Yüksek Lisans Tezi. Olcay Barlas

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Yüksek Lisans Tezi. Olcay Barlas"

Transkript

1 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ VE SİYASET BİLİMİ (KENT VE ÇEVRE) ANABİLİM DALI AZ GELİŞMİŞ BÖLGELERDE BÖLGE İÇİ NÜFUS HAREKETLERİNİN KENTLEŞME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: YÜKSEKOVA ÖRNEĞİ Yüksek Lisans Tezi Olcay Barlas Ankara 2006

2 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... i TABLOLAR VE HARİTALAR... iv GİRİŞ 1. TEZİN KONUSU ve ÖNEMİ TEZİN AMACI TEZİN VARSAYIMLARI TEZİN YÖNTEMİ... 6 BİRİNCİ BÖLÜM: AZ GELİŞMİŞ BÖLGELERDE BÖLGE İÇİ NÜFUS HAREKETLERİNİN KENTLEŞME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 1. BÖLGE KAVRAMINA GENEL BİR BAKIŞ BÖLGE TÜRLERİ Amaçlarına ve Ekonomik Yapılarına Göre Bölgeler Türdeş (Homojen) Bölgeler Kutuplaşmış (Polarize) Bölgeler İzlence (Planlama) Bölgesi Ekonomik Gelişme Düzeylerine Göre Bölgeler Gelişmiş Bölgeler Az Gelişmiş Bölgeler NÜFUS HAREKETLERİ Nüfus Türkiye deki Nüfusun Nicelik ve Nitelik Olarak Özellikleri Nüfus Hareketleri Bölgeler İtibari ile Nüfus Hareketleri Bölge İçi Nüfus Hareketleri İç Göçler...39 i

3 4. NÜFUS HAREKETLERİNİN KENTLEŞME ÜZERİNE ETKİLERİ Kentleşme ve Nüfus Hareketleri İlişkisi Dönemler İtibariyle Türkiye de Nüfus ve Kentleşme Planlı Dönem Öncesi Seçilmiş Plan Dönemleri İtibariyle Nüfus ve Kentleşme IV. ve V. Plan Dönemleri VI. Plan Dönemi VII. Plan Dönemi VIII. Plan Dönemi Genel Nüfus Sayımına Göre Türkiye de Nüfus ve Kentleşme AZ GELİŞMİŞ BÖLGELERDE BÖLGE İÇİ NÜFUS HAREKETLERİNİN KENTLEŞME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Sosyo-ekonomik Göstergeler Açısından Doğu Anadolu Bölgesi Doğu Anadolu Bölgesi nde Bölge İçi Nüfus Hareketlerinin Kentleşme Üzerine Etkileri Doğu Anadolu Bölgesi nde Nüfus Hareketleri Doğu Anadolu Bölgesi nde Kentleşme ve Nedenleri...81 İKİNCİ BÖLÜM: YÜKSEKOVA ÖRNEĞİ 1. YÜKSEKOVA İLÇESİNİN FİZİKİ YAPISI VE SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ Yüksekova İlçesi Hakkında Genel Bilgiler Yüksekova nın Sosyal Konumu Yüksekova da Sosyo-ekonomik Yapı Sosyo-ekonomik Göstergeler Açısından Yüksekova...93 ii

4 2. YÜKSEKOVA DA NÜFUS ve KENTLEŞME HAREKETLERİ Yüksekova da Nüfus Hareketlerinin Kentleşme Üzerine Etkileri SONUÇ ÖNERİLER ÖZET ABSTRACT.123 KAYNAKÇA iii

5 TABLOLAR VE HARİTALAR Tablo 1.1: Coğrafi Bölgelere Göre Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Endeksi...21 Tablo 1.2: Dönemindeki il Nüfusları ile Bunların Oransal ve Sayısal Artış ve Azalışları Tablo 1.3: Türkiye de Bölgelerin Nüfusu ve Yıllık Nüfus Artış Hızı Tablo 1.4: Dünya Toplam Nüfusu ve Kentsel Nüfus Oranları Tablo 1.5: Gelişmiş ve Az Gelişmiş Ülkelerde Kentsel ve Kırsal Nüfus Oranları...49 Tablo 1.6: Genel Nüfus Sayımlarına Göre Nüfus, Yıllık Nüfus Artış ve Nüfus Yoğunluğu Tablo 1.7: IV. ve V. Plan Yıllarında Şehir, Kır ve Toplam Nüfus Sayı ve Oranları Tablo 1.8: VI. Plan Döneminde Toplam, Şehir, Kır Nüfusları ve Oranları Tablo 1.9: VII. Kalkınma Planı Kent Nüfusunda Gelişmeler Tablo 1.10: Kent Nüfusunun Yıllık Ortalama Artış Hızı ve Ülke Nüfusu İçindeki Payı Tablo 1.11: DİE Genel Nüfus Sayımları ( ) Tablo 1.12: Yerleşim Yerleri Arasında Göç Eden Nüfus ve Oranı Tablo 1.13: Doğu Anadolu Bölgesi Gelişmişlik Performansı Tablo 1.14: Doğu Anadolu Bölgesi Demografik Göstergeler Tablo 1.15: İllere Göre Şehir ve Köy Nüfusu Tablo 1.16: Genel Nüfus Sayım Sonuçları Tablo 2.1: İlçelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sırası Tablo 2.2: Sosyo-ekonomik Göstergeler Tablo 2.3: İl ve İlçelere Göre Nüfus ve Yıllık Nüfus Artış Hızı: Yüksekova Tablo 2.4: Yıllık Nüfus Artış Hızı (Binde) Harita 2.1: Türkiye Haritası Harita 2.2: Hakkari Haritası Harita 2.3: Yüksekova Haritası iv

6 GİRİŞ Kentleşme, içinde bulunduğumuz yüzyılın ayırt edici özelliklerinden biri olmuştur. Gelişmiş veya gelişmekte olsun, kapitalist veya sosyalist olsun tüm ülkeler, kentleşme hareketinin ve sonuçlarının etkileriyle karşı karşıya kalmışlardır. Nüfusun hızla artması, sanayinin gelişmesi kent sayısının artmasına, kentlerin büyümesine, toplum yapısında artan oranda organizasyon, iş bölümü ve uzmanlaşmanın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. * Gelişmekte olan Türkiye, 1950 lerden beri yoğun bir kentleşme süreci ile karşı karşıyadır. Türkiye de 1950 li yıllarla birlikte yaşanmaya başlanan toplumsal ve ekonomik değişim-dönüşüm süreci sonucunda kırsal alanlardan büyük kentlere doğru gerçekleşen yoğun iç göç hareketleri meydana gelmiştir. Tarımda üstün teknolojinin kullanılması tarımda çalışılmasına gereksinme duyulan insangücü miktarını azaltarak kırda çözülmelerle sonuçlanmıştır. Kırda yaşanan bu kopuşlar artan oranda bir nüfusu kent özeklerine çekerek, buralarda kentleşme hareketlerine hız kazandırmıştır. Sosyo-ekonomik nedenlerden kaynaklanan bu nüfus hareketleri köylüyü tarımdan ve köyden iten itici bir güç ve aynı zamanda köylüyü kentlere çeken tarım dışı faaliyetlerin oluşturduğu çekici bir güçün varlığı ile etkilenmiştir. Bu etkilenme ile birlikte kente göçmeye hazır kitleleri kolayca taşıyabilen iletici güçlerin rol oynamasıyla nüfus hareketleri daha da hız kazanarak aynı oranda kentleşme hareketlerinin gerçekleşmesine sebep olmuş ve olmaya da devam etmektedir. * Bkz. Ruşen Keleş, Kentleşme Politikası, 5. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, 2002.

7 Öte yandan, 1980 li yılların ortalarından itibaren, özellikle az gelişmiş bölge niteliğindeki Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerin de, temelinde sosyoekonomik nedenlerle birlikte ağırlıklı olarak siyasi nedenlerin bulunduğu başka bir nüfus hareketi meydana gelerek, başta bölge kentleri olmak üzere Türkiye nin daha birçok yöresinde de kentleşme hareketlerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Hızlı bir gelişme süreci içerisinde olan Türkiye de yaşanan büyük problemlerden birisi de kentleşmedir. Çünkü Türkiye, kendi içinde toplumsal ve ekonomik olarak yaşadığı sorunların derin izlerini nüfus hareketleri yani iç göçler ve kentleşme konusunda yaşamaktadır. Yıllardır çarpıklığından kurtulamayan kentleşme yeni çarpıklıklarla yozlaşmaya devam ediyor. Öte yandan özellikle büyük kentlerde yaşanan plansız kentleşme, gecekondulaşma, insan sağlığı için tehlike yaratan çevre koşulları, işsizlik, sunulan toplumsal hizmetlere ulaşmada yaşanan zorluklar, kentsel suç oranlarının artmasıyla birlikte toplumsal güvenliğin zedelenmesi, v.b. problemlerde güncelliğini korumaktadır. Kentleşme süreci ile birlikte ortaya çıkan bu sorunlar az gelişmiş bölgelerde ise gelişmiş bölgelere nazaran daha derin izler bırakmaktadır. Çünkü adı geçen bölgelerde bulunan kentler, kendi nüfuslarının taleplerine cevap verebilecek kentsel ve toplumsal hizmetlerden yoksunken, özellikle 1980 li yıların ortalarından itibaren kırsaldan gerçekleşen yoğun göç hareketlerine de maruz kalarak nüfusları çok fazla artış göstermiş ve durumları daha da kötüleşerek içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bu açıdan kentleşmenin az gelişmiş bölgelerdeki yansımalarının nüfus hareketleri ve sosyo-ekonomik etkenler çerçevesinde incelenmesi gereği doğmuştur. 2

8 Yapılan çalışma iki bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde konuya kuramsal açıdan yaklaşılmış; ikinci bölümde ise, konuya ilişkin Yüksekova örneğine yer verilerek kuramsal yaklaşım somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın Birinci Bölümünde, Bölge, Bölge Türleri ve Az Gelişmiş Bir Bölge olan Doğu Anadolu Bölgesi ayrıntılı bir biçimde ifade edilmiştir. Nüfus Hareketleri ve Nüfus Hareketlerinin Kentleşmedeki önemine değinilmiş, Türkiye ve Dünyadaki mevcut durum hakkında genel bilgiler verilmiştir. Yine bu bölümde, Kentleşmenin Az Gelişmiş Bölgelerdeki yansımalarının Nüfus Hareketleri ve Sosyo-ekonomik etkenler çerçevesinde incelenmesine çalışılmıştır. İkinci Bölümde, Yüksekova ilçesinde meydana gelen nüfus hareketleri ve kentleşme ilişkisi incelenmiştir. Yüksekova ilçesinin fiziki, sosyo-ekonomik ve demografik yapısı ve ilçede iç göçler sonucunda meydana gelen kentleşme hareketlerinin doğurduğu sonuçlar yine bu bölümde ele alınmıştır. Ayrıca ikinci bölümle ilgili olarak fazla alan çalışması bulunmaması nedeniyle, eldeki mevcut kaynaklara ek olarak, doğal gözlemler yapılmıştır. Yapılan alan çalışmasıyla, kuramsal olarak oluşturduğumuz çerçevenin ulaştığımız verilerin desteklenmesi, ileri sürdüğümüz varsayımların bu uygulamadan elde edilen sonuçlarla sınanarak değerlendirilmesi ile bilimsel olarak daha kabul edilebilir sonuçlara ulaşılması amaçlanmıştır. Sonuç bölümünde, iki bölümde yer alan kuram ve uygulamayı kapsayan çalışmalardan sağlanan bilgiler ışığında genel bir değerlendirme yapılmakta, varsayımların doğrulanıp doğrulanmadığı tartışılarak bir sonuca ulaşılması amaçlanmaktadır. 3

9 1. TEZİN KONUSU ve ÖNEMİ Hızlı bir kentleşme süreci içinde olan Türkiye de yaşanan en büyük problemlerden biri olan kentleşmenin, az gelişmiş bölgelerdeki yansımalarının nüfus hareketleri ve sosyo-ekonomik etkenler çerçevesinde incelenmesi tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu açıdan, Az Gelişmiş Bölgelerde Bölge içi Nüfus Hareketlerinin Kentleşme Üzerindeki Etkileri: Yüksekova Örneği tezimize konu olarak seçilmiştir. Bu konuya uygun olarak, ülkemizde az gelişmiş bölge tanımlaması pek çok yerde karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle çalışmamız Yüksekova nın coğrafi sınırları içinde bulunduğu ve ülkemizde ekonomik dağılımda birlikte ele alındığı Doğu Anadolu Bölgesi ile sınırlı tutulmuştur. Bu inceleme Yüksekova örneği üzerinde alan çalışmasıyla birlikte yapılacaktır. Çalışmada seçilen alan, diğer az gelişmiş bölgelerden bazı yönleriyle ayrılır. Bu noktalar tezin hazırlanışında nüfusun azalmak yerine artışı ve bölgede görülen sosyal yapının katı kurallar içinde birbirinden kesin sınırlarla ayrılan kentleşme özelliği dikkate alınarak tezin sınırlarının genişletilmesini gerektirmiştir. Kentleşmenin oluşum süreçleri 19. yüzyılın sonlarında bilimsel olarak incelenmeye başlanmış ve 20. yüzyılda kent planlaması alanında büyük sıçramalar yaşanarak, modern kentlerin oluşumuna temel teşkil edecek bilgilerin sağlanması mümkün olmuştur. Bu gelişmenin ülkemizdeki yansımalarıyla alana yönelik çalışmalar büyük önem kazanmış ve günümüze kadar artarak devam etmiştir. Bu tezde, son dönemlerde önemli bir bilim haline gelen kentbiliminin, ülkemizde az gelişmiş bölgelerde kentleşme sürecine bilimsel bir katkı sağlayabileceğini göstermek mümkündür. Çalışmanın Yüksekova örneğinde yapılacak olması, bölge 4

10 üzerinde fazla alan çalışması bulunmaması ve konunun somutlaştırılması nedeniyle de ayrıca önemlidir. 2. TEZİN AMACI Tezin amacı, Doğu Anadolu Bölgesi nin coğrafi sınırları ve ekonomik özellikleri içerisinde bulunmakla birlikte Güney Doğu Anadolu Bölgesi nin sosyal yapısı ve Olağan Üstü Hal (bundan sonra, OHAL) bölgeleri nüfus hareketlerini bünyesinde barındıran Yüksekova örneği üzerinde, kentleşmenin nüfus hareketlerinden ve sosyo-ekonomik yapıdan nasıl etkilendiğini gösterebilmek. Bu çalışmayı yaparken; az gelişmiş bölgelerde kentleşmenin dinamiklerini belirleyebilmek, Türkiye de OHAL bölgesinde görülen nüfus hareketlerinin kentleşmeye etkilerini açıklamak ve bu nüfus hareketleriyle birlikte, toplu göçlerin kentleşmede farklı gelişmelere sebep olduğunu ve bunların mekâna yansımalarını gösterebilmek de yine tezin amaçları arasındadır. 3. TEZİN VARSAYIMLARI 1. Nüfus hareketleri ve köylülüğün çözülme süreçleri ülkemizde az gelişmiş bölgelerde kentleşme sorunlarının temel nedenlerindendir; 2. Sosyo-ekonomik yapı ve siyasi gelişmeler Doğu Anadolu Bölgesi nde kentleşmeyi olumsuz etkilemiştir; 5

11 3. Zorunlu göçler kentsel yaşama uyum sürecini geciktirirken, kentlerde dışarıdan gelenleri kabul etmeme tepkisini oluşturmaktadır; 4. Nüfus hareketleri, yoksullaşmayla birlikte çevresel sorunlar ve doğal yaşamın bozulmasıyla kentleşme sorunları oluşturur; 5. Kentleşmede istenilen örgütlenme, uzmanlaşma ve insanlar arası kente özgü iletişimin sağlanması bölgede nüfusun kontrollü, göçün planlı ve gerekli altyapı hazırlığının yapılmasıyla mümkündür. 4. TEZİN YÖNTEMİ Bu çalışmada, az gelişmiş bölgelerde bölge içi nüfus hareketleri ve sosyoekonomik yapının kentleşme üzerine etkileri kuramsal bir yaklaşım çerçevesinde incelenerek, alan araştırması olan Yüksekova örneğiyle kuramsal yaklaşımımız pekiştirilecektir. Çalışmamızda, sosyal bilimlerde alan çalışmasının vazgeçilmez unsurları olan; gözlem ve görüşme bilgi toplamada temel yöntemler olarak kullanılacaktır. Bu yönteme yardımcı olarak kaynakların tespiti, incelenmesi, değerlendirilmesi yolu izlenecektir. Ayrıca elde edilen bilgiler değerlendirilirken İstatistik biliminin teknikleri kullanılacaktır. Yüksekova da kentleşme üzerine yetirince çalışma yapılmamış olması ve sağlıklı verilere ulaşılmanın zorluğu çalışmanın temel sınırlılığını oluşturmaktadır. Görüşme ve yerinde incelemelerle aşılmaya çalışılacak olan bu sınırlılık, bölge insanının bu gibi çalışmalara uzak olması ve doğal tedirgin ve çekingen yapılarıyla eğitim düzeyindeki düşüklük nedeniyle yeni bazı sınırlılıklara yol açmaktadır. Yazarın 1990 dan günümüze olan bölgedeki kişisel gözlemlerine dayanarak. 6

12 Bu çalışmada Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi kütüphaneleri ve Yüksek Öğretim Kurulu arşivleri ile İnternet yoğunlukla kullanılacaktır. Son noktada Devlet İstatistik Enstitüsü ve Devlet Planlama Teşkilatı nın verileri dikkate alınacaktır. Yüksekova nın ekonomik durumunun tespiti ve zaman içindeki gelişim seyrini belirleyebilmek için D.İ.E., D.P.T ve bölgede faaliyet gösteren Kamu Kurumları ile Ekonomik teşkilatların verileri değerlendirmeye esas alınacaktır. Bunun yanı sıra bölgede edinmiş olduğum kişisel gözlemlerim teze katkı sağlayacaktır. 7

13 BİRİNCİ BÖLÜM AZ GELİŞMİŞ BÖLGELERDE BÖLGE İÇİ NÜFUS HAREKETLERİNİN KENTLEŞME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 1. BÖLGE KAVRAMINA GENEL BİR BAKIŞ Bölge kavramı, çeşitli anlamlarda kullanılır ve tanımıda amacına göre değişir. Bölge kavramının sahip olduğu farklı anlamlar, bu kavramla tam olarak neyin anlatılmak istendiğini güçleştirebilir. Dolayısıyla, bölge tanımlaması yapılırken belirli ölçütlerin göz önünde bulundurulması bu anlam karışıklığının aşılması açısından önem arz etmektedir. Çünkü bazen bir mahalleye, bir kente, bir ile, birkaç ilden oluşan yörelere, birkaç ülkenin oluşturduğu kara parçalarına ve hattâ kıta lara bölge adı verildiği olmaktadır. 1 Farklı anlamlarda kullanılan bölgenin sınırlarının çizilmesi ve tanımının yapılması konusunda kimi zaman zorluklarla karşılaşılmasının en önemli nedeni, bölgenin ölçeği, niteliği ve kendisinden beklenen işlevlerin farklı ölçütlere göre belirlenmesidir. 2 Bu nedenle bölge tanımlaması yapılırken, coğrafi, ekonomik, toplumsal ve yönetimsel ölçütlerin dikkate alınması, bölge kavramıyla tam olarak neyin anlatıldığını açıklığa kavuşturmak ve bölgeleri sınırlandırmak bakımından önemlidir. Bölge sözcüğü kullanılırken gerçekte tek tip bir bölgeden bahsedilmediği, bir diğer ifadeyle, yapılan tanımların bölgenin amaçlarına ve yapısına göre çeşitlilik gösterdiği söylenebilir. Bu açıdan, bölgeler bir ayırıma tâbi tutularak kendi amaçlarını, yapılarını veya özelliklerini yansıtacak tanımlamalara ihtiyaç duyarlar. 1 R.Keleş, Kentleşme Politikası, 5. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, 2000, s A.Mengi, N.Algan, Küreselleşme ve Yerelleşme Çağında Bölgesel Sürdürülebilir Gelişme: AB ve Türkiye Örneği, 1. Baskı, Siyasal Kitabevi, Ankara, 2003, s. 82.

14 Bölge sınırlarının çizilmesinde dikkate alınan ölçütler ve bunlara göre yapılan tanımlamalar sayesinde ölçeğine, amaçlarına, yapılarına ya da özelliklerine göre hangi tür bölgeden bahsedildiğini daha net ifadelerle açıklama olanağı bulunmuş olur. Dolayısıyla, böyle bir yaklaşımla ele alınması gereken bölge kavramıyla muhtemel bir anlam karışıklığının da önüne geçilmiş olur. Bu noktadan hareketle, bölge kavramının neleri içerebileceğini bazı bilimsel tanımlamalar çerçevesinde ele almak, bölge kavramına yüklenen farklı anlamların anlaşılması açısından önemlidir. Bölge, Kentbilim Terimleri Sözlüğü nde, bir ülkenin, doğal özellikleri, nüfus yapısı, kaynakları, çıkarları açısından türdeşlik gösteren, bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü 3 biçiminde tanımlanmıştır. Bazı yazarlar bölgeyi genel olarak, belirli kriterler bakımından homojen (mütecanis) arz sathı parçası 4 olarak ifade etmektedirler. Dr. Keleş e göre ise bölge, genellikle kentten geniş, bir ülkenin tümünden daha küçük mekân parçasıdır. 5 Yapılan bu tanımlardan ulaşacağımız sonuç, bölgenin coğrafi, ekonomik, toplumsal ve yönetimsel ölçütlere göre türdeşlik göstermesi, ülkenin tümünden daha küçük ama kentten ya da ilden de daha geniş olması gerekmektedir ve bu durum daha çok bölgenin ölçeği ile ilgilidir. Ancak, yapılan bu tanımlamaların bölgeyi açıklamak için yeterli olamayacağı söylenebilir. Çünkü bilindiği üzere bölge sözcüğü çok farklı anlamlarda kullanılmaktadır, örneğin bölge aralarında ekonomik, siyasi, askeri v.b. çıkar birliği olan devletlerden oluşan topluluk olarak da tanımlanabilmektedir. 6 3 R.Keleş, Kentbilim Terimleri Sözlüğü, Gözden Geçirilmiş 2. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, 1998, s M.Erkal, Bölge Açısından Az Gelişmişlik 101 Soru 101 Cevap, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1990, s R.Keleş, 2000, s A.Mengi, N.Algan, 2003, s

15 Dolayısıyla, bu bilimsel çalışmanın ilerleyen aşamalarında da sıkça kullanılacak olan bölge kavramını daha geniş bir bakış açısıyla ele almak gereği vardır. Bu amaçla, bölgeyle ilgili olarak yapılan genel tanımlamaların ışığı altında yine bölgeye ilişkin olarak daha özel tanımlara ulaşmak yerinde olacaktır. Bölge kavramının toplum bilimlerindeki tanımı,...seçilmiş tanımlayıcı ölçütler yönünden türdeşlik ve bütünlük taşıyan, çevresindeki alanlardan bu ölçütlerle ayırt edilen alan bölge olarak adlandırılmaktadır. Bölge belli bir sorunla ilişkili özelliklerin seçilmesi, ilişkisiz sayılan özelliklerin ise dışarıda bırakılması ile elde edilen düşünsel bir üründür. Yer yüzeyinin bir kesimini belirten ve daha geniş bir kavram olan alandan ayrılır. Bir alanın sınırları, pratik amaçlara uygunluğu bakımından istendiği gibi saptanabilir; oysa bir bölgenin sınırlarını söz konusu kesimin türdeşliği ve bütünlüğü belirler 7 şeklinde tarif edilmektedir. Sözlüklerde ise bölge, herhangi bir nitelik bakımından bir tutulan ülke, yer ya da toprak parçası olarak tanımlanmaktadır. Bir başka tanım ise: alanı, idari ya da ekonomik birliğe, yeryüzü şekillerinin, iklimin, bitki örtüsünün benzerliğine, ya da üzerinde yaşayan insanların kültürel bütünlüğüne göre belirlenen değişik toprak parçası, yöre. Bölge kavramı, şehirden daha kapsamlı siyasal, iktisadi yapıya sahip ancak, ulus düzeyine göre bu özellikleri daha zayıf olan yönetsel, iktisadi ve siyasal bir yapıyı ifade etmektedir. Bölge, günümüzde her ülkede farklı anlamlara gelebilmektedir. Örneğin, Belçika da federe devlet anlamında kullanılır. İspanya da özerk topluluklardır, Fransa da ise, bir yerel yönetim kuruluşu dur. Düzey olarak ilin üzerinde olması ve devlet olmaması iki önemli özelliğidir. Üçüncü özelliği ise, en azından hukuki ve idari bir varlık olarak tanınmasıdır. 8 7 G.Yedikardeşler, Bölge Ayırımı ve Enstitümüzde Kullanılan Beş Bölge Ayırımının Değerlendirilmesi, DİE Yayınları, Ankara, 1993, s S.Bayramoğlu, Türkiye de Bölgesel Politikaların Gelişimi, Derleyen: Menaf Turan, Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?, 1. Baskı, Paragraf Yayınevi, Ankara, 2005, s

16 Bu tanımlar bir yeri bölge olarak adlandırabilmemiz için bazı belirli ölçütlerin göz önüne alınması gereğine vurgu yapmaktadırlar çünkü belirli ölçütlerin göz önüne alınmasıyla bir türdeşlik durumundan bahsedilebilir ve bu sayede bölgeler amaçlarına, yapılarına veya özelliklerine göre sınırlandırılabilir. Gerçekten yeryüzünde hiçbir yer, bir diğer yere tıpa tıp uymaz ve benzemez. Dolayısıyla, bölgeyle ilgili tanımlama yapılırken, bölgenin hangi ölçekte ve nasıl tanımlandığı önem taşımaktadır. Farklı anlamlarda kullanılan bölge kavramı, ülkeler açısından da farklı anlamlara gelebilmektedir. Bu açıdan, bölge kavramının Türkiye de hangi anlamlarda kullanıldığına bakmak gerekir. Bu sayede tezimizde de bahsedeceğimiz bölge kavramına açıklık getirilmiş olur. Yedi coğrafi bölgeye ayrılan Türkiye de bölgelerin coğrafi kullanımı açısından bir ayırım söz konusudur. Bu ayırım ilk kez 1941 yılında yapılan Birinci Coğrafya Kongresi nde ele alınmıştır. İ.H. Akyol, B. Darkot, H. Louis ve H.S. Selen den oluşan uzmanlar komisyonu Türkiye yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. 9 Öte yandan, Türkiye de idari anlamda kullanılan bölge kavramı da vardır. Bunlar genel amaçlı bölgeler ve özel amaçlı bölgeler diye ikiye ayrılmaktadır. Özel amaçlı bölgeler, turizm bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, bölgesel yerel yönetim birlikleri, endüstri bölgeleri, serbest bölgeler, sınır ticaret bölgeleri vb. ifade eder. Genel amaçlı bölgeler, idari bölgeler ve bölgesel yönetim olarak ikiye ayrılabilir. Bunlardan birincisi, merkezi yönetimin bazı kurum ve kuruluşlarının örgütlendiği bölgeler, Kalkınmada Öncelikli Yöre (KÖY), Bölge Valiliği, OHAL ve GAP/DAP/DOKAP plan bölgelerini içerir. Bölgesel yönetim 9 S.Bayramoğlu, 2005, s

17 ise, bölgesel düzeyde örgütlenmiş bir yönetim modelini ifade etmektedir. 10 Ayrıca, 2002 yılında, Avrupa Birliği ne uyum sürecinin bir gereği olarak, Bakanlar Kurulu Kararı yla, ülke genelinde İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflandırılması (NUTS) yapılarak, Türkiye istatistikî bölgelere ayrılmıştır. 11 Bölge kavramının ülkemizde de farklı anlam ve amaçlara göre tanımlanması, bölgenin ne denli çeşitli amaçlara yönelik olabileceğini ve bölge tanımı yapmanın zorluğunu açık olarak göstermektedir. 12 Bundan sonraki bölümde bölgeyi, amaçlarına, ekonomik yapılarına ve ekonomik gelişme seviyelerine göre incelemek, bölgeden tam olarak neyin kastedildiğini göstermeyi, bununla birlikte bölge kavramı için genelden özele doğru bir analiz yapmayı ve bu kavrama bir sınır koymayı mümkün kılacaktır. Sonuç olarak, bölge tanımını daha iyi yapabilmemiz için bölgelerin, amaçlarından, ekonomik yapılarından ve ekonomik gelişme seviyelerinden, belirli ölçütler yardımıyla bahsetmemiz yerinde olacaktır. 10 S.Bayramoğlu, 2005, s Bu konuda bknz: K.C.Çamur, Ö.Gümüş, İstatistiki Bölge Birimleri (NUTS SİSTEMİ), Derleyen: Menaf Turan, Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?, 1. Baskı, Paragraf Yayınevi, Ankara, 2005, s D.Sayın, Hizmette Yerellik ve Bölgecilik, Derleyen: Menaf Turan, Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?,1. Baskı, Paragraf Yayınevi, Ankara, 2005, s

18 2. BÖLGE TÜRLERİ Geniş bir kavram olan bölge sözcüğünün, çeşitli anlamlarda kullanılması ve tanımının yapılması konusunda zorluklarla karşılaşılması gibi nedenlerden ötürü, bölgeler ayırıma tabi tutulmaktadırlar. Çünkü bölgenin sınırları amaçlarına ve kullanılan ölçütlere göre değişmekte ve neticede farklı bölge ayırımlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bölge ayırımı yapılmasının amacı, tek tek şehirleri ele alarak tüm bir ülke için bir değerlendirme yapmak yerine homojenlik (türdeşlik) gösteren illeri bir araya getirerek çalışma yapmanın sağlayacağı kolaylıktır. 13 Bu nedenle bölgeler, amaçlarına, ekonomik yapılarına ve ekonomik gelişme düzeylerine göre farklı türlere ayrılmaktadırlar. Ekonomik kalkınmada mekân boyutu olan bölgelerin, yapılarına ve gelişme seviyelerine göre ikili bir ayırıma tabi tutulmalarında temel neden bölgelerin ekonomik analize tabi tutulmasıdır Amaçlarına ve Ekonomik Yapılarına Göre Bölgeler Bölge ile ilgili olarak yapılan tariflerde, sosyo-ekonomik yapıya göre belirlenen ve ekonomik açıdan farklı gerçekleri yansıtan üç tür bölge kavramından söz edildiği görülmektedir. 15 Bölge sınırlandırmaları yapılırken ve bölgelerin özellikleri ortaya konurken ekonomik yapıya göre bölgeleri ele almak bölge iktisadına açıklık getirmek bakımından önem taşır G.Yedikardeşler, 1993, s M.G.K., Türkiye de Bölge Planlamasının Evreleri, M.G.K. Genel Sekreterliği Yayını, Ankara, 1993, s G.Yedikardeşler, a.g.e., s M.Erkal, 1990, s

19 Bölgeleri amaçlarına ve ekonomik yapılarına göre sınırlandırırken çeşitli ölçütlerin kullanılması gerekir. Bölgeleri sınırlandırmak için kullanılması gereken ölçütlerle ilgili olarak Kentleşme Politikası adlı eserde, bu ölçütlerin iki grupta toplanabileceği belirtilmektedir. Bunlardan, Birincisi, klâsik ya da geleneksel ölçütler adını alır. Nüfus yoğunluğu, tarım dışı nüfusun oranı, kentleşme derecesi gibi ölçütler, geleneksel ölçütlerdir. İkinci küme ölçütler ise, genel ekonomiden aktarılmış bulunan çağdaş ölçütler olarak adlandırılabilir. Bunlar, gayri safi ulusal hasıla, ulusal gelir, bireysel gelir ve verimlilik gibi adlar taşıyan ölçütlerdir. 17 Şeklinde tarif edilmektedir. Adı geçen ölçütlerin dikkate alınmasıyla, bölgeler ekonomik yapı özelliklerine göre sınırlandırılır. Bir diğer ifade ile bölgeler için bir ayırımın yapılması mümkün olur. Bu amaçla, bölgeler üç başlık altında toplanabilir Türdeş (Homojen) Bölgeler Bölgelerin ekonomik yapılarına göre ayırımında ele alınan ve benzer özelliklere sahip olan bu tür bölgelere literatürde kısaca Türdeş denilmekte ve Kentbilim Terimleri Sözlüğü nde de, oluşturduğu birimlerin temel nitelikleri birbirine çok benzeyen, toplumsal ve ekonomik nitelikleri yönünden bütünlük gösteren bölge 18 olarak tanımlanmaktadır. Bilim insanlarının takip eden satırlarda açıkladıkları gibi türdeş bölge sürekli özellik gösteren ve kendini oluşturan her birimin özellikleri birbirine benzeyen mekân parçasıdır. Bu bölgelerin türdeşliğini belirlemede çeşitli ölçütler kullanılır. Bu bölgelerin öğeleri olan yerleşme birimleri 17 R.Keleş, 2000, s R.Keleş, 1998, s

20 arasında, işlevsel bir bağlılık bulunması zorunlu değildir. 19 Bir diğer ifade ile türdeş bölge, seçilen bir veya birçok ölçüte göre, aynı seviyede olan ve birbirini takip eden kesimlerin teşkil ettiği bütündür. Ölçütler, iktisadi faaliyetin şekli, coğrafi durum, gelir seviyesi, üretilen mal ve hizmetlerin cinsi, nüfusun sosyal ve ekonomik özellikleri olabilir. 20 Yapılan tanımlardan çıkarılan sonuç, türdeş (homojen) bölge nin, çeşitli ölçütlere göre belirlenen özellikleri birbirine yakın olan birimlerden meydana gelen devamlı bir mekân olduğudur. Türdeş bölgeler, genellikle sosyo-ekonomik göstergeler açısından az gelişmiş olarak nitelendirilen bölgelerdir. Örneğin, Doğu Anadolu Bölgesi az gelişmiş ve bu açıdan birbirine benzeyen illerin toplandığı türdeş bir bölgedir. Öte yandan, türdeş bölge nin yalnız az gelişmiş bölgeleri sınırlandırmak için kullanıldığı düşünülmemelidir. Nitekim ortak özelliği gelişmişlik olan türdeş bölgelerin varlığıda söz konusudur Kutuplaşmış (Polarize) Bölgeler Ekonomik yapıya göre sınıflamanın getirdiği bir diğer bölge kavramı da Kutuplaşmış (Polarize) bölgelerdir. Kutuplaşmış bölge, bir merkezle onu çevreleyen hinterlandından meydana gelmekte 21 ve birimler ile merkez arasında bağımlılık söz konusudur. 22 Kutuplaşmış bölgenin başlıca özelliği, öğeleri arasında işlevsel 19 R.Keleş, 2000, s M.Erkal, 1990, s M.G.K., 1993, s G.Yedikardeşler, 1993, s

21 ilişkiler bulunması ve büyük kent (metropol), bölge özeği, orta büyüklükte kent, kasaba ve köy gibi yerleşmeler kademelenmesine sahip olmasıdır. 23 Kutuplaşmış bölgeyi mal ve hizmet değişimlerinin meydana getirdiği bir alan olarak tanımlamak mümkündür. 24 Bununla birlikte, kutuplaşmış bölge nin çok sayıda ekonomik gelişme merkezlerine sahip olması, yerleşme birimleri arasında işlevsel ilişkilerin bulunması, vb. onu homojen bölgenin aksine heterojen yapmaktadır. Bu tür bölgeler içerisinde meydana gelen kutuplaşmanın, kentleşmenin hızlandığı sanayi ve ticaret uygarlığına özgü bir olgu olduğu düşünülmektedir. 25 İngiltere de Manchester havzası, Kuzey İtalya, Paris ve çevresi, Rhur bölgesi, birer kutuplaşmış bölge örnekleridir İzlence (Planlama) Bölgesi Bölge planlama çalışmalarında yol gösterici bir özelliğe sahip olan izlence ya da planlama bölgesi, genel olarak belirli bir süre içerisinde tespit edilen bir hedefi gerçekleştirmek amacıyla belirlenmektedir. Türdeş ve kutuplaşmış bölgelerle ilgili iktisadi kalkınma meselelerinin halledilmesinde ele alınan izlence bölgesi, diğer iki bölge araştırmaları yapıldıktan sonra tespit edilmekte ve sınırları da bu gibi ön çalışmalardan sonra ortaya çıkmaktadır. 26 Bu tür bölge ili ilgili olarak yapılan tanımlardan bir tanesinde, izlence bölgelerinin kalkınma planlarının uygulanmasını kolaylaştırmak ve bunlarla ilgili ekonomik kararlar arasında, birlik, bütünlük, uyum ve eşgüdüm sağlamak amacıyla tanımlanmış bölgeler olduğu savunulmakta ve ulusal 23 R.Keleş, 2000, s G.Yedikardeşler, 1993, s R.Keleş, a.g.e., s M.G.K., 1993, s

22 kalkınmayı planlayanlar ve bölge plancılarının, izlence bölgelerini bir araç olarak kullandıkları belirtilmektedir. 27 İzlence bölgesinin bölgesel planlamada bir araç olarak kullanılması önem taşır. Çünkü izlence bölgesi ile bölge ve ulusal kaynakların rasyonel bir şekilde kullanılması ve istikrarlı bir büyümenin planlanması mümkün olabilmektedir. Türkiye de izlence bölgesine Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi ve Doğu Karadeniz Projesi gibi plan bölgelerini içeren bölgeleri örnek olarak gösterebiliriz. Sonuç olarak, türdeş ve kutuplaşmış bölgelerde, ekonomik yapı, iktisadi faaliyetin şekli, nüfusun sosyal ve ekonomik nitelikleri ve bölge ile çevre arasındaki iktisadi faaliyetin yoğunluğu gibi ölçütler esas alınarak bir sınırlama yapıldığı ancak izlence bölgesi nin, kalkınma planlarının hazırlanmasına yardımcı olarak bunların uygulanmasını kolaylaştırmak ve bölgenin kalkınması sağlamak amacıyla tespit edildiği söylenebilir. Buraya kadar olan kısımda, bölge kavramı ve türlerinin ne olduğu üzerinde duruldu. Bu genel değerlendirmelerin ışığı altında, bölge kavramıyla neyin anlatılmak istendiği ve bölge kavramına yüklenen anlamların yapılan üçlü sınıflandırmada hangi sınıfla ilintili olduğunu açıklamak mümkün olur. Örneğin, incelenen bölgenin, seçilmiş ölçütler yönünden tarifinin yapılıp yapılamadığı ve eğer bir tarif yapılabiliyorsa, bu bölgenin hangi tür bölgeye yani türdeş, kutuplaşmış ya da plan bölgeye mi daha çok uyduğunu saptamak olasıdır. Ancak, bölgenin genel kabul görmüş bir tanımlamasını yapıp bununla birlikte bölgeyi üçlü bir sınıflandırmaya tâbi tutarak bölgenin türünü belirlemek kavramı tam olarak anlamak açısından yeterli 27 R.Keleş, 2000, s

23 sayılmaz. Çünkü genel kabul görmüş bir tanımı yapılan ve ekonomik yapı ile amaçlarına göre sınıflandırılan bölgeyi daha iyi anlayabilmek için bölgeleri ekonomik gelişme düzeylerine göre de ele almak konuya bütüncül yaklaşmak adına önem arz etmektedir Ekonomik Gelişme Düzeylerine Göre Bölgeler Ülkeler gelişme düzeylerine göre nasıl ki az gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler olarak bir ayırıma tabi tutuluyorsa, bu ayırım bölgeler içinde geçerlidir. Gerek ülkelerin kendi sınırları içerisinde, gerekse de ülkeler arasında gelişmişlik farklarının, alınan önlemlere rağmen, devam ettiği söylenebilir. Ülkeler arasında görülen bu eşitsizlik, bölgeler itibariyle de ekonomik ayırımlara neden olabilmektedir. Çünkü doğal ve toplumsal kaynakların mekân üzerinde dağılımı, mutlak anlamda eşitlik arz etmediğinden, gelişme de mutlak anlamda dengeli bir süreçten geçmemektedir. Diğer bir deyişle, ekonomik ve sosyal gelişme; yeryüzünde zaman ve mekân bakımından farklılık göstermektedir. 28 Dinamik bir yapıya sahip olan gelişme sürecine yön veren iktisadi ve sosyal faktörlerin ülke mekânı üzerinde farklı yoğunluklarda dağılımı, belirli bir gelişme süreci içerisinde ele alınan bölgeler açısından gelişmişlik farklarının nedeni olarak ortaya çıkmaktadır. 29 Bu gelişmişlik farklılıklarının sonucu olarak da, bölgeler için iktisadi açıdan gelişmiş bölge, az gelişmiş bölge, gelişme halindeki az gelişmiş bölge ve potansiyel bakımından az gelişmiş bölge nitelemeleri ya da sıralamaları yapılmaktadır. 28 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, İllerin ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması, DPT Yayınları, Ankara, 2003, s B.Dinçer, M.Özaslan, T.Kavaslıoğlo, a.g.e., s

24 Böyle bir sıralama yapılmasındaki amaç, mekân üzerinde yoğunlaşma eğilimi gösteren sosyo-ekonomik gelişmişliğin bölgesel düzeyde analizini yapmak ve bununla ilgili olarak karşılaştırılabilir sonuçlar elde etmektir. Bu açıdan, bölgesel sıralamada, sıralama sonuçlarının, gelişmişliğin mekânsal dağılımı konusunda önemli sonuçlar ortaya koyacağı söylenebilir. 30 Bölgelerarası dengesizliklerin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve bölgelerin gelişme düzeylerini tanımlayan nitelemeleri yapmak ya da bu gelişmişlik farklılıklarının azaltılması amacına yönelik olarak strateji ve planların hazırlanması aşamasında çeşitli ölçütlerin göz önünde bulundurulması gerekir. Bu nedenle bölgelerin gelişmişlik düzeylerinin sosyokültürel ve ekonomik değişkenler yardımıyla ölçülmesi ve birbirleriyle analitik olarak karşılaştırılması önem taşımaktadır. 31 Bu karşılaştırmalar yapılırken tutarlı ve güvenilir olduğu saptanan değişkenleri kullanmak çalışmaya bilimsel bir nitelik kazandırmak açısından önemlidir. Bu değişkenleri de; Sosyal değişkenler (demografik, istihdam, eğitim, sağlık, altyapı ve diğer refah değişkenleri) ve Ekonomik değişkenler (imalat sanayii, inşaat, tarım, hizmetler ve mali değişkenler) olarak sıralayabiliriz. 32 Bölgeleri sosyo-kültürel ve ekonomik değişkenler yardımıyla ölçüp neticede de karşılaştırmalı bir sonuca vardığımızda, bir bölgeyi iktisadi ve sosyal faktörler bakımından gelişmiş veya az gelişmiş olarak niteleme imkânımız bulunur. Elbette ki bu nitelemelere de ulaşmak için gelişmiş bölge ve az gelişmiş bölge kavramlarını açıklamamız gerekmektedir. 30 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavaslıoğlu, 2003, s B.Dincer, M.Özaslan, DPT, İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması, DPT Yayınları, Ankara, 2004, s Bu konu için Bknz: B.Dinçer, M.Özaslan, a.g.e., s

25 Gelişmiş Bölgeler Sosyo-ekonomik gelişmişliği yansıtan göstergelere göre ülke ortalamasının üstünde olan bölgeler Gelişmiş Bölgeler olarak nitelendirilmektedir. M. Erkalı ın da belirttiği üzere gelişmiş bölge, gelir seviyesi ve gelir artış hızı itibariyle ülke ortalamasının üstünde olan bölgedir. Bu bölgenin gelir seviyesi ve gelir artış hızı yüksek olduğu gibi, sosyal ve kültürel göstergelere göre de bölge gelişmiş bir özellik taşımaktadır. Nitekim nüfusun ortalama kültür seviyesi ve eğitim düzeyi yüksektir. Eğitim, sağlık, yol, su ve elektrik gibi sosyal altyapı yatırımları yeterli seviyede bulunmaktadır. Sabit sosyal yatırım hizmetlerinin yanı sıra verimli yatırımlarda bölgede bulunmaktadır. 33 Bu açıdan, sosyo-ekonomik göstergelere göre avantajlı bir konumunda bulunan gelişmiş bölgeleri, bir ülke içerisinde en dinamik gelişme odağı ve çekim bölgeleri olarak tanımlamak olasıdır. Gelişmiş bölgeleri değerlendirirken çeşitli sosyo-ekonomik göstergeleri göz önünde bulundurmak gereği vardır. Çünkü bu ölçütler, bölgenin gelişmişlik düzeyi hakkında fikir verebilmektedir. Örneğin, topografya ve iklim koşullarına göre yedi coğrafi bölgeye ayrılan Türkiye de, bölgeler arasında gelişmişlik düzeyi bakımından ayrımlar söz konusudur. Bu ayırımlar yapılırken, demografik, ekonomik ve sosyal göstergelerin göz önünde bulundurulması, söz konusu coğrafi bölgeler açısından ekonomik gelişmişlik düzeyine göre ayırımların yapılmasını mümkün kılmaktadır. Devlet planlama teşkilatı nın, İllerin ve Bölgelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) adlı çalışmasında da ortaya konulduğu 33 M.Erkal, 1990, s

26 üzere, Marmara bölgesi, gelişmişliği yansıtan endeks değerleriyle Türkiye nin en gelişmiş bölgesi konumundadır. Tablo 1.1: Coğrafi Bölgelere Göre Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Endeksi Coğrafi Bölgelere Göre Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi 1, ,5 0, ,5 0-0,5 0, , ,51355 MARMARA EGE İÇ ANADOLU AKDENİZ KARADENİZ G.DOĞU ANADOLU DOĞU ANADOLU -1-1, ,5-1,16236 Kaynak: DPT, 2003 İllerin ve Bölgelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Tablo 1.1 de görüldüğü üzere, mevcut coğrafi bölgeler tanımı çerçevesinde yapılan sıralama sonuçlarına göre, toplam 11 ilden oluşan Marmara Bölgesi, sosyoekonomik gelişmişlik seviyesini gösteren 1,70211 lik endeks değeriyle, ülke genelinde yer alan 7 bölge içerisinde ilk sırada yer almıştır. Marmara Bölgesini, 0,48296 lık endeks değeriyle, 8 ilden oluşan Ege Bölgesi izlemektedir. Üçüncü sırada 0,48138 lik endeks değeriyle 13 ilden oluşan İç Anadolu Bölgesi 21

27 bulunmaktadır. Bölgesel sıralamada İç Anadolu Bölgesi ni, 0,02069 luk endeks değeriyle, dördüncü sırada yer alan ve 8 ilden oluşan Akdeniz Bölgesi izlemektedir. 34 Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini gösteren endeks değerleriyle ülke ortalamasının altında kalan bölgeler ise; -0,51335 endeks değeriyle, toplam 18 ilden oluşan Karadeniz Bölgesi, beşinci sırada yer almaktadır. Toplam 9 ilden oluşan Güneydoğu Anadolu Bölgesi -1,01123 lük endeks değeriyle altıncı sırada bulunmaktadır. En son sırada bulunan bölge ise, -1,16236 endeks değeriyle, 14 ilden oluşan Doğu Anadolu Bölgesidir. 35 Sosyo-ekonomik gelişmişliği yansıtan endeks değerlerine bakılarak bir değerlendirme yapıldığında, söz konusu coğrafi bölgelerden Marmara ve Ege bölgeleri en gelişmiş bölgeler; Akdeniz ve İç Anadolu bölgeleri orta derecede gelişmiş ve Karadeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerini ise az gelişmiş bölgeler olarak tanımlamak mümkündür Az Gelişmiş Bölgeler Az gelişmiş bölge, Kentbilim terimleri sözlüğünde; bir ülkenin ya da kentin, nüfusu işsiz olan ya da boğaz tokluğuna çalışan yöresi 36 olarak tanımlanmaktadır. Az gelişmiş bölgeyi gelişme potansiyeline kaybetmiş veya gelişme avantajları olmayan bir bölge olarak tanımlamak mümkündür. Az gelişmiş bölge; belirli bir süre içinde sosyal ve ekonomik göstergeler açısından başka bölgelerle karşılaştırıldığında iktisadi avantajlarının bulunmaması ile dikkati çekmektedir. Gelir seviyesi ve gelir artış hızı, diğer bölgelerin gelir seviyeleri 34 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavaslıoğlu, 2003, s B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, a.g.e., s R.Keleş, 1998, s

28 ve gelir artış hızından düşüktür, hâkim iktisadi faaliyet tarımdır. Nüfus artış hızı, genellikle, ülke nüfus artış hızından yüksektir. İş gücünün istihdam imkânları sınırlıdır. Bölgenin başka bölgelere verdiği işçi göç oranı yüksektir. Sabit sosyal altyapı yatırımları yetersizdir. Bölgeye bundan dolayı verimli yatırımlar çekilememektedir. Genellikle, sosyal ve kültürel göstergeler bakımından da bölge az gelişmiş bir özellik taşır. Az gelişmiş bölge, mekânda görülen ve her ülkenin karşılaştığı, diğer bölgeler ile arasında sosyal ve ekonomik dengesizliklerin bulunduğu bir bölgedir. 37 Bu tariften hareketle bir değerlendirme yapıldığında, Türkiye de bu tarife uyan üç coğrafi bölgeden bahsedebiliriz. Ülkemizde istatistikî olarak az gelişmiş bölge tanımlamasına uyan ve coğrafi bölgelere göre sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında ülke ortalamasının altında kalan üç bölge mevcuttur (bknz. Tablo 1.1). Bunlar sırasıyla Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgeleridir yılında sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından Karadeniz Bölgesi -0,51335; Güneydoğu Anadolu Bölgesi -1,01123 ve Doğu Anadolu Bölgesi -1,16236 sosyo-ekonomik gelişmişliği yansıtan endeks değerleriyle ülke ortalamasının altında kalmışlardır. 38 Resmi rakamlarla sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine göre sıralanan bölgeler arasında 3 bölgemiz ülke ortalamasının altında gözükmektedir. Bu bölgelerden bir tanesi ve yapılan sıralamaya göre en alt seviyede olan bölgemiz Doğu Anadolu bölgesidir. Doğu Anadolu Bölgesi az gelişmiş bölge kavramını en iyi yansıtan bölgelerimizden bir tanesidir. Öte yandan, tezin konusu itibariyle ele alınan bu bölgenin az gelişmiş bir bölge özelliği taşıdığı ifade edilmektedir. Ancak bu bölgenin gerçekten az gelişmiş bölge olup olmadığını anlamak için çeşitli 37 M.Erkal, 1990, s Bakınız B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, 2003, s

29 göstergelerden yararlanmak gerekir. Bu sayede bilimsel bir tanımlama yapma olanağı da bulunmuş olur. Bu nedenle, fazla ayrıntıya girmemek için diğer iki az gelişmiş bölgelerin (Karedeniz ve Güneydoğu) haricinde, Doğu Anadolu Bölgesi üzerinde genel olarak durabiliriz. Tez konumuzla paralellik göstermesi bakımından ele alınan Doğu Anadolu Bölgesi, sosyo-ekonomik gelişmişliği yansıtan endeks değerleriyle son sırada bulunmaktadır. Bölge, 6,1 milyon nüfusu ile coğrafi bölgeler nüfus sıralamasında da en son sırada yer almaktadır. 39 GSYİH açısından bakılacak olursa, 2000 döneminde Türkiye 100 kabul edilirse, Doğu Anadolu Bölgesi %4.14 lük oranıyla Türkiye ortalamasının çok altında kalan bir bölge olmuş ve bölgesel sıralamada da son sırada yer almıştır. 40 GSYİH, sektörler açısından incelendiğinde de Doğu Anadolu Bölgesi nin az gelişmiş bir dereceye sahip olduğu gözlemlenmektedir. Ekonomik ve sosyal göstergelere göre Türkiye nin en az gelişmiş bölgesi olarak kabul edilen Doğu Anadolu Bölgesi nde, Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre, sanayi sektörünün payı % 3,26 en düşük orandadır. Tarım sektörünün payı da % 66,41 ile en yüksek oranda olmasına karşın tarımsal verimlilik oranı çok düşüktür. Hizmetler sektöründe de % 3.1 lik bir orana sahip olan Doğu Anadolu Bölgesi, bölgeler için yapılan gelişmişlik sıralamasının en altında yer alan bölge durumundadır. 41 Bölgesel eşitsizliğin ya da dengesizliğin bir örneği olan Doğu Anadolu Bölgesi nde, yıllardan beridir bu dengesizliği ortadan kaldırmak için alınan önlemlerin ve uygulanan politikaların yeterli olmadığı açıkça ortadır. Son yıllarda bölgenin, özellikle coğrafi ve ekonomik anlamlarda mevcut olan dezavantajlı 39 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, 2003, s DPT, İller ve Bölgeler İtibarıyla Gayri Safi Yurtiçi Hâsıladaki Gelişmeler ( ), DPT Yayınları, Ankara, 2003, s DPT, a.g.e., s

30 durumuna eklenen ve olağan üstü hal durumlarının yaşanmasına sebep olan terör hadiseleri de bölge kalkınması için zaruri olan çözüm arayışlarını daha da içinden çıkılmaz bir hale sokmuş ve bölgenin cazibesini tamamen ortadan kaldırmıştır. Sonuç olarak, bölgeler arasında görülen sosyal ve ekonomik gelişmişlik farklılıkları, sadece geri kalmış bölgeler açısından değil, gelişmiş bölgeler açısından da bir sorun olma özelliği taşımaktadır. Çünkü sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıkları, az gelişmiş bölgelerden gelişmiş bölgelere doğru yoğun nüfus hareketlerinin gerçekleşmesine ve nüfus açısından da bölgeler arasında bir dengesizliğin yaşanmasına neden olmaktadır. Geri kalmış bölgelerden sosyo-ekonomik açılardan gelişmiş bölgelere doğru yaşanan göçler, az gelişmiş bölgelerin birikim, sermaye, emek kaybıyla daha da geri kalmasına neden olurken, gelişmiş bölgelerde de altyapı, istihdam, eğitim, aşırı kentleşme ve çevre sorunları gibi pek çok sorunu gündeme getirmektedir. 42 Öte yandan, bölgeler arasında gerçekleşen göçlerle birlikte, bölgelerin kendi sınırları içerisinde, kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru da göçler yaşanmakta ve bu bölgelerde birçok toplumsal ve ekonomik sorunun yaşanmasına zemin hazırlamaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde bulunan çoğu kentin nüfusunun normal nüfus artış hızından fazla artmasında, kırsal alanlardaki ekonomik ve sosyal yetersizliklerin yanı sıra güvenlik de önemli bir rol oynamaktadır. Bu açıdan, sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıkları ve özellikle son dönemlerde Türkiye nin Güneydoğusu nda güvenlik kaygısından kaynaklanan ve ülke genelinde tüm mekânsal birimleri etkileyerek kentleşme sorunlarına neden olan nüfus hareketlerine bakmak yerinde olacaktır. 42 A.Mengi, N.Algan, 2003, s

31 3. NÜFUS HAREKETLERİ 3.1. Nüfus En genel anlamıyla nüfus, belli bir coğrafi alanda yaşayan insanların ya da organizmaların toplamıdır. 43 nüfus sosyal yapıyı oluşturan canlı ve dinamik bir kütledir. Nüfusun incelenmesi aynı zamanda toplumun sosyal yapı şartlarının da ortaya çıkarılması demektir. Nüfus, demografik, kültürel, sosyal ve ekonomik yönleri ile ele alınabilen bir özellik taşımaktadır. Nüfusun hem üretici hem de tüketici fonksiyonu vardır. İktisatçılar ve sosyologlar bu iki özelliği de göz önünde tutarlar. Nüfus bir taraftan ülkedeki milli geliri yaratan, diğer taraftan, yaratılan mal ve hizmetleri tüketen bir unsurdur. Nüfus, kalkınmayı yarattığı gibi, kalkınmanın doğurduğu refahı paylaşan fertlerden meydana gelmektedir. 44 Nüfus dinamikleriyle, nüfusun hacmi, yaşı, cinsiyeti, ölüm ve doğum oranlarıyla büyüklüğü incelenmektedir. Demografi ise bu dinamikleri insan nüfusu açısından inceleyen bilim dalıdır. Nüfus hareketlerinden kasıt ise; doğumlar, ölümler, iç ve dış göçler, evlenme ve boşanma gibi olayların tümü 45 olarak tanımlanmaktadır. Bir ülkeyi ya da toplumu nüfus yapısı açısından incelemek o ülkenin, sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı, ülkenin gelişmişlik düzeyi, eğitim seviyesi, bireylerinin yaşam standartları vb. konularda sağlıklı bilgiler verebilmektedir. Dinamik bir kütle olan nüfus, niceliksel olarak, çok çeşitli sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların en önemli nedenlerinden bir tanesi, şüphesiz ki, küresel ölçekte hızla artan insan nüfusudur. Yapılan araştırmalar, dünya Haziran 2005, 13:35 GMT 44 M.Erkal, 1990, s R.Keleş, 1998, s

32 nüfusunun giderek artan bir eğilim içerisinde olduğunu göstermektedir. Fransız Milli Demografik Çalışmalar Enstitüsü (Institut National D études Démographiques) BM istatistiklerini temel alarak yaptığı çalışma sonucunda, 19 Aralık 2005 te doğacak bir bebekle birlikte dünya nüfusunun 6,5 milyar olacağını tahmin etmektedir. Enstitüye göre Her gün, % 57 si Asya da, % 26 sı Afrika da, % 9 u Güney Amerika da, % 5 i Avrupa da ve % 3 ü Kuzey Amerika da olmak üzere 365 bin bebek doğmakta ve 6 milyar barajının da 1999 yılında geçilmiş olduğu belirtilmektedir. Aynı enstitü 2050 yılında dünya nüfusunun 8 ila 9 milyar olacağını ön görmektedir. 46 Dünya nüfus saatine göre ise, 2006 yılının ilk döneminde dünya nüfusu 7 milyara hızla yaklaşmakta ve bu tezin yazıldığı tarih itibariyle ise dünya nüfusunun toplam kişi olduğu tahmin edilmektedir. 47 Dünya nüfusunun belirgin bir biçimde artması 20. yüzyılının ikinci yarısında gözlenen bir olgudur. Günümüzde temel sorun, özellikle gelişmekte olan ülkelerde karşılaşılan yüksek bir artış oranıdır. 48 Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artan nüfus, doğal kaynakların hızlı bir şekilde tüketilmesi, açlık, yoksulluk ve çevresel sorunlar gibi bir takım önemli sorunları gündeme getirmektedir. Nüfusun yapısı, büyüklüğü ve artış hızının, hem muhatabı olan ülkeler, hem de dünyamız için çok önemli bir unsur olduğu açıktır. Nüfusun hızla artmasına paralel olarak kıt kaynaklara olan talepte aynı hızda artmakta, özellikle sorunun birinci dereceden muhatabı olan ülkelerde adı geçen sorun daha tehlikeli bir boyut kazanmaktadır. Sonuçta da, daha önce vurgulandığı gibi, açlık, yoksulluk, çevresel kirlenmeler ve toplumsal sorunlara neden olmaktadır. Bu durumda, gelecek nesillere bırakılması gereken dünya mirasını tehlikeye atmaktadır Kasım 2005, 12:45 GMT Kasım 2005, 12:15 GMT 48 R.Keleş, C.Hamamcı, Çevrebilim, 4. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, 2002, s

33 Nüfus sorununu basit bir sayısal artış, özellikle az gelişmiş ülkelerin doğurganlığına bağlı bir artış olarak kabul etmemek gerekir. Nüfusun büyüme hızının düşürülmesi, nüfusun dengeli ve sürekli kaynak kullanarak bilgi düzeyine getirilmesi nüfusun dünya kaynaklarından eşit bir biçimde yararlanması bir arada düşünülmesi gerekli politikalar olarak ortaya çıkmaktadır. 49 Bir diğer deyişle, nüfus olgusuna sadece nüfusun sayısal yaklaşımı yeterli olmamaktadır. Esas üzerinde durulması gereken, var olan doğal kaynakların korunması, insanın gereksinimlerine yanıt verebilmek için dönüştürülebilir kılınması ve en önemlisi de bu kaynaklara eşit ve adil biçimde ulaşmanın sağlanması olmalıdır Türkiye deki Nüfusun Nicelik ve Nitelik Olarak Özellikleri Türkiye genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahiptir. Nüfusumuzun %35,5 i 15 yaşından küçük, %5,9 u 65 yaş ve üzerindedir. Son verilere göre, kaba doğum hızı binde 23,4; kaba ölüm hızı ise binde 6,7 dir. Ortalama yaşam beklentisi, 2000 yılı için kadında 71,5 yıl, erkekte 66,9 yıldır. Bu oranlar 2005 yılında kadın ve erkeklerde sırasıyla 72,7; 68,0 yıl ve 2010 da ise 73,8 ve 69,0 yıl olarak tahmin edilmiştir yılında yapılan bir araştırmaya göre ülkemiz, nüfuslarına göre sıralanan toplam 227 ülke arasında, kişilik nüfusu ile 17. sırada bulunmaktadır. 52 Öte yandan, 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı kesin sonuçlarına göre Türkiye nin toplam nüfusu kişi olarak tespit edilmiş ve yıllık nüfus artış hızı da dönemleri arasında %18,28 dir döneminde şehirlerin (il ve 49 R.Keleş, C.Hamamcı, 2002, s A.Toros, M.Ulusoy, B.Ergöçmen, Ulusal Çevre Eylem Planı, DPT Yayınları, Ankara, 1997, s ; 24 Aralık 2005, 11:18 GMT 52 ; 12 Eylül 2005, 11:22 GMT 28

34 ilçe merkezleri) nüfusu , köylerin nüfusu ise tür, bu dönemde Türkiye nin şehirleşme oranı da %64,90 olarak gerçekleşmiştir yılı genel nüfus sayımı, nüfusun yapısında ki değişiklikleri göstermek açısından önemli bilgiler sunmaktadır. Nüfusun büyüklüğü geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında, örneğin 1927 yılında yaklaşık 13 milyon 600 bin olan nüfusumuz 73 yılda beş kat artış göstermiştir. Nüfusumuz döneminde yılda ortalama 314 bin kişi artarken, döneminde yılda ortalama 1 milyon 133 kişi artış göstermiştir. Nüfusun 73 yılda 5 kat artış göstermesinin yanı sıra, yıllık nüfus artış hızı döneminde binde 10,6 ile en düşük seviyede iken döneminde binde 28,5 ile en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Nüfusumuzun yıllık artış hızı döneminde önemli bir değişim göstermemiş ancak 1985 yılından sonra hızla azalma sürecine girmiştir. Yıllık nüfus artış hızı, döneminde binde 24,9, döneminde binde 21,7 iken döneminde binde 18,3 e düşmüştür yılından sonra ilk kez döneminde nüfus artış hızı binde 20'nin altına düşmüştür. 54 Önemli sayılabilecek diğer bir gelişme ise şehir (il ve ilçe merkezleri) nüfusunda yaşanmıştır. Şöyle ki, döneminde şehirlerde bulunan nüfus önemli bir değişim göstermemiş, 1950 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun oranı hızla artmıştır. Bu durum bize ülke içinde iç göç olgusunu hatırlatmaktadır. Çünkü 1950 li yıllardan itibaren Türkiye de yaşanan büyük toplumsal ve ekonomik değişim-dönüşümler kırdan kente yönelik olan nüfus hareketlerine ivme kazandırmıştır. Öte taraftan, Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfus, köylerde bulunan nüfusa göre çok büyük bir hızla artmaktadır döneminde şehirlerde Temmuz 2005, 13:45 GMT Temmuz 2005, 13:45 GMT 29

35 bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 26,8 iken köylerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 4,2 dir dönemi dikkate alındığında, ülkemizde 1985 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun köylerde bulunan nüfustan daha fazla olduğu bir dönemin başladığı görülmektedir. Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfusun oranı son on yılda önemli artış göstererek 1990 yılında yüzde 59 iken 2000 yılında yüzde 64,9 a yükselmiştir. 55 Bununla birlikte, Devlet İstatistik Enstitüsü 2005 yılı için yapmış olduğu ve güncel veri olarak sayılabilecek değerlendirmelerinde ise, Türkiye nin nüfusunu 72 milyon 65 bin kişi olarak tahmin etmektedir. 56 Bu verilere bağlı olarak bir değerlendirme yapacak olursak, ülkemizde nüfus artışının sürdüğünü görmekteyiz. Çünkü en son 2000 yılında yapılan resmi nüfus sayımı sonuçlarına göre ülkemizin nüfusu kişi olarak tespit edilmiştir döneminde nüfus kişi artmış görünmekte ve 2000 den buyana Türkiye nin nüfus artışı ise yüzde 6,3 olarak hesaplanmaktadır. (Bknz. Tablo 1.2). Devlet İstatistik Enstitüsü nün yapmış olduğu araştırmanın diğer çarpıcı sonuçları ise yıllarını kapsayan ve il nüfusları ile bunların oransal ve sayısal artış ve azalışlarını gösteren verilerdir. Bundan sonraki sayfalarda verilerin gösterildiği tablolara göre (Tablo 1.2), 81 ilimizden 24 ü nüfusu artan iller, 33 ü nüfusu ortalamanın altında artanlar ve 24 ü de nüfusu azalan iller kategorisine girmektedir ; 13 Temmuz 2005, 13:45 GMT 56 ;27 Temmuz 2005, 19:35 GMT 30

36 Tablo 1.2: Dönemindeki il Nüfusları ile Bunların Oransal ve Sayısal Artış ve Azalışları İLLER Artış Artış Yüzde Kişi % Antalya , Şanlıurfa , İstanbul Van 877, , , Hakkâri 236, ,061 29, Şırnak 353, ,511 41, Bursa , Tekirdağ 623, ,792 69, Batman 456, ,983 50, Diyarbakır , Kocaeli , İçel , Gaziantep , Muğla 715, ,758 64, Mardin 705, ,504 61, İzmir , Konya , Yalova 168, ,298 13, Ankara , Trabzon 975, , Adıyaman 623, ,021 44, Malatya 853, ,978 57, Ağrı 528, ,755 35, Muş 453, ,781 29, ORTALAMANIN ALTINDA ARTANLAR Aksaray 396, ,432 24, Adana , Osmaniye 458, ,262 27, Iğdır 168, ,888 9, Isparta 513, ,635 27, Yozgat 682, ,660 36, Bitlis 388, ,145 20, Aydın 950, ,467 39, Niğde 348, ,788 14, Tokat 828, ,375 34, Düzce 314, ,769 12, Elazığ 569, ,977 21, Kütahya 656, ,543 22, Denizli 850, ,486 27, Hatay , Karaman 243, ,863 7, Kayseri , Kahramanmaraş , Uşak 322, ,327 7, Bilecik 194, ,128 3, Gümüşhane 186, ,780 3, Sakarya 756, ,433 15, Balıkesir , Erzurum 937, ,615 18, Eskişehir 706, ,261 12, Afyon 812, ,903 13, Kırıkkale 383, ,966 5, Manisa , Çankırı 270, ,793 2,

37 Siirt 263, ,904 2, Çanakkale 464, ,120 2, Ordu 887, ,916 3, Nevşehir 309, , NÜFUSU AZALANLAR Tunceli 93,584 79,176-14, Sinop 225, ,446-32, Kilis 114, ,169-13, Kastamonu 375, ,856-42, Bartın 184, ,323-19, Artvin 191, ,241-19, Bayburt 97,358 87,745-9, Kars 325, ,409-30, Ardahan 133, ,616-12, Karabük 225, ,257-19, Zonguldak 615, ,717-45, Çorum 597, ,757-29, Sivas 755, ,781-35, Kırşehir 253, ,689-11, Edirne 402, ,328-16, Burdur 256, ,319-8, Amasya 365, ,114-10, Bingöl 253, ,022-6, Bolu 270, ,139-5, Samsun , Giresun 523, ,668-5, Rize 365, ,492-3, Erzincan 316, ,491-1, Kırklareli 328, , TOPLAM Kaynak: ; 28 Temmuz 2005, 12:30 GMT Tablo 1.2 den de görüleceği üzere ülkemizin en büyük metropol şehirlerinden olan İstanbul un nüfusu 2000 yılında 10 milyon 19 bin kişi iken bu rakam 2005 yılında 11 milyon 332 bin kişi olarak hesaplanmış ve yaklaşık olarak döneminde 1 milyon 313 bin kişilik bir artış meydana gelmiştir. Bu oran neredeyse Gaziantep veya Kocaeli nin nüfusuna eşittir. Bir başka değişle, İstanbul a 5 yılda Gaziantep kadar nüfus katılmıştır döneminde oransal olarak en fazla nüfus artışı, ülkemizin turizm başkenti sayılan Antalya da gerçekleşmiştir. Bu dönemde Antalya da nüfus artış hızı yüzde 16,7 yi bulurken, nüfusu da 2 milyonu aşmış görünmektedir. Bununla birlikte en fazla nüfus kaybı ise Tunceli ilimizde gerçekleşmiştir. Tunceli de nüfus artış hızı 32

38 yüzde -15,4 olarak gerçekleşmiş, 2000 yılında 93 bin 584 olan nüfus ise -14 bin 408 kişi azalarak 2005 yılı itibariyle 79 bin 176 kişiye kadar gerilemiştir Nüfus Hareketleri Kentbilim Terimleri Sözlüğünde, nüfus hareketleri ya da devinimleri, doğumlar, ölümler, iç ve dış göçler, evlenme ve boşanma gibi olayların tümü 57 olarak tanımlanmaktadır. Bu olayların tümünün ele alınmasıyla, bir ülkenin ya da ülkenin bir bölgesinin ya da kentinin nüfus hareketlerinden nasıl etkilendiğini istatistikî ve bilimsel olarak gözlemleyebilme olanağı bulunur. Bunu yapmak içinde nüfus araştırmalarına gereksinim vardır. Nüfus araştırmaları, eğitim, sağlık, özellikle üreme sağlığı, yoksulluk, çevre, kadın, göç ve kalkınma konuları arasında bağlantı kurmayı mümkün kılan verileri sağlar. 58 Demografik göstergeler nüfusun sayısal yönü, büyüme hızı ve mekânsal dağılımı gibi unsurları içermektedir. Demografi ile ilgili gelişmişlik unsurlarını açıklamak için toplam nüfus, şehirleşme oranı, yıllık ortalama nüfus artış hızı, nüfus yoğunluğu, doğurganlık hızı ve ortalama hane halkı büyüklüğü gibi göstergelerden yararlanmak gerekir. Nüfusun yapısının incelenmesinde yararlanılan hayati istatistikler veya nüfus hareketleri verileri genellikle evlenme, boşanma, doğum, ölüm ve göçe ait kayıtlardan derlenmektedir. Nüfus sayımları belli aralarla nüfusun belli anlardaki görüntüsünü vermektedir. Oysa hayati istatistiklerde amaç, sayımlar 57 R.Keleş, 1998, s DPT, Nüfus, Demografi Yapısı, Göç Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT Yayınları, Ankara, 2001, s

39 arasındaki yıllarda da nüfus hareketlerinde meydana gelen değişmeleri sürekli olarak izlemektir. 59 Bu tezin konularından bir tanesi olan nüfus hareketlerinin doğum, ölüm ve göç olan üç ana hareket arasından asıl odaklanacağı konu, göç tiplerinden biri olan ve bu tezin ilerleyen aşamalarında detaylı bir şekilde ele alınacak olan iç göç konusudur. Ancak nüfus hareketlerini daha iyi anlayabilmek için diğer nüfus hareketlerine de bakmakta yarar vardır. Bu açıdan, devletin resmi kurumlarının yapmış olduğu araştırmalar yol gösterici olabilmektedir. Özellikle hayati istatistiklerin derlenip yorumlanması konusunda, Başbakanlığa bağlı kurumlar olan Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) ve Devlet Planlama Teşkilatı nın (DPT) bu konuda önemli bilimsel ve istatistikî çalışmaları mevcuttur. Bununla birlikte, konunun daha iyi anlaşılması ve fazla ayrıntıya girmemek için, burada belli başlı nüfus hareketleri üzerinde genel olarak durmakta fayda vardır. Tanım ve Kavramlar 60 Evlenme: Türk Medeni Kanunu na göre evlenmeye ehil erkek ve kadının, yetkili kanuni merci önünde yapmış oldukları çift taraflı bir akittir. Boşanma: Evlenmenin yasal olarak sona erdirilmesidir. Erkek ile kadının yeni bir evlenme yapacak şekilde hukuki bir kararla evliliklerini tamamen sona erdirmeleridir. Kaba doğum hızı: Bir nüfusta belirli bir dönem içinde olan doğum sayısının, o nüfusun aynı dönemdeki yaşanan birey-yıl sayısına bölünmesidir. Genellikle nüfus için doğum sayısı olarak gösterilir. Bir yıl için kaba doğum hızı, o yıldaki doğumların yıl ortası nüfusa bölünmesiyle bulunur. 59 DİE, Türkiye İstatistik Yıllığı 2004, DİE Yayınları, Ankara, 2004, s DİE, a.g.e., s

40 Kaba ölüm hızı: Bir nüfusta belirli bir dönem içinde olan ölüm sayısının, o nüfusun aynı dönemdeki yaşanan birey-yıl sayısına bölünmesidir. Genellikle nüfus için ölüm sayısı olarak gösterilir. Bir yıl için kaba ölüm hızı, o yıldaki ölümlerin yıl ortası nüfusa bölünmesiyle bulunur. Nüfus artış hızı: Yıllık olarak her nüfus için artan nüfus olarak ifade edilir. Göç: Göç, ulusal sınırlar içerisinde olabileceği gibi ulusal sınırların ötesine, hatta kıtalar ötesine de taşabilmektedir. Ulusal sınırlar içerisinde gerçekleşen göçlere içgöçler, ulusal sınırların dışına taşan göçlere ise dış göçler denilmektedir. 61 Devamlı bir devingenlik içerisinde olan nüfus, bir ülkeyi toplumsal, ekonomik ve siyasi açılardan etkileme gücüne sahiptir. Bu etkileşim olumlu olabileceği gibi olumsuz bir durum halini de alabilmektedir. Birçok ülke nüfus artışını dikkatle takip etmekte ve bu artışı kontrol altında tutmak için politika üretip gerekli planlamalarını yapmaktadırlar. Nüfus ve nüfusun özellikleri kaynakların sosyal ve ekonomik sektörler arasındaki dağılımını büyük ölçüde etkiler. Burada önemli olan husus, bu dağılımın ne kadar rasyonel ve adaletli yapılabildiğiyle ilintilidir. Çok yönlü bir etki alanına sahip olan nüfus ve nüfus hareketleri şüphesiz ki bu dağılımı etkilemektedir. Dolayısıyla dağılımın rasyonel ve adaletli yapılabilmesi için nüfusun politika düzeyinde planlanması, bilgi düzeyine getirilmesi ve kaynaklardan eşit bir biçimde yararlanması gerekmektedir. Bu durum özellikle ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkeler açısından çok daha büyük bir öneme sahiptir. Nüfusun büyüklüğü ve yapısı, kalkınma planlarının üzerine bina edildiği temel yapıyı teşkil etmektedir. Nüfus gelir ile birlikte bir ekonomide mal ve hizmetlere olan talebin kompozisyonunu ve 61 DPT, 2001, s

41 miktarını belirler. Nüfusun büyüklüğü, yapısı, bilgi ve beceri düzeyi, üretim sisteminin temel girdisini oluşturur. 62 Nüfus artış hızı, ekonomik gelişme temposu içinde işgücü artışını, sermaye birikimini, teknolojik gelişmeyi ve doğal kaynakların kullanılmasını etkileyen önemli bir faktördür. Nüfus artışı bir yandan doğrudan doğruya, öte yandan ekonomik gelişme yoluyla kentleşmeye yol açarak, konut, sağlık ve eğitim harcamalarını da etkiler. Konut ile sağlık ve eğitim harcamaları da ekonomik faaliyeti etkilediği gibi nüfusun sosyal ve kültürel gelişmesini etkilemektedir Bölgeler İtibari ile Nüfus Hareketleri Türkiye de nüfus hareketleri açısından bakıldığında sürekli göç veren ve sürekli göç alan bölgeler ayırımı söz konusudur. Örneğin, sürekli göç veren bölgeler Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz Bölgeleri, sürekli göç alan bölgeler ise İstanbul ve Kocaeli gibi sanayi merkezlerini, Muğla ve Antalya gibi yumuşak iklimli kentleri içine alan Akdeniz, Marmara ve Batı Anadolu Bölgeleridir. 64 Dolayısıyla ülke nüfusunun dağılımı açısından bölgeler arasında bir dengesizlik mevcuttur Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre döneminde yıllık nüfus artış hızının en fazla olduğu bölge binde ile Marmara Bölgesi dir. Sanayi bölgesi olması nedeniyle yoğun göç alan bu bölgenin nüfus artışı diğer bölgelerin nüfus artışlarından daha fazladır. Nüfus artış hızının en düşük olduğu bölge ise binde 3.65 ile Karadeniz Bölgesi dir. (Tablo 1.3). 62 DPT, 2001, s DPT, a.g.e, s, DPT, a.g.e, s

42 Tablo 1.3: Türkiye de Bölgelerin Nüfusu ve Yıllık Nüfus Artış Hızı 1990 Nüfus Sayımı 2000 Nüfus Sayımı Yıllık Nüfus Artış Hızı (%0) Bölgeler Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Türkiye ,28 26,81 4,21 Marmara ,69 28,26 21,00 Ege ,29 23,50 5,76 Akdeniz ,43 25,03 16,30 İç Anadolu ,78 22,59 1,96 Karadeniz ,65 21,48-10,94 D. Anadolu ,75 35,37-6,10 GD.Anadolu ,79 36,57 7,67 Kaynak: DİE, 2000 Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçları Türkiye de yıllık nüfus artış hızı, döneminde %1,82 olarak gerçekleşmiştir. Üç bölgenin bu oranın çok üzerinde (Marmara % 2,69; Akdeniz %2,14; Güneydoğu Anadolu; %2,47), ikisinin bu orana yakın (Ege; %1.62; İç Anadolu; %1,57) ve diğer ikisinin de ( Karadeniz %0,36; Doğu Anadolu; %1,37) bu oranın altında olduğunu görmekteyiz. Tablo1.3 den de görüldüğü gibi, Marmara Bölgesi nüfus artış hızı en yüksek olan bölge konumundadır. Bu durum, nüfus artış hızı ve toplam doğurganlık oranındaki düşüşlere rağmen bazı bölgelerin nüfusunun doğal artışın üzerinde artması göç olgusunu akla getirmektedir. Öte taraftan %4,86 lık doğurganlık hızıyla, bölgeler sıralamasında 1. olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile %3,92 ile 2. sırada yer alan Doğu Anadolu karşılaştırıldığında; 65 Doğu Anadolu Bölgesi nde nüfus artış oranı %1,37 iken Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde bu oran, Marmara Bölgesi nden sonra en yüksek oran olan, %2,43 tür. 65 Bu konu için bknz: B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavaslıoğlu, İllerin ve Bölgelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003), DPT Yayınları, Ankara, 2003, s. 93 ve

43 Bu sonuçlar çok ilginç bir tablo çizmektedir, birbirine yakın ve Türkiye ortalamasının üstünde bir doğurganlık oranına sahip olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri yıllık nüfus artış oranlarında bunun tersi bir özellik sergilemektedirler. Buradan çıkarılacak olan sonuç, her ikisi de az gelişmiş bölge özelliği taşıyan bu bölgelerimizden Doğu Anadolu nun göç vermeye devam ettiği ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi nde ise dışarıya göçün azalmaya başladığıdır. Bunda, Güneydoğu Anadolu Projesi nin (GAP) göçü engellediği düşünülebilir. Öte yandan, bölgeler arasında görülen nüfus hareketleri ve özellikle de göçler gerek göç yoluyla nüfus kaybına uğrayan gerekse de yoğun göç hareketlerine maruz kalan bölgelerde bir takım toplumsal ve ekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Örneğin, geri kalmış bölgelerden özellikle Marmara ve Ege bölgelerine doğru yaşanan göç, az gelişmiş bölgelerin birikim, sermaye ve emek kaybıyla daha da geri kalmasına neden olurken; gelişmiş bölgelere başta altyapı, istihdam, eğitim, çevre sorunları gibi pek çok yük getirmektedir. 66 Ortaya çıkan bu sonuçlara bakarak, ülkemizde sürekli göç veren ve göç alan bölgeler ayrımının söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Marmara Bölgesi nin sürekli göç alarak Türkiye ortalamasının çok üstünde bir nüfus artış hızına, Karadeniz ya da Doğu Anadolu nun ise ülke ortalamasının çok altında bir artışa sahip olması bu durumun çok açık bir göstergesidir. 66 A.Mengi, N.Algan, 2003, s

44 Bölge İçi Nüfus Hareketleri Bölge içi nüfus hareketleriyle, doğumlar, ölümler, iç ve dış göçler, evlenme ve boşanma gibi olayların tümü olarak tanımlanan nüfus hareketlerinin coğrafi, ekonomik, toplumsal ve yönetimsel olarak sınırları çizilmiş olan bir bölgenin kendi sınırları içerisinde meydana gelmesi olarak ifade edilmektedir. Diğer nüfus hareketlerinden farklı olarak, burada asıl üzerinde durulması gereken konu göçtür. Çünkü nüfus açısından yaşanan dengesizliklerde göç olgusu önemli bir paya sahiptir. Göç, bölgeler arasında yaşanabileceği gibi bölge içinde de kendisi gösterebilir 67 ve bu olgunun ekonomik yapılarına ve ekonomik gelişmişlik seviyelerine göre sınıflandırılmış olan tüm bölgeler için geçerli olduğu söylenebilir. Nüfus hareketleri arasında sayılan olayların hepsinin sosyo-ekonomik ve politik alanlarda bir etkiye sahip olduğu düşünülebilir. Doğumlar, ölümler, evlenmeler, boşanmalar, iç göçler ve dış göçler olarak anılan bu hareketler içerisinde özellikle iç göçlerin çok daha geniş bir alana nüfuz ettiği ve beraberinde birçok toplumsal, ekonomik ve politik sorunları getirdiği söylenebilir. Bu noktadan hareketle, bundan sonraki kısımda iç göçleri ele almak hem bu çalışmayla bütünlük sağlamak, hem de konun daha açık anlaşılmasını sağlamak adına yararlı olacaktır İç Göçler İç göç terimi, devingenliğin dış göçten, yani yurt dışına göçten ayırt etmek için kullanılır. İç göçler köyden kente, kentten bir başka kente, ilden ile, az gelişmiş 67 A.Mengi, N.Algan, 2003., s

45 yörelerden gelişmiş yörelere, kıyılardaki kent ve kasabalara doğru olabilmektedir. 68 Tanımdan da anlaşılacağı üzere bu hareketlilik (yer değiştirmeler) çok farklı şekillerde gerçekleşebilmektedir. Bununla birlikte göç genellikle yerleşmek amacıyla, bir yerleşim yerinden bir başka yerleşim yerine, bir ülkeden başka bir ülkeye gitme eylemi 69 olarak tanımlanır. Belirli tiplemeler çerçevesinde, iç-dış göç, ekonomik-siyasi göç, sürekli-geçici oturmaya dayalı göç, gönüllü-zorunlu göç gibi eksenlerin üzerinde değişik göç ve göçmen tanımları yapılmaktadır. Farklı bilimsel disiplinler olarak ekonomi, sosyoloji, demografi, coğrafya, tarih, psikoloji, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve diğer bazı ilgili disiplinler göçle ilgili konulara farklı bakış açılarıyla değinirler. 70 Göçün bütün bilimlerin ilgi alanına girmesi, değişik sebep ve sonuçları olması, tanımının da farklılık arz etmesine neden olmaktadır. Göçün belirleyici yanı, bir mekândan, başka bir mekâna yer değiştirme işleminin yapılmasıdır. Belli başlı göç tanımları da göçün bu yanını vurgulamaktadır. En genel anlamıyla göç; şahıs, grup veya toplulukların fiili ikametgâhlarını isteyerek ya da zorla kalıcı veya belirli bir süreyi kapsayıcı şekilde gerçekleşen fiziki mekân değişikliğidir. 71 Yukarıda göçe vurgu yapan çeşitli göç tanımlarından da anlaşılacağı üzere, genel bir tanımlama gereği olarak göç diye anılan sosyal olgu farklı tiplemelere sahip olmakla birlikte değişik sosyo-ekonomik faktörlerin sonucu olarak da ortaya çıkmaktadır. Ancak, burada dikkate alınması gereken husus göçün, sebebi ne olursa olsun ve hangi şekilde ortaya çıkıyorsa çıksın, sonuçta bir hareketliliğe diğer bir 68 R.Keleş, İç Göç ve Çevre, Türkiye Çevre Vakfı Yayını, Ankara, 1998, s R.Keleş, Kentbilim Terimleri Sözlüğü, Gözden Geçirilmiş 2.Baskı, İmge Kitabevi, Ankara 1998, s A.İçduygu, T.Ünalan, Türkiye de İç Göç: Sorunsal Alanları ve Araştırma Yöntemleri, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, 1998, s A.Bilgili, F.Aydoğan, C.Güngör, Zorunlu Göç Olgusunun Sosyolojik Çözümlemesi, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi: Toplum ve Göç, DİE Yayınları, Ankara, 1997, s

46 deyişle yer değiştirmelere sebep olmasıdır. Bununla birlikte, adı geçen yer değiştirmelerinde toplumsal, ekonomik ve politik alanlara etki ederek bir sorun halini alması söz konusudur. Göçü ülkemiz açısından ele aldığımızda bu olgunun sebep olduğu birçok sorundan bahsedebiliriz. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan ülkemiz de nüfus hareketliliği devamlılık arz eden bir özelliğe sahiptir. Bu durumu tarihsel süreç içerisinde ele alıp değerlendirmek gerekir. Ülkemiz de 1950 li yılların kalkınma faaliyetleriyle ile birlikte bölgeler arası farklılıklar daha belirgin hale gelmiş, hızlı nüfus artışı ve tarımda mekanizasyon nedeniyle iç göç ve dış göç hareketleri hızlanmıştır li yıllarla birlikte toplumsal ve ekonomik alanlarda ivme kazanan bir dönüşüm süreci yaşanmış ve buda beraberinde kentsel ve kırsal alanlarda yaşayan nüfusun oranlarında hızlı bir farklılaşma getirmiştir. Örneğin, 1950 de nüfusun ancak yüzde 19 u kentsel alanlarda yaşarken bu oran 1970 de yüzde 36 ya ve 1990 da yüzde 59 a yükselmiştir. Bu dönemde kentsel nüfusun bu hızlı artışı içinde iç göçün etkisi yüzde 50 lerin üzerindedir Genel Nüfus Sayımına göre il ve ilçe merkezlerinin toplam nüfus içindeki oranı %59.21, köy nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı ise %40.79 dur Genel Nüfus Tespitine Göre il ve ilçe merkezlerinin toplam nüfus içindeki oranı ise %34.97 dir. İki ayrı nüfus sayımı sonuçları karşılaştırıldığında Türkiye de iç göç hareketinin devam ettiğini söylemek mümkündür. 74 Bu hareketliliği etkileyen ya da buna sebep olan bir takım toplumsal, ekonomik ve siyasi faktörlerin etkili olduğu söylenebilir. Bu duruma ilişkin olarak 72 Y.Özcan, İç Göçün Tanımı ve Verileri İle İlgili Bazı Sorunlar, Türkiye de İç Göç: Sorunsal Alanları ve Araştırma Yöntemleri, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, 1998, s A.İçduygu, T.Ünalan, 1998, s DPT, 2001, s

47 ortaya konulmuş olan bazı kuramsal yaklaşımlarda bu faktörlere işaret etmektedirler. Örneğin, bu yaklaşımlardan bir tanesi göçü, bireye ilişkin, bireysel bir karar olarak algılamak eğilimindedir. Bu yaklaşım, kuşku yok ki, özel, psikolojik, keyfi öğelerin göç kararına yön verebilmesi anlamına gelir. Oysa daha geniş çapta benimsenen bir diğer yaklaşım, iç göçlerde asıl belirleyici etmenlerin toplumsal ve ekonomik etmenler olduğunu varsayar. Göçü kitlesel bir olgu olarak değerlendirir. Onu, ülkede toplumsal, ekonomik ve siyasal değişikliklere içsel olan bir süreç olarak görür. 75 Türkiye de, 1960 lı yıllardan bu yana yapılan görgül araştırmaların sonuçları da, göç nedenleri arasında ilk sırayı ekonomik nitelikli olanların aldığını göstermektedir. Bu gerçeğe, 1980 li yılların ortalarından bu yana, Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun güvenli yaşama koşullarının giderek bozulmuş olmasını da eklemek gerekir. 76 Bu durumun bir sonucu olarak köyden kente göçün niteliğinde de belirgin bir değişme gözlenmektedir. Sayısı tam olarak bilinmese bile doğu ve güneydoğu bölgelerinde zorunlu bir göç süreci yaşandığı bilinmektedir. Bu göç eden kitle, öncekilerin tersine kendi isteği dışında göç etmek, kırsal kesimdeki tüm mal varlığını bırakmak zorunda kalmış; kente göçerken, önceki evrede yaşanan türde aşamalı bir geçiş süreci yaşamak olanağı kalmamıştır. 77 Nüfus hareketlerine örnek olabilecek nitelikteki bu durum beraberinde çok büyük toplumsal, psikolojik, ekonomik ve siyasi sorunları da getirmiştir. Bu göç, gönenç ve güvenlik bakımından daha iyi bölgelere doğru yönelmekle birlikte, adı geçen sorunların yaşanmış olduğu bölgenin kendi yöreleri arasında da gerçekleşmiştir. Bir diğer ifadeyle, zorunlu yer değiştirmelerin bir bölümümün aynı 75 R.Keleş, 1998, s R.Keleş, a.g.e., s İ.Özer, Kentsel Ekonomik Araştırmalar Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme, Kentsel Ekonomik Araştırmalar Sempozyumu, Cilt II, DPT Yayınları, Ankara, 2004, s

48 il içerisinde kırsal yerleşim yerlerinden kentsel yerlere yönelmiş olduğu bilinmektedir. 78 Bu durumda, şüphesiz ki bölgede ağır olan yaşam koşullarını daha da içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur. Buraya kadar olan kısımda, çeşitli kaynaklardan da yararlanarak, bölge tanımı ile birlikte bölge türleri ve özellikleri, nüfus ve nüfus hareketleri hakkında bir çerçeve çizilmeye çalışıldı. Bundan sonraki bölümde ise az gelişmiş bölgelerde meydana gelen nüfus hareketlerinin kentleşme sürecine nasıl bir etkide bulunduğunu saptamak için nüfus hareketleri (iç göçler) ve kentleşme ilişkisi üzerinde durulacaktır. 78 A.T. Aker ve Diğerleri, Türkiye de Ülke İçinde Yerinden Edilme Sorunu: Tespitler ve Çözüm Önerileri, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı Yayını, İstanbul, 2005, s

49 4. NÜFUS HAREKETLERİNİN KENTLEŞME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 4.1. Kentleşme ve Nüfus Hareketleri İlişkisi Nüfus hareketleri toplumsal yaşamda, toplumun bir değişim ve dönüşüm geçirmesinde, toplumda olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğuracak ve toplumla birlikte bir ülkenin genelini sosyo-ekonomik ve siyasi açılardan etkileyebilecek bir olgudur. Bu olgunun toplumsal yaşamın her kademesinde olduğu gibi, bir diğer toplumsal olay olan kentleşme olgusu üzerinde de etkilerinin olduğu açıkça ortadır. Nüfus artışına paralel olarak şehir nüfusu ve kent sayılarında da belirgin artışlar olmaktadır. Dolayısıyla, kentleşme ve nüfus hareketleri arasında kesin bir bağlantının var olduğunu düşünmek yanıltıcı olmaz. Bundandır ki kentleşme, dar anlamda kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artmasını anlatır. Kentsel nüfus, doğumlarla ölümler arasındaki farkın birinciler lehine olması sonucunda ve aynı zamanda köylerden ve kasabalardan gelenlerle, yani göçlerle artar. Gelişmekte olan ülkelerin kentlerinde, doğurganlık eğilimleri azaldığından, kentleşme daha çok köylerden kentlere olan nüfus akınlarıyla beslenir. Kentleşmenin dar anlamdaki tanımı, demografik nitelik taşır. 79 Ancak kentleşmeyi sadece bir nüfus hareketi olarak kabul etmek, bu olgunun eksik kavranmasına neden olur çünkü kentleşme bir toplumun ekonomik ve toplumsal yapısındaki değişmelerin sonucunda ortaya çıkan bir olgudur. Bu açıdan, kentleşme olgusunu ele alırken, nüfus hareketlerine neden olan ya da bu hareketleri yaratan ekonomik, toplumsal ve siyasi değişmeleri de bütün olarak ele almak gereği 79 R.Keleş, 2000, s

50 vardır. Dolayısıyla, kentleşmenin demografik niteliği dahil toplumsal, ekonomik ve siyasi boyutlarını da hesaba katan geniş anlamda bir kentleşme tanımı yapılmalıdır. Bu noktadan hareketle, kentleşmenin ekonomik, toplumsal ve siyasal boyutlarını da hesaba katan, geniş anlamda bir tanımı belki şudur: Sanayileşme ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında, artan oranda örgütleşme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim süreci. Kentleşmenin önemli boyutlarından biri olan, siyasal davranış değişikliklerini de, bu tanımın, kentlere özgü davranış değişiklikleri içinde bulmak olanağı vardır. 80 Toplumsal bir olayın adı olan ve zaman içindeki bir değişmeyi (kentleşme oranında yer alan değişiklik) anlatan kentleşme hareketleri, ortaya çıkarmış olduğu sonuçlar açısından çok önemli bir olgudur. Kentleşme toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşamda önemli sonuçlar doğuran birtakım nedenlerden ötürü ortaya çıkmaktadır. Dr. Keleş inde belirttiği üzere, kentleşme hareketleri, ekonomik, teknolojik, siyasal ve psiko-sosyolojik etmenlerin etkisi altında oluşur. Gerçekte, bu dört kümede toplanan kentleşme etmenlerini birbirinden kesinlikle ayırmak olanağı yoktur. Her biri bir diğerinden etkilenen, birbirlerinin içinde olan etmenlerdir bunlar. 81 Toplumsal bir olgu olarak kabul edilen kentleşme, dünyamızın farklı coğrafyalarında ve farklı gelişmişlik düzeyi gösteren tüm ülkelerde görülmektedir. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya bulunduğu kentleşme bu ülkeler için bir sorun olma özelliği taşımıştır ve taşımağa da devam etmektedir. Bir diğer ifadeyle, kentleşme, içinde bulunduğumuz yüzyılın ayırt edici 80 R.Keleş, 2000, s R.Keleş, a.g.e., s

51 özelliklerinden biri olmuştur. Gelişmiş olsun, gelişmekte olsun, kapitalist olsun, sosyalist olsun bütün ülkeler, kentleşme olayının ve sonuçlarının etkileriyle karşı karşıya kalmışlardır. 82 Kentleşmenin, özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler de, aşırı göçler, plansız ve sağlıksız yapılanma ile hız kesmeden devam etmesi ilgili ülkelerin toplumsal yaşamını tehdit edecek neticeler doğurmaktadır. Çevrenin kirlenmesi, altyapının aşırı nüfus artışı ve yapılanma karşısında işlevini yitirmesi, insanların sunulan toplumsal hizmetlere ulaşmada sıkıntı çekmeleri, toplumsal güvenliğin sekteye uğraması ve adını sayabileceğimiz daha birçok sorunun kentleşmeyle birlikte anılması bir tesadüf değildir. Dünya nüfusunun hızlı artışına paralel olarak insanların konut ve barınma gereksinimleri de daha fazla bir oranda artmaktadır. Birleşmiş Milletler Nüfus Bölümü nün (United Nations Population Division) dünyamızın toplam nüfusu ile kentlerde yaşayan nüfusa ilişkin olarak yaptığı ve 1950 ila 2030 yıllarını kapsayan araştırmaları çok çarpıcı sonuçlar ortaya çıkarmıştır. (Bknz. Bir sonraki sayfa Tablo 1.4). 82 R.Keleş, 2000, s

52 Tablo 1.4: Dünya Toplam Nüfusu ve Kentsel Nüfus Oranları Dünya Toplam Nüfus Dünya Şehir Nüfusu Dünya Şehir Nüfusu (%) YIL Toplam Şehir YIL Nüfus Nüfusu Şehir % Kaynak: ; 15 Temmuz 2005, 10:1 7 GMT Dünyamızın toplam nüfusu ve bu nüfusun şehirlerde ki sayısal ve oransal miktarlarına ilişkin olarak yukarıda sunulan tablo (tablo 1.4) dikkate değer sonuçları gözler önüne sermektedir. Birleşmiş Milletlerin kestirimlerine göre, 1950 yılında 2,5 milyarı bulan dünya nüfusu 2005 yılı itibariye 6,5 milyara yaklaşmış bulunmaktadır. Aynı şekilde, 1950 yılında, kentlerde 700 milyondan fazla insan yaşarken bu rakamın 2005 yılı itibariyle 3 milyarı geçtiği sanılmaktadır yılında şehirlerde yaşayan nüfusun oranı % 29,1 iken bu oranın 2005 yılı itibariyle % 49,2 ye yükselmiş olduğu gözükmektedir. Bu açıdan bakıldığı zaman, dünya nüfusunun neredeyse yarısına yakınının şehirlerde yaşıyor olduğunu söylemek yerinde olur. Bununla birlikte, dünya nüfusunda ki artışın önümüzdeki yıllarda da devam edeceği hesaplanmaktadır. Şöyle ki, 2030 yılında 8 milyarı geçeceği tahmin edilen dünya nüfusunun yaklaşık 47

53 olarak 5 milyarını şehirlerde yaşayan nüfus oluşturacaktır yılında dünya toplam nüfusunun % 49,2 si şehirlerde yaşarken bu oranın 2030 da % 60,8 e yükseleceği düşünülmektedir. Ortaya çıkan bu sonuçlar üzerinden bir değerlendirme yaptığımızda, gelecek yıllarda da şehirleşme faaliyetlerinin devam edeceğini söyleyebiliriz. Aslında, bahsedilen bu olayların tümü birbiriyle yakın ilişki içerisinde olan olgulardır. Dünya nüfusunun artışına paralel olarak kentsel nüfusun artması ve kentsel nüfusunda artmasıyla kentleşme hareketlerinin devam etmesi, bu olgular arasında ki yakın ilişkiyi göstermek açısından güzel bir örnektir. Daha önce ifade edildiği gibi, kentleşme olgusu bütün ülkelerin karşı kaldığı bir toplumsal olaydır ve bu toplumsal olay, farklı ekonomik sistemler ve farklı iktisadi ve ekonomik gelişmişlik düzeyine sahip olan ülkelerde yansımalarını da farklı şekillerde bulmaktadır. Bu savı destekleyebilecek istatistikî araştırmalara incelendiğinde adı geçen farklılıklar daha iyi görülebilmektedir. Bunun için yine Birleşmiş Milletler Nüfus Bölümü nün yapmış olduğu araştırmalara bakmakta yarar vardır. Tablo 1.5 i incelediğimizde, gelişmiş ülkelerdeki toplam kır nüfusunda artan bir oranda düşüşün meydana geldiğini görmekteyiz yılında gelişmiş ülkelerdeki toplam kır nüfusu 355 milyon 180 bin kişi iken bu rakam, 2005 yılı itibariyle, 303 milyona kadar gerilemiştir. Aynı dönemler içerisinde, 1970 yılında kentlerde yaşayan nüfus 652 milyon 298 bin kişi iken, 2005 yılında 905 milyonu geçmiş görünmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki kır nüfusunda meydana gelen belirgin düşüşler, aynı ülkelerin kentlerinde bir artış göstermektedir. Şöyle ki, 1970 yılında kentlerde yaşayan toplam nüfusun oranı % 64,7 den, 2005 yılı itibariyle % 74,9 a 48

54 Tablo1.5: Gelişmiş ve Az Gelişmiş Ülkelerde Kentsel ve Kırsal Nüfus Oranları Gelişmiş Ülkeler Demografik profil: Gösterge Kır nüfusu Kent nüfusu Kent (%) Gösterge Yıllık Kırsal Büyüme Oranı (%) Yıllık Kentsel Büyüme Oranı (%) Az Gelişmiş Ülkeler Demografik profil: Gösterge Kır Nüfusu Kent Nüfusu Kent (%) Gösterge Yıllık Kırsal Büyüme Oranı (%) Yıllık Kentsel Büyüme Oranı (%) Kaynak: ; 15 Temmuz 2005, 10:1 7 GMT yükselmiştir. Bu durum daha önce değinmiş olduğumuz ve bu tip ülkeler de doğurganlık eğilimleri azaldığından, kentleşme daha çok köylerden kentlere olan nüfus akınlarıyla beslenir savını destekler niteliktedir. Ancak bu durum, şüphesiz ki, az gelişmiş ülkelerde farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerin aksine, az gelişmiş ülkelerde kırsal ve kentsel nüfusların her ikisinde de artışların olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, 1970 yılında, az gelişmiş ülkelerin toplam kırsal nüfusu 2 milyarken, bu oran 2005 yılında 3 milyara yaklaşmış, aynı ülkelerin kentsel nüfusu 1970 yılında 677 milyon 249 bin kişiden, 2005 yılı itibariyle 2,5 milyara yaklaşmıştır ve önümüzdeki yıllarda ise 49

55 kentlerde giderek artan oranda bir nüfus artışının gerçekleşeceği sanılmaktadır. Az gelişmiş ülkelerin kentsel nüfus oranı, 1970 te % 25,2 iken, 2005 te % 43,2 ye yükselmiş olması ve 2030 da da % 57,1 i bulacağının tahmin edilmesi bu ülkelerde ki kentsel nüfus artışının seyrine dair çarpıcı bir örnektir. Gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerin kentsel nüfuslarında artışların olduğu ve bu artışlarında kentleşme hareketlerine ivme kazandırdığını söyleyebiliriz. Ancak, sonuçta kentsel nüfusta bir artış olsa da, bu artışın beslenmiş olduğu nüfus hareketleri gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler açısından değişik şekillerde gerçekleşmektedir. Gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin kentlerinde doğurganlık eğilimlerinin azaldığını ve kentleşmenin kırdan kente olan nüfus hareketleriyle yani göçlerle beslendiğini söyleyebiliriz. Fakat az gelişmiş ülkelerin gerek kırsal gerekse de kentsel nüfuslarında ki artışlar sadece göçle değil diğer nüfus hareketleriyle de beslenmektedir. Bunlara ek olarak, doğurganlık eğiliminin yüksek oluşu, aile planlamasının tam anlamıyla ya da hiç uygulanmayışı, eğitim düzeyi, sosyoekonomik yapı vb. faktörlerinde az gelişmiş ülkelerin hem kırsal hem de kentsel nüfus oranlarının artışında ve bununla birlikte kentleşmede önemli rol oynamaktadır. Ekonomik sistemleri ve gelişmişlik düzeyleri ne olursa olsun kentleşme olgusu bütün ülkeler için geçerlidir. Ancak, kentleşme özellikle az gelişmiş ülkelerde, gelişmiş ülkelere oranla çok daha hızlı ilerlemektedir. Bu baş döndürücü artış, gelişmekte olan ülkeler için, bir yandan kimi olanaklar yaratırken, bir yandan da, onları birçok yeni sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır R.Keleş, Kent ve Siyaset Üzerine Yazılar, Kent Basımevi, İstanbul, 1993, s

56 Yapılan araştırmalar kentlerde yaşama eğilimlerinin artan bir oranda devam edeceğini göstermektedir. Buda kentleşme hareketlerinin hız kesmeden süreceği anlamına gelmektedir. Hızlı kentleşme, yaşadığımız çağın başta gelen özelliklerindendir. Gelişme düzeyi, ekonomik sistemi ve siyasal rejimi ne olursa olsun, bütün ülkeler, yarım yüzyıldan beri, kentleşme sürecinin doğurduğu sorunları yenmekle uğraşmaktadırlar. Başarıları, izledikleri kalkınma yöntemlerine ve zenginliklerine göre değişmektedir. 84 Tüm ülkelerin karşı karşıya kaldığı kentleşme olgusu, kendisini toplumsal yaşamın her alanında bir değişim ve dönüşüm olarak göstermekte ve çoğu zamanda bir sorunun adı olabilmektedir. Kentleşme diye tabir edilen bu sorun her ne kadar küresel bir özellik ve etki yönüne sahip olsa da her toplumun kendine özgü bir yapılanması olduğu veya olacağı gerçeğinden hareketle, konunun özgün toplumsal oluşumlardan bağımsız düşünülmemesi gerekir. Bu açıdan, ülkemizdeki oluşumlara da bu düşünce ekseninde yaklaşılmalıdır. Birbirinden ayırmak olanağının bulunmadığı kentleşme nedenlerinin, kentleşme hareketlerine olan etkisini ülkemiz açısından, ülkemize özgü toplumsal oluşumların etkilerini de hesaba katarak değerlendirmek gerekir. Bununla birlikte, bahsedilen nedenlerin kentleşmeye olan etkileri, belki kendi aralarında ki bir üstünlükten bahsedilmesi yani hangisinin kentleşmeye daha fazla etki ettiği ya da edeceği hususu tartışılabilir. Ancak, bu nedenlerden hangisi kentleşmeye sebep oluyorsa olsun ve hangisi kentleşmeye daha fazla etki ediyorsa etsin sonuçta kentleşme dediğimiz olgu ortaya çıkmaktadır. Bu noktalardan hareketle, tezimizin ana konularından biri olan kentleşme ve nüfus hareketleri ilişkisi üzerinde durmakta yarar vardır. Kentleşme nedenlerinin 84 R.Keleş, 1993, s

57 ışığı altında incelenmesi gereken konu, ülkemiz gündemini de uzun zamandan beri meşgul eden ve güncel bir konu olan nüfus hareketleri ve kentleşme meselesidir. Çünkü Türkiye, kendi içinde toplumsal olarak yaşadığı sorunların en derin izlerini, ağırlıklı olarak göç olmak üzere, nüfus hareketleri ve kentleşme konusunda yaşamaktadır. Ülkemizde son yılın en önemli ve etkili toplumsal değişme olgusunun kentleşme ve kentleşmeden kaynaklanan diğer toplumsal oluşumlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu dönemde kent sayısı ve kentlerde yaşayanların oranındaki artışa ek olarak, özellikle yıldır büyük kent (metropolleşme) pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de kentleşmenin en etkili biçimi olarak kendini hissettirmektedir. Ülke nüfusunun çok büyük kısmının İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Bursa gibi metropollerde yaşamaya başlaması ve bu metropol nüfusun kırsal kesim ya da diğer bölgelerdeki kentlerden gelmiş olması, kentlileşme olgusuna yeni bir boyut kazandırmıştır. 85 Nüfus hareketlerinin kentleşme süreci içerisinde oynamış olduğu rol yadsınamayacak kadar büyüktür. Bununla birlikte, nüfus hareketlerinin kentleşme sürecine etki eden tek unsur olmadığını ve bu olguyla birlikte toplumsal ve ekonomik unsurlarında göz önünde bulundurulması gerekmektedir bir diğer ifade ile kentleşme olgusu, bir nüfus olayı olduğu kadar, temelinde sosyolojik, teknolojik ve ekonomik faktörlerin bulunduğu karmaşık bir sürecin ortaya koyduğu bir olaydır. Sanayi devrimi ile bu süreç, her ülkede, her zaman ve her bölgede farklı biçimde ve farklı oranda gerçekleşmiştir. 86 Diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de kentleşme hareketlerinin oluşmasında nüfus hareketlerinin, bir diğer ifade ile göçlerin çok daha büyük bir ağırlığa sahip olduğunu söylemek yerinde olur. Aslında ortaya konulan tüm bu özellikler birbirleriyle yakından ilişkili olan bir sürecin 85 M.Peker, E.Önen, B.Balkız, Göç, Kentleşme Sorunları ve Yerel Siyaset: Yeni Eğilimler Yeni Yaklaşımlar, Saray Kitabevleri, İzmir, 1997, s K.Özdemir, Türkiye de Kırsal Sanayinin Kentlere Olan Göçler Üzerine Etkisi, Kentsel Ekonomik Araştırmalar Sempozyumu, Cilt II, DPT Yayınları, Ankara, 2004, s

58 parçalarıdır. Bu durum, bir takım sosyo-ekonomik ve siyasal nedenlerden ötürü göç olgusunun ortaya çıkması, bunun sonuçta yer değiştirmelerine ya da mekânsal hareketliliğe sebep olması ve bunun da en nihayetinde kentleşme sürecine katkı da bulunması olarak ifade edilebilir. Hızlı çoğalan nüfusun bulunduğu yere sığmayıp değişik amaç ve beklentilerle yer değiştirdiği ya da göç ettiği görülmektedir. Göç sonucunda gündeme gelen kentleşme ve kentlileşme olguları sanayileşme sürecinde ortaya çıkmaktadır. Kırsal kesimde nüfus artışı, toprakların parçalanması, tarımda ulaşılan makineleşme ve teknolojik gelişmeler sonucundaki işsizlik, gelecek kuşağı daha iyi yetiştirmek kaygısı gibi nedenlerle göçe karar verilmekte ve özellikle iş bulma umudu nispeten daha yüksek olan sanayileşmiş batı kentlerine, büyük kentlere gidilmektedir. Ancak bireyler göçle birlikte başka yeni sorunlarla karşılaşmaktadır. Kentlileşememe ve bulunduğu çevreyi bir anlamda köylüleştirme gibi sorunlar gecekondulaşma bağlamında ele alınabilir. 87 Daha önce kentleşme nedenleri arasında saymış olduğumuz etmenlerin de merkezinde, sebebi veya nedeni ne olursa olsun, nüfus hareketlerinin bulunduğu vurgulanmıştı. Sebep ekonomik olsun, teknolojik, siyasal veya sosyo-psikolojik olsun sonuç bir nüfus hareketliliğidir. Gelişmekte olan ülkelerin genel özelliği, hızlı nüfus artışlarına bağlı olarak yoğun nüfus hareketliliğinin ortaya çıkmasıdır. Buna bağlı olarak da, şehirlere yönelik göçler nedeniyle genel olarak şehirlerin çevresinde ve merkezlerinde ayrı ayrı yerleşim yerleri ortaya çıkmış ve çıkmaktadır. 88 Bir toplumsal olayın adı olan ve toplumda köklü değişim ve dönüşüm süreçlerinin yaşanmasına sebep olan, kimi zaman ise çok büyük sorunların kaynağı olan kentleşme olgusu, bu olguya güç katan göç olgusuyla birlikte değerlendirilmelidir. 87 Z.Akgür, Türkiye de Kırsal Kesimden Kente Göç ve Bölgelerarası Dengesizlik ( ), T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1996, s Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu dan Terör Nedeniyle Göçeden Ailelerin Sorunları, T.C. Aile Araştırma Kurumu Yayını, Ankara, 1998, s

59 Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre İstanbul, Türkiye ortalamasının 19 kat üzerinde bir nüfus yoğunluğuna sahip. Türkiye genel nüfusunun yüzde % 15 ini, Türkiye kent nüfusunun da %23 ünü İstanbul oluşturuyor. İstanbul da yaşayanların sadece %37 si İstanbul nüfusuna kayıtlı ve nüfusunun %63 ünü Anadolu nun diğer şehirlerinden göç edenler oluşturuyor. 89 Bu istatistikî veri kentleşme ve göç ilişkisine verebileceğimiz güzel bir örnektir Dönemler İtibariyle Türkiye de Nüfus ve Kentleşme Planlı Dönem Öncesi Türkiye de 1950 li yıllarla birlikte başlayan toplumsal ve ekonomik değişim/dönüşüm süreci, kırdan kente yönelik olan göçü tetikleyen en önemli unsur olmuştur. Kırsalın yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler karşısında kente üstünlük sağlayamaması köylüyü artık yerinde tutamamış ve köylüye itici gelmeye başlamıştır. Özellikle büyük kentlerin, toplumsal ve ekonomik yaşam açısından sundukları avantajların giderek önem kazanması ve cazibe merkezi unvanını almalarıyla, bu merkezlere yönelik olan nüfus hareketliliği de hızlanmıştır. Köyün iticiliği karşısında kentin çekiciliği, yığınları bir mıknatıs gibi bu merkezlere çekmiştir. Büyük kentlere gelen yığınlar, bulundukları yerlerin kentleşme sürecine artan oranda bir hız kazandırmışlardır. Sonuçta ülkemiz için kentleşme olgusunun ne kadar önemli olduğu ve ne vahim boyutlara ulaştığı yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamış ve günümüze değin sürmüştür. 89 M.Gündem, İstanbul daki Anadolu, Milliyet Gazetesi (26 Aralık 2005), s

60 Tablo 1.6: Genel Nüfus Sayımlarına Göre Nüfus, Yıllık Nüfus Artış Hızı ve Nüfus Yoğunluğu Sayım Tarihi Nüfus Yıllık Nüfus İl Sayısı İlçe Sayısı Bucak/ Nüfus Yoğunluğu Artış Hızı Köy Sayısı Kaynak: ; 11 Ocak yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Türkiye nin toplam nüfusu kişi olarak tespit edilmiş ve yıllık nüfus artış hızı da dönemleri arasında %18,28 olmuştur döneminde şehirlerin (il ve ilçe merkezleri) nüfusu , köylerin nüfusu ise olmuş, bu dönemde Türkiye nin şehirleşme oranı da %64,90 olarak gerçekleşmiştir den 2000 ne kadar olan dönemlerde yapılan sayım sonuçlarına baktığımızda, Türkiye nin nüfusunun sürekli bir artış içinde olduğunu söyleyebiliriz. Ülke nüfusunun artışına paralel olarak yönetsel ölçütlere göre tanımlanan kent sayılarında da artışlara rastlanmaktadır. Bu açıdan, den fazla nüfuslu yerlere kent adı verilirse 91 Türkiye nin kentleşme düzeyinin 2000 de %64.90 olduğu görülür yılı itibariyle kentlerimizde yaşayan nüfusun miktarı 44 milyon dolaylarındadır Temmuz 2005, 13:45 GMT 91 R.Keleş, 2000, s

61 Ülkemizde kent sayıları sürekli bir artış içindedir. Kent tanımında nüfus ölçütü yerine yönetsel statü ölçütü kullanılır, bu anlamda il ve ilçe özeklerinde yaşayan nüfusa kentsel nüfus denir. Tablo 1.6 incelendiğinde, il ve ilçe sayılarında sürekli artışlar gözlemlenmektedir de 63 olan il sayısı 2000 yılı itibariyle 81 yükselmiştir ancak daha belirgin artışlar ilçe sayılarında meydana gelmiştir de 328 olan ilçe sayısı 1950 de 422 ye, 1960 da 570 e, 1970 de 572 ye, 1985 te 580 e, 1990 da 829 a ve 2000 de de 850 ye ulaşmıştır. Türkiye de planlı dönem öncesine tekabül eden ve büyük bir toplumsal ve ekonomik gelişmenin yaşanmaya başladığı 1950 li yıllar ülkenin hızlı bir kentleşme sürecine girdiği yıllardır. destekler niteliktedir den bu yana yapılan kimi çalışmalarda bu savı Bununla birlikte, özellikle beş yıllık plan dönemlerine bakıldığında Türkiye de nüfus ve kentleşme ilişkisini daha net gösterebilecek veriler mevcuttur. 92 R.Keleş, 2000, s

62 Seçilmiş Plan Dönemleri İtibariyle Nüfus ve Kentleşme IV. Plan ( ) ve V. Plan Dönemleri ( ) Tablo1.7: IV. ve V. Plan Yıllarında Şehir, Kır ve Toplam Nüfus Sayı ve Oranları ( Kişi) (Ortalaması) (Ortalaması) Toplam nüfus 42,9 47,8 48,8 49,8 50,9 52,1 53,2 54,4 45,4 51,5 Şehir nüfusu 17,2 21,6 22,6 23,6 24,7 25,9 27,0 28,2 19,4 25,4 Kır nüfusu 25,7 26,2 26, ,2 26,2 26,2 26,0 26,0 26,2 Şehirleşme oranı (%) 40,0 45,2 46,3 47,4 48,5 49,7 50,8 52,0 42,7 49,3 Şehirleşme hızı (%) 4,5 4,6 Kaynak: DPT, Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Yukarıda ki tablodan da görüleceği üzere, yılları arasında ülkemizde nüfusun artmasına paralel olarak şehir nüfusu da, yıllar itibariyle, sürekli bir artış göstermiştir yılında 42,9 milyon olan ülke nüfusu 1989 yılı itibariyle yaklaşık olarak %21 lik bir artışla 54,4 milyon kişi olarak tahmin edilmiştir yılını takip eden 1990 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ise ülke nüfusu 56,5 kişi olarak tespit edilmiştir de 17,2 milyon olan şehir nüfusu, 1989 da 28,2 milyona ve 1990 yılında ise 33,6 ya yükselmiştir. Bununla birlikte, 1978 yılında %40 oranında bir kentleşme düzeyine sahip olan Türkiye, 1989 yılında % 52 lik bir oranı yakalamış, şehirleşme hızı ise yılları arasında %4,5 ve da %4,6 olarak gerçekleşmiştir yıllarını kapsayan 11 yıllık süre içerisinde toplam nüfus %21, şehir nüfusu %61, şehirleşme oranı ise %20 lik bir artış göstermiştir. Bunlara ek 57

63 olarak, Türkiye nin kırsal nüfusunda yılları arasında durağan bir artışın meydana geldiği söylenebilir. Toplam nüfusta ki artışa paralel olarak kent nüfusunun da belirli oranlarda artış göstermesi, buna karşılık kır nüfusunda bir öncekilerin aksine çok az oranda artışları meydana gelmesi, kentsel nüfus artışlarında iç göç olgusunun etkili olup olmadığı sorusunu akla getirmektedir VI. Plan Dönemi ( ) Tablo1.8: VI. Plan Döneminde Toplam, Şehir, Kır Nüfusları ve Oranları Yıllar Toplam Nüfus Şehir Nüfusu Kır Nüfusu Şehirleşme Oranı (%) , , , , , , , , 75 Kaynak: DPT, Altıcı Beş Yıllık Kalkınma Planı (Bin Kişi) IV. ve V. Plan dönemlerinde nüfusun 1989 yılı itibariyle 54,4 milyon olarak tahmin edilmesine karşılık bu oran, aynı yıl için geçerli olmak üzere, VI. plan döneminde 55, 255 olarak tahmin edilmiştir. VI. plan döneminde de ortaya konan veriler toplam nüfusla birlikte şehir nüfusu ve şehirleşme oranlarının da bir artış içerisinde olduğunu ön görmektedir. Şöyle ki, 1989 yılında toplam nüfus 55,255 den 1994 yılında 61,825 e, şehir nüfusu 28,054 ten 35,089 a, kır nüfusu 27,201 den 26,736 ya, şehirleşme oranının ise % 50,77 den % 56,75 e yükseldiği görülmektedir yıllarını kapsayan ve yukarıda da bahsedilen alanlarda meydana gelen artışların yıllarında da artan bir oranda devam ettiği söylenebilir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise 1989 yılında 27,201 olarak tahmin edilen kır nüfusunun 1994 yılında 26,736 ya gerilediği görülmektedir. Ülkemizin 58

64 dönemler itibariyle şehirleşme hızına baktığımızda ise, döneminde yıllık ortalama şehirleşme hızı %5,14 ten, yılları itibariyle %4,87 ye ve döneminde ise %4,58 e düşerek nispi azalmalar göstermiştir VII. Plan Dönemi ( ) yıllarını kapsayan VII. Kalkınma planı döneminde, Türkiye nin kent nüfusundaki gelişmeleri tahmin etmek için ortaya konan veriler önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bir önce ki dönemlerde olduğu gibi kent nüfusunun artış göstermeye devam ettiği tahmin edilmiştir. Tablo 7 incelendiğinde, 1 milyon ile 5 milyon aralığında bulunan kent sayısı 4 iken bu rakamın 2000 yılı itibariyle 7 ye çıktığı tahmin edilmiştir. Aynı şekilde 100 ila 500 bin aralığında bulunan kentlerin sayısı da, aynı dönemler itibariyle, 32 den 44 e yükselmiştir. Tablo 1.9: VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kent Nüfusunda Gelişmeler Nüfus Grupları 1995 Nüfus (Bin Kişi) Kent Sayısı 2000 Nüfus (Bin Kişi) Kent Sayısı Dönemi Yıllık Ortalama Artış Hızı (Yüzde) 'dan Fazla ,5 10,2-3,5 6,0 4,1 1,9 TOPLAM: ,7 Kaynak: DPT, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 59

65 Tablo 1.10: Kent Nüfusunun Yıllık Ortalama Artış Hızı ve Ülke Nüfusu İçindeki Payı (%) Yıllar Yıllık Ortalama Ülke Nüfusu İçindeki Artış Hızı Payı ,0 54, ,4 60, ,7 70,6 Kaynak: DPT, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı yıllarını kapsayan ve ülkemizin nüfus ve kentsel gelişimi için VII. plan döneminde ortaya konan verileri destekleyecek nitelikte ki tahminler VIII. plan döneminde de güncelliğini korumuştur VIII. Plan Dönemi ( ) VIII. beş yıllık kalkınma planın da; 2004 yılında nüfusu 20 binin üzerindeki kentlerde 43 milyon nüfusun yaşadığı, kentleşme oranının yüzde 60,3, kentleşme hızının yüzde 2,6 olduğu tahmin edilmektedir yılında kent nüfusunun 44 milyona ulaşması, 297 olan kent sayısının değişmeyeceği beklenmektedir. Kentleşme hızının yüzde 2,3, kentleşme oranının ise yüzde 60,9 olacağı tahmin edilmektedir 93 deniliyor. Ülkemizde nüfus artışının devam etmesiyle birlikte kent nüfuslarında da belirgin artışların olduğu bunun da hem kentleşme oranlarına hem de kent sayılarına yansıdığı açıktır. 93 DPT, VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı , Ankara, 2000, s

66 Genel Nüfus Sayımlarına Göre Türkiye de Nüfus ve Kentleşme Devlet İstatistik Enstitüsü nün 1990 ve 2000 yıllarında yapmış olduğu Genel Nüfus Sayımlarına bakıldığında toplam nüfus artışı ve kent nüfusunda artışların devam ettiği görülmektedir. Tablo 1.11: DİE Genel Nüfus Sayımları ( ) Yıllık Nüfus Artış Hızı (%o) Türkiye: 1990 Nüfus Sayımı 2000 Nüfus Sayımı arası Şehir ,81 Köy ,21 Toplam ,28 Kaynak, DİE, 2000 Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçları 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Türkiye nin toplam nüfusu kişi olarak tespit edilmiş ve yıllık nüfus artış hızı da dönemleri arasında %18,28 olmuştur döneminde şehirlerin (il ve ilçe merkezleri) nüfusu , köylerin nüfusu ise olmuş, bu dönemde Türkiye nin şehirleşme oranı da %64,90 olarak gerçekleşmiştir yılı genel nüfus sayımı, nüfusun yapısında ki değişiklikleri göstermek açısından önemli bilgiler sunmaktadır. Nüfusun büyüklüğü geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında, örneğin 1927 yılında yaklaşık 13 milyon 600 bin olan nüfusumuz 73 yılda beş kat artış göstermiştir. Nüfusumuz döneminde yılda ortalama 314 bin kişi artarken, döneminde yılda ortalama 1 milyon 133 kişi artış göstermiştir. Nüfusun 73 yılda 5 kat artış göstermesinin yanı sıra, yıllık nüfus artış hızı döneminde binde 10,6 ile en düşük seviyede iken döneminde binde 28,5 ile en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Nüfusumuzun yıllık 61

67 artış hızı döneminde önemli bir değişim göstermemiş ancak 1985 yılından sonra hızla azalma sürecine girmiştir. Yıllık nüfus artış hızı, döneminde binde 24.9, döneminde binde 21.7 iken döneminde binde 18.3'e düşmüştür yılından sonra ilk kez döneminde nüfus artış hızı binde 20'nin altına düşmüştür. 94 Önemli sayılabilecek diğer bir gelişme ise şehir (il ve ilçe merkezleri) nüfusunda yaşanmıştır. Şöyle ki, döneminde şehirlerde bulunan nüfus önemli bir değişim göstermemiş, 1950 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun oranı hızla artmıştır. Bu durum bize ülke içinde meydana gelen iç göç olgusunu hatırlatmaktadır. Çünkü 1950 li yıllardan itibaren Türkiye de yaşanan büyük toplumsal ve ekonomik dönüşümler kırdan kente yönelik olan nüfus hareketlerine ivme kazandırmıştır. Öte taraftan, Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfus, köylerde bulunan nüfusa göre çok büyük bir hızla artmaktadır döneminde şehirlerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 26,8 iken köylerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 4,2 dir dönemi dikkate alındığında, ülkemizde 1985 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun köylerde bulunan nüfustan daha fazla olduğu bir dönemin başladığı görülmektedir. Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfusun oranı son on yılda önemli artış göstererek 1990 yılında yüzde 59 iken 2000 yılında yüzde 64,9 a yükselmiştir. Çeşitli dönemler itibariyle ülkemizde meydana gelen toplam nüfus ve kentsel nüfus artışına ilişkin vermiş olduğumuz verilere ek olarak, Devlet İstatistik Enstitüsünün, çeşitli dönemlerde, ülke içinde meydan gelen göçlerle ilgili olarak yapmış olduğu araştırmalara da bakmakta yarar vardır Temmuz 2005, 13:45 GMT 62

68 Tablo 1.12: Yerleşim Yerleri Arasında Göç Eden Nüfus ve Oranı Yerleşim yerleri Toplam Şehirden şehire (%) , , , ,80 Köyden şehire (%) , , , ,46 Şehirden köye (%) , , , ,06 Köyden köye (%) , , , ,68 Kaynak, DİE nin yerleşim yerleri arasında göç eden nüfus ve oranlarını gösteren tabloya baktığımızda bazı önemli gelişmelerden bahsedebiliriz. Örneğin, döneminde şehirden köye olan göçlerde meydana gelen artıştır. Şehirden köye göç eden nüfusun büyüklüğü, döneminde bir önceki döneme göre iki kat artış göstermiş ve yaklaşık 681 bin kişiden 1 milyon 343 bin kişiye yükselmiştir. Burada dikkate değer gelişme, döneminde yerleşim yerleri arasında meydana gelen göçlerin %20 sini şehirden köye olan göçlerin oluşturmasıdır. Tablo incelendiğinde, yerleşim yerleri arasındaki göçün çoğunlukla şehirden şehire yönelik olarak gerçekleştiği görülür. Bu durum, az gelişmiş yörelerden gelişmiş yörelere yönelik olan bir nüfus hareketinin sonucu olduğu sorusunu akla getirmektedir. Şehirden şehire göç eden nüfus döneminde dönemine göre yaklaşık 500 bin artmış ancak göç eden nüfus içindeki oranı itibariyle, döneminde %62,2 den, döneminde %57,80 düşmüştür. 95 Yukarıda sıralanan ve değişik dönemlerde ortaya konulan veriler çok açık bir şekilde gösteriyor ki ülkemizde nüfus artışı ve buna bağlı olarak kent nüfusunun da artması, her ne kadar, döneminde nüfus artış hızı binde 20 nin altına Temmuz 2005, 16:31 GMT 63

69 düşmüşse de, devamlılığını koruyan bir özelliğe sahiptir yılı itibariyle ülkemizde kentlerde yaşayan nüfusun oranının % 64,9 olması ülkemizde toplam nüfusun yarısından fazlasının kentlerde yaşadığı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kentlerde ki hızlı nüfus artışı beraberinde hızlı bir kentleşme de getirmektedir. Buna paralel olarak konut ve barınma ihtiyaçlarına olan talebinde azımsanmayacak düzeyde olduğunu söylemek gerekir. Çeşitli nedenlerden ötürü kente isteyerek ya da zorunda kaldığı için gelen ya da göç eden yığınlar, kent yaşamı içerisinde kente özgü sorunların yaşanmasına da katkıda bulunmaktadırlar. Bu değerlendirmelere ek olarak, bu konu hakkında yorum yapmış olan bazı değerli bilim insanı ve aydınlarımızın görüşlerine de yer vermek konunun ne denli önemli bir boyuta sahip olduğunu ortaya çıkarmak adına önemli olacaktır. Prof. Dr. Ruşen Keleş in bu konuda ki yorumu çok önemli noktalara işaret etmektedir; Köyden kente göç, iller ve bölgeler arasındaki ve son olarak da güvenlik nedeniyle yerinden edilen insanların yer değiştirmesi, ülkemizin sosyo-ekonomik ve kültürel sorunlarının başında geliyor. Farklı dönemlerde hızında değişmeler görülse de, göçü yaratan etmenlerin yapısal niteliği, göç ve kentleşme olgularına süreklilik kazandırıyor. Kentlere ve özellikle batı bölgelerine göçmekten fazla seçeneği bulunmayan yığınlar ülkenin siyasal manzarası üzerinde de etkiler yapmaktan geri kalmıyor. Kentleşmenin çarpıklığı, ülkemizde kentsel siyasal dalgalanmaların ve kentsel siyasetin belirleyici çizgilerinden birini oluşturuyor. Yol, okul, hastane, su, ışık, ekmek isteyen yığınların kent yönetimleriyle devlet arasındaki ilişkilerde yol açtıkları gerginlikten, siyasal partiler kadar parlamento dışı güçler ve öteki örgütler de yararlanmaya çalışıyorlar. 96 Buna benzer bir yoruma Tarih Bilimi yazarlarında da rastlanılmaktadır. Büyük şehirler modernleşmek için çok çaba harcıyor ama buralara göç eden nüfus bunları 96 M.Peker, E.Önen, B.Balkız, 1997, s. VII. 64

70 yutuyor. Kentlerin takati azalıyor. Ayrıca kırsal alan şehre aktıkça Türkiye yi besleyemez hale gelecek. Durum hiç iç açıcı değil. 97 Çıplak gözle bakıldığında İstanbul da muazzam bir taşralaşma süreci başladığı malum. Hatta göç eden insanlar, aynı yerlere yerleşiyor, memleketliler mahalleleri oluşuyor. İstanbul un içinde Anadolu nun bir takım yerleşim merkezlerinin kopyaları, ikizleri oluşuyor. Ve bu insanların çoğunun İstanbul kentinin merkeziyle, ne iş, ne de sosyal yönden hiçbir alışverişi yok. Coğrafi olarak İstanbul da yaşıyorlar, ama zihnen halen İstanbul da yaşamıyorlar. Zihnen ve kültürel olarak sosyal alışkanlıkları, bırakınız İstanbullu olmayı, bir büyük kentli alışkanlığı bile değil. Dolayısıyla Türkiye de kentleşme var, ama kentlileşme yok. 98 Çarpık kentleşmenin sorunları gazetelerimizin köşe yazarları tarafından da işlenilmektedir....çok sivri bir örnek: Hakkâri de işsizlik oranı % 80 ve doğurganlığın en yüksek olduğu ilimiz ve Türkiye de yüksek doğurganlığa sahip bir toplumda gelişmekte olan bir ekonominin bu sorunlarla baş edebilmesi. Milli gelirimiz 400 milyar dolara yürüyor ama gelir dağılımı ve varoşlar sorunu büyüyor İ.Ortaylı, Göç Konusunda Panik Başladı, ; 11 Aralık 2005, 13:15 GMT 98 N.Vergin, İstanbul daki Anadolu, Milliyet Gazetesi (26 Aralık 2005), s T.Akyol, Varoşlarda Sosyal Patlama, 8 Kasım :35 GMT 65

71 5. AZ GELİŞMİŞ BÖLGELERDE BÖLGE İÇİ NÜFUS HAREKETLERİNİN KENTLEŞME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 5.1. Sosyo-ekonomik Göstergeler Açısından Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye de mevcut bulunana yedi coğrafi bölgeden bir tanesi olan Doğu Anadolu Bölgesi 14 ilden oluşmaktadır. Bunlar; Elazığ, Malatya, Tunceli, Erzincan, Erzurum, Kars, Iğdır, Ardahan, Van, Bingöl, Hakkâri, Bitlis, Ağrı ve Muş illeridir. Doğu Anadolu Bölgesi, kuzeyde Doğu Karadeniz, batıda İç Anadolu Bölgeleri, doğu da Türkiye nin İran, Ermenistan ve Gürcistan, güneyde ise Irak sınırı ile çevrilidir. Bölge genellikle dağlık bir karaktere sahip olup, birbirine yakın sıradağlar, yüksek ve geniş yaylalıklar bunlar arasında dar alan teşkil eden ve yükseklikleri metre arasında değişen, ziraata pek elverişli olmayan (bazıları hariç) yüksek ovalardan oluşmaktadır. Bu bölgenin bazı platoları değil ama bazı ovaları bile ülkenin öteki yörelerindeki dağların tepelerinden daha yüksektir. 100 Örneğin, Hakkâri ye bağlı Yüksekova ilçesinin üzerinde kurulduğu Gever ovası 40 km yi bulan uzunluğu ve 15 km genişliğiyle deniz seviyesinden yaklaşık olarak 2000 metre yüksekte yer almaktadır. 101 Ülke ortalamasının üstünde bir yükseklik gösteren Doğu Anadolu Bölgesi bu yüksekliğin doğal bir sonucu olarak çok sert bir iklime sahiptir. Oldukça yüksek ve dağlık bir bölge olan Doğu Anadolu da, ikliminde çok sert olması, bikri örtüsü açısından oldukça yoksul kalması sonucunu doğurmuştur. Yüksekliğin fazla olduğu yörelerde, ormanların oluşması mümkün olmamakla, daha az yüksek yöreler ise 100 Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1998, s Y.Gülseven, Hakkâri İl Profili, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Ankara, 2001, s

72 steplerle kaplı bulunmaktadır. Bölgede yüzey şekillerinin özellikleri ve geçit vermeyen dağlar nedeniyle ulaşım ağının yapılması fevkalade zor ve pahalı olmaktadır. Mevcut yollar ise kar nedeniyle yılın büyük bir kısmında geçit vermemektedir. 102 Mevcut durumundan da anlaşılacağı üzere, Doğu Anadolu Bölgesi coğrafi yapı açısından dezavantajlı bir bölgedir. Bölgenin bu durumu birçok sosyoekonomik gelişme olanaklarını, doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz açılardan etkileyebilmektedir. Ancak, bu coğrafi özelliğin bölgenin gelişmesi önündeki tek engel olarak değerlendirmemek gerekir. Doğu Anadolu nun coğrafik olarak dezavantajlı durumuna eklenebilecek daha birçok olumsuz yapı veya oluşumlardan bahsedilebilir. Bu açıdan, coğrafi koşullarının yanı sıra bölgenin toplumsal, ekonomik, kültürel yapısını da göz önünde bulundurmak gerekir. Dolayısıyla, bölgeyi, özellik ve yapısı açısından bir bütün olarak ele alıp, bu özelliklerin doğurduğu sonuçlarla birlikte değerlendirmek daha doğru olur. Bu yüksek lisans tezinin ilk kısımlarında az gelişmiş bölgelere örnek olarak göstermiş olduğumuz ve genel olarak değindiğimiz Doğu Anadolu Bölgesi -1, olan ve sosyo-ekonomik gelişmişliği yansıtan endeks değerleriyle 7 bölge içerisinde son sırada yer almaktadır. 103 Bir sonraki sayfada, Doğu Anadolu Bölgesi ne ilişkin seçilmiş bazı sosyo-ekonomik göstergeler verilmiştir. (Tablo 1.13). 102 Başbakanlık Aile Araştırması Kurumu, 1998, s Bu konu için bknz: B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavaslıoğlu, İllerin ve Bölgelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003), Ankara, 2003, s

73 Tablo 1.13: Doğu Anadolu Bölgesi Gelişmişlik Performansı Sosyo-ekonomik Gelişmişlik sıralaması (2003) (7 bölge içinde) DEĞİŞKEN YIL BİRİM D.ANADOLU TÜRKİYE SIRA DEMOGRAFİK GÖSTERGLER 1 Toplam Nüfus 2000 Kişi Şehirleşme Oranı 2000 Yüzde 53,05 64, Yıllık Ortalama Nüfus Artış Hızı Binde 13,75 18, Nüfus Yoğunluğu 2000 Kişi/km Çocuk 5 Doğurganlık Hızı 2000 Sayısı 3,92 2, Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü 2000 Kişi 6,27 4,50 2 İSTİHDAM GÖSTERGELERİ 7 Tarım İşkolunda çalışanların Toplam İstihdama Oranı 2000 Yüzde 66,41 48, Sanayi İşkolunda Çalışanların Toplam İstihdama Oranı 2000 Yüzde 3,26 13, Ticaret İşkolunda Çalışanların Toplam İstihdama Oranı 2000 Yüzde 4,44 9, Ücretli Çalışanların Toplam İstihdama Oranı 2000 Yüzde 28,83 43, Ücretli Çalışan Kadınların Toplam İstihdama Oranı 2000 Yüzde 2,69 8, İşverenlerin Toplam İstihdama Oranı 2000 Yüzde 1,08 2,61 7 EĞİTİM GÖSTERGELERİ 14 Okur Yazar Nüfus Oranı 2000 Yüzde 77,71 87, Okur Yazar Kadın Nüfusun Toplam Kadın Nüfusuna Or Yüzde 65,90 80, Üniversite Bitirenlerin Okul Bitirenlere Oranı 2000 Yüzde 6,13 8, İlköğretim Okullaşma Oranı Yüzde 86,41 98, Liseler Okullaşma Oranı Yüzde 26,33 36,92 7 SAĞLIK GÖSTERGELERİ 19 Bebek Ölüm Oranı 2000 Binde 53,36 43, Onbin Kişiye Düşen Hekim Sayısı 2000 Kişi SANAYİ GÖSTERGELERİ 21 Organize Sanayi Bölgesi Parsel Sayısı 2000 Parsel 871 1, Küçük Sanayi Sitesi İşyeri Sayısı 2000 Adet 6,161 81,302 7 TARIM GÖSTERGLERİ 23 Kırsal Nüfus Başına Tarımsal Üretim Değeri 2000 Milyon tl 884 1, Tarımsal Üretim Değerinin Türkiye İçindeki Payı 2000 Yüzde 9,53 100,00 6 İNŞAAT GÖSTERGELERİ 25 Daire Sayısı 2000 Adet 746,943 16,253, Borulu Su tesisatı Bulunan Daire Oranı 2000 Yüzde MALİ GÖSTERGELER 27 Gayri Safi Yurt İçi Hasıla İçindeki Payı 2000 Yüzde 4,14 100, Fert Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla 2000 Milyon tl 841 1,837 7 ALTYAPI GÖSTERGELERİ 29 Kırsal Yerleşmelerde Asfalt Yol Oranı 2000 Yüzde 25,97 45, Yeterli İçme Suyu Götürülen Nüfus Oranı 2000 Yüzde 78,51 84,98 6 Kaynak: DPT, İller ve Bölgeler İtibariyle GSYH daki Gelişmeler ( ) Tablo? ne göre, 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre en son sırada yer alan bölge toplam 6,1 milyon nüfusa sahiptir. Ayrıca, ülke genelinde en az nüfusa 68

74 sahip olan Doğu Anadolu, nüfus yoğunluğu itibariyle de en düşük yoğunluklu bölgedir. Bölge de kilometrekareye 42 kişi düşmektedir. Nüfusu en yoğun (240 kişi/km 2 ) olan Marmara ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında yaklaşık altı kata varan bir nüfus yoğunluğu farkı vardır. 104 Bölgedeki bu durumun yani nüfusun az oluşunun altında yatan temel sebepler, başta bölgenin engebeli oluşu ve yükselti nedeniyle iklimin çok sert olması gibi nedenler ve bölgede toplumsal, ekonomik ve siyasal nedenlerden kaynak alan göç hareketleri olabilir. Bu durumda, şüphesiz ki, demografik göstergeleri olumsuz yönde etkilemektedir. Doğu Anadolu Bölgesi, 3,92 lik doğurganlık hızı ve 6.27 lik ortalama hane halkı büyüklüğü gibi diğer demografik göstergeler açısından, 7 bölge içersinde, Güneydoğu dan sonra 2. sırada yer almaktadır. Öte taraftan, Doğu Anadolu bebek ölüm oranıyla 1. sırada yer almakta ve 2000 yılı verilerine göre, bölgede doğan her bin bebeğin 53 ü ölmektedir yılı sayım sonuçlarına göre, 6,1 milyon nüfusa sahip olan Doğu Anadolu Bölgesi %53.05 düzeyinde bir şehirleşme oranına sahip görünmekle birlikte bu oran %64.90 olan Türkiye ortalamasının altındadır. Doğu Anadolu Bölgesi, istihdamın sektörel dağılımı itibariyle, tarım ağırlıklı bir yapı sergilemektedir. Örneğin, bölgede tarım işkolunda çalışanların toplam istihdama oranı %66.41 dir ve bu oran ülke ortalaması olan %43.38 in üstünde olmakla birlikte bölgeyi de 1. yapmıştır. Ancak, Doğu Anadolu bölgesi tarım iş kolunda çalışanların en yoğun olduğu bölge konumunda olmasına rağmen tarımsal verimliliğin en düşük olduğu bölgedir. Şöyle ki, 2000 yılında bölgede kırsal nüfus başına tarımsal üretim değeri, cari fiyatlarla 884 milyon TL iken, ülke ortalaması 104 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, 2003, s

75 1.124 milyar seviyesindedir ve Doğu Anadolu nun tarımsal üretim değerinin Türkiye içindeki payı % 9,53 gibi küçük bir orandır. Doğu Anadolu Bölgesi nde tarım iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı yüksek iken diğer sektörlerde çalışanların oranı çok düşük seviyelerde kalmaktadır. Örneğin, sanayi işkolunda çalışanların toplam istihdama oranı % 3,26 dır ve bu oran % 13,35 olan ülke ortalamasının çok altındadır. Diğer şekilde, ticaret iş kolunda çalışanların oranı %4,44, ücretli çalışanların oranı %28,83, ücretli çalışan kadınların toplam istihdama oranı ise %2,69 dur. Bu oran, %8, 81 olan ülke ortalamasının altında kalmakla birlikte Doğu Anadolu Bölgesini de, bölgeler sıralamasında, 7. yapmıştır. Bu durumla bağlantılı olarak denilebilir ki, sosyal göstergelerden geniş aile yapısının egemenliği, yüksek ortalama hane halkı büyüklüğü, yüksek doğurganlık ve bebek ölüm oranları, düşük eğitim ve sağlık göstergeleriyle beraber, ücretli kadın istihdamının düşüklüğü de, Doğu Anadolu gibi nisbi olarak geri kalmış bölgelerin tipik özellikleri olmaktadır. 105 Doğu Anadolu bölgesi eğitim göstergeleri açısından da pek olumlu bir tablo çizememektedir. Tablo 11 den de görüleceği üzere, bölgeler arası sırlamada çoğunlukla 6. ve 7. olan Doğu Anadolu da, okuryazar nüfus oranı %77,1, okuryazar kadın nüfusunun toplam nüfusa oranı %77,1, üniversite bitirenlerin okul bitirenlere oranı %6,13 ve ilköğretim okullaşma oranı %86,41 dir. Ancak bu oranlar Türkiye ortalamasının gerisindedir. Aynı gösterge değerlerinin Türkiye ortalaması sırasıyla 87,30; 80,62; 8,42 ve 98,01 olarak gerçekleşmesi bunun bir kanıtıdır. Acı bir şekilde bebek ölüm oranlarıyla, hem Türkiye ortalamasının üzerinde olan, hem de bölgeler sıralamasında 1. olan Doğu Anadolu bölgesi, ne yazık ki sağlık 105 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, 2003, s

76 göstergeleri açısından bu başarıyı yakalayamamıştır. Bölgede on bin kişiye düşen hekim sayısı 8, diş hekimi sayısı 1 ve eczane sayısı da 1 dir. Bu oranlar Türkiye için sırasıyla 13;2 ve 3 tür. Ayrıca, unutulmamalıdır ki, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, ulusal basınımızda da sıklıkla vurgulandığı gibi, sağlık personeli tercihinin en düşük yoğunlukta olduğu bölgelerdir. Sosyo-ekonomik göstergeler yardımıyla genel durumunu ortaya çıkarmış olduğumuz Doğu Anadolu Bölgesi gelişmiş düzeyi bakımından ülkemizin en az gelişmiş bölgesi konumundadır. Bölgeler sıralamasında ve sosyo-ekonomik gelişmişliği yansıtan endeks değerlerinin de gösterdiği gibi, bölge, diğer bölgelerle karşılaştırıldığında, son sıralarda yer almaktadır. Bir diğer önemli nokta ise sosyoekonomik gelişmişlik düzeyini belirleyen ekonomik ve sosyal göstergeler arasında bir paralelliğin bulunmasıdır. Doğu Anadolu Bölgesi nin ekonomik yapısını oluşturan tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin gelişmişlik düzeyi ile sosyal yapısını oluşturan nüfus, istihdam, sağlık, eğitim ve refah gibi göstergeler, sosyal ve ekonomik göstergeler skalasında benzer sıralarda yer almaktadır. Benzer şekilde tüm bölgeler için bu durum geçerlidir. 106 Son olarak bölge dışına en çok göç veren bölge olan Doğu Anadolu, ekonomik ve sosyal göstergeler itibariyle en son sıralarda yer almaktadır. Bu itibarla, bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, sıralamada en sondadır. Genel olarak refahın bölgesel düzeyde dengesiz dağılımının bir sonucu olan göç olgusu, aynı zamanda bu dağılımın bozulmasını besleyen temel etmen durumundadır. 107 Bu gerçekten hareketle bundan sonraki kısımda, Doğu Anadolu Bölgesi nde meydana 106 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, 2003, s B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, a.g.e., s

77 gelen nüfus hareketleri ve bu hareketlerin bölge kentleşmesi üzerindeki etkilerini incelemek yerinde olacaktır Doğu Anadolu Bölgesi nde Bölge İçi Nüfus Hareketlerinin Kentleşme Üzerine Etkileri Kentbilim terimleri sözlüğünde doğumlar, ölümler, iç ve dış göçler, evlenme ve boşanma gibi olayların tümü 108 olarak tarif edilen nüfus hareketleri ya da devinimlerinin kentleşme hareketine neden olduğu ve buna ivme kazandırdığı söylenebilir. Daha önceki bölümlerde açıklığa kavuşturulan kentleşme konusunda nüfus hareketlerinin, özellikle de iç göçlerin, oynadığı rolün azımsanmayacak düzeyde kaldığı ama bunun tek etken olmadığı, bununla birlikte bu hareketliliğe sebep olan sosyo-ekonomik faktörlerinde bir bütün olarak kentleşme süreci içerisinde değerlendirmek gereği vurgulanmıştı. Türkiye de, 1950 li yıllarla birlikte yaşanmaya başlanan ve kırdan kente yönelik olarak gerçekleşen büyük nüfus hareketlerinin, bir diğer ifade ile ülke içerisinde meydana gelen iç göçlerin altında yatan temel sebebin ekonomik bir nitelik taşıdığı bilinmektedir. Türkiye de, 1960 lı yıllardan bu yana yapılan görgül araştırmaların sonuçları da, göç nedenleri arasında ilk sırayı ekonomik nitelikli olanların aldığını göstermektedir. 109 Kırsalın itmesi, kentlerin çekmesi ve iletici etkenlerinde kırlardan itilen ve göç eden yığınları kentlere taşımasıyla kentleşme hareketleri iyiden iyiye hız kazanmaya başlamıştır. Göç sonucunda gündeme gelen kentleşme ve kentlileşme olguları sanayileşme sürecinde ortaya çıkmaktadır. Kırsal kesimde nüfus artışı, toprakların parçalanması, tarımda ulaşılan makineleşme ve 108 R.Keleş, 1998, s R.Keleş, İç Göç ve Çevre, Türkiye Çevre Vakfı Yayını, Ankara, 1998, s

78 teknolojik gelişmeler sonucundaki işsizlik, gelecek kuşağı daha iyi yetiştirmek kaygısı gibi nedenlerle göçe karar verilmekte ve özellikle iş bulma umudu nispeten daha yüksek olan sanayileşmiş batı kentlerine, büyük kentlere gidilmektedir. 110 Bu nüfus hareketlerinin ekonomik nedenlerden kaynak aldığına ilişkin bir durumdur li yıllardan itibaren başlayan ekonomik nedenli nüfus hareketlerinin günümüzde de devam ettiği söylenebilir. Çünkü bu konuyla ilgili çalışmalarda çok açık bir şekilde gösteriyor ki, günümüzde hala göç alan ve göç veren bölgeler ayırımı söz konusudur. Marmara bölgesinin aşı göç alması ve Doğu Anadolu nun göç vermesi bu ayırıma bir örnektir. Ancak burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta ise gelişmiş bölgelerin aksine, daha az gelişmiş bölgelerde meydana gelen nüfus hareketleri ve kentleşme konusudur. Ülkemizde, kentleşme olgusuna ilişkin olarak ortaya konan birçok bilimsel çalışma genelde gelişmiş bölgelerde meydana gelen kentleşme olgusuna dikkat çekmektedir. Ancak, kentleşme olgusunun az gelişmiş bölgeler açısından da çok titiz bir şekilde ele alınması gereği vardır. Az gelişmiş bölgelerde meydana gelen kentleşme hareketlerinin gelişmiş bölgelere nazaran daha az yoğunlukta gerçekleştiği bir gerçektir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus, zaten sosyo-ekonomik açılardan az gelişmiş özellik taşıyan bölgelerde hangi etmenlerin kentleşmeye neden olduğu ve hangi sonuçları doğurduğudur. Türkiye de, 1950 li yıllarla birlikte yaşanmaya başlanan toplumsal ve ekonomik dönüşüm sürecinin, kırdan kente yönelik olarak gerçekleşen nüfus hareketlerine büyük bir oranda hız kazandırdığı ve bu hareketlerinde daha çok ekonomik nedenlerden kaynak alarak kentleşmeye neden olduğu ve olmaya da 110 Z.Akgür, 1996, s

79 devam ettiği bilinmekte ve tartışılmaktadır. Hızında değişiklikler gözlemlense de, kırsaldan kente göçün günümüzde de devam ettiği ve bunu kanıtlayacak birçok bilimsel ve istatistikî verilerin mevcut olduğu söylenebilir. Öte taraftan, ülkemizde, 1980 li yılların ortalarından başlamak üzere özellikle az gelişmiş bölge niteliğine sahip bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz de baş gösteren şiddet ve terör olayları, kökeninde ekonomik nedenlerden ağırlıklı olarak siyasi nedenlerin yattığı bir nüfus hareketliliği veya zorunlu diyebileceğimiz göçlere neden olmuştur. Bu nedenin bir sonucu olarak, bölge kırsalından başta bölge kentlerine olmak üzere çok yoğun ve ani bir göç süreci yaşanmaya başlanmış buda beraberinde, kentleşme nedenleri arasında yer alan, siyasi nedenlerden kaynak alan bir kentleşme süreci getirmiştir. Dolayısıyla, adı geçen bölgelerimizde, 1980 li yılların ortalarından başlayarak meydana gelen göçler ve kentleşme olgusuna bu çerçeveden bakmak gerekir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır, son dönemlerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerin de meydana gelen göçlerin tek nedeninin terör ve şiddet ortamından kaçarak can güvenliğini garanti altına alma kaygısı olarak değerlendirilmemek gerekir. Belki bu durum son dönem göçlerde daha ağırlıklı bir rol oynamaktadır ancak Doğu ve Güneydoğu nun sosyo-ekonomik geri kalmışlığını ve bununda bölgelerin göç vermesinde ayrıca etkili olduğunu unutmamak ve yapılan değerlendirmelerde de bu bölgelerin bütün olarak geri kalmışlığını göz önünde bulundurmak gerekir. 74

80 Doğu Anadolu Bölgesi nde Nüfus Hareketleri VIII. beş yıllık kalkınma planında, ülkemizde yıllık nüfus artış hızı ve toplam doğurganlık hızında görülen tedrici düşüşün devam etmekte olduğu, 1995 yılında 51,57 olan yıllık nüfus artış hızının da 2000 yılında %1,50 ye düştüğü öngörülmüş, doğurganlık hızının ise, aynı dönemde %2,69 dan % 2,53 e gerilediği belirtilmiştir Yılı Genel Nüfus Sayımı kesin sonuçlarına göre, yıllık nüfus artış hızı döneminde % 1,82 (%018,28), doğurganlık hızı ise 2000 yılında % 2,53 olarak gerçekleşmiştir yıllarını kapsayan verilere bakıldığında, Türkiye de nüfus artış hızı ve toplam doğurganlık hızındaki tedrici düşüşün devam etmekte olduğu söylenebilir. Çünkü 1990 da %1,97 olarak gerçekleşen yıllık nüfus artış hızı ile %2,99 olan toplam doğurganlık hızı, 2000 yılı sayım sonuçlarına göre sırasıyla %1,82 ye ( dönemi arası) ve %2,53 e (2000 yılı için) gerilemiştir. Toplam nüfus artış hızının ve doğurganlık oranının düşmesine rağmen ülkemizde bazı bölgelerin ve kentlerin nüfusu, doğal nüfus artışının üstünde bir hızla artmaktadır. Bu durum bizi iç göç olgusuyla karşılaştırmaktadır. 112 Elazığ, Malatya, Tunceli, Erzincan, Erzurum, Kars, Iğdır, Ardahan, Van, Bingöl, Hakkâri, Bitlis, Ağrı ve Muş illerinden oluşan Doğu Anadolu Bölgesi, toplam ülke yüzölçümünün %21 ine eşit olan km 2 lik bir alana sahiptir. Bölgenin nüfusu, 2000 genel nüfus sayımı sonuçlarına göre milyon olup, Türkiye toplam nüfusunun %9,05 ini oluşturmaktadır. Bu nüfusun %53,1 i kentlerde, %46,9 u kırsal alanda yaşamaktadır. 111 DPT, VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı , Ankara, 2000, s R.Erkan, GAP Bölgesi nde Nüfus Hareketleri ve Göç, GAP Yöresi nde Nüfus, Çevre ve Kalkınma Konferansı, Türkiye Çevre Vakfı Yayını, Ankara, s

81 Tablo 1.14: Doğu Anadolu Bölgesi Demografik Göstergeler DEMOGRAFİK GÖSTERGLER YIL BİRİM D.ANADOLU TÜRKİYE 1 Toplam Nüfus 2000 Kişi Şehirleşme Oranı 2000 Yüzde 53,05 64,90 3 Yıllık Ortalama Nüfus Artış Hızı Binde 13,75 18,28 4 Nüfus Yoğunluğu 2000 Kişi/km Doğurganlık Hızı 2000 Çocuk Sayısı 3,92 2,53 6 Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü 2000 Kişi 6,27 4,50 Kaynak: DPT, İller ve Bölgeler İtibariyle GSYH daki Gelişmeler ( ) Bölgede ortalama nüfus yoğunluğu 42 kişi/km 2 dir. Bu oran ülke düzeyinde ise 88 kişi/km 2 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum, ülkenin bölge genelinde en az nüfus ve nüfus yoğunluğuna sahip olmasının göstergesidir. Doğu Anadolu Bölgesi nin, %3,92 lik doğurganlık hızıyla, %2,53 olan Türkiye ortalamasının üstünde olmasına rağmen, yıllık ortalama nüfus artış hızında Türkiye ortalamasının altında ve bölgeler sıralamasında da altıncı sırada gözükmektedir yılları itibariyle bölgede yıllık nüfus artış hızı %1,37, ülke genelinde ise %1,82 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum şüphesiz ki, bölgenin öteki bölge ve illere göç yoluyla nüfus veren bir özelliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bir sonraki sayfada gösterilen tabloda, Doğu Anadolu Bölgesi nin iller itibariyle kırsal ve kentsel nüfuslarının yılları arasındaki durumu verilmektedir (Tablo 1.15). 76

82 Tablo 1.15: İllere Göre Şehir ve Köy Nüfusu TOPLAM 1990 İL/İLÇE 1990 % KÖY % TOPLAM 2000 İL/İLÇE % KÖY % Ağrı ,3 63, ,7 52,3 Ardahan ,8 79, ,7 70,3 Bingöl ,7 65, ,7 51,3 Bitlis ,6 56, ,4 43,6 Elazığ ,1 44, ,9 36,1 Erzincan ,1 51, ,3 45,7 Erzurum ,2 52, ,8 40,2 Hakkari ,4 58,6 236,581 58,9 41,1 Iğdır ,9 61, ,3 51,7 Kars ,6 63, ,7 56,3 Malatya ,4 47, ,5 41,5 Muş ,4 72, ,1 64,9 Tunceli ,2 61, ,2 41,8 Van ,2 58, ,9 49,1 D.ANADOLU ,7 57, ,4 46,9 TÜRKİYE ,5 40, ,9 35,9 Kaynak: DİE, 2000 Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçları Bölge açısından, genel nüfus sayımları karşılaştırıldığında, ortaya gözlemlenmeye değer başka bir sonuç çıkmaktadır. Buda bölge illerinin kentsel nüfuslarında görülen artışlardır genel nüfus sayımı sonuçlarına göre, Doğu Anadolu Bölgesi kentsel nüfus oranı %42,7 dir. Bu oran 1990 da %59,5 olan Türkiye ortalamasının altındadır. Bölgenin %57,2 lik kırsal nüfus oranı, Türkiye ortalaması olan %40,4 ün üstündedir Genel nüfus sayımı sonuçlarına göre, Doğu Anadolu Bölgesinde kırsal yerleşmelerin yoğunlukta olduğunu söyleyebiliriz sonuçlarına bakıldığında ise durum kırsal yerleşmeler aleyhine değişmiş gözükmektedir de kentsel nüfus oranı ülke ortalamasının altında kalmakla birlikte, %53,4, kırsal nüfus oranı ise %46,9 olarak gerçekleşmiştir sayım sonuçlarına göre, Doğu Anadolu Bölgesi nde kırsal yerleşmeler ağırlıktayken, 2000 sayım sonuçlarına göre kentsel yerleşmeler yoğunluk kazanmıştır. Bu durum, iki nüfus sayımı sonuçlarını bölgenin sahip bulunduğu 14 il için karşılaştırdığımızda daha net anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 1990 da 14 ilin tamamına yakının kentsel nüfus oranları kırsal nüfus oranlarından 77

83 aşağıdadır. Hatta bazı illerde nüfusun yarısından fazlası kırsal alanlarda yaşamaktadır. (Ardahan Kent; %20,8, Kır; %79,2, Muş Kent; %27,4, Kır; %72,6) Ancak, 2000 sayım sonuçlarına göre, durum dramatik bir şekilde kentsel nüfusun lehine dönmüştür da sadece iki ilin kentsel nüfusu kırsal nüfustan fazlayken 2000 de 14 ilin tamamının kentsel nüfusları kırsal nüfus oranlarını geçmiştir. Bir bütün olarak sosyo-ekonomik açılardan ülkemizin en az gelişmiş bölgesi olan Doğu Anadolu sürekli göç veren bir bölge özelliği taşımaktadır. Bunun istatistikî verilerde çok açık şekilde ortaya koymaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi nin toplam nüfus içindeki oranı %9,5 ve bölgeler sıralamasında da yedinci sırada yer almaktadır. Ancak burada üzerinde dikkatle durulması gereken bir husus vardır, oda bölge kentlerinin büyük çoğunluğunun ülke ve bölgedeki doğal nüfus artışının üstünde bir hızla artması gerçeğidir. Buda kuşkusuz ki, akla bölge içinde meydana gelen nüfus hareketlerini yani bölge içi göçleri getirmektedir döneminde, Doğu Anadolu nun toplam yıllık nüfus artış hızı binde 13,75 ile binde 18,28 olan ülke ortalamasının altındadır. Ancak aynı dönemlerde, bölgede ki kentsel nüfus oranı binde 35,37 ile binde 26,81 olan ülke ortalamasının üstündedir (Tablo 1.16). Bu dönemde kırsal nüfus oranı ülke ortalamasının çok altında kalarak -6,10 olarak gerçekleşmiştir. Tablo 1.16: Genel Nüfus Sayım Sonuçları Yıllık Nüfus Artış Hızı (binde) TOPLAM ŞEHİR KÖY DAB 13,75 35,37-6,10 TR 18,28 26,81 4,21 Kaynak: DİE, 2000 Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçları 78

84 Mevcut verilerinde gösterdiği gibi, Doğu Anadolu Bölgesinde kırlardan kentlere yönelik çok hızlı bir göç gerçekleşmiştir. Bu durumdan başta bölge kentleri olmak üzere öteki bölge ve yörelerde etkilenmektedir yılında yapılan Genel Nüfus sayımı sonuçlarına göre belirlenen illere göre şehir ve köy nüfusu ve yıllık nüfus artış hızlarına bakıldığında, bölge illerinden Ağrı, Muş, Hakkâri, Bitlis, Erzurum ve Van ın, dönemlerinde yıllık kentsel nüfus artış hızları sırasıyla 46,31; 43,64; 66,76; 42,13; 33,49 ve 53,19 olarak yıllık kırsal (köy) nüfus artış hızları ise yine sırasıyla -0,68; 7,29; -3,87; -9,53; -17,12; 13,84 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde en büyük kentsel nüfus artış hızı binde 66,76 ile Hakkâri de en düşük ise 6,99 ile Tunceli ilinde gerçekleşmiştir. Bununla birlikte Tunceli ili binde -74,97 lik oranla kırsal nüfus oranında en fazla düşüşün yaşandığı ildir nüfus sayımının bir diğer çarpıcı sonucu ise bölge kentlerine ve öteki yörelere yönelik olarak gerçekleşen göçlere ilişkin fikir vermesidir. Örneğin Tunceli ili binde -74,97 lik bir kırsal nüfus kaybına sahiptir. Aynı ilin kentsel nüfus oranı bu büyük azalıştan kaynak almamış gibi gözükmektedir. Çünkü Tunceli de yıllık kentsel nüfus artışı hızı binde 6,99 olarak gerçekleşmiştir. Bu Tunceli nin bulunduğu bölge dışına çok fazla göç verdiğinin bir göstergesi olabilir. Öte taraftan Van ili yıllık kentsel nüfus artışında binde 53,19 luk bir orana sahip, bölgenin yıllık kentsel nüfus artışı ortalaması binde 35,37. Van ilinde yıllık kırsal nüfus artış oranı binde 13,84. Van ın kırsal nüfus oranında, diğer illere nazaran çok büyük düşüşlerin gerçekleşmediği görülmektedir. Ancak Van bölge ve ülke ortalamasının üstünde bir 113 Bu konuda bknz: 79

85 yıllık kentsel nüfus artış hızına sahiptir. Bu durum Van ın daha çok diğer komşu kentlerinden yapılan göç akınlarıyla beslendiğini göstermektedir. Doğu Anadolu Bölgesi nde nüfus hareketliliğiyle ilgili olarak yaşanan bu gelişmelere ilişkin örnekler çoğaltılabilir. Ancak burada bilgi vermesi açısından bir konunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi nde bazı kentlerin yıllık nüfus artış hızlarının hem bölge hem de ülke ortalamasının üstünde artışlar gösteriyor olması, bu kentlerin ülkenin gelişmiş bölgelerinde bulunan kentlerden daha hızlı büyüdüğü anlamına gelmez. En büyük kentlerin hızlı büyümesi, daha küçük kentlerin hızlı büyümesinden daha ayrı nitelikte sonuçlar doğurur. Çünkü İstanbul ve Ankara %6 7 oranında bir hızla kentleştikleri zaman, bunların nüfusları, sırasıyla ve kişi artmaktadır. Yani bu kentlere her yıl sanki birer büyük kent daha eklenmiş olmaktadır. Oysa Diyarbakır, Urfa, Van, Hakkâri ve Muş taki artış daha yüksek bir oranda olduğu halde, bu kentlerin nüfuslarındaki mutlak artış birkaç bin kişiyi geçmemektedir. Bu gözlemin, kentleşme sorunları ve politikaları açısından önemli sonuçları vardır. 114 Sonuç olarak, hem coğrafi hem de sosyo-ekonomik gelişmişlik açılarından dezavantajlı bir konumda olan Doğu Anadolu Bölgesi sürekli göç veren bir özelliğe sahiptir. Bölgenin bir bütün olarak geri kalmışlığını göç vermesinin nedeni olarak göstermek mümkündür. Doğu Anadolu Bölgesi nde, başta kendi kentleri arasında sonra ise diğer bölge ve yörelere yönelik olarak gerçekleşen göç hareketlerinin olduğu aşikârdır. Ancak burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken konu, özellikle son dönemlerde gerek bölge içine, gerekse de bölge dışına yönelen nüfus hareketlerine ağırlıklı olarak neyin sebep olduğu ve bununla birlikte gerçekleşen bu 114 R.Keleş, 2000, s

86 hareketlerin bölge kentleşmesine olan etkileri de çok titiz bir şekilde ele alınmalıdır. Bu noktadan hareketle, bundan sonraki kısımda son dönemlerde Doğu Anadolu Bölgesi nde meydana gelen nüfus hareketlerinin altında yatan ana neden/nedenlerin ve bunların kentleşmeye olan etkileri irdelenecektir Doğu Anadolu Bölgesi nde Kentleşme ve Nedenleri Coğrafi konumu açısından dezavantajlı bir özelliğe sahip olan Doğu Anadolu Bölgesi, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi açısından da ülkemizin en az gelişmiş bölgesidir. Bölge halkını bölge de tutacak çekici faktörlerin olmayışı yani bölgeyi cazip kılacak iş olanakları, eğitim, sağlık, alt yapı vb. sosyo-ekonomik imkânların yoksunluğu yörede yaşayan insanları iterek bu imkânların nispeten daha yoğun olduğu gelişmiş yörelere göç etmelerinde başta gelen nedenlerden bir tanesidir. Yani denile bilinir ki, Doğu Anadolu Bölgesi nin bir bütün olarak geri kalmışlığı göç vermesinin bir nedeni olarak değerlendirilebilir. Ancak, son dönemlerde Doğu Anadolu Bölgesi nde meydana gelen bu nüfus hareketlerinin oluşmasında rol oynayan faktörlerin yapısında bir değişiklik meydana gelmiştir. Bir önceki süreçte, gerek bölge içine, gerekse de bölge dışında yapılan göçlerin altında yatan temel neden ekonomik bir boyuta sahipken, son dönem göçlerde, özellikle 1980 li yılların ortalarından başlamak üzere, siyasal nedenlerin ağırlık kazandığı görülmektedir. Türkiye de 1950 li yıllarda birlikte yaşanan toplumsal ve ekonomik dönüşüm süreci, kırdan kente olan göçe büyük bir ivme kazandırmış ve bu süreç, hızında değişiklikler gözlemlense de, sonraki yıllarda da devam etmiştir. Ancak, 1980 li yılların ortalarına gelindiğinde ise Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde 81

87 zorunlu diyebileceğimiz ve bir önceki göç sürecine benzemeyen bir göç olgusu ve tipi ortaya çıkarak, yüz binlerce insanın ani bir şekilde yaşam alanlarını terk ederek göç etmesine neden olmuştur. 12 Eylül askeri rejimini ertesinde patlak veren silahlı PKK hareketi ve 1987 de ilan edilen Olağan Üstü Hal (OHAL) çerçevesinde güvenlik güçlerinin PKK ya karşı yürüttükleri mücadele ortamında, bölgedeki mevcut sorunlar daha da ağır hale gelmiştir. OHAL uygulaması döneminde pek çok kırsal yerleşim yerinin boşaltılması ve insanların kitle halinde göç etmeye zorlanması ya da göç etmek zorunda kalması mevcut sorunları çözemediği gibi, bu meselelerin köylerden kentlere taşınması ve yeni sorunlara meydan vermesi sonucunu da doğurmuştur li yılların ortalarında meydana gelen ve uzun bir süre devam eden bu gelişmeler, başta bölgede yaşayan insanlar üzerinde ve ülkemiz genelinde sosyoekonomik, psikolojik, siyasal ve uluslararası arenada da diplomatik izler bırakmıştır. Sonuç olarak bu durum, bölge halkının büyük çoğunluğunun yaşam alanlarını terk ederek (ve/ya zorla terk ettirilerek) en yakın kentlere veya batı illerine zorunlu göçü ortaya çıkarmıştır. Bu durum mevcut sosyal yapı veya dokunun önemli ölçüde değişmesinde de etkili olmuştur. 116 Son dönemlerde bu kitlesel hareketlilikle ilgili olarak yapılan araştırmalarda ve ortaya konan eserlerde sıklıkla zorunlu göç teriminin kullanıldığını görülmektedir. Dolayısıyla konumuzla yakından ilişkili olan bu terimin tanımlanmasında yarar vardır. Bu noktadan hareketle göçü genel olarak Fichter in belirlemesiyle gönüllü ve zorunlu göçler olarak ikiye ayırmak mümkündür. Gönüllü göç, insanların 115 A.T.Aker ve Diğerleri, 2005, s C.Bağcı, Zorunlu Göç, Kentsel Yaşam ve Geriye Dönüş: OHAL Sürecinde Bir Toplumsal Hareketlilik ve Yoksullaşma Olgusu Üzerine Sosyolojik Değerlendirmeler-Van Örneği,Yoksulluk, Kent Yoksulluğu ve Planlama, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Ankara, 2002, s

88 kendi istekleri ve beklentileri yönünde, bir kentten diğerine, ya da bölgeye olan hareketliliği dile getirmektedir. Gönüllü göçün özelliği, bireyce istendik olmasıdır. Zorunlu göç ise, bireylerin istekleri dışında çeşitli kuvvetlerin etkisi ve zorlaması sonucu gerçekleşmektedir. 117 Bu açıdan bakıldığında gönüllü ve zorunlu göç arasında bir ayrımdan söz edilebilir. Çünkü zorunlu göçün gerçekleşmesini sağlayan ya da buna sebep olan nedenler ve bu göçe ilişkin değerlendirmelerde de bu neden ve özellikler dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla, zorunlu göç birey iradesi dışında gerçekleştiği için gönüllü göçten temelde ayrılmaktadır. Türkiye de göçlerin büyük oranını gönüllü göç grubu oluşturmaktadır. Bu göçler genellikle kırsal alandan kentlere ve küçük kentlerden metropol kentlere doğrudur. 118 Fakat Doğu Anadolu Bölgesine baktığımızda gönüllü göçler kadar zorunlu göç olgusuyla da karşılaşmaktayız. Bunun en önemli nedeni, bölgede tırmanan terör ve şiddet olaylarıdır. Örneğin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Van gibi kentlere kırsal alanlardan yönelen göçlerin temelinde ekonomik ve sosyal yetersizliklerin yanı sıra güvenliğinde önemli bir rol oynadığı ve söylenebilir. 119 Kuşku yok ki göç tiplemeleri arasında sayabileceğimiz bu tür kitlesel hareket veya göç, özelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini genelde ise ülkemizi toplumsal, psikolojik, kültürel, ekonomik ve siyasi açılardan olumsuz bir şekilde etkileyen sonuçlar doğurmuş ve doğurmaya da devam etmektedir. Pek çok düzeyde (askeri veya iktidar) zorunlu kitlesel göç hareketleri geçici bir durum olarak algılanmış ve düşünülmüş, insanların terör sonrası geriye dönmeleri/döndürülmeleri ile ilgili olarak kapsamlı bir eylem planı ortaya konulamamış sadece bir niyet olarak kendini göstermiştir. OHAL sürecinde toplam 3700 yerleşim alanından 4 milyona 117 A.Bilgili, F.Aydoğan, C.Güngör, 1997, s R.Erkan, 2001, s A.Mengi, N.Algan, 2003, s

89 yakın insan kendi iradeleri dışında yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Sonuçta doğal ve kaçınılmaz olarak bu duruma maruz kalan insanlar kendilerini en kolay monte edebilecekleri daha büyük ölçekli yerleşim alanlarına atmışlardır. 120 Bu nüfus akımı sonucunda bölgedeki il ve ilçe merkezlerinde nüfus doğal artışın üzerinde bir hızla artarak aynı oranda kentleşme hareketlerine de neden olmuştur. Bu bağlamda, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi nde, son dönemlerde meydana gelen yoğun ve zorunlu nüfus hareketleri ile bölgedeki kentleşme sürecini ilişkilendirebiliriz bir diğer ifade ile göçlerin kentleşme üzerine etkilerinden bahsedilebilir ve bu etkileşimde zorunlu göç ve kentleşme ilişkisi olarak adlandırılabilir. Ekonomik niteliğinden daha çok siyasi bir boyuta sahip olan ve şiddet ve terör olaylarından kaynak alan bu zorunlu göçü kırdaki bir çözülme ve kentteki yoğunlaşma olarak değerlendirerek, kır ile kent arasındaki bir akımdan ve dolayısıyla kentleşmeden söz edebiliriz. 121 Ancak böyle bir değerlendirmede yapmadan önce OHAL sürecinde meydana gelen zorunlu göçlerin nedenlerine bakmak gerekir. Çünkü kentleşmeye neden olan ve birbirlerinden ayırmak olanağını bulamadığımız ekonomik, teknolojik, siyasal ve sosyo-psikolojik faktörlerden hangisinin ağırlıklı olarak kentleşmeye neden olduğunu ancak bu sayede anlayabiliriz. OHAL döneminde yoğun olarak yaşanan ve günümüzde de, öncesine nazaran, daha az yoğunlukta seyreden çatışmalı sürecin, bu dönemlerde meydana gelen göçlerin niteliğinde belirgin bir değişime neden olduğu açıktır. Bu kitlesel ve zorunlu olan nüfus hareketini tetikleyen veya buna sebep olan başlıca neden, hiç şüphesiz ki, bölgede 1980 li yıllarla birlikte ortaya çıkan terör 120 C.Bağcı, 2002, s A.Göktürk, 1997, s

90 hadiselerinin bölgedeki güvenli yaşam koşullarını tehdit etmesidir. Ana neden olarak gösterebileceğimiz terör ve şiddet ortamı ve bunun beraberinde getirdiği diğer sorunlar Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde zorunlu göçün yaşanmasına sebebiyet vermiştir. OHAL sürecinde zorunlu göçe sebep olan bu nedenleri de; TSK nin alan hâkimiyeti strateji nedeniyle köylerin boşaltılması, mera- mezrayayla yasağı uygulaması; 2. İnsanların can ve mal kaybı endişesi; 3. TSK ve PKK nın işbirliği talebi-baskısı arasında sıkışma; 4. Kontrollü gıda sevkiyatı; şeklinde sıralamak mümkündür. Bu nedenlere ilişkin olarak yapılan bir çalışmada, bölgedeki zorunlu göçe en fazla hangi nedenin sebep olduğuna dair ayrıca bir fikir edinilebilir. Araştırma Van ili sınırları içerisinde yıllarında göç etmiş aileleri esas almış ve araştırmaya 291 i erkek ve 43 ü kadın olmak üzere toplam 334 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılanlara göç etmenizde aşağıdaki faktörlerden en çok hangisi etkili oldu şeklinde bir soru yöneltilmiştir. Sorulara verilen cevaplar önemlidir. Alınan yanıtlardan birincisi sırada can güvenliği %51, ikinci sırada devlet baskısı %25, sonrada PKK baskısı %23 gelmektedir. Bu üçünün toplamı %99 yapmaktadır ki göçün en önemli nedenini de ortaya koymaktadır, oda can güvenliği. 123 Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan bu gelişmeler çok sayıda insanı kendi iradelerinin dışında yerlerinden etmiştir. Çok ani bir şekilde gerçekleşen bu kitlesel göçler sonucu başta bölge kentleri olmak üzere ülkemizin öteki yörelerinde de kentleşme hareketleri hız kazanmıştır. 122 C.Bağcı, 2002, s A.Bilgili, F.Aydoğan, C.Güngör, 1997, s

91 Bu mevcut durum, bölgedeki çoğu kentin nüfusunun doğal nüfus artışının üstünde bir hızla artmasının göstergesi niteliğindedir. Örneğin, Doğu ve Güneydoğu dan göç oranı en düşük iller Diyarbakır, Urfa, Van, Batman, Şırnak ve Hakkâri. Bu illerde doğan nüfusun ancak %15-20 si topraklarını terk edip göç etmiştir. Ama bu illerde de köylerden merkez ilçelere yoğun göç var. Zoraki köy boşaltma operasyonları sonucu ve can korkusuyla köyler il merkezine akmakta ve merkez ilçelerde yoğun bir sefalet yaşanmaktadır. 124 Büyük ölçüde zorunlu göç tanımına giren bu hareketlik sonucu bölge kentlerinin toplumsal yapısı değişmiş ve demografik hareketlilik kent merkezlerinde korkunç rakamlara ulaşmıştır. Bu durum, bölgede zaten mevcut nüfusu barındırmakta yetersiz olan kentlerin resmi ve yerel yöneticilerini bir anda altından kalkmaları mümkün olmayan sosyo ekonomik problemlerle karşı karşıya bırakmıştır. 125 Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri nde zorunlu göçlerin ortaya çıkmasına neden olan şiddet ve terör olayları, bu bölgelerde toplumsal ve ekonomik erozyonların yaşanmasına ve temelinde siyasal nedenlerin olduğu kentleşme hareketlerinin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tablo 1.15 incelendiğinde, 1990 Genel nüfus sayımı sonuçlarına göre, Doğu Anadolu Bölgesinde kırsal yerleşmelerin yoğunlukta olduğu görülebilir, bu dönemde kırsal nüfus oranı %57.2 ve kentsel nüfus oranıda %42.7 dir sonuçlarına bakıldığında ise durum kırsal yerleşmeler aleyhine değişmiş gözükmektedir de kentsel nüfus oranı ülke ortalamasının altında kalmakla birlikte, %53, 4, kırsal nüfus oranı ise %46,9 olarak gerçekleşmiştir sayım sonuçlarına göre, Doğu Anadolu Bölgesi nde kırsal yerleşmeler ağırlıktayken, 2000 sayım sonuçlarına göre kentsel 124 M.Sönmez, Bölgesel Eşitsizlik, Alan Yayıncılık, İstanbul, 1998, s A.Bilgili, F.Aydoğan, C.Güngör, 1997, s

92 yerleşmeler yoğunluk kazanmıştır. Bu durum, iki nüfus sayımı sonuçlarını bölgenin sahip olduğu 14 il için karşılaştırdığımızda daha net anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 1990 da 14 ilin tamamına yakının kentsel nüfus oranları kırsal nüfus oranlarından aşağıdadır hatta bazı illerde nüfusun yarısından fazlası kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ancak, 2000 sayım sonuçlarına göre, durum dramatik bir şekilde kentsel nüfusun lehine dönmüştür da sadece iki ilin kentsel nüfusu kırsal nüfustan fazlayken 2000 de 14 ilin tamamının kentsel nüfusları kırsal nüfus oranlarını geçmiştir. (Bknz. Tablo 1.15). Bir bütün olarak sosyo-ekonomik açılardan ülkemizin en az gelişmiş bölgesi olan Doğu Anadolu sürekli göç veren bir bölge özelliği taşımaktadır. Bunun istatistikî verilerde çok açık şekilde ortaya koymaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi nin toplam nüfus içindeki oranı %9,5 ve bölgeler sıralamasında da yedinci sırada yer almaktadır. Ancak burada üzerinde dikkatle durulması gereken bir husus vardır, oda bölge kentlerinin büyük çoğunluğunun ülke ve bölgedeki doğal nüfus artışının üstünde bir hızla artması gerçeğidir. Buda kuşkusuz ki, akla bölge içinde meydana gelen nüfus hareketlerini yani bölge içi göçleri getirmektedir dönemleri Türkiye nin güneydoğusunda terör ve şiddet olaylarının yoğun olarak yaşandığı ve zorunlu göçlere neden olan dönemlere denk gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında bölge içinde meydana gelen göçlerin kentsel nüfus oranlarının artması ve kentleşme hareketlerinin yaşanmasında önemli ölçüde rol oynadığı söylenebilir. 87

93 İKİNCİ BÖLÜM: YÜKSEKOVA ÖRNEĞİ 1. YÜKSEKOVA İLÇESİNİN FİZİKİ YAPISI VE SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ 1.1. Yüksekova İlçesi Hakkında Genel Bilgiler Yüksekova, Doğu Anadolu Bölgesi nde yer alan Hakkâri iline bağlı üç ilçeden yüzölçümü itibari ile en büyük olanıdır. Zengin bir geçmişi olan Yüksekova'nın tarihi M.Ö 'lere uzandığı kesin olarak bilinmektedir. Geverok vadisinde Cie Handev Ade tepesinde kayalara kazılmış bini aşkın resim bulunmuştur. Bu resimler yapısal özellikleri nedeniyle Neolitik dönemle tarihlenmektedir. M.Ö de ise yörede Urartu uygarlığı yaşamıştır. Bu uygarlığın en kalıcı izleri ise İlçe sınırları içindeki ünlü Ordu yoludur. Bu yol, Urartu krallığının Van Gölü kıyısındaki merkezi Tuşba'dan (Van İlinin eski ismi) başlayıp Cilo dağlarına değin uzanmaktadır. Gelyaşin ve Topuzava anıtları üzerinde Urartu dili ile yazılmış yazıtlar vardır ki; bu uygarlıkla ilgili en doğrudan bilgiler bu yazıtlardan elde edilmiştir. 126 Tarihi uygarlıklar olarak Hürriler, Medler, Persler ve Urartular buralarda hüküm sürmüşlerdir. Halen günümüzde Kral Darius un köyü olan Dara nın ilçe hudutları içinde bir höyük halinde kalıntısı mevcuttur. Kelyaşin ve Uluyol köyünde bulunan mezar taşı, steller ve Güçlü köyündeki koç şeklindeki taşlar Urartulara ait olup, yine Urartuların kültürel ve kutsal Musasır (Aldier) kentinin kalıntıları Kadıköy ; 23 Kasım 2005, 16:15 GMT

94 ve Büyükçiftlik arasında bulunan derav mevkiinde mevcuttur. İlçenin batısında Aviş deresi ağzında büyük bir kent ve kale kalıntıları bulunmaktadır. 127 I. Dünya savaşı sırasında Rusların işgaline uğrayan yöre, bu işgalden 1918 yılında kurtulmuştur. Eski adı Gever olan yöre 1936 yılında ilçe konumuna getirilmiş ve adı da Yüksekova olarak değiştirilmiştir. Boylamları 42º 10 ve 44º 50 doğu ile enlemleri 36º 57 ve 37º 48 kuzey arasında yer alan Yüksekova ilçesi, kuzeyde Van ili, kuzeydoğu ve doğuda İran, güneyde Şemdinli ilçesi, güneybatıda Irak devleti ve Çukurca ilçesi, batıda da merkez ilçe ile çevrilidir. İlin doğusunda yer alan ilçe toprakları, dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. İlçenin kuzeyini Mordağ (3087 m.), güney kesimini İkiyaka (Sat) Dağının batı bölümü, batısını da Cilo Dağı engebelendirir. Bu dağlar Güneydoğu Torosların uzantılarıdır. Ağrı Dağı ndan sonra Türkiye nin ikinci en yüksek noktası olan Uludoruk (Reşko tepesi) (4135 m.) ilçe sınırı yakınındadır. Diğer önemli yükselti ise Şemdinli ilçe sınırı yakınında yüksekliği 3711 metreye ulaşan Sat dağı dır. Hakkâri dağlarının doğu bölümünü oluşturan bu dağlık bölgenin yüksek kesimlerinde buzullar ve bunların oluşturduğu göller bulunmaktadır. 128 Yüksekova nın yüzölçümü 2291 kilometrekare olup Hakkâri iline uzaklığı 80 km dir. Etrafı dağlarla çevrili olan ilçenin rakımı 1950 m'dir, coğrafi yapı olarak iki kısma ayrılır. Ova kısmı dekardır. İkinci kısmı ise dağlık kısmıdır. Yüksekova ilçesi bir çöküntü alanıdır. Ovanın kenarında büyük Zap nehrinin bir kolu ; 23 Kasım 2005, 16:15 GMT ; 28 Kasım :40 GMT 89

95 Harita 2.1: Türkiye, Harita 2.2: Hakkari, Yüksekova Haritası Harita 2.3: Yüksekova, 90

96 olan Nehil çayı akmaktadır. 129 İlçe topraklarından kaynaklanan akarsuların büyük bölümü Dicle ırmağı aracılığı ile Basra Körfez ine ulaşmaktadır. En önemli akarsu kuzeybatıda doğal sınırı oluşturan büyük Zap suyudur. İlçenin doğusundan kaynaklanan Esendere ve Meşgan deresi de bazı küçük akarsularla birlikte İran da birleştikten sonra Urmiye Gölü ne ulaşır. Dağların yüksek kesimlerindeki en büyük göller Gelyano ve Bay gölleridir. İlçenin orta kesiminde ise Türkiye nin en büyük ve yüksek düzlüklerinden biri olan ve ilçeye adını veren Yüksekova yer almaktadır. 130 Yüksekova ilçesi Doğu Anadolu bölgesi iklim özelliklerini taşır. Dolayısıyla karasal iklim hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve karlı geçer. Karasal iklimin en belirgin özelliklerinden gece ile gündüz ve mevsimler arasındaki sıcaklık farkı fazla, yağış ise azdır. Orman örtüsü yok denecek kadar az olan ilçenin bitki örtüsü ise step karakteri taşır Yüksekova nın Sosyal Konumu Yüksekova da Sosyo-ekonomik Yapı Daha çok kalabalık aile yaşantısının görüldüğü Yüksekova da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun birçok yerleşim yerinde olduğu gibi, tarihi bir yaşantı olarak kabul edilen aşiret hayatı görülmektedir. Günümüz Yüksekova sında halkın sosyal yapısı halen aşiretçiliğe dayanmakta olup, ilçede Pinyanişi, Doskri, Diri, Oramar ve Ertoşi aşiretleri çoğunluğu teşkil etmektedir. 131 Türkiye nin bir kültürel mozaiği görünümünde olan Yüksekova, Türkiye ve bölgeye özgü kültürel özellikleri bünyesinde barındırmakla beraber, İran ve Irak devletlerine komşu olması da ilçenin ; 23 Kasım 2005, 16:15 GMT ; 28 Kasım :40 GMT ; 23 Kasım 2005, 16:15 GMT 91

97 kültürel çeşitliliğine zenginlik katmıştır. Ancak coğrafi yapının getirmiş olduğu bir takım olumsuzluklar nedeniyle, ülkemizin diğer yörelerinden farklı mesken durumundan, zoma (yayla) yaşantısına, evlenme adetlerinden, doğum ve ölüm adetlerine, aile yapısından aşiretsel yapıya, mahalli kıyafetlerinden beslenme şekli ve çeşitlerine kadar kendine özgü bir sosyal yapının içinde çok otantik güzellikler vardır. 132 İlçenin, deniz seviyesinden yaklaşık 1950 metre yüksekte olması, karasal iklimin hüküm sürmesi ve buna bağlı olarak kışların çok uzun ve sert geçmesi sonucunda zirai ürünlerin çeşitliliği de sınırlı düzeyde kalmaktadır. Bu itibarla, bölge halkının temel geçim kaynağını hayvancılık oluşturmaktadır. İşsizliğin yüksek olduğu ve daha çok küçük işletmelerin yoğunlaştığı ilçede, istihdam arttırıcı yatırımlarında sayısı yok denecek kadar azdır. İlçede şu an bir süt fabrikası, iki un fabrikası ve birde et entegre tesisi bulunmaktadır. İlçe sınırları içerisindeki Esendere beldesinde bulunan ve Türkiye nin İran a açılan sınır kapılarından biri olan Esendere Sınırı Kapısı birinci derecede sınır kapısıdır. Burada bulunan açık pazar sayesinde yapılan sınır ticareti yöre halkına, küçük çapta da olsa, iş olanakları sağlarken, bu imkân 1990 yılında kurulu bulunan ve İran devleti ile karşılıklı sınır ticareti yapılan açık pazarın kapanmasıyla ortadan kalkmıştır. Eskiden yoğun olan sınır ticareti, ürünlere getirilen kotalar nedeniyle yerini bavul ticaretine bırakmış. Bu nedenle ilçenin 40 km doğusundaki, İran a geçişi sağlayan Esendere sınır kapısı eskisi kadar yoğun değil. 133 Temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu Yüksekova da, bu durum son dönemlerde bölge halkının aleyhine dönmüştür. Çünkü coğrafi olarak ; 6 Aralık 2005, GMT 133 O.Ayman, Posta Kodu: Yüksekova, National Geographic, Sayı 48, İstanbul, 2005, s

98 tarıma pek elverişli olmayan ilçede geriye kalan en önemli geçim kaynağı olan hayvancılık, Doğu ve Güneydoğu bölgeleri nde baş gösteren terör ve şiddet olaylarından payına düşeni alarak çok büyük bir ekonomik zarara uğramıştır. Dahası, ilçe kırsalında güvenli yaşam koşullarının tehlikeye girmesiyle çok sayıda insan ilçe merkezine göç ederek, şehir nüfusunun normalden hızlı artmasına neden olmuştur. Yaşanan bu sorunlar beraberinde çok daha büyük sorunlar getirerek, kent yaşamı içerisinde silinmez izler bırakmıştır. Aniden göç etmek zorunda kalan insanlar, başta ilçe merkezi olmak üzere civar yörelere yerleşerek, buralarda zaten iyi bir gelişmişlik düzeyine sahip olmayan sosyo-ekonomik yapının iyice kötüleşmesine katkıda bulunmuşlardır. Bu bağlamda, ortaya çıkan sorunların başında, toplum yapısının bozulması, işsizlik, hızlı ve çarpık kentleşme, çevre ve altyapı sorunları, sağlık ve eğitim hizmetlerinin yetersiz kalması gelmektedir. Bu açıdan, son dönemlerde ilçede meydana gelen nüfus hareketleri doğurduğu sonuçları bakımından bir toplumsal vaka niteliğindedir. Yüksekova nın, son 15 yılda yaşamış olduğu gelişmeler, çoğunlukla olumsuz yönde seyreden bir değişim ve dönüşüm geçirmesiyle sonuçlanmış ve özellikle de ilçe kentleşmesine çok büyük bir hız kazandırmıştır Sosyo-ekonomik Göstergeler Açısından Yüksekova Gelişmiş, az gelişmiş bölge ayrımları yapılabildiği gibi, bu ayırım il ve ilçeler içinde söz konusu olmaktadır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik göstergelerine göre, il ve ilçeler 1. dereceden 6. derece ye kadar sıralanmaktadırlar. Bu açıdan ülkemiz; farklı gelişmişlik düzeylerinde altı ayrı ilçe grubuna ayrılmıştır. En gelişmiş birinci grupta 93

99 15, ikinci grupta 152, üçüncü grupta 309, dördüncü grupta 117, beşinci grupta 100 ve en az gelişmiş altıncı grupta ise 119 ilçe yer almaktadır. 134 Ortaya çıkan bu tablo, başka bir gerçekliğe de işaret etmektedir. Şöyle ki, en gelişmiş ilçeler grubunun, örneğin 1. ve 2. derece gelişmiş olanların, sosyo-ekonomik göstergeleri ya ülke ortalamasının üstünde ya da bu ortalamalara yakındır ve bu gruptaki ilçelerin ağırlıklı olarak gelişmiş bölgelere ait ilçeler olduğu görülmektedir. Örneğin, birinci derecede gelişmiş ilçeler grubu; Bu ilçeler sırasıyla; Bursa-Büyükşehir, Adana- Büyükşehir, Kocaeli-Körfez, Kocaeli-Gebze, İzmir-Aliağa, Antalya-Merkez, Eskişehir-Merkez, Gaziantep-Merkez, Denizli-Merkez, Konya-Büyükşehir, İstanbul- Büyükçekmece, Mersin-Merkez, Kayseri-Büyükşehir ve Tekirdağ-Çorlu İlçeleridir. 135 Görüldüğü gibi, bu ilçeler çoğunlukla, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini yansıtan endeks değerleriyle ülke ortalamasın üstünde ve ya ona yakın değerlere sahip olan bölgelerde bulunmaktadırlar. İlçeler açısından bu durum, sınırları içinde bulundukları bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ile yakından ilgilidir. Bu durum, benzer şekilde daha az gelişmiş bölgeler içinde geçerlidir. Örneğin, altıncı dereceden gelişmiş ilçeler grubunda yer alan ilçelerin coğrafi bölgeler itibariyle dağılımı incelendiğinde; Doğu Anadolu dan 51, Güneydoğu Anadolu dan 42, Karadeniz den 14, İç Anadolu dan 7 ve Akdeniz den 5 ilçe bulunduğu görülmektedir. 136 Dağılım incelendiğinde, en az gelişmiş ilçelerin çoğunluğu nun aynı şekilde az gelişmiş bölgeler de yoğunlaştığı görülmektedir. Keza, bu az gelişmiş bölgelerde, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine göre son sıralarda bulunmaktadırlar. Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu 134 B.Dincer, M.Özaslan, 2004, s B.Dincer, M.Özaslan, a.g.e., s B.Dincer, M.Özaslan, a.g.e., s

100 Bölgeleri sırasıyla -0,51335; -1,01123 ve -1,16236 luk endeks değerleriyle, 7 bölge içersinde, ve 7. sıraları paylaşmaktadırlar. Sonuç olarak, gelişmiş ilçe gruplarının yoğun olarak gelişmiş bölgelerde ve az gelişmiş ilçelerinde aynı gelişmişlik yapısına sahip olan bölgelerde yer almaları, bu bölgelerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerinin doğal bir sonucu olarak düşünülebilir. Yapılan bu genel değerlendirmelerden sonra, Yüksekova ilçesinin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyine bakmak hem konunun anlaşılması hem de az gelişmiş bir bölgede yer alması nedeniyle ilçenin sosyo-ekonomik konumu ortaya çıkarmak adına önemli olacaktır. Hakkâri iline bağlı olan Yüksekova ilçesi, sosyo-ekonomik göstergeler açısından az gelişmiş bir ilçe özelliğine sahiptir. Tablo 2.1: İlçelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sırası 872 İlçe İçinde Gelişmişlik Gelişmişlik İl İlçe Gelişmişlik Sırası Grubu Endeksi Hakkari Merkez ,55334 Hakkari Çukurca ,34776 Hakkari Yüksekova ,68513 Hakkari Şemdinli ,23625 Kaynak: DPT, İlçelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2004) Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı nın 2004 yılında yaptığı İlçelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması verilerine göre Yüksekova ilçesi, 872 ilçe içerisinde -0,68513 olan gelişmişlik endeks değeri ile 703. sıradadır. İlçe bu sıralama ile 5. derecede gelişmiş ilçeler grubuna girmektedir. Aynı şekilde Yüksekova nın da sınırları içerisinde bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi -1,16236 lık 95

101 gelişmişlik endeks değeri ile bölgelere sıralamasında en az gelişmiş bölge olarak 7. sırada yer almaktadır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini yansıtan değişkenler genel olarak incelendiğinde beşinci derecede gelişmiş ilçeler grubu, genellikle, ülke ortalamasının altında kalan ve altıncı derecede gelişmiş ilçelerden sonra en düşük değerlere sahip ilçeleri kapsamaktadır. Bu gruba giren ilçeler yoğunluklu olarak Orta ve İç Doğu Anadolu da yer almakla beraber tüm ülke coğrafyasına da dağılmış durumdadır. Beşinci derecede gelişmiş ilçeler grubu demografik ve sosyo-ekonomik göstergeler açısından benzer yapılarda olan ilçelerdir. Örneğin, beşinci derecede gelişmiş ilçeler grubu, % 36,40 lık şehirleşme oranı, % 73,70 lik nüfus bağımlılık oranı ve 6,1 lik hanehalkı büyüklüğü gibi bazı temel demografik göstergeler itibarıyla altıncı derecede gelişmiş ilçelerden sonra en düşük değerlere sahip ilçeleri kapsamaktadır. Bununla birlikte, bu grupta istihdamın sektörel dağılımında en önemli dilimi tarım sektörümde çalışanlar oluşturmaktadır. Tarım sektöründe istihdam edilenlerin oranının % 82 olduğu grupta, sanayi ve hizmetler sektörlerindeki istihdam oranları sırasıyla; %2 ve %16 dır. Benzer şekilde, ücretli çalışan ve işverenler oranları düşük seviyelerde bulunmaktadır. Ücretli çalışan ve işverenlerin toplam istihdam içindeki oranı sırasıyla; %15,8 ve %0,7 düzeyindedir. 137 Temel ekonomik faaliyetlerin sanayi ve hizmetler sektöründe gelişmediği bu ilçelerde orta ve büyük ölçekli imalat sanayi işyeri sayısı çok azdır. Söz konusu tesislerin büyük bir kısmı ise kamu sektörüne aittir. Grubun eğitim göstergeleri ülke ortalamasının oldukça gerisindedir. Grubun okuryazar nüfus oranı %77,64, okuryazar kadın nüfus oranı %67,27 ve üniversite ya da yüksek okul bitirenler oranı %3,6 dır. Aynı gösterge değerlerinin Türkiye 137 B.Dincer, M.Özaslan, 2004, s

102 ortalama değerleri ise sırasıyla; %85,30, %80,62 ve %9,07 dir. 138 Görüldüğü gibi, 5. derecede gelişmiş ilçeler grubu temel sosyo-ekonomik göstergeler bakımından genelde ülke ortalamasının altında bir düzeye sahiptirler. Bu gerçekten hareketle, 5. derecede gelişmiş ilçeler grubunu tanımlayan bu verileri desteklemek için Yüksekova ilçesini sosyo-ekonomik göstergeler açısından değerlendirmek yerinde olacaktır. Tablo 2.2: Sosyo-ekonomik Göstergeler SOSYO-EKONOMİK GÖSTERGELER İL: HAKKARİ Hakkari Merkez (1) Yüksekova (1) D.Anadolu (2) Türkiye (2) Nüfus (168) (125) Şehirleşme Oranı (%) 74,99 (60) 58,47 (197) 53,05 64,90 Nüfus Artış Hızı (Binde) 36,57 (62) 39,11 (51) 13,76 18,29 Nüfus Yoğunluğu 35 (572) 43 (477) Nüfus Bağımlılık Oranı 61,62 (107) 92,32 (65) * * Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü 7,19 (94) 8,41 (29) 6,27 4,50 Tarım Sektöründe Çalışanların Oranı(%) 40,21 (801) 59,05 (677) 66,41 48,38 Sanayi Sektöründe Çalışanların Oranı (%) 3,01 (526) 1,09 (797) 3,26 13,35 Hizmetler Sektöründe Çalışanların Or. (%) 56,78 (32) 39,86 (121) * * İşsizlik Oranı (%) 19,21 (13) 13,20 (63) * * Okur Yazar Oranı (%) 77,29 (726) 68,53 (814) 77,21 87,30 Bebek Ölüm Oranı (Binde) 53,79 (141) 56,23 (125) 53,36 43 Fert Başına Genel Bütçe Geliri (Bin TL) (342) (248) * * Vergi Gelirlerinin Ülke İçindeki Payı (%) 0,01997 (204) 0,00968 (327) * * Tarımsal Üretimin Ülke İçindeki Payı (%) 0,00365 (846) 0,05513 (445) * * Kaynak:(1)DPT, İlçelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2004) (2)DPT, İllerin ve Bölgelerin Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Sıralaması (2003) *Verilerin grafiksel değerleri olmadığından dikkate alınmamışlardır. Not: Parantez içindeki rakamlar ilçenin göstergeye göre 872 ilçe içindeki sırasını göstermektedir. Tablo 2.2 incelendiğinde Yüksekova ilçesinin sosyo-ekonomik göstergeler açısından az gelişmiş bir yapıya sahip olduğu söylenebilir Genel Nüfus Sayımı kesin sonuçlarına göre ilçenin toplam nüfusu kişi olarak tespit edilmiş ve nüfus artış hızı ise binde 39,11 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran %13,76 olan Doğu Anadolu ve % 18,29 olan ülke ortalamalarının çok üzerindedir. 138 B.Dincer, M.Özaslan, a.g.e., s

103 Yüksekova nın nüfus bağımlılık oranı % 92,32 ve ortalama hane halkı büyüklüğü ise %8,41 dir. İlçe bu ortalamalarla 872 ilçe arasında 65. ve 29. sıralarda yer almaktadır. Yüksekova nın şehirleşme oranı ise %58,47 dir ve en hızlı şehirleşen ilk 200 ilçe arasında yer almaktadır. Yüksekova %13,20 lik işsizlik oranıyla %10,5 olan ülke ortalamasından yüksek bir değere sahiptir. Yüksekova da istihdamın sektörel dağılımında en önemli dilimi tarım sektöründe çalışanlar oluşturmaktadır. Tarım sektöründe istihdam edilenlerin oranının %59,05 olduğu ilçede, sanayi ve hizmetler sektörlerindeki istihdam oranları sırasıyla; %1,09 ve %39,86 dır. Bu durum, ilçede temel ekonomik faaliyetlerin sanayi ve hizmetler sektöründe gelişmediğinin bir göstergesidir. Yüksekova tarım ağırlıklı bir ekonomiye sahip olmakla beraber, tarımsal verimliliğin düşük olduğu bir ilçedir. Yüksekova nın ülke tarımsal üretim değeri içindeki payı sadece %0,05513 seviyesindedir. Bu durum benzer şekilde 5. derece gelişmiş ilçelerin ortak bir özelliğidir. Yüksekova nın eğitim göstergeleri ülke ve Doğu Anadolu ortalamasının oldukça gerisindedir. Yüksekova nın okuryazar nüfus oranı % 68,53 dir. İlçe bu oranla 872 ilçe arasında 814. sırada bulunmaktadır. Okuryazar oranının ülke ve bölge ortalamaları ise sırasıyla; %77,21; %87,30 dur. Hakkâri genelinde eğitim seviyesinin düşük olması üniversite sınav sonuçlarına da yansımaktadır. Öğrenci Seçme Sınavı sonuçlarına göre Hakkâri devamlı şekilde son sıralarda yer almakta ve bu açıdan da sembol olarak görülmektedir. Sağlık göstergeleri açısından da düşük bir seviyeye sahip olan Yüksekova da mevcut verilere göre doğan her bin bebekten 56 sı ölmektedir. İlçe bu oranla 872 ilçe arasında 125. sıradadır. Aynı gösterge değerinin Hakkâri, Doğu Anadolu ve Türkiye 98

104 ortalamaları da sırasıyla; binde 53; 53 ve 43 tür. Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Çalışma Yıllığı (2004) verilerine göre Hakkâri de hekim sayısı 18 ve hekim başına düşen ortalama nüfus ise kişi olarak yüksek bir orandadır. 139 Eğitim hizmetlerinde ki yetersizlik açısından sembol olarak kabul edilen Hakkâri aynı şekilde temel sağlık hizmetlerinde de sembol olarak kabul edilmektedir. Ayrıca başta Hakkâri olmak üzere Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi sağlık personeli tercihinin en düşük yoğunlukta olduğu bölgelerdir. 140 Hakkâri ili ve ilçelerinin sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunların başında doktor sıkıntısı gelmektedir. TTB Halk Sağlığı Kolu 14. Gezici Eğitim Semineri Raporuna göre Hakkâri ili genelinde %30 40 oranında personelle sağlık hizmetleri verilmeye çalışılmaktadır. Hakkâri geneli için 170 pratisyen hekim kadrosu bulunmasına karşın, 30 pratisyen hekim bulunmaktadır. İl genelindeki 23 sağlık ocağından 9 u kapalıdır. Sağlık evlerinden yalnızca 2 si açıktır. İl merkezinde, Şemdinli de ve Yüksekova da toplam 11 uzman hekim ile 2. basamak tedavi hizmetleri sunulmaktadır. 141 İl genelinde uzman ve pratisyen hekim sıkıntısının yaşanmasında başta yaşama koşullarının zor olması, ücretlerin düşüklüğü, ulaşım, barınma ve il ve civar yörelerde yaşanan ve insan hayatını tehdit eden şiddet olaylarının yaşanması gösterilebilir. Yüksekova ilçesini sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi açısından tanımlayan değişkenlerinde gösterdiği gibi ilçe az gelişmiş bir yapıya sahiptir. İlçede doğurganlık oranının yüksek olmasına paralel olarak bebek ve genç nüfusu da fazladır. Doğu ve Güneydoğu Bölgelerindeki birçok yörede olduğu gibi ; 27 Eylül 2005, GMT 140 B.Dincer, M.Özaslan, T.Kavasoğlu, 2003, s ; 07 Kasım 2005, GMT 99

105 Yüksekova da da egemen olan feodal ve ataerkil yapı yüzünden kadınların toplumsal statüsü düşüktür. Çoğu kadın eğitimsizdir ve kendi isteği ile değil, ancak eşinin ya da babasının izni ile sağlık hizmetlerine ulaşabilmektedir. Bu durum bölgede doğurganlığın yüksek olmasının önemli bir nedenidir. Ayrıca fazla çocuk toplumsal gücü arttıran bir olgu olarak algılandığından doğurganlığı kontrol etme eğilimi düşüktür. 142 Yüksekova da istihdamın sektörel dağılımında en büyük paya tarım sektörünün sahip (%59,05) olmasına karşın tarımsal verimlilik düşüktür. Hizmetler sektöründen sonra en düşük paya sanayi sektörü sahiptir. Bu durum ilçede sanayi yatırımlarının yok denecek kadar az olduğunun bir göstergedir. ekonomik faaliyetlerin başında tarım ve hayvancılık gelmektedir. İlçede temel Ancak son dönemlerde tarım ve hayvancılığın fazla bir etkisi hissedilememektedir çünkü çatışma ortamı yüzünden bölgede hayvancılık ve tarım sektörleri sekteye uğramıştır. 143 Bir diğer ifadeyle coğrafi ve iklim şartlarının neden olduğu sınırlı zirai üretimden sonra en büyük geçim kaynağı olan hayvancılık Yüksekova ve bölgede yaşanan şiddet ve terör olaylarından olumsuz bir şekilde etkilenmiştir. Ortaya çıkan bu olumsuz gelişmeler bölgede bulunan diğer birçok yöreyi de benzer şekillerde etkilemiştir. Yüksekova ve kırsalında yaşanan terör ve şiddet olayları ve OHAL uygulamalarıyla halkın köylerini terk etmek zorunda kalması tarım ve hayvancılığın önemini yitirmesinde etkili olmuştur. Bu temel ekonomik faaliyetlerin ağırlığını yitirmesiyle birlikte, halkın geçim kaynağını başta köy koruculuğu olmak üzere, mazot, düşük yoğunlukta kalan sınır ticareti, seyyar satıcılık, işportacılık ve ilçenin ; 07 Kasım 2005, GMT 143 A.T.Aker ve Diğerleri, 2005, s

106 İran ve Irak devletlerine komşu olması münasebetiyle kaçakçılık faaliyetleri oluşturmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu da bazı mal ve ürünlerimizin normal dışı yollardan komşu ülkelere sokulduğu ve kaçak olarak buralara giren mallarımızın daha sonra Orta Doğu da pazarlandığı bilinen bir gerçektir. Bu şekilde ülkede gerek gümrüklerden geçmeden Türkiye ye giren ve gerek ülkemizden çıkan mal akımı önemli boyutlara ulaşmıştır. 144 İlçe ve civar yörelerde benzer faaliyetlerin sürdürülüyor olmasının bölgede iş imkânlarının az olması, özel sektör ve devlet yatırımlarının sınırlı düzeyde kalması, tarım ve hayvancılık sektörlerinin yaşanan olumsuz gelişmelerden ötürü cazibesini yitirmesi gibi nedenlerle yakından ilişkili olduğu söylenebilir. 144 M.Erkal, 1990, s

107 2. YÜKSEKOVA DA NÜFUS ve KENTLEŞME HAREKETLERİ 2.1. Yüksekova da Nüfus Hareketlerinin Kentleşme Üzerine Etkileri Devlet İstatistik Enstitüsü 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Yüksekova nın toplam nüfusu kişi olarak tespit edilmiştir. Yüksek bir doğurganlık oranına sahip olan Yüksekova, binde 39,11 lik doğurganlık hızıyla 872 ilçe arasında 51. sırada yer almaktadır. Yüksekova bu oranla Doğu Anadolu (binde 13,76) ve Türkiye (binde 18,29) ortalamalarının çok üstündedir. Yüksekova da son dönem nüfus hareketleri incelendiğinde nüfusun doğal nüfus artışının üstünde bir hızla arttığı görülmektedir. Bu durum bizi iç göç olgusuyla karşılaştırmaktadır. 145 Yüksekova nın, özellikle 1990 yılından sonra kendi kırsal alanı başta olmak üzere, komşu ilçe ve köylerden de yüksek oranlarda gerçekleşen göç hareketlerine maruz kalması nüfusunun çok hızlı artışlar göstermesine neden olmuştur. Büyük yoğunlukta gerçekleşen bu nüfus hareketlerinin temelinde ekonomik nedenlerle birlikte ağırlıklı olarak bölge genelinde yaşanan terör hadiseleri yatmaktadır. Bu gelişmeler Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan birçok yörede de benzer nedenlerden ötürü ortaya çıkmıştır. Örneğin, arasında dikkat çeken nüfus artışlarına Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun, Cizre, Silopi, Beytüşşebap, Suruç, Bismil ve Yüksekova gibi kentlerinde rastlanmıştır. Kırsal alanlardaki nüfusun yöredeki kentlere hızla akın etmesinin bölgedeki ekonomik ve siyasal gelişmelerle yakından ilgili bulunduğuna kuşku yoktur. 146 Yüksekova başta olmak üzere diğer bölge kentlerinde de gözlemlenen hızlı nüfus artışlarının temelinde aynı kentlerin kırsal alanlarından, komşu il, ilçe ve 145 R.Erkan, 2001, s R.Keleş, 2000, s

108 köylerden gerçekleşen ani ve zorunlu göçlerin olduğu söylenebilir örneğin Van a göçün çok büyük bir kısmı Hakkâri ilinin sınır köylerinden olmuştur. 147 Burada dikkate değer bir husus meydana gelen bu göç hareketlerinin 1980 li yılların ortalarından itibaren başlayan terör ve şiddet olaylarıyla birlikte hız kazanmasıdır. Sonuç olarak zaten mevcut nüfusu barındırmakta güçlük çeken bu kentler, yaşanan olağanüstü demografik hareketlilik sonucu bir anda, altından kalkmaları kendi imkânları dâhilinde olmayan iktisadi, sosyal, psikolojik ve güvenlik sorunları ile karşı karşıya kalmışlardır. 148 Bu gerçekten hareketle, aynı şekilde yoğun ve zorunlu bir göç e maruz kalan Yüksekova ilçesinin nüfus sayısındaki değişimleri ve kentleşmeye olan etkilerini incelemek konuya örnek olması açısından önem arz etmektedir. Bu açıdan D.İ.E. nin 1990 ve 2000 yıllarında yapmış olduğu Genel Nüfus Sayımı sonuçları, Yüksekova da yaşanan nüfus artışları hakkında bir fikir edinilmesini sağlayabilir. Çünkü yılları özellikle bölge kentleri ve kırsal alanlarında şiddet ve terör olaylarının had safhada olduğu ve OHAL uygulamalarının yürürlükte olduğu dönemlere denk gelmektedir. Yaşanan bu süreç sonucunda çok fazla sayıda insan kırsal alanlardaki yaşama alanlarını zorunlu bir şekilde terk ederek kendilerini en kolay monte olabilecekleri daha büyük ölçekli yerleşim alanlarına atmışlardır. 149 Çünkü Türkiye nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, arasındaki çatışmalı dönemde, bireylerin ve ailelerin istemleri dışında zorunlu bir göç süreci yaşanmıştır A.Bilgili, F.Aydoğan, C.Güngör, 1997, s A.Bilgili, F.Aydoğan, C.Güngör, a.g.e., s C.Bağcı, 2002, s A.T.Aker, 2005, s

109 Tablo 2.3: İl ve İlçelere Göre Nüfus ve Yıllık Nüfus Artış Hızı: Yüksekova 1990 Genel Nüfus Sayımı 2000 Genel Nüfus Sayımı HAKKARİ Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Merkez Çukurca Şemdinli Yüksekova TOPLAM Kaynak: DİE, Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçları (2000) Tablo 2.4: Yıllık Nüfus Artış Hızı (Binde) HAKKARİ Toplam Şehir Köy Merkez 36,57 64,81-18,70 Çukurca -56,39 36,13-137,44 Şemdinli 41,85 70,54 31,30 Yüksekova 39,11 72,43 5,54 TOPLAM 31,59 66,56-3,87 Kaynak: DİE, Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçları (2000) Tablo 2.3 den de görüleceği üzere, arasında Yüksekova nın kentsel nüfusunda önemli değişmeler meydana gelmiştir da nüfusunun yaklaşık olarak %41 i kentlerde, %59 uda köylerde yaşayan Yüksekova da bu durum geçen 10 yıllık süre içinde kentlerin lehine dönmüştür yılında yapılan Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçları na göre, 1990 da kişi olarak tespit edilen toplam nüfus, 2000 yılında a yükselmiştir. Bu dönemde toplam, kentsel ve köy nüfus artışlarıda sırasıyla binde 39,11; 72;43, 5.54 (tablo 2.4) olarak gerçekleşmiş ve kentsel nüfus köy nüfusunu geçmiştir. Yüksekova yaşamış olduğu demografik hareketliliği açısından bağlı bulunduğu il ve komşu ilçelerden fazla bir nüfus oranına sahiptir. Ayrıca %58,47 lik bir şehirleşme oranına sahip olan 104

110 Yüksekova, %53,05 olan Doğu Anadolu ortalamasının üstünde ama %64,90 olan ülke ortalamasının altında kalmaktadır. Yüksekova da meydana gelen demografik hareketliliğe ilişkin olarak ortaya çıkan diğer önemli bir gelişme ise arasında kırsal nüfusun azalması ve kentsel nüfusun artması ile ilgilidir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde de hatırlanacağı üzere, Doğu Anadolu Bölgesi nde bulunana kentlerin 1990 yılında kentlere nazaran fazla olan kırsal nüfuslarının, 2000 de kent nüfuslarında belirgin artışlar ve köy nüfuslarında ise azalışlar olarak ortaya çıkmasıdır. Bu nüfus hareketlerinin oluşmasında ve kentlere yönelmesinde bölgede yaşanan siyasi gelişmelerin etkili olduğu savunulabilir. Yüksekova da meydana gelen nüfus hareketliliği de yaşanan bu gelişmelerden kaynak almıştır döneminde, Yüksekova ve civar yörelerde çok şiddetli terör olayları yaşanmış ve günümüzde de düşük yoğunluklu olarak devam etmektedir. Bu siyasi gelişmelerin kentleşme hareketlerine neden olduğu söylenebilir. Çünkü yaşanan çatışmalar, kırsal alanlarda yaşayan nüfusta yaşam endişesi oluşturarak, bu nüfusun yerinden göç etmesine ve en yakında bulunan ve kıra göre biraz daha güvenli olan Yüksekova ya gelip yerleşmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu durum kentleşmeye neden olması açısından önemlidir. Bu açıdan, özellikle son dönemlerde Yüksekova ile birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan kentleşme hareketlerinin oluşmasında zorunlu göçlerin büyük rol oynadığı söylenebilir bir diğer ifadeyle siyasi nedenlerden kaynak alarak gerçekleşen ve literatürde de zorunlu göç olarak tabir edilen hareketler Doğu ve 105

111 Güneydoğu Anadolu Bölgeleri nde meydana gelen kentleşmenin önemli bir dinamiği niteliğindedir. Keza, Yüksekova örneği bu savı destekleyici niteliktedir. Artan hızlı nüfus karşısında mevcut kentsel altyapısı devre dışı kalan, sunulan toplumsal hizmetlerde yaşanan sıkıntıların katlanarak büyüdüğü Yüksekova bir cazibe merkezi olmamasına rağmen zorunlu olarak göç almaya devam etmiş ve bağlı bulunduğu il ve komşu ilçeler olan Şemdinli ve Çukurca dan da daha fazla büyümüştür. Bu göç beraberinde daha farklı sosyal problemler getirerek, kent içinde toplumsal gerilimi artırıcı bir rol oynamıştır. Yapılan gözlemler neticesinde, Yüksekova da mevcut yerleşik nüfusta kente sonradan gelenleri kabul etmeme tepkisi oluşmuştur. Bununla birlikte, Yüksekova gibi diğer bölge kentlerinin büyük bir çoğunluğu göç sonrası, işsizlik, ekonomik hayatın bozulması, sağlık sorunları ve sağlık altyapısının yetersiz kalması, psikolojik sorunlar, çalışan çocuklar sorunu, kültürel dejenerasyon, ahlaki sorunlar, yerel yönetimlerin eylem planı geliştirememesi, kentleşme ve çevre sorunları 151 gibi bir takım çok önemli sosyoekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Yüksekova ya yönelik olarak gerçekleşen göç hareketlerinin yaşanan toplumsal gerilimle birlikte kentleşmeye de olumsuz yönlerde etki etmiştir. Sağlıksız ve plansız kentleşme, çevrenin kirlenmesi bu olumsuz etkilerin başlıcalarıdır. Ayrıca, burada dikkate değer bir diğer önemli gözlem ise, ilçenin almış olduğu göç ani ve zorunlu olmasına rağmen, şehir merkezine gelen göçerlerin yerleşmek amacıyla seçtikleri yerler için hassas davranmaları ile ilgilidir. Göçerlerin yer seçiminde hassas davranmalarının altında yatan temel neden, Yüksekova ve çevresinde feodal yapı ve aşiretçiliğin hala devam etmesidir. Kırsal alanlarda yoğun olarak yaşanan terör ve 151 C.Bağcı, 2002, s

112 çatışma olaylarından kaçarak Yüksekova ya yerleşmek zorunda kalan göçerler genellikle kendi aşiret mensuplarının bulunduğu mahalleri seçmektedirler. Yüksekova da bulunan çoğu mahallenin aşiret isimleriyle anılması bu durum için bir örnek teşkil etmektedir döneminde büyük bir nüfus artış ile karşı karşıya kalan ve nüfus açısından bir önceki dönemle kıyaslanamayacak kadar büyüklüğe ulaşan Yüksekova nın aynı başarıyı ekonomik, sosyal ve fiziksel açıdan ne derece gerçekleştirebildiği ve kentleştiği ciddi bir soru işaretidir yılında başlayan ve döneminde tırmanışa geçen terör ve şiddet olayları neticesinde ani olarak gerçekleşen zorunlu göçlerden nasibini fazlasıyla alan Yüksekova kentleşme ve sosyo-ekonomik gelişmeler açısından bir ilerleme kaydedememiştir. 107

113 SONUÇ Dünyamızın nüfusu hız kesmeden artmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletlerin kestirimlerine göre, dünya nüfusu 2005 yılı itibariyle 6,5 milyara yaklaşmıştır. Yapılan araştırmalar dünya nüfusundaki artışların gelecek yıllarda da devam edeceğini göstermektedir. Öte yandan, Nüfusun hızla artmasına paralel olarak, kentleşme hareketlerinin de hız kazanması, çevrenin kirlenmesi, doğal kaynakların azalması açlık, yoksulluk, işsizlik, toplumsal ve siyasal olaylar gibi bir takım önemli problemler gündeme gelmektedir. Buda, gelecek nesillere bırakılması gereken dünya mirasını tehlikeye atmaktadır. Sanayi devrimi ile birlikte gözlemlenen kentlerde yaşama eğilimleri günümüzde öncesiyle kıyaslanamayacak kadar yüksek bir düzeye erişmiştir. Zamanla fabrikaların artışı, istihdam imkânları, sanayileşme çabaları, sanayileşmenin yoğun olduğu kent merkezlerine doğru nüfus hareketlerini ortaya çıkarmış ve bu gelişmeler sonraki dönemlerde de artarak devam etmiştir. Günümüzde çağdaş sanayileşme, teknoloji, ulaşım ve yönetim olanaklarının ürünü olarak görülen kentler cazibe merkezleri haline gelerek kırsal alanların önemini yitirmesine ve nüfuslarının da kent merkezlerine akmasına neden olmuştur. Kırsal alanlardan kentlere doğru yönelen yoğun nüfus hareketlerinin temelinde ekonomik, teknolojik, siyasal ve sosyo-psikolojik gibi nedenler rol oynamıştır. Büyük ve gelişmiş kent özeklerine yönelen nüfus hareketleri buralarda yoğun kentleşme hareketlerinin yaşanmasına sebep olmuştur. Soyo-ekonomik kalkınma hamlelerini yeterince yerine getiremeyen ülkelerde kentleşme olgusu ciddi bir sorun halini almıştır. Sonuçta plansız ve çarpık, altyapıdan yoksun kentler ortaya çıkmıştır.

114 Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan gelişmelerden ülkemizde etkilenmiştir. Türkiye nüfus büyüklüğü bakımından 227 ülke arasında 17. sırada bulunmakta ve toplam nüfusunun %64,90 nı kentlerde yaşamaktadır. Gelişmekte olan Türkiye 1950 lerden beri yoğun bir kentleşme süreci ile karşı karşıyadır. Türkiye de 1950 li yıllarla birlikte yaşanmaya başlanan toplumsal ve ekonomik değişim-dönüşüm süreci sonucunda kırsal alanlardan büyük kentlere doğru gerçekleşen yoğun iç göç hareketleri meydana gelmiştir. Tarımda üstün teknolojinin kullanılması tarımda çalışılmasına gereksinme duyulan insangücü miktarını azaltarak kırda çözülmelerle sonuçlanmıştır. Kırda yaşanan bu kopuşlar artan oranda bir nüfusu kent özeklerine çekerek, buralarda kentleşme hareketlerine hız kazandırmıştır. Ülkemizde sürekli göç alan ve sürekli göç veren bölgeler ayrımı söz konusudur. Az gelişmiş bölgelerden gelişmiş batı yörelerine doğru gerçekleşen ve temelinde sosyo-ekonomik nedenlerin bulunduğu nüfus hareketleri sonucunda kentleşme hareketleri hız kazanmaktadır. Ülke içinde meydana gelen ve genel olarak refahın bölgesel düzeyde dengesiz dağılımının bir sonucu olan göç olgusu, aynı zamanda bu dağılımın bozulmasını besleyen temel etmen durumundadır. Bu açıdan, özellikle az gelişmiş bölgelerde göçü durdurarak, bölgeler içerisinde seçilecek gelişme merkezlerine yönlendirilecek politikalar önemini korumaktadır. Ülkemizde az gelişmiş bölgelerin göç vermesinde en önemli faktör, bu bölgelerin sosyo-ekonomik açılardan geri kalmışlığıdır. Ancak özelikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri nde, 1980 li yılların ortalarından başlamak üzere, temelinde sosyo-ekonomik nedenlerden ağırlık olarak siyasal nedenlerin bulunduğu ve literatürde de zorunlu göç diye tabir edilen farklı bir nüfus hareketi olayı yaşanmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri nde tırmanan terör ve şiddet 109

115 olayları neticesinde çok fazla oranda bir nüfus kırsal alanlardan, başta bölge kentleri olmak üzere ülkenin diğer yörelerine ani bir şekilde göç etmek zorunda kalmış ve buralarda çok yoğun kentleşme sürecinin yaşanmasına neden olmuştur. Zaman içerisinde hızında değişiklikler yaşansada bölgede hala terör ve şiddetten kaynaklanan zorunlu göç hadiselerinin yaşandığı gözlemlenen bir gerçektir. Ortaya çıkan bu gelişmeler bölge kentlerinin nüfuslarının doğal artışlarından fazla artışlar göstermesine ve çok hızlı bir kentleşme süreci yaşamalarına neden olmaktadır. Öte taraftan mevcut nüfusu barındırmakta güçlük çeken bu kentler, yaşanan olağanüstü demografik hareketlilik sonucu bir anda, altından kalkmaları kendi imkanları dahilinde olmayan ekonomik, sosyo-psikolojik ve güvenlik sorunları ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Az Gelişmiş Bölgelerde Bölge İçi Nüfus Hareketlerinin Kentleşme Üzerine etkilerinin araştırıldığı tez çalışmasında, bölge, bölge türleri ve az gelişmiş bir bölge olan Doğu Anadolu Bölgesi nin ayrıntılı bir biçimde tanımlanması, nüfus hareketleri ve bu hareketlerin kentleşmeye olan etkisi, Türkiye ve Dünyadaki mevcut durum hakkında detaylı bilgiler verilerek kentleşme konusu incelenmiştir. Yapılan çalışma ile az gelişmiş bölgelerde bölge içi nüfus hareketlerinin kentleşmeye ne ölçüde etki ettiği Yüksekova ilçesinde meydana gelen nüfus hareketleri ve kentleşme ilişkisi çerçevesinde yapılan uygulamayla örneklendirilmiştir. Literatür taraması, alan çalışması sonuçlarıyla, bölge içi nüfus hareketleri ve kentleşme ilişkisi ve doğurduğu sonuçlar bütüncül bir yaklaşım içerisinde ele alınmıştır. Az gelişmiş bölgelerde bölge içi nüfus hareketlerinin kentleşmeye olan etkilerinde, hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı alan çalışması ile elde edilen bulgular ışığında yorumlanmıştır. 110

116 Varsayımlarımızın ne ölçüde doğrulandığına bakıldığında; 1) Türkiye de 1950 li yıllarla birlikte yaşanmaya başlanan toplumsal ve ekonomik değişim dönüşüm süreci sonucunda kırsal alanlardan kentlere doğru yoğun göç hareketleri yaşanmıştır. Konuyla ilgili birçok bilimsel araştırmanın da işaret ettiği gibi ekonomik nedenlerden kaynak alan bu yoğun göç hareketleri kırlarda bir çözülme ile sonuçlanmıştır. Tarımda makineleşmeyle birlikte çalışmasına gereksinme duyulan insangücünde azalmaların yaşanması, ücretlerin düşük olması, toprak dağılımındaki adaletsizlikler v.b. sorunlardan ötürü köylülük çözülme sürecine girmiştir. Bu ekonomik nedenli olgu bilinen bir gerçektir. Türkiye de gelişmiş yörelerin, iş bulma umudu, geleceği garanti altına alma kaygısı ve sosyo-ekonomik açılardan daha iyi yaşama arzusu taşıyan insanlarla dolmasına karşın kentlerin bu amaçlarla gelen insanların taleplerine cevap veremez durumda kalması, kent dokusunun bozulması, çevrenin kirlenmesi, toplumsal güvenliğin zedelenmesi, v.b. kırlarda yaşanan kopuşların beraberinde getirdiği sorunların başlıcalarıdır. Sosyo-ekonomik açılardan bölgesel dengesizliklerin bulunduğu Türkiye de, az gelişmiş bölgelerden gelişmiş bölgelere doğru gerçekleşen nüfus hareketlerinin halen devam ediyor olması, kentleşme sorunlarının güncelliğini yitirmeyeceğini göstermektedir. Köylülüğün çözülmesiyle birlikte hız kazanan nüfus hareketleri, gelişmiş bölgelerde kentleşme sorunlarına neden olmaya devam etmektedir. Ancak, son dönemlerde, gelişmiş bölgelerle birlikte az gelişmiş bölgelerde de kentleşme hareketlerinin hız kazandığı ve bu hareketlerin kentleşme sorunlarına neden olduğu gözlemlenmektedir. 111

117 Kuramsal olarak ortaya konan verilerinde işaret ettiği gibi kırsal alanların itici gelmesi buna karşın gelişmiş bölge kentlerinin sosyo-ekonomik açılardan çekiciliği, gelişmiş ve az gelişmiş bölgeler arasında bir nüfus akımına sebep olmaktadır. Genelde ekonomik nedenlerin öncelikli olduğu bu durumun aksine Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri gibi az gelişmiş yerlerde, özellikle 1980 li yıllarla birlikte başlayan şiddet ve terör olayları köylülüğün çözülme sürecini besleyen temel etmen niteliğindedir. Bir önceki dönemde az gelişmiş bölgelerde köylülüğün çözülme süreci ile birlikte hızlanan nüfus hareketlerinin temelinde sosyo-ekonomik nedenler ağırlıktayken, son dönem göçlerde, gene sosyo-ekonomik nedenlerle birlikte, siyasal nedenlerin de ağırlık kazandığı söylenebilir. Bu çözülmeyle birlikte hızlanan nüfus hareketleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri nde kentleşme hareketlerini hızlandırmıştır. Bölgelerde yaşanan bu gelişmeleri en iyi yansıtan yerlerden biri Yüksekova ilçesidir. Terör hadiselerinin yoğunlukta olmadığı dönemlerde küçük bir kasaba görünümünde olan Yüksekova, şiddet ve çatışmaların yoğunlaşmasından sonra hızla büyüyen bir kent görünümüne bürünmüştür yılında nüfusunun yarıdan fazlası köylerde yaşarken bu durum 2000 yılında kent merkezinin lehine dönmüştür (bkz. Tablo 2.3). Yüksekova ve yoğun olarak kırsal alanlarında yaşanan şiddet ve çatışma ortamı çok fazla sayıda nüfusu başta Yüksekova olmak üzere civar yörelere çekmiştir. Yapılan gözlemler sonucunda, ani ve hızlı bir şekilde artan nüfus karşısında hızlı bir kentleşme sürecine giren Yüksekova da aynı hızda kentleşme sorunları yaşanmaya başlamıştır. Belediye hizmetlerinin artan nüfus karşısında yetersiz kalması aynı şekilde teknik altyapının zayıflaması, çevre kirliliğinin artması, kentleşme hareketlerinin yoğunlaşması, bu yoğunlaşma ile birlikte kent görünümünün plansız ve çarpık bir hal alması 112

118 Yüksekova da gözlemlenen kentleşme sorunlarındandır. Sonuç olarak, elde edilen veriler konu ile ilgili olan hipotezimizin doğrulandığını göstermiştir. 2) Doğu Anadolu Bölgesi sosyo-ekonomik yapısı itibarıyla Türkiye nin en az gelişmiş bölgesi konumundadır. Çalışma kapsamında ortaya konan istatiski verilerde bu durumu destekler niteliktedir. Doğu Anadolu Bölgesi nin az gelişmişliği aynı şekilde bölge kentlerinin toplumsal ve ekonomik olarak geri kalmışlığıyla sonuçlanmıştır. Bununla birlikte, 1980 li yılların ortalarından itibaren başlayan ve günümüzde de düşük yoğunlukta devam eden şiddet ve terör olayları, bölge kentlerinin içinde bulunduğu olumsuz koşullara eklenerek bunların artmasına neden olmuştur. Kentsel gelişimleri zaten olumlu yönde seyretmeyen bölge kentleri, bölgedeki mevcut koşullardan kaynak alan nüfus hareketlerinden de olumsuz bir şekilde etkilenerek çarpık, plansız, altyapıdan yoksun, çevre kirlenmesinin yoğun olarak yaşandığı v.b. sorunlarla artan bir oranda mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Bu açıdan, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ile ülke ortalamasının çok altında kalan Doğu Anadolu Bölgesi nde yaşanan kentleşme sorunlarının iki temel nedenden kaynaklandığını söylemek yerinde olur. Bunlardan birincisi, bölgenin az gelişmiş yapısının meydana gelen kentleşme hareketlerini, özellikle iktisadi ve teknik açılardan, kontrol edebilecek kapasiteye sahip olmaması, ikincisi de bölgede yaşanan siyasi gelişmelerin neden olduğu büyük, ani ve zorunlu olarak tabir edilen göçlerin aynı yoğunlukta kentleşme hareketlerine neden olarak kentleşmeyi olumsuz etkilemesidir. Alan çalışmasına göre yapılan gözlemler neticesinde, Yüksekova da meydana gelen kentleşme hareketleri mevcut sosyo-ekonomik yapı ve siyasi gelişmelerden 113

119 olumsuz etkilenmiştir. Yüksekova da gözlemlenen ve kentleşme sorunlarına neden olan etmenlerin başında, ilçenin aşırı derecede göç alması gelmektedir. Ancak burada dikkate değer bir diğer önemli gözlem ise, ilçenin almış olduğu göç ani ve zorunlu olmasına rağmen, şehir merkezine gelen göçerlerin yerleşmek amacıyla seçtikleri yerler için hassas davranmaları ile ilgilidir. Göçerlerin yer seçiminde hassas davranmalarının altında yatan temel neden, Yüksekova ve çevresinde feodal yapı ve aşiretçiliğin hala devam etmesidir. Kırsal alanlarda yoğun olarak yaşanan terör ve çatışma olaylarından kaçarak Yüksekova ya yerleşmek zorunda kalan göçerler genellikle kendi aşiret mensuplarının bulunduğu mahalleri seçmektedirler. Yüksekova da bulunan çoğu mahallenin aşiret isimleriyle anılması bu durum için bir örnek teşkil etmektedir. Ani ve yoğun olarak gerçekleşen nüfus hareketlerine hazırlıksız yakalanan bölge kentlerinde kentleşme çok ciddi boyutlara varmıştır. Yüksekova da yapılan gözlemler neticesinde elde edilen verilerle kıyaslandığında, varsayımımızın büyük oranda desteklendiği görülmektedir. 3) Yüksekova da yapılan gözlemler sonucu elde edilen bulgularında gösterdiği gibi, kente sonradan göç etmek zorunda kalan nüfus ile mevcut nüfus arasında bir gerginlik yaşanmaktadır. Yerleşik nüfus, Yüksekova da özellikle kentleşme ile birlikte toplumsal sorunların yaşanmasında kente sonradan göç edenleri sorumlu tutmaktadırlar. Genellikle şehir merkezinde oturan ve çevreleri dışardan gelenlerin oluşturduğu yapılarla çevrilen yerli nüfus adeta kent merkezine sıkışıp kalmıştır. Yerli nüfustan birkaç kişi ile yapılan mülakatlar da, kentin çirkin ve çarpık görünmesinde, mevcut altyapının işlevini yitirmesi, çevrenin aşırı kirlenmesi, 114

120 hırsızlık, fuhuş, uyuşturucu bağımlılığı, haraç vb. olayların yaşanmasında kente sonradan göç edenler baş sorumlu olarak görülmektedirler. Yüksekova kırsal alanına nazaran feodal yapının ve aşiretçiliğin az yaşandığı bir mekândır fakat kente kırsal alanlardan gelenler aşırı aşiretçiliğe sahip kesimlerden oluşmakta ve kapalı bir sosyal yapıya sahip görünmektedirler. Bu açıdan, kentin yerleşik nüfusu ile göç edenler arasında sosyal diyaloğun kopukluğu gözlemlenen diğer bir gelişmedir. Yüksekova da yaşanan bu sorunlar yerleşik nüfusta dışarıdan gelenleri kabul etmeme tepkisini oluşturmaktadır. Sonuç olarak bu verilerle, hipotezimizin doğruluğu büyük oranda ispatlanmaktadır. 4) Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayalı olan kırsal kesim, Türkiye de tarihsel süreç içerisinde yaşana toplumsal ve ekonomik gelişmelerden etkilenerek bir çözülme dönemine girmiştir. Yaşanan bu gelişmelere, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri nde yaşanan terör, şiddet ve OHAL uygulamalarının da eklenmesiyle çok büyük oranlarda nüfus hareketleri yaşanmıştır. Az gelişmiş bölgelerden gelişmiş bölgelere ve hatta az gelişmiş bölgelerin kendi sınırları içerisinde yaşanan bu göç hareketleri çok önemli toplumsal sorunlara neden olmuştur. Gerek ekonomik, gerek siyasi nedenlerden kaynaklanan nüfus hareketleri büyük ve gelişmiş kentlere yönelerek, buralarda kentleşme hareketlerinin hız kazanmasına neden olmuştur. Bu hızlı devinim içerisine giren kentlerde çarpık yapılaşma ve gecekondulaşma, altyapı sorunları, sunulan toplumsal hizmetlere erişimde yaşanan sıkıntılar, işsizlik ve yoksulluk, köye özgü adet ve alışkanlıkların kente taşınması, toplumsal ve doğal çevrenin aşırı kentleşme karşısında zarar görmesi gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Alan araştırmasında da görüldüğü üzere, 115

121 Yüksekova ya doğru gerçekleşen yoğun nüfus hareketleri bir takım önemli sosyoekonomik sorunlara neden olmuştur. Yüksekova da yaşanan sorunların başında işsizlik gelmektedir çünkü temel ekonomik uğraşı tarım ve hayvancılık olan köylü nüfus kente yerleştiğinde bu faaliyetlerini sürdüremez hale gelmiştir. Kente tutunmaya çalışan bu nüfusun öncelikli ekonomik uğraşlarını işportacılık, hamallık, gündelik işler ve yasal olmayan kaçakçılık almaya başlamıştır. Yerli nüfusunun çoğunluğunu devlet kurumlarında çalışan ve küçük işletme sahiplerinin oluşturduğu Yüksekova ya sonradan göç etmek zorunda kalan kesimler çok büyük bir yoksulluk içerisinde yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu yoğun göç hareketleri sonrasında Yüksekova da başlayan hızlı kentleşme bazı tarım ve doğal alanların yerleşime açılmasına neden olmuştur. Ova kısmı dekar olan Yüksekova 1. derecede deprem bölgesidir. Uzmanların belirttiğine göre, Yüksekova ovasının yerleşime açılmaması gerekmektedir. Yapılan zemin etüdleri sonucunda ova tabanının yerleşim açısından çok zayıf olduğu ve yerleşmelere uygun olmadığı belirtilmiştir. Ancak bu deprem gerçeğine karşın ovalık alanda yapılaşma hareketleri devam etmektedir. Bu gelişmede öncekiler gibi, kentin aşırı nüfus almasından sonra başlamıştır. Bununla birlikte, Türkiye de sayılı ve korunması gereken kuş cennetleri arasında bulunan Yüksekova kuş cenneti ve nehil sazlıkları kurutularak yerleşime açılmış ve buranın ekolojik dengesini bozulmasına sebep olmuştur. Yüksekova ya ilişkin olarak yapılan bu gözlemler neticesinde elde edilen sonuçlar hipotezimizin doğruluğuyla örtüşmektedir. 5) Kuramsal açıdan, sanayileşme ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum 116

122 yapısında, artan oranda örgütleşme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim süreci şeklinde ifade edilen kentleşme, mevcut sosyo-ekonomik göstergeler açısından az gelişmiş bir bölge olan Doğu Anadolu Bölgesi nde gerçek anlamda gözlenememektedir. Bölgede nüfus doğal nüfus artışının ve ülke ortalamasının üzerinde artmakta, bölge kentleri çok büyük oranlarda göç almakta, kentlerin mevcut ekonomileri artan taleplere cevap verememektedir. Bölge kentlerinin büyüdüğü bir gerçektir ama bu büyüme daha çok plansız bir şekilde gerçekleşmektedir. Kente göç edenler kent ekonomisine dahil olamamaktadırlar. Bunun yanı sıra, kentlere can güvenliğinden ötürü ani ve zorunlu olarak gelen nüfusta kente özgü değişiklikler gelişmemekte ve daha çok köy yaşantı tarzı sürdürülmeye çalışılmaktadır. Nüfus artış hızının düşürülerek istenilen seviyelere çekilemediği bölgede yaşanan iç göçlerde bu artışlara çok fazla oranda katkı sağlamaktadır. Kentlerin plansız ve kontrolsüz göç almaları, buralarda tüm sosyo-ekonomik dengeleri derinden sarsarak kentleşme sürecinin olumsuz yönlerde seyretmesine neden olmuş ve zaten zayıf olan kentsel altyapılarında işlevini yitirmesine neden olmuştur. Sonuç olarak, kentleşme süreci ile birlikte ortaya çıkan ve kente özgü olan değişikliklerle ilgili olan savımız, bölgede yaşanan bu olumsuzluklardan ötürü gerçek anlamını bulamamıştır. 117

123 ÖNERİLER 1) Ülke içinde meydana gelen ve genel olarak refahın bölgesel düzeyde dengesiz dağılımının bir sonucu olan göç olgusu, aynı zamanda bu dağılımın bozulmasını besleyen temel etmen durumundadır. Bu açıdan, özellikle az gelişmiş bölgelerde göçü durdurarak, bölgeler içerisinde seçilecek gelişme merkezlerine yönlendirilecek politikalar önemini korumaktadır ve bunun için acil önlemler alınmalıdır. 2) Hızla artan nüfus karşısında kentsel gelişimlerine yön veremeyen ve hatta mevcut nüfuslarını bile barındıramayan, kentsel altyapıları zayıf olan ve bu problemlerin altından kalkmaları kendi imkânları dâhilinde olmayan bölge kentlerine ve yerel yönetimlerine gerekli destekler ivedilikle sağlanmalıdır. 3) Türkiye nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde, 1980 li yılların ortalarında başlayan çatışmalı dönemde, bireylerin ve ailelerin istemleri dışında zorunlu bir göç süreci yaşanmıştır. Bu göçlerin yarattığı toplumsal, ekonomik, siyasi, psikolojik ve sağlıkla ilgili sorunlar, aradan uzun zaman geçmesine rağmen hala çözülebilmiş değil. Bu sorunların ortadan kaldırılması ya da en aza indirgenmesi için ilgili tüm aktörlerin çözüm için katkı sunması gerekmektedir. 4) Bölgenin yoksulluğu, toplumsal ve kültürel alanlarda geri kalmışlığı ülke içinde sağlık hizmetlerinin adil dağılımını da engellemiş durumdadır dolayısıyla sağlık hizmetlerinden yararlanmak konusunda bir adaletsizlik mevcuttur. Bu durum bölgede yaşayan insanları ülkenin en dezavantajlı vatandaşları konumuna getiriyor. Bu eşitsizlik, üretilecek olan merkezi politikalarla aşılmalı ve bölge sağlık hizmetlerini yerine getiren personeller açısından cazip kılınmalıdır. 118

124 5) Bölgeye yönelik olarak gerçekleşecek sosyo-ekonomik politikalara acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Bu politikaların temelinde de istihdamı arttırıcı ve tarımsal ekonomiyi canlandırıcı yatırımların önünü açarak desteklenmesi yoluyla iş imkânları yaratılması, eğitim ve özellikle de kız çocuklarının eğitimi bulunmalıdır. 6) Zorunlu göçler sonrası kentlere gelerek buralarda yaşayan göçerler için istihdamı arttırıcı ve toplumsal hayata uyumu kolaylaştırıcı politikalar geliştirilmelidir. Bu açıdan, özellikle kadınların ve çalışan çocukların eğitim ihtiyacını gidermek için kaynaklar ayrılmalıdır. 7) Özellikle az gelişmiş bölgelerde yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin ve diğer ilgili aktörlerin katılımlarıyla birlikte kentlileşme ve çevre bilinci oluşturulmalı, bu amaçla bölgede yaşayanlara yönelik olarak eğitimler, bilgilendirme seminerleri, çalıştaylar, v.b. düzenlenmelidir. Literatür ve alan çalışması sonucu elde edilen veriler, gelişmiş bölgelerle birlikte az gelişmiş bölgelerin de kırsal alanlardan göç alamaya devam ettiğini ve bununla birlikte göç alan ve göç veren bölgeler ayrımının söz konusu olduğu, OHAL bölgelerinde, büyük ölçüde zorunlu göç tanımına giren nüfus hareketleri sonucu bölge kentlerinin toplumsal yapısının değiştiği ve bu demografik hareketliliğin kent merkezlerinde korkunç rakamlara ulaşarak çok önemli sosyo-ekonomik problemlere neden olduğu, çarpık, plansız ve altyapıdan yoksun kentlerin sayısının arttığı, çevrenin kirlendiği çevre konusunda duyarsızlığın sürdüğünü, istihdam ve ekonominin gelişmesi gibi konularda kentsel beklentilerin cevaplanamadığı, sonuç olarak kentleşmenin dinamiklerinden biri olan nüfus hareketlerinin kentleşmeyi olumsuz etkilediği görülmüştür. 119

125 Az Gelişmiş Bölgelerde Bölge İçi Nüfus Hareketlerinin Kentleşme Üzerine Etkileri: Yüksekova Örneği adlı tez çalışmasıyla, bu alandaki bilimsel çalışmalara bir katkı sağlanarak, gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalara önemli bir basamak oluşturulmaktadır. 120

126 ÖZET Tezin konusu Türkiye de yaşanan önemli problemlerden biri olan çarpık kentleşmenin incelenmesidir. Az gelişmiş bölgelerdeki nüfus hareketleri ve sosyoekonomik etkenler çerçevesindeki inceleme de Yüksekova örneği seçilmiştir. Bu örnek diğer az gelişmiş bölgelerden bazı yönleriyle ayrılır. Bu tez çalışmasında nüfusun azalması yerine artması ve bölgedeki sosyal yapının da katı kurallar içinde birbirinden keskin sınırlarla ayrılması gözlemlemiştir. Literatür taraması, alan çalışması sonuçlarıyla, bölge içi nüfus hareketleri ve kentleşme ilişkisi ve doğurduğu sonuçlar bütüncül bir yaklaşım içerisinde ele alınmıştır. Az gelişmiş bölgelerde bölge içi nüfus hareketlerinin kentleşmeye olan etkilerinde, hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı alan çalışması ile elde edilen bulgular ışığında yorumlanmıştır. Çeşitli nedenlerden kaynaklanan nüfus hareketleri büyük kentlere yönelerek, buralarda kentleşme hareketlerinin hız kazanmasına neden olmuştur. Bu hızlı devinim içerisine giren kentlerde çarpık yapılaşma, altyapı sorunları, işsizlik ve yoksulluk, toplumsal ve doğal çevrenin aşırı kentleşme karşısında zarar görmesi gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Alan araştırmasında da görüldüğü üzere, Yüksekova ya doğru gerçekleşen yoğun nüfus hareketleri bir takım önemli sosyo-ekonomik sorunlara neden olmuştur. Veriler, gelişmiş bölgelerle birlikte az gelişmiş bölgelerin de kırsal alanlardan göç alamaya devam ettiğini ve bununla birlikte göç alan ve göç veren bölgeler ayrımının söz konusu olduğu, büyük ölçüde de zorunlu göç hareketleri sonucu bölge kentlerinin toplumsal yapısının değiştiği saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, demografik hareketlerin kent merkezlerinde korkunç rakamlara ulaşarak önemli sosyo-ekonomik problemlere neden olduğu, çarpık, plansız ve altyapıdan

127 yoksun kentlerinin sayısının arttığı, çevrenin kirlendiği çevre konusunda duyarsızlığın sürdüğünü, istihdam ve ekonominin gelişmesi gibi konularda kentsel beklentilerin cevaplanamadığı, sonuç olarak kentleşmenin dinamiklerinden biri olan nüfus hareketlerinin kentleşmeyi olumsuz etkilediği sonucuna ulaşmıştır. 122

128 ABSTRACT The intent of this thesis is to analyze an important problem in Turkey: the unplanned urbanization movement. The district center of Yüksekova was chosen as an example to analyze this urbanization movement from a socioeconomic point of view in an underdeveloped region in Turkey. This example differs from other underdeveloped regions with certain facets. The literature review was undertaken with an emphasis on these facets such as movements of population from one place to another within a region. The affects of this rapid change effectively analyzed in light of the findings done in this study. The population movements towards larger towns and cities gained speed and momentum due to differing reasons of rapid urbanization. These population movements have caused irregular and unplanned rapid urbanization in the cities and towns. In parallel with this, many problems such as environmental issues, poverty, infrastructure and unemployment rapidly increased. As it is presented in the field work of this thesis, the rapid population movement towards Yüksekova brought many socio-economic problems as well. The findings have shown that the developed and underdeveloped regions receive immigration from the rural areas and thus this movements of population, whether forced or not, change the make up of the cities in the regions. As a result of this, the study shows that the demographic movements towards city centers have risen to high numbers and thus causes important socio-economic problems, infrastructure, sanitary and environmental problems, and high levels of unemployment. Again, as a result, the study reached the conclusion that the dynamics of this urbanization have definite negative affects on cities. 123

129 KAYNAKÇA AKGÜR, Zeynep, Türkiye de Kırsal Kesimden Kente Göç ve Bölgelerarası Dengesizlik ( ), T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, AKER, A.Tamer ve Diğerleri, Türkiye de Ülke İçinde Yerinden Edilme Sorunu: Tespitler ve Çözüm Önerileri, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı Yayını, İstanbul, AYMAN, Oya, Posta Kodu: Yüksekova, National Geographic Türkiye, Sayı no: 48, İstanbul, 2005, s BAĞCI, Cahit, Zorunlu Göç, Kentsel Yaşam ve Geriye Dönüş: OHAL Sürecinde Bir Toplumsal Hareketlilik ve Yoksullaşma Olgusu Üzerine Sosyolojik Değerlendirmeler- Van Örneği, Yoksulluk, Kent Yoksulluğu ve Planlama, TMMOB Şehir Plancıları Odası Yayını, Ankara, 2002, s BAŞBAKANLIK AİLE ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞI, Doğu ve Güneydoğu Anadolu dan Terör Nedeniyle Göçeden Ailelerin Sorunları, T.C. Aile Araştırma Kurumu Yayını, Ankara, BAYRAMOĞLU, Sonay, Türkiye de Bölgesel Politikaların Gelişimi, Derleyen: Menaf Turan, Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?, 1. Baskı, Paragraf Yayınevi, Ankara, 2005, s BİLGİLİ, Ahmet, Aydoğan Feramuz, Güngör Celil, Zorunlu Göç Olgusunun Sosyolojik Çözümlemesi, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi - Toplum ve Göç, DİE Yayınları, Ankara, ÇAMUR, K.Cihangir, Gümüş, Özge, İstatistiki Bölge Birimleri (NUTS SİSTEMİ), Derleyen: Menaf Turan, Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?, 1.Baskı, Paragraf Yayınevi, Ankara, 2005, s

130 SAYIN, Deniz, Hizmette Yerellik ve Bölgecilik, Derleyen: Menaf Turan, Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?, 1. Baskı, Paragraf Yayınevi, Ankara, 2005, s DİNÇER, Bülent, Kavasoğlu, Taner, Özaslan, Metin, İllerin ve Bölgelerin Sosyo- Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması, DPT Yayınları, Ankara, DİNÇER, Bülent, Özaslan, Metin, İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması, DPT Yayınları, Ankara, DİE, Türkiye İstatistik Yıllığı 2004, DİE Yayınları, Ankara, DPT, Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ( ), Başbakanlık Basımevi, Ankara, DPT, Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı, Yayın No: 2114, Başbakanlık Basımevi, Ankara, DPT, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ( ), DPT Yayınları, Ankara, DPT, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ( ), DPT Yayınları, Ankara, DPT, İller ve Bölgeler İtibariyle Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki Gelişmeler ( ), DPT Yayınları, Ankara, DPT, Nüfus, Demografi Yapısı, Göç Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT Yayınları, Ankara, ERKAL, Mustafa, Bölge Açısından Az Gelişmişlik 101 Soru 101 Cevap, Boğaziçi Yayınları, İstanbul,

131 ERKAN, Rüstem, GAP Bölgesi nde Nüfus Hareketleri ve Göç, GAP Yöresi nde Nüfus, Çevre ve Kalkınma Konferansı, Türkiye Çevre Vakfı Yayını, Ankara, 2001, s GÖKTÜRK, Atilla, Zorunlu Göç ve Bir Kent: Diyarbakır, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi - Toplum ve Göç, DİE Yayınları, Ankara, s GÜLSEVEN, Yeşim, Kalkınmada Öncelikli Yöreler: Hakkari İl Profili, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Yayını, Ankara, GÜNDEM, Mehmet, İstanbul daki Anadolu, Milliyet Gazetesi, 26 Aralık, 2005, s. 15. İÇDUYGU, Ahmet, Ünalan, Turgay, Türkiye de İç Göç; Sorunsal Alanları ve Araştırma Yöntemleri, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, KARTAL, Kemal, Ekonomik ve Sosyal Yönleriyle Türkiye de Kentlileşme, Adım Yayınları, Ankara, KELEŞ, Ruşen, Kent ve Siyaset Üzerine Yazılar, Kent Basımevi, İstanbul,1993. KELEŞ, Ruşen, Kentbilim Terimleri Sözlüğü, Gözden Geçirilmiş 2. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, KELEŞ, Ruşen, İç Göç ve Çevre, Türk Çevre Vakfı Yayını, Ankara, KELEŞ, Ruşen, Hamamcı, Can, Çevrebilim, 4. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara,1998. KELEŞ, Ruşen, Kentleşme Politikası, 5. baskı, İmge Kitabevi, Ankara,

132 MENGİ, Ayşegül, Algan Nesrin, Küreselleşme ve Yerelleşme Çağında Bölgesel Sürdürülebilir Gelişme: AB ve Türkiye Örneği, 1. Baskı, Siyasal Kitabevi, Ankara, MİLLİ GÜVENLİK KURULU, Türkiye de Bölge Planlamasının Evreleri, M.G.K. Genel Sekreterliği Yayını, Ankara, ÖZCAN, Yusuf Ziya, İç Göçün Tanımı ve Verileri ile İlgili Bazı Sorunlar, Türkiye de İç Göç; Sorunsal Alanları ve Araştırma Yöntemleri, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, s ÖZDEMİR, Kerim, Türkiye de Kırsal Sanayinin Kentlere Olan Göçler Üzerine Etkisi, Kentsel Ekonomik Araştırmalar Sempozyumu, Cilt II, DPT Yayınları, Ankara, 2004, s ÖZER, İnan, Kentsel Ekonomik Araştırmalar Üzerine Sosyolik Bir Değerlendirme, Kentsel Ekonomik Araştırmalar Sempozyumu, Cilt II, DPT Yayınları, Ankara, 2004, s PEKER, Mümtaz, Önen, Engin, Balkız, Bekir, Göç, Kentleşme Sorunları ve Yerel Siyaset: Yeni Eğilimler Yeni Yaklaşımlar, Saray Kitabevleri, İzmir, SÖNMEZ, Mustafa, Bölgesel Eşitsizlik, Alan Yayıncılık, İstanbul, TOROS, Aykut, Ulusoy, Mahir, Ergöçmen, Banu, Ulusal Çevre Eylem Planı, DPT Yayınları, Ankara, ÜSTEL, Füsun, Zorunlu İç Göç Sonrası Köye Dönüş: Ön Rapor, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı Yayını, İstanbul, VERGİN, Nur, İstanbul daki Anadolu, Milliyet Gazetesi, 26 Aralık, 2005, s

133 YEDİKARDEŞLER, Güzin, Bölge Ayrımı ve Enstitümüzde Kullanılan Beş Bölge Ayrımının Değerlendirilmesi, DİE Yayınları, Ankara, ÇEVİRİMİÇİ KAYNAKLAR < < < < < < < < < < < < < < < < < < < 128

SANAYİNİN KÂRLILIK ORANLARI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALDI

SANAYİNİN KÂRLILIK ORANLARI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALDI SANAYİNİN KÂRLILIK ORANLARI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALDI 23 Kasım 2013 Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), hazırladığı araştırmaya dayalı olarak aşağıdaki görüşleri bildirdi: 2001 Krizi sonrasında

Detaylı

AFET YÖNETİMİ. Harita 13 - Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası. Kaynak: AFAD, Deprem Dairesi Başkanlığı. AFYONKARAHİSAR 2015

AFET YÖNETİMİ. Harita 13 - Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası. Kaynak: AFAD, Deprem Dairesi Başkanlığı. AFYONKARAHİSAR 2015 AFET YÖNETİMİ Afyonkarahisar il merkezi 2. derece deprem bölgesi olmakla birlikte ilin önemli bir kısmı 1. derece deprem bölgesinde yer almaktadır. Afyonkarahisar ve çevresini etkileyen tektonik sistemler;

Detaylı

Soma Belediye Başkanlığı. Birleşme Raporu

Soma Belediye Başkanlığı. Birleşme Raporu Soma Belediye Başkanlığı Birleşme Raporu 2012 i GİRİŞ 1 MEVZUAT 2 2 SOMA NIN NÜFUSU 3 SOMA-TURGUTALP ARASINDAKİ MESAFE 4 GENEL İMAR DURUMU 5 TEMEL ALT YAPI HİZMETLERİ 8 DİĞER HUSUSLAR 13 25. Coğrafi Durum;

Detaylı

-Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma onuncu kez gerçekleştirilmiştir.

-Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma onuncu kez gerçekleştirilmiştir. Bursa nın 25 Büyük Firması araştırması; -Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma onuncu kez gerçekleştirilmiştir. -Bu çalışma Bursa il genelinde yapılmış,

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU I TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Adem AKYOL tarafından hazırlanan Denizli İli Honaz İlçesinde

Detaylı

ĐHRACAT AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Metin Taş

ĐHRACAT AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Metin Taş 1 ĐHRACAT AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Metin Taş Gazi Üniversitesi Arş. Gör. Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1- Giriş Bir ülke ekonomisine ilişkin değerlendirme yapılırken kullanılabilecek ölçütlerden birisi

Detaylı

KATEGORİSEL VERİ ANALİZİ (χ 2 testi)

KATEGORİSEL VERİ ANALİZİ (χ 2 testi) KATEGORİSEL VERİ ANALİZİ (χ 2 testi) 1 Giriş.. Değişkenleri nitel ve nicel değişkenler olarak iki kısımda inceleyebiliriz. Şimdiye kadar hep nicel değişkenler için hesaplamalar ve testler yaptık. Fakat

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

EKONOMİK GELİŞMELER Haziran - 2011

EKONOMİK GELİŞMELER Haziran - 2011 EKONOMİK GELİŞMELER Haziran - 2011 AR-GE MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE ESNAF VE SANATKARLARI KONFEDERASYONU İÇİNDEKİLER... 1 GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA (GSYH)... 2 İSTİHDAM - İŞSİZLİK VE İŞGÜCÜ HAREKETLERİ.. 2 İTHALAT

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

TEMEL İSTATİSTİK KAVRAMLAR

TEMEL İSTATİSTİK KAVRAMLAR TEMEL İSTATİSTİK KAVRAMLAR Y.Doç.Dr. İbrahim Turan Mart 2011 İSTATİSTİK NEDİR? Bir olay veya olguyu sayısal verilere dayanarak açıklamaktır. Metod Olarak İstatistik: İstatistiğe konu olabilen olaylara

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Faaliyet Alanları. 22 Aralık 2014. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü

Faaliyet Alanları. 22 Aralık 2014. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 22 Aralık 214 Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 214 eğitim yılında doldurulmuş olan Bölümü Değerlendirme Anket Formları Raporu. Öğrencilerin staj yaptıkları firmaların doldurduğu

Detaylı

BISTEP nedir? BISTEP ne yapar?

BISTEP nedir? BISTEP ne yapar? BISTEP nedir? BISTEP, şirketlerin kurumsallaşma sürecine destek olmak amacıyla Borsa İstanbul ve Koç Üniversitesi tarafından tasarlanmış bir programdır. Program, şirketlerin kurumsallaşma basamaklarını

Detaylı

Daha Ne Kadar Sessiz Kalacaksınız?

Daha Ne Kadar Sessiz Kalacaksınız? Daha Ne Kadar Sessiz Kalacaksınız? 3 Eylül 2015 tarihinde Roman Hakları Derneği Başkanı Yücel TUTAL ve İzmir Çağdaş Romanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Halit KESER ile birlikte Bayındır

Detaylı

Dünya Turizm Organizasyonu 2011 Turizminin Öne Çıkanları

Dünya Turizm Organizasyonu 2011 Turizminin Öne Çıkanları Dünya Turizm Organizasyonu 2011 Turizminin Öne Çıkanları Uluslar arası Turizm Gelirleri 2011 yılının uluslararası turizm gelirleri, 1.030 milyar Amerikan dolarına ulaştı. Geçen sene bu rakam 927 milyar

Detaylı

BEBE GİYİM SEKTÖRÜ SINIFLANDIRMA

BEBE GİYİM SEKTÖRÜ SINIFLANDIRMA BEBE GİYİM SEKTÖRÜ SINIFLANDIRMA Bu sektör raporu kapsamına giren ürünler Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon (GTİP) sınıflandırmasına göre 6111 ve 6209 nolu fasıllarda yer almaktadır. TÜRKİYE'DE ÜRETİM

Detaylı

İhtiyacınız, tüm sisteminizin kurumsallaşmasını sağlayacak bir kalite modeli ise

İhtiyacınız, tüm sisteminizin kurumsallaşmasını sağlayacak bir kalite modeli ise EFQM MÜKEMMELLİK MODELİ Ve ÖZDEĞERLENDİRME İhtiyacınız, tüm sisteminizin kurumsallaşmasını sağlayacak bir kalite modeli ise 1 EFQM Mükemmellik Modeli toplamı 100 puan eden 9 ana kriter üzerine kurulmuştur.

Detaylı

MESS ALTIN ELDİVEN İSG YARIŞMASI BAŞVURU VE DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ

MESS ALTIN ELDİVEN İSG YARIŞMASI BAŞVURU VE DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ MESS ALTIN ELDİVEN İSG YARIŞMASI BAŞVURU VE DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ MESS üyelerinde iş kazaları genellikle organlara göre el parmakları, el bilekleri ve ellerde; iki nesne arasında sıkışma ve bir nesnenin

Detaylı

Bölüm 6 Tarımsal Finansman

Bölüm 6 Tarımsal Finansman Bölüm 6 Tarımsal Finansman 1. Tarımsal Finansman 2. Tarımsal Krediler İçerik 1 FİNANSMAN VE FONKSİYONLARI İşletmelerin öz varlıklarını güçlendirmek olan finansman önceleri sadece sermaye temini olarak

Detaylı

Her derecede yönetici aslında karar (lar) veren ve bunları uygulayan/uygulatan kişidir. Karar vermek birden çok seçenekten birini uygulamak demektir.

Her derecede yönetici aslında karar (lar) veren ve bunları uygulayan/uygulatan kişidir. Karar vermek birden çok seçenekten birini uygulamak demektir. SAĞLIK HİZMETLERİ YÖNETİMİ DERS 3: YÖNETİM SÜREÇLERİ P. ŞENEL TEKİN-AÜ SHMYO 1 Her derecede yönetici aslında karar (lar) veren ve bunları uygulayan/uygulatan kişidir. Karar vermek birden çok seçenekten

Detaylı

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 Attila Hancıoğlu ve İlknur Yüksel Alyanak Sağlık programlarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve ileriye yönelik politikaların belirlenmesi açısından neonatal, post-neonatal

Detaylı

CSD-OS İşletim Sistemi Projesi - Fonksiyon Açıklama Standardı

CSD-OS İşletim Sistemi Projesi - Fonksiyon Açıklama Standardı CSD-OS İşletim Sistemi Projesi - Fonksiyon Açıklama Standardı C ve Sistem Programcıları Derneği Kasım 2002 İçindekiler: 1 -GIRIŞ 3 1.1.NEDEN STANDARTLARA IHTIYACIMIZ VAR? 3 2 -İMLA VE YAZIM 3 2.1.TÜRKÇE

Detaylı

Görsel Tasarım İlkelerinin BÖTE Bölümü Öğrencileri Tarafından Değerlendirilmesi

Görsel Tasarım İlkelerinin BÖTE Bölümü Öğrencileri Tarafından Değerlendirilmesi Görsel Tasarım İlkelerinin BÖTE Bölümü Öğrencileri Tarafından Değerlendirilmesi Cahit CENGİZHAN Duygu ATEŞ Öğretim Görevlisi Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri

Detaylı

Amaç Günümüzde birçok alanda kullanılmakta olan belirtisiz (Fuzzy) kümelerin ve belirtisiz istatistiğin matematik kaygısı ve tutumun belirlenmesinde k

Amaç Günümüzde birçok alanda kullanılmakta olan belirtisiz (Fuzzy) kümelerin ve belirtisiz istatistiğin matematik kaygısı ve tutumun belirlenmesinde k Matematik Kaygısının Belirlenmesinde Belirtisiz İstatistiğin Kullanılması Doç. Dr. Necla Turanlı Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi OFMA Bölümü Matematik Eğitimi Anabilim Dalı [email protected]

Detaylı

Form ve Strüktür Ders İzlence Formu

Form ve Strüktür Ders İzlence Formu Diploma Programı Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Yarıyıl Teorik Derse Kabul Koşulları: Uygulama Laboratuar Form ve Strüktür Ders İzlence Formu Kodu: ETB 315 Dersin Adı: Form ve Strüktür Toplam Saat AKTS

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ORDU ÜNİVERSİTESİ 2012 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ORDU ÜNİVERSİTESİ 2012 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU TÜRKİYE CUMHURİYETİ ORDU ÜNİVERSİTESİ 212 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU TEMMUZ 212 1 İÇİNDEKİLER SUNUŞ... 3 I. Ocak - Haziran 212 Dönemi Bütçe Uygulama Sonuçları... 4 A. Bütçe Giderleri...

Detaylı

Ders içeriği (10. Hafta)

Ders içeriği (10. Hafta) Ders içeriği (10. Hafta) 10. Makro ekonomik kavramlar 10.1. Mikro Ekonomi ve Makro Ekonomi Ayrımı 10.2. Makro Ekonominin İlgilendiği Konular 10.3. Ekonomik Süreç 10.1. Mikro Ekonomi ve Makro Ekonomi Ayrımı

Detaylı

Editör Dr. Yasemin Çakırer Özservet

Editör Dr. Yasemin Çakırer Özservet Editör Dr. Yasemin Çakırer Özservet 1 Yasemin Çakırer Özservet Çocukluk Mekânlarımız 1978 Afyon doğumludur. Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünden 2000 yılında mezun olduktan sonra Selçuk

Detaylı

T.C. ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEZ VE ESER ÖNERİSİ HAZIRLAMA ESASLARI

T.C. ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEZ VE ESER ÖNERİSİ HAZIRLAMA ESASLARI T.C. ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEZ VE ESER ÖNERİSİ HAZIRLAMA ESASLARI 1. AMAÇ VE KAPSAM Bu Tez ve Eser Önerisi Hazırlama Esasları nın amacı, Adıyaman Üniversitesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Araştırma tasarımı, araştırma konusunu belirleme sürecinden raporlama sürecine kadar araştırmayı tanımlayan bütün unsurları inceleme ve yürütülecek bütün adımları planlama

Detaylı

Araştırma Notu 15/188

Araştırma Notu 15/188 Araştırma Notu 15/188 10 Kasım 2015 ÇALIŞAN 757 BİN KİŞİ İŞ ARIYOR Seyfettin Gürsel *, Gökçe Uysal ** ve Mine Durmaz *** Yönetici özeti İşsizlerin ve çalışmak istediği halde iş aramaktan vazgeçmiş olan

Detaylı

Fon Bülteni Haziran 2016. Önce Sen

Fon Bülteni Haziran 2016. Önce Sen Fon Bülteni Haziran 216 Önce Sen Fon Bülteni Haziran 216 NN Hayat ve Emeklilik Fonları Sektör Karşılaştırmaları Yüksek Getiri! Son 1 Yıl - 31/5/215-31/5/216 % 25 2 15 1 5-5 -1 9,88 7,82 11,7 6,36 1,5 9,81

Detaylı

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi Afet Yö netimi İnsan toplulukları için risk oluşturan afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afetlere karşı hazırlıklı olunması, afet anında hızlı ve etkili bir kurtarma, ilk yardım, geçici barındırma

Detaylı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 4 Mart 2008

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 4 Mart 2008 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 4 Mart 28 ÖZET Şubat ayında tüketici fiyatları yüzde 1,2 oranında artmış ve yıllık enflasyon yüzde,1 olmuştur. Gıda fiyatlarındaki yüksek oranlı artış Şubat ayında enflasyona

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

TEBLİĞ. Çin Halk Cumhuriyeti Menşeli Malların İthalatında Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2006/1)

TEBLİĞ. Çin Halk Cumhuriyeti Menşeli Malların İthalatında Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2006/1) Dış Ticaret Müsteşarlığından : TEBLİĞ Çin Halk Cumhuriyeti Menşeli Malların İthalatında Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2006/1) Kapsam MADDE 1 - (1) Bu Tebliğ; 20/8/2005 tarihli ve 25912

Detaylı

Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi geçen aya göre yükseldi:

Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi geçen aya göre yükseldi: KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN, FİYAT BEKLENTİSİ ARTTI HABER BÜLTENİ 15.03.2016 Sayı 29 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi geçen aya göre yükselirken, geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere

Detaylı

Topluma Hizmet Uygulamaları ve Altındağ Belediyesi İş Birliği Örneği

Topluma Hizmet Uygulamaları ve Altındağ Belediyesi İş Birliği Örneği Topluma Hizmet Uygulamaları ve Altındağ Belediyesi İş Birliği Örneği Yrd.Doç.Dr. İlknur M. GÖNENÇ Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü ANKARA ÜNİVERSİTESİ-ALTINDAĞ BELEDİYESi İŞ

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ (İKT402U) KISA ÖZET

TÜRKİYE EKONOMİSİ (İKT402U) KISA ÖZET DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TÜRKİYE EKONOMİSİ (İKT402U) KISA ÖZET

Detaylı

http://acikogretimx.com

http://acikogretimx.com 2009 VS 1321-1. Maliyet gideri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? MLiYET MUHSEBESi 3. işletmede, (Y) Cinsi malzeme ile ilgili ayına ilişkin bilgiler şöyledir: ) işletmenin sahip olduğu

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

Satış Amaçlı Elde Tutulan Duran Varlıklar ve Durdurulan Faaliyetlere İlişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı (TFRS 5)

Satış Amaçlı Elde Tutulan Duran Varlıklar ve Durdurulan Faaliyetlere İlişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı (TFRS 5) Birsen Özdemir - Müdür / Audit Satış Amaçlı Elde Tutulan Duran Varlıklar ve Durdurulan Faaliyetlere İlişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı (TFRS 5) Amaç (a) Satış amaçlı elde tutulan olarak sınıflandırılma

Detaylı

2015 MART AYI ENFLASYON RAPORU

2015 MART AYI ENFLASYON RAPORU 2015 MART AYI ENFLASYON RAPORU HAZIRLAYAN 03.04.2015 Yrd. Doç. Dr. Sema ULUTÜRK AKMAN - İstatistik Araştırma Merkezi Araş. Gör. Hakan BEKTAŞ İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü RAPOR Mart ayında Tüketici

Detaylı

Dünyada önemli çimento üretici firmaları, Lafarge, Holcim CMBM, Anhui Conch, Heidelberg, Cemex, Italcementi ve Aditya Birla/Ultratech dir.

Dünyada önemli çimento üretici firmaları, Lafarge, Holcim CMBM, Anhui Conch, Heidelberg, Cemex, Italcementi ve Aditya Birla/Ultratech dir. ÇİMENTO HS No: 2523 DÜNYA ÜRETİMİ 2014 yılında global çimento üretimi bir önceki yıla göre artış göstererek 4,3 milyar ton seviyesinde gerçekleşmiştir. Çin üretimin %56,5 lik kısmını oluşturmaktadır. En

Detaylı

2014 EYLÜL AYI ENFLASYON RAPORU

2014 EYLÜL AYI ENFLASYON RAPORU 2014 EYLÜL AYI ENFLASYON RAPORU HAZIRLAYAN 03.10.2014 Yrd. Doç. Dr. Sema ULUTÜRK AKMAN - İstatistik Araştırma Merkezi Araş. Gör. Hakan BEKTAŞ İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü RAPOR Eylül ayında Tüketici

Detaylı

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM; AKILCI İLAÇ KULLANIMI

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM; AKILCI İLAÇ KULLANIMI SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM; AKILCI İLAÇ KULLANIMI Doç. Dr. Hanefi Özbek Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Sağlık Hakkı Sağlık, kaliteli yaşamın en temel yapı taşıdır. İnsan

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

Prof.Dr.Ercan TEZER OTOMOTİV SANAYİİ-2015

Prof.Dr.Ercan TEZER OTOMOTİV SANAYİİ-2015 Prof.Dr.Ercan TEZER OTOMOTİV SANAYİİ-2015 Küresel Sonuçlar 2013 / 2014 Bölgeler Araçlar 2011 2012 ABD AB BRIC Dünya 2013 2014 Değişim (% ) 2012/2011 2013/2012 2014/2013 Otomobil 3.078 4.115 4.406 4.350

Detaylı

Türkiye de Katastrofik Sağlık Harcamaları

Türkiye de Katastrofik Sağlık Harcamaları 09/12/2015 Türkiye de Katastrofik Sağlık Harcamaları 1. Giriş Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre; hanehalklarının yaptığı sağlık harcaması, hanelerin finansal korumadan yoksun kalarak zorunlu ihtiyaçlarından

Detaylı

Kanıta Dayalı Tıp (KDT)

Kanıta Dayalı Tıp (KDT) KANITA DAYALI TIP Kanıta Dayalı Tıp (KDT) Kişinin bireysel klinik deneyimi ile sistemik taramalar sonucunda elde edilen en iyi bilimsel ve klinik kanıtları birleştirerek kullanması bir başka deyişle Hastaların

Detaylı

1 İKTİSAT (EKONOMİ) İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

1 İKTİSAT (EKONOMİ) İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 İKTİSAT (EKONOMİ) İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR 11 1.1. Ekonomi Bilimi 12 1.2. Ekonomi ile İlgili Temel Kavramlar 12 1.2.1. İhtiyaç 12 1.2.2. Mal ve Hizmet 13 1.2.3. Tüketim

Detaylı

2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015

2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015 2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015 2015 Ekim Ayı Tüketici Fiyat Endeksi ne (TÜFE) ilişkin veriler İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Kasım 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık yayımlanan

Detaylı

YATIRIM TANITIMININ TEMELLERİ

YATIRIM TANITIMININ TEMELLERİ Çalıştay Programı YATIRIM TANITIMININ TEMELLERİ Ankara, Türkiye 2-4 Mart ve 7-9 Mart 2016 2 MART ÇARŞAMBA / 7 MART PAZARTESİ 8:30 9:00 Çalıştay katılımcılarının ve eğiticilerin tanıtılması 9:00 9:30 Çalıştay

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar [email protected], Tel: 262

Detaylı

Seyrüsefer Yardımcıları (AVM310) Ders Detayları

Seyrüsefer Yardımcıları (AVM310) Ders Detayları Seyrüsefer Yardımcıları (AVM310) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Kredi AKTS Saati Seyrüsefer Yardımcıları AVM310 Bahar 3 0 0 3 6 Ön Koşul Ders(ler)i Dersin

Detaylı

PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ : SAKARYA TICARET BORSASI PROJE FİNANSMANI : DOĞU MARMARA KALKINMA AJANSI PROJE TOPLAM BÜTÇESİ : 54.287,50 TL. FAALİYET SÜRESİ : 3 AY

PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ : SAKARYA TICARET BORSASI PROJE FİNANSMANI : DOĞU MARMARA KALKINMA AJANSI PROJE TOPLAM BÜTÇESİ : 54.287,50 TL. FAALİYET SÜRESİ : 3 AY PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ : SAKARYA TICARET BORSASI PROJE FİNANSMANI : DOĞU MARMARA KALKINMA AJANSI PROJE TOPLAM BÜTÇESİ : 54.287,50 TL. FAALİYET SÜRESİ : 3 AY GENEL AMAÇLAR SAKARYA TB olarak proje desteği ile

Detaylı

uzman yaklaşımı Branş Analizi öğretim teknolojileri ve materyal tasarımı Dr. Levent VEZNEDAROĞLU

uzman yaklaşımı Branş Analizi öğretim teknolojileri ve materyal tasarımı Dr. Levent VEZNEDAROĞLU Branş Analizi öğretim teknolojileri ve materyal tasarımı de yer alan öğretim teknolojileri ve materyal tasarımı sorularının çoğunluğu kolay, bir kısmı da orta düzeydedir. Sınavda siz öğretmen adaylarını

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Yazma Becerileri 2 YDA 106 2 4+0 4 5

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Yazma Becerileri 2 YDA 106 2 4+0 4 5 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Yazma Becerileri 2 YDA 106 2 4+0 4 5 Ön Koşul Dersleri Yazma Becerileri 1 Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Almanca Lisans Zorunlu

Detaylı

HİZMET ALIMINA İLİŞKİN BASINDA ÇIKAN SON HABERLER

HİZMET ALIMINA İLİŞKİN BASINDA ÇIKAN SON HABERLER HİZMET ALIMINA İLİŞKİN BASINDA ÇIKAN SON HABERLER TDB GENEL BAŞKANI, HİZMET ALIMI UYGULAMASININ HAYATA GEÇERİLMEMESİNİ ELEŞTİRDİ Anadolu Ajansı 15.09.2009 ANKARA (A.A) - 15.09.2009 - Türk Dişhekimleri

Detaylı

MESLEKİ GELİŞİM DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI ÇALIŞMA SORULARI

MESLEKİ GELİŞİM DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI ÇALIŞMA SORULARI MESLEKİ GELİŞİM DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI ÇALIŞMA SORULARI 1. İşçilerin iş kazalarına uğramalarını önlemek amacıyla güvenli çalışma ortamını oluşturmak için alınması gereken önlemler dizisine ne denir?

Detaylı

BULGARİSTAN-TÜRKİYE IPA SINIR ÖTESİ İŞBİRLİĞİ PROGRAMI 2014-2020 DÖNEMİ

BULGARİSTAN-TÜRKİYE IPA SINIR ÖTESİ İŞBİRLİĞİ PROGRAMI 2014-2020 DÖNEMİ BULGARİSTAN-TÜRKİYE IPA SINIR ÖTESİ İŞBİRLİĞİ PROGRAMI 2014-2020 DÖNEMİ INTERREG IPA Bulgaristan-Türkiye Sınır Ötesi İşbirliği Programı CCI Numarası 2014TC16I5CB005 Sunumun İçeriği 2014-2020 Dönemi Hazırlık

Detaylı

Kursların Genel Görünümü

Kursların Genel Görünümü Yayınlanma tarihi: 15 Haziran 2013 YÖNETİCİ ÖZETİ İlki 15 Mart 2012 tarihinde yayınlanan UMEM Beceri 10 Meslek Kursları İzleme Bülteni, geçmiş dönemlere ait verilerin sistematik olarak takip edilmesi ihtiyacına

Detaylı

Proje Süresi. Proje Desteği Alınacak Kurum

Proje Süresi. Proje Desteği Alınacak Kurum İstatistik- Sorumlusu Madde :- Sayfa 1 / 6 Tarih Başlığı 2008 Yüzü Gülen Operatörler ÇTB Çanakkale Mehmet Pehlivan Mesleki Eğitim Merkezi, Çanakkale Yerel Gündem 21 Genel Sekreterliği UNDP 12 ay 21.900,00

Detaylı

TEKSTİL TEKNOLOJİSİ TERBİYE DİJİTAL BASKI DESENCİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

TEKSTİL TEKNOLOJİSİ TERBİYE DİJİTAL BASKI DESENCİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü TEKSTİL TEKNOLOJİSİ TERBİYE DİJİTAL BASKI DESENCİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile

Detaylı

Türk Dili II (TURK 102) Ders Detayları

Türk Dili II (TURK 102) Ders Detayları Türk Dili II (TURK 102) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Türk Dili II TURK 102 Her İkisi 2 0 0 2 2 Ön Koşul Ders(ler)i Dersin Dili Dersin Türü

Detaylı

BAVYERA BUNU YAPABİLİYOR!

BAVYERA BUNU YAPABİLİYOR! BAVYERA BUNU YAPABİLİYOR! HÜKÜMET PROĞRAMI BASİT DİLDE ÖZET DOĞRU! Bu özet, Bavyera SPD nin 2013 eyalet meclisi seçimindeki konumunu açıklamaktadır. ENDEKS Sayfa Bavyera güçlü bir eyalet 3 Christian UDE

Detaylı

İçindekiler Şekiller Listesi

İçindekiler Şekiller Listesi 1 İçindekiler 1.GĠRĠġ 3 2. Mekânsal Sentez ve Analiz ÇalıĢmaları... 4 3. Konsept....5 4. Stratejiler.....6 5.1/1000 Koruma Amaçlı Ġmar Planı.....7 6.1/500 Vaziyet Planı Sokak Tasarımı....7 7.1/200 Özel

Detaylı

TNSA-2003 BÖLGE TOPLANTISI-V ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞI

TNSA-2003 BÖLGE TOPLANTISI-V ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞI TNSA-2003 BÖLGE TOPLANTISI-V ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞI Prof. Dr. Sabahat Tezcan H.Ü. Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü 22 Haziran 2005 - İSTANBUL Bebek ve Çocuk Ölümlülüğü 0-4 Yaş Dönemindeki Ölümler Perinatal

Detaylı

Türk Dili I (TURK 101) Ders Detayları

Türk Dili I (TURK 101) Ders Detayları Türk Dili I (TURK 101) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Türk Dili I TURK 101 Güz 2 0 0 2 2 Ön Koşul Ders(ler)i Dersin Dili Dersin Türü Dersin

Detaylı

ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ ADANA KENT SORUNLARI SEMPOZYUMU / 15 2008 BU BİR TMMOB YAYINIDIR TMMOB, bu makaledeki ifadelerden, fikirlerden, toplantıda çıkan sonuçlardan ve basım hatalarından sorumlu değildir. ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL

Detaylı

KONYA TİCARET ODASI İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

KONYA TİCARET ODASI İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ HABER BÜLTENİ 05.09.2012 Sayı 7 Konya Ticaret Odası (KTO) İstihdam İzleme Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) verilerinin bir araya getirilerek

Detaylı

İLÇEMİZ İLKOKULLARINDA GÖREVLİ SINIF VE OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MESLEKİ ÇALIŞMA PROGRAMI

İLÇEMİZ İLKOKULLARINDA GÖREVLİ SINIF VE OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MESLEKİ ÇALIŞMA PROGRAMI İLÇEMİZ İLKOKULLARINDA GÖREVLİ SINIF VE OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MESLEKİ ÇALIŞMA PROGRAMI (Sınıf Öğretmenleri, Okul Öncesi Öğretmenleri) ETKİNLİĞİN İÇERİĞİ VE HER DERS

Detaylı

2010-2011 9. SINIF. Yayın Planı

2010-2011 9. SINIF. Yayın Planı 2010-2011 Yayın Planı 2010-2011 İÇİNDEKİLER 1- Yaprak ler 2- Kitaplar Soru Bankaları Anlatımlı Kitaplar 3- Sınavlar Düzey Belirleme Sınavları (DBS) Düzey Kontrol Sınavları (DKS) Deneme Sınavları Dağılım

Detaylı

SINAV ŞARTNAMESİ ( TURİZM SEKTÖRÜ )

SINAV ŞARTNAMESİ ( TURİZM SEKTÖRÜ ) AMAÇ: Bu sınav şartnamesi, Turizm, Konaklama, Yiyecek ve İçecek Sektöründeki yetki kapsamımızdaki yeterliliklerin gerektirdiği bilgi, beceri, yetkinlikleri ölçmek ve değerlendirmek için yapılan sınavların

Detaylı

ÇEVRE ve ORMAN BAKANLIĞI ĞİŞİKLİĞİ

ÇEVRE ve ORMAN BAKANLIĞI ĞİŞİKLİĞİ ÇEVRE ve ORMAN BAKANLIĞI İKLİM M DEĞİŞİ ĞİŞİKLİĞİ ve ENERJİ Sedat KADIOĞLU Müsteşar Yardımcısı 22 Ekim 2009,İzmir BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ İklim Değişikli ikliği Çerçeve

Detaylı

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI ANKARA 2007 ÖĞRENME FAALİYETİ -7 ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ AMAÇ Bu faaliyet

Detaylı

BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK F KLAVYE KULLANIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK F KLAVYE KULLANIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK F KLAVYE KULLANIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2016 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı

Detaylı

YEŞİLIRMAK HAVZA GELİŞİM PROJESİ

YEŞİLIRMAK HAVZA GELİŞİM PROJESİ YEŞİLIRMAK HAVZA GELİŞİM PROJESİ 1. YHGP Neyin Yapılmasını Öneriyor, Planın Uygulama/Yapma ile ilgili Önerileri Nelerdir? Etkin bir mekansal organizasyon oluşturulması Kentlerin büyümesi, derişik (kompakt)

Detaylı

İKİ BOYUTLU GÖRSEL ARAÇLAR HARİTALAR

İKİ BOYUTLU GÖRSEL ARAÇLAR HARİTALAR İKİ BOYUTLU GÖRSEL ARAÇLAR HARİTALAR 1 Bir dersin sunumunda, sözel anlatımlar yanında çizimler, şemalar ve grafikler kullanılması; bilginin aktarılmasında, hem duyu organı olarak gözün, hem de düşünme-ilişkilendirme

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 6 Ağustos 2015 İÇİNDEKİLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Tekstil ve Konfeksiyon Ürünleri Daire Başkanlığı

Tekstil ve Konfeksiyon Ürünleri Daire Başkanlığı Tekstil ve Konfeksiyon Ürünleri Daire Başkanlığı 1. ÜRÜNÜN TANIMI: Ev tekstili, genel olarak evleri dekore etmek amacıyla kullanılan ürünler olarak tanımlanmaktadır. Sentetik iplikler ve kumaşların yanı

Detaylı

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 Ocak 2016 Tüketici Fiyat Endeksi ne(tüfe) ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Şubat 2016 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık

Detaylı

Cebir Notları. Bağıntı. 1. (9 x-3, 2) = (27, 3 y ) olduğuna göre x + y toplamı kaçtır? 2. (x 2 y 2, 2) = (8, x y) olduğuna göre x y çarpımı kaçtır?

Cebir Notları. Bağıntı. 1. (9 x-3, 2) = (27, 3 y ) olduğuna göre x + y toplamı kaçtır? 2. (x 2 y 2, 2) = (8, x y) olduğuna göre x y çarpımı kaçtır? www.mustafayagci.com, 003 Cebir Notları Mustafa YAĞCI, [email protected] (a, b) şeklinde sıra gözetilerek yazılan ifadeye sıralı ikili Burada a ve b birer sayı olabileceği gibi herhangi iki nesne

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

1.6.1. Performans Yönetimi Hakkında Ulusal Mevzuatın Avrupa Standartlarıyla Uyumlaştırılmasına Yönelik Tavsiyeler

1.6.1. Performans Yönetimi Hakkında Ulusal Mevzuatın Avrupa Standartlarıyla Uyumlaştırılmasına Yönelik Tavsiyeler 1.6.1. Performans Yönetimi Hakkında Ulusal Mevzuatın Avrupa Standartlarıyla Uyumlaştırılmasına Yönelik Tavsiyeler 5. Sonuçlar ve reform teklifleri 5.1 (Kamu Mali yönetimi ve Kontrol Kanunu) 5.1.1 Performans

Detaylı

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM 20-30 Haziran 2016 MESLEKİ ÇALIŞMA PROGRAMI BİRİNCİ HAFTA. Eğitim Görevlileri. Katılımcılar. Tüm Öğretmenler.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM 20-30 Haziran 2016 MESLEKİ ÇALIŞMA PROGRAMI BİRİNCİ HAFTA. Eğitim Görevlileri. Katılımcılar. Tüm Öğretmenler. OKUL ÖNCESİ EĞİTİM 20-30 Haziran 2016 MESLEKİ ÇALIŞMA PROGRAMI 20.06.2016 BİRİNCİ HAFTA 2015-2016 Öğretim Yılı Sene Sonu Kurulu Toplantısı. MEB 2015-2019 Stratejik Planı nın ilgili bölümlerinin incelenmesi.

Detaylı

T.C. ÇANAKKALE ONSEK Z MART ÜN VERS TES

T.C. ÇANAKKALE ONSEK Z MART ÜN VERS TES T.C. ÇANAKKALE ONSEK Z MART ÜN VERS TES Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl Tel: (286) 218452 Faks: (286) 218451 E-posta: [email protected] http://strateji.comu.edu.tr/

Detaylı

Türk Musikisinde Makamların 53 Ton Eşit Tamperamana Göre Tanımlanması Yönünde Bir Adım

Türk Musikisinde Makamların 53 Ton Eşit Tamperamana Göre Tanımlanması Yönünde Bir Adım Türk Musikisinde Makamların 53 Ton Eşit Tamperamana Göre Tanımlanması Yönünde Bir Adım Türk musikisinde makam tanımları günümüzde çoğunlukla Çargâh makamı temelinde 24 perdeli Arel Ezgi Uzdilek () sistemine

Detaylı

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

MOTORLU ARAÇLAR TEKNOLOJİSİ GALERİ VE TÜNEL AÇMA MAKİNESİ OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

MOTORLU ARAÇLAR TEKNOLOJİSİ GALERİ VE TÜNEL AÇMA MAKİNESİ OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MOTORLU ARAÇLAR TEKNOLOJİSİ GALERİ VE TÜNEL AÇMA MAKİNESİ OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2015 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin

Detaylı

İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRE BAŞKANI 25 TEMMUZ 2015 KİK GENEL TEBLİĞİ VE HİZMET ALIMLARI UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER DURSUN AKTAĞ

İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRE BAŞKANI 25 TEMMUZ 2015 KİK GENEL TEBLİĞİ VE HİZMET ALIMLARI UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER DURSUN AKTAĞ İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRE BAŞKANLIĞI 25 TEMMUZ 2015 KİK GENEL TEBLİĞİ VE HİZMET ALIMLARI UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER DURSUN AKTAĞ DAİRE BAŞKANI Kamu İhale Kurumu KİK Genel Tebliğinin

Detaylı

II- İŞÇİLERİN HAFTALIK KANUNİ ÇALIŞMA SÜRESİ VE FAZLA MESAİ ÜCRET ALACAKLARI

II- İŞÇİLERİN HAFTALIK KANUNİ ÇALIŞMA SÜRESİ VE FAZLA MESAİ ÜCRET ALACAKLARI I- GİRİŞ 1475 sayılı İş Kanunu nun 61. maddesinde işçilerin haftalık çalışma süresi 48 saat olarak belirlendiği için, 30.07.1983 tarihine kadar, 1475 sayılı Kanunu na göre çalışan işçilere, bir aylık dönemde,

Detaylı