KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI: EPİDEMİYOLOJİ VE DOĞAL GELİŞİM

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI: EPİDEMİYOLOJİ VE DOĞAL GELİŞİM"

Transkript

1 KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI: EPİDEMİYOLOJİ VE DOĞAL GELİŞİM Ali KOCABAŞ Giriş Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), tam olarak geri dönüşlü olmayan hava akımı kısıtlanması ile karekterize, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH ın tipik özelliği olan yerleşik hava akımı kısıtlanması, genellikle ilerleyicidir ve zararlı partiküllere karşı akciğerlerde gelişen anormal inflamatuvar yanıt ile ilişkilidir. KOAH akciğerleri etkilemekle birlikte, ciddi sistemik etkilere de yol açabilmektedir (1). Zararlı partikül ve gazların uzun süre solunum yoluyla alınması sonucu akciğerlerde gelişen kronik enflamasyon; büyük hava yolları, küçük hava yolları ve akciğer parankimini etkilemekte ve sonuçta kronik bronşit, küçük hava yolu hastalığı ve amfizem gelişimine yol açmaktadır. Gelişen küçük hava yolu hastalığı ve amfizem ise KOAH a özgü yerleşik hava akımı obstrüksiyonu gelişiminde belirleyici öneme sahiptirler (2). Genetik olarak duyarlı kişilerin uygun çevresel risk faktörleri ile uzun süre karşılaşması, hastalık gelişimine neden olmaktadır. KOAH değişken bir doğal gelişim göstermekte, ayni risk faktörleri ile karşılaşan kişilerde hastalık farklı seyir izleyebilmektedir. KOAH gelişiminde günümüzde bilinen tek genetik risk faktörü alfa-1 antitripsin enzim eksikliğidir. İnhale edilen zararlı partikül ve gazlara karşı konakçının antiproteaz, antioksidan savunmasından veya tamir mekanizmalarından sorumlu genlerdeki mutasyonların veya sigara içiminin neden olduğu kazanılmış somatik mutasyonların veya oto-immün nedenlerin genetik duyarlılıkta rol oynayabileceği düşünülmektedir. Gelişmiş ülkelerde en yaygın görülen çevresel risk faktörleri sigara içimi ve mesleki karşılaşmalardır. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde iç ortam hava kirliliği önemli bir çevresel risk faktörü olarak kendini göstermektedir. Hastalık genellikle 50 yaş üstünde, genellikle 20 paket/yıldan daha uzun süre sigara içmiş erkeklerde görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişimi yönünden kadınlar ve erkekler arasındaki farklılık giderek kapanmaktadır. KOAH ın en önemli semptomları; efor dispnesi, kronik öksürük, balgam ve genellikle alevlenmelerde ortaya çıkan hışıltılı solunumdur (3). Klinik olarak hastalığın tanısı, kronik semptomlara ve/veya çevresel risk faktörleri ile karşılaşma öyküsüne sahip kişilerde akciğer fonksiyonlarının ölçümü ile sağlanmaktadır. Günümüzde, sigara içme salgınının yaygınlaşmasına ve yaşlı nüfusun artmasına paralel olarak, KOAH da tüm dünyada giderek ivme kazanan bir salgın haline gelmektedir (4). Nitekim hastalık bugün tüm dünyada önde gelen morbidite ve mortalite nedenidir ve oldukça büyük ve giderek artan ekonomik ve sosyal yüke neden olmaktadır. KOAH ın küresel bir sağlık sorunu olduğu giderek anlaşılmakla birlikte hastalık kamuoyu, sağlık görevlileri, hükümetler ve araştırmacılarca büyük oranda ihmal edilmiş bir hastalık özelliğini sürdürmektedir. Hastaların büyük kısmı halen teşhis edilmemiş durumdadır ve tanı konulanlar da büyük oranda yetersiz tedavi almaktadırlar. Bu durum hastalık morbidite ve mortalitesi artırmaktadır (Tablo 1). Gelişmiş batı ülkelerinde yapılan çalışmalar, hastaların ancak % unun kendilerinde hastalık olduğunu bildiklerini göstermektedir (5). Yeterli finans, sağlık alt yapısı ve spirometre olanağına sahip olmayan gelişmekte olan ülkelerde bu rakamlar daha düşük düzeylerdedir. KOAH ın yavaş seyirli bir hastalık oluşu, akciğer fonksiyonlarında % 50 ye varan kayıplar geliştikten sonra klinik olarak anlamlı semptomların ortaya çıkması, hastaların semptomlarına adapte olmaları, doktorların hastalık ve semptomları konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları ve çoğu sağlık kuruluşunda spirometrenin bulunmaması hastalığın teşhisinde yetersizliğe neden olmaktadır. Bu durumda, hastalık oldukça geç dönemde, hastalığın orta-ileri aşamasında teşhis edilebilmektedir. Bugün elimizde var olan olanaklarla hastalığı erken dönemde tanı koyabilmek, hastalığın gelişimini durdurabilmek, semptomları ve yaşam kalitesini iyileştirmek ve alevlenmeleri önlemek mümkündür. Buna karşın tanı konulan hastaların önemli bir kısmının yeterli tedavi almadıkları izlenmektedir. Hekim ve diğer sağlık görevlilerinde etkin tedavi konusunda yeterli bilinç bulunmamasının yanı sıra hekimlerdeki yanlış tutum ve inanışlar da bu sonuçta rol oynamaktadır (6). Çünkü hekimlerin bir kısmı, bu hastalığın sigara içiminden kaynaklandığı ve kişinin kendi suçu olduğunu düşünmekte, bir kısmı da hastalığın geri donusumsuz olduğunu ve tedavinin etkili olamayacağını düşünmekte ve bu nedenle etkin tedavi uygulama konusunda yeterli çaba içinde bulunmamaktadırlar..

2 KOAH ın epidemiyolojik özellikleri konusunda yapılan çalışmalarda karşılaşılan en önemli sorun hastalığın herkes tarafından kabul görmüş tanımı ve akciğer fonksiyon test kriterinin bulunmayışıdır (7). Bu durum, hem bu alanda yapılan çalışmaları karşılaştırmakta güçlük yaratmakta, hem de hastalığın zaman içindeki seyrini değerlendirmemizde güçlük oluşturmaktadır. Karşılaşılan bir diğer sorun ise, hastaların ancak küçük bir grubunun sağlık kuruluşlarınca bilinmesi nedeniyle, bu kuruluşlarından elde edilen verilerle hesaplanan hastalık insidansı, mortalite hızı vb. epidemiyolojik ölçütlerin güvenilir olmama gerçeğidir. KOAH prevalansı ile ilgili çalışmalarda, hastaların belirttiği solunumsal semptomlar, doktor tanılı KOAH ve hava akımı kısıtlanmasının varlığı gibi ölçütler kullanılmaktadır. Günümüzde KOAH ın epidemiyolojik özelliklerini değerlendirmede daha çok toplumu temsil eden örneklem gruplarında yapılan epidemiyolojik çalışmalar temel alınmaktadır. Bu amaçla, semptom ve risk faktörlerini sorgulamaya yönelik anketler ile yerleşik hava akımı obstrüksiyonunun varlığını göstermeye yönelik spirometrik testler uygulanmaktadır lı yıllarda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Bankası nın desteği ile yürütülen Küresel Hastalık Yükü çalışmalarıyla değişik ülkelerde KOAH prevalansı tahmin edilmeye çalışılmıştır. Fakat bu çalışmalarda ancak klinik olarak orta-ağır KOAH lı hastaların değerlendirmede dikkate alındığı, ve elde edilen sonuçların KOAH ın gerçek yükünü yansıtmaktan uzak olduğu bildirilmiştir. Son yıllarda KOAH ın yaygınlığını değerlendirmede standart bir metadoloji gemiştirmek amacıyla Akciğer Hastalığı Yükü Girişimi, BOLD (Burden of Lung Disease Initiative) oluşturulmuştur Tablo 1: Günümüzde KOAH Sorunu Günümüzde en büyük morbidite ve mortalite nedenlerinden biri Hastalığın prevalans, morbidite ve mortalitesi giderek artıyor Her yıl 2.7 milyon kişi KOAH dan ölüyor Çok büyük toplumsal ve ekonomik yük Hastalık yeterince bilinmiyor ve önemsenmiyor Hastalık yeterince teşhis edilmiyor ve tedavi edilmiyor Epidemiyoloji Mortalite: KOAH tüm dünya ülkelerinde önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü 2002 Dünya Sağlık Raporuna göre KOAH dünyada 5. ölüm nedenidir her yıl 2.7 milyon kişi KOAH nedeniyle ölmektedir ve hastalığın prevalansı ve mortalitesinde önümüzdeki yıllarda önemli artışlar beklenmektedir (Tablo 2) (4). KOAH ve diğer hava yolu hastalıklarıyla ilgili mortalite hızları, ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Risk faktörleri ile karşılaşmadaki farklılıkların ve metodolojik farklılıkların (ölüm kayıtlarında ve kodlamada) bu sonuçlardan sorumlu olduğu düşünülmektedir. Avrupa ülkelerinde KOAH, astım ve pnömoniden oluşan hastalık grubu ölüm nedenleri içinde 3. sırayı alırken, ABD de KOAH tek başına 4. ölüm nedeni olarak izlenmektedir (1991) (8). Bugün tüm dünyada en sık rastlanan ölüm nedenleri içinde 5. sırada yer alan KOAH ın, 2020 yılında 3. ölüm nedeni haline gelmesi beklenmektedir. ABD de yılları arasında diğer tüm hastalıklardan (kalp hastalıkları ve serebrovasküler hastalıklar dahil) kaynaklanan ölümlerde %22 azalma görülürken, yaşa göre düzenlenmiş ölüm hızları KOAH ta %71 artmıştır (9). Bu özellikleri ile KOAH, çoğu gelişmiş ülkede modern bir veba özelliği taşırken, üçüncü dünya ülkelerinde en hızlı artan hastalıkların arasında yer almaktadır. Tablo 2. Dünyada ölüm nedenleri (2001) Hastalıklar 1.İskemik kalp hastalığı 2.Serebrovaskuler hastalık 3.Alt solunum yolu enfeksiyonları 4.HIV/AIDS 5.KOAH 6.Perinatal nedenler 7.Diyare 8.Tüberküloz 9.Akciğer kanseri 10.Trafik kazaları Ölüm sayısı Kaynak: WHO: 2002 World Health Report

3 Morbidite-prevalans: KOAH ta semptomlar ve fizik muayene bulguları ile hastalığın şiddeti ve hatta varlığı arasında zayıf bir ilişki bulunmaktadır. Bu durum hastaların büyük bir kısmının teşhis edilmesini güçleştirmektedir. Nitekim Avrupa ülkelerinde bulunan KOAH lı hastaların sadece %25 inin bir sağlık kuruluşunda KOAH tanısı aldığı bildirilmiştir (10). DSÖ verilerine göre tüm dünyada KOAH prevalansı; erkeklerde binde 9.34, kadınlarda ise binde 7.33 dür (tüm yaş gruplarında) (11) ABD de tanı konulan KOAH lı hasta prevalansının yetişkin beyaz erkeklerde %4-6, beyaz kadınlarda ise %1-3 olduğu bildirilmiştir (8). Avrupa ülkelerinde KOAH prevalansının 40 yaş üstü yetişkinlerde % 4-6 olduğu tahmin edilmektedir (12). Fakat son yıllarda Güney Amerika nın değişik ülkelerinde yapılan PLATINO çalışması ve BOLD grubunun Çin ve Türkiye de yaptığı çalışmalar daha önce sanılanın aksine 40 yaş üstü yetişkinlerde KOAH prevalansının % 10 ların üstünde olduğunu göstermektedir. Hastalık erkekler arasında daha yaygındır ve yaşla birlikte artmaktadır. Cinsiyet farklılığı erkeklerin daha çok sigara içmeleri ve mesleki toksik ajanlarla daha çok karşılaşmaları ile açıklanmaktadır. Genç kadınlar arasında sigara içme alışkanlığının giderek yaygınlaşması, gelecekte hastalık prevalansının bu cinsiyet grubunda da artacağını düşündürmektedir. Nitekim ABD de 2002 yılında KOAH dan ölen kadınların sayısı, erkeklerin sayısını geçmiştir (9). KOAH morbiditesi ile ilgili değerlendirmede sıklıkla DALY (hastalık nedeniyle oluşan erken ölümler ve hastalığın oluşturduğu solunumsal sakatlık nedeniyle kaybedilen yılların toplamı) parametresi kullanılmaktadır (11). DSÖ verilerine göre KOAH, 1990 yılında en sık görülen DALY nedenleri içinde 12. sırada yer alırken, 2020 yılında en sık görülen 5. DALY nedeni olması beklenmektedir (Tablo 3). Tablo 3. KOAH ta 1990 yılında gerçekleşen ve 2020 yılı için öngörülen küresel yük Mortalite 6. ölüm nedeni 3. ölüm nedeni Morbidite (DALY) 29.1x106 (12. neden) 57.6x106 (5. neden) DALY: Erken ölümler ve solunumsal sakatlık nedeniyle yaşamdan kaybolan yılların toplamı Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası Türkiyede durum Türkiye de 1976 yılında Etimesgut bölgesinde yapılan bir çalışmada, 40 yaş üstündeki KOAH prevalansının %13.6 olduğu (erkeklerde %20.1, kadınlarda %8.2) bildirilmiştir (13). Mevcut veriler ülkemizde milyon KOAH lı hastanın bulunduğunu işaret etmektedir (Tablo 4). Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılları arasında kronik bronşit, amfizem ve astım tanısıyla hastanelerden taburcu edilen hastaların sayısı 3.1 kat (100 binde ) ve bu hastalar arasında ölümler 5.1 kat (100 binde ) artmıştır (Tablo 5) yılı verilerine göre hasta kronik bronşit, amfizem veya astım tanıları ile hastanelerden taburcu edilmiş ve bunların 1460 ı ölmüştür. Bu verilere göre KOAH, hastanelerde gerçekleşen en yaygın ölüm nedenleri sıralamasında 11. sırada yer almaktadır (14). Türkiye de KOAH gelişiminde sigara içimine ek olarak, ısınma ve yemek pişirme amacıyla tezek ve odun sobası kullanımı, keten-kenevir işçiliği, ve asbestle karşılaşmanın rolü konusunda çalışmalar sürmektedir. Son yıllarda Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü nün birlikte yürüttüğü ve henüz sonuçları açıklanmayan Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Çalışması (Sağlık Bakanlığı, 2003), KOAH a ikincil mortalite, KOAH gelişiminde risk faktörleri ve KOAH ın ekonomik ve toplumsal yükü konusunda oldukça değerli bilgiler sağlayacaktır. Aralık 2003-Ocak 2004 döneminde Adana ilinde yapılan BOLD çalışmasında da bu ilde yaşayan 40 yaş üstü nüfusda KOAH prevalansı, hastalık gelişimini etkileyen risk faktörleri ve hastalık yükü araştırılmıştır. Bu çalışmanın ilk sonuçları Adana ilindeki 40 yaş üstü yetişkinlerde KOAH prevalansının % 20 civarında olduğunu göstermektedir (15). Tablo 4: Türkiye de Durum Nedir? Tütün kullanımı yaygın: > 18 yaşta Erkek: % 50.8, Kadın: % 19.1 Biyomas kullanımı yaygın İşyeri sağlığı ile ilgili önlemler yeterli değil Güvenilir epidemiyolojik veriler yok Birinci basamakda spirometri kullanımı yok denecek kadar az Kamuoyu, sağlık personeli ve yöneticiler arasında KOAH bilinci yetersiz

4 Tablo 5. Türkiye de yılları arasında tüm hastanelerden kronik bronşit, amfizem, astım tanılarıyla taburcu edilen ve ölen hastaların sayıları ve 100 bin nüfus başına oranları Yıllar Nüfus Taburcu olan Ölen (x100 bin) hastalar hastalar n 100 binde n 100 binde Kaynak: Sağlık Bakanlığı KOAH a ikincil ekonomik yük KOAH, önemli oranda sakatlığa, üretim kaybına ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olmaktadır. Hastalıktaki alevlenmeler ve solunum yetersizliği gelişimi, hastanelere başvurulan ve dolayısıyla sağlık harcamalarını da artırmaktadır. Nitekim ABD de, 40 yaş üstü yetişkinlerde KOAH ın, koroner arter hastalığından sonra ikinci sırada kalıcı maluliyet nedeni olduğu ve bu hastalığın doğrudan (sağlık harcamaları) ve dolaylı (üretim kaybı) maliyetinin 24 milyar dolara ulaştığı bildirilmiştir (1993) (9) Bir KOAH lı hastanın neden olduğu doğrudan maliyet (hastane ve ilaç harcamaları) 522 US$ dan (Fransa), 4119 US$ a (ABD) kadar ülkeler arasında farklılık göstermektedir (16). Risk Faktörleri Günümüzde üç risk faktörünün KOAH gelişimindeki rolü çok iyi bilinmektedir. Bunlar, sigara içimi, mesleki/çevresel toz ve dumanlarla karşılaşma ve kalıtsal alfa-1 antitripsin eksikliğidir (Tablo 6). Bunlara ek olarak, bazı risk faktörlerinin de KOAH gelişiminde rol oynayabileceği düşünülmektedir. Bu olası risk faktörleri içinde, hava kirliliği, pasif sigara içimi, viral enfeksiyonlar, sosyoekonomik faktörler, alkol, yaş, cinsiyet, ailevi/genetik faktörler ve hava yolu aşırı cevaplılığı bulunmaktadır. Tüm bu risk faktörlerinin, bireysel genetik duyarlılık ve yaşanan/çalışılan çevrenin karşılıklı etkileşimi çerçevesinde işlev gördüklerine inanılmaktadır (16-17). Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden büyük oranda sigara içiminin sorumlu gösterilmiştir. Buna kırşılık gelişmekte olan ülkelerde, sigara içimi giderek artan bir sorun haline gelmekte ise de, KOAH ın sigara içmeyen kişiler arasında da yaygın olarak bulunduğu izlenmektedir. Bu durum, çevresel/mesleki karşılaşmanın bu ülkelerde KOAH gelişiminde daha büyük rol oynadığını düşündürmektedir. Tablo 6. KOAH ta risk faktörleri Çevresel faktörler Konakçı ile ilgili faktörler Tütün Mesleki Tozlar ve Kimyasallar a1-antitripsin Eksikliği İç / Dış Ortam Hava Kirliliği Enfeksiyonlar Sosyoekonomik Durum Bronşiyal Aşırı Cevaplılık Akciğer Büyümesi Bilinen Risk Faktörleri A. Aktif sigara içimi: Günümüzde KOAH gelişiminde en önemli risk faktörü sigara içimidir. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden %80-90 oranında sigara içiminin sorumlu olduğu, sigara içmeyenlere göre sigara içenlerde KOAH gelişme riskinin kat arttığı, KOAH nedeniyle gerçekleşen ölümlerin erkeklerde %85 inden, kadınlarda ise %69 undan sigara içiminin sorumlu olduğu bildirilmiştir. Son 30 yılda yapılan çalışmalarda, sigara içimi ile KOAH gelişimi arasındaki ilişki, herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta gösterilmiş ve içilen sigara miktarı ile FEV1 deki yıllık azalmanın büyüklüğü arasında çok güçlü bir doz-cevah ilişkisinin bulunduğu öğrenilmiştir. Sigara içiminin etkileri, sigara içiminin yoğunluğu ile (günde içilen sigara miktarı (paket) x sigara içme süresi (yıl) ile yakından

5 ilişkilidir. Hastalarda genellikle 20 paket/yıldan fazla sigara içme öyküsü saptanır. Sigara içiminin bırakılması durumunda akciğer fonksiyonlarında düzelme, FEV1 deki yıllık azalmada küçülme, solunum semptomlarında hafifleme gözlenmektedir. Sigara içicilerin %50 sinde kronik bronşit gelişirken, ancak %15-20 sinde klinik olarak anlamlı boyutta KOAH gelişmektedir. Bu durum, bazı sigara içicilerin sigara dumanının zararlı etkilerine karşı daha duyarlı olmasıyla ilişkili olabilir. Yapılan son çalışmalarda, sigara içiminin zararlı etkilerine karşı kadınların daha duyarlı oldukları bildirilmiştir. Bu bulgu, duyarlılığın anlaşılmasında yeni açılımlar sağlayabilir. B. Mesleki karşılaşma: İşyeri ortamında organik-inorganik toz, duman ve gazlarla karşılaşan işçilerde KOAH daha sık görülmektedir. Mesleki riskler arasında, kadmiyum, silika ve tozlarla karşılaşmanın KOAH gelişimine neden olduğu konusunda güenilir kanıtlar bulunmaktadır. Madenlerde, metal işleri/fırınlarda, ulaşımda, odun/kağıt işlerinde, inşaat/beton işlerinde, tahıl ve pamuk işlerinde, hayvan yemi ile ilgili işlerde çalışan işçilerde ve çiftçilerde KOAH gelişme riski yüksektir. Popülasyon çalışmaları, dumanlı ve özellikle de tozlu işyerlerinde çalışanlarda KOAH gelişme riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Sigara içimi ve çevresel/mesleki karşılaşmalar karşılıklı olarak birbirlerinin etkilerini artırmaktadırlar. Sosyoekonomik durum da bu etkileşime katkıda bulunan bir diğer faktör olarak görünmektedir. C. Kalıtsal alfa-1 antitripsin eksikliği: Konjenital alfa-1 antitripsan (AAT) enzim eksikliği, serum AAT düzeylerinde belirgni azalma ve yaşlarında amfizem gelişme riski ile karakterize kalıtsal bir hastalıktır (18). Kalıtsal AAT eksikliği, günümüzde KOAH gelişimine neden olduğu bilinen tek genetik anormalliktir. Kuzey Amerika ülkelerinde yapılan çalışmalarda AAT eksikliğinni, KOAH lı hastaların %1 inden azında hastalık gelişiminden sorumlu olduğu bildirilmiştir. İlk kez 1963 yılında A.B. Lauurell ve S. Eriksson tarafından tanımlanan bu anormallik bugün tam olarak anlaşılmış, sorumlu gen ve mutasyonları belirlenmiş, neden olduğu amfizem patogenezi anlaşılmış ve özgün tedavi yaklaşımları geliştirilmiştir AAT eksikliği, birbirinden farklı üç organ sisteminde değişik klinik görünümlere neden olmaktadır. Bunlar; akciğerler (amfizem, hava yolu hastalıkları), karaciğer (yenidoğan hepatiti, çocuk ve yetişkinlerde siroz, hepatoma) ve deridir (pannikulit). Olası Risk Faktörleri A. Hava Kirliliği: Hava kirliliğinin KOAH gelişimindeki rolü tartışmalıdır. Kentlerdeki yüksek düzeydeki kirliliğin kalp ve akciğer hastalığı bulunan kişilerde zararlı etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Dış ortam kirliliğinin (Özellikle partikül kirliliğinin) KOAH da alevlenmeleri, hastaneye başvurulan ve mortaliteyi artırdığı gösterilmiştir. Fakat, dış ortam kirliliğinin KOAH gelişimindeki rolünün, sigara dumanı ile karşılaştırıldığında oldukça küçük olduğu düşünülmektedir. Dış ortam kirleticilerinin, okside edici etkilerinden ötürü KOAH gelişiminde rol oynayabileceği ileri sürülmüştür. Yüksek hava kirliliğine sahip kentlerde oturan kişilerde solunum sistemi semptomlarının daha yaygın olduğu ve akciğer fonksiyonlarında hafif azalma geliştiği gösterilmiştir. Partiküllerle, özellikle 10 mikrondan küçük partiküllerle yüksek düzeyde karşılaşmanın bu gelişmeden sorumlu olabileceği ileri sürülmüştür (19). Çoğu gelişmiş ülkede dış ortam hava kirlilik düzeyi önemli oranda düşmüş ve bir risk faktörü olma özelliğini kaybetmiştir. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde şehirlerin çoğunda hava kirliliği düzeyi hala yüksektir. Bu ülkelerde, yeterli havalandırma koşullarının bulunmadığı ortamlarda, ısıtma ve yemek pişirme amacıyla değişik katı yakıtların kullanılması, yüksek düzeyde iç ortam kirliliğine neden olabilir ve bu durum da KOAH gelişimi ile ilişkili olabilir. Dış ortam kirliliği, mesleki karşılaşma ve iç ortam kirliliği birbirlerinin etkilerini artırabildiği gibi, sigara içiminin etkisini de artırabilirler. B. Pasif sigara içimi: Sigara içmeyen bir kişinin, başkasının içtiği sigaranın dumanı ile karşılaşması, çevresel tütün dumanı ile karşılaşma, ikinci el sigara içimi veya pasif sigara içicilik olarak tanımlanmaktadır. Pasif sigara içimi, solunum sistemi semptomları (öksürük, hışıltılı solunum, balgam) ile ilişkilidir. Pasif sigara içiminin etkileri prenatal dönemde ve/veya postnatal dönemde görülebilir. Yapılan çalışmalarda, anne-babaları sigara içen çocuklarda ve çevresel tütün dumanı ile karşılaşan yetişkinlerde, solunumsal semptomların ve solunum sistemi hastalıklarının daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Buna ek olarak, pasif içicilerde akciğer fonksiyon testlerinde küçük fakat ölçülebilir düzeyde bozulma geliştiği gösterilmiştir. Bu durum çocuklarda hava yolu aşırı cevaplılığına ve çocukların erişkin döneme daha düşük akciğer fonksiyonlarına sahip olarak girmelerine neden olabilir. Fakat bu durumun daha ileri yaşlarda KOAH gelişimine ne oranda katkıda bulunduğu çok iyi bilinmemektedir. Mevcut bilgiler, pasif sigara içiminin prenatal dönemdeki etkisinin daha önemli olabileceğini düşündürmektedir. Çünkü bu etki, intrauterin dönemde akciğerlerin gelişmesini etkileyebilir.

6 C. Ailevi ve genetik faktörler: Son yıllarda, KOAH gelişiminde ailevi ve genetik faktörlerin rolü konusunda ciddi tartışmalar sürdürülmektedir. Genetik duyarlılığın KOAH da önemli bir risk faktörü olduğunu düşündüren kanıtlar şunlardır: a. KOAH lı hastaların akrabalarında, kontrol grubuna göre KOAH ve kronik bronşik insidansı yüksektir. b. Akciğer fonksiyonları yönünden anne-babalarla çocukları ve kardeşler arasında anlamlı ilişki vardır. c. Genetik yakınlık azaldıkça hastalık prevalansı ve akciğer fonksiyonları arasındaki korelasyon azalmaktadır. d. Dizigot ikizlere göre monozigot ikizlerde hastalık ve akciğer fonksiyonları yönünden daha büyük benzerlik vardır. Sigara içenlerin sadece bir kısmında KOAH gelişimine neden olan bireysel özelliklerin niteliği büyük oranda bilinmemektedir. Fakat, ailevi faktörlerin KOAH gelişme riskini artırdığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Hastalığın bazı ailelerde daha sık görülmesinde, paylaşılan eve ait iç ortam hava kirliliğinin rolü olabilir. Nitekim, sigara içen anne ve babaların çocuklarında solunumsal semptomların ve solunum hastalıklarının dahasık görüldüğü bilinmektedir. Evlerde yemek pişirmede kullanılan doğal gaz, ısınmada kullanılan odun sobaları, yetersiz havalanan evler ve solunumsal enfeksiyonlar hastalığın ailevi birikimine katkıda bulunabilir. Fakat monozigot ve dizigot ikizlerin aile bireylerinde yapılan çalışmalarda, kişisel veya ailenin sigara içme özelliğinden ve diğer iç ortam hava kirliliğinden bağımsız olarak kronik bronşit gelişimi için genetik eğilimin bulunduğu ileri sürülmüştür. Yayınlanan son bir çalışmada, erken başlangıçlı KOAH a sahip hastaların birinci derecede akrabalarında akciğer fonksiyonlarının daha düşük olduğu bildirilmiştir (20). Hollanda hipotezine göre, KOAH ın bazı ailelerde daha sık görülmesinde, atopik durumu belirleyen genler sorumlu olabilir. Ancak, ailevi geçişin genetik mekanizmaları henüz bilinmemektedir. Günümüzde, AAT eksikliği bulunan hastalarda ve kistik fibroziste kalıtsal risk çok iyi bilinmektedir. Fakat bu iki hastalık dışında ailevi risk henüz çok iyi tanımlanamamıştır. D. Cins ve sosyoekonomik faktörler: Gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalar, erkekler arasında KOAH prevalansı ve mortalitesinin kadınlardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu farklılığın, cinsler arasında hastalık gelişimi yönünden bir duyarlılık fartından mı kaynaklandığı yoksa çevresel etkenlerle karşılaşmadaki farklılıktan mı kaynaklandığı henüz çok iyi bilinmemektedir. Yapılan son çalışmalarda, sigara içiminin zararlı etkilerine karşı kadınların erkeklerden daha duyarlı olduğu bildirilmiştir (21). Gelişmekte olan ülkelerde cinsler arasında bu denli belirgin farklılık gözlenmemektedir. Bu ülkelerde risk faktörleriyle çocukluk döneminde yoğun karşılaşma, farklılığın ortaya çıkışını engelliyor olabilir. Yapılan birçok çalışmada, KOAH morbidite ve mortalitesinin düşük sosyoekonomik gruplarda (eğitim ve gelir düzeyi düşük kesimlerde) daha yüksek olduğu ve KOAH tanısı ile hastaneye başvuruların bu kesimlerde 3 kat fazla olduğu bildirilmiştir (22). Buna ek olarak, düşük sosyoekonomik gruptaki kadın ve erkeklerin akciğer fonksiyonlarının yüksek gelir grubundaki kadın ve erkeklerden daha düşük düzeylerde olduğu gösterilmiştir (23). Sosyoekonomik durum ile ilişkili risk faktörleri; akciğer fonksiyonlarının intrauterin büyümesini, çocukluk döneminde çevresel etkenlerle karşılaşmayı, çocukluk döneminde sık solunum yolu enfeksiyonlarıı, çocukluk-adolesan ve yetişkinlik döneminde sigara içimini, mesleki faktörleri, ev koşullarını, diyeti ve muhtemelen bazı genetik faktörleri içerir. E. Solunum sistemi enfeksiyonları: Alt solunum yolu enfeksiyonlarıyla KOAH gelişimi arasındaki ilişkiler üç başlıkta özetlenebilir: a. Çocukluk dönemi enfeksiyonları, akciğer fonksiyonlarını, akciğer gelişimini veya akciğer savunma mekanizmalarını etkileyerek daha ileri yaşlarda KOAH gelişme riskini artırabilir. b. KOAH lı hastalarda solunum sistemi enfeksiyonları daha sonraki fonksiyonel bozulmayı hızlandırabilir. c. KOAH varlığı, solunum sistemi enfeksiyonlarının insidansını ve şiddetini artırabilir. Solunum sistemi enfeksiyonlarının, KOAH patogenezinde ve hastalığın ilerlemesindeki rolü tartışmalıdır. Mevcut bilgiler, çocukluk döneminde (özellikle 0-1 yaşta) geçirilen viral enfeksiyonların (adeno virüs, RSV) yetişkinlik döneminde kronik solunumsal semptomların ve akciğer fonksiyonlarında anormalliklerin gelişmesine neden olabileceğini göstermektedir. Bu durum, sigara içicilerin niçin küçük bir kısmında KOAH geliştiğini açıklamada yardımcı olabilir. Çocukluk döneminde geçirdikleri enfeksiyonlar yüzünden daha düşük akciğer fonksiyonlarına sahip sigara içiciler, yaşamın daha ileri dönemlerinde sigara içiminin neden olduğu daha ağır fonksiyonel bozulma ile karşılaşabilirler. Son yıllarda, latent viral enfeksiyonların KOAH patogenezindeki önemi tartışılmaktadır. Adeno virüs enfeksiyonundan sonra latent adenoviral DNA nın uzun yıllar akciğerde kalabileceği gösterilmiş ve bu

7 durumun sigara içicilerde hava yolu enflamasyonunu artırabileceği ve hava akımı obstrüksiyonu gelişimine yol açabileceği ileri sürülmüştür (24). Yetişkin dönemde geçirilen akciğer enfeksiyonlarının KOAH gelişimindeki rolu konusunda bilgilerimiz yetersizdir. Bronşiyektazi gelişimini açıklamak içir ileri sürülen Kısır Döngü Hipotezi nin, KOAH için de geçerli olduğunu savunan bir grup araştırmacı, KOAH lı hastaların alt solunum yollarında bulunan bakteriyel kolonizasyonun eradike edilmesi veya azaltılması ile, hastalığın ilerlemesinin önlenebileceğini ileri sürmektedir (25). Bu hipoteze göre; KOAH lı hastalarda bronşiyal immün fonksiyonların bozulması (mukus yapımında artış, mukus kalitesinde değişiklik, mukosiliyer temizlemede bozulma), potansiyel olarak patojen bakterilerin hava yollarında kolonize olmasını sağlar. Gerek bu kolonizasyona karşı gelişen konakçı enflamatuar yanıt, gerekse bakteriyel ürünlerin ortama verilmesi ile, bronş mukozasında hasar gelişir ve yerel immün fonksiyonlar daha da bozulur. Bu anormallik kalıcı enfeksiyona, kalıcı enfeksiyon da daha fazla zedelenmeye ve enfeksiyona yol açar. Oluşan bu kısır döngü sonuçta hava yolu fonksiyonlarında bozulmaya neden olur. Fakat, sık alevlenme geçirenlerde akciğer fonksiyonlarında bozulma olduğu görüşü, yapılan dört prespektif çalışmadan sadece birinde gösterebilmiştir. Kısır döngü hipotezi, KOAH lı hastalarda doğrulanmasa bile, bu hipotezin bazı aşamalarının, KOAH lı hastaların hava yollarında gerçekleştiğine dair kanıtlar bulunmaktadır. KOAH taki kronik hava yolu enfeksiyonu değişik mekanizmalarla epitel zedelenmesine yol açabilir. Bakteriyel patoenlere karşı konakçı yanıtı, hava yollarında nötrofil birikimine neden olabilir. Nötrofillerden salınan elastaz ve toksit oksidanlar, mukus üretimine, siliyer fonksiyonlarda bozulmaya ve epitel hasarına neden olabilir. Mukoza zedelenmesi, epitel yüzeyinde bakterilerin bağlanması için yeni reseptörlerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Tamir sürecinde de H. influenzea ve P. aureongosa gibi patojenlerin bağlanmasını kolaylaştıran yeni yüzey karbonhidratları ortaya çıkabilir. F. Atopi, hava yolu aşırı cevaplılığı (HAC), Astım: Atopi ve HAC nin KOAH gelişimindeki rolü halen tartışmalıdır. Hollanda hipotezini savunnlar, atopi ve yüksek IgE varlığın KOAH gelişimin ana nedeni olduğunu ileri sürmektedir. Fakat, bu görüşü destekleyen yeterli kanıt bulunmamaktadır. Sigara içimi, IgE, deri testleri ve HAC ile semptomlar arasındaki ilişkiler oldukça karmaşıktır. Sigara içimi ile atopi arasında ilişki gözlenmezken, sigara içicilerde IgE nin ve periferik kan eonizofil sayısının hafif arttığı bildirilmiştir. Yüksek düzeydeki IgE ile FEV1 düzeyi arasında ilişki bulunurken, atopi ile FEV1 düzeyi arasında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. HAC nin, KOAH gelişiminde gerçek bir risk faktörü mü olduğu, yoksa sigara içimi ile ilgili hava yolu hastalığı ve akciğer fonksiyonlarındaki azalmanın bir sonucu olarak mıhac nin geliştiğini belirlemek güçtür. Yapılan birçok çalışmada HAC varlığı ile FEV1 deki yıllık azalma hızı arasında güçlü bir ilişkinin bulunduğu gösterilmiştir. Akciğer Sağlığı Çalışması nda, erken dönemde hava akımı obstürksiyonuna sahip sigara içiciler arasında HAC insidansı oldukça yüksek bulunmuştur (erkek sigara içicilerde %59, kadın sigara içicilerde %85). Mevcut kanıtlar, HAC ile KOAH gelişimi arasında güçlü bir ilişkinin bulunduğunu düşündürmektedir. Fakat, bu ilişkini temeli, henüz iyi bilinmemektedir (26). Son yapılan çalışmalarda astım varlığının KOAH gelişimi için önemli bir risk faktörü olduğu, astımlı hastalarda FEV1 deki yıllık azalma hızının arttığı bildirilmiştir. Genellikle iyi kontrol edilimeyen ve bu nedenle semptomatik olan astımlı hastalarda hava yollarında oluşan önemli yapısal değişiklikler yerleşik hava akımı obstüksiyonu gelişimine yol açabilir. Fakat bu konuda henüz yeterli bilgi bulunmamaktadır. G. Düşük doğum ağırlığı, beslenme: Düşük doğum ağırlığına sahip çocukların, yetişkinlik döneminde düşük akciğer fonksiyonlarına sahip oldukları ve bu kişilerde KOAH a ikincil ölüm riskinin yüksek olduğu bildirilmiştir. Intrauterin dönemde protein-kalori malnütrisyonuna uğratılan deney hayvanlarında da akciğer yapısında kalıcı değişiklikler oluştuğu gözlenmiştir. Beslenme yetersizliği dışında annenin hamilelik döneminde sigara içmesi de intrauterin büyümeyi geciktirecek akciğer fonksiyonlarında bozulmaya yol açabilmektedir. Yapılan çalışmalarda, diyetle antioksidan vitaminlerin (A, C, E) ve doymamış yağ asitlerinin yetersiz alımı ve tuzun fazla alınmasının KOAH gelişimi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. Balık yağından zengin bir diyetin ise KOAH gelişimini önlediğine dair kanıtlar bulunmaktadır. Fakat, diyetin KOAH gelişiminde bir risk faktörü olarak rolünü belirlemede güçlük vardır. Çünkü, şimdi ve geçmişte alınan diyet ile ilgili gerçek ve kapsamlı bir bilgi elde etmek oldukça güçtür. Diyetin, yaşamın hangi döneminde önemli bir rol oynadığı da bilinmemektedir. Mevcut kanıtlar, diyetin sigara içiminin oksijen radikalleri aracılığıyla yaptığı zaralı etkileri değiştirebileceğini düşündürmektedir. Yeni yayınlanan bir çalışmada, elastaz verilerek akciğerlerinde amfizem benzeri değişiklikler yaratılan sıçanlarda, retinoik asit uygulamasından sonra yeni alveollerin oluştuğu, alveollerin tekrar normal sayı ve büyüklüğe ulaştığı gösterilmiştir (27). Bir başka çalışmada ise, diyetlerine alfatokoferol ve beta karoten eklenen KOAH lı hastaların semptomlarında anlamlı bir değişiklik oluşmadığı, fakat sebze ve meyvelerle alınan vitamin A ve Vitamin E nin yaralı etkilere sahip olabileceği bildirilmiştir (28). H. Semptomlar: Daha önceki yıllarda yapılan çalışmaların aksine, son yılarda yayınlanan çalışmalarda kronik öksürük, balgam ve dispne varlığının, akciğer fonksiyonlarındaki bozulmayla ilişkili olabileceği

8 bildirilmiştir. Kronik mukus hipersekresyonun zayıf da olsa KOAH mortalitesi ile ilişkili olabileceği raporlanmıştır. I. Reversibilite: KOAH, akciğer fonksiyonlarında büyük oranda geri dönüşümsüz kayıp ile karakterize bir hastalıktır. KOAH lı hastaların küçük bir grubunda bronkodilatatör ilaç sonrasında FEV1 de anlamlı iyileşme gözlenmektedir. Reversibilite varlığının FEV1 deki yıllık azalma hızına ve KOAH ta prognoza etkisi konusunda çelişkili sonuçlar yayınlanmıştır. KOAH ta Doğal Gelişim Sigara içenlerin yaklaşık %50 sinde kronik bronşit gelişirsen, sadece %15-20 sinde sakatlık yaratacak boyutta hava akımı obstrüksiyonu gelişmektedir. Sigara içiciler arasında, sigara dumanının zararlı etkilerine karşı belirgin bireysel duyarlılık farklılıklarının bulunduğu değişik çalışmalarda gösterilmiştir de Burrows ve arkadaşları, Tuscon da yaptıkları longitudinal bir çalışmada, sigara içiminin yoğunluğu ile akciğer fonksiyonlarındaki (FEV1) azalma arasında ilişkiyi araştırmışlardır (29). Bu çalışmada sigara içiciler, içme yoğunluklarına (paket x yıl) göre altgruplara ayrılmış ve her yıl altgrupta yıllar içinde FEV1 değerlerindeki değişim incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, sigara içicilerin her bir altgrubunda FEV1 deki azalma yönünden büyük bireysel farklılıkların bulunduğu, ağır sigara içiciler grubunda bile bazı içicilerin sigara içiminin olumsuz etkilerine karşı belirgin dirence sahip oldukları görülmüştür. Fakat, sigara içme yoğunluğu arttıkça, FEV1 de bozulma görülen kişilerin oranının da arttığı izlenmiştir de Fletcher ve Peto, Londra da taşıma işçilerinde yaptıkları geniş ölçekli longitudinal bir çalışmanın sonuçlarına dayanarak, sigara içimi, yaş ve akciğer fonksiyonları arasındaki ilişkiye yönelik bir model geliştirmişlerdir (30). Bu modelde, KOAH gelişiminin göstergesi olarak yıllar içinde FEV1 deki azalmayı kullanmışlardır (Şekil 1). Fletcher ve arkadaşları, 35 yaşından sonra sigara içmeyenlerin FEV1 değerlerinde her yıl ortalama 30 ml lik bir azalma olduğunu göstermişlerdir. FEV1 in 1 litreye düşmesiyle semptomatik KOAH gelişeceği düşünülürse, sigara içmeyen kişilerin ancak 120 yaşına geldiklerinde semptomatik hale gelmeleri beklenir. Ortalama sigara içicilerde, FEV1 deki yıllık azalma miktarı sigara içmeyenlerin yaklaşık 2 katıdır ve bu kişilerin de yaşlarında semptomatik hale gelmeleri beklenir. Oysa, sigara içicilerin %15-20 si, sigara içimine karşı yüksek duyarlılığa sahiptir ve bu kişilerde FEV1 deki yıllık azalma hızı ml ye ulaşmaktadır. Bu duyarlı grupta semptomatik hava yolu hastalığı yaşlarında gelişecektir. Ortalama sigara içiciler veya duyarlı sigara içicilerin yaşlarında sigarayı bırakmaları durumunda, akciğer fonksiyonlarındaki kayıp düzelmemekte veya çok az düzelmektedir. Fakat, sigarayı bıraktıktan sonra FEV1 deki yıllık azalma hızı düşmekte ve hiç sigara içmeyenlerde gözlenen düzeye inmektedir. Bu durum, sigarayı bırakanlarda semptomatik hava yolu hastalığı gelişimini 70 yaş ve ötesine geciktirmektedir (31). Fletcher ve arkadaşlarının elde ettikleri bu sonuçlar,yeni yayınlanan Akciğer Sağlığı Çalışması nda da doğrulanmıştır. Buna göre, KOAH ta spirometrik testlerde şiddetli bozulmanın gelişmesi, akcger fonksiyonlarının uzun yıllar içinde hızlanmış azalması sonucu ortaya çıkmaktadır. Duyarlı sigara içici (KOAH) Sigara içmeyen Düzenli sigara içen (duyarsız) FEV1 % 45 yaşında bırakmış Sakatlık Ölüm 65 yaşında bırakmış Yaş (yıl) Şekil 1. Akciğer fonksiyonları (FEV1), yaş ve sigara içimi arasındaki ilişki. Sigara içmeyenlerde yaş arttıkça FEV1 de her yıl ortalama 30 ml azalma olmaktadır. Günde 30 sigara içen sigara içicilerde FEV1 deki yıllık azalma hızı biraz daha fazladır. Sigara içicilerin küçük bir kısmında (%15-20), FEV1 deki yıllık kayıp 150 ml ye ulaşmakdadır (Duyarlı sigara içiciler). 45 yaşında

9 sigarayı barakan duyarlı sigara içicilerde, kaybolan akciğer fonksiyonları tekrar kazanılmamakta veya fonksiyonlarda hafif bir artış görülmektedir. Fakat bu kişilerde, sigaranın bırakılmasından sonra FEV1 deki yıllık kayıp, sigara içmeyenlerde gözlenen boyuta düşmektedir. Geleneksel epidemiyolojik çalışmalar, yetişkinlerde KOAH gelişiminde aktif sigara içiminin %80-90 oranında bir sorumluluğa sahip olduğunu göstermektedir. Fakat bu çalışmalar, tek risk faktörü olarak sigara içimini almaları ve sadece yetişkin döneme odaklanmaları nedeniyle eleştirilmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda KOAH gelişme riskinin intrauterin dönemde başladığı ileri sürülmekte ve bu riskin daha henüz aktif sigara içiminin başlamadığı yaşamın erken dönemlerindeki bazı faktörlerle de ilişkili olduğu savunulmaktadır. Tablo 7. KOAH patogenezine katılan genler Alfa-1 antitripsin Alfa-1 antikimotripsin Kistik fibrozis transmembran düzenleyici gen Vitamin D bağlayıcı protein Alfa-2 makroglobülin Sitokrom P-450 1A1 Lewis ve ABO kan grubu HLA İmmünoglobülin eksikliği Hücre dışı superoksit dismutaz SLPI Cathepsin G Yetişkinlerde KOAH gelişimi için aktif sigara içimi zorunlu bir risk faktörü olmakla birlikte, sigara içenlerin sadece %15-20 sinde KOAH gelişmesi, tek başına sigara içiminin KOAH gelişimi için yeterli olmadığını göstermektedir. Bu durum, sigara içimine ek olarak bazı yardımcı genetik ve çevresel faktörlerin (çocukluk viral enfeksiyonları, çevresel/mesleki kirlilik vb.) KOAH gelişimine katkıda bulunduğunu düşündürmektedir. Bir sigara içicinin bu genetik ve çevresel faktörlere sahip oluşu, onun sigara içimine karşı daha duyarlı hale gelmesine (duyarlı sigara içici) yol açabilir. Sigara içimine karşı duyarlılığı artıran faktörler aşağıda özetlenmiştir: Genetik Faktörler Yapılan çalışmalarda, KOAH ın bazı ailelerde birikim gösterdiği, KOAH lı hastaların akrabalarında KOAH prevalansının daha yüksek olduğu, anne-babalarla çocukları arasında akciğer fonksiyonları yönünden anlamlı korelasyonun bulunduğu, genetik bağ azaldıkça hastalık prevalansının ve akciğer fonksiyonlarındaki benzerliğin azaldığı bildirilmiştir (32). Günümüzde KOAH gelişimi için bilinen tek genetik risk faktörü alfa-1 antitripsinin genindeki homozigot Z allelidir (PiZZ) (Tablo 7). Alfa-1 antitripsinin yapısını veya genin regülasyonunu etkileyen mutasyonlar da risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Alfa-1 antitripsine ek olarak, birer serum proteini olan alfa-1 antikimotripsin ve alfa-2 makroglobülin de enflamatuar hücrelerden salınan proteazları inhibe edebilirler. Bu proteinlerin fonksiyonlarında veya serum düzeylerindeki düşüklük, akciğer parankiminde proteolitik hasara neden olabilir ve sonuçta amfizem gelişimine yol açabilir. TNF-alfa nın daha yüksek düzeyde yapıldığı TNFalfa gen değişikliği (TNF 2 alleli) kronik bronşitli hastalarda daha yaygın bulunmaktadır. Bu allele sahip kişilerde daha büyük enflamatuar yanıt gelişmesi ve KOAH gelişimine zemin hazırlaması beklenebilir. Tütün dumanında bulunan değişik toksik maddelerin detoksifiye edilmesini sağlayan hücresel savunmada glutatyon-s-transferazlar (GST s) önemli rol oynar. GAST Pı in daha az koruyucu bir formunun KOAH lı hastalarda daha yaygın olduğu bildirilmiştir. Sitokrom P450, hava yolu epitelinde (özellikle Clara hücrelerinde) bulunan bir enzimdir ve inhale edilen toksik maddeleri metabolitlerine çevirmektedir. Enzimin aktivitesini artıran bir gen çeşidi, akcier kanseri prevalansını artırabileceği gibi, KOAH için tipik olan hava yolu enflamasyonunu da hızlandırabilir. Kistik fibrozis transmembran düzenleyici gendeki bir mutasyonun yaygın bronşiyektazi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. Vitamin D bağlayıcı proteindeki (Gcglobulin) değişiklikler KOAH a duyarlılığı etkileyebilir. Bu proteni bir makrofaj için kompleman faktör 5a (C5a) ile etkileşime girebilir. Yapılan son bir çalışmada, karaciğerde yapılan ve oksidanları parçalayan mikrozomal epoxide hidrolaz (mephx) enziminin, KOAH lı hastalarda yavaş aktivite gösterdiği bildirilmiştir. Bu enzimi kodlayan gendeki değişikliğin, KOAH ve amfizem gelişme riskini 4-5 kat artırdığı bildirilmiştir. KOAH ta değişik fizyopatolojik mekanizmalar ekspiratuar hava akımında azalmaya neden olmaktadır. Bu mekanizmalara karşı duyarlılık farklı genetik temellere dayanabilir. Nitekim, KOAH ın genetik temeli konusunda yapılan çalışmalardan elde edilen ilk veriler, hastalık patogenezine birden çok genin katıldığını düşündürmektedir.

10 Çevresel Faktörler Son yıllarda geliştirilen bir teorik modelde, erken adolesan dünemde akciğer fonksiyonlarındaki maksimal artış ve yaş grubunda akciğer fonksiyonlarındaki erken azalma ile ilişkili risk faktörleri incelenmektedir (33,34). Bu modele göre; normalde akciğer fonksiyonları (FEV1) adolesan döneme kadar artmakta (yükselme dönemi), yaş arasında stabil seyretmekte (plato dönemi) ve 35 yaşından sonra ise düşmeye başlamaktadır (düşme dönemi) (Şekil 1/A eğrisi). Bu modelde, akciğer fonksiyonlarını yansıtan FEV1 değerini azaltan ve böylece KOAH gelişme riskini artıran üç farklı mekanizma üzerinde durulmuştur. FEV1 20 yaşındaki normal düzeyin % si Yaş (yıl) Şekil 2. Akciğer fonksiyonlarının zaman içindeki artış ve azalışını gösteren bir teorik model Aşağıda belirtilen bu mekanizmaların değişik kombinasyonları aynı kişide gerçekleşebilir ve bu durum yetişkin KOAH lılarda gözlenen karmaşık klinik farklılıklara neden olabilir: a. Çocukluk döneminde FEV1 artışındaki yetersizlik ve sonuçta adolesan döneme düşük FEV1 düzeyi ile girilmesi (B eğrisi): Üç önemli faktör, akciğer fonksiyonlarındaki büyümeyi etkilemektedir. Bunlar; aktif-pasif sigara içimi, astım ve cinsiyettir. Sigara içen anne-babaların çocukları, daha düşük akciğer fonksiyonlarına sahip olarak doğmaktadırlar. Intrauterin dönemde çevresel tütün dumanı ile karşılaşmanın etkileri kız çocuklarında daha belirgindir. Çocukların doğumdan sonra pasif sigara dumanı ile karşılaşmaları ise, bu dönemde akciğer fonksiyonlarının gelişmesi üzerinde önemli sonuçlara yol açabilmektedir. Nitekim, çevresel tütün dumanı ile karşılaşan çocukların FEV1 lerinde 15 yaşına kadar %5-7 lik bir azalma gerçekleşmektedir. Bu sonuçta en büyük rolün intrauterin dönemde karşılaşma olduğu ileri sürülmektedir. Çocukluk döneminde geçirilen şiddetli viral alt solunum yolu enfeksiyonları da FEV! in maksimal büyümesinde %5 lik azalmaya neden olmaktadır. Doktor tarafından astım tanısı konulması da çocuklarda ulaşılacak maksimum FEV1 düzeyinde %7-10 luk kayba yol açmaktadır. FEV1 deki azalmanın şiddetli, astım semptomlarının şiddeti ile doğru orantılıdır. Astımlı kız çocuklarda bu etkilenme daha büyük boyutlardadır. Maksimal büyüme noktasında kızların akciğerleri ve hava yolları erkeklerden daha küçüktür. Fakat, akciğer büyüklükleri ile orantılandığında kız çocukların hava yolları erkek çocuklardan daha geniştir. Doğum sırasında da cinsiyet farklılığı bulunmaktadır. Fakat plato döneminde bu farklılık en üst düzeye ulaşır. Hava yollarının değil, akciğer büyümesindeki farklılık 25 yaşına kadar artar. Uzun süreli KOAH gelişiminde bu anatomik cinsiyet farklılığının rolü çok iyi bilinmemektedir. Çocukluk döneminde gerçekleşen tüm bu olaylar, birbirlerinden bağımsız etkiye sahiptirler ve birlikte olmaları durumunda yarattıkları olumsuz sonuçlar daha büyük olmaktadır. Belirtilen risk faktörlerinin tümüne sahip bir çocuk, plato dönemine beklenenin %80 düzeylerindeki FEV1 ile girmektedir. b. Plato döneminin kısalması ve FEV1 deki azalmanın erken yaşta başlaması (C eğrisi):: Plato döneminde akciğer fonksiyonlarını etkileyen en önemli faktörler, kronik solunumsal semptomlar (astım) ve aktif sigara içimidir yaş grubunda 1 paket/yıl gibi düşük yoğunluktaki aktif sigara içimi, intrauterin pasif sigara içiminin 15. yaşta akciğer fonksiyonlarındaki etkisine benzer oranlarda etki göstermektedir. Kızlarda maksimal FEV1 e 15. yaşta ulaşıldığı için, aktif sigara içiminin maksimal FEV1 üzerindeki etkisinin kızlarda büyük boyutlarda olmayacağı düşünülmektedir. Fakat erkeklerde maksimal FEV1 e yaklaşık 20. yaşta ulaşıldığından, aktif sigara içimi erkeklerde ulaşılacak maksimal FEV1 düzeyini etkilemekte, muhtemelen de plato döneminin erken sonlanmasına yol açmaktadır. Plato

11 döneminde en büyük etkiye sahip risk faktörleri astım ve/veya hava yolu aşırı cevaplılığındaki artıştır. Astımlılarda, 14 yaşında hışıltılı solunumun başlaması ve bunun 28 yaşına kadar sürmesi halinde, plato fazının sonunda beklenen akciğer fonksiyonlarında yaklaşık %20 lik kayıp gerçekleşmektedir. Yapılan çalışmalarda, hava yolu aşırı cevaplılığı ne kadar fazla ise, plato döneminin sonunda ulaşılan FEV! in de o kadar küçük olacağı bildirilmiştir. Aktif sigara içimi ve kronik solunum sistemi semptomları, akciğer fonksiyonlarındaki azalmayı hızlandırmaktan çok, plato döneminin kısalmasına ve FEV1 deki azalmanın daha erken yaşlarda başlamasına yol açmaktadır. c. Yetişkinlik döneminde FEV1 deki azalmanın hızlanması (D eğrisi): Otuz beş yaşından sonra akciğer fonksiyonlarındaki azalmayı ve KOAH gelişimini etkiyen en önemli faktör sigara içimidir. Son yıllarda, sigara içiminden bağımsız olarak HAC nin de akciğer fonksiyonlarındaki hızlı azalmadan sorumlu olabileceği ileri sürülmektedir. Mevcut bilgilere göre, KOAH gelişimi için en çok risk altında bulunan sigara içiciler, yaşamlarında daha önce pasif sigara dumanı ile karşılaşmış, çocukluk astımı öyküsüne sahip ve halen sigara içmekte olan kişilerdir. Fletcher ve arkadaşları, dah adüşük düzeyde akciğer fonksiyonlarına sahip kişilerin, daha hızlı FEV1 azalmasına sahip olduklarını bildirmişlerdir. At yarışı etkisi olarak tanımlanan bu olay, hızlı FEV1 azalması gösteren kişilerin, başlangıçta daha düşük FEV1 değerlerine sahip olduğunu işaret etmektedir. Fletcher ve arkadaşları çalışmalarında yetişkin hastaları incelemiş iseler de, ulaştıkları sonuçlar yukarıda önerilen teorik modeli destekler niteliktedir. Bu durum, intrauterin, çocukluk ve adolesan ve gençlik yıllarında bazı risk faktörleri ile karşılaşmanın, kişiyi yetişkinlik dönemine daha düşük FEV1 değeri ile getirebileceğini, bu durumun da sigara içen yetişkinlerde FEV1 deki azalmayı hızlandırarak kişinin duyarlı sigara içici özelliği kazanmasına yol açabileceğini düşündürmektedir. Akciğer fonksiyonlarında ulaşılan maksimal düzey, KOAH gelişimi için önemli bir belirleyici gibi görünmektedir. Örneğin, aynı boyda ve her ikisi de 30 yaşında, fakat birinin FEV1 değeri 5 litre, diğerinin FEV1 değeri 4 litre olan iki kişi karşılaştırılabilir. Bu iki kişi, yetişkinlik döneminde benzer risk faktörleri ile karşılaşsalar ve her ikisinde de FEV1 deki yıllık azalma hızı aynı olsa bile, FEV1 değeri 4 litre olan kişi diğer kişiye göre çok daha kısa zamanda semptomatik KOAH oluşturacak FEV1 düzeyine ulaşacaktır. Mevcut bilgiler, ulaşılan maksimal FEV1 düzeyinin KOAH gelişimi açısından önemli bir öngösterge olduğunu düşündürmektedir. Buna göre, yetişkin döneme düşük FEV1 ile giriş, KOAH gelişimi açısından önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Bu bilgiler ışığında KOAH gelişimi iki şekilde gerçekleşiyor görünmektedir: a. Yetişkinlik dönemine beklenen FEV1 düzeyi ile giren ve sigara içen duyarlı içicilerde FEV1 in yıllık doğal kaybının hızlanması ile KOAH gelişimi: Bu kişilerde sigara içiminin bırakılması semptomatik KOAH gelişimini geciktirecektir. b. Yetişkinlik dönemine düşük FEV1 düzeyi ile giren ve sigara içen kişilerde FEV1 de normal yıllık kayıp ile KOAH gelişimi: Bu kişilerde KOAH gelişimini geciktirecek herhangi bir girişim bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen modelin önemi, kişinin herhangi bir yaşındaki FEV1 değerine bakarak, daha ilerki yaşlarındaki FEV1 değeri hakkında büyük bir doğrulukla tahmin yapma olanağı sağlamasıdır. Bu durum, kişinin daha sonraki yıllarda karşılaşabileceği çevresel risk faktörlerini dışlamamaktadır. Tam aksine, bu risk faktörlerine karşı en duyarlı bireyleri belirlemede bir fizyolojik belirteç işlevi görmektedir. Nitekim modelin temel iddiası, kişinin erken yetişkinlik döneminde ulaştığı maksimal FEV1 in, daha sonraki yıllarda KOAH gelişimi için önemli bir gösterge olduğu şeklindedir. Fakat önerilen model teorik niteliktedir ve yeni kanıtlarla desteklenmeye gereksinim göstermektedir.

12 Kaynaklar 1.Celi BR, MacNee W et al. Standarts for the diagnosis and treatment of patients with COPD: a summary of the ATS/ERS position paper. Eur Respir J 2004; 23: Saetta M. Airway inflammation in chronic obstructive pulmonary disease. Am J Respir Crit Care Med 1999;160:S17-S20. 3.Snider FL. Defining chronic obstructive pulmonary disease. In: Clarverley P, Pride N (eds). Chronic Obstructive Pulmonary Disease. London: Chapman Hill Med; 1995: Pauwels RA, Rabe KF. Burden and clinical features of chronic obstructive pulmonary disease (COPD). Lancet 2004; 364: Coultas DB, Mapel DW. Undiagnosed airflow obstruction:prevalance and implications. Curr Opin Pulm Med 2003; 9: Barnes PJ, Kleinert S. COPD-a neglected disease. Lancet 2004; 364: Halbert RJ, Isonaka S, George D, Iqbal A. Interpreting COPD prevalance estimates. What is the true burden of disease. Chest 2003; 123: Vollmer WM. Epidemiology of COPD: overview and the US perspective. Eur Respir J 2003; 22: Supp 43: 1s-3s 9.Mannino DM. Chronic obstructive pulmonary disease: definition and epidemiology. Respir Care 2003; 48: Viegi G. Epidemiology of COPD: a European perspective. Eur Respir J 2003; 22: Supp 43:3s7s 11.Murray CJL, Lopez AD. Alternative projections of mortality and disability by cause : Global burden of disease study. Lancet 1997;349: ERS: European Lung White Book. London, 2003: Baykal Y. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı üzerinde epidemiyolojik bir araştırma. Tüberküloz ve Toraks 1976;24: Sağlık İstatistikleri SB APK Dairesi Yayınları, Ankara; Kocabas A ve ark. BOLD-Adana çalısması (yayınlanmamış çalışma) 16.Hansel TT, Barnes PJ. An atlas of chronic obstructive pulmonary disease (COPD).Parthenon Publishing Group, New York, 2004: Busset AS. Risk factors for COPD. Eur Respir Rev 1996;6: Wiedermann HP, Stoller JK. Lung disease due to alfa-1 antitrypsin deficiency. Current Opinion in Pulmonary Medicine 1996;2: Rijcken B, Britton J. Epidemiology of chronic obstructive pulmonary disease. European Respiratorş Monograph 1998;3: Molfino N. Genetics of COPD. Chest 2004; 125: Gold DR, Wang MPHX, Wypij D et al. Effects of cigarette smoking on lung function in adolescent boys and girls. N Engl J Med 1996;335: Prescott E, Lange P, Vestbo J. Socieconomic status, lung function and admission to hospital for COPD. Eur Respir J 1999;13: Prescent E, Bjerg EM, Andersen PK et al. Gender difference in smoking effect on lung function and risk of hospitalization for COPD. Eur Respir J 1997;10: Hogg J. Latent adenoviral infections in the pathogenesis of COPD. Eur Respir Rev 1997;7: Niederman MS. Acute exacerbations of chronic bronchitis: The role of infection and the selection of appropriate therapy. ACCH The Best of PCCU; 1997;11(lesson:27). 26. Tashkin DP, Altose MD, Bleecker ER et al. The Lung Health Study: airway responsiviness to inhaled methacholine in smokers with mild to moderate airflow limitation. Am Rev Respir Dis 1992;145: Massaro GDC, Massora D. Retinoic acit treatment abrogates elastase-induced pulmonary emphysema in rats. Nature Medicine 1997;3:

13 28. Rantalahti IU, Virtamo J, Haukka J et al. The effect of Alpha-tocopherol and Betacarotene supplementation on COPD symptoms. Am J Respir Crit Care Med 1997;156: Burrows B, Knudson RJ, Cline MG et al. Quantitative relationship between cigarette smoking and ventilatory function. Am Rev Respir Dis 1997;115: Fletcher C, Peto R. The natural history of chronic airflow obstruction. Br Med J 1977;1: Anthonisen N. Epidemiology and lung health study. Eur Respir Rev 1997;7: Bandford AJ, Weir TD, Pare PD. Genetic risk factors for chronic obstructive pulmonary disease. Eur Respir J 1997;10: Weiss ST. Early life predictors of adult chronic obstructive lung disease. Eur Respir Rev 1995;5:303: Silverman EK, Speizer FE. Risk factors for the development of chronic obstructive pulmonary disease. Med Clin North Ame 1996;80:

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ ÖĞRENİM HEDEFLERİ KOAH tanımını söyleyebilmeli, KOAH risk faktörlerini sayabilmeli, KOAH patofizyolojisinin

Detaylı

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK ASTIM Dünya genelinde 300 milyon kişiyi etkilediği düşünülmekte Gelişmiş ülkelerde artan prevalansa sahip Hasta veya toplum açısından yüksek maliyetli bir hastalık

Detaylı

Alevlenmelerin en yaygın nedeni, trakeobronşiyal enfeksiyonlar ve hava kirliliğidir. Şiddetli alevlenmelerin üçte birinde neden saptanamamaktadır

Alevlenmelerin en yaygın nedeni, trakeobronşiyal enfeksiyonlar ve hava kirliliğidir. Şiddetli alevlenmelerin üçte birinde neden saptanamamaktadır Toraks Derneği, Göğüs Hastalıkları Uzmanları ve solunum hastalıkları alanında çalışan diğer uzmanlık dallarındaki hekimler tarafından 1992 de kurulan bir ulusal uzmanlık derneğidir. Toraks Derneği nin

Detaylı

TÜTÜN VE KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) Kısa Ders 1 Modül: Tütünün Solunum Sistemi Üzerindeki Etkileri

TÜTÜN VE KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) Kısa Ders 1 Modül: Tütünün Solunum Sistemi Üzerindeki Etkileri TÜTÜN VE KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) Kısa Ders 1 Modül: Tütünün Solunum Sistemi Üzerindeki Etkileri KOAH hastalarının sigara bırakma danışmanlığı almasının önemini kavrayabilecektir. Kısa

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ

TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İşletme Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü SAĞLIK POLİTİKASI VE PLANLAMASI TÜRKİYE DE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN GENEL GÖRÜNÜMÜ Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Bölüm Hedefi *Bu derste; Türkiye de genel

Detaylı

Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi

Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi Tütün Kullanımı Hastalık Yükü ve Epidemiyolojisi Doç.Dr.Mustafa N.İLHAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı mnilhan@gazi.edu.tr Sağlık Tanımı (DSÖ) Yalnızca sakatlık ve hastalık

Detaylı

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? KOAH NE DEMEKTİR? KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Hastalar için özet bilgiler KOAH nedir? KOAH, hastalığın belli başlı özelliklerinin tanımını içinde barındıran Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı teriminin

Detaylı

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ BARAN E 1, KOCADAĞ S 1, AKDUR R 1, DEMİR N 2, NUMANOĞLU

Detaylı

Kronik Hastalıklar Epidemiyolojisi (Noncommunicable Diseases) Doç. Dr. Emel ĐRGĐL

Kronik Hastalıklar Epidemiyolojisi (Noncommunicable Diseases) Doç. Dr. Emel ĐRGĐL Kronik Hastalıklar Epidemiyolojisi (Noncommunicable Diseases) Doç. Dr. Emel ĐRGĐL Kronik hastalıkların genellikle, çok belirgin olmayan etyolojileri, çok çeşitli risk faktörleri, çok uzun latent dönemleri

Detaylı

TÜTÜN VE ASTIM. Kısa Ders 2 Modül: Tütünün Solunum Sistemine Etkileri

TÜTÜN VE ASTIM. Kısa Ders 2 Modül: Tütünün Solunum Sistemine Etkileri TÜTÜN VE ASTIM Kısa Ders 2 Modül: Tütünün Solunum Sistemine Etkileri Kısa Dersimizin Hedefleri KISA DERSİMİZİN AMACI: Öğrencileri tütünün astım üzerindeki zararlı etkileri ile astım hastalarına ve ebeveynlerine

Detaylı

ÇOCUKLARDA SİGARAYA MARUZİYETİN ETKİLERİ. Dr.Fazilet Karakoç Marmara Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı

ÇOCUKLARDA SİGARAYA MARUZİYETİN ETKİLERİ. Dr.Fazilet Karakoç Marmara Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı ÇOCUKLARDA SİGARAYA MARUZİYETİN ETKİLERİ Dr.Fazilet Karakoç Marmara Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı PASİF SİGARAYA MARUZİYET Çocuklar zamanlarının %60-80 kadarını iç ortamlarda Türkiye

Detaylı

D Vitaminin Relaps Brucelloz üzerine Etkisi. Yrd.Doç.Dr. Turhan Togan Başkent Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

D Vitaminin Relaps Brucelloz üzerine Etkisi. Yrd.Doç.Dr. Turhan Togan Başkent Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji D Vitaminin Relaps Brucelloz üzerine Etkisi Yrd.Doç.Dr. Turhan Togan Başkent Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bruselloz Brucella cinsi bakteriler tarafından primer olarak otçul

Detaylı

Astım hastalarında görülen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi yakınmaların sebebi, solunum

Astım hastalarında görülen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi yakınmaların sebebi, solunum Bölüm 28 Çocuğum Astımlı mı Kalacak? Dr. S. Tolga YAVUZ Astım hastalarında görülen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi yakınmaların sebebi, solunum yollarında ortaya çıkan ve şiddeti zaman içinde değişmekle

Detaylı

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI Alzheimer hastalığı (AH) ilk kez, yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmıştır. İlerleyici zihinsel işlev bozukluğu ve davranış değişikliği yakınmaları ile hastaneye yatırılıp beş yıl

Detaylı

KOAH: TANIM VE EPİDEMİYOLOJİ

KOAH: TANIM VE EPİDEMİYOLOJİ KOAH: TANIM VE EPİDEMİYOLOJİ Doç.Dr. Hakan Günen İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Malatya KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli ölüm ve sağlık yoksunluğu

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

Prediyaliz Kronik Böbrek Hastalarında Kesitsel Bir Çalışma: Yaşam Kalitesi

Prediyaliz Kronik Böbrek Hastalarında Kesitsel Bir Çalışma: Yaşam Kalitesi Prediyaliz Kronik Böbrek Hastalarında Kesitsel Bir Çalışma: Yaşam Kalitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, Prediyaliz Eğitim Hemşiresi Giriş: Kronik Böbrek Hastalığı (KBH); popülasyonun

Detaylı

Hışıltılı Çocuk. Ne zaman astım diyelim?

Hışıltılı Çocuk. Ne zaman astım diyelim? Pediatrik Astım Hışıltılı Çocuk Ne zaman astım diyelim? Prof. Dr. Hasan YÜKSEL 2. Puader Kongresi 2013, Antalya Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Allerji Bilim Dalı ve Solunum Birimi hyukselefe@hotmail.com

Detaylı

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI EPİDEMİYOLOJİSİ VE RİSK FAKTÖRLERİ

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI EPİDEMİYOLOJİSİ VE RİSK FAKTÖRLERİ KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI EPİDEMİYOLOJİSİ VE RİSK FAKTÖRLERİ Ali KOCABAŞ Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Adana, Türkiye e-mail: kocabasa@gmail.com Kronik

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ VE TÜTÜN KULLANIMI: MEKANİZMA. Mini Ders 2 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi

KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ VE TÜTÜN KULLANIMI: MEKANİZMA. Mini Ders 2 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ VE TÜTÜN KULLANIMI: MEKANİZMA Mini Ders 2 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi TEMEL SLAYTLAR Kardiyovasküler Hastalıkların Epidemiyolojisi

Detaylı

Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri

Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri Environment International Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri Hoş Geldiniz 23 Temmuz 2010 Wim van Doorn TEMĠZ HAVA NEDĠR? Temiz hava bileşimi Azot Oksijen Su buharı Diğer kirleticiler Karbon dioksit Organik

Detaylı

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ Prof. Dr. Bedia ÖZYILDIRIM İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Solunum Sistemi Hastalıkları Üst Solunum Yollarının Akut Enfeksiyonları (ÜSYE)

Detaylı

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım 1 Çocuk Sağlığında Eşitsizlikler (DSÖ verileri 1999) Yılda 10 milyon çocuk 5. yaşlarını kutlayamadan ölmektedir 2020 e kadar aynı Geri kalmış-gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

PRİMER SİLİYER DİSKİNEZİ HASTALARININ KLİNİK DEĞERLENDİRMESİ

PRİMER SİLİYER DİSKİNEZİ HASTALARININ KLİNİK DEĞERLENDİRMESİ PRİMER SİLİYER DİSKİNEZİ HASTALARININ KLİNİK DEĞERLENDİRMESİ N Emiralioğlu, U Özçelik, G Tuğcu, E Yalçın, D Doğru, N Kiper Hacettepe Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Genel Bilgiler Primer

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

SİGARANIN GEBELİĞE ETKİLERİ. Mini Ders 2 Modül: Sigara ve Üreme Sistemi

SİGARANIN GEBELİĞE ETKİLERİ. Mini Ders 2 Modül: Sigara ve Üreme Sistemi SİGARANIN GEBELİĞE ETKİLERİ Mini Ders 2 Modül: Sigara ve Üreme Sistemi Mini Dersin Hedefleri MİNİ DERSİN AMACI: Kursiyerlerin, gebelik sırasında sigara kullanımı ile ilişkili olası problemler hakkında

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

REHBERLER: TEDAVİYE NE ZAMAN BAŞLAMALI? Dr. Behice Kurtaran Ç.Ü.T.F. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

REHBERLER: TEDAVİYE NE ZAMAN BAŞLAMALI? Dr. Behice Kurtaran Ç.Ü.T.F. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD REHBERLER: TEDAVİYE NE ZAMAN BAŞLAMALI? Dr. Behice Kurtaran Ç.Ü.T.F. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD 1 2 3 4 ANTİRETROVİRAL TEDAVİ HIV eradiksayonu yeni tedavilerle HENÜZ mümkün değil

Detaylı

START Çalışmasının Sonuçları: Antiretroviral Tedavide Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?

START Çalışmasının Sonuçları: Antiretroviral Tedavide Yeni Bir Dönem mi Başlıyor? START Çalışmasının Sonuçları: Antiretroviral Tedavide Yeni Bir Dönem mi Başlıyor? Dr. Sabri Atalay İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği KLİMİK

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih :11.09.2015 Kanser Vakaları ve Kanserden Ölüm Oranları Sayı :10 Hazırlayan H. Erkin SÜLEKLİ Katkıda Bulunanlar Saadet TURHAL Nurdan

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

Türkiye'de Tütün Ekonomisi ve Tütün Ürünlerinin Vergilendirilmesi

Türkiye'de Tütün Ekonomisi ve Tütün Ürünlerinin Vergilendirilmesi 'de Tütün Ekonomisi ve Tütün Ürünlerinin Vergilendirilmesi Ek Yürekli A, Önder Z, Elibol HM, Erk N, Çabuk A, Fisunoğlu M, Erk SF, Chaloupka FJ Şekil A1: Batı Avrupa Ülkelerinde Erkeklerde Yaşa Göre Standardize

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

TÜTÜN ÜRÜNLERİ ÜZERİNDEKİ VERGİYİ ARTIRMAK

TÜTÜN ÜRÜNLERİ ÜZERİNDEKİ VERGİYİ ARTIRMAK TÜTÜN ÜRÜNLERİ ÜZERİNDEKİ VERGİYİ ARTIRMAK Doç. Dr. S. Erhan DEVECİ 9 Haziran 2010 - Elazığ Sunum Planı - Konunun önemi - Vergi ve fiyatlar ile ilgili ulusal stratejik planlar - Verginin artırılması sonucu

Detaylı

KOAH PATOGENEZİ VE FİZYOPATOLOJİSİ

KOAH PATOGENEZİ VE FİZYOPATOLOJİSİ İlknur BAŞYİĞİT Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Kocaeli, Türkiye e-mail: ilknur.basyigit@gmail.com PATOGENEZ Zararlı partikül ve gazlara karşı hava yollarında ve akciğer

Detaylı

Tütünle İlişkisiz KOAH

Tütünle İlişkisiz KOAH Derleme Review 105 Tütünle İlişkisiz KOAH COPD Not Related to Tobacco Dr. Mehmet POLATLI Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Aydın ÖZET Kronik obstrüktif akciğer

Detaylı

Tıp Fakültesi Çalışanlarında Sigara İçme Prevalansı, Nikotin Bağımlılığı ve Solunum Fonksiyon Testleri #

Tıp Fakültesi Çalışanlarında Sigara İçme Prevalansı, Nikotin Bağımlılığı ve Solunum Fonksiyon Testleri # Tıp Fakültesi Çalışanlarında Sigara İçme Prevalansı, Nikotin Bağımlılığı ve Solunum Fonksiyon Testleri # Sibel ÖZKURT*, Mehmet BOSTANCI**, Remzi ALTIN*, Aysun ÖZŞAHİN**, Beyza AKDAĞ*** * Pamukkale Üniversitesi

Detaylı

Isparta İl Merkezinde KOAH Öntanı Prevalansı ve İlişkili Faktörler

Isparta İl Merkezinde KOAH Öntanı Prevalansı ve İlişkili Faktörler DOI: 10.5152/ttd.2013.09 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / ORIGINAL INVESTIGATION Isparta İl Merkezinde KOAH Öntanı Prevalansı ve İlişkili Faktörler Prevalence of Pre-diagnosed COPD in Isparta Provience and the Related

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ

TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ 21. Yüzyılda Tüberküloz Sempozyumu ve II. Tüberküloz Laboratuvar Tanı Yöntemleri Kursu, Samsun TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ Prof. Dr. Yıldız PEKŞEN Ondokuz Mayıs Üniversitesi,

Detaylı

YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI. Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ

YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI. Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLEME PROGRAMI Dr. Metin SABUNCU YALOVA BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRÜ Dünyada 13.5 milyon koroner kalp hastası var. Yılda 1.5 milyon insan kalp krizi geçiriyor.

Detaylı

VERİLERLE TÜRKİYE ve DÜNYADA DİYABET. YARD.DOÇ.DR. GÜLHAN COŞANSU İstanbul Üniversitesi Diyabet Hemşireliği Derneği

VERİLERLE TÜRKİYE ve DÜNYADA DİYABET. YARD.DOÇ.DR. GÜLHAN COŞANSU İstanbul Üniversitesi Diyabet Hemşireliği Derneği VERİLERLE TÜRKİYE ve DÜNYADA DİYABET YARD.DOÇ.DR. GÜLHAN COŞANSU İstanbul Üniversitesi Diyabet Hemşireliği Derneği 21.Yüzyılın sağlık krizi: DİYABET Diyabet yaşadığımız yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ Dr. İbrahim PADIR İstanbul, 2015 Kavramlar ve Tanımlar Gebeliğe bağlı ölüm, bir kadının gebelik süresince, doğumda ya da gebeliğin sonlanmasından sonraki 42 gün içinde

Detaylı

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu Bölüm 21 Astımla Karışan Hastalıklar Dr. Alpaslan TANOĞLU ve Dr. Mustafa DİNÇ Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu hastalığıdır. Hastalığın en

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE MESLEK HASTALIKLARI

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE MESLEK HASTALIKLARI 1 DÜNYADA VE TÜRKİYEDE MESLEK HASTALIKLARI Meslek hastalıkları, işyeri ortamında bulunan faktörlerin etkisi ile meydana gelen hastalıkların ortak adıdır. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF. EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU Hasta Kitapçığı PROF.DR ARZU YAĞIZ ON POLİOMYELİT (ÇOCUK FELCİ) NEDİR? Poliomyelit, çocukluk çağında görülen

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

17.08.2012-KOAH TEDAVİSİNDE SFT ZORUNLULUĞUNUN KALDIRILMASINA HÜKMEDEN SUT MADDELERİNE YÖNELİK SPÇG GÖRÜŞÜ

17.08.2012-KOAH TEDAVİSİNDE SFT ZORUNLULUĞUNUN KALDIRILMASINA HÜKMEDEN SUT MADDELERİNE YÖNELİK SPÇG GÖRÜŞÜ 17.08.2012-KOAH TEDAVİSİNDE SFT ZORUNLULUĞUNUN KALDIRILMASINA HÜKMEDEN SUT MADDELERİNE YÖNELİK SPÇG GÖRÜŞÜ GİRİŞ Ülkemizde KOAH prevalansı 40 yaş üzeri erişkin nüfusta %19 dur, diğer bir ifadeyle yaklaşık

Detaylı

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire ÜST SOLUNUM YOLU Farenjit :Farenks mukozasının iltihabi bir hastalığıdır. Akut ve kronik olarak seyreder. Larenjit :Üst solunum yolunun bir parçası

Detaylı

Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalarında ağırlık ve ölüm riskinin tahmininde plazma cell-free DNA düzeyinin önemi

Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalarında ağırlık ve ölüm riskinin tahmininde plazma cell-free DNA düzeyinin önemi Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalarında ağırlık ve ölüm riskinin tahmininde plazma cell-free DNA düzeyinin önemi Bakır M¹, Engin A¹, Kuşkucu MA², Bakır S³, Gündağ Ö¹, Midilli K² Cumhuriyet Üniversitesi

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

EFA 2009 Küresel İzleme Raporu. Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim. EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar

EFA 2009 Küresel İzleme Raporu. Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim. EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar EFA 2009 Küresel İzleme Raporu Eşitsizliklerin Üstesinden Gelmek: Yönetişim EFA Hedeflerindeki İlerleme ve Önemli Noktalar EFA 2009 Raporu na göre; iyi bir yönetişim ile okula kayıt oranları artabilir,

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

BÜYÜME. Vücudun ya da vücut bölümlerinin boyut olarak artması Yaşamın ilk 20 yılında görülen en önemli biyolojik süreçtir.

BÜYÜME. Vücudun ya da vücut bölümlerinin boyut olarak artması Yaşamın ilk 20 yılında görülen en önemli biyolojik süreçtir. BÜYÜME Vücudun ya da vücut bölümlerinin boyut olarak artması Yaşamın ilk 20 yılında görülen en önemli biyolojik süreçtir. 2 BÜYÜME Örneğin doku büyümesi gerçekleşerek vücut ağırlığı ve boy uzunluğunda

Detaylı

SİGARA VE AKCİĞERLER

SİGARA VE AKCİĞERLER SİGARA VE AKCİĞERLER Hazırlayan Prof. Dr. Nazmi Bilir Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Şubat - 2008 ANKARA Birinci Basım : Şubat 2008 / 3000 Adet Sağlık Bakanlığı Yayın No:

Detaylı

HIV/AIDS epidemisinde neler değişti?

HIV/AIDS epidemisinde neler değişti? HIV/AIDS epidemisinde neler değişti? Dr. Gülşen Mermut Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ABD EKMUD İzmir Toplantıları - 29.12.2015 Sunum Planı Dünya epidemiyolojisi

Detaylı

KOAH lı Hastalarda Sağlık Eğitiminin Etkisinin Değerlendirilmesi

KOAH lı Hastalarda Sağlık Eğitiminin Etkisinin Değerlendirilmesi KOAH lı Hastalarda Sağlık Eğitiminin Etkisinin Değerlendirilmesi Ayşe GÜNER*, Nazlı ATAK* * Ankara Üniversitesi Sağlık Eğitim Yüksek Okulu, ANKARA ÖZET Bu çalışma, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH)

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

Kronik Böbrek Hastalarında Eğitim Durumu ve Yaşam Kalitesi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, Prediyaliz Eğitim Hemşiresi

Kronik Böbrek Hastalarında Eğitim Durumu ve Yaşam Kalitesi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, Prediyaliz Eğitim Hemşiresi Kronik Böbrek Hastalarında Eğitim Durumu ve Yaşam Kalitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, Prediyaliz Eğitim Hemşiresi Giriş: Kaliteli yaşam; kişinin temel ihtiyaçlarını karşıladığı,

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

Çocuktan Erişkine Astımın Doğal Seyri

Çocuktan Erişkine Astımın Doğal Seyri Çocuktan Erişkine Astımın Doğal Seyri Prof. Dr. İpek Türktaş Gazi Tıp Fakültesi, Ankara 6 Yaşı şına gelene kadar ~ %50 sinde en az 1 vizing atağı olacaktır Tekrarlıyan Bronşiolitler (Hışıltılı Bebekler)

Detaylı

Birinci Dönem Zorunlu Göğüs Hastalıkları veya Halk Sağlığı AD Yok Teorik Kürsü Dersi (45 dakika)

Birinci Dönem Zorunlu Göğüs Hastalıkları veya Halk Sağlığı AD Yok Teorik Kürsü Dersi (45 dakika) TÜTÜN ENDÜSTRİSİ VE GENÇLİK Birinci Dönem Göğüs Hastalıkları veya Halk Sağlığı AD Teorik Kürsü Dersi (45 dakika) Tütün endüstrisinin gençler üzerinden tütün tüketimini artırmaya yönelik çalışmaları hakkında

Detaylı

ÖNEMLİ NOKTALAR KOAH geçmişteki tanımlama sorunları nedeniyle hakkında yeterli epidemiyolojik verilerin olmadığı bir hastalıktır.

ÖNEMLİ NOKTALAR KOAH geçmişteki tanımlama sorunları nedeniyle hakkında yeterli epidemiyolojik verilerin olmadığı bir hastalıktır. 3. KOAH EPİDEMİYOLOJİSİ, YÜKÜ VE ULUSAL KONTROL PROGRAMI ÖNEMLİ NOKTALAR KOAH geçmişteki tanımlama sorunları nedeniyle hakkında yeterli epidemiyolojik verilerin olmadığı bir hastalıktır. Hastalık yeterince

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Dr. Nazan ÇALBAYRAM ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak hastalığı bir malabsorbsiyon sendromudur. Hastalık; gluten içeren unlu gıdalara karşı genetik bazda immünojik bir intolerans

Detaylı

Romatoid Artrit BR.HLİ.069

Romatoid Artrit BR.HLİ.069 BR.HLİ.069 Hakkında Merak Edilenler (RA) Nedir: artrit, sebebi bilinmeyen, genetik olarak yatkın bireylerde çeşitli çevresel faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkan başta eklemler olmak üzere vücutta birçok

Detaylı

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI TEDAVİSİNDE GELİŞMELER

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI TEDAVİSİNDE GELİŞMELER KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI TEDAVİSİNDE GELİŞMELER Dr. Ali Kocabaş GİRİŞ Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH); tam olarak geri-dönüşümlü olmayan ve genellikle yavaş bir ilerleme gösteren

Detaylı

Doç Dr Ömür AYDIN. Ankara ÜTF Göğüs Hastalıkları ABD İmmunoloji-Allerji BD

Doç Dr Ömür AYDIN. Ankara ÜTF Göğüs Hastalıkları ABD İmmunoloji-Allerji BD Doç Dr Ömür AYDIN Ankara ÜTF Göğüs Hastalıkları ABD İmmunoloji-Allerji BD Mesleksel astım tedavisinde temel prensipler Mesleksel astımda prognoz Maruziyetin kesilmesi/azaltılmasının sonuçları Mesleksel

Detaylı

Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı

Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı TEPAV Değerlendirme Notu Temmuz 1 19 191 19 193 19 195 19 197 19 199 199 1991 199 1993 199 1995 199 1997

Detaylı

tepav Nisan2011 N DEĞERLENDİRMENOTU 2008 Krizinin Kadın ve Erkek İşgücüne Etkileri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Nisan2011 N DEĞERLENDİRMENOTU 2008 Krizinin Kadın ve Erkek İşgücüne Etkileri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Nisan2011 N201127 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Dinççağ 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Hasan Çağlayan Dündar 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri 2008 Krizinin

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Manisa'da tütün kullanımı, meslek ve seçili hastalıklara göre mesane kanseri riski

Manisa'da tütün kullanımı, meslek ve seçili hastalıklara göre mesane kanseri riski Manisa'da tütün kullanımı, meslek ve seçili hastalıklara göre mesane kanseri riski Koray Ömer Erdurak 1, Pınar Erbay Dündar 2, Beyhan Cengiz Özyurt 2, Eva Negri 3, Carlo La Vecchia 3, Ziya Tay 1 1 Manisa

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

Tekstil endüstrisinde sağlık gözetimi

Tekstil endüstrisinde sağlık gözetimi Tekstil endüstrisinde sağlık gözetimi Millworkers by Laurence Stephen Lowry (1948) Prof.Dr. Nadi Bakırcı Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D. Tekstil Sektörü Elyaf ve ipliği kullanım eşyasına

Detaylı

*Barsak yaraları üzerine çalışmalarda probiyotikler, yaraların iyileşmesi ve kapanması amaçlı test edilmiştir.

*Barsak yaraları üzerine çalışmalarda probiyotikler, yaraların iyileşmesi ve kapanması amaçlı test edilmiştir. * *Aşılama öncesinde ve beraberinde probiyotik kullanma veya aşının içine serokonversiyon oranını arttıracağına inanılan suşların eklenmesi ilgili çalışmalar son birkaç yılda hızla artmıştır. *Şimdiye

Detaylı

Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer

Solunum sistemi farmakolojisi. Prof. Dr. Öner Süzer Solunum sistemi farmakolojisi Prof. Dr. Öner Süzer www.onersuzer.com 2 1 3 Havayolu, damar ve salgı bezlerinin regülasyonu Hava yollarının aferent lifleri İrritan reseptörler ve C lifleri, eksojen kimyasallara,

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

AŞILANMA VE ÇOCUK SAĞLIĞI 11

AŞILANMA VE ÇOCUK SAĞLIĞI 11 AŞILANMA VE ÇOCUK SAĞLIĞI 11 Sabahat Tezcan ve Elif Kurtuluş Yiğit Bu bölümde 12-23 aylık çocukların aşılanması, beş yaş altı çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonunun varlığı ve evlenmiş kadınların

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Diyet yoluyla Menakinon alımı, daha az Koroner Kalp Hastalığı riski ile ilişkili: Rotterdam Çalışma

Diyet yoluyla Menakinon alımı, daha az Koroner Kalp Hastalığı riski ile ilişkili: Rotterdam Çalışma Diyet yoluyla Menakinon alımı, daha az Koroner Kalp Hastalığı riski ile ilişkili: Rotterdam Çalışma Johanna M. Geleijnse,* Cees Vermeer,** Diederick E. Grobbee, Leon J. Schurgers,** Marjo H. J. Knapen,**

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar AKCİĞER KANSERİ Doç.Dr.Filiz Koşar Akciğer Kanseri Nedir? Kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük

Detaylı

Kelime anlamı olarak kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz bir şekilde bölünüp çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü urlara denir.

Kelime anlamı olarak kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz bir şekilde bölünüp çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü urlara denir. Kelime anlamı olarak kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz bir şekilde bölünüp çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü urlara denir. Genel anlamda ise kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 -

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - (OECD ve Avrupa Birliği işbirliğinde hazırlanan Bir Bakışta Sağlık-Avrupa 2010 adlı yayının özetidir) AĞUSTOS 2011 ANKARA İçindekiler ÖZET 1 BÖLÜM 1- SAĞLIĞIN DURUMU...

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

İntestinal Mikrobiyota Nedir? Ne yapar? Dr. Taylan Kav Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji BD

İntestinal Mikrobiyota Nedir? Ne yapar? Dr. Taylan Kav Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji BD İntestinal Mikrobiyota Nedir? Ne yapar? Dr. Taylan Kav Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji BD En iyi mikrop ölü mikrop (mu)? Vücudumuzdaki Mikroplar Bakteriler Mantarlar Virüsler Bakterilerle

Detaylı

Türk Toraks Derneği KOAH Çalışma Grubu

Türk Toraks Derneği KOAH Çalışma Grubu ISSN 1302-7808 EISSN 1308-5387 Official journal of the Turkish Thoracic Society SUPPLEMENT 2 APRIL 2014 VOLUME Türk Toraks Derneği KOAH Çalışma Grubu KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) KORUMA,

Detaylı

KALP KRİZİ UZ.DR.MUHAMMET HULUSİ SATILMIŞOĞLU

KALP KRİZİ UZ.DR.MUHAMMET HULUSİ SATILMIŞOĞLU KALP KRİZİ UZ.DR.MUHAMMET HULUSİ SATILMIŞOĞLU Türkiye ulusal düzeyde ölüm nedenleri arasında ilk sırayı 205.457 ölümle kardiyovaskülerhastalıklar (tüm ölüm nedenlerinin %47,73 ü) almaktadır. Kardiyovasküler

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR

HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI REFİK SAYDAM HIFZISSIHHA MERKEZİ BAŞKANLIĞI HIFZISSIHHA MEKTEBİ MÜDÜRLÜĞÜ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ULUSAL HASTALIK YÜKÜ VE MALİYET-ETKİLİLİK PROJESİ HASTALIK YÜKÜ FİNAL RAPOR ARALIK -

Detaylı

Tütün Kullanımını ve Zararlarını Nasıl Önleyelim?

Tütün Kullanımını ve Zararlarını Nasıl Önleyelim? Tütün Kullanımını ve Zararlarını Nasıl Önleyelim? Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Nuray Uğur tarafından Prof.

Detaylı

Türkiye de Kanser İstatistikleri Kanser, Türkiye'de 1982 yılında 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 57. Maddesi gereğince "bildirimi zorunlu

Türkiye de Kanser İstatistikleri Kanser, Türkiye'de 1982 yılında 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 57. Maddesi gereğince bildirimi zorunlu 6 Türkiye de Kanser İstatistikleri Kanser, Türkiye'de 1982 yılında 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 57. Maddesi gereğince "bildirimi zorunlu hastalıklar listesi"ne alınmış olmasına rağmen ülkemizde

Detaylı

Dr. Bekir KESKİNKILIÇ

Dr. Bekir KESKİNKILIÇ Dr. Bekir KESKİNKILIÇ 1 SAĞLIK Yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Irk, din, siyasi görüş, ekonomik veya sosyal durum ayrımı yapılmaksızın

Detaylı