Tahsin YAPRAK 1 Mustafa Said KIYMAZ 2 Emrah SERMİSAKÇI 3 POSTMODERNİZM, ORHAN PAMUK UN POSTMODERN ROMANLARI ve KAFAMDA BİR TUHAFLIK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Tahsin YAPRAK 1 Mustafa Said KIYMAZ 2 Emrah SERMİSAKÇI 3 POSTMODERNİZM, ORHAN PAMUK UN POSTMODERN ROMANLARI ve KAFAMDA BİR TUHAFLIK"

Transkript

1 Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 10, Mart 2015, s Tahsin YAPRAK 1 Mustafa Said KIYMAZ 2 Emrah SERMİSAKÇI 3 POSTMODERNİZM, ORHAN PAMUK UN POSTMODERN ROMANLARI ve KAFAMDA BİR TUHAFLIK Özet İlk iki romanı Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev i temelde gerçekçi bir bakış açısıyla yazan Orhan Pamuk, Beyaz Kale ve sonraki romanlarında üstkurmaca özelliği gösteren, metinlerarası etkilere kendisini açmış, çoğulcu ve tarihle oynayan postmodern romanlar yazmıştır. Romancılığının bu yeni yönelimini temsil eden ilk romanı, kısa bir tarihi roman olan Beyaz Kale dir. Yazarın Beyaz Kale den sonra yazdığı romanı Kara Kitap ise postmodernizmin poetikası olarak nitelenecek kadar postmodern dir. Kara Kitap ın muğlak ve kaotik atmosferini devam ettiren Yeni Hayat ise Kara Kitap gibi postmodern oyunların yoğun olarak kullandığı bir romandır. Orhan Pamuk romancılığında Postmodern etkinin azaldığına dair ilk işaret sayılabilecek roman, fantastik bir polisiye olan Benim Adım Kırmızı dır. Bu romandan sonra Pamuk romancılığında postmodern etkinin azaldığı, Kar ve Masumiyet Müzesi romanlarının daha tematik romanlar olduğu söylenebilir. Çalışmada yazarın son romanı Kafamda Bir Tuhaflık taki postmodern unsurlar ve romanın Orhan Pamuk romancılığındaki yeri tespit edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Orhan Pamuk, postmodernizm, Kafamda Bir Tuhaflık. POSTMODERNISM, POSTMODERN NOVELS of ORHAN PAMUK and KAFAMDA BİR TUHAFLIK Abstract Having written his first two novel basically with a realistic point of view, Orhan Pamuk has laid himself open to the intertextual effects exhibiting a 1 Öğr. Gör., Adıyaman Üniversitesi, Türkçe Eğitimi Bölümü, 2 Arş. Gör., Adıyaman Üniversitesi, Türkçe Eğitimi Bölümü, 3 Adıyaman Üniversitesi, Türkçe Eğitimi Bölümü,

2 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 652 characteristic of metafiction in Beyaz Kale and subsequent novels, written post modern novels which are pluralist and toying with history. His first novel exemplifying this new tendency of novelism is Beyaz Kale, a short historic novel. As for Kara Kitap, the novel he wrote subsequent to Beyaz Kitap, it s so post modern as to be demonstrated as poetica of postmodenism. Just as Kara Kitap, Yeni hayat, on the other hand, is a novel in which postmodern games are used intensely. The novel which can be count as a sign of post modern effect s decrease in Orhan Pamuk novelty is Benim Adım Kırmızı, a fantastic detective novel. After this novel, it can be said that post modern effect began to decrease and the novels Kar and Masumiyet Müzesi are more tematic novels. In this research, we are going to attempt to identify the post modern effects in author s recent novel Kafamda Bir Tuhaflık and it s place in Orhan Pamuk novelty. Key Words: Orhan Pamuk, postmodernism, Kafamda Bir Tuhaflık. 1. GİRİŞ Orhan Pamuk un ilk romanı, bir aile üzerinden bütün bir Türkiye tarihini anlattığı hacimli bir roman olan Cevdet Bey ve Oğulları dır. Başlangıçta Karanlık ve Işık adını taşıyan roman, Milliyet Yayınları Roman Ödülü nü almış; daha sonra da Cevdet Bey ve Oğulları adıyla yayımlanmıştır. İlk Müslüman tüccarlardan olduğu söylenen Cevdet Bey ve ailesinin yaşadıklarından hareketle Türkiye nin yaşadığı değişimin anlatıldığı bu romanı Fethi Naci hiç duraksamadan en beğendiğim yirmi Türk romanı arasına alırım. (Pamuk, 2011a: 4 ) sözleriyle överken, Pamuk romanı tipik bir 19. yüzyıl gerçekçi romanı (Pamuk, 2010: 322) olarak nitelemiştir. Orhan Pamuk un bir sonraki romanı Sessiz Ev, aydınlanmacı pozitivist Selahattin Darvınoğlu, cahil Fatma ve Darvınoğlu nun biri topal diğeri cüce iki gayrimeşru çocuğu, yine Darvınoğlu nun bitirmek için çabaladığı ansiklopedi gibi çeşitli imgesel göndermelerin yer aldığı, ilk romanından farklı olarak çoklu bakış açısıyla yazılmış, psikolojik öğelerin ağır bastığı bir romandır. Romanda Darvınoğlu nun biri tarihçi, biri devrimci, biri de zengin olma peşinde olan üç torununun İstanbul yakınlarındaki Cennethisar kasabasında yaşayan babaannelerinin yanında geçirdikleri bir hafta anlatılırken; babaannenin, Darvınoğlu yla ilgili hatıraları, romanı uzak geçmişle de ilişkilendirir. Romanda entrik kurguyu besleyen en önemli olay, Darvınoğlu nun gayrimeşru çocuğundan olma ülkücü torununun, devrimci Ceylan a olan aşkı ve romanın sonunda onu istemeden öldürmesidir. Orhan Pamuk un ilk iki romanı onun edebiyat dünyasında bir yer edinmesini sağlamıştır. Ancak Orhan Pamuk un tanınmasını ve günümüzde popüler bir sanatçı olmasını sağlayan yolun asıl başlangıç noktası, yazarın üçüncü romanı Beyaz Kale dir. Beyaz Kale yazarın ilk iki romanından farklı bir romandır. Çünkü romanın başında Sessiz Ev in maktulü, devrimci Ceylan için bir ithaf yazısı, Giriş kısmında ise yine aynı romanın tarihçi kahramanı Faruk Darvınoğlu nun şöyle bir açıklaması yer almaktadır: Bu elyazmasını, 1982 yılında, içinde her yaz bir hafta eşelenmeyi alışkanlık edindiğim Gebze Kaymakamlığı na bağlı o döküntü arşiv de, fermanlar, tapu kayıtları, mahkeme sicilleri ve resmi defterlerle tıkış tıkış doldurulmuş tozlu bir sandığın dibinde buldum. (Pamuk, 2002:7) Faruk Darvınoğlu, bölümün sonunda ise Orhan Pamuk a ait olduğunu bildiğimiz Beyaz Kale romanını yazış üslubuyla ilgili şu açıklamayı yapar: Kitabı günümüz Türkçesine çevirirken hiçbir üslup kaygısı gütmediğimi okuyanlar göreceklerdir: Bir masanın üzerine koyduğum 4 Cevdet Bey ve Oğulları romanının arka kapağı.

3 653 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık elyazmasından bir iki cümle okuduktan sonra, kâğıtlarımın durduğu başka bir odadaki öteki bir masaya geçiyor, aklımda kalan anlamı günümüz kelimeleriyle anlatmaya çalışıyordum. Kitabın adını, ben değil, yayımlamaya razı olan yayınevi koydu. (Pamuk, 2002: 10) Türk romanında daha önceden de bu tür açıklamalar yapılmıştır; ancak yazarın bir önceki romanında yer alan bir kahramanın romanın yazarı olduğunu söylemesi, romanda göze çarpan ilk farklılıktır. Bunun yanında, tarihi bir roman olduğu izlenimi veren romanda tarihin yer alışı da farklıdır. Romanda tarihi olaylar anlatılır; ancak anlatılanlar hiç de gerçek tarihe benzememektedir. Tarih kitaplarında hiç yer almayan Doppio isimli bir kaleden, devasa bir silah yapımından bahsedilmekte ve tarih, bir fon olarak kullanılmaktadır. Bu tarih anlatımı, Türk okurunun daha önce alışık olduğu klasik tarihi roman lardan farklıdır. Yazar tarihle oynamış, konu geçmişte geçmesine karşın tarihi olayların gerçekliğinin sorgulanamayacağı bir metin oluşturmuştur. Romanın son kısmındaysa okurun kafasını iyice karıştıracak yazar kimdir? oyunu yer almaktadır. Roman bittikten sonra, romanla ilgili açıklamalarda bulunduğu Beyaz Kale Üzerine isimli bölümde yazar, elyazmasını kimin yazdığını kendisinin de bilmediğini (Pamuk, 2002: 189) ifade ederek okuyucunun kafasını iyice karıştırır ve yine bir farklılık olarak romanını yazarken faydalandığı başka kitaplardan bahseder. Bu sıra dışı roman, bazı araştırmacılar tarafından Türk edebiyatının ilk Postmodern anlatısı 5 (Koçakoğlu, 2011: 190) olarak nitelenmiştir. 2. Postmodernizm Postmodernizmin 6 özellikleri açıklanmadan önce, Orhan Pamuk romancılığında bu terimin önemli bir yerinin olduğunu ifade etmek gerekir; çünkü bu düşünce biçiminin özellikleri bilinmeden Orhan Pamuk romancılığının tam olarak anlaşılabileceği söylenemez. Postmodernizmin tek başına, yazarın Nobel e kadar uzanan başarılı romancılık serüveninde doğrudan bir etkisinin olduğu söylenemese de, Pamuk un kendi sesini bulmasını ve daha özgür bir yazma üslubuna ulaşmasını, belki de daha popüler bir romancı olmasını sağladığı söylenebilir. Yazının devamında bu düşünce biçiminin tarihi gelişimine; edebiyata, roman türüne ve Orhan Pamuk romanlarına olan yansımalarına bakılacaktır: Postmodernizm, henüz tam olarak tanımı yapılamasa da temelde modernizmden, onun eleştirisi olarak doğan bir düşünce biçimidir, modernizmin karşıtıdır. Dolayısıyla postmodernizmi anlamak için modernizmin bilinmesine de ihtiyaç vardır. Modernizm kelime anlamı olarak Fransızca şimdi anlamına gelen modo sözcüğünden doğmuştur ve Ortaçağ dan ayrılan, kentli düşünceyi temsil etmiştir. Descartes la başlayan akılcılık, Rönesans, Reform hareketleri, Hümanizm, Aydınlanma çağı, sanayi devrimi, pozitivizm, determinizm gibi birçok kavramı içine alan modern in çıkış noktası, insanlık için mutlak hakikati / mutluluğu bulmak olsa da dünya savaşlarının da gösterdiği gibi bu proje başarısız olmuştur. Akılla, hümanizmle Ortaçağ karanlığından sıyrılan Avrupa, bu defa mutlak a ulaşmak için tektipçi, buyurgan bir 5 Dikkat edilecek olursa Beyaz Kale romanı için anlatı kelimesi kullanılmıştır. Çünkü birçok Postmodern kuramcıya göre Postmodern anlayışla yazılan kurmaca metinler, roman olarak değil anlatı olarak ifade edilmelidir. Örneğin Hilmi Yavuz, Postmodern roman olmaz! (Yavuz, 2008: 77) diyerek anlatı kelimesini tercih etmiştir. Postmodern kurmacaların tahkiye etmekten uzaklaşmasının böyle bir terimsel ayrıma neden olduğu söylenebilir. Fakat çalışmada yaygın kullanımıyla postmodern roman terimi tercih edilecektir. 6 Postmodernizm, modernizmin büyük anlatılar peşinde koşan ve tekçi bakış açısına karşılık her türlü -izm i reddeden bir anlayış olduğu için bu tabir, postmodernizm, bazı postmodern düşünürler tarafından kullanılmamış; bazı kaynaklarda sadece postmodern ya da postmodern durum ifadeleri yeğlenmiştir. Ancak bu çalışmada anılan tartışmalara girilmeden, yaygın kullanımıyla postmodernizm terimi tercih edilecektir.

4 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 654 eda ile insanları ve toplumları, bütüncü reçetelerle dizayn etmeye girişmiştir. Bu anlayışta bireyin ya da genel den ayrılan küçük toplulukların önemi yoktur. Bilimin her şeyin en doğrusunu bulacağını ve tek yol gösterici olduğunu düşünen modernizm, ilk darbeleri yine bilim adamlarından, Einstein ve Heisenberg den yemiştir. Bu ikili, klasik fiziğe darbe vurmuş ve mutlak lığın yerine değişebilirliğin, göreceliliğin de olabilirliğini ortaya koymuştur. Modernizm asıl darbeyi ise aklın, medeniyetin insanlığı ulaştırdığı seviyeyi gösteren iki dünya savaşıyla almış ve modernist düşünce eleştirilmeye başlamıştır. Postmodernizm, bu eleştiridir. Postmodernizm, eleştirilerini birçok sanat dalında göstermiştir. Başlangıçta, sanayi devriminin bir sonucu olarak gelişen ve neredeyse bir fabrika olarak görülen kentlerdeki tek tip ve sanatsal zevkten yoksun toplu konutlara muhalif olarak mimari, kendini modern mimari den ayırmıştır. Postmodernizm; müzik, sinema, resim gibi sanat dallarıyla birlikte yazımızın asıl konusu olan edebiyatı, bir edebi tür olarak romanı etkilemiş ve değiştirmiştir. Bu değişiklikler de yeni bir romanı, postmodern roman ı ortaya çıkarmıştır. 3. Postmodern Roman Günümüzde postmodern roman denince akla gelen roman biçiminin ilk örnekleri, Fransız Alain Robbe-Grillet nin ortaya koyduğu Yeni Roman anlayışıyla yazılmıştır. Temelde Balzac romanı na karşı çıkan Grillet nin yeni uygulamaları ve onu takip eden diğer romancıların da katkıları sonucu çoğulculuk, üstkurmaca, oyun, metinlerarasılık, türlerin karnavallaşması, ironi, susku, parodi, kolaj, palimpsest, anakronizm gibi tekniklere yaslanan postmodern bir roman doğar. Bu postmodern roman da bir taraftan klasik ve modern romanın 7 yapısal özelliklerini altüst ettiği gibi öbür taraftan çokkimlikli, çokkatmanlı, oyunsuluğa meyilli, eklektik, sanalla gerçeğin, yüksek kültürle popüler kültürün, tarihle güncelin, derin olanla yüzeyselin bir arada bulunduğu parçalı ve çoğulcu bir atmosferin panoramasını sunmaya çalışır. (Demir, 2013: 612) Bir romanın postmodern sayılabilmesi için bazı özellikler taşıması beklenir. Aşağıdaki başlıklarda, anılan bu özellikler kısaca açıklanmıştır: A. Üstkurmaca Postmodern romanın en belirgin özelliği üstkurmaca özelliği göstermesidir. Hatta Yıldız Ecevit, üstkurmacayı postmodernizmin ana kurgu tekniği (Ecevit, 2002: 56) olarak nitelendirmiştir. Üstkurmacanın ne olduğu açıklanmadan önce üstkurmaca üzerinden bir noktayı da açıklığa kavuşturmak gerekir. Postmodern, modernin özelliklerini kullanarak onu eleştirir. Dolayısıyla modernle benzeşir gibi görünen özellikleri de olabilir. Üstkurmaca temelde kurmaca ile gerçek arasındaki katmandır. Modern romanlarda üstkurmaca, yazarın bir günlük bulması gibi çeşitli yöntemlerle anlatılanların gerçek olduğunun altını çizmek için yapılırdı. Yani üstkurmaca okuru, okunanın daha gerçek olduğu konusunda ikna etme çabasıydı. Örneğin Ahmet Mithat Efendi nin natüralist akıma uygun olarak yazdığını belirttiği Müşahedat 7 Postmodernizmin ne zaman başladığı ile ilgili bir belirsizlik bulunduğu gibi modern roman, postmodern roman, modernist roman gibi terimler üzerinde de bir uzlaşı sağlanamamıştır. Sözgelimi Hakan Sazyek Kara Kitap a modernist roman (Sazyek, 2010: 514) derken Orhan Koçak yine aynı romanı postmodernizmin poetikası (Koçak, 1996: 149) olarak niteleyecek kadar postmodern görür. Metinde modern roman ifadesi kullanıldığında, Pamuk un Cevdet Bey ve Oğulları için söylediği tipik 19. yüzyıl gerçekçi romanı (Pamuk, 2010: 322) ifadesindeki gibi, bütün insan gerçekliğini anlatma iddiasında olan, bilime, pozitivizme, akla ve gerçeğe yakın duran realist, natüralist roman kastedilecektir.

5 655 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık romanında bir karakter olarak yer alması da yine bu türden bir düşüncenin sonucudur. Buna karşılık postmodern üstkurmacada, modernin okuru kandırmaya çalışmasının karşısına, modern akla bir nevi bir karşı çıkış olan romantizmden de ilhamla, kurmacanın altı çizilmiştir. Sonuç olarak birçok teknikle oluşturulabilen postmodern üstkurmacayı, modern romanlardakinden farklı olarak metnin oluşumunu metnin konusu haline getiren uygulamalar bütünü (Yaprak, 2013: 260) olarak tanımlayabiliriz. Yani benzeşen iki tekniği birbirinden ayıran fark, aslında postmodernlerin ironik yaklaşımında aranabilir. Bu duruma en belirgin örnek olarak Yakup Kadri nin Yaban adlı romanıyla, Orhan Pamuk un Beyaz Kale romanı arasındaki farkı gösterebiliriz. Yaban romanında İşte, Garp Cephesi Kumandanlığının gönderdiği -Tetkiki Mezalim Heyeti- o viranelerde, taşlar altında kömürleşmiş insan kemiklerini araştırırken, bu kitabı teşkil eden yazıları, arasından yırtılmış ve kenarları yanmış bir defter halinde buldu. (Karaosmanoğlu, 1993: 31) cümleleriyle tarihi gerçekliği olan Tetkik-i Mezalim Heyeti nin bulduğu bir defterden bahsedilir ve romanın bu defterde anlatılanlardan ibaret olduğu söylenir. Beyaz Kale de ise yazarın bir önceki romanının bir kahramanı, romanın, arşivde çalışırken karşısına çıkan bir el yazmasından ibaret olduğunu söyler. Bu iki üstkurmaca dan birincisinde amacın okuru okunanların gerçek olduğu hususunda inandırma, ikincisinde ise okunan şeyin kurmaca olduğunun okura hatırlatılması olduğu söylenebilir. Sonuç olarak bu özelliklerde modern-postmodern arasındaki düşünüş farklılığı göz önüne alınmalıdır. Yazının devamında, sadece üstkurmaca olarak anılacak olan çerçeve tabirin kurgunun altını çizmek paydasında birleşen birçok tekniği vardır: yazarın bir kahraman olarak romana girmesi, roman karakterinin romanı yazdığını ifade etmesi, romanda başka bir roman kahramanından gerçek bir insan olarak bahsedilmesi, anlatıcının okurun okumakta olduğu metne açıkça roman ya da kitap demesi, kahramanların çeşitli şekillerde okura seslenmesi, roman yazarının romanın yazılış gerekçesini ya da sürecini okurla paylaşması, romanda anlatılan olayların kronolojiye uymadan anlatılması B. Metinlerarasılık Postmodern romanların en belirgin ikinci özelliği metinlerarasılık tır. Postmodern romanda yazar, başka metinlerin etkisini kaçınılmaz görür ve hatta bunu, moderndeki özgünlük, biricik olma kaygısına karşıt olarak, çeşitli şekillerde, olası gördüğü donanımlı okura ifşa eder. İfşa etmediği durumlardaysa intihal suçlamasıyla karşı karşıya kalır. Örneğin Orhan Pamuk, Beyaz Kale romanının sonundaki Beyaz Kale Üzerine adlı bölümde romanını oluştururken faydalandığı kaynaklardan açıkça bahseder. Ancak yazar buna rağmen Beyaz Kale nin sadece ilk sayfasında anlatılan, romanın geneliyle doğrudan alakalı olmayan bazı sahneleri başka bir eserden almakla, yani intihalle suçlanmıştır. Postmodern teoride, yazara, faydalandığı metinleri daha sonra tek tek açıklamak gibi bir görev yüklenmediği için, etkilendiğini açıklamadığı eserler nedeniyle bir yazarın intihalle suçlanmasının makul olmadığını söylemek mümkündür. Metinlerarasılığın bazı alt teknikleri de vardır. Bu alt tekniklerden parodi, ciddi bir yapıtın konusunun ya da yöntemlerinin gülünç biçimde değiştirilmesiyle ortaya konan hicivli taklit bir yapıttır. (Göksel, 2006: 135) ya da Aristoteles in Poetika sındaki tanımlamaya göre parodia soylu bir türün destan, trajedi, şiirsel bir tonda yazılmış bir parçanın gülünç bir taklididir.

6 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 656 (Aktulum, 2011: 479). Bir diğer metinlerarası teknik olarak pastiş de taklide dayalıdır; ancak bu taklidi, parodinin altında yatan güdülerden hiçbiri olmaksızın, alaycı dürtüsü yok edilmiş olarak, gülmekten ve geçici olarak başvurduğunuz anormal dilin dışında sağlıklı bir linguistik normalliğin hala mevcut olduğu gibi bir kanaatten tamamen mahrum bir şekilde uygular. (Jameson, 1990: 77 78). Göksel parodi ile pastiş arasındaki ilişkiyi şöyle yorumlar: Parodi, dışında bir öz ya da hakikat düşüncesi olmadığı için, içinden çıkamayacağımız bir metinler örgüsü içinde metinleri, farklarıyla mesafelendiren benzerliktir. Parodi nin ortadan kalkması ise metinleri birbirlerinin düpedüz alıntıları, pastiş leri yapar. Günümüzde giderek şiddetlenen eğilim aslında budur. Bu yüzden Fredric Jameson, modern le postmoderni ayıran çizgiyi, parodi den pastiş e geçiş olarak düşünmektedir. Jameson a göre postmodernist çağda parodi nin yerini pastiş almıştır. Parodi bu çağda artık boş tur. Pastiş tüm geçmiş metinleri oburca yineler, alıntılar. Jameson a göre bu, geçmişle bağımızın kopması demektir. (Göksel, 2006: 137) Değişik kaynaklarda birbirleri yerine, bazen de birlikte kullanılabilen bu iki terim arasındaki temel fark, alıntılanan metnin alıntılayan metinde yer alış şeklidir. Örneğin parodi Bir eseri taklit ederek alaya almak, gülünç duruma düşürmek anlamlarına gelir. Edebiyatta ciddi sayılan bir eserin bir bölümünü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran, böylece ilk eseri gülünçleştirerek zayıflatan, yıpratan anlatım yolu ve bu anlatım yolunu kullanan türdür. (Daşçıoğlu, 2012: 46) şeklinde tanımlanarak Orhan Veli nin rakı şişesinde balık olsam mısrası, Haşim in Göllerde bu dem bir kamış olsam mısrasının parodisi olarak değerlendirilirken (Daşçıoğlu, 2012: 45); pastiş, Pastişte taklit, metnin ancak üslûbuyla sınırlı kalır. Metnin konusu bu ilişkinin dışındadır. Dolayısıyla pastiş, üslûbun taklididir postmodernist romanda. (Sazyek, 2010: 518) şeklinde tanımlanarak, Latife Tekin in Sevgili Arsız Ölüm romanının sözlü edebiyat geleneğini taklit etmesi, İhsan Oktay Anar ın Puslu Kıtalar Atlası romanındaki anlatıcı üslubunun vakanüvislere benzemesi, Kitab ül Hiyel romanındaki çizimlerin minyatürlere benzemesi, pastiş uygulamaları olarak görülür. (Sazyek, 2010: ) Temel anlamıyla söylenenin tam tersini kastetme olarak tanımlanabilecek ironi, diğer mizah türlerinden farklı olarak ( ) daha eleştirel bir anlam içeriğine sahiptir ve konuşmacının niyeti ile asıl söyledikleri arasındaki farktan ortaya çıkmaktadır. Diğer bir ifadeyle ironi, mizahın, eleştirinin ve gerçeğin bir arada kurgulanmış halidir denebilir. (Ataç, Şar, 2008: 14) Bir metinlerarası yöntem olarak ironi ise temelde pastiş ve parodi gibi taklide dayanır. Ancak diğer iki yöntemden farklı olarak oyun aracı haline getirilen eserle mizahî bir bağ kuran romancı, örneksediği metindeki bir imge ya da motifi, metnin kurgu tekniğini veya biçim özelliğini ele alarak onunla eğlenmeyi amaçlar. Türk romanında postmodern tarzın başarılı örneğini veren Süreyya Evren in, Postmodern Bir Kız Sevdim adlı romanını, örneksediği Kara Kitap taki gibi kurgulaması- onun gibi bağımsız bölümlerden oluşturması- ve oradaki aşkı, Rüya-Galip aşkını olumsuzlayarak işlemesi gibi. (Işıksalan, 2007: 431) Bu tekniğin diğerlerinden farkı, bir nevi yine metne yaklaşımdaki niyet farkındadır. Yani pastiş ve parodide örnekseme bir araç konumundayken burada amaca dönüşür. (Sazyek, 2010: 521) Bir diğer alt teknik ise Aktulum un tanımlık olarak ifade ettiği epigraf kullanımıdır. Epigraf, romanın ya da bölümlerin başında başka yazarların eserlerinden yapılan kısa alıntıdır. Ancak epigraf sıradan bir alıntı değildir. Bir metnin ya da bölümün hemen başına yerleştirilerek, kimi zaman ait olduğu yazarın adı belirtilerek, izleği, anahtar sözcükleri ile yer aldığı metin ve başlığıyla ilişkilidir. En öze indirgenmiş bir tür önsöz, önsözün bir özeti, alıntının özü,

7 657 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık sözceleme ayrıcalıklı bir biçimde sokulan bir ikon dur. Bir metni bir başka metinle ilişkilendirerek bir benzeşiklik ilişkisi kurar. Bir sayfa başında yalnız yer alarak kitabı temsil eder, kitabı ve anlamını indirgeyip özetler. (Aktulum, 2011: 475) Böylece iki eser arasında metinlerarası bir ilişkinin varlığı afişe edilmiş olur. Kolaj, palimpsest, karnavallaştırma, klişe gibi diğer alt dallar da yazının kapsamı gereği sadece isim olarak anılacaktır. 8 C. Çoğulculuk Postmodern romanların belirgin özelliklerinden biri de, modern romanın tekçi bakışının karşısına çoğulculuk u getirmesidir. Buradaki kasıt çoklu bakış açısıyla yazılmış romanlar değildir. Sadece bu bakış açısıyla yazılmış olmak, bir romanı çoğulcu yapmaya yetmez. Çoğulculuk romandaki her kişiye, değere eşit mesafede olmak, onları yargılamamak, taraf tutmamak, bir görüşü dayatmamak, romancının bir bilge edasıyla ders vermemesi anlamındadır. Böylece birbirine zıt olduğu düşünülen hemen her şey aynı anda romanda yer alabilmiştir. Bu anlayışın bir uzantısı da, modernizmin elitizmine karşıt olarak, popüler bir tür olan polisiyenin, okurun merak duygusunu diri tuttuğu, okuru metni çözümlemeye ittiği ve oyunun içine dâhil ettiği için postmodern romanlarda kullanılmasıdır. Sanatı bir oyun olarak değerlendiren postmodern yazar, seçkinci olmadığı için eğlencelik (trivial) edebiyat türlerine de girmekten çekinmez. Dahası, okurun metinden zevk alması için metnini eğlendirici, sürükleyici öğelerle süsler. Bu, kimi zaman metin aracılığıyla okuyucuyla oynanan bilmecemsi bir oyuna dönüşür. Oyunsu metin, yazar için estetik bağlamda özgürlük vesilesi olduğu gibi okuyucu açısından eğlenme, keyif alma gibi pragmatik bir yarar sağlar. (Işıksalan, 2007: 431) Postmodern romanlarda, modernizmin asık suratlı ciddiyetine karşıt olarak, mizahın kullanılmasını da bu yaklaşımın bir sonucu olarak görebiliriz. Yazar böylece hem kuramsal konularla ilgili söylemek istediğini söyleyecek, hem de popüler kültüre kapısını kapatmamış, okurun okuduğu kitaptan keyif almasını sağlamış olacaktır. D. Tarih Postmodernizmin tarihe yaklaşımı da yine modernizmden farklıdır. Postmodernizme göre son tahlilde tarihi metin de bir metindir ve devrinin bütüncü reçeteler sunan üst anlatılarından, yazarın hayata bakışından izler taşıdığı için her zaman mutlak doğruları yansıtmayabilir. Dolayısıyla tarihten bahseden bir eserdeki tarihi olayların doğruluğunun, yanlışlığını tartışmak anlamsızdır. Tarihi olmak sadece siyasi kişilerin başına gelen bir şey olmadığına göre, edebiyatçı, tarihi dönemlerden bahsederken mutlaka tarihi kişilikleri kullanmak zorunda değildir, küçük insanlar da tarihin içindedir. Pamuk, tarihe bakışını Benim Adım Kırmızı üzerinden şöyle açıklar: Bu kitabın sonunda İstanbul da ya da Osmanlı sarayında bir dönemden sonra, 16. yy. ın sonunda 17. yy. ın başında resme olan ilginin çok yoğun bir şekilde düştüğünü söylüyorum neredeyse bitti gibi. Aslında ilgi düşüyor, azalıyor, ama tamamen bitmiyor. Ama ben abartarak tamamen bitmiş gibi gösterdim. Neden? Çünkü dediğimde bir gerçek payı vardı. Anlatmak istediğim gerçeğin ancak böyle bir abartmayla okuyucuya işleyeceğini düşündüm. Bir noktadan sonra böyle bir roman yazınca, bunun çatısını kurunca, bunun kendi kuralları tarihin kurallarının üzerinden çatır çutur geçer ve benim için tarihten daha önemli olur. Bir noktadan sonra tarih artık arşivlerde kalan, saygı duyulması gereken bir şey değil, benim romanım için gerekli bir şey olur. En iyi şekilde yazıyorsam romanımı, ben tarihin hizmetinde değilimdir, tarih benim hizmetimde olur (Hakan, 2002: 11 12) 8 Detaylı bilgi için: (Aktulum, 2011: )

8 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 658 E. Anlam Postmodern romanlarda, farklı yorumlara kapı açılması için anlam ikinci plana atılmış, muğlâklaştırılmıştır. Okurun modern romanlardaki rahat pozisyonundan çıkarılması, kafasının karışması için dil oyunları yapılmış, paradokslar kurulmuştur. Postmodern romanlarda, modern romanlardaki pozitivist ve determinist bir mantık yerine çoğulculuk ve çok anlamlılık vardır. Tek merkeze bağlı bir gerçek, her şeyi kapsayan bir doğru yoktur. Kavranan bir gerçek varsa o ancak doğrunun bir parçasıdır ve o da göreceli ve yoruma açıktır. (Ören, 2013: 232) Özkul, edebiyatımızdan örneklerle sanatın değişen anlam ve gerçek anlayışını şöyle özetlemiştir: Doğru ve yanlış ayrımı olmayan postmodernistler, güncel olayların şahitliğini, tanıklığını yapmak istemezler. Çünkü değer belirtmek istemezler. Büyük anlatılardan sosyalizm; eşitlik, emek diyerek aynı ortak sisteme atıf yapmaktaydı. Mesela, Orhan Kemal, Adalet Ağaoğlu, vs. Marksizmin tanımladığı bir sistem içinden hayata baktılar. İhsan Oktay ise Müslüman ve Marksistler gibi değildi. Anlamı eserin içinde aramayı yeğledi. ( ) Bu gerekçelerle tarihin güvenli sonsuz uzamına; polisiyenin merak yoğun atmosferine; ve fantastiğin hayal dünyasına çekildiler. (Özkul, 2008: 329) 4. Orhan Pamuk un Postmodern Romanları Çalışmanın bu bölümünde yukarıda özellikleri sıralanan postmodern roman teknikleri Orhan Pamuk un romanlarıyla örneklendirilecektir. Böylece Orhan Pamuk un romanlarındaki en belirgin postmodern özellikler sunularak romanlar da tanıtılmış olacaktır. A. Beyaz Kale Fark edileceği üzere Beyaz Kale yi ilk iki romanından ayırıp onu farklılaştıran özellikler, postmodern romanın özelliklerinin açıklanmasıyla daha anlaşılır bir hale gelmiştir. Romanın girişinde, bir önceki romanın kahramanının bir elyazması bulduğunu ve bundan sonra okunacakların bu elyazmasının kendince yorumlanmasından ibaret olduğunu söylemesi, daha önce modern romanda okuru inandırmak için başvurulan bulunan metin üstkurmacasının parodisidir, metnin kurgusallığına dikkat çekmek için yapılmış bir oyundur. Yazarın gerçek hayatta var olmayan bir kaleden (Doppio) ve tarihi olaylardan bahsetmesi yine postmodern anlayışın tarihe bakışıyla açıklanabilir. Hadzibegoviç de bu durumu şu cümlelerle açıklar: Pamuk ( ) büyük anlatı odaklı yaklaşımdan sıyrılıp, geçmişin günlük ayrıntılarında ve kıyıda köşede kalmış tuhaf hikâyelerinde yatan başka türlü bir tarihe Beyaz Kale yle dikkat etmeye başladı. (Hadzibegoviç, 2013: 70) Romanın son bölümünde, önceki bölümleri yazanın kimliği konusundaki ve romandan sonraki Beyaz Kale Üzerine kısmındaki açıklamalar da yine postmodernin anlam kapalılığı, yoruma açık oluşu, oyunsuluğu ile ilgilidir. B. Kara Kitap Orhan Pamuk un Beyaz Kale den sonraki romanı Kara Kitap, postmodern romanın tüm tekniklerini, anlayışlarını bir araya getiren modern bir ulusal destan (Pamuk, 1999) 9 dır. Kara Kitap ile ilgili o kadar çok yazı yazılmıştır ki romanla ilgili çıkan yazıların derlendiği Kara Kitap Üzerine Yazılar isimli bir derleme kitap çıkmıştır. Yine Kara Kitap ın ilk baskısından 23 yıl sonra Kara Kitap ın Sırları isimli ayrı bir kitap, Kara Kitap la ilgili akıllarda kalan sorulara cevaplar verme iddiasıyla yayımlanmıştır. 9 Kara Kitap ın arka kapağı.

9 659 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık Orhan Pamuk bu romanıyla popüler kültürde, anlaşılmaz/okunması zor romanlar yazan romancı olarak yer bulmuştur. Bu düşüncenin oluşmasında romanın uzun ve karmaşık cümleli dilinin de etkili olduğu söylenebilir. Ancak, bu değerlendirmelerin ortaya çıkmasında, romanın alışılageldiği üzere roman dışı dünyaya değil, çoğunlukla yine kurmacalara göndergelerde bulunmasının; edebiyata, roman sanatına, metinlerarası ilişkilere fazlasıyla yer veren bir eser olmasının da etkili olduğu düşünülebilir. Bu da okurun Kara Kitap ı anlamak için, belirli bir edebiyat ve kuram bilgisine sahip olmasını, yani donanımlı bir okur olmasını zorunlu kılmıştır. Kara Kitap ın diğer eserlerle benzeştiği yönlerin sıralanması ve romandaki kahramanların metinlerarası ilişkilere bakışının verilmesi bu konuyu açıklığa kavuşturacaktır: Marcel Proust Kaybolan Zamanın Peşinde: Albertine in bir mektup bırakarak Marcel i terk etmesi Rüya nın bir mektup bırakarak Galip i terk etmesi Dante İlahi Komedya: Dante nin cehennemin katmanlarını gezişi, sonrasında Beatrice le Cennet i gezişi Galip in Bedii Usta nın mankenlerinin bulunduğu yer altı dehlizlerini gezişi sonrasında Belkıs la minareye çıkışı Dekameron Bir villada birbirlerine hikâyeler anlatan insanlar Bir pavyonda birbirlerine hikâyeler anlatan insanlar Şeyh Galip Hüsn ü Aşk: Sevgilisini bulmak, Diyar ı Kalb e ulaşmak için türlü zorluklara katlanmak zorunda kalan Aşk Rüya ya ulaşmak, Şehrikalp e ulaşmak için türlü zorluklara katlanmak zorunda kalan Galip ( ) Oğuz Atay Tutunamayanlar: Turgut un bir yazıyla arayışa başlaması, aradığı kişiyle özdeşleşmeleri ve yazmaya başlaması Galip in bir yazıyla arayışa başlaması, aradığı kişiyle özdeşleşmesi ve yazmaya başlaması Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur, James Joyce Ulysess: İstanbul un / Dublin in bir roman kahramanı gibi romanda yer tutması İstanbul un romanda bir kahraman gibi yer tutması James Joyce Ulysess: Başka bir esere (Odysseia) dayanan biçimsel, içeriksel uyum Başka bir esere (Hüsn ü Aşk) dayanan biçimsel, içeriksel uyum. (Yaprak, 2012: ) Kara Kitap ın Mantıku t-tayr ve Binbir Gece Masalları gibi ana hikâyeden ayrılan hikâye parçalarından oluşması, biçimsel olarak da başka eserlere benzediğini gösterir. Başkalarından etkilenme, taklit romanın en önemli temalarıdır ve romanda bunun kaçınılmaz, hatta normal, hatta ve hatta iyi bir şey olduğu ifade edilir; neredeyse bilgilendirici bir metin gibi, açıkça metinlerarasılık demeden, metinlerarasılığın ne olduğu anlatılır: Mürekkep ve pislik içindeki bu sayfalarda anlatılan hikâyeleri aceleyle okuduktan sonra, çocukluğunda, gençliğinde özgün köşe yazısı diye okuduğu birçok hikâyeyi Celâl'in 'Mesnevi'den alarak çağımız İstanbul'una uyarladığını anladı. Galip, Celâl'in nazire sanatı üzerine, tek gerçek hünerin bu olduğunu söyleyerek saatlerce konuştuğu geceleri hatırladı: Rüya, yolda aldıkları pastaları atıştırırken, Celâl birçok köşe yazısını, belki de hepsini başkalarının yardımıyla yazdığını söyler, önemli olanın yeni bir şey 'yaratmak' değil, daha önceden, binlerce zekâ tarafından binlerce yılda yaratılmış olan harikaları bir köşesinden, bir ucundan değiştirerek yepyeni bir şey söyleyebilmek olduğunu ekler, bütün köşe yazılarını başkalarından aldığını ileri sürerdi. (Pamuk, 1999: 249) 10 Romanın ilişki içinde olduğu diğer metinlerden haberdar olmayan okur, 10 Uzun bir alıntı olduğu için alınamayan bir diğer, belki daha açıklayıcı, örnek de şudur: Doğu'dan Batı'ya, ya da Batı'dan Doğu'ya yürütülmüş eserler efsanesi, bana hep şu düşüncemi hatırlatır: Dünya dediğimiz rüyalar âlemi,

10 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 660 Pamuk un Kara Kitap ın yazar kahramanı Celal in yazış üslubuna oldukça yakın olan üslubunun bir sonucu olarak; Celal in neden yer altı mahzenlerine gittiğini, daha sonra da bir caminin minaresine çıktığını, apartmanın isminin neden Şehrikalp olduğunu, romanda neden Mantıku t Tayr ve Binbir Gece Masalları ndan, Marcel Proust tan bahsedildiğini anlayamayacaktır. Bu da romanın anlaşılmasını güçleştirmiştir. Kara Kitap ın postmodern edebiyatla kurduğu en yakın ilişki, metinlerarası bir metin olmasıyla ilgilidir. Ancak bunun dışında Galip in okura ey okuyucu (Pamuk, 1999: 418) diye seslenmesi, romanın yazarı olduğunu söylemesi üstkurmacayla; Celal ve Rüya nın öldürülmesi konusu polisiyeyle, sahte şehzadelerin metinde yer alması postmodern tarihle, kullanılan uzun ve karmaşık cümleler anlamın muğlâklaştırılmasıyla ilgilidir. C. Yeni Hayat Orhan Pamuk un Kara Kitap ın devamı olarak da nitelendirilen bir sonraki romanı Yeni Hayat adını taşır. Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti. (Pamuk, 1997: 7) cümlesiyle başlayan roman, Kara Kitap gibi kapalı bir anlatımla yazılmış, postmodern özellikleri oldukça ağır basan bir romandır. Romanda, yine Kara Kitap gibi metinlerarası ilişkilere yer verilmekle birlikte bu defa öne çıkan özellik üstkurmaca olmuştur. Çünkü roman, bir kitap la başlamış; kahraman 11, okuduğu bu kitapta, okurun okumakta olduğu, Orhan Pamuk un Yeni Hayat adlı romanının ilerleyen sayfalarında yer alan sahneleri görmüş, kendisine kahraman diyen kahraman, kendi hayatını yazan Rıfkı Hat isimli bir yazardan bahsetmiştir. Kahraman, romanın sonunda, okuduğu kitabın sonundaki gibi tan yeri ağarırken ölmüştür. Romanda metinlerarası ilişkiler yukarıda bahsettiğimiz üstkurmaca oyununun bir parçası olarak okura sunulur. Şöyle ki: Kahraman, hayatta olmayan Rıfkı Hat ın evine gider ve evde bazı kitaplarla karşılaşır. Kahraman bu kitapları okur ve Yeni Hayat' 12 taki bazı sahnelerin, bazı ifadelerin, bazı hayallerin ya bu kitaplardan ilhamla yazıldığını, ya da doğrudan onlardan alındığını gördüm. (Pamuk, 1997: ) dedikten sonra bazı cümlelerle bu duruma örnekler verir. Roman dikkatli incelenirse kahramanın çeşitli etkilenmelerle yazıldığını bir uykudagezerin şaşkınlığı içinde kapısından giriverdiğimiz bir evse eğer, edebiyatlar da, alışmak istediğimiz bu evin odalarına asılmış duvar saatlerine benzerler. Şimdi: 1.Bu düşler evinin odalarındaki tıkırtılı saatlerin birinin doğru ya da yanlış olduğunu söylemek saçmadır. 2.Odalardaki saatlerden birinin öbüründen beş saat ileri olduğunu söylemek de saçmadır, çünkü aynı saatin yedi saat geri olduğu sonucu da aynı mantıkla çıkarılabilir. 3.Saatlerden biri dokuzu otuz beş geceyi gösterdikten her hangi bir süre sonra, evdeki başka bir saatin dokuzu otuz beş geçeyi göstermesinden, ikinci saatin birincisini taklit ettiğini sonucunu çıkarmak da saçmadır. ( ) Şimdi, İbn Arabi'nin rehberi eşliğinde göğün yedi katını nasıl dolaştığını, oralarda gördüklerini, rastladığı Peygamberlerle neler söyleştiklerini anlatışına ya da bu kitabı tam 35 yaşında (1198) yazışına bakıp, Nizam adlı bu rüyalardan çıkma kızın doğru, Beatrice'in yanlış; ya da İbn Arabi'ni doğru, Dante'nin yanlış; ya da 'Kitab al İsra ile Makam al Asra'nın doğru, 'Divina Commedia'nın yanlış olduğuna hükmetmek, demin sözünü ettiğim birinci cins saçmalığa örnektir. Endülüslü filozof İbn Tufeyl'in ıssız adaya düşen bir çocuğun doğayı, nesneleri kendisine emziren bir geyiği, denizi, ölümü, gökleri ve 'ilahi gerçekleri' tanıyarak, orada tek başına yıllarca yaşayışını ta on birinci yüzyılda kaleme almasına bakıp, Hayy İbn Yakzan'ın Robinson Cruzoe'dan altı yüz yıl ileri olduğuna karar vermek; ya da ikincisinin eşyaları ve araçları daha ayrıntıyla anlatmasına bakıp İbn Tufeyl'in Daniel Defoe'dan altı yüzyıl geri olduğunu söylemek de ikinci cins saçmalığa örnektir. ( ) Bu eserde, iki kapaklı, dört gözlü ve on iki çekmeceli Ermeni işi o şahane dolapta olduğu gibi, aklımızın içinde de, saatleri, mekânı, sayıları, kâğıtları ve bugün 'nedensellik', 'varlık', 'zorunluluk' dediğimiz nice ıvır zıvırı saklayan on iki göz olduğunu Alman Filozof Kant ın saf aklın on iki kategorisini sıraladığı o ünlü eserini yayımlayışından yirmi yıl önce göstermesine bakıp, Almanın onu taklit ettiği sonucunu çıkarmak da üçüncü cins saçmalığa örnektir. (Pamuk, 1999: ) 11 Kahraman ın adı Osman dır; ancak bu, romanda önemsiz bir ayrıntı gibi verildiği ve Osman da kendisi için kahraman dediği için biz de Osman ı yazının devamında böyle anmaya devam edeceğiz. 12 Kahraman, okuduğu kitabın adının Yeni Hayat olduğunu söylemektedir.

11 661 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık öğrendiği kitapta geçtiğini söylediği cümleler, Orhan Pamuk un Yeni Hayat adlı romanında da vardır. Örneğin kahramanın Neşati Akkalem adlı yazarın 13 Dahiler de Çocuktu eserinden alıntıladığı Biz can yoldaşı, yol arkadaşlarıydık, biz birbirimize koşulsuz destektik. (Pamuk, 1997: 240) cümlesi, romanın başka bir yerinde, kahramanın Canan için söylediği cümlelerin içinde geçmiştir: O ülkeye yaptığı yolculukta ben onun "yol arkadaşıydım". O ülkeyi yeniden keşfetmeye giderken birbirimize "destek" olacaktık. O yeni hayatı ararken iki kişinin daha "yaratıcı" olacağını düşünmek yanlış değildi. Biz canyoldaşı yol arkadaşlarıydık; biz birbirimize koşulsuz destektik; biz gözlükle ateş yakan Mari ile Ali gibi yaratıcıydık ve biz haftalar boyu gece otobüslerinde gövdelerimizi birbirine yaslayarak, yanyana oturduk. (Pamuk, 1997: 67). Kahraman, Rıfkı Hat ın kitabını yazarken örnek aldığı bir diğer yazar olan Jules Verne nin İsimsiz Aile isimli romanından da bir cümle almıştır: Ama bu yörede hiç ev yoktu, yıkıntılardan başka bir şey görülmüyordu. Bu harabeler zamandan değil de birtakım felaketler yüzünden oluşmuş gibi görünüyordu. (Pamuk, 1997: 240). Bu cümle, Orhan Pamuk un Yeni Hayat adlı romanında da kullanılmıştır: Dr. Narin'in sevimli kızlarıyla bir zamanlar yaşadığı konağa ve anılarımın mutlu dut ağacına doğru yürüdüm. Vadiye direkler dikilmiş, hatlar çekilmiş, elektrik gelmişti, ama bu yörede hiç ev yoktu, yıkıntılardan başka bir şey görülmüyordu. Bu harabeler zamandan değil de birtakım felaketler yüzünden oluşmuş gibi görünüyordu. (Pamuk, 1997: 257) Bu durumda, Kahraman ın romanın başında bahsettiği kitabın Orhan Pamuk un yazdığı Yeni Hayat romanı olduğunu düşünmemiz gerekecektir ki bu oldukça açık bir paradokstur: Gerçek hayatta var olduğu bilinen bir romanın kişilerinden biri, kahramanı olduğu romanı okuyamaz; çünkü gerçek hayatta var olduğu bilinen roman kahramanın yaşadığı kurmaca bir gerçekliktir ve kahraman için bu kurmaca gerçeklik, kurmaca bir yaşam olarak akmaktadır, kahraman bize yaşadıklarını (ve hatta ölümünü) an be an anlatmaktadır; oysaki Orhan Pamuk un Yeni Hayat adlı romanı tamamlanmış bir eser olarak, somut gerçekliğiyle vardır. Başından geçenleri bize anlatan kahraman, aynı zamanda romanın içinden gerçek okurun okuduğu romanı okuduğunu ifade etmektedir. Son cümlelerdeki karmaşa, Yeni Hayat romanındaki üstkurmacanın başarılı paradokslarla örülü olduğunun göstergesi olarak kabul edilebilir. D. Benim Adım Kırmızı Benim Adım Kırmızı nın en baskın özelliği romanın bir polisiye olmasıdır. Çünkü roman, bir maktul ün nasıl öldürüldüğünü anlatmasıyla ve katilinin mutlaka bulunması isteğiyle başlar: Şimdi bir ölüyüm ben, bir ceset, bir kuyunun dibinde. Son nefesimi vereli çok oldu, kalbim çoktan durdu, ama alçak katilim hariç kimse başıma gelenleri bilmiyor. O ise, iğrenç rezil, beni öldürdüğünden iyice emin olmak için nefesimi dinledi, nabzıma baktı, sonra böğrüme bir tekme attı, beni kuyuya taşıdı, kaldırıp aşağı bıraktı. Taşla önceden kırdığı kafatasım kuyuya düşerken parça parça oldu, yüzüm, alnım, yanaklarım ezildi yok oldu; kemiklerim kırıldı, ağzım kanla doldu. (Pamuk, 1998: 9) Buradan romanın bir diğer özelliğine geçiyoruz: Fantastik. Romanda bir ölüden başka, her ne kadar bu konuşmaların daha sonra bir nakkaşın elindeki resimleri seslendirmesi olduğu söylense de, bir köpek, bir ağaç, bir para, ölüm, kırmızı rengi, bir at ve şeytan konuşmuştur. Romanın başında öldürüldüğünü öğrendiğimiz Zarif Efendi den başka, onun katilin araştıran Kara nın Enişte si ve en son Katil de ölümlerini hatta ölümlerinden sonra yaşadıklarını anlatmışlardır. Enişte: Şimdi sizlere ölümümü anlatacağım. Şunu belki artık çoktan anladınız: Ölüm her şeyin sonu değil; bu kesin. Ama bütün kitapların yazdığı gibi, 13 Bu yazar, Kara Kitap ta adı geçen bir kahramandır.

12 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 662 inanılmayacak kadar da acı verici bir şey. Yalnız parçalanan kafatasım ve beynim değil, sanki her yerim, birbirinin içine geçe geçe, sancılarla sarsılarak yanıyor. Bu sınırsız acıya dayanmak o kadar zor ki, sanki aklımın bir kısmı tek çare onu unutarak tatlı bir uykuya zorlanıyor. (Pamuk, 1998: 200) Katil: Ben ise hançerimi bile doğrultamadım da çıkınlı elimi kaldırabildim. Çıkınım havaya uçtu. Kızıl kılıç hiç yavaşlamadan önce elimi kesti, sonra da boydan boya boynumu kesip kafamı kopardı. Kafanın koptuğunu, zavallı gövdemin beni bırakıp sersemce attığı iki tuhaf adımdan, hançeri aptalca sallayışından ve boynumdan fıskiye misali kanlar fışkırtarak yere yıkılmasından anladım. Kendi kendine yürüyen zavallı ayaklarım, tıpkı ölümden önce çırpınan zavallı bir at gibi boşu boşuna debelendiler. (Pamuk, 1998: 460) Romanda üstkurmaca olarak, romanın sonunda romanın başkahramanlarından Şeküre nin sarf ettiği şu cümle önemlidir: Resmedilemeyecek bu hikâyeyi, belki yazar diye, bu yüzden anlattım oğlum Orhan'a. Hasan'ın ve Kara'nın bana yolladığı mektupları, zavallı Zarif Efendi'nin üzerinden çıkan mürekkebi dağılmış at resimlerini çekinmeden verdim. Her zaman asabi, huysuz ve mutsuzdur ve sevmediklerine haksızlık etmekten hiç korkmaz. Bu yüzden Kara'yı olduğundan şaşkın, hayatlarımızı olduğundan zor, Şevket'i kötü ve beni olduğumdan güzel ve edepsiz anlatmışsa sakın inanmayın Orhan'a. Çünkü hikâyesi güzel olsun da inanalım diye kıvırmayacağı yalan yoktur. (Pamuk, 1998: 470). Yine romanda mesnevilerle biçim ve içerik açısından kurulan metinlerarası ilişkilerden de bahsedilebilir; ancak bu iki özellik yazarın en fazla Kara Kitap ve Yeni Hayat romanlarında oyun unsuru olarak kullanılmışlardır. Benim Adım Kırmızı nın bu postmodern tekniklerden çok Doğu-Batı düşüncesinin farklılığı, üslubun önemi, birey olma-cemaat olma temalarıyla ilişkili olduğu söylenebilir. E. Kar Yazarın Benim Adım Kırmızı dan sonraki romanı Kar, üstkurmaca özellikleri taşısa da hikâye nin ön plana çıktığı, Postmodern oyunların diğer romanlarına göre nispeten azaldığı bir romandır. Fethi Demir in Orhan Pamuk un Romancılık Serüveninde Yeni Bir Durak: Tematik Romanlar adlı makalesinde Orhan Pamuk un romancılığının üçüncü evresindeki tematik romanlar (Demir, 2011: 955) olarak nitelediği romanlardan ilki olan Kar romanı, ulusalcılarla muhafazakârlar arasındaki çatışmanın anlatıldığı siyasi bir romandır. Pamuk bu romanda da Postmodern teoriden faydalanmış, her kahramanına eşit durmaya çalışarak çoğulcu bir yaklaşımla kişilere yaklaşmıştır. Örneğin muhafazakâr Lacivert Eğitim enstitüsü müdürü az önce gözlerinin önünde vuruldu... Bu devletin tesettürlü kızlara baskısının Müslümanlarda yarattığı öfkenin sonucudur. Ama olay da tabii devletin yaptığı bir kışkırtmadır. Zavallı müdürü önce zulümlerinde kullandılar, sonra da bir meczuba vurdurttular ki Müslümanları suçlasınlar. (Pamuk, 2011b: 79) derken, ulusalcı Derviş Zaim de Ben de gençliğimde senin gibi Nişantaşı ve Beyoğlu sokaklarında yürürdüm, Batı filmlerini deli gibi seyrettim ve bütün Sartre'ları ve Zola'ları okudum, bizim geleceğimizin Avrupa olduğuna inandım. Şimdi bütün bu dünyanın yıkılmasına, kız kardeşlerinin başörtü takmaya zorlanmasına, şiirlerinin dine uygun değil diye İran'daki gibi yasaklanmasına seyirci kalabileceğini sanmam. Çünkü sen benim dünyamdansın, Kars'ta T.S. Eliot'un şiirlerini okumuş başka kimse yoktur. (Pamuk, 2011b: ) diyebilmiştir. Kar romanında, yazarın bir sonraki romanı Masumiyet Müzesi nde de tekrar edecek bir üstkurmaca uygulaması vardır: Roman yazarının bir karakter olarak romanın içine girmesi. Kar romanının içinde bir romancı Orhan Pamuk vardır; ancak kurmaca bir tür olan romandaki bütün karakterler gibi, romanın içindeki Orhan Pamuk da artık gerçek değil kurmacadır.

13 663 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık Bu üstkurmaca uygulamasının, Kara Kitap ve Yeni Hayat romanlarında olduğu gibi kurmacanın altını çizmek, üstkurmacayı bir oyun haline getirme niyetinden çok; modern romancıların inandırıcı olma kaygılarının bir parodisi olduğu söylenebilir. Bu inandırıcı olma parodisinin bir ucunda, anlatıcının anlattıklarını bant dökümleri, video kayıtları, gazete haberleri, raporlar ve hatta meteoroloji kayıtlarına kadar dayandırması (Yaprak, 2012: ) ve kurmaca Orhan Pamuk un romanın içinde Ka ile olan arkadaşlığına dair detaylar vermesi (Yaprak, 2013: 265); diğer ucunda da okurun son tahlilde bir roman okuduğunu bilmesi vardır. Bu kandırma-inanmama mücadelesinin roman içindeki bir oyun olduğu da düşünülebilir. Ancak son tahlilde Orhan Pamuk, Kendimi, kendime çok benzeyen ve okuyucuyla konuşan bir kişi olarak sunarak yeni anlamlar, sesler, kişilikler buluyorum. (Pamuk, 2010: 330) sözleriyle romanın dışında konuyu açıklığa kavuşturmuştur. F. Masumiyet Müzesi Masumiyet Müzesi, Kar gibi postmodern tekniklerin az kullanıldığı tematik bir romandır. (Demir, 2011: 955). Yazarın ilk tematik romanı siyasetle ilişkiliyken, Masumiyet Müzesi aşk la ilişkilidir. Çoklu okumalara oldukça elverişsiz bir roman olan Masumiyet Müzesi nde, en ön plana çıkan postmodern uygulama olarak, anlatıcının zaman zaman okurla konuşması, anlattıkları için hikâye demesi gibi anlatıcı merkezli üstkurmacalar dışında; sanatçının bir önceki romanı Kar da olduğu gibi, bir karakter olarak romanın içinde yer almasından da bahsedebiliriz. Romanda Orhan Pamuk sahneleri ise şu şekilde başlar: Romanın âşığı Kemal Bey, âşık olduğu ve ulaşamadığı Füsun un evine gider gelirken, Füsun un evine her gidişinde oradan bir eşya aşırmış ve bu eşyalardan bir müze kurmayı tasarlamıştır. Eserin son bölümü olan Mutluluk kısmında, anlatıcı müzesinin bir kataloğu olması gerektiğini düşünür. Bu kataloğun roman gibi olmasını ister. Buradan hareketle bir yazar fikrine ve bu fikirden de yazar Orhan Pamuk a ulaşır. (Yaprak, 2012: 58) Kemal Bey, Orhan Pamuk u tercih etme gerekçesini de şöyle açıklar: Bu kitabı, benim ağzımdan ve benim onayımla anlatan Orhan Pamuk beyefendiyi böyle aradım. Babası ve amcası, babamla, bizimkilerle bir zamanlar iş yapmışlardı. Servetlerini kaybetmiş eski Nişantaşlı bir ailedendi ve hikâyemin arka planını da iyi kavrar diye düşünmüştüm. Hikâye anlatmayı ciddi bir şekilde seven, işine bağlı bir adammış diye de duymuştum. (Pamuk, 2008: 565) Orhan Pamuk un, bu cümlelerle son tahlilde, bir roman kahramanı aracılığıyla kendisini övmesi roman sanatının ulaştığı imkânlar açısından dikkate değerdir. Kurmaca bir eserde bir müze kurma fikrinden bahsedilmesi oldukça doğaldır. Ancak sıra dışı olan şey, bu müzenin 28 Nisan 2012 tarihinde Çukurcuma da açılmasıdır. Postmodernizm, gerçek ile gerçek dışının, gerçek ile kurmacanın iç içe olduğu, akıl ve mantığın zorlandığı (Ayyıldız ve Birgören, 2009: 123) bir düşünce biçimi olduğu için, Pamuk un, bir kahramanının kurmak istediği müzeyi gerçek hayatta da açması, kurmacadan gerçeğe uzanan sıra dışı bir gerçeklik oluşmasını sağlamıştır. Müzenin gerçek hayatta da açılması, müzeyi gezenlerde ister istemez, romanda okunanların gerçekliğiyle ilgili şüphelerin oluşmasını sağlaması bakımından oldukça ilginç bir durum ortaya çıkarmıştır. Bu ilginçlik Orhan Pamuk un bir karakter olarak romanın içinde girmesiyle, karşılıklı bir geçişi de işaret etmektedir: Kurmacadan gerçeğe, gerçekten kurmacaya

14 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı Kafamda Bir Tuhaflık Romanında Postmodern Unsurlar Masumiyet Müzesi nden altı yıl sonra yayımlanan Kafamda Bir Tuhaflık adlı romanıyla Pamuk, temayla postmodern oyunları kaynaştırmış gibidir. Romanda Mevlut un yaşadığı ilginç olaylar, aşklar, geçim mücadelesi; İstanbul un geçirdiği inanılmaz değişim anlatılırken deneysellikten de ödün verilmemiş, roman özellikle bakış açısı kullanımıyla bir yeniliğe imza atmıştır. Yazarın son iki romanında olduğu gibi bu romanında da anlatıcı kendisini gösterir; ancak yine son iki romanından farklı olarak anlatıcının kimliği açıklanmaz. Roman, özellikle Kara Kitap la kurduğu metinlerarası ilişki, hafif polisiye yönü, yer yer fantastik ve mizahi öğelerin de yer almasıyla, roman hakkında bir değerlendirme yazısı yayımlanan Hatice Bildirici nin de ifade ettiği gibi postmodern ve eğlenceli bir roman (Bildirici, 2015: 122) olarak nitelenebilir. Yazının devamında yukarıda Orhan Pamuk un önceki romanlarında örnekleri verilen postmodern romanın özellikleri, bu defa sanatçının son romanı üzerinden gösterilecektir: A. Üstkurmaca Romanın ilk cümlesi bize hemen üstkurmacayı gösterir: Bu, boza ve yoğurt satıcısı Mevlut Karataş ın hayatının ve hayallerinin hikâyesi. (Pamuk, 2014:15) Bu zamirinin açıkça işaret ettiği roman ın ilk sayfasında, kurmacanın ifşasına devam edilmiştir: Kahramanımız Mevlut uzun boylu, sağlam ama zarif yapılı, iyi görünüşlüydü. ( )Yalnız gençliğinde değil, kırkından sonra bile yüzünün çocuksu olmasını ve kadınların onu güzel bulmasını, Mevlut un bu iki temel özelliğini hikâyemizin anlaşılması için arada bir okurlarıma hatırlatacağım. Mevlut un her zaman iyimser ve iyi niyetli olmasını bazılarına göre saflığını ise ayrıca hatırlatmama gerek kalmayacak, siz de göreceksiniz. Okurlarım benim gibi Mevlut la tanışsalardı, onu yakışıklı ve çocuksu bulan kadınlara hak verirler, hikâyemi renklendirmek için abartmadığımı teslim ederlerdi. Bu vesileyle, bütünüyle gerçek olaylara dayanan bu kitap boyunca hiç abartmayacağımı, zaten olup bitmiş bazı tuhaf olayları, okurlarımın daha iyi takip edip anlamasına yardım edecek bir şekilde sıralamakla yetineceğimi belirteyim. Kahramanımızın hayatını ve hayallerini daha iyi anlatabilmek için hikâyesinin ortasından bir yerden başlayacak, önce Mevlut un 1982 Haziran ında (Konya nın Beyşehir kazasına bağlı) komşu Gümüşdere köyünden kız kaçırmasını anlatacağım. (Pamuk, 2014: 15) Bu cümlelerdeki paradokslar oldukça belirgindir: Orhan Pamuk rolü yapan anlatıcı, Mevlut için hem hikâyemizin kahramanı demekte hem de onunla tanıştığını ifade etmektedir. Okura seslenen anlatıcı, hem bütünüyle gerçek olaylara dayanan bu kitap boyunca hiç abartmayacağımı, zaten olup bitmiş bazı tuhaf olayları, okurlarımın daha iyi takip edip anlamasına yardım edecek bir şekilde sıralamakla yetineceğimi belirteyim. (Pamuk, 2014: 15) diyerek gerçekçi olduğunu ilan etmekte hem de bir hikâye kurguladığını ifşa ederek Kahramanımızın hayatını ve hayallerini daha iyi anlatabilmek için hikâyesinin ortasından bir yerden başlayacak (Pamuk, 2014: 15) ifadesini kullanmaktadır. Roman yazarı Orhan Pamuk un tanıştığı bir kişinin başından geçenleri anlatması durumunda, bu dediği kitap bir roman 14 değil biyografi olurdu ve bu durumda da biyografi yazarı, anlattıkları için hikâye, hayatını anlattığı kişiye de kahraman demezdi. Bu tür cümlelerin aslında realist-natüralist romanların gerçekçilik anlayışının ya da realist-naturalist roman yazmak isteyen bir romantik yazarın bir parodisi olduğu söylenebilir: Hem kurguyu ifşa etmek hem de gerçekçilikten bahsetmek. 14 Kaldı ki kitabın iç kapağında kitap için zaten roman denmektedir.

15 665 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık Romanın ikinci bölümünün ilk sayfasında da yine oldukça belirgin bir üstkurmaca uygulaması vardır: Bu noktada, hikâyemizin tam anlaşılması için, önce bozanın ne olduğunu bilmeyen dünya okurlarına ve onu önümüzdeki yirmi otuz yılda ne yazık ki unutacağını tahmin ettiğim gelecek kuşak Türk okurlarına, bu içeceğin darının mayalanmasıyla yapılan, ağır kıvamlı, hoş kokulu, koyu sarımsı, hafifçe alkollü geleneksel bir Asya içeceği olduğunu hemen söyleyeyim ki, zaten tuhaf olaylarla dolu hikâyemiz büsbütün tuhaf sanılmasın. (Pamuk, 2014: 27) Bu cümlelerle sadece romanı okumakta olan okura değil, roman çevrildiğinde onu okuyacak dünya okurlarına ve gelecekte romanı okuyacak olan Türk okurlarına da seslenilmiş olur. İlk iki bölümün girişinden sonra üçüncü bölümün başında da yine romanın inşası gözler önüne serilerek bir başka üstkurmaca uygulamasına yer verilmiştir: Şimdi Mevlut un kararını, Rayiha ya bağlılığını ve köpek korkusunu anlamak için çocukluğuna dönelim. (Pamuk, 2014: 45) Mevlut un başından geçenlerin gerçek hayattaki gibi kronolojik değil de yazarın zamanı düzenlemesiyle ileri ya da geri atlamalarla anlatılması da bir başka üstkurmaca uygulamasıdır. Yukarıdakiler dışında, romanda kullanılan üstkurmaca teknikleri aşağıdaki gibidir: I. Kurmacayı Belirginleştirmek: Bu üstkurmaca uygulamasında anlatıcılar, açıkça roman, hikâye kelimelerini kullanarak, bu zamiriyle ima ederek, roman kişilerinden kahraman diye bahsederek, okunmakta olan romanın yapısına ya da konusuna göndermede bulunarak kurmacaya işaret etmektedir: Ferhat. 15 Bu hikâyeyi dikkatle takip ediyorsanız, insanın Mevlut a kolayca kızamayacağını anlamışsınızdır, ama ben kızdım ona. (Pamuk, 2014: 145) Kitabımızın başında hikâye edildiği gibi on iki yıl sonra baba oğul haydutlarca soyulacağı bu yerden, Boğaz dan karanlıkta geçen petrol tankerlerine ve minareler arasındaki mahyalara bakarken İstanbul da bir evi ve o evde kendisini bekleyen Rayiha gibi tatlı bir kız olduğu için ne kadar talihli olduğunu düşünürdü Mevlut. (Pamuk, 2014: 188). Şimdi hikâye aynı noktaya geldiği için romanımızın II. kısmını yeniden okumayı tavsiye ediyorum okurlarıma. (Pamuk, 2014: 309) Benim evlenmeme cömertçe yardım ettiği için de kendisine burada teşekkür ediyorum. (Pamuk, 2014: 122) Milliyet gazetesinde Celâl Salik Onda bir yıldızın kadife sesi var, diye yazmıştır benim için. Müzik hayatımda hakkımda söylenmiş en büyük sözdür. Rahmetli Celâl Bey e ve bu kitapta şarkıcı adımla yer almamı sağlayanlara teşekkür ederim. (Pamuk, 2014: 250). Mevlut u Osmanbey de yeni açılmış bir yere götürdü ve kahramanımızı çok huzursuz eden bir şey istedi ondan. (Pamuk, 2014: 392) Samiha. Başkaları ne der diye düşündüğünden, Ferhat bizim hikâyemizin en güzel yerlerini mahrem diye geçiştiriyor. (Pamuk, 2014: 233) bu cümlelerle Samiha hem hikâye yi ifşa etmiş hem de Ferhat ın da bir anlatıcı olarak konuştuğunu bildiğini ifade etmiş olur. Aşağıdaki örneklerde ise yukarıdakiler gibi açıkça metne işaret edilmese de okunmakta olan metnin yazılış üslubuna göndermede bulunularak kurmaca ifşa edilmiştir: 15 Romanda kahraman sözlerine başlamadan önce kahramanın adı koyu harflerle yazılmakta ve sonuna nokta konmaktadır.

16 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 666 Şimdi Mevlut un kararını, Rayiha ya bağlılığını ve köpek korkusunu anlamak için çocukluğuna dönelim. (Pamuk, 2014: 45) Bu ifadelerdeki dönelim kelimesiyle, anlatıcının varlığı belirginleştirilmiş ve romanın anlatımı görünür kılınmıştır. Süleyman. Mevlut kaçırdığı kızın, ağabeyimin nikâhında bir kere göz göze geldiği güzel Samiha değil, güzel olmayan ablası Rayiha olduğunu sizce ne zaman anladı? Köyde karanlıkta bahçede Rayiha ile karşılaşır karşılaşmaz mı? Yoksa birlikte dere tepe kaçarlarken yüzünü görünce mi? Kamyonete, yanıma oturduğunda anlamış mıydı? Kamyonette ona Yaramaz bir durum mu var? diye, Ağzını bıçak açmıyor? diye bunu anlamak için sordum. Ama Mevlut hiç renk vermedi. (Pamuk, 2014: 177). Bu cümlelerle kahraman, okurun neyi bilip neyi bilmediğini bildiğini, romanda hangi ayrıntılara değinildiğinin farkında olduğunu ifşa ediyor. Bu yüzden romandaki bazı sahnelere, konuşmalara gönderme yapıyor. Ferhat. Benim hakkımda yanlış bir fikir edinmeyesiniz diye bir dakikalığına araya giriyorum: Ben sorumluluklarını bilen, çalışkan ve şerefli bir erkeğim ve aslında karımın ev dışında çalışmasına asla göz yummam. (Pamuk, 2014: 234). Bir roman kahramanı araya girdiğini ifade ederek bir anlatım olduğunu açığa çıkarmıştır. II. Kahramanların Okura Seslenmesi: Bir üstkurmaca uygulaması olan, anlatının akışı kesilerek doğrudan okuyucuya seslenildiği parabasis, metinsel özfarkındalığı (Yıldırım, 2011: 1787) sağlayarak üstkurmacayı işaret eder. Parabasis, Antik Yunan tiyatrosunda Koro'nun oyundan bağımsız olarak, yazar adına seyirciye seslenişi (Yüksel, 1990: 562)dir. Bu seslenişler Antik tiyatrodan sonra romantik ironi olarak romantik romanlarda 16 (Yıldırım, 2011: 1787), daha sonra da postmodern romanlarda 17 (Işıksalan, 2007: 429) görülmüştür. Romanda otuz yedi tane olduğu tespit edilen bu üstkurmaca uygulaması çeşitli gruplara ayrılarak tasnif edilmiştir: a. Açıklama: Bu seslenişlerde kahramanın okuru, duyguları, düşünceleri hakkında bilgilendirdiği, böylece okurun hem kahramanlar hem de entrik kurgu hakkında bilgi sahibi olmasının sağlandığı görülmektedir. Kahramanların yirmi üç defa bu şekilde okura seslendiği tespit edilmiş; ancak bunların on tanesi örnek olarak aşağıda sıralanmıştır: Bendeniz, bir gün inşallah karşılaşırsak kendi gözünüzle de göreceksiniz, ince narinceyimdir. (Pamuk, 2014: 47) Bu yalana inandım. Belki de yalan olduğunu kesinlikle biliyor, benim bu kadar kolay kandırılmama gülüyorsunuzdur. O zaman size şunu söyleyeyim: Her şeyle alay edenler ne gerçekten âşık olabilir ne de gerçekten Allah a inanabilirler. (Pamuk, 2014: 124) Ailemizde hala sokak sokak yoğurt satan birinin olması inanın içimi acıtıyor. (Pamuk, 2014: 140) 16 Yıldırım, romantik ironi nin postmodern üstkurmacanın öncüsü olduğunu şu sözlerle açıklamış olur: Romantik ironik söylemin diğer bir belirtisi de sanatçının eserinin gerçek olmadığını, bir kurgu olduğunu gösteren açık ya da imalı sözleridir. Bu yönden bakıldığında Felatun Bey ile Rakım Efendi romanının romantik ironik bir perspektifinin olduğu açıktır. (Yıldırım, 2011: 1787) 17 Karakteristik özellikleri itibariyle romantizme benzeyen postmodernist estetikte, kurmaca dünyayı üstkurmaca düzlemine taşımada romantik ekol, temel itki yapmıştır....bu ekol yazarlarının özellikle uyguladığı bir yöntem olduğu için edebiyat biliminde romantik ironi olarak anılan kurmacaya karşı mesafe ilkesi, metafictionun tarihsel temelidir * (Işıksalan, 2007: 429) * Yazarın alıntıladığı kaynak: Aytaç, Gürsel. (1999). Genel Edebiyat Bilimi. Papirüs Yayınları: İstanbul, s. 207

17 667 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık Eğer Mevlut un kötülüğünü isteseydim, bazılarınızın sandığı gibi ona kazık atıyor olsaydım, İstanbul da gece rakı sarhoşuyken Rayiha yı ayarlayayım diye bana verdiği Kültepe deki evin kâğıdını ona geri vermezdim, değil mi? (Pamuk, 2014: 173) Süleyman şehirde çok az gezdirdi beni, biliyor musunuz niye? (Bunu da çok düşündüm.) Çünkü hem benle yakın olmak isterdi hem de bir erkekle evlenmeden önce fazla yakınlaşan bir kıza saygısı azalırdı. (Pamuk, 2014: 209) Ona kaçtığım ilk akşam Ferhat ile elbiselerimizi çıkarmadan yattık ve sevişmedik. Bu mahrem şeyleri siz roman okurlarıyla dürüstçe paylaşıyorum çünkü okurun hikâyemden insani ibret almasını diliyorum. (Pamuk, 2014: 227) Yazları Mevlut akşamları bizimle birlikte olduğu için memnundu hayatından. Ama o söylemez, ben söyleyeyim: Yazları kışlardan da az kazanıyorduk. (Pamuk, 2014: 255) Bunları anlattım ki, bir aşk hikâyesi dinlemeye hazırlanan sizler yanlış bir beklentiye girmeyin. (Pamuk, 2014: 325) O Samiha nın şimdiden kızlarımı hediyelerle, hikâyelerle, güzelliği ve parası ile tavladığını sizin gibi ben de görüyorum, ama söylesem hemen herkes, en başta da sizler, Aa, nereden çıkarıyorsun Rayiha? Kızlar teyzeleriyle biraz gülüşüp oynayamazlar mı? dersiniz hep bir ağızdan. (Pamuk, 2014: 337) Altı ay sonra, 1997 kışında Mevlut tahsildarlığa alışmıştı, dertlenmeyin onun için. (Pamuk, 2014: 369) b. Düzeltme: Bu seslenişlerde kahramanlar, okurun kendileri ya da roman gerçekliğindeki olaylarla ilgili yanlış anlaşılmaları engellemek için okura seslenmiş ve dikkatini çekmiştir. Ama yanlış anlaşılmasın, Mevlut için en mükemmel okul mutluluğu, hem arkadakilerin yaptığı şakalara gülebilmek hem de Nazlı Öğretmen i dinleyebilmekti. (Pamuk, 2014: 76) Bütün bunlardan, Nisan ayında, Fatma adını verdiğimiz kızımız doğunca Mevlut un karalar bağladığını, erkek doğuramadım diye de bana kötü davrandığını sanmayın sakın. (Pamuk, 2014: 204) Fevziye nin kim bilir ne maceralar yaşadığını sanmayın sakın: (Pamuk, 2014: 213) Bakın bana: Ben kimsenin kölesi, haremi, esiri değilim... Bakın bana: Özgür olmak nedir anlayın. Masa altından rakı içe içe zil zurna sarhoş olunca Ferhat ı sonunda ben toparladım. (Pamuk, 2014: 234) Yanlış anlamayın, kızımı kaçırdığı için değil, hizmetçilik ettirdiği için ayıplıyordum bu adamı. (Pamuk, 2014: 267) Bazan kendimi tutamayıp bizim bozacı kafadarların dükkânının önünden geçiyorum. Yanlış anlamayın, aşk acısıyla ağlamak için değil, gülmek için tabii ki... (Pamuk, 2014: 323) Yanlış anlamayın, kalbimi kıran tek şey, sırf kötü ruhlu oğlu ile evlendi diye Vedihacığımın bu renksiz, sessiz adama kendi öz babasının yanında ikide bir Babacığım demesidir. (Pamuk, 2014: 406)

18 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 668 c. Gizleme: Bu seslenişlerde kahramanlar bazı şeyleri okurdan gizleyerek bazen merak duygusunu körüklemiş bazen mahremiyet duygularının olduğunu ifade ederek okurda gerçeklik duygusu uyandırmak istemişler bazen de okurla sırlarını paylaşarak iç dünyalarındaki asıl düşünceyi ifade etmişlerdir: Daha kaçmadı, kaçırılmadı. Dönecektir. Sakın yanlış anlamayın. Lütfen yazmayın ve YAZARAK OLAYI BÜYÜTMEYİN dedim. Şerefli bir kızı lekelemeyin.( ) Yazmayın, çünkü kaçtığı doğru değil. Yanlış anlaşılacak! (Pamuk, 2014: 207) Ben de ağladım, ama Samiha nın iyi yaptığını da düşünmedim değil bu aramızda kalsın. Evet, zavallı Süleyman çok âşıktı ona. (Pamuk, 2014: 208) İzimizi kaybettirince bir büfede duruyor ve karton şişelerden ayran içiyoruz. Sevgilimin bıyıkları ayrandan beyaz oldu. Boşuna uğraşmayın, adını vermem ve hiç bulamazsınız bizi. (Pamuk, 2014: 209) Nasıl sevişirdik, evlenmeden önce gebe kalmamak için neler yapardım, bunları size anlatmayacağım, (Pamuk, 2014: 228) Ferhat Gaziosmanpaşa ya gidiyor, Süleyman ın korkusundan İstanbul a hiç inmiyor (benim indiğimi de bilmiyordu hiç aramızda kalsın), kazandığı parayı biriktirdiğini söylüyordu ama bir banka hesabı bile yoktu. (Pamuk, 2014: 229) Kızlardan hangisi babasını bana ihbar etti, onu söylemem. (Pamuk, 2014: 372) Mevlut bana arada bir tatlı sözler söylüyordu, ama bunları sizin bilmeniz gerekmiyor. (Pamuk, 2014: 427) Görüldüğü üzere roman yazarı, kahramanları konuşturarak hem metnin daha iyi anlaşılmasını, hem de okurun meraklanmasını sağlamıştır. III. Romanın Anlatıcı-Kahraman İşbirliğiyle Anlatılması: Kafamda Bir Tuhaflık romanında bir başka üstkurmaca uygulaması daha vardır: 1. tekil ağızdan konuşan kahramanların, romanı, 3. tekil anlatıcıyla işbirliği halinde, birlikte anlatması. Orhan Pamuk un, ilk defa kendisi tarafından uygulandığını ve bunun dünya edebiyatında bir örneği olmadığını ifade ettiği (Pamuk, 2014: 9) bu yeni anlatım tekniği, daha önce kullanılan çoklu bakış açısı ndan farklıdır. Farklılık, Orhan Pamuk un daha önce çoklu bakış açısını kullandığı diğer iki romanı, Sessiz Ev ve Benim Adım Kırmızı üzerinden açıklanabilir: Orhan Pamuk un Sessiz Ev ve Benim Adım Kırmızı romanındaki anlatıcılar, başından geçenleri romanın olay akışına göre değil, kendi yaşadıklarına göre anlatmışlardır. Romancı, bu anlatımları derleyip bir araya getirmiş gibidir. Hiçbir anlatıcı diğerinin okura söylediklerinden haberdar değildir, anlattıklarında diğer bir anlatıcıya cevap niteliği taşıyan doğrudan ifadeler bulunmaz. Bu duruma yaklaşan tek durum, Benim Adım Kırmızı da çeşitli anlatıcıların Erzurumlular la dalga geçtiği, bazıları cevabî nitelik taşıyan, birbirini takip eden mizahi hikâyeciklerdir ki onlarda da romanın ilerleyen sayfalarında bu anlatıcıların aslında tek bir kişi olduğunun öğrenilmesiyle, aslında tek bir kişinin konuşturduğu şeylerin Erzurumları laf atmak için kullanıldığını öğreniriz. Kafamda Bir Tuhaflık ta ise kahramanlar anlatıcıdan sözü alıp ona ya da kendisinden önceki kahraman anlatıcıya cevaplar vermekte, her kahraman anlatıcı ilerleyen olayı kendi cephesinden anlatmaktadır. Hatice Bildirici bu anlatım tekniğini şöyle açıklar: Anlatıcılar sıraya girip bize gidişatı kronik yapıdan uzaklaşmadan yani geri dönüşler sağlamak amacıyla değil, olayları aktarmak ve kendi hislerini açıklamak için söz

19 669 Postmodernizm, Orhan Pamuk un Postmodern Romanları ve Kafamda Bir Tuhaflık alırlar. Benim Adım Kırmızı daki gibi bölümler halinde söz almazlar. Bazen bir iki satırda laflarını edip geriye çekilirler bazen bir iki sayfa konuşurlar. Romanın, tanrısal bakış açısına sahip üçüncü kişili anlatıcısı, kahramanların ikide bir lafa girmelerinden memnundur. Adeta o daha iyi bilir, bunu o anlatsın deyip geri çekilir. Hikâyesinin kişilerine, daha doğrusu o kişilerin fikirlerine pek değer veren bir anlatıcıya sahip olmasıyla ve bunun daha önce uygulanmamış olmasıyla da bu roman anlatım tekniği olarak deneyseldir. (Bildirici, 2015: 123) Pamuk, bu yeni anlatıcı tavrıyla, kahramanların bir romanın parçası olduklarını bize hissettirdiklerini söyledikten sonra, bu anlatıcının neden kullandığını şöyle açıklar: Benim amacım biraz hızlılık, yeni bir nokta bularak anlatımı hızlandırmak. Yani kahraman da bundan önce yazılanlara gönderme yapıyor. Bu, romanı hızlandırır. Hemen başkasının çengeline atıyor hikâyeyi, tartışmaya başlıyor. Hâlbuki öte yandan, o kahraman araya başka dolayımlar koyacak, onu öğreneceğiz, o fikirde olmadığını söyleyecek, yarım sayfa gidecek. Oysa bu teknik hızlandırıyor. Hikâye renkli, dolu oluyor. Küçük bir sürpriz etkisi de var okurda. Gene bu Orhan ne yapmış, biraz oyuncaklı. (Gümüş, 2015b: 29) Romanın genelinde görülen bu durumun en belirgin olduğu bölüm, Samiha nın kaçışının anlatıldığı, Samiha nın Kaçması adlı bölümdür. Bölümde olay, her bir kahramanın bakış açısından devam ettirilerek anlatılmıştır. Bölümdeki olay, Vediha nın bakış açısıyla başlar: Vediha. Öğleden sonra Samiha başında örtü, elinde bavulu birden bizim odanın kapısında belirdi. Tir tir titriyordu. Hayrola? dedim. Abla ben başkasına âşık oldum, onunla kaçıyorum, taksi geldi. (Pamuk, 2014: 206) Samiha nın kaçtığı okura duyurulmuştur. Vediha, kendi bakış açısında: Vediha. Babamla köye dönün! dedim. Sonra kaçarsın! Şimdi burada bütün suçu bana atacaklar, ben ayarladım sanacaklar. Bunlar beni öldürür, biliyorsun Samiha. Kim bu adam? (Pamuk, 2014: 206) dedikten sonra sözü Samiha devralır ve Samiha. Ablama hak verdim. Dur taksiyi yollayayım, dedim. Ama evin kapısından çıkarken kapıdaki bavulumu gene de almışım elime. (Pamuk, 2014: 207) der. Samiha kararından vazgeçmiştir. Ancak taksiye doğru giderken taksiden içeri doğru çekilir: Vazgeçtim, ablam ağlıyor, demeyi düşünüyordum ki, taksinin kapısı açıldı, beni içeri çektiler. Dönüp de ablacığıma son bir kere daha bakamadım bile. (Pamuk, 2014: 207). Bundan sonra sözü yeniden alan Vediha olayı anlatmaya devam eder: Vediha. Samiha yı zorla arabanın içine aldılar. Pencereden gözlerimle gördüm. İmdat diye bağırdım. (Pamuk, 2014: 207) Kahramanlar olayı kendi bakış açılarından anlatmaya devam ederken Süleyman Yazmayın, çünkü kaçtığı doğru değil. Yanlış anlaşılacak! (Pamuk, 2014: 207) diyerek bir yazı dünyasına işaret ederek anlatıcıya, hatta belki de, romancı Orhan Pamuk a seslenir. Samiha nın Süleyman ın bu seslenişine verdiği cevap da çok ilginçtir: Samiha. Hayır, doğru anlıyorlar. Kaçtım. Hem de kendi isteğimle. İşittikleriniz doğru. Ben de inanamıyorum. Âşık oldum! (Pamuk, 2014: 207) Bir önceki anlatıcıya laf atma ya bir diğer ilginç örnek söz konusu bölümde Süleyman ile kaçak Samiha arasındadır. Süleyman kaçırılma olayıyla ilgili şu yorumu yapar: Kimsenin İstanbul un tam ortasında güpegündüz sözlümü kaçırmaya cesaret edeceğine ihtimal vermediğim için gördüğüm şeye hâlâ inanmıyordum. (Pamuk, 2014: 209) Süleyman ın hemen ardından sözü alan Samiha ise şöyle söyleyerek Süleyman a cevap verir: Ne Duttepe İstanbul un tam ortası olur ne de bildiğiniz gibi ben kendim Süleyman a bir söz verdim. (Pamuk, 2014: 209) Bu anlatıcı tavrı romanın genelinde gözlemlenebilir; ancak bu anlatıcı özelliğinin en belirgin örnekleri üç grupta gösterilecektir:

20 Tahsin Yaprak - Mustafa Said Kıymaz - Emrah Sermisakçı 670 a. 3. Tekil anlatıcının sözünü devam ettiren/cevap veren kahraman: Sokak kavgalarında, trafik kazalarında, yan kesicilik ya da kadınların taciz edilmesi gibi durumlarla karşılaştıklarında, çığlıklar atılırken, tehditler savrulur, küfürler edilir, bıçaklar çekilirken babası hemen olay yerinden uzaklaşırdı. Mustafa Efendi. Hemen şahit yazarlar, aman dikkat, derdim Mevlut a. Devlet bir kere seni kayda alınca bitersin. (Pamuk, 2014: 67) Oysa sokak yoğurtçuluğu ile para kazanmanın gittikçe güçleştiğini, ailelerin yoğurdu cam kaplarda bakkallardan alıp masalarının üzerine koymaya hızla alıştığını da kendi gözleriyle görüyordu. ( ) Mustafa Efendi. İş 1960 larda çıkan cam kâselerde kalsaydı kolaydı. Toprak kaplar benzeri o ilk yoğurt kâseleri kalın ve ağırdı (Pamuk, 2014: 121) b. Kahramanın sözünü devam ettiren/cevap veren 3. tekil anlatıcı (Damat konuşuyor): Bir gün derste bu konularda dertleşiyorduk ki: 1019, Mevlut Karataş, çok konuşuyorsun, arkaya geç! demişti biyoloji hocası İri Melahat. Hocam hiç konuşmuyorduk! demiştim ben, Mevlut un sandığı gibi şövalye ruhlu olduğum için değil, Melahat in benim gibi bir iyi aile çocuğunu asla arka sıraya sürgün etmeyeceğini bildiğim için. 18 Ama Mevlut arka sıraya atıldığı için fazla dertlenmedi. (Pamuk, 2014: 74) (Süleyman konuşuyor) : Dikkat Hacı Hamit geldi beyler. Eee ne yapalım? Ayağa kalkıp İstiklal Marşı mı okuyalım? Şişeyi saklayın, limonata bardağından bile içmeyin, çok uyanıktır, hemen fark eder. Çok kızar böyle şeylere, keser hemen cezayı. Hacı Hamit Vural adamlarıyla içeri girdiğinde Mevlut uzakta, gelin masasında oturan kızlara bakıyordu. (Pamuk, 2014: 135) (Rayiha konuşuyor) : Öğleden sonra güneş küçük daireyi ısıtınca yoruldum ve yatağa uzandım. Mevlut da yanına uzanınca ilk defa birbirlerine sarılıp öpüştüler. (Pamuk, 2014: 179) (Süleyman konuşuyor) : Bir başka mezarın kenarına oturttum onu. Rayiha nın tabutu gömülene, kalabalık dağılana kadar Mevlut yerinden kalkmadı. Aslında Mevlut, Süleyman ın onu oturttuğu yerde, mezarlıkta kalmak istemişti. (Pamuk, 2014: 351) c. Başka bir kahramanın sözünü devam ettiren/cevap veren kahraman: (Vediha konuşuyor) : Bozkurt ile Turan ın uslandığını, kızlarla bizim eve gelmesini söyleyecektim, babam bambaşka bir konu açtı ve çok kızdık ona. Abdurrahman Efendi. Bana niye kızıyorlar anlamıyorum. Bir babanın kızlarının mutluluğundan başka bir şeyi düşünmemesinden daha tabii ne olabilir? (Pamuk, 2014: 268) 18 Bu şekil, romanda 3. tekil anlatıcıya dönüldüğünü ifade etmek için kullanılmıştır.

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYIN KURULU Hazırlayanlar Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYINA HAZIRLAYANLAR KURULU Kurumsal Yayınlar Yönetmeni Saime YILDIRIM Kurumsal Yayınlar Birimi Dizgi & Grafik Mustafa

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

II) Hikâye Dışı düzlemi

II) Hikâye Dışı düzlemi HİKÂYE ETME DÜZLEMLERİ Prof. Dr. Rıza FİLİZOK Günümüz edebiyat araştırmalarında yeni bir bilim anlayışının derin izleri vardır. Özellikle yapısal metin analizinde artık temel kavramlar görecelilik ve fonksiyon

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com GÜNLÜK (GÜNCE) 1 GÜNLÜK Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları, gözlem, izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3 ( Bu mektup 10 Şubat 2014-11 Nisan 2014 tarihleri arasında yapılacak çalışmaları belirtmektedir.) HAYAT BİLGİSİ 2.TEMAMIZ :BENİM EŞSİZ

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu:

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) dil öğrencilerinin bilgi beceri ve yeterlilik düzeylerinin belirlenmesinde standart

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No. ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI 1.KURUMUN ADI 2.KURUMUN ADRESİ 3.KURUCU TEMSİLCİSİ ADI :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.79 Fethiye /MUĞLA :ARTI ÖZEL

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR?

6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR? 6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR? 1. LYS EDEBİYAT SORULARIN GELDİĞİ KONULAR LYS 3 adı verilen test türünden toplam 56 soru geliyor. Bu sorular dil anlatım ve edebiyat bilgileri olmak üzere ikiye

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (08Aralık 2014-23 Ocak 2015)

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (08Aralık 2014-23 Ocak 2015) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (08Aralık 2014-23 Ocak 2015) Sayın Velimiz, Sizlerle daha önce paylaştığımız gibi okulumuzda PYP çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 Sayın Veli, Bu mektubumuzda, 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılı MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlkokulu,3. Sınıflar sınıf öğretmenleri zümresi

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr.

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili Ve Edebiyatı Marmara 2000 Y. Lisans Yeni Türk Edebiyatı Marmara

Detaylı

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Đyi bir başarı için gerekli olanşartlar Çocuğunu desteklemek isteyen annebabalar için çeşitli tavsiyeler Elisabeth Grammel und Claudia Winklhofer Übersetzung: Abdullah

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

REGGİO EMİLİA TÜRKİYE İÇİN BİÇİLMİŞ KAFTANDIR!

REGGİO EMİLİA TÜRKİYE İÇİN BİÇİLMİŞ KAFTANDIR! Bu yazı Doç. Dr. Hatice Zeynep İnan tarafından www.alternatifokullar.com hazırlanmıştır. Doç. Dr. Hatice Zeynep İNAN Okul Öncesi Eğitimi ABD Başkanı Dumlupınar Üniversitesi (Ohio State University, MA &

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ fizik güncesi MARMARİS KAMPÜSÜ Haftalık E-bülten Sayı: 3 / 13.03.2015 Hazırlayanlar Defne TÜRKER Herkes zekidir. Ancak bir balığı ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS)

TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS) TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS) TEDÜ-İYS ileri düzey bir İngilizce sınavı olup, üniversitemizde lisans eğitimi almak için başvuran öğrencilerin ilgili fakültelerdeki bölümlerinde

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

Senenin Son Yenilikleri

Senenin Son Yenilikleri Senenin Son Yenilikleri 000 Genel Bilgiler Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın Bilimcilerin böylesi gerçekleri ortaya çıkarması sizce de şahane değil mi? Yazar: Rik Kuiper 150: Psikoloji Başarıya Götüren Aile

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Anlama ve Yazma Becerileri

Anlama ve Yazma Becerileri Anlama ve Yazma Becerileri Bahar ÜRKMEZ Sınıf Öğretmeni baharurkmez@terakki.org.tr Serdar ÖZMEN Sınıf Öğretmeni serdarozmen@terakki.org.tr Anlama ve Yazma Becerileri Sizin de bildiğiniz gibi ülkemizde

Detaylı

ISTE BIZ BÖYLE ANLAMISIZ ASLINDA BIZI SEVENLERLE DEGIL, BIZIM SEVDIGIMIZ March 2014 (5)

ISTE BIZ BÖYLE ANLAMISIZ ASLINDA BIZI SEVENLERLE DEGIL, BIZIM SEVDIGIMIZ March 2014 (5) http://modernmaco.com/ Tuesday 21st of October 214 2:2:4 AM Olanlara Kayıtsız MODERNMAÇO Kalamazdım. MODERNMAÇO KIMDIR? KATEGORILER VIDEOLAR ÖNCEKI YAZILAR Iste biz böyle anlamısız aslında bizi sevenlerle

Detaylı

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TDE729 1 3 + 0 6 Sosyal bilimlerle ilişkili

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ VELİ BÜLTENİ MAYIS -2012 ÇOCUK VE KİTAP "EĞİTİM YAŞAM İÇİNDİR" 2 ÇOCUK VE KİTAP Önceleri çocuk için kitap bir oyuncaktır.

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1 Anlam Bilgisi SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 CÜMLE ANLAMI...16 Öznel ve Nesnel Anlatým...16 Neden - Sonuç Ýliþkisi...16 Amaç - Sonuç Ýliþkisi...16 Koþula

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayatın kendisi müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildir. Eğer söz konusu olan

Detaylı

LYS. Lisans Yerleştirme Sınavı. Öğretmenin defteri

LYS. Lisans Yerleştirme Sınavı. Öğretmenin defteri LYS Lisans Yerleştirme Sınavı Öğretmenin defteri LYS EDEBİYAT HIZLI ÖĞRETİM EDİTÖR Turgut MEŞE İÇİNDEKİLER Güzel Sanatlar ve Edebiyat... Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılması... 1 29 Bütün hakları Editör

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE KISA DÖNEMLİ MATERYAL YÖNTEM- i doğru kullanır. 1 2 3 4 Söylenen sözcüğü tekrar eder. Gösterilen ve söylenen nesnenin adını söyler. Gösterilen nesnenin adını söyler. Resmi

Detaylı

4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ TEMALAR 1. TEMA: BİREY VE TOPLUM 2. TEMA: DEĞERLERİMİZ 3. TEMA: ATATÜRK 4. TEMA: ÜRETİM-TÜKETİM VE VERİMLİLİK 5. TEMA: SAĞLIK VE ÇEVRE 6. TEMA: YENİLİKLER VE GELİŞME 7. TEMA:

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

BİR ÜSTKURMACA OLARAK TEHLİKELİ MASALLAR Hakan Sazyek

BİR ÜSTKURMACA OLARAK TEHLİKELİ MASALLAR Hakan Sazyek BİR ÜSTKURMACA OLARAK TEHLİKELİ MASALLAR Hakan Sazyek Roman günümüzde artık okuyucuyu 'belirgin' bir olaylar zincirinin peşine düşürüp ona haz alıcı bir süreç yaşatma işlevinin ötesine geçerek 'belirsiz'

Detaylı

YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com

YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com Bilginin hızla yenilenerek üretildiği çağımızda birey ve toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve üretme

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

LEGOLİNO. HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma

LEGOLİNO. HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma LEGOLİNO HEDEF-1 Legolino oyununu tanıma 1-1 Oyunla ilgili dikkatini toplar. 1-2 Anlatılanları dikkatle dinler. 1-3 Parçaları kendisinin çıkarıp tekrar toplaması gerektiğini bilir. 1-4 Uygulama kutusunu

Detaylı

İngilizce nasıl öğrenilir?

İngilizce nasıl öğrenilir? 1/5 İngilizce nasıl öğrenilir? İlk önce Yabancı dil nasıl öğrenilmez? sorusu ile başlayalım mı? Gramer çalışarak yabancı dil öğrenilemez. Neden mi? Şu cümleye bir bakın: Sorular çalıştıklarınızdan mı çıktı?

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı Hazırlanan Öğrencinin; Adı: Soyadı: Doğum Tarihi: Yaşı: Öğrencinin Ailesine Ait Bilgiler: ADI- SOYADI BABA ANNE MESLEĞİ ADRES

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI 6+1 Analitik Yazma Modeli ile Düşlerimin Peşinde Selda AKTAŞ Nergiz İLİMEN ÇALIŞMANIN AMACI Öğrencilerin sıkıcı, kendini tekrarlayan, monoton yazılar yazmak yerine özgün, akıcı,

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2014-2015 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2014-2015 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101 ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ 2014-2015 AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101 ÖĞRETİM ELEMANLARI: Öğr. Gör. Dr. Gülşen Çulhaoğlu (gulsen@cankaya.edu.tr) Okt. Naim Atabağsoy (naim@cankaya.edu.tr) Okt.

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. "Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı" Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009).

KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009). KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. "Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı" Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009). Edebiyat; duygu, düşünce, hayal ve izlenimlerin sözlü veya yazılı olarak güzel ve etkili bir biçimde

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA İÇİN ÖNERİLEN ÇEŞİTLİ ÇALIŞMA METODLARI

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA İÇİN ÖNERİLEN ÇEŞİTLİ ÇALIŞMA METODLARI VERİMLİ DERS ÇALIŞMA İÇİN ÖNERİLEN ÇEŞİTLİ ÇALIŞMA METODLARI Etkili olduğu görülmüş çalışma formülleri vardır. Bunlara formül diyoruz çünkü izlenecek belirli işlemleri kapsar. Değişik çalışma işlemlerinin

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

7. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

7. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 7. SINIF TÜRKÇE İ KURS I VE LERİ AY FİİL FİİL Fiillerin anlam özelliklerini kavrar. Kip ve çekimli fiili kavrar. Bildirme kipleriyle dilek kiplerini ayırt eder. Bildirme kiplerinin kullanım özelliklerini

Detaylı

TURKCEDERSĠMĠZ.COM 2014-215EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI TÜRKÇE DERSĠ 5. SINIF ÜNĠTELENDĠRĠLMĠġ YILLIK PLANI KAZANIMLAR METİNLER ÖLÇME DEĞ.

TURKCEDERSĠMĠZ.COM 2014-215EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI TÜRKÇE DERSĠ 5. SINIF ÜNĠTELENDĠRĠLMĠġ YILLIK PLANI KAZANIMLAR METİNLER ÖLÇME DEĞ. BİREY VE TOPLUM 15 26 EYLÜL (12 SAAT) PARA CÜZDANI (ÖYKÜLEYİCİ METİN) OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ 11. Kurallarını Uygulama 1. k için hazırlık 2. amacını belirler. 3. amacına uygun yöntem belirler.

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ Sevgili Velimiz; Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin kapılarını ilk kez açtığı gün olan 23 Nisan ı çocuklara armağan etmiştir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve

Detaylı