Tıbbi Sosyal Hizmet 30 Eylül 2013 Pazartesi 14:50 1.ÜNİTE ÖZET. Tarihsel Süreç

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Tıbbi Sosyal Hizmet 30 Eylül 2013 Pazartesi 14:50 1.ÜNİTE ÖZET. Tarihsel Süreç"

Transkript

1 Tıbbi Sosyal Hizmet 30 Eylül 2013 Pazartesi 14:50 1.ÜNİTE ÖZET Sağlık alanı, sosyal hizmet mesleğinin en saygın uygulama alanlarından birisidir. Mesleğin ortaya çıktığı yirminci yüzyılın başından itibaren sağlık bakım ortamlarında sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin mesleki uzmanlaşma da başlamıştır Tarihsel Süreç Gelişmiş ülkelerde sosyal hizmet uzmanlarının, hastanelerde tedavi ekibinin bir üyesi olarak çalışmaya başlaması yirminci yüzyılın başlarına rastlar lerin başında sağlık hizmetlerinde bir paradigma değişimi de yaşanmıştır. Bu dönemin öncesinde sağlık hizmeti, toplumun refah düzeyi yüksek olan üyeleri tarafından daha çok yararlanılan özel bir hizmet niteliği taşımıştır Sağlık hizmetinin ev ziyaretleri yoluyla yapılması yerine hastanelere kayması hekimin görüş alanının daralması olarak adlandırılır Şu hâlde, sosyal hizmet uzmanlarının hastanelerde tıbbi sosyal hizmet uzmanı olarak çalışmasının temel motivasyonu hasta ve hekim arasındaki bağlantıyı güçlendirme gereksinimi olmuştur Hastanelerde hekim ve hemşirelerle birlikte çalışmaya başlayan ilk sosyal hizmet uzmanları, başlangıçta hastaların hastalıkla ilgili sosyal sorunlarını belirleme rolü üstlenmişlerdir. Sosyal hizmet uzmanlarının hastanelerdeki mesleki etkinlikleri arttıkça rolleri de çeşitlenmiştir Hastanelerde çalışan ilk sosyal hizmet uzmanlarının görevlerini şu şekilde sıralayabiliriz: Hasta ve ailesinin tedaviye uyum sağlaması için hastalığın etkileri, hastane bakımı konularında bilgilendirilmesi Hastaların hastalıkla bağlantılı olan psikolojik ve sosyal koşullarının belirlenmesi Hekimin tedavi planına uymasında hastalara yardımcı olma Hastane ile toplum ve çeşitli kurumlar arasında bağlantı kurma Yukarıda sıraladığımız görevleri üstelenen sosyal hizmet uzmanları, tıbbi tedavinin önündeki engelleri ortadan kaldırmak için hastaların hastane çevresi ile sosyal çevresi arasında oluşan boşluğu köprü işlevi görerek doldurmuşlardır. Aynı zamanda hastaların sağlık durumuna etki eden sosyal, çevresel ve duygusal sorunları ortadan kaldırma yönünde müdahaleler yapmışlardır. Sosyal hizmet uzmanlarının hastaların tedavi sürecine gözle görülür katkılar sağlayan bilimsel müdahaleleri, başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere Batı da sosyal hizmet okullarının hızla artması sonucunu doğurmuştur Türkiye de ise sosyal hizme;t ilk lisans mezunlarını, gelişmiş ülkelerden yarım yüzyıl sonra 1965 te vermiştir ve 1966 yılından itibaren sosyal hizmet uzmanları başta çocuk, genç, özürlü ve yaşlı refahı hizmetleri olmak üzere hastanelerde de istihdam edilmeye başlanmıştır Hastanelerde çalışan ilk sosyal hizmet uzmanlarının mesleki sorumlulukları, başlangıçta Batılı meslektaşları gibi yoksul bireylerin ve ailelerinin sağlık sorunlarıyla ilgilenmek ve sosyal koşulların hastalıklarla ilişkisi (tüberküloz gibi) üzerinde çalışmak olmuştur Sosyal hizmet uzmanının hasta hakkında elde ettiği psikolojik ve sosyal veriler, hekimin hastasını iyileştirme potansiyelini artırır 1950 lere gelindiğinde sağlığın yalnızca bedensel ve zihinsel değil, aynı zamanda sosyal öğelerden de oluştuğu ve bunlardan birinde yaşanan sorunun diğerlerini de olumsuz etkileyeceği Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen sağlık tanımında belirtilmiştir Sağlık, 1946'da Dünya Sağlık Örgütü Anayasasında şöyle tanımlanmıştır: "Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönlerden tam bir iyilik hâlidir Ülkemizde de sağlığın yalnızca bedensel ve zihinsel sorunlar ve hastalıklarla ilgili olmadığı yetkili kişiler tarafından fark edilmiş ve 1961 yılında 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir 224 sayılı Kanun sağlık hizmetlerinin toplumla bütünleşmesine, tedavi edici, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin gelişmesine katkı vermiştir. Sağlık Bakım Sisteminde Sosyal Hizmet Geleneksel sağlık hizmeti, hastalığın bedensel olarak tedavi edilmesi ve tıbbi patolojinin ortadan kaldırılmaya çalışılmasına dayalıdır. Sağlık hizmetinin temeli bu yapıda, hastanelerin ayaktan hasta takibinin ve tedavisinin sağlandığı poliklinik hizmetleri ile yatarak hasta tedavisinin yapıldığı klinik hizmetlerini içerir. Günümüz sağlık hizmetlerinde ise; kronik hastalıkların sıklığının ve yaygınlığının artması, tıp teknolojisindeki gelişmeler ve ekonomik sistemdeki değişimler gibi nedenlerle yeni eğilimler ortaya çıkmıştır. Klinikte yatarak sürdürülen tedavi yerine, toplum tabanlı sağlık bakımı anlayışı yaygınlaşmaya başlamıştır. Artık koruma ve tedavi hizmetleri yalnızca hastanelerle sınırlı değildir. Zira tıp alanındaki gelişmeler, hastaların hastanelerde yatarak geçirdikleri sürelerin azalması sonucunu doğurmuştur Hastaneden toplumsal alana doğru genişleyen sağlık hizmeti, sosyal hizmet mesleğinin sağlık bakım alanındaki sorumluluklarını artırmıştır. Hastanın ve ailesinin; hastalığa, tedaviye ve hastalık sonrası yaşama psikososyal yönden yeniden uyumunun sağlanması ve sürdürülmesi için sosyal hizmet uzmanlarının aile ve toplum odaklı müdahalelerine gereksinim duyulmaktadır Sağlık bakımı kurumlarında sosyal hizmet mesleğinin temel görevi, hastalara ve ailelere sosyal hizmet sunmaktır. Tıbbi sosyal hizmetin genel amacı ise; 1 Hastanın tıbbi bakım ve tedaviyi kabul etmesi ve bakımın etkili bir şekilde kullanılmasını kolaylaştırmak, 2 Sağlık sorunları nedeniyle hasta ve ailesinin yaşadığı stresi azaltmak, 3 Hastanın hastalığı ve içinde bulunduğu koşullar nedeniyle ortaya çıkan sorunlarını çözmektir Tıbbi sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları: Hastanın hastalığı ve tedavisi ile ilgili olabilecek sosyal, ekonomik ve duygusal faktörleri anlamasında yardımcı olmak Hastanın ve ailesinin bilişsel ve duygusal baş etme çabalarını desteklemek, Onlara güven duygusu vermek, Hastanın ve ailesinin yararına toplum kaynaklarını harekete geçirmek, Hastane işleyişine mesleki açıdan katkıda bulunmak yoluyla hastanenin daha iyi hizmet vermesine katkı vermek gibi görevler üstlenebilirler Sağlık bakım sisteminde sosyal hizmet uygulaması ise bir seri aşama sonucunda gerçekleşir. Bu aşamalar; 1 Başlangıç ( hasta ve sorunlarını belirleme ) 2 Sosyal hizmet planlaması aşaması 3 Hizmetin verilmesi aşaması 4 Değerlendirme, sonlandırma ve izleme aşaması Bu aşamalar arasında ayrım, sadece analitik açıdandır. Hizmet verilirken izlenen süreçte böyle bir ayrıma gitmeye gerek yoktur. Örneğin; başlangıç aşamasında sosyal hizmet uzmanı ile hasta arasındaki ilişki, yeni bir bilgi gün ışığına çıkıncaya kadar devam eder. Aynı şekilde süreç devam ederken yapmış oldukları her eylem ve aşama sonucunda sosyal hizmet uzmanı ve hasta değerlendirme yapabilir Yasal Dayanaklarıyla Hastanelerde Sosyal Hizmet Uzmanları 1983 de yürürlüğe giren Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği nde ve 2011 de yürürlüğe giren Tıbbi Sosyal Hizmet Yönergesi nde sosyal hizmet uzmanlarının rol ve sorumlulukları tanımlanmıştır Yönetmeliğin Sosyal Hizmetler başlıklı 35. maddesinde sosyal hizmet uzmanlarının çalışacağı birimin tanımı yapılmıştır. Buna göre; standardında sosyal hizmet uzmanı bulunan yataklı tedavi kurumlarında bir sosyal servis kurulur. Birden fazla sosyal hizmet uzmanı bulunduğu takdirde içlerinden baştabip tarafından görevlendirilen bir tanesi, bu servisin amirliği görevini de yürütür. Sosyal servis; yataklı tedavi kurumlarına müracaat eden, yatan ve kurumdan çıkan hastaların sosyal ve ekonomik sorunlarının saptanması, çözümlenmesi, hastanın çevresi ve ailesiyle ilişkilerinin sağlanması, kurumun halkla ilişkiler işlerinin yürütülmesi ile görevlidir. Ayrıca kurum personelinin karşılıklı ilişkilerinde ve sosyal sorunlarında danışma ve yardım sağlama görevini de yapar Yönetmeliğin 126. maddesinde sosyal hizmet uzmanının görev ve yetkileri sıralanmıştır. Buna göre sosyal hizmet uzmanı hastanede; Hastaların kişisel ve ailevi sorunlarının çözümlenmesinde ailesi ve yakın çevresi (hastane iş, okul vb.) ile iş birliği yapar Hastaların gerektiğinde sosyoekonemik durumlarının tetkikini yaparak hastane harcamalarına katılıp katılmayacağını araştırır ve değerlendirir. Aldığı sonucu Bakanlıkça saptanan bir forma doldurarak hasta evraklarının arasına ekler. Maddi yetersizliği olanlara, diğer dış kurumlardan sürekli veya geçici destek sağlanmasına yardımcı olur. Uzun süre yatacak hastaların boş zamanlarını değerlendirici faaliyetler düzenler, moral gücünün arttırılmasını sağlar. Kurum ile diğer sosyal hizmetler ve sağlıkla ilgili kurumlar arasında baştabibin izni ile iş birliğini sağlayarak kurumun gelirini arttıracak program ve çabalara katılır ve teşhis, tedavi hizmetleri bakımından diğer yataklı kurumlarla koordinasyon ve yardımlaşmayı sağlar. Kurum içinde bulunan gönüllü kişilerin çalışmalarını düzenler, yoksa bu tip çalışmaların kuruma yönelmesini sağlar. Öncelikle kurum personelinin ve olanaklar oranında, yatan hastaların çocukları için kreş ve gündüz bakımevi açılmasına yardımcı olur. Kurum sonrasıoluşacak kişisel ve toplumsal ve ekonomik koşulların yeniden düzenlenmesine yardımcı olur Ayrıca; yönetmeliğin hemşirenin görev ve yetkileriyle ilgili maddesinde hemşirelere, hastaların sosyal ve ruhsal durumları ve beslenmeleri ile ilgili olarak fizyoterapist, sosyal hizmet uzmanları, diyet uzmanları ve psikologlarla iş birliği yapma ve bunların servislerdeki çalışmalarını kolaylaştırma sorumluluğu verilmiştir. Yönetmelik sosyal hizmet mesleğinin hastanelerde yasal bir güçle yer almasını sağlayan önemli bir belge olmakla birlikte sosyal hizmetin bilgi ve uygulama sorumluluğu dışında bazı görevler tanımlaması nedeniyle hatalı ve eksik bir yasal düzenleme olarak görülmüştür Sosyal hizmet mesleği, meslek dışındaki yasal ve idari yapılar tarafından tanındıkça yönetmelikten kaynaklanan sorunlar da aşılmıştır. Hastane sosyal hizmetine temel teşkil eden, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği nin tamamlayıcısı niteliğinde olan bir diğer belge, 2011 yılında yürürlüğe giren Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulama Yönergesidir. Yönergenin amacı; sağlık kurum ve kuruluşlarından hizmet alan hastaların tedavi sürecini etkileyen psikososyal ve sosyoekonemik sorunlarının, sosyal hizmet mesleği ve disiplininin yöntem ve teknikleriyle zamanında çözümlenebilmesi için tıbbi sosyal hizmetin planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları belirleyerek tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının insan hakları, eşitlik ve sosyal adalet temelli bir anlayış ile etkili ve ulaşılabilir bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktır Buraya kadar değindiğimiz yönetmelik ve yönergeye ek olarak Türkiye İş Kurumunun 2006 yılında yayınladığı Türkiye Meslekler Sözlüğü içinde Hastane Sosyal Hizmet Uzmanı na yer verilmiş meslek tanımı ile görev işlem ve basamakları tanımlanmıştır. Not: burda tanım ve görevlerini yazmaya gerek duymadım çünkü hep bildiğimiz şeyler. Tıbbi Sosyal Hizmetin Kuramsal Çerçevesi Buraya kadar değindiğimiz yasal düzenlemeler; sosyal hizmet uzmanlarının, hastanelerin, sosyal hizmet birimlerindeki sorumlulukları üzerinde durmaktadır. Bugün gelinen aşamada ise sosyal hizmet uzmanları yalnızca herhangi bir kliniğe bağlı olmayan sosyal hizmet birimlerinde değil, aynı zamanda kronik hastaların yoğun olduğu, nefroloji, onkoloji, kardiyoloji, psikiyatri, göğüs hastalıkları, endokrinoloji vb. kliniklerde ve uzmanlık birimlerinde de mesleki çalışmalarını yürütmektedirler Çevresi İçinde Birey İnsanları en doğru şekilde anlamak ve onlara yardım etmek, ancak onları yaşadıkları sosyal çevre koşulları ve kaynakları bağlamında değerlendirmekle olanaklıdır. Burada sosyal çevre; bir kişinin, kişilerarası ilişkilerini, gereksinimleri için kullandığı kaynakları ve toplumdaki konumu, rolleri ve topluma katılımını içeren yaşamının nitelikleridir. Bu kuramsal yaklaşım, sosyal hizmet literatüründe çevresi içinde birey olarak adlandırılır Kronik hastalığı nedeniyle hastaneye yatmak zorunda olan bir kişinin iyileşme potansiyelini artırmak için onun hastanede yattığı sürece yaşam koşullarının ve hastaneden taburcu olduktan sonra nelerle uğraşmak zorunda olduğunun bilinmesi gerekir. Örneğin, böyle bir durumdaki hastanın kendisine bakabilecek bir yakını çevresinde mevcut mudur? Hasta, ne tür desteklere sahiptir? Hastanın çevresindeki toplumsal kaynaklar, iyileşmesine katkı vermekte midir? Esasında insanları çevre koşulları içinde anlamak, tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmetin ötesine geçmekte ve tüm alanlardaki sosyal hizmet uygulamasının temellerini oluşturmaktadır Not Mezun olduğumuzda karşılaşacağımız sorunları çok iyi anlatan bir yazı okumanızı tavsiye ederim. Tıbbi Sosyal Hizmetin Duygusal Penceresinden Müracaatçı Görünümleri Sosyal hizmet uzmanı Cafer Çay, tıbbi sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının hastanelerde karşılaştıkları müracaatçılarıyla ilgili bazı duygusal detayları şöyle paylaşıyor:yabancısı oldukları şehrin hastanesine, hastasını yatırmış ama kendisinin gidecek yeri olmayan, hastane kuytularında bazen üşümüş, yağmurla ıslanmış, aç, yalnız, sevgisiz, başhekimin gözüne gözükmesinler diye kovulan, iki taş arasında ateş yakıp konserve kutusunda yumurta pişirerek çocuğunu doyurmaya çalışan, hasta yakınlarıelleri ve ayakları titreyerek iki büklüm yürüyen, muhtemelen çocuk ya da yakınlarından yardım isteyememiş ya da bulamamış, ellerinde bir yığın kâğıt, film ve tahlille hastane labirentlerinde oradan oraya sürüklenen yılların yorgunu, yaşlılar, sakatlarvezneye kırık sesiyle ve çekinerek : bir bakın acaba ne tutuyor efendim, şu kadar paramız var, şunları yaptırmasam olur mu? diye istem kağıdını kaygıyla uzatan güvencesiz yoksullarküçücük yavrusunun ciddi bir hastalığa yakalandığını öğrenince dizlerinin üstüne yığılan ve daha o çok küçük diye bağıran, feryat eden, yüreği dağlanan anneler ve bu manzara karşısında boğazı düğümlenen, yutkunarak gözyaşlarını yutan ve hangi parayla neyle bir çare bulurum derdindeki babalarsosyal Hizmet Birimine gelmiş hastalık, kimsesizlik, bakımsızlık ve ihmal edilmişlikten dert yanan, aslında aynı yaşta olduğunuz ama ilk görüşte ufacık bir çocuk sandığınız, büyüyememiş kimselerhasta yatağında sürekli ölümü düşünerek eriyen, bir su uzatmak için bile refakatçısı olmayan sahipsizler, ilgili bir su karşısında bulunmaz nimetmiş gibi sarılıp tüm hayatını anlatan, torunuyla oynaması, kızının demlediği çayı içip onlara dualar etmesi gerekirken güvenle sığınacağı bir yeri olmadığı için taburculuk direnci gösteren hastalarbabanın ya da aile bireyinin tecavüzüne uğramış, yaşadıklarını sıradan bir şeymiş gibi kanıksayarak, donuk bir ifade ile anlatan istismar mağdurları ve yine bu benim utancım değil ki dercesine dik durmaya çalışıp bir yandan da bu çaresizlik içinde dünyadan silinip gitme ve yok olma arzusuyla dolu kız ve erkek çocukları Aylardır yiyebildikleri tek sıcak yemeğin hastane karavanası olduğunu öğrendiğiniz insanlar Evde sağlık hizmeti kapsamındaki bir incelemenizde terk edilmişlik yüzünden, beslenemediği için ölen yatalaklar ve öyle bir ölüm ki son 15 gün yatağındaki kurumuş dışkısıyla kalmış olanlar, Kocasının şiddeti yüzünden omurgası zedelenen ve artık yürüyemeyecek kadınlar Aç çocuğunun ağlamasına dayanamayıp intihara kalkışan ve sonunda da sakat kalan adamlar, Bir gece ıssız bir yere götürülüp bacakları ve kolları insafsızca kırılan travestiler Üstü başı kışın soğuğunu kaldıramayacak kadar ince giyimli, annelerinin kucağında hastaneyi yıkacakmışçasına öksüren bebekler Krikosu boşalan arabanın altında ezilmiş 9 10 yaşındaki tamirci çırağı işçi çocuklar, Çocuğuma doyamadan gitmek istemiyorum diyen ve her gün en çok da bu düşünsel ve duygusal acıyla ölen kanser hastası anneleriki çocuğunu metabolik hastalık yüzünden kaybeden ve hasta olan son çocuğuna ne olur iyileş, sana her şey alacağım taksiler.. bisikletler.. oyuncaklar diyen işsiz, beş parasız babalar Tıbbi sosyal hizmet işte böylesi duygusal yoğunluğu olan ve türlü sıkıntılarla yaşayan insanlara hizmet verilen bir alandır, tıbbi sosyal hizmet. Tüm bu insanlara ne kadar profesyonel yaklaşsak da ne kadar başarılı sosyal hizmet müdahaleleri üretsek de ne kadar bilimsel tespitler yapsak da üzülürüz. Üzülürüz, çünkü bunların kimsenin başına gelmesini istemeyeceğimiz için üzülürüz, onları rahatlatacak hizmet ve kaynakların azlığı ya da çabuk ulaşılabilir olmamasının verdiği çaresizlik karşısında üzülürüz, onların yaşamak zorunda oldukları hayatın sorumlusu bir yerde bizler olduğumuz gerçeği ile yüzleştiğimiz için üzülürüz, aslında ne çok şeye sahip olduğumuzu fark edemeyişimiz için üzülürüz Biyopsikososyal Yaklaşım Sosyal hizmete özgün olan çevresi içinde birey yaklaşımı, aynı zamanda sağlık alanındaki güncel ve genel bir yaklaşım olan biyopsikososyal yaklaşım ile paraleldir. Biyopsikososyal yaklaşıma göre sağlık ve hastalık; biyolojik, psikolojik ve sosyal değişkenlerin karmaşık etkileşimleri ile şekillenmekte ve hiçbiri diğerinden ayrılarak kategorize edilememektedir. Bu modelde klinik yaklaşım biyolojik tıptan daha fazlasını gerektirir, çünkü hastalıklar tamamen, ancak psikolojik ve sosyal faktörlerin göz önüne alınması ile anlaşılabilir. Bu üç faktör birbirleriyle etkileşirler. Psikososyal faktörlerin hastalık etiyolojisinde ve devamında etkili olduğu düşüncesi, klinik psikolojinin başlıca uğraş alanı olmuş ve aile hekimleri ile davranışbilimlerini de etkilemiştir Çevresi içinde birey ile biyopsikososyal yaklaşımlar temelinde sosyal hizmet uzmanları sağlık alanında çalışabilmek için hastalıkların etiyolojisi, epidemiyolojisi, psikolojik, duygusal, ailesel ve sosyal yönleri ile tedavi sistemleri ve toplumsal kaynaklar konularında bütüncül bir eğitim alırlar Tıbbi sosyal hizmet uygulamasının kuramsal dayanağı olan biyopsikososyal yaklaşım son tahlilde, çevresi içinde hastalara ve hastalık sürecine çok boyutlu olarak bakılmasını, resmin tamamının görülmesini gerektirmektedir. Bu nedenle sosyal hizmetin sağlık bakım sistemi içinde bütüncül (holistik) bir bakışa sahip olduğunu da söyleyebiliriz Disiplinlerarası Ekip Çalışması Sağlık bakım hizmetinin temelini ekip çalışması oluşturur. Çünkü tanı, tedavi ve izleme süreçleri farklı alanlardan çoklu bilgi ve becerilerin kullanımını gerektirir. Başta ilgili branşın uzman hekimleri ve hemşireleri olmak üzere psikologlar, fizyoterapistler, diyetisyenler, sosyal hizmet uzmanları ve diğer profesyoneller tedavi ekibi içinde kendi uzmanlıklarına göre çeşitli roller üstlenirler. Ekip çalışması, ekip üyelerinin iş birliği ile yürür. Her meslek grubu hastanın tedavisi için birlikte çalıştığı profesyonelin görev, yetki ve sorumlulukları hakkında bilgi sahibi olduğu durumlarda, dinamik ve etkin bir sağlık hizmeti sağlanmış olur. Tedavi ekibinin üyeleri aralarında hastanın sorunları ve gereksinimleriyle ilgili gerekli bilgileri paylaşırlar. Üyeler arasında sürekli ve sistematik bir bilgi değiş tokuşu yapılmaktadır Disiplinlerarası sağlık bakım ekibinin ortak işlevlerini şöyle sıralayabiliriz: Hasta sorunlarını ve gereksinimlerini ekip üyeleriyle paylaşma İlgili uzmanın kullanacağı bilgileri ona iletme. Örneğin; hekimin, hastanın duygusal veya aile ilişkilerindeki sorunları sosyal hizmet uzmanına iletmesi Ekip içi dinamikleri geliştirmek için eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yürütme Müdahale planları geliştirme Etik karar verme için çalışma Görev ve sorumlulukların dağıtımını yapma Hastayla ilgili ilerlemelerin değerlendirmesini yapma. Her meslek grubunun hastaya yönelik tutumları ve davranışları, kendi bilgi birikimleri ve deneyimlerine göre farklılık gösterebilmektedir. Hasta için hangi uygulamanın veya hizmetin en iyisi olacağı noktasında görüş ayrılıkları da oluşabilir. Dolayısıyla ekip içinde uzlaşma ve iş birliğini sürdürecek bir ekip liderinin (genelde hekimler), ekibin sağlıklı işleyişinin mümkün kılınmasında önemli bir sorumluluğu bulunmaktadır.

2 Tıbbi Sosyal Hizmet 2.Ünite 9 Ekim 2013 Çarşamba 00:11 2.ÜNİTE ÖZET Tıbbi sosyal hizmet; hastalığı ve tedavisi sırasında hastayıetkileyen, sosyal ve duygusal sorunların çözümüyle uğraşmak amacı ile sosyal kişisel çalışma ve bazen de grup çalışması yöntemi kullanılan sosyal hizmet mesleğinin bir uygulama alanıdır. Tıbbi sosyal hizmet, genellikle fiziksel hastalık sahiplerinin sosyal ve duygusal sorunları ile tıbbi bir kurum çerçevesinde ilgilenen bir daldır 4. Ulusal Sosyal Hizmetler KonferansıSağlık ve Sosyal Hizmetler Komisyonu Raporunda tıbbi sosyal hizmetler; kişi, grup, aile ve toplumun sağlık hizmetlerinden etkin bir biçimde yararlanmaları amacıyla sosyal hizmet uzmanlarınca yürütülecek ekonomik, sosyal, psikolojik ve eğitsel boyutlarda, destekleyici ve geliştirici hizmetlerin sosyal hizmet disiplini ve mesleğinin yöntem ve felsefesiyle birleştirilerek tıp ve koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde verilen hizmetler bütünüdür. şeklinde tanımlanmaktadır. Tıbbi Sosyal Hizmetin Tarihsel Gelişimi Tıbbi sosyal hizmetin gelişmesinde başlıca dört faktör rol oynamıştır. Bunlardan ilki; on dokuzuncu yüzyılın sonlarında (1880), İngiltere'de akıl hastanelerinden taburcu olan hastaların hastalığının tekrarlamasına engel olmak için evlerinde takip edilmesi görüşününün benimsenmesidir. Evlere gönderilen "ziyaretçiler", aileye hastanın nasıl bakılması gerektiği anlatmaktaydılar. İkinci faktör ise, muhtaç aileleri saptayarak yardımda bulunmak üzere "Lady Almoner" adı verilen ve yoksulların evine giden gönüllü kadınların hastanelerde görev almasıdır. İlk kez 1890'da Sir Charles tarafından Londra'da başlatılan bu sistem sayesinde ücretli ya da ücretsiz yatacak hastaların hangi kaynaktan ne ölçüde yardım alacaklarına karar verildiği gibi sosyal durumları da inceleniyordu. Tıbbi sosyal hizmetlerin gelişmesinde önemli olan üçüncü faktör, aynı yıllarda (1893) Amerika Birleşik Devletlerinde, hastaneler ve toplum merkezlerince yoksul hastaları tedavi sonrasında takip için bu hastaların evlerine hemşire gönderilmeye başlanmasıdır. Bu ziyaretler, tedaviyi kolaylaştırdığı gibi hastalığın aile hayatında yarattığı bireysel ve sosyal sorunları tanımlamaya da yararlı olmaktaydı. Dördüncü faktör ise tıp öğrencilerinin sosyal yardım kurumlarındaki çalışmalarıdır. Amerika Birleşik Devletlerinde John Hopkins Üniversitesi; hastalığa yol açan psikolojik ve sosyal sorunların tıp eğitimi içinde ele alınmasına gerek duyarak öğrencilerini söz konusu kurumlarda hastanın sosyal, ekonomik ve mesken sorunlarını incelemekle görevlendirmiştir #1905 yılında ABD'de tıbbi sosyal hizmet Boston Massachusetts General Hospital, New York Belleve Hospital, Baltimore John Hopkins Hospital, Boston Berkeley Infirmary Hospital gibi hastanelerde resmen uygulanmaya başlamıştır. #Tıbbi sosyal hizmetin tarihçesi açısından Alexander ve Weber, kronolojik bir sıralama yapmış ve bu sıralamada yasal düzenlemelerin yanı sıra tıbbi sosyal hizmet açısından önemli olabilecek yayın ve eserlere de yer verilmiştir. #1898 yılında sosyal hizmetlerde ilk uygulama kursları başlatılmıştır ve aynı yıl içinde New York Flantropi Okulu'nun temelini oluşturan New York Hayırseverler Örgütü faaliyete geçmiştir. #1905 yılında yukarıda belirtilen bilginin yanı sıra aynı hastanede James J. Putman tarafından ilk psikiyatrik sosyal hizmet uzmanı görevlendirilmiştir #1909 yılında akıl sağlığı için Ulusal Komite kurulmuştur. Yine aynı yıl içinde Chicago'da ilk çocuk akıl sağlığı kliniği olan Juvenile Psychopathic Institute kurulmuştur. #1911 yılında New York Akıl Hastaneleri tarafından bakım sonrası hizmet için sosyal hizmet uzmanları istihdam edilmiştir. #1912 yılında Dr. C. Cabot, sosyal hizmet uzmanıve doktorun hastanın tedavisinde tedavi ekibinin birer üyesi olduğu görüşünü ortaya atmıştır #1918 yılında Amerikan Tıbbi Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği kurulmuştur. Ayrıca,aynıyıl içinde Amerikan Hastanede Çalışan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği kurulmuştur. #1920 yılında şu anda "The Family" olarak bilinen Social Casework adlı dergi yayın hayatına başlamıştır. #1921 yılında Amerikan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ve 1926 yılında Amerikan Psikiyatrik Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği kurulmuştur #1931 yılında ünlü sosyal hizmet uzmanı Jane Addams'a Nobel Barış Ödülü verilmiştir. #1955 yılında 1921 yılında kurulun Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, 1918 ve 1926 yıllarında kurulan Tıbbi ve Psikiyatrik Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ile diğer dört dernek birleşerek Ulusal Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği kurulmuştur #1965 yılında Sosyal Güvenlik Yasasının 18. ve 19. maddeleri ile bakım hizmetlerinin masraflarını karşılayamayanlara yönelik olarak Medicare ve Medicaid yardım kurumları kurulmuştur. #1970 yılında Hastaneler Birleşik Komisyonu tarafından hastalara ve ailelerine sosyal hizmetin mutlaka sağlanması gerektiği ortaya konmuştur. >>Elde edilen bilgilerden anlaşıldığı gibi sosyal hizmet mesleğinin sağlık alanında uygulanmaya başlaması, bu alanın birincil sorumluluğunu taşıyan tıp elemanlarınca sağlanmıştır Tıbbi Sosyal Hizmetin Türkiye deki Gelişimi Tıbbi Sosyal Hizmet Alanındaki Gelişmeler Sağlık alanında yapılan çalışmalar, kuşkusuz sağlık mevzuatı kapsamında yürütülmektedir. Başlangıçta doğrudan sosyal hizmetlere yönelik düzenlemeler olarak düşünülmemişse de sosyal hizmet uygulamalarını geçmişte etkilemiş, hâlen etkilemekte olan ve hatta yeni hazırlanan tasarılarla gelecekte de etkileyecek olan mevzuata değinmekte yarar olacağı düşünülerek ilgili sağlık mevzuatı kabul tarihi itibarıyla aşağıda özetle sunulmaya çalışılmıştır Umumi Hıfzısıhha Kununu (Yasa No. 1593, Kabul Tarihi: 1930, Resmî Gazetede Yayımı: tarih ve 1489 sayı), hâlen yürürlükte olup halk sağlığı ile ilgili düzenlemeleri (çocuk ölümlerinin azaltılması, doğum öncesi ve sonrasıana sağlığının korunması, zührevi hastalıklar, genel kadınlar ve verem gibi sosyal hastalıklar dâhil bulaşıcı hastalıklardan korunma, çocuk ve gencin sağlığının korunması ve geliştirilmesi, ruhsal ve fiziksel özürlülerin korunmasıve onları barındıracak kurum ve kuruluşların kurulması ve yönetimi, göçmenlerin sağlık işleri, cezaevlerinde sağlığa uygun koşulların sağlanması, sağlık istatistiklerinin tutulması, sağlıkla ilgili yayın ve propagandanın yapılması gibi) kapsamaktadır Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Yasa (Yasa No: 224, Kabul tarihi: 5 Ocak 1961, Resmi Gazetede yayımı: 12 Ocak 1961 tarih ve sayı) ile ilgili kanun, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde bir hak olarak tanınan sağlık hizmetlerinden faydalanmanın sosyal adalete uygun bir şekilde uygulanmasıamacı ile sağlıkla ilgili öngörmektedir Ancak bu yasada toplumu tanıma, toplumla çalışma (toplum organizasyonu ve kalkınması) hizmeti, ilk basamakta çalışan ebeye görev olarak verilmiştir. Önceleri pilot uygulama olarak bazı ilçe ve illerde başlatılan teşkilat ve uygulama dahasonraları tüm ülke çapında yaygınlaştırılmışsa da uygulama, özellikle sevk sistemi, istenilen düzeyde işletilememiştir Sağlık Hizmetleri Temel Yasası (Yasa No: 3359, Kabul Tarihi: 7 Mayıs 1987, Resmi Gazetede yayımı: 15 Mayıs1987 tarih ve sayı). Kanun; Milli Savunma Bakanlığı hariç, bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri kapsar nitelikte sağlıkla ilgili temel esasları düzenlemiştir. Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Yasa'nın uygulanmasında karşılaşılan aksaklıkları gidermeye yönelik önlemleri içermektedir. Sağlıkla ilgili hizmet veren diğer kurum ve kuruluşlarla iş birliğini vurgular. Mezuniyet öncesi eğitimi gerekli nitelikte eleman ihtiyacını karşılamak amacı ile YÖK ile koordinasyonu öngörür ve hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesine önem verir. Bu proğramlara katılmayan veya katıldığı hâlde başarısız olanların geçici veya devamlı meslekten uzaklaştırma ile cezalandırılmasına değinmektedir Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilmeye çalışılan son çalışma, Sağlık Reform Paketidir. Bu paket; Dünya Sağlık Örgütünce 1978 yılında Alma Ata'da imzalanan Dünya Sağlık Deklerasyonu esas alınarak hazırlanan "Ulusal Sağlık Politikası", "Yeni Sağlık Mevzuatı" taslaklarını içermektedir Taslak'ta sosyal hizmet uzmanı; tıp ve sağlık ekibinin bir elemanı olarak değerlendirilmemiş, sağlıkla ilgili meslekler sınıfında ele alınmıştır. AynıTaslak ta diyet uzmanı, klinik psikolog; doğrudan hasta ile temas eden meslek elemanı olarak yorumlanmış, sosyal hizmet uzmanının hasta ile hiç teması olmadığı biçimindeki bir bakış açısıyla hareket edilmiştir. Aynı tasarıda toplumu tanıma, toplumla çalışma, risk grupları ve halkla ilişkiler konularına yeni sağlık uygulamalarında önemli yaklaşım olarak değinilmekte, ancak bu işleri yürütecek elemanlar konusunda bir tanımlama yapılmamaktadır. Bütün bunlara karşın sağlık alanında sosyal hizmetin önemi gittikçe daha fazla oranda kabul görmektedir Tıbbi sosyal hizmet alanındaki gelişmeleri üç bölümde incelemekte fayda vardır. Bu dönemleri şöyle özetleyebiliriz Birinci Dönem: Yılları Sosyal hizmetlerin ilk resmî örgütleniş biçimi, Sağlık Bakanlığı kuruluş yapısı içinde yer almıştır yılında başlatılan düzenlemelerde, sosyal hizmetler sadece tıp ve sağlık alanında düşünülmeyip Bakanlığın o zamanki isminde yer alan "sosyal yardım" hizmetlerini organize etmek amacı da göz önünde tutulmuştur. Konu, tıbbi sosyal hizmet açısından ele alındığı zaman bu çalışmaların önemli kilometre taşlarının başlangıcı olduğu düşünülebilir. Bu kilometre taşlarının başlangıcı olarak tarih ve 7355 sayılı kanun olan Sosyal Hizmetler Enstitüsü'nün kurulmasına dair kanun kabul edilebilir. Bu kanun, Resmî Gazete'nin 22 Haziran 1959 tarihli nüshasında yayımlanmıştır. Bu kanunda Sosyal Hizmetler Enstitüsünün görevleri; teşkilat yapısı gibi konular yer almış, tıbbi sosyal hizmet açısından yasal bir dayanak oluşturmuştur. Enstitü bünyesinde tıbbi sosyal hizmetler şubesi kurulmuştur Sosyal hizmetler ve doğal olarak tıbbi sosyal hizmet alanında da çalışacak elemanları yetiştirmek üzere 1961 yılında "Sosyal Hizmetler Akademisi" kurulmuştur yılında 225 sayılı Kanunla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bünyesinde Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü faaliyete geçmiştir. Ülkemizde tıbbi sosyal hizmetin bir ihtiyaç olarak ortaya çıkması yanında sağlık alanında sosyal hizmetin ilk uygulamalarına 1964'te Sosyal Hizmetler Akademisi öğrencilerinin stajları ile başlamış, 1967 yılında ise Ankara Üniversitesi Hastanesine bir sosyal hizmet uzmanının atanması ile tıbbi sosyal hizmet resmî yapı içinde yer almıştır Bir başka kaynağa göre; Türkiye'de ilk bilimsel ve mesleksel tıbbi sosyal hizmet uygulaması, 1964 yılında Miss Violet Bemmels idaresinde, bir grup stajyer sosyal hizmet uzmanıile Hacettepe Hastanesi'nde başlatılmıştır Hacettepe Hastanesi Sosyal Hizmet Bölümü'nün kayıtları ve belgeleri incelendiği zaman bu konuda Nüket Atalay tarafından 1968 yılı Ocak ayında hazırlanan rapor, tıbbi sosyal hizmetin tarihçesi açısından şimdiye kadar pek bilinmeyen birçok bilgiyi gözler önüne sermektedir. Bu belgeye göre, Sosyal Hizmet Bölümü'nün 1966 yılı Ocak ayında kurulduğu belirtilmektedir. Bölümün 1966 yılı çalışmalarının özetlendiği bir dokümana göre, yukarıda belirtilen tarihte Nüket Fikriğ ve Barış Gönüllüsü olduğu belirtilen Eileen Mc. Carthy'nin çalışmaları ile bölümün amaçları belirlenip çalışmalara başlanmıştır 1967 yılında sosyal hizmet alanına yeni elemanlar yetiştirmek amacıyla Hacettepe Üniversitesi bünyesinde H.Ü.Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmetler ve Sosyal Çalışma Bölümü kurulmuştur Hacettepe Hastanesi Sosyal Hizmet Bölümü tarafından verilen hizmetlerin değerlendirildiği bir başka raporda tıbbi tedaviye ilişkin hizmetler kapsamında; sosyo ekonomik değerlendirme, taburculuk, servis nakli, yer sağlama, yuvaya yerleştirme, giyecek yardımı, tetkik yardımı, ilaç yardımı, cihaz yardımı, yol ücreti, kızılay yardımı, sosyal faaliyetler kapsamında grup çalışması, eğlence faaliyeti, film gösterisi, gezi, gönüllü çalışmaları, oyun odaları faaliyetleri gibi çalışmaların yapıldığından söz edilmektedir Birbiriyle bağlantısız olarak merkez ve taşra hastanelerinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının, alana ilişkin sorunlarını tartışmalarını sağlamak ve ortak uygulamaya geçmeleri için 1972 yılı başında Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından Ankara'da üç günlük toplantı yapılarak görev tanımlamaları yapılmıştır. Bu tanım, 26 Kasım 1973 tarih ve sayılıresmî Gazete'de yayımlanan Tedavi Kurumları Yönetmeliği içinde yerini almıştır. Bu yönetmeliğin 33., 34. ve 35. maddelerinde Tıbbi Sosyal Hizmetler; 130. maddede sosyal hizmetler şefinin görev ve yetkileri, 131. Maddede ise sosyal hizmetler uzmanının görev yetkileri konusuna yer vermiştir. Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Okulu'nda, Dünya Sağlık Örgütünün desteği ile "Sağlık Alanında İnsan Gücünün Geliştirilmesi" adı altında 1976 yılında başlatılan bir projede, sosyal hizmet uzmanıhalk Sağlığı alanında da sağlık ekibinin bir üyesi kabul edilmiş ve seçilen iki sosyal hizmet uzmanı, diğer ekip elemanları ile birlikte üç aylık sağlık hizmetleri uyum programından geçirilerek Projenin uygulama alanları olan Ankara Çubuk ve İzmir Torbalı ilçelerinde Sağlık Grup Başkanlıkları bünyesinde oluşturulan standart kadroda yer alarak çalışmalarına başlamışlardır Halk sağlığı alanında ekip elemanı olarak sosyal hizmet uzmanına ihtiyaç olduğunun belirlenmesi üzerine Hıfzıssıhha Okulu bünyesinde de Sosyal Hizmetler Bölümü kurulmuştur. Kısa zamanda sayısı sekize ulaşan sosyal hizmet uzmanları; özellikle "toplumu tanıma toplumla çalışma" konularında eğitimci, araştırmacı ve uygulayıcı eleman olarak hizmet vermeye başlamışlardır Birinci Tedavi Kurumları Yönetmeliği kaldırılarak hâlen yürürlükte olan 1983 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği yayımlanmıştır. Bu yönetmelikteki sosyal hizmete ilişkin hükümler, önemli ölçüde bir önceki yöenetmelikteki hâliyle devam etmiştir İkinci Dönem: Yılları Yukarıda belirtilen yönetmelik, 13 Ocak 1983 tarih ve sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve hâlen yürürlükte bulunan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği ile yeniden düzenlenmiş ve bu yönetmeliğin 125.,126. maddelerinde sosyal hizmetler şefi ve sosyal hizmetler uzmanının görev ve yetkileri belirtilmiştir. Ayrıca; 159.maddede, halkla ilişkiler memurunun görevleri başlığı altında, sosyal hizmetler uzmanın halkla ilişkiler görevini de yürütebileceğini belirten bir hüküm konmuştur Hıfzıssıhha Okulu'nun 1983 yılında uygulamalarının durdurulmasısonucunda diğer tıp ve sağlık elemanları ile birlikte sosyal hizmet uzmanlarının da değişik kuruluşlara atamaları yapılmış ve bu durum, halk sağlığı alanındaki sosyal hizmet uygulamalarının da son bulmasına neden olmuştur. Diğer taraftan, 1983 yılı ülkemizdeki sosyal hizmet uygulamaları açısından bir dönüm noktasıdır. Bu yıl içinde sosyal hizmet; uzun yıllardan beri üzerinde durulan, ancak bir türlü gerçekleştirilemeyen korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç çocuk, sakat ve yaşlılar ile diğer ihtiyaç gruplarını kapsayan sosyal hizmetlere ilişkin yönetim ve uygulamaların bütünleştirilerek tek bir otoriteye bağlanması ve güçlü bir örgütsel yapının kurulması, 27 Mayıs 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanunun 38. maddesine göre; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel.Müdürlüğü, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler Enstitüsü, İllerdeki Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birlikleri ve Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun birleştirilmesi ve bütünleştirilmesi suretiyle kurulmuş, bu kuruluşlara ait yasal hükümler yürürlükten kaldırılmıştır Bu kanun; ülkemizdeki sosyal hizmet uygulamaları açısından yeni bir dönemi açmıştır, ancak tıbbi sosyal hizmet uygulamaları açısından bazı açmazları da beraberinde getirmiştir. SSYB bünyesindeki Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü ve Sosyal Hizmetler Enstitüsü'nün bu kanunla kapatılmış olmasının tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının büyük oranda uygulama alanı olan bir büyük yapının göz ardı edilmesine ve bu alandaki hizmetlerin organizasyonuna büyük ölçüde ket vurulmasına neden olmuştur Ancak bu alandaki eksiklik, gün geçtikçe açık bir biçimde hissedilmeye başlanmış ve bu eksiklik, "Bakanlığın halkla ilişkiler faaliyetlerinde hızlı bir tempo ile artış olduğu ve bunun doğal sonucu olarak sosyal hizmet üretimine ihtiyaç doğduğu; Bakanlık bünyesinde doğrudan bu hizmetleri üretmekle görevli bir organizasyon bulunmadığı, bu ihtiyacı gidermek ve Bakanlıkla Taşra Teşkilatı arasındaki sosyal hizmet koordinasyonunu sağlamak" şeklinde ifade bulmuş ve bu eksikliği karşılamak üzere tarihli makam onayı ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde Sosyal Hizmetler Koordinatörlüğü kurulmuştur 1989 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından sosyal hizmetlere ilişkin görevler alınarak Başbakanlığa devredilmiştir. SSYB, Sağlık Bakanlığı olarak devam etmiştir yılında, Sağlık Bakanlığı ve Taşra Teşkilatı arasındaki sosyal hizmet koordinasyonunu sağlamak amacıyla Sosyal Hizmetler Koordinatörlüğü kurulmuştur. Bu koordinatörlük, daha sonra halkla ilişkiler koordinatörlüğü ile birleştirilerek bakanlık makamına ulaşan hasta dilekçelerinin illerle koordinasyon hâlinde işleme alınması ve başvuranların sorunlarının çözümüne ilişkin faaliyetleri yürütmüştür Sağlık alanında tıbbi sosyal hizmetlere olan gereksinimin bir başka göstergesi olarak 1 Eylül 1993 tarih ve sayılıresmî Gazete'de yayımlanan Diyaliz Merkezleri Yönetmeliği nde sosyal hizmet uzmanına yer verilmiş olması gösterilebilir. Buna göre; cihaz sayısı 10'dan fazla her merkezde, bir uzman mutlaka bulunmasıgerekmektedir. Diğer yandan Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde sosyal hizmet uzmanıistihdamına gerek duyulmakta ve hâlen iki sosyal hizmet uzmanı görevlendirilmiş bulunmaktadır yılında Sağlık Bakanlığı hastanelerinde hasta hakları birimlerinin kurulması çalışmaları başlamıştır. Hasta hakları alanında yapılan çalışmalar, tıbbi sosyal hizmetlerin gelişimi açısından önemli bir dönüm noktasıolmuştur. Hasta hakları birimlerinde meslek olarak öncelikle tercih edilen sosyal hizmet uzmanları, mesleki saygınlık kazanırken Bakanlığın daha fazla istihdam oluşturması da başka bir kazanım olmuştur Üçüncü Dönem: 2010 Yılı Sonrası tıbbi sosyal hizmet çalışmalarının daha bilimsel bir yaklaşımla ve somut temeller üzerinde yürütüldüğü görülmektedir. Bu dönemde aşağıdaki gelişmeler yaşanmıştır: 10 Haziran 2010 tarihinde Hastane Forumu dergisinin organizasyonu ile Tıbbi Sosyal Hizmet Paneli 2010 gerçekleştirilmiştir. Panelde, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli DUYAN tarafından konferans verilmiştir 09 Kasım 2010 tarihinde Tıbbi Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü sayılımakam oluru ile kurulmuştur. Bu gelişmeyle ilk defa tıbbi sosyal hizmet adıyla ve odağı tıbbi sosyal hizmetin geliştirilmesi olan bir idari teşkilatlanma, Sağlık Bakanlığı bünyesinde teşkil edilmiştir. 16 Şubat 2011 tarihinde Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulama Yönergesi yürürlüğe girmiş ve bu gelişmeyle birlikte tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının Bakanlık hastanelerinde yürütülmesine ilişkin usül ve esaslar belirlenmiştir. İlk kez tıbbi sosyal hizmet çalışmaları yönerge ile belirlenen standart formlara kaydedilmiş ve bunun neticesinde sağlıklı istatistiki veriler elde edilmeye başlanılmıştır 2011 yılının Nisan ayında Tıbbi Sosyal Hizmet Bilim Komisyonu teşkil edilmiştir. Komisyon'da tıbbi sosyal hizmet alanında deneyimi ve akademik çalışmaları olan dört akademisyen ile Bakanlık hastanelerinde görev yapan iki deneyimli sosyal hizmet uzmanıgörev almıştır yılı Şubat Mart aylarında ilk kez hastanelerde çalışan sosyal hizmet uzmanlarına yönelik, tıbbi sosyal hizmet uygulamaları konusunda, birer günlük bölgesel eğitimler gerçekleştirilmiştir. Vatandaşların tıbbi sosyal hizmet çalışmaları konusunda bilgilendirilmesi amacıyla afiş ve broşürler oluşturulmuş, 2011 yılınisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen EXPOMED Fuarında ilk kez tıbbi sosyal hizmet çalışmaları tanıtılmıştır 2011 yılının Mayıs Ekim ayları arasında sosyal hizmet birimleri kuran veya kurmasıgereken Bakanlık hastaneleri denetlenerek hizmetin etkin sunumu ve yaygınlaştırılması çalışmaları yürütülmüştür yılının ikinci altı ayında tüm Türkiye genelinde yaklaşık 80 bin hastaya sosyal hizmet uzmanlarında sosyal hizmet müdahalesi gerçekleştirilmiştir yılı sonuna kadar 300 hastanede tıbbi sosyal hizmet birimlerinin kurulmasısağlanmıştır yılında 663 sayılı KHK ile Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı yeniden yapılandırılmış ve bunun neticesinde Tıbbi Sosyal Hizmetler Şubesi kaldırılarak en küçük idari birimler olarak daire başkanlıkları teşkil edilmiştir. Bu kapsamda tıbbi sosyal hizmet çalışmalarını yürütmekle sorumlu Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı kurulurken Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunda da Hasta, Çalışan Hakları ve Güvenliği Daire Başkanlığı teşkil edilmiştir yılı Aralık tarihleri arasında üç gün süreli Birinci Uluslararası Tıbbi Sosyal Hizmet Kongresi gerçeleştirilmiştir. Kongreye yurt dışından ve yurt içinden akademisyenleri, sağlık kurumlarının üst yöneticileri, doktorlar, hemşireler ile yaklaşık 200 civarında sosyal hizmet uzmanı ve Bakanlık bürokratları katılmıştır Sağlık Bakanlığının 663 Sayılı KHK İle Yapılanmasının Tıbbi Sosyal Hizmet Kapsamında Getirdikleri Sağlık Bakanlığı; 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin, 2/11/2011 tarihli ve (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmesini takiben Bakanlık Merkez Teşkilatı ve bağlı birimleri ile Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü şeklinde yeniden yapılandırılmıştır Kanun hükmünde kararnamede taşra teşkilatı da Bakanlık ve bağlı kuruluşlarına göre yeniden yapılandırılmıştır. Bu yapılandırmada İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri ile Sağlık Grup Başkanlıkları Bakanlığın; Kamu Hastane Birlikleri, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun; Halk Sağlığı Müdürlükleri ise, Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun taşra yönetim teşkilatı olarak belirlenmiş ve bunlara bağlı hizmet birimleri öngörülmüştür Yeni yapılanma ile şube müdürlükleri tamamen kaldırılarak en küçük idari birimler olarak daire başkanlıkları belirlenmiştir. Daha önce Tıbbi Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğünün bağlı olduğu Hasta Hakları ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı kaldırılarak yeni yapılanma neticesinde Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı teşkil edilmiştir Bakanlığın taşra teşkilatı olarak il ve ilçe sağlık müdürlükleri belirlenmiştir. Sağlık müdürlüklerine, 112 acil sağlık hizmetleri dışında hizmet sunumu görevi verilmemiş olup ilde sağlık hizmetlerinin izlenmesi ve koordinasyonu görevi verilmiştir. İl sağlık müdürlükleri bünyesinde yer alan hasta hakları koordinatörleri, son düzenlemelerle hasta hakları ve tıbbi sosyal hizmetler koordinatörü olarak görevlendirilmiştir. Bu kapsamda il sağlık müdürlüklerine sosyal hizmet uzmanları kadroları verilmiş ve görevlendirmelere imkân sağlanmıştır Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun taşra teşkilatı olarak her ilde en az bir tane olmak üzere, Kamu Hastane Birlikleri oluşturularak Genel Sekreterlikler teşkil edilmiştir. Her genel sekreterlik bünyesinde tıbbi sosyal hizmet çalışmalarını yürütmek üzere kurumun Hasta Çalışan Hakları ve Güvenliği Dairesinin izdüşümü olarak aynı isimli birimler teşkil edilmiş ve bu birimlere ağırlıkla sosyal hizmet uzmanları görevlendirilerek genel sekreterliğe bağlı hastanelerdeki hasta hakları, çalışan güvenliği ve tıbbi sosyal hizmet çalışmalarının geliştirilmesi ve koordine edilmesi sorumluluğu verilmiştir Taşrada sadece toplum sağlığı merkezleri bünyesinde (Nüfusu 50 bin ve üzeri olanlarda), sosyal hizmet uzmanı kadroları tanımlanmıştır. Çok az sayıda sosyal hizmet uzmanı hâlen TSM'lerde görev yapmaktadır. Bakanlığın yeni yapılanmasını düzenleyen 663 sayılı KHK ile tüm kadrolu yöneticiler, görevlerinden alınmıştır. Bu durum, tıbbi sosyal hizmet çalışmalarının geliştirilmesi konusunda kamu hastanelerinin yöneticilerine yönelik yürütülen bilgilendirme ve eğitim çalışmalarının etkisini önemli oranda ortadan kaldırmış ve yeni atanan yöneticilere benzer eğitim ve rehberliğin yapılmasını gerekli hâle getirmiştir. Üç başlı taşra yönetim sistemi dâhilinde tıbbi sosyal hizmet çalışmalarının, sadece kamu hastanelerinde yürütülmesi ve geliştirilmesi için düzenlemeler yapıldığı görülmekte olup bu durumun tıbbi sosyal hizmetlerin birinci basamakta gelişimini olumsuz etkileyeceği görülmüştür

3 Tıbbi Sosyal Hizmet 3.Ünite 19 Ekim 2013 Cumartesi 01:01 3.ÜNİTE ÖZET Kişilerin davranışlarını anlayabilmek ve onların sağlık davranışlarını geliştirmek amacıyla bazı modeller geliştirilmiştir. Bu modellerden; Sosyal Bilişsel Modeli, Sağlık İnanç Modeli, Nedenli Davranış ve Planlı Davranış Kuramı, Korunma Motivasyonu Teorisi, Transteoretik Model, Yeniliklerin Yayılması, Pender in Sağlığı Geliştirme Modeli nın davranış değişimini motive ettiğine ilişkin sağlık psikologları arasında büyük oranda görüş birliği vardır. Bunlar dışında sağlık davranışını kapsayan çok daha fazla modeller de bulunmaktadır: Toplum örgütü, iletişim, yeniliklerin yayılması, sosyal pazarlama, bilgi süreci, stres ve başa çıkma, nüksetmeyi önleme ve güçlendirme, kuramlarüstü model, korunma ve güdülenme kuramı, sağlık kontrolü odağı, önlem uyarlama süreç modeli. Bu modellerin ortak özelliği, sağlığın biyolojik ve psikososyal bir yaklaşımla ele alınmasıdır. Modeller, bireylerin ve toplumun sağlığını geliştirmek veya bir sağlık sorununa karşı bireysel ve toplumsal düzeyde önlemler almak amacıyla yürütülen kampanyalarda yol gösterici bir rol oynamaktadır Sağlık Davranışı Sağlık davranışı ile ilgili çalışmsalar; son yıllarda giderek artmış, sağlık eğitimi ve halk sağlığı hedeflerinin gerçekleştirilmesi ve halk sağlığının başarısının geliştirilmesinde bir amaç olarak tanımlanmıştır Walker ve arkadaşları (1987), sağlık davranışını olumlu ve olumsuz olmak üzere iki grupta incelemişlerdir. Olumlu sağlık davranışlarına örnek olarak; spor yapmak, yeterli ve dengeli beslenmek, en az yılda bir kez sağlık kontrolünden geçmek, emniyet kemeri takmak ve diğer kişilerle olumlu iletişim kurmak gösterilebilir. Olumsuz sağlık davranışları kapsamında ise sigara içme, alkol kullanma ve aşırı yemek yeme sayılabilir. Gochman (1997) göre; sağlık davranışının, sağlığı sürdüren, yeniden yapılandıran ve geliştiren sağlığı koruma, geri kazanma ve iyileştirmeyle ilişkili olan inançlar, beklentiler, motiveler, değerler, algılar ve diğer bilişsel faktörler gibi kişisel özellikler, duygulanım durumu, alışkanlıklar ve eylemlerle ilişkili olduğunu belirtmiştir. Sağlık davranışları değişik boyutlar dikkate alınarak sınıflandırılmaktadır. Kasl ve Cobb (1966), sağlık davranışını üç baslık altında tanımlamaktadır: 1. Koruyucu Sağlık Davranışı: Sağlıklı olduğunu düşünen kişinin semptomsuz dönemde hastalığı önlemek ya da erken tanı amacıyla gerçekleştirdiği davranış 2. Hastalık Davranışı: Hasta olduğunu algılayan kişinin, sağlık durumunu tanımlamak ve yapılması gerekeni uygulamak için gerçekleştirdiği davranış. 3. Hasta Rolü Davranışı: Hasta olduğunu düşünen kişinin iyileşmek için gerçekleştirdiği davranıştır ve esas olarak tedaviye uyumu içermektedir Sağlık Davranışı İle ilgili Kuram Bilimsel anlamda kuram; içeriğinde gerçekler, yasalar, çıkarımlar, bilimsel öngörüler ve test edilmiş hipotezler bulunan doğanın ya da fiziksel evrenin belirli yönlerini açıklama gücüne sahip, son derece iyi desteklenmiş önermelerdir Sağlık davranışlarının açıklanmasında, sıklıkla Sosyal Öğrenme Teorileri kullanılmaktadır. Genel sosyal öğrenme teorileri, bilişsel davranış teorileri ile sosyal öğrenme teorilerinin özelliklerini birleştirici niteliktedir Sağlık Davranışı Modelleri Sağlıkla ilgili davranış değişimini açıklamak için birçok teorik model ileri sürülmüştür. Olumlu sağlık davranışlarının başlatılması ve sürdürülmesinde önemli belirleyici olan modeller, aşağıda kısaca açıklanmaktadır Sosyal Bilişsel Model: Model, davranışsal öğrenme kuramcılardan Albert Bandura tarafından geliştirilmiştir. Bandura, gözlem yoluyla öğrenme üzerinde durmuştur. Gözlem ya da taklit yoluyla öğrenme mekanik bir kopya değildir; aksine zihinsel süreçlere dayalı aktif bir eylemdir. Bu sebeple taklit etmeden çok, model alma kavramı kullanılır. Bandura, gözlemlenen ve taklit edilen model davranışının öğrenen üzerinde üç temel etkisi olduğundan söz etmektedir: Öğrenme etkisi, teşvik edici ya da baskılayıcı etki, tepkiyi kolaylaştırıcı etki. Bandura ya göre; gözlem yoluyla öğrenme, dört temel süreci kapsamaktadır; dikkat etme, hatırda tutma, davranış oluşturma ve motivasyon süreçleridir. Dikkat Etme Süreci: Gözlem yoluyla öğrenmede ilk adımdır. Birey, model alacağı kişinin davranışlarını gözler ve algılar. Bu süreci, bireyin ilgisi, gereksinimi, amaçları ve modele duyulan hayranlığı etkiler. Hatırda Tutma Süreci: Hatırda tutma, gözlem yoluyla öğrenilen bilgilerin sembolleştirilip kodlandığı ve bellekte saklandığı aktif bir süreçtir. Depolanan bilgilerin davranışa dönüştürülmesinde zihinsel olarak tekrar edilmesi önemlidir. Davranış Oluşturma Süreci: Bu aşama, dikkat edilen ve hatırda tutulan davranışın birey tarafından uygulanmasısürecidir. Motivasyon Süreci: Motivasyon süreci, öğrenilenleri performansa dönüştürmeyi sağlayan bir süreçtir. İnsanlar gözlem yoluyla öğrendikleri her davranışı uygulamaya geçirmeyebilir, ancak öğrenilen şeylerin kullanılması bireyi güdüler Bandura nın Sosyal Bilişsel Modelinin temel varsayımları; İnsanlar, başkalarının davranışlarını gözlem yoluyla öğrenebilir. Öğrenme, davranış değişikliğine yol açan veya açmayan içsel bir süreçtir. Davranış, amaca yöneliktir İnsanlar davranışlarını kontrol etmeyi ve sorumluluğunu almayı öğrenebilirler. Ödül ve ceza, davranışı doğrudan olduğu kadar dolaylı olarak da etkiler. Davranış, önceki deneyimlerden alınan ödül veya pekiştirenlerden daha fazla etkilenir. Modelin ilkeleri ise karşılıklı belirleyicilik, sembolleştirme, öngörü kapasitesi, dolaylı öğrenme, öz düzenleme kapasitesi ve öz yargılama kapasitesidir. Model tıbbi tedaviye uyum, alkol kullanımı, aşılama hizmetleri gibi çeşitli sağlık sorunlarının anlaşılmasında ve çocukların ahlaki ve değer yargılarının içselleştirilmesinde kullanılmıştır. Sağlık İnanç Modeli Model; bazı insanların neden sağlığı koruma davranışlarını gösterirken diğerlerinin hastalıktan korunma ve tarama programlarına yetersiz katılımını açıklamak amacıyla Hochbaum, Kegeles, Leventhal ve Rosenstock tarafından 1950 yılında geliştirilmiştir. Bu dönemde önemli bir halk sağlığı sorunu, bireylerin tüberküloz taramalarından servikal kanser erken tanısı için pap smear testine, bağışıklama programlarından ücretsiz veya çok düşük ücretle sağlanan diğer erken tanı yöntemlerini kullanmamalarıydı. Bu nedenle model, koruyucu sağlık davranışlarının belirleyicilerinin öngörülmesi amacıyla geliştirilmiştir. Model, sağlık tehdidine ilişkin öznel algılar temelinde altı boyuta dayanır: Algılanan Duyarlılık (tehdit algısı): Sağlıklı davranışları benimsemede insanlar üzerinde etkili olan güçlü algılardan bir tanesi, algılanan duyarlılıktır. Algılanan duyarlılığın artması ile riski azaltmak için davranışı gösterme olasılığı da artmaktadır. Örneğin; meme kanserine karşı duyarlılığı fazla olan kadınların, düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapma olasılığının fazla olması. Algılanan Ciddiyet (tehdidin olası sonuçlarının değerlendirilmesi): Tedavi kabul edilmediğinde ortaya çıkacak sonuçları içermektedir. Hastalığın ölüm, sakatlık, ağrı, sosyal kayıplar gibi olası sonuçları ile ilgili değerlendirmelerini kapsamaktadır. Duyarlılık ve ciddiyetin birlikte ele alınması, algılanan tehdit olarak tanımlanmaktadır Algılanan Yarar (önleyici hareketin etkinliğinin değerlendirilmesi): Hastalık tehdidini azaltması için gerçekleştirilecek davranışın etkili olacağı ile ilgili inanç, algılanan yarar olarak tanımlanmaktadır. Kişi, etkili olduğunu düşünmedikçe eyleme geçmemektedir. Gerçekleştirilecek davranış sonucu kişi, koruyucu sağlık davranışını gerçekleştirmesinin yarar sağlayacağını düşündüğünde eyleme geçer. Örneğin; meme kanseri erken tanı yöntemlerine yönelik olarak kadınların algıladıkları yararlar arasında, hastalığın erken tanılanması ile daha kolay tedavi imkânlarını sağlaması, kanserden ölümleri azaltması. Algılanan Engeller (ortaya konulacak davranışın zorluklarının ve negatif sonuçlarının değerlendirilmesi): Önerilen davranışın gerçekleştirilmesini zorlaştırdığı düşünülen engeller, davranışın olası olumsuz yönleridir. Kişi, davranışın olumlu ve olumsuz sonuçlarını tartar. Algılanan duyarlılık, ciddiyet ve yarar, algılanan engellerin etkisini azaltırsa davranış gerçekleştirilir. Kişinin hastalıkla ilgili yüksek duyarlılık algısı, kişinin bu konudaki bilgi düzeyine bağlıdır. Duyarlılığın ve ciddiyetin yüksek olduğu algılandığında kişi kendini korumak ister ve harekete geçer. Kadınlarda meme kanseri erken tanısına yönelik algılanan engelleri arasında hekim önerisinin olmaması, bilgi eksikliği, utanma, ağrı, maliyet, vakit bulamama, radyasyon alma korkusu, işlemleri gereksiz bulma ve kötü bir sonuçla karşılaşma endişesinin yer aldığı belirtilmektedir Algılanan Öz Etkililik (bireyin karar verme sürecini takiben harekete geçme yeteneği): Öz etkililik; beklenen sonuçlara ulaşmak için davranışın gerçekleştirilmesi ile ilgili kişinin kendine olan inancını, kararlılığını ve iradesini kapsamaktadır. Bu nedenle davranış değişikliğinin başlatılması ve davranışın öz etkililik, zamanla deneyimler aracılığıyla gelinen bir inançtır. Davranış İle İlgili İpuçları: İpuçları, davranışı tetikleyen mekanizma olarak kabul edilmektedir. İpuçları önemli olmakla birlikte, sistematik olarak çalışılmamıştır. Model; harekete geçmek için hastalığın şiddetinin, algılanan duyarlılık ve algılanan tehdit ile ilgili hazır bulunuşluğun önemli olduğunu belirtmektedir. Davranış, hastalığın şiddetini. ya da algılanan duyarlılığı azaltmak amacıyla gerçekleştirilmektedir Sağlık İnanç Modeli nin en yüksek faydayısağladığı kullanım alanları, bilinçlendirme kampanyasıgibi çeşitli müdahale programlarının planlanması ve değerlendirilmesi aşamalarıdır. Tarama programlarına katılmada, sağlık ve hastalık davranışlarının tahmin edilmesinde ya da hekimin önerilerine ve tedavi planına uyma sırasında karşılaşılan sorunların açıklığa kavuşturulmasında ve bunların üstesinden gelmeyle ilgili yaklaşımların belirlenmesinde, Sağlık İnanç Modeli önemli katkılar sağlamaktadır. Nedenli Davranışve Planlı DavranışKuramı: Nedenli Davranış Kuramı (NDK) ve bu kuramın genişletilmiş hâli olan Planlı Davranış Kuramı (PDK) na göre, tutum ve davranış arasındaki ilişkiyi anlamak için bazı ara koşullar dikkate alınmalıdır. PDK, bağımsız bir kuram olmaktan çok NDK'nın uzantısı olup kurama ek olarak davranışla ilgili algılanan kontrolü içermektedir İnsanlar herhangi bir davranışla ilgili olarak çok fazla sayıda inanca sahip olabilirler, ancak herhangi bir zamanda diğerlerine göre bu inançların çok azını dikkate alırlar. İşte bu dikkat çeken inançların, kişilerin niyetlerinin ve davranışlarının belirleyicisi olduğu düşünülür. Dikkat çeken üç tip inanç ayırt edilmiştir: Davranışla ilgili tutumları etkilediği varsayılan davranışsal inanç, Öznel normların temelinde yatan belirleyicileri oluşturan normatif inanç ve Davranışsal kontrol algısının temellerini sağlayan kontrol inancı Nedensel Davranış Kuramı; davranışla ilgili inanç, tutum ve niyet ile davranış arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Davranışa ve nesneye yönelik tutum, birbirinden bağımsızdır. NDK; Fishbein ve Ajzen (1975) tarafından geliştirilmiş olup tutumların subjektif normlarla birlikte insanların davranışa yönelik niyetlerini açıklayabildiğini, niyetin de davranışın doğrudan tahmincisi olduğunu ifade eder Davranışa yönelik tutum (DYT) : Kişisel bir faktör olarak tanımlanan ve bireylerin her hangi bir davranışı gerçekleştirmeleri hususundaki olumlu ya da olumsuz değerlendirmelerini ifade eden davranışa yönelik tutumdur Subjektif norm (SN): Sosyal bir faktör olan ve bireyin herhangi bir davranışı sergile me/sergilememe hususunda algıladığı sosyal baskı ya da teşvik/destektir NDK; spor, sağlık, pazarlama, psikoloji gibi çok çeşitli konulara uygulanmış ve modelde yer alan yapıların davranış ve davranışsal niyetleri tahmin etme yeteneği bağlamında iyi bir performans gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ajzen (1985), davranışlarla ilgili sahip olunan niyeti açıklamak üzere NDK ya algılanan davranışsal kontrol (ADK) değişkenini ekleyerek PDK yi geliştirmiştir ADK, bir bireyin herhangi bir davranışın gerçekleştirmesinin kendi kontrolünde olup olmadığı yönünde yetenekleri ve imkanlarıyla ilgili algılamalarını ifade etmektedir ve birey ne kadar fazla kaynak ve fırsata sahipse ve ne kadar az engel ile karşılaşıyorsa, o bireyin davranış üzerindeki algılanan kontrolü o kadar büyük olacaktır Korunma Motivasyonu Teorisi Kuram, 1975 yılında Rogers tarafından korkuyla ilgili yaklaşımları açıklamak için geliştirilmiştir. Modele göre sağlıkla ilgili davranışın gelişmesi; tehdidin ciddiyeti, bireysel hassasiyet, uyaranın etkinliği, bireyin kendi öz etkinlik kapasitesi ve korku unsurlarının bir bileşeni olarak ortaya çıkmaktadır. Kurama göre korku, çeşitli bilişsel süreçleri başlatır. Mesajlar hastalığın ciddiyetini, hastalıkla ilgili duyarlılığı, önerilen davranışın etkililiğini, ilgili davranışın gerçekleştirilmesi için gereken öz yeterliliği ve niyeti içermelidir. Transteoretik Model Model, Prochaska ve arkadaşlarının 1979 yılında yaptıkları sigara içenlerin profesyonel tedavileri sürecindeki özgüven değişimini inceledikleri çalışmalarından ortaya çıkmıştır ve psiko terapi nin pek çok kuramını birleştirmektedir. Davranış değişimini anlamada en yararlı programlardan biri, Transteoretik Model dir. Transteoretik Kuramın en belirgin özelliği, davranış değişiminin aşamalar hâlinde gerçekleştiğini öne sürmesidir. Buna göre davranış; tasarlama öncesi precontemplation), tasarlama dönemi (contemplation), hazırlık (preparation), eylem (action) ve sürdürme (maintenance) aşamaları sonucu ortaya çıkmaktadır Transteoretik Model temelli araştırmalar son 20 yılda, birçok olumsuz sağlık davranışında uygulanmış ve olumlu yönde değişimin ortak prensiplerini bulmuştur. Bu davranışlar arasında; sigara bırakma, egzersiz yapma, güneşten korunma, yiyeceklerle alınan yağın azaltılması, stres yönetimi ve obesiteden kurtulma yer almaktadır. Bu modelin diğer modeller üzerinde pek çok avantajı bulunmaktadır. Öncelikle bir süreç olarak davranış değişimini tanımlar. Ardından değişim sürecini basamaklara bölerek ve basamaklar doğrultusunda süreçle en çok hangi değişkenin ilgili olduğunu çalışarak model, hem araştırma hem de müdahale gelişimi için önemli araçlar sağlar. İkincisi, yapıların ölçümü üzerindeki odak model için güçlü bir temel oluşturur. Farklı sorunlu davranışlar ve nüfus karşısında farklı değişkenler, değişimin her bir aşaması için aşama hareketiyle ilişkilendirilmiştir. Yeniliklerin Yayılması Teorisi İlk olarak Ryan ve Gross tarafından 1943 yılında ortaya konulan kuram, yeni düşünce ve uygulamaların toplumsal yapı içerisinde uygun kanallar kullanılarak ve yeteri kadar sıklıkla iletilmesi sürecini tanımlamaktadır Kuram; yeni fikir, teknoloji, ürün ve inançların belirli topluluklarda nasıl, neden ve hangi biçimlerde yayıldığını, topluluk arasında yayılımın hangi oranda, hangi şartlar arasında gerçekleştiğini inceler Rogers, yeniliklerin yayılmasında dört ana unsur olduğunu söylemektedir. Bunlar; yenilik, iletişim kanalları, zaman ve sosyal sistemdir. Burada herhangi bir buluşun ya da fikrin daha önce ortaya çıkmış olması ve başka sosyal sistemlerde yayılmış olması önemli değildir. Eğer bir fikir bir bireye göre yeni ise, o bir yeniliktir. Rogers ın (1995) modelinde yeniliğe uyum veya ret kararı verirken bilgi, beş aşamadan geçer. Bu süreç, bir bilgi arama ve bilgi işleme etkinliğidir. Temelde bireyin yenilik hakkındaki belirsizlikleri azaltmasına yardımcı olacak bilgileri edinmeye çalıştığı bu beş aşama; bilgi, ikna olma, karar, uygulama ve doğrulamadır (Şekil 4). İlk aşamada birey, yenilik ve işlevleri hakkında bilgi edinir. İkna olma aşamasında yeniliğin kendisi için avantaj ve dezavantajlarını değerlendirerek, yeniliğe tutumunu biçimlendirir. Karar aşamasında birey, yenilik hakkında ek bilgiler edinir ve yeniliği kabul ya da ret kararı verir. Bu aşamada birey, özellikle çevresindeki bireylerin değerlendirmelerinden etkilenir. Dördüncü aşama olan uygulama, yeniliğe uyum kararı verildiğinde gerçekleşir. Son aşamada birey, uyum kararını doğrular ve güçlendirir. Pender in Sağlığı Geliştirme Modeli Pender, 1990 yılında Sağlık İnanç Modeli ne sağlığı koruma kavramını ekleyerek bu modeli tanımlamıştır. Modelin ana fikri; sağlığı geliştirmek için sağlıklı yaşam biçimi oluşturulması, bu nedenle davranışların sağlıklı olacak şekilde değiştirilmesidir. Sağlığın geliştirilmesi, bireyin kendi sağlığını geliştirmesi ve kendi sağlığı üzerindeki kontrolünü arttırma gücünü kazanmasıolarak tanımlanmaktadır Model, sağlığı geliştiren davranışlarla ilgili yedi bilişsel etmen içermektedir; sağlığa verilen değer, sağlık kontrolünün algılanması, öz yeterlilik, sağlığın bireysel tanımı, sağlık durumunun algılanması, sağlığı geliştiren davranışların algılanan yararı, sağlığı geliştiren davranışlarla ilgili algılanan engeller. Modelde belirtilen yedi bilişsel algılama faktörünün özellikle üç tanesi sağlık kontrolünün algılanması, öz yeterlilik ve sağlık durumunun algılanması geliştirici davranışların en güçlü belirleyicisidirler. Sağlık İnanç Modeli ve Pender in modeli; hastalığı tedavi etme, sağlıklı davranışların korunmasıya da düşünce ve davranışların belirli bir yönde değiştirilmesi ile sağlanan bir durum olarak değerlendirilmektedir. Sağlık, ulaşılması gereken bir hedeftir Sağlığın korunmasıve geliştirilmesi çalışmalarının başarısı; kuşkusuz, insanların bilgi, düşünce ve değer yargılarının değiştirilmesiyle mümkündür. Bu değişimi sağlamanın en kolay yolu, sağlık eğitimidir.

4 Tıbbi Sosyal Hizmet 4.Ünite 26 Ekim 2013 Cumartesi 17:18 4.ÜNİTE ÖZET Birinci Basamak Bakım Uygulamalarında Tıbbi Sosyal H izmet Birinci basamak sağlık hizmetlerini, tüm bireylere coğrafi açıdan dengeli şekilde ulaştırabilmek, birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplumun katılımını sağlayacak şekilde bireylerin yaşadıkları ve çalıştıkları yerlerde koruyucu, tanıkoyucu, tedavi ve rehabilite edici yönleriyle sunabilmek temel hedeflerdir. 12 Eylül 1978 de, Alma Ata da yapılan Uluslararası Temel Sağlık Hizmetleri üzerine Konferans ta, bütün dünya hükümetlerinin, sağlık ve kalkınma konusunda çalışanların hepsinin ve bütün dünya toplumlarının, bütün insanların sağlığını korumak ve daha iyi bir duruma getirmek için acilen harekete geçmelerine ihtiyaç olduğunu belirten bir deklarasyon yayınlanmıştır. Alma Ata konferansının sağlık politikaları üzerinde derin etkileri olmuş, birinci basamak sağlık hizmetlerinin bu alanda uzmanlaşmış hekimler tarafından verilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır. Birleşik Amerika Sağlık ve İnsani Hizmetler Birimi (1998), sağlıktaki uyumsuzluğu gidermek, etnik ayrımcılığın önüne geçmek amacına yönelik 6 temel alan belirlemişlerdir. Bu alanlar; bebek ölümü, kanserle mücadele, kardiyovasküler rahatsızlıklar, diyabet, HIV/AIDS ve bağışıklık sistemi sorunlarını içermektedir. Birinci Basamak Bakım Çeşitli grup ve kuruluşlar, farklı şekillerde birinci basamak bakımı tanımlamışlardır. Birinci basamak sağlık bakımı kavramı tek yönlü, ancak hastane ve uygulama arasında net olmayan bir anlaşmayı içerir. Bu anlaşmaya göre uygulamalar, kayıtlı hastaların sağlığını hem koruma hem de iyileştirme sorumluluğunu üstlenecektir. Birinci basamak bakım; teşhis edilmemiş belirti, semptom ya da sağlığa ilişkin herhangi bir kaygıdurumunda bireyler için ilk iletişim kurma ve bakımı sürdürme becerisinde olan ve bunun için özel eğitim almış sağlık personeli tarafından sağlanır. Felsefi düzeyde birinci basamak bakımın bazı önemli boyutlarının anlatıldığı tanımda Schlesinger (1985), sağlık adına birinci basamak bakımı, sosyal adalet, eşitlik ve bireysel sorumluluk kavramlarının temel prensiplerine dâhil etmeye çalışmıştır. Bu bağlamda birinci basamak bakım; yasal reformların düzenlenmesi ve bakıma ulaşılabilirliliğin arttırılmasından sağlık ve hastalık durumlarında barınma, işsizlik, eğitim vb. toplumsal sorunlara kadar değişen kavram ve faaliyetleri kapsamaktadır. Faaliyetler grubu içinde birinci basamak bakım, önleme dâhil olmak üzere sağlık eğitimi ve yaygın hastalıkların teşhisi konularına da odaklanır. Bu durumda da hastalığın psikososyal bileşenleri, birinci basamak bakımın temel bileşenini oluşturmaktadır. Ülkemizde Birinci Basamak Bakım Uygulamaları Bugün ülkemiz, sağlık sisteminin birinci basamağında aile hekimliği ilkelerini uygulanır hâle getirmeye çalışmaktadır. Aile hekimliğinin ülkemizdeki gelişimi, sosyalizasyon örgütlenmesiyle oluşturulan birinci basamağın yeniden düzenlenmesini gerektirmektedir. 1 Sağlık ocakları belli bir bölgede yaşayan belli bir nüfusa dayalı olarak kurulmuşlardır. Bu bölge tabanlı yaklaşım, hastaların seçme özgürlüğünü ortadan kaldırmaktadır. Süreklilik zorunluluğa dayalıdır ve düzenli bakım kaynağı sağlık birimidir. 2 Sağlık ocağında çalışan hekimlerin kendi hasta listeleri yoktur ve hastalar her gelişlerinde farklı hekimler tarafından görülebilmektedir. 3 Hasta kayıtlarına yönelik oldukça gelişmiş bir sistem bulunmakla birlikte,uygulamada bu kayıtların yeterince tutulamaması, tıbbi kayıtlar aracılığı ile sürekliliği sağlayamamaktadır. 4 Düzenli bakım birimi olarak ele alabileceğimiz sağlık ocaklarında, pratisyen hekimlerden ve diğer sağlık çalışanlarından oluşan birinci basamak ekipleri bulunmakla birlikte özellikle tıbbi bakım hizmetlerinin koordinasyonu oldukça zayıftır. İkinci basamak sağlık hizmetleriyle kordinasyon da yok denecek kadar azdır. 5 Sağlık güvencesi sisteminin parçalanmışlığı, halkın önemli bir bölümünün birinci basamağa girişini zorlaştırmaktadır. Sonuç olarak birinci basamağın birbirleriyle yakından ilişkili dört temel özelliği olan ilk temas; süreklilik ve hasta merkezli yaklaşım, kapsayıcılık ve koordinasyonun sağlanmasının önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Birinci Basamak Bakım Uygulamasında Sosyal Hizmet Uzmanın Rolü Ülkemizde sağlık hizmetlerinin sosyal boyutunun geliştirilmesi ve güçlendirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığına bağlı yataklı sağlık kuruluşlarında sunulan sosyal hizmet uygulamalarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin tarih ve 465 sayılı onayla çıkartılan yönerge, yataklı tedavi kuruluşlarından hizmet alan hastaların tedavi sürecini etkileyen psikososyal ve sosyoekonomik sorunlarının çözümüne yardımcı olacak usul ve esasları belirleme amacındadır. önerge ile Bakanlığa bağlı yataklı sağlık kuruluşlarından uygulanacak sosyal hizmetlere ilişkin politikaların oluşturulması, geliştirilmesi ve etkinliğini sağlamak üzere bir bilimsel danışma kurulu kurulması öngörülmüştür. Kurul; genel müdürlük temsilcisi, üniversitelerde görev yapan akademisyenler ile eğitim ve araştırma hastanelerinin sosyal hizmet birimlerinin sorumlularından oluşmaktadır. Yönerge ile Bakanlık Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Tıbbi Sosyal Hizmetler Şubesi ile Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şubesi, hastanelerde ise sosyal hizmet birimi kurulması kararlaştırılmıştır. Sosyal Hizmet Uzmanının Uygulama Öncelikleri Tıbbi sosyal hizmet uzmanı; duruma, hizmet ettikleri gruba ve temel fonksiyonlara göre değişen çeşitli uygulamalarda görev alsalar da Schlesinger (1985) in belirttiği gibi herhangi bir sağlık bakım uygulamasında sosyal hizmet uygulamalarının birtakım temel özellikleri bulunmaktadır: Sosyal hizmet, uygulamalarda yardımcı fonksiyon olarak görülmektedir. Hastalar sıklıkla kriz durumundadır. Hastaneler ve bakım kurumları karmaşık yapıdadır. Uzmanlık hizmetleri sorulduğunda tedarikçilerin çoğu ilgili uzmanlıkları geliştirmek durumundadır. Farklı gruplara hizmet edildiğinde çalışanların çoğunun çeşitli zihinsel ve fiziksel sorunlara alışkın olması beklenir. Tıbbi yardım ve sağlık planlama faaliyetleri toplumun sağlık sorunlarının, hastanın ya da hedef grubun makro ve mikro çevresi ile önceliklerinin bilinmesini gerektirir. Bu yüzden birinci basamak sağlık bakımı; alanında çalışan tıbbi sosyal hizmet uzmanı kurumsal yapının ve temel uygulamaların, tekrarlayan tıbbi psikososyal ve sosyal sorunların, toplumun mevcut sağlık ve sosyal gelişmeleri ile düzenlemelerin ve bunların kendi alanlarındaki sınırlılıklarının farkında olmalıdır. Sosyal hizmet planı, işe girmeden önce ya da işe girdikten sonraki ilk iki hafta içinde tanımlanmalıdır. Plan, tedarikçi ile sosyal hizmet uzmanının da içinde bulunduğu çalışanların karşılıklı olarak hem fikir oldukları kriterler üzerine oluşturulmalıdır. Sosyal hizmet uzmanının uygulamalarda öncelikli olarak yapacağı ilk adım, hizmet sunulan hastanın profili ile sağlık ve psikososyal ihtiyaçlarının belirlenmesi olmalıdır. Bunun için grubun etnik, kültürel, dinsel ve dil profilinin çıkarılması gerekmektedir. Bu da mevcut uygulama verilerinden veya tedarikçi ve/veya hastadan alınan soru formlarıyla sağlanabilir. İkinci adım ise hastaların ihtiyaçlarına ilişkin belirlenen problemlerin ışığında yöneticilerle tanışmak ve amaçlarını belirlemek olmalıdır. Tıbbi sosyal hizmet uzmanının uygulamalara ilişkin beklentileri ve ihtiyaçları anlaması oldukça önemlidir. Sosyal Hizmet Yeterlilikleri Tıbbi sosyal hizmet uzmanı, sağlık bakım programları geliştirmeli, sağlık kurumlarının ve çalışanlarının kültürel yeterliliklerini arttırmak için mikro ve makro düzeyde stratejiler kullanmalı, sağlık bakımı alanında değişen istekleri karşılamaya yönelik yönetim ve değerlendirme stratejileri uygulamalıdır. Michigan Üniversitesi Sosyal Hizmet Y.O. yaptığı çalışmada, birinci basamak bakımda çalışan sosyal hizmet uzmanının yeterliliklerini şu şekilde belirlemiştir: 1. Bakım süresince bireylerin, ailelerin, grupların, kurumların ve toplumların sağlık değerlendirme riskini/gücünü yürütmek 2. Sağlığın teşviği ve hastalıkların önlenmesi, öz yardım, bakıcıların desteklenmesi ve kısa süreli müdahaleleri içeren bakımın sürekliliği ya da rehabilitasyonu ve teşhis için kültürel olarak yeterli, birey, aile, grup, kurumsal, programlı ve toplum temelli müdahaleleri planlamak ve oluşturmak 3. Sağlık kuruluşlarında sosyal hizmet uzmanı olarak etkili uygulamalar yapmak için; a) Disiplinlerarası çalışma gruplarına konferanslara veya iş birliğine dâhil olmak katılmak, vaka merkezli b) Program ve kuruluşlardaki kültürel yeterlilikleri değerlendirmek, uygulamak ve sürdürmek c) Yeniden yapılanma, iş tanımı, takım çalışması, sürekli kalite iyileştirme ve sosyal pazarlama gibi sağlık uygulamalarında sosyal hizmetin karşı karşıya kaldığı belirli konuları ele almak üzere idari ve kurumsal teori ve uygulama bilgisini edinmek 4. Toplumlar ve büyük sistemler içinde etkili çalışmak için; a) Sağlığın teşviği ve hastalıkların önlenmesi amacıyla toplumsal kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmak b) Sağlığın teşviki ve hastalıkları önlenmesi için savunma/sözcülük, toplumsal örgütlenme, sosyal faaliyetler ve yasal, politik ve düzenleyici yaklaşımlarla ilgilenmek ve yoksulluğun, ayrımcılığın önlenmesi ve eşitlik, erişim ve bakım kalitesinin arttırılması için diğer engellerin üstesinden gelmek 5. Bakım süresince müdahaleleri planlamada, geliştirmede ve uygulamada sosyal hizmet değerlerini ve etik prensiplerini kullanmak. Genelci Rol Birinci basamak bakım, hem bireysel ihtiyaçları karşılamak hem de eksiklikleri gidermek üzere sosyal hizmetin yükümlülükleriyle uyumlu bir uygulamadır. Genelci model, sosyal hizmet uzmanına geniş bir bakış açısıyla sorunu incelemesi ve çeşitli durumlarda çeşitli düzeylerde müdahale etmesi için uygun bir ortam yaratır. Somatizasyon bozukluğu tıbbi olarak açıklanamayan fiziksel/bedensel semptomların bulunduğu psikiyatrik bir durumdur. Bir kişinin somatizasyon bozukluğu tanısı alabilmesi için bu rahatsızlıklarının iş, sosyal ortam, aile ortamı, okul gibi yaşamındaki önemli aktiviteleri ciddi anlamda etkilemesi gerekmektedir. Birinci Basamak Bakımın Özellikleri ve Sosyal Hizmet Uygulamaları Birinci basamak bakım; kapsamlıdır, ulaşılabilir, eşgüdümlüdür, süreklidir ve sorumluluk gerektirir. Yaşam döngüsü boyunca her bir gelişimsel aşamada hizmetlerin devamlılığını sağlar. Birinci basamak bakım; ciddi sorunları teşhis etmekle kalmaz, aynı zamanda bütüncül yaklaşımla bireyin ve ailenin sağlığını korumaya yönelik kapsamlı bir bakım modeli oluşturur Somatizasyon bozukluğu tıbbi olarak açıklanamayan fiziksel/bedensel semptomların bulunduğu psikiyatrik bir durumdur. Bir kişinin somatizasyon bozukluğu tanısı alabilmesi için bu rahatsızlıklarının iş, sosyal ortam, aile ortamı, okul gibi yaşamındaki önemli aktiviteleri ciddi anlamda etkilemesi gerekmektedir. Pek çok kurum, birinci basamak bakım hizmetleri sunmaktadır. Bunlar; kâr amacı gütmeyen basit tıbbi müdahalelerden ön ödemeli sağlık bakım kuruluşları, hastanelerin ayakta tedavi veren seyyar klinikleri, toplum sağlığı merkezleri ile anaçocuk sağlığı projeleri ve göçmen sağlığı merkezleri gibi devlet tarafından desteklenen programlara kadar değişen karmaşık yapılardan oluşur. Sağlık çalışanları değişebilir, ancak ideal olanı, hastanın hastalık öyküsünü bilen ve hastayı diğer uzman sağlık ekibine yönlendirerek hizmetlerin koordinasyonunu sağlayan özel birinci basamak bakım hekimine sahip olmasıdır. Genelcilerin Yaklaşımı Ell ve Morrison (1981), tıbbi sosyal hizmet uzmanını genelci olarak tanımlarlar. Sosyal hizmet uygulamalarına yönelik genelci yaklaşım; çalışmanın eklektik teori temeline sahip olduğunu, bireye ve sosyal adalet konularına çift yönlü odaklandığını, değerlendirme için sistematik bir çerçeve kullandığını, çok yöntemli ve çok düzeyli müdahale eğilimli olduğunu, planlı değişim ya da problem çözme sürecine yön verme sorumluluğunu aldığını gösterir. Süreç giriş ve bağlantı kurma, değerlendirme, planlama ve müdahaleyi gerçekleştirme, izleme ve değerlendirme ile sonlandırmayı içermektedir. Hasta ve Hasta Yakınlarıyla İletişim Kurma ve Değerlendirme Bu süreçlerde sosyal çalışmacı; Hasta ya da aileyle iletişim kurar. Ele alınması gereken konuları belirler. Hizmetin sunulup sunulmadığınıya da diğer servislere yönlendirilip yönlendirilmediğini saptar Yardımcı olacak ilişkileri başlatır. Planlı değişim ya da problem çözme sürecinde hasta ile çalışır Hasta ve aile sistemi ve diğer sistemlerle ilgili gerçek ve gözleme dayalı verileri toplar ve analiz eder. Birinci basamak bakım uygulaması ve uygulama düzenlemeleri, hastaların çalışanlarla iletişim kurmasını sağlar. Riskin epidemiyolojik kavramını kullanma, sosyal hizmet müdahalesine ihtiyaç duyan hasta ve aileleri belirlemede oldukça önemlidir. Risk faktörleri, çeşitli sağlık veya ruh sağlığı sorunlarına sahip nüfusun ya da hastanın incinebilirliliğini arttıran biyolojik, psikososyal, çevresel, demografik ya da kültürel özelliktedir Üreme Risk Faktörleri yaş altı ya da 35 yaş üstü anne yaşı/gebe yaşı bls den düşük annenin ağırlığı 3. Kronik hipertansiyon. 4. Böbrek hastalığı 5. Şeker/diyabet 6. Kalp hastalığı 7. Kanser. 8. Orak hücre tehdidi ya da hastalığı 9. Anemi 10. Tiroid bozukluğu 11. Mide bağırsak ya da karaciğer hastalığı 12. Epilepsi 13. Zihinsel gerilik 14. Psikiyatrik bozukluk. 15. Tekrarlayan üriner bölge bozuklukları 16. Beslenme yetersizliği 17. Ailenin kalıtsal bozukluk öyküsü 18. İki ya da daha fazla düşük veya kürtaj yapma 19. Önceki ölü doğum ya da yeni doğan ölümü. 20. Önceki prematüre doğum, düşük doğum ağırlığı ya da uterus içinde büyüme geriliği 21. Önceki aşırı büyük bebek. 22. Beş ya da daha fazla hamilelik 23. Önceki Rh izoimmunizasyon/kan uyuşmazlığı 24. Gebelik toksemisi durumu/preeklomsi 25. Kalıtsal bozukluğa ya da doğuştan anomalisi olan bebekler 26. Yoğun bakımda kalan bebek Sosyal Risk Faktörleri 1. Yoksulluk 2. Standardın altında barınma, risk düzeyi yüksek suç çevresi 3. Gıda yetersizliği. 4. Ulaşım yetersizliği/eksikliği 5. Tıbbi bakıma ulaşma eksikliği 6. Eğitim eksikliği 7. Hizmet götürülmeyen azınlık bir grubun üyesi olma 8. Dul anne 9. Adölesan gebeliği 10. Bebek ve çocuk bakımına ilişkin deneyim eksikliği 11. Sosyal izolasyon 12. Kazara ya da istenmeyen gebelik. 13. Madde, alkol ya da sigara kullanımı 14. Stresli yaşam olayları ya da koşulları 15. Evlilik sorunları ya da ailevi sorunlar 16. Aile içi şiddet 17. Çocuk ihmal ya da istismarı Birinci basamak bakımda, çalışan sosyal hizmet uzmanına uygun birçok klinik değerlendirme araçları ve süreçleri bulunmaktadır. Toplumsal Düzeyde Bilgi Toplama ve Değerlendirme Genelci sosyal hizmet uzmanı, toplumsal değerlendirmeye ve planlamaya katılarak sağlığın teşviği ve hastalıkların önlenmesi hizmetlerinin birinci basamak bakımda sağlanmasına katkıda bulunabilirler. Buna ilaveten toplumumuzda hizmet götürülmeyen grup var mı? ne kadar? ve neden? gibi birtakım soruların da yanıtlanması gerekebilir. Topluluk tanısı, hizmet edilen nüfusun genel sağlığına ilişkin engelleri belirlemeye çalışır. Toplumsal tanıyı koyan diğer göstergeler ise; acil servislerden alınan, türü ve sıklığına göre ölüm ve yaralanma nedenleri ile tedavi oranlarıdır. Bu verilerin mevki/yer, ırk, cinsiyet ve yaşı da içermesi gerekir. Birinci basamak bakımda çalışan sosyal hizmet uzmanıtoplumun ihtiyaçlarını kamu politikalarına, program amaçlarına ve planlamaya aktarmak için tedarikçilerin, tüketicilerin ve toplum liderlerinin iş birliğini geliştirebilir ya da organize edebilir. Planlama, Sözleşme Yapma ve Hasta İle Hasta Yakınlarıyla Görüşme Değerlendirme yapıldıktan ve risk faktörleri belirlendikten sonra birinci basamak bakım hekimlerine ve diğer ilgili yetkililere danışan genelci sosyal hizmet uzmanı, hasta ya da hasta yakınıyla birlikte mevcut çözümleri ve bunların avantaj ve dezavantajlarını tartışır. En çok tercih edilen seçeneği belirler ve her bir grubun sorumluluklarını gösteren formal ya da informal sözleşmeyi geliştirir. Müdahale süresince her bir sistem, sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. İnsanları ihtiyaçlarına uygun yardım kaynaklarına yönlendirme becerisi, bütün sosyal hizmet uygulamalarında temel bir özelliktir. Sosyal hizmet uzmanının kaynak edinme yollarından biri de öz yardım destek gruplarıyla hastayıbuluşturma ve hastanın mevcut sosyal çevresi içinde kaynak oluşturma gibi bağlantı stratejilerini kullanmasıdır. Bazı alanlarda toplum temelli vaka yönetimi ya da evde bakım hizmetleri, kamu ve özel sektör fonlarıyla/bütçeleriyle özel kuruluşlar tarafından verilmektedir. Sosyal hizmet uzmanı, gerekli izinleri alınmış bu hizmetleri koordine etmek için evde bakım hizmetinde çalışan kişiyle bağlantı kurabilir. Genelci sosyal hizmet uzmanı, mevcut kaynaklarıkullanarak tek tek hastalara yardımcı olmanın yanı sıra kendi birinci basamak bakım programlarında değişiklikler ve ilaveler yaparak da kaynak açıklarının giderilmesini araştırabilir. Örneğin; bir aile hekimliği uygulaması, eş kaybıyla ilintili çeşitli sağlık sorunları gözlemlemiş ve tüm dul/boşanmış hastalarına yönelik özel hizmetler sunmuştur. Toplum Hizmetleri Gelişimi ve Sosyal Politika Değişimi Genelci yaklaşıma sahip tıbbi sosyal hizmet uzmanı, klinik problemleri çözmenin ötesine gitmelidir. Uzmanlar, yüksek risk grubunu oluşturan bireyleri belirlemek ve önleyici müdahaleleri planlamak ve uygulamak amacıyla veri toplama sistemini kullanabilir. Pek çok yazar, birinci basamak bakımda çalışan tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının geleneksel klinik rolü vurgulama eğiliminde olduklarını belirtmektedirler. Sonuç olarak, birinci basamak bakımda sosyal hizmet uzmanının rolüne ilişkin fikir birliği bulunmamakla birlikte uzmanın önemi ve politika ve planlama odaklı birinci basamak bakım modeli bileşenleri ihmal edilmektedir Gaston ve arkadaşları (1998), birinci basamak bakımda erişebilirliliği arttırmak ve sağlıkta eşitsizliği azaltmak amacıyla sağlık hizmeti götürülmeyenlere ilişkin verilerin ve bilgilerin toplaması ve bunların kullanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Birinci basamak bakımda çalışan tıbbi sosyal hizmet uzmanı, değişim yaratmak için genel stratejileri anlamalıdır. Bunlar; soruna odaklı yeni bilgiler üretme, bu bilgileri kabul etme ya da ihtiyacı olanlara yönelik olarak uygun hâle getirme, toplumu eğitme ve uyarma, hizmetleri, sistemleri ya da programları değiştirmek amacıyla politik ya da yönetici gücünü kullanma veya kontrol etme şeklinde sıralanabilir. Bununla birlikte tıbbi sosyal hizmet uzmanı, değişim stratejilerini uygulamak üzere arzu edilen temel adımları bilmek zorundadır. Doğru bir şekilde ihtiyacı belirlemek, kısa ve uzun dönemli amaçlar belirlemek, ilgili verileri edinmek ve analiz etmek, yapılması gerekenleri gerçekleştirmek için gücü elinde bulunduran kişi ya da kuruluşları bulmak sosyal hizmet uzmanının sorumlulukları arasındadır. İzleme ve Değerlendirme Sağlık hizmeti sunumunun planlanabilmesi, sağlık çalışanlarının görevini başarıyla yerine getirebilmesi, her düzeydeki karar alıcıların etkin ve akılcı kararlar alabilmesi, sağlık hizmeti alanların eşit, etkin, verimli, süreklilik arz eden, kapsamlı, gereksinimlerine yanıt veren, seçim şansı tanıyan ve ihtiyaç duyduklarıkonularda diğer birimlerle iş birliği sunan bir sağlık hizmetine ulaşabilmesi için güvenilir verilere ve bu verilerin uygun bir şekilde izlenmesi ve değerlendirilmesine bağlıdır.

5 Tıbbi Sosyal Hizmet 5.Ünite 31 Ekim 2013 Perşembe 23:54 5.ÜNİTE ÖZET Tıbbi Sorunlar I: Kardiyovasküler Hastalıklar ve Ruh Sağlığı Sorunları Kardiyovasküler Hastalıklar Kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalıklar, küresel ölçekte başta gelen ölüm sebebidir. Kardiyovasküler hastalıkların en kritik sonuçlarından biri krizi dir. Türkiye de ulusal düzeyde ölüm nedenleri arasında ilk sırayı, yıllık ortalama ölümle kardiyovasküler hastalıklar (tüm ölüm nedenlerinin %47,73 ü) almaktadır. Hasta Boyutu Kardiyovasküler hastalıkların en kritik sonuçlarından biri, kalp krizidir. Kalp krizi; akut gerçekleşen, yaşamsal tehdit yaratan bir sorundur ve ölüm oranı çok yüksektir. Hasta açısından incelendiğinde kalp krizi deneyimi iki aşamada gerçekleşir. Kriz aşaması (veya akut aşama), hastanede geçer. İyileşme aşaması ise genelde hastaneden taburculuk sonrası gerçekleşir Kalp h astaların ın psikososyal boyuttaki temel bir sorunu hastalık sürecinde kontrol hislerini kaybetmeleridir. İyileşme aşamasında, yeni bir kalp krizi riskini azaltmak için hastaların yaşam tarzlarını önemli ölçüde değiştirmeleri gerekmektedir. Kardiyovasküler hastalar ve yakınlarıyla yapılan psikososyal araştırmaların sosyal hizmet uzmanlarını ilgilendiren sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz: Yüksek düzeyde anksiyetesi olduğu belirlenen hastalarda kalp krizi sonrası çeşitli komplikasyonların görülme olasılığı daha fazladır. Evli olanlarda bekâr hastalara göre hastanede bulundukları sürede daha hızlı iyileşmenin gerçekleşmektedir. Eşler arasındaki yakınlığın ve bakımın düzeyi ile iyileşme süresi arasında pozitif korelasyon vardır. Evli olmasa bile başkalarıyla yakın bağları bulunan kişilerde yaşama isteği daha yüksek olmakta ve bu istek, iyileşme süreci üzerinde güçlendirici bir etki yapmaktadır. Hastanede bulunulan sürede eşler ve diğer yakınlar tarafından ilgi ve şefkat gösterilmesinin yanı sıra hastanın bakımıyla da ilgilenilmesi iyileşme çabasına anlamlı katkılar yapmaktadır. Uzun vadede duygusal destek alan hastalarda, duygusal desteği daha az alan hastalara göre daha düşük düzeyde anksiyete görülmektedir. Bu hastaların genel yaşam kalitesi daha çok yüksek seyretmekte ve gerekli sağlık davranışları (daha az sigara içme, daha çok egzersiz yapma gibi) daha fazla sergilenmektedir. Cerrahi girişim sonrası, kadınlar erkeklere göre daha yüksek olasılıkla depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları yaşamaktadır. Düşük sosyoekonomik düzeydeki kadınlarda bu sorunları daha yoğundur. İstatistiksel olarak erkekler, kadınlara göre daha çok kalp krizi geçirmektedir. Fakat kriz sonrası duygusal sorunları kadınlar daha çok yaşamaktadır. Erkeğin kadına sağladığı duygusal destek, kadından aldığından çok daha az düzeyde kalmaktadır. Hasta eğitimi hastalığın ve tedavi yöntemlerinin anlaşılmasında, tedavi sonrası yaşama uyum sağlanmasında ve uygun sağlık davranışları geliştirilmesinde etkilidir. Hasta Ailesi Boyutu Kalp hastalıkları, ailenin bütünlüğünü tehdit ederek ekonomik gücünü ve aile içi rol dağılımını olumsuz etkileyebilmektedir. Ailede hastalıkla beraber anksiyete düzeyi yükselmekte, aile ilişkilerinin bozulmasıriski artmakta ve uzun süreli sosyal destek gereksinimi yoğun artış göstermektedir. Sosyal destek, hastanın sosyal çevreyle bağ kurmasında temel bir faktördür. Hastan kendisine bakıldığı ve hastalığın risklerinden korunduğu hissini artırmakta, iyi olmasını sağlayan motive edici bir güç işlevi görmektedir. Sosyal Hizmet Uzmanının Rolleri Bünyesinde uzman hekim, hemşire, psikolog, fizyoterapist gibi profesyonellerin yer aldığı kardiyovasküler tedavi ekibinin temel bir diğer üyesi, sosyal hizmet uzmanıdır. Sosyal hizmet mesleği yüzyılı aşkın süre önce ihtisaslaşmış olduğu sağlık alanında, hastalık olgusunu yalnızca tıbbi ve ruhsal değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bağlamlar içinde değerlendiren eklektik bir bilgi ve beceri repertuarına sahip olduğu için hasta ve ailesinin psikososyal uyumuna anlamlı katkılar yapmaktadır Bireysel danışmanlık ve grup çalışması, sık başvurulan sosyal hizmet müdahâle yöntemleridir. Müdahâlelerde sıklıkla ele alınan konular; kayıp duygusu, rol değişimi, anksiyete, depresyon ve bu sorunlara etkili yanıtlar vermek için başvurulacak baş etme stratejileridir. Hasta ve ailesinin sorun çözme becerilerinin ve başetme kapasitelerinin artırılması öncelikli olarak göz önünde bulundurulmaktadır. Bir kalp krizi sürecinin ardından birçok hasta, 72 saat içinde taburcu edilerek evlerine gönderilmektedir. Kalp hastasına özgü bir durum olarak hastane sonrası yaşam tarzının önemli ölçüde değiştirilmesi gereksinimi (beslenme düzeni, egzersiz, stres ve anksiyeteyi azaltma vb.) sosyal hizmet uzmanının hasta ve ailesine yönelik uyum amaçlı müdahâleler yapmasını öncelikli kılmaktadır. Sosyal hizmet müdahâlesinin ilk aşaması olan ön değerlendirmede, hastalık ve tedavi sonrası uyum sağlanması beklenen yeni yaşam tarzına geçişe engel olan psikolojik, duygusal ve sosyal sorunlar belirlenir. Hasta ve ailesinin güçlü yönleri ve gereksinimleri ayrıntılı olarak tanımlanır. Sonraki aşama olan planlama aşamasında, belirlenen sorunlara göre bir müdahâle planı hasta ve ailesiyle birlikte hazırlanır ve üçüncü aşama olan müdahâle sürecine başlanır. Müdahâlenin tüm adımlarında hasta ve aile üyeleri ile birlikte hareket edilmesine özen gösterilir. Olabildiğince eşitlikçi bir profesyonel ilişki kurulmaya çalışılarak hasta ve ailesinin sorunlarını çözmelerinde etkin ve aktif rol alabilmeleri sağlanır Sosyal hizmet müdahâlesinin temel bir yönü, danışmanlık hizmeti sunulmasıdır. Kalp hastalarına ve yakınlarına yönelik danışmanlık uygulamasında sıklıkla çalışılan konular; kayıp ve yas, anksiyete ve depresyonla baş etme yöntemleri, hastalığın aile üzerindeki etkileri, cinsel aktivite sorunları ve ayrıca sosyal hizmet uzmanlarının özellikle ilgilendiği bir konu olarak hastanın iş yaşamına dönüş ve gelecek planlamasının yapılmasıdır. Sosyal hizmet uzmanının hekim tarafından konsültasyon istenmesini beklemeden hastanede yattığı sürede hastayla kendisinin bağlantı kurması idealdir. Klinikte düzenli hasta takibi ile bu mümkün olabilir. Hasta ile çalışırken öncelikli olarak ilgilenilmesi gereken konu, hastanın ekonomik koşullarıdır. Hastanın sosyal sigortasının kapsamıve tedavi gereksinimlerinin tümünü kapsayıp kapsamadığı da bu çerçevede gözden geçirilir. Hastalıkla ilgili davranış ve tutumları çalışmadan önce hastanın varsa ekonomik engellerinin hafifletilmesi veya ortadan kaldırılmasına yönelik bağlantı kuruculuk rolüyle hastanın ekonomik olarak güçlenmesi desteklenir. Bu kapsamda hastanın çalışma ortamına ilişkin düzenlemeler için gerekirse işverenler ile bağlantıya geçilmesi yararlı olmaktadır. Kalp hastalarına ve yakınlarına yönelik önemli bir diğer rol, sosyal hizmet uzmanı tarafından hasta yakını destek gruplarının kurulmasıve yönetilmesidir. Birçok kronik hastalık olgusunda hastalar veya yakınlarından oluşturulan destek grupları tıbbi sağaltımın süresini kısaltmaktadır. Hastalık süresince oluşabilecek psikososyal sorunlara karşı grup üyelerinin direncini artırmaktadır. Sosyal hizmet uzmanı hastaların ve ailelerinin hastalıkla nasıl başettiği konusunda geri bildirim vererek tedavi ekibine olumlu katkılar yapabilir. Hastalara stres yönetimi ve rahatlama teknikleri konularında eğitim de verilebilir. Sosyal hizmet müdahâlesi süresince, eğitim amaçlı tartışma grupları, danışmanlık oturumları, fiziksel kondisyon grupları ve genel sosyal destek ve kendine yardım grupları yapılabilir. Bu gruplar, etkili baş etme araçlarının kullanımını ve tıbbi risklerin hafifletilmesini sağlayan davranışların geliştirilmesini sağlayarak hastaların ve ailelerinin yaşam kalitesinin artmasına katkı vermektedir. RUH SAĞLIĞI SORUNLARI Sosyal hizmetin ruh sağlığı sorunlu olarak tanımlanan bireyler, aileler ve gruplarla ilişkisi aslında psikiyatrik sağaltım alanının içinde olduğu kadar bu alanın dışındaki birçok kurumsal yapı ve hizmet içinde kuruludur. Toplumun bakımı, korunması gereken, önemli bir oranı istismar mağduru olan veya ihmal edilen çocuk, genç, yaşlı ve özürlü gibi özel gereksinim ve risk gruplarına refah hizmeti sunulmakta, bu gruplara psikososyal iyileştirme odaklı müdahâleler yapılmaktadır. Ruh sağlığı sosyal hizmeti veya yaygın ifadesiyle psikiyatrik sosyal hizmet; sağlık ve sosyal refahın birçok alanında bireysel danışmanlık, toplumla çalışma, grup çalışması, sosyal eylem, sosyal planlama ve sosyal politika gibi uygulama yöntemlerini kullanarak 100 yıldan fazla süredir etkinliğini devam ettirmektedir. Burada söz edilen bütün gruplara yapılan profesyonel müdahâlelerde önemli bir ruh sağlığı bilgisine başvurulmaktadır Ruh Sağlığı Alanında Sosyal Hizmetin Yeri Ruhsal bozuklukların tanısında, tedavisinde ve toplumun ruh sağlığının korunmasında sorumluluğu birincil düzeyde ve evrensel olarak psikiyatri uzmanı hekim taşır. Fakat hekim bu sorumluluğu tek başına üstlenmemiştir. Psikiyatrik sağaltım ekip çalışmasıyla yürür ve hekimin koruma, iyileştirme ve geliştirme rollerine katkı verecek başka bazı mesleklerin profesyonelleri de onunla birliktedir. Bunlardan biri sosyal hizmet uzmanıdır Sosyal hizmet ruh sağlığı alanında, hastalıkların psikososyal özelliklerinin yanı sıra toplumsal bağlamı ve sonuçlarına odaklanmaktadır. Sosyal hizmet uygulamasının amacı; hasta ve ailesine yönelik psikososyal iyileştirme, birey, aile ve toplumsal düzeylerde refah düzeyini yükseltme, bireylerin hayatları üzerindeki gücü ve kontrolü arttırma ve sosyal adalet ilkelerini geliştirmektir. Psikiyatride sosyal hizmet uygulaması birey ve çevre arasındaki kesişme noktalarında gerçekleşir. Sosyal hizmet müdahâlesi bireyle başlar ve aile, sosyal ağlar ve topluma kadar uzanır. Sosyal hizmetin ruh sağlığı alanında ilgilendiği mikro düzeydeki konular arasında bireysel sorunlar, korunmasızlık ve direnç, aile işlevselliği, güçlü yanlar ve stresörler, destek ağları, kültür, topluluklar, sınıf, cinsiyet ve etnik köken yer almaktadır. Ego işlevselliğinin intrapsişik yönleri, öz güven, tinsellik ve aile işlevselliğinin kişilerarası yönleri ve kişisel ilişkiler vardır. Makro düzeyde ise sosyal hizmet; ekonomik refah, istihdam ve barınma gibi daha geniş konularla ilgilenir. Toplumsal sonuçlar açısından sosyal hizmet, akıl hastalığı ve ruhsal sağlık sorunlarının hem birey, aile ve kişisel ilişkiler üzerindeki etkisi hem de benlik duygusu, aile refahı, ekonomik güvenlik, istihdam ve barınma gibi toplum üzerindeki etkisiyle ilgilenir. Ayrıca sosyal hizmet; ruh hastalığı olan kişilerin, ailelerinin ve bakım verenlerin özel ihtiyaçlarına duyarlı olup hizmetlerin daha erişilebilir hâle gelmesinde rol oynamaktadır. Medikal Model Sosyal Model Ruh sağlığının tamamlayıcı öğeleri, kuşkusuz bedensel ve sosyal sağlıktır Bir tarafta modern tıbbın referansı ve ruhsal sağaltımda egemen model olan medikal model yer alır. Medikal model batı dünyasında hekimler tarafından uygulanan ve hastalığın tanı ve tedavisi için kullanılan geleneksel bir yaklaşımdır. Bu modelde doktor, hastadaki kusur veya işlevsizlik üzerinde durarak sorun çözme yaklaşımı kullanmaktadır. Tıbbi öykü, fizik muayene ve tanı amaçlı testler, hastalığın tanımlanması ve tedavisi için temel oluşturmaktadır. Yani medikal model, belirli hastalıkların ve durumların fiziksel ve biyolojik yönleri üzerine odaklanmıştır. Medikal modele göre ruh hastalığı; bir eksiklik ya da anormallik olarak görülmekte, ruh hastalığına sahip olmak olumsuz bir şey olarak kabul edilmektedir. Ruh hastalığının bireyden kaynaklandığı düşüncesi vardır Medikal modele göre, toplumun ruh hastalığı olan kişileri nasıl gördüğü de sosyal modele göre farklıdır..ruh hastalığı olan kişilerin toplumda yer edinebilmeleri için sadece profesyonellere ihtiyaçları vardır. Diğeri ise, ruhsal sorunları açıklarken başvurulan ve sosyal çevrenin hem bozucu hem de iyileştirici etkisini vurgulayan sosyal modeldir. Sosyal model, biyopsikososyal yaklaşıma dayalı bir modeldir ve psikiyatrik tedavilerde biyopsikososyal yaklaşımın önemli bir yeri vardır. Sosyal modele göre ruh hastalığı, farklılıktır. Ruh hastalığına sahip olmak, nötr bir durumdur. Ruh hastalığı birey ve toplum arasındaki iletişimden kaynaklanır. Ruhsal sorunlar için çare, birey ve toplum arasındaki iletişimin değiştirilmesidir. Ruh sağlığı ve hastalıklarına sosyal hizmetin temel yaklaşımı medikal değil, sosyal modele dayalıdır. Hiç şüphesiz bu tercih tesadüf değildir. Psikiyatri; bazı davranış bozukluklarını tanımlamak için belirttiğimiz gibi organik hastalık/sorun bağlantısını referans alır, bunun için tıp bilgisini kullanır. Ruh sağlığının ve ruhsal bozuklukların sosyal boyutunu ele alırken konuyu iki yönlü incelemek anlamlıdır. Birincisi, sosyal sorunlar çeşitli davranış bozukluklarına neden olabilir. İkinci olarak, ruhsal hastalıklar çeşitli sosyal sorunların oluşumuna etki edebilir. Sosyal Hizmet Uzmanının Rolleri Sosyal hizmet uygulaması, teorisi, kişiler ve çevreleri arasındaki karmaşık ilişkileri anlamanın öneminden bahsetmektedir ki bu da sosyal hizmet mesleğinin diğer mesleklerden ayırt edici özelliğidir. İlk ekolojik sosyal hizmet uygulaması modeli, sosyal ve kişisel sorunlar ve ruh sağlığı ve hastalıkları arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik teorik ve pratik bir taslak çizmektedir. Bu model, bir kaç anahtar kavram üzerinde durmaktadır. Bunlar; kişi çevre arasındaki karşılıklı ilişki, uyum sağlama, kişinin içinde bulunduğu ortam ve konumu, savunmasızlık, baskı, gücün kötüye kullanımı, sosyal ve teknolojik kirlilik, yaşam stresörleri ve bunlarla baş etme teknikleridir. Sosyal hizmet uzmanı, psikiyatrik sağaltım sürecinin tüm aşamalarında rol alır. Mesleki uygulamalar genel sosyal hizmet bilgisine, değerlerine ve becerilerine dayalı olarak yapılabildiği gibi özel, psikiyatrik sosyal hizmet bilgi ve becerisinin kullanıldığı müdahalelerde de yapılabilir. Ruh sağlığı alanında sosyal hizmet uygulamalarını tanımlarken temelde klinik düzey ve toplumsal düzey olarak iki ana sınıflandırma yapabiliriz. Ekolojik sistem kuramını geliştiren Yuri Branfenbrenner in (1977) kavramsallaştırmasına göre klinik düzeyi mikro ve mezzo, toplumsal düzeyi ise makro düzey olarak adlandırmak olanaklıdır. Klinik düzeyde odaklar; hasta, hastanın ailesi ve sosyal çevresidir. Hastanın özellikleri ve hastalığın niteliği müdahâlenin sınırlarını belirler. Hastanın ailesi dışındaki sosyal çevre unsurlarıyla bilgi edinme, bilgilendirme, kaynak bulma, bağlantı kurma amaçlı görüşme ve ziyaretler yapılır. Sosyal hizmet uzmanının ruh sağlığı alanındaki rol ve sorumluluklarını, klinik düzey ve toplumsal düzey olmak üzere iki başlık altında inceleyelim. Klinik Düzey Roller Sosyal İnceleme: Hastanın aile ve sosyal çevresinde yapılan sosyal inceleme, doğru tanının konulmasıve uygun sağaltım pla nının yapılmasına somut katkılar yapar. Psikoeğitim ve Danışmanlık: Hasta ve ailelerine, hastalığın temel özellikleri ile sosyal ilişkileri, eğitim/iş performansınıve aile hayatını nasıl etkilediği konularında eğitim verilebilir. Hasta ve hastalıkla ilgili kaygıları, korkuları ve kuşkularıhafifleten görüşmeler yapılır. Hastaya nasıl davranılması gerektiği, uygun iletişim kalıpları, hastanın günlük yaşam uğraşları gibi konularda bilgi ve beceriler kazandırılabilir. Taburculuk Planlaması: Hekimin sorumluluğunda hastalar için taburculuk planı geliştirilir ve uygulanır. Bilişsel, psikososyal, ekonomik, barınma vb. gereksinimleri karşılanarak hasta ve ailesi taburculuğa hazırlanır. Bireyle Çalışma: hasta ve aile üyeleriyle terapötik bireyle çalışma uygulamaları yapılır. Hastanın ve hastalığın özellikleri müdahâlenin sınırlarını belirler. Baş etme becerilerinin artırılmasına çalışılır. Sorun odaklı ve uyuma dönük baş etme pekiştirilirken duygu odaklı ve pasif baş etme azaltılır. Bireyle çalışma, planlı, yapılandırılmış ve düzenli seanslarla gerçekleştirilir. Grup Çalışması:Hastalarla hastane bakımı sonrası sosyal hayata hazırlayıcı, sorun çözme kapasitelerini geliştirici, sosyal desteği artırıcı, sosyal etkileşim becerilerini geliştirici terapötik grup çalışmaları yapılır. Gruplar; yatarak tedavisi süren, taburculuğu planlanan veya ayaktan takip edilen hem hastalar hem de aileleri için uygundur. Hastanın ve hastalığın özellikleri müdahâlenin sınırlarını belirler Grup çalışması; planlı, yapılandırılmış ve düzenli seanslarla gerçekleştirilir. Savunuculuk: Sosyal hizmet uzmanı hastanın sağlığını koruyabilmek için gereksinim duyduğu toplum kaynaklarıyla ve hastane dışı diğer kurumsal hizmetlerle bağlantı kurmasına destek olup hastanın gereksinim duyduğu toplumsal ve ekonomik kaynakları elde etmesi için savunuculuk yapar Psikoterapi: Psikiyatrik sosyal hizmet alanında uzmanlaşma ve çalışma deneyimine ek olarak belirli psikoterapi yaklaşımlarına göre sertifikalı eğitim almış sosyal hizmet uzmanları tarafından psikoterapi yapılabilir. Temelde psikoterapi, sosyal hizmetin bireyle çalışma ve grup çalışması yöntemlerinin klinik uzmanlaşma gerektiren ileri düzey uygulamasıdır. Bireysel psikoterapi veya grup psikoterapisi uygulamalarında ruhsal tedavi amaçlı görüşme ve müdahâleler yapılmaktadır. Hekimin tanısı ve sağaltım planı çerçevesinde birey ya da grup ölçeğinde psikoterapi yoluyla sağaltıma aktif katkı verilebilir. Hizmet İçi Eğitim Koordinasyonu: Psikiyatri alanının sürekli gelişen doğası, klinisyenlerin sürekli güncel bilgilerle desteklenmesini gerektirir. Ayrıca, psikiyatrik sağaltımın interdisipliner doğası mesleklerin birbiriyle düzenli bilgi alışverişini gerektirir. Sosyal hizmet uzmanları çalıştıkları ünitelerin şeflerinin sorumluluğunda hizmet içi eğitimlerin hem organizasyonunda çalışabilir hem de eğitimlerden kendileri yararlanabilirler. Toplumsal Düzeydeki Roller Ruhsal Risk Taraması ve Araştırma: Yüksek risk gruplarının nitelik, sıklık, yoğunluk ve bölgesel düzeylerde saptanmasına yönelik tarama çalışmaları yürütülür. Ruhsal bozukluklar ve sosyal sorunlar arasındaki ilişkileri belirleyen sosyal hizmet araştırmaları yapılır. Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri: Ruhsal bozukluklar, genel sağlık hizmetleri çerçevesinde dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal, psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörler insanların ruh sağlığı üzerinde potansiyel bir risk oluşturmakta, dünyamızın hızla değişen yaşam koşulları beraberinde bireyleri ve toplumları derinden etkilemektedir. Koruyucu sağlık hizmetleri; birincil koruma, ikincil koruma ve üçüncül koruma olmak üzere üç ana basamakta gerçekleştirilir. Birincil korumada, kişinin hastalıklara yakalanması önlenmeye çalışılır. İkincil koruma, birincil koruma hizmetlerinin etkisiz kalması durumlarında uygulanır. Hastalık belirtileri meydana gelmeden veya belirtilerin yeni meydana geldiği durumlarda teşhis ve tedavisinin yapılması uygulamalarının tamamını kapsar. Üçüncül korumada, alınan bütün önlemlere rağmen hastalığa yakalanan kişilerde hastalığın olumsuz sonuçları en aza indirilmeye çalışılır. Hastalık sonrasında oluşabilecek sakatlık ve işlev kayıplarının en aza indirilmesi için alınacak önlemler de üçüncül koruma uygulamaları arasındadır Sosyal İçerme: Toplumsal damgalama ile mücadele için yapılan sosyal politika girişimleri, sosyal hizmet uygulamasının bir parçasıdır. Toplumun ruh hastalıkları olan bireyleri dışlayan tutum ve davranışlarını engellemeye yönelik kampanyalar geliştirilebilir Toplum Eğitimi: Ruhsal hastalığı olan bireylerle ilgili halkın inanç ve tutumunu inceleyen anketler toplumun genelde bu hastaların tehlikeli olduklarını, karar verme yetilerinin olmadığını ve içinde bulundukları durumu ve nedenlerini anlamada zorluk çektiklerini göstermektedir. Hastalıklar içerisinde en çok şizofreniye, alkol ve madde bağımlılığı olan bireylere karşı olumsuz düşünceler mevcuttur. Bu yüzden sosyal hizmet uzmanı, toplumu ruh sağlığı ve hastalıkları konusunda bilinçlendirmeye yönelik kapsamlı eğitim çalışmaları planlamakla yükümlüdür. Toplumun risk altındaki kesimlerinin ruh sağlığının korunması, ruhsal bozuklukların önlenmesi ve rehabilitasyon hizmetlerinin pla nlanması ve sunumunda çalışılır. Hizmet Geliştirme:Toplumun risk altındaki kesimlerinin ruh sağlığının korunması, ruhsal bozuklukların önlenmesi ve rehabilitasyonu hizmetlerinin planlanması ve sunumunda çalışılır. Özetleyecek olursak; psikiyatrik sosyal hizmet uzmanı, kişilerin ruh sağlığı sorunları ile baş etmelerine ve ihtiyaç duyduklarısosyal hizmetleri almalarına yardımcı olur. Sosyal hizmet uzmanı hasta ve aile üyelerine danışmanlık hizmeti verir ve onların hem mali kaynaklara ve hem de tıbbi hizmetler almalarına yardımcı olur. Psikiyatrik sosyal hizmet uzmanı, aynı zamanda iyileşme sürecinde olan müracaatçıları için barınma ve istihdam olanaklarını araştırmakla yükümlüdür. Ruh sağlığı alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları; yataklı psikiyatri hastaneleri, toplum ruh sağlığı merkezleri, cezaevleri ve kamuda yer alan diğer sosyal hizmet kuruluşları gibi birçok farklı ortamlarda çalışmaktadırlar.

6 Tıbbi Sosyal Hizmet 6.Ünite 7 Kasım 2013 Perşembe 19:10 6.ÜNİTE ÖZET Tıbbi Sorunlar II: Diyaliz ve Organ Nakli Hemodiyaliz ve Böbrek Yetmezliği Diyaliz; böbrek yetmezliği olan kişilerde, vücutta biriken fazla sıvı ve atık maddelerin yarı geçirgen bir membran (zar) aracılığıyla temizlenmesi işlemidir. Böbrek yetmezliği, kronik ve akut böbrek yetmezliği olmak üzere iki şekilde gelişir. Akut böbrek yetmezliği daha yeni oluşmuş, üzerinden uzun zaman geçmemiş olan ve doğru beslenme ile tıbbi müdahaleler yapıldığında tekrar böbreğin eski işlevine kavuşabildiği yetmezlik durumunu ifade eder. Buna karşılık kronik böbrek yetmezliğinde böbrek dokusundaki yıkımlar, hastalığın üzerinden çok daha uzun zaman geçmesine bağlı olarak ilerlemiştir. Böbrek nakli olmadıkça bu hastaların yaşama devam edebilmeleri için tek imkan, bütün dünyada yaygın bir şekilde uygulanmakta olan Hemodializ yöntemidir. Kronik böbrek yetmezliğine gidiş, beş aşamada gerçekleşir: 1) Böbrek Fonksiyonlarında Azalma: GFH ml/dk. arasındadır. Klinik belirti görülmez. 2) Hafif Derecede Böbrek Yetmezliği : GFH ml/dk. arasındadır. Hipertansiyon ve sekonder hiperparatiroidizim görülür. 3) Orta Derecede Böbrek Yetmezliği : GFH ml/dk. arasındadır. Hafif derecede böbrek yetmezliğinde görülen belirtilere ek olarak anemi görülür. 4) Ciddi Böbrek Yetmezliği : GFH 10 ml/dk. nın altında seyreder. Orta derecede böbrek yetmezliğinde görülen belirtilere belirgin su ve tuz tutulumu, iştahsızlık, kusma ve üst düzey mental fonksiyonlarda azalma eklenir. 5) Son Donem Böbrek Yetmezliği : GFH 5 ml/dk. nın altındadır. Ciddi böbrek yetmezliğinde görülen belirtilere pulmoner odem, koma, konvulziyon, dekompanse asidoz, hiperkalemi ve ölüm eşlik edebilir Kronik böbrek yetmezliği tanısında pratikte en çok kullanılan yöntem, radyolojik olarak böbreklerin küçük olduğunun gösterilmesidir. Kronik böbrek yetersizliği, günümüzde görülme sıklığı hızla artmakta olan bir hastalıktır. Ülkemizde yılda ortalama hastaya son dönem böbrek hastalığı tanısı konmaktadır. Türk Nefroloji Derneği kayıtlarına göre, Türkiye de in üzerinde hasta diyaliz tedavisi ile yaşamını sürdürmektedir. Böbrek Yetmezliğinin Nedenleri Fazla mineral alımı ve oluşan hastalıklar, zararlı iltihap yapıcı maddelerin ve fazla minerallerin böbrek süzme kanallarında birikerek bu kanalları tıkama veya daraltmasıyla böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir Diyaliz Yöntemleri İki tür diyaliz yöntemi bulunmaktadır: Periton diyalizi ve hemodiyaliz. Bütün dünyada yaygın bir şekilde uygulanmakta olan hemodiyaliz yöntemidir. Periton Diyalizi: Periton Diyalizinin Avantajları; kolay uygulanabilirlik ve taşınabilirlik, Kardiyovaskuler problemi olanlarda daha iyi kan basıncı ve sıvı kontrolünün sağlanması, aneminin görülme sıklığının daha az olması, kan biyokimyasının yavaş ama etkili düzelmesi, çocuklar, yaşlılar, diyabetik hastalar gibi damar problemi bulunan hastalarda kolay uygulanabilmesi, hepatit bulaşma riskinin az olması, daha serbest diyet ve sıvı alımı. Periton Diyalizinin Dezavantajları; artmış enfeksiyon riski (özellikle peritonit), yetersiz diyaliz riski, potansiyel protein kaybı ve malnutrisyon oluşması, katater yerleştirilmesine bağlı psikolojik problemler zellikle yaşlı hastalarda ve çocuklarda sürekli uygulamaya bağlı bıkkınlık. Hemodiyaliz İlk olarak 1946 yılında Willem Koff tarafından akut böbrek yetmezliğinin tedavisinde, 1960 lardan itibaren de giderek KBY bulunan hastaların tedavisinde uygulanmaya başlanmıştır. Hemodiyaliz işleminin gerçekleştirilmesi için yeterli kan akımı sağlanmalıdır (erişkinde genellikle dakikada ml). Hemodiyalizin Avantajları; atık maddeler vücuttan hızla ve başarı ile uzaklaştırılır, diyaliz ortamı hastanın diğer hastalar ile ilişki kurmasınısağlar, her gün değil, haftada iki veya üç kez uygulanır, malnutrisyon ile daha az karşılaşılır, hastaneye yatma gereksinimin daha az olur, karına ait komplikasyonlarla karşılaşılmaz. Hemodiyalizin Dezavantajları; tedavi seansları arasında sıvı elektrolit ve metabolik değişime bağlı olarak diyaliz sonrası hastanın kendini iyi hissetmesi, ancak sonraki seansa kadar yavaş yavaş tekrar kötüleşmesi sonucu olaşan rahatsızlık hissedilmektedir, tedavi sırasında iğneler kullanılmaktadır Hemodiyaliz Hastasında Sık Karşılaşılan Sorunlar Hemodiyaliz hastalarında tüm sistem ve organlarda bozukluklar, sorunlar ortaya çıkabilir Hemodiyaliz hastaları; kronik böbrek yetmezliği hastalığına bağlı olarak uyum sorunu, anksiyete bozukluğu, depresyon ve intihar, cinsel işlev bozukluğu, ekonomik ve sosyal sorunlar gibi yaşamlarını ve hastalıklarının seyrini etkileyen pek çok sorunla karşı karşıyadırlar. Ruhsal Sorunlar: Diyaliz hastalarında normal hayat düzeni önemli ölçüde bozulmuştur. Bu hastalar kendilerini sıkıntılı bir diyaliz işlemine, tıbbi bakıma ve tıbbı personele bağımlı bulurlar ve sıvı diyet kısıtlaması, ilaç alımı, sık hastalanma, cinsel fonksiyon bozukluğu, iş kaybıgibi streslere maruz kalırlar. Yapılan çalışmalar diyaliz tedavisine başlanılan ilk yılda herhangi bir nedenle psikiyatrik desteğe % 70 oranında ihtiyaç duyulduğunu, zaman ilerledikçe muhtemelen bir çeşit adaptasyon sağlandığı için bu oranın % 30'lara düştüğünü göstermektedir. a) Depresyon ve İntihar: Sürekli depresif mizaç, benlik saygısı düşüklüğü ve ümitsizlik hisleri ile beliren depresyon hemodiyaliz hastalarında en sık görülen psikolojik problemdir. b) Anksiyete(Kaygı): Hemodiyaliz hastalarının makineye bağımlı olmaları, iş ve aile düzenlerindeki bozulmalar, geleceğe ilişkin belirsizlik duygusu yaşamaları, cinsel işlevlerinin bozulacağı korkusu, beden imajlarındaki bozulmalar, hastalarda anksiyete bozukluklarına yol açmaktadır. c) Tedaviye Uyumsuz Davranış:Bütün kronik hastalarda olduğu gibi diyaliz hastalarında da öfke sık görülür ve hastanın ailesine veya diyaliz personeline yönelik olabilir. Hastanın öfkeli olduğu durumda hastayı kışkırtmamak, onu anlamaya çalışmak doğru olur. Sosyal Etkileşimsel Sorunlar: Hasta, birey çevresine uyum sağlamakta zorlandığı gibi hastanın çevresi de ortaya çıkan bu yeni duruma uyum sağlamada güçlük çeker. Hastalık sürecinde hasta ve yakınları, yoğun bir duygusal çatışma ve gerilime maruz kalırlar. Organ yetmezliği olan hastalar arasında aile ve evlilik stresi belirgindir. Hastaların eşleri rol değiştirmek zorunda kalarak hemşireye ya da hasta bakıcıya dönüşmektedir. Cinsel Sorunlar: Her iki cinsiyetten diyaliz hastalarının da cinsel sorunları vardır. Endokrin değişiklikleri, çeşitli ilaçlar, genel fiziksel durum, aile içi sosyal rollerdeki değişmeler, psikososyal faktörler ve depresyon cinsel işlevleri bozmaktadır. Her iki cinste de cinsel dürtü ve uyarılmada azalma ile birlikte cinsel etkinliklerde düşme görülür Rehabilitasyon Sorunları: Hastaların yaklaşık 2/3 ü, böbrek yetmezliği ortaya çıkmadan önceki işine dönemezler. Bu hastaların işlerine dönebilmeleri büyük oranda sosyoekonomik koşullarla bağlantılıdır. Diyaliz hastası bir üniversite profesörünün veya bir iş adamının işine dönmesi kalifiye işçiye göre daha kolaydır Transplantasyona (Nakil) İlişkin Sorunlar:Transplantasyon girişimi; sadece organ nakli olacak hastayıdeğil, bir bütün olarak hastanın ailesini de etkilemektedir. Hemodiyaliz hastaları sosyal hizmet mesleği açısından iki nedenle önem kazanmaktadır. Birincisi, son dönem kronik böbrek yetmezliğinin hastanın psikososyal çevresini etkilemesi; ikincisi ise, hastanın içinde yaşadığı psikososyal çevrenin hastalığı, fiziksel iyilik hâlini ve ölüm olasılığını etkilemesidir. Bu bağlamda tıbbi bakım ve tedavide istenen sonuçların elde edilmesinde sosyal hizmet uzmanlarına önemli roller düşmektedir. Hemodiyaliz Hastalarında Uyum Güçlüğü HD hastalarını tedaviye uyum sürecinde bireysel farklılıklar olmasına karşın genel olarak dört aşama olduğu dikkati çekmektedir. Bunlar; 1.Üremik Dönem: İlk dönem, tedaviye başlamadan önce yaşanır. Bu dönemde, kronik hastalığa bağlı fiziksel ve psikolojik komplikasyonlar ortaya çıkar ve yaşamın tehdit altında olduğu endişesi hissedilir. 2.Balayı Evresi: Hasta, HD'ye girmeye başladıktan sonra fiziksel komplikasyonlar oldukça azalır. Bu dönem, yaklaşık üç hafta devam eder ve endişenin yerini ölümden kurtulma, güven ve ümit duyguları alır 3.Yaşama Dönüş Evresi: Hastanın tedaviye alışmaya başladığı bu dönem, yaklaşık 312 ay sürer. Ancak işe veya ailedeki sorumluluklara geri dönme, bazı psikososyal sorunlara (Örneğin; kendini veya ailesini suçlama eğilimi, çaresizlik duygusu ve depresyon gibi) yol açabilir. Bu nedenle tedaviye uyumsuzluk, makineye bağımlılıktan kurtulma girişimleri ve fiziksel komplikasyonlar gelişebilir. Genellikle atlanılan/ kaçırılan seanslar, tedavinin ilk altı ayında ortaya çıkarak daha sonra aynı şekilde devam etmektedir. 4.Sürekli Adaptasyon Periyodu: Son dönemde hasta durumunu kabullenir, yaşama olan bağlılığı artar ve ileriye yönelik planlar yapmaya başlar. Hastaların en önemli beklentilerinden biri, böbrek transplantasyonunun yapılmasıdır. Ancak tedavinin süresi, makineye ve sağlık personeline bağımlı olma ve tedaviyle ilgili yaşanan sorunlar yaşam kalitesini etkilemektedir. İnkâr, bu dönemde kullanılan en yaygın savunma mekanizmalarındandır. Hemodiyaliz Hastalarıyla Çalışan Sosyal Hizmet Uzmanın Rol ve Fonksiyonları Hemodiyaliz tedavi sürecinde çeşitli psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar yaşayan hastaların sorunlarının çözümlenmesinde sosyal hizmet uzmanlarının rol ve fonksiyonlarışu şekilde sıralanabilir: 1. Tüm diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi kronik böbrek yetmezliği hastalığında da tedavi süreci; hastanın psikososyal, sosyal ve ekonomik durumundan etkilenir. 2. Sosyal hizmet uzmanı, hasta ve hasta ailesinin problemlerini çözmesine yardımcı olur. Hasta ve ailesini uygun toplumsal kaynak ve hizmetlere havale eder, psikososyal açıdan değerlendirir, onlara danışma hizmeti verir. 3. Sosyal hizmet uzmanı; çok disiplinli ekibin bir parçası olarak hastalığa eşlik eden ve birbirini etkileyen fiziksel, sosyal ve psikososyal faktörlerin sebep olduğu duygusal ve sosyal stresleri azaltmaya çalışır. 4. Aile psiko eğitimi, ailesinde kronik hastasıolan ailelerde kullanılan en etkili bir müdahale türüdür. 5.Sosyal hizmet uzmanları grup ortamında psikososyal uyum, baş etme kapasitesini arttırma ve iletişim konuları üzerine odaklaşabilirler. 6.Ekonomik yoksunluk içindeki hastaların gelir sağlayıcı uğraşlar edinmelerini destekler. Hemodiyaliz ünitesine kütüphane, televizyon vb. yeni olanaklar sağlamaya çalışır. 7. Sosyal hizmet uzmanı, hemodiyaliz hastalarını organ naklinden haberdar olmalarını sağlayarak hastaları organ nakli merkezlerine yönlendirir. Sosyal Destek ve Hemodiyaliz Hastaları Hemodiyaliz hastalarının başlıca sos yal destek kaynaklarını ; aile üyeleri, sağlık profesyonelleri, arkadaşları ve komşularıoluşturmaktadır. Literatür incelendiğinde hemodiyaliz hastalarının algıladıkları sosyal destek seviyesi arttıkça yaşam memnuniyetlerinin de arttığı, depresif duygu durumu ve hastalığın yükünün ise azaldığı görülmüştür. Sosyal desteği kuvvetli olan bireylerin uzun ve sağlıklı yaşadıkları, hastalıklara karşı daha dirençli oldukları, hastalandıklarında ise ilaç gereksinimlerinin azaldığı, iyileşme süreçlerinin hızlandığı ve tıbbi tedaviye uyumlarının arttığı, daha çok problem odaklı baş etme yöntemlerini kullandıkları saptanmıştır. Doku ve Organ Nakli, Organ Bağışı Kavramı Doku ve Organ Nakli Organ nakli; günümüzde birçok kronik organ hastalıklarında uygulanan rutin, geçerli ve ileri bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Organ nakli, günümüzde birçok kronik organ hastalıklarında uygulanan rutin, geçerli ve ileri bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. İnsanların organ nakilleri ile ilgili görüşleri folklorik anlamda ilk çağlara kadar gider. İlk çağlarda halk arasında kuvvet ve sağlığın kuvvetli insanlardan zayıf insanlara geçebileceği düşüncesi vardır. Organ nakli ile ilgili düşünceler Ortaçağlarda da devam etmiş, ancak ilk doku ve organ nakli denemeleri 1771 de İngiliz cerrah John Hunter tarafından yapılmıştır. Hunter, bir horozun testislerini çıkarıp karnına tekrar nakletmiş ve bu organ yeni yerinde fonksiyon görmüştür. İnsan üzerinde ilk böbrek nakli 1947 de Boston da gerçekleştirilmiştir. İlk başarılı kalp nakli ise 1967 yılında Dr. Christian Barnard tarafından yapılmıştır. Türkiye de ilk kez 22 Kasım 1968 de Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi nde Dr. Kemal Beyazıt tarafından kalp nakli yapılmış, ancak hasta hayatını kaybetmiştir. İlk başarılı organ nakli ise, 3 Kasım 1975 yılında Dr. Mehmet Haberal ve ekibince Hacettepe Üniversitesinde gerçekleştirilen canlıdan canlıya böbrek nakli olmuştur. Gülhane Askeri Tıp Akademisinde 1989 yılında ilk pankreas nakli gerçekleştirilmiştir yılında cerrah Ömer Özkan ve takımı, dünyanın ilk başarılı tam yüz naklini Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi hastanesinde gerçekleşmiştir. Günümüzde böbrek, kalp, karaciğer, kornea vb. organ ve doku nakillerinin sayısı artarak devam etmektedir. Günümüzde kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas, ince bağırsak, kemik iliği, kan, deri, kornea gibi yaşamsal önemi olan pek çok organ ve doku nakli gerçekleştirilebilmektedir. Organ Bağışı Organ bağışı, bir kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamısona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesidir. Bireylerin organ bağışına karar vermesini etkileyen konuların belirlenmesi, yetersiz organ bağışının artırılması açısından önemlidir. Bireylerin organ bağışlama kararını; bilgi, altruistik değerler, dini inançlar, deneyim, korku ve kişilikleri etkileyebilmektedir. Organ bağışlayanların yaygın karakteristik özelliklerine bakıldığında ise genç, iyi eğitimli ve yüksek sosyoekonomik statüye sahip kişiler oldukları görülmektedir. Organ Naklinin Dini Boyutu: Organ bağışının dini yönden herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır. Hristiyanlık, Müslümanlık ve Musevilik; paylaştıkları ortak menşei sebebiyle yaratılışa, Tanrı İnsan ilişkisine, maddeye ve ruha ve ayrıca yaşam ve ölümün kutsallığına dair benzer kavramlar içermektedir. Canlı ya da kadavra kökenli organ bağışı ve beyin ölümü kriterlerine dayanarak insan bedenlerinin değerlendirilmesi, her üç din tarafından da desteklenmektedir. Organ Naklinin Ekonomik Boyutu: Organ naklinin hemodiyaliz tedavisinden çok daha ucuz bir uygulama olduğu bilinmektedir. Ancak organ bağışındaki yetersizlikler nedeni ile hemodiyaliz uygulamasıyapılmakta olan hastaların tedavilerinin maliyeti de oldukça fazladır. O hâlde; organ bağışının artırılması, ülkemiz için hem sağlık yönünden hem de ekonomik yönden önemli bir katkı sağlayacaktır. Organ Naklinin Etik Boyutu:Organ azlığı nedeniyle karaborsaların ortaya çıkması, yine etik bir sorundur. Bekleme listesinde olan hastalar, kendilerine sıra gelmeyeceğini ya da çok uzun süre bekleyeceklerini düşündükleri zaman organlarını satmaya niyetli canlı vericilerden para karşılığında organ satın alabilecekleri ülkelere gitmektedirler. Para karşılığı organ temini; uluslararası düzenlemelerle yasaklanmış olmakla birlikte toplumların ahlaki, sosyal ve ekonomik koşulları para karşılığı organ temini konusunda belirleyici rol oynamaktadır. Özellikle ekonomik nedenler; organ bağışı ve organ temini sorununu, bir sağlık sorunu olmaktan çıkarıp ticari bir pazar hâline gelmesine neden olmakta ve yoksul kişiler ulusal ve uluslararası alanda ucuz organ kaynağı hâline dönüşebilmektedir Organ Naklinin Psikolojik Boyutu: Psikolojik boyut, organ nakli sürecinin tüm evrelerinde bulunmaktadır Organ Naklinin Yasal Boyutu: Türkiye ve birçok ülkede kadavradan organ ve dokuların alınması yasalarla düzene sokulmuştur. Ülkemizde organ nakli konusundaki uygulamalar; 1979 yılında çıkarılan Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli ne ilişkin 2238 sayılı yasaya göre yapılmaktadır. Kanun 1982 yılında yeniden düzenlenerek ölüden organ ve doku alınmasını yasal önlemlerle ortaya koymuştur. Ülkemizde kadavradan organ ve doku alınması, 2238 ve 2594 sayılıkanunlarla düzenlenmiştir. Tıbbi ölüm hâlinin saptanmasıkoşulu ile organ alımına izin veren yasaya göre bu durum; biri kardiyolog, biri nörolog, biri beyin cerrahisi uzmanı ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan bir kurul tarafından tutanak ile belirlenmelidir. Doku ve Organ Nakli ve Organ Bağışında Sosyal Hizmet Uzmanlarının Rolü Sosyal hizmetin tedavi kurumlarında gerçekleştirdiği bu uygulamalar, tıbbi sosyal hizmetler olarak adlandırılmaktadır. Tıbbi sosyal hizmetin genel amacı şu şekildedir: >>>Hastanın tıbbi bakımı ve tedaviyi kabul etmesi ve bakımın etkili bir şekilde kullanılmasını kolaylaştırmak >>> Sağlık problemleri nedeniyle hasta ve ailesinin yaşadığı stresi azaltmak >>> Hastanın hastalığı ve içinde bulunduğu koşullar nedeniyle ortaya çıkan problemlerini çözümlemek Sosyal hizmet uzmanları; hasta hakkında mülakat ve gözlem yoluyla bilgi topladıkları gibi aynı zamanda hasta ve ailesiyle birlikte başlangıç aşamasını yürütürken hastanın hekiminden, diğer tıbbi bakım ve tedavi personelinden, hasta ile ilgili olarak tutulan kayıtlardan bilgi toplarlar. Sosyal hizmet uzmanı; sağlık hizmetlerinde sosyal, örgütsel ve vaka düzeyinde çeşitli roller üstlenmektedir: Sosyal hizmet uzmanının sağlık hizmetlerinde sosyal, örgütsel ve vaka düzeyinde çeşitli rolleri vardır. Hizmet alanlarından biri olan organ nakli konusunda çalışan sosyal hizmet uzmanları, organ naklinin ticarileştirilmesine karşı savunucu rolünü üstlenirler. Organ bağışı hakkında toplumun eğitilmesine yardım ederler. Sosyal değerleri dikkate alan donör tahsisi yaklaşımlarını destekler ve teşvik ederler. Karar verilme öncesinde, karar boyunca ve karar sonrasında organ bağışı yapan ailelerin desteklenmesini sağlarlar ve ailelere sevdiklerinin ölümünü tamamıyla kabullenmeleri için yardım ederler. Bu tür hizmetler aracılığıyla sosyal hizmet uzmanı, organ bağışının insani ve beşerî bir hareket olarak devam etmesini sağlar.

7 Tıbbi Sosyal Hizmet 7.Ünite 12 Kasım 2013 Salı 18:18 7.ÜNİTE ÖZET Sağlık Bakım Sorunları: Sosyal Sorunlar III (Alkol ve Madde Bağımlılığı, Sigara Tüketimi, Stres, Yoksulluk, Şiddet Alkol ve Madde Bağımlılığı Genel anlamı ile bağımlılık; bir nesneye, kişiye, ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek veya bir başka iradenin güdümü altına girme durumu olarak tanımlanabilir ve insan mental aktivitesi ile ilişkili patolojik bir davranışı yansıtır. Bu maddeler özetle tütün, alkol, esrar, atropin, akineton, eroin, dolantin gibi bağımlılık yapıcı maddeler olabilir. Bağımlılık, bir hastalıktır. Bir ya da birkaç maddeye aynı anda gelişebilir ve madde alınmadığı zaman fiziksel ya da ruhsal kötü belirtilere yol açar. Bağımlı olan kişi tedavi görmüş bile olsa tüm yaşamı boyunca bağımlı olduğu maddeye karşı hassas kalacağını unutmamalıdır. Bir kişinin madde bağımlısı olduğunu gösteren birtakım kriterler vardı. Bunlar: Kişi tarafından alışkın olduğu hissin yaratılması için kullanılan maddenin dozunun arttırılıyor olması Kişinin kullandığı maddeyi almayı tasarladığı miktardan fazla miktarda ve sürede kullanması Kişinin kullandığı maddenin dozunu azaltması ya da maddeyi bırakması sonucunda yoksunluk belirtisi dediğimiz birtakım ruhsal ve bedensel sıkıntılar içerisine girmesi Yoksunluk belirtisi hisseden kullanıcının madde alması ile rahatlama hissetmesi Kişinin maddeyi bulmak ve kullanmak için gereğinden çok zaman harcaması Kişinin kullandığı maddeden dolayı ruhsal bedensel ve sosyal açıdan zarar görmesine rağmen kullanıcı olmaya devam etmesi Madde etkisinde kaldığı için kendisinden beklenen yükümlülükleri yerine getirememesi Kişinin kullandığı maddeyi bırakmak için başarısız girişimlerinin olması Bu maddelerden üç ya da daha fazlasının bulunması, kişinin madde bağımlısı olduğunun göstergesidir Madde bağımlılığı ve bağımlılık yapıcı maddeler, 1960 lara kadar ciddi bir halk sağlığı problemi olarak görülmemiştir. Bu yıllarda, afyon ve esrar başta olmak üzere barbitüratların ve alkolün bağımlılık yaptığı ve madde kötüye kullanımının bir davranış bozukluğu olduğu tıp literatürüne girmiş olmakla beraber bunun nedenleri, tedavisi ve önlenmesine yönelik ciddi çalışmaların 1980 lerden itibaren giderek arttığını görmekteyiz. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Amerika Birleşik Devletleri nin Vietnam Savaşı sonrası ülkesine dönen 200 binden fazla opioid bağımlısı ile uğraşmak zorunda kalmasıdır. Esrar kullanımında %20 nin üzerinde oranlarla Çek Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa, ilk üç sırayı almaktadır. Madde bağımlılığı; ergen, genç ve genç erişkinlerde sıklıkla görülen bir hastalıktır. Hastalığın görülme riskinin en yoğun olduğu yaş dönemi, ergenliktir. Bağımlılıkta en çok kullanılan maddelerden biri alkoldür. Alkol bağımlılığı; bireyin beden ve ruh sağlığını, aile ilişkilerini, sosyal ve iş uyumunu bozacak derecede alkol alma ve alkol alma isteğini durduramama şeklinde ortaya çıkan bir ruhsal sorundur. Hastane yatışlarının üçte birinin nedeninin alkol olduğu, alkole bağlı trafik kazalarının majör sorun olmayı sürdürdüğü, alkolün ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer aldığı belirlenmiştir. Alkol bağımlılığı daha çok bireysel davranışlara bağlı sorunlar olarak ifade edilmektedir. Ancak son zamanlardaki gelişmelere bakıldığında bireysel davranışlarla ilişkili görülse de alkol bağımlılığı gibi sorunlar, toplumu bütünsel anlamda ilgilendirmektedir ve sosyal sorun olarak değerlendirilmek durumundadır. Alkol, tek başına bir sorun olmakla birlikte başka sorunlara da yol açmaktadır. Alkol kullanımı şiddeti arttırır. Alkol yoksulluğa neden olur. Alkol sağlığı bozar. Alkol çevre ilişkilerini bozar. Alkol bağımlılığı olan bireylerin ciddi bir baş etme güçlüğü yaşadığı, bireylerde ego gücünün zayıf, benlik saygısının düşük olduğu, bireyin anksiyete, stres, engellenme durumunda alkolün rahatlatıcı etkisinden geçici olarak yararlandığı ve bu nedenle problem odaklı baş etmeden çok duygu odaklı baş etmenin ortaya çıktığı belirtilmektedir. Alkol kullanımı ve sorunu arasındaki sınır, oldukça belirsizdir. Alkol bağımlılığının etiyolojisi ile ilgili olarak ortaya atılan teoriler, sorunun anlaşılmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu teoriler aşağıdaki şekilde özetlenebilir: 1. Psikolojik Faktörler ve Teoriler: Bu teorilerin dayanağı, alkol bağımlısı olan ve olmayanların psikolojik testlerde gösterdikleri farklılıklardır. Burada alkolün anksiyete (sıkıntı) gibi hoş olmayan duyguları ortadan kaldırma etkisinden "faydalanılmakta", sosyal etkileşim arttırılarak daha aktif bir konum elde edilmekte, diğer yandan da kişiyi rahatsız edici "anılar" ortadan kalkmaktadır. "Bu durumlar" kişinin daha fazla ve sık alkol içme davranışını pekiştirmektedir. 2. Sosyokültürel faktörler ve teoriler: Sosyokültürel teoriler, sorunun tanımlanması ve anlaşılmasına pek az katkı sağlamaktadırlar. "Şu kültürde alkol bağımlısı daha fazla görülmektedir." gibi bir ifade olanaksızdır. İtalya, İsrail ve Fransa'da alkol, evlerde çok yaygın olarak bulunmakta ve "dinî" törenlerde kullanılmaktadır. Ancak ilk iki "kültürde" alkol bağımlılığı, diğer kültüre göre daha az bulunmuştur. 3. Genel Biyolojik Etkenler ve Teoriler: Bu teoriler, alkolün bireyler arasında farklı biyolojik etkiler oluşturma temeline dayanmaktadır. Son yıllarda dopamin, serotonin, noradrenalin ve diğer birçok nörotransmitter ile ilgili çalışmalar konuya açıklık getirmeye çalışmaktadır 4. Genetik Faktörler ve Teoriler: Bu konuda da çalışmalar yoğunluğunu giderek arttırmaktadır. "Tek yumurta ikizleri ve evlatlık olanlar" arasında yapılan çalışmalar; konuya, ancak kısmi açıklamalar getirmiştir. Birinci derece yakınında alkol bağımlısı olan birinin "bağımlı olma" riski olmayana göre yaklaşık dört kat daha fazla olarak bulunmuştur. Görüldüğü gibi alkol bağımlığının "gelişmesinde" birçok faktör rol oynamaktadır. Öte yandan mevcut tedavi yöntemleri; zor, uzun soluklu ve pahalıdır. Madde ve bağımlılığı için yapılacak mücadele içinde sosyal hizmet uzmanları; çalıştığı ekip içinle birlikte koruyucu önleyici, eğitici destekleyici ve tedavirehabilite edici düzeylerde mesleki müdahalelerini gerçekleştirirler. Sigara Tüketimi Sigara bağımlılığı; en az bir aylık bir süre içinde düzenli sigara kullanma, sigarayı bırakınca yoksunluk belirtileri yaşama, zararlarını görmeye rağmen bırakamama ve başarısız sigara bırakma girişimlerinin olması şeklinde tanımlanmaktadır. Başta sigara olmak üzere tütün ürünlerinin kullanılması, ciddi hastalıklara ve ölümlere yol açmaktadır. Toplum; daha fazla acı çeken insanlar, üretim kaybı ve daha yüksek sağlık harcamaları şeklinde bedel ödemektedir. Sigara kullanmaya başlamada ve sigara bağımlılığının oluşmasında psikolojik nedenlerin önemli bir rolü vardır. Sigara, genellikle ergenlik döneminde kullanılmaya başlanmaktadır. Bu dönemde sigaraya başlamayı etkileyen nedenler arasında merak, özenti, akran baskısı, sosyal kabul görme, bağımlı kişilik özelliği, stresle baş etmede yetersizlik, öz güven azlığı, hayır diyememe, çeşitli kişilik bozuklukları ve ruhsal sorunların etkili olduğu bildirilmektedir. Tütün, tüm ülkeler için en önemli halk sağlığı problemidir. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafya, dünya tütün tüketiminde birinci sırayı almaktadır. Sigara Bağımlılığında Ruhsal Sorun Ruhsal sorunları olan bireylerde, sigara bağımlılığı daha fazla görülmekte ve bireyi daha fazla tehdit etmektedir. Sigarayı bıraktıktan sonra yoksunluk belirtilerinin yaşanması, sigara bağımlılığının tedavisinde psikolojik yöntemlerin kullanılması gibi nedenlerden dolayı sigara bağımlılığı aynı zamanda ruhsal bir problemdir. Panik atak, sosyal fobi, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozuklukluğu, psikotik bozukluklar görülebilmektedir. Depresyonu olan bireylerde sigara bağımlılığı oranı artarken zaten sigara bağımlısı olan bireylerde depresyonun olması da bu bireylerin daha fazla sigara içerek bağımlılıklarının artmasına yol açmaktadır. Bu nedenle de depresyonu olan bireylerin sigara bırakmada daha başarısız oldukları görülmüştür. Stres Stres; kelime olarak gerilim, gerginlik, bunalım, şiddet, zorlama gibi anlamları içermektedir. Kavramsal olarak stres ise, algılanan çevresel tehditlere bireyin fiziksel ve ruhsal bir tepki verme eylemi olarak tanımlanmaktadır. Stresin insan üzerindeki etkilerine ilişkin ilk bilimsel çalışmaları 1956 yılında Kanada'lı bilim adamı Hans Selye yapmıştır. Selye (1956)'ye göre stres verici bir olay ya da durum karşısında kalan organizma; fizyolojik, psikolojik ve davranışsal bazı tepkiler gösterir. Kalp atışında hızlanma, ağız kuruması, titreme, aşırı terleme, iştah bozukluğu, çeşitli ağrılar, huzursuzluk, sıkıntı, bunaltı, yorgunluk ve çökkünlük gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkar. Bu arada kişi sahip olduğu biyolojik ve psikolojik kaynaklarla stres yaratan durum ya da olayla başa çıkmaya, uyum sağlamaya çalışır. Uyum sağlandığında başlangıçta ortaya çıkan tepkiler kaybolur. Eğer stres uzun süre devam eder ve uyum sağlanamazsa; "tükenme" başlar, kişi hastalanır, hatta ölebilir. Stres belirtileri üç farklı şekildedir. Bunlar. tek başına olabileceği gibi aynı anda birden fazla belirtide görülebilir. Fiziksel Belirtiler: Kalp vurum sayısının hızlanması, kan basıncında artış, nefes darlığı, çarpıntı, baş ağrısı, sıcak ve soğuk basması, terleme, mide ve bağırsak sisteminde bozukluk, mide krampları, seslere duyarlılık, uykusuzluk, düzensiz uyku, ellerde ve bacaklarda titreme, bitkinlik, kas gerginliği, kas ve eklem ağrıları gibi. Zihinsel Belirtiler: Unutkanlık, dikkati toplayamama, kararsızlık, organize olamama, ilgi azalması, yaratıcılıkta azalma, işlem hatalarında artış, zihinsel durgunluk, sürekli olumsuzluklar üzerinde durma vb. Davranışsal Belirtiler: İştahta azalma ya da artma, çok konuşma, sigara içme (artış), alkol ve kafein alma, stres yaratan olay ya da durum hiç olmamış gibi davranma vb. Stres kaynaklarının özellikleri ile ilgili bilgiler gözden geçirildiğinde, stres kaynaklarının 3 grupta toplandığı görülmektedir. a. Günlük Olaylar;Bir sınavın kötü geçmesi, komşunun yaptığı gürültü nedeniyle uyuyamama, baş ağrısı, çocuğunun okulda başarılı bir proje yapamadığını öğrenek gibi olaylar yer almaktadır. b. Yaşam Olayları;Eşin ölümü, hamilelik, ekonomik durumda önemli bir değişiklik, emekli olma, başka bir yere taşınma, çocukların evden ayrılması gibi olaylar yer almaktadır. c. Spesifik Yaşam Durumları: Spesifik yaşam durumlarında ise kronik durumlar ele alınmaktadır. Anne baba ilişkilerinde sorunların yaşanması, alkol sorunu yaşanan aile ortamı, iş yaşamında sorunların olması, menapoz döneminde olma gibi. Strese dayanıklı olabilmek için yapılması gerekenleri şöyle özetlemek mümkündür: Stres yaratan durum ya da olayı gerçekçi bir şekilde değerlendirmek Benlik saygısını kaybetmeden kendini gerçekçi bir şekilde değerlendirmek Bu olay ya da durumla başa çıkabilmek için mutlaka yapılabilecek birşeyler olduğuna inanmak Mümkün olduğu kadar çok ve farklı başa çıkma yolları bulmak ve denemek Mevcut çevresel destek kaynaklarından yardım almak ve yeni kaynaklar oluşturmak Yoksulluk Birleşmiş Milletler genel anlamda yoksulluğu tanımlamak yerine farklı boyutlarına vurgu yaparak yoksulluğun, sürdürülebilir bir yaşam için gerekli gelire veya kaynaklara sahip olamama; açlık ve yetersiz beslenme; sağlığın kötü olması; eğitim ve diğer temel hizmetlere sınırlı erişim ya da hiç erişememe; tedavi görememekten dolayı yüksek hastalanma ve ölüm oranları; evsizlik ve uygun olmayan barınma imkânları; güvenli olmayan çevre koşulları ve sosyal ayrımcılık ve dışlanma ile birlikte sivil, sosyal ve kültürel yaşama ve karar alma süreçlerine katılamama biçiminde ortaya çıktığını belirtmektedir Ayrıca; yoksul insanların yaşadıkları alt sosyoekonomik çevreler yüksek suç oranları, coğrafi hareketlilik, evlilikte uyumsuzluk, boşanma gibi sorunlara, bunlar da fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. DSÖ, yoksulluğu dünyanın en büyük katili olarak tanımlamış ve uluslararası hastalık sınıflamasında Z59.5 olarak kodlamıştır. Yoksulluk, sağlıkta eşitsizlikleri belirleyen en önemli etkendir. Sağlıkta eşitsizlik, gelir dağılımı eşitsizliği ile ilişkilidir. Böylesi ekonomik neden, psikososyal süreç üzerinde bireysel düzeyde etkili olmaktadır. Whitehead ve Dahlgren (2007); sağlıktaki eşitsizliklerin (1) sistematik, (2) sosyal olarak üretilmiş ve (3) haksız olması hâlinde, sağlıkta eşitsizlikten bahsedileceğini ifade etmektedir. Buna göre; yaş veya cinsiyet gibi doğal özelliklerden kaynaklanan sağlık farklarının mevcut olması, sağlıkta eşitsizliğin bir göstergesi olarak kabul edilemez. Nitekim sağlıkta eşitsizliğin sistematik olması, bireylerin sosyoekonomik durumu ile sağlık durumu arasında aynı yönlü bir ilişkinin varlığına işaret etmektedir. Dünya Sağlık Raporu (2000), ulusal sağlık sistemlerinin üç temel fonksiyonu olduğunu belirtmektedir. Bunlar; hizmet ettikleri toplumun sağlığını daha iyi hale getirmek, bireylerin beklentilerine cevap vermek ve hastalığın maliyetine karşı finansal koruma sağlamaktır. Sağlık hizmetlerine erişimde eşitlik, her bireyin potansiyel olarak aynı seviyede sağlık hizmeti kullanabilmesidir. Bu, bireyler açısından son derece önemlidir ve sağlanabilmesi her bireyin sağlık hizmetlerine erişimde eşit maliyete katlanması ile mümkündür. Bu nedenle yoksullar, varlıklılara göre daha fazla sübvanse edilmelidir Şiddet Şiddet; ana hatları ile sözel, fiziksel ve cinsel şiddet olmak üzere üç ana başlık altında toplanmakta olup ruhsal ve fiziksel etkileriyle ortaya çıkmaktadır. Geleneksel olarak şiddet, sağlık çalışanları tarafından ceza hukukunun konusu olarak değerlendirilmektedir. Hekimlik, hemşirelik ve sosyal hizmetle ilişkili alanlarda görev yapanlar, şiddeti öncelikle kendi uğraşı alanları içinde görmektedir. Şiddetin bir halk sağlığı olarak tanımlanması yeni bir yaklaşımdır. Şiddetin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu yaklaşımını başlıca üç gerekçe ile açıklamak mümkündür Birincisi, şiddet çok sayıda kişiyi etkilemektedir. Özellikle gençler için şiddet daha önemli bir sorun olmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri nde (ABD) yaş arası gençlerde ölüm nedenleri arasında cinayet ikinci, intihar üçüncü sırada yer almaktadır. İkincisi, diğer sektörler şiddetin bu sonuçlarını önlemeye yönelik olarak yeteri kadar sorumluluk almamaktadır. Güvenlik güçlerinin, cinayetler gibi birçok konuda önemli tecrübeleri olmasına rağmen bunların önlenmesinde başarılı olamadıkları durumlar olmaktadır. İntiharların önlenmesi, şiddetle ilgili yaralanmalar gibi sosyal müdahaleler gerektiren konuların çözümü için halk sağlığı uygulayıcılarının planlamalarına ve müdahalelerine ihtiyaç vardır. Üçüncüsü, şiddet önlenebilir. Şiddeti önlemek için halk sağlığı uygulamaları başarılı sonuçlar verir. Halk sağlığı çalışanlarının, şiddet önleme programlarının koordinasyonunda ve uygulamaların yaygınlaşmasında etkin bir role sahip olmaları gerekmektedir. Sosyal, kültürel ve ekonomik faktörler, şiddetin oluşumunda rol oynarlar. Az gelişmiş ve yoksul ülkelerdeki şiddet düzeyi, diğer toplumlara göre daha fazladır. Şiddete maruz kalan grupların ise; çoğunlukla yalnız çocuklar, yalnız kadınlar, yalnız yaşlılar, fiziksel ve ruhsal engelliler, sosyal ve etnik azınlıklar, mülteciler, çetelerle karşı karşıya olanlar oluşturduğu görülmektedir. Dolayısıyla kalıcı ya da geçici iş kaybına neden olur. Buna bağlı olarak öz güven, öz saygı yitimi olabilir. Şiddetin toplumsal yansımaları ise; intihar oranlarında artış, çocuk istismarlarında artış, hastane başvurularında artış, üretkenlikte azalma, kuşaklar arası geçiş, şiddetle ilişkili nedenler (Savaş, mültecilik, kazalar, çocuk istismarı, Namus töre vb.), yoksulluk ve sağlık hizmeti alamama ile ilgili nedenler (Açlık, enfeksiyonlar ve diğer ölümler), patolojik nedenli ölümler şeklinde görülmektedir. Sonuç Sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi açısından eşitlik ve verimlilik, dokunulamaz nitelikli değerlerdir. Eşitlik ve verimlilik; sağlık hizmetinin parasız, bu nedenle kamu tarafından, bölge ve nüfus ölçeğinde, entegre ve bunun gereği olarak ekip tarafından, koruma öncelikli, gezilerek, toplumun içinde, toplum neredeyse orada ve toplum kalkınması faaliyetlerinin tam içinde ve toplum kalkınması hedefine bağlanmış tarzda verilmesini gerektirir. Genel olarak sağlıkta eşitlik ya da eşitsizliğin morbilite, morbidite, yaş, cinsiyet, kültür, eğitim, beslenme, coğrafik durum, sosyal güvenlik durumu, yoksulluk, kişisel yaşam faktörleri, yaşam koşulları, meslek, işsizlik faktörleri çerçevesinde incelenmesi gereklidir. Sağlıkta eşitsizliğin giderilmesi için devlet, sağlık sektörü içinde özel ve kamuda yer alan aktörler ve sağlık profesyonellerinin birlikte bu konuya eğilmesi gereklidir.

8 Tıbbi Sosyal Hizmet 8.Ünite 24 Kasım 2013 Pazar 20:45 8.ÜNİTE ÖZET Onkolojik Sosyal Hizmet "Tedavi ettiğiniz hastalıksa ya kazanır ya da kaybedersiniz. Eğer tedavi ettiğiniz insansa her zaman kazanırsınız. Patch Adams. Kanserin Tanımı, Oluşumu, Teşhis ve Tedavi Yolları Kanser, organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel addır. Kanser, genellikle kontrolden çıkan hücrelerin sürekli çoğalmasıdır. Kanserler; malign (kötü huylu) tümörlerdir, yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve yayılma (metastaz) özelliği göstermektedirler. Kanserlerin yaklaşık %80 90 ıçevresel ve/veya davranış faktörleri tarafından meydana gelir ve önlenebilme potansiyeli vardır. Kalıtım yoluyla kanserin meydana gelme olasılığı, çevresel faktörlere oranla çok daha azdır. X ışınları, uv (ultraviyole morötesi) ışınları gibi fiziksel faktörler, bazı ilaçlar ve kimyasal faktörlerin yanı sıra virüsler de biyolojik olarak normal karaktere sahip bir hücre kültürünü dönüştürerek kanser oluşturabilirler. Kimyasal karsinojenler, tümörü ya uygulandığı yerde (örn; cilt) veya absorbe edildiği yerde (örn; bağırsak) ya da metabolizmanın durumuna göre karaciğer, böbrek gibi organlarda, bazen de direkt olarak alakası olmayan bir yerde ortaya çıkabilir. Fakat, karsinojene maruz kalma kanser oluşturmak için tek başına bir sebep değildir. Karsinojenler, ancak uygun yer ve zamanda kanser oluşturabilirler Kanserin en iyi teşhisi, erken yapılan teşhistir. Kanser ne kadar erken belirlenirse, vücutta diğer organ veya dokulara yayılmadan önce tedavi edilebilme şansı da o kadar yüksek olur. Kanserin şimdiki durumda ne kadar yayılmış olduğunu (evreleme) belirlemek de teşhis aşamasının içinde yer alan bir süreçtir. Evreleme; kötü huylu tümörleri, tedaviye yön verme amacıyla klinik belirtileri ve yayılma derecelerine göre evrelere ayırmadır. Sonuçta hekimin kanserleşme eğiliminin ne yönde olacağını veya sağlığın nasıl etkileneceğini değerlendirmesi gerekmektedir. Kanser tedavisinde ola genel rak kullanılan üç yöntem vardır: İlaç tedavisini içeren kemoterapi, doku içine nüfuz eden yüksek enerjili dalgalar demetini iyonlaştırıcı veya radyasyon enerjisinin radyoterapi kullanıldığı ve cerrahi müdahale (ameliyat). Bu üç yöntemin hepsi birden aynı hastaya uygulanacağı gibi bu yöntemler hastaya tek olarak da kullanılabilmektedir. Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek için anti kanser (sitotoksik) ilaçların kullanılmasıdır. Kemoterapi, kimyasal madde (ilaç) ve tedavi kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. En yaygın yolları, damara enjekte etmek ve ağız yoluyla vermektir. Hangi yolla verilirse verilsin ilaçlar kana karışarak vücudun her tarafına ve kanser hücrelerine de ulaşmaktadır Radyoterapi (Radyasyon tedavisi), Co 60 ya da Lineer Akseleratör gibi cihazlar aracılığıyla vücudun dışından (eksternal radyoterapi) veya vücut boşlukları ya da doku içine radyoaktif maddelerin yerleştirilmesi yoluyla içerden (internal radyoterapi) gerçekleştirilmektedir. Tedavilerin şekli; hastanın yaşı, genel sağlık durumu, teşhis edilen kanserin türü, evresi, yerleşim yeri gibi birçok önemli faktöre bağlıdır Cerrahi müdahale, uzun zamandan beri kanser tedavisinin temelini oluşturmuştur. Cerrahi müdahale; kanserin ölümcül olup olmadığının belirlenmesi, kanserli bir kitlenin vücuttan alınması veya kötü huylu (ölümcül) hücrelerin vücudun diğer taraflarına yayılıp yayılmadığının öğrenilmesi için yapılabilir. Cerrahi müdahale bazen kanserli tümöral kitlenin hepsinin alınması mümkün değilse, hekimin kemoterapi veya radyoterapi uygulamasını daha etkili hâle getirmek için bu kitlenin mümkün olduğunca fazla bölümünü alması şeklinde de uygulanmaktadır. Dünya da ve Türkiye de Kanser Hastalığı (İstatistikler) Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı nın verilerine göre 2008 yılında dünya genelinde 12 milyon kişiye kanser teşhisi konulurken, bu rakamın 2030 yılında 26 milyonu aşacağı tahmin edilmektedir. Önümüzdeki yıllarda karşılaşacağımız bu artışın önemli bir bölümü ne yazık ki gelişmekte olan ülkelerde görülecektir. Gelişmekte olan ülkelerde sadece kanser sıklığı değil, aynı zamanda kansere bağlı ölümler daha fazla artış gösterecektir. Dünya Sağlık Örgütü ne göre, kanserde görülen bu artışın temel üç sebebi; yaşlı nüfusta meydana gelen artış, tütün kullanımı ve obezite salgınıdır. 21. Yüzyıl içerisinde kanserle mücadelede ülkelerin bu faktörleri yerinde değerlendirip akılcı kanser mücadele politikaları geliştirmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki kanser önlenebilir bir hastalıktır. Her yıl yeni teşhis edilen kanser olgusunun en az i direkt olarak sigara kullanımı ile ilişkilidir. Bu nedenle Türkiye için en önemli kanser kontrol yöntemi tütünle mücadeledir. Sadece tütün kontro, lü ile ülkemizde görülen kanserlerin üçte ikisinin önlenmesi mümkündür. Dünya da erkelerde en sık görülen kanser prostat iken bunu akciğer kanseri izlemektedir. Ülkemizde ise erkeklerde en sık görülen kanser türü, akciğer kanseridir Meme kanseri, ülkemizde ve dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türüdür Dünya da erkeklerdeki ilk üç sıra kanser türü; prostat, akciğer ve kolon iken Türkiye de bu sıralama akciğer, prostat ve mesane şeklinde olmaktadır verilerine göre; ülkemizde ölüm nedenleri sırasında 2. sırada yer alan kanser hastalığının, hem dünyada hem de ülkemizde 2015 yılından itibaren 1. sıradaki ölüm nedeni olacağı düşünülmektedir. Kanserin Psikososyal Boyutu Kanser kronik bir hastalıktır. Kronik hastalıkları diğer hastalıklardan ayıran belli başlı bazı özellikler bulunmaktadır. Bu özellikler şunlardır: Süreklidirler. Geride özür bırakabilirler. Geri dönüşün olmayabileceği patalojik değişiklikler oluşabilir. Uzun bir gözlem, denetim veya bakım süresi gerekebilir Kronik ya da ölümcül bir hastalık tanısı; bireyin o güne kadar getirdiği yaşamı sürdürmekte kullandığı tüm başa çıkma mekanizmalarının, gelecek beklentilerinin, planlarının sarsılması, yaşam dengesinin bozulmasıgibi bir tehdit oluşturur. Okyayuz (1999); Bu tehdit; bireyin olağan yaşamından belki sadece belli bir miktar ekonomik gücü, işi yitirmek gibi bir durum olabileceği gibi herhangi bir organını ya da işlevini tümüyle yitirmek, yani ölmekle yüz yüze gelmek anlamına da gelir. biçiminde açıklamıştır. Sağlık çalışanlarının hasta ile iletişim kurma ya da hastayı bilgilendirme amacıyla kullandıkları dilin uygun olmayışı sonucunda zaman zaman hasta hastalığını yanlış anlayabilmekte, hastanın hastalığın seyrini değerlendirmesi güçleşebilmektedir. Onkoloji sosyal hizmetini ilgilendiren bu konuda hasta, ailesi ile birlikte kanser hakkında bilgilendirilmelidir. Hastalıkla ilgili bilinç düzeyinin düşüklüğü hastaları güçsüzleştiren bir etkendir. Kanser tanısının hasta ve hasta yakınlarına mutlaka kendi hekimi tarafından söylenmesi gerekir. Benlik saygısının kişinin kendisini nasıl değerlendirdiğine, gördüğüne, algıladığına ve anladığına ilişkin duygularını içerdiği, göreceli bir süreklilik ile değişime duyarlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda uzuv kaybetme riski ve yeni duruma uyum sağlayabilme kapasitesi, kanser olgularında benlik saygısı kavramını tehdit altında bırakır. Hastalanmak; yalnızca biyolojik bir süreç olmayıp aynı zamanda psikolojik, sosyal ve kültürel bir olgudur. İnsanların hastalığı algılamaları farklı olduğu gibi sağlığın bozulmasıkarşısında yaşanan duygularda da farklılık söz konusu olabilmektedir. Bireyin kanser hastalığına ilişkin olarak tepkilerini belirleyen başlıca etkenler; geçmiş deneyimler, yaş, kültür düzeyi ve sosyoekonomik durum, cinsiyet, kişilik, kanserin yeri ve hekimin rolü şeklinde sıralanabilir. Kanser hastasının yaşadığı evrensel korkular vardır. Aynı zamanda 6 D olarak da tanımlanabilen bu evrensel korkular aşağıdaki gibi sıralanabilir: 1. Ölüm (Death) 2. Aile, eş ve hekime bağımlı olma (Dependency) 3. Vücut görünümünde kötüleşme (Disfigurement) 4. İş, okul ve sosyal yaşamda özürlülük (Disability) 5. Sosyal ilişkilerde bozulma (Disruption) 6. Rahatsızlık ve ağrı (Discomfot) Tıp alanında elde edilen ilerlemeler ve tedavi yöntemlerinde sağlanan gelişmeler doğrultusunda hastaların beklenen yaşam sürelerinde bir artış elde edilmiştir. Bu durum; beklenen yaşam süresinde sayısal bir iyileşmeyi değil, aynı zamanda yaşam kalitesinde de bir artış sağlamaktadır. Bu durum, kanser hastalığına kronik bir hastalık kimliği kazandırmıştır. Kansere Karşı Verilen Tepkiler Çoğu kişi için kanser; çaresizlik, belirsizlik, suçluluk, terk edilme, fiziksel acı, ölüm gibi duygu ve düşünceleri akla getirmektedir. Kanser hastası yoğun korku içindedir, geleceği hakkında kaygılıdır. Bu nedenle kanser hastası, korku ve çelişkilerini yenmek için duygusal onarıma; psikososyal adaptasyon için psikososyal desteğe çok fazla gereksinim duymaktadır. Birçok hasta ve aileleri için kanser deneyimine doğru geçiş, karanlık ve puslu bir dehlize doğru yolculuğa benzemektedir. Bu geçişi kolaylaştırmaya yardım etmek, psikososyal bakım sağlayıcılarının görevi olmaktadır Kübler Ross (1997) un yaptığıtanımlamada ana konu, kanser olan hastada görülen tepkilerin birbirini izleyen duygusal davranışlardan oluştuğu ve farklı evreler hâlinde gelişen baş etme yolları olduğudur. Bu evreler; 1. Şok İnkâr: Bu ilk evre, kanser tanısı alması ile yaşadığı şok durumu karşısında hastanın kendini toplamak ve baş etme mekanizmalarını harekete geçirmek için zamana ihtiyaç duyduğu evredir. Hasta tanıya inanmadığı gibi yanlışlık olduğunu ümit ettiğinden dolayı başka hekimlere gider. Bu tepki, geçici olup kısa bir süre sonra yerini kısmi kabullenmeye bırakır. Hastanın bu mekanizmayı yararlı olduğu sürece kullanmasına izin verilmelidir. 2. Öfke ve Düşmanlık: Dikkatsiz bir gözlemcinin gözünden kaçmakla birlikte, bu tepkiler genellikle vardır. Bu dönemde hasta sürekli neden ben sorusunu sorar. Tanının doğru olduğunu bilmekle birlikte içinde bulunduğu durumdan hoşlanmaz. Daha yapacağı çok şey varken ölebilecek olması düşüncesini haksızlık olarak görür. Sağlıklı bireylere karşı öfke duyar. Daha önce insanlarla iyi ilişkileri olan hasta; geçimsiz, depresif ya da öfkeli biri hâline gelebilir. Bazen mantıksız olarak öfke, hasta veya ailesi tarafından sağlık personeline yöneltir. Bunun üzerinde durulmamalı, öfkenin arkasındaki huzursuzluğu sezmeli ve en önemlisi hastaya karşı kızgın bir tutum sergilenmemelidir. 3. Pazarlık: Bu evrede hasta kaçınılmaz olacak olayı ertelemeye çalışmak için bir tür anlaşma yapmaya çalışır. Biraz daha zaman için sağaltıma uyum gösterir ve gerekenleri yaparak iş birliğine girer. Hasta fiziksel durumundaki bozulmaya karşın ulaşmak istediği hedefler; saptayıp kendisiyle, çevresiyle, inançlarıyla anlaşmalar yapar. Bunlar, çok önemsiz olsa bile varlıkları hasta için bir uyarı ve doyum kaynağıdır. Kısa süre için de olsa hastaya yardımcı olur. 4. Depresyon: Pazarlık evresinde hasta bir sonuç alamayınca depresyona girer. Bu depresyon, iki şekilde görülür. İlki; bedensel yeteneklerin kaybına, sağaltıma karşın iyileşmenin olmamasına, aileden kopmaya, mali endişelere karşı sık olarak görülen bir tepkidir. Diğer bir deyişle beden imajı değişiklikleri, hastalığın ortaya çıkan özellikleri, sağaltımın sonuç vermemesi, üretkenliğin azalması, stres ve kaygının artması sonucunda tepkisel bir depresyon gelişir. İkincisi ise hazırlayıcı depresyondur. Varoluş sorgulamasında hasta geçmişte yitirdiklerinin, yaptıklarının ve yapılamayacak olanların yasını tutmaya başlar. İleri derecede yalnızlık duygusu yaşayan hasta; aynı zamanda çevresine karşı ilgisini kaybeder, içine kapanır, kimse ile görüşmek istemez. Hasta artık durumunun farkına varmıştır ve sağlığına yeniden kavuşma umudunu kaybetmiştir. Eğer kaygılarını çözebilirse kabullenme evresine hazır hâle gelir. 5. Kabullenme: Duyguların azaldığı, mücadelenin sona erdiği evredir. Yukarıdaki bir veya birkaç tür tepkiden sonra bazı hastalar teslimiyet, boyun eğiş ve dinlenme isteği ile ölmek üzere olduklarını kabul ederler. Bu son aşamada hasta artık durumunu kabullendiği için daha gerçekçi davranmaya, yarım kalmış olan işlerini tamamlamaya çalışır. Ayrıca yaşamını son dönem sınırlılıklarına göre düzenlemeye ve yakınlarına kendi ölümünden sonra yapacaklarını anlatmaya başlar. Hasta, Ölmeye hazırım. gibi konuşmalar yapmaya başlar. İlgi alanlarını daraltır. Çevreyle ilgilerini ve konuşma ilişkilerini azaltır. Ağrı olmaması koşulu ile sessiz ve sakin ölürler. Kanser hastası için en büyük sıkıntı ve stres yaratan zamanlar; tanı anı, yeni bir tedavi uygulama öncesi, tedavi sonrası bekleme süresi ve tedavinin başarısız kaldığı dönemlerdir. Genellikle beklenen duygusal tepki başlangıçta bir şok ve tanıya inanmama, takiben iştahsızlık, konsantrasyon azlığı gibi semptomlarla kendini gösteren anksiyete ve depresyondur. Bu stres ve semptomlar genellikle 7 10 gün içerisinde çözülür. Kanser hastalarının %47 sinin teşhis edilebilir psikiyatrik bir bozukluğu olduğu tespit edilmiştir. Ortaya çıkan psikiyatrik bozukluklarla ilgili olarak birey ve ailesinin gerekli yardımı almasının sağlanması, var olan problemlerin içinden çıkılmaz boyutlara gelmeden çözülmesi açısından önemlidir. Kanserin Aile İçinde Yarattığı Değişiklikler Kanser tanısının öğrenildiği zaman; hastanın yakınlarıyla iletişime en çok gereksinim duyduğu, paylaşımın en fazla olduğu bir süreçtir Kanserin yarattığı kriz durumu, birey ve ailelerin sahip olduğu gücün kullanılmasına engel olmaktadır. Kanser hastası ve ailesi ile çalışan sosyal hizmet uzmanıiçin genelci uygulamada güçlendirme ilkesi oldukça önemlidir. Kriz durumuna yönelik sosyal hizmet müdahalesinde ikinci aşamayıoluşturan ve genelci uygulamada yer alan güçlendirme yaklaşımını aşağıdaki maddeler ile tanımlayabilir. Her birey, grup, aile ve topluluğun kendi gücü vardır. Travma, istismar, hastalıkla mücadele, fırsatları ve kaynakları riske eder. Birey, grup ve toplulukların özellikleri ve kapasiteleriyle gelişim sınırları hakkında dahi en üst sınırın bilinemeyeceğini varsayar. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçılarına onların iş birliğini sağlayarak hizmet eder ve Bütün çevre kaynaklar ile doludur Kanser hastası, tedavi sırasında gerekli bakım ve yardımı almak için ailelerine yönelmektedirler. Onkolojik sosyal hizmetin müdahalesi; hastanın hastalığı kabul etmesi, böylece tedaviden en üst düzeyde yararlanmasının sağlanması ve uyum sürecinde desteklenebileceği her türlü psikolojik, sosyal ve ekonomik konular üzerinde odaklanır. Onkolojik Sosyal Hizmet Kendisini ölüm tehdidi altında hisseden bir hastanın, duygusal ve psikolojik süreçlerini, ekonomik ve aileye ait endişelerini anlamak düşünüldüğü kadar kolay değildir. Genç onkoloji uzmanları, kendilerini bu sahada daha iyi eğitmeli ve yine eğitim görmüş onkoloji hemşiresi ve sosyal hizmet uzmanı ile beraber çalışmayı, hastaya yardım edebilmek için öğrenmelidirler. Hasta; hekimin kendisi ile ilgili olacaklardan endişe duyup duymayacağını, hekim tarafından gösterilen ilginin yoğunluğuna göre özümseyebilir. Kanserli hasta, ruhsal açıdan hekimine ve diğer sağlık bakım ekibi üyelerine güven duymak ve onların kendisini sevdiğini hissetmek ister. Bu durum, hekimin kendisine olan güveniyle de ilgilidir. Hasta hekimine ne kadar inanırsa, onkoloji ekibi tarafından verilecek olan psikososyal destek de dâhil olmak üzere bütün hizmetleri kabullenme süreci o kadar hızlı olacaktır. Ross (1997) un da vurguladığıgibi; kendisine, ailesine, topluma hatta tıbba yararlı olabilme düşüncesinin, en çaresiz durumlarda bile hastanın yaşam mücadelesini arttırıcı etken olduğu bilinmektedir. Hastanın hastalığıyla tanıştığı ilk andan tedavi süresini de içermekle birlikte taburcu olmasına değin ve hatta sonrasında da psikososyal destek mekanizmalarına ihtiyacı vardır. Bu destek mekanizmaları tedavi boyunca hastanın hem kendisine olan güvenini geliştirecek hem de hastalıkla baş etme stratejilerine yardımcı olacaktır. Etkin destek mekanizması oluşturabilmek içinse; hastaya yönelik kapsamlı psikososyal değerlendirmelerin yapılması, görüşme formlarının hazırlanması, ölçeklerin kullanılması, önceki uygulamaların kayıtlarının tutulması vb işlemler, onkolojide sosyal hizmetin etkili olması adına yardımcı olacaktır. Onkoloji hastasına yapılan tedaviler, bir ekip işidir ve bu ekip içinde sosyal hizmet uzmanları önemli mesleki işlevler üstlenirler. Hastaneye yatan her hastanın uygulanan tedaviden en etkili şekilde yararlanması amacıyla tıbbi sosyal hizmet uzmanıtarafından verilecek ekonomik, sosyal, eğitsel ve destekleyici hizmetler yanında, hastanın ailesi ve çevresi ile ilişkilerinin düzenlenmesi, hastaneden çıktıktan sonra kişisel ve aile sorunlarının çözümlenmesi gibi hususların tümü, tıbbi sosyal hizmet olarak adlandırılır Tıbbi sosyal hizmet uzmanları; halk sağlığı, sağlık eğitimi, krize müdahale, destekleyici danışmanlık ve vaka yönetimi de dâhil çok geniş hizmetlerin sağlandığı akut ve kronik sağlık bakımı ortamlarında çalışırlar. Onkoloji Alanında Çalışan Sosyal Hizmet Uzmanlarının Rol ve Görevleri Kanser hastalığına ilişkin toplumsal bilgi ve bilinç düzeyi ile bireye yaklaşım biçimi, kanser hastalarının toplumsal ilişki ağlarındaki varlığının ya da bu ağlardan kendilerini izole etmelerinin temel belirleyicisi olmaktadır. Bireylerin psikososyal işlevselliğinin kanserle birlikte sekteye uğraması, fiziksel sağlığın bozulmasının yanında ruhsal ve sosyal sağlığında bozulmasına yol açar. Bu noktada sosyal hizmet uzmanlarına aşağıda sıraladığımız görevler düşmektedir: a) Hastaneye yatmasına karar verilen hasta ve ailesi ile görüşülerek inceleme ve tedavi yöntemleri hakkında kendilerine bilgi vermek b) Tedavi masraflarını karşılamaya ilişkin sorunlara, hasta, ailesi hastane ve varsa toplum olanakları ile çözüm yolu aramak c) Tedavi sonrasında hasta ve ailede gelişen dirençleri gidermek üzere tıbbi müdahalelerin amacını, yararlarını ve muhtemel sonuçlarını açıklamak d) Sıkıntı ve şikayetlerin geçici olduğunu ve sağlığa kavuşmanın önemini belirtmek e) Hasta ve ailede gözlenen tepkileri anlayışla karşılayarak dinleme yolu ile duygusal boşalım sağlamak f) Moral artırıcı konuşmalarla hastayı rahatlatmak g) Varsa ailede hastanın tepkileri ile ilgili yanlış yorumları düzelterek destekleyici ilişkilerin gelişmesini sağlamak h) Hasta ve ailesinin yerine getirilmesi mümkün isteklerinin gerçekleşmesine çalışmak i) Ameliyat sonucunda bazı yetenek ve işlevlerini kaybeden hastaların rehabilitasyon programlarına katılması ve gerekli ise yeni bir işe yerleştirilmeleri konularında yardımcı olmak j) Hastalığın tetkik ve tedavisinde hasta ve ailesinin uyumlarını kolaylaştırmak k) Hasta ve ailesinin psikososyal olarak eski durumlarına dönmelerini ve rehabilitasyonlarını sağlamak, psikososyal bakım planı geliştirmek ve psikososyal desteğe ihtiyacı bulunan hasta ve aileleriyle çalışmalarda bulunmak l) Sağlık bakım olanakları ve kaynaklarının kullanımını kolaylaştırmak, fiziksel ve psikolojik fonksiyonların değerlendirilmesinin ve işe yarar destekleyici kaynakların, olanakların temelini kurmak m) Ulaşım ya da finansal yardım gibi hizmetlerde hasta ve ailesinin önüne çıkan engelleri aşmalarına yardımcı olmak n) Hastalara hastalıkları, tedavinin planı, ağrılarının üstesinden gelebilmek için seçenekler sunmada danışman olmak o) Sağlık ekibinin, hastanın hastalığıyla, tedavisiyle, iyileşmesiyle ilgili sosyal, ekonomik ve duygusal faktörlerin önemini anlamalarına yardımcı olmak ö) Hastaların hastaneye yatışlarının yarattığı olumsuz havayıyumuşatmak ve geçici olsa bile serbest zamanlarını değerlendirmek üzere faaliyetler düzenlemek, moral gücünü arttırmak Konuya toplumsal açıdan yaklaşıldığında sosyal hizmet uzmanları; kansere yol açan nedenler ve korunma yolları ile ilgili aydınlatıcı, tanıtıcı faaliyetlerde görev alıp bu önemli sağlık sorunu ile ilgili resmî ve gönüllü kuruluşlarla iş birliği yaparak: a) Seminer, konferans, sergi, eğitim vb., etkinlikler düzenlemek suretiyle uzun dönemde hastalık hakkında toplumsal bilinç yaratılmasında etkin rol oynamalıdırlar. amacıyla b) Kanserli hastaların tedavisi ve kanser kuruluşları için maddi olanak sağlama yapılacak görevlendirilmelidir. faaliyetlerde sosyal hizmet uzmanları c) Bu alanda gönüllü çalışmaları özendirmek ve organize etmek; gönüllü kuruluşlar arasında bütünlük sağlamak; başka bir deyişle söz konusu çabaları güçlü biçimde aynı amaca yönlendirmek de bir sosyal hizmet fonksiyonu olarak düşünülmelidir. d) Kanser hastaları üzerinden yapılacak psikososyal içerikli araştırmaların yürütülmesi ve değerlendirilmesinde sosyal hizmet uzmanları görev almalıdır. Onkoloji sosyal hizmet uzmanının müracaatçılarına yardımcı olabilmesi için öncelikle kanser hakkında sonrasında da kanserin tanısı, tedavisi ve psikososyal boyutu konularında yeterli bilgiye sahip olması bir zorunluluktur. Ayrıca; sürecin baş aktörü, kanseri deneyim edinen hasta olduğu için sosyal hizmet uzmanı kolaylaştırıcı bir tavır takınmalıdır. Kolaylaştırıcı rolünü kullanırken uzman bireye karşı eşitlikçi olmalı, onun destek mekanizmalarına katılımını sağlamalı ve verdiği kararlara saygı duymalıdır. Onkoloji sosyal hizmet alanında bir diğer önemli nokta ise, onkolojik uygulamalarda etik ve meslektaşların görevlerinde ne kadar bilinçli oldukları konularıdır. Eğer sosyal hizmet uzmanı onkolojideki görevlerini iyi bilmezse, meslek etiğine uygun davranamaz ve müracaatçısına faydalı olması söz konusu olamaz. Onkoloji alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının, hastanın selfdeterminasyonu (hastanın kendi kararını kendisinin vermesi), bilgilendirilmiş onam ve yaşam kalitesi gibi sorunlarla gündelik uygulamalarında çok karşılaştıkları ve bu konunun da etik kurallarla açıklanabileceği ifade edilmektedir. Genelci sosyal hizmet uygulamasıışığında sosyal hizmet uzmanının rol ve görevleri temel olarak aşağıdaki şekilde sıralanabilir: 1. Danışmanlık Rolü 2.Eğiticilik Rolü. 3.Aracılık Rolü 4.Vaka Yöneticisi Rolü 5.Harekete geçiricilik Rolü 6.Savunuculuk Rolü 7. Kolaylaştırıcılık Rolü 8. Davranış Değiştirici Rolü. 9. Bakım Sağlayıcı Rolü 10. Uzlaştırıcılık Rolü 11.Vaka Yöneticisi 12.Toplum Planlayıcısı Sosyal hizmet uzmanlarının sahip oldukları mesleki rol ve fonksiyonlarına bağlı olarak kanserli hasta ve ailesine yönelik olarak bireylere; ailelere ve gruplara; toplum ve organizasyonlara yönelik hizmetleri artarak devam edecektir. Özellikle terminal dönemde bulunan hastalara yönelik palyatif bakım, ölüm yeri tercihi ve hospis gibi yeni yaklaşımların gelecekte onkoloji hastalarına yönelik hazırlanacak politikalarda önemli yer tutacağı düşünülmektedir.

9 Tıbbi Sosyal Hizmet 9.Ünite 2 Aralık 2013 Pazartesi 11:59 9.ÜNİTE ÖZET HIV/AIDS ve Sosyal Hizmet Müdahalesi HIV/AIDS; kronik, ölümcül, bulaşıcı ve belirsiz yönleri oldukça fazla olan bir hastalıktır. Hastalığın ekonomik ve demografik, çalışma yaşamı, toplumsal gelişme, sağlık, eğitim, sosyal hizmet gibi sektörel düzeyde etkilerinin yanı sıra ailenin rol ve işlevleri, çocuklar, gençler, kadınlar, özürlüler, yaşlılar, mahkumlar gibi çeşitli özel gruplar üzerinde farklı düzeylerde psikososyal etkileri bulunmaktadır. Hastalık; asemptomatik aşamadan semptomatik aşamaya doğru ilerledikçe hastalar, çeşitli psikososyal sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu sorunlardan en önemlileri, damgalanma ve ayrımcılığa uğrama ile ilgilidir. HIV/AIDS ve bulaşma yolları konusunda toplumun bilgilenme düzeyinin düşük olması, yaşanan damgalanma ve ayrımcılık düzeyini artırmaktadır. Bu da hastalığın sosyal etkilerini artırıcı ve belki de yeni hastaların ortaya çıkma olasılığını yükseltici bir etki yapmaktadır. HIV/AIDS in Farklı Aşamalarında Hastaların Tepkileri İlk aşamada hastalar HIV/AIDS açısından risk altındadırlar, ancak hastalığa yakalanıp yakalanmadıklarını bilmezler. Durumlarının ne olduğu ve test yaptırma konusunda anksiyete yaşayabilirler. Bu kişiler, HIV testi hariç fiziksel muayeneden geçerler. Bu kişiyle ilgilenen doktorun onun riskli cinsel davranışları konusuna duyarlı bir şekilde yaklaşmalıdır. HIV testinin pozitif çıkması birçok hasta için travmatiktir ve test sonrasında şok, inanmama ve inkâr gibi çok sık görülen kriz tepkileri gösterilir. Anksiyete ve suçluluk duygusu da diğer tepkiler arasındadır. Kriz döneminde depresyon sıkça görülür. Çaresizlik ve değersizlik duyguları hakimdir. Sosyal damgalama, arkadaş ve aile desteğinin kaybedilmesi söz konusudur. Asemptomatik aşamada birçok hasta, kendi yaşam tarzlarını değiştirme eğilimindedir. Bu dönemde hastalar, hastalıklarını aile üyelerinden ve arkadaşlarından gizleme eğilimindedir. Halsizlik, kilo kaybı, ishal gibi AIDS dönemine geçiş belirtilerinin ortaya çıkması umutsuzluk duygusunu tetikleyebilir. Ortaya çıkan belirtiler, kişinin kontrol duygusunu azaltır. Hasta demoralize olur ve benlik saygısı azalır. Bu aşamada depresyon belirtilerine dikkat edilmesi gerekmektedir. Hastalık belirtilerinin ilerlemesi ile birlikte yaşananlar tekrar gözden geçirilir ve suçluluk duygusu ortaya çıkar. Öfke ve kendini suçlama sadece kendine değil; sevdiklerine, yakınlarına da yönelebilir. Öfke ve saldırganlık kendine yönelirse intihar riski ortaya çıkar. Hastalığa bağlı damgalama, aile desteğinin kaybedilmesi, işten çıkarılma, uzun dönemden beri başkalarına bağımlı olma, arkadaşların kaybedilmesi, yaşanan keder duygusunun yoğunlaşması, geçmişteki duygusal ve psikiyatrik problemler nedeniyle intihar riski artar. Hastalık sürecinde son aşama, ölüme hazırlanma ile ilgilidir. Ölüme yaklaşıldıkça keder duygusu ortaya çıkar, bu duygu sadece hastalar için değil, yakınları için de söz konusudur. HIV/AIDS ve Toplumsal Damgalanma HIV/AIDS li hastalığının sosyal boyutunda en önemli konular belki de damgalanma (stigmatization) ve ayrımcılıkla ilgili olanlardır. Bir marka ya da dövme gibi görülebilen bir işareti ifade eden damga terimi; utandırmak, ayıplamak, lanetlemek ve toplum dışı bırakmak için kullanılır. Bu nedenle de toplumsal açıdan onay görmeyen kişiler için kullanılır. HIV/AIDS e ilişkin damgalamada pek çok faktör katkıvermektedir: 1.HIV in bulaşma yolları hakkında yanlış bilgilenme, 2.Salgından en fazla etkilenen gruplara yönelik ön yargılı tutumlar, 3.HIV bulaşına neden olan cinsel ve damar içi uyuşturucu madde kullanımı gibi davranışlar, hastalık ve ölümle ilgili korkular şeklinde sıralanabilir. HIV/AIDS e bağlı damgalama; HIV/AIDS e yakalandığıdüşünülen kişilere yönelik yanlış tutum, inanç ve davranışları da kapsamaktadır. Sosyal damgalamanın çeşitli boyutları vardır ve kimi yazarlar bu boyutları altı kategoride ele almışlardır. 1. Gizlenebilirlik: Bir durumun başkaları tarafından görülebilir ya da onlardan gizli tutulabilir oluşu. AIDS hastalığın ileri aşamalarında başkalarından gizlenemez. 2. Bozuculuk:Sosyal etkileşimleri ve ilişkileri engelleme durumu ve dejeneratif oluşu. AIDS engelleyicidir ve dejeneratiftir. 3. Estetik: Başkalarının içinde bulunulan durumdan hoşlanmama ya da beğenmeme düzeyleri. Hastalığın ilerleyen aşamalarında beden görünümü bozulur. 4. Köken: Damgalanmaya neden olan durumun ortaya çıkması ya da durumun sürdürülmesinde yükleme yapılan sorumluluk düzeyi, insanlar HIV bulaşı nedeniyle suçlanır. 5. Süreç: İçinde bulunulan durumun değiştirilebilir ve dejeneratif olup olmadığı. Hastalık dejeneratif ve ortaya çıkan durumdan kesinlikle geri dönülemez. 6. Tehlikelilik: İçinde bulunulan durumun fiziksel, sosyal ya da moral olarak başkalarına bulaşma düzeyi. Hastalık başkaları için gerçek ya da hayali riskler arz eder. HIV/AIDS süreci dejenerasyona neden olur ve geri dönüş mümkün değildir; ve HIV oldukça tehlikelidir ve başkaları için risk oluşturur. Bu nedenle HIV/AIDS, sıralanan altı damgalama boyutunun tamamında da olumsuz özellikler arz eder. HIV/AIDS e İlişkin Damgalamanın Kaynağı HIV/AIDS li kişilere yönelik ön yargılar temel olarak üç kaynaktan oluşmaktadır: a) HIV Bulaşı İle İlgili Olarak Gerçek ve Gerçek Olmayan Korkular: HIV ve bulaşma yolları hakkındaki bilgi eksikliği ile korku arasında ilişki olmasına rağmen yetersiz bilgi, HIV/AIDS li insanlardan uzak durma konusunu tamamıyla açıklayamamaktadır. Bulaş korkusu, HIV e bağlı damgalamaya katkı veren en önemli faktördür. Bu korku, bir çok kişi için yetersiz bilgilenme ve yanlış algılama sonucu oluşmaktadır. HIV/AIDS e yönelik olumsuz tutumların birçoğu, AIDS ve nedeni hakkında çok az bilgi sahibi olunan dönemde de bulunmaktaydı. Buna karşın HIV/AIDS li kişilere yönelik olumsuz tutumlar, hastalık hakkında yeni bilgiler edinilmesine rağmen gittikçe artmıştır. Sosyal temas yoluyla HIV bulaşı korkusuna birçok diğer faktörde katkıda bulunmaktadır. HIV bulaşı konusundaki en uzak olasılıklar, hastalık dolayısıyla ölüm oranının çok yüksek olması nedeniyle akla gelmektedir. b) HIV/AIDS ten Fazla Etkilenen Gruplar HIV/AIDS ten en fazla etkilenen gruplar, çoğunlukla hastalık öncesinde toplum dışına itilmiş gruplardır. Bu nedenle HIV in yanı sıra sosyal damgalar da AIDS e ilişkin damgalama için bir temel oluşturmaktadır. HIV/AIDS li kişilere yönelik ayrımcılık; gay ve biseksüel erkeklere, damar içi uyuşturucu madde kullanıcılara ilişkin ön yargılardan kaynaklanmaktadır. HIV/AIDS li kişiler, risklerin farkında olmayan masum kurbanlar (hastalığa yakalanmış bebekler, hemofili hastaları ve kan transfizyonu yapılan kişiler gibi) ve suçlular (gay erkekler, damar içi uyuşturucu madde kullanıcıları, seks çalışanları ve evlilik dışı cinsel ilişki kuranlar gibi) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Bu yüzden HIV/AIDS li kişilere yönelik suçlama, ikinci gruba yönelmiştir. Olumsuz tutumlar, yanlış algılamalar ve yanlış bilgilenme arasındaki ilişki, ölümcül hastalıkların yarattığı korku tarafından abartılan HIV/AIDS e bağlıdamgalamayı artırmaktadır. c) Ölüm ve Ölüm Süreci İle İlgili Kültürel Tutumlar ve Korkular: Batı kültürlerinin ölüme ve ölmeye karşı yüksek düzeyde olumsuz tavrı vardır. Ölüm; karanlık, umutsuzluk ve bilinmeyenle ilgilidir. Ölüm korkusu ölümcül hastalıkların sosyal ve tıbbi tedavisini etkilemektedir. Tıbbi bakım personeli öleceklerini bildikleri hastalara bağlanacakları korkusuyla ölümcül hastalarla çalışmaktan kaçınırlar. Çok sayıda HIV/AIDS li insanın ölümüyle karşılaşan hemşireler, çok yoğun stres yaşadıklarını ifade etmektedir. Tıbbi bakım personelinin ilgilendiği bir başka konu da ölüm ve keder döneminde hastaların ailesi ve arkadaşlarının tepkileri ile ilgilidir. Bu nedenle ölüm, ölüm süreci ve ölümcül hastalıklara ilişkin olumsuz tutumlar, HIV/AIDS e yönelik toplumsal damgalamaya katkıda bulunmaktadır. HIV/AIDS ve Toplumsal Ayrımcılık Dalga geçilme, kişilerarası şiddet, evlerinden yargıç kararıyla tahliye edilme, sosyal güvencenin kaybedilmesi, tıbbi ve diş bakımını alamama, destekleyici hizmetleri yitirme ve iş kaybıoldukça yaygındır. HIV pozitif gaylar, damar içi uyuşturucu madde kullanıcıları, okul çağındaki çocuklar ve seks çalışanlarının birçoğu ayrımcılıkla karşı karşıya gelirler. HIV pozitif gaylar, korku ve ayrımcılık nedeniyle evlerini kaybetmektedir. Chicago MACS grubundaki gayların bir bölümü HIV pozitif olmaları nedeniyle durumlarına ilişkin olarak olumsuz yüklemeler yapıldığını ve bu nedenle ayrımcılığa maruz kaldıklarını, kiralama hizmetleri ya da banka hizmetlerinden yararlandırılmadıklarını, polis tarafından taciz edildiklerini, fiziksel şiddete maruz kaldıklarını ve çalışma yaşamında ayrımcılığa uğradıklarını ifade etmişlerdir. HIV pozitif kişilerin aile üyeleri ve onlara bakım veren kişiler de benzer biçimlerde sosyal ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Birçok hastanın karşılaştığı en yoğun ve yıkıcı ayrımcılık biçimleri; istihdam, tıbbi bakım ve ruh sağlığı hizmetleri ile ilgilidir. a) Çalışma Yaşamında ve İstihdamda Ayrımcılık: HIV/AIDS sıklıkla işverenlerden saklanmaktadır. İş yerindeki ayrımcılık kapsamında sorumlulukların azaltılması, diğer meslektaşlardan ya da toplumdan yalıtma ve işten çıkartma şeklindedir. Hizmet sektöründe istihdam edilen HIV pozitif kişiler, ayrımcılık açısından çok daha nazik bir konumdadır. Bir çok insan gibi işverenler de HIV li bir personelin müşterilerin ya da müracaatçıların sağlığını tehdit edeceği şeklinde irrasyonel inançlara sahiptir. HIV pozitif öğretmenler, berberler, aşçılar, servis elemanları, satış görevlileri, resepsiyonistler ve diğer servis elemanları istihdam konusunda ayrımcılık kurbanları olmaktadırlar. Çalışma yoluyla HIV in bulaşmayacağını bilen işverenler bile toplumun bunu anlamayacağını düşünmekte ve HIV pozitif bir kişiyi çalıştırdıklarının öğrenilmesinden sonra işlerinin olumsuz yönde etkileneceğinden korkmaktadırlar. b) Sağlık Hizmetlerinde Ayrımcılık: Sağlık hizmetlerini verenler tarafından yapılan damgalama ve bunların sahip oldukları ön yargılar da problem yaratan bir diğer konudur. Araştırmalar, çoğu tıbbi personelin HIV li kişilere yönelik olumsuz tutumlara sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Genel olarak tıbbi personelin, HIV pozitif kişilere kaygıya benzer tepkiler verdiği ve tedavi verme konusunda çekingen davrandığı, doktorlar ve hemşirelerin AIDS li hastalara tedavi verirken kaygı duydukları, hemofili hastalarına bakım veren hemşirelerin virüs bulaşı korkusu yaşadıkları belirlenmiştir. Hekimler arasında AIDS bağlantılı fobi; kendini korku, kabus ve kaçınma ile göstermekte ve HIV li kişilere bakım verenlerde travma benzeri semptomlar görülmektedir. HIV in kan yoluyla bulaşması nedeniyle invasiv müdahale yapan tıbbi personel, HIV/AIDS çok yoğun bir biçimde korkabilir. Tıbbi personel, HIV/AIDS riski konusunda endişelidir ve en fazla korku ifade edenler ise cerrahlar ve acil hekimleridir. Hastanede çalışan doktorlar ve hemşireler infeksiyon kontrol yönergelerine uymalarına rağmen bulaş açısından risk altında olduklarını hissetmektedir. Bu nedenle iyi tesis edilmiş mesleki uyarı kurallarına uymalarına rağmen HIV/AIDS bulaşından korkmaktadırlar. Tıbbi personel arasındaki mesleki yolla HIV bulaşı konusundaki endişenin nedenleri arasında teknolojiye, araçlara, bilgilere ve otoritelere güvenmeme sıralanabilir. Tıbbi bakım personeli HIV bulaşından korunma için standart prosedürlerin farkında olmalarına rağmen kazaen olabilecek HIV bulaşından korunamayacaklarını düşünmektedirler. HIV/AIDS e Bağlı Damgalamanın ve Ayrımcılığın Sonuçları HIV/AIDS e bağlıdamgalamanın ve ayrımcılığın psikolojik yapı, kişilerarası ilişkiler ve toplumsal düzeyde çeşitli etkileri ve sonuçları bulunmaktadır. a) Psikolojik Yapı Üzerindeki Etkileri: Toplumsal damgalar, HIV/AIDS li kişiler için kronik bir stres kaynağıdır. Toplumsal damgalamanın kurbanları; sinirli, öfkeli, şüpheli ve yabancılaşmış hâle gelebilmektedirler. HIV bağlantılı damgalar; yaşanan anksiyete, depresyon ve kişilerarası güvensizlik düzeyini artırmaktadır. Toplumsal damgalanma, HIV hastalığının her aşamasında meydana gelebilir ve kişinin başetme ve uyum düzeyini olumsuz yönde etkiler. İçselleştirilmiş damgalama, psikolojik strese yol açan bir diğer faktördür. HIV/AIDS li kişiler, hastalığı genellikle bir cezalandırma olarak görürler ve HIV/AIDS in yaşamlarının tüm boyutlarına bulaştığını düşünürler. Hastalığa yakalanmanın nedenini kendisine yükleyen kişilerin yaşadığı psikolojik stres düzeyi daha fazladır. Hastalığa şanssızlık eseri yakalandığını düşünen ya da bir başkasına yükleyen kişinin yaşadığı stres düzeyi azalmaktadır. Ancak AIDS li kişiler; genellikle kendilerini HIV bulaşı nedeniyle suçlu hissetmekte, aynı zamanda başkalarına da bulaştırmaktan endişe duymaktadır. Benzer şekilde, homoseksüellikten korkulduğu ve nefret edildiği bölgelerde, bir çok HIV pozitif gay erkek içselleştirilmiş homofobi duygusu yaşamaktadırlar. b) Kişilerarası İlişkiler Üzerindeki Etkileri: HIV bağlantılı damgalama, insanların vermek istedikleri sosyal desteğin miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Damgalama ve korku, HIV/AIDS li kişilerin aldığı destek düzeyini azaltmaktadır. Şöyle ki bu kişiler, aile üyeleri ya da arkadaşları tarafından reddedilmektedir. Tanı konduktan sonra sosyal ilişkilerinin niteliği ve niceliği değişmekte ve cinsel ilişkide azalma olmaktadır. Başta aile üyeleri ile olmak üzere çeşitli ilişki problemleri ile karşılaşılmaktadır. Buna karşın kişinin eş cinsel yönelimini kabul etmesi, onun HIV pozitif olduğunu başkalarına söylemesini kolaylaştırmakta ve sonuçta destek alma olasılığını olumlu yönde etkilemektedir. c) Hastalığın Sosyal Etkileri ve Hastaların Yaşadığı Toplumsal Kayıplar: HIV/AIDS hastalığın en önemli etkileri genellikle onların sosyal çevreleri üzerinde olmaktadır. HIV/AIDS li kişiler, sıklıkla partnerlerini ya da çok yakın ilişkilerini kaybederler. Cinsel yaşam, cinsel eşlerini korumak için olduğu kadar virüse yeniden maruz kalmadan ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak amacıyla da sınırlandırılmalıdır. Bu sorunlar HIV li kadınlar için daha da yoğundur çünkü, ilişkilerde eşitsizlik söz konusudur ve cinsel uygulamalarda değişiklik yapma konusunda kadınların kontrol düzeyi sınırlıdır. Bir kişinin cinsel eşine kendisini ve onu korumak amacıyla HIV li olduğunu söylemesi durumunda da kadınlar aleyhine çok daha fazla risk bulunmaktadır. Bu nedenle HIV/AIDS li kişiler, durumlarını cinsel eşlerine nasıl ve ne zaman söylemeleri gerektiği konusunda planlama yapmaları gerekmektedir. Cinsel eşlere HIV durumunun söylenmesi çeşitli korkular, baş edememe, bir eşin olası kaybına tahammül edememe, ilişkide yer alan yeni sınırlamalardan duyulan rahatsızlık nedeniyle reddedilebilir. Desteğe en fazla gereksinim duyulan bir zaman bir partneri kaybetme korkusu, HIV durumunu açığa vurmayıengelleyebilir. Sosyal Hizmet Müdahalesi İnfeksiyon servislerinde çalışan sosyal hizmet uzmanları: HIV infeksiyonu veya hastalığına yakalanan hasta ve ailesinin psikososyal gereksinimlerini belirlemek; uygulanabilir bir sosyal hizmet müdahale planı hazırlamak; HIV infeksiyonu teşhisi konması, tıbbi tedavi, hastaneye yatırılma, hastalık, şu an ya da geçmişte var olan stres yaratıcı etmenlerin duygusal ve toplumsal sonuçları ile ilgili uygun bir sosyal hizmet müdahalesi belirlemek; hastanın gereksinimlerine uygun toplum kaynakları ve hastane kaynaklarına hastanın ulaşabilmesi için çalışmalar yapmak; hasta, eşi ve ailesi lehinde savunuculuk yapmak gibi görevler üstlenmektedirler. Sosyal hizmet uzmanları; hasta ve ailesinin psikososyal gereksinimlerini belirlemek için hastaların/eşlerin/ailelerin işlevsellik düzeyi; HIV infeksiyonu, hastalık ve tedavinin doğurgularına ilişkin anlayışları; yaşamı tehdit eden hastalığa, hastaneye yatırılmaya ve tıbbi tedaviye, şu an ya da geçmişte var olan stres yaratıcı etmenlere duygusal tepkileri; baş edebilme becerileri; yaşam koşulları (nerede ve kiminle yaşadıkları); para ve çalışma durumları; destek sistemleri (duygusal destek ve pratik yardım için kime güvendikleri) hakkında bilgi toplar. Daha sonra bunlara uygun bir müdahale planı hazırlar. HIV den etkilenen hastalara, eşlerine ve ailelerine yönelik uygun sosyal hizmet yardımı sağlar. Sosyal hizmet uzmanları; yaptıkları çalışmalarda sosyal hizmet mesleğinin bireylerle sosyal hizmet, gruplarla sosyal hizmet, toplumla sosyal hizmet, sosyal hizmet araştırması ve sosyal hizmet yönetimi yöntemlerinden yararlanır. Sosyal hizmet uzmanları tarafından yapılan terapötik müdahaleler; kriz müdahalesi, bireysel, eşlerle ve veya aile danışmanlığı/terapisi ve aile toplantıları şeklinde sıralanabilir. Özet olarak sosyal hizmet çalışmaları; a) Eğitim, test öncesi ve test sonrası danışmanlık hizmetleri, materyal desteği, bilgi ve havale yapma dâhil olmak üzere korunma ve destek hizmetlerinin sağlanması, b) HIV/AIDS alanında çalışan meslek elemanlarının ve gönüllülerin pratik ve teorik eğitiminin sağlanması, c) Toplum örgütlenmesi çalışmaları, kaynakların belirlenmesi, yeni kaynakların geliştirilmesi, kurumların harekete geçirilmesi ve kurumlararası iş birliğinin sağlanması, d) Program planlaması ve geliştirilmesi, e) Savunuculuk, f) Veri toplanması, araştırma ve değerlendirme yapılması, olmak üzere altı kategori altında ele alınabilir. Sosyal hizmet uzmanları, HIV/AIDS hastalarına çeşitli düzeylerde psikososyal hizmetler sunmaktadırlar. Bireylere ve ailelerine danışmanlık verme, kaynak belirleme ve onların koordinasyonunu sağlama konusunda aldığı eğitim, sosyal hizmet uzmanlarını tıbbi bakım hizmetlerinde doğal hizmet sunucusu hâline getirmektedir. İngiltere, Fransa, İspanya, Norveç, Danimarka, Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde sosyal hizmet uzmanları hastaneler, hapishane klinikleri, sağlık ocağı gibi kuruluşlar olmak üzere çeşitli tıbbi bakım kurumlarında HIV infeksiyonu almış kişilere doğrudan hizmet vermektedirler. Ülkemizde ise HIV/AIDS li hastalarla çalışan çok az sayıda sosyal hizmet uzmanı bulunmaktadır. Ancak son yıllarda sosyal hizmet eğitiminde HIV/AIDS konusuna daha fazla yer verilmeye başlanmıştır. Bunun doğal sonucunun HIV/AIDS alanında hizmet veren sosyal hizmet uzmanısayısının artışı olacağı tahmin edilebilir. Müdahale Süreci Müdahale süreci hangi aşamada başlarsa başlasın bireyin gereksinimlerinin mutlaka dikkate alınması gereklidir. Buna bağlı olarak görüşmelerin içeriği değişebilir; ancak, a) Müdahale süreci problemleri açığa çıkarmaya ve tanımlamaya yardımcı olmalıdır, b) Hastanın yeni bilgiyle baş edip edemeyeceği ve edebilecekse nasıl başedebileceğini belirlemek önemlidir, c) Müdahale sürecinde uygun kaynaklar hakkında bilgi sağlamalıdır, e) Müdahale, hastanın yaşam tarzını gerçekçi bir şekilde değiştirebilmesine yardımcı olmalıdır, f) Müdahale, hastayıkarar vermeye motive etmeli ve kolaylaştırmalıdır, g) Hedefler; küçük, sınırlı ve ulaşılabilir olmalıdır, h) Sosyal hizmet uzmanı oturumu yönetmelidir ve sınırlar belirlenmelidir, ı) Bağımlılıktan kaçınılmalıdır, i) Hastanın bilgi düzeyi, konuları, değerleri, olası tepkileri ve ilişkide nasıl davranabileceği konularında varsayımlar yapılmamalıdır, j) Oturumlarda süreklilik sağlanmalıdır, k) Kesin ve komple yargılama yapılmamalıdır l) sorumluluk paylaşılmalıdır. Müdahale süreci, insanların konuyla ilgili herhangi bir soru sordukları ya da bilgi almak istedikleri zaman başlar. Ayrıca, tıbbi bakım personeli bir problem olduğunu algıladığı zaman da başlayabilir. Sosyal hizmet uzmanları müdahale sürecinde hastayla konuşmak, söylenenleri dinlemek ve söylenmeyenleri not etmek, sorunları belirlemek ve hastanın bunlarla baş etmesine yardımcı olmak, HIV/AIDS hakkında bilgi vermek, sorunların hasta üzerindeki psikolojik ve duygusal etkisini değerlendirmek durumundadır. HIV infeksiyonunun olasınörolojik ve psikolojik doğurgularını belirlemek için hastanın davranışlarını değerlendirmek, hastanın kendisi ile temas hâlinde olduğu kişiler ve diğer sağlık çalışanları ile ilişkilerinde meydana gelebilecek iletişim güçlüklerini ele almak, hastanın dinlenildiği ve anlaşıldığı izlenimini edinmesini sağlamak gereklidir. Hastanın davranışına etki edebilecek kararlarını bilgilenmiş bir şekilde vermesini sağlamak, hastanın geçmişte kullandığı baş etme yollarını belirlemek ve gerekli olması durumunda yeni yollar bulmasına yardımcı olmak, hastanın kendi kararlarını kendisinin vermesine ve yaşamınıkendisinin yönetmesi konusunda teşvik etmek, bunların sonuçlarına sahip çıkmasına yardımcı olmak gereklidir. Müdahale Sürecinde Ele Alınabilecek Konular Müdahale sürecinde nelerin yer alacağı; hastalığın hangi aşamada olduğuna, hastanın karşılaştığı sorunlara, hastanın yaşına, fiziksel ve mental durumuna, hastanın özel ve sosyal yaşamında kurduğu ilişkilerinde meydana gelen değişmelere, mülakatın yapıldığı yere, HIV/AIDS ve tedavisi ile ilgili olarak ortaya çıkan yeni bilgi ve buluşlara, HIV/AIDS konusunda basında yer alan konulara ve sosyal hizmet uzmanının kullandığı teknikler ile mesleki deneyimine bağlı olarak değişebilir 1. HIV Konusunda Bilgi ve Eğitim Verme. 2. Davranış ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri 3. HIV/AIDS Durumunu Başkalarına Söyleme. 4. Kişilerarası İlişkiler 5. Yinelenen İntihar Riski. 6. Madde Kullanımı 7. Geleceği Planlama. 8. Benlik Saygısı ve Benlik Değeri 9. İnançlar. 10.Yaşam Kalitesini Yeniden Tanımlama 11. Zamanın Anlamlı Bir Biçimde Kullanılması

10 Tıbbi Sosyal Hizmet 10.Ünite 9 Aralık 2013 Pazartesi 01:10 10.ÜNİTE ÖZET Hastane Ortamında Tıbbi Sosyal Hizmet BİREYLERLE SOSYAL HİZMET Tıbbi sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları; hastanın hastalığı ve tedavisi ile ilgili olabilecek sosyal, ekonomik ve duygusal faktörleri anlamasında yardımcı olmak, hastanın ve ailesinin moralini desteklemek, onlara güven duygusu vermek, hastanın ve ailenin yararına toplum kaynaklarını harekete geçirmek, hastane işleyişine mesleki açıdan katkıda bulunmak yoluyla hastanenin daha iyi hizmet vermesine çalışmak gibi görevler üstlenirler Sosyal hizmet uzmanları ile hastaların birbirleriyle kontak kurmaları kurumdan kuruma farklılık göstermektedir. Bazı koşullarda problemler çok belirginse hastalar, hekimler veya diğer sağlık personeli tarafından sosyal hizmet uzmanlarına havale edilirler. Bazı durumlarda hasta ve hekim arasında meydana gelen çatışma sonucunda havale yapılır. Duygusal stresi kaldıramama, hastanın kendi kendine bakmasındaki yetersizliği ve eve dönüş gibi konularda sorunlar ortaya çıkabilir. Bazı kurumlarda ya da kurumun bazı bölümlerinde görev alan sosyal hizmet uzmanları, o kurumda ya da bölümde bakım ve tedavisi yapılan hastaların tümüyle temas hâlindedirler. Özellikle dializ hastalarında durum böyledir. Sosyal hizmet uzmanlarından oluşan bir spesifik klinik veya tıbbi servis, henüz başlangıç aşamasında olan problemlerin ve güçlüklerin teşhis edilmesine ve gözden geçirilmesine yardımcı olabilir. Hastanın hastaneye yatışı aşamasında yapılan planlama sonucunda hastaneye yatış, hastanede kaldığı süre ve taburculuk aşamalarında meydana gelebilecek problemlere etkide bulunabilir ve bunlar çözümlenebilir. Hastanın alacağı tıbbi bakımın ve tedavinin başlangıç aşamasından önce sosyal hizmet uzmanı hastayla çalışmaya başlar. Bu sayede ortaya çıkabilecek problemlere zamanında müdahale etme ve en iyi çözümü bulma şansı artar. Bu nedenle yeterli ve etkili bir sosyal hizmet uygulamasıiçin vaka bulunmasıve ilişki kurulmasının önemi büyüktür. Profesyonel bir sosyal hizmet uygulaması, bir seri aşama sonucunda gerçekleşir: Bu aşamalar; 1. Başlangıç (hasta ve sorunları belirleme) aşaması 2. Sosyal hizmet planlaması aşaması 3.Hizmetin verilmesi aşaması 4.Değerlendirme, sonlandırma ve takip aşaması Bu aşamalar arasındaki ayrım sadece analitik açıdandır. Hizmet verilirken izlenen süreçte böyle bir ayrıma gitmeye gerek yoktur. Örneğin; başlangıç aşamasında sosyal hizmet uzmanı ile hasta arasındaki ilişki, yeni bir bilgi gün ışığına çıkıncaya kadar devam eder. Aynışekilde süreç devam ederken yapmış oldukları her yeni eylem ve aşama sonucunda sosyal hizmet uzmanı ve hasta değerlendirme yapabilirler. Gruplarla Sosyal Hizmet Sağlık Alanında Kurulan Grupların Amaçları: Hastalık veya sakatlık sonucunda hastalar ve aileleri tarafından yaşanan stresin hafifletilmesinde arkadaş desteği sağlama; sosyal yaşamda meydana gelen değişikliklere ve tıbbi konulara uygun bilgi ve beceriler kazandırma; hastalar ve ailelerine sorunlarını çözebilmeleri konusunda yardımcıolma; hastalar ve ailelerine sosyal ilişkilerini de kapsayacak şekilde onların psikososyal işlevlerinde değişiklikler ve gelişmeler yapmalarına yardımcı olma; kişilerarası çatışmaları çözme şeklinde sıralanabilir. Yukarıda sayılan amaçlar temel alınmak üzere tıbbi tedavi kurumlarında çeşitli gruplar kurulabilir. Bunlar; destek grupları, terapi grupları, eğitim ruhsal eğitim grupları, kriz müdahalesi grupları, toplumsallaşma grupları, aracı (mediasyon) grupları ve taburculuğu planlama grupları şeklinde sıralanabilir. Ancak bu araştırmada temel alınan yaklaşımın etkileşim grubu olması nedeniyle bu gruplar hakkında daha ayrıntılı bilgi verilmiştir. Destek Grupları: Destek gruplarında hastalık veya sakatlık sonucunda oluşan stresi ve sosyal izolasyonu azaltma, teşhisle baş edebilme kapasitesini artırma, hastanede kalma ve tedavinin sıkı ve tek düzeliğine uyum, bir yere ait olma duygusunu sağlama, duygularını ve ilgilerini evrenselleştirme ve aktarma için olanak sağlama, aynı sorunu paylaşan diğer insanlarla bir arada olma sayesinde sosyalleşme olağını elde etme, benlik saygısı düzeyini artırma, damgalanmış olma duygusunu azaltma, tıbbi durumu hakkında bilgi edinme, hastanedeki ve toplumdaki uygun kaynakları öğrenme amaçlarını gerçekleştirilir. Terapi Grupları: Terapi gruplarında; hasta ve ailesi üzerinde hastalık ve sakatlığın etkisi, duygusal ve davranışsal reaksiyonların kaynaklarını anlama ve serbestçe ifade etme, kişilerarası ilişkilerde karşılaşılan güçlükler, tıbbi tedavi sonucunda ortaya çıkan acı, rahatsızlık ve işlev kaybıile baş edebilme, tanımlama ve seçebilmeyi içeren bir karar verme, son durumun ne olduğunu ve onun içindeki yerini kavrayabilme, uygun olmayan tepkilerini keşfetme, anlama ve değişimleri kavrama gibi temalar üzerinde durulur. Eğitim Ruhsal Eğitim Grupları: Eğitim ruhsal eğitim gruplarında hastalara veya aile üyelerine hastane, tıbbi personel, kaynaklar ve bir hastalık veya sakatlık onun etiyolojisi, seyri, kişisel ve sosyal yaşamdaki sonuçları hakkında bilgi edinmelerine ve hastalığa bağlı olarak hastanın bakımına uygun spesifik beceriler öğrenmesine yardımcı olmak amaçlanır. Kriz Müdahalesi Grupları: Kriz müdahalesi gruplarında; grup desteği sayesinde stresli bir olayın etkisini hafifletme, stresle uygun bir şekilde baş edebilmek için müracaatçıların kapasitelerini ve kaynaklarını kullanmalarını sağlama, çözümlenmemiş krizlerin zarar verici sonuçlarından korunmalarıamaçlanır. Toplumsallaşma Grupları: Bu tür gruplarda sosyal öğrenme, yeni durumlar sonucunda ortaya çıkan yeni roller veya rol değişikliklerine uyum sağlamak için hastalara fırsat tanıma, üyelerin kendi kendine gelişimi ve sosyal rolüyle bütünleşmesine yardımcı olmak amaçlanır. Aracı (Mediasyon) Grupları: Aracı (mediasyon) gruplarında üyelere sorumluluk alma, hastalar ve personel arasında meydana gelen tartışmaları gözden geçirme, personelin hastalara karşı işlevsel olmayan tutum ve davranışlarını ortaya koymada yardımcı olunur. Taburculuğu Planlama Grupları: Hastanede yatarak tedavi gören hastaların topluma başarılı bir şekilde dönebilmelerine yardımcı olunması amaçlanır. Etkileşim Grupları: Grubu merkez alan bu yaklaşım, Carl Rogers ve onun izleyicileri tarafından geliştirilmiştir. Rogers'in kişi merkezli yaklaşımından yararlanılmıştır. Yaygın bir biçimde çeşitli ortamlarda kullanılan bir modeldir

11 Tıbbi Sosyal Hizmet 11.Ünite 11 Aralık 2013 Çarşamba 23:08 11.ÜNİTE ÖZET Acil Servislerde Tıbbi Sosyal Hizmet (Kriz, intihar) Acil Servis Acil servis ekibinin temel amacı; tıbbı sağlık ve bakım hizmetlerini güvenli, yeterli ve zamanlı bir biçimde etkin olarak sunmaktır. Türkiye de Sağlık Bakanlığı Yönetmeliğine göre acil sağlık hizmetleri: Acil hastalık ve yaralanma hâllerinde, konusunda özel eğitim almış ekipler tarafından tıbbi araç ve gereç desteği ile olay yerinde, nakil sırasında, sağlık kurum ve kuruluşlarında sunulan tüm sağlık hizmetleri. olarak tanımlanmıştır. Acil Serviste Karşılaşılan Sorunlar ve Sosyal Hizmet Uzmanın Yapması Gerekenler 1. Hasta Yoğunluğu Acil servislerde hasta yoğunluğu çok fazla gözlenmektedir. Burada en önemli sorun; yeteri kadar acil servisin olmaması, mevcut acil servislerin kapasitesinin az olmasıdır. Diğer önemli bir sorun da acil müdahale gerektirmeyen hastaların bile polikliniğe gitmek yerine, işlerinin daha hızlı olabileceği düşüncesi ile acil servise başvurmalarıdır. Bu da ister istemez acildeki hasta sayısını arttırmaktadır. Hasta yoğunluğuna karşı sosyal hizmet uzmanının en başta yapabileceği işlerden biri; hasta ve hasta yakınlarını sakinleştirmek, durumu onlara anlatmaktır. Acil servis sosyal hizmet uzmanlarının, aileler ile iletişim kurması ve onların hasta hakkındaki endişeleri ve sorunları ile baş etmesi beklenir. Diğer sağlık personeli ile birlikte traj uygulamasıyaparak aciliyetine göre hastaları acil servise kabul etmektir. Eğer mümkünse, hastaları yakınlardaki başka acil servislere de yönlendirilebilir. Traj uygulamasısayıda hasta veya yaralının bulunduğu Çok durumlarda bunlardan öncelikli tedavi edilmesi gerekenlerin tespiti amacıyla sağlık kuruluşlarında yapılan hızlı seçme ve renk kodlama işlemidir. 2. Hasta Memnuniyetsizliği Acil servis doktorlarının ve hemşirelerinin davranışları ve tıbbi bakım tecrübesinin ve acil serviste yatış için beklenen sürenin, memnuniyeti etkilediği tespit edilmiştir. Acil servise başvuran hastaların memnuniyetsizliğinin en önemli nedenleri; kendilerine yeterli bilgi verilmemesi, hekimin uygunsuz tutumu ve giyimi, yetersiz iletişim becerisi, acil servisin fiziksel ortamına ait olumsuzluklar ve uzun bekleme süreleridir. Bilindiği gibi özellikle acil servislerin yoğun çalışma temposu içerisinde ortaya çıkan en önemli sorunlardan biri, hasta ve hasta yakınlarının verilen hizmetten memnun kalmamaları ve bunun doğurmuş olduğu sonuçlar ve imaj bozukluğudur. Koşullar göz önünde bulundurulduğunda belki de hak edilmeyen bu durumun esas nedenini; acil serviste verilen hizmetin sadece medikal boyutta yürütülmesi, insani ilişkilerinde yaşanan güçlüklerin aşılamaması, hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirme eksikliği kısaca gerekli psikososyal yaklaşım ve müdahalelerin yapılamaması oluşturmaktadır. Bu noktada acil servis sosyal hizmet uzmanı, hasta ve hastaların ailelerine gerekli bilgi verebilir. Dolayısıyla hasta ve hasta yakını niçin bekletildiğini anlayabilir. 3. Sağlık Çalışanlarına Karşı Şiddet Acil birimler (hastane acil servisleri ve 112 Acil Yardım Ambulansları), alana ait özellikleri nedeni ile şiddet olaylarının sık yaşandığıyerlerdir. Kritik halde getirilen vakaların aileleri, yakınları, arkadaşları belirsizlik, endişe ve korku yaşamakta; tedavi konusun da aşırı beklenti içinde olunması, maddi sorunlar, tedaviye rağmen bazen vakanın kurtarılamaması vb. gibi nedenlerle acil servis çalışanlarını suçlayabilmekte, sözlü ya da fiziksel saldırıda bulunabilmekte; bu duruma ünitede çalışanların yorgunluk, gerginlik, anlayışsızlık ve düşük toleransları da eklendiğinde saldırganlığın şiddeti artabilmektedir. 4. Personel Tükenmişliği Acil servisler; farklı nedenlerle gelen vakaların aynı anda bakıldığı, vakaların yaşamları ile ilgili kritik kararların kısa süre de verildiği, ölüm oranlarının yüksek olduğu üniteler olduğundan çalışanlar açısından oldukça stresli ve gergin ortamlardır. Acil servisler, hastanelerde yaşanan şiddet olaylarının sıklığı açısından psikiyatri servislerinden sonra ikinci sırada yer almakta; sık yaşanan şiddet olayları da sağlık çalışanlarında kronik bir stres kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Acil servis; çalışan ekibe şiddetin en çok uygulandığı yer olması, diğer servislere göre daha çok beklenmeyen hasta ölümlerinin meydana gelmesi, acil servis çalışma ortamının gürültülü ve kalabalık olması, acil serviste çalışan hemşirelerin de iş stresini arttırmaktadır. Bu da tükenmişlik için daha çok risk oluşturur. 5. Yaşlı Hastalar Acil servislere başvuruları her geçen gün artış gösteren yaşlı hastalar; daha kompleks sorunlarla acil servise başvurduklarıgibi, daha karmaşık hizmete gereksinim duyarlar, daha fazla radyolojik ve laboratuar işlemine tabi tutulurlar ve acil serviste daha uzun süre kalırlar. Ek olarak diğer yaş gruplarına göre daha yüksek oranda hastane ve yoğun bakım yataklarına yatırılırlar. yaşlı hastaların acil servis yönetimine ek bir yük getirdiği düşünülmektedir. 6. Sevk Zinciri Eksikliği "Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği ile acil servislerden başka hastanelere hasta sevklerinde uyulması gerekli olan kurallar belirlenmiştir. Belirlenen bu kurallara göre; ilk tıbbi müdahale yapıldıktan sonra ileri tıbbi bakım ve tedavi konusunda yetersizlik söz konusu ise, sevki uygun görülen hastane ile koordinasyon sağlanarak verilen tıbbi bakımın yazılı olarak belgelendirilmesi ve bu belgenin nakil yapılacak kuruma hasta ile birlikte gönderilmesi gerekmektedir. Acil servisler; insanların sadece medikal ve cerrahı değil, aynı zamanda psikososyal yardıma en yoğun ihtiyaç duyduklarıve bu tür programların uygulanabileceği yerlerdir. Acil servislere başvuran kişiler; her zaman ağır bir travmaya maruz kalan, ciddi bir rahatsızlığı olan veya yaşantısal bir kriz içinde olan kişiler değildir. Ancak yine de başvuranların önemli bir kısmı ya yaşantısal bir kriz içindedir ya da psikiyatrik, ciddi medikal ve/veya cerrahı bir rahatsızlığa sahiptirler. Acil Servis Sosyal Hizmeti Acil serviste çalışan sosyal hizmet uzmanlarının tam bir tanımı olmasa da sosyal hizmet uzmanlarının psikososyal ve ekonomik değerlendirme yapma, yaş terapisi, ilk acıyı destekleme, madde kullanımını değerlendirme, intihar girişiminden dolayı krize müdahale etme, başka kuruma havale etme, taburculuk planını, toplum merkezine havale, duygusal destek sağlama gibi hastaları eğitici ve savunucu rolleri vardır. Bu ortamdaki uzman müracaatçıilişkisi kısa sürelidir, müdahale baskısı yoğundur ve uzman ortaya çıkacak herhangi bir sorun için tetiktedir. Acil Servis Sosyal Hizmet Uzmanının Görev,Yetki ve Sorumlulukları 1. Acil servise başvuran hastaların psikososyal ve ekonomik açıdan inceleme ve değerlendirmesini yapmak 2. Acil servis çerçevesinde, hasta ve ailesinin psikososyal işlevselliğini korumak ve güçlendirmek amacıyla bireylerle sosyal hizmet uygulamasıyapmak 3. Ailelerin psikososyal gereksinimlerini temel alan aile danışmanlığı yapmak 4. Kriz durumlarına yönelik çalışmalar yapmak 5. Acil serviste yaşanan kayıplara yönelik çalışmalar yapmak 6. Hasta ve yakınlarına toplum kaynakları konusunda bilgi vermek, kaynakların kullanılmasına yardımcı olmak 7. Yakını olmayan ve acil servise getirilen hastalar için sosyal hizmet müdahalesinde bulunmak 8. Yürürlükte bulunan acil servisin işleyişiyle ilgili kanun ve yönetmelikleri bilmek ve takip etmek 9. Hasta hakları konusunda bilgilendirme ve savunuculuk çalışmaları yapmak 10. Taburculuk aşamasında karşılaşılan sorunlara yönelik psikososyal çalışmalar yapmak 11. Tıbbi bakım ekibinin bir üyesi olarak bütüncül tedavi, araştırma ve psikososyal eğitim konularında ekip çalışmalarına katılmak 12. Sosyal hizmet müdahalesi çerçevesinde yapılan çalışmaları hasta dosyasına yazmak 13. Hizmetlerin kalitesini artırmak ve kalite güvencesini sağlamak amacıyla programlar geliştirmek, istatistiki veriler sağlamak ve ilgili kayıtları tutmak 14. Acil servisde sosyal hizmet konularında klinik, eğitimsel ve araştırma becerilerini geliştirme 15. İlgili konularda sempozyum, kongre ve konferans gibi bilimsel etkinliklere katılmak 16. Süpervizyon almak 17. Taburculuk sonrası izleme çalışması yapmak Acil servis sosyal hizmet uzmanının rolleri, disiplinlerarası incelendiğinde şu şekilde gruplandırılabilir. a. Akıl Sağlığı Uzmanı Olarak Sosyal Hizmet Uzmanının Acil Servisteki Rolü b. Taburcu İşlemleri Planlayıcısı Olarak Acil Servis Sosyal Hizmet Uzmanının Rolü Kriz ve Krize Müdahalede Birey, yaşam olayları sonucunda ortaya çıkan yeni duruma uyum yapamadığı zaman kriz durumu ortaya çıkabilir. Krizin tipik seyrinde Caplan (1964), 4 ayrı dönem tanımlamaktadır: 1. Birinci dönemde belirli ihtiyaçların karşılanmasını tehdit eden bir sorunla karşılaşan birey, gerginliğine karşı duygusal dengesini yeniden kurmak için alışageldiği sorun çözme teknikleri kullanır. 2. İkinci dönem; alışılagelen yöntemlerin başarısız olduğu, tehdidin sürdüğü gerginliğin daha da artarak yetersizlik duygularının ortaya çıktığı dönemdir. Birey, sorunu çözmek için deneme yanılma yollarına başvurur. 3. Bu dönemde, sorunu çözme konusunda başarısızlık sürmektedir. Gerginlik artmıştır. Bu ise acil ve yeni problem çözme yollarının harekete geçirilmesi için bir uyaran oluşturur. Bütün iç ve dış kaynaklar harekete geçirilir. Bunun sonucunda birey, bazen sorunu çözer. Ulaşılmaz görünen amaçların bir kısmından vazgeçilir ve birey kendini soruna göre yeniden ayarlar. 4. Sorun devam ediyor, çözülemiyor, giderek artıyorsa dördüncü aşamaya ulaşılır. Bu aşamada depresyon, gerginlik, intiharlar kendini gösterir. Kriz belirtileri ortaya çıktıktan sonra ya da kriz haberi alındıktan sonra atılacak adımlar, krize müdahale olarak tanımlanır. Krizi önlemede, krizi ortaya çıkaran yaşam olaylarının belirlenmesi önemlidir. Bu amaçla yaşam olayları araştırmaları geniş boyutlarda ele alınmaktadır. Kriz Odası Amaçları ve Uygulamaları 1.Krize müdahale ilkeleri çerçevesinde başvuran hastalara, intihar girişimlerine ve yakınlarına, psikososyal yardım sağlamak 2 Psikiyatrik rahatsızlıklarda, krize müdahale ilkeleri içinde yaklaşımda bulunarak hastaları tedaviye motive kılmak ve yönlendirme yapmak 3 Yoğun çalışma koşulları içinde tedavi ekibinde ortaya çıkan sorunlar ve tıkanıklık (burn out) durumlarıiçin ekip toplantıları düzenlenmesi ve yürütülmesini sağlamak 4 Zaman içinde ekip üyelerinin mediko psikososyal yaklaşımıbenimsemelerine katkıda bulunmak Bu birimin en önemli ürünü; ekibin mediko psikososyal yaklaşımızaman içinde benimsemesi ve doktor, hemşire, psikolog, sosyal hizmet uzmanı gibi profesyonellerle zenginleşerek disiplinlerarası bir örgütleniş ve uygulama içine girmesidir. İntihar İntihar davranışı ve girişimi; genellikle bireyin çok yoğun olarak hissettiği herhangi bir zorlanma sonucu ortaya çıkabilmekte, bireyin yalnızlık ve umutsuzluğunu, yaşadığısorunlara alternatif çözümler bulamadığını ve mevcut baş etme mekanizmalarının yetersiz olduğunu göstermektedir. Kişinin kendisini ölüme götüreceğini bilerek giriştiği her türlü eylemin, doğrudan veya dolaylı sonucu olarak gelişen ölümlere intihar denir. Temel olarak intihar girişimleri, ölümle sonuçlanan girişimler ve ölümle sonuçlanmayan girişimler olarak iki gruba ayrılabilir. Ölümle sonuçlanmış intihar vakalarının, tamamlanmamış başarısız intihar girişimlerine oranı yaklaşık 1/40 dır. Önemli bir halk sağlığı problemi olan intihar; CDC (2003) nin verilerine göre, yaş grubunda ilk on ölüm sebebi arasındadır. İntihar girişiminde bulunan kişilerin ilk başvurduğu ve değerlendirildiği yerler, çoğu zaman hastanelerin acil servisleri olmaktadır. Acil serviste çalışan sosyal hizmet uzmanlarının bir diğer rolü de acil serviste yaşanan travmatik ölümlerde koordinatör olmasıdır. Acil serviste yaşanan ani ölüm, koordinasyon açısından oldukça kendine özgü bir durumdur. İntihar Girişiminde Krize Müdahale Acil servise gelen intihar vakalarında müdahale, üç adımda gerçekleştirilmektedir: 1 İntihara teşebbüs eden kişi ile görüşme 2 Aile ile görüşme ve değerlendirme 3 Danışma, değerlendirme ve bilgilendirme Acil servise gelen intihar vakalarında, intihara teşebbüs eden kişi hakkında bilgi, acil servis personeli tarafından Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Acil Servis Ünitesi İntihar Girişimleri Kayıt Formu doldurulup Sosyal Servis Birimine teslim edilir. Müracaatçının tıbbi müdahalesi tamamlandıktan sonra ilgili doktorun bilgisi dahilinde müşahede bölümü uygun ise sosyal hizmet uzmanıkendini tanıtarak ön görüşmeyi yapar (Sosyal hizmet uzmanı ilk görüşmede; adını ve mesleğini söyleyerek Sosyal Servis Birimini hastanın anlayacağı şekilde tanıtır, görüşmenin amacını açıklar ve herhangi bir zorunluluğun olmadığını müracaatçıya anlatır.) Sosyal hizmet uzmanı, ilk görüşmenin ardından müracaatçıya randevu verip bir sonraki görüşmeye davet eder. Müracaatçının yakınları var ise; sosyal hizmet uzmanı, müracaatçının yakınlarını acil serviste bulunan Acil Servis Krize Müdahale ve PsikoSosyal Destek Birimi ne davet ederek ön görüşme yapar. Görüşmeyi kabul edip sosyal servise gelen müracaatçı için Acil Servis İntihar Girişimlerine PsikoSosyal Destek ve Krize Müdahale Odası Görüşme Kartı doldurulur. Müracaatçı ile görüşmeye başlarken müracaatçıdan alınan bilgilerin mesleki gizlilik ilkesine uygun olarak korunacağı hakkında bilgi verilir. Sosyal hizmet uzmanı; aldığı profesyonel eğitim, kişisel iletişim becerileri ve meslek deneyimi ile müracaatçıyla görüşmesini yapar. Kriz durumu devam ediyor ve intihar teşebbüsünün tekrarlanacağı belirtileri var ise durum, hastanenin psikiyatri uzmanına bildirilir ve müracaatçı psikiyatri servisine yönlendirilir. Acil servis sosyal hizmet uzmanı; kendisine ait bir odada değil, daha çok gezerek çalışmaktadır. Mevcut odalar, ya diğer kişilerle paylaşılmakta ya da hasta dosyaları kaplamaktadır. Çalışma saatlerinin düzenli olmayışı, hasta yoğunluğu ve çeşitliliği, bir bakıma burn out sendromuna yol açmaktadır. Ayrıca, yaşam kalitesinde de düşüklüğe yol açabilmektedir. Sonuç Tıbbi sosyal hizmet uzmanının, hastayı anlamada ve hastanın ihtiyaçlarına en uygun hizmetleri üretmede sahip olduğu yaklaşım, biyopsikososyal yaklaşımdır. Acil serviste çalışan tıbbi sosyal hizmet uzmanları; ekip çalışması çerçevesinde hastaların acil servise kabulü, acil serviste tedavi, gerektiğinde başka servislere yatış, hastaneden taburcu olma ve taburculuk sonrası izleme süreçlerinde karşılaşabilecekleri sorunların çözümünde rol almaktadır. Ayrıca, intihar gibi kriz vakalarında krize mühadale eden ekibin önemli bir parçasıdır. Bu rol ve fonksiyonları ile acil serviste çalışan tıbbi sosyal hizmet uzmanı, sağlık kurumlarının sunduğu fiziksel/tıpsal sağlık hizmetlerini psikososyal hizmetlerle bütünleştirilerek bütüncül bir sağlık hizmetinin sunumunun gerçekleştirilebilmesi için tedavi ekibinin olmazsa olmazıdır.

12 Tıbbi Sosyal Hizmet 12.Ünite 16 Aralık 2013 Pazartesi 09:47 12.ÜNİTE ÖZET Evde Bakım Hizmetlerinde Sosyal Hizmet Uygulaması Evde bakım hizmetleri, profesyonel anlamda hemşirelerin 19. yüzyılda gerçekleştirdikleri ev ziyaretleriyle ortaya çıkmıştır. Hemşireler; hastanın muayenesini yapmakta, ilaç temin etmekte ve ilaçları takibini yapmaktaydılar. Toplum temelli yaklaşım, hastane temelli yaklaşıma alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Toplum temelli yaklaşımla birlikte ilk defa hastanın hastane dışında bakılması gündeme gelmiştir. Bu yaklaşım, hastanın hastane dışında tıbbi ve sosyal bakımına olanak sağlayan bir yaklaşımdır. Bu sayede hastaların hastanede birikmelerinin önüne geçilmiş, artan hastane maliyetleri önemli ölçüde düşürülmüş ve yaşlı, kronik, bakıma muhtaç ve yatalak hastaların da bakım hizmetlerine kolayca ulaşmasının önü açılmıştır. Sosyal hizmet mesleğinde ve özellikle tıbbi sosyal hizmette de önceki yıllarda hastane temelli yaklaşım egemendi. Sosyal hizmet uzmanları mesleki çalışmalarını bu yaklaşım temelinde yürütmekteydi. Son yıllarda, sosyal hizmetin sağlık bakımında mesleki işlev ve rolleri hastane temelli modelden toplum temelli modele geçmiştir. Evde Bakım Hizmetleri 1930 lu yıllarda, kronik hastalıklar yüzünden pek çok kişi hastanelere yönelmiştir li yıllarda hastane masraflarının artması sebebiyle evde bakım hizmetleri önemli konuma gelmiştir. Hastanın hastane dışında bakılmasını sağlayan ve bu kapsamda verilen tıbbi bakım, sosyal bakım ve rehabilitasyon, danışmanlık, uzman tavsiyesi vb. hizmetleri kapsayan hizmetler bütünüdür. Evde bakım hizmetleri; bireylerin sağlığını geliştirmek, korumak ve iyileştirmek için hastane dışında bireylerin evinde gerekli ekipman, tıbbi malzeme ve psikososyal destek yardımlarıyla sunulan hizmetleri kapsamaktadır. Evde bakım hizmeti kapsamında; evde doktor muayenesi, laboratuar hizmetleri, hemşirelik hizmetleri, deneyimli tıbbi personel kontrolünde yüksek teknolojik destek ile hastanın yemek yeme, giyinme, soyunma, hareket etme gibi sosyal bakım hizmetleri ve ev işleri, yemek yapma ve alışverişe gitme gibi günlük yaşam etkinliklerine ilişkin sosyal bakım hizmetleri sağlanmaktadır. Evde Bakım Hizmetinin Sunumu Evde bakım hizmeti, resmî (devlet ve STÖ ler) ve resmî olmayan (aile, akraba, komşular, gönüllüler) kurumlar tarafından sağlanmaktadır Kronik hastalar ve engelliler, evde bakım için en uygun hasta gruplardır. Evde Bakım Derneğinin Nisan 2010 da yaptığıçalıştayın sonuç raporunda evde bakım hizmetine gereksinim duyan hasta gruplarını tıbbi ve sosyal rehabilitasyon açısından şu şekilde tanımlamıştır: 1.Yaşlılar 2.ICF (International Classification of Functioning, Disability and kriterlerine göre engellilik düzeyi belirlenmiş kişiler 3.Yaşam sonu bakımına ihtiyaç duyanlar Health) 4.Akut ya da kronik sağlık sorunları nedeniyle hizmet sunumuna ihtiyaç duyanlar 5.Kronik hastalığı olanlar (diyabet, hipertansiyon, KOAH, vb.) 6.Nöroloji hastaları (ALS, serebro vasküler hastalık, vb.) 7.Onkoloji hastaları 8.Palyatif bakıma ihtiyaç duyan terminal dönemdeki hastalar 9.Yenidoğan lohusalar Evde bakım hizmetleri, sağlık hakkı olarak kabul edilmeli ve sağlık ve sosyal hizmetler birbiri ile koordineli bir şekilde yürütülmelidir. Evde bakım hizmetleri aşağıdaki hizmetleri kapsamaktadır: 1.Sağlık hizmetleri. 2.Sosyal bakım hizmetleri 3.Sosyal destek hizmetleri 4.Psikolojik destekler. 5.Cihaz ekipman hizmetleri. 6.Eğitim hizmetleri 7.Tıbbi ve rehabilitasyon hizmetleri. 8.Beslenme takibi. 9.Ulaşım desteği hizmetleri Evde bakım hizmetinde görev alan profesyoneller şunlardır: İlgili müdür, hekim, hemşire, sağlık memuru, psikolog, fizyoterapist, diyetisyen ve sosyal hizmet uzmanıdır. Evde bakım hizmetleri kapsamında aşağıdaki bakımlar verilmektedir. Evde bakım hizmetleri kapsamında aşağıdaki bakımlar verilmektedir: Evde Koruyucu Bakım: Kurumsal bakımın uzantısı ve devamı olan, hastanın durumunun normal hâline döndükten sonra işlevlerinin en üst düzeyde tutulmasını ve sağlık durumunun sürdürülmesini sağlayan bakımdır. Bir dizi danışmanlık hizmeti ve fizik tedavi programını kapsamaktadır. Evde Tanı Koyucu Bakım: Ev ziyaretleri gerçekleştirilerek tanı koyma yolu ile yapılan bakımdır. Bu bakıma uygun hastalar, çok sayıda tıbbi problemi olan, yürüme güçlüğü çeken, çok sayıda tedavi uygulanan psikososyal problemleri olan, iletişimleri zayıf, bakımlarını yeterli bulmayan, eve bağımlı engelli ve sorunları ile baş etme güçlüğü çeken hastalardır. Evde Tedavi Edici Bakım: Hastanın ve ailesinin günlük yaşamlarına devam etmeleri için kendi kendilerine yeterli hâle gelmelerini amaçlayan bakımdır. Evde Rehabilite Edici Bakım: Hazırlanmış ev programı yardımıyla aile bireyleri ve hastanın da katılımı sağlanarak bireyin bağımsızlığının sağlanması, bireyin ve ailesinin kendi kendine yeterli olması, bireyin sosyal yaşama dönmesi ve katılmasını sağlayan bakımdır. Evde Uzun Süreli Bakım: Destekleyici hizmetler ile bireyin ailesinin sosyal destek sisteminin güçlendirilmesi ve bakım verenlerin dinlendirilmesini sağlayan bakımdır. Özellikle yaşlı bireyler için uygun bir bakımdır. Evde Hospis Bakım: Ölecek kişiye ve ailesine evde yoğun bakım olanakları sağlayan bakımdır. Hospis, hastalarda palyatif bakımı esas almaktadır. Palyatif bakım, kişinin hastalığına bağlı ortaya çıkan ve hastaya sıkıntı veren sağlık sorunlarının giderilmesini veya azaltılmasını amaçlayan bakımdır. Evde Bakım Hizmetleri ve Sosyal Hizmet Sosyal hizmetler, evde bakım hizmetlerinde müracaatçılara hizmet sağlayan tek hizmet değildir. Bunun yanında tıbbi hizmetler, hemşire hizmetleri, fizyoterapi ve konuşma terapisi gibi hizmetler de bulunmaktadır. Evde bakım hizmetleri; muhtaç bireylerin ihtiyaçlarını karşılamayı, aile bireylerine destek olmayı, ailenin sosyal işlevselliğini artırmayı, aileyi bütüncül olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Sosyal hizmet de aileyi, çevresi içinde incelemeyi ve değerlendirmeyi amaç edinmektedir. Sosyal hizmet; evde bakım hizmetinden yararlanan birey ve ailesinin ihtiyaç, sorun ve beklentilerini sistem yaklaşımı çerçevesinde ele almaktadır. Evde bakım hizmetlerinin önleyici yönü de bulunmaktadır. Sosyal ve davranışsal sorunların, aynen sağlık sorunları gibi önlenebileceği inancı, sosyal hizmetin koruyucu önleyici yönünü öne çıkarmaktadır. Bu nedenle ailenin işlevselliğini artırma yönünde yapılan tüm çalışmaların, çıkacak sorunlar karşısında ailenin kapasitesini artıracağı, dolayısıyla ailenin parçalanmasını önleyeceği ifade edilmektedir. Evde Bakım Hizmetlerinde Sosyal Hizmet Uzmanının Rolleri Sosyal hizmet uzmanları, evde bakım hizmetlerinde çeşitli rol ve işlevlere sahiptirler. Müracaatçılara sistem perspektifinden bakarlar. Onlar, müracaatçıyı çevresi içinde birey olarak görürler. Müracaatçının işlevlerini etkileyen sistem içinde onu ve ailesini değerlendirirler. Evde bakım hizmetlerinde sosyal hizmetin rollerini şöyle özetleyebiliriz: Doğrudan hizmetleri yerine getirme (danışmanlık ve kriz müdahalesi) Dolaylı hizmetleri yerine getirme (hizmetlerin koordinasyonu, diğer profesyonellerle iş birliği, havale) Mesleki ve örgütsel hizmetleri yerine getirme Müracaatçı ve ailesinin baş etme kapasitesini iyileştirme Kaynak araştırma ve kaynakları müracaatçıyla buluşturma Ara buluculuk Savunuculuk Genelci uygulama ve vaka yöneticiliği Simmons et.al (2001) ise, toplum temelli kurumlarda, evde bakım hizmeti veren sosyal hizmet uzmanlarının temel etkinliklerini şöyle sıralamıştır: Vaka koordinasyonu. Sağlık eğitimi Danışmanlık Değerlendirme Etik konularla ilgili karar verme becerisi Amerikan Ulusal Sosyal Hizmet Uzmanları Birliği (NASW), sosyal hizmet uzmanlarının evde bakım planında aşağıdaki işlevleri yerine getirdiğini belirtmiştir; Müracaatçıyı etkileyen sosyal ve duygusal faktörleri değerlendirme Danışmanlık sağlama ve onların karar vermelerine yardımcı olma Müracaatçı ve ailesinin mevcut kaynaklarla bağlantı kurmasını sağlama. Örneğin; ekonomik yardım programları, toplum örgütleri ve ulusal örgütler, destek grupları, yönetim kurumları ve ilgili programlar. Çeşitli tıbbi ve destekleyici hizmetleri koordine etmeye ve yönetmeye yardımcı olma Uzun dönem planlamayla müracaatçılara yardım sağlama Evde Bakım Hizmetlerinde Sosyal Hizmet Uzmanının Sahip Olması Gereken Bilgi, Beceri ve Değer Temeli Evde bakım hizmetlerinde sosyal hizmet uzmanının bazı donanımlara sahip olması gerekir. Mesleğin bilgi, beceri ve değer temeli tüm uygulamalar için esastır. Bunun yanı sıra, evde bakım hizmetleri gibi uzmanlaşma alanlarında da spesifik bilgi ve beceri gerekmektedir. Bilgi Temeli Evde bakım hizmetinde sosyal hizmet uzmanının sahip olması gereken bilgiler şunlardır: Psikoloji:İnsan davranışı ve performansı bilgisi; yetenek, karakter ve ilgilerde bireysel farklılıkları bilme; öğrenme ve motivasyon konularında bilgi sahibi olma; davranışsal ve duyuşsal bozuklukların tedavisi ve değerlendirmesi bilgisi. Terapi ve Danışmanlık: Mental ve ruhsal bozuklukların teşhisi, tedavisi ve rehabilitasyonu için süreçler, yöntemler ve ilkeler bilgisi. Sosyoloji ve Antropoloji:Grup davranışları ve dinamikleri bilgisi, sosyal trendler ve etkileri, insan göçleri, etnisite, kültür bilgisi Tıp: İhtiyaç duyulan yaralanma, hastalıklar ve bozuklukların tanı ve tedavisinin bilgisi. Bu; semptomları, alternatif tedavileri, ilaçların öncelikleri ve etkileşimlerini ve önleyici sağlık bakımını içerir Eğitim ve Mesleki Eğitim: Bireyler ve gruplar için eğitim ve öğretim ilkeleri ve yöntemleri bilgisi Mevzuat:Yasal kodlar, mahkeme süreçleri, yönetim düzenlemeleri, kurum kuralları ve hukuk bilgisi. Yönetim ve İdare: Stratejik kaynaklar, kaynak tahsisi, kaynakların koordinasyonu, yönetim düzenlemesi ve liderlik teknikleri ile ilgili bilgi Personel ve İnsan Kaynakları: İş ilişkileri, müzakere ve personel bilgi sistemleri bilgisi Taşıma Sistemi: Kara, hava ve deniz yolları ve raylı sistemler bilgisi Beceri Temeli Evde bakım hizmetinde sosyal hizmet uzmanının sahip olması gereken beceriler şunlardır: Aktif Dinleme: Müracaatçıların söylediklerini dikkatli bir şekilde dinleme, müracaatçıyı anlamak için zaman harcama, uygun sorular sorma ve uygun olmayan zamanlarda müracaatçının sözünü kesmeme. Konuşma: Bilgiyi başkalarına aktarmak için onlarla konuşma. Sosyal Anlayış (Kavrayış):Müracaatçının tepkilerinin farkında olma ve neden tepki verdiklerini anlama. Hizmetlerin Oryantasyonu: Müracaatçılara yardım etmek için yollar arama. Karar verme: Eylemlerin faydalarını ve zararlarını göz önünde bulundurma ve en uygun olanı seçme. Koordinasyon:Verilecek hizmetleri ve ekip içindeki ilişkileri düzenleme. Eleştirel Düşünme:Problemlere alternatif çözüm bulmak ve sonuçların güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek için aklını ve mantığını kullanma. Karmaşık Problemleri Çözme: Karmaşık problemleri belirginleştirme ve seçenekleri geliştirmek, değerlendirmek ve çözümleri uygulamak için ilgili bilgileri gözden geçirme. Değer Temeli Sosyal hizmet mesleğinin temelini sosyal adalet ve insan hakları değerleri oluşturur. Bu değerler şunlardır: İlişki: Sosyal hizmet uzmanı, evde bakım hizmetinden yararlanan müracaatçılara daima saygı duymalı; onları yargılamadan ve incitmeden ilişki kurmalıdır. Başarı (Başarma): Sosyal hizmet uzmanı, evde bakım hizmetlerinden yararlanan onkoloji hastalarıyla da çalışır. Sosyal hizmet uzmanları, böyle müracaatçılara güven vermelidir ve onların iyileşeceğine dair umut beslemelidir. Onların ailelerinin her zaman yanında olmalı, onların sorunlarını dinlemeli ve kaygılarını azaltmalıdır. Müracaatçıları güçlendirmeli ve onların iyileşeceğini ve bunu başarabileceğini onlara ifade etmelidir. Bağımsızlık: Sosyal hizmet uzmanı müracaatçının özerkliğini sağlamaya çalışmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı, evde bakım hizmetlerinden yararlanan müracaatçıların sosyal bakımında ve rehabilitasyonunda da görev almaktadır. Müracaatçıların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamaya çalışmalı ve öz bakımlarını gerçekleştirmelerinde onlara yardımcı olmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı, müracaatçıların kendi kararlarına da saygı duymalıdır. Onların geleceğini belirleme hakkının olduğunun bilincinde olmalıdır. Destekleme: Sosyal hizmet uzmanı, evde bakım hizmetlerinden yararlanan müracaatçıları her zaman desteklemelidir. Aynızamanda, sosyal hizmet uzmanı onların ailelerinin yanında olmalıdır. Buna ek olarak, aile içinde müracaatçıya bakım veren bakıcıyı da desteklemeli ve onların da sorunlarını azaltmaya çalışmalıdır. Bakıcının da kaynaklara erişmesini sağlamalı ve bu konuda ona yardımcı olmalıdır. SONUÇ Evde bakımın birçok avantajıvardır. Kurumsallaşmaya alternatif sağlar ve bireylerin kendi evinde bakım alarak özerkleşmesine izin verir. Diğer bir yandan, evde bakımın sunumu stres oluşturur; çünkü bakım veren ile müracaatçı arasında çatışma oluşabilir, toplum kaynakları ya da bakıma ayrılan fonlar sınırlı olabilir ve kronik ve akut hastalıkların etkisi bireyin özerkliğine zorluk çıkarabilir. Evde bakım, bakım ihtiyacı olan müracaatçılara kendi ortamında ücretsiz olarak bakım olanağı sağlar. Bu hizmeti çekici kılan önemli faktörlerden biri de müracaatçı ve ailesinin bir arada ve birlikte olmasını sağlamasıdır. Böylelikle onlar, sevdiklerine yakın olduklarından hızlı bir iyileşme gösterirler ve bağımsızlık kazanırlar. Ev ortamı müracaatçıların yaşam kalitesini artırır. Günde 24 saat ve hafta sonları bakım fırsatı sağlar. Evde bakım sürekli bir bakım olanağı sağladığından hastaya bakanların tükenmişlik yaşamalarının önlenmesini sağlar. Hastane masrafları karşılaştırıldığında evde bakım, daha uygun bir hizmet türüdür. Evde bakım hizmetleri tedavi sürecini hızlandırır.

13 Tıbbi Sosyal Hizmet 13.Ünite 25 Aralık 2013 Çarşamba 12:31 13.ÜNİTE ÖZET Çalışan Güvenliği Tükenmişlik ve İş Yeri Zorbalığı (Mobbing) Çalışanların istismar edildiği, tehdit veya taciz edildiği, sağlıklarının ve güvenliklerinin riske atıldığı her tür davranış, şiddet ögesi olarak görülebilir. Ayrıca; özellikle duygusal çaba gerektiren iş koşullarına uzun süre maruz kalmanın sonucunda ortaya çıkan fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme durumu da çalışanların karşı karşıya kaldığı diğer bir stres faktörüdür. İş yeri koşulları yanında, kişinin genel sağlığını bozabilen kötü çalışma koşulları, yapılan iş, işlem ve tüm uygulamalarda bitkinlik, bezginlik ve yorgunluk gibi zorlamalara neden olan tüm faktörler, fiziksel ve psikolojik zedelenmelere neden olabilmektedir. Çalışan Güvenliği Güvenlik, insanın temel ihtiyaçlarındandır ve çocukluğumuzdan itibaren olgunlaşır. İnsanoğlu için vazgeçilmez, karşılanması zorunlu ve çok değerlidir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, çalışanların sağlığı şu şekilde tanımlanmaktadır: Çalışanların; fiziki, ruhsal ve sosyal durumlarının en üst düzeye taşınması ve sağlıklarına gelebilecek zararların en aza indirilmesi için,korunma yöntemlerinin uygulanmasıve kişinin işine ve işin kişiye uygunluğunun sağlanmasıdır." Dünya Sağlık Örgütü, sağlık çalışanları kapsamında 29 meslek grubunu dâhil etmiştir. Bunlar: Doktorlar Hemşirelik personeli (hemşire, ebe, sağlık memuru) Diş hekimliği çalışanları (diş hekimi, teknisyen ) Eczacılık çalışanları (eczacı, kalfa ) Laboratuar çalışanları (kimyager, biyolog, fizik müh...) Çevre ve halk sağlığı çalışanları Geleneksel sağlık elemanları Diğer profesyonel sağlık çalışanları (psik., diyet...) Yönetim ve destek hizmetleri (müdür, memur, sekreter...) Hastanelerde Hasta ve Çalışan Güvenliği Hastanelerde hizmet sunumuna yönelik kalitenin arttırılmasına yönelik hazırlanan Hizmet Kalite Standartlarının (HKS) temelinde hasta ve çalışan güvenliği yatmaktadır. Hasta güvenliğinin sağlanmasındaki ana unsur ise çalışan güvenliğinin sağlanmasıdır. Çalışan güvenliğinin sağlanmasında 4 ana unsur görev yapmaktadır. Bakanlığın Sorumluluğu; Bakanlık, hastanelerde yapılan çalışmalara rehberlik görevi üstlenmektedir. Rehber olması açısından HKS hazırlanmıştır. HKS ülke genelindeki tüm hastanelerde çalışanlar için standart güvenli çalışma ortamlarının sağlanması için bir rehberdir. Bu amaçla kongreler, kurslar, sempozyumlar ve okullar düzenlenmektedir. Yönetimin Sorumluluğu; Hastane yönetimi, çalışan güvenliğinin sağlanması konusunda sorumludur ve çalışanların güvenliğinin sağlanması için yapılan tüm çalışmalara öncülük etmelidir. Hastane üst yönetimi, bu süreçleri gerçekçi bir şekilde yapmak için hastanede görevini tam anlamıyla yerine getiren kişilerden oluşan çalışan güvenliği komitesi kurmalıdır. Çalışan güvenliği komitesi, yöneticilerin çalışanlara ulaşabilen yüzü olmalıdır. Çalışan Güvenliği Komitesinin Sorumluluğu; Meslek gruplarının temsilcilerinden oluşan çalışan güvenliği komitesi, çalışan güvenliğinin sağlanmasında merkezi bir rol oynamaktadır. Çalışan güvenliği komitesi, çalışanların çalışma ortamlarından kaynaklanabilecek tehlikeleri ve bu tehlikelerden kaynaklanabilecek riskleri belirlemelidir. Risk değerlendirmesi, bölüm bazında ve çalışan bazında yapılmalıdır. Çalışanların Sorumluluğu; Çalışanlar, kendi güvenliklerinin sağlanmasında önemli bir role sahiptir. Çünkü sistemi düzeltmek çalışanların elindedir. Çalışanlar; memnuniyet anketlerini gerçekçi doldurmalıdır, olay bildiriminde bulunmalıdır, hastanede tüm kayıtların düzgün tutulmasını sağlamalıdır, sağlık taramalarını takip etmelidir, eğitimlere katılmalıdır, yeni eğitim programları önermelidir, görüş ve önerilerini komiteye iletmelidir. Sonuç olarak, çalışanlar için güvenli çalışma ortamlarının sağlanması ana hedeftir. Bu amaca ulaşmak için Sağlık kurumlarında; Çalışan Güvenliği Ekibi kurulmalı, Faaliyetlerin planlanması yolu ile çalışan güvenliği kültürü oluşturulmalı, Çalışanlar işe başlarken işe giriş muayeneleri yapılmalı, Çalışanlara ait veriler, kişisel sağlık kartları ile kayıt altına alınarak takip edilmeli, Riskli alan çalışanlarına periyodik sağlık taramalarının yapılmalı, Çalışan güvenliği için bir raporlama sistemi geliştirilmeli, İş kazası bildirimi prosedürü hazırlanarak hastane içinde veri toplanması sağlanmalı, Toplanan iş kazası bildirimleri düzenli olarak gözden geçirilerek iş yerinde koruyucu önleyici tedbirler alınmalı ve kurumsal düzenlemeler yapılmalı ve ulusal raporlama çabalarına katkıda bulunulmalıdır. Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik ( Tarihli Resmî Gazete de yayınlanmıştır) Çalışan Güvenliğini Tehdit Eden Ana Unsurlar Bu riskler; radyasyon kaynaklırisk unsurları, gürültü, travma, tehlikeli atıklar, kanserojen mutojen maddeler (sitotoksik ajanlar), tıbbi atıklar (enfekte ve biyolojik atıklar), enfeksiyon bulaşma riski, alerjen maddeler, tesis kaynaklı risk unsurları, donanım, elektrik ve elektronik cihazlar ve laboratuar kaynaklı risk unsurları olarak gruplandırılabilir. En önemli ve tehlikeli olanlar şunlardır; 1. Enfeksiyonlar:Yalnızca bulaşıcı hastalıkların tedavisi ile uğraşan servislerde değil; ameliyathanelerde, kan ya da solunum yoluyla geçen hastalıkların tedavisiyle uğraşılan bölümlerde de sağlık personeli risk altındadır. Hepatit, AIDS, şarbon, sağlıkçıların meslek hastalıklarının en bilinenlerindendir. 2. Radyasyon:Görüntüleme merkezlerinde ve kemoterapi ünitelerinde çeşitli yollarla personel radyasyona maruz kalabilir. Hastalar; bir kez, ama sağlık personeli birçok kez radyasyona maruz kalmakta yaşamını radyoaktivite yüklü alanlarda geçirmektedir. Servislerde ya da ameliyathanelerde, hasta başında ve korunmasız gerçekleştirilen işlemlerde sıklıkla etkilenme söz konusudur. 3. Anestetik ve Kimyasal Maddeler: Ameliyathanede hastaların bayıltılması için kullanılan kimyasalların çoğu, bir süre sonra insan sağlığı için zararlı olduğu anlaşılarak terk edilmektedir. 4. Kaba Kuvvet Uygulanması(iş yerinde şiddet): Toplum, hastalıklardan korunma konusunda umursamazdır. Toplum, erken tanı konusunda duyarsızdır. Ama en son aşamada sağlık tesisine getirdiği hastasının ne pahasına olursa olsun kurtarılmasını bekler. Bu istem karşısında, sağlık personeli de elinden geleni yapmak ister. Ama yaşamın gerçekleri ile istekleri her zaman buluşmayabilir. Hele yetersiz kapasiteler ve personel sayısındaki kısıtlamaları düşündüğümüzde hizmetteki aksamaların faturasının, yöneticilerce ustaca, sağlık personeline yönlendirilmesi ise kabul edilemez. 5. Aşırı ve Düzensiz Çalışma (vardiya, nöbet, gece çalışmaları, çağrı üzerine çalışma gibi): Sağlık personelinin yoğun olarak maruz kaldığı aşırı ve düzensiz çalışma, çok sayıda sağlık sorununa ve iş güvenliği problemine yol açabilmektedir. Bunlar arasında belli başlıları; kronik uykusuzluk, yorgunluk, motorlu araç kazaları, hafıza ve konsantrasyon bozuklukları, iş kazaları, malpraktis, bazı kanser türleri, duygudurum bozuklukları, tükenmişlik sendromu, yabancılaşma ve aile içi gibi sorunlar olarak belirtilebilir. Tükenmişlik Bu insan gücüne verilen önem; 1970 li yıllardan bu yana alandaki stres, iş doyumu, tükenmişlik, mesleki bıkkınlık, personel devir hızı, iş günü kaybı, yabancılaşma, işten uzaklaşmagibi konulardaki çalışma sayısının artışından da anlaşılabilmektedir. Sağlık bakım personelinin yaşadığı stresin yeni boyutu olan tükenmişlik, birçok ülkede refah düzeyinin düşmesi ve sağlık bakım harcamalarının kısıtlanması nedeniyle ortaya çıkmıştır. İş yoğunluğu, ücret düşüklüğü, hasta sayısındaki artışlar, olumsuz çalışma koşulları nedeniyle hastanelerde bakım verenler, bugün çaresizlik yaşamaktadır. Bu yüzden sağlık bakım personelini güçlendirmek ve çalıştırmak, dünyanın birçok yerinde özellikle gelişmekte olan ülkelerde temel bir sorun olarak gündeme gelmektedir. İş doyumunu yükseltmeyi amaçlayan her strateji, tükenmişliğin yüksek bedellerini azaltmaya ve hasta bakım kalitesini yükseltmeye yardımcı olacaktır. Tükenmişlik sendromu, baş edilemeyen stresin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Tükenmişlik, fiziksel ve psikolojik iç kaynakların tutku hâline gelmiş bir başarma arzusu yüzünden çok çalışma nedeniyle bitip tükenmesidir. Tükenmişlik; erken teşhis edilip mücadele teknikleri uygulamaya konulmadığı takdirde kişinin psikolojik, sosyal ve fiziksel hayatında zararlı hatta yıkıcı etkiler yaratabilir. Günümüzde sağlık bakım personeli; çalışma ortamında, hastaların sürekli ağrı yaşaması, acı çekmesi, hastaların ölmesi, hasta ve hasta yakınlarıyla ilgili sorunlar, hasta yoğunluğu, personel yetersizliği, ücret yetersizliği, kişilerarası çatışmalar, sürtüşmeler, rol çatışması ve rol belirsizliği, ast üst çatışmaları, kariyer gelişiminin olmaması gibi tükenmişliğe yol açan çeşitli faktörlerle karşı karşıyadır. Çalışanın yaşadığı bu tükenmişliğin etkilerini en aza indirgemesi, onunla mücadele edebilmesi ve belki de tükenmişliği yönetebilmesi için kendisinde tükenmişlik yaratan faktörleri bilmesi ve tanımlayabilmesi büyük önem taşımaktadır. Tükenmişliğin Tanımlanması Literatürde, tükenmişlik kavramının yaklaşık yıl önce tanımlandığı görülmektedir (Freudenberger ve Richelson, 1980; Maslach, 1982) Maslach ve Arkadaşları (1986), tükenmişlik için; insanlarla çalışan kişiler arasında gelişebilecek duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı noksanlığı sendromudur. diyerek kamu hizmet işine kısmen gönderme yapmaktadır. Tükenmişlik bir süreçtir. Bu yüzden her dönem, farklı özelliklerine göre değerlendirilmeli ve incelenmelidir. Bu değerlendirmelerin birbirini izlemesi, erken tanı ve önleme çalışmalarında önemlidir Tükenmişliğin Oluşum Aşamaları Tükenmişlik konusunu gündeme getiren ilk araştırmacı olmamakla birlikte, tüm araştırmalarında bu konu üzerinde çalışan ve büyük katkılarda bulunan Maslach tır. Maslach, yukarıda da ifade edildiği gibi tükenmişlik kavramının gelişimini aşağıdaki üç alt boyut ile açıklamaktadır. Bunlar: Duygusal Tükenme: Daha çok insanlarla yüz yüze, bire bir ilişkinin yoğun olduğu işlerde çalışanlarda ortaya çıkar. Kişinin yaşadığı aşırı psikolojik ve duygusal yüklenmeden kaynaklanır. Duygusal tükenme, tükenmişlik sendromunun başlangıcı ve merkezidir. Duyarsızlaşma: Duygusal tükenmeyi yaşayan kişi, diğer insanların sorunlarını çözmede, kendini güçsüz ve yetersiz hisseder. Üzerindeki duygusal yükü hafifletmek için sürekli kaçış yolunu kullanır. İnsanlarla olan ilişkilerini, işin yapılabilmesi için gerekli olan minimum düzeye indirir. Bunlar, duyarsızlaşmanın ilk belirtileridir. Genelde başı dertte olan kişi, insanlarla arasına mesafe koymayı tercih eden kişidir. Kişisel Başarı Noksanlığı: Başkaları hakkında geliştirdiği olumsuz düşünce tarzı, kişinin kendisi hakkında da negatif düşünmesine yol açar. Kişi, bu düşünce ve yanlış davranışları nedeniyle kendini suçlu hisseder. Kendisini kimsenin sevmediğine, hastaları veya müracaatçılarıyla ilgilenmede yetersiz kaldığına dair bir duygu geliştirir. Kendisi hakkında başarısız hükmünü verir. İşte bu noktada, tükenmişliğin üçüncü aşamasıolan kişisel başarı noksanlığı ortaya çıkar. Bunun sonucunda kişi kendine olan saygısını kaybedebilir veya depresyona girebilir. Kişisel sorunlarını çözümleyebilmek için uzmanlara başvurabilir. Tükenmişlik bir süreçtir. Bu yüzden her dönem, farklı özelliklerine göre değerlendirilmeli ve incelenmelidir. Bu değerlendirmelerin birbirini izlemesi, erken tanı ve önleme çalışmalarında önemlidir. Tükenmişliğe Neden Olan Faktörler Sağlık bakım personelinde tükenmişliğe neden olan faktörler, şu şekilde belirlenebilir: Hastaların durumlarının ağır olması, hastaların beklentilerinde artma, yeterince iyi bakım verememe, yapılanların sonucunu kontrol edememe, hastaların ölmesi, hasta ailesine yönelik ortaya çıkan sorunlar, araç, gereç ve eleman yetersizliği, iş sorumluluğunun veya iş yükünün fazla olması, ekip elemanları ile iletişim sorunları, yönetimle yaşanan sorunlar, sosyal olanakların ve alınan ücretin az oluşu, işe yeni başlama, kariyer gelişimi için yeterli fırsatların tanınmaması ve kariyerin sona ermesi, hasta ve amirlerce yapılan takdirlerin azalması, icapçı kalma, ekip çalışmasındaki çatışmalar ve özerkliğin olmayışı. Tükenmişliğin Belirtileri (Sonuçları) Tükenmişlik sendromunun fiziksel, duygusal ve zihinsel belirtileri olabilir. Fiziksel tükenmişlik belirtileri; kronik yorgunluk, güçsüzlük, enerji kaybı, yıpranma, hastalıklara daha hassas olma, sık baş ağrıları, bulantı, kas krampları, bel ağrısı, uyku bozukluklarıgibi değişik sorun ve yakınmaları içerir. Duygusal tükenmişlik belirtileri; depresif duygulanım, desteksiz, güvensiz hissetme, ümitsizlik, evde gerilim ve tartışmaların artışı, kızgınlık, sabırsızlık, huzursuzluk gibi negatif duygularda artış, nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif duygularda azalma içermektedir. Zihinsel tükenmişlik belirtileri de doyumsuzluk, kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı negatif tutumları içerebilir. Sonuçta işi bırakma, ciddiye almama, ihmal etme gibi davranışlar görülebilir. Tükenmişlikle Başa Çıkma Başa çıkma; gücünü aşan, belirgin iç ve dış kaynaklıstresi düzenlemede gösterilen bilişsel ve davranışsal bir çabadır. Başa çıkmada amaç, problemin çözelmesidir. Bir alan olarak yardım edici mesleklerde çalışmak, tükenmişlik için başlı başına bir risktir. Tükenmişlik, önlenebilir. Bu yüzden erken tanımlanması ve tükenmişlikle başa çıkma yöntemlerinin personele öğretilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Tükenmişlikle başa çıkmada özetle iki tür mücadele stratejisi söz konusudur. Bunlar: 1. Bireysel Düzeydeki Mücadele Stratejileri: Yönetim tarafından düzenlenebilecek bireysel odaklı başa çıkma programları ile personel üzerinde etkili olan tükenmişlik faktörlerini ortadan kaldırmak ve/veya tükenmişliğin etkisini azaltmak hedeflenmektedir. Bunlardan bazıları; düzenli ve dengeli beslenmek, spor yapmak, gerçekçi hedefler belirlemek, işe ara vermek, farklı metodlar denemek, pozitif yönü vurgulamak, dinlenme, gevşeme ve iş değiştirmektir. 2. Örgütsel Düzeydeki Mücadele Stratejileri: Örgüt düzeyindeki mücadele stratejileri, personelin tükenmişliğini azaltmak ve/veya yok etmek için örgüt düzeyindeki tükenmişlik kaynaklarını kontrol etmeyi veya azaltmayı amaçlamaktadır. Bunlardan bazıları; destekleyici örgüt iklimi yaratmak, görevlerin dizaynını zenginleştirmek, işi zenginleştirmek, çatışmayı azaltmak ve örgütteki rolleri netleştirmek, kariyer gelişimini planlamak, geliştirmek ve danışma olanağı sağlamaktır. İş Yeri Zorbalığı (Psikolojik Taciz Mobbıng) Çalışanlar arasında yaşanan artan rekabet, yükselme ve ödül dağılımındaki adaletsizlikler, yetki ve sorumluluk dağılımındaki dengesizlikler, çatışmalar, örgütlerde mobbingin ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. İş yerinde psikolojik taciz, iş yeri zorbalığı veya İngilizce söyleniş şekliyle mobbing; çalışma yaşamının var oluşundan bu yana yaşanan, ancak insan doğasının gereğinden ötürü açığa çıkarmaktan kaçınılan, adeta bilinmezden gelinen karmaşık, çok boyutlu ve çok disiplinli bir konudur. Kültür farkı gözetmeksizin tüm iş yerlerinde ortaya çıkabileceği gibi cinsiyet farkı gözetmeksizin herkesin de maruz kalabileceği, sonuçları ağır bir durumdur. Çalışma yaşamında ise mobbing kavramının ilk kez 80 li yılların başında İsveçli endüstri psikologu Heinz Leymann tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Leymann ın çalışanlar arasında benzer tipte uzun dönemli düşmanca ve saldırgan davranışların varlığına dair yaptığı saptamalar sonucunda bu kavramı kullandığı görülmektedir. Mobbing Süreci ve Mobbing Davranışları Mobbing; rahatsız edici davranışlarla kendini gösteren, zaman geçtikçe acı vermeye başlayan ve olayların sarmal biçimde hız kazandığı, çeşitli aşamalardan oluşan bir süreçtir. Bu süreç içinde mobbinge işaret eden belirtilerin tanınması büyük önem taşır. Mobbingin Davranışsal Belirtileri: Telefon, bilgisayar ve lamba gibi iş yerindeki kişiye ait eşyalar, birdenbire kaybolur veya bozulur. Yerine yenileri konulmaz. Kişi, işle ilgili önemli gelişmeler ve haberlerin dışında bırakılır. Kişinin arkasından çeşitli söylentiler çıkarılır, kulaktan kulağa fısıltılar yayılır. Kendisine yetenek ve becerilerinin çok altında veya uzmanlık alanına girmeyen işler verilir. İşe geliş ve gidiş saatleri, telefon konuşmaları, çay ya da kahve molasında geçirdiği zaman, ayrıntılarıyla kontrol edilir. Her mobbing olgusunda bu davranışsal belirtilerin hepsinin bulunmasışart değildir. Ancak bu davranışların kasıtlı ve sürekli olarak tekrarlanması, mobbingin ortaya çıkmasına ve sonuç olarak bireyin iş yaşamından uzaklaşmasına neden olur. Mobbingin Fizyolojik Belirtileri: Beyinle İlgili: Sıkıntı, panik atak, depresyon, yarım baş ağrısı, baş dönmesi. Hafıza kaybı, dikkati toplayamama ve uykusuzluk. Deriyle İlgili: Kaşınma, kızarma, pullanma veya döküntü gibi deri hastalıkları. Gözlerle İlgili: Ansızın göz kararması, görmede bulanıklık. Boyun ve Sırtla İlgili: Boyun kaslarında ve sırtta ağrı. Kalple İlgili: Hızlı ve düzensiz çarpıntılar, kalp krizi. Eklemlerle İlgili: Titreme, terleme, bacaklarda hâlsizlik hissetme, kas ağrıları. Sindirim Sistemiyle iigili: Yanma, ekşime, hazım zorluğu gibi midera hatsızlıkları, ülser. Solunum Sistemiyle İlgili: Nefessiz kalma, nefes alamama gibi solunum sorunları. Bağışıklık Sistemiyle İlgili: Organizmanın savunma yapılarında zayıflama, hastalıklara çok çabuk yakalanabilme (Tınaz, 2006/4). İş Yerinde Psikolojik Tacizin Sonuçları Son yıllarda özellikle gelişmiş, rekabetin yoğun olduğu ülkelerde yaygınlaşan mobbing davranışları hem bireylere hem de örgütlere zarar vermektedir. Mobbing, duygusal bir saldırıdır; amacı ise örgütlerde istenmeyen ya da yıpratılmak istenen kişilere karşı baskılar yaparak onların direnme gücünü yok edip işten ayrılmalarına neden olmaktır. Bireyin kıskançlık, hırs, rekabet, saldırganlık gibi psikopatolojik davranışlar göstermesi ve örgütlerin de bu tür kişilere zemin hazırlaması, örgütte travmalara yol açacaktır. Bu nedenlerle örgütlerin duygusal iklimi, kontrolü, duyarlılık eğitimleri ve kişisel gelişim eğitimlerine önem vermeleri gerekmektedir. Mobbing her örgütte veya her türlü örgütte ortaya çıkabilir. Bireyler, mobbing davranışlarında bulunabildikleri gibi günün birinde mobbing mağduru da olabilirler. Bunun için mobbing önleme, yönetme ve mücadele yöntemleri, hem örgüt hem de bireyler tarafından uygulanmalıdır. Mücadele etmenin bir yolu da hem yöneticilerin hem de bireylerin bu konunun öneminin farkında olmalarını sağlamaktır. Mobbing i yönetme konusundaki öneriler, özetle aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir: Örgütün kültürel yapısı oluşturulmalı, kültürel değerler çalışanlar tarafından benimsenmeli, İşyeri mobbing eğilimleri ve bu eğilimleri etkileyen faktörler saptanmalı, İş tanımları yapılmalı, çalışanların görev ve sorumlulukları belirlenmeli, Örgütlerde stres yaratıcı ortamlar ortadan kaldırılmalı (Eşit kariyer fırsatları, adaletli ücret politikalarının, iş güvenliğinin sağlanması, yıkıcı rekabetin azaltılması gibi.), Etkin, güvenli, konusunun uzmanıyöneticilerle çalışılmalı, Sürekli eğitim programlarından yararlanmalı (Stres, Mobbing, Kişisel Gelişim Eğitimleri gibi.), Örgütlerde uzman rehberler, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar çalıştırılmalı, Örgütlerde etik kodlar oluşturulmalı ve çalışanların etik değerleri içselleştirmeleri sağlanmalı, İletişime önem vererek sık sık yüzyüze iletişim kurabilecekleri ortam yaratılmalı, İşe alım ve yerleştirme sürecinde kişilik iş uyumuna dikkat edilmeli, Mobbing davranışının örgüte olan maliyetleri belirlenmeli, Mobbingi önleyici hukuki tedbirler alınmalı ve mobbing mağdurları hukuken korunmalıdır. Özetle, yaşanılan olgu ve sürecin adının konması, önlemlerin alınması, bilgilendirilmenin sağlanması, iş yerinde psikolojik tacizle ilgili farkındalığı artırma mücadelesinin ilk adımlarıdır.

14 Tıbbi Sosyal Hizmet 14.Ünite 29 Aralık 2013 Pazar 15:29 14.ÜNİTE ÖZET Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulamaları İçin Etik İlkeler ve Hasta Hakları Tıbbi sosyal hizmet, sağlık alanında geçen yüzyılın başından itibaren yer almaya başlamıştır. Bu alanda çalışan sosyal hizmet uzmanları, sağlık hizmetlerinin tamamlayıcısı ve destekleyicisi olmuşlardır. Geçmişten günümüze kadar yataklı tedavi kurumlarının birincil meslek elemanları, doktor ve hemşire olarak kabul görmektedir. Çoğu zaman doktor ve hemşirelerin hastaların psikososyal ve ekonomik sorunları ile ilgilenecek vakitleri yoktur. İşte bu noktada, genel konusu hastalığın oluşması ve tedavisinde etkili psikososyal faktörler olan, temel prensibi tıbbi tedavinin etkinliğini arttırmak, hastalığın psikososyal ve ekonomik şiddetini ve bırakacağı izleri en aza indirgemek olan tıbbi sosyal hizmet müdahalesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Toplum içinde yaşamamızdan dolayı bizleri bir türlü baskı/denetim altında tutan ögelerden biri de etik değerlerimizdir. İnsanlığın benimsediği etik değerler, çeşitli biçimlerde günlük hayatımıza girmekte ve o değerlere uyumlu olmak toplum tarafından yüceltilirken aksi yönde davranılması hâlinde o bireyler yerilmekte ve aşağılanmaktadır. Tutum ve davranışlarımızda etik uyum, bizler için sıradanlaştığı için günlük hayatımızın sürekli bir etik gereklilikleri karşılama şeklinde sürdüğünün çok az farkında oluruz. Genel insan ilişkilerinde olduğu gibi tıp etiği alanındaki değerlendirmelerde de belli etik ilkelerin varlığı kaçınılmazdır. Özellikle son onlu yıllarda yaşanan gelişmelerde, etik ilkelerin varlığı ve tartışması bir hayli önemli bir etkinlik alanı hâline gelmiştir. Günümüz tıp etiğinde çeşitli sayıda ilkelerden söz edilse de genel eğilim olarak dört ayrı ilkenin varlığından söz edilebilir. Bunlar; yararlılık, zarar vermeme, özerkliğe saygı ve adalet ilkeleridir. Etik Kavramı Etik terimi, Yunanca ethos "töre" sözcüğünden türemiştir. Aksiyoloji dalı olan etik, felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlak kavramının doğasınıanlamaya çalışır. Türkçe'de etik sözcüğü, ahlâk sözcüğüyle eş anlamlı olarak da kullanılır. Fakat aralarında farklar vardır. Etik daha çok ahlak üzerinde konuşur, sorgular, tartışır, düşünür, yargılar, ahlak yöresel, etik evrensel düzeyde kabul gören kurallardır. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bürosuna göre etik; insanlarla çalışırken herkes tarafından kabul edilen bir dizi ilkedir, uygulama ölçütüdür ve karar verme sürecinde insanlara rehberlik eden düzenlemelerdir. Etik değerler çeşitli biçimlerde ifade edebilir. Bunlardan biri de ilkelerdedir. İlkeler, insan ilişkilerinin niteliğini belirleyen kavramlardır. İnsan ilişlerinin belli bir biçim ve yönelim kazanmasıilkeler aracılığıyla olur. Bir ilke; davranış biçimini belirlemez, fakat kişisel sorumluluğun altını çizer. Aynı ilkeye bağlı kalarak az ya da çok farklı davranışlar göstermek mümkündür. İlkeler, insanlara değerlendirme yapma ve yargıda bulunma fırsatını verirler. Oysa, kurallar dan söz ettiğimizde, onlar bireye seçme ya da yargılama fırsatı vermezler. Birey, önceden tespit edilmiş kurala tüm haliyle uymakla yükümlüdür ve kurallar tek tek durum/olgular üzerine odaklanmaktadır. Etki alanları söz konusu olan tekil durum/olgular ile sınırlıdır. İlkeler ise bu yönden kurallardan ayrılır. İlkeler daha genel ve daha temel niteliktedirler. İlkelerin kuralları değerlendirme/doğrulama yetkinliğine sahip olma gibi özellikleri de bulunmaktadır. Yani ilke, kural kavramından daha kapsamlıdır. Görüldüğü gibi ahlak, daha kültürel değerlere göre tanımlanıp anlamlandırılırken etik ise evrensel bir özelliğe sahip olup kültürden kültüre farklılık göstermez. Bu yönüyle etik, bir mesleğin evrensel ölçütlerini ortaya koymaktadır. Her mesleğin kendisine özgü etik ilkeleri vardır. Bu ilkeler, o mesleğin evrensel düzeydeki konumunu ortaya koymaktadır. Bir mesleğe özgü etik ilkeler, her ortamda aynı şekilde anlaşılır ve uygulanmaya çalışılır. Mesleki etik ilkeler doğrultusunda davranmak, hizmet sunmak her mesleğin temel amacıdır. Çünkü etik ilkeler, meslek uygulayıcılarına yön verir. Tıbbi Etik İlkeler Tıbbi uygulamlar ve tutumların iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerin belirli ilkelere oturtulması girişimi, tıp etiğinin alanını oluşturmaktadır. Yararlı Olmak İlkesi; Tıp etiğinde yararlı olmak, sağlık uğraşlarında hastaya öncelikle ve her şeyin üzerinde yararlı olmayı öngörmektedir. Geleneksel tıp etiğinin hastanın iyilik ve yararını birincil değer olarak görmesi, hekimin yararlılık ilkesine (zarar vermeme kavramıyla birlikte) uygun davranmasıdır. Buna göre; bu ilke çerçevesindeki tutum ve davranışlarımız, "mutlak yararlı olmak" ile "yarar ve zararın dengelenmesi" koşullarıyla şekillenebilir. Zarar Vermeme İlkesi; Tıp uygyulamasında, çağlar boyunca öncelikle zarar vermeme ilkesinin geçerli olduğundan söz etmek mümkündür. Hekim başvuraçağı girişimin ve tedavinin yararı ile zararını tartmak zorundadır. Bu da olasılık ve risk faktörlerinin iyi bilinmesine, yani yetkin bir hekim olmaya dayanır. Zarar vermemek ilkesi, kuşkusuz bir noktada yararlı olmak ilkesiyle paralellik gösterir. Çok zaman her ikisini aynı perspektiften değerlendirmek mümkündür. Yararlı olmak, zarar vermemeyi de içerebilir ya da zarar vermemek, yararlı olmak olarak da algılanabilir. Özerkliğe Saygı İlkesi Özerklik; hastanın özgür ve herhangi bir dış baskı altında kalmadan, bağımsız olarak kendi başına düşünebilme, kendi hakkında karar verebilme ve bu karara dayanan bir eylemde bulunabilme yeterlilik/yetkinliği içerisindedir (yasal sınırlar içerisinde). Adalet ilkesi; İlkeler içerisinde adalet ilkesinin etik sorunlarda, öteki ilkelerden ayrı bir yeri olduğu söylenebilir. Özellikle sınırlı sağlık kaynaklarının paylaştırmasında bu ilke, son derece önemli bir işlevselliğe sahiptir. Görülen odur ki bu ilke, sıklıkla ihmal edilmektedir. Örneğin; tıbbi araç ve olanakların tüm toplum kesimine adil ve dürüstçe dağıtılması, bu ilkenin gereklerine uygun biçimde davranmakla gerçekleşebilir. Bu anlamda böbrek nakli yapılacak gençlerin yaşlılara tercih edilmesi, tıbbi araçların kullanımında toplumsal statülere göre karar verilmesi gibi durumlar, ilkenin ihlal edildiğini gösterir örneklerdendir. Tıp etiğinin en önemli dört ilkesi; yararlı olma, zarar vermeme, özerkliğe saygı ve adalet ilkeleridir. Bu ilkeler sosyal hizmet uzmanlarının da hasta ve yakınları ile çalışırken göz önünde bulundurmasıgereken ve uymakla yükümlü oldukları etik ilkelerdir. Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulamaları İçin Etik İlkeler Tıbbi sosyal hizmet uygulamalarında sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçılara (hasta ve yakınları), meslektaşlara ve diğer meslek elemanlarına (doktor, hemşire, psikolog, fizyoterapist, diyetisyen ve diğerleri), topluma, sosyal hizmet mesleğine ve çalıştığı kuruma yönelik olarak dikkat etmesi ve uymasıgereken etik sorumlulukları vardır. 1.Müracaatçılara (Hasta ve Yakınları) İlişkin Etik Ilkeler; Tıbbi sosyal hizmet alanında sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçı sistemi; kimi zaman hasta, hasta yakınları, hastanın ailesi, hasta gruplarından oluşmaktadır. Sosyal hizmet uzmanları; müracaatçı sistemi hakkında bilgi sahibi olmalı, kültürel farklılıkları kabul etmeli ve duyarlı olmalı, hizmetleri sunarken müracaatçının kültürünü göz önünde bulundurarak davranmalıdır. Müracaatçı; sisteminin sosyal farklılıkların doğasını ve ırk, renk, etnik ve ulusal köken, cinsiyet, yaş, medeni durum, siyasal görüş, dinsel inanç, cinsel tercih, zihinsel ya da fiziksel engel gibi farklılıklara yönelik baskıları anlamaya çalışmalıdır. Müracaatçının kendi kaderini belirleme hakkına saygı duyar ve bunun geliştirilmesi için çalışmalıdır. Müracaatçılara başkalarının haklarını ihlal etmemek koşuluyla kendisini gerçekleştirmesi ve potansiyelini en üst düzeye ulaştırması için yardımcı olmalı. Müracaatçılarla güven, gizlilik ve özel hayatın korunması, elde edilen bilginin sorumlu bir biçimde kullanılması temeline dayalı ilişki kurar ve sürdürür. Müracaatçılardan hizmet sunumu, sosyal inceleme ve araştırma için gerekli olmadıkça mahremiyet içeren bilgi istememelidir. Mahremiyet içeren bilginin alınması durumunda gizlilik ilkesine uymalıdır. Gizli bilgiyi, ancak müracaatçı veya onun adına onay vermeye yasal olarak yetkili bir kişinin bilgilendirilmiş onayı olması durumunda açıklanmalıdır.... Arkadaşlar yazsam daha bunun iki katı kadar devam eder. Bilindik şeyler hepsi Meslektaşlara Ve Diğer Meslek Elemanlarına İlişkin Etik Sorumluluklar; Tıbbi sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının meslektaşlarına ve diğer meslek elemanlarına ilişkin, saygı, gizlilik, disiplinlerarası iş birliği, meslektaşlarla çatışma durumunda müracaatçının kullanılmaması, konsültasyon, hizmetlere havale, cinsel ilişkiler, cinsel taciz, meslektaşların zayıflığı, meslektaşların yetersizliği, meslektaşların etik olmayan uygulamaları hakkında etik sorumlulukları vardır. Bu etik sorumluluklar: Meslektaşların ve diğer meslek elemanlarına, sahip oldukları niteliklere, görüşlere ve yükümlülüklere saygı duymalıdır. Müracaatçılarıyla ve diğer meslek elemanlarıyla iletişimlerinde, meslektaşlarını sorumsuz, dayanaksız ve haksız olarak eleştirmekten kaçınmalıdır. Meslektaşların yeterlik düzeyi ya da ırk, etnik ulusal köken, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, medeni durum, siyasal görüş, dinsel inanç, zihinsel veya fiziksel özür gibi bireysel özellikleri hakkında küçük düşürücü dil kullanmamalıdır. Müracaatçıların yararı için meslektaşları, diğer meslek elemanları ve gönüllülerle iş birligi yapmalıdır. Sosyal hizmet uzmanları, mesleki ilişki ve kayıt sürecinde meslek elemanlarıyla paylaştıkları bilgilerin gizli kalmasına özen göstermelidir. Sosyal hizmet uzmanları, gizli bilgiyi paylaştığı meslek elemanlarının, gizliliğe bağlı kalma ve istisnai durumlara ilişkin sorumluluklarını anlamalarını sağlamalıdır. Etkili hizmet sunumu için disiplinlerarası ekip çalışmasında, ekibin her üyesinin mesleki ve etik sorumluluklarının neler olduğunun ekibin tümü ve her bir üyesi açısından ortaya konulmasınısağlamalıdır. Diğer meslek elemanlarının yaptıkları çalışmalara ve aldıkları eğitime saygı duymalıdır. Disiplinlerarası bir ekipte, müracaatçılar hakkındaki kararlara sosyal hizmet mesleğinin bakış açısını, değerlerini ve deneyimlerini koyarak katılmalıdır.... Arkadaşlar Bu da aynı Bilindik şeyler hepsi Uygulama Ortamına İlişkin Etik Sorumluluklar; Tıbbi sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının; uygulama ortamına (sağlık kurumu) ilişkin süpervizyon ve konsültasyon, eğitim öğretim, değerlendirme performans, müracaatçı kayıtları, ödeme, müracaatçı transferi (havale ile gelmesi), yönetim, devamlı eğitim ve personel geliştirme, işverene karşı taahhütler, yönetici çalışan anlaşmazlığı konularında etik sorumlulukları vardır. Bu etik sorumluluklar: Sosyal hizmet uzmanları, uygulama ortamında süpervizyon ya da konsültasyon sistemini oluşturmak için çaba göstermelidir. Süpervizyon ya da konsültasyon veren sosyal hizmet uzmanları; bu görevlerini uygun olarak yapabilme bilgi ve becerisine sahip olmalıdır, kendi bilgi ve uzmanlık alanları dışına çıkmamalıdır, süpervizyon verirken açık ve anlaşılır sınırlar oluşturmalıdır, süpervizyon alanların performanslarını adil ve saygılı biçimde değerlendirmelidir. Sosyal hizmet uzmanları, uygulama ortamında çalışan stajyer öğrenciler için alan eğiticisi ya da öğreticisi sistemini oluşturmak için çaba göstermelidir. Stajyer öğrenciler için alan eğiticisi ya da öğreticisi (kurum danışmanı) olarak işlev gören sosyal hizmet uzmanları; yalnızca kendi bilgi ve yeterlilik alanlarında (mesleki bilgideki son gelişmeleri de birikimine katarak) eğitim vermelidir, açık ve anlaşılır sınırlar oluşturmalıdır, öğrencilerin performanslarını adil ve saygılı biçimde değerlendirmelidir, hizmetlerin eğitim ve öğretim amacıyla öğrenciler tarafından verilmesi bilgilendirilmesini sağlamalıdır. hâlinde, durumdan müracaatçıların Başkalarının performansınıdeğerlendirme sorumluluğunu üstlenen sosyal hizmet uzmanları; açıkça belirtilmiş ölçütleri temel almalı, adil olmalı ve saygılı davranmalıdır... Arkadaşlar Bu da aynı Bilindik şeyler hepsi Meslek Elemanı Olarak Sosyal Hizmet Uzmanlarının Etik Sorumlulukları; Tıbbi sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının; meslek elemanı olarak sosyal hizmet mesleğine ilişkin, yeterlilik, ayrımcılık, özel tavır (tutum, davran iş) kendi değeri, dürüst olmama, hile yapma, zayıflık, temsil edememe, kötü temsil etme (mesleği), ısrarlı istekler, kredi kabul etme konularında etik sorumlulukları vardır. Bu etik sorumluluklar: Sosyal hizmet uzmanları, sadece yetkin olduğu veya yetkin olmaya konusunda istekli olduğu alanda sorumluluk kabul etmeli veya görev almalıdır. Mesleki uygulamalarında yetkin hâle gelmek için çaba göstermeli, bilgilerinin geliştirilmesi ve geçerliliğinin sınanması konusunda uygun yöntemlere başvurmalıdır. Mesleki uygulamalarında sosyal hizmet mesleği ve disiplini ile meslek etiğine ilişkin geçerli bilgileri temel almalıdır. Sosyal hizmet uzmanları mesleki uygulamalarında; ırk, etnik ve ulusal köken, renk, cinsiyet, cinsel tercih, yaş, medeni durum, siyasal görüş, dinsel inanç, zihinsel ya da fiziksel özür temeline dayanan ayrımcılığın herhangi bir biçimine yer vermemeli, göz yummamalı, kolaylaştırmamalı ve ayrımcılık yapanlarla iş birliğine girmemelidir. Sosyal hizmet uzmanları, mesleki sorumluluklarını yerine getirirken kişisel tutumlarının buna engel olmasına izin vermemelidir.... Arkadaşlar Bu da aynı Bilindik şeyler hepsi Sosyal Hizmet Uzmanlarının Sosyal Hizmet Mesleğine İlişkin Etik Sorumlulukları; Sosyal hizmet uzmanları, telif hakkı da dâhil olmak üzere, yalnızca fiilen yaptıkları ya da yapılmasına katkıda bulunduklarıçalışmaların sorumluluğunu ve kazanımlarını üstlenmelidir. Başkalarının çalışmalarını ve katkılarını da dürüstçe belirtmelidir. Sosyal hizmet mesleğinin değerlerini, etik ilke ve sorumluluklarını, bilgisini ve yöntembilimini korumalı; bunların anlatılmasına, anlaşılmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunmalıdır. Araştırma uygulamalarının sorumlu bir biçimde nasıl yapılacağı konusunda kendisini, varsa, öğrencilerini ve meslektaşlarını geliştirmelidir.... Arkadaşlar Bu da aynı Bilindik şeyler hepsi Topluma İlişkin Etik Sorumlulukları; Sosyal hizmet uzmanları; bölgesel düzeyden başlayıp daha global düzeye doğru olmak üzere toplumun genel refah düzeyini artırmalı, bireylerin, toplumun ve çevrenin gelişimini sağlamalıdır. Sosyal hizmet uzmanları, temel insan haklarının karşılanması için gerekli yaşam koşullarının sağlanması konusunda savunuculuk yapmalı; sosyal adaletin gerçekleştirilmesini destekleyen sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel değerler ve kurumların geliştirilmesine katkı vermelidir. Sosyal politikaların ve kurumların oluşturulmasında toplumun bilinçli katılımını kolaylaştırmalıdır. Sosyal hizmet uzmanları, toplumun acil gereksinimlerinin kapsamlı olarak karşılanması için uygun profesyonel hizmetleri sağlamalıdır. Irk, etnik ve ulusal köken, renk, cinsiyet, yaş, cinsel tercih, medeni durum, siyasal görüş, dinsel inanç farkı, mental ya da fiziksel özürü nedeniyle insanlara, gruplara ya da belirli bir sınıfa yönelik ayrımcılığa karşı çıkmalı; bunlara yönelik baskıları önlemeli ve ortadan kaldırmalıdır.... Arkadaşlar Bu da aynı Bilindik şeyler hepsi... Hasta Hakları Hasta hakları; sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip oldukları ve anayasa, milletlerarası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını ifade eder. Hasta hakları kavramı, özellikle İkinci Dünya Savaşı esnasında nazi hekimlerinin makhum ve esirler üzerinde denedikleri insanlık dışı deneyler ve diğer ülkelerdeki etik dışı tıbbi uygulamaların ortaya çıkmasından sonra ve aynı dönemde yoğun bir şekilde tartışılan insan haklarının sağlık hizmetlerine uygulanmasısonucu gündeme gelmiştir. Hasta hakları, önceleri tıp mesleğinin etik kuralları içerisinde yer almaktaydı. Herhangi bir yasal yaptırımı yoktu. Ancak İkinci Dünya Savaşı esnasında uygulanan insanlık dışı tıbbi deney ve uygulamalardan sonra hasta haklarının tıp mesleğinin etik kurallarından çok yaptırımı olan yasal kurallarla korunmasıgereği ortaya çıkmıştır. Hasta hakları ile ilgili bazı önemli kilometre taşları şöyle sıralanabilir: Hasta hakları ile ilgili bilinen ilk ulusal belge, Amerikan Hastaneler Birliğinin 1972 yılında yayımlamış olduğu Hasta Hakları Bildirgesidir. Hasta hakları ile ilgili ilk resmî deklerasyon, 1947 yılında Nuremberg Mahkemelerinde ortaya çıkmış ve doktorlara tıbbi işlemleri uygulamadan önce hastanın bilgilendirilmiş onayının alınması sorumluluğu verilmiştir. Hasta hakları konusundaki ilk uluslararası belge, 1981 de Lizbon da Dünya Tabipleri Birliğince açıklanan bildirgedir. Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa Bürosunca 1994 yılında Amsterdam da gerçekleştirilen bir toplantıda Avrupa da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesi kabul edilmiştir. Türkiye de hasta hakları ile ilgili bir yasa bulunmamaktadır. Ancak hasta hakları ile ilgili yapılan düzenlemeler; tüzük, yönetmelik ve yönerge düzeyindedir. Türk Tabipler Birliği tarafından 1961 yılında Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi (Tüzük) kabul edilerek yayımlanmıştır. Nizamnamede hasta haklarından, hekim ve diş hekimlerinin sorumluluklarından bahsedilerek burada hekimler ile ilgili hastanın mahremiyetine saygı, hastanın hekimini seçebilmesi, tanı ve tedavinin hastaya açıklanması, sır saklama, hekimin hastanın tedavisinden çekilebilme gibi konulara yer verilmiştir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, hasta hakları konusunda bazıhükümler taşımakla birlikte yetersiz kalmıştır. Bu amaçla bu tüzük, Hekimlik ve Meslek Etiği Kuralları adı altında yeniden düzenlenerek Türk Tabipler Birliğinin 1998 de Ankara da yaptığı 47. Büyük Kongresi nde kabul edilmiştir. Türkiye de hasta haklarına ilişkin olarak atılan en önemli adım, Türkiye nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleri ile hasta haklarının yer aldığı uluslararası bildirilerin etkisiyle 1 Ağustos 1998 tarihinde kabul edilen Hasta Hakları Yönetmeliği'dir. Temel Hasta Hakları Hasta Hakları Yönetmeliğinde sağlık kuruluşlarına sağlık hizmeti almak için başvuran herkesin sahip oldukları temel haklar ayrıntılı bir şekilde belirlenmiştir. Bu haklar, özet bir şekilde aşağıda sunulmuştur. Hizmetten Genel Olarak Faydalanma. Eşitlik İçinde Hizmete Ulaşma. Kuruluşu Seçme ve Değiştirme. Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme. Bilgi İsteme Bilgilendirme Mahremiyeti Rıza ve İzin. Reddetme ve Durdurma. Güvenlik Dini Vecibelerini Yerine Getirebilme. Saygınlık Görme. Rahatlık. Ziyaret. Refakatçi Bulundurma. Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı. Sürekli Hizmet. Düşünce Belirtme

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ TIBBİ SOSYAL HİZMET UYGULAMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak, Tanımlar

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ TIBBİ SOSYAL HİZMET UYGULAMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak, Tanımlar SENATO KARARLARI Karar Tarihi: 30/03/2012 Toplantı Sayısı: 05 Sayfa:1 Erciyes Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulaması Yönergesinde değişiklik yapılması hk. 2012.005.025- Erciyes Üniversitesi

Detaylı

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ Tebliğler Dergisi : EKİM 1999/2505 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönergenin

Detaylı

YÖNETMELİK. b) Merkez (Hastane): Turgut Özal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezini,

YÖNETMELİK. b) Merkez (Hastane): Turgut Özal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezini, 19 Ocak 2014 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 28887 Turgut Özal Üniversitesinden: YÖNETMELİK TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Hastane Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Yük.Hem.Müge Bulakbaşı Ekonomik, verimli ve etkili olarak her türlü sağlık hizmetinin kesintisiz üretildiği, Eğitim, araştırma ve toplum sağlığı hizmetlerinin

Detaylı

Kapsam MADDE 2- (1) Bu yönerge, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğünün teşkilatı ile bu teşkilatta görevli personeli kapsar.

Kapsam MADDE 2- (1) Bu yönerge, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğünün teşkilatı ile bu teşkilatta görevli personeli kapsar. SAĞLIK ARAŞTIRMALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DAİRE BAŞKANLIKLARI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönerge, Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısını, görevlerini, yetkilerini ve

Detaylı

GENÇLĐK VE SPOR BAKANLIĞI SPOR HĐZMETLERĐ DAĐRESĐ BAŞKANLIĞININ GÖREV, YETKĐ VE SORUMLULUKLARINA DAĐR YÖNERGE

GENÇLĐK VE SPOR BAKANLIĞI SPOR HĐZMETLERĐ DAĐRESĐ BAŞKANLIĞININ GÖREV, YETKĐ VE SORUMLULUKLARINA DAĐR YÖNERGE GENÇLĐK VE SPOR BAKANLIĞI SPOR HĐZMETLERĐ DAĐRESĐ BAŞKANLIĞININ GÖREV, YETKĐ VE SORUMLULUKLARINA DAĐR YÖNERGE BĐRĐNCĐ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönergenin amacı, Spor

Detaylı

Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel. Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer

Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel. Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer Temsilcileri, Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Başbakanlık Sosyal

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim gören özürlü öğrencilerin öğrenim

Detaylı

YÖNETMELİK İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DİŞ HEKİMLİĞİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DİŞ HEKİMLİĞİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 10 Ocak 2013 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 28524 İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinden: YÖNETMELİK İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DİŞ HEKİMLİĞİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç,

Detaylı

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ TEPEBAŞI BELEDİYE MECLİSİNİN 06.09.2012 TARİH VE 179 SAYILI MECLİS KARARI İLE KABUL EDİLMİŞTİR. T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ AMAÇ

Detaylı

. HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ

. HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ . HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ GÖREVE YENİ BAŞLAYAN SAĞLIK ÇALIŞANLARI İÇİN UYUM REHBERİ İÇİNDEKİLER Önsöz T.C. Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Organizasyon Yapısı. Halk Sağlığı

Detaylı

T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK AMAÇ MADDE 1- Bu yönergenin amacı; Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi nde öğrenim gören

Detaylı

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK 1 ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar, Temel

Detaylı

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Giresun Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma

Detaylı

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER TC MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER AMAÇ Madde 1 Bu yönergenin amacı, Maltepe Üniversitesi Engelli Öğrenci Birimininçalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

Detaylı

İL KANSER KONTROL KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNERGE I. AMAÇ VE KAPSAM

İL KANSER KONTROL KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNERGE I. AMAÇ VE KAPSAM İL KANSER KONTROL KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNERGE I. AMAÇ VE KAPSAM Amaç Madde.1- Bu yönergenin amacı, Kanser Kayıt Merkezleri ile Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezlerinin

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI, MEDİKO-SOSYAL SAĞLIK, KÜLTÜR VE SPOR İŞLERİ DAİRESİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI, MEDİKO-SOSYAL SAĞLIK, KÜLTÜR VE SPOR İŞLERİ DAİRESİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI, MEDİKO-SOSYAL SAĞLIK, KÜLTÜR VE SPOR İŞLERİ DAİRESİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ (Resmi Gazete Tarihi: 03.02.1984 Resmi Gazete Sayısı: 18301) BÖLÜM 1 Kuruluş, Kapsam ve Tanımlar Kuruluş

Detaylı

NÜFUS PLANLAMASI HİZMETLERİNİ YÜRÜTME YÖNETMELİĞİ

NÜFUS PLANLAMASI HİZMETLERİNİ YÜRÜTME YÖNETMELİĞİ NÜFUS PLANLAMASI HİZMETLERİNİ YÜRÜTME YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarih: 6.10.1983; Sayı: 18183 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç: Madde 1 - Bu yönetmeliğin amacı, kişilerin istedikleri sayıda, istedikleri

Detaylı

Kurum Tabipliklerinin Standardına Dair Tebliğ

Kurum Tabipliklerinin Standardına Dair Tebliğ Sağlık Bakanlığından: Kurum Tabipliklerinin Standardına Dair Tebliğ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Temel İlkeler Amaç Madde 1 - Bu Tebliğin amacı; etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti

Detaylı

İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı ve kapsamı; İstanbul

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri Yönetmeliği

Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri Yönetmeliği Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri Yönetmeliği SAĞLIK BAKANLIĞI NDAN: KANSER ERKEN TEŞHİS VE TARAMA MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: Madde 1-Bu yönetmeliğin

Detaylı

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ KARİYER MERKEZİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ KARİYER MERKEZİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ KARİYER MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kariyer Merkezinin amaçlarına,

Detaylı

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinde İşyeri Hemşireliği. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinde İşyeri Hemşireliği. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinde İşyeri Hemşireliği Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.tr Kültür, inanç Fiziksel çevre SAĞLIK Yaşam koşulları Ekonomik

Detaylı

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI MEDİKO-SOSYAL VE GENÇLİK DANIŞMA MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI MEDİKO-SOSYAL VE GENÇLİK DANIŞMA MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI MEDİKO-SOSYAL VE GENÇLİK DANIŞMA MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- Bu yönergenin amacı,

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Müsteşarlık. . VALĠLĠĞĠNE (Ġl Sağlık Müdürlüğü)

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Müsteşarlık. . VALĠLĠĞĠNE (Ġl Sağlık Müdürlüğü) . VALĠLĠĞĠNE (Ġl Sağlık Müdürlüğü) 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 2/11/2011 tarihli ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete

Detaylı

T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 Bu Yönerge, Cumhuriyet Üniversitesi nin ulusal ve uluslararası akademik

Detaylı

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Kanser Kontrolü ndeki Rolü DR. PINAR SAİP TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI Misyonumuz Ülkemizdeki tıbbi onkologların özlük haklarını savunmak, birlikte çalışma kültürünü

Detaylı

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI MİSYON: Çağdaş bilimsel gelişmeler ışığında ve iyi hekimlik ilkeleri doğrultusunda nitelikli çocuk ruh sağlığı hizmeti

Detaylı

Okul Sağlığına Genel Bir Bakış ve Okul Sağlığında Ruh Sağlığının Yeri. Dr Hilal Tıpırdamaz Sipahi 22 Ekim 2003

Okul Sağlığına Genel Bir Bakış ve Okul Sağlığında Ruh Sağlığının Yeri. Dr Hilal Tıpırdamaz Sipahi 22 Ekim 2003 Okul Sağlığına Genel Bir Bakış ve Okul Sağlığında Ruh Sağlığının Yeri Dr Hilal Tıpırdamaz Sipahi 22 Ekim 2003 Okul dönemi 6-19 yaşlar arasını kapsar, iki dönemdir erken okul yaşı ve prepubesans kızlarda

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; Düzce Üniversitesi nde öğrenim gören engelli öğrencilerin öğrenim

Detaylı

http://www.bekirhoca.com/ogretmen/icerik/a0322.htm

http://www.bekirhoca.com/ogretmen/icerik/a0322.htm Page 1 of 5 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI FİLM RADYO TELEVİZYONLA EĞİTİM BAŞKANLIĞI GÖREV VE TEŞKİLATLANMA YÖNERGESİ Tarih: 13 Ekim 1994 Tebliğler Dergisi'nde Yayımı: 21 Kasım 1994 - Sayı: 799 Sayı: APK.D.04-460/1552

Detaylı

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN SAĞLIK YÜKSEKOKULU BESLENME VE DİYETETİK BÖLÜMÜ STAJ YÖNERGESİ

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN SAĞLIK YÜKSEKOKULU BESLENME VE DİYETETİK BÖLÜMÜ STAJ YÖNERGESİ T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN SAĞLIK YÜKSEKOKULU BESLENME VE DİYETETİK BÖLÜMÜ STAJ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu yönergenin amacı, Ondokuz Mayıs

Detaylı

HASTA VE YAKINLARININ EĞİE. Hazırlayan Cihan Arabacı PROSEDÜRÜ

HASTA VE YAKINLARININ EĞİE. Hazırlayan Cihan Arabacı PROSEDÜRÜ HASTA VE YAKINLARININ EĞİE ĞİTİMİ Hazırlayan Cihan Arabacı Eğitim Hemşiresi PROSEDÜRÜ 1 HASTA VE YAKINLARININ EĞİTİMİ Hasta ve yakınlarının tedavi ve bakım süreçlerine katılımı, hem hastanın kendisini

Detaylı

KPSS KONU ANLATIMI. Web: http://www.rehberlik.biz.tr Mail: civelek.murat@gmail.com

KPSS KONU ANLATIMI. Web: http://www.rehberlik.biz.tr Mail: civelek.murat@gmail.com KPSS KONU ANLATIMI Web: http://www.rehberlik.biz.tr Mail: civelek.murat@gmail.com 9. ÜNİTE REHBERLİK HİZMETLERİNDE ÖRGÜTSEL YAPI KPSS de bu bölümden bazen ortalama 1 soru gelmektedir. Bu bölümdeki sorular

Detaylı

SAĞLIK BAKANLIĞI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞININ GÖREV ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE İKİNCİ BÖLÜM. Amaç ve Kapsam

SAĞLIK BAKANLIĞI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞININ GÖREV ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE İKİNCİ BÖLÜM. Amaç ve Kapsam Amaç SAĞLIK BAKANLIĞI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞININ GÖREV ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Kapsam MADDE 1- Bu Yönerge nin amacı; Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı SAVUNMASIZ VE ÖRSELENEBİLİR GRUPLARDA SAĞLIK HİZMETİ SUNUM PLANI Temel Hasta Hakları Hasta

Detaylı

T.C. ESENLER BELEDĠYESĠ SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ MÜDÜRLÜĞÜ ANNE ÇOCUK OYUN MERKEZĠ ÇALIġMA USÜL VE ESASLARI YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM

T.C. ESENLER BELEDĠYESĠ SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ MÜDÜRLÜĞÜ ANNE ÇOCUK OYUN MERKEZĠ ÇALIġMA USÜL VE ESASLARI YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM T.C. ESENLER BELEDĠYESĠ SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ MÜDÜRLÜĞÜ ANNE ÇOCUK OYUN MERKEZĠ ÇALIġMA USÜL VE ESASLARI YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Temel Ġlkeler Amaç MADDE 1 Bu yönetmeliğin amacı,

Detaylı

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Gerektiren Bireyler İçin Evde Eğitim Hizmetleri Yönergesi

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Gerektiren Bireyler İçin Evde Eğitim Hizmetleri Yönergesi Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Gerektiren Bireyler İçin Evde Eğitim Hizmetleri Yönergesi BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönergenin amacı; okul öncesi ve ilköğretim çağındaki

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, 5216 ve 5393 sayılı Belediye yasasının 48. maddesine dayanılarak Tuşba Belediye Meclisinin 07.05.2014 tarih ve 10 sayılı kararıyla kurulmuş

Detaylı

TÜRKİYE HASTANE AFET PLANI EĞİTİMLERİ HASTANE AFET PLANI (HAP) OPERASYON

TÜRKİYE HASTANE AFET PLANI EĞİTİMLERİ HASTANE AFET PLANI (HAP) OPERASYON TÜRKİYE HASTANE AFET PLANI EĞİTİMLERİ HASTANE AFET PLANI (HAP) OPERASYON Olay Komuta Sistemi HAP Başkanı Operasyon Şefi Alan Yönetimi Tıbbı Bakım Sorumlusu Tehlikeli Madde Direktörü Hastane Ünitesi Acil

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

T.C. MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞI Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü KADIN VE AİLE HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞI Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü KADIN VE AİLE HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM T.C. MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞI Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü KADIN VE AİLE HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Temel İlkeler Amaç

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ UYGULAMA KOMİTELERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam Ve Yasal Dayanak

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ UYGULAMA KOMİTELERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam Ve Yasal Dayanak ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ UYGULAMA KOMİTELERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam Ve Yasal Dayanak Amaç Madde 1: Bu yönergenin amacı, Kalite Yönetim Sisteminin (KYS)

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK TANILAMASI (HEM 601 TEORİK 2, 2

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

AYAKTAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ

AYAKTAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 24.03.2014 CureMed te tanımlanmış anamnez modüller eklendi. 01 FTR Tedavi Formu prosedüre tanımlandı. Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hasta Değerlendirme

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Merkez (ODÜZEM): Ordu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezini,

YÖNETMELİK. a) Merkez (ODÜZEM): Ordu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezini, 4 Haziran 2014 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29020 Ordu Üniversitesinden: YÖNETMELİK ORDU ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI HAKKINDA YÖNETMELİK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Gaziosmanpaşa Üniversitesi Uzaktan

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

BİRİNCİ BOLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BİRİNCİ BOLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ VE İSTANBUL ULUSLARARASI FİNANS MERKEZİ (İFM) ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BOLÜM

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ 1. BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar

Detaylı

YÖNETMELİK. Adıyaman Üniversitesinden: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

YÖNETMELİK. Adıyaman Üniversitesinden: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 27 Mayıs 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 29012 Adıyaman Üniversitesinden: YÖNETMELİK ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

İLKADIM KAYMAKAMLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve PROJE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME MERKEZİ (APAM) YÖNERGESİ

İLKADIM KAYMAKAMLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve PROJE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME MERKEZİ (APAM) YÖNERGESİ İLKADIM KAYMAKAMLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve PROJE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME MERKEZİ (APAM) YÖNERGESİ 1 İLKADIM KAYMAKAMLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve PROJE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME MERKEZİ APAM) YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel

Detaylı

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Sinop Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı

Detaylı

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu. İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.tr 1 HEDEFLER.Sağlığı, koruma ve geliştirme kavramlarını bilme İşyerlerinde

Detaylı

HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR

HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR GİRİŞ Hasta eğitimi, sağlığı koruyan ve bireylerde davranış değişikliği geliştirmeye yardım eden öğrenim deneyimlerinin

Detaylı

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 17 Ağustos 2010 SALI Resmî Gazete Sayı : 27675 Namık Kemal Üniversitesinden: YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ÖZÜRLÜ HİZMET BİRİMLERİ YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2006. Resmi Gazete Sayısı: 26261 BİRİNCİ BÖLÜM

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ÖZÜRLÜ HİZMET BİRİMLERİ YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2006. Resmi Gazete Sayısı: 26261 BİRİNCİ BÖLÜM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ÖZÜRLÜ HİZMET BİRİMLERİ YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26261 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

Türkiye de Sağlık Örgütlenmesi

Türkiye de Sağlık Örgütlenmesi Türkiye de Sağlık Örgütlenmesi (224 Sayılı Yasa ) Doç.Dr.Melikşah ERTEM İdeal Bir Örgütün İlkeleri Eşitlik Sürekli hizmet Entegre hizmet Katılımcı hizmet Öncelikli hizmet Ekip hizmeti Kademeli hizmet İdeal

Detaylı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Tanımlar Amaç MADDE 1-(1) Bu Yönergeninin amacı; suça sürüklenmesi,

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, İstanbul Üniversitesi Kariyer

Detaylı

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği taslağı tarafımızca incelenmiş olup, aşağıda taslağın hukuka aykırı ve eksik olduğunu düşündüğümüz yönlerine

Detaylı

6331 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışmalar yaparak, Şifa Ortak Sağlık Güvenlik Birimi tarafından ;

6331 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışmalar yaparak, Şifa Ortak Sağlık Güvenlik Birimi tarafından ; 17.12.2013 İŞ GÜVENLİĞİ KAPSAMINDAKİ HİZMET TEKLİFİ TEKLİF BİLGİLERİ YETKİLİ ANKARA DİŞ HEKİMLERİ ODASI DANIŞMAN ŞİFA ORTAK SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMİ ADRES: HEPKEBİRLER MAH. NASRULLAH İŞ MERKEZİ KAT:5

Detaylı

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ DENEY HAYVANLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ DENEY HAYVANLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ANADOLU ÜNİVERSİTESİ DENEY HAYVANLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA BİRİMİ YÖNERGESİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Bu Yönerge, birimin yönetim organlarına ve görevlerine ilişkin

Detaylı

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ndeki tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenim görmekte olan öğrencilere

Detaylı

HAFTA 7. SAĞLIK MEVZUATI VE HEMġĠRELĠK YÜKSEKÖĞRETĠM KANUNU NDA ÜNĠVERSĠTE HASTANELERĠ HEDEFLER ĠÇĠNDEKĠLER

HAFTA 7. SAĞLIK MEVZUATI VE HEMġĠRELĠK YÜKSEKÖĞRETĠM KANUNU NDA ÜNĠVERSĠTE HASTANELERĠ HEDEFLER ĠÇĠNDEKĠLER YÜKSEKÖĞRETĠM KANUNU NDA ÜNĠVERSĠTE HASTANELERĠ HEDEFLER Bu konunun sonunda, Yükseköğretim mevzuatı kapsamında üniversite hastanelerinin yapı ve işleyişini öğrenebileceksiniz. SAĞLIK MEVZUATI VE HEMġĠRELĠK

Detaylı

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet TEMEL Kadına yönelik şiddetin tanımlanması: Fiziksel şiddet? Duygusal şiddet? Ekonomik şiddet? Cinsel şiddet? İhtiyaç- Hizmet

Detaylı

T.C. MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KADIN DANIŞMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

T.C. MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KADIN DANIŞMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KADIN DANIŞMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1: Bu yönetmeliğin amacı, Kadın Danışma Merkezindeki hizmetin tür ve niteliğini, işleyişini, işleyişine

Detaylı

BARTIN ÜNİVERSİTESİ PROJE YÖNETİM VE DESTEK OFİSİ ÇALIŞMA İLKE VE ESASLARI YÖNERGESİ

BARTIN ÜNİVERSİTESİ PROJE YÖNETİM VE DESTEK OFİSİ ÇALIŞMA İLKE VE ESASLARI YÖNERGESİ BARTIN ÜNİVERSİTESİ PROJE YÖNETİM VE DESTEK OFİSİ ÇALIŞMA İLKE VE ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1. Bu Yönerge Bartın Üniversitesine bağlı olarak kurulan

Detaylı

YÖNETMELİK İPEK ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK İPEK ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Yönetmelik 22 Eylül 2013 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 28773 İpek Üniversitesinden: YÖNETMELİK İPEK ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders)

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Dersin Kodu Dersin Adı T U/L Kredi ECTS EYD-504 Eğitim

Detaylı

T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM

T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 Bu Yönetmeliğin amacı; Bornova Belediye

Detaylı

UFUK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ SAĞLIK, KÜLTÜR VE SPOR İŞLERİ YÖNERGESİ

UFUK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ SAĞLIK, KÜLTÜR VE SPOR İŞLERİ YÖNERGESİ (Senatonun 02.11.25.03/3 ve Mütevelli Heyetin 02.11.27.08/2 sayılı kararı) UFUK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ SAĞLIK, KÜLTÜR VE SPOR İŞLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde l- Bu yönergenin amacı,

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2004/...

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2004/... T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü SAYI : B100THG0100002-3120 25.02.2004-3109 KONU : Semt Poliklinikleri Yönergesi... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2004/... Yataklı tedavi

Detaylı

TÜRKİYE İÇ DENETİM ENSTİTÜSÜ DERNEĞİ AKADEMİK İLİŞKİLER KOMİTESİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Vizyon, Misyon ve Tanımlar

TÜRKİYE İÇ DENETİM ENSTİTÜSÜ DERNEĞİ AKADEMİK İLİŞKİLER KOMİTESİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Vizyon, Misyon ve Tanımlar TÜRKİYE İÇ DENETİM ENSTİTÜSÜ DERNEĞİ AKADEMİK İLİŞKİLER KOMİTESİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Vizyon, Misyon ve Tanımlar Kapsam MADDE 1- Bu Yönetmelik, Türkiye İç Denetim Enstitüsü Tüzüğü nde

Detaylı

T.C. PLATO MESLEK YÜKSEKOKULU YURT DIŞI YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ KURULUŞ VE FAALİYET YÖNERGESİ

T.C. PLATO MESLEK YÜKSEKOKULU YURT DIŞI YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ KURULUŞ VE FAALİYET YÖNERGESİ T.C. PLATO MESLEK YÜKSEKOKULU YURT DIŞI YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ KURULUŞ VE FAALİYET YÖNERGESİ Konu Madde 1- Bu Yönergenin konusu, Plato Meslek Yüksekokulu nun Yurt Dışı Yükseköğretim

Detaylı

TIP FAKÜLTESİ TIP EĞİTİM-ÖĞRETİM ÜST KURULU YÖNERGESİ DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

TIP FAKÜLTESİ TIP EĞİTİM-ÖĞRETİM ÜST KURULU YÖNERGESİ DÜZCE ÜNİVERSİTESİ DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TIP EĞİTİM-ÖĞRETİM ÜST KURULU YÖNERGESİ Amaç Madde 1- Bu yönergenin amacı, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki mezuniyet öncesi tıp eğitimi, tıpta uzmanlık eğitimi,

Detaylı

YÖNETMELİK. Gaziosmanpaşa Üniversitesinden: GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ PALYATİF BAKIM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

YÖNETMELİK. Gaziosmanpaşa Üniversitesinden: GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ PALYATİF BAKIM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 13 Ekim 2014 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29144 Gaziosmanpaşa Üniversitesinden: YÖNETMELİK GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ PALYATİF BAKIM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU HİZMET ŞEMASI

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU HİZMET ŞEMASI YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU Kadro Adı : Yataklı Tedavi Kurumları Başhekimi Maaş : Barem 18 B (1) Müdürün yönergeleri uyarınca Daire hizmetlerinin yürütülmesinde Müdüre yardımcı olmak; (2)

Detaylı

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Yönerge, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi nin

Detaylı

BATMAN ÜNİVERSİTESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ İZLEME GÖZDEN GEÇİRME VE DEĞERLENDİRME YÖNERGESİ

BATMAN ÜNİVERSİTESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ İZLEME GÖZDEN GEÇİRME VE DEĞERLENDİRME YÖNERGESİ BATMAN ÜNİVERSİTESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ İZLEME GÖZDEN GEÇİRME VE DEĞERLENDİRME YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu yönergenin amacı, Batman Üniversitesi iç kontrol

Detaylı

SAĞLIK BAKANLIĞININ MESLEK HASTALIKLARI İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARI

SAĞLIK BAKANLIĞININ MESLEK HASTALIKLARI İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARI SAĞLIK BAKANLIĞININ MESLEK HASTALIKLARI İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARI Dr. Ebru AYDIN Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanı Uzm.Dr. Sühendan ADIGÜZEL Birim Sorumlusu 1 BAKANLIĞIMIZDA, ÇALIŞAN SAĞLIĞI İLE

Detaylı

T.C.İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SOSYAL HİZMETLER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE

T.C.İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SOSYAL HİZMETLER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE Amaç ve Kapsam Madde 1 - T.C.İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SOSYAL HİZMETLER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Bu Yönergenin amacı; İzmir

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

Sayı : B.13.1.SGK.0.(İÇDEN).00.00/04 18/01/2008 Konu : İç Denetim Birimi GENELGE 2008/8

Sayı : B.13.1.SGK.0.(İÇDEN).00.00/04 18/01/2008 Konu : İç Denetim Birimi GENELGE 2008/8 Sayı : B.13.1.SGK.0.(İÇDEN).00.00/04 18/01/2008 Konu : İç Denetim Birimi GENELGE 2008/8 Bilindiği üzere; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile yeni mali yönetim ve kontrol sisteminin gereği

Detaylı

HASTA HAKLARI KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ

HASTA HAKLARI KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ HASTA HAKLARI KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ Hak sözcüğü, hukuka uygunluk, adalet; hukukun, adaletin gerektirdiği ve birine ayırdığı şey diye tanımlanmaktadır. Hasta hakları, esasta insan haklarının sağlık

Detaylı

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ Zelha Türk*, Serpil Türker **, Pelin Gökoğlu***,Eda Ulutaş**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not I Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Çağdaş Eğitim *Toplumların ihtiyaç ve beklentileri durmadan değişmiş, eğitim de değişen bu

Detaylı

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE

Detaylı

TÜRKİYE DENETİM STANDARTLARI RİSKİN ERKEN SAPTANMASI SİSTEMİ VE KOMİTESİ HAKKINDA DENETÇİ RAPORUNA İLİŞKİN ESASLARA YÖNELİK İLKE KARARI

TÜRKİYE DENETİM STANDARTLARI RİSKİN ERKEN SAPTANMASI SİSTEMİ VE KOMİTESİ HAKKINDA DENETÇİ RAPORUNA İLİŞKİN ESASLARA YÖNELİK İLKE KARARI TÜRKİYE DENETİM STANDARTLARI RİSKİN ERKEN SAPTANMASI SİSTEMİ VE KOMİTESİ HAKKINDA DENETÇİ RAPORUNA İLİŞKİN ESASLARA YÖNELİK İLKE KARARI 18 Mart 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 28945 KURUL KARARI Kamu Gözetimi,

Detaylı

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ UYGULAMA YÖNERGESİ

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç Madde 1 - Bu yönergenin amacı; Akdeniz Üniversitesi birimlerinde; iç ve dış paydaşların gereksinim ve beklentilerini dikkate alarak hizmetlerin değerlendirilmesine,

Detaylı