Yeni bir siyasallaflma dönemine girerken. Yeni bir siyasallaflma dönemine girerken. AKP nin kriz sinyalleri T. AKP nin kriz sinyalleri

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Yeni bir siyasallaflma dönemine girerken. Yeni bir siyasallaflma dönemine girerken. AKP nin kriz sinyalleri T. AKP nin kriz sinyalleri"

Transkript

1 sömürge kapitalizminin kriziyle ve AKP iktidarının yavaş yavaş inişe geçmeye başlamasıyla birlikte, şimdi CHP de sancılı ve uzun bir yeniden yapılanma sürecine girdi. Parti içi akımların, partinin kitle temelinin, sermaye temsilcilerinin ve görüldüğü kadarıyla popüler halk temennisinin mutabakatıyla kurultayda kuvvetli bir yenilenme isteği ortaya çıktı. Düzenin beklentileri açısından Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığında somutlanan bu mutabakatın önünde şimdi ciddi bir yenilenme şartı var: Neoliberal krizin yıkımından doğan emek eksenli tepkileri sisteme eklemleme ve gene bu süreçte ortaya çıkan neoliberal kimlik gerilimlerini yeni düzenle uyumlu hale getirme. Kısacası, uzun zamandır yeri doldurulamayan sol liberal partileşme boşluğu, düzenin ana akım sol partisiyle doldurulmak istenmektedir Elbette bunlar evdeki hesap. Çarşı hesabı, yani piyasaların, sokağın, kırk yıllık taşlaşmış parti yapısının, partinin geleneksel kitle temelinin, partinin halkla/işçi sınıfıyla ilişkilerinin ve yeni genel başkanın kişisel dönüşümünün barındırdığı gerilimlerin hesabı, işte onu süreç gösterecek. Ama sürecin bugün gösterdiklerine bakacak olursak: CHP'nin 33. Genel Kurul'u (22-23/05) yapıldı. Kemal Kılıçdaroğlu yaklaşık bütün delegelerin oyuyla partinin 7. genel başkanı seçildi. Kurultayda öyle bir hava esti ki, sanki epeydir eski rejimin "tutucu" mevzilerine sinmiş bir vaziyette bekleyen "sol değişim hareketi", Deniz Baykal'ın çekilmesiyle, atılım yaptı. Sanki AKP'nin "değişimcilik" noktasındaki hoyrat hegemonik üstünlüğü karşısında başı önünde ezik bir şekilde dolaşan sol, yıllardır beklediği fırsatı yakaladı: Sanki "artık rüzgâr tersine döndü!" Şimdi bütün tartışmalar, kurultay rüzgârının sahiciliğinin ve sürekliliğinin olup olmadığının etrafında dönmektedir. Bu bir yana, kesin olan bir şey var ki, o da kurultayın, iktidardan muhalefete, İslamcılardan sola, liberallerden ulusalcılara dek hemen bütün kesimleri etkilemiş olduğudur. Ayrıca halkın popüler ilgisini çekmiş olması ise başlı başına önemlidir. En karamsar olanlar, bunun şişirilmiş bir hava olduğu ve dağılacağı; en iyimser olanlarsa, bunun sol bir değişim dalgasının ve bu dalganın sonunda gelecek sol bir iktidarın habercisi olduğu görüşündedirler. Sahiciliği ve sürekliliği bir yana bırakılırsa, kurultayda esen sol rüzgâr, kuvvetini esasen CHP'nin hâlihazırdaki yenilenme dinamiklerinden almıyor. Zaten böyle bir hazırlık ve teşkilatlanma da yürütülmedi. Kurultayda esen sol rüzgâr, ürkiye yeni bir siyasallaşma dönemine girdi. Bugünden başlayarak genel seçime uzanan bir süreçte siyasetin yapısında ve öznelerinde köklü bazı değişimleri ortaya çıkaracak koşullar olgunlaşıyor. Neoliberal dönüşüme, çeşitli krizlerden geçerek yerleşik bir düzen niteliği kazandıran AKP iktidarının başarısı, aynı zamanda kendi sonunu da hazırlıyor. Eski rejimin asker-sivil bürokrasi seçkinlerinin alt edilmesiyle güçlenen AKP iktidarı, kendisi dâhil kimsenin dışında kalamayacağı yeni bir siyasallaşma sürecinin önünü açmış oldu. Kapanmakta olan döneme özgü siyasallaşma ve iktidar savaşımı öznelerinin kazanarak ya da kaybederek de olsa eski konumlarını yitirmeleri, AKP'nin ve onun ters simetrisinde mevzilenen CHP'nin yeniden yapılanmalarını zorunlu kılıyor. Koşullar nesnel olarak CHP'yi, AKP iktidarının yumuşak karnında tepkileri biriken işçi sınıfının/halkın düzenle bağlarının zayıfladığı kırılgan alanlara itmektedir. AKP ise tam anlamıyla bir sermaye partisi olmasının gereğini yaparak iktidarını derinleştirmenin ve emeğe yeni saldırı programlarının peşinde. CHP'de yenilenme mutabakat ; ama hangi eksende? Cumhuriyetin kurucu partisi CHP'nin siyasallaşma süreçleri, o zamandan beri iki ana akımın parti içi iktidar mücadelesinin sonuçlarına bağlı olarak biçimlendi: Asker-sivil bürokrasi seçkinlerinin devletçi, ulusalcı, statükocu çizgisi ve sosyal demokrat, halkçı çizgi. Kapitalizmin özellikle kriz ve yeniden yapılanma koşullarına bağlı olan bu iki çizgiden biri egemen parti çizgisi olarak öne çıktı. Neoliberal yeni Hep kerameti kendinde gören egemenler, halk n çal nm fl yarat c l ndan beslenerek ceplerini doldurmakta; halk n çal nm fl gücüne yaslanarak iktidarlar n desteklemekteydiler. Halk n çal nm fl güzelli iyle sanatsever; çal nm fl dayan flmac l yla yard msever oldular. De iflimcilikle böbürlenerek halk n s rt na çürümüfl diktatörlüklerini infla etmeleri, halk n özündeki özgürlük ve devrim dinamiklerinin tersine çevrilmesinden baflka bir fley de ildir. flte flimdi, AKP iktidar n n ve düzenin en k r lgan yerlerine vurarak kendisinden çal nm fl olanlar geri almaya bafllayan iflçi s n f, ezilenler ve yoksul halk n devrimci siyasetiyle hesaplaflma vakti geldi AKP nin kriz sinyalleri AKP nin kriz sinyalleri T Türkiye nin yeni siyasallaflma ekseninde: Türkiye nin yeni siyasallaflma ekseninde: lamcı kitlelerin, Kürtlerin ve Alevilerin bu düzenle yeniden bütünleştirilebilmesi için düzenin gereksindiği nesnel adımları attı. (Kürtlerin ve Alevilerin çelişkili siyasal süreçleri bu nesnel-sistemsel girişimin gerçekliğini değiştirmiyor.) 1. Kriz ve neoliberal yeniden yap lanma AKP iktidarının önemli bir başarısı da, İslamcı bir kadroyu iktidarın tepesine çıkarması oldu. Tarihin cilvesine bakın ki, cumhuriyet tarihinin çok sancılı dönüşüm süreçlerinden birine, yıllardır rejim karşıtı olarak gösterilen çok özel ve dinamik bir kadro önderlik etmektedir. Ağırlıkla İslamcı hareketten, eski bürokratik seçkinlerden, biraz da soldan ve liberallerden devşirilen bu yeni, genç, girişken kadro, cumhuriyetle yaşıt bir rejim sorunu olan İslamcılığın düzenle bütünleşmesini sağladığı gibi, krizle birlikte tıkanma noktasına gelen neoliberal atılımın gereksindiği taze kanı oluşturdu. Özal'ın (ANAP) neoliberal hamlelerinin halkta yarattığı tepkilerin bir toplumsal muhalefete dönüşmesi, Kürt sorununun rejimi kilitlemesi ve İslamcıların Refah Partisi'yle hükümet ortağı olması (Refahyol Hükümeti, 1997) neoliberal yeni sömürge kapitalizmini çok yönlü krizlere sürükledi. Düzenin, DSP, CHP, MHP gibi (özellikle Ecevit-Bahçeli ulusalcımilliyetçi-faşist ekseni) seçenekleri ülkeyi krizden çıkaracak politikalar geliştiremedikleri gibi, yolsuzluk ve çürümeyi derinleştirdiler. Krizin derinleşmesi, aynı zamanda yerleşik burjuva partilerinin temsil krizine girerek çözülmesini getirdi. İşte bu koşullarda, AKP, 28 Şubat'ın darbeleriyle iyice derinleşen siyasal İslam'ın krizinde bir yenilenme hareketi ("Yenilikçiler") olarak gelişti. Hareketi ve İslamcı kitleleri neoliberal kapitalizme uyarlayarak krizi aştı. Neoliberal sürece daha önce ANAP döneminde uyum sağlamış Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Köksal Toptan gibi isimleri de iktidarın çekiciliği sayesinde bünyesine kattı. İslamcıların militanlık potansiyelini hep canlı tutma taktiklerinin yanın- 120 S YASAL REJ M 120 S YASAL REJ M ürkiye'de siyasal mücadele, cumhuriyetin başından beri "rejim düşmanı" gibi gösterilen İslamcı hareketin, son yıllarda, kitlesel bir iktidar partisi olmasının koşullarını yarattı. '70'lerin sonlarında sokaklarda boy gösteren "bir İslamcı militan"ın, 2000'lerde adım adım karizmatik bir "devlet adamı"na dönüşmesine tanık olduk. Devlet adamlığı geleneğinin "seçkin temsilcileri"nin burun kıvırdığı Recep Tayyip Erdoğan, büyük kitleleri coşturan, uluslararası üne sahip bir önder kültüne dönüştü. Kişisel karizması partisinin önüne geçti. Yeri geldiğinde sokakta, yeri geldiğinde bürokraside hep devletin hizmetinde görev yapan İslamcı hareketin işbitirici (pragmatik) önderi Tayyip Erdoğan, miadı dolmuş "asker-sivil devlet seçkinleri"ne karşı bir halk kahramanı gibi şişiriliyor. Oysa bilinen kuvvetli bir kahramanlık öyküsü yok. Nasıl oluyor da, ezilenlerin siyasal rejimle bütünleştirildiği bütün kavşaklarda hep devletin hizmetinde olan İslamcı hareketin önderi AKP-Erdoğan, "eski devlet seçkinleri" karşısında halka bir kahraman gibi görünüyor? Daha önemlisi, nasıl oluyor da sömürge tipi faşizmi yeniden yapılandıran AKP iktidarı (İslamcı liberal siyasal rejim), "otoriter devlet ve rejim geleneğinde demokratik bir açılım" gibi görünüp aynı anda hem emperyalistlerin hem egemen sınıfların hem de ezilenlerin kitlesel desteğini alabiliyor? Bunu, zorba bir devletin halkta yarattığı bıkkınlığın, yine iktidarın olanakları kullanılarak etkin bir kitle desteğine dönüştürülmesiyle açıklamak, doğrusu çok kolay bir açıklama olurdu. Ezilenlerin ve dışlanmışların içinden sıyrılarak "vuruşa vuruşa" devletin tepesine dek tırmanmış bir "halk kahramanı"nın, her eylemi ve söyleminin, halkta mağdurlar adına seçkinlere atılmış bir intikam tokadı gibi yankılanması anlaşılır bir şeydir. Kaldı ki, iktidardayken bile hep "mağduru oynayarak" halkın desteğini kazanabilme taktikleri, görmezden gelinebilecek bir yetenek değildir. Bu gerekçeler, Erdoğan ın halka bir kahraman gibi görünmesinin bazı nedenlerini açıklasa da, onun asıl başarısını açıklamaz. Onun en büyük başarısı, 1990 ların sonlarında neoliberal yeni sömürge kapitalizminin derinleşen krizlerinin bir süreliğine de olsa aşılarak, neoliberal dönüşümün yerleşik bir düzen haline getirilmesidir. Kapitalist bir siyasal rejimin temel sorunu, yıkıma uğrattığı ezilenlerin tepkilerinin düzenle yeniden bütünleştirilmesidir. Baskı ya da rızayla, bastırarak ya da asimile ederek, aldatarak ya da satın alarak tepkilerin düzenle bütünleştirilmesi (eklemlenme), bunun için kullanılan yöntem ve araçlar o rejimin niteliğini ve sağlamlığını belirler. Bu anlamda, AKP iktidarının temsil ettiği İslamcı liberal rejim, neoliberal yeni sömürge kapitalizminin kendi çok yönlü krizinin içinden çıkardığı en sağlam rejim biçimidir. Çünkü, dar anlamıyla kendi iktidarını sağlama alma çabalarının ötesinde, kapitalist bir siyasal rejimin çözmesi gereken iki temel soruna net bir şekilde yanıt vermektedir. Birincisi, AKP iktidarı, neoliberal ilkeler çerçevesinde yürütülen dönüşüm sürecine önderlik ederek, sermaye sınıflarının genel ve ortak çıkarlarının kesintisiz korunduğu bir düzene yerleşiklik kazandırdı. İkincisi, özellikle krizin derinleştiği 2000'lerde sürekli ezilen ve dışlanan işçi kitlelerinin, yoksulların, İs- AKP nin ve Tayyip Erdo an n kiflili inde sömürge tipi faflizmin iktidar na yerleflen slamc liberal rejim, neoliberal dönüflüme yerleflik bir düzen kazand rd. Statükocu düflmanlar n kolayl kla altedip devrimci hareketin olmad koflullarda halk n politik muhalefetini denetim alt na alarak rejimin krizinden bir süreli ine de olsa baflar yla ç kan AKP, gelinen noktada kaç n lmaz olarak kendi krizini de büyütmektedir slamc liberal rejim slamc liberal rejim T Sömürge tipi faflizmin iktidar nda Veysel Dere ürk Silahlı Kuvvetleri (TSK) AKP'yle yaşadığı iktidar savaşımıyla anılır oldu. Muhtıralar, gizli görüşmeler, brifingler, görevdeki subaylardan, emekli komutanlara uzanan darbe iddialı polis operasyonları bu savaşın yansıdığı çatışmalar oldu. Ordu siyasetin bir aktörü olarak gündemden hiç düşmedi. Fakat tüm bu çatışma ve gerilimlerle eşzamanlı olarak TSK içinde de bir değişim yaşandı. AKP iktidarı döneminde ülkenin yaşadığı neoliberal dönüşümden TSK da nasibini aldı. Profesyonel orduya geçiş, tek tip askerlik, ordunun küçülmesi gibi kod larla tartışılan değişiklikler, TSK'nın neoliberal dönüşümünün adımlarını oluşturmaktadır. I. Bir emperyalizm projesi olarak TSK'n n dönüflümü Neoliberal dönüşüm egemenlerin güvenlik ve tehlike anlayışını da değiştirdi. Emperyalistlerin silahlı birliği NA- TO güvenliği tehdit eden yeni gelişmeleri tespit edebilmek için yeni bir stratejik plan yapmaya çalışıyor. Bu yeni arayış "Neoliberalizm için tehdit unsuru nedir?" sorusuna verilecek cevaplarla kendi güvenlik kavramını tanımlıyor. Yoksulluk yeni tehdit in odağını oluşturuyor. Güvenlik sorununun tanımı değişirken ülkelerin güvenliğini sağlamakla sorumlu olan kurumlar ve ordular da bu yeni güvenlik konseptine uygun bir biçimde yeniden yapılandırılıyor. Önceki dönemde devletlerarası çatışmalara, askeri saldırılara, nükleer saldırı ihtimaline karşı donatılan ordular, artık yeni çatışmalara göre de yapılandırılmaktadır. Yoksulların isyanı, enerji kaynakların sömürgeleştirilmesi, çevrelerinin tahribatıyla birlikte mülksüzleştirilen köylüler, güvencesiz işçilerin başkaldırıları bunlardan bazılarını oluşturmaktadır. Ayrıca ordular, su, gıda, enerji nedeniyle yaşanacak bölgesel gerilimlere müdahale edecek donanıma ve kabiliyete sahip olmak üzere de yeniden yapılandırılmaktadır. Türkiye nin güvenlik stratejilerini de belirleyen emperyalizmin silahlı gücü NATO'da 1991 de başlayan yeni strateji çalışmaları, bugün hazırlanmakta olan Yeni Stratejik Konsept belgesiyle sürmektedir. NATO kuvvetlerinin dönüşümü için 1999 da NATO Savunma Yetenekleri Girişimi kurulmuştur. Bu girişimin tarif ettiği ordu modeli şu vasıflara sahiptir: n Hareket kabiliyeti ve konuşlandırılabilirlik : İttifak sahası dışındaki alanlar da dâhil, kuvvetleri ihtiyaç olan yerlerde süratle konuşlandırabilme yeteneği; n İdame ettirme : ana üslerinden uzakta konuşlanan kuvvetlere ikmal ve bakım sağlamak ve uzun süreli operasyonlarda yeni birliklerin hazır olduklarını garanti etme yeteneği; n Etkili savaşma : yüksek yoğunluktan alçak yoğunluğa, her tür operasyonda düşmanla etkili şekilde savaşabilme yeteneği; n Yaşayabilirlik : mevcut ve gelecekteki tehditlere karşı kuvvetleri ve altyapıyı koruyabilme yeteneği; n Birbiriyle uyumlu iletişim : değişik ülkelerden gelen kuvvetlerin birlikte etkili şekilde çalışabilmelerine olanak sağlama Bu hedefler doğrultusunda 2002 yılında Prag da gerçekleşen NATO zirvesinde üye ülkeler, ordularının dönüşümü konusunda Prag Yetenekler Taahhüdü metni etrafında uzlaşmıştır yılında NATO'nun 21. yüzyılda yeni tehditlere karşı koyabilecek bir örgüte dönüştürülmesinin simgesi olarak nitelenen "NATO Mukabele Gücü" (NRF) kurulmuştur. İlk kurulduğunda 6 bin askerden oluşan NRF küçük ama etkili bir askeri birliktir ve NATO nun yaşadığı dönüşümün merkezi olarak tanımlanmaktadır. NRF, Riga 120 REJ M 120 REJ M TSK, neoliberal devletin silahl gücü olarak düzeni tehdit eden toplumsal hareketlere karfl koyacak flekilde yeniden yap land r lmaktad r. Orduya, emperyalizmin bölgesel gücü olarak, sömürgeci iflgallerde ve bölgenin sistemle bütünlefltirilmesi operasyonlar nda etkin görevler verilmektedir TSK'n n iktidar çat flmalar n n gölgesinde kalan dönüflümü TSK'n n iktidar çat flmalar n n gölgesinde kalan dönüflümü T Esen Özdemir Art k demir almak günü gelmiflse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. R ht mda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli 3 2 ürkiye yeni bir siyasallaşma dönemine giriyor. Bu hiçbir siyasal öznenin dışında kalamayacağı; ya yenilenerek sürece etkin müdahale edeceği ya da etkisiz kalarak çözüleceği köklü bir dönüşüm süreci olacak. Bu sürecin belirleyici politik öznesi, hiç kuşku yok ki, işçi sınıfı hareketidir. 1980'lerden 1990'ların sonlarına dek birinci kuşak neoliberal saldırı dalgası karşısında savunmacı hareketinin bastırılmasıyla uzun bir sessizliğe gömülen işçi sınıfı, güvencesizleştirmeden ve güvencesizlikten doğan işçi ve hak hareketleriyle sınıflar mücadelesinde "tehlikeli bir düşman" olarak yerini aldı. Güvencesizlik, işçi sınıfı hareketinin yeni bir siyasallaşma eksenini oluşturuyor. Ancak işçi sınıfı hareketinin bastırılmasıyla, onun ağır bedeller ödenmiş yenilgisinin üstüne basarak yerleşik bir düzen haline gelen neoliberal dönüşüm, güvencesizlerden yükselen yıkıcı tehditle yeni bir siyasallaşma sürecine girdi. Bu süreçte egemenler arası iktidar savaşımları ikinci plana düşerken, düzen derinleşen krizinden emeğe yönelik kapsamlı bir saldırı planıyla çıkmaya çalışıyor. İşçi sınıfının neoliberalizme karşı ilk savunmacı başkaldırısının eski rejimin bütün egemen güçlerinin görece ittifakıyla bastırılması, düzenin neoliberal ilkelerce dönüşümünün önünü actı. Sınıf hareketinin bastırıldığı bir ortamda daha ellerinin kanı kurumadan egmenler, yeni düzenin iktidarı için şiddetli bir çatışmaya tutuştular. Tarihin cilvesine bakın ki, 2010'u yarıladığımız bugünlerde, artık eski rejimin egemen kanadının da bazı tasfiye operasyonlarıyla direncinin kırıldığı bir dönüm noktasına gelindi. Eski rejimin egemen iktidar gücü olan asker-sivil bürokrasi seçkinlerinin direnci epey kırıldı. İktidar blokunun gerilerine itilerek, en azından belli bir süre, siyasal-toplumsal bir güç olarak belirleyici bir konumdan uzaklaştırıldı. Böylece egemenler arası iktidar savaşımını temel alan siyasallaşma ekseni bütünüyle önemini ve güncelliğini yitirmese de (zaman zaman yine gündemin ilk sıralarına tırmandırılsa da) artık eskisi kadar siyasallaştırma gücü kalmadı. Eski seçkinlerin direnci kırıldıktan sonra, onlardan devralınan miras, AKP iktidarı tarafından neoliberal donanımlarla pekiştirilerek sürdürülmektedir. AKP, İslamcı liberal bir rejim biçimiyle sömürge tipi faşizmin iktidarına yerleşti. İslamcı hareketten getirdiği teşkilatçılık yeteneklerini ve kendisiyle ilişkili sanayi, ticaret ve finans burjuvazisinin sınıfsal dinamizmini devletin geleneksel gericiliğiyle buluşturan AKP, ikinci büyük dönüşümün eşiğine geldi. Bu dönüşüm sürecinde ilk hamleyi merkez sağ ve geleneksel devlet yapısı üzerindeki hegemonyasını genişleterek yapmaktadır. İktidara tırmanırken "özgürlük", "değişim" ve "demokrasi" kavramları üzerinde hegemonya kuran AKP, şimdi en sıkıntılı olduğu konuda, yani "devlet"in sahiplenilmesi konusunda hegemonya girişimlerini artırmaya başladı. Sırada "cumhuriyet", "Atatürk" ve "TSK"nın sahiplenilmesi var. Bu kavram ve kurumlar üzerinde hegemonya kurmak, iktidarını borçlu olduğu çatışmanın doğası gereği öteki kavramlarda olduğu kadar kolay olmasa da, bunu bir zorunluluk olarak gerçekleştirmek durumunda. AKP hegemonyasını "klasik bir merkez sağ partiye" doğru genişletmek, eldeki kuşu ürkütmeden, orada birikmiş olan devlet deneyimini de iktidarına katmak zorunda. İslamcı entelektüellerin yeni bir devlet tanımı arayışları (Ali Bulaç, "Kerim devlet", Zaman, 24/04 ) bunun bir örneğini oluşturmaktadır. Yine Atatürk ve 1923 cumhuriyet döneminin ilk atılımının büyük tarihi vizyonu, bir muasır medeniyetleşme atılımı olarak bugün Avrupa Birliği üyeliğinden neoliberal hak ve özgürlüklere kadar AKP'yle ilişkili burjuvazi tarafından sahiplenilmektedir. (Aktaran Ergin Yıldızoğlu, "Kemalizm öldü, Yaşasın Kemalizm", Cumhuriyet, 12/05, Gökhan Bacık (Zaman yazarı)-dariush Zahedi, Foreign Affairs web sitesi) Yine AKP, toplumsal muhalefet eylemleri karşısında gösterdiği düşmanca tepkiyle İslamcı, piyasacı gericiliğine şimdi bir de tipik faşist, antikomünist gericiliği eklemiş oldu. Elbette bütün bunlar İslamcı hareketin ve devletin geleneksel yapısında belirleyici dinamikler olarak zaten vardı; ancak bunlar, AKP'nin son atılımlarıyla neoliberal çerçevede yeni bir senteze ulaştırılmaktadır. Böyle bir sentez sayesinde, bir zamanlar AKP'nin etkili bir ideolojik silahı olan "iktidardayken muhalif" görünmek ve bunun söylemiyle ezilenlerin desteğine kazanma siyasetinin yetmezlikleri de giderilecektir. Buradaki can alıcı sorun, neoliberal kapitalizminin krizi derinleştikçe, eski çatışmanın doğası gereği devlete (yargıya, TSK'ya) yeni görevler verme sürecindeki yetmezliklerin aşılmasıdır. Böylece yenenler yenilenlerin bütün devlet geleneğini kendi iktidarına katarak, artık birinci plana yükselen siyasallaşma ekseninde olgunlaşan uzlaşmaz çelişkilerle ve büyük kriz dalgalarıyla karşılaşmaya hazırlanabilirler. Eski rejimin bir eleştirisi ve aşılması olarak neoliberal kapitalizmin iktidarına gelen AKP, ömrünü tüketmiş statükocu düşmanlarını çok kolay alt etti ve devrimci hareketin olmadığı koşullarda halkın politik muhalefetini bir süreliğine de olsa denetim altına aldı. Ancak o büyük iktidar başarısının kaçınılmaz sonucu olarak her geçen gün büyüyen başka bir düşman yarattı. O düşman, güvencesizlik kılığında her gittiği yerde AKP iktidarını adım adım izleyerek huzurunu kaçıran devrimci işçi sınıfından başkası değildir. Güvencesizlikten doğan dinamiklerin, geleneksel hiçbir muhalefet kalıbına sığmayan hareket biçimleri, iktidar tarafından dinci-piyasacı gerici, antikomünist bir söylemle "tehlikeli sınıflar" olarak baş düşman ilan edilmelerine yol açtı. Güvencisizlikten doğan işçi ve hak hareketleri, henüz politikleşmiş bir sınıf hareketi olarak tarihsel sahnede yerini almamışken bile iktidarın artan tedirginliği, yürünmesi gereken yola ilişkin ipuçları vermektedir. Bu ipuçları, hak hareketlerinin, neoliberal programı kesintiye uğratabilme potansiyelinde görülmektedir. Yine bu ipuçları, hak hareketlerinin, iktidarın gündelik yürütme etkinliklerine karşı sıklaşan şaşırtıcı baskınlarında ve sendikal bürokrasiyi taraf olmaya zorlayan fiili müdahalelerinde görülmektedir. İşte egemenlerde uyanan tehdit hissinin pratik temeli budur. Ancak bu noktaya kolay gelinmedi. Türkiye işçi sınıfı ağır yenilgilerden geçip büyük bedeller ödeyerek güvencesizlik eksenli yeni siyasallaşma eksenini yakaladı. 1980'lerden 2000'lere neoliberal yeni sömürge kapitalizminin yerleşik bir düzene dönüşmesi, temelde egemenler arası iktidar çatışmalarından doğan yenilgi ya da zaferlere bağlı olarak gerçekleşmedi. İşçi sınıfının yüzlerce yıllık kazanımlarını temsil eden bi- Neoliberalizme karfl savunmac tepkilerinin yenilgisinden sonra uzun bir sessizli e gömülen s n f hareketi, üzerindeki ölü topra n at yor. Ad m ad m izleyerek, AKP iktidar n n huzurunu kaç ran güvencesiz iflçi hareketleri ve halk n hak mücadeleleri, devrimci öznenin güvencesizlik k l ndaki muhteflem dönüflünü haber veriyor Yeni bir siyasallaflma dönemine girerken Yeni bir siyasallaflma dönemine girerken T bürokrasi İstanbul sermayesi nin partisi olmaya adaydır. Daha önceden de belirttiğimiz gibi AKP, egemen sınıfların tamamının talep ettiği bir dönüşümü uygulamaya aday olabilen tek sermaye partisidir. AKP yi iktidara taşıyan sermaye uzlaşmasını zayıf kılan ise siyasi tekliğin üzerinde yükseldiği toplumsal temelin homojen olmayışı, çatışmalı doğasıdır. Yandafllar n yükselifli AKP, iktidarının birinci döneminde, hem TÜSİAD da bloklaşan geleneksel tekelci sermayenin hem de o güne kadar büyük oranda MÜSİAD çatısı altında toplanan İslamcı sermayenin desteğini alarak iktidara yürümüştür. Ancak zamanla hem TÜSİAD içerisindeki pozisyon alışlar değişmeye başlamış hem de İslamcı sermaye grupları arasında da farklılıklar, ayrışmalar baş göstermiştir yılında kurulan ve daha çok küçük ve orta boy işletmeleri bünyesinde barındıran MÜSİAD ın üye profilinin önemli bir bölümü, '80'li yıllarda ANAP döneminde kuruluşunu gerçekleştiren yeni firmalardan oluşmakta, bu profil Milli Görüş geleneğinin siyasi olarak üzerinde yükseldiği temel olmaktadır. Bu profilin hatırı sayılır kısmının, Konya, Kayseri, Denizli, Antep gibi yeni sanayileşen kentlerin organize sanayi bölgelerinde, ihracata yönelik emek-yoğun sektörlerde, güvencesiz çalıştırmaya dayalı orta ve büyük sermayedarlardan oluşması kendilerini Anadolu Kaplanı olarak nitelendirmelerine neden olmaktadır. 1 İslamcı sermaye grupları, büyükşehirlerde ise daha çok ticari sermaye olarak görülmektedir. Cemaatin büyüklüğüne bağlı olarak garantilenen müşteri kitlesi İslamcı ticari sermayenin en önemli avantajı olmuştur. MÜSİAD ın en hızlı büyüdüğü dönem büyükşehir belediyelerini Refah Partisi nin almasının ardından, İslamcı sermayenin büyüdüğü yıllara rastlar. Belediyelerce yürütülen kamusal hizmetlerin sermaye birikiminin konusu olmaya 120 SERMAYE 120 SERMAYE gemen sınıf fraksiyonları arasında ciddi bir çatışma olduğu yeni bir tespit değil. Bu durum sıcaklaşan siyasi çatışmalar ile egemen sınıf fraksiyonları arasındaki çatışmalar arasındaki bağlantı noktalarını kurmayı gerekli kılıyor. AKP iktidarı kriz koşullarında bir sermaye uzlaşması olarak gündeme geldi krizi sonrasında neoliberal kapitalizmin toplumsal hegemonyasını sağlayabilecek tek seçenek olarak öne çıkan AKP nin, toplumsal temelinin omurgasını, yükselen yeni sermaye sınıfının muhafazakâr kesimleri oluşturmaktaydı. Diğer taraftan AKP, geleneksel tekelci sermaye de dâhil tüm sermaye kesimlerinin talep ettiği bir dönüşümü yürütmeye aday olabildiği ölçüde zoraki bir uzlaşmanın merkezinde yer aldı. Ancak bu uzlaşma içsel kriz dinamiklerini bünyesinde taşıyan bir uzlaşma oldu. AKP nin ilk iktidar döneminde sağladığı geniş tabanlı sermaye uzlaşması, içindeki potansiyel kriz dinamiklerini öteleyebilmekte, krizi yönetme yeteneğini gösterebilmekteydi. Ancak sermaye birikim koşulları zorlaştıkça ve AKP nin omurgasını oluşturan sermaye, geleneksel sermayenin alanına girdikçe egemen sınıfların iktidar mücadelesi kızışmaya, krizi yönetmek de giderek zorlaşmaya başladı. Sermaye içi mücadelenin taraflar Çatışmanın taraflarını tanımlayabilmek açısından öncelikle tespit edilmesi gereken konu, sermaye içi mücadele ve bunun siyasi karşılıkları açısından kristalize olmuş, netleşmiş, bloklaşmış, homojen iki taraf olmadığıdır. Sermaye içi mücadele açısından, sıkça yapıldığı üzere, İstanbul sermayesi ve Anadolu kaplanları şeklinde bloklaştırarak basitleştirilemeyecek kadar karmaşık çıkar çatışmaları ve çıkar birlikleri mevcuttur. Anadolu kaplanları da, İstanbul sermayesi de bu ifadeleri aşan heterojenliktedir ve iç içe geçmiş ilişkiler ağına sahiptir. Bu nedenle ne AKP tek başına Anadolu Kaplanları nın partisidir, ne de asker-sivil ANAP döneminin ard ndan geleneksel tekelci sermaye öncülü ünde kurulan sermaye gruplar aras ittifak bozulmufl ve bir koalisyon hükümetleri dönemi yaflanm flt. AKP iktidar yla birlikte, slamc sermayenin daha belirleyici oldu u bir ittifak do du. AKP nin ikinci iktidar dönemi ise sermaye içi mücadelenin öne ç kt bir dönem olarak yaflan yor E Azer Ulafl Oligarflide yükselen s n flar fliddetlenen çat flma Oligarflide yükselen s n flar fliddetlenen çat flma Bir dönüflümün öyküsü olarak Tekel direnifli Bir dönüflümün öyküsü olarak Tekel direnifli nişe son yılların en yaygın kitlesel desteğini verenler, Tekel işçilerinin aynı zamanda kendi hikâyelerini de anlattığının bilincindeydiler. Ama AKP iktidarı, direnişe omuz verenlerden daha çevik bir şekilde durumun farkına vardı. Yaklaşan tehlikeyi bir toplumsal muhalefet hareketine dönüşmeden, pervasızca saldırarak ve psikolojik harekat yöntemleri kullanarak kuşattı. Abdi İpekçi Parkı'nda işçilere pervasız polis saldırısının ardından sıkışan AKP'nin, toparlanarak, saldırıyı çok boyutlu bir kuşatma operasyonuna dönüştürmesi karşısında işçilerin direnişi, halkın, özellikle AKP ye karşı toplumsal muhalefetin desteğini artıran dönüm noktasıdır. İktidarın saldırısı, uzun bir kuluçka döneminin ardından ürkek adımlarla yolunu arayan Tekel işçilerini ateşleyerek, kararlı bir direnişe yöneltti. Ülkeyi gerilimlere sürükleyen onca "yüksek politika gündemini" yararak Ankara'nın merkezinde iktidara meydan okuyan Tekel işçileri, AKP'nin mağduriyet silahını tersine çevirip onun emek düşmanı saldırgan yüzünü gösterdi. AKP den canı yanan kitleler ve toplumsal muhalefet örgütleri, saldırıya uğrayan Tekel işçilerini desteklediler. Ancak bu anlamlı destekler, neoliberalizme karşı işçi sınıfı siyaseti, bir toplumsal muhalefet hareketi düzeyine sıçratılamadı. Direnişi ve bunu istismar eden desteği, şahsına ve partisine karşı ideolojik bir harekât olarak değerlendiren Başbakan Erdoğan, bu yüzeysel AKP karşıtlığını, her zamanki gibi toplumu kamplaştırmak için kullanmaya çalıştı. AKP karşıtlığının sınıfsal politik özünü çarpıtarak antikomünist, İslamcı-gerici ve liberal bir kuşatmayla yeni bir kutuplaşma ekseninde direnişçileri yalnızlaştırmaya çalıştı. Bunun için başlıca üç yöntem kullandı. Birincisi, bildik, "masum işçi eylemine, sol, terörist, komünist, muhalif sızmalar" söylemine bu sefer de başvuruldu. Amaç, direnişçileri bölüp çevrelerindeki desteği kopararak, AKP lehinde gerici-faşist bir saflaşmanın ideolojik meşruluğunu oluşturmaktı. İkincisi, AKP il örgütlerinden cemaatlere, İslamcı medyadan büyük oranda emek yoğun (ucuz, güvencesiz) işçi çalıştıran İslamcı sermayeye, işçi ailelerinden çeşitli vakıf ve derneklere geniş kesimler seferber edildi. Kuşatma ülke çapına yaygınlaştırıldı. Kuşatmanın sol gösterip sağ vuran üçüncü öğesi, direnişin yüzeysel AKP karşıtlığını yüceltip ardındaki sınıf politikasını gizleyen sermaye medyasından parlamenter muhalefete herkesi kapsadı. Bunlar, "sosyal patlama tehlikesinin" canlı kanlı habercisi olarak Tekel direnişini iktidar çatışmalarının malzemesi yaparken, en korktukları şey, neoliberal dönüşümü tökezleten -sermaye iktidarını kesintiye uğratan- süreçlerin önünün açılmasıydı. İşte direnişin tam bu noktadan ilerletilmesi; AKP karşıtlığının işçi sınıfı siyaseti olarak politikleştirilmesi, yaygın-popüler fiç HAREKET ekel işçilerinin 78 gün süren Ankara direnişi, 2 Mart'ta sona erdi yaz aylarına uzanan hazırlık dönemini ve marttan bugüne süren artçı eylemleri de sayarsak, uzun ve öğretici bir süreç oldu. Direniş hakkında çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Söylenen olumlu şeylerin tümünü sonuna dek hak etti. Türkiye işçi sınıfı tarihinde Tekel gibi özgün etkileriyle anılan, çığır açan, eşik atlayan pek az eylem vardır. Kavel, Haziran, Yeni Çeltek, Tariş, Zonguldak ilk akla gelenlerdendir. Tekel direnişi, daha tarih olmadan, işçi sınıfı hareketinde bir "tarihsel dönüm noktası" diye anılmaya başlandı. Tekel direnişi bir dönüşümün öyküsüdür. Tekgıda-İş'te (Türk-İş) örgütlü Tekel işçileri, 78 günde, taşlaşmış bir geleneksel devletçi sendikal kabuğu çatlatıp, kendi sınırlı ufuklarından hak mücadelelerinin ve yeni işçi hareketlerinin geniş âlemlerine açıldılar. Dönüştüler. Dönüştükçe, uzun zamandır hasret kalınan "kazanma umudunu" yeniden ateşlediler. Dönüşümü "küçük" kazanımlarla pekiştirdiler. Özlük haklarını koruma çabaları işçilerin hak mücadelesine dönüştü. Sektörel bir işçi eylemi, hak mücadelesine dönüştükçe, halkın çoktandır unutulmaya yüz tutmuş "dayanışma eğilimlerini" canlandırdı. AKP iktidarının Tekel işçilerine dayattığı ucuz ve güvencesiz çalışma statüsü olan "4C", neoliberal dönüşümün getirdiği güvencesiz yaşamın ortak simgesi haline geldi. Halkın ortak sorunlarının ve çıkarlarının da sesi haline gelen Tekel direnişçileri, halkın saygısını ve güvenini kazandılar. Bu noktada, örneğin taşeron çalışma gibi güvencesizlikten değil, güvencesizleştirilmeye karşı tepkiden doğan Tekel direnişi, kendisiyle aynı neoliberal saldırıya uğrayanlar üzerinde yarattığı sarsıcı nesnel etkiyle önemlidir. Sektörel bir işçi eyleminin, hak mücadelesiyle, içerik olarak genişleyip toplumsal olarak yaygınlaşması, eylemin politikleşme ve işçi sınıfının özneleşme gücüne güven tazeledi. Hak mağdurunu etkin bir direnişçiye dönüştüren bu süreç, epeydir kendisinden umut kesilen devrimci öznenin yeni bir işçi hareketi olarak çok yakındaki dönüşünü haber vermektedir. Dayanışma eğilimlerinin bu denli yaygınlığı, toplumsal muhalefetin yeni politikleşme eksenini göstermektedir. Halkın parçalanmış gücünü birleştiren güvencesizliğe karşı mücadele, toplumsal muhalefetin sürükleyici politik halkalarından biri haline gelmektedir. İşçi sınıfını, yoksulları ve öteki ezilen halk kesimlerini ortak bir çatışma ekseninde politikleştiren Tekel çadırı, kısa zamanda AKP iktidarına karşı ortak bir muhalefet çadırına dönüştü. Tekel direniş çadırı, meşruluğunu esas olarak, sınırlı bir "AKP karşıtlığı"ndan ya da haksızlığa uğrayanların "iktidardan hak ve adalet talebi"nden almamaktadır. Haklarını kesinlikle pazarlık konusu yapmayan direnişçilerin, "Ölmek var, dönmek yok!" ve "Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak istiyoruz!" sloganlarıyla dile getirdikleri talepler, meşruluğunu, AKP iktidarına ve neoliberal politikalara karşı toplumsal muhalefeti ortaklaştırma gücünden ve halkın desteğinden almaktedır. "Anlat lan senin hikâyendir!" "Ancak eğer Alman okur, İngiliz sanayi ve tarım işçilerinin durumuna omuz silker ya da iyimser bir biçimde Almanya'da işlerin bu kadar kötü olmadığı düşüncesiyle kendini avutursa, ona açıkça şunu söylemeliyim: 'De te fabula narratur!'" ("Anlatılan, senin hikâyendir!") Marks Kapital'in Almanca birinci baskıya önsözünde Alman işçi sınıfına böyle seslenir Dire- AKP nin ve neoliberalizmin dayatt güvencesizli e karfl kurulan direnifl çad rlar, toplumsal muhalefetin sürükleyici halkas ve iflçi s n f n n, yoksullar n ve ezilen halklar n ortak sesi oldu. Meflrulu unu, AKP iktidar na ve neoliberal politikalara karfl toplumsal muhalefeti ortaklaflt rma gücünden ve halk n deste inden ald Celal K raç 78 günde devri âlem 78 günde devri âlem T üvencesizliğe karşı yükselen hareketler, sınıf mücadelesinin yeni bir dönemini haber veriyor. Bu yeni dönemde, işçi hareketinde olduğu gibi hak mücadelelerinde de kadın militanlığının dikkat çekici biçimde öne çıktığı görülüyor. Tekel direnişiyle Sakarya Meydanı, sınıf hareketindeki bu yenilenmenin habercisi olarak kadın militanlığının öne çıkmasına tanık oluyor. İşte bu nedenle, Tekel direnişindeki işçi kadınların deneyimlerinin ışığını süzmek, hak mücadelelerinde yeni yeni beliren kadın militanlığına ilişkin yol gösterici ipuçları sunabilir. 1. S n f hareketinin yeniden oluflum sürecinde temel bir dinamik olarak kad n ve kad n militanl n n ortaya ç k fl Dünyada ve ülkemizde işçi sınıfı hareketi tarihsel olarak yeniden oluşuyor, yeniden politikleşiyor. Kadınlar bu yeniden oluşum ve yeniden politikleşme sürecinde temel bir dinamik olarak yer almaya başladı. Ülkemizdeki işçi sınıfı hareketinin yeniden oluşum sürecinde, güvencesizleştirmeye karşı mücadele öne çıkıyor. Tekel işçilerinin direnişi bu gelişim seyrinin en belirgin örneğini oluşturdu. Kadınlar, güvencesizliğe karşı hak mücadeleleri ekseninde gelişen sınıf mücadelesinin bu yeni biçim ve niteliğine kolayca uyum sağlıyorlar. Bu sayede mücadelede etkin rol alıyorlar. Çünkü kadınlar, güvencesizliğin yaygınlaştığı temel alanların başlıca toplumsal aktörleridir. Kadın katılımının geniş bir yer tuttuğu Tekel direnişinde kadınlar, sayıları kadar dinamik etkileriyle de kendilerini gösterdiler. Bunun yanında, eylemlerde sürekli ön sıralarda yürüyen kadınlar, sendikanın geri tutumları karşısında her zaman yüreklendirici ve ateşleyici oldular. Direnişin sürekli kılınmasında, kadının cinsel-toplumsal olarak ezilmişliğine de meydan okuyarak mücadeleye katılması, onu mücadele içinde hızla politikleştirirken, bir yandan da yaşam içindeki eşitsizlik ilişkilerini sorgular hale gelmesinde etkili oldu. Neoliberalizmin temel stratejilerinden ikisi olan güvencesizlik ve kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması süreçleri, en çok kadınları etkilemektedir. Çünkü güvencesizliğin yaygınlaştığı alanlar çoğunlukla kadın emeğinin yoğun olarak kullanıldığı alanlardır. Bunlar hizmet sektörü (özellikle özelleştirilen kamusal hizmet sektörü), tekstil, gıda, metal, elektronik gibi yeni sömürgelere kaydırılan ucuz ve yoğun emeğe dayalı geleneksel işkollarıdır. Bunun yanı sıra temel kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması da kadın emeğine dayalı yeniden üretim alanına yönelmektedir. Kadınlar bu iki saldırının hedefinde bulunan toplumsal aktörler olarak, işçi sınıfı hareketinin bu yeni tarihsel döneminde önemli bir role sahip hale geldiler. Güvencesiz çalıştırmanın yaygınlaştığı hizmet alanları, ağırlıkla kadın emeğinin özgül niteliğini istihdam eden alanlardır. Kadınların zaten cinsiyete dayalı toplumsal iş bölümü nedeniyle yapmakta ustalaştığı ev işlerinin bir benzeri olduğu iddia edilen hizmet ve üretim alanlarında çoğunlukla kadın emeği kullanıyor. Bu gibi işlerin "kadın işleri"ne benzerliği, kadın emeğinin topyekûn değersizleştirilmesiyle paralel biçimde ve işin niteliğinden bağımsız olarak 'ucuz-güvencesiz' emek kullanımına zemin hazırlıyor. Elbette bu 'ucuz-güvencesiz' emek kadınınki oluyor. Güvencesizliğe karşı gelişen tepkilerde kadınları en önde 120 fiç HAREKET fiç HAREKET Kad n iflçiler Kad n iflçiler Tekel direnifli, kad n militanl n n s n f hareketinin yeniden oluflum sürecinde temel bir dinamik olarak ortaya ç kt n gösterdi. Tekel kad n iflçilerinin özgün deneyimleri, ezilenlerin mücadelesinde yeniden sahneye ç kan kad n n toplumsal özne olarak konumunun nas l sürekli hale getirilece ine dair ipuçlar veriyor G Tekel direniflinin ilk k v lc m n çakan Abdi pekçi deki sald r n n ard ndan Türk- fl Genel Merkezi önünde toplanmaya bafllayan iflçiler aras nda kad nlar vard. O gün kad nlar n gözlerinden okunan kararl l k, sendikal bürokrasinin çürümüfllü ünü aflacakt Elif Y ld z Tekel direniflinin sürükleyici gücü Tekel direniflinin sürükleyici gücü oplumsal hareket sendikacılığı (THS) kavramı ilk kez, ilerici akademisyenler tarafından 1980 lerde Brezilya, Güney Afrika, Güney Kore ve Filipinler de ortaya çıkan militan, hareketli sanayi sendikalarını anlamak için geliştirildi. Yeni sendikal stratejiler THS olarak adlandırmaya başlanırken, bu akademisyenler yüzlerini bu örgütlenmeleri incelemeyi sağlayacak kavramsal bir çerçeve geliştirmek üzere, toplumsal hareket kuramına çevirdiler. Önemli sorunlarla karşı karşıya kalan Kuzey deki sendikaların da Güney deki yeniliklerden birşeyler öğrenebileceğini savundular. Güney in THS deneyimi, bu deneyimin gidişatı ve yarattığı kuramsal sonuçlar daha kapsamlı biçimde çözümlenmelidir. Bu durumun en önemli nedeniyse, bu hareketlerin de kendilerini yaratan politik, ekonomik ve işyeri koşullarının değişmesiyle birlikte yeni zorluklar; hatta bir kriz yaşıyor olmalarıdır. 120 fiç HAREKET fiç HAREKET Tekel iflçilerinin direnifliyle yeniden gündeme gelen, emek hareketinin krizi, iflçi s n f n n yenilenme dinamikleri ve hak hareketlerine iliflkin tart flmalara küçük bir katk olmas amac yla toplumsal hareket sendikac l üzerine haz rlanm fl bir çeviri yaz s n sunuyoruz Güney Afrika örne i Güney Afrika örne i Toplumsal hareket sendikac l kavram, Türkiye de ilk kez 1990 l y llar n ortalar nda yayg nlaflan sendikal kriz ba lam nda, S n f Hareketinde Yön dergisi sayfalar nda gündeme geldi. * S n f mücadelesinin ve iflçi s n f hareketinin yaflad politik-örgütsel kriz, faflist devlet fliddeti ve sermayenin maddi üretim koflullar na yönelik sistemli müdahaleleri taraf ndan tek tarafl biçimde belirleniyor gibi göründü ü koflullarda, THS, kapitalist sald rganl a karfl yükselen ilk militan iflçi tepkileri dalgas n n örgütsel ifadesi oldu. Ba ml kapitalist ülkelerde gerek bafll bafl na birer sendikal model (Brezilya, Güney Kore, Güney Afrika), gerekse iflçi s n f n n gerçek bir e ilimi (1991 Zonguldak kenti direnifli) olarak ortaya ç kan toplumsallaflm fl iflçi hareketi örnekleri, henüz elvada proletarya sözünün hakim say ld bir dönemde, iflçi s n f n n dünya çap ndaki yeniden do uflunun ilk iflaretlerini verdiler. THS, 1990 l y llar n ikinci yar s ve 2000 lerde Türkiye de giderek daha yayg n biçimde tan nan ve sa -sol yorumlara konu olan bir kavrama dönüflürken, yukar da say lan klasik THS örneklerinin ana mücadele konusu olmayan bir sorun da, dünya iflçi s n f n n bafll ca gündemine dönüfltü: yayg n mülksüzlefltirme ve güvencesiz çal flt rma. Öte yandan toplumsal hareket sendikac l n n, merkez ülkelerin statükocu sendikal modelinin tarihsel-pratik bir elefltirisi olan klasik örnekleri, 2000 li y llarda yayg nlaflan güvencesizleflme sald r s na karfl mücadelede ve dolay s yla iflçi s n f hareketinin tarihsel krizini aflmada baflar s z oldular. THS modellefltirmesine temel oluflturan Brezilya, Güney Kore gibi örneklerde, bir dönemin militan sendikalar, yeni ortaya ç kan güvencesiz iflçiler hareketlerini kucaklamakta önemli eksiklikler sergilediler ve yeni statükocu yap lara dönüfltüler. Bir baflka deyiflle, belirli bir tarihsel döneme (1980 lere) özgü THS örnekleri de, ortaya ç kan yeni güvencesiz iflçi hareketleri ve neoliberal sald r ma durlar n n radikal do rudan eylem hareketleri taraf ndan tarihsel-pratik bir elefltiriye tabi tutuldular li y llar n neoliberalizme karfl geliflen toplumsal hareketleriyle yeni iflçi hareketlerinin birli inden do an halk hareketleri, klasik toplumsal hareket sendikac l kab na art k s mamaya bafllad lar. Ba ml kapitalist ülkelerde 1980 li y llar n özgün koflullar alt nda oluflan politik halk muhalefetinin flemsiye kavramlar ndan birisi olarak gündeme gelen klasik toplumsal hareket sendikac l n n bilinen örnekleri krize girerken, iflçi s n f n n oldukça farkl maddi, toplumsal ve politik koflullarda ortaya ç kan hak mücadeleleri, klasik THS kavram n aflan yeni politik kavramlaflt rmalara ihtiyaç duyuyor. Güney Afrika örne ine dair tart flmalar dönüflümün önemli yönlerine dikkat çekerken, bir yandan da THS modellefltirmesinde neyin biçim, neyin öz oldu unu anlamam z n ipuçlar n sunuyor. flçi s n f hareketi ise, 1905 Rus devriminden bu yana bize ayn ipucunu gösteriyor: Kitle grevleri ve kitle mücadelesi baflar l olacaksa, gerçek bir halk hareketine dönüflmeli, yani proletaryan n en genifl kesimlerini kavgaya çekebilmelidir. (Rosa Lüksemburg, Kitle Grevi ) * Bak. Sendikal Krize Güneyin Yan t : Toplumsal Hareket Sendikac l, SHY, fiubat 1995, S. 1; THS den halk n haklar hareketine T Karl von Holdt * Toplumsal hareket sendikac l : Toplumsal hareket sendikac l : (bağlı sermaye grubu Tuskon un ve eğitim kurumlarının 1) uluslararası faaliyetleri hükümet desteğiyle yaklaşık 120 ülkeye ulaşmıştır. Bunlara paralel olarak İHH (Ulusalararası İnsani Yardım) gibi yardım/misyonerlik faaliyetleri örgütlenmektedir. Son dönemde de ABD de, yeni vakıf oluşumları ile desteklenen lobi faaliyetleri geliştirilmektedir. Bu uluslararası faaliyetlerin bir tür emperyalizm olarak tanımlanmasının bir dizi dayanağı vardır: Tekelci sermayenin belli bir gelişim kaydetmesiyle, Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri haline gelmiş, sermaye ihraç etmeye başlamış ve G20 ülkeleri arasına alınmıştır. Türkiye ordusunun katıldığı uluslararası askeri operasyonların sayısı giderek artmakta ve bu operasyonlarda daha ileri roller alınmaktadır. Türkiye dışişleri diplomasisi, bölgesel politikaların şekillenmesinde etkin bir rol edinme arayışındadır ve zaman zaman emperyalist güçlerle ya da geleneksel müttefikleriyle de ihtilafa düşerek, çok yönlü bir dış politika iddiasını ortaya koymaktadır. Emperyalist kapitalist sistemin, ülkelerin siyasal sınıflandırılması açısından bir değişim yaşadığı nesnel bir gerçekliktir. Üstelik dünyanın politik haritasında reel sosyalizmin çözülmesiyle yaşanan değişime, küreselleşme yle birlikte sermayenin hareket biçiminde yaşanan köklü bir değişim de eşlik etmiştir. Türkiye de bu değişimin dışında değildir. Bir dönem SSCB sınırında emperyalist kapitalist sistemin ön cephe ülkesi olarak konumlanan Türkiye, reel sosyalizmin yıkılmasının ardından emperyalizmle bütünleşmemiş 120 EMPERYAL ZM 120 EMPERYAL ZM ürkiye nin bugünkü uluslararası konumu tanımlanırken, gerek egemenler içinde gerekse liberal ve ulusalcı eğilimlerin etkisi altındaki sol çevrelerde çoğu zaman adı konmadan kabul edilen bir saptama var: alt-emperyalizm. Türkiye egemenleri, Soğuk Savaş sonrası yeni-sömürgeciliğin hedefindeki bölgelerde ekonomik, askeri ve politik faaliyetlerini giderek tırmandırma eğilimine girmiştir. Kafkaslar, Orta Asya, Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika artık Türkiye sermayesinin, diplomasisinin ve ordusunun faaliyet alanındadır. Özellikle AKP iktidarıyla birlikte Türkiye nin yükselen bir bölgesel güç olduğu ya da olabileceği; yayılmacı bir politikaya yöneldiği, emperyalist hiyerarşide ara bir konum elde ettiği öne sürülmektedir. Özal (ve müteakiben Demirel-Çiller) döneminde Musul- Kerkük hayallerini canlandırarak; Kafkasya da, Orta Asya da darbeler tezgahlamaya çalışarak; çevre ülkelerde müteahhitlik yatırımlarına girişerek ilk girişimlerini sergileyen bu siyaset, AKP döneminde belli bir olgunluğa erişmiştir. Kafkasya, Ortadoğu ve Afganistan-Pakistan daki ihtilafların emperyalist sistemle uzlaşmaya dayalı bir çözümü için diplomasi faaliyetlerine hız verilmiştir. TSK nın katıldığı uluslararası operasyonlara Lübnan, Aden Körfezi (Somali), Afganistan-Pakistan da eklenmiştir. Türkiye sermayesinin Ortadoğu, Orta Asya, Afrika ve Doğu Avrupa daki faaliyetleri tırmanışa geçmiştir. Fethullah Gülen cemaatinin Türkiye art k dünyan n en büyük 17. ekonomisi, sermaye ihraç ediyor, dört bir yana asker gönderiyor, emperyalistlere ve geleneksel müttefiklere karfl diklenmiyor ama dik duruyor, çok yönlü bir d fl politikaya yöneliyor... Yoksa y llar n yeni sömürgesi birden emperyalist bir güce mi dönüflüverdi! Türkiye bölgesel bir emperyalist güç mü? Türkiye bölgesel bir emperyalist güç mü? Alt-emperyalizm kavram ilk olarak Ba ml l k Okulu teorisyenlerinden Ruy Mauro Marini taraf ndan Brezilya n n 1970 lerde aç a ç kan yeni uluslararas rolünü tan mlamak için kullan l r. Marini, Brezilya n n yüzlerce y ll k sömürge geçmiflinin ard ndan, emperyalizme ba ml bir endüstriyel geliflme ile yeni bir ekonomik yap ya kavufltu una dikkat çeker. Brezilya n n Latin Amerika ve Afrika daki yay lmac politikas, yeni pazarlar araman n ötesinde, hammadde kaynaklar üzerinde kontrol kazanma yönünde bir giriflime denk düflmüyor mu? Dahas, Arjantin gibi potansiyel rakiplerin bu kaynaklara eriflimini engellemeye denk düflmüyor mu? Brezilya, yabanc ülkelere olan kamu borçlar sürekli büyürken esas olarak devlet kanal yla ama ayn zamanda çeflitli ülkelerde kaynaklar sömürmek için faaliyet yürüten finans gruplar yla iliflkili sermaye kanal yla sermaye ihraç etmektedir. Bu sermaye ihrac, Brezilya gibi ba ml bir ülkenin yapabilecekleri ba lam nda çok özel bir sermaye ihrac olarak göze batm yor mu? 1968 i izleyen y llarda mali sermayenin ola and fl gelifliminin yan s ra, son y llarda Brezilya da aç a ç kan h zland r lm fl tekelleflme sürecini ak lda tutmak da iyi olur. Marini, Brezilya y emperyalistler ile sömürgeler aras nda bir konuma yerlefltiren bu süreci de altemperyalizmin aç a ç k fl n n en iyi örne i olarak tan mlar. Emperyalist-kapitalist sistemin li y llar n ard ndan yaflad de iflimin, özellikle de reel sosyalizmin y k lmas n n ard ndan, devletlerin uluslararas konumlar n tan mlayacak yeni bir s n fland rma ihtiyac n ortaya koymas ve böylesi bir s n fland rman n henüz oluflturulamam fl olmas alt-emperyalizm kavram n n giderek daha yayg n biçimde kullan lmas n da beraberinde getirir. Kavram Ba ml l k Okulu nun takipçilerinden Troçkistlere kadar pek çok çevre taraf ndan farkl ba lamlarda kullan lmakta; Kanada ve Avustralya dan Çin ve Rusya ya, Hindistan ve Brezilya dan Güney Afrika ve Türkiye ye pek çok ülke alt-emperyalist olarak adland r labilmektedir. Alt-emperyalizm kimi zaman Ba ml l k Okulu nun yar çevre kategorisini, kimi zaman emperyalist kapitalist sistemin baflat güçlerine göre geç kapitalistleflmifl ama sonradan onlar kadar olmasa da emperyalist iddialar n peflinde koflabilecek belli bir geliflmifllik düzeyini yakalam fl bir ülkeyi, kimi zaman da geliflkin bir yeni-sömürgeyi tan mlamak için kullan lmaktad r. Altemperyalizm, bu üç kullan m biçiminde de asl nda farkl teorik sistematiklerden yola ç k larak yap lan bir e retilemeden ibaret görünmektedir. IV. Bunal m Dönemi ni karakterize eden temel kriz dinamiklerinden biri, ABD emperyalizminin hegemonyas n n çözülmesidir. Alt-emperyalizm de, bugün, as l olarak IV. Bunal m Dönemi nin krizinden do an yeni uluslararas süreçleri kavramsallaflt rma aray fl n n bir ürünüdür. ABD hegemonyas ndaki çözülme e ilimleri, reel sosyalizmin eski merkezlerinin yaflad kapitalist dönüflüm süreçleri, bölge devletlerinin bir araya gelmelerinden do an bölgesel güç olma e ilimleri, yenisömürgeler kufla nda yaflanan katmanlaflma yeni bir aç klay c kavramsal çerçeve ihtiyac n do urmaktad r. Alt-emperyalizm T Levent Kara

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER Prof. Dr. M. Tuba Ongun Ülke siyasetinin yakıcı gündeminin, yükseköğretim sistemi ve üniversitelerimizin sorunlarının çok önüne geçtiği günler yaşıyoruz. YÖK ün hazırladığı

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 22:

işçiokulu FASİKÜL 22: Emperyalizm nedir? Emperyalizm dünya üzerinde uluslararası sermayenin tek tek ülkelerdeki emekçileri sömürmesi ve baskı altına almasının adıdır. Bütün yeraltı ve üstü zenginliklere el koyma, pazarı ele

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

İçindekiler Şekiller Listesi

İçindekiler Şekiller Listesi 1 İçindekiler 1.GĠRĠġ 3 2. Mekânsal Sentez ve Analiz ÇalıĢmaları... 4 3. Konsept....5 4. Stratejiler.....6 5.1/1000 Koruma Amaçlı Ġmar Planı.....7 6.1/500 Vaziyet Planı Sokak Tasarımı....7 7.1/200 Özel

Detaylı

: TRE Investment-TRE II Proje Tarihi : 01.2005-06.2005 nflaat Tarihi : 06.2005-12.2006 Ana Strüktür. : Betonarme Karkas Ana fllev

: TRE Investment-TRE II Proje Tarihi : 01.2005-06.2005 nflaat Tarihi : 06.2005-12.2006 Ana Strüktür. : Betonarme Karkas Ana fllev EGEM MARLIK 00/ - 0 Yap Tan t m Genel görünüm O live Park Evleri Mimari Tasar m : M art D Mimarl k, Metin K l ç Mimari Proje ve Uygulama Ekibi: Özgür Dinçer, Gökhan Yadel, Okan Taflk ran, brahim Deniz,

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 2 3 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri PSIR Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ (Taslak Rapor Özeti) Faruk Aydın Hülya Saygılı Mesut Saygılı Gökhan Yılmaz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü

Detaylı

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM Prof. Dr. Yusuf ALPER 1. GENEL OLARAK İSTİHDAM Ekonomik faaliyetin toplumsal açıdan en önemli ve anlamlı sonuçlarından birini, yarattığı istihdam kapasitesi oluşturur.

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

İZMİR İLİ İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI İSTATİSTİKLERİ VE İŞ GÜVENLİĞİNİNKENT YAŞAMINA ETKİLERİ. Aykut AKDEMİR Maden Mühendisi izmir@maden.org.

İZMİR İLİ İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI İSTATİSTİKLERİ VE İŞ GÜVENLİĞİNİNKENT YAŞAMINA ETKİLERİ. Aykut AKDEMİR Maden Mühendisi izmir@maden.org. 719 İZMİR İLİ İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI İSTATİSTİKLERİ VE İŞ GÜVENLİĞİNİNKENT YAŞAMINA ETKİLERİ Alpaslan ERTÜRK Maden Yüksek Mühendisi izmir@maden.org.tr Aykut AKDEMİR Maden Mühendisi izmir@maden.org.tr

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği

DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği DEVRİM KOLEKTİF DEHADIR Toplumda her gün tekrarlanan, olup biten olaylara yüzeysel bakmak yaygındır, neredeyse bir düşünce sistemi özelliği kazanmıştır. Özel mülkiyet ilişkilerine dayalı düşünce biçimi

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

G-20 TÜRKİYE 2015 ÇALIŞTAYI

G-20 TÜRKİYE 2015 ÇALIŞTAYI VİZYON BELGESİ (TASLAK) G-20 TÜRKİYE 2015 ÇALIŞTAYI Küresel Güvenlik ve Refah için Güç ve Adalet İnşası (03-05 Aralık 2015, İstanbul) G-20, küresel hasılanın yaklaşık %90'ını, ticaretin %80'ini, nüfusun

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

SANAYİ KENTİNDE ÇALIŞANLAR -ÇATIŞANLAR

SANAYİ KENTİNDE ÇALIŞANLAR -ÇATIŞANLAR SANAYİ KENTİNDE ÇALIŞANLAR -ÇATIŞANLAR TEPKİLER PARİS 1848 ayaklanması Avrupa kentleri 1848 ayaklanmaları CHICAGO 1877 İşçi Ayaklanması 1886 Haymarket ayaklanması NEW YORK Grevler ve Triangle Yangını 1911

Detaylı

YEM Ödülleri 2008 YEM M MARIN LK YAPISI ÖDÜLÜ ALTIN ÇEKÜL YAPI ÜRÜN ÖDÜLÜ YEM MEDYA ONUR ÖDÜLÜ YEM M MAR TASARIM ÖDÜLLER www.yemodul.com YEM Ödülleri 2008 YEM M MARIN LK YAPISI ÖDÜLÜ ALTIN ÇEKÜL YAPI ÜRÜN

Detaylı

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Standard Eurobarometer European Commission EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU BAHAR 2009 ULUSAL RAPOR ÖZET TÜRKİYE Standatd Eurobarometre 71 / Bahar 2009 TNS Görüş ve Sosyal Bu araştırma Avrupa

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlat n z. Bunu yüreklere yerlefltirmek için elveriflli

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar Tarihte, Günümüzde ve ERÝÞ YAYINLARI Bu broþüre yer alan yazýlardan "Tarihte ve Günümüzde Emekçi " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan 1997 tarihli 36. Sayýsýnda; " " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 ve 2002 Seçimlerinde CHP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 seçimlerine Türkiye yükselen milliyetçilikle girdi. Ecevit in azınlık iktidarında seçimlere kısa bir süre kala Türkiye

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 19:

işçiokulu FASİKÜL 19: 1. Temel Tanımlar Milliyetçilik Milliyetçilik en kaba haliyle, ulus ölçeğinde mevcut toplumsal yapı içindeki farklı sınıfsal konumlarda olan bireylerin, bu ulusa denk düşen siyasi yapı olan ulusdevlet

Detaylı

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar Umut Oran Basın Açıklaması 06.01.2013 Yarın Aydın-Söke de pamuk üreticileriyle bir araya gelecek olan CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Umut Oran ın, yazılı açıklaması şöyle: * EL KAZANDI

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor!

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Çin ABD savaşı kızışıyor. AB ile TTIP görüşmelerini sürdüren ABD`nin, TPP`yi olumlu sonuçlandırarak, Çin`in bölgede artan etkinliğini dengelemek açısından

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

ARAŞTIRMA NEDEN YAPILDI?

ARAŞTIRMA NEDEN YAPILDI? ARAŞTIRMA NEDEN YAPILDI? mız; içinde belediyelerin de olduğu Genel Hizmetler İşkolunun en eski, en etkili sendikasıdır. l anlayışımız işkolunun, daha doğru ifadeyle işçi sınıfının, bütün sorunlarıyla ilgilenmemizi

Detaylı

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE MESLEKÎ TEKNİK EĞİTİMDE

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu

Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu Bilgisayar Mühendisliği Çalıştayı Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu izlem.gozukeles@emo.org.tr 15 Ekim, 2011 Ankara Dünden bugüne baki kalan soru: BOŞUNA MI OKUDUK? İki Farklı Bağlam

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO. Öncelikleriniz iletişim stratejinizi de değiştirir

Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO. Öncelikleriniz iletişim stratejinizi de değiştirir Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO Öncelikleriniz iletişim stratejinizi de değiştirir Küresel finans sektörü, barındırdığı risklerden dolayı geçtiğimiz yıl birçok şirket için belirsizliklerle

Detaylı

Bölüm 8 Tedarik Fonksiyonu

Bölüm 8 Tedarik Fonksiyonu Bölüm 8 Tedarik Fonksiyonu TEDARİK FONKSİYONUNUN KAPSAMI VE İŞLETME AÇISINDAN ÖNEMİ Geniş anlamda tedarik fonksiyonu, işletmenin üretimde bulunabilmesi için ihtiyaç duyduğu üretim faktörlerinin temin edilip

Detaylı

Teknolojinin Geleceği. Biri Bizi Gözetliyor. Halil Aksu Danışman Gartner Türkiye Antalya 14.05.2004

Teknolojinin Geleceği. Biri Bizi Gözetliyor. Halil Aksu Danışman Gartner Türkiye Antalya 14.05.2004 Teknolojinin Geleceği Biri Bizi Gözetliyor Halil Aksu Danışman Gartner Türkiye Antalya 14.05.2004 Dünya Çapında BT Harcamaları Tekrar Artmaya Başladı, Ama Yavaşça BT Bütçe Artışı, bir önceki yıla göre

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ATILIM ÜNİVERSİTESİ KALİTE GÜVENCESİ YÖNERGESİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Bu Yönergenin amacı Atılım Üniversitesinin eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idarî

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

ÇapulTV Direnişin MEDYASI

ÇapulTV Direnişin MEDYASI ÇapulTV Direnişin MEDYASI 276 adet Uydudan yayın yapan kanal 137 adet Kablolu TV den yayın yapan kanal Karasal Ankara 178 Adana 90 Antalya 163 Bursa 127 Diyarbakır 80 G. Antep 79 Kayseri 92 Ordu 89 Kaynak

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR. Prof. Dr. Ýlter TURAN

TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR. Prof. Dr. Ýlter TURAN TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR Prof. Dr. Ýlter TURAN 63 TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR GÝRÝÞ Prof. Dr. Ýlter TURAN Türk-Rus iliþkileri tarih boyunca rekabetçi bir zeminde geliþmiþ,

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4/c'yi de kaldır!.. cümlelerine yer verildi. Basın açıklamasında özetle; Kamuda çalıştırlan

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4/c'yi de kaldır!.. cümlelerine yer verildi. Basın açıklamasında özetle; Kamuda çalıştırlan 11 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler 4/C'lilerin eylemi TÜRK Büro-Sen öncülüğünde, 4/C'lilerin haklarının iadesi amacıyla ülke çapında eylemler düzenlenmeye başlatıldı.

Detaylı

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI İstanbul Enstitüsü Hakkında İstanbul Enstitüsü, toplumsal, iktisadi ve siyasal alanlarda yenilikçi bilgi ve fikirler üretmek amacıyla yüksek kaliteli, nesnel ve derinlemesine

Detaylı

10.404. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 42,35 Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,70 Katılım Emeklilik Fon Büyüklüğü (milyon TL)

10.404. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 42,35 Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,70 Katılım Emeklilik Fon Büyüklüğü (milyon TL) Temmuz 15 Güncel Ekonomik Yorum Haziran ayı bir önceki ayın benzeri şekilde geçmekle beraber seçimlerin ve siyasi durumun finansal piyasalar açısından ne denli önemli ve belirleyici olduğunu birkez daha

Detaylı

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Temel Bilgiler G20 Nedir? G-20 (Group of 20) platformunun kuruluş amacı küresel ekonomik istikrarın sağlanması ve teşvik edilmesi için gayri resmi bir görüş alışverişi

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 7: Sendika nedir? Sendikalar ne işe yarar? Sendikalar: dün, bugün, yarın

işçiokulu FASİKÜL 7: Sendika nedir? Sendikalar ne işe yarar? Sendikalar: dün, bugün, yarın işçiokulu FASİKÜL 7: Sendikalar nasıl doğdu? Günümüze kadar nasıl geldi? Kapitalizm yaşamak için emek gücünü ücret karşılığında sermaye sahibine satmak zorunda kalan işçi sınıfının tarih sahnesine çıktığı

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

SPONSORLUK DOSYASI. SPONSORLUK DOSYASI

SPONSORLUK DOSYASI. SPONSORLUK DOSYASI SPONSORLUK DOSYASI. SPONSORLUK DOSYASI TAKDİM SPONSORLUK DOSYASI. On üç yıl önce STK tüzel kişiliğinde bir düşünce kuruluşu olarak çalışmalarına başlayan TASAM Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi,

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı