyelerini mesleki değerlerin kazandırılması ve korunması yönünde eğitebilirler, bu tür etkinlikler için kaynak ayırabilirler, bu amaçla üniversitelerle işbirliği yapabilirler, yayın faaliyetlerinde bulunabilirler. Hükümetlerin günü birlik politikalarla öğretmen yetiştirme sistemine müdahale etmelerini engelleme ve öğretmenlerin maddi çıkarlarının yanında kişisel ve mesleki saygınlıklarını koruma yönünde de çaba sarf edebilirler. Her türlü demokratik kitle örgütleri, okulda ne olup bittiğini araştırma ve bilgi edinme hakkına sahiptir. Bu bağlamda, mesleki değerlere aykırı davranışlarda bulunan öğretmenlerin ilgili makamlara bildirilmesi, yapılan işlemlerin takip edilmesi, konuyla ilgili bilimsel toplantılarda konunun gündeme getirilmesi, tartışılması, yetkililerden açıklama istenmesi, demokratik kitle örgütlerinin katkıları olarak düşünülebilir. Sonuç Öğretmenlik mesleki değerlerindeki aşınmayı azaltmak ve öğretmenliği daha saygın bir meslek haline getirmek için ivedilikle uygulanması gereken bazı öneriler şunlar olabilir: 1. Mevcut eğitim fakülteleri ihtiyacı karşılayacak sayıdan daha fazla sayıda öğretmen yetiştirmekteyken, öğretim üyesi ve altyapı imkanları dikkate alınmadan açılan eğitim fakülteleri iklimleri ve kültürleri açısından yetiştirdikleri öğretmen adaylarına mesleki değerleri kazandırmakta yetersiz kalmaktadırlar. Yeni eğitim fakültesi açma yerine mevcut fakültelerin niteliklerini artırıcı önlemler alınmalıdır. 2. Öğretmen yetiştirme sitemi ile oynamak ülkenin geleceği ile oynamaktır. Bu nedenle, gerekli araştırma verilerine ve gerçek ihtiyaca dayanmayan, politik kaygılarla, sistemle oynanmasına izin verilmemelidir. Her müdahalenin mesleğin saygınlığına ve mesleki değerlere zarar verdiği unutulmamalıdır. 3. İş bulamayan üniversite mezunlarının ümitleri sömürülmemeli ve istismar edilmemelidir. Hiç bir gerçekçi gerekçeye dayanmayan, salt belge vermeye ve işsizliği ötelemeye dönük, pedagojik formasyon uygulamasına derhal son verilmeli ve kendisini öğretmen sanan işsizler ordusu yaratılmamalıdır. 4. Öğretmen yetiştirme işi tamamen ve kesin olarak eğitim fakültelerine devredilmeli ve bu konuda taviz verilmemelidir. 5. Okul yöneticileri ve öğretmenler meslektaşlarının yetiştirilmesi sürecinde daha duyarlı davranmalı ve mesleki değerlerin kazandırılması konusunda daha aktif rol oynamalıdırlar. 6. Öğretmenlerin mesleki değerlere ve pedagojik ilkelere uygun davranmaları konusunda veliler ve bir bütün olarak toplum, okullar ve öğretmenler üzerindeki denetimlerini ve eleştiri haklarını yasalar çerçevesinde daha etkin bir biçimde kullanmalıdırlar. 7. Öğretmenlerin üye olduğu sendikalar, mesleki değerlerin kazanılması, korunması ve pekiştirilmesi konularında düzenleyecekleri ya da destekleyecekleri etkinlikler aracılığı ile sürece daha etkin bir biçemde katılmalıdırlar. Kaynaklar Başaran, İ. E. (2000). Örgütsel davranış. Ankara: Feryal Matbaası. Çelik, V. (2000). Okul kültürü ve yönetimi. Ankara: Pegem-A Yayıncılık. Elizur, D., Borg I., Hunt R., & Beck I. M. (1991). The structure of work values: A cross cultural comparison. Journal of Organizational Behavior, 12 (1), Lebow, R., & William L. S. (1999). Common values and continuous change. Executive Exellence, 3 (29), Robbins, S. P. (1996). Organizational Behavior, New Jersey: Prentice-Hall International, Inc. Sabuncuoğlu, Z., & Tuz, M. (2003). Örgütsel psikoloji. Bursa: Furkan Ofset. Sagie, A., Elizur D., & Koslowsky M. (1996). Work values: A theoretical overview and their effects. Journal of Organizational Behavior, 17 Special Issue: Work Values Worldwide, Sağnak, M. (2004). Örgütlerde değerler yönünden birey-örgüt uyumu ve sonuçları. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 37, Sağnak, M. (2005). İlköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin örgütsel değerlere ilişkin algıları. Eğitim ve Bilim, 30 (136), Şişman, M. (2002). Örgütler ve kültürler. Ankara: Pegem-A Yayıncılık. Türk Dil Kurumu (2005). Türkçe sözlük. Ankara: 4. Akşam Sanat Okulu Matbaası. Vinson, D. E., Jerome, E. S., & Lawrence, M. L. (1977). The role of personel values in maketing and consumer behavior. Journal of Marketing, 41 (2),

11 Prof. Dr. Kemal SAYAR * Süreyya AYSUN ** 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart Ahlaki Bir Lider Olarak Öğretmen 9 Eğitim alanında özellikle son yıllarda yapılan tartışmalar ve öne atılan yeni kuramlar, eğitimin asıl hedefinin öğrencinin bilişsel fonksiyonlarını ve bilgi haznesini geliştirmekten çok daha öte olduğunu savunmaktadır. Davranışsal bakış açısının başı çektiği kuramlarda, her ne kadar eğitimin son yıllarda önem kazanan aktif, öğrenci merkezli, yapılandırıcı hedefleri eksik gözükse de; bu hedeflerin arasına mutlaka katılması beklenen bir başka ve ana hedef bulunmaktadır. Bu hedef, öğrencinin eğitim sürecinde edindiği bilgilerin ve becerilerin davranışlarına ve yaşam tarzına yansıması olarak kabul görmüştür. Öğrenci ister direkt ister yapılandırıcı eğitim modelleriyle bilgi inşasına başlamış olsun; önemli husus zihinsel ve soyut bir dünyada yapılanmakta olan bu bilgilerin öğrencinin gerçek, bedensel ve somut dünyasına aktarılması olarak hedeflenmiştir. Eğitim alanında çalışan düşünce ve bilim insanları bu bilgi inşasının hangi metotlar ile daha sağlam ve hızlı hale gelebileceği yönünde çalışmalar yapmakla birlikte, eğitimin bilgi inşasından ibaret olmadığını da belirtmektedirler. Özellikle internetin yaygınlaşmaya başladığı son yirmi yıllık dönem ile birlikte uzaktan eğitimin mümkün hale gelmesi, eğitimin okul ve üniversitelerde bireysel katılımın bir zaruret olmadığı yönünde yeni fikirler oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bu gelişmelerle birlikte başlayan tartışmalar özellikle batı dünyasında uzaktan eğitimin giderek yaygınlaşmasına; öğrencinin bireysel katılımının gerekmediği ve evden mezun olabildiği yeni programların oluşmasına destek olmuştur. Çeşitli yarar ve avantajlarına rağmen eğitim bilimciler ve pedagoglar giderek yaygınlaşan bu programların sanıldığı kadar fayda sağlamayacağı yönünde karşı bir düşünce öne sürmüşlerdir. Çeşitli gözlemler bu karşı düşüncenin doğruluğunu öne sermekle birlikte, insan doğasının en temel kurallarının da desteğiyle uzaktan ve bireysel katılım olmaksızın alınan bu eğitimlerin bilişsel, duygusal, sosyal boyutlarda birçok eksikliğinin olduğu ne yazık ki doğrudur. Okul ve üniversite gibi öğrencinin bireysel varlığının esas alındığı ve gerekli olduğu kurumlarda uzaktan eğitimin öğrenciye sağlayamayacağı yararlar vardır. Öğrenciler katılımın esas olduğu bu ortamlarda öncelikle fiziksel varlıklarıyla bulunmak zorunluluğundadırlar. Eğitim sisteminde devamsızlık gün ve sayısının belirli sınırları geçemeyeceği yönünde alınan kararlar; öğrencinin bu fiziksel varlığının devamını hedeflemektedirler. Bu doğru karar fiziksel varlığın ve katılımın, öğrencinin diğer öğrencilerle ve öğretmenleriyle ilişki kurabilmesini ve sürdürebilmesini sağlayan en temel faktörlerden biridir. Fiziksel varlığı ile eğitim kurumunda bulunmak zorunluluğunda olan öğrenci, her ne kadar motivasyonu ve isteği başlangıçta düşük olursa olsun, bir sebepten dolayı bu birlik içerisinde bulunmaktan hoşlanacaktır. Birçok öğrencinin derslere karşı isteksiz görünmesinin yanı sıra, arkadaşlarıyla kurdukları bağlar ve onlarla birlikte olma isteği sebebiyle eğitim kurumlarında bulunmaktan hoşlandıkları bilinmektedir. Fiziksel varlığın eğitim kurumu içerisinde sağlanmasıyla asıl ve önemli olan hususa sıra gelmektedir. Öğrenci, kendisini yönlendirecek, kendisine destek olacak ve gelişiminde çok büyük rol oynayacak öğretmenleriyle de sosyal ve duygusal bir paylaşım haline girecektir. Bugün okula gitmekte en isteksiz, derslerine en az çalışan ve hatta haylaz davranışlarıyla ünlenen öğrencilerin bile bulundukları eğitim kurumlarında bazı öğretmenleriyle çok yakın ve sıcak ilişkiler * Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ** Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğrencisi

12 10 kurdukları bilinmektedir. Şahit olunan nice örnekte bu öğrencilerin öğretmenleriyle kurdukları bu sıcak ve destekleyici bağlar sayesinde biraz daha gayretli ve istekli hale geldikleri ve davranışlarındaki çıkışlar ve sorunlarda azalmalar görüldüğü bilinmektedir. Dışarıdan bakıldığında azımsanamayacak olan bu güçlü etkinin sebebi insanın varoluşundan gelen en temel kuramlarla basit bir şekilde açıklanacaktır: Kişi, benliğini oluşturmak ve düzeltmek için başka kişilere muhtaçtır. Psikolojide birçok bilim adamının değindiği bu husus, Ayna Hususu olarak da bilinir. Bir insanın çevresindeki diğer insanlarla kurdukları bağlar, o insanın kendi isteklerini, davranış ve düşüncelerini anlamlandırmasına ve içinde bulunduğu sosyal çevreye uygun olup olmadığı yönünde tahlil yapmasına müsaade edecektir. Bir şekilde kişi davranışlarının ve içsel isteklerinin diğer insanlarda bıraktığı tepkilere bir aynaya bakar gibi bakacak ve ancak etrafındaki insanların sosyal geri bildirimlerine göre gerektiği zaman bu davranış ve isteklerde değişiklik yapabilecektir. Bu sebeple birçok psikolojik kuram bireyin sosyal yönünü sık sık vurgulamakta ve içinde bulunulan sosyal çevre olmadan kişisel istek ve düşüncelerin anlamlı olamayacağı yönünde görüşler öne sürmektedir. Bir eğitim kurumunda fiziksel varlığın esas alınması bu sosyal çevrenin oluşması yönündeki ilk adım olacaktır. Fiziksel varlık beraberinde kaçınılmaz olarak sosyal ve duygusal birlikteliği getirecek ve öğrenci bulunduğu bu sosyal çevrede kendi varlığının değer ve önemini anlayacaktır. Bireysel farklılıklar sosyal uyum sürecinde etkili olmakla birlikte, her öğrenci için sosyal birliktelik kaçınılmazdır. Bu birliktelik uygun olmayan davranış ve istekleri dizginleyip uyumlu ve kabul görür hale getirebileceği gibi aksi yönde de bir etken olabilir: Yeteri kadar gözlemleyici ve destekleyici kişilerin olmadığı, öğrencilerin model alabileceği ve fayda sağlayabileceği kişilerin eksik olduğu ortamlarda uygunsuz davranışlarda artış görülmesi ihtimali de yüksektir. Bu sefer ayna görevini gören kişiler öğrenciyi yönlendirecek, ona sosyal ve duygusal uygunluk mesajları verecek öğretmenler ve diğer öğrenciler olmayabilirler. Agresif davranışların sıkça görüldüğü bir arkadaş çevresinin baskın bir sosyal ortam haline geldiği durumlarda bir gruba dahil olmak, övgü almak ve kabul gören hatta desteklenen uygunsuz ve saldırgan davranışları yapmak bireyselleşmek ve toplumun parçası olmak yönünde atılan büyük ve başarılı adımlar olarak yanlış yorumlanacaktır. Eğitim kurumlarında asıl hedefi sadece bilişsel bir yapılanma sağlamak olmayan, öğrencinin kişisel gelişimini hedef alan eğitmenlerin varlığı bu sebeple sanıldığından çok daha önemlidir. Ayna etkisi göstererek eğitmen öğrencilerine sosyal birlikteliğin amaçlarını, toplumda kabul gören ve görmeyen davranışları gösterecek ve öğrenciyi olumlu gelişimi için destekleyecektir. Bu bağlamda eğitmenin varlığı yörüngesini arayan bir gezegen gibi enerji dolu ancak hedefsiz dolaşan öğrenciyi rahatlatacaktır. Freud cu kuramın üçlü benlik modeli incelendiğinde; benliğin tamamını topluma benzettiğimizde eğitmen egoya etki tesiri olan bir süper ego gibi davranacaktır: Doğuştan gelen ve id in sahip olduğu hemen, şimdi prensibiyle karşılanması beklenen isteklerin kabul görülürlüğünü bildirerek ego ya, yani kişinin bilinçli iradesine seçme ve uygunluk seviyesine gelme şansı verecektir. Bireysel açıdan ele alındığında Freud cu kuram id in doğuştan gelen varlığını ve ego ile süper ego nun sonradan oluşan yapısını savunmaktadır. Ailenin ve çocuğun etrafında olan, hayatında önemli yer işgal eden kişilerin içselleştirilmesiyle oluşan süper ego, ilerleyen yıllarda bir vicdan merkezi haline gelecek ve id in sadece haz almaya yönelik dürtülerini bastırabilecek veya yumuşatabilecektir (Freud, 1947). İnsan doğası itibariyle en sosyal varlık olduğundan çeşitli kabul görür, sözlü ve sözsüz yasalarla yaşamaktadır. Toplumdan topluma ve kültürden kültüre farklılık göstermekle birlikte kesin olan şey bu yasaların varlığıdır. Kişi, içinde yaşayacağı bu topluma ayak uydurarak toplumun bir parçası olacak ve kendisinden sonra gelen diğer nesiller tarafından içselleştirilerek bizzat süper ego görevi görecektir. Özellikle kesintisiz eğitime geçilmesiyle birlikte gelişimin en önemli yıllarında bir öğrenci eğitim kurumlarında zamanının çoğunu geçirmektedir. Bir insan ömrü için uzun ve önemli sayılacak saatler ve yıllar kişinin aile çevresi dışında bulunacağı bu yegâne alanda; okulda; geçecektir. Sanayileşme öncesinde çocukların aileleri ve akrabaları ile belirlenen sosyal bir çevrede bulunması, ailenin gelir kaynağı olan işin uzak mesafeler kat edilerek varılması gerekilen yerlerde olmaması ve çocuğun henüz ilk yıllardan itibaren değişmeyen, korunaklı bu çevrede büyümesi normal sayılırken; sanayileşme sonrasında çocuğa gittikçe az zaman ayırabilen ebeveynlerin varlığı ile eğitim kurumları ve eğitmenler giderek büyüyen bir mesuliyet almaktadırlar. Özellikle

13 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 11 son yıllarda her iki ebeveynin de iş dünyasında bulunması ile birlikte çocuğun ilgi ve destek görebileceği saatler gittikçe azalmaktadır. Çalışan ebeveynler eve döndüklerinde yorgun olmakta ve evin kendi işleri ile uğraşmak zorunda kalırken zaman zaman çocuğu oyalayacak ve eğlendirecek araç olarak da televizyon ve bilgisayarı seçmektedirler. Ne yazık ki çocukların duygusal ve sosyal gelişimi dikkate alınmadan hazırlanan ve yüksek dozda saldırganlık ya da cinsellik içeren program ve oyunlar bu en önemli çağlarda eksikliği hissedilen bir süper ego nun üstüne daha da yüklenecek ve çocukları yanlış yönlendirecektir. Bugün birçok psikiyatr ve pedagog tarafından sık sık işaret edilen bu yara; çocukların henüz olgunlaşmamış benliklerinde derin ve geri dönüşü zor tahribatlar olmasına sebebiyet vermektedir. Erken yaşta yaşanan cinsel deneyimler, gittikçe artan benmerkezcilik, normal sayılan ve kabul görülen saldırganlık bu durumun sonucu olmaktadır. Eğitmenler, gelişimin bu en hassas çağlarında öğrenciler için bir destek mekanizması haline gelmektedirler. Özellikle ebeveynin iş yaşamında geçirmek zorunda olduğu saatlerde eğitim kurumlarında destekleyici ve yol gösterici eğitmenlerin gözetimi altında olan öğrenciler için benliğin sağlıklı gelişimi daha mümkün olacaktır. Sadece Freud cu kuramın üçlü benlik modeliyle değil, aynı zamanda Bowlby nin başını çektiği Bağlanma Kuramı yla da desteklenen eğitmenin çocuğun gelişimindeki rolü ve önemi kesindir. Bağlanma Kuramı yalnızca kişiler arasındaki ilişkileri açıklamakla kalmaz; aynı zamanda kişinin benlik gelişimiyle ilgili çok önemli noktalara da değinir. Bu kurama göre kişi her ne kadar etrafında çok sayıda insan olursa olsun; ancak belirli sayıdaki insanla sıcak, güven hissini tadıcı ve yakın bağlar kurabilir. Bu bağlar insan doğasının olmazsa olmazıdır. Bir seçenek ya da çocukça bir varlık değildirler. İnsan hangi yaşta ya da hangi kültürün bir parçası olursa olsun, bu bağlara muhakkak ihtiyaç duyar. Özellikle yetişkinlik hayatına yön veren çocukluk yıllarındaki savunmasız zamanlarda endişe düzeylerini indirmek, güvende olduklarını hissetmek, kabul görmek ve sevildiğini bilmek için kişi bu bağları kurduğu insanlarla birlikte olmak isteyecektir (Bowlby, 1969). Eğitmenlerin öğrencilerinin hayatlarında sahip olduğu büyük yer, bu bağların kurulmasını kaçınılmaz hale getirecektir. Elbette burada eğitmenin rolü çok önemlidir. Eğitmen, çocuğa henüz ilk yıllarından itibaren ilgi göstermekle yükümlü olan bir anne-baba gibi hareket ettiği müddetçe bu bağların kurulması mümkün olur. Bir anne-babanın davrandığı gibi davranmak çocuğa eğitmenin gösterebileceği en önemli değerdir. Nasıl bir anne-baba evlat ayırımı yapmaz ve çocuklarının her birini aynı şekilde severse, eğitmen de her ne olursa olsun öğrencilerini aynı şekilde sevmeli ve kabul etmelidir (Winnicott, 2006). Eğitmen özellikle kişisel farklılıklar, biyolojik sebepler, aile tarafından ihmal, kötü muamele görmek gibi sebeplerle uyumsuz ve saldırgan davranışlar gösteren öğrencileri daha çok kabullenmeli ve onların düzelmesi için daha çok çalışmalıdır. Çünkü en çok bu çocuklar doğanın bir gereği olan sevgi, ilgi ve sabrı görememiş; bunların eksikliğiyle saldırganlaşmaya, yüksek endişeler duymaya, zaman zaman başkasına, zaman zaman kendine zarar vermeye başlamışlardır. Öfkenin gizli ve açık her hali; kavgalar, tartışmalar, yumruklaşmalar, çalma teşebbüsleri, eşyalara ve hayvanlara zarar vermeye yönelik davranışların çoğu bu eksiklik sebebiyle belirmekte ve çocuğu ilerleyen yıllarda suçlu konumuna itmektedir. Bu gibi davranışların önünü kesmek için pedagog ve psikiyatrlardan yardım almakla birlikte, eğitmen bu davranışlara onay vermediğini açıkça belirtmelidir. Ancak en önemli nokta, bu davranışların kabul görme, sevilme, desteklenilme isteğinin karşılanamamış olması olduğunu bilmektir. Dışa dönük bir yardım çağrısı, bir başkaldırı, isyan, yahut en basit haliyle varlığını ispatlama çabası olarak görülen bu davranışları uygunsuzluğunu ve kabul görmezliğini bildirerek reddetmek ve iyi yönde öğrenciyi teşvik ederken, ona değer verdiğini her fırsatta belirtmek bir eğitmenin en önemli görevidir. Psikoterapi sırasında sıkça üzerinde durulan bir olgu ile birebir örtüşen bu durum, öğrencinin uyum sürecini danışanın uyum süreciyle örtüştürmektedir. Terapi sürecinde danışan birçok farklı neden dolayısıyla başvuru yapmış olabilir; depresyon, ankziyete, somatik sebepler gibi. Bugün özellikle Bağlanma Kuramı nın üzerinde durduğu ve desteklediği nokta bu semptomların çoğunun altında kişinin güvenebileceği, kabul görebileceği, destek alabileceği birilerinin olmayışı yatmaktadır. Endişe, depresif ruh hali, saldırganlık, ailevi sorunlar ve hatta fiziksel hastalıklar ve bilişsel faaliyetlerin kaybı şeklinde dışa vurabilecek bu eksiklik bugün ne yazık ki çocuk ve ergenlerde de gittikçe artan bir hızla görülmektedir (Sable, 2000). Son yıllarda çocuklarda depresyon, endişe nöbetleri, saldırganlık gittikçe artmakta; özgüven eksikliği, özsaygı, kişisel kontrol, karar

14 12 alabilme yeteneği, sosyal uyum gittikçe düşmektedir. Bu bağlamda düşünüldüğünde hem danışanın hem de uyum sorunu gösteren öğrencilerin hayatlarındaki esas eksik kendilerini sahiplenebilecek ve yol gösterebilecek bir insanın eksikliğidir. Profesyonel yardım almanın gerekli olduğu durumlarda iş birliği yaparak pedagog ve eğitmenler bu sorunların üstesinden gelebilirler. Eğitmen yine de üstlendiği misyonun büyüklüğünü unutmamak zorundadır: Bir anne- baba edasıyla çocuğunu kabullenir ve ona hep destek olur gibi öğrencisini kabullenen ve destek olan bir eğitmen; bir terapist kadar sabırlı ve dikkatli olmalıdır. Terapi süresince bir çok danışan terapisti bilinçaltından gelen bir dürtüyle denemek istemektedir: Bir defa kendilerini kabullenir ve destekler gibi görünen terapist acaba danışanın umursamaz yahut saldırgan davranışlarına arka arkaya aynı sabrı gösterecek ve yine de danışanı kabullenip destekleyerek onun daha iyi bir hayat yaşaması için uğraşabilecek midir? Bu soruyu içten içe ve çoğunlukla farkında olmaksızın soran her danışan ani çıkışlar, kural ihlalleri ve sözel saldırılar yaparak terapisti sınamaktadır. Bu durum uyum davranışı gösteren öğrencilerde de görülebilir; kendilerini umursayan, kabul eden, seven ve uygun hedeflerin varlığından ve seçebilme şansından bahseden eğitmen öğrencinin ani ve sert çıkışları ve kural ihlalleri ile defalarca denenebilir. Bu husus kulak arkası edilmemesi gereken önemli bir husustur. Zira bu keskin dönemeçte öğrenci eğitmenin varlığını ve hayatındaki önemli rolünü kabul etme sürecinde olacak, sabırlı, destekleyici ve anlayışlı bir eğitmen ile karşılaştığı sürece ona güvenebileceği yönünde kanaati gittikçe artacaktır. Sonunda eğitmenin varlığına ve desteğine güveni oluştuğunda öğrenci içsel dürtülerini, endişelerini, umutsuzluklarını ve uygunsuz davranışlarını değiştirmek isteğiyle hareket edecektir. Tüm bu terk edilmişlik ve yalnızlık hissiyle dolu benlikleri bir tırtılın kabuğunu bırakışı gibi geride kalacak ve içeride yavaş yavaş ama ahenk ve özenle büyüyen yeni, güzel benlik, dış dünyanın varlığına ve en önemlisi kendi varlığına güvenerek dışarı bir kelebek olarak çıkacaktır. Her toplumun kabul görür davranışları ve beklentileri farklı olabilir. Bu durum kişiden kişiye de farklılık gösterebilir. Aynı toplum ve kültürden çıkan insanlar belirli konularda görüş birliği yaşarken, belirli konularda da görüş ayrılığında olabilirler. Eğitmenin bu noktada rolü kesin ve nettir. Kişisel kabullenmeleri, değer yargılarını, kültürel ve dini birikimleri ne olursa olsun, eğitmen de terapist gibi bunların kişiselliğinin ve öznelliğinin farkında olmalıdır. Nasıl ki bir terapist kendi dünya görüşü, dini ve kültürünü danışanına aşılamak ya da kabul ettirmekten önemle kaçınırsa aynı şekilde bir eğitmen de öğrencisine bunları kabul ettirmekten kaçınmalıdır. Bu noktada her ikisinin de görevi, danışanın ve öğrencinin davranışlarının ya da ruh halinin kendi varlığına ya da diğerlerine zarar verdiğini ve önünde daha iyi bir hayat için farklı seçeneklerin olduğunu göstermektir. Saldırgan davranışlarda bulunan bir öğrencinin davranışları sonucunda diğer insanların acı çektiğini görmesi ve empati kurabilerek davranışlarının sonuçlarını anlayabilmesi gibi, varlığının ve haz duyma isteğinin hangi koşulda olursa olsun diğer insanların varlığı ve huzuruyla birlikte düşünülmesinin gereğini öğrenci eğitmenden bu şekilde edinecektir. Nasıl ki bir terapistin farklı din ve kültürlerden danışanları olabilir ve birlikte yaşadıkları bu terapötik süreç her ikisinde de fayda sağlar ve danışanın daha iyi, daha düzgün, daha başarılı ve mutlu bir hayat yaşamasını mümkün hale getirebilirse; aynı şekilde bir eğitmenin de farklı din ve kültürlerden öğrencileri olabilir ve birlikteliklerinin sonucunda muazzam sonuçlar oluşturabilirler. Eğitmen, ahlaki sorumluluğunun bir kısmının da kendi benliğinin ve öğrencilerinin benliklerinin sınırlarını ayırmak olduğunu bilir. Bu sınırlar çerçevesince öğrenciye değerli olduğunu göstererek en genel etik kuralları öğretebilir. Yaşam hakkının kutsallığı, bencillikten ve benmerkezcilikten çıkarak diğer insanların ve canlıların da varlığının göz önünde bulundurulması, hoşgörünün gerekliliği, vicdani değerlerin geliştirilmesi, yardımlaşma gibi hayati değerlerin öğrenci tarafından içselleştirilmesinde eğitmenin çok büyük rolü vardır. Bu rolü hiçbir sınav sistemi ve katsayı telafi edemez, küçümseyemez ve değiştiremez. Hayat artık öğrenciler için okuduğu kitapların toplamı değil, içselleştirdiği öğretmenlerin birlikteliği haline gelir ve o öğrenciler bir gün bir başka küçük kalbin daha rahat ve huzurlu atması için çalışırlar. Referanslar Bowlby J. ( 1969) Attachment and Loss NewYork Basic Boks Freud S. ( 1947) The Ego and the Id London Hogarth Press: Institute of Psychoanalysis Sable P. (2000) Attachment and Adult Psychotherapy Northvale Aranson Winnicott D. (2006) The Family and Individual Development Routledge Classics

15 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 13 Prof. Dr. Yunus ÇENGEL* Özlü Sözlerle Güvenli Bir Gelecek İçin İnsani Değerler Giriş İnsanlar birlikte yaşamaya ve ihtiyaçlarını gidermek için birbiriyle alışveriş yapmaya muhtaçtırlar. İnsan önce ve en çok kendini sever; menfaatine düşkündür. Bazen küçük bir menfaati için başkalarının büyük zarar görmesine bile razı olur. Sosyal hayatta barış ve huzurun temini adaletle olur. Ama kişilerin aklı çok defa menfaatin hizmetine girer ve kendi menfaatine taraf olacağı için adalet edemez. O yüzden genel bir akla, ona dayanan kanun ve kurallara ihtiyaç vardır. Adaleti temin ve toplumsal huzuru tesis için genel akla dayanarak toplum ve iş hayatındaki davranışları düzenlemeye yönelik kural ve kaidelere etik değerler veya ahlaki değerler denir. İnsan, insan olması hasebiyle, şefkat vasıtasıyla, başkalarının sevinciyle sevinir ve onların elemiyle üzülür. Yardımlaşma gibi vicdana dayanan ve adaleti aşıp ihsan boyutuna ulaşan davranışlara da insani değerler denir. Tüm araştırmaların gösterdiği gibi, etik veya ahlaki değerlerin en büyük, en yaygın ve en etkin kaynağı dindir. Eskiden din kurumu tek başına bu değerleri sağlamaya ve canlı tutmaya yeterli idi. Ancak modernitenin yükselmesiyle din geri planda kaldı ve ortak ahlaki değerlerde *Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi oluşan boşluğu seküler eğitimle doldurma ihtiyacı doğdu. Dünyada her meslek grubunun tabi olduğu bir etik değerler kodu vardır ve bu değerlerin öğretilmesi o meslek eğitiminin bir parçasıdır. Örneğin ABD de mühendislik programlarını akredite etmede esas alınan ABET 2000 kriterleri bu şarta şöyle vurgu yapar: Kriter 3, Program çıktıları ve değerlendirme: Kurumlar, mühendislik programları mezunlarının: (f) Profesyonel ve etik sorumluluklar hakkında bir anlayışları olduğunu göstermek zorundadırlar. Benzer şartlar diğer meslek guruplarında da vardır. Okul Öncesi ve Sonrası Değerler Eğitimi Eğitim, örgün (sistemli bir şekilde okullarda ve okul yaşındaki çocuklar için), yaygın (talep üzerine açılan ve yetişkinler dahil her yaş grubuna hitap eden) ve informel (sistematik olmayan ve insanların günlük yaşam süreçleri esnasında okuyarak, gözlemleyerek, tecrübe ederek, dinleyerek veya akıl yürüterek öğrenmesi) olmak üzere üç gruba ayrılır. Araştırmalara göre, insanların sahip oldukları bilgilerin yüzde 90 ının kaynağı informel eğitimdir, yani insanın günlük yaşam esnasında yaşam boyu öğrenim kapsamında öğrendiği şeylerdir. O yüzden öğrenmede en

16 14 büyük pay yaşam boyu öğrenmeye aittir ve bu, değerler öğretiminde de böyledir. Değerler, davranışlarımıza rehberlik eden prensiplerdir. Değerlerin kaynağı inançlardır. İnançların da en etkini yüksek bir otorite ile ilişkilendirilen dini inançlardır. İnançların mantıksal bir çerçeveye oturuyor olması şart değildir, hatta mantığa tamamen zıt da olabilir; 13 sayısının uğursuz olduğuna inananların 13 üncü katta veya 13 numaralı koltuğa oturmaktan kaçınması gibi. Zihinlerin saf olduğu ve muhakemelerin gelişmediği için iyi ve kötü fikirlerin zihinlerde kalıcı iz bıraktığı çocukluk yılları kalıcı değerler oluşumunda en önemli yıllardır. Bu erken yıllarda edinilen değerleri sonradan değiştirmek çok zordur. O yüzden okul öncesi eğitim ve takibeden ilköğretim, değerler oluşumunda en önemli safhaları oluşturur. Çocuklar akıl yürüterek değil, taklit ederek öğrenir ve gördüklerini bir fotoğraf filmi gibi alır. Çocuklar değerleri örnek alarak aldıklarından, değerleri öğretmede en etkin yol örnek olmaktır. Hatta denebilir ki, bir çocuğun değer yargıları, büyük etapta anne babası, aile büyükleri, komşuları ve ilköğretimdeki öğretmen ve arkadaşlarının değer yargılarının bir bileşkesidir. Tabi bu teknoloji çağında listeye televizyon, internet, çocuğun okuduğu yazılı malzemeler ve hatta dinlediği müzikler de eklenmelidir. Bütün bunlar, çocukların karakter oluşumunda arkadaş, kitap vs. seçiminin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Cenap Şehabettin in dediği gibi, Mide için lokma ne ise, beyin için fikir odur. Hepsi beslemez, bazıları zehirler. Bu yaklaşım, çocukların seyrettiği diziler ve oynadıkları oyunlar için de geçerlidir. Batı ülkelerindeki yaygın hamburger kültürünün kökleri, çocukluk yıllarında seyredilen ve mutlulukla özdeşleştirilen fastfood reklamlarında aranmalıdır. Ayrıca, zaman bireysellik ve hürriyet zamanıdır; kişiliği gelişmiş olan ergenlere orta ve yükseköğrenim dönemlerinde değer empoze etmeye kalkmak ters tepki yaratacaktır. Değerlerin büyük oranda küçük yaşlarda şekillendiği ve insani değerlerin en etkin kaynağının din olduğu dikkate alınırsa, küçük yaşlarda ve hatta okul öncesinde din eğitiminin ne kadar önemli olduğu oraya çıkar. O yüzden ilköğretim yıllarındaki din eğitimine konan engeller derhal kaldırılmalıdır. Aksi takirde yeni neslin değerlerimizden uzaklaşma süreci hızlanarak devam edecek ve çocuklarımız bize yabancılaşacaklardır. Kaldı ki, laik olduğunu iddia eden bir devletin din eğitimi önüne engeller koyması, din eğitimini kontrol etmesi, hatta din eğitimini kendi tekeline almaya kalkması laik devlet anlayışıyla tabana tabana zıttır. En iyi örneğini ABD de gördüğümüz modern laiklik anlayışında, aileler çocuklarına istediği din eğitimini istediği yerde, istediği zaman, istediği kişi ve kurum aracılığıyla verir. Bu, temel bir insan hakkıdır; devletin din ve vicdan özgürlüğü sahasına hiç bir şekilde müdahale etme hakkı yoktur. Ayrıca, Batı ülkelerinde dini, çoğulculuk anlayışı içinde cemaatler temsil eder. Örneğin Hırıstiyanlığın belli bir yorumunu temsil eden Katolikler dini bir camaattir ve üzerlerinde hiçbir devlet kontrolü yoktur. Dini cemaatlere yapılan bağışlar da vergiden düşülür. ABD de ilk ve orta öğretimin yapıldığı 97 bin devlet okulunun yanında 7400 katolik okulu da vardır ve bu okullarda papaz ve rahibeler öğrencilere din dersi de verip dini değerleri öğretirler. Aynı hak Müslüman okulları için de söz konusudur. Bizde ise çocukların aynı amaç için gönderildiği İmam Hatip okulları meslek okulu kapsamında görülmekte ve en temel bir hak olan dinini öğrenme ve öğretme hakkı ihlal edilmektedir. Modern dünyada laikliğin en katı yorumunu temsil eden Fransa da bile isteyen aile çocuğunu ilk ve orta öğretim için dini okullara göndermekte ve bunun ücretini devlet ödemektedir. Yine ABD de 1 milyonu aşkın öğrenciye okullarda değer erozyonuna uğramamaları için aileleri tarafından evde eğitim verilmektedir. Ayrıca, her pazar kiliselerde çocuklar dahil tüm aile üyelerine din dersi verilmektedir. Türkiye de devlet daha demokratik bir açılımla bu çağdaş demokrasi çizgisini yakalamayı amaçlamalı ve camileri manevi değerler için bir yaşam ve eğitim merkezi haline dönüştürme projesini başlatmalıdır. Böylelikle ailelerin çocuklarına etkin bir değerler eğitimi vermesinin önü açılmalıdır. Örneğin, hafta içi bir akşam ve/veya hafta sonu belli saatlerde imamlar camilerde çocuk ve hatta aileler için din dersi başlatabilir, Türkiye de azınlık cemaatlerinin kendi üyelerine kiliselerde din eğitimi verdikleri gibi. Bu yapılınca okullardaki zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi de tüm dinlerin ve kültürlerin ortak bir zeminde taraf olmadan öğretildiği gerçek manada bir kültür dersine dönüştürülebilir. İmamların mümkün olduğunca İlahiyat Fakültesi

17 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 15 mezunu olmaları şartı aranmalı, İmam Hatip liseleri meslek okulu kategorisinden çıkarılmalıdır, öğretmen liselerinin meslek okulu kategorisinden çıkarıldıkları gibi. Ahlaki (Etik) Değerlerin Temeli: Menfaat veya Fazilet (Erdem) Materyalist dünya görüşüne göre insan akıllı bir hayvandır. İnsan da hayvan gibi maddi bir bedenden ibarettir. Hayat bir mücadeledir. Yaşamak için kuvvetli olmak lazımdır. Zayıf olan ezilir ve yok olur. Gaye, maddî menfaattir. İlişkilerde şahsi menfaat ve millî menfaat esastır. Bir ABD özdeyişinde ifade edildiği gibi, There is no such thing as free lunch, yani Bedava öğle yemeği diye birşey yoktur. Hedef, arzu ve ihtiyaçları tatmin edip rahat içinde yaşamaktır ve alınan toplam hazzı maksimize etmektir. Akıl, menfaat sağlama mücadelesinde kıymetli bir alettir. Bireysel menfaati bencilce azamî seviyeye çıkarma mücadelesinin neticesi çatışmadır. Çatışma ise, herkesin menfaatine zıttır. Çatışmayı önlemenin yolu, mutabakat sağlayıp toplumsal menfaati ön plana çıkarmaktır. Çünkü toplumsal menfaat pastası büyüdükçe, herkese daha büyük bir pay düşecektir. Toplumsal mutabakat sağlamanın ve hayatın tadını kaçıran çatışmayı önlemenin yolu da adaleti esas almaktır. Akıl, bunu gerektirir. Toplumsal mutabakatın neticesi de kanun ve kurallardır. Etik veya ahlaki kurallar bunun bir alt grubudur. Akla dayalı etik kurallar toplumsal barış ve huzurun, barış ve huzur da menfaatlerin korunması için bir gerekliliktir. Aksi takdirde hayat zehir olur ve herkesin menfaati tehlikeye girer. Buradan çıkarılabilecek olan sonuç, dünya hayatına da en yüksek menfaati moral değerlerin sağladığıdır. Ancak modern dünyada, moral değerlerin kaynağı olan dinin geri planda kalmasıyla bir boşluk oluşmuştur. Etik değerlerin tesisi, bu boşluğu laik bir çerçevede doldurma gayretidir. Materyalist yaklaşımda menfaat, amaç; etik kuralların sağladığı zemin, araçtır. O yüzden menfaat ve etiklik çatışırsa, zemin kayması mümkündür. Küçük hesaplar sonucu böyle bir zemin kaymasını önlemek için etik değerlerin akla kalıcı olarak nakşedilmesi gerekir. Bu da eğitimle olur. Menfaat yerine fazilet veya erdem odaklı hayat felsefesine göre insan maddî bedenle beraber ruhu da olan manevî bir varlıktır ve maddî hazlarıyla beraber manevî lezzetleri de vardır. Hayat bir yardımlaşmadır ve kuvvetlilerin zayıflara yardım etme sorumluluğu vardır. İlişkilerde menfaat yerine fazilet ve moral (manevi) değerler esastır. Hayatın gayesi maddi arzu ve hevesleri tatmin değil, insan olarak yükselmek ve ruhen gelişmektir. Bu da doğrulukla olur. Moral değerler kalbe nakşedildiği ve onlara uyma meyli içten geldiği için insan üzerindeki etkileri gayet kuvvetlidir. Bu değerleri ihlal etmenin cezası yine kalpte vicdan azabı olarak hissedilir. Bilgeliğe veya vahye dayanan manevi değerler, akla dayanan etik değerleri de kapsar. O yüzden aralarında çelişki söz konusu değildir. Adalet güzeldir ama ihsan daha güzeldir. İnsanlar adalete razı olurlar ama ihsana cezbolurlar. İnsan, ihsanın esiridir denir. İnsanların hayattaki hedefi mutlu olmaktır ve hayattan lezzet almaktır. Madde ve onunla alakalı maddi hazlar sınırlı ve geçicidir, zaman ve mekana tabidir. Bu hazlar hayvanlarda da vardır. Mana ve onunla alakalı manevi hazlar ise sınırsız ve daimidir, zaman ve mekan üstüdür. Maddi hazların merkezi nefis (arzu ve hevesler), manevi hazların merkezi ise kalptir. Ancak bu hazların varlığı ve büyüklüğü tecrübe ile keşfedilir. O yüzden yüksek insani hazların yaşanacağı tecrübelere maruz bırakılmak -yaşlılar evinde kimsesiz bir yaşlıya bir hediye götürüp onun yüzündeki mahzunluğun mutluluğa dönmesini seyretmek gibi- değerler eğitiminin en etkin bir yolu olabilir.

18 16 Özlü Sözlerle Moral Değerler Aşağıda derlenen özlü sözler, insani ve ahlaki değerlerin önemini ve bu değerlerin eğitim ile olan ilişkisini gayet veciz bir şekilde ifade etmektedir: Eğitimin ilk hedefi bilimsellik değil, insanlıktır. Ernest Seton Bilgisiz doğruluk zayıf ve faydasızdır; doğruluksuz bilgi tehlikeli ve esef vericidir. Samuel Jackson Bir insanı akıl yönünden eğitip ahlak yönünden eğitmemek, toplumun başına bir bela yetiştirmek demektir. Theodore Roosevelt Hiç okula gitmeyen bir adam bir vagondan çalabilir ama eğer üniversite eğitimi varsa, bütün demiryolunu çalabilir. Theodore Roosevelt Tüm Amerika da beraberinde hiç bir ahlakî sorumluluk hissi taşımayan yalın zekiliği yüceltmekten daha tehlikeli bir akım yoktur. Theodore Roosevelt Amerika yı imha edecek olan şeyler ne pahasına olursa olsun zenginleşme, ne pahasına ne olursa olsun barış, önce vazife yerine önce güvenlik, rahat yaşama olan düşkünlük ve çabuk zengin olma hayat teorisidir. Theodore Roosevelt Uzun vadede, bireylerin ve de ülkelerin hayatında belirleyici faktör karakterdir. Theodore Roosevelt Bir insanın gerçek karakterinin ölçüsü, asla ortaya çıkmayacağını bildiğinde ne yapacağıdır. Thomas B. Macaulay Hiç kimse bilmeyecek. Senin dışında hiç bir kimse. Ancak sen kendinle yaşamak zorundasın. Ve saygı duyduğun biriyle yaşamak her zaman daha iyidir. Çünkü saygı özgüveni doğurur. Jerome Weidman Birşeyi yapabilme gücünün olması ve onu yapma hakkına sahip olman onu yapmanın doğru olduğu anlamına gelmez. Laura Schlessinger Bir insanın büyüklüğünün gerçek ölçüsü, kendisine asla bir fayda sağlayamayacak olan bir kişiye nasıl davrandığıdır. Samuel Johnson Korkaklık Bu güvenli midir? sorusunu sorar. Menfaatçılık Bu akıllıca mı? sorusunu sorar. Gösteriş, Bu popüler mi? sorusunu sorar. Ama vicdan Bu doğru mu? sorusunu sorar. Ve bir an gelir, kişi öyle bir pozisyon almak zorunda kalır ki, ne güvenli ne akıllıca ve ne de popülerdir; ama kişi o pozisyonu, vicdanı kendisine doğru olduğunu söylediği için almalıdır. Martin Luther King, Jr Medeniliğin gerçek testi ne nüfus ne şehirlerin büyüklüğü ne de yetiştirilen üründür; sadece ülkenin yetiştirdiği insan tipidir. Ralph W. Emerson Sana avantaj sağladığına inandığın bir kazanç sağlamanı mümkün kılsa bile, ahlâkça yanlış olan asla avantajlı olamaz. Yanlış bir hareket tarzının bir avantaj sağladığına inanma davranışı bile yeterince esef vericidir. Marcus Tullius Cicero Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır. Bediüzzaman Çocuklarım büyüdüğü zaman, dostlarım, sizden rica ediyorum; eğer servet veya başka bir şeye faziletten daha fazla değer veriyorlarsa, onları cezalandırın. Socrates Etik değerleri olmayan bir adam, bu dünyaya salıverilmiş vahşi bir hayvandır. Manly Hall

19 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 17 Dünya hikmetsiz dehayı ve vicdansız gücü başarmıştır. Dünyamız nükleer devler ve etik cüceler dünyasıdır. General Omar Bradley Etikliğin olmayışı şuna benzer ki, biz beş milyar yolcu olarak büyük bir makine üzerindeyiz ve makineyi kimse sürmüyor. Ve makine hızlandıkça hızlanıyor, ama nereye bilmiyoruz. Jacques Cousteau Bir kişinin yaptığı iş için en yüksek mükafat karşılığında ne aldığı değil, onunla ne olduğudur. John Ruskin Bir başarılar adamı değil, değerler adamı olmaya çalış. Albert Einstein İnsanlık yüksek moral standart ve değerleri tesis edenleri objektif doğruları keşfedenlerin üzerine koymak için her sebebe sahiptir. İnsanlığın Buda, Musa ve İsa gibi kişiliklere olan borcu bence sorgulayıcı ve yapıcı akılların başarılarına olan borcundan çok daha yüksek seviyededir. Albert Einstein Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Din güzel ahlaktır. Hz. Muhammed Dindarlık ve etiklik kendini değişik tarzlarda gösteren aynı ruhtan başka birşey değildir. Dindarlık, hakikatı Allah a dönük olan dindir, etiklik ise hakikatı dünyaya dönük olan dindir. Tryon Edwards Etiklik, uluhiyetten arındırılmış bir modern dünya dinidir. Yunus Çengel Kötülüğe göz yummak, ona ortak olmaktır. Martin Luther King, Jr Dünya, yaşamak için tehlikeli bir yerdir kötü olan insanlar yüzünden değil, bu konuda hiçbirşey yapmayan insanlar yüzünden. Albert Einstein İnsanlık ve onun kaderine göstereceğiniz hassasiyet, tüm teknik çalışmalarınızda her zaman ilk önceliğiniz olmalıdır. Diyagram ve denklemleriniz arasında bunu asla unutmayın. Albert Einstein Durum, tüm doğruları söylemeyi ve ona göre davranmayı gerektirdiği zaman susmak, alçaklıktır. Mohandas Gandhi Dünyadaki en zor üç iş ne fiziksel beceri ne de entellektüel başarıdır, sadece ahlakî davranışlardır: Nefrete sevgiyle karşılık vermek, dışlananları dahil etmek ve hatalıydım demek. Sydney Harris Sonuç Üstün veya büyük insan, insaniyeten gelişmiş ve kalbi nefsine, yani insanlık yanı heveslerine hakim olan insandır. En büyük hazzı almak değil, vermektir (ihsan, ikram, cömertlik). İnsanlığı gelişmiş bir insanın başkasına yemek yedirmekten aldığı haz, kendisinin yemek yemekten aldığı hazdan üstündür. Annelerin yüceliğinin arkasındaki bir sır da budur. Benzer şekilde üstün medeniyet, adaleti aşıp fazileti esas alan medeniyettir. Bu medeniyet, madde değil, mana medeniyetidir; nefis değil, kalp medeniyetidir. Adaleti de içeren fazilet (insani değerler) tabanlı medeniyet, dünyada yaygın ve kalıcı haz ve huzuru sağlayacaktır. Zıtlaşmayı, kucaklaşmaya çevirecektir. Bunun gözlemsel delili, tarih boyunca insanlıkta değişim ve gelişimin (yükselme) esas olmasıdır. Akılların gelişip vicdanların uyanmakta olduğu, fıtratların geçici hazlara razı olmayıp daimilerini aradığı bir ortamda insanlar en daimi huzuru ve en ulvi hazları sağlayan faziletten aşağısına razı olmayacaktır. Ve insanlık, gelecekte, zorlama etik değerleri değil, cezbedici insani değerleri tartışacaktır. En büyük menfaati de faziletin, yani insani değerlerin sağladığını hayretle görecektir. İnsanlık en parlak medeniyeti de o zaman yaşayacaktır.

20 18 Değer, Değer midir? Prof. Dr. Hasan BACANLI * Değer eğitimi veya değerler eğitimi konusu son zamanlarda gündemde zaman zaman yer almaktadır. Öncelikle isim konusunu açıklığa kavuşturmakta yarar vardır. Genellikle belli birtakım değerlerin kazandırılmasını kasteden çalışma ve yaklaşımlar değer eğitimi ifadesini kullanırken, belli değerler yerine genel ve evrensel değerler konusunda öğrencilere farkındalık kazandırmaya yönelik yaklaşım ve çalışmalar ise değerler eğitimi ifadesini kullanmaktadırlar. Dolayısıyla konuya girmeden, konunun ne yönde ilerleyeceği baştan anlaşılmaktadır. Bu çalışmada değer eğitimi terimi kullanılacak ve neden değer eğitimi terimi kullanıldığı ve değerin ne anlama geldiği üzerinde durulacaktır. Öncelikle değerin ne olduğunu ortaya koymak gerekir. Ortak kavramlar insanlar arasında anlaşmaya yol açabilirken, farklı kavramların anlaşmazlığa yol açması kaçınılmazdır. Değer, Türkçe de değmek fiilinden türemiştir. Değmek fiili de istenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek; eşdeğerde olmak; zevk veren şeyler hoşa gitmek; karşılık olmak; değerinde olmak; ulaşmak, erişmek; aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek; herhangi bir nitelikte olmak olarak tanımlanmaktadır. Değer ise, İsim. 1. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. 2. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, kıymet, paha, valör. 3. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. 4. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. 5. fel. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. 6. mat. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. 7. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi öğelerin bütünü olarak tanımlanmaktadır (TDK; Türkçe netten). Büyük Sözlük; Çeşitli anlamlarının arasında burada söz konusu olan anlam daha çok felsefi anlamdır; çünkü biz değer eğitimi dediğimizde kişilerin tercihlerini belirleyen bir ilkeden söz ediyoruz. Yukarıdaki tanımlardan buradaki kullanıma uyan diğer bir tanım yedinci tanım olmakla beraber, sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değer denen şeylerin ne olduğu tanımda açık değildir. Oysa o terimlerin tanımları bizim için daha kullanışlı olabilirdi. Hatta bir anlamda aşağıda o tanıma ulaşmaya çalışılacağı söylenebilir. Dolayısıyla, değer eğitimi ifadesinde daha çok kişilerin nesne, olay ve kişilerle ilişkilerinde ortaya çıkan bir şeyden bahsedilmektedir. Öğrencinin birtakım nesneler, kişiler ve olaylar karşısında göstereceği davranışı belirlemeye yönelik bir eğitim değer eğitimi niteliğindedir. Bu tanımda toplumsal değer olarak ifade edilen terimin vurguladığı bir nokta daha vardır ki, onun da altının çizilmesi gerekir. Değer, toplumsal açıdan ele alındığında bir kültürün, bir toplumun bireylerinin paylaştığı tercihleri, istenirlikleri ifade eder. Burada vurgulanan daha çok ortaklık ifadesidir. Değer eğitimi, toplumda ortak değerlerin aktarılmasını veya * Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Öğretmenlik Mesleki Değerlerinin Aşınma Sürecine İlişkin Bir Değerlendirme Prof. Dr. Burhanettin DÖNMEZ *

Öğretmenlik Mesleki Değerlerinin Aşınma Sürecine İlişkin Bir Değerlendirme Prof. Dr. Burhanettin DÖNMEZ * 2011 / Yıl: 7 Sayı: 19 Ocak - Şubat - Mart 3 Öğretmenlik Mesleki Değerlerinin Aşınma Sürecine İlişkin Bir Değerlendirme Prof. Dr. Burhanettin DÖNMEZ * Meslek nedir? Türk Dil Kurumu nun Türkçe Sözlüğü nde

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

Ders seçimi; öğrencilerin ilgi, yetenek ve yaşamdan beklentilerinin değerlendirilmesini gerektiren zor bir süreçtir.

Ders seçimi; öğrencilerin ilgi, yetenek ve yaşamdan beklentilerinin değerlendirilmesini gerektiren zor bir süreçtir. Değerli Anne ve Babalar, Anne-baba olarak ders seçimi aşamasında etkimiz ne kadar olmalı?, Çocuğumun ilgi ve yeteneklerini nasıl belirlerim?, Çocuğuma uygun meslek grupları nelerdir?, ve Ders seçimi sürecinde

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI HAKKINDA GENEL BİLGİLER VELİ DAVETİYESİ.doc NEDEN ANNE BABA EĞİTİMİ? 7-19 Yaş Aile Eğitimi Programı ailelerin

Detaylı

1 Öğretmenlere Öneriler ÖĞRETMENLERE ÖNERĠLER

1 Öğretmenlere Öneriler ÖĞRETMENLERE ÖNERĠLER 1 Öğretmenlere Öneriler ÖĞRETMENLERE ÖNERĠLER 2 Öğretmenlere Öneriler Giriş Okul yaşantısı içinde öğrenci için en önemli unsur öğretmendir. Üstün yetenekli öğrencilere uygun eğitimin sağlanmasında öğretmenlere

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU 2012-2013 Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni Bölüm Şefi Zuhal ALTINTAŞ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ Bu faaliyet ile çocuk

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

2013 / 2014 SAYI: 17. Haftanın Bazı Başlıkları

2013 / 2014 SAYI: 17. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 17 Haftanın Bazı Başlıkları Çocukla İyi Zaman Geçirmenin 10 Yolu VI. Geleneksel Piyano Resitali Miniklere Anlamlı Hediye Okul Küçük Erkek Basketbol Takımı mızdan Başarı Çocukla İyi Zaman

Detaylı

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI Ders ismi Ders kodu Dönem Teori+Pratik Kredi AKTS EĞİTİM FELSEFESİ SNF114 1 2+0 2 3 Ön Şartlı Ders(ler)

Detaylı

Bilişim Teknolojilerine Pedagojik Bir Yaklaşım. Mehmet AKSÜT Mega Eğitim Danışmanlık Songül ATEŞ Uşak üniversitesi Hayriye UĞURLU Uşak üniversitesi

Bilişim Teknolojilerine Pedagojik Bir Yaklaşım. Mehmet AKSÜT Mega Eğitim Danışmanlık Songül ATEŞ Uşak üniversitesi Hayriye UĞURLU Uşak üniversitesi Bilişim Teknolojilerine Pedagojik Bir Yaklaşım Mehmet AKSÜT Mega Eğitim Danışmanlık Songül ATEŞ Uşak üniversitesi Hayriye UĞURLU Uşak üniversitesi Giriş Teknolojideki hızlı gelişim, her geçen gün günlük

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü MESLEKİ GELİŞİM EĞİTİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü MESLEKİ GELİŞİM EĞİTİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü MESLEKİ GELİŞİM EĞİTİM PROGRAMI EK-2 1. ETKİNLİĞİN ADI Rehberlik Kursu 2. ETKİNLİĞİN AMAÇLARI Bu faaliyeti başarı ile tamamlayan

Detaylı

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir.

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir. MESLEK SEÇİMİ Kişinin gelecekteki yaşam tarzını belirlenmesinde dönüm noktası olan mesleğini seçmesi; doğru ve isabetli karar vermesi tüm hayatının kalitesini ve mutluluğunu etkiler. Kişinin mutluluğunda

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI KAZANIMLARI İLE EŞLEŞEN ARA DİSİPLİN ALAN KAZANIMLARI TABLOSU

SOSYAL BİLGİLER DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI KAZANIMLARI İLE EŞLEŞEN ARA DİSİPLİN ALAN KAZANIMLARI TABLOSU İLKÖĞRETİM SOSYAL BİLGİLER DERSİ. SINIF PROGRAMI SINIF ÖĞRENME ALANI / ÜNİTE DERS KAZANIMLARI AFETTEN KORUNMA VE GÜVENLİ YAŞAM KAZANIMLARI İnsanlar, Yerler ve Çevreler: Yaşadığımız Yer Doğal afetler karşısında

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Almanca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not III Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Kişilik Gelişimi Kişilik Nedir? *Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici,

Detaylı

KUMKALE İLKOKULU/ORTAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ MART AYI KATALOĞU

KUMKALE İLKOKULU/ORTAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ MART AYI KATALOĞU KUMKALE İLKOKULU/ORTAOKULU 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ MART AYI KATALOĞU MART 2014 Değerler Eğitimi Mart Ayı Çalışma Planı I. HAFTA: (3-7 MART) Okul içinde güven ve özgüven değerlerini

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik Kavramı ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan'a kadar gider. Etik evrensel olarak kabul gören kurallardır. Etik; doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil

Detaylı

ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖĞRENCİ - VELİ - OKUL SÖZLEŞMESİ

ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖĞRENCİ - VELİ - OKUL SÖZLEŞMESİ ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖĞRENCİ - VELİ - OKUL SÖZLEŞMESİ Okul - veli işbirliği, öğrenci başarısını artıran önemli unsurlardan biridir. Veli katılımının öncelikli amacı, okulun eğitim - öğretim faaliyetlerini

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

REHBER ÖĞRETMEN (PSİKOLOJİK DANIŞMAN)

REHBER ÖĞRETMEN (PSİKOLOJİK DANIŞMAN) TANIM Çalıştığı eğitim kurum ya da kuruluşunda; öğrencilerin ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerini gerçekçi ve ayrıntılı olarak tanımalarına, kendilerine açık eğitim, meslek ve iş olanakları hakkında

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

T.C. KAYMAKAMLIĞI Özel. Anaokulu Müdürlüğü. Sayı : 999-604.01/ Tarih : 17/02/2014 Konu : Ocak Şubat Ayı Değerler Eğitimi Raporu

T.C. KAYMAKAMLIĞI Özel. Anaokulu Müdürlüğü. Sayı : 999-604.01/ Tarih : 17/02/2014 Konu : Ocak Şubat Ayı Değerler Eğitimi Raporu T.C. KAYMAKAMLIĞI Özel. Anaokulu Müdürlüğü Sayı : 999-604.01/ Tarih : 17/02/2014 Konu : Ocak Şubat Ayı Değerler Eğitimi Raporu İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ (Strateji Geliştirme Bölümü) İlgi yazınızla istenen,

Detaylı

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü NİSAN Ayın Konusu FARKLILIKLARLA YAŞAMAK İÇİNDEKİLER 1. FARKLILIKLARA SAYGI DUYMA 2. EMPATĠ

Detaylı

VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014

VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014 VERITAS FOCUS İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014 İş Yerinde Psikolojik Sağlık ve Etkin Çalışma Çalıştay Çalışanların çoğu kez fark edilmeyen psikolojik sorunları verimlilik ve iş tatmininin önündeki

Detaylı

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ A. DİL BİLEŞENLERİ VE DİL EDİNİMİ BİLGİSİ A.1. İngilizceyi sözlü ve yazılı iletişimde doğru ve uygun kullanarak model olabilme A.2. Dil edinimi kuramlarını, yaklaşımlarını ve stratejilerini bilme A.3.

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Staj BBA 491 Güz 0+0+0 NC 7

DERS BİLGİLERİ. Staj BBA 491 Güz 0+0+0 NC 7 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U+L Saat Kredi AKTS Staj BBA 491 Güz 0+0+0 NC 7 Ön Koşul Dersleri Üçüncü sınıf dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması.

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması. LÜLEBURGAZ REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ 2013/2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ANALARI REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YILLIK ÇERÇEVE PROGRAM TASLAĞI EYLÜL 23-27 EYLÜL 16-20 EYLÜL 9-13 EYLÜL

Detaylı

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA 1-PROJENİN ADI: HAYDİ HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ 2-PROJENİN ÖZETİ: 2013-2014 eğitim- öğretim yılında okulumuz da gerçekleştireceğimiz

Detaylı

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu İÇERİK Rehberlik Birimi Tanıtımı Gelişim Dönemleri ve Okula Uyum Süreçleri Öğrencilerimizin; Zihinsel, bedensel, sosyal ve

Detaylı

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir.

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir. Rehberlik Servisinin Ve Rehberliğin Tanıtılması Rehberlik Nedir? Rehberlik; eğitimde bir hizmet alanı olarak demokratik ortam içinde öğrencinin bedensel, zihinsel ve sosyal bütün kapasitelerini en ileri

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile

Detaylı

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM. Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM. Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen İki öğenin birbiri ile kurduğu bağlantıya veya etkileşime ilişki denir. Eğer bu tek taraflı ise ilgi olarak tanımlanır.

Detaylı

Eğitim anne dizinde başlar; her söylenen sözcük, çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır.

Eğitim anne dizinde başlar; her söylenen sözcük, çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır. Eğitim anne dizinde başlar; her söylenen sözcük, çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır. Ailenin önemli işlevlerinden biri de çocuğunu eğitme işlevidir. Her aile bu işlevini karşılamak zorundadır. Bu aynı

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların hangi yaş düzeyindeki çocuklara ve gençlere kazandırılacağı hakkında bilgi veren, çocuğun

Detaylı

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ İÇİNDEKİLER 1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ ÇOCUK PSİKOLOJİSİNDE GELİŞİM MODELLERİ... 3 ÖĞRENME TEORİSİ MODELİ... 4 BİLİŞSEL GELİŞİM MODELİ... 5 İNSAN GELİŞİMİNİ VE PSİKOLOJİSİNİ AÇIKLAYAN TEMEL KURAMLAR...

Detaylı

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM Jean Piaget ve Jerome Bruner Biliş ne demektir? Biliş; düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerine denir. Bilişsel gelişim neleri kapsar? Bireydeki akıl yürütme, düşünme, bellek ve dildeki

Detaylı

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır.

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır. K. K. T. C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM ORTAK HİZMETLER DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA ŞUBESİ 2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ MAN 218 1 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ MAN 218 1 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ MAN 218 1 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Almanca

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) Eylül, 2009 Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi, Ankara Uzm. Seda YILMAZ İNAL AÇEV Ankara Temsilcisi Ailenin Önemi Anne-babalar, ilk eğiticiler olarak çocukların

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Biraz düşünelim... Alışverişe gittiniz; her zaman akıllı ve anlayışlı olan oğlunuz istediği oyuncağı alamayacağınızı söylediğinizde

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETME ALMANCASI II MAN 104 2 3 + 0 2 2. Program Öğrenme Çıktıları 5, 12

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETME ALMANCASI II MAN 104 2 3 + 0 2 2. Program Öğrenme Çıktıları 5, 12 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETME ALMANCASI II MAN 104 2 3 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Almanca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Wilson Learning in yaptığı araştırma, Evet e Doğru Müzakere eğitiminin satış performansı üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere geliştirilmiştir.

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI FİNANSAL YÖNETİM MAN 328 6 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI FİNANSAL YÖNETİM MAN 328 6 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI FİNANSAL YÖNETİM MAN 328 6 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri İşletme Finansı Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI 1.Neden aile eğitimi Cevap: Ailelerin bilgi beceri yoksunluğunun, çocukların gelişmelerinin önünde büyük

Detaylı

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ Psikolojik bozukluklar nasıl iyileştirilir? Tedavi için uygun kişi kimdir? En mantıklı tedavi yaklaşımı hangisidir? Bir terapi biçimi diğerlerinden daha iyi midir? Herhangi

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Montessori Montessori Öğretmen Eğitimi. Başarılı Bir Ekol Başarılı İki Kurumun Çatısı Altında

Montessori Montessori Öğretmen Eğitimi. Başarılı Bir Ekol Başarılı İki Kurumun Çatısı Altında Montessori Montessori Öğretmen Eğitimi Başarılı Bir Ekol Başarılı İki Kurumun Çatısı Altında Hayatın en önemli dönemi üniversite çalışmaları değil, doğumdan altı yaşa kadar olan süredir. Çünkü bu, bir

Detaylı

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama

İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile. canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ile canlı uygulama İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı aracılığıyla Avustralya Hükümeti tarafından

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA DANIŞTAY BAŞKANLIĞI NA - YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR- DAVACI VEKİLİ DAVALI : Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği : Av Ayşegül Banker Etker Necatibey Cad. No: 19/20 Kızılay/ANKARA : Milli

Detaylı

T.C. Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Öğretmenlik Uygulaması ve Öğretmenlik Uygulaması-II Dersleri Kılavuzu. Şubat, 2015 İZMİR

T.C. Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Öğretmenlik Uygulaması ve Öğretmenlik Uygulaması-II Dersleri Kılavuzu. Şubat, 2015 İZMİR T.C. Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretmenlik Uygulaması ve Öğretmenlik Uygulaması-II Dersleri Kılavuzu Şubat, 2015 İZMİR T.C. Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretmenlik Uygulaması ve Öğretmenlik

Detaylı

Tematik Yaklaşımla Çocuklarda Sosyal Becerilerin Kazandırılması

Tematik Yaklaşımla Çocuklarda Sosyal Becerilerin Kazandırılması Tematik Yaklaşımla Çocuklarda Sosyal Becerilerin Kazandırılması Prof. Dr. Esra ÖMEROĞLU Arş. Gör. Osman BASĠT Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi A.B.D Tematik Yaklaşım Tematik

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Üretim ve Operasyon Yönetimi BBA 382 Bahar 3+0+0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Üretim ve Operasyon Yönetimi BBA 382 Bahar 3+0+0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U+L Saat Kredi AKTS Üretim ve Operasyon Yönetimi BBA 382 Bahar 3+0+0 3 5 Ön Koşul Dersleri MATH 169, BBA 282 Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans

Detaylı

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi İlke Beyanı: 3M çalışma ortamındaki herkes, kendisine saygıyla davranılmasını hak eder. Saygı göstermek, her bir kişiye eşsiz yetenekleri, geçmişi ve bakış

Detaylı

EĞİTİM İŞ ANNE BABALARIN ÖSS SINAVI SONRASI BEKLENTİ VE KAYGILARININ TESPİT EDİLMESİ ARAŞTIRMA NO:2 GENEL EĞİTİM SEKRETERLİĞİ 14.06.

EĞİTİM İŞ ANNE BABALARIN ÖSS SINAVI SONRASI BEKLENTİ VE KAYGILARININ TESPİT EDİLMESİ ARAŞTIRMA NO:2 GENEL EĞİTİM SEKRETERLİĞİ 14.06. 2009 EĞİTİM İŞ EĞİTİM VE BİLİM İŞGÖRENLERİ SENDİKASI ANNE BABALARIN ÖSS SINAVI SONRASI BEKLENTİ VE KAYGILARININ TESPİT EDİLMESİ ARAŞTIRMA NO:2 GENEL EĞİTİM SEKRETERLİĞİ 14.06.2009 ARAŞTIRMANIN AMACI Araştırmanın

Detaylı

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü Lisans Programı Yaz Stajı Yönergesi

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü Lisans Programı Yaz Stajı Yönergesi Ortadoğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü Lisans Programı 1. Lisans Stajının Amacı Lisans stajının temel amacı, lisans programında kazanılan bilgilerin alan tecrübesi ile desteklenmesi ve pekiştirilmesidir.

Detaylı

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak (örneğin öğretmencilik oyununda) hem de kalem tutma ve yazı yazma becerisinin gelişimine katkıda

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI OKUL DÖNEMİNDE ARKADAŞLIK VE AKRAN İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI OKUL DÖNEMİNDE ARKADAŞLIK VE AKRAN İLİŞKİLERİ k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI OKUL DÖNEMİNDE ARKADAŞLIK VE AKRAN İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 OKUL DÖNEMİNDE ARKADAŞLIK VE AKRAN İLİŞKİLERİ Her insan, yaşamını

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON Bireylerin günlük hayatlarının yaklaşık üçte birini geçirdikleri işyerleri, kişi için önemli bir ortamdır. İşyerlerinde

Detaylı

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ 2012 ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ Rehberlik, bireye kendini anlaması, çevredeki olanakları tanıması ve doğru

Detaylı

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER SAYI:3 1. SINIF III. PYP SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BÜLTENİ ANA FİKİR: Oyunlar duygu ve düşüncelerimizi keşfetme ve ifade etme yollarımızdan biridir. 1. Oyun çeşitleri 2. Oynarken hisset"klerimiz ve öğrendiklerimiz

Detaylı

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı:

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Programı: Sinema alanında bilgi sahibi, yüksek lisansını tamamlamış araştırmacıların sinema bilimine katkı sağlayacak, sinemayı sanatsal, estetik

Detaylı

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler İNGİLİZCE -İngilizce telaffuzun düzeltilmesi adına film ve dizilerin İngilizce alt yazılı olanları izlenilebilir -İngilizce sesli hikâyeler, dinlenerek takip edilebilir.

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

kavramının inşa edilmesi

kavramının inşa edilmesi B E N L İ K kavramının inşa edilmesi Ben kimim? Doç.Dr. Hacer HARLAK - Sosyal Psikoloji I sorular sorular - sorular Siz diğerlerinden farklı mısınız, yoksa benzer mi? Herkes için aynı kişi misiniz? (Eğer

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı