YENİ YAPI VE GÖREVLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YENİ YAPI VE GÖREVLER"

Transkript

1 Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat ERGÜN ün Mesajı BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI: YENİ YAPI VE GÖREVLER Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut KAVRANOĞLU ile Söyleşi Yerli Otomobil İçin İlk Adım Atıldı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan ASLAN ile Söyleşi

2 Verimlilik Kalkınmanın Anahtarıdır T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

3 Dergimiz Yayın Hayatına Devam Ediyor 1965 yılında kurulmuş olan Milli Prodüktivite Merkezi (MPM), 17 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 649 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı merkez birimlerinden biri olan Verimlilik Genel Müdürlüğü ne dönüştürülmüştür. MPM tarafından 23 yıldır aralıksız bir şekilde aylık olarak yayımlanmış olan Anahtar Dergisi, bundan böyle Bakanlığımızın bir yayını olarak Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanarak okuyucuları ile buluşmaya devam edecektir. Ağırlıklı olarak, bilim, sanayi ve teknoloji alanlarındaki makalelerinin yer alacağı Dergimizde, Bakanlığımız çalışma ve faaliyetlerine ilişkin haberlere de yer verilecektir. Bunlara ilave olarak içeriğinde her ay özel bir dosyaya da yer verilecek olan Dergimizin bu sayısını, Bakanlığımızın yeni isim ve yeni görevlerle yeniden yapılandırılması nedeniyle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: Yeni Yapı ve Görevler ana temasıyla işledik. Kalkınmada anahtar bir kavram olan verimlilik konusunda ülkemizde geniş toplumsal kesimlerde bilinç oluşturma ve yaygınlaştırılmasında Anahtar Dergisi günümüze kadar son derece önemli bir araç olarak hizmet etmiştir. Dergimiz bundan sonraki dönemde ise ülkemizin bilim, sanayi ve teknoloji ile verimliliğe dayalı kalkınma sürecinin sesi olarak daha kapsamlı bir içerik ve geniş bir okuyucu kitlesi ile yayın hayatına devam edecektir. Başta Bakanımız Sayın Nihat ERGÜN olmak üzere, Bakan Yardımcımız Sayın Prof. Dr. Davut KAVRANOĞLU na ve Müsteşarımız Sayın Prof. Dr. Ersan ASLAN a Anahtar Dergisi nin yayın hayatına ara vermeden devam etmesi konusunda ortaya koydukları irade ve bu sayı için vermiş oldukları röportajlarıyla yaptıkları değerli katkılardan dolayı şükranlarımızı sunuyoruz. Dergimiz bundan sonraki yayın hayatında hem Bakanlığımız birimlerinin hem de siz değerli okuyucularımızın esirgemeyeceğine inandığımız desteği ile güçlenecek ve varlığını sürdürecektir. Bu düşünce ile, yeni bir görev ve anlayışla yayın hayatına devam edecek olan Anahtar Dergisi nin Bakanlığımız ve ülkemiz açısından hayırlı olması dileğiyle saygılar sunarım. Anıl YILMAZ Genel Müdür V. 1

4 EYLÜL- EKİM 2011 YIL: 23 SAYI: İçindekiler T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NÜN AYLIK YAYIN ORGANIDIR EYLÜL-EKİM 2011 YIL:23 SAYI: Bu dergi adet basılmaktadır. ISSN: Yayın Türü: Yerel Süreli Türkçe İngilizce 3 4 Sanayi Üretiminde Artış Trendi Sürüyor D-8 Sanayi Bakanları Zirvesi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ev Sahipliğinde İstanbul da Gerçekleştirildi SAHİBİ T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ADINA GENEL MÜDÜR V. Anıl YILMAZ 6 9 İş Etüdü nün İşletmelere Katkısı İşletmelerin 2023 Vizyonu, 7. KOBİ ler ve Verimlilik Kongresi nde Tartışılacak... SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Cangül TOSUN HABER MERKEZİ Bahadır AVŞAR 10 Kurumsal Verimliliğin Artırılmasında Yeni Bir Araç: İç Kontrol YAZI KURULU Cangül TOSUN Bahadır AVŞAR Ferdi GÜREL Sevgin DEMİRCİ Yakından Tanıyalım: İtalya Yazma Verimliliği Açısından F Klavye TEKNİK DANIŞMAN Nurettin SÖKMEN Fulya KOÇ İNGİLİZCE SAYFA SORUMLUSU Fatma ÇİL FOTOĞRAFLAR Emrah SAĞLAM Hakan CANBAKIŞ ABONE Ferdi GÜREL (312) / 303 [email protected] Yerli Otomobil İçin İlk Adım Atıldı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: Yeni Yapı ve Görevler Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat ERGÜN ün Mesajı Dergide yayımlanan yazılardaki görüşler yazarlarına aittir. YÖNETİM YERİ T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelibolu Sokak No: 5 Kavaklıdere ANKARA Tel: (312) (10 Hat) Faks: (312) Faks (Yayın Bölümü): (312) e-posta:[email protected] internet: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut KAVRANOĞLU ile Söyleşi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan ASLAN ile Söyleşi 30 KOBİ lere Yönelik Destek Programları - 2 BASKI 36 Örgüt Kültürünün Çalışanlar Üzerindeki Etkisi 42 Fiziksel İş Yükü ve Ergonomi Basıldığı Tarih: Anahtar Dergisi nin Eylül - Ekim 2011 sayısı tarihinde basılmıştır. 48 Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Hüsnü Tekin Verimlilik Genel Müdürlüğü Çalışanlarıyla Bir Araya Geldi 2

5 haber Eylül - Ekim 2011 SANAYİ ÜRETİMİNDE ARTIŞ TRENDİ SÜRÜYOR Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün: Ağustos ayı sanayi üretim endeksi, ekonominin planlarımızla ve tahminlerimizle uyumlu bir gidişat içinde olduğunu göstermektedir Bu yıl sonunda hem yüzde 7 nin üzerinde büyüme hedefimize ulaşmış olacağız, hem de cari açığı azaltmış olacağız Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, ağustos ayı sanayi üretim endeksinin, ekonominin planlarla ve tahminlerle uyumlu bir gidişat içinde olduğunu gösterdiğini bildirdi. Bakan Ergün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2011 yılı Ağustos ayı Sanayi Üretim Endeksini değerlendirdi Ağustos ayında Sanayi Üretim Endeksi nin, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3.8 oranında arttığını kaydeden Ergün, Türkiye nin, bu yılın ilk yarısında dünyada Çin ile birlikte en hızlı büyüyen iki ekonomiden biri olduğunu hatırlattı. Bakan Ergün, yılın ikinci yarısında ise büyüme sürecinin yine devam edeceği, ancak daha ılımlı bir seyir izleyeceğinin beklendiğini ifade ederek, şöyle devam etti: Hatta hükümet olarak, cari açık riskini azaltmak için ekonominin hararetini azaltacak bazı önlemleri de almıştık. Ağustos ayı sanayi üretim endeksi, ekonominin planlarımızla ve tahminlerimizle uyumlu bir gidişat içinde olduğunu göstermektedir. Bu yıl sonunda hem yüzde 7 nin üzerinde büyüme hedefimize ulaşmış olacağız, hem de cari açığı azaltmış olacağız. Gelişmiş piyasalar- TEKNOLOJİYİ ÜRETENLER YARIŞIYOR! TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD tarafından Türkiye nin teknoloji üreten bir ülke konumuna gelmesi yolunda yaratıcı, yenilikçi, teknik mükemmeliyete ve rekabet özelliklerine sahip ürün ve süreçleri değerlendirerek ödüllendirmek amacıyla oluşturulan Teknoloji Ödülleri ve Kongresi ; bu yıl 10 uncu defa düzenleniyor yılında oluşturulan Teknoloji Ödülleri nin ön başvuru süreci, 13 Eylül 2011 tarihinde İstanbul da düzenlenen bir basın toplantısıyla başladı. Toplantıya Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Genel Sekreteri Mete Çakmakcı ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner katıldı. TÜBİTAK TEYDEB Başkan Yardımcısı Hilmi Yavuz ise toplantıda ödüllere başvuru ve değerlendirme süreci konulu bir sunum yaptı. TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Altunbaşak: Teknoloji Ödülleri ne olan ilgi ve başvuru her yıl katlanarak artıyor TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, toplantıda yaptığı konuşmada Teknoloji Ödülleri nin, ülke kalkınmasında teknolojinin önemi ve Ar-Ge odaklı 3 da resesyon korkularının dolaştığı günlerde, ağustos ayı üretiminin geçen yıla göre artması, ekonomimizin sağlam bir altyapıya sahip olduğunu göstermektedir. Bizim ılımlı büyüme diye bahsettiğimiz rakamlar, henüz birçok Avrupa ülkesi için hayal gibidir. Bakan Ergün, dünya ekonomisinde belirsizlikler devam ederken, Türkiye ekonomisine ilişkin olumlu haberlerin gelmeye devam ettiğini belirterek, son olarak, Standard and Poors un, Türkiye nin yerel para cinsinden notunu yatırım yapılabilir seviyeye çıkardığını hatırlattı. Aynı süreçte, önce Moody s in İtalya nın kredi notunu üç kademe düşürdüğünü, ardından Fitch in, yine İtalya nın ve İspanya nın notunda indirim yaptığını kaydeden Ergün, Avrupa ekonomilerinde bütçe açıkları ve kamu borçlarından kaynaklanan ciddi risklerin bulunduğuna işaret etti. Esas büyük riskin, ekonomik göstergelerden ziyade siyasilerden kaynaklandığını belirten Ergün, siyasilerin, ne yazık ki mevcut şartları düzeltecek iradeden yoksun göründüklerini söyledi. Bakan Ergün, Türkiye nin olaylar karşısında hızlı ve proaktif davranabilme yeteneğiyle, Avrupa piyasalarındaki belirsizliklerden en az seviyede etkilendiğini belirterek, önümüzdeki süreçte de büyüme eğilimini koruyacak olan Türkiye nin, gerek sınai ve ekonomik altyapısıyla, gerek de siyasi yapısıyla Avrupa ekonomilerinden olumlu yönde ayrışmaya devam edeceğini bildirdi. kalkınmanın gerekliliği konusunda önemli bir farkındalık yarattığını belirtti yılından bu yana düzenlenen Teknoloji Ödülleri ne olan ilginin her yıl katlanarak devam ettiğini vurgulayan Altunbaşak, özel sektörde Ar-Ge harcamalarında son yıllarda önemli bir artış meydana geldiğini; 2002 yılında özel sektördeki Ar-Ge harcamalarının 832 milyon TL olduğunu, 2009 yılında ise bu rakamın 3.4 milyar TL ye ulaştığını belirtti. İki aşamalı başvuru sürecinde ön başvuru için son tarih 4 Kasım Teknoloji Ödülleri nde, başvurular iki aşamalı (ön başvuru ve son başvuru) olarak alınacak. Kuruluşlar, pazara sunulmuş ya da sunulmamış, bir veya birden fazla ürün/ süreç geliştirme veya iyileştirme çalışmaları ile Teknoloji Ödülleri Programı na başvurabiliyor. Teknoloji Ödülleri değerlendirme sisteminde, farklı ölçekteki firmaları en uygun şekilde karşılaştırmak amacıyla, mikro, küçük, orta ve büyük/bağlı olmak üzere 4 ayrı firma ölçeğinin, hem ürün hem de süreç başlıkları altında değerlendirilmesi ile 8 ödül ve firma ölçeğinden bağımsız olarak 1 adet Büyük Ödül verilmesi öngörülüyor. Başvurular 4 Kasım 2011 tarihine kadar sürecek.

6 haber D-8 SANAYİ BAKANLARI ZİRVESİ BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI EV SAHİPLİĞİNDE İSTANBUL DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ Gelişen Sekiz Ülke (D-8) II. Sanayi Bakanları ve 6. Sanayi Çalışma Grubu Toplantıları 4-6 Ekim 2011 tarihlerinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın ev sahipliğinde İstanbul da gerçekleştirildi. Haliç Kongre Merkezi nde düzenlenen D-8 Sanayi Bakanları Zirvesi nde yaptığı konuşmada Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, İstanbul un, bundan 14 yıl önce, D-8 in kurulma sürecine de ev sahipliği yapmanın onurunu yaşadığını kaydetti. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, D-8 ülkelerinin kendi aralarındaki ticaret hacminin 2009 yılında 66 milyar Dolar iken, 2010 yılında 100 milyar Dolar seviyesini aştığını belirterek, Bu kadar büyük potansiyeli olan ülkelere, daha büyük ticaret rakamları yakışır. Ben önümüzdeki 5 yıl içinde 200 milyar Dolar ticaret hacmine ulaşacağımızı düşünüyorum dedi. Haliç Kongre Merkezi nde düzenlenen D-8 Sanayi Bakanları Zirvesi nde yaptığı konuşmada Bakan Nihat Ergün, İstanbul un, bundan 14 yıl önce, D-8 in kurulma sürecine de ev sahipliği yapmanın onurunu yaşadığını kaydetti. Bakan Nihat Ergün, D-8 in kurulmasının, sadece o gün masada bulunan 8 ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik gücü açısından değil, dünya genelinde adalet, barış ve kalkınmanın sağlanması için de önemli bir adım olduğunu belirtti. TÜRKİYE DEN DAHA İYİ BİR YATIRIM ORTAMI BULMAK ÇOK ZORDUR Bakan Nihat Ergün, D-8 in faaliyetlerini, iş adamlarının ticaret ve yatırım kararlarını doğrudan etkileyecek bir şekilde genişletilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu yıl yapılan toplantılarda, işadamlarının kurulacak masalarda bir araya gelmelerinin ve iş görüşmesi yapmalarının da yeni ve önemli bir adım olduğunu söyledi. Türkiye nin ekonomik performansına ilişkin de bilgiler veren Ergün, Türkiye ekonomisinin ekonomik krizden güçlenerek çıkan ekonomilerden biri olduğu kaydetti. Ergün, 2011 yılının tamamında Türkiye ekonomisinin yüzde 7 nin üzerinde bir büyüme performansı göstereceğini bildirdi. Türkiye nin ekonomik göstergelerinin ve performansının dikkate alındığında, Türkiye nin sadece ticaret için değil, yatırım için de önemli bir potansiyel durumunda bulunduğunu anlatan Ergün, Özellikle Avrupa pazarına açılmak isteyen dostlarımız için, Türkiye den daha iyi bir yatırım ortamı bulmak çok zordur. Türkiye de yatırım yapan yabancı girişimciler, yerli girişimcilerin sahip olduğu her türlü avantaja sahiptir. Bu alanlarda sahip olduğumuz tecrübeleri D-8 üyesi ülkelerle paylaşmaya hazır olduğumuzu ifade ederken, aynı zamanda girişimcileri Türkiye de bulunan bu imkanlardan yararlanmaya davet ediyorum diye konuştu. ORTAK OTOMOTİV ÜRETİMİ... Bakan Nihat Ergün, burada alınan kararların hayata geçirilmesi konusunda, bütün üye ülkelere sorumluluklar düştüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: Burada toplanır, bazı kararlar alır ama bu kararları hayata geçiremezsek, bu toplantının amacına ulaşamaz ve arzu edilen başarıyı da yakalayamayız. Mesela İran da gerçekleşen toplantıda, üye ülkeler arasında bir otomotiv çalışma grubu kurulması yönünde karar almıştık. (D-8 ülkeleri arasında) ortak otomotiv üretimi, eğitim, Ar-Ge merkezi kurma gibi konularda çalışacak olan böyle bir derneği bir an önce hayata geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Türkiye olarak, burada alınacak kararların hayata geçmeleri için her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kere daha ifade etmek istiyorum. Ben ev sahibi ülkenin bir bakanı olarak burada alınan kararların bizzat takipçisi olacağım. Diğer Bakan arkadaşlarımın da aynı iradeyi göstereceklerine inanıyorum. 4

7 haber Eylül - Ekim 2011 ÜÇ GÜN SÜREN ZİRVE İSTANBUL DEKLARASYONUNUN AÇIKLANMASIYLA SONA ERDİ Haliç Kongre Merkezi nde üç gün süren Zirve, İstanbul Deklarasyonu nun açıklanmasıyla tamamlandı. Türkiye ile Mısır arasında teknoloji geliştirme bölgeleri alanında işbirliğine yönelik protokol imzalandı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, D-8 ülkeleri arasında daha hızlı ve doğru bir veri akışı sağlamak amacıyla bir portal oluşturulması gerektiğini belirterek, Hangi ülkede hangi firmanın ne tür bir ürün aradığını, firmalarımız bu portal üzerinden takip edebilmelidir dedi. D-8 Sanayi Bakanları Zirvesi nin kapanış oturumunda konuşan Ergün, D-8 ülkelerinin, ekonomileriyle, doğal kaynaklarıyla ve büyük nüfuslarıyla, oldukça önemli bir potansiyele sahip olduğunu kaydetti. Ergün, D-8 bünyesinde bulunan her ülkenin, çok değişik avantajlara sahip olduğunu dile getirerek, bazı ülkelerin, çok önemli coğrafyalarda bulunduğunu, bazı ülkelerin çok güçlü bir tarihi ve kültürel birikimleri bulunduğunu anlatarak, ancak 8 ülkenin de sahip olduğu en önemli unsurun insan kaynağı olduğunu vurguladı. D-8 PORTALI Bakan Nihat Ergün, D-8 ülkeleri arasında daha hızlı ve doğru bir veri akışı sağlamak amacıyla bir portal oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: İletişim ve bilişim teknolojilerinden de yararlanarak, ülkelerimiz arasında daha hızlı ve doğru bir veri akışı sağlamak mümkündür. Hangi ülkede hangi firmanın ne tür bir ürün aradığını, firmalarımız bu portal üzerinden takip edebilmelidir. Önümüzdeki dönemde yapacağımız işlerden birisi de, böyle bir bilgi altyapısı oluşturmak olmalıdır. Bir portalda hizmet verecek olan bu altyapıdan, sanayicilerimiz ve iş adamlarımız da yararlanmalıdır. Aldığımız kararları hayata geçirdiğimiz sürece, aramızdaki ticaret hacmi 200 milyar Dolar seviyesine daha rahat ulaşacaktır. Ekonomik, sosyal ve kültürel temas noktalarımızın artmasıyla, D-8, dünyanın önemli birliklerinden biri haline gelecektir. İSTANBUL DEKLARASYONU İstanbul Deklarasyonu nda şunlar kaydedildi: D-8 üye ülkeleri arasındaki sanayi işbirliğine ilişkin Tahran Deklarasyonu direktiflerini tekrarlayarak, D-8 üye ülkelerinin ekonomik ve sosyal gelişimi için sanayinin artan rolünü göz önünde tutarak, sanayi ve teknolojik işbirliğinin teşvik edilmesi için üye ülkelerin ortak arzu ve isteklerini tekrar teyit ettik. Sanayicilerin, girişimcilerin ve ayrıca kamu ve özel sektörün deneyimlerini ve en iyi uygulama örneklerini paylaşmak, yatırımları ve yetenekleri artırmak, ortak bir iş kültürü ve dili teşvik etmek amacıyla, güçlendirilmiş bağlantıların ve etkin bir ağ içerisinde toplanmanın önemine vurgu yaparak, gelecek yıllarda D-8 sanayi işbirliğinde ortak düşünce ve bilincin artırılması, D-8 markalı otomobillerinin üretiminde uzun dönemli projeleri içerecek şekilde geliştirilmesi tekrarlandı. Deklarasyonda yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, tarafların şu faaliyetler konusunda mutabık kaldıkları belirtildi: Sanayi işbirliği alanındaki deneyim, bilgi, teknik bilgi ve karşılaştırmalı üstünlükleri teati etmek üzere üye ülkeler arasında konferanslar, seminerler, eğitim kursları, çalıştaylar, ticari fuarlar ve özel konulu toplantılar düzenlenecek. Çalışma gruplarının çıktılarının uygulamaya geçirilmesini sağlanacak. Üye ülkeler arasındaki sınai ve teknolojik ilişkileri geliştirmek için karşılıklı yatırımlar artırılacak. D-8 ülkelerinde işletmelerin gelişimi, ekonomik büyüme ve üretim verimliliğine odaklanan ortak faaliyetler yoluyla Ar-Ge ve teknolojik gelişimi teşvik edilecek. Sürdürülebilir kalkınma için çevre dostu yatırımları ve projeleri desteklenecek. D-8 ülkelerindeki ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması konularına odaklanan faaliyetler yoluyla, sanayi işletmelerindeki verimlilik düzeyinin artırılması ve temiz üretim alanındaki uygulamaların teşvik edilmesi geliştirilecek. MISIR İLE İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI Bu arada, zirvede Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Mısır Sanayi ve Dış Ticaret Bakanlığı arasında teknoloji geliştirme bölgeleri alanında işbirliğine yönelik protokol imzalandı. 5

8 makale İŞ ETÜDÜ NÜN İŞLETMELERE KATKISI Gülnur SÖNMEZ Verimlilik Uzmanı ( Verimlilik Genel Müdürlüğü) yoluyla görevi gerçekleştirirken kullandıkları süreçtir. Süreç, görevin nasıl yapıldığını tarif eden faaliyetlerin ki bu faaliyetlerin her birine iş etüdünde akış dilimi denir- toplamından oluşur. Bu faaliyetler, birbirine seri veya paralel şekilde yürütülebilir. 6) Çıktı: Süreç sonucunda ortaya çıkan, müşterinin talep ettiği ürünler ya da hizmetler ile bunların elde edilmesinde kullanılmış olan bilgiyi, dönüştürülmüş enerjiyi, ortaya çıkan yan ürünleri, artıkları, vb. ifade eder. İş etüdü, iş sistemlerinin analitik ve sistematik bir şekilde incelenmesine ve performanslarının iyileştirilmesi amacıyla yeniden düzenlenmesine dayalı bir yöntemdir. Bu yöntem, sistemin mevcut durumunun sorgulanması ile başlar, yerine performansının daha yüksek olmasını sağlayacak revizyon ya da alternatif sistem önerilerinin geliştirilmesi ile devam eder ve son olarak da, önerilerin gerçekleştirilmesi halinde katlanılacak yatırım maliyetlerini, elde edilecek performans artışı ile kıyaslayarak, yatırımın getirisi oranının hesaplanması yolu ile karar vericilere yardımcı olur. İş etüdünde, iş sistemlerinin mevcut durumu sorgulanırken, sistemin 7 unsuru [1] ve bu unsurların birbirleriyle etkileşimleri dikkate alınır. Bunlar: 1) Görev: İş sisteminin varlık nedenidir. Sistemden talep edilen çıktının oluşturulması için gerçekleştirilecek esas faaliyetin kısa bir tanımıdır. 7) Çalışma koşulları: İnsanın görevi gerçekleştirirken çalışmak zorunda olduğu ortamın fiziksel özellikleri (toz, gaz, gürültü, ısı, nem, ayakta çalışma, hareketleri kısıtlayıcı iş elbisesi veya aksesuar kullanma, vb.), sosyal özellikleri (bağlı olduğu ücret sistemi, arkadaşlık koşulları, ast-üst ilişkileri, ekip uyumu, yetki ve sorumluluk düzeyi, mola ve vardiya düzenlemeleri, vb.) ve iş sisteminin diğer 6 unsuru ile doğrudan ilgili olan, sistemin performans ölçütlerini etkileyen tüm unsurlar (üretim aracının ayar tanımları, girdinin ve çıktının biçimsel ölçülerinde kullanılan tolerans sınırları (işin hassasiyeti), uzanma ya da taşıma mesafesi, işlem mesafesi, vb.) bu başlık altında incelenir. Bu 7 unsur, çalışma tekniği ve yöntemi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Çalışma tekniği, iş sisteminin kullandığı teknolojiyi ve çalışma yöntemi de, bu teknolojiye bağlı olarak kullanılan iş akışını ifade eder. Çalışma tekniği ve yöntemine ilişkin veriler de İş Etüdü çalışmaları kapsamında kullanılır. Bu bağlamda İş Etüdü, yeni kurulacak bir işletmede alternatif ürünler ve teknolojiler arasından fayda/ maliyet oranı en yüksek olanın seçiminden, faaliyetlerine devam etmekte olan bir işletmede mevcut iş sisteminin performansının iyileştirilmesine kadar her aşamada kullanılan bir yöntemdir. Bu 7 unsurun sorgulanması [2], aşağıdaki gibi olmaktadır: 2) Girdi: Görevi gerçekleştirerek çıktıya ulaşmak için dönüştürülecek malzemeyi, bilgiyi, enerjiyi, vb. ifade eder. İnsan ve üretim aracı haricinde kalan bütün kaynaklar, girdi olarak ifade edilirler. 3) İnsan: İş sisteminin kapasite unsurlarından biri olan insan, üretim aracı ile etkileşim halinde görevi gerçekleştirecek olan kişidir. İnsanın sahip olması gereken nitelikler, iş gerekleri belgeleri ile tanımlanır. 4) Üretim Aracı: İş sisteminin diğer kapasite unsuru olan üretim aracı, insan ile etkileşim halinde görevi gerçekleştirecek olan makine, ekipman, vb. teçhizattır. 5) İş Akışı: İnsan ve üretim aracının birlikte çalışması 6

9 AMAÇ YER VE ÜRETİM ARACI SIRA KİŞİ YÖNTEM Ne yapılıyor? Nerede yapılıyor? Ne zaman yapılıyor? Kim yapıyor? Nasıl yapılıyor? Niçin yapılıyor? Başka ne yapılabilir? Ne yapılmalıdır? Niçin orada yapılıyor? Başka nerede yapılabilir? Nerede yapılmalıdır? Niçin o zaman yapılıyor? Başka ne zaman yapılabilir? Ne zaman yapılmalıdır? Niçin o kimse tarafından yapılıyor? Başka kim yapabilir? Kim yapmalıdır? Niçin o biçimde yapılıyor? Başka ne biçimde yapılabilir? Nasıl yapılmalıdır? İş etüdünde iş sistemini değerlendirmek için kullanılabilecek performans ölçütlerinden bazıları [1] aşağıda verilmiştir: Çıktı Çalışma Sonucu Çalışma Performansı = = Zaman Zaman Çalışma sonucu, miktar olarak belirlenebiliyorsa, çalışma performansı, miktar performansı olarak adlandırılarak, aşağıdaki formül şeklinde ifade edilir: Miktar Performansı = Miktar Zaman Miktar Performansı = Birim Zaman = Miktar Birim Zaman SüreBirim Birim Miktar (örneğin: saatte 200 ton: 200 ton/saat) ya da (örneğin: 3,5 dakikada 1 baskı: 3,5 dak/baskı) Bir birimin işlenmesi için kullanılan zamana, birim zaman denir. Yukarıdaki örnekte, 1 raporun baskı işlemi için geçen zaman, yani birim zaman, 3,5 dakikadır. İş etüdünde iş sistemlerinin iş akışlarına ilişkin standart zamanlar, yeterli sayıda ölçüm alınması ya da gözlem yapılması için istatistiğin de kullanımıyla, %95 güvenilirlikle, belirli sapmalar (minimum-maksimum sınırlar) dâhilinde belirlenir. Bu sürelerin hesaplanmasında, işin planlanan bir şekilde yapılmasını sağlayan temel zamanlar ve işin yapımı sırasında planlı akışı engelleyen yardımcı zamanlar birlikte dikkate alınır. Bütün bu zamanların belirlenmesinde, kronometreyle zaman ölçümü, önceden belirlenmiş zamanlar sistemi (MTM, MOST, MODAPTS, vb.), iş örneklemesi, uzun süreli dağılım zamanı ölçümü, dinlenme etütleri, gibi yöntemlerden elde edilen veriler ışığında birim zaman, aşağıdaki formülle bulunur: Birim Zaman = Temel Zaman * (1 + Yardımcı Zamanların Payı) Yardımcı zamanlar, ne zaman ortaya çıkacağı ve ne kadar süreceği belli olmayan dağılım zamanlarından ve çalışma koşullarının meydana getirdiği yorgunluğu gidermek için gereken dinlenme zamanlarından oluşur. Yardımcı zamanların payı, temel zamanın belli bir oranı olarak bulunur ve 0 ile 1 arasında bir değeri alır. Ürünlerin birim zamanını etkileyen tek unsur, kullanılan teknoloji değildir. Aynı teknoloji ve süreci kullanarak aynı ürünleri üreten iki işletmenin ürünlerine ait birim zamanları, birbirinden farklıdır. Bunun nedeni, üretim alanının kullanım şekli, örgüt kültürü, insan kaynaklarının yetkinlikleri ve motivasyon düzeyleri, makinelerin bakımına gösterilen özen, yönetimin planlama ve koordinasyon yeteneği, vb. unsurların işletmeden işletmeye farklılık göstermesidir. Bütün bu bilgiler ışığında İş Etüdü: Taşıma hareketlerini en aza indirgeyen yerleşim düzeninin belirlenmesini ve böylece işletme yerleşim alanının daha etkin kullanımını sağlar, Gereksiz hareketleri ortadan kaldırarak, üretimde zamanın daha büyük bir bölümünün katma değer yaratan işlere ayrılmasını ve dolayısıyla daha az zamanda daha çok iş çıkarılması anlamına gelen verimin artmasını sağlar, Hat dengelemeye yardımcı olur, Kapasitenin etkin kullanılmasını engelleyen nedenlerin ve bu nedenlere ait zamansal yüzdelerin ortaya çıkarılmasını sağlar (iş örneklemesi ile), Vardiya başlangıç ve bitiş zamanları ile dinlenme molalarının işe ve çalışanların gereksinimlerine en uygun şekilde düzenlenmesini sağlar, Çalışanın fiziksel özelliklerine ve beklentilerine (ergonomik ilkelere) uygun iş düzenlemesi yapılmasını sağlayarak iş kazalarını, meslek hastalıklarını, kasiskelet rahatsızlıklarını, vb. asgari düzeye indirir ve işin daha hızlı yapılabilmesine olanak tanır, Süre ve maliyet açısından güvenilir bir planlama yapılmasını ve böylece, olması gereken durumla gerçekleşen durumun kıyaslanmasını sağlar, Adil bir ücretlendirme sisteminin oluşturulması için gerekli zemini sağlar, İşin detaylı incelenmesi sayesinde, işi gerçekleştirecek olan personelde aranan niteliklerin eksiksiz bir şekilde belirlenmesini sağlar, Matematiksel fonksiyon tahmini yaparak, spesifik bir işin sonuçlanmasında zamanı etkileyen faktörlerle o işin gerçekleştirilme zamanı arasındaki istatistiksel ilişkinin belirlenmesine yardımcı olur, Standart zamanı bilinen ürünlerden yola çıkılarak, yeni ürünlerin standart zamanlarının daha güvenilir bir şekilde tahmininin yapılmasına yardımcı olur, Alternatif ürünlerin ve süreçlerin ön tasarımında, hangi kullanım özelliklerine sahip hangi ürünün, hangi süreçle üretiminin daha ekonomik olacağının saptanmasına yardımcı olur, 7

10 Bir kişinin aynı anda kaç makinenin operatörlüğünü yapabileceğinin belirlenmesini sağlar, Mekanizasyon ve otomasyon düzeyinin seçilmesine, hücresel üretimde hücrelerin en uygun şekilde ve düzende tasarlanmasına ve robot hareketlerini asgariye indirgeyecek çalışma yöntemlerinin belirlenerek buna uygun çevresel düzenlemenin yapılmasına yardımcı olur, Akış (süreç) şemaları oluşturulması sayesinde işe yeni başlayacak olan personelin görevini ve görevinin bütün içindeki yerini daha kolay kavramasını sağlar (oryantasyon eğitimini kolaylaştırır), Akış şemaları, yönergeler (prosedür) ve talimatlar oluşturulması yoluyla bazı ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi gerekliliklerinin yerine getirilmesini sağlar, Hizmet işletmelerinde, gereksiz işlemlerin ortadan kaldırılması ile müşterilerin ortalama bekleme süresini azaltır, İş yüküne bağlı kadrolarda, çalışan sayısının hesaplanmasında kullanılan verilerin doğru tespit edilmesini sağlar, Üretim planlamada kullanılan ürün ağacı, iş emri gibi formların doğru ve amacına uygun bir şekilde tasarlanmasını sağlar, Az bir yatırımla, işletme çıktılarında önemli artışlar sağlar. Örnek Olay [3]: X işletmesinde, iş etüdünde veri saptama yöntemlerinden biri olan iş örneklemesinin gerçekleştirilmesi sonucunda, üretimde katma değer yaratmayan faaliyetler, bu faaliyetlerin vardiya zamanı içinde meydana gelme sıklıkları ve 2004 yılı itibariyle işletmeye maliyetleri bulunarak, aşağıda verilmiştir: Zaman (Akış) Türü Vardiya İçindeki Payı (%) Adam. saat/yıl TL / yıl Taşıma 13, ,7 İş Konuşması 6, ,3 Kişisel Nedenle Ara Verme 6, ,8 Özel Konuşma, İşe Geç Başlama, İşi Erken Bırakma Takım, Aparat veya Malzeme Arama İş Yokluğu Nedeniyle Kısa Süreli Bekleme Kişisel Hataya Bağlı Fazla Çalışma 3, ,7 3, ,2 1, ,7 0, ,1 TOPLAM 34, , ,67 Katma değer yaratmayan bu faaliyetlerin süresini sıfıra indirmek olanaksızdır, ancak iş etüdünün bir parçası olan metot etüdü ile gerekli düzenlemelerin yapılmasıyla, oranları toplamı %34 ten yaklaşık %7-15 mertebesine düşürülebilir. Bu da katma değer yaratmayan faaliyetlerin maliyetlerinde %56-80 arası bir iyileşme anlamına gelir. Bu durumda yaklaşık TL olan maliyetler, yaklaşık 6350 ila TL arasında seyredecektir. Başka bir deyişle 1 yılda gerçekleşen tasarruf, yaklaşık ila TL arasında olacaktır. Bu tasarruf işçi çıkarma yoluyla değil de, %66 lık süre kullanımı ile 100 birim üretiliyorsa, %85 lik süre kullanımında kaç birim ürün üretilip satılabilir diye hesaplama yapılarak sağlandığında, bu süre içinde 128 birim üretilebileceği görülmektedir. Bu da ürünlerin taahhüt edilip satılabilmesi halinde, 1 yıl içinde satış gelirlerinde en az %28 lik artış anlamına gelir. Ayrıca birim maliyetler de, aynı süre içinde, aynı işçilerle daha fazla ürün üretilmiş olması nedeniyle düşecektir. Böylece birim kâr artacaktır. Metot etüdü ile önerilecek olan iyileştirme önerilerinin, bir defaya mahsus ortaya çıkacak olan yatırım maliyetiyle iyileştirme sonucunda tekrarlanacak bir iş örneklemesi sonucu ortaya çıkan kesin iyileştirme miktarı kıyaslandığında, yatırımın kendisini ne kadar zamanda amorti edeceği de ayrıca hesaplanabilecektir. 8

11 İş etüdünün, bu yöntemi kullananlara kazandırdığı analizci ve sentezci bakış açısı ile elde edilen faydalar da bulunmaktadır. Bu bakış açısından yararlanılarak ortaya konan teknikler arasında, 5S Endüstriyel Temizlik ve Düzen, SMED: Kısa Sürede Kalıp Değişimi, Sıfır Hazırlık Zamanı (Zero Changeover Time), Süreç İyileştirme, Sürekli İyileştirme, Değer Analizi, vb. ni saymak mümkündür. Müşterinin, ürünü satın alırken ve kullanırken yaptığı hareketlerin incelenmesi sonucu, müşteriyi zorlayan hususları tespit etmek ve böylece ürün tasarımında ve satışında yapılması gereken iyileştirmeler ve yenilikler hakkında önemli fikirler elde etmek de olasıdır. Özetle iş etüdü, veri teknolojinin en etken şekilde kullanılmasının yanında, süreç ve ürün yenilikçiliğinde ve işletmeye en uygun teknolojinin seçiminde de, diğer analizlerle ve yöntemlerle birlikte sağlıklı kararlar alınabilmesine yardımcı bir tekniktir. İş etüdü, işletmelerin maliyet, kalite, hız, esneklik ve yenilikçilik olarak sayılabilecek tüm rekabet unsurlarının geliştirilmesine katkı sağlayabilen ve bilimsel yönetimin temelini oluşturan bir teknik olduğundan, güncelliğini yitirmeyecektir. Kaynaklar: [1] MPM-REFA İş Etüdü Yöntem Bilgisi Cilt 1-5 [2] ILO İş Etüdü, 4. Basım, MPM Yayınları No: 29 [3] Gülnur Sönmez, X İşletmesi Danışmanlık Raporu, 2004 İŞLETMELERİN 2023 VİZYONU, 7. KOBİ LER VE VERİMLİLİK KONGRESİ NDE TARTIŞILACAK... İstanbul Dedeman Otel de Ekim 2011 tarihleri arasında düzenlenecek Kongre, bu yıl iş dünyası temsilcilerini İşletmeler İçin 2023 Vizyonu teması ile vizyon oluşturmaya davet ediyor... İstanbul Kültür Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü nün KOSGEB işbirliği ile üniversite reel sektör çalışmalarını ve işbirliğini geliştirebilmek amacıyla 2004 yılından bu yana düzenlediği KOBİ ler ve Verimlilik Kongreleri artık geleneksel hale geldi. Kamu, özel sektör temsilcileri ve akademik çevreyi bir araya getiren Kongre, güncel konuların tartışıldığı ve çözüm önerilerinin sunulduğu bir ortam yaratıyor. Yıllar itibarıyle yakalanan başarı sayesinde, sektörler tarafından beklenen bir organizasyon haline gelen Kongre, TC Merkez Bankası nın da desteklerini almaya devam ediyor. Federasyon, dernek, birlik, vakıf vb. sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içerisinde gerçekleştirilen Kongre de, iş dünyasının önemli isimleri, deneyimlerini ve öngörülerini katılımcılarla paylaşıyor. Bu anlamda 7. KOBİ ler ve Verimlilik Kongresi nin teması ve içeriği yine iş dünyası temsilcilerinin görüşleri ile oluşturuldu. Yine TC Merkez Bankası destekleri ile gerçekleştirilecek 7. KOBİ ler ve Verimlilik Kongresi nde kamu ve özel sektörün bürokratları ile üst düzey yöneticileri, Cumhuriyetimizin 88. yıl kutlamalarından birkaç gün önce, Ekim tarihleri arasında, Cumhuriyetimizin 100. yılının ekonomik hayatında var olacak işletmelerinin rekabet güçlerinin artırılması için sahip olmaları gereken özellikleri ve bu yönde geliştirilmesi planlanan devlet politikalarını Kongre katılımcılarına aktaracaklar. 9

12 makale KURUMSAL VERİMLİLİĞİN ARTIRILMASINDA YENİ BİR ARAÇ: İÇ KONTROL Dr. Bertan KAYA bir verimliliğe sahip olmaları gerekmektedir. Yine benzer şekilde, verimsizliğe neden olan koşulların ve faktörlerin azaltılması veya ortadan kaldırılması da verimliliğin artırılmasına olanak sağlamaktadır. Günümüz iş dünyasında hızla değişen çevresel unsurlar ve artan rekabet karşısında işletmeler, ancak verimliliklerini artırmak veya verimsizliklerini azaltmak sayesinde ayakta kalıp, sürdürülebilir bir kârlılığa sahip olabilmektedirler. Tam bu noktada, kurumsal faaliyetlerde verimliliği destekleyen ve sürdürülmesine yardımcı olan veya verimsizlik yaratan koşulları tespit edip, ortadan kaldıran kurumsal mekanizmaların önemi ortaya çıkmaktadır. Faaliyetlerde verimliliğin artırılması veya verimsizliklerin azaltılmasına yardımcı olan kurumsal araçların başında iç kontrol sistemleri gelmektedir. Günümüz dünyasında kalkınmanın itici gücü olarak kabul edilen verimlilik en genel anlamda, üretilen mal ve hizmet miktarı ile bu mal ve hizmet miktarının üretilmesinde kullanılan girdiler arasındaki oran olarak tanımlanabilmektedir. Yani, üretim sürecine sokulan çeşitli faktörlerle (girdiler) bu sürecin sonunda elde edilen ürünler (çıktılar) arasındaki ilişkiyi ifade eden verimlilik, savurganlıktan uzak, kaynakları en iyi biçimde değerlendirerek üretmeyi ifade eder. 1 Özellikle işletmeler açısından hayati bir konu olan verimlilik, işletmenin genel performansının ölçülmesi, performansın işletme birimleri düzeyinde kontrol edilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve üretim kapasitesi, çıktı tahmini, kaynak gereksinimi ve maliyet tahminlerinin bütçe amaçlarına uygun olarak yapılabilmesini sağlamak açısından önem taşımaktadır. Verimliliğin işletmelere sağladığı pek çok fayda söz konusu olup, bunlar arasında en önemlileri, başta maliyetlerin düşürülmesi olmak üzere, işin basitleştirilmesi, üretim ve kalitenin artması, zaman, insan gücü ve enerji tasarrufları ve işletmede bilgi akışının hızlandırılması ve hızlı karar alınmasıdır. Bu bağlamda işletme faaliyetlerinde yüksek verimlilik sağlamak, yani aynı kaynaklar ile daha çok çıktı elde etmek ya da aynı çıktıyı daha az kaynak ile sağlamak, büyük önem taşımaktadır. Maliyet tasarrufları, çıktı ve kalite artışları, işlerin basitleştirilmesi, hızlı ve sağlıklı karar alma gibi faydaları elde etmek için işletmelerin yüksek Dünyada genel kabul gören tanımı (COSO) ile iç kontrol, kurumun yönetim kurulu, yöneticileri ve diğer personeli tarafından yürütülen ve finansal raporlamaların doğruluğu ve güvenilirliği, operasyonların etkinlik ve verimliliği ile kanun ve düzenlemelere uygunluğun sağlanması şeklindeki amaçların gerçekleştirileceğine yönelik makul güvence sağlayan bir süreç olarak tanımlamıştır. 2 Türkiye de ise kamu perspektifinden iç kontrol, İdarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, malî bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak üzere idare tarafından oluşturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontroller bütünü olarak tanımlanmaktadır. 3 İç kontrolün yurtdışı ve içi otoriteler tarafından ortaya koyulmuş olan tanımları, göz önüne alındığında, bu tanımlarda pek çok ortak nokta olduğu görülmektedir. Bunların başında, iç kontrolün faaliyetlerin etkin ve verimli yürütülmesinin sağlanması yani diğer bir ifade ile kurumun etkililik ve verimlilik hedeflerinin gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelik bir odağa sahip olduğu görülmektedir. Diğer 2 odaktan (mali raporlamaların güvenilirliği ve kanun ve düzenlemelere uygunluk) farklı olarak faaliyetlerin etkili, verimli ve ekonomik yürütülmesi amacı, doğrudan kurumsal verimliliği işaret etmektedir. Kurum genelindeki tüm iş birimleri ve süreçlerinde 1. Yükçü, S., Atağan, G., Etkinlik, Etkililik ve Verimlilik Kavramlarının Yarattığı Karışıklık, Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt:23, Sayı.4, COSO, Internal Control- Integrated Framework, Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Madde 55,

13 tasarlanan ve yürütülen iç kontrollerin, etkili, verimli ve ekonomik iş yapışı temin etme misyonu, iç kontrol kavramını verimlilik ile yakından ilişkilendirilebilmesine imkan sağlamaktadır. İç kontrolün örgüt genelinde verimliliğin sağlanmasına ilişkin rol ve önemine bakılmadan önce, kısaca etkililik ve verimlilik kavramlarına da göz atmak gerekmektedir. Etkililik, örgütlerin, gerçekleştirdikleri faaliyetlerin sonucunda amaçlara ulaşma derecesini belirleyen bir performans boyutudur. 4 Verimlilik ise, daha önce belirtildiği üzere, üretim sürecine sokulan çeşitli faktörlerle (girdiler) bu sürecin sonunda elde edilen ürünler (çıktılar) arasındaki ilişkiyi ifade etmekte olup, savurganlıktan uzak, kaynakları en iyi biçimde değerlendirerek üretmek anlamına gelmektedir. Etkinlik (Etkenlik) Süreç için gerekli kaynakların kullanılma derecesi SÜREÇ ( Proses) Verimlilik - Üretkenlik Etkinlik ile etkenlik arasındaki oran Şekil-1: Etkinlik-Etkililik-Verimlilik İlişkisi Etkinlik Süreç çıktısının hedefe ulaşma yeteneği İç kontrolün, kurumların etkililik ve verimliliğe yönelik amaçlarını gerçekleştirmesine yönelik katkısı, esasen, bu amaçları tehdit eden risklerin azaltılması şeklinde gerçekleşmektedir. İç kontrol literatüründe risk, genel olarak amaç ve hedeflere ulaşmayı engelleyebilecek her tür olumsuz olay, durum ya da tehdit şeklinde tanımlanmaktadır. Günümüz işletmeleri açısından sistemsel, stratejik, imaj-itibar, yasal, operasyonel ve finansal olmak üzere pek çok iç ve dış kaynaklı risk türü söz konusudur. Bu risk türlerinden, özellikle operasyonel risklerin, kurumların etkili ve verimli çalışmasına önemli ölçüde engel olabileceği görülmektedir. Yetersiz ve başarısız sistem, süreç, organizasyon, personel ya da dışsal olaylardan kaynaklanan doğrudan ya da dolaylı zarar riski olarak tanımlanan operasyonel riskler, tek başına olmasa da, önemli ölçüde verimsizliklerin kaynağı olarak işlev göstermektedir. Yetkin olmayan insan kaynağı, kötü tasarlanmış süreç, yetersiz otomasyon, kötü planlanmış iş akışı, belirsiz iş tanımları, etkisiz metodlar, kötü organizasyon yapıları, iyi tanımlanmamış performans göstergeleri, kontrol altına alınamayan sistemler ve önlem alınmayan olası dış tehditler (fiyat artışları, piyasa hareketleri, tedarikçi kayıpları, teknolojik değişiklikler, doğa olayları) kurumsal verimliliği tehdit eden en önemli risklerin başında gelmektedir. Bu risklerin, gerçekleşmesi, örgütün verimsiz çalışmasına ve hatta çoğu zaman etkili olamamasına neden olmaktadır. Operasyonel risklerin, kurumlarda gerçekleşen pek çok hata, suiistimal, verimsizlik ve başarısızlıkta önemli rol oynadığı bilindiğinden, bu risklere karşı gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. İç kontroller ve genel olarak iç kontrol sistemleri, operasyonel risklere karşı alınabilecek en maliyet etkin tedbirlerin başında gelmektedir. İç kontrolün tanımına bakıldığında, sistem, süreç, yöntem, prosedür ve iç denetimi de kapsayan uygulamalardan oluştuğu görülmektedir. Tüm bu unsurların, kurumsal faaliyetlerde stratejilerden, planlardan, programlardan, standartlardan, iyi uygulamalardan, talimatlardan ve kriterlerden sapmaları önlemek üzere, yani kurumu belirli bir rotada ve kaynaklarını verimli kullanır şekilde tutmayı amaçladığı söylenebilir. Kurumsal amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesi (etkililik) ve bu amaç ve hedeflerin temeli olan çıktıların daha az ve kaliteli girdi ile gerçekleştirilmesi (verimlilik) noktasında, girdi-faaliyetçıktı aşamalarındaki tüm risklerin iyi yönetilmesi gerektiği görülmektedir. Verimliliği artırma noktasında yürütülen pek çok çalışmanın, aslında sağlıklı bir iç kontrol sistemi oluşturularak, sistematik hale getirilmesi mümkündür. Verimlilik artışı esas olarak kaynakların daha etkin kullanımı, planlama ve kontrol fonksiyonlarının iyileştirilmesi, süreçlerin daha iyi tasarlanması, yetkin insan kaynağı kullanımı, yeni iş metodları geliştirilmesi ve maliyet etkin otomasyonlar ve çıktıların etkililiğinin artırılması ile sağlanabilmektedir. Bu hususlara ek olarak yeni ve modern teknolojik yatırımlarla birim zaman içindeki üretim miktarı arttırılabilir. Tüm bu noktalarda, iç kontrol sistemleri yukarıda belirtilen çalışma ve çabaları sistematik ve disiplinli bir çerçeveye oturtmaktadır. Yani bir anlamda, verimliliğin artırılması tek amaç olmamakla birlikte, iç kontrol sistemleri, verimliliğin artırılmasına yönelik sistemli bir araç olarak işlev göstermektedir. Yasal otoriteler, meslek örgütleri ve diğer ilgili organizasyonlar (Basel, BIS, COSO, CoCo gibi), işletmelerde verimliliği azaltan veya artırılmasına engel olan, risklerin etkin bir şekilde azaltılabilmesini sağlamaya yönelik olarak bazı önerilerde bulunmaktadır. Bu önerilerin başında, kurumlarda iç kontrol sistemleri kurulması gelmektedir. Dünyada iç kontrole ilişkin olarak pek çok zorunlu veya zorunlu olmayan düzenleme bulunmakla birlikte, bunların en başında, 1992 tarihli, COSO Raporu gelmektedir. Orijinal ismi Internal Control- Integrated Framework (İç Kontrol-Bütünleşik Çerçeve) olan bu dokümanda, bir kurumun, kar amacı gütsün veya gütmesin, sahip olması gereken iç kontrol sisteminin ana hatları, temel unsurları ve mekanizmaları genel olarak tarif edilmiştir. COSO raporunda yer alan iç kontrol modeli ile genel kabul gören verimlilik artırma metodoloji ve teknikleri karşılaştırıldığında, COSO raporunda yer alan sistematiğin, verimlilik artırmaya yönelik pek çok çalışmayı kapsadığı ve bunlara özel önem verdiği görülmektedir. Elbette ki bir iç kontrol sisteminin verimliliği artırma dışında; faa- 4. Horngren, T. C., Foster, G., Datar, M. S., Cost Accounting A Managerial Emphasis, Tenth Edition, Prentice Hall International, Inc., 2000, London. 11

14 liyetlerde etkililik, yasal düzenlemelere uyum, varlıkları koruma ve mali raporlamaların güvenilirliğini sağlama gibi bazı ek amaçları da bulunmaktadır. Ancak, hangi amacı gerçekleştirmek için tasarlanmış olursa olsun, COSO tarafından önerilen model, verimliliğin artırılmasına yönelik işlev gösteren bazı mekanizmalara sahiptir. COSO modeline göre bir kurumun, faaliyetlerinde etkililik ve verimliliği sağlaması, mali raporlamalarının güvenilir olması ve mevzuata uyum hedeflerini, tüm iş birimleri ve süreçlerinde aşağıdaki şekilde görülen 5 unsuru sağlıklı bir şekilde tesis etmek ile makul düzeyde gerçekleştirebilmesi mümkün olacaktır: 5 Şekil-2: COSO İç Kontrol Unsurları Bu unsurlara bakılacak olur ise; - COSO ya göre kurum içinde öncelikle güçlü bir Kontrol Ortamının bulunması şarttır. Eksiksiz bir iç kontrol sisteminin temeli kontrol ortamına dayanmaktadır. Kontrol ortamı, kurum çalışanlarının kontrol bilincini etkileyerek, şirketin konuya bakış açısını belirlemektedir. Kontrol çevresi; disiplin ve düzen sağlayarak, iç kontrolün diğer unsurları için temel oluşturur. İç kontrolün genel kalitesini etkileyen genel atmosferi yaratır ve iç kontrol disiplinini sağlar. İç kontrol ortamını oluşturan unsurlar genel olarak; dürüstlük ve etik değerler, üst yönetimin felsefesi ve tutumu, yönetimin çalışma şekli, insan kaynakları yönetimi ve politikaları, örgüt yapısı, yetki ve sorumlulukların tahsisi, iş ve görev tanımlarının belirlenmesidir. Kontrol ortamının iyileştirilmesi, tüm iç kontrol sisteminin geliştirilmesine imkan verir. Kontrol ortamı unsurlarından bir veya birkaç tanesi sorunlu olur ise, bundan sonraki diğer unsurlarda da etkinlik sağlamak mümkün olmaz. İyi iç kontrol uygulamalarının çıkış noktası ve iç kontrol sisteminin en önemli unsuru kontrol ortamıdır. - Risk Değerlendirme faaliyetlerinde, kurumun tüm iş birimleri ve süreçlerindeki riskler belirlenir ve analiz edilir. Risk değerlendirmesi, hedeflere ulaşmayı engelleyebilecek risklerin tanımlanmasına, ölçülmesine ve riskin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair kararlara temel oluşturur. Bunun sebebi; ekonomik, endüstriyel, hukuksal ve yönetsel şartların değişmeye devam edecek olması ve bu değişime ait özel riskleri tanımlayacak ve bunlarla baş edecek mekanizmalara ihtiyaç duyulmasıdır. Risk değerlendirme aşamasında, birim ve süreçleri etkileyen tüm kritik riskler tespit edilir, kuruma verebilecekleri zarar çerçevesinde ölçülür ve kritiklik düzeyleri tespit edilir. Risk değerlendirme faaliyetlerinin amacı, örgütün iş süreçlerini etkileyen tüm kritik risklerin ortaya çıkartılarak, kontrol altına alınmasını sağlamaktır. Risk değerlendirmelerinde, örgüt genelinde gerçekleşen önemli hata ve suiistimaller, verimsizlikler, darboğazlar, değişimler, yenilikler ve dışsal faktörlerin etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. - Kontrol Faaliyetleri, yönetsel, mali ve operasyonel faaliyetlerin belirlenmiş strateji ve planlara uygun bir şekilde gerçekleştirilmesinde yöneticilere yardımcı olan politika, prosedür ve yöntemlerdir. Kontrol faaliyetleri ile kurumsal risklerin azaltılması amaçlanmaktadır. Katı kontroller olarak tanımlanan kontrol faaliyetleri, risklerin azaltılmasına yönelik ana strateji olarak işlev gösterir. Önleyici, yönlendirici, düzeltici ve/veya tespit edici mahiyette olabilir. Yetki ve onay mekanizmaları, görevler ayrılığı, mutabakatlar, revizyonlar, iç doğrulamalar, kurum varlıklarının korunmasına yönelik erişim kısıtlamaları (fiziki ve kaydi), kontrol izleri, operasyonel süreçlerin gözden geçirilmesi, süpervizyon ve mevzuat direktifleri genel kontrol faaliyetleri arasında yer alır. Her kurum kendi sektörü, faaliyetleri, organizasyon yapısı, yönetimi ve kültürüne uygun kontrol faaliyetleri tasarlar ve uygulamaya alır. Kontrol faaliyetleri hemen her kurumda, tüm iş süreçlerinde işin gereği olarak bulunmalıdır. - Bilgi ve İletişim iç kontrol süreçlerinde yer alan bilgilerin oluşturulması, saklanması, raporlanması ve bunların örgüt genelinde yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya ve birimler arasında iletilmesini kapsamaktadır. Ayrıca, sağlıklı bir iç kontrol süreci tesis edebilmek ancak çok yönlü ve açık iletişim kanalları yoluyla mümkündür. Etkin bir iç kontrol sistemi kurmak ve kurumun hedeflerini gerçekleştirmek için bir organizasyonun bütün kademelerinde bilgiye ihtiyaç duyulur. Anlamlı, güvenilir ve uygun bilgi personelin kontrol ve diğer sorumluluklarını yerine getirmesine imkân verecek biçimde ve zaman dilimi içinde belirlenip sağlanmalı ve onlara duyurulmalıdır. Bilgi sistemleri ise, süreçte hem iç kontrole ilişkin mali ve mali olmayan bilgileri içeren raporlar hazırlanması, hem risk ve kontrol bilgilerinin saklanması ve analizi, hem de iş süreçlerinde ihtiyaç duyulan bilgilerin zamanında ve doğru şekilde aktarılması amaçlı işlev gösterir. Kurum içinde üretilen bilgi ve raporlar, hem iç hem de dış kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamalıdır. 5. COSO, a.g.e. 12

15 Verimliliği artırmak amacı ile göz önünde bulundurulması gereken faktörler su şekilde sıralanabilir: 6 Dış (kontrol edilemeyen) faktörler İç (kontrol edilebilen) faktörler İç faktörler; katı faktörler ve esnek faktörler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Katı faktörler, ürün, fabrika ve teçhizat, teknoloji, malzeme ve enerjidir. Esnek faktörler ise, insan kaynakları, organizasyon ve sistemler, çalışma metodları ve yönetim biçimleridir. Dış faktörler; yapısal düzenlemeler, doğal kaynaklar ile hükümet ve altyapı olarak üç başlık altında ele alınabilir. Yapısal düzenlemeler, ekonomik ve sosyal olarak gruplandırılırken, doğal kaynaklar, insan gücü, arazi, enerji ve hammaddeler olarak gruplandırılmıştır. Hükümet ve altyapı faktörü altında ise kurumsal mekanizmalar, politika ve stratejiler, altyapı ve kamu işletmeleri yer almaktadır. - İzleme faaliyetinin temel amacı, genel olarak iç kontrol sisteminin ve süreçlerdeki iç kontrollerin arzu edildiği şekilde çalışıyor olmasını ve koşullardaki değişikliklere gerektiği biçimde uyum göstermesini sağlamaktır. İzleme sistemleri ile iç kontrol sisteminin yeterliliği, etkinliği ve verimliliği hakkında bir değerlendirme yapılmalıdır. İç kontrol sisteminin izlenmesi sürekli gözetim, özel değerlendirme ya da her ikisinin bir arada uygulanmasıyla gerçekleştirilebilir. Sürekli gözetim faaliyetleri, yönetimce yapılan izleme ve diğer rutin izleme prosedürlerini içermektedir. Kurum içinde faaliyetlerin içine yerleştirilmiş ve bu faaliyetlerin etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamaya yönelik oluşturulmuştur. Özel değerlendirmelerin sıklığı ve kapsamı, özellikle risk değerlendirmesine ve sürekli gözetim prosedürlerinin etkinliğine bağlıdır. İç kontrol aksaklıkları, diğer önemli konularla birlikte, üst yönetime ve yönetim kuruluna raporlanmalıdır. Bu kapsamda, yönetim tarafından gerçekleştirilen kontrol öz değerlendirmeleri ya da iç ve dış denetçiler tarafından gerçekleştirilen resmi değerlendirmeler söz konusu olabilir. İzleme unsurunun en önemli parçası, iç denetim mekanizmasıdır. İç denetim faaliyetinin temel görevi örgütün iç kontrol sisteminin sağlıklı bir şekilde oluşturulması ve yürütülmesine yönelik güvence ve danışmanlık hizmetleri sağlamaktır. İç denetim, diğer tüm unsurların geliştirilmesi yönünde, destekleyici ve rehberlik sağlayıcı bir hizmet olarak, iç kontrol sisteminin en önemli mekanizmalarından bir tanesidir. Yukarıda bahsedilen ve iç kontrol sistemi unsurları ile bu unsurlar kapsamında gerçekleştirilen sistematik çalışmalar ile verimliliği artırmaya yönelik teknik ve yöntemler karşılaştırıldığında, iç kontrolün verimlilik ile ilişkisi daha rahat anlaşılabilmektedir. İç ve dış faktörler her organizasyon açısından farklılık arz eder. Organizasyonun içinde bulunduğu bölge, ülke, şehir, sektör, iş kolu ve diğer makro değişkenler iç ve dış faktörlerin yapısını belirler. Organizasyonlar, verimliliği artırma çalışmalarında iç ve dış faktörleri birlikte dikkate almak ve özellikle dış faktörler çerçevesinde, diğer ilgili taraflarla güç birliği yapmak zorundadır. Verimlilik arttırmada ilk adım iç ve dış faktörler içinde sorun yaratan alanları saptamak, ikinci adım ise bunlar arasından kontrol edilebilir veya nüfuz edilebilir olanları tespit ederek bunlar üzerinde odaklanmaktır. Genellikle iç faktörlerin, bazı nüfuz edilebilir dış faktörlerle birlikte ele alınması ve bu faktörler üzerinde yoğunlaşarak gelişme sağlanması mümkündür. 7 Bazı genel kabul gören verimlilik artırma yöntemlerine bakıldığında kullanılan tekniklerin çoğunlukla, bilgi toplama ve iş etkililiğini artırma amacına yönelik olduğu görülmektedir. Bu teknikler, örgüt geliştirme, süreç analizi, süreç yeniden yapılandırma, süreç iyileştirme ve örgütsel yeniden yapılandırma gibi organizasyon bazlı yaklaşımlar olabileceği gibi, iş etüdü, metod etüdü, iş ölçümü, iş basitleştirme, pareto analizi, tam zamanlı üretim yönetimi, değer analizi yoluyla yönetim, maliyet fayda analizi, maliyet verimlilik tahsisi, beyin fırtınası, güç-alanı analizi gibi araçlar da olabilir. Verimlilik geliştirme amaçlı odaklanılan faktörler ile kullanılabilecek tekniklere bakıldığında, bu faktör ve tekniklerin, doğru tasarlanmış, yeterli ve etkin iç kontrol sistemleri içinde kullanım alanı buldukları görülmektedir. İç kontrol ve verimlilik arasındaki ilişki, iç kontrol sisteminin, amaç ve hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik, özellikle de operasyonel etkinlik ve verimlilik hedeflerini sağlamaya dönük uygulamaları üzerinden kurulabilmektedir. 6. Prokopenko, J., Gérer La Productivité : Manuel Pratique. International Labor Office, s.13, Prokopenko, a.g.e., s.14 13

16 Aşağıdaki tablo, COSO iç kontrol hedefleri ve COSO nun 5 iç kontrol unsurunu, verimliği artırmada önem taşıyan faktörler ve verimlilik artırma teknikleri ile ilişkisini göstermektedir. Operasyonel etkililik ve verimlilik/kaynakların etkili ve verimli kullanılması Raporlamaların doğruluğu Mevzuat ve düzenlemelere uygunluk Kontrol Ortamı Örgütsel değişim Süreç Analizi, İyileştirme ve İnsan kaynakları İş analizi, etüdü, ölçümü Yönetim biçimi ve felsefesi Yeniden Yapılandırma İç ve dış raporlamaların doğruluğuna önem verilmesi Yazılı iş politika ve prosedürleri Etik kurallar Yasalara saygılı yönetim Risk Değerlendirme Risk analizi Beyin fırtınası Ürün, üretim, satış, pazarlama ve dağıtım riskleri Hatalı mali raporlama risklerinin tespiti Veri güvenliği ve bütünlüğü riskleri Mali veri ve raporlamaya ilişkin düzenleme ve standartlara uygunluk risklerinin değerlendirilmesi Kontrol Faaliyetleri Görevler ayrılığı İşe göre personel Eğitim Mevzuat Yetki ve onaylar Mali kontroller Hesap mutabakatları Doğrulamalar Mizan kontrolleri Yazılı politika ve prosedürler, talimat ve yönergeler Bilgi & İletişim Maliyet fayda analizleri Dışsal risklerin iletilmesi ve raporlanması Değişikliklerin raporlanması ERP sistemleri Bilgi ve iletişim kanallarının açık olması Raporlamalar Muhasebe ve raporlama yazılımları ERP raporlamaları Uygulama kontrolleri Yasal düzenleme ve mevuzat değişikliklerinin bilgi sistemleri ile takibi Değişikliklerin iletilmesi Gözetim Performans izleme, değerlendirme ve geri bildirim Operasyonel denetimler Finansal denetim Yönetim izleme mekanizması Uygunluk denetimleri Dış denetimler Yukarıdaki tablodan da görülebileceği üzere, verimlilik artırmak amaçlı odaklanılan faktörler ve kullanılan bazı tekniklerin, COSO bazlı iç kontrol sistemleri dahilinde özellikle operasyonel etkinlik ve verimlilik hedefi dahilindeki unsurlar ile kesiştiği görülmektedir. Buna ek olarak mevzuat ve düzenlemelere uygunluk ile raporlamaların doğruluğu hedefleri dahilindeki bazı unsurların da, doğru ve zamanında bilgi sağlamak, dış otoriteler ile güven veren ilişkiler kurmak ve dışsal faktörlerdeki gelişmeleri etkin bir şekilde takip edebilmek bağlamında, verimliliği sağlamak ve artırmaya yönelik katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. İç kontrol sistemleri ile kurumsal verimlilik arasındaki ilişkilerin netleştirilmesi, konu ile ilgili daha detaylı araştırmalar yapılmasını ve yukarıda ortaya koyulan yeterli ve etkin bir iç kontrol sisteminin kurumsal verimliliği artıracağı şeklindeki tezin, ampirik bulgular ile desteklenmesini gerektirmektedir. COSO tarafından ortaya koyulan güçlü bir iç kontrol sistemi ve iyi iç kontrol ilkeleri ile verimlilik artırma yaklaşımları arasında yakın ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu yönündeki düşüncemizin doğrulanması, konuyla ilgili kaliteli ve zengin veriye dayanan bir araştırma yapılmasını gerekli kılmaktadır. Özetle, iç kontrol ve verimlilik arasındaki ilişki, iç kontrolün operasyonel etkinlik ve verimliliği sağlama hedefi çerçevesinde kurulmakta olup, iç kontrolün diğer hedefleri ile de desteklenmektedir. Kontrol süreçlerinde izleme unsurunun içinde yer alan Yönetimin ve iç denetimin, operasyonel etkinlik ve verimliliği artırmak için örgüt yapısında, yönetim tarzında, süreç yönetiminde, kontrol faaliyetlerinde, bilgi ve iletişim sistemlerinde gerçekleştireceği sistematik ve disiplinli iyileştirmeler ile, verimliliğin olumlu yönde etkilenmesi ve verimlilik artışları sağlanması söz konusu olabilecektir. 14

17 yakından tanıyalım Eylül - Ekim 2011 YAKINDAN TANIYALIM: İTALYA Gözde CÜCE / Verimlilik Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü) Avrupa Ulusal Verimlilik Merkezleri Birliği ne (EANPC) üye ülkeleri ve EANPC de bu ülkeleri temsil eden kuruluşları tanıttığımız yazı dizisine İtalya ve Veneto Verimlilik Merkezi ile son veriyoruz. Veneto Verimlilik Merkezi İtalya nın Vicenza bölgesinde 1955 yılında kurulmuş olan Veneto Verimlilik Merkezi (Centro Produttivita Veneto-CPV), kamu ve özel sektör kurulumlarının temsil edildiği bir sivil toplum kuruluşudur. Merkezin amaçları arasında verimlilik artışının, yenilikçiliğin ve istihdamın teşvik edilmesi; yeni verimli teknolojiler ve çalışma teknikleri üzerine nitelikli eğitim ve bilgi hizmetleri sunulması yer almaktadır (1). CPV, her sene yaklaşık kişinin katılımıyla gerçekleşen ve toplam 6 milyon Euro bütçeli 450 den fazla proje yürütmektedir (2). CPV nin yürüttüğü faaliyetlerden birkaç örneğe aşağıda yer verilmiştir (3) : Endüstriyel süreçlerin ve ürünlerin Kaizen ve Triz e dayalı yaklaşımlarla iyileştirilmesi ve yenileştirilmesi Fikri mülkiyet hakları ve patent tescili konularında tavsiye sunma Otomasyon ve bilgi teknolojileri, imalat, mekanik teknolojiler, eritme teknolojileri, altın işleme, çevre ve enerji gibi farklı sektörlerden firma temsilcilerinden oluşturulan Çalışma Grupları aracılığıyla geliştirilen yeni teknik bilgilerin firmalar arası alışverişi Girişimciliğin desteklenmesi ve işletmelere bilgi sunulması Eğitim ve öğretim Yenilikçilik Alanı uygulamasıyla KOBİ lere yenilikçi malzemeler, mühendislik ve endüstriyel tasarım konularında danışmanlık hizmetleri ile teknoloji transferi ve inovasyon konularında seminer, toplantı, laboratuar çalışmaları ve iş eşleştirme gibi etkinlikler yoluyla işletmelerin kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik hizmetler sunulması (4). İtalya İtalya, Avrupa nın güneyinden Akdeniz içlerine doğru kuzeybatı güneydoğu yönünde uzanan çizme şeklinde bir yarımada ve çevresindeki adalardan oluşmuştur. Tarihteki ilk cumhuriyet yönetiminin ve modern zamanlara kadar olan dönemdeki en büyük imparatorluğun kurulduğu ülke olan İtalya, M.S. 476 da Batı Roma İmparatorluğu nun yıkılmasından 19. yüzyıldaki siyasi birleşmeye kadar geçen sürede şehir devletlerinin ayrı ayrı egemen olduğu bir siyasi yapıya sahip olmuştur yılında İtalya Krallığı nın kurulmasıyla Roma döneminden bu yana ilk defa tek bir ülke haline gelen İtalya da, II. Dünya Savaşı nın kaybedilmesiyle ülkede yapılan referandum sonucu krallık lağvedilerek cumhuriyet ilan edilmiş ve onaylanan yeni anayasa 1 Ocak 1948 tarihinde yürürlüğe girmiştir (5). Siyasi ve Ekonomik Yapı Günümüzde İtalya çok partili ve parlamenter demokrasiyle yönetilmekte olan bir cumhuriyettir. Güçler ayrılığı ilkesinin mevcut olduğu ülkede, Hükümet yürütme, Parlamento yasama ve Yüksek Hâkimler Kurulu yargı yetkisini elinde bulundurur. En yüksek merci olan Cumhurbaşkanlığı ülkenin bütünlüğünü temsil eder (6). Avrupa Birliği nin kurucu üyelerinden olan İtalya, 60 milyonu aşan nüfusu ve kişi başına düşen Amerikan Doları gelirle Avrupa Birliği nin ve dünyanın en büyük ekonomileri ve en önemli pazarları arasında yer almaktadır. Sanayi faaliyetlerinin yoğunlaştığı kuzey bölgesi (Torino, Milano ve Venedik) Avrupa nın en sanayileşmiş ve verimli bölgelerinden biridir ve ulusal gelirin %50 sini yaratmaktadır. Buna karşın, İtalya nın güney bölgesi daha az gelişmiştir tahminlerine göre gayrisafi yurtiçi hâsılanın %1,8 ini tarım, %24,9 unu ise sanayi sektörünün oluşturduğu ülkede, %73,3 lük payıyla hizmet sektörü ekonominin en önemli bileşenidir (7). İtalya da toplam işgücü nüfusu yaklaşık 23 milyon kişi olup hâlihazırda İtalya da işsizlik oranı %8,4 tür (8). Türkiye-İtalya Siyasi ve Ekonomik İlişkileri Türkiye ve İtalya yoğun ilişkiler içerisinde bulunan dost ve müttefik iki Akdeniz ülkesidir. İtalya ile ekonomik ve ticari ilişkilerimiz de hem nitelik hem hacim itibariyle giderek gelişmektedir. İtalya 2009 yılında Türkiye nin en fazla ihracat yaptığı 4. ülke olmuştur yılı sonu itibarıyla, Türkiye de 825 İtalyan firması faaliyet göstermektedir yılında ülkemizi yaklaşık İtalyan turist ziyaret etmiştir (8). Kaynakça: 1) 2) 3) 4) 5) cfm?id=%c4%b0talya 6) T.C. Roma Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği İtalya nın Genel Ekonomik Durumu ve Türkiye İle Ekonomik-Ticari İlişkileri Raporu cfm?altalanid=368&dil=tr&ulke=i 7) 8) 15

18 makale YAZMA VERİMLİLİĞİ AÇISINDAN F KLAVYE Prof. Dr. Firdevs GÜNEŞ / Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi İlköğretim Bölümü 21 i iphone ve ipod Touch % 9 u da cep telefonunu kullandığını ortaya koymaktadır (Beuve-Méry, 2010). Bu süreçte ilk sırayı klavye ile yazma almaktadır. Bunu e-kitap ve cep telefonu gibi tuşlarla yazma izlemektedir. Böylece çoğu öğrencide klavye ve tuşlarla yazma ya da ekrana yazma becerileri gelişmektedir. Ülkemizde de öğrenciler arasında klavye ve tuşlarla yazma hızla yayılmaktadır. Bu durum çoğu öğrencinin dil, zihinsel, duygusal ve sosyal becerilerinde belirleyici olmaktadır. Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojisindeki hızlı gelişmeler eğitim alanını doğrudan etkilemekte, okuma ve yazma becerilerinde önemli değişikliklere neden olmaktadır. Eskiden yazı yazma denilince kalemle yazma, yazıları kopyalama, dik ve bitişik eğik yazılar yazma, mürekkeple süslü yazma gibi çalışmalar akla gelirdi. Günümüzde ise bilgisayar, ipad, cep telefonu derken klavye ve tuşlarla yazma hızla yayılmaktadır. İnsanlar yazı yazmak için daha işlevsel ve kolay hareketleri içeren teknolojik araçları tercih etmektedir. Böylece kalemin yerini giderek klavye ve tuşlar almaktadır. Klavyede yazı yazma süreç ve becerileri değişmekte, tuşların yerini bulma, doğru ve hızlı yazma gibi özellikler öne çıkmaktadır. Klavye ile birlikte yazma biçimi, hızı ve niteliği değişmektedir.bu durumun gelecek yıllarda da süreceği, teknolojik gelişmelerin bütün insanları klavye kullanmaya zorlayacağı, yazma alanında yeni beceri ve alışkanlıkların ortaya çıkacağı öne sürülmektedir. Ayrıca bu gelişmelerin zihin yapımızı ve düşünme biçimimizi etkileyeceği dile getirilmektedir. Klavye kullanma alışkanlığı okullarda da yayılmaktadır. Okullarda çoğu öğrencinin yazı yazmak için bilgisayarı tercih ettiği, klavye ve tuşlarla ekrana yazdığı görülmektedir. Özellikle hızlı not almak ve paylaşmak için klavye tercih edilmektedir. Hatta yazı çalışmaları bile Word ve TextEdit gibi bilgisayar dosyaları üzerinde yapılmaktadır. Araştırmalar klavye kullanma alışkanlığının çoğu gelişmiş ülkede hızla yayıldığını göstermektedir. ABD de yapılan bir araştırma, okuma ve yazma işlemlerinde gençlerin % 47 si bilgisayar, %32 si e-kitap, % Etkili ve verimli yazmak için zihinsel ve fiziksel kaynakları iyi değerlendirmek gerekmektedir. Bunun için elleri klavyeye doğru yerleştirme, harflerin klavyedeki yerini öğrenme, sürekli aynı harflere aynı parmakla basma, klavyeye bakmadan doğru ve hızlı yazma, anlayarak ve düşünerek yazma gibi konular üzerinde durulmaktadır. Bu süreçte iki parmak yerine on parmakla yazmaya ağırlık verilmektedir. On parmakla yazmanın en önemli kuralı klavyeye bakmadan yazmadır. Bu süreçte kullanılan klavyenin türü de önemli olmaktadır. Gelişmiş ülkelerin çoğunda kendi dil yapılarına uygun, hızlı ve kolay yazmayı sağlayan özel olarak düzenlenmiş klavyeler kullanılmaktadır. Avrupa ülkelerinin hepsinde kendilerine özgü klavye düzenleri bulunmaktadır. Amerika da ise Dvorak denilen klavye birçok kütüphane ve üniversitede standart olarak kullanılmaktadır. Bu klavyelerin yerleşim düzenleri ülkelerin dil yapısına göre değişmektedir. Türkiye de ise yaygın olarak Q ve F klavye kullanılmaktadır. Q klavye dünya standardı olan bir klavyedir. Q klavye İngilizce ve diğer dillerde yazmak için çok uygundur. F klavye ise Türkçe için tasarlanmış bir klavyedir. Ülkemizde Atatürk döneminde gündeme gelen, daha sonraki yıllarda çeşitli araştırma ve çalışmalarla geliştirilen F klavye, 1955 yılında resmiyet kazanmış, 1974 yılında da TSE tarafından kabul edilerek zorunlu hale getirilmiştir. F klavyede harflerin yerleşim düzeni Türkçe nin dil yapısı, el ve parmakların kolay kullanılması dikkate alınarak yapılmıştır. Yani F klavye Türkçe deki harflerin kullanılma oranları, sesli-sessiz ilişkileri, hece, kelime ve cümle yapıları, el bilek ve parmakların basma kuvvetlerine göre düzenlenmiştir. Türkçe nin ses yapısına göre en çok kullanılan sesli harfler A, E, İ,U, sessiz harfler ise K,L,T,M gibi harfler olmaktadır.bu 16

19 harfler klavyedeki orta sıraya ve en güçlü parmakların altına yerleştirilmiştir. Ayrıca bütün sesli harfler sol elin altında toplanmıştır. Sağ elin altına ise tamamen sessiz harfler yerleştirilmiştir. Az kullanılan harfler ise diğer sıralara ve kenarlara yayılmıştır. Bu özellikleri nedeniyle F klavye Türkçe metinleri yazarken hız, verimlilik, dikkat, zamanı iyi kullanma, az yorulma, el ve beyin uyumu gibi çeşitli yararlar sağlamaktadır. Diğer taraftan çeşitli yararlarına rağmen ülkemizde F klavye kullanımı tartışılmakta ve öğrencilerin geleceğini olumsuz yönde etkileyeceği öne sürülmektedir. Dünyada Q klavyenin çok yaygın olduğu, F klavye kullanmanın öğrencilerimizi dünyadan uzaklaştıracağı iddia edilmektedir. Hatta bilgisayarların çoğunda Q klavye olduğu, F klavye öğretiminin bir yarar sağlamayacağı dile getirilmektedir. Ayrıca F ve Q klavye arasında ne tür farklılıklar var? F klavyenin üstünlükleri nelerdir? Yazma verimliliğini artırır mı? Bilimsel temelleri nedir? İlköğretim öğrencilerine uygun mudur? F klavye öğrencilerin dil, zihinsel ve sosyal becerilerini geliştirmeye katkı sağlar mı? gibi sorular sorulmaktadır. Dünyamızda yaygın olarak Q klavyenin kullanıldığı bilinmektedir. Ancak bu durum Q klavyenin F klavyeye göre daha üstün olduğu anlamına gelmemektedir. Bilgisayar firmaları uzun yıllar Q klavye üretmiş, Türkiye deki bilgisayar kullanıcılarının çoğu da bilgisayarla gelen bu klavyeyi kullanmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle ülkemizde Q klavye hızla yayılmıştır. Ancak günümüzde böyle bir zorunluluk söz konusu değildir. Niçin F Klavye? Günümüzde yazma sürecini açıklığa kavuşturmak için zihnimizdeki işlemlerin neler olduğu, bunların dil, düşünme ve zihinsel becerilere etkileri konularında çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalarda önemli bulgulara ulaşılmaktadır. Bu bulgulardan hareketle F klavyenin Türkçe metinleri yazarken öğrenci ve yetişkinlere önemli yararlar sağladığı görülmektedir. Bunlardan bazıları harflerin yerini zihinde yapılandırma, klavyeye bakmadan yazma, düşünme, anlama, dikkat gibi zihinsel becerileri geliştirme, hızlı ve doğru yazma vb. olmaktadır. Bunlar aşağıda açıklanmaktadır. Kalemle yazarken zihnimizde her harfin yazılış biçimi ile şekli arasında ilişki kurulmaktadır. Oysa klavyede harfin yazılış biçimi yerine klavyedeki yeri ön plana çıkmakta ve zihnimizde her harfin klavyedeki yeri ile şekli arasında ilişki kurulmaktadır (Velay, Longcamp, Zerbato-Poudou,2004).Yani zihnimiz harflerin klavyedeki yerini öğrenmeye ve çabucak bulmaya odaklanmaktadır. Bu nedenle her harfin klavyedeki yerini zihinde yapılandırmak çok önemli olmaktadır. Q klavyede sesli ve sessiz harfler dağınık yerleştirildiği için harflerin yerini zihne yerleştirmek daha güç olmaktadır. Oysa F klavyede harflerin yerini zihinde yapılandırmak çok kolaydır. Örneğin bütün sesli harfler sol elin altında toplanmıştır. Sağ elin altında ise sadece sessiz harfler vardır.yani sesliler solda, sessizlerin çoğu sağdadır.yine Türkçe de en çok kullanılan A,E,İ,U,Ü gibi sesli harfler sol orta sıraya, en çok kullanılan K,M,L,Y gibi sessiz harfler ise sağ orta sıraya dizilmiştir. Sessiz harflerin bu sıralanması zihinde KaMeLYa şeklinde kodlanabilir. Sağdaki üst satıra D,R,N,H,P harfleri yerleştirilmiştir. Bunlar DeRiN- HeP şeklinde zihne yerleştirilebilir. Kısaca F klavyedeki yerleşim düzeni harflerin yerini zihinde yapılandırmaya ve kolayca bulmaya çok uygun olmaktadır. Yazma, biri motor diğeri de görsel olmak üzere iki alandaki becerilerin gelişimine bağlıdır. Etkili ve verimli yazmak için iki alandaki becerileri geliştirme üzerinde önemle durulmaktadır. Motor alan, elin hareket ettiği ve harflerin üretildiği alandır. Görsel alan ise gözün yazıları okuduğu ve denetlediği alandır. Kalemle yazarken motor alanla görsel alan kâğıt üzerinde birleşmekte, göz elin hareketlerini ve yazıları kolayca izlemektedir. Oysa klavye ile yazmada motor alan ile görsel alan birbirinden ayrılmakta, motor alan klavye üzerinde, görsel alan ise ekran üzerinde olmaktadır. Eller klavyedeki tuşlara basarak harfleri üretirken gözler de ekrandaki yazıları izlemektedir (Velay, Longcamp, Zerbato-Poudou, 2004). Yazma sürecinde bu iki alanı kontrol etmek güçtür. Yazmaya yeni başlayanlar veya iki parmakla yazanlar bir taraftan klavyeye bir taraftan da ekrana bakarlar. On parmakla yazmanın en önemli kuralı ise klavyeye bakmadan yazmadır. Klavyeye sık bakmak dikkati, yazma sürecini ve zihni olumsuz etkilemektedir. Hem ekrana hem de klavyeye bakma dikkatin ikiye bölünmesine neden olmaktadır. Hatta dizgi yaparken yazılacak metne, ekrana ve klavyeye bakma dikkatin üçe bölünmesini getirmektedir. Bu durum gözlerin ve zihnin çabuk yorulmasına, hatalı yazmaya ve zaman kaybetmeye neden olmaktadır. 17

20 Klavyeye bakmadan yazmak için parmakların klavyede üzerinde harflerin yerini çabuk ve kolay bulması gerekmektedir. Bunun için sık kullanılan harfler kolay ulaşılabilir yerlere yerleştirilmeli ve yazma sürecinde parmaklar fazla yer değiştirmemelidir. Bu yönüyle F klavye yazıcılara bazı kolaylıklar sağlamaktadır. F klavye dil yapımıza uygun olarak hazırlandığından Türkçe de en çok kullanılan harfler, klavyenin orta sırasına, daha az kullanılan harfler ise kenarlara yerleştirilmiştir. F Klavyede Türkçe metinleri yazarken orta sıradaki harfleri kullanma sıklığı % 64 tür.yani parmakların yerini hiç değiştirmeden orta sıradaki 8 harfle Türkçe bir metnin % 55 i yazılabilmektedir. Bu durum klavyeye daha az bakmayı getirmektedir.oysa Q klavyede parmakların yerleştiği orta sırada F,D,S,H,G,J,K,L gibi harfler bulunmaktadır. Türkçe bir metin yazarken E,İ,U,I,Ü sesli harflere ulaşmak için parmakların yerini değiştirmek gerekmektedir. Kısaca F klavyede parmaklar Türkçe de sık kullanılan harflerin üzerinde olduğundan yazı yazarken daha az yer değiştirmekte ve klavyeye sık bakmaya gerek kalmamaktadır. F Klavye ve Zihinsel Beceriler F klavye kullanımı zihinsel becerileri etkilemekte ve geliştirici olmaktadır. Bilindiği gibi kalemle yazmada tek el kullanılmaktadır. Bu durum beynin bir bölümünün yazma sürecine eşlik etmesini sağlamaktadır. Oysa klavye ile yazmada iki el birlikte kullanılmakta ve beynin her iki yarım küresi de yazma sürecine katılmaktadır. On parmakla yazarken her iki eli birlikte kullanma ve sürekli aynı harflere aynı parmakla basma beynimizin çeşitli bölümlerini harekete geçirmektedir. Bu süreçte sağ ve sol elin dengeli kullanılması beyin yarım küreleri arasındaki iletişimi artırmakta, zihinsel işlem ve becerileri geliştirici olmaktadır (Velay,Longcamp, Zerbato- Poudou,2004,Velay, Longcamp, 2005). Bu yönden F klavye bazı üstünlüklere sahiptir. F klavyede Türkçe metinleri yazarken sağ el % 51, sol el ise % 49 oranında kullanılmaktadır. Bu durum her iki beyin yarım küresinin de yazma sürecine dengeli olarak katılmasını sağlamaktadır. Oysa Q klavyede Türkçe metinleri yazarken aynı denge söz konusu değildir. Örneğin Q klavyede testere, adeta, esaret, berbat, araba, radar gibi çok sayıda kelime sadece sol el, kilim, işlik, koyun, okul, çinko, önlük gibi çok sayıda kelime de sadece sağ elle yazılmaktadır. Oysa F klavyede bu kelimelerin yazılmasında iki el birlikte kullanılmaktadır. Kısaca F klavye düşünme, anlama, sorgulama, ilişkilendirme,sıralama, dikkat, yaratıcılık, üreticilik gibi çeşitli zihinsel becerileri geliştirici olmaktadır. Özellikle yazma sürecine dikkat yoğunlaştırma ve sürdürme, yanlışları bulma ve düzeltme gibi işlemler daha kolay yapılmaktadır. Türkçe kelimeler genel olarak bir sesli bir sessiz harfin birbiri ardına dizilmesiyle oluşmaktadır. Bu durum cümle ve metin içinde sesli ve sessiz harf sayısının birbirine yakın olmasını getirmektedir. Türkçe metinlerin bu özelliği F klavyede harflerin her iki ele eşit dağılarak yazılmasını sağlamaktadır. Yani kelimeleri yazarken bir sağ bir sol el tuşlara basmakta, biri kalkarken diğeri inmektedir. Böylece F klavyede Türkçe metinleri yazarken hem eller hem de beyin yarım küreleri arasında dengeli bir iş bölümü yapılmaktadır. Bu durum beynimizin el ve parmakları daha kolay yönetmesini sağlanmaktadır.tıpkı yürürken bir sağ bir sol ayak atma, yüzerken bir sağ bir sol kulaç atma,müzik temposu tutarken bir sağ bir sol eli kaldırmada olduğu gibi.kısaca F klavyede yazı yazarken el ve beyin koordinasyonu daha iyi sağlanmakta, zihin ve beden daha az yorulmakta, yazma verimliliği daha yüksek olmaktadır. 18 F Klavye ve Hızlı Yazma Yazma konusundaki yeni araştırmalara göre beynimizde sözleri yazıya dönüştüren küçük bir bölge bulunmaktadır. Bu bölgedeki nöronlar sesleri harflere,

21 Sonuç olarak Türkçe dil yapısına uygun olarak geliştirilen, düşünme, anlama, sorgulama, dikkat, yaratıcılık, üreticilik gibi zihinsel becerileri geliştirmeye katkı sağlayan, yazma hızını ve verimliliğini artıran F klavye kullanımına gereken ağırlık verilmelidir. Hız ve verimlilik açısından Türkçe metinleri yazarken F klavye kullanılmalıdır. Okullarda öğrencilere F klavye kullanımı ve yararları öğretilmelidir. Böylece yazma becerileri gelişmiş, düşünen, araştıran, sorgulayan ve Ülkemizin geleceğine yön veren bireyler yetiştirilmelidir. Kaynaklar Beuve-Méry, Alain.(2010).Lire les classiques sur Nintendo, Le Monde des Livres, Démonet, J-F.(2009).Du cerveau à la pointe du crayon, Le Nouvel Observateur, Güneş,Firdevs (2009).Hızlı Okuma ve Anlamı Yapılandırma, Nobel Yayınları. sese dayalı soyut kodlamaları da yazılı somut kodlara dönüştürmektedir. Bu araştırmayı yöneten Démonet e göre bu bölgedeki nöronlar yazılacak harflere göre el ve parmak kaslarının hareketini sağlamakta ve yazma sürecini yönetmektedir (Démonet,2009).Yazma sürecinde zihnimizde üç aşamalı işlem yapılmaktadır. Birinci aşamada dinleme ve okuma yoluyla alınan kelimelerin sesleri tek tek belirlenmektedir.ikinci aşamada ayırt edilen sesler harflerle ilişkilendirmektedir. Üçüncü aşamada ise seslerin karşılığı olarak harfler tek tek yazılarak hece ve kelimeler oluşturulmaktadır. Böylece dinleme ve okuma yoluyla alınan sesler harf,hece ve kelimelere dönüştürülerek yazıya aktarılmaktadır. Bu süreç birbirini izleyen çok hızlı işlemlerle gerçekleştirilmektedir(güneş, 2007.a). Güneş,Firdevs (2007,c). Türkçe Öğretimi ve Zihinsel Yapılandırma,Nobel Yayınları. Güneş,Firdevs.(2007,a).Ses Temelli Cümle Yöntemi ve Zihinsel Yapılandırma,Nobel Yay. Velay J.L.,Longcamp, M., Zerbato-Poudou M.T.(2004). De la plume au clavier :Est-iltoujours utile d enseigner l écriture manuscrite?, In E. Gentaz,P. Dessus (2004). (Eds). Comprendre les apprentissages. Paris: Dunod. 1 Velay, Jean-Luc, Longcamp Marieke (2005). Clavier ou stylo : comment écrire?, Apprentissage, Psychologie Cerveau&Psycho - N 11, septembre - octobre 2005 Türkçe de her ses bir harfle yazılmaktadır. Yani alfabemizde ses ve şekil arasında bire bir ilişki vardır. Bu durum zihnimizde seslerin harflere dönüştürülmesini kolaylaştırmakta, okuma yazma ve klavye ile yazmada üstünlük sağlamaktadır. Oysa bazı dillerde aynı sesler farklı harflerle veya harf gruplarıyla yazılmaktadır. Örneğin Fransızca da o sesi o, au, eau ile f sesi f, ff, ph gibi harflerle yazılmaktadır. Bir sesin çeşitli harflerle ve farklı biçimlerde yazılması, zihin yükünü artırmakta ve hızlı yazmayı engellemektedir. Türkçe bu yönüyle zihnin çalışma sistemine ve işleyişine çok uygun olmakta, daha hızlı yazılmaktadır (Güneş,2009,2007.a). Türkçe nin bu üstün özelliği klavyede de açıkça görülmektedir. Yani klavyede Türkçe metinler diğer dillere göre daha hızlı yazılmaktadır.bu durum F klavye ile desteklendiğinde yani Türkçe metinler F klavye ile yazıldığında, yazma hızı ve verimliliği daha da artmakta, zaman kaybı önlenmektedir. Bu durum F klavye ile katıldığımız uluslararası hızlı yazma yarışmalarında aldığımız derecelerde de görülmektedir. 19

22 demeç YERLİ OTOMOBİL İÇİN İLK ADIM ATILDI Türkiye, yarım asırdan fazla bir süredir otomotiv sektöründe başarılı işlere imza atan bir ülkedir Bu markaları oluşturabileceğimiz alanlardan birinin otomotiv sektörü olduğuna inanıyoruz. Türkiye, yarım asırdan fazla bir süredir otomotiv sektöründe başarılı işlere imza atan bir ülkedir. Üretim ve montaj konusundaki başarılarımız, tüm dünyanın takdirini toplamaktadır. Henüz Türkiye de üretilen bir araç geri çağrılmış değildir. Bu kadar başarılı olduğumuz bir sektörde, artık kendimize özgü marka ve modeller oluşturmamız gerektiğine inanıyoruz. Dünya genelinde önemli değişiklikler yaşayan otomotiv sektörü, Bakanlığımızın en çok önem verdiği sektörlerin başında geliyor Yerli otomobil üretimi için ilk adım atıldı. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından hazırlanan yerli otomobil raporu 29 Eylül 2011 tarihinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün e sunuldu. Bakan Nihat Ergün, Türkiye nin otomobil sektöründeki 50 yıllık deneyimi sonucunda yerli bir marka ve model oluşturma çalışmalarının başlatılmasını istediklerini söyledi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ün bu konuda dergimize verdikleri demeci sunuyoruz yılına dair önemli hedeflerimizden biri de dünya çapında 10 marka oluşturmaktır Bakanlık olarak, reel sektörün katma değeri yüksek, ileri teknolojiye dayalı bir üretim yapısına geçmesini istiyor, bu yönde çalışmalar yapıyoruz. Sanayimizin bir bütün olarak ve tek tek sektörlerimizin gelişmesine büyük önem veriyoruz. Ülke olarak, 2023 yılına dair önemli hedeflerimiz var. Bu hedeflerimizden bir tanesi de dünya çapında 10 marka oluşturmaktır. Otomotiv sektörü, Bakanlığımızın en çok önem verdiği sektörlerin başında geliyor. En büyük ihracat kalemimiz olan bu sektör, üretim, istihdam, Ar-Ge açısından da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Otomotiv sektörü geniş bir yan sanayinin oluşmasına da imkan veriyor. Sektör, dünya genelinde önemli değişiklikler yaşıyor. Bir yandan üretim doğuya doğru kayarken, diğer yandan yeni nesil araçlarla ilgili kritik gelişmeler yaşanıyor. Bu yaşanan sürece iyi karşılık vermek ve sektörü daha rekabetçi bir hale getirmek istiyoruz. Bu nedenle, bu yılın başında Türkiye Otomotiv Stratejisi ve Eylem Planını uygulamaya başladık. Bu strateji planında, Türkiye nin bir otomotiv üretim ve Ar-Ge üssü olması hedefi yanında yerli bir otomobilin üretilmesine zemin hazırlayacak eylemler de yer almıştır. Bu çerçevede, Türkiye de otomotiv sanayinde faaliyet gösteren bütün büyük firmaların bir araya geldiği çatı örgüt olan Otomotiv Sanayii Derneğine (OSD) görev verilerek, Türkiye de yerli bir otomobilin üretilmesine yönelik bir rapor hazırlanması istenmiştir. Dernek, konuyla ilgili raporunu eylül ayının sonunda Bakanlığımıza sunmuştur. Raporda; ülkemizin yerli bir otomobil üretmesine yönelik çalışmaların nasıl yürütülmesi gerektiği, bu üretimin maliyetinin ne olabileceği gibi hususlar yanında konunun teknik detayları da yer almaktadır. Bakanlık olarak, bu raporu incelemeye devam ediyoruz. Birkaç yıl içinde yerli otomobil üretimi konusunda önemli mesafe alınacağına inanıyorum OSD nin Bakanlığımıza sunmuş olduğu raporda ve Bakanlık olarak bizim değerlendirmelerimizde, bu konuda iç ve dış pazarlarda büyük tüketici kitlesine sahip B ve C segmentte farklı modellerdeki otomobillerle üretime başlamak gerektiği fikri ağırlık kazanmaktadır. Üretime 20

23 başlama tarihi hususunda ise kesin bir tarih vermek, henüz mümkün değildir. Müteşebbisler tarafından, bu işin bir üretim planlamasının yapılması gerekmektedir. Üretim planlamasından kastımız, üretilecek otomobilin hangi organlarının müteşebbis firma tarafından üretileceği ve hangi parçalarının yan sanayiden tedarik edileceği gibi konulardır. Pazarlama, satış ağları ve yetkili servis konuları da üretim takvimini etkiyecektir. Her şeye rağmen, birkaç yıl içinde, bu konuda önemli mesafe alınacağına inanıyorum. Yerli otomobil üretimi konusunu özel sektör öncülüğünde bir ulusal odak proje olarak değerlendirilmek gerektiğini düşünüyoruz Hükümet olarak, yerli otomobile büyük önem veriyoruz. Bakanlığımızda, Türkiye de yerli bir otomobilin üretilmesi için ne gibi destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiği yönünde kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz. Ayrıca, Bakanlığımız koordinasyonunda ilgili sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla en kısa süre içerisinde bir çalışma grubu kurmayı planlıyoruz. Bu konuyu, özel sektör öncülüğünde bir ulusal odak proje olarak değerlendirilmek gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle, mevcut teşvik ve destek mekanizmalarına ilave olarak bazı ek destek mekanizmaları da oluşturabiliriz. Bugün güven ve istikrar ortamını oluşturmuşken, toplum olarak yeniden özgüven kazanmışken, artık kendi otomobil markamızı oluşturmanın zamanı gelmiştir Türkiye, geçmişte yerli otomobil konusunda önemli girişimlerde bulundu. Mesela Devrim Arabaları, yerli ve yabancı bazı nedenlerden dolayı sekteye uğradı. 40 yıl önce kurulan Tümosan bugün kendi halinde bir üretim mücadelesi verirken, aynı dönemde kurulan Hyundai dünya devleri arasına girmeyi başarmıştır. Ekonomik ve siyasi riskler de, bu tür kararların alınmasını zorlaştırmış, müteşebbisleri daha garanti alanlara sevk etmiştir. Bugün güven ve istikrar ortamını oluşturmuşken, toplum olarak yeniden özgüven kazanmışken, artık kendi otomobil markamızı oluşturmanın zamanı gelmiştir. Ülkemizin kendi otomobil markasının olmaması, zaten ekonomik olarak da kabul edilebilir bir şey değildir Bugün ülkemizde satılan otomobillerin yaklaşık %30 unu ülkemizde yerleşik küresel firmalarca üretilen otomobiller oluşturmakta, %70 ini ise ithal otomobiller oluşturmaktadır. İç piyasası 600 bin sınırına ulaştığını da düşünürsek, bu ülkenin kendi otomobil markasının olmaması, zaten ekonomik olarak da kabul edilebilir bir şey değildir. İlk aşamada ağırlıklı olarak iç pazardaki ihtiyaçlara cevap verecek olan bu proje, aynı zamanda Ortadoğu ve AB pazarlarına da hitap edecektir. Bu durum tabii olarak ülkemizin bölgesinde zaten var olan ve her geçen gün artan gücünü ve prestijini daha da artıracaktır. Orijinal bir tasarımla ortaya çıkan ve ülkemizin üretim kalitesini taşıyan bir otomobil, sadece iç pazarda değil dış pazarda da karşılık bulacaktır. Türkiye, eski teknolojiye geç başladı. Bu yeni teknolojilerde öne çıkmak için, sektörde bir markamızın olması gerekiyor Bu süreçte, yeni marka oluşturmak, bugünün ihtiyaçlarına cevap vermesiyle birlikte, otomotiv sektörünün geleceği açısından da önem taşımaktadır. İçten yanmalı motor teknolojisinin yerine, yeni nesil elektrikli, hibrid, çevre dostu araçlarla ilgili teknolojinin öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, eski teknolojiye geç başladı. Bu yeni teknolojilerde öne çıkmak için, sektörde bir markamızın olması gerekiyor. Tasarım ve Ar-Ge çalışmalarını ülkemizde yaptıkça, yeni teknolojileri ülkemizde ürettikçe, sektör önemli bir sıçrama yapacaktır. Sektörlerimiz rekabet güçlerini artırdıkça, ülke olarak ekonomik ve sosyal hedeflerimize ulaşmamız da çok daha kolay olacaktır. Bu nedenle, yerli otomobille ilgili gelişmeleri yakından takip edeceğiz ve bu konuda adım atan girişimcilerimizin yanında olacağız. 21

24 haber BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI: YENİ YAPI ve GÖREVLER 08 Haziran 2011 tarihine kadar Sanayi ve Ticaret Bakanlığı adı ile çalışmalarını sürdürmüş olan Bakanlığımız, bu tarihten itibaren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak çalışmaya başlamış bulunmaktadır. 08 Haziran 2011 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bakanlığımızın kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları, dünyada ve ülkemizde bilim, sanayi ve teknoloji alanında öne çıkan gelişmelere ve ihtiyaçlara cevap verebilecek bir Bakanlık yapısı oluşturmak amacıyla yeniden düzenlenmiştir. Resmi Gazete de yayınlanan 635 ve 649 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle Bakanlığın görevleri aşağıdaki şekilde belirlenmiştir: a) Kalkınma planları ve yıllık programlardaki ilke, hedef ve politikalar doğrultusunda sanayi politika ve stratejilerini, sanayi ürünlerine yönelik idari ve teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak, sanayi işletmelerinin sicilini tutmak, sanayi istatistikleri ve analizleri üretmek. b) Ekonomik kalkınma, sosyal gelişme ve milli güvenlik hedefleri doğrultusunda bilim, teknoloji ve yenilikçilik politikalarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak belirlemek, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak, sanayiye yönelik araştırma, geliştirme ve yenilikçilik program ve projelerini, bu kapsamda yapılacak faaliyet ve yatırımları desteklemek, teşvik tedbirleri almak ve uygulamak, bu konularda düzenleme ve denetlemeler yapmak. c) Organize sanayi bölgelerinin, endüstri bölgelerinin ve küçük sanayi sitelerinin planlanmasına, kuruluşuna, yapılaşmasına ve işleyişine ilişkin mevzuatla verilen görevleri yapmak, bu kuruluşların arıtma, altyapı ve üstyapı tesislerini desteklemek, destekleme şart ve niteliklerini belirlemek ve faaliyetlerini denetlemek. ç) Metroloji politikasını hazırlamak, metroloji alanında stratejiler geliştirmek ve uygulanmasını sağlamak, metroloji alanında muayene, belgelendirme ve doğrulamaya ilişkin düzenlemeleri yapmak, denetimleri yapmak veya yaptırmak, uygulamaya konulması gerekli olan standartları ve hazır ambalajlamaya ilişkin teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak. d) Ürün güvenliği ve denetimine ilişkin politikaların hazırlanmasına yardımcı olmak, sanayi ürünlerinin ürün güvenliği ve teknik mevzuatına uygunluğuna yönelik piyasa gözetimi ve denetimi yapmak, risk analizleri yapmak, sanayi ürünlerinin denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, ürün güvenliği bilgi sistemini oluşturmak. e) Bakanlığın görev ve faaliyet alanına giren konularda, uluslararası kuruluşlar, Avrupa Birliği ve yabancı ülkelerle ilişkileri yürütmek, iki ve çok taraflı bilimsel, sınai ve teknik işbirliği anlaşmaları ve protokollerinin hazırlanmasına yardımcı olmak, Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlarla yürüttüğü projelerin ve programların hazırlanmasını, koordinasyonunu ve kontrolünü sağlamak. f) Ekonominin verimlilik esaslarına uygun olarak gelişmesi amacıyla verimlilik politika ve stratejileri hazırlamak, sanayi işletmelerinin verimliliğini artırmak, geliştirmek ve temiz üretim projelerini desteklemek. g) Mevzuatla Bakanlığa verilen diğer görev ve hizmetleri yapmak. İlgili KHK da tanımlanan yeni görevleri; Bakanlığımızın sanayi ve ticaret eksenli eski yapı ve görevlerinde önemli değişiklikler yapmıştır. Buna göre ülkemizde bilim ve teknolojiyle desteklenen, ekonomik kalkınma ve verimliliğe dayalı büyümeden ayrı düşünülmeyen sanayi ve ilgili alanlardaki politika ve stratejilerin hazırlanarak uygulanmasını sağlamak Bakanlığımızın yeni dönemdeki çalışmalarının odak noktasını oluşturmaktadır. Bununla ilişkili olarak, eski durumla karşılaştırıldığında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın yapısal organizasyonunda ve fonksiyonlarına ilişkin yeni görev tanımlarında da önemli değişiklik ve düzenlemeler gerçekleşmiştir. Bunlardan bazıları aşağıda özet olarak verilmiştir: - Sanayi, bilim, teknoloji, Ar-Ge, yenilikçilik, verimlilik, sanayi ürünlerinin denetimi, sanayi bölgeleri, metroloji, standardizasyon ve akreditasyon konularında ulusal politika ve stratejilerin belirlenmesi, uygulamaya koyulması ve izlenmesi, - Ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanmasına, rekabet gücünün yükseltilmesine yönelik sanayi araştırma, geliştirme, yenilikçilik ve girişimcilikle ilgili faaliyetlerin daha yaygın bir biçimde desteklenerek teşvik edilmesi, 22

25 - Sanayi, üniversiteler ve bilimsel kuruluşlarla işbirliğinin artırılarak sürdürülmesi, - Sanayi Ar-Ge ve yenilikçilik projelerinin sonuçlarının katma değer yaratıcı ürünlere dönüşümün teşvik edilmesi ve bu alanda düzenleme yapılması, - Sanayi sektörünün istihdam politikalarının belirlenmesi, mesleki ve teknik eğitimin desteklenmesi, sanayinin ihtiyacı olan nitelikli işgücünün yetiştirilmesi ve teminini sağlayıcı programların hazırlanması; - Temiz üretim ve iklim değişikliği konularının sanayi politikalarının oluşumunda yeralmasının ve sanayide çevre dostu üretim teknolojilerinin yaygınlaşmasının ve bununla ilgili bilinç düzeyinin artmasının sağlanması, - Kalkınma plan ve programları hedeflerine uygun olarak organize sanayi bölgeleri ile endüstri bölgelerinin altyapı ve üst yapı ihtiyaçlarının karşılanarak, sağlıklı bir şekilde gelişmelerinin sağlanması, - Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarla bilimsel, sınai ve teknik işbirliği anlaşmaları çerçevesinde program ve projeler hazırlanması, koordinasyon ve kontrolünün sağlanması. - Tüm sektörlerde verimlilik göstergelerinin oluşturulması, ölçülmesi, izlenmesi ve yayımlaması, sanayi işletmelerinin verimlilik düzeylerini artırıcı yönde çalışmaların desteklenmesi. BAKAN Özel Kalem Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Bakan Danışmanları BAKAN YARDIMCISI MÜSTEŞAR MÜSTEŞAR YARDIMCISI Verimlilik Genel Müdürlüğü Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği Personel Dairesi Başkanlığı MÜSTEŞAR YARDIMCISI Sanayi Genel Müdürlüğü Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Başkanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlükleri 23 Yeni Genel Müdürlükler Oluşturuldu Yeniden yapılanma kapsamında Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü olarak, Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğü, Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü olarak, Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü olarak, Küçük Sanatlar ve Sanayi Bölgeleri ve Siteleri Genel Müdürlüğü ise Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü olarak yeniden yapılandırıldı. Bu kapsamda ayrıca, Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi adlı yeni bir Genel Müdürlük kurulurken Bakanlığın ilgili kuruluşu olan Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) de Verimlilik Genel Müdürlüğü olarak merkezi birimlerden biri haline geldi. Bilim ve teknoloji konularının Bakanlığın görev alanına eklenmesi sonucu Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bakanlığın ilgili kuruluşları haline getirildi. Aynı zamanda daha önce Bakanlığın ilgili kurumu olan Rekabet Kurumu da, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı nın ilişkili kurumu haline getirildi. Dört Genel Müdürlük Devredildi Bakanlığımızın önceki yapısında iç ticaret hizmetlerine ilişkin ana hedef ve politikaların belirlenmesine yardımcı olmak, bu politikalar doğrultusunda faaliyetlerin düzenlenmesi, uygulanması ORGANİZASYON ŞEMASI ve geliştirilmesini sağlamak görevlerini yerine getiren İç Ticaret, BAĞLI KURULUŞ Türk Patent Enstitüsü Tüketici ve Rekabetin İLGİLİ KURULUŞLAR Korunması, Teşkilatlandırma ile Esnaf ve Türk Standartları Enstitüsü Türk Akreditasyon Kurumu Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Sanatkârlar Genel Müdürlükleri de Gümrük Gel. ve Des. İda. Bşk. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Ticaret Bakanlığı na Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) devredildi. İLİŞKİLİ KURULUŞLAR Şeker Kurumu İki Bakanlık arasında iç içe geçmiş hizmetlerin ayrıştırılması için devirteslim protokolünde bir geçiş süreci öngörülürken, bu süreçte bazı hizmetler birlikte yürütüleceği için, buna ilişkin esaslar da bir protokolle belirlendi.

26 mesaj BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN Türkiye nin dinamik ve rekabetçi bir özel sektör oluşturması, bilim ve teknoloji alanında ulaşacağımız seviyeye bağlıdır Güven ve istikrar ortamını sağlayan Türkiye, dünyada en fazla dikkat çeken ekonomilerden biri haline geldi Bugün Türkiye, yıllık 130 milyar Dolar civarında bir ihracat yapmaktadır ve bu ihracatın yüzde 95 i sanayi ürünlerinden oluşmaktadır Türkiye nin dinamik ve rekabetçi bir özel sektör oluşturması, bilim ve teknoloji alanında ulaşacağımız seviyeye bağlıdır. Bir ülkede bilimsel faaliyetlerin gelişmesi, bilginin üretilmesi ve üretilen bilginin nihai ürünlere dönüştürülerek ticarileşmesi olmazsa olmaz bir şarttır. Bugün Türkiye, yıllık 130 milyar Dolar civarında bir ihracat yapmaktadır ve bu ihracatın yüzde 95 i sanayi ürünlerinden oluşmaktadır. Özellikle 9 yılda, düşük teknolojili ürünlerden orta teknolojili ürünlere doğru önemli bir kayma yaşadık. Bundan sonraki süreçte hedefimiz, yüksek teknolojiye doğru kaymaktır. Üretim ve ihracatımızın içinde ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlerin payını en az yüzde 20 lere çıkarmamız gerekmektedir. Bakanlığımızın yaptığı ve yapacağı çalışmalar, bu açıdan kritik bir öneme sahiptir yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birine sahip olan bir Türkiye inşa etmek istiyoruz Türkiye, son yıllarda sahip olduğu büyük potansiyeli açığa çıkarmaya başlamış ve hayatın her alanında önemli bir ilerleme yakalamıştır. Ancak geldiğimiz noktayı yeterli bulmuyoruz ve Cumhuriyetimizin 100. yılı için yolumuza büyük hedeflerle devam ediyoruz yılında yıllık 500 milyar Dolar ihracat yapan, milli gelirini 2 trilyon Dolar a çıkaran ve dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birine sahip olan bir Türkiye inşa etmek istiyoruz. Türkiye nin ekonomik ve sosyal hedeflerine ulaşması, özel sektörün yapacağı yatırım, üretim ve ihracata bağlıdır. Kamu olarak bizim görevimiz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da girişimcilerin, yatırımcıların önündeki engelleri kaldırmak, yolları genişletmektir. 12 Haziran da yapılan genel seçimle birlikte, kamuda bir yeniden yapılandırmaya gittik. Bu kapsamda, Bakanlığımız da yoluna yeni bir isim ve yapılanmayla devam etmektedir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, yeni yapımızla, ülkemizin rekabet gücünü artıracak olan markalaşma, Ar- Ge, girişimcilik, inovasyon, üniversite-sanayi işbirliği gibi alanlara özel bir motivasyon ayıracağız. Eski dönemden devam eden birçok görevimizi yerine getirirken, yeni sorumluluklar da üstleneceğiz. Türkiye, son 9 yılda özellikle makroekonomide çok önemli gelişmeler yaşamış, güven ve istikrar ortamını sağlamış, dünyada en fazla dikkat çeken ekonomilerden biri haline gelmiştir. Hükümet olarak, bundan sonraki süreçte sektör ve hatta işletme bazında mikro reformlara ağırlık vereceğiz. Bu yılın başında, yıllarını kapsayan Sanayi Strateji Belgesi ni uygulamaya başladık. Yine bu yıl içinde, otomotiv ve makine sektörlerine yönelik strateji belgelerini ve eylem planlarını da devreye aldık. Seramik, demir-çelik, kimya ve elektrikelektronik gibi sektörler için hazırladığımız strateji belgelerini de kısa süre içinde uygulamaya başlayacağız. Bu stratejiler, sanayimiz için uygulanacak yatay politika alanlarını ve sektörler için uygulanacak spesifik tedbirleri içeriyor. Böylece yapacağımız eylemleri bir takvime de bağlayarak cesur bir adım atmış olduk. Strateji Belgeleri uygulandıkça, çok olumlu sonuçlar elde edeceğimizi umuyorum de ülkemizde kurulu teknopark sayısı sadece 2 iken, bugün kurulu teknopark sayısı 43 e ulaştı Bakanlığımızın en önemli faaliyet alanlarından birisi, hiç şüphesiz bilim ve teknoloji alanındaki çalışmalarımızdır. Özellikle 2008 yılında Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun çıkardık ve daha önce hiç kullanılmayan destek modellerini uygulamaya koyduk. Bugüne kadar Ar-Ge merkezi belgesi verdiğimiz 102 işletmede çalışan Ar-Ge personelini sayısı 15 bine yaklaşmıştır. Teknogirişim sermayesi desteğiyle, teknolojik 24

27 fikirlerini ürüne dönüştürmek isteyen gençlerimize 100 bin Lira hibe desteği sağlıyoruz. Bugüne kadar 452 girişimcimizi destekledik ve bunların bazıları ürünlerini ürettiler, satış aşamasına geçtiler yılında başladığımız San-Tez programına bugüne kadar 936 proje başvurusu aldık, bu projelerden 401 tanesi desteklenmeye değer bulundu. Bugüne kadar 85 proje tamamlandı de göreve geldiğimizde Türkiye de kurulu teknopark sayısı sadece 2 iken, bugün kurulu teknopark sayısı 43 e ulaştı ve bunların 31 tanesinde Ar-Ge ve teknoloji üretimine başlandı. TÜBİTAK ve TÜBA nın da Bakanlığımıza bağlanmasıyla, önümüzdeki dönemde hem bu destekleri geliştireceğiz hem de yeni destek modelleri oluşturtacağız. Bakanlığımızın en çok önem verdiği çalışmaların başında ise hiş şüphesiz Bilişim Vadisi gelmektedir. ABD deki Silikon Vadisi nin bir benzeri olacak olan Türkiye nin ilk Bilişim Vadisi nin yapımına Gebze de devam ediyoruz. Seçtiğimiz mekan, Bilişim Vadisi nin hem üniversitelerle hem de reel sektörler yakın bir ilişki kurması için, çok stratejik bir noktadadır. Burada yatırım yapacak olan firmalara da çok önemli destek ve muafiyetler sağlayacağız. Biz sadece fazla OSB kurmaya değil, doğru yerlere OSB kurmaya da büyük önem veriyoruz Bakanlık olarak, organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleriyle ilgili de önemli çalışmalar yapıyoruz. Son 9 yılda kuruluşu tamamlanan OSB sayısı, bizden önceki 40 yılda kurulandan fazladır. Ancak biz sadece fazla OSB kurmaya değil, doğru yerlere OSB kurmaya da büyük önem veriyoruz. Bu OSB lerin iyi yönetilmesi için de çalışmalar yapıyoruz. Mesela geçtiğimiz dönemde OSB lerin ortak altyapı çalışmalarını sağlayan bir değişiklik yaptık. Mevcut OSB lerin doluluk oranının artması da bizim için son derece önemlidir. Geçmişte girişimcilere tahsis edilen ama kullanılmayan parselleri geri almaya başladık. Ayrıca organize sanayi bölgelerinde bulunan boş parselleri girişimcilerimize indirimli veya bedelsiz olarak tahsis etmeye başladık. Bu uygulamayla 60 il merkezi ve 117 ilçede yer alan 196 OSB de 10 bine yakın parselin girişimcilere tahsis edilebileceğini düşünüyoruz de KOSGEB veritabanına kayıtlı işletme sayısı 4 bin iken, bu rakam bugün 620 bini geçmiştir KOSGEB aracılığıyla KOBİ ler ile esnaf ve sanatkarların yanında olmayı da sürdürüyoruz yılında KOSGEB Kanunu nda çok önemli bir değişiklik yaptık, hizmet ve ticaret sektöründeki KOBİ lerin de desteklerden yararlanmalarını sağladık de KOSGEB veritabanına kayıtlı işletme sayısı 4 bin iken, bu rakam bugün 620 bini geçmiştir yılında numaralı KOSGEB çağrı merkezini hizmete açtık, 7 gün 24 saat KOBİ lerin ve girişimcilerin yanında olduğumuz bir dönem başlattık de sadece 24 şehrimizde KOSGEB il müdürlüğü varken, bugün 68 şehrimizde KOSGEB il müdürlüğü faaliyet göstermektedir. KOSGEB, bizden önceki 12 yılda KOBİ lere 14.5 milyon Lira destek sağlarken, 2003 yılından bugüne kadar yaklaşık 400 milyon Lira destek sağlamıştır. Sadece destek miktarlarını değil, proje odaklı destekleme modellerine geçerek, destek niteliklerini de geliştirdik. Hükümetlerimiz döneminde, daha önce hiç uygulanmayan kredi faiz destek programlarını uygulamaya başladık, KOBİ leri son derece elverişli kredilerle buluşturduk. Bugüne kadar, 203 bine yakın işletme için 11.3 milyar Lira kredi hacmi oluşturduk. Biz girişimciliği artırmak ve KOBİ leri daha nitelikli hale getirmek için benzer çalışmaları yapmaya devam edeceğiz. Bakanlığımız, üreticileri olduğu kadar tüketicileri de ilgilendiren önemli çalışmalar da yapmaktadır. Ölçüler konusunda ve piyasa gözetim alanında yaptığımız çalışmalar, vatandaşlarımızın kaliteli, güvenli ve doğru ürüne ulaşmaları için, harcadıkları paranın hakkını almaları için bu çalışmalarımız büyük önem taşıyor. Yaptığımız denetimler, doğru üretim yapan üreticilerimizi korumamızı ve rekabet gücümüzü artırmamızı da sağlıyor. Verimlilik Genel Müdürlüğü nün geçmiş dönemde olduğu gibi yeni dönemde de önemli çalışmalar yapacağına inanıyorum Son yeniden yapılandırmada Milli Prodüktivite Merkezi de Verimlilik Genel Müdürlüğü olarak yeniden yapılandırıldı. Genel Müdürlüğün geçmiş dönemde olduğu gibi yeni dönemde de önemli çalışmalar yapacağına inanıyorum. Bu değişiklik, kurumu yönetim açısından daha etkili bir birime dönüştürmek için yapılmıştır. Verimlilik çok önemli bir kavram. Özellikle Türkiye gibi kaynakları sınırlı bir ülkenin bu kavrama büyük önem vermesi gerekiyor. Biz Genel Müdürlüğün yapacağı çalışmaların sadece sanayimiz için değil, eğitimden enerjiye, sağlıktan hizmet sektörüne hayatın her alanı için önemli bir rol oynayacağına, ülkemizde verimlilik bilincinin artmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Bakanlığımızın yapacağı çalışmaların 2023 hedeflerimiz için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Hem kendimizi geliştirerek hem de reel sektörün gelişimine katkı sağlayarak, ülkemizin kalkınma sürecine en yüksek düzeyde katkı vermeye devam edeceğiz. 25

28 röportaj BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKAN YARDIMCISI PROF. DR. DAVUT KAVRANOĞLU Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı kapsamında her yıl 500 gencimize 100 er bin TL hibe desteği vereceğiz Gelişmiş ülkelerde bilim-teknoloji elçilerimiz olacak çabalayacağız. İhracatımızı 500 milyar Dolar a çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefe sadece mevcut ürünleri daha fazla ihraç ederek ulaşamayız. Tüm dünyaya daha yeni, nitelikli, ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürünler ihraç etmeliyiz. Ancak şuna da dikkat etmemiz gerekiyor; 500 milyar Dolar ihracat yapmak için 1,5 trilyon Dolar ithalat yaparsak bunun bir manası olmaz. Burada katma değerin gerçekten bizden olması son derece önemlidir. Bir taraftan bir şeyi ithal edip diğer taraftan ihraç etmemiz ekonomimize bir fayda sağlamaz. Bu 500 milyar Dolar lık ihracattan kastettiğimiz, yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesi ve ihraç edilmesidir. Üretimin esasını oluşturan teknoloji geliştirme ve tasarım gibi kısımların ülkemizde yapılmasıdır. Geçtiğimiz Ağustos ayında ülkemizde ilk Bakan Yardımcısı olarak göreve başladınız. Yeni görevinizin hayırlı olmasını diliyoruz. Yeni oluşturulan yapısı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın çalışmaları hakkında neler söylemek istersiniz? Kutlamanız ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye nin en köklü Bakanlıklarından biri olan ve bugüne kadar önemli hizmetlerde bulunan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı nın altyapısı üzerine kuruldu. Bakanlığımızın yeni isim ve yapılanması, aslında çağımızın ortaya çıkarttığı ihtiyaçların bir sonucudur. Eski teknolojilerle, emek yoğun ve katma değere fazla bakılmadan sürdürülen sanayinin yerine, günümüzde artık yüksek katma değerli sanayi tesislerinin, şirketlerin kurulması ve bunların başarılı olması büyük önem taşımaktadır. Bu da bilim ve teknolojinin esas bir bileşen olarak ele alınması ve sanayinin hizmetine sunulacak uygun mekanizmaların oluşturulmasıyla mümkündür. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın 2023 Türkiye Vizyonu nun ilk merhalesi olduğunu söyleyebiliriz. Sayın Başbakanımızın da açıkladığı gibi hedefimiz, Türkiye nin 2023 yılında dünyanın ilk 10 ülkesinden biri olmasıdır. Dünyada bilimle teknolojiyle, iyi ilişkilerle, ticaretle, daha adil bir dünya sisteminin oluşması için her planda çalışan bir ülke vizyonumuz var. Sayın Başbakanımız bize bu vizyonu çizdi. Biz de Bakanlık olarak Türkiye nin bilim ve teknolojide layık olduğu seviyeye gelmesi ve bu seviyenin iş dünyamızla da uygun bir şekilde olması için Ülkemiz adına son derece önemli hedeflerin belirlendiği Türkiye 2023 Vizyonu nun gerçekleştirilmesi yolunda bilim, sanayi ve teknoloji alanlarında önümüzdeki dönemde Bakanlığın temel yaklaşımı ne olacaktır? Bilim ve teknolojinin sanayiyle daha iç içe geçmesini, üniversite-sanayi işbirliğinin tesis edilmesini ve böylece sanayinin daha yüksek katma değerli ürünler üretmesini istiyoruz. 160 tan fazla üniversitemiz var. Öyle mekanizmalar kuracağız ki bu üniversitelerimiz artık asli vazifeleri olarak, reel sektöre, KOBİ lere yardım ederek, teorik bilgi ve birikimi pratiğe dönüştürecekler. Reel sektörün problemlerinin ne olduğunu gözlemleyip bunlara uygun çözümler geliştirecekler. Bilim ve teknoloji altyapısı olan farklı kurumların birbirine uyumlu bir şekilde, işbirliği halinde ortak bir vizyona, 2023 Vizyonu na, yürüdüğü bir Türkiye arzuluyoruz. Bunun koordinasyonunu da Bakanlığımız sağlayacak Vizyonu nu gerçekleştirecek Türkiye nin sanayicisini, ihracatçısını, üniversitesini oluşturmada bizlere çok önemli bir rol düşüyor. Ülkemiz sanayisinin ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesi ve bu anlamda rekabet üstünlüğü olan bir yapıya dönüştürülmesi için öngördüğünüz yeni bir model var mı? Bu çerçevede öncelikle neler hedefleniyor? Bu konulardaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? Üniversitelerimizi, TÜBİTAK ı, araştırma geliştirme yapan kamu veya özel sektör kurumlarını, reel sektörümüzün, sanayimizin destekçisi ve can dostu olarak düşünmelerini arzu ediyoruz. Üniversite hocalarımızın şirketlerin kalkınmasına, daha iyi ihracat yapmasına yardımcı olacak bir mekanizma oluşturmak için proaktif bir şekilde yaklaşmalarını, sanayicilerimizin de üniversite 26

29 hocalarımıza danışmalarını istiyoruz. Sanayicimizin artık alalım, satalım, bugünü kurtaralım anlayışı yerine, orta ve uzun vadeli stratejilere sahip olmalarını istiyoruz. Şu anda var olan altyapımızla, üniversitemizi ve sanayimizi dönüştürüp 2023 hedeflerimize öyle varacağız. Ülkemizin orta ve ileri teknolojili ürünlerde ve yüksek katma değerli ürünlerde bölgesinde Ar-Ge ve yenilik merkezi olması için Bakanlığın temel stratejileri neler olacaktır? Teknoparklar ile Ar-Ge merkezlerinin geliştirilmesi, Ar-Ge teşviklerinin yaygınlaştırılması ve Ar-Ge harcamalarının daha verimli hale getirilmesi konularındaki yol haritası hakkında bilgi verebilir misiniz? Teknoparkların kurulma amacı Ar-Ge yapacak olan küçüklü büyüklü şirketlerin uygun şartlarla kendilerini huzur içinde hissedebilecekleri, bazı vergi kolaylıklarının olduğu bir ortamda çalışmasını temin etmektir. Teknoparkları öyle yerler haline getirmek istiyoruz ki Ar-Ge yapan, teknolojiyle uğraşan şirketlerimiz hiç düşünmeden huzur içinde oralara gitsinler, işlerini orada yapabilsinler, orada teknoloji geliştirebilsinler. Buna mani olan her ne varsa, bunları ortadan kaldırmayı düşünüyoruz. Sayın Bakanımızın açıkladığı gibi Gebze Muallimköy de Bilişim Vadisi Projemizi hayata geçireceğiz. Ünlü Silikon Vadisi ne benzeyecek olan bu bölgenin, Türkiye nin bilişim teknolojileri konusunda hamle yapmasını sağlayacak bir merkez olmasını planlıyoruz. Sayın Bakanımız bu konuya çok önem veriyor. Bilişim Vadisi nin, Türkiye de teknoloji konusunda katma değerli ürünler üretilmesine katkı sağlayacak tüm şirketleri çekmesi için gerekli şartları sağlayacağız. Reel olarak Türkiye de yüksek katma değerli ürünler üretilmesini sağlayacak, know-how getirecek olan herkese destek veriyoruz. Bakanlığımız çatısı altında bir araya gelen TÜBİTAK ve KOSGEB gibi kurumlarımızı bu konularda daha koordineli hale getireceğiz. Gerek Bakanlığımızın gerek bu kurumların yenilikçilik ve ar-ge çalışmaları için önemli destek mekanizmaları var. Yeni dönemde hem bu mevcut destek modellerini nicelik ve nitelik olarak daha ileriye taşıyacağız hem de ihtiyaçlara göre yeni destek modelleri oluşturacağız. Gelişmiş ülkelerin mevcut konumlarına ulaşmalarının itici gücü olarak kabul edilen girişimciliğin ülkemizde daha da geliştirilmesi için Bakanlığın program ve projeleri neler olacaktır? Sayın Bakanımızın çok değer verdiği konulardan biri olan girişimcilik, ülkemiz için hakikaten son derece önem taşımaktadır. Sizin de belirttiğiniz gibi ilerlemiş ülkelerin kalkınmasını sağlayan şey, büyük şirketlerin yaptığı şeyler değil, küçük ama çok sayıda şirketin yaptığı büyük işlerdir. Bakanlığımızın girişimcilere destekleri tüm hızıyla devam etmektedir. Bu yıldan itibaren Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı nda yıllık verilecek burs adedini 500 e çıkardık. Yani her yıl üniversiteden mezun olmuş 500 gencimize 100 er bin TL destek vereceğiz. Daha önce bu rakam yılda 100 kişi idi ama bu yıl Hükümetimiz gençlerimize, girişimcilerimize verdiği önemi göstermek için artık yılda 50 milyon TL lik bir bütçe ayırdı. Bu destekler, karşılıksız olarak yani hibe şeklinde verilecek. Biz bu hibeleri şirket kurup, plan-projesini hazırlayan kişilere vereceğiz. Eğer girişimciler, bu 100 bin TL ile planladığı noktaya varır ve tekrar kaynak ihtiyacı duyarlarsa KOS- GEB ya da Bakanlığımızın diğer programları üzerinden yine onları desteklemeye devam edeceğiz. Bakanlık olarak girişimcilerin arkasındayız. Yüksek katma değerli ürün ve teknolojileri geliştirecek herkese destek oluyoruz, olmaya da devam edeceğiz. Ayrıca, KOSGEB önemli girişimcilik eğitim programları düzenliyor. Bu eğitimlerden yararlanan ve sertifika alanlar, yine KOSGEB in girişimcilik desteğinden yararlanabiliyorlar. Bu kapsamda, girişimci adaylarına 27 bin liraya kadar hibe, 70 bin liraya kadar da geri ödemeli destek sağlıyoruz. Önem verdiğimiz bir husus da girişimcilikle yenilikçilik kavramlarını buluşturmaktır. Yani bir kırtasiye dükkanı açmak da elbette girişimciliktir ve değerlidir. Ancak esas önemli olan yeni projelerle ortaya çıkmaktır. Bu açıdan Teknogirişim sermayesi programını çok önemsiyoruz. Ülkemizde son dönemde gelişimi hızlanan üniversite sanayi işbirliğinin sonuç odaklı bir şekilde daha da ileriye götürülmesi için sizce hangi stratejiler hayata geçirilmelidir? Üniversitedeki hocanın sanayiciye, sanayicinin de üniversitedeki hocaya gitmesi için uygun şartları belirlemek gerekiyor. Bunu gerçekleştirecek mekanizmaları oluşturacak çalışmalarımız devam ediyor, önümüzdeki aylarda bunları kamuoyuna duyuracağız. Hocalarımız, sanayiciye bilgi ve birikimlerini aktararak, sanayinin bundan faydalanmasını sağlayarak kendilerine de bir fayda sağlayacaklar. Bunu gerçekleştirecek mekanizmaları oluşturunca üniversitedeki hocalarımızın, gelirlerinin artması karşılığında böyle bir desteği vereceklerine inanıyoruz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Bir diğer önemli projemiz ise Bilim-Teknoloji Elçileri Projesi dir. Gelişmiş ülkelere bilim-teknoloji elçileri atayacağız, Sayın Bakanımız bu projeyi koordine etme vazifesini şahsıma tevdi ettiler. Projeyle, gelişmiş ülkelerdeki Türk kökenli bilim adamlarımızı diplomatik bir statüye kavuşturacağız. Bilim adamlarımız oralarda Bakanlığımızla daima bağlantı halinde olup o ülkeyle yürüteceğimiz bilimsel ve teknoloji konularında işbirliğini sağlayacaklar. Dünya artık küçük bir kasaba gibi, bizim de bu kasabanın her yerinde bir varlığımız olacak. Bilimteknoloji elçilerimiz, o ülkelerdeki gözümüz kulağımız olacaklar. Son olarak şunu ifade etmek istiyorum; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak isteğimiz ülkemizde bilim ve teknolojiyi bir numaralı gündem maddesi yapmaktır. Sanayicilerimizin, girişimcilerimizin, üniversitedeki gençlerimizin, kısaca herkesin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ndan müthiş bir ışık yayılıyor, bu ışığa gidelim demesini sağlayabilirsek, 2023 hedeflerimizi gerçekleştirebiliriz. Buna samimiyetle inanıyoruz. Sayın Bakanımız da bu konuda kararlı, bizler de onun liderliğinde bu yolda ilerleyeceğiz. 27

30 röportaj BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI PROF. DR. ERSAN ASLAN Sanayi sektörünün bilimsel ve teknolojik ilerlemelere dayalı olarak geliştirilmesine büyük önem veriyoruz Verimlilik artışına dayalı büyümede sanayi sektörünün payını daha da artırmak Bakanlığımızın stratejik hedeflerinden biridir kullanımında etkinliğin artırılması amacı bulunmaktadır. Bu anlamda 635 ve akabinde 649 ve 651 sayılı KHK lar kapsamında hükme bağlanmış bulunan hususlar Bakanlığımız ile ilgili olarak kapsamlı bir yeniden yapılanma hareketini de başlatmıştır. Böylelikle ülkemizde verimlilik düzeyi ve rekabet gücü yüksek bir sanayi sektörü ile sanayileşme sürecinin bilim ve teknolojiyle entegrasyonunun daha kurumsal bir yapı içinde sürdürülmesi amaçlanmıştır. Öncelikle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarlığı görevine atanmanızdan dolayı sizi kutluyor ve başarılarınızın devamını diliyoruz. Bu görevinize atanmanızdan kısa bir süre önce Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları ile ilgili önemli bazı düzenlemeler yapılmış bulunuyor. Bu düzenlemelerin ve yeniden yapılanmanın temel amacı nedir? İyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Bakanlığımızda atanmış olduğum bu görevin taşıdığı önemin bilincinde olarak, bunun gerektirdiği sorumluluğu üstlenmiş olmak benim için büyük bir onurdur. Bu anlamda Sayın Bakanımızın şahsıma göstermiş olduğu teveccüh ve güven başarımızın temel dayanağını oluşturacaktır. Altmışbirinci Hükümetin kuruluş sürecinde Bakanlığımızın isminin değiştirilerek Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı şekline dönüştürülmesi sadece isim değişikliğinden ibaret bir uygulama değildir. Bu değişikliğin temelinde, Hükümetimizin almış olduğu karar doğrultusunda, kamunun idari yapılanmasının ve hizmet sunum süreçlerinin değişen şartlara ve ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara uyumlu hale getirilerek yönetsel ve organizasyonel anlamda etkililiğin sağlanması ile kamu kaynaklarının Bu düzenlemeler Bakanlığınızın görev alanlarında ve yapısında ne gibi değişiklikler yapmıştır? Yeni durumda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın görevlerini ana hatları ile incelediğimizde, yapılan bu düzenlemelerle; ülkemizin ekonomik kalkınma, sosyal gelişme ve milli güvenlik hedefleri doğrultusunda bilim, teknoloji, yenilikçilik ve verimlilik politika ve stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanmasının sağlanması, sanayiye yönelik Ar-Ge ve yenilikçilik program ve projelerinin desteklenmesi, teşvik edilmesi, sanayide verimliliğin artırılması ile çevre dostu üretimin gerçekleşmesini sağlayıcı temiz üretim projelerinin desteklenmesi şeklinde ifade edebileceğimiz yeni konuların Bakanlığımızın görevleri arasına girmiş olduğu görülecektir. Bu yeni görevler ve önceki Bakanlık yapılanması çerçevesinde sanayiye yönelik olarak yürütülmekte olan görevlere uygun kurumsal yapılanma da gerçekleştirilmiştir. Bilim ve teknoloji alanlarındaki görevler kapsamında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bakanlığımızın ilgili kuruluşları haline getirilmiştir. Merkez teşkilatında da genel müdürlüklerin yapılanması yeni görevlere uyarlanmıştır. Ayrıca, Bakanlığımızın bilim, sanayi ve teknolojiye odaklanmasını artırmak için iç ticaret, tüketici ve piyasalar, kooperatifler ve esnaf ve sanatkarlara yönelik hizmetlere ilişkin birimler yeni kurulan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı na devredilmiştir. Oluşturulan bu yeni yapı çerçevesinde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın öne çıkan temel stratejik hedefleri hakkında bilgi verebilir misiniz? Sayın Bakanımızın da belirtmiş oldukları gibi; amacımız, Türkiye nin ekonomik ve sosyal kalkınma sürecini hızlandırmak ve ülkemizin dünyanın en büyük 10 eko- 28

31 nomisinden biri olma hedefine katkı sağlamaktır. Bunun için Bakanlığımız, ekonomimizin lokomotifi olan sanayi sektörünün ve sanayileşme çabalarımızın bilimsel ve teknolojik ilerlemelere dayalı olarak geliştirilmesine ve sürdürülmesine büyük bir önem vermektedir. Bakanlığımızda yaşanan bu yeniden yapılanma hareketi, son yıllarda ülkemizde giderek artan bir hızla gelişen Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin de bir sonucu olmuştur. Gerçekten de, sağlanan destekler ve teşvik programları özellikle sanayiye yönelik çok ciddi manada bir Ar-Ge ve yenilik potansiyeli yaratmıştır. Bu potansiyeli katma değeri ve rekabet gücü yüksek mal ve hizmetlerin üretimini sağlayacak mekanizmaların oluşmasını hızlandıracak şekilde kullanmak ve geliştirmek ise Bakanlığımızın orta dönemdeki en önemli hedefleri arasında bulunmaktadır. Nitekim dönemini kapsayan Orta Vadeli Programda da belirtildiği gibi, Ar-Ge çalışmalarının ürüne dönüşmesi ve ülkemizin rekabet gücüne katkısının artırılması sürecinde önemli rol üstlenen özel sektörün yenilik yeteneğini artırmak, bilim ve teknolojide yetkinleşmek ve bu yetkinliği ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürmek ülkemizin bilim ve teknoloji politikasının temel amacını oluşturmaktadır. Bu çerçevede; başta KOBİ ler olmak üzere, özel kesimin Ar-Ge kapasitesi ve Ar-Ge ye olan talebinin artırılmasını sağlayıcı yenilik tabanlı girişimciliğin desteklenmesi, özel sektör ile üniversiteler ve araştırma kurumları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve yenilik tabanlı rekabetçi kümelenme çalışmalarının desteklenmesi de Bakanlığımızın öncelik verdiği konular arasında bulunmaktadır. Ayrıca, Türkiye ekonomisi 2002 yılından itibaren önemli bir dönüşüm sürecine girmiş bulunmaktadır. Bu dönemde makroekonomik istikrarın sağlanması ile birlikte enflasyonda önemli düşüşler yaşanmış, verimlilik artışlarının da katkısıyla, döneminde tarihsel ortalamanın oldukça üstünde olan yıllık yüzde 5,9 düzeyinde bir büyüme oranını sürdürebilmiştir. Bakanlığımızın önemli bir stratejik hedefi ise verimlilik artışına dayalı büyümede sanayi sektörünün payını önümüzdeki dönemde daha da artırmaktır. İçinde bulunduğumuz dönemde Bakanlığınızın idari yapılanmasındaki değişikliklerden biri de Bakanlığın ilgili kuruluşu olan Milli Prodüktivite Merkezi nin (MPM) 649 sayılı KHK ile Bakanlık merkez teşkilatı bünyesinde Verimlilik Genel Müdürlüğü ne dönüştürülmesi olmuştur. Verimlilik ve verimliliğin önemi hakkında neler söylemek istersiniz? Günümüzde tüm dünyada ve ülkemizde her türlü üretim sürecinde verimlilik düzeyinin olabildiğince yükseltilmesi gereği yaygın biçimde kavranmıştır. Bu nedenle işletmeler, verimlilik düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunabilecek bilgilere daha yoğun biçimde ihtiyaç duymakta, bu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerekli yatırımları yapmaktadır. Yeniden yapılandırılan dünya ekonomisinde, verimlilik kavramı son 30 yıldır hiç olmadığı kadar önemli bir noktaya gelmiş bulunmaktadır. Üretim odaklı ekonomilerin sürdürülebilir bir büyümeyi gerçekleştirebilmeleri için mutlak olarak verimlilik artışı sağlamaları gerekmektedir. Bunun için de verimlilik kavramının iyi bilinmesi, hangi faktörlerin verimlilik artışları sağladığının tespit edilmesi ve uygulanması gereklidir. Verimlilikle yakından ilgili olarak yeni dönemde ortaya çıkan bir diğer önemli konu da kaynak dağılımında etkinliğin sağlanmasıdır. Verimlilik artışlarının gerçekleşebilmesi için özellikle mali kaynakların yüksek verimlilik arz eden alanlara tahsisi gerekli hale gelmiş bulunmaktadır. Verimlilik artışı için, firmaların mali kaynaklarını verimliliği artırıcı alanlara yönlendirmesi ve başta Ar-Ge yatırımları olmak üzere yatırımların artırılması gerekli olmaktadır. Bu konulara Hükümetimiz ve Bakanlığımızca verilen önemin sonucu olarak ve bahsettiğim alanlarda gereken çalışmaları yürütmek üzere kurulmuş olan Verimlilik Genel Müdürlüğü önümüzdeki dönemde önemli bir işleve sahip olacaktır. Verdiğiniz aydınlatıcı bilgiler için teşekkür ederiz. Ben de sizlere teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Bu hedeflerimiz Bakanlığımızın koordinasyonunda hazırlanmış olan ve yıllarını kapsayan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesinde de yer almıştır. Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesinin uzun dönemli vizyonu Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya nın üretim üssü olmak olarak belirlenmiş olup, bu vizyon kapsamında anılan dönemde Türkiye Sanayi Stratejisi nin genel amacı, Türk Sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin üretildiği, nitelikli işgücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümü hızlandırmak olarak belirlenmiştir. 29

32 makale KOBİ LERE YÖNELİK DESTEK PROGRAMLARI - 2 Fatma ÇİL / Verimlilik Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü) Türkiye de ekonominin % 99,9 unu ve TÜİK 2008 verilerine göre istihdamın ise % 78 ini oluşturan KOBİ ler ekonominin itici gücü olarak nitelendirilmekte ve dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye de de korunması, rekabet gücünün artırılması ve güçlendirilmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Ülkemizde KOBİ lerin desteklenmesini amaçlayan programlar, 1980 li yıllardan itibaren uygulanmaya başlanmış ve 1990 lı yılların başından itibaren bu amaca hizmet eden KOSGEB ve TTGV gibi yapıların kurulmasıyla hız kazanmıştır li yıllarda ise desteklerin ve uygulayıcı kuruluşların sayısında önemli artışlar yaşanmıştır. KOBİ lerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması gerekliliği hem KOBİ Stratejisi Eylem Planı nda, hem de Lizbon Stratejisi nin yerini alan Avrupa 2020: Akıllı, Sürdürülebilir ve Kapsayıcı Büyüme İçin Avrupa Stratejisi belgelerinde vurgulanmıştır. Bir önceki sayımızda, KOBİ Stratejisi Eylem Planı nın KOBİ lerin güçlendirilmesi ve korunması için beş strateji ve on altı hedef belirleyerek KOBİ ler için bir eylem planı ortaya koyduğunu belirtmiştik. Bu strateji alanlarından birinin KOBİ lerin ve girişimcilerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması olduğunu ifade ederek Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB başta olmak üzere pek çok kurumun AB fonları ya da ulusal kaynaklı birçok finansal destek programı geliştirdiğini vurgulamıştık [1]. Sözkonusu programlardan KOSGEB, TÜBİTAK ve Kalkınma Ajansları tarafından sağlanan destekler bir önceki sayımızda yayınlanan makalenin konusunu oluşturmuştu. Bu sayımızın konusunu ise Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın yürütücülüğünü üstlendiği Avrupa Birliği nin Topluluk Programları arasında yeralan AB Rekabet Edebilirlik ve Yenilik Çerçeve Programı (CIP) TÜBİTAK tarafından koordine edilen EU- REKA ve EUREKA ile 7. Çerçeve Programının ortak bir girişimi olan EUROSTARS Programları [2] ile 7. Çerçeve Programı çerçevesinde verilen destekler oluşturmaktadır. 1. AB REKABET EDEBİLİRLİK VE YENİLİK ÇERÇEVE PROGRAMI (CIP) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonluğunda yürütülen Avrupa Birliği nin Rekabet Edebilirlik ve Yenilik Çerçeve Programı (CIP), Avrupa daki işletmeleri rekabete teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ ler) hedef alan bu program, inovasyon faaliyetlerini desteklemekte, finansman kaynaklarına erişim olanaklarını iyileştirmekte ve bölgesel bazda iş destek hizmetleri sunmaktadır. Program, bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) genele daha iyi şekilde yayılmasını ve kullanılmasını teşvik etmekte ve bilgi toplumunun gelişimine yardımcı olmaktadır. Program ayrıca, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla kullanımını ve enerji verimliliğini de teşvik etmektedir [3]. CIP programı üç alt programa ayrılmıştır. Bu programların her birinin kendine ait hedefleri bulunmaktadır ve her biri işletmelerin rekabet gücünün yanı sıra BİT ya da sürdürülebilir enerji gibi kendi alanlarını ilgilendiren konularda işletmelerin inovasyon kapasitelerine katkı yapmayı amaçlamaktadır. Toplam bütçesi 3,6 milyar Avro olan CIP Programı nın 3 alt bileşeni bulunmaktadır. Bunlar; Girişimcilik ve Yenilik Programı (EIP), Bilgi ve İletişim Teknolojileri Politikaları Destek Programı (ICT) ve Avrupa Akıllı Enerji ve Teknoloji Programı (IEE) adlı programlardan oluşmaktadır Girişimcilik ve Yenilik Programı (EIP) Bu alt bileşen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülmektedir milyar Avro bütçeli Girişimcilik ve Yenilik Programı nın (EIP) hedefleri şunlardır; Risk sermayesi ve kredi garanti araçları kanalıyla KOBİ lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması; Bölgesel merkezlerden oluşan bir ağ olan Avrupa İşletmeler Ağı aracılığıyla iş ve yenilikçiliğin desteklenmesi; Girişimcilik ve yenilikçiliğin, eko inovasyonun ve bunları teşvik eden politikaların desteklenmesi. EIP programı küresel gelişmeler dikkate alınarak ülkemiz ekonomisinde KOBİ lerin yüksek katma değer yaratmasını temin edebilecek araçları ve eylemleri bünyesinde barındırmaktadır. Söz konusu araç ve eylemler, mali araçlar, KOBİ destek ağları, inovasyon projeleri, KOBİ lere yönelik politika tedbirleri ve projeler adları altında dört grupta toplanmaktadır [3]. 30

33 CIP Mali Araçları ile KOBİ lerin Finansmana Erişimlerini Sağlamak Bu finansal araçlar; kuruluş, işe başlama, işletmeyi genişletme ve iş transferi gibi yaşam döngülerinin farklı aşamalarında bulunan şirketleri hedeflemekte olup, teknolojik geliştirme, inovasyon, teknoloji transferi ve ticari faaliyetlerin sınırı aşar şekilde genişletilmesi konularını kapsayan yatırımları desteklenmektedir. Bu araçlar ve eylemler farklı üye devletlerdeki finans kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde çalışan Avrupa Yatırım Fonu nun yönetimindedir. Söz konusu finansal araçlar yüksek büyüme ve yenilikçi KOBİ Kredisi (GIF) ve KOBİ ler için daha fazla borç finansmanı (SMEG) şeklinde olabilmektedir. GIF Destekleri, Başlangıç Aşaması Yatırımları (GIF 1) ve Genişleme Aşaması Yatırımlarından (GIF 2) oluşmaktadır. GIF 1, erken dönem ve kuruluş aşamasındaki KOBİ leri desteklemek üzere KOBİ lerin başvurduğu bölgesel ve bölgesel ve sektörel risk sermayesi fonları ile iş geliştirme merkezleri teknoloji ve araştırma fonlarına katkıda bulunmaktadır. GIF 2 ise KOBİ lerin büyüme ve genişleme dönemlerinde fon sağlayan özel risk sermayesi kuruluşlarına destek sağlamaktadır. Sözkonusu kuruluşlar hızlı büyüme potansiyeli olan yenilikçi KOBİ lere bu fonları sermaye olarak kullandırmaktadır. Her iki durumda da bir tek fon için taahhüt edilebilecek yatırım tutarı en fazla 30 milyon Avro olabilir ve fonların yatırım kararlarını olağan ticari kriterlere göre almaları gerekir. Bu kredinin bir kısmı özellikle eko inovasyona odaklı yatırım fonlarına ayrılmaktadır [3] Avrupa İşletmeler Ağı : İş ve İnovasyon Hizmet Merkezleri Ağı Avrupa İşletmeler Ağı, Avrupa ve ötesindeki KOBİ lerin inovasyon ve iş gereksinimlerinin tek elden karşılanması amacıyla oluşturulmuş bir organizasyondur. Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği Rekabet Edilebilirlik ve Yenilikçilik Programı (CIP) kapsamında, Ocak 2008 tarihi itibari ile Yenilikçilik Aktarım Merkezleri (IRC) ve Avrupa Bilgi Merkezlerini (EIC) tek çatı altında toplamıştır (1). 600 kurum/kuruluşun oluşturduğu 101 konsorsiyum, 40 dan fazla ülkede faaliyette bulunmaktadır. Avrupa İşletmeler Ağı nın faaliyet alanı Avrupa Birliği sınırlarını aşmıştır. Ağın faaliyette olduğu ülkeler; AB üyelerinin dışında Türkiye, Norveç, Hırvatistan, İzlanda, Karadağ, İsrail, Sırbistan, Makedonya ile Ermenistan, Çin, Mısır, Rusya, ABD, Şili, Suriye, İsviçre dir. Bu ağı iş desteği alanında kapasiteleri kanıtlanmış olan ve KOBİ ler ile güçlü bağları ve bu konuda uzmanlıkları bulunmaları sebebiyle bu ağa seçilmiş, yüksek düzeyde uzmanlık sahibi kuruluşlardan oluşmaktır. Ağa ortak başlıca kuruluşlar arasında Ticaret Odaları, İnovasyon Ajansları, Bölgesel Kalkınma Ajansları ve Üniversitelerin Teknoloji Merkezleri yer almaktadır. Bu ağ, KOBİ leri daha rekabetçi hale getirmeye yönelik olarak tasarlanmış nitelikli iş ve inovasyon destek hizmetlerini ücretsiz olarak KOBİ lere ulaştırmaktadır. Bu hizmetlerden bazıları şunlardır; (FP7) Araştırma alanı da dâhil olmak üzere, AB fon olanakları hakkında bilgilendirme, rehberlik ve özel uyarlanmış destek hizmetleri; Teknoloji tetkikleri ve teknoloji transferi; İş ortaklarının bulunması. Avrupa İşletmeler Ağı Kapsamında Türkiye de Faaliyet Gösteren Konsorsiyumlar [4]: BUSINNOVA Konsorsiyumu Koordinatör Kuruluş: KOSGEB, Boğaziçi Üniversitesi, TEKMER Sorumlu olduğu iller: Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İstanbul. EMN Konsorsiyumu Koordinatör Kuruluş: KOSGEB, Bursa IGEM Sorumlu olduğu iller: Bursa, Bilecik, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Eskişehir. BSN ANATOLIA Konsorsiyumu Koordinatör Kuruluş: KOSGEB, OSTIM, IGEM Sorumlu olduğu iller: Ankara, Kırıkkale, Konya, Karaman, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Yozgat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Ardahan, Kars, Iğdır, Ağrı. BBISC Konsorsiyumu Koordinatör Kuruluş: Samsun Sanayi ve Ticaret Odası Sorumlu olduğu iller: Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu, Çankırı, Sinop, Çorum, Samsun, Amasya, Tokat, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane, Bayburt. 31

34 ve küresel pazarlardaki en son gelişmeler çeşitli araştırmalar kapsamında analiz edilmekte ve analiz sonuçları yayımlanmaktadır. Yıl bazında hazırlanan AB Rekabetçilik Raporu ve AB Müktesebatında KOBİ leri etkileyen idari yüklerin azaltılmasına yönelik analizler, yapılan bu çalışmalara örnek olarak gösterilebilir. EIP Programı kapsamında, sektörel bilgi birikiminin bir araya getirilmesi ve kamuoyuyla paylaşılması, politika yapıcılarının bilgilendirilmesi ve AB üye ülkeleri arasındaki uyum ve işbirliğinin arttırılmasına yönelik politika tavsiyelerinde bulunulması maksadıyla, bir dizi konferans ve kamuya açık diğer etkinlikler düzenlenmektedir. EBIC Konsorsiyumu Koordinatör Kuruluş: EBİLTEM Sorumlu olduğu iller: İzmir, Çanakkale, Balıkesir, Kütahya, Afyon, Uşak, Manisa, Aydın, Denizli, Muğla. BSN-MED Konsorsiyumu Koordinatör Kuruluş: KOSGEB, Kahramanmaraş IGEM Sorumlu olduğu iller: Isparta, Burdur, Antalya, Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Osmaniye, Hatay. GAPSUN Konsorsiyumu Koordinatör Kuruluş: KOSGEB, Gaziantep TEKMER Sorumlu olduğu iller: Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Urfa, Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Muş, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Batman, Bitlis, Siirt, Şırnak, Hakkâri Girişimcilik ve Yenilikçiliği Pekiştiren İnisiyatifleri Desteklemek İnovasyon politikası alanındaki iyi uygulamaların paylaşılması, bu konuda oluşturulacak bilgi havuzunun kapsamının belirlenmesi veya inovasyon desteğinin arttırılması amacıyla, inovasyon sürecine dâhil olan (kamu kurumları, küme müdürleri, işletme birlikleri vb.) uluslararası ağ aktörlerinin teşvik edilmesi desteklenmektedir. EIP Programı kapsamında, ulusal ve bölgesel karar alıcıların somut verilere dayalı şekilde politika oluşturabilmelerini sağlamaya yönelik analitik çalışmalar da yürütülmektedir. Yürütülen bu çalışmalar, üye devletler ve bölgelerin yanı sıra önde gelen ekonomilerin inovasyon potansiyelleri, performansları ve politikaları hakkındaki verilerin derlenmesini ve analizini içermektedir. KOBİ lere veya genç ya da kadın girişimciler gibi özel hedef gruplarına destek olmak maksadıyla, AB de her yıl bir dizi özel faaliyet gerçekleştirilmektedir [3] Politika Oluşturma Çalışmalarını Desteklemek EIP Programı politika yapıcılarını analitik çalışmalar ile desteklemektedir. Belirli sektörlerin yanı sıra Avrupa 1.2. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Politikaları Destek Programı (ICT- PSP) Bu alt bileşen Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından yürütülmektedir. 728 milyon Avro bütçeli Bilgi İletişim Teknolojileri Politikaları Destek Programı nın (ICT PSP) amaçları şunlardır; BİT ve BİT e dayalı ürün ve hizmetler alanında Avrupa da ortak bir bilgilendirme alanı oluşturmak ve bu ürün ve hizmetler konusunda Avrupa iç pazarını güçlendirmek; BİT in geniş kesimlerce benimsenmesi ve BİT ne yatırım yapılması sağlanarak inovasyonu teşvik etmek; Daha katılımcı bir bilgi toplumu oluşturmak ve kamu hizmetleri alanında daha verimli ve etkin hizmetler geliştirerek yaşam kalitesini yükseltmek [3] Avrupa Akıllı Enerji ve Teknoloji Programı (IEE) Bu alt bileşen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülecektir. 727 milyon Avro bütçeli Avrupa Akıllı Enerji Programı nın (IEE) amaçları şunlardır; Enerji verimliliğini ve enerji kaynaklarının akılcı kullanımını pekiştirmek; Yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarını ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesini teşvik etmek; Ulaştırma alanında enerji verimliliğini ve yeni enerji kaynaklarını geliştirmek [3]. 2. EUREKA PROGRAMI EUREKA pazar odaklı kısa sürede ticarileşebilecek ürün ve süreçlerin geliştirilmesine yönelik projelerin desteklendiği uluslararası işbirliği platformudur yılında Türkiye nin de aralarında bulunduğu 18 ülke ve Avrupa Birliği nin katılımıyla kurulan EUREKA o tarihten bu yana 2500 den fazla Ar-Ge projesinin desteklenmesini ve 25 milyon Avro nun üzerinde Ar-Ge hacmi yaratılmasını sağlamıştır. 39 ülke ve AB komisyonu programa üyedir. Ulusal fonlarla TÜBİTAK tarafından yürütülen bu program kapsamında (TEYDEB 1509) uluslararası işbirliklerinin oluşturulması beklenmektedir. EUREKA, 32

35 Avrupa nın rekabetçiliğinin arttırılması için EUREKA üye ülkelerindeki büyük sanayi kuruluşları ve KOBİ ler, üniversiteler ve araştırma kuruluşları arasındaki kalıcı Ar-Ge işbirliklerinin arttırılmasını amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, EUREKA; İkili ve çoklu işbirliği projeleri (standart projeler) ile kısa zamanda ticarileşebilecek ürün, süreç ve hizmetlerin geliştirilmesini; Şemsiye programları aracılığıyla stratejik öneme sahip teknoloji alanlarında ülkeler arasında yakın işbirliği sağlanmasını ve ikili ve çoklu projeler yaratılmasını; Kümeler (clusters) aracılığıyla Avrupa daki sektör liderlerinin uzun vadeli Ar-Ge işbirlikleri oluşturmasını ve böylece rekabet öncesi araştırma ortaklıklarının kurulmasını; EUROSTARS Programı aracılığıyla KOBİ lerin EU- REKA Programı na katılımını artırmayı ve projelerde daha etkin rol almalarını hedeflemektedir [5]. EUREKA platformundaki ikili ve çoklu projelere, küme projelerine ve EUROSTARS projelerine katılan firmaların Ar-Ge harcamaları, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Teknoloji ve Yenilik Destek Programlarına İlişkin Yönetmelik ve Uluslararası Sanayi Ar- Ge Projeleri Destekleme Programı Uygulama Esasları çerçevesinde desteklenmektedir Standart EUREKA Projeleri Teknoloji alanı kısıtı olmaksızın, EUREKA üyesi en az iki ülkenin biraraya gelerek başlattıkları pazar odaklı uluslararası Ar-Ge projeleridir. Standart EUREKA projesi başlatmak için, Ar-Ge fikrinin projelendirilmesi, ortak arama, proje başvuru formlarının hazırlanması, değerlendirme süreci ve Projenin EUREKA etiketi alması adımlarının izlenmesi gerekmektedir [6] EUREKA Kümeleri EUREKA bünyesinde gözde teknoloji alanlarındaki firmaların bir araya gelerek oluşturdukları yapılanmalar küme (cluster) olarak adlandırılmaktadır. Bu tür stratejik yapıların oluşturulmasındaki amaç, sektördeki büyük firmaları bir araya getirerek onların uzun vadeli stratejik projelerinin EUREKA programınca desteklenmesini sağlamaktır. EUREKA bünyesinde farklı teknoloji alanları için oluşturulmuş, aktif olarak çalışan 6 farklı küme bulunmaktadır. Kümelerin faaliyet alanları şu şekildedir: Su teknolojileri, mikro ve nano-elektronik, telekomünikasyon çözümleri, mobil iletişim, mobil uygulamalar, internet altyapıları, yenilenebilir enerjiler, yazılım çözümleri, servis yazılımları, gömülü yazılımlar, e-sağlık, üretim sistemleri ve teknolojileri [7] EUREKA Şemsiyeleri EUREKA programlarında aktif rol alan EUREKA üyesi ülke temsilcileri ve kümenin hedeflediği sektörü temsil eden firmalar arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulmuş sektörel yapılanmalardır. Bu yapılanmaların amacı, EUREKA üye ülkelerindeki Ar-Ge destek programları, ilgili sektör temsilcileri ve firmaların arasında yakın işbirliği kurulmasını sağlayarak EUREKA projeleri yaratmak ve sektöre yön vermektir. EUREKA, firmaların şemsiye programlarına katılarak EUREKA bünyesinde oluşturulan sektörel ağ yapılarının içerisinde yer almalarını sağlamada, proje fikirlerine üye ülkelerden uygun ortak bulma sürecini hızlandırmada ve EUREKA projelerinin oluşturulması sırasında katılımcıların proje hazırlamalarında destek olmaktadır. EUREKA bünyesinde farklı teknoloji alanları için oluşturulmuş, aktif olarak çalışan 5 farklı şemsiye bulunmaktadır [8] EUROSTARS Programı AB Komisyonu ve EUROSTARS üye ülkelerin Avrupa daki KOBİ lerin rekabetçiliğinin arttırılması için başlattıkları KOBİ lere özel, hızlı ve etkin bir destek programıdır. EUROSTARS herhangi bir teknoloji alanı ve sektör ayrımı yapmaksızın Ar-Ge odaklı faaliyetler yürüten KOBİ lerin projelerinin desteklenmesini amaçlamaktadır. AB üyesi ülkeler ve Türkiye dahil İsviçre, İzlanda, Norveç, İsrail ve Hırvatistan olmak üzere 33 ülke programa üyedir. Avrupa Birliği KOBİ tanımına uygun işletmeler ana ortak (proje koordinatörü) olarak EUROSTARS projesi başlatabilirler. Fakat bu tanıma uygun olmayan işletmeler ve büyük firmalar, gerekirse üniversite veya araştırma kuruluşlarını da yanlarına alarak EUROSTARS projelerinde ortak olarak yer alabilmektedir. EUROSTARS projesinde ana ortak (proje koordinatörü) olacak KOBİ lerin personelinin en az %10 unun Ar- Ge faaliyetlerinde çalışıyor olması veya cirosunun en az 33

36 REKA üyesi ülkelerdeki firmalar, üniversiteler veya araştırma kurumları proje ortağı olarak yer alabilirler. EUREKA Programı kapsamında her üye ülkenin destek sistemi farklılık göstermektedir. Bu kapsamda Türkiye de üniversiteler doğrudan projelere katılamamaktadır. Ancak üniversiteler KOBİ ya da büyük firmanın yanında ortak olarak projelere dahil olabilirler. EUREKA platformundaki projelere katılan firmaların aşağıdaki harcamaları desteklenebilecektir: Personel giderleri; Proje personeline ve varsa danışmanlara ait seyahat giderleri; %10 unu Ar-Ge faaliyetlerine ayırması gerekmektedir. Proje koordinatörü olmayan KOBİ ler ve büyük firmalar için bu koşul geçerli değildir. EUROSTARS projeleri aşağıdaki kriterleri sağlamalıdır: Proje ana ortağı, EUROSTARS üyesi ülkeden bir KOBİ olmalıdır. Proje ana ortağı Avrupa Birliği KOBİ tanımına uymalıdır. Proje faaliyetlerinin ve bütçesinin en az %50 si projede yer alan KOBİ ler tarafından gerçekleştirilmelidir. Proje en fazla 3 yıl içinde tamamlanmalıdır. Hedeflenen ürün veya süreç proje tamamlandıktan sonra en geç 2 yıl içerisinde pazara sunulmalıdır. EUROSTARS ın EUREKA programından farkı nedir? EUROSTARS Programı proje başvurularına sürekli açık değildir. Genellikle yılda 2 kere çağrı açılmakta ve son başvuru tarihinden önce projelerin EUROS- TARS ofisine internet üzerinden sunulması gerekmektedir. EUROSTARS Programının başvuruları doğrudan Brüksel deki EUROSTARS ofisine yapılmaktadır. Proje başvurusu yapmak ve başvuru formuna ulaşmak için adresindeki web sitesine kayıt olunmalıdır. EUROSTARS başvuruları uluslararası panel değerlendirmesinden geçmektedir. EUROSTARS programına başvuran firmalar ayrıca TÜBİTAK hakem değerlendirmesi sürecinden geçmemektedir. [9] Fon Mekanizması Sektör ve büyüklüğüne bakılmaksızın firma düzeyinde katma değer yaratan tüm kuruluşlar EUREKA ya başvurabilirler. EUREKA projesi başlatmak için iki farklı EUREKA üyesi ülkeden en az birer katılımcı olması gerekir. Dolayısıyla, Türk firmalarının EUREKA Programına proje başvurusunda bulunabilmeleri için üye ülkelerden en az bir tane proje ortağı bulmaları gerekmektedir. EU- Alet, teçhizat, yazılım ve yayın alım giderleri; Yurtiçi ve yurtdışı danışmanlık hizmeti ve diğer hizmet alım giderleri; Ülke içindeki üniversiteler, TÜBİTAK a bağlı Ar-Ge birimleri, özel sektör Ar-Ge kuruluşları ve benzeri Ar- Ge kurum ve kuruluşlarına yaptırılan Ar-Ge hizmet giderleri; Malzeme ve sarf giderleri; Yeminli mali müşavir giderleri; Proje çıktısı ürün ile ilgili olarak Türk Patent Enstitüsü nden alınacak patent tescili, faydalı model tescili ve endüstriyel tasarım tescil giderleri destek kapsamındadır. Türk Patent Enstitüsü nden alınacak tescil işlemine aracılık eden gerçek ve tüzel kişi ve kuruluşların danışmanlık ve hizmet giderleri de bu kapsamda değerlendirilir [10]. EUREKA platformundaki projelere sağlanan desteğin miktarında ve süresinde herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Firmalar projenin gerektirdiği bütçe için proje süresi boyunca hibe destek alabilirler. EUREKA projelerine katılan büyük firmaların destek kapsamına alınan Ar-Ge harcamalarına %60, KOBİ lerin Ar-Ge harcamalarına ise %75 oranında hibe destek sağlanmaktadır. EUREKA projesi başlatmak için, EUREKA platformundaki farklı proje tiplerinin gerektirdiği başvuru adımları takip edilmelidir. EUREKA Programında her zaman ikili ve çoklu uluslararası projeler başlatmak mümkün iken, küme projelerine katılmak için hedeflenen kümelerin genellikle yılda bir kez açılan çağrıları takip edilmelidir. 3. YEDİNCİ ÇERÇEVE PROGRAMI AB Çerçeve Programları, Avrupa Birliği nde çok uluslu araştırma ve teknoloji geliştirme projelerinin desteklendiği başlıca Topluluk Programıdır. İlki 1984 yılında başlayan Çerçeve Programları (ÇP) çok yıllı programlardır. Kapsamı ve programa ayrılan bütçe miktarı her bir programda artış göstermektedir. 34

37 Çerçeve Programlarına, ulusal/uluslararası kanunlar ve AB kanunlarına göre kurulmuş tüzel ve gerçek kişiler başvurabilirler. Bu kapsamda, üniversiteler, araştırma merkezleri, kamu kurumları, sanayi kuruluşları ve sivil toplum örgütleri Çerçeve Programlarına katılabilirler. Ayrıca, tüzel kişiliğe sahip olan veya olmayan KOBİ lerin de başvuruları teşvik edilecektir. 7.ÇP nin KOBİ ler için önemli bir özelliği Dünya Ticaret Örgütü nün izin verdiği en yüksek hibe destek oranlarının KOBİ ler tarafından kullanılabilmesidir. Büyük sanayi kuruluşları 7.ÇP de Ar-Ge harcamalarının %50 sini talep edebilirken, KOBİ ler %75 ini ve toplam harcamalarında %80 i aşkın oranlarda finanse edebilmektedirler. 7.ÇP; İşbirliği Özel Programı, Fikirler Özel Programı, Kişiyi Destekleme Özel Programı ve Kapasiteler Özel Programı ndan oluşmaktadır. 7.ÇP nin KOBİ lere sunduğu fırsatlar, programın 3 temel bileşeni üzerinden gerçekleşmektedir İşbirliği Özel Programı Bütçesi 32.3 Milyar Avro olan bu program özellikle yüksek Ar-Ge potansiyeline sahip, kendi Ar-Ge sini kendi yapan KOBİ ler için çok büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu özel programda, 10 tematik alan altında konu güdümlü olarak gerçekleştirilen, ana hatları AB Komisyonu tarafından belirlenmiş olan araştırma projeleri desteklenmektedir. Bu başlık altında dağıtılacak hibelerin belli bir bölümünün, projelerde ortak olunması yolu ile KOBİ lere ayrılması öngörülmektedir. Bu durum, oluşturulacak konsorsiyumlar içerisinde KOBİ oranı ve aldıkları hibe miktarları yüksek olan ortaklıkların daha olumlu değerlendirilmesine yol açacaktır. Bu sebeple ortaklıklar kurulurken KOBİ lerin konsorsiyumlara katılımına daha sıcak bakılmaktadır Kişiyi Destekleme Özel Programı Bütçesi 4.7 milyar Avro olan bu başlık altında araştırmacıların mesleki gelişimi ve hareket imkanlarının arttırılması amacını taşıyan çağrılar açılmaktadır. Kişiyi destekleme özel programı altında Üniversite-Sanayi Ortaklığı çağrıları KOBİ leri özellikle ilgilendirmektedir. Bu başlık altında KOBİ ler deneyimli araştırmacıları kısa ve orta vadede istihdam etme imkanı bulabileceklerdir. KOBİ ler Ar-Ge için gerekli olan kalifiye araştırmacıları bu vesile ile temin edebilirler Kapasiteler Özel Programı 4.2 milyar Avro bütçeye sahip Kapasiteler Özel Programı Ar-Ge için gerekli olan altyapıları desteklemek amacını taşımaktadır. Bu başlık 7 alt başlıktan oluşmaktadır. Bunlar arasında KOBİ ler yararına araştırma ismini taşıyan başlık milyar Avro bütçeye sahiptir KOBİ ler Yararına Araştırma Programın genel yapısı KOBİ ve KOBİ ler adına KOBİ birliklerinin Ar-Ge ihtiyaçlarını dışarıdan satın alması üzerine kurulmuştur. Bu yapı iki hedef kitlenin etkileşiminden oluşmaktadır: KOBİ ler veya KOBİ birlikleri; Ar-Ge Sağlayıcıları KOBİ lerin ayakta durabilmek ve rekabetçi yapılarını koruyabilmek için Ar-Ge ve teknolojiye ihtiyaçları vardır. Burada hedeflenen KOBİ kitlesi düşük ya da orta düzeyde Ar-Ge potansiyeline sahip KOBİ lerdir. Bunun yanı sıra ana yetenek alanlarını dışarıdan teknoloji satın alarak geliştirmek isteyen yüksek teknoloji KOBİ leri de bu programdan büyük fayda sağlayabilirler. Ar-Ge sağlayıcıları olarak isimlendirilen kitle ise üniversiteler, araştırma enstitüleri, büyük sanayi firmaları ve Ar-Ge yapabilme yeteneğine sahip yüksek teknoloji KOBİ lerinden oluşmaktadırlar. Bu kesimin ise yüksek bir araştırma ve teknoloji geliştirme potansiyeli vardır, ancak maddi kaynaklara gereksinim duyarlar. KOBİ ve KOBİ ler adına KOBİ Birlikleri bu program kapsamında Ar-Ge ihtiyaçlarını karşılayabilmektedirler. Bununla birlikte Ar-Ge sağlayıcıları da vermiş oldukları hizmet bedelini temin etmektedirler. Bunu bir müşterisatıcı ilişkisine de benzetmek mümkündür. Kaynaklar: 1. KOSGEB (2011), KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı , Ankara php?id=4, Erişim Tarihi: 15 Haziran aspx?pageid=591&lng=tr, Erişim Tarihi: 12 Haziran id=1&makale_id=58, Erişim Tarihi: 14 Haziran F5752B0B4361D9860BF7B875?ot=1&sid=1389, Erişim Tarihi: 14 Haziran Erişim Tarihi: 14 Haziran Erişim Tarihi: 14 Haziran Erişim Tarihi : 14 Haziran Erişim Tarihi: 14 Haziran do?ot=1&sid=1404, Erişim Tarihi: 14 Haziran Erişim Tarihi: 15 Temmuz

38 uzmanlık tezi ÖRGÜT KÜLTÜRÜNÜN ÇALIŞANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Gürsu Sezen TORUN / Verimlilik Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü) Toplumların gelişmesi ile birlikte örgütün insan yaşamındaki önemi artmış ve modern insan, gününün dörtte üçünü örgütlerde geçirir olmuştur. Bu bakımdan da, bir işletmede ya da bir kurumda çalışanların ne düşündüğü, ne hissettiği ve nasıl davrandığı elzem olmuş ve örgüt teorileri için örgütsel yaşamı kültürel boyut ile anlamlandırmak önemli bir hale gelmiştir (Alvesson, 2002: 3). Örgütsel yaşamı kültürel boyut ile anlamlandırmaya çalışan bakış, 1980 li yıllarda ortaya çıkmıştır. Bu yıllarda Japon şirketlerin Amerikan şirketlere göre daha başarılı olmaları ve çok uluslu şirketlerin oluşması, örgütsel kültür kavramını ortaya çıkarmıştır. Böylece, farklı uluslardan gelen farklı çalışanların aynı amaç ve hedef doğrultusunda örgüt için çalışmaları sağlanmıştır. Örgüt, belirli bir amaç hedef doğrultusunda bir araya gelen insanların oluşturdukları gruplar olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, örgütün amaç ve hedefleri ile bu amaç ve hedefleri ortaya koyan ve gerçekleştiren insanlar, önemli iki faktörü oluşturmaktadır. İnsan faktörü örgütleri temelden etkileyen bir güce sahip olduğu için teknolojik yeniliği, yönetim biçimi, sektörü, büyüklüğü, ücret koşulları, amaç ve hedefi vb. örgütsel süreçleri aynı olan iki örgüt çok farklı problemlerle karşılaşabilmektedir. Örgütleri birbirinden farklı kılan, örgütleri her koşulda etkileyen faktör, örgüt kültürü kavramıdır. Bu çalışmada, örgüt kültürünün tanıtılması ve kültürün bazı örgütsel değişkenler üzerindeki etkisinin ele alınması amaçlanmıştır. Buradan hareketle, örgüt kültürü kavramından bahsedilerek, örgütsel bağlılık, örgütsel adalet algısı ve örgütsel sessizlik kavramları hakkında bilgi verilmiştir. 1. Örgüt Kültürü Toplumların gelişme aşamasına göre beslenme, güvenlik ve sağlık hizmetleri gibi temel gereksinimlerin karşılanma şekli değişime uğramıştır. Gelişme ile birlikte ihtiyaçlar ve insanların birbirlerine olan gereksinimi artmış; istek ve gereksinimlerin tek başına karşılanamaması fikri, ortak hedeflerde birleşme gereğini ortaya çıkarmıştır. Toplumların gelişmesiyle birlikte iş ve yaşam deneyimleri, ev içi üretim pratikleri de değişime uğramıştır. İşbölümü ve işlerde farklılaşma sayesinde, bir kişinin yapabileceğinden daha fazlasının, bir araya gelerek yapılabileceği düşüncesi ile örgütler kurulmuştur. Çeşitli disiplinlerce farklı şekilde tanımlanan örgüt kültürünün net bir tanımını yapmak zordur. Alvesson, (2002: 3) tanımlardaki çeşitlenmenin nedeni olarak disiplinlerdeki ve araştırma yönelimlerindeki çeşitlenmeyi göstermektedir. Kavram, farklı disiplinlerce farklı metodolojiler ve farklı varsayımlar çerçevesinde yaygın olarak kullanılmakta ve her disiplin kavrama kendi penceresinden bakarak anlam atfetmektedir. Üzerinde çalışılan alan heterojendir. Böylece heterojen olan alanda kültür, genel davranışsal motiflerden üst yönetimin aşılamak istediği benimsenmiş yeni işletme değerlerine kadar her şeyi kapsamaktadır (Schein, 2002:1). Bu anlamda kültür, hem her şeyi kapsayan hem de hiçbir şeyi kapsamayan hileli bir kavramdır (Alvesson, 2002: 3). Hilelidir, çünkü somut örgütsel rutinleri ve eylemleri etkiler; aynı zamanda da ortada olmaması bakımından hiçbirşeyi kapsamaz. Hatch e göre (1997: 204); antropolog Melville Herskowitz un kültür tanımı örgüt kültürü kavramının oluşmasına neden olmuştur. Herskowitz, kültür tanımında ortak yaşama biçimlerinden bahsetmiştir, örgüt için kültür de, örgütte yaşama biçimi haline gelmiştir. Schein (2002), örgüt kültürünü bir grubun içsel bütünleşme ve dışsal uyum problemlerini çözmek için öğrendiği, geliştirdiği ve geçerli kabul ettiği; böylece yeni üyelere bu sorunlara ilişkin doğru algılama, düşünme ve hissetme yolu olarak öğretilecek varsayımlar bütünü olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla, Schein a göre kültürün iki önemli işlevi vardır. Birinci işlevi, bir grubun dış çevresine uyumunu sağlamak; ikinci işlevi ise içsel bütünleşme yaratmaktır. Andrew Pettigrew kültürü, belirli bir grupta belirli bir zaman diliminde var olan, ortaklaşa kabul edilen anlamlar sistemi olarak; Caren Siehl and Joanne Martin; kültürü, anlamları paylaşma vasıtasıyla bir örgütü bir arada tutan tutkal olarak tanımlamışlardır (Hatch, 1997: 205). 36

39 Tablo 1. Örgüt Kültürü Tanımları Örgüt Kültürü Paylaşılan değer, inanç, norm ve semboller sistemi Örgüt üyeleri tarafından paylaşılan inançlar ve beklenti örüntüleri Örgüt üyelerince paylaşılan inanç ve değerler (Louis, 1981) (Schwartz ve Davis, 1981) (Sathe, 1983) Paylaşılan anlamlar bütünü (Moore, 1985) Örgüt üyelerince paylaşılan algılar, anlamlar, inançlar ve değerler Örgüt üyelerince paylaşılan değer ve ideolojiler (Smircich, 1985) (Arogyaswamy ve Byles, 1987) Paylaşılan anlam ve semboller sistemi (Robbins, 1988) Normlar, inançlar, değerler ve anlamlı semboller bütünü (Singh, 1990) *(Şişman, 2007: 81) Tablo 1 de örgüt kültürü tanımları bir arada verilmiştir. Örgüt kültürü farklı biçimlerde tanımlansa da tüm tanımlarda paylaşma düşüncesi hemen hemen üzerinde uzlaşılan bir durumdur. Dolayısıyla, örgüt kültürü anlamların paylaşması ile ilgili bir kavramdır (Hatch, 1997: 205). Yine de Hatch (1997: 206) paylaşma kavramından bahsederek; kültürü paylaşmanın tüm üyelerin aynı kültürel deneyime ve anlayışa sahip olması anlamına gelmediğini, bilakis bireysel katkıları özdeş olmasa dahi her üyenin geniş kültür modeline katkılar yapması anlamına geldiğini belirtmiştir. Ona göre; kültür benzerliklere izin verdiği gibi farklılıkları da destekler. Bu bağlamda, kültür örgüt içinde tüm çalışanların aynı şeyleri düşünmesi ya da hissetmesi değil, farklılıkları ve benzerlikleri ile kültür pastasına katkıda bulunmalarıdır. Sembolik örgüt kuramı açısından örgütler, sembolik söylem örüntüleri olarak tanımlanmaktadır (Smircich, 1983: Aktaran: Şişman, 2007: 24). Dolayısıyla örgütlerde anlam önemlidir. Bu bakımdan, örgüt içerisinde gerçekleştirilen rutinlerin ve eylemlerin anlamları önemlidir. Örgütlere sembolik açıdan bakmak, onları sadece maddi, teknolojik, ekonomik, fiziksel özelliklere sahip olarak görmemek, söz konusu somut kavramların yanında ve bunların arkasında, örgütleri aynı zamanda soyut, sembolik, bilişsel, kültürel, düşünsel boyutlara sahip olarak görmektir (Şişman, 2007: 31). Sembolik- yorumsamacı görüşe göre kültür, sosyal olarak inşa edilir ve örgütsel kültür çalışmaları örgütsel gerçeklerin nasıl sosyal olarak inşa edildiklerini tarif eder (Hatch, 1997: 218). Dolayısıyla, bu bakış açıları kültürü örgütün bir parçası ya da bir değişkeni olarak görmeyip, onu direkt örgütün kendisi olarak görmektedirler. Örgüt yazınında kültür iki şekilde ele alınmaktadır; metafor ve değişken (Alvesson, 2002: 24). Metafor görüşüne göre kültür, örgütün kendisi iken; değişken görüşüne göre strateji, örgütsel yapı gibi kültür, örgütün sadece bir değişkeni veya bir alt sistemidir. O halde, kültür, ya örgütün kendisi olarak ya da örgütün sahip olduğu değişkenlerden biri olarak ele alınmaktadır. İlk gruptakilere göre kültür, örgütün kendisi olması bakımından örgütün her şeyi iken; ikinci gruptakilere göre örgütü oluşturan normlar ve değerlerden oluşmaktadır. Örgüt çözümlemelerinde kültürü metafor olarak ele alanlar paylaşılan inançlar, değerler, semboller gibi daha soyut kavramlarla açıklamaya ve çözümlemeye çalışmakta, örgütsel yaşamın öznel yönüne ağırlık verip, kültürü büyük ölçüde sembolik söylem örüntülerinden oluşan bir bütün olarak görmektedirler (Şişman, 2007: 110). Dolayısıyla, kültürü metafor olarak ele alanlar için örgüt kültürünü, örgüt üyelerinin bakış açılarıyla anlama önemlidir. Böylece, daha subjektif bir yaklaşım açısı gelişmiştir. Onlar için kültürün sonuçları ya da çıktıları önemli değildir. Diğer yandan, kültürü örgütsel bir değişken olarak ele alanlar onu çeşitli kavramlarla çözümlemeye, yönetmeye ve değiştirmeye yönelmişlerdir. Örgütsel bir değişken olduğu için kültüre, faydacı bakışla yaklaşılmakta ve onun yetersiz olabileceği yerlerde onu güçlendirme, dönüştürme ve kontrol etme üzerine odaklanılmaktadır. Dolayısıyla, değişken bakışı daha objektif kriterler içerisinde dışarıdan bir bakış geliştirmiştir Hofstede nin Kültür Modeli Sistem yaklaşımı çerçevesinde ele alındığında, örgütler sürekli çevreleriyle etkileşim içerisinde bulundukları için çevrelerindeki diğer sistemlerden etkilenmektedirler. Örgütleri etkileyen bir başka sistem de örgütün içinde bulunduğu ülkenin kültürüdür. Örgütler hakkındaki genel inanış örgütleri daha büyük kültürel sistemin tezahürü olarak gördüğü için, Hofstede bu görüşü ulusal kültürle ilişkili bir şekilde incelemiştir (Hatch, 1997: 206). Hofstede işle ilgili değerler ile kültürel farklılıkları karşılaştırmış ve farklılıkları 4 boyut kullanarak açıklamıştır; bireycilik/ toplulukçuluk, güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma ve erillik/dişillik. Daha sonra bu dört boyuta zaman boyutunu da ekleyerek kültürlerin değişim gösterdiği beş boyutlu yapıdan söz etmiştir. Bireycilik/ Toplulukçuluk Bireycilik / toplulukçuluk (individualism/ collectivism) boyutu kişinin kendini ne ile tanımladığı ile alakalıdır. Kişi kimliğini ait olduğu grupla mı tanımlıyor, yoksa bireysel olarak mı tanımlamayı tercih ediyor. Bireycilik, görece olarak gruptan bağımsız olma, özgürlük, özerklik, uzaklık gibi kavramlarla, toplumculuk ise gruba bağlılık, güven, grup içi uyum gibi kavramlarla karakterize edilir (Şişman, 2007: 61). Hofstede, toplulukçuluğun yüksek olduğu toplumlarda grup kimliğinin ön planda olduğunu söylemektedir. Grubun veya toplumun çıkarları önemlidir. Dolayısıyla, bireyciliğin önemli olduğu toplumlarda birey ve çıkarları toplum ve çıkarlarından önce gelmektedir. Güç Mesafesi Güç mesafesi (power distance) sosyal ilişkilerde hiyerarşinin ne derece kabul gördüğü ve/veya toplumda veya örgüt içerisinde gücün dağılışı ile ilgili bir boyuttur. Bir ülke içinde veya bir örgütte üyelerinin gücün eşitsiz dağılmasını ne ölçüde bekledikleri ve bunu kabul etme- 37

40 ye ne derece yatkın olduklarını göstermektedir (Hofstede, 1980). Güç mesafesinin düşük olduğu toplumlarda bireylerarası karşılıklı ilişkilerde eşitsizlik asgari düzeyde olup bireyler birbirleri ile eşit konumda insanlar olarak ilişki içerisinde olurlarken, güç mesafesinin yüksek olduğu toplumlarda birinin diğeri üzerinde egemen olması söz konusudur (Şişman, 2007: 66). O halde, güç aralığı yüksek kültürlerde çalışan ve yönetici arasında hissedilir bir mesafe varken, güç aralığı dar kültürlerde mesafe koyma gereği hissedilmeyerek, herkese eşit konumlarda insanlar olarak davranılır. Belirsizlikten Kaçınma Belirsizlikten kaçınma (uncertainty avoidance), bir kültürün üyelerinin belirsiz veya bilinmeyen durumlarda kendilerini ne ölçüde tehdit edilmiş hissettiklerini ifade eden boyuttur (Hofstede, 1980). Belirsizlikten kaçınma özelliğinin yüksek olduğu toplumlarda insanlar istikrar aramakta, belirsiz açık olmayan ve yazılı kurallarda yeri bulunmayan, şüpheli ve riskli durumlardan korkmakta ve çekinmekte, otorite, hiyerarşi, yazılı ve formal kurallara sıkı sıkıya bağlı kalarak kendilerini güvenceye almak istemektedirler (Şişman, 2007: 64). Bu tarz kültürlerde risk almaktan kaçınıldığı için çok fazla kurala ihtiyaç vardır. Böylece, yenilik ve değişimlere kapalı bir kültür vardır. Öte yandan, belirsizlikten kaçınmanın az olduğu kültürlerde esneklik aranan bir özellik olmakla birlikte, değişim ve yenilikler hoş karşılanabilir. Bu tarz toplumlarda daha az kurala ihtiyaç vardır. Erkeksilik/ Kadınsılık Erkeksilik/ kadınsılık boyutu toplumdaki baskın değerlerle ilgili bir boyuttur. Toplumdaki baskın değerler başarı, performans, atılganlık ve materyalizm mi yoksa yaşam kalitesi, sıcak ilişkilerin sürdürülmesi gibi değerler midir? Eğer toplumdaki baskın değerler materyalizm ile ilişkili ise o toplumun erkeksilik boyutunda yer aldığı söylenebilir. Kadınsılık boyutunun ön planda olduğu toplumlarda ise yaşam kalitesi, ilişki yönelimli olma ön plandadır. Bu kapsamda, kadınsı toplumlarda materyalistik değerler arka planda kalmaktadır (Hofstede, 1980). Örgütlerde erkeklere özgü değerler, başarı, fazla para kazanma ve yükselme arzusu, yarışma, mantıklılık, hırs vb. olarak görülürken; kadınlara özgü değerler yaşamın kalitesi, yakın- samimi ilişkiler, incelik, sezgisellik, duygusallık, uysallık, empatik olma, işbirliğine yakınlık ve destek, izleyicilik vb. olarak kabul edilmektedir (Şişman, 2007: 61) gelen bir eşitsizliğin olduğu kanısı yaygındır. Belirsiz durumlarda kalmak rahatsızlık verir, bu nedenle de birçok kurala ihtiyaç duyulur. Kadınsılık boyutu yüksek olan bir ülke olduğu için Türkiye de ilişki yönelimli olma, kendini başkalarına adama önemli kavramlardır. Bununla birlikte, Hofstede nin araştırmalarında ülkenin kültürüne atıfta bulunulduğu, tüm bireylerin ülke içinde aynı değerleri taşıdığının varsayıldığı unutulmamalıdır. Hızlı değişimin yaşandığı toplumlarda tüm bireylerin aynı kültürel eğilimleri göstermeleri beklenmediği gibi zaman içerisinde toplumsal değerler de değişiklik gösterebilir. 2. Örgüt Kültürünün Çalışanlar Üzerindeki Etkisi Örgüt kültürünün ilişkili olduğu çeşitli örgütsel kavramlar vardır. Örgüt kültürü örgütsel başarı, verimlilik, performans, motivasyon, sosyalleşme, bütünleşme, iletişim, kimlik vb. birçok değişkenle ilişkili olan bir kavramdır. Bu çalışmada örgüt kültürü ile ilişkili olan adalet, bağlılık ve sessizlik kavramları incelenecektir Örgütsel Adalet ve Kültür Sosyal bir sistem olan örgütlerde ödül, ceza ve kaynakların dağıtımı önemli bir konudur. Dağıtımın etkin ve eşit bir şekilde yapılmaması her türden örgütte problemlerin yaşanmasına neden olmaktadır. Büyük ya da küçük, merkezde ya da taşrada, doğuda- batıda, güneyde- kuzeyde, farklı coğrafyada veya farklı kültürlerde olması fark etmeksizin tüm örgütlerde adalet kavramı vardır ve evrenseldir. Dolayısıyla sosyal bilimciler bu konuyla ilgilenmekte ve çalışanların kişisel doyumunun ve etkin örgütsel fonksiyonlar için temel gereklilik olarak adalet fikrinin önemli olduğunu düşünmektedirler (Yıldırım, 2003: 375). Paylaşım ve dağıtım tüm sosyal gruplar gibi örgütlerde de önemli bir durum olduğu için örgüt içinde adaletin algılanışı, tüm çalışanları olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Yapılan araştırmalar, adil bir çalışma ortamı içerisinde bulunan çalışanların, örgüte karşı olumlu tutumları aracılığıyla örgütün kendi amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlamaya katkıda bulunduklarını göstermektedir (Li-Ping Tang/ Gilbert,1994 ten aktaran, Yıldırım, 2007: 274). Dolayısıyla, adil bir çalışma ortamında tüm çalışanlar, bilgi ve birikimlerini, örgütün amaçlarını ger- Kültürün bu dört boyutuna sonradan eklenen zaman oryantasyonu boyutu insanların gelecek yönlü bir yaklaşım veya geçmiş yönlü bir yaklaşım sergilemesine odaklanmaktadır. Hostede nin (1980) çalışmasına göre Türkiye, toplulukçuluk, güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma ve kadınsılık boyutlarının yüksek olduğu bir ülkedir. Yani Türkiye de kişi kendini ait olduğu grupla tanımlar. Bununla birlikte, yöneten ile yönetici arasında doğuştan 38

41 çekleştirmek için seferber edecektir. Tersi bir durumda ise adil olmayan davranışlarla karşılaşan çalışanlar örgütün amaçlarından ziyade ya kendi amaçlarını gerçekleştirmeye çalışacak ve örgütü önemsemeyecek ya da arafta kalarak, biraz örgüt biraz kendi amacına yoğunlaşacaktır. Her iki durumda da örgüt insani kaynağını verimli bir şekilde kullanmamış olacaktır. Bu bağlamda, adalet algısı çalışanın performansını ve bağlılığını etkileyecektir. Adalet kavramı, kaynakların dağıtımı ile ilgili kurallar ve normlardır. Örgütlerde adalet ise örgütlerde kaynakların, ödül ve cezanın dağıtımı ve yönetimi ile ilgili kurallardır. Bu kurallar ve normlar, ödül ve cezanın nasıl dağıtılacağını, bazı dağıtım kararlarının nasıl alındığını gösteren işleme ve kişilerarası uygulamalara ilişkin kurallar ve normlardır (Folger/Cronpanzano, 1998 den aktaran, Yıldırım, 2007: 256). Dolayısıyla, kavram örgüt içinde adalet kavramının algılanışını ifade etmektedir. Dağıtım kararlarının adil alınması ve kişilerarası uygulamalarda farklılıkların olmaması örgütlerde adalet algısını olumlu yönde artırmaktadır. Yıldırım a göre (2007: 259) adalet algısı çalışanlar için önemli bir güdüleyicidir ve çalışanlar, kendilerine hakça davranılmadığını hissettiklerinde, çalıştıkları örgüte yönelik olumsuz tutumlar geliştirirler, moralleri bozulur, işlerini terk etme olasılıkları artar. Bu durumda hoşnutsuz olan çalışan, örgütü için olumsuz duygular besleyeceği için örgütte iş yavaşlatma, diğer çalışanları rahatsız etme, örgütü iç ve dış çevrede kötüleme, işe yeni alınanları işten soğutma gibi davranışlar içinde bulunarak örgütün ilerlemesinin de önünde engel teşkil eder. Bunun tersi bir durumda, uygulamaların hakça olduğunu düşünen bir çalışanın örgüte bağlılığı gelişir ve örgütsel meseleler hakkında örgütün gelişmesi yönünde düşüncelerini paylaşır. Folger ve Cronpanzano ya göre (1998) adalet, insanları bir arada tutar; adaletsizlik ise insanların birbirlerinden ayrılmalarına neden olabilir (Yıldırım, 2007: 259). Bu bağlamda, adaletin yüksek oranda hissedildiği örgütlerde çalışanlar, hem örgütle hem de birbirleri ile barışık bir şekilde çalışacakları için işbölümü ve paylaşım artacaktır. Adaletsizliğin fazlaca olduğu bir örgütte ise bilgi saklama, yanlış yönlendirme ve tepkisiz olma durumu daha fazla görülecektir. Kendilerine hakça davranılmadığını düşünen çalışanlar bilgiyi paylaşma ve yayma konusunda daha isteksiz davranabileceklerdir. Çalışanın, elde ettiklerini hakça algılaması, elde edeceklerinin kararı verilirken kullanılan işlemin adil olması ve yapılan işlemde kişilerarası iletişimin adil olarak algılanması şeklinde örgütlerde kendini gösteren adalet kavramı örgüt kültürü ile yakından ilişkilidir. Deal ve Kennedy (1982), örgüt kültürünü, bir davranışın düzenleyicisi, örgütte yapılan bir şeyin yapılış biçimi olarak tanımlamaktadırlar (Şişman, 2007: 81). Örgüt kültürü bir örgütte kararların nasıl alındığına, çalışanlararası ilişkilerin nasıl olduğuna; kısaca bir örgütteki yaşama biçiminin şekline dair ipuçları taşıdığı için adalet kavramı kültürün bir bileşenini oluşturmaktadır. Birçok teorisyen de adaleti örgütte bulunması gereken bir değer olarak tanımlamaktadır. Rawls (1971), adaleti, sosyal örgütlerde bulunması gereken bir erdem olarak görürken, Barnard (1938) ise adaleti, örgütlerde birlikte hareket etmek için gereken esas dayanak noktası olarak ifade etmektedir (Konovsky, 2000: 490). Örgütteki değerler örgüt kültürünün ayrılmaz parçaları olarak; örgüt içerisinde davranış biçimlerinden ve ilişkilerin doğasına kadar birçok unsuru etkiler. Bu bakımdan, örgüt kültürü adalet algısını etkiler Örgütsel Bağlılık ve Kültür Örgütler, insanların amaç ve hedefleri doğrultusunda oluşturulan birliklerdir. Bu birliklerin amaç ve hedefleri önemli olduğu kadar amaç ve hedefler çerçevesinde birleşmiş insan grupları da önemlidir. Günümüz yönetim ve örgüt literatürü insan kaynağının diğer kaynaklar kadar belki de daha fazla önemli olduğunu söylemektedir. Bu durum, örgütleri insana yatırıma yöneltmiştir. Bu bakımdan örgütsel bağlılık kavramı çalışanların işyerindeki verimlilikleri açısından önemli bir konu haline gelmiş; çalışanın örgütten ayrılma niyeti sorgulanır olmuştur. Örgütsel bağlılık, 1960 lardan bu yana çalışanların işyerlerindeki verimlilikleri ve işyerinden ayrılma niyetlerini açıklaması sebebiyle örgüt araştırmalarında önemli bir konu haline gelmiştir (Wasti ve Önder, 2003:126). İnsan kaynağının örgüt ile kendisi arasındaki bağ olarak ele alınabilecek örgütsel bağlılık kavramının çeşitli tanımları vardır. Örgütsel bağlılık, Buchanan a (1974) göre örgüte karşı duyulan bir ilgi; Lee ye (1971) göre, örgütle bütünleşme; McCaul ve arkadaşlarına (1985) göre, çalışanların örgüte karşı sahip olduğu geniş çaplı bir davranış, örgüte karşı duygusal bir tepki; Guatam ve arkadaşlarına (2005) göre çalışanların örgütle olan ilişkilerini belirleyen bir durumdur (Erdem, 2007: 67). O halde, örgütsel bağlılık çalışan ve örgüt arasındaki ilişkiyi anlatan bir kavramdır. 39 Meyer ve Allen (1991), örgüte duygusal bağlanma (duygusal bağlılık- affective commitment); örgütten ayrılmanın algılanan maliyeti (devamlılık bağlılığı- continuance commitment) ve örgütte kalmanın bir zorunluluk

42 olması (normatif bağlılık-normative commitment) şeklinde üç ayrı temayla örgütsel bağlılığı tanımlamışlardır (Yıldırım, 2003:372). Üç ayrı tema ile oluşturulan örgütsel bağlılık modeline göre çalışanlar, bu üç tür bağlılığı değişik derecelerde yaşayabilirler. Bağlılık derecelerindeki farklılıklar, farklı yaşam pratiklerinden gelmelerinden kaynaklanmakla birlikte, farklı davranışlarda bulunmalarına da neden olur. Bu anlamda, örgüt içinde çalışanlar, farklı saiklerle farklı bağlılık türlerini geliştirebilir ve farklı davranabilirler. Bir kısmı duygusal olarak, bir kısmı zorunluluktan ve bir kısmı da ahlaki değerlerden dolayı bağlı hissedebilirler. Duygusal bağlılık, çalışanın duygusal olarak örgüt ile olan ilgisini, örgütle birlikte tanımlanmayı ve örgütle bütünleşmeyi; devam bağlılığı, örgütten ayrılma durumunda ortaya çıkabilecek maliyet algılarını ve normatif bağlılık, yönetime ve çalışma arkadaşlarına karşı çalışanın görev algısını ifade eder (Erdem, 2007: 67). Örgütlerde görülen duygusal, devam ve normatif bağlılığın ortak yönü, kişi ile örgüt arasında bağ kurması ve örgütten ayrılma ihtimalini azaltmasıdır. Ancak bu bağın niteliği, anılan bağlılık türlerine göre değişik olmaktadır. Örgütsel bağlılığı duygusal bir bağlılık olarak tanımlayan çalışmalar, çalışanların örgütlerinin değerlerini ve amaçlarını benimsedikleri oranda bağlılık hissettiklerini önerirken, devam bağlılığı olarak tanımlayan çalışmalarda, örgütsel bağlılık çalışanın örgütte çalıştığı süre içinde sarf ettiği emek ve çabanın boşa gideceği korkusuyla gelişen bir bağlılık olarak sunulmuştur (Wasti ve Önder, 2003:126). Dolayısıyla ikinci tip bağlılıkta örgütte bulunulan süre içerisinde kazanılanların örgütten ayrılma ile kaybedileceği korkusu nedeniyle oluşan bir bağlılık söz konusudur. Duygusal bağlılıkta, gereksinimler veya yatırımlar değil, örgütte kalmada memnun olma, örgütle özdeşleşme ön plandadır. Örgütün değerlerini kabul etme ve örgütün bir parçası olma isteği bu bağlılık türünde fazla olduğu için örgütsel bağlılığın en iyi şeklidir. Devam bağlılığında bağlılık kararı, yatırımlar sonucunda ortaya çıkan kazanımlar gibi daha rasyonel temelde alınır. Ayrılma durumunda örgütte çalışılan süre çerçevesinde yapılan tüm yatırımları kaybetme ve bu durumun maliyetinin yüksek olması çalışanları devam bağlılığı geliştirmeye yöneltmekte ve örgüt üyeliğini sürdürme yönünde kararlara itmektedir. Normatif bağlılık, kişinin, hem örgütüne karşı hem de çalışma arkadaşlarına karşı sorumlu ve yükümlü olduğunu düşünerek, örgütte kalma zorunluluğu içinde olduğunu hissetmesi nedeniyle ortaya çıkan belki de bir bakıma zorunlu geliştirilen bir bağlılık türüdür. Bu bakımdan, normatif bağlılıkta zorunluluk unsuru vardır; fakat bu zorunluluk devam bağlılığındaki gibi ayrılmanın yüksek maliyeti neticesinde geliştirilen zorunluluktan daha farklıdır. Çalışanların örgüt çıkarlarını kendi çıkarlarından daha üstün görmesi hali olarak da tanımlanabilen örgütsel bağlılık, bir örgütte yüksek düzeyde ise, örgütün amaç ve değerlerini benimseme, örgüt için çaba göstermeye istekli olma ve örgütte kalma isteği gibi özelliklere yol açar (Yıldırım, 2003: 371). Dolayısıyla örgütler açısından örgüte bağlılık, istenen bir davranıştır. Bağlılık düzeyi arttıkça çalışanların örgütte kalma oranlarının artması ve örgütün değerlerini benimsemenin yüksek olması örgüt açısından yarar sağlayacaktır Örgütsel Sessizlik ve Kültür Örgütsel sessizlik kavramı çalışanın örgüttün gelişimi veya duraklaması hakkında görüş ve önerilerini iletmemesi ve sessiz kalması anlamına gelmektedir. İlk bakışta olumlu bir durum gibi gözüken sessizlik, aslında olumsuz bir durumu göstermek için literatüre girmiştir. Dyne ve diğerlerine göre (2003: ) çalışan sessizliği sesin olmaması demek değildir; kişinin düşünce, duygu ve görüşmelerini tutması veya ifade etmemesinde bilinçli ve kasıtlı yapılan bir davranıştır. Dolayısıyla, Dyne ve diğerleri sesi ve sessizliği birbirinden ayırarak, sessizliği bir konu hakkında fikri olmama nedeniyle susma olarak tanımlamayıp, bir kişinin örgüt hakkında bir konuyla ilgili bilgisi, görüşü ve fikri olduğu halde konuşmaması ile paralel tutmuşlardır. Örgüt içerisinde olumsuz bir durumu ifade eden sessizlik kavramı ile ilgilenmek örgüt yazınında yeni yeni ortaya çıkan bir durumdur. Sessizlik konusuna duyulan ilginin azlığı konusunda Dyne ve diğerleri (2003: 136) iki neden öne sürer. Bunlardan ilki, birçok araştırmacının sessizliği konuşacak sözü olmama ile bir tutması ve sessiz kalanın açık bir davranış içerisinde bulunmaması nedeniyle de dikkat çekmemesidir. Bu araştırmacılara göre sessiz kalanlar söyleyecek bir şeyleri olmadığı için sessiz kalmaktadırlar ve sessiz kalarak belirli bir davranış göstermedikleri için dikkat çekmemektedirler. Sessizlik kavramına duyulan ilgi azlığının ikinci nedeni ise birinci nedenle ilişkili olarak davranış eksikliğinin, açık davranışa göre daha zor çalışılmasıdır. Ortada açık bir davranış olmadığı için sessizlik kavramını anlamak daha zordur. Morrison ve Milliken (2000) örgütsel sessizliği, örgüt üyelerinin işlerini ve örgütü iyileştirmeyle ilgili fikir, bilgi ve düşüncelerini kasıtlı olarak esirgemesi olarak tanımlamaktadırlar. Bu durumda; örgütsel sessizlik, bilinçli bir şekilde ortaya çıkan kasıtlı bir şekilde bilgi, fikir ve düşünce saklama davranışı olarak da ele alınabilir. Dolayısıyla; örgütsel gelişimin ve değişimin önünde engel olarak durmaktadır. Dyne ve diğerleri (2003) sessizliği, karmaşık ve çok boyutlu bir durum olarak ele almanın gerektiğini düşünmekte ve konuşmanın olmaması veya açık bir şekilde anlaşılabilecek bir davranışın olmayışı şeklinde tanımaktadırlar. Ryan ve Oestreich in 1991 yılında Amerika da 22 örgütte 260 çalışanla yaptığı görüşmelere göre, katılımcıların %70 inden fazlası iş yaparken karşılaştıkları problemler veya olaylar hakkında konuşmaktan korktuklarını 40

43 belirtmişlerdir. Araştırmaya göre, konuşma sonrasında gelebilecek negatif tepki korkusu ve konuşmanın fark yaratmayacağı düşüncesi çalışanların örgüt içerisinde problemler hakkında konuşmalarını engellemektedir (Morrison ve Milliken, 2000: 707). Çalışanların olumsuz geri bildirim almaktan korkmaları ve konuşsalar da bu konuşmanın fark yaratmayacağı görüşü sessizlik davranışını tetiklemektedir. Bu durumda, daha önce konuşanların başlarına gelenler, sessiz kal(ma)ma davranışını etkilemekte ve örgüt içinde sessizlik öğrenilerek gelişmekte ve yerleşmektedir. Sessizliğin örgüt içinde zamanla öğrenilebilir bir durum olması kavramın örgütsel kültürle ilişkisini de işaret etmektedir. Kültür ve sessizlik kavramlarının ilişkili olduğu düşünülmektedir. Örgütsel kültürde bulunan değerler, zaman içinde çalışanlar tarafından öğrenilerek geliştirilmektedir. Örgütsel kültürün sessizliği değer olarak desteklemesi, sessizliğin zaman içinde derinleşerek yerleşmesine ve örgüte yeni gelenlere öğretilmek suretiyle geleceğe de taşınmasına neden olmaktadır. Örgüt içerisinde güç mesafesinin yüksek olması da sessizliği artıran bir durumdur. Güç mesafesi yüksek bir örgütte otorite daha kutsal olarak ele alınacağı için ses çıkarma ya da otoriteye karşı olumsuz geri bildirimde bulunma, nadir görülen bir olay olacaktır. Benzer şekilde, güç mesafesi yüksek bir kültürden gelen yöneticilerin olduğu bir örgütte yöneticiler, kendilerinin en iyiyi bildiklerini düşünürken, çalışanlar da yöneticinin yönetici olduğu için doğruyu bildiğini düşünürler (Morrison ve Milliken, 2000: 711). Bu durumda, sessiz kalma doğal bir durum olarak ortaya çıkar. Örgüt içerisindeki adaletsizlik kültürü de sessizliği etkilemektedir. Örgüt içinde adaletsiz durumlara karşı çalışanlar sessiz kalmayı tercih edebilmektedirler. Ayrıca, örgüt içerisinde çalışan görüşlerini ve geri bildirimini tasvip etmeyen eğilim, çalışanların istenmeyen hareketler içerisinde bulunmalarına neden olur (Morrison ve Milliken, 2000: 720). Yöneticilerin geri bildirimi tasvip etmediklerine dair düşüncelerini kültürel kodlara yerleştirmeleri çalışanların tepkisiz kalarak, örgütte işlerin aksamasına neden olacak davranışlarda bulunmalarına neden olabilir. Örgütsel sessizlik, çalışana düşüncelerinin değerli olmadığını ve yaptığı iş üzerinde kontrolünün bulunmadığını hissettirerek çalışanın içsel motivasyonunu, iş tatminini, geri çekilme ve iş devrini etkiler ve stres yaratır, bazen de örgüte karşı sabotaj ve sapkın davranışlar içerisinde bulunmamasına neden olur (Morrison ve Milliken, 2000: ). Örgüt içerisinde böyle olumsuz etkiler yaratan sessizliğin yöneticiler tarafından fark edilerek önlenmesi, örgütsel gelişim açısından önemlidir. Diğer türlü, görüşlerine değer verilmediğini düşünen çalışanlar sadece gerektiği gibi davranarak, yöneticilerine duymak istedikleri cümleleri kurmakta ve fark edilmesi gereken hataların fark edilmesini engellemektedir. Bu durumda, kral hiçbir zaman çıplak olduğunu öğrenemeyecektir. Kaynaklar Alvesson, M. Understanding Organizational Culture. London: Sage Dyne, L.V., Ang, S. ve Botero, I. C. Conceptualizing Employee Silence and Employee Voice as Multidimensional Constructs. Journal of Management Studies, 40(6), Erdem, R. Örgüt Kültürü Tipleri ile Örgütsel Bağlılık Arasındaki İlişki: Elazığ İl Merkezindeki Hastaneler Üzerinde Bir Çalışma. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi, 2(2), Hatch, M. J. Organizational Culture, Organizational Theory: Modern, Symbolic, and Postmodern Perspectives. Oxford; New York : Oxford University Press Hofstede, Geert. Culture s consequences: International Differences in Work, Related Values. California: Sage Publication.1980 Konovsky, M.A. Understanding Procedural Justice and Its Impact on Business Organizations. Journal of Management. 26(3) Morrison, E. W. ve Milliken, F. J. Organizational Silence: A Barrier Change and Development in a Pluralistic World, The Academy of Management Review, Vol. 25(4). ( ) Schein, H. E. Organizational Culture (Ed) Edgar H. Schein, American Psychologist Published, 1990, Vol. 45, No. 2, dan Çev: Atilla AKBABA. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 4, Sayı: Şişman, M. Örgütler ve Kültürler. Ankara: Pegem Yayıncılık Wasti, A.S. ve Önder, Ç. Kültürlerarası Çalışmalarda Yöntem: Örgütsel Bağlılık Yazınından Dersler. Yönetim Araştırmaları Dergisi, 3(2), Yıldırım, F. Çalışma Yaşamında Örgüte Bağlılık ile Örgütsel Adalet, Örgüt Temelli Özsaygı ve Bazı Kişisel ve Örgütsel Değişkenlerin İlişkisi. Mülkiye, 27(239), Yıldırım, F. İş Doyumu ile Örgütsel Adalet İlişkisi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 62(1), Mart 2010, Ankara Üniversitesi Dergiler Veritabanı

44 uzmanlık tezi FİZİKSEL İŞ YÜKÜ VE ERGONOMİ Hayriye ORDUKAYA / Verimlilik Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü) Endüstriyel gelişim incelendiğinde, Sanayi Devrimi milat olmak üzere sırasıyla 18. ve 19. yüzyıllarda emek yoğun ve teknoloji yoğun dönemler yaşanmıştır. 19. yüzyıla gelindiğinde ise teknoloji kavramının üzerine, artan talebi de karşılayabilmek adına üretime hız kavramı da eklenmiş ve otomasyon aşamasına gelinmiştir. Bu dönemlere kadar üretim kapasitesi haricinde dikkat edilen hususlar ancak kalite kavramı olmuştur. Bu döneme gelene kadarki aşırı emek yoğun çalışmak işçinin fiziksel ve zihinsel kapasitesini sürekli normal sınırlarının üstünde kullanması aşırı yıpranma ve zorlanmayı beraberinde getirmiştir. Ancak 19. yüzyıl sonlarına doğru çalışan sağlığı ve rahatlığı, çalışma yaşamının kalitesi gibi konulara karşı da bir hassasiyet olması gerekliliği hissedilmiştir. Çünkü sadece miktar olarak çok üretmek veya kaliteli üretmek gibi kavramların sürdürülebilir verimliliği sağlayamadığı görülmüştür. Özellikle 20. yüzyılın başlarında sağlık, güvenlik gibi konular yaygın bir şekilde ele alınmıştır. Bu kaygılar, Endüstri Devrimi ile başlamakla birlikte insanlarda sağlık-hastalık-iş arasında bir ilişki olduğu düşüncesi ağırlık kazanmaya başlamış ve bu alanda araştırmalara önem verilmiştir. Bu araştırmaların oluşturduğu bilim dalına da başta Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere olmak üzere pek çok ülkede Ergonomi adı verilmiş, Almanya ve bazı Avrupa ülkelerinde ise bu yeni bilim dalına ergonomi adının yanı sıra bazen eşdeğer anlamda, bazen de daha kapsamlı bir anlamda işbilim denmiştir(1). İnsanın Çalışma Hayatındaki Yeri İnsan, varoluşundan itibaren fiziksel ve zihinsel tüm çalışma sistemlerinin ana aktörü olmuştur. Ev işleri ve tarımsal işler veya imalat sistemlerinde insanın önemi tartışılmayacak kadar büyüktür. Geçmişten bugüne kadar insanın ve çalışmanın nitelik ve niceliksel birçok özeliği değişse de insanın planlayıcı rolü ve fiziksel veya zihinsel gücü ile ucuz istihdam olma özellikleri değişmemiştir. Sistemler her ne kadar otomatikleşse de insan, sistemlerin mimarı olma gücünü artırarak gelişmektedir. İnsan çalışma hayatında zihinsel veya fiziksel gücü ile bulunmaktadır ve sahip olduğu bu özellikleri kapasitesi ve sınırları ölçüsünde kullanarak çalışmaktadır. Yaşanılan dönemlerin özelliklerine göre bu yetenek ve kapasitelerin tanımları ve sınırları değişmiştir. Tarihin ilk çağlarında insan, çalışma ortamında sadece fiziksel gücü ile bulunurken, zaman içinde işin yapısı değiştikçe insanın rolü, sahip olduğu özelliklere göre değişmiştir. İnsanlar, ilk çağlardan beri adına ergonomi denmese bile, ergonomi kurallarını daha iyi ve daha kolay yaşayabilmek için, deneme yanılma yöntemiyle uygulamaya çalışmışlardır. Ayakta yemek yiyen insanın oturarak yemek yemeye başlaması, daha sonra yerde değil bir taşın üzerine oturması, oturduğu taşı düzleştirmesi gibi gelişmeler bunlara örnek olarak verilebilir. Kısacası insanlar ilk çağlardan beri dünyayı insana uygun hale getirme çabası içerisindedir. Bunu yaparken kendisine daha rahat ve kaliteli bir hayat sağlamak çabası içerisindedir (2). İş Yükü Kavramı İnsan, duyusal, fiziksel ve zihinsel sınırları olan bir varlıktır. İnsanın yetenekleri ile bir iş için kendisinden beklenenlerin karşılaştırılması ortaya uyum sonucunu çıkarır. Kişinin işinde başarılı olabilmesi için yetenekleri ile iş için kendisinden beklenenler uyumlu olmalıdır (3). Yani çalışma hayatında oldukça önemli bir kural olan işe göre çalışan seçimi ergonomik sınırlar açısından da tercih edilmesi gereken bir kuraldır. Bir kişiye bir iş verilirken yetenekleri ile işin gereksinimlerinin karşılaştırılması, yapılacak ilk iş olmalıdır. Yeteneklerini aşacak şekilde iş yüklenmiş kişinin başarısız olması doğaldır. İnanların yetenekleri, onların herhangi bir iş için ortaya koyabilecekleri en yüksek kapasiteyle doğrudan ilişkilidir. Ancak o an için var olan yetenekler, ortaya bir iş koymak için yeterli olmayabilirler. Ortaya işin çıkması için yetenekler muhakkak eyleme geçirilmelidir. Bu eyleme geçiş de birtakım özendirici faktörler vasıtası ile yapılmalıdır. Kişiler arasında yetenek, güdülenme, güç ve fiziksel olarak farklılıklar vardır. Bunlar birtakım anatomik, fizyo- 42

45 lojik ve psikolojik etkenlere bağlı olarak değişim göstermektedir. İnsanın bedensel ve zihinsel olarak gücü sınırlıdır. Yapacağı çalışmalar gün boyu ortalama bir düzeyi aşmaz. Gücünün üstünde çalışan bir insan yorgun düşer ve solunum, dolaşım, kas-sinir sistemi, merkezi sinir sistemi ve enerji metabolizması gibi temel fonksiyonları zorlanır. Uzun dönemde sağlık sorunlarına neden olabilecek bu durum, insanın iş verimini ve çalışma motivasyonunu azaltacaktır (4). İnsan, günlük yaşamı boyunca hem zihinsel (bir sorunu/problemi çözmek) ve hem de fiziksel (yük taşımak) aktiviteler göstermektedir. Ancak her tür işin belirli oranlarda hem zihinsel hem de fiziksel yetenek ve çaba gerektirdiği bilinmektedir. Bir işin, başka bir işe göre güçlüğünü belirleyen faktörler, fiziksel ve zihinsel gereksinimlere ek olarak, çevresel koşulları da içermektedir. Uzun süre bozuk çevresel koşullar altında çalışan insan beklenenden çok yorgunluk hissedecek ve iş başarısı düşecektir (5). Yorgunluk (fatigue) herkes tarafından bilinen fakat tanımlanması güç bir kavramdır. Çeşitli kaynaklarda belirtildiği gibi, yorgunluk uyku hali, adale ağrısı, durgunluk hali gibi belirtilerden anlaşılabilir. Bunlara ek olarak, yorgunluk arttıkça iş kazaları ve hatalar nedeniyle, üretim seviyesinde ve kalitesinde bir düşüş görülür. Yorgunluk teriminin bir tanımını vermek yerine, onu açıklamakta kullanılacak zorlanma ve gerginlik kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Zorlama (stress); insanı uyaran tüm faktörler, gerginlik (strain) ise bunlara gösterilen tepki diye tanımlanırsa (6) çeşitli gerginliklerin sonucu olarak yorgunluğun ortaya çıkacağı kabul edilebilir. Çalışma sırasında zorlamaya neden olan fizyolojik ve psikolojik faktörler ile bunların yarattığı gerginliğin belli başlı ölçütleri Tablo 1 de gösterilmiştir (7). Tablo 1: Zorlanmanın Fiziksel Kaynakları ve Gerginlik Ölçütleri FİZYOLOJİK ZORLAMA KAYNAKLARI Ağır İş Hareketsizlik Çevresel Faktörler Gürültü Titreşim Sıcak Soğuk Nem Uykusuzluk YARATILAN GERGİNLİĞİN FİZYOLOJİK ÖLÇÜTLERİ Kimyasal Ölçütler Elektriksel Ölçütler Fiziksel Ölçütler Kan Bileşimi İdrar Bileşimi Oksijen Tüketimi Oksijen Eksikliği Kalori Elektroansefolograf Elektrokardiyograf Elektromiyograf Elektrookulogram Galvanik deri direnci Arteryel basınç Kalp atışı Sinüs arritmisi Vücut ısısı Solunum hızı PSİKOLOJİK ZORLAMA KAYNAKLARI Aşırı bilgi yükü Sürekli dikkat Tehlike duygusu Uykusuzluk YARATILAN GERGİNLİĞİN PSİKOLOJİK ÖLÇÜTLERİ Faaliyetlerle İlgili Ölçütler Davranışsal Ölçütler Çalışma hızı Hata miktarı Göz kırpma hızı Can sıkıntısı İsteksizlik Diğer davranışsal faktörler İş yükü kavramı, çalışma sırasında ortaya çıkan fiziksel ve zihinsel ihtiyaçların toplamıdır ve çalışanın kapasitesi ile ilgili bir terimdir. Fiziksel İş Yükü Fiziksel iş yükü bir iş yerine getirilirken harcanan fiziksel kaynakların ölçülebilir bir ifadesidir. Fiziksel iş yükü genellikle harcanan enerji miktarı ile ölçülür. Fizyolojik açıdan hafif olarak nitelenebilecek bir iş için yalnızca enerji sarfını dikkate almak yetmeyebilir. İşçinin duruş şekli, yürüyor veya oturuyor olması, yapılan işin sıklığı, monotonluğu gibi etmenleri de bu kapsamda düşünmek gerekir. Hareket sırasında kasların kullandığı enerji, gıda maddeleri ile alınan kimyasal bileşiklerin solunumla alınan oksijen aracılığıyla yakılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Gıda maddeleri ve oksijenin uğradığı bu değişim metabolizma olarak bilinir. İnsanın enerji tüketimi; aldığı gıdaya, tükettiği oksijene ve ortaya çıkan ısıya göre belirlenebilir ve bu değişkenler enerji tüketimini ölçen yöntemlerde güvenilir olarak kullanılabilirler (8). Fiziksel işgücü, enerji tüketimine göre ölçülmekte ve tanımlanmaktadır. İnsan iş yükü genellikle kilokalori cinsinden ve oksijen tüketimi olarak ölçülmektedir (9). Bunlara ek olarak normal koşullarda vücudun enerji sarfı sonucu ortaya çıkan oksijen gereksinimi ile kalbin dakikadaki atış sayısı arasında yakın bir ilişki olduğu gösterilmiştir (10). Tablo 2. bu ilişkiyi göstermektedir. Tablo 2: Oksijen Tüketimi- Nabız ve Enerji İlişkileri O 2 Gereksinimi (lt./dak.) Enerji Karşılığı (kcal. /dak.) 2,5 12, ,0 10, ,5 7, ,0 5, ,5 2,5 75 0,2 1,0 60 Nabız Sayısı (erkek) (atış/dak.) Tablodaki değerler; normal, sağlıklı ve maksimal performans açısından vasat bir düzeyde olan insanların bulgularını yansıtmaktadır. İnsan sahip olduğu enerjinin bir bölümünü bazal metabolizmasının devamı için kullanmak zorundadır. Başka bir deyişle hiç iş yapmayan, dinlenme halinde- 43

46 Tablo 4: Bazı Faaliyetler İçin İhtiyaç Duyulan Enerji İhtiyacı Faaliyet Türü Enerji Gereksinimi(kcal. /dak.) Oturma 0,3 Ayakta durma 0,6 Oturarak yemek yeme 0,6 Ütü yapma 2,7 Düz yolda 3,6 km/s hızla yürüme 2,1 Dakikada 60 basamak merdiven çıkma 8,3 Dakikada 60 basamak merdiven inme 3,0 10 kg bir yükü 50 cm yüksekliğe kaldırma 3,7 Bisiklet kullanma (hız 10km/saa) 2,8 Tuğla örme (6 tuğla/dakika) 1,3-2,5 (yüksekliğe göre) ki bir insan, yalnız organlarının çalışması için bir enerji harcamaktadır. Bundan artakalan enerji ise çalışma ve diğer günlük faaliyetler için kullanılır. İnsanların günlük enerji tüketimi bireyler arasında önemli farklılıklar gösterdiğinden bu konuda ortalama değerler bulmak oldukça zordur yılında FAO 1 nun ortaya attığı değerlere göre hafif endüstriyel işlerde çalışanlar, laboratuar görevlileri veya kamyon sürücüleri uzun dönemde günde 3200 kcal ye gereksinim göstermektedir. Kıyaslama ile bulunan bazı değerlere göre de büro işçileri günde 2800 kcal., maden işçileri 3600 kcal ye ihtiyaç duymaktadır. (11). İnsanın günlük yaşamı uykuda, işi dışındaki faaliyetlerde ve çalışma sırasında geçen zaman olmak üzere 3 ana bölümde düşünülebilir. Son iki bölümün enerji gereksiniminin günde 2000 kcal. dolayında olduğu düşünülmektedir (12). Pek çok araştırıcı normal bir insanın enerji tüketiminin uzun dönemde günde ortalama kcal. yi geçmemesi konusunda birleşmektedir. Bu durumda fizyolojik olarak kabul edilebilir enerji tüketimi uzun süreli işlerde, dakikada 4 5 kcal yi geçmemelidir. Tablo 3 de fiziksel iş yüküne göre yapılan bir kıyaslama görülmektedir. Tablo 3: İşlerin Fiziksel Yüklerine Göre Sınıflandırılması Kcal./dak. Sınıf Kalp Atışı/dak. 12,5 Aşırı derecede ağır ,0 Çok ağır 150 7,5 Ağır 125 5,0 Orta derecede ağır 100 2,5 Hafif 75 Yapılan işe ağır bir iş denmemesi için Rus bilim adamlarına göre kabul edilebilir kalp atış sayısı dakikada 100 atış ve altında olmalıdır (13). 1. FAO: Food and Agriculture Organization: Gıda ve Tarım Örgütü Fiziksel yük, vücutta meydana gelen biyomekanik zorlanmalarla ilgili oluşan faktörler olarak tanımlanmaktadır. Literatürde çevresel faktörlerden (ışık, ses, sıcaklık, iş organizasyonu, psikososyal faktörler) biri olarak sayılmayan mekanik maruziyet olarak da geçmektedir (14). İş yükü için gerekli olan gücü elde etmek için enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Vücudun enerji üretimi sırasında meydana gelen çeşitli fonksiyon değişiklikleri (oksijen tüketimi, kalp atış frekansı değişiklikleri vb.) ölçülerek zorlanma hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir (15). Fiziksel iş yükü çevre, eğitim düzeyi, motivasyon ve işin yapılış şeklinden etkilenmektedir. Fiziksel İş Yükü Ölçüm Yöntemleri Fiziksel iş yükü belirlenirken, enerji tüketimi üzerinde etkili olan birçok faktör vardır. Bunlar işin doğal yapısı, işçinin eğitim düzeyi, motivasyon seviyesi ve çevresel faktörlerdir (16). Ağır işlerde enerji harcamasını ölçmek için kullanılan metotlar, hafif işlere uygulanırsa yanıltıcı sonuçlar verebilirler. Örneğin hafif işlerde görülen yorgunluk ya da bezginlik derecesini kalp atış sayısındaki değişikliklerle saptamak olanaksızdır. Nitekim böyle bir yorgunluk duygusu, henüz tam olarak açıklanamamış ve fiziki olmaktan çok merkezi sinir sisteminde oluşan psikolojik bir etkidir. İşin tamamlanması için fiziksel bir güce ihtiyaç duyulan işlerde bu iş yükünün belirlenmesi için öznel ve nesnel (fizyolojik) değerlendirme yöntemleri geliştirilmiştir. Öznel (subjektif) metotlar, nesnel yani fizyolojik metotlarla birlikte kullanıldığında daha kapsamlı bir değerlendirme yapmak mümkün olmaktadır (17). 1. Sübjektif Fiziksel İş Yükü Ölçüm Yöntemleri Sübjektif iş yükü ölçüm yöntemleri, çalışan operatörün direkt olarak kendi hissettiği yüklenme seviyesini ifade etmektedir. Sübjektif ölçümler net değerler bulmak yerine işçiler arasındaki göreceyi tanımlamak adına, genellikle belli skalalarla yapılmaktadır. Bu skalalar belli başlı ölçekler olarak literatürde yerlerini almışlardır yılında Armstrong, işçilerin kavrama yeteneklerini ölçmek için 0 ile 10 arasında bir lineer ölçek kullanmıştır (18). 44

47 1.2. Dolaylı Kalorimetre Yöntemi Enerjinin, yiyecek maddelerinin oksidasyonu (yükseltgenmesi) sonucu ortaya çıktığı düşünülürse vücuda alınan yağ, karbonhidrat ve proteinlerin yanması için gerekli oksijen miktarı ve yanma sonucu ortaya çıkacak enerjiyi hesaplamak mümkün olabilmektedir. Vücudun ihtiyacı olan bu enerji miktarı yapılan işin zorluğuna göre değişeceğinden, kalori hesabı yapmak işlerin zorluk derecesini karşılaştırma açısından kullanılmaktadır. Kalorimetre dolaylı olarak oksijen tüketiminden hesaplanmaktadır. Karvonen in 1974 yılında yaptığı bir çalışma sonucunda bazı işler için birim zamanda ihtiyaç duyulan enerji miktarlarını şu şekilde belirlemiştir. Tablo 5: Bazı Endüstriyel İşlerin Kalori Gereksinimleri Sübjektif iş yükü değerlendirmenin en çok kullanılan yöntemleri Borg ölçekleridir. Bunlar CR 10 Borg ölçeği ve hissedilen maruziyeti ölçen Borg RPE ölçekleridir (19). Yapılan İş Vinç operatörü Hafif kaynak İşleri Enerji İhtiyacı 3,37 kcal/dak 4,04 kcal/dak Bunların dışında Nordic Anketi olarak bilinen vücut diyagramları ve acı değerlendirme çizelgesi olarak kullanılan McGill Acı Anketi de sübjektif değerlendirmelerde kullanılmaktadır. 2. Objektif Fiziksel İş Yükü Ölçüm Yöntemleri İş fizyolojisi üzerine yapılan birçok çalışma göstermiştir ki, fiziksel iş yükünün belirlenmesinde, iş için ihtiyaç duyulan fiziksel gereklilik mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Oksijen tüketimi, solunum hızı yöntemi, kalp atış sayısı, kandaki laktat seviyesi, kan basıncı, vücut ısısı, elektrokardiyagram (ECG), elektromiyogram (EMG), deri özdirenci, kas gerilimi gibi ölçümler yaparak, fiziksel iş yükü hakkında yorum yapılabilir. Daha birçok yöntem mevcut olmakla birlikte bunlar literatürde en sık rastlanan yöntemlerdir (20). Sübjektif ölçüm yöntemlerinde bazı biyomekanik ve fizyolojik gerçek zamanlı ölçümler yapılarak iş yükü değerlendirmesi yapılmaktadır. Ölçüm sonuçları, değerlendirilen veya değerlendirenin kişisel düşünce ve hislerinden etkilenmemektedir. Genellikle teknoloji kullanımı ve veri analizine dayalı bu yöntemlerin belli başlıları aşağıda incelenmiştir Doğrudan (Direkt) Kalorimetre Yöntemi İnsan vücudunun ısı üreten bir makine olduğu kabul edilerek, metabolik işlemler sonucu ortaya çıkan ısının ölçülmesi yoluna gidilmiştir. Bu amaçla, yalıtılmış bir odada insanın metabolik süreci sonucu ortaya çıkan ısı değişimi ölçülmüştür. Oldukça eski bir yöntem olan dolaysız kalorimetre hem deneysel koşulların hazırlanmasındaki zorluklar hem de ancak laboratuar koşullarında uygulanabilir olması nedeniyle bugün artık fazla kullanılmamaktadır (21). Yürüme 5,39 kcal/dak 9 kg ile 19 kg arası elle kaldırma işi 6,06 kcal/dak 20 kg ile 29 kg arası elle kaldırma işi 8,08 kcal/dak 30 kg ile 38 kg arası elle kaldırma işi 11,45 kcal/dak Çekiç ve testere ile yapılan işlemler 8,08 kcal/dak 1.3. Oksijen Tüketimi Yöntemi Pek çok araştırıcı tarafından çeşitli işlerde kullanılan bu metot solunumla alınan ve verilen hava içindeki oksijen miktarları arasındaki farkı ölçmeye dayanmaktadır. Bu yöntemin sonuçlarının güvenilirliği konusunda bütün araştırıcılar birleşmektedir (22). Günümüzde yapılan taşınabilir aletler ölçüm işlemini de kolaylaştırdığından, oksijen tüketimi artık her türlü işin enerji gereksinimini belirtmekte kullanılmaktadır. Oksijen tüketimi, vücuttaki metabolik dönüşümü sağlayan olaydır (23). Dinamik işgücü veya enerji tüketimi ile oksijen tüketimi arasında doğrusal bir ilişki vardır. Ancak dinamik işler için etkili bir karşılaştırma yöntemi olan bu değer, statik iş yükü belirlenmesinde iyi bir yöntem değildir. Oksijen tüketimi, daha yoğun olarak iş yükünün fiziksel bileşenlerini ve bir kişinin iş kapasitesini ölçmek için kullanılmaktadır Nabız Atış Hızı Yöntemi (Kalp Atış Hızı Yöntemi) Çeşitli işlerde çok yaygın olarak kullanılmakta olan bu yöntem tele metrik aletler sayesinde günümüzde kolaylıkla kullanılabilir hale gelmiştir. Bazı araştırıcılar (Rohmert ve diğer., 1973) kalp atışlarındaki değişimin bazen iş yükünü olduğundan az gösterebileceğini savunmuşlardır. Son yıllarda bu konudaki çalışmalar devam etmektedir. Çok sayıda araştırıcının anlaştığı bir nokta normal koşullarda kalp atışlarının kıyaslamalı çalışmalarda güvenilir olarak kullanılabileceği yönündedir. 45

48 Kalp atış ölçümleri bir işin parçalarının fiziksel yoğunluğunu tahmin etmek için kullanılmaktadır. Kalp atışı da dahil, fizyolojik ölçümler, aynı zamanda sağlıklı çalışma sınırlarını belirleyen yöntemlerdir. Özellikle de elle yapılan taşıma ve kaldırma işleri konusunda kapasite sınırları belirlemektedirler. Sağlıklı kaldırma limitleri belirlemede, diğer fizyolojik yöntemlerle karşılaştırıldığında en korumacı yöntemin kalp atışı ölçüm sonuçlarına göre yapılan düzenlemeler olduğu söylenebilir. Tüm fiziksel metabolik değişkenlerin içinde, sahada ölçümü ve kullanımı en kolay olanı kalp atış hızı yöntemidir. Kalp atışı, sağlıklı bireylerde iş yüzünden hissedilen zorluk derecesi ile doğrusal olarak ilişkili olan fizyolojik yüklenmenin birincil göstergesi olarak kullanılmaktadır (25). Kalp atış hızı tespit edilerek direkt olarak yapılan işle ilgili yüklenme seviyesini belirlemek mümkün iken, kalp atış sayısından enerji tüketim miktarını bularak daha objektif sonuçlara da varmak mümkündür. Tablo 6 da çeşitli kaynaklara göre ortalama olarak ölçülen kalp atım sayısı ile işin ağırlık sınıfı arasındaki ilişkiyi vermektedir (26). Tablo 6: Kalp Atışına (atış/dakika) Bağlı Olarak İş yükü Seviyelerinin Sınıflandırılması Astrand ve Rodahl (1977) yaptıkları çalışmalarla kalp atışını elle yapılan işlerin, bacakla yapılan işlere oranla daha fazla artırdığını belirtmişlerdir. Yapılan çalışmalarda kalp atışının psikofizyolojik bir değer olduğu yani hem insanın psikolojik durumundan hem de fizyolojik niteliğinden etkilendiği göz önünde bulundurulmalıdır (24). Kalp atışındaki yükselme, fiziksel iş yükü artışı veya enerji ihtiyacının artışını gösterebilir. Bu artışın sebebi, çalışma esnasında kasların daha fazla oksijene ihtiyaç duyması ve solunum sonucu oluşan artık maddelerin atılmasıdır. Ölçümü kolay olduğu için iş yükü ve enerji ihtiyacını saptamada sanayide oldukça yoğun kullanılmaktadır. Statik iş yükü ölçümünde de statik iş sırasında kasların daha fazla kana ihtiyaç duymasından dolayı, oksijen tüketim miktarının aksine, anlamlı olarak kullanılabilir. Ancak bazı durumlarda, kalp atışının diğer duygulardan etkilenmesinden dolayı, oksijen tüketimine göre daha az güvenilir bir yöntem olabilir. Ayrıca kafein ve iş ortamının sıcaklığı da kalp atış hızını artırmaktadır. Kalp atışını en çok artıran şeyler duygusaldır. Sırası ile korku, sinirlilik, mutluluk ve heyecan gibi duygular kalp atışının oldukça fazla artmasına neden olur. Kalp atışı, sağlık konusunda kişinin form (sağlıklı olma) durumunun derecelendirilmesinde kullanılmaktadır. Kalp atışının tek bir değeri de bir anlam ifade edebilir ancak kalp atışının izlenerek, işler ve kişiler arasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. İş yükü seviyesi AIHA-(Amerikan Endüstriyel Hijyen Derneği) (1971) Grandjean (1988) Astrand ve Rodahl (1986), Kroemer ve diğerleri (1994) Hafif iş < 100 < 90 Orta şiddette ağır iş Ağır iş Çok ağır iş Dayanılmayacak kadar ağır iş > 180 > Fiziksel İş Yükü ve Verimlilik Verimlilik kavramı uzun yıllardır endüstriyel işlerde bir başarı ölçütü olarak kullanılmakla birlikte verimliliğin ne şekilde ölçülmesi gerektiği hâlâ tartışma konusudur. En genel şekliyle verimlilik, çıktıların girdilere oranı olarak belirlenmektedir. Birim girdi başına düşen çıktı miktarı arttıkça verimliliğin de arttığı kabul edilir. Bir üretim faaliyeti sırasında kullanılan girdilerin çok çeşitli olduğu, çıktıların da çoğu kez nicelik ve nitelik bakımından farklılığı göz önüne alınırsa bütün bu değişkenleri tek bir orantıyla ifade etmenin zorluğu anlaşılabilir. Bu nedenle çoğu kez genel bir verimlilik ölçütü kullanmak yerine her girdiyi tek tek inceleyen verimlilik oranlarının kullanımı yeğlenmektedir (27). Bu konuda dikkate alınması gerekli bir nokta, çıktı miktarının yalnız kullanılan mekanizasyon seviyesinin bir fonksiyonu olmadığı aynı zamanda çalışma yöntemi, planlama gibi konulardan da etkilendiğidir. Yani genelde verimlilik üç boyutlu bir kavram olarak düşünülebilir. (28). Bu boyutlardan birini işin yapılış yöntemi oluşturmaktadır. Bir işin yapılmasında kullanılan yöntem ise her zaman gelişime ve değişime açıktır. Başka bir deyişle, çalışma yöntemini tasarlayanların bilgi ve yetenekleri ölçüsünde verimliliğin bu boyutunu geliştirmek mümkündür. Verimliliğin ikinci boyutu olarak fiziksel olanaklar düşünülebilir. Bu tür olanaklar, parasal ve teknik nedenlerle ancak belirli ölçülerde geliştirilebilirler. Bir makinenin en yüksek çalışma hızı ve kapasitesi fazla değiştirilemez, 46

49 çünkü böyle bir değişikliğin maliyeti genellikle çok yüksek veya değişim imkânsız olabilir. Verimliliği etkileyen üçüncü boyut ise işçinin hızı veya temposudur. Bu boyutta sağlanabilecek gelişim, insan fizyolojisinin özellikleri ile kısıtlanmıştır. Herhangi bir insan fizyolojik kapasitesinin üzerinde bir iş yükü ile uzun süre zorlanırsa iş kazaları, hatalı üretim, hastalık vb. nedenlere maliyetler artacak, verimlilik ise düşecektir. Buraya kadar açıklanmaya çalışılan nedenlerle, iş verimliliği artırılmaya çalışılırken bir yandan o iş için en uygun yöntemin bulunmasına, en uygun malzeme, alet ve makinenin kullanılmasına özen gösterilirken, öte yandan da işi yapacak insanın özelliklerinin, yetenek ve kısıtlarının dikkate alınması zorunluluğu vardır. İnsanın uzun dönemde dayanabileceği iş yükünün, çalışma koşullarının belirlenebilmesi için ise işin fizyolojik gereksinimlerinin saptanması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Gerçekçi verimlilik seviyeleri ancak bu verilerin ışığında belirlenebilecektir. Bu noktada ergonominin tanımı da verimlilik ekseninde şu şekilde yapılmaktadır. Ergonomi; verimli, güvenli, konforlu ve etkili insan kullanımı için aletlerin, makinelerin, sistemlerin, görevlerin, işlerin ve çevrenin tasarımına insanın davranışı, yetenekleri, sınırları ve diğer özellikleri hakkındaki bilgiyi uygulamak ve keşfetmektir. Aşağıdaki grafikte ergonomi ile verimlilik ilişkisi ergonomik ilerlemenin işletmeye yararları bakımından gösterilmektedir (29). Şekil 1: Genel Kapsamda Ergonomi Verimlilik İlişkisi Kaynakça: 1. Babalık, F.C. (2005), Mühendisler için Ergonomi İşbilim, Bursa: Nobel Yayıncılık. 2. Güler, Ç. (1997), Ergonomiye Giriş, Ankara: İncir, G., (1980), Ergonomi, Ankara: MPM Yayınları No: Güler, Ç. (1997:25) 5. Çilingir, C., Tarım Makineleri ile Yapılan Bazı İşlerde İnsan İş Yükü ve Verimliliği Üzerinde Ergonomik Araştırmalar Yayınlanmış Doktora Tezi, ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü, İzmir, Rohmert, W., Lauring W., Heart Rate Variability and Workload Measurement, Ergonomics, 1973, Mc Cormick, J.E. 1976, Human Factors in Engineering and Design, USA, McGraw Hill. 8. (Çilingir, 1981:23). 9. McCormick, E.J, Sanders, M, (1982), Human Factors In Engineering and Design (6th ed.), New York: McGraw-Hill. 10. Murrel, K.F.H, (1979), Ergonomics; Man in His Working Environment, Londra: Chapman and Hall.11. (Murrell, 1979). 12. (Murrell, 1979). 13. Bedny, G.Z., Seglin, M.H., The Use of Pulse Rate to Evaluate Physical Work Load in Russian Ergonomics American Industrial Hygiene Association Journal, Volume Westgaard, R.H., Winkel, J., Guidelines for occupational musculoskeletal load as a basis for intervention: a critical review. Applied Ergonomics 1996, (Babalık, 2005). 16. Astrand, P. and Rodahl, K. (1977). Textbook of work physiology. (3rd ed.). New York: McGraw-Hill. 17. Wickens, C. D., Gordon, S. E., and Liu, Y. (1998). An Introduction to Human Factors Engineering. New York: Longman. 18. Armstrong, T.J., Punnett, L., and Ketner, P. Subjective Worker Assessments of Hand Tools in Automobile Assembly American Industrial Hygiene Association Journal. Sayı 50, (1989). 19. Borg G.A.V. Perceived Exertion: a Note on History and Methods. Medicine and Science in Sports, Sayı 5. (1973). 20. Di Domenica, A. T., An investigation on subjective assessments of workload and postural stability under conditions of joint mental and physical demands, Doctoral Thesis, Faculty of the Virginia Polytechnic Institute and State University, Industrial and Systems Engineering, Virginia, (Çilingir, 1981:28). 22. (Astrand ve Rodahl, 1977) 23. (Astrand ve Rodahl, 1977). 24. Bedny, G., Karwowski, W., Seglin, M., A Heart Rate Evaluation Approach to Determine Cost Effectiveness an Ergonomics Intervention International Journal of Occupational Safety and Ergonomics, 7, (2001) 25. (Borg, 1973). 26. Chunga, M.K., Leeb Y.J., Leek I., Physiological workload evaluation of carrying soft drink beverage boxes on the back Applied Ergonomics 2005, (Çilingir, 1981:30) 28. (Çilingir, 1981) 29. Neumann, W. P., Production Ergonomics-Identifying and Managing Risk in thedesign of High PerformanceWork Systems, Doctoral Thesis, Lund University Department of Design Sciences, Sweeden,

50 haber BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI MÜSTEŞAR YARDIMCISI DR. HÜSNÜ TEKİN VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞANLARIYLA BİR ARAYA GELDİ Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Hüsnü Tekin, 20 Eylül 2011 tarihinde Verimlilik Genel Müdürlüğü Konferans Salonu nda yapılan toplantıyla Genel Müdürlük çalışanlarıyla tanışmak ve görüşlerini almak üzere bir araya geldi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Genel Müdür Vekili Anıl Yılmaz ın takdiminin ardından bir konuşma yapan Müsteşar Yardımcısı Dr. Hüsnü Tekin, 17 Ağustos 2011 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan KHK ile Milli Prodüktivite Merkezi nin yapısının değiştiğini ve Verimlilik Genel Müdürlüğü olarak faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi. Genel Müdürlüğün çok değerli, yetişmiş personeli olduğunu vurgulayan Tekin, Bu nitelikli yapıyı ülke menfaatlerine uygun bir şekilde görevlendirmek için buradayız dedi. Müsteşar Yardımcısı Dr. Hüsnü Tekin En iyiyi nasıl yapabilirimin arayışında olalım. Çalışan, gayret eden insanların önünde her zaman fırsatlar vardır. Bizler de fırsatlara odaklanalım diye konuştu. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI, STRATEJİK PLANI HAZIRLIKLARI BAŞLATILDI Ahmet Emre ÇOBAN / Verimlilik Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü) Bilindiği üzere 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca bütün kamu idareleri, beşer yıllık stratejik planlar hazırlamaya, bu planlar kapsamında misyon, vizyon, amaç, hedef, performans göstergelerini belirlemeye ve yine bütçelerini de, bu planlar doğrultusunda oluşturmaya başlamıştır. 633 ila 645 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile yeni kurulan, birleştirilen veya yapısı değiştirilen Bakanlıklar ve kamu idareleri ise, 28/07/2011 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 1 Sıra Nolu Kamu İdarelerince Hazırlanacak Stratejik Planlara Dair Tebliğ hükümleri uyarınca, değişen yapılarına koşut biçimde, stratejik planlarını yenilemekle yükümlü kılınmıştır. Söz konusu tebliğde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da, stratejik planını hazırlayacak kamu idareleri listesinde anılmıştır. Mezkur mevzuat doğrultusunda, 30/09/2011 tarihinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Planı hazırlıkları başlatılmıştır. Plan hazırlıkları kapsamında, Müsteşar Prof. Dr. Ersan Aslan ın başkanlığında Stratejik Planlama Üst Kurulu, Strateji Geliştirme Başkanı Orhan Eroğlu nun başkanlığında da Stratejik Planlama Yürütme Kurulu oluşturulmuştur. Verimlilik Genel Müdürlüğü Uzmanlarının sürecin teknik rehberliğini üstlendiği hazırlıklar, Durum Analizi başlığı altındaki çalışmalarla devam etmektedir. Analizler kapsamında, Kuruluş İçi Analiz ve Çevre Analizi başlıkları altında raporlar hazırlanmakta olup Bakanlık çalışanlarının ve taşra teşkilatının görüş ve beklentilerini almaya yönelik olarak da iki anket çalışması yapılmıştır. Bunların yanı sıra, Bakanlığın sosyal taraflarının ve hedef kitlesinin görüşlerini almak üzere, Kasım ayı başında 21 ilde Paydaş Çalıştayları düzenlenecektir. Kasım ayı ortasından itibaren misyon, vizyon ve stratejik amaç bildirimlerinin oluşturulmasına geçilecek olan stratejik plan hazırlıklarının, 31 Mart 2012 tarihinde tamamlanması öngörülmektedir. Bakanlık üst yönetiminin yoğun destek verdiği, bütün Bakanlık çalışanlarının da katkısının alındığı stratejik planın, Bakanlığın dönemi boyunca yürüteceği bütün proje ve faaliyetlere çerçeve oluşturmasının yanı sıra, Türkiye nin bilim, sanayi ve teknoloji alanındaki uygulamalarına yön verecek bir belge olması da umulmaktadır. 48

51 T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

52

İç Kontrol ve Risk Yönetimi Sisteminiz Stratejik Yönetim ve Planlama Sürecinize Katkı Sağlayabilir

İç Kontrol ve Risk Yönetimi Sisteminiz Stratejik Yönetim ve Planlama Sürecinize Katkı Sağlayabilir İç Kontrol ve Risk Yönetimi Sisteminiz Stratejik Yönetim ve Planlama Sürecinize Katkı Sağlayabilir Kurumlarımızda kullanılmakta olan önemli yönetim araçlarımız bulunmakta; İç Kontrol, Risk Yönetimi, Stratejik

Detaylı

Dr. Bertan Kaya, CIA. Control Solutions International

Dr. Bertan Kaya, CIA. Control Solutions International Dr. Bertan Kaya, CIA Control Solutions International 1. Bölüm: İç Denetimin Yönetim Performansına Etkisi, Rol ve Sorumlulukları ile Kullandığı Araçlar İç Denetim İç denetim, bir kurumun faaliyetlerini

Detaylı

10 SORUDA İÇ KONTROL

10 SORUDA İÇ KONTROL T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı 10 SORUDA İÇ KONTROL 1 Neden İç Kontrol? Dünyadaki yeni gelişmeler ışığında yönetim anlayışı da değişmekte ve kamu yönetimi kendini

Detaylı

BAKANLIĞIMIZ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARININ TAMAMLANMASI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI

BAKANLIĞIMIZ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARININ TAMAMLANMASI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI BAKANLIĞIMIZ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARININ TAMAMLANMASI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI OCAK 2015 Sunum Planı İç Kontrol ün Tanımı ve Amaçları Birimlerin Sorumlulukları İç Kontrol Standartları Bakanlıkta

Detaylı

T.C. ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI

T.C. ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI T.C. ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI NİSAN 2018 1 2 İÇİNDEKİLER 1. Neden İç Kontrol?...5 2. İç

Detaylı

Yazılım ve Uygulama Danışmanı Firma Seçim Desteği

Yazılım ve Uygulama Danışmanı Firma Seçim Desteği Yazılım ve Uygulama Danışmanı Firma Seçim Desteği Kapsamlı bir yazılım seçim metodolojisi, kurumsal hedeflerin belirlenmesiyle başlayan çok yönlü bir değerlendirme sürecini kapsar. İş süreçlerine, ihtiyaçlarına

Detaylı

GİRİŞ. A. İç Kontrolün Tanımı, Özellikleri ve Genel Esasları:

GİRİŞ. A. İç Kontrolün Tanımı, Özellikleri ve Genel Esasları: GİRİŞ 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu da mali yönetim ve kontrol sisteminin bütünüyle değiştirilerek, uluslararası standartlara ve Avrupa Birliği Normlarına uygun hale getirilmesi

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET İÇİ EĞİTİM SUNUMU 02 MAYIS 2014

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET İÇİ EĞİTİM SUNUMU 02 MAYIS 2014 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET İÇİ EĞİTİM SUNUMU 02 MAYIS 2014 İÇ KONTROL SİSTEMİ VE KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI DERLEYEN CUMALİ ÇANAKÇI Şube Müdürü SUNUM PLANI İç Kontrol

Detaylı

Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014

Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014 Türkiye Cumhuriyeti Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014 Sürdürülebilir Bir Üretim Altyapısı Çevreye Duyarlı VGM Güvenli Verimli BSTB İleri Teknoloji Yüksek Katma Değer 2 20 nün Kuruluşu 17 Ağustos

Detaylı

Etki Değerlendirme Hülya ÖZTOPRAK YILMAZ Daire Başkanı

Etki Değerlendirme Hülya ÖZTOPRAK YILMAZ Daire Başkanı Etki Değerlendirme Hülya ÖZTOPRAK YILMAZ Daire Başkanı 1 / 30 İçerik Amaç / Hedef Önem Kamu Destekleri Temel Kavramlar Değerlendirme ne işe yarar? Yöntem 2 / 30 Amaç / Hedef Amaç Etki değerlendirme konusunda,

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ VE İÇ KONTROL STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI İÇ KONTROL DAİRESİ

SÜREÇ YÖNETİMİ VE İÇ KONTROL STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI İÇ KONTROL DAİRESİ SÜREÇ YÖNETİMİ VE İÇ KONTROL STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI İÇ KONTROL DAİRESİ SÜREÇ NEDİR? Müşteri/Vatandaş için bir değer oluşturmak üzere, bir grup girdiyi kullanarak, bunlardan çıktılar elde etmeyi

Detaylı

1- Neden İç Kontrol? 2- İç Kontrol Nedir?

1- Neden İç Kontrol? 2- İç Kontrol Nedir? T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI KİHBİ Dairesi Başkanlığı 10 SORUDA İÇ KONTROL MAYIS 2014 ANKARA 1- Neden İç Kontrol? Dünyadaki yeni gelişmeler ışığında yönetim anlayışı da değişmekte ve kamu yönetimi kendini sürekli

Detaylı

MerSis. Bilgi Teknolojileri Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri

MerSis. Bilgi Teknolojileri Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri MerSis Bilgi Teknolojileri Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri Bilgi Teknolojileri risklerinize karşı aldığınız önlemler yeterli mi? Bilgi Teknolojileri Yönetimi danışmanlık hizmetlerimiz, Kuruluşunuzun Bilgi

Detaylı

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015 Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015 KOBİ lere Yönelik Destekler -Kalkınma Ajansları -KOSGEB -TÜBİTAK -Bilim Sanayi

Detaylı

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İçinde bulunduğumuz mayıs ayı Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü (IIA) tarafından tüm dünyada Uluslararası İç Denetim Farkındalık Ayı olarak ilan edilmiştir.

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ 1.Giriş Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı Kamu idarelerinin mali yönetimini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 10.12.2003

Detaylı

T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı

T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA İÇ KONTROL Ankara-2012 İÇİNDEKİLER 1 Neden İç Kontrol? 2 İç Kontrol Nedir? 3 İç Kontrolün Amacı Nedir? 4 İç Kontrolün Yasal

Detaylı

T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA İÇ KONTROL

T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA İÇ KONTROL T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA İÇ KONTROL KASIM 2013 İÇİNDEKİLER 1. Neden İç Kontrol? 2. İç Kontrol Nedir? 3. İç Kontrolün Amacı Nedir? 4.

Detaylı

III. PwC Çözüm Ortaklığı Platformu Şirketlerde İç Kontrol ve İç Denetim Fonksiyonu* 22 Aralık 2004

III. PwC Çözüm Ortaklığı Platformu Şirketlerde İç Kontrol ve İç Denetim Fonksiyonu* 22 Aralık 2004 III. PwC Çözüm Ortaklığı Platformu Şirketlerde İç Kontrol ve İç Denetim Fonksiyonu* *connectedthinking PwC İçerik İç kontroller İç kontrol yapısının oluşturulmasında COSO nun yeri İç denetim İç denetimi

Detaylı

BANKALARDA OPERASYONEL RİSK DENETİMİ

BANKALARDA OPERASYONEL RİSK DENETİMİ BANKALARDA OPERASYONEL RİSK DENETİMİ Dr. Korcan Demircioğlu T. Garanti Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Operasyonel Risk Yönetiminin Önemi Amaçları ve Hedefleri Nelerdir? Hedefler Amaçlar Daha

Detaylı

Kapsam MADDE 2- (1) Bu yönerge, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğünün teşkilatı ile bu teşkilatta görevli personeli kapsar.

Kapsam MADDE 2- (1) Bu yönerge, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğünün teşkilatı ile bu teşkilatta görevli personeli kapsar. SAĞLIK ARAŞTIRMALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DAİRE BAŞKANLIKLARI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönerge, Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısını, görevlerini, yetkilerini ve

Detaylı

DSK nın Ortaya Çıkışı ve Gelişimi

DSK nın Ortaya Çıkışı ve Gelişimi Balanced Scorecard DSK nın Ortaya Çıkışı ve Gelişimi Bu yöntemin ortaya çıkışı 1990 yılında Nolan Norton Enstitüsü sponsorluğunda gerçekleştirilen, bir yıl süren ve birçok şirketi kapsayan Measuring performance

Detaylı

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARI SUNUCU AYDIN GÜZHAN MALİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANI

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARI SUNUCU AYDIN GÜZHAN MALİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANI İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARI SUNUCU AYDIN GÜZHAN MALİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANI * 5018 Sayılı Kanun Md.55 İç Kontrol Nedir? İç kontrol;idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara

Detaylı

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji KASIM 2014 KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ

Detaylı

2015/3.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI MUHASEBE DENETİMİ 28 Kasım 2015-Cumartesi 09:00-10:30

2015/3.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI MUHASEBE DENETİMİ 28 Kasım 2015-Cumartesi 09:00-10:30 2015/3.DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI MUHASEBE DENETİMİ 28 Kasım 2015-Cumartesi 09:00-10:30 SORULAR Soru 1: Not değeri 100 üzerinden 35 İç kontrol yapısının CASO modeline göre; a. Tanımını

Detaylı

Sayı : B.13.1.SGK.0.(İÇDEN).00.00/04 18/01/2008 Konu : İç Denetim Birimi GENELGE 2008/8

Sayı : B.13.1.SGK.0.(İÇDEN).00.00/04 18/01/2008 Konu : İç Denetim Birimi GENELGE 2008/8 Sayı : B.13.1.SGK.0.(İÇDEN).00.00/04 18/01/2008 Konu : İç Denetim Birimi GENELGE 2008/8 Bilindiği üzere; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile yeni mali yönetim ve kontrol sisteminin gereği

Detaylı

İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde

İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının

Detaylı

EGE BÖLGESİ SANAYİ ODASI. Faaliyet Programı

EGE BÖLGESİ SANAYİ ODASI. Faaliyet Programı EGE BÖLGESİ SANAYİ ODASI 2010 Faaliyet Programı İçindekiler 1- Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu 2010 Yılı Faaliyet 1-2 Programı 2- EBSO Üyelerine Yönelik Faaliyetler 3-4 3- EBSO Dışı Kuruluşlarla

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİM PROSEDÜRÜ

SÜREÇ YÖNETİM PROSEDÜRÜ 1.0 AMAÇ Ahi Evran Üniversitesi nde uygulanacak süreç yönetim sistemi ile ilgili temel esasları tanımlamaktır. 2.0 KAPSAM Ahi Evran Üniversitesi nin stratejik amaç ve hedefleri doğrultusunda yürütmüş olduğu

Detaylı

28.10.2009. 1. Rakamlarla İş Bankası. 2. İş Bankası Müşteri Odaklı Dönüşüm Programı. 4. Misyon, Vizyon ve Çalışma İlkelerimiz

28.10.2009. 1. Rakamlarla İş Bankası. 2. İş Bankası Müşteri Odaklı Dönüşüm Programı. 4. Misyon, Vizyon ve Çalışma İlkelerimiz Yetenek Yönetimi Bölümü 27 Ekim 2009 1. Rakamlarla İş Bankası 2. İş Bankası Müşteri Odaklı Dönüşüm Programı 3. Yeni İK İş Modeli 4. Misyon, Vizyon ve Çalışma İlkelerimiz 5. Yetenek Yönetimi Yaklaşımımız

Detaylı

BİRİM KALİTE GÜVENCESİ DEĞERLENDİRME RAPORU. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı

BİRİM KALİTE GÜVENCESİ DEĞERLENDİRME RAPORU. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı BİRİM KALİTE GÜVENCESİ DEĞERLENDİRME RAPORU Bilgi İşlem Daire Başkanlığı 2018 Birim Kalite Politikası Üniversitemiz ve birimimiz misyonu, vizyonu doğrultusunda; eğitim, araştırma ve yönetim faaliyetlerine

Detaylı

T. C. KAMU İHALE KURUMU

T. C. KAMU İHALE KURUMU T. C. KAMU İHALE KURUMU Elektronik İhale Dairesi KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ BT Strateji Yönetimi BT Hizmet Yönetim Politikası Sürüm No: 6.0 Yayın Tarihi: 26.02.2015 444 0 545 2012 Kamu İhale Kurumu Tüm hakları

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

KAYISI ARAŞTIRMA İSTASYONU MÜDÜRLÜĞÜ EK 3.4 KALİTE YÖNETİM / İÇ KONTROL BİRİMİ

KAYISI ARAŞTIRMA İSTASYONU MÜDÜRLÜĞÜ EK 3.4 KALİTE YÖNETİM / İÇ KONTROL BİRİMİ KAYISI ARAŞTIRMA İSTASYONU MÜDÜRLÜĞÜ EK 3.4 KALİTE YÖNETİM / İÇ KONTROL BİRİMİ Kalite Yöneticisi Dök.No KAİM.İKS.FRM.081 Sayfa No 1/ 3 İŞİN KISA TANIMI: Kayısı Araştırma İstasyonu Müdürlüğü üst yönetimi

Detaylı

Genel Katılıma Açık Eğitimlerimiz Başlıyor!

Genel Katılıma Açık Eğitimlerimiz Başlıyor! Genel Katılıma Açık Eğitimlerimiz Başlıyor! Mavi Akademi, bünyesinde barındırdığı yetki belgeleri ve alanında uzman akademisyenler, sektör tecrübesine sahip baş denetçiler ve uzmanlardan oluşan kadrosuyla

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI Bağımsız Denetim Standartları 1. Kilit Terimlerin Belirlenmesi 2. Metnin Çevrilmesi 3. İlk Uzman Kontrolü 4. Çapraz Kontrol İkinci Uzman Kontrolü 5. Metnin

Detaylı

LOGO İÇ DENETİM BİRİMİ BAŞKANLIĞI. SUNUCULAR Cahit KURTULAN Volkan ÜNLÜ M.Hulisi GÜNŞEN

LOGO İÇ DENETİM BİRİMİ BAŞKANLIĞI. SUNUCULAR Cahit KURTULAN Volkan ÜNLÜ M.Hulisi GÜNŞEN LOGO SUNUCULAR Cahit KURTULAN Volkan ÜNLÜ M.Hulisi GÜNŞEN SUNUM PLANI 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu nun Getirdiği Sistem İçerisinde İç Kontrol ve İç Denetimin Yeri ve İşlevleri İzmir

Detaylı

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI Bölgesel Yenilik Stratejisi Çalışmaları; Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi İstanbul Bölgesel Yenilik Stratejisi Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi Önemli Not: Bu anketten elde

Detaylı

İşletmelerin Karşılaştığı Tehdit Nedir? Zafer-İn Operasyonu nun Hedefleri Nedir?

İşletmelerin Karşılaştığı Tehdit Nedir? Zafer-İn Operasyonu nun Hedefleri Nedir? İşletmelerin Karşılaştığı Tehdit Nedir? Pek çok işletme, sektördeki yeniliklere ve değişen taleplere hızlı uyum sağlayamadığı için rekabet edemez ve hatta devamlılığını sağlayamaz hale gelebilmektedir.

Detaylı

9. KYS NİN BAŞARISINI DEĞERLENDİRME

9. KYS NİN BAŞARISINI DEĞERLENDİRME 9. KYS NİN BAŞARISINI DEĞERLENDİRME 9.1. İZLEME, ÖLÇME, ANALİZ VE DEĞERLENDİRME 9.1.1. Genel İşletme aşağıdaki konularda ne yapacağına karar verir ve uygulamaya alır: 1. Hangi konular izleme listesine

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Senin tercihin. Yönetim Geliştirme ArGe, Eğitim ve Danışmanlık. Aksiyon un Ötesi

Senin tercihin. Yönetim Geliştirme ArGe, Eğitim ve Danışmanlık. Aksiyon un Ötesi 1 Senin tercihin? Yönetim Geliştirme ArGe, Eğitim ve Danışmanlık Aksiyon un Ötesi Hakkımızda SürAkSiYon (Sürdürülebilir Akılcı Sistematik Yönetim) markası ile TÜBİTAK Marmara Teknoloji Geliştirme Bölgesi

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

İNTERNETTE B2B İLE İŞİNİZİ BÜYÜTÜN SEMİNERİ

İNTERNETTE B2B İLE İŞİNİZİ BÜYÜTÜN SEMİNERİ Sayı 43 Mayıs 2013 e-bülten İTO BİLİŞİM H e r a y ı n i l k h a f t a s ı İ T O w e b s i t e s i n d e y a y ı n l a n ı r İNTERNETTE B2B İLE İŞİNİZİ BÜYÜTÜN SEMİNERİ Mal ve hizmetlerin üretim, tanıtım,

Detaylı

GIDA GÜVENCESİ-GIDA GÜVENLİĞİ

GIDA GÜVENCESİ-GIDA GÜVENLİĞİ GIDA GÜVENLİĞİ GIDA GÜVENCESİ-GIDA GÜVENLİĞİ Dünyada 800 Milyon İnsan Kronik Yetersiz Beslenme, 1.2 Milyar İnsan Açlık Korkusu Yaşamakta, 2 Milyar İnsan Sağlıklı, Yeterli ve Güvenli Gıda Bulma Konusunda

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI KAMU İÇ KONTROL KONTROL ORTAMI İç kontrolün temel unsurlarına temel teşkil eden genel bir çerçeve olup, kişisel ve mesleki dürüstlük, yönetim ve personelin etik değerleri, iç kontrole yönelik destekleyici

Detaylı

KALKINMA BANKALARI ARASINDA İŞBİRLİĞİ

KALKINMA BANKALARI ARASINDA İŞBİRLİĞİ BASINDAN EKONOMİ HABERLERİ 24 MAYIS 2016 SALI KIBRIS GENÇ TV (23.05.2016) KALKINMA BANKALARI ARASINDA İŞBİRLİĞİ Kalkınma Bankası'nın Türkiye Kalkınma Bankası ile yürüttüğü Teknik İşbirliği Programı kapsamında;

Detaylı

Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Ücretlendirme Politikası

Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Ücretlendirme Politikası Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Ücretlendirme Politikası Bu politika, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. nin (Banka) faaliyetlerinin kapsamı ve yapısı ile stratejileri, uzun vadeli hedefleri ve risk yönetim yapısına

Detaylı

Yeni Türk Ticaret Kanunu ile Kurumsallaşma, Denetim ve Risk Yönetimi. Ali Çiçekli, CPA, SMMM TTK İş Geliştirme Lideri 17 Ekim, Swissotel, İstanbul

Yeni Türk Ticaret Kanunu ile Kurumsallaşma, Denetim ve Risk Yönetimi. Ali Çiçekli, CPA, SMMM TTK İş Geliştirme Lideri 17 Ekim, Swissotel, İstanbul Yeni Türk Ticaret Kanunu ile Kurumsallaşma, Denetim ve Risk Yönetimi Ali Çiçekli, CPA, SMMM TTK İş Geliştirme Lideri 17 Ekim, Swissotel, İstanbul 1 Gündem Bir Bakışta Yeni Türk Ticaret Kanunu Kurumsal

Detaylı

PERFORMANS PROGRAMI HAZIRLIK DANIŞMANLIĞI

PERFORMANS PROGRAMI HAZIRLIK DANIŞMANLIĞI PERFORMANS PROGRAMI HAZIRLIK DANIŞMANLIĞI Performans programları, idare bütçelerinin stratejik planlarda belirlenmiş amaç ve hedefler doğrultusunda hazırlanmasına yardımcı olmak üzere hazırlanan temel

Detaylı

Düzce Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ve ilgili mekanizmaların vizyonu, Bölgesel, ulusal ve

Düzce Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ve ilgili mekanizmaların vizyonu, Bölgesel, ulusal ve Düzce Üniversitesi 2015-2019 stratejik planında Düzce Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) doğrudan yer almakta olup, bu plan kapsamında ortaya konulan hedeflere ulaşılmasında önemli bir işleve sahiptir. Bu

Detaylı

MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ Denizli Verimliliği Artırma Projesi

MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ Denizli Verimliliği Artırma Projesi MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ Denizli Verimliliği Artırma Projesi Verimlilik ve Toplam Kalite Yönetimi 10 Nisan 2010 Hatice EKSEN Uzman MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ Ülke ekonomisinin

Detaylı

RİSK YÖNETİMİ İÇERİK: Risk Yönetimi Nedir? Risk Yönetiminin Faydaları Kritik Başarı Faktörleri Risk ile İlgili Tanımlar Görev ve Sorumluluklar

RİSK YÖNETİMİ İÇERİK: Risk Yönetimi Nedir? Risk Yönetiminin Faydaları Kritik Başarı Faktörleri Risk ile İlgili Tanımlar Görev ve Sorumluluklar RİSK YÖNETİMİ İÇERİK: Risk Yönetimi Nedir? Risk Yönetiminin Faydaları Kritik Başarı Faktörleri Risk ile İlgili Tanımlar Görev ve Sorumluluklar STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 2 Nedir Risk Yönetimi Nedir

Detaylı

İÇ DENETİM STRATEJİSİ

İÇ DENETİM STRATEJİSİ İÇ DENETİM STRATEJİSİ MALİYE BAKANLIĞI İÇ DENETÇİ EĞİTİMİ 4 MAYIS 2016 ANTALYA Çetin Özbek STRATEJİNİN TANIMI Bir organizasyonun kendi hedeflerini oluşturmanın yanı sıra ve bir yandan sağlamak istediği

Detaylı

İnoSuit - İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi

İnoSuit - İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi İnoSuit - İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi Üniversite-sanayi işbirliğine dayanmakta olan İnoSuit - İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi kapsamında, İhracatçı Birlikleri üyesi şirketlerde inovasyon yönetimi

Detaylı

Bursa Yenileşim Ödülü Başvuru Raporu

Bursa Yenileşim Ödülü Başvuru Raporu 1- YENİLEŞİM YÖNETİMİ / LİDERLİK Liderler, yenilikçi bir kurum için gerekli olan ihtiyaçlar doğrultusunda; Yenileşim doğrultusunda vizyonu oluştururlar, Strateji ve politikaları tanımlarlar, Farkındalık

Detaylı

STRATEJİK YÖNETİM VE YÖNETİMİN GÖZDEN GEÇİRMESİ PROSEDÜRÜ

STRATEJİK YÖNETİM VE YÖNETİMİN GÖZDEN GEÇİRMESİ PROSEDÜRÜ Sayfa 1/5 Revizyon Takip Tablosu REVİZYON NO TARİH AÇIKLAMA 00 01.03.2012 İlk Yayın 1. AMAÇ Bu prosedürün amacı, YTÜ nde KYS politika ve hedeflerinin belirlenmesi ve üniversite içerisinde yayılımı ilgili

Detaylı

STRATEJİK PLAN

STRATEJİK PLAN STRATEJİK PLAN 2012-2016 2013 2 T. C. İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ İçindekiler SUNUŞ... 5 YÖNETİCİ ÖZETİ... 7 1. STRATEJİK ANALİZ 1.1. Tarihçe... 9 1.2. Stratejik Planlama Süreci.... 9 1.3. İstanbul Medipol

Detaylı

TARİH :06/08/2007 REVİZYON NO: 3. www.marelektrik.com KALİTE EL KİTABI : YÖNETİM TEMSİLCİSİ. Sayfa 1 / 6

TARİH :06/08/2007 REVİZYON NO: 3. www.marelektrik.com KALİTE EL KİTABI : YÖNETİM TEMSİLCİSİ. Sayfa 1 / 6 TARİH :06/08/2007 REVİZYON NO: 3 KALİTE EL KİTABI HAZIRLAYAN ONAYLAYAN : YÖNETİM TEMSİLCİSİ : YÖN. KURUL BŞK. Sayfa 1 / 6 TARİH :06/08/2007 REVİZYON NO:3 İÇİNDEKİLER : 1. TANITIM, 2. KALİTE POLİTİKASI

Detaylı

Performans Denetimi Hesap verebilirlik ve karar alma süreçlerinde iç denetimin artan katma değeri. 19 Ekim 2015 XIX.Türkiye İç Denetim Kongresi

Performans Denetimi Hesap verebilirlik ve karar alma süreçlerinde iç denetimin artan katma değeri. 19 Ekim 2015 XIX.Türkiye İç Denetim Kongresi Performans Denetimi Hesap verebilirlik ve karar alma süreçlerinde iç denetimin artan katma değeri 19 Ekim 2015 XIX.Türkiye İç Denetim Kongresi Place image here with reference to guidelines Serhat Akmeşe

Detaylı

İÇ KONTROL ve İÇ DENETİM

İÇ KONTROL ve İÇ DENETİM M. Vefa TOROSLU Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bağımsız Denetçi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Kapsamında İÇ KONTROL ve İÇ DENETİM İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm DENETİM İLE İLGİLİ

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ PROSEDÜRÜ

SÜREÇ YÖNETİMİ PROSEDÜRÜ 1.0 AMAÇ Ahi Evran Üniversitesi nde uygulanacak süreç yönetim sistemi ile ilgili temel esasları tanımlamaktır. 2.0 KAPSAM Ahi Evran Üniversitesi nde uygulanmakta olan tüm süreçleri kapsar. 3.0 TANIMLAR

Detaylı

BİRİM KALİTE GÜVENCESİ DEĞERLENDİRME RAPORU. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı

BİRİM KALİTE GÜVENCESİ DEĞERLENDİRME RAPORU. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı BİRİM KALİTE GÜVENCESİ DEĞERLENDİRME RAPORU Bilgi İşlem Daire Başkanlığı 2019 BİRİM KALİTE POLİTİKASI Üniversitemiz ve birimimiz misyonu, vizyonu doğrultusunda; eğitim, araştırma ve yönetim faaliyetlerine

Detaylı

Bölüm 6 - İşletme Performansı

Bölüm 6 - İşletme Performansı Bölüm 6 - İşletme Performansı Performans Kavramı Performans, genel anlamda amaçlı ve planlanmış bir etkinlik sonucunda elde edileni, nicel ya da nitel olarak belirleyen bir kavramdır. Performans Kavramı

Detaylı

Doç. Dr. Osman KULAK Dr. Kulak, Stratejik Plan

Doç. Dr. Osman KULAK Dr. Kulak, Stratejik Plan Doç. Dr. Osman KULAK 1 Neden Geleceği Planlayalım Geleceği düşünmeyen üzülmeye yakındır Konfüçyüs 2 Yönetim Bir grup insanı belirlenmiş amaçlara doğru yönlendirerek, aralarındaki işbirliğini ve koordinasyonu

Detaylı

SANGEM nedir ve nasıl bir oluşumdur?

SANGEM nedir ve nasıl bir oluşumdur? SANGEM nedir ve nasıl bir oluşumdur? Kısa adı SANGEM olan Sanayi Geliştirme Merkezi, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) nın öncülüğünde Eskişehir sanayine rekabet üstünlüğü kazandırmak, yenilikçi sanayi modeli

Detaylı

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ. BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ Mevcut Durum Analiz ve Kapasite Geliştirme Projesi

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ. BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ Mevcut Durum Analiz ve Kapasite Geliştirme Projesi ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ ÜST DÜZEY YÖNETİCİ SUNUMU BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ Mevcut Durum Analiz ve Kapasite Geliştirme Projesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı OCAK 2009 1 Gündem Bilgi Yönetimi Yol Haritası

Detaylı

MALİ ANALİZ DAİRE BAŞKANI

MALİ ANALİZ DAİRE BAŞKANI Organizasyon Yapısı MALİ ANALİZ DAİRE BAŞKANI NEJAT MISIR ANALİZ VE RAPORLAMA BİRİMİ BİRİM SORUMLUSU Hakan SERPİN İZLEME VE GİDER KONTROLÜ BİRİMİ BİRİM SORUMLUSU Muzaffer SARIKAYA ANALİZ VE RAPORLAMA BİRİMİ

Detaylı

Doğal Gaz Dağıtım Sektöründe Kurumsal Risk Yönetimi. Mehmet Akif DEMİRTAŞ Stratejik Planlama ve Yönetim Sistemleri Müdürü İGDAŞ 29.05.

Doğal Gaz Dağıtım Sektöründe Kurumsal Risk Yönetimi. Mehmet Akif DEMİRTAŞ Stratejik Planlama ve Yönetim Sistemleri Müdürü İGDAŞ 29.05. Doğal Gaz Dağıtım Sektöründe Kurumsal Risk Yönetimi Mehmet Akif DEMİRTAŞ Stratejik Planlama ve Yönetim Sistemleri Müdürü İGDAŞ 29.05.2013 İÇERİK Risk, Risk Yönetimi Kavramları Kurumsal Risk Yönetimi (KRY)

Detaylı

İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi

İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi İnovasyon Odaklı Mentörlük Projesi kapsamında, İhracatçı Birlikleri üyesi 100 şirkette, inovasyon yönetimi yetkinliğinin sürdürülebilir şekilde arttırılması ve uluslararası

Detaylı

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE SUNUM PLANI 1. RİSK VE RİSK YÖNETİMİ: TANIMLAR 2. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ 3. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ

Detaylı

STRATEJĠ GELĠġTĠRME MÜDÜRLÜĞÜ PROSEDÜRÜ

STRATEJĠ GELĠġTĠRME MÜDÜRLÜĞÜ PROSEDÜRÜ Hazırlayan Strateji Geliştirme Müdürü Kontrol Başkanlık Hukuk Danışmanı Onay Belediye Başkanı Yürürlük Tarihi 01.02.2010 Sayfa 1 / 9 1. AMAÇ Bu prosedürün amacı; Kartal Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürlüğü

Detaylı

Yrd.Doç.Dr.Habil GÖKMEN

Yrd.Doç.Dr.Habil GÖKMEN Yrd.Doç.Dr.Habil GÖKMEN Risk Kavramı Amaç ve hedeflerin gerçekleşmesini olumsuz etkileyebileceği değerlendirilen olay veya durumlar risk olarak tanımlanır. Amaç ve hedefler üzerinde olumlu etkide bulunabileceği

Detaylı

Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600

Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600 Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600 Başlarken Acil Durum Yönetim Sistemi Kendilerini acil durumlarda da çalışmaya hedeflemiş organizasyon ve kurumların komuta, kontrol ve koordinasyonunu sağlama

Detaylı

TOS 408 EKONOMİ İnşaat Mühendisliği Bölümü

TOS 408 EKONOMİ İnşaat Mühendisliği Bölümü TOS 408 EKONOMİ İnşaat Mühendisliği Bölümü Ekonomi Bölüm 1 Gider Mühendisliği ve Değer Mühendisliği 3 Giriş İşletmeler kar, getiri sağlamak veya bir amacı elde etmek için kurulurlar. Yaşam döngüsü içerisinde

Detaylı

SPORDA STRATEJİK YÖNETİM

SPORDA STRATEJİK YÖNETİM SPORDA STRATEJİK YÖNETİM 5.Ders Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER 1 STRATEJİK PLANLAMA SÜRECİ STRATEJİK PLANLAMA GELECEĞE BAKIŞ Kuruluşlar, bu aşamada, misyon ve vizyonlarını ifade edecek, temel değerlerini belirleyecek,

Detaylı

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ 4.Ders Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER Kalite Planlaması Kalite Felsefesi KALİTE PLANLAMASI Planlama, bireylerin sınırsız isteklerini en üst düzeyde karşılamak amacıyla kaynakların en uygun

Detaylı

END303 İŞ ETÜDÜ 2. VERİMLİLİK

END303 İŞ ETÜDÜ 2. VERİMLİLİK END303 İŞ ETÜDÜ 2. VERİMLİLİK 1 Verimlilik tanımı 2. VERİMLİLİK Verimlilik artırma teknikleri 2 2. VERİMLİLİK Verimlilik (prodüktivite), israf ve savurganlıktan uzak, kaynakları en uygun biçimde kullanarak

Detaylı

www.enveenerji.com.tr Enve Enerji Mühendislik Proje Müşavirlik Taahhüt Ticaret A.Ş. 1971 yılında kurumsal çalışmalarına başlayan organizasyonumuz; elektrik, elektronik ve makina mühendisliği uygulamalarının

Detaylı

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey.

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey. GT Türkiye İşletme Risk Hizmetleri Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA [email protected] İşletme Risk Hakkında Risk, iş yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır ve kaçınılmazdır.

Detaylı

vizyon escarus hakkında misyon hakkında Escarus un misyonu, müşterilerine sürdürülebilirlik çözümleri sunan öncü bir şirket olmaktır.

vizyon escarus hakkında misyon hakkında Escarus un misyonu, müşterilerine sürdürülebilirlik çözümleri sunan öncü bir şirket olmaktır. escarus hakkında Nisan 2011 de faaliyetine başlayan Escarus Sürdürülebilir Danışmanlık A.Ş., deneyimli ve profesyonel kadrosuyla sürdürülebilirlik çözümleri geliştirerek, danışmanlık hizmetleri vermek

Detaylı

Yönetim Sistemleri Eğitimleri

Yönetim Sistemleri Eğitimleri Yönetim Sistemleri Eğitimleri ISO 9001-2008 /2015 EĞİTİMİ Kuruluşlarında kalite yönetim sistemi kuracak, geliştirecek ve/veya uygulayacak katılımcılara kalitenin tanımlarını ve kalite yönetim prensiplerini

Detaylı

2. Gün: Finlandiya Maliye Bakanlığı ve Birimleri

2. Gün: Finlandiya Maliye Bakanlığı ve Birimleri 2. Gün: Finlandiya Maliye Bakanlığı ve Birimleri Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 2 Maliye Bakanlığının Yönetim Birimleri Limited Şirketler Kurumlar Ticari işletmeler ve fonlar HANSEL LTD SATIN ALMA KURUMU

Detaylı

Türkiye nin Sanayi Devrimi «Dijital Türkiye» Yol Haritası

Türkiye nin Sanayi Devrimi «Dijital Türkiye» Yol Haritası Türkiye nin Sanayi Devrimi «Dijital Türkiye» Yol Haritası Dijitalleşme Nedir? İmalat sanayide dijitalleşme, dijital teknolojilerden VERİMLİ, ETKİLİ VE ETKİN bir şekilde faydalanılmasıdır. Bu sayede, aynı

Detaylı

Süreç Danışmanlığı. KPMG Türkiye. kpmg.com.tr

Süreç Danışmanlığı. KPMG Türkiye. kpmg.com.tr Süreç Danışmanlığı KPMG Türkiye kpmg.com.tr 2 Süreç Danışmanlığı Süreçlerinizin kontrolü sizin elinizde Sürecinizin tam potansiyeline ulaşmasını sağlayın! Günümüzde teknolojinin ve ihtiyaçların hızlı bir

Detaylı

Sanayide Enerji Yönetimi... -mış gibi değil gerçekten yapmak için...

Sanayide Enerji Yönetimi... -mış gibi değil gerçekten yapmak için... İyi uygulama örneği ile Sanayide Enerji Yönetimi... -mış gibi değil gerçekten yapmak için... Mahmut DEDE Enerji Verimliliği Müdürü EVK 2015 04 Haziran 2015, Perşembe 1 Enerji Yönetimi İçin 3 Temel İtici

Detaylı

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler ECA Bölge Perspektifi Marius Koen TÜRKİYE: Uygulama Destek Çalıştayı 6-10 Şubat 2012 Ankara, Türkiye 2 Kapsam ve Amaçlar

Detaylı

DENETİM KOÇLUĞU EĞİTİM SERİSİ

DENETİM KOÇLUĞU EĞİTİM SERİSİ DENETİM KOÇLUĞU EĞİTİM SERİSİ Sayın İlgili: İç denetim teknik bir uzmanlık alanı olmanın ötesinde çok temel bir yönetim aracıdır. Yönetim sürecinin temel bir unsuru olan kontrol ve izleme rolü iç denetim

Detaylı

Gürcan Banger 21 Mayıs 17 Haziran 2012

Gürcan Banger 21 Mayıs 17 Haziran 2012 Gürcan Banger 21 Mayıs 17 Haziran 2012 Üretim Yatırımı Girişim kapsamında hedeflenen ürün veya hizmetlerin üretilmesi için gerekli işletme faaliyetleri planlanmalıdır. Girişimcinin uzmanlığına da bağlı

Detaylı

SANAYİDE & KOBİLERDE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI PROJESİ HAZIRLIK ÇALIŞTAYI

SANAYİDE & KOBİLERDE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI PROJESİ HAZIRLIK ÇALIŞTAYI SANAYİDE & KOBİLERDE VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI PROJESİ HAZIRLIK ÇALIŞTAYI 10-11 HAZİRAN 2009 ANKARA VERİMLİLİĞİ & YENİLENEBİLİR SANAYİDE & KOBİLERDE VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI PROJESİ PROJENİN GENEL HEDEFİ

Detaylı

TEKSTĐL SEKTÖRÜ NÜN BÖLGESEL ANALĐZĐ: ÇEVRE YÖNETĐMĐ VE TEMĐZ ÜRETĐM. Tekstil Sektöründe Temiz Üretim Sempozyumu

TEKSTĐL SEKTÖRÜ NÜN BÖLGESEL ANALĐZĐ: ÇEVRE YÖNETĐMĐ VE TEMĐZ ÜRETĐM. Tekstil Sektöründe Temiz Üretim Sempozyumu Türkiye nin Tekstil Sektöründe KOBİ ler İçin Sürdürülebilir Ağlar ve İlişkiler Zinciri Oluşturulması Birleşmiş Milletler Ortak Programı TEKSTĐL SEKTÖRÜ NÜN BÖLGESEL ANALĐZĐ: ÇEVRE YÖNETĐMĐ VE TEMĐZ ÜRETĐM

Detaylı

KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ (KÜSİ) FAALİYETLERİ

KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ (KÜSİ) FAALİYETLERİ BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ (KÜSİ) FAALİYETLERİ Doç. Dr. Mustafa Türkmen ERÜ Mühendislik Fak. 20 Mayıs 2016 KAYSO Sunum Planı KÜSİ Çalışma Grubu KÜSİ İl Planlama

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KALİTE GÜVENCESİ YÖNERGESİ

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KALİTE GÜVENCESİ YÖNERGESİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KALİTE GÜVENCESİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam Madde 1- (1) Bu Yönerge, Çukurova Üniversitesi nin eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri

Detaylı

KURULUŞ, AMAÇ, BAĞLAM, KAPSAM A. KURUM PROFİLİ. B. Yönetim Sistemi İle İlgili İç ve Dış Hususlar

KURULUŞ, AMAÇ, BAĞLAM, KAPSAM A. KURUM PROFİLİ. B. Yönetim Sistemi İle İlgili İç ve Dış Hususlar Sayfa 1/5 A. KURUM PROFİLİ Hitit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, 28.08.2003 tarih ve 25213 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan, 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanun'un değişik ek 30'uncu maddesine

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 1 Adana Gelecek Stratejisi Konferansı Çalışmanın amacı: Adana ilinin ekonomik, ticari ve sosyal gelişmelerinde

Detaylı

T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ GEMLİK ASIM KOCABIYIK MESLEK YÜKSEKOKULU BİRİM GÖREV TANIMLARI

T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ GEMLİK ASIM KOCABIYIK MESLEK YÜKSEKOKULU BİRİM GÖREV TANIMLARI BİRİM: T.C. Meslek Yüksekokulu Müdürü Rektörlük Uludağ Üniversitesi üst yönetimi tarafından belirlenen amaç ve ilkelere uygun olarak; Meslek Yüksekokulunun vizyonu, misyonu doğrultusunda eğitim ve öğretimi

Detaylı

İÇ TETKİKÇİ DEĞERLENDİRME SINAVI

İÇ TETKİKÇİ DEĞERLENDİRME SINAVI 13.07.2018 ISO 9001:2015 İÇ TETKİKÇİ DEĞERLENDİRME SINAVI Soru Sayısı: 33 Süre: 40 Dakika Ad SOYAD: Bölüm: ADL Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri OĞUZ ÖZTÜRK Soru-1) Aşağıdakilerden hangisi ISO 9001:2015

Detaylı