TOPLUMSAL AÇIDAN ERENLERİN SER ÇEŞMESİ:

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TOPLUMSAL AÇIDAN ERENLERİN SER ÇEŞMESİ:"

Transkript

1 TOPLUMSAL AÇIDAN ERENLERİN SER ÇEŞMESİ: HACI BEKTAŞ VELİ Çiğdem AKTAŞ GİRİŞ Anadolu topraklarına çeşitli dönemlerde göçler olmuştur. Bu göçler sonucu Anadolu'ya yerleşen Türkmenler arasında İslâmiyet dışında yer alan inançları benimsemiş topluluklar olduğu gibi, İslâmiyet içinde değerlendirilen Sünni ve Sünni olmayan kollara bağlı olan topluluklar hep bulunmuştur. Ancak asıl kalabalık göç dalgası, Moğol İstilası ndan sonra olmuş ve bu istiladan dolayı, Kübreviyye ve Sühreverdiyye gibi Sünni eğilimli tarikat üyelerinin yanında, hepsi hiç şüphesiz Sünni olmayan eğilimlerin içinde yer alan, Yesevilik, Vefailik, Kalenderilik ve Haydarilik vb. gibi çeşitli akımlara bağlı topluluklar da Anadolu'ya gelmişlerdir. Moğol İstilası ndan dolayı Maveraünnehir ve Horasan'dan Anadolu'ya göç edenler arasında farklı inançlara, öğretilere, akımlara ve tarikatlara bağlı olan topluluklar ve önemli şahsiyetler olmuştur. Anadolu'da yerleştikleri bölgelerdeki dinî, siyasî, kültürel ve toplumsal yapıyı etkilemiş ve de yerleştikleri bölgenin yapısından etkilenmişlerdir.(l) 12. ve 13. yüzyılda Anadolu'da yaşayan topluluklara baktığımızda, Moğol İstilası ndan dolayı Anadolu'ya yerleşmiş heterodoks yapıdaki, Kalenderi, Cavlaki, Babai, Haydari, Ahi ve Vefai gibi sıfatlarla adlandırılan, Batıni yöntemi benimsemiş toplulukların üyeleri bulunmaktadır. Yine o dönem Anadolu'da yaşayan heterodoks düşünceyi benimsemiş önemli şahsiyetler ise Kalenderi olan, Cemaü'd-Din Savi; Cavlaki olan Ebubekrı-i Niksari; Haydari olan, Hacı Mübarek-i Haydari ve Şeyh Muhammed-i Haydari; Babai olan, Baba İlyas-ı Horasani ve Baba İshak; Vefai olan, Dede Gargın ve Şeyh Edebali; Ahi olan Ahi Evran ve de bunların yanı sıra heterodoks ve batini yapıdaki Aleviliğin yayılmasını ve kökleşmesini sağlayan Hünkar Hacı Bektaş Veli, Barak Baba, Geyikli Baba, Doğlu Baba, Postinpûş Baba, Abdal Musa, Otman Baba, Sultan Sucau'd Din Veli, Karacaahmet Sultan, Seyyid Battal Gazi, Seyyid Hüseyin Gazi, Seyyid Ali (Kızıl Deli) Sultan, San Saltuk gibi önemli şahsiyetler bir çırpıda sayılır.(2) Sünni olmayan akımlar bu yapısı ile göçebe Türkmenler arasında çok taraftar toplamıştır. Özellikle Baba İlyas-ı Horasani tarafından geliştirilen Babailik akımı, Türkmenler arasında oldukça etkili olmuştur. Baba İlyas tarafından bugünkü Amasya yakınlarında bulunan İlyas Köyü (Çat Köyü) içinde kurulan tekke ve Orta Anadolu'nun çeşitli yerlerinde benzer anlayışla kurulan diğer tekkeler yolu ile Babailik kısa zamanda Türkmenler arasında yayılmıştır. Özellikle Selçuklular tarafından dışlanan Türkmenler ve diğer göçebe topluluklar, 1240 yılındaki toplumsal başkaldırı niteliği taşıyan ve Baba İlyas-ı Horasani tarafından hazırlanan ünlü "Babai İsyanı"nda yer almışlardır. (3) Babai İsyanı'ndan sonra dağılan Türkmenler için, Çat Köyü'nün yerini, Hacı Bektaş Veli'nin Sulucakarahöyük'te kurduğu dergâh almıştır. (4) Zamanla Hacı Bektaş Veli'nin etrafında toplanan Anadolu'daki Babailer ve diğer heterodoks yapıdaki topluluklar, sonraki dönemlerde de değişik adlarla anılmalarına karşın (Kızılbaş, Mülhid, Rafızi vb. gibi), günümüzde Alevi Bektaşi diye adlandırılmaktadırlar. (5)

2 Eski kaynaklarda Anadolu'daki heterodoks toplulukların bir kısmı popüler (Ahiler gibi), bir kısmı da anarşist (Babailer gibi) sayılmışlardır. Yine dönemin kaynaklarında, heterodoks yapıdaki topluluklar, akımlar ve önemli şahsiyetler, farklı biçimlerde tanımlanmışlardır. 13. yüzyılda yaşamış olan Ebubekr-i Niksar-ı Cavlak-i, Şeyh Ömer-i Girihi, Hacı Mübarek-i Haydari, Şeyh Muhammed-i Haydari ve bunlara bağlı topluluklardan olumlu bahseden Eflaki gibi Sünni yazarlar olduğu gibi, bütün bu önemli şahsiyetlerden ve onlara bağlı bulunan Cavlaki ve Haydarilerden, beğenilmeyen, hoş karşılanmayan topluluklar diye söz edenler de bulunmaktadır. (6) Hatta Sünni düşünce sistemini benimsemiş bazı kimseler, l3.yüzyılda Anadolu'da heterodoks yapının önemli şahsiyetlerini ve toplulukları, tekke ve dergâhlarında köpekleri ile düşüp kalkmakla, ibadet etmek yerine, dinsizlik ve inançsızlıkla, zina etmekle, esrar çekmekle ve afyon içmekle suçlamışlardır. (7) 13. yüzyılda yaşamış olan İbnü'1-Hatib daha da ileri giderek, bu şahsiyetleri, toplulukları ve üyelerini utanma bilmez, yeryüzünün en aşağılık yaratıkları olarak tanımlamış ve bunların İslâmiyet dairesi dışında olduğunu belirtmiştir. (8) Özellikle Sünnilik içinde yer almayan (yani Sünniliği benimsemeyen) topluluk ve önemli şahsiyetler için ne söylenirse söylensin hepsi subjektif değerlendirmelerdir. Geçmişte ve günümüzde Sünni olmayan topluluklara ve şahsiyetlere muhalif olanların karalama çabaları sonuç vermediğinde, bu şahsiyetlere sahip çıkmaya (Sünni gibi göstermeye) yönelme; bu akımların düşünür, derviş, veli ve erenlerinin ne kadar önemli olduğunu kendiliğinden ortaya çıkarmaktadır. İşte bu şahsiyetlerden Anadolu insanı için tartışmasız en önemlilerinden biri, Hünkar Hacı Bektaş Veli'dir. 13. yüzyılın ilk yarısında gerek Moğol İstilası nın etkisiyle, gerekse başka nedenlerden dolayı Horasan'dan kalkıp Anadolu'ya gelmiş, Anadolu Aleviliğinin oluşumunda büyük çabalar harcamış, daha sonraki yıllarda "Horasan Erenleri" diye anılan Türkmen Babaları/Dedeleri arasında Hacı Bektaş Veli en önemli yeri tutar. Yaptıkları büyük hizmetlerden dolayı halkımızın sevgi ve saygısını kazanmış olan diğer Horasan erenlerinin yaşamları gibi Hacı Bektaş Veli'nin yaşamı da bilinmezlerle doludur. Çünkü o dönem olaylarını anlatan, çoğu Arapça ve Farsça yazılmış olan tarihî kaynakların çoğunda, Horasan Erenleri hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Hacı Bektaş Veli'nin yaşamı ile ilgili kapsamlı bir kaynak olan, onun ölümünden yaklaşık yüzyıl sonra ikinci el (aktarma) bilgiler kullanılarak kaleme alınmış olan ve yazarı kesin olarak bilinmeyen Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi'dir. (9) Ancak zaman ve mekân açısından bazı hatalara sahip olan bu kitap, Hacı Bektaş Veli'yi bir yandan 1169 yılında ölmüş olan büyük Türk tasavvufçusu Şeyh Ahmet Yesevi ile çağdaş yaparken, diğer yandan onu 1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti nin ve 1369 yılında kurulan Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşunda pay sahibi yapmakta ve de ona peygamberlerin dahi göstermediği mucizeler ve kerametler atfetmektedir. Vilayetname dışında Hacı Bektaş Veli'den bahseden eserlerde ise, yalnız övmek veya yermek için söylenmiş sözlere rastlanmaktadır. Bu bakımdan Hünkar ın yaşamı ve düşünceleri hakkındaki görüşler çok çeşitli ve çelişkilidir. TARİHSEL VE TOPLUMSAL AÇIDAN HACI BEKTAŞ VELİ Hacı Bektaş Veli'nin yaşadığı dönemde Türkmen topluluklarında başlıca iki insan tipi hâkimdir: Gazi ve veli tipi. Bunlardan birinci gruba girenler ülkeler fethetmişler, ikinci gruptakiler ise, alınan ülkelere yerleşmeyi, buralarda yerleşik bir toplum meydana getirmeyi olanaklı kılmışlardır. İsminin sonundaki sıfattan da anlaşıldığı gibi Hacı Bektaş Veli (10), gazi değil veli tipine girmektedir.

3 Kaynaklara göre Hacı Bektaş Veli, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na başkentlik yapmış, Horasan'ın Merv, Herat, Belh ile birlikte dört önemli kentinden biri olan Nişabur'da doğmuştur.(11) O dönemin sayılı kültür merkezlerinden biri olmasından başka, Nişabur ve çevresi, Hacı Bektaş Veli'nin doğduğu sıralarda Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bir bölgeydi ve orada bir Türkmen pirinin kurduğu Yesevilik tarikatı büyük bir yayılma ve gelişme göstermişti. İşte Hacı Bektaş Veli, bu kültürel ve dinsel ortamda Ahmet Yesevi'nin halifelerinden Lokman Perende tarafından başlangıçta bir Yesevi dervişi olarak yetiştirilmiştir. (l2) Arapça ve Farsça'yı kitap yazacak kadar iyi öğrenmiş, devrinde geçerli olan bütün bilgilerle donanmıştır. Vilayetname'nin ilk yaprağında Hacı Bektaş Veli'nin doğum tarihinin 606 ( ) olarak yazıldığı belirtilmektedir. Başta Alevi kaynakları olmak üzere bazı kaynaklar bu konuda 1241'den 1249'a kadar değişen rakamlar vermektedir. Onun 1281 yılında Anadolu'ya geldiğini, 1337 yılında vefat ettiğini yazarlarsa da bu bilgiler tarihî gerçeklere aykırı düşmektedir. Çünkü Hacı Bektaş Veli'nin 13. yüzyılın ortalarında ölen Baba İlyas'la, 1260 lı yıllarda ölen Ahi Evran ve onu çağdaşı olan Kırşehir Valisi Nureddin Caca ile Anadolu'da görüştüğü ve 1273 yılında ölen Mevlana ile haberleştiği bilinmektedir. Yine Vilayetname'ye göre Hacı Bektaş Veli 92 yıl ömür sürmüştür. Yine bu yazılı kaynaklara göre, Türkistan'da 40 yıl çile hayatı yaşayarak kâmil insan mertebesine ulaşmıştır. Ölüm tarihi 1270 olarak kesinleşen Hacı Bektaş Veli'nin 92 yıllık ömrü ile 40 yıllık çile hayatını birlikte değerlendirirsek onun 1178 yılı civarında doğup, 40 veya 42 yaşlarında Nişabur'dan ayrılmış olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü Nişabur, 24 Mart 1220 tarihinde Cebe ve Sübetay Noyan komutasındaki Moğol askerleri tarafından kuşatılmış, kuşatma sırasında şehri canla başla savunan Nişaburlular ın attığı bir okun Cengiz Han'ın damadı Tagacar'ın canını alması üzerine gazaba gelen Moğollar, Tuli komutasındaki 30 bin kişilik ilave bir güçle 25 Mart 1221 tarihinde şehri ele geçirince aldıkları emir üzerine şehrin bütün yapılarını yıkarak orayı tarla haline getirmişler, sağ kalan Nişaburlular ı şehrin dışındaki boş alana çıkarmışlar, aralarından 400 sanatkârı seçip Türkistan'a gönderdikten sonra geri kalanları kılıçtan geçirmişler, kedi köpek dahil şehirde hiçbir canlı bırakmamışlardı. Dolayısıyla Hacı Bektaş Veli'nin bu tarihte Nişabur şehrinden ayrılmış olması gerekir. (l3) Anadolu aydınlanma felsefesinin önde gelen önemli şahsiyetlerinden biri olan Hacı Bektaş Veli, Türkmenistan'ın Horasan bölgesinin Nişabur kentinde 1178 yılında doğmuştur. Babası İbrahim Sani, annesi ise ünlü bilgin Nişaburlu Ahmet Amil'in kızı Hatem Hatun'dur. Hacı Bektaş Veli'nin soy ağacının İmam Musa Kazım'a bağlanması ve bu halkanın İmam Cafer, İmam Muhammed Bakır, İmam Zeynelabidin ve İmam Hüseyin ile İmam Ali'ye ve Hz. Muhammed'e ulaşması nedeni ile "Seyyid" sayılmaktadır. (14) Kaynaklarda yer alan bilgilere göre Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin Soy Ağacı (Aile Silsilesi/Şeceresi) şöyledir: İmam Ali İmam Hüseyin İmam Zeynelabidin

4 İmam Ca'fer Sadık (15) İmam Mûsa Kazım Es-Seyyid İbrahim El-Mükerrem El-Mücab Es-Seyyid Hasan El-Mücab Es-Seyyid Muhammed Es-Seyyid Mehdi Es-Seyyid İbrahim Es-Seyyid Hasan Es-Seyyid İbrahim Es-Seyyid Muhammed (l6) Es-Seyyid İshak Es-Seyyid Mûsa Es-Seyyid İbrahim Es-Sani Es-Seyyid Hacı Bektaş Veli (l7) dir. Ayrıca Vilayetname'ye göre Hacı Bektaş Veli, Nişabur'dan ayrıldıktan sonra Hac yolunu tutmuş, Necef e ve Kerbela'ya uğramış Hac görevini yerine getirdikten sonra üç yıl Mekke'de kalmıştır. Anadolu'ya gelirken Halep'e uğrayarak orada bulunan kutsal yerleri ziyaret etmiştir. Oradan Elbistan'da bulunan Ashab-ı Kehf e, oradan da kardeşi Menteş ile birlikte Sivas'a uğramıştır. Daha sonra Baba İlyas'a yani Amasya'ya, Amasya'dan Kırşehir'e, Kırşehir'den Kayseri'ye varmış, kardeşi Menteş, Kayseri'den Sivas'a gittiği sırada şehit olmuştur. Hacı Bektaş Veli de Kayseri'ye, Kayseri'den Ürgüp'e, Ürgüp'ten de bugün Hacıbektaş olarak bilinen Sulucakarahöyük'e gelip yerleşmiştir. Hacı Bektaş Veli'nin, Moğol İstilası sırasında buraya göç ettiği muhakkaktır. Yine Vilayetname'ye göre, Anadolu'ya önce -Dede Garkın'ın yerleştiği mıntıka olan- Elbistan'dan girmiş, burada Dede Garkın'ın çevresiyle karşılaşmıştır. Böylece Elvan Çelebi'den başka, klasik Alevi-Bektaşi geleneği de Hacı Bektaş Veli'yi önce Dede Garkın'ın çevresine yerleştirmek suretiyle Elvan Çelebi'yi onaylamaktadır. Yine bu geleneğe göre, Hacı Bektaş Veli oradan Kayseri ve Ürgüp'e, daha sonra da Sulucakarahöyük'e (bugünkü Nevşehir'e bağlı Hacıbektaş ilçesi) geçmiştir. Ahmet Yesevi-Hacı Bektaş Veli ilişkisine önemli bir yer ayıran Vilayetname, Ahmet Yesevi'den övgü ve saygıyla bahsetmektedir. Ahmet Yesevi hakkında "Doksan dokuz bin Türkistan pirinin ulusu" ve "Pirlerin piri" sözleri yer almaktadır. Vilayetname'de "Ahmet Yesevi Biz yokluk yurdunda eğlenmeyiz, ahirete gideriz. Var seni Rum'a saldık, Sulucakarahöyük'ü sana yurt verdik, Rum

5 abdallarına seni baş yaptık. dedi. Hacı Bektaş Veli, ertesi gün, gün doğarken Ahmet Yesevi'den izin alarak yola düştü." diyerek de Hacı Bektaş Veli'yi Anadolu'ya Ahmet Yesevi'nin gönderdiği belirtilmektedir. Vilayetname'de hocası sıfatıyla Lokman-ı Perende'den ve en çok da şeyhi ve kendisine Rum diyarında halifelik veren üstadı kimliği ile Ahmet Yesevi'den söz edilmektedir. Alevi-Bektaşi geleneğindeki Ahmet Yesevi-Hacı Bektaş Veli bağlantısına gelince, yine kronolojik nedenden dolayı buna olanak yoktur; her ikisinin ölüm tarihleri arasında yüz yıldan fazla bir zaman farkı vardır. Ancak Vilayetname'deki Ahmet Yesevi menkabelerinin bolluğu ve Hacı Bektaş Veli'nin bu büyük Türkmen şeyhine bağlanmasının başka bir anlamı olduğu şüphesizdir. Bizce bütün bunlar bir bakıma Hacı Bektaş Veli'nin gerçekten Yesevi geleneği ile bir alakasının bulunduğunu göstermeye yaradığı gibi, Ahmet Yesevi'nin Türkmen çevrelerinde hayli popüler bir sima olduğunu da kanıtlamaktadır. Bu nedenle Hacı Bektaş Veli'nin Baba İlyas'a bağlanmadan önce, tam bir Yesevi dervişi olmamakla beraber, Yesevi geleneğini koruyan bir tarikata (Haydarilik) mensup olduğunu, Baba İlyas'ın çevresine katıldıktan sonra aynı zamanda Vefailiği de geçtiğini, yahut kendi özelliğini koruduğunu da söyleyebiliriz. Alevilik-Bektaşilikte Yesevi geleneklerinin neden yaşamaya devam ettiğini, hatta Vilayetname'nin yazıldığı çağa kadar bu geleneğin varlığını neden sürdürdüğünü ancak bu şekilde açıklayabiliriz. Vilayetname'ye göre, Hacı Bektaş Veli aynı zamanda Haydari geleneklerine de bağlanmış gözükmektedir. Vilayetname'de Kutbeddin Haydar'dan bahsedilmekte ve bu kişi Ahmet Yesevi'nin nefes evladı yapılmaktadır. Bilindiği gibi Haydarilik, Yesevilik tarikatı ile Kalenderi geleneklerinin birleştirilmesi suretiyle Kutbeddin Haydar tarafından XII. yüzyıl sonlarında İran'da kurulmuş heterodoks bir Türkmen tarikatıdır. Haydariliğin bir heterodoks Türkmen geleneğine sahip olması ve Vilayetname'de Hacı Bektaş Veli'yi bir Haydari dervişi biçimindeki tanımlama, bizce Hacı Bektaş Veli'nin bir Haydari şeyhi olduğunu göstermektedir. Kısaca bu durumda Hacı Bektaş Veli'nin tasavvufî kimliği konusunda şunu söyleyebiliriz: Hacı Bektaş Veli Anadolu'ya bir Haydari dervişi olarak gelip bir Vefai şeyhi olan Baba İlyas'a bağlanmış, onun halifeliği mevkiine yükselerek bu kimliği ile Sulucakarahöyük'e gelip yerleşmiştir. Gerek Baba İlyas'a bağlanması, gerekse isyana katılmasa bile Babai yerleşim alanında bulunması, onu aynı zamanda bir Babai şeyhi olarak da düşünmemizi gerektiren nedenlerdir. Hacı Bektaş Veli'ye birden çok tarikat silsilesi çıkarılmaktadır. Bunlardan en fazla kabul gören iki silsile şunlardır: Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin Tarikat Silsilesi-1 İmam Ali (18) İmam Hüseyin (l9) İmam Zeynelabidin İmam Muhammed Bakır İmam Ca'fer Sadık İmam Musa Kazım

6 İmam Ali Rıza (20) Cüneyd-i Bağdadi (21) Ebu Osman Mağribi Ebu'1-Kasım Kürkani Ebu'1-Hasan Harkani Şeyh Ebu Ali Farmedi Hoca Yusuf El-Hemedani Hoca Ahmet Yesevi Şeyh Lokman Perende Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli (22) Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin Tarikat Silsilesi-2 İmam Ali Hasan Basri Habib-i Acemi Davûd-i Tai Ma'rüf i El-Kerhi (23) Şeyh Seriyy-üs Sakati Cüneyd-i Bağdadi Ebu Ali Rudbari (24) Şeyh Ebu Ali Katib El-Mısri (25) Şeyh Ebu Osman Mağribi Şeyh Ebu Kasım Kürkani (Kerkani) Şeyh Ebu Hasan Harkani (Herkani) Şeyh Ebu Ali Farmedi (Karmidi) (26)

7 Hoca Yusuf El-Hemedani Hoca Ahmet Yesevi Şeyh Lokman Perende El-Horasani Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli El-Horasani (27) biçimindedir. Hacı Bektaş Veli gibi isyandan sonra bu mıntıkayı seçen Muhlis Paşa ve Şeyh Osman da Kırşehir ve çevresine yerleşmişlerdi. Büyük bir olasılıkla Hacı Bektaş Veli ve bu şahısların, daha başka yöreler varken, Kırşehir yöresini tercih etmeleri, buradaki Türkmen boylarının varlığı ile ilgilidir. Hacı Bektaş Veli'nin bu bölgeye yerleşmesi konusuna Irene Beldiceanu'nun yayımladığı XV. ve XVI. yüzyıla ait Karaman eyaleti tahrir defterleri üzerinde gerçekleştirilen araştırmayı içeren bir makale, Hacı Bektaş Veli'nin Sulucakarahöyük'e, Vilayetname'nin yazdığı gibi yalnız bir derviş olarak gelmediğini, kendine bağlı "Bektaşlu" (28) adını taşıyan bir oymakla birlikte geldiğini göstermektedir. Bu saptama Türkmen babalarının aynı zamanda hem kabile şefi hem de dinî önder olduklarına ait görüşü desteklemektedir. İşte Hacı Bektaş Veli böyle bir önder olarak Sulucakarahöyük'e gelmiş ve yine Babailer'e mensup buradaki bir başka Türkmen boyu olan Çepniler arasına yerleşmişti. Hacı Bektaş Veli'nin bu tercihi bize, onun iradesindeki Bektaşlu (29) oymağının Çepni boyunun bir parçası olduğunu düşündürmektedir. Eğer bu gerçekte böyle ise, o zaman onun yerleşmek üzere niçin Sulucakarahöyük'ü tercih ettiği sorusunun yanıtı da verilmiş olur. Ayrıca Hacı Bektaş Veli, bu mıntıkadaki Babai hareketine mensup Türkmen boyları arasında rahatça kimliğini gizleyerek saklanabileceğini düşünmüş olabilir. Zaten Vilayetname'de de belirtildiği gibi, bu bölgede yarı göçebe bir hayat süren çok sayıda Türkmen aşireti vardı. Selçuklu hükümetinin Babailer üzerindeki baskı ve takibi ortadan kalkınca da, muhtemelen ortaya çıkmayı düşünüyordu. Ancak onların bu bekleyişi fazla uzun sürmemiş ve 1243 yılında Moğolların Anadolu'ya gelmesiyle birlikte, Selçuklu hükümeti kendi başının derdine düşmüştü. Günümüze kadar Hacı Bektaş Veli, Âşıkpaşazade'nin onun Baba İlyas'la olan ilişkisine açıkça işaret etmesine rağmen, çoğunlukla Baba İshak'ın halifesi sayılmıştır. Şüphesiz bu eğilimin nedeni yine İbn Bibi'nin, Baba Resûl olarak Baba İshak'ı göstermesidir. Hacı Bektaş Veli'nin Babailer İsyanı nın lideri ile ilişkisinden Âşıkpaşazade'den önce söz eden kaynak, Menakıbu'l Ârifin'dir. Burada herhangi bir isim verilmeksizin yalnızca Baba Resûl unvanı geçer ve Hacı Bektaş Veli'nin onun "ileri gelen halifesi" (halif-i hass) olduğu kaydedilir. Ancak Elvan Çelebi konuya daha bir kesinlik getirerek Hacı Bektaş Veli'nin Baba İlyas'ın halifesi olduğunu anlamamıza yardım edecek ifadeler kullanır; ancak önde gelen bir halife olup olmadığına ait hiçbir şey söylemez. Baba Resûl'un ileri gelen halifelerinden olup, sonraki gelişmeler dikkate alındığı takdirde, tarihte en ünlü Baba İlyas halifesi olarak şöhret yapacak olan, Hacı Bektaş Veli hakkında devrinin kaynaklarında fazla bir bilgi bulunmaz. Onun üzerine bütün bilinenler aşağı yukarı Vilayetname'ye dayanır. Tahminen Uzun Firdevsi tarafından Hacı Bektaş Veli'nin ölümünden hemen hemen iki yüzyıldan fazla bir zaman sonra yazılan bu eser de, aslına bakılırsa Hacı Bektaş Veli'yi kesin olarak ortaya koyabilecek nitelikte değildir. Bu durumda Ahmed Eflaki, Elvan Çelebi ve Âşıkpaşazade'nin üçlü tanıklığı ile Baba İlyas ile Hacı Bektaş Veli arasında bir şeyhlik-halifelik bağlantısının bulunduğu kesinlik kazanır. Ancak bu bağlantıya

8 ait ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, gerek Âşıkpaşazade'nin gerekse Elvan Çelebi'nin ifadeleri gözden geçirilecek olursa, Hacı Bektaş Veli'nin hiç de Eflaki'nin dediği gibi Baba Resûl'ün ileri gelen halifesi olmadığı anlaşılır. Eğer önde gelen halifelerinden biri olsaydı, mantık bakımından onun da isyanda hiç şüphesiz Baba İshak, Şeyh Osman, Aynuddevle Dede (Ayna Dola) ve diğer halifeler gibi aktif bir görev alması veya en azından Baba İshak gibi savaş sırasında/daha sonra ya öldürülmesi, ya da yakalanıp hapse atılması gerekirdi. Oysa hem Elvan Çelebi, hem de Âşıkpaşazade'nin kayıtları, onun isyana katılmadığını açıkça ortaya koyuyor: Elvan Çelebi, Hacı Bektaş Veli nin sultanın tacını göze almadığını" yazarken, Âşıkpaşazade, kardeşi Menteş'le birlikte Baba İlyas'a bağlandıkları, sonra birlikte Kırşehir'e geldiklerini, oradan Kayseri'ye geçip, Menteş'in buradan Sivas'a giderek orada (şüphesiz Selçuklu kuvvetleriyle meydana gelen savaşta) öldürüldüğünü, bunun üzerine Hacı Bektaş Veli'nin Karayol'a (Sulucakarahöyük'e) gittiğini bildirmektedir. Bu durumda Elvan Çelebi'nin ve Âşıkpaşazade'nin bu çok açık tanıklıklarından yola çıkarak şu varsayımı ileri sürmek olanaklıdır: Hacı Bektaş Veli, ya tasvip etmediği için veya bizim bilemediğimiz herhangi bir nedenle isyanda hiçbir aktif rol almamış, muhtemelen isyan sırasında ve daha sonra uzunca müddet gizlenerek izini kaybettirmiş, daha sonra Moğol işgal ve egemenliğinin neden olduğu karışıklıklardan faydalanarak Sulucakarahöyük'te ortaya çıkmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin Sulucakarahöyük'te bu boya mensup İdris Hoca ve eşi Kadıncık Ana ile yakın ilişki içine girdiği görülmektedir. Kimliği tam belirlenemeyen Kadıncık Ana (Hatun Ana, yahut Fatma Bacı) başta olmak üzere, bu köyde giderek ününü etrafa yaymak suretiyle civardan pek çok mürid edindiği ve faaliyetlerini icraya başladığı anlaşılıyor. Onun Moğol egemenliği dönemine rastlayan bu faaliyetlerinin, çoğunlukla Türkmenler içinde Baba İlyas'ın ve kendinin fikirlerini yaymak olduğu kadar, bölgedeki gayri müslimler ve hatta Moğollar arasında İslâmiyet propagandasından oluşan hayli yoğun bir program arzettiği, Vilayetname'ye dayanılarak söylenebilir. Hacı Bektaş Veli 669/ yılında ölünceye kadar Sulucakarahöyük'te yaşamış ve bu arada bazı Moğol otoriteleriyle de ilişkileri olmuştur. Ayrıca o dönemdeki diğer tasavvuf çevreleriyle, bu arada özellikle Mevlana ve etrafındakilerle, Kırşehir'deki Ahi Evran'la da bazı ilişkileri bulunduğunu, Vilayetname ve Menakıbu'l Ârifin'e dayanarak söyleyebiliriz. Hacı Bektaş Veli'nin doğum tarihinde olduğu gibi ölüm tarihinde de görüş ayrılıkları vardır. Bektaşi kaynakları onun yılında öldüğünü söylerlerse de bu tarih, tarihî gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin 13. yüzyılda yaşadığı kesindir. Bunun için şu kanıtlar verilebilir: (30) 1- Hacı Bektaş Veli, 1273 tarihinde öldüğü kesin olan Mevlana Celalettin Rumi ile çağdaştır. Bu çağdaşlığı, Mevlevi kaynakları ortaya koymaktadır. Bunlardan Ariflerin Menkıbeleri adlı Ahmet Eflaki'nin kitabı (3l), düşmanca bir tavırla bile olsa, Hacı Bektaş Veli hakkında ilginç bilgiler verir yılında yazılmaya başlanan bu Mevlevi kitabında, Hacı Bektaş Veli'nin Mevlana ile çağdaş olduğu ortaya çıkar. 2- Hacı Bektaş Veli, tarihlerinde Anadolu'dan Kırım'a geçen Alevi Türkmenlerin başında bulunan Sarı Saltuk'un da mürşididir. Hacı Bektaş Veli'nin 1282'den sonra ölen Saru Saltuk'tan daha büyük veya onunla yaşdaş olması normal sayılmalıdır. Bugün, Anadolu Alevilerinin bir bölümü, örneğin Tunceli'ndeki bazı ocaklar Sarı Saltuk ocağına bağlıdır.

9 3- Hacı Bektaş Veli Taptuk Emre'nin, Taptuk Emre de Yunus Emre'nin mürşididir. Yunus Emre'nin 1320 civarında öldüğünü biliyoruz. Yunus Emre'nin manevî gıdasını veren de Hacı Bektaş Veli'dir. Öyleyse, Büyük Pir'in, Yunus Emre'den önce Hakk a yürüdüğünü söylemek yanlış olmaz. 4- Hacı Bektaş Vilayetnamesi'nde, Hacı Bektaş Veli'ye karşı çıkan ve onun duvarı yürüttüğünü görünce teslim olan Seyyid Mahmud-i Hayrani de tarihlerinde ölmüştür. Nureddin bin Caca da yine bu yüzyılda yaşamış olup, Vilayetname'de adı geçen önemli kişilerden birisidir. 5- Tapduk Emre'nin mürşidi gibi görünen hakkında net bilgiler bulunan Barak Baba da Anadolu Batınileri ndendir. Kendisi tarihinde Giylan' da katledilmiştir ile 1343 yılları arasında yaşayan Ebülferec Vasıti'nin "Tıryakül Muhibbin" adlı eserinde de adı geçen Hacı Bektaş Veli'nin 1343'ten önce ölmüş ve oldukça şöhret kazanmış olduğu anlaşılıyor. Bu kitapta da Hacı Bektaş Veli'den Seyyid olarak ve saygıyla söz edilir. 7- En önemli kanıtlardan birisi de; Kırşehir'de bir Mevlevi tekkesi kurmuş olan Şeyh Süleyman bin Hüseyin'in vakfıyyesinde geçen "fınahiyetil-hacı Bektaş kuddıse sırruhu..." ibaresidir tarihli bu ibarede, Hacı Bektaş Veli'nin bu tarihte artık ölmüş olduğu anlaşılmaktadır. Kuddıse sırruhu ibaresinin, o tarihlerde sağ insanlar için de kullanıldığı görüşü, belli bir kanıta dayanmamaktadır. 8- Gerek Aşıkpaşazade'nin tarihinde, gerekse "Menakıbül Kudsiyye"de; Hacı Bektaş Veli'nin Baba İlyas-ı Horasani'nin yolunda, onun ardası olduğu vurgulanır yılında öldürülen Baba İlyas'ın ardası olacak birisinin o dönemlerde orta yaşın üzerinde olması gerekir. 9- Osmanlı Devleti nin kuruluş aşamasında, Hristiyan ailelerden alınan çocuklar Hacı Bektaş Veli düşüncesiyle eğitilip Yeniçeri yapılıyordu. Yeniçeri askeri ile Hacı Bektaş Veli arasında bağ kurmak isteyen tarihçiler ve günümüzün yazarları, Büyük Pir'in ölüm tarihini 1337 veya 1338 gibi daha yakın zamana çekiyorlar. 14. yüzyılın ortasında doğan Yeniçeri ordusunun kurulmasında Hacı Bektaş Veli'nin bizzat görev almış olması mümkün değildir. Ancak, onun yandaşlarından bazı dedelerin bu ordunun eğitiminde etkili oldukları gerçektir. 10- Onun ölüm tarihi olarak en çok kabul gören tarih tarihidir. Bu konuda Abdülbaki Gölpınarlı şöyle söylüyor: Ankara Kütüphanesi'ne Hacıbektaş'tan gelen kitaplar arasında no.132 A.I'de kayıtlı, Kaygusuz Abdal'ın hurufa ait bir risalesi ile Abdal Musa'nın "Pend ve Nasihat-name" adını taşıyan kısacık bir risalesini ihtiva eden ve ilk risalesinin sonundaki kayda göre 1291 ramazamnın on ikisinde (1875) Sivas'ta sureti çıkarılan mecmuanın baş tarafında "Hazine-i celile'den şeref vürud eden tomar-ı kebir'de muharrer olduğu üzere tarih-i viladet-i şerifleri H.606 ( )32 olarak, müddet-i ömr-i şerifleri 63 (33) olmağla H.606 ( ) senesi vefat-ı şerifleri muharrer olduğundan iş bu mahalle tahrir olundu." diyor. Hacı Bektaş Veli, Sulucakarahöyük'e yerleştikten sonra orda bir tekke kurarak halkı eğitme ve aydınlatma faaliyetlerine devam etmiştir. Vilayetname'ye göre ona bağlı 36 bin kişi vardı ve bunların 360'ı huzurunda hizmette bulunurdu. Hacı Bektaş Veli'nin halifeleri; onunla birlikte Horasan'dan Anadolu'ya gelmiş olan Sarı Saltuk Dede Rumeli'nde, Abdal Musa Sultan Elmalı'da, Karaca Ahmed Sultan İstanbul Akhisar'da, Akça Koca Akyazı'da, Barak Baba Bigadiç'te Hızır Samut Bozok'ta (Yozgat), Sultan Şüca Eskişehir'de, Hacım Sultan Uşak'ta, Taktuk Emre Sakarya bölgesinde, Geyikli Baba

10 Bursa'da, inançlarının o bölgelerde başka unsurlar içinde erimemesi, gelişip kök salması için çalışmışlardır. Hacı Bektaş Veli'nin, daha sağlığında müridleri arasından bazı halifeler yetiştirdiği ve bunları Anadolu'nun çeşitli yerlerine yolladığı görülmektedir. Vilayetname'ye göre, üçyüz altmış tanesi her zaman yanında duran otuz altı bin halifesi vardı. Hiç şüphesiz bu rakam abartılı bir ifade olmaktan öteye gidemez; ancak Vilayetname'deki bazı isimler en azından bunlardan bir kısmının gerçekten Hacı Bektaş Veli'nin halifesi olduğunu gösterecek niteliktedir. Bu halifeler arasına, yalnızca Âşıkpaşazade'de adı geçen ve kimliği tamamı ile meçhul olan Koçum Seydi'yi de eklemek gerekir. Âşıkpaşazade'ye göre bu zat, Osman Gazi devrini de görmüştü. Her ne kadar isyan olayına katılmamış olsa da, Hacı Bektaş Veli, Baba İlyas'ın halifelerinden biri olarak onun fikirlerinin yayıcısı olmuştur. Ne var ki, bu konuda elimizdeki ana kaynak olan Vilayetname'de bu iki şahıs arasındaki bu ilgiye ait en ufak bir imaya rastlanmadığı gibi, Baba İlyas'ın adı da geçmez. Ancak Hacı Bektaş Veli'nin halifeleri arasında bir Baba Resûl yahut Resûl Baba'dan bahsedilir ki, hiç şüphesiz bu, Baba İlyas'tan başkası değildir ve Alevi-Bektaşi geleneği aradan geçen birkaç yüzyıl boyunca iki şahsiyet arasındaki bu ilişkiyi, Hacı Bektaş Veli'nin yükselen kimliğine yakışır bir biçime sokarak tersine çevirmiştir. Başta Âşıkpaşazade olmak üzere kaynaklar Hacı Bektaş Veli'yi "meczup" bir derviş biçiminde vasıflandırmaktadırlar. Âşıkpaşazade Hacı Bektaş Veli'nin ne bir şeyh olacak, ne de bir tarikat kuracak durumda olduğunu, kendini bilmeyecek kadar cezbe sahibi bulunduğunu yazar. Eminuddin b.davud Fakih adında bir XV.yüzyıl yazarı, Risale-i Kudsiyye namındaki eserinde Hacı Bektaş Veli'yi "meczûb-ı mutlak" diye niteler. Yine bir XVI.yüzyıl yazarı Vahidi, kitabında benzer ifadeler kullanılır. Bütün bu bilgilerin ortak yanı, tasavvuf terminolojisindeki tam kimliği ile, Hacı Bektaş Veli'nin bir meczûb-ı hakiki, yani kendini bütün varlığıyla ilahi cezbeye kaptırmış, sürekli bir durumda yaşayan biri olduğudur. Hacı Bektaş Veli'nin Baba İlyas ile ilişkisi ve Sulucakarahöyük'teki faaliyetleri, söylendiği gibi kendinden tamamen habersiz bir meczup telakki edilmesini zorlaştıracak içeriktedir. Bununla birlikte, onun dinî ilimlerde derinleşmiş, tasavvufun yüksek bir düşünce düzeyine ulaşmış âlim, mutasavvıf bir şahsiyet olduğunu ileri sürmek de, kendinden habersiz bir meczup gözüyle bakmak kadar aşırı bir yaklaşımdır. Hacı Bektaş Veli'nin Oniki İmam Şiiliği'ne dayalı bir din ve tasavvuf anlayışına bağlı bulunduğunu ileri sürmüştür. Yalnızca Vilayetname'deki Hacı Bektaş Veli'nin Oniki İmam soyundan geldiğine ait pasaja dayanarak onu bir Şii mutasavvıf kabul etmenin de tarihsel bir dayanağı bulunmamaktadır. Çünkü bu konuyu doğrulayacak kesin bir kanıt gösterilemeyeceği gibi, Hacı Bektaş Veli'nin yaşadığı dönemde Anadolu'da Oniki İmam Şiiliği'nin varlığını ortaya koyacak herhangi bir tarihî kanıta rastlanmamıştır. Bu türlü yorumlar, Alevilik-Bektaşiliğin Babagan Kolu nun XVI. yüzyılda ortaya çıkışı sırasındaki Şii etkilere bakılarak yapılmış olmalıdır. Hacı Bektaş Veli de tıpkı şeyhi Baba İlyas gibi, daha çok İslâm öncesi eski Türkmen inançlarıyla yorumlanmış bir İslâm anlayışı ile müridlerini eğitmekteydi. Zaten kendisinin çağdaşı olan Mevlana'nın bu yüzden ona pek de iyi gözle bakmadığını Menakıbu'l Ârifin bize göstermektedir.

11 Bu heterodoks karakterine rağmen Hacı Bektaş Veli, hiç olmazsa XV.yüzyıla ait kaynaklardan itibaren, Sünni zümrelerce de önde gelen evliyadan kabul edilmiş ve büyük bir saygı gösterilmeye başlanmış, kutsal bir şahsiyet olarak kabul görmeye başlamıştır. Günümüzde de kutsal ziyaret yeri olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Hacı Bektaş Veli Sünnilerce daima Alevilik-Bektaşilikten ve Alevi- Bektaşilerden ayrı değerlendirilmiştir. Bunun nedeni herhalde, XV.yüzyıla gelinceye kadar Hacı Bektaş Veli'nin bir veli sıfatıyla halk hafızasında yer etmiş olması ve Alevilik-Bektaşiliğin Sünnilik dışı yapısına bakılarak böyle bir tarikatın Hacı Bektaş Veli ile ilgisinin bulunamayacağı düşüncesi olmalıdır. (34) İnsanların yaşantısına yön vermesiyle, arkasında bıraktığı izin canlılığı, devamlılığı ve genişliğiyle Hacı Bektaş Veli (35), özellikle Alevi-Bektaşi topluluklarında inanç, ahlâk, töre ve dil alanında başlıca kaynaktır. (36) Hacı Bektaş Veli'nin etkinliği ve dinamikliği geniş alanlara yayılmış Alevi-Bektaşi topluluklarını kapsamaktadır. Ülkemizdeki ve Balkan ülkelerinde yaşayan Alevi-Bektaşiler dinî inanç ve yol bakımından Hacı Bektaş Veli'ye bağlı bulunmaktadır. Macaristan, Yugoslavya, Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya'da, büyük bir bölümü ortadan kaldırılmış olmakla birlikte çok sayıda Bektaşi tekke ve zaviyelerinin -başta Budapeşte'deki ünlü "Gülbaba Türbesi", Dimetoka'daki "Seyyid Ali Sultan Zaviyesi" (37), Kahire'deki "Kaygusuz Abdal Dergâhı" ve benzerlerinin- varlığı bunu kanıtlamaktadır. Hacı Bektaş Veli'nin çağ ve ülke yönünden düşüncelerini ve inançlarını böylesine etkili ve sürekli kılabilmesi; felsefesinde, toplumsal yaşam unsurlarının ön plânda tutması ve düşüncelerini çok yalın biçimde anlatabilmesinden kaynaklanmaktadır. Hacı Bektaş Veli'nin toplum inancına yerleştirdiği kurallar, çağların akışı ile değişmemiş yeniliğini ve uygulanabilir niteliğini korumuştur. Onu seven, sayan ve içtenlikle inancını ona bağlayan kişilerin yalnızca düşüncesinde değil yaşantısında da Hacı Bektaş Veli sağdır, canlıdır. Alevi-Bektaşiler, Hacı Bektaş Veli'nin ilkelerini bu nedenle kuşaktan kuşağa değiştirmeden geçirmeyi başarmışlar, geleneklerinin ve inançlarının saflığını korumuşlardır. Hacı Bektaş Veli'nin çağındaki teknik olanaksızlıklara rağmen inancını ve felsefesini yayması ve yerleştirmesi toplumsal belleğin, nefeslerle, deyişlerle ve çevresindeki erenlerin söyleşileriyle uyarılmış olmasına bağlanabilir. HACI BEKTAŞ VELİ'NİN TOPLUMSAL ETKİSİ Hacı Bektaş Veli ile ilgili olarak üzerinde çok söz söylenmiş olan "Makalat" (38) veya "Makalat-ı Hacı Bektaş Veli" adında bir kitap bulunmaktadır. Aslında Arapça olan Makalat'ın Hacı Bektaş Veli tarafından yazılmış olduğu söylenegelmiştir. (39) Yaklaşık 50 sayfalık küçük bir kitap olan Malakat'ın (40) giriş kısmı, Hacı Bektaş Veli'den edinilen bilgilerin nakledildiğini göstermektedir. Nakleden Seyyid Saadeddin'in Hoca Saadeddin veya Said Emre olması ihtimali vardır. Hoca Saadeddin'le Said Emre'nin aynı kişi olduğu da söylenmektedir. Dil ve tarz yönünden de bu şiirin ve nakil suretiyle de olsa "Makalat"ın Said Emre tarafından yazılmış olması kuvvetli bir olasılıktır. Makalat'ın bölüm başlıklarının bir kısmı eserin kapsamını açıklamaya yeterlidir: "Bu bölüm Şeriat'ın makamların bildirir." "Bu bölüm Tarikat'ın makamların bildirir."

12 "Bu bölüm Maarifet'in makamların bildirir." "Bu bölüm Hakikat'ın makamların bildirir." Yani Alevi-Bektaşi inancındaki dört kapı ve kırk makam Makalat'ın ana konusudur ve konu ile ilgili 135 Ayet'in Türkçe anlamı çok kısa sözcükler ve tümcelerle açıklanmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin Dört Kapı Kırk Makam öğretisinin kökenlerinde eski Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu din ve inanışlarına kadar giden izlerini bulmak olasıdır. AlevilikBektaşilik, Dört Kapı Kırk Makam öğretisi ile somutlaştırılmıştır. İnsan, olgunlaştırma ve yetiştirmeye yönelik evrelerden geçirilerek toplumsallaştırılmaya çalışılır. Bu yolla inanç, çeşitli kapı ve makamlara ayrılarak insanlar kurallara boğulmak istenmemektedir. Öğreti, insanlann karşısına sayısız seçenekler sunularak inançsal, düşünsel ve ahlâksal yaşamı kolaylaştırılmaya çalışılmaktadır. Alevi-Bektaşilerin yaşamlarında ilke edindiği "Dört Kapı Kırk Makam" a ilişkin bilgilere "Makalat" ile "Fevaid" ve Buyruk adlı kitaplarda yer verilmiş, işlenmiştir. Bugün yaşayan Alevi-Bektaşiler arasında yaşayan öğretideki dört kapı sırasıyla; Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat'tır. Her kapının on makamı vardır. Böylece kırk makam olmaktadır. Şeriat Kapısı: Alevi-Bektaşilerin anladığı şeriat; başlangıçta kutsal kökenin bir yansıması olarak algılanan görünür nesnel dünyadır. "Zahir" değil, "batın"dır. İnsan kendi kendini eğitmeye bu evrede başlar. Kaba, kuralcı bir inanç anlayışı vardır. Bu evrenin inananı "abid" olarak adlandırılır. Makamları şunlardır: l. İman etme: Zahir olarak; Tanrı'nın birliğine, meleklerine, peygamberlerine inanmaktır. Batın olarak ise; mürşit önünde yolun bütün kurallarına uyacağına söz verme, bu inancını ikrara bağlama, gönül yoluyla Hakk'a ilişkin anlamı, sezgiyi, bilgiyi yakalamadır. 2. Bilim öğrenme: Zahir olarak, akla ve söylenenlere dayanan bilimleri öğrenmektir. Batın olarak, tarikat yolunda gönül yoluyla önce kendini, sonra kendi özünde Tanrı'yı bulmak, bunu etiğine indirgemek ve sezgisel aklını kullanarak kesin bilgiye ulaşmaktır. 3. İbadet etme: Alevi-Bektaşilik; namaz, oruç, zekat gibi İslâmsal zahiri ibadetleri yerine getirmez. İbadet olarak Tanrı'ya yakın olmayı, Tanrı'yı içinde, gönlünde duyumsamayı anlar. 4. Helal kazanma, haramdan uzaklaşma: Zahir olarak yasal yollardan kazanmaktır. Batın olarak, gönlünü, beynini bozguncu, yıkıcı düşüncelerle doldurmamaktır. 5. Nikah kılma, evlenme: Zahir anlamda, evlilik dışı ilişkilerde bulunmama ve yakın akrabalarla evlilik yapmamaktır. Batın anlamda ise, ikrar verip yola girme ve yolda şeytana uymamaktır. 6. Çevreye zarar vermeme: Zahir olarak çevreyi kirletmemektir. Batın olarak; hiçbir şeyin nedensiz, işlevsiz oluşturulmadığı kanısıyla tüm canlı cansız varlıkları, doğayı, doğada var olan dengeyi koruyacağına, kollayacağına söz vermek ve sözünü yerine getirmektir.

13 7. Sünnet ve cemaat ehli olma: Zahir olarak, peygamberin buyruklarına, kurallarına uymak, Hz.Muhammed'in söz, davranış, uygulama ve onaylarını kabullenmektir. Batın olarak; yol töreleri konusunda bilgili olmak, Hz.Ali ve soyundan gelen imamların söz, davranış, uygulama ve onaylarını kabullenmek ve pire, mürşide itaat etmektir. 8. Şefkatli olma: Zahir olarak; insanlara yumuşak ve sevecen davranmaktır. Batın olarak; bütün yaratılmışlarla kardeş olmak, onları Tanrı emaneti bilip korumaktır. 9. Arı (pak) giyme, arı yeme: Zahir olarak; Kuran'ın izin verdiği şeyleri yemek, giymek ve temizliğe özen göstermektir. Batın olarak; tanrısal nitelikleri tanımak, onları etiğe indirmek ve davranışlarının bir parçası durumuna getirmektir. Gönül bilgisi yoluyla gerçeği yakalamak, bunu tanrısal özellikler olarak algılamak, algılanan şeyleri ahlâkın temeline indirgemek ve davranışlara yansıtmaktır. 10. İyiliklere sarılma ve kötülüklerden kaçınma: Zahir olarak; Tanrı buyruklarına uymak ve yasaklardan kaçınmaktır. Batın olarak; Tanrı'ya yaklaşmak ve sürekli bu tür bir çaba içerisinde olmaktır. Tarikat Kapısı: Alevi-Bektaşiliğin yol kuralları, ilkeleri, töreleri bu aşamada öğrenilir. Kısaca yola girilir. "Zahidlik"le özdeşleşilir. Hakk yolu bulunmaya çalışılır. Bu evre, kâmil insan olma sürecinde ikinci aşamadır. Eğitim ve aydınlanma olayı gerçekleşir. Tarikat Kapısı'nın makamları şunlardır: l. El alıp tövbe etme: Bir mürşide bağlanmak, "ham ervahlık"tan ayrılıp olgun/yetkin duruma gelmek, kötü ve günah işlerden uzak durmak, Hakk'tan halka inen bir toplum hizmetlisi durumuna gelmektir. 2. Mürit olma: Mürşidin isteğine uymak, eğitim alma isteğinden olmak, düşünce ve davranış düzeyinde verilen eğitimi özümseyebilmek için içtenlikle çalışmaktır. 3. Saçını-sakalını kesme ve temiz giyinme: Alevi-Bektaşilikte cinsiyet farkı gözetilmez. "Saçını giderme", simgesel olarak "çar-darb" erkanından geçmektir. "Libas giymek"le de, Alevi-Bektaşilikte kutsal görülen "taç", "tennure", "haydariye", "kamberiye", "kemer kuşanmak", "teslim taşı" takmak gibi yola özgü giysileri giyip takıları takınmak, bu yolla ayıpları örtücü olmaktır. 4. İyilik yolunda savaşma: En büyük düşman olarak görülen nefisle savaşıma girmek, "benlik"in geçici ve dünyasal isteklerine karşı koymaktır. Kişinin kendisiyle savaşını, kendi benliğini eğitmesini amaçlar. 5. Hizmetli olma: Kendini insanların mutluluğuna adamak, bunun için her türlü özveriye katlanmaya hazır olmaktır. 6. Haksızlıktan korkma, çekinme: Tanrı yolunda yürürken, gerçeğe kavuşurken yanlış bir adım atmaktan kaçınmak ve Tanrı'nın bir yansıması olarak algılanan doğaya, insana kötülük getirecek eylem ve davranışlardan sakınmaktır.

14 7. Umutsuzluğa düşmeme: Kutsal gerçeğe bir gün kavuşulacağı umudunu taşımak, bunu hiçbir zaman yitirmemek, haklının haksızı yeneceğine inanmak, bu inancı sürekli canlı tutmak. 8. Hırka, zembil, makas, seccade; ibret alma ve hidayet etme: Hırka alma; tanrısal niteliklere bürünmek, kutsallık kazanmaktır. Zembil alma; irfan arayıcısı olmak, evrenin gizlerini bilmek, kavramak, gönül yoluyla sezgisel olarak bilgi edinmektir. Makas alma; tanrısal ahlâka uymayan sünnet dışındaki yenilikleri bırakmak, birey/toplum katında ahlâk dışılıklardan uzaklaşmaktır. Seccade; her zaman ve her yerde Tanrı tecellilerinin önünde olduğunu bilmek, tanrısal tecelli olarak algılanan şeye, insana büyük bir saygı ve sevgi beslemek, Tanrı sevgisini tecellisine aktararak aynı sevgiyi onda yaşamaktır. İbret alma; her şeyde Tanrı'nın bir hikmeti olduğunu anlamak, "ben" özelliklerinden arındırılmış ve "ben" özelliklerinin katılımıyla beliren toplumsal bilinçte yaratıcılık görmektir. Hidayete ermekse; Hakk yoluna girmek ve tarikatı benimsemektir. 9. Nimet dağıtma: Toplumda makam, toplumsal çevre, söz sahibi, sevgi sahibi ve öğüt sahibi olmaktır. Makam sahibi olmak; ruhsal bakımdan belli bir olgunluk aşamasına ulaşmış olmaktır. Makam, tarikat yolcusunun ruhsal bakımdan ulaştığı olgunluk evresini simgeler. Bu anlamda "post"u simgelemektedir. Cemiyet sahibi olmak; yola (tarikata) girmek isteğinden olmaktır. Öğüt (nasihat) sahibi olmak; yol kurallarını, ilkelerini, törelerini anlatacak bilgi ve beceri sahibi olmaktır. Muhabbet sahibi olmaksa; Tanrı'ya. yol ulularına, ya da yol uğrunda yapılan bir işe, eyleme, davranışa gönülden sevgi ve bağlılık duymak, bir sorunun tartışılıp değerlendirilmesi, bir sonuca bağlanması için "muhabbet meydanı" açmaktır. 10. Aşka erme, şevke erme, özünü fakir görme: Aşka erme; tanrısal varlığı içten gelen bir eğilimle sevmek, sevilende kendini yok etmek, sevilenle bir olmak, seveni yok, yalnızca sevileni var etmektir (aşık-maşuk). Şevke erme; Tanrı sevgisinden, tanrısal tecellilerden kaynaklanan coşkuyu duyumsamaktır. Özünü fakir görme ise Tanrı uğruna dünyasal varlıklardan vazgeçmek, "ben"in geçici isteklerine kanmamak, büyüklük taslayarak tanrısal varlık karşısında bağımsız bir tutum takınmamaktır. Marifet Kapısı: Gönül yolunda en yüce düzeye ulaşma, tanrısal gizlere (sır) erme evresidir. Bu evre "arifler"le özdeşleştirilir. Su gibi anlık aranılır. Makamları şunlardır: 1. Edepli olma: Alevi-Bektaşiliğin ünlü ahlâk ve toplum ilkesi burada temel alınır. Eline, diline, beline sahip olmak anlayışı yaşama geçirilir. Kötü hâl ve hareketlerden uzak durmak amaçlanır. 2. Bencillik, kin ve garezden korkma ve uzak durma: Tarikattan marifete geçen kişinin bu makamdan düşme endişesini taşıyarak korkuya kapılması, kendine yönelik eleştirileri sürekli canlı tutup özünü bencillikten, kin ve garezden uzak tutmasıdır. Engelleyici bir korkunun kuşatıcılığında her vicdanın sesi dinlenerek, kendini yoklayarak, eksiklerini saptama ve geleceğe daha arınmış olarak çıkmaktır. 3. Perhizli olma: Hiçbir şeyde aşırı olmamak, aşırıya kaçmamak, ulaşılan manevî aşamanın verdiği sarhoşluktan korunmak, bu duyguyu yanlış algılayıp kendini yitirmemek ve mahrem olan şeylerden uzak durmaktır.

15 4. Sabır gösterme ve yetinme: Bir olgunluk evresi olarak algılanan bu makamda; Tanrı'dan başkasına yakınmamak, kutsal gerçeğe giderken aceleci olmamak, taşkınlık yapmamak, ölçülü olmak, mürşidin verdiği kadarıyla yetinmek, nefsine uyup mürşidinden kaldıramayacağı isteklerde bulunmamaktır. 5. Utanma: Yakışıksız davranışlardan ve uygunsuz işlerden kaçınmak, kınanma, ayıplanma kuşkusuyla bir şeyi yapmaktan ya da yapmamaktan sıkılmak. 6. Cömert olma: Bilgisini ehlinden esirgememek, bilgisinden lâyık olanı yararlandırmak, bunu ibadetin bir gereği olarak algılamak ve bu yolla insanın kendisini arı kılmasıdır. 7. Bilim öğrenme: Tarikat yolunda gönül yoluyla önce kendini, sonra kendi özünde Tanrı'yı bulmak, sezgisel aklını kullanarak kesin bilgiye ulaşmaktır. 8. Gösterişsiz yaşama, miskinlik: Kişinin kendisine hiçbir varlık tanımaması, teslim olması, uzlaşması, yola, yolun kurallarına tam olarak uyması ve bağlanmasıdır. 9. Arif olma (marifet/ hüner): Tanrı'nın gönül bilgisi, duyarlığı, derinliği yoluyla kendi özüyle bütünleşmesine izin verdiği ve bu yolla kendi yüce varlığını görebilmesi güzelliğini sağladığı, kendi özünü tanıma tadının zevkini verdiği biçimindeki yüksek olgunluk aşamasına ulaşmasıdır. 10. Özünü bilme: Son amacını "âlem-i ekber"de bulan ve küçük evren olarak algılanan insanı tanımak, bu yolla son amacını "âlem-i asgar"da bulan ve büyük evren olarak algılanan âlemin farkına varmak, bu bağlamda Tanrı'nın bütün sıfatlarnnn insanda ortaya çıktığının ayırımına ermektir. Hakikat Kapısı: Hakikat, bir ilham makamıdır. İlham doğrudan Tanrı vergisi olarak kalbe, gönülde doğan anlam, sezgi ve bilgidir. İlham, yalnızca arınmış gönüllere iner. İlhamda aldanma ve yanılma olasılığı yoktur. Hakk'ı görme, tanrısal âlemin gücü içerisinde erime, sonsuzlaşarak "bekalaşma" hakikat evresinde gerçekleşir. Kâmil insan olma yolculuğunun sonuncusu ve yetkinliğe varma aşamasıdır. "Muhibler"le özdeşleşilir. Bu evrede Hakk'tan halka inilir, yararlı işler yapılır. Düşünce aktarımında son derece cesur ve kurulu düzenin kurallarını yıkıcı, dünyasal yaşamını kurallara alan her türlü baskıya karşı tepkici bir tutum sergilenir. Hakikat kapısının makamları şunlardır: 1. Toprak (turab) olma: Herkesin "ayak toprağı" anlamında alçakgönüllü olmak Tanrı'dan gelen her şeyi gönül hoşluğuyla karşılamak, Tanrı'nın hoşnutluğunu, onayını kazanmak, kendini yol kurallarına bırakmak ve teslimiyete ermektir. 2. Tüm insanları bir görme: İnsanlar arasından din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmamak ve tüm insanların inançlarına hoşgörüyle bakmaktır. 3. Elinden geleni esirgememe: Verici olmak. Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.

16 4. Kimsenin ayıbını görmeme: İnsanların iyi, yararlı ve üretici yanını yakalamak; insanların kusurlarını, ayıplarını örtücü olmak, onları büyütmekten, yaymaktan kaçınmaktır. 5. Tevhid anlayışında olma: Bütün varlık türlerinin Tanrı'da "bir" olduğuna inanmak, Tanrı'dan başka varlık tanımamak, Tanrı'nın birliğine ve Ali'nin Tanrı'nın veli si olduğuna inanmak, Tanrı'nın görüntüsü durumundaki tüm canlı-cansız varlıkları sevmek ve bunu bir ibadet olarak algılamaktır. 6. Vahdet- i Mevcut anlayışında olma: Tanrı'ya yakın olmak, Tanrı'yla bir olmak ve Tanrı-evreninsan üçlüsünden oluşan "birliği" Tanrı olarak algılamaktır. Vahdet-i Vücut biçiminde görülen tasavvuf akımı, Alevilik-Bektaşilikte "Vahdet- i Mevcut" biçimini almıştır. 7. Anlamı bilme, sırrı öğrenme: Gönül sezgisi yoluyla duyular üstü bilgiye ulaşmak, marifete ermek; batın ve tarikat bilgisini özümsemek ve hakikate ermek; nefsin isteklerinden sıyrılıp derin düşünceye dalarak, "Tanrı evi" olarak tanımlanan gönülde ortaya çıkan örtülenmiş (gayb durumunda) şeylerin, yani Hakk'ın gizlediği/örttüğü ancak halka bildiremediği şeylerin ayrımına varmak, sırra ermek; ulaştığı anlamı, erdiği sırrı, ehil olmayandan sakınmaktır. 8. Seyrü sülüğünü tamamlama: Seyrü sülük aşamaları sıralamasında son evre olarak benimsenen ve Tanrı'dan halka dönmek olarak algılanan "seyri anillah" (Tanrı'dan yolculuk) aşamasını tamamlayıp gerçekle gerçek olmaktır. 9. Gerçeği gizlememe: Sohbette, muhabbette hakikat sırrını Hakk'tan halka taşımak; inançtan akla atlamak ve aklın öncülüğünde kâmil toplumu yaratmaya koyulmaktır. 10. Münacat ve müşahede: Tanrısal sırları ve tecellileri seyretmek, bu yolla tanrısal âlemi görmek; her an "Tanrı evi" olarak algılanan gönülde Tanrı ile söyleşide bulunmak; tarikat ulularını övmek ve onlara bağlılıklarını bildirmektir. Eğer Hacı Bektaş Veli bir yazar veya bir şair olsaydı, bir yargıya varmak ancak onun eserlerini okumakla olanaklı olabilirdi. Ancak Hacı Bektaş Veli'nin kişiliği çevresinde oluşmuş değerler bunu zorunlu kılmamaktadır. Hacı Bektaş Veli ile ilgili araştırma yaparken, ille de kendi yazdığı bir yapıt üzerinde incelemede bulunmayı zorunlu saymak, kanımızca gerçekçi ve yararlı bir yaklaşım değildir. Hacı Bektaş Veli'nin kendisinin hazırladığı bir kitabın elimizde bulunması, elbette ki incelemelerin daha sağlıklı olmasını sağlardı. Ancak Hacı Bektaş Veli'yi anlayabilmek ve anlatabilmek için, var olan kaynaklar, sanıldığının aksine, hiç az değildir. (41) Başka önemli bir kaynak da Alevi-Bektaşi ozanlarının nefes, devriye, düvaz ve mersiyeleridir. Bu şiirlerin Hacı Bektaş Veli ile ilgili olanların da genellikle gizemli bir hava vardır. Alevi-Bektaşi şiirlerinin hemen hemen tümünde doğrudan veya dolaylı olarak Hacı Bektaş Veli'ye doğa üstü bir güç atfedilmiştir. (42) Alevi-Bektaşi Edebiyatı diyebileceğimiz bu türde halka has saflığı yansıtan arı ve duru bir anlatım, Allah'a saygı yanında sevgi bağları kurmaya çalışan gerçek aşka yönelik bir hava esmektedir. Alevi-Bektaşi Edebiyatında duygusal yönün hissedilir bir ağırlığı olmakla beraber, özellikle nefes türünde Hacı Bektaş Veli'nin ilkelerine ve yolun kurallarına değinen ve dolayısıyla bu konuda gerçek bilgi veren çok sayıda şiir vardır. Aynca var olan menkabeler önemli bir kaynaktır. Bu bilinen menkabelerin hemen hepsi pozitif bilim sınırlarını aşan bir anlatıma sahiptirler. Dolayısıyla çağımız insanına inandırıcılıktan ve bilimsel değerden yoksun bir imaj vermektedirler. Gerçekten de menkabelerde yer alan doğa üstü güç, her

17 olaya insan mantığını zorlayacak ölçüde girmiştir. Ancak bu menkabelerin doğduğu çağlarda, toplumun üstün düzeyde sevgi ve saygısını kazanmış önemli şahsiyetler, çağunlukla, doğa üstü kudretlerle anlatılmışlardır. Onları, sıradan insanlar gibi normal ölçüler içinde görmek önemli şahsiyetlere inanmış kişi ve topluluklarca yeterli görülmemiştir. Bu nedenle gerçek olaylar, mucizeler ve gizemli olaylarla sembolize edilerek, halkın hazla dinlediği menkabelerle anlatılmıştır. Bu menkabelerde Ahmet Yesevi, yanmakta olan meşaleyi Rum Diyarı'na (Anadolu'ya) atar. Hacı Bektaş Veli, bu meşalenin düştüğü yeri yurt edinir. Tarihin ilk çağlarından beri bilimin ve aydınlığın simgesi olan meşale ile Hacı Bektaş Veli Anadolu'ya bilim ve uygarlığı getirmiş olmaktadır. Elinde kılıç değil meşale tutmaktadır. Hacı Tuğrul'u (43) doğan,yırtıcı kuş) biçiminde üzerine gönderirler. Hacı Bektaş Veli, hışımla gelen Hacı Tuğrul'u boğazından yakalar: "Biz size mazlûm suretinde geldik, siz bizi zalim donunda karşıladnnz. Güvercinden daha mazlûm bir yaratık bulsaydık onun donuna urunur da gelirdik." der. Bu Menkabe, Hacı Bektaş Veli'nin Anadolu ya barışçı amaçla geldiğini en hoş bir biçimde açıklıyor. Erenlerden de olsa, insanlardaki kıskançlık eğiliminin bulunduğunu, bu eğilimin dostluk ve iyilikle giderilebileceğini simgeliyor. Hacı Bektaş Veli'yi anlatan menkabelerde yer alan tarz çekici, sevimli ve amaçladığı düşünce ise güçlüdür. Hacı Bektaş Veli'nin felsefesinin incelenmesinde diğer önemli ve verimli kaynak Alevi-Bektaşi toplumunun inanç, ahlâk, töre ve dil varlığıdır. Ülkemizde ve bir o kadar da ülkemiz dışında yaşayan büyük bir insan topluluğu, yüzyılların oluşturduğu bir bilinçle Hacı Bektaş Veli'yi çok iyi tanımaktadır. Hacı Bektaş Veli'nin getirdiği hümanist felsefe, her saat onların günlük yaşantıları içindedir. Onun şahsında sembolize olan Alevi-Bektaşi kültürü halen yaşayan kuşaklara kadar kopmadan ulaşan canlı ve inandırıcı bir bilgi kaynağıdır. Hacı Bektaş Veli'den sona dünya güneşin çevresinde yüzlerce defa dönmüştür. Anlayışlar, yaşantılar, toplumsal düzen ve hatta yeryüzü büyük ölçüde değişmiştir. İnsanlığın geleceğini yüzyılların ötesinde gören, kişileri ve toplumu insanlığın temel idealine yönelten Hacı Bektaş Veli'nin çağındaki inançlarla, ona bağlı toplumun bugünkü inançları arasında, bazı küçük ayrıntılar dışında hemen hemen fark yok gibidir. Hacı Bektaş Veli ve Alevi-Bektaşiliğin evrenselciliği üç temel yaklaşıma dayanır. Bunlar; 1) İnsan ve insan sevgisi, 2) Dostluk, 3) Banş. Alevilik-Bektaşilik insan sevgisi temeli üzerine kurulmuştur. Dostluk, Alevi-Bektaşi inancının, kültür ve düşüncesinin ana kaynağıdır ve bu dostluk, insan severlik, konukseverlik, yardımlaşma, paylaşımcılık anlayışı ile çerçevelenmiştir. Hacı Bektaş Veli felsefesinde ve Alevilik-Bektaşilikte barış esastır. Barışı hem Alevilik- Bektaşiliğin kuramında, hem de eylemsel yaşantısında görmekteyiz. Barış, öğretinin bir eğitim ilkesi olmuş, toplumlar barış ön şartından geçirilerek yeniden yapılandırılmıştır. İnsanları iyi, doğru, sevgi kavramlarıyla yetiştiren ve yönlendirmeye çalışan Hacı Bektaş Veli felsefesinde savaş, kin, öldürme, kıyım, zulüm bulunmamaktadır. Kötülüğe kötülük, kısas gibi kurallar Hacı Bektaş Veli izdaşlarının

18 töresi ve yolunda kesinlikle yer almamaktadır. Alevilik-Bektaşilik sizden olmayanları öldürün anlayışını benimsememiş, aksine Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü düsturunu izlemiştir. Hacı Bektaş Veli, Velayename deki bir öyküde domuz yavrusunun bile incitilmesine izin vermemektedir. Hele insanın öldürülmesini uygun görmediği gibi böyle bir yaklaşıma şiddetle karşı çıkmaktadır. Alevi- Bektaşi geleneğinde, yer alan en ağır ve affedilmeyen düşkünlük cezası öldürme eylemine verilmektedir. Yine Alevi-Bektaşi söylencelerinde savaş aracı olarak, simgesel anlamdaki "tahta kılıç" vardır. Tahta kılıç kötülükle savaşın sembolik ifadesidir ve bu öğretiyi benimseyenlerin savaş/barış olayına bakışının en güzel göstergesidir. Hacı Bektaş Veli öğretisi evrensel bir yaklaşımla, dünya insanının kardeşliğini, dünya uluslarının dostluğunu savunur. Bu; yetmiş iki milleti bir tutmak / yetmiş iki milleti ayıplamamak / yetmiş iki millet birdir bize / dünya içinde yaratılmış nesneler eşittir sözleriyle dile getirilir. Bu anlatım ve bakış Alevi-Bektaşiliğin temel ilkesi olmuştur. Bütün din, ulus, mezheplerdeki insanlar bir görülür, ayrım yapılmayarak bir tutulur. Böylece insanları ayıran bütün etkenler Alevi-Bektaşilikte dışlanır, yüz bulmaz. Bu yanıyla çağını aşan bir düşünce ve inanıştır. Hacı Bektaş Veli XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla bu anlayışla seslenmiş, insanların bağlılık ve umut kapısı olmuştur. Alevi-Bektaşiliğin çağdaş ve güncel kalışının nedeni bu yaklaşıma dayanmaktadır. Hacı Bektaş Veli'nin evrenselciliğe ilginç bir yaklaşımı vardır. Evrenselciliğini; tasavvufun, doğanın ve insanın tanrısal parçacıklardan oluştuğu görüşüne ve insanın yaratılışı öğretisine dayandırır. Ona göre, insan-evren-tanrı bütünselliği, insanı dünya/evren insanı, vatandaşı kılar. Uluslara, etniklere ve dinlere göre ayırarak araya aşılmaz sınırlar koymak oluşuma ters düşer. Bu nedenle insan bir evren vatandaşıdır. Ayrımlar yapaydır, siyasal çevrelerce konulmuş ve insanlığın belleğine işlenmişlerdir. Bu anlayışını "insanoğlunun yaratılışı" savıyla da güçlendirir. İnsanın her parçası dünyanın/evrenin çeşitli yörelerinden gelerek, insanı yaratmışlardır. Her parçası dünyanın/evrenin değişik yörelerine ait olan insan bir dünya/evren vatandaşıdır. Bu da yapay ayrımları yadsır ve dünya/evren kardeşliğini getirir. (44) Hacı Bektaş Veli, Anadolu coğrafyasında bir "dergâh"ın temellerini atar. Anadolu'nun çoksesli yapısına seslenir. Derleyici, bütünleştirici ve toparlayıcı olur. Çeşitli etnik, din ve mezheplerdeki insanları çatısı altında toparlanmaya çağırır. Her türlü görüş ve düşüncedeki insanların şemsiyesi altında yer bulabilecekleri iletisinde bulunur. Bu çağın, O'nun ulusçuluğu aşan, dünyacı/ evrenselci çağrısıdır. Çağrısını şu sözüyle dile getirir. `Bütün tavlalardan boşanan, bizim tavlamızda eğlensin/ karar kılsın".böylece Anadolu'da "dünya kardeşliği"ni yaratmak için yeniden yapılanma sürecini başlatmış olur. Hacı Bektaş Veli ile başlayan bu "dünya kardeşliği" evrenselciliği Yunus Emre gibi birçok Alevi- Bektaşi ozan, düşünür ve dervişlerince öğretinin, Alevi-Bektaşi töre ve yolunun merkezine oturur. Bu düşünceyi en güzel sürdürenlerin ve öğretide işleyenlerin başında Yunus Emre gelir. Yunus Emre, dünyayı bütün insanlarıyla birlikte benimser ve kucaklar. "Kamu âlem birdir bize." diyerek dünya insanları arasında ayrım yapmadığını ve dünya insanlarını kendinde gördüğünü söyler. Bu anlayışını salt kuramdan çıkararak maddî temellere oturtur. Bu yaklaşım onda; "Dünya benim rızkımdır/halkı benim halkımdır" dizeleriyle dile getirilir. Tanrı'yı gerçekten sevenlerin, dünya insanlarının tümünü "kardeş" görebileceğini ve sevebileceğini vurgular. "Yetmişiki milletin birliği"ni işler. Bu birliği din ve dünya etkeninin bozmamasını, erdemliliğin "yaratılmışa birlik ile bakmaya" bağlı olduğunu savunur.

19 Hacı Bektaş Veli düşüncelerini, insan kavramı üzerine oturtmuştur. İnsanı yaşam içerisinde gereken donanımlarıyla birlikte ele alır. Bu, insanı insan olarak görmenin, ona insan olarak değer vermenin bir sonucudur. İnsanı; din, dinsel kurallar, kutsal kitapların getirdiği ölçüler içerisine kapamaz. Önce kurallar değil, "önce insan" der. İnsanı kurallar için var görmez, kuralları insanın yaşamını kolaylaştırıcı ögeler olarak düşünür. Alevi-Bektaşi öğretisi, insanı, "serbesttir, ama serazat değildir" biçiminde tanımlar. Kişiyi mürşidin müridi olarak mürşide bağlı olarak düşünürler. Mürşit, müridin yolunu açan, aydınlatan, önüne seçenekler sunan konumundadır. Mürit, bu aydınlanmış yoldan, çeşitli seçeneklerden seçtiği yolda gider. Yani mürşit, müridin yaşam alanını daraltmaz, daha genişletir. Bu geniş alanda manevra yeteneği kazandırır. Yalnız Alevilik-Bektaşilikte mürit, birey kuralsız da değildir. Başıbozuk, düzensiz, anarşik bir yaşam düşünülmez, kendisine böyle bir yaşam önerilmez ve sunulmaz. Serbestliğe, çok seçeneğe önem veren Alevilik-Bektaşiliğin kuralları Erkannamelerle/Buyruklarla düzenlenmiştir. Bektaşiler ilkeli bir özgürlük anlayışındadırlar. Bektaşilik, kurulu düzenlerin, katı din düzenlerinin koyduğu yapay kurallar karşısında oldukça özgürdür. Kendini bu tür kurallara bağlı ve uyma zorunluluğunda görmez. Şerri İslâm tarih boyu resim, söz, çalgı gibi çeşitli sanat dallarına yasak getirmesine karşın, Hacı Bektaş Veli'nin izdaşları bunların hiçbirine uymadığı gibi, bu tür yasaklarla savaşmıştır. Resim de yapmıştır, şiir de söylemiştir. Söylencelerle idealinde olanı yaratmış ve geniş yığınların gelenek kültürüne kazandırmıştır. Çalgıyı, inancının bir parçası kılmış ve kültürüne sokmuştur. Alevi-Bektaşi mizahı dinin ve düzenin katı, bağnaz kuralcılığı karşısında alay yoluyla savaşını sürdürür ve bu tür kuralcılık karşısında bağımsızlığını öne çıkarır. Bu nedenle Bektaşilik her zaman çağıyla uyumsuzluğa düşecek davranışlardan kaçındığı gibi, toplumun da sürekli bir adım önünde olarak yeniliklere önderlik etmiştir. Bu, Bektaşiliğin özgür yapısından ve katı kurallar karşısındaki kayıtsızlığından kaynaklanmaktadır. Bireyinin hiddet ve şiddete egemen olması, nefsini ve kızgınlığını yenmesi "Dört Kapı Kırk Makam" felsefesinin gereğidir. Alevi-Bektaşiler, hiddet ve şiddete kapılarak "gönül kırmayı", "gönül Kâbesini yıkmakla" bir tutarlar. Hacı Bektaş Veli'ye göre, hiddet ve şiddet "şer"den doğar. Buna karşı savaşmak bireyin insan olma özelliğidir. Çünkü; "İyiliğe iyilik her kişinin kârıdır, kötülüğe iyilik er kişinin kârıdır." Kötülüğe iyilik edecek olgunluğa erişen Alevi-Bektaşi, gereken ahlakî niteliğe ulaşmış kabul edilir. Yunus Emre'nin Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü dizesindeki anlayış ilkeleşmiştir. Bu anlayış ve yaşama bakış Alevi-Bektaşi'nin yaşam felsefesidir. Hoşgörü Alevi-Bektaşi erkânının en önemli ahlâk/adap kurallarından biridir. Alevi-Bektaşi edebiyatı, mizahı, "hoşgörü" anlayışını işler. Yasak, haram, günah sınırlamalarıyla donatılan insan beynini bu tür yasaklamacı anlayıştan kurtarır. Temeli sevgi ve refah anlayışıyla atılmış hoşgörü alanı yaratır. Alevi-Bektaşilik sevgi ve barış üzerine kurulmuştur. İnanç ve düşünce ayrılığı gözetmeden bütün insanlığı sevgiyle kucaklar. Dünya insanını bir ve kardeş bilir. Hacı Bektaş Veli öğretisinde arslan ile geyik bir arada işlenerek, güvercin görünümünde ortaya çıkarak; barış, dostluk ve bu maddî temeller üzerine oturtulmuş sevgi anlayışı yapılandırılmıştır. Hacı Bektaş Veli Anadolu'da bir "gönül eri" olarak çalışmış, dahası savaşım vermiş ve her tür inanç ve etnik kökenli toplumların/toplulukların barışık yaşamalarına yardımcı olmuş, yollarını aydınlatmıştır. "Vilayetname"de geçen söylencesel olaylarda bu sevgi ve barış felsefesi nesnelleşen bir inanç görünümü kazanmıştır. Yapıtta; iyilik ile yalan/ kötülük karşı karşıyadır. İyilik, sürekli olarak üstünlük kazanır. İyiliğin özünde ise insan sevgisi saklıdır.

20 Hacı Bektaş Veli, insanda dürüst, eylem ve davranışlarında sorumlu insan yetiştirmeyi amaçlar. Bu aşamaya ulaşmanın yolu bilimden geçer. Gerekli bilgi ve bilim anlayışını alamamış insanlardan böyle bir nitelik beklenemez. Ona göre kişiyi kötülüğe yönelten etkenler şunlardır: 1) Nefsin istekleri, 2) Kibir ve sapkınlık, 3) Yalancılık ve hilecilik. Bu ögeler Hacı Bektaş Veli'nin ömür boyu, Alevi-Bektaşiliğin ise tarihi boyu savaşım verdiği öğelerdir. Hacı Bektaş Veli, eğitim açısından insanları "er kişi" ve "ham kişi (ham ervah)" olarak ikiye ayırır. "Er kişi", eğitilmiş kişidir. "Erenler" sözü de bir bakıma bu kavramdan ve anlayıştan türer. "Erenler" denilmesinin nedeni; "eğitim alanına girmiş", "eğitim yoluna girmiş" olanlar, "eğitim alan kişiler", "eğitilmiş kişiler" oluşlarından dolayıdır. "Ham kişi" diye tanımladıklarını da ikiye ayırır; "eğitim alacaklar" ile "eğitim alamayacaklar" diye bir ayrım yapar. Eğitim alanlar; aymazlıktan çıkmış anlamında "gafletten uyanmışlar", Tanrı'yı bilen, öngörülü anlamında "Allah'a agâh olanlar" olarak adlandırılırken, eğitim almamışlar veya almayacak olanlar aymazlık içinde, uyanmamış olanlar anlamında "gaflette olanlar" ve Tanrı'yı bilmeyenler, cahil anlamında "Allah'a nadân olanlar" sözleriyle dile getirilir. Bu adlandırılışlar bir bakıma insanın akıl, bilinç, anlayış ve iman gibi yetileri alabilecek anlayışa sahip veya sahip olmama durumunu yansıtır. Eğitim ise, doğrudan insanın özüne, özünün yetişmesine, ahlâk kurallarını edindirmeye yöneliktir. Yani insanına bir yön vermek, ona bir yaşam biçimi kazandırmak amaçlanır. Bu yaklaşım; "insanın öğrendiğini ahlâkına indirgeyebilmesi" sözüyle dile getirilir. Alevilik-Bektaşilikte "öğrenme" için "bilgi edinme", "öğrenmeyi" ve "eğitmeyi" kapsamaktadır. Bilgi işlev üretirse yararlıdır. Yoksa, "öğrenme" olarak kalmış kuru bilgiden öte bir anlam taşımaz. Bilgi, davranışlara yansımalıdır, bu da "bilginin eğitim işlevi" ile ancak gerçekleşir. Böylece bilgi, kuru bilgi olmaktan çıkmış ve doğrudan yaşama geçmiş ve bir yarar sağlamıştır. Bu yaklaşım insanı daha olgun davranışlara, düşüncelere, olgunluğa, erdeme götürür. Bilgi edinme ; öğretim ile eğitimi kapsayarak gerçek amacına ulaşmış olur. Bu durum, "olgun/yetkin/kâmil insan" yaratmanın yolunu açar. Bilmek, bulmak, olmak süreci Alevi-Bektaşiliğin olgun/yetkin insanını yaratır. Eğitimle; "iyiliği kötülüğe egemen kılmak" için uğraşır. "Kötülüğün zihinden çıkarılması" iş edinilir. İnsanın, nefsi ile savaşı bu nedenle vardır. Alevi-Bektaşi için nefis ile savaş, "en büyük savaş"tır. Gelişme, yenilenme, çağı anlama, çağın önünde gitme, insanları aydınlatma, insanların ufkunu açarak onları açmazlardan ve geriliklerden kurtarma yol/erkan bağlısının eğitimi sonucunda edindiği yetilerdir. Çünkü öğreti; "Alevi-Bektaşi olanın bir gün sonrasının, bir gün öncesinden ileride olmasını" insansal zorunluluk olarak görmektedir. İnsanlara peşinen iyi gözle bakılır. Doğuştan suçlu ve kötü görülmez. Hoşgörülü bir yaklaşım vardır. İnsanların eğitilip aydınlanarak kötü eylemlerinden vazgeçeceği kabul edilir.

21 İyi insan/kötü insan ayrımı yapılmaz. Eylemi iyi insan/eylemi kötü insan vardır. İnsanları kötü eylem ve davranışlardan arındırıp doğru yola kazandırmak için tüm çabalar gösterilir, eğitilir, iyi davranışlar kazandırılmaya çalışılır. O süreç içerisinde insanların tövbeleri kabul edilir, doğruya yönelmelerine yardımcı olunur ve yola kabul edilebilirler. Tövbeden sonra kötülüğe yönelenlerin tövbeleri kabul görmez ve yola kabul edilmezler. Aynı zamanda Alevilik-Bektaşilik, çevrecilik anlayışını temel alır. Çünkü, felsefesi olan tasavvufun bir gereğidir bu. Evrende birlik vardır. Tanrı insanıyla, doğasıyla, çevresiyle bir bütünlük taşır. Bu anlayıştan olacak ki, Alevilik-Bektaşilik çevreyi göz önünde tutacak davranış sergiler. Mürşit, "çevrede olan biteni izlemeli ve her şeyin dengede olduğundan emin olmalıdır" anlayışı vardır. Bu, insanın dünyasıyla ilgilenmesini ve çevreciliğini gerektirmektedir. Hacı Bektaş Veli; bilimi, bilgiyi yolun özü haline getirir. Bilimi olmayan herhangi bir şeyi "suyu olmayan kente" benzetir. Bilgini, işi-gücü ibadet etmek olan zahide, din adamına üstün tutar. Akıl'ı "başın sultanı", zekayı da insanın başına konmuş "hüma kuşuna" benzetir. Tasarladığı, "gönül kenti"ne akıl'ı "sultan" olarak düşünür.yeryüzünde aklı "her şeyden üstün" görür. Çünkü ona göre, "her iyi şeye buyuran" akıldır. Akıl, "beden içinde sultan, gönül içinde rahatlık"tır. Bu sözleriyle Hacı Bektaş Veli aklı, akılcılığı eğitiminin, insan yetiştirmenin temeli olarak almıştır. XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla ışık saçmış, insanlığı aymazlıktan kurtarmak için "akıl/akılcılık" üzerinde yöntem geliştirmiştir. Bu yaklaşımıyla Hacı Bektaş Veli ve bu yaklaşımı miras alan Alevi-Bektaşiler Ortaçağ'ın karanlıklarını, zorlamada insanlığa öncülük etmiş, Batı'ya mal edilen Hümanizm'in, Rönesans'ın, Reform'un, Aydınlanma Çağı'nın ilk öncüleri olmuşlardır. Alevilik-Bektaşilikte "nefis eğitimi", insan yetiştirme işinin temelidir. İnsanda "iyi/kötü" olarak iki yan gören Alevilik-Bektaşilik, Dedeler, Babalar, Pirler, Mürşitler gibi tarikat yetişkinleri yoluyla kişiyi bireysel olarak eğiterek ve her türlü kötü ve yanlış eğilimlerinden arıtarak, "iyiyi" "köyüye" egemen kılmaya çalışır. Olgun/yetkin insan yetiştirmenin yolu budur. Bu bir bakıma "gönül eğitimi" yoludur ve Alevi-Bektaşiliğin ön plâna çıkardığı "gönül adamı" bu yolla yetiştirilmektedir. Hacı Bektaş Veli kişinin kendini bilecek, yapacaklarının sorumluluğunda ve bilincinde olacak konumda olmasını amaçlayıcı bir eğitim yöntemi önerir. Bu kişinin "bilmek-bulmak-olmak" sürecini izlemesiyle ancak olanaklıdır. Bu sürecin sonunda kişi "Tanrı'yı bilecek ölçüde" "kendini bilen" insan olarak, yani yetişmiş, olgunlaşmış, aldukça yetkinleşmiş olarak ortaya çıkar. Hacı Bektaş, "her ne arar ise kendinden ara" anlayışıyla artaya çıkar. Bu onun "kendini tanı, kendini bil" felsefesine denk düşmektedir. Ancak bu özelliği taşıyan, bu yetkinliğe ulaşmış olanlar Tanrı'ya ulaşırlar, O'nunla bütünleşir, O'nun bilgisini edinirler. Alevi-Bektaşiliğe göre, "müminlerin kalbi Tanrı'nın kürsüsü ve evidir". Tasavvufun yalın, paylaşımcı ve ortaklaşa yaşama anlayışı, Alevi-Bektaşiliğin toplumcu düşüncesini oluşturmuştur. Soyut tasavvuf somutlaşmış, Hakk'tan halka inmiş tir. "Kâmil insan", "kâmil toplum" özleminin çekirdeğini ve bu tür toplum yaratma sürecinin başlangıcı olmuştur. Hacı Bektaş Veli kendini bu amaca adamıştır. Bu anlayış Hacı Bektaş Veli yoluyla; "Ben din büyüğü diye halka hizmet edene derim." biçiminde formüle edilmiştir. "Halka dayanan" ve elinden geleni toplumundan sakınmayan", özveri esasına dayanan, "kimseyi ezmeyen, incitmeyen" Otman Baba'nın

22 dediği gibi "boynuzsuz koyunun hakkını boynuzlu koyundan alan" bir inanç, siyasal ve toplumsal düzen anlayışını içerir. Yani Anadolu'da demokratik düşünce, Hacı Bektaş Veli ile mayalanmıştır. Türk toplumunun düşüncede ve pratikte ilk toplumcusu olmuştur. Hacı Bektaş Veli öğretisi, "emeği temel alma anlayışı" toplumun/toplumculuğun merkezine emeği koymaktadır. Kendisi de bu alanda bir kuramcı değil, doğrudan uygulayıcıdır. Çalışan, üreten insandır. Toplumunun doğrudan aralarında yer alarak çalışır, "imece" yoluyla üretir. İş yapmayı öğretir, "helal kazanmayı" benimsetir. Ona göre, "İbadetin yeri başkadır, işin yeri başkadır".çalışmayı kutsal görür ve ibadetin üzerinde düşünür. Bu ölçüde ekonomiye ve toplumsallığa onem veren, inanç sisteminin üretim-emek yanını öne çıkaran bir mutasavvıfa, tarikat adamına rastlanmaz. Hacı Bektaş Veli, saray dünyasının insanı değildir. O, doğrudan çalışan ve üreten insandır. "Vilayetname"de Hacı Bektaş Veli-Akçakoca ilişkisi anlatılırken, bu tutuma ilişkin çarpıcı örnekler verilir. Burçakların doğaüstü güçle yolunmasına karşı çıkılır. Burçaklar emeğin ve işin kaynağı olan elle yolunur. Bir iş ve üretim yapılır ve "elimizin emeğini yiyelim" denir. Hacı Bektaş Veli doğaüstü gösterilerinde bile simgesel de olsa maddî ve somut "emek" örnekleri sergiler. Ağaca çıkarak elma toplar, değneği yere dikerek üzüm yetiştirir. Oysa başka ermiş örneklerinde bu tür doğaüstülükler (kerametler) el-kol kımıldatılmadan yapılır. Hacı Bektaş Veli, emeği, üretkenliği, "helal kazanç"ı, çalışmayı, üretmeyi, "alın terini", "cömertliği", "ekmeğini hiç kimseden esirgememeyi", "haram lokma yememeyi" toplum felsefesinin temeline koyar. Bu terim ve değerlere etik (ahlâksal) nitelikler yükleyerek toplumun benimsemesini ve yaşantısına sokmasını kolaylaştırır ve sürekli kılar. Çünkü, etik değerler gelenekleşerek sürekli hale gelirler. Hacı Bektaş Veli böylece bir toplumsal olguyu yakalar. "Helalında rızık arama" ve "doyguyu emekle arama" anlayışı onun yarattığı toplumsal ve inançsal geleneğin odak noktasıdır. Bu arayış ve tutum bir erdemliliğe dönüşür onun felsefesinde. "Kâmil İnsan"da aranılan özelliklerdir bunlardır. Hacı Bektaş Veli korumacı, yetinmeci bir toplumsal yapıdan yanadır. Özentilere yer vermez. "Dünyasal nesneler"in insan üzerindeki egemenlik kurmasına ve kişiyi yönlendirmesine bir mutasavvıf tavrıyla karşı çıkar. Bireyin nesnelere, dünyasal olan varlıklara ve zenginliklere egemen olmasıyla toplumsal mutluluğun sağlanacağı kanısındadır. Tasavvuf dilinde bu tutum "fakr" halidir. Feodalizmin ögeleri ta o dönemlerde Hacı Bektaş Veli tarafından reddedilir ve kötülükleri sergilenir. Bunun karşısına "gönül cömertliği" ile çıkılmasını önerir. "Helal kazancı" idealleştirir. Sınıflı ve vurguncu düzenin gereği olan tefeciliğin bir türü olan "riba"yı daha dört makamının ilki olan şeriat aşamasındayken "haram" sayar. Hacı Bektaş Veli, "ben/bencillik"i kaldırma savaşını vermiştir. Alevi-Bektaşilikte "benlik şeytana yakışır/ benlik şeytanın işidir" denir. Ben sözü kesinlikle bir övünme ve mülkiyet anlatımı olarak kullanılmaz. Alevi-Bektaşi terminolojisinde "nefs" olarak dile getirilen bu olgu, eğitime alınarak eritilmeye çalışılmıştır. Bu anlayışlardan olacak ki, özel mülkiyet anlayışı ve özel mülkiyet olgusu Alevi- Bektaşi dünyasında pek gelişmemiştir. Pirevi'ndeki ve onu örnek alan Alevi-Bektaşi köylerindeki "Karakazan"ın kolektif ve paylaşımcı niteliği tüm Alevi-Bektaşi topluluklarına simgesel olarak örnek olmuştur. AleviBektaşi tekkelerinde "Mihman Evi (Konuk evi)"nin (45) bulunması insan severliği, toplumsal dayanışmayı ve toplumsal sevgiyi belirler. Bireysel çıkarların çemberini kırmayı, toplumsal erdemi yaratmayı amaçlar. Meydan Evleri toplumsal tümlüğü, yeme-içmedeki toplumsal adaleti

23 sağlamıştır. "İmece" olarak birlikte çalışma, üretme ve birlikte, topluca tüketme anlayışı doğmuştur. Alevi-Bektaşilerin bireyci ve özel mülkiyetçi yanları güdükleşmiş, eşitlikçi ve toplumcu yanları ve anlayışları gelişmiştir. Alevi-Bektaşilikte özel mülkiyet yer alamamış, kamu/ortak mülkiyeti tutunmuş ve kurumlaşmıştır. Bu kurumlanış kaynağını Hz.Ali'nin ve Hacı Bektaş Veli'nin öğretilerinde ve uygulamalarından alır. Bu öğretinin temelinde dünyadaki herşeyin insanlar için yaratıldığı ve herkesin bunlardan yararlanması gerektiği anlayışı vardır. Bu anlayışı Hacı Bektaş Veli şöyle dile getirir: "Hak Teâla dünyada her ne yarattı ise, sizlere verdi. Hem kendisini dahi sizlere verdi. Gökler örtünüz, yerler döşeğiniz, ay ve gün ışığınızdır. Yemişler nimetiniz, otlar süsünüz, ağaçlar yaraşığınız (yararınız), yılkılar bineğiniz.(...)sizler birbirinizle kardeşsiniz. Siz kullar benimsiniz. Ben bağışlayıcı Mevla sizinim. Bunca çeşit nesneleri sizin için yarattım. Gökyüzünden yerin altına kadar her ne varsa sizlerindir, sizlere bildirdim". Hacı Bektaş Veli, evrende, dünyasal ve toplumsal olaylardaki zıtlığı görmüştür. Doğal ve toplumsal olayların benzeştiğini, doğal ve toplumsal olaylardaki çelişkiyi, toplumların birbiriyle çelişen sınıflardan oluştuğunu görebilmiş; uzlaşmacı, dayanışmacı bir inanç ve toplumculuk anlayışıyla bu soruna çözüm aramıştır. Mistik ve simgesel görüntü altında bu toplumsal gerçeği sergiler. Baş ile vücut, gök ile yer, dağ (yükselti) ile deniz (alçaltı), ağaçlar (yüksek) ile otlar (kısa), acı ile tatlı, cennet ile cehennem, mümin ile kafir, dost ile düşman, adil ile zalim arasındaki çelişkiyi tartışır. Bu çelişkilerin birbirleriyle kavga ettiklerini, dünyadaki "adil düzenler" ile "zalim düzenler"in de savaş içerisinde olduklannı saptar. Ancak insanların birbirlerini "kardeş" görmeleriyle(46)bu tür çelişkilerin sonlanacağını belirtmektedir. Alevilik-Bektaşilikteki, "kamil insan" yetiştirnıeyi amaçlayan bir toplum öğretisi anlayışım (felsefesi ve inancını) sistemleştiren Hacı Bektaş Veli'dir. "Kamil insan"dan yola ç,ıkılarak "kamil toplum" yaratılmaya çalışılır. Hacı Bektaş Veli'nin amaçladığı toplum ve toplumsal düzen ancak bu yolla ve bu aşamada gerçekleşir. İki eğilim sergilenir: Dış (zahir) yüzü halka, topluma, iç (batın) yüzüyse Hakk'a yöneliktir. Bu anlayış Alevilik-Bektaşilikte iç (batın) anlamlar simgelerle, dış (zahir) anlamlarsa örneklerle anlatılır ve dış/görünür anlamda (zahirde) İmam Cafer'e uyulur. Ancak Hacı Bektaş Veli'nin biçimlendirdiği bu sistem Caferilik bağlamı içerisinde görünmesine karşın, tam bir Caferilik (bugünkü anlamda Şiilik) sergilenmez. Yalnızca kendini o ekole bağlı, o ekolun içinde görür. Caferiliğin Batıni yanını geliştirir ve Caferiliğin Batıni yanının temsilcisi olur. Böylece; Alevilik-Bektaşilik sufıliğe/ tasavvufa dayalı, batıni özellikler taşıyan, heterodoks bir öğreti olarak karşımıza çıkar. Alevi- Bektaşilik Muhiddin Arabi'nin "Vahdet-i Vücut/ Vahdet-i Mevcut" felsefesini tümüyle benimser. "Enel-hak" ve "tevelle- teberra" kuramlarının derinliğine ulaşır. Felsefesinin özünde "varlığın tekliği" anlayışı yatar. Tanrı-evren-insan bütünselliğine inanılır. Tanrı'nın her parçasının evrendeki her parçada, her insanda olduğu kabul edilir. Bu anlayış; "ne varsa alemde, örneği var Âdemde" tümcesiyle formüle edilmiştir. Yani: Doğa ve evren Tanrı'nın açık bir görünümüdür. Tanrı kendini olağandışı insanda, insanüstü insanda, kamil insanda gösterir. Hz.Ali, kamil (yetkin/olgun) insanın en iyi örneğini temsil eden "kişi/tip" olarak kabul edilir. Alevilik-Bektaşilikte Tanrı insanın içinde olduğundan, özellikle insan görünümü Tanrı'nın düşünce, irade, özgürlük, eylem gibi özelliklerini yansıtır. Gerçek tapınç (ibadet), insanın düşüncelerini

24 kendi üzerinde yoğunlaştırmasıdır. Çünkü Tanrı, insanın içindedir. Bu nedenle insanın kendi dışında bir nesneye yönelik düzenli tapınması, tapıncın öznel ve nesnel nedenleri kalmadığından gereksizdir. Kadın, İslâm düşünü, hukuku ve toplumu içerisinde ilk kez Hacı Bektaş Veli ile gerçek değerini bulur. Anadolu kadınına layık olduğu değeri Hacı Bektaş Veli verir. Şeriat toplumundaki nikah ve koşullu nikahlar, talak, iddet, hülle gibi kadını bir mal, eşya, meta durumuna düşüren uygulamaları tümüyle kaldırılmıştır. Hacı Bektaş Veli ve Alevi-Bektaşilik kadına insan değerini vermiştir. Hacı Bektaş Veli toplumu oluşturan bu iki ayrı cinse (kadın ve erkeğe) eşit değer vererek, İslâm'ın Sami geleneklerinden getirdiği kadın aleyhine olan olumsuzlukları gidermiştir. Alevi-Bektaşilik kadın alanında, eski Türkmen törelerinin izleyicileri olmuş, Orta Asya'dan getirilen kadına değer veren toplumsal yaşantı ve düşünce sürdürülmüştür. Kadın Alevi-Bektaşilikte değer gören, saygın, toplumsal ve ekonomik yaşama katılan, çalışan, değer üreten varlıktır. Kadın örtünmeye zorlanmaz ve kaç-göç yoktur. Kadın doğuştan sakıncalı, eksik değildir.yani Hacı Bektaş Veli'nin ilkelerinde yer alan yaklaşımla, kadın sevilen-sayılan eştir, anadır, bacıdır, kız çocuğudur. Dolayısıyla kadın toplumsal yaşamın doğrudan içindedir. Kültür ve inanç kurumlannda da kadın erkekle birliktedir. Kadını, cem törenlerine erkeklerle birlikte katılır. Kadının kestiği yenir. AleviBektaşi dergahlarında kadının inanç odağında olduğu; kayıtlarda yer alan kadın dervişlerin varlığı ile anlaşılıyor. Kayıtlarda: "Kız Bacı", "Ahi Ana", "Sağrı Hatun", "Hacı Fatma",. "Hundi Bacı Hatun", "Sume Bacı" adlarında dergah yöneticisi kadınlara rastlanılır. Vilayetname'deki "Kadıncık Ana" da bu derviş ve dergah yöneticisi kadınlardandır. Yunus Emre, şeyhi Taptuk Emre'ye "Anabacı'' aracılığı ile ulaşır. Anadolu'da başında kadınlar olan Alevi-Bektaşi ocakları vardır. Tokat'taki "Anşa Bacılılar" buna en güzel öınektir. Veli Baba'nın Halep'e Osmanlı sarayınca sürülmesi üzerine ocağın başına eşi Anşa Bacı geçer ve geleneği sürdürür. Anadolu'daki kadın adına bağlı ocakların ilki budur. Afyon-Emirdağ'ın Karacalar Köyü'ndeki "Hüseyni" adlı topluluk da 1900'lerde Zöhre Bacı'ya bağlanmışlardır. Birçok Alevi-Bektaşi kadın şair, müzisyen, ressam ve sanatçı yetişıniş, gerek dergah içinde, gerekse dergah dışında bulunmuş ve bugünlere dek gelen sanatsal ürünler vermişlerdir. "Gülsüm Bacı", "İkbal Bacı", "Şehrubanu Bacı", "Sakine Bacı", "İzmirli Exrıine Beyza Bacı", "Arife Bacı". "Hüsniye", "Useyle", "Zeynep", "Zeynep Kaınil", "Münire Bacı", "İstanbullu "Naciye Bacı", "Öksüz Zeynep Bacı", "Leyla Bacı" bunlardan bir bölümüdür. "Kadıncık Ana/ Kutlu Melek" tipini öne çıkararak. Alevi-Bektaşilik ideal kadın tipini yaratır. Hacı Bektaş Veli, kadınların okutulmasını öğütleyerek, gelecek kuşakların bilinçli anaların elinde yetişmesini ister. Hacı Bektaş Veli'nin, bilinen yönleri bilinmeyenlerden fazladır. Özellikle halk arasında, kişisel ve toplumsal yaşantısı olarak, Ata-Dede görgüsü olarak adetlerinde, törenlerinde, inançlannda Hacı Bektaş Veli'nin yolunu izlemesi, araştırmacılar için büyük şanstır. O'na: Erenlerin ser çeşmesi" (erenlerin baş kaynağı), "Pir-i Tarikat" (yolun/tarikatın kunıcusu/büyüğü), "Kutb-ül Ârifın" (ariflerin başı), "Zübde-i Evliya" (evliyaların eıi seçkini), "Gavs-ül Vasılin" (hakikat ve maarifete ermiş olan kaınillerin başı) gibi atıflarda bulunulmaktadır. Anadolu'da yaşayanlarca Hacı Bektaş Veli, bu sıfatlann hepsini birden taşımaktadır. Kısaca Hacı Bektaş Veli'nin etkileri şöyle sıralayabiliriz:

25 Kişisel ve toplumsal ilişkilerdeki insanlık anlayışım oluşturan toplumsal yaşantıyı, çağının çok ilerisine götürerek geliştirmiştir. Taassubu etkisiz kılmış, dini inançta hümanist bir refonn gerçekleştirmiştir. Türk Edebiyatı'na yeni bir anlayış sağlamış, edebiyat tarihimizin en duygusal türü olan halk edebiyatının temelini atmıştır. Kültür ve geleneklerinden oluşan temel üzerinde güçlü bir ahlak sistemi geliştirmiş ve bunu toplum içinde uygulamıştır. İnsanlara, kendi özbenliğinde kötülüklerden arınmayı, diğer insanlan sevmeyi, saymayı ve toplum içinde sevgi ve barışa yönelmeyi etkin biçimde öğretmiştir. DİPNOTLAR VE AÇIKLAMALAR: (1) ELVAN ÇELEBİ : MENAKIBU'L-KUDSİYYE Fİ MENASIBİ'L - ÜNSİYYE, (BABA İLYAS-I HORASANİ VE SÜLALESİNİN MENKABEVİ TARİHİ) Haz.: İsmail E.ERÜNSAL, A.Yaşar OCAK, İstaubul, İ.Ü. Edebiyat Fakükesi Yaymlan *OCAK, Ahmet Yaşar : BABAİLER İSYANI ALEVİLİĞİN TARİHSEL ALTYAPISI YAHUT ANADOLU'DA İSLÂM TÜRK HETI;RODOKSİSİNİN TE~EKKÜLÜ İstanbul Dergah Yaymlan 1996 *OCAK. Ahmet Yaşar: BEKTAŞİ MENÂKIBNÂMELERİNDE İSLÂM ÖNCESİ İNANÇ MOTİFLERİ İstanbul Enderun Kitabevi, *OCAK, Ahmet Yaşar : İSLÂM-TÜRK İNANÇLARINDA HIZIR YAHUT HIZIR-İLYAS KÜLTÜRÜ, Gen.2.b., Ankara, Türk Kükürünü Araştırma Enstitüsü, Yaymları, 1990 (2) OCAK. Ahmet Yaşar : MENAKIBNAMELER, Ankara, TTK Yayınlan, 1992 *OCAK, Ahm~ Yaşar : OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA MARJİNAL SUFİLİK: KALENDERİLER (XIV-XVN YÜZYILLAR) Ankara, TTK Yayınlan, *OCAK, Atıxxıet Yaşar : OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA XVN. ASIRDA ANADOLUDA ZAVİYELER, İstanbul, İ.Ü. Edebiyat Fakükesi Tarih Bölümü Yayınlanmamış Mezuniyd Tezi, *OCAK, Ahxnet Yaşar : TÜRK FOLKLORUNDA KESİK BAŞ, Ankara, TKAE Yayınlan, *OCAK, Ahmet Yaşar : OSMANLI TOPLUMUNDA ZINDIKLAR VE MÜLHİDLER ( Yüzyıllar), İstanbul, Tarilı Vakfı Yuıt Yaymlan, (3) FARUKİ, S.-A Y. OCAK : "Zaviye" md., İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ, c. 13, İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1993, ss *OCAK, A. Yaşar - ERÜNSAL, İsmail E. : `E'lvan Çelebi'nin ıl~enâkıbnâınesi Hakkında", TÜRK KÜLTÜRÜ, c.kxiv, sayı: 270~ Ekim 1985, ss * (4) BİLGE, Süheyla Kurtulinuş : OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA BEKTAŞİ TEKKELERİ, İ.Ü. Edebiyat Fakükesi Tarilı Bl. Basılinannş Mezuniyei Tezi, 197S. *DEMİRBÜKER, İlknur : HACI BEKTAŞI VELİ KÜLLİYESİ, İ.Ü. Edebiyat Fakükesi Sanat Tarihi Bölümü Yayınlannıamış Lisans Tezi lstanbul, *GÖNEN, Figen : OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN KURULUŞ DÖNEMİNDE MERKEZİ İKTİDAR-SUFİ ÇEVRE İLİŞKİLERİ ( ), H.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi Ankara *HASLUCK, F.W. : ANADOLU VE BALKANLAR'DA BEKTAŞİLİK, Haz: Yücel Demirel, İstanbul, Ant Yaymlan, *KILIÇ, Rüya : HİLAFET MÜCADELELERİNİN İSLÂM TARİHİNDE VE OSMANLI İMPARATORLUĞU'NDA TOPLUMSAL YAPIDAKİ İZDÜŞÜMÜ: SEYYID VE ŞERİFLER, Ankara, H.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yaymlannıaımş Yüksek Lisans Tezi, *KÖPRÜLÜ, Orhan F. : TARİHİ KAYNAKLAR OLARAK XIV.VE XV. ASIRLARDA ANADOLU'DA BAZI TÜRKÇE MENAKIBNAMELER, İ.Ü., Basılmamış Doktora Tez~ I951. *ŞEN, Gültekin : TARİH İÇİNDE HACIBEKTAŞ, F.Ü. Tarih Bl., Yayınlanmamış Lisans Tezi, *TOKCAN, Celal : HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİK, F.Ü. Tarih Bl.,

26 Yayntılannıamış Lisans Tezi, *UYSALLAR, Ferhunde: BEKTAŞİLİK, İ.Ü.Edebiyat Fakükesi Basılmamış Lisans Tezi, İstanbul, (5) YAVUZER. Hasan : HACI BEKTAŞ YÖRESİ BEKTAŞİ İNANÇLARININ DİN SOSYOLOJİSİ YÖNÜNDEN İNCELENMESİ. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılinaımş Yüksek Lisans Tezi, (6) KANTUR, Haluk: BEKTAŞİLİK NİÇİN BATILDIR, İstanbul, Karnıca Matbaacılık, (7) İSHAK EFENDI : KAŞİFÜ'L - ESRAR VE DAFİÜ'L- EŞRAR, İstanbul, 1290 ( 1873). (8) ELVAN ÇELEBİ : MENAIiIBU'L-KUDSİYI'E Fİ MENASIBİ'L - ÜNSİYYE, (BABA İLYAS-I HORASANİ VE SÜLALESİNİN MENKABEVİ TARİHİ), Haz.: İsmail E.ERÜNSAL, A.Yaşar OCAK, İstanbul, İ.Ü. Edebiyat Faküftesi Yaymlan, *OCAK, Ahmet Yaşar : BABAİLER İSYANI, ALEVİLİĞİN TARlFISEL ALTYAPISI YAAUT ANADOLU'DA İSLÂM TÜRK HETERODOKSİSİNİN TEŞEKKÜLÜ, İstanbul, Dergah Yayınlan, 1996 *OCAK, Ahmet Yaşar. OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA MARJİNAL SUFİLİK: KALENDERİLER (IOV-XVrt YÜZYILLAR) Ankara, TTK Yaymlan, (9) GÖLPINARLI, Abdülbaki : MANAKIB-I HACI BEKTAŞ-I VELİ "VİLAYETNAME", İstatıbul, İnkılap Kitabevi, *NOYAN, Bedri (Der.): FİRDEVS-İ RUMİ MANZUM HACI BEKTAŞ-I VELİ MANZUM VİLAYETNAMESİ, Ankara, (10) MEHMED SÜREYYA MÜNCI BABA : TARİKAT-İ ALİYE-İ BEKTAŞİYE, İstanbul, Kanaat Kitaphanesi, 1338(1914). *MEHMED SÜREYYA MÜNCI BABA: TARİKAT-I ALİYE-İ RİFAİYE, BEKTAŞİLİK VE BEKTAŞİLER, İstanbul, Kanaat Kitaphanesi, 1335 (1911). *MEHMED SllREYYA (Münci Baba ) : BEKTAŞİLİK VE BEKTAŞİLER, İstanbul, Şems Matbaası, 1914/1330. *Yeıi Baskı : TARİKAT-I ALİI'YE-İ BEKTAŞİYE (YÜCE BEKTAŞİ TARİKATI), Sadeleştiren : Ahmei Güıtaş, Ankara, Diyanet Vakfi Yaymlan, *NECIB ASIM: BEKTAŞİ İLM-İ HALİ, İstanbul, Kanaat Kütüphanesi, 1343/1925. (11) A. RIFKI: BEKTAŞİ SIRRI, 4 cilt, İstanbul, Asır Matbaası ve Kitabevi, 1325-I328 (I ). *A.RIFKI: BEKTAŞİ SIRRININ MÜDAFASINA MUKABELE, Dersaadet, Asır Matbaası, 1327(1911). *AHMED CEMALEDDIN ÇELEBI : BEKTAŞİ SIRRI NAM RİSALEYE MÜDAFAA, Musahhı'hi: Rıza Lütfı, İstanbul, Manzumei Effcâr Matbaası, I328 (1910). *AHMED SIRRI BABA : ERRİSALETÜ'L-AHMEDİYYE Fİ TARİHİ'T TARİKATÜ'L-BEKTAŞİI'YE Bİ-MISR'İL-MAHRUSE, Kahire, Matbuatu'ş Şark-ı Şarig Hayzan el- Mersule, 193?. *AHMET RIFAT : MİRATÜ'L MAKASİD Fİ DEF'İL-MEFASİD, İstanbul, İbrahim Efendi Matbaası, 1295 (1876). *AYTEKİN, Sefer (Haz.) : VELAYETNAM~İ HACI BEKTAŞ VELİ - HACI BEKTAŞ VELİ'NİN HAYATI, Ankara, Emek Basım-Yayım Evi, ty. *BABINGER, Franz. - Fuad KÖPRÜLÜ : ANADOLU'DA İSLÂMİI'ET, Çev: Ragıp Hulusi, Haz. Mehmet Kanar, İstanbul, İnsan Yaymlan, 1996 *BAYRAM, Mikail: FATMA BACI VE BACIYAN-I RUM, Konya, Damla Matbaacılık, 1994 *BİRGE. John Kingsley : BEKTAŞİLİK TARİHİ, Çev.Reha ÇAMUROĞLU, İstanbul, Ant Yaymlan, 1991 BOZBEYOĞLU, Hulusi : BEKTAŞİLİĞİN İSLÂMİYETİN YAYILMASINDAKİ ETKİSİ, İstanbul, Özaydm Matbaası, *BOZKURT, Fuat (Haz.) : BUYRUK, İstanbuI, Anadolu Matbaası, 1982 *COŞAN, Esat : MAKAKAT, HACI BEKTAŞ-I VELİ, Ankara, Seha Neşıiyat, *COŞKUNEREN, Hüseyin Haki : TARİKATI ALİYEYİ BEKTAŞİYE EVRADI ŞERİFİ, ty *ÇAVDARLI, Rıza : BEKTAŞİ SHtRI ÇÖZÜLDÜ. HACI BEKTAŞİ VELİ'N1N HAYATI, FAALİYETİ, SİYASETİ, TÜRKÇÜLÜĞÜ, İstanbul, Aydınlık Matbaası, *ÇELEBI CEMALETTIN

27 EFENDI : MÜDAFAA, Dersaadet, *DERVIŞ RUHULLAH : BEKTAŞİ NEFESLERİ, İstanbul, Oılıaniye Matbaası, 1340 (1924). (12) Vilâyetnâme'ye göre Lokmân-ı Perende, babası tarafuıdan Hacı Bektaş Veli'nin terbiyesi ile görevlendiriliniştir ve Ahm~-i Yesevî'nin halifesidir. Bu zat hakkında bütün bilgimiz bnndan ibar~tir. Bununla beraber, Revzatu's-Safâ, Habîbu's-Siyer ve Nefehâtu'RÜns'de, XI. Yüzyılda yaşamış ünlü melâmetî şeyhi Ebü Saîd-I Ebü'1-Hayr ile çağdaş bir Şeyh Lokmân-ı Serahsî'den bahsedilinektedir. İlk iki kaynakta yalinzca mezannın Herat'ta bulunduğu kaydedilmiş, üçüncüsünde ise, Lokmân-ı Serahsî ile Lokxnân-ı Perende'nin aynı kişi olduğunu zannetirecek bir menkabe anlatıhmştır. Dolayısıyla buna dayanarak Lokmân-ı Serahsî' nin aynı zamanda Lokmân-ı Peraıde (LTçan Lokman) diye de tanınnnş olabileceği ihtimali kuwetlidir. (13) ÖZTÜRK Mürsel; HACI BEKTAŞ VELİ VE ÇEVRESİNDE OLUŞAN KÜLTÜR DEĞERLERİ BİBLİYOGRAFYASI (DENEME), Kükür Bakanlığı Yayınlan, Ankara, 1991, s.3 (14) Hacı Beldaş Veli ile Hz.Ali arasmda kan bağı olmasa bile ilim (bilgi) bağı vardır. lnsanlar, işte bu manevi bağlantıyı gözden kaçırdıklan içiw Hacı Bektaş Veli'yi bir Aıap gibi göıme yanılgısına da düşmüşlerdir. Anadolu, o çağlarda büyük düşünürleıin harman olduğu bir yerdir. Horasan'dan gelen herkesin hemcxı kabul gördüğü, veli sayıldığı gibi mantığı beniınsemek olanaksızdır. O döneıni yansıtan menakıb kitaplannda, şeyhler ve babalar arasmda kuwetli bir varlık mücadelesinin olduğunu göıüyoruz. Vilayetname'de anlatılan öyküleıin ~ı ilginçlerinden biıi de, Anadolu erenleıinin Hacı Beldaş Veli'yi Anadolu'ya sokmamak için yaptıklan işbirliğine ilişkin olanıdır. Halkuı, hiç tanunadığı birisini gelir gelinez var olan babalara, dedelere, şeyhlere tercih ederek kendisine veli yapması akıl ve mantıkla bağdaşmaz. Hacı Bektaş Veli; Babalılar arasında, Anadolu'da y~işmiş ve kendisini, gerek eylemleri, gerek düşünceleri ile kabul eüirmiştir. Aynca Hacı Bektaş Veli, 1240 dolaylaruıda Anadolu'ya gehniş olsaydı, tamamen hareket içinde olan Türkmenlere söz dinlelmesi olanaksız olurdu. Hacı Bektaş Veli o dönemde, Türkmenler arasında yaşıyordu... Başsız kalan önemli bir kitleyi, 1240 isyanmdan sonra alinış, oldukça güvenli sayılabilecek Sulucakaraöyük çevresine götüımüştür. Bizzat bu kitlenin lideri gibi oıtaya çıkxxıaıruş olsa bile, onlann manevi gıdasmı veren insan olmuştur. Gerek Âşıkpaşazade taritıinde, gerekse Elvan Çelebi'nin Menalnbül Kndsiyye adlı kitabmda, Hacı BelAsş Veli'nin, Babalılar ayaklanmasına katılmadığt vurgulanır ve yaşadığı dönem de aydınlanır. (15) lsmet Zeki Eyuboğlu secereyi veıirken bu halkada İmam Ca'fer Sadık'ı atlannş ve İmam Musa Kâzım'dan sonra da secereyi onikinci İmam Mıxtıammed Mehdi'ye taşımıştır. Ancak İmam Muhanımed Mehdi'nin çocuk yaşta kaybolduğıx (gaib olduğn) ve onun ile ilgili yaşam ve evlilik kaydına dair bilgiye rastlaıunadığı gerçeğini atlamıştır. (16) Bu halka yer alan isme kimi kayıtlarda Es-Seyyid Mehmet olarak yer verihniştir. (SEZGİN, AbdGlkadir : HrlCI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİK, 3.b., İstanbul, Sezgin Neşriyat, 1991: 19-20) (17) (SUNAR, Cavit : MELAMİLİK VE BEKTAŞİLİK, Ankara, AÜ. hahiyat Fakükesi Yaymlan, 1975:37), ( SEZGİN, Abdüllcadir : HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİK, 3.b., İstanbul, Sezgin Neşriyat, 1991:19-ZO),( EYUBOĞLU, İsm~ Zeki : BÜTÜN YÖNLERİYLE HACI BEKTAŞ VELİ : YAŞAMI, DÜŞÜNCELERİ, ÇEVRESİ, ETKİSİ, İstanbul, Özgür Yaym Dağıtun. 1989::60), (ÖZTt7RK, Yaşar Nuri : TARİHİ BOYUNCA BEKTAŞİLİK, İstanbul, Yeni Boyut Yaymlan. 1990:

28 (18)( SUNAR, Cavit : MELAMİLİK VE BEKTAŞİLİK, Ankara, A.Ü. İlahiyat Fakükesi Yayınlan, 1975:35)'de bu silsile Hz.Muhammed ile başlatılinıştır. (19)SUNAR, Cavit : MELAMİLİK VE BEKTAŞİLİK, Ankara, A.Ü. İlahiyat Fakühesi Yaymlan 1975.: )'da verilen bir başka silsilede İmam Ali'den sonraki halkalar şöyledir: *Sehnân-ı Fârisî *Kasım b.muhammeri b.ebu Bekir *Ca'fer Sâdık *Bayezîd-i Bistaıni *Ebu'1 Hasan Harkani *Şeyh Ebu Ali Fannedi *Hoca Yusuf El-Hemedâni *Hoca Ahxnet Yesevi *Şeyh Lokman Perende *Hacı Beldaş Veli (20)(SEZGİN Abdülkadir : HACI BEKTAŞ VELİ YE BEKTAŞİLİK, 3.b., İstanbul, Sezgin Neşriyat, 1991:20)'de verilen silsilede İmam Ali Rıza'dan sonraki tarikat silsilesine ait hallcalar şöyledir: *Şeyh Muhaınnıed Eslem Tusî *Ebu Cafer Şehid Tahir Meşhedi *Şeyh Abdullah Vâsıti *Ebu Bekir Muhammed Hâili *Kadı Buhammed Buharî *Şeyh Kudbuddin Senâbâdi *Şeyh Rüknüddin Ebu Muhaınıned Cürcanî *Şeyh Nasrullah Hasan Sen~ri *Hoca Alnnet Yesevi *Şeyh L,okman Peraıde *Hacı Bekaş Veli (SITNAR, Cavit : MELAMİLİK VE BEKTAŞİLİK, Ankara. A.Ü. İlahiyat Fakükesi Yaymlan, 1975: 35)'de İmam Ali Rna ile Cüneyd-i Bağdâdi arasında Şeyh Maruf El Kerhî ve Şeyh Seriyyüs-Sakati yer ahrıaktadır. (TEMREN, Belkıs : BEKTAŞİLİĞİN EĞİTSEL VE KÜLTÜREL BOl'UTU, Ankara, Kükür Bakanlığı Yaymlan, 1994: 50)'de İmam Ati Rıza'dan sonra Bayezîd-i Bistami'ye bağlanan tarikat silsilesi daha sonra; *Ebu't Hasan Harkani *Ebu Muhammed Tusî *Ebu Ali Farmedi *Yusuf El-Hemedani *Hoca Ahmed Yesevi *Şeyh Lokman Perende *Hacı Bektaş Veli (21) (SUNAR, Cavit : MELAMİLİK VE BEKTAŞİLİK, Ankara, ACT. İlabiyat Fakühesi Yaymlan, 1975:35)'de Cüneyd-i Bağdadî ile Ebu Osman Mağribi arasmda Şeyh Ebu Ali Rüdbari ve Şeyh Ali El-Katib El-Mısri yer abnaktadır. (22) (SUNAR, Cavit : MELAMİLİK VE BEKTAŞİLİK, Ankara, A.Ü. İlahiyat Faküttesi Yaymlan, 1975.:35-36) (SEZGİN, Abdülkadir : HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİK, 3.b. İstanbul Sezgin Neşriyat, 1991.: 20) (23) (EYUBOĞLU, İsmet Zeki : BÜTÜN YÖNLERİYLE IiACI BEKTAŞ VELİ : YAŞAMI, DÜŞÜNCELERİ, ÇEVRESİ, ETKİSİ, İstaııbul, Özgiır Yaym Dağstun, 1989: 61-62)'de tarikat silsilesinde Ma'rüf i El-Kerhî ile Şeyh Seriyy-üs Sakati'nin arasında Şeyh Sırrı ismine yer vemıiştir. (24) Bu isim (EYUBOĞLU, İsmet Zeki : BÜTÜN YÖNLERİYLE HACI BEKTAŞ VELİ : YAŞAMI, DÜŞÜNCELERİ, ÇEYRESİ, ETKİSİ, İstanbul, Özgür Yayım Dağıtım, 1989.: 61-62)'de Ebu Ali Rudbadi biçimindedir. (25) (OYTAN, M. Tevfik: BEKTAŞİLİĞİN İÇ YÜZÜ, İstanbul, İstanbul Maatif Kitaphanesi, 1988: )'de tarı7cat silsilesinde bu isim yer alinayıp tarikal silsilesi şöyle devam etıııektedir: *Cafer bin Yunus *Ebubekir Şebeli *Muhammed Züccac *Hoca Ahmd Yeseviyyüttaşkgıdî *Hoca Ritstem Taberistanî *Hoca Cafer Sicistatıî *Yakup İsfahani *İshak Hemedaııi *Yahyai Kahistani *Lokman Perendei Kâ~saııî *Hacı &ktaş Veliyy-ü1-Horasaniyyün Nişaburi. Aynca burada Şeyh Ebu Ali Kâtib El- Mısri isminin (EYUBOĞLU, İsmei Zeki : BÜTUN YÖNLERİYLE HACI BEKTAŞ VELİ : YAŞAMI, DÜŞÜNCELERİ, ÇEVRESİ, ETKİSİ, İstatıbul, Özgür Yaym Dağıtmı, 1989.;61-62)'de Şeyh Ebu Ali Hasan biçiminde verildiği görülmüştür. (26) EYUBOĞLU, İsmet Zeki : BÜTÜN YÖNLERİYLE HACI BEKTAŞ VELİ : YAŞAMI, DÜŞÜNCELERİ, ÇEVRESİ, ETKİSİ, İstanbul, Özgür Yayın Dağıtım, 1989.: 61-62)'de Şeyh Ebu Ali Faımedi'den sonra Fazl İbn Mehmet Tusi yer alırken, diğer secerelerde bu yer almamaktadır.

29 (27) SUNAR, Cavit : MELAMİLİK VE BEKTAŞİLİK, Ankara, AÜ. İlahiyat Fakükesi Yayınları, 1975:36) (EYUBOĞLU, İsmet Zeki. BÜTÜN YÖNLERİYLE HACI BEKTAŞ VELİ : YAŞAMI, DÜŞÜNCELERİ ÇEVRESİ, ETKİSİ, İstanbul, Özgür Yayın Dağıtım, 1989.:61-62)(OYTAN, M. Tevfık: BEKTAŞİLİĞİN İÇ YÜZÜ, İstanbul, İstanbul Maarif Kitaphanesi, 1988: ) (28) Ancak Türkmen (Oğuz) boyuna bağlı Çepni kolunun Bektaşlu Oymağı'ndan olan Hacı Bektaş Veli'nin doğduğu bölge, içinde yaşadığı topluluk, yaptıklarına ve düşüncelerine baktığımızda soy olarak Arap kökenli olmadığı ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen soyca İmam Ali'ye bağlı gösterilmesinin nedeni, daha çok İmam Ali'nin manevi mirasına sahip çıkmasıdır. Hacı Bektaş Veli ile İmam Ali arasında kurulan bağ bununla da kalmamaktadır. Hatta Alevi-Bektaşi öğretisi içinde yer alan menakıbname ve nefeslerde Hacı Bektaş Veli'nin İmam Ali'nin don değiştirmiş hali olarak görüldüğü açıkça belirtilmektedir. Hacı Bektaş Veli ile İmam Ali arasında soy (kan) bağı olmasa bile ilim ve düşünoe bağı vardır. Alevi-Bektaşi Ozanı Ali İlhami bu düşünceyi bir nefesinde şöyle dile getirmektedir. "Eğlen turnam eğlen Ali misin sen"/ Ali sevilmez mi deli misin sen"/ "Yoksa Hacı Bektaş Veli misin sen" (29) OCAK, A Yaşar - FARUKİ Süreyya: "Zaviye" md. İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ (MEB Yayınları) c. XII, ss *OCAK, A.Yaşar: Anadolu Sufiliğinde, Ahmed-i Yesevi ve Yesevîlik" TÜRK DİLİ, sayı: 504, Aralık *OCAK, A.Yaşar : "Bektaşiilik" md., TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ, c.v, ss *OCAK. A.Yaşar : "Emirci Sultan ve Zaviyesi ", TARİH ENSTİTÜSÜ DERGİSİ, 1978, ss *OCAK, Ahmet Yaşar: Alevilik ve Bektaşilik Hakkındaki Son Yayınlar Üzerinde (1990) Genel Bir Bakış ve Bazı Gerçekler-I", TARİH VE TOPLUM, sayı: 91, Temmuz 1991, ss *OCAK, Ahmet Yaşar: Alevilik ve Bektaşilik Hakkındaki Son Yayınlar Üzerinde (1990) Genel Bir Bakış ve Bazı Gerçekler-II", TARİH VE TOPLUM, sayı: 92, Ağustos 1991, ss (51-56). *OCAK, Ahmet Yaşar: Anadolu Heterodoks Türk Sufıliğinin Temel Taşı: Hacı Bektaş-ı Veli El-Horasani (? ), YUNUS EMRE, NASRETTİN HOC.A VE HACI BEKTAŞ VELİ DÜŞÜNCESİNDE HOŞGÖRÜ, Haz. Ş.Özdemir, Ankara, 1995, ss *OCAk, Ahmet Yaşar: Anadolu'nun Dini Kültürel Coğrafyası ve Sufılik", DERGAH, sayı: 29, *OCAK, Ahmet Yaşar: "Bir Eleştiriye Cevap Yahut Türkiye'de Din ve Tasavvuf Tarihi Araştırmalarının Bazı Zaaflarına Dair", TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ, sayı: 37, Kasım-Aralık 1995, ss *OCAK, Ahmet Yaşar: "İslâm, Tasavvuf ve Tarikatlar (Sosyal tarih perspektifinden bir bakış)", TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ, sayı: 45, Mart-Nisan 1997, ss *OCAK, Ahmet Yaşar: "Çetin Yetkin'in Yazısına Bir Eleştiri", BİLİM VE ÜTOPYA, Eylül *OCAK, Ahmet Yaşar: "Kaygusuz Abdal, OSMANLI ARAŞTIRMALARI ll, (Neşir Heyeti: H.İnalcık, N.Göyünç), İstanbul 1981, ss *OCAK, Ahmet Yaşar: "Sarı Saltuk ve Saltuknâme", TÜRK KÜLTÜRÜ, XVII, sayı: 197, Mart 1979, ss *OCAK, Atımet Yaşar : 'XIIIXI!Yüıyıllarda Anadolu'da Türk Hırishyan Dini Etkileşimler ve Aya Yorgi (Saint Georges), BELLETEN, 1991, s *OCAK, Ahm~ Yaşar : ':4nadoln Türk Halk Sufıliğinde Ahmed-i Yesevi Geleneğinin Teşekkülü ", MİLLETLERARASI AHMED YESEVİ SEMPOZYUMU BİLDİRİLERİ (26-27 Eylül 1991), Ankara, Kükür Bakanlığı Yayınlan. I992, ss *OCAK, Alım~ Yaşar : 'XI~XI~I. Yilzyıllarda Osmanh İdeotojisi ve brına nıuhalefet probtemi", XI. TÜRK TARİH KONGRESİ(BİLDİRİLER), Ankara, 1994, ss *OCAK, Ahm~ Yaşar : ' Bektaşi Menakıpnaınelerinde Tenasuh İnancı ", II. MİLLETLERARASI TÜRK FOLKLOR KONGRESİ BlLDİRlLERİ, Ankara, I982, IV, ss *OCAK, Ahmet Yaşar : '~~'I~I. Yüzyıl Osmanlı Anadolusu'nda Mesiyanik Hareketlerin Bir Tahlil Denemesi", V. MİLLETLERARASI TÜRKİYE SOSYAL VE İKTİSAT TARİHİ KONGRESİ (İstanbuI Ağustos 1989), Ankara, 1991, ss *OCAK, Ahmâ Yaşar : ' XIII ~'I! Yüzyıllarda Türk-Hıristıyan dini etkileşimler ve Aya Yorgi(Saint George) Kültü ", BELLETEN, 214, 1991, ss *OCAK, Atıxxıd Yaşar : "Hacı

30 Bektaş Peli'nin Tarihî ve Tasavvufı Şahsiyeti", HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENİ AĞUSTOS 1984, Haz. Abdullah Taşdelen, Hürses Matbaası, 1986, ss *OCAK, Ahınet Yaşar : 'Bektaşilik bir tarikattır ama Alevilik gfıçlü tasavvufı yapısına rağmen tarikat değildir ", TÜRK YURDU, C. 14, sayı: 88, Aralık 1994, ss *OCAK, Ahmet Yaşar : "Zornnlu Bir Cevap ", CEM, yıl: 4, sayı: 45, Şubat 1995, ss *OCAK, Atunet Yaşar : 'AlevilikProblemi ve Türkıye", CEM, yıl: 4, sayı: 42, Kasun 1994, ss *OCAK, Ahmet Yaşar: "Türkiye'de Aleviliğin Sosyo-Kültürel Problemleri Üzerine Bir Yaklaşım Denemesi ve Bazı Düşünceler", CEM, yıl: 3, sayı: 31, Aralık 1993, ss (30) Bu konuda Rıza Zelyut verdiği bilgilere katılinaınak olanaklı de~ildir. Daha ganş bilgi için bakunz: ZELYUT; Rıza, Hacı Bel~aş Veli, Hürriyet Gazetesi Yaymı İstanbul taı~lısiz (31) AHMET EFLAKI : ARİFLERİN MENHIBELERİ, Çev. Tahsin Yazıa, 2. cilt, MEB Yaymlan, Anlcara, (32) Alevilik-Beldaşilik üzerine en büyitk otorite olarak kabul gören Prof.Dr.Atımet Yaşar OCAK başta olinak üzere Hacı Bektaş Veli'nin doğnmu tarihi kesinleşmemiş, Hakka yürümetarihi (ölümü) 1270/1271 olarak tespit ediliniştir. (33) Vilayetname'de 92 yaşma kadar ömür sürdüğü beliıtilmiştir. 63 ve yakuı yıllar olarak yaşam süresinin verilinesinde, Hz.Muhammed ve HzAli ile yaşam süresini aynileştirnıek çabasmdan kaynaklanan bir yaklaşım ve zorlama sezilmektedir. (34) Hacı Bektaş Veli nin kişiliği konusunda biliıtbsel g~çeklecı yansıtan, olunılu veya olumsuz duygusallıklann yansıtıhnası dışında fazla bir araştırmaya rastlanmamaktadır. Dini inanç farklılıklan yüzünden bazt ön yargı ve belirli amaçlarla gerçeklere çok defa saygı göscerihnenıiştir. Kimi yazarlar, Hacı Bektaş Velihin ilke ve inancınm ne olduğıuıu anlaınak fırsatını bulamadan, onu körü könine kötülemek eğiliıninden kendisini kuıtaramazlarken, bazı yazarlar da Ohu, olduğn gibi değil, kendisinin istediği gibi göstermek yolunu tutmuşlardır. Bilinçli veya bilinçsiz olarak Hacı Bektaş Veli'yi olduğn gibi değil de, istediği gibi gönnek isteyenleıin gayreileri ve çalışmalan günümüzde daha da aıtmıştır. Hacı Bektaş Velihin gerek yeti~cd'ıği oıtamı ve gerekse edindiği biı7kimlerini hiç bihneyen; bıma kaışın, hiçbir yazılı ve sözlü kaynağa dayanmaksızın Hacı Bektaş Veli'nin bug~nı izleyicileri olanlan ya yok sayan ya da sapkın saylanlara artık sıkça rastlamaktayız. Dayandığı anlayışı, küküıiı ve o anlayışı sürdürenleıi bilinmetien ve Hacı Bektaş Veli'nin yaşadığı çağınm diline ve taızma uygunluğn araştınlinadan düşünceleri ve görüşleri diye snnulan savlar gerçeklerden bir hayli uzak kahnaldadır. Hacı Bektaş Velihin kişiliğini dışardan hiç bir katkı yapmadan anlatmak ve açıklamak için, ohun ilkelerini kutsal bir emanet olarak benliğinde koıumuş, saygı ve sevgisini nesilden nesile sürdürmüş olan Alevi-Bektaşi topluluklarun iyi anlamaktan geçmektedir. Hacı Beldaş Velihin kişiliğini belirli hatlanyla açılslayan çağında yazıhmş kitap veya belgenin az sayıda bulunnıası, sonra yazılanlaruı ve söylenenleı~in, kasıtlı veya kasıtsız çok değişik olmasına olanak hazırlanmıştır. Gerçeği seçip ayırnıak, yaşantı yakınlığından ve çevre görgüsiuıden yoksun araştnrnacılar için çok zor olmaktadır. Hacı Beldaş Velihin insan topluluklan üz,erindeki etkin gücü nedeniyle, politik ve ideolojik amaçlarla ohun düşüncelerini, istenen düşünce sistemine paralel göstermek için yoğun çaba harcanması konuyu büsbiıtiuı kamıaşık bir hale sokmaldadır. Hiç bir saklı amaç beslemeden içtenlikle Hacı Bektaş Veli'ye bağlı bulunan, sevgisinden haz duyan kişile5 toplum içinde gerçeğ anlatamazlaısa, kuşakdan kuşağa aktanlan gerçek bilgilere ilgisizlik içinde bulunan insanlann, inançlaıma sahip çıknıamalan halinde, yakın bir gelecekte çok kişi

31 için, Hacı Bektaş Veli, ya hiç benzemelieği bir görünümde tanınacak veya tarı7ıin derinliklerinde kalan bir isim olarak anılacaktır. 35 Hacı Belrtaş Veli'nin admdaki veli nnvanı önemlidir. Alevi-Beldaşi felsefesindeki velayet yükiuıü taşımakla yükümlü en ulu kişiye verilen bu nnvan, Alevi-Beldaşiler arasmda iki kişi için kullanıhmştır. (Hacı Bektaş Veli ve Şah İbrahim) Hacı Bel~aş Veli'nin, ana baba tarafından Arap olinadığ oıtadadır. Onun Türkler arasmda, Türk kültürü ile yetiştiği, gerek yaşantısmdan, gerek düşünceleıinden anlaşılıyor. Bnna karşım Hacı Bektaş Veli'nin soyunnn İmam Ali'ye çıkaıtılinası, gerçekte İmam Ali'nin manevi mirasma sahip çıkmaktan kaynaklanır. Hacı Bektaş Veli'ye veli unvanının veıilmesi de işte buradan doğar. Bugün Alevi-Bel~aşi odebiyatını incelersek, Hacı Bektaş Veli'nin, Hz.Ali'nin don değştirmiş bir şekli gibi görüldüğtinü rahatça saptayabiliıiz. Ozan Ali İlhami bir nefesinde bnnu şöyle dile getirir: "Eğlen turnam eğlen Ali misin sen Ali sevilmez mi deli misin sen Yoksa Hacı Bektaş Veli micıin sen?" 36 ~LINÇ, Nurullah : PİR-İ AZAM GAVS-İ EVHAM HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİNİN TARİKAT SİLSİLESİYLE VASİYETNAMELERİ, İstanbul, İsmail Akgiın Matbaası, ' ADORJAN, İxnre : `ılfacaristan'da Bektaşiliğin İzleri, Etkileri", CEM, yıl: 1, sayı: 7, Aralık 1991, ss AKTAŞ, Ali : "Balkanlarda KıgIbaşGk", CEM DERGİSİ, sayı: 64, Maıt 1997, ss *BÖLÜKBAŞIOĞLU, Osman Saygı : `Fatih Dernişler", TÜRK FOLKLOR ARAŞTIRMALARI, sayı : 76, Kasım 1955, ss *CLAYER, Nathalie : `Arnavut Bekta~ilerinin İnançları" Çev. Hakan Yücel, NEFES, yıl: 3, sayı: 25, Kasım 1995, ss *CLAYER, Nathalie : `ArnavutlukBektaşi Tarihi", Çev. H. Yücel, NEFES, yıl: 2, sayı: 23, Eylıil 1995, ss *CLAYER. Nathalie : "Detroit Bektaşi Tekkesinin Tarihçesi ", Çev. Hakan Yücel. NEFES, yıl: 2 sayı: 20 Haziran 1995, ss *CLAYER, Nathalie : ':4rnavut Bektaşiliğinin Yüksek Mevkileri ", Çev. İnci Çınarlı, CEM, sayı: 66, Mayıs 1997, ss *DEDE, Abdurrahim : `Batı Trakya'da Bektaşilik", CEM, yıl: 1, sayı: 8, Ocak 1992, ss *DHOUBLIER, Max : "Rumeli Bektaşileri ", HAYAT TARİH MECMUASI, c. I, sayı: 1, Şubat 1969, s. 78. *DUYGULU, Melih : "Trakya'da BektaŞilik NI, Kızıl Deli Snltan ve Ali Koç Baba ", CEM, yıl: 4, sayı: 42, Kasım 1994, ss *EYİCE, Semavi : "T~arna ile Balçık Arasırıda Akyazılı Sultarı Tekkesi ", BELLETEN sayı: 124, 1967, ss *GERMANUS, Gyula : "Gül Babo Türbesinde Düşünceler I", TARİH VE TOPLUM, sayı: 146, Şubat 1996, ss *Makalenin devamı için bk: TARİH VE TOPLUM, sayı: 147. Maıt 1996, ss ; TARİH VE TOPLUM, sayı: 149, Mayıs I996, ss j *HAFIZ, N'ımetuIlah : "Yugoslavya'da Bekta~i Tekkeleri ", HACI BEKTAŞİ VELİ - BİLDİRİLER, DENEMELER, AÇIKOTURUM, Ankara, 1977, ss *HAFIZ, Nimetullah : 'Arnavutluk'ta Bekta~ilik" CEM, yıl: 2, sayı: 12, Mayıs 1992, ss *HEZARF'E~1 Ahmet : "Demir Baba Tekkesi (1) ", CEM, yıl: 3, sayı: 29 Ekim 1993 ss *HEZARFEN, Ahm~ : `Bulgaristan halklarının efsanevi babası: Dernir Baba ", CEM, yıl: 6, sayı: 60, Kasım 1996, ss *HEZARFEN, Ahmet : `l7eli Orman ve Dobruca'daki Bazı Tekkeler ve Zaviyeler", CEM, sayı: 71, Ekim 1997, ss *HEZARFEN, Ahmet : "Tuna Boyunda Denizlerli Ali Baba Tekkesi ", CEM, yıl: 8, sayı:, 75, Şubat ss *HEZARFEN, Ahmet : "Demir Baba ve Kara Davnt Paşa ", CEM, sayı:, 77, Nisan 1998, ss *HINÇER, İlısan : "Yugoslavya Gezisinden Notlar: VI, Blagaj ve Sarı Saltuk Tekkesi ", TÜRK FOLKLOR ARAŞTIRMALARI, sayı: 178, Mayıs 1964, ss *KOWALSkİ, T. : "Deli-Orman" md., İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ, c. 3, İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1993,

32 ss *KÖPRi)LÜ, Orhan F. : "GülBaba" md., İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ, c. 4, İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1993, ss *ÖZTNNA, Yılinaz : 'ilfacaristan'da Bir Türk Dergâhı : Gül Baba", HAYAT TARİH MECMUASI, sayı : 10, İstanbul, Kasım 1967, ss.7-9. *POPOVIC, Alexandre : "Osmanlı Sonrası Dönemde Güney-Doyu Avrupa'daki Müslfıman Tarikatlar", İLİM VE SANAT DERGİSİ, Çev. Osman Türer, sayı : 37, İstanbul, Kasım 1993, ss *TEVETOĞLU, Fethi : "Criil Baba Tekkesi", TÜRK FOLKLOR ARAŞTIRMALARI, sayı : 33, Nisan 1952, ss *VAKALOPULOS, Apostolou E. : 'Flasan Baba Tekkesi", İ.Ü. EDEBİYAT FAKÜLTESİ GÜNEYDOĞU AVRUPA ARAŞTIRMALARI DERGİSİ, 4-5, , ss *VATIN, Nidıolas : `illerdivenköy Bekta~î Tekkesi ", Çev. İllıan Cem Erseven, NEFES, sayı: 18, Nisan 1995, ss (38) Bazı araştıncılur, Hacı Beldaş'ın Sürmî bir mutasawıf olduğuna delil olarak. ona izafe edilen Makalât'ı gost~irl~. Bir kere Makalât'ın gerye~ı Hacı Bektaş tarafından yazıldığının heıüz ispat eıülemeıniş olinası bir yana, bu ispat eriiliniş olsa bile, bir kere bu eserin, tasawuf edebiyatmdaki bir çok benzeri gibi, müridl~e basit seviyede tasawufiı öğret nek için yazılmış bir el kitabı olduğunu nıüridlere basit seviyede tasawufu &ğtetmek için yazıimış bir el kitabı olduğunu anlamak son dereee kolaydır. İkinci olarak Makalîıt'ın, Hacı Bektaş'm meşrebine uygıuı heterodoks düşünceleı yansıtmak zorunda olduğn da söylenemez Zira şnrası unutulinamalıdır ki, bu tip popüler mâhiyetre ve aşağı derecedeki müıidler için yazılmış eserlerde, Türkiye gibi, Sünnîliğin hakim duıumda olduğu bir oıta çağ ülkesinde kolay kolay Sünn? İslâm'a muhalif şeylere rastlanıak mfımkiın degildir. Bu itibarla Makalât'a bakarak Hacı Beldaş'ın heterodoks bir Türkmen babası değil, Süımî bir mutasawıf olduğunu ileri sürmek kesinlikle iknâ eıüci değildir. Onun Baba İlyas'ın halifelzrindaı biıi olduğunu hiç bir zaman gözdeı uzak tutmaraak gerekir. 39 Doç.Dt. Bedri Noyan, şu kitaplanıxıda Hacı Bektaş Veli'ye ait olduğunu yazar : Şerh-i Besmele, Fevaid, Bahr'ül Hakayık,, Şatlıiyye, Makalat-ı Gaybiyye ve Kelimat-ı Ayniyye, Hıtrdename, Üss'ül Hakika... 4 YAMAN, Melımet : HACI BEKTAŞ-I VELİ, MAKALAT VE MÜSLÜMANLIK, İstanbul, Gülbay Yayınlan, 1989 *AYTEKİN, Sefer : MAKALAT, Ankara, Emek Matbaası, *COŞAN, Esat : MAKAKAT, HACI BEKTAŞ-I VELİ, Ankara, Seha Neşriyat, * DURAN, Haıniye : HACI BEKTAŞ-I VELİ'NİN MAKALATINDA DİN VE TASAWtlF, G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Atşivterde ve eski belgeler üzeıinde yapılacak bir inceleme sonucunda çok sayıda femıan, vakıf kaydı, mahkeme ilâmı, kubbe altı kararlan, mektuplar ve benzeri belgelerin bulnnacağı kuşkusuzdur. özel kişiler elinde bulunan belgeler bir tarafa, kitaplıklardaki el yaanalan bile yeterli düzeyde bir araştirnıa ve değerlendirme yapılinannştır. Bazı d'rnıeınlerde, değerli el yazmalanndan büyük bir b6lünıünün yok edildiği dünülse bile, çeşitli kişiler elinde çoğakılmamış el yazmaları bulnnduğıuıu kabul eünek aşarı bir iyimserlik olmamalıdır. 42 KUNTER, 1-lalim Baki : KIRKBUDAK, HACI BEKTAŞ İNCELEMELERİNE GİRİŞ, Ankara, Emek Matbaası, 195I. *NOYAN. Bedri : BEKTAŞİLİK ALEVILİK NEDİR? Ankara, Doğuş Matbaacılık, *NOYAN, Bedri : DEMlR BABA VİLAYETNAMESl, İstanbul, Can Yayınları, *NOYAN, Bedri : SEYYİD ALİ SULTAN(KIZIL DELİ) YİLAYETNÂMESİ, Ankara, Ayyıldız Yayınlan, *NOYAN, Bedıi (Der.): FİRDEVS-İ RUMİ MANZUM HACI BEKTAŞ-I VELİ MANZUM VİLAYETNAMESİ, Ankara, I986. *NOYAN,Bedri : HACIBEKTAŞ'TA PİREVİ VE DİĞER ZlYARET YERLERİ, İzınir, Ticaret Matbaası, 1964.

33 *OYTAN, M. Tevfık : BEKTAŞİI,İĞİN İÇ YÜZÜ, İstarıbnl, İstarıbul Maaıif Kitaphanesi, *ULUSOY, ACelalettin: HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ VE ALEVİ-BEKTAŞİ YOLU, 2.b., Aukara, Akademi Matbaası, 1986 *ULUSOY, A. Celatettin : HACI BEKTAŞ VELİ KÜLLİYESİ VE DİĞER ZIYARET YERLERİ, Ankara, Ajans Türk Matbaası, ty *ULUSOY, A. Celaleltin : YEDİ ULULAR, Ankara, Ajans Türk Matbaası, Sanatta Yeterlilik Tezi. I994 *VİCDANİ, Sadık : MELAMİLİK (TOMAR-I TURUK-U ALİYYEDEN MELAMİLİK, İstanbul, *VİLAYETNÂME-İ HACI BEKTAŞ-I VELİ EL-HORASANİ, İstanbul, Tatyos Matbaası, 1288 (1871). 43 GÜRÇAY, Hikmet : ' Ankara Polatlı Yolu Üıerindeki Hacı Tuğrul Türbesi ", TÜRK ETNOGRAFYA DERGİSİ, sayı: XVI, 1977, ss "Makalat"ında bu göıüşü şöyle yer alır: "Adesn'in özünü Medine tc~ırağnıdan yaraüı. Başnn Kudüs toprağndan; yüz(inü Kabe toprağırıdan: kulağını Tur-ı Sina toprağından; gözlerini Beytü'1- Haram (Mekke'deki Kabe) toprağırıdan; alımı Medine'nin batı toprağuıdan; ağzını Medine'nin doğn toprağmdan; bumunu Dıxnışk (Şam) toprağuıdan; dudaklarmı Berberiye toprağıntian; sakalını ceavıet toprağuıdan; dilini buhara toprağuıdan; dişlerini Harezm toprağından; boynunu Çin toprağından; kollarun Yemen- Taif toprağından; sağ elini Mısır toprağuıdan; sol elini Fars toprağmdan; tımaklaımı Hıtay toprağuıdan; paırnaklarmı Sistarı toprağuıdan; göğsünü Irak toprağından; kamını Huzistan toprağından; sntmı Hemedan toprağından; cinsel organmı Hindistan toprağından; hayalaımı Bizatıs toprağından; oyluklaımı Türkistan toprağından; &zlerini Kıuım toprağından; dirseklerini Antalya toprağından; topuklarun Rum toprağuıdan; ayaklannı Frengistan toprağından yarattı". 45 " Konukseverlik yaşaınının bir parçasıdır. Koınşusu aç iken tok yatanm ibadetinin gey~rsizliğini "Erkanlarda" yazılıdır konuk, Alevi-Beldaşı teıminolojisinde "ıtıilıman"dır, "Tann misafiri" olarak değerlendirilir. Ona, saygı ve "hümıet" sonsuzdur. Konuğn iyi kaışılama, iyi hizmet ve ikramda bulnnma yolun bir gereği yani Alevi-Beldaşi inancunn bir parçasıdır. Hacı Beldaş Veli, cömeıtlik konusunda şu buyıvğu verir: "Cömeıtlik dörttür. Mal cömertliği baylaıvıdır (zeıginleıin). Ten cömeıtli~i zahitlerin, can cömertliği aşıklann, gönül cöınertliği ise aıiflerindir". 46 Hacı Bektaş Veli "Sizler birbirlerinizin kardeşlerisiniz." diyor.

eğitim sistemine bağlıdır,öyle ki Bektaşilikte, sofraya konulan gıdaların sofraya konulma sırasına,

eğitim sistemine bağlıdır,öyle ki Bektaşilikte, sofraya konulan gıdaların sofraya konulma sırasına, Dört Kapı Kırk Makam Bektaşi Tarikatı'nın en büyük özelligi, bir okul olmasıdır,kurumsallaşmasını tam olarak tamamlayan bu yapının,onlarca tasavvuf ereni yetiştirmesi büyük ölçüde bu oluşum ve eğitim sistemine

Detaylı

Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek

Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.alevilik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı Hayat Amaçsız

Detaylı

Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli. Araştırma Merkezi TÜRK KÜLTÜRÜ. ve HACI BEKTAŞ VELi. Araştuma Dergisi. Research Quarterly

Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli. Araştırma Merkezi TÜRK KÜLTÜRÜ. ve HACI BEKTAŞ VELi. Araştuma Dergisi. Research Quarterly Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELi Araştuma Dergisi Research Quarterly ~~Ho rasan'dan Anadolu'ya Alevilik--Bektaşilik. ve Denizli Oğuz

Detaylı

Balım Sultan. Kendisinden önceki ve sonraki Postnişin'ler sırası ile ; YUSUF BALA BABA EFENDİ MAHMUT BABA EFENDİ İSKENDER BABA EFENDİ

Balım Sultan. Kendisinden önceki ve sonraki Postnişin'ler sırası ile ; YUSUF BALA BABA EFENDİ MAHMUT BABA EFENDİ İSKENDER BABA EFENDİ Balım Sultan Bektaşiliği kurumlaştıran önder olarak bilinen Balım Sultan; Hacı Bektaş Veli'nin ilk öncülülerinden Dimetoka tekkesinin posnişini Seyit Ali Sultan'in torunlarindan olup, doğumu 1462 dir.

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ KLASİK ALEVİLİK NEDİR? Halk Mezhebi... 18

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ KLASİK ALEVİLİK NEDİR? Halk Mezhebi... 18 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 13 KLASİK ALEVİLİK NEDİR?... 15 Halk Mezhebi... 18 ALEVİ SÖZCÜĞÜNÜN ETİMOLOJİSİ... 21 Alevi Kavramı... 22 Caferilik...26 Aleviliğin Dört Direği... 28 Alevi Fikrini Yaratan Okullar...30

Detaylı

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 03-05 Ekim / October 2013 Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 2014 521 * Anadolu Hoca Ahmed Yesevî Anadolu Haydarî eyhi - Azerbaycan ve Anadolu On / t - -, de Pir olarak kabul ettiler. gelenek ve görenekleri ile

Detaylı

BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ

BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ Prof. Dr. Filiz KILIÇ *, Araş. Gör. Tuncay BÜLBÜL**, Uzm. Coşkun KÖKEL*** *Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 7. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 7. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 7. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Varlıklar Âlemi Meleklere İman Meleklerin

Detaylı

Yusuf Bulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Yusuf Bulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 2.12.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları)

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Bacıyân-ı Rum (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Varlığı Neredeyse İmkânsız Görülen Kadın Örgütü Âşık Paşazade nin Hacıyan-ı Rum diye adlandırdığı bu topluluk üzerinde ilk defa Alman doğu

Detaylı

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar 1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar İÇİNDEKİLER KUR AN NEDİR? KUR AN-IN AMACI? İNANÇ NEDİR İBADET NEDİR AHLAK NEDİR KISSALAR AYETLER KUR AN NEDİR? Kur an-ı Hakîm, alemlerin Rabbi olan Allah ın kelamıdır.

Detaylı

Yayın Değerlendirme / Book Reviews

Yayın Değerlendirme / Book Reviews 343-347 Yayın Değerlendirme / Book Reviews Divan-ı Hikmet Sohbetleri (Editör: Prof. Dr. Zülfikar Güngör.) (2018). Ankara: Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı Yayınları.* Bülent Kaya**

Detaylı

5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ

5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ 5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ Allah İnancı Ünite/Öğrenme Konu Kazanım Adı KOD Hafta Tarih KD1 KD2 KD3 KD4 KD5 KD6 Allah Vardır ve Birdir Evrendeki mükemmel düzen ile Allahın (c.c.) varlığı ve birliği

Detaylı

Ortaçağ Anadolusu nda İki Büyük Yerleşimci/Kolonizatör Derviş Dede Garkın ve Emirci Sultan Vefaiyye ve Yeseviyye Gerçeği. Editör: Ahmet Yaşar Ocak

Ortaçağ Anadolusu nda İki Büyük Yerleşimci/Kolonizatör Derviş Dede Garkın ve Emirci Sultan Vefaiyye ve Yeseviyye Gerçeği. Editör: Ahmet Yaşar Ocak Ortaçağ Anadolusu nda İki Büyük Yerleşimci/Kolonizatör Derviş Dede Garkın ve Emirci Sultan Vefaiyye ve Yeseviyye Gerçeği.. İstanbul: Dergâh Yayınları, Temmuz 2014, 325 sayfa, ISBN: 978-975-99-5518-2. Irmak

Detaylı

Bir insan, nefs kılıcını ve hırsını çekip hareket edecek olursa, akıbet o kılıçla kendi maktül düşer. Hz. Ali

Bir insan, nefs kılıcını ve hırsını çekip hareket edecek olursa, akıbet o kılıçla kendi maktül düşer. Hz. Ali Marifet nefsi silmek değil, bilmektir. Hacı Bektaş-ı Veli Nefsin, azgın bir binek atından daha çok şiddetle gemlenmeye muhtaçtır. Hasan Basri Bir insan, nefs kılıcını ve hırsını çekip hareket edecek olursa,

Detaylı

Hacı Bektaş Veli MAKÂLÂT. "Her lâfzında bin hikmet" Eleştirel ve karşılaştırmalı hazırlayan: İsmail Kaygusuz İÇİNDEKİLER. Önsöz.

Hacı Bektaş Veli MAKÂLÂT. Her lâfzında bin hikmet Eleştirel ve karşılaştırmalı hazırlayan: İsmail Kaygusuz İÇİNDEKİLER. Önsöz. Hacı Bektaş Veli MAKÂLÂT "Her lâfzında bin hikmet" Eleştirel ve karşılaştırmalı hazırlayan: İsmail Kaygusuz İÇİNDEKİLER Önsöz Sunuş Yazıları 1. Hacı Bektaş'ın Pir'i Gerçekten Hoca Ahmet Yesevi midir? 1a.

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 13.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Yunus Emre Hacı Bektaş-ı Velî Sultan Veled

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 13.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Yunus Emre Hacı Bektaş-ı Velî Sultan Veled ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 13.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Yunus Emre Hacı Bektaş-ı Velî Sultan Veled ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî/ Eserleri Mesnevi Dîvân-ı Kebir

Detaylı

1. HAYATI ESERLERİ Divan Vâridât Ankâ-yı Meşrık Devriyye-i Ferşiyye...17

1. HAYATI ESERLERİ Divan Vâridât Ankâ-yı Meşrık Devriyye-i Ferşiyye...17 İÇİNDEKİLER KISALTMALAR...9 ÖNSÖZ...11 GİRİŞ...13 BİRİNCİ BÖLÜM BANDIRMALIZÂDE HÂŞİM BABA HAYATI VE ESERLERİ 1. HAYATI...15 2. ESERLERİ...17 2.1. Divan...17 2.2. Vâridât...17 2.3. Ankâ-yı Meşrık...17 2.4.

Detaylı

İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ. Bu Beldede İlim Ölmüştür

İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ. Bu Beldede İlim Ölmüştür İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ Bu Beldede İlim Ölmüştür Rivayet edildiğine göre Süfyan es-sevrî (k.s) Askalan şehrine gelir, orada üç gün ikamet ettiği halde, kendisine hiç kimse gelip de ilmî bir mesele hakkında

Detaylı

İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI. XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler

İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI. XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler OLAY ÇEVRESINDE GELIŞEN EDEBI METINLER Oğuz Türkçesinin Anadolu daki ilk ürünleri Anadolu Selçuklu Devleti

Detaylı

Kitap Değerlendirmeleri. Book Reviews

Kitap Değerlendirmeleri. Book Reviews Kitap Değerlendirmeleri Book Reviews HAK ÂŞIĞI VE HALK OZANI ÂŞIK YOKSUL DERVİŞ Cem ERDEM * İlmin Medinesi Ahmed-i Muhtar Onun kapıcısı Haydarı Kerrar Hakka girer burdan ervah-ı ebrar Erişir onlara fazl-ı

Detaylı

2.5. AHİ EVRAN 2.6. HACI BEKTAŞ VELİ 20:38

2.5. AHİ EVRAN 2.6. HACI BEKTAŞ VELİ 20:38 2.5. AHİ EVRAN 2.6. HACI BEKTAŞ VELİ 2.7. MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN-İ RUMİ, 2.8. YUNUS EMRE KAZANIMLAR 2. Türkler arasında İslam ın yayılmasında ve İslam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetleri tanır.

Detaylı

TÜRKLERDE İSLAM ANLAYIŞININ OLUŞMASINDA ETKİN OLAN ŞAHSİYETLER

TÜRKLERDE İSLAM ANLAYIŞININ OLUŞMASINDA ETKİN OLAN ŞAHSİYETLER TÜRKLERDE İSLAM ANLAYIŞININ OLUŞMASINDA ETKİN OLAN ŞAHSİYETLER HOCA AHMED YESEVİ AHİ EVRAN HACI BEKTAŞ-I VELİ MEVLANA HOCA AHMED YESEVİ Türk tasavvuf geleneğinin hareket noktası "Pîr-i Türkistan" Hoca

Detaylı

Es-Seyyid Eş-Şeyh Abdülkadir El Abri Hazretleri

Es-Seyyid Eş-Şeyh Abdülkadir El Abri Hazretleri Es-Seyyid Eş-Şeyh Abdülkadir El Abri Hazretleri Asıl adı: Abdülkadir Nesebi: Seyyid( Hazreti Hüseyin(R.A) ın Efendimizin Soyundandır) Doğum yeri ve tarihi:m.1897/h.1315,muş un Bulanık İlçesi Abri(Esenlik)Köyü

Detaylı

Ali Nihanî nin Manzum Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesi (İnceleme-Metin-Sadeleştirme-Dizin)

Ali Nihanî nin Manzum Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesi (İnceleme-Metin-Sadeleştirme-Dizin) Ali Nihanî nin Manzum Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesi (İnceleme-Metin-Sadeleştirme-Dizin) Yazar Sedat Kardaş ISBN: 978-605-2233-01-6 1. Baskı Şubat, 2018 / Ankara 100 Adet Yayınları Yayın No: 266 Web:

Detaylı

Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20.06.2006)

Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20.06.2006) Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20062006) Eğitimin Kapsamı ve Đçeriği: Aleviliğin olmazsa olmazlarından olan dede/anaların Avrupa`daki Alevilere daha iyi hizmet verebilmeleri amacıyla eğitilmeleri

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı İnsanın Evrendeki

Detaylı

Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır.

Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır. BÜYÜKLERİN HİKMETLİDEN SÖZLERİ Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır. Buyruldu ki; Faziletli kimseler için (hiçbir yer) gurbet sayılmaz. Cahilin ise

Detaylı

İletişim çağı adını verdiğimiz bir çağda televizyon ve radyonun yoğun olarak ürettiği popü-

İletişim çağı adını verdiğimiz bir çağda televizyon ve radyonun yoğun olarak ürettiği popü- YAŞAYAN ŞAİRLERİMİZ SADIK DOĞAN Dede Aramızda yaşayan, güncel deyimiyle medyanın objektifine girmeyen, girmek içinde özel çaba harcamayan ozanlarını araştırmak, bulmak ve tanıtmak bizim için çok önemli

Detaylı

Lütfi ŞAHİN /

Lütfi ŞAHİN / Lütfi ŞAHİN / www.lutfisahininsitesi.com Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş

Detaylı

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır.

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır. İslam çok yüce bir dindir. Onun yüceliği ve büyüklüğü Kur an-ı Kerim in tam ve mükemmel talimatları ile Hazret-i Resûlüllah (S.A.V.) in bu talimatları kendi yaşamında bizzat uygulamasından kaynaklanmaktadır.

Detaylı

7.SINIF SEÇMELİ KUR AN-I KERİM DERSİ ETKİNLİK (ÇALIŞMA) KÂĞITLARI (1.ÜNİTE)

7.SINIF SEÇMELİ KUR AN-I KERİM DERSİ ETKİNLİK (ÇALIŞMA) KÂĞITLARI (1.ÜNİTE) 7.SINIF SEÇMELİ KUR AN-I KERİM DERSİ ETKİNLİK (ÇALIŞMA) KÂĞITLARI (1.ÜNİTE) ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: SINIFI: NO: 1 1. ETKİNLİK: BOŞLUK DOLDURMA ETKİNLİĞİ AYET-İ KERİME SÜNNET KISSA CENNET TEŞVİK HAFIZ 6236

Detaylı

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere!

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere! 6. SINIF Cem İbadeti Cem, Alevilikte temel ibadet biçimlerinden biridir. Cem ibadeti cemevinde topluca yapılır. Cem, Alevi inancına göre, Kur an-ı Kerim deki Salât buyruğunun uygulanma biçimidir. Cem ibadeti

Detaylı

KALEKIŞLA KÖYÜ TAKVİMİ 2019

KALEKIŞLA KÖYÜ TAKVİMİ 2019 KIRIKKALE SULAKYURT KALEKIŞLA KÖYÜ TAKVİMİ 2019 TARİHTEN ESKİ ANILARLA Hamdi Metin Alçavuş (Ali Metin, eşi Hürü Metin ve yakın akrabası 28.6.1950 Resim arkasında şu satırlar eklenmiştir: Bu resimleri daima

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

Doç. Dr. Mustafa Alkan

Doç. Dr. Mustafa Alkan Doç. Dr. Mustafa Alkan, Manisa nın Kula ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Manisa da tamamladı. 1988 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu.

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı Kader ve

Detaylı

TÜRK ŞAMLAR AĐLE DERNEĞĐ KURULUŞ 1985 ŞAMLAR POSTASI SAYI 5 EYLÜL 2009. ŞAMLAR POSTASI - SAYI 5 - EYLÜL 2009 Copyright

TÜRK ŞAMLAR AĐLE DERNEĞĐ KURULUŞ 1985 ŞAMLAR POSTASI SAYI 5 EYLÜL 2009. ŞAMLAR POSTASI - SAYI 5 - EYLÜL 2009 Copyright TÜRK ŞAMLAR AĐLE DERNEĞĐ KURULUŞ 1985 ŞAMLAR POSTASI SAYI 5 EYLÜL 2009 TÜRK ŞAMLAR AĐLE DERNEĞĐ YAYINLARI EYLÜL ayı sayısı içeriği. TEKNĐK KÜLTÜR POLĐTĐKA KÜLTÜR SAĞLIK Önsöz Oslo Şamlar derneği WEB sayfası.

Detaylı

dinkulturuahlakbilgisi.com BUDİZM Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com

dinkulturuahlakbilgisi.com BUDİZM Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com BUDİZM Memduh ÇELMELİ BUDİZM Budizm, MÖ 6. yüzyılda Buda nın (asıl adı: Siddharta Gautama) görüşleri çerçevesinde oluşmuş bir dindir. Buda, ilhama kavuşmuş, aydınlanmış demektir. Hindistan da ortaya çıkmıştır.

Detaylı

CEVAP ANAHTARI. Meleklerin Özellikleri ve Görevleri - Meleklere İman, Davranışların Güzelleşmesine Katkıda Bulunur

CEVAP ANAHTARI. Meleklerin Özellikleri ve Görevleri - Meleklere İman, Davranışların Güzelleşmesine Katkıda Bulunur Ünite 1 MELEKLER VE AHİRET İNANCI Varlıklar Âlemi - Meleklere İman 1- A 2-C 3-D 4-D 5-B 6-A 7-D 8-C 9-B 10-C Meleklerin Özellikleri ve Görevleri - Meleklere İman, Davranışların Güzelleşmesine Katkıda Bulunur

Detaylı

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı

Detaylı

Mevlânâ dan Bilgelik Katreleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Mevlânâ dan Bilgelik Katreleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Üzerindeki bilgelik hırkasından, madde ve mânâ dünyasındaki mutluluğun şifrelerini verir bize Mevlânâ. Onun ilmini ve söylemlerini kâğıtlara, kitaplara, ansiklopedilere sığdıramamakla birlikte, deryada

Detaylı

Pir Sultan ABDAL. Sana kıyanlar tarihin kara sayfalarında, sen ise milyonların kalbindesin Ey Ali Aşığı Pir Sultan

Pir Sultan ABDAL. Sana kıyanlar tarihin kara sayfalarında, sen ise milyonların kalbindesin Ey Ali Aşığı Pir Sultan Pir Sultan ABDAL Sana kıyanlar tarihin kara sayfalarında, sen ise milyonların kalbindesin Ey Ali Aşığı Pir Sultan Yaşadığımız çağda da maalesef geçen on dört asırda olduğu gibi oklar, mızraklar yeniden

Detaylı

Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Vell. Araştırma Merkezi. ~ TAŞ VELi. Araşllrma Dergisi. Research Quarterly.

Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Vell. Araştırma Merkezi. ~ TAŞ VELi. Araşllrma Dergisi. Research Quarterly. Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Vell Araştırma Merkezi Araşllrma Dergisi Research Quarterly ~ TAŞ VELi Win~~~ 2 00413 2 ALEVİLİK (BEKTAŞİLiK, KIZILBAŞLIK) VE ONLARA YAKIN İNANÇLAR İlhan ERDEM*

Detaylı

Aleviliğin İnanç Kaynakları

Aleviliğin İnanç Kaynakları (Sitemizin Aleviliğin İnanç Kaynakları bölümü Ali Yaman'ın "Alevilik Nedir?" kitabından alınmıştır. Alıntı yapılması halinde yazarından ve sitemizden izin alınması gerekmektedir.) Aleviliğin İnanç Kaynakları

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi İslam Ekonomisi ve Finans Bölümü Bölüm/Program Dersi DERS TANIM BİLGİLERİ Dersin Adı Meslek Ahlakı ve Ahilik Dersin Kodu Teori Uygulama Laboratuvar

Detaylı

TÜRK EDEBİYATI 10. SINIFLAR 17 Nisan 2015

TÜRK EDEBİYATI 10. SINIFLAR 17 Nisan 2015 ADI : SOYADI:. SINIF : NU.:.. TÜRK EDEBİYATI 10. SINIFLAR 17 Nisan 2015 KAHTA FEN LİSESİ 2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM I. YAZILI. 1. SORU 2. SORU 3. SORU 4. SORU 5. SORU 6. SORU 7. SORU 8. SORU

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Bölüm/Program Dersi DERS TANIM BİLGİLERİ Dersin Adı Meslek Ahlakı ve Ahilik Dersin Kodu Teori Uygulama Laboratuvar AKTS

Detaylı

Sizce dedelik nedir? Okurlarımıza bu konuda bilgi verir misiniz?

Sizce dedelik nedir? Okurlarımıza bu konuda bilgi verir misiniz? ALEVÎLİK KÜLTÜRÜ ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ Züleyha ERTAN* Öğretmen Alevîlik ve Bektaşîlik konularında aydınlatıcı bilgiler almak üzere Alevî dedelerinden Haydar Aşılıoğlu na Alevîlik kültürüne yönelik olarak

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ YILLIK PLANI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ YILLIK PLANI KASIM EKİM 07-08 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ YILLIK PLANI Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı TARİH VE TARİH YAZICILIĞI

Detaylı

Islam & Camii Diyanet İşleri Türk İslam Birliği

Islam & Camii Diyanet İşleri Türk İslam Birliği & Camii Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Mülheim an der Ruhr Fatih Camii Islam kelimesi üc manaya gelir 1. Yüce Allahın emirlerine itaat edip, yasaklarından kacınmak. 2. Bütün insanlarla diğer canlılar

Detaylı

[TÜRK KÜLTÜRÜ VE HACI BEKTAŞ VELİ ARAŞTIRMA MERKEZİ] [GAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜK KAMPÜSÜ ESKİ MİSAFİRHANE TEKNİKOKULLAR-ANKARA]

[TÜRK KÜLTÜRÜ VE HACI BEKTAŞ VELİ ARAŞTIRMA MERKEZİ] [GAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜK KAMPÜSÜ ESKİ MİSAFİRHANE TEKNİKOKULLAR-ANKARA] BİRİM ARAŞTIRMA FAALİYETLERİNİ DEĞERLENDİRME RAPORU [TÜRK KÜLTÜRÜ VE HACI BEKTAŞ VELİ ARAŞTIRMA MERKEZİ] [GAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜK KAMPÜSÜ ESKİ MİSAFİRHANE TEKNİKOKULLAR-ANKARA] [26.01.2017] Gazi Üniversitesi

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : ALEVİLİK VE BEKTAŞİLİK (ALAN: SEÇMELİ) Ders No : 0070160103 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders

Detaylı

1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır:

1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır: 1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır: 1. Güzel ahlâk 2. Kötü ahlâk 2 Güzel ahlâk neye denir? Allah ın ve Resulü nün emir ve tavsiye ettiği, diğer

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ Prof. Dr. Mustafa EKİNCİ İslam Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı Eposta : [email protected] Telefon : 0414 318 3503 ÖĞRENİM DURUMU Doktora: Erdebil Tekkesi nin Kuruluşu,

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ. ÜNİTE: KAZA VE KADER Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek konular ve ders işleme teknikleri hakkında bilgi sahibi

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

HACI BEKTAŞ VELÎ ÜZERİNE TÜRKİYE VE ULUSLARARASI ALANDA YAPILAN ÇALIŞMALARA GENEL BİR BAKIŞ

HACI BEKTAŞ VELÎ ÜZERİNE TÜRKİYE VE ULUSLARARASI ALANDA YAPILAN ÇALIŞMALARA GENEL BİR BAKIŞ HACI BEKTAŞ VELÎ ÜZERİNE TÜRKİYE VE ULUSLARARASI ALANDA YAPILAN ÇALIŞMALARA GENEL BİR BAKIŞ Derya ÖCAL Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Uzman Giriş Binlerce yıllık Türk

Detaylı

Divan Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları. HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır.

Divan Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları. HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır. Edebiyatı Sanatçıları Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. ı vardır. MEVLANA: XIII.yüzyılda yaşamıştır. Birkaç

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANÎ Hz. bu mektubu muhterem şeyhi Muhammed Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANÎ Hz. bu mektubu muhterem şeyhi Muhammed Bakibillah'a yazmıştır. 6.MEKTUP MEVZUU : a) Cezbe ve sülûk husulünün beyanı. b) Celâl ve cemal sıfatları ile terbiye almak. c) Fenanın ve bekanın beyanı. d) Nakşibendî tarikatına mensub olmanın üstünlüğü. Belâ ve musibet için

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

HAKK MUHAMMED ALİ AŞKI ADIYAMAN ALEVİLERİ Fevzi Rençber Gece Kitaplığı, Ankara, 2016, 2. Basım, 304 sayfa ISBN Muhammed Cihat ORUÇ

HAKK MUHAMMED ALİ AŞKI ADIYAMAN ALEVİLERİ Fevzi Rençber Gece Kitaplığı, Ankara, 2016, 2. Basım, 304 sayfa ISBN Muhammed Cihat ORUÇ e-makâlât www.emakalat.com ISSN 1309-5803 Mezhep Araştırmaları Dergisi 10, sy. 2 (Güz 2017): 679-686 Journal of Islamic Sects Research 10, no. 2 (Fall 2017): 679-686 Kitap Tanıtımı Book-Review HAKK MUHAMMED

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090 İÇİNDEKİLER Sayfa Önsöz: Bu kitabı niçin yazdım? 11 1. İslam'dan önceki Arabistan 13 1.1. İlk müslümanlar 13 1.2. Dünyanın en eski kutsal yeri: Kabe.... 16 1.3. İslam'dan'önceki Arabistan 17 1.4. Muhammed'ten

Detaylı

KIRŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ 2018 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

KIRŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ 2018 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 29 Şevval Mehmet YAMAN İl Müftüsü Hoca Ahmet Yesevi Camii 15.5.2018 Salı Yatsıdan Önce RAMAZAN AYI VE ORUCUN FAZİLETİ 1 Ramazan Halil YILMAZ Vaiz Cacabey Camii 16.5.2018 Çarşamba Öğleden Önce ORUCA AİT

Detaylı

PROF. DR. MESERRET DĐRĐÖZ

PROF. DR. MESERRET DĐRĐÖZ 2 Meserret DĐRĐÖZ PROF. DR. MESERRET DĐRĐÖZ ÖZGEÇMĐŞĐ: Enis Alapaytaç ve Hafize Hanım ın kızları olarak 1923 te Tarsus ta doğdu. Đlkokul ve ortaokulu Tarsus ta, liseyi de Đstanbul da Kandilli Kız Lisesi

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar Ahlâk Kavramı Yrd. Doç. Dr. Rıza DEMİR İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İnsan Yönetimine Etik Yaklaşım Dersi Etik Türleri Mesleki Etik Türleri 2017 Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Selam vermekle karşımızdaki kimseye neyi ifade etmiş oluruz?

Selam vermekle karşımızdaki kimseye neyi ifade etmiş oluruz? DEĞERLER EĞİTİMİ SELAMLAŞMA Selam ne demektir? Selâm, kelime olarak; huzur, barış, sağlık ve iyi dileklerini sunma anlamlarına gelir. Selamlaşmak; insanların karşılıklı olarak birbirlerine sağlık, huzur,

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri 1 ) İlahi kitapların sonuncusudur. 2 ) Allah tarafından koruma altına alınan değişikliğe uğramayan tek ilahi kitaptır. 3 ) Diğer ilahi

Detaylı

Veda Hutbesi. "Ey insanlar! " Sözümü iyi dinleyiniz! Biliyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.

Veda Hutbesi. Ey insanlar!  Sözümü iyi dinleyiniz! Biliyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım. Veda Hutbesi Peygamberimiz Vedâ Hutbesinde buyurdular ki: Hamd, Allahü Teâlâya mahsûstur. O'na hamd eder, O'ndan yarlığanmak diler ve O'na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin günahlarından

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı Allah

Detaylı

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL:

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Kültürümüzden Dua Örnekleri Güzel İş ve Davranış: Salih Amel İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 Kültürümüzde birçok dua örneği

Detaylı

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 03-05 Ekim / October 2013 Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 2014 77 Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz Gözüyle gizli yok ya sen ne dersin Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz Alevilik nedir? sorusuna verilen cevaplar.

Detaylı

EN ESKİ İNANÇLARDAN BİRİ OLAN ZERDÜŞTLÜK VE ZERDÜŞT HAKKINDA 9 BİLGİ

EN ESKİ İNANÇLARDAN BİRİ OLAN ZERDÜŞTLÜK VE ZERDÜŞT HAKKINDA 9 BİLGİ EN ESKİ İNANÇLARDAN BİRİ OLAN ZERDÜŞTLÜK VE ZERDÜŞT HAKKINDA 9 BİLGİ Kültürü sanatı ve gelenekleriyle çok köklü bir geçmişi olan İran Zerdüşt ve onun öğretisi Zerdüştlük e de ev sahipliği yapmıştır. Zerdüşt

Detaylı

SEYİT MAHMUDİ SOY SECERESİ

SEYİT MAHMUDİ SOY SECERESİ SUNUŞ Seyyit Mahmut Hayrani Anadolu ya gelen eren ve evliyalar içinde önemli bir yere sahiptir. Bu önemi iki açıdan ele alabiliriz. Bunlardan birincisi Seyyid Mahmut Hayrani bağlılarının çok önemli bir

Detaylı

6. SINIF DERS: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÜNİTE:1 KONU: DEĞERLENDİRME SORU VE CEVAPLARI

6. SINIF DERS: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÜNİTE:1 KONU: DEĞERLENDİRME SORU VE CEVAPLARI 1- Soru: Allah ın insanlar arasından seçip vahiy indirdiği kişiye ne ad verilir? Cevap: Peygamber/Resul/Nebi denir. 2- Soru: Kuran da peygamber hangi kelimelerle ifade edilmektedir? Cevap: Resul ve nebi

Detaylı

Diğer müritlerin neşeyle elindekileri takdiminden sonra, Aziz Mahmut Efendi, boynunu bükerek bu kırık ve solmuş çiçeği üstadına takdim eder.

Diğer müritlerin neşeyle elindekileri takdiminden sonra, Aziz Mahmut Efendi, boynunu bükerek bu kırık ve solmuş çiçeği üstadına takdim eder. Hak dostlarından Üftâde Hazretleri(*), bir gün müritleriyle bir kır sohbetine çıkar. Emri üzerine bütün dervişler, kırın rengârenk çiçeklerle bezenmiş yerlerini dolaşarak hocalarına birer demet çiçek getirirler.

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

13 MAYIS 2016 CUMA OSMANCIK BELEDİYESİ KÜLTÜR SALONU Çorum-Osmancık İlçesine Hareket AÇILIŞ KONUŞMALARI

13 MAYIS 2016 CUMA OSMANCIK BELEDİYESİ KÜLTÜR SALONU Çorum-Osmancık İlçesine Hareket AÇILIŞ KONUŞMALARI OSMANCIK BELEDİYESİ KÜLTÜR SALONU 08.00 13 MAYIS 2016 CUMA Çorum-Osmancık İlçesine Hareket 09.00-10.30 AÇILIŞ KONUŞMALARI 10.30-11.00 DEYİŞ ve SEMAHLAR 11.00-12.30 AÇILIŞ OTURUMU Prof. Dr. Ahmet TAŞĞIN

Detaylı

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya VAHYE DAYALI DİNLER YAHUDİLİK Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya nispetle verilmiştir. Yahudiler

Detaylı

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) 12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) ÜNİTE: 2-KLASİK MANTIK Kıyas Çeşitleri ÜNİTE:3-MANTIK VE DİL A.MANTIK VE DİL Dilin Farklı Görevleri

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 06 07 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ AY EKİM KASIM HAFTA ARALIK DERS KONU ADI SAATİ Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır Kader ve Evrendeki Yasalar İnsan İradesi ve Kader

Detaylı

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI 305 Mevlüt ESER Prof. Dr. Yusuf KÜÇÜKDAĞ NEÜ A. Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Mevlevilik, Mevlâna

Detaylı

Tıbb-ı Nebevi İSLAM TIBBI

Tıbb-ı Nebevi İSLAM TIBBI Tıbb-ı Nebevi İSLAM TIBBI Tıbb-ı Nebevi İslam coğrafyasında gelişen tıp tarihi üzerine çalışan bilim adamlarının bir kısmı İslam Tıbbı adını verdikleri., ayetler ve hadisler ışığında oluşan bir yapı olarak

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. Hacı YILMAZ

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. Hacı YILMAZ ÖZGEÇMİŞ Yrd. Doç. Dr. Hacı YILMAZ Adı Soyadı: Hacı YILMAZ Doğum Yeri ve Yılı: Yozgat/Yerköy - 1968 Akademik Unvanı: Yard. Doç. Dr. Görevi: Öğretim Üyesi Çalıştığı Birim: Yıldırım Beyazıt Üniversitesi,

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

ÖNCESİNDE BİZ SORDUK Editör Yayınevi LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yeni Tarz Sorular Nasıl Çözülür? s. 55

ÖNCESİNDE BİZ SORDUK Editör Yayınevi LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yeni Tarz Sorular Nasıl Çözülür? s. 55 Tarz Sorular Nasıl Çözülür? s. 55 8 Ey insanlar! Rabbiniz birdir, atanız (Âdem) da birdir. Hepiniz Âdem densiniz, Âdem ise topraktan yaratılmıştır. Allah katında en değerli olanınız, O na karşı gelmekten

Detaylı

ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI:

ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI: DOĞUBAYAZIT M. M. FAHRETTİN PAŞA ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIFLAR SEÇMELİ TARİH DERSİ 1. DÖNEM 2. ORTAK SINAV SORULARI A GRUBU ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI: SORULAR

Detaylı

dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com

dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ KURBAN: AYET ve HADİSLER Biz, her ümmet için Allah ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine onun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız,

Detaylı

EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ.

EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ. EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ www.almuwahhid.com 1 Müellif: Şeyhu'l-İslam İbni Teymiyye (661/728) Eser: Mecmua el-feteva, cilt 4 بسم هللا الرحمن الرحيم Selefin, kendilerinden sonra gelenlerden daha alim, daha

Detaylı