Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""

Transkript

1 ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ BİBER TOHUMLARINDA KONTROLLÜ NEMLENDİRME UYGULAMASININ TOHUM KALİTESİNE ETKİSİ Gamze KAYA BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI ANKARA 2008 Her hakkı saklıdır

2 ÖZET Doktora Tezi BİBER TOHUMLARINDA KONTROLLÜ NEMLENDİRME UYGULAMASININ TOHUM KALİTESİNE ETKİSİ Gamze KAYA Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. İbrahim DEMİR Bu araştırma, biber (Capsicum annuum L.) tohumlarında kontrollü nemlendirme uygulamasının fide gelişimi, düşük ve yüksek sıcaklık ile tuz stresinde, çimlenme, kurutma, depolama, tohumda şeker, yağ, yağ asitleri ve enzim aktivitesindeki değişimlere etkisini incelemek amacıyla 2005 ve 2006 yıllarında yürütülmüştür. Yapılan bir dizi araştırmada Çorbacı, Sera Demre 8 ve Yalova Yağlık çeşitleri materyal olarak kullanılmıştır. Denemeler Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Tohum Bilimi Laboratuvarında yürütülmüştür. Kontrollü nemlendirme uygulaması 5 g tohumun 50 ml su bulunan havalandırılmış tüplere konulmasıyla 25 o C de karanlıkta 48 saat süreyle yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, biberde kontrollü nemlendirme uygulamasının çimlenme zamanını kısalttığı, fide gelişimini artırdığı, düşük, yüksek sıcaklık ve tuz stresinde çimlenme, çıkış ve fide gelişimini artırdığı belirlenmiştir. Uygulama sonrası kurutmanın etkisinin incelendiği denemede uygulanmış tohumlar 15, 25 ve 35 o C sıcaklık ve %13, %35 ve %75 oransal nemde 48 saat kurutulmuştur. Kurutmada, o C sıcaklıkların kullanılabileceği ancak, oransal nemin tohumun yavaş su kaybetmesini sağlayacak %75 e ayarlanması gerektiğini ortaya koymuştur. Uygulanmış tohumlar 5, 15 ve 25 o C de 3, 6 ve 9 ay süreyle depolanmıştır. Depolama süresinin artmasıyla uygulanmış tohumların kontrole göre daha hızlı bozulduğu sonucuna varılmıştır. Uygulanmış tohumların 15 o C nin altında ve en fazla 3 ay süreyle depolanması gerektiği belirlenmiştir. Kontrollü nemlendirme uygulamasının tohumlarda oluşturduğu biyokimyasal değişimler incelendiğinde, tohumdaki yağ oranının azaldığı, yağ asitlerinin değişmediği ve sakaroz oranının uygulamayla azaldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, katalaz (CAT), askorbat peroksidaz (APX) ve süperoksit dismutaz (SOD) enzimlerinin aktivitesinde artış olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak enzim aktivitesindeki bu artışın uygulamayla meydana gelen olumlu etkide önemli rol oynadığı söylenebilir. Ekim 2008, 149 sayfa Anahtar Kelimeler: Biber, Capsicum annuum L., kontrollü nemlendirme, tohum depolama, tohum kalitesi, yağ asitleri ve şeker içeriği i

3 ABSTRACT Ph.D. Thesis THE EFFECT OF CONTROLLED HYDRATION TREATMENT ON PEPPER SEED QUALITY Gamze KAYA Ankara University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Horticulture Supervisor: Prof. Dr. İbrahim DEMİR This research was conducted to investigate the effects of controlled hydration on germination, seedling growth, low and high temperatures, salt stress and drying, storage, oil, fatty acid composition and enzyme activities of pepper (Capsicum annuum L.) seeds. In the experiments, Çorbacı, Sera Demre 8 and Yalova Yağlık varieties were used as material. The experiments were conducted at Seed Science Laboratory of Horticulture Department, Faculty of Agriculture, Ankara University. Controlled hydration was performed in glass tubes placed in water bath and 5 g pepper seeds were put into 50 ml of distilled water at 25 o C for 48 hours. Results of the research showed that controlled hydration resulted in decreasing in time to germination and increasing in seedling growth; besides, germination, emergence and seedling growth under salt, low and high temperature stresses were enhanced. In drying experiment, hydrated seeds were dried at 15, 25 and 35 o C and relative humidity of 13%, 35% and 75% for 48 hours. Drying experiment revealed that o C should be applied providing that relative humidity permitting slow drying must be used. Hydrated-dehydrated seeds were stored at 5, 15 and 25 o C for 3, 6 and 9 months. Increasing storage period caused deterioration in hydrated seeds rather than non-hydrated. Hydrated seed appeared to be storable at lower than 15 o C for 3 months. In terms of the effects of hydration on biochemical changes of seeds, hydration was responsible for decreasing in oil and sucrose but fatty acid composition was not changed. However, catalase, ascorbate peroxidase and superoxide dismutase activities increased in hydrated seeds. In conclusion, the beneficial effect of hydration may be resulted from increased enzyme activities of hydrated seeds. October 2008, 149 pages Key Words: Pepper, Capsicum annuum L., controlled hydration, seed storage, seed quality, fatty acid and sugar content. ii

4 TEŞEKKÜR Çalışmalarımı yönlendiren, araştırmalarımın her aşamasına bilgi, öneri ve yardımlarını esirgemeyerek akademik ortamda engin fikirleriyle yetişme ve gelişmeme katkıda bulunan danışman hocam sayın Prof.Dr. İbrahim DEMİR e (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü), çalışmalarımı titizlikle inceleyerek yol gösteren Tez İzleme Komitesi üyeleri Prof.Dr. Aziz TEKİN (Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü) ve Doç.Dr. Köksal DEMİR e (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü), bilgi ve tecrübesiyle bana yol gösteren, zaman ayıran ve denemenin yürütülmesinde yardımcı olan sayın Prof. Dr. Cengiz SANCAK (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü), Dr. Z. Aytanga ÖKMEN (ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü), Doç.Dr. Nurdan TUNA GÜNEŞ (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü), Yard. Doç.Dr. Fikret YAŞAR a (Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü), bilgi ve deneyimlerinden yaralandığım sayın Prof.Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLU na (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü), gerek doktora çalışmamda gerek diğer bilimsel çalışmalarımda gerekse de özel hayatımda yardımlarını hiçbir zaman esirgemeyen, fedakar arkadaşlarım Dr. Mustafa ÖZÇOBAN, Zir.Yük.Müh. Evran DOĞAN, Zir.Yük. Müh. Sıtkı ERMİŞ, Dr. Arif İPEK, Araş Gör. Mustafa KIRALAN, Dr. Satı ÇÖÇÜ ye, arazide birlikte çalıştığım tarla teknisyeni Mehmet AKINCI ve Nihat PORSUK a, çalışmalarım süresince birçok fedakârlıklar göstererek beni destekleyen sevgili eşime ve aileme en derin duygularımla teşekkür ederim. Gamze KAYA Ankara, Ekim 2008 iii

5 İÇİNDEKİLER ÖZET... i ABSTRACT... TEŞEKKÜR... iii SİMGELER DİZİNİ... ŞEKİLLER DİZİNİ... ÇİZELGELER DİZİNİ GİRİŞ KAYNAK ARAŞTIRMASI MATERYAL VE YÖNTEM Materyal Yöntem Verilerin elde edilmesi Verilerin değerlendirilmesi ARAŞTIRMA BULGULARI Kontrollü Nemlendirme Uygulamasının Fide Gelişimine Etkisi Toplam fide çıkış yüzdesi Normal fide çıkış yüzdesi Ortalama çıkış zamanı Fide kök ve sürgün uzunluğu Fide yaş ve kuru ağırlığı Kontrollü Nemlendirme Uygulamasının Stres Sıcaklıklarında Çimlenme ve Tuz Stresinde Fide Çıkış Oranına Etkisi Yüksek sıcaklık Toplam çimlenme yüzdesi Normal çimlenme yüzdesi Ortalama çimlenme zamanı Düşük sıcaklık Toplam çimlenme yüzdesi Normal çimlenme yüzdesi Ortalama çimlenme zamanı Tuz stresinde fide çıkışı Toplam ve normal fide çıkış yüzdesi ii vi vii x iv

6 Ortalama çıkış zamanı (MET) Fide kök ve sürgün uzunluğu Fide yaş ve kuru ağırlığı Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Kurutma Etkisi Toplam çimlenme yüzdesi Normal çimlenme yüzdesi Ortalama çimlenme zamanı Fide kök uzunluğu Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (toplam çimlenme yüzdesi) Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (normal çimlenme yüzdesi) Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Depolama Etkisi Toplam çimlenme yüzdesi Normal çimlenme yüzdesi Ortalama çimlenme zamanı Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (toplam çimlenme yüzdesi) Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (normal çimlenme yüzdesi) Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Tohum Şeker İçeriği Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Yağ Asitleri Kompozisyonu ve Toplam Yağ İçeriği Toplam yağ içeriği Yağ asitleri kompozisyonu Kontrollü Nemlendirme Uygulamasının Enzim Aktivitesine Etkisi Kontrollü Nemlendirme Uygulamasının Embriyo Gelişimine Etkisi TARTIŞMA VE SONUÇ KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ v

7 SİMGELER DİZİNİ PEG KNO 3 KH 2 PO 4 GA 3 MGT MET KCl NaCl K 2 SO 4 CaCl 2 Na 2 SO 4 Ca(NO 3 ) 2 Na 2 HPO 4 NH 4 NO 3 K 3 PO 4 K 2 HPO 4 Na 2 CO 3 H 2 O 2 H 2 SO 4 Na 2 CO 3 MDA GR SOD DHAR CAT APX AAPH HPLC GC EDTA Polietilen Glikol Potasyum Nitrat Monopotasyum Fosfat Giberellik Asit Ortalama Çimlenme Zamanı Ortalama Çıkış Zamanı Potasyum Klorür Sodyum Klorür Potasyum Sülfat Kalsiyum Klorür Sodyum Sülfat Kalsiyum Nitrat Disodyum Fosfat Amonyum Nitrat Potasyum Fosfat Dipotasyum Fosfat Sodyum Karbonat Hidrojen Peroksit Sülfürik Asit Sodyum Karbonat Malondialdehit Glutatyon Reduktaz Süperoksit Dismutaz Dihidroaskorbatreduktaz Katalaz Askorbat Peroksidaz 2,2 -Azobis Hidroklorid High Performance Liquid Chromatography (Yüksek Performans Sıvı Kromatografi) Gas Chromatography (Gaz Kromatografisi) Etilen Diamin Tetraasetik Asit vi

8 ŞEKİLLER DİZİNİ Şekil 3.1 Demre çeşidinin olgunluk dönemindeki meyveleri ve tohumları Şekil 3.2 Çorbacı çeşidinin olgunluk dönemindeki meyveleri ve tohumları Şekil 3.3 Hasat döneminde Yalova çeşidinin arazideki durumu Şekil 3.4 Hasat edilen biberlerin tohumlarının çıkarılışından bir görünüm Şekil 3.5 Kontrollü nemlendirme düzeneği Şekil 4.1 Şekil 4.2 Şekil 4.3 Şekil 4.4 Şekil 4.5 Şekil 4.6 Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde toplam ve normal fide çıkışı (%) üzerine etkisi Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde ortalama çıkış zamanı MET (gün), fide kök ve sürgün uzunluğu (cm) na etkisi Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde fide yaş ve kuru ağırlığı (mg) üzerine etkisi Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde yüksek sıcaklıkta (35 o C), toplam ve normal çimlenme oranı (%) ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) (gün) etkisi Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında üç farklı biber çeşidinde düşük sıcaklıkta (15 o C), toplam ve normal çimlenme oranı (%) ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) (gün) etkisi yılında uygulamanın tuz stresinde üç farklı biber çeşidinde toplam ve normal çıkış oranına (%) etkisi Şekil 4.7 Çeşitlerin 0mM NaCl de fide çıkışına ait bir görünüm Şekil 4.8 Çeşitlerin 50mM NaCl stresindeki fide çıkışına ait bir görünüm Şekil 4.9 Çeşitlerin 100mM NaCl stresindeki fide çıkışına ait bir görünüm Şekil 4.10 Çeşitlerin 150mM NaCl stresindeki fide çıkışına ait bir görünüm Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında toplam ve normal çıkış oranına (%) etkisi Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında ortalama çıkış zamanı (gün), fide kök ve sürgün uzunluğuna (cm) etkisi..... Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında ortalama çıkış zamanı (gün), fide kök ve sürgün uzunluğuna (cm) etkisi Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında fide yaş ve kuru ağırlığına (mg) etkisi Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında fide yaş ve kuru ağırlığına (mg) etkisi vii

9 Şekil 4.16 Şekil 4.17 Şekil 4.18 Şekil 4.19 Şekil 4.20 Şekil 4.21 Şekil 4.22 Şekil 4.23 Şekil 4.24 Şekil 4.25 Şekil 4.26 Şekil 4.27 Şekil 4.28 Şekil 4.29 Şekil 4.30 Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıkta yapılan kurutmanın ortalama çimlenme zamanına (gün) etkisi ve 2006 yılında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıkta yapılan kurutmanın fide kök uzunluğuna (cm) etkisi ve 2006 yıllarında kurutma sonrası hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi ve 2006 yıllarında kurutma sonrası hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde toplam çimlenme oranına (%) etkisi yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde toplam çimlenme oranına (%) etkisi yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde normal çimlenme oranına (%) etkisi yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde normal çimlenme oranına (%) etkisi yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde ortalama çimlenme zamanına (gün) etkisi yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde ortalama çimlenme zamanına (gün) etkisi Biber çeşitlerinde 2005 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi Biber çeşitlerinde 2006 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi Biber çeşitlerinde 2005 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi Biber çeşitlerinde 2006 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Katalaz (CAT) aktivitesindeki değişim (µmol/min/g) viii

10 Şekil 4.33 Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Askorbat peroksidaz (APX) aktivitesindeki değişim (µmol/min/g) ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesindeki değişim (U/g) Şekil 4.35 Demre çeşidinin kontrol tohumlarında embriyonun durumu Şekil 4.36 Demre çeşidinin uygulanmış tohumlarında embriyonun durumu Şekil 4.37 Yalova çeşidinin kontrol tohumlarında embriyonun durumu Şekil 4.38 Yalova çeşidinin uygulanmış tohumlarında embriyonun durumu ix

11 Çizelge 4.1 Çizelge 4.2 ÇİZELGELER DİZİNİ 2005 yılında uygulamanın biber çeşitlerinin toplam ve normal fide çıkışı, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi yılında uygulamanın biber çeşitlerinin toplam ve normal fide çıkışı, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin yüksek sıcaklıkta (35 o C) toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin yüksek sıcaklıkta (35 o C) toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin düşük sıcaklıkta (15 o C) toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin düşük sıcaklıkta (15 o C) toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Çizelge 4.7 Çizelge 4.8 Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Çorbacı çeşidinin toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi yılında uygulamanın tuz stresinde Demre çeşidinin toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi yılında uygulamanın tuz stresinde Yalova çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Çorbacı çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Demre çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Yalova çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Çizelge yılında uygulanmış tohumların farklı sıcaklık ve oransal nemde kurutulmasıyla tohum nemlerinde belirlenen değişim (%) Çizelge yılında uygulanmış tohumların farklı sıcaklık ve oransal nemde kurutulmasıyla tohum nemlerinde belirlenen değişim (%) x

12 Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklılarda yapılan kurutmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi... Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın normal çimlenme oranına etkisi (%) Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın ortalama çimlenme zamanına etkisi (gün) Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın fide kök uzunluğuna etkisi (cm) Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlarda hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenmeye etkisi (%)... Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlarda hızlı yaşlandırmanın normal çimlenmeye etkisi (%) Çizelge 4.21 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%) Çizelge 4.22 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme yüzdesindeki değişim (%) Çizelge 4.23 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme yüzdesindeki değişim (%) Çizelge 4.24 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme yüzdesindeki değişim (%) Çizelge 4.25 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme yüzdesindeki değişim (%) Çizelge 4.26 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme yüzdesindeki değişim (%) Çizelge 4.27 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında ortalama çimlenme zamanındaki değişim (gün) Çizelge 4.28 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında ortalama çimlenme zamanındaki değişim (gün) Çizelge 4.29 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında ortalama çimlenme zamanındaki değişim (gün) xi

13 Çizelge 4.30 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%). 110 Çizelge 4.31 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%) Çizelge 4.32 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%) Çizelge 4.33 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme oranındaki değişim (%) Çizelge 4.34 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme oranındaki değişim (%) Çizelge 4.35 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme oranındaki değişim (%) Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarında toplam şeker, sakaroz, glukoz ve fruktoz oranı (%) üzerine etkisi Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarında toplam şeker, sakaroz, glukoz ve fruktoz oranı (%) üzerine etkisi Çizelge ve 2006 yıllarında uygulamayla biber tohumlarının toplam yağ oranlarındaki (%) değişim Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarındaki yağ asitleri kompozisyonuna (%) etkisi Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarındaki yağ asitleri kompozisyonuna etkisi (%) Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Katalaz (CAT) µmol/min/g, Askorbat peroksidaz (APX) µmol/min/g ve Süperoksit dismutaz (SOD) U/g aktivitelerindeki değişim xii

14 1. GİRİŞ Biber, domates ve patlıcan gibi sebze türleri gibi yazlık sebzeler grubunda yer alır. Taze olarak tüketilebildiği gibi kurutulmuş ve toz halinde de sanayide geniş ölçüde kullanılmaktadır (Vural vd. 2000). Ülkemizde önemli bir yere sahip olan biber Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere birçok bölgemizde üretilmektedir (Abak vd. 2000) yılında ton luk meyvesi yenen sebze üretimi içinde ton ile sivri biber grubu, ton luk dolmalık biber grubuna göre oldukça büyük bir orana sahiptir yılı tohum üretim değerlerine göre toplam kg biber tohumu üretiminin kg ı standart, 230 kg ı hibrittir (Anonim 2005, 2008). Biber yüksek verim ve kaliteli tohum üretiminde uzun bir vejetasyon süresine gereksinim duyar. İyi bir bitki gelişimi ve yeterli miktarda ürün için çimlenme ve çıkış hızı oldukça büyük önem taşır. Biber tohumlarının soğuk topraklarda çimlenme hızı yavaşlarken, o C arasındaki sıcaklıklarda çıkış hızı artmaktadır. Tohumlar toprak sıcaklığının çok düşük düzeyde olduğu erken ilkbaharda ya da fide üretim alanlarına ekildiklerinde çimlenme, çıkış ve fide gelişimi olumsuz yönde etkilenir. Yavaş gerçekleşen çıkış süresince tohumlar böcek, hastalık, toprak tuzluluğu gibi çeşitli olumsuz etmenlere maruz kalır ve gelişimini tamamlayamaz (Bosland and Votava 1999). Tohum kalitesini belirleyen en temel etmenler arasında ana bitkinin beslenme durumu, hasat dönemi, patojenik etkiler ve hasat sırasındaki mekanik zararlanmalar gelmektedir. Bununla beraber fungus, bakteri, böcek gibi biyotik ve kaymak tabakası, su stresi gibi abiyotik faktörler de tohum çimlenmesi ve fide gelişimini ekim sonrası etkileyen önemli faktörlerdir (Sağsöz 1995, Şehirali 1997). Yüksek kalitede tohumların üretilememesi ya da üretim sonrası kalitenin korunamaması, özellikle erken ilkbaharda düşük sıcaklıklar veya kışlık türlerin fidelerinin yetiştirildiği yaz dönemindeki yüksek sıcaklıklar, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerimizde çıkışta düzensizlik ve gecikmelere, istenen bitki populasyonunun elde edilememesine, zayıf ve cılız fide oluşumuna neden olmaktadır. Tohum fiyatlarının hibrit tohum kullanımı ile oldukça 1

15 yüksek olduğu günümüzde bu gibi olumsuzluklardan kaynaklanan tohum kayıpları hem üreticiyi (sağlıklı fide elde edememe, vejetasyon süresindeki uzama vs.) hem de tohum firmalarını ekonomik olarak etkilemektedir. Tohumlarda canlılık ve güçteki değişimleri azaltmak ve populasyon içinde yeknesaklığı artırmak için 19 li yıllardan beri gelişme gösteren bir dizi uygulamalar yapılmaktadır. Tohum ekimi ve fide çıkışı arasındaki dönemde karşılaşılan problemleri ortadan kaldırmak, ekim ile çıkışı arasındaki zamanı kısaltmak, fide çıkışını uniform olarak sağlamak, özetle çimlenme ve çıkış sorunlarını minimuma indirgemek için çeşitli ekim öncesi tohum uygulamaları yapılmakta ve priming, tohum uygulamaları, ekim öncesi uygulamalar ya da osmotik uygulamalar gibi farklı adlarla anılmaktadır (Heydecker 1973). En yaygın priming teknikleri arasında, kontrollü su alımının sadece su ile sağlandığı hidropriming, osmotik çözeltilerin (PEG, KNO 3, KH 2 PO 4 ) kullanıldığı osmopriming ve vermikülit gibi katı ortamların kullanıldığı matripriming gelmektedir (McDonald 1999). Son yıllarda kontrollü nemlendirme ya da havalandırılmış suda tutma diye adlandırılan, tohumların zamana ve sıcaklığa bağlı olarak su içinde belirli bir nem yüzdesine kadar tohumun nemlendirilerek uygulandığı yöntemler de geliştirilmiştir (Rowse 1996). Priming etkisi sadece kullanılan yönteme göre değil türe, çeşide, tohumun başlangıç canlılığı ve kalitesine, uygulama süresi ve sıcaklığına, uygulama sonrası kurutma gibi diğer faktörlere de bağlıdır (Heydecker and Coolbear 1977, Dearman et al. 1986). Örneğin hidropriming uygulaması özellikle soğan tohumlarında çimlenme hızını önemli düzeyde artırmış ve diğer osmotik uygulamalardan daha iyi sonuç vermiştir (Caseiro et al. 2004). Uygulama boyunca tohum performansını artırmak amacıyla birçok faktör kontrol edilmelidir. Çeşitli priming uygulamalarının stres koşulları altında tohumun çimlenme ve çıkışı üzerine pek çok araştırma yapılmıştır. Özellikle düşük ve yüksek sıcaklıklarda priming ile çimlenme oranı ve hızını artırdığı belirlenmiştir (Odell and Cantliffe 1986, Coolbear et al. 1987, Szafirowska et al. 1981, Atherton and Farooque 1983, Demir and Venter 1999, Valdes et al. 1985, Black and Bewley 2000). Türlere göre değişen miktar ve sürelerde yapılan uygulamalar yine türlere göre farklı sonuçlar ortaya koymaktadır. Tüm türlerde kesin bir başarı elde edilemezken, türlere 2

16 göre değişmek kaydıyla, çeşitli stres koşullarında olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Hidropriming arpa, fasulye, brüksel lahanası, karnabahar, kereviz, patlıcan, marul, kavun, biber, turp, soya fasulyesi, şeker pancarı, tatlı mısır, domates, yulaf ve buğday da başarıyla uygulanmaktadır (Rowse 1996). Kesin başarı sağlanan türlerde bu yöntemin geliştirilmesi gerekmekte ve ticari anlamda firmaların kullanabileceği tipte makinelerin geliştirilmesi için bir alt yapı oluşturulmasına yönelik çalışmalara hız verilmelidir. Uygulamalarda uygun sıcaklık ve süre yanında oksijen varlığı maksimum avantajın sağlanmasında gerekli bir faktördür. Tohumun canlılığının korunması ve tohumların yeknesak çimlenmesinde osmotik çözeltilerin havalandırılmasının gerekli olduğu kanıtlanmıştır (Caseiro et al. 2004). Geçmişten günümüze kadar süt, su, bal, çeşitli tuz çözeltileri ve PEG ile yapılan bu uygulamaları, hidrasyon uygulamaları takip etmiştir. Pekçok araştırıcı tarafından yapılan çalışmalarla hidrasyon uygulamalarının etkinliği ortaya konulmuş ve diğer osmotik çözeltilerin yerini almaya başlamıştır. Yüksek miktarlarda tohum partilerine uygulanabilmesi, kolay ve ucuz olması; hidrasyon uygulamalarının en önemli avantajlarıdır. Tohumları çimlendirmeden önce ıslatmak, nemlendirmek ve ardından tekrar kurutmak hidropriming olarak adlandırılmaktadır. Bu teknik, çevre için tehlikeli olan kimyasal madde kullanımını da en aza indirmektedir (Rowse 1996). Priming i takiben yapılan kurutma ve depolama, ticari anlamda uygulamaların kullanımı için temel unsurlardır. Tohumların uzun süre depolanabilmeleri için priming uygulamasından sonra en uygun nem seviyesine kadar mutlaka kurutulmaları gerekmektedir. Priming süresince su alımı, sıcaklık, uygulamanın süresi ve tohumun fiziksel ve kimyasal özellikleri tarafından etkilenmektedir (Parera and Cantliffe 1994a). Uygulama sonrasında yapılan kurutma çimlenme yüzdesi ve çıkış oranını artırmaktadır (Adegbuyi et al. 1981). Bazı araştırıcılar düşük sıcaklıklarda yapılan kurutmadan sonra çimlenme hızının arttığını belirlerken (Brocklehurst and Dearman 1983), diğerleri yüksek sıcaklıkta yapılan kurutma sonunda normal çimlenme, çıkış oranı ve çimlenme hızını artırdığını ortaya koymuşlardır (Parera and Cantliffe 1994a, Demir et al. 2005). 3

17 Tohum uygulamalarından maksimum fayda sağlayabilmek için depolama öncesi %25-55'e çıkan tohum neminin başlangıç nemine kadar indirilmesi yani kurutulması gerekmektedir. Tohumları bu yüksek nem seviyesinde hızlı yaşlanma riski nedeniyle saklamak olanaksızdır. Tohumlar türlere göre değişmek kaydıyla uygun nem seviyesine kadar kurutulduktan sonra depolanabilir. Uygulama tipinin yanı sıra depolama koşulları ve süresi tohum uygulamalarının etkisinin devamlılığını etkilemektedir. Tohumlar nemlendirme ve kurutma işlemlerinden sonra ekime kadar genellikle depolanırlar. Uygulama yapılan tohumların ekimine kadar performansını belirleyen iki önemli faktör, tohumun uygulamadan sonra istenilen nem yüzdesine indirme hızı ve bu nem düzeyinde hangi koşullarda ve ne kadar süre ile depolanacağıdır (Parera and Cantliffe 1994a). Depolama süresi ve koşulları priming in başarısını etkilemektedir. Priming uygulamasından sonra depolanan tohumların kontrol tohumlarına göre daha hızlı ve yüksek oranda çimlenmekte (Dearman et al. 1986, Atherton and Farooque 1983), depolama süresinin uzamasıyla tohumlardaki canlılık oranı düşmekte, ancak düşük sıcaklıklarda depolama ile tohumlarda canlılık kaybı olmadan daha uzun süre depolanmasını mümkün kılmaktadır (Odell and Cantliffe 1986, Argerich and Bradford 1989, Penaloza and Eira 1993). Günümüzde priming tekniklerindeki gelişmeler sayesinde tohum ekimi ve fide çıkışı arasındaki dönemde karşılaşılan problemler ortadan kaldırılabilmekte, ekim ile çıkış arasındaki zaman kısaltılabilmekte, uniform fide çıkışı sağlanabilmekte, düşük ve yüksek sıcaklık, termodormansi (Sung et al. 1998), tuzluluk gibi çeşitli stres koşullarının çimlenme üzerine olumsuz etkileri azaltılabilmekte ve depolama sırasındaki yaşlanmanın seyri yavaşlatılarak depolama süresi uzatılabilmektedir (Okçu 2005, Khan 1992, Basu 1994, Parera and Cantliffe 1994a). Uygulamaların belirtilen bu etkilerin temeli de şeker ve enzimatik değişimler yatmaktadır. Bu tezin amacı; ülkemizde önemli düzeyde üretimi yapılan ancak erken ilkbaharda fide üretiminde çıkış ve çimlenme problemlerinin çok sıklıkla karşılaşıldığı, fide döneminde düşük, yüksek ya da tuzluluk stresine hassasiyeti yüksek olan, üretim sonrası depolama sürecinde canlılığını hızla kaybeden biber çeşitlerinde fide çıkış oranını, stres faktörleri altında çimlenmeyi ve yüksek tohum kalitesinin üretimden sonra devamlılığı için 4

18 kontrollü nemlendirmeden yararlanarak tohum kalitesini yükseltmektir. Uygulamanın tohum kalitesine etkilerini saptamanın yanında fizyolojik etkilerini ortaya koyabilmek amacıyla uygulama sonrası tohumlardaki toplam yağ asitleri kompozisyonu (doymuş ve doymamış), enzim ve şeker (sakaroz, glukoz, fruktoz) kapsamındaki değişimler belirlenmiştir. Uygulama sonrası farklı kurutma sıcaklıklarının tohum kalitesine etkisi yanında uygulama etkisinin depolama sürecindeki değişimi de incelenmiştir. 5

19 2. KAYNAK ARAŞTIRMASI Tohum kalitesini arttırıcı uygulamaların başlangıcı günümüzden birkaç yüz yıl öncesine kadar dayanmaktadır. 17. yüzyılda Yunan çiftçiler çimlenme ve çıkış oranını artırmak amacıyla tohumları süt, su, bal içinde bekletirken (Evenari 19), Rus çiftçileri ise aynı amaçla tuz çözeltilerinden faydalanmışlardır (Yapparov and Ishakov 1974). Son yirmi yılda ise priming pek çok sebze türü ve süs bitkisinde hızlı ve bir örnek fide çıkışı için temel bir tohum uygulaması olmuştur. Uygulamalarda farklı osmotik potansiyeldeki çözeltiler kullanılarak ve nem alımının ilk safhasının tamamlanması ve kökçük çıkışından hemen önce nem alımına son verilmesi esas alınmaktadır. Bu amaçla farklı maddeler kullanılmakta olup, bunların içinde en yaygınları PEG, KNO 3, K 2 HPO 4, mannitol, GA 3 ve etilen dir (Heydecker 1973). Çıkış oranı ve fide gelişimi konusundaki çalışmalar Argerich and Bradford (1989) domates (Lycopersicon esculentum Mill. cv. UC204C) tohumlarını K 2 HPO 4 ve KNO 3 ile 20 o C de 5 gün uyguladıktan sonra 30 o C de başlangıç nemine (%6) kadar kurutmuşlardır. 20 o C de yaptıkları çıkış testi sonucunda uygulanmış tohumların kontrole göre 1 gün daha erken çıktığını saptamışlardır. Uygulanan tohumların %89, kontrollerin ise %83 canlılık değeri verdiğini bildirmişlerdir. Artola et al. (2003) gazalboynuzu (Lotus corniculatus L.) tohumlarının gücü üzerine hidrasyon uygulamasının etkisini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmalarında 1999 ve 1993 yılında hasat ettikleri tohumları 19 ve 23 saat havalandırmalı suda bekletmişlerdir. Hidrasyon uygulaması, %50 çimlenme olana kadar geçen süreyi 1999 yılı hasatında 51 saatten 30 saate düşürmüş, 1993 yılı hasatında ise saatten 44 saate düşürmüştür. Uygulamanın hem çimlenme hem de fide çıkış yüzdelerini kontrole göre artırdığını belirtmişlerdir. Bradford et al. (19) biber tohumlarının çimlenme ve çıkışı üzerine primingin etkilerini inceledikleri araştırmalarında, tohumları 25 o C de 7 gün KNO 3 çözeltisi ile 6

20 uygulayıp 20 o C de çimlendirmişlerdir. Uygulamaların toplam çıkış ve çimlenme üzerine etkili olmadığı, ancak ortalama çimlenme (MGT) ve çıkış (MET) zamanı üzerine önemli düzeyde etkili olduğu bildirilmiştir. Uygulama yapılmış tohumlarda MGT 31 saat, uygulanmamışlarda 140 saat iken; MET ise uygulananlarda 14.3 gün, uygulanmayanlarda 20.1 gün olarak saptanmıştır. Brocklehurst and Dearman (1984) havuç (Daucus carota L.), kereviz (Apium graveolens L.), marul (Lactuca sativa L.) ve soğan (Allium cepa L.) tohumlarını 15 o C de 1.5 MPa PEG çözeltisiyle uygulamış ve 15 o C de çimlendirmişlerdir. Toplam çimlenme ve çıkış oranında uygulamaların etkisini kontrole göre benzer bulurken ortalama çimlenme zamanının kontrole göre havuç, kereviz, marul ve soğanda sırasıyla 3, 7, 6 ve 4 gün daha erken olduğunu bildirmişlerdir. Brocklehurst et al. (1984) pırasa tohumlarının çimlenmesi ve fide çıkışı üzerine osmotik primingin etkisini inceledikleri araştırmalarında, PEG solusyonu ile tohumlara uygulama yapmışlardır. Uygulamanın çimlenme oranını, seradaki çıkış oranını ve fide ağırlığını artırdığını bildirmişlerdir. Uygulanmış tohumları kurutmanın (uygulanmış ama kurutulmamış tohumlarla karşılaştırıldığında) çimlenme ve çıkışı az da olsa geciktirdiğini çünkü, tohumun yeniden su alımına kadar zaman geçtiğini belirtmişlerdir. Demir and Ellis (1994) priming uygulamasının (20 o C de -1.0MPa PEG 00 çözeltisinde 7 gün) farklı olgunluk dönemlerinde (çiçeklenmeden 30, 40, 50, 55,, ve gün sonra) hasat edilmiş biber tohumlarının çimlenme ve depolama ömrüne etkilerini inceledikleri çalışmada, çiçeklenmeden 50 gün sonra hasat edilen tohumlarda yüksek oranda normal ve toplam çimlenme değeri elde edildiğini ve uygulanan tohumların depolama ömrünün daha uzun olacağını bildirmişlerdir. Demir (2002) biber tohumlarının gelişimi süresince yaşlandırılmış ve kontrol tohumlarının çimlenme ve fide çıkışı üzerine kontrollü hidrasyon uygulamasının etkisini incelediği araştırmada, 2000 yılında çiçeklenmeden 50,, ve gün sonra, 2001 yılında çiçeklenmeden 50, 55,, 65,, 75 ve gün sonra hasat edilen biber tohumları, %20 nemde 45 o C de yaşlandırılmıştır. Yaşlandırılmış ve kontrol tohumlarına 48 saat 25 o C de su ile ön uygulama yapılmıştır. Bu uygulama sonucunda yaşlandırılmış 7

21 ve kontrol tohumlarının her ikisinde de kalite artışı gözlenmiştir. Maksimum tohum kalitesi 2000 yılında çiçeklenmeden gün sonra, 2001 yılında ise çiçeklenmeden 65 ve 75 gün sonra hasat edilen tohumlardan elde edilmiştir. Kontrollü nemlendirme uygulamasının hem yaşlanmış hem de kontrol grubu tohumlarının kalitesini artırdığı bildirilmiştir. Demir and Mavi (2004) farklı olgunluktaki karpuz tohumlarının fide çıkışı üzerine primingin etkisini araştırdıkları çalışmalarında; tohumlara %3 KNO 3 çözeltisinde 20 o C de 6 gün uygulama yapmışlardır. Çiçeklenmeden 20, 30 ve 40 gün sonra hasat edilen tohumlarda fide çıkış oranı, fide ağırlığı ve hipokotil uzunluğu ölçülmüştür. Primingin maksimum etkisi çiçeklenmeden 20 gün sonra hasat edilen tohumlardan sağlanmıştır. 20 gün sonunda hasat edilen tohumlarda, kontrole göre uygulanan tohumlarda, %19-22 daha yüksek fide çıkış yüzdesi, -96 saat daha hızlı çıkış, mg daha ağır fide ve 2-4 mm daha uzun hipokotil elde etmişlerdir. 30 ve 40 gün hasatlarında primingin etkisinin daha az olduğu saptanmıştır. Fujikura et al. (1993) karnabaharda (Brassica oleracea L. cv. Alpha Paloma) hidropriming ve PEG uygulamasını karşılaştırmak amacıyla yaptıkları araştırmada, tohumları 23 o C de 5 saat suda beklettikten sonra 20 o C de 2 gün kurutma yapmışlardır. PEG uygulamasında ise tohumlar 20 o C de 1 hafta 1.5 MPa solüsyonda bekletilmiştir. 10, 20 ve 30 o C de yapılan çimlendirmelerde her iki uygulamada da çimlenme yüzdesi kontrole göre yüksek ve birbirine benzer olduğunu; ancak 10 o C de çimlenme hızının kontrole göre %20 artış gösterdiğini belirlemişlerdir. Kundu and Basu (1981) havuçta yapılan hidrasyon uygulamasının sodyum tiyosülfat ve disodyum fosfat gibi kimyasallarla yapılan uygulamalardan daha etkili olduğunu, fide çıkışını, kök gelişimini ve çimlenme hızını önemli düzeyde artırdığını belirtmişlerdir. Passam et al. (1989) ısıtmasız sera şartlarında, patlıcan, biber, hıyar ve kavunun gelişimi ve meyve verimi üzerine osmotik priming uygulamasının etkilerini inceledikleri araştırmada, ekimden 1 ay önce patlıcan ve biber tohumlarına 6 gün, hıyar ve kavun tohumlarına 3 gün süreyle 25 o C de önce 0.5M (-1.24MPa) sonra 0.6M (

22 MPa) manitol çözeltisinde uygulama yapmışlardır. İncelenen bitki türlerinde osmotik primingin fide çıkışını hızlandırdığı ve bitkilerin daha hızlı gelişmesini sağladığı belirlenmiştir. Kavun hariç, bitkilerin verimi üzerine primingin etkisi olmamıştır. Kavunda ise priming uygulamasıyla daha küçük meyveler elde edilmiştir. Sonuç olarak ticari üretimde osmotik primingin sadece çimlenme ve erken gelişme üzerine etki etmekle sınırlı kaldığını saptamışlardır. Pill and Finch-Savage (1988) havuç tohumlarına 20 o C de 1 gün yapılan suya daldırma işleminin çıkış hızını ve fide yaş ağırlığını kontrole göre önemli düzeyde arttırdığını bildirmiştir. Rao et al. (1987) marul tohumlarında depolama sonrası yapılan hidrasyon uygulamasının kök gelişim oranının artmasında ve anormal fide oluşumunun azalmasında önemli düzeyde etkili olduğunu belirtmiştir. Sanchez et al. (2001) domates, biber ve hıyar tohumlarının çimlenmeleri üzerine hidrasyon-dehidrasyon ve sıcaklık uygulamalarının kombine etkisini incelemişlerdir. Hidrasyon uygulaması ve sıcaklık uygulamasının domates ve biberde çimlenme oranını ve fidelerde sıcaklığa olan toleransı arttırdığını, hıyarda 2 saat hidrasyon uygulamasının sıcaklığa toleransta en iyi sonucu verdiğini bildirmişlerdir. Smith and Cobb (1991) tuz solüsyonları ile uygulama yapılan biber tohumlarının çimlenmesini inceledikleri araştırmada, KNO 3, KCl, NaCl, K 2 SO 4, NaCl:CaCl 2, Na 2 SO 4, Ca(NO 3 ) 2, CaCl 2, Na 2 HPO 4, K 2 HPO 4 tuzlarının 10, 25, 50, 100, 200 ve 300 mm konsantrasyonlarında tohumları 17 gün 23 o C de bekletmişlerdir mm arasındaki tuz solüsyonlarının çimlenmeyi olumsuz etkilemediğini, ancak denemede kullanılan çoğu tuzun 200 mm ında ve tüm tuzların 300 mm ında ise kökçük çıkışının engellendiğini bildirmişlerdir. Srinivasan et al. (1999) hardal (Sinapis alba) tohumlarında 3 farklı uygulamanın (25 o C de 3 saat suda, 36 saat nemli kağıtlar arasında ve 48 saat nemce doygun atmosferde bekletme) tohum gücüne etkisini inceledikleri araştırmada, 20 o C de 9

23 çimlendirme sonuçlarına bakıldığında, her üç uygulamada çimlenme hızlarını sırasıyla 2.85, 1. ve 2.48 gün kontrolde ise 3.09 gün olarak saptamışlardır. Sundstrom and Edwards (1989) Jalapone (C. annuum L.) ve Tabasco (C. frutescens L.) biber tohumlarında priming sonrası, çimlenme ve fide gelişimini inceledikleri araştırmada, Jalapone da 9.5 saat, Tabasco da 8 saat havalandırmalı suyla, Jalapone da %3 lük KNO 3 ve Tabasco da %2.75 lik KNO 3 çözeltisinde 144 saat uygulama yapmışlardır. Araştırma sonucunda, Jalapone da çimlenme yüzdesi tohum uygulamalarıyla değişmezken, Tabasco tohumlarının çimlenme yüzdesi KNO 3 uygulamasıyla arttığı belirlenmiştir. Jalapone nin hipokotil uzunluğu 7 ve 14 gün sonunda KNO 3 uygulamasıyla artarken, Tabasco da sadece 7 gün sonunda üstünlük belirlenmiştir. Sung and Chiu (1995) karpuzda 25 o C de 24 saat yaptıkları hidrasyon uygulamasının çıkış hızını ve fide gelişimini kontrole göre önemli düzeyde arttırdığını bildirmiştir. Thornton et al. (1993) lahanada 20 o C de 32 saat süreyle uygulamasının çimlenme hızı ve oranını arttırdığını bildirmiştir. yapılan hidrasyon Yanmaz et al. (1994) Sera Demre-8 ve 11B-14 biber çeşitleri ile Kemer patlıcanında 20 o C de -10 bar lık PEG-00 solüsyonu ile 7 gün uygulama yaptıkdan sonra tohumları 25 o C de 24 saat kurutmuş, düşük sıcaklıkta çimlenme ve çıkışa olan etkisi incelemiştir. Çimlenmeler 12, 15, 18 ve 25 o C de gerçekleştirilmiştir. Uygulama biber çeşitlerinde 12 ve 15 o C de çimlenme yüzdesini arttırmış, patlıcanda ise düşüşe sebep olmuştur. Çimlenmenin ilk üç günlük devresinde uygulamalar yüksek çimlenme göstermiş, fakat 15. gün sonunda 11B-14 çeşidinde 12 o C nin dışındakilerde uygulanmış ve kontrol tohumları benzer sonuçlar göstermiştir. Biber çeşitlerinde uygulamalar hıza önemli düzeyde etkide bulunurken, patlıcanda aynı oranda etki gözlenmemiştir. 15 ve 18 o C de 11B-14 çeşidinde uygulama sonucu çıkış yüzdesi ve ortalama çıkış hızı artmıştır. Aynı sonuçlar Sera Demre-8 de 15 ve 25 o C de, patlıcanda 18 ve 25 o C de ortaya çıkmıştır. 12 o C de tohumlarda çıkış gözlenmemiştir. Çıkış hızının Sera Demre-8 de 15, 18 ve 25 o C de oldukça kısaldığı saptanmıştır. 10

24 Stres koşulları konusundaki çalışmalar Abak vd. (1996) %2 lik NH 4 NO 3, Ca(NO 3 ) 2 ve KNO 3, -0.2, -0.7 ve -1.5 MPa PEG solüsyonları ile 15 o C de 7 gün uygulama yapılan karpuz tohumlarını 13, 15 ve 25 o C de çimlendirmişler ve NH 4 NO 3, Ca(NO 3 ) 2 ve KNO 3 ile yapılan uygulamaların 15 o C de çimlenme ve çıkış oranını PEG uygulamasına göre daha fazla arttırdığını belirlemişlerdir. Akers (1987) maydanoz (Petroselinum crispum L.) tohumlarını 25 o C de 3 gün oksijenli suda beklettikten sonra PEG 00 ile 25 o C de 4.5 gün uygulamış, ardından 5, 15, 20 ve 25 o C de çimlendirmiştir. Uygulamalar 4 farklı sıcaklıkta da toplam çimlenme yüzdesi üzerine etkili olmamıştır. Uygulamalar üniformite üzerine önemli düzeyde etkili olmuş ve uygulanan tohumlar 15, 20 ve 25 o C de kontrole göre yarım gün, 5 o C de ise 17 gün erken çıkış göstermiştir. Alvarado et al. (1987) osmotik priming in domates tohumlarının çimlenme, çıkış, fide gelişimi ve meyve verimi üzerine etkilerini inceledikleri çalışmalarında, tohumları KNO 3 ve PEG 00 çözeltilerinde 20 o C de 7 gün uygulamış ve 30 o C de kurutmuşlardır. Laboratuar koşullarında, uygulanmış tohumlar kontrole göre 20 ve 30 o C de daha hızlı çimlenme oranı göstermiştir. 10 o C de ise PEG uygulaması etkili olmazken, KNO 3 uygulanan tohumların %50 çimlenme zamanına kadar geçen süre kontrole göre kısalmıştır. Priming toplam çimlenme yüzdesini etkilememiştir. Mart ve Nisan ayındaki erken ekimlerde ise düşük sıcaklıkta fide çıkış yüzdesinin uygulanan tohumlarda kontrole göre oldukça arttığı gözlenmiştir. Uygulanan tohumların fide yaş ağırlığı ve yaprak alanının da kontrole göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Toplam üründe ise kuru maddedeki artışdan dolayı yükselme meydana geldiğini belirtmişlerdir. Atherton and Farooque (1983) ıspanak tohumlarının (Spinacia oleracea L.) 10 o C de 12.5 MPa PEG çözeltisinde 14 gün tutulduğunda 30 o C de çimlenmenin %50 den %86 a çıktığını ve kontrole göre uygulanmış tohumların 5 gün daha erken çıkış gösterdiğini bildirmişlerdir. 11

25 Bradford et al. (1988) kavunda (Cucumis melo L.) 25 o C de 6 gün 0.3 M KNO 3 uygulamasının düşük sıcaklıkta çimlenme ve çıkış üzerine etkisi incelemiştir. Düşük sıcaklıkta (18 o C) uygulanmış tohumlar 3. günde, kontrol tohumları 5. günde çimlenmeye başlamıştır. Toplam çimlenme yüzdesi kontrolde %36 iken, uygulanmış tohumlarda %87 ye ulaşmıştır. Toprak sıcaklığının 20 o C nin altında olduğu dönemde yapılan çıkış denemesinde ise çıkış oranı uygulama yapılanlarda %91, kontrolde ise %55 olarak saptanmıştır. KNO 3 uygulanan tohumlar kontrole göre 5.1 gün daha erken çıkış göstermişlerdir. Ayrıca, uygulamaların etkinliğinin türe, çeşide, tohum partileri arasındaki farklılığa, uygulama süresi ve sıcaklığına ve tohumların başlangıçtaki canlılığına göre değişim gösterdiğini belirtmişlerdir. Broclehurst et al. (1982) PEG, ethephon ve GA 3 uygulamalarının kereviz tohumlarında 35 o C de termodormansiyi önlediğini ve birörnek fide çıkışı sağladığını saptamışlardır. Cantliffe et al. (1981) marulda, 15 o C de K 3 PO 4 (0.05 M) ve PEG (-0.51 MPa) uygulamasının 30 o C de çıkış ve çimlenmeyi kontrole göre önemli düzeyde arttırdığını ortaya koymuşlardır. Coolbear et al. (1987) domateste 10 o C de yaptıkları suda bekletme uygulaması sonucunda 17 o C de toplam çimlenme oranının kontrole göre farklılık göstermediğini, ancak çimlenme hızının 21. gün sonunda uygulanmış tohumlarda 62 saat daha erken olduğunu bildirmişlerdir. 20 o C de kontrol tohumlarında çimlenme hızı 36 saat iken, uygulama yapılmış tohumlarda 10 saat olarak belirlenmiştir. Coons et al. (1989) değişen yüksek sıcaklıklarda 7 biber çeşidinin çimlenmesini inceledikleri araştırmada, tohumlar 25, 30, 35 ve 40 o C de, gündüz/gece sıcaklıkları olarak 40/25, 40/30 ve 40/35 o C değişken sıcaklıklarda 14 gün süreyle çimlendirilmiştir. 25 ve 30 o C de çimlenme yüzdesi ve oranı benzer sonuçlar göstermiş ve çeşitlerde en büyük fark 35 o C de belirlenmiştir. 35 o C de çimlenme yüzdesi %24-96 arasında değişmiştir. 40 o C de çimlenme %5 den daha az olmuş, Mercury ve Yolo Wonder B çeşitleri sıcağa en dayanıklı çeşitler olmuştur. Değişen sıcaklıklarda 40/25 o C nin en iyi çimlenme sonuçlarını verdiği, en düşük çimlenmenin 40/35 o C de belirlendiğini bildirmişlerdir. 12

26 Coons et al. (19) marul çeşitlerinin NaCl (0.0, -0.3, -0.6, -0.9, -1.2 ve -1.5 MPa) ve yüksek sıcaklığa (20, 25, 30 ve 35 o C) toleransını inceledikleri araştırmalarında, NaCl konsantrasyonunun artmasıyla düşük sıcaklıkta ve 35 o C de çimlenme yüzdesi ve oranının azaldığını bildirmişlerdir. Demir and Venter (1999) karpuzda 20 o C de 6 gün %2 lik KNO 3 uygulamasının 15 o C de çimlenme zamanını 2.3 gün kısalttığını ortaya koymuşlardır. Demir and Okcu (2004) biber ve patlıcan tohumlarının stres sıcaklıklarında ve serada fide gelişimi üzerine hidrasyon uygulamasının etkisini inceledikleri çalışmalarında, 25 o C de 42 ve 48 saat havalandırmalı hidrasyon uygulamasından sonra kurutulan tohumların düşük (18 o C) ve yüksek (35 o C) sıcaklıklarda optimum sıcaklığa göre (25 o C) çimlenme yüzdelerinin arttığını belirlemiştir. Hidrasyon, ortalama çıkış zamanını kısaltmış, serada fide çıkışını ve fide kuru ağırlığını artırmıştır. Ancak uygulamayla çimlenmede sağlanan bu iyileşmenin 4 ay depolamaya kadar devam ettiği bildirilmiştir. Guedes and Cantliffe (19) primingin ardından yüksek sıcaklıkta marul (Lactuca sativa L.) tohumlarının çimlenmesini inceledikleri çalışmalarında, Mesa 659, Minetto ve Ithaca çeşitlerini %1 lik K 3 PO 4 ve 6 ve 9 saat suda 5, 15 ve 25 o C de tuttuktaktan sonra yüksek sıcaklıkta çimlendirmiştir. Uygulama sıcaklığı 5 ve 15 o C olduğunda, uygulama süresinin uzaması çimlenme yüzdesini artırmıştır. Ancak uygulama sıcaklığı arttıkça sürenin kısa olmasının çimlenme yüzdesini olumlu etkilediği görülmüştür. 35 o C de çimlenme yüzdesi, K 3 PO 4 uygulamasında suda bekletmeye göre daha yüksek elde edilmiştir. Uygulama sıcaklığı arttıkça havalandırmanın olumlu etkisi gözlenmiştir. Sonuç olarak en iyi uygulama sıcaklığının 15 o C olduğu belirlenmiştir. Uygulamaların 35 o C de termodormansiyi elemine ettiği ifade edilmiştir. Uygulama süresince ışığın ve uygulama sonrası kurutmanın etkilerinin de araştırıldığı bu çalışmada, ortamda kurutmanın fırında kurutmaya göre daha iyi sonuç verdiği ayrıca uygulama sırasındaki ışığın Minetto ve Ithaca çeşitlerinde çimlenme yüzdesini arttırdığı belirtilmiştir. Kaya et al. (2006) ayçiçeğinde KNO 3 ve hidrasyon uygulamasının tuz ve kuraklık stresinde çimlenmeye etkisini inceledikleri çalışmalarında, tohumları 25 o C de 18 saat suda ve 25 o C de 2 saat KNO 3 (500ppm) da uyguladıktan sonra tuz (NaCl) ve kuraklık 13

27 (PEG 00) koşullarında çimlendirmiştir. Uygulanmış tohumların tüm NaCl ve PEG konsantrasyonlarında kontrole göre daha yüksek çimlenme hızı, çimlenme oranı, normal çimlenme oranı, kök ve sürgün uzunluğu ve fide yaş ağırlığı gösterdiği belirlenmiştir. Khan et al. (19) kereviz (Apium graveolens L.) tohumlarına 20 o C de 7 gün PEG uyguladıkları çalışmalarında, 15 o C de çimlenme hızı üzerine uygulamanın olumlu etkide bulunduğunu belirtmişlerdir. Lanteri et al. (1998) yaşlanmış tohumların çimlenmesi üzerine priming uygulamasının etkisini inceledikleri araştırmalarında, %75 nemde 20 o C sıcaklıkta 2 gün bekletilen tohumlara 45 o C de 4 ve 6 gün kontrollü bozulma yapmışlardır. Bozulmuş ve yaşlandırılmış biber tohumları PEG 00 (-1.5 MPa) çözeltisinde 20 o C de karanlıkta 6 ve 12 saat süreyle uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, çimlenme yüzdesinde uygulama ile önemli bir değişiklik belirlenmezken, yaşlanmayla ortalama çimlenme zamanının uzadığı, ancak uygulama ile hem kontrol hem de yaşlanmış tohumlarda bu sürenin kısaldığı saptanmıştır. McGrady and Cotter (1987) acı pul biberin erken ve geç ekimlerinde gelişimi ve verimi üzerine tohum uygulamasının etkisini inceledikleri çalışmalarında, kuru tohumlar ile 4 mm kökçük çıkışına kadar çimlendirilmiş tohumları kullanmışlardır. Araştırma sonucunda, her iki ekim zamanında da ön çimlendirme yapılan tohumlarda çıkış oranı ve bitki boyunun daha yüksek bulunmasına rağmen verimin etkilenmediğini bildirmişlerdir. Mehra et al. (2003) Brassica larda havalandırmalı hidrasyon uygulamasının stres koşullarında çimlenme üzerine etkilerini inceledikleri araştırmalarında, tohumları 0-24 saat 20 o C de suda bekletmişlerdir. Toplam çimlenme ve normal çimlenme yüzdesi ile ortalama çimlenme hızı kontrole göre uygulanmış tohumlarda daha yüksek bulunmuştur. Normal çimlenme yüzdesi kontrol grubu tohumlarında %55, uygulanmışlarda ise %91 olarak belirlenmiştir. Benzer şekilde normal çimlenme yüzdesinin mmolal NaCl tuzda, uygulanmış tohumlarda %85, kontrolde ise %57 ye düştüğü belirlenmiştir. 14

28 Nelson and Sharples (1986) marul tohumlarının çimlenme öncesi uygulanmasında 0.05 mm fusikoksin ile gibberellik asitin beraber kullanılmasının yüksek sıcaklıkta toplam çıkış oranını kontrole göre arttırdığını belirtmişlerdir. Odell and Cantliffe (1986) domates (Lycopersicon esculentım L.) te 25 o C de 6 gün %1.5 K 3 PO 4 + %1 KNO 3 ile uygulama yapmış ardından 15, 25 ve 35 o C de çimlendirmiştir. Uygulanmış tohumlar 15 o C de %, kontrol ise %31 canlılık göstermiştir. Aynı sıcaklıkta uygulanmış tohumlar kontrole göre 2 gün daha erken çimlenmiştir. 25 o C de kontrol ve uygulama yapılmış tohumların çimlenme yüzdeleri (sırasıyla %95 ve %98) benzerlik gösterirken uygulanmış tohumlar 1.2 gün, kontrol ise 3.4 günde çimlenmiştir. 35 o C de ise kontrol tohumları %17 canlılık gösterirken, uygulama yapılan tohumlarda bu değer %96 ya çıkmıştır. Yüksek sıcaklık stresi altında kontrol tohumları uygulananlara göre 4.7 gün daha geç çimlenmiştir. Parera and Cantliffe (1994b) pırasada (Allium ampeloprasum L.) 10 gün 15 o C de PEG, KNO 3 ve mannitol uygulaması yapmıştır. Uygulama sonrası tohumlar 15 o C de %30 oransal nemde %6.2 neme kadar kurutulmuş ve çimlendirme zamanına kadar 10 o C de %45 oransal nemde depolanmıştır. Tohumlar 26, 30 ve 35 o C de çimlendirilmiştir. Deneme sonunda mannitol ve PEG uygulamaları KNO 3 ve kontrole göre daha iyi sonuç vermiştir. Uygulama süresinin artması embriyonun tuzdan zarar görerek KNO 3 ın etkinliğinin azalmasına sebep olmuştur. Çimlenme sıcaklığı arttıkça uygulamalar ile kontrol arasındaki fark da artmıştır. Mannitol uygulanan tohumlar 26 o C de %, kontrol ise %35 çimlenirken, 35 o C de mannitol uygulanmış ve kontrol tohumlarında sırasıyla %76 ve %6 çimlenme meydana gelmiştir. Rao et al. (1987) lahanada (Brassica oleracea L.) Purpletop, Tyfon Turnip ve Merlin Kale çeşitlerini 25 o C de PEG 00 ile uygulamış, 15 o C de -10,-30, -100 ve -500 kpa toprak neminde 22 gün çimlendirmiştir. Purpletop çeşidinde uygulanmış tohumlar kontrole göre fark oluşturmazken, Tyfon Turnip te uygulanmış tohumlarda canlılık %86 kontrolde ise %76 olarak saptanmıştır. Merlin Kale çeşidinde kontrol tohumlarının canlılığı uygulananlara göre %21 oranında daha düşük olmuştur. 15 o C de Tyfon ve Merlin Kale çeşitlerinde kontrol tohumları %72 canlılık gösterirken, uygulanmış 15

29 tohumlar sırasıyla %83 ve %78 çimlenme yüzdesi ile her iki toprak sıcaklığında da daha erken ve birörnek çıkış göstermişlerdir. Sachs (1977) karpuz (Citrullus lanatus (Thunb) Matsum & Nakai cv. Sugar Baby) tohumlarında yapılan 6 gün %3 lük KNO 3 uygulamasının düşük sıcaklıklarda (13 ve 15 o C) çimlenmeyi %20 ile 37 arasında artırdığını bildirmiştir. Sachs et al. (19) çeşitli çimlenme öncesi uygulamaların biber tohumlarının düşük sıcaklıkta çimlenmesi üzerine yaptıkları araştırmalarında, 30 o C de 48 saat suda bekletme uygulamasının ve 6-8 gün süreyle KNO 3 uygulamasının 15 o C de çimlenme yüzdesini kontrole göre arttırdığını bildirmişlerdir. Priming sonrası yapılan kurutmanın ise kurutulmayanlara göre daha yavaş çimlenmeye neden olduğu belirtilmiştir. Sivritepe et al. (2003) kavun tohumlarında NaCl uygulamasının tuz stresinde çimlenme üzerine etkilerini inceledikleri çalışmalarında, tohumları 3 gün 20 o C de NaCl çözeltisinde bekletmişlerdir. Isıtmasız serada 4 hafta boyunca 5 farklı konsantrasyonda NaCl çözeltisi ile çıkış testi yapmışlardır. Toplam çıkış oranı, çıkış hızı ve fide kuru ağırlık değerleri kontrol tohumlarına göre uygulanmış tohumlarda daha yüksek bulunmuştur. Kontrol grubu tohumları 9.0 ds m -1 NaCl seviyesine kadar tolerans gösterirken, uygulanmış tohumların toplam çıkış değerlerinin 13.5 ve 18 ds m -1 de %50 nin altına düşmediği belirlenmiştir. Ayrıca toplam şeker miktarının fidelerde kontrole göre daha yüksek çıktığı belirtilmiştir. Szafirowska et al. (1981) havuç (Daucus carota L.) tohumlarının 15 o C de 6 gün PEG 00 ile uygulanmasının düşük toprak sıcaklığında (10 o C) çimlenme ve çıkış denemeleri sonucunda; çıkış hızı, üniformite ve toplam fide oranını arttırdığını belirtmiştir. Toplam kök ağırlığında, uygulanmış tohumlarda kontrole göre (Nantes çeşidinde %37, Perfekcja da %93) artış sağlandığı saptanmıştır. Valdes et al. (1985) marul tohumlarını (Lactuca sativa L. Empire ) 1.5 MPa PEG 00 çözeltisinde 18 o C de aydınlıkta oksijenli ortamda 24 saat uygulamıştır. Daha sonra bu tohumlar direk ekim için kaplanmıştır. 35 o C de uygulama yapılmayan tohumlarda toplam çıkış %18-21 arasında olurken, uygulama yapılan tohumlar %46-69 arasında 16

30 çimlenme oranı göstermiştir. Çıkış oranı uygulama yapılan tohumlarda %91, kontrolde % olarak bulunmuştur. Sonuç olarak yapılan uygulamalar termodormansiyi kırıcı bir etki göstermiş, üniformite ve çıkış oranını önemli düzeyde arttırmıştır. Welbaum and Bradford (1991) kavun tohumlarında 30 o C de 48 saat KNO 3 ile uygulama, ardından ve 30 o C de PEG 00 ile uygulama yapmış ve uygulamaların düşük sıcaklıkta (15 o C) çimlenme oranını kontrole göre %50 arttırdığını belirlemişlerdir. Yıldırım ve Güvenç (2006) çimlenme ve fide gelişimi döneminde biber çeşitlerinin tuza toleransını araştırdıkları çalışmalarında, 11 biber çeşidini 14 gün süreyle 0, 85, 1 ve 215 mm NaCl çözeltilerinde çimlendirmişlerdir. Araştırma sonucunda artan tuz konsantrasyonlarının çimlenme yüzdesini azalttığını, Kandil dolma çeşidinin de tüm tuz seviyelerinde çimlenme gösterdiğini belirlemişlerdir. Çeşitler arasında 11-B-14, 215 mm tuzlulukta %71 ile en yüksek çimlenme oranını göstermiştir. Çimlenme hızı da artan tuz seviyeleriyle azalmıştır. 1 ve 215 mm tuzlulukta çeşitlerin tümünde çıkışın olmadığını, 85 mm da ise en yüksek çıkışın % ile Çorbacı Acı Sivri çeşidinden elde ettiklerini bildirmişlerdir. Uygulama sonrası kurutma konusundaki çalışmalar Adegbuyi et al. (1981) PEG ile tohum uygulamasının ardından yapılan kurutmanın çim tohumlarında çimlenme yüzdesi ve çıkış oranı üzerine oldukça iyi sonuçlar verdiğini belirlemiştir. Brocklehurst and Dearman (1983) kereviz, havuç ve soğan tohumlarında 15 o C de 2 hafta PEG uygulamasının ardından 15 o C de kurutulan tohumlarda ortalama çimlenme hızının, 30 o C de kurutulanlara göre daha yüksek olduğunu saptamıştır. Debaene-Gill et al. (1994) Çim tohumlarının çimlenme ve çıkışı üzerine kurutmanın etkisini inceledikleri çalışmalarında tohumlar 40 saate kadar 26 o C de uygulanmış ve ardından -4, -40, -100 ve -150 MPa atmosferik su potansiyelinde saat kurutulmuştur. 36 ve 40 saat uygulamanın ardından -150 MPa kurutmada kökçük çıkışı 17

31 yavaşlamış ve çimlenme oranı azalmasına rağmen 24 saat uygulamanın ardından %32 ortam neminde kurutmada tam tersi etki görüldüğü bildirilmiştir. Demir et al. (2005) Biber (Çarliston çeşidi) tohumlarının kalitesi üzerine tohum uygulamalarından sonraki nispi nem ve kurutma sıcaklığının etkisini araştırdıkları çalışmalarında, uygulanmış tohumlar 48 saat %35 ve %75 nispi nemlerde 15, 25 ve 35 o C lerde kurutulmuşlardır. Tohum kalitesi normal çimlenme, çıkış yüzdesi, çıkış süresi ve hızlı yaşlandırma testleriyle belirlenmiştir. Uygulamadan sonra en yüksek tohum kalitesini %75 nispi nemde 35 o C de kurutulan tohumlardan elde etmişlerdir. Nispi nem ne olursa olsun 15 o C de kurutma en düşük tohum kalitesini vermiştir. Lin et al. (2005) kudret narı (Momordica charantia L.) tohumlarında hidrasyon uygulaması sonrası kurutmanın etkilerini inceledikleri çalışmalarında, pek çok çevresel faktörün primingin başarısını etkilediğini belirtmişlerdir. Araştırma sonuçları primingin çıkış yüzdesi, çıkış hızı ve fide gelişimini kontrole göre arttırdığını göstermiştir. Uygulanmış tohumların toplam peroksit ve malondialdehit miktarında azalma meydana gelirken antioksidant aktivitesinde artış olduğu gözlenmiştir. Uygulama sonrası yavaş kurutulan tohumlar, hızlı kurutulanda ve kontrole göre daha hızlı çıkış gösterdiği belirtilmiştir. Yavaş kurutulan tohumların depo ömrü 48 haftada azalırken, hızlı kurutulan ve kontrol grubu tohumlarının 24 hafta sürdüğü bildirilmiştir. Parera and Cantliffe (1994c) tatlı mısır tohumlarında uygulama sonrası 30 ve 40 o C de kurutmanın 15 ve 20 o C ye göre daha yüksek fide çıkışı sağladığını bildirmişlerdir. Mısır tohumlarında uygulama sonrası kurutma oranı ve sıcaklıklarının tohum kalitesine etkileri detaylı şekilde incelenmemiştir. Yanmaz ve Demir (1998) bazı biber çeşitlerinde olgunluk dönemlerine (turuncu ve kırmızı olgunluk dönemi) göre kurutma sıcaklıklarının (ilk yıl sera (30 o C), oda sıcaklığında (22 o C) ve kurutma dolabında (35 o C); ikinci yıl 22, 28 ve 40 o C) tohum kalitesine etkilerini inceledikleri araştırma sonucunda, en yüksek tohum canlılığının o C de kurutulan tohumlardan elde edildiğini ve genelde kırmızı renkli olgunluk döneminde alınan tohumların kurutmaya daha dayanıklı olduğunu bulmuşlardır. Ayrıca uygulamaların fide kuru ağırlığı ve kök uzunluğu üzerine etkisi önemsiz bulunmuştur. 18

32 Uygulama sonrası depolama konusundaki çalışmalar Argerich et al. (1989) domates tohumlarında primingin ve yaşlanmanın bozulmaya etkisini inceledikleri çalışmalarında, KNO 3 ve K 2 HPO 4 ile uygulanmış ve yaşlandırılmış domates tohumlarını 4 ve 30 o C de 1 yıl boyunca depolamışlardır. 4 o C de kontrol, uygulanmış ve yaşlandırılmış tohumların çimlenme oranı etkilenmezken, 30 o C de canlılık ve çimlenme oranı hem uygulanmış hem de yaşlanmış tohumlarda 6 ay sonunda önemli derecede azalmıştır. Yüksek sıcaklıkta depolama özellikle uygulanmış tohumların çimlenme oranı ve çimlenme hızını olumsuz etkilemiştir. Kontrollü bozulma uygulanan tohumlardaki canlılık kaybının, depolama sonunda, uygulanmış, kontrol ve yaşlandırılmış tohumlardan daha yüksek olduğunu bildirmişlerdir. Atherton and Farooque (1983) ıspanak tohumlarıyla yaptıkları çalışmalarında 12.5 MPa PEG 00 ile uygulanmış tohumları 1 ay 5 o C de depoladıktan sonra uygulamanın etkisinin devam ettiğini belirtmişlerdir. Chang and Sung (1998) vermikülitte uygulama yapılmış mısır tohumlarının depolanması üzerine yaptıkları çalışmalarında uygulanmış ve kontrol tohumlarını 12 ay depolamışlardır. Vermikülitte uygulamanın çıkış oranını ve peroksit önleyici enzim aktivitesini arttırırken, lipid peroksidasyonunu azalttığı belirtilmiştir. Bununla birlikte, uygulanmış tohumlar 12 ay depolandığında, özellikle 25 o C de, depolama ömrü kısalmış ve uygulamanın olumlu etkisinin azaldığı bildirilmiştir. Mısır tohumlarında primingin etkisinin 10 o C de 6 ay depolamadan sonra bile devam ettiği görülmüştür. Ancak, 25 o C de 6 ay depolanan uygulanmış tohumların uygulanmamış tohumlardan daha hızlı bozuldukları belirlenmiştir. Dearman et al. (1986), soğan tohumlarının çimlenmesi üzerine yaşlanma ve osmotik primingin etkilerini inceledikleri araştırmalarında, soğan tohumlarına hızlı yaşlanma öncesi ve sonrası PEG ile uygulama yapmışlardır. Yaşlanma öncesi ön uygulamanın uygulanmayanlara göre çimlenme performansı ve hızını artırarak yaşlanmayla oluşan canlılık kaybını geciktirdiğini, buna karşın yaşlanma sonrası ön uygulamaların canlılık üzerine etkisinin olmadığını saptamışlardır. Artan yaşlanma süresiyle birlikte daha uzun süreli ön uygulamaya gerek duyulduğunu belirtmişlerdir. Bunun muhtemel nedenini, 19

33 yaşlanma süresinin artışıyla tohumda meydana gelecek zararlanmanın da büyük olacağı ve bu zararın etkili bir şekilde iyileştirilmesi için daha uzun bir süre ön uygulamanın gerekli olduğu şeklinde açıklamışlardır. Demir (2003) patlıcan tohumlarında depolama sonrası hidrasyon uygulamasının tohum kalitesine etkisini incelediği araştırmasında, farklı olgunluk dönemlerinde hasat edilen tohumları (1999 yılında çiçeklenmeden 40, 45, 50, 55 ve gün sonra, 2000 yılında çiçeklenmeden 42, 45, 50,55, ve gün sonra) 25 o C de 1 yıl boyunca depolamıştır. Depolama sonunda tohumlara 25 o C de 42 saat hidrasyon uygulaması yapmıştır. Tohum kalitesini; normal çimlenme oranına, ortalama çimlenme zamanına ve kök uzunluğuna bakarak belirlemiştir. Normal çimlenme yüzdesi erken hasatlarda artarken, ortalama çimlenme zamanının tüm hasatlarda kontrole göre daha erken olduğu saptanmıştır. Uygulanmış tohumların kök uzunluğunun ise tüm hasatlarda kontrole göre %50 daha uzun çıktığı bildirilmiştir. Sonuç olarak hidrasyon uygulamasının depolama sırasında meydana gelen zararı onardığı belirtilmiştir. Demir and Mavi (2003) hidrasyon uygulamasının patlıcan tohumlarının depolanma ömrüne etkisini inceledikleri çalışmalarında, çiçeklenmeden 45, 50, 55 ve gün sonra hasat edilen tohumlarda hidrasyon uygulaması yapmışlardır. Uygulanan ve kontrol tohumları 30 o C de 1 gün depolanmıştır. En yüksek avantaj çiçeklenmeden 45 ve 50 gün sonra hasat edilen tohumlarda saptanmıştır. 1 gün sonunda uygulanmayan tohumların çimlenme yüzdesinin uygulananlara göre oldukça düştüğü belirtilmiştir. Bu çalışma sonunda bir kerede hasat edilebilen tohumların yaşam sürelerinin ve kalitelerinin hidrasyon uygulamaları ile iyileştirilebileceği ifade edilmiştir. Georghiou et al. (1987) yüksek sıcaklıkta depolamada biber tohumlarındaki yaşlanmayı etkisiz hale getirmek için osmotik primingin kullanılması üzerine yaptıkları çalışmalarında, 4 gün 0.4 M mannitol uygulanmış biber (Capsicum annuum L.) tohumlarını 35 o C de 6 ay depoladıktan sonra 15, 25 ve 35 o C de çimlendirmiştir. Uygulanmamış tohumlar 25 o C de 22 günde % çimlenirken, 15 o C de 52 günde % oranında çimlenmişlerdir. Uygulanmışlarda ise 25 o C de 20 günde %, 15 o C de 34 günde %75 çimlenme elde etmişlerdir. 35 o C de 6 ay depoladıkları biber tohumlarında 20

34 depolama öncesi mannitol ile osmotik uygulamanın çimlenme gücü ve hızını artırarak yaşlanma hızını geciktirdiğini saptamışlardır. Odell and Cantliffe (1986) domateste 25 o C de 6 gün %1.5 K 3 PO 4 + %1 KNO 3 uygulamasının ardından tohumları 3, 7, 10 ve 19 ay süreyle depolamıştır. 3, 7 ve 10 aylık depolamada 25 o C de toplam çimlenme yüzdesi depolama öncesine göre değişiklik göstermezken, 19 aylık periyotta canlılık kontrole göre %50 azalmıştır. 35 o C de ise 3, 7 ve 10. aylarda canlılık sırasıyla %93 den %86 ya, %99 dan %82 ye ve % dan %68 e düşmüştür. 19 aylık depolama sonunda tohumların çimlenme yüzdesi %88 den %37 ye düşmüştür. Aynı şekilde 25 o C de çimlenme hızı 19 ay depolama sonunda 1.6 günden 6.7 güne, 35 o C de 2.9 günden 5.4 güne çıkmıştır. Owen and Pill (1994) uygulanmış kuşkonmaz (Asparagus officinalis L.) ve domates tohumlarının 4 o C de düşük tohum neminde 3 ay depolanabildiklerini bildirmişlerdir. Powell et al. (2000) başlangıç güçleri düşük ve yüksek olan karnabahar tohumlarında 20 o C de saat yapılan havalandırmalı hidrasyon uygulamasının ardından tohumları 10 o C de 12 ay, 20 o C de 4 ay depolamıştır. Depolama sonrası düşük güce sahip tohumaların çimlenme yüzdesi artarken, yüksek güce sahip tohumların çimlenme yüzdelerinde azalma meydana geldiği belirtilmiştir. Bu çalışmayla hidrasyon uygulamasının tohum depolama potansiyelini artırabileceği ancak burada tohumun başlangıç kalitesi ve uygulama süresi interaksiyonunun depolama üzerine etkili olduğu belirtilmiştir. Penaloza and Eira (1993) Nemadoro, Rio Grande ve Rio Fuego domates çeşitlerini 0, 12, 24 ve 48 saat suda bekletmiş ardından oda sıcaklığında 2 saat kurutmuştur. Tohumlar oda sıcaklığında 45, ve 135 gün depolanmıştır. En yüksek çimlenme yüzdesi üç çeşitte de 45 gün depolama periyodunda (sırasıyla %95, %96, %) elde edilmiştir. Düşük fizyolojik kaliteye sahip olan tohumların membranlarını tamir edebilmek ve çimlenmeye hazır hale gelebilmek için daha uzun su alım süresine ihtiyaç duyduklarını ifade etmişlerdir. Genelde hidrasyon ve dehidrasyon uygulamalarının yüksek güce sahip tohum partilerinde etkili olmadığını belirtilirken, uygulamanın yararlı etkisinin de depolamanın sadece birkaç haftası devam ettiğini bildirmişlerdir. 21

35 Rudrapal and Nakamura (1988b) patlıcan ve turp tohumlarının canlılık ve gücü üzerine hidrasyon ve dehidrasyon uygulamasının etkilerini inceledikleri çalışmalarında, 6 ay depoladıkları patlıcan (Solanum melongena L. cv. Oka No:11) ve turp (Raphanus sativus L. cv. Miyoshige ) tohumlarını 25 o C de 24, 48 ve 72 saat nemce doygun atmosferde bekletmiş ve ardından 30 o C de kurutmuşlardır. Patlıcan tohumları 30 ve 20 o C, turp tohumları ise 25 o C sıcaklıkta çimlendirilmiştir. Patlıcanda kontrol tohumları %54 canlılık değeri verirken 24, 48, 72 saat kontrollü nemlendirme, ıslatma ve suya daldırma uygulamaları sırasıyla %76, %, %83, %86 ve %84 canlılığa ulaşmışlardır. Turpta ise kontrol tohumları %51 çimlenme yüzdesine sahipken 24, 48, 72 saat kontrollü nemlendirme, ıslatma ve suya daldırma uygulamaları sırasıyla %79, %87, %84, %84 ve %83 ile oldukça büyük fark yaratmışlardır. Kısa süreli ıslatma ve kurutma uygulamalarının cycloheximide gibi stoplazmik protein sentez inhibitörlerinin varlığında bile etkisinin faydalı olduğu bildirilmiştir. Islatma-kurutma uygulamaları tek başına hücre onarımında enzimatik tamir için gerekli olan yeterli nemi sağlayamadıkları ve beraberinde lipid peroksidasyon seviyesini düşürüp tohumdaki serbest radikallerinde oranını azaltarak canlılık süresinin uzatabildiğini belirtmişlerdir. Sonuç olarak hidrasyon uygulamalarıyla hem tamir mekanizmasının harekete geçmesi hem de serbest radikallerin azalması tohumda meydana gelen fizyolojik bozulmaları engellemektedir. Sundstrom (19) depolama sırasında biber tohumlardaki canlılık, güç ve dormansi üzerine tohum neminin etkisini incelediği araştırmada, 2 o C depo sıcaklığında 12 ay süreyle %5.8, 7.8, 10.3, 12.6, 14.7, 24.8 nemlerde biber tohumlarını depolamıştır. Araştırma sonucunda düşük tohum neminin (%5.8) dormansiyi arttırdığını fakat, tohum canlılığı ve gücünü etkilemediğini belirlemişlerdir. Yüksek tohum neminde depolamanın tohum canlılığında ve çimlenmesinde önemli azalmaya neden olduğunu ve düşük sıcaklıkta depolama için optimum tohum neminin yaklaşık %10 olduğunu vurgulamışlardır. Thanos et al. (1989) depolama süresince biber tohumlarının yaşlanması ve osmotik primingin etkilerini inceledikleri çalışmada, biber tohumları 0.4 M mannitolde 25 o C de 4 gün boyunca uygulama yapılmış ve ardından 48 saat orijinal nemlerine gelene kadar kurutulmuştur. 5 o C de depolanan uygulama yapılmamış tohumlar tüm depolama süresi boyunca yüksek çimlenme oranı göstermiş ancak, 25 o C de depolanan tohumların 22

36 çimlenmesinde özellikle de 15 o C de doğrusal bir azalma görülmüştür. Depolama sonrası, uygulanan tohumlar depolama ve çimlenme sıcaklığına bakılmaksızın kontrole göre yüksek çimlenme yüzdesi göstermişlerdir. 36 ay 25 o C de depolama sonunda çimlenme yüzdesinin 15 o C de kontrol tohumlarında %79 dan %19 a uygulananlarda ise %83 den %66 ya düştüğü bildirilmiştir. Yağ, şeker ve enzim konusundaki çalışmalar Bailly et al. (1998) yaşlanmış ayçiçeği tohumlarının çimlenmesi üzerine osmoprimingin etkisini ve bu etkinin antioksidant savunma sisteminin tamiri ile ilişkisini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada, tohumlar 45 o C de 5 gün %100 oransal nemde yaşlandırıldıktan sonra 15 o C de 7 güne kadar çeşitli sürelerde PEG 00 solusyonunda nemlendirilmiştir. Hızlı yaşlanma sonucunda malondialdehit (MDA) seviyesindeki artışla ilgili olarak lipid peroksidasyonunun arttığı ve çimlenme oranında azalma gerçekleştiği bildirilmiştir. Yaşlanmanın katalaz (CAT) ve glutatyonreduktaz (GR) aktivitesindeki azalmayla karakterize edildiği belirtilmiştir. Süperoksitdismutaz (SOD) ve dihidroaskorbatreduktaz (DHAR) aktiviteleri daha az değişmiştir. Yaşlanmış tohumlara yapılan uygulama tohumların çimlenme kabiliyetini iyileştirmiş, MDA seviyesinde azalma sağlamış ve lipid peroksidasyonunu düşürdüğü gözlenmiştir. Primingin bu etkisi CAT, SOD ve GR aktivitelerinin iyileşmesiyle yakından ilgili olduğu belirtilmiştir. Ayçiçeği tohumlarının hızlı yaşlanma süresince bozulması sırasında serbest radikal öğütücülerinin azalması sonucunda lipit peroksidasyonunun meydana geldiğini bildirmişlerdir. Diğer bir açıdan düşük su potansiyeline sahip solusyonlarla tohumlara yapılan ön uygulamanın (osmopriming) yaşlanmış tohumlarda güç kazandırıcı olduğunu bildirmişlerdir. Bailly et al. (2001) fasulyede toplam sakaroz miktarının tohum gelişme evresinde maksimum olduğu bu dönemin aynı zamanda tohumların maksimum kaliteye ulaştığı dönem olduğu belirtilmiştir. Bailly et al. (2004) ayçiçeği tohumlarının farklı hasat dönemlerdeki (çiçeklenmeden 30, 40, 50 ve gün sonra) katalaz aktivitesini incelediği çalışmada, hem taze hem de suni 23

37 olarak kurutulmuş tohumların katalaz aktivitesinin olgunlaşmayla birlikte arttığını belirlemiştir. Basay et al. (2006) biber tohumlarında uygulama sonrası depolama süresince çimlenme yüzdesi, protein ve yağ içeriğindeki değişimleri incelemek amacıyla yaptıkları araştırmada, Çorbacı ve Kandil dolma biber çeşidi tohumlarını 20 o C de 4 gün süreyle KNO 3 uygulamış ardından başlangıç nemlerine kadar kurutmuş ve 5 ve 25 o C de 6 ay depolamıştır. Depolama boyunca toplam çimlenme yüzdesi uygulanmış ve kontrol grubu tohumlarında giderek düştüğü bununla birlikte bu düşüşün uygulanmış tohumlarda kontrole göre daha az olduğu saptanmıştır. Her iki çeşitte de ortalama çimlenme zamanının kontrole göre daha hızlı olduğu belirtilmiştir. Depolama süresi boyunca toplam yağ miktarı azalırken, uygulanmış tohumlardaki toplam yağ miktarının kontrole göre daha yüksek olduğu ifade edilmiştir. Yağ içeriğinin 6 ayın sonunda minimuma düştüğü gözlenmiştir. Bernal and Leopold (1992) mısır tohumlarında hızlı yaşlandırma sonrası sukroz, raffinoz, fruktoz, glukoz ve galaktoz miktarının azaldığını belirtmişlerdir. Braccini et al. (2000) soya fasulyesi tohumlarına uygulanan osmotik primingin depolama sırasındaki biyokimyasal değişimlere etkisini belirlemek amacıyla 3 çeşit soya fasulyesi tohumunda 20 o C de 4 gün PEG 00 uygulaması yapmış ve ardından tohumları başlangıç nemlerine kadar kurutarak 0, 3 ve 6 ay ortam koşullarında depolamıştır. Tohumlardaki yağ değişimlerini incelemiş ve doğal koşullarda depolanan tohumlarda yağlarda ve doymamış yağ asitleri içeriğinde azalma olduğunu belirtmişlerdir. Tüm uygulanmış tohumlarda depolama süresi boyunca yağ içeriğinin azaldığını ifade etmişlerdir. Bu azalmanın depolama süresince meydana gelen bozulmadan dolayı gerçekleştiğini ve tohumdaki yağ içeriğinin PEG uygulamasında diğer uygulamalara göre daha yüksek olduğunu belirtmişlerdir. Uygulamanın yağların peroksidasyonunu azalttığını ayrıca tohum bozulmasının en önemli sebeplerinden birinin yağların oksidasyonu olduğunu vurgulamışlardır. Ayrıca, bu lipid parçalanması içindeki en önemli yağ asitleri, enzimatik reaksiyonlardan ya da enzimatik olmayan metabolitlerden çok çabuk etkilenen linoleik ve linolenik asit olduğunu rapor etmişlerdir. Suda nemlendirme uygulaması sonucu depolama süresi boyunca yağ 24

38 içeriğinde görülen düşüşün hızlı su alımı sırasında meydana gelen zararlanmadan kaynaklandığı bildirilmiştir. Depolama süresince oluşan lipid peroksidasyonu sonucu linoleik asit ve linolenik asit miktarının düştüğü görülmektedir. Lipid peroksidasyonunun hücre zarlarında gerçekleştiği ve serbest yağ asitleri konsantrasyonundaki artışın tohumun bozulma mekanizmasının temel belirtisi olduğunu belirtmişlerdir. Bu oksidatif bozulmanın genellikle hücre zarında bulunan doymamış yağ asitleri ile başladığı ve oksidasyon hızının yağ asidi molekülündeki doymamışlığın derecesine bağlı olduğu ifade edilmiştir. Doymamışlık derecesi ne kadar yüksekse bozulma hızının da o kadar yüksek olduğu bildirilmiştir. Buitink et al. (2000) Tohum ömründe oligosakkaritlerin rolü olup olmadığına ilişkin yaptıkları çalışmalarında, biber tohumlarını 8 gün 20 o C de -1.0MPa PEG 00 çözeltisiyle uygulamış ve oda sıcaklığında 2 gün kurutmuşlardır. Biber tohumlarında priming sırasında tohumun değişik kısımları arasında şeker içeriği bakımından büyük farklılıklar saptanmıştır. Uygulanmış tohumlarda embriyonun (41.2µg/mg) endospermden (33.8µg/mg) daha yüksek oranda sakaroz içerdiği belirlenmiştir. Sakaroz konsantrasyonu embriyoda uygulamadan sonra.9µg/mg a yükselmiştir. Uygulama süresince oligosakkarit miktarındaki azalmanın endosperme göre embriyoda daha hızlı olduğu gözlemlenmiştir. 3 gün uygulamadan sonra embriyodaki oligosakkarit içeriğinin neredeyse saptanamayacak seviyeye düştüğü (0.4µg/mg) belirlenmiştir. Buna rağmen endospermdeki oligosakkarit miktarının 3 gün uygulamanın sonunda (5.5µg/mg) 6 gün uygulamaya (1.7µg/mg) göre daha yüksek çıktığı belirlenmiştir. 6 gün uygulamanın tüm tohumda sakaroz içeriğini artırırken, oligosakkarit içeriğinde ve depo ömründe önemli azalmaya neden olduğu bildirilmiştir. Cantarelli et al. (1993) işleme sanayi atıklarından elde edilen domates tohumlarının fizikokimyasal özellikleri ve yağ asitleri kompozisyonunu incelediği araştırmada, domatesler sıcak (95 o C/10dk) ve soğuk ( o C/10dk) uygulaması aşamalarından sonra doğal olarak oda sıcaklığında bir hafta fermente edilmiş ve tohumlar yıkanarak ayrılmıştır. Tohumlar 45 o C de 48 saat hava üflemeli fırında kurutulmuştur. Sokselet cihazıyla tohumların yağları çıkarılmış ve yağ asidi içerikleri GC de belirlenmiştir. Soğuk uygulamasına maruz bırakılan tohumların yağlarında stearik ve behenik asit 25

39 dışında kısa zincirli doymuş yağ asitleri düşük seviyede çıkmıştır. Soğuk uygulamasından sonra oleik ve linoleik asit miktarı sıcak uygulamasına göre daha yüksek bulunmuştur. Toplam doymuş yağ asitleri miktarı yüksek sıcaklıkta artarken, toplam doymamış yağ asitleri miktarı soğuk uygulamasından sonra daha yüksek saptanmıştır. Her iki uygulamada da palmitik asit en yüksek değerde çıkmış ve bunu stearik asit takip etmiştir. Linoleik asitten sonra en yüksek doymamış yağ asidi olarak oleik asit saptanmıştır. Chang and Sung (2001) su kabağı tohumlarına selenyum solusyonu ile yapılan priming uygulamasının düşük sıcaklık altında çimlenmeye ve antioksidatif tepkime üzerine etkisini inceledikleri çalışmalarında; primingin düşük sıcaklığın neden olduğu oksidatif zararlanmayı ortadan kaldırdığını ve pek çok türde tohum performansını arttırdığını belirtmişlerdir. Tohumlar 1, 2, 5 ve 10 mgl -1 dozlarında nemlendirilmiş çimlendirme kağıtlarında 25 o C de 48 saat uygulanmış ve ardından kurutulmuştur. 2 mgl -1 dozunda selenyum solusyonuyla yapılan priming neticesinde düşük sıcaklıkta çimlenme kabiliyeti kısmen arttığı belirlenmiştir. Tohum performansındaki bu artışın, primingin serbest radikal ve peroksit engelleyici aktiviteleri üzerine olan iyileştirici etkisi ile bağlantılı olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte glutatyon redüktazın artan selenyum dozlarıyla pozitif sonuç veren bir enzim olduğunu yani selenyumun bu enzimin aktivitesini teşvik ettiğini ifade edilmiştir. Chiu et al. (1995) karpuz tohumlarında hızlı yaşlanma ve hidrasyonla ilgili lipid peroksidasyonu ve peroksit enzimlerini araştırmışlardır. 45 o C de %79 oransal nemde 6 saat yaşlandırmanın ardından tohumlar orijinal nem seviyelerine (%4.7) kadar kurutulmuştur. Uygulanmamış ve yaşlandırılmış tohumlar vermikülitte 25 o C de 24 saat nemlendirilmiştir. Nemlendirmenin ardından tohumlar 25 o C de 36 saat orijinal nemlerine kadar kurutulmuştur. Yaşlanmanın lipid peroksidasyonunu arttırdığı gibi peroksidasyonu engelleyen enzimlerin aktivitesini düşürdüğü belirlenmiştir. Yaşlanmış kavun tohumlarının çimlenme kabiliyeti hidrasyon ile arttırılmıştır. Kotiledon ve köklerdeki peroksit engelleyici enzimler ve protein sentezi aktivitesinin hidrasyon ile arttırıldığı saptanmıştır. Chiu et al. (2002) mısır tohumlarında priming ve depolama sıcaklığının, çimlenme ve antioksidatif aktivite üzerine etkisini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada, 26

40 tohumlar nemli vermikülitte 10, 15 ve 20 o C de 36 saat uygulandıktan sonra başlangıç nemlerine kadar kurutulmuştur. Uygulanmış tohumlar 25, 10 ve - o C'de 12 ay depolanmışlardır. Uygulanmış tohumlarda çimlenme ve çıkış yüzdeleri yükselirken, lipid peroksidasyonunun azaldığı ve antioksidatif aktivitelerin arttığı belirlenmiştir. 20 o C de uygulama yapılıp 25 o C de depolananlarda tohum ömrünün azaldığı saptanmıştır. 10 ve 15 o C de uygulama yapılanlarda kontrol grubuna göre 25 o C de depolama sonrası daha yüksek canlılık ve güç tespit edilmiştir. 20 o C de uygulama yapılan tohumlarda lipid peroksidasyonu artarken, antioksidatif aktivitenin azaldığı bildirilmiştir. 10 ve - o C de depolamanın ise mısır tohumlarının 12 ay boyunca depolanabilmesini sağladığı belirtilmiştir. Uygulanmış ve 10 o C de depolanmış tohumlarda artan antioksidatif aktivitenin canlılık ve gücün korunmasında önemli bir rol oynadığı rapor edilmiştir. Chiu et al. (2005) hidrasyon uygulamasıyla tohumun hem embriyo hem de endospermindeki enzim aktivitesini incelediği çalışmalarında, süperoksit dimutaz (SOD), katalaz (CAT), askorbat peroksidaz (APX) aktivitesinin hidrasyon uygulamasıyla embriyo ve endosperm de arttığını bildirmişlerdir. Hsu et al. (2003) priming ve sıcak su uygulamasının su kabağı tohumlarında hızlı yaşlanmanın sebep olduğu lipid peroksidasyonuna etkisinin araştırıldığı çalışmada, tohumlara hem priming (36 saat 20 o C de nemli vermiculitle karıştırarak) hem de sıcak su uygulaması (40 o C de 4 saat suda bekletme) yapılmış ve 20 o C de sukabağı tohumlarının çimlenme yüzdesinin ve çimlenme hızının kontrole göre arttığı bildirilmiştir. Uygulanmış tohumlar uygulanmamışlarla karşılaştırıldığında malondialdehit (MDA) ve toplam peroksit miktarında azalma olmuş ayrıca bazı serbest radikal tutucu enzimlerin aktivitesinde de artış gözlenmiştir. Böylece primingin su alımı sırasında lipid peroksidasyonunu azaltarak ve serbest radikal tutucu enzim aktivitesini artırarak çıkış performansının artmasına katkıda bulunduğu bildirilmiştir. Uygulanmış tohumlarda kontrole göre embriyo ve kotiledonlarda MDA ve toplam peroksitlerin azaldığı, enzim aktivitesinin ise primingle birlikte arttığı tespit edilmiştir. Bu çalışmayla primingin tohumun su alımı sırasında lipid peroksidasyonunu azalttığı saptanmıştır. Sonuç olarak lipid peroksidasyonun artması ve antioksidant enzim aktivitesinin azalmasının tohum kalitesini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. 27

41 Hsu and Sung (1997) karpuz tohumlarında hızlı yaşlandırma sonrası hidrasyon uygulamasının glutatyon üzerine etkisi belirlemek amacıyla yaptıkları araştırmada, tohumlar 45 o C de %79 oransal nemde 6 gün yaşlandırılıp kurutulmuştur. Yaşlandırılmış ve kontrol grubu tohumlarına 25 o C de 24 saat vermikülitle hidrasyon uygulaması yapılmıştır. Yaşlandırılmış tohumların çimlenme yüzdesi kontrole göre daha düşük çıkmış ve daha yavaş çimlendiği belirlenmiştir. Yaşlanmanın hem glutatyon hem de bazı antioksidant enzimlerin aktivitelerini düşürdüğünü ve yaşlanmış tohumların çimlenme kabiliyetinin hidrasyon uygulaması ile kısmen arttırılabildiği ifade edilmiştir. Serbest radikaller ve peroksitlerin enzimatik reaksiyonlardan etkilenebildiği gibi enzimatik olmayan metabolitlerden (askorbat, glutatyon) de etkilendiği bildirilmiştir. Primingin; su alımı sırasında DNA ve RNA yı onararak, protein sentezini arttırarak, membranları tamir ederek, serbest radikallerin ve lipid peroksitlerinin etkisini tersine çevirerek çimlenme üzerine olumlu etkide bulunduğu belirtilmiştir. Koster and Leopold (1988) olgunlaşmış tohumlarda sakaroz içeriğinin eriyebilir şekerlerin %15 ile % ını oluşturduğu ve tohumun kurutmaya dayanımı ile direkt ilgili olduğu belirtilmektedir. Kontrollü nemlendirme yapılmış tohumlarda protein miktarı doğal olarak yaşlanan tohumlardaki protein miktarına oranla daha yüksek bulunmuştur. Bunun da hücre zarını çevreleyen enzimlerin yeniden sentezlenmesi sonucu olabileceği açıklanmıştır. Doğal yaşlanma sonucu amilaz aktivitesi azalırken uygulama sonrası artış meydana gelmiştir. Bir dizi metabolik reaksiyon tarafından üretilen serbest radikaller ve hidrojen peroksit, peroksidaz ve katalaz gibi enzimlerin aktivitesi ile parçalanabilir. Doğal yaşlanma sonrası priming uygulaması ile peroksidaz aktivitesi yükselmiştir. Rudrapal and Nakamura (1988) hidrasyon ve dehidrasyon uygulamalarının patlıcan ve turp tohumlarında canlılık ve güce etkisini belirlemek amacıyla 6 ay yaşlanmış patlıcan ve turp tohumlarına suya daldırma ve nemli ortamda bekletme uygulaması yapmış ve tohumları tekrar başlangıç nemlerine kadar kurutmuşlardır. Uygulanmış ve kontrol tohumları hızlı yaşlandırmaya da maruz bırakıldıktan sonra çimlenme ve diğer testler yürütülmüştür. Tohumlarda doğal ve hızlı yaşlandırma sonucu canlılık ve güç kaybı meydana geldiğini belirtmişlerdir. Uygulanmış tohumlarda kontrole göre dehidrogenaz enzimi aktivitesinin daha yüksek, lipid peroksidasyonu değerlerinin daha 28

42 düşük olduğunu saptamışlardır. Buradan hareketle hidrasyon-dehidrasyon uygulamalarının, tohumda serbest radikallerin hücresel bileşenlere verdiği zararı azaltarak tohumun canlılık süresini uzattığını bildirmişlerdir. Nemce doygun ortamda bekletme uygulamasının, enzimatik reaksiyonlar için yeterli nemi sağlayamadığından hücresel tamir mekanizmasına tek başına etkide bulunmadığını bildirmişlerdir. Yaşlanma sonrası uygulama yapılan tohumlarda kontrole göre daha düşük seviyede lipid peroksidasyonu saptamışlardır. Salisbury and Ross (1985) yaptıkları çalışmada depo yağlarının sakarozdan ya da diğer şekerlerden sentezlendiğini belirtmişlerdir. Yağlar şekerlerden daha çok enerji verdiği için uygulama sırasında karbonhidratların yağlara dönüşerek tohum çimlenmesi için daha çok enerji sağladığı ifade edilmiştir. Bu çalışma biyokimyasal aktivitelerin depolama süresi boyunca tohumda yüksek çimlenmenin sağlanmasıyla yakından ilgili olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak uygulanmış tohumlarda depolama süresi boyunca yağlarda daha yavaş bir bozulma olduğu saptanmıştır. Srinivasan et al. (1999) yaşlandırılmış hardal tohumlarının üzerine osmo ve hidroprimingin etkisini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada, tohumları MPa PEG çözeltisiyle, ayrıca 3 farklı hidropriming yöntemiyle uygulamıştır. Uygulanmış tohumlar 20 o C de %45 oransal nemde 48 saat kurutularak paketlenmiştir. Osmoconditioning ve yavaş olarak yapılan hidroprimingin direk suda bekletmeye oranla çimlenme ve güç parametreleri üzerine oldukça olumlu etki gösterdiği belirtilmiştir. Sonuç olarak uygulamaların serbest radikalleri tutucu enzimlerin aktivitesini artırdığı gözlenmiştir. Serbest radikallerin ve hidrojen peroksitlerin peroksidaz ve katalaz gibi peroksit tutucu enzimlerin aktivitesini yok ettiği ayrıca peroksidaz aktivitesinin doğal yaşlanma süresince azaldığı bildirilmiştir. Doğal yaşlanmanın ardından hidropriming ve osmopriming uygulamasının peroksidaz aktivitesini arttırdığı belirtilmiştir. Yine uygulanmış tohumlarda yaşlanma öncesi ve sonrası daha yüksek katalaz aktivitesi gözlenmiştir. Bu çalışma priming uygulamalarının bu enzimlerin aktivitesini artırarak, çimlenme ve güç parametrelerini geliştirdiğini kanıtlamıştır. Bu çalışmayla depolama üzerine primingin düzeltici etkisini ortaya koyduğu belirtilmiştir. 29

43 Sung and Chang (1993) mısırda hidro ve osmopriming uygulamalarının biyokimyasal aktiviteler üzerine etkilerini inceledikleri araştırmalarında, tohumları 24 saat 25 o C de nemli vermikülit ve PEG 00 çözeltilerinde bekletmişlerdir. Uygulama sonrası yapılan çıkış testlerinde özellikle uygulama yapılmış tohumların, düşük sıcaklıkta çıkış yüzdesi ve ortalama çıkış zamanının kontrole göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Uygulanmış tohumların alfa ve beta amilaz enzim aktivitelerinde, DNA ve RNA sentezlerinde, çözülebilir protein miktarlarında, serbest şeker miktarlarında artış sağlandığı belirlenmiştir. Sung and Chiu (2001) serbest radikal üretimini arttıran 2,2 -azobis hidroklorid (AAPH) ile uygulanmış mısır tohumlarının bozulması üzerine solid matrix primingin düzeltici etkisini ortaya koymak amacıyla yürüttükleri araştırmada, AAPH uygulanmış ve kontrol grubu tohumlarını vermikülit içinde 20 o C de 36 saat nemlendirdikten sonra başlangıç nemlerine kadar kurutmuşlardır. AAPH ın canlı dokularda serbest radikal üretimini ve lipid peroksidasyonunu artıran ve suda çözülebilen bir kimyasal olduğunu belirtmişlerdir. AAPH uygulaması sonucu lipid peroksidasyonunun arttığı ve antioksidant enzim aktivitesinin azaldığı gözlenmiştir. Solid matrix priming in antioksidantları ve enzimlerin aktivitesini arttırarak AAPH nin yarattığı zararı kısmen tamir ettiğini ve serbest radikallerin tohum bozulmasına etki eden en önemli faktörlerden biri olduğunu bildirmişlerdir. Lipid peroksidasyonuna sebep olan serbest radikallerin hem doğal yaşlanma hem de hızlı yaşlandırma sonucu ortaya çıktığı belirtilmiştir. Depolama sırasındaki oksijen varlığında tohumda serbest radikallerin miktarının arttığı ve doymamış yağ asitlerinde peroksidatif değişime sebep olduğu ifade edilmiştir. Bunların da tohumdaki canlılık ve güç kaybının dolayısıyla kalite kaybının başlıca nedenleri arasında yer aldığı belirtilmiştir. Katalaz, süperoksit dismutaz, peroksidaz gibi enzimler ile glutatyon ve askorbat gibi antioksidantların tohumdaki bozulmaya karşı koruyucu bir mekanizma olduğu ve primingin ise bu enzimlerin aktivitesini teşvik ettiği belirtilmiştir. AAPH uygulanan tohumlarda MDA ve peroksit seviyesi kontrole göre daha yüksek bulunurken suya daldırma uygulamasında bu seviye daha düşük bulunmuştur. AAPH uygulamasının tohumun canlık ve güç kaybetmesine sebep olduğu, AAPH uygulaması sonrası çimlenme ve çıkış yüzdelerinde azalma, ortalama çimlenme zamanında da artma meydana geldiği saptanmıştır. Solid matriks 30

44 primingin uygulanmış tohumlarda MDA seviyesini ve lipid peroksidasyonunu azalttığı belirtilmiştir. Bu sonuçlar AAPH nin tohumda serbest radikalleri ve lipid peroksidasyonunu arttırdığını göstermiştir. AAPH nin serbest radikalleri tutucu enzimlerin aktivitesini engellemesi ve antioksidant miktarını azaltmasının tohumda kalite kaybına sebep olduğu ve sonuç olarak da çıkış yüzdesi ve hızında bir azalmaya sebep olduğu belirtilmiştir. Tilden and West (1985) soya tohumlarında yaşlanmanın bozucu etkileri üzerine yaptıkları araştırmada, hızlı yaşlanma (41 o C de %100 nispi nemde) uygulanan soya fasulyesi tohumlarında ani su alımı ile zararlanmaların olduğu ve tohumdan elektrolit sızıntısının oldukça fazla olduğu saptanmıştır. Ancak hızlandırılmış yaşlandırma öncesi tohuma kontrollü su alımının sağlandığı uygulamalarla bu zararın (su alım zararı) önlendiği ve canlılık kaybının da azaldığı belirlenmiştir. Kontrollü su alımı uygulamasıyla 50 saate kadar yaşlandırılan tohumların çimlenme gücü %10 dan % a artırılmıştır. Ayrıca yavaş su alımı ile yaşlanmış tohumdan elektrolit sızıntısının azaldığı belirlenerek, hücre membranı bozulumunun yaşlanmanın esas faktörü olabileceği belirtilmiştir. Hızlandırılmış yaşlanma sonrası uygulamanın da çimlenme gücünü arttırdığı, tohumdan elektrolit sızıntısını azaltmak suretiyle yaşlanmanın olumsuz etkilerini iyileştirdiği saptanmıştır. Ön uygulamalarla sağlanan iyileştirmenin tohum nemi, uygulama sıcaklığı ve süresine bağlı olması nedeniyle iyileştirme mekanizmasının metabolik olduğu ve bu metabolik iyileştirmenin hücre membranı yanı sıra diğer hücresel yapıları da içerdiği belirtilmiştir. Uygulamalardan sağlanan tamir mekanizmasının metabolik olduğu ve bu metabolik iyileştirmenin su alımı sırasında hücre zarındaki fosfolipitlerin yeniden organize olmasıyla sağlandığı belirtilmiştir. Walters et al. (2005) uygulanmış ve yaşlandırılmış ayçiçeği tohumlarındaki lipidlerin değişimini incelemişlerdir. Sıcaklığa ve uygulama süresine bağlı olarak ayçiçeği tohumlarını -2 MPa PEG 00 solusyonu ile uyguladıktan sonra 45 o C de 5 gün yaşlandırdıkları ayçiçeği tohumlarında elektron mikroskobu ve biyokimyasal analizler kullanarak kontrol, uygulanmış ve yaşlandırılmış ayçiçeği tohumlarında lipidlerin morfolojik ve biyokimyasal özelliklerini saptamışlardır. Uygulanmış tohumlarda toplam yağ oranında %1 azalma, doymuş yağ asitlerinde ise (palmitik+stearik) %1 artış belirlenmiştir. Uygulama ve yaşlanma süresince lipid moleküllerinin sitoplazma 31

45 içerisinde daha dağınık ve küçük yapıda olduğu belirtilmiştir. Büyük çapta yapısal değişimlere rağmen doğal lipid bileşenlerinin biyokimyasında birkaç ölçülebilir değişiklik olduğu ve bunların da yağ içeriği, doymuş/doymamış yağ asitleri oranı ve serbest yağ asitleri miktarı olduğu belirtilmiştir. Bu parametreler uygulanmış ve kontrol tohumlarında değişmezken yaşlandırılmış tohumlarda doymamış yağ asitlerinde net bir düşüş ve serbest yağ asitlerinde artış gözlenmiştir. Embriyo gelişimi konusundaki çalışmalar Gray et al. (19) Kontrollü nemlendirme uygulamasına sebze tohumlarının verdiği tepkiyi incelemek amacıyla yaptıkları araştırmalarında pırasa, soğan ve havuç tohumları PEG 00 (-0.5 ve 4.0 MPa) solusyonunda 15 o C de 28 gün uygulanmıştır. Uygulama sonunda pırasa ve soğan tohumlarının embriyolarındaki büyüme önemsizken havuç tohumlarının embriyolarında %43 büyüme saptanmış ve kökçüğün tohum kabuğuna dayandığı gözlenmiştir. 32

46 3. MATERYAL ve YÖNTEM 3.1 Materyal Araştırma 2005 ve 2006 yıllarında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Tohum Bilimi Laboratuarında yürütülmüştür. Bu çalışmada materyal olarak 2005 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü araştırma ve uygulama alanında yetiştirilen, 2006 yılında ise İstanbul Tohumculuk tan temin edilen Çorbacı, Sera Demre 8 ve Yalova Yağlık çeşitlerine ait biber (Capsicum annuum L.) tohumları kullanılmıştır. Çorbacı çeşidi, değişik iklim ve toprak şartlarına kolayca uyum gösterebilmesi nedeniyle bütün bölgelere tavsiye edilen, özellikle Yenişehir-Bursa bölgesinde geniş çapta üretilmekte ve ihracatı yapılmakta olan, açıkta tarla yetiştiriciliğine uygun standart bir çeşittir. Bitki gelişimi kuvvetlidir. İnce uzun ve sivri olan meyveleri yaklaşık 25 cm uzunluğundadır. Meyve renginin sarı olması nedeniyle turşuluk olarak tercih edilmekle birlikte gevrek ve lezzetli olduğu için sofralık olarak da kullanılan verimli bir çeşittir. Sera Demre 8 çeşidi, meyveleri takriben cm uzunluğunda ince parlak yeşil renkli bir çeşittir. Kalın etli, gevrek ve düzgün meyveli bir çeşittir. Bitkisi kuvvetli bir gelişme gösterir. Meyvesinin sap tarafı boğumsuz uç tarafları sivridir. Nakliyeye dayanıklı olup, tarla ve serada yetiştirilmeye uygundur. Yalova Yağlık çeşidi, orta erkenci bir çeşit olup, meyve uzunluğu cm, çapı 4-5 cm, ortalama 65 g ağırlığında, et kalınlığı 5 mm ve 3 karpelli bir çeşittir. Meyve sarkık, yarı yassı, konik şeklindedir. Koyu yeşil renkte olup, olum zamanı kırmızı renktedir. Salçalık bir çeşit olduğundan kırmızı olumda hasat edilmektedir. Çekirdeği azdır, hem yeşil hem de kırmızı olumda iç ve dış piyasada pazarlanabilir salçalık ve konservelik bir çeşittir. 33

47 Şekil 3.1 Demre çeşidinin olgunluk dönemindeki meyveleri ve tohumları Şekil 3.2 Çorbacı çeşidinin olgunluk dönemindeki meyveleri ve tohumları 34

48 Şekil 3.3 Hasat döneminde Yalova çeşidinin arazideki durumu Şekil 3.4 Hasat edilen biber meyvelerinden tohumların çıkarılışından bir görünüm 35

49 3.2 Yöntem Çalışmada kontrollü nemlendirme uygulaması yapılmış ve uygulama yapılmamış (kontrol) olmak üzere 2 grup tohum kullanılmıştır. Kontrollü nemlendirme uygulaması Kontrollü nemlendirme uygulaması Şekil 3.5 de gösterilen düzenek kullanılarak 2005 ve 2006 yıllarında Bahçe Bitkileri Bölümü Tohum Bilimi Laboratuarında gerçekleştirilmiştir. Bu yöntemde her üp içine 50 ml su ile birlikte 5 g tohum konulmuş 25 o C de 48 saat süreyle su banyosunun içinde bekletilmiştir. Uygulama süresi boyunca her tüp içine akvaryum pompasına bağlı şırıngalar ile havalandırma yapılmıştır. Su banyosu içindeki suyun seviyesi, cam uygulama tüplerinin yaklaşık olarak 1 cm altında kalacak şekilde ayarlanmıştır. Akvaryum pompası Hava kanalları g Su banyosu Saf su Cam uygulama tüpleri Şekil 3.5 Kontrollü nemlendirme düzeneği Kontrollü nemlendirme uygulamasının fide gelişimine etkisi Kontrollü nemlendirme uygulamasının fide üretimine yönelik etkisini belirlemek amacıyla fide çıkış testi tüm çeşitler için uygulanmış ve kontrol grubu tohumlarda 50x3 tohum/tekerrür bazında 25 o C lik iklim dolabında yürütülmüştür. Çimlendirme ortamı 36

50 olarak Plantaflor ithal torf kullanılmış ve tohumlar 40x25x7cm boyutlarındaki plastik çimlendirme kaplarına ekilmiştir. Tohumlar 2 cm derinliğe ekilmiş ve kotiledon yaprakların torf yüzeyinde görünmesi çıkış kriteri olarak kabul edilmiştir (ISTA 1996). Ekimden itibaren 30 gün süresince sayımlar gün olarak yapılmış normal fide oluşumları ile çıkış oranı (%) ve çıkış hızı (gün) belirlenmiştir. Kontrollü nemlendirme uygulamasının stres sıcaklıklarında çimlenme ve tuz stresinde çıkışa etkisi Düşük sıcaklık testi tüm çeşitler için uygulanmış tohumlarda ve kontrol grubu tohumlarda 50x4 tohum/tekerrür bazında 15 o C de; yüksek sıcaklık testi de tüm çeşitler için uygulanmış ve kontrol grubu tohumlarda 50x4 tohum/tekerrür bazında 35 o C de yürütülmüştür. Tuz stresinde fide gelişimini belirlemek amacıyla uygulanmış ve kontrol grubu tohumlar torfa ekildikten sonra 0, 50, 100 ve 150 mm NaCl solüsyonu ile sulanmıştır. Tuz stresi testi uygulanmış ve kontrol tohumlarında 50x3 tohum/tekerrür bazında 25 o C lik iklim dolabında yürütülmüştür. Tohumlar 2 cm derinliğe ekilmiş ve kotiledon yaprakların torf yüzeyinde görünmesi çıkış kriteri olarak kabul edilmiştir (ISTA 1996). Ekimden itibaren 30 gün süresince günlük çıkan fideler sayılmış, normal fide oluşumları ile çıkış oranı (%) ve çıkış hızı (gün) belirlenmiştir. Ayrıca her tekerrürden seçilen 10 adet fidede yaş ve kuru ağırlıklar ile kök ve sürgün boyu belirlenmiştir. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası hızlı yaşlandırma (tohum gücü) testi Kontrollü nemlendirme uygulamasının tohum gücüne etkisini belirlemek amacıyla 200 tohum (50x4 tohum/tekerrür) 45 o C de %100 oransal nemde 72 saat bekletilmiştir (TeKrony 1995). Yaşlandırma paslanmaz tel elekler üzerinde, 40 ml saf suyun elek dibine konulması ile 11 x 11 x 4 cm boyutlarındaki kutularda gerçekleştirilmiştir. 37

51 Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası kurutma Tohumlar kontrollü nemlendirme uygulamasının ardından %13, %35 ve %75 oransal nem içeren LiCl, CaCl 2 ve NaCl doygun eriyiklerinde ağzı kapalı kutularda 15, 25 ve 35 o C de 48 saat süreyle kurutulmuştur. Kurutma sonrası tohumlarda; toplam ve normal çimlenme yüzdeleri, ortalama çimlenme (MGT) zamanı ile kök uzunluğu belirlenmiş ve hızlı yaşlandırma testleri yürütülmüştür. Kontrollü nemlendirme uygulamasının depolamaya etkisi Tohumlar uygulandıktan sonra 25 o C de 48 saat %7-8 neme gelinceye kadar (Demir et. al. 2005) kurutulduktan sonra ağızları hava geçirmeyecek şekilde kapatılarak alüminyum folyo karışımlı paketler içerisinde 5, 15 ve 25 o C de 0, 3, 6 ve 9 ay depolanmıştır. Uygulama yapılmayan tohumlar kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. Depodan çıkarılan örneklerde, toplam ve normal çimlenme yüzdeleri ile ortalama çimlenme zamanı belirlenmiş ve hızlı yaşlandırma testleri yürütülmüştür. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası şeker analizi 1 er gram uygulanmış ve kontrol grubu tohumlar 5ml % lik etil alkolde parçalandıktan sonra o C lik su banyosunda 15 dk bekletilmiştir devirde 10 dk santrifüjlenen ekstrakt 2ml % lik etil alkol ile yıkanmıştır. o C de 15 dk ısıtılarak yıkanma tekrarlanmıştır. Her iki santrifüjden alınan ekstraktlar birleştirilmiş ve 40 o C de alkol buharlaşıncaya kadar bekletilmiştir. Kalıntı 8ml taşıyıcı fazda eritildikten sonra solüsyondan alınan numune 10 dk santrifüjlenmiştir. HPLC analizi 5 mm H 2 SO 4 taşıyıcı fazda 0.6ml/dk akış hızı ve o C de yapılmıştır. Sakaroz standardı 0.002g/ml olarak hazırlanmış ve 1/2 ve 1/3 oranında seyreltilmiştir. Elde edilen pikler baz alınarak sakaroz, glukoz ve fruktoz miktarı saptanmıştır (Bailly et. al. 2001). 38

52 Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası toplam yağ ve yağ asitleri kompozisyonu analizleri Uygulanmış ve kontrol tohumlarındaki yağ miktarı sokshelet yöntemiyle belirlenmiş ve çözücü olarak hekzan kullanılmıştır. Sonuçlar kuru madde üzerinden % olarak belirlenmiştir (Anonim 1966). Tohumların yağ asitleri AOCS Ce2-66 ya göre esterleştirildikten sonra elde edilen yağ asitlerinin metil esterleri kapilar kolon kullanılarak GC de analiz edilmiştir. Sonuçlar % metil esterleri olarak verilmiştir (AOCS 1989). Gaz kromatografisi: Thermo Quest Trace Detektör FID (Flame Ionization Detector). Kolon: BPX, (30m, 0.25 mm iç çap, 0.25 µm film kalınlığı). Taşıyıcı gaz: He (1 ml/dakika). Split oranı: 1:. Sıcaklıklar Enjeksiyon bloğu: 250 C. Kolon: 1 C. Detektör: 240 C. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası enzim analizleri Kontrollü nemlendirme uygulamasının enzim aktiviteleri üzerine etkilerini incelemek için yaklaşık 2 gr tohum örneği sıvı azot içerisinde porselen havanlarda ezildikten sonra içinde 0.1 mm Na-EDTA bulunan 50 mm lık 10 ml lik fosfor tampon çözeltisi (ph:7.6) ile homojenize edilmiştir. Homojenize edilen örnekler 15 dk süresince g de santrifüj edildikten sonra elde edilen santrifügantlar enzim analizlerinde kullanılmıştır. Enzim aktivitelerinin belirleneceği örnekler, ölçüm yapılıncaya kadar +4 o C sıcaklıkta tutulmuştur. Ölçümler Analytic Jena 40 model spektrofotometrede gerçekleştirilmiştir. Enzim ölçümünde son hacimler, tampon çözeltisiyle tamamlanmıştır. Katalaz (CAT) aktivitesi, H 2 O 2 nin 240 nm de (E=39.4 mm cm -1 ) parçalanma oranı esas alınarak ölçülmüştür. Bu enzim analizinde son hacmi 1 ml olacak reaksiyon ortamına 0.1 mm EDTA içeren 50 mm lık fosfor tamponu (ph=7.6), 0.1ml 100 mm H 2 O 2 ve enzim ekstraktı ilave edilmiştir (Cakmak ve Marschner,1992). Superoksit dismutaz (SOD) aktivitesi, Cakmak ve Marschner (1992) a göre NBT nin (nitro blue tetrazolium kloridin) ışık altında O 2 - tarafından indirgenmesi yöntemine göre ölçülmüştür. Tüm çözeltiler konulduktan sonra reaksiyon ortamı son hacim 5 ml 39

53 olacak şekilde; cam şişeler içerisine önce 0.1 mm Na-EDTA içeren 50 mm lık (ph:7.6) fosfor (P) tamponu, daha sonra üzerine sırasıyla enzim ekstraktı ( µl), 0.5 ml 50 mm Na 2 CO 3 (ph:10.2), 0.5 ml 12 mm L-methionine, 0.5 ml 75 µm P-nitro blue tetrazolium chloride (NBT) ve 10 µm riboflavine eklenmiştir. NBT nin O - 2 tarafından indirgenmesi, örneklerin 24 o C ve 400 µmol m -2 s -1 ışık intensitesi altında 10 dk tutulması ile oluşturulmuştur. Bir SOD aktivitesi ünitesi, 5 nm de ölçülen NBT indirgenme oranının % 50 sinin engellenebilmesi için gereken enzim miktarı olarak ifade edilmiştir. Askorbat peroksidaz (APX) aktivitesi, Cakmak ve Marschner (1992) a göre 2 nm de (E=2.8 mm cm -1 ) askorbatın oksidasyonu ölçülerek yapılmıştır. Buna göre, son hacmi 1 ml olacak şekilde ayarlanan reaksiyon ortamına, 0.1 mm EDTA içeren 50 mm lık fosfor tamponu (ph:7.6), 0.1 ml 10 mm EDTA içeren 12 mm H 2 O 2, 0.1 ml 0.25 mm L(-) askorbik asit ve enzim ekstraktı ilave edilmiş ve askorbat oksidasyonu 2 nm de okunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası embriyo gelişiminin tespiti Her çeşidin uygulanmış ve kontrol tohumlarından 10 ar adet alınmış ve 5 saat ıslatıldıktan sonra embriyolar binoküler ışık mikroskobu altında resimlenmiştir. Teze 10 tohumu temsil eden bir adet resim konulmuştur Verilerin elde edilmesi Tohum nemi: 103±2 o C de 17 saat kurutulan tohumlarda, yaş tohum ağırlığı üzerinden tohum nemi ISTA(1996) kurallarına göre saptanmıştır. Toplam ve normal çimlenme yüzdesi (%): Uygulama öncesi ve sonrası tohumların canlılıklarını belirlemek amacıyla, 50x4 tohum/tekerrür bazında 20x20 cm boyutlarındaki kurutma kâğıtları arasında yürütülmüştür. Her bir kurutma kâğıdına 6ml saf su eklenerek, nem kaybını önleyici ağzı kilitli polietilen torbalar içerisine yerleştirilmiştir. Deneme 14 gün boyunca sürdürülmüş ve 2 mm lik kökçük çıkışı çimlenme kriteri olarak kabul edilmiştir. Ayrıca normal fide değerlendirmesi 40

54 yapılmıştır. Çimlendirme testlerinde ISTA (1996) kuralları esas alınmış ve sonuçlar % olarak belirlenmiştir. Ortalama çimlenme zamanı (MGT) ve çıkış zamanı (MET) (gün): Aşağıdaki formül kullanılarak gün olarak hesaplanmıştır (Ellis and Roberts 19). MGT ve MET = ( nxd)/ n n: D günde çimlenen/çıkan tohum sayısı D: Çimlenme ve çıkış testi başlangıcından itibaren geçen gün sayısı. Kök ve sürgün uzunluğu (cm): Çimlendirmenin 6. gününde her tekerrürden alınan 10 adet fidenin kök ve sürgün uzunluğu ölçülerek cm olarak belirlenmiştir. Normal fide yüzdesi (%): Çimlendirmenin 14. ve çıkışın 30. gününde tüm tekerrürler içindeki normal fideler ile kökçük veya sürgünü oluşmamış, camsı, küt, kendi etrafında spiral oluşturmuş kökçüğe sahip olan, kotiledon yapraklarında nekrozlar saptanan veya hiç gelişmemiş, tohum kabuğundan ayrılamayan anormal fideler sayılmıştır. Normal fidelerin toplam fide sayısına oranlanmasıyla % olarak belirlenmiştir. Fide yaş ağırlığı (mg/fide): Her tekerrürden seçilen 10 fidenin ağırlıkları tartılıp 10 a bölünerek fide yaş ağırlığı mg/fide olarak belirlenmiştir. Fide kuru ağırlığı (mg/fide): Her tekerrürden seçilen 10 fide o C de 24 saat kurutulduktan sonra tartılıp 10 a bölünerek fide kuru ağırlığı mg/fide olarak belirlenmiştir Verilerin değerlendirilmesi Araştırma sonunda elde edilen veriler Tesadüf Parselleri Deneme Desenine göre varyans analizine tabi tutulmuştur. Uygulamalar arasındaki farklılıkların önem düzeylerini belirleyebilmek amacıyla Duncan Testi kullanılmıştır (Düzgüneş vd. 1987). Tüm istatistiksel hesaplamalar bilgisayarda MSTAT-C paket programı kullanılarak yapılmıştır. 41

55 4. ARAŞTIRMA BULGULARI 4.1 Kontrollü nemlendirme uygulamasının fide gelişimine etkisi Toplam fide çıkış yüzdesi Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2005 yılındaki toplam fide çıkış yüzdesi verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen toplam çıkış yüzdesi değerleri Çizelge 4.1 ve Şekil 4.1 de gösterilmiştir. Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin toplam ve normal fide çıkışı, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Kont. Uyg. Çeşit Ort. Çeşit Toplam Fide Çıkışı (%) Normal Fide Çıkışı (%) MET (gün) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide) Çorbacı Demre Yalova Ort a b ** 102 Çorbacı Demre Yalova Ort b a 119 Çorbacı b 12.2 a Demre a 12.4 a Yalova a 11.8 b Uygulama (U) ÖD ÖD *0.27 ÖD ÖD *200 ÖD Çeşit (Ç) ÖD *4.93 *0.34 ÖD ÖD ÖD ÖD U x Ç ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil. İtalik değerler LSD yi temsil etmektedir. **: Aynı sütundaki aynı üst simge harflerini alan ortalamalar arasındaki fark önemsizdir (p<0.05). 42

56 kontrol 95 Toplam çıkış (%) 85 uygulama a 85 b Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Normal çıkış (%) Normal çıkış (%) Çorbacı Demre Yalova c Çorbacı Demre Yalova d Çeşit Şekil 4.1 Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde toplam ve normal fide çıkışı (%) üzerine etkisi Şekil 4.1 de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin toplam çıkış yüzdesi bakımından kontrol ve uygulanmış tohumlar arasındaki farklılığın istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir. Ancak, Demre çeşidinde kontrol tohumlarının toplam çıkış yüzdesinin daha yüksek olduğu görülmektedir (Çizelge 4.1) yılındaki toplam fide çıkış yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen toplam fide çıkış yüzdesi değerleri Çizelge 4.2 ve Şekil 4.1 de gösterilmiştir. 43

57 Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin toplam ve normal fide çıkışı, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Kont. Uyg. Çeşit Toplam Fide Çıkışı (%) Normal Fide Çıkışı (%) MET (gün) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide) Çorbacı a ** Demre ab Yalova c Ort b Çorbacı c Demre bc Yalova c Ort a 82 Çorbacı b 6.61 b 940 b 72 b Çeşit Demre a 7.27 a 1161 a 84 a Ort. Yalova a 7.37 a 1200 a 86 a Uygulama (U) ÖD ÖD *0.42 ÖD ÖD *97 ÖD Çeşit (Ç) ÖD ÖD *0.52 *0.32 *0.43 *119 *10 U x Ç ÖD ÖD *0.73 ÖD ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil. İtalik değerler LSD yi temsil etmektedir. **: Aynı sütundaki aynı üst simge harflerini alan ortalamalar arasındaki fark önemsizdir (p<0.05). Şekil 4.1 de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin toplam fide çıkış yüzdesi bakımından kontrol ve uygulanmış tohumları arasındaki farklılığın istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir. Ancak, Demre ve Yalova çeşidinde kontrol tohumlarının toplam çıkış yüzdesinin daha yüksek olduğu görülmektedir (Çizelge 4.2) Normal fide çıkış yüzdesi Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2005 yılındaki normal fide çıkış yüzdesi verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, çeşitler arasındaki farklılıklar %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen normal fide çıkış yüzdesi değerleri Çizelge 4.1 ve Şekil 4.1 de gösterilmiştir. Çizelge 4.1 de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin normal çıkış yüzdesi bakımından kontrol ve uygulanmış tohumları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark 44

58 belirlenmemiştir. Ancak, Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumlarının normal fide çıkış yüzdesinin diğer çeşitlere göre kontrolden daha yüksek olduğu görülmektedir (Şekil 4.1c). Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2006 yılındaki normal fide çıkış yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen normal çıkış yüzdesi değerleri Çizelge 4.2 ve Şekil 4.1 de gösterilmiştir. Şekil 4.1 de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin normal fide çıkış yüzdesi bakımından kontrol ve uygulanmış tohumları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark belirlenmemiştir. Ancak, Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumlarının normal çıkış yüzdesinin kontrole göre daha yüksek olduğu görülmektedir (Çizelge 4.2) Ortalama çıkış zamanı (MET) Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2005 yılındaki ortalama çıkış zamanı verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunurken; uygulama ve çeşitler arasındaki farklılık istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen ortalama çıkış zamanı değerleri Çizelge 4.1 ve Şekil 4.2 de gösterilmiştir. Çizelge 4.1 de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin ortalama çıkış zamanı bakımından kontrol ve uygulanmış tohumlar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Uygulanmış tohumların çıkış sürelerinin kontrol tohumlarından daha kısa olduğu görülmektedir. Demre çeşidinin kontrol ve uygulanmış tohumları arasındaki çıkış süresi bakımından görülen farklılık dikkat çekmektedir. En düşük çıkış süresi Yalova çeşidinin uygulanmış tohumlarında gün ile elde edilmiştir (Şekil 4.2a). 45

59 MET (gün) kontrol 14 uygulama MET (gün) Çorbacı Demre Yalova 8 a Çorbacı Demre Yalova b Kök uzunluğu (cm) Kök uzunluğu (cm) Çorbacı Demre Yalova c Çorbacı Demre Yalova d Sürgün uzunluğu (cm) 5 4 Süergün uzunluğu (cm) Çorbacı Demre Yalova e 5 4 f Çorbacı Demre Yalova Şekil 4.2 Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde ortalama çıkış zamanı MET (gün), fide kök ve sürgün uzunluğu (cm) na etkisi Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2006 yılındaki ortalama çıkış zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen ortalama çıkış zamanı değerleri Çizelge 4.2 ve Şekil 4.2 de gösterilmiştir. Çeşit Şekil 4.2b de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin ortalama çıkış zamanı bakımından kontrol ve uygulanmış tohumlar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Uygulanmış tohumların çıkış sürelerinin her üç çeşitte de kontrol tohumlarından daha kısa olduğu görülmektedir. Çorbacı çeşidinin kontrol ve uygulanmış tohumları 46

60 arasındaki çıkış süresi bakımından görülen farklılık dikkat çekmektedir. En düşük çıkış süresi gün ile Çorbacı çeşidinin uygulanmış tohumlarında elde edilmiştir (Çizelge 4.2) Fide kök ve sürgün uzunluğu Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2005 yılındaki fide kök uzunluğu verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen kök uzunluğu değerleri Çizelge 4.1 ve Şekil 4.2 de gösterilmiştir. Şekil 4.2c de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin kök uzunluğu bakımından kontrol ve uygulanmış tohumlar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark belirlenmemiştir. Ancak, Yalova çeşidinde uygulanmış tohumlarının kök uzunluğunun kontrolden 0.83 cm daha yüksek olduğu görülmektedir. En düşük kök uzunluğu değeri ise Demre çeşidinin kontrol tohumlarında (4.66 cm) belirlenmiştir (Çizelge 4.1). Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2006 yılındaki fide kök uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunurken, çeşitler arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen kök uzunluğu değerleri Çizelge 4.2 ve Şekil 4.2 de gösterilmiştir. Çizelge 4.2 de görüldüğü gibi, biber çeşitlerinin kök uzunluğu bakımından çeşitler arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumlarının kök uzunluğunun kontrolden 0.9 cm daha yüksek olduğu görülmektedir. En düşük kök uzunluğu değeri ise Çorbacı çeşidinin kontrol tohumlarında (6.17 cm) belirlenmiştir (Şekil 4.2d). Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2005 yılındaki fide sürgün uzunluğu verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve çeşitler arasındaki farklılık ile uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü 47

61 nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen sürgün uzunluğu değerleri Çizelge 4.1 ve Şekil 4.2 de gösterilmiştir. Şekil 4.2e incelendiğinde, biber çeşitlerinin sürgün uzunluğu bakımından kontrol ve uygulanmış tohumları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark olmadığı görülmektedir. Demre çeşidinde sürgün uzunluğu bakımından uygulama ve kontrol tohumları arasındaki farkın Yalova ve Çorbacı çeşitlerinden daha yüksek olduğu görülmektedir. En yüksek sürgün uzunluğu değeri ise Yalova çeşidinin uygulama yapılan tohumlarda (5.40 cm) belirlenmiştir (Çizelge 4.1). Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2006 yılındaki fide sürgün uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz, çeşitler arasındaki farklılıklar ise %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen sürgün uzunluğu değerleri Çizelge 4.2 ve Şekil 4.2 de gösterilmiştir. Çizelge 4.2 incelendiğinde, biber çeşitlerinin sürgün uzunluğu bakımından çeşitler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu görülmektedir. Çorbacı çeşidinde sürgün uzunluğu bakımından uygulama ve kontrol tohumları arasındaki farkın Yalova ve Demre çeşitlerinden daha yüksek olduğu bulunmuştur. En yüksek sürgün uzunluğu değeri 5.47 cm ile Yalova çeşidinde, en düşük ise 4.97 cm ile Çorbacı çeşidinde belirlenmiştir (Şekil 4.2f) Fide yaş ve kuru ağırlığı Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2005 yılındaki fide yaş ağırlığı verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunurken, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu arasındaki farklılıklar önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen fide yaş ağırlığı değerleri Çizelge 4.1 ve Şekil 4.3 de gösterilmiştir. Çizelge 4.1 incelendiğinde, biber çeşitlerinin fide yaş ağırlığı bakımından kontrol ve uygulanmış tohumları arasındaki farklılığın istatistiksel olarak önemli olduğu 48

62 görülmektedir. Uygulanmış tohumlarda fide yaş ağırlığı 1514 mg ile kontrol tohumlarından (1233 mg) daha yüksek değer vermiştir. Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2006 yılındaki fide yaş ağırlığı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve çeşitler arasındaki farklılık %5 düzeyinde önemli, uygulama x çeşit interaksiyonu ise önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen fide yaş ağırlığı değerleri Çizelge 4.2 ve Şekil 4.3 de gösterilmiştir. Çizelge 4.2 incelendiğinde, biber çeşitlerinin fide yaş ağırlığı bakımından kontrol ve uygulanmış tohumları arasındaki ve çeşitler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu görülmektedir. Yalova çeşidi 1200 mg ile en yüksek fide yaş ağırlığını vermiştir. Uygulanmış tohumlarda fide yaş ağırlığı 1154 mg olurken, kontrol tohumlarında 1049 mg olarak belirlenmiştir. Çorbacı çeşidinde fide yaş ağırlığı bakımından uygulama ve kontrol tohumları arasındaki farkın Demre ve Yalova çeşitlerinden daha yüksek olduğu bulunmuştur (Şekil 4.3b). Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2005 yılındaki fide kuru ağırlığı verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen fide kuru ağırlığı değerleri Çizelge 4.1 ve Şekil 4.3 de gösterilmiştir. Çizelge 4.1 incelendiğinde, biber çeşitlerinin fide kuru ağırlığı bakımından elde edilen sonuçlar fide yaş ağırlığında elde edilenlerle benzer şekilde bulunmuştur. Kontrol ve uygulanmış tohumlar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark olmadığı görülmektedir. Demre ve Yalova çeşidinde uygulamaların kontrolden daha yüksek kuru ağırlık değerleri verdiği görülmektedir (Şekil 4.3c). 49

63 Yaş ağırlık (mg) Yaş ağırlık (mg) kontrol 950 uygulama 0 Çorbacı Demre Yalova 140 a Çorbacı Demre Yalova b Kuru ağırlık (mg) Kuru ağırlık (mg) c 95 d Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Çeşit Şekil 4.3 Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde fide yaş ve kuru ağırlığı (mg) üzerine etkisi Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2006 yılındaki fide kuru ağırlığı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz, çeşitler arasındaki farklılık ise %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen fide yaş ağırlığı değerleri Çizelge 4.2 ve Şekil 4.3 de gösterilmiştir. Çizelge 4.2 incelendiğinde, Yalova çeşidinde fide kuru ağırlığı 86 mg ile en yüksek değeri verdiği, bunu Demre çeşidinin 84 mg ile takip ettiği, en düşük kuru ağırlık değerini de 72 mg ile Çorbacı çeşidinden elde edildiği görülmektedir. 4.2 Kontrollü Nemlendirme Uygulamasının Stres Sıcaklıklarında Çimlenme ve Tuz Stresinde Çıkışa Etkisi Yüksek sıcaklık Toplam çimlenme yüzdesi Kontrollü nemlendirme uygulamasının yüksek sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2005 yılındaki toplam çimlenme yüzdesi verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, 50

64 uygulama %5 düzeyinde önemli bulunurken, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Yüksek sıcaklıkta çeşitlere göre elde edilen toplam çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.3 ve Şekil 4.4 de gösterilmiştir. Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin yüksek sıcaklıkta (35 o C) toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Uygulama Çeşit Toplam çimlenme (%) Normal çimlenme (%) MGT (gün) Çorbacı b ** Kontrol Demre b Yalova a Ort. b 6 b 4.62 Çorbacı c Uygulama Demre c Yalova g Ort. 89 a 55 a 2.42 Çorbacı 33 a 3.11 Çeşit Ort. Demre b 3.45 Yalova a 3.99 Uygulama (U) *5.63 *6.05 *0.31 Çeşit (Ç) ÖD *7.41 *0.38 U x Ç ÖD ÖD *0.54 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Çizelge 4.3 incelendiğinde, yüksek sıcaklık stresinde kontrol tohumları ile uygulanmış tohumlar arasında önemli farklılıklar görülmektedir. İncelenen üç biber çeşidinde de uygulanmış tohumlar yüksek sıcaklık stresinde daha yüksek çimlenme yüzdesi değerleri vermiştir (Şekil 4.4a) yılındaki toplam çimlenme yüzdesine ait verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen toplam çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.4 ve Şekil 4.4 de gösterilmiştir. 51

65 Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin yüksek sıcaklıkta (35 o C) toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Uygulama Çeşit Toplam çimlenme (%) Normal çimlenme (%) MGT (gün) Çorbacı Kontrol Demre Yalova Ort a ** Çorbacı Uygulama Demre Yalova Ort b Çorbacı b Çeşit Ort. Demre b Yalova a Uygulama (U) ÖD ÖD *0.25 Çeşit (Ç) ÖD ÖD *0.31 U x Ç ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Çizelge 4.4 incelendiğinde, yüksek sıcaklık stresinde Çorbacı ve Yalova çeşitlerinde kontrol tohumları uygulanmış tohumlardan daha düşük çimlenme yüzdesi değeri verirken, Demre çeşidinde kontrol tohumları daha yüksek çimlenme yüzdesi değeri vermiştir (Şekil 4.4b) Normal çimlenme yüzdesi Kontrollü nemlendirme uygulamasının yüksek sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2005 yılındaki normal çimlenme yüzdesi verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve çeşit %5 düzeyinde önemli bulunurken, uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre yüksek sıcaklıkta elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.3 ve Şekil 4.4 de gösterilmiştir. 52

66 Normal çimlenme (%) Toplam çimlenme (%) MGT (gün) MET (gün) Toplam çimlenme (%) kontrol uygulama Çorbacı Demre Yalova Normal çimlenme (%) Çorbacı Demre Yalova 6 a c Ortalamal çimlenme zamanı (gün) e 5 Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova b d f Şekil 4.4 Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde yüksek sıcaklıkta (35 o C), toplam ve normal çimlenme oranı (%) ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) (gün) etkisi Uygulanmış tohumların yüksek sıcaklık stresinde belirgin şekilde daha yüksek normal çimlenme değerleri verdiği Şekil 4.4 de görülmektedir. Uygulanmış tohumlarda en yüksek normal çimlenme %36 ile Yalova çeşidinde, en düşük ise %22 ile Demre çeşidinde belirlenmiştir (Çizelge 4.3). Çeşit Kontrollü nemlendirme uygulamasının yüksek sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2006 yılındaki normal çimlenme yüzdesi verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre yüksek sıcaklıkta elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.4 ve Şekil 4.4 de gösterilmiştir. 53

67 Uygulanmış tohumların yüksek sıcaklık stresinde istatistiksel olarak önemsiz olmasına rağmen daha yüksek normal çimlenme değerleri verdiği Şekil 4.4 de görülmektedir. Uygulanmış ve kontrol tohumlarda en yüksek normal çimlenme Çorbacı çeşidinden, en düşük ise kontrol grubunda Yalova, uygulama grubunda ise Demre çeşidinde belirlenmiştir (Şekil 4.4d) Ortalama çimlenme zamanı Kontrollü nemlendirme uygulamasının yüksek sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2005 yılındaki ortalama çimlenme zamanı verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre yüksek sıcaklıkta elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleri Çizelge 4.3 ve Şekil 4.4 de gösterilmiştir. Yüksek sıcaklık stresinde, uygulanmış tohumların daha hızlı çimlendiği görülmektedir (Şekil 4.4e). Kontrol tohumlarında en düşük çimlenme zamanı Çorbacı çeşidinden 3.89 gün ile elde edilirken, uygulanmış tohumlarda en düşük değer 2.33 gün ile yine Çorbacı çeşidinden belirlenmiştir (Çizelge 4.3). Kontrollü nemlendirme uygulamasının yüksek sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2006 yılındaki ortalama çimlenme zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve çeşit %5 düzeyinde önemli, uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Yüksek sıcaklıkta, kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleri Çizelge 4.4 ve Şekil 4.4 de gösterilmiştir. Yüksek sıcaklık stresinde; uygulanmış tohumların daha hızlı çimlendiği görülmektedir (Şekil 4.4f). Çeşitler arasında en düşük çimlenme zamanı 3.12 gün ile Demre çeşidinden, en yüksek çimlenme zamanı 3.59 gün ile Yalova çeşidinden elde edilmiştir (Çizelge 4.4). 54

68 4.2.2 Düşük sıcaklık Toplam çimlenme yüzdesi Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2005 yılındaki toplam çimlenme yüzdesi verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama %5 düzeyinde önemli, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu ise önemsiz bulunmuştur. Toplam çimlenme (%) Normal çimlenme (%) MGT (gün) a Toplam çimlenme (%) kontrol 85 uygulama 75 Çorbacı Demre Yalova 85 c Çorbacı Demre Yalova 14 Normal çimlenme (%) MGT (gün) Çorbacı Demre Yalova e Çeşit Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova b d f Şekil 4.5 Uygulamanın 2005 ve 2006 yıllarında biber çeşitlerinde düşük sıcaklıkta (15 o C), toplam ve normal çimlenme oranı (%) ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) (gün) etkisi Düşük sıcaklıkta, kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen toplam çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.5 ve Şekil 4.5 de gösterilmiştir. 55

69 Düşük sıcaklık stresinde biber çeşitlerinin uygulanmış tohumların toplam çimlenme yüzdesinin kontrol tohumlarına göre daha yüksek bulunduğu Şekil 4.5a,b de görülmektedir. Kontrol ve uygulanmış tohumlar arasındaki toplam çimlenme yüzdesi bakımından en yüksek fark Çorbacı, en düşük fark ise Yalova çeşidinden elde edilmiştir. Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin düşük sıcaklıkta (15 o C) toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Uygulama Çeşit Toplam çimlenme (%) Normal çimlenme (%) MGT (gün) Çorbacı cd ** 9.74 Kontrol Demre abc Yalova d 9.40 Ort. 84 b 9.98 a Çorbacı bcd 7.84 Uygulama Demre ab 8.44 Yalova a 7.14 Ort. 94 a b Çorbacı b Çeşit Ort. Demre a Yalova c Uygulama (U) *7.42 *4.84 *0.28 Çeşit (Ç) ÖD *5.93 *0.35 U x Ç ÖD *8.39 ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2006 yılındaki toplam çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Düşük sıcaklık stresinde kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen toplam çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.6 ve Şekil 4.5 de gösterilmiştir. Düşük sıcaklık stresinde biber çeşitlerinin uygulanmış tohumlarındaki toplam çimlenme yüzdesi Demre çeşidi dışında kontrol tohumlarına göre daha yüksek bulunmuştur (Şekil 4.5b). Uygulanmış ve kontrol tohumlarında en yüksek çimlenme yüzdesi Yalova çeşidinde belirlenmiştir (Çizelge 4.6). 56

70 Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin düşük sıcaklıkta (15 o C)toplam ve normal çimlenme ile ortalama çimlenme zamanına (MGT) etkisi Uygulama Çeşit Toplam çimlenme (%) Normal çimlenme (%) MGT (gün) Çorbacı b ** Kontrol Demre b Yalova a Ort b Çorbacı c Uygulama Demre d Yalova c Ort a 8.11 Çorbacı b 9.62 Çeşit Ort. Demre a 9.48 Yalova b Uygulama (U) ÖD *3.27 *0.57 Çeşit (Ç) ÖD *4.0 *0. U x Ç ÖD ÖD *0.99 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Normal çimlenme yüzdesi Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2005 yılındaki normal çimlenme yüzdesi verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Düşük sıcaklık stresinde kontrollü nemlendirme uygulaması ve çeşitlere göre elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.5 ve Şekil 4.5 de gösterilmiştir. Normal çimlenme yüzdesi bakımından biber çeşitlerinin uygulanmış tohumları kontrol tohumlarından daha yüksek değerler vermiştir (Şekil 4.5). Uygulanmış tohumlarda en düşük normal çimlenme değeri %62 ile Çorbacı, en yüksek ise %81 ile Demre çeşidinde belirlenmiştir. Kontrol tohumlarında ise Yalova çeşidi en yüksek normal çimlenme yüzdesini, Demre ise en düşük normaliteyi vermiştir (Çizelge 4.5c). Düşük sıcaklık stresinde kontrollü nemlendirme uygulamasının biber çeşitlerinin 2006 yılındaki normal çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve çeşit %5 düzeyinde önemli, uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz 57

71 bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta çeşitlere göre elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleri Çizelge 4.6 ve Şekil 4.5 de gösterilmiştir. Normal çimlenme yüzdesi bakımından biber çeşitlerinin uygulanmış tohumları kontrol tohumlarından daha yüksek değerler vermiştir (Şekil 4.5d). Uygulanmış tohumlarda en düşük normal çimlenme değeri Çorbacı (%73), en yüksek ise Demre (%82) çeşidinde belirlenmiştir. Çeşitler arasında Demre %75 normalite ile en yüksek değeri verirken, en düşük değer %66 ile Çorbacı çeşidinden elde edilmiştir Ortalama çimlenme zamanı Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2005 yılındaki ortalama çimlenme zamanı verileriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama ve çeşit %5 düzeyinde önemli, uygulama x çeşit interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta çeşitlere göre elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleri Çizelge 4.5 ve Şekil 4.5 de gösterilmiştir. Ortalama çimlenme zamanı bakımından uygulanmış tohumlar kontrol tohumlarından daha erken çimlendiği görülmektedir (Şekil 4.5e). Çeşitler arasında en erken çimlenme Yalova çeşidinden 8.27 gün ile elde edilirken, en geç çimlenme zamanını Demre çeşidi (9.64) vermiştir (Çizelge 4.5). Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta biber çeşitlerinin 2006 yılındaki ortalama çimlenme zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, uygulama, çeşit ve uygulama x çeşit interaksiyonu istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulamasının düşük sıcaklıkta çeşitlere göre elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleri Çizelge 4.6 ve Şekil 4.5 de gösterilmiştir. Ortalama çimlenme zamanı bakımından uygulanmış tohumların kontrol tohumlarından daha erken çimlendiği belirlenmiştir (Şekil 4.5f). Kontrol tohumlarında en erken çimlenme gün ile Çorbacı çeşidinde elde edilirken, en yavaş çimlenme gün ile Yalova çeşidinde belirlenmiştir. Uygulanmış tohumlarda ise Demre en hızlı, Yalova ise en geç çimlenme süresine sahip olmuştur (Çizelge 4.6). 58

72 4.2.3 Tuz stresinde fide çıkışı Toplam ve normal fide çıkış yüzdesi Toplam çıkış (%) Normal çıkış (%) 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen çıkış yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde uygulama, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde uygulama önemsiz, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise uygulama, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonunun önemsiz olduğu belirlenmiştir. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin fide çıkış yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.7, 4.8, 4.9 ve Şekil 4.6 da gösterilmiştir Çorbacı Demre Yalova 100 kontrol 50 uygulama a b c d e f Tuz Konsantrasyonu (mm) Şekil yılında uygulamanın tuz stresinde üç farklı biber çeşidinde toplam ve normal çıkış oranına (%) etkisi Şekil 4.6a incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde tuz konsantrasyonu arttıkça kontrol ve uygulanmış tohumlarda çıkış yüzdesinde istatistiksel olarak önemli azalmalar görülmektedir. Kontrol tohumlarında en yüksek çıkış yüzdesi değeri 50 mm dan elde edilirken, en düşük çıkış değerinin 150 mm da geçekleştiği görülmektedir. Uygulanmış tohumlarda da benzer şekilde tuz seviyesine bağlı olarak 150 mm da en düşük toplam

73 çıkış yüzdesi saptanmıştır. Özellikle 100 ve 150 mm tuz seviyelerinde uygulanmış tohumlar, kontrol tohumlarından daha yüksek çıkış yüzdesi değerlerini vermiştir. Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Çorbacı çeşidinin toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Tuz kons. (mm) Toplam Çıkış (%) Normal Çıkış (%) MET (gün) Çorbacı Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide) 0 83 a ** a Kont cd d Ortalama b 13. a a a ab Uyg a bc Ortalama a b b a c 7.82 a 4.95 a 1400 a 114 a Tuz ab c 6.62 b 5.08 a 1122 b 95 b Kons b b 5.55 c 4.28 b 784 c 66 c Ort c a 4.83 c 4.17 b 697 c 59 c Uygulama (U) *2.72 *3.55 *0.31 ÖD *0.36 ÖD ÖD Tuz Kons. (T) *3.85 *5.02 *0.44 *1.01 *0.52 *130 *10 U x T *4.72 ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Demre çeşidinde, tuz seviyesinin artışıyla birlikte toplam çıkış yüzdesi istatistiksel olarak önemli şekilde azalmıştır (Şekil 4.6b). Ayrıca kontrol grubu tohumların toplam çıkış yüzdelerinin, uygulanmışlara göre 0 ve 50 mm da daha yüksek olduğu görülmektedir. Yüksek tuz seviyesinde (150 mm) ise kontrol tohumlarının toplam çıkış yüzdesi azalırken, uygulanmış tohumlarda özellikle 0, 50 ve 100 mm a yakın değerler elde edildiği görülmektedir (Çizelge 4.8).

74 Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Demre çeşidinin toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Kont. Uyg. Tuz Kons. Ort. Tuz kons. (mm) Toplam Çıkış (%) Normal Çıkış (%) MET (gün) Demre Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide ) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide ) 0 92 b ** ab bc b 101 b a 85 a b c 86 b 100 bc 62 cd a d 59 c d 18 e a e 45 c Ortalama b bc 81 ab e a 134 a 50 bc bc de c 91 b bc cd de c 92 b c 50 d cd de 61 c Ortalama a a 4.85 a ab 4.83 a a 4.43 b b 3.53 c Uygulama (U) ÖD ÖD *0.33 *0. ÖD * *8. Tuz Kons. (T) *4. *5.34 *0.47 *0.85 *0.29 *140 *12.0 U x T *9.41 *7.55 *0.66 ÖD ÖD *200 *20 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Yalova çeşidinde ise, kontrol tohumlarında 100 mm tuz seviyesine kadar çıkış yüzdesinin etkilenmediği görülmektedir (Şekil 4.6c). 150 mm tuz seviyesinde çıkış yüzdesinde azalma görülmesine rağmen, bu azalma istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Uygulanmış tohumlarda ise 100 mm tuz seviyesine kadar çıkış yüzdesi artarken, 150 mm tuz seviyesi ile azalmıştır (Çizelge 4.9). 61

75 Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Yalova çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Kont. Uyg. Tuz Kons. Ort. Tuz kons. (mm) Toplam Çıkış (%) Normal Çıkış (%) MET (gün) Yalova Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide) c ab ** c a b ab a ab 0 Ortalama 75 b b b 91 b e ab e b d a c ab Ortalama a a a 106 a a a a 110 a a a b 105 a a b c b b b c 89 b Uygulama (U) ÖD *3.68 *0.21 *0.57 ÖD *67 *8.7 Tuz Kons. (T) ÖD *5.21 *0.29 *0.82 ÖD *95 *12 U x T ÖD ÖD *0.42 ÖD *0.68 ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). 62

76 Şekil 4.7 Çeşitlerin 0 mm NaCl de fide çıkışına ait bir görünüm Şekil 4.8 Çeşitlerin 50 mm NaCl stresindeki fide çıkışına ait bir görünüm 63

77 Şekil 4.9 Çeşitlerin 100 mm NaCl stresindeki fide çıkışına ait bir görünüm Şekil 4.10 Çeşitlerin 150 mm NaCl stresindeki fide çıkışına ait bir görünüm 64

78 2006 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen fide çıkış yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunurken, Demre ve Yalova çeşitlerinde uygulama, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin fide çıkış yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.10, 4.11, 4.12 ve Şekil 4.11 de gösterilmiştir. Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Çorbacı çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Kont. Uyg. Tuz Kons. Ort. Tuz kons. (mm) Toplam Çıkış (%) Normal Çıkış (%) MET (gün) Çorbacı Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide) Ortalama 78 b ** 58 b a b 64 b Ortalama 85 a 68 a b a 72 a 0 89 a 77 a b 6.62 a 4.97 a 944 a 72 a ab 71 a b 6.27 a 4.63 a 974 a 75 a bc 56 b b 5.73 b 4.67 a 789 b 66 ab c 46 b a 4. c 3.97 b 577 c 59 b Uygulama (U) *4.66 *4.83 *0.46 ÖD ÖD *.34 *7.55 Tuz Kons. (T) *6. *6.83 *0.66 *0.77 *0.41 *99.48 *10.68 U x T ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Çizelge 4.10 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde tuz konsantrasyonu arttıkça kontrol ve uygulanmış tohumlarda çıkış yüzdesinde istatistiksel olarak önemli azalmalar görülmektedir. Uygulanmış tohumlar %85 toplam çıkış yüzdesiyle kontrole göre daha yüksek değer vermiştir. Tuz konsantrasyonlarında ise 0 mm da %89 toplam çimlenme elde edilirken 150 mm da %76 olarak gerçekleşmiştir (Şekil 4.11a). Demre çeşidinde, 65

79 tuz seviyesinin artışıyla birlikte toplam çıkış yüzdesinde istatistiksel olarak önemli azalma belirlenmemiştir. Ancak uygulama yapılan tohumların toplam çıkış yüzdelerinin, 50 ve 150 mm da daha yüksek olduğu görülmektedir (Çizelge 4.11). Yalova çeşidinde kontrol tohumlarında 150 mm tuz seviyesine kadar çıkış yüzdesinin % dan %77 ye düşmesine rağmen, bu farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (Şekil 4.11c). Uygulama tohumlarında ise 150 mm tuz seviyesinde çıkış yüzdesindeki azalma önemsiz bulunmuştur (Çizelge 4.12). Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Demre çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Kont. Uyg. Tuz Kons. Ort. Tuz kons. (mm) Toplam Çıkış (%) Normal Çıkış (%) MET (gün) Demre Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide) a ** a b bc Ortalama a b 77 b a a a c Ortalama b a 88 a a c 7.27 a a b b 6.62 b a c bc 5. c b c a 5.33 c c 84 Uygulama (U) ÖD ÖD *0.21 ÖD ÖD *77.97 *7. Tuz Kons. (T) ÖD *5.85 *0.31 *0.59 *0.31 *110 ÖD U x T ÖD ÖD ÖD ÖD *0.44 ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). 66

80 Toplam çıkış (%) Normal çıkış (%) Çizelge yılında uygulamanın tuz stresinde Yalova çeşidinde toplam ve normal çıkış, ortalama çıkış zamanı (MET), fide sürgün ve kök uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığı üzerine etkisi Uyg. Kont. Uyg. Tuz Kons. Ort. Tuz kons. (mm) Toplam Çıkış (%) Normal Çıkış (%) MET (gün) Yalova Fide Kök Uzunluğu (cm) Fide Sürgün Uzunluğu (cm) Fide Yaş Ağırlığı (mg/fide) Fide Kuru Ağırlığı (mg/fide) a ** a b b Ortalama b a b a a a b 8 91 Ortalama a b a 0 83 a b 7.37 a a 86 a ab b 6.50 b a a b b 5.47 c b b c a 5.10 c b 83 a Uygulama (U) ÖD *4.44 *0.34 ÖD ÖD ÖD *8.83 Tuz Kons. (T) ÖD *6.28 *0.49 *0.75 *0.29 *115.3 *12.49 U x T ÖD ÖD ÖD ÖD *0.42 ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Çorbacı Demre Yalova kontrol 95 uygulama a b c d e f Tuz Konsantrasyonu (mm) Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında toplam ve normal çıkış oranına (%) etkisi

81 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen normal çıkış yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı ve Yalova çeşitlerinde, uygulama ve tuz konsantrasyonu istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu ise önemsiz bulunmuştur. Demre çeşidinde ise uygulama önemsiz, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Uygulama sonrasında tuz stresinin normal fide çıkış yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.7, 4.8, 4.9 ve Şekil 4.6 da gösterilmiştir. Şekil 4.6 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde tuz konsantrasyonu arttıkça normal çıkış yüzdesinde istatistiksel olarak önemli azalmalar görülmektedir. Ancak uygulanmış tohumlarda normal çıkış yüzdesi 150 mm seviyesinde azalırken, kontrol tohumlarında 100 mm ile normal çıkış yüzdesi azalmıştır. Tüm tuz seviyelerinde uygulanmış tohumlardan daha yüksek normal çıkış değerleri elde edilmiştir (Şekil 4.6d). Demre çeşidinde, tuz seviyesinin artışıyla normal çıkış yüzdesi istatistiksel olarak önemli şekilde azalmıştır. Kontrol tohumlarında 50 mm tuz seviyesinde normal çıkış değeri artarken, 100 ve 150 mm seviyesinde düşmüştür (Şekil 4.6e). Uygulanmış tohumlarda artan tuz konsantrasyonuyla azalan normal çıkış değerleri, 150 mm tuz seviyesinde kontrol tohumlarından önemli düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.8). Yalova çeşidinde ise, artan tuz seviyeleri çıkış yüzdesini %86 dan %63 e düşürmüştür. Uygulanmış tohumlar tüm tuz seviyelerinde kontrol tohumlarından daha yüksek normal çıkış yüzdesini vermiştir (Çizelge 4.9) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen normal çıkış yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı ve Yalova çeşitlerinde uygulama ve tuz konsantrasyonu arasındaki farklılık %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunurken, Demre çeşidinde, tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin normal fide çıkış yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.10, 4.11, 4.12 ve Şekil 4.11 de gösterilmiştir. Çizelge 4.10 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde tuz konsantrasyonu arttıkça normal çıkış yüzdesinde istatistiksel olarak önemli azalmalar görülmektedir. Tüm tuz seviyelerinde 68

82 uygulanmış tohumlardan daha yüksek normal çıkış değerleri elde edilmiştir. En düşük normal fide çıkışı %46 ile 150 mm seviyesinde belirlenmiştir. Demre çeşidinde, tuz seviyesinin artışıyla normal çıkış yüzdesi istatistiksel olarak önemli şekilde azalmıştır. Uygulanmış tohumlarda tuz konsantrasyonuyla azalan normal çıkış değerleri, 150 mm tuz seviyesinde kontrol tohumlarından daha düşük olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.11). Yalova çeşidinde ise, artan tuz seviyeleri kontrol tohumlarının normal çıkış yüzdesini azaltmıştır. Uygulanmış tohumlar tüm tuz seviyelerinde kontrol tohumlarından daha yüksek normal çıkış yüzdesini vermiştir. Uygulama grubu tohumlarında 50 ve 100 mm tuz seviyelerinde normal çıkış yüzdelerinde değişim görülmemiştir (Şekil 4.11f) Ortalama çıkış zamanı (MET) 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen ortalama çıkış zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Demre ve Yalova çeşidinde uygulama, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin ortalama çıkış zamanı üzerine etkileri Çizelge 4.7, 4.8, 4.9 ve Şekil 4.12 de gösterilmiştir. Şekil 4.12 de görüldüğü gibi, Çorbacı çeşidinde tuz konsantrasyonu arttıkça kontrol ve uygulanmış tohumlarda çıkış süresi uzamıştır. Kontrol tohumları tüm tuz seviyelerinde uygulanmış tohumlara göre daha geç çıkış göstermişlerdir. 150 mm tuz seviyesinde ortalama çıkış süresi gün iken 0 mm da gün olarak belirlenmiştir. Demre çeşidinde, tuz seviyesinin artışıyla ortalama çıkış zamanı istatistiksel olarak önemli şekilde artmıştır. Bu artışın, uygulanmış tohumlarda daha az olduğu görülmektedir. 150 mm tuz seviyesinde ortalama çıkış süresi kontrol tohumları için gün iken, uygulanmış tohumlarda gün olmuştur (Şekil 4.12b). Yalova çeşidinde ise, artan tuz seviyeleri kontrol ve uygulanmış tohumların çıkış süresini uzatmıştır. Kontrol tohumlarında artan tuz konsantrasyonlarıyla çıkış süresi günden güne, uygulanmış tohumlarda ise günden güne yükselmiştir (Çizelge 4.9). 69

83 Çorbacı Demre Yalova MET (gün) (gün) kontrol16 uy gulama 15 a b c Sürgün uzunluğu (cm) Kök uzunluğu (cm) d 5 e 5 f g 4 3 ı Tuz konsantrasyonu (mm) ı Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında ortalama çıkış zamanı (MET) (gün), fide kök ve sürgün uzunluğuna (cm) etkisi 2006 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen ortalama çıkış zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı, Demre ve Yalova çeşitlerinde uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme sonrası farklı konsantrasyonlarının ortalama çıkış zamanı üzerine etkileri Çizelge 4.10, 4.11, 4.12 ve Şekil 4.13 de gösterilmiştir.

84 MET (gün) (gün) Kök uzunluğu (cm) Sürgün uzunluğu (cm) Çorbacı Demre Yalova 16 kontrol 12 uy gulama a b c d e f Yalova h Tuz konsantrasyonu (mm) Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında ortalama çıkış zamanı (MET) (gün), fide kök ve sürgün uzunluğuna (cm) etkisi Çorbacı çeşidinde, artan tuz seviyeleri kontrol ve uygulama grubu tohumlarının ortalama çıkış zamanlarını artırmıştır. Bu artışın, uygulanmış tohumlarda daha az olduğu görülmektedir (Şekil 4.13a). Uygulanmış tohumların ortalama çıkış zamanının 150 mm tuz seviyesinde kontrol grubu tohumlarının 150 mm tuz seviyesine göre 1.42 gün daha hızlı olduğu Çizelge 4.10 da görülmektedir. Demre çeşidinde uygulanmış tohumlar yaklaşık 1 gün daha erken çıkış göstermiştir. 0 mm da belirlenirken 50 ve 100 mm da ortalama çıkış hızının aynı seviyede olduğu görülmektedir. Uygulanmış tohumların 150 mm da ortalama çıkış süresi, kontrol tohumlarının 0 mm daki çıkış süresinden daha hızlı olduğu görülmektedir. En düşük çıkış hızı kontrol grubu tohumlarında 150 mm tuz seviyesinde (14.30 gün) gerçekleşmiştir (Çizelge 4.11). Yalova çeşidinde artan tuz seviyeleri çıkış süresini uzatmıştır. Kontrol tohumları uygulanmış tohumlara göre daha geç çıkış göstermiştir (Çizelge 4.12). 71

85 Fide kök ve sürgün uzunluğu 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen fide kök uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde uygulama ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz, tuz konsantrasyonu ise %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre ve Yalova çeşitlerinde uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin kök uzunluğu üzerine etkileri Çizelge 4.7, 4.8, 4.9 da ve Şekil 4.12 de gösterilmiştir. Çizelge 4.7 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde artan tuz konsantrasyonlarıyla kök uzunluğu önemli şekilde azalmıştır. 0 mm tuz seviyesinde kök uzunluğu 7.81 cm iken, 150 mm da 4.83 cm olarak belirlenmiştir. Demre çeşidinde uygulanmış tohumların kök uzunluğu 6.28 cm olurken, kontrol tohumlarında 5.33 cm olarak belirlenmiştir. Tuz konsantrasyonlarındaki artış kök uzunluğunda azalmaya neden olmasına rağmen, 150 mm tuz seviyesinde kök uzunluğundaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (Şekil 4.12e). Yalova çeşidinde uygulanmış tohumların kök uzunluğu 6.87 cm olurken, kontrol tohumlarında 5.95 cm olarak belirlenmiştir. Tuz konsantrasyonlarındaki artış kök uzunluğunda azalmaya neden olmuş, 100 mm tuz seviyesinde kök uzunluğundaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (Çizelge 4.9) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen fide kök uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı, Demre ve Yalova çeşitlerinde uygulama ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz, tuz konsantrasyonu ise %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme sonrası farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin kök uzunluğu üzerine etkileri Çizelge 4.10, 4.11 ve 4.12 de ve Şekil 4.13 de gösterilmiştir. Çizelge 4.10 da görüldüğü gibi, artan tuz konsantrasyonlarıyla Çorbacı çeşidinin kök uzunluğu önemli şekilde azalmıştır. Kök uzunluğu 0 mm da 6.62 cm iken, 150 mm tuz seviyesinde 4. cm olarak ölçülmüştür. Demre çeşidinde tuz konsantrasyonlarındaki artış kök uzunluğunun 7.27 cm den 5.33 cm ye düşmesine neden olmuştur (Çizelge 72

86 4.11). Yalova Yağlık çeşidinde de benzer sonuçlar elde edilmiş ve tuz konsantrasyonlarındaki artış kök uzunluğunda azalmaya neden olmuştur (Şekil 4.13f) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen fide sürgün uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu ise önemsiz bulunmuştur. Demre çeşidinde tuz konsantrasyonu, Yalova çeşidinde ise uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin sürgün uzunluğu üzerine etkileri Çizelge 4.7, 4.8 ve 4.9 da ve Şekil 4.12 de gösterilmiştir. Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumların sürgün uzunluğu 4.4 cm olurken, kontrol tohumlarında 4.83 cm olarak belirlenmiştir. Tuz konsantrasyonlarındaki artış sürgün uzunluğunda azalmaya neden olmasına rağmen, 100 mm tuz seviyesinde sürgün uzunluğundaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En yüksek sürgün uzunluğu değeri 50 mm da 5.08 cm ile elde edilirken, en düşük sürgün uzunluğu değeri 150 mm da 4.17 cm elde edilmiştir (Çizelge 4.7). Çizelge 4.8 incelendiğinde, Demre çeşidinde artan tuz konsantrasyonlarıyla sürgün uzunluğu önemli şekilde azalmıştır. 0 mm tuz seviyesinde sürgün uzunluğu 4.85 cm iken, 150 mm da 3.53 cm olarak belirlenmiştir. Tuz konsantrasyonlarındaki artış sürgün uzunluğunda azalmaya neden olmasına rağmen, 100 mm tuz seviyesinde sürgün uzunluğundaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde artan tuz konsantrasyonlarında kontrol ve uygulanmış tohumların sürgün uzunluğunda azalma meydana geldiği ancak en düşük sürgün uzunluğu değerinin (4.66 cm) 50 mm da uygulanmış tohumlardan elde edildiği görülmektedir. Kontrol tohumlarında 150 mm da sürgün uzunluğu 4.83 cm iken, uygulanmış tohumlarda 5.07 cm olarak belirlenmiştir (Çizelge 4.9) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen fide sürgün uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde uygulama ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz, tuz konsantrasyonu ise %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre ve Yalova çeşitlerinde ise tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu %5 düzeyinde 73

87 önemli, uygulama ise önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme sonrası uygulanan farklı tuz konsantrasyonlarının sürgün uzunluğu üzerine etkileri Çizelge 4.10, 4.11 ve 4.12 de ve Şekil 4.13 de gösterilmiştir. Çorbacı çeşidinde, artan tuz konsantrasyonları sürgün uzunluğunu 4.97 cm den 3.97 cm ye düşürmüştür (Çizelge 4.10). Demre çeşidinde artan tuz konsantrasyonlarıyla sürgün uzunluğu önemli şekilde azalmıştır. Kontrol grubunda 0 mm tuz seviyesinde sürgün uzunluğu 5.10 cm iken, 150 mm da 4.13 cm olarak belirlenmiştir. Uygulanmış tohumlardaki sürgün uzunluğunun ise yalnızca 150 mm tuz seviyesinde kontrolden daha düşük olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.11). Yalova çeşidinde artan tuz konsantrasyonları kontrol ve uygulanmış tohumların sürgün uzunluğunda azalma meydana geldiği ancak, en düşük sürgün uzunluğu değerinin (4.37 cm) 150 mm da uygulanmış tohumlardan elde edildiği görülmektedir. Kontrol tohumlarında 100 mm da sürgün uzunluğu 4.47 cm iken, uygulanmış tohumlarda 5.13 cm olarak belirlenmiştir (Çizelge 4.12) Fide yaş ve kuru ağırlığı 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen fide yaş ağırlık değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde uygulama ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz, tuz konsantrasyonu ise %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde uygulama, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır. Yalova çeşidinde ise uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu ise önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin fide yaş ağırlığı üzerine etkileri Çizelge 4.7, 4.8 ve 4.9 da ve Şekil 4.14 de gösterilmiştir. Şekil 4.14 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumların fide yaş ağırlığı 1009 mg olurken, kontrol tohumlarında 993 mg olarak belirlenmiştir. Tuz konsantrasyonlarındaki artış fide yaş ağırlığında azalmaya neden olmasına rağmen, 50 mm tuz seviyesinde fide yaş ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli 74

88 Yaş ağırlık (mg) Kuru ağırlık (mg) bulunmuştur. En düşük yaş ağırlık seviyesinin kontrol tohumlarında 150 mm da belirlendiği (624 mg) görülmektedir. Demre çeşidinde uygulanmış tohumların fide yaş ağırlığı 1057 mg olurken, kontrol tohumlarında 822 mg olarak belirlenmiştir. Hem kontrol hem de uygulamada tuz konsantrasyonlarındaki artış fide yaş ağırlığında azalmaya neden olmuş, 0 mm tuz seviyesinde fide yaş ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En yüksek fide yaş ağırlığı değeri 0 mm da uygulamadan elde edilirken en düşük fide yaş ağırlığı değeri (474 mg) 150 mm da kontrol tohumlarından elde edilmiştir (Çizelge 4.8). Yalova çeşidinde uygulanmış tohumların fide yaş ağırlığı 1295 mg olurken, kontrol tohumlarında 1098 mg olarak belirlenmiştir. Hem kontrol hem de uygulamada tuz konsantrasyonlarındaki artış fide yaş ağırlığında azalmaya neden olmuş, 50 mm tuz seviyesinde fide yaş ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En yüksek fide yaş ağırlığı değeri 0 mm da uygulamadan elde edilirken en düşük fide yaş ağırlığı değeri (0 mg) 150 mm da kontrol tohumlarından elde edilmiştir (Şekil 4.14c) a d Çorbacı Demre Yalova kontrol 10 uy gulama b e Tuz konsantrasyonları (mm) Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında fide yaş ve kuru ağırlığına (mg) etkisi c f 2006 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen fide yaş ağırlığı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı ve Demre çeşitlerinde, uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama ve uygulama x tuz konsantrasyonu 75

89 interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme sonrası farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin fide yaş ağırlığı üzerine etkileri Çizelge 4.10, 4.11ve 4.12 de ve Şekil 4.15 de gösterilmiştir. Şekil 4.15 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumların fide yaş ağırlığı 862 mg olurken, kontrol tohumlarında 7 mg olarak belirlenmiştir. Tuz konsantrasyonlarındaki artış fide yaş ağırlığında azalmaya neden olmasına rağmen, 100 mm tuz seviyesinde fide yaş ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak farklı bulunmuştur. Demre çeşidinde uygulanmış tohumların fide yaş ağırlığı 1046 mg olurken, kontrol tohumlarında 928 mg olarak belirlenmiştir. Hem kontrol hem de uygulamada tuz konsantrasyonlarındaki artış fide yaş ağırlığında azalmaya neden olmuş, 100 mm tuz seviyesinde fide yaş ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (Şekil 4.15b). En yüksek fide yaş ağırlığı değeri 0 mm da 1161 mg ile elde edilirken, en düşük fide yaş ağırlığı değeri (766 mg) 150 mm da elde edilmiştir (Çizelge 4.11). Yaş ağırlık (mg) Kuru ağırlık (mg) Çorbacı Demre Yalova kontrol uy gulama a b c d e Tuz konsantrasyonları (mm) f Şekil yılında uygulamanın biber çeşitlerinde farklı tuz konsantrasyonlarında fide yaş ve kuru ağırlığına (mg) etkisi Yalova çeşidinde tuz konsantrasyonlarındaki artış fide yaş ağırlığında azalmaya neden olmuş, 100 mm tuz seviyesinde fide yaş ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak farklı 76

90 bulunmuştur. En yüksek fide yaş ağırlığı değeri 0 mm da 1199 mg ile elde edilirken, en düşük fide yaş ağırlığı değeri (785 mg) 150 mm da elde edilmiştir (Çizelge 4.12) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen kuru ağırlık değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Demre çeşidinde uygulama, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonu interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı konsantrasyonlarda uygulanan tuz stresinin fide kuru ağırlığı üzerine etkileri Çizelge 4.7, 4.8, 4.9 ve Şekil 4.14 de gösterilmiştir. Çorbacı çeşidinde, artan tuz konsantrasyonlarıyla fide kuru ağırlığı önemli şekilde azalmıştır. 50 mm tuz seviyesinde fide kuru ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En düşük kuru ağırlık değeri 150 mm da 59 mg olarak ölçülmüştür (Çizelge 4.7). Çizelge 4.8 incelendiğinde, Demre çeşidinde tüm tuz seviyelerinde uygulanmış tohumlardan kontrole göre daha yüksek fide kuru ağırlığı değerleri elde edildiği görülmektedir. Uygulanmış tohumların fide kuru ağırlığı 95 mg olurken, kontrol tohumlarında 73 mg olarak belirlenmiştir (Çizelge 4.8). Yalova çeşidinde uygulanmış tohumların fide kuru ağırlığı 106 mg olurken, kontrol tohumlarında 91 mg olarak belirlenmiştir (Şekil 4.14f). Hem kontrol hem de uygulamada tuz konsantrasyonlarındaki artış fide kuru ağırlığında azalmaya neden olmuş, 100 mm tuz seviyesinde fide kuru ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En yüksek fide kuru ağırlığı değeri 0 mm dan (110 mg) elde edilirken, en düşük fide kuru ağırlığı değeri (89 mg) 150 mm dan elde edilmiştir (Çizelge 4.9) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı tuz konsantrasyonlarında elde edilen kuru ağırlık değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı ve Yalova çeşitlerinde uygulama ve tuz konsantrasyonu %5 düzeyinde önemli, uygulama x tuz konsantrasyonları interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Demre çeşidinde ise, tuz konsantrasyonu ve uygulama x tuz konsantrasyonu önemsiz, uygulama %5 düzeyinde 77

91 önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme sonrası uygulanan farklı tuz konsantrasyonlarının fide kuru ağırlığı üzerine etkileri Çizelge 4.10, 4.11, 4.12 ve Şekil 4.15 de gösterilmiştir. Şekil 4.15 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde artan tuz konsantrasyonlarıyla fide kuru ağırlığı önemli şekilde azalmıştır. 150 mm tuz seviyesinde fide kuru ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En düşük kuru ağırlık değeri kontrol grubu tohumlarında 150 mm da 64 mg olarak ölçülmüştür (Çizelge 4.10). Çizelge 4.11 incelendiğinde, Demre çeşidinde uygulanmış tohumlardan kontrole göre daha yüksek fide kuru ağırlığı değerleri elde edildiği görülmektedir. Ortalamalara bakıldığında uygulanmış tohumların fide kuru ağırlığı 88 mg olurken, kontrol tohumlarında 77 mg olarak belirlenmiştir. Yalova çeşidinde uygulanmış tohumların fide kuru ağırlığı 87 mg olurken, kontrol tohumlarında 77 mg olarak belirlenmiştir. Tuz konsantrasyonlarındaki artış fide kuru ağırlığında azalmaya neden olmuş, 100 mm tuz seviyesinde fide kuru ağırlığındaki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. En yüksek fide kuru ağırlığı değeri 50 mm dan ( mg) elde edilirken, en düşük değer ( mg) 100 mm da belirlenmiştir (Çizelge 4.12). 4.3 Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Kurutma Etkisi Tohumların kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası nem miktarı ile kurutma ortamı ve kurutma sıcaklıklarına göre tohum neminde oluşturduğu değişimler Çizelge 4.13 ve Çizelge 4.14 de gösterilmiştir. Çizelge 4.13 incelendiğinde, uygulama sonrasında tohum nemi Çorbacı çeşidinde %7.1 den %51 e, Demre de %7.2 den %42 ye, Yalova da %6.8 den %53 e yükseldiği görülmektedir. Oransal nem ve kurutma sıcaklıklarına göre tohum nemleri incelendiğinde, %75 oransal nem daha yüksek tohum nem değerlerini verirken, en düşük değerler %13 oransal nem seviyesinden elde edilmiştir. 78

92 Çizelge yılında uygulanmış tohumların farklı sıcaklık ve oransal nemde kurutulmasıyla tohum nemlerinde belirlenen değişim (%) Çeşit Uygulama öncesi tohum nemi (%) Uygulama sonrası tohum nemi (%) Çorbacı Demre Yalova Kurutma oransal Kurutma sıcaklığı ( o C) nemi (%) Çizelge yılında uygulanmış tohumların farklı sıcaklık ve oransal nemde kurutulmasıyla tohum nemlerinde belirlenen değişim (%) Çeşit Uygulama öncesi tohum nemi (%) Uygulama sonrası tohum nemi (%) Çorbacı Demre Yalova Kurutma oransal Kurutma sıcaklığı ( o C) nemi (%) Çizelge 4.14 de görüldüğü gibi, 2005 yılı verilerine benzer sonuçlar elde edilirken, Çorbacı çeşidinde %13 oransal nemde 35 o C de elde edilen %5.93 lük tohum nemi dikkat çekmektedir Toplam çimlenme yüzdesi 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen toplam çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde kurutma sıcaklığı, oransal nem x kurutma 79

93 sıcaklığı interaksiyonu önemsiz, oransal nem istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre ve Yalova çeşitlerinde ise kurutma sıcaklığı, oransal nem ve kurutma sıcaklığı x oransal nem interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nemlerinde yapılan kurutma sıcaklıklarının çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.15 ve Şekil 4.16 da gösterilmiştir. Çizelge 4.15 Kurutma oransal nemi %13 % ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklılarda yapılan kurutmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi Kurutma sıcaklığı ( o C) Toplam Çimlenme (%) Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova bc b ** c b abc ab Ortalama 87 a b abc a ab a abc b Ortalama 89 ab ab abc ab a ab c a Ortalama 82 b a 94 Oransal nemi *5.89 ÖD ÖD ÖD *6. *4.38 %75 Kurutma sıcaklığı ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD Nem x Sıcaklık ÖD ÖD ÖD *6.86 ÖD *7.59 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Çizelge 4.15 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde %35 nem ve 25 o C de kurutmada en yüksek çimlenme değeri (%93) elde edilirken, en düşük çimlenme değeri ise %75 nem ve 15 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlarda belirlenmiştir (%77). %13 oransal nemi seviyesinde kurutulan tohumlarda ise her üç sıcaklıkta da belirgin bir fark olmadığı görülmektedir. Demre çeşidi tohumlarının %35 oransal nemi ve 15 o C sıcaklıkta kurutulmasıyla %98 ile en yüksek çimlenme yüzdesi değerine ulaşılmıştır. %75 ve %13 oransal nemlerinde her üç kurutma sıcaklığında da önemli bir fark belirlenmemiştir. Yalova çeşidinde ise, en yüksek çimlenme değerinin %35 oransal nemi ve 25 o C

94 sıcaklıkta kurutulan tohumlardan elde edildiği görülmektedir. Her üç nem seviyesinde de 35 o C de en düşük çimlenme yüzdesi değerleri belirlenmiştir (Şekil 4.16c) Çorbacı Demre Yalova 13% 35% % Toplam çimlenme (%) a d Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi 2006 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nemleri ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu, Demre çeşidinde oransal nem ve Yalova çeşidinde ise oransal nem ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nem ve sıcaklılarda yapılan kurutmanın çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.15 ve Şekil 4.16 da gösterilmiştir. b e Kurutma sıcaklığı ( o C) c f Çizelge 4.15 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde en yüksek çimlenme değeri (%95) %75 nem ve 25 o C de kurutmadan elde edilirken, en düşük çimlenme değerleri ise (%82) %13 ve %75 nemde 25 o C ve 35 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlarda belirlenmiştir. %35 oransal neminde kurutulan tohumlarda ise her üç sıcaklıkta da belirgin bir fark olmadığı görülmektedir. Demre, çeşidinde %75 oransal nemde %97 ile en yüksek çimlenme yüzdesi değerine ulaştığı belirlenmiştir. Her üç oransal nemde de 25 o C de en yüksek çimlenme yüzdesi değeri elde edilmiştir (Şekil 4.16e). Yalova çeşidinde ise, en yüksek çimlenme değerinin (%97) %35 oransal nem ve 25 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlardan 81

95 elde edildiği görülmektedir. En düşük değeri ise 15 o C de %13 oransal nemde %86 olarak belirlenmiştir Normal çimlenme yüzdesi 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı ortam nemleri ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde oransal nem ve kurutma sıcaklığı arasındaki fark önemsiz, oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre ve Yalova çeşitlerinde ise kurutma sıcaklığı, oransal nem ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nemlerde yapılan kurutma sıcaklıklarının normal çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.16 ve Şekil 4.17 de gösterilmiştir. Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın normal çimlenme oranına etkisi (%) Kurutma oransal nemi %13 %35 Kurutma sıcaklığı ( o C) Normal Çimlenme (%) Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova a d ** abc cd bc a-d Ortalama ab a a abc abc bcd Ortalama d a-d % cd ab ab a-d Ortalama Oransal nem ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD *3.32 Kurutma sıcaklığı ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD ÖD Nem x Sıcaklık *6.73 ÖD ÖD ÖD ÖD *5.76 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). 82

96 85 Çorbacı Demre Yalova 13% 35% 75% Normal çimlenme (%) a b c d e f Kurutma sıcaklığı ( o C) Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi Çizelge 4.16 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde %75 nem ve 15 o C de kurutmada en düşük normal çimlenme değeri (%55) elde edilirken, en yüksek değer (%82) ise %13 nem ve 15 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlarda belirlenmiştir. %13 oransal nem seviyesinde kurutma sıcaklığı arttıkça normal çimlenme yüzdesi belirgin bir şekilde azalırken, %75 oransal nemde artmıştır. Demre çeşidi tohumlarının %35 oransal nem ve 35 o C sıcaklıkta kurutulmasıyla %76 ile en yüksek, %75 nemde 35 o C de kurutulmasıyla % ile en düşük normal çimlenme yüzdesi değerlerine ulaşılmıştır. %35 ve %13 ortam nemlerinde her üç kurutma sıcaklığında da önemli bir fark belirlenmemiştir. Yalova çeşidinde ise, en yüksek çimlenme değerinin %35 oransal nem ve 15 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlardan elde edildiği görülmektedir (Şekil 4.17c). Her üç nem seviyesinde de 35 o C de en düşük çimlenme yüzdesi değerleri belirlenmiştir yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı ortam nemleri ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı ve Demre çeşidinde, oransal nem, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu arasındaki farklılık önemsiz bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise kurutma sıcaklığı önemsiz, oransal nem ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nemler ve 83

97 sıcaklıklarda yapılan kurutmanın normal çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.16 ve Şekil 4.17 de gösterilmiştir. Çizelge 4.16 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde %75 nem ve 35 o C de kurutmada en düşük çimlenme değeri (%64) elde edilirken, en yüksek çimlenme değeri ise %75 nem ve 25 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlarda belirlenmiştir (%73). Demre çeşidi tohumlarının %75 oransal nem ve 35 o C sıcaklıkta kurutulmasıyla (%83) en yüksek, %35 nemde 35 o C de en düşük (%67) çimlenme yüzdesi belirlenmiştir (Şekil 4.17e). %13 oransal nemde her üç kurutma sıcaklığında da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Yalova çeşidinde ise, en yüksek çimlenme değerinin %35 oransal nem ve 15 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlardan elde edildiği görülmektedir. %13 nemde 15 o C de %69 ile en düşük normal çimlenme yüzdesi değerleri belirlenmiştir (Şekil 4.17f) Ortalama çimlenme zamanı 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nemlerde ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde oransal nem %5 düzeyinde önemli, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Demre ve Yalova çeşitlerinde ise oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın ortalama çimlenme zamanı üzerine etkileri Çizelge 4.17 ve Şekil 4.18 de gösterilmiştir. Çizelge 4.17 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde en düşük ortalama çimlenme zamanı değerleri her üç sıcaklıkta da %75 oransal nemde belirlenmiştir. %35 nemde kurutma en yüksek ortalama çimlenme zamanı değerini (2.94 gün) vermiştir. Demre çeşidi tohumlarının %35 oransal nem ve 15 o C sıcaklıkta kurutulmasıyla 3.25 gün ile en yüksek, %75 nemde 35 o C de kurutulmasıyla 2.61 gün ile en düşük ortalama çimlenme zamanı belirlenmiştir. 35 o C de en hızlı çimlenme değerlerinin sırasıyla %75, %13 ve %35 ortam nemlerinde belirlendiği görülmektedir (Şekil 4.18b). Yalova çeşidinde ise, en düşük ortalama çimlenme zamanı değerinin %75 oransal nem ve 25 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlardan elde edildiği görülmektedir (Şekil 4.18c). 84

98 Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın ortalama çimlenme zamanına etkisi (gün) Kurutma oransal nemi %13 %35 %75 Sıcaklık Ortalama Kurutma sıcaklığı ( o C) Ortalama Çimlenme Zamanı (%) Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova a 3.05 ab b 2.82 b ab 3.02 ab Ortalama 2.88 a ab ** a 3.13 a ab 3.02 ab a 2.96 ab Ortalama 2.94 a a a 3.14 a c 2.41 c c 2.51 c Ortalama 2.47 b b ab a b 3.36 Oransal nem *0.06 ÖD ÖD ÖD *0.13 ÖD Kurutma sıcaklığı ÖD ÖD ÖD ÖD *0.13 ÖD Nem x Sıcaklık ÖD *0.17 *0.22 ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). 4 Çorbacı Demre Yalova 13% 35% 75% 4 4 Ortalama çimlenme zamanı (gün) a d Kurutma sıcaklığı ( o C) b e c f Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıkta yapılan kurutmanın ortalama çimlenme zamanına (gün) etkisi 85

99 Her üç oransal nem seviyesinde de 25 o C de kurutmada en düşük ortalama çimlenme zamanı değerleri belirlenmiştir yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı ve Yalova çeşitlerinde oransal nem, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Demre çeşidinde ise kurutma sıcaklığı ve oransal nem istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunurken, oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın ortalama çimlenme zamanı üzerine etkileri Çizelge 4.17 ve Şekil 4.18 de gösterilmiştir. Çizelge 4.17 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde en düşük ortalama çimlenme zamanı değerleri %13 oransal nemde 15 o C de kurutmada belirlenmiştir. 35 o C de kurutmada en yüksek ortalama çimlenme zamanı değeri (3.35 gün) %75 oransal neminden elde edilirken, ortalama olarak en düşük ortalama çimlenme zamanı değerinin (3.18 gün) %75 oransal neminde elde edildiği görülmektedir. Demre çeşidinde en düşük ortalama çimlenme zamanı 2.76 gün ile %75 oransal nemden elde edilmiştir. %35 oransal nemde ortalama çimlenme zamanı 2.93 gün ile en yüksek bulunmuştur. Kurutma sıcaklıkları arasında ise 25 o C de kurutmada 2.91 gün ile en yüksek, 35 o C de kurutmanın en düşük değeri (2.75 gün) verdiği belirlenmiştir (Şekil 4.18e). Yalova çeşidinde ise, en yüksek ortalama çimlenme zamanı değerinin %35 oransal nem ve 25 o C de kurutulan tohumlardan elde edildiği görülmektedir. %13 ve %75 oransal nemde 25 o C de en hızlı çimlenme süresi belirlenirken, %35 oransal nem 35 o C de en düşük çimlenme süresi değerleri belirlenmiştir (Şekil 4.18f) Fide kök uzunluğu 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı ortam nemleri ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen fide kök uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı ve Demre çeşitlerinde oransal nem %5 düzeyinde önemli bulunurken, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu 86

100 istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise oransal nem ve kurutma sıcaklığı arasındaki farklılık istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunurken, oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın fide kök uzunluğu üzerine etkileri Çizelge 4.18 ve Şekil 4.19 da gösterilmiştir. Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın fide kök uzunluğuna etkisi (cm) Kurutma oransal nemi %13 %35 %75 Kurutma sıcaklığı ( o C) Kök Uzunluğu (cm) Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova abc a cd Ortalama 1.47 a 1.74 b 1.99 b b ** bcd d cd Ortalama 1.29 b 1.69 b 1.99 b a abc ab bcd Ortalama 1.39 ab 2.09 a 2.34 a a Sıcaklık b Ortalama a b Oransal nem *0.11 *0.19 *0.19 *0.22 ÖD *0.32 Kurutma sıcaklığı ÖD ÖD *0.19 ÖD ÖD ÖD Nem x Sıcaklık ÖD ÖD ÖD *0.40 ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Çizelge 4.18 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde ortam nemleri kök uzunluğunu önemli şekilde etkilemiştir. En uzun kök uzunluğu 1.47 cm ile %13 oransal nemden elde edilirken, %35 oransal nem en kısa kök uzunluğunu vermiştir. Demre çeşidi tohumlarının %75 oransal nemde her üç sıcaklıkta da en yüksek kök uzunluğu değerleri verdiği belirlenmiştir. %75 oransal nemde 2.09 cm ile en yüksek kök uzunluğu ölçülmüştür (Şekil 4.19b). Yalova çeşidinde ise, en yüksek kök uzunluğu değerinin %75 oransal nem ve 25 o C sıcaklıkta kurutulan tohumlardan elde edildiği görülmektedir (Şekil 4.19c). Her üç ortam nem seviyesinde de 25 o C de en yüksek kök uzunluğu 87

101 değerleri belirlenmiştir. Kurutma sıcaklıkları arasında 25 o C, 15 ve 35 o C ye göre daha uzun kök uzunluğu vermiştir. Çorbacı Demre Yalova Kök uzunluğu (cm) % 35% % a b 2.7 c d Kurutma sıcaklığı ( o C) e f Şekil ve 2006 yılında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıkta yapılan kurutmanın fide kök uzunluğuna (cm) etkisi 2006 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı ortam nemleri ve kurutma sıcaklıklarında elde edilen fide kök uzunluğu değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde oransal nem ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu %5 düzeyinde önemli, kurutma sıcaklığı önemsiz; Demre çeşidinde oransal nem, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise sadece oransal nem %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nem ve sıcaklıklarda yapılan kurutmanın kök uzunluğu üzerine etkileri Çizelge 4.18 ve Şekil 4.19 da gösterilmiştir. Çizelge 4.18 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde en düşük kök uzunluğu değerleri %35 nem ve 25 o C de elde edilirken, en yüksek kök uzunluğu değeri (2.13 cm) %75 oransal nem ve 25 o C de belirlenmiştir. Ortalama olarak en yüksek kök uzunluğu değeri %13 oransal nemde belirlenmiştir. Demre çeşidinin kök uzunluğuna oransal nem ve kurutma sıcaklığının önemli etkisi bulunmamıştır. Yalova çeşidinde ise, oransal nemin kök uzunluğuna etkisi önemli bulunmuştur. En uzun kök 2.86 cm ile %75 oransal nemde 88

102 belirlenirken, en kısa kök (2.15) %13 nemde elde edilmiştir. Her üç kurutma sıcaklığında da en düşük değer %13 oransal nemde elde edilmiştir (Şekil 4.19f) Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (toplam çimlenme yüzdesi) 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumların hızlı yaşlandırılmasıyla elde edilen çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde, oransal nem Demre çeşidinde oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu istatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise sadece kurutma sıcaklıkları %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlara yapılan hızlı yaşlandırmanın çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.19 ve Şekil 4.20 de gösterilmiştir. Toplam Çimlenme (%) Çorbacı Demre Yalova 13% 35% % d a Kurutma sıcaklığı ( o C) b e c f Şekil ve 2006 yıllarında kurutma sonrası hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi 89

103 Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlarda hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenmeye etkisi (%) Kurutma oransal nemi %13 %35 %75 Kurutma sıcaklığı ( o C) Toplam Çimlenme (%) Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova a c abc ** b ab 74 ab b bc 71 abc 77 Ortalama 59 c b ab 67 bc ab d 66 c ab ab 74 ab 76 Ortalama 68 b b a 75 a ab bc 71 abc ab ab 66 c 76 Ortalama 76 a a b ab Oransal nem *3.91 ÖD ÖD *2.45 ÖD ÖD Kurutma sıcaklığı ÖD ÖD *4.91 *2.45 ÖD ÖD Nem x Sıcaklık ÖD *11.02 ÖD *4.25 *4.04 ÖD Sıcaklık Ortalama *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Çizelge 4.19 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde hızlı yaşlandırma sonrası çimlenme yüzdesine oransal nemin önemli etkisi olduğu görülmektedir. En yüksek çimlenme yüzdesi değeri (%76) %75 oransal nemde belirlenmiştir. %13 oransal nemde en düşük çimlenme değerleri elde edilmiştir. Demre çeşidi tohumlarının %75 ve %35 oransal nemlerde her üç sıcaklıkta da birbirlerine yakın çimlenme yüzdesi değerleri verdiği belirlenmiştir. %13 nemde 15 o C de en yüksek çimlenme yüzdesi elde edilirken, 35 o C de en düşük çimlenme yüzdesi değeri belirlenmiştir (Şekil 4.20e). Yalova çeşidinde ise her üç oransal nem seviyesinde de 25 o C de en düşük çimlenme yüzdesi değerleri belirlenmiştir. 15 ve 35 o C de çimlenme değeri birbirine yakın bulunmuştur (Şekil 4.20c) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumların hızlı yaşlandırılmasıyla elde edilen çimlenme yüzdesi değerleriyle

104 yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde, oransal nem, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu; Demre çeşidinde, oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise oransal nem, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlara yapılan hızlı yaşlandırmanın çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.19 ve Şekil 4.20 de gösterilmiştir. Çizelge 4.19 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde en düşük çimlenme yüzdesi değerleri %35 nem ve 25 o C de elde edilirken (%57), en yüksek çimlenme yüzdesi değeri (%79) %75 oransal nem ve 15 o C de belirlenmiştir. Ortalama olarak en yüksek çimlenme oranı değerleri %75 oransal nemden elde edilirken, en düşük çimlenme değeri 25 o C de belirlenmiştir. Demre çeşidi tohumlarının %75 oransal nemde 15 o C de en yüksek çimlenme yüzdesi değeri verdiği belirlenmiştir. Ortam sıcaklığı ortalamalarına bakıldığında en düşük çimlenme yüzdesi değeri %35 nemde belirlenmiştir (Şekil 4.20e). Yalova çeşidinde ise %75 ve 13 oransal nem seviyesinde de 25 o C de en düşük çimlenme yüzdesi değerleri belirlenmiştir. 35 o C de her üç oransal nemde de birbirine yakın değerler elde edilirken, 15 o C de en düşük çimlenme değeri %35 oransal nemde saptanmıştır (Şekil 4.20f) Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (normal çimlenme yüzdesi) 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumların hızlı yaşlandırılmasıyla elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde oransal nem %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde kurutma sıcaklığı %5 düzeyinde önemli, oransal nem ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise oransal nem ve kurutma sıcaklığı %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlara yapılan hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.20 ve Şekil 4.21 de gösterilmiştir. 91

105 Çorbacı Demre Yalova 13% 35% 75% Normal Çimlenme (%) a 40 b d e f c Kurutma sıcaklığı ( o C) Şekil ve 2006 yıllarında kurutma sonrası hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlarda hızlı yaşlandırmanın normal çimlenmeye etkisi (%) Kurutma oransal nemi %13 %35 %75 Sıcaklık Ortalama Kurutma sıcaklığı ( o C) Normal Çimlenme (%) Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova e 28.0d ef 46.0 bc ** de 44.0 ab 54.0 ab de 31.5 cdef 54.0 ab Ortalama 38 b a 23.0 f 50.0 abc cd 25.5 ef 54.5 a bc 48.0 a 38.0 d Ortalama 45 b a 40.0 abc 56.0 a cde 32.0 cde 45.5 c ab 36.0 bcd 50.0 abc Ortalama 54 a a 72 a b 58 b b 69 a Oransal nem *5.44 ÖD ÖD *2.76 ÖD ÖD Kurutma sıcaklığı ÖD *5.40 *5.11 *2.76 *3.00 ÖD Nem x Sıcaklık ÖD ÖD ÖD *4.79 *5.20 *4.33 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). 92

106 Çizelge 4.20 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde en düşük normal çimlenme yüzdesi değerleri tüm sıcaklıklarda %13 oransal nemden elde edilirken, en yüksek çimlenme yüzdesi değerlerinin tüm sıcaklıklarda %75 oransal nemden elde edildiği belirlenmiştir. %35 oransal nemde ise sıcaklıklar arttıkça normalitenin de arttığı belirlenmiştir. Demre çeşidi tohumlarının %75 ve %13 oransal nemde artan sıcaklıkla beraber normal çimlenme yüzdesi değerlerinde de azalma gerçekleşmiştir. %35 oransal nemde ise 15 ve 25 o C lerde belirgin bir fark elde edilemezken en yüksek normal çimlenme yüzdesi değeri 35 o C de elde edilmiştir (Şekil 4.21b). Yalova çeşidinde ise her üç oransal nem seviyesinde de 25 o C de en düşük normal çimlenme yüzdesi değerleri belirlenmiştir. Ancak 15 o C de en yüksek normal çimlenme değeri %13 oransal nemde (%76), 35 o C de en yüksek normal çimlenme değeri ise (%74) %75 oransal nemde saptanmıştır (Şekil 4.21c) yılında kontrollü nemlendirme sonrası farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlara yapılan hızlı yaşlandırmayla elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde oransal nem, kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu %5 düzeyinde önemli; Demre çeşidinde kurutma sıcaklığı ve oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise oransal nem x kurutma sıcaklığı interaksiyonu %5 düzeyinde önemli, oransal nem ve kurutma sıcaklığı arasındaki farklılık önemsiz bulunmuştur. Kontrollü nemlendirme uygulaması sonrasında farklı oransal nem ve sıcaklıklarda kurutulan tohumlara yapılan hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme yüzdesi üzerine etkileri Çizelge 4.20 ve Şekil 4.21 de gösterilmiştir. Çizelge 4.20 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde en düşük normal çimlenme yüzdesi değerleri tüm sıcaklıklarda %13 oransal nemde elde edilirken, en yüksek değerin %35 oransal nem ve 15 o C de belirlenmiştir. Demre çeşidi tohumlarının %35 ve %13 oransal nemde 15 o C de en düşük normal çimlenme değerleri elde edilirken, %35 oransal nem ve 35 o C de ise en yüksek normal çimlenme yüzdesi değerileri belirlenmiştir. %75 oransal nem ve 15 o C de en yüksek normal çimlenme yüzdesi değeri elde edilmiştir (Şekil 4.21e). Yalova çeşidinde %75 nem ve 15 o C de en yüksek normal çimlenme yüzdesi değeri belirlenmiştir. Ancak 15 o C de en düşük normal çimlenme değeri %13 93

107 oransal nemde (%46), 35 o C de ise en düşük normal çimlenme değeri (%38) %35 oransal nemde saptanmıştır (Şekil 4.21f). 4.4 Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Depolama Etkisi Toplam çimlenme yüzdesi 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası depolamayla elde edilen çimlenme yüzdeleri değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 15 o C de uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu; 25 o C de depolanan örneklerde depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.21). Demre çeşidinde 5 ve 15 o C de; depolama süreleri, 25 o C de ise depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.22). Yalova çeşidinde ise 5 o C de; uygulama, 15 ve 25 o C de ise depolama süreleri %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.23). Farklı sıcaklık ve sürede depolanan tohumların toplam çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.21, 4.22, 4.23 ve Şekil 4.22 de gösterilmiştir. Çizelge 4.21 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%) 2005 Depolama süresi (ay) Depolama sıcaklığı ( o C) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a 94 a ab 94 a ** a 89 a abc 88 abc a 85 a a 82 c a 61 b c 84 bc 83 Ortalama Uygulama (U) ÖD *4.52 ÖD Depo süresi (D) ÖD *6.39 *4.69 U x D ÖD *9.04 * a a b a ab ab b b Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) ÖD *5.96 *6.63 U x D ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05)

108 Çizelge 4.21 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde 5 o C de depolamada uygulama ve kontrol arasında önemli farklılık belirlenmemiştir. Ancak 15 ve 25 o C sıcaklıklarda hem uygulama hem de kontrol örneklerinde depolama süresinin artışıyla çimlenme yüzdelerinde istatistiksel olarak önemli azalmalar saptanmıştır. 15 o C de kontrol tohumlarında depolama süresinin artmasıyla çimlenme yüzdesinde önemli azalma belirlenmemiştir (Şekil 4.22b). Bununla birlikte, uygulama yapılan tohumların 9 ay depolanmasıyla elde edilen düşük çimlenme yüzdesi (%61) dikkat çekmiştir. 25 o C de depolamada kontrol tohumlarında canlılık 9 ay depolamayla azalırken, uygulanmış tohumlarda canlılık 6. ayda düşmüştür (Şekil 4.22c). Çizelge 4.22 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme yüzdesindeki değişim (%) 2005 Depolama süresi (ay) Depolama sıcaklığı ( o C) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a a 95 a 95 a ** ab a 95 a 77 b a a 85 ab 91 ab b b 83 b 77 b Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) *7.43 *5.81 *7.57 U x D ÖD ÖD * Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) ÖD ÖD ÖD U x D ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Demre çeşidi tohumlarının 5 ve 15 o C sıcaklıklarda depolama süresinin artışıyla birlikte çimlenme yüzdesi istatistiksel olarak önemli şekilde azalmıştır. 5 o C de 9 ay depolamayla %87 canlılık elde edilirken (Şekil 4.22d), 15 o C de %84 olarak belirlenmiştir (Şekil 4.22e). 25 o C sıcaklıkta ise kontrol tohumlarının çimlenme yüzdesi depolama süresine bağlı olarak azalmıştır. Uygulanmış tohumlarda özellikle 3 ve 9 aylardaki çimlenme yüzdesi en düşük değerleri vermiştir (Çizelge 4.22). 95

109 Çizelge 4.23 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme yüzdesindeki değişim (%) Depolama süresi Depolama sıcaklığı ( o C) (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a a ** ab a b a a b Ortalama 93 b 96 a Uygulama (U) *4.12 ÖD ÖD Depo süresi (D) ÖD *4.87 *5.47 U x D ÖD ÖD ÖD a ab ab b Ortalama a b Uygulama (U) ÖD *4.86 ÖD Depo süresi (D) ÖD ÖD *7.13 U x D ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Yalova çeşidinde ise, 5 o C sıcaklıkta depolanan tohumlarda, uygulanmış tohumlar tüm depolama sürelerinde kontrolden istatistiksel olarak önemli derecede daha yüksek çimlenme değerleri göstermiştir (Şekil 4.22g). 15 o C de depolama sürelerindeki canlılıklar incelendiğinde, en düşük canlılık %89 ile 6 ay, 25 o C de ise %77 ile 9 ay depolamadan elde edilmiştir. Depolama süresinin artmasıyla tohumların çimlenme yüzdeleri önemli şekilde azaldığı belirlenmiştir (Çizelge 4.23). 96

110 100 5 o C 15 o C 25 o C Yalova Demre Çorbacı kontrol a b c d uygulama e f g h ı Depolama süresi (ay) Şekil yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde toplam çimlenme oranına (%) etkisi 2006 yılında kontrollü nemlendirme sonrası depolamayla elde edilen toplam çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 15 o C ve 25 o C de depolanan örneklerde depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde 5, 15 ve 25 o C de uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise 15 o C de uygulama, 25 o C de ise depolama süreleri %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının toplam çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.21, 4.22, 4.23 ve Şekil 4.23 de gösterilmiştir. Çizelge 4.21 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde 15 ve 25 o C sıcaklıklarda depolama süresinin artışıyla çimlenme yüzdelerinde istatistiksel olarak önemli azalmalar 97

111 saptanmıştır. Özellikle 25 o C de 9 ay depolamayla en düşük çimlenme yüzdesi %82 ile elde edilmiştir. Demre çeşidi tohumlarının 5, 15 ve 25 o C sıcaklıklarda, depolama süresinin artışıyla birlikte çimlenme yüzdesinde oluşan farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (Çizelge 4.22). 5 ve 25 o C de depolamayla en düşük canlılık kontrol tohumlarının 6 ay depolanmasıyla (sırasıyla %88 ve %84), 15 o C de ise kontrol tohumlarının 3 ay depolanmasında (%86) elde edilmiştir (Şekil 4.23e). 5 o C 15 o C 25 o C 100 kontrol uy gulama Yalova Demre Çorbacı a b c d g e h f ı Depolama süresi (ay) Şekil yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde toplam çimlenme oranına (%) etkisi Yalova çeşidinde ise, 15 o C sıcaklıkta depolanan tohumlarda, uygulanmış tohumlar tüm depolama sürelerinde kontrolden istatistiksel olarak önemli derecede daha düşük çimlenme değerleri göstermiştir (Çizelge 4.23). 25 o C de depolamada, depolama 98

112 süresinin artmasıyla tohumların çimlenme yüzdesi %95 den %86 ya düştüğü belirlenmiştir (Şekil 4.23ı) Normal çimlenme yüzdesi 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası depolamayla elde edilen normal çimlenme yüzdeleri değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 5 o C, 15 o C ve 25 o C de depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.24). Demre çeşidinde, 5 ve 15 o C de depolama süreleri; 25 o C de ise depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.25). Yalova çeşidinde ise 5 o C de uygulama ve depolama süresi, 15 o C de ise depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu, 25 o C sıcaklıkta depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.26). Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının normal çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.24, 4.25, 4.26 ve Şekil 4.24 de gösterilmiştir. Çizelge 4.24 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme yüzdesindeki değişim (%) 2005 Depolama süresi (ay) Depolama sıcaklığı ( o C) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a 91 a a 91 a a 91 a ** c 74 b b b cd 61 bc c 62 c bc 47 cd b 47 d d 46 d b 41 d cd 48 d 50 Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) *3. *4.40 *4.72 U x D *5.25 *6.24 * a 78 ab 82 a a a 69 abc 72 abc a c 14 e 54 cd b b 43 d 56 bc b Ortalama Uygulama (U) ÖD *4.94 ÖD Depo süresi (D) *6.84 *6.99 *6.68 U x D ÖD *9. ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05)

113 Çizelge 4.24 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde 5 o C de depolamada süre uzadıkça kontrol ve uygulanmış tohumlarında normal çimlenme yüzdesinde istatistiksel olarak önemli azalmalar görülmektedir. Kontrol tohumlarında normal çimlenme depolamayla %87 den 9. ayda %50 ye, uygulanmış tohumlarda ise %91 den %46 ya düşmüştür. 15 o C de depolamada da benzer şekilde depolama süresine bağlı olarak normal çimlenme yüzdesinde azalma olmasına rağmen, 9 ay depolamada uygulanmış tohumlardan daha düşük normal çimlenme değeri elde edilmiştir (Şekil 4.24b). Hem kontrol hem de uygulanmış tohumlarda, normal çimlenme yüzdesi 25 o C de 3 ay depolamayla hızlı bir azalma göstermiştir (Şekil 4.24c). Depolama süresinin 6 ve 9 aya çıkmasıyla normal çimlenme yüzdesi uygulanmış tohumlarda azalmaya devam etmiştir. Çizelge 4.25 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme yüzdesindeki değişim (%) 2005 Depolama süresi (ay) Depolama sıcaklığı ( o C) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a a a 93 a ** b b 72 b 54 c b b 55 c 68 b c b 51 c 35 d 43 Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) *4.53 *5.92 *4.52 U x D ÖD ÖD * a 84 ab 87 a a b 73 b 78 ab a d 24 d 61 c b c 58 c 61 c b Ortalama 65 b 72 a Uygulama (U) *4.13 *3.72 ÖD Depo süresi (D) *5.85 *5.27 *4.38 U x D ÖD *7.45 ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Demre çeşidi tohumlarının 5 ve 15 o C sıcaklıklarda depolama süresinin artışıyla birlikte normal çimlenme yüzdesi istatistiksel olarak önemli şekilde azalmıştır (Çizelge 4.25). Depolama süresinin artmasıyla normalite 5 o C de %92 den %53 e, 15 o C de ise %92 den %56 ya düşmüştür. 25 o C sıcaklıkta ise normal çimlenme yüzdesi depolama süresine 100

114 bağlı olarak azalırken, uygulanmış tohumlarda özellikle 9. ay örneklerinde normal çimlenme yüzdesi %93 den %35 düşmüştür (Şekil 4.24f). Yalova çeşidinde ise, 5 o C de depolanan tohumlarda, depolama süresinin uzamasıyla normal çimlenme yüzdesi azalmıştır (Şekil 4.24g). 15 o C de depolamada, depolama süresinin artmasıyla kontrol ve uygulanmış tohumların çimlenme yüzdeleri önemli şekilde azaldığı belirlenmiştir (Şekil 4.24h). Ancak 25 o C de depolama süresinin artmasıyla normal çimlenme % dan %54 e düşmüştür (Çizelge 4.26). Çizelge 4.26 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme yüzdesindeki değişim (%) Depolama süresi Depolama sıcaklığı ( o C) (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a 88 ab 91 a a** b 79 bc 77 cd b b e 71 cd c c 77 cd 67 de d Ortalama 73 a 82 b Uygulama (U) *2.91 ÖD ÖD Depo süresi (D) *4.11 *4.88 *4.83 U x D ÖD *6.91 ÖD a a a a b b b c c b c c Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) *4.83 *4.92 *6.67 U x D ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05)

115 Yalova Demre Çorbacı 100 kontrol 100 uygulama o C 15 o C 25 o C a b c d g e h f ı Depolama süresi (ay) Şekil yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde normal çimlenme oranına (%) etkisi 2006 yılında uygulama sonrası depolamayla elde edilen normal çimlenme yüzdeleri değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 5 ve 25 o C de depolama süresi; 15 o C de uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde, 5 o C de uygulama ve depolama süresi, 15 o C de uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu; 25 o C de ise depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise 5, 15 ve 25 o C de depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının normal çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.24, 4.25, 4.26 ve Şekil 4.25 de gösterilmiştir. 102

116 Çizelge 4.24 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde 5 o C de depolamada süre uzadıkça normal çimlenme yüzdesinde istatistiksel olarak önemli azalmalar görülmektedir. En düşük normal çimlenme 6 ay depolamadan %35 ile elde edilmiştir. 15 o C de depolamada depolama süresine bağlı olarak normal çimlenme yüzdesinde azalma olmasına rağmen, uygulanmış tohumlar tüm depolama süresinde daha yüksek normal çimlenme değerleri göstermiştir. Normal çimlenme yüzdesi 25 o C de 6 ay depolamayla hızlı bir azalma göstermiştir (Şekil 4.25c). Normal çimlenme yüzdesi bakımından 6 ve 9 ay depolama benzer değeler göstermiştir. Yalova Demre Çorbacı kontrol o C 15 o C 25 o C uy gulama a b c d g e h Depolama süresi (ay) Şekil yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde normal çimlenme oranına (%) etkisi Demre çeşidi tohumlarının 5 ve 25 o C sıcaklıklarda, depolama süresinin artışıyla normal çimlenme yüzdesi önemli şekilde azalmıştır (Şekil 4.25df). 5 o C de uygulanmış tohumlar daha yüksek normalite göstermiştir. Depolama süresindeki artışla 5 o C de en düşük f ı

117 normal çimlenme %31 ile 6 ay depolamadan 25 o C de ise %54 ile 6 ay depolamadan elde edilmiştir. 25 o C sıcaklıkta normal çimlenme yüzdesi depolama süresine bağlı olarak azalırken, uygulanmış tohumlar daha yüksek değerler göstermiştir (Çizelge 4.25). Yalova çeşidinde ise, 5, 15 ve 25 o C de depolanan tohumlarda, depolama süresinin uzamasıyla normal çimlenme yüzdesi azalmıştır. Genel olarak 6 ay depolamayla normal çimlenme oranındaki azlama belirgin olmuştur (Şekil 4.25). Depolama süresindeki artışla normal çimlenme %85 den 5 o C de %58 e, 15 o C de %61 e, 25 o C de %55 e düşmüştür Ortalama çimlenme zamanı 2005 yılında kontrollü nemlendirme sonrası depolamayla elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 5 o C de uygulama ve depolama süresi; 15 o C ve 25 o C de depolanan örneklerde depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.27). Demre çeşidinde 5 o C de uygulama ve depolama süresi; 15 o C de uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu, 25 o C de ise depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.28). Yalova çeşidinde ise 5 ve 15 o C sıcaklıklarda; uygulama ve depolama süresi, 25 o C de ise uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.29). Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının ortalama çimlenme zamanı değerleri Çizelge 4.27, 4.28, 4.29 ve Şekil 4.26 da gösterilmiştir. Çizelge 4.27 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde 5 o C de depolamada, süre uzadıkça ortalama çimlenme zamanında istatistiksel olarak önemli artış görülmektedir. Kontrol tohumları 3.62 gün ile daha uzun sürede çimlenmiştir. 15 ve 25 o C de depolamada da benzer şekilde depolama süresine bağlı olarak ortalama çimlenme zamanında artış belirlenmiştir. Her üç sıcaklıkta da en yüksek ortalama çimlenme zamanı değerleri 3 ay depolanan tohumlardan elde edilmiştir (Şekil 4.26). 104

118 Çizelge 4.27 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında ortalama çimlenme zamanındaki değişim (gün) Depolama Depolama sıcaklığı ( o C) süresi (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort c c c ** a a a b b b b b b Ortalama 3.62 a 3.38 b Uygulama (U) *0.15 ÖD ÖD Depo süresi (D) *0.23 *0.23 *0.25 U x D ÖD ÖD ÖD b b a ab Ortalama 3.42 a 2.96 b a 2.91 b a 2.96 b - Uygulama (U) *0.24 *0.19 *0.18 Depo süresi (D) ÖD ÖD *0.26 U x D ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Çizelge 4.28 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında ortalama çimlenme zamanındaki değişim (gün) Depolama Depolama sıcaklığı ( o C) süresi (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort c 3.24 d 2.56 e cd 2.56 e ** a 4.27 a 3.93 b b 5.35 a b 3.32 cd 3.53 c cd 3.01 d b 3.33 cd 3.46 cd cd 3.45 c 3.36 Ortalama 3.71 a 3.04 b Uygulama (U) *0.10 *0.12 ÖD Depo süresi (D) *0.14 *0.18 *0.21 U x D ÖD *0.26 * b a 2.45 c a a 2.78 bc b a 2.74 bc b a 2. b 3.08 Ortalama 3.48 a 2.65 b a 2.67 b Uygulama (U) *0.18 *0.14 *0.17 Depo süresi (D) *0.25 ÖD ÖD U x D ÖD ÖD *0.34 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05)

119 Çizelge 4.28 incelendiğinde, Demre çeşidi tohumlarının 5 o C sıcaklıkta depolama süresinin artışıyla ortalama çimlenme zamanı istatistiksel olarak önemli şekilde artmıştır. Ayrıca uygulanmış tohumların daha kısa sürede çimlendiği görülmektedir. 15 ve 25 o C sıcaklıkta ise tohumların ortalama çimlenme zamanı depolama süresine bağlı olarak artmıştır. Genelde kontrol ve uygulanmış tohumların ortalama çimlenme zamanı depolama süresine bağlı olarak artarken, uygulamanın olumlu etkisinin depolama süresi arttıkça kaybolduğu belirlenmiştir (Şekil 4.26). Çizelge 4.29 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin 2005 ve 2006 yıllarında ortalama çimlenme zamanındaki değişim (gün) Depolama Depolama sıcaklığı ( o C) süresi (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort c c 3.08 d 2.50 e ** a a 4.59 a 3.53 b b b 3.67 b 3.17 cd b b 3.49 b 3.21 c 3.35 Ortalama 3.64 a 2.94 b a 3.19 b Uygulama (U) *0.11 *0.12 *0.08 Depo süresi (D) *0.16 *0.18 *0.12 U x D ÖD ÖD * ab 2.61 d a 2.61 e ab 2.93 cd abc 2.78 de a 2.63 d ab 3.16 abc bc 2.97 cd bcd 2.93 cd 3.01 Ortalama a 2.67 b Uygulama (U) *0.18 *0.15 *0.14 Depo süresi (D) ÖD ÖD ÖD U x D *0.38 ÖD *0.29 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Yalova çeşidinde ise, her üç sıcaklıkta depolamadan benzer sonuçlar elde edilmiş, depolama süresindeki artışla ortalama çimlenme zamanı uzamıştır. 5 ve 15 o C de uygulanmış tohumlar daha kısa sürede çimlenmiştir (Çizelge 4.29). Genelde her üç çeşitte de 3 ay depolama daha uzun çimlenme zamanı değerlerini vermiştir. 106

120 Yalova Demre Çorbacı 5.5 kontrol o C 15 o C 25 o C uygulama a b c d g Şekil yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde ortalama çimlenme zamanına (gün) etkisi 2006 yılında kontrollü nemlendirme sonrası depolamayla elde edilen ortalama çimlenme zamanı değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 5 ve 15 o C de uygulama; 25 o C de depolanan örneklerde, uygulama ve depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.27). Demre çeşidinde 5 o C de uygulama ve depolama süresi, 15 o C de ise uygulama, 25 o C de uygulama ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.28). Yalova çeşidinde ise 5 ve 25 o C sıcaklıklarda uygulama ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu, 15 o C de ise uygulama %5 düzeyinde önemli bulunmuştur (Çizelge 4.29). Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının ortalama çimlenme zamanı değerleri Çizelge 4.27, 4.28, 4.29 ve Şekil 4.27 de gösterilmiştir. e h Depolama süresi (ay) f ı

121 Çizelge 4.27 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde 5, 15 ve 25 o C de depolamada kontrol tohumları sırasıyla 3.42, 3.37 ve 3.57 gün ile uygulanmış tohumlardan daha yüksek ortalama çimlenme zamanı değerlerini vermiştir. 25 o C de depolamada, depolama süresine bağlı olarak ortalama çimlenme zamanında artış belirlenmiştir (Şekil 4.27b). Ortalama çimlenme zamanı 3.17 gün den 6 ay sonunda 3.50 gün e yükselmiştir. Demre çeşidinde 5 ve 15 o C de depolamada uygulanmış tohumlar daha kısa sürede çimlenmiştir (Çizelge 4.28). 25 o C de uygulama grubu tüm depolama sürelerinde daha hızlı çimlenmiştir. Ayrıca depolama süresindeki artış kontrol ve uygulanmış tohumların ortalama çimlenme zamanını artırmıştır. Yalova Demre Çorbacı 4 kontrol uygulama o C 15 o C 25 o C a b c d g e h f ı Depolama süresi (ay) Şekil yılında uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürede yapılan depolamanın biber çeşitlerinde ortalama çimlenme zamanına (gün) etkisi 108

122 Yalova çeşidinde ise, her üç sıcaklıkta depolamadan benzer sonuçlar elde edilmiş, depolama süresindeki artışla ortalama çimlenme zamanı uzamıştır. Kontrol tohumlarının ortalama çimlenme zamanı uygulanmış tohumlardan daha yüksek bulunmuştur. Genelde her üç çeşitte ve tüm depolama sürelerinde uygulanmış tohumlar daha kısa zamanda çimlenme göstermiştir (Çizelge 4.29) Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (toplam çimlenme yüzdesi) 2005 yılında depolama sonrası hızlı yaşlandırmayla elde edilen toplam çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 5 o C de uygulama, 15 o C de depolama süresi, uygulama x depolama süresi interaksiyonu, 25 o C de depolanan örneklerde uygulama ve depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde 5, 15 ve 25 o C de depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise 5 o C de uygulama ve depolama süresi, 15 ve 25 o C de ise depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının hızlı yaşlandırma sonrası çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.30, 4.31, 4.32 ve Şekil 4.28 de gösterilmiştir. Çizelge 4.30 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde 5 o C de depolama sonrası hızlı yaşlandırma yapılan tohumların çimlenme yüzdesi depolama süresinin artmasıyla önemli şekilde azalmıştır. 0. ayında % olan çimlenme yüzdesinin 9. ayda %66 ya düştüğü görülmektedir. 15 o C de, 0. ay hariç, uygulanmış tohumlar daha yüksek çimlenme yüzdesi vermiştir. Kontrol tohumlarında 3. aydan itibaren çimlenme yüzdesinde belirgin azalmalar gözlenirken, uygulanmış tohumlarda bu azalma 9. ayda saptanmıştır (Şekil 4.28b). 25 o C de depolama süresinin artmasıyla birlikte çimlenme yüzdesinin % dan %63 e düştüğü belirlenmiştir (Şekil 4.28c). Ayrıca kontrol tohumları uygulanmış tohumlardan daha yüksek çimlenme değeri göstermiştir. 109

123 Çizelge 4.30 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%) Depolama süresi Depolama sıcaklığı ( o C) (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a 93 a 86 b a** c cd 78 bc b b 75 bcd 79 bc b c 62 d 64 d c Ortalama a 72 b - Uygulama (U) ÖD ÖD *3.83 Depo süresi (D) *6.22 *5.45 *5.41 U x D ÖD *7.71 ÖD 0 91 a 85 abc a a 3 87 ab 74 cde ab b 6 81 bcd 67 e bc b 9 71 de 77 b-e c c Ortalama Uygulama (U) *3.99 ÖD ÖD Depo süresi (D) *5.64 *5.03 *5.85 U x D *7.98 ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Çizelge 4.31 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%) Depolama Depolama sıcaklığı ( o C) süresi (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a a a** b bc b ab b 79 b c c c Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) *4.67 *3.71 *4.02 U x D ÖD ÖD ÖD b bc 89 b 89 b a a 87 b 96 a b ab 89 b 86 b b c 81 b 82 b 82 Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) *6.75 *4.79 *4.58 U x D ÖD ÖD *6.48 *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05)

124 Demre çeşidinde her üç sıcaklıkta da depolama süresi arttıkça hızlı yaşlandırma sonrası elde edilen çimlenme yüzdesinin azaldığı görülmektedir (Çizelge 4.31). Çimlenme yüzdesi 25 o C de %91 den %69 a, 15 o C de %76 ya ve 5 o C de %78 e düşmüştür. Dolaysıyla en ciddi azalma 25 o C de saptanmıştır. Çizelge 4.32 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında toplam çimlenme oranındaki değişim (%) 2005 Depolama süresi (ay) Depolama sıcaklığı ( o C) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a 87 b 96 a bc 96 a ** a 85 bc 81 bc bc 85 bc b 87 b 89 b ab abc 92 9 b 83 bc 78 c cd 72 d 77 Ortalama 84 b 88 a Uygulama (U) *3.42 ÖD ÖD Depo süresi (D) *4.84 *4.50 *5.74 U x D ÖD *6.37 * bc 94 a a cd 91 ab bc abc 81 cd ab d 81 cd c Ortalama 79 b a Uygulama (U) *4.49 ÖD ÖD Depo süresi (D) ÖD *5.56 *5.36 U x D ÖD *7.88 ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) Çizelge 4.32 de görüldüğü gibi Yalova çeşidinde, 5 o C de uygulanmış tohumlardan kontrol tohumlarına göre daha yüksek çimlenme yüzdesi elde edilmiştir. Depolama süresinin artmasıyla çimlenme %92 den % e düşmüştür. 15 ve 25 o C de depolama süresindeki artışa paralel olarak çimlenme yüzdesi azalırken, kontrol tohumlarında belirlenen canlılık azalması uygulanmış tohumlardan daha az olmuştur. 111

125 5 o C 15 o C 25 o C 100 kontrol uygulama Yalova Demre Çorbacı a b c d e f g h ı Depolama süresi (ay) Şekil 4.28 Biber çeşitlerinde 2005 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi 2006 yılında depolama sonrası hızlı yaşlandırmayla elde edilen çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 5 o C de uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu, 15 ve 25 o C de depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde 5 ve 15 o C de depolama süresi, 25 o C de depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise 5 o C de uygulama, 15 o C de depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu, 25 o C de depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının hızlı yaşlandırma sonrası çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.30, 4.31, 4.32 ve Şekil 4.29 da gösterilmiştir. 112

126 5 o C 15 o C 25 o C 100 kontrol uy gulama Yalova Demre Çorbacı a b c d g e h Depolama süresi (ay) f ı Şekil 4.29 Biber çeşitlerinde 2006 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın toplam çimlenme oranına (%) etkisi Çorbacı çeşidinde depolama sonrası hızlı yaşlandırma sonunda, 5 o C de depolama süresinin artmasıyla kontrol ve uygulanmış tohumların çimlenme yüzdesinde azalma belirlenmiştir (Çizelge 4.30). Özellikle 9 ay depolamada hem kontrol hem de uygulanmış tohumlardaki düşük çimlenme yüzdesi dikkat çekmiştir. Depolama süresindeki artışla kontrol tohumlarında çimlenme yüzdesi %91 den %71 e düşmüştür. Depolama süresindeki artışla 15 o C de %88 den %76 ya düşen çimlenme yüzdesi, 25 o C de %88 den %63 e düşmüştür (Şekil 4.29). Demre çeşidinde 5 ve 15 o C de depolamada en yüksek çimlenme yüzdesi 3 ay depolamadan sırasıyla %96 ve %94 olarak elde edilmiştir. 25 o C de kontrol tohumlarında çimlenmenin %89 dan %81 e, uygulanmış tohumlarda da %89 dan %82 ye düştüğü görülmektedir (Çizelge 4.31). Kontrol tohumlarında depolama 113

127 sürelerindeki artışla çimlenme yüzdesi istatistiksel olarak değişmemiştir. Uygulanmış tohumlarda da en yüksek değer 3 ay depolamadan elde edilmiştir. Çizelge 4.32 incelendiğinde, Yalova çeşidinde 5 o C de uygulanmış tohumların daha yüksek çimlenme yüzdesi (%) değeri verdiği görülmektedir. 15 o C de ise depolama süresi uzadıkça kontrol tohumlarında çimlenme %85 den %73 e, uygulanmış tohumlarda ise %94 den %81 e düşmüştür. 25 o C de ise depolamayla çimlenme yüzdesi azalmıştır (Şekil 4.29ı) Kurutma koşullarının tohum gücüne (hızlı yaşlandırma) etkisi (normal çimlenme yüzdesi) 2005 yılında depolama sonrası hızlı yaşlandırmayla elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı da 5 o C de depolama süresi, 15 o C de uygulama ve depolama süresi, 25 o C de depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre de 5, 15 ve 25 o C de depolama süresi, Yalova da ise 5, 15 ve 25 o C de uygulama ve depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Hızlı yaşlandırma sonrası normal çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.33, 4.34, 4.35 ve Şekil 4.30 da gösterilmiştir. Çizelge 4.33 incelendiğinde; Çorbacı çeşidinde 5 o C de depolamada, hızlı yaşlandırma sonunda, depolama süresinin artmasıyla normal çimlenme yüzdesi %78 den %29 a düşmüştür. 15 o C de benzer durum görülmekte ve ayrıca uygulanmış tohumların daha yüksek çimlenme yüzdesi verdiği dikkat çekmektedir. 25 o C de çimlenme yüzdesi depolama süresine bağlı olarak kontrol tohumlarında %78 den 9. ay sonunda %20 ye, uygulanmış tohumlarda ise %77 den %23 e düşmüştür (Şekil 4.30c). Demre çeşidinde depolama sonrası hızlı yaşlandırmayla elde edilen normalite değerleri, her üç sıcaklıkta da, artan depolama süresiyle azalmıştır (Çizelge 4.34). Özellikle 15 ve 25 o C de 3 ve 6 ay depolamalar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır 114

128 Çizelge 4.33 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Çorbacı çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme oranındaki değişim (%) Depolama süresi (ay) Depolama sıcaklığı ( o C) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a a 78 a 77 a ** b b 30 cd 46 b b b 59 b 43 bc c c 20 d 23 d 22 Ortalama b 50 a Uygulama (U) ÖD *4.58 ÖD Depo süresi (D) *6.41 *6.49 *6.28 U x D ÖD ÖD * a 76 a a a 3 59 b 57 b b b 6 49 bc 22 e c b 9 38 cd 35 d c c Ortalama Uygulama (U) *3.71 ÖD ÖD Depo süresi (D) *5.25 *5.22 *7.13 U x D *7.43 ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05). Çizelge 4.34 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Demre çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme oranındaki değişim (%) Depolama süresi Depolama sıcaklığı ( o C) (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a a a ** c b b b b b d c c Ortalama Uygulama (U) ÖD ÖD ÖD Depo süresi (D) *4.96 *6.36 *5.48 U x D ÖD ÖD ÖD a a a 3 75 a b b b c c c c d Ortalama 62 b 74 a b 65 a - Uygulama (U) *3.44 ÖD *3.64 Depo süresi (D) *4.87 *4.67 *5.15 U x D ÖD ÖD ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05)

129 Yalova Demre Çorbacı kontrol uy gulama a 20 b 20 c d g 5 o C 15 o C 25 o C e h f ı Şekil 4.30 Biber çeşitlerinde 2005 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi Yalova çeşidinde hızlı yaşlanma sonrası belirlenen normal çimlenme yüzdesi değerleri incelendiğinde depolama süresindeki artışla üç sıcaklıkta da normalite azalmıştır (Çizelge 4.35). 5 ve 15 o C lerde uygulanmış tohumlar daha yüksek normal çimlenme değerleri verirken, depolama sıcaklığının 25 o C ye çıkmasıyla uygulanmış tohumlar bu üstünlüğünü kaybetmiştir. Depolama süresi (ay) 116

130 Çizelge 4.35 Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve sürelerde depolanan Yalova çeşidinin hızlı yaşlandırma sonrası 2005 ve 2006 yıllarında normal çimlenme oranındaki değişim (%) Depolama süresi Depolama sıcaklığı ( o C) (ay) Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort. Kont. Uyg. Ort a a a ** b b b b b b c c c Ortalama 61 b 69 a - 57 b 63 a - 67 a 64 b - Uygulama (U) *4.42 *3.76 *4.46 Depo süresi (D) *6.26 *5.32 *6.31 U x D ÖD ÖD ÖD a 76 b 88 a a b 53 c 72 b b b 53 c 46 cd b c 36 d 47 cd c Ortalama 54 b 67 a b 66 a - Uygulama (U) *3.56 *3.52 *3.46 Depo süresi (D) *5.04 *4.98 *4.91 U x D ÖD *7.05 ÖD *: Farklılıklar 0.05 düzeyinde önemli, ÖD: Önemli değil, italik rakamlar LSD yi ifade etmektedir. **: Üst simge olan aynı harflerin ortalamaları arasındaki farklılıklar önemsizdir (P<0.05) yılında depolama sonrası hızlı yaşlandırmayla elde edilen normal çimlenme yüzdesi değerleriyle yapılan varyans analizi sonucunda, Çorbacı çeşidinde 5 o C de uygulama, depolama süresi, uygulama x depolama süresi interaksiyonu, 15 ve 25 o C de depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Demre çeşidinde 5 ve 25 o C de uygulama ve depolama süresi, 15 o C de depolama süresi %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Yalova çeşidinde ise 5 ve 25 o C de uygulama ve depolama süresi, 15 o C de uygulama, depolama süresi ve uygulama x depolama süresi interaksiyonu %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Farklı sıcaklık ve sürede depolanan biber tohumlarının hızlı yaşlandırma sonrası çimlenme yüzdesi ortalamaları Çizelge 4.33, 4.34, 4.35 ve Şekil 4.31 de gösterilmiştir. Çorbacı çeşidinde 5 o C de depolanan kontrol ve uygulanmış tohumlarda hızlı yaşlandırma sonucunda belirlenen normal çimlenme kontrol tohumlarında daha yüksek bulunmuştur (Şekil 4.31a). 15 ve 25 o C sıcaklıklarda depolama süresindeki artışla normal çimlenme yüzdesi azalmıştır (Çizelge 4.33). 117

131 Demre çeşidinde 5 o C sıcaklıkta depolamada, depolama süresinin artması normal çimlenme yüzdesinin düşmesine neden olurken, uygulanmış tohumlar daha yüksek değerler vermiştir (Çizelge 4.34). 15 ve 25 o C sıcaklıklarda depolama da benzer sonuçlar elde edilmiştir. 9 ay depolamada en düşük normal çimlenme %38 ile 25 o C de depolanan tohumlarda saptanmıştır (Şekil 4.31f). Yalova Demre Çorbacı Çizelge 4.35 incelendiğinde, Yalova çeşidinde, üç depolama sıcaklığında da uygulanmış tohumlarda daha yüksek normal çimlenme elde edilmiş olup, artan depolama süresiyle normal çimlenme yüzdesi azalmıştır. 5 ve 25 o C sıcaklıklarda 3 ve 6 ay depolamalar arasında normal çimlenme bakımından önemli farklılık belirlenmemiştir. kontrol uy gulama a 20 b 20 c g d 5 o C 15 o C 25 o C e h Depolama süresi (ay) Şekil 4.31 Biber çeşitlerinde 2006 yılında farklı sıcaklıklarda yapılan depolama sonrası hızlı yaşlandırmanın normal çimlenme oranına (%) etkisi f ı

132 4.5 Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Tohum Şeker İçeriği 2005 ve 2006 yıllarındaki kontrollü nemlendirme uygulamasının Çorbacı, Demre ve Yalova çeşitlerinin tohumlarındaki bazı şekerlere etkisi Çizelge 4.36 ve Çizelge 4.37 de gösterilmiştir. Çizelge 4.36 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumların toplam şeker miktarı %1.08 olurken, kontrol tohumlarında %1.98 olarak belirlenmiştir. Hem kontrol hem de uygulamada glukoz miktarı belirlenememiştir. Uygulamayla sakaroz miktarının arttığı ancak, fruktoz miktarının oldukça azaldığı belirlenmiştir. Demre çeşidinde uygulamayla birlikte sakaroz miktarı azalırken, fruktoz miktarı %0.17 seviyesine artmıştır. Uygulanmış tohumların toplam şeker miktarı %0. olurken, kontrol tohumlarında %0.64 olarak belirlenmiştir. Hem kontrol hem de uygulamada glukoz miktarı belirlenememiştir. Yalova çeşidinde uygulamayla birlikte sakaroz, glukoz, fruktoz ve toplam şeker miktarında azalma olduğu görülmektedir. Uygulanmış tohumların toplam şeker miktarı %0.41 olurken, kontrol tohumlarında %0.71 olarak belirlenmiştir. Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarında toplam şeker, sakaroz, glukoz ve fruktoz oranı (%) üzerine etkisi Çeşit Çorbacı Demre Yalova Uygulama Şeker Sakaroz Glukoz Fruktoz Toplam Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Çizelge 4.37 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde uygulanmış tohumların toplam şeker miktarı %5.58 olurken, kontrol tohumlarında %4. olarak belirlenmiştir. Hem kontrol hem de uygulamada glukoz miktarı belirlenememiştir. Uygulamayla sakaroz miktarının değişmediği ancak, fruktoz miktarının %1 oranında arttığı belirlenmiştir. Demre 119

133 çeşidinde uygulamayla birlikte sakaroz miktarı azalırken, fruktoz miktarı artmıştır. Uygulanmış tohumların toplam şeker miktarı %1.54 olurken, kontrol tohumlarında %0.64 olarak belirlenmiştir. Hem kontrol hem de uygulamada glukoz belirlenememiştir. Yalova çeşidinde uygulamayla birlikte sakaroz, glikoz, fruktoz ve toplam şeker miktarı azalmıştır. Toplam şeker miktarı uygulanmış tohumlarda %0.95 olurken, kontrol tohumlarında %0.61 olarak belirlenmiştir. Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarında toplam şeker, sakaroz, glukoz ve fruktoz oranı (%) üzerine etkisi Çeşit Çorbacı Demre Yalova Uygulama Şeker Sakkaroz Glukoz Fruktoz Toplam Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Kontrollü Nemlendirme Uygulaması Sonrası Yağ Asitleri Kompozisyonu ve Toplam Yağ İçeriği Toplam yağ Kontrollü nemlendirme uygulamasıyla biber çeşitlerinin tohumlarındaki toplam yağ oranlarındaki değişim Çizelge 4.38 de gösterilmiştir. Çizelge ve 2006 yıllarında uygulamayla biber tohumlarının toplam yağ oranlarındaki (%) değişim Yıllar Tohum Uygulaması Toplam Yağ (%) Çorbacı Demre Yalova 2005 Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama

134 Çizelge 4.38 incelendiğinde, 2005 yılında Yalova çeşidinde en yüksek toplam yağ oranının kontrol tohumlarında olduğu görülmektedir. Demre ve Yalova çeşitlerinde uygulamayla birlikte toplam yağ miktarında azalma gerçekleştiği belirlenirken, Çorbacı çeşidinde uygulama sonrası toplam yağ miktarının değişmediği belirlenmiştir yılında ise tüm çeşitlerde uygulama sonrası toplam yağ miktarında azalma olduğu belirlenmiştir Yağ asitleri kompozisyonu 2005 ve 2006 yıllarında kontrollü nemlendirme uygulamasıyla biber tohumlarında belirlenen yağ asitleri kompozisyonu Çizelge 4.39 ve Çizelge 4.61 de gösterilmiştir. Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarındaki yağ asitleri kompozisyonuna etkisi (%) Çeşitler Yağ Asitleri Çorbacı Demre Yalova Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Miristik Palmitik Palmitoleik Stearik Oleik Linoleik Linolenik Araşidik Behenik Toplam Çizelge 4.39 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde, uygulanmış tohumlarda miristik, palmitik, palmitoleik, linolenik ve oleik asit miktarı kontrole göre artarken, linoleik, araşidik ve behenik asit miktarının azaldığı görülmektedir. En yüksek yağ asiti miktarlarının linoleik, oleik ve palmitik asit şeklinde sıralandığı görülmektedir. En düşük seviyede saptanan yağ asidinin miristik asit olduğu belirlenmiştir. Demre çeşidinde uygulanmış tohumlarda palmitik, palmitoleik, stearik ve oleik asit miktarı kontrole göre artarken, linoleik, linolenik, araşidik ve behenik asit miktarının azaldığı 121

135 görülmektedir. En yüksek yağ asiti miktarlarının linoleik, palmitik ve oleik asit şeklinde sıralandığı görülmektedir. En düşük seviyede saptanan yağ asidinin miristik asit olduğu belirlenmiştir. Yalova çeşidinde uygulamayla birlikte miristik ve linoleik asit miktarı kontrole göre artarken, palmitik, palmitoleik, sterik, oleik, araşidik ve behenik asit miktarının azaldığı görülmektedir. En yüksek yağ asiti miktarlarının linoleik, palmitik ve oleik asit şeklinde sıralandığı görülmektedir. Çizelge yılında uygulamanın biber çeşitlerinin tohumlarındaki yağ asitleri kompozisyonuna etkisi (%) Tohum uygulamaları Yağ Asitleri Çorbacı Demre Yalova Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Kontrol Uygulama Miristik Palmitik Palmitoleik Stearik Oleik Linoleik Linolenik Araşidik Behenik Toplam Çizelge 4.40 incelendiğinde, Çorbacı çeşidinde, uygulanmış tohumlarda miristik, stearik ve linolenik asit miktarı kontrole göre artarken, diğer yağ asitlerinde dikkate değer artış veya azalış belirlenmemiştir. En yüksek yağ asiti miktarlarının linoleik, palmitik ve oleik asit şeklinde sıralandığı görülmektedir. En düşük seviyede saptanan yağ asidinin miristik asit olduğu belirlenmiştir. Demre ve Yalova çeşitlerinde kontrol ve uygulanmış tohumlarda yağ asitleri bakımından meydana gelen değişimler birbirine yakın değerler göstermiştir. En yüksek yağ asiti miktarlarının linoleik, oleik ve palmitik asit şeklinde sıralandığı görülmektedir. En düşük seviyede saptanan yağ asidinin miristik asit olduğu görülmektedir. 122

136 4.7 Kontrollü Nemlendirme Uygulamasının Enzim Aktivitesine Etkisi Kontrollü nemlendirme uygulamasıyla biber tohumlarının katalaz, askorbat peroksidaz ve süperoksit dizmutaz enzim aktivitesindeki değişimleri incelenmiş ve elde edilen sonuçlar Çizelge 4.41 de gösterilmiştir ve 2006 yıllarında katalaz, askorbat peroksidaz enzim aktivitesinde uygulama x çeşit interaksiyonu önemli bulunmuştur. Süper oksit dismutaz da ise 2006 yılında uygulama x çeşit interaksiyonu %5 düzeynde önemli bulunmuştur. Çizelge ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Katalaz (CAT) µmol/min/g, Askorbat peroksidaz (APX) µmol/min/g ve Süperoksit dismutaz (SOD) U/g aktivitelerindeki değişim Yıllar Enzim Çorbacı Demre Yalova Kont. Uyg. Kont. Uyg. Kont. Uyg. CAT 11.3 ab 11.1 b 8.3 c 8.8 c 8.4 c 13.7 a APX 74.9 cd a 69.6 d b 64.4 d 84.9 c SOD CAT 12.4 c 20.4 a 7.3 d 12.1 c 9.0 d 17.2 b APX 85.5 de b c a 72.1 e 99.1 cd SOD 45.0 c 72.7 ab 53.3 c.0 a 47.7 c 65.7 b CAT (µmol/min/g) kontrol 25 uygulama Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Katalaz (CAT) aktivitesindeki değişim (µmol/min/g) Şekil 4.32 de görüldüğü gibi, 2005 yılında Çorbacı ve Demre çeşitlerinde katalaz aktivitesi uygulamayla önemli bir farklılık oluşturmazken, 2006 yılında kontrollü nemlendirme yapılan tohumların katalaz aktivitesinden belirgin bir artış saptanmıştır. 123

137 APX (µmol/min/g) kontrol 200 uygulama Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Askorbat peroksidaz (APX) aktivitesindeki değişim (µmol/min/g) Şekil 4.33 incelendiğinde, 2005 yılı örneklerinde askorbat peroksidaz enzim aktivitesi uygulanmış tohumlarda daha yüksek miktarda belirlenirken, Yalova çeşidinde artış en az düzeyde bulunmuştur yılındaki örneklerde ise uygulanmış tohumların askorbat peroksidaz aktivitesi kontrole göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir SOD (U/g) kontrol uygulama Çorbacı Demre Yalova Çorbacı Demre Yalova Şekil ve 2006 yıllarında uygulama sonrası Süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesindeki değişim (U/g) Süperoksit dismutaz enzim aktivitesi incelendiğinde, 2005 yılı örneklerinde uygulamayla Çorbacı çeşidinde belirgin bir artış sağlamıştır (Şekil 4.34) yılındaki tohum örneklerinde de üç biber çeşidinde de süperoksit dizmutaz enzim aktivitesi kontrollü nemlendirme uygulamasıyla artış göstermiştir. 4.8 Kontrollü Nemlendirme Uygulamasının Embriyo Gelişimine Etkisi Biber çeşitlerinin uygulanmış ve kontrol tohumları kabuklarından çıkartıdıktan sonra embriyolarındaki gelişim mikroskop altında resimlenmiştir. Çeşitlerin kontrol ve uygulanmış tohumlarının embriyo resimleri Şekil 4.35, 4.36, 4.37, ve 4.38 de gösterilmiştir. 124

138 Şekil 4.35 Demre çeşidinin kontrol tohumlarında embriyonun durumu a: Serbest alan, b: kök ucu Şekil 4.36 Demre çeşidinin uygulanmış tohumlarında embriyonun durumu a: Serbest alan, b: kök ucu 125

139 Şekil 4.37 Yalova çeşidinin kontrol tohumlarında embriyonun durumu a: Serbest alan, b: kök ucu Şekil 4.38 Yalova çeşidinin uygulanmış tohumlarında embriyonun durumu a: Serbest alan, b: kök ucu 126

140 Şekil 4.35 ve 4.37 incelendiğinde kontrol grubu tohumların içindeki serbest alanın (a) uygulama yapılmış tohumunkine oranla daha küçük ve oldukça kapalı olduğu, kök ucunun (b) ise tohum kabuğuna dayanmadığı görülmektedir. Şekil 4.36 ve 4.38 incelendiğinde uygulamayla birlikte embriyoda bir genişleme olduğu, tohum içerisindeki serbest alanda açılma gerçekleştiği ve kök ucunun tohum kabuğuna dayandığı görülmektedir. 127

141 5. TARTIŞMA VE SONUÇ Kontrollü nemlendirme uygulamasının fide gelişimi üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2005 ve 2006 yıllarında elde edilen veriler değerlendirildiğinde, uygulamanın çıkış hızı ve fide yaş ağırlığı üzerine etkileri olumlu bulunmuştur. Uygulama ile fide çıkış süresi kısalmış ve fide yaş ağırlıkları artmıştır. Özellikle çıkış hızında görülen avantaj çeşitlere göre farklılık göstermiş ve Yalova uygulamayla en erken çıkış yapan çeşit olmuştur. Tür ve çeşitlerin tohum uygulamalarına tepkilerinin farklı olduğu daha önce bir çok araştırmacı tarafından belirlenmiştir (Parera and Cantliffe 1994a, Bradford et al. 1988, Rao et al. 1987, Sundstrom and Edwards 1989, Yanmaz et al. 1994). Özellikle araştırma sonuçlarımız biberde çimlenme ve toplam çıkış üzerine uygulamanın etkisinin bulunmadığını ancak, ortalama çimlenme ve çıkış süresinin azaldığını bildiren Bradford et al. (19), Passam et al. (1989), Yanmaz et al. (1994) ın sonuçlarını desteklemektedir. Uygulamaların çıkış hızına olan bu olumlu etkisi Brocklehurst and Dearman (1983) ın soğan ve kerevizde, Argerich and Bradford (1989) ın domateste, Brocklehurst et al. (1984) un pırasada, Pill and Finch-Savage (1988) in havuçta ve Srinivasan et al. (1999) un hardaldaki bulgularıyla uyuşmaktadır. Tohum uygulamaları konusunda ilk çalışmaları başlatan bilim adamlarından olan Heydecker (1973) tohum uygulamalarının en temel etkisinin çimlenme ve çıkış hızına olduğunu, bunun da tohumun çimlenmesi için gereksinim duyduğu üç su alım evresinin ilk ikisini uygulama periyodunda tamamlamış olmasından kaynaklandığını belirtmiştir. Toplam çimlenme etkilenmemiş olsa bile, hızdaki bu olumlu farklılık kısa zaman dilimi içinde iyi gelişmiş, birörnek ve sağlıklı fide oluşumuna büyük katkılar sağlayacaktır. Bu da özellikle erken ilkbahar döneminde düşük sıcaklığın, geç yaz döneminde de yüksek sıcaklığın tohum çimlenmesine, dolaylı olarak da fide üretimine yapmış olduğu sınırlayıcı etkiyi azaltmada yardımcı olacaktır. Tohum uygulamaları maydanoz (Akers 1987), domates (Alvarado et al. 1987), lahana (Rao et al. 1987), karpuz (Sachs 1977), karnabahar (Fujikura et al. 1993) da düşük sıcaklıklar, marul (Guedes and Cantliffe 19), pırasa (Parera and Cantliffe 1994b) ve ıspanak (Atherton and Farooque 1983) ta yüksek sıcaklıkların çimlenmeye olan kısıtlayıcı etkisini kırmak amacıyla kullanılmıştır. Yüksek ve düşük sıcaklıklarda kontrollü nemlendirme uygulamasının etkilerini incelediğimiz deneme sonuçlarımız, uygulamanın toplam ve normal çimlenme 128

142 yüzdesini artırıken, çıkış zamanını kısalttığını göstermiştir. Bu çalışmada kontrollü nemlendirmenin biberde yüksek ve düşük sıcaklığın olumsuz etkisini en aza indirdiği söylenebilir. Biber tohumlarında hidrasyon uygulamasının düşük (18 o C) ve yüksek (35 o C) sıcaklıkta çimlenme yüzdesini artırdığı, çıkış zamanını kısalttığı ve serada fide çıkışını artırdığını Demir and Okçu (2004) bildirmiştir. Biberde elde ettiğimiz sonuçlar ile uygulamanın düşük sıcaklıkta olumlu etkisi karpuz (Demir and Venter 1999), kereviz (Khan et al. 19) ve domates (Odell and Cantliffe 1986) gibi farklı türlerde belirlenen sonuçlar ile uyumludur. Watkins and Cantliffe (1983) biberin çimlenmesinde sıcaklığın 25 o C den 15 o C ye düşmesiyle tohumlarda çimlenmeyi engelleyen maddelerin oluşmadığını ve düşük sıcaklıkta gibberelinlerin (GA 3 ve GA 4+7 ) çimlenme oranını artırdığını bildirmişlerdir. Guedes and Cantliffe (19) potasyumlu bileşiklerin stres sıcaklıklarında çimlenmeyi teşvik eden maddeler olduğunu belirtmektedirler. Ancak bu araştırmada sadece nemlendirme ile stres sıcaklıklarında çimlenme oranı artmıştır. Tuz stresinin fide çıkışı ve gelişimi üzerine etkisi, normal fide oranı, kök ve sürgün uzunluğu, fide yaş ve kuru ağırlığınında azalma, çıkış süresinde ise gecikme şeklinde ortaya çıkmıştır. Tuz stresinin etkisini azaltmak için yapılan kontrollü nemlendirme uygulaması ile çıkış süresi azalırken, normal çıkış, fide yaş ve kuru ağırlıkları tüm çeşitlerde artmıştır. Bununla birlikte, uygulamayla Çorbacı çeşidinde toplam çıkış oranının da arttığı dikkat çekmiştir. Biber çeşitlerinin tuz stresinde çimlenme ve fide gelişimini inceleyen Yıldırım and Güvenç (2006), artan tuz stresiyle çimlenme yüzdesi, çimlenme hızı ve fide gelişiminin azaldığını, çeşitlerin tuz stresine farklı tepkiler verdiğini ifade etmişlerdir. Mehra et al. (2003) Brassica larda, Kaya et al. (2006) ayçiçeğinde tuz stresinde, hidrasyon uygulamasının toplam çimlenme, normal çimlenme ve çimlenme hızını arttırırken, fide gelişimini de olumlu yönde etkilediğini bildirmişlerdir. Kontrollü nemlendirme sonrası kurutma, tohumların taşınmasını kolaylaştırmak, ekim sırasında tohumlarda oluşacak mekanik zararlanmaları önlemek ve depolama ömrünü uzatmak için gereklidir. Bu nedenle uygulama sonrası tohumdaki nem düzeyi makul bir düzeye indirilmelidir. Tohumdaki yüksek nemi düşürürken uygulanacak kurutma sıcaklığı ve oransal nem tohum kalitesini ve sonuçta uygulamanın faydasını etkileyebilmektedir (Demir et al. 2005). Yapılan araştırmalarda genellikle uygulanmış 129

143 tohumlar oda sıcaklığında ve belirsiz bir nispi nemde başlangıç nemlerine kadar kurutulmaktadırlar (Parera and Cantliffe 1994a). Örneğin, Abak vd. (1999) ülkemizde Güneydoğu Anadoluda yapıldığı gibi güneşte beton veya serler üzerinde yapılan kurutmanın o C gibi yüksek sıcaklıklarda yapılmasının biber tohumlarında canlılığı düşüren önemli etmenlerden biri olduğunu bildirmektedir. Wages and Karssen (19) uygulamadan sonraki kurutma oranının marul tohumlarının çimlenmesinde azalmaya neden olduğunu, Parera and Cantliffe (1994c) tatlı mısır tohumlarının o C de kurutulmasının o C ye göre daha yüksek tohum gücü ve fide çıkışı sağladığını, Demir et al. (2005) biber tohumlarının uygulamadan sonra 35 o C de %75 nispi nemde kurutulmasının en uygun yöntem olduğunu bildirmiştir. Tohumların olgunluk durumu da kurutmaya dayanımı etkilemektedir. Yanmaz ve Demir (1994) uygulanmış biber tohumlarında olgunluk durumlarının kurutmaya dayanım bakımından farklılık gösterdiğini ve kırmızı meyvelerden alınan tohumların turuncu meyvelerden alınanlara göre yüksek sıcaklıkta kurutmaya dayanıklı olduklarını bildirmişlerdir. Kurutma çalışmasından elde ettiğimiz sonuçlar, oransal nemin azalmasıyla tohumların daha hızlı nem kaybettiğini göstermektedir. En düşük tohum nemi %13 oransal nemden elde edilmiştir (Çizelge 4.13 ve Çizelge 4.14). Genelde oransal nem, kurutma sıcaklığına göre incelenen özellikler üzerine daha fazla etkili olmuştur. Ayrıca, çeşitler arasında da ortam nem ve kurutma sıcaklığına farklı tepkiler verdiğini belirlenmiştir. Çorbacı kurutma sıcaklıklarından Demre ve Yalova ya göre daha fazla etkilenmiştir. Özellikle Çorbacı çeşidinde oransal nem toplam çimlenme, normal çimlenme, ortalama çimlenme zamanı, kök uzunluğu ve hızlı yaşlandırma sonrası çimlenme ve normal çimlenme yüzdesini etkilemiş ve %75 oransal nemi daha yüksek tohum kalitesi vermiştir. Bu durum tohumların yavaş su kaybetmesini sağlayan kurutma ortamının en uygun kurutma ortamı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca, kurutmayla tohumlardaki nem düzeyi Çorbacı çeşidinde %13 oransal nem hariç diğer uygulamalarda tohum neminin %13-15 civarında bulunması, kurutma sıcaklıkları ve oransal nem arasında beklenilen farklılıkların çıkmamasına neden olduğunu düşündürmektedir. Bu nedenle bundan sonra yapılacak çalışmalarda yüksek ortam nemleri olan %35 ve %75 de daha uzun sürelerle yapılacak kurutmalarda tohum nemini %10 un altına düşüren uygulamalar değerlendirilmelidir. Elde edilen bu sonuç, Çarliston biber çeşidinde yavaş su kaybına neden olan 35 o C ve %75 nispi nemde yapılan kurutmanın (kurutma sonrası tohum nemi 130

144 %15.4) uygulama sonrası en uygun sıcaklık ve nem olduğunu bildiren Demir et al. (2005) ve kudret narında aynı etkiyi belirleyen Lin et al. (2005) ile uyum göstermektedir. Ayrıca kurutma sıcaklığına tohumların gelişme durumlarının etkili olduğu ve kullandığımız tohumların kırmızı olgunluk döneminde olduğu dikkate alındığında, kurutma nem ve sıcaklıklarından daha az etkilenmesi beklenebilir. Bazı biyokimyasal olayların oluşumu ve etkileşimi ile tohumda kurutmaya dayanım göstermektedir. Olgunlaşmış tohumlarda sakaroz içeriğinin eriyebilir şekerlerin %15- ını oluşturduğu ve tohumun kurutmaya dayanımı ile doğrudan ilgili olduğu saptanmıştır (Koster and Leopold 1988). Uygulanmış tohumlar kurutulduktan sonra ekim zamanına kadar depolanması gerekmektedir. Uygulamayla sağlanan faydanın devam ettirilebilmesi için depolama süresi ve depo sıcaklığı en uygun şekilde ayarlanmalıdır (Sundstrom 19). Tohum uygulamalarının genellikle çimlenme oranı ve birörnek fide çıkışı sağlaması nedeniyle tohum kalitesini arttırdığı bilinmektedir (Heydecker et al. 1973). Ancak, bu uygulamaların bir dezavantajı tohumların depolama sürelerini azaltmasıdır (Saracco et al. 1995, Tarquis and Bradford 1992). Atherton and Farooque (1983) ıspanak tohumlarında uygulama sonrası sağlanan olumlu etkinin 1 ay sürdüğünü, Chang and Sung (1998) uygulanmış mısır tohumlarında uygulamanın etkisinin 10 o C de 6 ay depolamadan sonra bile devam ettiğini ancak 25 o C de 6 ay depolamada uygulanmış tohumların kontrole göre daha hızlı bozulduğunu bildirmesine rağmen, Odell and Cantliffe (1986) domateste uygulanmış tohumların 9 ay depolamasında bile kontrolden daha iyi değerler verdiğini, Demir and Mavi (2003) kontrol ve hidrasyon uygulanmış patlıcan tohumlarını 30 o C de 1 gün depolamayla uygulanmış tohumların çimlenme yüzdesinin daha yüksek olduğunu bildirmişlerdir. Elde ettiğimiz sonuçlarımıza göre, depolama süresindeki artışla çimlenme yüzdesinde azalma belirlenmiştir. Ancak bu azalma depolama sıcaklıklarına göre değişmiş ve 5 o C de depolamayla daha yüksek çimlenme yüzdesi elde edilmiştir. Normal çimlenme ve hızlı yaşlandırma sonrası normal çimlenme yüzdesi göz önüne alındığında, 3 ay depolamadan sonra bu değerlerin azaldığı saptanmıştır. Uygulamayla elde edilen faydanın ise özellikle 5 ve 15 o C de depolamada devam ettiği belirlenirken, 25 o C de kontrol tohumları daha iyi sonuçları vermiştir. Bu nedenle, uygulanmış tohumlar depolanacaksa 15 o C den düşük sıcaklıklarda 3 ay depolanabileceğini göstermiştir. Uygulanmış tohumların güçlerinin 131

145 artmasına rağmen depo ömürlerinin marulda Tarquis and Bradford (1992), pırasa, havuç ve domateste Alvarado and Bradford (1988), Dearman et al. (1986, 1987) kısaldığını; uygulanmış tohumların ancak düşük sıcaklıkta orta süreli depolanabileceğini ortaya koymuştur. Penaloza and Eira (1993) domateste hidrasyondehidrasyon uygulamalarının yüksek güce sahip tohum partilerinde etkili olmadığını belirtirken, uygulamanın yararlı etkisinin de depolamanın sadece birkaç haftası devam ettiğini bildirmişlerdir. Bunun yanında, depolama öncesi tohum neminin depolama süresi ile yakından ilgili olduğu belirlenmiştir. Demir and Özçoban (2007) ultra kuru (%3.8) tohumların, kuru (%5.1) tohumlara göre 5 yıl -20 ve 20 o C de depolama sonunda daha yüksek çimlenme değerleri verdiği belirlenmiştir. Sundstrom (19) 2 o C de 12 ay süreyle farklı nemlerde biber tohumlarını depolamışlar ve yüksek nemde depolamanın tohum canlılığında ve çimlenmesinde önemli azalmaya neden olduğunu ve düşük sıcaklıkta depolama için optimum tohum neminin %10 olduğunu vurgulamıştır. Tohum uygulamalarıyla tohumdaki şeker miktarının değiştiği bir çok türde saptanmıştır (Gurusinghe and Bradford 2001, Buitink et al. 2000, Sivritepe et al. 2003). Hidrasyon sırasında oligosakkarit içeriğinde azalma olduğu Buitink et al. (2000) tarafından belirlenmiştir. Bizim sonuçlarımız, tohumların şeker oranlarının çeşitlere göre farklı olduğunu göstermiştir yılında kullanılan tohumların şeker oranı daha düşük değerler göstermiştir. Şeker oranındaki bu değişimin tohumun olgunluk dönemine ve kurutmaya göre değişebildiği Demir vd. (2004) tarafından saptanmıştır. Çorbacı çeşidi hariç, Demre ve Yalova da uygulamayla sakaroz oranı azalırken, fruktoz oranı artmıştır. Benzer sonuç, Gurusinghe and Bradford (2001) tarafından marul tohumlarında belirlerken, domates tohumlarında sakaroz artmıştır. Bununla birlikte, 3 gün uygulamadan sonra hızlı kurutma sakaroz oranı yavaş kurutmaya göre daha yüksek, 6 gün uygulamada ise hızlı kurutma daha düşük sakaroz miktarı verdiği saptanmıştır. Çeşitlerin arasında sakaroz ve fruktoz bakımından yıllar itibarıyla farklılık göstermesi ve özellikle Çorbacı çeşidinde ilk yıl uygulamayla azalan fruktoz, ikinci yılda artmıştır. Bu durum tohumlardaki şeker miktarının yıllar ititbarıyla birbirinden çok farklı olması yanında, şekerlerin tohumda depolanma yerinin ve miktarının farklı olmasından da kaynaklanabileceğini düşündürmektedir. Nitekim, Buitink et al. (2000) biber tohumlarında uygulama süresinin artmasıyla sakaroz miktarının arttığını, oligosakkaritlerin ise azaldığını, ayrıca emriyoda sakaroz artışının ve oligosakkarit 132

146 azalışının daha belirgin olduğunu bulmuşlardır. Mısırda Koster and Leopold (1988), marulda Gurushinge and Bradford (2001) su alımı sırasında sakaroz miktarının azaldığını bildirmişlerdir. Farklı bitkilerde elde edilen bu farklı sonuçların bizim çalışmamızda çeşitlere göre de farklılık gösterebileceği ortaya konmuştur. Yıllar arasında bile uygulanmış tohumların şeker içeriklerindeki farklılık, su alımı sırasında şekerlerde meydana gelen değişimde farklı biyokimyasal olayların etkili olabileceğini düşündürmektedir. Tohumda depo edilen yağların, kotiledon veya endospermde karbonhidrat ve şekerlere dönüştüğü birçok araştırmacı tarafından belirlenmiştir. Kotiledon veya endospermdeki yağlar, ilk aşamada lipaz enzimi ile hidrolize olmaktadır. Bu nedenle yağ asitlerinin sakaroza dönüşümü çimlenmede ilk aşamalardan birisidir (Kacar 1989). Hintyağı bitkisinde tohumun 1 g sakaroz birikiminin 1 g yağın parçalanması sonucu gerçekleştiği Pierce et al. (1933) tarafından saptanmıştır. Salisbury and Ross (1985) ise yaptıkları çalışmada depo yağlarının sakarozdan ya da diğer şekerlerden sentezlendiğini belirtmişlerdir. Yağlar şekerlerden daha çok enerji verdiği için uygulama sırasında karbonhidratların yağlara dönüşerek tohum çimlenmesi için daha çok enerji sağladığı ifade edilmiştir. İncelediğimiz biber tohumlarında yağ oranları oldukça düşük olup, çeşitlere göre yaklaşık %13-19 civarında toplam yağ bulunmuştur. Yalova çeşidi yağ oranı bakımından en yüksek değerleri vermiştir. İlk yıl Çorbacı ve Yalova çeşidinde uygulamayla yağ oranında kontrole yakın değerler vermesine rağmen, ikinci yıldaki örneklerde uygulamayla Çorbacı çeşidinde %1, Demre ve Yalova çeşitlerinde %3 oranında azalma belirlenmiştir. Bu durum, Kacar (1989) ın belirttiği gibi, çimlenmenin ilk aşamasında yağların hidrolize olduğunu, uygulamada artan solunumla daha fazla yağ parçalandığını düşündürmektedir. Ancak Basay et al. (2006) %2 lik KNO 3 ile 4 gün 20 o C de yapılan uygulamayla biber tohumundaki yağ oranının arttığını bildirmiştir. Bizim sonuçlarımızla uyuşmayan bu bulgu, uygulamada kullanılan KNO 3 den, uygulama süresindeki fazlalıktan veya uygulama sıcaklığının daha düşük olmasından kaynaklanabilir. Zira Cantarelli et al. (1993) düşük ve yüksek sıcaklık uygulamasından sonra yağ asitlerinin ve yağ miktarının farklı olduğunu bildirmiştir. Yağ asitleri dağılımı bakımından yaptığımız araştırmada, uygulama ve kontrol tohumları arasındaki yağ asitleri dağılımı benzer sonuçlar göstermiştir. Bu sonuçlar özellikle yağ oranı yüksek olan ayçiçeği tohumlarında yağ asitlerinin osmo-priming (-2 MPa PEG 00) 133

147 uygulamasıyla değişmediğini bildiren Walters et al. (2005) ve Corbineau et al. (2002) ın sonuçlarıyla benzerlik göstermektedir. Tohum uygulamalarıyla sağlanan çimlenme oranındaki artış ve çimlenme süresindeki kısalma, katalaz aktivitesiyle yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir (Bailly et al. 1998, 2000 and 2004, Srinivasan et al. 1999). Tohumdaki süperoksit dismutaz ve askorbat peroksidaz gibi diğer bazı antioksidant enzim aktivitesinin de hidrasyon uygulamaları ile arttığı tespit edilmiştir (Chiu et al. 2005). Biberde 48 saat süreyle 25 o C de yaptığımız kontrollü nemlendirme uygulamasıyla katalaz, süperoksit dismutaz ve askorbat peroksidaz enzim aktivitesinin arttığı belirlenmiştir. Hidrasyon uygulamasıyla sağlanan çimlenme oranınındaki artışın tohumdaki bu üç enzim aktivitesindeki artışla ilgili olabileceği söylenebilir. Ayrıca sonuçlarımız, hızlı yaşlandırma sonunda hidrasyon uygulamasıyla su kabağı tohumlarındaki katalaz, askorbat peroksidaz ve süperoksit dismutaz aktivitesinin arttığını, hızlı yaşlandırmayla azalma olduğunu saptayan Hsu et al. (2003), soğan tohumlarında humidifikasyon süreleriyle tohumdaki katalaz aktivitesinin arttığını belirleyen Demirkaya (2006) nın sonuçlarıyla desteklenmektedir. Bununla birlikte biber tohumlarda NaCl solüsyonunda yapılan uygulama-kurutma ile aldolaz ve isositrat liyaz enzim aktivitesinin ve solunum oranının da arttığı Smith and Cobb (1992) tarafından tespit edilmiştir. İki yıl süreyle yürütülen araştırma sonuçlarımız genel olarak değerlendirildiğinde, biberde kontrollü nemlendirme uygulamasının çimlenme zamanını kısalttığı, fide gelişimini artırdığı, düşük, yüksek sıcaklık ve tuz stresinde çimlenme, çıkış ve fide gelişimini artırdığı belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda, kontrollü nemlendirme sonrası yapılacak kurutmada, o C sıcaklıkların kullanılabileceği ancak, oransal nemin tohumun yavaş su kaybetmesini sağlayacak %75 neme ayarlanması gerektiği ortaya konmuştur. Uygulanmış tohumlar depolanacaksa, 15 o C nin altında ve 3 ay süreyle depolanması gerektiği belirlenmiştir. Kontrollü nemlendirme uygulamasıyla tohumlarda oluşan biyokimyasal değişimlere bakıldığında, tohumdaki yağ asitlerinin değişmediği, sakaroz oranında uygulamayla azalma olmasına rağmen, şeker oranında kesin bir artış veya azalış saptanmamıştır. Bununla birlikte, katalaz, askorbat peroksidaz ve süperoksit dismutaz enzimlerinin aktivitesinde artış olduğu saptanmıştır. Enzim aktivitesindeki bu artışın uygulamayla meydana gelen faydalı etkide önemli rol oynadığı söylenebilir. 134

148 Kontrollü nemlendirme uygulamasının biber tohumlarının kalitesine etkilerinin belirlenmesi amacıyla iki yıl yürütülen araştırmanın sonuçları özetlendiğinde; Yapılan araştırmalarda incelenen özelliklerin 2005 ve 2006 yıllarındaki istatistik analizleri faktörlerin önemlilik durumlarının farklı olduğunu göstermiştir. Bazı özelliklerde yıllara göre birbirinden farklı sonuçlar elde edilmiştir. Bu duruma özellikle 2005 yılında Ankara şartlarında yetiştirilen, 2006 yılında bir tohumluk firmasından temin edilen ve Antalya da yetiştirilen bitkilerden elde edilen tohumların kullanılması neden olarak görülmektedir. Nitekim, 2005 ve 2006 yıllarındaki tohumların yağ ve şeker oranlarının birbirinden oldukça farklı olması bu durumu destekleyecek niteliktedir. İncelenen biber çeşitleri kontrollü nemlendirme uygulamasına farklı tepkiler vermiştir. Uygulamanın fide gelişimi, düşük ve yüksek sıcaklık ile tuz streslerindeki üstünlüğü üç çeşitte de belirlenmesine rağmen, özellikle uygulama sonrasında yapılan kurutma ve depolamaya çeşitler ile 2005 ve 2006 yıllarında kullanılan tohumların tepkileri farklı olmuştur. Bu durum kurutma ve depolamanın çeşitlere ve tohum partilerine göre farklı yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Kontrollü nemlendirme uygulamasıyla fide çıkışı ve gelişimi hızlanmış, normalite artmıştır. Düşük ve yüksek sıcaklık ile tuz stresinde çimlenme, çıkış ve fide gelişimi uygulama ile artmış, ortalama çimlenme ve çıkış süresi kısalarak daha hızlı ve birörnek fide gelişimi sağlanmıştır. Uygulama sonrası farklı sıcaklık ve oransal nemde yapılan kurutma sonrasında, kurutma sıcaklığının o C olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Daha hızlı ve yüksek çimlenme değerleri veren %75 oransal nemin kurutma ortamı olarak uygun olduğu belirlenmiştir. Bu oransal nemin özellikle tohumun yavaş su kaybetmesini sağladığı için üstünlük sağladığı vurgulanabilir. Ancak, %75 oransal nemde 48 saat kurutma sonunda tohumdaki nem oranı çeşitlere göre %13-16 gibi oldukça yüksek bulunmuştur. %75 oransal nemde kurutma yapıldıktan sonra tohumlar belli bir süre 135

149 saklanacak veya depolancaksa, tohumlardaki nem miktarının yüksekliğine dikkat edilmeli veya daha uzun süre kurutularak tohumdaki nem miktarı azaltılmalıdır. Uygulanmış tohumların depolama sıcaklığı ve süresinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmada, uygulanmış tohumların 15 o C nin altında depolanmasının uygun olacağı tespit edilmiştir. Depolama süresinin uzamasıyla uygulanmış tohumlar kontrol tohumlarına göre daha hızlı bozulduğu için uygulanmış tohumların 3 ay süreyle depolanabileceği sonucuna varılmıştır. Uygulama ile biber tohumlarında yağ oranınındaki değişim çeşitlere göre farklılık göstermiştir. Çeşitlerin yağ oranları %13-22 arasında değişmiştir. Demre çeşidinde her iki yılda da, Yalova çeşidinde 2006 yılındaki tohumlarda uygulama ile yağ oranı azalırken, Çorbacı çeşidinde değişmemiştir. Tohumlardaki sakaroz, fruktoz ve glikoz oranlarından sadece sakaroz oranı her iki yılda da uygulamayla azalmış, fruktoz sadece Demre çeşidinde uygulamayla artmış ve glikoz oranında önemli bir değişiklik belirlenmemiştir. Şeker ve yağ oranında çeşitler ve yıllara göre farklı sonuçlar elde edilmesi, şeker ve yağ oranının uygulamayla arttığı ve azaldığı konusunda kesin bir yargıya varmayı engellemiştir. Tohumların enzim aktivitesinde uygulamayla oluşan değişimler her iki yılda da benzer bulunmuştur. Katalaz, askorbat peroksidaz ve süperoksit dismutaz enzim aktiviteleri kontrole göre uygulanmış tohumlarda daha yüksek bulunmuştur. Dolayısıyla enzim aktivitesinin uygulanmış tohumlarda artması, uygulanmış tohumlarda belirlenen avantajların ortaya çıkmasında enzimlerin önemli etkisinin olduğu sonucunu ortaya koymuştur. 136

150 KAYNAKLAR Abak, K., Hergüner, B. ve Onsinejad, R Karpuz tohumlarının düşük sıcaklıkta çimlenmesi ve ekim öncesi uygulamalarının etkileri. 1. Sebze Tarımı Sempozyumu. Şanlıurfa 5-7 Mayıs, Bizim Büro Basımevi, , Ankara. Abak, K., Sarı, N. ve Daşgan, H.Y Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Biber Yetiştiriciliği. TÜBİTAK, Türkiye Tarımsal Araştırma Projesi Yayınları, 21s. Adegbuyi, E., Cooper, S.R. and Don, R Osmotic priming of some herbage grass seed using polyethylene glycol (PEG). Seed Science and Technology, 9, Akers, S.W Germination of parsley seed primed in aerated solutions of polyethylene glycol. Hortscience 22 (2), Alvarado, A. D., Bradford, K. J. and Hewitt, J. D Osmotic priming of tomato seeds. Effect on germination, field emergence, seedling growth and fruit yield. J. Amer. Soc. Hort. Sci. 112 (3): Anonim Standart methods of the oils and fats section of the IUPAC, 5 th ED. Butterworths, London. Anonim Ülkesel Tohumluk Tedarik, Dağıtım ve Üretim Programı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Ankara. Anonim Tarım İstatistikleri Özeti (TÜİK) , 57s. AOCS, Official Methods and Recommended Protection of The American Oil Chemist Society, Fourth Ed. Method Cd 8-53, Ce Argerich, C. and Bradford, K.J The effects of priming and ageing on seed vigor in tomato. Journal of Experimental Botany, 40, (214) Argerich, C., Bradford, K.J. and Tarquis, A.M The Effects of Priming and Ageing on resistance to deterioration of tomato seeds, Journal of Experimental Botany, 40, (214) Artola, A., Carrilio-Castaneda, G. and Santos, G.G.D.L Hydropriming:a strategy to increase Lotus corniculatus L. seed vigor. Seed Science and Technology, 31, Atherton, J.G. and Farooque, A.M High temperature and germination in spinach: II. Effects of osmotic priming, Scientia Hort., 19: Bailly, C., Auidigier, C., Fabienne, L,, Wagner, M.H., Coste, F., Corbineau, F. and Come, D Changes in oligosaccharides content and antioxidant enzyme activities in developing bean seeds as related to acquisition of drying tolerance and seed quality. Journal of Experimental Botany, 52,

151 Bailly, C., Benamar, A., Corbineau, F. and Come, D Free radical scavenging as affected by accelerated ageing and subsequent priming in sunflower seeds. Physiologia Plantarum, 104(4), Bailly, C., Benamar, A., Corbineau, F. and Come, D Antioxidant systems in sunflower (Helianthus annuus L.) seeds as affected by priming. Seed Science Research, 10, Bailly, C., Leymarie J., Lehner, A., Rousseau, S., Come, D. and Corbineau, F Catalase activity and expression in developing sunflower seeds as related to drying. Journal of Experimental Botany, 55(396), Basay, S., Sürmeli, N., Okçu, G. and Demir, İ Changes in germination percentages, protein and lipid contents of primed pepper seeds during storage. Acta Agriculturae Scandinavica Section B-Soil and Plant Science, 56, Basu, R.N An apprasial of research on wet and dry physiological seed treatments and their applicability with special referance to tropical and subtropical countries. Seed Science and Technology, 22, Bernal-Lugo, I. and Leopold, A.C Changes in soluble carbohydrates during seed storage. Plant Physiology, 98, Black, M. and Bewley, J.D Seed Technology and its Biological Basis. Sheffield Academic Press, England. Bosland, P. W. and Votava, E Peppers: Vegetable and Spice Capsicums. Wallingford, UK: CABI Publishing pp. 204, ISBN Braccini, A. de L.E., Reis, M.S., Moreira, M.A., Sediyama, C.S. and Scapim, C.A Biochemical changes associated to soybean seeds osmoconditioning during storage. Pesq. Agropec. Bras., Brasilia, 35(2), Bradford, K.J., May, M.D., Hoyle, B.J., Skibinski, Z.S., Scott, S.J. and Tyler, K.B Seed and soil treatments to improve emergence of muskmelon from cold or crusted soils. Crop Sci., 28, Bradford, K.J., Steiner, J.J. and Trawatha, S.E. 19. Seed priming influence on germination and emergence of pepper seed lots. Crop Science, 30, Annals of Applied Biology, 102, Brocklehurst, P. A. and Dearman, J Interactions between seed priming treatments and nine seed lots of carrot, celery and onion. II. Seedling emergence and plant growth. Brocklehurst, P. A. and Dearman, J A comparison of different chemicals for osmotic treatment of vegetable seed. Annals of Applied Biology, 105,

152 Brocklehurst, P. A., Dearman, J. and Drew, R. L. K Effects of osmotic priming on seed germination and seedling growth in leek. Scientia Horticulturae, 215, Brocklehurst, P.A., Rankin, W.E. and Thomas, T.H Stimulation of celery and seed germination and seedling growth with combined gibberellin and polyethylene glycol seed treatments. Plant Growth Reg., 1, Buitink, Julia, Hemminga, M. A. and Hoekstra, F.A Is there a role for oligosaccharides in seed longevity? An assessment of intracellular glass stability. Plant Physiol. 122, Cakmak, I. and Marschner, H Magnesium defficiency and higlight intensity enhance activities of superoxide dismutase, ascorbate peroxidase and glutathione reductase in bean leaves. Plant Physiol.,98: Cantarelli, P.R., Regitano-d Arce, M.A.B. and Palma, E.R Physicochemical characteristics and fatty acid composition of tomato seed oils from processing wastes. Scientia Agric., 50(1), Cantliffe, D.J., Shuler, K.D. and Guedes, A.J Overcoming seed thermodormancy in a heat sensitive romaine lettuce by seed priming. Hortscience, 16, Caseiro, R., Bennet, M.A. and Marcos-Filho, J Comperison of three priming techniques for onion seed lots differing in initial seed quality. Seed Science and Technology, 32, Chang, C.C. and Sung, J.M Priming bitter gourd seeds with selenium solution enhances germinability and antioxidative responses under sub-optimal temperature. Seed Science and Technology, 111(9), Chang, S.M. and Sung, J.M Deteriorative changes in primed sweet corn seeds during storage. Seed Sci. & Tech. 26: Chiu, K.Y., Chen, C.L. and Sung, J.M Effect of priming temperature on storability of primed sh-2 sweet corn seed. Crop Science, 42, Chiu, K.Y., Chen, C.L. and Sung, J.M Why 10oC-primed sh-2 sweet corn seeds were of higher quality than 20oC-primed seeds: some phsiological clues. Seed Science and Technology, 33, Chiu, K.Y., Wang, C.S. and Sung, J.M Lipid peroxidation and peroxidescavenging enzymes associated with accelerated aging and hydration of watermelon seeds differing in ploidy. Physiologia Plantarum, 94 (3), Coolbear, P., Newell, A.J. and Bryant, J.A An evaluation of the potential of low temperature presowing treatments of tomato seeds as a means of improving germination performance. Annals of Applied Biology, 110,

153 Coons, J.M., Kuehl, R.O. and Simons, N.B. 19. Tolerance of ten lettuce cultivars to high temperature combined with NaCl during germination. J. Amer. Soc. Hort. Sci. 115(6): Coons, J.M., Kuehl, R.O., Oekber, N.F. and Simons, N.R Seed germination of seven pepper cultivars at constant or alternating high temperature. Journal of Horticultural Science, 64 (6), Corbineau, F., Gay-Mathieu, C., Vinel, D. and Come, D Decrease in sunflower (Helianthus annuus L.) seed viability caused by high temperature as related to energy metabolism, membrane damage and lipid composition. Physiol. Plant. 116: Dearman, J., Brocklehurst, P.A. and Drew, L.K Effects of osmotic priming and ageing on onion seed germination. J. Appl. Biol., 108, Debaene-Gill, S. B., Allen, Phil S. and White, Donald B Dehydration of germinating perennial ryegrass seeds can alter rate of subsequent radicle emergence. Journal of Experimental Botany, 45 (9), Demir, I. and Van De Venter, H.A The effect of priming treatments on the performance of watermelon (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsum. & Nakai) seeds under temperature and osmotic stress. Seed Science and Technology, 27, Demir, I The effect of controlled hydration treatment on germination and seedling emergence of unaged and aged pepper seeds during development. Israel Journal of Plant Sciences, 50, Demir, I Effect of controlled hydration treatment on quality of aubergine seeds following storage. Phyton, 43 (2), Demir, I. and Ellis, R The effects of priming on germination and longevity of sequentially harvested pepper seed lots. Turkish Journal of Agriculture and Forestry, 18, Demir, I. and Mavi, K Effect of controlled hydration treatments on storage longevity of aubergine seeds during development. Israel Journal of Plant Sciences, 51, Demir, I. and Mavi, K The effect of priming on seedling emergence of differentially matured watermelon (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsum and Nakai) seeds. Scientia Horticulturae,10, Demir, I. and Okcu, G Aerated hydration treatment for improved germination and seedling growth in aubergine (Solanum melongena) and pepper (Capsicum annuum). Ann. Appl. Biol., 144,

154 Demir, I., Ermis, S. and Okcu, G Effect of dehydration temperature and relative humidity after priming on quality of pepper seeds. Seed Sci. and Tech. 33 (3) Demir, İ., Tekin, A., Ökmen, A., Okçu, G. ve Fırat, A.F Biberde kurutma sıcaklığının farklı gelişme dönemlerinde hasat edilen tohumların kalite özelliklerine etkisi. Tübitak projesi TOGTAG-3006, 32 s. Demirkaya, M Soğan (Allium cepa L.) tohumlarında canlılık kaybı ve onarım aşamasında meydana gelen fizyolojik değişimler. Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Bahçe Bitkileri Anabilimdalı Doktora Tezi, Bursa. (Basılamamış). 106s. Düzgüneş, O., Kesici, T., Kavuncu, O. ve Gürbüz, F Araştırma ve Deneme Metodları (İstatistik Metodları-II), Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları, Ankara, Ellis, R.H. and Roberts, E.H. 19. Towards a rational basis for seed testing in seed production. Ed. P.D. Hebblethwaite, Butterworths, London, Evenari, M. 19. The history of germination research and the lesson it contains for today. Israel Journal of Botany, 29, Fujikura, T., Kraak, H. L., Basra, A. S. and Karssen, C. M Hydropriming, a simple and inexpensive priming method. Seed Science and Technology, 21, Georhiou, K., Thanos, C.A. and Passam, H.C Osmoconditioning as a means of counteracting the ageing of pepper seeds during high-temperature storage. Annals of Botany,, Gray D., Steckel, J. R. A. and Hands, L. J. 19. Responses of vegetable seeds to controlled hydration. Annals of Botany, 66 (2), Guedes, A.C. and Cantliffe, D.J. 19. Germination of lettuce seeds at high temperature after seed priming. J. Amer. Soc. Hort. Sci. 105 (6), Gurusinghe, S. and Bradford, K.J Galactosyl-sucrose oligosaccharides and potential longevity of primed seeds. Seed Science Research, 11, Heydecker, W Germination of an idea: The priming of seeds. University of Nottingham School of Agriculture Report, 1973/1974, Heydecker, W. and Coolbear, P Seed treatments for improved performancesurvey and attempted prognosis. Seed Science and Technology, 5, Hsu, C.C., Chen, C.L., Chen, J.J. and Sung, J.M Accelerated aging-enhanced lipid peroxidation in bitter gourd seeds and effects of priming and hot water soaking treatments. Scientia Horticulturae, 98,

155 Hsu, J.L. and Sung, J.M Antioxidant role of glutathione associated with accelerated aging and hydration of triploid watermelon seeds. Physiologia Plantarum, 100, ISTA, International Seed Testing Association. International Rules for Seed Testing. Seed Science and Technology, 21, supplement. Kacar, B Bitki Fizyolojisi. A.Ü. Ziraat fakültesi yayınları. No:1153. A.Ü. Basımevi. 424s. Kaya, M.D., Okcu, G., Atak, M., Çıkılı, Y. and Kolsarıcı, Ö Seed treatments to overcome salt and drought stress during germination in sunflower. Europ. J. Agron., 24(4), Khan, A.A Preplant physiological seed conditioning, in Horticultural reviews 14, Khan, A.A., Peck, N.H. and Samimiy, C. 19. Seed osmoconditioning: physiological and biochemical changes. Israel Journal of Botany, 29, Koster, K.L. and Leopold, A.C Sugars and dessication tolerance in seeds. Plant Physiology, 88, Kundu, C., and Basu, R.N Hydration-dehydration treatment of stored carrot seed for maintenance of vigour, viability and produtivity. Scientia Horticulturae, 15, Lanteri, S., Quagliotti, L., Belletti, P., Scordino, A., Triglia, A. and Musumeci, F Delayed luminescence and priming-induced nuclear replication of unaged and controlled deteriorated pepper seeds (Capsicum annuum L.). Seed Science and Technology, 26, Lin, R.H., Chen, K.Y., Chen, C.L., Chen, J.J. and Sung, J.M Slow post-hydration drying improves initial quality but reduces longevity of primed bitter gourd seeds. Scientia Horticulturae 106 (1), Mc Donald, M.B Seed deterioration: physiology, repair and assesment. Seed Science and Technology, 27, McGrady, J.J. and Cotter, D.J Preplant seed treatment effects on growth and yield of chile pepper. HortScience, 22(3), Mehra, V., Tripathi, J. and Powell, A Aerated hydration treatment improves the response of Brassica juncea and Brassica campestris seeds to stress during germination. Seed Science and Technology, 31, 57-. Nelson, J.M. and Sharples, G.J Emergence of high temperature and seedling growth following pretreatment of lettuce seeds with fusicoccin and other growth regulators. J. Amer. Soc. Hort. Sci. 111(4),

156 Odell, G.B. and Cantliffe, D. J Seed priming procedures and the effect of subsequent storage on the germination of fresh market tomato seeds. Proceedings of Florida State Horticultural Society, 99, Okcu, G Sebze tohumlarında çimlenmeyi artırmak amacıyla yapılan bazı tohum uygulamaları. Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Dergisi, 9 (2), Owen P. L. and Pill, W. G Germination of osmotically primed asparagus and tomato seeds after storage up to three months. Journal of the American Society for Horticultural Science, 119 (3), Parera, C.A. and Cantliffe, D.J. 1994a. Presowing seed priming. Horticulture Reviews, 16, Parera, C.A. and Cantliffe, D.J. 1994b. Priming leek seeds to improve germination and emergence at high temperature. Hort. Sci. 27, Parera, C.A. and D.J. Cantliffe. 1994c. Dehydration rate after solid matrix priming alters seed performance of shrunken-2 sweet corn. J. Amer. Soc. Hort. Sci. 19, Passam, H.C., Karavites, P.I., Papandreou, A.A., Thanos, C.A. and Gearghiou, K Osmoconditioning of seeds in relation to growth and fruit yield of aubergine, pepper, cucumber and melon in unheated greenhouse cultivation. Scientia Horticulturae, 38, Penaloza, A.P.S. and Eira, M.T Hydration-dehydration treatments on tomato seeds (Lycopersicon esculentum Mill.). Seed Science and Technology, 21, Pierce, H.B., Sheldon, D.E. and Murlin, J.R The conversion of fat to carbohydrate in the germinating castor bean. III. The chemical analysis, and correlation with respiratory exchange. The Journal of General Physiology, Pill, W.G. and Fınch-Savage, W. E Effects of combining priming and plant growth regulator treatments on the synchronisation of carrot seed germination. Annals of Applied Biology, 113 (2), Powell, A. A., Yule, L. J., Jing, H. C., Groot, S. P. C., Bino, R. J. and Pritchard, W. H The influence of aerated hydration seed treatment on seed longevity as assessed by the viability equations. Journal of Experimental Botany, 51, Rao, N.K, Roberts, E.H. and Ellis, R.H Loss of viability in lettuce seeds and the accumulation of chromosome damage under different storage conditions. Annals of Botany,,

157 Rowse, H.R Drum priming: a non osmotic method of priming seeds. Seed Science and Technology, 24, Rudrapal, D. and Nakamura, S. 1988a. Use of halogens in controlling eggplant and radish seed deterioration. Seed Science and Technology, 16, Rudrapal, D. and Nakamura, S. 1988b. The effect of hydration-dehydration pretreatments on eggplant and radish seed viability and vigour. Seed Science and Technology, 16, Sachs, M Priming of watermelon seeds for low-temperature germination. J. Amer. Soc. Hort. Sci., 102 (2), Sachs, M., Cantliffe, D.J. and Watkins, J.T. 19. Germination of pepper seed at low temperatures after various pretreatments. Proc. Fla. State Hort. Soc. 93, Sağsöz, S Tohumluk Bilimi. Atatürk Üniversitesi Yayınları No:677 Ziraat Fakültesi Yayınları No:302, Ders Kitapları Serisi No: 54, 299s. Sanchez J.A., Munoz, B.C. and Fresneda, J Combined effects of hardening hydration-dehydration and heat shock treatments on the germination of tomato, pepper and cucumber. Seed Science and Technology, 29, Saracco, F., Bino, R.J. Bergervoet, J.H.W. and Lanteri, S Influence of priming induced nuclear replication activity on storability of pepper (Capsicum annuum L.) seed. Seed Science Research, 5, Sivritepe, N., Sivritepe, H.O. and Eris, A The effects of NaCl priming on salt tolerance in melon seedlings grown under saline conditions. Scientia Horticulturae, 97, Smith, P.T. and Cobb, B.G Accelerated germination of pepper seed by priming with salt solutions and water. HortScience, 26(4), Smith, P.T. and Cobb, B.G Physiological and enzymatic characteristics of primed, re-dried and germinated pepper seeds (Capsicum annuum L.). Seed Science and Technology, 20, Srinivasan, K., Saxena, S. and Singh, B.B Osmo and hydropriming of mustard seeds to improve vigour and some biochemical activities. Seed Science and Technology, 27, Sundstrom, F.J. 19. Seed moisture influences on tabasco pepper seed viability, vigour and dormancy during storage. Seed Science and Technology, 18, Sundstrom, F.J. and Edwards, R.L Pepper seed respiration, germination, and seedling development following seed priming. HortScience, 24(2),

158 Sung, J.M. and Chang, Y.H Biochemical activities associated with priming of sweet corn seeds to improve vigor. Seed Science and Technology, 21, Sung, J.M. and Chiu, K.Y Hydration effect on seedling emergence strength of watermelon seeds differing in ploidy. Plant Science, 110, Sung, J.M. and Chiu, K.Y Solid matrix priming can partially reverse the deterioration of sweet corn seeds induced by 2,2 -azobis (2-amidinopropane) hydrochloride generated free radicals. Seed Science and Technology, 29, Sung, Y., Cantliffe, D.J. and Nagata, R.T Using a puncture test to identify the role of seed covering on thermotolerant lettuce seed germination. J. Amer. Soc. Hort. Sci. 123: Szafirowska, A., Khan, A.A. and Peck, N.H Osmoconditioning of carrot seeds to improve seedling establishment and yield in cold soil. Agronomy Journal, 73, Şehirali, S Tohumluk ve Teknolojisi. Fakülteler Matbaası, İstanbul. 422s. Tarquis, A.M. and Bradford, K.J Prehydration and priming treatments that advance germination also increase the rate of deterioration of lettuce seeds. Journal of Experimental Botany, 43, TeKrony, D Accelerated aging test. In: Seed vigour (Ed: H.A. Van De Venter) Zurich, ISTA. Thanos, C.A., Georghiou, K. and Passam, H.C Osmoconditioning and ageing of pepper seeds during storage. Annals of Botany, 63, Thornton, J.M., Collins, A.R.S. and Powell, A.A The effect of aerated hydration on dna synthesis in embryos of Brassica oleracea L. Seed Science Reseaerch, 3, Tilden, R.L. and West, S.H Reversal of the effects of ageing in soybean seeds. Plant Physiology, 77, Valdes, V.M., Bradford, K.J. and Mayberry, K.S Alleviation of thermodormancy in coated lettuce seeds by seed priming. HortScience, 20(6), Vural, H., Eşiyok, D. ve Duman, İ Kültür Sebzeleri (Sebze Yetiştirme). Ege Üniversitesi Basımevi, Bornova, İzmir, 440s. Walters, C., Landre, P., Hill, L., Corbineau, F. and Bailly, C Organization of lipid reserves in cotyledons of primed anda ged sunflower seeds. Planta, 222,

159 Welbaum, G.E. and Bradford, K.J Water relations of seed development and germination in muskmelon (Cucumis melo L.). Journal of Experimental Botany, 42 (236), Yanmaz, R. ve Demir İ Bazı biber çeşitlerinde olgunluk dönemi ve kurutma sıcaklıklarının tohum kalitesine etkileri. 2. Sebze Tarımı Sempozyumu Eylül, Tokat. s: Yanmaz, R., Demir, İ. and Ellialtıoğlu, Ş Effect of PEG (Polyethylene Glycol 00) treatment on the germination and emergence of pepper and eggplant seeds at low temperatures. ISTA/ISHS Symposium, Technological Advances in Variety and Seed Research 31 May-3 June 1994, Wageningen/Netherlands. Yapparov, F.S. and Ishakov, F.M Stimulation of germination of sugar beet seeds achieved by treating them with solutions of sodium salts. Fiziologia Ratenii, 4, Yıldırım, E. and Güvenç, I Salt tolerance of pepper cultivars during germination and seedling growth. Turk. J. Agric. For., 30,

160 ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı : Gamze KAYA Doğum Yeri : Ankara Doğum Tarihi : 30/04/1977 Medeni Hali : Evli Yabancı Dili : İngilizce Eğitim Durumu Lise : Kocatepe Mimar Kemal Lisesi Lisans : Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Yüksek Lisans: Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Bölümü Çalıştığı Kurum ve Yıl Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Sungurlu İlçe Tarım Müdürlüğü T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Devam Yayınları Araştırmalar 1. Atak, M., M.D. Kaya, G. Kaya, M. Kaya and K.M. Khawar Dark green seeds increase the seed vigor and germination ability in dry green pea (Pisum sativum L.). Pakistan Journal of Botany, 40: (In Press) 2. Demir, İ., A. Tekin, Z.A. Ökmen, G. Okçu and B.B. Kenanoğlu Seed quality, and fatty acid and sugar contents of pepper seeds (Capsicum annuum L.) in relation to seed development and drying temperatures. Turk. J. Agric. For. 32, Kaya, M., G. Kaya, M.D. Kaya, M. Atak, S., Saglam, K.M., Khawar and C.Y., Ciftci Interaction between seed size and NaCl on germination and early seedling growth of some Turkish cultivars of chickpea (Cicer arietinum L.). Journal of Zhejiang University Science B, 9(5):

161 4. Kaya, M.D., G. Okçu, M. Atak, Y Çıkılı and Ö. Kolsarıcı, Seed treatments to overcome to salt and drought stress during germination in sunflower. Europ. J. Agron. 24(4): Demir, İ and G. Okçu Effect of post-harvest maturation treatment on germination and potential longevity of pepper (Capsicum annuum) seeds. Indian Journal of Agricultural Sciences 75(1): Demir, I., S. Ermiş, G. Okçu and S. Matthews Vigor tests for predicting seedling emergence of aborigine (Solanum melongena L.) seed lots. Seed Sci. & Tech. 33: Demir, İ., S. Ermiş and G. Okçu Effect of dehydration temperature and relative humidity after priming on quality of pepper seeds. Seed Sci. and Tech. 33 (3) Okçu, G., M.D. Kaya and M. Atak Effect of salt and drought stresses on germination and seedling growth of pea (Pisum sativum L.). Turk. J. of Agric. For. 29: Atak, M., M.D. Kaya, G. Kaya, Y. Çıkılı, and C.Y. Çiftçi Effects of NaCl on germination, seedling growth and water uptake of triticale. Turk. J. Agric. For. 30(1): Kaya, M.D., G. Kaya ve Ö. Kolsarıcı Bazı Brassica türlerinin çimlenme ve çıkısı üzerine NaCl konsantrasyonlarının etkileri. A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Bilimleri Dergisi 11(4): Demir, İ. and G. Okçu Aerated hydration treatment for improved germination and seedling growth in aubergine (Solanum melongena) and pepper (Capsicum annuum). Ann. Appl. Biol. 144: Kaya, M.D., A. İpek, Ö. Kolsarıcı ve G. Okçu Aspir (Carthamus tinctorius L.) de ilk gelişme devresinde kök ve topraküstü organların durumu. Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Dergisi, (1-2): Demir, İ., K. Mavi, M. Özçoban and G.Okçu Effects of salt stress on germination and seedling growth in serially harvested aubergine (Solanum melongena L.) seeds during development. Israel Journal of Plant Science 51,

162 Bildiriler 1. Yanmaz, R., M. Özçoban, E. Gözlüklü ve G. Okçu Avrupa Birliği ülkelerinde açıkta sebze yetiştiricilği ve yakın gelecekte beklenen gelişmeler. Avrupa Birliğine Uyum Aşamasında Bahçe Bitkileri Tarımı 25, 26 Nisan Ankara Mavi, K., G. Okçu ve İ. Demir Biber tohumlarında tuz ve kuraklık stresinde çimlenme ve olgunluk ilişkisi. 5. Sebze Tarımı Sempozyumu s:46-50 Çanakkale. 3. Okçu, G., M. Arlı, K. Mavi ve İ. Demir Kontrollü nemlendirmenin yaşlandırılmış kavun tohumlarının çimlenme oranı ve hızına etkisi. 5. Sebze Tarımı Sempozyumu s: Çanakkale. Derlemeler 1. Okçu, G Sebze üretimide hibrit tohum kullanımı. Ekin Dergisi. Yıl:7 Sayı:23 Sayfa: Okçu, G Sebze Tohumlarında Çimlenmeyi Artırmak Amacıyla Yapılan Bazı Tohum Uygulamaları. Süleyman Demirel Üniversitesi Dergisi 9 (2):

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJESİ KESİN RAPORU

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJESİ KESİN RAPORU T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJESİ KESİN RAPORU BİBER TOHUMLARINDA KONTROLLÜ NEMLENDİRME UYGULAMASININ TOHUM KALİTESİNE ETKİSİ Prof.Dr. İbrahim DEMİR (Proje Yürütücüsü) Prof. Dr. Aziz

Detaylı

SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME. Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012

SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME. Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012 SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012 Sera nedir? Bitki büyüme ve gelişmesi için gerekli iklim etmenlerinin

Detaylı

ÖZET Yüksek Lisans Tezi DOMATES, BİBER, PATLICAN VE KARPUZDA TOHUM ÇİMLENME HIZININ FİDE KALİTESİNE ETKİSİ Nurten LÖKOĞLU Ankara Üniversitesi Fen Bili

ÖZET Yüksek Lisans Tezi DOMATES, BİBER, PATLICAN VE KARPUZDA TOHUM ÇİMLENME HIZININ FİDE KALİTESİNE ETKİSİ Nurten LÖKOĞLU Ankara Üniversitesi Fen Bili ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ DOMATES, BİBER, PATLICAN VE KARPUZDA TOHUM ÇİMLENME HIZININ FİDE KALİTESİNE ETKİSİ Nurten LÖKOĞLU BAHÇE BİTKİLERİ ANA BİLİM DALI ANKARA Her

Detaylı

son hacim 20 30 litre olacak şekilde sulandırılarak toprak yüzeyine püskürtülüp, 10 15 cm toprak derinliğine karıştırarak uygulanabilir.

son hacim 20 30 litre olacak şekilde sulandırılarak toprak yüzeyine püskürtülüp, 10 15 cm toprak derinliğine karıştırarak uygulanabilir. TKİ HÜMAS ın Kullanım Zamanı, Şekli ve Miktarı Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) HÜMAS; tarla bitkileri, sebzeler, sera bitkileri, süs bitkileri, çim, fide, bağ ve meyve ağaçları olmak üzere bu kılavuzda

Detaylı

Mustafa DEMİRKAYA Erciyes Üniversitesi Safiye Çıkrıkçıoğlu MYO

Mustafa DEMİRKAYA Erciyes Üniversitesi Safiye Çıkrıkçıoğlu MYO Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi Cilt 32, Sayı 3, 2016 Erciyes University Journal of Institue Of Science and Technology Volume 32, Issue 3, 2016 Deniz Yosunu (Ascophyllum nodosum) Ekstraktı

Detaylı

BAZI TOHUM ÖN UYGULAMALARININ TATLI BİBER TOHUMLARININ STRES SICAKLIKLARINDA ÇİMLENME VE ÇIKIŞ PERFORMANSLARI ÜZERİNE ETKİLERİ.

BAZI TOHUM ÖN UYGULAMALARININ TATLI BİBER TOHUMLARININ STRES SICAKLIKLARINDA ÇİMLENME VE ÇIKIŞ PERFORMANSLARI ÜZERİNE ETKİLERİ. BAZI TOHUM ÖN UYGULAMALARININ TATLI BİBER TOHUMLARININ STRES SICAKLIKLARINDA ÇİMLENME VE ÇIKIŞ PERFORMANSLARI ÜZERİNE ETKİLERİ Zahide SÜSLÜOĞLU Yüksek Lisans Tezi Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Danışman:

Detaylı

BAHÇE ÜRÜNLERİNDE HASAT & DERİM PROF.DR.NURDAN TUNA GÜNEŞ

BAHÇE ÜRÜNLERİNDE HASAT & DERİM PROF.DR.NURDAN TUNA GÜNEŞ BAHÇE ÜRÜNLERİNDE HASAT & DERİM PROF.DR.NURDAN TUNA GÜNEŞ HASAT & DERİM Olgunlaşmış olan meyvenin ana bitkiden ayrılması, Nasıl yapılmalı???? Ürünün hassaslığı Hasadın hızı Hasat yönteminin maliyeti Hasat

Detaylı

Meyve ve Sebze Depolanması ve İhracatında Kullanılan Modifiye Atmosfer Ambalajlarındaki Gelişmeler Doç. Dr. Fatih ŞEN

Meyve ve Sebze Depolanması ve İhracatında Kullanılan Modifiye Atmosfer Ambalajlarındaki Gelişmeler Doç. Dr. Fatih ŞEN Meyve ve Sebze Depolanması ve İhracatında Kullanılan Modifiye Atmosfer Ambalajlarındaki Gelişmeler Doç. Dr. Fatih ŞEN Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü [email protected] Modifiye

Detaylı

I. KISIM: Temel Bilgiler ve Muhafaza

I. KISIM: Temel Bilgiler ve Muhafaza İçindekiler I. KISIM: Temel Bilgiler ve Muhafaza 1. Sebzeciliğin Önemi... 3 1.1. İnsan Beslenmesindeki Önemi...4 1.1.1. Sebzelerin Besin Değeri... 5 1.1.1.a. Su... 5 1.1.1.b. Protein... 6 1.1.1.c. Karbonhidratlar...

Detaylı

217 Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi 26(3): 217-224 (2010)

217 Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi 26(3): 217-224 (2010) 217 Deniz yosunu (Ascophyllum nodosum) ekstraktı uygulamalarının biber ve soğan tohumlarının canlılığı ve gücüne etkileri Anahtar Kelimeler Biber, Soğan, Deniz yosunu ekstraktı, Ozmotik koşullandırma,

Detaylı

Genetik materyal olarak tohum depolamanın üstünlükleri

Genetik materyal olarak tohum depolamanın üstünlükleri Genetik materyal olarak tohum depolamanın üstünlükleri 1. Pratik açıdan tohum depolama bitkinin vejatatif kısımlarını depolanmaktan daha kolaydır. 2. Tohumlar oldukça küçük, oldukça fazla depolanabilir

Detaylı

BAHÇE BİTKİLERİNİN ÇOĞALTILMASI

BAHÇE BİTKİLERİNİN ÇOĞALTILMASI BAHÇE BİTKİLERİNİN ÇOĞALTILMASI Tür ve çeşitlerin devamını sağlamak Ticari üretimin ve bahçelerin devamını sağlamak 1. Generatif (Eşeyli=tohum ile) çoğaltma 2. Vejetatif (Eşeysiz) çoğaltma GENERATİF ÇOĞALTMA

Detaylı

Selçuk Tarım Bilimleri Dergisi

Selçuk Tarım Bilimleri Dergisi Selçuk Tar Bil Der, 3(1): 42-47 42 Selçuk Tarım Bilimleri Dergisi Metil Jasmonat ve Deniz Yosunu (Ascophyllum nodosum) Ekstraktı ile Ozmotik Koşullandırma Uygulamalarının Düşük Sıcaklıkta Biber Tohumlarının

Detaylı

Kullanma Kılavuzu. 10 dönüm için 1 l gübre kullanılarak ilkbaharda sürgünler püskürtme(ya da damlama) yöntemiyle

Kullanma Kılavuzu. 10 dönüm için 1 l gübre kullanılarak ilkbaharda sürgünler püskürtme(ya da damlama) yöntemiyle Yazlık ve kışlık tahıllar, patates, pancar, patlıcangiller, kabakgiller, lahana grubu, ağaçlar, soğanlar, yeşillikler, çiçekler ve çimler, ay çiçeği, üzüm, meyve çalılıkları ve dekoratif çalılıklar, küçük

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1239 KAHRAMANMARAŞ'TA SEBZE TARIMININ MEVCUT DURUMU, PROJEKSİYONLAR VE ÖNERİLER

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1239 KAHRAMANMARAŞ'TA SEBZE TARIMININ MEVCUT DURUMU, PROJEKSİYONLAR VE ÖNERİLER KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1239 KAHRAMANMARAŞ'TA SEBZE TARIMININ MEVCUT DURUMU, PROJEKSİYONLAR VE ÖNERİLER İsmail Güvenç* I. Kahramanmaraş'ta Sebze Tarımı 1Giriş Ülkemiz nüfusu, son sayıma göre 67 milyon

Detaylı

ISSN: Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: Araştırma Makalesi Research Article

ISSN: Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: Araştırma Makalesi Research Article VII. Bahçe Ürünlerinde Muhafaza ve Pazarlama Sempozyumu, 04-07 Ekim 2016 1 Incir ISSN: 2148-0036 Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: 15-23 Araştırma Makalesi Research Article Araştırma

Detaylı

Biber Tohumlarında Canlılık Tespitine Yönelik Kullanılan Tetrazolium Test Metodunun Modifikasyonu

Biber Tohumlarında Canlılık Tespitine Yönelik Kullanılan Tetrazolium Test Metodunun Modifikasyonu U. Ü. ZĐRAAT FAKÜLTESĐ DERGĐSĐ, 2009, Cilt 23, Sayı 1, 21-25 (Journal of Agricultural Faculty of Uludag University) Biber Tohumlarında Canlılık Tespitine Yönelik Kullanılan Tetrazolium Test Metodunun Modifikasyonu

Detaylı

GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları

GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları GAP Bölgesinde Yetiştirilen Bitkilerin Sulama Proğramları GİRİŞ Sulamanın amacı kültür bitkilerinin ihtiyacı olan suyun, normal yağışlarla karşılanmadığı hallerde insan eliyle toprağa verilmesidir. Tarımsal

Detaylı

Solem Organik / Ürün Kullanımı

Solem Organik / Ürün Kullanımı Solem Organik / Ürün Kullanımı Bitki Türü Gübre Uygulama zamanı Dozlama / saf gübre Arpa, Buğday, Yulaf, Çavdar, Darı, Süpürge Darısı, Kara Buğday Uygulama Metodları K Ekim Öncesi, Yılda 1 defa 20-200

Detaylı

BİBERDE (Capsicum annuum L.) TOHUM AYIRMA VE KURUTMA YÖNTEMLERİNİN TOHUM KALİTESİ ÜZERİNE ETKİSİ

BİBERDE (Capsicum annuum L.) TOHUM AYIRMA VE KURUTMA YÖNTEMLERİNİN TOHUM KALİTESİ ÜZERİNE ETKİSİ ANADOLU, J. of AARI 17 (2) 2007, 1 13 MARA BİBERDE (Capsicum annuum L.) TOHUM AYIRMA VE KURUTMA Özlem ALAN Benian ESER Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri

Detaylı

YAĞIŞ DEĞERLENDİRMESİ

YAĞIŞ DEĞERLENDİRMESİ METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI Sayı : 91 Eylül 2013 YAĞIŞ DEĞERLENDİRMESİ 2013 YILI AĞUSTOS AYI YAĞIŞ RAPORU GENEL DURUM : Yağışlar genel olarak normalinden ve geçen yıl Ağustos

Detaylı

I. Projenin Türkçe ve İngilizce Adı ve Özetleri KLOROFİL FLORESANSIN DOMATES, BİBER VE HIYAR TOHUMLARINDA TOHUM KALİTESİNİ İYİLEŞTİRME AMACIYLA KULLAN

I. Projenin Türkçe ve İngilizce Adı ve Özetleri KLOROFİL FLORESANSIN DOMATES, BİBER VE HIYAR TOHUMLARINDA TOHUM KALİTESİNİ İYİLEŞTİRME AMACIYLA KULLAN T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJESİ KESİN RAPORU KLOROFİL FLORESANSIN DOMATES, BİBER VE HIYAR TOHUMLARINDA TOHUM KALİTESİNİ İYİLEŞTİRME AMACIYLA KULLANIMI Prof. Dr. İbrahim DEMİR (Proje

Detaylı

ÖZET. Yüksek Lisans Tezi. Đmge Đ. TOKBAY. Adnan Menderes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Bitkileri Anabilim Dalı

ÖZET. Yüksek Lisans Tezi. Đmge Đ. TOKBAY. Adnan Menderes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Bitkileri Anabilim Dalı iii ÖZET Yüksek Lisans Tezi AYDIN EKOLOJĐK KOŞULLARINDA FARKLI EKĐM ZAMANI VE SIRA ARALIĞININ ÇEMEN (Trigonella foenum-graecum L.) ĐN VERĐM VE KALĐTE ÖZELLĐKLERĐNE ETKĐSĐ Đmge Đ. TOKBAY Adnan Menderes

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ KABAKGİL TÜRLERİNDE TOHUM GÜCÜ TESTLERİNİN KULLANIMI VE STRES KOŞULLARINDA ÇIKIŞ İLE İLİŞKİLERİ Kazım MAVİ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI ANKARA

Detaylı

ÖNÇİMLENDİRİLMİŞ (PRİMİNG) SOĞAN VE BİBER TOHUMLARININ ÇİMLENME VE FİDE ÇIKIŞI ÜZERİNE DEPOLAMA YÖNTEM VE SÜRESİNİN ETKİSİ

ÖNÇİMLENDİRİLMİŞ (PRİMİNG) SOĞAN VE BİBER TOHUMLARININ ÇİMLENME VE FİDE ÇIKIŞI ÜZERİNE DEPOLAMA YÖNTEM VE SÜRESİNİN ETKİSİ EGE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (YÜKSEK LİSANS TEZİ) ÖNÇİMLENDİRİLMİŞ (PRİMİNG) SOĞAN VE BİBER TOHUMLARININ ÇİMLENME VE FİDE ÇIKIŞI ÜZERİNE DEPOLAMA YÖNTEM VE SÜRESİNİN ETKİSİ Mehmet ÇETİN Bahçe

Detaylı

BAZI KÜLTÜR BİTKİLERİNDE KLASİK GÜBRELERE İLAVETEN ÖZEL GÜBRELERİN KULLANILMASI

BAZI KÜLTÜR BİTKİLERİNDE KLASİK GÜBRELERE İLAVETEN ÖZEL GÜBRELERİN KULLANILMASI BAZI KÜLTÜR BİTKİLERİNDE KLASİK GÜBRELERE İLAVETEN ÖZEL GÜBRELERİN KULLANILMASI Değerli çiftçilerimiz; hiç şüphesiz en doğru gübreleme tavsiyeleri usulüne uygun olarak alınmış toprak ve yaprak örneklerinin

Detaylı

Prof. Dr. Sait GEZGİN, Uzman Nesim DURSUN. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Böl., Konya. *[email protected].

Prof. Dr. Sait GEZGİN, Uzman Nesim DURSUN. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Böl., Konya. *sgezgin@selcuk.edu. Toprağa Farklı Şekil ve Miktarlarda Uygulanan TKİ-Hümas ın Toprak Reaksiyonu ve luluğuna Etkisi, Bu Etkisinin Diğer Bazı Humik asit Kaynakları ile Karşılaştırılması Prof. Dr. Sait GEZGİN, Uzman Nesim DURSUN

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM BİLGİ NOTU 2014 YILI Türkiye İstatistik Kurumu 25/12/2014 tarihinde 2014 yılı Bitkisel haber bültenini yayımladı. 2014 yılında bitkisel üretimin bir önceki yıla göre; Tahıllar ve diğer

Detaylı

Yetiştirme Ortamlarında Besin Maddesi Durumunun Değerlendirilmesi

Yetiştirme Ortamlarında Besin Maddesi Durumunun Değerlendirilmesi Yetiştirme Ortamlarında Besin Maddesi Durumunun Değerlendirilmesi N, P, K ve Mg un 1:5 ekstraksiyon çözeltisindeki standard değerleri Çok az Az Yeterli Fazla Çok fazla Oldukça fazla N (meq/l)

Detaylı

Soğan (Allium cepa L.) Tohumlarının Çimlenmesini İyileştirici Farklı Osmotik Uygulama Yöntemlerinin Karşılaştırılması

Soğan (Allium cepa L.) Tohumlarının Çimlenmesini İyileştirici Farklı Osmotik Uygulama Yöntemlerinin Karşılaştırılması Ege Üniv. Ziraat Fak. Derg., 2002, 39(2):1-8 ISSN 1018-8851 Soğan (Allium cepa L.) Tohumlarının Çimlenmesini İyileştirici Farklı Osmotik Uygulama Yöntemlerinin Karşılaştırılması İbrahim DUMAN 1 Summary

Detaylı

7 ve 8. hafta SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİNDE EKOLOJİK FAKTÖRLER. ã Kök gelişimini engelleme. Optimum sıcaklık ( Optimum sıcaklık ( C)

7 ve 8. hafta SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİNDE EKOLOJİK FAKTÖRLER. ã Kök gelişimini engelleme. Optimum sıcaklık ( Optimum sıcaklık ( C) 7 ve 8. hafta SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİNDE EKOLOJİK FAKTÖRLER Verimliliği etkileyen ekolojik faktörler: 1. Abiyotik (İklim ve toprak) 2. Biyotik (Yararlı ve zararlı hastalık ve zararlılar, bitki ve hayvan

Detaylı

YAPRAĞI YENEN SEBZELERDE GÜBRELEME

YAPRAĞI YENEN SEBZELERDE GÜBRELEME YAPRAĞI YENEN SEBZELERDE GÜBRELEME (MARUL- ISPANAK- LAHANA) İnsan beslenmesinde büyük önemi olan sebzelerin yetiştirme teknikleri, ıslahı ve bitki koruma konularında ülkemizde bilimsel çalışmalar yapılmış

Detaylı

Solunum (respirasyon)

Solunum (respirasyon) Soğukta Depolama Soğukta Depolama Meyve ve sebzelerin soğukta depolanmaları sınırlı bir muhafaza tekniğidir. Her meyve sebzenin en iyi şekilde depolanabildiği (5 gün 6 ay) belli bir sıcaklık derecesi (DN

Detaylı

BROKKOLİ (Brassica oleracea var. italica)

BROKKOLİ (Brassica oleracea var. italica) BROKKOLİ (Brassica oleracea var. italica) SİSTEMATİKTEKİ YERİ Takım: Brassicales Familya: Brassicaceae Cins: Brassica Tür: B. oleracea var. italica SAĞLIK VE BESLENME YÖNÜNDEN Brokkoli, A ve C vitamini,

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM BİLGİ NOTU 2015 Yılı Türkiye İstatistik Kurumu 25/12/2015 tarihinde 2015 yılı Bitkisel haber bültenini yayımladı. 2015 yılında bir önceki yıla göre üretim miktarları; Tahıllar ve diğer

Detaylı

Tohumların saklanması sırasındaki rutubet içerikleri %5-14 arasında değişmekle birlikte, genel olarak %8-10 civarına düşmektedir.

Tohumların saklanması sırasındaki rutubet içerikleri %5-14 arasında değişmekle birlikte, genel olarak %8-10 civarına düşmektedir. Kısa ömürlü tohumlar sınıfında yer alan yumuşak kabuklu Göknar ve Sedir tohumları, %7-12 rutubet içeriği ve -15ºC de 3-5 yıl kadar çimlenme kabiliyetine zarar vermeden saklanabilmektedir. Tohumların saklanması

Detaylı

T.C ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ

T.C ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ T.C ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ HAŞHAŞ (Papaver somniferum L.) BİTKİSİNİN VERİMİ VE BAZI ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE GİBBERELLİK ASİDİN (GA 3 ) FARKLI DOZ VE UYGULAMA ZAMANLARININ

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ KONTROLLÜ YAŞLANDIRMA TESTİNİN BİBERDE TOHUM PARTİLERİNİN DÜŞÜK VE YÜKSEK SICAKLIKTA FİDE ÇIKIŞI VE DEPO ÖMRÜNÜN TAHMİNİNDE KULLANILMASI ÖZLEM

Detaylı

e mail: Tel: (312)

e mail:  Tel: (312) Araş. Gör. Eren ÖZDEN Adı Soyadı: Eren ÖZDEN Doğum Yeri: Adilcevaz/ BİTLİS Doğum Tarihi: 14. 09. 1987 Medeni Hali: Evli Adres: Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü, 06110 Dışkapı

Detaylı

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakultesi Bahçe Bitkileri Bolumu Selçuklu/KONYA (Sorumlu Yazar)

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakultesi Bahçe Bitkileri Bolumu Selçuklu/KONYA (Sorumlu Yazar) VII. Bahçe Ürünlerinde Muhafaza ve Pazarlama Sempozyumu, 04-07 Ekim 2016 ISSN: 2148-0036 Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: 40-45 Araştırma Makalesi Research Article Selçuk Üniversitesi

Detaylı

BİTKİ BESLEME ÜRÜNLERİ KATALOĞU

BİTKİ BESLEME ÜRÜNLERİ KATALOĞU www.kilercioglutarim.com BİTKİ BESLEME ÜRÜNLERİ KATALOĞU İçindekiler 4 6 8 KLR FOSFOR- ÇINKO KLR NITROGEN KLR ZINC 10 12 14 KLR POTASYUM KLR AMINO KLR BOR-ÇINKO 16 18 20 KLR CYTO KLR HUMIK 20-20-20-TE

Detaylı

ÖZET Yüksek Lisans Tezi UYGULAMA SONRASI DEPOLAMANIN KONTROLLÜ NEMLENDİRİLMİŞ BİBER VE PATLICAN TOHUMLARININ KALİTESİNE ETKİSİ Serpil MİS Ankara Ünive

ÖZET Yüksek Lisans Tezi UYGULAMA SONRASI DEPOLAMANIN KONTROLLÜ NEMLENDİRİLMİŞ BİBER VE PATLICAN TOHUMLARININ KALİTESİNE ETKİSİ Serpil MİS Ankara Ünive ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ UYGULAMA SONRASI DEPOLAMANIN KONTROLLÜ NEMLENDİRİLMİŞ BİBER VE PATLICAN TOHUMLARININ KALİTESİNE ETKİSİ Serpil MİS BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM

Detaylı

Magnezyum Sülfat. Magnezyum Sülfat nedir?

Magnezyum Sülfat. Magnezyum Sülfat nedir? Magnezyum Sülfat Magnezyum Sülfat nedir? Magnezyum sülfat gübresi (MgSO4 7H 2 O) bitkilerdeki magnezyum eksikliğiniz gidermeye uygun, suda tamamen eriyebilen saf ve kristal bir gübredir. Bünyesinde % 15

Detaylı

3.5. TARIM MAKİNALARI BÖLÜMÜ

3.5. TARIM MAKİNALARI BÖLÜMÜ 3.5. TARIM MAKİNALARI BÖLÜMÜ 3.5.1. TARIM MAKİNALARI ANABİLİM DALI Yürütücü Kuruluş (lar) : Çeşitli Tarımsal Ürünlerin Vakumla Kurutulmasında Kurutma Parametrelerinin Belirlenmesi İşbirliği Yapan Kuruluş

Detaylı

GÜBRE TAVSİYELERİ Gübrelemenin Amacı, - Önce Toprak Analizi - Usulüne Uygun Toprak Örneği Alma

GÜBRE TAVSİYELERİ Gübrelemenin Amacı, - Önce Toprak Analizi - Usulüne Uygun Toprak Örneği Alma GÜBRE TAVSİYELERİ Gübrelemenin Amacı, Toprakta eksikliği tespit edilen bitki besin maddelerini toprağa ilave etmek suretiyle, mümkün olduğu kadar yüksek bir bitkisel üretim ve kaliteli ürün elde etmektir.

Detaylı

Ekonomik Rapor Tablo 57. Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla. Yıllar Nüfus (1) (000 Kişi) Türk Lirası ( )

Ekonomik Rapor Tablo 57. Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla. Yıllar Nüfus (1) (000 Kişi) Türk Lirası ( ) Tablo 57. Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla Yıllar Nüfus (1) (000 Kişi) Türk Lirası ( ) Cari Fiyatlarla (2) Sabit (1998 Yılı) Fiyatlarla Değişim ABD Doları ($) Değişim Türk Lirası ( ) Değişim 2009

Detaylı

Kimyasal gübrelerin uygulama yöntemleri en azından 3 nedenle önemlidir. Bunlar:

Kimyasal gübrelerin uygulama yöntemleri en azından 3 nedenle önemlidir. Bunlar: Kimyasal gübrelerin uygulama yöntemleri en azından 3 nedenle önemlidir. Bunlar: a)tohumun çimlenmesinden başlayarak olgunluk dönemine değin gübreden bitki etkin şekilde yararlanabilmelidir. Tohumun çimlenmesini

Detaylı

POLİETİLENGLİKOL İLE OZMOTİK KOŞULLANDIRMA VE HÜMİDİFİKASYON UYGULAMALARININ BİBER TOHUMLARININ ÇİMLENME HIZI VE ORANI ÜZERİNE ETKİLERİ

POLİETİLENGLİKOL İLE OZMOTİK KOŞULLANDIRMA VE HÜMİDİFİKASYON UYGULAMALARININ BİBER TOHUMLARININ ÇİMLENME HIZI VE ORANI ÜZERİNE ETKİLERİ Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi 22(1-2) 223-228 (2006) http://fbe.erciyes.edu.tr/ ISSN 1012-2354 POLİETİLENGLİKOL İLE OZMOTİK KOŞULLANDIRMA VE HÜMİDİFİKASYON UYGULAMALARININ BİBER

Detaylı

Etilen PROF.DR.NURDAN TUNA GÜNEŞ

Etilen PROF.DR.NURDAN TUNA GÜNEŞ Etilen PROF.DR.NURDAN TUNA GÜNEŞ TARİHÇE 1901: Dimitry Neljubov, bezelye fidelerinde büyümedeki değişime neden olan aydınlatma gazındaki aktif bileşik etilendir. 1910: H.H. Cousins, portakallar muzların

Detaylı

- Zn 120. Çinkolu Gübre Çözeltisi. Lignosulfanate UYGULAMA ŞEKLİ VE DOZLARI

- Zn 120. Çinkolu Gübre Çözeltisi. Lignosulfanate UYGULAMA ŞEKLİ VE DOZLARI - Zn 120 Çinkolu Gübre Çözeltisi Suda Çözünür Çinko (Zn) : % 10 1 Lt/5 Lt Lignosulfanate Erken dönem uygulamaları ile meyve büyüklüğünde ve verimde artış sağlar. Nişasta sentezi, artar, azot metabolizması

Detaylı

axia tohum Axia Tohum

axia tohum Axia Tohum axia tohum HAKKIMIZDA Axia Tohum A.Ş. olarak misyonumuz yüksek performanslı çeşitler geliştirerek üreticilerimiz için değer yaratmaktır. Bu nedenle, moleküler marker yöntemi ve diğer ıslah teknolojilerini

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ Sayfa 1 Gözden Geçirme Notları 2011 Yılı (1. Tahmin Sonuçlarına göre) Bitkisel Üretim ve Bitkisel Ürün Denge İstatistikleri I. Bitkisel Üretim Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 26/08/2011 tarihinde

Detaylı

ÜRÜNLERİN SOĞUKTA MUHAFAZASI VE NEMLENDİRMENİN ÖNEMİ

ÜRÜNLERİN SOĞUKTA MUHAFAZASI VE NEMLENDİRMENİN ÖNEMİ ÜRÜNLERİN SOĞUKTA MUHAFAZASI VE NEMLENDİRMENİN ÖNEMİ Meyve ve Sebzeler, hasatlarından sonra da yaşamlarını sürdürürler, solunumları devam eder. Bunun sonucunda niteliklerini kaybederek bozulurlar. Bu bozulmayı

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ Sayfa 1 Gözden Geçirme Notları 2010 Yılı Bitkisel Üretim ve Bitkisel Ürün Denge İstatistikleri I. Bitkisel Üretim Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 25/03/2011 tarihinde açıklanan, 2010 yılı Bitkisel

Detaylı

Dolu Teminatı için Sigortaya Son Kabul Tarihleri

Dolu Teminatı için Sigortaya Son Kabul Tarihleri Dolu Teminatı için Sigortaya Son Kabul Tarihleri Ana Sınıf Ürün adı Alt Sınıf İL TARİH Tarla Ürünleri Buğday (Makarnalık) Tahıllar Adana, Osmaniye, Mersin, Antalya, Muğla 31.Mar Tarla Ürünleri Buğday (Makarnalık)

Detaylı

Prof.Dr. H. Özkan Sivritepe

Prof.Dr. H. Özkan Sivritepe Prof.Dr. H. Özkan Sivritepe Telefon : 224-294 14 74 Faks : 224-442 90 98 E-posta : [email protected] [email protected] Adres : Uludağ Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü, Görükle

Detaylı

TÜBİTAK 1003 Buğday Tuzluluğu Projesinin Üçüncü Dönem Raporu Özeti

TÜBİTAK 1003 Buğday Tuzluluğu Projesinin Üçüncü Dönem Raporu Özeti TÜBİTAK 1003 Buğday Tuzluluğu Projesinin Üçüncü Dönem Raporu Özeti Toprak tuzluluğu, özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde buğday verimliliğini etkileyen başlıca tarımsal sorunlardan biridir. Ayrıca,

Detaylı

ÖZET Yüksek Lisans Tezi HIZLANDIRILMIŞ KONTROLLÜ BOZULMA TOHUM GÜCÜ TESTİNİN PIRASA VE SOĞAN TOHUM PARTİLERİNDE DEPO ÖMRÜNÜN TAHMİNİNDE KULLANILMASI C

ÖZET Yüksek Lisans Tezi HIZLANDIRILMIŞ KONTROLLÜ BOZULMA TOHUM GÜCÜ TESTİNİN PIRASA VE SOĞAN TOHUM PARTİLERİNDE DEPO ÖMRÜNÜN TAHMİNİNDE KULLANILMASI C ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ HIZLANDIRILMIŞ KONTROLLÜ BOZULMA TOHUM GÜCÜ TESTİNİNN PIRASA VE SOĞAN TOHUM PARTİLERİNDE DEPO ÖMRÜNÜN TAHMİNİNDE KULLANILMASI Ceren EKŞİ BAHÇE

Detaylı

Bioredworm- S(Solid)-Katı ve Bioredworm-L(Liquid)-Sıvı Uygulama tablosu Bitki Türü Gübre Türü Uygulama dönemi Dozlar / saf gübre olarak /

Bioredworm- S(Solid)-Katı ve Bioredworm-L(Liquid)-Sıvı Uygulama tablosu Bitki Türü Gübre Türü Uygulama dönemi Dozlar / saf gübre olarak / Kök gelişimini ciddi oranda desteklediği için, özellikle dikim esnasında granül gübrenin kullanılması tavsiye edilir. Üreticilerin, topraktaki besin ihtiyacını tespit edebilmeleri için toprak analizi yaptırmaları

Detaylı

Arpa (Hordeum vulgare L.) Bitkisinde Mikrobiyel Gübrelerin Çimlenme Üzerine Etkisinin Belirlenmesi. Çiğdem KÜÇÜK, Cenap CEVHERİ

Arpa (Hordeum vulgare L.) Bitkisinde Mikrobiyel Gübrelerin Çimlenme Üzerine Etkisinin Belirlenmesi. Çiğdem KÜÇÜK, Cenap CEVHERİ Arpa (Hordeum vulgare L.) Bitkisinde Mikrobiyel Gübrelerin Çimlenme Üzerine Etkisinin Belirlenmesi Çiğdem KÜÇÜK, Cenap CEVHERİ Hayvan yemi olarak tüketilen tahıllar içinde; yem değeri en üstün olan arpa,

Detaylı

ORGANİK SIVI GÜBRE GRUBU

ORGANİK SIVI GÜBRE GRUBU ORGANİK SIVI GÜBRE GRUBU TERRA FARM ORGANİK SIVI GÜBRE GRUBU ÜRÜNLERİN ORAN VE İÇERİK BİLGİLERİ BİR SONRAKİ SAYFADA VERİLMİŞTİR. Verilen değerler ürünlerimizde bulunan minimum değerlerdir Ürün İçerik Toplam

Detaylı

YURTİÇİ DENEME RAPORU

YURTİÇİ DENEME RAPORU YURTİÇİ DENEME RAPORU PERLA VİTA A+ UYGULAMASININ MARUL VERİM VE KALİTE ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİSİ GİRİŞ Marul ve marul grubu sebzeler ülkemizde olduğu gibi dünyada geniş alanlarda üretilmekte ve tüketilmektedir.

Detaylı

SAMSUN EKOLOJİK KOŞULLARINDA YAPRAK LAHANA GENOTİPLERİNDE (Brassica oleracea var. acephala) TOHUM OLGUNLAŞMA DÖNEMLERİNİN BELİRLENMESİ*

SAMSUN EKOLOJİK KOŞULLARINDA YAPRAK LAHANA GENOTİPLERİNDE (Brassica oleracea var. acephala) TOHUM OLGUNLAŞMA DÖNEMLERİNİN BELİRLENMESİ* OMÜ Zir. Fak. Dergisi, 5,(2):52-56 J. of Fac. of Agric., OMU, 5,(2):52-56 SAMSUN EKOLOJİK KOŞULLARINDA YAPRAK LAHANA GENOTİPLERİNDE (Brassica oleracea var. acephala) TOHUM OLGUNLAŞMA DÖNEMLERİNİN BELİRLENMESİ*

Detaylı

SIVI KULLANIM REHBERİ

SIVI KULLANIM REHBERİ SIVI KULLANIM REHBERİ 1 İnsanlığın Geleceği: Organik Tarım! İnsanlık için gıda temin etme konusu, günümüzün en acil sorunudur. Yaklaşık 4 milyon çocuk ve 500 milyondan fazla yetişkin açlık nedeniyle direnerek

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM BİLGİ NOTU 2. TAHMİN 2014 Türkiye İstatistik Kurumu 23/10/2014 tarihinde 2014 yılı 2. Tahmin Bitkisel Üretim haber bültenini yayımladı. 2014 yılında bitkisel üretimin bir önceki yıla göre;

Detaylı

Çiftçi Şartlarında Potasyumlu Gübrelemenin Verim ve Kaliteye Olan Etkisi

Çiftçi Şartlarında Potasyumlu Gübrelemenin Verim ve Kaliteye Olan Etkisi Çiftçi Şartlarında Potasyumlu Gübrelemenin Verim ve Kaliteye Olan Etkisi Âlim Çağlayan 1 Ertan Demoğlu 1 Besinlerin rolü Yeterli bir gübreleme programı sadece bütün besinlerin temel görevleri açık bir

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ KLOROFİL FLORESAN AYIRIM VE GÖRÜNTÜLEME TEKNİĞİNİN BİBER TOHUMLARININ KALİTESİNİ İYİLEŞTİRME AMACIYLA KULLANIMI Burcu Begüm KENANOĞLU BAHÇE BİTKİLERİ

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

Toprağa Güçlü Gübreyle Bağlanın... Toprağa Güçlü Gübreyle Bağlanın...

Toprağa Güçlü Gübreyle Bağlanın... Toprağa Güçlü Gübreyle Bağlanın... Toprağa Güçlü Gübreyle Bağlanın... Toprağa Güçlü Gübreyle Bağlanın... granül SEBZE ÜRÜNLERİ Açık Alan Yetiştiricilik Meyvesi Yenen Sebzeler KULLANIM DOZUUYGULAMA ŞEKLİ VE ZAMANI Domates / Biber (Dolmalık,

Detaylı

BİBER YETİŞTİRİCİLİĞİNDE GÜBRELEME

BİBER YETİŞTİRİCİLİĞİNDE GÜBRELEME BİBER YETİŞTİRİCİLİĞİNDE GÜBRELEME Ülkemizin birçok yerinde acı-tatlı taze biber, dolmalık, kurutmalık ve sanayi tipi (salçalık) biber yetiştiriciliği yapılmaktadır. Çeşitlere göre değişmekle birlikte

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM BİLGİ NOTU 2013 YILI Türkiye İstatistik Kurumu 27/12/2013 tarihinde 2013 yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri haber bültenini yayımladı. 2013 yılında bitkisel üretim bir önceki yıla göre

Detaylı

BALIKESİR SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ

BALIKESİR SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ BİTKİSEL ÜRETİM BİLGİ NOTU YILI Türkiye İstatistik Kurumu 27/12/ tarihinde yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri haber bültenini yayımladı. yılında bitkisel üretim bir önceki yıla göre artmıştır. Tahıl üretimi

Detaylı

EKİM AYI ARA ÖĞÜN ÖNERİLERİ EKİM AYI BESLENME İÇİN MEYVE VE SEBZE ÖNERİLERİ

EKİM AYI ARA ÖĞÜN ÖNERİLERİ EKİM AYI BESLENME İÇİN MEYVE VE SEBZE ÖNERİLERİ EKİM AYI ARA ÖĞÜN ÖNERİLERİ Salatalık Üzüm Armut EKİM AYI BESLENME İÇİN MEYVE VE SEBZE ÖNERİLERİ, salatalık, yeşil biber, patlıcan, domates, kırmızı biber, mantar, yerelması, lahana, pırasa, karnabahar

Detaylı

Archived at http://orgprints.org/19112. Organik Biber (Capsicum annuum L.) Tohumu Üretiminde Verim ve Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi

Archived at http://orgprints.org/19112. Organik Biber (Capsicum annuum L.) Tohumu Üretiminde Verim ve Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi Organik Biber (Capsicum annuum L.) Tohumu Üretiminde Verim ve Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi İbrahim DUMAN 1 Öz: Pala-Yağlık salçalık biber çeşidinin kullanıldığı çalışma E.Ü. Ziraat Fakültesi Menemen

Detaylı

TOHUM CANLILIĞININ BELİRLENMESİ

TOHUM CANLILIĞININ BELİRLENMESİ TOHUM CANLILIĞININ BELİRLENMESİ Canlılık Özelliklerine Göre Tohumlar Orthodox tohumlar (kurutma tohuma zarar vermez) Canlılık süresi nem, sıcaklık r = - ör. Tahıllar, baklagiller, yem bitkileri Recalcitrant

Detaylı

EĞİTİM BİLGİLERİ. Ülke Üniversite Fakülte/Enstitü Öğrenim Alanı Derece BAHÇE BİTKİLERİ BAHÇE BİTKİLERİ BAHÇE BİTKİLERİ AKADEMİK/MESLEKTE DENEYİM

EĞİTİM BİLGİLERİ. Ülke Üniversite Fakülte/Enstitü Öğrenim Alanı Derece BAHÇE BİTKİLERİ BAHÇE BİTKİLERİ BAHÇE BİTKİLERİ AKADEMİK/MESLEKTE DENEYİM 1 -> 6 19.06.2012 13:42 TC Kimlik No / Pasaport No: 16147507630 Doğum Yılı: 1965 Yazışma Adresi : Telefon : 344-2237666/389 Faks : 344-2230048 e-posta : KSU, ZİRAAT FAKÜLTESİ, BÖLÜMÜ 46060 Kahraman Maraş/

Detaylı

TOHUMCULUK ÜRETİM. Türkiye Cumhuriyeti-Ekonomi Bakanlığı,

TOHUMCULUK ÜRETİM. Türkiye Cumhuriyeti-Ekonomi Bakanlığı, TOHUMCULUK ÜRETİM Tohumluklar tarımsal üretimin temel girdilerinin başında gelmekte olup, kaliteli tohum kullanımı, verimi ve üretimi artırmasının yanı sıra daha dayanıklı, daha az maliyetli ve rekabet

Detaylı

Umbelliferae. Daucus carota L. (HAVUÇ) Apium graveolens var. dulce (YAPRAK KEREVİZİ) Apium graveolens var. rapaceum (KÖK KEREVİZİ) Anethum graveolens

Umbelliferae. Daucus carota L. (HAVUÇ) Apium graveolens var. dulce (YAPRAK KEREVİZİ) Apium graveolens var. rapaceum (KÖK KEREVİZİ) Anethum graveolens Umbelliferae Daucus carota L. (HAVUÇ) Apium graveolens var. dulce (YAPRAK KEREVİZİ) Apium graveolens var. rapaceum (KÖK KEREVİZİ) Anethum graveolens (DEREOTU) Foeniculum vulgare (REZENE) Petroselinum crispum

Detaylı

4. Hafta Bahçe bitkilerinin ekolojik istekleri: İklim ve toprak faktörleri, yer ve yöney

4. Hafta Bahçe bitkilerinin ekolojik istekleri: İklim ve toprak faktörleri, yer ve yöney 4. Hafta Bahçe bitkilerinin ekolojik istekleri: İklim ve toprak faktörleri, yer ve yöney BAHÇE BİTKİLERİNİN EKOLOJİK İSTEKLERİ Bitkide büyüme ve gelişme, bitkisel üretimde çeşitlilik Bitkinin genetik yapısı

Detaylı

BÜLTEN NO : 5 MUAMELE GÖREN MADDELERİN FİYATI

BÜLTEN NO : 5 MUAMELE GÖREN MADDELERİN FİYATI HUBUBATLAR 0,35 0,44 0,396 422.520,00 KG 167.473,60 HTS 7,00 0,34 0,34 0,340 31.500,00 KG 10.710,00 HMSGT 2,00 0,24 0,30 0,254 66.670,00 KG 16.917,00 HMS 8,00 0,33 0,40 0,362 11.000,00 KG 3.980,00 HTSGT

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM BİLGİ NOTU 2. TAHMİN 2016 Türkiye İstatistik Kurumu 28/10/2016 tarihinde 2016 yılı 2. Tahmin Bitkisel haber bültenini yayımladı. 2016 yılında bitkisel üretimin bir önceki yıla göre artacağı;

Detaylı

İNCİRİN TOPRAK İSTEKLERİ VE GÜBRELENMESİ. Yrd. Doç. Dr. Mehmet ZENGİN

İNCİRİN TOPRAK İSTEKLERİ VE GÜBRELENMESİ. Yrd. Doç. Dr. Mehmet ZENGİN İNCİRİN TOPRAK İSTEKLERİ VE GÜBRELENMESİ Yrd. Doç. Dr. Mehmet ZENGİN İncirin iklim İstekleri İncir bir yarı tropik iklim meyvesidir. Dünyanın ılıman iklime sahip bir çok yerinde yetişebilmektedir. İncir

Detaylı

Üniversitesi, Ziraat Fakultesi, Bahçe Bitkileri Bolumu Balcalı, Adana. (Sorumlu Yazar)

Üniversitesi, Ziraat Fakultesi, Bahçe Bitkileri Bolumu Balcalı, Adana. (Sorumlu Yazar) VII. Bahçe Ürünlerinde Muhafaza ve Pazarlama Sempozyumu, 04-07 Ekim 2016 ISSN: 2148-0036 Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: 9-14 Araştırma Makalesi 1Çukurova Üniversitesi, Ziraat

Detaylı

Bazı Ayçiçeği (Heliathus annuus L.) Çeşitlerinin Çimlenme, Çıkış ve Verimi Üzerine Tohum Uygulamalarının Etkileri

Bazı Ayçiçeği (Heliathus annuus L.) Çeşitlerinin Çimlenme, Çıkış ve Verimi Üzerine Tohum Uygulamalarının Etkileri Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi Cilt 20, Sayı 2, 376-383, 2016 Süleyman Demirel University Journal of Natural and Applied Sciences Volume 20, Issue 2, 376-383, 2016 DOI: 10.19113/sdufbed.53549

Detaylı

Antosiyanin İçeriği (mg/l)

Antosiyanin İçeriği (mg/l) Doç. Dr. H. Ali GÜLEÇ Araş. Gör. Kadir ÇINAR Trakya Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü TEPKİME KİNETİĞİ SORU SETİ-1 1. 160 mg/l düzeyinde antosiyanin içeren vişne suyunun 80 C da sabit sıcaklıkta ısıtılması

Detaylı

ÖZET OTOMATİK KÖKLENDİRME SİSTEMİNDE ORTAM NEMİNİN SENSÖRLERLE HASSAS KONTROLÜ. Murat ÇAĞLAR

ÖZET OTOMATİK KÖKLENDİRME SİSTEMİNDE ORTAM NEMİNİN SENSÖRLERLE HASSAS KONTROLÜ. Murat ÇAĞLAR vii ÖZET OTOMATİK KÖKLENDİRME SİSTEMİNDE ORTAM NEMİNİN SENSÖRLERLE HASSAS KONTROLÜ Murat ÇAĞLAR Yüksek Lisans Tezi, Tarım Makinaları Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Saadettin YILDIRIM 2014, 65 sayfa

Detaylı

T.C. MUĞLA TİCARET BORSASI AYLIK BORSA BÜLTENİ. Enaz Fiyat. Ençok Fiyat. Ortalama Fiyat ARPA YEMLİK MTS , KG 3,596.

T.C. MUĞLA TİCARET BORSASI AYLIK BORSA BÜLTENİ. Enaz Fiyat. Ençok Fiyat. Ortalama Fiyat ARPA YEMLİK MTS , KG 3,596. HUBUBAT. ARPA ARPA YEMLİK T.C. Sayfa: 1-15 ARPA YEMLİK MTS 1.02 1.02 1.0217 3,520.00 KG 3,59.51 2 ARPA YEMLİK ı: 3,59.51 2 ARPA ı 3,59.51 2 MISIR MISIR MISIR MTS 0.78 0.78 0.7753 1,580.00 AD 1,225.00 1

Detaylı

Bitkide Fosfor. Aktif alım açısından bitki tür ve çeşitleri arasında farklılıklar vardır

Bitkide Fosfor. Aktif alım açısından bitki tür ve çeşitleri arasında farklılıklar vardır Fosfor alımı ve taşınımı Kök hücreleri ve > Bitkide Fosfor ksilem özsuyunun P kapsamı > toprak çözeltisinin P kapsamı (100-1000 kat) P alımı aktif alım şeklinde gerçekleşir Aktif alım açısından bitki tür

Detaylı

Bazı Ceviz (Juglans regia L.) Çeşitlerinin Çimlenme ve Çöğür (Anaçlık) Gelişme Performanslarının Belirlenmesi

Bazı Ceviz (Juglans regia L.) Çeşitlerinin Çimlenme ve Çöğür (Anaçlık) Gelişme Performanslarının Belirlenmesi Bazı Ceviz (Juglans regia L.) Çeşitlerinin Çimlenme ve Çöğür (Anaçlık) Gelişme Performanslarının Belirlenmesi Akide ÖZCAN 1 Mehmet SÜTYEMEZ 2 1 Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniv., Afşin Meslek Yüksekokulu,

Detaylı

Tohum Uygulamalarının Soğan Tohumlarında Yaşlanmaya Etkileri 1

Tohum Uygulamalarının Soğan Tohumlarında Yaşlanmaya Etkileri 1 Ege Üniv. Ziraat Fak. Derg., 2004, 41 (1):39-48 ISSN 1018-8851 Tohum Uygulamalarının Soğan Tohumlarında Yaşlanmaya Etkileri 1 Hülya İLBİ 2 Benian ESER 3 Summary The Effects of Seed Treatments on Ageing

Detaylı

EC FERTILIZER TOPRAĞINIZA DEĞER KATAN GÜBRE

EC FERTILIZER TOPRAĞINIZA DEĞER KATAN GÜBRE TOPRAĞINIZA DEĞER KATAN GÜBRE AİLESİNİN YENİ ÜYELERİ Organomineral Taban ve Üst Gübreleri 2-4 mm Granül (50 kg) 2>3 SF. INDEX İÇİNDEKİLER 2016 01 02 03 04 05 5.0.30+(40So3) NK HARMANLANMIȘ GÜBRE Potasyum

Detaylı

zeytinist

zeytinist 1 T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ EDREMİT MESLEK YÜKSEKOKULU Zeytincilik ve Zeytin İşleme Teknolojisi Programı Öğr. Gör. Mücahit KIVRAK 0 505 772 44 46 [email protected] www.mucahitkivrak.com.tr 2 3 4 Potasyum:

Detaylı

T.C. MUĞLA TİCARET BORSASI AYLIK BORSA BÜLTENİ. Enaz Fiyat. Ençok Fiyat. Ortalama Fiyat ARPA YEMLİK MTS , KG 17,955.

T.C. MUĞLA TİCARET BORSASI AYLIK BORSA BÜLTENİ. Enaz Fiyat. Ençok Fiyat. Ortalama Fiyat ARPA YEMLİK MTS , KG 17,955. HUBUBAT ARPA ARPA YEMLİK T.C. Sayfa: 1-13 ARPA YEMLİK MTS 0.4 0.4 0.441 33,00 KG 17,9.00 1 ARPA YEMLİK MTS 9. 10.22 9.6042 2,843.00 AD 27,304.78 6 ARPA YEMLİK ı: 4,29.78 7 ARPA ı 4,29.78 7 DARI NATÜREL

Detaylı

BALIKESİR SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ

BALIKESİR SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ BİTKİSEL ÜRETİM 2. TAHMİN 2014 2014 yılında bitkisel üretimin bir önceki yıla göre; Tahıllar ve diğer bitkisel ürünler üretiminin % 6,5 düşüşle 59,6 milyon ton, Sebze üretiminin % artışla 28,7 milyon ton,

Detaylı

: Menşe Adı : Kale Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı Başvuru Sahibinin Adresi : Hükümet Konağı Kale/DENİZLİ Ürünün Adı

: Menşe Adı : Kale Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı Başvuru Sahibinin Adresi : Hükümet Konağı Kale/DENİZLİ Ürünün Adı Koruma Tarihi : 18.12.2008 Başvuru No : C2008/049 Coğrafi İşaretin Türü Başvuru Sahibi : Menşe Adı : Kale Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı Başvuru Sahibinin Adresi : Hükümet Konağı

Detaylı

İÇİNDEKİLER VII. SULAMA GİRİŞ SULAMANIN GENEL PRENSİPLERİ Sulamanın Amacı ve Önemi... 32

İÇİNDEKİLER VII. SULAMA GİRİŞ SULAMANIN GENEL PRENSİPLERİ Sulamanın Amacı ve Önemi... 32 İÇİNDEKİLER TOPRAK VE GÜBRELEME GİRİŞ... 1 1. BAHÇE TOPRAĞI NASIL OLMALIDIR... 2 1.1. Toprak Reaksiyonu... 2 1.2. Toprak Tuzluluğu... 3 1.3. Kireç... 4 1.4. Organik Madde... 4 1.5. Bünye... 5 1.6. Bitki

Detaylı

Orijin: Asya ve Avrupa (Mısır, Yunan ve Roma medeniyetleri döneminden beri biliniyor. Yabani form: Lactuca serriola x L.

Orijin: Asya ve Avrupa (Mısır, Yunan ve Roma medeniyetleri döneminden beri biliniyor. Yabani form: Lactuca serriola x L. SALATA- MARUL Asteraceae (=Compositae) Familyası Lactuca sativa (Salata- marul) Chichorium endivia (Yaprak çikori) Chichorium intybus (Başlı Çikori) Cynara scolymus (Enginar) Helianthus tuberosus (Yer

Detaylı