Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi
|
|
|
- Hakan Iskender Yazar
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1
2
3 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÇANAKKALE
4 KÜNYE ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ GRUBU Eğitsel ve Akademik İçerik Geliştirme Takımı Prof. Dr. Dinçay KÖKSAL Genel Kurum Koordinatörü Eğitim Fakültesi Doç. Dr. Bülent GÜVEN Öğretim Tasarımcısı Eğitim Programcısı Eğitim Fakültesi Doç. Dr. Özlem YAYINTAŞ Eğitsel İçerik ve Öğretim Süreçleri Alan Uzmanı Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Prof. Dr. Sebahattin ERGÜN Araştırma ve İçerik Geliştirme Koordinatörü Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Doç. Dr. Yeşim BÜYÜKATEŞ Araştırma ve İçerik Geliştirme Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Deniz Anıl ODABAŞI Araştırma ve İçerik Geliştirme Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Doç. Dr. Ekrem Şanver ÇELİK Araştırma ve İçerik Geliştirme Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Doç. Dr. Adnan AYAZ Araştırma ve İçerik Geliştirme Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZALP Araştırma ve İçerik Geliştirme Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Fatih KANA Eğitsel İçerik ve Ölçme Değerlendirme Koordinatörü, Editör Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Mehmet MENDEŞ Ölçme Değerlendirme Uzmanı Ziraat Fakültesi Arş. Gör. Dr. Durmuş ÖZBAŞI Ölçme Değerlendirme Uzmanı Eğitim Fakültesi Öğretim Materyali Geliştirme Takımı Doç Dr. Hülya ÖNAL Yönetmen, Metin ve Storyboard Yazarı İletişim Fakültesi Yrd. Doç Dr. Didem ÇATAL Sanat Yönetmeni Güzel Sanatlar Fakültesi Öğr. Gör. Gökhan AKÇA Görsel Efekt ve Kurgu İletişim Fakültesi Okt. Cumali YAŞAR Görsel Efekt ve Kurgu Eğitim Fakültesi Uzm. Yusuf Mete ELKIRAN Görsel Efekt ve Kurgu Eğitim Fakültesi Müh. Bilal TÜRK Görsel Efekt ve Kurgu Uzaktan Eğitim Merkezi Editörler Mine GÖKNAR Dr. Ayşe Gül GEYİK Dr. Özgür Emek İNANMAZ DENİZTEMİZ Derneği/ TURMEPA Eğitim ve Eğitim Projeleri Bölümü, Genel Müdür Yardımcısı Eğitim ve Eğitim Projeleri Yöneticisi Eğitim ve Eğitim Projeleri Bölümü, Proje Danışmanı Organizasyon Ekibi Şebnem DEYANAT Burak TEKİN Buket AKYÜREK Eğitim ve Eğitim Projeleri Bölümü, Proje Koordinatörü Eğitim ve Eğitim Projeleri Bölümü, Proje Koordinatörü Eğitim ve Eğitim Projeleri Bölümü, Proje Asistanı Ankara Üniversitesi Grubu Yrd. Doç. Dr. Ömer KUTLU Yrd. Doç. Dr. Hatice KUMANDAŞ Uzm. Özge ALTINTAŞ Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Artvin Çoruh Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi
5 DENİZTEMİZ Derneği/ TURMEPA DenizTemiz Derneği/ TURMEPA, ülkemiz kıyı ve denizlerinin korunmasını ulusal bir öncelik haline getirmek, gelecek kuşaklara temiz denizlerin kucakladığı yaşanabilir bir Türkiye bırakmak amacıyla başlatılmış bir sivil toplum hareketidir. Hayata geçirdiği projelerle gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda kamuoyunun yakından tanıdığı DenizTemiz Derneği/ TURMEPA 1994 yılında kurulmuş, yürüttüğü çalışmalarla kısa sürede, Türkiye nin önde gelen deniz odaklı sivil toplum kuruluşu haline gelmiştir. Kurulduğunda 29 üyesi olan DenizTemiz Derneği/ TURMEPA, bugün 350'si kurumsal olmak üzere 1000'e yakın üye ve 5000 gönüllü sayısına ulaşmış bir sivil toplum kuruluşudur. Hopa dan İskenderun a kadar (adalar dahil) km'lik kıyı şeridinde, şube ve gönüllü ordusuyla Türkiye nin denizlerini yaşatma çabasını sürdürmektedir. TURMEPA, Bakanlar Kurulu'nca tarihinde alınan kararla, kamu yararına çalışan dernek statüsü elde etmiştir yılında yayınladığı "Denizleri Koruma Deklerasyonu" ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı, International Maritime Organization (IMO-Uluslararası Denizcilik Örgütü), The Club of Rome (ICS-Roma Klubü) ve International Union for Conservation of Nature and Natural Resources (IUCN-Dünya Korunma Birliği) gibi organizasyonların uluslararası platformlarda desteklerini alan TURMEPA, aynı zamanda 2011 yılında uluslararası platformda "Çevre Yönetim Sistemi Belgesi" olarak bilinen ISO belgesini almaya da hak kazanmıştır. DenizTemiz Derneği/ TURMEPA kurulduğu günden bu yana deniz ve kıyılarımızın korunmasını ulusal bir öncelik haline getirerek gelecek nesillere "kalkınmada sürdürülebilirlik hedefine ulaşmış yaşanabilir bir Türkiye" bırakmak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışmaları sırasında TURMEPA ya birçok kuruluş destek vermektedir. Bu proje de baş destekçisi olan Uluslararası Çevre Fonu Mitsui & Co. Ltd. ve yerel destekçisi olan İÇDAŞ'ın katkılarıyla gerçekleştirilmektedir. MITSUI & CO. LTD yılında kurulan Mitsui & Co. Ltd. nin misyonu, yeri doldurulamaz dünya insanının hayallerinin gerçekleşebileceği bir gelecek yaratmak için çaba sarfetmektir. Mitsui & Co., Japonya ve diğer deniz aşırı ülkelerde çevresel problemleri birincil önceliği yaparak gelecek nesillere küresel anlamda zengin bir tabiat bırakmak için ilk adımları atmıştır. Mitsui & Co. nun rekabetçi ve yenilikçi tarihi, genişleyen ve değişen dünya ekonomisi içinde, sosyal ortaklıklarla etkinliklerini artırmıştır. Kuruluş temel işlevini, farklı iş bilgilerinden oluşan kapsamlı iş mühendisliği kapasitesiyle birleştirmeyi hedeflemektedir. İlgi alanları; dünya çapındaki müşterilerinin değişik ihtiyaçlarını karşılayan ve katma değerli servisler sağlayan demir ve çelik ürünleri, mineral ve metal kaynakları, altyapı projeleri, bütünleşmiş ulaşım sistemleri, kimyasallar, enerji, gıda kaynakları, gıda ürünleri ve servisleri, tüketici servisleriyle yenileşme ve kurumsal gelişim olmak üzere altı ana iş alanını içerir. Bugün 67 ülke ve bölgede 147 ofiste, yerelde 12 noktada, uluslararası arenada ise 36 sı merkez ofis, 99 u uluslararası ticari katılım olmak üzere toplam 135 noktada çalışmalarına devam etmektedir. İÇDAŞ İÇDAŞ, 1970 yılından bu yana inşaat çeliği ve alaşımlı çelik üreten, üretim kapasitesi itibarıyla Türkiye nin ikinci büyük çelik üreticisidir. İÇDAŞ, üretmenin ülke ekonomisine katkısını ve stratejik önemini kavrayarak, kurulduğu günden beri teknolojisini ve kalitesini sürekli daha ileriye taşımaktadır. Üretiminin büyük bir kısmını ihraç eden İÇDAŞ, ileri teknoloji ve üstün kalite anlayışıyla Türkiye nin modern dünyaya entegrasyonunda önemli rol üstlenmiştir. İÇDAŞ, Çanakkale de bulunan tesislerindeki çelik üretiminin yanı sıra enerji, tersane, lojistik alanlarında da faaliyet göstermekte, grup şirketleriyle birlikte e yakın çalışanı bulunmaktadır. İÇDAŞ kurumsal felsefesi, daima insanı, doğayı, çevreyi ön planda tutmaktadır. Bu hassasiyetleri nedeniyle örnek gösterilen üretim tesisleri, ulusal ve uluslararası ödüllere değer bulunmaktadır. İÇDAŞ, sosyal sorumluluk projeleriyle de Çanakkalelilerle gönül paylaşımlarına önem vermektedir. İÇDAŞ, Çanakkale nin güzelliklerinin, tarihi mirasının gelecek nesillere aynı şekilde aktarılması için üzerine düşen görevi yapmaya devam edecektir.
6 ÇANAKKALE DENİZ AŞIKLARI PROJESİ Projenin Amacı: Türk Boğazları Sistemi'nin önemli bir kolu olan Çanakkale Boğazı'nı insan kaynaklı kirlilikten korumak için alınması gereken önlemlere ve bu doğrultuda bireylerin üzerine düşen görevlere dikkat çekmek. Çanakkale ekosisteminin günümüzdeki durumuyla ilgili kamuoyunu aydınlatmak. Yasak, yanlış ve aşırı avlanma sonunda insanların yaşamlarında oluşan ve/veya oluşabilecek olumsuz etkilere değinip atıkların doğru ve etkili bir şekilde ayrıştırılma yollarını öğreterek temiz ve sağlıklı bir deniz ve kıyı şeridinin turizm sektörüne getireceği olumlu etkiler hakkında kamuoyunun bilgilenmesini sağlamak. Projenin Hedef Kitlesi: I. Denizle İlişkili Meslekler Balıkçılar Kaptanlar Balık satışı yapanlar Turizmciler II. Diğer Gruplar Yerel halk Özel kurum ve kamu kurumu çalışanları Üniversite öğrencileri Yerel esnaf (kasap, seyyar satıcı, bakkal, vb.)
7 SUNUŞ Projenin Amacı Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi'nin amacı, dünyanın önemli boğazları arasında yer alan Çanakkale Boğazı nın geniş halk kesimlerince tanınmasını ve öneminin kavranmasını sağlayarak Çanakkale Boğazı nın korunmasını ulusal bir davranış biçimi haline dönüştürmektir. Bu projeyle belirlenen bölgelerdeki hedef kitlenin (18 yaş üstü yetişkinlerin) dikkatini çekerek Çanakkale Boğazı nın Türk Boğazları Sistemi içerisindeki rolü ve önemini vurgulayıp, eğitim ve etkinliklerle Çanakkale Boğazı nı korumak için farkındalık yaratmak. Projenin bir diğer amacı ise hedef kitlenin bölge konularını dile getirmelerine imkan sağlamaktır. Amaca Ulaşma Süreci Projenin öngördüğü amaca, bu proje için geliştirilen fokus program ile ulaşılacaktır. Fokus program, yetişkinler için yapılandırmacı kurama uygun olarak geliştirilmiştir. Programda dikkat çekici etkinlikler yer almaktadır. Programın öngördüğü amaca ulaşma süreci, "Fark Ediyorum" aşamasıyla başlayacaktır. Ardından "Keşfedici Etkinlikler" ile katılımcılara yeni ufuklar açılmaya çalışılacak, devamında katılımcıların elde ettikleri bilgi ve becerileri "Uygulama Aşaması" ile hayata geçirmeleri sağlanacaktır. Son aşamada ise katılımcıların kendilerine özgü yolla "Sahiplenme"yi sağlayan yapılar oluşturulması temin edilecektir. Proje, farklı yaş ve eğitim düzeylerinde katılımcılara göre hazırlanmıştır. Bu nedenle eğiticinin, eğitim vermeden önce mutlaka dikkat etmesi gereken durumlar vardır. Programın başarısı açısından, özellikle benzer özelliklere sahip bireylerin bir araya getirilmesi ve gruba özel eğitimlerin uygulanması önemlidir. Örneğin; öğretmenler, gençler, balıkçılar, kaptanlar, lokanta sahipleri, farklı özelliklere sahip gruplardır. Çalışma yapılacak grupların benzer özelliklerde olacak biçimde seçilmesi, programın etkinliği üzerinde olumlu rol oynayacaktır. Çalışma gruplarının benzer ve homojen özellik taşımadığı durumlarda ise gruplara özel örnek oluşturmak ve farklı gruplardan bireyleri eğitim çalışmasına olabildiğince eşit düzeyde katmaya çalışmak önemli olacaktır.
8 İÇİNDEKİLER DenizTemiz Derneği/ TURMEPA Kısa Tarihçesi 05 MITSUI & CO. LTD. Hakkında Kısa Bilgi 05 İÇDAŞ Hakkında 05 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi 06 Sunuş 07 İçindekiler 08 FOKUS Programı 10 TEMALAR VE ÖĞRENME ALANLARI TEMA 1. Su-Hayat ve Sularda Geçiş Alanları Boğazlar 15 Öğrenme Alanı 1: Su-Hayat ve Sularda Geçiş Alanları Boğazlar TEMA 2. Dünyanın Önemli Boğazlarını ve Çanakkale Boğazı nı Tanıyalım 17 Öğrenme Alanı 2: Dünyanın Önemli Boğazlarını ve Çanakkale Boğazı nı Tanıyalım TEMA 3. Biyoçeşitlilik ve Çevre 19 Öğrenme Alanı 3: Biyoçeşitlilik ve Çevre TEMA 4. Çanakkale Boğazı ve Çevresinde Balıkçılık 22 Öğrenme Alanı 4: Çanakkale Boğazı ve Çevresinde Balıkçılık TEMA 5. Benim Kurultayım Bizim Kurultayımız 23 Öğrenme Alanı 5: Benim Kurultayım Bizim Kurultayımız Özet Bilgisi Bunları Biliyor musunuz? 24 GENEL DEĞERLENDİRME TEMA 1. Su-Hayat ve Sularda Geçiş Alanları Boğazlar Özet Bilgisi 28 Öğrenme Alanı 1: Su-Hayat ve Sularda Geçiş Alanları Boğazlar Özet Bilgisi TEMA 2. Dünyanın Önemli Boğazları ve Çanakkale Boğazı nı Tanıyalım Özet Bilgisi, Boğazlar ve Özellikleri, Dünya Boğazları 29 Öğrenme Alanı 2: Dünyanın Önemli Boğazları ve Çanakkale Boğazı nı Tanıyalım Özet Bilgisii Boğazlar ve Özellikleri, Dünya Boğazları TEMA 3. Biyoçeşitlilik ve Çevre Özet Bilgisi 46 Öğrenme Alanı 3: Biyoçeşitlilik TEMA 4. Çanakkale Boğazı ve Çevresinde Balıkçılık Özet Bilgisi 56 Öğrenme Alanı 4: Çanakkale Boğazı ve Çevresinde Balıkçılık Özet Bilgisi TEMA 5. Benim Kurultayım Bizim Kurultayımız Özet Bilgisi 64 Öğrenme Alanı 5: Benim Kurultayım Bizim Kurultayımız Özet Bilgisi Terimler Sözlüğü 66
9 FOKUS KILAVUZU
10 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA FOKUS PROGRAMI Fokus programı, içinde bulunduğumuz yüzyılın eğitim-öğretim uygulamalarına yön gösteren bağlam içerisinde, öğrenme ve keşfetmeye dayalı zihinsel ve sosyal yapılar oluşturmayı sağlayan uygulamaları kapsamında barındırmaktadır. Bu program sürecinde bireylerin yaşantı içerisinde yer almaları önemlidir. Bireyler yaşantının kendilerinde bıraktığı izleri anımsadığından, gerçeğinden hareketle bireylere programın her aşamasında katılım imkanı tanınmaktadır. Katılım gösteren bireylerde her ön yaşantının farklı izler oluşturduğu da düşünülerek başlangıç noktası olarak yalın, ortak algı oluşturabilecek düzeyde etkinliklere yer verilmiştir. Bu etkinlikler, dikkat çekmeye ve farkındalık oluşturmaya yönelik, temel olarak her tema için ayrı ayrı hazırlanmış olan çeşitli görseller (poster, kartela gibi) kullanılarak sağlanacaktır. Örneğin; "Su ve Hayat" temasıyla ilgili olarak her katılımcının farklı bir yaşantıya sahip olabileceği gerçeğinden hareketle, kelime ilişkilendirme testiyle ön bilgi ve yaşantıları, sahip oldukları mevcut yapılar harekete geçirilerek farkındalık başlatılacaktır. Temel amaç, bireyin farkındalık sonrası keşfedecekleri yeni bilgilerle karşılaşmalarını sağlamak, keşfedilen bu bilgileri kullanma şansı bulabilecekleri uygulama etkinlikleri yaratmaktır. Hemen ardından, transferi sağlanan bilgi ve becerilerin benimsenmesi sağlanarak bu bilgilerin sahiplenilmesi aşamasıyla fokus programı tamamlanır. Sürecin sonunda program, edinilen bilgi ve kazanımlara uygun olarak hazırlanmış ölçme aracıyla değerlendirilecektir. Fokus programı için hazırlanmış temalar ve bu temalarda yer alan etkinlikler, programın sonucunda elde edilmek istenen başarıyı sağlayacak biçimde oluşturulmuştur. Temalar ve etkinlikler, katılımcılara konuyla ilgili temel bilgileri kazandırır. Aynı zamanda katılımcılarda ilgi, merak, olumlu tutum ve değerler de geliştirmeyi hedefler. Ayrıca gerçekleştirilen etkinlikler katılımcıların yaşantılarından örneklerle zenginleştirilerek davranışlarında kalıcılık da sağlamayı amaçlar. Program uygulanırken, katılımcıları olabildiğince eğitim etkinliklerine aktif biçimde dahil etmeye çalışarak program kapsamında öngörülen öğrenme çıktılarına katılımcıların kendilerinin ulaşması beklenmektedir. Programda ele alınan konular temalara göre düzenlenmiştir. Temalar, kendi içinde yer yer aynı konuları biraz daha karmaşık biçimde tekrar ele alan sarmal yapıda düzenlenmiştir. Bu yolla içeriğin tekrar yoluyla pekiştirilmesi de sağlanmış olacaktır. 10
11 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi 1. Fark Ediyorum Fokus programın ilk aşaması fark ediyorum" basamağıdır. Programın hedef kitlesi olan katılımcıların temalara uygun olarak hazırlanmış olan dikkat çekici poster ve kartelalarla karşılaşmaları ya da kelime ilişkilendirme testi uygulamasıyla farkındalığın başlatılması sağlanmaktadır. Bu aşamada amaç, katılımcıların ön bilgilerini harekete geçirmek, duyusal açıdan uyarılmalarını sağlamaktır. 2. Güzellikleri Keşfediyorum İkinci aşama olan "güzellikleri keşfediyorum" basamağında katılımcılar, temaya ilişkin bilgileri sezgisel şekilde elde edebilecekleri çeşitli etkinliklere katılırlar. Örneğin; "Su ve Hayat" temasında suyun insan yaşamı için önemini keşfetmeye dönük beyin fırtınası etkinliğiyle Sularımız nasıl kirleniyor? sorusunun cevapları katılımcılardan alınır ve bir döner levhaya yazılır. Tüm cevaplar yazıldıktan sonra katılımcılara Sizce bunları yapmalı mıyız? Sizce bunları yapanlar ne tür sorunların oluşmasına neden olurlar? gibi sorular sorulur. Beyin fırtınasıyla katılımcılardan yeni ve farklı cevapların alınması sağlanır. Farklı fikirlerin de ortaya konabileceği bu çalışmayla, bu konularla ilk kez ilgilenen katılımcılar için yeni bilgilerin elde edilmesine ortam yaratılır. Zaman zaman temalara uygun şekilde hazırlanmış olan kısa film ve sunumlarla bu aşama desteklenmektedir. 3. Öğrendiklerimi Uyguluyorum Programın üçüncü aşaması ya da transferin gerçekleştiği "öğrendiklerimi uyguluyorum" basamağında, katılımcıların keşfetme aşamasında elde ettikleri bilgi, ilke ve kuralları kullanabilecekleri, tartışma, metafor üretme, soru turu vb. uygulamalar hayata geçirilmektedir. Bu aşamada amaç, edinilen bilgi ve becerilerin kullanılması yoluyla katılımcılarda yeni şemalar oluşturabilmek ya da mevcut şemaları geliştirmektir. 4. Sahip Çıkıyorum Programın son aşaması olan "sahip çıkıyorum" basamağında, katılımcıların programın diğer aşamalarında edindikleri ve ayrıca kendilerinde önceden var olan nitelikleri bütünleştirecekleri, kendilerine özgü ürünler oluşturacakları etkinliklere katılımları sağlanmaktadır. Katılım sağlarken önerilen uygulamalarsa temaya uygun olarak grup resmi yapma, birlikte slogan üretme, akrostiş yazma, birlikte "boğaz temiz eylem planı" hazırlama şeklindedir. PROGRAMIN SÜRESİ VE UYGULAMA ALANI Program, beş temanın "öğrenme" ve "keşfetme" alanı olarak iki grupta toplanmasıyla altı ilçede 18 yaş üstü yetişkinlerle 30 ar dakikalık iki oturumda gerçekleştirilecek şekilde planlanmıştır. İlk öğrenme alanı "Su-Yaşam ve Sularda Geçiş Alanları Boğazlar" olarak adlandırılmıştır. Birinci öğrenme alanı, ilk üç temanın birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Öğrenme alanı etkinliği toplam 30 dakikada tamamlanacak, kısa bir aradan sonra üç ve dört temanın birleşmesiyle oluşan ikinci öğrenme alanı Biyoçeşitlilik, Kirlilik ve Farkında Olmadıklarımız adlı öğrenme alanı etkinliklerine geçilecektir. Etkinliklere tıpkı işbirliğine dayalı uygulamalarda olduğu gibi her açıdan heterojen özellik gösteren yetişkinler bir arada katılacaklardır. Heterojen yapının en önemli yararı, farklılıklara rağmen birlikte iş görme kazanımının sağlanması ve farklılığın doğal duruma dönüşmesidir. Ayrıca bu tür yapılarda birlikte öğrenme gerçekleşirken her katılımcının iyi olduğu farklı bir yan ortaya çıkabilecektir. Örneğin; boğaz ya da su konusunda daha fazla bilgiye sahip olanlar keşfetme aşamasında önde gidecek gibi gözükse de grup şiiri ya da resmi oluşturma etkinliklerinde, bu özelliği gelişmiş olan diğer bireyler grup etkinliğine farklı yönde katkı getirebilecektir. 11
12 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA PROGRAMIN KAZANIM VE GÖSTERGELERİ Kazanım 1 18 yaş üstü yetişkinlerde çevre konusunda duyarlılık geliştirerek yaşam kaynağı olan suyun niteliğinin daha iyi tanınmasını, en yakınında bulunan su kaynaklarının kirliliğe karşı korunmasını sağlamak. Gösterge: Gerçekleştirilen etkinlikler sonunda katılımcılarda oluşması beklenen nitelikler. 1. Suyun çevre için önemini açıklayıcı konuşmalar yapar. 2. Çevresindeki su kaynakları ve bunların korunması konusunda yapması gerekenleri fark eder. 3. Yaşam kaynağı olan sularımızın ve su kaynaklarımızın daha iyi korunması için önerilerde bulunur. 4. Çevresinde suyu ve su kaynaklarını yanlış kullanan ya da kirletenlere karşı duyarlı olur. Gerekli mercilere başvuru yapmanın yurttaşlık görevi olduğunu önemser. Kazanım 2 18 yaş üstü yetişkinlerin, yaşam alanlarında bulunan Çanakkale Boğazı'nı daha iyi tanımalarını sağlamak ve boğazın özellikleriyle ilgili farkındalık oluşturmak. Gösterge: Gerçekleştirilen etkinlikler sonunda katılımcılarda oluşması beklenen nitelikler. 1. Çanakkale Boğazı nın tanıtıcı özelliklerini kendi cümleleriyle sıralar. 2. Çanakkale Boğazı nın korunması konusunda yapması gerekenleri fark eder. 3. Çanakkale Boğazı nın daha iyi korunmasına yönelik önerilerde bulunur. 4. Çanakkale Boğazı nı kirletenlere karşı duyarlı olup gerekli demokratik tepkileri gösterir. 5. Çanakkale Boğazı nın dünyada bulunan diğer boğazlardan farkını ve önemini fark eder. Kazanım 3 18 yaş üstü yetişkinlerde biyoçeşitlilik konusunda farkındalık oluşturarak, yaşam için son derece önemli olan canlı türlerini daha iyi tanımak nesli tehlike altında olan canlıların tanınması ve korunması hususunda duyarlılık geliştirmek. Gösterge: Gerçekleştirilen etkinlikler sonunda katılımcılarda oluşması beklenen nitelikler. 1. Biyoçeşitlilik kavramını açıklar. 2. Çevresindeki canlı türlerinin korunması konusunda yapması gerekenleri fark eder. 3. Çanakkale Boğazı nda yaşayan ve nesli tehlike altında bulunan türleri tanır. 4. Çanakkale Boğazı nda yaşayan ve nesli tehlike altında bulunan türlerin korunmasına yönelik önerilerde bulunur. Kazanım 4 18 yaş üstü yetişkinlerde çevre konusunda duyarlılık geliştirerek sürdürülebilir çevre anlayışının yaygınlaştırılmasını sağlamak. Gösterge: Gerçekleştirilen etkinlikler sonunda katılımcılarda oluşması beklenen nitelikler. 1. "Sürdürülebilir çevre" kavramını tanır ve kavrama ilişkin görüşlerini açıklar. 2. Çevre ve korunması konusunda yapması gerekenleri fark eder. 3. Çevre kirliliğinin ve özellikle su kirliliğinin olumsuz etkilerini fark ederek çevre kirliliğine yol açan durumlara karşı duyarlılık gösterir. 4. Çevre ve korunması konusunda hukuksal ve yönetsel düzenlemelerin farkına varır, hukuksal ve yönetsel anlamda yapılması gerekenlerin nasıl uygulanabileceği hususunda alternatif görüş oluşturur. Kazanım 5 18 yaş üstü yetişkinlerde su ürünleri avcılığı ve türlerini tanıyıp avcılık konusunda yaşanan problemlere karşı duyarlılık geliştirerek doğru avlanma 12
13 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi stratejileri kazandırmak. Gösterge: Gerçekleştirilen etkinlikler sonunda katılımcılarda oluşması beklenen nitelikler. 1. Su ürünleri avcılığı kavramını açıklar. 2. Kurallara uygun avlanma konusunda yapılması gerekenleri fark eder. 3. Çanakkale Boğazı nda yaşayan balık türlerini tanır. Kazanım 6 18 yaş üstü yetişkinlerde çevre konusunda duyarlılık oluşturmak, genel kültür düzeylerini geliştirerek çeşitli platformlarda sözlü ya da yazılı paylaşımda bulunmalarını sağlamak. Gösterge: Gerçekleştirilen etkinlikler sonunda katılımcılarda oluşması beklenen nitelikler. 1. Çevre ve çevrenin sürdürülebilir özellikleri hakkında yeni edindiği bilgileri kongre ortamında sözlü olarak paylaşır. 2. Çevre kirliliğini önleme konusunda sarf ettiği çabaları sözlü ya da yazılı olarak paylaşır. 3. Çanakkale Boğazı nın deniz ve kıyı alanlarını korumak için yapılması gerekenlerle ilgili önerilerini kongre ortamında seslendirir. EĞİTMENLER İÇİN BİLGİLENDİRME NOTU Fokus programı uygulanırken sırasıyla aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir: Eğitimi gerçekleştireceğiniz mekanın yetkili ya da sorumlu kişisinden izin alınız. 1. Eğitim sorumlusu olarak kendinizi ve TURMEPA yı tanıtınız. 2. Eğitim öncesinde, eğitim verilecek ortamın düzenlemesini takip ederek ortamı herkesin sizi rahatlıkla görebileceği, konuştuklarınızı işitebileceği bir şekilde hazırlayınız. Eğitim salonunu U ya da V biçiminde düzenleyerek eğitime katılan kişilerle yüz yüze olmayı sağlayınız. 3. Eğitim sorumlusu olarak grubun özelliklerini tanıyınız, kullanacağınız sözlerde seslenme (hitap) biçiminizde ve beden dilinizde nezaket kurallarına dikkat ediniz. 4. Eğitim öncesi belirlenen hedef kitle ve mekana uygun tüm ekipmanları kontrol ve tedarik ediniz. 5. Eğitim sorumlusunun belirlenen hedef kitleye uygun mekanın özelliklerini gözeterek eğitim içeriğindeki temalar vasıtasıyla grubu nasıl yöneteceğini ve nasıl bir eğitim düzeni kurulması gerektiğini eğitim setinden çalışınız. 6. Eğitim sırasında zorlayıcı ve emir kipi içeren ifadelerden kaçınınız. "Birlikte yapabilir miyiz?", "Ne dersiniz?" gibi öneri sözcükleri ve cümlelerini tercih ediniz. 7. Eğitim sırasında sorusu olanlara kısa anlaşılır cevaplarla eğitimin süresini de dikkate alacak şekilde karşılık veriniz, tartışmaya girmeyiniz. 8. Eğitim sırasında ortaya çıkan sahiplenme ürünlerini ve yine katılımcıların birlikte ürettikleri eğitim materyallerini kayıt altına alarak dosyanızda saklayınız. 9. Uygulamanın gerçekleşeceği alan bir kahvehane ya da açık bir alan ise daha çok kartelayla farkındalık sağlayınız. 10. Eğitim sürecinin sonunda gönüllü katılımcılardan "Benim Kurultayım-Bizim Kurultayımız" için kendileriyle irtibata geçebileceğiniz iletişim bilgilerini almayı unutmayınız. 11. Gönüllü katılımcılara, "Benim Kurultayım-Bizim Kurultayımız" etkinliği için yapmaları gereken hazırlıkları ilgi duydukları konular kapsamında sürdürmeleri için kendileriyle irtibata geçileceğini bildiriniz. 12. Etkinlik bitiminde teşekkür ederek "Benim Kurultayım-Bizim Kurultayımız" için randevu vermeyi unutmayınız. 13
14 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA HEDEF GRUP İŞLENECEK TEMALAR Kaptanlar Tema 1 Tema 3 Tema 4 Tema 5 Balıkçılar Tema 1 Tema 2 Tema 3 (Çevre) Tema 5 Balık Satışı Yapanlar Tema 1 Tema 2 Tema 3 (Çevre) Tema 5 Turizm Tesisi Sahipleri ve Çalışanları Tema 3 Tema 4 Tema 5 Üniversite Öğrencileri Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi Özel ve Kamu Kurum Çalışanları Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi Yerel Halk Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi Yerel Esnaf (Kasap, Seyyar Satıcı, Bakkal ) Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi Hepsi 14
15 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÖĞRENME ALANI 1 Su-Hayat ve Sularda Geçiş Alanları Boğazlar TEMA1 SU-HAYAT VE SULARDA GEÇİŞ ALANLARI BOĞAZLAR KAZANIM 18 yaş üstü yetişkinlerde çevre konusunda duyarlılık geliştirerek, yaşam kaynağı olan suyun niteliğinin daha iyi tanınmasını, en yakınında bulunan su kaynaklarının kirliliğe karşı korunmasını sağlamak. NOT Eğitmenler için bilgilendirme notunu dikkate alarak eğitime başlayınız. FOKUS UYGULAMALARI 1. Aşama/FARK EDİYORUM Suyun yaşamsal önemine dikkat çekici kartela ve temaya uygun olarak hazırlanmış olan poster 1 ile yetişkinlerin karşılaşmalarını sağlayınız. Bu karşılaşma, program öncesi yerel yönetimlerden destek alınarak yürüyüş alanlarına yerleştirilmiş dikkat çekici yer ilanları, reklam panoları ya da mobil ekranlarla da sağlanmalıdır. Uygulamanın gerçekleşeceği yer bir kahvehane ya da açık bir yerse daha çok kartelayla farkındalık sağlanmalıdır. 2. Aşama/GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİYORUM Katılımcıların suyun yaşamsal önemini keşfetmelerini sağlayacak beyin fırtınası etkinliğine katılmaları sağlanmalı, Sularımızı temiz tutmak için ne yapmalıyız? sorusuna cevap vermeleri istenmelidir. Birkaç dakika süreyle katılımcıların verdikleri cevapların tamamı döner levhaya yazılmalı ve ardından Sizce bu şekilde davranırsak ne tür sonuçlar ortaya çıkabilir? sorusu sorularak cevaplar alınmalıdır. Ardından katılımcıların yeni bilgiler keşfetmesini sağlayacak powerpoint sunumuna geçilmelidir. Uygulama alanımızın kahvehane ya da bir açık alan olması durumunda powerpoint sunumlarında dinleyici notları kullanılabilir. 3. Aşama/ÖĞRENDİKLERİMİ UYGULUYORUM Katılımcıların, suyun yaşamsal önemi ve onu korumak için üzerlerine düşen görevler hakkında bilgilenmelerini sağlamak amacıyla çember şeklinde bir tartışma ortamı hazırlanmalıdır. Çember tartışma etkinliği sırasında eğitimci tartışma başkanı olur. Katılımcılardan gönüllü bir kişi sekreter, bir kişi de süre tutucu olmalıdır. Çember tartışma etkinliğine başlamadan katılımcılara yeşil (katılıyorum) ve kırmızı (katılmıyorum) kartlar dağıtılmalı ve görüşlerin ardından bu kartların kullanılacağı belirtilmelidir. Katılımcılara görüşlerini belirtmeleri için 30 saniye söz hakkı verilmelidir. Katılımcı sayısı fazlaysa seçilecek beş kişiyle bir çember tartışma ekibi oluşturulmalıdır. Katılımcıların kendi görüşlerini dile getirerek suyun yaşamdaki önemini açıklamaları sağlanmalıdır. Sekreter bu görüşleri kısaca not almalı, süre tutucu ise süreyi izlemelidir. Her bir görüşün ardından katılımcıların yeşil ve kırmızı kartlarla görüşlerini belirtmeleri istenmelidir. Kırmızı kart gösteren varsa bir ya da iki katılımcının neden katılmadığı konusundaki görüşünü kısaca söylemesi istenmelidir. Bu etkinlikle tüm katılımcılara suyun yaşamsal değeri ve kirliliğin yaşam üzerindeki olumsuz etkileri fark ettirilmelidir. Ardından su kaynaklarının ve denizlerin kirlenmesine neden olan olaylar sunum ve görsellerle açıklanmalıdır. Katılımcılardan sunumdaki durumlarla, olaylarla ya da görsellerle (örneğin; su kirliliği resimleri ya da temiz tutulan su kaynaklarının resimleri) ilgili görüşlerini ellerinde bulunan yeşil ya da kırmızı kartlarla göstermeleri istenmelidir. Olumsuz durumlarda kırmızı, olumlu durumlarda yeşil kartın kullanımıyla katılım sağlandıkça 15
16 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA dinleyici pozisyonundan katılımcı durumuna geçecekleri hatırlatılmalıdır. 4. Aşama/SAHİP ÇIKIYORUM Bu aşamada farklı iş, meslek ya da alandan katılımcılar, dörderli şekilde gruplanmalıdır. Katılımcılardan suyun ve su kaynaklarının temiz tutulmasına yönelik bir slogan üretmesi istenmelidir. Sloganda olabildiğince her katılımcıyı temsil eden sözcükler bulunması gerektiği hatırlatılmalıdır. Hazırlanan sloganlar grup üyelerince sesli şekilde okunarak etkinlik sonlandırılmalıdır. 16
17 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÖĞRENME ALANI 2 Dünyanın Önemli Boğazlarını ve Çanakkale Boğazı nı Tanıyalım TEMA2 DÜNYANIN ÖNEMLİ BOĞAZLARINI VE ÇANAKKALE BOĞAZI NI TANIYALIM KAZANIM 18 yaş üstü yetişkinlerin yaşam alanlarında bulunan Çanakkale Boğazı nı daha iyi tanımalarını sağlayarak dünyanın önemli boğazlarının özellikleriyle ilgili farkındalık oluşturmak. FOKUS UYGULAMALARI 1. Aşama/FARK EDİYORUM Çanakkale Boğazı nın önemine dikkat çekici kartela ve temaya uygun olarak hazırlanmış poster ve kartela (harita) kullanınız. Uygulamanın gerçekleşeceği alan bir kahvehane ya da açık bir alan ise daha çok kartelayla farkındalık sağlanmalıdır. 2. Aşama/GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİYORUM Keşfetme aşamasında döner levha ve beyin fırtınası kullanarak hedef kitlenin katılımı sağlanır. Katılımcıların Çanakkale Boğazı nın yaşamsal önemini keşfetmelerini sağlayacak beyin fırtınası etkinliğiyle sürece başlanır. Katılımcıların "Çanakkale Boğazı nın tarihteki isimlerini biliyor muyuz? Boğazda yüzerek karşıya ulaşmak istesek sizce nereyi tercih etmeliyiz? Boğazdan geçiş için kullanılan en uzun mesafe ne kadardır? Çanakkale Boğazı üzerinde bulunan ilçelerimiz hangileridir? Çanakkale Boğazı nın toplam uzunluğu hakkında bilginiz var mı? Çanakkale Boğazı nda yaşayan canlılar hakkında neler biliyorsunuz? Boğazda bulunan balıklardan adını bildikleriniz hangileridir?" sorularına cevap vermeleri istenir. Tahminler alınır, tahminlerle bilgiler eşleştirilir. (Bu teknik, "TGA-Tahmin Gözlem Açıklama" olarak bilinmektedir.) Birkaç dakika süreyle katılımcıların verdikleri cevapların tamamı döner levhaya yazılmalı ve ardından Sizce bu şekilde davranırsak ne tür sonuçlar ortaya çıkabilir? sorusu sorulmalı ve cevaplar alınmalıdır. Ardından Öğrenme Alanı için hazırlanmış ortak powerpoint sunumundan Çanakkale Boğazı ve özellikleri konusunda hazırlanmış olan görselleri paylaşılır. Uygulama alanının kahvehane ya da bir açık alan olması durumunda powerpoint sunumlarının dinleyici notlarını kullanabilirsiniz. 3. Aşama/ÖĞRENDİKLERİMİ UYGULUYORUM Katılımcıların, Çanakkale Boğazı nın önemi ve korunması için yapılması gerekenler hakkında bilgilenmeleri için "çember tartışma" etkinliğine katılmaları sağlanmalıdır. Çember tartışma etkinliği sırasında eğitimci tartışma başkanı, katılımcılardan gönüllü bir kişi sekreter, bir kişi de süre tutucu olmalıdır. Çember tartışma etkinliğine başlanmadan katılımcılara yeşil (katılıyorum) ve kırmızı (katılmıyorum) kartlar dağıtılmalı ve görüşlerin ardından bu kartların kullanılacağı belirtilmelidir. Katılımcılara görüşlerini belirtmeleri için 30 saniye söz hakkı verilmelidir. Katılımcı sayısı fazlaysa seçilecek beş kişiyle bir çember tartışma ekibi oluşturulmalıdır. Katılımcıların kendi görüşlerini dile getirerek, suyun yaşamdaki önemini açıklamaları sağlanmalıdır. Sekreter bu görüşleri kısaca not almalı, süre tutucu ise süreyi izlemelidir. Her bir görüşün ardından katılımcıların yeşil ve kırmızı kartlarla görüşlerini belirtmeleri istenmelidir. Kırmızı kart gösteren varsa bir ya da iki katılımcının neden katılmadığı konusundaki görüşünü kısaca söylemesi istenmelidir. Bu etkinlikle tüm katılım- 17
18 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA cılara Çanakkale Boğazı ndaki olumsuz koşulların yaşam üzerindeki olumsuz etkileri fark ettirilmelidir. Ardından Çanakkale Boğazı ndaki olumsuzluklar ve neden olan olaylar sunum ve görsellerle açıklanmalıdır. Katılımcılardan sunumdaki durumlarla, olaylarla ya da görsellerle (örneğin; Boğaz'daki kirlilik resimleri ya da Boğaz'ın güzel resimleri) ilgili görüşlerini ellerinde bulunan yeşil ya da kırmızı kartlarla göstermeleri istenmelidir. Olumsuz durumlarda kırmızı, olumlu durumlarda yeşil kartın kullanımıyla katılım sağlandıkça dinleyici pozisyonundan katılımcı durumuna geçtikleri hatırlatılmalıdır. Çanakkale Boğazı nın yeri ve korunması için yapılması gerekenler hakkında bilgilenmeleri için Çanakkale Boğazı haritası gösterilir. Harita üzerinde boğazın en dar ve en geniş yerlerini katılımcıların göstermeleri istenir. Katılımcılardan düşüncelerini örneklemeleri istenerek gerekçelerini öğrenmek amacıyla şu sorular yöneltilir: Çanakkale Boğazı nı bir varlığa benzetseniz neye benzetirdiniz? Örneğin; Çanakkale Boğazı sardalyaya benzer çünkü tıpkı onun gibi özeldir. gibi. Bu etkinliğin ardından "Çanakkale Boğazı nı temiz tutmak için neler yapabiliriz?" sorusuyla beyin fırtınası etkinliği gerçekleştirilmelidir. Tüm fikirler kullanılan döner levhaya yazılmalıdır. Ardından fikirler gruplanır, gruplanan fikirlerden en etkilisinin sıralaması katılımcılarla birlikte yapılır. 4. Aşama/SAHİP ÇIKIYORUM Bu aşamada farklı iş, meslek ya da uğraşı alanından olan katılımcılar, dörderli şekilde gruplanmalıdır. Katılımcılardan Çanakkale Boğazı ve önemine yönelik bir slogan üretmesi istenmelidir. Sloganda olabildiğince her katılımcıyı temsil eden sözcükler bulunması gerektiği hatırlatılmalıdır. Hazırlanan sloganlar grup üyelerince sesli şekilde okunarak etkinlik sonlandırılmalıdır. 18
19 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÖĞRENME ALANI 3 Biyoçeşitlilik ve Çevre TEMA3 BİYOÇEŞİTLİLİK VE ÇEVRE BİYOÇEŞİTLİLİK KAZANIM 18 yaş üstü yetişkinlerde biyoçeşitlilik konusunda farkındalık yaratarak yaşam için son derece önemli olan canlı türlerini daha iyi tanımalarını sağlamak, nesli tehlike altında olan canlıların tanınması ve korunması hususunda duyarlılıklarını geliştirmek. FOKUS UYGULAMALARI 1. Aşama/FARK EDİYORUM Biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekici kartela ve posterler katılımcılara gösterilerek eğitime başlanır. Bir sonraki adımda katılımcılara sorular sorulur ve tahminleri alınır. Sizce Çanakkale Boğazı'nda kaç tür canlı bulunmaktadır?, Sualtı parkı nedir?", "Sizce Türkiye de ilk sualtı parkı nerede oluşturulmuştur?. Tahminler eğitim sorumluları tarafından not alınır, cevapları açıklanır ve tahminleri ile gözlemlerin uyuşması ya da uyuşmamasının nedeni katılımcılarla birlikte belirlenir. Uygulamanın gerçekleşeceği yer bir kahvehane ya da açık bir alan ise daha çok kartelayla farkındalık sağlanmalıdır. 2. Aşama/GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİYORUM Katılımcıların biyoçeşitliliğin önemini keşfetmelerini sağlayacak powerpoint sunum ve/veya ilgili kartlar gösterilerek eğitime başlanır. Katılımcılara yayılmacı ve nesli tükenme tehlikesi altındaki türlere ait görseller gösterilir. Daha sonra ilk sualtı parkı anlatılıp görseller gösterilerek, Biyoçeşitliliği korumak için ne yapmalıyız?" sorusuna cevap vermeleri istenir. Birkaç dakika süreyle katılımcıların verdikleri cevapların tamamı yazılır ve ardından Sizce bu şekilde davranırsak ne tür sonuçlar ortaya çıkabilir?" sorusu sorularak cevaplar alınır. Ardından katılımcıların yeni bilgiler keşfetmesini sağlayacak powerpoint sunumuna geçilmelidir. Uygulama alanımızın kahvehane ya da bir açık alan olması durumunda powerpoint sunumlarının dinleyici notları kullanılabilir. 3. Aşama/ÖĞRENDİKLERİMİ UYGULUYORUM Katılımcıların, biyoçeşitliliğin korunması için yapılması gerekenler hakkında bilgilenmeleri için, çember tartışma etkinliğine katılmaları sağlanmalıdır. Çember tartışma etkinliği sırasında eğitimci tartışma başkanı, katılımcılardan gönüllü bir kişi sekreter, bir kişi de süre tutucu olmalıdır. Çember tartışma etkinliğine başlamadan katılımcılara yeşil (katılıyorum) ve kırmızı (katılmıyorum) kartlar dağıtılmalı ve görüşlerin ardından bu kartların kullanılacağı belirtilmelidir. Katılımcılara görüşlerini belirtmeleri için 30 saniye söz hakkı verilmelidir. Katılımcı sayısı fazlaysa seçilecek beş kişiyle bir çember tartışma ekibi oluşturulmalıdır. Katılımcılar kendi görüşlerini dile getirerek, biyoçeşitliliğin önemini açıklamaları sağlanmalıdır. Sekreter bu görüşleri kısaca not almalı, süre tutucu ise süreyi izlemelidir. Her bir görüşün ardından katılımcıların yeşil ve kırmızı kartlarla görüşlerini belirtmeleri istenmelidir. Kırmızı kart gösteren varsa bir ya 19
20 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA da iki katılımcının neden katılmadığı konusundaki görüşünü kısaca söylemesi istenmelidir. Bu etkinlikle tüm katılımcılara biyoçeşitliliğin önemi ve yaşam üzerindeki olumsuz etkileri fark ettirilmelidir. Ardından biyoçeşitliliği tehdit eden olaylar sunum ve görsellerle açıklanmalıdır. Katılımcılardan sunumdaki durumlarla, olaylarla ya da görsellerle (örneğin; biyoçeşitlilik, sualtı parkı resimleri) ilgili görüşlerini ellerinde bulunan yeşil ya da kırmızı kartlarla göstermeleri istenmelidir. Olumsuz durumlarda kırmızı, olumlu durumlarda yeşil kartın kullanımıyla katılım sağlandıkça dinleyici pozisyonundan katılımcı durumuna geçtikleri hatırlatılmalıdır. Gördükleri türlerden tanıdıkları, adını bildikleri olup olmadığı sorulmalıdır. Etkinlik açık alanda gerçekleştirilecek ise bu görüntüler, küçük gruplara bölünecek katılımcılara, dizüstü bilgisayardan üçer dakika süreyle sunulmalıdır. 4. Aşama/SAHİP ÇIKIYORUM Bu aşamada farklı iş, meslek ve uğraşı alanlarından katılımcılar, dörderli şekilde gruplanmalıdır. Katılımcılardan biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik bir slogan üretmeleri istenmelidir. Sloganda olabildiğince her katılımcıyı temsil eden sözcükler bulunması gerektiği hatırlatılmalıdır. Hazırlanan sloganlar grup üyelerince sesli şekilde okunarak etkinlik sonlandırılmalıdır. Biyolojik çeşitlilik kapsamında nesli tükenen varlıkların korunması konusunda duyarlılık oluşturabilecek ortak bir grup resmi yapılması sağlanmalıdır. 20
21 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÖĞRENME ALANI 3 Biyoçeşitlilik ve Çevre TEMA3 BİYOÇEŞİTLİLİK VE ÇEVRE ÇEVRE KAZANIM 18 yaş üstü yetişkinlerde çevre konusunda duyarlılık geliştirerek sürdürülebilir çevre anlayışının yaygınlaştırılmasını sağlamak. FOKUS UYGULAMALARI 1. Aşama/FARK EDİYORUM Çevre ve sürdürülebilir çevrenin yaşamsal önemine dikkat çekici poster ve temaya uygun olarak hazırlanmış olan kartelayla katılımcıların karşılaşmalarını sağlayınız. Uygulamanın gerçekleşeceği yer bir kahvehane ya da açık bir alan ise daha çok kartelayla farkındalık sağlanmalıdır. 2. Aşama/GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİYORUM Katılımcıların çevre kirliliğinin yaşamsal önemini keşfetmelerini sağlayacak beyin fırtınası etkinliğine katılmaları sağlanmalıdır. Çevremizi ve doğayı kirletmemek için neler yapmalıyız?" sorusu sorulmalı ve cevap istenmelidir. Birkaç dakika süreyle katılımcıların verdikleri cevapların tamamı yazılmalıdır. Ardından katılımcıların yeni bilgiler keşfetmesini sağlayacak, sürdürülebilir çevre konusunda hazırlanmış powerpoint sunumuna geçilmelidir. Uygulama alanımızın kahvehane ya da bir açık alan olması durumunda powerpoint sunumlarının dinleyici notları kullanılabilir. 3. Aşama/ÖĞRENDİKLERİMİ UYGULUYORUM Katılımcıların çevre kirliliğine yol açan etmenler ve sürdürülebilir çevre hakkında bilgilendirilmeleri için üç çalışma istasyonu hazırlanması istenir. Gruplar dörder kişiliktir. Katılımcılara bu istasyonlarda sırasıyla çalışılacağının bilgisi verilir. İlk istasyon görevi olarak ortak bir "çevre duyarlılığı bildirisi" hazırlamaları istenmelidir. İkinci istasyonda "çevre konulu akrostiş şiir" yazmaları istenir. Akrostiş, "temiz çevre" kelimeleriyle yapılabilir ya da grup kendi kelimelerini belirleyebilir. Üçüncü istasyonda katılımcılardan, çevre kirliliğinin önlenmesi, Çanakkale Boğazı nın daha temiz kalması ve canlıların tehditlerden korunması için farkındalık oluşturacak sloganlar hazırlamaları istenmelidir. Tüm katılımcı gruplar, üçer dakika arayla doğrusal sırada yer değiştirecek şekilde bütün istasyonlara katkı yaptıktan sonra, istasyon çalışması sonlandırılır. 4. Aşama/SAHİP ÇIKIYORUM Bu aşamada farklı iş, meslek ya da uğraş alanından katılımcılar, dörderli şekilde gruplanmalıdır. Katılımcılardan çevre kirliliği ve sürdürülebilir çevre konusunda gerçekleştirilen istasyon çalışmasıyla oluşturulan ürünlerin sergilenmesi ve birlikte kritik edilmesi istenmelidir. İstasyonlardaki çalışmalar sesli şekilde okunarak etkinlik sonlandırılmalıdır. Değerlendirme Hazırlanmış olan rubric (dereceli puanlama anahtarı) ile sergilenen ürünlerin puanlanması. 21
22 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ÖĞRENME ALANI 4 Çanakkale Boğazı ve Çevresinde Balıkçılık TEMA4 ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE BALIKÇILIK KAZANIM 18 yaş üstü yetişkinlerde su ürünleri avcılığı ve türlerini tanıyıp avcılık konusunda yaşanan problemlere karşı duyarlılık geliştirerek doğru avlanma stratejileri kazandırmak. FOKUS UYGULAMALARI 1. Aşama/FARK EDİYORUM Çanakkale Boğazı na ve çevresindeki balıkçılığa dikkat çekmek amacıyla, Çanakkale Boğazı nda avlanan ve sıkça tüketilen balık türlerinin karikatürlerinin yer aldığı görseller katılımcılara gösterilir. Geleceğimizi tehdit edecek olan ve gelecek nesillerin birçok türü tanıma şansı olmayacağını, bu nedenle doğru avlanmanın önemini fark etmeleri sağlanır. 2. Aşama/GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİYORUM Katılımcıların, Çanakkale Boğazı nda avlanma ve doğru avlanma tekniklerinin önemini vurgulayacak beyin fırtınasına katılmaları sağlanmalıdır. Çanakkale Boğazı nda balık ve diğer su ürünlerinin neslini korumak için ne yapmalıyız?" sorusuna cevap vermeleri istenmelidir. Birkaç dakika süreyle katılımcıların verdikleri cevapların tamamı döner levhaya yazılmalı ve ardından Sizce bu şekilde davranırsak ne tür sonuçlar ortaya çıkabilir?" sorusu sorularak cevaplar alınmalıdır. Ardından katılımcıların yeni bilgiler keşfetmesini sağlayacak powerpoint sunumuna geçilmelidir. Uygulama alanımızın kahvehane ya da bir açık alan olması durumunda powerpoint sunumlarının dinleyici notları kullanılabilir. 3. Aşama/ÖĞRENDİKLERİMİ UYGULUYORUM Katılımcıların doğru avlanmanın önemi ve biyoçeşitliliğin korunması için yapılması gerekenler hakkında bilgilenmeleri için, "çember tartışma" etkinliğine katılmaları sağlanmalıdır. Doğru avlanma teknikleriyle ilgili bilgilere dayalı olarak avlanma planı ve biyoçeşitliliğe zarar vermeyi önleyecek kısa (birkaç maddelik) bir eylem planı katılımcılarla birlikte oluşturulmalıdır. Katılımcılardan gelen fikir ve öneriler kayıt altına alınmalıdır. Katılımcılarla birlikte öneriler doğrultusunda sonuç bildirgesi hazırlanarak etkinlik sonlandırılır. 4. Aşama/SAHİP ÇIKIYORUM Bu aşamada farklı iş, meslek ya da uğraş alanından katılımcılar, dörderli şekilde gruplandırılır. Hazırlanan sonuç bildirgesine uygun bir slogan katılımcılar tarafından belirlenerek grup üyelerince sesli şekilde okunur ve etkinlik sonlandırılır. 22
23 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÖĞRENME ALANI 5 Benim Kurultayım Bizim Kurultayımız TEMA5 BENİM KURULTAYIM BİZİM KURULTAYIMIZ KAZANIM 18 yaş üstü yetişkinlerde çevre konusunda duyarlılık oluşturmayı, genel kültür düzeyini geliştirerek çeşitli platformlarda sözlü ya da yazılı paylaşımda bulunmayı sağlar. FOKUS UYGULAMALARI 1. Aşama/FARK EDİYORUM Katılımcılara Benim Kurultayım-Bizim Kurultayımız afişlerinin gösterilmesi ve Kurultay sizce nedir? Hiç kutultaya katılan var mı? sorularının sorulması. İstekli katılımcılardan cevapların alınması. 2. Aşama/GÜZELLİKLERİ KEŞFEDİYORUM Eğer elimizde varsa daha önce TURMEPA tarafından gerçekleştirilmiş bir kongrenin görsellerinin (fotoğraf) katılımcı gruba sunulması. Görsellerde neler gördüklerinin sorulması. Ardından TURME- PA tarafından düzenlenecek olan Benim Kurultayım-Bizim Kurultayımız etkinliğinin amacı ve kapsamının aşağıdaki metin dikkate alınarak tanıtılması. 3. Aşama/ÖĞRENDİKLERİMİ UYGULUYORUM Bu aşamada küçük bir deneme uygulaması yapılabilir. Örneğin; Çanakkale de çevre kirliliğiyle mücadele etmek için neler yaptınız ya da yapmak isterdiniz?" konusuna ilişkin katılımcıların küçük katkı konuşmaları yapması ve bunların kayıt altına alınması gerçekleştirilebilir. 4. Aşama/SAHİP ÇIKIYORUM Bu aşamada katılımcılardan Çanakkale de çevre kirliliğiyle mücadele etmek amacıyla bir yıl içinde neler yapabiliriz?" sorusunun cevabını, dağıtılacak dosya kağıdına yazmaları ve bu yazdıkları hususu benimsemeleri için kendi planlarını taslak olarak hazırlamaları istenebilir. 23
24 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA BUNLARI BiLiYOR MUYUZ? BİYOÇEŞİTLİLİK VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE Bir doğa parçasında veya bir ekosistemde bulunan canlıların tümüne biyoçeşitlilik ya da biyolojik çeşitlilik adı verilir. SÜRDÜRÜLEBİLİR BİYOÇEŞİTLİLİK NEDİR? Sürdürülebilirlik kavramının önemli bir faktörü olan biyolojik çeşitlilik veya biyoçeşitlilik konusu, çevremizde var olan canlı formların bilinmesi, tanınması ve yaşamlarının devamını sağlanmak amacıyla oluşturulan ve uygulanan planların tümünü kapsamaktadır. SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE NEDİR? Üzerinde yaşadığımız çevrenin tüm etmenleriyle birlikte (biyolojik, fiziksel, sosyal) gelecek nesillere, devamlılığının sağlanarak aktarılmasına, sürdürülebilir çevre yaklaşımı denir. Yaşam alanımızı oluşturan doğal çevre veya ekosistem bir bütündür ve herhangi bir unsuru diğerlerinden ayrı düşünülemez veya değerlendirilemez. Bu nedenle de sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişimin gereklerini yerine getirirken bizden sonra gelecek olan nesillere tüm elemanlarıyla birlikte sağlıklı, yaşanabilir ve aynı zamanda onların gerek duyacağı yeterli kaynağa sahip bir çevrenin bırakılabilmesi sürdürülebilirlik kavramının içinde yer almaktadır. Günümüze bakılırsa, yaşanılan küresel tartışmaların ve iyileştirme çabalarının odak noktası sürdürülebilirlik kavramının bugün daha iyi anlaşılabildiğidir. Artan dünya nüfusuyla birlikte hızlıca tükenmekte olan doğal kaynaklar, zamanla doğanın dengesini bozmuş ve insanoğlunun sürdürülebilir çevre kavramının önemini daha iyi anlamasına sebep olmuştur. 24
25 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÇÖPÜMÜZ NEREYE GİDİYOR? Su kenarlarına bırakılan katı atıklar sahillere kadar ulaşmaktadır. Uzun yıllar boyunca deniz ortamında kalan plastik ve kimyasal maddeler canlı dokusuna geçerek besin zinciri boyunca soframıza kadar gelebilmektedir. Yerleşim yerlerinden veya gemilerden bırakılan sıvı atıklar bakteriyel enfeksiyon riski taşımaktadır. Yaz aylarında sahil kesiminde karşılaştığımız bakteriyel enfeksiyonların birçoğu denize ulaşan evsel deşarjlar sonucu oluşmaktadır. Sürdürülebilir Çevre Uygulamaları (Ek Bilgiler) Aşağıda listelenen ek bilgiler gerektiğinde eğitmen tarafından dinleyicilerin ilgi ve donanımlarına göre verilebilir. Eğitmen gerekli araştırmaları yapmalıdır. Fosil yakıt kullanan fabrikaların baca gazında bulunan karbondioksitin depolanarak balık yemi olan mikroalg (küçük sucul fotosentez yapan bitkisel canlılar) üretiminde kullanıldığını biliyor musunuz? Enerji üreten tesislerde kullanılan soğutma suyunun ekosisteme etkisinin sürdürülebilir olduğunu biliyor musunuz? Soğutma suyu kullanılarak su temini için hiçbir yatırım gerekmeden levrek ve çipura gibi balıkların yıl boyunca üretimi yapılabilir. 25
26 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA YAŞAYAN SUALTI Çanakkale Boğazı'nın kayalık alanlarının, nesli tükenmekte olan mercanlara (Cladocora caespitosa, Savalia savaglia, Paramuricea clavata) ve deniz çayırlarına ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz? Çanakkale Boğazı'nın tabanında denizin ormanları olarak da bilinen deniz çayırlarının, denize yılda 5000 litrenin üzerinde oksijen kazandırdıklarını biliyor muydunuz? (Dural vd., 2013) Çanakkale Boğazı'nın tabanındaki deniz çayırları, mercanlar, süngerler ve kalkerli bitki ve hayvan topluluklarının, diğer derin deniz canlıları (ıstakoz, karides, ahtapot) için barınma, beslenme ve üreme alanları oluşturduklarını biliyor muydunuz? Boğazda dağılım gösteren, "yelpaze mercanı" olarak bilinen omurgasız canlıların üzerinde denizatlarının yuva yaptığını ve bunların dallı polip yapılarının ayrıca sübye, ahtapot ve kalamar yumurtalarının gelişimi için uygun tutunma alanları oluşturduğunu biliyor muydunuz? Çanakkale Boğazı nın 40 metreden daha derin sularında bulunan kayalık alanlarda nesli tükenme tehlikesi altında olan Savalia savaglia yelpaze mercanının yaşadığını ve dallı yapıları üzerinde birçok deniz canlısı için barınma ortamı sağladığını biliyor muydunuz? Savalia savaglia mercanı, Akdeniz'de özellikle kolye yapımı amacıyla aşırı avlanması sebebiyle Dünya Korunma Birliği ya da Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik (International Union for Conservation of Nature and Natural Resources-IUCN) tarafından nesli tükenme tehlikesi altında olan deniz canlıları listesine eklenmiştir. Boğazdaki sayıları hayli az olan deniz canlısıyla ilgili koruma ve izleme çalışmaları devam etmektedir (Özalp, 2015). Çanakkale Boğazı'nda yaşam süren süngerlerin günde litreye kadar su süzebildiklerini ve bu şekilde beslendiklerini biliyor musunuz? Süngerlerin süzme kapasiteleri üzerinde yapılan araştırmalar, bu türlerin denizel kirliliğin oluşmasını engellediklerini göstermektedir. Çanakkale Boğazı'nda yaşam süren deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) gemi ve balıkçı teknelerinin pervaneleri nedeniyle yaralandığını biliyor muydunuz? Çanakkale Boğazı taban kısmının üzerini kaplayan kayalık alanların orta su ve yüzeyle birlikte bir düşünüldüğünde, biyolojik çeşitliliğin temelini oluşturduğunu ve birçok deniz canlısı için barınma ortamı sağladığını biliyor muydunuz? Birçok balık, plankton ve memeli türü için yaşamsal öneme sahiptir. Aynı şekilde kayalık deniz tabanı da mercan, sünger, deniz patlıcanı, tünikat, alg, poliket, vb. birçok deniz canlısı için hayati önem taşır ve biyoçeşitliliği zenginleştiren yegane bölge olarak nitelendirilir. 26
27 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE BALIKÇILIK Çanakkale Boğazı ve çevresinde 200 e yakın savaş batığının yapay resif olarak balıkçılığa büyük katkılar sağladığını biliyor musunuz? Balık stoklarının eğer önlem alınmazsa 50 yıl içinde tükenebileceğini biliyor musunuz? Çanakkale Limanı na kayıtlı trol teknesi bulunmadığını biliyor musunuz? Çanakkale kıyı balıkçılığında kullanılan uzatma ağlarının ortalama göz genişliklerinin Türkiye nin diğer bölgelerinde kullanılanlara oranla daha büyük olduğunu biliyor musunuz? Balıkların yıllara göre ortalama boylarındaki küçülmelerin, balık stoklarının azalmasının bir göstergesi olduğunu biliyor musunuz? Gerektiğinde köy muhtarı ve ihtiyar heyetinin balıkçılığı denetleme yetkisi bulunduğunu biliyor musunuz? 27
28 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA GENEL DEĞERLENDİRME İki öğrenme alanı ve beş tema kapsamında gerçekleştirilen etkinlik ve paylaşımlara ilişkin katılımcılara hazırlanmış olan formların uygulanması. ÖĞRENME ALANI 1 Su-Hayat ve Sularda Geçiş Alanları Boğazlar Özet Bilgisi TEMA1 SU-HAYAT VE SULARDA GEÇİŞ ALANLARI BOĞAZLAR ÖZET BİLGİSİ Dünyada 1,4 milyar km 3 su mevcut olup, bunun büyük bölümü (% 97) okyanus ve denizlerde tuzlu su, küçük bir bölümü ise (% 3) tatlı su şeklinde bulunur. Bu tatlı suyun % 99 dan fazlası kutuplarda ve buzullarda buz olarak bulunmaktadır ya da çok derinde çıkarılması çok pahalı olan yeraltı suyu şeklindedir. İnsanların yararlanabileceği su 3 (binde 3) civarındadır. Şekil 1 de grafik olarak insanların yararlanabileceği suyun oranları görülmektedir. Tatlı su %3 Tuz (okyanuslar) %97 Diğer %0,04 Nehirler %2 Yüzey suyu Bataklıklar %11 Yeraltı %0,3 suyu %31,4 Buz dağları ve buzullar %68,3 Göller %87 Dünyadaki su Tatlı su Tatlı yüzey suyu (sıvı) Şekil 1. Dünyada suyun dağılımı Dünya nüfusunun yaklaşık % 60 ı kıyılarda yaşamaktadır. Bu da 3,4 milyar insanın deniz habitatı üzerinde baskı oluşturması demektir. Bu baskı, Kıyılardaki nüfus artışı, Deniz kirliliği, Nüfus artışına bağlı denizel ürünlerin tüketimindeki artış, Kıyısal yapılaşma şeklinde olmaktadır. 28
29 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÖĞRENME ALANI 2 Dünyanın Önemli Boğazları ve Çanakkale Boğazı nı Tanıyalım Özet Bilgisi Boğazlar ve Özellikleri, Dünya Boğazları TEMA2 DÜNYANIN ÖNEMLİ BOĞAZLARI VE ÇANAKKALE BOĞAZI NI TANIYALIM ÖZET BİLGİSİ BOĞAZLAR VE ÖZELLİKLERİ, DÜNYA BOĞAZLARI Uluslararası ticaret yollarını belirleyen dünya üzerindeki su kanalları ve boğazlar, bulundukları ülkelerin stratejik konumlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Doğal ya da insan eliyle yapılmış olsun, bu suyolu ya da boğazlar dünya ticaretinin en önemli hattını oluştursa da, ekolojik anlamda deniz canlılarının göç ettikleri veya içinden geçtikleri bir ekosistem parçasıdır. Ülkemiz, içinde bulunduğu coğrafi konum nedeniyle dünya üzerindeki en önemli iki boğaz sistemi üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle de tarih sahnesi boyunca pek çok topluluğun yerleşmek veya sahip olmak istediği bu topraklar, bugüne kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmakla kalmamış, aynı zamanda şiddetli savaşlara da tanıklık etmiştir. Esasında bir coğrafik yapı olan boğazların, ekonomik ve stratejik önemi nedeniyle ekolojik rolleri çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Denizel canlıların göç yollarını oluşturan bu coğrafik sistemler, karasal canlıların dağılımlarını engelleyebilen bir bariyer olarak da değerlendirilebilir. Doğal olmayan kanallar önemli ekonomik katkılar sunmakla birlikte, daha önce bağlantısı bulunmayan veya çok uzun bir zaman önce bağlantısı kesilmiş iki ekolojik ortam arasındaki bağı oluşturduğundan, ekolojik risk faktörleri açısından da değerlendirilmesi gereken yerlerdir. Bu bağlamda, Süveyş Kanalı açıldıktan sonra Kızıldeniz den Akdeniz ekosistemine bugüne kadar çeşitli canlılar geçmiş, bu canlılara Süveyş Kanalı'na atfen lesepsiyen adı verilmiştir. Kızıldeniz den Akdeniz'e geçen bu canlıların arasında balıklar, elbetteki aktif hareket kabiliyetine sahip ve ekonomik bakımdan önem taşıyan bir gruptur. Süveyş Kanalı nın 1869 yılında açılmasından günümüze, Kızıldeniz den Akdeniz e doğru yoğun bir göç yaşandığı belirtilirken (Başusta ve Erdem, 2000), en az 63 balık türünün Kızıldeniz den Akdeniz e geçmiş olduğu (Corsini ve ark., 2006) ve bu sayının her geçen yıl sürekli artış gösterdiği de bildirilmektedir (Ben-Tuvia, 1977). Var olan bu göçün olumlu ve olumsuz yanları kesin olarak tespit edilemese de ekonomik ve ekolojik anlamda olumlu ve olumsuz etkilerinden söz etmek mümkündür. Bazı yerli balık türlerinin stoklarında izlenen düşüşler veya habitatlar üzerindeki besin rekabeti, bu göçün olumsuz ekolojik göstergeleri arasında sayılabilir (Golani, 1998; Galil ve Zenetos, 2002). Akdeniz in yerli türleri tarafından yeterli derecede kullanılmayan bazı ekolojik yaşam alanlarının bu türlerce değerlendirilebilmesi (Golani ve Ben-Tuvia, 1989) ise lesepsiyen göçün olumlu etkisi şeklinde değerlendirilebilir. Dünya üzerinde yer alan diğer boğazlar ve kanallar, Süveyş Kanalı, Hürmüz Boğazı, Bab-Ül Mendeb, Cebelitarık Boğazı, Panama Kanalı, Macellan Boğazı, Bering Boğazı, Dover Boğazı, Kiel Kanalı, Korint Kanalı, Malakka Boğazı, Sunda Boğazı, Tazmanya (Bass) Boğazı, Makassar Boğazı, Lucon Boğazı ve Messina Boğazı dır. Şekil 2. Çanakkale Boğazı nın uydu görüntüsü 29
30 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA TÜRK BOĞAZLAR SİSTEMİ'NİN ÖZELLİKLERİ MÖ arasında, son buzul çağının sona ermesiyle birlikte, buzulların eriyip Akdeniz in sularının yükselmesinden sonra Çanakkale Boğazı nın, daha sonrasında Marmara Denizi nin yükselmesiyle de İstanbul Boğazı nın şekillendiği varsayılmaktadır (Lambeck vd., 2007). İstanbul Boğazı ve çevresinde MÖ 8000 yıllarına kadar uzanan ilk yerleşim yerine ait bulgulardan günümüze kadar pek çok medeniyeti barındıran Türk Boğazları, Bizans İmparatorluğu dönemlerinden sonra Osmanlı İmparatorluğu ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti nin hakimiyetinde olan bir bölgedir. Karadeniz ve Akdeniz ülkelerinin birbiriyle ve diğer ülkelerle ticari ve deniz ulaşımının gerçekleştirildiği Türk Boğazlar Sistemi'nden, günümüzde yılda yaklaşık in üzerinde gemi, milyonlarca ton tehlikeli madde içeren yükleriyle geçmektedir (Anonim, 2012). İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi nden oluşan Türk Boğazlar Sistemi'nin Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan tek suyolu olarak sahip olduğu stratejik önem tartışılmazdır. Türk Boğazları, ülkemizin olduğu kadar Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin de gerek ekonomisi, gerek askeri güvenliği açısından hayati önem taşımaktadır. Boğazlar, Karadeniz ülkelerini dünya piyasalarına bağlayan ana ticaret yoludur. Türk Boğazları, taşıdığı stratejik önemin yanında, dünyada başka örneği olmayan birçok özelliklere sahiptir. İlk olarak, İstanbul Boğazı, 3000 yıllık tarihe ve 12 milyonu aşkın nüfusa sahip bir metropol olan, tarihi alanları UNESCO tarafından "dünya kültür mirası" olarak ilan edilen İstanbul'un ortasından, şehrin en tarihi mekanlarının arasından kıvrılarak geçmektedir. İkinci olarak, Türk Boğazları fiziki özellikleriyle seyir bakımından dünyadaki en zor suyollarından biridir. Boğazlardaki güçlü akıntılar, keskin dönüşler ve değişken hava koşulları seyrüseferi son derece zorlaştırmaktadır. Kısacası, Türk Boğazları'nın seyir açısından dünyanın en zor ve tehlikeli suyollarından biri olduğunu söylemek mümkündür (mfa. gov.tr). ÇANAKKALE BOĞAZI NIN ÖZELLİKLERİ Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı nın birlikte oluşturdukları Türk Boğazlar Sistemi'nin en uzun boğazıdır (Şekil 2). 60 km uzunluğundaki Çanakkale Boğazı nın en geniş yeri 7 km, en dar yeri ise 1,3 km'dir. Ayrıca Boğaz'ın en derin yeri 106 metre, ortalama derinliği de 65 metre olarak ölçülmüştür. Boğaz'ın batı yakasını Gelibolu Yarımadası, doğu kıyılarını Biga Yarımadası oluşturur. ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE BİYOÇEŞİTLİLİK Bir doğa parçasında veya bir ekosistemde bulunan canlıların tümüne biyoçeşitlilik veya biyolojik çeşitlilik adı verilir. Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi için ilk biyolojik envanter, yılları arasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi (Su Ürünleri Fakültesi) tarafından gerçekleştirilen Denizel Biyoçeşitlilik ve Nesli Tükenmekte Olan Türler projesiyle ortaya çıkarılmıştır. DPT tarafından desteklenen bu proje ve daha sonraki projeler kapsamında mikroskobik yosunlardan 169, makroskobik yosunlardan 363, deniz çayırlarından 4, süngerlerden 15, haşlamlılardan 25, kabuklulardan 165, yosun hayvancıklarından 34, poliketlerden 50, sülük ayaklılardan 1, kürek ayaklılardan 65, ön ayaklılardan 19, amfipodlardan 23, tesbih böceklerinden 22, balıklardan 52, denizatı ve deniz iğnelerinden 1 tür olmak üzere, toplam 972 tür kaydedilmiştir. Takip eden yıllarda, Çanakkale Boğazı ve çevresinde denizel biyoçeşitlilik ve kirlilik konularını içeren, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen 16 adet, TÜBİTAK tarafından desteklenen 5 adet proje tamamlanmıştır. ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE KİRLİLİK K üresel ısınma, atık maddeler, besin tuzu miktarlarındaki artış ve ticari balıkçılığın artması gibi bir takım etmenlerden dolayı biyolojik çeşitlilik 30
31 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi azalmış, bütün dünyada ve özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde denizel çevreye olan duyarlılık günümüzde artmıştır. Bu konular kapsamında, denizel çevrenin detaylı incelenmesi, mevcut durumun tespiti ve izleme programları gibi projeler yapan AB ülkeleri, önümüzdeki 15 yıllık süreçte birliğe ait denizel alanları çevresel açıdan iyileştirmeyi planlamaktadırlar. Bu denizel alanların başında Baltık Denizi, Kuzeydoğu Atlantik Okyanusu ve Akdeniz gelmektedir (CIESM, Jan. 2005, Europa News). Akdeniz e ve alt denizlerine kıyısı olan ve Marmara Denizi gibi bir iç denize sahip Türkiye nin AB üyelik hedefinden önce kendi ülke çıkarları için denizel çevreye yönelik çalışmalarını günümüz teknolojisini de kullanarak artırması gerekmektedir. Türkiye de son 20 yıldır endüstriyel ekonomiye geçiş dönemiyle birlikte artan üretime paralel olarak çevre kirliliğinde büyük ölçüde artış görülmüştür. Başta Marmara Bölgesi olmak üzere Ege ve Akdeniz Bölgeleri nde çoğalan sanayi tesisleri, artan nüfus ve kentleşme, önemli çevre sorunlarını da ortaya çıkarmıştır. Denizel kirlilik kaynaklarının çoğunun evsel, endüstriyel ve tarımsal kaynaklı olan karasal kirleticiler olduğu göz önüne alındığında, denizlerimizin ne denli tehdit altında olduğu öngörülebilir. Denizlerimizden yarı kapalı özellik gösteren Karadeniz ve Marmara Denizi nde su değişimi, yağışlar ve akarsular dışında sadece boğazlar yoluyla sağlanmaktadır. Türk Boğazlar Sistemi'nin bir parçası olan Çanakkale Boğazı, ülkemiz için jeopolitik öneme sahip bir taşıma yolu olmasının yanı sıra, Ege ve Marmara Denizi ekosistemlerini de birbirine bağlayan bir geçit konumundadır. Boğazdaki akıntı sisteminin özelliği göz önüne alındığında, sistemin çevresel parametrelerinin izlenmesi, denizlerimiz arasındaki etkileşimi de takip edilebilmemiz açısından önemlidir. Özellikleri bakımından birbirinden çok farklı olan Marmara ve Ege Denizleri arasında bulunan boğaz, her iki yönde madde akışı sağladığı gibi bu denizlerin iklimsel duyarlılıklarına da etki edebilmektedir. Karadeniz den Marmara Denizi ne gelen besin tuzlarınca zengin sular, Çanakkale Boğazı yoluyla Kuzey Ege sularına karışmakta ve bu denizi zenginleştirmektedir. Ege Denizi nde kıyı çizgisi boyunca 15 farklı noktadan atıksu deşarjı yapılmaktadır. Bunlardan 7'si akarsu deşarjı, 6'sı evsel ve turistik kaynaklı deşarjlar olup 1 adet endüstriyel kaynaklı atıksu Ege Denizi'ne karışmaktadır. Dolayısıyla Çanakkale Boğazı nın, Ege Denizi nin kirlilik yükünü iki katına çıkarttığı görülmektedir. Çağımızda endüstriyel faaliyetlerin ve teknolojinin hızla gelişmesi insan hayatına pek çok kolaylık getirmekle birlikte, doğaya aşırı miktarda zararlı madde salınmasına yol açarak küresel ısınmadan biyolojik çeşitliliğin azalmasına kadar pek çok sorunla insanlığı baş başa bırakmaktadır. Doğadaki en büyük alıcı ortam olarak bilinen denizler ise bu kirlilikten payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Bu saptamalar doğrultusunda özellikle son 20 yıl içinde Akdeniz ülkeleri, çeşitli bölgesel ve uluslararası organizasyonlar bazında Akdeniz in korunmasına yönelik çevre programları başlatmakta ve uygulamaktadır. Benzer şekilde Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United Nations Environment Programme- UNEP), 1975 yılından bu yana Akdeniz Eylem Planı"nı (MAP) koordine etmekte ve Akdeniz in korunmasına yönelik bilimsel, sosyo-ekonomik ve yasal programlar uygulamaktadır yılında Akdeniz ülkeleri Akdeniz i korumak amacıyla ilk yöresel bazda yasal belgeyi oluşturmuşlardır (Barselona Sözleşmesi). Türkiye nin de taraf olduğu bu belge, 1978 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonra Akdeniz ülkeleri, bir yandan yasal çerçeveyi geliştirmek ve tamamlamak için çalışırken bir yandan da deniz kirliliğini izleme programları oluşturmaya başlamışlardır. Psarra, S. ve diğ. (2004) Ege Denizi nde yaptıkları çalışmada, Çanakkale Boğazı yoluyla gelen Karadeniz sularının etkin olduğu Kuzey Ege de besin tuzu ve birincil üretim miktarlarının Güney Ege ye göre daha fazla olduğunu tespit etmişlerdir. Souvermezoglou E. ve Krasakopoulou (2003) yaptıkları çalışmada, yüksek miktarda çözünmüş organik madde taşıyan Karadeniz kökenli suları iki tabakalaşma süresi boyunca Kuzey Ege de takip etmiş, bu bölgenin dip havzasında oksijen tüketiminin arttığını ve çözünmüş oksijen miktarının düştüğünü tespit etmişlerdir. Lemeshko ve diğ. (2003) Karadeniz sularının Kuzey Ege deki dağılım yollarını ve etkilerini incelemişlerdir. Bu çalışmada Poseidon a ait izleme modüllerini 31
32 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA kullanmışlardır. Pavlidou, A. ve Krasakopoulou, E. (2003) yine Kuzey Ege de besin tuzu dinamiklerini incelemişler ve bu bölgeye Çanakkale Boğazı vasıtasıyla gelen Karadeniz kökenli suların varlığından bahsetmişlerdir. Ilyin ve diğ. (2003) ise Karadeniz ve Ege Denizi arasındaki tuz ve su dengesini çalışmışlardır. Bu çalışmada yerinde ölçümler, uydu verileri ve sayısal modellemenin birleşimini kullanmışlardır. Çanakkale Boğazı ve çevresinde yapılan önceki çalışmalar genellikle fiziko-kimyasal parametrelerin ve şartların tespiti, fitoplankton, mikroplankton ve diğer canlı kaynaklarıyla ilgili sistematik çalışmalardır. Bölge ve çevresinde yapılan bu çalışmalardan başlıcaları, Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi (Kuzey Ege Denizi) alt ve üst besin tabakalarının dinamiği, Çanakkale Boğazı'nda fitoplankton ve besin tuzlarının zamansal dağılımı, Çanakkale Boğazı fitoplankton biyomasında meydana gelen günlük değişimler ve Saros Körfezi nde (Kuzey Ege Denizi) besin tuzlarının zamana ve derinliğe bağlı değişimidir (Türkoğlu ve diğ. 2002, 2003, 2004a, 2004b). İnanmaz ve diğ. (2005) Kepez Limanı'nda (Çanakkale Boğazı) çevresel parametrelere bağlı olarak alt besin zinciri ilişkilerinin belirlenmesine yönelik çalışma yapmışlardır. Tuğrul, S. ve diğ. (2003) Marmara Denizi ve Karadeniz arasında İstanbul Boğazı yoluyla gerçekleşen besin tuzu alışverişini mevsimsel olarak incelemişlerdir. Okuş, E. ve diğ. (2003) ise Güney Batı Karadeniz ve Marmara Denizi ndeki besin tuzlarının zamana bağlı değişimlerini izlemişlerdir. Diğer yandan Çanakkale Boğazı nda akıntı şartları ve su değişimiyle ilgili fiziksel çalışmalar da yapılmıştır. Bunlardan Stashchuk, N. ve Hutter, K. (2001) Çanakkale Boğazı nın iki boyutlu, hidrostatik ve lineer olmayan sayısal modellemesini, Oğuz, T. ve Sur, H. İ. (1989) Çanakkale Boğazı ndaki iki tabakalı sistemin su değişim modelini çalışmışlardır. ÇANAKKALE BOĞAZI NI ETKİLEYEN AKARSU HAVZALARI VE ÇEVRESEL SORUNLAR Çanakkale Boğazı, doğusunda Biga Yarımadası ve batısında ise Gelibolu Yarımadası olmak üzere iki kara parçasıyla çevrilidir. Gelibolu Yarımadası nın en önemli tatlısu ekosistemi, Koru Dağı ndan kaynağını alan Kavak Çayı dır. Yıl boyunca düzenli bir akış rejimine sahip olan bu akarsu Saroz Körfezi'ne döküldüğünden Çanakkale Boğazı ile bir etkileşimi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Gelibolu Yarımadası nda olup Çanakkale Boğazı na dökülen Tekkederesi (Şarköy), Kocadere (Fındıklı), Tayfur Deresi (Tayfur Köyü), Kayaaltı Deresi (Kumköy-Yalova) ve Ilgarderesi (Ilgardere Köyü) gibi küçük çaplı ve düzenli akış rejimi olmayan (yazın kuruyan) akarsular, geçici tatlısu sistemleri olduğundan, Çanakkale Boğazı na önemli etkileri yoktur. Diğer taraftan, Kazdağı kaynaklı akarsu sistemleri olan Kocabaş Çayı, Umurbey Çayı, Sarıçay, Karamenderes Çayı ve Tuzla Çayı, doğal bir gölü bulunmayan Biga Yarımadası nın en önemli tatlısu kaynaklarıdır. KOCABAŞ ÇAYI Kaz Dağları ndan kaynayan ve uzunluğu 80 km olan Kocabaş Çayı nın ortalama debisi metreküp, en fazla debi miktarı da 1345 metreküptür (Gündoğdu ve ark., 2002). Çanakkale ilinin Yenice, Çan, Biga ve Karabiga ilçelerinden geçmekte olan bu çayın bilinen diğer bir adı da Biga Çayı dır (Okumuş, 2006). Çanakkale Boğazı na Marmara Denizi girişinde deşarj olan bu akarsuyun taşıdığı organik (canlı yapısında olan) ve inorganik (element yapısında olan) yük, üst akıntılarla Çanakkale Boğazı na erişmektedir. Çevresel kullanım olarak tarım arazileriyle çevrili olan bu çay, Yenice, Çan, Biga gibi nüfusu yoğun ilçe merkezlerinden geçtiğinden, evsel ve endüstriyel kaynaklı atıksu deşarjlarına ve katı atık kirliliğine maruz kalmaktadır. Karabiga İlçesine yakın alt akarsu bölgelerinde ise Biga İlçesinden gelen endüstriyel (deri, tekstil ve gıda sanayiinden gelen deşarjlar) ve evsel atıklarla (arıtma tesisi kontrolsüz deşarjları) tarımsal kökenli (tarım ilaçları ve suni gübreler gibi) kirleticilerin toplandığı gözlenmiştir. Özellikle suyun daha durgun bir akıntıda seyrettiği yaz aylarında su kaplumbağalarının kitlesel ölümü ise dikkat çeken bir gözlem olarak kaydedilmiştir (Odabaşı, 2011). UMURBEY ÇAYI Umurbey Barajı nın en büyük su kaynağı olan 32
33 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Umurbey Çayı, Korudere ve Uludere nin birleşmesiyle oluşmakta ve Çanakkale Boğazı na dökülmektedir. Çayın üst kısımlarında uzanan Koru Dağı fay hatlarının kesiştiği önemli bir maden alanı olup, bu bölgeden yaklaşık 50 yıldır kurşun ve çinko cevheri çıkarılmaktadır. Selvi ye göre (2012) çinko-kurşun madeni yakınlarında yer alan akarsu bölgesinde sudaki kurşun, çinko ve demir miktarının Su Kirliliği Kalite Kontrol Yönetmeliği ne (SKKY) göre kirletilmiş özellikte olduğu bildirilmiştir. Bu bölgedeki doğal maden yataklarından dolayı veya bu madenlerin işletilmesinden dolayı ortaya çıkan mineral haldeki ağır metal, en yakın alıcı ortam olan Umurbey Çayı na ve buradan da Çanakkale Boğazı na ulaşmaktadır. SARIÇAY Sarıçay akarsuyu, kaynağını Kaz Dağları ndan almakta olup Çanakkale il merkezini ikiye ayırarak Çanakkale Boğazı'nda son bulmaktadır. Çanakkale kentinin içme suyunu ve tarımsal sulama ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı bu akarsu üzerinde kurulmuştur. Yaklaşık olarak 40 km'lik bir uzunluğa sahip olan bu akarsunun ortalama debisi metreküp arasında değişmekle birlikte, en fazla 1300 metreküp kadar olduğu kaydedilmiştir (Gündoğdu vd., 2002). Sarıçay ın Çanakkale Boğazı na döküldüğü noktada iki adet tekne bakım onarım alanı bulunması ve evsel deşarjların doğrudan çaya ulaşması nedeniyle, evsel ve endüstriyel kirlilik tehdidi altındaki bir bölge olduğu bazı yazarlar tarafından bildirilmektedir (Odabaşı ve Büyükateş, 2009; Yüksek, 2003; Çakır, 2004; Ilgar, 2000; Sağır-Odabaşı ve Odabaşı 2008). Bentik habitat yapısı olarak organik kirlilik birikimine işaret eden siyah çamur yapısında olup su özelliği bakımından mevsime ve gel-git durumuna bağlı olarak dalgalanmalar gösteren ve genelde deniz suyundan etkilenen bir bölgedir. KARAMENDERES Bölgenin en uzun akarsuyu olan Karamenderes 110 km uzunluğunda olup ortalama debisi metreküp, en fazla 1530 metreküp olarak kaydedilmiştir (Gündoğdu ve ark., 2002). Aynı zamanda Troya Milli Parkı sınırlarında bulunan Karamenderes akarsuyu, İlyada ya göre Troya Savaşı'nın geçtiği özel bir alandır ve kaynaklarda antik ismi Scamander olarak bilinmektedir (Tsotakou-Karveli, 1990). Karamenderes'in esas doğuş alanının, Bayramiç ilçesine bağlı olan ve Kaz Dağları nın eteklerinde yerleşik Karaköy ün doğusu olduğu bildirilmektedir. Küçük kaynakların kollar şeklinde toplanarak birleşmesiyle oluşur ve batıya doğru yönelir (Bilgin, 1969). Bayramiç ilçesine kadar birçok kaynaktan beslenerek, kuzeye doğru akan Şapçı, Sevik, Balıca ve Çatak Köy dereleriyle birleşip aynı doğrultuda Ezine Ovası na, buradan da kuzeybatı yönünde vadide menderesler yaparak Kumkale Ovası na açılır, Kemer Suyu ve Dümrek Çayı nı da bünyesine alarak Çanakkale Boğazı nın güneyinden denize dökülür (Anonim, 1965). Üst havzalarda berrak ve hızlı akıntılı özellikte olan bu akarsu, alt akarsu kesiminde daha yavaş akıntılı bir görünüme sahiptir. Çevresinde tarım arazileri ve evsel yerleşim alanları bulunan alt akarsu bölgesinde (Ezine, Kumkale) bazı dönemlerde balık ölümlerine neden olan zeytinyağı ve deri sanayii atıklarına da maruz kalabilmektedirler (Odabaşı, 2011). Kontrolsüzce akarsuya bırakılan pestisit (tarım ilacı) ambalajlarının buraya kadar akıntılarla sürüklenmesi kirliliğinin yanında, doğada çözünmesi uzun yıllar alan ve çözündüğü takdirde ekosistemde kaybolmayarak günlük olarak tükettiğimiz deniz ürünlerinin dokusunda birikim gösterme eğiliminde olan çevre kirliliğini de beraberinde getirmektedir. TUZLA ÇAYI Tuzla Çayı, diğer akarsularda olduğu gibi Kaz Dağları ndan kaynaklanmaktadır, ancak diğerlerinden farklı olarak Ege Denizi nde son bulur. Uzunluğu 52 km olan bu akarsuyun yıllık debi ortalaması 1015 metreküp, en fazla kaydedilen debi miktarı ise 1400 metreküp kadardır (Gündoğdu ve ark., 2002). Bölgenin en temiz yüzey suyu sistemlerinden biri olarak nitelendirilebilecek olan bu akarsuyun Çanakkale Boğazı na etkisi olmadığı bilinmektedir. Biga Yarımadası akarsu havzalarına bırakılan kontrolsüz katı atıklar Çanakkale Boğazı kıyılarına kadar ulaşabilmektedir. Yapılan arazi çalışmalarında bu katı atıkların, pestisit ambalajları ve plastik pet şişeler oldukları gözlenmiştir. Bu nedenle Çanakkale Boğazı nın her iki yakasında akıntıyla sürüklenmiş veya gemilerden atılmış pet kaynaklı 33
34 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA atıkları görebilmekteyiz. Diğer taraftan, bazı kırsal yerleşim yerlerinin hali hazırda bir atıksu arıtma sistemleri olmaması nedeniyle, bazı alt akarsu bölgelerinde atıksuların etkisiyle akarsu kalitesi düşmektedir (Sağır-Odabaşı ve Büyükateş, 2009; Odabaşı, 2011). ÇANAKKALE BOĞAZI VE YEREL ÖZELLİKLER 1. ÇANAKKALE MERKEZ Çanakkale, Türk Boğazlar Sistemi'nin çıkışında yer alan Anadolu nun en kuzeybatı noktasında kalan bir şehirdir. Çanakkale'nin toprakları, genellikle dağ ve tepelerle kaplı alanların vadilerle parçalanmış engebeli görünüşündedir. Eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan bölgede Troia Antik Kenti, Assos Antik Kenti, Parion, Alexandria Troas, Zeus Altarı vb. ünlü antik yerleşim alanları mevcuttur. Çanakkale ilinin deniz seviyesinden en yüksek bölgesi Kaz Dağı coğrafyasıdır. Karasal biyolojik çeşitlilik ve iklimsel özellikleriyle dikkat çeken bölge, kültürel açıdan da önemli bir konumdadır yılında Osmanlı Devleti ile itilaf devletleri arasındaki savaşlara sahne olan bölge, yakın tarih bakımından da hayli önemli bir turizm alanıdır. İl sınırları içindeki birçok yerleşim merkezinin evsel atıksularının doğrudan veya dolaylı olarak alıcı su ortamına verilmesi sonucu, su kaynakları önemli bir kirlilik tehdidi altında kalmaktadır. Eceabat ilçesi ile Kepez, Umurbey, Geyikli, Gümüşçay, Karabiga, Mahmudiye, Küçükkuyu haricindeki yerleşim birimlerinde atıksu arıtma tesisi bulunmakta olup Ayvacık Belediyesi, Biga Belediyesi ve Çan Belediyesi atıksu arıtma tesisi inşaatı devam etmektedir (Çevre İl Durum Raporu, 2013). Çanakkale merkezi, aynı zamanda Çanakkale Boğazı nın da en dar bölgelerini oluşturduğundan akıntı hızları Boğaz'ın diğer noktalarına göre daha yüksek olabilmektedir. Bu noktadan hareketle, özellikle akıntı hızından faydalanılarak enerji üretimini hedefleyen çalışmalar bulunmaktadır yılından bu yana yapılan çalışmalarla Mavi İda firması tarafından "Çanakkale Mavi IDA1 Enerji Sistemi" hayata geçirilmiştir. Kepez Burnu nda faaliyet göstermekte olan sistem, Türkiye de akıntı enerjisinden elektrik elde etmek için tasarlanan ilk sistemdir. Deniz akıntı enerji sistemlerinde, suya yerleştirilen tribünlerin verimli bir şekilde çalışabilmesi için gerekli akıntı gücü 4 knot (1 knot=1852 m/saat) üzerinde olmalıdır. Çanakkale Boğazı ndaki potansiyel yüzey akıntıları, Nara Burnu na kadar olan bölgede genel olarak 1,5-2 knot, Gelibolu önlerinde 2 knot, Nara önlerinde 3 knot, Kilitbahir önlerinde ise zaman zaman 4 knot olmaktadır. Dolayısıyla henüz bu çalışmalar Çanakkale Boğazı için verimli bir şekilde uygulanabilir görünmese de gelecekteki çalışmalara ışık tutabilir. Plajları ve koylarıyla yaz turizminde etkin olan Çanakkale merkezindeki Barış Kordonu nda yer alan bir plaj, 2015 yılında mavi bayrak alarak Çanakkale de bulunan diğer 10 adet mavi bayraklı plaj arasına girmiştir. Mavi bayrak, deniz suyunun temizliği, çevre yönetimine verilen önem, çevre bilincinin oluşturulmasına yönelik etkinliklerin yapılması, plaj ve marinayı kullananların ihtiyaçlarına cevap verecek donanım ve güvenliğin sağlanması gibi kriterler göz önünde bulundurularak plaj ve marinalara verilen uluslararası bir çevre ödülüdür ve bir marka özelliği taşımaktadır. Diğer plajlar ise Barbaros, Güzelyalı ve Dardanos semtlerinde yer almaktadır. Kent merkezinin dışında, diğer mavi bayraklı plajlar ise Karabiga, Küçükkuyu ve Ayvacık sahillerinde bulunmaktadır. Denizel Biyoçeşitlilik ve Çanakkale Çanakkale Boğazı'nda son yapılan sualtı araştırmalarında, bölgede nesli tehlike altında olan türlerin (Posidonia, mercanlar, süngerler, kalkerli organizmalar) yaşam sürdüğünü ve bu habitatların diğer denizel canlılar için barınma, beslenme ve üreme alanı oluşturduğu belirtilmiştir. Çanakkale Boğazı'nda (Seddülbahir-Gelibolu arası) sadece yedi bölgede sert mercan habitatları mevcuttur (Dardanos, Eceabat, Kilitbahir, Baykuş Fener, Kesikfener, Nara, Narakale) ve bu alanlarda Boğaz'ın deniz dibi biyolojik çeşitliliği en yüksek seviyededir (bentik biyoçeşitlilik). Yapılan çalışmalar, sadece bu bölgelerde sünger, yelpaze mercan, tünikat, anemon, kalkerli alg ve diğer koralijen organizmaların yoğun dağılımı olduğunu göstermiştir. Nara ve Narakale bölgeleri askeri bölge sınırları içerisinde yer 34
35 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi aldığından, doğal olarak balıkçılık faaliyetlerinden korunan alanlar olarak bilinmektedir (Özalp, 2013; Mercan İzleme Çalışmaları, ). Boğazda nesli tehlike altında olan ve özel ekosistem olarak değerlendirilen, denizlerin akciğerleri veya denizin ormanları olarak da bilinen önemli bir canlı topluluğu da "Posidonia oceanica" çayırlarıdır. Çanakkale Boğazı'nda dip bölgenin temel habitatlarından biri olan Posidonia çayırlarının sualtındaki genişliği bazı yerlerde 1 milyon metrenin üzerindedir. Dardanos'tan başlayan ve 5-16 metre derinlik aralığında dağılım gösteren türün Karanlık Liman'a kadar yayılımı mevcuttur ki, bazı alanlarda türün yaşamı kesintisiz aynı hat üstünde devam eder. Bunun yanı sıra hassas türler içerisinde yer alan yumuşakçalardan "Pinna nobilis" ve denizatı "Hippocampus hippocampus" da yaşamını bu bölgede sürdürmektedir. Çanakkale Boğazı'nda özellikle Havuzlar, Eceabat ve Nara bölgelerinde dağılımı yüksek olan yelpaze mercanları (gorgonlar) birçok canlı için barınma ortamı yaratan diğer önemli habitatlardır. Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik (International Union for Conservation of Nature and Natural Resources-IUCN) tarafından neslinin tehlike altında olduğu bildirilen "Savalia savaglia gorgon mercanı, Nara bölgesinde bir metre üzeri ağaç benzeri boyutlara kadar büyüyebilir. Nara bölgesi bu anlamda Çanakkale Boğazı nın değerli ekosistemlerinden biridir. Aynı şekilde Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik'in (International Union for Conservation of Nature and Natural Resources-IUCN) nesli tehlike altındaki türler listesinde (EN kategorisi) yer alan "Paramuricea clavata gorgon mercanının, önemli dağılım alanlarını oluşturan Havuzlar ve Eceabat bölgelerinin de korunma statüsüne alınması gerekmektedir. Gorgon mercanları birçok deniz canlısının yumurtalarının gelişme ortamıdır. Deniz canlıları yumurtalarını bu mercanlar üzerine bırakır ve yumurtalar açılana kadar burada yapışık halde gelişir ve açılırlar. Köpek balığı, denizatı, sübye ve kalamarın yumurtalarını bıraktığı temel yaşam alanları gorgonlardır. Dardanos sahil bölgesinde 4-7 metre derinlik aralığında yaşam süren mercan kolonileri, Çanakkale Boğazı'nın en geniş "Cladocora caespitosa" (IU- CN-EN kategorisi) sert mercan koloni ekosistemidir ve çevresinde birçok canlı barındırır. IUCN tarafından nesli tehlike altındaki türler listesinde belirtilen bu canlıyla ilgili Akdeniz kıyılarında uzun yıllardır ciddi koruma ve izleme çalışmaları yapılmaktadır. Bu nedenle, Çanakkale Boğazı'nda yer alan Dardanos bölgesi, acilen koruma altına alınması gereken önemli alanların en başında gelir. Bu bölgede nesli tehlike altında olan türün geniş ekosistemi bulunmasına rağmen resmi koruma statüsü halen yoktur. Bu nedenle korunma seviyesi en yüksek bölge Dardanos tur. Bununla birlikte, Akdeniz ekosisteminin önemi yüksek sert mercan kolonileri olarak belirtilen "Cladocora caespitosa", "Polycyathus muellerae", "Phyllangia mouchezii" ve "Madracis pharensis" türlerinin Çanakkale Boğazı nda birlikte ve yoğun dağılım gösterdiği sadece üç bölgenin, Kilitbahir ve Eceabat yerleşim yerleri arasında kalan Kilitbahir, Baykuşfener ve Kesikfener olduğu belirlenmiştir. Buradaki mevcut biyolojik çeşitliliğe bu koloni türlerin sağladığı fayda üst seviyededir. Kolonilerin çevresinde, iç kısımlarında ve oyuklarda yoğun sayıda ıstakoz, karides ve böcek türleri gözlenmektedir ki sadece bu faydaları nedeniyle alanlar üst koruma statüsü gerektiren bölgelerdir. Nara ve Narakale bölgeleri askeri sınırlar içindedir. Bu özellikleri bakımından çapa atımı ve çeşitli balıkçı ağlarının kullanılması doğal olarak engellenmekte ve bu sayede de korunmaktadır. Ancak diğer bölgelerde (Kilitbahir, Bayuşfener, Kesikfener) çapa atımı ve balıkçı ağlarının bilinçsiz kullanımı sebebiyle, 2030 yıl gibi sürelerde ergin koloni boyutuna ulaşan sert mercan kolonileri kırılmakta, ezilmekte ve beyazlayıp ölmektedir. Balıkçılık ve Çanakkale Çanakkale merkeze bakıldığında öne çıkan birinci dereceden balıkçılık faaliyeti olta avcılığıdır. Yılın hemen hemen tüm zamanlarında lüfer için uzun olta kullanımının dışında tüylü çaparilerle yaygın bir şekilde avcılık faaliyeti gerçekleştirilmektedir. Bölgede akıntının fazla olması bu tip avcılığı öne çıkarmıştır. Bu avcılıkların yanında fazla olmamakla birlikte paragat avcılığı da merkez limanlarında 35
36 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA kullanılan avcılık yöntemidir. Merkez mahallelerden Kepez ve Güzelyalı da ise nispeten olta avcılığının yanında, alamana, bırakma, marya ve barbun uzatma ağı faaliyetleri de ön plana çıkan avcılık yöntemleridir. Ayrıca Güzelyalı ile Kumkale mahalleleri arasında kalan sahada nispeten akıntının az olması, gırgır balıkçılığı faaliyetlerinin de bu bölgeye odaklanmasını sağlamıştır. Amatör avcılık Çanakkale merkezde yaşayan halk için önemli bir sosyal faaliyettir. Aynı zamanda dar gelirli ailelerin de bütçelerine önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle Güzelyalı ve Karanlık Liman bölgelerinde yasadışı dalarak denizhıyarı toplama faaliyeti yapılmaktadır. Bunun yanında Kepez ve Çanakkale Limanları iskele bacaklarında yasadışı dalarak midye de toplanmaktadır. Bu tip yasadışı avcılığın önlenmesinde karada yapılan ticaretin kontrol altında tutulması ve konuyla ilgili caydırıcı yasal düzenlemeler yapılması yeterli olacaktır. 2. GELİBOLU - LAPSEKİ Piri Reis in doğum yeri ve aynı zamanda dünyaca ünlü eseri Kitab-ı Bahriye yi yazdığı yer olan, antik anlamıyla güzel şehir ifadesini taşıyan Gelibolu'nun, hem Çanakkale Boğazı kıyılarında, hem de Saroz Körfezi kıyılarında sahilleri bulunmaktadır. Gelibolu merkezinde Çanakkale Boğazı kıyılarında Hamzakoy, Feneraltı, Eğritaş mevkilerinde denize girilebilmektedir. Hamzakoy, altın sarısı kumsalıyla 3 km lik bir alanı kaplar. Feneraltı mevkii ise Gelibolu Tersanesi nden başlayıp Hamzakoy a doğru uzanır. Özellikle Feneraltı mevkii, kayalıkları ve falezleriyle ünlü olup, görsel açıdan olduğu kadar deniz meraklılarının da uğrak yeridir. Bunun dışında Gelibolu İskelesi nden başlayıp Üç Köprüler Deresi ni takip eden askeri fabrikaya kadar uzanan Piri Reis Kordonu, bu bölgenin en uzun sahil şeridi ve yürüyüş bandına sahiptir (gelibolu.bel.tr). Bunun yanı sıra Saroz Körfezi ne bakan kıyılarında Güneyli (Davut İskelesi, Güneyli Limanı), Koruköy Altı, Bolayır Altı (Bakla Burnu), Ocaklı Altı, Yeniköy Bahçeler Limanı, Fındıklı Kömür Limanı ve Despot, Değirmendüzü, Armutlu, Tayfur Karaağaç, Karainebeyli, Ece Limanı, Burhanlı, Cennet Koyu da denize girilebilecek yerlerdir. Gelibolu ilçesinin Çanakkale Boğazı kıyısı karşısında yer alan, kuruluşu Helenistik döneme dayanan Lapseki ilçesi ise Antik Çağ ve Osmanlı tarihi açısından değerli bir bölgedir. Deniz kıyısında yer almasına rağmen kullanımının hayli kısıtlı olduğu göze çarpmaktadır. Çardak ta Kum Adası, denize girilebilecek neredeyse tek sahilidir. Yine Çardak ta yer alan doğal lagün birçok deniz balığının üreme ve beslenme alanını oluşturduğu gibi, ekonomik deniz çift kabuklularından "akivades"in de (Tapes philipinarum) doğal yetiştiriciliğinin yapıldığı bir bölgedir. Denizel Biyoçeşitlilik ve Gelibolu-Lapseki İlçeleri Gelibolu nun Çanakkale Boğazı nda kalan sahilleri denizel biyoçeşitlilik bakımından, özellikle de istiridye, tarak midyesi, Akdeniz midyesi, pina gibi ekonomik ve ekolojik bakımdan önem taşıyan türlerin görüldüğü alanları barındırır. 3. ECEABAT İlçe Çanakkale Savaşları ile adını tarihe yazdırdığı mekan olan Gelibolu Yarımadası nın güney ve güneybatı kısmında bulunmaktadır. "Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı", Gelibolu adını taşısa da Eceabat ilçesi sınırları içindedir. Hem Ege'ye hem de Çanakkale Boğazı'na kıyısı bulunan Eceabat'ın keşfedilmeye ve görülmeye değer birçok doğal plajı ve kumsalı vardır. Eceabat ın Ege kıyısında bulunan muhteşem çam ormanlarının ev sahipliği yaptığı Kabatepe Orman Kampı nda çadır ve karavanla kamp imkanı bulunmaktadır. Yaz döneminde de pek çok ziyaretçinin sahilini kullandığı temiz bir plaja sahiptir. Küçük Anafartalar köyü sahili ise balıklarla beraber yüzebileceğiniz berraklıktaki denizin farklı tonlarıyla, rüzgar ve dalgaların kayalarda yarattığı şekillerle sizi kendisine hayran bıraktıracak güzelliktedir. Küçük Kemikli Burnu, özellikle dalış yapmak isteyenlerin tercih edebilecekleri, biyolojik çeşitliliği ve güzel manzarasıyla Eceabat ın doğal güzelliklerinden biridir. Büyük ve Küçük Kemikli Burnu arasında, Çanakkale Savaşları'ndan kalan batıkların bulunduğu Suvla Koyu, dalış yapanlar için özellikli yerlerden- 36
37 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi dir. Büyük Kemikli Burnu, sakin ve tertemiz suları tercih edenleri ve su altı dalışı yapanları kendine çeken, doğallığını koruyarak günümüze ulaşmış eşsiz koylardandır. Denizel Biyoçeşitlilik ve Eceabat İlçesi Kilitbahir Kalesi sınırlarına kadar ulaşan Eceabat ilçesi, deniz dibi kayalık yapısı sayesinde zengin bir biyoçeşitlilik rezervidir. Bu bölgede, 25 metre ile 42 metre derinlikler arasında dağılım gösteren sert mercan kolonileri (Polycyathus muellerae), boyut ve genişlik olarak Boğaz'ın en önemli alanlarını oluşturmaktadır yılında yapılan ölçüm çalışmalarında bazı kolonilerin 20 metrelik alanlara yayıldığı gözlenmiştir. Normal boyutlarda bir mercan kolonisinin 10cm x 10cm boyutta olduğu gözönüne alındığında bu büyük bir orandır. Kaya benzeri alanlar meydana getiren bu sert mercan kolonilerinin oluşturduğu yapı, çevresinde birçok deniz canlısına barınma ortamı yaratır. Bu kompleks yapı nedeniyle Eceabat ile Kilitbahir çevresi, tekneli olta balıkçılarının temel avlanma bölgesidir. Bu tür, nesli tehlike altında olmasa da temel kayalık alan oluşturduğu için önemi yüksek habitat olarak değerlendirilir ve bu nedenle korunması gerekir. Posidonia çayırlarının tehdit altında olduğu tek bölge Kilya Koyu nun kuzeyinde yer alan piknik alanıdır. Eceabat ilçesi kıyılarına ait tek Posidonia yaşam alanı bu bölgede yer almaktadır. Bu nedenle de derinliği çoğunlukla 1 metre civarında olan bu alanın koruma altına alınması önerilmektedir. Balıkçılık ve Eceabat Eceabat, kıyı balıkçılığının en yoğun olduğu bölgelerden biridir. Bünyesinde iki adet liman bulundurmaktadır. Bu limanların birisi merkezde, diğeri de Saroz Körfezi girişinde bulunan Kabatepe Limanı'dır. Ayrıca teknelerin operasyondan sonra karaya çekildiği Beşyol köyü sınırlarında bulunan Ece Limanı nda da balıkçılık faaliyeti gerçekleştirilmektedir. Eceabat ilçesi kıyılarında amatör görünümlü kıyıdan ticari balık avcılığı önemli yer tutmaktadır. İlçe nüfusunun neredeyse yüzde 10 u bu faaliyetle uğraşmaktadır. Özellikle göç mevsiminde bu faaliyetler hayli artmaktadır (Şekil 3). Özellikle Kabatepe Limanı bölgesi zaman zaman gırgır teknelerinin faaliyet gösterdiği bir liman olup, Tekke Burnu ile Büyük Kemikli Burnu arasında kalan saha avcılık faaliyetleri için kullanılmaktadır. Bu teknelerin bölgede fırsat bulduklarında 24 metre derinlik sınırından daha sığ sulara girdiği, balıkçılar tarafından sık sık ifade edilmektedir. Eceabat merkezde balıkların göç zamanında 7 metreden büyük teknelerle alamana ağı avcılığı gerçekleştirilmektedir. Bunun yanında göç mevsiminde uzun oltayla lüfer avcılığı da yapılmaktadır. Göç mevsimi dışında barbun ve marya ağlarıyla avcılık yıl boyunca tüm limanlarda gerçekleştirilmektedir. Paragat avcılığı da Eceabat a ait balıkçı teknelerinde yaygın olarak kullanılan avcılık yöntemlerindendir. Özellikle Kabatepe Limanı na yaz sezonunda Marmara limanlarından derin su uzatma ağı gerçekleştirmek için adet, 10 metreden büyük tekne gelmektedir. Bu teknelerin her biri km uzunluğunda uzatma ağlarıyla derin sularda değerli balıklar ve böcek avcılığı gerçekleştirmektedirler. Bunun yanında bazı zamanlarda bölgeye gelen bu teknelerin birkaçının yasadışı trol avcılığı yaptığı bilgisi balıkçılar tarafından belirtilmektedir. Eceabat ilçesine bağlı Gelibolu Yarımadası nın bo- Şekil 3. Lüfer avcılığı faaliyeti gösteren amatör balık avcıları 37
38 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ğazdaki kıyı şeridinde, özellikle Soğandere, Domuzdere ve Kerevizdere mevkilerinde yasadışı dalarak zıpkınla balık avcılığı, gece dalarak balık avcılığı, dalarak ahtapot avcılığı ve yasadışı dalarak midye toplama faaliyetleri yapılmaktadır. Bu faaliyetlerle başa çıkmanın en önemli yolu, karada bu avcılıktan sonra yapılacak ticaretin önüne geçilmesi olacaktır. Yasadışı trol avcılığı ve gırgır teknelerinin kıyı sulara girmesini engellemenin en iyi yolu, gemi izleme sisteminin aktif bir şekilde kullanılması olacaktır. Bunun yanında balıkların karaya çıkarıldığı yerlerde teknelerin yakaladığı balıkların türlerinin incelenmesi, teknenin nasıl bir avcılık faaliyeti gerçekleştirdiğinin anahtarı olacaktır. Çünkü avcılık yöntemlerine göre yakalanan türler farklılık gösterecektir. Avcılığından şüphelenilen teknenin sıkı bir takibe alınarak izlenmesi, bu tip tekneleri yasadışı avcılıktan uzaklaştıracaktır. 4. BOZCAADA Ege Denizi nin kuzeydoğusunda yer alan Bozcaada, Çanakkale ye bağlı olup, Türkiye nin köyü olmayan tek ilçesi ve Türkiye nin en büyük üçüncü adasıdır. 12 koy ve 12 burun ile etrafında irili ufaklı 17 adacık bulunan adanın anakaraya uzaklığı 4 deniz mili ve çevresi 38 km dir. Adada kışın akan ufak dereler dışında başka akarsu bulunmamakta, içme suyu anakaradan sağlanmaktadır. Tenedos adıyla da anılan Bozcaada, stratejik konumundan dolayı çağlar boyunca birçok kez istilaya uğramış ve el değiştirmiştir. Adadaki nekropol (antik mezarlık) sahasında yapılan kazılardan anlaşıldığı üzere, adanın tarihi MÖ 3000 yıllarına dayanıyor. Adanın bilinen sakinleri sırasıyla Pelasglar, Fenikeliler, Atinalılar, Yunanlar, Persler, Büyük İskender, Bizanslar, Cenevizler, Venedikler ve Osmanlılar dır. Fatih Sultan Mehmet in İstanbul u fethetmesinden sonra Bozcaada, Türkler için önem kazanmış ve 1455 te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu tarihten sonra Osmanlılar ve Venedikliler arasında Bozcaada için mücadeleler olmuş ve adanın hakimiyeti zaman zaman el değiştirmiştir. Osmanlı yönetiminde geçen uzun bir dönemden sonra, Balkan Savaşları sırasında 1912 de Yunanistan tarafından işgal edilen ada, Birinci Dünya Savaşı nda, Çanakkale Savaşları sırasında İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından işgal edilerek lojistik destek için kullanılmıştır. Ada, Lozan Antlaşması ile 20 Eylül 1923 te Türkiye Cumhuriyeti ne bağlanmıştır ( Bozcaada, uzun yıllar balıkçılık ve bağcılık kültürü ile gelişmiş yerel bir nüfuza sahiptir. Bunun yanında özellikle 1995'ten sonra turizm de önemli geçim kaynakları arasında yer almaya başlamıştır. Son yıllarda ada ekosistemi ağır turizm baskısına maruz kalmaktadır (Özalp, 2007). Denizel Biyoçeşitlilik ve Bozcaada İlçesi Adanın sualtı ekosisteminin en önemli denizel canlısı Posidonia çayırlarıdır. Son yıllarda yoğun olarak kirliliğe maruz kalan bazı alanlarda Posidonia köklerinde gerilemeler yaşanmaktadır. Ada denizi genel anlamda bentik habitat özelliklerini halen daha korumaktadır ancak Posidonia oceanica türü çayırın nesli tehlike altınadır. Tuzburnu Koyu nun bazı bölgeleri sinarit, sargoz ve çipura oltalı avcılığının sık olarak yapıldığı alanlardır. Bu durum bölgede yaşayan şu an için yer yer yoğun kolonilere sahip olan sert mercan Cladocora caespitosa 'nın neslinin tehlike altında olmasına (IUCN-EN) yol açmaktadır. Adanın denizel ekosisteminde süngerlerin de geniş dağılım gösterdiği ve biyoçeşitliliğe fayda sağladığı önemli alanlar mevcuttur. Koruma statüsüne ihtiyacı olan bölgeler: Tuzburnu (Nesli tehlike altında olan sert mercan türünün en geniş yayılım alanı: 60 koloni, 500 metre dağılım alanı). Önemli denizel biyoçeşitlilik alanları: Ayana Taşlıkları, Baklataş Mevkii, Tuzburnu, Ortafener Adası, Küçük İmbroz Adası, Çayır mevkii kıyısı, Taş Ada mevkii, Ayazma açıklarındaki batık alanları (derin su), Batı Burnu mevkii. İnsan baskısının yoğun olduğu plajlar, bölgeler: Ayazma, Sulubahçe, Habbele, Akvaryum Koyu, Çayır Plajı, Batı Burnu rüzgar santralleri bölgesi. 38
39 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Balıkçılık ve Bozcaada Bozcaada, Çanakkale nin en önemli balıkçılık sahalarından bir diğeridir. Adanın etrafında zengin doğal resif alanlarının bulunmasının yanında, açıkları trol avcılığına uygun olması, bünyesinde gırgır avcılığı için de önemli sahalar barındırması, adayı balıkçılık açısından son derece önemli yapmaktadır. Liman içinin küçük ve yetersiz olması, bölgeye gelen gırgır ve trol gibi teknelerin barınmaları için sıkıntı yaratmaktadır. Bu sebepten bölgeye gelen büyük balıkçı tekneleri, Yeniköy Limanı, Odunluk İskelesi ve Gülpınar Limanları nda barınmaktadırlar. Adanın etrafında olta, paragat ve uzatma ağıyla avcılık hayli yoğundur. Balıkçılık sahaları bu tip avcılık için son derecede uygundur. Bölgeye yaz sezonunda Marmara Denizi limanlarından dip uzatma ağı avcılığı için bir hayli tekne gelmektedir. Bu bölgede özellikle uzatma ağıyla ilgili sıkıntılar gözlenmeye başlanmıştır. Adada yerel bazda bulunan teknelerin uzatma ağı kullanması, bir de bunlara Marmara dan gelen teknelerin eklenmesi, bölgede ciddi bir uzatma ağı baskısı oluşturmaya başlamıştır. Özellikle bu bölge için teknelerde bulunan ağ miktarına uygun bir kısıtlamanın getirilmesi, ileride doğacak problemlerin önüne geçecektir. Bazı riskli bölgelerin bu tip avcılığa kapatılmasının, hayalet avcılığı önlemede önemli olacağı ortadadır. Adanın güney tarafında trol teknelerinin fırsat bulduklarında kıyıya girerek yasadışı avcılık faaliyetleri gerçekleştirdikleri balıkçılar tarafından sıkça belirtilen bir sorun olmuştur. Bunun yanında adada dalarak yasadışı zıpkınla balık avcılığının yoğun olarak yapıldığı da balıkçılar tarafından bildirilmektedir. 5. GÖKÇEADA İmbros (İmroz) antik adıyla da bilinen ilçe, 1970 yılında Gökçeada adını almıştır. Türkiye nin en büyük adası olan Gökçeada, 95 km lik kıyı şeridi uzunluğu ve deniz sporlarına uygun rüzgarı nedeniyle önemli bir turizm alanını oluşturmaktadır. Beş tatlısu göleti ve birçok doğal kaynak suyu bulunan ada, su kaynaklarının çokluğu bakımından dünyanın dördüncü adasıdır. Homeros un yazdığı "İlyada Destanı"nda da adı geçen Gökçeada, Fatih Sultan Mehmet in İstanbul u fethetmesinin ardından, 1455 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır Balkan Harbi yenilgisinin ardından Yunanistan ın kontrolüne geçen ada, 1923 te Lozan Antlaşması ndan sonra tekrar Türkiye ye bağlanmıştır (gokceada.gov.tr). Türkiye Mavi Bayrak Ödülleri 2016 yılı listesine göre Çanakkale de bulunan 10 adet mavi bayraklı plaj içinde, Gökçeada sörf eğitim okulu plajı da yer almaktadır. Kıyı alanları ve denizel biyoçeşitliliğin korunmasına Türkiye deki tek örnek, Gökçeada Sualtı Parkı'dır. Sualtı parkları, canlıların yaşam alanlarını garantiye almak, sualtı güzelliği ve ilginçliğini insanlara göstermek, kitleleri çevre koruma konusunda bilgilendirmek, denizel ortama ait bilimsel çalışmalar yapmak amacıyla kurulmaktadır. Denizel Biyoçeşitlilik ve Gökçeada İlçesi Sualtı parklarının seçiminde özellikle biyolojik çeşitliliğe sahip, bozulmamış deniz ortamları tercih edilmektedir. Türkiye'nin ilk sualtı parkı olan Gökçeada Yıldız Koyu Sualtı Parkı (Deniz Parkı), 21 Şubat 1999 tarih ve sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş ve resmileşmiştir. Park, Yıldız Koyu ile Yelkenkaya arasında, 1 deniz mili uzunluğundaki alan ile kıyıdan 200 metre açığa kadar olan bölgeyi kapsar. Bu özel bölge, sürekli Sahil Güvenlik tarafından denetim altında tutulmakta, bilimsel araştırmalar dışındaki hiçbir faaliyete izin verilmemektedir. Park 10 metre ortalama derinliğe ulaşan çekirdek bölge ile onu saran en fazla 30 metre derinliğe ulaşan tampon bölgeden oluşmaktadır. (TÜDAV, 2012). Balıkçılık ve Gökçeada Gökçeada zengin doğal resif alanlarıyla kaplı olması sayesinde Çanakkale ilinin balıkçılık açısından en önemli av sahalarından biridir. Ada etrafında akıntı rejiminin kuvvetli olması, olta ve paragatla avcılığı öne çıkarmıştır. Bunun yanında adanın güney tarafında, özellikle Aydıncık Burnu nun koylarında uzatma ağlarıyla barbun avcılığı hayli yoğundur. Ayrıca adanın Uğurlu köyü bölgesi açıklarında dip uzatma ağlarıyla 30 metreden de- 39
40 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA rin sularda değerli balıkların avcılığı ve böcek avcılığı eski zamanlardan beri gerçekleştirilmektedir. Adanın etrafında fanyalı uzatma ağlarıyla ıstakoz ve böcek avcılığının yasak olmasına karşın, bu yasağa kimsenin uymadığı bilinmektedir. Ada etrafında kuvvetli akıntı rejiminin bulunması, uzatma ağı kullanımında bazı riskleri ortaya çıkarmaktadır. Özellikle kayalarla kaplı zemin yapısının, avlanma sırasında ağ kayıplarına neden olacağı çok yüksek bir ihtimaldir. Bu bölgelerin tespit edilerek bu tip avcılığa tamamıyla kapatılması gerekmektedir. Umurbey, Geyikli, Gümüşçay, Karabiga, Mahmudiye, Küçükkuyu haricindeki yerleşim birimlerinde atıksu arıtma tesisi bulunmakta olup, Çanakkale Belediyesi, Biga Belediyesi ve Çan Belediyesi ne ait atıksu arıtma tesisi inşaatları devam etmektedir (Çanakkale Çevre İl Durum Raporu, 2013). Çanakkale ve Biga Yarımadası akarsu havzalarında bugüne kadar yürütülen lisansüstü tezler ve diğer bilimsel çalışmalar sonucunda, bu sucul ekosistemlerin her türlü kirliliği, atığı kaldırabilir bakış Çanakkale iline kayıtlı trol teknesi bulunmamasına karşın, trol sezonunda adada avcılık faaliyeti gerçekleştirmek üzere 30 civarında trol teknesi Türkiye nin çeşitli bölgelerinden adaya gelmektedir. Bazı zamanlarda bu teknelerin birkaçının yasal kıyıya yaklaşma sınırının içine girerek av yaptıkları balıkçılar tarafından sıkça ifade edilmektedir. Diğer bölgelerde olduğu gibi bu sorunu ortadan kaldırmanın yolu, gemi izleme sisteminin etkili bir şekilde kullanılmasından geçmektedir. Gırgır tekneleri de çok fazla olmasa da ada etrafında avcılık için zaman zaman bölgeye gelmektedirler. Gökçeada da balıkçılıkta en fazla rastlanan sorunlardan bir diğeri de yasadışı dalarak zıpkınla avcılıktır. Bunun yanında dalarak yapılan ahtapot avcılığında göktaşı (bakırsülfat) kullanılması da denize zarar vermektedir. Çanakkale nin diğer bölgelerinde de karşılaşılan bu sorunun, ancak karadaki ticaretin kontrolüyle engellenebileceği aşikardır. Bu tip balıkçı olmayan kişilerden balık veya diğer deniz canlılarını almanın bu suça ortak olmakla aynı sayılacağı yasal düzenlemelerle belirtilmelidir. Yerel Çevre Sorunları İl sınırları içindeki birçok yerleşim merkezinin evsel atıksularının doğrudan veya dolaylı olarak alıcı su ortamına verilmesi sonucu, su kaynakları önemli bir kirlilik tehdidi altında kalmaktadır. Akarsu kenarına ve içine rastgele bırakılmış, atılmış plastik ağırlıklı katı atıklar Şekil 4 te görülmektedir. TÜİK verilerine göre (2012), alıcı ortamlara (akarsu, yeraltısuyu, arazi, baraj, gölet, deniz gibi) toplam kanalizasyon şebekesinden deşarj edilen atıksu miktarı ton/yıl dır (Çanakkale Çevre İl Durum Raporu, 2013). Ayvacık ve Eceabat ilçeleri ile Kepez, Şekil 4. Akarsu kenarına ve içerisine rastgele bırakılmış, atılmış plastik ağırlıklı katı atıklar (Odabaşı) açısıyla katı ve sıvı atıkların kontrolsüz bir şekilde ortama verilmesi sorunlarıyla karşı karşıya olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bölgede faaliyet gösteren gıda (zeytinyağı, süt ve süt ürünleri üretim fabrikaları), tekstil (özellikle dericilik işletmeleri) vb. küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarının bölgesel çapta bazı çevre sorunlarına yol açtıkları, yürütülen bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Özellikle bu tesislerden sucul ekosisteme (akarsulara) arıtma işlemlerinden geçirilmeden deşarj edilen atık sular, yüzey suyundaki kirlilik göstergesi olan ve canlıların kullandığı çözünmüş oksijen miktarının bu atıklar sonucu tüketildiğini gösteren KOI (Kimyasal Oksijen İhtiyacı) ve BOI (Biyolojik Oksijen İhtiyacı) gibi parametrelerin, SKKY ne (Su Kirliliği Kalite Kontrol Yönetmeliği) göre kabul edi- 40
41 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi lebilir değerlerin bir hayli üzerinde ölçüldüğü rapor edilmiştir. Bunun sonucu olarak da bazı omurgalı (balık vs.) ve omurgasız (sucul salyangozlar ve yengeç vb.) canlıların toplu ölümleri veya bölgesel olarak ortamdan yok oldukları belirtilmiştir (Odabaşı, 2011; Odabaşı vd., 2011). Şekil 5. Karamenderes Çayı nda atık suların etkisi sonucu yetersiz çözünmüş oksijen değerinin toplu balık ölümlerine neden olması (Odabaşı). Şekil 6. Akarsuya doğrudan deşarj edilen Zeytin Karasuyu (Odabaşı). 41
42 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Bölgelerin ihtiyacı olan özellikte arıtma tesisleri hızla kurulmalı ve faaliyete geçirilmelidir. "Çanakkale İli Katı Atık Yönetimleri Birlikleri" adı altında, katı atıkların toplanması ve uygun şekilde bertarafını kapsayan ikisi faal, ikisi ise proje olarak onaylanma aşamasında olan birlik mevcuttur. İlgili katı atık yönetim birliklerinin faal durumda olanları teknik olarak denetlenmeli, proje aşamasındakiler ise hızla tamamlanmalıdır. Gelibolu Yarımadası na genellikle tatil amaçlı yapılan ziyaretlerin yaz ve bahar aylarından itibaren artması nedeniyle, nüfus yoğunluğu da önemli miktarlarda artmaktadır. Bu durumun kimi zaman katı ve sıvı evsel atıkların düzenli toplanması ve bertaraf edilmesi sorununu ortaya çıkardığı fark edilmelidir. Deşarj oluşturan sanayi işletmelerinin arıtma yapıp yapmadıkları, atık havuzlarının (maden ve zeytinyağı işletmeleri için) uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığı, yetkili kuruluşlarca düzenli olarak kontrol edilmelidir. Alıcı ortamlara (akarsu, deniz, göl vb.) kontrollü olarak yapılan deşarjlar düzenli olarak denetlenmelidir. İlgili kurumlar, halkı çevre kirliliği konusunda bilinçlendirmelidir. Sucul ve karasal ekosistemlerde, evsel ve endüstriyel deşarj suları gibi kirlilik riski oluşturan ve ekosistemin dengesini bozabilecek olan faktörler üzerinde bilimsel izleme çalışmaları yürütülmelidir. 42
43 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi ÖĞRENME ALANI 3 Biyoçeşitlilik ve Çevre Özet Bilgisi TEMA3 BİYOÇEŞİTLİLİK ÖZET BİLGİSİ BİYOÇEŞİTLİLİK Bir doğa parçasında veya bir ekosistemde bulunan canlıların tümüne biyoçeşitlilik ya da biyolojik çeşitlilik adı verilir. Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi için ilk biyolojik envanter, yılları arasında, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi (Su Ürünleri Fakültesi) tarafından gerçekleştirilen Denizel Biyoçeşitlilik ve Nesli Tükenmekte Olan Türler projesiyle ortaya çıkarılmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından desteklenen bu proje ve daha sonraki projeler kapsamında mikroskobik yosunlardan 169, makroskobik yosunlardan 363, deniz çayırlarından 4, süngerlerden 15, haşlamlılardan 25, kabuklulardan 165, yosun hayvancıklarından 34, poliketlerden 50, sülük ayaklılardan 1, kürek ayaklılardan 65, ön ayaklılardan 19, amfipodlardan 23, tesbih böceklerinden 22, balıklardan 52, denizatı ve deniz iğnelerinden 1 tür olmak üzere toplam 972 tür kaydedilmiştir. İzleyen yıllarda, Çanakkale Boğazı ve çevresinde denizel biyoçeşitlilik ve kirlilik konularını içeren Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından desteklenen 16 adet, TÜBİTAK tarafından desteklenen 5 adet proje tamamlanmıştır. SÜRDÜRÜLEBİLİR BİYOÇEŞİTLİLİK NEDİR? Sürdürülebilirlik kavramının önemli bir faktörü olan biyolojik çeşitlilik veya biyoçeşitlilik konusu, çevremizde var olan canlı formlarının bilinmesi, tanınması ve yaşamlarının devamlılığının sağlanması amacıyla oluşturulan ve uygulanan planların tümünü kapsamaktadır. ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE NESLİ TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER Nesilleri tehlike altında olan ve mutlaka korunması gereken canlı türleriyle ilgili olarak bir seri çalışma devam etmektedir. Dünyanın, özellikle Akdeniz'in birçok yerinde nesli tükenmiş olan Akdeniz foku (Monachus monachus) ve Akdeniz kaplumbağaları (Caretta caretta) ülkemizde yaşamlarını sürdürmektedir. Ayrıca bazı yunus türleri gibi deniz memelileri, orfoz balıkları (Epinephelus marginatus), sinagrit (Dentex dentex), ıstakoz (Scyllarides latus), mollusklar (Pinna nobilis, Lithophaga lithophaga, Patella ferruginea), denizkestanesi (Centrostephanus longispinus), denizatı (Hippocampus hippocampus), banyo süngerleri, deniz mercanları, deniz çayırları (Posidonia oceanica) olmak üzere yüzlerce deniz canlısı mutlaka korunmaya alınmalı, mevcut ve kurulmakta olan veya kurulacak olan milli deniz parklarında çoğaltılmaları sağlanmalıdır. İnsanoğlu canlı denizel kaynaklardan ekosistemdeki dengeye uyarak yararlandığı takdirde, denizel türlerin sürekliliği sağlanabilir. Akdeniz'in en önemli bitkisel canlı topluluklarını oluşturan deniz çayırları, bu bölgenin oksijen kaynaklarıdır. Akdeniz'in akciğerleri fonksiyonundaki deniz çayırları, sayıca ve bölgece yavaş yavaş azalmaktadır. Çevresindeki deniz canlılarının beslenmesi, üremesi ve barınmasını sağlayan bu önemli deniz bitkileri, gerek çevre kirliliğinin gerekse yanlış kıyı yapılanmasının kurbanları durumundadır. Bu amaçla özellikle başta Akdeniz'e kıyısı olan ül- 43
44 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA keler olmak üzere ilgili tüm ülkeler bölgesel, ulusal ve uluslararası boyutta işbirliği yapmak durumundadırlar. Tüm bu çalışmaların sonucunda, Çanakkale Boğazı nın biyoçeşitlilik açısından hayli zengin bir ekosisteme sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, Akdeniz in en önemli bitkisel canlı topluluklarını oluşturan ve denizin ormanları olarak bilinen Posidonia oceanica çayırlarının yanında, ıstakoz (Homarus gammarus), yumuşakçalar (Pinna nobilis, Lithophaga lithophaga, Patella ferruginea), denizkestanesi (Centrostephanus longispinus), denizatı (Hippocampus hippocampus), banyo süngerleri ve deniz mercanları gibi nesli tehlike altında olan birçok deniz canlısına da ev sahipliği yapmakta olduğu belirtilmiştir. ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE YABANCI/ YAYILMACI TÜRLER Çevresinde dünyanın en eski medeniyetlerinin yer aldığı ve insanoğlunun en çok kullandığı denizlerin başında gelen Akdeniz in denizel canlıları, çeşitli insan faaliyetlerinden etkilenmektedir. Örneğin; 19. yy. sonuna doğru Süveyş Kanalı'nın açılmasını takiben pek çok sıcak su kökenli canlı türü Akdeniz e girerek dağılım alanlarını genişletmeye başlamış ve bu ekosistemin yapısını etkilemiştir. Bilimsel verilere göre günümüzde Akdeniz e Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla giren ve lesepsiyen göçmen (yabancı yayılmacı türler) olarak adlandırılan türlerin sayısı 350 den fazladır. Akdeniz kıyıları çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olmakla beraber, deniz trafiğinin yoğun olması, yat turizmi, kıyısal yerleşimin ve kıyısal turizm yatırımlarının artması, yetiştiricilik faaliyetlerinin hızla gelişmesi, balıkçılık faaliyetleri, tutunucu organizmaların fouling etkisi ve Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz e giren türlerin coğrafik dağılım alanlarını genişleterek sayıca çoğalmaları gibi nedenlerle yabancı ve yayılmacı türlerin etkisi ve tehdidi giderek artmaktadır. Bu konuda "Caulerpa" cinsi yeşil deniz yosunlarının "Caulerpa taxifolia" ve "Caulerpa racemosa" türleri, Akdeniz için önemli birer örnek olmuşlardır. Bu türden başka ayrıca kahverengi yosunlardan "Stypopodium schimperi" ve deniz çayırlarından "Halophila stipulacea" da Süveyş Kanalı yoluyla girerek kıyılarımızda yayılım göstermişlerdir yılında, doğal yaşam alanı olan tropikal denizlerden Avrupa daki deniz akvaryumlarına süs bitkisi olarak getirilen "Caulerpa taxifolia" isimli yeşil yosun türünün, Monako Deniz Akvaryumu'nun deşarj suyuyla Akdeniz e karışıp hızla yayılması sonucunda, günümüzde bu yörede ekolojik bir felaket yaşanmaktadır. Bitkinin, 1984 yılında 1 metre olan yayılma alanı günümüzde 150 km yi geçmiştir. Önceleri sadece Monako da görülen tür, 1998 de Fransa, İtalya, İspanya ve Hırvatistan kıyılarına kadar yayılmış, üstün üreme ve uyum özellikleri nedeniyle dağılım alanını hızla genişletmiştir. "Caulerpa taxifolia nın geniş tuzluluk, ışık ve sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi ve Batı Akdeniz de doğal rakiplerinin bulunmayışı gibi nedenlerle bu bitki türü hızlı gelişmiş ve yayılmıştır. "Caulerpa taxifolia", deniz dibinde çok sık bir örtü oluşturarak Akdeniz ekosisteminde çok önemli bir yer tutan deniz çayırları topluluklarıyla (Posidonia oceanica, Zostera vd.) diğer yosunları sarmış, ortamda baskın hale geçerek denizel canlılara zarar vermiştir. Böylece diğer bitkisel canlıların ortamda yok olmasına ya da uzaklaşmasına neden olmuştur. Ayrıca denizkestanesi, sünger gibi bazı omurgasız dip canlıları da "Caulerpa taxifolia"nın yoğun olarak dağılım gösterdiği ortamlarda daha az bulunmaktadır. Bünyesinde içerdiği "caulerpenin" adlı toksik madde nedeniyle diğer deniz canlıları tarafından yenilemediğinden ortamda hızla çoğalmaktadır. Bütün bu özellikleriyle " Caulerpa taxifolia ", ekonomik su ürünlerinin de gelişimini etkilemekte, bu bitkinin yoğun olduğu zonlarda balıkçılık verimi düşmektedir. Bu nedenle bu yosun Akdeniz in ekolojik dengesini olumsuz yönde etkileyen zararlı bir deniz bitkisi olduğu için Akdeniz in çeşitli ülkelerindeki medya kuruluşları tarafından katil yosun olarak adlandırılmıştır. Ülkemiz kıyılarında " Caulerpa taxifolia "ya henüz rastlanılmamıştır. Ancak yat turizminin çok yoğun olduğu Bodrum, Marmaris, Fethiye gibi turistik bölgelere taşınma olasılığı göz önüne alınarak Güney Ege kıyılarımızda özellikle pilot bölgelerde bu 44
45 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi türün varlığı hassasiyetle takip edilmeye başlanmıştır. " Caulerpa taxifolia " hakkında gerek medyada çıkan haberler gerekse dağıtılan broşürler, toplum ve devlet merkezli yönetim birimleri üzerinde hayli büyük bir etki oluşturmuş, bu sayede ülkemizde çevre konusunda önemli sayılabilecek bir eğitim ve izleme programı oluşturulmuştur. Batı Akdeniz den doğuya doğru yayılımını hızla ilerleten " Caulerpa taxifolia " türüyle ilgili bilgilendirme faaliyetleri, medya aracılığıyla ve hedef kitlelere yönelik düzenlenen seminerler vasıtasıyla başlatılmıştır. "Caulerpa racemosa"nın Türkiye nin güneybatı kıyılarında hayli yoğun bir dağılım gösterdiği tespit edilmiş ve benzeri bir program tüm Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde uygulamaya konulmuştur lerin başında gemilerin balast sularıyla Karadeniz e taşınan, Kuzey ve Güney Amerika kıyılarına özel, ılıman ve subtropik bir tür olan "Mnemiopsis leidyi", Karadeniz ekosisteminde katastrofik bir etki oluşturmuştur. 20. yy ın son 10 yılında Marmara ve Ege Denizi ni de istila eden tür, pelajik balık yumurta ve larvalarıyla çoğu zooplanktonu (kopepodlar, kladoserler, protozoa, mikrozoo-plankton) tüketerek balık stokların çökmesine neden olmaktadır. Japon Denizi ve Çin Denizi nin doğu kıyılarında ılıman sulara özgü bir karından bacaklı olan "Rapana venosa", 1950 lerde Karadeniz e yanlışlıkla taşınmış ve istiridye yataklarının en büyük zararlılarından biri haline gelmiştir. Yoğun olarak kabuklularla beslenen tür, kültürü yapılan midye ve istiridye popülasyonları üzerinde baskı kurmaktadır. Yaşamının ilk yılında çok hızlı gelişen bu türün, planktonik larvaları balast sularıyla, yumurtaları da deniz yetiştiriciliği malzemeleriyle taşınarak Karadeniz sisteminde baskı kurmuştur. Çanakkale Boğazı ve çevresinde denizel yabancı ve yayılmacı türlerin varlığı da yapılan araştırmalar sonucunda belirlenmiştir. Bu konuda Akdeniz için önemli bir örnek olan yayılmacı yosun türü "Caulerpa rasemosa", Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi nde gözlenmektedir. Deniz tabanında hızla yayılabilen ve diğer yerli bitki yüzeyinin üzerini örterek yaşamlarını kısıtlayan bu yosun türü, deniz çayırları gibi yaşamsal önem taşıyan ortamlar üzerinde bir tehdit oluşturmaktadır. Diğer taraftan uluslararası yük gemilerinin balast sularıyla denizlerimize geldiği bilinen "Mnemiopsis leidyii" adlı omurgasız canlı, 1980 lerin başından beri denizlerimizde bulunmaktadır. Esas olarak balık yumurtalarıyla beslendiğinden dolayı balık stoklarımız için ciddi bir tehdit unsurudur. Yine denizlerimize tesadüfen 1950 li yıllarda giren bir omurgasız yumuşakça türü olan "Rapana venosa"ya da Çanakkale Boğazı nda rastlanmaktadır. Yoğun olarak diğer çift kabuklu yumuşakçalarla beslenen bu tür, ekonomik öneme sahip olan doğal Akdeniz midyesi ve istiridye popülasyonları üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. KIYI ALANLARI VE BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINA ÖRNEK GÖKÇEADA SUALTI PARKI Sualtı parkları denizin belli bir bölgesini korumak, özellikle nesli azalan türler ile endemik canlıların yaşam alanlarını garantiye almak, sualtı güzelliğini ve ilginçliğini insanlara göstermek, kitleleri çevre koruma konusunda bilgilendirmek, denizel ortama ait bilimsel çalışmalar yapmak amacıyla kurulmaktadır. Sualtı parklarının seçiminde özellikle biyolojik çeşitliliğe sahip, bozulmamış deniz ortamları tercih edilmektedir. Gökçeada Yıldız Koyu Sualtı Parkı (Deniz Parkı), Türkiye'nin ilk sualtı parkı olup 21 Şubat 1999 tarih ve sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Park, Yıldız Koyu ile Yelkenkaya arasındaki, 1 deniz mili uzunluğunda ve kıyıdan 200 metre açığa kadar olan bölgeyi kapsar. Bu özel bölge, sürekli Sahil Güvenlik tarafından denetim altında tutulmaktadır. Bilimsel araştırmalar dışındaki hiçbir faaliyete izin verilmeyen parkta 10 metre ortalama derinliğe ulaşan çekirdek bölge ile onu saran tampon bölge bulunmaktadır. Bölgenin maksimum derinliği 30 metredir (TÜDAV, 2012). 45
46 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ÖĞRENME ALANI 3 Biyoçeşitlilik ve Çevre Özet Bilgisi TEMA3 ÇEVRE ÖZET BİLGİSİ SU KİRLİLİĞİNİ BELİRLEYİCİ ÇEVRESEL DEĞİŞKENLER Su kirliliği sularda insan etkisi sonucu ortaya çıkan, su kullanımını kısıtlayan ya da tamamen engelleyen ve ekolojik dengeleri bozan kalite değişimleri şeklinde tanımlanabilir. Bir sucul sistemin kirli olup olmadığının belirlenmesinde çeşitli değişkenlerden faydalanılabilir. Bunlar: Fiziksel özellikler Sıcaklık, yoğunluk, optik özellikler, süspansiyon (bulanıklık) yapan maddeler. suyun fiziksel özellikleri kapsamında değerlendirilir. Kimyasal özellikler Suyun kimyasal özellikleri ise oksijen, karbondioksit gibi çözünmüş gazlar, tuzluluk, iyonik bileşenler, tuzlar ve partikül moleküller, çözünmüş ve partikül organik maddeler olarak sıralanabilir. Sıcaklık Atmosferdeki hava hareketleri, iklimsel değişimler ve mevsimlerin belirlenmesinde sıcaklık, birinci derecede önem arz eden ekolojik bir faktördür. Bu nedenle canlıların yaşamında ve yeryüzündeki dağılışlarında etkin bir role sahiptir. Organizmaların yaşantılarını sürdürebildikleri sıcaklık sınırları çok geniş değildir. Bununla beraber, bu abiotik faktör (cansız faktör) organizmaların biyolojik aktiviteleri üzerinde önemli etkilere sahiptir. Bu etki doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki şekilde kendini gösterir. Doğrudan etki; suda yaşayan organizmaların metabolizma hızı, büyüme, üreme, yem değerlendirme oranı gibi fizyolojik özelliklerini etkiler. Dolayısıyla metabolizma ve aktiviteleriyle de ilgilidir. Dolaylı etki ise suların fiziko-kimyasal özelliklerinde oluşan değişikliklerden meydana gelir. Ortam sıcaklığının artışına bağlı olarak sulardaki kimyasal olaylar hızlanır ve sonuçta ortamda çözünmüş gaz miktarı, suların yoğunluğu ve viskozitesi değişerek organizmalar üzerinde etki gösterir. Çanakkale Boğazı ndaki ortalama deniz suyu sıcaklıklarının bölgelere göre değiştiği görülmektedir. Çanakkale merkezinin batısında yer alan Sarısığlar sahili tüm mevsimlerde daha sıcak, Karanlık Liman koyunda ise yıl boyunca nispeten daha düşük deniz suyu sıcaklıkları ölçülmüştür. Genel olarak deniz suyu ortalamaları 5.5ºC civarındadır. En düşük ve en yüksek deniz suyu sıcaklıklarına bakıldığında en yüksek deniz suyu sıcaklığının 28.3 ºC ile eylül ayında kaydedildiği, en düşük deniz suyu sıcaklığının ise 0.2ºC ile ocak ayında ölçüldüğü bildirilmiştir. Yoğunluk Deniz suyunun en önemli özelliklerinden birisi yoğunluktur. Türbülans ve tabakalaşma, suyun dikey doğrultudaki hareketlerini etkiler. Deniz suyunun yoğunluğu sıcaklık, tuzluluk ve basınca bağlı olarak değişmekte olup genellikle ortalama yoğunluk gr/cm 3 'tür. Suyun yoğunluğu, ortamdaki canlılar üzerinde doğrudan ya da dolaylı olmak üzere iki şekilde etki gösterebilir. Yoğunluğun organizmalar üzerindeki doğrudan etkisi, özellikle suda asılı durmaya (plankton) veya yüzmeye (nekton) zorunlu olan pelajik formlar üzerindedir. Dolaylı etki, yoğunluk farklarından doğan akıntılar nedeniyle olabilir. Akıntılar, özellikle planktonik organizmaların yerlerini kolaylıkla değiştirebileceği gibi, suda çözünmüş ya da asılı halde bulunan ve organizmaların yaşantısında etkili olabilen maddelerin de yer değiştirmesine neden olur. Deniz suyunun yoğunluğundaki farklılıklardan meydana gelen su hareketleri, pasif olarak hareket edebilen organizmaların taşınmasında önemli bir etkendir. Çanakkale Boğazı nda, yoğunluk düzeyine göre yatay olarak ayrılmış, Ege Denizi nden 46
47 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi gelen ve Karadeniz e doğru hareket eden dip akıntısı ve Karadeniz den gelen daha az yoğun olan üst akıntı tabakası olmak üzere iki farklı akıntı sistemi bulunmaktadır. Bu iki farklı akıntı tabakası, Çanakkale Boğazı nda, 25 metre derinlikte keskin bir şekilde birbirinden ayrılmaktadır. Su Hareketleri ve Akıntılar Türk Boğazlar Sistemi (İstanbul Boğazı, Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı) üst ve alt akıntı sistemleri üzerine yapılan ilk çalışmalardan biri J. L. Wharton tarafından 1872 yılında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veriler bugünün verileriyle örtüşmektedir. Çanakkale Boğazı ndaki ortalama akıntı hızının 1,5 knot olduğu, bazı bölgelerde ise 3,0 knot a kadar çıktığı, bazı bölgelerde ise 1,0 knot a kadar düştüğü bu çalışmalarda bildirilmiştir. En yüksek akıntı hızının Boğaz'ın en dar yeri olan Kilitbahir ve Çanakkale arasında olduğu ve burada akıntı hızının zaman zaman 4,5 knot a kadar çıkabildiği bildirilmiştir. Bu çalışmada, oluşan her yüzey akıntısıyla birlikte bir alt akıntısının da oluştuğu belirlenmiş ve bu iki akıntı katmanı arasındaki mesafenin yer yer 18,5 metre ile 27,5 metre arasında olduğu ifade edilmiştir. Optik Özellikler (Işık) Işığın suya girişi yer, zaman ve suyun saydamlık derecesiyle, yüzey sularının durgun ya da dalgalı oluşu gibi koşullara bağlıdır. Deniz suyunun optik özelliği sadece kendine özgü olmayıp aynı zamanda bu ortamda oluşan biyolojik, fiziksel, kimyasal olaylara da bağlıdır. Bu nedenle denizler çok karmaşık absorbans özelliğine sahip bir ortam oluşturur. Deniz suyunun optik özelliğini, yani rengini tam olarak saptayabilmek için düz bir su yüzeyine çok yakından ve dikey olarak bakmak gerekir. Bu esnada görülecek renk güneş spektrumlarının kırmızı, turuncu, sarı ve mor bölümlerinin su tarafından absorbsiyonuyla oluşur. Gerçekte uzun dalga boylu ışınlar (sarı, kırmızı, infra-red) yayılma sırasında absorblandıkları halde, kısa dalga boyundaki ışınlar (mavi, yeşil) kolaylıkla su içinde yayılabilirler. Bu nedenle denizlerin mavi rengi gökyüzünden olmayıp kendilerine özgü yapılarındandır ve temiz deniz suları genellikle mavi renktedir. Deniz suyunun optik özelliği çözünmüş organik madde miktarı ile asılı madde miktarına önemli ölçüde bağlıdır. Balıkların renkleri, gözlerinin büyüklüğü ve yeri, ışıldama (lüminesans) organlarının bulunup bulunmayışı, diğer duyu organlarının gelişme derecesi ortamdaki ışığın özellikleriyle ilgilidir. Işık, sucul organizmaların hareketlerini ve göçlerini düzenler, üreme zamanını saptar, büyüme düzeni ve oranı üzerine etkindir. Hayvanların solunumunda da ışığın etkili olduğu bilinmektedir. Bu olay, özellikle derin denizlerde yaşayan formlar için çok önemlidir, zira böyle ortamlarda bir oksijen kaynağını oluşturan fitoplankton bulunmadığından, derin deniz formları düşük miktardaki oksijeni sınırlı olarak kullanmak zorundadırlar. Bulanıklık (Türbidite) Süspansiyon halde madde içeren sular bulanıktır. Genellikle sular %4 den fazla süspansiyon madde içerdiğinde bu maddelerin etkisi belli olmaya başlar. Bulanıklığı humus, mil, organik detritus, kolloidal maddeler, bitkiler ve hayvanlar meydana getirir. Özellikle kil partiküllerinden oluşan türbidite istenmez. Kil partikülleri, balık yumurtalarını ve onların besinlerini oluşturan organizmaları kaplayarak onların ölümlerine yol açabilir. Türbiditenin organizmalar üzerindeki etkisi birkaç şekilde olabilir. Bu etkilerinden en önemlisi berraklığın azalmasıyla ışığın sudaki girişiminin azalması, dolayısıyla fotosentez yapan bitkilerin ve diğer organizmaların yaşantısını sınırlandırmasıdır. Türbiditeye neden olan asılı parçacıklar bazı mikroorganizmalar için bir çeşit yaşama alanı (substratum) oluştururlar. Ayrıca asılı parçacıklar ortamdaki bazı maddeleri absorbe edip suyun fiziko-kimyasal özelliklerini değiştirerek de organizmalar üzerinde etkili olabilir. Çanakkale Boğazı nda en fazla asılı parçacık miktarının ölçüldüğü, yani görüş mesafesinin en az olduğu dönemlerin yoğun yağışlar sonrasındaki dönemler olduğu bilinmektedir. Bu dönem genellikle Aralık ve Mart aylarını kapsamaktadır. Çözünmüş Gazlar Atmosferdeki bütün gazlar sularda çözünmüş halde bulunur. Tablo 1 de gazların atmosferde ve deniz suyundaki karışım oranları görülmektedir. Deniz suyundaki çözünmüş oksijen miktarı 0-10 mg/l arasında değişir. 0 değeri tamamen kirlenmiş sularda, 10 değeri ise aşırı doygunluğa ulaş- 47
48 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA mış bölgelerde görülür. Karbondioksitin sulardaki çözünürlüğü çok olup karbonat ve bikarbonat halinde bulunur. Hidrojen Sülfür (H 2 S), bakterilerin etkisiyle gelişir ve durgun sabit sularda bozunma olayı sonunda metan gibi diğer ürünlerde ortaya çıkar. Okyanuslarda Çözünmüş Oksijen (ÇO) konsantrasyonları homojen değildir. Bu durum; Su kütlelerinin hareketlerine, Deniz organizmalarının solunumlarına, Fotosentez olaylarına bağlıdır. ÇO miktarı, basınç arttıkça artar, sıcaklık ve tuzluluk arttıkça azalır. Sularda çözünmüş haldeki karbondioksit, organizmaların çoğunun dağılışını sınırlandırdığı halde, bitkiler fotosentez ve kabuklu hayvanlar kalsiyum karbonattan (CaCO 3 ) oluşan kabuklarının yapısı için kesinlikle karbondioksite gereksinim duyarlar. Bu nedenle, ortamda belli bir düzeyde karbondioksit bulunması gereklidir. Serbest halde bulunan karbondioksit konsantrasyonunun yüksek olması balıklar için toksiktir. Yüksek konsantrasyonlar sadece asitli ve nötr sularda bulunur. Karbondioksit su içerisinde oksijene nazaran 35 kat daha fazla çözünebilme özelliğine sahiptir. Sulardaki karbondioksit miktarı havadakinden 50 kat daha fazladır. Hidrojensülfür içeren sularda bakterilerden başka yaşam ya hiç yoktur ya da çok sınırlanmış durumdadır. Böyle ortamlarda bakterilerden başka yine mikroorganizmalardan bazı Diyatom, Cyanophyceae ve Flagellat temsilcilerine rastlanabilir. Deniz fanerogamlarından Zostera ve Cymodocea türleri hidrojen sülfür içeren ortamlarda rahatlıkla yaşadıkları halde Posidonia oceanica türü böyle ortamlarda hiç bulunmaz. H 2 S bazı atık su deşarjlarında önemli bir kirleticidir. Çözünmüş oksijenin azaldığı çoğu durumlarda organizmalar üzerinde iki etki söz konusudur: Tablo 1. Gazların atmosfer ve deniz suyundaki karışım oranları GAZ Atmosfer Deniz Suyu Azot %78 %62 Oksijen %21 %34 Karbondioksit %0,03 %1,5 Çözünmüş oksijen yetersizliği, H 2 S in zehirleyici etkisi Azot, sularda en çok bulunan gazlardan biridir. Sulardaki derişimi atmosferdeki azot dengesiyle doğrudan ilişkilidir. Sularda azot, azot minerali, amonyum (NH 4+ ), nitrit (NO 2- ), ve nitrat (NO 3- ) tuzları halinde bulunur ve fitoplanktonun biyolojik işlevleri için gereklidir. Azotun suda bazı koşullar altında aşırı doymuş halde bulunması, balıkların hastalanması ya da ölümüyle sonuçlanan "amboli"ye sebep olur. ph Organizmaların hücresel işleyişleri ve enzimatik aktiviteleri oldukça dar ph sınırlarında sürdürülür. Bu nedenle, organizmalar ve bunların ortamları hemen hemen değişmeyen bir ph derecesine sahiptir. Bu değişmezlik, tampon sistemlerin varlığı sayesinde korunur. Deniz suyunun ph sı genellikle 7,5-8,4 arasında değişmektedir. ph daki hızlı artışlar toksik amonyak (NH 3 ) derişimlerinin etkisini arttırabilir. Asidik sularda balıklar zayıf kalmaları nedeniyle daha kolay hastalanırlar. Bunlarda sık soluma, üstte yüzme gibi olaylar görülür. Balıkların deri ve solungaçları aşırı derecede mukus salgılar. Metal iyonları asidik sularda büyük miktarda çözünür ve bu sular içerisinde yaşayan organizmalar için asidik olan sulardan daha tehlikelidir. ph değerleri Çanakkale Boğazı nda oldukça değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler 8,04 ve 8,58 arasındadır. Bu değişimlerde mevsimlik tatlısu girdileri önemli bir faktördür. Tuzluluk Bir kilogram deniz suyunda erimiş halde bulunan katı cisimlerin gram olarak ağırlığına o suyun tuzluluk derecesi (salinite) denir. Okyanus ve denizlerin genellikle 35 olarak bilinen yüzey tuzluluğu bu miktarı azaltan ve arttıran karşıt iki faktörün etkisindedir. Suların tuzluluk miktarını arttıran etmenlerin başında buharlaşma, daha tuzlu sularla olan vertikal karışımlar ve suların donması gelir. Suların tuzluluğunu azaltan etmenlerin başında ise yağışlar, daha az tuzlu sularla olan vertikal karışımlar ve buzların çözülmesi gösterilebilir. 48
49 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Tuzluluk, organizmaların osmotik konsantrasyonlarını değiştirebileceği gibi yine organizmalar üzerinde etken olabilen ortamdaki çözünmüş gazların absorbsiyon ve doygunluk katsayılarını, eriyiklerin çözünebilme oranını, ortamın yoğunluğunu ve viskozitesini değiştirmekle de organizmalar üzerinde etkili olabilir. Çanakkale Boğazı nda yer alan iki tabakalı akıntı siteminin tuzlulukları farklıdır. Yüzeyden gelen ve Karadeniz in az tuzlu su özelliğini nispeten koruyan az tuzlu sularda tuzluluk oranı genelde 20 nin üzerinde seyretmektedir. İletkenlik Suyun elektrik iletme yeteneğine iletkenlik denir. Elektrik iletkenliği suyun çözünmüş mineral içeriğinin başka bir deyişle tuzluluk derecesinin bir göstergesidir. Su içinde çözünmüş mineral miktarı arttıkça suyun iletkenliği artar. İletkenliğin doğrudan ölçülmesiyle bir çözeltideki toplam iyon derişimi saptanır. Örneğin; ultra saf suyun iletkenligi 0.05 μs/cm, saf suyunki ise 2 μs/ cm'dir. Damıtma sırasında istenen nitelikte suyun elde edilip edilmediği iletkenlik ölçümüyle anlaşılır. Azotlu bileşikler Azot, aminoasitlerle ve bunlardan türeyen proteinler başta olmak üzere, amin, amid ve nitro bileşikleri gibi organik maddelerin yapısına girebilen bir elementtir. Azot mono/oksit (NO) ve azot dioksit (NO 2 ) bileşikleri önemli hava kirleticilerindendir. Atmosferde elektrik deşarjları sırasında azot oksit ve azot dioksitin yanı sıra oluşan, bir üst seviyedeki oksitlenme ürünü azot pentaoksit (N 2 O 5 ), atmosferde yağışla yıkanarak nitrik asit (HNO 3 ) şeklinde toprağa inmektedir. Toprakta yaşayan bitkiler; bir besin tuzu olan NO 3 iyonunu, klorofilli organizmalarca özümlenerek protein üretiminde kullanır, havanın serbest azotunu organik azota çevirirler. İçme ve kullanma sularıyla, yüzeysel suların ve kirlenmiş su kütlelerinin içerdiği organik ve inorganik azotlu bileşiklerin ölçümü birçok bakımdan önem taşır. Örneğin, içme suyunda amonyak tespit edilmesi, fekal bir kirlenmeye işaret eder. Genel olarak sucul sistemlerde ölçülen organik azot ve amonyak miktarı kirlenmenin yeni ve nitrit ve nitrat miktarı ise kirlenmenin eski olduğunu ifade edecektir. Fosfor Fosfor biyolojik sistemlerde genetik bilginin iletilmesi, DNA ve RNA makromoleküllerinin yapısına girmesi, enerji taşınım ve enerji bağlamada rol alması bakımından önemlidir. Fosfor, hücre zarının yapısına, pek çok hayvan iskeleti ve derinin yapısına girer. Tohumlarda bol miktarda fitin (bazı tohumlarda özellikle buğday tanelerinde bulunan fosfatlı bir organik madde) şeklinde bulunur. Evsel atıksulara karışan sentetik deterjanlar ve organik madde bünyesinde bulunan fosfatlar nedeniyle evsel atıksularda önemli miktarda fosfor bulunmaktadır. Özellikle endüstriyel atıksuların biyolojik arıtımı esnasında fosfat eksikliği olduğu durumlarla karşılaşıldığında gerekli olan fosfor dışarıdan ilave edilmektedir. Fosfor, özellikle sucul ekosistemde çoğunlukla bitki büyümesinde sınırlayıcı besindir. Fosforun ana kaynağı kayaçlar olmasına karşın, ticari gübrelerle döngüye daha fazla fosfor katılır. Fosforun döngüde fazla miktarda bulunması çevresel sorunlara yol açar. Örneğin, tarım alanlarında gübre olarak kullanılan fazla fosfor sığ kıyısal alanlara taşındığında, bu besin suda yaşayan fotosentetik bakteri ve alglerin sayılarının birdenbire artmasına neden olur (alg patlaması). Bu durum, su yüzeyinin bitkilerle kaplanmasına neden olur ve güneş ışığının su altına ulaşmasına engel olarak, derinlerde yaşayan fotosentetik bitkilerin ölümüne yol açar. Böyle bir durumda da suda çözünmüş oksijen miktarı azalarak trofik seviyenin (besin zincirinde bulunan besin basamaklarından her birine verilen ad) üst kısmındaki canlılar olumsuz etkilenir. Bu durum suda yaşayan diğer canlıların hatta balıkların bile ölümlerine sebep olabilir. Bu olay ötrofikasyon olarak adlandırılır. Çanakkale Boğazı nın yerleşim yerlerine yakın kıyısal alanlarında azot ve fosfor yüküne sahip evsel deşarj kaynaklı ötrofikasyonun görüldüğü zaman zaman sıcaklığın da etkisiyle mevsimlik alg patlamalarının meydana geldiği gözlenmiştir. Kalsiyum ve Magnezyum Kalsiyum (Ca ++ ) ve Magnezyum (Mg ++ ): bitki ve hayvan fizyolojisi için önemli mikro besin maddeleri arasında yer almaktadır (hücre çeperinin geçirgenliğinin ayarlanması, enzimlerin inhibe edilmesi vb. gibi önemli işlevleri vardır). Bu iki besin 49
50 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA maddesi pek çok omurgasız hayvanın kabuk ve omurgalıların iskelet yapısında bulunur. Magnezyum sularda klorofilli (yeşil) bitkiler için yaşamsal önem taşır. Magnezyum, porfirin olarak klorofilin bileşiminde bulunur. Genel olarak bir suyun sabunu çöktürme özelliğine, suyun sertliği denir. Sabun başlıca Ca ++ ve Mg ++ iyonları tarafından çökeltilir. Fakat bu çökelme aynı zamanda demir, alüminyum, çinko, gibi diğer değerli metaller tarafından da meydana gelebilir. Suların sertliği, su içerisinde çözünmüş olarak bulunan toplam Ca ++, Mg ++ miktarının kalsiyum karbonat (CaCO 3 ) eşdeğeri olarak tanımlanır. Kalsiyum ve magnezyum bikarbonatları geçici sertliği (veya karbonat sertliğini) yine bu elementlerin klorür, nitrat, sülfat, fosfat ve silikatları ise kalıcı sertliği (veya karbonat olmayan sertliği) verir. Her iki sertliğe birden toplam sertlik denir. Geçici sertlik bikarbonatlardan ileri geldiğinden, suların kaynatılmasıyla giderilir ancak kalıcı sertlik kalsiyum ve magnezyumun sülfat ve klorürlerle yaptığı bileşiklerden ileri geldiği için kaynatılmakla giderilemez. Sodyum ve Potasyum Sodyum sucul sistemde osmotik stres üzerine etkiliyken, potasyum hücrelerde enzim aktivitesi üzerine etkilere sahiptir. Klor ve Bileşikleri Halojenler içerisinde en fazla miktarda bulunan klor ve bileşikleri, sudaki tüm canlılar için toksik etkiye sahiptir. Demir Demir birçok organizmanın büyük miktarda ihtiyaç duyduğu elementlerdendir ve birçok enzimatik reaksiyon ile diğer hücresel işlemlerde önemli role sahiptir. Demir, klorofil sentezi için esas bir element olup hemoproteinler ile balık ve diğer omurgalılarda kanın oksijen taşıma kapasitesini artıran hemoglobinin bir bileşenidir. Mikroorganizmaların gelişmesinde ve çoğalmasında gerekli birkaç eser elementten biri olan demir, sucul ortamlarda çoğunlukla ferröz (Fe +2 ) ve ferrik (Fe +3 ) iyon durumunda bulunur. Yeraltı sularında yüksek miktarda bulunan çözünmüş demir, oksijenle reaksiyona girdiğinde çözünmeyen kırmızı bir çökelti meydana getirir. Ağır Metaller Denizel ortamlara giren ya da bu ortamlarda bulunan ağır metaller hem doğal hem de yapay orijinlidir. Ağır metallerin denizel ortamlardaki konsantrasyonları deniz dibindeki volkanik hareketler, atmosferik taşınım, nehirler veya erozyon gibi doğal kaynaklardan ileri gelebilir. İlave olarak madencilik, arıtma ve rafine sistemlerinin hızlı artışı, fosil yakıtların aşırı tüketimi, metal ürünlerinin tarımda kullanımı (arsenikli pestisitler) gibi yapay kaynaklardan da ileri gelmektedir. Besin zincirindeki her bir beslenme basamağında (trofik katman) biyolojik olarak birikime uğrayan ağır metaller, yüksek düzeyde ağır metal ihtiva eden su ürünlerinin tüketilmesiyle besin zincirinin en üst basamağında bulunan insan sağlığı açısından da risk oluşturmaktadır. Ağır metallerden civa, kurşun, bakır, krom ve kadmiyum çok düşük konsantrasyonlarda bile sucul organizmalar için zehir etkisi gösterir. Önemli demir ve krom yataklarına sahip Biga Yarımadası ndan yüzey sularının (akarsular) aşındırmasıyla doğal yollarla denize kadar ulaşan bir ağır metal yükü bulunmaktadır. Çanakkale Boğazı nın çok yaygın bir dağılıma sahip olan sesil (bir yere bağlı olarak yaşam süren) canlısı olan Akdeniz midyesinin (Mytilus galloprovincialis) bu ağır metal yükünden etkilendiği ve dokusunda önemli konsantrasyonlarda birikim gösterdiği bildirilmektedir. Petrol Türevleri ve Yağlar Petrol türevleri ve yağlar gibi parçalanmayan organik kirleticiler su yüzeyinde bir film tabakası oluşturarak suyun ışık geçirgenliğini ve sudaki gaz transferini etkiler. İlave olarak suyun üst yüzeyinin bir tabakayla kaplanması estetik görünüşü de bozar. Petrol türevleri ve yağlar suda yaşayan organizmaların üzerlerini ya da yuvalarının üzerini kaplayarak hareketlerini ve yaşam alanlarını kısıtlayabilirler. Çanakkale Boğazı nda petrol türevlerinin denizel canlılar üzerindeki etkilerini inceleyen bir 50
51 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi çalışmada, bazı bölgelerde (Gelibolu, Ilgardere, Morto Koyu) yaşayan bazı makroalg ve omurgasız canlılarda (Ulva rigida, M. galloprovincialis, Rapana venosa) oldukça yüksek düzeylerde bir petrol türevi olan poliaromatik hidrokarbon (PAH) tespit edilmiştir. Çanakkale Boğazı nda bu kirliliğin canlı dokuda en çok birikim gösterdiği bölgeler arasında, Morto Koyu (Seddülbahir), Çamburnu (Kilitbahir), Ilgardere sahili ve Nara Burnu bölgeleri yer almaktadır (Tunçer vd. 2007). Tarımsal Faaliyetler Tarımda kullanılan gübreler ve kanalizasyon sularındaki organik maddeler alglerin aşırı büyümesine neden olur. Tarımsal alanlardan gelen ve endüstriyel atık suların içerdiği klorlu hidrokarbonlar, pestisitler, DDT ve PCB gibi maddeler deniz canlılarında birikerek hastalıklara neden olur. Toprak erozyonu, kuru ve çürümüş bitki parçalarının oluşturduğu taneli maddeler, deniz canlılarının yuvalarının örtülmesine neden olur ve su yüzeyinde birikerek yaşamları için gereken ışığa engel olur. Biyolojik Özellikler Suyun biyolojik özelliklerini kaynağına bağlı olarak bakteri, virüs ve parazit gibi mikroskobik canlılar oluşturur. Biyolojik özellikler, suyun fizikokimyasal özelliklerinden etkilenir. Sucul ortamdaki organizmaların faaliyetleri sırasında/sonucunda oluşan ya da çeşitli araçlarla sucul ortama taşınan yabancı türlerin oluşturduğu kirlilik, "biyolojik kirlilik" olarak adlandırılabilir. Sucul ortamdaki kirlilik oluşturan maddelerin fazlalığına ve bunun oluşturduğu fiziksel ve kimyasal değişime bağlı olarak organizmalar yer değiştirmeye çalışır ya da ölür. Bazı türler ortamdaki kirleticilerin değişim oranlarına karşı yüksek dayanıklılığa sahiptir. Bu türler yaşadıkları ortamın kirlilik düzeyi hakkında bilgi verdikleri için "indikatör türler" olarak adlandırılır (Örneğin; koliform bakteriler, kabuklular). Çeşitli türlerde planktonların aşırı çoğalması sonucu oluşan kirlilik "planktonik kirlilik" olarak adlandırılabilir. Küçük, serbest yüzen, tek ya da çok hücreli, fotosentez yapan sucul organizmalara "fitoplankton" adı verilir. Ortam kirlenmesinden çok fazla etkilenen bu canlılar, aşırı çoğalarak sucul ortamda biyolojik kirliliğe neden olurlar. Özellikle ilkbahar sonları ve sonbahar başlarında ani ısınma ve soğuma periyodu sırasında miktarları büyüklüklerine göre adet/litre olabilir. Toksin salgılamadıkları halde çoğalmaları sonucu sucul ortamın sağlığını bozan algler olduğu gibi, çeşitli toksinler üreterek yoğun balık, deniz memelisi ve kuş ölümlerine, insan sağlığının bozulmasına ve ölümlere neden olabilen türler de vardır. Birçok bitki ve hayvan türünün balast suları ve av araç gereçleriyle bir su ortamından diğer su ortamına taşınması sonucu oluşan kirlilik ise yabancı-yayılmacı/istilacı türlerin oluşturduğu kirliliktir. İnceleme altındaki ekosistemde doğal olarak bulunmayan (ya da yabancı), inceleme altındaki ekosisteme taşınması/tanıtılması halinde ekonomik, çevresel ve insan sağlığına da zarar verebilen türe, "istilacı-yayılmacı tür" denir. İstilacı türler bitki, hayvan ve diğer organizmalar (örneğin, mikroplar) olabilir. Sürdürülebilir Çevre Nedir? Üzerinde yaşadığımız çevrenin tüm etmenleriyle birlikte (biyolojik, fiziksel, sosyal) gelecek nesillere devamlılığının sağlanarak aktarılmasına "istilacı-yayılmacı tür" denir. Yaşam alanımızı oluşturan doğal çevre veya ekosistem bir bütündür ve herhangi bir unsuru diğerlerinden ayrı düşünülemez veya değerlendirilemez. Bu nedenle de sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişimin gereklerini yerine getirirken, bizden sonra gelecek olan nesillere tüm elemanlarıyla birlikte sağlıklı, yaşanabilir ve aynı zamanda onların gerek duyacağı yeterli kaynağa sahip bir çevrenin bırakılabilmesi sürdürülebilirlik kavramının içinde yer almaktadır. Günümüzde yaşanılan küresel tartışmaların ve iyileştirme çabalarının odak noktası sürdürülebilirlik kavramının daha iyi anlaşılabilmesi içindir. Artan dünya nüfusuyla birlikte hızlıca tükenmekte olan doğal kaynaklar, zamanla doğanın dengesini bozmuş ve insanoğlunun sürdürülebilir çevre kavramının önemini daha iyi anlamasına sebep olmuştur. 51
52 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ÇEVRENİN KORUNMASI İÇİN HUKUKSAL VE YÖNETSEL DÜZENLEMELER Türkiye nin Taraf Olduğu Uluslararası Çevre Sözleşmeleri Çevre, biyolojik çeşitlilik ve bu çeşitliliğin korunması, dünya gündemine 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren girmiştir. 1972'deki Stockholm Konferansı'nda kabul edilen temel ilkeye göre, "çevrenin korunması ekonomik kalkınma için en önemli koşuldur". Ülkemiz çevre konularına olan duyarlılığın bir göstergesi olarak, bugüne kadar deniz kara ve hava kirliliklerine ve kültürel miras erozyonuna karşı uluslararası düzeyde düzenlemiş olan sözleşmelerden 27 sine taraf olmuştur. Aşağıda kapsamları kısaca özetlenen bu sözleşmelerin titizlikle uygulanması önem arz etmektedir. 1. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi (Floransa Sözleşmesi) Sözleşme ülkemizde 20 Ekim 2000 tarihinde imzalanmış olup, tarih ve 4881 sayılı kanun ile TBMM de onaylanmıştır. 17 Temmuz 2003 tarihinde ise yürürlüğe girmiştir. 2. Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern Sözleşmesi) Bu sözleşme, 9 Ocak 1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanarak 20 Şubat 1984 tarih ve sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Yabani flora ve faunanın muhafazasının, hükümetlerin ulusal amaçları ve programlarında dikkate alınması ve özellikle göçmen türlerin korunmasında uluslararası bir işbirliği sağlamak amacıyla, Eylül 1979 yılında Bern de imzalanmıştır. 3. Akdeniz'in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması Sözleşmesi (Barselona Sözleşmesi) Bu sözleşme, 22 Temmuz 2002 tarih ve 2002/4545 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla 22 Ağustos 2002 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanmıştır. Akdeniz alanı deniz ortamının iktisadi, sosyal, sıhhi ve kültürel değerinin bilincinde olarak, Akdeniz alanının özel hidrografik ve ekolojik özellikleri ve kirlenmeye karşı özel hassasiyeti gözetilerek imzalanmış bir sözleşmedir. 4. Akdeniz'in Kara Kökenli Kaynaklardan ve Faaliyetlerden Dolayı Kirlenmeye Karşı Korunması Protokolü 16 Şubat 1976'da Barselona'da kabul edilmiş ve 10 Haziran 1995 tarihinde değiştirilmiş olan Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi'nin tarafları, bu sözleşmenin Akdeniz alanında, özellikle sanayileşme ve kentleşme alanlarında, insan etkinliklerinden ve aynı zamanda kıyı nüfusunda turizme bağlı mevsimlik artıştan kaynaklanan, giderek artan çevresel baskıyı kaydederek kara kökenli kirletici kaynakların ve etkinliklerin deniz ortamına, canlı kaynaklara ve insan sağlığına yönelttiği tehlikeyi ve Akdeniz kıyı sularının ve haliçlerinin birçoğuna temelde işleme tabi tutulmamış, yeterince işleme tabi tutulmamış veya yetersiz bertaraf edilmiş evsel ve endüstriyel atıkların içerdiği zehirli, kalıcı ve biyoakümülasyona eğilimli maddelerin bırakılması nedenleriyle ortaya çıkan ciddi sorunları tanıyarak kabul etmişlerdir. 5. Balina Avcılığının Düzenlenmesi Sözleşmesi (Balina Avcılığı Sözleşmesi) Ekim 2014 de balina avcılığına dair uluslararası bir düzenlemede taraf olmamız kararlaştırılmıştır. 6. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi- Rio Sözleşmesi) 1992 yılında imzalanan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı konularını içermenin ötesine geçerek genetik kaynaklar ve biyoteknoloji konularını da kapsamaktadır. 7. Birleşmiş Çevre ve Kalkınma Rio Deklarasyonu-Birleşmiş Milletler Çevre Kalkınma Konferansı 3-14 Haziran 1992 tarihleri arasında Rio da Jenerio da bir araya gelinip 16 Haziran 1972 Stockholm de kabul edilen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı Deklarasyonu nun teyit edilerek yeni ve tarafsız global bir ortaklığın kurulabilmesi için devletler, toplumun anahtar sektörleri ve insanlar arasında yeni işbirliği düzeylerinin yaratılması hedefiyle bütün toplumların kendi ilgi alanlarını dikkate alan, global çevre ve kalkınma sistemini koruyan uluslararası antlaşmalar için çalışarak dünyanın birbirinden ayrılmayan ve bir bütün olan doğasını tanıyarak 27 ilke içeren bir deklarasyon yayınlamıştır. Dolayısıyla Stockholm sözleşmesi bir bakıma güncellenmiştir. 52
53 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi 8. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesi-New York) 1992 yılında kabul edilen ve 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe giren sözleşme, iklim değişikliği sorununa karşı küresel tepkinin temelini oluşturmak üzere kabul edilmiştir. 9. Denizde Kara Kaynaklı Kirliliğin Önlenmesi Sözleşmesi (Paris Sözleşmesi) Barselona Sözleşmesi ve eki "Akdeniz in Kara Kökenli Kirleticilerden Kaynaklanan Kirlenmeye Karşı Korunması Protokolü" çerçevesinde kabul edilen Stratejik Eylem Programı gereğince, Kara Kökenli Kirleticilere İlişkin Ulusal Eylem Planı, 2005 yılında hazırlanmıştır. Söz konusu sözleşmenin 17. Taraflar Toplantısı, 8-10 Şubat 2012 tarihlerinde Fransa nın başkenti Paris te düzenlenmiştir. 10. Akdeniz'de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol Türkiye'nin de taraf olduğu 16 Şubat 1976 tarihli "Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunmasına Ait Sözleşme" uyarınca hazırlanmış bulunan 20 Temmuz 1986 tarihli ekli "Akdeniz'de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol"a katılımımızın, 29 Eylül 1986 tarihinden geçerli olmak üzere onaylanması kararlaştırılmıştır. 11. Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Ait Sözleşme (Marpol 73/78) Genel olarak insan çevresinin ve özel olarak deniz çevresinin korunması gerektiğine inanarak, gemilerden kasıtlı olarak ihmal veya bir kaza neticesinde denize bırakılan petrol ve diğer zararlı maddelerin deniz kirlenmesini önlemek amaçlarıyla Mayıs 1990 tarihinde ülkemizce taraf olunmuş bir sözleşmedir. 12. Dünya Kültür ve Tabiat Mirasının Korunması Hakkında Sözleşme (Dünya Mirası Sözleşmesi) UNESCO tarafından Kasım 1972 de kabul edilmiş bulunan "Dünya Doğal ve Kültürel Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme"ye Türkiye Nisan 1982'de katılmıştır. 13. Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stockholm Sözleşmesi (Stockholm Sözleşmesi) Kalıcı organik kirleticilerin zehirli özelliklere sahip olduğunu, doğada ayrışmaya karşı direnç gösterdiklerini, biyolojik olarak birikim yaptıklarını öngören ve Nisan 2009 da Stockholm de imzalanan sözleşmeye ülkemiz tarafından Temmuz 2009 da katılım uygun görülmüştür. 14. Karadenizin Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi (Bükreş Sözleşmesi) Yaklaşık 160 milyon kişiyi barındıran Karadeniz havzasında çevre sorunlarını ve kirliliğin önlenmesini kapsayan sözleşme, kıyıdaş ülkeler tarafından Nisan 1992 tarihinde imzalanmış ve 15 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 15. Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticareti Sözleşmesi (CITES Sözleşmesi) Nesli tükenmekte olan bitki ve hayvanların ticaretinin doğal hayatın korunmasına katkı sağlayabileceği düşüncesiyle 3 Mart 1973 tarihinde imzaya açılmış ve 1 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz CITES Sözleşmesi'ne, 22 Aralık 1996 tarihinde taraf olmuştur. 16. Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Sözleşme (Viyana Sözleşmesi) Mart 1985 tarihli "Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi" hükümleri, ozon tabakasındaki değişikliğin potansiyel olarak insan sağlığı ve çevre üzerinde zararlı bir etkisi bulunduğunun bilincinde olarak 8 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 17. Afrika da Ciddi Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi) Ekonomik, sosyal ve çevresel anlamda büyük bir sorun olarak görülen çölleşmenin önlenmesine karşı, 1977 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşme Konferansı nda, Çölleşme ile Mücadele Eylem Planı kabul edilmiştir yılında Paris te kabul edilen sözleşmeye 193 ülke ve Avrupa Birliği taraftır. 18. Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi) Sulak alanların temel ekolojik fonksiyonlarının, su rejimlerini düzenlemek ve karakteristik bitki ve hayvan topluluklarının, özellikle su kuşlarının yaşama ortamlarını desteklemek amacıyla 13 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe girmiş bir sözleşmedir. 53
54 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA 19. Petrol Kirliliğinden Doğan Zararın Hukuki Sorumluluğu İle İlgili Uluslararası Sözleşme (Hukuki Sorumluluk Sözleşmesi) 1992 yılında düzenlenen bu sözleşmeye Ocak 2000 tarihi itibariyle katılmamız uygun bulunmuştur. 20. Petrol Kirliliği Zararlarının Tazmini İçin Bir Fonun Kurulmasıyla İlgili Uluslararası Sözleşme (Fon Sözleşmesi) Deniz çevresinin kirliliğinden kaynaklanan zararların karşılanmasına ilişkin sözleşmeye ülkemiz 2001 yılında taraf olmuştur (26/4/2001 tarih ve 4658 sayılı K.). 21. Tehlikeli Atıkların Sınır Ötesi Taşınımının ve Bertarafının Kontrolüne İlişkin Sözleşme (Basel Sözleşmesi) 28 Aralık 1993 tarihli ve 3957 sayılı kanun ile onaylanması uygun bulunan bu sözleşmeye taraf olan ülkeler, tehlikeli atıklarla diğer atıkların ve bunların sınırlar ötesi taşınımının insan sağlığı ile çevrede yol açtığı zarar ve tehlikeleri göz önüne alarak önlemler alınmasına karar vermişlerdir. 22. Uzun Menzilli Sınır Ötesi Hava Kirliliği Sözleşmesi 28 Nisan 1982 tarih ve 2667 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunan bu sözleşme, 21 Ocak 1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 23. Kyoto Protokolü Çevreye salınan karbonun sınırlandırma ve azaltım taahhütlerini yerine getirirken sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla gerekli tedbirler alınmasını amaçlayan bu sözleşme, 1997 yılında imza altına alınmış ve Şubat 2005'te yürürlüğe girmiştir. Ağustos 2009 da ise Türkiye bu sözleşmeye taraf olmuştur. 24. Avrupa Kentsel Şartı Sözleşmesi (Strasbourg) Avrupa Konseyi tarafından 1992 yılında kabul ve ilan edilen, kentli haklarının ne olduğu konusunda en önemli ve ayrıntılı düzenlemedir (Karasu, 2008: 41-43). Kabul ve ilan tarihi 18 Mart 1992 dir. 25. Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (Valetta- Malta, 1992) Ocak 1992 tarihinde Valetta da (Malta) imzalanan Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi", Türkiye Cumhuriyeti tarafından Ağustos 1999 onaylanmıştır. 26. Akdeniz in İkinci On Yılı (Cenova Bildirgesi) Eylül 1985 tarihli Cenova Bildirgesi gereği seçilmiş Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yayımlanmış olan "Akdeniz de Ortak Öneme Sahip 100 Kıyısal Tarihi Sit" listesinde yer alan alanlar, ile Cenova Deklerasyonu nun 17. maddesinde yer alan "Akdeniz e Has Nesli Tehlikede Olan Deniz Türleri"nin yaşama ve beslenme ortamı olan kıyısal alanlar, ülkemizin taraf olduğu sözleşmeler gereği korunması gereken alanlardır. 27. Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (Granada) 3 Ekim 1985 tarihinde İspanya-Granada da imzalanmış olan Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi nin onaylanması, Türkiye Cumhuriyeti tarafından Nisan 1989 da uygun bulunmuştur. Türk Boğazları İle İlgili Düzenleme Ticaret gemilerinin Boğazlardan geçiş serbestisi ilkesi korunmakla birlikte, Boğaz geçiş rejiminde Türkiye'nin güvenliğini dikkate alan Montreux Sözleşmesi, 20 Temmuz 1936 tarihinde yeniden düzenlenmiştir. Ülkemiz açısından büyük stratejik, siyasi ve ekonomik önemi olan bir bölgeyi yakından ilgilendiren Montreux Sözleşmesi, imzalandığı tarihten bu yana ayakta kalabilen, Türkiye'nin 80 yıldır tam bir tarafsızlık içerisinde ve titizlikle uyguladığı çok taraflı anlaşmalardan biridir. Bu sözleşme, ülkemizin yanı sıra, Karadeniz'e kıyısı olan devletlerin ve üçüncü ülkelerin tümü için makul ve uygulanabilir bir çıkar dengesi oluşturmaktadır. Montreux Sözleşmesi, Türk Boğazları'ndan geçişlerde can, mal, çevre ve seyir güvenliğinin sağlanması konusunda bir düzenleme getirmemiştir. Ancak seyir güvenliği, Montreux Sözleşmesi'nde öngörülen geçiş serbestisinin ayrılmaz bir unsurunu teşkil etmektedir. Türk Boğazları'nda seyir, can, mal ve çevre güvenliğinin artırılması amacıyla, Türkiye birbiriyle bağlantılı bir dizi önlemi uygulamaya koymuştur. Bu önlemler başlıklar halinde aşağıda sunulmuştur: A. Türk Boğazları Tüzüğü Türk Boğazları Tüzüğü, Temmuz 1994 te yürürlüğe konulmuş, bilahare edinilen tecrübeler ışığında gözden geçirilerek 2006 yılında tekrar yayınlanmıştır. 54
55 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi B. Trafik Ayırım Şemaları Türkiye nin Boğazlarda can, mal, seyir ve çevre güvenliğini sağlamak amacıyla yürürlüğe koyduğu bir diğer önlem, "Denizde Çatışmayı Önleme Uluslararası Sözleşmesi (COLREG)" uyarınca, gemilerin geçişlerinde uymakla yükümlü olacakları trafik ayırım şemalarıdır (traffic separation schemes-tss). Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) Mayıs 1999'da yapılan Deniz Güvenliği Komitesi 71. Dönem Toplantısı'nda, Türk Boğazları'nda uygulanan trafik düzeninin etkin ve başarılı olduğu, seyir güvenliğinin artmasına ve kazaların azalmasına katkıda bulunduğu onaylanmıştır. C. Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi (TBGT- HS-VTS) Türkiye'nin Boğazlarda seyir, can, mal ve çevre güvenliğini azami düzeye yükseltmek amacıyla bazı fiziki tedbirler almaya yönelik çalışmaları kapsamında, Boğazlarda radar destekli "Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi (TBGTHS-VTS)", 30 Aralık 2003 tarihinde operasyonel olarak devreye girmiştir. Söz konusu sistemin devreye girmesiyle birlikte Boğazlarda can, mal, çevre ve seyir güvenliği daha da artmış ve deniz trafiği daha etkin bir biçimde kontrol altına alınmıştır. 55
56 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ÖĞRENME ALANI 4 Çanakkale Boğazı ve Çevresinde Balıkçılık Özet Bilgisi TEMA4 ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE BALIKÇILIK ÖZET BİLGİSİ ÇANAKKALE BOĞAZI VE ÇEVRESİNDE BALIKÇILIK Genel Tanımlar Metin içinde geçen bazı terimlerin açıklamaları aşağıda verilmiştir; Sürütme Olta Takımı: Ekonomik değeri yüksek olan balıkların avcılığında, teknenin arkasından çekilerek kullanılan olta takımlarının genel adıdır. Bu takımlarda yem olarak, olta iğnelerine, ölmeyecek şekilde, hedeflenen türe göre, canlı yem takılmaktadır. Oltanın genel şeması Şekil 7'de verilmiştir. Şekil 7. Sürütme olta takımının genel görünümü 56
57 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Uzun olta Özellikle Türk Boğazları'nda (Çanakkale ve İstanbul Boğazı) lüfer balığı avlamak amacıyla kullanılan sürütme olta takımına verilen özel bir isimdir. Çapari Bir beden üzerine belli mesafeler ile (20-70 cm aralıklar) kösteklerin bağlanması sonucunda elde edilen olta takımlarına denir. Yem ile kullanılan olta takımına "yemli çapari", yem yerine tüy veya sim kullanılanlara da "yemsiz çapari" denmektedir. Yemsiz çapariler belli bir su kolonunda hareket ettirilerek kullanılmaktadır. Bu çapariler yakalanması hedeflenen türlere göre de isimler alabilmektedir (Şekil 8). Şekil 8. Tüylü Çapari (Kolyoz çaparisi) Şekil 9. Üzerine yem takılmış paragat takımları Paragat Uzun bir beden üzerine, eşit uzunluktaki köstekler üzerine bağlanmış iğnelerin, bu beden üzerine eşit aralıklarla bağlanmasıyla elde edilen av araçlarına paragat denir (Şekil 9). Uzatma Ağı Uzatma ağları, yapısal olarak bir düzlem şeklinde olan, bu düzlemin üstünde mantar yaka, altında kurşun yaka bulunan balıkçılık av araçlarıdır. Bu av araçlarının tek katlı (sade) ya da üç katlı (fanyalı) şekilleri bulunmaktadır. Tek katlı olanlar genelde balıkları solungaçlarından yakaladıkları için "galsama ağları" diye de isimlendirilmektedir (Şekil 10). Üç katlı olanlarda ise dış panellerde "fanya" adı verilen daha büyük gözlere sahip ağlar bulunmaktadır. Ortada bulunan ağa ise "tor ağ" denilmektedir. Bu ağ, dış taraftaki ağlara göre daha küçük gözlere sahiptir ancak, yaklaşık yüzde arasında daha yüksektir. Alçak olan iki dış panelin arasına, bu yüksekliği fazla ve göz genişliği küçük olan ağ yerleştirildiğinde, orta panelde fazla olan yükseklik balıkların torba yaparak ağa yakalanmalarını sağlamaktadır. Bu tip ağlara "fanyalı ağlar" ismi verilmektedir (Şekil 11). 57
58 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA Şekil 10. Sade (Galsama) uzatma ağı Şekil 11. Fanyalı uzatma ağı Trol Büyük balıkçı teknelerinin arkasından çekilerek kullanılan, çok büyük bir torbaya benzeyen, açık deniz sürükleme av aracıdır. Vertikal (dikey) ağız yüksekliğini, su kolonu içinde sahip olduğu mantar ve kurşun yaka sağlamaktadır. Horizontal (yatay) açıklığını ise trol kapıları sağlamaktadır (Şekil 12, 13). Troller, kullanıldığı su sathına göre "pelajik (ortasu)" ve "demersal (dip)" olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Demersal trollerle dip balıkları ve eklem bacaklı türlerin avcılığı yapılmakta, pelajik trolle pelajik balıkların avcılığı gerçekleştirilmektedir. Demersal troller, "dip trolleri" ve "beam troller (algarna)" olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Şekil 12. Trol ağı şeması. Şekil 13. Trol ağı. Şekil 12. Trol ağı şeması Şekil 13. Trol ağı 58
59 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Algarna Trol ağı tiplerinden biridir. Trol ağına göre daha küçük yapıdadır ve teknelerin arkasından sürüklenerek kullanılan bir av aracıdır. Ağız açıklığı metal bir çerçeveyle sağlanmaktadır. Dünya üzerinde özellikle karides ve dil balığı gibi yassı balık türlerinin avcılığında da kullanılmaktadır. Ülkemizde Marmara Denizi nde derinsu pembe karides avcılığında kullanılmaktadır (Şekil 14). Gırgır Genellikle pelajik balıkların avcılığında kullanılan çevirme ağlarıdır. Balık sürülerinin etrafı çevrilmek suretiyle av yapılmaktadır. Balıkların etrafı bu ağlarla çevrildikten sonra ağların kurşun yakası "istinga halatı" ismi verilen çelik halat yardımıyla geminin genelde sancak (geminin sağ tarafı) bordosunda bulunan "matafora"ya toplanır. Bu şekilde ağ bir havuz haline dönüştürülerek, içinde kalan balık sürüsü "bocilik" ismi verilen torbaya aktarılarak buradan "kıtal" adı verilen kepçe yardımı ile güverteye alınarak hasat edilir (Şekil 15, 16). Şekil 15. Gırgır operasyonu Şekil 16. Gırgır ağı torbası (bocilik) (solda) ve kıtal kepçesi (sağda) 59
60 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA Habitat Canlıların, üredikleri, beslendikleri ve korundukları alanlara denir. Kısacası canlıların yaşam alanlarına habitat denir. Resif Denizel ortamdaki kayalık habitatlara "resif" denir. İnsan eliyle yapılmayan denizel ortamda bulunan doğal kayalıklara "doğal resif", insan eliyle yapılan ve sualtına yerleştirilen genelde beton ya da demirden yapılan yapay habitatlara da "yapay resif" denmektedir (Şekil 17). Küçük çaplı avcılık faaliyeti Genelde 15 metre boyunda teknelerin gerçekleştirdiği, trol ve gırgır haricindeki avcılık faaliyetlerine verilen isimdir. Hayalet avcılık Denizlerde ve iç sularda kaybolan, koparak dipte kalan veya kasten denizde terk edilen av araçları veya parçalarının, bulundukları bölgede avcılığa devam etmesi sonucunda ortaya çıkan istenmeyen balıkçılık durumudur (Ayaz, 2003). Marya ağı Kuzey Ege de fanyalı dip uzatma ağlarına verilen isimdir. Bu ağların hedefinde ekonomik olan tüm türler bulunmaktadır. Başlıca hedeflenen türler, sinarit, mercan türleri, kırlangıç, fener balığı, dülger, dil balığı, sübye, ıstakoz ve deniz böceğidir. Şekil 17. Doğal (üstte) ve yapay (altta) resifler 60
61 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Çanakkale ve Çevresinde Su Ürünleri Avcılığı Dünyanın en önemli suyollarından biri olan Çanakkale Boğazı nda yapılan önemli faaliyetlerden biri de su ürünleri avcılığıdır. Mevsimlere bağlı olarak balık göçlerinin fazla yaşandığı bölgede avcılık da bir hayli fazla çeşitlilik göstermektedir. Çanakkale nin 671 km kıyı uzunluğuna ve iki büyük adaya sahip olması, balıkçılık alanlarında bir hayli doğal resif alanı bulundurması, bölgede yapay resif görevi gören 200 e yakın savaş batığı bulunması ve yaşanan balık göçleri, bölgeyi Türkiye nin en önemli balıkçılık sahalarından biri yapmaktadır. Tüm bunların yanında, bölgeye yakın uluslararası av alanları bulunması, Çanakkale kıyılarına trol balıkçılarının da ilgisini arttırmaktadır. Çanakkale Boğazı ve çevresinde, profesyonel olarak avcılık faaliyeti gösteren 841 adet kayıtlı tekne bulunmaktadır. Bu teknelerin 718 adedini 10 metreden küçük, 93 adedini metre arası, 16 adedini metre arası ve 14 adedini de 15 metreden büyük tekneler oluşturmaktadır. Çanakkale Boğazı ve çevresinde lokalde avcılık yapan teknelerin % 90 ından fazlasını küçük çaplı avcılık faaliyeti (algarna, uzatma ağı, paragat ve olta) gösteren tekneler oluşturmaktadır. İlde kayıtlı 6-7 civarında gırgır teknesi bulunmakta, trol teknesi bulunmamaktadır. Bunun yanında, bölgeye trol sezonunda 100 civarında dışarıdan trol teknesi, bir o kadar da gırgır teknesi zaman zaman gelmektedir. Yaz sezonunda ise Saroz Körfezi, adalar ve Babakale çevresine, dip uzatma ağı faaliyeti göstermek için, Marmara Denizi limanlarına kayıtlı 100'e yakın tekne gelmektedir. Balıkçılık sahalarından dolayı, gelen trol tekneleri Gökçeada, Yeniköy, Gülpınar ve Babakale Limanlarında faaliyet göstermektedir. Gırgır tekneleri ise Çanakkale Boğazı nın bazı alanları ve Saroz Körfezi nin çok az bir bölümü haricinde tüm avcılık sahalarında balıkçılık yapmaktadır. Yine de Çanakkale kıyıları balıkçılık sahasının büyük bir bölümüne hakim olan kuvvetli akıntı rejimi, doğal resif alanları ve uluslararası deniz trafiği, avcılık yöntemlerini etkilemektedir. Özellikle Çanakkale Boğazı içi, girişi ve çıkışında; olta, paragat ve uzatma ağı avcılığını ön plana çıkarmaktadır. Adalar etrafının da zengin doğal resif alanlarına sahip olması, bu bölgelerde küçük çaplı avcılığın önem kazanmasına neden olmuştur. Bundan dolayı bölgede ticari avcılık daha çok küçük çaplı balıkçılık faaliyetlerine dayanmıştır. Avcılık faaliyetlerinin balık göçlerine göre şekillendiği Çanakkale de, en aktif faaliyet sonbahar mevsiminde, özellikle lüfer balığının Karadeniz den Ege Denizi ne beslenme göçünde yaşanmaktadır. Bu mevsimde neredeyse tüm balıkçı tekneleri lüfer avlamak için çaba sarf etmektedirler. Eski yıllarda nisan-haziran ayları arasında da benzer şekilde avcılık faaliyeti gerçekleşirken, son zamanlarda stoklarda meydana gelen azalmadan dolayı bu sezonda pek faaliyet kalmamış, balıkçılar başka balıkların avcılığına yönelmiştir. Bölgede lüferden sonra en fazla sardalya, kolyoz, istavrit ve Sparidae familyasına ait türlerden sinarit, farklı tür mercan balıkları, sargoz, karagöz, iskorpit, lipsoz, barbun türleri, kafadan bacaklılardan kalamar, sübye ve ahtapot, eklem bacaklılardan ıstakoz ve böcek avcılığı yaygın olarak yapılmaktadır. Bu türlerin avlanmasında farklı tip uzatma ağları, paragatlar ve oltalar kullanılmaktadır. Çanakkale kıyılarında amatör avcılık da önemli bir faaliyet olarak göze çarpmaktadır. Her ne kadar bu avcılık ticari avcılık olmasa da Çanakkale de yaşayan halkın bir sigortası niteliğini taşımaktadır. Dar gelirli ailelerinin evlerine ve aile ekonomilerine bu faaliyet bir hayli katkı sağlamakta ve sosyal dengeleri düzenleyen bir unsur olarak göze çarpmaktadır. Bölge Balıkçılığı Problemleri ve Çözüm Önerileri Problemler B alık stoklarında son yıllarda meydana gelen azalma, Çanakkale Boğazı ve çevresinde yapılan avcılık faaliyetlerini etkilemiştir. Son üç yılda yapılan üretim, eski yıllara oranla 11 bin ton seviyesinden 8 bin ton seviyesine gerilemiştir. Türkiye genelinde denizlerimizde artan kirlilik, yanlış ve yasadışı avcılık faaliyetleri, Çanakkale bölgesini de olumsuz etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Balık stoklarının av baskısına maruz kaldığının 61
62 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA en büyük belirtisi olan, balıkların yıllara göre ortalama boylarında küçülme ve birim av gücünde meydana gelen azalmalar, herkesin farkında olduğu bir durumdur. Özellikle Boğaz'dan sonbahar ve ilkbahar mevsiminde göç eden lüfer ve palamut balıklarının eskiye oranla azaldığı bilinmektedir. Çanakkale Boğazı ve çevresinde en önemli balıkçılık problemlerinden biri de yasadışı yapılan (gece dalarak ışık kullanılarak yapılan avcılık, göztaşı kullanılarak yapılan ahtapot avcılığı, dalarak yasadışı midye ve denizhıyarı toplanması, dinamit ile avcılık, yasadışı (şebeke) trol avcılığı, gırgır teknelerinin zaman zaman 24 metre derinlik sınırından daha sığ sulara girmeleri, uzatma ağlarıyla yapılan yasadışı çalı ığrıbı ve sıkıştırma vb.) avcılık sorunudur. Özellikle insan nüfusunun az olduğu adalar ve Saroz Körfezi nin ıssız kıyılarında bu avcılıklar hala etkin bir şekilde yapılmaktadır. Bölgede diğer önemli avcılık problemlerinden biri de derin sularda, resif alanlarında yapılan, uzatma ağlarıyla balık, böcek ve ıstakoz avcılığıdır. Özellikle gözden çıkarılmış fanyalı ya da sade uzatma ağlarıyla yapılan bu avcılık yönteminde, çok fazla ağ kayalara takılarak dipte kalmakta ve bu bölgede hayalet avcılığa neden olmaktadır. Ayrıca bu yöntemde ağlar denizde bir hafta süreye kadar bekletilmektedir. Bu esnada ağlara yakalanan her türlü balık ölmekte ve bekletilmeden dolayı ağlar üzerinde kokmaktadır. Kokan bu balıkları yemek için ağlara gelen ıstakoz ve böcekler de ağlara yakalanmaktadır. Bu yöntemde ekonomik değeri yüksek olan fazla miktarda balık, belirtilen türleri yakalamak için telef edilmektedir. Tüm bunlara ilaveten yılında Marmara Denizi nde meydana gelen misülaj felaketinden sonra, bölgeye buradan 100 e yakın dip uzatma ağı faaliyeti göstermeyen balıkçı teknesi gelmeye başlamıştır. Bu balıkçılar bölgeyi çok iyi tanımadıkları için derin sularda çok fazla ağ kaybı vermişler, aynı zamanda 10 km ve üzeri uzunlukta ağ kullandıkları için balıkçılık sahalarında yoğun av baskısına da sebep olmuşlardır. Gelen bu tekneler içinde az miktarda da olsa uzatma ağı avcılığı yapıyor görünse de yasadışı trol avcılığı faaliyetinde bulunanlar da vardır. Türkiye nin tüm bölgelerinde olduğu gibi bu bölgede de, özellikle ilkbahar mevsiminde barbun avcılığında kullanılan uzatma ağlarında hedef dışı av oranı yüksektir. Bu oranın düşürülmesi gerekmektedir. Bölgede gerçekleştirilen bir çalışmada ilkbahar mevsiminde bu oranın % 82 ye ulaştığı belirlenmiştir (Ayaz, 2010). Çözüm Önerileri Günümüzde balık stoklarındaki azalma, küresel bir sorun haline gelmiştir. Bu şekilde avlanmaya devam edildiği taktirde 2048 yılına kadar dünyadaki balık stoklarının tükeneceği tartışılmaktadır (Worm ve diğ.,2006). Bu konuda öncelikli olarak yapılması gereken sorumluluk bilincinin herkese yerleştirilmesidir. Yaş farkı gözetilmeksizin toplumun tüm kesimine, amatör avcılıkta dahi gıda olarak tüketilmeyecek hiçbir canlının telef edilmemesi gerektiği anlatılmalıdır. Bunun yanında balık çeşitliliğini olumsuz olarak etkileyen deniz kirliliğini önlemek amacıyla yerel yönetimler bilgilendirilmeli ve topluma çevre bilinci yerleştirilmelidir. Denizlerde balık avcılığı yapan tekne üretimi, balıkların stok miktarlarına göre planlanmalıdır. İlave olarak ülkemizin daha kapsamlı bir av ve avcılık politikasına ihtiyacı vardır. Aşırı avcılığın önlenmesinde, kapalı sezon uygulaması, kota yönetimi ve küçük çaplı avcılıkta kullanılan ağların göz genişliklerinin artırılması gibi önlemler alınmaktadır. Türkiye de kota uygulaması getirilmesi için avlanılabilir stok miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Türkiye de Karadeniz hamsi stoku için birkaç koy ve körfezin stok durumları ilgili araştırmalar haricinde yapılmış bir faaliyet bulunmamaktadır. Bundan dolayı kota yönetiminden önce Türkiye nin balık stoklarının tamamının durumlarının bilinmesi acilen gerekmektedir. Türkiye balıkçılığında "kapalı sezon" uygulaması yapılmakta, ancak uygulama döneminin yeniden tartışılması gerekmektedir. Kapalı sezon uygulamasında en doğru dönem, palamut ve torik avcılığının yasak olduğu 1 Nisan ile 1 Eylül tarihleri arasıdır. Diğer balıklar için kapalı sezonun 1-1,5 ay öne alınması, hamsi için yaz sezonu, sardalya için 1 Aralık ile 1 Haziran tarihleri arasındaki dönemin avcılığa kapatılması gerekmektedir. Bu tarihlerde balıkların % 90 ından fazlasının ürediği bilinmelidir. 62
63 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Yasadışı avcılığın önüne geçilmesinde, etkin bir denetim mekanizması devreye sokulmalı ve sahil kenarında oturan kişilerin sorumluluk bilinci ışığında bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Su ürünleri kanununda denetleme yetkisi bulunan köy muhtarlarının dahi konuyla ilgili olarak bilgilendirilmeleri ve yetkilerinin farkına varmaları sağlanmalıdır. Yasadışı trol avcılığını ve gırgır teknelerinin 24 metre sınırından daha sığ sulara girmelerini engellemek amacıyla tekne izleme sisteminin daha etkin bir şekilde kullanılması sağlanmalıdır. Gemi izleme sisteminde kullanılan AIS (Automatic Identification System (otomatik tanımlama sistemi) cihazı bulundurma sınırının 15 metreden 12 metreye düşürülmesi gerekmektedir. Bu şekilde daha küçük teknelerin de gerektiğinde faaliyetlerinin izlenmesi sağlanmış olacaktır. 15 metreden küçük teknelerin yasadışı trol avcılığını önlemek için alınacak diğer önlemlerden biri de bu tekneler üzerinde 12 Ø polipropilen halattan daha kalın halatların ırgat sistemlerinde olmaması gerekliliğidir. Ayrıca ırgat tamburlarının da tek tambur olmasının yasal bir düzenlemeyle sağlanması gerekmektedir. Bir teknede trol çekilebilmesi için mutlaka iki tambur bulunması gerekmektedir. Bunun yanında trol ağları çok fazla direnç gerektirdiği için 12 Ø polipropilen halat ve daha incesiyle trol çekmek mümkün olmayacaktır. Yasadışı avcılığın önlenmesinde diğer bir yol da balıkçıların limanlarda yakaladığı türlerin bir şekilde kayıt altına alınması olacaktır. Bu amaçla balıkçılık sahalarındaki limanlara bakanlık tarafından karaya çıkış noktaları kurularak balığın bu noktadan alıcıya kontrollü şekilde iletilmesi sağlanmalıdır. Bu esnada her teknenin avı mercek altına alınacak ve teknenin yakaladığı türlerden, yasadışı avcılık yapıp yapmadığı da belirlenmiş olacaktır. Bu şekilde her avcılık yönteminde yakalanan tür çeşitliliği belli olduğu için yasadışı çalışan tekneler daha kolay belirlenmiş olacaktır. Bölgede yasadışı dalış avcılığını önlemenin en iyi yolu, bunların satılmasının engellenmesidir. Bu amaçla restoran ve balık ticaretiyle uğraşanlar denetlenmelidir. Gerektiğinde bu kişi ve yerlere caydırıcı cezai yaptırımların uygulanması için kanunda düzenlemeler yapılmalıdır. Bu düzenlemenin bir diğer kapsamı da yasadışı avlanan (balıkçı olmayan) kişilerden balık veya diğer deniz canlılarını satın almanın yasak avcılıkla eşdeğer sayılacağı vurgulanmalıdır. Dip ağlarıyla yapılan ıstakoz ve böcek avcılığına yasal düzenleme getirmenin yanında, balıkçılara alternatif av araçları sunulmalıdır. Yaptıkları avcılığın yanlış olduğu ve bununla beraber ileriye dönük doğabilecek sonuçlar görsel materyaller kullanılarak anlatılmalı ve yanlış avlanma yöntemlerini terk etmeleri için ikna çalışmaları yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, hayalet avcılığı önlemenin en iyi yolu, ağların kaybolma veya dibe takılma riski yüksek olan bölgelerde avlanma yapılmamasıdır. Bu tip risk taşıyan bölgelerin acilen belirlenmesi ve bu bölgelerde avcılığın yasalarla sınırlandırılması gerekmektedir. Avrupa Birliği'nde 2006 yılından beri 200 metre ve daha derin sularda hayalet avcılığı önlemek için her türlü dip uzatma ağı avcılığı yasaklanmıştır. Uzatma ağı avcılığında Avrupa Birliği Mevzuatında olduğu gibi, tekne üzerinde bulundurulacak ağ miktarına sınırlamalar getirilmesi gerekmektedir. Bu konuda teknede çalışan kişi sayısı temel alınarak yapılan uygulamalar bulunmaktadır. Örneğin; üç kişinin çalıştığı bir teknede maksimum 40 posta (bir posta 100 metre) ağ bulundurulabileceği, ilave her bir çalışana karşın 10 posta ağ eklenebileceği ve bu ağın 60 postayı geçemeyeceği gibi bir takım düzenlemeler bulunmaktadır. Uzatma ağlarında hedef dışı ağın ilkbaharda yüksek olması ile ilgili olarak da bu mevsimde pasif olarak kullanılan barbun ağları gibi ağların tamamen kullanımının yasaklanması, sadece aktif olarak kullanılan ağların kullanımına izin verilmesi gibi bir uygulama getirilebilir. Bunun yanında pasif olarak kullanılan barbun ağlarına 22 mm göz genişliğinden daha büyük gözlere sahip ağlar ile avcılık yapılması da bu mevsimde getirilecek önerilerden biri olabilir. 63
64 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ÖĞRENME ALANI 5 Benim Kurultayım Bizim Kurultayımız Özet Bilgisi TEMA5 BENİM KURULTAYIM BİZİM KURULTAYIMIZ ÖZET BİLGİSİ KURULTAY'IN AMACI Kurultay, Türk Boğazlar Sistemi'nin önemli bir kolu olan Çanakkale Boğazı nın karadan, özellikle insan kaynaklı tehditlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekme kapsamında gerçekleştirilen eğitim etkinlikleridir. İlave olarak Çanakkale ekosisteminin günümüzdeki durumuyla ilgili insanları bilgilendirmek, yasak, yanlış ve aşırı avlanma sonucunda insanların yaşamlarında oluşacak olumsuz etkilere dikkat çekmek, atıkların doğru ve etkili bir şekilde ayrıştırılma yollarını öğretmektir. Bu duyarlı tutum ve uygulamalar sayesinde temiz ve hijyenik bir deniz ve kıyı şeridine sahip olunacağı ve bu durumun turizm sektörüne olumlu etkiler getireceği vurgulanacaktır. Tüm bu amaçlar kapsamında gerçekleştirilen uygulamaların tamamlanmasının ardından, katılımcıların gönüllü olarak kendi çalışmalarını paylaşmaları amaçlanmaktadır. KATILIMCILAR Kurultay katılımcıları proje kapsamında eğitim alan balıkçı, kaptan, turizm çalışanı ya da bölgede yaşayan ve gönüllülük esasına dayalı programa katılan 18 yaş üstü yetişkinler olacaktır. Kurultay kapsamında paylaşımlarını gerçekleştirecekleri ortam TURMEPA, gönüllü yerel yöneticiler ve kurumlarca sağlanacaktır. KURULTAY KONULARI Çanakkale Boğazı na karadan ve daha spesifik olarak ise insan kaynaklı yönelen tehdit, Çanakkale ekosisteminin günümüzdeki durumu, Yasak, yanlış ve aşırı avlanma, Atıkların doğru ve etkili bir şekilde ayrıştırılma yolları, Temiz ve hijyenik bir deniz ve kıyı şeridinin turizm sektörüne getireceği olumlu etkiler. KATILIMCILARIN YAPMASI GEREKEN HAZIRLIKLAR Yukarıda sayılan konularda paylaşımda bulunmak isteyen katılımcılar, bir yıl boyunca bu konularla ilgili çaba sarf ederek bir takım çalışmalar ortaya koyarak bu çalışmaları fotoğraflayacak veya kısa notlar halinde yazacaklardır. Daha sonra paylaşım ortamında moderatör (kurultay yöneticisi) tarafından kendilerine söz hakkı verilmesini talep edecek, paylaşımda bulunan katılımcıların gerçekleştirdikleri gönüllü faaliyetler, konular hakkındaki görüş ve önerileri sekreterya tarafından kayıt altına alınacaktır. Kurultay sonunda kaydedilen paylaşımlardan hareketle ortak bir sonuç bildirisi oluşturulacak ve katılımcılara seslendirilecektir. Kurultay paylaşımlarının hukuka aykırılık taşımamasına, ideolojik çatışma içermemesine özen gösterilecek, olası çatışma ortamlarının oluşmaması için yapıcı bir tutum izlenecektir. Bu gereklilikler kurultay katılımcılarına sürecin başında moderatör tarafından hatırlatılmalıdır. Katılımcılara bir yıl sonra gerçekleştirilmesi planlanan Bizim Kurultayımız için altı merkezde Benim Kurultayım etkinliklerinin gerçekleştirilmesi sırasında alınan karar ve önerilere uygun çalışmalarını sürdürmeleri hususunda gerekli duyurular yapılarak ardından "Bizim Kurultayımız" paylaşımında bulunmak üzere randevulaşılarak etkinlik sonlandırılacaktır. 64
65 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi 65
66 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA Terimler Sözlüğü Afotik zon: Fotosentez için yeterli ışığa sahip olmayan bölge. Akvakültür: Ekonomik öneme sahip sucul formların yapay yöntemlerle üretimi. Atmosfer: Dünyayı çevreleyen hava tabakası. Balıkçılık biyolojisi: Biyolojik oseanografinin balık popülasyonlarını ve avcılığını inceleyen bölümü. Batimetri: Deniz derinliklerinin ölçülmesi. Bentik bölge: Sahil çizgisinden itibaren okyanusların en derin bölgesine uzanan dip bölgesi. Bentik canlılar: Deniz dibinde yaşayan bitki ve hayvanların oluşturduğu topluluk. Besleyici element: Organizmaların yaşamının devamında önemli role sahip azot, fosfor ve silis gibi elementler. Biota: Bir bölgenin fauna (hayvan) ve florası (bitki). Bisus iplikçikleri: Midye türlerininin kendilerini sert zeminlere sabitlemek için vücutlarından çıkardıkları iplik benzeri oluşumlar. Biyolojik çeşitlilik (biyoçeşitlilik): Bir doğa parçasında veya bir ekosistemde bulunan canlıların tümü. Biyolojik oseanografi: Okyanus ve denizlerdeki yaşamı ve bu yaşamı çevre ile olan ilişkilerini araştıran oseanografi bölümü. Biyosfer: Atmosfer, hidrosfer ve litosferde yaşayan organizmaların oluşturduğu kabul eden canlı tabakası. Boğaz: Okyanuslarla denizler veya denizlerle denizler arasındaki ilişkiyi sağlayan geçitler. Örneğin; İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizi arasındaki ilişkiyi sağlar. Demersal: Deniz tabakasında ya da tabana yakın bölgede yaşamını sürdüren türler. Deniz biyolojisi: Biyolojik oseanografinin denizel fauna ve floranın tanımını yapan ve bunları biyolojik özelliklerini araştıran bölümü. Deniz çayırları: Kök, gövde ve yaprak farklılaşması olan, denizlerde yaşayan bitkiler. Detritus: Denizlerde asılı halde ya da dipte bulunan organik ve inorganik parçacıklar. Dorsal: Hayvansal organizmaların sırt bölgesi. Ekoloji: Organizmaların çevreleri ve birbirleriyle olan ilişkilerini araştıran bilim dalı. Ekosistem: Organizmaların kendi aralarındaki karşılıklı ilişkiler ve ortam faktörlerinin etkisi sonucu oluşan ekolojik kompleks. Endemik: Yalnızca belirli bölgede yaşayan veya yetişen, dünyanın başka bir bölgesinde yaşama ya da yetişme olanağı olmayan, bölgeye özgü bitki ya da hayvan türleri. Epibiont: Substratumun üst yüzeyinde yaşantısını sürdüren organizmalar. Epifauna: Substratumun üst yüzeyinde yaşantısını sürdüren hayvanlar. Epiflora: Substratumun üst yüzeyinde yaşantısını sürdüren bitkiler. 66
67 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Epilit: Kayalık substratumların üst yüzeyinde yaşantısını sürdüren organizmalar. Eulittoral Zon: Sahilden metre derinliğe kadar devam eden bentik bölge. Fanerogam: Spermatofita grubuna dahil, denizlerde birkaç türle temsil edilen çiçekli bitkiler. Örneğin; Posidonia, Cymodocea, Zostera. Fauna: Hayvansal organizmaların oluşturduğu topluluk. Flora: Bitkisel organizmaların oluşturduğu topluluk. Fotosentez: Bitkilerin güneş ışığındaki enerjiyi kullanarak su, karbondioksit ve minerallerinden besin yapma işlemi. Gıda zinciri: Beslenmeye bağlı olarak organik madde, bitki ve hayvanlar arasındaki ilişki. Hassas tür: Türün yetişkin popülasyonunun 1000 den az olması. Hidrosfer: Dünyayı örten su kitlesi. Karina: Gemi boşken su yüzünden aşağıya omurgaya kadar olan dış kısmı. Karnivor: Etçil hayvanlar. Kıta sahanlığı: Kıtasal uzantının kıyısal bölgeden başlayan ve ortalama olarak 130 metre derinliğe kadar uzanan bölümü. Kıta yamacı: Kıta sahanlığının sonundaki çok dik eğim. Kıtalararası denizler: Kıtalarla çevrili denizler. Örneğin; Akdeniz. Kıyı: Kıta uzantısının kara tarafını oluşturan bölümü. Kimyasal oseanografi: Deniz suyunun kimyasal özelliklerini araştıran oseanografi dalı. Kommunite: Bir biotopta, karşılıklı ilişki olmaksızın bir araya gelmiş ve çevresel faktörlerin etkisiyle kalitatif (nitel) açıdan özel bir yapı kazanmış organizmalar topluluğu. Kompensasyon sınırı: 24 saatlik bir sürede bir bitki tarafından fotosentezde üretilen oksijenle solunumda tüketilen oksijenin eşit olduğu derinlik. Larva: Bir hayvanın yaşam süresinde ebeveynlerine benzemeyen genç evresi. Lessepsiyen: Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı vasıtasıyla Doğu Akdeniz ve Akdeniz e yerleşen istilacı Hint-Batı Pasifik göçmen bitkisel ve hayvansal türleri. Litosfer: Dünyanın kabuğunun katı maddelerden oluşmuş bölümü. Littoral: Sahilden metre derinliğe kadar olan bentik bölge. Mavi Bayrak: Deniz suyunun temizliği, çevre yönetimine verilen önem, çevre bilincinin oluşturulmasına yönelik etkinliklerin yapılması, plaj ve marinayı kullananların ihtiyaçlarına cevap verecek donanım ve güvenliğin sağlanması gibi kriterler göz önünde bulundurularak plaj ve marinalara verilen uluslararası bir çevre ödülü ve marka özelliği. Nekton : Suda aktif olarak yüzebilen makroskobik canlılar. Nesli azalan tür: Yok olma tehdidi altındaki bitki ve hayvan türleri. Dünya Doğayı Koruma Birliği nin iki yılda bir yayımlanan kırmızı listesindedirler. Bir türe nesli azalan tür denilebilmesi için, Dünya üzerinde 67
68 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA 50 den az yetişkin bireyin kalmış olması gerekmektedir. Nesli tükenen tür: Bir türü oluşturan bireylerin sayısının giderek azalması ve sonuçta o türün tümüyle ortadan kalkması. Nöston: Su yüzeyinde yaşamını sürdüren organizmalar. Omnivor: Besin olarak bitkisel ve hayvansal organizmaları kullanan canlılar. Organik: Bir organizmanın bir bölümünü oluşturan ya da geçmişte oluşturulmuş olan (yapısında karbon elementi bulunan) madde. Oseanografi: Okyanus ve denizleri tüm yönleriyle bilimsel olarak inceleyen ve tanımlayan bilim dalı. Pelagos: Pelajik bölgede yaşayan, planktonik, nektonik ve nöstonik organizmaların oluşturduğu topluluk. Popülasyon: Belli bir coğrafik bölgede bulunan bir türe ait bireylerin oluşturduğu topluluk. Sediment: Katılaşmış halde bulunan organik ve inorganik parçacıklar. Sesil form: Ergin dönemlerinde yaşamlarını substratumda tespit edilmiş durumda sürdüren canlılar. Seston: Deniz suyunda asılı halde bulunan organik ve inorganik maddelerin tümü. Sintine: Çift dipli teknelerde ambarların dip tarafındaki karina saçları. Solungaç: Balıkların solunum organı. Solungaçlardaki ince deri tabakasının altında kan damarları bulunur. Kan, çevresindeki sudan oksijen alır, atık olan karbondioksiti dışarı verir. Sualtı parkları: Koruma amacıyla oluşturulmuş, girişi-çıkışı ve kullanımı kamu otoritesi tarafından denetlenen deniz yüzeyi ve deniz dibi bölgeleri. Tallus: Fotofil alg türlerinde dal ya da dalımsı yapılara verilen ad. Tentakül: Denizel hayvansal canlıların kol, uzantı vb. yapılarına verilen genel ad. Termoklin: Denizlerde su sıcaklığının ani olarak değiştiği tabaka. Türbidite: Suda asılı halde bulunan çamur ve diğer askıdaki taneciklerin oluşturduğu bulanıklılık. Tür: Ortak bir atadan gelen, yapı ve gövde bakımından benzer özelliklere sahip, kendi aralarında üreyip verimli döller meydana getiren canlıların oluşturduğu topluluk. Upwelling: Sahil zonlarında çeşitli faktörlerin etkisiyle dip sularının yüzeye çıkış olayı. Waji form: Denizlerin bentik bölgesinde çok uzun mesafelerde yer değiştirme yeteneğine sahip formları. Ventral: Denizel hayvansal canlılarda vücudun alt kısmı. Yenilenebilir enerji: Güneş ışınları, rüzgar ya da dalgalar gibi tükenmeyen kaynaklardan sağlanan enerji. Zoobentoz: Deniz tabanında yaşayan organizmaların oluşturduğu topluluk. 68
69 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi KAYNAKLAR Biyoçeşitlilik ve Sürdürülebilir Çevre Cirik Ş., Ceylan T., Ateş A. S., Ak İ., Büyükateş Y., Akçalı B. ve İnanmaz Ö. E Denizi Tanıyalım. İzmir: META Matbaacılık. Alparslan, M., Doğu, S., Özalp, H.B., Importance of Jellyfishes and their distribution around the Çanakkale Strait. Workshop on Jellyfish and other Gelatinous Species in Turkish Marine Waters. pp May, Bodrum, Muğla. Odabaşı S. ve Büyükateş Y Daily Variation of Chlorophyll-a, Environmental Parameters and Nutrients: Sarıçay Creek As An Exemplary (Çanakkale, Turkey). Ekoloji, 19(73), Odabaşı, D. A., Sarıçay, Karamenderes Çayı, Kocabaş Çayı ve Tuzla Çayı nın (Biga Yarımadası-Marmara, Türkiye) Molluska Faunasının Mevsimsel Değişimlerinin Araştırılması. Doktora Tezi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniveristesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çanakkale. Odabaşı, D.A., Akbulut, M., Yıldırım, M.Z., Ekolojik değişkenlerin Melanopsis praemorsa (Linneaus, 1758) nın Biga Yarımadası Akarsularındaki Dağılımına Etkisi. Tabiat ve İnsan, Haziran Selvi, K Umurbey Çayı nın (Çanakkale) Sudaki Ağır Metal Kirliliğinin Bazı Omurgasız Türler Üzerindeki Toksik Etkilerinin Araştırılması. Doktora Tezi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniveristesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çanakkale. Özalp, H. B Çanakkale Boğazı nda Dağılım Gösteren Sert Mercan Türlerinin (Cnidaria, Anthozoa, Scleractinia) Taksonomik ve Ekolojik Özellikleri. Doktora Tezi. ÇOMÜ. Özalp 2007; Bozcaada ADAPOSTA gazetesi makale; Hızlı gelen turizmin hazin sonu. Özalp, H. B., Şengün, F., Karaca, Z. ve Hisar, O A Preliminary Study on Habitat Characteristics and Substrate Preference of Coral Species Distributed in the Dardanelles. Marine Science and Technology Bulletin, 3(2), Özalp, H.B., Alparslan, M., Distribution and Morphology of the Colonial Scleractinian Madracis pharensis (Cnidaria, Anthozoa) in the Dardanelles (Marmara Sea, Turkey). Acta Zoologica Bulgarica. 67(3): Özalp, H. B. ve Ateş, A. S New Records of Anthozoan Species (Cnidaria, Octocorallia, Hexacorallia) for the Turkish Straits System. Oceanological and Hydrobiological Studies, 44(2), Özalp, H.B., Ateş, A.S., 2015a. First record of Maasella edwardsi (Cnidaria, Anthozoa, Alcyonacea) in the Aegean Sea coast of Turkey. Marine Biodiversity Records. 8: e55, doi: /S Özalp, H.B., Alparslan, M., Scleractinian diversity in the Dardanelles and Marmara Sea (Turkey): Morphology, Ecology and Distributional patterns. Oceanological and Hydrobiological Studies (in press). Gerçe PhD Thesis - Bacterial communities of different Mediterranean sponge species - Basic investigations for biotechnological sponge cultivation. Batista, D. Tellini, K. Nudi, A.H. Massone, T.P. Scofield, A. Wagener, A Marine sponges as bioindicators of oil and combustion derived PAH in coastal waters. Marine Environmental Research. 92: doi: /j.marenvres TÜDAV,
70 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA Yüksek Y Çanakkale İlindeki Sarıçay ın Mikrobiyolojik Olarak İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniveristesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çanakkale. Sağır-Odabaşı S. ve Odabaşı D.A., Çanakkale İli'nin Bazı Akarsu ve İçsu Kalitesinin Değerlendirilmesi. Çanakkale İli Değerleri Sempozyumları Ağustos Çakır F., Sarıçay Akarsuyu'nun ve Bazı Balıklarının Mikrobiyal Kalite Değişimleri Üzerine Bir Araştırma (Yüksek Lisans Tezi). Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Su Ürünleri Ana Bilim Dalı Çanakkale. Ilgar R., Çanakkale Boğazı. İstanbul Üniv. Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Deniz ve Kıyı Koruma (Doktora Tezi). Gündoğdu G., Erol Ö., Erden S.H., Özdil Ö., Yeşilhöyük G., Solak Ö., Eser B., Gül İ. ve Aydın, M., Çanakkale İli Stratejik Değerlendirme Araştırma Raporu. Çevre ve Orman Bakanlığı. gov.tr/ Ankara. Tsotakou-Karveli E., Lexicon of Greek Mythology. Athens: Sokoli, 230 p. In: wiki/scamander. Bilgin F.H., Türkiye nin Bazı Bölgelerinden Tespit Edilen Tatlı Su Molluskleri (Fresh Water Mollusks Collected From Some Parts of Turkey), E.Ü. Fen Fak. İlmi Rap. Ser. 90: Anonim, Karamenderes Projesi Planlama Raporu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, DSİ Genel Müdürlüğü, Etüt ve Plan Dairesi Başkanlığı, Planlama Raporları, No: 14A-27, Ankara. Lambeck K., Sivan D. and Purcell A., Timing Of The Last Medıterranean Sea Black Sea Connection From Isostatic Models And Regional Sea-Level Data. V. Yanko-Hombach et al. (eds.), The Black Sea Flood Question,
71 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi Balıkçılık ve Avcılık Altınağaç U., Ayaz A., Özekinci U., Öztekin A., 2008 Edremit Körfezi Dip Uzatma Ağlarının Teknik Özellikleri ve Yapısal Farklılıkları, Journal of FisheriesSciences, Cilt 2, pp. Ayaz, A Denizde kaybolan av araçlarının yaptığı istenmeyen avcılık üzerine araştırmalar, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktara tezi, İzmir, 79 s Ayaz, A., İşmen, A., Özekinci, U., Altınağaç, U., Özen, Ö., Yığın, C.Ç., Cengiz, Ö., Ayyıldız, H., Öztekin, A Kuzey Ege de Dip Uzatma Ağlarının Seçiciliği ve Hedef Dışı av Oranlarının Belirlenmesi Üzerine Araştırmalar, TÜBİTAK-ÇAYDAG Proje Kesin Rapor, Proje no: 106Y021, Ankara, 177s. Ayaz A., Acarli D., Altinagaç U., Ozekinci U., Kara A, Özen Ö., 2006 Ghost fishing by monofilament and multifilament gillnets in Izmir Bay, Fisheries Research (ISI), Cilt 79, pp., Ayaz A., İşmen A., Altinagaç U., Ozekinci U., Ayyıldız H., "Saroz Körfezi Dip Uzatma Teknik Özellikleri ve Yapısal Farklılıkları", Journal of FisheriesSciences, Cilt 2, pp., 2008 Ceyhan T., Akyol O., Ayaz A., Juanes F., "Age growth, and reproductive season of bluefish (Pomatamus saltatrix) in the Marmara region, Turkey", ICES Journal of Marine science (ISI), Cilt 64, pp., 2007 İşmen A., Ayaz A., Yığın C. Ç., Arslan M., Çanakkale de Su Ürünlerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Çanakkale Tarım Sempozyumu: dünü bugünü geleceği. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi, 2011 Worm B., Barbier E.B, Beaumont N., Duffy J.E., Folke C., Halpern B. S., Jackson J. B. C., Lotze H. K., Micheli F., Palumbi S. R., Sala E., Selkoe K. A., Stachowics J. J., Watson R., Impacts of biodiversity loss on ocean ecosystem services. Science 314: pp,
72 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA Balıkçılık ve Avcılık Atalay, İ Fiziki Genel Coğrafya Ege Ünv. Basımevi Bornova-İzmir, Bayhan, E., Ergin, M., Temel, A., Keskin, Ş Sedimentology And Mineralogy of Surficial Bottom Deposits From The Aegean-Çanakkale-Marmara Transition (Eastern Mediterranean): Effects Of Marine And Terrestrial Factors. Marine Geology175, Yücesoy Eryılmaz F., Eryılmaz M Kuzeydoğu Ege Denizi-Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi Geçiş Bölgesi Çökellerinde İnce Tane Boyunun Ağır Metal Dağılımına Etkisi, Türkiye Jeoloji Bülteni Cilt 45, Sayı 1, Şubat 2002, s CIESM EU plans to clean marine environment in 15 years. Europa News. Ilyin, Y.P., Lameshko, E.M., Zervakis, V. Water Exchange in the Black an Aegean seas system based on the joint assessment of water and salt budgets. Oceanography of the Eastern Mediterranean and Black Sea. Similarities and Differences of Two Interconnected Basins. Ayşen Yılmaz (Ed.). S TUBİTAK Publishers. Ankara. Türkiye. İnanmaz, Ö.E., Büyükateş, Y., Türkoğlu, M Kepez Limanında (Çanakkale Boğazı) çevresel parametrelere bağlı olarak alt besin zinciri ilişkileirinin belirlenmesine yönelik ön çalışma.xiii. Ulusal Su Ürünleri Sempozyumu. Çanakkale. Lemeshko, E. M., Sergey, S. S., Hopkins, T. S., Zervakis, V. Ilyin, Y.P., Soloveiv, D Effects of Black Sea manifestation in the North Aegean Sea. Oceanography of the Eastern Mediterranean and Black Sea. Similarities and Differences of Two Interconnected Basins. Ayşen Yılmaz (Ed.). S TUBİTAK Publishers. Ankara. Türkiye. Oğuz, T., H.İ. Sur A two-layer model of water exchange through the Dardanelles Strait. Oceanologica Acta, 12(1). s Okuş, E., Aslan-Yılmaz, A., Taş, S Time series analysis of nutrients in Southwestern Black Sea and the Sea of Marmara. Oceanography of the Eastern Mediterranean and Black Sea. Similarities and Differences of Two Interconnected Basins. Ayşen Yılmaz (Ed.). S TUBİTAK Publishers. Ankara. Türkiye. Pavlidou, A. ve Krasakapoulau, E Nutrient dynamics in the North Aegean Sea (Thermaikos Gulf Sporades Basin). Oceanography of the Eastern Mediterranean and Black Sea. Similarities and Differences of Two Interconnected Basins. Ayşen Yılmaz (Ed.). S TUBİTAK Publishers. Ankara. Türkiye. Psarra, S., Ignatiades, L., Pagou, K., Assimakopoulou, G., Gotsis-Skretas, O., Tselepides, A., Raimbault, P Effects of oligotrophy gradients on pelagic primary production in the Aegean Sea (Eastern Mediterranean). Rapport du 37e Congrés de la CIESM. s237. Barcelona. Souvermezoglou E. ve Krasakopoulou, E Is the Black Sea water influencing the oxygen consumption in the deep basins of the North Aegean Sea? Oceanography of the Eastern Mediterranean and Black Sea. Similarities and Differences of Two Interconnected Basins. Ayşen Yılmaz (Ed.). S TUBİTAK Publishers. Ankara. Türkiye. Stashchuk, N., Hutter, K Modelling of water exchange through the Strait of the Dardanelles. Continental Shelf Research Tuğrul, S., Yılmaz, A., Beşiktepe, Ş., Salihoğlu, İ Seasonal variation of nutrients in the exchange flows between the Black and Marmara Seas through the Bosphorus Strait. Oceanography of the Eastern Mediterranean and Black Sea. Similarities and Differences of Two Interconnected Basins. Ayşen Yılmaz 72
73 Çanakkale Deniz Aşıkları Projesi (Ed.). S TUBİTAK Publishers. Ankara. Türkiye. Türkoğlu, M., Çanakkale Boğazı ve Saros Körfezi (Kuzey Ege Denizi) Alt ve Üst Besin Tabakalarının Dinamiği. TUBITAK Projesi No: YDABAG-101Y081, Mayıs 2002 Dönemi Ara Raporu. Türkoğlu, M., Büyükates, Y., Kaya, S., Çanakkale Boğazında Fitoplankton ve Nütrientlerin Zamansal Dağılımı. Ulusal Su Günleri Sempozyumu, 6-8 Ekim 2004, İzmir. Türkoğlu, M., Erdoğan, Y., Kaya, S. ve Ünsal, M., Çanakkale Boğazı Fitoplankton Biyomasında Meydana Gelen Günlük Değişimler. Ç.O.M.Ü. Bilimsel Araş. Pro., Proje No: 2002/2, 39 s. Türkoğlu, M., Yenici, E., Ünsal, M. ve Kaya, S., Saros Körfezi nde (Kuzey Ege Denizi) Besin Maddelerinin Zamana ve Derinliğe Bağlı Değişimi. Ç.O.M.Ü. Bilimsel Araş. Pro., Proje No: 2002/14, 34 s. Program Oluşturma Güven, Bülent (2016). Yetişkin eğitiminde alternatif uygulama FOKUS. Yayınlanmamış proje. 73
74 DenizTemiz Derneği/ TURMEPA 74
75
76
BuNLarI BiLiYOr muyuz?
BuNLarI BiLiYOr muyuz? D B Turmepa Kimdir? eniztemiz Derneği/ TURMEPA, ülkemiz kıyı ve denizlerinin korunmasını ulusal bir öncelik haline getirmek ve gelecek nesillere temiz denizlerin kucakladığı yaşanabilir
PROJEYİ OLUŞTURAN ÖĞELER PROJE RAPORU YAZMA
PROJE NEDİR? Öğrencilerin grup hâlinde veya bireysel olarak, istedikleri bir alanda/konuda inceleme, araştırma ve yorum yapma, görüş geliştirme, yeni bilgilere ulaşma, özgün düşünce üretme ve çıkarımlarda
Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım
Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım Denizlerimiz ve kıyılarımız canlı çeşitliliği bakımından çok zengin yerler. Ancak günümüzde bu çeşitlilik azalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun birçok nedeni
Hedef 1: KAPASİTE GELİŞTİRME
Proje, Küresel Çevre Fonu (GEF) mali desteğiyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık
Eğitimde Kullanılan Materyaller 5.8.sınıf/9.12. sınıf Eğitim CD ler
Ekosistemi Bilinçlendirme Programı Etkinlik Başlığı Ekosistemi Bilinçlendirme Programı Etkinlik Tarihi 30.09.2014-12.06.2015 Etkinlik Yeri Samsun Eğitimde Kullanılan Materyaller 5.8.sınıf/9.12. sınıf Eğitim
SOSYAL HİZMETLER VE DANIŞMANLIK TÜRKİYE BAĞIMLILIKLA MÜCADELE EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü SOSYAL HİZMETLER VE DANIŞMANLIK TÜRKİYE BAĞIMLILIKLA MÜCADELE EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2015 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM YETİŞKİNLER İÇİN OKUMA YAZMA ÖĞRETİCİLİĞİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM YETİŞKİNLER İÇİN OKUMA YAZMA ÖĞRETİCİLİĞİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖNSÖZ Günümüzde mesleklerin
ULAŞTIRMA HİZMETLERİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE LOJİSTİK ELEMANI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ULAŞTIRMA HİZMETLERİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE LOJİSTİK ELEMANI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
METAL TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE KALİTE KONTROL ELEMANI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü METAL TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE KALİTE KONTROL ELEMANI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
METAL TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ENDÜSTRİYEL KALIPÇI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü METAL TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ENDÜSTRİYEL KALIPÇI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
İNŞAAT TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ALÇI VE ALÇI LEVHA ÜRETİM OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü İNŞAAT TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ALÇI VE ALÇI LEVHA ÜRETİM OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA
DENİZCİLİK ALANI SU ÜRÜNLERİ İŞLEMECİSİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü DENİZCİLİK ALANI SU ÜRÜNLERİ İŞLEMECİSİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2008 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
*ÖZEL KÜÇÜKYALI TEKDEN ORTAOKULU EKO-OKUL SUNUMU
*ÖZEL KÜÇÜKYALI TEKDEN ORTAOKULU EKO-OKUL SUNUMU *EKO-OKUL PROGRAMI NEDİR? *Eko-Okullar Projesi okullarda çevre bilinci, çevre yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma eğitimi vermek için uygulanan bir projedir.
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE YER ALTI MEKANİZE METAL MADENİ MAKİNELERİNİN BAKIMI VE OPERATÖRLÜĞÜ
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE YER ALTI MEKANİZE METAL MADENİ MAKİNELERİNİN BAKIMI VE OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER
ÇÖP VE ATIK FAHRİ KİRT ORTAOKULU (BOR/ NİĞDE) ÖĞRETİM YILI 1. DÖNEM RAPORU
ÇÖP VE ATIK FAHRİ KİRT ORTAOKULU (BOR/ NİĞDE) 2014 2015 ÖĞRETİM YILI 1. DÖNEM RAPORU EYLÜL & EKİM Okulumuz eko tim ve sorumlu öğrencileri tespit etmek için, Pazartesi ve Cuma günü törenlerde duyurular
DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3
DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3 İnsan yaşamı ve refahı tarihsel süreç içinde hep doğa ve doğal kaynaklarla kurduğu ilişki ile gelişmiştir. Özellikle sanayi devrimine kadar
ULAŞTIRMA HİZMETLERİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ELLE TAŞIMA MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ULAŞTIRMA HİZMETLERİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ELLE TAŞIMA MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
METAL TEKNOLOJİSİ ÖRTÜLÜ ELEKTROT VE ARK KAYNAĞI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü METAL TEKNOLOJİSİ ÖRTÜLÜ ELEKTROT VE ARK KAYNAĞI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2010 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim
AYLAR EYLEM VE ETKİNLİKLER UYGULAMA
2011-2012 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖZEL ÇAMLICA KALEM İLKÖĞRETİM OKULU OKULLARDA ORMAN PROGRAMI ORMANLAR-İKLİM VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK KONULU YILLIK EYLEM PLANI AYLAR EYLEM VE ETKİNLİKLER UYGULAMA EYLÜL Tüm
MÜZİK VE GÖSTERİ SANATLARI TÜRK SANAT MÜZİĞİ BUSELİK MAKAMI VE REPERTUARI EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MÜZİK VE GÖSTERİ SANATLARI TÜRK SANAT MÜZİĞİ BUSELİK MAKAMI VE REPERTUARI EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
İNŞAAT TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ÇİMENTO MEKANİK BAKIMCI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü İNŞAAT TEKNOLOJİSİ TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ÇİMENTO MEKANİK BAKIMCI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
Eğitim, bireyin gelişmesi, hayatındaki rol ve görevleri en iyi şekilde yerine getirmesi için ihtiyacı olan tutum ve davranışları kazandırma
Eğitim, bireyin gelişmesi, hayatındaki rol ve görevleri en iyi şekilde yerine getirmesi için ihtiyacı olan tutum ve davranışları kazandırma sürecidir. Eğitim yaşantısının nihayetindeki önemli amaçlarından
1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. ( 04 Mayıs - 13 Haziran 2018 )
1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ ( 04 Mayıs - 13 Haziran 2018 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca
KİŞİSEL GELİŞİM VE EĞİTİM LİDERLİK EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü KİŞİSEL GELİŞİM VE EĞİTİM LİDERLİK EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
Yatlarda Mavi Bayrak Uygulaması ve Yatçıların Çevresel Farkındalığına Etkisi
Yatlarda Mavi Bayrak Uygulaması ve Yatçıların Çevresel Farkındalığına Etkisi İçerik Çalışmanın Amacı Mavi Bayrak Ödülü Yatlar için Mavi Bayrak kriterleri Çalışma yöntemi Bulgular Sonuç ve Değerlendirme
ADANA YÜREĞİR MAVİ ÇOCUK UTKU ANAOKULU EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 1. YIL EKO-OKUL 1. DÖNEM SU EYLEM PLANI RAPORU
EYLÜL ADANA YÜREĞİR MAVİ ÇOCUK UTKU ANAOKULU 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 1. YIL EKO-OKUL 1. DÖNEM SU EYLEM PLANI RAPORU AYLA R EYLEM ETKİNLİKLER UYGULAYAN. Tüm öğretmen, öğrenci, veli ve çalışan personel
AİLE VE TÜKETİCİ BİLİMLERİ MÜŞTERİ HİZMETLERİ TEMSİLCİSİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü AİLE VE TÜKETİCİ BİLİMLERİ MÜŞTERİ HİZMETLERİ TEMSİLCİSİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2010 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
GÜZELLİK VE SAÇ BAKIM HİZMETLERİ FOTO EPİLASYON (IPL) EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü GÜZELLİK VE SAÇ BAKIM HİZMETLERİ FOTO EPİLASYON (IPL) EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
HASTA VE YAŞLI HİZMETLERİ CENAZE HİZMETLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü HASTA VE YAŞLI HİZMETLERİ CENAZE HİZMETLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2010 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile
MUHASEBE VE FİNANSMAN KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MUHASEBE VE FİNANSMAN KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
AİLE VE TÜKETİCİ BİLİMLERİ İLK YARDIM MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü AİLE VE TÜKETİCİ BİLİMLERİ İLK YARDIM MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2010 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI TEMEL SEKRETERLİK HİZMETLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI TEMEL SEKRETERLİK HİZMETLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2009 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE RAMBLE TAMİR BAKIMCI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE RAMBLE TAMİR BAKIMCI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: FAO NUN BAKIŞ AÇISI. Dr. Ayşegül Akın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilci Yardımcısı 15 Ekim 2016
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: FAO NUN BAKIŞ AÇISI Dr. Ayşegül Akın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilci Yardımcısı 16 Ekim Dünya Gıda Günü Herkesin gıda güvenliğine ve besleyici gıdaya ulaşma
METAL TEKNOLOJİSİ ALANI TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ÇELİK YAPILANDIRMACI KURS PROGRAMI
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü METAL TEKNOLOJİSİ ALANI TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE ÇELİK YAPILANDIRMACI KURS PROGRAMI Ankara, 2017 İ Ç İ N D E K İ L E R PROGRAMIN
TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNDE LOJİSTİK KAVRAMI Lojistik, malzemelerin tedarikçilerden işletmeye ulaştırılmasına, işletme içi süreçlerden geçişinden ve müşteriye ulaştırılmasından
ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ÇOCUK BAKIM VE OYUN ODASI ETKİNLİKLERİ (3-6 YAŞ) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ÇOCUK BAKIM VE OYUN ODASI ETKİNLİKLERİ (3-6 YAŞ) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE TAMBURLU KESİCİ YÜKLEYİCİ OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE TAMBURLU KESİCİ YÜKLEYİCİ OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
Sayı: 2000/01 FAALİYET TEKNİK RAPORU
Sayı: 2000/01 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2000 Sayfa No: İÇERİK Kapak 2 İçerik 3 1. AKEV Hakkında 4 2. Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu 5 3. Özet 6 4. Faaliyetler ve Çıktılar 8 5. Genel Başarı Göstergeleri
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE TAHLİSİYE VE GAZ ÖLÇÜM CİHAZLARI BAKIMCISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE TAHLİSİYE VE GAZ ÖLÇÜM CİHAZLARI BAKIMCISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
GAZETECİLİK DİJİTAL FOTOĞRAFÇILIK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü GAZETECİLİK DİJİTAL FOTOĞRAFÇILIK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2011 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı karşıya
Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU
Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2002 Sayfa No: İÇERİK Kapak İçerik 1. AKEV Hakkında 2. Mütevelli Heyeti 3. Özet 4. Faaliyetler ve çıktılar 5. Genel Başarı Göstergeleri 6. Kurum Hedeflerine ulaşımın
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE KAYNAKÇILIK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Eğitim Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE KAYNAKÇILIK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
PEK OKULLARI 2A KASIM. İzimden gelin gençler! Bocalamadan, yorulmadan, sıkılmadan Tek çıkış yolunuz budur!
PEK OKULLARI 2A 2018 2019 KASIM İzimden gelin gençler! Bocalamadan, yorulmadan, sıkılmadan Tek çıkış yolunuz budur! 2.SINIF HAT BİLGİSİ ÜNİTE ADI: OKULUMUZDA HAT / EVİMİZDE HAT AÇIKLAMALAR Okulda iletişim
YABANCI DİLLER MESLEKİ İTALYANCA (AYAKKABI) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü YABANCI DİLLER MESLEKİ İTALYANCA (AYAKKABI) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL GELİŞTİRME
ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL GELİŞTİRME Araç-Gereç (Materyal) Geliştirme Derslerin yürütülmesi sürecinde çağdaş öğretim yöntemleri uygulanırken, eğer uygun ortamlarda öğrencilerin gerekli araç-gereçlerle
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE YÜRÜYEN TAHKİMAT SÜRÜCÜLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE YÜRÜYEN TAHKİMAT SÜRÜCÜLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE YER ALTI NAKLİYAT BAKIMCI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE YER ALTI NAKLİYAT BAKIMCI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN
Çocukların Şehri. Üzerine
Çocukların Şehri Üzerine Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları Yayın No: 91 Kitabın Adı: Çocukların Şehri Üzerine Editörler: Yasemin Çakırer Özservet, Ezgi Küçük Tüm yayın hakları Marmara Belediyeler
ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ 0-36 AYLIK GELİŞİMSEL RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR AİLE DESTEK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ 0-36 AYLIK GELİŞİMSEL RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR AİLE DESTEK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ
3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (27 Mart - 12 Mayıs 2017 )
3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (27 Mart - 12 Mayıs 2017 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her 6 haftada
ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE NAKLİYAT ÜNİTELERİ ÇALIŞTIRICISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE NAKLİYAT ÜNİTELERİ ÇALIŞTIRICISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA
GÜZELLİK VE SAÇ BAKIM HİZMETLERİ CİLT BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü GÜZELLİK VE SAÇ BAKIM HİZMETLERİ CİLT BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2008 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile
SERAMİK VE CAM TEKNOLOJİSİ ŞALÜMODA CAM ŞEKİLLENDİRME MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü SERAMİK VE CAM TEKNOLOJİSİ ŞALÜMODA CAM ŞEKİLLENDİRME MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2016 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim
oda yayınları LPS ve CNG UYGULAMALARI SEMPOZYUMU BİLDİRİLER KİTABI
oda yayınları Çağımızda yaşanan değişim ve gelişimle birlikte yaşamımızın değişmez parçası haline gelen çok çeşitli ihtiyaçlardan birisi de artık asansörler olmuştur. Güvenli, LPS ve CNG UYGULAMALARI SEMPOZYUMU
DENİZCİLİK UZATMA AĞI DONAMI VE AVCILIĞI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü DENİZCİLİK UZATMA AĞI DONAMI VE AVCILIĞI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2012 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı karşıya
EL SANATLARI TEKNOLOJİSİ TIĞ ÖRGÜ PARA KESESİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü EL SANATLARI TEKNOLOJİSİ TIĞ ÖRGÜ PARA KESESİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA 1 ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI
3-4 Aile bireyleri birbirlerine yardımcı olurlar. Anahtar kavramlar: şekil, işlev, roller, haklar, Aileyi aile yapan unsurlar Aileler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar Aile üyelerinin farklı rolleri
3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (13 Mayıs Haziran 2013) Sayın Velimiz, 13 Mayıs Haziran 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler
3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (13 Mayıs 2013 21 Haziran 2013) Sayın Velimiz, 13 Mayıs 2013 21 Haziran 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz
AŞÇI YARDIMCISI PROGRAMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR : YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİ : AŞÇI YARDIMCISI : 3. SEVİYE MESLEK SEVİYESİ
AŞÇI YARDIMCISI PROGRAMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR ALAN MESLEK MESLEK SEVİYESİ : YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİ : AŞÇI YARDIMCISI : 3. SEVİYE MESLEK ELEMANI TANIMI Aşçı Yardımcısı, hijyen ve sanitasyon kurallarına
GERİ DÖNÜŞÜM ve YENİLENEBİLİR ENERJİ
GERİ DÖNÜŞÜM ve YENİLENEBİLİR ENERJİ TAKDİM Bu projenin başlatılmasının gereği: Günümüzde gözlenen tüketim alışkanlıklarının doğal sonucu olarak pek çok atık madde ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş ekonomilerde
ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ C İLE MİKRODENETLEYİCİ PROGRAMLAMA GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ C İLE MİKRODENETLEYİCİ PROGRAMLAMA GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA
ÇÖZÜMÜN PARÇASIYIM SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ
CUMHURİYET ORTAOKULU ÇÖZÜMÜN PARÇASIYIM SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ 2015-2016 PROJE SAHİBİ OLAN OKUL PROJENİN ADI PROJENİN AMACI PROJENİN SÜRESİ PROJENİN HİTAP ETTİĞİ KESİM PROJENİN BÜTÇESİ CUMHURİYET ORTAOKULU
Okul Temelli Mesleki Gelişim Nedir?
Okul Temelli Mesleki Gelişim Nedir? Okul Temelli Mesleki Gelişim (OTMG), okul içinde ve dışında öğretmenlerin mesleki bilgi, beceri, değer ve tutumlarının gelişimini destekleyen, etkili öğrenme ve öğretme
SANAT VE TASARIM SANATSAL MOZAİK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü SANAT VE TASARIM SANATSAL MOZAİK MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2009 ANKARA ÖN SÖZ Ülkemizde sanat ve tasarım sektörü, gerek yaratılan
3. SINIF AKADEMİK BÜLTEN ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI
3. SINIF AKADEMİK BÜLTEN ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI HAYAT BİLGİSİ Hayat Bilgisi Dersi uygulamaları, Anabilim Eğitim kurumlarının kendi akademik değerleri, öğrenci özellikleri ile yoğrulan, MEB Hayat Bilgisi
BÜRO YÖNETİMİ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü BÜRO YÖNETİMİ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı karşıya
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE TAMBURLU KESİCİ YÜKLEYİCİ BAKIMCISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE TAMBURLU KESİCİ YÜKLEYİCİ BAKIMCISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013
KİŞİSEL GELİŞİM VE EĞİTİM ANADOLU VE TÜRK KÜLTÜRÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü KİŞİSEL GELİŞİM VE EĞİTİM ANADOLU VE TÜRK KÜLTÜRÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile
SIFIR ATIK PROJESİ OKUL DOSYASI
SIFIR ATIK PROJESİ OKUL DOSYASI T.C TURGUTLU ANAOKULU 2018-2019 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SIFIR ATIK PROJESİ YILLIK ÇALIŞMA PLANI HEDEFLERİMİZ 1-İsrafın önüne geçildiğinden maliyetlerin azaltılması 2- Temiz
İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN
İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ IOS İLE MOBİL PROGRAMLAMA MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ IOS İLE MOBİL PROGRAMLAMA MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2015 ANKARA ÖN SÖZ Dünyada bilim ve teknolojideki hızlı
KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ
4. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (23 Mart-04 Mayıs 2018) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her 6 haftada
YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİ SERVİS KOMİSİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİ SERVİS KOMİSİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2008 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
TED KDZ. EREĞLİ KOLEJİ VAKFI ÖZEL ORTAOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SOSYAL BİLGİLER DERSİ 5. SINIF YILLIK PLANI
07-11.10.201 0.09/01-04.10.201 2-27.09.201 09-20.09.201 TED KDZ. EREĞLİ KOLEJİ VAKFI ÖZEL ORTAOKULU 201 2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SÜRE ÖĞRENME ALANI: Birey ve Toplum ÜNİTE: Haklarımı Öğreniyorum ARA DİSİPLİNLER
AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı
AB ve Türkiye Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Avrupa Birliği Bakanlığı, Katılım Öncesi AB Mali Yardımı kapsamında finanse edilen diyalog sürecini desteklemeye devam etmektedir. Diyaloğu-IV
ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK-ELEKTRONİK ÖLÇME TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK-ELEKTRONİK ÖLÇME TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ GRAFİK VE ANİMASYON TABANLI WEB SAYFASI HAZIRLAMA MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ GRAFİK VE ANİMASYON TABANLI WEB SAYFASI HAZIRLAMA MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2009 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
MUHASEBE VE FİNANSMAN MALİYET HESAPLAMA TEKNİKLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MUHASEBE VE FİNANSMAN MALİYET HESAPLAMA TEKNİKLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile
SAĞLIK STERİLİZASYON VE DEZENFEKSİYON PERSONEL EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü SAĞLIK STERİLİZASYON VE DEZENFEKSİYON PERSONEL EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2012 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ WEB TABANLI İÇERİK YÖNETİM SİSTEMLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ WEB TABANLI İÇERİK YÖNETİM SİSTEMLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim
GRAFİK VE FOTOĞRAF BİLGİSAYAR DESTEKLİ REKLAM VE TASARIM MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü GRAFİK VE FOTOĞRAF BİLGİSAYAR DESTEKLİ REKLAM VE TASARIM MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2009 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
SPORDA STRATEJİK YÖNETİM
SPORDA STRATEJİK YÖNETİM 3.Hafta Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER 1 SÜRECİ Stratejik Planlama Stratejik planlama, özetle, bir kuruluşun aşağıdaki dört temel soruyu cevaplandırmasına yardımcı olur: Neredeyiz? Nereye
KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ
KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ Ekim 2013 KONYA OTOMOTİV YAN SANAYİ İŞ KÜMESİ Ekim 2013 E-mail:[email protected] Konya Kümelenme Merkezi Konya da kümelenme faaliyetleri 2006-2007 yılında Konya
YEMEKTE DENGE EĞİTİM PROJESİ İYİ UYGULAMALAR" YARIŞMA ŞARTNAMESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI
YEMEKTE DENGE EĞİTİM PROJESİ İYİ UYGULAMALAR" YARIŞMA ŞARTNAMESİ 2017-2018 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI Sevgili Öğretmenimiz, Çocuklarımızın yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı geliştirmelerine katkı sağlamak
İNŞAAT TEKNOLOJİSİ. DIŞ/İÇ CEPHE KAPLAMA ve YALITIM MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü İNŞAAT TEKNOLOJİSİ DIŞ/İÇ CEPHE KAPLAMA ve YALITIM MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile
CHP CUMHURİYET HALK PARTİSİ PARTİ İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ
CHP CUMHURİYET HALK PARTİSİ PARTİ İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ 2012 1 PARTİ İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ KAPSAM MADDE 1- Parti içi eğitim çalışmaları, Parti Tüzük ve Programında belirtilen amaç ve hedeflerini, partinin
KUYUMCULUK TEKNOLOJİSİ HASIR ÖRMECİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü KUYUMCULUK TEKNOLOJİSİ HASIR ÖRMECİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2008 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
HAYVAN SAĞLIĞI PET HAYVANLARI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü HAYVAN SAĞLIĞI PET HAYVANLARI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı karşıya olması
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ WEB TASARIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ WEB TASARIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı karşıya
EL SANATLARI TEKNOLOJİSİ JEL MUM YAPIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü EL SANATLARI TEKNOLOJİSİ JEL MUM YAPIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı karşıya
FEN BİLİMLERİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI (3, 4, 5, 6, 7 VE 8. SıNıF) TANITIMI. Öğretim Programı Tanıtım Sunusu
FEN BİLİMLERİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI (3, 4, 5, 6, 7 VE 8. SıNıF) TANITIMI Öğretim Programı Tanıtım Sunusu Sununun İçeriği Programın Yapısı Ünite, Kazanım Sayı ve Süre Tablosu Fen Bilimleri Dersi Öğretim
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA
T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE TAŞOCAĞI KIRMA-ELEME TESİS OPERATÖRLÜĞÜ VE BAKIMCILIĞI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE
MAKİNE TEKNOLOJİSİ CNC FREZEDE PROGRAMLAMA - FANUC GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MAKİNE TEKNOLOJİSİ CNC FREZEDE PROGRAMLAMA - FANUC GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA 1 ÖN SÖZ Günümüzde
MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE GALERİ AÇMA MAKİNESİ BAKIM VE OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MADENCİLİK VE MADEN ÇIKARMA TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ İŞLERDE GALERİ AÇMA MAKİNESİ BAKIM VE OPERATÖRLÜĞÜ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİK KUMANDA VE OTOMASYON TEKNİKLERİ GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013
BAR KOMİSİ PROGRAMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR : YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİ MESLEK SEVİYESİ : 2. SEVİYE
BAR KOMİSİ PROGRAMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR ALAN : YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİ MESLEK : BAR KOMİSİ MESLEK SEVİYESİ : 2. SEVİYE MESLEK ELEMANI TANIMI Bar Komisi, servis öncesi ve sonrası bar salonu ve bar araçlarının
SERAMİK VE CAM TEKNOLOJİSİ ÖN ÜFLEMECİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü SERAMİK VE CAM TEKNOLOJİSİ ÖN ÜFLEMECİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2008 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı
MAKİNE TEKNOLOJİSİ BİLGİSAYAR DESTEKLİ 3 BOYUTLU TASARIM - CATIA GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MAKİNE TEKNOLOJİSİ BİLGİSAYAR DESTEKLİ 3 BOYUTLU TASARIM - CATIA GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA
