Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""

Transkript

1

2

3

4

5

6

7 Derleme / Review 1 DO I: /MMJ Pediatri Perspektifinden Çocuklarda Konuşma ve Dil Gecikmesine Yaklaşım Approach to Speech and Language Delay in Children from the Perspective of Pediatrics Sinan Mahir KAYIRAN 1, Seda Atilla ŞAHİN 1, Sena CURE 2 1 Pediatri Kliniği, Amerikan Hastanesi, İstanbul, Türkiye 2 Psikoloji Anabilim Dalı, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, Koç Üniversitesi, İstanbul, Türkiye Özet Sağlam çocuk vizitlerinde, genellikle pediatristler fiziksel incelemeye odaklandığından, konuşma ve dil gecikmesi ihmal edilebilmektedir. Konuşma ve dil gecikmesi genetik, emosyonel, nöropsikiyatrik nedenlerle ya da idiopatik olabilir. Ülkemizdeki prevelans bilimsel çalışmalarla ortaya konulmamıştır. Konuşma ve dil gecikmesinden şüphelenildiğinde, pediatrist bu durumu aile ile tartışmalı ve gerekli gördüğünde bir konuşma terapistine yönlendirmelidir. Bu derlemede, konu pediatri perspektifinden, bir pediatristin bilmesi gerekenler yönüyle tartışılmıştır. (Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2012;25:1-4) Anah tar Ke li me ler: Konuşma, Dil, Gecikme, Çocuk Abstract During well-child visits, as pediatricians generally focus on physical examination, speech and language delay may be ignored. Speech and language delay is associated with genetic, emotional, neuropsychiatric or idiopathic causes. The prevelance in our country has not been established. When speech and language delay is suspected, the pediatrician should discuss this concern with the family and, if required, refer the child to a speech-language therapist. In this review, the issue is discussed from the perspective of pediatrics and what a pediatrician needs to know. (Marmara Medical Journal 2012;25:1-4) Key Words: Speech, Language, Delay, Child Gi riş Sağlam çocuk izleminde pediatristler genellikle fiziksel sorunlar üzerine yoğunlaştığından, dil ve konuşma bozuklukları aile tarafından bir yakınma olmadıkça çoğunlukla atlanabilmektedir. Ülkemizde nasılsa konuşur, babası da geç konuşmuştu gibi pek de önemsenmeyen bu sorun esasında son zamanlarda ayrı bir dal olarak kendini gösteren gelişimsel pediatrinin ana konularından birisini teşkil etmektedir. Dil ve konuşma gecikmesi idiopatik, nörolojik, genetik, duyusal veya nöropsikiyatrik nedenler sonucu da görülebilir. Ülkemizde dil ve konuşma gecikmesi prevelansı bilinmemektedir. Ancak dünyanın farklı ülkelerinde 2-7 yaş arasındaki çocuklarda prevelans %2-9 olarak bildirilmektedir 1-6. Dil ve konuşma gecikmesinin uzun dönemde akademik performansı etkilediği bilinmektedir. Erken dönem dil ve konuşma terapisi çocukların gelişim eğrisini değiştirebilmektedir. Bu derlemede, dil ve konuşma gecikmesi ile ilgili sorunlara pediatri perspektifinden yaklaşılmıştır. Normal Gelişim Dil ve konuşma birbirinden farklı iki olgudur. Dil kendi içinde algı ve ifade olarak ikiye ayrılır. Algı söylenenlerin ve yazılanların anlamlandırılması ile ilgilidir. İfade ise duygu ve düşüncelerin sözel ve yazılı aktarımı için hedef kelimelerin seçilmesini, dilbilgisi kurallarına uyulmasını içerir. Ayrıca, uygun pragmatik öğelerin kullanımı da (göz kontağı, sohbet sırasına uyulması vs.) dilin bir parçasıdır. İletişim/Correspondence to: Dr. Sinan Mahir Kayıran, Pediatri Kliniği, Amerikan Hastanesi, Nişantaşı, İstanbul, Türkiye E-pos ta: Başvuru Tarihi/Submitted: Ka bul Ta ri hi/ac cep ted: Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Der gi si, Ga le nos Ya yı ne vi ta ra fın dan ba sıl mış tır. / Marmara Medical Journal, Pub lis hed by Ga le nos Pub lis hing.

8 2 Kayıran ve ark. Çocuklarda Konuşma ve Dil Gecikmesi Marmara Medical Journal 2012;25:1-4 Konuşma, fiziksel olarak sözel ifade eylemini kapsar. Konuşma ilgili organların koordinasyonu ile gerçekleşir. Seslerin artiküle edilmesi, ses kalitesi, ve akıcılık konuşma ile ilgili kavramlardır 7,8. Dil gelişimi belli gelişim basamaklarını takip eder (Tablo I). Algı ve ifadeye zaman geçtikçe yeni kazanımlar eklenir. Altı aylık bebeklerin gözleri ile sesleri takip etmeleri beklenirken, dokuz aylık bebeklerin seslere dönüp bakmaları, kendileri ile konuşulduğunda dinlemeleri ve sık kullanılan nesnelerin isimlerini tanımaları beklenir. Birinci yaşına girmiş bebeklerin tek kademeli yönergeleri yerine getirmeleri beklenmektedir. On sekiz aylık bebeklerin, sorulduğunda en az bir vücut kısmına işaret edebilmeleri beklenir. Yirmi dört ayını tamamlamış çocukların ise Tablo I. Dil ve Konuşma Gelişim Basamakları Yaş Algı İfade 6 ay Sesleri gözü ile takip eder Güler. Agular. Babıldar-aynı heceleri biraraya getirir ma-ma, ba-ba gibi. Memnuniyet ve memnuniyetsizliğini sesi ile ifade eder. 9 ay Seslere dönüp bakar Babıldar kısa ve uzun Kendisi ile konuşulduğunda heceleri biraraya getirir dinler. Sık kullanilan nesnelerin isimlerini tanır (kitap, bardak vs.) ta-ta, di-di-di gibi. Beden dilini kullanır (parmakla işaret etmek gibi). El sallar. 12 ay Tek kademeli yönergeleri Babıldar. yerine getirir Sesleri taklit eder. Cok net olmasa da bir veya birkaç kelime söyleyebilir. El sallar. 18 ay Sorulduğunda en az bir 3-20 kelimesi vardır. vücut kısmına işaret edebilir Kelime dağarcığı isimlerden oluşur. Sesleri biraraya getirerek jest ve mimiklerle iletişim kurabilir. 2 yaş Basit yönergeleri Iki kelimeyi biraraya ipucu, jest, mimik olmadan getirebilir (anne, su vs.) yerine getirir Sesleri ve sözcükleri Kitaptaki resimleri taklit eder. sorulduğunda gösterebilir Basit hikayeleri, şarkıları dinler Sorulduğunda birkaç vücut kısmına işaret edebilir 3 yaş- Basit kim, ne, Aile dışındaki kişiler de 4 yaş nerede ve neden konuşmasını anlayabilir. sorularını cevaplayabilir Dört veya daha fazla kelimeden oluşan cümleler kurabilir. basit yönergeleri yerine getirmeleri, kitaptaki resimleri sorulduğunda gösterebilmeleri, basit hikayeleri, şarkıları dinlemeleri ve birkaç vücut kısmını gösterebilmeleri beklenir. Üçdört yaş arası çocukların ise kim, ne, nerede ve neden sorularını cevaplayabilmeleri beklenir İfade de algı gibi belli basamakların takip edilmesi ile gelişir. Altı aylıkken bebeklerin gülmeleri, agulamaları, babıldamaya başlamaları (aynı heceleri biraraya getirmeleri ma-ma, ba-ba gibi), memnuniyet ve memnuniyetsizliklerini sesleri ile ifade etmeleri beklenir. Dokuzuncu ayda babıldamanın çeşitlenmesi (uzun, kısa ve farklı hecelerin biraraya gelmesi gibi) ve beden dili kullanımı gözlenir. Birinci yaşın dolması ile, babıldamanın, sesleri taklit etmeye çalışmanın, net olmasa da bir veya birkaç kelime söylemenin ve beden dili kullanımının gözlenmesi beklenir. Bir buçuk yaşında ise 3-20 kelimenin dağarcığa eklenmiş olması, kelimelerin çoğunun isimlerden oluşması ve jest ile mimiklere sesleri katarak iletişim kurulması beklenir. İki yaşındaki çocukların iki kelimeyi biraraya getiriyor olmaları ve ses ile sözcükleri taklit ediyor olmaları gerekir. Üç-dört yaşları arasında konuşmanın aile dışındaki kişiler tarafından da anlaşılır olması, dört ve daha fazla kelimeden oluşan cümleler kuruyor olmaları beklenir 6,9-11. Gecikmenin Nedenleri Yukarıda bahsedilen dil ve konuşma gelişim basamaklarının takip edilemediği durumlarda kapsamlı bir değerlendirme yapılması gereklidir 8. Dil ve konuşma gecikmesinin genetik (Down sendromu, yarık damak, Fragile-X vs.), işitsel, nörolojik (çocukluk apraksisi, serebral palsi, dizartri vs.) veya nöropsikiyatrik (otizm) gibi sebepleri olabilir. Bu gibi nedenlerden ötürü görülen dil ve konuşma gecikmesine ikincil dil ve konuşma problemleri denilmektedir 2. Bu tür hastalıklar farklı zamanlarda teşhis edilebilirler. Örneğin, sağırlık ve belirgin fiziksel özellikler içeren sendromlar (Down sendromu gibi) daha erken teşhis edilebilir. Ancak semptomları daha geç ortaya çıkan bozukluklar (otizm gibi) daha geç teşhis edilebilir 12. Düşük gelirli ailelerde bu bozuklukların teşhis edilmesi daha da geç olabilir 13. Dil ve konuşma gecikmesi genetik, işitsel, nörolojik veya nöropsikiyatrik bir bozukluğun sonucu olabileceği gibi, herhangi bir nedene bağlı olmaksızın da ortaya çıkabilir. Primer dil ve konuşma problemlerinin nedeni konusunda fikir birliğine varılmamış olsa da, bazı risk faktörleri belirtilmiştir. Cinsiyet, bir risk faktörü olarak bilinmektedir 6,14. Erkeklerde kızlara oranla dil ve konuşma gecikmesi görülmesi riski üç kat fazladır. Ayrıca, ailede konuşma gecikmesi yaşamış bireylerin olması bu riski iki katına çıkarmaktadır 15. Bir diğer risk faktörü ise düşük doğum ağırlığı ve erken doğum olarak belirlenmiştir. İdeal doğum ağırlıklarının %85 inden daha düşük ağırlıkla doğan çocuklarda veya 37 getsyonel haftadan erken doğan çocuklarda dil ve konuşma gecikmesi riski iki kat fazladır 16. Dil ve konuşma gelişiminde gecikmeye sebep olan bir diğer faktör ise elektronik medyadır. Televizyon, bilgisayar, internet, playstation vb. teknolojilerin yoğunlaştığı elektronik ortamda yetişen çocuklar, gerek kendi yaşıtları gerekse aile içi iletişimin azalmasına bağlı olarak giderek daha geç konuşmaya başlamaktadırlar 17. Özellikle iki yaş öncesi çocukların dil ve konuşma gelişimini olumsuz etkilediği için televizyon izlemeleri önerilmemektedir 18.

9 Marmara Medical Journal 2012;25:1-4 Kayıran ve ark. Çocuklarda Konuşma ve Dil Gecikmesi 3 İşitme veya nörolojik bozukluğu olan sendromik çocuklarda dil ve konuşma gecikmesi beklentisi olduğundan erken dönemde uygun yaklaşım yapılabilir. Ancak, yukarıda da bahsedildiği gibi, herhangi bir sendrom veya anomali olmaksızın da dil ve konuşma gecikmesi gözlenebilir. Böyle durumlarda, çocuk gelişim basamaklarına ulaşamadıkça ailede endişe başlar; bilgi toplama, başkaları ile konuşma, kendiliğinden geçmesini bekleme ya da çevresel öneriler dikkate alınarak konuşma gecikmesinin teşhisi ve gerekli tedavinin başlatılması ötelenebilmektedir 19. Gecikmenin Temel Belirtileri Nelerdir? Ne zaman konuşma terapistine yönlendirilmelidir? Dil gelişim aşamasında dil ve konuşma değerlendirmesi gerektiren bazı işaretlere dikkat etmek gerekir (Tablo II). Dokuz aylık bebeklerde babıldama olmaması, sessiz harflerin kısıtlı kullanılması ve ağırlıklı olarak sesli harfler ile babıldamanın gerçekleşmesi bir risk faktörüdür. On iki aylık bebeklerde işaret etme ve jestlerin görülmemesi de değerlendirme gerektiğine işarettir. On beş aylıkken en az üç kelimenin olmaması ve ebeveyn sorduğunda 5-10 nesneye veya kişiye bakılmaması da bir risk faktörüdür. On sekiz aylıkken anne, baba ve başka isimler kullanılmıyorsa ve tek kademeli basit yönergeler yerine getirilmiyorsa değerlendirme gerekmektedir. İki yaşındaki bir Tablo I. Dil ve Konuşma Değerlendirmesi Gerektiren İşaretler Yaş Algı İfade 9 ay Babıldama yok veya sessiz harfler kısıtlı sesli harflerle babıldama. 12 ay İşaret etme yok, jest yok. 15 ay Ebeveynin sorduğu 5-10 En az üç kelimesi yok. nesneye veya kişiye bakmıyor. 18 ay Tek kademeli yönergeleri Anne, Baba ve yerine getirmiyor. başka isimler yok. 2 yaş İstek üzerine resimlere veya En az 25 kelimesi yok vücut kısımlarına işaret etmiyor. Beden dili ile iletişim kuruyor, buna ses eşlik etmiyor 2,5 yaş Sorulara söz ile veya baş Iki kelimeyi biraraya sallama yoluyla yanıt vermiyor. getirmiyor. İsim ve yüklem kombinasyonları yapmıyor. 3 yaş Edat ve yüklemleri anlamıyor. En az 200 kelimesi yok. İki kademeli yönergeleri İsteklerini isimleri yerine getirmiyor ile belirtmiyor. Sorulara cevap olarak birkaç sözcükten oluşan ifadeleri tekrarlıyor (ekolali). Herhangi Kazanımlarını bir yaşta kaybediyor, geriye gidiş gözleniyor. çocuğun en az 25 kelimesi yok ise, beden dili ile kurduğu iletişime sesi ile eşlik etmiyorsa ve istek üzerine resimlere veya vücut kısımlarına işaret etmiyorsa bir dil ve konuşma terapistinin görüşüne başvurulmalıdır. İki buçuk yaşında iki kelimeyi biraraya getirip özne ve yüklem kombinasyonları yapmıyorsa ve sorulara söz veya baş sallama yolu ile yanıt vermiyorsa da değerlendirmeye başvurulmalıdır. Üç yaşındayken en az 200 kelime kullanmıyor, isteklerini isimleri ile ifade etmiyor, sorulara yanıt olarak birkaç sözcükten oluşan kalıpları tekrarlıyor (ekolali), edat ve yüklemleri anlamıyor ve iki kademeli yönergeleri yerine getiremiyorsa, herhangi bir yaşta kazanımlar kaybediliyor ve geriye gidiş gözleniyorsa da zaman geçirmeden dil ve konuşma tearapistine yönlendirilmelidir 20,21. Çift dilli yetişen çocuklarda iki dilin birbirine karıştırılması gözlenebilir ama bu durum dil gelişimi arttıkça azalır. Çift dilli çocukların tek dille yetişenlere oranla kavramsal esneklik açısından daha avantajlı olduğu düşünülmektedir 22. Çift dilli çocukların aynı anlama gelen farklı kelimeler kullandığı göz önüne alındığında, çift dilli ve tek dilli çocukların toplam kelime dağarcığının benzer olduğu gözlenir 23. Çift dilli çocuklar genellikle beş yaş civarında her iki dilde de yetkin olurlar 24. Çift dillilik primer dilde zorluk gözlenmiyor ise genellikle değerlendirme için bir neden değildir 8,25. Dil gecikmesi gözlendiğinde kendiliğinden geçmesini beklemek erken müdahalenin katkılarını önleyebilir. Dil gecikmesi yaşayan çocuklar okul çağında da dil bozuklukları yaşama riskine sahiptir 26,27. Araştırmalar iki beş yaş arası dil bozukluğu yaşayan cocukların okul çağında okuma ile ilgili zorluklarla karşılaştıklarını göstermektedir 28,29. Özellikle ailede dil gecikmesi olanlar, hem algıda hem ifadede gecikmesi olanlar ile jest ve mimikleri sınırlı veya hiç kullanmayan çocuklar ileride olası dil bozuklukları için (okuma, yazma, işitsel algı ve sözel ifade) risk altındadır 30. Dil ve konuşma gecikmesi yaşayan çocukların uzun dönemli izlemlerinde, yedi yaşındaki çocukların dil ve konuşma gecikmesi yaşamamış akranlarına oranla kelime dağarcığı, sözdizim ve dilbilgisi açısından daha düşük performans sergiledikleri ortaya çıkmıştır 31. Bir diğer araştırma sonucuna göre, sekiz ve dokuz yaşlarında bu çocukların akranları ile kıyaslandığında kelime dağarcığı, dilbilgisi, sözel hafıza, betimleme ve okuma algısı gibi alanlarda onlardan geri kaldıkları gözlenmiştir 32. Dil ve konuşma gecikmesi yaşayan çocukların daha uzun dönem takibini yapan araştırmalar da vardır. Örneğin, 17 yaşındaki çocukların karşılaştırılması yapıldığında, dil ve konuşma geriliği yaşayan çocukların kelime dağarcığı, dilbilgisi ve işitsel hafızalarında düşüklük izlenmiştir 33. Bu bilgilerin ışığında, erken dönem dil ve konuşma gecikmesinin, uzun dönemde akademik performansı etkilediği çıkarımı yapılabilir 34. Yukarıda belirtilen uzun dönemli sonuçlar da dil ve konuşma terapisinin gerekliliğini göstermektedir. Dil ve konuşma terapisi alan çocuklar ile terapi almayan çocuklar karşılaştırıldığında kelime dağarcığında artış, bir söylemde çıkan kelime dizisinde artış, konuşma anlaşılabilirliğinde artışın yanı sıra, sosyalleşme becerilerinde düzelme ve ebeveynlerin endişelerinin azalması gibi farklar belirlenmiştir 35. Dil ve konuşma gecikmesi yaşayan çocukların ebeveynleri ve pediatristleri, ay arasında konuşmaya başlayan çocuklar ile

10 4 Kayıran ve ark. Çocuklarda Konuşma ve Dil Gecikmesi Marmara Medical Journal 2012;25:1-4 karşılaştıklarında, 3 yaşa gelene kadar değerlendirme ve tedavi yoluna gitmeyebilirler. Ancak, yapılan araştırmalara göre, 2 yaşında konuşma geriliği olan çocuklar 3 veya 4 yaşına geldiklerinde hala yaşıtlarının performansını yakalamamış olabilirler 36. Erken müdahale sayesinde ise (3 yaş öncesi başlayan tedavi) çocuğun gelişimsel eğrisini değiştirmek mümkündür. Erken müdahalenin hem dil ve konuşma hem de eşlik edebilen başka bozukluklar için faydalı olduğu belirlenmiştir 37. Dil gecikmesi için yapılan değerlendirme sonunda dil ve konuşma terapisti aileye çocuklarının dil gelişimini desteklemek için neler yapmaları gerektiğini öğretir. Bu sayede günlük rutinler içinde hedef stratejiler anne ve baba tarafından uygulanır. Araştırmalara göre uygun yaklaşımın dil ve konuşma terapisti tarafından yapılmasıyla onun eğittiği ebeveyn tarafından uygulanması arasında edinilen kazanımlar göz önüne alındığında fark yoktur. Bu yaklaşım çocuklarda dil ve konuşma gelişimini olumlu olarak desteklemektedir 38. Ülkemizde Anadolu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Dil ve Konuşma terapisti Anabilimdalı kurulmuş olup lisansüstü düzeyde eğitim programı uygulamaktadır ve terapist yetiştirilmektedir. Kaynaklar 1. Burden V, Stott CM, Forge J, Goodyer I. The Cambridge Language and Speech Project (CLASP). I. Detection of language difficulties at 36 to 39 months. Dev Med Child Neurol 1996;38: doi: /j tb Stevenson J, Richman N. The prevalence of language delay in a population of three-year-old children and its association with general retardation. Dev Med Child Neurol 1976;18: doi: /j tb Silva PA, McGee R, Williams SM. Developmental language delay from three to seven years and its significance for low intelligence and reading difficulties at age seven. Dev Med Child Neurol 1983;25: doi: /j tb Rescorla L. The Language Development Survey: a screening tool for delayed language in toddlers. J Speech Hear Disord 1989;54: Wong V, Lee PW, Lieh-Mak F, et al. Language screening in preschool Chinese children. Eur J Disord Commun 1992;27: doi: / Boyle J. Speech and language delays in preschool children. BMJ 2011;343:d5181. doi: /bmj.d Paul R, (editor). Language disorders from infancy through adolescence: assessment and intervention. New York: Mosby Elsevier, McLaughlin, M. Speech and language delay in children. Am Fam Physician 2011;83: American Speech-Language-Hearing Association. How does your child hear and talk? Accessed June 1, Green M, Palfrey JS, (editors). Bright Futures: Guidelines for Health Supervision of Infants, Children, and Adolescents. 2nd ed., revised. Arlington, Va.: National Center for Education in Maternal and Child Health; Coplan J. Evaluation of the child with delayed speech and language. Pediatr Ann 1985;14: Charman T, Baird G. Practitioner review: Diagnosis of autism spectrum disorder in 2- and 3-year-old children. J Child Psychol and Psychiatry 2002;43: doi: / Mandell DS, Listerud J, Levy SE, Pino-Martin JA. Race differences in the age at diagnosis among medicaid-eligible children with autism. J Am Acad Child and Adolesc Psychiatry 2002;41: doi: / Huttenlocher J, Haight W, Bryk A, Seltzer M, Lyons T. Early vocabulary growth: Relation to language input and gender. Dev Psychol 1991;27: doi: // Feldman HM, Dale PS, Campbell TF, Colborn DK, Kurs-Lasky M, Rockette HE. Concurrent and predictive validity of parent reports of child language at ages 2 and 3 years. Child Dev 2005;76: doi: /j Zubrick SR, Taylor CL, Rice ML, Slegers DW. Late language emergence at 24 months: An epidemiological study of prevalence, predictors and covariates. J Speech, Lang Hear Res 2007;50: doi: / (2007/106) 17. Vandewater EA, Rideout VJ, Wartella EA, Huang X, Lee JH, Shim MS. Digital childhood: electronic media and technology use among infants, toddlers, and preschoolers. Pediatrics 2007;119:e doi: /peds American Academy of Pediatrics: Children, adolescents and television. Commitee on Public Education. Pediatrics 2001;107: doi: /peds Scarborough AA, Hebbeler KM, Spiker D, Simeonsson RJ. Dimensions of behavior of toddlers entering early intervention: child and family correlates. Infant Behav Dev 2007 ;30: doi: /j.infbeh Northwest Center Child Development Program. Red flags for language development. Accessed June 3, Schum RL. Language screening in the pediatric office setting. Pediatr Clin North Am 2007;54: doi: /j.pcl Maura RM. Speech and Language Delay in Children. Am Fam Physician 2011;83: Patterson JL. Comparing bilingual and monolingual toddlers expressive vocabulary size: Revisiting Rescorla and Achenbach J Speech Lang Hear Res 2004;47: doi: / (2004/089) 24. Redlinger WE, Park TZ. Language mixing in young bilinguals. J Child Lang 1980;7: doi: /S X 25. Leung AK, Kao CP. Evaluation and management of the child with speech delay. Am Fam Physician 1999;59: Catts HW, Fey ME, Tomblin JB, Zhang X. A longitudinal investigation of reading outcomes im children with language impairments. J Speech Lang Hear Res 2002;45: Oğuz Tanrıdağ. Speech and language disturbances in neurology practice. Türk Nörol Derg 2009;15: Silva PA, Williams S, McGee R. A longitudinal study of children with developmental language delay at age three: later intelligence, reading and behaviour problems. Dev Med Child Neurol 1987;29: doi: /j tb08505.x 29. Scarborough HS, Dobrich W. Development of children with early language delay. J Speech Hear Res 1990;33: Weiner PS. A language delayed child at adolescence. J Speech Hear Disord 1974;39: Rice ML, Taylor CL, Zubrick SR. Language outcomes of 7-year-old children with or without a history of late language emergence at 24 months. J Speech Lang Hear Res 2008;51: doi: / (2008/029) 32. Rescorla, L. Language and reading outcomes to age 9 in late-talking toddlers. J Speech Lang Hear Res 2002;45: doi: / (2002/028) 33. Rescorla, L. Age 17 language and reading outcomes in late-talking toddlers: Support for a dimensional perspective on language delay. J Speech Lang Hear Res 2009;52: doi: / McRae KM, Vickar E. Simple developmental speech delay: a followup study. Dev Med Child Neurol 1991;33: doi: /j tb14795.x 35. Robertson S, Weismer S. Effects of treatment on linguistic and social skills in toddlers with delayed language development. J Speech Lang Hear Res 1999;42: Rescorla L, Alley A. Validation of the language development survey (LDS): a parent report tool for identifying language delay in toddlers. J Speech Lang Hear Res 2001;44: doi: / (2001/035) 37. Guralnick MJ, (editor). The developmental systems approach to early intervention. Baltimore: Brookes, doi: /icd Pepper J, Weitzman E, (editors). It Takes Two to Talk: A practical guide for parents of children with language delays. Toronto: The Hanen Centre, 2004.

11 Derleme / Review 5 DO I: /MMJ İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler ve Uygulamaları Induced Pluripotent Stem Cells and Their Applications Handan SEVİM, Özer Aylin GÜRPINAR Biyoloji Anabilim Dalı, Fen Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, Türkiye Özet Pluripotent özellik, organizmanın bütün dokularındaki hücreleri oluşturabilme özelliğidir ve sadece embriyonik kök hücre (EKH) ler bu özelliğe sahiptir. İlk olarak 2006 yılında Takahashi ve Yamanaka isimli araştırmacıların çalışmaları ile somatik bir hücreye gen aktarılması sonucu pluripotent özellikte hücreler elde edilmiştir ve bu hücrelere indüklenmiş pluripotent kök hücre (İPKH) adı verilmiştir. İPKH ler oluşturulurken pluripotent özelliği sağlamak amacıyla c-myc, Sox-2, Oct ¾ ve Klf-4 genleri transfeksiyonla somatik hücrelere aktarılmaktadır. Gen aktarımı işlemi sonucunda aktif genleri içeren hücre kolonilerinin seçimi ile İPKH ler elde edilmektedir. Pluripotent özellikteki EKH lerde karakteristik olan; kültür ortamındaki gelişim evreleri, DNA metilasyon modeli, teratom oluşturabilme yeteneği, üç germ tabakasına ait hücrelere farklılaşabilme potansiyeli ve kimerik canlılar oluşturabilme özellikleri İPKH lerde de bulunmaktadır. Bunun yanında, etik olarak çalışılmasında sorunlar yaşanan EKH ler yerine kullanılabilecek tek kaynaktır. Organizmadaki bütün hücrelere farklılaşabilme özellikleri ile geri dönüşümsüz hücre hasarlarının oluştuğu bütün hastalık modellerinde hücresel tedavi amaçlı kullanılabilir. Ayrıca bu hücreler elde edildiği organizmaya otolog implante edilebilme şansına da sahiptir ve böylece implantasyonlarda yaşanan immun cevap riski ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, İPKH ile hücresel tedaviler, ilaç araştırmaları ve hastalık modellerinin araştırılmasına olanak sağlayabilecek en uygun kaynaktır. Bu derlemede, günümüzde yeni bir araştırma alanı olan İPKH Lerin elde edilmesi ve kullanım alanları ile ilgili yakın zamanda yapılan araştırmalar hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır. (Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2012;25:5-9) Anah tar Ke li me ler: Pluripotent kök hücre, Embriyonik kök hücre, Doku tedavisi, Transfeksiyon, Oktamer transkripsiyon faktörü-3, SoxB1 transkripsiyon faktörleri. Abstract Pluripotency is a property of a cell that allows it to develop as any of the cell types of the body. Embryonic stem cells (ESCs) are unique cells in the organism and they have a pluripotent capacity. Induced pluripotent stem cells (IPSCs) is a term that describes somatic cells having a pluripotent capacity induced by the viral transfection of special genes. This term was firstly used in 2006 by Takahashi and Yamanaka in their experimental work. c-myc, Sox-2, Oct ¾ and Klf-4 genes are used for the transfection of somatic cells in order to obtain IPSCs. IPSC colonies are produced by using a successful transfection process. IPSCs have pluripotent stem cell specialities like growing potential in a culture system, having a DNA methylation pattern, an ability to form teratomas, to generate three germ line components and to generate chimeric organisms which pluripotent ESCs have. Concerning the ethical problems of working with the ESCs, IPSCs can be a unique source for pluripotency studies. IPSCs with their pluripotent capacity can be used for cell therapies in diseases which have irreversible cell defects. IPSCs can also be used to form autologus implants with no immune response. Therefore, IPSCs can be used for cell therapies, drug research or disease models. In this review, we give some information about obtaining IPSCs and today s research areas that have been opened by the use of these cells. (Marmara Medical Journal 2012;25:5-9) Key Words: Pluripotent stem cell, Embryonic stem cell, Tissue therapy, Transfection, Octamer transcription factor-3, SOXB1 transcription factors. Gi riş İndüklenmiş pluripotent kök hücre (İPKH), tanım olarak pluripotent özellik kazanmış somatik hücrelere denir. Bu terim ilk olarak 2006 yılında Takahashi ve Yamanaka isimli bilim adamlarının çalışmaları ile gündeme gelmiştir 1. Pluripotent özellik organizmadaki üç germ tabakasından köken alan bütün hücreleri oluşturabilme özelliğidir ve embriyonik kök hücre (EKH) ler bu İletişim/Correspondence to: Dr. Handan Sevim, Biyoloji Anabilim Dalı, Fen Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi, Çankaya, Ankara, Türkiye E-pos ta: Başvuru Tarihi/Submitted: Ka bul Ta ri hi/ac cep ted: Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Der gi si, Ga le nos Ya yı ne vi ta ra fın dan ba sıl mış tır. / Marmara Medical Journal, Pub lis hed by Ga le nos Pub lis hing.

12 6 Sevim ve ark. İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler ve Uygulamaları Marmara Medical Journal 2012;25:5-9 özelliğe sahiptir. EKH ler blastosist aşamasındaki embriyonun iç hücre kitlesinden elde edilir. Hücre kültürlerinde uygun koşullarda üretilen EKH ler, kalp hücresinden yağ hücresine vücuttaki bütün hücreleri oluşturabilme yeteneğindedir 2,3. EKH ler, bilimsel çalışmalar için istenilen hücre tipinin elde edilmesi ve geri dönüşümsüz hücresel hasarların oluştuğu hastalıklarda hücresel tedavi için kaynak olarak kullanılmaları açısından oldukça önemlidir 4. Ancak EKH ler elde edilirken blastosiste müdahale edilmesi, insan kaynaklı çalışmaların yapılmasında etik sorunları ortaya çıkarmıştır. Geçerli olan etik kurallar dahilinde kök hücre transplantasyonu ile ilgili hematopoietik kök hücrelerin otolog olarak tedaviye yönelik kullanımı olmasına rağmen EKH ler ile yapılan çalışmalar etik sorunlar nedeniyle yapılamamaktadır Ülkemizde 2006 yılı itibari ile Sağlık Bakanlığı tarafından alınan kararla EKH ler ile yapılacak çalışmalar durdurulmuştur 5,6. Bu nedenle İPKH ler blastosiste müdahale edilmeden elde edilebilen pluripotent kök hücreler olarak kullanılmasında sorun yaşanan EKH ler için tasarlanan bilimsel çalışmaların gerçekleştirilmesine yönelik yeni bir fırsat oluşturmaktadır. İPKH lerin Oluşturulmasında Seçilen Hücre Tipleri ve Genler İPKH lerin eldesinde somatik hücrenin yeniden programlanarak pluripotent özellikte bir hücreye dönüşmesi söz konusudur 1,7,8. Hücrelerin yeniden programlanması çeşitli yollarla olmaktadır. Bunlar; hücre füzyonu, somatik hücre çekirdek aktarımı ve gen aktarımıdır İPKH ler oluşturulurken somatik hücreye pluripotent özellik sağlayan genler aktarılmaktadır. Somatik hücre kaynağı olarak seçilen hücreler genellikle fibroblast kökenli hücreler olmaktadır. Fare hücrelerinden İPKH ler elde edilirken kaynak olarak kullanılan hücreler; dermal fibroblastlar, dermal papilla hücreleri, pankreas β hücreleri, ince barsak epitelyum hücreleri, kuyruk kökü fibroblastları, nöral kök hücreler, kemik iliği kök hücreleri, B lenfositler ve mononükleer hücrelerden başarılı olarak İPKH ler elde edilmiştir 1,9-16. İnsan çalışmalarında, dermal fibroblastlar, amniyotik sıvıdan elde edilen hücreler, embriyo kökenli fibroblastlar, hematopoietik oldukları tespit edilmiş CD34 pozitif kan hücreleri 17, mezenşimal kök hücreler, yağ doku kök hücreleri ve oral mukoza hücrelerinden İPKH ler üretilmiştir Seçilen somatik hücrelerin programlanması amacıyla Takahashi ve Yamanaka tarafından yapılan çalışmada, öncelikle pluripotent özelliği sağlayan 24 adet gen tanımlamış ve bu genler içinde 4 adet genin pluripotent özelliklerin sağlanmasında yeterli olduğu gösterilmiştir. Oct ¾, Sox2, c-myc ve Klf4 genlerini bu amaçla seçilip kullanılmıştır1. Ayrıca Takahashi ve Yamanaka nın çalışmasından bir yıl sonra Yu ve arkadaşları Oct ¾, Sox2, Nanog ve Lin28 genlerini indüklenmiş pluripotent kök hücre eldesinde kullanmışlardır 24. Oct ¾ ; DNA da ATTTGCAT oktomerini tanıma özelliği olan oktomer bağlanma transkripsiyon faktörüdür. İlk olarak döllenmemiş yumurtada bulunan bir protein olarak tanımlanmıştır 25. Embriyonun iç hücre kitlesi hücrelerinin gelişimi için ifade olması gerekmektedir. Ayrıca embriyonik kök hücrelerin gelişiminde bu faktörün seviyesinin 3 önemli etkisi gözlemlenmekte; düşük seviyede ifade edildiğinde hücreler pluripotent özellikte kalmakta ve farklılaşma olmamakta; ifadesindeki 2 kat artış hücrelerin primitif endoderm ve mezoderm yönünde farklılaşmasına; ifadesinin baskılanması durumunda ise hücrelerin pluripotent özelliğini kaybedip tropoekdoderm yönünde farklılaşmasına neden olmaktadır 8,26. Sox2; SRY ilişkili, DNA da küçük oluğa bağlanan transkripsiyon faktörleri ailesindendir. EKH ler in kendi kendini yenileme özelliği için gereklidir. Erken embriyoda, germ hücrelerinde ve epiblastta ifade edilir. İfadesinin baskılanması durumunda embriyo gelişiminde epiblast oluşumunda sorun oluştuğundan embriyolar yok olur. Sox2 nin önemli görevlerinden birisi de Oct ¾ ifadesini düzenlemesidir. Yapılan araştırmalarda Sox2 ve Oct ¾ birbirinin ifadesini etkileyerek kök hücrelerin pluripotent özelliğini etkiledikleri gösterilmiştir 27. c-myc; tümörlerde yüksek aktivasyona sahip bir onkogendir. Histon asetilasyonunda rol adığı için kromatin yapısının düzenlenmesinde etkilidir 28. Hücre döngüsü, apoptoz, sinyal iletimi, transkripsiyonel ve posttranskripsiyonel düzenleme mekanizmaları, kök hücre biyolojisi ve kanser moleküler biyolojisinde önemli olan faktörlerdendir 29,30. EKH ler de kendi kendini yenileme ve pluripotent özelliğin devamı için gerekli bir faktördür. Klf4; yapısı Drosophiladaki Krüppel proteninin yapısına benzediği için Krüppel benzeri faktör 4 (Klf4) adını alan, epitelden bağırsağa, böbrek ve deriye kadar bir çok dokuda bulunan bir transkripsiyon faktörüdür. Etkilediği gen ve ürünlerin durumuna göre transkripsiyonu aktive edebilir ya da baskılayabilir. Ayrıca yüksek seviyede ifade edildiğinde hücre bölünmesini baskılar ve hücrenin G1-S fazında kalmasını sağlar 31. EKH lerin kendi kendini yenileme özelliği için gerekli bir faktördür. Nanog ve Lin-28; İPKH ler programlanmasında kullanılan diğer transkripsiyon faktörleridir. Nanog EKH lerde kök hücre olarak kalma özelliğini ve plurpotent özelliğini etkileyen önemli bir faktördür. Yapılan çalışmalarda Nanog geni hasarlı EKH lerin kendi kendini yenileme özelliğini kaybettiği ve ektraembriyonik doku hücrelerine farklılaştığı görülmüştür 32. Lin-28 erken embriyonik dönemde ifade edilen proteindir ve EKH lerin işaretleyicisi olarak da kullanılmaktadır. Bütün bu transkripsiyon faktörleri bir hücrenin pluripotent özelliğe sahip olması için yeterli olan faktörlerdir1. Fibroblast gibi somatik bir hücrenin bu genleri ifade etmesi pluripotent hücre yönünde programlandığını göstermektedir. Ayrıca c-myc nin bir onkogen olması nedeniyle bazı çalışmalarda c-myc geni aktarılmadan hücrelerin farklılaştırılması yönünde çalışmalar da yapılmıştır 33. İPKH lerin Elde Edilmesi Hücrelere gen aktarımı amacıyla retrovirüsler ve adenovirüsler gibi vektör sistemleri kullanılmaktadır 1,34. Virüsler kullanılarak yapılan gen aktarımında viral vektörün genetik materyaline aktarılmak istenen gen bölgesi yerleştirilir ayrıca gen aktarımının doğru yapıldığının anlaşılmasını sağlayan özel bölgeler, antibiyotik direnç özelliği gibi, viral genetik materyale eklenir. Gen aktarımı

13 Marmara Medical Journal 2012;25:5-9 Sevim ve ark. İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler ve Uygulamaları 7 işlemi gerçekleştiğinde viral genetik materyal hücrenin DNA sına entegre olur ve devam eden hücre bölünmeleri süresince hücre DNA sı ile bölünür. Virüs genetik materyalinde seçilim sağlayan bölgelerin özellikleri kullanılarak genetik olarak istenilen özellikteki hücrelerin seçilimi yapılır. Vektör sistemlerinin yanı sıra proteinlerin hücrelerin içine hedeflenmesi yöntemi yani protein transdüksiyonu ile hücrelerin yeniden programlanması için çalışmalar devam etmektedir 35. İPKH lerin Karakterizasyonu Gen aktarımı ile elde edilen İPKH lerin, pluripotent hücre özelliklerine sahip olduğunu analiz etmek için çeşitli testler uygulanmaktadır. Bu analizlerde hedeflenen İPKH lerin pluripotent özellikteki hücreler olan EKH lere benzerliğinin gösterilmesidir. Analizlerde İPKH lerin hücre kültür sistemlerinde EKH lere benzer gelişim göstermesi, EKH lerde olan aktif gen profiline sahip olması, hücre kültüründe embriyoid cisimcikleri oluşturabilmesi, hücre kültüründe üç germ tabakasına ait hücreleri oluşturabilmesi, in vivo deneylerde teratom oluşturabilmesi ve son olarak da gelişmekte olan embriyoya aktarıldıklarında kimerik canlılar oluşturabilmeleri araştırılmıştır. Araştırmalarda İPKH ler, hücre kültüründe EKH ler ile paralel olarak takip edilmiş ve hücrelerin büyüme eğrilerinin benzerlikleri görülmüştür. İPKH lere eş zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (Real-Time PCR) analizi yapılarak EKH lere özgü genleri ifade ettikleri gösterilmiştir. İPKH lerin immün sistemi baskılanmış hayvanlara implantasyonu sonucu oluşan teratomlar histolojik olarak incelenmiş ve üç germ tabakasına ait hücreler histolojik boyamalarla gösterilmiştir. Histolojik yönteme ek olarak İPKH ler, immunofloresan yöntemlerle de analiz edilmiştir. Ayrıca İPKH lerin epigenetik olarak da EKH lere olan benzerlikleri de araştırılmıştır. Bu amaçla telomeraz aktiviteleri, DNA metilasyon modelleri ve histon asetilasyonları analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar ile İPKH lerin bütün bu testlerde EKH lere benzer sonuçlar verdiği görülmüş ve böylece bu hücrelerin pluripotent özellikte olduğu gösterilmiştir 1,7,36. İPKH lerin Farklılaştırılması ve Kullanım Alanları İPKH lerin elde edilmesindeki amaç; otolog pluripotent kök hücrelerin hastalıkların tedavisinde kullanılmasına olanak sağlamak, hasta kişilerin İPKH leri ile hastalığın genetik alt yapısını ve gelişimini incelemektir. Bu amaçlarla İPKH ler çeşitli hastalık modellerinin tedavisine yönelik araştırmalarda, in vitro ve in vivo deneylerde, kullanılmıştır (Şekil 1) 34. Son zamanlarda İPKH lerin kullanıldığı çalışmalar Parkinson hastalığından karaciğer yetmezliğine, orak hücreli anemiden kalp kası hasarlarına kadar geniş bir alanda devam etmektedir 11,15,37,39,45, İleri düzeydeki karaciğer hastalıklarının tedavisinde son çare karaciğer transplantasyonudur. Ancak verici azlığı ve doku reddi söz konusu olduğundan alternatif tedavi yöntemleri araştırılmaktadır. İPKH lerin hepatositlere farklılaşması amacıyla ilk olarak Sullivan ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmada, dişi ve erkek bireylerden elde edilen İPKH lerin hepatosit benzeri hücrelere farklılaşması %70 ve %90 oranında gerçekleşmiştir. Ayrıca elde edilen bu hücrelerin hepatosit morfolojisinde olduğu, alfa-fetoprotein, albumin hepatik proteinleri ürettikleri, gilkojen depolama ve üre oluşturma özelliklerinin de olduğu gösterilmiştir 15,37,38. Farklılaşan hücreler sadece morfolojik olarak değil fonksiyonel olarak da hepatosit hücresi özellikleri taşıdığından elde edilen hücreler; yapay organ oluşumu, doku mühendisliği çalışmaları, hepatik hastalık modelleri ve in vitro deneyler için oldukça iyi bir kaynak oluşturmaktadır 38. Parkinson ve ALS (amyotrophic lateral sclerosis) gibi geri dönüşümsüz hücresel hasarların oluştuğu sinir sistemi hastalıklarının tedavisinde hastalığın ilerlemesini önlemenin yanında kaybedilen hücrelerin telafisi amacıyla hücresel tedavi çalışmaları yapılmaktadır. Parkinson hastalığında hücresel tedavi ile amaç in vitro ortamda elde edilen dopaminerjik nöronların hasarlı alana transplantasyonu ile hasarlı alandaki dopaminerjik nöron sayısının arttırılmasıdır. Bu amaçlarla İPKH lerden dopaminerjik hücreler, motor nöronlar, oligodendrositler gibi nöronal hücrelerinin farklılaşması gerçekleştirilmiştir Parkinson hastalığı ile ilgili yapılan bir çalışmada Parkinson hastalıklı hayvan modelinden elde edilen fibroblastlardan İPKH ler oluşturulmuş ve bu hücreler dopaminerjik nöronlara farklılaştırılmıştır. Nöronlara farklılaşan İPKH ler yetişkin fare beynine transplante edilmiş ve bu hücrelerin hasarlı alana entegre oldukları ve fonksiyonel olarak yetişkin nöronların özeliklerine sahip oldukları görülmüştür yaşındaki bir ALS hastasının hücrelerinden elde edilen İPKH lerle yapılan bir çalışmada ise İPKH lerin motor nöronlara farklılaşması gerçekleşmiş ve bu motor nöronların ALS hastalarının genetik yapılarının ve hücresel patolojilerinin araştırılmasında büyük olanaklar sağlayacağı gösterilmiştir 39. Kalp krizi ve musküler distrofi gibi kas hücresi kaybının olduğu hastalıklarda kullanılmak üzere İPKH lerden kas hücresi farklılaşmasına yönelik olarak da çeşitli çalışmalar yapılmıştır Kalp krizi sonucu oluşan kaybedilen kalp kası hücrelerinin yeniden Sağlıklı ya da hasta birey Yapay organlar Somatik hücreler Doku mühendisliği çalışmaları Sox-2 Oct3/4 c-myc Klf-4 Viral tansfeksiyonla hücrelerin yeniden progralanması Farklılışan Hücreler İn vitro denemeleri ve analizleri Transfeksiyonla oluşan İPKH lerin seçilimi Güvenli İPKH lerin farklı tip hücrelere farklılaştırılması Hastalık modellerinin araştırılması ve transplantasyon Şekil 1. İndüklenmiş pluripotent kök hücrelerin oluşturulması ve kullanım alanları. Asgari S, Pournasr B, Salekdeh GH, Ghodsizadeh A, Ott M, Baharvand H. Induced pluripotent stem cells: a new era for hepatology. J Hepatol 2010;53: den değiştirilerek şematize edilmiştir

14 8 Sevim ve ark. İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler ve Uygulamaları Marmara Medical Journal 2012;25:5-9 elde edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda İPKH lerden kalp kası hücrelerinin farklılaşması gerçekleştirilmiştir 45,46. İPKH lerden farklılaşan kalp kası hücrelerin %55 i spontan olarak kasılıp gevşemekte ve bu hücrelerin gen ifadeleri incelendiğinde embriyonik dönemden itibaren ifade edilen kardiyak özgül faktörleri ifade edebilmektedir 45. Zhang ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmalarda ise İPKH lerden farklılaşan kalp kası hücrelerinin aksiyon potansiyeli karakterizasyonlarına göre atriyal ve ventriküler hücrelerle benzer özelliklerde oldukları ve elektrofizyolojik ölçümlerinin de bu bulguları desteklediği görülmüştür 46. Musküler distrofide oluşan kas kaybını telafi etmek amacıyla İPKH ler iskelet kası hücreleri farklılaştırılmıştır. Elde edilen bu hücreler musküler distrofili fare modeline intramusküler olarak transplante edilmiştir. 24 haftalık takipte yetişkin miyojenik hücreler hasarlı alanda tespit edilmiş, uzun dönemde kas sisteminin desteklendiği yeni kas yıkımının olmadığı görülmüştür 44. Genetik hasar nedeniyle oluşan kan hastalıklarının tedavisine yönelik çalışmalarda da İPKH lerin kullanılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalarda hastanın kendi hücrelerinin genetik hasarının düzeltilerek hastaya verilmesi ile doku reddi mekanizmasının engellenmesi ve hasta kişiden elde edilen hücrelerle hastalığın gelişimi, ilaç etkileşimlerinin incelenmesine yönelik deneyler yapılmaktadır 9,47,49. İPKH lerden T lenfositlerin farklılaştırılması Lei ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilmiştir. Farklılaşan T lenfositlerin interlökin-2 ve Interferon gamma salgıladığı ve bu hücrelerin genetik olarak ımmün sistemi hasarlı fareye intravenöz olarak verilmesi sonucu farelerdeki T lenfosit havuzunun yenilendiği gösterilmiştir 47. Orak hücreli anemi ve Falkoni anemisi üzerinde yapılan çalışmalarda ise anemik kişilere ait İPKH lerden hematopoietik öncül hücreler elde edilmiştir 10,48. Orak hücre anemili hastadan elde edilen İPKH lerde hasarlı gen düzeltilerek hematopoietik hücreler farklılaştırılmıştır. Farklılaşan hematopoietik hücreler hasarlı orak hücre anemili fare modeline transplante edilmiştir. Transplantasyon sonrasında farede hematolojik bulgularda kontrollere göre iyileşme olduğu gösterilmiştir9. Falkoni anemisi ile ilgili Raya ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmalarda ise Falkon anemili hastadan elde edilen İPKH lerden miyeloid ve eritroit kökenli fenotipik olarak normal öncül hücrelerin farklılaşması gerçekleştirilmiştir 48. Sonuç olarak, İPKH ler hücresel tedaviler için çok yeni bir kaynak olarak günümüzde popülerliğini korumaktadır. İPKH lerin elde edilmesi şuanki çalışmalar için öncelik teşkil etmekle beraber devam eden aşamalarda virüslerden faydalanmadan ve onkogenler kullanılmadan İPKH lerin elde edilmesine denemeler yapılmaya devam edilmektedir 32,34,49. Kişiye özgü pluripotent özellikte hücre elde edilmesine olanak sağlayan bu yöntem sayesinde doku reddi olmadan hücresel tedaviler gerçekleşebilecektir. Ayrıca çeşitli genetik hastalık modeline sahip hücrelerden de İPKH lerin elde edilmesi ile genetik hastalıklarının gelişiminin ve dokulara özgü hücresel mekanizmaların takibi gerçekleşebilecektir 50. Bütün bunların yanında EKH lerin insandan elde edilmesinde yaşanan etik sorunlar düşünüldüğünde, İPKH ler günümüzde pluripotent hücrelerle yapılacak in vitro ve in vivo çalışmalar için tek kaynaktır. Bu nedenlerle günümüz araştırmacıları için İPKH lerin elde edilmesi ve farklılaşması geniş bir araştırma alanı oluşturmaktadır.. Kaynaklar 1. Takahashi K, Yamanaka S. Induction of pluripotent stem cells from mouse embryonic and adult fibroblast cultures by defined factors. Cell 2006;126: doi /j.cell Keller GM. In vitro differentiation of embryonic stem cells. Curr. Opin. Cell Biol. 1995;7: Gardner RL, Brook FA. Reflections on the biology of embryonic stem cells. Int J Dev Biol 1997;41: Özel HB, Ozan E, Dabak DÖ. Embriyonik kök Hücreler. Review. Turkiye Klinikleri 2008, 28: Can A. A concise review on the classification and nomenclature of stem cells. Turk J Hematol 2008;25: Kaygusuz I, Kantarcıoğlu B, Toptaş T, et al. Factors Affecting Stem Cell Mobilization in Patients Treated With Hematopoietic Peripheral Stem Cell Transplantation, Marmara Med J 2011; 24 :31-7. doi: /mmj Wernig M, Meissner A, Foreman R, et al. In vitro reprogramming of fibroblasts into a pluripotent ES-cell-like state. Nature 2007 ;448: doi: /nature Saigal S, Bhargava A. Stem Cell - Is There Any Role in Tumorigenic Activity, Turk Patoloji Derg. Cilt/Vol. 27,2011; Sayfa/Page doi: /tjpath Aoi T, Yae K, Nakagawa M, et al. Generation of pluripotent stem cells from adult mouse liver and stomach cells. Science 2008;321: doi: /science Hanna J, Markoulaki S, Schorderet P, et al. Direct reprogramming of terminally differentiated mature B lymphocytes to pluripotency. Cell 2008;133: doi /j.cell Stadtfeld M, Brennand K, Hochedlinger K. Reprogramming of pancreatic beta cells into induced pluripotent stem cells. Curr Biol 2008;18: doi /j.cub Kim JB, Sebastiano V, Wu G, et al. Oct4-induced pluripotency in adult neural stem cells. Cell 2009;136: doi /j.cell Kunisato A, Wakatsuki M, Kodama Y, et al. Generation of induced pluripotent stem (ips) cells by efficient reprogramming of adult bone marrow cells. Stem Cells Dev 2010;19: doi: /scd Tsai S-Y, Clavel C, Kim S, et al. Oct4 and Klf4 reprogram dermal papilla cells into induced pluripotent stem cells. Stem Cells 2010;28: doi: /stem Sancho-Bru P, Roelandt P, Narain N, et al. Directed differentiation of murine-induced pluripotent stem cells to functional hepatocyte-like cells. J Hepatol. 2011;54: doi: /j.jhep Takahashi K, Tanabe K, Ohnuki M, et al. Induction of pluripotent stem cells from adult human fibroblasts by defined factors. Cell 2007;131: doi: /j.cell Yanıkkaya Demirel G, Budak-Alpdoğan T, Aktaş S, Bayık M. Kısıtlı dilüsyon yöntemi ile CD34+ kordon kanı hücrelerinden uzun dönemli kültür-başlatan hücreler (UDK-BH) üretimi. Turk J Hematol 2010; 24: doi: /tjh Park IH, Arora N, Huo H, et al. Disease-specific induced pluripotent stem cells. Cell 2008;134: doi: /j.cell Li C, Zhou J, Shi G, et al. Pluripotency can be rapidly and efficiently induced in human amniotic fluid-derived cells. Hum Mol Genet 2009;18: doi: /hmg/ddp Loh YH, Agarwal S, Park IH, et al. Generation of induced pluripotent stem cells from human blood. Blood 2009;113: doi: /blood Sun N, Panetta NJ, Gupta DM, et al. Feeder-free derivation of induced pluripotent stem cells from adult human adipose stem cells. Proc Natl Acad Sci USA 2009;106: doi: /pnas Miyoshi K, Tsuji D, Kudoh K,et al. Generation of human induced pluripotent stem cells from oral mucosa. J Biosci Bioeng 2010;110: doi: /j.jbiosc Yan X, Qin H, Qu C,et al. ips cells reprogrammed from human mesenchymal-like stem/progenitor cells of dental tissue origin. Stem Cells Dev 2010;19: doi: /scd Yu J, Vodyanik MA, Smuga-Otto K, et al. Induced pluripotent stem cell lines derived from human somatic cells. Science 2007;318: doi: /science

15 Marmara Medical Journal 2012;25:5-9 Sevim ve ark. İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler ve Uygulamaları Schöler HR, Hatzopoulos AK, Balling R, Suzuki N, Gruss P. A family octomer-specific prteins present during Mouse embryogenesis; evidence for germline-specific expression of an Oct factor. EMBO J 1989;8: Amabile G, Meissner A. Induced pluripotent stem cells: current progress and potentials for regenerative medicine. Trends Mol Med. 2009;15: doi: /j.molmed Rizzino A. Sox2 and Oct-3/4: A versatile pair of master regulators that orchestrate the self-renewal and pluripotency of embryonic stem cells. Wiley Interdiscip Rev Syst Biol Med. 2009;1: doi: /wsbm Zeller KI, Jegga AG, Aronow BJ, O'Donnell KA, Dang CV: An integrated database of genes responsive to the Myc oncogenic transcription factor: identification of direct genomic targets. Genome Biol. 2003;4 :Article R69. doi: /gb r Dang CV. c-myc Target Genes Involved in Cell Growth, Apoptosis, and Metabolism. Molecular And Cellular Bıology 1999;19: Köse O, Özdoğan S. Epidermal Kök Hücreler ve Klinik Kullanımları, Turkiye Klinikleri J Dermatol 2010;20: Zhao W, Hisamuddin IF, Nandan MO, et al. Identification of Kruppellike factor 4 as a potential tumor suppressorgene in colorectal cancer: Oncogene 2004;23: doi: /sj.onc Chambers I, Colby D, Robertson M, et al. Functional expression cloning of Nanog, a pluripotency sustaining factor in embryonic stem cells. Cell 2003;113: doi: /s (03) Nakagawa M, Koyanagi M, Tanabe K, et al. Generation of induced pluripotent stem cells without Myc from mouse and human fibroblasts. Nat Biotechnol 2008;26: doi: /nbt Asgari S, Pournasr B, Salekdeh GH, et al. Induced pluripotent stem cells: a new era for hepatology. J Hepatol 2010;53: doi: /j.jhep Zhou H, Wu S, Joo JY, et al. Generation of induced pluripotent stem cells using recombinant proteins. Cell Stem Cell. 2000;4: doi: /j.stem Maherali N, Sridharan R, Xie W, et al. Directly reprogrammed fibroblasts show global epigenetic remodeling and widespread tissue contribution. Cell Stem Cell. 2007;1: doi: /j.stem Sullivan GJ, Hay DC, Park IH, et al. Generation of functional human hepatic endoderm from human induced pluripotent stem cells. Hepatology 2010; 51: doi: /hep Gallicano IG, Mishra L. Hepatocytes from induced pluripotent stem cells: a giant leap forward for hepatology. Hepatology 2010;51:20-2. doi: /hep Dimos JT, Rodolfa KT, Niakan KK, et al. Induced pluripotent stem cells generated from patients with ALS can be differentiated into motor neurons. Science 2008;321: doi: /science Wernig M, Zha JP, Pruszak J, et al. Neurons derived from reprogrammed fibroblasts functionally integrate into the fetal brain and improve symptoms of rats with Parkinson s disease. Proc Natl Acad Sci 2008;105: doi: /pnas Tokumoto Y, Ogawa S, Nagamune T, Miyake J. Comparison of efficiency of terminal differentiation of oligodendrocytes from induced pluripotent stem cells versus embryonic stem cells in vitro. J Biosci Bioeng 2010;109: doi: /j.jbiosc Sasaki N, Hirano T, Kobayashi K, et al. Chemical inhibition of sulfation accelerates neural differentiation of mouse embryonic stem cells and human induced pluripotent stem cells. Biochem Biophys Res Commun. 2010;401: doi: /j.bbrc Onorati M, Camnasio S, Binetti M, Jung CB, Moretti A, Cattaneo E. Neuropotent self-renewing neural stem (NS) cells derived from mouse induced pluripotent stem (ips) cells. Mol Cell Neurosci 2010;43: doi: /j.mcn Mizuno Y, Chang H, Umeda K, et al. Generation of skeletal muscle stem/progenitor cells from murine induced pluripotent stem cells. FASEB J 2010; 24: doi: /fj Mauritz C, Schwanke K, Reppel M, et al. Generation of functional murine cardiac myocytes from induced pluripotent stem cells. Circulation 2008;118: doi: /circulationaha Zhang J, Wilson GF, Soerens AG, et al. Functional cardiomyocytes derived from human induced pluripotent stem cells. Circ Res. 2009;104:e doi: /circresaha Lei F, Haque R, Weiler L, Vrana KE, Song J. T lineage differentiation from induced pluripotent stem cells:, Cell Immunol. 2009;260:1 5. doi: /j.cellimm Raya A, Rodriguez-Piza I, Guenechea G, et al. Disease-corrected haematopoietic progenitors from Fanconi anaemia induced pluripotent stem cells. Nature 2009;460:53 9. doi: /nature Soldner F, Hockemeyer D, Beard C, et al. Parkinson s disease patientderived induced pluripotent stem cells free of viral reprogramming factors, Cell 2009;136: doi: /j.cell Park IH, Zhao R, West JA, et al. Reprogramming of human somatic cells to pluripotency with defined factors: Nature 2008;451: doi: /nature06534.

16 10 Ori gi nal Ar tic le / Özgün Araştırma DO I: /MMJ The Persistence and Clearance Rate of Human Papilloma Virus Genotypes in Urban Turkish Women after One Year Bir Yıl Sonunda Şehirde Yaşayan Türk Kadınındaki Human Papilloma Virus Persistans ve Klereansı Tevfik YOLDEMİR 1, Funda EREN 2, Mithat ERENUS 1 1 Department of Obstetrics and Gynecology, School of Medicine,Marmara Univesity, İstanbul, Turkey 2 Department of Pathology, School of Medicine, Marmara University, İstanbul, Turkey Abstract Objective: To evaluate the persistence of the different human papillomavirus (HPV) genotypes in women detected positive for HPV at Marmara University Hospital gynecologic outpatient clinics. Patients and Methods: Forty out of 79 women who had been tested positive for HPV DNA in our initial prevalance study were re-assessed after one year. HPV types were identified by polymerase chain reaction (PCR) and hybridization using a microarray. Results: One year after the initial assessment, 52.5% of the women had their initial HPV infection resolved and 35% of the women had acquired another HPV infection. The HPV DNA persistence was detected in 17.5% of the 40 women. Nine women had acquisition of HPV genotype by the same phylogenetic clade % of high risk (HR) HPV type and 80% of the low risk (LR) HPV type infection had resolved. Conclusions: The persistence rate was increased in women with HR HPV types. Multiple and mixed HPV infections have an important impact on the persistence of HPV genotype. (Marmara Medical Journal 2012;25:10-5) Key Words: Cervical cytology, HPV genotype, HPV persistence, HPV clearance Özet Amaç: Marmara Üniversitesi Hastanesi kadın hastalıkları polikliniğinde human papilloma virüs (HPV) pozitif saptanan kadınlarda değişik HPV genotiplerinin persistansını değerlendirmek. Hastalar ve Yöntem: İlk prevalans çalışmasında HPV DNA testi pozitif saptanan 79 kadından 40 ı bir yıl sonra tekrar değerlendirildi. HPV tipleri polymerase chain reaction (PCR) ve mikroarray hibridizasyon teknikleri ile tanımlandı. Bulgular: İlk değerlendirmenin bir yıl sonrasında kadınların %52,5 nin HPV enfeksiyonunun ortadan kalktığı; %35 inin yeni bir HPV enfeksiyonu edindiği saptandı. 40 kadının %17,5 inde HPV DNA persistansı saptandı. Dokuz kadın aynı filogenetik ağaçtan HPV genotipi edinmişti. Yüksek riskli (YR) HPV tipi enfeksiyonun %43,33 ü ve düşük riskli (DR) HPV tipi enfeksiyonun %80 i ortadan kalkmıştı. Sonuç: Yüksek riskli HPV tipleri saptanan kadınlarda persistans oranı artmıştı. Çok sayıda ve karışık tipte HPV enfeksiyonları HPV genotipinin persistansında önemli etkiye sahiptir. (Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2012;25:10-5) Anahtar Kelimeler: Servikal sitoloji, HPV genotipi, HPV persistansı, HPV kliransı Introduction Human papillomavirus (HPV) is the most common sexually transmitted infection in the United States 1. Nearly 76% of new infections occur in individuals aged 15 to 25 years 2. By age 50, an estimated 80% of unvaccinated women are infected. The virus causes cervical and other cancers and diseases, as well as genital warts. A cross sectional evaluation of the HPV DNA prevalence in 13 countries estimated that 6.6% of women in the age range years with normal cytology are carriers of HPV DNA, with marked variation within and between world regions (range %) 3. The prevalance of HPV DNA in our population was recently found as 13.68% 4. Most HPV infections are transient: approximately 70% are no longer evident within a year, and up to 91% are cleared within 2 years 5,6. Low-risk (LR) HPV infections are cleared equally well and probably faster than high-risk (HR) types 5,7. Studies in 22 countries identified HPV DNA in almost all (99.7%) cases of cervical cancer 8. Approximately 40 distinct HPV types are known to infect the genital Correspondence to/iletişim: Tevfik Yoldemir, M.D., Department of Obstetrics and Gynecology, School of Medicine, Marmara University Hospital, Pendik, İstanbul, Turkey Submitted/Başvuru Tarihi: Ac cep ted/kabul Tarihi: Marmara Medical Journal, Pub lis hed by Ga le nos Pub lis hing. / Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Der gi si, Ga le nos Ya yı ne vi ta ra fın dan ba sıl mış tır.

17 Marmara Medical Journal 2012;25:10-5 Yoldemir et al. The Increased Persistence rate with High Risk HPV types 11 tract and epidemiological studies to date suggest that at least 14 of these, called oncogenic or HR types, are significantly associated with progression to invasive cervical cancer 9. Persistent cervical infection with HR HPV significantly increases the risk of a women developing atypical cervical cytology 6,10. More importantly persistent infection with the same genotype strongly increases the risk of developing high grade pre-invasive disease 11 and the progression to invasive disease 12. Specific genotyping data is particularly important because clinical progression only occurs in the presence of a persistent infection with HR HPV A few cohort studies indicate that HPV infection is mostly a transient or intermittent phenomenon; only a small proportion of those positive for a given HPV type tend to harbor the same type in subsequent specimens 16. In addition, prospective epidemiologic studies show that the risk of subsequent cervical intraepithelial neoplasia seems to be proportional to the number of specimens testing positive for HPV 17, which suggests that only persistent infections may trigger carcinogenic development. In an attempt to investigate the persistence of HPV genotype after one year, we have re-assessed women who had previously been detected positive for HPV DNA in a prevalance study in our center 4. Patients and Methods After approval by the Scientific Ethical Committee of Marmara University Medical School, 79 women seen at the outpatient gynecologic clinics of the Marmara University and Academic Hospitals, an affiliated private institution, were included for the follow-up phase of the cohort study. Women who had high grade cytology or treatment for CIN at the time of the prevalence study were not included in this study. Two patients who had had hysterectomies were excluded. Seventy nine women who had been tested positive for HPV DNA in our initial prevelance study, were called by phone and invited for reassessment of HPV in our center. All recruited women received detailed information regarding the objective of this follow-up study, consented to participate, and were invited to give their samples which were obtained using a cytobrush between September 1, 2009 and April 30, The BD SurePath Pap test kit (BD Diagnostics TriPath, Burlington, NC, USA) was used for liquid-based cytology testing and the Clinical Arrays Papillomavirus kit (Genomica, Madrid, Spain) was used for HPV genotype identification, as previously described 4. The phylogenetic grouping was based on the L1 sequences of HPV, the region that encodes the major capsid protein and associates with humoral immune responses to HPV infection 18. Accordingly, types 16, 31, 33, 35, 52, and 58 (all belonging to clade A9); 18, 39, 45, 59, 68, and 70 (clade A7); 26, 51, and 82 (clade A5); and 53, 56, and 66 (clade A6) were phylogenetically classified as HR HPV types. In contrast, types 6, 11, and 44 (clade A10); 34 and 73 (clade A11); 40 and 43 (clade A8); 42 (clade A1); 61, 72, 81, 83, 84, and CP6108 (clade A3); 57 (clade A4) and were classified as LR HPV types. Women were defined as having: a resolved infection if HPV DNA was detected in the first but not in the second sample(clearence); a persistent infection if the same HPV DNA was detected in both samples; acquired infection if HPV DNA was detected at the first visit (e.g. HPV18) which has resolved and another HPV detected at the second visit (e.g. HPV52); and acquisition if HPV DNA detected at the second visit was a member of the same phylogenetic clade of the HPV DNA detected in the first visit. The χ 2 and Fischer exact tests were used to compare variables and P<0.05 was considered significant. Results Since our institute is a tertiary center we receive many patients from different cities of the country. Thirtynine (49%) women unfortunately refused to come for re-assessment mostly because of living far from our center. A total of 40 women (50.63%) agreed to participate. Specific HPV typing was done in 40 women after one year of the initial HPV positivity. Twenty-one women (52.5%) had their initial HPV infection cleared. Twelve women (30%) had lost their initial HPV genotypes and acquired another HPV infection. Seven women (17.5%) had the same HR genotype detected in both the initial and control samples. Among women with HPV genotype persistence, two women had HPV16, one had HPV58, one had HPV51, two had HPV53 and one had HPV66 persistence. HPV16 and HPV58 belong to the same phylogenetic group A9. HPV53 and HPV66 are in the group A6. Nine women out of the 40 women had acquisition of HPV genotype by the same phylogenetic clade in the follow-up tests. When HPV genotype persistent women (n:7) were compared with those without, except the marital status all demographic parameters were alike (Table I). All HPV persistent women after one year were single. When the drop out women were compared Table I. Patient demographics of positive HPV tested patients who came for follow-up control HPV clearance (n=21) HPV acquired (n=12) HPV genotype persistence (n=7) P value Age 34.81± ± ± Married University graduate Normal cytology in High risk HPV infection Mono-infection in Normal cytology in High risk HPV infection Mono-infection in

18 12 Yoldemir et al. The Increased Persistence rate with High Risk HPV types Marmara Medical Journal 2012;25:10-5 Table II. Participant characteristics between study group and drop-out or no show-up group Study group (n=40) Drop-out + No show-up group (n=39) P value Age 33.65± ± High school graduate University graduate Single Normal cytology in HPV 6 in HPV 16 in HPV 35 in HPV 53 in HPV 56 in HPV 66 in High risk HPV in with the follow-up group in terms of demographic characteristics, all of the parameters were similar between the groups (Table II). Since 40 patients of the initial 79 women attended the follow-up examinations, the drop-out rate was 49%. Thirty subjects (75%) from the initial analysis were women with HR HPV types. Thirteen out of these HR HPV types had cleared (43.33%). Seven of the initial HR HPV types persisted. Twelve women acquired new infections, nine had HR and three had LR HPV infections. Eight (80%) out of ten of the LR HPV type infection had resolved. One had a new HR and the other a LR HPV infection (Table III). Of the 40 samples that were HPV DNA positive at baseline, 30 (75%) were mono-infections and 10 were multiple infections. Three (30%) of the initially multiple HPV infections had cleared; whereas, eighteen (60%) of the initial mono-hpv infections had cleared in the follow-up tests. Nine of the 12 mono-infections which persisted were all HR HPV types both initially and in the follow-up test. Two had acquired LR HPV infections after being cleared from HR HPV types. One case was initially a LR HPV type and acquired another LR during the followup period. Seven of the multiple HPV infected cases were all HR types both in enrollment and at the follow-up tests (Table II). The cervical cytology was normal in 35 women (87.5%) at the initial assesment. Twentysix of these women (74.28%) had HR HPV genotyes. Thirtyseven women (92.5%) had normal cervical cytology at the follow up visit and 13 (35.13%) of those had HR HPV genotypes. Five of these 12 women had HPV genotype persistence with normal initial and follow-up smears. Seven of these 12 patients had another HPV type from the same phylogenetic clade of the HPV DNA detected in the first visit. Five patients with initial abnormal pap smear result (2 atypical squamus cells of undetermined significance (ASC-US), 1 atypical squamous cells, cannot exclude high-grade intrepithelial lesion (ASC-H), 2 low-grade squamous intrepithelial lesion (LGSIL)) had normal cytologic findings in the follow-up. Of these five women, four had HR HPV type in the first test and two of these persisted in the follow-up period. Three patients with previous normal pap smear results but later had abnormal findings (2 LGSIL and 1 ASC- US) had HR HPV type at the initial assesment. Two of these 3 women had HPV genotype persistence. Thirty-two patients had normal smear results both in the first and the follow-up visits (80%). Discussion In our study 52.5% of the women resolved their HPV infection within one year. This indicated that those HR HPV infections were of a transient nature. The duration of a transient HPV infection was previously stated as 8 13 months 6,19. Molano M et al. (20) reported the clearance rate as highest in the first 6 months of follow-up. In their study, 23% of HPV infections were still present at 1 year and 7 % at 5 years. Clearance rates were lower for HPV 16 than for low-risk HPV types. HPV types related phylogenetically to HPV 16 (types 31, 33, 35, 52, 58) had intermediate clearance rates and other HR types did not show evidence of slower clearance compared with LR types. They also showed that clearance of HPV infection occurred in the 2 years after HPV was first detected. Franco (21) showed that 12-month clearance was higher for lowrisk HPV types (12.2%) than for high-risk HPV types (9.5 %). HR- HPV infections tend to last longer than those of LR-HPV types 19,22. In the cohort study of Brisson et al. HPV 16, 18, 31/33/35 appeared more persistent than other types 23. In our study 43.33% of HR HPV types and 80% of LR HPV types cleared after one year. Thomas et al. found that the risk of acquiring a specific HPV type was not substantially decreased among those with prior infection with a phylogenetically related type (HPV: 16 and 31; 18 and 45; 6 and 11) 24. An association between persistent HPV infection and the presence of multiple types has been documented 3,25. Nevertheless Liaw KL et al 26 and Molano M et al. 20 demonstrated that the clearance of a type-specific HPV infection seems to be independent of the presence of a coinfection with other types. Fourteen different HPV genotypes were detected in the follow-up women in our study. Thirty (75%) of the 40 women had mono HPV infections at the first visit; whereas, thirteen (68.4%) of the 19 women had mono HPV infection at the second visit. In our study 60% of the initially mono-infected and 30% of the multiple-infected women had HPV clearance during the follow-up. Ho et al. 6 and Perrons et al. 25

19 Marmara Medical Journal 2012;25:10-5 Yoldemir et al. The Increased Persistence rate with High Risk HPV types 13 Table III. Longitudinal detection of HPV by DNA genotyping in a cohort of individuals tested at enrolment and during follow-up Case no HPV DNA at Cytology at HPV DNA Cytology HPV DNA HPV enrolment enrolment at follow-up at follow-up persistence acquisition 1 70 normal negative normal ,16,18,31,33,83 normal 58 normal normal 6,61 normal normal 58 normal normal negative normal normal 51 LGSIL normal negative normal normal negative normal , 66, 85 normal negative normal normal negative normal ADAS 51 normal normal negative normal normal negative normal , 59 normal negative normal normal negative normal normal 61 normal normal 53 ASCUS normal 53 normal normal 6 normal , 53, 59 normal 51 normal normal negative normal normal 53 normal ,62 ASC-H negative normal , 84 ASCUS 16,53 normal normal negative normal normal 18,53,66 normal normal negative normal normal negative normal normal negative normal LGSIL 66 normal normal 33 normal normal negative normal ,35 normal 16,35,66 normal , 56, 59, 66,85 normal 6,16,31,51,58 LGSIL , 53 normal 52,58,61,82 normal normal negative normal normal negative normal normal negative normal LGSIL negative normal ,58 normal 53 normal + +

20 14 Yoldemir et al. The Increased Persistence rate with High Risk HPV types Marmara Medical Journal 2012;25:10-5 found that infection with multiple types of HPV was associated with persistent HPV infection. Rousseau et al. observed that persistence of HPV infection was independent of coinfection with other HPV types 27. Liaw et al. found that the presence of HPV16 was associated with an excess risk for acquisition of other types without affecting the persistence of the episodes with the additional types 26. We have detected that three women (30%) with multiple infections and four women (13.3%) with monoinfections at the initial visit had persistent genotype infection at reassesment after one year. Zielinski et al. 28 demonstrated the presence of the same HPV type in undisputable normal and subsequent abnormal smears until diagnosis of cervical cancer, and thus showed that high-risk HPV detection precedes the development of abnormal cytology. It was suggested that high HPV DNA copy number was associated with cytologic abnormalities and that HPV-positive women with normal cytology were at minimal risk of subsequent progression to cancer while having very low viral loads 29,30. Many crosssectional studies reported an increase in viral load with increasing disease severity, others found either no association, or a higher viral load in women with low-grade squamous intraepithelial lesion (LSIL) than in those with high-grade squamous intraepithelial lesion high-grade squamous intraepithelial lesion (HSIL) Longitudinal studies have also failed to find a consistent association between a baseline measurement of viral load and duration of infection, clearance of disease, and subsequent risk of acquisition or progression of disease In our study, five patients with initial abnormal pap smear results ( 2 ASC- US, 1 ASC-H, 2 LGSIL) had normal cytologic findings in the followup. Four out of these five women had high risk HPV type at enrollment. Two of these women had HPV genotype persistence while two had clearance. Conversely three patients with previous normal pap smear and HR HPV at the initial assessment had abnormal cytologic findings (1 ASCUS, 2 LGSIL) during the follow up visit. Two of these 3 women had HPV genotype persistence. Hence genotypic persistence after one year per se may not predict cytologic abnormality. Longer duration follow-up might be necessary. Nevertheless viral load and HPV persistence may have a complimentary impact on the consequent cytologic changes. Koshiol J et al 38 stated that the strength of the association between HPV persistence and cervical neoplasia increased with increasing grade of cervical disease. The magnitude of effect for HPV persistence in predicting CIN2-3/HSILs varied widely and was partially dependent on the HPV referent group. Persistent HPV infection resulted in an approximately one extra CIN2-3/HSILs case in every 60 women followed for about 5 years as compared with HPV-negative women. In the present study 35% of the subjects acquired another HPV genotype infection during followup. 27.5% of these patients had HR HPV. The acquired HR new infections could be misinterpreted as persistence of HPV when the assessment is dependent only on the presence of HR HPV instead of genotyping. Kovacic et al. 39 showed that the proportions of mono-infected women exhibiting cytologic abnormalities were analogous to women in the <35 and 35- to 54-year-old age groups but significantly lower in the >54-year-old age group. Viral load was not consistently related to age for all women or stratified by level of cytologic abnormality. However, Molano 20 did not confirm any unfavorable effect of age on clearance. Similarly we did not find any impact of age either on persistency of HPV or cytological abnormalities. Nielssen et al. 40 observed a strong association between marital status and infection with high-risk HPV types among women aged 20 to 29 years. In our study, HPV genotype persistence was significantly less prevalent among married women. The limitation of our study is the high drop out rate (49%). Despite the invitation of all 79 women with positive HPV at the initial assesment only 40 women were available for reassesment of HPV after one year. Nevertheless when the similar demographic characteristics of the women who drop out and who came for follow up were analysed, we could speculate that our results could be representative of the whole group of 79 women who were HPV positive at the initial assesment. In conclusion the persistence of HPV genotype was 17.5% after one year in our population. The persistence rate was increased in women with HR HPV types. Multiple and mixed HPV infections have an important impact on persistence of HPV genotype. Future studies with larger groups will shed more light on the influence of viral load and the persistence of HPV infections on developing preinvasive and cervical lesions. Acknowledgement The authors declare that they have no conflict of interest References 1. CDC. Epidemiology and Prevention of Vaccine-Preventable Diseases. Atkinson W, Wolfe S, Hambrosky J, et al, eds. 11th ed. Washington, DC: Public Health Foundation; Baseman J, Koutsky L. The epidomiology of human papillomavirus infections. J Clin Virol 2005;32(Suppl 1):S doi /j.jcv Clifford GM, Gallus S, Herrero R, et al. Worldwide distribution of human papillomavirus types in cytologically normal women in the International Agency for Research on Cancer HPV prevalence surveys: a pooled analysis. Lancet 2005; 366: doi /S (05) Eren F, Erenus M, Bas E, et al. Prevalence of HPV infection by cytologic diagnosis and HPV DNA extraction and prevalence of the HPV genotypes detected in urban Turkish women, Int J Gynecol Obstet 2010;109: doi /j.ijgo Hildesheim A, Schiffman MH,Gravitt PE, et al. Persistence of typespecific human papillomavirus infection among cytologically normal women. J Infect Dis 1994;169: Ho GY, Bierman R, Beardsley L, et al. Natural history of cervicovaginal papillomavirus infection in young women. N Engl J Med 1998;338: doi /NEJM Elfgren K, Kalantari M, Moberger B, et al. A population based five-year follow-up study of cervical human papillomavirus infection. Am J Obstet Gynecol 2000;183: doi /mob Walboomers JM, Jacobs MV, Manos MM, et al. Human papillomavirus is a necessary cause of invasive cervical cancer worldwide. J Pathol 1999; 189: doi /(SICI) (199909)189:1<12::AID- PATH431>3.0.CO;2-F 9. Bosch FX, Manos MM, Munoz N, et al. Prevalence of human papillomavirus in cervical cancer: a worldwide perspective. International biological study on cervical cancer (IBSCC study group). J Natl Cancer Inst 1995; 87:

İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler ve Uygulamaları

İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler ve Uygulamaları Derleme / Review 5 DO I: 10.5472/MMJ.2011.01922.1 Induced Pluripotent Stem Cells and Their Applications Handan SEVİM, Özer Aylin GÜRPINAR Biyoloji Anabilim Dalı, Fen Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi,

Detaylı

Bahar Keçeli-Kaysılı, Ph. D. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü (0312) 363-3350/7104 bkaysili@ankara.edu.

Bahar Keçeli-Kaysılı, Ph. D. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü (0312) 363-3350/7104 bkaysili@ankara.edu. Bahar Keçeli-Kaysılı, Ph. D. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü (0312) 363-3350/7104 bkaysili@ankara.edu.tr Uzmanlık Alanları İletişim, dil gelişimi ve sosyal etkileşim

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Expression Pattern Comparison of Two Ubiquitin Specific Proteases. Functional Characterization of Two Potential Breast Cancer Related Genes

ÖZGEÇMİŞ. Expression Pattern Comparison of Two Ubiquitin Specific Proteases. Functional Characterization of Two Potential Breast Cancer Related Genes ÖZGEÇMİŞ 1. Adı ve Soyadı: Shiva Akhavantabasi 2. Ünvanı: Yrd. Doç. Dr. 3. Email adresi: shiva.akhavan@yeniyuzyil.com 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Mikrobiyoloji Jahrom Azad Üniversitesi

Detaylı

Telomeraz enzim eksikliğinin tedavisinde yeni yaklaşımlar. Prof. Dr. Fatma İnanç Tolun 08.11.2013 / Kahramanmaraş

Telomeraz enzim eksikliğinin tedavisinde yeni yaklaşımlar. Prof. Dr. Fatma İnanç Tolun 08.11.2013 / Kahramanmaraş Telomeraz enzim eksikliğinin tedavisinde yeni yaklaşımlar Prof. Dr. Fatma İnanç Tolun 08.11.2013 / Kahramanmaraş Sunum Akışı DNA replikasyonu Telomer Telomeraz Telomeraz eksikliğinde görülen hastalıklar

Detaylı

Kök Hücre Biyolojisi. Prof. Dr. Gönül KANIGÜR Prof. Dr. Melek ÖZTÜRK

Kök Hücre Biyolojisi. Prof. Dr. Gönül KANIGÜR Prof. Dr. Melek ÖZTÜRK Kök Hücre Biyolojisi Prof. Dr. Gönül KANIGÜR Prof. Dr. Melek ÖZTÜRK Kök hücre nedir? Kök hücreler organizmanın tüm dokularını ve organlarını oluşturan ana hücrelerdir. Henüz farklılaşmamış olan bu hücreler

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Zeynep Çatay Çalışkan 2. Doğum Tarihi: 18 Şubat 1975 3. Unvanı: Yardımcı Doçent 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Psikoloji Boğaziçi Üniversitesi 1996 Y. Lisans

Detaylı

Kök Hücre ve Erkek Genital Sisteminde Kök Hücrenin Kaynakları

Kök Hücre ve Erkek Genital Sisteminde Kök Hücrenin Kaynakları Kök Hücre ve Erkek Genital Sisteminde Kök Hücrenin Kaynakları Doç. Dr. Gülperi Öktem Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji AD. Designed by TheTemplateMart.com Kök Hücre Embriyogenezis

Detaylı

BİLİŞSEL GELİŞİM GERİLİĞİ VE OTİSTİK SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARDA SERUM PROGRANULİN DÜZEYLERİ

BİLİŞSEL GELİŞİM GERİLİĞİ VE OTİSTİK SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARDA SERUM PROGRANULİN DÜZEYLERİ BİLİŞSEL GELİŞİM GERİLİĞİ VE OTİSTİK SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARDA SERUM PROGRANULİN DÜZEYLERİ Fatma Betül ÖZGERİŞ, Nezahat KURT, İlknur İBİLİ UCUZ, Kübra KOÇAK YILMAZ, Atilla ÇAYIR, Onur Burak DURSUN,

Detaylı

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuçlar: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT Rational Drug Usage Behavior of University Students Objective: Method: Results:

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuçlar: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT Rational Drug Usage Behavior of University Students Objective: Method: Results: ÖZET Amaç: Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin akılcı ilaç kullanma davranışlarını belirlemek amacı ile yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel türde planlanan araştırmanın evrenini;; bir kız ve

Detaylı

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir.

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir. ÖZET Üniversite Öğrencilerinin Yabancı Dil Seviyelerinin ve Yabancı Dil Eğitim Programına Karşı Tutumlarının İncelenmesi (Aksaray Üniversitesi Örneği) Çağan YILDIRAN Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

ÜNİTE FİZİKSEL GELİŞİMİ DEĞERLENDİRME ÇOCUK GELİŞİMİ - I İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Doç. Dr. Birol ALVER

ÜNİTE FİZİKSEL GELİŞİMİ DEĞERLENDİRME ÇOCUK GELİŞİMİ - I İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Doç. Dr. Birol ALVER FİZİKSEL GELİŞİMİ DEĞERLENDİRME İÇİNDEKİLER Fiziksel Gelişimin Değerlendirilmesi Boy Uzunluğuna İlişkin Persentil Eğrileri Kiloya İlişkin Persentil Eğrileri Baş Çevresi Uzunluğuna İlişkin Persentil Eğrileri

Detaylı

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD 58. Türkiye Milli Pediatri Kongresi 25 Ekim 2014 TANIM Otizm Spektrum

Detaylı

Light Cycler Real Time PCR Teknolojisi ile Faktör V Geninde Yeni Mutasyon Taranması

Light Cycler Real Time PCR Teknolojisi ile Faktör V Geninde Yeni Mutasyon Taranması T.C. ANKARA ÜNĐVERSĐTESĐ BĐYOTEKNOLOJĐ ENSTĐTÜSÜ YÜKSEK LĐSANS TEZĐ Light Cycler Real Time PCR Teknolojisi ile Faktör V Geninde Yeni Mutasyon Taranması Biyolog S. Duygu SANLIDĐLEK Danışman Öğretim Üyesi

Detaylı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ Danışman Doç. Dr. Tufan BAL YÜKSEK LİSANS TEZİ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI ISPARTA - 2016 2016 [] TEZ

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Kök Hücre Biyolojisi Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans () Lisans (X) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan Öğretim(

Detaylı

NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE. 2007- sonrası. Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE

NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE. 2007- sonrası. Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE 2007- sonrası Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE Nadir hastalık ve yetim ilaç tanımı Ülkemizdeki durum Nadir hastalıkların

Detaylı

"Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma" İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları.

Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları. "Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma" İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları. Survey Results Which Were Done in Comenius Project named'' Different? Building

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

1.YARIYIL, DERS KURULU II: TEMEL TIP BİLİMLERİNE GİRİŞ II

1.YARIYIL, DERS KURULU II: TEMEL TIP BİLİMLERİNE GİRİŞ II .YARIYIL, DERS KURULU II: TEMEL TIP BİLİMLERİNE GİRİŞ II GÜNLER SAATLER 09-0 0- - -3 3-4 4-5 5-6 6-7 6 KASIM BİYOFİZİK BİYOFİZİK TIB.BİY.VE GEN. TIB.BİY.VE GEN. MES.İNG. SEÇMELİ DERS SEÇMELİ DERS 7 KASIM

Detaylı

Dersin I.Sınıf 2.Yarıyıl (02) I. st Year 2. nd Semester Teorik/Theory Lab./Lab. Uyg./Practice Toplam/Total Kredi/Credit ECTS

Dersin I.Sınıf 2.Yarıyıl (02) I. st Year 2. nd Semester Teorik/Theory Lab./Lab. Uyg./Practice Toplam/Total Kredi/Credit ECTS T.C. ISTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU ISTANBUL BILIM UNIVERSITY SCHOOL OF HEALTH FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON BÖLÜMÜ DEPARTMENT OF PHYSICAL THERAPY AND REHABILITATION MÜFREDAT DERS PROGRAMI

Detaylı

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİEĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMI 2013 2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI LİSANS PROGRAMI ÖĞRETİM PLANI.

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİEĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMI 2013 2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI LİSANS PROGRAMI ÖĞRETİM PLANI. I. YARIYIL KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİEĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMI 2013 2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI LİSANS PROGRAMI ÖĞRETİM PLANI 0801101 Temel Matematik I 2+0 General Mathematics I 6 0801102 Genel

Detaylı

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay C. C. 17 Ağustos 2005 doğumlu bir erkek çocuğudur. Eylül 2008 yılında Londra da bir anaokuluna başlamıştır. Annesi, yaşıtlarıyla kıyasladığında aynı iletişim becerilerini gösteremediğini düşündüğünden

Detaylı

Servikal Erozyon Bulgusu Olan Kadınlarda HPV nin Araştırılması ve Genotiplerinin Belirlenmesi

Servikal Erozyon Bulgusu Olan Kadınlarda HPV nin Araştırılması ve Genotiplerinin Belirlenmesi Servikal Erozyon Bulgusu Olan Kadınlarda HPV nin Araştırılması ve Genotiplerinin Belirlenmesi Doç Dr Ayşen BAYRAM Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D. GİRİŞ İnsan Papilloma Virus

Detaylı

Dünyada ve Türkiyede Hepatit B ve Hepatit C Epidemiyolojisi. Dr Meral Sönmezoğlu Yeditepe Üniversitesi Hastanesi

Dünyada ve Türkiyede Hepatit B ve Hepatit C Epidemiyolojisi. Dr Meral Sönmezoğlu Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Dünyada ve Türkiyede Hepatit B ve Hepatit C Epidemiyolojisi Dr Meral Sönmezoğlu Yeditepe Üniversitesi Hastanesi EKMUD İstanbul Günleri 1 Mart 2016 Kronik hepatit B ve C Kronik hepatit B ve C dünyada önemli

Detaylı

Zeynep Eras, Gözde Kanmaz, Banu Mutlu, Fuat Emre Canpolat, Evrim Durgut Şakrucu, Uğur Dilmen

Zeynep Eras, Gözde Kanmaz, Banu Mutlu, Fuat Emre Canpolat, Evrim Durgut Şakrucu, Uğur Dilmen Zeynep Eras, Gözde Kanmaz, Banu Mutlu, Fuat Emre Canpolat, Evrim Durgut Şakrucu, Uğur Dilmen ZTB Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gelişimsel Pediatri Ünitesi Obstetrik tahminlerdeki belirsizliklere

Detaylı

ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR

ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR ALLOJENİK KORDON KANI BANKACILIĞINDA UMUTLAR Prof. Dr. İhsan Karadoğan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Kök Hücre Nedir? Kendileri için uygun olan bir çevre içinde

Detaylı

Kas Dokusunun Gelişimi. Doç.Dr. E.Elif Güzel

Kas Dokusunun Gelişimi. Doç.Dr. E.Elif Güzel Kas Dokusunun Gelişimi Doç.Dr. E.Elif Güzel Kasların çoğunluğu mezodermden gelişir paraksiyal mezoderm lateral mezodermin somatik ve splanknik tabakaları neural krest hücreleri Paraksiyal mezoderm İskelet

Detaylı

Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar. (Özet)

Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar. (Özet) 4 Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar (Özet) Günümüzde, teknolojinin gelişmesi ile yüz tanımaya dayalı bir çok yöntem artık uygulama alanı bulabilmekte ve gittikçe de önem kazanmaktadır. Bir çok farklı uygulama

Detaylı

Diabetik Nöropatide Kök Hücre Tedavisi Doç.Dr.Mehmet Bozkurt Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi; Plastik,Rekonstrüktif ve Estetik

Diabetik Nöropatide Kök Hücre Tedavisi Doç.Dr.Mehmet Bozkurt Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi; Plastik,Rekonstrüktif ve Estetik Diabetik Nöropatide Kök Hücre Tedavisi Doç.Dr.Mehmet Bozkurt Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi; Plastik,Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği,Yara Bakım Merkezi İstanbul Tanım Diabetik

Detaylı

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KLİNİĞİ KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1. Ünal, H., Ortaokul Dönemindeki Kız Çocuklarda Antropometrik Ölçümlerin Farklılaşmasının İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi. 1985.

ÖZGEÇMİŞ. 1. Ünal, H., Ortaokul Dönemindeki Kız Çocuklarda Antropometrik Ölçümlerin Farklılaşmasının İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi. 1985. ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Nergiz Meltem Güven Email :nergismeltem@gmail.com 2. Doğum Tarihi : 11.03.1954 Tel : 0535 895 03 29 3. Ünvanı : Profesör 0312 441 39 11 Adres : Hilal Mah. Hollanda Cad. No:20 Daire

Detaylı

Yardımcı Doçent Psikoloji Haliç Üniversitesi 2000 Yardımcı Doçent Psikoloji FSM Vakıf Üniversitesi 2011

Yardımcı Doçent Psikoloji Haliç Üniversitesi 2000 Yardımcı Doçent Psikoloji FSM Vakıf Üniversitesi 2011 ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Gaye (Enbiyaoğlu) Saltukoğlu 2. Doğum Tarihi : 1945 3. Unvanı : Yardımcı Doçent 4. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Psikoloji Hacettepe Üniversitesi 1969 Yüksek

Detaylı

Emine Sevinç Tok. İzmir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü. Gürsel Aksel Bulvarı No: 14 35350 Üçkuyular İzmir

Emine Sevinç Tok. İzmir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü. Gürsel Aksel Bulvarı No: 14 35350 Üçkuyular İzmir Emine Sevinç Tok İzmir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Gürsel Aksel Bulvarı No: 14 35350 Üçkuyular İzmir sevinc.tok@izmir.edu.tr EĞİTİM 2009-devam Klinik Psikoloji Doktora Programı

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Principles of Atatürk & History of the Turkish Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I revolution I

Principles of Atatürk & History of the Turkish Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I revolution I I I. YIL HAFTALIK DERS SAATI FBÖ 101 Z Genel Fizik I General Physics I (4+0) -4 6 FBÖ 151 Z Genel Fizik Lab. I General Physics Lab. I (0+2) -1 2 FBÖ 103 Z Genel Kimya I General Chemistry I (4+0) -4 6 FBÖ

Detaylı

Biyoteknoloji ve Genetik I Hafta 13. Ökaryotlarda Gen İfadesinin Düzenlenmesi

Biyoteknoloji ve Genetik I Hafta 13. Ökaryotlarda Gen İfadesinin Düzenlenmesi Biyoteknoloji ve Genetik I Hafta 13 Ökaryotlarda Gen İfadesinin Düzenlenmesi Prof. Dr. Hilal Özdağ A.Ü Biyoteknoloji Enstitüsü Merkez Laboratuvarı Tel: 2225826/125 Eposta: hilalozdag@gmail.com Gen İfadesi

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 18/09/2015 Sayı : 11 Dünya Alzheimer Farkındalık Günü 21 Eylül 2015 Hazırlayan Ezel ÖZTÜRK Alzheimer Hastalığı ilerleyici nörodejeneratif

Detaylı

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: SHERATON ANKARA HOTEL & TOWERS

Detaylı

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Risk Yüksek riskli gebeliklerin sonucu dünyaya gelenler Özel sağlık gereksinimi olan

Detaylı

(ZORUNLU) MOLEKÜLER İMMÜNOLOJİ I (TBG 607 TEORİK 3, 3 KREDİ)

(ZORUNLU) MOLEKÜLER İMMÜNOLOJİ I (TBG 607 TEORİK 3, 3 KREDİ) T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TIBBİ BİYOLOJİ VE GENETİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) MOLEKÜLER

Detaylı

Teaching Social Communication to Children with Autism

Teaching Social Communication to Children with Autism Teaching social communication, 46 Book Review/Kitap Kritiği By Emre Ünlü 1 Teaching Social Communication to Children with Autism by Brooke Ingersoll & Anna Dvortcsak Bu kitap kritiğinde, Brooke Ingersoll

Detaylı

Çevrimsel Araştırma. Prof.Dr. Yağız Üresin. İ.Ü. İlaç Araştırmaları Birimi İTF Tıbbi Farmakoloji AD

Çevrimsel Araştırma. Prof.Dr. Yağız Üresin. İ.Ü. İlaç Araştırmaları Birimi İTF Tıbbi Farmakoloji AD Çevrimsel Araştırma Prof.Dr. Yağız Üresin İ.Ü. İlaç Araştırmaları Birimi İTF Tıbbi Farmakoloji AD 1 2 Çevrimsel ve Klinik Bilim- Yeni bir bakış açısı zamanı Çevrimsel Araştırma yayınlarının yıllara göre

Detaylı

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT The purpose of the study is to investigate the impact of autonomous learning on graduate students

Detaylı

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARINDA TANI VE TEDAVİ

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARINDA TANI VE TEDAVİ DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARINDA TANI VE TEDAVİ Konuşma Bozuklukları Konuşma Bozuklukları Üç Büyük Kategoriye ayrılabilir: 1. Artikülasyon Hastalıkları 2. Akıcılık Hastalıkları 3. Dil Bozuklukları Konuşma

Detaylı

Lab./Lab Teorik/Theory

Lab./Lab Teorik/Theory Dersin ISınıf IYarıyıl I st Year 1 st Teorik/Theory Lab/Lab Uyg/Practice Toplam/Total Kredi/Credit ECTS Kodu/Co (01) Semester (01) 101 Anatomi -I Anatomy-I 2 2-4 3 5 103 Fizyoloji - I Physiology-I 2 2-4

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA DİYABETİK AYAK İNFEKSİYONLARI EPİDEMİYOLOJİSİ VE ÖNEMİ. Doç. Dr. Serap Çifçili Marmara Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı

BİRİNCİ BASAMAKTA DİYABETİK AYAK İNFEKSİYONLARI EPİDEMİYOLOJİSİ VE ÖNEMİ. Doç. Dr. Serap Çifçili Marmara Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı BİRİNCİ BASAMAKTA DİYABETİK AYAK İNFEKSİYONLARI EPİDEMİYOLOJİSİ VE ÖNEMİ Doç. Dr. Serap Çifçili Marmara Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı BİRİNCİ BASAMAKTA GÜNCEL DURUM > 6330 Aile Sağlığı Merkezi

Detaylı

Docosahexaenoic Acid Induces Cell Death in Human Non- Small Cell Lung Cancer Cells by Repressing mtor via AMPK Activation and PI3K/Akt Inhibition

Docosahexaenoic Acid Induces Cell Death in Human Non- Small Cell Lung Cancer Cells by Repressing mtor via AMPK Activation and PI3K/Akt Inhibition Docosahexaenoic Acid Induces Cell Death in Human Non- Small Cell Lung Cancer Cells by Repressing mtor via AMPK Activation and PI3K/Akt Inhibition DUYGU PELİSTER - 20130701008 İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Kanser Biyolojisi ve Genetiği Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans () Lisans (X) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan

Detaylı

Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması

Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TIBBİ BİYOLOJİ ANABİLİM DALI Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması Araş.Gör. Yener KURMAN İSTANBUL

Detaylı

KANSER AŞILARI. Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi

KANSER AŞILARI. Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi KANSER AŞILARI Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi Bir Halk Sağlığı Sorunu Şu an dünyada 24.600.000 kanserli vardır. Her yıl 10.9 milyon kişi kansere yakalanmaktadır. 2020 yılında bu rakam %50

Detaylı

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi?

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi? GEBELİKTE HEPATİT Gebelik ve hepatit Gebelik ve hepatit iki ayrı durumu anlatır. Birincisi gebelik sırasında ortaya çıkan akut hepatit tablosu, ikincisi ise kronik hepatit hastasının gebe kalmasıdır. Her

Detaylı

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Tularemi Tedavi Rehberi 2009 Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği 1 Rehber nasıl hazırlandı? Güncel kaynaklar 5 rehber, İnternet

Detaylı

Isırıkla İlgili Literatür İncelemesi

Isırıkla İlgili Literatür İncelemesi Isırıkla İlgili Literatür İncelemesi Prof. Dr. Tuna DEMİRDAL İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, SB Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Kliniği, İzmir Avcılarda

Detaylı

İndüklenmiş pluripotent kök hücreler ve hücre tedavisi

İndüklenmiş pluripotent kök hücreler ve hücre tedavisi 550 JCEI / 2013; 4 (4): 550-561 Journal of Clinical and Experimental Investigations doi: 10.5799/ahinjs.01.2013.04.0346 DERLEME / REVIEW ARTICLE İndüklenmiş pluripotent kök hücreler ve hücre tedavisi Induced

Detaylı

HÜCRESEL FARKLILAŞMASI

HÜCRESEL FARKLILAŞMASI HÜCRESEL FARKLILAŞMASI Embriyo çevresi ile etkileşim halindedir ve gelişimi çevresinden gelen bilgiler yoluyla yönlendirilir. Bir embriyonik hücrenin çevresi ise embriyo içindeki çevreleyen dokudan oluşur

Detaylı

0-6 YAŞ GRUBU ÇOCUKLARIN GELİŞİM TAKİPLERİ PROGRAMI

0-6 YAŞ GRUBU ÇOCUKLARIN GELİŞİM TAKİPLERİ PROGRAMI 11-1 Mayıs 1, H.Ü. Kültür Merkezi, Ankara 12 Mayıs 1, Salı, Sözel Bildiriler XIV, 11-1 Yeşil Mayıs Salon, 1, Saat: Poster 17. - Bildiri 18.1 PS7 SS - YAŞ GRUBU ÇOCUKLARIN GELİŞİM TAKİPLERİ PROGRAMI Rabia

Detaylı

Çocuk Ýstismarýna Birimler Arasý Yaklaþým: Bir Olgu Sunumu

Çocuk Ýstismarýna Birimler Arasý Yaklaþým: Bir Olgu Sunumu OLGU SUNUMU Çocuk Ýstismarýna Birimler Arasý Yaklaþým: Bir Olgu Sunumu Multidisciplinary Approach to Child Abuse: A Case Report Muhammed Ayaz 1, Ayþe Burcu Ayaz 1 1 Uz.Dr., Sakarya Üniversitesi Týp Fakültesi

Detaylı

A UNIFIED APPROACH IN GPS ACCURACY DETERMINATION STUDIES

A UNIFIED APPROACH IN GPS ACCURACY DETERMINATION STUDIES A UNIFIED APPROACH IN GPS ACCURACY DETERMINATION STUDIES by Didem Öztürk B.S., Geodesy and Photogrammetry Department Yildiz Technical University, 2005 Submitted to the Kandilli Observatory and Earthquake

Detaylı

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU BOLU HALKIN EGITIMINI GELISTIRME VE DESTEKLEME DERNEGI TARAFINDAN ORGANİZE EDİLEN YAYGINLAŞTIRMA FAALİYETLERİ - TURKİYE Bolu Halkın Egitimini Gelistirme ve Destekleme

Detaylı

MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ

MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ Aslı ÇAKIR 1, Özgür EKİNCİ 2, İpek IŞIK GÖNÜL 2, Bülent ÇETİN 3, Mustafa BENEKLİ 3, Ömer ULUOĞLU 2 1 Çorlu Devlet Hastanesi

Detaylı

hükümet tabibi olarak görev yaptıktan sonra, 1988 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi nde başladığım

hükümet tabibi olarak görev yaptıktan sonra, 1988 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi nde başladığım 1961 yılında Malatya da doğdum. İlk-orta ve lise öğrenimimi Malatya da tamamladım.1978 yılında girdiğim Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni 1984 yılında bitirdim. 1984-1987 yılları arasında Çanakkale ve

Detaylı

FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ

FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ Yrd.Doç.Dr. Gülten KOÇ Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Doğum-Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim

Detaylı

KÖK HÜCREDEN BÖBREK YAPMAK MÜMKÜN OLACAK MI? Doç Dr Serhan Tuğlular MÜTF Nefroloji Bilim Dalı

KÖK HÜCREDEN BÖBREK YAPMAK MÜMKÜN OLACAK MI? Doç Dr Serhan Tuğlular MÜTF Nefroloji Bilim Dalı KÖK HÜCREDEN BÖBREK YAPMAK MÜMKÜN OLACAK MI? Doç Dr Serhan Tuğlular MÜTF Nefroloji Bilim Dalı Lösemilerde kemik iliği nakli Kordon kanından Kök hücre nakli Kök Hücreler BLASTOSİSTTEN EMBRİYONİK KÖK HÜCREYE

Detaylı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Doç. Dr. Betül ULUKOL AKBULUT Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ateş Hipotalamik set-point in yükselmesi Çevre ısısının çok artması Ektodermal

Detaylı

Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip. Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD

Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip. Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Servikal Sitolojik Terminoloji Neden Takip Edelim? Hastalığın invazif serviks kanserine ilerleme

Detaylı

BİR OLGU NEDENİYLE CLEIDOCRANIAL DYSOSTOSIS

BİR OLGU NEDENİYLE CLEIDOCRANIAL DYSOSTOSIS G.Ü. Dişhek. Fak. Der. Cilt II, Sayı 1, Sayfa 205-211, 1985 BİR OLGU NEDENİYLE CLEIDOCRANIAL DYSOSTOSIS Yıldız BATIRBAYGİL* Alparslan GÖKALP** Cleidocranial Dysostosis veya «Marie and Sainton» Sendromu

Detaylı

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ. Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ. Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA HEMŞİRENİN ROLÜ Nevin Çetin Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİT Ünitesi Hematopoetik kök hücre transplantasyonu hematoloji-onkoloji alanında özel bir daldır

Detaylı

Regülatör T hücreleri ve İnsan Hastalıkları

Regülatör T hücreleri ve İnsan Hastalıkları Regülatör T hücreleri ve İnsan Hastalıkları Haner Direskeneli Marmara Tıp Fakültesi İmmün-tolerans Adaptif immün yanıt etkili anti-bakteryal immünite ile antiself yanıtın dengede tutulmasına bağlıdır.

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ Ruksan ELAL 1, Arsenal SEZGİN ALİKANOĞLU 2, Dinç SÜREN 2, Mustafa YILDIRIM 3, Nurullah BÜLBÜLLER 4, Cem SEZER 2

Detaylı

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Döllenmiş yumurta fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Yaşam boyu devam eden biyolojik, bilişsel, sosyal gelişim ve kişilik gelişiminin bilimsel incelemesi Gelişim psikolojisinin başlıca

Detaylı

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1 DNA (Deosiribo Nükleik Asit) Kalıtım maddesi hücre çekirdeğinde bulunur. Kalıtım maddesi iğ ipliği (Yumak) şeklinde bir görünümdedir. İğ ipliğindeki kalıtım maddesi

Detaylı

İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME ÖĞRETMENLERİNİN YAZILI SINAVLARINDA NOKTALAMA KURALLARINA UYMA DÜZEYLERİ: ERDEMLİ İLÇESİ ÖRNEKLEMİ

İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME ÖĞRETMENLERİNİN YAZILI SINAVLARINDA NOKTALAMA KURALLARINA UYMA DÜZEYLERİ: ERDEMLİ İLÇESİ ÖRNEKLEMİ İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME ÖĞRETMENLERİNİN YAZILI SINAVLARINDA NOKTALAMA KURALLARINA UYMA DÜZEYLERİ: ERDEMLİ İLÇESİ ÖRNEKLEMİ Özet İsmail Yavuz ÖZTÜRK* Yazıda anlatıma açıklık getirmek, cümlelerin yapısını

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Arif ŞAYBAK. İletisim Bilgileri. Adres: Toros. M. 78028 S. Özbey APT K:11 D:11 Çukurova/ ADANA(Aile) Telefon: +905368823282

ÖZGEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Arif ŞAYBAK. İletisim Bilgileri. Adres: Toros. M. 78028 S. Özbey APT K:11 D:11 Çukurova/ ADANA(Aile) Telefon: +905368823282 ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Arif ŞAYBAK İletisim Bilgileri Adres: Toros. M. 78028 S. Özbey APT K:11 D:11 Çukurova/ ADANA(Aile) Telefon: +905368823282 Mail: arif_saybak@yahoo.com 2. Doğum Tarihi: 1984 3. Unvanı:

Detaylı

En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test

En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test Yeni Nesil DNA Dizileme (NGS), İmmünHistoKimya (IHC) ile Hastanızın Kanser Tipinin ve Kemoterapi İlacının Belirlenmesi Kanser Tanı

Detaylı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı X, Y, Z KUŞAĞI TÜKETİCİLERİNİN YENİDEN SATIN ALMA KARARI ÜZERİNDE ALGILANAN MARKA DENKLİĞİ ÖĞELERİNİN ETKİ DÜZEYİ FARKLILIKLARININ

Detaylı

III- BİLİMSEL İLGİ ALANLARI

III- BİLİMSEL İLGİ ALANLARI ÖZGEÇMİŞ I- KİŞİSEL BİLGİLER Adı, Soyadı : Nurgül Akmanoğlu Doğum yeri ve yılı : Sakarya, 07.12.1977 Yabancı dil : İngilizce Yazışma adresi : Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü 26470 Eskişehir,

Detaylı

KULLANILAN MADDE TÜRÜNE GÖRE BAĞIMLILIK PROFİLİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR MU? Kültegin Ögel, Figen Karadağ, Cüneyt Evren, Defne Tamar Gürol

KULLANILAN MADDE TÜRÜNE GÖRE BAĞIMLILIK PROFİLİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR MU? Kültegin Ögel, Figen Karadağ, Cüneyt Evren, Defne Tamar Gürol KULLANILAN MADDE TÜRÜNE GÖRE BAĞIMLILIK PROFİLİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR MU? Kültegin Ögel, Figen Karadağ, Cüneyt Evren, Defne Tamar Gürol 1 Acibadem University Medical Faculty 2 Maltepe University Medical

Detaylı

2014

2014 2014 DİKKAT EKSİKLİĞİ BOZUKLUĞU (DEB) ve MentalUP İçerik DEB e Klinik İlgi DEB Nedir? DEB in Belirtileri DEB in Zihinsel Sürece Etkileri DEB in Psikososyal Tedavisi MentalUP tan Faydalanma MentalUP İçeriği

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Biyoloji (İngilizce) Fatih Üniversitesi 2003. Ünvan Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Biyoloji (İngilizce) Fatih Üniversitesi 2003. Ünvan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Bora Kazım BÖLEK İletişim Bilgileri Mail: bolekbora@gmail.com 2. Doğum Tarihi: 27.07.1980 3. Ünvan: Dr. (Ph.D.) 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Doktora Yüksek Lisans

Detaylı

SERVİKAL ÖRNEKLERDE HPV DNA ve SİTOLOJİK İNCELEME SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

SERVİKAL ÖRNEKLERDE HPV DNA ve SİTOLOJİK İNCELEME SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ SERVİKAL ÖRNEKLERDE HPV DNA ve SİTOLOJİK İNCELEME SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Begüm Nalça Erdin 1, Alev Çetin Duran 1, Ayça Arzu Sayıner 1, Meral Koyuncuoğlu 2 1 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi,

Detaylı

Mikrobiyolojide Moleküler Tanı Yöntemleri. Dr.Tuncer ÖZEKİNCİ Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D

Mikrobiyolojide Moleküler Tanı Yöntemleri. Dr.Tuncer ÖZEKİNCİ Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D Mikrobiyolojide Moleküler Tanı Yöntemleri Dr.Tuncer ÖZEKİNCİ Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D 1 Enfeksiyonun Özgül Laboratuvar Tanısı Mikroorganizmanın üretilmesi Mikroorganizmaya

Detaylı

Kanser Tedavisi: Günümüz

Kanser Tedavisi: Günümüz KANSER TEDAVİSİNDE MOLEKÜLER HEDEFLER Doç. Dr. Işık G. YULUĞ Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü yulug@fen.bilkent.edu.tr Kanser Tedavisi: Günümüz Geleneksel sitotoksik ilaçlar ve

Detaylı

Sağlık Bilimlerinde Türkiye'nin Bilimsel Yayın Performansı (2012-2014)

Sağlık Bilimlerinde Türkiye'nin Bilimsel Yayın Performansı (2012-2014) Sağlık Bilimlerinde Türkiye'nin Bilimsel Yayın Performansı (2012-2014) Bu çalışma, 2012-2014 yılları arasında Türkiye nin sağlık bilimleri alanında ürettiği bilimsel yayınlara en çok katkı sağlayan tıp

Detaylı

TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN

TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe]. ofsport Sciences 2004 1 15 (3J 125-136 TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN ış TATMiN SEViYELERi Ünal KARlı, Settar KOÇAK Ortadoğu Teknik

Detaylı

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler 46.ULUSAL PSİKİYATRİ KONGRESİ, 2010 Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler Dr.Canan Yücesan Ankara Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Akış Sitokinler ve depresyon Duygudurum bozukluklarının

Detaylı

Sağlık Bilimlerinde Türkiye'nin Bilimsel Yayın Performansı ( )

Sağlık Bilimlerinde Türkiye'nin Bilimsel Yayın Performansı ( ) Sağlık Bilimlerinde Türkiye'nin Bilimsel Yayın Performansı (2012-2014) Bu çalışma, 2012-2014 yılları arasında Türkiye nin sağlık bilimleri alanında ürettiği bilimsel yayınlara en çok katkı sağlayan tıp

Detaylı

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Y. Lisans DİŞHEKİMLİĞİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 2002

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Y. Lisans DİŞHEKİMLİĞİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 2002 ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: EMRE AYTUĞAR Öğrenim Durumu: DOKTORA Bölümü: Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Y. Lisans DİŞHEKİMLİĞİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 2002 FAKÜLTESİ Doktora/S.Yeterlilik

Detaylı

CURRICULUM VITAE BIOGRAPHICAL INFORMATION

CURRICULUM VITAE BIOGRAPHICAL INFORMATION CURRICULUM VITAE BIOGRAPHICAL INFORMATION Name and Adress: Name and Surname Adress Nilay ÇÖMÜK BALCI Baskent University Faculty of Health Sciences Department of Physical Therapy and Rehabilitation Eskisehir

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 10/09/2015 Sayı : 8 Dünya Lenfoma Farkındalık Günü 15 Eylül 2015 Hazırlayan Neşet SAKARYA Birkaç dakikanızı ayırarak ülkemizde 2011

Detaylı

KONGRE BAŞKANI DÜZENLEME KURULU

KONGRE BAŞKANI DÜZENLEME KURULU KONGRE BAŞKANI Prof. Dr. Sebahattin ÖZCAN Ankara Üniversitesi DÜZENLEME KURULU Prof. Dr. Mehmet KARATAŞ Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Dilek TURGUT BALIK Düzenleme Kurulu Başkan Yardımcısı Doç. Dr.

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yard. Doç. Dr. Esra ÇAĞAVİ

ÖZGEÇMİŞ. Yard. Doç. Dr. Esra ÇAĞAVİ ÖZGEÇMİŞ Yard. Doç. Dr. Esra ÇAĞAVİ İstanbul Medipol Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyoloji ABD, Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi Atatürk Bulvarı No:27, Unkapanı-Fatih 34083 İstanbul

Detaylı

Tam revaskülarizasyonda CABG standart tedavidir

Tam revaskülarizasyonda CABG standart tedavidir Tam revaskülarizasyonda CABG standart tedavidir Dr. Cem Alhan XVI. Ulusal Kongre, 19-22 Mayıs, Eskişehir Changing patterns of initial treatment selection among medical therapy (MED, yellow line), percutaneous

Detaylı

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ Sait Murat Doğan, A. Pınar Erçetin, Zekiye Altun, Duygu Dursun, Safiye Aktaş Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, İzmir Slayt 1 / 14 Meme Kanseri

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Gelişimin Biyolojik Temelleri Öğr. Gör. Can ÜNVERDİ Konular kod kalıtım örüntüleri Down sendromu Fragile x sendromu Turner sendromu Klinefelter sendromu Prader willi sendromu danışma

Detaylı

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE RADYO FREKANSLI TANIMA (RFID) TEKNOLOJİSİNİN MALZEME YÖNETİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE RADYO FREKANSLI TANIMA (RFID) TEKNOLOJİSİNİN MALZEME YÖNETİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ İNŞAAT SEKTÖRÜNDE RADYO FREKANSLI TANIMA (RFID) TEKNOLOJİSİNİN MALZEME YÖNETİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Radio Frequency Identification System (RFID) Facilitated Construction Materials Management (RFID-CMM)

Detaylı

Diyabetik Ayakta Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Diyabetik Ayakta Hiperbarik Oksijen Tedavisi IV. UDAIS 5-7 MAYIS 2016, ISTANBUL Diyabetik Ayakta Hiperbarik Oksijen Tedavisi Güncel kanıtlar MESUT MUTLUOĞLU GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sualtı Hekimliği Ve Hiperbarik Tıp Servisi Diyabetik Ayakta

Detaylı