SAĞLIĞIN korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme en önemli faktörlerden biridir.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SAĞLIĞIN korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme en önemli faktörlerden biridir."

Transkript

1 Ramazan sonrası hareket edin Ramazan ayı boyunca beslenme düzeni ile birlikte bireylerin fiziksel aktivite düzenleri de değişiyor. Oruç tutan bireyler, fazla enerji harcamamak ve iftar vaktinden önce acıkmamak için daha önce uyguladıkları egzersiz programlarını sürdürmüyor. İftar vakti egzersiz programlarını bırakmak kilo artışlarına neden oluyor. Sıcak ve güneşin zararları Bu yaz ülkemizi etkisi altına alan aşırı sıcak hava, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızı önemli hale getirdi. Aşırı sıcaklardan korunmak ve güneşin zararlarından uzak kalmak için neler yapmamız gerekiyor? ÜCRETSİZDİR Bilgiyle, Güvenle, Sağlıkla... YIL: SAYI: EYLÜL 00 Hastanemiz hemşireleri. Ulusal Yoğun Bakım Kongresi ne katıldı ANKARA Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yeni açılan C Yoğun Bakım Ünitesinde çalışan hemşirelerimiz Yelda ÇEM- REK ve Fatma ZORVER İzmir de gerçekleştirilen. Ulusal Yoğun Bakım Kongresi ne katıldılar. SAYFA DE Ellerimizi neden yıkamalıyız? GÜNLÜK yaşantımızda ellerimiz, çevre ile her türlü bağlantıyı sağlayan, bu nedenle de en fazla bakteri barındıran organımızdır. El yıkama, çok sıradan ve günlük bir iş olması nedeniyle, genellikle ihmal edilen bir konudur. Oysa ki, hem kendimizin hem de çevremizdekilerin sağlığını korumak ellerimizdedir. SAYFA 0 DE Ramazan Bayramında ve sonrasında beslenmede nelere dikkat etmeliyiz Bayramda aşırı yemekten kaçının Hala kendini oruç tutuyor zanneden ya da 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diye diye düşünen bireyler, aşırı miktarda besin tüketir. Bayram sonrası artan gıda tüketimi ile kilo sorunu kaçınılmaz hale gelir. SAĞLIĞIN korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme en önemli faktörlerden biridir. Ancak, Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişiler, günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle, bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girmektedirler. Kimi kişiler hala kendilerini oruç tutuyor zannederken, kimi kişiler ise 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketirler. Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. SAYFA DE BAYRAMDA BESLENME ÖNERİLERİ Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az ana ve ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir. Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır. Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir. SAYFA DE Ekmeğinizi israf etmeyin TAHILA dayalı beslenmenin hakim olduğu ülkemizde her yıl yaklaşık milyar adet ekmek üretilmekte, üretilen ekmeğin yaklaşık 0 milyar adeti tüketilmekte milyar adeti ise israf edilmektedir. İsraf edilen ekmek ülke ekonomisini yılda yaklaşık 00 milyon dolar kayba uğratmaktadır. Günlük israfın 0 milyar liralık kısmı Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde gerçekleşmektedir. İstanbul ilimizde günde milyon ekmek israf edilirken, Ankara ve İzmir illerinde bu sayı yaklaşık 00 bini bulmaktadır. SAYFA DE Sigarayı bırakanlara faydalı beslenme önerileri SİGARAYI bırakan bireylerde sıklıkla görülen şikâyetlerden biri kilo alımıdır. Sigara içenler sigara içmeyenlere göre daha az iştahlıdır. Bu durum sigara içenlerde yeterli ve dengeli besin seçimini de olumsuz etkilemektedir. Sigarayı bırakma ile birlikte özellikle Dondurma tüketimine dikkat Unutkanlığınızı Unutun! Sağlıksız zayıflama diyetleri tehlikeli.... psikolojik bağımlılığı olan bireylerde aşırı besin tüketimine eğilim görülmekte, kolay tüketilebilir ancak yüksek kalorili besin alımı artmaktadır. Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk gün en zor dönemdir. SAYFA DE Uyumak ya da uyumamak A dan K ye vitaminler Göğüs ağrısı hastalıkların habercisi Doç. Dr. Nurullah Zengin Baþyazý Türkiye nin Sigara İle Mücadelesi İnsanların sağlıklı olmalarını mümkün kılmanın en etkili yolu hastalık nedenlerini ortadan kaldırmaktır. Koruyucu Hekimlik adı altında ele alınan bu yaklaşım, tüm sağlık politikalarında vurgu yapılan bir başlık olarak dikkati çeker. Konuya önlenebilir hastalık nedenleri olarak bakacak olursak sigaranın çok önemli olduğunu görürüz. SAYFA DE

2 0 Eylül 00 Numune Gazetesi HABERLER Aysun PALALI Yarın Zamanın Kıymetini Zamanında Bilelim Dondurmayı tüketirken nelere dikkat etmeliyiz? Dondurma tüketilirken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sağlıklı ve hijyenik şartlarda hazırlanmış dondurmanın tüketilmesidir. Bunun için de dondurmanın pastörize sütten yapılması ve hijyenik koşullarda üretilmesi çok önemlidir. Süt, mikroorganizmaların üremesi için çok iyi bir ortamdır. Sağlıksız koşullarda üretilen dondurmada bakteriler kolaylıkla üreyebilir ve zevkle yediğimiz dondurma sağlığı bozucu hale gelebilir. Bu nedenle özellikle açıkta satılan dondurmalar ve buzlu içecekler satın alınırken dikkatli olunmalı, güvenilir olmayan yerlerden, sokak satıcılarından dondurma satın alınmamalıdır. Paketlenmiş dondurmalar ve buzlu gıdalarda ise paket üzerindeki etiket okunmalı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı üretim/ithalat izninin olup olmadığına, son kullanma tarihine dikkat edilmeli, izinsiz ve/veya son kullanma tarihi geçmiş ürünler asla satın alınmamalıdır. Dondurma tüketirken dikkat edin SICAK yaz günlerinde başta dondurma olmak üzere buzlu gıdaların tüketimi de artmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme için her gün tüketilmesi gereken süt ve süt ürünleri grubunda yer alan dondurma; protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A, B, C, D, E vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineralleri içerir. Dondurmanın temel yapımında sütün yanı sıra şeker, çeşitli meyveler, çikolata, kakao, fındık, fıstık, karamel vb, glikoz şurubu, bitkisel yağ, süt yağı, sahlep, kıvam vericiler, doğal ve doğala özdeş aromalar da bulunabilmektedir. Ancak sağlıklı bir dondurma ve buzlu gıda üretiminde kullanılan bu tür katkı maddeleri Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından izin verilen Türk Gıda Kodeksine uygun katkı maddelerini içermelidir. Dondurma her ne kadar besleyici değeri yüksek bir gıda olsa da sağlıklı koşullarda üretilmemiş veya saklanmamış dondurmalar sağlığı tehdit eder hale gelebilir. Bu nedenle sağlık koşullarına uygun ortamda üretilen, gerektiği şekilde korunan ve sağlıklı ambalajlarda satışa sunulan dondurmalar ve buzlu içecekler tüketilmeli; bu tür besinler güvenilir olmayan yerlerden satın alınmamalıdır. Dava dün gibi ilkokul, ortaokul, lise, üniversite Lisans eğitimimin üzerinden tam yıl geçmiş! Dile kolay yıl Zaman çok hızlı bir şekilde ilerliyor ve geriye dönüşü de yok. O nedenle lütfen hepimiz Zamanımızın kıymetini zamanında bilelim... Ne kadar uğraşsak da geri de bıraktığımız zamanımızı geri getiremeyiz. Ben buradan daha hayatının en güzel çağlarında olan ortaöğretim öğrencilerine ve yeni mezunlara yani gençlere seslenmek istiyorum. Lütfen çok kıymetli olan zamanı boş şeylerle heba etmeyin Unutmayın siz isteseniz de istemeseniz de zaman akıp gidiyor ve büyüyorsunuz. Sizler bugün hayatınızı doğru planlamaz ve gereğini yerine getirmezseniz yarınlarda istemediğiniz bir yaşam sizi beklemektedir. Eğer istemediğiniz bir hayatı yaşamak istemiyorsanız, o zaman hayatınıza bugünden yön verin. Ayrıca bu tür gıdaların servis edildiği soğutucunun yeterli soğuklukta ve çalışıyor durumda olması da göz ardı edilmemelidir. PRATİK BİLGİLER Halıdaki sigara yanıklarından, yanıkların üzerinde zımpara kağıdı ile dairesel hareketler yaparak kurtulabilirsiniz. Fermuarlı giyeceklerinizi çamaşır makinesine koymadan önce kapalı olup olmadığını kontrol edin. Açıksa zedelenebilirler. Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun.! Buz kalıplarınızı su ile doldurmadan önce bölmelere meyve parçacıkları yerleştirirseniz dekoratif buzlar elde edersiniz. Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yıkamada bir gece soğuk suyun içerisinde bekletin, sonra yıkayın. Yeni bir tava satın aldığınızda ilk önce içinde bir miktar sirke kaynatın. Böylece kızartmalarınızın tavaya yapışmayacaktır. Patates torbasının içerisine bir adet elma koyun. hafta boyunca filizlenmesini ve büzüşmesini önler. Hemşirelerimiz. Ulusal Yoğun Bakım Kongresi ne katıldı ANKARA Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yeni açılan C Yoğun Bakım Ünitesinde çalışan hemşirelerimiz Yelda ÇEMREK ve Fatma ZORVER İzmir de gerçekleştirilen. Ulusal Yoğun Bakım Kongresi ne katıldılar. Hastanemiz hemşireleri Çemrek ve Zorver, söz konusu kongrede çalıştıkları ünitede bakım verdikleri hastalarda bası yarası durumlarını ve sundukları önleyici bakım hizmetlerinin etkisine ilişkin deneyimlerini meslektaşları ve diğer sağlık ekibiyle paylaşmak adına Yeni Açılan Yataklı. Basamak Yoğun Bakımda Dekübit Olgu Tecrübelerimiz konulu bir posterle sunum yaptılar. Kongrede katılımlar içerisinde hemşirelik meslek grubu adına katılımda tek olan hemşirelerimizi tebrik eder, bundan sonraki çalışmalarında başarılar dileriz. Yatan hastalarda bası yarası gelişim oranının durumu hastanenin hemşirelik hizmetlerinin kalite göstergelerinden biridir. Hemşire hastasında bası yarası gelişme riskini değerlendirerek gerekli bakımını planlar ve uygular. Uyguladığı bakım sonuçlarını değerlendirir ve gerekirse bakımı yeniden planlar ve uygular. Aynı zamanda yaptığı uygulamalar ve bakımı kayıt altına alır. Mesleki gelişim sürecine katkıda bulunma adına çalışmalarını bilimsel ortamlarda meslektaşları ile paylaşır. Hayatınızın etkisiz elemanı olmayın, şimdiden yön verin hayatınıza Bunun için mutlaka önünüze bir hedef koyun. Bu hedefin gerekleri ne ise onun için plan yapın ve planınızı uygulayın. Hedefiniz için çalışın, çabalayın, gerekirse yardım isteyin ama mutlaka o hedefe ulaşın. Emin olun o hedefe ulaşmak o kadar da zor değil. Zor olanı sizin hedefinizi belirlemeniz ve plan yapmanızdır. Bunu yaptıktan sonra geriye kalan o plan doğrultusunda günde birkaç saatinizi hayatınızı güzelleştirecek hedefiniz için ayırmaktır. Düşünün bir defa zamanımızı günde ne kadar çok gereksiz yere harcıyoruz (saatlerce telefonla konuşuyoruz, internette dolaşıyoruz, televizyon izliyoruz vs). Bir günde saat gibi bir sürenin en azından altıda birini ( saatini) hedefiniz için ayırın. Kendiniz ve geleceğiniz için bir şeyler yapın. Yapın ki sonrasında keyif aldığınız, mutlu bir hayata kavuşasınız Hadi lütfen Zamanın kıymetini zamanında bilelim

3 Numune Gazetesi HABERLER Eylül 00 0 Ekmeğinizi israf etmeyin Doç. Dr. Hürrem BODUR Editörden Ülkemizde her yıl yaklaşık milyar adet ekmek üretilmekte, üretilen ekmeğin yaklaşık 0 milyar adeti tüketilmekte milyar adeti ise israf edilmektedir. İsraf edilen ekmek ülke ekonomisini yılda yaklaşık 00 milyon dolar kayba uğratmaktadır. Çevremize Yeterince Saygılı mıyız? Hava sıcaklığının olağan dışına olan tahammülümüzü yok ettiği şu günlerde, kış aylarında göz yumduğumuz, ama şimdi gözümüze batan bir davranış biçiminden bahsetmek istiyorum bu sayımızda: sokaklara olan saygısızlıktan. İNSANLIK tarihine eşit bir serüveni olan ekmek, insanlığın en ortak besin maddelerinin başında yer almaktadır. Ülkemizin bir tahıl ülkesi olması, yılardır süregelen beslenme alışkanlıkları ve sosyo-ekonomik yapısı nedeniyle ekmeğin beslenmemizdeki önemi daha da fazladır. Devlet Planlama Teşkilatı ve Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre; Türkiye'de temel besin, ekmek ve diğer tahıl ürünleridir ve günlük enerjinin ortalama %'ü sadece ekmekten, %'i ise ekmek ve diğer tahıl ürünlerinden sağlanmaktadır. Sofralarımızın vazgeçilmez besin maddesi olan ekmek, karbonhidrat ve protein kaynağı olarak beslenmede önemli bir yere sahiptir. Ülkemizde kişi başına günde yaklaşık olarak 00-0 gr ekmek tüketilmektedir. Yani, ülke genelinde kişi başına tüketilen enerji miktarının yaklaşık %'i, protein miktarının da %'si ekmekten sağlanmaktadır. Karbonhidrat ve protein kaynağı olan ekmeğin beyaz, kepek, çavdar, mısır, tam tahıllı, çok tahıllı gibi pek çok çeşidi bulunmaktadır. Tahıl tanesi öz, kepek ve endosperm olmak üzere bölümden oluşur. B grubu vitaminleri, çinko, magnezyum, selenyum, krom gibi mineraller, posa, fenol, fitat, saponinler gibi maddeler öz ve kepek bölümlerinde daha çok bulunur. Endosperm daha çok nişasta ve proteinden oluşmuştur. Öğütme işlemi sırasında beyaz ekmek, B grubu vitaminleri ve bazı mineraller açısından kayba uğrar. Tam tahıl ekmeği posa, E vitamini, selenyum, demir, magnezyum, çinko ve B vitaminleri (B, B, niasin) gibi besin öğeleri bakımından zengindir. B vitaminleri öğrenme ve kavrama fonksiyonlarının gelişimi, aneminin önlenmesi, bazı doğum kusurlarının önlenmesi, kardiyovasküler hastalıklar ve kanserin önlenmesi, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemlidir. Posa içeren esmer ekmeklerin, glisemik indeks (kan şekerini yükseltme oranı referansı) değeri beyaz ekmeğe oranla daha düşüktür. Glisemik indeksinin düşük olması ve posa içeriğinin yüksek olması tokluk hissini de artırır. Gerek kan şekerinin ayarlanmasında gerekse de daha fazla tokluk hissi vermesi nedeniyle kilo kontrolünde esmer ekmek kullanımı beyaz ekmeğe oranla daha avantajlıdır. Ayrıca posa, sindirim sistemi sağlığının korunmasında ve buna bağlı kolon kanser riskinin azaltılmasında önemlidir. Tahıla dayalı beslenmenin hakim olduğu ülkemizde her yıl yaklaşık milyar adet ekmek üretilmekte, üretilen ekmeğin yaklaşık 0 milyar adeti tüketilmekte milyar adeti ise israf edilmektedir. İsraf edilen ekmek ülke ekonomisini yılda yaklaşık 00 milyon dolar kayba uğratmaktadır. Günlük israfın 0 milyar liralık kısmı Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde gerçekleşmektedir. İstanbul ilimizde günde milyon ekmek israf edilirken, Ankara ve İzmir illerinde bu sayı yaklaşık 00 bini bulmaktadır. Düşük gelir gruplarında ekmek tüketimi fazla olmasına karşın israf daha az olmakta, gelir düzeyi yükseldikçe ekmek tüketimi azalmakta ancak israf artmaktadır. Ekmeğin çöpe atılmasındaki faktörler gereğinden fazla ekmek satın alınması, satın alınan ekmeğin uygun koşullarda saklanmaması ve kalitesinin düşük olması şeklinde sıralanabilir. Ekmek israfında yüzde 0 oranı ile yemekhaneli işyerleri, hastane, yatılı okul, öğrenci yurdu, otel ve lokantalar ilk sırada yer almaktadır. Ekmek israfını azaltmak için evlerde neler yapılmalıdır? İhtiyaçtan fazla ekmek alınmamalı, Ekmek poşette saklanmalı, Uzun süreli saklama amaçlanıyorsa ekmeğin derin dondurucuda ve poşet içerisinde saklanmalı, Ekmek dilimlenerek tüketilmeli, Kuruyan ekmekler israf edilmemeli, içinde az miktarda su kaynayan tencerenin üzerine yerleştirilen süzgeç üstüne konularak tüketilmeli, Bayatlayan ekmekler galeta unu veya kurutulmuş ekmek içi şeklinde çeşitli yemek, pasta ve tatlı yapımında kullanılmalıdır. Toplu tüketim yapılan kuruluşlarda alınması gereken tedbirler Toplu tüketim yerleri olan; hastane, yatılı okul, askeri birlik ve öğrenci yemekhanelerinde ekmek israfı önleme planları oluşturulması ve hayata geçirilmesi, Üretimin talebe göre planlanması, Raf ömrü uzun kaliteli ekmek üretilmesi, Ekmeklerin fırında veya satış yerinde uygun koşullarda saklanması, Toplu yemek tüketim yerlerinde ekmeğin dilimlenmiş veya küçük yuvarlak ekmek olarak verilmesi, Self servis tezgahlarında ekmeğin baş tarafta değil, yemeklerden sonra yer alması, Sokaklara atılan meşrubat kutuları, yiyecek ambalajları, parklarda hemen her bankın çevresinde görebileceğimiz vazgeçilmez yaz keyfi çekirdek kabukları ve daha onlarca çevreyi yok sayan davranış, küresel ısınmanın varlığını vücudumuzun her zerresine hissettirdiği bugünlerde daha bir dikkat çekici hale geldi. Hemen her medya dalında altı çizilen bu küresel tehlikeye geri dönüşümü kullanmayarak sokaklara attığımız çöplerle, yolculuk sırasında arabanın camından fırlattığımız su şişeleriyle ortak olurken aynı zamanda insan sağlığını da tehlikeye attığımızın farkında değiliz. Etrafımıza baktığımızda gördüğümüz şeyin binalar ve kesişen sokaklardan ziyade çöp birikintilerine dönüştüğünü fark etmiyoruz. Bu bozukluğa göz yumdukça, aslında günümüzün önemli bir kısmının büyük bir çöplükte geçtiğini fark edemez hale geliyoruz. Fark ettiğimizde de olağan görünen olağan dışının ne kadar yorucu olduğunu görüyoruz. Günün yorgunluğu, mevsim normallerinin çok üstünde sıcaklık ve belirginleşen çevre kirliliği birleşerek sinirlerimizi bozuyor ve tahammül edebilme eşiğimizi düşürüyor. Zaten tehlikeye atılmış beden sağlığımızın yanı sıra, ruh sağlığımız da zedeleniyor. Trafikte birbirimizle yarışmamız, önümüzde yavaş giden araç sürücüsüne veya kırmızı ışıkta durana arkasından kızmamız, yaya hakkını gasp etmemiz, gereksiz korna sesleri, yüksek sesli müzik ve daha birçok davranış biçimi sokakları daha da çekilmez hale getiriyor ve çekilmez bir gürültüyle sinirlerimiz daha da çok geriliyor. Kısacası söylemek istediğim; içinde bulunduğumuz ay özellikle oruç tutanlar için mevsimsel olarak oldukça zorlayıcı. Bu süreçte sokaklara ve dolayısıyla insanlara olan saygımızı kendimize tekrar tekrar hatırlatırsak, gündelik yaşamımız oldukça kolaylaşacak. Çevremizi koruyalım, dahası kendimizi sayalım ve sevelim. Ramazan ayınızı ve bayramınızı şimdiden kutlarım. Kalın sağlıcakla

4 0 Eylül 00 Numune Gazetesi HABERLER Unutkanlığınızı Unutun! Hemen herkesin belli dönemlerde yaşayabileceği unutkanlık, çoğu zaman düzensiz yaşama ve düzensiz beslenme nedeniyle ortaya çakıyor. Ancak, kısa süre önce yapılan konuşmayı, önceden bulabildiğiniz bir adresi bulamayınca ve kendi başınıza karar vermekte zorlanınca en kısa sürede bir doktora başvurmanız gerekiyor. HEMEN herkesin başına en azından belli dönemlerde gelen unutkanlık, iş ve özel hayatı olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşürüyor. Unutkanlığın nedenleri arasında B vitamini, demir, tiroid eksikliği ve depresyon gibi durumlar yer alıyor. Kişinin hayat tarzı, mesleği, özel hayatı, sosyal çevresi de unutkanlığı hızlandırabiliyor. Omega yağı ve B vitamini ise akıl sağlığı ve idrak gücünü artırarak unutkanlığı engelliyor. Unutkanlığınızı unutmak istiyorsanız Uzmanların unutkanlığı önlemeye ilişkin önerdikleri pratik yöntemler ise şöyle: Bulmaca çözün, Zihinsel aktivite gerektiren oyunlar oynayın, Kitap okuyun ve özet çıkarın, Yabancı dil kelimeleri ezberleyin, Düzenli uyuyun, Düzenli beslenin, Alkol ve sigaradan uzak durun, Hayattan zevk alın. Ne zaman hastalıktır? Biraz önce yapılan konuşmayı unutunca, Kısa süre önce görüşülen kişileri hatırlamayınca, Randevularınızı unutunca, Tarihi (günü, ayı, mevsimi, yılı) hatırlamayınca, Önceden rahatlıkla bulunan adresleri bulamayınca, Kendi başınıza karar veremeyince, Zaman kaybetmeksizin bir doktora başvurun. Peki neden unutuyoruz? Unutkanlığın nedenleri şunlardır: Nörolojik ve psikiyatrik sorunlar, Yetersiz beslenmeden kaynaklanan vitamin eksiklikleri, Stresli yaşam koşulları, Hafızanın gereksiz birçok bilgi ile kirletilmesi, Birçok işi aynı anda yapma, Dikkati yoğunlaştırmayı azaltan etkenler, Yapılan işe gereken önemi vermeme, Dağınık ve kaotik çalışma düzeni, Öğrenme ve hafızada tutma tekniklerinin yeterince bilinmemesi. Kalp Krizi ve Belirtileri Nelerdir? KALP krizi nedir? Kalp, tüm vücuda temiz kan pompalayan dolayısıyla bütün organların beslenmesini sağlayan güçlü bir pompa vazifesi görür. Kalbin kendisinin beslenmesini ise kalp damarları (koroner arterler) olarak adlandırılan ve kalbi dıştan saran kan damarları sağlamaktadır. Bu damarlar sayesinde kalp, ihtiyacı olan oksijeni alarak görevini sürdürmektedir. İşte kalbin ana besleyicisi olan bu damarların çeşitli nedenlerle tamamen veya kısmen tıkanması sonucunda kalp krizi (miyokard infarktüsü) oluşmaktadır. Kalp damarlarının tıkanması kan akımının ve dolayısıyla kalbin ihtiyacı olan oksijenin kalp dokusuna ulaşmasını engeller ve beslenemeyen kalp dokusu önce zedelenir ve belli bir süre sonra tamamen işlevini yitirir. Bu nedenle kalp krizi esnasında saniyeler bile önemlidir. Kalp damarının tıkanmasının en önemli nedeni (%0) damar çeperinde yıllar içinde oluşan plaklarının (aterom plak- kolesterol ve pıhtılaşma faktörlerini (fibrin) içerir) ani olarak parçalanması ve kan dolaşımındaki bazı elemanların bu plağın üzerinde pıhtı oluşturarak damarı tıkamasıdır. Daha az görülen kalp krizi nedeni ise vücutta herhangi bir nedenle oluşan pıhtıların (emboli) kan dolaşımında ilerleyerek kalp damarlarına gelip kalp damarlarını tıkamasıdır. Kalp krizi hem dünyada hem de ülkemizde en önemli ölüm nedenidir. Ani ölümlerin / i kalp krizi nedeniyle olmaktadır. Doç. Dr. Celil GÖÇER Beyaz Köşe Kimin evet i, Kimin hayır ı? Bir süredir gündemimizde olan referandumla ilgili tartışmaları ilgi ile takip ediyorum. Cumhuriyet tarihimizin. referandumu önümüzdeki Eylül ayında gerçekleştirilecek. Bir konuda halkın doğrudan görüşünün alınması olarak tanımlanan referandumla ilgili temasta bulunduğum çok farklı kesimlerin görüşlerini merakla öğrenmeye çalışı-yorum. Yaz tatili nedeniyle bulunduğum farklı meclislerde bu konu kendiliğinden gündeme geliyor, gelmezse ben lafı bir şekilde o noktaya çekip gözlem yapıyorum. Bu gözlemlerim ne yalan söyleyeyim çoğunlukla hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor. Çünkü evet taraftarları ve hayır taraftarlarının niye evet veya niye hayır soruma verdikleri cevaplar kendilerinin değil. Bir kere çoğu kimse neye evet veya hayır denileceğini bilmiyor. Referandumda kaç maddenin oylanacağı, bu maddelerin neler olduğu ise hiç bilinmiyor. Referandum sonucunda evet veya hayır çıkması durumunda siyaseten ve toplum hayatında nasıl sonuçların çıkacağı da cevap alamadığım sorular arasında. İnsanımız bir tarafta kendilerine yer ediniyorlar. Bu yer edinme bir futbol takımının tarafında yer edinmeden çok farklı değil. Tavırlar bir siyasi partinin yanında veya karşısında olmak şeklinde şekilleniyor. Bu davranış modelinin karşılaştığım insanların eğitim durumlarıyla da değişmediğini gözlemliyorum. Daha çok iletişim içinde olduğum yüksek tahsilli, doktoralı insanlar dahi tavırlarını bir kişiye veya siyasi partiye yandaş veya karşıt olma durumuna göre peşin hükümlü olarak belirliyorlar. Yüksek tahsilli veya az tahsilli insanları karşılaştırdığımda neye oy verecekleri, referandum paketiyle ilgili bilgilerinde maalesef bir fark göremedim. Ülkemizde bir aydın sorunu olduğunu eskiden beri düşünürüm. Bizde aydınların koltuk değnekleri ile yürüdüğünü, bilerek inanmadığını, bilerek reddetmediğini çok defalar gördüm. Rüzgar gülü benzeri yön değiştiren diplomalı insanlardan o kadar çok var ki tanıdığım. Gördüklerimden çıkardığım sonuçlar beyinlerini kiralayan, izm lerin esiri çok kişinin hala aydın olarak bilinmesinden hissettiğim üzüntü oldu. Gördüm ki aydın diploma ile ölçülmüyor, meslek icrası ile ölçülmüyor. Aydın, kalabalığın ihsaslarına kendini terk etmemeli, zaaflarının değil hakikatin emrinde olmalıdır. Referandum konusunda yaşadığım iki anıyı ve ironiyi sizinle paylaşmak istiyorum. İlkinde referandum konusunda görüşünü sorduğum, akademik kariyer sahibi bir dostum oyunun hayır olacağını söyledi. Gerekçelerini merak ettiğimde, biz gerekçeye lüzum görmeyiz, bizim patron ne derse o yönde davranırız demez mi, yüzüne bakakaldığımı hatırlıyorum. Diğer olay yaz tatilim dolayısıyla bulunduğum memleketimde cereyan etti. Şen şakrak bir dost meclisinde, muhitimizde ilkokul mezunu, biraz mecnun bilinen, çevrede biraz eğlence konusu olan sempatik bir kişi de vardı. Aynı soru referandumda kime oy vereceksin diye o kişiye soruldu. Soru karşısında birden ciddileşen vatandaşımız, mesele kime oy vereceğimiz meselesi değildir, çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakmak istiyoruz, onun meselesidir, ona göre oy vermeliyiz demez mi. Anında akademik kariyer sahibi dostumla yaşadığım sohbet aklıma geldi. Siz söyleyin diploma neyi hallediyor?

5 Numune Gazetesi HABERLER Eylül 00 0 Sağlıksız zayıflama diyetleri tehlike saçıyor ŞİŞMANLIK, harcanandan fazla enerji alımına bağlı olarak oluşan bir sağlık sorunudur. Şişmanlığın oluşumunda aşırı yeme, fiziksel aktivite azlığı, psikolojik bozukluklar, metabolik veya hormonal bozukluklar önemli rol oynar. Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olan şişmanlık (obezite), teknolojinin getirdiği yaşam şekli ve ayaküstü beslenmenin ağırlık kazanmasıyla gün geçtikçe artmakta ve kişilerin yaşam kalitelerini düşürmektedir. Bir yanda değişen beslenme alışkanlıkları diğer yanda güzelliğin "sıfır beden" gibi ölçülere indirgenmesi nedeniyle, bireyler bilinçsizce sağlıksız zayıflama diyetlerini uygulamakta ve bu durum pek çok sağlık sorunlarının gelişimine neden olmaktadır. Vücut ağırlığının denetlenmesinde bir başka deyişle şişmanlığın kontrol altına alınmasında temel ilke; besinlerle vücuda alınan enerji ile günlük hayatta harcanan enerjinin dengede tutulmasıdır. Zayıflama diyetlerinde temel ilke ise; besinlerle sınırlı enerji alınması ile birlikte vücudun ihtiyacı olan besin öğesi gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Sağlıklı zayıflama diyetleri bu ilkeyi göz önünde bulunduran diyetlerdir ve doktor kontrolü ve diyetisyen gözetimi altında uygulanmalıdır. Zayıflama diyetleri hazırlanırken bireyin yaşı, beden yapısı, boy uzunluğu, cinsiyeti, mesleği, mevcut hastalıkları, bireyin beslenme alışkanlıkları vb. faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Zayıflama için diyet uygulanmadan önce şu hususlara dikkat edilmelidir Öncelikle, boya uygun ağırlık saptanmalı, uygun ağırlıkta iseniz, kilo almaktan kaçınılmalıdır. Kilolu ve şişman iseniz önce daha fazla ağırlık artışı önlenmeli, daha sonra ağırlık kaybı hedeflenmelidir. Aşırı ve hızlı ağırlık kaybından mutlaka sakınılmalıdır. Ağırlık kaybı için bireyin cinsiyetine, yaşına, boyuna, fiziksel aktivitesine, beslenme alışkanlıklarına Vücut ağırlığı denetiminin sağlanmasında sağlığın korunması açısından, bireye özgü olarak diyetisyen tarafından hazırlanacak olan zayıflama diyetlerinin mutlaka sağlık kontrollerinden geçtikten sonra doktor /diyetisyen kontrolü altında uygulanması ve hızlı kilo vermeye yönelik zayıflama ilaçlarının ve/veya suplemanların bilinçsizce ve doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmaması son derece önemlidir. uygun bir beslenme programı uygulanmalıdır. Yani zayıflama diyetleri bireye özgü olmalıdır. Bunun için diyet tedavisi, mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır Çocukluk çağı şişmanlıklarının kalıcı olabileceği göz önünde tutularak ağırlık denetimi çocukluktan itibaren başlamalıdır. Öncelikle çocukluk çağından itibaren verilecek yeterli ve dengeli beslenme önerileri ile şişmanlığın oluşumu önlenmeli ve sürekli yapılacak eğitim programları ile yanlış olan beslenme alışkanlıklarında kalıcı değişiklikler oluşturulmalıdır. Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı, bu bir yaşam şekli haline getirilmelidir. Vücut ağırlığının korunmasında davranışların önemli olduğu unutulmamalı, sağlıklı yeme alışkanlıkları kazanılmalıdır. Bunun için gerektiğinde uzmanlardan davranış değiştirme tedavisi desteği sağlanmalıdır. Sağlıksız zayıflama diyetleri ise sadece vücudun düşük enerji almasını sağlamakta ancak vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineraller vb. besin öğelerini yeterli ve dengeli bir şekilde karşılayamamaktadır. Bunun sonucunda çeşitli sağlık sorunlarının gelişimine zemin hazırlamaktadır. Bilinçsizce yapılan çok düşük kalorili sağlıksız zayıflama diyetleri; baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizlikleri, kabızlık, kansızlık, ciltte kuruluk, saç dökülmesi gibi pek çok sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bu diyetler, bireyin bazal metabolizma hızının düşmesine, diyetin bırakılması sonrasında hızla verilen kiloların geri alınması nedeniyle de bireylerin sürekli zayıflama diyeti uygular hale gelmesine neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre yetişkin sağlıklı bir insanın Beden Kitle İndeksi (BKİ) en az. olmalıdır. BKİ, vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun (m) karesine bölünerek hesaplanır. Beden Kitle İndeksinin. ile. arasında olması boya göre uygun ağırlıkta olduğunun bir göstergesidir.. değerinden düşük ise zayıf,. değerinden yüksek ise fazla kiloluluk ve obezitenin göstergesidir. Sağlıklı zayıflamak için kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan, çok düşük enerjili şok diyetler ve tek tip besine dayalı diyetlerden kaçınılmalı, sağlık kontrolleri yaptırıldıktan sonra diyetisyen tarafından bireye özgü olarak hazırlanan ve haftada 0. - kilogram ağırlık kaybına yol açan, yavaş ve uzun sürede zayıflamayı hedefleyen diyetler uygulanmalıdır. Sağlıklı ve ideal vücut ağırlığına ulaşmak ve bu kiloyu korumak amacıyla uygulanacak sağlıklı zayıflama diyetlerinin içeriği ile ilgili öneriler aşağıda sıralanmıştır.. Kısa sürede kilo kaybını sağladığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan çeşitli ilaçlar ile gerçek kilo kaybı yerine vücuttan sadece su kaybına neden olan diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır. Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için, genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından bireyin yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarına özgü hazırlanan zayıflama diyetleri uygulanmalıdır.. Sağlıklı ve kalıcı ağırlık kaybının haftada en fazla 0. - kg olması gerektiği unutulmamalıdır. Diyetin yağ içeriği, günlük enerjinin yaklaşık yüzde -0'u olacak şekilde belirlenmeli ve yağ türüne özen gösterilmelidir. Zayıflama diyetlerinde yer alan yağ, tokluk hissi verdiği ve yağda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin vücutta kullanımını sağladığı için önemlidir. Bununla birlikte yağ türüne de dikkat edilmeli, yemeklerde kullanılan yağın bir kısmının zeytinyağı, bir kısmının da mısırözü, soya veya ayçiçek gibi bitkisel sıvı yağlar olmasına özen gösterilmeli, ancak aşırı yağlı besinler ve kızartmalardan kaçınılmalıdır. Diyetin karbonhidrat içeriği günlük enerjinin yaklaşık % 0-'ini sağlayacak şekilde hesaplanmalıdır. Tatlı, pasta gibi şekerli besinlerin tüketimi azaltılmalı, kuru baklagiller grubuna giren nohut, mercimek, kuru fasülye gibi kompleks karbonhidratların tüketimi ise daha çok tokluk sağladığı için artırılmalıdır.. Diyetin protein içeriği günlük enerjinin yaklaşık % ini sağlayacak şekilde hesaplanmalı ve iyi kalite protein kaynaklarına (et, süt, yumurta, kuru baklagiller) yer verilmelidir.. Yeterli ve dengeli beslenme; dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt; et grubunda yer alan et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller; sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhanadır. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu bu oranları etkilemektedir.. Zayıflama diyetlerinin posa yani lif içeriği yüksek olmalı, posalı yiyecekler grubuna giren; sebze, meyve, kurubaklagiller, kepekli un ve kepekli ürünlerin kişinin midedeki sindirimini ve mide boşalma hızını yavaşlatarak tokluk hissini uzattığı ve ağırlık kaybetmesine yardımcı olduğu unutulmamalıdır.. Öğün atlamamaya ve düzenli aralıklarla günde ana, ara öğün tüketmeye özen gösterilmelidir.. Yemekler pişirilirken haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemler tercih edilmeli, kızartma ve kavurma yöntemlerinden kaçınılmalıdır.. Vücutta oluşan zararlı maddelerin atımı ve barsak sağlığı için günde en az litre su tüketmeye özen gösterilmelidir.. Her gün en az 0 dakika orta şiddette egzersiz (yürüyüş vb.) yapılmalıdır.

6

7 Numune Gazetesi HABERLER Dinlenmeyi engelleyen uykusuzluk kazaları ila kat artırıyor Eylül 00 0 Uyku, biraz uyku Uyku bozukluğu, birçok nedene bağlı olarak gelişebiliyor. Ancak, tedavi edilmemiş hastaların hem bireysel hem de toplumsal zararları ortaya çıkabiliyor. İstatistikler, uyku bozukluğu olan kişilerin normal insanlara göre - kat daha fazla trafik ve iş kazasına neden olduğunu ortaya koyuyor. İNSANLAR normalde yaşamlarının üçte birini uykuda geçiriyor. Bazı hastalıklar ve düzensiz yaşam sonucu bozulan uyku kalitesi bireylerin ve toplumun yaşamını olumsuz yönde etkileyebiliyor. İstatistikler, uyku bozukluğu tanısı konmuş ve tedavi görmemiş hastaların normalden ila kat daha fazla trafik ve iş kazalarına neden olduklarını ortaya koyuyor. Modern toplumda, gün içi aşırı uyku halinin birinci sebebi, hiç şüphesiz kronik uyku açlığı. Dedelerimize göre % az uyuyoruz. Uyku eksiğimiz istemli olup, genellikle sosyal ve ekonomik faktörlere bağlı b u - lunuyor. Devamlı e-posta akışı, devamlı alışveriş ve borsa pazarı bilgileri, tüm gece televizyon ve saat e-ticaret, uyku saatlerimizi daha fazla tehdit ediyor. Uyku Apnesi Uyku boyunca üst solunum yolunun tekrarlayıcı tıkanmaları ile ortaya çıkıyor. Buna genellikle kan oksijen düzeyindeki düşmeler eşlik ediyor. Diğer bir ifade ile, hava yolu, çeşitli seviyelerde tıkanıyor. Tıbben ciddi kabul edilen, tıkanmaya bağlı uyku nefessizliği (obstrüktif uyku apnesi), kadınların en az % sinde ve erkeklerin % ünde görülüyor. Bu hastalık, zamanında tedavi edilemezse, kalp krizi, felç, impotans ve düzensiz kalp atışlarına yol açıyor. Ayrıca, kazalara, iş verimsizliğine ve sosyal problemlere neden olabilen gün içi aşırı uykuya yol açıyor. Uyku apnesi, genellikle CPAP cihazıyla tedavi ediliyor. CPAP, bir maske vasıtasıyla burna hava vererek üst solunum yolunun uyku boyunca açık kalmasını sağlıyor. Daha ağır vakalarda ise Bİ-PAP cihazı kullanılıyor. Bazı insanlarda uyku apnesine sebep olan küçük çene, geniz darlıkları, büyük bademcikler, iri dil ve burun kemiği eğrilikleri, çeşitli cerrahi tedavilerle düzeltilebiliyor. Tedavisi nasıldır? Devam eden uykusuzluğun sonuçları vahim olabilir ve aşırı ilaç kullanmayı, alkol almayı ve reçete mecburiyeti olmayan ilaçlarla gün içi aşırı uykuyu tedaviye yeltenmeyi getirebilir. Pasif ve yenik bir tutumun psikolojik dallanmaları olabilir. Gerilime bağlı rahatsızlıklar (baş ağrıları, mide bozuklukları, ekstremitelerde vazokonstriksiyon) da görülür. Motorlu araç kazaları, iş performansında azalma ve hayat kalitesinde azalma, kronik uykusuzluğu olan hastalarda sık görülen belirtiler. Ana sebebin tedavisi, genellikle sekonder uykusuzluğu kontrol ediyor. İyi Uyku İçin Ne Yapmalı? Yatakta fazla zaman geçirmeyin. İdman, aerobik ve fitness çalışmalarını artırın. Yatak odasından saati çıkarın. Uykuyu başlatmak için dikkat dağıtıcı işler yapın. Kafein almayın. Nikotin almayın. Alkol almayın. Uyku-uyuma düzeni belirleyin. Uykusuzluk Uykusuzluk, ağrıdan sonra en çok bildirilen ikinci genel şikayet. Toplam uyku saati olarak değil, yeterli süre ve kalitede uyku alamayarak sabaha tazelenmiş kalkamama olarak tarif ediliyor. Örneğin, günlük uyku ihtiyacı saat olan ve saat uykudan sonra sabah tazelenmiş olarak kalkan biri uykusuzluk çekmiyor. Oysa, 0 saat uyku ihtiyacı olan biri, saat uyuduktan sonra rahatlamıyorsa, uykusuzluk çekiyor. Popüler görüşün tersine, uykusuzluğun başlıca sebepleri, psikiyatrik ya da psikololojik değil. Esasen uykusuzluk, ciddi depresyonun ya da anksiyetenin sebebi olabiliyor. Uykusuzluğun Çeşitleri ve Sebepleri Psikofizyolojik ya da şartlı uykusuzluk: Stres gibi faktörler devredeyken oluşuyor. Birkaç gün uykusuz geçince, hasta uyku derdine düşüyor. Sonuçta, uykusuzluk artıyor ve yerleşiyor. Psikofizyolojik uykusuzluğun esası, bütün dikkatin uyuyamama üzerinde toplanması. İdiopatik ya da çocuklukta başlayan uyuyamama: Kronik ve ciddi bir uyuyamama ve uykuyu devam ettirememe hali olup, çocukluğun ilk haftalarına kadar izi takip edilebiliyor. Yatağa gidince uykuya dalma süresi çok uzun olabiliyor ve uyku uyanmalarla parçalanıyor. Uyku durumunu idrak edememe uykusuzluğu: Bu ilginç hastalıkta, uykuyla ilgili objektif hiçbir bozukluk olmamasına karşılık uykusuzluktan şikayet ediliyor. Hastalar, haftalar, aylar, hatta yıllardır uyumadıklarını söyleyebiliyorlar. Kötü uyku hijyeni: Bazı kişilerde, uykusuzluk yaşam biçiminin bir sonucu oluyor. Diğer kişilerde, kronik uykusuzluğun bir sonucu olarak kötü uyku hijyeni gelişiyor. Huzursuz bacak sendromu: Toplumun % 0 unda değişik derecelerde bulunuyor. Dört temel belirtisi, bacakları hareket ettirme isteği, rahatsızlık ya da tarif edilemezlik ile karakterize pareztezi, motor huzursuzluk ve gece ya da dinlenirken huzursuzluğun artması olarak sıralanıyor. Fatal ailevi uykusuzluk: -0 yaş arasında başlıyor ve - ay sürüyor. Bu hastalıkta, beyinde anormal bir prion proteini bulunuyor (PrPsc) ve bu proteini kodlayan gende mutasyon oluyor. Diğer uyku bozukluklarına bağlı uykusuzluk: Bazen uykusuzluk, tıkanmaya bağlı uyku apnesinin ilk belirtisi olarak ortaya çıkıyor. İlerlemiş uyku fazı sendromunda, hastaların akşam aşırı uykusu olup, sabah istenmeyen çok erken uyanmaları oluyor. Gecikmiş uyku fazı sendromu olanlarda ise uyku saatlerinde uykusuzluk ve özellikle sabahları olmak üzere aşırı gün içi uykululuğu oluyor. Bazen narkolepsi, uykusuzlukla ortaya çıkabiliyor. Nörolojik ve tıbbi durumlar: Diğer semptomlarla birlikte uykusuzluk da yapan hastalıklar, propriospinal myoklonus, Parkinson s ve diğer nörodejeneratif hastalıklar, uyku başı santral uyku apnesi, ağrı, dejeneratif hastalıklar, allerjiler ve astım olarak sıralanıyor. Menapoz uykusuzluğu: Hormon tedavisi almayan hastalarda, postmenapozal dönem, uykuda bozukluk yapan değişiklikler dönemi oluyor. PRATİK BİLGİLER Yaşlılarda uykusuzluk: Yaşlılıkta görülen değişiklikler arasında, uykunun erken ya da geç ortaya çıkması, uyku solunumu bozukluklarında artma, bacak hareketlerinde artma ve sık şekerleme yapma sayılıyor. İlaçlara bağlı uykusuzluk: Selektif seretonin uptake inhibitörleri, stimülanlar, teofilin, prednison, yeni antikonvülzanlardan felbamate (Felbatol) ve lamotrigine (Lamictal), uykusuzluk yapabiliyor. Psikiyatrik durumlar: Uykusuzluk hastalarında heyecan hayatın büyük bir parçası haline geldiyse, genel anksiyete bozukluğu teşhisi koyuluyor. Tersine, heyecan sadece zayıf uykunun üstüne odaklanmışsa, psikofizyolojik uykusuzluk tipik teşhis oluyor. Gözlüğünüzün vidası çok çabuk çıkıyorsa vidayı takmadan önce, vidanın gireceği deliğe renksiz oje damlatın. Vidayı öyle takın. Fermuarlı giyeceklerinizi çamaşır makinesine koymadan önce kapalı olup olmadığını kontrol edin. Açıksa zedelenebilirler. Satın aldığınız ayakkabılar ayağınızı sıkıyor ise, onları bir kaç dakika buhara tutun. Makasınızı bilemek istiyorsanız, zımpara kağıdı kesin. Mobilyaların yerlerini değiştirdiğinizde halıların üzerinde bıraktığı izi yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin. Bez pabuçların temizlenmesi sorun oluyor ise, pabuçları bir yastık kılıfının içerisine koyun. Kılıfın ağzını kapayın ve çamaşır makinesinde yıkayın. Yeni gibi olacaklardır. Üst üste koyduğunuz bardaklar yapışıp çıkmıyorsa bir leğenin içerisine koyun Üstteki bardağın içerisine buz koyup leğenin içerisine yavaş yavaş sıcak su koyun. Bardakların kolayca çıktığını göreceksiniz.!

8 0 Eylül 00 Numune Gazetesi HABERLER Yaşamın, büyümenin ve gelişmenin doğal kaynakları A dan K ye Vitaminler Vitaminler, insan vücudunda yaşamsal görevler görüyor. Organların fonksiyonlarını yerine getirmesine yardımcı oluyor. Eksiklikleri, çeşitli belirtilerle kendini gösteriyor. Vitaminler, vücut direnicini güçlendirdikleri gibi, eksiklikleri bazı hastalıklara da neden olabiliyor. LATİNCE yaşam anlamındaki vita sözcüğünden kaynaklanan vitamin, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşikleri ifade ediyor. Vücudun normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli yardımcılar olarak da tanımlanan vitaminler, büyüme, gelişme ve hayatın devamı için gerekli olup, hemen hemen bütün doğal besinlerde bulunuyor. Vitaminler, kullanım ve atım fonksiyonuna göre, yağda ve suda eriyenler olmak üzere iki grupta inceleniyor. Yağda eriyenler, A, D, E ve K vitaminlerini; suda eriyenler ise B grubu vitaminler ile C vitaminini kapsıyor. Hangi vitamin neye yarıyor? A vitamini: Enfeksiyonlara karşı direnci artırıyor. Normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gerekiyor. Cildin, tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlıyor. Diş ve dişetleri için büyük önem taşıyor. Vitaminlerin eksikliklerinin yanı sıra fazlalıkları da insan vücuduna zarar veriyor. Neden Vitamin Takviyesi? Vücudumuz için gerekli olan vitaminlerin tümünü besinlerden alabiliyoruz. Karbonhidrat, protein ve yağ gibi ana besin öğelerini yeterli miktarda içeren besinlerle yapılan dengeli beslenme, bazı özel durumlar hariç vücudun günlük gereksinimine yetecek kadar vitamin sağlıyor. Ancak, günlük beslenmeniz sebze, meyve, hububat, süt ürünleri, et-yumurta gibi protein açısından zengin besinlerden herhangi birini içermiyor ya da az miktarda içeriyorsa, ihtiyacınız olan vitaminlerin tümünü besinlerden sağlayamayacağımız için vitamin takviyesi gerekiyor. Vitamin eksikliği, çok çeşitli belirtiler gösterebiliyor ve pek çok hastalığa öncülük edebiliyor. Dengeli ve yeterli beslenme ile vitamin eksikliği önlenebilse de bu, son derece zor. Bunun için, her gün porsiyon süt ve süt ürünleri, porsiyon et, balık, yumurta, porsiyon meyve, porsiyon sebze, porsiyon ekmek ve tahıl ürünleri yemek gerekiyor. Vitamin eksikliğinin başlıca nedenleri: Yoksulluk ya da sıkı rejim nedeniyle yetersiz beslenme. Bilgisiz, beslenmeyle ilgili tabu ya da alışkanlıklar, dişlerle ilgili sorunlar ya da değişik nedenlerle dengesiz beslenme. Büyüme çağındaki çocuklarda, sigara içenlerde, doğum kontrol hapı kullananlarda, hamilelik ve laktasyonda, ciddi enfeksiyonlarda, ateşli hastalıklarda, sindirim sisteminde bozukluk nedeniyle ishal veya uzun süreli ilaç tedavisi sırasında vitamin gereksiniminin artması. Yaşlılar, alkolikler ve uzun süre ilaç tedavisi altında olanlarda meydana gelen sindirim ve emilim bozuklukları. D vitamini: İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı oluyor, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlıyor. E vitamini: Antioksidan etkili olup Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor. Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlıyor. K vitamini: Karaciğere gelen K vitamini, burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alıyor. K vitamini takviyesi, yalnızca kanamalı hastalara yapılıyor. B vitamini: Kasların ve sinir sisteminin faaliyeti için gerekiyor. Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülüyor. B vitamini: Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı ve sindirim sorunları oluşuyor. B vitamini: Yetersiz beslenme sonucu deriyi, sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkıyor. Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gerekiyor. Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlıyor. B vitamini: Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmıyor. Ayrıca, bir miktar bağırsaklarda da yapılıyor. Eksikliği, kan şekerinde düşme, ellerde titreme ve kalp çarpıntısına neden oluyor. B vitamini: Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenliyor. Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynuyor. Eksikliğinde, migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adale zayıflığı ve krampları oluşuyor. B vitamini: Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynuyor. Hücre bölünmesi için gerekiyor. Bu etkisiyle büyümeyi de sağlıyor. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için gerekli. Eksikliğinde, iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabiliyor. B vitamini: Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getiriyor. Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar, sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşuyor. C vitamini: Vücudumuz C vitaminini üretemiyor. Bitkiler ve bazı hayvanlar, bu vitamini üretebiliyor. Besinlerle alınan vitamin saat içinde kullanılıyor; saat sonunda kandan uzaklaşıyor. Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olmasını sağlıyor. Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi bulunuyor. Histamin yapımını azaltarak alerjik olayların şiddetini düşürüyor. Eksikliğinde, dişeti kanamaları ve çekilmeleri oluyor. Mevsim değişikliklerinde vitaminler Mevsim değişiklikleri, vücudun fiziksel ve ruhsal yapısını yakından etkiliyor. Bu aylarda yorgunluk, halsizlik ve depresyon gibi şikayetler artıyor. Beslenmenin, bu dönemlerde de dengeli ve düzenli yapılması gerekiyor. Bahar aylarında vücudun yaşadığı ani değişiklikler nedeniyle dışarıdan takviye gıdalara ihtiyaç duyuluyor. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için C, B ve E vitaminlerinin alınmasına dikkat etmek gerekiyor. Bağışıklık sisteminde vitamin ve minerallerin önemi büyük. Son yıllarda yapılan araştırmalar, antioksidan vitaminlerin (A, C, E vitaminleri) bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve hücre zararı, doku hasarına yol açan serbest radikalleri vücuttan uzaklaştırdığını göstermiş bulunuyor. Yumurta, süt, balık, ıspanak, havuç, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidan. Vücutta savunma sisteminde görev alıyor, lenfosit yapımı ve antikor oluşumunu artırıyor. Böylece, enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor. Önemli antioksidanlardan bir diğeri de C vitamini. C vitamini, virüs engelleyici olup, vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor. Vücudu bakteri toksinlerinden koruyor, savunma sistemini güçlendiriyor. Yeşilbiber, maydanoz, tere roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içeriyor. Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerde bulunan diğer bir antioksidan da E vitamini. E vitamini, bağışıklık sisteminde görevli. Yemeklere sıvı yağ koymak, haftada kez kuru baklagil tüketmek, haftada - kez - fındık, - ceviz tüketimiyle, E vitamininin yeteri kadar tüketimi sağlanabiliyor. Fazlası zarar Vitamin ve mineral tabletlerinin, doktorun önerisi dışında kullanılması yanlış; çünkü bazı vitaminler vücutta depo ediliyor. Fazla kullanımı, karaciğerde fazla depolanmasına ve böylece vücuda toksik etki yapmasına yol açabiliyor. Ayrıca, vitaminlerin fazla alınması, böbrek taşları gibi sağlık problemlerine neden olabiliyor. Doğal besinlerden alınan vitamin ve minerallerin vücuda yararı daha fazla oluyor. Ayrıca, doğal besinlerden sadece vitamin değil, aynı anda posa, karbonhidrat gibi çeşitli besin grupları da alınabiliyor. Örneğin, sık sık süt ve yumurtalı yiyecekler yiyen biri, A vitaminini yeterince ve hazır olarak alıyor. Gereğinden fazla alınması, bulantı, kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, görme bozukluğu ve eklem ağrıları gibi şikayetlere neden oluyor. Her gün taze sebze ve meyve, özellikle narenciye, lahana, ıspanak, kıvırcık salata gibi yeşil yapraklı sebzeler, yeşilbiber yiyen kişiler, tavsiye edilen en düşük günlük dozun üzerinde C vitamini alıyorlar. Yüksek dozları, sindirim sisteminde tahrişlere neden olabiliyor. Uzun süre yüksek dozda kullanılması, böbrek taşı ihtimalini artırıyor. Düzenli süt içenler ya da süt ürünleri tüketenler, yeterince D vitamini alıyorlar. Ayrıca, vücut güneş ışınlarına maruz kaldığında, kendisi de D vitamini üretiyor. Fazla alınması halinde böbrekler ve kalpte hasar riski doğabiliyor.

9 Numune Gazetesi HABERLER Eylül 00 0 Burun damla ve spreyleri nedir, nasıl kullanılır? Artık günümüzde burun damlası ve spreylerin kullanım oranı hayli artmıştır. Bunları uygularken nelere dikkat etmeliyiz, nasıl uygulamalıyız sorularını sizler için hazırladık. DOÇ. DR. AYDIN ACAR ANEAH. KBB Klinik Şef Yard. GÜNÜMÜZDE sıkça kullanılan burun damla ve spreyleri temel olarak çeşittir. Bunlar; - Dekonjestanlar (burun açıcı) - Steroidli burun damla ve spreyleri (kortizonlu) - Antihistaminikli burun spreyleri (allerji spreyleri) - Dekonjestanlar: Sprey veya damla formunda bulunurlar. Nezle, grip, sinüzit, saman nezlesi ve orta kulak iltihabı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılırlar. Genellikle sabah ve akşam olmak üzere günde kez her bir burun deliğine - püskürtme yapılarak kullanılır. Kullanım sırasında baş dik pozisyonda tutulmalıdır. Etkisi yaklaşık 0 dakika içinde başlar ve 0- saat kadar sürer. aydan küçük çocuklarda kullanılması önerilmemektedir. aydan büyük çocuklarda ise damla formu tercih edilmelidir. Kullanım süresi en fazla - gün olmalıdır. Daha uzun süre kullanımlarda ilaca bağlı burun tıkanıklığı gelişir. Ayrıca kullanım sırasında burunda kuruma, kabuklanma, kanama gibi şikayetler oluşturabilir. Hipertansiyon, benign prostat hiperplazisi (prostat büyümesi) ve glokom (göz tansiyonu) olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. - Steroidli burun spreyleri ve damlaları: Bu gruptaki damla ve spreyler temel olarak alerjik rinit (saman nezlesi) ve nazal polip (burunda et büyümesi) gibi hastalıklarda kullanılırlar. Özellikle sabahları sağ el ile sol burun deliğine, sol el ile sağ burun deliğine püskürtme yapılarak kullanılırlar. Kullanım sırasında ilacın burnun üst kısımlarına ulaşmasını sağlamak için baş aşağı doğru yönlendirilmeli veya geriye doğru uzatılmalıdır. Damla ve sprey uygulandıktan sonra - dakika bu pozisyonda beklenmelidir. Çocuklarda ise özellikle yaşından sonra her bir burun deliğine püskürtme olacak şekilde kullanılması önerilmektedir. Etkisi yaklaşık hafta içinde başlar. Hastalığın durumuna göre,- ay kullanılabilir. Kullanım sırasında burunda kabuklanma, kaşıntı, kuruma gibi yan etkiler oluşabilir. Vücuttaki kortizon dengesini etkileyebileceğinden mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. - Antihistaminikli burun spreyleri: Bu gruptaki ilaçlar temel olarak saman nezlesinin oluşturduğu kaşıntı ve akıntı gibi şikayetler için kullanılır. Genellikle sabahları baş dik pozisyonda iken her bir burun deliğine kez püskürtülerek uygulanır. Hastalığın belirtileri devam ettiği sürece destekleyici tedavide kullanılabilir. aydan uzun süre kullanılmamalıdır. Kullanım süresince burunda tahriş ve kabuklanma oluşturabilir. Peki Ya Yoksul Ülkelerin Yaşlıları Geçen sayımızda Batı daki (zengin Kuzey deki) yaşlıların durumunu anlatmaya çalışmış, onların durumlarının hiç de kötü olmadığını göstermeye gayret etmiştik. Ama Doğu ya da yoksul Güney ülkelerinde yaşlılar hiç de iyi durumda değil. Buralar, adeta zengin Kuzey için çalışıyor ve tüm zenginlikleri Kuzey ülkelerine akıyor. Küreselleşme ile birlikte Kuzey-Güney arasındaki uçurum giderek büyüyor. Güney ülkeleri ve toplumları giderek daha fazla yoksulluk ve sefaletin kucağına doğru itiliyor. Bir toplum yoksullaştıkça, onu bir arada tutan geleneksel değerler yıpranacak, ortadan kalkacaktır. Böyle değer dejenerasyonu yaşayan toplumlarda olan, toplumun en zayıf kesimlerine olur. Bunların başında da hiçbir sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmayan, evlatlarından başka kimsesi bulunmayan yaşlılar gelir. Toplum hayatta kalmak için didinirken, ilk feda edeceği kitle bu sahipsiz yaşlılardır. Onları feda ederken de yaşlıların zaten yeteri kadar yaşamış oldukları, işe yaramaz, asalaklar haline geldikleri gibi meşrulaştırıcı efsaneler üretilecektir. Bu değişim süreçleri açısından ülkemiz Türkiye ise ne Batı ya ne Doğu ya benziyor. Henüz hızlı bir ekonomik çöküş söz konusu değil, geleneksel değerler yıpranmamış, yaşlı düşmanı acımasız bir aygıt daha yola çıkmamış ama yaşlılarımızın önemli sorunları var. Ülkemizin yaşlılarının durumunu önümüzdeki sayıda ele alacağız. Şimdi, yaşadığımız dünyadaki yaşlılarla ilgili diğer konulara kısaca değinelim. Doç. Dr. Erol GÖKA Buradan Bakınca Yaşlılıkla ilgili söylediklerimden sonra, Peki, yaşlananların artık, modern öznenin en anlamlı görülen iki eylemi üretmek ve tüketmek ten uzaklaşması nedeniyle onların toplumdan dışlanmaları da mı doğru değil? diye bir soru gelebilir aklınıza. Çünkü medyada böyle düşünmemize neden olacak birçok haber çıkıyor her gün. Bu soruya yaşlıların yaşadığı coğrafyaya göre ancak cevap verebileceğimiz anlamışsınızdır. Yaşlıların dışlanması diye yaygın ve genel bir eğilimin zengin Kuzey dünyasında ve henüz Türkiye de olmadığını söyledim. Dünyadaki yaşlılık lehine olan dev değişimin, yeterince üzerinde durmadığımız bir boyutu da ekonomiktir. Dünya ekonomisinde enteresan gelişmeler oluyor. Ekonominin ana faili olmak için artık üretim süreçlerinde bizzat yer almak gerekmiyor. Borsadaki hisselerini ya da diğer yatırım araçlarını düzgün politikalarla yönetmen halinde ekonomik bir aktörsün demektir. Zengin Kuzey ülkelerinin yaşlıları bu anlamda, dünya ekonomisinin de en önemli güçleri arasındadır. Oralarda yaşlılar, ekonomik güçlerini çarçur ettirmemenin hesabı içindedirler. Ekonomide asıl yükü, genç işsizler çekmektedir. Yaşlı bir insanı bekleyen en önemli toplumsal değişikliklerden birisi, emeklilik. Emeklilik, bir anlamda gelirde ve dolayısıyla yaşam düzeyinde düşüş demektir. Hastalık gibi durumlarda, bu olumsuz ekonomik tablo, daha da bozulacak; yaşlı ebeveyn, çocuklarının, akrabalarının, devletin desteğine gereksinim duyar hale gelecektir. Yıllarca erken emeklilik politikalarını uyguladıktan sonra, sonunda biz de bundan vazgeçtik. Yaşlıların toplumdan ve üretimden dışlanmaması için bunun olumlu yanları olabilir ama mutlaka yaşlı emekli için yaşam kalitesini artıran tedbirleri de almak gerekir. Bir yeri düzelteyim derken, diğer alanlarda büyük sorunlara neden olunmamalıdır. Yaşlılıkla ilgili söylediğim alışık olmadığımız şeyler, akıllara başka sorular da getirebilir. Örneğin Dünyada yaşlanmayı geciktirmek üzere çok karlı bir sektör, anti-aging var. Bu sektörün, yaşlılığın bir korku nesnesi olarak kurgulanmasıyla ilgili değil mi? diye sorabilirsiniz Daha önce söylemeye çalıştığım gibi, insan ömrünün uzaması, toplumun yaşlanması ile narsisizm kültürü bir madalyonun iki yüzü gibidir. Ölümün geciktirilmesi, insanların, bedenlerine sanki hep genç tutulabilir bir şeymiş gibi bakmalarına, ölüm karşısındaki hayat stratejilerinin değişmesine neden olmuştur. Yaşadığımız zamanların en komik görünümü budur. Yarın medyadan ölüme çare bulunduğu şeklinde bir yalan ifşaat olsa bile insanların bir kısmı buna inanacak haldedir. Modernlik ve yeni tıbbi teknolojiler, insan yaşamına birçok katkı yapmıştır ama en büyük zararları, geleneksel toplumun ve inançların insanlara sağladığı bilgeliği ve direnç noktalarını ortadan kaldırmak şeklinde olmuştur. Öyle sanıyorum ki, sağlıklı yaşam için harcanılan enerji ve paranın hiç değilse bir kısmı, insanlık ve bilgelik yolunda harcanmış olsaydı, dünyamız bu halde olmazdı. Neyse biz Türk toplumuna, bizim yaşlılarımıza gelelim. Türk toplumunda değişen aile yaşantısı (geniş aileden çekirdek aileye geçiş) ve kültürel kodlar dolayısıyla yaşlıların değişen konumu için yeterli tedbir alınıyor mu? Yaşlılar, yeterince sosyal politikanın konusu mu? Bu sorulara öbür sayıda cevap arayalım.

10 0 Eylül 00 RAMAZAN ayı boyunca beslenme düzeni ile birlikte bireylerin fiziksel aktivite düzenleri de değişmektedir. Oruç tutan bireyler, fazla enerji harcamamak ve iftar vaktinden önce acıkmamak için daha önce uyguladıkları egzersiz programlarını bırakmaktadırlar. Bu durum ise gereğinden fazla beslenen ancak hareketsiz kalan bireylerde kilo artışına neden olabilmektedir. Fiziksel aktivite; günlük yaşam içerisinde kas ve eklemleri kullanarak enerji tüketimine sebep olan, kalp ve solunum hızını arttıran ve yorgunlukla sonuçlanan aktivitedir. Yürüme, koşma, sıçrama, yüzme, bisiklete binme, çömelme kalkma, kol ve bacak hareketleri, baş ve gövde hareketleri vb. temel vücut hareketlerinin tümünü yada bir kısmını içeren çeşitli spor dalları fiziksel aktivite olarak kabul edilir. Egzersiz yapmak için imkân olmadığı düşünüldüğünde, gün içindeki mecburi hareketler egzersize dönüştürülebilir. Özel araç yerine toplu taşıma araçlarını tercih etmek, Düzenli fiziksel aktivitenin yararları nelerdir? Kas gücünü ve vücut esnekliğini artırır. Kalp damar sistemini güçlendirerek dayanıklılığı arttırır. Düzenli egzersizle kişi gerilimini azaltabilir, günlük baskılardan uzaklaşabilir ve zihnini zinde tutabilir. İdeal vücut ağırlığına ulaşmayı ve yağ dokusunda azalmayı sağlar. Daha iyi motor koordinasyon sağlar. Çevikliği artırır. Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), kalp-damar hastalıkları, şişmanlık (obezite), şeker hastalığı (diyabet), kemik erimesi (osteoporoz), depresyon, bel ağrısı, kireçlenme (artrit) gibi birçok hastalıktan korur ya da var olanların şiddetinin azalmasına neden olur. Gidilecek yere varmadan bir kaç durak önce inip yola yürüyerek devam etmek, Hekim tarafından yasaklanmadığı takdirde asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak, Hızlı yürüyüşle alışveriş yapmak hafif bir egzersiz yerine geçebilir. Numune Gazetesi HABERLER Ramazan Ayı Sonrasında Fiziksel Aktivite önemlidir Ramazan sonrası hareket edin Ramazan ayı boyunca yavaşlayan metabolizmanın tekrar düzelebilmesi, vücut ağırlığının dengede tutulabilmesi için bayramdan sonra yeterli ve dengeli beslenme, öğün atlamama, bol su içme vb. sağlıklı beslenme ilkelerine uymanın yanısıra düzenli fiziksel aktivite yapmaya da özen gösterilmelidir. Belirli bir program dahilinde ve profesyonel yardım almadan yapılacak egzersizlerde bilinmesi gereken bazı kurallar aşağıda sıralanmıştır: Daha önce hiç egzersiz yapmamış olanlar egzersize gün aşırı 0 dakika gibi sürelerle başlamalı ve bunu zaman içinde en az 0 dakika olacak şekilde arttırmalıdırlar. Egzersiz öncesinde yumuşak ve yavaş hareketlerle gererek kaslar ısıtılmalıdır. Ani hareketler ve aşırı yüklenme özellikle daha önceden alışık olmayan bireylerde spor yaralanmalarına neden olabilir. Bilinen bir kronik hastalığı olanlar, egzersiz programlarına başlamadan önce kendilerini izlemekte olan hekime başvurmalıdırlar. Egzersizle birlikte gelen şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığının bir kalp hastalığının belirtisi olabileceği bilinmelidir. Açık havada yapılacak sporlar için hava kirliliğinin yoğun olmadığı ortamları seçmek dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktadır. Bilinçsizce yapılan aşırı egzersiz sağlık için hareketsizlik kadar zararlıdır. Bireysel sağlığın ve dolayısıyla toplumsal sağlığın, fiziksel aktivite alışkanlığı gibi eğlenceli, düşük maliyetli ve yüksek verimli bir edinimle korunması, sağlık harcamalarının azaltılması konusunda da etkili bir araçtır. Örneğin, sürekli masa başında, bilgisayar karşısında çalışan bir kişinin vücut düzgünlüğünün farkında olmaması, ergonomik şartlarda çalışmaması, bilgisayar karşısında hiç ara vermeden sürekli çalışması, çalışmasına düzenli sürelerle ara vererek baş-boyun, omuz-kol ve gövde hareketleri yapmaması, ara sıra kalkıp yürümemesi vb. nedenlerden kaynaklanacak omurga problemleri, zamanla sırt, boyun ve bel ağrısı yakınmalarına dönüşecektir. Burada ortaya çıkan maliyete bir göz atacak olursak; Muayene için alınan izin ve bu süre boyunca ortaya çıkan iş gücü kaybı, Muayene ücretleri, Gerekli röntgen, MRI, vb. tetkikler, Tedavi giderleri (ilaç, korse, fizik tedavi, vb.) Sevk kağıdı, reçete, tetkik kağıdı, rapor, vb. evrak ve kağıt israfı, Sağlık hizmetlerinin her kademesinde çalışan eleman giderleri (doktor, hemşire, eczacı, fizyoterapist, hasta bakıcı, vb.) İşe dönüşten sonra verimi düşük çalışma, Stres, hastalık psikolojisi, ağrıya bağlı depresyon ve anksiyetenin uzun dönem etkilerini görebiliriz. Oysa yapılacak bir mesai planlamasıyla her gün en az 0 dakikayı egzersize ayırarak yukarıda sözü edilen problemleri önlememiz mümkün olabilecektir. Doç. Dr. Mahir ÖZMEN Görünen Köy Üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı. Tıp fakülteleri hem tercihte hem de an başarılı öğrenciler arasından seçmede açık ara önde gidiyor. Üstelik başarılı öğrencilerin en çok tercih ettiği program olma özelliğini de koruyor. Sayısal alanda bu konuda tıp fakültelerini, Elektrik-Elektronik mühendislikleri ve Moleküler biyoloji ve genetikler izliyor. Şimdi bu kadar çalışkan ve başarılı öğrenci tıp fakültelerine girecek. Bilinen büyük üniversitelerde okuyabilecek olan ilk birkaç bin içindeki çocuklar oldukça şanslı. Ama bir de alt sıralarda Tıp fakültelerini kazanan öğrenciler var Kazandıkları okulun adı yalnızca sonuç belgesinde olan çocuklar Onlar bir süre daha kazandıkları okulda değil mevcut Tıp Fakültelerinde okumaya devam edecek. Kazandıkları okulların binaları bitip, gerekli araç ve gereçler alınıp, hasta kabülü başlayıncaya kadar Eğitimin tamamını başka yerde almış olsalar da diplomalarında kazandıkları ama hiç okumadıkları o okulların adı yazacak Bu uygulamanın ne kadar doğru olduğu sorusunun yanıtını ilgililere bırakıyorum Nerede olursa olsun zaten hekim olmanın tüm zorluklarıyla yüzleşecek olan bu çocuklar bir de daha okul sıralarında başlayan bu karışıklık nedeniyle aidiyet sorunu ile yüzleşiyorlar Nereyi kazandın, nerede okuyorsun, nereden mezunsun sorularının kafaları karıştırdığı bir gençlik geçirecekler Bir de işin öbür yüzü var En yüksek puanı alan öğrencilerin girdiği bir okulda daha düşük puan alarak ve onlarla aynı koşullara sahip olarak okumanın ayrıcalığı Her ne olursa olsun alt yapısız donanımsız bir yerde okumaktansa böylesi daha iyi. Hem onlar için hem de halk için Öyleyse neden sadece kontenjan artırımına gitmek yerine böyle bir uygulamaya gerek duyar büyüklerimiz? Yeni Tıp fakülteleri açmanın bizim bilmediğimiz başka bir avantajı daha olmalı Amaç hekim sayısını artırmak olsa kontenjanları artırarak sorunu çözmek daha akıllıca olur. Zaten öğretim üyesi sayılarındaki eksikler ortadayken, sadece tabelalarla okullar açmak niye? Tüm bunları bilmelerine karşın gençlerin Hekim olmaya ilgisi her geçen gün artıyor, neden? Ulvi bir meslek olması dışında ekonomik koşullar ve iş garantisi de onları bu tercihi yapmaya zorluyor olabilir mi? Hekim olmayı gerçekten istiyor olmak en önemlisi bence Çünkü zor bir meslek hekimlik, yıpratıcı Ama aynı zamanda da huzur verici Hepiniz hoş geldiniz tüm bunları bilerek Tıp fakültelerine adım atan genç meslektaşlarım. Hoş geldiniz Hoş geldiniz

11 SAĞLIĞIN korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme en önemli faktörlerden biridir. Ancak, Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişiler, günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle, bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girmektedirler. Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az ana ve ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir. Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır. Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir. Ramazan bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık.- litre su içilmeli, sıvı tüketimini Numune Gazetesi HABERLER Ramazan Bayramında ve sonrasında beslenmede nelere dikkat etmeliyiz Bayramda aşırı yemekten kaçının Hala kendini oruç tutuyor zanneden ya da 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diye diye düşünen bireyler, aşırı miktarda besin tüketir. Bayram sonrası artan gıda tüketimi ile kilo sorunu kaçınılmaz hale gelir. Kimi kişiler hala kendilerini oruç tutuyor zannederken, kimi kişiler ise 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketirler. Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. Bunların en önemlisi hazımsızlık ve mide problemleridir. Ayrıca, gelenek üzere bayramda tatlı tüketimi de artmaktadır. Bayramda birdenbire Bayramda ve bayram sonrası sağlıklı beslenme önerileri artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir. Ramazan ayı süresince oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlık gibi bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi açısından mevsiminde bol sebze ve meyve tüketimi önemlidir. Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir. Şeker, kalp ve yüksek tansiyon hastaları ile kronik hastaların, sürdürdükleri diyete bayram süresince de özen göstermeleri önemlidir. Ayrıca, 0- yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli besinlerden uzak tutulmaları, bu tür besinlerin tüketiminden sonra diş temizliğine özen gösterilmesi gerekmektedir. Özellikle yaşlılar ve tansiyon hastalarının gün boyu kahve ve çay tüketimlerine dikkat etmeleri, bitki çaylarını tercih etmeleri, günde fincandan fazla kahve tüketmekten kaçınmaları önerilmektedir. Ramazan boyunca önerilen sahur yemekleri ramazan sonrası gece yemek seklinde aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek, sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara yol açacaktır. sürdürülmemeli, gece öğününde meyve, yoğurt gibi besinlerin tüketimi tercih edilmelidir. Şeker ve şekerli ürünleri satın alırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihi geçmemiş ve ambalajı bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir. Her gün düzenli yapılan fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, "yaşam stili aktiviteleri" olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe işi ile uğraşma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaşama başlamaya karar verilerek düzenli aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmelidir. PRATİK BİLGİLER Vatandaşların bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Ramazan bayramı ve sonrasında sağlıklı beslenmeye yönelik öneriler aşağıda belirtilmiştir. Eğer ayaklarınız çok ısınıp şişiyorsa onları kolonya ile ovalayın. Bilekleriniz ve ayaklarınız şişmeyecektir. Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız, bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır. Pişirdiğiniz sebzelerin renklerini kaybetmemesi için bir kesme seker yada limon suyu koyun. Kesilmiş ve açık havada kalmış soğan zararlıdır. Kullanmadığınız soğan parçalarını saklamayın.! Soğan, sarımsak kesmeden önce parmaklarınıza limon suyu sürerseniz, istemediginiz kokulardan kurtulmuş olursunuz. Kızartma kokularının bütün eve yayılmaması için yağın içerisine bir iki dal maydanoz atin. Hazırladığınız omletin tavaya yapışmaması için, önce tavayı ocağa koyup iyice ısıtın sonra yağı döküp kızdırın. Doç. Dr. Nurullah ZENGİN Başyazı Eylül 00 Türkiye nin Sigara İle Mücadelesi İnsanların sağlıklı olmalarını mümkün kılmanın en etkili yolu hastalık nedenlerini ortadan kaldırmaktır. Koruyucu Hekimlik adı altında ele alınan bu yaklaşım, tüm sağlık politikalarında vurgu yapılan bir başlık olarak dikkati çeker. Konuya önlenebilir hastalık nedenleri olarak bakacak olursak sigaranın çok önemli olduğunu görürüz. Günümüzde ülkemiz dahil pek çok ülkede ilk sıralarda gelen iki ölüm nedeni kalp-damar hastalıkları ve kanserdir. Sigara bu iki hastalık grubunda da en önemli neden konumundadır. Sebep olduğu damar sertliği (arteroskleroz) tüm organları etkilemekte, hipertansiyondan kalp krizi ve inmelere kadar pek çok sağlık sorununa neden olmaktadır. Sigara aynı zamanda en önemli çevresel kanser etkenidir ve pek çok kanserin oluşmasında rol almaktadır. En sık görülen kanser olan akciğer kanserinde hastaların %0 ında neden sigaradır. Bu gerçekleri önümüze koyduğumuzda insanımızın sağlığını önemseyen bir anlayışın sigara ile mücadeleyi gündemine almaması düşünülemez. 0 li yıllarda çokuluslu sigara şirketlerinin faaliyet göstermesi ile tütün tüketimi ülkemizde hızla artmıştır. Bu durum 0 lı yıllarda sigara ile mücadele gerekliliğini toplum olarak daha iyi anlamamıza neden olmuştur. Tütün ve Mamüllerinin Zaralarının Önlenmesine dair ilk kanun yılında TBMM de kabul edilmesine rağmen bu tarihte uygulamaya geçilememiştir. Ancak Sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler özverili çalışmalarına devam etmiş ve yılında yasa yürürlüğe girmiştir. Bu yasa ile ülkemizde toplu taşıma araçlarında sigara içilmesi, yaş altına sigara satışı ve sigara reklamları yasaklanmıştır. Sonraki uygulamalar sırası ile Dünya Sağlık Örgütü nce hazırlanan Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesine 00 yılında ülkemizin katılması ve 00 yılında geniş bir katılımla hazırlanan Ulusal Tütün Kontrol Programının Başbakanlık Genelgesi olarak yayınlanmasıdır. Son olarak 00 yılı başında kabul edilen ve ikram sektörü dahil tüm kapalı alanlarda sigara içimini yasaklayan kanun en önemli adım olmuştur. Bu gün için Türkiye nin sigara ile mücadelede geldiği nokta şudur: Türkiye en kapsamlı tütün kontrol yasasına sahip dünyadaki ülkeden biridir (diğer ülkeler İngiltere, İrlanda, Yeni Zelanda, Uruguay, Buruni). Uygulamaları ve aldığı olumlu neticeleri ile ülkemiz takdir edilmekte ve diğer ülkelere örnek gösterilmektedir. Memnuniyet verici bu gelişmelere rağmen bir diğer gerçek ise kişisel özgürlükler gerekçe gösterilerek yasanın uygulamasında zafiyet oluşturabilecek bir hukuki sürecin başlatılmasıdır. Danıştay ın vermiş olduğu bir karar ile konu halen Anayasa Mahkemesinin gündemine girmiş bulunmaktadır. Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım Türkiye nin sigara ile mücadele geçmişi kişi ve kurumların üzerinde Türk Toplumunun ortak bir iradesi ve başarısını yansıtmaktadır. Birer vatandaş olarak benimsediğimiz ve özümsediğimiz konu ile ilgili uygulamalardan geri adım atmaya neden olacak yaklaşımlardan başta siyasi ve hukukçular olmak üzere tüm yetkililerden sakınılmasını beklemek hepimizin en doğal hakkıdır.

12 Eylül 00 Numune Gazetesi HABERLER GÖĞÜSTE hissedilen ağrı akla ilk olarak kalp sorununu getirmesine karşın, akciğer, boyun, omuz, göğüs kafesi, karın içi organlar kaynaklı bir hastalığı ve hatta psikolojik bir ağrıyı dahi gündeme getirebilir. Göğüs ağrısının ilk akla getirdiği sağlık sorunu kalp hastalığı. Kalbi besleyen damarların yağlanması sonucunda damarlarda daralma veya tıkanma oluşmaktadır. Buna bağlı olarak kalbin beslenmesinde bozukluk gelişmekte ve bu bozukluk sonrası göğüs ağrısı hissedilmektedir. Kalp damar hastalıklarının başlangıç döneminde özellikle eforla artan ve istirahatta azalan göğüs ağrıları gözlenir. Hastalık ilerledikçe istirahatta da göğüs ağrısı belirlenmeye başlar. Bu ağrılar önemsenmediği takdirde kalp krizi ile sonlanabiliyor. Özellikle yaşlı, diabetik ve hipertansiyon hastalarında bu ağrıların dikkatle ele alınması gerekiyor. Kalp spazmı ve kalp krizlerinde gözlenen ağrı genellikle sol göğüsten sol omuza ve kola, sırta yayılan yanma, ezici baskı tarzında hissediliyor. Bazen ağrı boyunda, diş etlerinde ve mide bölgesinde hissedilebiliyor. Ağrı ile birlikte fenalık hissi, bulantı, kusma, soğuk terleme, nefes darlığı görülebiliyor. Hastanın cildinde solukluluk ve terleme mevcuttur. Hastanın yüz ifadesinde endişe ve korku hâkimdir. Kalp zarı iltihaplarında da sol göğüste ağrı olabilir, ağrı süreklidir ve beraberinde hafif ateş ve öksürük vardır. Göğüste kuvvetli ağrı nedenleri Göğüste kuvvetli ağrı nedenleri arasında en sık angina pektoris ve miyokart enfarktüsü görülür. Her ikisi de kalp kasının belli bir yerine gönderilen kanın azalması sonucu oluşur. Uzmanlar, kalp spazmının (Angina Pektoris) belirtilerini şöyle sıralıyor: Sıkıntı veya nefes darlığı olur, Ağrı hissi; genellikle göğüs ortasında başlar, kollara, boyuna, sırta ve çeneye doğru ilerler Sıklıkla fiziksel hareket, fiziksel zorlanma, heyecan, üzüntü yada fazla yemek yeme sonucu ortaya çıkar, Kısa sürelidir, ağrı yaklaşık -0 dakika kadar sürer. Ağrı, istirahat ile durur, istirahat halindeyken görülmesi ciddi bir durumu gösterir, Nefes alıp vermekle ağrının şekli ve şiddeti değişmez. Kalp krizinin (Miyokart Enfaktüsü) belirtileri olarak da şu tespitler dile getiriliyor: Hasta ciddi bir ölüm korkusu ve yoğun sıkıntı hisseder, terleme, mide bulantısı, kusma gibi bulgular görülür, Ağrı; göğüs ya da mide boşluğunun herhangi bir yerinde, sıklıkla kravat bölgesinde görülür, omuzlara, boyuna, çeneye ve sol kola yayılır, Süre ve yoğunluk olarak kalp spazmı (angina pektoris) ağrısına benzemekle birlikte daha şiddetli ve uzun sürelidir, En çok hazımsızlık, gaz sancısı veya kas ağrısı şeklinde belirti verir ve bu nedenle bu tür rahatsızlıklarla karıştırılır (Bu tür gaz yada kas ağrıları, aksi ispat edilinceye kadar kalp krizi olarak düşünülmelidir), Nefes alıp vermekle ağrının şekli ve şiddeti değişmez. Akciğer hastalığı kaynaklı ağrı Akciğer hastalıklarında da sıklıkla ilk belirti göğüs ağrısı olabilir. Ağrı genellikle sağ veya sol tarafta nefes almakla artan batma şeklinde ağrıdır. Beraberine öksürük ve balgam çıkarma genellikle vardır. Akciğer kanserinde ve akciğerde su toplandığı zaman öksürük olmaksızın kuru inatçı bir ağrı Birçok hastalığın habercisi Göğüs ağrısı neden olur, ilk yardım nasıl yapılır? Uzmanlar, göğüste bir yanma, batma şeklinde ağrı hissedildiği zaman bunun birçok nedeni olabileceğini ancak ilk olarak kalp sorunun gelmesi gerektiği konusuna dikkat çekiyor. Kalp spazmı ve kalp krizinin ilk belirtileri göğüste başlayıp, sol omuza, çeneye ve sol kola yayılan ağrı olarak gösteriliyor. Göğüs ağrısında ilkyardım nasıl yapılır? Uzmanlar, göğüs ağrısı şikayeti bulunanlara yönelik ilkyardım önlemlerini şöyle sıralıyor: Hastanın yaşamsal bulguları kontrol edilir, Hasta hemen dinlenmeye alınır, sakinleştirilir, Yan oturur pozisyon verilir, Kullandığı ilaçları varsa almasına yardım edilir, Yardım istenerek sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır, Yol boyunca yaşam bulguları izlenir. olabilir. Ağrı ile birlikte uzun süren kanlı balgam çıkarma, gece terlemesi, kilo kaybı altta malin bir hastalık olabileceğini düşündürür. Ani başlayan öksürük, ateş ve göğüs ağrısı daha çok bronşit ve zatürreye bağlıdır. Beraberinde boğaz ağrısı, burunda akma, hapşırma gibi diğer enfeksiyon belirtileri de vardır. Kemik ve kas ağrıları Boyun ve sırt omurlarında kireçlenme veya fıtıklaşma sinir köklerine baskı yaparak boyuna, omuza ve kola, göğse vuran ağrılara sebep olabilir. Bu durum özellikle sol tarafta olduğu zaman kalp ağrıları ile karışabilir. Bu ağrılar boyun ve kol hareketleriyle ayrıca ıkınma ve öksürükle artan ağrılardır. Boyun fıtığı olan hastalarda boyun ağrısı olmaksızın sürekli göğüs ve sırt ağrısı olabilmekte ve bu hastalar tanı konulana kadar kroner anjiyografiye kadar gidebilmektedir. Soğuk algınlığına bağlı olarak göğüs ve sırtta kas ağrıları oluşabilir. Döküntü bir hastalık olan Zona da döküntüler başlamadan - hafta önce sırt ve göğüste yanma, kaşınma ve zonklama şeklinde şiddetli ağrı olabilir. Döküntülerin başlaması ile tanı konulur. Zona hastalığında döküntü geçse de ağrı aylarca sürebilir. Mide hastalıkları Yemek borusunun ülserlerinde, iltihaplarında göğüs ağrısı olabilir. Özellikle reflü hastalığı olanlarda karın ağrısı olmaksızın nadiren sadece göğüste yanma şeklinde ağrı olabilir. Mide ülserinde ve gastritlerde göğüs ağrısı ile birlikte ekşime, yanma, şişlik, kabızlık ve gaz şikâyetleri mevcuttur. Safra kesesi taşlarında ve iltihaplarında sağ omuza, sırta, bele ve göğse vuran ağrılar olabilir. Göğüs ağrısı genellikle sağ tarafta olmak üzere bazen sol göğüste de ağrı hissedilebilir. Sık karşılaşılan panik atak durumunda da sıklıkla göğüs ağrısı vardır. Göğüs ağrısıyla birlikte hastada yoğun bir stres, nefes darlığı, çarpıntı, ellerde uyuşma söz konusudur. Doç. Dr. Ferit SARAÇOĞLU Üreme Sağlığı HPV Enfeksiyonları ve HPV Aşıları Human Papilloma Virüsler (HPV) çok yaygın görülen, belirti göstermeyebilen ve oldukça bulaşıcı virüslerdir. Belirti görülmemesi nedeniyle insanlar farkında olmadan başka kişilere de bulaştırabilmekte veya virüs sessizce vücutta yaşamını sürdürebilmektedir. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre dünya'da yaklaşık her 0 kişiden inde HPV vardır. Ayrıca kadın veya erkek bir kişinin hayat boyu HPV ile infekte olma riski %0'dir. HPV enfeksiyonunun en önemli sonucu Rahim Ağzı Kanseri veya bunun öncül lezyonlarının gelişmesidir. Dünyada her dakikada bir kadın hayatını rahim ağzı kanserinden kaybetmektedir. Tedavi edilebilenler ise doğurganlıklarını kaybetmekte, ameliyatla rahimin tamamı ve üreme organlarının bir bölümünü almak gerekebilmektedir. Rahim ağzı kanserleri ülkemizde de kadınlarda en sık rastlanan kanserler arasındadır. Bu nedenle 00 Nobel Tıp ödülü HPV nin rahim ağzı kanserine neden olduğunu bulan bilim adamına verilmiştir. HPV nin pek çok tipi bulunmaktadır. Bunların bir bölümünün kanserojen özelliği fazlayken bir bölümü de genital siğillere (kondülom) neden olmaktadır. Bir insanda hayat boyu genital siğil oluşma riski %0 gibi yüksek bir orandır. Siğillerin tedavisi mümkün olmakla birlikte oldukça sıkıntılı bir süreçtir ve aileyi psikolojik olarak da olumsuz etkilemekte, cinsel ve sosyal hayatları bozulmaktadır. Ayrıca siğillerin sıklıkla tekrarları (%'e varan tekrarlama oranları) söz konusudur. HPV temel olarak cinsel temas ile bulaşır. Genitalgenital temas, el-genital temas veya oral-genital temas ile bulaşabilir. Bulaşma için deri teması (epitel) yeterlidir. HPV deri teması ile bulaşabildiği için ve bulaşan bireylerde uzun süre belirti göstermeyebildiği için insanlar farkında olmadan diğer insanlara bulaştırabilirler bu yüzden de çok yaygındır ve dünyada en sık cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Deri teması ile bulaştığı için prezervatif kullanımı tam koruma sağlayamaz. Doğum sırasında anneden çocuğa bulaşma da olabilir. Bazı eşyalar (iç çamaşırı, mayo, cerrahi eldiven vb.) ile de bulaşma olabilmektedir. HPV hem kadına hem de erkeğe bulaşabilmektedir. Ülkemizde 00 yılında büyük şehirlerimizden birinde, hastaneye rastgele kontrole gelen 00 kadın üzerinde yapılan bir araştırmada kadınların %0, sinde genital siğillerin varlığı gözlenmiştir. Kliniğimizde hiçbir bulgu ve belirtisi olmayan, doğuma gelen gebelerde viruse rastlanma oranı % 0 olarak bulunmuştur. Bu da oldukça yüksek bir orandır. WHO ve diğer önemli kuruluşları ve doktor dernekleri HPV'den korunabilmek için HPV aşısı yaptırılmasını ve düzenli jinekolojik kontrolleri (pap smear testi) önermektedir. HPV aşıları kızamık, kabakulak, verem aşıları veya grip aşısı gibi korunmak için koldan yapılan bir aşıdır. İki tip aşı vardır. Biri sadece kansere karşı korurken diğeri hem kansere hem de siğillere karşı % 0- lik bir koruma sağlamaktadır. Özel bir teknolojiyle hazırlanan HPV aşıları tüm dünyada çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ciddi bir yan etkileri söz konusu değildir. Bazı ülkelerde erkeklere de uygulanmaktadır. Erkeklere uygulanması penis kanserlerini engellemekte, eş ya da kız arkadaşlara bulaşmayı önlemektedir. Aşının yapılması gereken, hedef grubu - yaş kızlardır. Ancak yaşına kadar tüm kadınlara yaptırılabilir. Tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yaşa kadar kullanımı onaylanmıştır. Türkiye'de de yaşına kadar kullanımının ön onayı alınmıştır. HPV aşıları Dünya Sağlık Örgütü, UNESCO, Uluslararası kadın hastalıkları dernekleri, Uluslararası çocuk sağlığı dernekleri ve son olarak da Türkiye'de doktor dernekleri tarafından önerilmektedir.

13 Numune Gazetesi HABERLER Eylül 00 Sıcak ve güneşin zararlı etkileri DOÇ. DR. ÜLKER GÜL ANEAH. Dermatoloji Klinik Şefi BU YAZ aşırı sıcak hava ülkemizi de etkisi altına aldı. Bu nedenle hem aşırı sıcaklardan ve hem de güneşin zararlı etkilerinden korunmamız önemli hale gelmiştir. AŞIRI SICAK HAVANIN ZARARLI ETKİLERİ Normal koşullarda organizmamız vücut ısısını - oc arasında tutmaya çalışır. Çevre sıcaklığının artmasına bağlı olarak terleme gibi fonksiyonlar ile bu denge korunmaya çalışılır. Ancak çevre ısısı arttıkça, vücudumuzdaki sıcaklığın etkisini azaltıcı mekanizmalarda bozulma ve takiben de bazı organlarımızda bozukluklar ortaya çıkar. Çevre sıcaklığının arttığı durumlarda hafif bulgulardan ölüme kadar varabilen organ hasarları ortaya çıkabilir: Sıcak havalarda vücudun kapalı ve giysi ile sürtünmenin olduğu alanlarında isilik oluşumu artar. Bazı kişilerde el ve ayaklarda sıcağa bağlı ödem gözlenir. Aşırı terleme ile kaybedilen sıvı ve elektrolitlere bağlı olarak kramplar, senkop, sıcak yorgunluğu ve en ciddi bulgulardan biri olan sıcak çarpması bulguları ortaya çıkabilir. Aşırı sıcaklardan çocuklar, yaşlılar ve hamileler çok etkilenir. Ayrıca yüksek sıcaklık ve aşırı terleme nedenleri ile kalp, yüksek tansiyon, şeker ve böbrek hastalarının özellikle dikkatli olmaları gerekir. Çevre sıcaklığının yüksek olduğu günlerde, vücut ısımızı arttıran fiziksel aktivitede bulunma ve bazı ilaç kullanımlarından da sakınılmalıdır. Bu nedenle çevre ısısı yükseldiğinde sportif veya mesleki aşırı fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır. Çevre sıcaklığının arttığı bu günlerde riskli grupların özellikle dikkat etmeleri gerekir. Aşırı sıcak ortamda bulunmamaları, ince ve nem alan giysiler giymeleri, sıvı ve kaybedilen elektrolitleri almaları gerekir. Aşırı eksersizlerden uzak durulmalıdır. SICAK ÇARPMASI Çevre sıcaklığının arttığı durumlarda gözlenen en ağır bulgu sıcak çarpmasıdır. Sıcak çarpması, vücut ısısının 0 oc üzerine çıkması, merkezi sinir sistemi bulguları ve bazı olgularda terlemenin olmaması ile birlikte olan bir tablodur. Birçok organda hasarlanma yapabilir, hatta ölüme neden olabilir. Muayene bulguları: Vücut ısısı 0oC üzerindedir, Aşırı çevre ısısına rağmen hastalar terleyememektedirler, Taşikardi vardır, Bilinç bulanıklığı, irritabilite, halusinasyon, koma gelişebilir. Hastalar mutlaka bu bulgulara neden olabilecek başka hastalıklar yönünden araştırılmalıdır. Bazen sıcak çarpması ile beyin kanaması, sinir sistemini tutan bazı hastalıklar, hipoglisemi, tiroid hastalıkları, zehirlenmeler gibi hastalıklar birbiri ile karışabilir. Sıcak çarpması gelişen olgular hastane ortamında organ fonksiyonlarını yerine getirme amacı ile dikkatli takip edilmelidirler. Çevre sıcaklığının artması bazı deri hastalıklarının ortaya çıkmasını da kolaylaştırır:. İntertrigo: Kıvrım bölgelerinde sürtünmeye bağlı kızarıklık, kaşıntı ve sulantı ile gözlenen bir hastalıktır. Sıklıkla meme altı, kasıklar ve koltuk altı etkilenir. En sık olarak bayanlarda ve meme altında gözlenir. İntertrigo gelişiminde şişmanlık, şeker hastalığı, terleme; dar, ter almayan ve sürtünme yaratan giyim tarzı, kötü hijyen risk oluşturur. Çevre ısısının yüksek olduğu zaman dilimlerinde daha çok gözlenir. Zaten nemli olan bu bölgede yüksek ısı nedeni ile nem daha da artar ve sonucunda da maserasyon gelişir. Mikroorganizmalar ve mantarlar bu bölgeye yerleşebilir. Tedavi için doktorunuzun önerilerine uyulmasının yanı sıra en önemli faktör hastalık oluşumuna yatkınlık yaratan risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasıdır. Şişman olguların kilo vermesi, nem alan pamuklu giysilerin tercih edilmesi gibi önlemler alınmazsa tekrarlama kaçınılmazdır.. Miliyarya (İsilik): Ter bezi kanalının tıkanmasına bağlı oluşan bir hastalıktır. Sıcak ve nemli ortamlarda oluşmaya meyillidir. Bu nedenle yaz aylarında gözlenir. Ayrıca ateşli hastalıklar, terlemeye neden olan ilaç alımı gibi durumlarda da gözlenir. Normal görünümlü deri üzerinde içi su dolu kabarcıktan deri renginde ya da kırmızı kabarıklıklara kadar değişik görünümleri vardır. Bazı kişilerde kaşıntı gözlenebilir. Kaşıntı varsa bu kabarcıklarda iltihaplanma ortaya çıkabilir. Aşırı terleme yaratacak ortamlardan uzak durulması, nem alan ve dar olmayan giysilerin tercih edilmesi önemlidir.. Tinea pedis (Ayakta gözlenen mantar hastalığı): Mantar hastalığına neden olan dermatofitler, nemli ortamı çok severler. Bu nedenle de özellikle ayakta nemin yüksek olduğu ayak parmak aralarında daha çok hastalık oluştururlar. Böylece çevre sıcaklığının yükseldiği yaz aylarında terleme nedeni ile ayak parmak aralarında nemlilik ve buna bağlı olarak da mantar hastalığı gelişim riski artar. Bu nedenle yazın ayağın kuru tutulması ayrı bir önem taşır. Altı hakiki kösele, üzeri deri açık ayakkabılar t e r c i h edilmeli ve saf pamuklu çoraplar giyilmelidir. Eğer aşırı terleme var ise gün içinde çoraplar değiştirilmelidir. Mantar hastalığı bulunan kişilerin çok hızlı olarak hastalıklarını tedavi ettirmeleri ve tekrar hastalanmamak için de ayak sağlıklarına dikkat etmeleri gerekir. Ayaktaki mantar hastalığı kaşıntılı bir durumdur. Hasta kaşıdığı zaman, kaşıma ile oluşturulmuş deri çatlaklarından bakteriler girerek deri altında ciddi iltihaplanmalara da neden olabilir. GÜNEŞTEN KORUNMA Yazın bir diğer dikkat etmemiz gereken diğer bir faktör de güneşin yan etkilerinden korunmaktır. Bilindiği üzere ozon tabakasının incelmesi ve yer yer yok olması nedenleri ile güneşin zararlı ışınları yeryüzüne ulaşmaktadır. Buna bağlı olarak derimizde yaşlanmadan (fotoyaşlanma) deri kanseri gelişimine kadar birçok zararlı etki ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere son yıllarda insanlar derilerinin daha genç görünebilmesi için çok fazla para harcamaktadır. Deri yaşlanmasını geciktirici en ucuz yöntem, derimizi güneşten korumaktır. Kontrolsüz güneş temasının en korkutucu yanı ise deri kanseri oluşumudur. Uzun yıllar boyunca güneş teması deri kanseri oluşumunu arttırır. Ayrıca çocukluk döneminde güneş yanığı geçiren kişilerde malign melanoma denilen deri kanseri gelişimine de yatkınlık vardır. Güneş teması ile bazı hastalıklar ortaya çıkabileceği gibi, bazı hastalıklarda da alevlenmeler görülebilir. Güneş teması ile bazı kişilerde polimorf ışık erüpsiyonu, aktinik prurigo, solar ürtiker gibi güneş ile ortaya çıkan deri hastalıkları gelişebilir. Ayrıca sistemik lupus eritematozus, psoriasis, akne, rozasea gibi hastalıklarda da güneş ile alevlenme ortaya çıkabilir. Bazı ilaçlar da güneş teması ile deride kızarıklığa neden olabilir. Bu nedenlerden dolayı herhangi bir hastalığı bulunan ya da ilaç kullanan kişilerin yaz tatiline gitmeden önce doktorlarına danışmalarında yarar vardır. Güneş teması ile derisinde değişiklik ortaya çıkan ya da mevcut deri hastalığında alevlenme olan kişiler de en kısa sürede doktora başvurmalıdırlar. Güneşin zararlı etkilerinden korunmak Güneşten koruyucu ürünlerin hem UVA ve hem de UVB ye karşı koruyucu olmasına dikkat edilmelidir. Koruyucu kremlerin üzerinde SPF (güneşten koruma faktörü) değeri rakam ile belirtilir. Bu rakam sadece UVB ye karşı koruyuculuğu temsil eder. Ürünlerin üzerinde UVA ya karşı koruyucu olduğu ibaresi de bulunmalıdır. Ürünler kokusuz ve renksiz olmalıdır. Kolayca güneş yanığı oluşan açık tenli kişiler, çocuklar ve yaşlılar SPF 0 ve üzerindeki faktörlü ürünleri kullanmalıdırlar. Güneşe çıkmadan -0 dakika önce sürülmelidir. Kullanımda yapılan yalnışlardan biri de kullanım miktarı ve sürülme sıklığıdır. Hiçbir ürün birkez sürüldükten sonra gün boyu koruyucu değildir. Koruyucu ürünler deride boş alan bırakılmaksızın bol miktarda sürülmelidir ve her saatte bir tekrar sürülmelidir. Elleri yıkama, aşırı teleme ya için birinci sırada yer alan altın standart güneş ışınlarının çok yoğun olduğu zaman diliminde dışarıya çıkmamaktır. Yani saat 0.00 ile.00 arasında güneş altında bulunmamak gereklidir. Gölgede bulunmak yeterli koruma sağlamaz. Deniz, kum, kar, beton, cam, asfalt gibi yüzeylerde yansıma oldukça fazladır. Bulutlu havalarda da dikkatli olmamız gerekir. Güneşin etkisi bulutlu havalarda ancak %0-0 oranında azalmaktadır. Her 000 metre yükselme ile yeryüzüne ulaşan ultraviyole miktarı %0- oranında artar. Bu nedenle deniz seviyesinden yüksek coğrafi alanlarda yaşayanlar ya da kayak gibi kış sporları ile ilgilenen kişilerin de güneşten korunmaları önemlidir. Korumada ikinci önemli unsur ise giysiler ile korunmaktır. Giyinmek halen en ucuz ve yan etkisiz güneşten korunma yoludur. Bunun için derimizi mümkün olduğu kadar kapalı tutan kıyafetler giyinmeliyiz. Sıkı dokunmuş koyu renkli kumaşlardan üretilen giysilerin koruyuculuğu yüksektir. Ayrıca yıkanmış kıyafetlerin koruyuculuğunun da arttığı unutulmamalıdır. Islak giysiler daha az koruyucudur, bu nedenle ıslak giysiler ile dolaşılmamalıdır. Korunmada 0 cm ve üzerinde speri olan şapkalar ve geniş çerçeveli güneş gözlüğü kullanmak, da çok önemlidir. Güneşten korunmada üçüncü aşama güneşten koruyucu kremler kullanmaktır. Toplum içinde yanlış bilinen en önemli husus, güneşten koruyucu kremler ile ilgilidir. Hiçbir güneşten koruyucu ürün tek başına mükemmel koruma yapamaz. Mutlaka yukarıdaki kurallara uyulması gerekir. Güneş koruyucu satın alırken dikkat edilmesi gerekenler da duş alma gibi durumlarda mutlaka saati beklemeden tekrar sürülmelidir. Ürünler suya, terlemeye, ısıya ve sürtünmeye dayanıklı olmalıdır. Ancak bu durum gün boyu koruduğu anlamına gelmez. Yine saatte bir tekrar sürülmelidir. Dudaklarımıza da koruyucu faktörlü ürünler ile kremlemek gereklidir. Güneşten koruyucu ürünlere karşı da allerji gözlenebilir. Deride yanma, batma, kızarıklık gibi bulgular gözlenirse kullanım kesilmeli ve en kısa sürede doktora başvurulmalıdır.

14

15 Numune Gazetesi HABERLER Eylül 00 Sigarayı bırakanlara sağlıklı beslenme önerileri Sigarayı bırakma ile birlikte özellikle psikolojik bağımlılığı olan bireylerde aşırı besin tüketimine eğilim görülmekte, kolay tüketilebilir ancak yüksek kalorili besin alımı artmaktadır. Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk gün en zor dönemdir. DÜNYADA olduğu gibi ülkemizde de sigara içmek yaygın bir alışkanlık ve önemli bir halk sağlığı sorunudur. Türkiye Avrupa ülkeleri arasında tütün tüketiminde üçüncü sırada, Dünya ülkeleri arasında yedinci sıradadır. Ülkemizde milyon kadar sigara içen kişi vardır ve her yıl 00 bin kişinin sigaraya bağlı nedenlerle yaşamını kaybettiği tahmin edilmektedir. Bu sayı trafik kazalarına bağlı ölümlerden - 0 kat fazladır. Sigarayı bırakmak, kişinin sağlığında belirgin iyileşmeler sağlamakta, sigarayı bırakmayı takip eden ilk 0 dakika içerisinde vücudumuzda bir takım önemli ve faydalı değişiklikler olmaya başlamakta ve sigara içilmediği yıllar boyunca devam etmektedir. Sigarayı bıraktıktan 0 dakika sonra kan basıncı ve nabız sayısı normale döner, saat sonra kandaki karbon monoksit düzeyi normal seviyesine düşer, hafta ay sonra kalp krizi geçirme riskiniz azalmaya başlar ve akciğer fonksiyonları gelişmeye başlar, ay - ay sonra nefes darlığınız ve öksürüğünüz azalır, yıl sonra kalp krizi geçirme riskiniz sigara içen birine göre yarı yarıya azalır. Sigarayı bırakan bireylerde sıklıkla görülen şikâyetlerden biri kilo alımıdır. Sigara içenler sigara içmeyenlere göre daha az iştahlıdır. Bu durum sigara içenlerde yeterli ve dengeli besin seçimini de olumsuz etkilemektedir. Sigarayı bırakma ile birlikte özellikle psikolojik bağımlılığı olan bireylerde aşırı besin tüketimine eğilim görülmekte, kolay tüketilebilir ancak yüksek kalorili besin alımı artmaktadır. Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk gün en zor dönemdir. Özellikle ilk günlerde sigara içme krizinden kurtulmak için aşırı yeme eğilimini önlemek amacıyla fiziksel açlıkla duyguların neden olduğu açlık arasındaki farkı öğrenmeye çalışmak çok önemlidir. Yapılan pek çok bilimsel araştırmada, sigara dumanındaki pek çok maddenin oksidan olarak etki gösterdiği, vücutta hücre hasarına neden olan ve bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen serbest radikal oluşumunu arttırdığı bildirilmektedir. Bu nedenle sigara içenlerde vücudun savunma sisteminde antioksidan olarak görev yapan E, C vitaminleri ile A vitaminin ön maddesi B karotenin kandaki seviyeleri düşüktür. Ayrıca, sigara içiminin bazı B grubu vitaminlerin düzeyini, özellikle de B vitaminini düşürdüğü de yapılan çalışmalarda bildirilmektedir. Sigaraya Bırakanlara Sağlıklı Beslenme Önerileri Sigarayı bırakma ile birlikte tat ve koku alma duyusu iyileştiği için besinlerinizi yavaş tüketerek her lokmanın keyfini çıkarın. Unutmayın ki sigarayı bırakmak ve sağlığınıza kavuşmak için en önemli neden kendinizsiniz. Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az ana ve ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Bu geçiş döneminde kilo kontrolünü sağlamak amacıyla; acıkıldığında ya da yeme ihtiyacı duyulduğunda tüketilecek besinlere dikkat edilmelidir. Örneğin sıcak çikolata yerine süt içilmesi ; tatlı yerine meyve yenilmesi, kalorisi yüksek kuruyemişler yerine kuru meyvelerin tüketilmesi tercih edilmelidir. Evde ya da işyerinizdeki çekmecede enerji yoğunluğu yüksek besinlerin bulundurulmaması, çay veya kahveyle birlikte sigara içilmesi istendiğinde taze sıkılmış meyve suyu ya da meyve özlü çayların tüketilmesi tercih edilmelidir. Yemek yerken, porsiyon büyüklüklerinin azaltılması, küçük kase ve tabaklar kullanılması da kilo kontrolünün sağlanmasına yardımcı olacaktır. Sigarayı bırakan bireylerde savunma sistemini güçlendirmek ve oluşan serbest radikallerin vücuda verdikleri hasarın vücut tarafından onarılmasına yardımcı olmak amacıyla antioksidan vitaminlerden zengin sebze ve meyve tüketiminin arttırılması gerekmektedir. İmkanlar dahilinde her gün mevsiminde bol bulunan sebze ve meyvelerden en az porsiyon tüketilmesi önerilmektedir. Sigarayı bırakanlarda görülen bir diğer sorun kabızlık şikayetleridir. Kabızlık şikayetlerinin azaltılması için, tam tahıl ürünleri ve kepekli ürünleri tercih etmek, kuru meyvelerden özellikle erik, incir ve kayısı tüketimini arttırmak, posa içeriği yüksek olması nedeniyle sebze ve meyve tüketimini arttırmak önerilmektedir. Şikayetlerin azaltılmasında haftada en az kere yarım saat kadar tempolu yürümek veya sabah kahvaltıdan önce dakika boyunca karın kaslarının çalışmasını sağlamak da yararlı olacaktır. Sigaranın vücutta neden olduğu toksik maddelerin atılabilmesi için en iyi kaynak sudur. Bu nedenle, her gün en az -. litre (- su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir. Kendinizi Eğitin, Tedavi Programına Uyun ve Uyumlu Bir Hasta Olun Romatizmalı insanların da diğer insanlar gibi ağrısız ve aktif yaşamaya hakları vardır. Romatizmaya karşı kapsamlı ve etkili bir tedavi ile hayatı daha güzel ve daha aktif hale getirmek mümkündür. Hastalığınız hakkında daha fazla bilgi, onun üzerinde daha fazla kontrol kurmanız ve tedavisinde daha başarılı olmanız demektir. Hastalığınız ve kullandığınız ilaçlar hakkında, uzman olmayan kişilerin sözlerine itibar etmeyin ve tedavinizi aksatmayın. Aktif bir hayat yaşamak, romatizmanın en etkili tedavisidir. Öncelikle romatizmal bir hastalığınız olduğunu kabul edin. Tedavinizin sorumluluğunu alarak ağrınızı ve hastalığınızı nasıl kontrol edebileceğinizi öğrenebilir ve egzersizi en etkili şekliyle kulla-nabilirsiniz. İyimser Olun Romatizma Üzerine- Romatizma İle Yaşamak Romatizmaya karşı en güçlü silahlardan biri olumlu bir tavırdır. İyimser bir bakışa sahip olmak şikayetlerinizi kontrol etme kabiliyetinizi artırır ve hayat standardınızı yükseltir. Aşağıda size daha pozitif ve yararlı bir bakış açısı sağlayacak ve romatizma ile yaşamanızı kolaylaştıracak bazı öneriler sunulmuştur: - Romatizma ve tedavi yolları hakkında bilgi sahibi olun. Prof. Dr. Yaşar KARAASLAN Pencere - Hastalığınız ve kullandığınız ilaçlar hakkında, uzman olmayan kişilerin sözlerine itibar etmeyin ve tedavinizi aksatmayın. - Duygularınızı, korkularınızı ve endişelerinizi doktorunuzla, aile üyeleriyle ve arkadaşlarınızla paylaşın. - Egzersiz yapma gibi olumlu aktivitelerle olumsuz duygularınızı yenin. - Esnek olun; ağrılarınızın arttığı veya hastalığınızın alevlendiği durumlarda paniklemeyin ve doktorunuzu arayın. - Kilonuz fazla ise kilo vererek eklemlerinize binen yükü azaltın. - Hareketsiz bir yaşam tarzından sakının. Bu tip bir yaşam tarzı kilonuzun artmasına, kaslarınızın ve kemiklerinizin zayıflamasına ve zorlanma ve travmalara karşı daha duyarlı hale gelmenize neden olabilir. - Kontrolünüz dışındaki durumları kabul edin ve bunlar yerine değiştirebileceklerinize yoğunlaşın. - Ağrı-stres-depresyon-ağrı zincirini nasıl kıracağınızı öğrenin; sevdiklerinizle birlikte olmaya, egzersiz yapmaya, dinlenmeye ve diğer sevdiğiniz aktiviteleri yapmaya çalışın 0- Aşağıdaki veya yerdeki bir şeyi kaldıracağınız zaman, çömelmeyin veya diz çökmeyin. Bu hareketler dizlerinize ve kalçalarınıza çok yük binmesine neden olur. Bunun yerine dizlerinizi bükün ve kaldıracağınız şeyi bacaklarınızın kuvvetiyle kaldırın ve sırtınızın düzlüğünü koruyun. - Ev ve iş yerinizde mobilyalarınızı size uygun olanlarından seçin ve güvenli ve konforlu bir şekilde yerleştirin. - Evinizde uygun boyda ve sırt destekli en az bir rahat sandalyeniz olsun. Alçak ve yumuşak kanepeler ve sandalyelerde hem oturup-kalkmanız zor olur, hem de dizlerinize çok yük biner. - Dengenizi veya yürümenizi zorlaştıran bir romatizmanız varsa tuvalet yolunda, banyo küvetinde veya duşta ekstra destek için parmaklıklar yaptırın. Oturup kalkmanızın daha rahat olacağı yüksekçe bir tuvalet oturağı kullanın. - İyi destekli, geniş uçlu, topuksuz veya alçak topuklu ve rahat bir ayakkabı giyin. - Soğuk, stres, aşırı yorgunluk ve uykusuzluk gibi yakınmalarınızı artırabilecek faktörlerden sakının. - Sigara içmeyin. - Günde en az su bardağı süt/yoğurt almaya özen gösterin. - Kullandığınız ilaçların etkilerini, yan etkilerini ve nasıl kullanılmaları gerektiğini iyi öğrenin ve ilaçlarınızı düzenli kullanın. Yakınmalarınız azaldığında doktorunuza danışmadan kendiniz ilaçları kesmeyin. - Düzenli ve dengeli beslenin. Diyetinizde süt ve süt ürünlerini, meyve ve sebzeleri tercih edin ve şekerli, unlu ve tuzlu rafine gıdalar ile asitli içeceklerden sakının. 0- Kullandığınız ilaçlar ile ilgili olarak bir yan etki meydana geldiğinde ilacı kesin ve doktorunuza haber verin. Gelecek ay yeniden buluşmak ümidi ile sağlıklı ve ağrısız günler dilerim.

16 Eylül 00 Numune Gazetesi HABERLER Sürekli rahatsız eden ses Kulak çınlaması Dr. Ecz. A. Alper ŞAHİN Bizim Eczane Kulak çınlaması, ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olarak görülmese de verdiği rahatsızlık nedeniyle insanları olumsuz yönde etkileyen bir durum. Hafif bir kükremeden, kuvvetli çığlığa kadar uzanan bir yelpazede görülebilen çınlamalara bu alanda uzman bir doktorun yardımıyla çözüm bulunabilir. YAYGIN olarak görülmesine karşın kafa gürültüsü ve kulaklardaki çınlama bir hastalık olarak tanımlanmıyor. Çınlama rahatsız edici olsa da ciddi bir sorunun uyarısı olması durumuna ender rastlanıyor. Latince çınlamak anlamındaki tinnire kelimesinden gelen tinitus bir dizi sağlık sorununun neden olabildiği bir olgu olarak ortaya çıkabiliyor. Halk arasında kulak çınlaması olarak tabir edilen bu durum, yaşla bağlantılı işitme kaybı veya kulak yaralanmasının sonucu olabileceği gibi dolaşım sisteminizdeki bir hastalığın göstergesi de olabilir. Çoğu insan, çınlamayı denetim altına alarak veya altında yatan nedenleri tedavi ederek semptomlarının zaman içerisinde iyileştirilebileceğini bulmuştur. Tinitusun yarattığı ses rahatsız edici olsa da, hastalığın, ciddi bir sorunun uyarısı olmasına ender rastlanıyor. Bulgu ve belirtiler Kulağınızda, çınlama, vızıltı, ıslık veya tıslama sesi İşitme kaybı Gürültü, (Ton açısından, alçak sesle kükremeden, yüksek sesle çığlık atmaya kadar farklılık gösterebilir.) Sebepleri Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif çınlamanın birçok olası nedeni bulunabiliyor. T.C. M.E.B. Müzik Dersleri - Konservatuarlara Hazırlık - Müzik Bölümlerine Hazırlık - Şan,Solfej Güzel- Sanatlar Repertuar Eğitim - Piyano,Org Kursları - Gitar (Resim-Müzik-Dans-Tiyatro) - Keman - Bağlama,Ud - Yan Fülüt - Klarnet - Saksafon - Vurmalı (Bateri - Perküsyon) - Kanun - Tulum - Kemençe Sanatın Başarıya Dönüştüğü Adres Bazı nedenler kötü değildir. Örneğin küçük bir kulak kiri geçici bir süre çınlama yapabiliyor. Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulaktaki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Çınlama baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problemleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer nedenler: bazı romatizma ilaçları, bazı antibiyotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin çınlamaya neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak önem taşıyor. Çınlama çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçları sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve kulak çınlamasına yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde çınlamayı getirir. Tiyatro Dans Resim Müzik ÇocukTiyatro Grubu Ulaşım Dersleri Dersleri Dersleri Dersleri Dersleri İletişim - Konservatuara - Klasik SalonHazırlık Dansları - Dramatik - Arjantin Yazarlık Tango - Bölümlerine - Latin Dansları Hazırlık - Sinema (Tango, Waltz, Swing, - DiziSalsa, Rhumba, Cha-Cha) - Belgesel - Oryantal - Reklam - Bale - Klip - Rock n (Canlandırma) Rol - Dublaj - Halk(Seslendirme) Oyunları, - Drama - Horon, Zeybek, - Çocuk - Çökertme, Drama Roman, - Dramatik - Efe, vb. Yazarlık Atölye (Hobi) - Çiftetelli - Diksiyon - Konservatuarlara Hazırlık - Müzik Bölümlerine Hazırlık - Şan,Solfej - Güzel - Repertuar Sanatlar ve Eğitim - Piyano,Org Fakültelerine Hazırlık (Grafik, - Gitar Resim, Heykel, Seramik, Animasyon, - Keman Tekstil, Sahne Tasarımı, İç Mimarlık, Takı - Bağlama,Ud Tasarımı, Endüstriyel Tasarım vb.) - Anadolu - Yan Fülüt Güzel Sanatlar Liselerine - Klarnet Hazırlık - Saksafon - Hobi - Vurmalı (Bateri - Perküsyon) Dersleri (Sulu- Boya, Kanun Yağlı Boya, Portre, - Tulum Heykel, -Seramik, Kemençe Ahşap Boyama, Ebru, Takı Tasarımı) Gürültünün şiddetini azaltmak ve buna olan direncinizi artırmak için şu teknikleri deneyin: Olası tahrik edicilerden kaçının. Kulak çınlaması; yüksek sesler, nikotin, kafein, kinin içeren maden suyu (sıtmayı tedavi etmek için kullanılan maddenin aynısı), alkol ve aşırı dozda aspirin nedeniyle daha da kötü hale gelebilir. Nikotin ve kafein kan damarlarınızı sıkıştırarak, damarlarınız ve atardamarlarınız içerisinden olan kan akışı hızını artırır. Alkol, kanınızın kuvvetini, özellikle iç kulak bölgesinde daha fazla kan akışına neden olarak artırır. Gürültüyü perdeleyin. Sakin bir ortamda, bir vantilatör, hafif bir müzik ve kısık seste dinlenen radyo, çınlamadan kaynaklanan sesin örtülmesine yardımcı olabilir. Bazı insanlarda, hoş bir ses çıkaran işitmeye yardımcı cihazlara benzer aygıtlar olan çınlama gizleyicileri işe yarayabilir. İşitme yardımcı cihazı takın. Eğer çınlamaya işitme kaybı eşlik ediyorsa, işitmeye yardımcı cihazlar dışarıdan gelen sesleri çoğaltarak, çınlamanın gürültüsünü daha az belirgin hale getirebilir. Stresi kontrol altına alın. Stres, çınlamayı daha kötü kılabilir. İster rahatlama terapisi, ister biyo-geribildirim, isterse egzersiz aracılığı ile olsun, stres yönetimi biraz rahatlama sağlayabilir. Günümüz dünyasında yüksek ses kulak çınlamasının muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriyel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz ya da bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha - Konservatuara Hazırlık - Dramatik Yazarlık - 0- Yaş Grubu - Bölümlerine Hazırlık Resim - Sinema Heykel - Dizi Dans - Belgesel Müzik (Enstürman-Koro) Drama - Reklam Bale - Klip (Canlandırma) Seramik - Dublaj (Seslendirme) - Drama - Çocuk Drama - Dramatik Yazarlık Atölye (Hobi) - Diksiyon da fazlalaştırmaktadır. Öneriler Bazen kulak çınlaması semptomları zaman içerisinde iyileşir. İyileşme sadece fiziksel değişikliklerin sonucu değildir; çünkü kulaklarınızda meydana gelen her türlü hasar kalıcıdır ve geri dönülemez. Bunun yerine, birçok insan semptomları azaltmak için ayarlamalar yapmayı öğrenmektedir. G.M.K. Bulvarı Fevzi Çakmak. Sokak No: / Kızılay - Ankara Tel-Fax: 0 Oruç ve Sağlığımız Bir Ramazan ayına daha gelmiş bulunuyoruz. Oruç, günümüzde birçok hekim tarafından sağlıklı kişilerde midenin dinlenmesi ve vücutta detoks etkisi yapması nedeniyle yararlı görülmektedir. Bu konuda yurt dışı ve yurt içi birçok bilimsel makale ve araştırma da mevcuttur. Ancak hastalar ve bazı yaşlılar için oruç ibadeti belli başlı sağlık problemlerine yol açtığı için önerilmemektedir. Ramazan ayı boyunca başta yaşlı ve hamileler olmak üzere; kalp, hipertansiyon, şeker hastalığı, mide rahatsızlığı ve ruhsal problemler gibi kronik hastalığı bulunanların oruç tutmalarının sakıncalı olduğu bilinmektedir. Bu anlamda kişilerin oruç tutma kararını verirken mutlaka bir genel sağlık kontrolünden check up geçmeleri ve doktorlarına danışmaları önerilmektedir. Bazı hastalar en azından doktor kontrolüyle dini görevlerini yerine getirmelidir. Ramazan ayında tüm günlük aktivitelerin farklılaşması ile bazı sağlık sorunları tetiklenebilmektedir. Özellikle hava sıcaklarının arttığı günlerde, Ramazanda geç saatte yemek yenilmesi ya da çok erken sahura kalkılması nedeniyle uyku saatlerinin azalması kişinin düzenini bozabilmektedir. Bu nedenle hastalar ramazan öncesi kurmuş oldukları sağlık düzenini mutlaka bu ayda da korumaya özen göstermelidir. Günümüzde kullanılan pek çok ilaç tek dozla etkili olmakla birlikte yine de sıcak havalarda ve ramazanda gün içersinde uzun süreli ilaç alınmaması durumlarında bazı hastalar için sıkıntılı sonuçlar doğabilmektedir. Şeker ve hipertansiyonlu hastalar oruç tutmak isterlerse mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir. Bu anlamda tansiyon kontrolü çok iyi olmayan hastaların oruç tutmaları hekimlerce önerilmemektedir. Hekimlerimiz oruçlu hastaların metabolizmalarının açlığa göre düzenlendiğini belirtmektedir. Kandaki elektrolitlerin ve bazı enzim seviyelerinin oranları değişmektedir. Ayrıca hastaların kullandıkları ilaçların etkileştiği proteinlerin miktarı değişebilir. Bu ve benzeri nedenlerle bazı hastaların oruç tutmaları uygun olmayabilmektedir. Doktor ve eczacılar hastaların beslenme ve tedavilerini görüşüp, hastaların ilaçları ile ilgili gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra hastalar oruç tutabilmelidir. Ramazan ayında ilaç kullanımları kadar beslenme düzenlerinin de oluşturulması önem taşımaktadır. Bu anlamda hastalar diyetisyenlerin kontrolünden de geçmelidir. Oruç sağlıklı olanlara farz bir ibadettir ve tüm ilmihal kitaplarında da yazıldığı gibi oruç için en önemli şartlardan biri sağlıklı olmaktır. Hasta ve hastalık sürecinde olanlara ise farz değildir. Tıp ve eczacılıkta Hastalık yoktur hasta vardır prensibiyle, tüm hastalıkların şiddet, süre ve etkileri de bireylere göre değişebileceğinden, hastalığı olanların oruç ibadetlerini yerine getirmeden önce mutlaka bir hekime danışmaları, eğer ilaç kullanıyorlarsa protokollerin tekrar düzenlenmesi gerektiği bilinciyle oruca karar vermeleri gerekmektedir. Bu vesileyle hepinize sağlıklı günler diler, ramazanınızı tebrik ederim.

17 Numune Gazetesi HABERLER Eylül 00 Bayılmadan, komaya Bilinç bozuklukları Beyin faaliyetlerindeki aksamalar bilinç bozuklukları olarak tanımlanıyor. Bayılma, bilinç bozukluğu, bilinç kaybı bu kapsamda değerlendiriliyor. Bilinç bozukluğu yaşayan bir kişiye yardım edebilmek kapsamlı bir ilkyardım bilgisi gerektiriyor. BEYNİN normal faaliyetlerindeki bir aksama nedeniyle yaşanan uyku hali (bilinç bozukluğu), hiçbir uyarıya cevap vermeme hali (bilinç kaybı) bilincin kısmen ya da tamamen kaybolmasıdır. Bayılma ve koma durumu da bu kapsamda değerlendirilebilir. Beyin fonksiyonlarında yaşanan aksama kendisini bayılma olarak da gösterebiliyor. Bayılma (senkop), kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybı anlamına geliyor. Beyne giden kan akışının azalması nedeniyle oluşuyor. Koma ise yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azalması ya da yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli bilinç kaybı olarak nitelendiriliyor. Bayılma nedenleri: Korku, aşırı heyecan, sıcak, yorgunluk, kapalı ortam, kirli hava, aniden ayağa kalkma, kan şekerinin düşmesi, şiddetli enfeksiyonlar bayılmalara neden olabiliyor. Belirtileri, baş dönmesi, baygınlık, yere düşme, bacaklarda uyuşma, bilinçte bulanıklık, yüzde solgunluk, üşüme, titreme, hızlı ve zayıf nabız gibi ön belirtilerle kendini gösterebilir. Koma nedenleri: Düşme, veya şiddetli darbe, özellikle kava travmaları, zehirlenmeler, aşırı alkol, uyuşturucu kullanımı, şeker hastalığı, karaciğer hastalıkları, havale gibi ateşli hastalıklar koma durumunun oluşmasına yol açabiliyor. Koma, yutkunma, öksürük gibi tepkilerin kaybolması, sesli ve ağrılı dürtülere tepki verilmemesi, idrar ve gaita kaçırma gibi belirtilerden anlaşılabilir. Bilinç bozukluğunda ilkyardım Kişi başının döneceğini hissederse; sırt üstü yatırılır, ayakları 0 santimetre kaldırılır, sıkan giysiler gevşetilir, kendini iyi hissedinceye kadar dinlenmesi sağlanır. Eğer kişi bayıldıysa; sırt üstü yatırılarak ayakları 0 santimetre kaldırılır. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır, sıkan giysiler gevşetilir, kusma varsa yan pozisyonda tutulur, solunum kontrol edilir ve etrafta biriken insanlar uzaklaştırılır. Bilinç kapalı ise; hasta/yaralının yaşam bulguları değerlendirilir, koma pozisyonu verilir, yardım çağrılır, sık sık solunum ve nabız kontrol edilir, yardım gelinceye kadar hasta/yaralının yanında beklenilir. Bilinç bozukluklarının en ağır hali olan koma durumunda daha titiz davranmak gereklidir. Bu amaçla hastaya kama pozisyonu verilmelidir. Koma (yarı yüzükoyun-yan pozisyon) şu şekilde verilir: Sesli veya omuzdan hafif sarsarak, uyarı verilerek bilinç kontrol edilir. Sıkan giysiler gevşetilir. Ağız içinde yabancı cisim olup olmadığı kontrol edilir. Bak, dinle, hisset yöntemi ile solunum kontrol edilir. Şah damardan nabız kontrol edilir. Hasta/yaralının döndürüleceği diz çökülür. Şah damarından nabız kontrol edilir. Hasta/yaralının karşı tarafta kalan kolu karnının üzerine konur. Karşı taraftaki bacağı dik açı yapacak şekilde kıvrılır. İlkyardımcıya yakın kolu baş hizasında omuzdan yukarı uzatılır. Karşı taraf omuz ve kalçasından tutularak bir hamlede çevrilir. Üstteki bacak kalça ve dizden bükülerek öne doğru destek yapılır. Alttaki bacak hafif dizden bükülerek arkaya destek yapılır. Başı uzatılan kolun üzerine yan pozisyonda hafif öne eğik konur. Tıbbi yardım gelinceye kadar bu pozisyonda tutulur. ila dakika arayla solunum ve nabız kontrol edilir. Servikal Smear Serviks (rahim ağzı) kanserine vajenden alınan sitolojik örneklerdeki kanser hücreleri ile tanı konabilmesi hem bu hastaların tespitinde,hem de sitolojide çığır açmıştır.. yüzyılın başlarından itibaren kanserlerin hücresel (sitolojik) özellikleri üzerinde gözlemler yapılmaktaysa da, hücreleri inceleyerek kanser tanısının konabilmesi 0. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşmeye başlamıştır. İlk kez de Romanya dan Prof. Aurel Babeş, daha sonra de ABD den Dr. George Papanicolaou, vajenden alınan smearlerde (yayma) rahim ağzına ait kanser hücrelerini saptamış ve göstermişlerdir. Sitolojik inceleme ile rahim ağzı kanserleri yanı sıra kanser öncesinde dokuda meydana gelen değişikliklerin de saptanabilmesi tetkikin değerini arttırmıştır. 0. yüzyılın ortalarından itibaren servikal smear incelemesi tüm dünyada kullanılmaya başlanmış ve giderek yaygınlaşmıştır. Servikal smear yöntemi, rahim ağzı kanserinin ve öncü lezyonlarının saptanması, kanser kontrolu ve önlenmesi alanlarında büyük başarılara yol açarken, tekniğin kendisinden beklentileri de gerçekçi olmayan üst seviyelere taşımıştır. Unutulmamalıdır ki, hiçbir test herhangi bir hastalığı saptamada % 00 oranında doğruluk göstermez ve ayrıca hastalıkların biyolojik süreçleri hastalarda farklı olduğundan tanınma olasılıkları da farklı olabilir. Doç. Dr. Selda SEÇKİN Mikroskop Gözüyle Tarama programları Pek çok ülkede geliştirilen organize tarama programları ile rahim ağzı kanserlerinin ve öncü lezyonlarının erken dönemlerde tanınması sağlanabilmiştir. Ancak rahim ağzı kanserlerinden ölüm oranındaki düşüş beklendiği gibi hızlı olmamıştır. Bu durumun nedenleri arasında smear alma tekniğinde yaşanabilen sorunlar, laboratuarlarda taramanın standardize hale getirilmesindeki problemler, tüm populasyona ulaşmadaki zorluklar sayılabilir. Ayrıca 0 lardan itibaren serviksin prekanseröz lezyonlarında (rahim ağzında kanser öncesi oluşan değişiklikler) saptanan artış, tarama programlarından beklenen sonuca engel oluşturmuştur. Bununla birlikte, servikal tarama programlarında karşılaşılan sorunların ortaya konması ve önemli kısmının çözülmesi ile gerçekleştirilen uygulamalarda bu hastalıktan ölüm oranında pek çok ülkede düşüş kaydedilmektedir. Sonuçlar tarama programına alınan kadın sayısı ile ilişkilidir. Batı ve kuzey Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır uygulanan servikal smear tarama programları genellikle veya 0 yaş üzeri kadınları kapsamakta ve 0 ya da yaşına kadar olan kadınlar program kapsamında değerlendirmeye alınmaktadır. Fransa daki uygulama ile - yaş arasındaki tarama programında incelen kadınların önemli bir bölümünde rahim ağzı kanseri veya öncü lezyonlarının saptandığı bildirilmektedir. İsveç te -0 yaş arası tüm kadınlardan servikal tarama programı kapsamında smear alınmaktadır. Kırk yıllık bir periyodda ülkede kanser oranında % lik bir düşüşten söz edilmektedir. Ülkemizde belli yaş gruplarında tüm kadınları kapsayan ulusal bir tarama programı henüz gerçeklik kazanmadıysa da, pilot bölgelerde ve populasyonlarda başarı ile uygulanmış ve uygulanmakta olan programlar mevcuttur. Uluslar arası kriterlere göre, hayatı boyunca herhangi bir dönemde veya halen seksüel aktif olan veya yaşına gelmiş tüm kadınlar yıllık muayene ve servikal smear testi yaptırmalıdır. Ayrıca 0 yaşın üzerinde olan ve kez ardışık yıllık normal muayene ve smear testi sonrasında, hekimin değerlendirmesi uyarınca kontrollerın daha uzun aralarla yapılabileceği belirtilmektedir. Sağlık Bakanlığı ülkemizde -0 yaş arası kadınların en az bir kez servikal smear incelemesi yaptırması gerektiğini bildirmektedir.

18 Eylül 00 Numune Gazetesi HABERLER Gebelik ve Nörolojik Hastalıklar Dr. ŞENAY ÖZBAKIR ANEAH. Nöroloji Kl. Şefi Dr. AYŞE PINAR TİTİZ ANEAH. Nöroloji Kl. Uzm. Dr. GEBELİK ve eşlik eden nörolojik problemlere genel olarak bakıldığında; gebe bir kadında eşlik eden hastalıkla ilişkili olarak tedavinin gebelik sürecinde devam ettirilip ettirilemeyeceği veya devam ettirilecekse hangi dozda ve nasıl devam ettirileceğinin belirlenmesi ve takibi oldukça önem kazanmaktadır. Çocuk Doğurma Potansiyeli Olan Kadınlar İçin Nörolojik Yaklaşım Son çalışmalarda gebelik planlayan tüm kadınlara günlük 0.mg folik asit alması önerilmektedir. Özellikle katı vejeteryanlara mutlaka vitamin desteği yapılmalıdır. Gebelik planlamakta olan kadınlara, öncesinde mutlaka alkol, sigara ve gebelikte kullanılamayacak olan ilaçları, fetus üzerine olacak olumsuz etkileri nedeniyle kullanmamaları gerektiği ifade edilmelidir. Nörolojik Hastalığı Olup Gebelik Planlamakta Olan Kadınların Değerlendirilmesi Nörolojik hastalığı olan bir kadın, gebelik öncesinde mutlaka jinekolog ve nörolog tarafından değerlendirilmelidir. Bu konsültasyonlarda hasta mutlaka, gebelik sırasında gelişebilecek riskli durumlar ve fetusta gelişebilecek olası teratojenik durumlar konusunda bilgilendirilmelidir. Gebeliğin Fizyolojisi Gebelik süresince bazı fizyolojik değişiklikler, nörolojik hastalığın kliniğinde değişiklik veya tedavide sorunlara yol açabilir. Gebelik süresince östrojen üretimi, progesteron düzeyleri, ekstrasellüler hacim, plazma hacmi, renal kan akımı, glomerüler filtrasyon hızı, kardiyak out-put artar, serum albümin düzeyi azalır. İlaç farmakokinetikleri bu değişikliklerden etkilenir. NÖROLOJİK HASTALIKLARIN GEBELİK DÖNEMİNDE SEYRİ Gebelik Döneminde Baş Ağrısı Gebelikte en sık görülen baş ağrısı tipi gerilim tipi baş ağrısıdır. Gerilim baş ağrısı, postpartum depresyonun da öncü belirtisi olabilmektedir. Gerekli olan hastalarda amitriptilin gibi trisiklik antidepresanlarla proflaksi yapılabilmektedir. Migren, sıklıkla genç kadınlarda ortaya çıkan bir tablodur. Gebelik planlama potansiyeli olan kadınların mutlaka bunu doktorları ile paylaşmaları gerekmektedir. Çünkü proflaktik ve atak tedavisinde kullanılan ilaçların özellikle gebeliğin erken dönemlerinde kullanılması halinde fetus üzerine olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Migrenli hastaların %0-0 inde gebelik döneminde spontan iyileşme gözlenebilmektedir. Bu iyileşme özellikle. ve. aylarda daha belirgin olmaktadır. Ancak bazen ilk migren atağını gebelik döneminde yaşayan hastalar da olabilmektedir. Genellikle bu durum ilk trimestrda ortaya çıkmaktadır. Migren öyküsü olmayıp yeni başlayan şiddetli baş ağrısı olan hastalarda ayırıcı tanıda mutlaka intrakranial kanama, temporal arterit, internal karotis diseksiyonu, serebral ven trombozu, PRES, menenjit ve pitüiter apopleksi akla gelmelidir. Baş ağrısı için kullanılan farmakolojik tedavi ajanları gebelik döneminde Nörolojik veya başka bir hastalığı olan bir kadın, gebe kalmayı planlıyorsa, öncesinde mutlaka ilgili doktorunu da bu konuda bilgilendirmeli ve tedavi planı bu şekilde tekrar gebeliğe uygun olarak gözden geçirilmelidir. mümkün olduğunca sınırlandırılmalı, hatta tamamen kısıtlanmalıdır. Akut ataklarda kullanımı kabul edilebilen ilaçlar asetaminofen, kafein ve opioidlerdir. Kafein, genellikle kafein aşırı tüketimi ve bağımlılığı olmayan kadınlarda migren ataklarında etkin olmaktadır. Şiddetli bir akut migren atağı ya da status migrenozusta intravenöz hidrasyon, antiemetik, analjezikler ve steroidler önerilmektedir. Gebelik Döneminde Epilepsi Epilepsi tek başına gebelik için kontrendikasyon oluşturacak bir tablo değildir. Ancak gebelik öncesinde nöbetler kontrol altına alınmalıdır. Gebelikte antiepileptik tedavinin (AED) takibi her hastanın kendisine özgü olmaktadır. Ancak AED almakta olan her hastaya gebelik öncesinde folik asit başlanması, konjenital malformasyonların önlenmesi açısından önemlidir. AED alan tüm epileptik kadınlara konsepsiyondan ay önce başlanarak gestasyonun. haftasına kadar - mg/gün folik asit verilmelidir. Epileptik kadınların %0 ı sağlıklı bebek sahibi olurlar. Ancak düşük, ölü doğum, prematürite, gelişme geriliği ve major malformasyonlar da çeşitli oranlarda görülebilmektedir. Gebelikte antiepileptik tedavi gözden geçirilip en düşük dozda monoterapi tercih edilmelidir. Gebelikte Serebrovasküler Hastalıklar Gebelikte gelişen serebrovasküler hastalıklar yüksek oranda fetal ve maternal morbidite veya mortaliteye yol açabilmektedir. İskemik strok, intrakraniyal kanama, serebral venöz tromboz en sık görülen tablolardır. İskemik Strok Embolik kalp hastalığı, SLE, antifosfolipit antikor sendromu ve diğer koagülopatiler, sezaryen ile doğum, gestasyonel hipertansiyon ve yaş üzeri olmak gestasyonel ve peripartum iskemik strok riskini artırır. Tanıda MRI ve MR anjiyografi kullanılır. Tedavide ikinci ve üçüncü trimestrda düşük doz aspirin (0-0 mg/gün) kullanılabilir. Heparin, plasentayı geçmemesi ve teratojenik etkisi olmaması nedeniyle tedavide kullanılmaktadır. Warfarin teratojenik olduğu için kullanılmaz, trombolitik tedavi önerilmez. İntrakraniyal Kanama Gebe kadında intraserebral kanama riski normal kadına göre. kat yüksektir. Kanamaların çoğu eklampsi ve preeklampsi ile ilişkilidir. Ayırıcı tanıda; kanama diyatezleri, kokain toksisitesi, bakteriyel endokardit, orak hücreli anemi, moya moya hastalığı, metastatik koryokarsinom düşünülmelidir. SAK, doğum ile ilişkili olmayan anne ölümlerinin en sık nedenidir. Serebral venöz tromboz Gebe hastalarda serebral ven trombozu (SVT), serebral infarkt veya hemorajilere oranla daha sık rastlanan bir strok tipidir. Genellikle doğum sonrası, en sık postpartum.-. günlerde görülmektedir. Baş ağrısı veya tutulan venöz alana ait olarak çeşitli nörolojik defisitler, davranış ve kişilik değişiklikleri, nöbetler şeklinde kendini gösterir. Bu tabloda en önemli klinik problem, baş ağrısıyla başvuran hastanın, kliniği kötüleşmeden önce bu tanının akla gelip teşhis edilmesidir. Tanıda beyin MRI ve MR venografi ilk seçilecek görüntüleme yöntemleridir. Gebelikle ilişkili SVT, gebelik dışında görülene oranla daha benign seyirlidir. Sezaryen yapılması ve yaş üzerinde olmak SVT açısından risk faktörleridir. Tedavi edilmezse strok tablosu ilerleyebilir, fonksiyon kaybı artabilir. Tedavisinde antikoagülan tedavi başlanıp doğum sonrasında warfarine geçilir Antifosfolipit antikor sendromu Gebeliğin genellikle. haftasından sonra; düşük, intrauterin (İU) gelişme geriliği, erken başlangıçlı preeklampsi, plasenta previa veya ölü doğum öyküsü olan, antifosfolipit antikoru + olan hastalara düşük doz Aspirin ve düşük molekül ağırlıklı heparin kombinasyonu önerilmektedir. Gebelik ve Multipl Skleroz Gebeliğin multipl skleroz (MS) seyrine etkisi değişkendir. MS de atak sayısı son trimesterde azalırken, doğum sonrası - ay boyunca artar. Postpartum atak oranı; gebelik öncesi atak sayısının yüksek olması, gebelik boyunca atak sayısının fazla olması ve gebeliğin başlangıcında özürlülüğün fazla olması ile ilişkilidir. Gebelik planlanıyor ise, proflakside kullanılan glatiramer asetat, IFN beta a, b, mitoksantron, metotreksat, natalizumabın tedavilerinin kesilmesi önerilir. Gebelikte ciddi relaps ortaya çıkarsa, kısa süreli kortikosteroid (KS) tedavi kullanılabilir. Ancak maternal KS kullanımı, neonatal adrenal supresyona ve buna bağlı olarak da mental - motor gelişme geriliğine yol açabilir. Gebelik ve Myastenia Gravis Myastenia gravis (MG), fertiliteyi etkilemez, oral konraseptifler MG li hastada güçsüzlük oluşturmaz. Anne adaylarına timektomiden yaklaşık yıl sonra gebelik planlanması önerilir. Azatiopurin teratojeniktir, gebelik düşünen kadınlarda kesilmesi önerilir. Siklofosfamidin gebelikte güvenilirliği kesin değildir. MG li kadınlarda prematüre doğum riski fazladır. Gebelikte ilaç metabolizmasının hızlı olması ilaç dozunun ve uygulama sıklığının arttırılmasını gerektirebilir. Kortikosteroidler gestasyonel diyabet ve preeklampsi riskini arttırabilir. IVIG gebelikte güvenle kullanılabilir. MG li gebelerde sezaryende sınırlı uyuşturma özellikle de lidokain tercih edilmelidir. Hasta antikolinesteraz ilaç kullanıyorsa, prokainin metabolizması yavaşlar ve etkisi öngörülemez. MG li kadınların yenidoğanlarında perinatal mortalite oranı % - dir. MG+ anne bebeğinde % 0-0 geçici neonatal MG gelişir. Çoğunda ilk gün içinde gelişirse de doğum sonrası güne kadar gelişebilir, - haftada iyileşir. Gebelik ve Kas Hastalıkları Miyotonik Distrofi Miyotoniler, gebeliğin ikinci trimestrında şiddetlenmektedir. Etkin olmayan uterus kasılmaları, erken doğum eylemi ve makat geliş doğum eylemi sıklıkla komplikasyonlara neden olur. Oksitosin, miyotonik hastalarda artmış kasılmalara neden olur. Genel anestezi yerine rejional anestezi tercih edilmelidir. Doğum sonrası ise hipotonik uterus disfonksiyonu, artmış postpartum kanamaya ve plasentanın uterusta kalmasına neden olabilmektedir. Miyotonik distrofili kadından doğan çocukların yarısı hastadır. Yenidoğanların çoğu hipotoniktir ve morbiditenin yüksek olduğu bildirilmiştir. İnflamatuar Miyopati Gebelik polimiyozit ve dermatomiyoziti aktive edebilir ya da kötüleştirebilir. %0 oranında İU ölüm olur, ancak yaşayanların gelişimi normaldir. Gebe kadınlarda immunsupresif tedavi önerilir. Gebelikte Uyku Bozuklukları Gebe kadınlar sıklıkla horlama, uykusuzluk ve gün boyunca uyuklamadan yakınmaktadırlar. Semptomların oluşmasında kilo kontrolünün, hormonal değişikliklerin, beslenme düzeninin ve nokturnal konforun etkili olduğu düşünülmektedir. İnsomni Sıklıkla ilk ve son trimestrda ortaya çıkar. İnsomniye yol açan etkenler sık idrara çıkma, alt bel ağrısı, gece krampları, fetus hareketleri ve huzursuz bacak sendromu veya uykuda periyodik ekstremite hareketleridir. RLS de dopamin agonistleri kullanılabilmektedir. Sleep apne Sıklıkla yaşlı erkeklerde görülen bir tablo olmasına rağmen gebelerde de görülebilmektedir. Yüksek sesle horlama özellikle son trimestrda ortaya çıkmaktadır. Kilo artışı ve ödemi fazla olan gebelerde daha sık rastlanmaktadır. Düzensiz soluk alıp verme uyku kalitesini de bozduğu için gün içinde uyuklamaya yol açmaktadır. Sleep apne, hipoksemi ve hava yolunun obstrüksiyonuna sekonder sempatik aktivasyonla hipertansiyon oluşmasına da yol açmaktadır. Tedavisinde nazal CPAP (nasal continuous positive airway pressure therapy) tedavisi uygulanmaktadır. Hipersomni İlk trimestrda hormonal değişikliklere, daha sonraki dönemde ise uyku konforundaki bozukluklar ve sleep apneye bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Tedavide kullanılan stimulanlar C kategorisinde ilaçlar oldukları için kullanımları güvenli değildir. Parasomni Uyurgezerlik, gece terörü gibi parasomnilerin gebelikte arttığı veya azaldığı ile ilgili çalışmalar birbiriyle çelişmektedir ve tam bir netlik yoktur. Ancak parasomni tedavisinde kullanılan benzodiazepinler yeterince güvenli olmadığı için, parasomnisi olan kadınlara gebelik planlama dönemi ve gebelik sonrası ilk trimestrda bu ilaçları kullanmamaları önerilmektedir.

19 Numune Gazetesi SUDOKU BULMACA Eylül 00 Sudoku uzakdoğudan dünyaya yayılmış bir zeka oyunudur. Bulmacadaki her satır, her sütun ve x lük her kutuya, den a kadar rakamlar yerleştirilecektir. Her satır, her sütun ve x lük kutu bölümlerinde den a kadar sayılar sadece defa kullanılabilir. ZOR ORTA KOLAY Numune Gazetesi Ağustos-Eylül 00 Yıl: Sayı: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adına Yayın Kurulu Başkanı Doç. Dr. Nurullah ZENGİN (Başhekim) Genel Yayın Yönetmeni Doç. Dr. Hürrem BODUR (Başhekim Yrd.) Haber Koordinatörü Uzm. Ecz. Aslıhan BEYAN Yayın Kurulu. Doç. Dr. Hürrem Bodur. Uzm. Ecz. Aslıhan Beyan. Doç. Dr. Celil Göçer. Dr. Abdulkadir Özbek. Elvan Salman (Baş Hemş.) Bilimsel Danışma Kurulu. ABAYLI Ekrem. AK Fikri. ALLI Nuran. ALTIPARMAK Emin. ATAN Ali. AVŞAR Fatih. AYDOĞDU Sinan. BALABAN Neriman. BELEN Ahmet Deniz 0. BİÇİMOĞLU Ali. BODUR (ÇOLAKOĞLU) Hatice. CENGİZ Ömer. COŞKUN Faruk. ÇETİNKAYA Mesut. DEDE Doğan. DERE Hacı Hüseyin. DİKMEN Bayazit. DİLBAZ Nesrin. DOKUZOĞUZ (KUT) Başak 0. ERDOĞAN Bülent. ERYILMAZ Adil. ESKİOĞLU Erdal. GÖĞÜŞ Nermin. GÖKA Erol. GÜÇTEKİN Ali. GÜL Ülker. GÜLER Serdar. GÜVENER Engin. HASIRİPİ Hikmet 0. HENGİRMEN Süleyman. KAMA Nuri Aydın. KARAASLAN Yaşar. KARADEMİR Mehmet Alp. KOCA Yüksel. KOÇ Mahmut. KOPARAL Salih Suha. KULAÇOĞLU Sezer. KURAL Gülcan. MEMİŞ Ali 0. ODABAŞ Ali Rıza. ÖZBAKIR Şenay. ÖZDEM Cafer. ÖZET Gülsüm Gülistan. ÖZKARA Adem. ÖZMEN Mehmet Mahir. PEKSOY İrfan. SAKINCI Ünal. SARAÇOĞLU Ömer Ferit. SEÇKİN (ERARSLAN) Selda 0. TABAK Abdullah Yalçın. TÜMÖZ Mehmet Ali. TÜMÖZ Mübeccel. UÇANER Ahmet. ULUSOY Feridun Vasfi. ÜNAL Adnan. YILDIRIMKAYA Mustafa Metin. YÜKSEL Enis Aysun Yayıncılık Matbaacılık Reklam İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aysun PALALI Genel Yayın Koordinatörü Cumali KÖKTAŞ Haber Merkezi Taşkın Palalı Ayça Gülşen Karahan Hukuk Danışmanı Av. Çiğdem Altınışık Mizanpaj AVEC Reklam Organizasyon Yayın Türü Yaygın Süreli Yayın Yönetim Adresi: Mahatma Gandi Caddesi No: 0/ G.O.P. / Çankaya ANKARA Tel: 0 00 Fax: 0 Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi : Tel: (0) Numune Gazetesi Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Ücretsizdir, para ile satılmaz. Numune Gazetesi nin tüm içeriği, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hazırlanmakta olan bir sağlık gazetesidir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ise reklam verene aittir. Numune Gazetesinde yayınlanan makale ve haberler kaynak belirtilmek suretiyle alıntı yapılabilir. Baskı: Başak Matbaacılık Tanıtım Hiz. Ltd. Şti. Anadolu Bulvarı No:/ Gimat-Yenimahalle Ankara Tel:0 (0.0.00)

20 Bilgiyle, Güvenle, Sağlıkla... YIL: SAYI: EYLÜL 00 SAĞLIK ALANINDA ÖNEMLİ TELEFONLAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hızır Acil Servis Sağlık Bakanlığı iletişim Merkezi (SABİM) TC Sağlık Bakanlığı 0 00 Ankara İl Sağlık Müdürlüğü (Rüzgarlı) 0 Kızılay Kan Merkezi 00 Hıfzısıhha Ulusal Zehir Merkezi (Ücretsiz ) Alo Yangın 0 Ellerimizi yıkamak neden bu kadar önemlidir? Hijyeni sağlamada en temel kural, ellerin doğru yöntem ile yıkanmasıdır. El yıkama, birey ve toplum sağlığının korunması açısından basit, ucuz, toplumun her kesimi tarafından uygulanabilir ve son derece etkili bir yöntemdir. ÇAĞDAŞ sağlık hizmeti anlayışı, öncelikle sağlığın koruması ve geliştirilmesini gerektirmektedir. Bu çerçevede ele alındığında, günümüzde toplumda hijyen uygulamalarının yaygınlaştırılması önemli bir koruyucu sağlık hizmeti olarak değerlendirilmektedir. Hijyen sözcüğü, sağlıklı ortamın korunması amacıyla her türlü hastalık etmeninin ortamdan uzaklaştırılması olarak tanımlanır. Kızılay a sadece km uzaklıkta General Zeki Doğan Mahallesi nde OTURMAYA HAZIR VEYA İNŞAATTAN SATILIK LÜX DAİRELER Kalite ve estetiğin birleşimden oluşan yatırıma uygun yaşam alanları... Konutlarımız belirli sayıdadır. Arayın fiyat avantajlarını konuşalım... Satış Ofisi: Süleyman Ayten Cad. No: / B PALALILAR inşaat& otomotiv Tel: (0) 0 Mamak - ANKARA Ellerimizi Neden Yıkamalıyız? Günlük yaşantımızda ellerimiz, çevre ile her türlü bağlantıyı sağlayan, bu nedenle de en fazla bakteri barındıran organımızdır. El yıkama, çok sıradan ve günlük bir iş olması nedeniyle, genellikle ihmal edilen bir konudur. Oysa ki, hem kendimizin hem de çevremizdekilerin sağlığını korumak ellerimizdedir. Çevre ile sürekli temas halinde olan ellerimiz yoluyla taşınan bakteriler basit bir soğuk algınlığından, SARS, hepatit A, Avian Influenza gibi öldürücü bir çok hastalığın gelişimine neden olabilmektedir. Özellikle sağlık personelinin elleri, mikroorganizmaların hastadan hastaya yayılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, yetersiz el hijyeni, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde halen yaygın olarak görülen hastane enfeksiyonlarına neden olan başlıca etmenler arasında yer almaktadır. Yüksek morbidite, mortalite ve tedavi maliyetine neden olan bu enfeksiyonlardan korunmaya yönelik tedbirlerin başında, yeterli el hijyeninin sağlanması gelir. Yeterli el hijyeni aynı zamanda, besin kaynaklı hastalıkların azaltılmasında, okullarda sıklıkla görülen gastroenteritler, dışkı ile bulaşan hastalıklar, parazit ve mantarların gelişiminin önlenmesinde de basit ancak en etkili koruma yöntemidir. Ellerimizi Ne Zaman Yıkamalıyız? Ellerimiz gün boyunca kirlenir. Bazı bakteriler, özellikle Staphylococcus ve Micrococcus türleri, gözenek, çizik, çatlak, kir ve kıllara sıkıca yapışmış vaziyette bulunurlar ve yağ ve ter salgıları özellikle toz ve kirle karışarak bakterilerin gelişmesi için uygun bir ortam oluştururlar. Bu nedenle, gün içerisinde sık sık ellerimizi yıkamalıyız. Eller;. Yemek hazırlamadan önce,. Yemek yemeden önce ve yemek yedikten sonra,. Hastaya temas etmeden önce ve hastaya temas ettikten sonra,. Tuvaleti kullandıktan sonra,. Çocukların altını değiştirdikten sonra,. Sigara içtikten sonra,. Steril eldiven kullanmadan önce ve eldiven kullandıktan sonra,. Pişmemiş gıdalara (özellikle kırmızı et, tavuk, balık, yumurta) temas ettikten sonra,. Üst solunum yolu sekresyonları ile temas ettikten sonra (hapşırma, öksürme vb.), 0. Bozulmuş gıda ve çöplere dokunduktan sonra,. Saçlar tarandıktan veya ellendikten sonra,. Toplumda ortak kullanılan araçların kullanımından sonra (toplu taşım araçları, para alış verişi, telefon vb). Kedi, köpek ve diğer tüm hayvanları elledikten sonra mutlaka doğru yöntemle yıkanmalıdır. Ellerimizi Nasıl Yıkamalıyız? El hijyeninde amaç; kimyasal ve fiziksel zararlıların ve enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların uzaklaştırılmasını sağlamaktır. Eller sadece su ile yıkandığında, mekanik etki ile görünür kir uzaklaştırılmakta ancak tam bir hijyen sağlanamamaktadır. Bu nedenle, el temizliğinde su ile birlikte sabun kullanılması gerekmektedir. Normal katı el sabunları ve sıvı sabunlar, meydana getirdikleri etkiler bakımından farklı olmamakla birlikte, katı sabunlar bulunduruldukları ortamlardan ve kullanan kişilerin kullanımdan sonra genellikle sabunları temizlemeden yerine koymalarından dolayı, kirlilik kaynağı olabilmektedir. Bu nedenle, özellikle toplu yaşanan yerlerde el temizliğinde sıvı sabunların kullanımı tercih edilmelidir. Etkin bir el hijyeni, her seferinde doğru yıkama tekniğinin uygulanması ile sağlanabilir. Sadece 0 saniyede uygulanabilecek doğru el yıkama tekniği ile, bulaşıcı ve salgın pek çok hastalığa karşı önlem alınabilir, kişisel ve toplum sağlığının korunmasına önemli bir katkı sağlanabilir. Gün içerisinde ellerinizi aşağıda belirtilen yöntemle sık sık yıkayınız.. Ellerinizi ılık veya dayanabileceğiniz kadar sıcak su ile ıslatın ve sabunu ellerimizin bütün yüzeylerine dağıtarak iyice köpürtün.. Ellerinizin her yerini (bilekler, avuç içleri, parmaklar, parmak araları, el sırtı ve tırnak içleri) en az 0 saniye kuvvetlice ovalayın.. Ellerinizi sabun ile ovaladıktan sonra iyice durulayın.. Özellikle halka açık yerlerde tek kullanımlık havlu kağıt ile ellerinizi kurulayın.. Ellerinizi kurutmak için kullandığınız kağıt havluyu musluğu kapatmak için kullanın ve çöp kutusuna atın. Kişisel ve toplum sağlığı açısından doğru el yıkama alışkanlığını kazanır ve çevremize de bu alışkanlığı aşılayabilirsek pek çok bulaşıcı hastalıklar ile besin kaynaklı hastalıkların önüne geçebilmek adına büyük bir adım atmış oluruz. Bu doğrultuda, Sağlık Bakanlığı tarafından toplumun doğru ve etkin el yıkama yönteminin önemi konusunda bilgilendirilmesi amacıyla, çeşitli çalışmalar sürdürülmektedir. Bu kapsamda, halka ve sağlık personeline yönelik geniş kapsamlı bir kampanya hazırlığı başlamıştır. Söz konusu kampanyada başta hastane çalışanları olmak üzere, toplu beslenme sistemlerinde çalışanlar, okul öncesi ve okul çağı çocukları hedef kitle olarak seçilmiştir.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler BESİNLER Yaşam için gerekli besin öğelerini sağlayan bitkisel ve hayvansal gıdalar BESİN olarak tanımlanır. Besinler, elde edildikleri kaynaklara göre iki gruba ayrılır: Süt, yumurta, peynir, et, tavuk,

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR? Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Gebelik öncesi ideal ağırlığında olan yetişkin kadınların ortalama 9-14 kg arasında (ayda 1-1,5kg)

Detaylı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı Dengeli Beslenme Yaşamımız boyunca sürekli büyürüz. Bebeklikten itibaren sağlıklı bir şekilde büyümek ve gelişmek için düzenli, dengeli ve yeterli beslenmemiz gerekir. Beslenmek yani yemek yemek günlük

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı Sporcu Beslenmesi Ve Makarna Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı BESLENME Genetik yapı PERFORMANS Fiziksel kondisyon Yaş Cinsiyet Yaş Enerji gereksinimi Vücut bileşimi

Detaylı

ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1. YETERLİ ve DENGELİ BESLENME. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ

ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1. YETERLİ ve DENGELİ BESLENME. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1 YETERLİ ve DENGELİ BESLENME PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ OKUL ÇAĞINDA BESLENME Okul çağı dönemi, büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu, besin

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler Besin Grupları Doğada çok çeşitli besinler bulunmakta ve her besinin besin öğesi bileşimi farklılık göstermektedir. Besin öğelerini tek bir besinle vücudumuza almamız imkansızdır. Besin öğelerinin dengeli

Detaylı

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? KALP DAMAR HASTALIĞI NEDİR? DAMARLAR NEDEN DARALIR? KALP DAMAR HASTALIĞININ BULGULARI RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR? KALP

Detaylı

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME Doğumdan itibaren büyüme ve gelişme, sağlıklı ve uzun bir yaşam için vücudumuza gerekli olan bütün maddeleri besinlerle alırız. Besin; yenilebilen ve yenildiğinde

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK; Fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. BESLENME; Büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken

Detaylı

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir.sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir.

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir. Doğru beslenme için karbonhidrat, yağ ve proteinler belirli oranlarda belirli miktarlarda düzenli olarak alınmalıdır. Alınan kalori verilen kaloriden fazla olduğu zaman kilo alımı başlar. Her gün yenilen

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI YETERLİ VE DENGELİ BESLENME Beslenme; insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin vücuda alınıp kullanılabilmesidir.

Detaylı

neden az yağlı az kolesterollü diyet?

neden az yağlı az kolesterollü diyet? neden az yağlı az kolesterollü diyet? DYT-YRD07 Rev / 2 Yürürlük Tarihi / 30.12.2005 Rev Tarihi / 17.18.2012 neden az yağlı az kolesterollü diyet? Kolesterol insan vücudunda doğal olarak bulunan yağa benzer

Detaylı

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ Dr. Dyt. Cemile İdiz Ne yemeliyim? DİYABET Tatlı meyve yeme!! Limon şekeri düşürür

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI Ekmek, diğer tahıllar ve patates Meyve ve sebzeler Et, balık ve alternatifleri Yağ ve şeker oranı yüksek yiyecek ve içecekler Süt ve süt ürünleri Sağlıklı beslenme tabağı insanların

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin Bu yayın, FSA nın (Food Standards Agency) izniyle tercüme edilmiştir. Bu kitapçık, bir GAV yayınıdır. GAV Yayın No:

Detaylı

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME Beslenme Yetersizliğine Bağlı Sorunlar 1 PROTEİN ENERJİ YETERSİZLİĞİ Büyüme ve gelişme için gerekli olan enerji, protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasına

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ Dünya da bir yanda obeziteyle mücadele yapılırken diğer tarafta açlıktan ölme noktasına gelen insanlara

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

İngiliz doktorlar daha sağlıklı olmak isteyenler için 30 öneri getiriyor.

İngiliz doktorlar daha sağlıklı olmak isteyenler için 30 öneri getiriyor. İngiliz doktorlar daha sağlıklı olmak isteyenler için 30 öneri getiriyor. The Independent gazetesinde yayınlanan sağlık ipuçları listesinde günde bir diş sarımsak yemek, sık sık balık tüketmek, kansere

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME Besinlerle alınan enerjinin başlıca kaynağı olan besin öğeleri proteinler, karbonhidratlar ve yağlardır. Enerji gereksinimi ne olursa olsun, günlük alınan

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Kanser Hastalarında Beslenme

Kanser Hastalarında Beslenme Kanser Hastalarında Beslenme Tedavi Öncesi, Tedavi Süresince ve Tedavi Sonrası Beslenme İpuçları Uzm.Dyt.Elvan YILMAZ AKYÜZ Hedefler Sağlıklı kiloyu korumak Vücudun onarımını ve tedavisini sağlayan sağlıklı

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

BESLENME İSTANBUL İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ

BESLENME İSTANBUL İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ BESLENME İSTANBUL İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 SUNU PLANI Sağlıklı ve dengeli beslenme Temel besin öğeleri ve grupları Öğün içerikleri: Kahvaltı Fast-food ve zararları Çocuğunuzun beslenme çantası

Detaylı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebek beslenmesinde 0-3 yaş arası kritik bir dönemdir. Bu dönemde annelerin her konuda olduğu gibi beslenme konusunda bebekleri için mümkün olan en 1 / 7 iyi

Detaylı

Okul Hastalık Getirmesin!

Okul Hastalık Getirmesin! On5yirmi5.com Okul Hastalık Getirmesin! Veliler dikkat! Okulların açılması ve havaların soğumasıyla çocuklarda görülen hastalıklar da artıyor. Yayın Tarihi : 14 Eylül 2010 Salı (oluşturma : 11/21/2015)

Detaylı

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ KOAH VE EGZERSİZ KOAH kalıcı nefes darlığı ile kendini gösteren, geri dönüşü olmayan bir akciğer hastalığıdır. Sigara ve cevre kirliliği gibi faktörlerin etkisiyle hasta sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

DOĞA OKULLARI OKUL MENÜSÜ KILAVUZU

DOĞA OKULLARI OKUL MENÜSÜ KILAVUZU DOĞA OKULLARI OKUL MENÜSÜ KILAVUZU EKİM 2015 İÇİNDEKİLER 1. GİRİŞ 2. BENİM TABAĞIM KONSEPTİ 3. BESİN GRUPLARI 4. MENÜ KILAVUZU a. ARA ÖĞÜNLER b. ANA ÖĞÜNLER c. SALATA BAR 5. MENÜNÜN YAĞ VE ŞEKER İÇERİĞİ

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin EKMEK İSRAFI Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin verilen katkı maddeleri ilave edilip bu karışımın

Detaylı

Diyabette Beslenme. Diyabet

Diyabette Beslenme. Diyabet Diyabette Beslenme Diyabet BR.HLİ.044 Diyabet Hastası Nasıl Beslenmeli? Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, düzenli beslenme programı gerektirir. Düzenli ve bilinçli bir beslenme

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ADSIZ SEDAT SEZGİN ORTAOKULU OBEZİTE VE BESLENME KONULU BİLGİLENDİRME ÇALIŞMASI

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ADSIZ SEDAT SEZGİN ORTAOKULU OBEZİTE VE BESLENME KONULU BİLGİLENDİRME ÇALIŞMASI 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ADSIZ SEDAT SEZGİN ORTAOKULU OBEZİTE VE BESLENME KONULU BİLGİLENDİRME ÇALIŞMASI İLKÖĞRETİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARDA OBEZİTE VE BESLENME Obezite vücut ağırlığının ve vücuttaki

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME

KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME Kalp hastalıkları deyince; kalp ve kan damarlarına ilişkin hastalıklar aklımıza gelmektedir. Damar sertliği; Atardamar duvarının kalınlaşmasıdır. Yavaş seyreden ilerleyici

Detaylı

Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm

Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm Bölüm 24 Astım ve Beslenme Dr. Alpaslan TANOĞLU ve Dr. Mustafa DİNÇ Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm dünya yüzeyinde, son 50 yılda büyük bir

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

DiYABET VE BESLENME N M.-

DiYABET VE BESLENME N M.- DiYABET VE BESLENME Diyabet tedavisinin amacı;kan şekeri kontrolünü sağlayarak diyabetin seyrinde gelişebilecek bozuklukları (komplikasyonları) önlemek veya geciktirmek; böylece yaşam kalitenizi yükseltmektir.

Detaylı

YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK. MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı

YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK. MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı Yaşlanma her canlıda görülen ve vücutta değişiklik yapan bir süreçtir Herkes bir gün yaşlanacaktır

Detaylı

Gebelikte Beslenme Vitaminler

Gebelikte Beslenme Vitaminler Gebelik döneminizde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ FR-HYE-04-719-41

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ FR-HYE-04-719-41 FR-HYE-04-719-41 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ Hazırlayan AD/BD/Birim(ler): Beslenme ve Diyet Birimi Sayfa 1 / 7 İlk yayın tarihi: 01.05.2007

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

AĠLEM VE BEN BESLENME (TEMEL BESĠN GRUPLARI) YAZAN: MERAL ġahġn

AĠLEM VE BEN BESLENME (TEMEL BESĠN GRUPLARI) YAZAN: MERAL ġahġn AĠLEM VE BEN BESLENME (TEMEL BESĠN GRUPLARI) YAZAN: MERAL ġahġn Geçen sayıda beslenme konusuna genel bir giriş yaparak besin öğeleri hakkında bilgiler vermiştim. Bu sayıda ise temel besin grupları ve doğru

Detaylı

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu çeşitli yağ tipleri kolesterol, trigliserid, LDL-kolestroldür.

Detaylı

BESLENME. Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Şenay GÖRÜCÜ YILMAZ

BESLENME. Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Şenay GÖRÜCÜ YILMAZ BESLENME Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Şenay GÖRÜCÜ YILMAZ 2 SAĞLIKLI BESLENME O Beslenme, O Yeterli ve dengeli beslenme O Besin O Besin öğeleri 3 İnsanlar neden yemek yer? Beslenme; İnsanın büyümesi, gelişmesi,

Detaylı

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME 1 MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ 2 3 YAŞAM BEBEKLİK ÇOCUKLUK

Detaylı

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma Gıdalar ve Güzellik Besinlerin dengeli bir şekilde tüketilmesi cildin sağlıklı bir görünüme sahip olmasını sağlar. Aşağıda cilt sağlığına katkıları olan besinler ve içerdikleri vitaminler ile mineraller

Detaylı

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup normal yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan, yiyecekler içerisinde doğal olarak bulunan basit yapılı bileşiklerdir. VİTAMİNLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ=)

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ Bu sunu Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hayatboyu Öğrenme Programı Grundtvig Öğrenme Ortaklığı Projesi kapsamında düzenlenen Eğitim Toplantıları için hazırlanmıştır.

Detaylı

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum...

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Ha4ada 2-3 defa kabızlığım oluyor... Kabız olduğumda fissür/hemoroid şikayetlerim

Detaylı

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein,

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, karbonhidrat, yağ ve enerji ihtiyacınızı karşılayacaktır. * Bu

Detaylı

Yağlar ve Proteinler

Yağlar ve Proteinler Yağlar ve Proteinler Yağlar Yağlar, yağ asitleri ve gliserolden oluşmuş organik bileşiklerdir. Yağlar en ekonomik enerji kaynaklarıdır. Yağlar aynı miktardaki karbonhidrat ve proteinlerin iki katından

Detaylı

ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği

ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği Diyabet Nedir? Önce Hastalığımızı Tanıyalım! Şeker Glikoz Karbonhidrat! İnsülin!

Detaylı

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600 İki veciz söz s Diyabet ve komplikasyonlarıyla yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. r. Lao Tzu MÖ 600 Şeker Hastalığı; Ülkemizde;

Detaylı

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. HİPERTANSİYON Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek tansiyon (hipertansiyon) nedir? Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon

Detaylı

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ Bu sunu Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hayatboyu Öğrenme Programı Grundtvig Öğrenme Ortaklığı Projesi kapsamında düzenlenen Eğitim Toplantıları için hazırlanmıştır.

Detaylı

Besin Gidaların Yararı ve Zararı

Besin Gidaların Yararı ve Zararı Besin Gidaların Yararı ve Zararı Yiyip içtiklerinizin sağlığınızı nasıl etkilediğini, ömrünüzü uzatıp uzatmadığını ya da sizi yavaş yavaş öldürüp öldürmediğini merak ediyormusunuz. Yiyeceklerin eksi ve

Detaylı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HASTA BİLGİLENDİRME FORMU HİPERLİPİDEMİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini

Detaylı

Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım

Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım http:www.babycentre.co.uk/midwives 10 steps to a healthy pregnancy (Turkish) Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım 1. Hamilelik sürecini erkenden planlayın ve organize edin! 2. Sağlıklı

Detaylı

BESLENME VE SPOR. E.Ü.T.F Hastanesi Başdiyetisyeni Dilay Çopuroğlu

BESLENME VE SPOR. E.Ü.T.F Hastanesi Başdiyetisyeni Dilay Çopuroğlu BESLENME VE SPOR E.Ü.T.F Hastanesi Başdiyetisyeni Dilay Çopuroğlu BESLENME VE SPOR Yeterli ve dengeli beslenmenin bir sporcunun başarısını garanti etmediği ancak yetersiz ve dengesiz beslenmenin bazı sağlık

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi KALP KRİZİ Kalp krizi (miyokard

Detaylı

KULLANMA TALĐMATI. MEGACE 160 mg tablet Ağız yoluyla alınır.

KULLANMA TALĐMATI. MEGACE 160 mg tablet Ağız yoluyla alınır. KULLANMA TALĐMATI MEGACE 160 mg tablet Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: Her bir tablet 160 mg megestrol asetat içerir. Yardımcı maddeler: Laktoz monohidrat, mikrokristalize selüloz, kolloidal silikon

Detaylı

ailesinden ilk kez uzun saatler ayrıldığı ve çevresi ile iletişiminin arttığı bir dönemdir.

ailesinden ilk kez uzun saatler ayrıldığı ve çevresi ile iletişiminin arttığı bir dönemdir. Sağlıklı Bir Beslenme Çantası İçin... Sürekli büyüme ve gelişme süreci içinde olan çocuklar, beslenme yetersizliklerinden doğrudan olumsuz etkileniyor. İSTANBUL - İlkokul çağı, çocuğun ailesinden ilk kez

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir.

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir. KANSER HASTALARINDA BESLENME DESTEĞİ Dengeli ve sağlıklı beslenme sadece tedavi gören kanser hastaları için değil tedavi sonrası süreçte de sağlıklı yaşamı oluşturan önemli unsurlardan biridir. Kanser

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ DİABETLİ HASTALAR İÇİN BESLENME KILAVUZU FR-HYE-04-719-02

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ DİABETLİ HASTALAR İÇİN BESLENME KILAVUZU FR-HYE-04-719-02 FR-HYE-04-719-02 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ DİABETLİ HASTALAR İÇİN BESLENME KILAVUZU Hazırlayan AD/BD/Birim(ler):Beslenme ve DiyetBirimi Sayfa 1 / 10 İlkyayın tarihi:

Detaylı

Güçlü bir kas sistemi, beyin ve kalp için kuruyemiş tüketin!

Güçlü bir kas sistemi, beyin ve kalp için kuruyemiş tüketin! Güçlü bir kas sistemi, beyin ve kalp için kuruyemiş tüketin! Her anlamda güçlü olmak ne kadar önemli aslında. Güçlü bir kas sistemi, güçlü bir beyin, güçlü bir kalp, güçlü saçlar, kendini iyi hissetmek

Detaylı

Uzm.Dyt. Rukiye BOZBULUT GAZİ ÜN. TIP FAK. HASTANESİ ÇOCUK ENDOKRİNOLOJİ BİLİM DALI

Uzm.Dyt. Rukiye BOZBULUT GAZİ ÜN. TIP FAK. HASTANESİ ÇOCUK ENDOKRİNOLOJİ BİLİM DALI Uzm.Dyt. Rukiye BOZBULUT GAZİ ÜN. TIP FAK. HASTANESİ ÇOCUK ENDOKRİNOLOJİ BİLİM DALI OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARINDA BESLENME YETERLİ VE DENGELİ BESLENME Karın doyurmak yada açlık duygusunu bastırmak değildir. Sevilen

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

Sağlık deposu meyveler

Sağlık deposu meyveler Yaz Mevsiminde Sağlığın Anahtarı: Yaz Meyveleri Meyveler, sağlık için ne kadar önemli olduğunun bilinmesine rağmen; pek çok kişi tarafından yeterli miktarlarda tüketilemiyor. Yaz ayları ise meyve çeşitliliği

Detaylı

MÜSABAKA VEYA ANTRENMAN ÖNCESİ, SIRASI VE SONRASINDA SPORCU BESLENMESİ

MÜSABAKA VEYA ANTRENMAN ÖNCESİ, SIRASI VE SONRASINDA SPORCU BESLENMESİ MÜSABAKA VEYA ANTRENMAN ÖNCESİ, SIRASI VE SONRASINDA SPORCU BESLENMESİ Sporcuların performansını etkileyen faktörlerden genetik yapı, uygun antrenmanın yanında beslenmeleri de son derece önem taşımaktadır.

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRıZINDE ILK MÜDAHALE Kalp krizi tıbbi bir acil durumdur. Erken tanı ve hızlı tedavi oldukça hayati

Detaylı

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ?

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı