TEDAVİ GÖRMÜŞ BAŞ BOYUN KANSERLİ HASTALARDA DİŞHEKİMİNİN YAKLAŞIMI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TEDAVİ GÖRMÜŞ BAŞ BOYUN KANSERLİ HASTALARDA DİŞHEKİMİNİN YAKLAŞIMI"

Transkript

1 T.C. Ege Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı TEDAVİ GÖRMÜŞ BAŞ BOYUN KANSERLİ HASTALARDA DİŞHEKİMİNİN YAKLAŞIMI BİTİRME TEZİ Stj. Dişhekimi Gülter Devrim AKYOL Danışman Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Füsun ÜNLÜ İZMİR-2009

2 GİRİŞ VE AMAÇ Üst solunum sindirim traktının kanserleri larinks, üst özafagus, farinks, ağız, paranazal sinüsler ve nazal kaviteyi içine alır. Bunların hepsine birden baş boyun kanserleri denmektedir. Baş boyun kanserleri arasında en sık rastlanılan skuamoz hücreli karsinomadır ve skuamoz hücreli karsinoma için tedavi yöntemleri cerrahi, radyoterapi ve kemoterapidir.bu tedavi yöntemleri kanserlerle başa çıksa da, hayatta kalma süresini uzatsa da tedaviler boyunca ve tedavi sonrasında birçok oral komplikasyonla karşılaşılmaktadır. Genel olarak hastanın tedavileri tolere etme gücü giderek düştüğü için tedavi sürecinde aralıklar olması kaçınılmaz olmaktadır. Dişhekimleri, tedavi sırasında ve sonrasında karşılarına çıkabilecek problemleri bilmeliler ve bu problemleri ellerinden geldiği kadarıyla çözebilecek altyapıya ve bilgiye sahip olmalılardır. Baş boyun kanserli hastaları ve ailelerini tedavi öncesinde; tedavi sırasında ve sonrasında çıkabilcek komplikasyonlara karşı uyarmak da çok önemli bir görevdir ve hastanın tedavi sürecini atlatmasında, hatta tedaviyi tolere etmesinde hastaya yardımcı olacaktır. Hastaya bu bilgileri sağlayabilmek için de dişhekiminin her daim bilgilerini güncel tutması gerekmektedir. Kanser, Türkiye de ikinci en önemli ölüm sebebidir.1983 ve 1999 yılları arasında kanser insidansı nerdeyse üçe katlanmıştır. ( Rapor edilmiş rakamlar şöyledir: 9868 den ye) (1) Globocan ın 2002 de yayınladığı raporlara göre Türkiye de baş boyun kanserleri insidans oranı erkelerde 3.2, bayanlarda 1.7dir.(1) Ne yazıkki, Türkiye de destekleyici kanser bakımları hep hastane temeline dayanan kliniklerde yürütülmektedir. Bu konuda hazırlanmış ulusal bir rehber ya da devletin finansal olarak desteklediği

3 palyatif bakım servisleri de yoktur. Tabiidir ki, Türkiye de, kanserli hastalara özel optimal ağız bakımı için standart protokoller ve devletin belirlediği politikalar da bulunmamaktadır. Baş boyun kanserli hastaların tedavileri multidisiplinerdir ve bu uzman grubun içinde en önemli görevlerden biri de dişhekimlerine düşmektedir. Bu araştırmada, biz de baş boyun kanserlerinin tanımı, tanı yöntemleri ve tedavi yaklaşımlarıyla; yapılan tedavilerin yan etkilerini ve bir dişhekimi olarak bu hastalara nasıl yaklaşmamız gerektiğini inceledik.

4 ÖNSÖZ Tezimin hazırlanması sırasında her türlü yardım ve bilgilerini benden esirgemeyen çok değerli hocam Sayın Prof. Dr. Füsun ÜNLÜ ye, çalışmalarımda bana destek olan Şafak KANTEKİN e ve ayrıca her zaman yanımda olan aileme çok teşekkür ederim. Saygılarımla İzmir-2009 Stj. Dişhekimi Gülter Devrim AKYOL

5 BÖLÜM I 1.BAŞ BOYUN KANSERLERİ 1.1.BAŞ BOYUN KANSERLERİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER Baş boyun kanserleri çeşitli faktörlerin etkisi altında oluşabilmekte olup tüm dünya ülkelerinde çeşitli oranlarda gözlenebilen malignansilerdir. Amerika Birleşik Devletleri nde troid hariç tutulduğunda erkeklerde tanınan tüm malignansilerin % 8.5 unu, kadınlarda da % 3,2 sini oluşturdukları bildirilmektedir. Yine bu ülkede her yıl dolayında yeni vaka gözlendiği, baş boyun kanserlerinden ölümlerin ise her yıl civarında olduğu rapor edilmektedir.(2) Baş boyun kanserleri anatomik bölge ve alt lokalizasyonlara göre olmak üzere çeşitli şekillerde adlandırılmaktadır. Bunlar içinde deri kanserleri, oral kavite kanserleri ve dudak kanserleri ile larinks kanserleri en sik gözlenenlerdir. Tükrük bezi ve tiroid malignansileri dışındaki lokalizasyonlarda en sık görülen tip skuamoz hücreli karsinomalar olup, bunların da büyük bir kısmı iyi veya orta derecede diferansiye tümörlerdir. Baş boyun kanserleri büyük bir oranda ( % ) geç tanınmakta olup, bu durum hem daha agresif girişimlerin gerekmesi, fonksiyonel ve kozmetik açıdan daha az kabul edilebilir sonuçların gündeme gelmesi hem de çok daha düşük yaşam oranları ile seyretmektedir.(2) Amaç erken tanı olmalıdır. Erken tanıda en önemli ve ilk yapılması gereken şey şüpheci olunmasıdır. Risk faktörleri; yaş, cins, ırk ve meslek, genetik yatkınlık, beslenme bozukluğu, avitaminozlar, alkol ve sigara 2

6 kullanımı, geçirilmiş benzer hastalıklar, radyasyona maruz kalma, kötü ağız hijyeni, kronik enfeksiyonlar, travma ve immün sistem bozuluklarıdır. Bunlardan biri ortadan kaldırıldığında görülme sıklığı gözle görülür bir şekilde düşmektedir. Yukarıda sayılan risk faktörlerinden bir veya birkaçı bulunan bir hasta şikayeti ne olursa olsun aksi ispatlanana kadar öncelikle baş boyun bölgesi kanseri olan biri olarak ele alınmalıdır. Başlangıç incelemesi detaylı alınmış bir hikaye, tüm KBB ve baş boyun muayenesinin yapılması ile varsa primer tümörün lokalizasyonu, büyüklüğü, sekonder primer lezyonların bulunup bulunmadığı, lenf nodu olup olmadığına yöneliktir. Bunu primer tümörden yapılacak doku incelemesi ve histopatolojik tanı konulması takip eder. Karsinom tanısı konan hastalarda bundan sonraki adımda sistemik muayeneler, dental, sosyolojik ve psikolojik incelemeler başlar. Erken evre, biyolojik aktivitesi düşük kanserlerde daha basit ve hızlı, ileri evre ve agresif tümörlerde ileri görüntüleme ve biyokimyasal araştırmalarla primer tümör, lenf nodu ve uzak metastazlar hakkında detaylı araştırmalarla devam edilerek hastalığın klinik evresi belirlenmeye çalışılır. Elbette bu şüphecilik her hastada kanser olabileceği olasılığı üzerine kurulu bir paranoya şekline dönüşmemelidir. Ancak baş boyun kanseri gelişmesi açısından risk faktörleri bulunan hastalarda ilk önce bu olasılık üzerinde durulmalıdır. Aksi halde larenjit, farenjit gibi " it " tanısı konulması işten bile değildir. Bu şekilde ki bir yanlış tanı ile tedavisi planlanan hastaya verilecek antibiyotik, analjezik ve antienflamatuvar ilaçlar hastanın semptomlarında iyileşmelere yol açabilecek, hasta bir süre rahatlayacak ve büyük bir ihtimal ile daha sonra şikayetleri tekrarladığında hekime de müracaat etmeyecek ve daha önce kullanmış olduğu ilaçları tekrar 3

7 deneyecek ve bu şekilde bir süre daha devam edecektir. Geçen süre hastanın aleyhine kanserin lehine olacak hastalık bir ileri evreye doğru ilerleyecektir. O halde erken tanıda anahtar, risk faktörleri olan hastalarda hastanın şikayeti ne denli basit olursa olsun şüpheci olunmasıdır. Baş boyun kanserleri daha aşağı hatta çocukluk çağlarında bile gözlenebilmekle birlikte esas olarak ileri yaşlarda ( 50-70) sık olarak gözlenirler. Erkeklerde görülme insidansı kadınlara göre daha fazladır. Bazı kanser türlerinin yine bazı özel ırklarda, örneğin nazofarinks kanserinin Çin de yaygınlığı gibi, daha sık gözlendiği de bilinen bir gerçektir. Çalışma ortamı da baş boyun kanseri gelişmesini tetikleyeblilir. Tablo 1 da baş boyun kanserleri ile ilişkili meslek grupları incelenmiştir. (2) Etken Asbestoz Krom ve Bileşikleri İzopropil Bölge Larinks Nazal Kavite,Sinüsler Oral kavite, farinks, larinks, nazal kavite ve sinüsler Deri işleme Nazal kavite ve sinüsler, Oral kavite ve farinks, Larinks Mineral Yağları Mustard Gaz Yapımı Nikel ve Nikel Rafinesi Sülfirik asit Tekstil Lifi Yapımı Ağaç İşleri Nazal kavite ve sinüsler Farinks, larinks Nazal kavite ve sinüsler Larinks, ÜSSY Dil, farinks, larinks Nazal kavite ve sinüsler Tablo-1. Baş boyun kanserleri ile ilişkili mesleksel riskler 4

8 Baş boyun kanserli hastaların çoğunluğu genel sağlık açısından iyi durumda değildir ve esas yaşlarından daha yaşlı görüntü verirler. Araştırma ilerledikçe kardiyak, pulmoner, endokrin, (özellikle diabet), gastroenteroloji, genitoüriner problemler yüzünden ilgili dal uzmanlarının konsültasyonu gerekir. Bu sistemlerden herhangi birinin bozulmuş olması planlanan tedavi protokolünde değişiklikler yapılmasını gerektirebilir. Tekrarlayan şekillerde yoğun bir araştırma yapılması şarttır. Hasta hikayesi alınması, hastanın problemini çözmek için bir dizi inceleme başlatacak olan hekimin hiç şüphesiz atması gereken ilk ve en önemli adım olup, mutlaka detaylı olmalı, tüm geçmiş medikal ve cerrahi tedaviler, özellikle de karsinom nedeniyle yapılmış olanlar kaydedilmelidir. Hasta ile ilk karşı karşıya gelindiğinde daha sonraki incelemelere esas olmak üzere tam bir hikaye alınması ve bunun en iyisi el yazısıyla kayda geçirilmesi gereklidir. Dikte ettirilerek tutulacak kayıtlar, hikaye ile ilgili bilgiler henüz akılda iken yapılmalı, mümkünse bununla birlikte önemli ayrıntılar ayrıca el yazısı ile kağıda dökülmelidir. Hekim, hasta ve varsa hasta yakınları acele ve önemsenmiyormuş gibi bir izlenime yol açmamak için rahat bir şekilde oturarak konuşmaya başlamalıdır. Bu ilk görüşme ilerde hekim hasta ilişkisinin gelişmesinde çok kritik ve önemli bir adımdır. Hastaya kendisini hekime gelmeye zorlayan esas şikayeti sorularak, sözleri kesilmeden ve değiştirilmeden hastanın kendi ifadesi kaydedilmelidir. İlk görüşmede önemsiz gibi gözüken bazı konuların daha sonra ne kadar önemli olduğunun fark edilmesi sık olarak gözlenen bir gerçektir. Problemin belirlenmesini takiben bunun ilk defa ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı, ne kadar bir süredir devam ettiği, ne kadar sıklıkla gözlendiği, geçen sürede iyileşme veya daha kötüye gidiş olup olmadığı araştırılmalıdır. 5

9 Baş boyun kanseri olan hastalarda sekonder, primer lezyon görülme oranı ortalama olarak % 10 kadardır ve bu oran %20'lere kadar çıkabilmektedir.(2) Bunların bir kısmı primer lezyon ile aynı zamanda veya altı ay içerisinde senkronoz, bir kısmı ise daha sonra metakronoz olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu lezyonların çoğu baş boyun bölgesinde başka bir yerde, akciğerde veya özofagusta ortaya çıkmaktadır. İkinci bir primer varlığı tedavi yaklaşımını oldukça etkileyebilecek bir husustur. Bu nedenle hastanın o andaki şikayeti üzerinde yoğunlaşmakla birlikte baş boyun kanserlerinde sık gözlenen diğer semptomların da sorgulanması mutlaka yapılmalıdır. Bu semptomlar; iyileşmeyen yara, işitme azlığı, lokalize ağrı, yutkunma veya yutma bozukluğu, konuşma bozukluğu, koku alma bozukluğu, ağız kokusu, burun tıkanıklığı, yüzde şişlik, kanama, trismus, boğazda kitle hissi, boyunda kitle, ses kısıklığı, kulak ağrısı, nefes darlığıdır. Öz ve soy geçmiş araştırılmalı ve dikkatlice kaydedilmelidir. Genel olarak hazırlanmış bir hikaye formunun belirli bir sıra takip edilerek kullanılması da bu konuda oldukça yararlı olacak ve böylece bazı önemli olabilecek bilgilerin gözden kaçırılması önlenebilecektir. Daha önce geçirilmiş bir kanser nedeniyle uygulanan tedaviler sorgulanmalıdır. Radyoterapi alanlarda aşırı doza yol açmamak için verilmiş olan doz ve uygulanan alan doğru bir şekilde öğrenilmelidir. Kemoterapötik ajanlar, dozları, tedavi şeması ve etkileri araştırılmalıdır. Yakın bir zamanda geçirilmiş sistemik hastalıklar özellikle myokard enfarktüsü sorgulanmalı, serebrovasküler bir atak geçirilip geçirilmediği öğrenilmelidir. Bu tür gelişmeler tedavi protokolünün belirlenmesinde yönlendirici olacak 6

10 hususlardır. Örneğin, serebrovasküler atak geçirilmiş olması cis-platin kullanılmasını engelleyecektir. Hasta ve ailesinin sosyal ve mali durumu araştırılmalı, çalışıp çalışmadığı, iş yerinde karsinojenlerle ilişkisi ve pozisyonu belirlenmelidir. Sigara ve alkol kullanıp kullanmadığı, kullanıyorsa bunların günlük kullanım miktarı ve süresi saptanmalıdır. Alınacak hikayede yalnızca ne, ne zaman, ve nerede ile sınırlı kalınmamalı, hastanın genel durumu, çeşitli sistemler ile ilişkili bir rahatsızlığı bulunup bulunmadığı, hastalığı ile ilgili bilgisinin olup olmadığı, varsa tedavi için yapılacak önerilere karşı yaklaşımı ve kontrollere gelme konusunda ciddiyeti araştırılmalıdır. Fizik muayene; tam bir KBB, baş boyun, kafa çiftleri esas olmak üzere nörolojik ve sistemik muayeneyi kapsamalıdır. İnspeksiyon, palpasyon ve indirekt muayenelerle üst solunum ve sindirim yolları kanserlerinin pek çoğu saptanabilecektir. Ancak bu muayeneler sistematik bir şekilde yapılmalı ve tüm bölgeler mutlaka gözden geçirilmelidir. Klasik muayene gerektiğinde esnek, fiberoptik endoskoplarla takviye edilmeli, rijid dik açılı soğuk ışık kaynaklı teleskoplarla özellikle nazofarink, hipofarinks gibi değerlendirilmesi zor olan bölgeler muayene edilmelidir. Bu şekilde yapılacak incelemelerle fotoğraf, hareketli resimler, televizyon kayıtları için dökümantasyon elde etmek de mümkün olacaktır. Panendoskopi veya triple endoskopi tarzında yapılacak incelemeler sırasında şüpheli görülen her alandan mutlaka doku örnekleri alınmalıdır. Böylece ikinci primer lezyonların daha erken dönemde tanınabilmesi şansı da artacaktır. Makroskobik olarak baş boyun kanserleri verrüköz, ekzofitik veya ülseratif görünümde olurlar. Verrüköz lezyonların biyolojik aktiviteleri son derece düşük olup lokal genişleme hızları, servikal 7

11 lenf nodu metastazı yapma ve uzak metastaza yol açma oranları oldukça düşüktür. En agresif seyir ülseratif lezyonlarda gözlenir. Ekzofitik şekiller klinik davranış bakımından bunların arasında yer alırlar. Primer lezyon ve muhtemel lezyonlarla ilgili olarak yapılacak olan bu muayeneyi baş boyun bölgesi lenfatiklerinin araştırılması takip eder. Bu muayene rutin bir şekilde primer lezyonun lokalizasyonu dikkate alınarak yapılmalı, bulgular ayrıntılı bir şekilde kaydedilmelidir. Burada baş boyun kanserleri açısından önemli olan derin boyun lenf nodları; submental ve submandibuler lenfatikler, üst jugüler lenf nodlar, orta jugüler lenf nodlar, alt jugüler lenf nodları ( Transvers servikal), spinoaksesuar zincir lenf nodları, prelaringeal, pretrakeal, paratrakeal lenf nodları, üst mediastin lenf nodlarıdır. Baş boyun bölgesinin ayrıntılı yapılan muayenesini, kardiyopulmoner, hepatik, renal, ve metabolik sistemlerin muayenesi takip eder. Hastaların mental kapasiteleri, özellikle alkol kullananlarda organik beyin sendromu ve Korsakoff psikozu gibi rahatsızlıkların bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu tür hastalarda hasta kooperasyonunun önemli olduğu tedavi metodlarının uygulanması son derece zordur ve rehabilitasyon çalışmalarında da hasta uyumunun önemi unutulmamalıdır. Yine bu hastalarda sık gözlenen depresyonun nedeni araştırılmalı, altında az olarak görülmeyen bir santral sinir sistemi bozukluğu olup olmadığı incelenmeli ve bu durum tedavi edilmelidir. Baş boyun kanserli hastalarda sıkça gözlenen bir başka rahatsızlık da dişlerle ilgili bozukluklardır. Diş çürükleri, apikal apseler ve periodontal hastalıklar hemen hemen daima mevcuttur ve cerrahi ve/veya radyoterapiden önce mutlaka bunlarin tedavi planlamalarının yapılması gerekir. Primer 8

12 lezyon, lenf nodları ve sistemik özelliklerin araştırılması açısından yapılacak bu incelemeleri primer lezyondan biyopsi yapılarak kesin histopatolojik tanı konulması takip eder. İdeal biyopsi eksizyonel şekilde yapılandır. Bu şekilde alınan örneklerde tüm örnek bozulmadan elde edilmesi, tümü seri bir şekilde incelenmesi mümkün olacaktır. Ayrıca tümör büyüklüğünün doğru olarak belirlenebilmesi ve sınırlar salim bir şekilde çıkarılmış ise hastalığın etkili bir şekilde kontrolü de sağlanmış olacaktır. Bu şekildeki biyopsiler özellikle erken glottik kanserlerde çok yararlı olabilmektedir. Buna karşılık, baş boyun bölgesinde yer alan kanserlerin çoğunluğu bu şekilde bir biyopsi yapılabilmesine olanak vermez. Bu tür lezyonlarda en iyisi cup veya punch forsepslerle biyopsi yapılmasıdır. Hemen göz kapaği altındaki bir cilt lezyonunda yanağa doğru ve tümörün canlı gözüken kısmından sağlam cildi de içerecek şekilde bir biyopsi planlanırken, larinkste mümkün olduğunca sağlam mukozayı yaralamayacak şekilde tümörün orta kısımlarından biyopsi yapılmalıdır. Bu klasik yaklaşım şekli tüm baş boyun kanserlerine yaklaşımda oldukça yararlı bir algoritm olacaktır. En önemli istisnaları erken evre, parsiyel larenjektomi endikasyonu olan veya solunum yolu obstrüksiyon bulguları ile gelen larinks kanserleridir. Bu hastalarda üçüncü aşama olan primer lezyondan biyopsi yapılması işlemi görüntüleme yöntemlerinden sonraya bırakılmalıdır. Erken evre tümörlerde görüntüleme öncesi yapılacak bu tarz bir girişim ödem ve enflamasyona yol açarak tümörün doğru olarak tariflenmesini zorlaştıracak, ileri evre tümörlerde ise erken ve arzu edilmeyen bir trakeotomiye gidilmesini gündeme getirebilecektir. İkinci durumda biyopsi ve eğer düşünülüyor ise cerrahi aynı seansta ( acil larenjektomi veya planlı şekilde) dondurulmuş kesit 9

13 incelenmesi şeklinde planlanabilir, çok deneyimli bir anestezist tarafından entübe edilebilir ise biyopsi de oldukça fazla miktarda doku örneği alınarak hastanın kesin tedavisinin başlanmasına kadar geçecek sürede açık bir hava yoluna kavuşmasi sağlanabilir. Doğru bir şekilde ilerleniyor ve primer lezyon, tükrük bezi veya tiroid bezini ilgilendiren bir patoloji değil ise biyopsinin histopatolojik incelenmesi sonucu büyük bir ihtimal ile iyi veya orta derecede differansiye yassı epitel hücreli karsinom olarak gelecektir. Primer lezyon araştırılması, boyun muayenesi ve primer lezyon biyopsisini takip edecek adım kanserin üçüncü elemanı olan uzak metastazların araştırılmasıdır. Bu sistemik muayene, biyokimyasal ve moleküler bazda birtakım incelemeler ile radyolojik araştırmaları gerektiren bir durumdur. Bundan dolayıdır ki en sona bırakılır. Hasta bir takım şikayetlerle gelmiştir, baş boyun kanseri gelişmesi açısından risk faktörleri taşımaktadır, ön tanımıza malign tümör yazılmıştır, saptanan lezyon veya lezyonlar T olarak değerlendirilmiş, boyun muayenesi ile N durumu belirlenmiştir. Henüz hastayı maddi ve manevi olarak yoracak bir işlem yapılmamıştır. Bir sonraki adım hastayı zorlayacak birtakım incelemeleri gerekli kılacak bir adımdır ve bunun için kesin tanı alındıktan sonraya bırakılmalıdır. Bu tümörlerin klavikula altındaki uzak bir bölgeye yayılım oranlari klinik araştırmalarda % olarak rapor edilirken otopsi çalısmalarinda bu oranlar % lere çıkmaktadır.(2) Akciğerler, karaciğer, omurga,kaburgalar,kafatası başta olmak üzere iskelet sistemi ve beyin en sık uzak yayılım alanlarıdırlar. Uzak metastaz olasılığı tümörün lokalizasyonu (hipofarinks, orofarinks, nazofarinks, supraglottik larinks gibi bölgelerde digerlerine nazaran daha yüksek oranlar vardır), tümör cinsi ve evresi, tümör 10

14 büyüklüğü ve daha da önemli olmak üzere N evresi ile ilişkilidir. Genel olarak T ve N değerleri arttıkça uzak metastaz olasılığı da artmaktadır ve bu özellik N değerinde daha belirgindir. Uzak metastaz olasılığını artıran bir başka faktör de lokorejyoner nükslerdir. Klinisyen tüm bu verilerin ışığı altında hastasında uzak metastaz olasılığı oranını hesaplayarak düşük risk grubundaki hastalarda daha basit yöntemler ile, örneğin düz akciğer grafisi, kan biyokimyası, karaciğer fonksiyon testleri, alkalen fosfataz ölçümleri gibi, yüksek risk grubundaki ve metastaza işaret edebilecek semptomlar sergileyen hastalarda ise daha detaylı, akciğer BT, karaciğer US veya BT si, kemik sintigrafisi vs gibi, incelemeler ile bu aşamayı da tamamlayarak hastalığın klinik evresini belirleyecektir. Elbette bu sırada T ve N ile ilgili daha sağlıklı bilgiler elde edilebilmesi için özellikle değerlendirmelerin zor olduğu bölgeler, tümörün üçüncü boyutunun bilinmesinin gerekli olduğu durumlarda (paranazal sinüsler, larinks, radyoterapi sonrası vs gibi) ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulacaktır. 1.2.BAŞ BOYUN KANSERLERİNİN BELİRTİLERİ *Ağızda uyuşukluk hissi * Ağızda veya boğazda kanama * Ağızda şişlik veya yumru * Birkaç haftadır iyileşmeyen yara veya zaman zaman yara haline gelen veya kanayan kırmızı yada beyaz lezyonlar * Yutma veya çiğnemede ağrı veya zorluk * Boğazda veya yüzün bir bölümünde devam eden ağrı veya his kusuru * Devam eden ses kısıklığı veya kötü telaffuz gibi seste değişiklik * Nefes alma güçlüğü * Devam eden burun tıkanıklığı veya burun kanaması 11

15 * Göz çevresinde şişlik veya çift görme * Yüzde veya üst çenede ağrı * Devam eden kulak ağrısı, kulak çınlaması veya duyma güçlüğü * Boyun lenf bezlerinde şişme. Bazı hallerde boyun lenf bezlerinin büyümesi baş-boyun kanserlerinin ilk belirtisi olabilir.(3) Baş-boyun kanserlerinin yarısını larenks kanserleri ve larenks kanserlerinin yarısını da glottik kanserler oluşturur.(4) Glottik kanserlerde de en önemli başlangıç semptomu ise ses kısıklığıdır. Ancak ses kısıklığı pek çok benign durumda ortaya çıkabilir. Bu yüzden tedaviye rağmen iki haftadan uzun süren ses kısıklığında endoskopik muayene gerekir. Oral kavite kanserleri ise büyük çoğunlukta prekanseröz lezyonları izleyerek ortaya çıkar. Ağız içind lökoplaki veya yara yakınmasıyla başvuran hastaların iyi bir şekilde değerlendirilmesi ile erken tanı olasıdır. Ne yazık ki nazofarenks, orofarenks, hipofarenks ve paranazal sinüs lezyonları için aynı şeyleri söylemek olanaksızdır. Bu bölgenin tümörleri genellikle ileri evre lezyonlar olarak karşımıza çıkar. Boyunda kitle, baş-boyun kanserlerinin sık görülen bir bulgusudur. Özellikle, ağrısız, yavaş büyüyen, çevre dokulara göre daha sert bir kıvamı olan kitleler, baş-boyun bölgesinde olası bir kanseri düşündürür. Baş-boyun bölgesinde başlayan kanserler, vücudun başka bir bölgesine sıçramadan önce, boyun bölgesindeki lenf düğümlerine yayılır ve boyunda bir yumru gözlenir. Kulakların önünde veya altındaki şişlikler tükrük bezlerine, çene altındaki şişliklerde, dil altı ve çene altındaki tükürük bezlerine ait bir tümörün 12

16 habercisi olabilir. Bu tip yumrular; ağız, yutak, geniz, gırtlak, tiroid bezi, tükürük bezi kanserlerinin veya kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Yutak ve ilerlemiş gırtlak kanserinde, yutkunurken takıntı hissi olabilir. Yemek borusu kanserinde ise özellikle katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ortaya çıkar. Nazofarenks (geniz) kanserinde doktora başvurma sebebi, sadece kulakta dolgunluk hissi ve tek taraflı işitme kaybı olabilir. Baş-boyun bölgesinde cilt kanseri de olabilir. Dudaklar, alın, yanak ve burun cildi gibi sürekli güneş ışınları ile temasta olan bölgeler risk altındadır. Ciltte iyileşmeyen yaralar cilt kanserini düşündürmelidir. 1.3.BAŞ BOYUN KANSERLERİNDE UZMANA MÜRACAT * 6 haftadan daha uzun süren ses kısıklığı * 3 haftadır iyileşmeyen ağızda yara * 3 haftadır geçmeyen ağızda şişlik * Ağız içinde kırmızı veya beyaz yamalar * 3 haftadan fazla bir süredir devam eden yutma güçlüğü * Tek taraflı burun tıkanıklığı * Herhangi bir dişeti hastalığı olmaksızın diş kaybı * 3 haftada geçmeyen boyunda şişlik * Herhangi bir yüz kasında, dilde veya boğazda zayıflık * Göz küresinde şişme (3) Bu belirtileri gösteren hastaların derhal bir doktora başvurmaları önerilir fakat bu belirtiler başka bir rahatsızlığa da ait olabilir. Bu belirtileri gösteren her hastanın kanser olmayacağı unutulmamakla birlikte önlem almak için ilk etapta bu belirtieri gösteren hastalara baş boyun kanseriymiş gibi davranılmalıdır. 13

17 BÖLÜM II 2.BAŞ BOYUN KANSERLERİNDE TANI VE TANI DA KULLANILAN GÖRÜNTÜLEME TEKNİKLERİ 2.1.FİZİKSEL MUAYENE Hastanın incelenmesi kliniğe girişinden itibaren başlamalıdır. Genel fizik yapısındaki ya da yürüyüşündeki herhangi bir anormallik not edilmelidir. Hasta koltuğa oturduğunda tüm dental ve fasyal protezleri çıkartılmalıdır. Peruk ve gözlükte protezden sayılabilir. Hastanın yüz yapıları çok dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Bazal hücreli karsinomanın insidansı göz çevresinde çok fazladır. Hastaların gözlükleri bu lezyonları saklayabilir. Maküller ve papüller, küçük ülserasyon alanları, benler bu lezyonlar arasındadır. Özellikle pigmente benler not edilmelidir. Bu incelemenin ardından boyun; anormal lenf nodları ve glanduler değişimler açısından kontrol edilmelidir. Tiroid bezi de genişleme ya da konfigürasyon bozukluğu açısından incelenmelidir. Baş ve boyun konrol edildikten sonra tüm dikkat oral kaviteye verilmelidir. Ağız incelemesi için birçok yol önerilmiştir ama önemli olan sistematik bir şekilde ağız içinde bakılmadık yer kalmayacak şekilde incelemektir. Öncelikle dudaklar incelenmelidir. Dudakları çekmeli ve palpe etmeliyiz ki kas içinde yabancı bir kütlenin varlığını hissedebilelim, ayrıca mukozadaki ve derideki anormallikler not edilmelidir. Dudakları açarak üst ve alt çenenin mukobukkal mukozasını açıkça görecek şekilde kontrol etmeliyiz. İkinci kısım da her iki tarafında dudak komissuralarından başlayarak retromolar bölgeyi de içine alacak şekilde yanak mukozalarının kontrol edilmesi aşamasıdır. Ön bölgeler incelendikten sonra ağız aynaları ya da dil basacakları yardımıyla 14

18 arka bölgeleri de iyice görme şansını elde etmeliyiz. Komissuralardaki doku değişiklikleri genelde aynalar yüzünden görülememektedir. Dilin incelenmesi sırasında hasta olabildiği kadar sabırlı olmalıdır. Deviasyonlar ya da simetrik bozukluklar not edilmelidir. Dil gazlı bez yardımıyla ucundan tutularak çekilir ve dil laterallerine bakılır. Bu kısım önemlidir çünkü değişimler % 50 dil laterallerinden başlamaktadır, %65 i ise dil laterallerinin posterior bölgelerindedir.(5) Dili kuvvetlice çekmek genelde görülmeyen lezyonları görülür hale getirmektedir. Ayrıca dili çekerek aynı zamanda palpasyonda yapılmış olmaktadır. Dil ventralinin görülmesi ise en iyi hastanın dil ucunu ağzın üst geri bölümüne değdirmesiyle mümkün olmaktadır. Böylece ağız tabanı da vizüel olarak incelenmiş olacaktır. Daha sonra bu alanların palpasyonu gerçekleştirilmelidir. Palpasyonda, diğer elde extraoral olarak palpasyonu desteklemelidir. Sert lezyonlar ve diğer düzensizlikler en iyi bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Yumuşak ve sert damak asimetri ve düzensizlik bakımından incelenmelidir. Hastaya ah dedirtilerek uvulanın işleyişi kontrol edilmelidir. Ses kısıklığı ve ses kaybı gibi bulgular noy edilmelidir. Hastanın oral incelemesi aceleye getirilmemelidir. Oral kanserlerin erken teşhisi çok daha önemlidir. Bu işlemlerin sistematik hale dönüştürülmesi daha etkili bir muayene yapılması yönünden yarar sağlar. 2.2.ENDOSKOPİK MUAYENE Endoskopi, endoskop denilen ince, ışıklı bir tüpten oluşan kameranın vücudun boşluklu yapıları arasına girerek bu bölgelerin izlenmesidir. Endoskopun tipi doktorun incelemek istediği bölgeye göre değişmektedir. Örneğin; laringoskop, larinksi incelemeye yarayan endoskop tipi olurken, 15

19 özafagoskop özafagusu, nazofaringoskop ise nazal kavite ve nazofarinksi incelemeye yarar.(6) 2.3.LABORATUAR TESTLERİ Hematolojik incelemeler; Hemoglobin, Hematokrit, Trombosit sayımı, PT/ PTT, Beyaz küre, Total lenfosit sayımlarını kapsar. Biyokimyasal araştırmalar ise; SMA-6 ve SMA-12 Eger cis-platin kullanılacaksa; 24 saatlik kreatatinin Klirens testlerini, İdrar tahlilini içerir ve elektrokardiyografi istenir.(2) 2.4.KANSER TEŞHİSİNDE KULLANILAN İLERİ MEDİKAL RADYASYON GÖRÜNTÜLEME TEKNİKLERİ X-RAY COMPUTED TOMOGRAPHY (CT) En önemli kanser teşhis yöntemlerinden biridir. X ışınlarının vücudu geçerken absorbe olmaları ya da değişik derecelerde azalmaları ve değişik dokuların değişik yoğunluk, değişik atomik numaralarına bağlı olarak farklı kuvvetlerdeki X ışınları atışından kaynaklı bir profil matriks oluşturma prensibine bağlı çalışmaktadır. Bu oluşan profil bir detektör ile algılanır ve bir 16

20 imaj elde edilir. Röntgen filmleri, günümüze kadar en çok tercih edilen detektörlerken, artık dijital X ışını dedektörleri kullanılmaktadır. Bilgisayarlı tomografide bir yandan X ışını tübü ve karşısına denk gelecek şekilde diğer yandan da dedektör kısmı hastanın etrafınfa dönerek tam bir turu tamamlarlar böylece biz de verilerimizi bir imaj ya da bir kesit olarak farklı şekillerde alabiliriz. X ışını tüpünün ve dedektörün önüne farklı özel diagramlar yerleştirerek 1 mm den daha küçükten başlayan ve 10 mm e kadar uzanan farklı kesitler almamız mümkün olmaktadır. Bu yöntem 1970lerden bu yana geliştirilmektedir ve anatomik detayları mükemmel bir şekilde gösterdiği için malign tümörleri bulunan hastalarda standart prosedür halini almıştır.(7) Bilgisayarlardaki ve bu cihazlardaki inanılmaz gelişim hızıyla birlikte helikal CT kavramı ortaya çıkmış bununla birlikte hastalardan 3 boyutlu görüntüler elde edilmeye başlanmıştır. Bu görüntüler çok hızlı ve volümetriktir, ayrıca istenilen bölgeyi tek başına görüntüleyebilmektedir. Hastanın normal vücut hareketlerine bağlı (nefes alma gibi) hatalar tek bir kesitte çok daha fazla kendilerini belli ederken günümüzde volümetrik CT ile bu durum ortadan kalkmıştır. Hatta hastanın nefes alırken ve verirkenki görüntülerini ayrı ayrı elde edebiliyoruz. Bu görüntüler, tümörün kütlesini tamamen gösterdiği için doktorlara tedavi planlaması yaparken çok yardımcı olmaktadır. Ayrıca 4 boyutlu tomografi denilen bir yöntemde geliştirilmiştir. Bu yöntemde ise organın hareketlerinin uzaysal ve temporal bilgilerini izleyebilmekteyiz. 17

21 MAGNETİC RESONANCE IMAGİNG (MRI) Bu yöntem 1970lerin başında geliştirilmeye başlanmış ve ilk kez klinik olarak 1980 de uygulanmıştır.(7) Hastalıklı dokunun ve çevresinin gösterdiği karakteristik proton yoğunluğu değişimleri ve manyetik spin dinlenme zamanlarını saptama kabiliyeti ile morfolojik değişikleri görünür kıldığı için MRI bir tercih nedenidir. MRI ın uygulanması sırasında bir radyo sinyali vücuda verilir ve vucüt bu sinyalin enerji olarak bir kısmını absorbe eder bir kısmını yansıtır. Bu sinyallerin bir kısmı da eko yapar. İşte bu ekolar hastanın etrafında dönen dedektör sayesinde devamlı kaydedilir ve bilgisayar yardımı ile 3 boyutlu bir imaj elde edilir. CT görüntüsü vücudun uzun aksına dik iken, MRI da nerdeyse hiçbir yönelim olmadan vücudun direk görüntüsü kolayca elde edilir. MRI özellikle; beyin, beyin damarları, göz, içkulak, boyun, göğüs omurga, üst abdomen, pelvis, erkek-kadın üreme organları için iyi bir görüntüleme tekniğidir çünkü MRI çok yakın yapısal yoğunluklardaki farklı dokuların arasındaki ince kontrast detaylarını gösterebilmektedir.(7) MRI organların anatomik tanımlamalarında çok iyi olmakla beraber lezyonu da daha iyi karakterize eder ayrıca CT ile kullanılan iyonize kontrast ajana alerjik hastalarda da kullanılabilir. MRI vücudun anatomik unsurlarını iyi gösterebilmenin yanında vücudun çalışma ve fonksiyonlarını da gösterebilmektedir ve MRI daki ilerlemeler bu mercek altında olacaktır ULTRASON Ultrason cihazlarının transducer (değiştirici) denilen bir parçası bulunmaktadır. Bu parça deri üzerinden organlara duyulamayan ses dalgaları gönderir ve her organ bu ses dalgalarını farklı bir şekilde yansıtır. Yine bu değiştirici yardımıyla yansıyan sesler toplanarak canlı bir görüntü elde edilir. 18

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Genel olarak; Tümör hacmi arttıkça Evre ilerledikçe Kombine

Detaylı

BAŞ BOYUN KANSELERİ. Uyarıcı işaretlerin bilinmesi:

BAŞ BOYUN KANSELERİ. Uyarıcı işaretlerin bilinmesi: BAŞ BOYUN KANSELERİ Uyarıcı işaretlerin bilinmesi: Bir yılda 55000 Amerikalıda baş ve boyun bölgesinde kanser tesbit edildiğini, bunların 13000 ünün öldüğünü ve yine bunların önlenebileceğini biliyor muydunuz?

Detaylı

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN 2005 DEN 2030 A DÜNYADA KANSER 7 milyon ölüm 17 milyon 11 milyon yeni vaka 27 milyon 25 milyon kanserli kişi

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü

Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü Oral Prekanserözlerde Tanı Bakımından Dişhekiminin Rolü Prof. Dr. Semih Özbayrak Marmara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Oral Diagnoz ve Radyoloji Anabilim Dalı Bşk. 1 Ağız-perioral ve orofarengeal

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

Ses Kısıklığı Nedenleri:

Ses Kısıklığı Nedenleri: Sesin oluşumunda temel olarak üç sistem rol oynamaktadır. Bu sistemlerden birincisi jeneratör sistemdir. Jeneratör sistem basınçlı hava çıkışını sağlayan akciğerler tarafından oluşturulur. İkincisi vibratuar

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 10/09/2015 Sayı : 8 Dünya Lenfoma Farkındalık Günü 15 Eylül 2015 Hazırlayan Neşet SAKARYA Birkaç dakikanızı ayırarak ülkemizde 2011

Detaylı

Genel Bilgiler. Hastalar için önemli hususlar

Genel Bilgiler. Hastalar için önemli hususlar Genel Bilgiler Bölümümüzde uyguladığımız kapsamlı muayene esnasında; genel sağlık durumunuz ile ve varsa sürekli kullandığınız ilaçlarla ilgili bilgi alınır; genel ağız muayeneniz yapılır, tedaviden beklentileriniz

Detaylı

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Benleriniz Kabusunuz Olmasın Vücudunuzdaki benleriniz büyüyor, kașınıyor veya kanıyorsa

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

Meme Kanseri: Uyarıcı işaretler, memede herhangi bir sertlik veya kitle ve meme uçlarından gelen akıntı veya kan.

Meme Kanseri: Uyarıcı işaretler, memede herhangi bir sertlik veya kitle ve meme uçlarından gelen akıntı veya kan. Kanserde erken tanı için, vücudumuzun verdiği uyarıcı belirtileri gözlemlemenin, olası risk faktörlerini göz ardı etmemenin önemli olduğunu belirten uzmanlar, kanser oluşumunun önceden yakalanması için

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Beyin Tümörleri Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Sizde mi Diş Sıkıyorsunuz? Diş sıkma ve gıcırdatma, gece ve/veya gündüz oluşabilen istemsiz bir aktivitedir.

Detaylı

Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri. Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D.

Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri. Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D. Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D. Baş Boyun Radyoterapisinin Önemi Cerrahi ile eşit sonuç alınması Uzun yaşam beklentisi Organ

Detaylı

BAŞ-BOYUN LENF NODLARI

BAŞ-BOYUN LENF NODLARI BAŞ-BOYUN LENF NODLARI Dr. Yusuf Öner GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ RADYOLOJİ A.D. ANKARA LENFATİK SİSTEM Lenfatik sistem farklı bölgelerdeki lenf nodlarından geçerek, lenf sıvısını venöz sisteme taşıyan

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri

Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri Diagnostik görüntüleme ve teknikleri, implant ekibi ve hasta için çok amaçlı tedavi planının uygulanması ve geliştirilmesine yardımcı olur. 1. Aşama Görüntüleme Aşamaları

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Beyin tümörü, beyni oluşturan üç bölgeden birinden -beyin, beyincik ve beyin sapıkaynaklanabilir.

Beyin tümörü, beyni oluşturan üç bölgeden birinden -beyin, beyincik ve beyin sapıkaynaklanabilir. BEYİN TÜMÖRÜ BEYİN TÜMÖRÜ NEDİR? Beyin tümörü beyinde anormal hücrelerin çoğalması sonucu gelişen bir kitledir. Bazı beyin tümörleri iyi huylu (örneğin meningiom), bazıları ise kötü huylu kitlelerdir.

Detaylı

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD 15-30 yaş arası ve > 55 yaş olmak üzere iki dönemde sıklık artışı (+) Erkek ve kadınlarda en

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir!

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir! On5yirmi5.com Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir! Mevsim değişimlerinde geniz akıntısı, burnunuzda tıkanıklılık ve bağ ağrılarınızdan şikayetiniz varsa, üst solunum yolu enfeksiyonlarınız 10

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİ MEME VE AKCİĞER KANSERİNDEN

Detaylı

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 Tiroid bezi boyun ön tarafında yerleşmiş olup, nefes, yemek borusu ve ana damarlarla yakın komşuluk gösterir. Kelebek şeklinde olup

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Soliter Pulmoner Nodül Tanım: Genel bir tanımı olmasa da 3 cm den küçük, akciğer parankimi ile çevrili, beraberinde herhangi patolojinin eşlik

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

MEME KANSERİ TARAMASI

MEME KANSERİ TARAMASI MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme

Detaylı

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM NE YAKLAŞIM Prof. Dr. Sibel Güldiken TÜTF, İç Hastalıkları AD, Endokrinoloji BD PREVALANSI Palpasyon ile %3-8 Otopsi serilerinde %50 US ile incelemelerde %30-70 Yaş ilerledikçe sıklık artmakta Kadınlarda

Detaylı

6 Pratik Dermatoloji Notları

6 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 6 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Siğil Skuamöz Hücreli Karsinom Bazal Hücreli Karsinom Melanom Lipom Nörofibromatözis 2 Siğil 3 Siğil

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar AKCİĞER KANSERİ Doç.Dr.Filiz Koşar Akciğer Kanseri Nedir? Kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük

Detaylı

Tiroid nedir? BR.HLİ.058

Tiroid nedir? BR.HLİ.058 BR.HLİ.058 bezi boynun ön bölümünde adem elması adı verilen kıkırdağın hemen altında bulunan kelebek şeklinde bir organdır. Yaklaşık 20 gram ağırlığındadır. Vücudumuz için hayati önemi olan hormonlar salgılar.

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına

Detaylı

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 KANSER NEDİR? Kanser; Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler:

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler: HPV ( Human Papilloma virus) 60 tan fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler.ancak bazıları cinsel yola bulaşır ve condyloma acuminata veya

Detaylı

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi MANİSA HABER Soğuklarla birlikte sinüzit vakalarında artış yaşanıyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ercan Pınar, havaların

Detaylı

Sesiniz Kı. sılırsa Bunları Yapın!

Sesiniz Kı. sılırsa Bunları Yapın! Sesiniz Kı sılırsa Bunları Yapın! Ses bozukluklarının sadece sesin azalması ya da hiç çıkmaması anlamına gelmiyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Eltaf Ayça Özbal Koç, şu bilgileri verdi

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALKANS ER TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHĠSĠ DERNEĞĠ ANAL KANSER NEDİR? Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi (genetik

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MESLEK HASTALIKLARI -2 PROF. DR. SARPER ERDOĞAN

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MESLEK HASTALIKLARI -2 PROF. DR. SARPER ERDOĞAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MESLEK HASTALIKLARI -2 PROF. DR. SARPER ERDOĞAN İşe Giriş Muayeneleri Aralıklı kontrol muayeneleri (periyodik muayeneler) Sağlık Eğitimi 1 İşe Giriş

Detaylı

Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DPE 603 Fiziksel, psikolojik, sosyal gelişim ve davranış

Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DPE 603 Fiziksel, psikolojik, sosyal gelişim ve davranış PEDODONTİ Ders Koordinatörü: Prof. Dr. Serap Çetiner, scetiner@neu.edu.tr DersSorumluları: Prof. Dr. Serap Çetiner, scetiner@neu.edu.tr Prof.Dr. Şaziye Aras, saziye_aras@yahoo.com Prof.Dr. Leyla Durutürk,

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ)

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) Diğer adı ve kısaltma: α fetoprotein, AFP. Kullanım amacı: Primer karaciğer, testis ve over kanserlerinin araştırılması ve tedaviye alınan cevabın izlenmesi amacıyla

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Testis tümörleri Erkeklerdeki kanserlerin %1 i Yıllık %3-6 artış Avrupa da her yıl 24.000 yeni vak a Testis Tümör Epidemiyolojisi İnsidans dünya genelinde

Detaylı

Prostat kanserine karşı erken teşhis için

Prostat kanserine karşı erken teşhis için Prostat kanserine karşı erken teşhis için Prostat Erkeğin hassas noktasi Sayın Erkekler, Almanya da her yıl 40.000 den fazla erkek yeniden prostat kanserinden hastalanıyor. Ancak tüm erkeklerin % 15 ile

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 145 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma işitme organında da görülür ve bu arada işitme duyusu da gün geçtikçe zayıflar. Yaşlılığa bağlı olarak gelişen

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI VEREM EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI Geleneksel olarak her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi okült (gizli, saklı, bilinmeyen, anlaşılmaz) okült + kanser primeri bilinmeyen

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

Doppler Ultrasonografisi

Doppler Ultrasonografisi Doppler Ultrasonografisi DOPPLERİN FİZİKSEL PRENSİPLERİ D O P P L E R E T K I D O P P L E R F R E K A N S ı D O P P L E R D E N K L E M I D O P P L E R A Ç ı S ı Ultrasonografi nin Tanımı Doppler Çeşitleri

Detaylı

H 1 KBB 7002 KULAK BURUN BOĞAZ ONKOLOJİ KONSEYİ

H 1 KBB 7002 KULAK BURUN BOĞAZ ONKOLOJİ KONSEYİ KBB 21 KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ BOYUN CERRAHİSİ Dr. Mustafa KAZKAYASI / 1 Dr. Nuray Bayar MULUK / 2 Dr. Rahmi KILIÇ / 3 KOD DERS ADI ÖÜ T P KREDİ AKTS KBB 7001 MAKALE VE SEMİNER SAATİ K.B.B. A.D. de tıpta

Detaylı

MEME KANSERİ Erken tanı konulduğunda şifa şansı son derece yüksek bir kanser türüdür.

MEME KANSERİ Erken tanı konulduğunda şifa şansı son derece yüksek bir kanser türüdür. MEME KANSERİ { Erken tanı konulduğunda şifa şansı son derece yüksek bir kanser türüdür. Meme Kanserinde Erken Tanı İçin Ne Yapılmalı? 20 yaşından sonra tüm kadınlar ayda bir kez memenin yumuşak olduğu

Detaylı

30.12.2014. Kadın Hastalıklarında Uygulanan Muayene Metotları. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 16.Hafta ( 29.12-02.

30.12.2014. Kadın Hastalıklarında Uygulanan Muayene Metotları. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 16.Hafta ( 29.12-02. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 16.Hafta ( 29.12-02.01 / 01 / 2015) KADIN HASTALIKLARINDA UYGULANAN MUAYENE METOTLARI Slayt No: 25 JİNEKOLOJİK MUAYENE 1.) Anamnez 2.) Genel Fizik Muayene

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

30.12.2014. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri

30.12.2014. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 16.Hafta ( 29.12-02.01 / 01 / 2015 ) ÖZEL MUAYENE VE TANI YÖNTEMLERİ Slayt No: 26 4 4.)) ÖZEL MUAYENE VE TANI YÖNTEMLERİ 1.) Smear alma 2.) Vajinal kültür

Detaylı

Prof. Dr. Gökhan AKSOY

Prof. Dr. Gökhan AKSOY Prof. Dr. Gökhan AKSOY * Çiğneme, Beslenme * Yutkunma, * Estetik, * Konuşma, * Psikolojik Kriterler * Sosyolojik Kriterler Mandibüler: alt çene kemiğine ait, alt çene kemiğiyle ilgili Örnek: * mandibüler

Detaylı

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ RİSK GRUPLARINA GÖRE TEDAVİ-TAKİP Dr.Nuri ÇAKIR Gazi Ü Tıp Fak Endokrinoloji ve Metabolizma B.D 35.Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKongresi 15-19 Mayıs 2013-Antalya

Detaylı

İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI

İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI Prof. Dr. HALDUN İPLİKÇİOĞLU İmplant vakaları neden sınıflandırılmalıdır? İmplantoloji yüksek düzeyde bilgi ve deneyim gerektiren bir alandır. Bu konuda çalışmalar

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI. Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi

HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI. Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi TANIM Horlama ve buna eşlik eden solunum düzensizlikleri ile karakterize klinik tablolardır.

Detaylı

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine

Detaylı

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine

Detaylı

TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER

TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS CERRAHİSİ ANABİLİM DALI Dr Ahmet DEMİRKAYA 21 Eylül 11 Çarşamba C6-T4 arasında uzanan trakea infrakrokoid seviyeden karinaya kadar

Detaylı

METASTATİK BEYİN TÜMÖRLERİ Hazırlayan: Türk Nöroşirürji Derneği Nöroonkoloji Eğitim ve Araştırma Grubu (TURNOG)

METASTATİK BEYİN TÜMÖRLERİ Hazırlayan: Türk Nöroşirürji Derneği Nöroonkoloji Eğitim ve Araştırma Grubu (TURNOG) METASTATİK BEYİN TÜMÖRLERİ Hazırlayan: Türk Nöroşirürji Derneği Nöroonkoloji Eğitim ve Araştırma Grubu (TURNOG) Metastatik tümörler en sık görülen beyin tümörleridir. Her geçen yıl çok daha fazla sayıda

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. hakkında her şey T Ü S A D

AKCİĞER KANSERİ. hakkında her şey T Ü S A D AKCİĞER KANSERİ hakkında her şey Akciğer Kanseri Çalışma T Ü S A D Grubu risk altındakiler Akciğer kanseri, normal akciğer hücrelerinin kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde tümör oluşturması durumudur.

Detaylı

KANSER GELİŞİMİ VE RİSK FAKTÖRLERİ DR BURÇAK ERKOL HAYDARPAŞA NUMUNE EAH TIBBİ ONKOLOJİ 05.02.2014

KANSER GELİŞİMİ VE RİSK FAKTÖRLERİ DR BURÇAK ERKOL HAYDARPAŞA NUMUNE EAH TIBBİ ONKOLOJİ 05.02.2014 KANSER GELİŞİMİ VE RİSK FAKTÖRLERİ DR BURÇAK ERKOL HAYDARPAŞA NUMUNE EAH TIBBİ ONKOLOJİ 05.02.2014 Tümör Kötü huylu-iyi huylu tümörler İyi huylu tümörler genellikle yayılma sıçrama yapmazlar Kötü huylumaligntümörlerin

Detaylı

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR?

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hast. Ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Ünitesi Serviks Epiteli Skuamoz epitel: Ektoserviks Kolumnar epitel: Endoserviks

Detaylı

IYE'D -' """ A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T.

IYE'D -'  A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rlfik Rl 'Rt;l'T. TU lt@ IYE'D -' """ A 1 IGI Editörler Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R ANKARA NUMUNE HASTANESİ'NDE 1985-1990 YILLARI ARASINDAKİ

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM Tanım Az diferansiye tiroid karsinomları, iyi diferansiye ve anaplastik

Detaylı

XVII. ULUSAL KANSER KONGRESİ

XVII. ULUSAL KANSER KONGRESİ XVII. ULUSAL KANSER KONGRESİ İnteraktif Olgu Sunumu KEMİK TÜMÖRLERİ . 17 yaşında bayan hasta. 2.5 yıldır sol bacakda yürürken ağrı Enfeksiyon ve dolaşım bozukluğu tedavisi uygulanmış. Son 6 aydır ağrı

Detaylı