' Bizans denilince Ülkemizde entellektüel çevrelerde bile,

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "' Bizans denilince Ülkemizde entellektüel çevrelerde bile,"

Transkript

1 ' \ SON DÖNEM BiZANS EKONOMİSİ Mehmet Ali KILIÇBAY ( *) \ Giriş Ülkemizin tarihinin iyi incelenmediği, bundan da önemlisi, iyi öğretilmediği bir gerçektir. Orta öğrenimde bu toprakların tarihinin anlatılınasına genellikle Selçuklulardan başlanmakta, ondan önceki dönemler şükuta yakın bir boyutta ele alınmaktadır. ı ' Oysa, Anadolu toprağı, ilk tarımsal_ üreticiliğin ortaya çıkmasına sahne olan toprakdır. Bu nedenle de yerleşik kültürlerin beşiği olmanın 'ötesinde, Dünya tarihinin tüm büyük akımlarının içinde yer almış engin bir tarih' laboratuarıdır -da. Arkeoloji çalışmalarını «qacasız sanayi». denilen turizmin fonksiyonunda düşünme alışkanlığı, Side gibi bir antik kentin içinde modern bir yerleşme alanının oluşmasına olanak tanıyan tarih bilinçsizliğ!, Anadolunun tüm eski tarihi konusunda genel bir ilgisizliğin ve bunun da ötesinde genel bir bilgisizliğin oluşmasına yol açmıştır. ' Bizans denilince Ülkemizde entellektüel çevrelerde bile, çağrışımlar sınırlı kalmakta; ya saray entrikaları akla gelmekte, ya da İstanbul'da henüz ayakta kalmış olan bazı Bizans mimari yapıtlarıyla Hollywood filmleri birleştirilerek, ölçüsüz bir lüks düşlenmektedir. Roma İmparatorluğu'nun Doğu parçası olarak M.S. 395 yılında siyasal kimlik kazanan Bizansın, yılında imparator-. ' luğun Batı parçasının ortadan kalkmasıyla Roma İmparator- 1 ' ( ' ı'. (*) Dr., A.l.T.l.A. Ekonomi Fakültesi. 137

2 luk idealini ve antik geleneği 1453 yılına }{ adar bu topraklar üzerinde yaşattığı hemen hemen hiç akla getirilmemektedir. Bin yıldan fazla bir süre Anadolu toprakları üzerinde egemen olan Bizansın ekonomik oluşumları iktisatçıları yakından ilgilendirmektedir. Dünü anlamak, bugünü anlamaya yardım. cı olduğu kadar, analiz aletlerinin gelişme.sine de katkıda bulunacaktır. Biz bu küçük çalışmamızda Bizans ekonomisine daha çok., tarımsal yönden baktık Bunun yanı sıra, cevaplamaya uğraştığımız temel soru Batı Roma ekonomik oluşumlarının feodal.üretim tarzına ulaşmasına karşılık, Bizansın neden bu tarzı doğuramadığı oldu. Son Dönem Bizans Ekononıisi Roma İmparatorluğunun Batısı ile Doğusu, 4. yy.'ın sonlarına kadar aynı siyasal birliğin içinde yer almakla birlikte, hiçbir zaman aynı hatta benzer ekonomik değişim süreçle_ri izlememişlerdir. Doğu Akdeniz bölgesindeki Roma işgali, bu bölgenin kendine özgü oluşumlarını- çözüp, Batı değişim kalıbına getirememiştir. Tersine, Helenistik çağda oluşan deniz ticaretine dayalı. büyük nüfuslu endüstri ve ticaret kentleri, Doğuda herzaman çok canlı kalmışlardır. Böylece, Roma tarafından işgal edilmiş 'Olmak, Doğunun Helenistik damgayı taşımasına engel olamamıştır. 1 Bu damganın iki önemli yansıması; çok sayıda kentin varlığı ile, kırsal alanda egemen toprak mülkiyetinin küçük top:- rak mülkiyeti olmasıydı. - \ Eski Yunan tarımı köle emeği kullanınakla birlikte, Batının egemen tarımsal işletme. tarzı olan latifundium tipi işletme Doğuda ortaya çıkmamıştı (1). Buna karşılık, Doğuda kentler, (1) Daha çok Batı Homa tarınısal ürgütlcnmcsiııiıı hir ürünü olurak ortaya çıkan latifuııdium, tarih :nızııııııda gcıwlliklc Honıa Imparatorluğunun tümüne mal edilıncktediı,' O~ sa latifundiunı. B.atı Avrupa ' topraklarının ilk kçz Roma egemenliğinde lhi'ıına açılnıalaı ının sonucu olarak oı taya ~~ıkmıştıı. Roma ya;. ılııııısıııııı hol \'<' ııcuza sağludıj'rı köle emeğinin. fetlıcdilen bakiı topraldada hirleşmesi sonucu. ortaya Roma egemen sınıfı olun seııatürlcı iıı nıülkivctiıu.lt< geııiş Larıınsal İşletmelerin çıkınasın,a neden olımışlm. Toprnk ve külcııiıı, yavıl- 138

3 hem nüfus, hem de sayılan bakımından Batıdakiler ile karşılaştırılamayacak kadar gelişkindiler (2). Latifundium tipi tarımsal işletmelerin oluşn1asında en büyük etken hiç kuşkusuz Roma senatör sınıfıdır. Romanın Cumhuriyet döneminde Roma vatandaşlığı ile devletin aynı anlama gelmesinin sonucu olarak, serratörler fetbedilen topraklara ve ele.geçen kölelere sahip çıkmışlardır. Ancak, M.S. ı. yy.'dan itibaren Cumhuriyetin yerini İmparatorluğun alması ve bu yeni \~ siyasal örgütlenmenin senatörleri haklarından mahr.um etmeye yönelmesi, Cumhuriyet döneminin bu etkin unsurlarını muhalefete yöneltmiştir. 3. yy.'dan itibaren Batı Roma imparatorluk dengelerinin bozulması sürecine girmeleri, senatörlere topraklar üzerindeki haklarını konsolide etme fırsatını vermiştir. Devletin zaafa düşmesinden yararlanan senatörler, doğrudan '. üreticiler üzerinde kurdukları himaye ( patroniciumj ile, merkezi askeri ve mali kaynaklardan, önemli ölçüde mahrum etmişlerdir. Doğuda ise serratörler hem sayıca az, hem de etkisizdirler. Ayrıca; sahip oldukları topraklar, İmparator topraklarının Doğuda yer alması nedeniyle,. Batı latifundium'larına oranla çok küçük, hükmettikleri doğrudan üretici sayısı çok azdı. Bu nedenlerle, Doğulu serratörler merkeze karşı durumlarını konso- ude edemediler ve kısa sürede merkez güçleri tarafından yok edildiler (3). Doğuda ekonominin daha çok kentlere dayanması, kentlerin genellikle deniz bağlantılı olmaları ve bu nedenle de çok iyi korunabilmelerinden ötürü, 3. yy.'dan itibaren İmparatorluma dönemindeki, sınırsız arzı, Batı Homa tarımsal teknolojisinin sabit kalmasına neden olmuş, ürün artı~ı ımcak ülc:ek hüyiitcrck sağlanır hale gelmiştir. Bu olgunun getirisi olarak, Roma laı ıınsal Yayılması lateral olmak zorunda kalmıştır. Bu durumda, ürün artışı arzusu yeni topraklar ve Yeni köleler i.alcbinc dönüşmüştür. Fctlıedilen her yeni toprağ-ın kölevi ~~ağ'ırınası, ele ge~:cn her kölenin veııi biı toprak parçasının larıma açılmasma neden olması sonucu. Batı Romada çok büyük ölçekte tarımsal işleımelcr oluşmuştur. Buna lmrşılık, tarımsal üreticiliğin başlangıcınet tanık olmuş Doğ'u Roma top-. rakları, küçük toprak mülkiyetinin gelişmişliği ncdcnivlc, l\öle emeğ ini yer yer kullanmalda birlikte, tannın açılmamış t.oprnk vok)ui{u nedeniyle, latifundium tipi işletme ohışt.uraınnmışlır. (2) Perr~r Anderson, Passngcs from Antiquity to Fcudalisın, London. NLŞ, 1977, s (3) ~<Byzantinc Empiı c.., Encyclopacdia Brittanica, C. 3. s.!)go. /. 139

4 . '.,. ğu kasıp kavurmaya başlayan Barbar saldırıları, Doğuda Batıya oranla çok daha az zararla atlatıldı. Barbar saldırılarının ilk şoku geçtikten sonra, Batı kentleri genellikle kara. kentleri olmanın getirisi olarak can çekişme sürecine girdiler (4). Buna karşılık Bizans kentleri büyp.me eğilimindeydiler. Ör~ neğin, İstanbul'un hiç durmadan artan nüfusunu barındırabiirnek için kale duvarlarını genişletmek gerekmiştir. İskenderiye, İskenderun gibi liman kentlerinin durumları da pek farklı değildir (5). Diyarbakı~ 'gibi, denizyollarından uzak bir kentin bile surları 5,5 km.'ye kadar uzatılmıştır. 72 kulesiyle kenti güvenlik içinde tutan bu surlar, Kent araplar. tarafından fethadilineeye kadar bir kaç kez daha uzatılmak zorunda kalmıştır(6). Tüm Bizans kentleri içinde İstanbul'un bir milyona yakla Şan nüfusa sahip olması merkezin eyajetler üzerinde sağlam bir denetim kurabilmesinin önemli unsurlarından biriydi. Bu kadar kalabalık bir nüfusu besieyebilmek için merkez, eyaletleri doğrudan denetim altında tutmak zorunda kalmaktaydı. Bu - denetim ise, büyük bir bürokrasi ve kalabalık bir ordu gerektirmekteydi. Bunların. sağlanabilmesi ise, eyajetlerden düzenli vergi alınabilmesine bağlıydı. Bu. açıdan, Bizansllların gözünde en iyi imparator, arkasında dolu bir hazine bırakan imparatordu (7). (4).(5) (6) (7) 140 Batı Roma kentlerinin büyük bir kısmı, Roma eyajet sistemi (prq: vincia) gereği olarak, Balı Avnıpaıım içlerinde oluşınuşlıı. Halil Demireioğlu, 1 Romn Devletinin Eyalet (Provincia) Sistemi Hakkında,., Tarih Araştırmaları Dergisi. C. 'V, Sayı: 8-D, 1967, s.lılı Bunun yanında, latifundiuın tipi larıınının pazm a yönelik olması. buna karşılık kara ulaşlırmasmın deniz ulaştıı masma ormıla çok pahalı olması gibi nedcıılcrdcn öliil'ii. Roma lıııpamt.oı luih~nun batısında çok. sayıda küçük yerel pazarlar oluşınuştu. l3u pazar Yerlerinin zamanla kcntleşmclcri, Batıda,. Dof.{unun aksine çok sityhla ama az nüfuslu kentin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Frank \:Villiam \Valbanl\, ~<Trade and Industry Unclcr the Lat.cr Roman Empirc in the \' 7 cst,., M. Postan, E.E. Rich (rds.). Tiıc Cambridge Economic History of Eu~opc, vol. Il. Canıbridı.rc. Universitv Pı css. t 052. s. :3.'3- H5 v~ Lew-is Mumford, The City in llistch"y. ~cw Yoık Han:omt Bı ncc.jovanovisdı, ş, 20s - 21~3.. M.V. Levtcheııko. Bizans. lstanbul. MilliYet Y s. L) Vl' Louis Brehier: Vie ct Mort de Bvzahcc. Paris. ~\lhin Michel s Friedrich - Karl Kienitz~ Biiyiik Sancağın Gölgesinde. IstanbuL Tercüman Y., t.y., s. 69. Steven Runciman, «Byzantiııc Trade anel Indnstı v,.., The Camhrid!!c Economic. History of Europc, vol. IT, ~p. cit., s. 87.

5 / Bu ilkenin ekonomik anlamı, devletin dış ticaret açığı vererek, paranın ayarıyla oynamak zorunda kalmamasıdır. Böylece, Batı Romanın aksine, Doğu Roma, ri yi para ödeyerek, m er. keze bağlı bir ordu besleyebilmekte ve bu askerlere nakit kıtlığından ötürü toprak. vermek zorunda kalmayarak, _onların merkez - kaç güçler haline dönüşmelerini engelleyebilriıektedir. İstanbul'un yeri' Bizans merkezinin bu avantajlı durumu koruyabilmesi açısından çok önemlidir. Bizans merkezinin büyük ticaret yollarının üstünde olması,.imparatorluğun dış ticaret açığı vermesine en büyük engeldir {8). Batıyı yıkan Germen saldırılarına karşı sağlam bir biçimde direnebilen. Bizans, 7. yy.'da, bundan sonraki oluşumları önemli ölçüde etkileyecek üçlü bir saldırı karşısında kalmıştır. Slav ve Avarların Balkanları işgali, İranllların Anadolu içlerine kadar girmeleri ve Arapların Suriye ve Mısır'ı ele geçirmeleri, Bizans'da önemli değişikliklere yol açmıştır (9). Bu yoğun saldırıların sonucu olarak, işgallerden insan ve toprak varlıklarının önemlice bir bölümünü yitirerek çıkan toprak aristokrasisi, Bizansın ilk yıllarındakinden daha da önemsiz hale geldi. B~nun yanı sıra, orta büyüklükte toprak sahip-. lerin de durumları sarsıldı. Bu iki sınıfın gerilemelerine karşılık, 3.. yy.' dan beri Batı etkisiyle yaygınlaşmakta olan colof!-us' ları toprağa bağlama her~keti önemli ölçüde yavaşladı (10). Bütün bu gelişmeler, devletin vergi endişeleriyle tarımsal alana daha yoğun olarak müdahale etmesi sonuc:unu doğurdu. Bu müdahaleler kapsamında, daha fazla vergi toplayabiirnek amac~yla. devletin,. köy cemaatlerini_ müteselsilen sorumlu vergi mükellefleri sayınağa başlaması sonucu, colonus'iuk iyice gerileyip, küçük tarımsal mülkiyet egemen toprak tasarrufu biçimi halini aldı. -.. ' ~ ' 1 / '/ ~--... '/,_,-; ı, Böylece, köy cemaati ( chorin veya koinotes chorionj artık, Bizans tarımsal oluşumlarının temelini oluşturmaktadır. A~cak, (8) Stephan \'iljoen, Economic Syslcms iıı World History, London, Long- man, 1974, s. 88. (9) Saldırıların ayrıntısı içiıı bkz.: George Ostrogqrsky, History or t1ıc Byzantinc State, Oxford, Basil Blackwell, 1956, s , 133-3(. ve A.A. Vasiliev, Histoire de l'enıpirc Byzantin,. 2 vols., Paris, Editions A. Picard, 1932, vol. I, s (10). Ostrogorsky, op, cit., s

6 bu cemaatleri kapsamında yer almayan bağımsız çiftçiler (ktesisj de ihmal edilemeyecek bir oran oluşturmaktadırlar.. Köy cemaatinin temel özelliği, vergi karşısındaki zorunlu. dayanışmadır. Köy cemaatinin üyeleri, devlet vergisine karşı müteselsilen sorumludurlar. Bağımlı köylülüğün arttığı bir dönemde, bu müteselsil sorumluluk r epibole), hem bağımsız köylüleri yerel güçlülere karşı korumakta, hem de devleti vergi hasılatı açısından güvenli kılmaktaydı (ll). Bir süre sonra, devlet verginin güvenliğini daha da artırmak için köylülerin topraklarını terketmelerini de yasaklamıştı <12>. Müteselsil sorumluluğun uzantısı olarak, köy cemaati, köy~ de bulunmayan ama köy halkından sayılanların da vergilerini ödemek zorundaydı. Buna karşılık olarak, köy cemaatinin bu kimselerin tarlalarını işleyip, ürünlerine cemaat adına sahip ol-. ma hakkı da bulunmaktaydı. Bu müteselsil sorumluluk aslında, Bizans öncesi Helenistik dönemin ho'mokenson chorion (aynı vergiye tabi köy) uygulamasının kalıntısıdır. Bizans döneminde bu uygulama, vergi dışına da taşırılarak, devletin yüklediği tüm görevlerin köy cemaati tarafından ort~klaşa yapılmasının zorunlu hale getirilmesi sonucunu d~ğurmuştur. Fakat, ıo. yy.'dan itibaren köy cemaatleri, bir yandan merkezin zayıflaması, diğer yandan da merkez - kaç güçlerin etkin hale gelmeleriyle, gerilerneye başlamışlardır. Özellikle, vergilerin ağı_rlığı nedeniyle, k9y cemaatlerinden kaçarak ayrı çiftlikler kuran köylülerin (idiostataj sayılarının artması ve 11. yy.' dan itibaren de merkez- kaç güçlerin devlet yönetimini ele geçirmeleriyle, köy cemaatleri yerel güçlerin insafına kalmışlardır ( 13). Gerçekte; devletin topladığı vergiler büyük rakamlara ulaşmaktadır yy.' da her yıl hazineye giren vergi tutarının 600 milyon altın olduğu hesaplanmıştır (14l. Ancak devletin ge- (11) Louis Brclıier, Lcs lnstitutions de l'empirc Byzant.in, Pnl is, Albin Michel, 1968, s (12) Karl \ıvittfogel, Oricntal Despotism, New Havcn, Yalc University, 1964, s (13) 1-Ielenc Antoniadis - Bibicou, «Byzancc ct Mode de Production Asiatique», CERM, Sur le Mode de Production Asiatique, Paris, Editions Social es, 1974, s _ (14) Jacques Pirenne, Les Grands Courmıts de l'histoire Universelle. 4 vols., Ncuchatcl, Ed. de la Baconnicrc, 1947, c. II, s. 44. ~ \.. 142

7 'ı lir ihtiyacının,\ vergi hasılatının önünde gitmesi, Justinianus döneminden beri her 15 yılda bir yapılan kırsal kesime ilişkin sayımların (15) yanında, devletin: özgür köylüyü yok edecek derecede vergiler koyması, bu altın yumuruayan tavuğun merkezin elinden kaçmasına neden olmuştur. Bizans vergi sistemi özünde, 3. yy. Diocletianus reformlarıyla ortaya çıkan Roma vergi sisteminin aynıdır. Roma vergi birimi olan capitatio <baş v~rgisi) ve iugatio <toprak vergisi)~ nun Bizans çağında da uygulanması ve vergisel sistemlerde verginin artık ürünle oransal bağlantısını sabit tutmanın olanaksızlığı nedeniyle, Devletin gelir sıkıntısı çektiği dönemlerde, bu vergi ikilisi doğrudan üreticinin gerekli ürününe büyük ölçüde tecavüz edilmesine neden olarak, onların yerel güçlülere sığınmalarına veya kentlere kaçmalarına yol açmıştır (16). Tersine bir oluşum ise, vergil(3rin köylünün artığından az olduğu durumdur ki, bu da sonuna kadar Bizans'da ticaretin canlı kalabilmiş olmasını açıklamaktadır. Bizans vergi sistemi zamanla, Roma sisteminin özünü 'korumakla birlikte ondan farklılaşmağa başlamıştır. 12. yy.'a kadar Bizans köylüsü toprağının büyüklüğüne ve verimine göre değişen zevgaritikon adı verilen bir 1 toprak vergisi ile Roma capitatio'nun karşılığı olan kephalitory, adlı bir baş vergisi vermekteydi (ı 7). 4. Haçlı saferinden sonra ( ) latin baronlarının eline geçen Yunanistan ve Ege adalarında yeni bir düzenin ege- ~- men olması, Bizans vergi sistemini kökünden etkilemiştir. 12. yy.'dan itibaren Batı Avrupa'da feodalite çözülmekte ve feodal (15) (16r (17) Prokopius, Gizli Tarih. lstanlul, Milliyet Y., 1U73, s. iür Antoniadis - Bibicou, art. cit. s lı b er Ortaylı bu verginin, 1 TırisLiyon olmayan unsudardaıı alınan h ir vergi olduğunu ve sadeec gayrimüslimlcrdcıı alınan, 1 s lam vergi lıukukundaki, eizyeye karşilık olduğunu ileri sürıncktediı. Kanım~ca, bu bir yakışlırmadan ibaı clliı. Kephaletion. tüm antik Doğu'nun tanıdığı yaygın' bir vergi türüdiiı. I lclcnisı.ik devletlerden Romaya capitatio olarak ge(~en b-aş vergisinin Yunanca çevirisinden başka birşey, değildir. Zaten lı cm capilalio hem de kophaletion kelime anlamı olaı ak da bn~ Ycrıtisi anl:unına ~clnıektcdirlcr. Bunun dışında, merkezin eg emenliğini tck inanç etrafında oluşturmağa çalışan Bizans açısından, Hıristiyan olmayan unsurlara 'tahammül mümkün değildir. Gerçekte de Bizans ülkesinde, Hıristivan olmayan nüfus yok denilccek kadar az savıda olmuştu ı. Bkz.: llbcı Or taylı, Türki ye Idare Tarihi, Ankara, TO DAl E Y., 1979, s ~ ~ 143 \

8 .. rant <emek- ran tl yerini para ranta bırakmaktaydı. Bizansa \ ithal edilen latin baronlarının düzeni, çözülmekte olan Batı Avrupa feodalitesinin bu aşamasıydı. Fransız ve İtalyan baronlarının Bizans köylülerinden aldıkları para- rant, Batıda feodal çözülmeyi belirleyen ödentilerden ibarettir. Bizans soylulan bu ödentiler yunancaya çevirerek kendi topraklarında da uygula :'luşlar ve klasik capitatio - iugatio biçimindeki Bizans vergi sistemi böylece büyük bir değişim sürecine girmiştir. Bu vergiler başlıca, zevgarion (toprak vergisil, topos (tapu resmil, ippoforyi <at yemi karşılığı), ennomion <otlak kullan~ ma bedeli), mandriatikoın <süt hayvanları resmil, xirodekatiya (domuz resmil, melissonomion <kovan resmi}, kapnikon <köyün sürekli sakini olmayanlardan alınan harç), part.enofforiya (ilk gece hakkının ~araya Çevrilmiş D. Görüldügü üzere, tüm bu vergiler feodal - rant'ın. paraya çevrilmiş biçi~inden başka birşey olmayıp, Bizans oluşumları-.. nın ürünü değillerdir (18). Bizans doğrudan üreticisinin maruz kaldığı. ödenti biçünlerindeki bu değişikliklerin yanı sıra, Devlet gelirlerinin gider-.. lerini karşılayaniaması, ordu ve bürokrasinin maaşlarının ödenmesinde aksamalara yol açmaktadır. Bu aksama ise, askerlerin -". (18) Bu ödentilerin vergi bile sayılınaları kuşkuluykcn ve bunların latinkökenli oldukları ortadayken, Türk tarih yazınında bunlar genellikle Bizans kökenli vergiler olarak kabul edilmekte ve bazılarının karşılıklarının Osmanlı vergi sisteminde de bulunması nedeniyle, Osmanlı vergi şisteminin.bizans kaynakjı olduğu ileri sürülmektedir. Oysa, bu ödenti türleri, Osmanlı vergi sisteminin bütününü etkileycmeyecek kadar az sayıda olmanın ötesinde, Osmanlı ülkesinin tiimünde uygulanmayıp, büyük yerellik arzeden vergi cinslerinden- dir ler. Ayrıca, Osmanlı kendi vergi. sistemini oluşturma aşamasmda, fethettiği ülkelerin vergi sistemini bir süre korumakta ve zamanla / bu bölgeleri de kendi asıl vergi sisteminin içine almaktadır. Osmanlı tarih incelemelcrinde, genellikle Batı feodalilesi pek incelenmeden hükümlere varılmaktadır. Yukarıda saydığımız bazı son dönem Bizans ycrgileriııin Datı feodalitesinin çözülme aşamasının ürünü olduğunu farkedemeyen birçok hatılı yazar, bunları Bizansın öz ürünü saymakta ve Osmanlının bu vergileri ondan aidı-. _ ğını ileri sürmektedirler (örneğin, Ludwig Feketc,.Jean Dcny, Jorga, Alfred Rambaud, Charles Diehl, Gibbons vb.). Oysa, Louis Brehier'nin çok kapsamlı araştirmasında da görül düğü üzere, yukarıda sayılan vergilerin hiçbiri 13. yy.'dan önce Bizansta yoktur. Brehier, Les lnstitutions..., op. dt., s

9 ;: ' sık sık devlete karşı ayaklanmaianna yol açmaktadır (19). Ayaklanmalar karşısında çoğunlukla çaresiz kalan devlet, ordu maaşlarını ödeyemediği durumlarda askerlere pıaaş yerine toprak vermek zorunda kalmaktadır. Heraclius ( ) thema.adı verilen bir sistemle bazı as-: kerlere, orduda hizmet karşılığı toprak veren ilk imparatordur (20). Thema Bizans İmparatorluğunun bölündüğü eyaletlerin adıydı. Sayıları 7. yy.'da 18'den 30'a çıkarıldı. Her thema turme' lere bölünür ve turmarkos adında bir merkez görevlisi tarafından yönetilirdi (21L Turme'ler ise belli sayıda banda'ya bölünürdü. Her banda'. nın topraklannın verimine ve buradan elde edilen gelirine gö- re, ordudane kadar adamı ne kadar sürede bulunduracağı önceden belirlenmişti. Bu yükümlülük, kuramda toprağa yüklenmiş bir sorumluluk olduğundan, doğrudan üretici açısından fiili bir ırsi yükümlülük ortaya çıkmaktaydı. Bu sistemde yıllık geliri 4 altın Bizans lirası olan bir banda, stratiote adı verilen. bir süvari beslemek ve donatmakla yükümlüydü. Getirisi 3 altın lira olan bir banda ~ahibi ise, bir denizeiyi beslemek ve donatmak zorundaydı. Bu topraklar, babanın ölümüyle oğula geçerdi. İşlenmeden duran topraklar ise, isteyene verilirdi. Eğer boş toprağa talip olan kimse bulunamazsa, savaş esirleri ve (19) Ostrogorsky, op. cit., s (20) Thema sisteminin başlangıcı ve içeriği literatürde tartışmalıdır. Ostrogorsky'ye göre bu sistemi Heraclius'un başlattığı tartışmasızdır. Lemerle'e göre ise, 7. yy.'dan itibaren oluşmaya başlayan bu sistem, 10. yy.'da tam anlamıyla işlerlik kazanmıştır ve kimin başlattığı belirsizdir. Ayrıca gene Lemerle'e göre, bu askeri topraklar (strateia) 'dan alanlar, kendileri asker olmayıp, ordu için birer süvari beslemekle yükümlü köylülerdir. Bkz.: P. Lemerle, -«Esquisse pour une Histoire Agraire de Byzance*, Revuc Historique. vol. 119, s , vol. 120, s ' den, Anderson, op. ci ı. s (21) Turmarkos'ların Bizanslı olması gerekınediği gibi, bunların merkez bürokrasisine mensup olmaları da şart değildi. Bu konuda tek şart, turmarkos olarak atananların sadece Bizans merkezine hizmet etmp. leriydi. Orneğin, lmparator Leon ( ) döneminde Ermenileri~ sınır :oluşturan Sebasteia thema'sında 3 Yasak, 1 Ermeni, 1 Rum ve 1 Arab'a turmatos'luk verilmiştir. Ernest Honigmann, Bizans Devletinin Doinı. Sınırı, İstanbul, İstanbul Vniversitesi Edebiyat Fakültesi Y., 1970, s. 62. (22) Levtchenko, op. cit., s

10 Balkanlardan sürülen slavlar bu topraklara yerleştirilirlerdi. 8tratiote'ler ayni ödemeler ve devlet angaryalarından bağışıktılar. Eğer bunlara bazı hizmetler yaptınlmak zorunda kalınırsa, karşılığı mutlaka ödenirdi (22). Stratiote beslemekle yükümlü topraklar stratiotikon ktema (askeri mülk) adı verilirdi. Bu topraklar genellikle devlet toprağı olmakla birlikte, özel toprak sahipleri de, topraklarının bir bölümünü stratiotikon ktema olarak sicile işletebilirler~i. Bu cins toprakların sahipleri bu toprakları satamazlardı. Toprağın karşılığı olan askerlik hizmetini bizzat kendileri yapabilecekleri gibi, bir başka kimseyi teçhiz ederek yollayabilirlerdi de (23). Özgür köylülerin kendi topraklarını stratiotikon k tema ola- rak kaydettirmelerindeki en önemli amaç, yerel güçlülerin baskısına karşı devlet desteği sağlayarak, hiç olmazsa ellerindeki toprağın bir bölümünü mülkiyetlerinde tutabilmekti (24). Bizans merkezinin yukarıda ana hatlarını verrneğe çalıştığımız askeri topraklar rejimini devletin temel dayanaklarından bir yapmak için çaba sarfetmesinin başlıca nedeni, İzoryalılar hanedanı döneminde ( ) merkezin Araplara ve Slavlara karşı giriştiği karşı saldırıdır. Bu dönemde ilk kez bir devlet donanınası oluşturularak Araplar durdurulmuştur. Kara ordusu ise güçlendirilerek, Balkanların yeniden fethine başlanmıştır. Bu politikanın Bizans merkezi açısından dayanağı, vergi sağlayabilmek için özgür köylülüğü; asker sağlayabilınek için de the ma sistemini ayakta tu tabilmekti (25). / Bizans merkezinin askeri ve vergisel nedenlerle küçük ve orta köylüyü sonuna kadar savunabilmesi ve onu yok olmaktan kurtarabilmesi, Bizans üretim tarzının,. köleci tarzla, feodal tarz arasında kendine bir yer bulamayışının sonucuydu. Bizansın toparlanma döneminde yürüttüğü savaşlar, gerçekte büyük çapta köle elde edecek genişlikte olmadığı gibi, tarımsal mülkiyet yapısı da büyük çapta köle istihdamına izin verecek nitelikte değildir. Böylece, savaşlarda ele geçen esirler, ya orduda topraklı asker olarak kullanılıyor ya da İran veya Arabis- (23) (24) (25) Stefanos Yerasimos~ Azgelişmişlik Si.ireciııde Türkiye, 3 cilt, İslan bul, Gözlem Y~. 1977, c. 1, s. 41. Antoniadis - Bibicou, aı t. cit. s Ostrogorsky, up. cit., s , 30G

11 tan'a köle olarak satılıyorlardı. Esirlerin bir bölümü de azad edilerek toprağa yerleştiriliyorlardı (26). Latifundium tarımına izin verecek çapta köle elde edilememesi, devleti yerel güçlüklere göre ayrıcalıklı duruma getiriyordu. Nüfus azlığı nedeniyle, işlenebilir toprakların boş kalmaması için devlet zorunlu iskan politikasına başvurarak (27), merkeze bağlı unsurların sayısını artırıyordu. Böylece, Bizans merkezi tehcir ve zorunlu iskan politika. sıyla bir yandan vergi gelirlerini korumakta, diğer yandan da doğrudan üreticilerin büyük kitlesinin yerel güçlükler eline geçmesini engellemektedir. Bu iki olgunun birleşmesi, küçük üretici ile merkez arasında bir kader birliğinin doğmasına yol açmakta, ve iki tarafın da birbirlerini ayakta tutabiirnek için ciddi çabalar harcamaları sonucunda Batı oluşumlarının aksine, feodaliteye doğru gidiş engellenınektedir (28). Ayrıca, nüfusları onbinlerle ve yüzbinlerle ifade edilen çok sayıda kentin varlığı, toprakların pazarla bağlantılarının kesi- (26) Levtchenko, op. cit., s. 17. Bizansın fazla esir elde ederneyişinin bir diğer nedeni de, lran - Bizans ve Arap - Bizans savaşlarında cl~ geçen esirlerin mübadele edilmesiydi. Honigmann, op. cit., s. 80. (27) Bizansta tehcir (bir bölge halkıııın zorla göç ettirilerek başka bir bölgede yerleştirilmesi) Doğu imparatorluklarından miras kalan eski bir uygulamadır. Bu politikanın ekonomik mantığı, boş topraklara doğrudan üretici yerleştirerek, merkezin vergi gelirlerinin sürekliliğini sağlamaktır. Bununla birlikte, tehcirden, yerel direnme odaklarının kırılmasının amaçlandığı unutulmamalıdır. Bizansta tehcir başlangıçtan. beri uygulanmaktadır. O rneğin 577 yılında Maurikios, Araplara geçme olasılığı olan Mezopotamyadaki Arzarıane bölgesinin kişilik üretici kesimini Kıbrısa nakletmiştiı< Honigmann. s. 80. Fakat Bizans telıcirleri özellikle 10. yy.'da yoğunlaşmışlardır. Orneğin 900 yılındaki Kayşun seferinde kişi ve 915'de Maraş ve Tarsustan kişi Anadolu içlerine sürülınüştür. Honigmann, s (28) Bizans merkezi küçük köylülüğü, yerel güçlüklcrc (dunatoi) karşı korumak için çeşitli önlemler almışlardı. -..Köylünün ensesine fizik. ve moral bir baskı boyunduruğu yüklememeleri için~ dunatoi'nin köylülerden bağ-ış kabullenmeleri ve küçük toprakları satın alma-. ları yasaklanmıştı. Charles M. Brand (ed.), Icon and Miııarct, Sources of Byzantine and Islamic Civilization, Englcwood Clilfs, N.J., Preııtice- Hall, 1969, s Justinianus yasalarıyla belirlenen kurallara göre ise, devlet görevlileri köylülcı c... babaca» davranmak, onları tüm haksızlıklara karşı korumak, ama vergilerini tam ödemclerini gözetmek zorundaydılar. Lcvtchcnko, op. cit., s

12 \ lerek kendilerine yeterli birimler haline dönüşmelerini engelliyordu (29). Bunun yanında, devletin ticaret tekelini elinde tutması ve genellikle ayni olarak ödenen vergilerin ticarileşmesini devletin sağlamas'ı, belirli ölçüde ürün uzmanlaşmasına ulaşmış Bizans tarımında kendine yeterli tarımsal işletmelerin oluşmasına bu açıdan da olanak vermiyordu (30}. Bizansta, büyük özel toprak mülkiyeti, Batı Romanın aksine, imparatorluk merkezinin tekelinde bulunan ticaretle bütünleşmişti. Aynı bağlamda, milyonları çok aşan kentsel nüfu: sun toplam tarımsal talebi, büyük toprak mülkiyetinin içine kapanmasını gereksiz hale getiriyordu (31). Ancak, bu koşullara ve merkezin yoğun desteğine rağmen, büyük toprak sahipleri, emek kıtlığı nedeniyle, özgür köylüyü toprağa bağlı colonus haline dönüştürme kavgasından asla vazgeçm.emişlerdi. Devletin tüm çabaları küçük köylülüğün bağımhiaşmasını yavaşlatmakla birlikte durduramamıştır. 9. yy.'dan itibaren, özellikle Anadolu'da büyük toprak mülkiyetlerinin sayısı artmaya başlamıştır. Açlıktan, vebadan ve sınır savaşlarıyla ayaklanmalardan ötürü mahvolan birçok. küçük köylü kendiliklerinden Anadolu dunatoi ailelerine kapılanmak zorunda kalmışlardır. Bu gelişmelerle birlikte, Anadolu dunatoi aileleri, İslamla girişilen savaşlar sırasında. elde edilen toprakları kendi topraklarına ekleme olanağını bularak, merkez otoritesini teh-. tid eder hale gelmişlerdir. Anadolu merkez- kaç güçlerinin, eyalet ordusunun önemli kademelerini. de ellerinde tutmaları nedeniyle, dunatoi'ler yılları arasında meydana gelen ayaklanma sonucu, Bardas Skeloras başkanlığında Anadoluda a~eta bağımsız hale gelmişlerdir. Anadolu guçlülerinin ayaklanma halinin sürekli. hale gelmesi ve giderek merke~i ciddi ölçekte tehdit eder boyut kazanması karşısında merkeze sadık Makedonyalı güçlerin arasında isy~ncılara karşı geçici üstünlük kazanmaları, Anadolu merkez- kaç unsurlarını zayıflatınaktan çok, merkeze karşı birleşmelerini güçlendirdi. Digenis Akritas efsanesinde anlatıldığı üzere, 10. yy. Aıiadolusu, birbirleriyle savaşan soylular, şatolar, serf haline getirilmekte olan köylülerle, adeta K~rolenjlerin son dönemlerindeki Batı Avrupanın bir benzeridir. sağlayarak, aksine (29) Ihid., s (30) Antoniadis - Bibicou, art. cit. s (31) G.L. Seidler, Bizans Siyasal Düşüncesi, Ankara, Ankara tjnivcrsitcsi SBF Y., 1980, s

13 Ancak, basileus (Bizans imparatoru) 'un kendine doğrudan bağlı bir merkez ordusuna (tagmata) sahip olması ve Balkanlı. unsurların merkeze her durumda sadık kalmaları nedeniyle, Anadolu soyluları henüz imparatorluk merkezini ele geçirememektedirler (32). Fakat, merkez. ile Anadolu dunatoi'ieri arasındaki ölüm kalım savaşı sürmektedir. Makedonya hanedanı döneminde ( ) yayınlanan yüzlerce ferman, dunatoi'lerin köylü topraklarına el koymalarının yasaklanmasıyla ilgilidir. Fermanlar etkisiz olunca, 922'de bir yasa çıkarılarak, dunatoi'lerin özgür köylülerden toprak satın almaları veya kiralamaları yasaklanmıştır (33).. Ancak, bu konuda çıkarılan fermanların çokluğu, 7. yy.'da güçleri kırılmış bulunan büyük toprak sahiplerinin 9. yy.'dan itibaren büyük güç kazanmaya başladıkları-. nın kanıtıdır. Merkez, Batıda yaşanan patronicium (zayıfların güçlülerin himayesine girerek merkez denetim alanından çıkmaları) ve colonus'iuk oluşumlarının ortaya çıkmasıyla, asker ve vergi bulamayarak zayıflayacağının ve yerel güçlülerin eline düşeceğinin bilincindedir (34). F~kat, iki yüz yıl boyunca birçok imparatorun dunatoi güçlenınesini engelleme çabaları pek de başarılı olamamıştır. Yerel güçlülerin sadece özgür köylü topraklarını değil, ay:nı zamanda thema topraklarını da ele geçirmeye başlamaları, Bizansı feodalleşme sürecinin içine sokmuştur. Ancak, Batı Roına;dakinin aksine, büyük toprak 'sahiplerinin devlet desteği sağlayamamaları, onların tam anlamıyla bağımsız birinıler haline dönüşmelerini engellemiştir (35). Bütün bunların yanı sıra, Bizansın girdiği bu feodalleşme sürecinden Batı tipi bir feodalite çıkmasının ciddi engelleri vardır. Bir kere, Justinianus'un 6. yy.'da qluşturduğu bürokrasi beşyüz yıl sonra dahi tüm gücüyle bile olmasa, henüz ayaktadır. İstanbul'daki merkez örgütü ülke üzerindeki, yönetsel, mali ve askeri denetimini hala büyük ölçüde korumaktadır. Genel vergileme hala sürdürülmektedir. Devletin, endüstri ve ti~aretin büyük bölümünü elinde tutması, merkezin gene de ülkenin en güçlü unsuru olarak kalmasını sağlamaktadır. (32) (33) (3lı) (35) Piel'l'e Riche~ Grandes lnvasions el Eınpircs~ Paı is, Laroussc, 1968, s K. Ritteı, Dünya Ziraat Tarihi, Ankaw, Ankara üniversitesi Ziraat Fakültesi Y., :1962, s. 58. Anderson, op. cit. s Y erasimos, op. cit., s

14 İkinci olarak, merkez feodal aristokrasinin devleti ele geçirmesini engellemek amacıyla, devlet görevlilerinin hadımlardan olması uygulamasını had safhaya çıkartmıştır. Akamenidlerden kaynaklanan hadım devlet memurları uygulaması, Helenistik devletlerde gelişmiş, Bizansta şahikasına ulaşmıştır. 10. yy.'da 18 yüksek görevden 8 tanesi hadımlar tarafından yürütülmektedir (36). Merkez bürokrasisinde hadımların yoğun olarak kullanılmasının mantığı çok açıktır. Bu yolla devlet görevlerinin ırsileşmesi ve bunun sonucu olarak da bizzat merkezden kaynaklanan bir hizmet aristokrasisinin ortaya çıkarak bunların taşradaki yerel güçlülerle birleşmelerinin önlenmesi sağlanmak istenmektedir. Bizans merkezi, köksüz ve kökleşmesimümkün olmayan kimseleri yüksek devlet görevlerine getirerek, merkezden kaynaklanabilecek bir parçalanmayı veya otorite dağılımını önlemek istemektedir (37). Diğ~r yandan, Roma Cumhuriyet döneminin özerk kent yönetimleri, tüm dayanağını bağımsız köylülük üzerine oturtan Bizans merkezi tarafından yok edilmiştir. Böylece, thema sistemi ve küçük köylülüğün korunmasıyla kırları; kentsel bağımsızlığın yok edilmesiyle de kentleri denetim altında tutan merkez, iktidarın tir (38). Ayrıca, parçalanmasını uzunca bir süre engelleyebilmiş imparatorun kendi de dahil, hiçbir merkez görevinin ırsi hale getirilmemesi için gösterilen özen, merkezden kaynaklanan Karolenj tipi bir hizmet aristokrasisinin oluşmasına ve buradan da feodaiieşmenin hızlanmasına olanak vermemektedir. Anlatmaya çalıştığımız biçimde, sürekli kendini yeniden üreten Bizans merkeziyetçiliğinin odak noktası basileus kimliğinde ortaya çıkmaktadır. Bizans imparatoru. hem Roma imparatorlarının yetkilerini hem de doğu monarşilerinin mutlak ege- (36) Wittfogel, op. cit., s Runciman, devlet görevlerinde hadım memurların kullanılmasmı «feodal soyluluğ'un iktidarı ele geçirip merkezi yok etmesine karşı Bizmısın en büyük silahı,.. olarak nitejemektedir. Steven Runciman, Byzantine Civilization, New York, 1.933, s. 20/ı'den, ibid., s (37) Aynı amaca yönelik benzeri bir davranış Osmanlılarda devşirıneler aracılığıyla yürütülmüştür. (38) 934 yılında Romanos Lecapenes'in yazdığma göre,. merkez özgür köylünün korunmasının kendisi İçin ne kadar önemli olduğunun bilincindedir. «zayıfların güçlüler tarafından ezihnesi devleti çökün tüyc götürür, çünkü küçük köylü verginin temelidir. Eğer küçük köylü ortadan kalkarsa her şey yok olur... Riche, op. cit., s ıso

15 menliğini kendilerinde toplamışlardır. Basileus, Roma imparatorunun aksine, iktidarını senatodan veya lejyonlardan değil, Tanndan almaktadır. Tanndan kaynaklanan bu iktidar ise tam anlamıyla mutlaktır (39). Hıristiyanlığın devletin resmi dini olmasıyla, basileus aynı zamanda Tanrının yer yüzündeki temsilçisi olına sıfatını da kazanmıştır. Doğu manarklarının mutlak egemenliklerinin Hıristiyan ideolojisinin monolithique yapısıyla birleşmesi sonucu ortaya çıkan bu statü, Bizans imparatoruna tek kanun koyucu olına ve tüm iktidarın hem tek kaynağı hem de tek sahibi olma hakkını vermektedir (40). İmparatorun bu gücü büyük oranda, tamamen kendine bağlı olan bürokrasiden gelmektedir. Bürokrasinin başı, doğrudan imparator tarafından atanan büyük domesticus (büyük hizmetçi) 'dur. Diğer tüm kademeler hiyerarşik bir loiçimde büyük domesticus'a bağlanmakta ve basileus, do tüm bürokrasinin denetimini elinde tut mesticus aracılığıyla maktadır. Taşra yönetimi ise, gene doğrudan basileus tarafından atanan the1na yöneticileri strategicos'lar aracılığıyla, merkez denetiminde kalmaktadır. Bürokrasinin iki teınel görevi vardır. Merkeze gelir sağlamak ve hiçbir etnik ve dilsel bağı olmayan uluslardan meydana gelen bir imparatorluğu bu unsurlar arasında, sürtüşmeye yol açmadan yönetmek. Bizans bürokrasisi. değişik ırk ve dillere mensup 20 ulustan meydana gelen «bu yapay oluşumu» (41) «tek egemen, tek inanç» formülüyle yönetiyordu (42). (39) (40) (41) (42) Charles l\l Brand (ed.), Icon and Minarcı... op. cit., s. 3- J3 ve Augusta Bailly, Bizans Tarilıi, İstanbul, Tercüman Y., t..y.. c. I. s yılında derlerren ve JU:stinianus vasaları olaı ak tanınan Bizans vasaları~ Roma hukukunun bir derlemcsi olınalarına raihneıı. ondan temel hil' noktada faddılaşmaktadırl:u. Klasik Roma hukukunun vazgeçilme7. öğesi olan bireysel davranış Ü7.gürlüğii, Justinianus vasalarıyin tamamen yok edilmiş ve herşev hasi1cus'u~ı iradesinp bağlanmıştır. Bu yasaları Bizanslı kılan özellik de budur. Bu konu. da bkz.: Jacques Pirenne. op. cit., s. lı.lı.7 ve Ziva Uınur, Postldasik. (Roma - Elen) Devrinde Kanuniaştırma Hareketleri, İstanbul. tstanbul t1nivcrsitesi Hukuk Fakültesi Y , passim. Charles Diehl, Histoire de l'empire Byzantin, Paris, Aup;usl.e Picard, s Bn formülün başlangıcı.justinianus döncmindedir. Onun çağında, tek devlet, tek kilise, tek yasa>+ denilmckteydi, Kicnitz, op. cit., s. 70. Zamanla, kilise. devlet ve ~vasa, basileus'un şahsında birleşince formül yul\andaki hk.imine ulaşl.l. 151

16 ı. Bürokrasi bu çok uluslu topluluğa, ortodoks ideolojisi ve basileus'un kişiliği etrafında oluşturulan kutsal ve karizmatik yapı aracılığıyla egemen olabiliyordu (43. Yunancanın resmi dil olması ve çok eski bir kültürün mirasçısı olan bu dile, imparatorluğun diğer dillerinden hiçbirinin rakip olmamf:l,sı, ayrılınayı veya en azından özerkliği sağlayacak kültür adacıklarının oluşmasını engellayerek imparatorluğun yekpare yapısını sürdürebilmesine yardımcı oluyordu. Halkları birarada tutan çimentonun dinsel açıdan da, yönetsel açıdan da ve kültürel açıdan da basileus ve onun emrindeki bürokrasi olması, yerel merkez - kaç güçleri engelleyici en önemli faktördür (44). Bunun yanı sıra, Doğu'da Batının aksine, Kilise ile devletin bir ve beraber olmaları ve bu birliğin devletin varoluşuyla özdeşleşmesi, doğu insanının gözünde din ile etnik unsurun aynı şey olarak algılanmasına neden olmuştur (45). Bu açıdan, Bizans kendine saldıran barbarlarla, yerli halkın bunlarla uzlaşamamaları nedeniyle, asla uyuşamamış ve onlarla bir sentez oluşturmak yerine, onları kendi sistemi içinde eritmiştir. (43) Charles Diehl, et. al., Histoire de l'europe Orientale de it 1.453, s Eisenstadt'a göre, bu egemenli~in nedeni, Bizans merkezi-~ nin değiştirici unsurlara karşı esnek davranabilmesi ve bunları birbirlerine karşı kullanabilmesidir. S.N. Eisenstadt, Revolution and the Transformution of Socfeiies, New York, The Free Press, 1978, s Bizans imparatorunun resmi ünvanı *<hükümdarlara hükmeden hükümdarların hükümdarıdır~ Semavi Evice, Bizans Devrinde Bo ğaziçi. lsianbul, İ.lJ. Ed. Fak. Y., 1976, s. 81. Bunun anlamı, basileus'un bu kadar farklı unsuru birarada tutan çimento olduğudur. Bu olgunun sonucu olarak, Batı Romada olmayan hanedan usulü Bizansta ortaya çıkmıştır. Brehier, ibid., s ve 79. (44) Diehl, Histoire de l'empire Byzantiıı, op. cit., s İmparat.orun halkın refahını düşünen tek adalet kaynağı olduğu inancı o kadar güçlü ve yaygındır ki, Bizans tarihinin en kanh ve büyük ayaklanması olan Nika isyanı sırasında bile, isyancılar basileus'dan adalet istiyorlar ve bizzat imparatoru bağlı olan ve onun emirlerini yerine getiren bazı bürokratları haksızlıkların kaynağı olarak görüp, im paratora şikayet ediyorlardı. Nurdoğ-an Taçalan ve Turgut Etingü (der.), Suikastlar ve Ayaklanmalar Tarihi, İstanbul, Milliyet Y., 1973, s. 44. (45) Christopher Dawson, The Making of.europe, New York, Meridian. 1960, s ~...

17 Tüm bunların yanında, Bizansın zaman zaman giriştiği yeniden fetih savaşları, lmperium Romanum (Roma.fmparatorluğu) 'u diriitme ülküsü, merkezi sürekli olarak yerel güçlülere karşı ayakta tutmuştur. 6. yy.'da İtalyayı ve Kuzey Afrikayı yeniden fethaderken askerden ibaret olan Bizans ordusu, Slav, Arap,.franlı ve nihayet Türklerin Bizans topraklarında görülmeleriyle, 9. yy.'dan itibaren askere yükselmiştir. Bu kadar büyük bir askeri güç barındıran merkez, yerel güçlülere herzaman boyun eğdiremes_e de, onların merkezi ele geçirmelerini engelieyebilmektedir (46). Ancak, 10. yy.'dan itibaren Bizans ordusunun dış saldırılar karşısında yetersiz kalması, önemli değişikliklere yol açmıştır. Cataphract adı verilen ağır zırhlı askerlerin, yenilgileri önlemek için ordu içindeki sayılarının artırılması, bu askerleri de besleinekle yükümlü kılınan thema birimlerinin mali bakımdan güç duruma sokmuştur. Bir yandan, bu yeni ve ağır yüke dayanamayan themata köylüleri, yerel güçlülerin eline düşmeye başlarken, diğer yandan da sınırların savunması daha da güçlükle sağlanır hale gelmiştir. Bu durum karşısında, imparatorlar, ordunun ağırlığını eyajetlerden merkeze taşımayı yeğlemişlerdir. Tagmata adı verilen ve sürekli İstanbul'da tutulan, devamlı ve profesyonel süvari birliği, imparatorluk merkezinin lwrunmasının eyaletlerin korunmamndan daha önemli hale geldiğini belirlemektedir. Bu merkez ordusu, zamanla gittikçe artan bir oranda yabancı unsurlardan oluşturulmuştur (47). Bu gelişmeyle (46) Fetih nedeniyle ülke topraklarının çok büyük bir bölümü devlete aittir. Sürekli müsadereler ve miras yoluyla genişleyen devlet top-. rakları herzaman ülkenin en büyük bölümünü oluşturmuşlardır. Ay-. rıga, imparatorların şahısiarına ait toprakların da önemli miktarlaı:~ ulaşmaları, tüm çabalarına roğmen, dunatoi'lerin ülkenin tümüne e,u;emen olmalarına olanak vermiyordu. Antoniadis - Bibicon, art. cit.. s Bizans hukukunda hükümdar toprağı (patrimoniuın principis veya episkepsis) ile devlet toprağı (deınosial,e) arasında a:vırı01 olmakla birlikte~ hangi toprağın devlet toprağı, hangi toprağın hükümdar toprağı olacağına hasileus'un karar vermesi, basileus'u diğer güç unsurlarının yanında, merkez - kaç unsurlara karşı önemli bir direnç olanağı sağlıyordu. Honigmann. op. ciı. s. 71. (47) Tagmata askerlrei, scholes, excubiteres. aritlımos, hicantes adlarını taşıyan 4 ala:vıa dağılmış süvari ilc bir o lwdar ııumcri adı verilen piyadeden oluşuyordu. 10. yy.'dan itibaren tagmata'lar tamamen Hazar, Peçenek, 1ber ve Ruslardan meydana gclıneğ-e başladılar. Levtchenko, s. 200ve Honigınann, s Tagınata'nın kö- kü Justinianus döneminde sırf Ermenilerden oluşturulan scholarii 153

18 ı birlikte, eyalet askerlerinin merkez açısından güvenilirliklerini giderek yitirmelerinin sonucu olarak, tagmata askerleri, sınırlarda ve eyaletlerde; giderek artan bir yoğunlukta thenıata as-. kederinin yerine geçrneğe başladılar. Ordunun bil~şimindeki bu değişiklik, Bizansın iç dengelerinde önemli bozulmalara yol açmıştır. Tagmata askerlerinin egemen silahlı güç olmasından önceki dönemlerde eyalet askerleri, Anadolu büyük 'toprak sahiplerinin komutasında, ordunun ağırlığını oluşturuyorlardı. Profesyonel ordunun kurulması ve gelişmesi sonucu, ordu komutanlıklan daha çok yabancı unsurların eline geçmeye başlayınca, ayrıca buna ilave olarak, merkezin eyalet askerlerine bağımlılığının azalması sonucu, themata birliklerinin asker mevcutlarının 4.000'e kadar inmesi (48) karşısında Anadolu dunatoi aileleri Bizans sisteminden taına-. men dışlandıkları duygusuna kapıldılar. Anadolu büyük topra~ sahiplerinin, son dönem Batı Roına toprak sahipl~rinin aksine, kentlerde oturmajan ve zaman za.: man da merkez }?ürokrasisinin içinde yer almaları, bu yeni durum karşısında, merkezin asker ve sivil kanat olarak ikiye bölünmesine yol açtı. Bu bölünmenin sonuçlarından birincisi, Anadolu feodallerinin, artık merkezi yok etmeğe karar vererek ve bürokrasi için-. deki yerlerinden yararlanarak. Anadoludaki toprak kazanımlarını genişletrneğe başlamaları oldu. Bunun yanında, merkez ordusunun yerel korunma ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalması, yerel güçlülerin Arap, İranlı ve Türk unsurlara karşı, Ana- dolu köylüsünün güvenliğini üstlenmelerine yol açtı. Bunun sonucu, kendilerine bağlı vassalleri ve topraklarını bağışiayarak himaye altına giren köylülerle, Anadolu aristokratları batılı anlamda birer senyör olmaya yöneldiler. Merkezin kendilerine zaman zaman tanıdığı bağışıklıklardan yararlanarak vergi ödemekten kaçınmaları ve kendilerine ~ağlanan köylüleri ~skere yollarnamaları karşısında, merkezin bu duruı:nun oluşturauğu tehlike karşısında gözü açıldıysa da, 971 Bardas Phocas ayaklanidi. Prokopius, s Anndoluduki Grek soylularının en büyük düşmanı olan Ermenilerden oluşan hn lıassa ordu~u, Ermeni unsurların da Anadolu feodalleşmesinde etkin rol oynama~ n hnşlaınalanv]a, 10. yy.'dmı itibaren tamamen J3jznns dışı unsuı lardaıı oluşlmulına~ va başlanmıştır. ( 48) Auguste Bailly, c. I, s. 2G YC' Levtdıcnko. s

19 masından beri sürekli isyan halinde olan Anadolu feodalleriyle artık başa çıkamaz hale geldi (49L Merkez ordusunun sınırları savunmadaki aczi, 1071 Malazgird savaşından sonra Selçukluların Anadolu içlerine kolaylıkı~ girmelerine olanak sağladı. Bu durum ise, 1081 yılında Anadolunun büyük merkez- kaç ailelerinden Komnenos'ların imparatorluğu ele geçirmelerine yol açtı. Bir Anadolu toprak soylusunun imparator olması, feodalleşme süre.einde devlet engelinin. önemli ölçüde ortadan kalkmasına neden oldu. Alexius Komnenos'un 1081 yılında tahta geçmesinden itibaren Bizans devlet eliyle feodalleşme dönemine girdi. Alexius, diğer soylu rakiplerini alt ederek taht üzerindeki egemenliğini sağlamlaştırmak amacıyla, doğruda n kendine bağlı bir soyluluk oluşturma yolunda bazı çabalar gösterdi. Alexius' un amacı, devlete bağlı soylular ve olmayan soylular ikiliği yaratarak Anadolu merkez- kaç güçlerini bölmek, buradan da kendi hükümdarlığını tartışılmaz hale getirmekti. Bu amacına ulaşmak için Alexius'un başvurduğu sisteme pronoia adı verilmektedir. Pronoia <hükümdarın lütfuyla) imparator yanlısı soylulara bu sadakatleri karşılığı, belirli topraklar. üzerinde mali, yargısal ve askeri egemenlik kurmalarına olanak tanıyacak, bağışıklıkların verilmesiydi (50). Pronoia'nın ortaya çıkışından kısa bir süre sonra, Alexius yanlısı toprak soylularına belirli hizmetler karşılığı belirli devlet topraklarının kullanım hakkının da bağışlanması, pronoia uygulamasını büyük.çapta Karolenj beneficium'unun benzeri haline getirdi. Komnenoslar zamanında görev süresince geçerli olan pronoia'lar 'Paleologos hanedanı döneminde ( ) ırsi hale geldiler. Gene aynı dönemde, toprak soylularının tümü, Bizans uygulamasında ekslwusseiai adını alan ve Batı immunitas'ına benzeyen yargı ve vergi bağışıklıkları kazandılar. Bunun yanında, gene toprak soyluları, merkezin desteğiyle Kilise topraklarının bir bölümüne el koyarak, kendilerine ırsen bağlı topraklar ( charistikaj haline getirdiler. Bu oluşumlar sırasında özgür köy- (49) Diehl, Histoirc... Byzantin~ op. cit.~ s (50) George Ostrogorsky, Pour l'histoire de la Feodalilk Byzantinc, Bruxelles, 1954, s 'den, Anderson, op. cit.~ s

20 lüler, giderek bağımlı hale getirilerek, Batı serfini andıran paroikoi statüsüne indirildjler (51). Pronoia sisteminin kökünde, zengin çiftçileri fakirierin ver-. gi borcundan sorumlu tutan alleleng~on uygulaması yatar.. Büyük toprak sahiplerinin küçüklerini yutmalarını önlemek için düşünülmüş olan allelengyon uygulaması (52) 11. yy.'da pronoia' ya dönüşerek küçük çiftçinin,bağımlı hale gelmesine neden olmuştur. Pronoia sisteminin başlangıcında da her büyük toprak sahibi, onun hesabına çalışan küçük çiftçilerin vergilerinden sorumlu tutulmuştu. Ancak, Anadolu soylularının merkeze karşı hareketlerinin yoğunlaştığı Roman os Argyros döneminde ( ), soylular arasında destek bulmak isteyen imparator, pronoia'yı tam bir vergi bağışıklığına dönüştürdü. Uygulamanın özellikle Anadoluda yaygınlaşması, küçük köylülüğün büyük çapta ortadan kalkmasın~ neden oldu (53). 12. yy.'da pronoia sahipleri ellerindeki toprakları ırsi hale getirdikten başka, alanlarını genişletmeye ve devlete vermekle 'yükümlü oldukları vergileri ödernekten kaçınn1aya başladılar (54). II. Alexius Komnenos döneminde ( ) asker sıkıntısı çeken merkezin elinde pronoia bir başka nitelik Kazandı. Kendine pro.noia temlik edilen toprak soylusu, bu toprağın vergilerini toplamaya ve bunun karşılığı olarak da, orduya bu gelire orantılı sayıda asker sağlamağa başladı (55). Yaşal olarak, pronoia'nın sahibi ölünce devlete dönmesi gerekirken, ll. yy.'dan itibaren fetihlerin sona ermiş olması, pro- noia temlik edilenlerin n1erkeze direnerek bu kazanımlarını ırsileştirmelerine olanak sağladı, (56). Pronoia sahiplerini bu bağlamda merkeze karşı güçlü kılan etken, merkez ordusunun ülke dışı savaşlara artık çıkmaması veya çıkamamasıydı. Böylece, merkez ordusunun görevi sadece iç isyanların hastınlmasına inhisar edince, pronoia sahipleri, orduya asker yollamama konusunda güçlü bir gerekçe elde ~tmiş olmaktaydılar. Ancak, asker yollamamalarına rağmen, pronoia'ları gene de m uhafaza etme- (51) (52) (53) (54) (55) (56) Loc. cit. Riche, op.cit., s Levtclıcnko, op. cit., s. 2/ı 1 ve Brchicr, Lcs Institutions..., s. ::308. Levtchenko. s. 292 ve Bı ehier. s. 3:10. Charles Diehl, ct. al., L'Europc Orienta)c..., s. 30. «Byzantinc Empirc~, Encylopaedia Brittanicn, c. 3. s '156

21 leri bu kurumun en önemli merkez- kaç unsurlardan biri haline gelmesine yol açtı (57). Feodalleşmenin,Yoğunlaştığı dönem, aynı zamanda Bizansın Doğu Akdenizdeki ticaret üstünlüğünü kaybettiği dönem oldu. ll. yy.'a gelinineeye kadar endüstri ve ticareti tekelinde tutan devlet, 1084'de verilen bir chrysobull (imtiyaz) ile Venedik ve Cenova tüccar kentlerine vergi bağışıklığı tanıdı. 12. yy.'da ve özellikle 13. yy.'da İtalyan endüstrisinin canlanması ve Bizans endüstrisinin feodalleşmenın etkisiyle gerilemesi sonucu, Bizans İtalyan mamullerinin ithalatçısı haline geldi. Bunlara karşılık, ihraç edilen sadece buğday ve zeytinyağdan ibaret hale geldi (58). Son dönemde ise, Bizans ticareti tamamen İtalyanların eline geçti. Floransalı bankacıların yılları arasında (57) Türk lldisat tarihi yazınında sıklıkla yapılan hatalardan başlıcası, Batı Avrupa iktisadi oluşumlarına ait bazı kurumların Osmanlı kurumlarıyla karşılanması veya tersine bazı Osmanlı kurumlarının batı kurumlarıyla bir ve-aynı sayılarak birbirinin yerine ikame edilmesidir. Bu konuda, çok sayıda telif ve çeviri yapıtta büyük bir rahatlıkla kurumların birbirleri yerine kullanıldıklarını gözlcinekteyiz. Rastladığımız örnekler burada sayılamayacak kadar çok olmanın ötesinde, bu konuda titizlik gösteren yapıtlar istisna olarak kalmak-. tadır. Bariz hataların başında, tamamen batı Avrupanın kendine özgü gelişmesinin ürünü olan fief kurumunun Türk Iktisat tarihi yazımuda, adeta ittifakla tırnar kavramıyla karşılanması gelmektedir. Bunlar çok ayrı kavramlar olmanın ötesinde, birbirleri yerine kullanılmaları, hem batı iktisal tarihinin hem de Osmanlı iktisat taı.:ijıiııin yanlış kavranmasında önemli rolleri olabilecek kurumlardır da. İki farlı oluşumun kurumlarının büyük bir özgürlükle birbirlerinin yerlerine kullanılmalarının bilime olan saygısızlığı belirlemenin yanında, her kelimenin mutlaka «Türkçe» karşılığını bulma merakının büyük anlam kargaşalaı ına yol açacak boyutta olduğunu düşünüyoruz. '. lıı:ı;ileneni az olduğu için daha az dikkati çeken, ancak doğurduğu sonuçlar açısından aynı. vahamette hatalar, Bizans kurumlarının Osmanlı kurumlarıyla karşılaştırılması sımsında da sıklıkla vapılmaktadır. Bu açıdan, pronoia kurumu Osmanlı tımarının öneeli olarak görülmekte, hatta bazı yazarlarırnız, lımarı pronoia'nın Türkçeleşmiş biçiminden ibaret- görmektedirler. Oysa, tımarın pronoia ilc bağlantısı henüz ciddi bir biçimde araştırılınamıştır. Bazı benzeriik Ierin bulunduğu kuşkusuz olmakla birlikte, bu benzerlikler, tımarın pı:_onoia'dan türemiş olduğunu ileri sürmemize olanak verecek niceliktc değildir. Kaldı ki, bu iki kurum arasındaki benzerlik miktarmdaki benzerlik, eğer amaç.benzerlik. bulmak ise, Osmanlı tımarıyin Hitit toprak temlikieri veya eski Mısır toprak yönetim tarzı arasında da kolaylıkla bulunabilir. {58) Bailly, op. cit., s. 313.,;

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için

HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için düzenledikleri seferlere "Haçlı Seferleri" denir. Haçlı Seferlerinin

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI DERS NOTLARI-ŞİFRE ETKİNLİK TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ HELEN UYGARLIĞI Makedonyalı İskender in doğu ile batı

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI Akdeniz İktisat Tarihi. Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Türü

DERS ÖĞRETİM PLANI Akdeniz İktisat Tarihi. Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Türü Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Türü DERS ÖĞRETİM PLANI Akdeniz İktisat Tarihi Seçmeli Dersin Seviyesi Doktora ( İktisat ) Dersin AKTS Kredisi 8 Haftalık Ders Saati 3 Haftalık Uygulama Saati - Haftalık Laboratuar

Detaylı

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ.

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ. SUB Hamburg A/612838 Prof. Dr. Karam Khella Tarihin Yeniden Keşfi ÜNİVERS ALIST TARİH Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı Çeviren: İsmail KAYGUSUZ İÇİNDEKİLER SUNUŞ ; r.r. 10 YAZARIN TÜRKÇE BASIMA

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 23/02/1961 tarihli ve 257 sayılı Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu nda Değişiklik Yapılmasına (Er ve erbaş harçlıklarının artırılması ve askerlikte geçen sürelerin

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ 1. Osmanlı İmparatorluğu nun Gerileme Devrindeki olaylar ve bu olayların sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki ilişkilerden hangisi bu devir için geçerli

Detaylı

ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ

ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ SOSYAL BÝLGÝLER - DÝN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ 1 [ 9 ] A kitapçýðý soru numarasý B kitapçýðý soru numarasý 1[9] Anadolu uygarlýklarýndan Ýyonyalýlar denizcilik ve deniz ticaretiyle uðraþmýþlardýr.

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN Mustafa ŞAHİN 07 Eylül 2015 GÖÇ DUVARLARI Suriye de son yıllarda yaşanan dram hepimizi çok üzmekte. Savaştan ötürü evlerini, yurtlarını terk ederek yeni yaşam kurma ümidiyle muhacir olan ve çoğunluğu göç

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı.

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı. M.Ö 2000 den itibaren Eski Yunan da ve Ege de polis adı verilen şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Atina,Sparta,Korint,Larissa ve Megara dır. Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak

Detaylı

Çöküş ve Toparlanma. Çöküş ve Toparlanma Diocletianus un Reformları. İ.S. 3. yüzyıl kargaşası, 235-285

Çöküş ve Toparlanma. Çöküş ve Toparlanma Diocletianus un Reformları. İ.S. 3. yüzyıl kargaşası, 235-285 Çöküş ve Toparlanma Çöküş ve Toparlanma Diocletianus un Reformları Severus Alexander in öldürülmesinden sonra bir dizi imparator askeri güçle güç kazandılar. Uzun süredir boşlanan sınırlar tehdit eden

Detaylı

KIRSAL YAPIDA TOPLUMSAL DEĞİŞİM

KIRSAL YAPIDA TOPLUMSAL DEĞİŞİM KIRSAL YAPIDA TOPLUMSAL DEĞİŞİM LÜTFİ SUNAR Yararlanılan Kaynak: Ertan Özensel, Köylerden Kırlara: Türkiye de Kırın Dönüşümü, Türkiye de Toplumsal Değişim, Ed. Lütfi Sunar, Ankara: Nobel Yayınları, 2014,

Detaylı

OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI

OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI OSMANLI DA TAŞRA TEŞKILATI TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI İstanbul un merkez kabul edildiği Osmanlı Devleti nde, başkentin dışındaki tüm topraklar için taşra ifadesi

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

İktisat Tarihi II. XI. Hafta

İktisat Tarihi II. XI. Hafta İktisat Tarihi II XI. Hafta 19. yy da Ekonomik Gelişmeler 19. yy Avrupa da, sanayinin bir hayat tarzı olarak kesin zaferine şahit oldu. 19. yyda uluslararası ekonomik ilişkilerde ve devletlerin ekonomik

Detaylı

Ortaçağ Kenti & Endüstri Kenti

Ortaçağ Kenti & Endüstri Kenti Ortaçağ Kenti & Endüstri Kenti Roma nın Bozuluşu ve Ortaçağ 5.yy-10.yy. Ortaçağ dönemi Avrupa da. Roma İmp. Coğrafyasında homojen bir ekonomik yapı yok: Ren ve Tuna ötesi farklı Roma dan. Bu bölgelerde

Detaylı

SANAYİ-ÖNCESİ KENTLERİN TEMEL ÖZELLİKLERİ (Ortaçağ Kentleri)

SANAYİ-ÖNCESİ KENTLERİN TEMEL ÖZELLİKLERİ (Ortaçağ Kentleri) SANAYİ-ÖNCESİ KENTLERİN TEMEL ÖZELLİKLERİ (Ortaçağ Kentleri) Roma İmparatorluğunun çökmesiyle Avrupa da kentsel yaşam sekteye uğruyor KARANLIK ÇAĞ Merkezi otoriteye dayalı Roma İmparatorluğunun birleştirici

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

Değerli Basın Mensupları, Değerli Basın Mensupları,

Değerli Basın Mensupları, Değerli Basın Mensupları, Değerli Basın Mensupları, Basın toplantımıza hoş geldiniz. Sizleri saygıyla selamlıyorum. Bu toplantıda sizleri ana hatları itibarıyla Yeni Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı hakkında bilgilendirmek istiyorum.

Detaylı

M.Ö. 1200' LERDEN GÜNÜMÜZE ANADOLU UYGARLIKLARI

M.Ö. 1200' LERDEN GÜNÜMÜZE ANADOLU UYGARLIKLARI M.Ö.. 1200' LERDEN GÜNÜMÜZE G ANADOLU UYGARLIKLARI M.Ö.. II. binin sonlarında, nda, boğazlar üzerinden Anadolu'ya olan Deniz Kavimleri GöçG öçleri köklk klü değişikliklere ikliklere neden olur. Anadolu'nun

Detaylı

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI BİRİNCİ HAFTA 2 TURİZM OLAYI VE GELİŞİMİ Turizm kelimesinin Latincede dönmek, etrafını dolaşmak, geri dönmek anlamına gelen tornus kökünden türetildiği

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 5. ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ 5 ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ

Detaylı

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 4: 2 Temmuz 2007 Konular: Ortaçağda Akdeniz Dünyası ve İtalyan Denizci Devletleri Okuma: Ortaylı, 2000: 89-134.

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 4: 2 Temmuz 2007 Konular: Ortaçağda Akdeniz Dünyası ve İtalyan Denizci Devletleri Okuma: Ortaylı, 2000: 89-134. KAY 361 Türk İdare Tarihi Ders 4: 2 Temmuz 2007 Konular: Ortaçağda Akdeniz Dünyası ve İtalyan Denizci Devletleri Okuma: Ortaylı, 2000: 89-134. Batı Roma Sonrası İtalya M.S. 5. Yüzyıl Kavimler göçü İtalya

Detaylı

ALES PUAN TÜRÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI. Yüksek Lisans ve Doktora Diploması SÖZ. Eski Türk Dili Bilim Dalı

ALES PUAN TÜRÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI. Yüksek Lisans ve Doktora Diploması SÖZ. Eski Türk Dili Bilim Dalı PROGRAMIN ADI TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI Eski Türk Dili Bilim Dalı Yeni Türk Dili Bilim Dalı Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı Yeni Türk Edebiyatı Bilim Dalı Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalı TARİH

Detaylı

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator BURUNDİ Burundi, Orta Afrika'da, Büyük Göller bölgesinde yer alan küçük bir ülkedir. Tanzanya, Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ Halk arasında gâvur padişah ve püsküllü bela olarak adlandırılan padişah II.

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Lütfi ĠNCĠROĞLU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı GiriĢ Nüfusunun yarısı kadın olan ülkemizde, kadınların işgücü piyasasına

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; Tarımı gelişmiş ülkelerin çoğunda hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki payı % 50 civarındadır. Türkiye de hayvansal üretim bitkisel üretimden sonra gelmekte olup, tarımsal üretim değerinin yaklaşık

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: BİREY VE TOPLUM ÜNİTE 1: İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ 7. sınıf

ÖĞRENME ALANI: BİREY VE TOPLUM ÜNİTE 1: İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ 7. sınıf 08-11.10.201 0.09/01-04.10.201 2-27.09.201 09-20.09.201 TED KDZ. EREĞLİ KOLEJİ VAKFI ÖZEL ORTAOKULU 201 2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖĞRENME ALANI: BİREY VE TOPLUM ÜNİTE 1: İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ 7.

Detaylı

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1 EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER 1 3 M A R T 2 0 1 4, P E R Ş E M B E Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1948 DEKİ EKONOMİK DURUM 2 TABLO I Ülke ABD Doları Danimarka 689 Fransa 482 İtalya

Detaylı

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon.

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon. GAMBİYA ÜLKE RAPORU 1. Nüfus: 1.797.860 (Dünyada 149.) 2. Nüfus artış oranı: % 2,4 (Dünyada 32.) 3. Yaş yapısı: 0-14yaş: % 40 15 64 yaş: % 57 65 yaş ve üstü: % 3 4. Şehirleşme: % 58 5. En büyük şehir:

Detaylı

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İçinde bulunduğumuz mayıs ayı Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü (IIA) tarafından tüm dünyada Uluslararası İç Denetim Farkındalık Ayı olarak ilan edilmiştir.

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları 1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ 1 M.İ.Y. ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ Kitlesel pazarlamanın gittikçe pahalı bir müşteri kazanma yolu olması Pazar payının değil müşteri payının önemli hale gelmesi Müşteri memnuniyeti

Detaylı

ANTEP FISTIĞI DÜNYA ÜRETİMİ

ANTEP FISTIĞI DÜNYA ÜRETİMİ ANTEP FISTIĞI DÜNYA ÜRETİMİ Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nün en güncel verileri olan 2010 yılı verilerine göre; dünyada Antep fıstığı üretiminde lider durumda bulunan ülke İran dır. Ancak

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

İlkokuma Yazma Öğretimi

İlkokuma Yazma Öğretimi İlkokuma Yazma Öğretimi Günümüzün ve geleceğin öğrencilerinin yetiştirilmesinde, ilk okuma-yazma öğretiminin amacı; sadece okuma ve yazma gibi becerilerin kazandırılması değil, aynı zamanda düşünme, anlama,

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL GİRİŞ Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından Faydalanılmıştır. 2 Ekonominin

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

TASFİYE İŞLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TASFİYE İŞLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TASFİYE İŞLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİSYON ÇALIŞMASI Tablo 1. Misyon Çalışması Sonuçları Konsolide Misyon Toplumun refahı, ekonomik kalkınmanın sağlanması ve kamu kurumlarının mali

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir Kültür Turizmi ve İzmir Ümit ÇİÇEK Ege Bölgesi, Anadolu nun batısında, tarihin akışı içerisinde birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, suyun hayat verdiği nehirleri ile bereketli ovalara sahip bir

Detaylı

SU KANALI PROJESİ - ETİYOPYA

SU KANALI PROJESİ - ETİYOPYA SU KANALI PROJESİ - ETİYOPYA İHH Projeler Birimi PROJENİN KONUSU Bu proje, Etiyopya nın Bale bölgesine bağlı olan Selke Deyu köyünün kuruluşundan bu yana temiz su ihtiyacını karşılayamamasından dolayı

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

Gürc r an n B ange g r

Gürc r an n B ange g r Gürcan Banger Hareket Noktası Kendi işini kurmaya karar vermede başlıca etkenler şunlardır: 1. İşini kaybetmek, 2. İşsizlik döneminin uzun sürmesine tepki, 3. Bir iş fırsatının belirlenmesi, 4. Daha çok

Detaylı

TÜRKİYE DE KORUMA VE YENİLEME UYGULAMALARI

TÜRKİYE DE KORUMA VE YENİLEME UYGULAMALARI TÜRKİYE DE KORUMA VE YENİLEME UYGULAMALARI YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA BÖLÜMÜ ŞEHİR YENİLEME KORUMA DERSİ Doç. Dr. İclal Dinçer TARİHİ KENT DOKUSUNUN DÖNÜŞÜM BASKISI

Detaylı

DERS TANITIM BİLGİLERİ (TÜRKÇE)

DERS TANITIM BİLGİLERİ (TÜRKÇE) 1 DERS TANITIM BİLGİLERİ (TÜRKÇE) Ders Bilgileri Dersin Adı Kodu Yarıyılı Teori Uygulama Laboratuar Yerel AKTS (Saat/Hafta) (Saat/hafta) Kredi Sanat Tarihi EÜT Güz 2 0-2 2 141 Önkoşul(lar)-var ise - Dersin

Detaylı

Antik Yunan Kentleri (Polis)

Antik Yunan Kentleri (Polis) Antik Yunan Kentleri (Polis) Batı dünyasında gerçek anlamıyla kentin gelişmesi ise Antik Yunan kentleri ile başlamıştır. Atina, Korent, Isparta, Siraküza ve Miletos gibi kentler, hem askeri ve ticari bir

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

TÜRK BİLİMLERI VE ÇAĞDAŞ ASYA BİLİMLERİ BÖLÜMÜ. ID Başlık ECTS

TÜRK BİLİMLERI VE ÇAĞDAŞ ASYA BİLİMLERİ BÖLÜMÜ. ID Başlık ECTS TÜRK BİLİMLERI VE ÇAĞDAŞ ASYA BİLİMLERİ BÖLÜMÜ ID Başlık ECTS 1 Yarıyıl 70001 Α Türk Dili I Biçimbilim ve Sözdizimi 70001 Β Türk Dili I Okuma - Anlama ve Yazılı Anlatım Becerileri 70001 C Türk Dili I-

Detaylı

Banka Bilançosunun Özellikleri Pazar, 26 Aralık 2010 18:24

Banka Bilançosunun Özellikleri Pazar, 26 Aralık 2010 18:24 Ticari bir işletme olarak bankaların belirli bir dönem içerisinde nasıl çalıştıklarını ve amaçlarına dönük olarak nasıl bir performans sergilediklerini değerlendirebilmenin yolu bankalara ait finansal

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli www.ekrempakdemirli.com 21.05.2014 1923 sonlarında Cumhuriyet Kurulduğunda Savaşlardan yorgun Eğitim-öğrenim seviyesi oldukça düşük bir toplum Savaşlar sonrası ülke harap ve

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİSYON ÇALIŞMASI Tablo 1. Misyon Çalışması Sonuçları Konsolide Misyon Sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refahı arttırmak için, mali disiplin içerisinde, kaynakların

Detaylı

Kanada'da Konaklama. Konaklama ile ilgili alternatıfler sd yurt dışı egitimde. Sizlere istediğiniz yerde konaklama sunuyoruz. Aile yanı konaklama

Kanada'da Konaklama. Konaklama ile ilgili alternatıfler sd yurt dışı egitimde. Sizlere istediğiniz yerde konaklama sunuyoruz. Aile yanı konaklama Kanada'da Konaklama Konaklama ile ilgili alternatıfler sd yurt dışı egitimde Sizlere istediğiniz yerde konaklama sunuyoruz Aile yanı konaklama Kaliteli ve sorumluluk sahibi dil okullarında tüm aileler,

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ *

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2001. SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Siyasal yozlaşmanın evrensel düzeyde ayıplandığı, sosyal, ahlaki ve kültürel

Detaylı

TARİHÎ GEMİ PROJELERİ BASIN BÜLTENİ

TARİHÎ GEMİ PROJELERİ BASIN BÜLTENİ TARİHÎ GEMİ PROJELERİ BASIN BÜLTENİ Tarihî gemiler, Efes Antik Liman Bölgesi nde, POSEIDON tasarımı ile yeniden canlanıyor. Efes Antik Liman Canlandırma Projesi: http://www.selcuk.bel.tr/tr/haber_yazdir.php?haber_id=265

Detaylı

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? Hukukun Dallara Ayrılması (Kamu Hukuku-Özel Hukuk) Kamu Hukuku Özel Hukuk Ayrımı Hukuk kuralları için yapılan eski ayrımlardan biri, hukukun kamu

Detaylı

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Prof. Dr. Serdar ÖZKAN İzmir Ekonomi Üniversitesi İzmir Ticaret Odası Meclis

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı