TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA KOMÜNİZMLE MÜCADELE DERNEKLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA KOMÜNİZMLE MÜCADELE DERNEKLERİ"

Transkript

1 T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SOSYOLOJİ ANABİLİM DALI SOSYOLOJİ BİLİM DALI TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA KOMÜNİZMLE MÜCADELE DERNEKLERİ Ertuğrul MEŞE YÜKSEK LİSANS TEZİ Danışman Yrd. Doç. Dr. Mahmut Hakkı AKIN Konya-2013

2 I T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü BİLİMSEL ETİK SAYFASI Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm. Ertuğrul MEŞE

3 II T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU Ertuğrul MEŞE tarafından hazırlanan Türk Siyasal Yaşamında Komünizmle Mücadele Dernekleri başlıklı bu çalışma 19/03/2013 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği/çokluğu ile başarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir. Başkan Prof. Dr. Mustafa AYDIN Üye Prof. Dr. Mahmut ATAY Üye Yrd. Doç. Dr. Mahmut Hakkı AKIN

4 III ÖNSÖZ Bugün siyasal hayatımızda toplumun, ekonominin, siyasetin ve eğitimin yeniden yapılandırılması ile ilgili yaşanan sorun alanlarına dair 1960 lardan beri üretilen politikalar ve olası çözüm paketleri ve toplumsal dünyanın genel olarak tanzimi gibi sosyolojik durumları daha iyi anlamak ve açıklayabilmek için tarihi ve özellikle de Komünizmle Mücadele Derneklerini ve bu derneklerin zamanından beri üretilen söylemleri bilmek oldukça önemlidir. Yüksek Lisans tezi olarak hazırlamaya çalıştığımız çalışmamızda bu tür kaygılardan hareket etmeye çalışıldı ve Komünizmle Mücadele Derneklerinin doğuşunu ve siyasal yaşama etkilerini ortaya koymaya gayret edildi. Biz bu çalışmada Komünizmle Mücadele Derneklerini ve ürettikleri söylemleri ne onaylamaya ne de yermeye çalıştık. Aksine bu süreci anlamaya ve açıklamaya çalışmak gibi temel sosyolojik bir kaygıyla hareket ettik. Ancak yinede bu çalışma, her bireysel üretim gibi bir öznelliği taşıdığı için eksik olmaya mahkûmdur. Eksikler, istenmeden de olsa bizden kaynaklanmıştır. Bu çalışmanın ortaya çıkmasında verdiği cesaretten, akademik özgürlükten ve samimiyetten dolayı danışmanım Yrd. Doç. Dr. Mahmut Hakkı Akın a teşekkür ederim. Akademik yaşantıda eşlerin birbirleri ile olan ilişkileri, bu süreçte üretilenlerin seviyesini ve içtenliğini büyük oranda etkiler. Buradan eşim İlknur Meşe ye her türden özverisi için teşekkür ederim. Son olarak, benim evde kalıp bu çalışmaları yapabilmem için, bana varlığı ile imkân veren ve kendisi, benim için bir armağan olan oğlum Kemal e, bana duyumsattıkları için teşekkür etmek bile azdır. İyi ki doğdun oğlum. Ertuğrul Meşe

5 IV ÖZET Türkiye de kurulan Komünizme Mücadele Dernekleri ve bu derneklerin dillendirdiği anti-komünist söylem, Osmanlı İmparatorluğu nun son dönemlerinden beri Türk toplumunda var olan Moskof imgesinin oluşturduğu dış düşman algısından büyük oranda beslenmiş ve Soğuk Savaş dönemi SSCB ve ABD politikalarının iç politikaya yansıması ile özellikle 1940 lı yıllardan itibaren belirginlik kazanmıştır. Aynı zamanda bu dernekler toplumda, Tek Parti dönemi politikalarının katı laiklik uygulamalarının milliyetçi ve dindar çevreleri susturması ve arası dönemde CHP ve DP hükümetlerinin sol siyasal düşünceye bakışındaki dışlayıcı benzerlikten faydalanarak ortaya çıkmışlardır. Bu dernekler sırasıyla 1950 de Zonguldak ta, 1956 da İstanbul da ve son olarak 1963 yılında İzmir de kurulmuşlardır. Bu dernekler toplumda var olan negatif içerikli Moskof imgesi ve bir iç düşman olarak algılanan komünizme ve komünistlere karşı devletin dışında ama ona paralel bir biçimde engelleyici söylemler üretmişlerdir. Komünizmle mücadele sürecinde etkin olan dernek ve bu sürece dâhil olan kişiler, bu söylemleri üretirken milletin, dinin, devletin ve geleneksel kültürel değerlerin sahibi olunduğu ve bunları korumakla kendi geleceklerine sahip çıkacaklarını düşünmüşlerdir. Komünizmle Mücadele Derneklerinin kuruluşunda yer alanlar başta olmak üzere, komünizmle mücadele söyleminin üretilmesine ve siyasal yaşamın antikomünizm yönünde politize edilmesine katkısı olan birçok önemli kişi de bu derneklerin ürettiği söyleme katkı yapmışlardır. Bu katkılar dikkate alındığında Komünizmle Mücadele Dernekleri ve sahip oldukları anti-komünist söylem, Türk sağı nın 1930 lardan itibaren belirginleşen oluşumuna, 1950 li yıllardan itibaren açık bir biçimde katkı yapmış başka adı ve söylemi olan derneklerin ve söylemlerin en önemlilerinden biri olmuştur. Bu derneklerin üretmiş olduğu söylemin gücünden siyasal güç devşiren MHP ve AP gibi kimi partiler de olmuştur. Bu derneklerin ürettiği anti-komünist söylem Tek Parti döneminde devlete küsmüş/darılmış kimi milliyetçi, dindar ve muhafazakâr çevrelerin devletle barışmasını sağlamak ve onların siyasal alanda bir aktör olarak yer almaları gibi bir fonksiyonu da yerine getirmiştir.

6 V Anahtar Kelimeler Komünizmle Mücadele Dernekleri, anti-komünizm, Moskof imgesi, Kızıl Korkusu, siyasallaşma, laiklik algısı, Türk Sağı, Türk Solu.

7 VI SUMMARY Anti-communist institutions and the rhetoric voiced by these institutions were inspired by the conception of external enemy created by the Moskow image that was seen in the Turkish society since the last stages of Ottoman Empire and began to be apparent after 1940s when United States and Socialist Block s policies were reflected to interior policy. At the same time, these institutions appeared in the society as a result of the secularist policies of the single party regime that suppressed the nationalist and religious circles and the similarity between the Republican People s Party and Democratic Party s alienating attitude towards leftist discourse between They were founded in Zonguldak in 1950, in 1956 in İstanbul and in 1963 in İzmir respectively. These institutions produced a negative discourse against the Moscow image and communism and communists that were accepted as an internal enemy in the society. The discourse produced by those institutions was out of the government but in parallel with it. In the process of the struggle against communism, active institutions and people producing this discourse thought that they had the nation, religion, government and traditional cultural values and by protecting these, they would protect their future. Along with the people who participated in the founding of the institutions of anti-communism, several important people contributed to the producing of the anti-communist discourse and politicizing process of the political life towards anti-communism. When these contributions are taken into consideration, anti-communist institutions and their anti-communist discourse contributed to the formation of Turkish right beginning in 1930s and being apparent in 1950s along with the other institutions and discourses. There have been political parties like Nationalist Movement Party and Justice Party that gained political power from the power of the discourse of these institutions. This anticommunist discourse also realized a function of including the religious and conservative circles that were offended by the government in the single party regime as actors in political area. Key Words Anti-communist institutions, anti-communism, Moscow image, fear of red, politicization, perception of secularism, Turkish Right, Turkish Left.

8 VII Kısaltmalar AP B CHP CKMP Çev. Der. DP Edit. Haz. İ.Ü. MHP O TBMM TTK TKMD Bkz. vb. vd. Yay. YÖK : Adalet Partisi : Birleşim : Cumhuriyet Halk Partisi : Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi : Çeviren : Derleyen : Demokrat Parti : Editör : Hazırlayan : İstanbul Üniversitesi : Milliyetçi Hareket Partisi : Oturum : Türkiye Büyük Millet Meclisi : Türk Tarih Kurumu : Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği : Bakınız : ve benzeri : ve devamı : Yayınevi : Yüksek Öğretim Kurumu

9 VIII İÇİNDEKİLER Bilimsel Etik Sayfası I Tez Kabul Formu... II Önsöz/Teşekkür. III Özet.. IV Summary. VI Kısaltmalar..... VII İçindekiler VIII Giriş Araştırmanın Konusu Araştırmanın Önemi Araştırmanın Amacı Araştırmanın Sınırlılıkları BİRİNCİ BÖLÜM Kavramsal Çerçeve Tek Parti Döneminde Alternatif Siyasal Sosyalleşme Değişen Dünyada Algıların İdeolojik Dönüşümü: Moskof İmgesinden Anti-komünizme. 11 İKİNCİ BÖLÜM Komünizmle Mücadele Derneklerinin Kuruluşunu Etkileyen Faktörler Dış Faktörler II. Dünya Savaşı Sunucunda Oluşan Sovyet Tehdidinin Etkileri ABD Etkisi ve Marshall Yardımı - Truman Doktrini İç Faktörler İnkılâp Uygulamalarının Halk Tarafından Olumsuz Algılanması Türkçülük Olayı ve Sonrası Yaşananların Etkisi Demokratikleşme Talepleri ve Türk Solu nun Hissedilen Etkisi Arası Dönemde CHP ve DP nin Anti-Komünizme Bakışı. 49

10 IX ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Komünizmle Mücadele Dernekleri: Amaçlar, Kurucular ve Faaliyetler Komünizmle Mücadele Derneği (1950-Zonguldak) Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (1956-İstanbul) Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (1963-İzmir) TBMM de Komünizmle Mücadele Komisyonu Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği TKMD İçin AP-CKMP Mücadelesi Komünizmle Mücadele Derneklerinin Yayınları Dergiler Kitaplar Broşürler Komünizmle Mücadelede ve Derneklerde Etkin Olan Kişilerin Sosyoekonomik ve Düşünsel Yapısı.. 99 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Komünizm Tanımları, Mücadele Yöntemleri ve Siyasal Mirası Komünizmin Tanımlanma Biçimleri Komünizmle Mücadelede Yöntemler ve Eleştiriler Derneklerin Siyasi Hayata Mirası SONUÇ Kaynakça Ek 1: Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Tüzüğü Ek 2: TKMD Üyelik Belgesi (Boş) Ek 3: Mücadele Dergisi Kapakları Ek 4: T.K.M.D. Rozeti Ek 5: TKMD Yılı Faaliyet Raporu Ek 6: TKMD 3-2 No.lu Tamimi. 165 Ek 7: Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Vatansever Mensuplarına Açık Mektup..167 Ek 8: Komünizmle Mücadele Yolları. 170 Ek 9: Türk Milletine Bildiri. 172 Özgeçmiş. 173

11 1 GĠRĠġ Kültürel imgeler de insanlar gibi: Ancak ömürlerini tamamladıklarında, imkanlarını tükettiklerinde, çevrelerine yaydıkları ışık zayıflarken tam olarak anlaşılabiliyor. İmkanları kadar vaatleri de tükenirken, kendilerine bağlanan umut dağıldığında, yerlerini başkalarına bıraktıklarında anlaşılabiliyorlar. Kötü Çocuk Türk, Nurdan Gürbilek Türk toplumunun siyasi, sosyal, düģünsel ve ekonomik dünyası, özellikle son iki yüz yıldır büyük değiģim ve dönüģümler geçirmekte ve toplum yüzlerce yıldır içinde eylediği düģünsel ve sosyal dünyadan ayrılarak Batı dünyasına dâhil olmaya çalıģmakta ve o dünyanın bütün insani üretimlerinin getirisiyle yaģamaya devam etmektedir. Batıya dâhil olma biçiminde baģlayan bu süreç henüz tamamlanmıģ değildir. Çünkü dâhil olunmaya çalıģılan dünyanın kendince üretmiģ olduğu söylemlerin, Türk toplumunca içselleģtirilmeye çalıģılması, beraberinde yeni problemleri de getirmiģ ve toplum, kendi problemlerinin yanında, dâhil olmaya çalıģtığı Batı medeniyetinin problemlerini de yaģamak zorunda kalmıģtır. Batılı anlamda bir siyasal kültürden uzak olan, kendi siyasallığını kendi kültürel ve dini kodlarına göre yaģayan Türk toplumu, Batının siyasal ve kültürel etkilerinin ortaya çıkardığı problemlerin yakıcı sonuçlarını 93 Harbi olarak bilinen 1877 Osmanlı Rus SavaĢı, Balkan SavaĢları ve I. Dünya SavaĢı dönemlerinde yaģamıģ ve Milli Mücadele ile bu etkileri büyük oranda saf dıģı bırakmıģtır. Ancak dıģ dünyanın etkileri özellikle siyasal alanda II. Dünya SavaĢı ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti ni ve Türk toplumunu etkilemeye devam etmiģtir. Türk toplumunun siyasi hayatında özelikle 1950 lerden itibaren baģlayan komünizmle mücadele süreci, günümüze değin neredeyse bütün sağ siyasi söylemleri etkilemiģ ve kendine geniģ ve etkin bir yaģam alanı bulmuģtur.

12 2 AraĢtırmanın Konusu ÇalıĢmamızın konusu Türkiye de 1950, 1956 ve 1963 yıllarında olmak üzere üç defa kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri ve bu derneklerin ortaya çıktığı dönemde öne çıkan komünizm karģıtı düģünceleridir. ÇalıĢmamızda, Komünizmle Mücadele Derneklerinin kuruluģunda ve bu derneklerin oluģum nedenlerinde ve ortaya çıkıģ koģullarında ne türden iç ve dıģ etkilerin olduğu ilgili literatüre ve bu derneklerde etkin olan kiģilerin ürettiği söylemlere dayanılarak, Komünizmle Mücadele Dernekleri nin siyasi hayatımızdaki yeri anlaģılmaya çalıģılacaktır. Türkiye de varolan akademik yazında, anti-komünizm bağlamında, kimi tez ve makale 1 çalıģmaları yapılmıģ olsa bile Komünizmle Mücadele Dernekleri ni merkezi konu edinen bilindik bir çalıģma yoktur. Bu çalıģmada, Komünizmle Mücadele Dernekleri ni ortaya çıkaran siyasi ve toplumsal koģulları dikkate alarak oluģumunu, etkilerini ve bu derneklerde etkin olan kiģilerin sosyolojik tabanlarını ve komünizmle mücadele söylemlerinin Türk siyasetine bırakmıģ olduğu mirası açıklanmaya çalıģacaktır. AraĢtırmanın Önemi Her toplumun siyasi hayatını çeģitli siyasi söylemler belirler. Genel olarak bunlar sağ ve sol siyasi söylemlerdir. Bu söylemlerin siyasal ayrımları üzerine 1 Anti-komünizmi merkeze alarak konuya yaklaģan çalıģmalar için bkz: Yüksel TaĢkın, Antikomünizm ve Türk Milliyetçiliği: EndiĢe ve Pragmatizm, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce Cilt 4, Milliyetçilik, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2003; Yalçın Köksal Demir, Soğuk Savaş Sırasında Amerikan Propagandası: Türkiye Örneği, YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006; Derya Çağlar, Kamuoyu Oluşturulmasına Bir Örnek: Yılları Arsında Gazetelerde Anti-komünizm, YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006; Yüksel TaĢkın, Anti-Komünizmden Küreselleşme Karşıtlığına Milliyetçi Muhafazakâr Entelijensiya, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2007; Özgür Görkem, Türkiye de Antikomünizmin Kaynaklarına Methal, Birikim, Sayı , Ġstanbul 2010; Güven Gürkan Öztan, Ezeli DüĢman ile HesaplaĢmak: Türk Sağında Moskof Ġmgesi, Toplum ve Bilim, Sayı 121, Ġstanbul 2011; Aytül Tamer, Muhayyel Komünizm: Türk Sağının Anti-komünizm Propagandası, Doğu Batı, Yıl 14, Sayı 58, Ankara 2011, s ; Sinan Yıldırmaz, Nefretin ve Korkunun Rengi: Kızıl, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s.47-43; Aylin Özman-Aslı Yazıcı Yakın, Anti-komünist Fanteziler: Doğa, Toplum, Cinsellik, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s ; Tebessüm Öztan, Öfkeyi Çizmek: Milliyetçi Tahayyülde DüĢman Porteleri, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s

13 3 kaleme alınmıģ bir çalıģmasında Norberto Bobbio, sağ ve sol hakkında özetle Ģu bilgileri verir: Sağ ve sol iki yüzyıldan fazla bir süredir, düģüncenin ve siyasi eylemlerin evrenini bölen ideoloji ve hareket çeliģkisini tanımlamak için kullanılan, açıkça iki karģıt terimdir. Sağ ve sol kavramları, bunlara inanların kendi taraflarını yüceltmelerine, karģı tarafı yermelerine yol açacak kadar ruhları alevlendirecek duygusal anlamlarla yüklüdür. Bu kavramların ortaya çıkmaları tamamen rastlantısaldır ve kullanımlarının Fransız Ġhtilali ne dek uzanan bir tarihi vardır. Bu kavramlar siyasal dünyanın bölünmüģ bir kompozisyonunu anlatır. Adlar değiģse bile siyasi evrenin kökensel olarak bölünmüģ hali aynen kalır. Ancak yine de sağ ve sol kavramları mutlak kavramlar değildir; görecedirler ve ontolojik olmaktan ziyade siyasi alan içindeki yerleri ifade ederler. 2 BaĢka toplumlarda olduğu gibi bizim toplumumuzda da genel olarak hâkim olan iki siyasi söylem; milliyetçi, muhafazakâr ve dini değerleri ve özlemleri bünyesinde barındıran sağ siyasi söylem 3 ile özgürlük, eģitlik ve adalet gibi temel kavramlarını Batılı ve Marksist bir anlam dünyasından üreten ve oradan beslenen sol siyasi söylem. Bu söylemler siyasi hayatı belirleyen ve Ģekillendiren belirgin söylemlerdir. Biz bu çalıģmada özellikle sağ siyasi söylemde hâkim olan anti-komünizmi anlamaya ve siyasi hayatımızdaki yerini ortaya koymaya çalıģacağız. Anti-komünizm, sağ siyaseti anlamak için önemli anahtar kavramlardan biridir. Çünkü anti-komünizm, sadece Soğuk SavaĢ dönemine has bir söylem değildir. Anti-komünizm, bugün, hâlâ, sağ siyasete yön veren politik aktörlerin söylemlerinde olduğu gibi, bu aktörleri destekleyen halk katında da etkisi hissedilen bir söylemdir. Bu anlamıyla antikomünizm söyleminin oluģmasında ve politik dünyayı etkileme yönünde rafine edilmesinde katkısı reddedilemeyecek derecede önemli olan, genel olarak komünizmle mücadele düģüncesinin ve özel olarak da Komünizmle Mücadele 2 Norberto Bobbio, Sağ ve Sol: Bir Politik Ayrımın Anlamı, Çev. Zühal Yılmaz, Dost Yay., Ankara 1999, s vd. 3 Bu çalıģmada kullandığımız Türk Sağı kavramını Ahmet Turan Alkan ının kullandığı Ģu anlamlarda ele alıyoruz: Sağ kimliği belirleyen iki müşterek var: Din gayreti ve bayrak aşkı! Bu iki unsur muhtelif dozajlarda bir araya gelerek sağı tarif ederler. Türk sağı, vatanı tehlikede görüp, vatanın birlik ve beraberliğini müdafaa etmiş, dini ortadan kalkıyor zannedip, İslam ı savunmaya kalkmıştır. Bu savunma telaşının müşterek motifi tepki den ibarettir. Türkiye de Sağ ın Tarihine Buruk Bir Derkenar, Türkiye Günlüğü, Sayı 16, Güz 1991, s.5-6. Ayrıca bu çalıģmada Türk Sağı hakkında Tanıl Bora nın milliyetçilik, muhafazakârlık, İslamcılık arasında bir içiçelik olduğunu ve bu üçünü sağ gövdenin birbiriyle uyumlu organları olarak kabul ettiği varsayımını da dikkate alıyoruz. Türk Sağının Üç Hali, Birikim Yay., Ġstanbul 2003, s.7 vd.

14 4 Derneklerinin bilinmesi, Türkiye deki siyasi yaģamı ve bu yaģamı etkileyen temel belirlenim alanlarının neler olduğunu anlamaya yönelik olumlu bir katkı sağlayabilir. AraĢtırmanın Amacı Bu çalıģmanın amacı Komünizmle Mücadele Dernekleri ni oluģumu, etkileri ve siyasal mirası açısından anlamaya çalıģmaktır. ÇalıĢmada, Türkiye de kurulan komünizmle mücadele derneklerinin yayınları ve bu derneklerde etkin olan kiģilerin fikirleri, döneme ait TBMM Meclis Zabıtları, gazeteler, dergiler ve konu ile ilgili akademik çalıģmalar ve kitaplar kullanılacaktır. Daha önce özellikle anti-komünizm bağlamında yapılan çalıģmalar konuya yaklaģırken, komünizmle mücadele sürecini ve bu süreçte etkin olan isimleri daha çok siyaset biliminin Marksist yorumu çerçevesinde eleģtirel bir bakıģla ele almaya çalıģmıģlardır. Konuya dair üretilen akademik çalıģmalarda, kendini sağ siyasal yelpazede tanımlayan birinin çalıģması -birkaç kısmi değini dıģında 4 - ise maalesef bulunmamaktadır. Biz ise bu çalıģmada yapılan eleģtirelliği göz ardı etmeden ve kendimizi herhangi bir ideolojik konuma yerleģtirmemeye özen göstererek, komünizmle mücadele sürecini ve bu süreçte etkin olan anti-komünist siyasal duruģu ve bu duruģu savunanları sosyolojik bir bakıģ ve duyarlılıkla anlamaya ve açıklamaya çalıģacağız. AraĢtırmanın Sınırlılıkları Her araģtırma, konunun yapısından, uzak bir zaman diliminde yaģanmıģ olmasından ve o döneme ait arģivlerin yetersizliğinden kaynaklanan sınırlılıkları bünyesinde taģır. Biz bu çalıģmada sınırlılıkları Ģöyle müģahede ettik: Türkiye de kurulan birçok dernek kayıtlarının ya dernek kapandıktan sonraki beģ yıl içinde imha edildiğini veyahut da bu derneklerin çıkarmıģ olduğu her türden belgelerin birçoğunun kütüphanelerde bulunmadığını gördük. Bu, çalıģmanın literatür açısından sınırlılığıdır. Bir diğer sınırlılık da incelenen konunun, içinde olduğumuz zamana olan uzaklığından kaynaklanmaktadır. Bizim incelemeye çalıģtığımız dönem, 4 Ġlhan Darendelioğlu, Türkiye de Milliyetçilik Hareketleri, Toker Yay., Ġstanbul 1975; Hakkı Öznur, Ülkücü Hareket, Cilt:2, Alternatif Yay., Ankara 1999a; Hüseyin Akyol, Bölüne Bölüne İktidar Olmak: Türkiye de Sağ Örgütler, Phoenix Yay., Ankara 2011.

15 5 komünizmle mücadele derneklerinin ortaya çıktığı ve etkisini Ģu veya bu Ģekilde yitirmeye baģladığı dönemle, yani 1950 ve 1970 yılları arasındaki dönemle sınırlıdır. Her ne kadar bu derneklerin kuruluģlarını etkileyen önceki dönemlere de göz atsak ve oradaki anti-komünist söylemin oluģmasına önemli oranda etki eden olaylara bakmaya çalıģsak bile, bir siyasal söylemi anlamak için yirmi yıllık bir döneme bakmak, sağlıklı bir sonuca varmak için yeterli değildir. Bu yetersizliği aģmaya çalıģmak için, komünizmle mücadele amaçlı olarak üretilen temel metinlere ve Komünizmle Mücadele Derneklerinin kuruluģunda yer almasalar bile bu metinleri üreten önemli siyasi ve düģünsel konuma sahip kiģiliklere bakmak gerekmektedir. Biz de bu çalıģmada, konuyu daha iyi ve doğru bir biçimde anlayabilmek ve açıklayabilmek için bu kiģilerin üretimlerini de konu açısından incelemeye çalıģtık. Ancak sınırlılıkları aģmak için bu türden giriģimleri yapmıģ olsak bile, çalıģmamızda ulaģacağımız sonuçlar, yukarıda saydığımız ve farkına varmadan göz ardı ettiğimiz olası nedenlerden dolayı, yine de belli bir eksikliği bünyesinde taģıyacaktır.

16 6 I. BÖLÜM KAVRAMSAL ÇERÇEVE Bu çalıģmada konuyu daha iyi ortaya koyabilmek için özellikle iki kavram açıklanmaya çalıģılacaktır. Bu kavramlar: siyasi sosyalleģme ve Moskof imgesinin anti-komünizme evrilmesi. Ancak bu kavramları daha iyi serilmeyebilmek için, tehdit algısı, düģman imgesi ve siyasi semboller gibi kavramlar da bu çerçevede kullanılmaya çalıģılacaktır Tek Parti Döneminde Alternatif Siyasal SosyalleĢme Genel olarak sosyalleģme kavramı içinde değerlendirilen siyasal sosyalleģme, toplumsallaģmanın özel bir biçimidir ve bireyin sosyalleģmesinde önemi göz ardı edilemez. Siyasal sosyalleģme, en genel anlamıyla siyasal kültürün aktarımıdır ve aynı zamanda siyasal yaģamın yeniden üretilmesi olgusu ve sürecidir. Aile, okul, cami, kilise, cemaatler, dernekler, kitle iletiģim araçları sosyalleģmede olduğu gibi, bireyin siyasal sosyalleģmesinde etkindirler ve bireyin yaģamı bu toplumsal yapılar içinde geçtiğinden dolayı, bireyin siyasal sosyalleģmesi yaģam boyu devam eder. Siyasal sosyalleģme, sosyalizasyon sürecinin daha spesifikleģmiģ bir parçasıdır. Siyasal sosyalleģme yani siyasallaģma, ilgili literatürde siyasal değerler, siyasal katılım ve siyasal sorunlar hakkında bilgi edinme ve eylemde bulunma veya her üçünün bileģimini ifade edecek biçimde kullanılmaktadır. 5 Siyasal sosyalleģme süreci düz ve aynı rutinlikte devam eden bir süreç değildir. SiyasallaĢma toplumun yaģadığı her türden siyasi ve sosyal olaylara göre hızlı-aktif veya yavaģ-pasif olabildiği gibi 5 Ġlter Turan, Siyasal Sistem ve Siyasal Davranış, Ġ.Ü. Yay., Ġstanbul 1977, s.47-62; Mimar Türkkahraman, Türkiye de Siyasal Sosyalleşme ve Siyasal Sembolizm, Birey Yay., Ġstanbul 2000, s.22-23; Oya Tokgöz, Siyasal İletişimi Anlamak, Ġmge Yay., Ankara 2008, s ; Gordon Marshall, Sosyoloji Sözlüğü, Çev. Osman Akınhay, Derya Kömürcü, Bilim Sanat Yay., Ankara 1999, s.666; Mahmut H. Akın, Siyasal Toplumsallaşma Sürecinde Gençlik: Teorik ve Uygulamalı Bir Çalışma, YayınlanmamıĢ Doktora Tezi, Selçuk Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2009, s Mahmut H. Akın, Toplumsallaşma Sözlüğü, Çizgi Kitabevi, Konya 2011, s ;

17 7 istenmedik bir biçimde geliģen bir süreç de olabilir. Yani bir toplumda tek bir siyasallaģma biçiminden söz edilemez. Bir toplumda aynı anda farklı ya da birbirinin karģıtı siyasal sosyalleģmelerin olması sosyolojik bir gerçekliktir. Siyasal sosyalleģme bağlamında Türk modernleģmesine baktığımızda onun kendine has tarzı ve birikimi, siyasal kültürümüzün de değiģim ve dönüģüm hikâyesini içinde barındırdığı gibi aynı zamanda bu süreç siyasal sosyalleģme sürecini de içerir. Tanzimat tan beri, devletin nasıl kurtarılabileceğine iliģkin kaygılardan beslenen fikir hareketleri ve bu hareketlerin savunucuları, siyasal meseleleri çok önemsemiģler ve bir siyasal aktör olarak da siyasal alanda mücadele etmiģlerdir. Türk toplumun değiģim dinamiğinin temelinde ise bu fikir hareketlerinden iktidara sahip olanların fikirleri ve izledikleri siyasetler daha çok yer almıģtır. Türkiye de siyasal yapı, bu dönüģümlerden kaynağını almıģ olduğu için çok yönlü bir görünüme sahip olmuģtur. Hatta bir modele göre tek tipleģtirilmek istenen toplumda tekrar demokrasiye geçildiğinde farklı siyasal sosyalleģmeler ve buna bağlı tavırlar ve görüģler de ortaya çıkmıģ, cumhuriyet dönemindeki laik toplum projesi, uygulayanların beklemediği farklı gerilimleri ve siyasal talepleri de ortaya çıkarmıģtır. 6 Tek parti döneminde uygulanan politikalar toplumda öngörülemeyen farklı siyasal sosyalleģmelerin yaģanmasına neden olmuģtur. Bu siyasal sosyalleģme biçimi en açık bir biçimde milliyetçi, dindar ve muhafazakâr toplumsal çevrelerde toplumsal görünürlük kazanmıģtır. Toplumu oluģturan her bir insan teki doğal olarak bir aidiyet duygusuna sahiptir. Bu toplumsal dünyada var olmanın temel koģuludur. Aynı zamanda bir insanın belli bir siyasal kimliği benimsemesinin duygusal ve imgesel bir anlam dünyasına dayanan bir yönü de vardır. Ġnsanın kendisini bazı kiģilere, kurumlara ve fikirlere yakın bulması ve onları kendisi tarafında görerek biz duygusunu kazanması; aynı yollarla da baģkalarını, bunların dıģında olanları öteki olarak görmesi ve onları kendi tarafından kabul edilebilir bulmaması, siyasal sosyalleģme yoluyla bir kimliğin inģa edilmesi olarak kabul edilebilir. Bu anlamda siyasal sosyalleģme, insan için kendisini içinde huzurlu hissettiği, doğrularını paylaģtığı ve 6 Mahmut H. Akın (2009), a.g.e. s.3.

18 8 değerlerini benimsediği bir dünya ya dâhil olma ve yine bu yolla bir tür ötekilerin dünyası ndan kendisini ayrıģtırma süreci olarak da okunabilir. 7 Siyasal sosyalleģme, bireye biz duygusunu kazandıran bir süreç olarak, biz duygusunu onlar dolayısıyla inģa eder ve bu süreçte etkin olan önemli/anlamlı ötekileri biz den kabul ederken bazı ötekiler ise olumsuz anlamlara sahiptirler. Bu süreçte yapılmaması ve uzak durulması gereken, tehlikeli olan, dolayısıyla da biz den olmayan onlar ın düģündükleri, inandıkları ve yaptıklarıdır. 8 Siyasal sosyalleģme sürecinde biz ve onlara/ötekilere dair algı, bireyin genel olarak da toplumun, içte ya da dıģta var olan bir düģmandan kaynaklandığı varsayılan bir tehdit algısına sahip olmasıyla birlikte, bireylerde ve toplumda aktif bir siyasallaģmayı baģlatma gücüne sahiptir. Bu nedenle tehdit algısı bireyin grupla özdeģleģme düzeyini etkileyen en önemli etmenlerden birisidir. Ġç veya dıģ düģmandan kaynaklanan tehdit algısı bir tür duygu içeren toplumsal tepkidir, temelinde Ģu ana veya geleceğe dair bilinçli ya da bilinçsiz korkular yatar. Korkular, yaģama içgüdüsüyle iliģkilidir ve geçmiģ veya Ģimdiki zamandaki olaylardan ve gelecek zamanda gerçekleģmesi muhtemel durumlara dair algılardan da kaynaklanabilir. Tehdit algısını oluģturan durumların ortak özelliği grubun değerini ya da belirginliğini tehlikeye sokmalarıdır. 9 Toplum veya grup için tehdit algısını oluģturan temel Ģey ise o toplumda, toplumun ve bireyin kendini konumlandırma biçimlerine göre üretilen düģman imgesidir. DüĢman a dair üretilen imgenin somut toplumsal gerçeklikle örtüģmesine gerek yoktur. DüĢman a dair üretilen imge, sözcüklerden daha güçlüdür, bireysel ve toplumsal hafızada daha uzun süreli olarak varlığını sürdürür 10 ve toplumu bir arada tutmaya yardım eder. Çünkü düģman, insanları cemaatleģtirir -hem de sadece değer aracılığıyla değil, karģı tepki vermeyi bir zorakilik haline getirmesiyle de. 11 Komünizmle mücadele derneklerinin kuruluģuna giden süreçte tehdit algısını ve bu algıya bağlı olarak 7 Mahmut H. Akın (2009), a.g.e. s.2. 8 Mahmut H. Akın (2009), a.g.e. s Nuran Hortaçsu, Ben Biz Siz Hepimiz: Toplumsal Kimlik ve Gruplararası İlişkiler, Ġmge Yay., Ankara 2007, s Tebessüm Öztan, Öfkeyi Çizmek: Milliyetçi Tahayyülde DüĢman Porteleri, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s Ulrich Beck, Siyasallığın İcadı, Çev. Nihat Ünler, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1999, s.129.

19 9 üretilen düģman imgesine örnek olarak, Komünizmle Mücadele Derneklerinde etkin bir isim olan Avukat Orhan Özgedik in Ģu ifadeleri oldukça anlamlıdır: Kılıç baģımızın üstünde.. Pamuk ipliği ile asılı ve sallanıyor.. Biz ise bunu görmeye mecburuz. Komünizm ve Rus emperyalizminin karģısına asırlardır dikilen asil milletimi çökertmek onlar için baģlıca hedef. ( ) Buna karģı 5-10 milliyetçi teģekkül.( ) Mücadelemiz çetindir. 12 Özgedik, bireyleri siyasallaģtırmak amaçlı üretilen tehdit algısının ve düģman imgesinin içini komünist ve Rus tehlikesi ile doldurmakta ve bu biçimde kurgulanan düģmanın yaratacağı tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekmekte ve mücadelenin zaruriliğini ve çetinliğini dillendirmektedir. Özgedik in ifadesinde de görüldüğü üzere düģman imgeleri, onu kullananlara, iktidar sağlayarak yetkilendirdiği için birey ve topluma var olmak için bitmek tükenmek bilmeyen zorunlulukların varlığını hatırlatmak gibi bir iģleve de sahip görünmektedir. 13 Türkiye de siyasallaģmayı sağlayıcı bir düģman imgesi iģlevine sahip olan komünizm ise kitleleri harekete geçirmeye yönelik olarak Ģu biçimde tanıtılmaktadır: Aile yok, tarih yok, destan yok, din yok, iman yok, namus, Ģeref diye bir Ģey yok: Fert yok geriye ne kalır? Ne kalacak; Ayılar tarafından idare edilen maymun sürüleri ĠĢte komünizm budur. 14 Birçok milliyetçi ve muhafazakâr söyleme sahip bu ve benzeri metinlerde olduğu gibi burada üretilen söylemin amacı, anti-komünizm üzerinden yapılmak istenen Tek Parti yönetiminin istediğinin dıģında alternatif bir siyasi sosyalleģme giriģimidir. Bir toplumda farklı sosyalleģme süreçlerinin varlığının olağanlığı gibi farklı siyasal sosyalleģmelerin de olması kabul edilebilir bir sosyal gerçekliktir. Bir toplumda var olan sosyalleģme, kültür, dil ve semboller temelinde kurulan iletiģim ve etkileģim örüntülerine bağlı olduğundan dolayı sosyalleģme süreci de, insanların hayatı ve dünyayı algılamaları için gerekli olan anlam haritalarının üretilmesini ve benimsenmesini de sağlamaktadır. 15 Bu anlamda Türkiye de de farklı siyasal 12 Orhan Özgedik, Mücadeleye BaĢlarken, Komünizmle Mücadele, Sayı:1, Aydın 1964, s Ulrich Beck (1999), a.g.e. s Arif Nihat Asya, Komünizm, Komünizmle Mücadele, Sayı:1, Aydın 1964, s Mahmut H. Akın (2009), a.g.e. s.27.

20 10 kültürler ve bunlara bağlı olarak oluģan farklı siyasal sosyalleģmelerin olması da gayet normaldir. Cumhuriyet öncesinden itibaren oluģmaya baģlamıģ ve halen günümüze kadar devam eden farklı siyasal fikirler ve bu fikirlere bağlı olarak farklı siyasal sosyalleģmeler vardır. Farklı siyasallıkların ve buna bağlı olarak geliģen sosyalleģmelerin oluģmasında, bir kitle iletiģim aracı olan kitap, dergi ve gazetelerde üretilen söylemlerin de etkisi vardır. Bu siyasallaģtırıcı etkilerin oluģumunda bireyin, kendini içinde konumlandırdığı siyasal anlam dünyası ve bu dünyayı oluģturan geçmiģ, bugün ve geleceğe dair sahip olunan hassasiyetler büyük bir yere sahiptir. Bu hassasiyetlere hitap eden dergi, gazete ve kitaplar oldukça ideolojik bir iģlevi yerine getirdikleri için aynı zamanda bu araçlar sosyalleģme aracılarıdırlar. 16 Anti-komünizm, Türk toplumunun asli bir biçimde sahip olduğu temel ve vazgeçilemez değerlerin/hassasiyetlerin, komünist bir toplumda olmayacağına dair bir korku kültürü yaratılarak iģletilen bir siyasallaģma söylemidir. Çünkü korku, beklenmedik ve öngörülemeyen bir durumla karģılaģan insanın, zihnini içinde yaģanan zamana yoğunlaģtırmasını sağlayan bir mekanizmadır. Toplumu oluģturan bireylerin olumsuz deneyimlerinin etkisiyle biçimlenen bir hayal gücü ile korkular biçimlenir ve topluma sirayet eder. 17 Burada üretilen korkunun nesnel gerçekliğinin olup olmaması önemli değildir. Korku icadı, kimi zaman bir gerçekliğin abartılması, bilinçli olarak belirli yönlerinin açığa çıkarılması biçiminde, kimi zaman da gerçeklikten tamamen kopuk bir kurgu biçiminde olabilir. Burada amaç üretilen korku ile siyasal kültürde itaati, uyumu ve oluģmuģ olan veya oluģması muhtemel ittifakın sürekliliğini ve toplumsal kontrolü sağlamaktır. 18 Bu korkunun oldukça iģlevsel kullanımını, genel olarak Türk siyasetinde ve özellikle de milliyetçi ve muhafazakâr reaksiyoner söylemlerde daha belirgin bir biçimde görmekle birlikte, bu tür bir siyasallaģma tek baģına anti-komünizme indirgenemez. Ancak yine de Türk siyasetinde anti-komünizm, tek parti döneminde hayatlarının önemli bir bölümünü yaģayan dindar, milliyetçi ve muhafazakâr kiģilerin önemli bir kısmının siyasal sosyalleģmesinde önemli reaksiyon damarlarından biri olmuģtur. 16 Mahmut H. Akın (2009), a.g.e. s Frank Furedi, Korku Kültürü, Çev. BarıĢ Yıldırım, Ayrıntı Yay., Ġstanbul 2001, s Ġnci Özkan Kerestecioğlu, Korku Siyaseti: Türk Sağının Ezberlerini Çözümlemek, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s

21 DeğiĢen Dünyada Algıların Ġdeolojik DönüĢümü: Moskof Ġmgesinden Anti-komünizme Ġnsan, dıģ dünyasında var olan nesneleri simgeleģtirerek onlar aracılığıyla imgesel düģünme yetisine sahip bir varlıktır. YaĢamını kurarken ve kurgularken genel olarak hazır bulduğu, daha az bir biçimde kimi zaman ise kendi ürettiği imgeleri kullanır. Ancak imgeler, yalnızca baģka Ģeylerin yerini tutmaktan ya da baģka Ģeyleri temsil etmekten daha fazlasını yaparlar. Ġmgeler aynı zamanda bireylere anlam yaratma kapasitesini verirler. 19 Ancak bireye sunulan bu anlam yaratma kapasitesi, içinde olunan toplumun nesne, olay ve olgulara dair temel tanımları tarafından sınırlanır ve birey bu sınırları tanır. Toplumu oluģturan bireylerin kendilerine koydukları simgesel sınırların dıģavurumu ve onaylanması, insanların kendi topluluklarına iliģkin taģıdıkları bilinci ve duyarlılığı yükseltir. 20 Bu anlamda imgeler ve imgesel sınırlar bireyin ait olduğu topluluk değerlerini taģıyacak ve koruyacak biçimde bir siyasal sosyalleģme aracı olarak da iģlevsel olurlar. Topluluğun temel değerleri doğrultusunda kendisini korumasında iģlevsel olan en önemli imge ise bir günah keçisi bulmak yani bir düģman imgesi üretmektir. Çünkü neredeyse bütün modern toplumlar günah keçisi ilan etme eğiliminden tümüyle kurtulmuģ/arınmıģ değillerdir. Genel olarak her modern toplum, kıt kaynaklar için rekabete girmek ve periyodik olarak bir davada ortak bir düģmana karģı birleģmek eğilimine sahiptir. Çoğunlukla ulusal güvenlik bahanesiyle peyda olan cadı avı, yabancı düģmanlığı, antisemitizm gibi mükerrer fenomenler ancak bununla açıklanabilir. Bu tür siyasal ve toplumsal ötekileģtirme stratejilerin üzerinde iģlediği fantezi, su kaynaklarını zehirleyen, siyasi topluluğu ve toy gençliği yozlaģtıran, ekonomiyi kemiren, barıģı sabote eden, toplumun genel ahlakını tahrip eden ve halkın (volk) dıģında/içinde olan Ģeytani bir düģmandır. 21 DüĢman imgesinin yani günah keçisi nin oluģumu, çoğunlukla ekonomik, toplumsal ve/veya siyasal güvensizlik dönemleri ile çakıģtığı için, düģman imgesi bireyi aktif ve 19 Antony Paul Cohen, Topluluğun Simgesel Kuruluşu, Çev. Mehmet Küçük, Dost Yay., Ankara 1999, s Antony Paul Cohen (1999), a.g.e. s Richard Kearney, Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar: Ötekiliği Yorumlamak, Çev. BarıĢ Özkul, Metis Yay., Ġstanbul 2012, s

22 12 Ģiddet yüklü bir davranıģ biçimine yönlendirebilir. Özellikle toplumsal çalkantı dönemlerinde bireylerde düģman imgesi yani günah keçisi arayıģı güçlenir. 22 Bu dönemlerde düģman kurgulamak, eski gammazlama ilkesi uyarınca iģler. Suçlu, ötekidir! Her Ģeyi baģlatan düģmandır. Ancak düģman imgesi düģmanın kendisi değil, düģman hakkında üretilen bir imgedir 23 ve bu imgenin toplumsal gerçekliği, onu üretenden ve dolaģıma sokandan daha fazlasını etkiler. Çünkü toplumu oluģturan bireylerin, kendilerini irkilten, toplumun genel huzurunu bozucu baģkalıklardan -ki cehennem baģkalarıdır 24 - mesul olmak, olası sorunların yarattığı suçu üstlenmek ve bilinçdıģı korkularla sağlıklı bir biçimde yüzleģmek yerine bir günah keçisi bulup hayatı kolaylaģtırma eğilimi toplumsal bütünleģmeye de hizmet etmek gibi emsalsiz bir rol ifa etmektedir. 25 Komünizmle Mücadele Dernekleri nin de kuruluģunda ve iģleyiģinde oldukça etkin olan ve toplumun genel huzurunun bozulduğuna ve bu sorunun esas failinin/faillerinin dıģarıda komünist Rusya, içeride ise komünistler olduğu yönünde iģletilen günah keçisi arayıģı ile oluģan Moskof imgesi, bir düģman imgesidir. Moskof imgesinin oldukça negatif bir biçimde oluģmasında Osmanlı-Rus SavaĢı ve sonuçları oldukça etkili olmuģtur. Bu savaģ, o dönemde mali iģler için kullanılan Rumî takvime göre, savaģın baģlangıcı 1293 yılına rastladığı için, Doksan Üç Harbi diye adlandırılmıģtır. 93 Harbinin sonuçları Osmanlı-Türk toplumunda derin izler bırakmıģtır. Çünkü Ġmparatorluk, bu savaģın sonunda önemli ölçüde toprak kaybına uğramıģ, Rusya ya yüklü miktarda savaģ tazminatı ödemek zorunda kalmıģtır. SavaĢ sonrası yapılan Ayastefanos AntlaĢması nın ağır hükümlerinden kurtulmak için, Kıbrıs Ġngiltere ye bırakılmıģ ve durumdan yararlanan Fransa, Tunus u iģgal etmiģtir (1881). Meclis-i Mebusan kapatılmıģtır. 93 Harbi nin en önemli sonuçlarından bir diğeri de, Bulgaristan daki Türk ahalinin, gerek katledilmekten kurtulmak ve gerekse göçe zorlanmak suretiyle, yaklaģık Arno Gruen, İhanet Uğrayan Sevgi Sahte Tanrılar, Çev. Ġlknur Ġgan, Çitlembik Yay., Ġstanbul 2007, s.35; René Girard, Günah Keçisi, Çev. IĢık Ergüden, Kanat Yay., Ġstanbul 2005, s Ulrich Beck (1999), a.g.e., s Jean Paul Sartre, Kapalı DuruĢma Kaydı Ġçin Yapılan SöyleĢi, Çev. YeĢim Özçer, Dün ve Bugün Felsefe, 1. Kitap, BFS Yay., Ġstanbul 1985, s Sartre, baģkaları ile iliģkilerimiz her zaman zehirli, cehennemsel iliģkilerdir der ve aynı zamanda insanın kendi hakkında yargıya varabilmek için baģkalarına muhtaç olduğunu da vurgular. 25 Richard Kearney (2012), a.g.e, s

23 13 yıldır yaģadıkları topraklardan Anadolu ya sığınmak zorunda kalmalarıdır. Ayrıca bu savaģın sonunda, Edirne ve Tuna vilayetlerinin iki bölgesi (ġumnu, Varna ve Silistre havalisi ile Rodoplar ve civarı) dıģında kalan yerlerdeki Türk unsur, hemen hemen tamamen yok olmuģtur. BeĢ yüz bin kiģi savaģta katledilmiģ veya açlık ve hastalık sonucu ölmüģtür. Bir milyonu aģkın insan ise Anadolu ya göç etmek zorunda kalmıģtır. 26 Bu dönemde ve sonrasında yaģananlar Rusya nın ve Moskof un olumsuz bir biçimde Osmanlı-Türk toplumunun hafızasında yer etmesine neden olmuģtur. 27 Rus devleti ile yaģanan bu tarihi, siyasi ve sosyal olayların sonuçları bir imge olarak edebiyat alanına da yansımıģtır. Moskof imgesinin Türk edebiyatındaki tarihi Namık Kemal in Deli Hikmet adlı Ģiirinden itibaren baģlar ve Abdülhak Hâmîd in Yadigâr-ı Harb adlı kitabında yer alan mısralarda, Süleyman Nazif in Batarya ile AteĢ adlı eserinde, Ziya Gökalp in Turan adlı Ģiirinde, Mehmet Emin Yurdakul un Aç Bağrını Biz Geldik adlı Ģiirinde, Hüseyin Nihal Atsız ın Yolların Sonu adlı Ģiir kitabında ve Refet Körüklü nün Yumruklarım adlı Ģiirinde kendine çokça yer bulur. 28 Moskof imgesinin en canlı tasvirini Necip Fazıl Kısakürek Moskof adlı eserinde aģağıdaki gibi yapmıģtır: Maddeler ve manalar, insanlar ve davalar arasında olduğu gibi, toplumlar ve milletler arasındaki zıtlığa, buz dağı ve yanardağ derecesinde en iyi örnek, Moskof la Türk Tarih böyle bir zıtlığı hiçbir milletle hiçbir toplum arasında ve hiçbir zaman ve mekânda kaydetmedi. ( ) Evet, doğrudan doğruya birbirinin vücut hikmetine düģman olmaktan gelen böyle bir zıddiyet münafereti, tarihte tektir; ve sadece Türk le Moskof a hastır. Onun içindir ki, 26 Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, VIII Cilt, TTK, Ankara 2000, s ; Kemal H. Karpat, İslam ın Siyasallaşması, Çev. ġiar Yalçın, Ġstanbul Bilgi Üniv. Yay., Ġstanbul 2004, s ; Stanford J. Ezel Kural Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, cilt 2, Çev. Mehmet Harmancı, E Yay., Ġstanbul 2000, s Moskof imgesinin oluģumu ve negatif bir biçimde inģası hakkında bkz. Mehmed Arif Bey, 93 Harbi ve Başımıza Gelenler, Ġrfan Yay. Ġstanbul 1973; Kadir Mısırlıoğlu, Moskof Mezalimi I-II, Sebil Yay. Ġstanbul 1992; Vehbi Vakkasoğlu, Moskof Mücadelemiz, Cihan Yay. Ġstanbul 1983; Nejdet Sançar, Türkçülük Üzerine Makaleler, Kamer Yay. Ġstanbul 1995, s.47-48; Necip Fazıl Kısakürek, Moskof, Büyük Doğu Yay., Ġstanbul Nejdet Sançar, Türk Edebiyatında Moskof, Türk Kültürü, Sayı 46, Yıl IV, 1966, s Bu dizeler Ģöyledir: Vatan evladına Moskof gibi rahmetmediler! (Namık Kemal); Moskof ülkesi viran olacak (Ziya Gökalp); Her Moskof un göğsünde vahşi hırs, kin, intikam (Mehmet Emin Yudakul); Rus un adı her geçende/ Gözlerime kan görünür (H. Nihal Atsız) ve Sıkılan yumruğumu/ çözmeyin, çözmeyin yalvarırım/ bırakın öyle kalsın/lazım olur bakarsın/ mezarımdan çıkar da/ Moskof u yumruklarım (Refet Körüklü).

24 14 bütün bu incelikleri düģünmeden sezen halkımızın dilinde Moskof, sade Moskof değil, Moskof Gâvuru dur. Türk, ciğerinin ta içinden gelen bir havayla ve diģlerini gıcırdatarak Moskof Gâvuru derken, olanca dayanağını Müslümanlıkta bulur 29 Bir düģman imgesi olarak kurgulanan Moskof imgesi Cumhuriyet dönemi öncesinde oluģmaya baģlamıģ ve sürekli olarak bir siyasallaģma iģlevi görmüģtür. Bu durumun en tipik ama aynı zamanda en sert örneğini Süleyman Nazif in Rus Kimdir, Moskof Nedir? adlı yazısında bulabiliriz: Moskof'un barıģı aldatıcı, susması kuduz, yaltaklanması hain, yardımı ihanet doludur. Ey Türk oğlu!.. Sana damarlarındaki kanı hediye edenler, kanlarının son damlalarını Moskof savaģlarında döktüler. Sen bugün, yarın ne olursan ol, fakat unutma ki o Ģehitlerin ebedî bir yetimisin!.. Bu din, bu devlet, bu vatan gibi, bu gayız, bu kin, bu intikam da onların sana mübarek bir mirasıdır! Dünyada bir Rusya ve bir Rus kaldıkça bu hakkına ve bu vazifene hürmet et: Hakkın öldürmek, vazifen, gerekirse hemen ölmektir, Türk oğlu!.. 30 Din, devlet ve vatan gibi, bu yetimliğe sebep olan gayız, kin, ve intikam mübarek bir miras olarak gelecek nesillere aktarılmaktadır. Bu mübarek bir miras olarak aktarılan düģman imgesinin gelecek nesillerin felahı için önemli bir iģlevi vardır: DüĢman imgesi, milletlerin varoluģunda önemli katkıları olan ve milletin yaģama alanındaki varlığının bugün ve gelecekte tehlikeye düģüyor olmasına yönelik ortak bir korku yaratır ve toplumu bir otorite etrafında merkezileģtirdiği gibi aynı zamanda toplumsal bütünleģmeye yardım eder. Milletin bugünde ve gelecekte yaģayacaklarına yönelik olarak duyulan bu ortak korku, milletin var olma koģulunun bu ezeli ve ebedi düģmanın varlığına bağlı olarak kurgulanmasını beraberinde getirmiģtir. Öyle ki bu durumu en açık ve oldukça negatif bir biçimde, aktif bir Türkçü olan Nejdet Sançar ın Ģu ifadelerinde bulmak mümkündür: Dilimizdeki barıģmaz düģman sözü en güzel örneğini, muhakkak ki, Türk ve Moskof kelimelerinde bulmaktadır. Türk-Moskof düģmanlığı, ( ) Moskof un Türk ü yok etme ihtirasıdır. Moskof, ( ) düģman değil bir 29 Necip Fazıl Kısakürek, Moskof, Büyük Doğu Yay., Ġstanbul 2007, s Süleyman Nazif, Rus Kimdir, Moskof Nedir?, Orkun, Sayı. 57, s.9.

25 15 iblis, iblis değil bir ifrit Türk milleti eğer yaģamak istiyorsa, hava kadar, su kadar, Moskof düģmanlığına muhtaçtır. 31 Rusya nın ezeli düģman olarak tahayyül edilmesinin nedenleri olarak 93 Harbi sonrası yaģanan insani dramların neden olduğu çöküntü ve Rusya nın güttüğü emperyalist amaçlı siyasetler, II. Dünya SavaĢı sırasında ve sonrasında Boğazlardan üs ve kuzeydoğu Anadolu dan toprak talepleri gibi durumlar, bu ezeli düģmana duyulan kinin, yani negatif Moskof imgesinin tekrar dolaģıma sokulmasına ve bireyleri bu tehlikeye karģı siyasallaģtırmasında oldukça iģlevsel olmuģtur. 32 Moskof imgesinin toplumda tekrar dolaģıma sokulmasında, toplumsal bütünün sosyolojik iģleyiģi de önemlidir. Çünkü birey, içinde bulunduğu grubun dilini konuģur; içinde bulunduğu grubun düģündüğü gibi düģünür. Belli sözcükleri ve bu sözcüklerin anlamını, kullanıma sunulmak üzere hazır bulur. Onlar sadece, bizatihi bireyi çevreleyen dünyaya giriģi belirlemeye yaramazlar. Aynı zamanda, o zamana kadar nesnelerin grup ya da birey tarafından hangi açıdan ve hangi eylemsel bağlamda elde edilip idrak edildiğine ve dolayısıyla açığa kavuģturulmasına da yararlar. 33 Bu anlamda Moskof imgesi muhayyel bir tasavvur olan komünizmle mücadele pratiği için, yukarıda oluģum nedenleri belirtildiği üzere, bir miras olarak devralınmıģtır. Bu durumu Hayrani Ilgar ın Ģu ifadelerinde açıkça görmek mümkündür: Ģurası da tarihi bir gerçektir ki; Türk ün can düģmanı MOSKOF tur. Moskof un bugünkü adı ise: Komünist Rusya dır. Rusya adı bir vasıtadır; Türk ün can düģmanı: KOMÜNĠZM dir. 34 Devralınan ve Türk ün can düģmanı olarak görülen Moskof imgesinin çok açık bir biçimde komünizmle eģitlenmiģ biçimde algılanmasını dönemin bütün milliyetçi ve muhafazakâr yazınında izleyebiliriz. Özellikle Hüseyin Nihal Atsız ın yazıları bu eģitlemenin tipik örneklerinin baģında gelir. Atsız, Tarihin BarıĢmaz DüĢmanları adlı yazısında bu konu hakkında Ģu görüģleri ileri sürer: Komünizm, 31 Nejdet Sançar (1995), a.g.e. s G. Gürkan Öztan, Ezeli DüĢman ile HesaplaĢmak: Türk Sağında Moskof Ġmgesi, Toplum ve Bilim, Sayı 121, Ġstanbul 2011, s Ayrıca bu konunun milliyetçilik ve jeopolitik açıdan analizi için bkz. Ümit Özdağ, Türk Milliyetçiliği ve Jeopolitik, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce, Milliyetçilik, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2003, s.176 vd. 33 Karl Mannheim, İdeoloji ve Ütopya, Çev. Mehmet Okyayuz, Epos Yay. Ġstanbul, 2002, s Hayrani Ilgar, Komünizm ve Tenkidi, TKMD Genel Merkezi Yay., Ġzmir 1966, s. 5.

26 16 ruh ve seciye bakımından soysuzlaģmıģ binlerce casusu bulunan bir Moskof emperyalizmidir. 35 diyerek Moskoflukla komünizmi eģitlemiģ ve komünizme taraftarlığı vatan hainliği olarak görmüģ ve yok edilmelerinin Ģart olduğunu bir gereklilik olarak belirtmiģtir. 36 Moskof imgesinin anti-komünizme evrilmesinde KurtuluĢ SavaĢı nı yaģayan halkın hafızasında hala canlı olan varlık-yokluk ve ölüm-kalım algısının diriliği önemli bir yer tutar. Bu diriliğin yarattığı eģitlemenin bir örneğini Remzi Oğuz Arık ta da buluruz. O, Moskof imgesinin, bu toplumun kolektif hafızasında diri bir halde olduğunu ve onun varlığının tarih boyunca acı bir biçimde deneyimlendiğini vurgular. Ona göre, millet ve yeni rejimi kuranlar bir sırat köprüsüne benzeyen [kurtuluģ] savaģlarını yaparken komünizmle o kadar yüz yüze, göz göze geldiler ki onun kitap sayfalarındaki nazariye değil; yüzlerce yıldır Türklüğün karģılaģtığı Islavcılığın ta kendisi olduğunda tereddüt etmediler. 37 Arık ın bu düģünceleri, muhayyel tehlikenin somut luğunun bir ifadesidir. Türkiye-Rusya iliģkilerinin dalgalı seyrinin yanında, toplumda artan komünizm referanslı fikirler, bir düģman imgesi olan Moskof imgesinin antikomünizme doğru evrilmesini ve komünizmin bir iç düģman olarak algılanmasını sağlamıģtır. Bu durumun en belirgin ifadesini yine Nejdet Sançar ın Ģu satırlarında çok net ve açık bir biçimde bulmak mümkündür: Bu korkunç ifrit, artık, eski açık ve belli düģman değildir. Bir yandan, eski beyaz postu üzerine kızıl bir tül geçirmiģ olarak ve eskisinden farklı bir yaratıkmıģ gibi gözükmek istiyor, diğer taraftan da içimize, üç yüz yıllık ülküsünün gerçekleģmesini sağlamak emeli ile bir takım mikroplar salıvermiģ bulunuyor. Yani artık Moskof hem dıģ düģman, hem de iç düģmandır. 38 Moskof imgesinin, o dönemi yaģayan bireylere bıraktığı düģünsel ve siyasal miras, değiģen koģulların gereksinimlerine uygun biçimde, birey tarafından yeniden geliģtirilmekte ve devraldıklarının yerine baģkalarını koymasına veya onu 35 Hüseyin Nihal Atsız, Türk Ülküsü, Ġrfan Yay., Ġstanbul 2003, s Hüseyin Nihal Atsız(2003), a.g.e., s Bu özdeģliğin baģka bir örneği için bkz.; Ömer Faruk Merdivenci, Gayemiz Komünizm BaĢta Olmak Üzere Her Kötülükle Mücadeledir, Komünizmle Mücadele Birliği Dergisi, Sayı 2, Ġstanbul 1952, s.5 37 Remzi Oğuz Arık, Türk Gençliğine, Hareket Yay., Ġstanbul 1968, s Nejdet Sançar (1995), a.g.e. s.49.

27 zenginleģtirmesine neden olmaktadır Burada devralınan Moskof imgesini zenginleģtiren ise komünizmdir. Ġnsanın ulviliğini, ölümsüzlük cehdini kırıcı, tıkayıcı, boğucu ve toprağa gömücü olarak görülen komünizm, bu mirasla birleģince, âdemin, yokluğun, hiçliğin, sıfırın sistemi olarak algılanmaktadır. 40 Komünistler, Türkiye nin nüfusuna göre sayıca çok küçük bir topluluk da olsalar, sırtlarını dayadıkları, dıģ kuvvetler tarafından kendilerine sağlanan büyük imkânlarla, devlet ve milleti tehdit eden iç düģmanların en tehlikelisi olarak adlandırılmaktadırlar. 41 Bu yüzden de milliyetçiliğe, Türkçülüğe ve Ġslamiyet e muarız ideolojilerin baģında ilmi sosyalizm denilen, Marksist sosyalizm, diğer adı ile komünizm gelmektedir. 42 Komünizmle mücadele sürecinde Moskof imgesi ve beraberinde komünizmi savunanlar, oldukça negatif bir biçimde ahlak ve namus vurgusu temelinde tanımlanmıģlardır. Moskof imgesinin çağrıģtırdığı tüm kötülükler (ahlaksızlık, dinsizlik, sapkınlık, din, millet, bayrak, gelenek, aile, ordu, servet düģmanlığı vs.), içeride onun ile doğrudan bağlantılı olduğu düģünülenler üzerine yapıģtırılmıģ ve ülke içindeki sosyalistler, Rus emrinde hareket eden ve nihayetinde Rus emperyalizminin değirmenine su taģıyan, satılmıģlar, ajanlar, yardakçılar, gafil hizmetkârlar en hafifinden ise kandırılmıģlar olarak betimlenmiģtir. 43 Bu betimlemeye örnek olarak Peyami Safa, komünistin genel vasıflarını Ģöyle sıralamıģtır: Allah a inanmaz, millete ve değerine inanmaz, geçmiģ düģmanıdır, bugün ki hür dünya rejimlerini gerici bulurlar, tarafgirdirler, özeleģtiriden yoksundurlar, sahte peygamberleri vardır ve Sovyet sempatizanıdırlar. 44 Bu konuda ilginç ve patolojik bir tanımlama ise 1930 lu yıllarda gençliğini yaģayan Osman Yüksel Serdengeçti nin Ġntikam adlı Ģiirinin mısralarına Ģu Ģekilde yansımıģtır: Dedelerimden kalma intikam var kanımda, GeçmiĢini Bulgar ın Moskof un da, Bir domuz görmüģ gibi ayaklanır hislerim 39 Karl Mannheim (2002), a.g.e., s Necip Fazıl Kısakürek, Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık, Büyük Doğu Yay., Ġstanbul 2007, s Nejdet Sançar (1995), a.g.e. s Abdulhadi Toplu, Türk Milliyetçiliği ve Karşı İdeolojiler, Kamer Yay., Ġstanbul 1994, s G. Gürkan Öztan (2011), a.g.m. s.91; Yüksel TaĢkın (2003), a.g.m., s Peyami Safa, Sosyalizm, Marksizm, Komünizm, Ötüken Yay., Ġstanbul 1979, s

28 18 Alçakların sesini dinlerken mikrofonda O kadar gururlanma, o kadar mağrur olma Daha dün kölemizdin, mahvolmuģtun Purut ta. Yalnız Ģunu isterim, yalnız Ģunu hatırla; YatmıĢtı Katerina Baltacının koynunda 45 Türk siyasetinde oldukça etkili olmuģ olan anti-komünizm, dini ve milli duyarlılığı yüksek olan bireylerde ve çevrelerde, kadim Çarlık/Rusluk/Moskofluk algısının Ģekil değiģtirmiģ, içerikçe zenginleģmiģ ve güncellenmiģ bir versiyonudur. 46 II. Dünya SavaĢı ve öncesinde oluģan Moskof düģmanlığı ile sosyalleģen gençlerin Soğuk SavaĢ döneminde anti-komünist bir siyasallıkta bulunmaları 47 sosyolojik olarak anlaģılır bir durumdur. Bu duruma örnek olarak, Anadolu da yakın zamanlara kadar annelerin erkek çocuklarını dövmemeleri ve o büyüyünce Moskofla harbedecek demeleri verilebilir. Bu durum dıģ bir düģman olan Moskof imgesinin halk nezdinde nasıl bir toplumsallık ve siyasallık ürettiğinin önemli bir örneğini oluģturur. Çünkü bizim tarihimizde hususi bir Rus sempatisine rastlamak mümkün olmadığından dolayı, içimizden, içlerinde Sovyetlere sempati duyan topluluğun çıkması ve bu topluluğu oluģturanların büyük çoğunluğunun cahilliklerinin kurbanı olan gençlerden çıkmakta 48 oluģu, Moskof imgesi ile iç düģman olan komünist imgesinin eģleģmesine giden yolu açmıģtır. Bir dıģ düģman imgesi olan Moskof imgesinin anti-komünizme evrilmesi ile ortaya çıkan anti-komünist söylem, bir iç düģman olan komünistlere karģı toplum içinde sosyal denetim mekanizması olduğu gibi siyasal kontrol ve dıģlama iģlevlerini de yerine getirmiģtir. Toplumda var olan Moskof imgesi, Soğuk SavaĢın yarattığı siyasi basınç göz ardı edilmeden, anti-komünizme doğru evrilmiģ ve siyasal yaģamda ideolojik amaçlı kullanımlara sonuna kadar açık bir söylem oluģturmuģtur. 45 Osman Yüksel Serdengeçti, Akdeniz Hilalindir, Bütün Eserleri 2, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., Ġstanbul 2008, s G. Gürkan Öztan (2011), a.g.m. s Yüksel TaĢkın (2007), a.g.e., s Erol Güngör, Sosyal Meseleler ve Aydınlar, Ötüken Yay., Ġstanbul 1994, s

29 19 II. BÖLÜM KOMÜNĠZMLE MÜCADELE DERNEKLERĠNĠN KURULUġUNU ETKĠLEYEN FAKTÖRLER Ġnsana ve topluma dair olan her türden sosyal olay ve olgular tek bir faktörle açıklanamayacak bir giriftliğe sahiptir. Hele bu olay ve olguların siyasallığı oldukça açık ve yüksekse, devreye iç ve dıģ birçok faktörün girmesi ve yapılacak analizin bu noktayı göz önüne alması sosyolojik bir zorunluluktur. Bu anlamda, Türkiye de Komünizmle Mücadele Derneklerinin kurulmasında ve ürettiği söylemlerin oluģmasında birçok faktör oldukça önemli bir rol oynamıģtır. Bu faktörleri dıģ ve iç faktörler olarak iki ana baģlıkta inceleyebiliriz. ġüphesiz bu dıģ ve iç faktörler önemleri açısından kendi içlerinde de ayrı baģlıklar halinde incelenebilir DıĢ Faktörler Komünizmle Mücadele Dernekleri nin ortaya çıkıģında dıģ faktörlerin önemi yadsınamaz. Bu faktörlerin arasında ilk sırayı II. Dünya SavaĢı sırasında artan Sovyet tehdidi ve sonrasında oluģan Soğuk SavaĢ döneminin ideolojik etkileri alır. Ġkinci olarak da en az Sovyet tehdidi kadar, ABD nin SSCB nin etkisini en aza indirme ve bu ülkenin ideolojik etki alanını daraltma yönünde artan hegemonik geniģleme ve Ortadoğu da etkin olma siyasetinin sonuçları verilebilir II. Dünya SavaĢı Sunucunda OluĢan Sovyet Tehdidin Etkileri Türkiye Cumhuriyeti hem devlet katında hem de toplum katında II. Dünya SavaĢının öncesinden baģlamak üzere büyük oranda bu savaģtan etkilenmiģtir. Bu etkiler özellikle 1929 Dünya Ekonomik bunalımından itibaren baģlamak üzere ekonomik alanda hissedilirken, ayrıca bu dönemde ortaya çıkan Ġtalya ve Alman

30 20 faģizmlerinden düģünsel ve toplumsal olarak da etkilenmiģtir. Bu dönemde -biraz da zorunluluktan- ekonomik alanda bir çözüm olarak devletçilik politikaları uygulamaya konulmuģ ve bu durum, ekonomik anlamda 1917 lerden itibaren Sovyetlerde uygulanan devletçilik anlayıģı ile kısmi anlamda benzer bir siyasi ve ekonomik nedenlerden kaynaklanmıģtır lardan itibaren Tek Parti hükümetleri siyasal ve ideolojik anlamda Ġtalyan ve Alman rejimleri ile kısmi yakınlıklar kurmaya çalıģmıģlardır. Özellikle Almanya da ortaya çıkan Hitler rejimi ve bu rejimin dıģ politika hedefleri, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini ve kimi Pan-Türkçü çevreleri etkilemiģtir. 49 Özellikle Alman ordularının Rusya üzerine yürümesinin etkileri iç politikada, Türkçü ve Turancı kimi çevrelerde heyecanla karģılanmıģ ve bu heyecan Sovyet Rusya tarafından temkinli bir biçimde takip edilmiģtir. Ancak dünyanın büyük bir kısmında ve bu arada da Türkiye de II. Dünya SavaĢından sonra siyasi ve ekonomik liberalleģme eğilimi artmıģtır. Almanya, Ġtalya ve Japonya daki totaliter rejimlerin yenilgisi ve Batı demokrasisinin zaferi, her zaman Batı daki siyasi iklime tepki veren Türkiye yi etkilemiģtir. Ayrıca savaģ sonrası dünyada, Stalin in düģmanlığıyla da artan Türkiye nin yalıtlanması, Tek Parti hükümetini Batılı güçlere yaslanmaya zorlamıģtır. 50 Bu dönemde özellikle SSCB nin ihraç ettiği ihtilal anlayıģı, Avrupa ve ABD de SSCB ye karģı bir düģmanlık oluģmasına neden olmuģtur. Bu tutum Ġngiltere ve Fransa tarafından baģlatılan karģı diplomatik ve ekonomik yaptırımlarla devam etmiģ ve ABD de Kızıl Korkusu 51 dalgası görülmüģtür. Bu dalga, Amerikan gazetelerinde BolĢeviklere karģı kapsamlı bir halkla iliģkiler kampanyası olarak sürmüģtür larda Stalinizm in SSCB de iyice yerleģmesiyle ve burada yaģanan açlık, kitlesel katliamlar ve milyonlarca insanın 49 Bu konuda bkz.; Günay Göksu Özdoğan, Turan dan Bozkut a Tek Parti Döneminde Türkçülük ( ), ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2001, s ; Alman Dış İşleri Dairesi Belgeleri, Türkiye deki Alman Politikası ( ), Havass Yay. Ġstanbul Bu kitapta yer alan belgelerde Türk makamlarının, Almanya nın Sovyetlere karģı iģbirliği içinde hareket etme yönünde sahip olduğu eğilimler, Almanya nın Türkiye Büyük Elçisi Papen nin telgraflarından izlenebilir. 50 Feroz Ahmad, Demokrasi Sürecinde Türkiye, Çev. Ahmet Fethi, Hil Yay., Ġstanbul 1996, s Regin Schmidt,Red Scare: FBI and the Origins of Anticommunism in the United States, , Museum Tusculanum Press, Denmark 2004, e-book. Bu çalıģmanın konusu, 1919 ve 1943 yılları arasında Amerikan Federal Bürosunun kurumsal olarak siyasi faaliyetleri gözetimi altına alarak biçimlendirmesi ve denetlemesi üzerine bir incelemedir. Geleneksel ve modern Amerikan antikomünizmini içine alan bu tarihsel araģtırma, özellikle Senatör Joseph McCarthy nin 1950'lerde adına McCarthycilik dönemi de denilen dönemdeki siyasi hoģgörüsüzlük ve baskı biçiminde tekrarlayan saldırganlıkları açıklamayı amaçlamaktadır ve henüz dilimize çevrilmemiģtir.

31 21 yaģamını yitirmesi gibi kitlesel insani dramlar, SSCB nin Batı medyasındaki imgesinin olumsuzlaģmasını beraberinde getirmiģtir. 52 Bu imgenin oluģmasında ve pekiģmesinde kimi sol entelektüellerin Rusya da yapılan uygulamaları devrime ihanet 53 olarak yorumlamaları sonucunda oluģan hayal kırıklığı da oldukça önemlidir. Bütün bunların yanında Türkiye ile SSCB arasındaki 1925 tarihli Türk Sovyet Dostluk AntlaĢması nın yenilenmemesi ve bu duruma ilave olarak SSCB nin Türkiye den toprak talebi ve Boğazların kontrolü konusunda saldırgan ve tehditkâr siyasetinin 54 iç politikadaki yansımaları ve kimi toplumsal katmanlarda hala aktif olan Moskof imgesinin komünizmle buluģmasını pekiģtirmiģtir. Komünizm, hem mülkiyeti tanımayan, dini inkâr eden, insanları köleleģtiren, zalim bir rejim, hem de 93 Harbi nden beri Osmanlı Ġmparatorluğu nun yıkılma ve yok olma yönündeki kaygısının müsebbibi sayılan ezeli düģman Rusya nın (Moskof!) Türkiye ye yönelik tehdidinin maskesi olarak büyük bir tehlikeyi/dıģ düģmanı temsil ediyordu ların ikinci yarısından itibaren Türk Sağının politik sosyalleģmesinin harcını karan temel, komünizmi öcüleģtiren bir anti-komünizm oldu. 55 Rusya nın/ komünizmin iç siyasetteki ideolojik karģılığı olan anti-komünizm ve devlet milliyetçiliğinden uzaklaģtırılan Türk milliyetçiliği ve dini duyarlılıklar Komünizmle Mücadele Dernekleri nin kuruluģuna giden yolu açmıģtır. 52 Oya Tokgöz, a.g.e., s Bu konuda örnek bir metin için bkz.; Emma Goldman, Bolşeviklerin Devrime İhanetinin Öyküsü, Çev. Ali Toprak, KarĢı Yay., Ġstanbul 2009, s.7. Goldman, 1919 dan 1921 tarihine kadar Rusya da yaģadığı deneyimi, Ne var ki Rusya da tuhaf, beni bu büyük vaatler karasına taģıyan coģkun hedeflerin tam tersi bir gerçeklikle karģılaģtım. Bu duruma alıģabilmem için tam on beģ ay geçmesi gerekti. Her gün, her hafta, her ay iyimserliğimi yok eden ölümcül zincire yeni bir halka ekleniyordu. Ġçine düģtüğüm büyük hayal kırıklığıyla çaresizce boğuģuyordum. 54 Bu konuda bkz.: Fethi Tevetoğlu, Sovyet Emperyalizmi ve Ġslavlık, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, Fasikül 1, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1965, s.33-34; Günay Göksu Özdoğan (2001), s ; Cemil Koçak, Türkiye de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları ( ) İkinci Parti, Cilt:1, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2010, s ve ; Süleyman Tüzün, Atatürk Sonrası Dönemde DıĢ Politika Olayları (1938- Günümüze), Edit: Fatma Acun, Atatürk ve Türk İnkılap Tarihi, Siyasal Yay., Ankara 2010, s ; Hasan Bülent Kahraman, Türk Siyasetinin Yapısal Analizi ( ), Cilt 2, Agora Kitaplığı, Ġstanbul 2010, s Tanıl Bora, Türk Sağı: Siyasal DüĢünce Tarihi Açısından Bir Çerçeve Denemesi, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s.14.

32 ABD Etkisi ve Marshall Yardımı - Truman Doktrini II. Dünya SavaĢı, öncesi ve sonrasıyla propaganda savaģlarının yaģandığı dönem olarak da anılabilir. Bu savaģ sırasında etkin olan çeģitli siyasal akımlar -FaĢizm, Nazizm ve Marksizm- tarafından propaganda tekniklerinin geliģtirilmesi için büyük çabalar sarf edilmiģtir. Bu arada, propaganda eğitimi üzerinde çalıģmalar, özellikle ABD de hız kazanmıģtır. Bu durum bir yandan ABD de I. Dünya SavaĢı nda son derece etkin bir Ģekilde kullanılan propagandanın ABD ye karģı kullanılabileceği endiģesinden doğduğu kadar, diğer yandan Avrupa da demokrasiyi etkisiz kılan çeģitli ideolojilerin devreye girmesinden de kaynaklanmaktadır de ABD de Institute of Propaganda Analysis kurulmuģ ve ilk iģ olarak Nazi Almanyası üzerinde çalıģılmıģtır. Bu kuruluģ üyeleri daha sonraları propaganda ve karģı propaganda çalıģmalarını gerçekleģtirmek için görevler yapmıģlardır. 56 Bu tür çalıģmaların yapıldığı ülke olan ABD de, II. Dünya SavaĢı sırasında küresel iddia taģıyan bir Amerikan Stratejisi oluģturmuģ, komünist Sovyet tehdidi bu stratejinin önüne engel koyduğu ölçüde bir tehdit tanımlaması olarak taktik bir değerlendirmeye tabi tutulmuģtur. 57 ABD de anti-komünizm denildiğinde ilk akla gelen ve kendisi bir senatör olan Joseph R. McCarty dir. McCarty, ABD de komünizme yol açabilecek unsurların temizlenmesine yönelik politikaların üretilmesinde ve uygulanmasında oldukça etkin olan bir isimdir. O, komünizme yol açabilecek her türden siyasi ve kültürel aktiviteyi soruģturmaya tabi tutmuģ ve 1940 lardan 1950 lerin sonuna kadar ülkede bir cadı avı gerçekleģtirmiģtir. ABD de devlet aygıtının ve toplumun komünizmle mücadeleye uygun bir biçimde örgütlenmesi ve mobilize olması sağlanmıģ, bu uygulamalar McCarthyism olarak adlandırılmıģ ve bu yöntemler benzer Ģekilde ABD ile iliģkisi olan ülkelerde hem politik söylemlere hem de uygulamalara büyük oranda yansımıģtır. 58 ABD kaynaklı anti-komünizm etkilerine Türkiye de duyarlı olmuģ ve bu yönde siyasi ve sosyal söylemlerin dolaģımda 56 Oya Tokgöz (2008), a.g.e., s Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik, Küre Yay., Ġstanbul 2004, s Sinan Yıldırmaz (2012), a.g.m., s.49.

33 23 tutulması, 59 Komünizmle Mücadele Derneklerinin kuruluģuna giden süreci hızlandırmıģtır. Bu dönemde SSCB nin ideolojik ve siyasi yayılma siyaseti özellikle Türkiye ve Yunanistan gibi ülkeleri direkt olarak tehdit eder bir boyut kazanmıģtır. Sovyet tehdidi karģısında ABD kendi siyasal nüfuz alanını korumak ve küresel aktörlüğünü göstermek amacıyla, bu tehdide maruz kalan ülkelere yönelik giriģimlerde bulunmaya baģlamıģtır. 22 Mayıs 1947 de Amerikan Kongresi nde onaylanan Truman Doktrini, güvenlik endiģesi içinde olan Türkiye yi oldukça rahatlatmıģtır. ABD BaĢkanı Truman, 7 Ocak 1948 de yaptığı ve kendi adıyla anılan doktrini savunduğu konuģmasında Türkiye ile Yunanistan a yabancı baskısına karģı tamamiyetlerini muhafaza için yardım etmekteyiz. demiģtir. Bu sözlerle ABD, Rusya nın Türkiye ve Yunanistan ile ilgili niyetlerini anladığını gösteriyordu yılı sonrasında artan Sovyet tehdidine karģı ABD nin küresel siyasetinin propaganda ayağını oluģturan en önemli söylem anti-komünist söylemdir. Bu amaçla komünizmin ideolojik etki sahasını daraltmak için Truman, Noel Mesajı nda Ģu ifadeleri kullanmıģtır: Komünizm istibdadına karģı giriģilen bu mücadelede hepimiz birleģmiģ bulunuyoruz. Komünizm Allahsızdır Demokrasinin en kudretli silahı tüfek tank veya bomba değildir. Allah ın himayesi altında insanların kardeģlik duygularına ve insanlık Ģerefine olan inancıdır. Allah ın iradesi mutlak yerine gelmelidir. 61 Üst düzey bir ABD li askeri yetkili ise bu çerçevede oldukça anlamlı olan Ģu mesajı vermiģtir: Türkiye Orta Doğunun kalesidir. 62 Bu politik amaçlı söylemlerin Soğuk SavaĢ döneminde dillendirilmesi, Türkiye de geliģen anti-komünist resmi ve sivil siyasal söylemlere ve bu söylemi dillendirenlere dıģ dünyadan güçlü bir destek 59 Tamer, Muhayyel Komünizm: Türk Sağının Anti-komünizm Propagandası, Doğu Batı, Yıl 14, Sayı 58, Ankara 2011, s Ahmet YeĢil, Türkiye de Çok Partili Siyasi Hayata Geçiş, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 2001, s.134. Truman Doktrini çevresinde Türkiye ve Yunanistan a yapılan Marshall Yardımı hakkında bkz.: M. Serhan Yücel, Demokrat Parti, Ülke Kitapları, Ġstanbul 2001, s ; UlaĢ Altun Marshall Yardımı ve Türkiye, YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Türk Ġnkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara 2007; Marshall Yardımı için Türkiye de yapılan 1947 Türkiye Ġktisadi Kalkınma Planı ve plan hakkında yapılan değerlendirme için bkz: Ġlhan Tekeli ve Selim Ġlkin, Savaş Sonrası Ortamında 1947 Türkiye İktisadi Kalkınma Planı, Bilge Kültür Sanat Yay., Ġstanbul Truman ın Noel Mesajı, Zafer Gazetesi, Zafer Gazetesi,

34 24 mahiyetindedir. Bu dönemi, kimi yazılarında anlatan ve kendini tam bir komünizmle mücadele adamı olarak gören ve Komünizm bizimle ve hür dünya ile siyasi bir harp içindedir. diyen Peyami Safa, Almanya dan kendisine gelen bir derginin kendisini ĢaĢırttığını çünkü bu derginin Amerika nın BolĢevizm den Kurtarma Komitesi nce desteklenen bir yayın olduğundan bahseder. 63 Aynı konu hakkında Nejdet Sançar da, Amerikalıların hayli zaman önce, komünizmle ve komünist sömürgeciliği ile fikri mücadele yapacak bir kuruluģ meydana getirdiklerini ve bu kuruluģun Almanya da uzun yıllar çalıģtığını, hatta bu kurumda Moskof tutsaklığından kurtulmuģ Türk dünyasının mensuplarının da yer aldığını, kuruluģun üç aylık bir Türkçe dergi de yayınladığını, ancak Moskofların ricası ile kuruluģa yapılan para yardımlarının kesilmesi neticesinde artık iģlevini yitirdiğinden üzüntüyle bahseder. 64 Sonuç olarak Türkiye de komünizmle mücadele sürecinin tarihsel temelleri arasında Türk-Sovyet iliģkilerinin tarihi seyri sonucunda ortaya çıkan negatif içerikli Moskof imgesi vardır. Bu imgenin geliģiminde 1920 li yıllardaki Türkiye Komünist Partisi olayı, Atatürk ün söylevleri ve II. Dünya SavaĢı sırasında ortaya çıkan Sovyet tehdidi büyük oranda önemlidir. ABD, Rusya nın etki alanını daraltmak için anti-komünizmin Türkiye de yaygınlaģmasını belirgin bir biçimde ideolojik, ekonomik ve siyasal olarak desteklemiģtir. 65 Ancak bu süreçte yukarda açıklamaya çalıģtığımız üzere Komünizmle Mücadele Derneklerinin ortaya çıkmasında açık bir ABD etkisinin olduğunu söylemek mümkündür Ġç Faktörler Hiç Ģüphesiz ki, Komünizmle Mücadele Derneklerinin kuruluģunda iç faktörlerin önemi göz ardı edilemez. Bu faktörler arasında Ġnkılâp uygulamaları, 1944 yılında yaģanan Türkçü-Turancı kiģileri tutuklamalarla yaģanan olaylar, toplumda görünürlük kazanan sol kıpırdanıģlar ve Çok Partili yaģama geçiģte 63 Peyami Safa (1979), s ve Nejdet Sançar (1995), a.g.e., s Doğan Avcıoğlu, Türkiye nin Düzeni Cilt 1, Tekin Yay., Ġstanbul 1987, s

35 25 hükümetlerin yani Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Demokrat Parti (DP) gibi partilerin komünizme karģı tutumlarındaki benzerlik ve farklılıkların toplumsal yansımalarının oluģturduğu etkiler ilk göze çarpan önemli faktörler olarak sıralanabilir Tek Parti Uygulamaları ve Yarattığı HoĢnutsuzluklar Türk modernleģmesinin en önemli boyutlarından birisi ulus devletleģme süreci olduğu için toplumsal mühendislik uygulamaları kendine özgü durumu ile gerek cumhuriyet öncesinde gerekse cumhuriyetin kurulmasının ardından uygulanmaya çalıģılmıģtır. Türk modernleģmesi tecrübesi, siyasal sosyalleģme ile ilgili pek çok unsuru içinde barındırmaktadır. Toplum mühendisliğinin en önemli harekete geçirici meselelerinden birisi, yeni nesillerin iktidar sahiplerinin istediği bilinçte yetiģtirilmesi meselesi olmuģtur. Bu durum toplum mühendisliği ile siyasal sosyalleģme konusunun en önemli birleģme noktalarından birisini oluģturmaktadır. Türkiye de iki yüzyılı aģan bir süreye karģılık gelen BatılılaĢma ve modernleģme tecrübesi, bir yönüyle yeni nesillerin eskilere göre farklı siyasal sosyalleģme süreçlerinden geçmeleri anlamına da gelmektedir. Bu yüzden Türkiye de MeĢrutiyetten Cumhuriyete yeni siyasal sistemler ve bu sistemlerde aktif bir konumda bulunan siyasal aktörler, hem sistemin hem de kendi konumlarının meģruiyetlerini sağlama konusunu özellikle önemsemiģlerdir. Bu konuda gerek Osmanlı Devletinin son yüzyılında gerekse Cumhuriyetin ilk yıllarında atılan en önemli adımların temeli yeni bir toplumsal sisteminin oluģturulması çalıģmalarıdır. 66 Cumhuriyetin kurulmasının ardından özellikle 1920 li yıllardan itibaren baģlayan devrim hareketlerinde halkın üzerindeki etkisi bakımından baģta eğitim ve din gibi kurumlar yeniden yapılandırılmaya baģlanmıģtır. 67 Bu hareketlerin yeniden tanzim etmeye çalıģtığı, toplumsal açıdan en önemli alan dini alandır. Bu alanda 66 Mahmut H. Akın (2009), a.g.e. s Yasin Aktay, Türk Dininin Sosyolojik İmkânı, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1999, s ; Türkiye de dini alanın tanzimi konusunda ayrıca ĠĢtar Gözaydın, Diyanet: Türkiye de Dinin Tanzimi, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2009, s

36 26 birçok reform yapılmak istenmiģtir. 68 Din alanında yapılmak istenen reform için oluģturulan komisyonlarda camilerin iģlevleri ve oradaki ibadet hallerinin değiģimi (camilere, kiliselerde olduğu gibi sıra konulması, müzik aletleri yerleģtirilmesi vb.) gibi konular tartıģılmıģtır. Bu tartıģmalar söylentiler halinde yayılmıģ ve toplumda bu söylentiler tepkiyle ve biraz da abartılarak karģılık bulmuģtur. Bu anlamda camiler dini propaganda üreten merkezler olarak algılanmıģ ve yapılan vaazlar sıkı denetim altına alınmıģtır. 69 Camilerin propaganda üretme iģlevini iyi bilen tek parti (Cumhuriyet Halk Fırkası-CHF) kadroları, cami ve tekkelerin envanterini çıkardıktan sonra ilgili birimin cemaatinin, diğer camilerle arasındaki mesafenin bez yüz metre ve mamur olması gibi durumları bahane ederek kimi camileri satıģa çıkarmıģ, kimilerini ise depo vs olarak kullanıma açmıģlardır. Bu anlamada tek parti döneminde camilerin toplumsal dünyadaki imgesinin kapladığı alanı göz önüne aldığımızda bu uygulamalar ile eskiyi simgeleyen bir öğe 70 olarak camilerin/dini yapı ve kurumların ötekileģtirilmiģ olduğunu söyleyebiliriz. Bir imparatorluğun yıkıntıları üstüne kurulan Türkiye Cumhuriyeti, imparatorluktan miras aldığı BatılılaĢma çabalarını tamamlamayı hedef olarak önüne koymuģ ve bu yolda gerekli bütün inkılâpları yapmaya çalıģmıģtır. Ancak hemen belirtelim ki, Türkiye nin radikal devrimler yaparak yöneldiği BatılılaĢma çabaları uzun bir sürece yayılmasına rağmen, sebep ne olursa olsun baģarılı olamamıģtır. BatılılaĢma sürecinin baģarısızlığının beklide en önemli sebebi, aydın tabakanın büyük çoğunluğunun bürokratik elit olarak varlığını ve egemenliğini koruması, modernleģmeye ait göstergelerin halk nezdinde büyük oranda onaylayıcı bir karģılığını bulamaması ve üst düzeyde deveran eden bir elitist kültürün toplum gerçekliğinin dıģında yaģam bulmaya çalıģmıģ olmasıdır. 71 Bu durumu bir baģka açıdan Ģu Ģekilde ifade etmek de mümkündür: Kemalizm Türklerin ferdi kimliklerini 68 Bu konu ile ilgili çalıģmalar için bkz.: Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, (Haz. M. Ünlü, Y. Çotuksöken), Ġnkılap Yay., Ġstanbul 1994, ; Ġsmail Hakkı Baltacıoğlu, Ġslamın TürkleĢtirilmesi, Dr. ReĢit Galip, Müslümanlık: Türk ün Milli Dini, Aktaran: Ayhan Yıldırım: Türkçe Ezan mı Yoksa Ġslamiyet in TürkleĢtirilmesi mi?, Ezanın Yasaklı Yılları, Edit. Ayhan Yıldırım, Özge Yay., Ġstanbul 2010, s Cemil Koçak, Tek Parti Döneminde Muhalif Sesler, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2011, s A. Kıvanç Esen, Tek Parti Dönemi Cami Kapatma/Satma Uygulamaları, Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar, Sayı 13, Güz 2011, s Mehmet Akgül, Türkiye de Din ve Değişim, Ötüken Yay., Ġstanbul 2002, s

37 27 oluģturmada dinin yani Ġslam ın oynadığı rolü anlamamıģtır. 72 Kemalizm in dinin bu toplumda kapladığı yeri anlayamamasının sonucunda bir yabancılaģma ideolojisi olarak kalmıģ ve bu anlamda Kemalizm Türk toplumunda tek parti dönemi boyunca bir ölçüde, dysfunctional yani ters fonksiyonu olan bir rol oynamıģtır. 73 Dolayısıyla din ve kültür hayatıyla doğrudan iliģkili olan devrimler, dini hayat, sembol ve fikirleri devre dıģı bırakmayı hedefleyen tavırlar olarak halkın vicdanında boģluklar yaratmıģtır. 74 Bu durumun örneğini, yapılan inkılâpların büyük oranda etkilediği önemli bir alan olan dini, yani Ġslami yaģama alanına bakarak daha rahat görebiliriz. ġeriat Mahkemelerinin kaldırılması (1924), dinin anayasadan çıkarılması (1928), Tekke ve Zaviyelerin kapatılması (1925) ve ezanın (1928) ve ibadetin TürkçeleĢtirilmesi (1932) ve Menemen Olayı na (1930) verilen sert tepki gibi radikal laiklik uygulamaları, 75 dinin temel yaģam bileģeni olduğu Türk toplumunda olumsuz olarak algılanmıģ ve halkın yürütülen modernleģme çalıģmalarına katılmamasının ve mesafeli durmasının nedenlerini oluģturmuģtur. Hatta halkın modernleģme uygulamalarına gönüllü katılması bir yana, o dönemlerde gençliğini yaģayan ve radikal inkılâp uygulamalarını Ģiddetle eleģtiren Osman Yüksel Serdengeçti, inkılâpları yapanları sahte inkılâpçılar ve bu yapılanları ise neslimizi mahvedenler olarak göstermiģ ve bu konuda duyduğu hoģnutsuzluğu Ģu Ģekilde dillendirmiģtir: Sözde ilim, asrilik, modernlik, inkılâpçılık perdesi arkasında oynanan oyunlar, serdedilen fikirler, yapılan telkinler hakikatte ruh gibi, iman gibi, 72 ġerif Mardin, Türkiye de Din ve Laiklik, Çev. Fahri Unan, Türkiye de Din ve Siyaset, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2005, s Ahmet Yücekök, Dinin Siyasallaşması: Din-Devlet İlişkilerinde Türkiye Deneyimi, Afa Yay., Ġstanbul 1997, s Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri, Dergâh Yay., Ġstanbul 2003, s.228. Bu konu hakkında bu eserin sayfaları arasında örnek metinlerle desteklenerek geniģ açıklamalar yapılmıģtır. 75 Bu konu hakkında bkz. Gotthard Jäschke, Yeni Türkiye de İslâmlık, Çev. Hayrullah Örs, Bilgi Yay., Ankara 1972; Cumhuriyet bürokratları tarafından gerici bir olay olarak nitelendirilen Menemen Olayı nın dönemin ortamı gereği nasıl bir Ġslam ve gelenek karģıtlığına dönüģtürüldüğünün bir anlatımı için bkz. Umut Azak, Türkiye de Kemalist Modernisazyona bir Tepki: Menemen Olayı ve Bir Mitin Yaratılıp TartıĢılması ( ), Devlet ve Maduniyet: Türkiye ve İran da Modernleşme, Toplum ve Devlet, Der. Touraj Atabaki, Ġstanbul Bilgi Üniversitesi Yay., Ġstanbul 2010, s

38 28 Ģeref haysiyet gibi bütün insani varlığımızı, seciyemizi aģağılara doğru çeken menfi, yıkıcı propagandalardı. 76 Bu fikirlerden de anlaģılabileceği gibi tek parti döneminde, iktidarın istediği siyasal sosyalleģme biçiminden farklı bir siyasallaģmayı yaģayan biri için bu reform hareketleri, Türk modernleģmesi bağlamında cumhuriyet tecrübesinin köklü ve çok geniģ bir siyasal devrim tecrübesi olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla sadece yeni neslin zihniyet ve siyasal değerler açısından dönüģtürülmesi yeterli görülmemiģ, tamamıyla bir toplum dönüģtürülmeye çalıģılmıģtır. 77 Bu durum da halkta belirgin bir hoģnutsuzluk yaratmıģtır. Tek parti döneminde toplumu değiģtirmek için iģletilen aklı, Batıda modası geçmiģ ve genel olarak dinsiz, Allahsız, ateist, natüralist felsefeleri ve sanat ve topluma dair nesli mahvedici fikirleri ülkeye getirmekle eleģtiren Osman Yüksel Serdengeçti bu konuda Ģunları söyler: Garbın yeni buluģlarını, yeni hamlelerini takip etmeyen, sadece din, iman, maneviyat düģmanı düģünürlerin fikirlerini, ebedi hakikatlermiģ gibi kabul eden bu Kadrocular Aklıselimciler (!) müspet ilimciler, sonradan inkılâp kadrosu haline geldiler. ( ) eskiden kalma ne varsa, iyi olsun kötü olsun, yanlıģ olsun doğru olsun, hepsini silip süpürmek, yeni bir dünya yaratmak sevdasında idiler. 78 Tek parti döneminin, yine benzer noktalar vurgulanarak yapılan sert bir eleģtiri örneğini dönemin tanıklarından biri olan EĢref Edip te bulabiliriz: Kalan bir karıģ toprakta Halkçılar, Ġttihatçılardan devraldıkları sapık, bozguncu zihniyeti bütün hızıyla yürüttüler. Bütün gayz (öfke, hınç) ve kinleriyle milletin maneviyatına saldırdılar. Mukaddesatına (kutsal değerlerine) hücum ettiler. Din müesseselerini kapattılar, mekteplerden din derslerini kaldırdılar. Allah, Peygamber tanımayan derbeder (baģıboģ, serseri) bir nesil yetiģtirdiler. 79 Tek parti uygulamalarının istediği türden bir siyasallaģmanın dıģında kalan ve daha çok dini ve milli anlam dünyasının gelenekselliğini yaģayanlar açısından 76 Osman Yüksel Serdengeçti, Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bütün Eserler 2, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., Ġstanbul, 2008, s.38, Mahmut H. Akın (2009), a.g.e. s Osman Yüksel Serdengeçti, Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bütün Eserler 2, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., Ġstanbul, 2008, s EĢref Edip, Kara Kitap, Haz. Fahrettin Gün, Beyan Yay., Ġstanbul 2012, s

39 29 gerçekleģtirilmek istenen toplumsal dönüģüm, kötü uygulayıcılarının alkıģ düģkünlükleri yüzünden toplumda milli bir irade hareketi ne dönüģmemiģtir. Bu durumu Nurettin Topçu Ģu düģüncelerle ifadelendirir: Ġstiklal Harbi nden beri, vicdanları kendi ateģi etrafında birleģtiren bir milli irade hareketi gözükmedi. Milli vicdan uyuģuk yaģadı. Güya ona hayat vermenin çok kötü sanatkârları, gençleri büyük Ģehirlerin meydanlarında toplayarak boğazlarını yırtan seslerle nutuklar verdiler ve vicdanları sağır edici alkıģ fırtınalarıyle vakit geçirdiler. Bu tam takır gürültülerin altında ruhların ne kadar periģan bir ıssızlıkta bunalmakta olduğunu hissedemediler. 80 Dönemi genel hatları ile belirleyen bir siyasal yapı olan CHF, bu dönemde tek parti rejimine olan muhalefeti, aslında bütün toplumdan gelmiģ olmasına rağmen, gericiler ve yobazlar ve müttefikleri olan taģra eģrafının körüklediğini iddia etmiģ 81 ve böylece uygulamalarına bir meģruluk zemini aramaya çalıģmıģtır. Bu dönemdeki laik toplum oluģturma politikalarının yansımalarını, dönemi değerlendiren yazarlardan biri olan D. Mehmet Doğan Ģöyle ifade eder: Keyfi mahkemeler, tüyler ürperten iģkence metodları, kiģilik törpüleme uygulamaları, Kur an-ı Kerim e taarruza kadar varan saygısızlıklar, suçu kiģiden ailesine, mensup olduğu topluluğa, hatta halka ve onun inancına kadar genelleģtirme tavrı. 82 Tek parti dönemine has uygulamalardan biri olan Ġstiklal Mahkemeleri kurulmuģ ve yeni rejime dini, siyasi vb. sebeplerle muhalif olan ya da olması muhtemel kiģileri yargılamak için iģletilen bir siyasal temizlik makinesi gibi bir iģlev görmüģtür. Bu mahkemelerde yargılananlar arasında bulunan EĢref Edip, o dönemleri anlattığı hatıratında bu durumu onaylayıcı bilgiler aktarırken, Ġstiklal Mahkemelerini yakın tarihin kara sayfaları 83 olarak nitelendirmiģtir. Konumuz 80 Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Dergâh Yay. Ġstanbul 1999, s Kemal H. Karpat, İslam ın Siyasallaşması, Çev. ġiar Yalçın, Ġstanbul Bilgi Üniv. Yay. Ġstanbul 2004, s778. Türkiye Cumhuriyetinin ilk kuruluģ yıllarında yapılan devrimlere gerek meclis içinde gerekse meclis dıģında oluģan tepkiler için bkz. Mahmut Goloğlu, Devrimler ve Tepkileri, ĠĢbankası Yay. Ġstanbul D. Mehmet Doğan, Bir Savaş Sonrası İdeolojisi Kemalizm, Esra Yay. Ġstanbul 1994, s EĢref Edip, İstiklal Mahkemelerinde/Sebilürreşad ın Romanı, Haz. Fahrettin Gün, Beyan Yay., Ġstanbul Mahkemede yapılan yargılamalara dair özellikle 75. ve 150. sayfalara bakılabilir. Rauf Orbay ise bu mahkemeleri eģkıya yatağı olarak değerlendirir. Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni Siyasi Hatıralarım 2, Emre Yay., Ġstanbul 1993, s Ayrıca bu konuda Ali Fuat Cebesoy,

40 30 açısından dönemin canlı tanıklarından biri de olan Necip Fazıl Kısakürek, Ġstiklal Mahkemelerinin aktive olmasını sağlayan önemli bir olay olan ġey Sait ayaklanmasının ardından ülkede yaģananları Ģöyle özetlemiģtir: ġeyh Said hadisesinin hemen ardından baģlayan ve laiklik teranesiyle devam eden Ġslâmı kazıma hareketi hiçbir fikri, ilmi ve hukuki tepkiye çarpmadı. Basit halk infialleri ve onların doğurduğu, küçük fakat bütün memleketi üçayaklı sehpalarla donatıcı direniģler müstesna. 84 ġapka inkılâbı sonrasında, bu uygulamaya muhalif olanların yaģadıklarını değerlendiren Necip Fazıl Kısakürek onları mazlumluk ve Ģehitliğin en üst mertebesine 85 koymuģtur. Ġskilipli Atıf Hoca mazlumluk ve Ģehitliğin en üst mertebesinde olan isimlerden biridir ve 1924 yılında yazdığı Frenk Mukallitliği ve Şapka 86 adlı eser ve genel olarak dini anlamda sahip olduğu bilgisinin toplumsal ve siyasi etkisinden duyulan korku yüzünden ilgili mahkeme tarafından idam edilmiģtir. 87 Ġnkılâplar, kendine katılmayanlardan ve bilhassa hoģnut olmayanlardan inkılâp mazlumları üretmiģtir. Tek parti döneminde toplumun geçmiģinden hoģlanmayan kesimler, geçmiģi önemseyenleri irtica ile suçlamıģlar ve mahkûm etmiģlerdir. Sayıları bir hayli çok olan bu kiģiler, maddi cezaların yanı sıra o dönemde yaratılan sosyal atmosfer yüzünden manevi iģkencelere uğramıģlar 88 ve çok büyük bir kısmı bulunduğu mevkiden, camisinden ve tekkesinden ayrılmak zorunda kalmıģtır. Ayrıca sahip olduğu dini dünya görüģünü, bir anlamda ideoloji gibi yaģayan toplumun dini önderleri ve Ģeyhleri camileri ve tekkeleri elinden alındığı için, kitlelere seslenmelerinin önü tıkanmıģtır. Böyle bir durumda Ģeyhler ve dini önderler takipçileri ile dıģ tekkelerde arkadaģ olma yerine kâlb tekkesinde birlikte olmuģlar ve varlıklarını devletin gözünde kısmen yasal, hukuken paravan vakıfların Siyasi Hatıralar Cilt1-2, Temel Yay., Ġstanbul 2007 adlı hatıratın ilgili bölümleri de önemli bilgiler içermektedir. 84 Necip Fazıl Kısakürek, Son Devrin Din Mazlumları, Büyük Doğu Yay., Ġstanbul 2011, s Necip Fazıl Kısakürek (2011), a.g.e. s Ġskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Şapka. Bu eserin günümüz Türkçesine adresinden ulaģabilir. 87 Necip Fazıl Kısakürek (2011), a.g.e. s ; Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek Parti Yönetimi'nin Kurulması ( ), Tarih Vakfı Yurt Yay. Ġstanbul 1999, s ; Hasan Hüseyin Ceylan, Cumhuriyet Dönemi Din-Devlet İlişkileri, 2. Cilt, Rehber Yay., Ankara 1992, s Erol Güngör, Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik, Ötüken Yay., Ġstanbul 1992, s.67.

41 31 arkasında korumaya çalıģmıģlar 89 ve bu durum inkılâpçıların öngörmediği farklı bir siyasallaģmanın yaģanmasının önünü açmıģtır. Tek parti döneminde sosyal ve dini etkisinden ürkülen insanların yanında siyasal etki alanının geniģliğinden korkulan insanlar da tasfiye edilmiģtir. Bu duruma ilk örnek olarak tek parti döneminde tarihinin ilk muhalefet partisi olarak kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve kurucuları verilebilir. Mustafa Kemal PaĢa nın eski silah ve dava arkadaģları olan Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar ın öncülüğünde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 17 Kasım 1924 te kurulmuģ ve Fırka kurucuları, cumhuriyet düģmanlığı, saltanatçılık, halifecilik, Ġngiliz yandaģlığı, isyan kıģkırtıcılığı ve vatan hainliği ile suçlanmıģlar ve sonunda parti 5 Haziran 1925 tarihinde kapatılmıģtır. 90 Bu partinin kapatılması ve lider kadrolarının daha sonraları yaģanan Ġzmir Suikast GiriĢimi Davası nda yargılanması konumuz açısından bakıldığında siyasal tasfiye olarak nitelenebilir. 91 Yapılan bu siyasal tasfiyeler 12 Ağustos 1930 da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası için de geçerli sayılabilir. Çünkü parti çok kısa sürede geniģ bir toplumsal destek kazanarak Cumhuriyet Halk Fırkası yönetimini kaygılandırmıģ ve parti kurucuları da iktidara, ancak cumhurbaģkanıyla çatıģarak gelinebileceği gerçeğinin çok ağır sonuçlar yaratacağını düģünmüģler ve 17 Kasım 1930'da partiyi feshetmek durumunda kalmıģlardır. 92 Ayrıca bu dönemde CHF nin laiklik uygulamalarını eleģtiren aydınlar da, laiklik uygulamalarını destekleyenler tarafından Ģiddetli saldırılara uğramıģlardır. Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu, Peyami Safa ve Kemal Tahir gibi dönemin aydınları uygulamaları eleģtirdikleri için merkezden uzaklaģtırılmaya ve 89 Thierry Zarcone, NakĢibendîler ve Türkiye Cumhuriyeti: Zulümden, Yeniden Dini, Siyasi ve Toplumsal Mevkiye UlaĢma ( ), Çev. Eriman TopbaĢ, Türkiye Günlüğü 23/Yaz 1993, s Bu konuda temel kaynaklar olarak Ģu eserlere bakılabilir: Ahmet YeĢil, Türkiye Cumhuriyetinde ilk Teşkilatlı Muhalefet Hareketi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Cedit Y., Ankara 2002; Erich Jan Zürcher, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ( ), ĠletiĢim Y., Ġstanbul 2003; Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek Parti Yönetimi'nin Kurulması ( ), Tarih Vakfı Yurt Yay. Ġstanbul 1999, s Mete Tunçay (1999), s Bu konuda yapılan önemli çalıģmalar için bkz: Abdülhamit AvĢar, Serbest Cumhuriyet Fırkası, Kitabevi Yay., Ġstanbul 1998; Cem Ermence, 99 Günlük Muhalefet: Serbest Cumhuriyet Fırkası, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2006; Mahmut Hakkı Akın, Laiklik SözleĢmesi Temelinde Güdümlü Muhalefet, Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2012.

42 32 itibarsızlaģtırılmaya çalıģılmıģlardır. 93 Bu durumun bir benzerini ise tek parti yönetiminin din ehlinin bütün geçim kapılarını kapatmasında, onları sıkıntılı bir yaģama ve hatta dilenecek bir konuma itmiģ olmalarında müģahede edebileceğimiz gibi din talebesinin sokağa atılmasında görmek de mümkündür. 94 Ayrıca bu dönemde Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı doğrudan BaĢbakanlığa bağlı olmasına rağmen, tek parti kadrolarının dini algılama biçimlerinden dolayı devlet içinde üvey evlat muamelesi görmüģlerdir. 95 Laikliği bir kurtuluģ ilkesi 96 olarak gören Tek Parti yönetimi kuruluģ döneminin yapısı gereği, kendi dıģında siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik hatta sivil yapı tanımamıģtır. Siyasal partilerin kapatılması, resmi ideolojiyi destekleyecek kurumların dıģında hiçbir yapılanmaya izin verilmemesi, çeģitli derneklerin kapatılması (Türk Ocağı nın kapatılması 97 ) ve devletin dıģında sivil alanları güçlendirecek serbest giriģime sınır getirilmesi gibi tavırlar, hem Türkiye nin sağlıklı bir biçimde modernleģmesini hem de toplumun modernleģme giriģimlerine katılmasını hatırı sayılır bir biçimde engellemiģtir. 98 Tek parti dönemi kadrolarının olası muhalefet odağı olabilecek dini alana dair genelleme siyasetleri, yine dini alan içinde yer alan kimi kiģi ve oluģumların varlığı yüzünden akim kalsa bile iģletilmiģtir. Cumhuriyete intikal eden MeĢrutiyet devrinin Ġslamcı aydınları, müderrisler ve Ģeyhler ile düģünce dünyalarında ve gelecek tasavvurlarında Ġslamın mühim yer tuttuğu aydınlar, özellikler büyük siyasi ve sosyal kırılmaların yaģandığı tarihlerinden sonra farklı, bazen birbirlerine zıt tutumlar takınmıģlar, tavırlar sergilemiģlerdir. Bu durum bir Cumhuriyete karģı birçok müslümanca tavır olarak okunabilir. 99 Bu tavrın izini Sufilerde de bulmak 93 D. Mehmet Doğan (1994), a.g.e. s EĢref Edip (2012), a.g.e. s Cemil Koçak (2011), a.g.e. s Ġdris Küçükömer, Düzenin Yabancılaşması, Bağlam Yay., Ġstanbul 2001, s Türk Ocakları nın kapatılması için bkz.; Füsun Üstel, İmparatorluktan Ulus-Devlete Türk Milliyetçiliği: Türk Ocakları ( ), ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1997, s ; Yusuf Sarınay, Türk Milliyetçiliğinin Tarihi Gelişimi ve Türk Ocakları, Ötüken Yay., Ġstanbul 2004, s Mehmet Akgül (2002), a.g.e., s.172. (vurgu M. Akgül e ait) 99 Ġsmail Kara, Cumhuriyet Türkiyesi nde Bir Mesele Olarak İslam 1, Dergah Yay., Ġstanbul 2008, s.182 vd. Bu eserde yapılan inkılap uygulamalarına Ġslami değerler dünyasına sahip insanların verdiği farklı tepki/uyum tiplerine dair örnekler ve açıklamalar bulunabilir. Bu örneklerin en tipik biçimini yine bu kitapta yer alan ġeyh Efendinin Rüyasındaki Türkiye (s ) isimli ünlü rüya anlatısında; Ahmet Hamdi Akseki nin Ġstiklal Mahkemesinden beratı için ona yapılan istekten ve sonrasından (s ); Elmalılı Hamdi Efendi nin yine aynı mahkemeden beratının arka planında (s.200) ve Said Nursi nin Cumhuriyet döneminde yaģadıklarında (s ) bulmak mümkündür.

43 33 mümkündür. Türk Sufilerinin inkılâplara ve yürütülen modernleģme uygulamalarına karģı sergiledikleri tavırların nedenlerini dini, siyasi, toplumsal, iktisadi ve mistik saikler olarak gruplandırmak mümkündür. Hilafetin ilgasına karģı çıkanlar siyasi; 1925 ten itibaren itibarsızlaģtırmaya maruz kalmayı toplumsal; herhangi bir resmi görevden mahrum bırakılmayı iktisadi; yeni alfabe kullanmanın ve dinin ve ona ait ritüellerin TürkçeleĢtirilmesini ise mistik nedenlerin baģında sayabiliriz. Ancak inkılâp uygulayıcılarının yaptığı gibi bir bütün olarak herhangi bir tarikatı/dini oluģumu muhalefet odağına koymak da mümkün değildir. 100 Böyle olmadığını inkılâpların halk tarafından benimsenmesi için üretilen hutbelerin, camilerde önemli dini simalar tarafından okunmasından/okutulmasından da çıkarabiliriz. 101 Türkiye de Ġslamiyet ne Atatürk döneminde ne de baģka herhangi bir dönemde yasaklanmamıģtır. Ancak din ve vicdan hürriyeti tek parti döneminde baskı altında tutulmuģ, her seviyede dini tedrisat ve yayınlar men edilmiģtir. 102 Hatta bu dönemde Kur an-ı Kerim basımı devletin sıkı denetimi altında tutulmuģtur. 103 Dini yayınlar açısından dönemin oldukça fakirleģtirildiğini, arasında resmi olarak yayınlanan 754 adet eserden sadece 19 tanesinin dinle ilgili olmasından da çıkarabiliriz. Bu eserlerden 5 tanesinin adları Ģöyledir: Türkiye de Hıristiyanlık, Budacılığı Hazırlayan Amiller, Çindeki Dinler, Çinlilerin Dinleri ve Türk Kozmogonisi yılları arasında ise dinle ilgili 15 adet eser yayınlamıģ ve bu eserlerin 8 tanesi Alevilik ve BektaĢilikle ilgilidir. 104 Bu bilgilerden de 100 Hülya Küçük, Milli Mücadelenin Ardından Yapılan Reformlara Sufilerin Tepkileri: Bir Bülbül Nasıl Kargaya DönüĢtü?, Devlet ve Maduniyet: Türkiye ve İran da Modernleşme, Toplum ve Devlet, Der. Touraj Atabaki, Ġstanbul Bilgi Üniversitesi Yay., Ġstanbul 2010, s Ġsmail Kara (2008), a.g.e. s Ali Fuad BaĢgil, Din ve Laiklik, Yağmur Yay. Ġstanbul 2003, s.198; D. Mehmet Doğan (1994), s Cemil Koçak (2011), a.g.e. s Mustafa Kara (2003), a.g.e. s Mustafa Kara (2003), a.g.e. s Bu eserden hareketle, Tek Parti döneminde dini kitap ve dergi gibi yayınların azlığını ve hatta tarih ve 651 sayılı BaĢvekalet Matbuat Umum Müdürlüğü Ġstanbul Bürosunun son dönemlerde gazetelerde görülen dini içerikli yazıların on gün zarfında nihayetlendirilmesi isteğini dikkate alırsak, DP nin KuruluĢu ile bu durumun iyileģmeye baģladığını söyleyebiliriz. Kara, özellikle 1947 den sonra yayınlanan dini dergilerin sayısında bir patlamanın olduğunu belirtir. Bu dergiler Ģunlardır: ĠrĢâd, Doğan GüneĢ, Ehl-i Sünnet, Doğru Yol, Hakka Doğru, Ġslâmiyet, Selamet, SebilürreĢâd, Ġslam Dünyası vb. Ġslamcı çevrede 1950 öncesinde, özellikle DP nin kuruluģu ile birlikte, dini yayınlarda önceki dönemlere kıyasla önemli bir oranda artıģ gözlenmiģ ve bu arada da yapılan Ġslami neģriyatlarda komünizmle mücadele konulu yazılarda bir artıģ gözlenmiģ ve bu mücadelede din ve özellikle de Ġslam a biçilen rol sürekli olarak vurgulanmıģtır.bu konu için bkz.;tarık Zafer Tunaya, İslamcılık Akımı, Bilgi Üniversitesi Yay. Ġstanbul 2003, s.184

44 34 anlaģılacağı üzere Tek parti dönemindeki laik devlet buyurganlığı çoğunluğun dini bilgi ihtiyaçlarının giderilmesine izin vermemiģtir. Bu ise Ġslam dinine inanların ve Sünni olan halkın çoğunluğunun incinmesine sebep olmuģtur. Çünkü Türk toplumunda din, kültürün ve toplumun kuruluģunun asli bileģeni olduğu gibi bireylerde kiģilik yaratıcı gizil ve güçlü bir fonksiyona da sahiptir. Cumhuriyetin seçkinleri Ġslam ın yüzeyde görülmesi mümkün olmayan bu gizil ve güçlü fonksiyonunu idrak edememiģlerdir. Bunun sonucu kültürel optimizm olmuģtur. Cumhuriyet seçkinleri Ġslam ın bu önemli fonksiyonlarını kolayca baģka bir yapıya devredebileceklerini sanmıģlardır. Kemalizm, kültürün kiģilik yaratıcı katında yeni bir anlam yaratmadığı ve yeni bir fonksiyon görmediği için bir rakip ideoloji rolünü oynayamamıģtır. Kemalizm in Türkiye de ailelerin çocuklarına intikal ettirdikleri değerleri değiģtirmekteki etkisi ancak sathi olmuģtur. 105 Sathi olarak kalan tek parti uygulamaları toplumda bir ruh ve ahlak sükûtu 106 yaratmıģtır. Çünkü Cumhuriyet dönemindeki modernleģme uygulamaları, muasır medeniyet davası dıģtan kopya, içten basit bir heves olarak kalmıģ, yapılan inkılâplar ise hiçbir ruha sindirilememiģ ve süpürüp attığı Ģeylerin yerini tutamamıģtır. 107 Tek parti döneminde geleneksel yapının yıkılması ve yerine konmak istenen bütün öğelerin toplum tarafından içselleģtirilmemesinin yanında, bir de geleneksel yapıya ve genel algıya ters olan komünizm gibi sol ideolojik geliģmelerin toplumda kısmi de olsa görünürlük ve etkinlik kazanması, toplum katında belirgin bir tedirginlik yaratmıģtır. Bu tedirginlik ilk baģlarda, inkılâp uygulamalarının baskınlığı ve buyurganlığı yüzünden baģta din olmak üzere birçok kurumu ve bu kurumların oluģturduğu iliģki ağlarını sessizleģtirmiģtir. Bu sessizlik ortamında laiklik uygulamaları, özellikle bu uygulamalardan etkilenen Ģehirli kesimlerde manevi bir boģluk yaratmıģ ve bu alan yarı-din haline getirilmeye çalıģılan ulusçuluk ile doldurulmaya çalıģılmıģtır lardan itibaren kaba inkılâpçıların, dini ziyanlı görerek ezmeye çalıģması, asıl laikliğin ziyanına olmuģ ve bu yüzden halk ile devletin arasına buzdan duvarlar çekilmiģ, laikliğin bu cahilane uygulamaları iģi 105 ġerif Mardin, Din ve İdeoloji, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1995, s Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye nin Manzarası, Büyük Doğu Yay., Ġstanbul 2009, s Necip Fazıl Kısakürek (2009), a.g.e. s Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti nde Tek Parti Yönetimi nin Kurulması ( ), Tarih Vakfı Yurt Yay., Ġstanbul 1999, s.334.

45 35 din düģmanlığına dek götürmüģ ve bir nimet olan Müslümanlıkla irtica birbirine karıģtırılmıģtır. 109 Ancak, 1930 lu yılların ortalarından itibaren laiklik uygulamalarının ve komünizm ideolojisinin yarattığı tedirginliğin de etkisiyle oluģan kendi vatanında gurbet 110 algısı ve bu algıyla beraber oluģan suskunluk, kimi milliyetçi dergiler ve kiģilikler aracılığıyla kırılmaya ve etkisi azaltılmaya çalıģılmıģtır. Bu algının en belirgin örneğini 1949 yılında kaleme alınan Sakarya Türküsü adlı Ģiirinde Necip Fazıl Kısakürek in Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! 111 mısralarında bulabiliriz. Toplumsal alandan dinin, dini simge ve önderlerin geri çektirilmesi, 1930 lu yıllardan itibaren toplumda dini, siyasi ve sosyal boyutları olan bir durumun yani manevi buhran ın ortaya çıkmasına neden olmuģtur. Bu buhrana dikkat çeken Osman Turan a göre, Türkiye de komünizmin bu derece süratle yayılması ve azgınlaģması, baģka memleketlerden farklı olarak, iktisadi ve içtimai Ģartlardan ziyade manevi buhranın tabi bir neticesi olmuģ; münevverlere ait kültür, ahlak ve mefkûre sükûtu sosyalist moda ve propagandanın kısa zamanda marazi bir inkiģafına kâfi gelmiģtir. 112 Bu manevi buhranın ortaya çıkmasında Kemalizm in dini alanı daraltan laiklik politikaları esas nedendir. Dini müesseselerin yıkılması, yeni nesillerin din eğitimi ve terbiyesinden mahrumiyeti, yapılan inkılâpların toplumun normal ahengini bozucu etkisi, sağlam aydın kütlenin yetiģtirilememesi gibi durumlar sonucunda manevi buhran oluģmuģtur. 113 BaĢka bir deyiģle bu dönemde uygulanan politikalar manevi bir sefalet yaratmıģ ve bu sefalet, toplumda komünizm vb fikirlerin yerleģmesine neden olacak cinsten bir yapıya sahiptir. Çünkü manevi sefalet, inançsızlık ve idealsizliği ve ruh periģanlığını doğurmuģtur. Bu sefaleti durduracak olan din kaynağı, laiklik uygulamaları sonucunda kurutulmaktadır. 114 Kemalizm, Ġslam dinini hayattan tecrit etmek için çeģitli uygulamalara baģvururken, ona 109 Ahmet Kabaklı, Müslüman Türkiye, Toker Yay., Ġstanbul 1970, s Osman Turan, Vatanda Gurbet, NakıĢlar Yay., Ġstanbul 1980, s Necip Fazıl Kısakürek, Çile, Büyük Doğu Yay., Ġstanbul 2012, s Osman Turan, Türkiye de Komünizmin Kaynakları ve Kültür İhtilali, Türkiye Basımevi, Ġstanbul 1967, giriģ ve önsöz. Sayfa numarası yok. 113 Osman Turan (1967), a.g.e., s Ali Fuad BaĢgil, Din ve Laiklik, Yağmur Yay., Ġstanbul 2003, s

46 36 alternatif kurumlar üretmeye çalıģmıģtır. Mesela, cami ve tekkelere karģı halkevleri kurulmuģtur. 115 Ancak inkılâp politikalarını halka yaymak için kurulan halkevlerinde ve laik okullarda derviģlerin mistisizmine ve Müslüman din adamlarının bilgisizliklerine karģı çıkan bir eğitim yürütülmüģ, bu eğitimi alan gençler geleneksel dini törenleri tartıģma konusu etmeye baģlamıģlar ve din adamlarının öğretimlerine ilgisiz kalmaya baģlamıģlardır. Bu dönemde köyler dıģında camilere gidenler çoğunlukla yaģlı kuģaklardan oluģmaktadır. 116 Halkın inkılâplara dair olumsuz algısının esas kaynağı, uygulan laiklik ilkesi ve bunun yarattığı etkilerdir. Rusya gibi düģman bir ülkenin, 1917 den sonra gerek din düģmanlığının, gerek sol hareketlerin merkezi haline gelmesi ve laiklik ile solcu luk arasında bağ kurulmasına neden olmuģtur. 117 Komünizm ve laiklik arasında kurulan bu bağ özellikle dindar, milliyetçi ve muhafazakâr kimi çevrelerde laikliğin ve uygulayıcılarının negatif bir biçimde algılanmasına ve komünizm gibi yıkıcı fikirlerin yayılması karģısında sessiz kalındığı biçiminde suçlamalara neden olmuģtur. Ancak tek parti yöneticilerinin komünizmi aforoz 118 etmelerine rağmen bu algı değiģmemiģtir. Bu bağlamda Peyami Safa, tek parti döneminde uygulanan laikliğin yanlıģ tefsir ve tatbik edildiğini 119 söylerken bu negatif algıyı temellendirir. Laikliğin yanlıģ tefsiri konusunda Ali Fuad BaĢgil de benzer düģüncelere sahiptir. Ona göre; Tıpkı çağdaģları Musollini ve Hitler gibi davranmıģ olan Ġnönü, tıpkı komünistler gibi, laiklikte sadece dine karģı çıkan ve insanın kalbinden din duygusunu ve Allah sevgisini söküp atmak için dine savaģ açan bir maddecilik Ģekli görür. Dolayısıyla gaye bellidir: din kurumunu yıkıp ortadan kaldırmak. 115 D. Mehmet Doğan (1994), a.g.e. s.109. Halkevleri hakkında Ģu çalıģmaya bakılabilir: Sefa ġimģek, Bir İdeolojik Seferberlik Deneyimi: Halkevleri ( ), Boğaziçi Üniv. Yay. Ġstanbul Stanford J. Ezel Kural Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, cilt 2, Çev. Mehmet Harmancı, E Yay., Ġstanbul 2000, s.459; Erik J. Zürcher, Kemalist Cumhuriyet te Kurumların ĠnĢası: Halk Fırkası nın Rolü, Türkiye ve İran da Otoriter Modernleşme (Atatürk ve Rıza Şah Dönemleri), Der. Touraj Atabaki-Erik J. Zürcher, Çev. Özgür Bircan, Ġstanbul Bilgi Üniv. Yay., Ġstanbul 2012, s ġerif Mardin, Siyasal Sözlüğümüzün Özellikleri: 2. Solcu, Siyasal ve Sosyal Bilimler, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1997, s ġerif Mardin, Türkiye de Muhalefet ve Kontrol, Çev. Mehmet Özden, Türk Modernleşmesi, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1995, s Peyami Safa, Din, İnkılâp, İrtica, Ötüken Yay. Ġstanbul 1978, s.169; Bu konuda ayrıca bkz.: EĢref Edip (2012), s

47 37 O bu gayeye ulaģmak için Ģehirlerde polis gücünü, kırsal kesimlerde ise jandarmayı bir baskı gücü olarak kullanmıģtır. 120 O dönemi yaģayan yaģlı kuģaklarda bu baskının etkisi hala dinçliğini korumaktadır. 121 Hatta bu baskı yüzünden tek parti döneminde uygulanan inkılâpların yaratmak istediği ulus, devleti siyasi değil dini bir topluluk olarak görmeye devam eden Türk köylüsünde, Atatürk hakkında sahip olunan olumlu imgenin etkileme gücünün, reformların birçoğuna duyulan hoģnutsuzluk yüzünden azalmasına neden olduğu bile söylenebilir. 122 Tek parti yönetimine karģı duyulan negatif algı, çok partili hayata geçiģin en belirgin ifadesi olan ve genel olarak bu negatif algı sahiplerince büyük destek gören Demokrat Parti nin 123 kuruluģuyla birlikte kendine siyasal bir alan bulmaya baģlamıģtır. DP büyüyüp geliģirken, yukarıda verilmeye çalıģılan nedenlerden dolayı partinin niteliği de değiģmeye baģlamıģtır. DP nin tek varlık nedenini, tek partili devlete düģmanlık biçiminde yorumlayan halk, partiye katılmaya baģlamıģtır. Bunların temel meselesi, CHP yönetimini sona erdirmek ve baģka deyiģle kendilerine eziyet edenlerden intikam almaktı. 124 CHP nin Ģahsında, inkılâp kadrolarının uyguladıkları inkılâpların yarattığı tahribatın nasıl algılandığını gösteren tipik bir örnek olan Osman Yüksel Serdengeçti, bu algıyı Ģöyle ifade eder: Paris sokaklarında yetiģenler, hukuk-u beģer beyannamesini ezbere bilenler, laiklik ve inkılâpçılık perdesi altında Anadolu halkının imanını, vicdanını hak ve hukukunu pervasızca çiğnediler. ( ) Bizi mazimizden, bizi kökümüzden, bizi bizden ayırdılar. ( ) Milleti tepeden inme birbiri ardına gelen inkılâplarla periģan ettiler. ( ) Memlekete en geri zihniyetlerden biri olan putperestliği getirdiler. ( ) Büyük iman merkezlerini kapattılar. ( ) 120 Ali Fuad BaĢgil, 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri, Yağmur Yay., Ġstanbul 2006, s Bu baskının anlatımlarına örnek olarak bkz.; Hasan Hüseyin Ceylan, Cumhuriyet Dönemi Din- Devlet İlişkileri, 3. Cilt, Rehber Yay., Ankara 1992, s Bu çalıģmada inkılap uygulamalarına dair geliģen tepkinin polis ve jandarma eliyle bastırılmasına dair bu ve benzeri birçok örnek anlatım bulunmaktadır. 122 Ellen Kay Trimberger, Tepeden İnmeci Devrimler, Çev. Fatih Uslu, Gelenek Yay. Ġstanbul 2003, s Demokrat Parti nin kuruluģu hakkında bkz.; Ahmet YeĢil, Türkiye de Çok Partili Siyasi Hayata Geçiş, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 2001; M. Serhan Yücel, Demokrat Parti, Ülke Kitapları, Ġstanbul 2001; Cemil Koçak, Türkiye de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları ( ) İkinci Parti, Cilt:1, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul Feroz Ahmad, Demokrasi Sürecinde Türkiye, Çev. Ahmet Fethi, Hil Yay., Ġstanbul 1996, a.g.e., s.28. Özellikle Ġslamcıların inkılaplara tepkisi için bkz.; Ġsmail Cem, Türkiye de Geri Kalmışlığın Tarihi, Cem Yay., Ġstanbul 1995, s

48 38 Cemaatleri dağıttılar. ( ) Gençliğimizin heyecanını, galeyanını bataklıklara akıttılar. 125 Bu ifadelerden de anlaģılacağı gibi Cumhuriyetin reform politikası, geleneksel kültürel yapıda hissedilir fakirleģmeye yol açmıģtır. Çünkü Cumhuriyetin sembolizmi kök salamayacak kadar yüzeysel ve estetik zenginlikten yoksundur; kök salabileceği tek alan olan okul çocukları arasında beklentilerin üretilmesi gibi en yapmacık/yüzeysel manada olmuģ ve yetiģkin hale geldiklerinde söz konusu bu nesillerin beklentilerinin gerçekleģmesi mümkün olmamıģtır. 126 Tek Parti dönemindeki kimi uygulamalar, özellikle de laikliği topluma yerleģtirmek amaçlı yapılanların toplumsal ve kültürel yapıdan uzaklığının yarattığı manevi boģluk yüzünden Türkiye de yüksek tahsil gençliği içten hasta, ruhu aç ve dıģ tesirlere açık hale gelmiģ olduğu için zararlı ideolojilerin baģı olan komünizmle ve inançsızlıkla pençelenmekten ötürü yaralıdır. Topluma yerleģmeye çalıģan esas mikrop ise CHP nin iktidarında yerleģmiģtir. 127 Dönemin önemli simalarından olan EĢref Edip, CHP yi komünizmin kaynağından ilham almakla suçlar. 128 Çünkü bu dönemde umumiyetle akıl meflûç, vicdan mezbuh, ruh mağlup, ilim meyûs ve ahlak müflis 129 edilmiģtir. Cumhuriyet in reform politikalarının özellikle eğitim alanındaki fakirliğini, estetik zenginlikten yoksunluğunu ve üretilen beklentilerin gerçekleģmesi noktasındaki yüzeyselliğini vurgulayan Ali Fuad BaĢgil, bu konudaki öngörülerini Ģu Ģekilde ifade eder: Bugün münevver denilen gençlik, manevi enerji istikametinden mahrumdur. ( ) ġuursuz bir maarif politikası ile etrafa saçtığımız maneviyat düģmanlığı ve milli dil, tarih ve ilmi kültüre karģı reva gördüğümüz laubalilikler gençlik ruhiyatında, yalnız doğruluğa, fedakârlığa değil, ilme karģı bir inancı sarsmıģ ve gençlerde vatan ve insaniyet ideali yerine acı bir boģ ver felsefesi yaratmıģtır. Acıdır, fakat hakikattir; bugün gençlik feci bir 125 Osman Yüksel Serdengeçti, Mabetsiz ġehir, Bütün Eserler 1, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., Ġstanbul 2008, s ġerif Mardin, Modern Türkiye de Din, Çev. Hasan Ünal, Türkiye de Din ve Siyaset, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2005, s Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye nin Manzarası, Büyük Doğu Yay., Ġstanbul 2007, s EĢref Edip (2012), a.g.e. s Necip Fazıl Kısakürek (2007), a.g.e. s Bu alıntıda kullanılan kelimelerin anlamları Ģöyledir: meflûç: inmeli, felç; mezbuh: kesilen, kurban edilen, boğazlanan; meyus: karamsar; müflis: batkın.

49 39 inanç ve ideal boģluğu ve periģanlığı içindedir. ( ) Bu inançsızlık ve idealsizlik sisteminin devamı, korkarım ki, baģımıza tarihi bir felaket getirecektir. ġimal komģumuzun orduları ile elde etmeye cesaret edemediği meģum akıbet, belki de yarın oğul evlat eliyle tahakkuk edecektir. ( ) Memleketin baģına korktuğumuz felaket gelirse, Bunun mesulü oğul evlat değil yirmi küsür seneden beri müteassıp bir zümrenin görüģüne feda edilen mektep ve maarif sistemimizdir. Gayet tabii; tarlaya ne ekersek onu biçeriz. 130 Burada ifadelendirilen düģüncelerden, tarlaya yanlıģ tefsir edilmiģ laiklik ektik, komünistlik biçeriz gibi bir sonuç çıkarılabilir. Cumhuriyetle birlikte oluģan yeni sosyal gerçeklik inģasında kendilerine gerek siyasal gerekse sosyal açıdan yer bulmayan dindar, milliyetçi ve muhafazakâr kesimlerin yaģadıkları hoģnutsuzluğu yaratan temel sorun, ontolojik/varoluģsal bir sorundur. Bu sorunun en görünür yönleri arasında uygulanan laik bir toplum yaratma amacını taģıyan seküler içerikli politikaların yarattığı tahribatlar büyük yer tutsa bile, kültürel, toplumsal, siyasal ve ekonomik alanlarda bu kiģilerin kendileri baģta olmak üzere, kendilerini tanımladıkları temel değerler dünyasının daraltılması, iģlevsizleģtirilmesi ve hükümsüzleģtirilmesi de önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden, o dönemi yaģayan bu kiģiler kendilerini, öz yurdunda garip ve parya olarak gören bir psikolojiye sahip olmuģlardır. Onları böylesi negatif bir psikolojiye iten uygulayıcılar, bu kiģilerin anlam dünyalarını yıktıkları gibi toplumsal anlamda temel güven alanlarının da, ayakları altından kayması hissini yaģamalarına neden olmuģlardır. Bu dönemde tek parti yönetimi uygulayıcılarının halkın yaģadığı toplumsal, dini ve ekonomik temel sıkıntı alanlarına uzak olmalarından dolayı, dini duyarlılığı yüksek ve genel olarak yerel/kırsal kesimleri oluģturanların sosyo-psikolojik dünyalarını anlayamamıģlardır. Bu yıllarda yaģanmakta toplumsal panoramayı o dönemde ilk gençliğini yaģayan Ali Ulvi Kurucu hatıratında Ģöyle aktarır: Müslümanlara baskı yapan, ezana, minareye, camiye, her türlü din tedrisatına Ģiddetle düģman olan hükümet, halkın dünyası ile alakadar değildi. Millet aç, periģan, parasızdı Ali Fuad BaĢgil, Demokrasi Yolunda, Yağmur Yay., Ġstanbul 2006, s Üstad Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar 2, Haz. Ertuğrul Düzdağ, Kaynak Yay., Ġstanbul 2011, s.81.

50 40 Kurucu, yine bu dönemi pınarın baģında, susuzluktan ölecek 132 bir halde olmak olarak tanımlar. Bu ifadelerden de anlaģılacağı üzere inkılâp uygulayıcılarının toplumun yaģadıklarına uzak ama buyurgan olmaları ve bu uzaklığın toplum tarafından biraz da suskunlukla/tevekküle karģılanmasına neden olmuģtur. Bu yüzden özellikle 1930 lu yıllardan 1960 ların sonuna dek uzun bir süre inkılâplardan hoģnutsuz olan muhalif aydınların -Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu ve Osman Yüksel Serdengeçti vb. hariç- sesi net bir biçimde duyulamamıģtır. Bu durumun en önemli nedenlerinin baģında ġeyh Sait Ġsyanı, Menemen Olayı ve parti kapatma uygulamaları gibi toplumsal, tarihi ve siyasi içerikli olaylardan sonra sürekli olarak rejimin buyurganlığının kuvvetlenmesi sayılabilir. Ġnkılâp uygulamalarını ve bu uygulamalara karģı ortaya çıkan tepkileri konumuz açısından iki baģlık altında toplamak mümkündür. 1. Siyasal ve Sembolik Anlamı Olan Uygulamalara Verilen Tepkiler Siyasal anlamda Saltanatın kaldırılması (1922), Cumhuriyetin ilanı (1923), Ankara nın baģkent yapılması (1923), Ayasofya nın müzeye dönüģtürülmesi (1935) gibi siyasal uygulamaların sembolik olarak karģılık geldiği anlam, geçmiģe dair her türden çağrıģımsal yapının yıkımı ve yerine yenisinin konması ile oluģan yeni bir toplumsal ve siyasal gerçek yaratmıģtır. GeçmiĢteki kadimliği ile bir kimlik yapıcı unsurlar öbeği olan bu yapıların yıkılması, cumhuriyetçi/laik kesimin dıģında kalan toplumsal katmanlarda bir kırgınlık, küskünlük ve hoģnutsuzluk yaratmıģtır. Ayrıca tek parti döneminde bu hoģnutsuzluğu duyması ve kitleleri harekete geçirmesi muhtemel kiģiler siyaseten tasfiye edilmiģ ve bu iģ için ġeyh Sait Ayaklanması, Atatürk e suikast giriģimi ve Menemen Olayı gibi hadiseler sonucu kurulan Ġstiklal Mahkemeleri nin hukuku rafa kaldıran uygulamaları kullanılmıģtır. Bu mahkemelerde paģalardan gazetecilere ve din adamlarına kadar birçok kiģi yargılanmıģ, sürgün, hapis ve idam cezalarına kadar birçok hukuk dıģı uygulama yapılmıģtır. 2. Laik Toplumsal Dayatmaya Dönük Uygulamalara Verilen Tepkiler Hilafetin ilgası, ġeriye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması, tevhidi tedrisat uygulamasına geçilmesi (1924), medeni kanunun kabulü (1926), TeĢkilatı Esasiye 132 Üstad Ali Ulvi Kurucu (2011), a.g.e., s.81.

51 41 Kanunundan Türkiye Devleti nin dini din-i Ġslamdır ibaresinin çıkarılması (1928), Latin harflerinin kabul edilmesi (1928), okullarda Arapça ve Farsça öğretiminin kaldırılması (1929), Ezanın ve ibadetin TürkçeleĢtirilmesi (1932) 133 ve hafta tatilinin cumadan cumartesi ve pazara alınması gibi uygulamalar laik bir toplum oluģturmaya yönelik politikalardır. Bütün bu uygulamaların sembolik anlamı ise toplumsal yapının temel belirleyenlerinden olan gelenek, din ve klasik kültür gibi unsurların toplumsal ve bireysel yaģamda kapladığı alanı daraltmaktır. Bu daralmanın yarattığı etkinin iyi bir özetini Ġsmail Kara Ģu Ģekilde verir: En geniģ manasıyla dindar ve muhafazakâr olan Türk halkının Sübhaneke duasını ezberleyen ve hafız olmak için çalıģan körpe çocukların jandarma dipçiği ile karģılaģmasından; ücra köģelerde gizlice Kur an veya medrese dersleri okutan hocaların, Risâle-i Nur okuyan Ģakirtlerin, Allah diyen insanların itilip kakılmasından, hapsedilmesinden; bazı cami ve mescitlerin satılmasından, depo hatta ahır olarak kullanılmasından; Ezan ın Türkçe okunmasından; köylerde namaz kıldıracak, dua edecek, cenazeleri kaldıracak hocaların kalmayıģından; yetiģkin kızların baģları açık okula gitmesinden ciddi rahatsızlık duydukları ve bir Ģekilde [bütün bu laik toplumsal düzen inģa uygulamalarını -E.M.] kendilerine yönelik bir saldırı, bir istiskal olarak algıladıkları rahatlıkla söylenebilir. 134 Tek parti döneminden itibaren kendine daha çok dindar, milliyetçi ve muhafazakâr çevrelerde dillendirilme imkânı bulan anti-komünizm, iktidarın ürettiği politikalara karģı açık bir muhalefet göstermenin imkânsızlığını aģmak için üretilen bir direniģ sanatı ve siyasetidir. Açıktan laiklik uygulamalarını eleģtirmek yerine, onunla aynı zihniyet dünyasından beslenen komünizm gibi bir siyasi, sosyal ve ekonomik düģünceler bütünü eleģtirilmiģ ve bu sayede laiklik uygulamalarından 133 Ezanın Türkçe okunması zorunluluğunun yarattığı tepkinin boyutlarını anlamak açısından Konyalı Zekai Efendi Hoca nın, ezanın Türkçe okunması resmen mecbur tutulunca, onu okumamak için önce Kıbrıs a oradan da Medine ye hicret etmesi oldukça önemli ve anlamlı örneklerden biridir. Bu konuda bkz.; Üstad Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar 2, Haz. Ertuğrul Düzdağ, Kaynak Yay., Ġstanbul 2011, s.49. Ali Ulvi Kurucu nun imam olan babasının bu konu hakkında söyledikleri ise aynen Ģöyledir: Yahu milletimize tatbik olunan inkılap o kadar amansız oluyor ki, Türkiye nin Müslüman milletleriyle hiç alakası kalmasın, hiçbir bağlantısı kalmasın isteniyor. Ezanı değiştirmek, ne Rusya nın aklına geldi, ne Çin in ne de başka bir gayrimüslim devletin Ezan yalnız bizde değişti. Yahu bizden başka, ezanı değişik bir Müslüman ülke yoktur dünyada Bunlar kimin gözüne girmek için yapılıyor? Bu işin sonu ne olacak? Ezan bilmeyen insanlar, ezan duymamış çocuklar, ezanın ruhuna düşman nesiller! Bunların sonu ne olacak? a.g.e., s Ġsmail Kara (2008), a.g.e. s

52 42 hoģnut olmayanlarda milli ve dini duygular, tek parti döneminden sonraki siyasal yaģamda önemli bir siyasal kutup olacak biçimde dinç kalmıģtır. Sonuç olarak tek parti döneminde, bütün negatif uygulamalara rağmen bir biçimde varlığını koruyan din, uygulanan yabancılaģtırıcı laiklik uygulamalarına karģı bir emniyet kemeri iģlevi görmüģ ve toplumda inkılâp uygulayıcılarının öngördüğünden farklı bir siyasal sosyalleģmenin yaģanmasını sağlamıģtır. Ġnkılâp uygulamalarına yönelik negatif algının halk katında özellikle de milliyetçi ve muhafazakâr çevrelerde bu kadar güçlü olmasının belki de en önemli nedeni, bütün laiklik uygulamalarının bir biçimde komünizme kapı aralıyor olarak algılanmasıdır. Özellikle 1940 lı yılların baģından ve II. Dünya SavaĢının sonundan itibaren siyasi, kültürel ve toplumsal alanda belirginlik kazanan anti-komünizm, dindar, milliyetçi ve muhafazakâr siyasal eğilimlerin, genel olarak inkılâpların yarattığı hoģnutsuzluğun ve çeģitli siyasal, ideolojik ve sınıfsal saiklerin ve değerlerin bir potaya akmasının nedenleri arasındadır. Bu pota ise 1950 li yıllardan itibaren kurulmaya baģlayan komünizmle mücadele dernekleri ve ürettikleri anti-komünist söylemleri olmuģtur Türkçülük Olayı ve Sonrası YaĢananların Etkisi Türkiye de komünizmle mücadelenin Tek Parti hükümetlerinin dıģında, toplum katında açık bir biçimde siyasal ve ideolojik bir görünüm almaya baģlaması 1944 yılında yaģanan siyasal bir davanın nedenlerinde ve sonuçlarında görülebilir. Bu dava genel olarak Türkçü bir yazar olan Hüseyin Nihal Atsız ın Orhun Dergisi nin 15. ve 16. sayılarında yayınlanan BaĢvekil Saraçoğlu ġükrü ye Açık Mektup 1 ve 2 adlı yazılar üzerine, yazar Sabahattin Ali nin Hüseyin Nihal Atsız a dava açması sonucunda ortaya çıkmıģtır. 135 Ancak bu olayın görünen yönüdür yılında yaģanan bu davanın görünmeyen yönü ise, Tek Parti döneminin katı laiklik 135 Bu dava ve mektuplar için bkz.; Alparslan TürkeĢ, 1944 Milliyetçilik Olayı, Hamle Yay., Ġstanbul Tarihsiz; Ġlhan E. Darendelioğlu, Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga, Oymak Yay., Ġstanbul 1976; Nejdet Sançar, 1944 Turancılık Davası, Milli ġef ve Yardakçıları, Milli Hareket Dergisi, Sayı 11, Haziran 1967, s.6-8; Necmeddin Sefercioğlu, 3 Mayıs 1944 ve Türkçülük Davası, Türk Ocakları Ankara ġubesi Yay., No:43, Ankara 2009; Turgay Uzun, Türk Milliyetçiliği ve MHP, Ebabil Yay. Ankara 2005, s ; Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, Afa Yay., Ġstanbul 1996, s.221.

53 43 politikaları, yaģanan ekonomik zorluklar gibi önemli sosyolojik sorunlara neden olan uygulamalardan duyulan hoģnutsuzluk; kimi sol görüģlü kiģilerin özellikle eğitim ve kültür hayatında artan görünürlüğü ve bütün bu durumlara karģı özellikle milliyetçi çevrelerde, bu iç tesirlerin yanında dıģ tesirlerin yarattığı duyguların bir kabarıģıdır. O dönemlerde özellikle milliyetçi çevrelerde, kimi sol aydınların üniversiteler baģta olmak üzere devletin çeģitli kademelerinde himaye edildiklerine ve milliyetçilerin de bu mevkilerden dıģlandıklarına ve baskı gördüklerine dair bir algı hâkimdir. Bu algının en belirgin olduğu bir sima olarak Osman Yüksel Serdengeçti ilk akla gelen isimdir. Onun, Bir Fakültenin İçyüzü adlı yazısında, üst tabakaya ait ya da onlara yakın olanların ve komünistliği açıkça belli olanların devletin önemli mevkilerine gelmiģ olmaları biraz kızgın ve alaycı/acı bir üslupla anlatılır. 136 Ġkinci olarak bu algının izlerini Nihal Atsız ın adı geçen mektuplarında da bulmak mümkündür; Sayın BaĢvekil! ( ) devlet bilmeden koynunda yılan besliyor. Kızıl gözlü, sinsi ve zehirli yılanlar. Bu yılanlar ( ) vatanı arkadan vuracaklar, bekledikleri kızıl sabahı Türkiye ye getirecek olan yabancı ordulara ajanlık edeceklerdir. ( ) Solculuk, gördüğü müsamaha ve kayıtsızlıktan faydalanarak sinsi sinsi ilerliyor. ( ) Arasına gayrı memnunları, gayrıtürkleri de alarak büyüyor. Yalnız mahrem ve samimi düģünce halinde kalmayarak hareket haline geçiyor 137 Bu dava milliyetçiler tarafından, gönülleri Türklük ve Türkçülük ülküsünde birleģenlerin büyük acılara, dayanılmaz iģkencelere, büyük sıkıntı ve bunalımlara, akıl almaz suçlama, tehdit ve aģağılamalara uğratıldığı uğursuz bir devlet terörü döneminin baģladığı gün olarak anılmaktadır yılları arasında yaģanan ve Türk milliyetçileri tarafından adına karanlık dönem denilen zaman aralığında, birçok Türkçü tutuklanmıģ, çeģitli maddî ve manevî iģkenceler görmüģ ve yargılanmıģlar ve birçoğu da hapis yatmıģtır. 138 DıĢarıda kalan milliyetçiler ise, 136 Osman Yüksel Serdengeçti, Mabetsiz ġehir, Bütün Eserleri 1, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., Ġstanbul 2008, s ; Ġlhan E. Darendelioğlu (1976), a.g.e. s Hüseyin Nihal Atsız, BaĢvekil Saraçoğlu na Birinci Açık Mektup, Orhun Dergisi Sayı: Aktaran: Ġlhan E. Darendelioğlu (1976a), a.g.e, s Necmeddin Sefercioğlu (2009), a.g.e., s.2. Bu dava sonunda tutuklanan isimler Ģunlardır: Nihal Atsız, Nejdet Sançar, Zeki Velidi Toğan, Reha Oğuz Türkan, Fethi Tevetoğlu, Hasan Ferit Cansever, Hüseyin Namık Orkun, Alparslan TürkeĢ, Ġsmet Tümtürk, Hikmet Tanyu, Cihad SavaĢfer, Muzaffer EriĢ, Zeki Özgür, Said Bilgiç, Cemal Oğuz Öcal, Cebbar ġenel, Hamza Sadi Özbek, Nurullah

54 44 hükümet tarafından yayınlanan 18 Mayıs 1944 tarihli Resmi Tebliğ e göre, masum gençlerin milliyetçilik ve vatanseverlik duygularını istismar etmekle ve zararlı ideolojilerini topluma yaymaya çalıģmakla 139 suçlanmıģ ve Ġnönü nün 19 Mayıs 1944 tarihli, resmi tebliğ ile aynı anlama gelen konuģması Ģöyledir: " Türk milliyetçisiyiz, fakat memleketimizde ırkçılık prensiplerinin düģmanlarıyız. Turancılar, Türk milletini bütün komģuları ile onarılmaz bir surette derhal düģman yapmak için birebir tılsımı bulmuģlardır. Bu kadar şuursuz ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine Türk milletinin mukadderatını kaptırmamak için elbette Cumhuriyetin bütün tedbirlerini kullanacağız. Fesatçılar genç çocukları ve saf vatandaşları aldatan fikirlerini millet karşısında açıktan açığa münakaşa edemiyeceğimizi sanmışlardır. Aldanmışlardır ve daha çok aldanacaklardır. ġimdi vatandaģlarımdan iki suale zihinlerde cevap bulmalarını isteyeceğim: Irkçılar ve Turancılar gizli tertipler ve teşkillere başvurmuşlardır. Niçin? KandaĢları arasına gizli fesat tertipleri ile fikirleri memlekette yürür mü? Hele, doğudan batıdan ülkeler, gizli Turan cemiyeti ile zapt olunur mu? Bunlar o Ģeylerdir ki ancak devletin kanunları ve esas teģkilatı ayakaltına alındıktan sonra baģlanabilir. ġu halde yaldızlı fikirler perdesi altında doğrudan doğruya Cumhuriyetin, Büyük Millet Meclisinin mevcudiyeti aleyhinde teģebbüsler karģısındayız. Tertipçiler, 10 yaģında Barıman, Fehiman Altan, Fazıl Hisarcıklı, Saim Bayrak, Yusuf Kadıgil. Bkz. Turgay Uzun (2005), a.g.e., s Bu tebliğ Ģöyledir: Son günlerde Hükûmetçe kapatılan Orhun mecmuası sahibi Nihal Atsız ile Konservatuar öğretmenlerinden Sabahattin Ali nin Ankara da görülen mahkemesi sırasında Nihal Atsız lehine yapılan taģkınlıklar dolayısiyle nezaret altına alınması zarureti hâsıl olan bazı kimseler nezdinde çıkan evrakın verdiği Ģüphe üzerine Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Zeki Velidî ile Hasan Ferit Cansever in evlerinde ve daha bâzı yakın arkadaģları nezdinde Ġstanbul Örfî Ġdare Komutanlığınca aramalar yapılmıģ ve elde edilen vesikalar tetkik edilmiģtir. Bu vesikaların tetkikinden elde edilen netice ve kanaate göre, TeĢkilâtı Esasiye Kanunumuzun tesbit ettiği esaslara aykırı olarak Irkçılık ve Turancılık gayeleri güden ve son zamanlarda faaliyetlerini artırdıkları, bu yolda tertibat aldıkları görülen bu kimselerin Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile müesses bugünkü rejimimize ve vatandaşlarımızın hakiki milliyetçilik hislerine aykırı umdelere varmak için gizli cemiyetleri, teşkilât ve propaganda organları, hattâ muhaberelerini gizli tutmağa mahsus şifreleri ve parolaları vardır. Bunlar memleketin muhtelif mıntıkalarında ve her çeşit terbiye müesseselerinde mâ sum gençlerin milliyetçilik ve vatanseverlik duygularını istismar ederek genç nesil arasında kendilerine taraftar toplamak ve bu suretle hedeflerine ulaşmak için devamlı ve sistemli bir faaliyet sarf etmekte, zararlı ideolojilerini tahakkuk ettirmek yolunda çalışmaktadır. Bu mahiyetteki faaliyet, TeĢkilâtı Esasiye Kanunumuza aykırı ve Türk Ceza Kanunumuza göre suç vasıflarını haiz olduğundan faaliyetleri hakkında selâhiyetli adlî merciler tarafından kanunî takibat yapılmak üzere iģe el konulmuģtur. Necmeddin Sefercioğlu (2009), a.g.e., s (Vurgular bana ait)

55 45 çocuklarımızdan bize kadar derece derece, perde perde, hepimizi aldatmak iddiasındadırlar. VatandaĢlarıma ikinci sualimi soruyorum. Dünya olaylarının bugünkü durumunda Türkiye nin ırkçı ve Turancı olması lazım geldiğini iddia edenler, hangi millete faydalı, kimlerin maksadına yararlıdırlar? Türk milletine hiç bir hizmetleri olamıyacağı muhakkaktır. Bu hareketlerden yalnız yabancılar faydalanabilirler. Fesatçılar, yabancılara bilerek mi hizmet ediyorlar? Yabancılar fesatçıları idare edecek kadar yakından münasebette midirler? Bunları hüküm olarak kestirmek bugün mümkün değildir. Amma yabancıya hizmet kasti ve yabancının yakın ilişiği hiç bir zaman meydana çıkmasa dahi hareketlerin, Türk milletine, Türk vatanına zararlı olması ve bunlardan yalnız yabancıların faydalanmış olması, söz götürmez bir hakikattir. VatandaĢlarım! Emin olabilirsiniz ki vatanımızı bu yeni fesatlara karģı da kudretle müdafaa edeceğiz." 140 Ġnönü nün bu konuģması Türkçülere karģı iftira atma kampanyasına katılma ve bir anlamda onların mahkûmiyet kararını veren bir konuģmadır. Bu konuģma ile Türkçüler toplumdan âdeta dıģlanmaya, horlanmaya, hayatları zehir edilmeye ve soyutlanmaya çalıģılmıģlardır. 141 Ancak daha sonraları bu davada tutuklananlar, 31 Mart 1947 de alınan Askeri Mahkeme kararı ile suçsuz bulunmuģlar ve beraatlarına karar verilmiģtir Milliyetçilik Olayı, Ģahıslar önemli olmakla birlikte, milliyetçilikle komünizm arasındaki bir mücadelenin mahkemede baģlayıp sonraki yıllara da yayılan siyasal ve sosyal içerikli mücadelenin ilk basamağı olduğu için bir adli olaydan daha fazla bir anlama sahiptir. 143 II. Dünya SavaĢının baģında Almanların baģarı kazanması üzerine bu ülkeyle yakın iliģkiler kuran hükümet, ülke içindeki Türkçülere hoģgörüyle yaklaģmıģ, Almanların yenilgilerinin kesin olduğunun belli olması üzerine ve Sovyetler Birliği ile iyi iliģkiler kurmak adına, Sovyetlerin fikirlerinden tedirgin olduğu Türkçü akım baskılanmak istenmiģ ve dava bu amaca 140 Ġlhan E. Darendelioğlu (1975),a.g.e., s, ;ġlhan E. Darendelioğlu (1976a),a.g.e., s,51-55; Necmeddin Sefercioğlu (2009), a.g.e., s.2. (Vurgular bana ait) 141 Alparslan TürkeĢ, 1944 Milliyetçilik Olayı, Hamle Yay., Tarihsiz, s Turgay Uzun, a.g.e., s.259; Necmeddin Sefercioğlu, a.g.e., s.25; Ġlhan Darendelioğlu (1976a),a.g.e., s Necmeddin Sefercioğlu (2009), a.g.e., s.6.

56 46 hizmet etmiģtir. Ancak daha genel olarak bu dava Türkçülüğün resmi ideolojinden kovulması anlamına da gelmektedir. 144 Bu davanın bir takım siyasi ve toplumsal sonuçları olmuģtur. Siyasi ve toplumsal sonuçları arasında, tutuklananlara uygulan iģkencelerin DP liler tarafından CHP yi iktidardan uzaklaģtırma amaçlı bir propaganda olarak etkili biçimde kullanılması, yargı güvenirliği ve iģkence gibi durumların kamusal alana taģınması sayılabilir. 145 Bu dönemde ayrıca 1945 te yaģanan ve tarihe Boraltan Köprüsü Faciası olarak geçen olay da Türk milliyetçilerini derinden yaralamıģtır yılında, Sovyet Rusya nın baskısından kaçarak kendileri için anayurt olarak gördükleri Türkiye ye 146 Azerbaycan Türkü sığınmak istemiģtir. Bu dönemde, yukarıda anlatıldığı gibi Türkçü-Turancı çevreler üzerindeki siyasi ve hukuki baskılar sürmektedir. Ayrıca Ġsmet Ġnönü, Rusya ile olumlu iliģkiler geliģtirmek istemektedir. 146 Azerbaycanlı Türk ün Türkiye ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti, bu kiģilerin derhal SSCB ye iadesini istemiģlerdir. Milli ġef in siyasal bir manevra olarak da kabul edilebilecek Türkçü çevrelere olan dıģlayıcı yaklaģımı sonunda, bu sığınmacılar, sınır karakoluna verilen Esirleri derhal iade edin! emri ile Ruslara teslim edilmiģler ve Türk askerlerinin gözleri önünde kurģuna dizilerek öldürülmüģlerdir. 146 Bu olay, özellikle milliyetçilik duygusu yüksek olan çevrelerde derin bir sarsıntı yaratmıģ ve devlet yönetimine karģı mesafeli durmalarının nedenlerini kuvvetlendirmiģtir Milliyetçilik Olayı davasının ve Boraltan Köprüsü Faciası nın konumuz açısından belki de en önemli yönü, bu davada yargılananların ve soydaģlarının Ruslar tarafından katledilmesine hükümetin göz yummasından derin üzüntü duyanların tamamına yakın bir kısmı 1950 li yıllardan itibaren kurulan Komünizmle Mücadele Derneklerinde aktif bir biçimde çeģitli faaliyetlerde bulunmuģ ve milliyetçiliği bu süreçte oldukça etkin bir biçimde kullanmıģ olmalarıdır. Bu dönemde yaģananlar ve DıĢ Türkler meselesi özellikle komünizmle mücadele amaçlı çıkan dergilerde kendilerine geniģçe yer bulmuģtur. 144 BeĢir Ayvazoğlu, Türkiye de Sağcı Olmak, Türkiye Günlüğü, Sayı 16, Güz 1991, s Necmeddin Sefercioğlu (2009), a.g.e., s Nejdet Sançar, Türkçülük Üzerine Makaleler, Kamer Yay., Ġstanbul 1995, Sığınmacıların sayısının 150 ila 200 arasında olduğu yönünde farklı bilgiler vardır.

57 DemokratikleĢme Talepleri ve Türk Solu nun Hissedilen Etkisi Genel olarak Türkiye de komünizm, etkisi sınırlı bir biçimde de olsa hissedilen ideolojilerden biridir. Ancak Türkiye nin sınır komģusu olan SSCB nin ideolojik varlığı ve bu varlık hakkında, hem bütün Cumhuriyet hükümetlerinin hem de halkın paylaģtığı tedirginlik, komünizmi ve komünistleri bir tehdit unsuru olarak algılamaya hizmet etmiģtir li yıllardaki Türkiye Komünist Partisi (TKP) 147 ve YeĢil Ordu gibi kimi oluģumlar ve bu oluģumların etrafında cereyan eden olaylara ek olarak, Tek Parti hükümetlerinin kendilerinin dıģında hiçbir oluģuma izin vermemesi gibi durumlar sonucunda, komünizmin ülke içindeki etkisi kısmi olmuģtur. Bu durumun kalıcılaģmasını sağlayan en önemli yasal sınırlama, 1925 tarihinde çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile birçok baģka durumların yanında komünizmin yasaklanması ile olmuģtur. Bu süreçte komünizm ideolojisinin sahipleri, faaliyetlerini yeraltında yürütmeye baģlamıģlardır. 148 Yeraltı faaliyetleri, komünizmin propaganda anlayıģında değiģikliğe neden olmuģ ve artık komünizm faaliyetleri 1930 dan 1946 ya 149 kadar sanat ve edebiyat alanlarında yürütülmek istenmiģtir. 150 Ancak bu dönemde kimi sol içerikli ve komünist propaganda içerikli yayınlar çıkmıģsa da dönemin CHP hükümetleri bu yayınların üzerine gitmiģ ve yasaklanmaları sağlanmıģtır Türkiye Komünist Partisi hakkında daha geniģ bilgi için bkz. Yavuz Aslan, Türkiye Komünist Fırkası nın Kuruluşu ve Mustafa Suphi, TTK Yay., Ankara Ġlhan Darendelioğlu, Türkiye de Komünist Hareketler, Toker Yay., Ġstanbul 1976b, s türkiye de sol hareket üzerine bkz.: Fethi Tevetoğlu, Türkiye de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, Yayınevi yok., Ankara 1967; Aydın Yalçın, Türk Komünizmi Üzerine, Ekonomik ve Sosyal Yay. Ankara 1976, s.25-30; Aclan Sayılgan, Türkiye de Sol Hareketler, Otağ Yay., Ġstanbul 1976, s ; Mete Tunçay, Türkiye de Sol Akımlar II, BDS Yay., Ġstanbul 1992; Tevfik Çavdar, Türkiye nin Demokrasi Tarihi ( ), Ġmge Yay., Ankara 2004, s ; Ergun Aydınoğlu, Türkiye Solu ( ), Versus Kitap, Ġstanbul 2007, s Tek Parti Döneminde ve Çok Partili hayata geçiģ dönemindeki Sol hareketler için bkz.; Hüseyin Akyol, Bölüne Bölüne Büyümek: Türkiye de Sol Örgütler, Phoenix Yay., Ankara 2010, s Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e.,s.197. Darendelioğlu na göre Sadrettin Celal, Nazım Hikmet, Kerim Sadi, ġevket Süreyya Aydemir, Sabiha Sertel, Zekeriya Sertel, Kemal Tahir, Sabahattin Ali vb. kiģiler makale Ģiir, hikaye, fıkra ve tercümeleriyle komünizm propagandası yapmıģlardır. 151 Mustafa Yılmaz, Yasemin Doğaner, Cumhuriyet Döneminde Sansür ( ), Siyasal Kitabevi, Ankara 2007, s Komünist propaganda içerikli yayınlar olarak Ģunlar yasaklanmıģtır: Ekmek Kavgamız (ReĢat Enis-roman), Emekçi (Kıbrıs ta yayınlanan bir gazete), Hür Makro PaĢa (dergi), Gazetelerin Yazmadığı Partilerin KonuĢmadığı Hakikatler (Neriman Hikmet-broĢür) vb.

58 48 Bu dönemde devletçi içerikli bir düģünce dergisi olan Kadro çıkmıģ, 152 kimi komünist ideoloji sahibi gençlerin katıldığı Harb Okulu Olayı 153 yaģanmıģ ve 1942 yılında Türkiye Gizli Komünist ġurası (SETA) oluģturulmuģ ve tesadüf eseri ortaya çıkarılmıģ, ancak genel olarak bu dönemde kitlesel bir komünist tevkifatı yaģanmamıģtır. 154 Ancak 1944 yılında hükümetin çeģitli iç ve dıģ siyasal manevraları gereğince milliyetçileri baskı altına alması sonucunda, 1944 tarihinde Ġleri Gençlik Birliği, Ġleri Demokratik Cephe, Türkiye Gençler Derneği, Ġstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği gibi kimi komünist teģekküller kurulmuģ ve yaptıkları eylem ve gösterilerle toplumda ve siyasal alanda görünürlük kazanmıģlardır. 155 Türkiye nin çok partili siyasi hayata geçiģiyle birlikte oluģan göreli özgürlük ortamında bazı legal sol partiler de kurulmuģtur yılında Türkiye Sosyalist Partisi ve Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi kurulmuģ ve aynı yılın sonunda Sıkıyönetim Mahkemesince kapatılmıģtır. 156 Bu dönemde, Truman Doktrini, Marshall Planı ve sonradan NATO aracılığıyla Türkiye nin hemen aktif bir rol aldığı Soğuk SavaĢ sırasında, sosyalistlere sempatisi olanlar, komünistlerin bir iģbirlikçisi ve vatan haini olarak görülmüģtür. Sabahattin Ali nin öldürülmesi (1948) ve okullardaki solcu etkiyi silmek için baģlatılan cadı avı sonucunda, 1948 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi nde kimi hocaların da komünist propaganda ve faaliyetlerde bulunmasının tespit edilmesinden dolayı üniversite ile iliģikleri kesilmiģtir Nisan 1940 tarihinde Ġsmail Hakkı Tonguç öncülüğünde kurulan Köy Enstitüleri nde komünizm propagandası yapılmaya çalıģılması sonucunda bu durum özellikle milliyetçi çevrelerde büyük bir tepki görmüģ ve bu okulların varlığı aynı 152 Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e.,s ; Ġlhan Tekeli, Bir Cumhuriyet Öyküsü: Kadrocuları ve Kadro yu Anlamak, Tarih Vakfı Yurt Yay., Ġstanbul 2003, s Aclan Sayılgan, a.g.e., s ; Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e.,s Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e., s Aclan Sayılgan, a.g.e., s ; Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e., Ergun Aydınoğlu, a.g.e., s.42; Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e., ; Aclan Sayılgan, a.g.e., s ; Feroz Ahmad (1996), a.g.e., s.43; Tevfik Çavdar, a.g.e., s Üniversiteden komünist propagandası yaptıkları için iliģikleri kesilenler Ģunlardır: Pertev Naili Boratav, Muzaffer ġerif BaĢoğlu, Niyazi Berkes, Mediha Berkes ve Adnan Cemgil. Üniversitede komünist propganda yapmakla suçlanan hocalardan bir olan Niayzi Berkes in Unutulan Yıllar (Haz. RuĢen Sezer, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1997) adlı hatıratın özellikle 399 ve devamı sayfalarına bakılabilir. Bkz: Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e., s ; Feroz Ahmad (1996), a.g.e.43.

59 49 çevrelerde bir sorun haline gelmiģtir. 158 Bu ve benzeri olaylar sonucu toplumda artan komünist tahrikçiliği ne karģı çeģitli milliyetçi teģekküller, yayınladıkları beyannameler ve düzenledikleri toplantılarla tepkilerini dile getirmiģlerdir. Bu tepkilerin dile getirildiği Ġstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi nde yapılan bir toplantıda Ahmet Kabaklı nın sözleri milliyetçi, muhafazakâr ve komünizme karģı olan öğrenci derneklerinin komünizme ve onunla mücadeleye bakıģlarını özetler niteliktedir: Dünya komünizmin adını duyalı 200 yıl oluyor. 50 senden beri de beģeriyet bu korkunç kâbusun tehdidi içindedir. Her ülkede olduğu gibi artık bizde de komünizmin bir tarihi, vatansız müritleri, melek kılıklı Ģeytanları vardır. ( ) Kızıl sırtlan 30 senelik tarihimiz içinde polisten baģka hiçbir rakip görmedi. ( ) Ġçtimai Ģartlarımız onların üremesine meydan verdi. Sefalet sömürüldü, biz bu hallere seyirci kaldık. Artık toplanmanın ve harekete geçmenin sırası geldi. 159 Ahmet Kabaklı nın komünizmle mücadele noktasındaki bu çıkıģı, dönemin milliyetçi ve muhafazakâr çevrelerinde hâkim olan genel eğilimin açık bir biçimde dile getirilmesidir. Aynı zamanda bu dönemde CHP ve DP li çevreler de komünizmle mücadele noktasında aynı eğilimi paylaģmaya baģlamıģlardır Arası Dönemde CHP ve DP nin Anti-Komünizme BakıĢı Türkiye nin II. Dünya SavaĢı ndan sonra yüzünü Batı ya dönemsi dıģ etkilerin yanında, bir anlamda Cumhuriyet rejiminin kendini otoriter bir biçimde 158 Ġlhan Darendelioğlu (1976), a.g.e., s ; Osman Turan, Türkiye de Komünizmin Kaynakları ve Kültür İhtilali, Turan NeĢriyat Yurdu Yay., Ġstanbul 1969, s ; Fethi Tevetoğlu, Milli Eğitim de Kızıl Faaliyet ve Köy Enstitüleri, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Fasikül 7, Ankara 1966, s.54-66; Köy Enstitüleri Faciası, Komünizmle Mücadelede Türk Basını, Türkiye Komünizmle Mücadele Gazetesi Özel Sayısı, Ġstanbul 1968, s.97;cemil Koçak, Türkiye de Milli Şef Dönemi ) Cilt 2, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2003, s ; Hasan Bülent Kahraman (2010), a.g.e, s Ġlhan Darendelioğlu (1975), s Bu teģekküller genel olarak öğrenci dernekleridir. Bu dernekler arasında Milli Türk Talebe Birliği, A.Ü. Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti, Ġ.Ü. Talebe Birliği ve Ankara Tıbbiyeliler Birliği gibi milliyetçi ve muhafazakâr anti-komünist oluģumlar vardır. Artan komünist tahrikçiliğinin tasvirine örnek olması ve bu durumun dönemin milliyetçi çevrelerinde nasıl algılandığı için bkz. Nejdet Sançar (1995), a.g.e.,s. 138.

60 50 tahkim etmesinin sonucudur. 160 Batı ya bu yöneliģin sonucu, özellikle liberal Amerika sisteminin etkisi, tek yanlı olmuģtur. Amerikan anti-komünizmi süratle ve dalga dalga topluma yayılmıģ ve toplumun neredeyse tamamına hâkim olmuģtur. Toplumda hegemonik bir siyasi kültür yaratmıģtır. Türkiye de siyasal seçkinler de toplum da kolayca bu duruma adapte olmuģtur denilebilir. 161 Öyle ki arası on beģ yıllık dönemde Türkiye de çıkan Aile, Bütün Dünya, Hayat, Resimli Hayat vb. gibi dergilerde, dönemin rengini belirleyen Truman ın çevreleme doktrininin içerdiği global anti-komünist söylem toplumda etkisini göstermeye baģlamıģtır. Dönemin magazin basınının Amerikan kaynaklı yazıları, anti-komünist söylemi okuyucularına ABD nin iktidarını destekleyen bir perspektifte ve buna karģın asık suratlı ve kötü Rus imgesi oluģturulmaya çalıģılmıģtır. 162 Bu dönemde halka ve özellikle kırsal kesime yönelik yayın yapan Karagöz, Köroğlu, Körkadı ve Kelkahya gibi gazete/dergilerde de negatif Rus algısına salak ve sapık komünist algısı da eklenmiģtir. 163 Türkiye de 1946 da çok partili hayata geçiģ ve 1950 de muhalefet partisi DP nin iktidar olmasıyla siyaset sahnesine çıkan ve CHP ye alternatif olarak görülen siyaset söylemi ve Cumhuriyet projesinin toplumda yarattığı tepkilerle, liberal ekonomik politikaların çakıģma noktası olmuģtur. Türkiye de II. Dünya SavaĢı sonrası oluģan konjonktürde yer alan diğer ülkelerdekine benzer bir biçimde, politik hayatta anti-komünizm söylemi siyasi hayatta belirleyici olmaya baģlamıģtır. Bu noktada, Türkiye de yükselen milliyetçi ve muhafazakâr tepkiler baģarılı bir biçimde komünizmle mücadele ile birleģerek, liberal ekonomik politikalara dinamik bir kitle desteği sağlama 164 biçiminde iģlevsel olmuģlardır tarihinden itibaren siyasi alanda anti-komünizmin etkisi belirgin bir biçimde görülmeye baģlamıģtır. CHP ĠçiĢleri Bakanı ġükrü Sökmensümer tarihli TBMM oturumunda, 1947 tarihi ve öncesini kapsayan dönemdeki komünist tahriklerinden dolayı, Sıkıyönetim Komutanlığı nca yapılan soruģturmayı 160 Nuray Mert, Merkez Sağın Kısa Tarihi, Selis Kitaplar, Ġstanbul 2007, s Cemil Koçak (2010), a.g.e., s Umut Yıldırım, Magazin Dergilerinde Amerikan Ġmgesinin ĠnĢası: BaĢka Bir ModernleĢme, Toplum ve Bilim, Sayı 94, Güz 2002, s Sinan Yıldırmaz (2012), a.g.m., Nuray Mert (2007), a.g.e., s.117.

61 51 ve sonuçlarını açıklamıģ ve aynı oturumda Recep Peker hükümetinin konu üzerinde hassasiyetle durmasından dolayı da hükümet, bazı vekiller tarafından takdir edilmiģtir. 165 DıĢarıda ABD nin ve içeride ise DP nin varlığının yarattığı siyasi baskı sonucu CHP hükümeti 1948 yılında sosyalistlere karģı tavır almıģ ve meclisteki sağ görüģlü milletvekillerinin de etkisiyle, mecliste bir Komünizmle Mücadele Komisyonu kurulmuģtur. 166 Anti-komünizmin toplumsal alanda görünürlüğünün artması da bu dönemde görülmeye baģlamıģtır. Özellikle Ġslamcı çevrede 1950 öncesinde, DP nin kuruluģu ile birlikte, dini yayınlarda önceki dönemlere kıyasla önemli bir oranda canlanma olmuģ 167 ve bu arada da yapılan Ġslami neģriyatlarda komünizmle mücadele konulu yazılarda bir artıģ gözlenmiģ ve bu mücadelede din ve özellikle de Ġslam a biçilen rol sürekli olarak vurgulanmıģtır. 168 Bu konuda Kemal Pilavoğlu nun görüģleri tipik bir örnek oluģturur. Kemal Pilavoğlu, Komünizme Hücum adlı eserinde, komünizmle mücadele konusunda dinin rolüne dair Ģu görüģleri ileri sürer: Türkler: Büyük Millet. Dünyayı bir veba gibi sarıp tahrip eden komünizme karģı uyanık ol. Zira komünistlik dini ve milli kültürün en büyük düģmanıdır. [YaĢamak için] komünistliği ezmek milli olduğu kadar da dini ve insani bir borçtur. 169 Dinin komünizme karģı önemli bir panzehir ve vazgeçilmez bir mücadele aracı olduğunu dönemin dini içerikli bir dergisi olan Selamet te de görmek mümkündür. 34. sayıda yer alan ve yazarı belli olmayan bir yazıda, komünizmin belli baģlı hedefinin din ve milliyeti yıkmayı amaçladığı, ancak dinin, komünizme karģı gösterilen mukavemet kaynaklarının en mühimlerinden biri olduğu ve 165 TBMM Tutanak Dergisi, B:37, O:1, , s Turgay Uzun (2005), a.g.e., s Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri, Dergah Yay., Ġstanbul Kara, bu eserinde, Tek Parti döneminde dini kitap ve dergi gibi yayınların azlığını, DP nin KuruluĢu ile bu durumun iyileģmeye baģladığını belirtir. Özellikle 1947 den sonra yayınlanan dini dergilerin sayısında bir patlamanın olduğunu belirtir. Bu dergiler Ģunlardır: ĠrĢâd, Doğan GüneĢ, Ehl-i Sünnet, Doğru Yol, Hakka Doğru, Ġslâmiyet, Selamet, SebilürreĢâd, Ġslam Dünyası vb. s Tarık Zafer Tunaya, İslamcılık Akımı, Bilgi Üniversitesi Yay. Ġstanbul 2003, s Kemal Pilavoğlu, Komünizme Hücum, Güney Matbaacılık, Ankara 1949, s.1. Yine aynı eserinin 33. sayfasında Pilavoğlu; Komünistliğin hududu insanlığın sinelerine kadardır. İman dolu bir sine hiçbir zaman hu kuvvete yer vermez. O halde Bolşevikliği yıkacak atom kuvveti değil, DİN ve MİLLET kuvvetidir. diyerek dine komünizmle mücadelede önemli bir rol verir.

62 52 milliyeti destekleyen ve koruyan en kudretli amil gücü ne 170 sahip olduğu vurgulanmıģtır. Ayrıca 1950 öncesi dönemde, Adana da Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği kurulmuģ (?) ve 1948 ve 1949 tarihinde olmak üzere komünizmle mücadele amaçlı üç yayın yapmıģtır. 171 Ancak yapılan yayınlardan özellikle Tahir Safioğlu nun, yaģadığı Moskof zulmü sonunda ırkdaģları nı 172 uyarmak için kaleme aldığı Türk Gençliğine Açık Mektup u oldukça önemlidir. Safioğlu mektubunda Ģunlardan bahseder: ( ) Türk Genci: Moskof a alet olma! ( ) Aziz Türk kardeģlerim, Ģimdi sizinle benim en birinci vazifemiz: Dedelerimizin düģtüğü hataya düģmemek, aramıza nifak sokmamaktır. Moskof bizi hiçbir zaman meydan muharebesinde mağlup ermiģ değildir, Kırım dan Mançurya ya kadar Türk diyarlarını, Türk kabilelerinin nifakından istifade ederek parça parça yutmuģ olduğunu unutma! ( ) Dünya Türklüğü, Türkiye yi kâbe olarak tanıyor, çarpılırsın! Ben Moskof diyarında otuz sene inleyen, Moskof un içini dıģını çok iyi bilen muzdarip bir Türk çocuğuyum. Sözlerim doğrudur, bunları söylemekten ve yazmaktan hiçbir maddi menfaatim yoktur. Amacım yalnız seni uyarmaktır yılı öncesi oluģan bu siyasi ve toplumsal anti-komünizm bakiyesi Adnan Menderes in tarihinde açıkladığı hükümet programında da karģılığını bulmuģtur. Adnan Menderes, programını okurken söylediği Ģu sözlerle solculuk ve aģırı cereyanların üzerine kararlılıkla gidileceğini belirtmiģtir: ( ) Bilhassa üzerinde duracağımız mesele, memleket içinde yıkıcı ve aģırı sol cereyanları kökünden temizlemek için icap eden tedbirleri 170 Komünizmle Mücadele, Selamet, Sayı 34, 9 Ocak 1948, s Adana da kurulan Komünizmle SavaĢ Derneği hakkında, komünizmle mücadele sürecini ele alan hiçbir yayında bilgi bulunmamaktadır. Ancak Derneğin yayınladığı eserler Ģunlardır: Komünizmin İçyüzü, Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği, Türkedoğru Basımevi, Adana 1948; Tahir Safioğlu, Türk Gençliğine Açık Mektup, Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği, Türkedoğru Basımevi, Adana 1949; Baltacı Azatlısı Deli Petro nun Vasiyeti ve Stalin in Siyaseti, Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği, Türkedoğru Basımevi, Adana Bu tabir, aynı mektuba-broģüre Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği nin yazdığı önsözde yer almaktadır. 173 Tahir Safioğlu, Türk Gençliğine Açık Mektup, Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği, Türkedoğru Basımevi, Adana 1949, s.3-6.

63 53 almaktır. Biz günün Ģartları altında aģırı sol cereyanları fikir ve vicdan hürriyeti mevzuunda mütalaa etmek gafletinde bulunmayacağız. 174 DP nin ve özellikle de Menderes in komünizm konusuna CHP den farklı bir bakıģ sergilemesi, konumuz açısından oldukça önemlidir. Menderes in adı geçen konuģmasındaki kararlılık devlet katında hemen karģılığını bulmuģ, dönemin Adalet Bakanı Halil Özyörük baģkanlığında Komünizmle Mücadele Komisyonu kurulmuģ ve bakanlık, komünizmle mücadele konusunda eldeki mevzuatın gayri kâfi olduğu nu, yapılacak yeni yasal düzenlemelerle komünistliğin vatana hıyanet sayılmasının sağlanacağını bildirmiģtir. 175 Dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik Ġleri, bakanlığının konumu gereğince bu komisyonla sürekli iģbirliği yapmıģ ve konuyla ilgili olarak hükümete yakın Zafer Gazetesine verdiği demeçte Ģöyle demiģtir: Türkiye de bugün bilhassa hükümet olarak komünizmle mücadeleye kati suretle karar verilmiģtir. Ben de diğer arkadaģlarım gibi kendi branģım dahilinde komünizmle mücadele etmeyi kendime vazife sayacağım Bu konuda yapılan kanun çalıģmaları hakkında bilgi veren BaĢbakan Yardımcısı Samed Ağaoğlu, aģırı sağ ve sol cereyanlar hakkında hükümetin, gerekli tedbirleri aldığını ve mevzuatın kâfi gelmediği noktalarda da kanun teklifleri hazırladıklarını belirtmiģ ve istiklal ve hürriyetimizi, millet ve ferd olarak haklarımızı yok etmeye yönelik aģırı sağ ve sol cereyanların, arkalarına saklanacakları herhangi bir siper bulamayacaklarını söyleyerek Demokrat Partinin konuyla ilgili tutumunu ortaya koymuģtur. 177 Bu açıklamalar basın dünyasında da yankısını bulmuģ ve konu hakkında iki farklı açıklama yapılmıģtır. Ġsmail Habib Sevük, Meclis Adalet Komisyonu nunda yapılan tartıģmaları değerlendirdiği yazısında, bu tasarının sadece fikirlere yönelik olduğunu, fiillere yönelik olmadığını ve bu durumun jurnalciliği körükleyeceğini belirtmiģtir. 178 Aynı konu hakkında Gazeteciler Cemiyeti yaptığı bir toplantıda, basında yer alan bazı yazılarda demokrasiden ve basın hürriyetinden faydalanılarak 174 Adnan Menderes in Hükümet Programı KonuĢması, TBMM Tutanak Dergisi, B:3, , s Kızıl Tahrikle Mücadele: Komünizm Vatan Hıyaneti Sayılıyor, Milliyet Gazetesi, Zafer Gazetesi, Zafer Gazetesi, Ġsmail Habib Sevük, Komünizmle Mücadele Kanunu Vesilesile, Cumhuriyet Gazetesi,

64 54 komünistlik ve irtica mevzularını okģıyan neģriyatların görüldüğünü ve bu durumun önüne geçilmesi için hassas olunması gerektiği üzerine fikir teatisinde bulunmuģlar 179 ve bu konuda hükümetle paralel düģündüklerini göstermiģlerdir. Ayrıca bu dönemde DP ye yakınlığıyla bilinen Vatan Gazetesi, arası dönemde, anti-komünizm propagandasının seferberliğini yapmıģ ve gazete, komünizm karģıtı yayın politikasında açık bir biçimde Amerika ve NATO aleyhtarlığını da komünistlik olarak değerlendirmiģtir. 180 DP Hükümeti nin aģırı sol cereyanları engellemeye yönelik adımları TBMM çalıģmalarına da yansımıģtır yılında TBMM de yapılan bir oturumda Türkiye deki komünist faaliyetleri önlemek için Türk Ceza Kanununun bazı maddelerinin değiģtirilmesi hakkında bir kanun tasarısı verilmiģ; Hükümet kanunun gerekliliği hakkında izahat verdikten sonra gizli oturuma geçilmiģ ve konu ile ilgili olarak bilgisine baģvurulan Askeri Yargıç ġevki Mutlugil in, Türkiye deki komünist faaliyetler hakkındaki bilgileri dinlenmiģ, TBMM deki bu gizli oturumda DP, CHP ve diğer partilerin de katılımıyla komünizmle mücadelede ortak hareket edilmesi karara bağlanmıģtır. 181 Çok partili siyasi hayata geçiģin oluģturduğu demokratik ortam toplumda 1945 li yıllardan itibaren toplumda belirli amaçlar etrafında göreli bir örgütlenme özgürlüğünün oluģmasını sağlamıģtır Milliyetçilik Olayı nın kendilerinde yarattığı travmadan yavaģ yavaģ kurtulmaya çalıģan milliyetçiler, DP hükümetinin aģırı sol cereyanların üzerine gideceğini açıklamasına paralel olarak yeni dernekler kurmaya ve bu derneklerde komünizmle mücadele etmeye baģlamıģlardır Nisan ayında, Türk Kültür Ocağı, Türk Gençlik TeĢkilatı, Türk Kültür ÇalıĢmaları Derneği, Türk Kültür Derneği, Kayseri Türk Kültür Birliği, Türk Kültür Birliği ve Genç Türkler Cemiyeti gibi milliyetçi teģekküller, Milliyetçi dernekleri birleģtirmek ve komünizme karģı mücadele etmek amacıyla Milliyetçiler Federasyonu nu kurmuģlardır. BaĢkanı Bekir Berk olan federasyonun parolası ise Ģöyle açıklanmıģtır: 179 Cumhuriyet Gazetesi, Sanem Gök, Türk Siyasal Yaşamında Vatan Gazetesi ( ), A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, YayınlanmamıĢ, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2003, s TBMM Tutanak Dergisi, 9. Dönem, Cilt 10, B:5-6. Bu dönemde yapılan 1951 TKP tevkifatı için bkz.; Esbab-ı Mucibeli Hüküm: 1951 TKP (Türkiye Komünist Partisi) Tevkifatı, BDS Yay. Ġstanbul Bu eserde TKP için hazırlanan iddianameler ve yapılan mahkeme tutanakları ve davaya sanık olan kiģilerin listesi bulunabilir.

65 55 Komünizme karģı birleģelim ve çarpıģalım. 182 Federasyon, Türk milliyetçiliğinde önemli simalar olan Arif Nihat Asya ve Nurettin Topçu gibi kiģilere düzenledikleri toplantılarda konuģmacı olarak sürekli yer vermiģtir. Milliyetçiler Federasyonu nun 1 Nisan 1951 tarihinde yapılan ilk kurultayında, federasyonu oluģturan derneklerin birleģme kararı almasıyla Türk Milliyetçiler Derneği nin kurulması gerçekleģmiģtir. Dernek tarihinden itibaren haftalık Mefkûre adlı bir bülten çıkarmaya baģlamıģtır. 183 Bu dönemde Menderes hükümeti, DP nin gericiliğin ve irticanın önünü açmakla CHP tarafından suçlanmaya baģlaması üzerine karģı önlemler almaya baģlamıģtır. Büyük Doğu, SebilürreĢâd ve Ġslamiyet gibi Ġslamcı yayınlara ve Necip Fazıl Kısakürek e karģı davalar açılmıģtır de Ġslam Partisi kapatılmıģtır. Gazeteci Ahmet Emin Yalman a Malatya da yapılan bir suikast giriģiminin de etkisiyle, Necip Fazıl Kısakürek hapis cezasına çarptırılmıģ, Said Nursi mahkemeye verilmiģtir. Özellikle Malatya Suikastı ile iliģkilendirilen Türk Milliyetçiler Derneği, kanunlara aykırı faaliyetlerde bulunduğu, din ve ırk esasları üzerine kurulduğu gerekçeyle tarihinde kapatılmıģ ve derneğin emvaline el konulmuģtur. 184 Derneğin kapatılmasına neden olan suçlamaları sert bir biçimde reddettiği 9 Ocak 1953 tarihli Son Hadiseler ve Biz adlı bildiride Nurettin Topçu yapılan suçlamalara Ģu Ģekilde cevap vermiģtir: Biz, Türk Milliyetçileri Derneği, kendisini Türk Milleti nin mukaddesatının bekçisi ve mukadderatının mes ûlü bilen gençlik zümresi, bugün, bu mukaddesatın düģmanları tarafından etrafa saçılan zehirli bir fitnenin tehdidine maruz bulunmaktayız. ( ) Biz, ahlakı iman yaparak Allah ına teslim olmuģ bir memleketin sahipsiz vicdanının bugün yegâne sahipleri; kapkara ağızların ithamları huzurunda diz çökmeye davet edilmekteyiz. ( ) Biz sade dernek değil, onun hayat ve kuvvet kaynağı olan Türk Milletiyiz. ( ) Biz de, kendisine hakkın emaneti olan mukaddes davadan vazgeç diyenlere gözyaģları ve içindeki isyan yıldırımlarıyla dönüpte GüneĢi sağıma, ayı da soluma koysalar yine bu iģten vazgeçmem! 182 Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e., s Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e., s Feroz Ahmad (1996), a.g.e., s ; Hüseyin Akyol (2011), a.g.e., s ; Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e., s ; M. Serhan Yücel, a.g.e., s ; Milliyetçiler Derneği nin emvaline el konuldu. Milliyet Gazetesi,

66 56 diyen büyük peygamberimizin izinden yürüyoruz. Millete söz verdik! Vicdana söz verdik! Allah a söz verdik! Eğilmeyiz, dönmeyiz ve dimağımızdaki son hücrenin hayatı baki kaldıkça bu mukaddes davadan vazgeçmeyeceğiz. 185 Dönemin önemli tanıklarından bir olan Ali Fuad BaĢgil, hükümetin Türk Milliyetçiler Derneği ni kapatmasını aģırı ve acemi bir tedbir 186 olarak değerlendirmiģtir. Malatya Hadisesi sonucunda DP nin sağ ın üzerine gitmesini Münevver AyaĢlı, iktidarın bindiği dalı kesmesi olarak değerlendirmiģ ve bu gibi uygulamalar yüzünden 10 senelik DP iktidarında, sağın DP yi tutmadığını söylemiģtir. 187 Derneğin kapatılması üzerine, aynı amaçları taģıyan Milliyetçiler Derneği 1954 tarihinde Ġstanbul da kurulmuģ 188 ve dernek kuruluģ amacını, tüzüğünün ikinci maddesinde Ģöyle tanımlamıģtır: Gayemiz milletimizi meydana getiren değerleri savunmak ve takviye etmek ve tarih bilinci, ilmi zihniyet, kendini feda etme ruhu, özveri, adalet ve erdemle dolu Türk milliyetçileri yetiģtirmektir. Derneğin baģlangıçta birkaç Ģubesi varken 1960 tan sonra komünizmin yayılmasına karģı mücadele etmek için Türkiye nin belli baģlı Ģehirlerinde Ģubeler açılmıģtır. Dernek üyeleri avukat, doktor, öğretmen gibi bir Ģekilde kasaba entelijensiyası veya ekonomik orta sınıfla iliģkili olan çeģitli meslek sahibi gruplardan oluģuyordu. 189 Türk Milliyetçiler Derneği ile aynı ideolojik ve sosyolojik tabana yaslanarak kurulan Milliyetçiler Derneği nin siyasal ve toplumsal anlamı, BaĢgil in değerlendirmesini ve 185 Nurettin Topçu, Son Hadiseler ve Biz, Nurettin Topçu ya Armağan, Dergah Yay., Ġstanbul 1992, s Ali Fuad BaĢgil, 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri, Çev. Cemal Aydın, Yağmur Yay., Ġstanbul 2006, s Münevver AyaĢlı, AĢırı Sağ, AĢırı Sol, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Gazetecilik iģletmesi Matbaası, Ġstanbul 1966, s Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e., 306. Nurettin Topçu önderliğinde kurulan ve baģkanlığı döneminde Ercüment Konukman tarafından yürütülen Milliyetçiler Derneği nde 1964 yılında itibaren fikir ayrılıkları baģladı. GörüĢ ayrılıklarının temel sebebi, Nurettin Topçu nun o yıllarda ortaya koyduğu Ġslami esaslara dayalı ruhçu ve milliyetçi sosyalizm anlayıģıydı. Nurettin Topçu ya göre Ġslam Sosyalizmi anlayıģı Marksistlerin kavrama verdiği anlamdan farklı bir muhtevaya sahipti, ama bu durum derneğin 1964 yılındaki büyük kongresinde büyük tepkileri engellemedi. Bu kongrede bazı delegeler Nurettin Topçu nun yakasına yapıģarak, Biz sosyalist değiliz. Müslüman ız elhamdülilah demiģlerdir. Bu ve benzeri tepkilerin artması üzerine Topçu ve onunla birlikte olan bir grup dernekten ayrıldılar ve 1965 yılında Türkiye Milliyetçiler Derneği ne katıldılar ve daha sonra Hareket dergisini yeniden çıkarmaya baģladılar. Hüseyin Akyol (2011),a.g.e., s ; Hakkı Öznur, a.g.e., s Kemal H. Karpat, Osmanlıdan Günümüze Kimlik ve İdeoloji, Çev. GüneĢ Ayas, TimaĢ Yay., Ġstanbul 2009, s.246.

67 57 dönemin Soğuk SavaĢ atmosferinin toplumda oluģturduğu anti-komünist siyasallaģmayı da hesaba katarak düģünürsek, derneğin baģka bir adla yeniden kurulması, 1950 den itibaren yeniden güç kazanan milliyetçiliğin yeniden siyasal alanda önemli bir aktör olması ve sahip olduğu toplumsal taban itibariyle kolaylıkla siyasal alanın dıģına itilemez bir güç haline gelmiģ olarak değerlendirilebilir. Demokrat Parti döneminde komünizmle mücadele amaçlı olarak bazı komünist propagandası yaptığı düģünülen yayınlar yasaklanmıģtır. 190 Bu dönemde yasaklanan kitaplar içinde dıģ dünyanın etkisine bağlı olarak yabancı dilde yazılmıģ olanlar ve çeviri kitaplar daha çok yer almıģtır. Komünizm ve onunla mücadele etme noktasında, dönemin genel havası gereği, yani Soğuk SavaĢ atmosferinin yaģanmasından dolayı, kimi suçlamalar olsa bile CHP ve DP hükümetlerinin ortak hareket ettikleri, yani bu partiler, kendi tabanlarını memnun etmek için, 1950 lere kadar oluģan anti-komünist reaksiyona sahip çıkmaya meyilli görülmektedirler. Ancak bu dönemde, DP aģırı sol cereyanlarla mücadele ederken, sahip olduğu Kemalist geçmiģ dolayısıyla dini ve milli değerleri kendine merkez yapmıģ kimi kiģi ve kuruluģları da baskı altında tutmaya çalıģmıģtır. Bütün bunların yanında, 1950 lerden itibaren komünizmle mücadele etmek için milliyetçi ve muhafazakâr aydınlar, dini ve milliyetçiliği komünizmle mücadele ekseninde, biraz da iģlevsel bir biçimde tanımlamıģlardır. Bu anlamıyla din ve milliyetçilik fikri araçsal olarak kullanılmıģtır. Özellikle 1950 lerden itibaren üretilen komünizmle mücadele amaçlı yayınlarda, komünizmle dinsizlik özdeģleģtirilmiģtir. Çünkü önceki dönemlerde dinin kamusal yaģamda etkisinin azaltılması/geri çekilmesi sonucunda, toplumda manevi bir buhran oluģmuģ ve bu durumun komünizm gibi aģırı cereyanların geliģmesine zemin hazırladığı düģünülmüģtür. Bu buhranın etkisini azaltmak amaçlı yapılması gerekli hedefleri, komünizmle mücadele 190 Mustafa Yılmaz, Yasemin Doğaner, Cumhuriyet Döneminde Sansür ( ), Siyasal Kitabevi, Ankara 2007, s Komünist propaganda içerikli yayınlar olarak Ģunlar yasaklanmıģtır: 1 Mayıs (Rusça, Macarca, Fransızca broģür), Güney Kore ĠĢçilerinin Durumu ve BirleĢmiĢ Milletler Kore Komisyonunun Faaliyetleri (Fransızca bülten), Sovyet Birlik KöĢesi (Arapça kitap), Rüyada Venüs (Fransızca kitap), Ümit (Fransızca kitap), Mavi Kayalar (Marçevski-Türkçe roman), Katalonya da Yıldırım Gibi Patlayan Umumi Grev, Ġrticaa KarĢı Atatürkçü Milli KurtuluĢ Ġnkılâbı Prensiplerini Koruma SavaĢında Türk Gençlerine ve Öğrencilerine DüĢen Ödevler (Türkçe broģür), Sıkıyönetimin Ġçyüzü (Arapça broģür) vb.

68 58 amaçlı yapılan yayınlara ve bu yayınlarda dinin kullanım biçimlerine bakarak görebiliriz.

69 59 III. BÖLÜM KOMÜNĠZMLE MÜCADELE DERNEKLERĠ: AMAÇLAR, KURUCULAR VE FAALĠYETLER Türkiye de özellikle yıkıcı bir cereyan olarak kabul edilen komünizmle mücadele etmek için 1950 de Zonguldak ta, 1956 da Ġstanbul da ve 1963 yılında da Ġzmir de olmak üzere üç defa Komünizmle Mücadele Derneği kurulmuģtur. Bu derneklerin etki alanı kuruldukları yere, tarihe ve toplumsal/siyasal manzaraya göre değiģse bile, derneklerin ve ürettikleri anti-komünist söylemin, derneklerin kuruluģ kronolojisiyle doğru orantılı bir biçimde siyasal alandaki görünürlüğü de artmıģtır. Komünizmle Mücadele Dernekleri arası dönemde etkisi göz ardı edilemeyecek olan siyasi yapılanmaların en önemlilerindendir Komünizmle Mücadele Derneği (1950 Zonguldak) Zonguldak ta 1950 yılında kurulan Komünizmle Mücadele Derneği nin kuruluģu için Bahaddin Dökerel, Nurettin Gürtuna, Zeki Kandemiroğlu, Bahaddin Açıkel ve YaĢar Tüzün den teģekkül eden kurucular, Zonguldak Vilayet makamına 1948 yılında müracaat etmelerine rağmen dernek ancak Zonguldak ta 1950 yılında tayin edilen iki lise öğretmeni olan Nejdet Sançar ve Ziya Özkaynak aracılığıyla kurulabilmiģ ve faaliyetlerine baģlamıģtır. Derneğin Zonguldak ta kurulmasının iki önemli nedeni göze çarpmaktadır. Birinci neden kuruculardan olan Nejdet Sançar ın eģinin görevi sebebiyle burada yaģamak zorunda olması ve ikinci neden olarak da Türkiye Komünist Partisi nin burada illegal olarak faaliyetlerde bulunması sayılabilir. Zonguldak Komünizmle Mücadele Derneği idare heyetinde yer alan isimler Ģunlardır: Nejdet Sançar (edebiyat öğretmeni), Ziya Özkaynak (tarih öğretmeni), Bahaddin Yurderi (memur), Kani Engin (tüccar), Zeki Kandemiroğlu (gazeteci), Ġsmail Tek (tüccar), Bahaddin Dökerel (fabrikatör) ve Tahsin Baysal (tüccar). Komünizmle Mücadele Derneği nin ilk baģkanı Bahaddin Dökerel olmuģ ve

70 60 27 Eylül 1951 de yapılan ikinci kongresinde ise Talip TaĢman dernek baģkanı olmuģtur. Zonguldak ta kurulan bu dernek daha sonra 1956 da Ġstanbul da kurulan dernekten bağımsızdır. 191 Zonguldak Komünizmle Mücadele Derneği Nazım Hikmet Meselesi nde Yalman a Cevap, Türk Gencine Açık Mektup, Komünist Nedir, Komünizmin Ġçyüzü, Kızıl Cennet Masalı ve Mehmet Emin Yurdakul isimli komünizmle mücadele amaçlı kitaplar yayınlamıģtır. Dernek, yaptığı yayınlardan özellikle Nazım Hikmet Meselesi nde Yalman a Cevap adlı kitaptan 3000 adet bastırmıģ ve yurt geneline dağıtmıģtır. Derneğe, Zonguldak halkı ve bu ildeki kimi iģletmeler yüklü miktarda para yardımı yapmıģlardır. Dernek de il genelinde komünizm aleyhtarı filmler göstermiģ ve müsamereler tertiplemiģtir. Dernek ayrıca Komünizme KarĢı Türklük adında on beģ günlük gazete de yayınlamıģtır. Yaptığı yayınlarla komünizme karģı mücadele eden Zonguldak Komünizmle Mücadele Derneği faaliyetlerini 1953 yılında durdurmuģtur. 192 Derneğin faaliyetlerini durdurmasına, büyük oranda Türk Milliyetçiler Derneği nin kapatılmasının yarattığı genel siyasal atmosfer neden olmuģ olabilir Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (1956 Ġstanbul) Zonguldak Komünizmle Mücadele Derneği ile aynı amaçları taģıyan, genel merkezi Ġstanbul da olan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (TKMD) genel olarak üniversiteli gençler tarafından 7 Aralık 1956 yılında kurulmuģtur. 193 Derneğin gayesi kuruluģ nizamnamesinin 2. maddesinde Ģöyle açıklanmıģtır: Milli bünyemizi meydana getiren ve kuvvetlendiren, millet olarak yaģamamızı sağlayan unsurları takviye ederek komünizmle fikir yoluyla mücadele etmektir. Bu gayeye ulaģmak için 191 Günay Göksu Özdoğan, Turan dan Bozkurt a; Tek Parti Döneminde Türkçülük ( ), ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 2001, s.275; Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e., s ; Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.97-98; Hüseyin Akyol (2011), a.g.e., s.119; Mert Gönül, Türk Düşünce ve Siyasi Hayatında Dr. Fethi Tevetoğlu, Türk Ocakları Ankara ġubesi Yay., Ankara 2011, s Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.98; Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e., s.245; Hüseyin Akyol (2011), a.g.e., s.119; Mert Gönül, a.g.e. s Komünizmle Mücadele Derneği kuruldu, Milliyet Gazetesi, Bu derneğin daha önce kurulmuģ olan Komünizmle Mücadele Birliği ile hiçbir ilgisinin olmadığı aynı haberde belirtilmiģtir.

71 61 tarihe, vatana ve Allah a bağlılığı kökleģtirmek 194 TKMD nin kurucu üyeleri tüzükteki sıraya göre Ģu kiģilerden oluģmuģtur: Ali Rıza Özer (gazeteci), Altan Deliorman (Hukuk Fakültesi talebesi), Burhanettin ġener (Burhan Yayınları sahibi), Demir Aslan (Ġktisat Fakültesi talebesi), Ekrem Marakoğlu (Hukuk Fakültesi talebesi) Ġlhan Darendelioğlu (Toprak Dergisi ve yayınları sahibi) ve Ġrfan Açıkel (Ocak Gazetesi Yazı iģleri Müdürü). 195 TKMD nin kuruluģunda yer alan bu simalar toplumda Türk milliyetçisi olmalarıyla tanınan kiģilerdir. Derneğin genel sekreterliğini yapmıģ olan Altan Deliorman, tarihindeki söyleģisinde, Demokrat Parti iktidarının toplumda büyük ilgi uyandıran Türkçü ve milliyetçi dernek ve teģkilatlara uyguladığı baskıdan kurtulmak için isim değiģtirmeye ve adında Türk bulunmayan bir dernek kurmaya karar verdiklerini 196 ifade etmiģtir. Dernek kurulduktan çok kısa bir zaman sonra Gençliği vazifeye davet ediyoruz, Uyanık ve Dikkatli olalım baģlıklı bir beyanname yayımlamıģtır. Bu beyanname Ģöyledir: ArkadaĢlar, vatandaģ! Rusya dünya sulhunu bin bir siyasi entrika ve tahriklerle bozmağa çalıģırken, bir yandan da hür milletlerin bünyelerini yıpratmak gayesiyle iğrenç rejiminin zehirli tohumlarını yaymağa çalıģmaktadır. Maalesef birçok yerlerde olduğu gibi memleketimizde de bu soysuz maksada alet olan zavallılar bulunmaktadır. Türklükten, vatan sevgisinden, dinden; Allah tan ve insanı insan yapan her çeģit hasletlerden yoksun, bihaber bulunan bu komünist uģakları, kanunlarımızı her an tepelerinde bir balyoz gibi hissettikleri için, faaliyetlerini türlü Ģekilde maskelemektedirler. Maksatları, fırsat buldukça bünyemizde gedikler açmak bizi zayıf düģürmektir. KarĢımıza hiçbir zaman hakiki renkleriyle çıkmak cesareti gösteremeyen bu satılmıģlarla en tesirli mücadeleyi ancak uyanık gençlik yapacaktır. Milliyetçi arkadaģ! Nemelazımcılığı artık bırakalım. Sizlerin uyanıklığı ve hassasiyeti onları daima mağlup edecektir. Fakat henüz milli meselelerde senin 194 Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.ge., s Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.ge.,s.312; Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s Mert Gönül (2011), a.g.e., s.142.

72 62 kazandığın muafiyeti henüz kazanmamıģ toy vatan evlatları var. Komünistlerin ilk hedefi olan bu masum arkadaģları ikaz baģlıca vazifendir. Unutma ve derhal bu mücadeleye katıl! Komünistlerle tek bir cephe olarak daha kesin neticeler almak gayesi ile Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği kurulmuģtur. Sen de soysuzluğun, anarģinin ve hiyanetin tepesine inecek yumruklardan biri olmalısın. Bu hayırlı teģekkül sizlerin gayretiyle geliģecek, yaģayacak, vazife görecektir. Vazife seni bekliyor. 197 Anti-komünist bir siyasallaģma metni olarak da kabul edilebilecek olan bu beyanname, milliyetçiliğin tanıtılmasını ve komünizmle mücadelenin yapılmasını milletin büyük ve mukaddes vazifesi olarak tanımladığı için, gençler arasında beklenen siyasal etkiyi göstermiģ ve derneğin Ġstanbul ġubesi kurulmuģ ve 50 civarında genç derneğin bu Ģubesine kaydolmuģtur. TKMD Ġstanbul ġubesi BaĢkanlığına Yücel Hacaloğlu, sekreterliğine de Necmettin Hacıeminoğlu seçilmiģ ve idare heyetinin diğer üyeleri ise Niyazi Yurdakul, Gündüz Sevilgen ve Ali Sait Yüksel den oluģmuģtur. 198 TKMD Ġstanbul ġubesi 1957 yılından itibaren seri konferanslar tertipleyerek komünizmle mücadelesini yürütmeye devam etmiģtir. Bu konferansın ilki 8 Ocak 1957 tarihinde düzenlenmiģ ve Peyami Safa Marksizm e Bir BakıĢ konusunda dinleyicilere hitap etmiģtir. 15 Ocak 1957 de ikinci konferansta ise Dr. Cezmi Türk Bizim Milliyetçilik AnlayıĢımız ve Komünistlik üzerine konuģmuģtur. Daha sonraki konferanslarda ise Ġsmail Hami DaniĢmend, Zeki Velidi Togan ve Tahsin Demiray gibi milliyetçi Ģahsiyetler, komünizme karģı mücadeleyi destekleyici konferanslar vermiģler ve dernek lokalinde seminerler tertiplemiģlerdir. 199 Dernek 20 ġubat 1957 tarihinde TKMD Genel Merkezi adına ikinci bir beyanname yayınlamıģ ve adı geçen beyannamede Ģunlardan bahsedilmiģtir: VatandaĢ!.. Türkiyemiz için çok büyük bir tehlike olan komünizmle mücadele Ģüphesiz çok zor bir iģtir. Fakat konuda Türk vatanperverleri olarak susmak 197 Bildiri için bkz: Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.ge.,s Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.98; Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.g.e., s Günay Göksu Özdoğan (2001), a.g.e., s.275; Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.g.e.,s Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.98;

73 63 ve hadiseleri oluruna bırakmak daha da zordur. Komünistlerin birinci derecede düģman bildikleri milliyetçiliği tanıtmak, yaymak ve kuvvetlendirmek elbette komünizmle mücadelede çok esaslı bir konudur. Fakat onların taktiklerini, metodlarını ve silahlarını da bilmek mecburiyetindeyiz. ġimdi milliyetçi, vatansever, komünist düģmanı halkımıza düģen vazife Ģudur: Böyle çetin, fakat Ģerefli bir mücadeleye atılanları yalnız bırakmamak, bulunduğunuz yerlerde derneğin teģkilatlanmasına çalıģmak, komünizmle ilgili bütün müģküllerinizde dernek genel merkezi ile temasa geçmek, derneğin gayesini yaymak ve tanıtmak. Davanın ehemmiyeti büyüktür. Millet olarak mevcudiyetimiz davamızda muvaffak olmamıza bağlıdır. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği, milletimizi büyük ve mukaddes vazifeye davet eder. 200 Siyasal göndergeleri oldukça yüksek olan bu beyanname, milletin kendini her türden iç ve dıģ düģmana karģı koruma refleksini harekete geçirme ve aynı zamanda milli bütünlüğü sağlama gibi temel var olma-yok olma korkularını aktif hale getirir bir nitelik taģımaktadır. Bu durumda vatandaģa düģen görev ise TKMD nin açmıģ olduğu büyük ve mukaddes vazifeyi sahiplenmektir. Ġstanbul da Türk milliyetçileri tarafından komünizme karģı bir cephe oluģturmak ve kesin bir sonuç alabilmek amacıyla kurulan TKMD, genel olarak halkta ve milliyetçi gençlikte bilinç uyandırmak amacıyla, milliyetçiliği tanıtmak ve komünizmle mücadele etmek gibi konularda konferanslar ve seminerler vermiģ ve 1960 ihtilaline kadar bu tür faaliyetlerini sürdürmüģ ve faaliyetlerine son vermiģtir Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (1963 Ġzmir) Türkiye de kurulan Komünizmle Mücadele Derneklerinin içinde en etkin olan Ġzmir TKMD nin kurulduğu dönem, diğer öncül ve benzer amaçlı derneklerin kuruldukları dönemden oldukça farklıdır ve 1956 yılında kurulan diğer 200 Ġlhan Darendelioğlu(1975),a.g.e., s Türkiye de Anarşi ve Terörün Sebepleri ve Hedefleri, tarihli konferans metni, YÖK Hizmete Özel, Ankara 1985, s.69; Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.98; Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.g.e., s ; Hüseyin Akyol (2011), a.g.e., s.119; Metin Toker, Solda ve Sağda Vuruşanlar, Akis Yay, Ġstanbul 1971, s

74 64 derneklerin içinde bulundukları dönemde komünizmle mücadeleyi daha çok milliyetçi ve muhafazakâr duygulara sahip sivil siyasal kadrolar yürütürken ve bu dönemde komünizmle mücadelede milli değerler daha çok önemliyken, 1963 yılında Ġzmir de kurulan TKMD içinde eski Demokrat Partili yeni Adalet Partili (AP) kadroların yer almasıyla din kurumu da devreye sokulmaya çalıģılmıģtır. Bu dönemde komünizmle mücadelede milli değerlerin yanına, açık bir biçimde, komünizmle mücadele sürecinde önemli bir toplumsal kurum ve siyasallaģma aracısı olan din yani Ġslam getirilmiģtir. Bu dönemin ayırıcı bir vasfı da Ġzmir TKMD nin kuruluģunun hemen öncesinde, öncüllerine göre adı daha çok duyulmuģ ama etkisi sınırlı olan, TBMM nde Komünizmle Mücadele Komisyonu nun kurulmuģ olması ve CumhurbaĢkanı Cemal Gürsel in dernek fahri baģkanlığı nı üstlenmesi gibi komünizmle mücadelenin devlet katında açıkça himaye görmesi de verilebilir. Ayrıca dernek kurucuları arasında, Adalet Partisi (AP) ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) mensupları gibi bu sürecin önemli siyasi Ģahsiyetlerinin bulunması, 1963 yılında kurulan bu derneğin etki alanının daha geniģ olmasını sağlamıģtır TBMM Komünizmle Mücadele Komisyonu Türkiye de daha önce Zonguldak ve Ġstanbul da kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri nden daha fazla etki alanına sahip olan ve 1963 yılında Ġzmir de kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği henüz kurulmadan 14 gün önce TBMM de bütün partilerin de desteklediği Komünizmle Mücadele Komisyonu kurulmuģ ve 1950 li yıllardan beri adı komünizmle mücadele ile özdeģ olan Bekir Berk, bu komisyonun üyeliğine seçilmiģtir. 202 Mecliste kurulan Komünizmle Mücadele Komisyonu ilk toplantısını tarihinde yapmıģtır. Yapılan toplantıda komisyon, partilerden kuvvetleri oranına göre temsilci istemeye karar vermiģ ve komisyona CHP ve AP 3, YTP 2, CKMP ve MP ve Tabii Senatörler birer kiģi ile temsil edilmiģtir. Yapılan toplantıda müteģebbis üyeler, ceza kanununda komünizmle mücadele konusunda eksiklikler bulunduğunu ve cezaların yeterli 202 Milliyet Gazetesi, ; TBMM de komisyonun kuruģuna dair yapılan konuģmalar için bkz.; Millet Meclisi Tutanak Dergisi, B:29, O:2, , s

75 65 olmadığını söylemiģlerdir. Mecliste kurulan bu komisyonun görevleri arasında gerek yer altı, gerekse açık komünizm faaliyeti hakkında hükümete yardımcı olmak ve bilgi vermek vardır. 203 Ancak dönemin siyasi atmosferi gereği Mecliste kurulan bu komisyonun adında değiģikliğe gidilmeye karar verilmiģ ve komisyonun adı Komünizm ve FaĢizm Gibi Demokratik Nizam Aleyhtarı Cereyanlarla Mücadele Komisyonu olarak değiģtirilmiģtir. Bu komisyon tarihinde toplanmıģ ve parti gruplarından bu komisyona seçilen üyelerin adları açıklanmıģtır. Buna göre Komisyon üyeliklerine CHP den Nurettin Özdemir, ReĢit Ülker, Ruhi Soyer, YTP den Talat Asal, Nihat Diler, AP den ġadi Pehlivanoğlu, Ahmet Topaloğlu, Fethi Tevetoğlu, CKMP den Saadet Evren, Seyfi Öztürk, MP den Ġsmet Kapısız, Rıza Polat, Tabii Senatörlerden de Ahmet Yıldız seçilmiģlerdir. 204 Ancak bu komisyonun herhangi bir raporuna ulaģılamadığı için konu hakkındaki katkıları bilinememektedir. Komünizmle Mücadele Komisyonu na AP kontenjanından seçilen Fethi Tevetoğlu, Bekir Berk le birlikte bu komisyonun oluģumunda etkili isimlerden biridir. Çünkü Tevetoğlu, Dünya Anti-Komünist TeĢkilatı nın kurucu üyesi olarak Türkiye ve Ortadoğu temsilciliğini 1961 yılından 205 ve Asya Milletleri Komünizmle Mücadele Birliği (APACL: Asian Peoples Anti-Comunist League) üyeliğini ve temsilciliğini ise 1967 yılından ölümüne kadar sürdürmüģ ve bu birliğin düzenlediği konferanslarda Türkiye Temsilcisi sıfatıyla sürekli olarak yer almıģtır Komünizmle Mücadele Komisyonu toplandı, Milliyet Gazetesi, Komünizmle Mücadele Komisyonu adına FaĢizm de eklendi, Milliyet Gazetesi, Mert Gönül (2011), a.g.e., s.22. Tevetoğlu nun, komünizmle mücadeleyi Türkiye de örgütlemesi maksadıyla ABD de bulunduğu yıllarda indoktrine olduğu yününde yapılan suçlamalar hakkında yine aynı çalıģmanın sayfalarına bakılabilir. Tevetoğlu nun komünizmle mücadele eden uluslar arası teģkilatlara katılmasında Tayvan Büyükelçisinin etkisi olduğu yönündeki bilgileri Tevetoğlu nun eģi Gülcan Tevetoğlu ve kızı Filiz Ortaç ile tarihinde yapılan söyleģide vermiģlerdir. 206 Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, B:16, O:3, , s Tevetoğlu, Asya Milletleri Komünizmle Mücadele Birliği hakkında Ģu bilgileri verir: APACL diye anılan Asya Milletleri Komünizmle Mücadele Birliği ilk olarak 1954 de 8 Asyalı memleket tarafından kurulmuģtur. Bu Birlik, bütün Asya memleketlerine, Pasifik ve Afrika komģularına geniģletilmek suretiyle ve bütün Batılı memleketler temsilcileri de müģahit sıfatıyla çalıģmalara davetle, faaliyetlerini milletler arası bir seviyeye yükseltmiģtir. 22 si Asyalı tabii üye ve 29 u diğer kıtanın memleketlerinden toplam 51 üyelidir. Asya Milletleri Komünizmle Mücadele Birliği nin amacı Tevetoğlu nun aktardığına göre Ģöyledir: 1- Komünizmin kötü, kanun dıģı, bir aldanmıģ ve aldatılmıģ Serseriler Ġdeali olduğunu; adalet, hürriyet ve barıģa kavuģmanın ancak bu, insan tabiatına aykırı Serseriler Ġdeali ni kökünden temizlemekle gerçekleģebileceğini halk kitlelerine duyurmak, anlatmak ve mal etmek. 2- Asya milletlerini anti-komünist tek cephe kurarak komünist emperyalizmine karģı mücadeleye davet etmek; her Ģeyden önce kızılların siyasi alandaki faaliyetlerini önleyerek onların bu konuda tam yenilmelerini sağlamak; komünist hücum, istila ve tahriplerinin menhuz sonuçlarını

76 Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği TBMM de Komünizmle Mücadele Komisyonu nun kurulmasından çok kısa bir zaman sonra, Türkiye de üçüncü defa kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (TKMD) tarihinde Ġzmir de kurulmuģtur. TKMD nin gayesi tüzüğünün 2. maddesinde Ģu Ģekilde açıklanmaktadır: Dernek; baģta Komünizm olmak üzere, yıkıcı, yıpratıcı ve bozguncu fikir ve cereyanlarla mücadele etmek, milli kültürümüz, milli ve manevi değerlerimizi korumak gayesi ile kurulmuģtur. Bu maksada ulaģmak için aģağıdaki mevzularla iģtigal edilir. a- Tarih, vatan, kültür ve kader birliği Ģuurunu kökleģtirmek, b- Demokratik nizam ve insan hakları fikrini kıymetlendirmek, c- Ġçtimai tesanüt fikirlerini yaymak, d- Türk vatanı ve milliyeti için her türlü fedakârlıktan çekinmiyen ve bencillikten uzak mefkûrecilerin çoğalmasına çalıģmak, e- Ahlak, adalet ve an anelere uygun yaģamayı ve milli mukaddesata hürmeti telkin etmek, f- Türk hars ve mukaddesatına aykırı cereyanlar ve komünizm afeti ile mücadele etmek. 207 TKMD ye üyelik Ģartları komünizmle mücadele gereği oldukça önemli olduğu için, derneğin 3. maddesine göre, derneğin gayesine aykırı bir fikre taraftar olmayan, Ģeref ve haysiyet kırıcı bir suçla mahkûm olmayan ve okur-yazar olan her Türk derneğe üye olabilir. 208 Ģeklinde bir sınırlama getirilmiģtir. TKMD nin 41 kurucu üyesi vardır ve bu kiģilerin adları ve meslekleri Ģu Ģekildedir: Ahmet Akkar daima Ģiddetle protesto etmek; komünist partileri kanundıģı tanımak ve bunların her çeģit sızma, tahrip, yerüstü, yer altı zararlı faaliyetlerini önlemek, karģılamak; BirleĢmiĢ Milletler prensiplerine uygun olarak, müģterek güvenliği, barıģı ve adaleti sağlamak vb. APACL nin ilk kongresinde Ģu ülkeler temsil edilmiģtir: Hür Çin Cumhuriyeti, Kore Cumhuriyeti, Hong Kong, Makao, Filipinler Cumhuriyeti, Ryukyu, Tayland (Siyam) ve Güney Vietnam. Birliği idare merkezi Kore-Seul dedir. Ġkinci kongre Filipinlerde 1956 yılında, Üçüncü kongre 1957 de Güney Vietnam da (Türkiye bu tarihte Avustralya, Burma, Malaya, Pakistan, Singapur gibi üyelerle birliğe katılmıģtır), dördüncü kongre 1958 de Bankok ta, beģinci kongre 1959 da Seul de ve sırasıyla 1960, 1961, 1962, 1963 ve 1964 yıllarında bu kongreler yapılmıģtır. Bu kongrelerde Türkiye yi baģta Fethi Tevetoğlu ile beraber Prof Dr. A.ġ. Esmer ve son olarak da Ġlhan Darendelioğlu temsil etmiģlerdir. Fethi Tevetoğlu, Açıklıyorum, Ankara 1965, s Ayrıca Birliğin yaptığı ve Tevetoğlu nun da katıldığı kongre izlenimleri hakkında TBMM de milletvekillerine bilgi verdiği bir konuģmanın içeriği için bkz.; Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, B:10, O:3, , s TKMD Tüzüğü, Ġzmir 1963, s.3. Tüzüğün tam metni için bkz.: Ek TKMD Tüzüğü (1963), s.4

77 67 (memur), Yavuz Aksoy (tüccar), NeĢ e Ariç (memur), NeĢet Alım (marangoz), Ġbrahim Avcı (esnaf), Üzeyir Ceylan (müteahhit), Ali Rıza Çelik (yazar), Nihat SönmezateĢ (iģçi), Ahmet Damar (çiftçi), ġirzat Doğru (memur), ReĢat DüĢünür (tüccar), Ekrem Gülgönül (iģçi), Halit Gürol (gazeteci), Haydar HoĢgönül (matbaacı), CoĢkun Ġnce (borsa ajanı), O. Gazi Ġshakoğlu (asistan), Muammer Karakaç (terzi), ġükrü Karamehmetoğlu (tüccar), Y. Burkay Kaynak (avukat), Ġhsan Koloğlu (avukat), Muzaffer Koru (tüccar), Hasan Oraltay (tercuman-yazar), Selahhattin Özbalcı (mali müģavir), Suat Özdemiroğlu (asistan), Yakup Özkök (eczacı), Halil ÖzĢarlak (eczacı), N. Halil Pala (eczacı), Nejat Pamir (op. doktor), Baha Pendük (memur), Muammer Sagkol (tüccar), Süleyman Sayar (çiftçi), Cemal Sercan (imalatçı), Edip Temuçin (avukat), Avni Tolgalı (Em. Subay), Doğan Toptancı (tüccar), M. YaĢar Tunçsiper (muhasip-yazar), Ramazan Yalçınkaya (çiftçi), T. Aslan Uğurtan (ressam), Abdurrahman Yorgancılar (tüccar), Ömer Yıldırım (elektrikçi) ve Fahri Karslıoğlu (Y. Zıraat mühendisi). Aynı tarihte yapılan Kurucu Heyet toplantısında Genel Merkez Ġdare Heyeti Ģu Ģekilde oluģmuģtur: Genel BaĢkan Nejat Pala, Gen. BaĢkan Yardımcısı Ġhsan Koloğlu, Genel Sekreter Burkay Kaynak, Genel Muhasip Ahmet Akar, Veznedar Cemal Sercan, üyeler ise Yakup Özkök ve Ali Rıza Çelik. 209 TKMD nin kuruluģunu müteakip tarihlerde, dernek aktif bir biçimde geniģlemeye ve komünizm aleyhtarı propagandaya baģlamıģtır. Derneğin yaptığı geniģleme ve propaganda faaliyetleri hakkında dönemin gazetelerinden biri Ģu haberi geçmiģtir: 1963 te Ġzmir de kurulan TKMD derhal geniģ bir propaganda faaliyetine girmiģtir. Dernek mensupları Ege de ĠĢçi Partisi lideri M. Ali Aybar ın toplantısında hadise çıkarmıģtır. Kurucuları daha çok AP sempatizanı, dindar ve muhafazakâr olarak tanınmıģ kimselerdir. Dernek Gaziantep, Ankara, Diyarbakır, Aydın, Burdur, Zonguldak, Muğla, Milas, Elazığ, Samsun, Adana, Kadirli, Malatya, Tunceli, Ġstanbul, Denizli, Buldan, Kazan, Bursa, Turgutlu, Ahmetli, Salihli, Erzurum, Mardin, Ġçel, Kars, Tavas, Kırkağaç, Van, Akhisar ve Gölmarmara gibi illerde ve ilçelerde teģkilat kurmuģtur. Dernek mensupları zaman zaman emniyet siyasi Ģube mensupları 209 TKMD Tüzüğü (1963), s

78 68 ile müģtereken çalıģma yolları aramıģlar ve onlara birçok kimse hakkında bilgi verebileceklerini bildirmiģlerdir yılında TBMM de Karma Bütçe Encümeni, Adalet Partili üyelerin çabaları ile komünizmle mücadele için devlet bütçesine, TKMD ye verilmek üzere lira ödenek ayırmıģtır. 211 Ayrıca dönemin Tabii Senatörlerinden biri olan Suphi Karaman, Milli Emniyet TeĢkilatı BaĢkanının, Komünizmle Mücadele Fonu ndan Toprak Mecmuası ve Yeni Ġstanbul Gazetesi ne veya bazı yazarlara yardım yaptığını söyleyerek, 212 Dernekle yakın iliģkileri olan kiģi ve kurumların gördüğü desteğe iģaret etmiģ ve bu durumu eleģtirmiģtir. TKMD nin ilk kurultayına kadar dernek baģkanlığını Nejat Halil Pala yürütmüģtür. Dernek ilk yılında 10 Ģube açabilmiģ ve 1965 yılı sonuna kadar 27 olan Ģube sayısı 100 e ulaģmıģ ve bazı Ģubelerin baģarıları taltif edilmiģtir. 213 Dernek, üyeleri arasına Galip Erdem, Hayrani Ilgar gibi önemli milliyetçi simaları katmıģ ve yapılan ilk kurultayda Av. Ġhsan Koloğlu genel baģkan seçilmiģtir. Bu arada derneğin Ġstanbul ġubesini kurma yetkisi Ġlhan Darendelioğlu na verilmiģ ve 1964 yılı baģında, Av. Faruk Akkaya nın baģkanlığında bu Ģube kurulmuģtur. 214 Derneğin ikinci genel kurultayı 30 Nisan 1965 Cuma günü Ġzmir Ġktisadi Ticaret Ġlimleri Özel Akademisi salonunda toplanmıģ ve kurultayda 40 Ģube temsil edilmiģtir. AçılıĢtan sonra Divan BaĢkanlığı na Samsun Senatörü Dr. Fethi Tevetoğlu, Ġkinci BaĢkanlığa da Toprak Mecmuası sahibi Ġlhan Egemen Darendelioğlu seçilmiģtir. 215 Kurultaya sunulan TKMD Faaliyet Raporu nu Genel BaĢkan Ġhsan Koloğlu okumuģ ve kurultay üyelerine sunmuģtur. Faaliyet Raporu nda, teģkilatlanma çalıģmalarının ağır yürüdüğü belirtilmiģ; aidatların ve Mücadele Dergisi satıģ bedellerinin 210 TKMD ve Faaliyeti, Milliyet Gazetesi, Mert Gönül (2011), a.g.e., s Komünizmle SavaĢ usulü tenkit edildi, Milliyet Gazetesi, TKMD ġubelerine ait adres listesi için bkz.: Mücadele Dergisi Sayı 26, 1966, s TKMD Erzurum ġubesi baģarılı çalıģmalarından dolayı Örnek ġube olarak ilan edilmiģtir. Dernek, Genel Ġdare Kurulu tarafından alınan kararla ġube yöneticilerine baģarı telgrafı göndermiģtir. Çünkü Erzurum ġubesi her hafta tertip ettiği toplantılarda muhtelif memleket meseleleri üzerine toplantılar yapmakta ve bu toplantılar basın vasıtasıyla halka duyurulmaktadır. Ayrıca TKMD Erzurum ġubesi yıkıcı cereyanlara karģı olan 40 teģekkülün birleģmesini sağlamıģtır. Mücadele Dergisi Sayı 36, 1967, s Ahmet B. Karabacak, Üç Hilal in Hikayesi, Bilge Oğuz Yay., Ġstanbul 2011, s.61.; Darendelioğlu(1975), a.g.e., s Komünizmle Mücadele Derneği 2 nci Büyük Kurultayı Yapıldı, Komünizmle Mücadele Dergisi, Sayı 6, Aydın 1965, s.3.

79 69 ödenmemesi Ģikâyet edilmiģ ve özellikle iyi çalıģmalar yapan Erzurum, Aydın, Diyarbakır, Gaziantep, AlaĢehir, YeĢilyurt ve Akhisar Ģubelerine teģekkür edilmiģtir. Ardından Mücadele Dergisinin 13 sayı yayınlandığı ve 14. sayısının ise hazırlanmıģ olduğu bildirilmiģ ve derginin komünizmle mücadeledeki önemi ve seviyesinin yüksekliği vurgulanmıģtır. Derneğin komünizmle mücadele etmek amaçlı düzenlediği film gösterilerine yaklaģık kiģinin katıldığı ve Esir Milletler Haftası, Fetih Günü, Mehmet Âkif Günü vb. gibi anma etkinlikleri düzenlediği ve konferanslar verdiği belirtilmiģtir. 216 TKMD nin Ġkinci Kurultayı nda ayrıca Genel Merkez, komünizm tehlikesine karģı tedbirlerimizin hemen hemen yok denecek kadar az ve kifayetsiz olduğunu vurgulamıģ ve komünizmle mücadele konusunda çok önemli olduğunu düģündükleri birkaç noktayı yedi maddede Ģöyle açıklamıģtır: 1. Önce, dilde, iģte ve fikirde birlik ülküsünü gerçekleģtirmeli, nemelazımcılıktan vazgeçmeli, kuvvet ve imkânlarımızı bir araya getirmeliyiz. 2. Atatürkçülüğün gerçek ve doğru yönü, Atatürk ün milliyetçi ve antikomünist fikirleri tahlil ve izah edilmelidir. 3. Gençler ve aydınlar, komünizme karģı koyabilecek milliyetçi duygular ve manevi güçlerle teçhiz edilmelidir. Ġlericilik adı altında baģ gösteren soysuzlaģmalara mani olunmalıdır. 4. Milliyetçi ve antikomünist teģekkül ve yayınların resmi çevreler tarafından benimsenip desteklenmesi temin edilmelidir. 5. Türkiye ye komünizm giremez mealindeki kanaatler hatalıdır ve bizim gafletimize sebep olmaktadır. Bir an için haklı sayılsa bile, komünizmin giremeyeceğini söylemek hüner değildir; gaye, bu sızmaya engel olacak Ģartları hazırlamak ve idame ettirmektir. 6. Türkiye de komünizm için zemin olmadığı düģüncesi de yanlıģtır. Çünkü zemini komünistler bizzat hazırlar. Nitekim bu yanlıģ fikirlerin yerleģmesi sonunda resmi çevrelerin pasif kalmaları da, komünistlerin hazırlamayı baģardıkları uygun bir zemin dir. 216 Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu, TKMD Genel Merkezi Yay., No:1, Ġzmir 1965, s Bu raporun tam metni için bkz.: Ek 5.

80 70 7. Saydığımız bütün bu gerekçelerin, pek az uyanık ve Ģuurlu aydın tarafından bilinmesi de, maalesef komünizm lehinde, yurdumuzun aleyhinde bir tecellidir. 217 Komünizmle mücadele için çok önemli görülen bu problem alanlarının hallolması için Dernek Genel Merkezi birlik çağrısında bulunmuģtur. Genel Merkeze göre, Türkiye de komünizme inandırılmıģ gafillerin ve satılmıģların güçlenmemesi için, Türk milliyetçilerinin, düģmanların yarattığı kafatasçılık, ırkçılık, Turancılık, Anadoluculuk, Türkiyecilik, Türkmencilik gibi sun i tasnif ve gruplaģmalardan kurtulmaları gerekir. Bunun için bütün yurttaģlar, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği safları etrafında toplanmalı ve güçlerini birleģtirmelidir. Dernek bu amaçla memleket sathında Türk Ocakları, Milliyetçiler Derneği, Aydınlar Kulübü, Üniversiteliler Kültür Kulübü, mahalli kültür dernekleri, öğretmen dernekleri ve Türkiye Komünizmle Mücadele Dernekleri nin bir federasyon halinde birleģmesini teklif ve rica etmiģlerdir. 218 Ayrıca dernek mensuplarının Suat Hayri Ürgüplü Hükümeti nden gördükleri yakınlık ve müzaheret, Genel Merkezi oldukça memnun etmiģtir. 219 Derneğin yapılan idare heyeti seçiminde Ġlhan Darendelioğlu genel baģkanlığa, Burhaneddin Semerkantlı baģkan vekilliğe ve Ġhsan Koloğlu, Nejat Halil Pala, Hayrani Ilgar, Mehmet Gemalmaz, Abdülgani Çelik ve Halil Oraltay da idare heyetine seçilmiģlerdir. 220 Ayrıca kurultayda dernek mensuplarından bazı kiģiler, yürüttükleri dernek faaliyetlerinde karģılaģtıkları resmi baskılardan bahsetmiģ ve hükümetin, Komünizmle Mücadele Derneği için ayırdığı ödeneğin az olduğunu içeren konuģmalar yapmıģtır. Dernek üyelerinin yaģadığı bu tür sıkıntılara ilave olarak, Zafer Gazetesi yazarlarından Galip Erdem ise yaptığı konuģmasında Ģunları söylemiģtir: Komünizmle mücadele edenler, varlıklı vatandaģlardan çok, maddi sıkıntı çeken idealistlerdir. Komünistler bizlerden daha zengindir. Türkiye de 217 TKMD İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu (1965). s TKMD İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu (1965). s TKMD İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu (1965). s Komünizmle Mücadele Derneği 2 nci Büyük Kurultayı Yapıldı, Komünizmle Mücadele Dergisi, Sayı 6, Aydın 1965, s.4.

81 71 komünist geçinenlerle servetlerimizi değiģsek her halde onlar karlı çıkmazlar. Varlıklı vatandaģlardan varlıklarını tehdit ederek değil, onlara iman aģılayarak, servetin ötesindeki değerlere de inandırarak mücadele etmeliyiz. 221 Komünizmle mücadele dernekleri içinde en etkili olan Ġzmir de kurulmuģ olan TKMD, öncüllerine nazaran daha geniģ bir çevreyi etkilemiģtir. Bunun önemli bir kanıtı da, 1965 yılı içinde Dernek mensupları olan Zeki Efeoğlu ve iki arkadaģı, CumhurbaĢkanı Cemal Gürsel i ziyaretleri sırasında, ona derneğin fahri baģkanlığını teklif etmiģlerdir. 222 Bu teklifi olumlu karģılayan Cemal Gürsel; Elbette kabul ederim. Komünizmle mücadelede asıl vazifeliler bizler olmalıyız. demiģ ve Darendelioğlu nun ifadesine göre, fahri baģkanlığı kabul ettiğine dair imzalı bir belgeyi basına verilmek üzere, kendilerini ziyaret edenlere vermiģtir. 223 Altan Deliorman a göre, CumhurbaĢkanı Cemal Gürsel in derneğin fahri baģkanlığını kabul etmesini TKMD, halkın katılımını ve ilgili devlet birimlerinin desteğini sağlamak amacıyla devamlı surette kullanmıģtır. 224 TKMD nin hızla yayıldığını gören CHP Genel BaĢkanı Ġnönü, baģvekil Ürgüplü aracılığı ile Cemal Gürsel i etki altında bırakmıģ ve bu durum üzerine CumhurbaĢkanı Cemal Gürsel bu derneğin bir parti aleyhine ve yine bir parti lehine çalıģtığını tespit etmiģ olduğu için, yılında derneğin fahri baģkanlığından ayrıldığını bildirmiģtir. 225 Bu durum üzerine TKMD Genel BaĢkan Vekili Burhanettin Semerkantlı, CumhurbaĢkanı na çektiği telgrafında üzüntülerini bildirmiģ, Gürsel in camia için büyük kayıp olduğunu 221 Komünizmle Mücadele Derneği 2 nci Büyük Kurultayı Yapıldı, Komünizmle Mücadele Dergisi, Sayı 6, Aydın 1965, s Hakkı Öznur (1999a), a.g.e.,s Ġlhan Darendelioğlu (1975), s Mert Gönül (2011), a.g.e., s Gürsel Komünizmle Mücadele Derneğinden ayrıldı. Milliyet Gazetesi, ; Gürsel in Mektubu: TÜRKĠYE KOMÜNĠZMLE MÜCADELE DERNEĞĠ GENEL BġK. FAĠK MUHĠTTĠN ADAM CA. NO. 38 ĠZMĠR Birçok yerlerde Derneğin esas hedefinden ayrılıp politikaya yöneldiğini öğrenmiģ bulunuyorum. Bu durumda tarafsız olan CumhurbaĢkanının bu dernekle hiçbir alakası olamaz. Derneğin Fahri BaĢkanlığından ayrıldığımı beyan ederim. Cemal Gürsel Mücadele Dergisi sayı 17, Ġzmir 1965, s. 1.

82 72 belirtmiģ ve kendilerini yeise garkeden esas sebebin ise, istifa kararının oluģmasında, bazı maksatlı tahrik ve telkinlerin müessir olmasını 226 göstermiģtir. Ġlhan Darendelioğlu nun baģkanlığı döneminde, kendi ifadesine göre tam 78 Ģubede Türkiye de ve Türk Basınında Komünizm Faaliyetleri konusunda konferanslar vermiģ ve halkı uyarmaya çalıģmıģtır seçimlerinde CHP nin baģlattığı Ortanın Solu 227 çıkıģına karģı, TKMD harekete geçerek bu konuda konferanslar vermiģ, bildiriler yayınlamıģ ve mitinler düzenlemiģtir. Derneğin yaptığı bu etkinliklerde Prof. Dr. Nevzat YalçıntaĢ, Prof. Dr. Mümtaz Turhan, Prof. Dr. Ġbrahim Kafesoğlu, Kadircan Kafalı, Necip Fazıl Kısakürek, Ergun Göze, Aclan Sayılgan, Dr. Fethi Tevetoğlu, Galip Erdem ve Ġhsan TaĢdelen gibi milliyetçi simalar yer almıģtır. Bu konferanslarda Ortanın Solu sloganının bir siyasal aldatmaca olduğu üzerinde durulmuģtur. 228 Çünkü dernek mensuplarının algısına göre Ortanın Solu söylemi, ülkede etkin olmaya çalıģan kimi sosyalistlere ve komünistlere cesaret vermektedir ve bu yüzden engellenmelidir. Dernek mensuplarının siyasi atmosferde ağırlıklarını hissettirmeye baģlamaları CHP yi ve özellikle de Ġnönü yü karģı atağa zorlamıģtır. Ġsmet Ġnönü seçimlerin TKMD nin etkisi altında geçeceğine ve derneğin genel durumuna yönelik olarak TBMM de yaptığı bir konuģmasında Ģunları söylemiģtir: Komünizmle Mücadele Derneği AP mensupları tarafından kurulmuģtur. Bu derneğin ithamına uğrayanlar AP nin karģısında bulunan siyasi partilerdir. Biz de bunlardan biriyiz. ( ) Derneğin hedeflerinden ayrıldığını, politikaya yöneldiğini resmen öğrenmiģ bulunuyoruz. Bu durumda bu derneğe Devlet bütçesinden para verilmesi doğru değildir. ( ) Hedefini ĢaĢan teģekkül hakkında kanuni iģlem yapılması beklenir. 229 TKMD hakkında Ġnönü nün yaptığı suç duyurusu kendisine baģka milletvekillerinden ve basından da yandaģ bulmuģtur. Ġstanbul Milletvekili Suphi Baykam, Ulus Gazetesinin tarihli sayısında yer alan, Kars ta yaptığı 226 Milliyet Gazetesi, ; TKMD Genel BaĢkan Vekili Burhaneddin Semerkantlı, Genel Merkez Telgrafı, Mücadele Dergisi sayı 17, Ġzmir 1965, s Ortanın Solu kavramı için bkz: Bülent Ecevit, Ortanın Solu, Kim Yay., Ġlhan Darendelioğlu, (1975),a.g.e., s Ġsmet Ġnönü, TKMD ile Ġlgili Meclis KonuĢması, Meclis Tutanak Dergisi, B:7, O:2, , s.527. Aynı konuģma metni için bkz.; İsmet İnönü nün TBMM deki Konuşmaları ( ) 3. Cilt, TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Yay., Ankara 1993, s.338.

83 73 konuģmasında, derneğin tüzüğüne aykırı olarak siyaset yapma eğiliminde olduğunu, üstelik devletten yardım alan bir derneğin CumhurbaĢkanının adını da istismar ettiğini vurgulamıģ ve gerekli tedbirin alınmadığı takdirde tehlikenin büyüyeceğini beyan etmiģtir. Ġnönü nün derneğe yönelik yaptığı suçlama ve iftiralara en sert tepkiyi Tekin Erer vermiģ, Ġnönü ye, Lozan Ģehrinin ismini bozan biri olarak Bozan kahramanı diye hitap ederek, geçmiģte bütün müesseseleri bozma alıģkanlığını bugün de sürdürdüğüne dair imalarda bulunmuģ ve onun Komünizmle Mücadele Derneğini kökünden kazımak için aynı Ģekilde gayret sarf etiğini söylemiģtir. 230 TKMD hakkında yapılan bu türden suçlamaları önlemek amacıyla, Dernek Genel Yönetim Kurulu bir tamim yayınlamıģtır. Bu tamimde, dernek üyeleri, siyaset üstü misyonun korunması Ģartıyla komünizmle mücadele eden parti ve zümrelerle olan iliģkilerde yanlıģ anlamaya ve dedikoduya izin verilmemesine ve dernek içinde particiliğe ve propagandasına izin verilmemesine yönelik uyarılmıģtır. Aynı tamimde seçimlerle ilgili propaganda yapılmaması, beyanname yayınlanmaması kesin bir dille yasaklanmıģ ve komünizmle mücadelenin ilmi ölçütler içinde ve münhasıran fikri planda kalması önemle vurgulanmıģtır. 231 TKMD bu tamimi yayınlamasına rağmen, Ġnönü nün Meclisteki çıkıģı ve Baykam ın gazetelerde yer alan ifadeleri üzerine Ġzmir Savcılığı harekete geçmiģ ve dernek baģkanı Ġlhan Darendelioğlu ve diğer dernek üst düzey yetkilileri olan Burhanettin Semerkantlı, Hayrani Ilgar, Nejat Hali Pala, Ġhsan Koloğlu, Abdulgani Çelik, Hasan Oraltay, Mehmet Gemalmaz ve Ali Rıza Akkemik i mahkemeye vermiģtir. Dernek idarecileri verdikleri ifadelerde, kendilerine isnat edilen suçları, TKMD içinde CHP, MP, CKMP ve YTP gibi farklı parti mensuplarının bulunduğunu ileri sürerek yapılan bütün suçlamaları reddetmiģlerdir. Mahkeme, TKMD hakkında söylenenlerin gerçekliği ile ilgili delil yetersizliği üzerine, Genel idare üyelerinin beratına karar vermiģtir Tekin Erer, Vatan Hainleri Kimlerdir?, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, 4. Fasikül, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1965, s T.K.M.D. Genel Merkezi 3-2 Nolu Tamimi, Komünizmle Mücadele, 7. Sayı, Aydın 1965, s.6-7. Bu tamimin tam metni için bkz.: Ek Ġlhan Darendelioğlu (1975), s

84 74 TKMD, 1965 yılından itibaren Ġzmir, Antalya, Adana, Erzurum, Kars, Trabzon ve Ġstanbul gibi birçok ilde geniģ katılımlı, Komünizmi Tel in Mitingleri 233 düzenlemiģ, bildiriler yayınlamıģ 234 ve toplu sünnet merasimleri düzenlemiģtir. 235 Dernek özellikle Ġstanbul da yapılan bütün mitinglerde Milli Türk Talebe Birliği ne gerekli bütün yardımları yapmıģtır. Derneğin çıkardığı Mücadele Dergisi 1965 yılı sonunda yayınını durdurmuģtur. Dernek ayrıca Kızıl Albay Pankovski nin Gizli Defteri, Hayrani Ilgar ın Komünizm ve Tenkidi ve derneğin Aydın Ģubesi baģkanı Av. Orhan Özgedik in Komünizmle Mücadele Yolları adlı kitapları yayınlamıģtır Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği nde AP ve CKMP Mücadelesi Türkiye de Rus/ Moskof düģmanlığı ile sol/komünizm karģıtlığını birleģtiren birçok sağ siyasi söylem ve örgütlenme özellikle 1950 li yıllarda faaliyete geçmeye baģlamıģtır. Komünizmle mücadele amaçlı kurulan bu örgütler çoğu zaman farklı sağ partilerin hegemonya mücadelelerine sahne olmuģlardır. Bu durumun en açık örneğinini 1963 yılında kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği oluģturur. TKMD özellikle AP ve CKMP arasında bir türlü paylaģılamamıģ ve dernek 1965 yılından itibaren adeta AP hükümetinin yarı-resmi kuruluģu haline 233 TKMD nin öncülük ettiği Ġzmir de düzenlenen mitingde yüze yakın kuruluģun katıldığı Ege Bölgesi Komünizmi ve Gafleti Tel in Mitingi yüz bini aģkın vatandaģın iģtirakiyle bir dev miting olmuģtur. Mitinge mehter takımı da katılmıģ ve hatipler komünist tehlikesine dikkat çekme amaçlı konuģmalar yapmıģlardır. Mücadele Dergisi Sayı 25, 1966, s TKMD Genel Merkezi Bildirileri için Bkz.: Mücadele Dergisi Sayı 26, 1966, s. 755; Mücadele Dergisi Sayı 33, 1967, s TKMD ġube Bildirileri için: Ġstanbul ġubesi bildirisi için bkz.: Mücadele Dergisi Sayı 25, 1966, s ; Sivas ġubesi bildirisi için bkz. Mücadele Dergisi Sayı 27, 1966, s. 777; Polatlı ġubesi bildirisi için bkz. Mücadele Dergisi Sayı 28, 1966, s. 807; Divriği ġubesi ve Antalya ġubesi bildirisi için bkz.: Mücadele Dergisi Sayı 32, 1966, s. 919; Sandıklı ġubesi bildirisi için bkz.: Mücadele Dergisi Sayı 34, 1967, s ; Adana ġubesi bildirisi için bkz.: Mücadele Dergisi Sayı 36, 1967, s ; 235 TKMD Genel Merkezi, Ġzmir Tepecik ve Gültepe Ģubeleri aracılığı ile tespit edilen fakir çocukları, ihtiyaçları Dernek tarafından karģılanarak sünnet edilmiģtir. Mücadele Dergisi Sayı 29, 1966, s. 833; TKMD Menemen ġubesi de 65 fakir öğrenciyi sünnet ettirmiģtir. Mücadele Dergisi Sayı 38, 1967, s Hüseyin Akyol (2011), a.g.e., s.125; Ġlhan Darendelioğlu (1975), s ; Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.99.

85 75 gelmeye baģlamıģtır yılları arasında Ģubeleri hızla artan dernek, AP hükümetlerinden gördüğü himaye ve her ne kadar henüz dernek kasasına girmediği söylense de aldığı maddi destekle siyasal alanda oldukça görünür bir aktör haline gelmiģtir. 238 Gazeteci Abdi Ġpekçi, o dönemlerde yaģanmaya baģlayan kardeģ kavgası nın altından TKMD nin çıktığını belirttiği yazısında, bu derneğin AP hükümetinden açık bir biçimde destek gördüğünü ve bu nedenle derneğin açık bir biçimde siyasete dâhil olduğu Ģeklinde yorumlar yapmıģ ve ortaya çıkan bu durumu, Vatan Cephesi ne benzeterek, TKMD yi samimi bir kuruluģ olarak görmediğini ifade etmiģtir. 239 Bu mücadelenin diğer tarafında dönemin siyasal bir aktörü olan ve AP nin TKMD üzerindeki belirgin hâkimiyetini kırmak ve derneğin sahip olduğu milliyetçilik mirasının oluģturduğu siyasi gücü sahiplenmek için, CKMP mensubu Alparslan TürkeĢ çıktığı yurt gezisinde, Erzurum da bulunan dernek Ģubesini ziyaret etmiģ ve derneği sahiplendiğini göstermeye çalıģmıģtır. 240 TKMD nin 30 Nisan 1967 yılında Ġzmir de yapılan kongresi, açıkça AP ve CKMP nin dernek üzerindeki mücadelesine sahne olmuģtur. Dernek içerisinde yaģanan AP ve CKMP taraftarları arasındaki ideolojik mücadele, bu kongrede su yüzüne çıkmıģtır. Her iki tarafın da sevdiği ve saygı duyduğu bir kiģi olan Ġlhan Darendelioğlu TKMD nin iki dönem baģkanlığını yapmıģ ve bu kongrede aday olmayacağını açıklamıģtır. Bunun sebebi ise dernek merkezinin, bulunduğu yer itibariyle misyonunu layıkıyla yerine getiremeyeceği ve bu yüzden her türlü derneğin, yayınların ve siyasetin merkezi olan Ġstanbul a nakledilmesi gerektiği yönündeki isteğinin geri çevrilmesidir. 241 Bu kongrede Ġhsan Koloğlu ve Doç. Dr. Saffet Solak aday olarak yarıģmıģ ve AP nin gücünü arkasına alan Saffet Solak TKMD nin Genel BaĢkanı seçilmiģtir. 242 Saffet Solak ın kazanması ile hedeflenen ise, CKMP nin büyümesi ve güçlenmesini 237 G. Gürkan Öztan (2011), a.g.m., s TBMM nin derneğe TL tahsis edilmesi hakkında bkz.;tekin Erer, Vatan Hainleri Kimlerdir?, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, 4. Fasikül, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1965, s Abdi Ġpekçi, K.M.D.= V.C.(Vatan Cephesi), Milliyet Gazetesi, TKMD ile ilgili benzer bir yorum için bkz.; Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s ; Hüseyin Akyol (2011), a.g.e., s Milliyet Gazetesi,

86 76 engellemek ve milliyetçi çevrelerin CKMP ye yönelen ilgisini AP ye yönlendirmektir. Kongrenin açılıģında Darendelioğlu TKMD nin misyonunu anlatan bir konuģma yapmıģ ve daha sonra faaliyet raporu okunmuģtur. Faaliyet raporunun okunması sırasında Ankara delegesi Galip Erdem, Antalya delegesi Süleyman Çiloğlu, Ġstanbul delegesi Nurettin Pakyürek okunan faaliyet raporunu eleģtirmiģler ve mücadelenin sadece komünizmle değil, kapitalizmle de olması gerektiğini söylemiģler 243 ve bu itibarla bazı delegeler derneğin adının Komünizm ve Kapitalist Emperyalizmle Mücadele Derneği Ģeklinde değiģtirilmesini teklif etmiģlerdir. 244 Ancak bu teklif kabul edilmemiģtir. Derneğin 1967 tarihli kongresi dıģarıdan da takip edilmiģ ve hatta kimi üst düzey ordu mensupları derneğin kongresine baģarı telgrafı çekmiģlerdir. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Necdet Uran ile Donanma Komutanı Celal Eyicioğlu nun çektikleri baģarı telgrafında, komünizmle mücadelenin yanında ayrıca TKMD nden mini etekli kadınlar ve uzun saçlı erkeklerle de mücadele etmesini istemiģlerdir. 245 Genel olarak milliyetçi çevrelerde ve CKMP içinde önemli bir sima olan ve Alparslan TürkeĢ le birlikte hareket eden Ahmet B. Karabacak, CKMP lilerin Dernekten çekilme nedenlerini ve derneğin kendilerinden sonraki akıbetini Ģöyle aktarır: Alparslan TürkeĢ, milliyetçileri siyasi bir çatı altında toplayınca bizim, böyle yamalı bohça bir derneğe ihtiyacımız kalmadı. Dernekten, Ġlhan Darendelioğlu ile beraber çekildik. Biz dernekten çekilince, orası da çöktü, kapandı. 246 Derneğin AP kontrolüne geçmesi üzerine, otuz dernek temsilcisi istifa etmiģler ve Genel BaĢkanlığa gönderdikleri yazıda derneğin Ģube merkezlerini kapatacaklarını da söylemiģler ve Dernek Ģubelerinin bir partinin ocak bucak teģkilatı Ģeklinde çalıģtığını ileri sürmüģlerdir. 247 Ayrıca ilerleyen aylarda istifa eden, bazı farklı partilere mensup dernek üyeleri de benzer türden ama biraz ağır 243 Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Ahmet B. Karabacak (2011), a.g.e., s Milliyet Gazetesi,

87 77 eleģtirilerde bulunmuģlardır. Hatta Güven Partisi mensubu ve dernek üyesi olan ve dernekten istifa eden dört kurucu üye, partinin Komünizmle Mücadele Derneği haline geldiğini açıklamıģ, komünizmle mücadelenin daha bilinçli olması gerektiğini vurguladıktan sonra, Ģirketlere gidip, biz komünizmle mücadele edeceğiz, para verin demekle komünizmle mücadele edilemeyeceğini açıklamıģlardır Nisan 1967 tarihinde yapılan kurultayda gün yüzüne çıkan mücadele, TKMD nin 27 Ağustos 1967 tarihinde Ġzmir de düzenlemiģ olduğu Milli Kültür, Milli Ahlak, Milli Ġktisat Semineri nde devam etmiģ ve derneğin divan üyeleri, CKMP taraftarı delegelerin konuģmalarını engellemeye çalıģmıģlardır. Adı geçen seminerde Milliyetçi Türk Kadınlar Birliği Genel BaĢkanı Emine IĢınsu, AP iktidarını, üniversitelere, bürokrasiye yönelen sol kadrolaģmaları görmezlikten geldiğini ve iktidarın temel meseleleri çözmekten uzak, günübirlik politikalar ürettiğini belirtikten sonra bu durumun milliyetçilikle, mukaddesatçılıkla hiçbir alakasının olmadığını söyleyerek AP yi ve TKMD yi eleģtirmiģtir. 249 Bu seminerde CKMP mensupları konuģturulmamıģlar ve bu durum üzerine bu kiģiler Türk Milletine Bildiri adında bir bildiri yayınlamıģlardır. Adı geçen bildiride, AP iktidarına, Tezimiz Ġslam dır düsturuyla yola çıkmalarına rağmen, dini Ģahsi politikalara alet ettiği, muhalif seslere tahammül etmediği ve hazırladıkları Temel Hak ve Hürriyetleri Koruma Kanununun Masonların lehine Türk milliyetçiliğinin aleyhine iģlediği yönünde ağır eleģtiriler yapılmıģtır. 250 TKMD yönetiminde artan AP etkisine duyulan politik kızgınlığın yanında, anti-komünist duruģlarını ve faaliyetlerini devam ettiren kimi Türk milliyetçileri, Alparslan TürkeĢ in milliyetçileri CKMP çatısı altında toplamasıyla dernekten çekilmeye baģlamıģlardır. Ancak kimi milliyetçiler yine de TKMD nin Nisan 1968 tarihinde yapılan kongresine katılmıģlar ve bu kongrede de AP nin desteklediği Saffet Solak ve yandaģları tarafından konuģma yapmaları dahi engellenmiģtir. Bu kongreye yine AP-CKMP çekiģmesi damgasını vurmuģtur. Kongrede eski Genel 248 Milliyet Gazetesi, Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s Türk Milletine Bildiri, Milli Hareket Dergisi, Sayı 15, Ekim 1967, s.3-4. Bildirinin tam metni için bkz.: Ek 7.

88 78 BaĢkan Ġlhan Darendelioğlu bir konuģma yapmıģ ve daha sonra Saffet Solak derneğin bir yıllık faaliyet raporunu okumuģtur. Okunan raporda derneğin kendi dönemindeki faaliyetlerini ön plana çıkaran Saffet Solak, Necip Fazıl Kısakürek in derneğin bu dönem faaliyetleri ile ilgili yaptığı övgü ve desteklerden söz etmiģtir. Ancak bir gün sonra Necip Fazıl bu açıklamayı ağır biçimde tenkit etmiģtir. Bu kongrede milliyetçilerden sadece Miret Özçamlı ve Nurettin Pakyürek in iki kısa konuģma yapmasına izin verilmiģtir. Ġzmir de masonların dernek kapılarına siyah çelenk koydukları için Genel Merkez tarafından kapatılan Dernek Gençlik Kolu, ġube BaĢkanı Ömer IĢık ın bu durumu kongrede dile getirmesine izin verilmemiģtir. Kongre devam ederken, milliyetçiler, TKMD nin masonlarının oyununa geldiğini ve AP nin uģaklığını yaptığını iddia ederek, Saffet Solak ı protesto etmiģlerdir. Kongrede bu ve benzeri konular üzerine konuģma yapmak isteyen CKMP taraftarları engellenmiģtir. 251 Kongrede konuģmak isteyen CKMP mensupları, kongrede okumak istedikleri bildiriyi daha sonra Milli Hareket dergisinin Mayıs 1968 tarihli sayısında yayınlamıģlardır. Çok sert ifadelerin yer aldığı bildiride milliyetçiler özetle Ģu görüģleri ifade etmiģlerdir: Komünizmle Mücadele Derneği, para babalarının kasalarını bekleme derneği durumuna düģtü. ( ) Biz komünizmle mücadele edelim derken, onun kökte kardeģi durumunda olan kapitalizmin müdafii durumuna geldik. Dinsiz komünistlerin baģını ezelim derken, imansız kapitalistlere rahat sağladık. Bizim iyi niyetimizi sömüren para babası, toprak ağası, fabrika patronu kapitalist, bir eliyle beslediği komünistlerin üzerine, yanında çalıģtırdığı iģçiyi, köylüyü saldırttı. Komünistleri ezelim derken, bizi kendileri ezdiler. ( ) Artık Ģunu görmeliyiz ki, komünizm kahrolsun demekle kahrolmuyor. Türkiye deki sosyal dengesizliği görmek istemeyen ruhsuz kapitalistin düģüncesine ortak olmakla bu iģler halledilmiyor. ( ) Ġslamiyet in savunuculuğunu yapar görünen Solak, mensuplarımızı yanlıģ tevekkül hastalığına müptela etmek istiyor. Yüce dinimiz zengine, fakirin hakkını vermeyi emreder. Vermeyen olursa Hazreti Ömer in, zekâtını vermeyen 251 Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.102.

89 79 toprak ağasına yaptığı gibi, sakalından tutulur ve zorla alınır. Maalesef deneğimizin bilhassa genel merkezi son bir yıl içinde, fakiri tutmak değil, fakiri tutanı ezenlerle iģbirliği halinde faaliyet göstermiģtir. ArkadaĢlar! Bugün Anadolu halkı çıplak ve açtır. Büyük Ģehirlerimizde Türk kadınları, ekmek parası için kendilerini Amerikan gemicilerine, Fransız gemicilerine kiralamaktadır. ( ) ĠĢte biz bu güne kadar bunları söylemedik. Namussuz kapitalistin, vicdansız ağanın hainliğini millete açıklayamadık. Bunu yapan komünistler oldu. ( ) Biz milletin karģısına kapitalistin maģası, para babasının bekçisi gibi çıktık. Komünistler ise millete koruyucu melek gibi göründüler. ArkadaĢlar! Artık bu yoldan dönmeliyiz. Millete kapitalistlerin, toprak ağalarının, sömürücü tüccarın, para babası millet ve millet düģmanlarının bekçisi olmadığımızı göstermeliyiz. Komünizmin olduğu kadar, maddeci kapitalizmin de düģmanı olduğumuzu ilan etmeliyiz. ( ) Derneğimiz Ģubelerini siyasi hayatları için basmak yapmak isteyen bezirgânlara izin vermeyiniz. Milleti ezen, komünizme zemin hazırlayan toprak ağası, kapitalist vicdansızların karģısına çıkınız. ( ) Bunun için devleti zorlamalıyız. Bunun için para bekçiliği yapan zengini zorlamalıyız. Bunun için, mini etekli sosyete milliyetçisiyle, züppe salon milliyetçisiyle değil, gerçekten inanmıģ, hareketleriyle düģüncesi bir olan Türk milliyetçisiyle beraber olmalıyız 252 Bu bildiriden de anlaģılacağı üzere, TKMD üzerinde AP-ÇKMP mücadelesi oldukça sertleģmiģ ve dernekte AP nüfuzu daha belirgin hale gelmiģtir. Derneğin ideolojik ve eylemsel olarak en etkin ve yoğun dönemi yılları arasıdır ve özellikle 1968 kongresinde Dernek, tamamen AP kontrolüne geçmiģtir. Derneğin tamamen AP kontrolünde olduğu yıllar yılları arasını kapsar. 253 CKMP mensubu Türk milliyetçilerinin dernekten yavaģ yavaģ çekilmeleri ve dernek yönetimine yaptıkları eleģtiriler sürerken, TKMD ye yapılan eleģtirilere baģka bir cepheden yani CHP BaĢkanı Ġnönü den de karģılık gelir. Ġsmet Ġnönü CKMP mensuplarından farklı siyasi kaygılardan hareket ederek, Komünizmle 252 Milli Hareket Dergisi, Mayıs 1968, s Aktaran: Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s ; Tanıl Bora-Kemal Can, Devlet, Ocak, Dergah: 12 Eylül`den 1990'lara Ülkücü Hareket, ĠletiĢim Yay., Ġstanbul 1994, s Hüseyin Akyol (2011), a.g.e., s.125; Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s.105.

90 80 Mücadele Derneğinin çalıģmalarını suçladığı bir konuģmasında Ģunları söylemiģtir: Bu dernek iktidar (AP) tarafından yardım görmektedir. Dernek, kendi fikri ve maksadına aykırı gördüğü vatandaģlara ve topluluklara karģı kaba kuvvet kullanmakta çok faal durumdadır. Komünizmle Mücadele Derneği AP mensupları tarafından kurulmuģtur. Ġnönü nün bu suçlamasına karģılık AP Grubu adına Ethem Kılıçoğlu, Komünizmle Mücadele Derneğinin hedefinden ĢaĢtığına ancak Türk hâkimi karar verir biçiminde bir karģılık vermiģtir ġubat 1969 tarihinde Ġstanbul Beyazıt Meydanı nda ABD'nin 6. Filo'sunu protesto etmek için 76 gençlik örgütünün toplandığı sırada meydana gelen olaylar, Dönemin sağ siyasal kesimine yakın basında Kızıl Pazar, sol siyasal kesimine yakın basında da Kanlı Pazar olarak adlandırılmıģ ve bu adla tarihe geçmiģtir. Gösteri için valilikten izin alınmıģ olmasına rağmen, önceki günlerde Komünizmle Mücadele Derneği ve o günlerde Bugün Gazetesinde yazdığı yazılarında Mehmet ġevket Eygi, Kalkın, ey ehli Ġslam! diyerek halkı tepkiye çağırmıģ ve o gün Beyazıt Meydanı nda taģlı sopalı iki grup karģılaģmıģtır. Çıkan olaylarda iki kiģi bıçaklanarak ölmüģ ve yaklaģık 200 kiģi yaralanmıģtır. Bu, Soğuk SavaĢ ortamının yarattığı siyasal göndergeleri çok olan bir olaydır. Sol kesime ait göstericilerin taģıdıkları pankartlarda anti-amerikan sloganlar hâkimdir. Bu olayın çıkmasında AP iktidarına yakın basının etkisi bulunmakla birlikte olayı yönlendiren provokatörlerin de etkisi göz ardı edilmemelidir. 255 Kanlı/Kızıl Pazar ın yaģanması, döneme hâkim olan siyasal kültürün çatıģmacı yapısının daha da sertleģmesine ve o zamana dek mevcut olan milliyetçi ve mukaddesatçı anti-komünist siyasallaģmanın bir aracı olan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği içindeki CKMP lilerin, dernekten ayrılmalarının hızlanmasına sebep olmuģtur. TKMD nde CKMP etkisinin azalmasını ve dini vurgunun artmasının belirginleģmesini, derneğin 1968 tarihinden sonra yaptığı kurultaylarında müģahede 254 Ġnönü Komünizmle Mücadele Derneğinden ġikâyetçi, Milliyet Gazetesi, Hürriyet Gazetesi Bu konuda bkz.: Ġlhan Darendelioğlu, Kanlı Pazar, Kamer Yay., Ġstanbul 1995, s ; Hakkı Öznur, Ülkücü Hareket, Cilt 3, Alternatif Yay., Ankara 1999b, s ; Taksim de yaģanan bu olay hakkında sağ siyasi yelpaze içinde en aklı selim yaklaģımı sergileyen Nurettin Topçu dur. Topçu burada yaģanan olayların beslendiği zihniyeti değerlendirmiģ ve Kin ile Din BirleĢmez adlı yazıyı kaleme almıģtır. Bu olayda özellikle dindar çevrelerde kendini hissettiren Amerikan karģıtlığı ile komünizm aynılaģtıran yaklaģımları eleģtirir ve Müslümanların bu olaya verdiği tepkileri, yarınki Ġslamiyet i bu topraklarda katletmek olarak değerlendirir. Bkz: Nurettin Topçu, İradenin Davası-Devlet ve Demokrasi, Dergah Yay., Ġstanbul 2012, s

91 81 edebiliriz. Bu durumun en açık örneğini ise derneğin 6. Büyük Kurultayı için Orhan Kirvelioğlu tarafından hazırlanan seçim beyannamesinin adında görmek mümkündür. Derneğin 6. Büyük Kurultayında Dernek baģkanlığına aday olan Orhan Kirvelioğlu Tezimiz Ġslamdır sloganıyla hazırladığı seçim beyannamesinde, Ģube sayısı 300 ü bulan derneğin genel merkezinin Ġstanbul a taģınmasını teklif etmiģ ve dernek bünyesinde yapmayı düģündüğü faaliyetleri üç baģlıkta toplamıģtır. Ġlk olarak dernek merkezinin Ġstanbul a taģınması, ikinci olarak Tezimiz Ġslamdır düsturu ile TKMD nin Ģeref bayrağı altında hizmet etmek ve son olarak da tüm bunları gerçekleģtirmek için gerekli kültürel faaliyetleri yapmak. 256 Yapılan dernek baģkanlığı seçimini kazanamamıģ olsa bile, Orhan Kirvelioğlu nun hazırladığı beyannamede, komünizmle mücadelede dine yani Ġslam a açık bir biçimde vurgunun yapılmıģ olması ve CKMP merkezli Türk milliyetçiliğinin bu süreçte ikincilleģtirilmeye çalıģılması oldukça önemlidir li yılların çalkantılı siyasi hayatında TKMD açıkça AP mensubu senatörlerce de sahiplenilmiģtir. Kendisi aynı zamanda Asya Milletleri Komünizmle Mücadele Birliği üyesi olan Fethi Tevetoğlu, AP nin bu memlekette zararlı kızıl komünizm baģta olmak üzere her türlü kötü cereyanların karģısında olduğunu bu memlekette aklıselim sahibi, insaf sahibi tek bir insan çıkıp da inkâr edemez. diyerek Mecliste yaptığı tarihinde yaptığı konuģmasında TKMD ve AP iliģkisini açık bir biçimde ortaya koymuģtur. 257 AP den baģka Milli Güven Partisi de, gerek Meclis konuģmalarında gerekse komünizmle mücadele içerikli yaptığı yayınlarla 258 TKMD nin sahip odluğu tabana seslenen ve bu tabandan siyasi beklentileri taģıyan giriģimleri olsa bile, TKMD üzerinde açık bir ağırlığı olan AP ile yarıģamamıģtır yılında Ankara ve Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlıkları yayınladıkları 12 numaralı bildiri ile Komünizmle Mücadele Derneği ile beraber birçok derneğin 256 TKMD Genel Başkan Adayı Orhan Kirvelioğlu nun TKMD 6. Büyük Kurultayı Seçim Beyannamesi, Ġleri Sanat Matbaası, Ġzmir 1970., s Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, B:19, O:1, , s.386, 258 Milli Güven Partisi, Anarşiye ve Komünizme Karşı Mücadele (Belgeler), Ayyıldız Matbaası, Ankara Bu yayında parti baģkanı Turhan Feyzioğlu ve bazı partililerin Atatürk milliyetçiliği ıģığında, solcu ve aģırı solcu düzeni yıkma heveslilerine karģı toplayıcı, birleģtirici yaklaģımları bulunabilir.

92 82 faaliyetlerini durdurma kararı almıģlardır. 259 Sıkıyönetim Mahkemesinin kararının kaldırılmasından sonra derneğin etkinlikleri 1971 ile 1977 yılına dek sürmüģ olsa bile, bu dönemdeki siyasal ve kültürel etkinlikleri toplumda belirgin bir yankı uyandırmamıģtır. TKMD nin genel baģkanlıklarını sırasıyla Ģu isimler yapmıģtır: Nejat Halil Pala, Ġhsan Koloğlu, Ġlhan Darendelioğlu ve Saffet Solak. Dernek 1977 yılında kendini feshetmiģ ve kapanmıģtır Komünizmle Mücadele Derneklerinin Yayınları Türkiye de komünizmle mücadele amaçlı yapılan yayınların sayısı oldukça fazladır. Bu yayınlar özellikle 1950 li yıllardan itibaren yayın dünyasında yerini almıģtır. Biz burada Komünizmle Mücadele Derneklerinin çıkardıkları yayınlara değineceğiz. Ancak bu derneklerin dıģında bazı milliyetçi ve muhafazakâr kiģi ve kuruluģların da konu ile ilgili yayınlarına değinmek gerekir. Çünkü bu yayınları, Komünizmle Mücadele Derneklerinin komünizmle mücadele amaçlı olarak yaptıkları yayınlarla birlikte ele almak dönemin ruhu nu daha doğru anlamak açısından oldukça önemlidir. Bu baģlık altında komünizmle mücadele amaçlı çıkan dergiler, kitaplar ve broģürler ve bu yayınların içerikleri hakkında bilgi verilmeye çalıģılacaktır Dergiler Türkiye de yayınlanan birçok Türkçü ve Ġslamcı dergi, sahip oldukları dünya görüģü gereği komünizmle de mücadele etmiģler ve birçok sayılarında bu amacı taģıyan yazılara yer vermiģlerdir. Türk milliyetçiliğine dair düģünce yazılarının ağır bastığı Türk Yurdu (1911, ), Atsız Mecmua ( ), Orhun ( ), Ergenekon ( ), Bozkurt ( ), Çınaraltı ( ), Tanrıdağı (1942), Türke Doğru ( ), Toprak ( ), Orkun (1952), Türklük ve 259 Komünizmle Mücadele Derneği kapatıldı., Milliyet Gazetesi, Hakkı Öznur (1999a), a.g.e., s105.

93 83 Mukaddesat DüĢmanlarıyla SavaĢ (1951), Mefkûre ( ), Türk DüĢüncesi ( ), DüĢünen Adam ( ), Ocak ( ), Ötüken ( ), Milli Hareket ( ), Töre ( ) vb. gibi dergilerde komünizmle mücadele amaçlı yazıları görmek mümkündür. Hem Türk milliyetçiliği hem de Ġslamcı düģünceyi dillendiren Ġslamiyet, Ġslam Mecmuası, Büyük Doğu ( ), SebilürreĢâd (II. Dönem: ), Serdengeçti ( ), Selamet (1947-?), Hareket ( ) vb. dergilerde de komünizmle mücadeleye yönelik yazılar bulmak mümkündür. Biz burada sadece komünizmle mücadele amacı ile çıkmıģ olan dergiler ve içerikleri hakkında bilgi vereceğiz. Özellikle de Türkiye de kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri nin yayınlarını merkeze alacağız. Komünizme Karşı Mücadele (İstanbul ) 14 Mayıs 1950 seçimlerinin ortaya çıkardığı göreli özgürlük ortamında, etkileri artmaya baģlayan komünizm taraftarları ile mücadele etmek amacıyla Ġstanbul daki üniversite gençlerinin Komünizmle Mücadele milliyetçi siyasi dergi alt baģlığı ile 01 Ağustos 1950 tarihi ile15 günde bir çıkardığı dergi, 15 Mayıs 1952 tarihi arasında 36 sayı olarak yayınlanmıģtır. 261 Dergi-gazete 35x25 cm boyutlarında, dört sayfa olarak tasarlanmıģ bir yayın idi. Derginin baģlangıç fiyatı 10 kuruģ olarak belirlenmiģ, daha sonra 34. sayıdan itibaren de fiyatı 15 kuruģa çıkmıģtır. Derginingazetenin sayılar arası imtiyaz sahibi Bekir Berk, sonraki sayılarda ise F. Berk tir. Derginin-gazetenin yazı iģlerini fiilen idare eden ve üstlenenler sırası ile Bekir Berk, Hüseyinbeyoğlu Nurettin (Özdemir), Erdoğan Özbenli, Hayrettin Özgüven ve Mehmet Emin Alpkan dır. 262 Derginin-gazetenin ilk sayısında Süleyman Nazif in Rus Kimdir, Moskof Nedir? yazısı çıkmıģtır. 263 Dergi-gazete, hacim olarak küçük olmasına rağmen gençler arasında büyük ilgi uyandırmıģtır. 261 Hüseyin Akyol (2011), a.g.e.,s.196; Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.g.e., s.404; Necmeddin Sefercioğlu, Türkçü Dergiler, Türk Ocakları Ankara ġubesi Yay. No:27, Ankara 2008, s Necmeddin Sefercioğlu (2008), a.g.e., s Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.g.e., s.404.

94 84 DüĢünce ağırlıklı yazıların ve Ģiirlerin yer aldığı Komünizme KarĢı Mücadele nin baģlıca yazarları Ģunlardır: Bekir Berk, Remzi Oğuz Arık, Mirza Bala, Nurettin Topçu, Mehmet Kaplan, Gökhan Evliyaoğlu, A.T. Kahyaoğlu, A. Demirkapılı, Cevat Rıfat Atilhan, Fethi Tevetoğlu, Hasan Ferit Cansever, Ġsmet Tümtürk, HaĢim Nahit Erbil, Z. Urazoğlu, Hüseyin Akkoyunlu, Nejdet Sançar, A. Rıza Akdemir, M. Saffet Engin, Nejat Tahsin Alper, Elmas Yıldırım, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Ali Fuad BaĢgil, Arif Nihat Asya, M. Turgut ÇavuĢoğlu, Fahri ErsavaĢ, Zeria Karadeniz, Hayrettin Özgüven, Nurettin Özdemir, Ġzettin ġadan, Ġsa Yusuf Alptekin, Mehmet Turgut, Ġsmail Hami DaniĢmend, Kanberoğlu Cahit Aydoğan, Zeki Velidi Togan vb. Ayrıca dergi-gazetenin son sayılarında Jean-Paul Sartre, Alain, Mahatma Gandi, G. Tokayev, Williams C. Bullit gibi yabancı yazarlardan yapılan çeviriler de yayınlanmıģtır. 264 Ekim ayından itibaren yine faaliyete geçmek üzere, geçen yaz olduğu gibi yine neģriyatımızı tatil ettiğimizi muhterem okuyucu ve bayilerimize bildiririz açıklamasının verildiği 15 Mayıs 1952 tarihli 36. sayıdan sonra Komünizme KarĢı Mücadele dergisi-gazetesi bir daha yayınlanmamıģtır. 265 Komünizmle Mücadele (İstanbul 1952) Sahibi ve yazı iģleri müdürlüğünü Kemal IĢıklar ın yaptığı Komünizmle Mücadele 266 adlı dergi, Hürriyet ve Demokrasinin Yılmaz Müdafiiyiz alt slogan baģlığıyla haftalık olarak Ġstanbul da 1 ġubat 1952 tarihinde 16 sayfa olarak çıkmaya baģlamıģtır. Ancak derginin baģka sayılarına ulaģılamamıģtır. Derginin ilk sayfasında, derginin çıkmasında her türlü kolaylık ve yardımı esirgemeyen Ġstanbul Amerikan Haberler Bürosu na teģekkür edilmiģtir. Derginin amacı, komünizmle mücadeledir. Bu amaç, Komünizmle Mücadele imzalı olarak yazılan Niçin Çıkıyoruz? 267 adlı yazıda verilmiģtir. Derginin ikinci yazısı ise Metin Ali Güneyli imzasını taģıyan, Komünizme KarĢı Hür Dünya adlı 264 Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.g.e., s.404; Necmeddin Sefercioğlu (2008), a.g.e., s Necmeddin Sefercioğlu (2008), a.g.e., s Komünizmle Mücadele: Haftalık Siyasi Mecmua, Gün Matbaası, Sayı 1, Niçin Çıkıyoruz? Komünizmle Mücadele: Haftalık Siyasi Mecmua, Gün Matbaası, Sayı 1, 1952, s.3.

95 85 yazıdır. Ve ilgili yazıda, komünizmle ilgili olarak ATANIN izinde olduklarını vurgulayan yazar, komünizmle mücadele etmek için ABD den getirilen seyyar sinemalarla ve yurt geneline gönderilen muhabirlerle gece gündüz çalıģılacağı nı belirtmiģtir. Yazı, BaĢkan Truman Hür Dünya seni ebediyen anacaktır 268 ifadesiyle bitmektedir. Derginin diğer sayfalarında ise yazarı belli olmayan yazılar ve ABD ile ilgili olarak olumlu imaj çizen haberler verilmektedir. Komünizmle Mücadele Birliği Dergisi (İstanbul ?) Komünizmle Mücadele Birliği dergisi ġefkati Durak tarafından 1952 yılından 1957(?) yılına kadar Ġstanbul da çıkmıģ aylık siyasi bir dergidir. Derginin idare müdürü Ömer Faruk Merdivenci dir. Dergi düzensiz bir periyotla yayınlanmıģ olup 18 sayfadır. Dergi amacını her kapakta sabit bir biçimde Ģu ifadelerle belirtmiģtir: Gayesi Komünizm baģta olmak üzere her kötülükle MÜCADELEDĠR. 269 Dergi, ayrıca adreslerini bildiren köylülere ücretsiz olarak gönderileceği ifadesine yer vermektedir. Dergide ABD merkezli dünya haberleri ve son sayfalarda çokça iģyeri reklamları yer almaktadır. Derginin kurucusu olan ġefkati Durak ın her sayıda antikomünist içerikli yazıları yer almaktadır. Dergide ayrıca Kore SavaĢı ın Türk askerlerinin gösterdiği kahramanlıkları kendine tema edinen Ģiirler yer almaktadır. Derginin anti-komünist duruģunu ve komünizmle mücadelede uyulması gerekenlerin kaleme alındığı yazıları Ömer Faruk Merdivenci kaleme almıģtır. Derginin Nihat Kandemir in kaleme aldığı yazıların dıģında anti-komünist içerikli çeviri yazılar da yer almaktadır. Derginin özellikle 3. ve 6. sayısında Adnan Menderes ve Celal Bayar ın komünizmle ilgili beyanatları yer almaktadır. 268 Metin Ali Güneyli, Komünizme KarĢı Hür Dünya, Komünizmle Mücadele: Haftalık Siyasi Mecmua, Gün Matbaası, Sayı 1, 1952, s Komünizmle Mücadele Birliği Dergisi, Ġstanbul UlaĢılabilen ve taranan sayılar Ģunlardır: 2, 3, 4, 5, 6, 16, 19, 20, 23,24, 27,28. sayılar.

96 86 Mücadele Dergisi (İzmir ) Mücadele Dergisi çıkmadan önce 27 Kasım 1963 yılında, Ġzmir de Ali Rıza Çelik yönetiminde, 2 sayfalık Türkiye Komünizmle Mücadele 270 adlı onbeģ günlük bir gazete çıkmıģtır. Bu gazete, komünizmle fikri temelde mücadele etmek amaçlıdır. Bu yayından çok kısa bir zaman sonra ise Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel Merkezi tarafından neģredilen Mücadele Dergisi nin ilk sayısı 1 Mart 1964 te yayınlanmıģ ve bu dergi 1969 tarihine kadar Ġzmir de çıkmaya devam etmiģtir. Ġhsan Koloğlu, Nejdet Pala ve Ali Rıza Çelik tarafından idare edilen dergide, daha çok TKMD nin fikriyatını dile getiren yazılara yer verilmiģtir. 271 Dergide baģta dernek kurucularının komünizmle mücadele amaçlı yazılarının yanında Aclan Sayılgan, Ergun Göze, Ahmet Kabaklı, M. Raif Ogan, Osman Turan, Nejdet Sançar, Hüsnü Dikeçliğil, Ġsmet Giritli, Tekin Erer, Kadircan Kafalı, Peyami Safa, Hikmet Tanyu, Osman Yüksel Serdengeçti, N. N. Tepedenlioğlu, Ġbrahim Kafesoğlu, Halide Nusret Zorlutuna, Yılmaz Öztuna gibi dönemin tanınmıģ yazar ve politikacılarının yazıları yer almıģtır. 272 Derginin ilk sayısında TKMD nin amacını Ģu Ģekilde açıklamıģtır: T.K.M.D., ihmal edilmesi mümkün olmayan bir ölçüde komünist sızmalarına maruz kaldığını gösteren belirtiler yüzünde TĠP hariç, memleketin bütün partilerine karģı tam bir iyi niyet ve dostluk duyguları ile doludur. Biricik dileği, günlük siyasi hesaplar uğruna ana davaların feda edilmemesi ve komünizmin yeraltı-yerüstü faaliyetlerini önlemek bahsinde mutlak bir beraberlik içinde bulunulmasıdır. BaĢka türlü düģünmek, Derneğin herhangi bir siyasi partinin hizmetinde olduğunu sanmak, neticede sahiplerini mahçup edecek haksız bir hükümden ibarettir. Dernek faaliyetlerine Ģu veya bu partinin daha yakın bir ilgi göstermesinden doğan dengesizliğin sorumluluğu 270 Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat, Der. Dr. Salim ġehidoğlu, Ankara 1967, s Ġlhan Darendelioğlu (1975),a.g.e., s.411; Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat, Der. Dr. Salim ġehidoğlu, Ankara 1967, s Bu çalıģmada taranan Mücadele Dergisi Sayıları:17, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 38,39,40,41,43 ve 44. Derginin arģivde yer almayan ilk sayılarına ulaģılamamıģtır.

97 87 da asla bize düģmez. ÇeĢitli partilere yakınlığımızın yegâne kaynağı, komünizm konusundaki uyanıklıklarının derecesidir. 273 TKMD nin Faaliyet Raporuna göre dergi, 30 Nisan 1965 tarihine kadar 13 sayı yayınlanmıģ ve 14. sayı da basıma hazırlanmıģtır. Yine Faaliyet Raporunda derginin, mükemmellik iddiasında olmadığı, aksine kusurlu olduğu nun bilinmesi istenmiģ ve bütün zorluklara rağmen ayakta tutulan bu teģebbüsün iftihar edilecek bir koleksiyon vasfına sahip olduğu belirtilmiģtir. Yine aynı rapora göre bu dergi komünizmle mücadele sürecinde, daima muayyen bir seviyenin üstünde kalarak fikri ve ilmi bir mücadele örneği vermiģtir. Mücadele Dergisinin yüz binlerce basılarak memleketin her köģesine dağıtılmasının özlemi içinde olmaktan mutluluk duyulduğu ve bu hayalin gerçekleģmesi için dergiye resmi ve milli müesseselerin ve ticari firmaların abone olması ve reklam vermeleri ifade edilmiģtir. Ayrıca Faaliyet Raporu nda, özel sektörün kendilerine alenen küfreden yayın organlarına gösterdikleri alaka ve müzaheretin pek az kısmını Derneğe ve Dergiye lütfetmelerinin beklendiği belirtilmiģtir. 274 Komünizmle Savaş (İzmir ) Komünizmle SavaĢ dergisi-gazetesi, Bütün Türkler Bir Ordu alt sloganıyla Ġzmir de çıkmıģ ve derginin sahibi Hasan Oraltay, yayın yönetmeni Hayrani Ilgar ve Halil, N. Pala dan oluģmuģtur. Derginin ilk 9 sayısı büyük boy ve 4 sayfa (sadece 2. sayı 8 sayfa), son 5 sayı ise küçük boy ve 20 sayfa olarak çıkmıģtır. Komünizmle SavaĢ, Temmuz 1965-Ağustos 1967 tarihleri arasında toplam 14 sayı çıkmıģtır. Dergi sadece abonelere gönderilmiģ ve bayilerde satılmamıģtır. Derginin yıllık abonelik bedeli 6 lira olarak bildirilmiģtir. Derginin ilk sayısından itibaren yazar kadrosu geniģlemiģ ve komünizmle mücadele eden birçok önemli sima yazar kadrosuna dâhil olmuģtur. Derginin yazarları arasında Hayrani Ilgar, Nejat H. Pala, Hasan Oraltay, Orhan Özgedik, Mümtaz Turhan, Hüseyin Nihal Atsız, Kamil Turan, Bedii Faik, Nejdet Sançar, Dr. Fethi Tevetoğlu, Ömer F. IĢık, Cengiz Turhanlı, Kazak Balası, Zeki Velidi Togan, 273 Fethi Tevetoğlu, Açıklıyorum, Ankara 1965, s TKMD İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu, s.6.

98 88 Abdülkadir Ġnan, Hamza Uçar, Osman Yüksel Serdengeçti, Tekin Erer, Dündar TaĢer vb. gibi siyasal etki alanı belirgin olan kiģiler bulunmaktadır. 275 Derginin amacı ilk sayısında Ģu açıklamayla verilmiģtir: Komünizmle SavaĢ, imansızlar ile iman edenlerin savaģıdır. ( ) Komünizmle savaģmaya bütün iman eden yurtseverleri davet ediyoruz. ( ) Elinizdeki gazetenin adı Komünizmle SavaĢ olmasına rağmen, Türklüğe zararlı her cereyanla savaģması kadar normal bir Ģey olamaz. ( ) Gazetemiz hiçbir partinin organı değildir. Komünizmle SavaĢ gazetesi: Milliyetçi, Türkçü, mukaddesatçı bir gazetedir. Dinin milliyetçiliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu, milliyetçiliğe kuvvet verdiğini ve bir temel direk olduğunu açıklamak isteriz. ( ) SavaĢımız kutlu olsun. Allah bizimledir. Zafer bizimdir. 276 Komünizmle SavaĢ dergisinde, TKMD ile ilgili duyurular, miting haberleri, güncel politik haberler, tenkitler ve özellikle de Kuran ve hadislerden hareketle komünizmle mücadele konusunda Ġman Yolunda adlı köģede alıntılar ve yorumlar yapılmıģtır. Dergide ayrıca Kıbrıs ve DıĢ Türklere dair yazılar da yer almıģtır. Komünizmle SavaĢ Dergisi nde, komünizmle mücadele eden kiģi ve kuruluģlara yönelik olarak dönemin diğer siyasi görüģ sahipleri ve partilerinden yapılan ırkçılık, faģistlik, dıģ yardım alma ve milli birliği bozma yönünde yapılan eleģtirilere Ģu açıklamalarla karģılık verilmiģtir: Mücadeleciler, her hangi bir dıģ ülkeden yardım almamakta, ırkçılık ve faģistlik yapmamaktadırlar. Milli birliği ve bütünlüğü bozmak gibi bir amaçları yoktur. Komünizmle mücadele edenler Allah a iman edenlerdir. ( ) Bu mücadele Türk ulusunun varolması ve yok olması mücadelesidir. 277 Derginin 3. sayısında Hayrani Ilgar, son zamanlarda ülkede manevi değerlerden mahrum ve iktisaden yükselmiģ sınıfların oluģtuğunu, bu durumun da ülkü yoksunluğundan kaynaklandığını belirttiği yazısında öneri olarak Ģu görüģleri ileri sürmüģtür: Yeni hükümetlerin Türkiye nin yarınlarını düģünüp, sahibi ve milliyetçi, Türkçü elemanlar yetiģtirmek yolarına gitmesi zorunluluğu var. 275 Komünizmle Savaş Dergisi, Ġzmir , 1-14 arası bütün sayılar.; Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat, Der. Dr. Salim ġehidoğlu, Ankara 1967, s Komünizmle SavaĢ, Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 1, Ġzmir 1965, s Asil Türk Milletine, Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 2, Ġzmir 1965, s.1-5.

99 89 Bunun için de, okullardan iģe baģlamakla beraber, Türkiye Milliyetçiler Birliği, Milliyetçiler Derneği, Türk Ocakları ve Komünizmle Mücadele Dernekleri nin birer kültür ve ülkü yuvaları haline getirilmeleri lazımdır. 278 Dergide, Türkiye deki komünizm gerçeğini ortaya koyan yazılardan birinde, Türkiye de 3000 den fazla komünist ajanı bulunduğu bildirilmiģtir. Bu ajanların özel olarak yetiģtirildiği, gazete, edebiyat, resim, tiyatro vb. yollarla propaganda bilgisine sahip oldukları hakkında bilgi verilmiģ ve ardından da Rusya da BolĢeviklerin yaptıkları zulüm, iģkence ve toplu öldürmeler hakkında sayısal bilgiler verilmiģtir. 279 Komünizmle SavaĢ ın ilk sayılarında kısmi olan DıĢ Türklerin (özellikle Türkistanlılar) etkisi, daha sonra bu yönde yapılan yazıların artmasıyla daha belirgin bir hal almıģ ve dergi 10. sayıdan 14. son sayıya kadar Türkistanlılar Kültür ve YardımlaĢma Derneği sahipliğinde çıkmaya devam etmiģtir. Komünizmle Mücadele Dergisi (Aydın ) Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği nin birçok Ģubesinde komünizmle mücadele amaçlı, neredeyse aynı adla birçok dergi çıkmıģtır. Bu dergilerden biri de Tanrı Türkü ve Ġnananları Korusun alt sloganıyla çıkan Komünizmle Mücadele Dergisi dir. 280 Mart 1964 ve Ağustos 1965 tarihleri arasında Aydın da 7 sayı olarak çıkan derginin sahibi TKMD Aydın ġubesi BaĢkanlığı dır. Yazı iģleri müdürlüğünü Orhan Gedik in yaptığı derginin ilk 4 sayısı 4 sayfa ve büyük boy, sonraki sayılarda 5. sayı 4 sayfa, 6. ve 7. sayılar ise 12 sayfa sayısıyla küçük boy olarak çıkmıģtır. Derginin ilk 4 sayısının fiyatı 24 kuruģtan, son 3 sayının fiyatı ise 50 kuruģtan satılmıģtır. Dergide komünizmle mücadele amaçlı düģünce yazıları, milli ve manevi duygulara hitap eden Ģiirler ve TKMD Genel Merkezi haberleri yayınlanmıģtır. Ayrıca dergide Bozkurt ve Bozkurt suretli insanın komünist ejderha/canavar ile 278 Hayrani Ilgar, Ülkü Yoksunluğu, Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 3, Ġzmir 1965, s Mirat Özçamlı, Memleketimizde Komünizm Gerçeği, Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 11, Ġzmir 1965, s Komünizmle Mücadele Dergisi, Aydın , 1-7 arası bütün sayılar.; Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat, Der. Dr. Salim ġehidoğlu, Ankara 1967, s.138.

100 90 mücadelelerini sahneleyen çizimler ve komünizmin eleģtirisine yönelik fotoğraflar yayınlanmıģtır. TKMD Aydın ġubesinin yayınlamıģ olduğu Komünizmle Mücadele Dergisi nde, ilk sayıdan itibaren sırasıyla Orhan Özgedik, Arif Nihat Asya, Mirza Bala, Ertuğrul Mat, Peyami Safa, H. Namık Okun, Ahmet Kabaklı, Kadircan Kafalı, Aclan Sayılgan, Remzi Oğuz Arık, Tarık Buğra, Ali Fuat BaĢgil, Orhan Seyfi Orhun, Aydın Erkan, Tekin Erer, Erdem Ergenekon, Esen Aksoy vb. gibi kiģiler komünizmle mücadele içerikli düģünce yazılarıyla, Ahmet Türedi, Ahmet Çamlık, ġenel Özen, Ayanoğlu H. Bıldıki, Mehmet Oğuz Bozkurt vb. ise milli ve manevi değerlere hitap eden Ģiirleriyle yer almıģlardır Kitaplar Türkiye de yayınlanan birçok kitap, yazarının sahip olduğu milli ve dini dünya görüģü gereği komünizmle mücadele etme amacını örtük de olsa taģıyan bir muhtevaya sahiptir. Ancak biz burada sadece komünizmle mücadele amacı ile yazılmıģ olan kitaplar hakkında kısaca bilgi vereceğiz. Özellikle de Türkiye de kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri nin yayınlarını merkeze alacağız. Komünizmle mücadele konusunda neredeyse ilk kitap, Kemal Pilavoğlu nun Komünizme Hücum 281 adlı kitabıdır. Kitap, 1949 yılında Ankara Güney Matbaacılık tarafından basılmıģtır ve 111 sayfadır. Kitap Rus halkı ve BolĢevizm, Karl Marks, Lenin, Stalin, BolĢevik Ġhtilali hakkında bilgiler verdikten sonra, ABD de yayınlanan komünizm aleyhtarı bir belgenin tercümesini ve Rus gizli servisinin korkunçluğu hakkında bilgiler içerir. Peyami Safa nın komünizme ve komünistlere dair çeģitli gazetelerde yayınlanmıģ yazılarının küçük bir derlemesi olan ve Toprak Dergisinin eki olarak verilen Mahutlar 282 adlı eser, komünizmle mücadele amaçlı kitaplar arasında anılması zorunlu kitaplar kategorisindedir. Ancak Peyami Safa nın Ötüken Yayınları 281 Kemal Pilavoğlu, Komünizme Hücum, Güney Matbaacılık, Ankara Peyami Safa, Mahutlar, Toprak Dergisi Yay., Ġstanbul 1959.

101 91 arasında yer alan ve Objektif Serisi 283 olarak yayınlanmıģ yazıların derlendiği kitaplar da komünizmle mücadele amacı taģıyan kitaplar arasındadır. Ancak komünizmle mücadele sürecinde oldukça aktif olan ve bu konuda birçok makale ve kitap yazan Fethi Tevetoğlu dur. Bu konuda Tevetoğlu nun ilk kitabı, FaĢist Yok Komünist Var 284 adlı çalıģmasıdır. Kitap 79 sayfadır ve Komünizmle Mücadele Yayınları nın ilk kitabıdır. Bu kitapta komünizmle mücadele, komünizm ve ruh hastalıkları, NATO, Almanya nın durumu, komünizmin yalanı silah olarak kullanması, kültür BolĢevizmi olarak nitelenen Köy Enstitüleri nin durumu, yapılan iftiralara verilen sert cevaplar ve Cemal PaĢa ya açık mektup gibi komünizmle mücadele amaçlı yazılar yer almaktadır. Tevetoğlu nun konuyla ilgili ikinci yayını ise, DıĢ Politika GörüĢümüz 285 adlı kitabıdır. Kitap 98 sayfadır ve Komünizmle Mücadele Yayınları nın ikinci kitabıdır. Bu kitapta yazar, DıĢ politika görüģümüz, Doğu-Batı münasebetleri, NATO, Türk-Japon dostluğu gibi konuların yanında Avrupa nın mevcut ve gelecek durumu hakkında yapılması gerekenler üzerine, komünizmle mücadele bağlamında görüģler ileri sürmüģtür. Konumuz ile ilgili olarak Fethi Tevetoğlu nun üçüncü kitabı ise Milletlere IĢık Tutan Ġki Beyanname 286 adlı kitabıdır. Kitap 48 sayfadır ve Komünizmle Mücadele Yayınları nın üçüncü kitabıdır. Demokrasiyi gerçekleģtirmek ve savunmakta, komünizmle mücadelede gençlerimizin, okuyucularımızın faydalanacakları bir küçük kaynak olur düģüncesiyle kaleme alınan bu kitapta yazar, Ġstiklal Beyannamesi, Ġnsan ve VatandaĢ Hakları Beyannamesi nin metinleri ve son olarak yazarın Esir Milletler Haftası ile ilgili düģünceleri ve bu konuda hazırladığı kanun teklifi yer almaktadır. Tevetoğlu nun dördüncü kitabı Yirminci Yüzyılın Yüzkarası Utanç Duvarı 287 adlı eseridir. Yine aynı yayınevinin 4. kitabı olarak 72 sayfa 283 Peyami Safa, Sosyalizm, Marksizm, Komünizm, Objektif 3, Ötüken Yay., Ġstanbul Fethi Tevetoğlu, Faşist Yok Komünist Var, Komünizmle Mücadele Yay., No:1, 3. Baskı, Ankara Fethi Tevetoğlu, Dış Politika Görüşümüz, Komünizmle Mücadele Yay., No:2, Ankara Fethi Tevetoğlu, Milletlere Işık Tutan İki Beyanname, Komünizmle Mücadele Yay., No:3, Ankara Fethi Tevetoğlu, Yirminci Yüzyılın Yüzkarası Utanç Duvarı, Komünizmle Mücadele Yay., No:4, Ankara 1964.

102 92 yayınlanmıģtır. Bu kitap, 1961 yılında Berlin i ikiye bölen utanç duvarı hakkındadır. Tevetoğlu nun konu ile ilgi son eseri ise Açıklıyorum 288 adını taģımaktadır. Kitap, yine aynı yayınevinin 5. ve son kitabı olarak 288 sayfalık yayınlanmıģtır. Bu kitaptaki yazıların çoğunluğu Yeni Ġstanbul Gazetesi nde yayınlandıktan sonra bir araya getirilmiģtir. Tevetoğlu nun komünizmle mücadele amaçlı olan kitaplarının içinde en sert olanıdır ve kitapta, Türkiye deki solcuların içyüzlerini ortaya koymayı amaçlayan yazılar vardır. Komünizmle mücadele konusunda sürekli olarak yazıları bulunan ve her türlü anti-komünist dergiye yazılarıyla destek veren Nejdet Sançar ın, Gizli Komünist Belgeleri 289 adlı çalıģması, komünizmle mücadele amaçlı kitaplar arasında sayılabilir. Kitap 1966 yılında Ankara AfĢın Yayınları ndan 107 sayfa olarak çıkmıģtır. Kitapta Türkiye de komünizm amaçlı yapılan çalıģmalar ve raporlar yayınlanmıģ ve bu raporlar hakkında yorumlar yapılmıģtır. Bu kitapta sunulan gizli belgeler, Türkiye komünizmin pençesine geçtiği takdirde Türk milletini bekleyen korkunç akıbeti göstermek amacıyla bir araya getirilmiģtir. Ġzmir de 1963 yılında TKMD nin kuruluģunda yer almıģ isimlerden olan Hayrani Ilgar ın Komünizm ve Tenkidi 290 adlı kitabı TKMD yayınları arasından çıkmıģtır. Bu kitapta komünizm ve komünistler hakkında bilgiler verilmiģ, komünistlerin kimliğini anlama ve kimlere komünist denilebileceği, Türkiye de komünizmin durumu gibi konuların yanında, komünizmin hukuki, tarihi ve sosyolojik yönlerden tenkidi yapılmıģtır sonrası tarihlerden itibaren siyasi ve düģünsel alanda tartıģılmaya baģlanan bir konu olan Ġslam-komünizm iliģkisini, komünizmle mücadele amaçlı olarak ele alan Fehmi Cumalıoğlu nun Komünizm ve Ġslam 291 adlı kitabı, 1960 sonrası dönemin, hem yapılan tartıģmalarını hem de komünizmle mücadele eden kuruluģların ve kiģilerin sayısındaki artıģı göstermesi bakımından anlamlıdır. 288 Fethi Tevetoğlu, Açıklıyorum, Komünizmle Mücadele Yay., No:5, Ankara Nejdet Sançar, Gizli Komünist Belgeleri, AfĢın Yay., Ankara Hayrani Ilgar, Komünizmin Tenkidi, TKMD Yayınları, Ġzmir Fehmi Cumalıoğlu, Komünizm ve İslam, Ġlim Yayma Cemiyeti NeĢriyatı, Ġstanbul 1963.

103 93 Türkiye de komünizmle fikri planda mücadele etmiģ bir akademisyen olan Osman Turan ın Türkiye de Komünizmin Kaynakları ve Kültür Ġhtilali 292 adlı eseri de, komünizmle mücadele amaçlı kitaplar arasında sayılabilir. Turan bu kitabında, Türkiye nin yaģadığı manevi buhranın ve aydınların kültür, ahlak ve mefkûre sukutunun, kültür ihtilalinin ve laiklik uygulamalarının sosyalist fikirlerin yayılmasında etkili olduğunu belirtmiģtir. Komünizmle mücadele amaçlı olarak 1965 tarihinden itibaren, bazı yayın organlarında yer almıģ komünizmle mücadele yazılarının derlendiği Komünizme ve Komünistlere KarĢı Türk Basını 293 adlı derleme yayınlar önemli bir iģlev görmüģtür. Bu derleme 9 fasikül olarak yayınlanmıģtır. Bu fasiküllerde komünizm, sosyalizm gibi siyasal akımları tanıtıcı, zararlarını açıklayıcı ve bu gibi akımlarla mücadele etme usullerini içeren düģünce yazıları bir araya getirilmiģtir. Bu fasiküllerde Falih Rıfkı Atay, Bedii Faik, Mümtaz Turhan, Faruk TimurtaĢ, Fethi Tevetoğlu, Nejdet Sançar, Tekin Erer, Kadircan Kafalı, Orhan Seyfi Orhon, Ahmet Kabaklı, Vecihi Ünal, Galip Erdem, Hüseyin Nihal Atsız, Tahsin Banguoğlu, Namık Zeki Aral, Burhan Felek, Alparslan TürkeĢ vb. gibi siyasi ve kültürel yaģamda komünizmle mücadelede önemli kiģilerin yazıları yer almıģtır. Ayrıca bu fasiküllerde M.T.T.B., Atatürkçüler Derneği vb. derneklerin komünizmle mücadele amaçlı bildirileri ve 113 Milliyetçi Profesörün Beyannamesi gibi yazıların yanında, ülke genelinde yapılan Komünizmi Tel in Mitingleri sloganları da yer almaktadır. Yine bu çevrede Komünizme ve Komünistlere KarĢı Türk Basını Özel Sayı adlı derleme yayın anılabilir. Bu yayının ilk baģlarında, Türkiye deki komünizmin açık ve gizli faaliyetleri ve bu faaliyetlere ait belgeler yer almakta ve daha sonraki kısımlarda ise Osman Yüksel Serdengeçti, Semahaddin Cem, Osman Turan, Münevver AyaĢlı ve M. Fazlı Akkaya nın yazıları ve Yeni Ġstanbul Gazetesinde yayınlanmıģ konu ile ilgili alıntılar yer almaktadır yılında komünizmle mücadele amaçlı yapılan Türkçe telif ve tercüme yayınlar hakkında Dr. Salim ġehidoğlu, Komünizme ve Komünistlere KarĢı Türkçe 292 Osman Turan, Türkiye de Komünizmin Kaynakları ve Kültür İhtilali, Türkiye Basımevi, Ġstanbul Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, 9 Fasikül, Ayyıldız Matbaası, Ankara Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Gazetecilik ĠĢletmesi Matbaası, Ġstanbul 1966.

104 94 NeĢriyat 295 adlı tanıtım amaçlı bir derleme hazırlamıģtır. Bu derlemenin yayınlandığı yıla kadar, yapılan anti-komünizm içerikli çeviri, telif ve broģür vb. yayınlar tanıtılmıģtır. Ayrıca Komünizmle mücadele amaçlı olarak bu dönemde bazı telif ve tercüme eserler de yayınlanmıģtır. Bu eserlerin bazılarının adları yayınlanma tarihlerine göre Ģöyledir: 296 Komünist Tahrikleri KarĢısında, Hüseyin Cahit Yalçın, Karagöz Matbaası, Ankara 1947, 60 sayfa. Kore de Niçin SavaĢtım, Komünizm Mezalimi, Korunma Çareleri, Yzb. Nazmi Özoğul, Karınca Matbaası, Ankara 1954, 230 sayfa. Komünizm Tehlikesi ve Korunma Çareleri, Kur. Binb. Hayri Arsoy, Erkan-ı Harbiye Umumiye Reisliği Yay., Ankara 1954, 24 sayfa. Komünizm ve Rusya: Türkiye de Komünist Hareketler, Güven Matbaası, Afyon 1955, 120 sayfa. Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı, Varlık Yay., Ġstanbul 1956, 206 sayfa. Yine aynı yayınevinden çıkan Dağcı nın Onlar da Ġnsandı (1958) ve O Topraklar Bizimdi (1966) eserleri de bu bağlamda okunabilir. Niçin Komünist Oluyorlar?, Hikmet Tanyu, Hür Basım ve Yayımevi, Ankara 1958, 44 sayfa. Milliyetçilik AnlayıĢımız ve Komünistlik, Cezmi Türk, Bayazıt Toprak Dergisi Matbaası, Ġstanbul 1959, 64 sayfa. Türk Moskof ve Komünist, Nejdet Sançar, Toprak Dergisi Matbaası, Ġstanbul 1959, 63 sayfa. Köy Enstitüleri ve Solculuk, Fakülteler Matbaası, Ġstanbul 1959, 78 sayfa. Dünya Gençliği ve Büyük Tehlike, Nils M. Apeland, Çev. Ayten Dinçer, Nebioğlu Yay., Ġstanbul 1960, 63 sayfa. Su Uyur Komünist Uyumaz, Gökhan Evliyaoğlu, Büyük Kervan Matbaası, Ġstanbul 1962, 92 sayfa. Türkiye de Komünizma ve Köy Enstitüleri, Necip Fazıl Kısakürek, Doğan GüneĢ Yay. Ġstanbul 1962, 38 sayfa. 295 Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat, Der. Dr. Salim ġehidoğlu, Ankara Bu eserler hakkında daha geniģ bilgi için bkz.: Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, 4. ve 6. Fasiküller, Ayyıldız Matbaası, Ankara ; Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat, Der. Dr. Salim ġehidoğlu, Ankara 1967

105 95 Ġslamiyet ve Komünizm Birbirine Zıttır, Ġhsanullah Han, Çev. Ahmed H. Hatiboğlu, Bedir Yay., Ġstanbul 1962, 38 sayfa. Komünistlerin Söylediklerine Ġnanılabilir mi?, Dr. Fred Schwarz, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Yayını, Ankara 1962, 161 sayfa. Bir Sovyet Sefaretinin Ġçyüzü, Aleksandr Kaznacheev, DoğuĢ Matbaası, Ankara 1963, 148 sayfa. Bir Devin DüĢüĢü, Ġgor Gouzenko, Çev, Agasi ġen, Yayınevi ve yeri yok, 1954, 317 sayfa. Komünizmin BaĢarısızlığı, Oscar Handlin, Altınok Matbaası, Ankara 1963, 14 sayfa. Komünizm Hakkında Tafsilat, Howard Oiseth, DoğuĢ Matbaası, Ankara 1963, 137 sayfa. Komünizmden Tanrıya, R. M. Osment, Çev. Nermin Erkmen, Hamle Matbaası, Ġstanbul 1963, 39 sayfa. Komünizmin Anatomisi, Derleme, Çev. Muzaffer Soysal, Yağmur Yayınevi, Ġstanbul 1963, 89 sayfa. Yakın Tehlike Komünizm, Aclan Sayılgan, KardeĢ Matbaası, Ankara 1963, 168 sayfa. Stalin le KonuĢmalar, Milovan Cilas, Çev. Cevdet San, Ötüken Yay., Ġstanbul 1964, 205 sayfa. Komünizm Hakkında Ġslami GörüĢler, Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı Yay., Ankara 1964, 52 sayfa. Komünistler Hayvan Oluyorlar, Hüseyin ÂĢık, Ahmet Said Matbaası, Ġstanbul 1965, 78 sayfa. Komünizmin DüĢündürdükleri, Türkiye Çiftçi TeĢekkülleri Federasyonu Yayınları, Ankara 1965, 116 sayfa. Komünizm ve Maskeler, Tümgeneral Faruk Güventürk, Okat Yay., Ġstanbul 1965, 160 sayfa. Komünist Darbeleri ve KarĢı Tedbirler, Der.: Cevdet San, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği, Ankara 1965, 118 sayfa. Demokratik Düzen Komünist Metodlarla Nasıl Bozulur?, Ankara 1965., 108 sayfa.

106 96 Komünizme KarĢı Hürriyet, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği, Ankara 1965, 128 sayfa. Komünizm Budur, Çev. Z. Türk, BaĢnur Matbaası, Ankara 1965, 46 sayfa. Komünist Dünya Planı, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği, Ankara 1965, 102 sayfa. Yılanların Kustuğu Zehir Komünizm, A. Necati TanıĢ, Bozkurt Matbaası, Sivas 1965, 57 sayfa. Komünist Basın Nasıl ÇalıĢır, Antony Buzek, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği, Ankara 1966, 224 sayfa. Komünizme KarĢı Atatürk, Refik Korkud, Türkiye Fikir Ajansı, Ankara 1966, 64 sayfa. Neden Komünizme KarĢıyız, Ali Ġsmet Gencer, Türk Devrim Kurumu Yay., Ankara 1966, 175 sayfa. Nazım Hikmet ve 1938 Harbokulu Olayının Gerçek Yönü, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1967, 171 sayfa. VatandaĢ Öğren! Komünistlik Nedir? Komünist Kimdir?, Beyazıt Toprak Dergisi Matbaası, Ġstanbul 1967, 19 sayfa. Komünizmle mücadele amaçlı yayınlar daha sonraki yıllarda da artarak devam etmiģtir. Bu yayınlar arasında Aydın Yalçın ın Demokrasi, Sosyalim ve Gençlik, 297 Abdülhâdi Toplu nun Türk Milliyetçiliği ve KarĢıt Ġdeolojiler, 298 Milli Güven Partisi nin hazırladığı AnarĢi ve Komünizme KarĢı Mücadele (Belgeler) 299 ve Aykut Edibali nin Komünist Ġhtilâle KarĢı Tedbirler 300 adlı kitaplar sayılabilir BroĢürler Bir toplumda herhangi bir siyasal düģünceye taraftar olanlar, savundukları düģünceler doğrultusunda, genel olarak ortaya çıkan beklenmedik durumlarda toplumu uyarmak için broģür ve mektup türü yayınlarla, hitap ettikleri sosyal 297 Aydın Yalçın, Demokrasi, Sosyalim ve Gençlik, Ak Yay., Ġstanbul Abdülhâdi Toplu, Türk Milliyetçiliği ve Karşıt İdeolojiler, Toplu Yay Aynı eser 1994 yılında Kamer Yayınları tarafından tekrar yayınlanmıģtır. 299 Milli Güven Partisi, Anarşi ve Komünizme Karşı Mücadele (Belgeler), Ayyıldız Matbaası, Ankara Aykut Edibali, Komünist İhtilâle Karşı Tedbirler, Otağ Yay., Ġstanbul 1976.

107 97 tabanlarına ve rakiplerine kısa ama etkin mesajlar gönderirler. Bu anlamda, Türkiye de özellikle Soğuk SavaĢ döneminde yürütülmüģ olan komünizmle mücadelede, çeģitli broģürler ve açık mektuplar yayınlanmıģtır. Yayınlanan bu broģür ve açık mektuplarla komünizmle mücadelenin daha etkin bir biçimde yürütüleceği ve rakip ideoloji olan komünizm ve sosyalizmi savunanlara da gerekli uyarıların yapılmıģ olacağı hedeflenmiģtir. Bu amaçları taģıyan ilk mektup olan Türk Gençliğine Açık Mektup, Tahir Safioğlu tarafından kaleme alınmıģtır. Bu mektupta, komünizmin Rusya topraklarında kalan Türk topluluklarına yaptığı zulümleri deneyimlemiģ olan yazar, yaģadıklarından aldığı dersle, Türk gencini, Moskof a alet olmaması gerektiği yönünde uyarmıģtır. 301 Komünizmle mücadele bağlamında yapılan uyarı broģürleri sadece komünizmle mücadele dernekleri tarafından yapılmamıģ, bu derneklerle benzer hassasiyetleri taģıyan baģka kuruluģlardan da aynı amacı taģıyan yayınlar yapılmıģtır. Bu yönde yayınlanan broģürlerden biri olan Komünizmde Din DüĢmanlığı adlı broģür, Türk Ocağı Ġzmir ġubesi tarafından yayınlanmıģtır. Bu broģürde, komünizmin özü itibari ile din düģmanı olduğu ve Türk milletinin vatanını, dinini yıkmayı hedeflediği belirtilmiģtir. Bu durumu engellemek için komünistlere ve Moskof uģaklarına karģı mücadele farz ve milli bir vazife olarak sunulmuģ ve bu mücadelede Allah ın yardımcı olacağı söylenmiģtir. 302 TKMD Genel Merkezi de, kuruluģ amacına uygun olarak komünizmle mücadele amaçlı broģür ve açık mektuplar yayınlamıģtır. Yayınlanan broģürlerin ilki olan Komünizmin Gayesi ve Hedefleri adlı broģürde, Türk milletinin en büyük düģmanının komünizm olduğu vurgulandıktan sonra, komünizmin dünya ihtilali, din düģmanlığı ve milliyet Ģuurunu yok etmek gibi hedeflerinin olduğu açıklanmıģ ve bu konularda örnekler verilmiģtir. Türk milleti, komünizmle mücadeleye Müslümanlığını ve Türkülüğünü korumak adına katılmaya davet edilmiģtir. 303 Derneğin yayınladığı Ey Türk Uyan! adlı broģürde, komünizmin Türkiye de 301 Tahir Safioğlu, Türk Gençliğine Açık Mektup, Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği Yay., Adana 1949, s Komünizmde Din Düşmanlığı, Ġzmir Türk Ocağı Komünizmle Mücadele Kolu Yay., Ġzmir 1963, s Komünizmin Gayesi ve Hedefleri, TKMD Halk Yay., No:3, Ġzmir 1963, s.2-4.

108 98 ihtilal hazırlığında olduğu ve insanların can, mal ve namuslarının tehlikede olduğu vurgulanmıģ ve bu tehlikenin bertaraf edilmesi için, millet mücadeleye katılmaya davet edilmiģ ve ayrıca cesaret ve fedakârlığın gösterilmesi gerektiği belirtilmiģtir. 304 TKMD Genel Merkezi, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Vatansever Mensuplarına Açık Mektup unda, milletvekillerini memleketin karģı karģıya olduğu büyük tehlike olan komünizm adlı fikri canavarlık hakkında uyarmayı amaçlamıģtır. Dernek bu mektubunda, komünizmin Türkiye yi uçuruma ittiğini ve bu gidiģi durdurmak için milliyetçi ve vatansever Türklerden oluģan grupların mücadele ettiğini ama bu mücadelenin, sinsi, hain ve kudurgan komünizmi önlemeye kâfi olmadığı nı vurguladıktan sonra, komünizmle mücadele hizmetinde en büyük rol, elbette, milletimizin, omuzlarına Ģerefli temsilcilik vazifesini yüklediği siz siyasilere düģmektedir 305 diyerek TKMD, komünizmle mücadelede kendine devlet katında resmi ve siyasal destek almayı amaçlamıģtır. Komünizmle mücadele amaçlı olarak bu dönemde bazı broģürler de yayınlanmıģtır. Bu broģürlerin bazılarının adları Ģöyledir: 306 Komünizme KarĢı Din, Said Bilgiç, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1960, 16 sayfa. BeĢeriyeti Tehdit Eden Komünizm Kanserine KarĢı Uyanık Olalım, Ġzmir Türk Ocağı Komünizmle Mücadele Kolu Yay., Ġzmir 1962, 4 sayfa. Ayrıca Ġzmir Türk Ocağı ġubesi birer sayfalık aynı yıl içinde iki bildiri daha yayınlamıģtır. BeĢeriyeti Tehdit Eden Komünizme KarĢı Çok Uyanık Olalım, TKMD Genel Merkezi Yay., Ġzmir 1963, 4 sayfa. Komünizmde Ġnsan, Demokrasiye Göre Ġnsan, TKMD Genel Merkezi Yay., Ġzmir 1963, 4 sayfa. Komünizm Tehlikesi KarĢısında Büyük Türk Milleti Uyan, Hayreddin Tınmaz, Alpkanlar Matbaası, Ġstanbul 1964, 2 sayfa. Aziz Tepecikliler, TKMD Tepecik ġubesi Yay., Ġzmir 1966, 2 sayfa. 304 Ey Türk Uyan!, TKMD. Halk Yay., No:4, Ġzmir 1966, s Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Vatansever Mensuplarına Açık Mektup, TKMD Halk Yay., No:6, Ġzmir 1966, s.5-13; Mücadele Dergisi Sayı 30, 1966, s.839 vd. 306 Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat, Der. Dr. Salim ġehidoğlu, Ankara 1967

109 99 Komünizm ve Din, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği, Ankara 1966, 47 sayfa. Komünizmle mücadele amaçlı broģürler daha sonraki yıllarda da yayınlanmıģ olsa bile, bu dönemdeki yayın yoğunluğuna ulaģamamıģ ve bu dönemde üretilenlerin bir tekrarı olmuģtur. Ancak komünizmle mücadele amaçlı olarak yapılan yayınları, dönemin insanları üzerinde anti-komünist bir sosyalleģmenin oluģmasına büyük oranda hizmet etmiģ ve bireyleri, baģka bir takım siyasi, sosyal ve ekonomik nedenlerin yanında bu yönde bir eyleme yöneltmiģtir Komünizmle Mücadelede ve Derneklerde Etkin Olan KiĢilerin Sosyo-ekonomik ve DüĢünsel Yapısı Her türden siyasal hareket veya eğilim, genel olarak belirli bir sosyoekonomik ve kültürel tabandan kendine insan sermayesi oluģturur. Bu durum, her türden siyasal eğilimde büyük oranda gözlenmesi muhtemel sosyolojik bir gerçekliktir. Her ne kadar, siyasal eğilimlerin kurucuları ve takipçileri arasında farklı sosyo-ekonomik ve kültürel tabana sahip olan insanlar bulunsa bile, bu durum, o siyasal eğilime sahip olan insan sermayesinin genel profilini değiģtirmez. Türkiye de komünizmle mücadele içinde bulunan kiģilere baktığımız zaman, onların genel olarak, benzer sosyo-ekonomik bir tabandan geldiklerini ve benzer kültürel dünyaları paylaģtıklarını ve aynı hassasiyetleri taģıdıklarını görürüz. Buradan baktığımızda ülkemizde ortaya çıkan ve siyasal yaģamımızın önemli bir siyasi sosyalleģme aracısı olan anti-komünizm, baģka birçok tarihi, toplumsal, dini ve ekonomik belirleyicilerin olası bütün etkilerini algılama biçimlerinin -dönemlere göre değiģmekle birlikte- bir potaya akması ve orada mayalanması sonucunda ortaya çıkmıģ, mevcut durumlardan ve politik uygulamalardan duyulan hoģnutsuzluğun ve geleceğe dair hissedilen korkuların yarattığı kaygılardan beslenmiģ bir tepki ideolojisidir. Türkiye Cumhuriyeti nin kurulmasından önceki dönemin mirasını göz ardı etmeden, özellikle 1920 lerden itibaren yapılan inkılâpların neticesinde, yoksul halk tabakalarının çocukları, eğitim ve öğretim imkânlarından faydalanmaya ve ülkede

110 100 yaģanan sıkıntıları, aydın halk kopukluğunu, refah ve yoksulluk arasındaki uçurumu, geleneksel algıdan daha farklı bir biçimde değerlendirmeye baģlamıģlardır. Komünizmle mücadelede etkin olan kiģiler, Tek Parti döneminden itibaren uygulanmaya baģlayan, laiklik merkezli toplumsal yapıyı sert bir biçimde değiģtirmeye ve dönüģtürmeye yönelik politikalardan ve bu dönemde artan sol özgürlük taleplerinden duyulan tedirginliğin de etkisiyle, ülkede yaģanan sefaletleri, horlanan kültürün kendi kültürleri, ezilen halkın kendi ana-babaları, kardeģleri olduğu bilincine varmıģlardır. Onların kurtuluģunu kendi kurtuluģları olarak görmeye baģlamıģlar ve milli kültürün içinden gelen ve ona sahip çıkan köklü, geniģ, büyüyen bir aydın kitlesi oluģturmaya çalıģan bu kuģağın mensupları, geleceği hesaba katarak sivil bir inisiyatif almaya baģlamıģlardır. 307 Bu inisiyatifin kullanıldığı ilk ve açık alan, iç ve dıģ koģulların da etkisiyle biçimlenen komünizme karģı verilen mücadeledir. Genel olarak komünizmle mücadele sürecine dâhil olmuģ kiģiler milli ve dini değerlerini koruma ve yaģatma amaçlarının yanında, aynı zamanda devlete ve kendilerinin geleceğine de sahip çıkma amacını taģımaktadırlar. Bu kuģağın sahip olduğu milli ve dini değerlerin doğal bir sonucu olarak, devlete, millete, dine ve kendi geleceklerine sahip çıkma arzusunun olası yansımalarını, komünizmle mücadele amaçlı olarak ürettikleri yazılarda ve eylemlerde görmek mümkündür. Komünizmle mücadele eden kiģilerin siyasi ve toplumsal tabanını Galip Erdem, TKMD nin Ġkinci Kurultayı nda yaptığı konuģmasında özlü bir biçimde ortaya koymuģtur. Galip Erdem adı geçen konuģmasında, Komünizmle mücadele edenler, varlıklı vatandaģlardan çok, maddi sıkıntı çeken idealistlerdir. 308 sözüyle, komünizmle mücadele edenlerin toplumsal ve siyasal tabanının alt ve alt orta sosyo-ekonomik yapıya dâhil olan ve düģünce yapısı itibariyle de milli ve dini hassasiyetleri yüksek olan idealist kiģilerden oluģtuğunu vurgulamıģtır. Aynı biçimde Osman Turan da, bir münevver çılgınlığı olan komünizm karģısında sadece sahipsiz ve fakir milliyetçi gençlik, canlı bir kuvvet olarak sokakları beklemekte ve vatanın temiz havasını muhafazaya çalıģmaktadır. 309 derken, komünizmle mücadele 307 Mehmet Akgül (2002), a.g.e., s Galip Erdem in konuģması için bkz.; KMD 2 inci Büyük Kurultayı Yapıldı, Komünizmle Mücadele Dergisi, Sayı 6, Aydın 1965, s Osman Turan, Türkiye de Komünizmin Kaynakları ve Kültür İhtilali, Türkiye Basımevi, Ġstanbul 1967, s.120.

111 101 edenlerin benzer sosyolojik tabana ve siyasi, dini ve kültürel anlam dünyasına sahip olduklarını ortaya koymuģ olmaktadır. Osman Turan la benzer tespitleri yapan Ahmet Kabaklı ise komünizmle mücadele edenleri insani, siyasi, dini ve milli vurgusu yüksek ve ekonomik durumlarının genel olarak zayıf kiģilerden oluģtuğu yönünde biraz da idealize ederek Ģöyle tanımlar: Türkiye de komünizm tehlikesini göğüslemek, önlemek için çırpınanlar, malsız mülksüz, dar gelirli, hatta çoğu fülûs-ı ahmere muhtaç aydınlardır. Öğretmenler, yazarlar, din adamları vb. Bu milliyetçiler, ( ) gönüllerinin olanca samimiyetiyle, kültürlerinin bütün gücüyle, israftan, sefahattan, merhametsizlikten, hak yeyici, emeğe kıymet vermeyici düzenden nefret ederler. Hiçbir politikaya kapılmadan halkçıdır bunlar Bunlar, köy çocuğu ve köyüdürler. ĠĢsizin, yanında, onları bu hale getirenlerin karģısındadırlar. 310 Türkiye de komünizmle mücadele edenlerin sağcılar olduğunu ve bunların sosyolojik yapısını biraz da duygusal bir biçimde izah eden ifadelerden birini de Münevver AyaĢlı nın AĢırı Sağ, AĢırı Sol adlı makalesinde bulabiliriz. AyaĢlı adı geçen makalesinde hem sosyal adaletçi yazarlara hem de aģırı sağa da müsaade etmeyeceğiz diyen mebus lara Ģöyle seslenir: ĠĢte Beyefendiler, sizin refah ve saadetiniz, derece derece bütün cemiyetin huzuru ve memleketin istikrarı bu çelimsiz, cılız; az gıda alan, daima en çok haksızlığa, gadre uğrayan bir avuç gence dayanıyor. Nankörlük etmiyelim. Yıkıcı; anarģist, defetist ve memleketi düpe düz satmak isteyenlere, kuvvetli sol cereyana mukavemet eden ve memlekette nizam ve intizamı koruyanlara destek olan manevi huzur bekçileri sağcılardır. Allah onlardan razı olsun. Amin, amin! Bu bağlamda komünizmle mücadele sürecine daha çok fikri olarak katılan ve bu süreçte kimi dergi ve dernek oluģumları içinde yer alan Peyami Safa, Necip Fazıl Kısakürek, Hüseyin Nihal Atsız, Osman Yüksel Serdengeçti, Ġlhan Darendelioğlu, Ali Fuad BaĢgil, Fethi Tevetoğlu, Mümtaz Turhan, Ġbrahim Kafesoğlu, Nihat Sami 310 Ahmet Kabaklı, Mâbet ve Millet, Toker Yay., Ġstanbul 1970, s Münevver AyaĢlı, AĢırı Sağ, AĢırı Sol, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Gazetecilik iģletmesi Matbaası, Ġstanbul 1966, s.115.

112 102 Banarlı, Ahmet Kabaklı, Mehmet Kaplan, Oktay Aslanapa, Erol Güngör, Bekir Berk, Mahir Ġz, Nurettin Topçu, Remzi Oğuz Arık, Galip Erdem, Said Bilgiç, Osman Turan vb. gibi isimlerin genel olarak benzer sosyolojik yapıya sahip bir toplumsal tabandan, kültürel ve dini duyarlılığı yüksek olan çevrelerden geldiklerini söyleyebiliriz. Bu kiģilerden Osman Yüksel Serdengeçti, Necip Fazıl Kısakürek, Ġlhan Darendelioğlu vb gibi isimler, fikri olarak belirgin bir biçimde reaksiyoner yönü ağır basan anti-komünist kiģiliklerdir. Özellikle Necip Fazıl Kısakürek in, Osman Yüksel Serdengeçti nin, Peyami Safa nın, Hüseyin Nihal Atsız ın ve Ġlhan Darendelioğlu nun neredeyse bütün kitapları anti-komünist siyasal sosyalleģmenin ilk baģvuru kaynakları olarak sayılabilir. Bunun yanında komünizmle mücadele sürecine Osman Turan, Mümtaz Turhan, Erol Güngör, Nurettin Topçu, Mehmet Kaplan, Ahmet Kabaklı vb. gibi isimler de daha çok akademik yönü ağır basan eserleri ile katkıda bulunmuģlardır. Yukarıda saydığımız bütün isimler neredeyse Türkiye de komünizmle mücadele amaçlı kurulan bütün oluģumlara destek vermiģ ve bu oluģumların daha da geniģlemesi için kimi zaman yazılarıyla kimi zaman da direk olarak eylemleriyle destekte bulunmuģlardır. Genel olarak Türkiye de kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri nin kurucu kadrolarına, dernek tüzüklerinde belirtilen meslekleri çerçevesinde baktığımız zaman, genel olarak Tek Parti döneminin siyasi ve toplumsal koģullarında siyasal sosyalleģme yaģadıklarını söyleyebiliriz. Bu dönemde içinde yetiģtikleri toplumsal ortamın siyasi, sosyal ve dini belirleyenlerinden etkilenmiģ ve bir biçimde komünizmle mücadele sürecine dâhil olmuģlardır. Türkiye de komünizmle mücadele amaçlı olarak ilk kurulan dernek, Zonguldak ta 1950 yılında faaliyete geçen Komünizmle Mücadele Derneğidir. Yukarıda açıklamaya çalıģtığımız üzere, komünizmle mücadele edenlerin benzer özelliklere sahip olduğunu daha açık bir biçimde görebilmek için, dernek kurucularının mesleklerini ve o mesleğin döneme göre toplum nezdindeki konumunu dikkate almak oldukça önemlidir.

113 103 Dernek kurucularının adları ve meslekleri Ģöyledir: 312 Adı Soyadı Mesleği 1 Necdet Sançar Edebiyat öğretmeni 2 Ziya Özkaynak Tarih öğretmeni 3 Bahaddin Yurderi Memur 4 Kani Engin Tüccar 5 Zeki Kandemiroğlu Gazeteci 6 Ġsmail Tek Tüccar 7 Bahaddin Dökerel Fabrikatör 8 Tahsin Baysal Tüccar Tablo 1: Zonguldak ta kurulan Komünizmle Mücadele Derneği Kurucuları Tabloda da görüldüğü üzere dernek kurucuları arasında memur, gazeteci ve öğretmenlerin olması, bize, bu kiģilerin yüksek eğitim almıģ olduklarını ve diğer tüccar ve fabrikatör gibi meslek sahibi kiģilerin ekonomik durumlarını göz önüne aldığımızda ise orta sınıf diyebileceğimiz bir sosyo-ekonomik tabana sahip olduklarını düģündürtmektedir. Derneğin kuruluģunda yer alan Nejdet Sançar, aktif bir milliyetçi ve anti-komünist duruģu ile 1944 Türkçülük Olayı ndan itibaren aleni olarak bilinen bir Ģahsiyettir. Bu derneğin kurucuları arasında yer alan tüccar ve fabrikatör gibi mesleklere sahip kiģiler, derneğin yürüttüğü propaganda faaliyetlerine hatırı sayılır miktarda maddi destekte bulunmuģlardır. Ġstanbul, sahip olduğu siyasi, sosyal, kültürel ve demografik imkân itibariyle Zonguldak la kıyaslanamayacak kadar büyük bir zenginliğe sahiptir. Bu zenginliğin Ġstanbul da kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği nin kurucularına yansımamıģ gibi görülmesi bizi yanıltmamalıdır. Bu derneğin kuruluģundan üç yıl önce, DP hükümetinin uyguladığı her türden aģırı cereyanlarla mücadele politikasının olası etkileri, bu derneğin kurucularının sayısına ve mesleki çeģitliliğine etki etmiģ olabilir. 312 Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e, s.243.

114 104 Ġstanbul da 1956 yılında kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (TKMD) kurucularının adları ve meslekleri Ģöyledir: 313 Adı Soyadı Mesleği 1 Ali Rıza Özer Gazeteci 2 Altan Deliorman Hukuk Fakültesi talebesi 3 Burhanettin ġener Burhan Yayınları sahibi 4 Demir Aslan Ġktisat Fakültesi talebesi 5 Ekrem Marakoğlu Hukuk Fakültesi talebesi 6 Ġlhan Darendelioğlu Toprak Dergisi ve yayınları sahibi 7 Ġrfan Açıkel Ocak Gazetesi Yazı iģleri Müdürü Tablo 2: Ġstanbul da kurulan Komünizmle Mücadele Derneği Kurucuları Tabloda da görüldüğü üzere dernek kurucuları, dönemin Ģartları dikkate alındığında yüksek eğitim-öğretim sürecinin içinde yer almakta olan ve kimileri de bulundukları kültürel üretim imkânlarına sahip konumlarından dolayı özellikle eğitim düzeyi bağlamında orta sınıf diyebileceğimiz sosyo-kültürel bir sermayeye sahip gözükmektedirler. Dernek kurucularından Ġlhan Darendelioğlu 1944 Türkçülük Olayı ndan itibaren bilinen bir Ģahsiyet olduğu gibi, çıkardığı Toprak adlı dergi ile kültürel ve siyasi etki alanı geniģ olan birisidir. Ayrıca bu kiģilerin yaģadıkları/öğrenim gördükleri yerleģim yerinin, Ġstanbul gibi dönemin büyük oranda düģünsel ve kültürel faaliyetlerinin üretilme ve dolaģıma sokulma merkezi olması, dernek kurucularının kültürel ve fikri donanımlarının komünizmle mücadele amaçlı olarak yüksek olmasında önemli bir faktör olarak kabul edilebilir. 313 Ġlhan Darendelioğlu (1975), a.g.e, s

115 105 Ġzmir de 1963 yılında kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği (TKMD) kurucularının adları ve meslekleri Ģöyledir: 314 Adı Soyadı Mesleği Adı Soyadı Mesleği 1 Ahmet Akkar Memur 22 Selahattin Özbalcı Mali müģavir 2 NeĢ e Ariç Memur 23 Suat Özdemiroğlu Asistan 3 NeĢet Alım Marangoz 24 Yakup Özkök Avukat 4 Ġbrahim Avcı Esnaf 25 Halil ÖzĢarlak Eczacı 5 Üzeyir Ceylan Müteahhit 26 N. Halil Pala Eczacı 6 Ali Rıza Çelik Yazar 27 Nejat Pamir Op. Doktor 7 Nihat SönmezateĢ ĠĢçi 28 Baha Pendük Memur 8 Ahmet Damar Çiftçi 29 Muammer Sagkol Tüccar 9 ġirzat Doğru Memur 30 Süleyman Sayar Çiftçi 10 ReĢat DüĢünür Tüccar 31 Cemal Sercan Ġmalatçı 11 Ekrem Gülgönül ĠĢçi 32 Edip Temuçin Avukat 12 Halit Gürol Gazeteci 33 Avni Tolgalı Emekli subay 13 Haydar HoĢgönül Matbaacı 34 Doğan Toptancı Tüccar 14 CoĢkun Ġnce Borsa ajanı 35 M. YaĢar Tunçsiper Muhasip-yazar 15 O. Gazi Ġshakoğlu Asistan 36 Ramazan Yalçınkaya Çiftçi 16 Muammer Karakaç Terzi 37 T. Aslan Uğurtan Ressam ġükrü Abdurrahman 17 Karamehmetoğlu Tüccar 38 Yorgancılar Tüccar 18 Y. Burkay Kaynak Avukat 39 Ömer Yıldırım Elektrikçi Y. Ziraat 19 Ġhsan Koloğlu Avukat 40 Fahri Karslıoğlu mühendisi 20 Muzaffer Koru Tüccar 41 Yavuz Aksoy Tüccar 21 Hasan Oraltay Tercümanyazar Tablo 3: Ġzmir de kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Kurucuları Ġzmir de kurulan ve faaliyette bulunduğu dönem itibariyle siyasal etkisi en çok olan derneğin kurucuları arasında avukat, doktor, eczacı, asistan, tercüman, muhasebeci, mühendis memur gibi yüksek öğrenim görmüģ kiģiler ile tüccar, müteahhit gibi gelir düzeyi yüksek kiģiler ve esnaf, çiftçi ve iģçi gibi orta gelir düzeyine sahip kiģiler bulunmaktadır. Ancak listeyi oluģturan kiģilerin oluģturduğu sosyo-ekonomik ve kültürel sermayelerin düzeyine baktığımız zaman, bu derneğin 314 TKMD Tüzüğü, Ġzmir 1963.

116 106 kurucularının da orta sınıf diyebileceğimiz sosyo-kültürel bir sermaye sahibi oldukları sonucu çıkarılabilir. Komünizmle mücadele sürecini büyük oranda belirleyen Türk sağının haleti ruhiyesini devlete sızan hainlerden, milletin kanını-iliğini emen Masonlar dan, Yahudiler den, Türkiye yi Rusya ya peģkeģ çekmeye ve bayrağı indirmeye niyetli kızıl komünistlerden devleti, milleti, bayrağı ve dini kurtarmak arzusunu duyan ve Türkün Türk ten baģka dostu olmadığını bilmenin verdiği arınmaya yönelik bir tepki oluģturmuģtur. 315 Bundan dolayı komünizmle mücadele sürecinde fikirleriyle etkin olmuģ Ģahsiyetlerin sosyolojik yapısını, sahip olunan siyasi dünya görüģü, içinden gelinen toplumsal yapı, iktisadi durumları, temel muhalefet alanları ve komünizme bakıģları açısından değerlendirmeye çalıģtığımızda genel olarak Ģu benzerlikleri ve ortaklıkları görebiliriz: Sahip oldukları değerler itibariyle milliyetçi ve muhafazakârdırlar. Bu anlamda sağ siyasal yelpazeyi oluģtururlar. Milli birlik ve beraberliğin temeli olarak milliyetçiliği doğal toplumsal durum sayarlar. Dini ve dindarlığı milletin geleceği açısından vazgeçilemez bulurlar. Geleneksel kültürün hâkim olduğu kırsal demografik yapının çocuklarıdır. Geleneksel milli ve Ġslami kültürel değerlere bağlılıkları yüksektir. Siyasal sosyalleģmelerinin en belirleyici olduğu dönemlerde, kendilerine buyurulanın dıģında kalabilecek bir biçimde manevi olarak donanmıģlardır. Ekonomik olarak orta sınıf görünümüne sahip olmakla birlikte genel olarak yoksul kırsal kesimlerden büyük Ģehirlere gelerek eğitim almaya ve aldıkları eğitimle etraflarındaki dünyayı daha farklı okumaya baģlamıģ kiģilerdir. Tek Parti döneminin katı inkılâp uygulamalarını ve bu uygulamalara paralel olarak geliģen sol tandanslı özgürlük taleplerini, yaģanan manevi buhran ın temel sebebi olarak görürler. Genel olarak laikliği din karģıtlığı olarak algılamakta ve laiklik uygulamalarından duyulan hoģnutsuzluğu dönemin siyasal baskı ortamından dolayı dile getirememekte ve bu 315 BeĢir Ayvazoğlu (1991), a.g.m., 33.

117 107 dönemde artan sol görüģlere açık bir biçimde karģı olmakla birlikte, örtük bir biçimde laiklik uygulamalarına da karģı olmaktadırlar. Osmanlı bakiyesinden gelen tarihi deneyimlerin ve Soğuk SavaĢ döneminin artan dıģ ve iç baskılarının da etkisiyle Moskof un yeni yüzü olan komünizm, din ve millet düģmanı olarak algılanmaktadır. Bu kiģilere göre komünizm, Moskof un sinsi emperyalist emellerinin yeni adıdır. Yine bu kiģiler için vatanı, milleti ve dini komünizme karģı korumak, milletin ve devletin geleceğini korumak anlamını taģımaktadır. Sonuçta, komünizmle mücadele eden kiģilerin genel olarak, Tek Parti dönemi Kemalist politikaların bazı uygulamalarından hoģnut olmayan orta alt sınıf veya iyimser bir tabirle orta sınıf mensubu, baģka bir tabirle, yeni oluģmaya baģlayan taģra asabiyesinin eğitim-öğretim imkânlarından yararlanmıģ, milli ve manevi değerleri koruma kaygısına sahip çocuklarından oluģtuğunu söyleyebiliriz. Bu neslin mensuplarının sahip olduğu anti-komünizm, yüksek siyasette yer talep etmeleri karģılığında cumhuriyetçi seçkinlere uzatıkları bir zeytin dalı gibidir. BaĢka bir ifadeyle anti-komünizm, yukarıdan dayatılan millet/ulus tasavvurunu içinden çıktıkları toplumsal değerler dolayısıyla kabullenmeyen milli ve manevi değerleri yüksek sağ siyasal anlam dünyasına sahip insanların, sol tandanslı özgürlük taleplerine karģı iktidarla ve muktedirlerle ittifaka hazırız 316 demenin ifadesi olmuģtur. Komünizmle mücadeleye dâhil olanlar bu sayede Tek Parti iktidarı dönemindeki sert ve buyurgan inkılâp uygulamalarından dolayı iktidara ve devlete karģı yaģadıkları kırgınlıkların/küskünlüklerin etkisinden bir anlamda kurtulmaya çalıģmıģ ve milletin, devletin ve dini değerlerin esas sahiplerinin ve koruyucularının kendileri olduklarını söylemiģ olmaktadırlar. 316 Yüksel TaĢkın (2007), a.g.e., s.73.

118 108 IV. BÖLÜM KOMÜNĠZM TANIMLARI, MÜCADELE YÖNTEMLERĠ VE SĠYASAL MĠRASI 1945 sonrası siyasal yaģamımızda belirgin bir biçimde etkisi olan komünizmle mücadele ideolojisi olan anti-komünizm çerçevesinde birçok komünizm tanımı yapılmıģ ve yapılan bu tanımlara bağlı olarak komünizmle mücadele yöntemleri üretilmiģtir. Komünizmle mücadele amaçlı olarak üretilen yöntemler, yapılan komünizm tanımına ve bu ideolojinin algılanma düzeyine bağlı olarak, devlet merkezli sert mücadele biçimlerinden yumuģak ve uzun vadeli demokratik mücadele biçimlerine kadar değiģen içeriklere sahiptir Komünizmin Tanımlanma Biçimleri Komünizmle mücadele amaçlı olarak üretilen çoğu metinlerde, komünizme ve komünistlere dair yapılan bütün tanımlamalar oldukça belirgin bir biçimde ötekileģtirici benzetmelere ve imalara sahiptir. Komünizme ve komünistlere dair üretilen metinlerin ötekileģtirici imalar yönünden zengin olması yapılacak olan mücadeleye bir haklılık kazandırdığı gibi aynı zamanda korunmak istenen toplumun milli ve dini bütünlüğünü artırıcı bir amacı da içinde taģımaktadır. Bu çerçevede üretilen örnek birkaç ifadeye bakmak, anti-komünist yazındaki komünizm ve komünist algısının anlaģılması için örnek metinler olarak kabul edilebilir. Komünizmle mücadele sürecinde etkin isimlerden biri olan Fethi Tevetoğlu na göre Komünizmden korunmak ve komünizmle mücadele etmek için evvela düģmanı tanımak, doğru teģhis etmek lazımdır. Onun plan ve tertiplerini açıklamak, onu yenmenin ve yok etmenin ilk Ģartıdır. 317 Komünizmle mücadele etmek için yapılması gereken ilk iģ olarak onu tanımlama noktasında üretilen 317 Fethi Tevetoğlu, Türkiye de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, Yayınevi yok, Ankara 1977, s.8.

119 109 metinlerden biri olan Komünizm ve Ġslam adlı kitapta yapılan tanımlama, komünizmin, bu süreçte etkin olan kiģilerce nasıl algılandığına dair tipik bir örnektir: Ġdeolojisi Garbın fikir tezgâhlarında çoktan makaslanıp çöp sepetine atılmıģ olan komünizm, bugün bir fikir olmaktan ziyade bir korku ve ürperti veren frensiz bir egoizm ve korkunç bir emperyalizmdir. ( ) Sürekli olarak hayvansal içgüdüleri okşayan, maddeden başka mana âlemi tanımayan, manevi baskıyı hançerleyerek şuuraltındaki ihtirasları kırbaçlayan, Kremlin kasalarından şehvet pazarlarına, baldır bacak yazarlarına çil çil altunlar akıtan komünizm karģısında, dünya saadeti ve insan mutluluğu bugün ölüm kalım kâbusu içindedir. 318 Komünizmle Mücadele Birliği Dergisinin 1952 tarihli 2. sayısında yer alan Ömer Faruk Merdivenci nin yaptığı komünizm tanımında, o yıllarda komünizm kelimesinin çağrıģtırdıkları Ģöyle anlatılır: Komünizm Ġnsan bu kelimeyi söylerken bile tiksinti ve nefret duyuyor. Nasıl duymasın ki; Dinsiz, imansız, Allahsız bir rejim. Hayvandan farksız istikbalsiz, ümitsiz karanlık bir hayat. Anası babası kimdir bilinmeyen bir insan sürüsü. Yokluk, sefalet saçan bütün haklardan mahrum iktisadi bir nizam. Bir dilim ekmeği silah olarak kullanan devlet otoritesi ve bütün bunlar yetmiyormuģ gibi vicdan hürriyetine el koyan insafsız bir idare 319 Esasen Batı kaynaklı bir ideoloji olan komünizm, istiklal, hürriyet ve demokrasi aģkına sahip milletlerin birbirine bağlılığının düģmanı 320 olduğundan dolayı, amaçları olan kızıl tehlike yi baģarıya ulaģtırmak için hakikatleri konuģmayan komünizmi ve bu görüģü savunanları Tevetoğlu Ģöyle tanımlar: Gerçekte komünizm kuvvet değil, zaaf olduğu için yalana baģvurur. ( ) Komünistlerin aşağılık şahıslarında, bütün maddi ve manevi taraflarıyla bir psikopat, bir hırsız ve fahişenin her üçü birleşmiş halde temsil edildiklerinden, bu hasta ruhlu, hak ve hürriyetlere düşman, kirli ve mülevves yaratıklar, bütün sağlam, hak ve hürriyetsever, temiz insanlara düşmandırlar. 318 Fehmi Cumalıoğlu (1963), a.g.e., s.3 (vurgular bana ait) 319 Ömer Faruk Merdivenci, Gayemiz Komünizm BaĢta Olmak Üzere Her Kötülükle Mücadeledir, Komünizmle Mücadele Birliği Dergisi, Sayı 2, Ġstanbul 1952, s.5. (vurgular bana ait) 320 Fethi Tevetoğlu (1963), a.g.e., s.6.

120 110 ( ) Hayâ, iffet ve namustan yoksundurlar ( ) dinsizdirler ( ) ahlaksızdırlar ( ) cinsi sapıktırlar ve ifrittirler. 321 Manevi değerlerden yoksun olduğu yönünde oldukça negatif ve kriminal olarak tanımlanan komünizm, insanları ürkütmüģ ve onları komünizmle mücadele etmeye sevk etmiģtir. Neredeyse bütün yazdıklarında komünizmle mücadele eden Peyami Safa, davası nı Mâhutlar adlı kitabında Ģöyle açıklar: Benim komünizme karģı davam, iģtirak etmediği herhangi bir düģünceye, akideye ve sisteme karģı değildir. Yeraltında çalışan, sinsice arkadan vuran, memleketin bütün kutsal inançlarını, teessüs etmiş milli değerlerini, zevkini, hayat anlayışını temelinden yıkmaya çalışan ve bunu açıkça yapamayınca, edebiyat, resim, tiyatro, karikatür, mizah, günlük makale ve fıkra, dedikodu, iftira, her çareye el atan ajanlara ve kandırabildikleri aptallara karģıdır. 322 Bu temelleri yıkıcı ve tanınmamak için türlü maskeleri olan yani tek parti zamanında bilhassa laiklik, devletçilik, halkçılık, inkılâpçılık oklarına yapıģmıģ olarak bulunan 323 komünist ajanlara yani Mâhudlara ve kandırılmıģ aptallara yani Gafillere karģı mücadele etmek, milletin kutsal inançlarını ve değerlerini korumaya yönelik hayati bir mücadeledir. YaĢadığı dönemin önemli bir kiģiliği ve anti-komünist ideal bir tipi olan Osman Yüksel Serdengeçti de yukarıda yapılan tanımları özetleyen bir komünizm tanımı yapar: Komünizm, hakikat, sulh, din ve hürriyet düģmanıdır. Komünizm, tekâmülcülüğün ters tarafındadır. Gericidir, mürtecidir. Nitekim komünizm ırz düşmanı, fazilet düşmanıdır. Bunu biliyoruz ve komünizme karģı doludizgin bir mücadeleye atılıyoruz Fethi Tevetoğlu (1963), a.g.e., s (vurgular bana ait) Komünizmin ve komünistlerin 1930 ların Almanyasına benzer bir biçimde nasıl dehumanize edilerek, ilkelleģtirilerek ve cinselleģtirilerek negatif bir biçimde algılanmasının sağlandığına yönelik olarak, bu süreçte üretilen metinlerin bir çözümlemesi için bkz.: Aylin Özman-Aslı Yazıcı Yakın, Anti-komünist Fanteziler: Doğa, Toplum, Cinsellik, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s Peyami Safa, Mâhutlar, Toprak Dergisi Yay., Ġstanbul 1959, s.49. Peyami Safa bu eserinde Mâhudları Moskova nın emrinde, Gafilleri de Mâhudların tesirinde olanlar olarak tanımlar. (vurgular bana ait) 323 Remzi Oğuz Arık, Türk Gençliğine, Hareket Yay., Ġstanbul 1968, s Osman Yüksel Serdengeçti, Mabetsiz ġehir, Bütün Eserleri 1, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., Ġstanbul 2008, s.173. (vurgular bana ait)

121 111 Gerçektende bu ve benzeri birçok komünizm ve komünist tanımının yapıldığı 1950 li yıllardan itibaren Türkiye de komünizmle mücadele doludizgin bir biçimde yapılmaya baģlanmıģtır Komünizmle Mücadelede Yöntemler ve EleĢtiriler Anti-komünist yazında ve söylemde çokça yer alan ve Atatürk e ait olduğu öne sürülen Ģu ifade, komünizmle mücadeleyi ve bu mücadelenin zaruriliğini özetler niteliktedir: ġurası unutulmamalıdır ki: Türk âleminin en büyük düģmanı Komünistliktir. Görüldüğü yerde ezilmeli! 325 Bu ifade komünizmle mücadele amaçlı olarak üretilen fikirlerin temeli kabul edilmiģ ve anti-komünist fikirlerin kendilerini temellendirdikleri bir söylem olarak ilgili yazında çokça kullanılmıģtır. Komünizmle mücadele etmeyi Atatürk gibi kurucu bir iradeye dayandırmak, yürütülen mücadeleye haklılık ve meģruluk kazandırdığı gibi, bu mücadelenin aynı zamanda bir devlet iģi olması gerektiği örtük de olsa vurgulanmak istenmiģtir. Komünizmle mücadele etmek için üretilen metinlerin neredeyse tamamı antikomünist ideoloji sahibi olan sağ görüģlü kiģilerin üretimleridir. Bu kiģilerin ürettiği komünizmle mücadele yöntemleri, o yöntemi üreten kiģiye göre büyük farklılıklar göstermemektedir. Kimileri devletin ana aktör olduğu ve sert olarak nitelenebilecek yöntemler üretirken, bir baģkası da, devleti dıģta bırakmayan ama daha yumuģak ve uzun vadeli mücadele yöntemleri üretmeye çalıģmıģtır. Komünizmle mücadele yöntemleri öneren yazarlar arasında, devlete merkezi rol biçen ilk kiģilerden biri Nejdet Sançar dır. Sançar bilindiği gibi 1930 lu yıllardan itibaren milliyetçi/turancı hareket içinde yer almıģ ve bundan dolayı da değiģik 325 Fethi Tevetoğlu, Türkiye de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, Ankara 1967, s.8; Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, Tüm Fasikül Kapakları, Ankara Ancak bu sözün gerçekliğinin tartıģmalı olduğu Rasih Nuri Ġleri tarafından ileri sürülmektedir. Ġleri bu konu hakkında Ģu görüģleri ileri sürer: Atatürk 5 Ağustos 1929 tarihinde EskiĢehir demiryolu istasyonunda, kendisini karģılamaya gelenlerle konuģmuģ ve sonunda orada bulunan Temyiz Mahkemesi üyelerine birkaç söz söylemiģtir. Bu konuģma Hâkimiyeti Milliye de Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıģtır. Bu demeç Ģöyledir: Türk milletinin sosyal düzenini ihlale yöneltilmiģ didinmeler boğulmaya mahkûmdur genel olarak ana fikri böyle olabilecek olan demeç, 1947 tarihinde Millet gazetesinde daha sonraları 1964 tarihinde Fethi Tevetoğlu tarafından Toprak dergisinde yayınlanmasından itibaren de Atatürk ün Komünizme karģı tarihi emirleri olarak anılmaya baģlamıģtır. Bu konu için bkz.; Rasih Nuri Ġleri, Atatürk ve Komünizm, Scala Yay., Ġstanbul 1999, s

122 112 zamanlarda dönemin hükümetlerinin gadrine uğramıģ biridir. Sürekli olarak komünizmle mücadele içerikli yazılar kaleme almıģ olan Sançar, komünizm tehlikesini Ģöyle tanımlar: Türkiye için bugün üzerinde durulması gerekli tek mühim konu, komünizm meselesidir. Artık ekmek ve su gibi en lüzumlu maddeler dahi, komünizmden sonra düģünülmesi gereli Ģeyler haline gelmiģtir. Çünkü komünizm Türkiye nin varlığını korkunç Ģekilde tehdit etmekte ve bu tehlike günden güne daha gözle görülür bir hal almaktadır. 326 Komünizmi ülke varlığını tehdit eden ve toplum için ekmek ve su gibi temel maddeleri dahi ikincil konuma düģürten bu tehlike, esasında Rus emperyalizmi tehlikesidir ve bu tehlike/tehdit ile mücadele konusunda Sançar ın görüģleri Ģöyledir: Komünizmle mücadele, ancak, devlet eliyle yapıldığı takdirde verimli olabilir. ġahısların veya teģekküllerin mücadeleleri da faydalıdır ama, bu Ģekildeki mücadeleler hiçbir zaman komünizmi yok edemez. Çünkü komünizm bir devlet eliyle ve devlet imkânları ile yürütülen bir harekettir. Böyle bir hareketi de ancak, hedef olan devlet, kendi imkânlarıyla anlayabilir. ( ) Komünizmle mücadele bir devlet işidir. 327 Komünizmle mücadele yöntemleri konusunda açık önerileri olmayan ama devlete merkezi bir konum atfeden Nejdet Sançar dan farklı olarak baģka yazarlar daha açık bir biçimde bu konuda yapılacakları sıralamıģlardır. Türkiye de artan komünist tehlikesinin varlığına dikkat çeken Mümtaz Turhan, komünizmle mücadele etmek için yapılması gerekenleri Ģöyle sıralamıģtır: Toplumda siyasi istikrar ve huzurun temini, idarenin cezri ve müessir bir Ģekilde ıslahı, maarif sisteminin memleket ihtiyacına göre ıslahı, kalkınmada rol alacak ilmi ve teknik mütehassısların yetiģtirilmesi ve son olarak da ilmi müesseselerin takviyesi ve ilmi araģtırma teģkilatlarının kurulması 328 gerekmektedir. Turhan ın önerdiği komünizmle mücadele yöntemi, daha çok akademik bir görünüme sahip olsa bile, önerdiği çözümler özü itibariyle devlet merkezli yöntemlerdir. 326 Nejdet Sançar, Türkçülük Üzerine Makaleler, Kamer Yay., Ġstanbul 1995, s Nejdet Sançar (1995), a.g.e., s Mümtaz Turhan, Türkiye de Komünizm Tehlikesi Var mıdır?, Komünizm ve Komünistlere Karşı Türk Basını, Fasikül 1, Ankara 1965, s

123 113 Komünizmle mücadele amaçlı olarak kurulan bütün oluģumların içinde yer alan Nurettin Topçu, biraz da eleģtirel bir üslupla, komünizmin ortadan kaldırılması için, büyük devlet bütçesine ve muhtekir tüccarın heveslerine ve lütuflarına el uzatarak değil, Ģarlatanlıklarla ve tezyiflerle değil, kalplere uzanan rahm ü Ģefkat ellerinin bütün dertli gönüllere deva sunmasını bilen samimiyeti ile davranmak gerektiğini belirtmesiyle, içinde bulunduğu sağ siyasi yelpazenin özel bir yerinde durur. Bu ve benzeri görüģlerinden dolayı aynı dönemi yaģayan diğer siyasi ve entelektüel çevreden ayrılır. Ona göre, millet dertlerini bir tarafa bırakarak komünizmi boğazlayacağız diye çırpınmak vehim avcılığından ileri gidemez. 329 ve komünizmle mücadelede devlete merkezi rol biçer: [Uygulanacak olan] Ģiddet ve tehdit bugün onu sustursa bile, yarın kat kat kuvvetini artırmasına yarayacak, bugünkü tehlikeyi yarınki felaket haline getirecektir. Komünizmin kuvvetini yok etmek istiyorsak yapacağımız baģka bir Ģey de millet ve memleket davalarının hepsine el koymaktır. Tarlasından okuluna kadar, kaldırımlarında sürünen çocuğundan gecekondu sefaletinin kurbanlarına kadar, iģçisi, kiracısı, köylüsü, gazetecisi ve dilencisi, bu insanların hepsi ancak devlet eliyle kurtuluģuna ve insanlığına kavuģabilecek, ya da devlet eliyle cemiyetteki yerini hayattan tasfiye edecektir. Devletin müdahalesine muhtaç olmayan tek meselemiz yoktur. 330 Komünizmle mücadele konusunda görüģ ileri süren yazarlardan biri de Muharrem Ergin dir. Ergin e göre komünizm bir fazilet, bir kurtarıcı, bir tekâmül, insanlığın derdine bir çare değildir. Bilakis o, insanlığın karģısına çıkan en büyük tuzak, bütün insanlığı tehdit eden sosyal bir zehirdir. Ergin e göre bir sosyal zehir olan komünizm zehrinin üç panzehiri vardır: a- Kuvvet (polis, istihbarat, idare, adliye, ordu), b- Milli kültür, c- Ġktisadi refah. 331 Ergin in önerdiği komünizmle mücadele yöntemleri, belirgin bir biçimde devlet merkezli ve sert bir muhtevaya sahip gözükmektedir. 329 Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Dergah Yay., Ġstanbul 1999, s.27. Nurettin Topçu, komünizm üzerine daha incelikli olarak düģünmeye çalıģmıģ biridir. Onun birçok eseri bu bağlamda ele alınabilir. Komünizm Karşısında Yeni Nizam ( Milliyetçiler Derneği Yay. Ġstanbul 1960) adlı eseri bu alanda verdiği ilk eserlerden biridir. 330 Nurettin Topçu (1999), s Muharrem Ergin, Türkiye nin Bugünkü Meseleleri, Güryay Matbaacılık, Ġstanbul 1975, s

124 114 Komünizmle mücadele amaçlı olarak üretilmiģ yazılardan biri de Yeni Ġstanbul Gazetesi imzasını taģıyan Komünizmle Mücadele Yolları 332 adlı yazıdır. 24 maddeden oluģan bu yazıda, komünizmle mücadele konusunda baģta eğitimin içeriğinin ve uygulamasının milliyetçi ve dindarlaģmasının yanında, emniyetin ve yargının da içinde olduğu kimi düzenlemelere kadar geniģ, kapsamlı ve köklü öneriler sunulmaktadır. Yine aynı dönemde II. Kuvay-ı Milliye Derneği, komünizmi önlemek amacıyla 33. maddelik bir bildiri yayınlamıģtır. Bu bildiride bilinen komünistlerin teģhir edilmesi, kanunların ve kitle iletiģim araçlarının etkin kullanımı, anti-komünist bilgi ve belgelerin yaygınlaģtırılması, milli müesseselere komünist sızmaların engellenmesi, komünistlerin ihbar edilmesi ve sistematik teģhir ve yıldırma kampanyasının düzenlenmesi, komünizmin insanlara yaptığı zulümlerin anlatılması, komünizmle mücadele eden milliyetçi derneklere üye olunması vb. 333 gibi önlemler sıralanmıģtır. Komünizmle mücadele yöntemleri ne Mithat Tüfekçi nin Komünizmle Mücadele Esasları ile Aykut Edibali nin Komünist Ġhtilale KarĢı Tedbirler adlı çalıģmaları da örnek olarak verilebilir. Diğerlerinde olduğu gibi bu yazarlar da ürettikleri yöntemlerde, örtük de olsa devlete merkezi bir konum vermekte ve bu konuda yapılacakları ayrıntılı bir biçimde sıralamaktadır. Mithat Tüfekçi ye göre komünizme karģı mücadele yöntemleri tespit edilirken, Komünistler hangi silahlarla savaģıyorlarsa aynı silahlarla savaģılmalıdır. anlayıģı benimsenmelidir. Yazar kitabında, komünistlerin ideolojilerini yaymak için bilgi ye, ideoloji ye ve teģkilat a sahip olduklarını ve öyle hareket ettiklerini, bu yüzdende aynı yöntemlerin onlara karģı uygulanması gerektiğini vurgular. Mithat Tüfekçi ye göre komünizmle mücadele esasları özetle Ģöyle olmalıdır. 1- Bilgi: Komünizm bütün mahiyeti ve amaçlarıyla bilinmeli, ilmi olarak tetkik edilerek tanımlanmalıdır. Bu, mücadelenin sebebini oluģturacaktır. 332 Yeni Ġstanbul Gazetesi, Komünizmle Mücadele Yolları, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Gazetecilik ĠĢletmesi Matbaası, Ġstanbul 1972, s Bu yazı, çalıģmanın sonunda yer alan ekler bölümünde 6. Ekte bulunabilir. 333 II. Kuvay-ı Milliye Derneğinin 5 Numaralı Bildirisi, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Gazetecilik ĠĢletmesi Matbaası, Ġstanbul 1972, s

125 İdeoloji: Milli ruh ve Ģuurun oluģturduğu bütüne dinin de eklenmesiyle komünizmle mücadelede kullanılacak ideoloji üretilmelidir. Ġdeolojik faktörlerin en önemlisi dindir. Bizde de bu en iyi biçimde Ġslamiyet tir. Ġslamın yolundan gidildiğinde imanlı, ahlaklı bir toplum meydana getirilir. 3- Teşkilat: Komünizmle mücadeleyi bir teģkilata bağlamak yerine her fert üzerine düģen aktiviteyi yapmalıdır. Mithat Tüfekçi, komünizmle mücadele konusunda, bu üç yönteme ilave olarak Ģu esasları da baģarı için zorunlu sayar: KarĢı propagandanın etkin kullanımı, kitle iletiģim araçlarının bu yönde hareket etmesinin sağlanması; kanuni olarak polis teģkilatının, yargının ve idarenin halkın katılımını da yanına alarak birlikte hareket etmesi bu mücadelede oldukça önemlidir. Ayrıca yazara göre, bu mücadelede, insanların komünistleri tespit edici hususları bilmesi, komünist olan kiģilerin etraflarına fikirlerini yaymalarının önlenmesi için onların adli mercilere bildirmesinin gerekli olduğu belirtilmiģtir. Daha sonra, gerektiğinde her vatandaģın, komünistleri ihbar eden, itham eden ve Ģahit olan kimseler olması sağlanmalı ve bunların milli, dini ve ahlaki bir görev olarak bilinmesi 334 gerekmektedir. Aykut Edibali Komünist Ġhtilale KarĢı Tedbirler adlı kitabında amacının, Türkiye nin yöneticilerine ve aydın kadrolarına tarihi vazifelerini hatırlatma ve onları uyarma 335 olduğunu belirtir. Edibali ye göre Türk toplumu, komünizmi yok etmek gibi hayati vazifeyi gerçekleģtirmek için acilen Ģu tedbirleri almalıdır: Türk halkının milli, ahlaki ve dini ideallerini pekiģtiren, kuvvetlendiren sosyo-ekonomik tedbirler alınmalıdır. 2- Türk toplum yapısını doğru tespit etmek için sosyoloji ve sosyal psikolojinin verileri ile çalıģan ilmi müesseseler kurulmalıdır. 3- Alınacak tedbirler acil ve uzun vadeli olmak üzere ikiye ayrılmalıdır: Acil tedbirler milletin varlığını korumak amaçlı olmalıdır, uzun vadeli tedbirler olarak, Türk toplumunu süratle geliģtirecek, ileri ve dengeli bir toplum haline getirecek olan reformlar yapılmalıdır. 334 Mithat Tüfekçi, Komünizmle Mücadele Esasları, Çağrı Matbaası, Yayın yılı ve yeri yok., s Aykut Edibali, Komünist İhtilale Karşı Tedbirler, Otağ Yay. Ġstanbul 1976, s Aykut Edibali (1976), a.g.e., s

126 Bu tedbirlerin uygulanmasında halkın yönetime katılması sağlanmalıdır. Bu tedbirleri iki ana baģlıkta toplayan Edibali, komünizme karģı alınacak tedbir önerilerini biraz daha detaylandırır. Bu detaylar Ģöyledir: 337 A. Toplum güvenliği için alınacak ilk tedbirler: 1- Fevkalade yetkilerle donatılmıģ adli bir konsey oluģturulmalıdır. 2- Komünizm mütehassıslarından oluģan sapık fikirleri ıslah hareketi baģlatılmalı ve yürütülmeli: Yakalanan komünistler telkinle ıslah edilmeye çalıģılmalı, piģman olanların beyanları ülke ve dünya geneline duyurulmalı, gizli yapılanmaların devlete bildirilmesi (ispiyon) sağlanmalı ve ıslah hareketine direnenler ibret olacak biçimde cezalandırılmalıdır. 3- Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulmalıdır. 4- Polis tedbirleri ıslah edilmeli ve yeni Ģartlara uygun hale getirilmeli, istihbarat hareketleri artırılmalı ve üniversitelerde güvenlik kuvvetleri oluģturulmalıdır. B. Diğer tedbirler: 1- Halkla yöneticiler ve aydınlar arasında kaynaģma hareketi baģlatılmalıdır. 2- Türk toplumunun yapısını ve ihtiyaçlarını doğru tespit için merkezi bir araģtırma teģkilatı kurulmalıdır. 3- Milli eğitim sistemi milli, ahlaki ideallere göre düzeltilmeli, müspet din eğitimi verilmeli ve milli ideallerle alakası olmayan faraziyeler okutulmamalı, halk ve okul eğitimi birleģtirilmelidir. 4- DanıĢtay ve Yargıtay milli ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmelidir. 5- Türk-Rus Kültür AntlaĢması iptal edilmeli, Rus-Çin elçilik çalıģanlarının sayısı azaltılmalı ve faaliyetleri kontrol altına alınmalıdır. Komünizmle mücadelede takip edilecek yöntemler konusunda manevi donanıma da vurgular yapan yazarlar vardır. Örnek olarak Galip Erdem komünizmle mücadele konusunda yapılması gerekenler arasında ilk olarak maneviyatı görür ve Ģu görüģleri ileri sürer: Komünizme karģı mücadelenin en müessir yolu manen kuvvetli olmaktır. Gönüllerin ve kafaların boģ kalmaması, iman ve bilgi ile doldurulmasıdır. 338 Ayrıca manevi donanımla ilgili olarak, Peyami Safa Ģu görüģleri de ileri sürer; Bizim manevi silah depomuz bomboģ. Kahrolsun 337 Aykut Edibali (1976), a.g.e., s Galip Erdem, Sosyalizm ve Milliyetçilik Üzerine Mektuplar, Ötüken Yay., Ġstanbul 1975, s.33.

127 117 edebiyatından bir basamak yukarı çıkamıyoruz: Kahrolsun irtica, kahrolsun komünizm. Güzel dilekler, fakat nafile. 339 Komünizmle mücadele konusunda daha yumuģak ve demokratik öneriler sunan Aydın Yalçın, konuyla ilgili olarak Ģu görüģleri ileri sürer: Demokratik düzen korundukça, memleket bir harp veya iç isyan sonucu anarģiye ve çıkmaza sürüklenmedikçe, komünizmin ne Türkiye de ne de baģka bir ülkede öldürücü bir maraz haline gelmesine imkân yoktur. 340 Yalçın a göre, komünizmin gerçek karģıtı Atatürkçülük, batılılık ve medeniyetçiliktir. 341 Yalçın, Türkiye de Ģimdiye kadar yürütülen anti-komünist mücadeleden iyi sonuç alınmadığını, ters yollara sürüklenildiğini ve iģin daha da tahrik edildiğini vurgular. Komünizmle mücadele sürecinde hükümetin mevcut imkânları iyi kullanmadığını, mücadelede etkisiz, cılız kaldığını ve bazen de ters yollar izlediğini söyler. Yalçın a göre komünizmle mücadelede doğru yöntem ; Üniversitelerde iktisat, sosyoloji, siyasi ilimler, atom fiziği, istatistik okuyan gençlere dönüp, Bunların hepsi boģ, Kur an-ı Kerim i aç sana yeter! diye cevap verdiniz mi, davayı baģtan kaybettiğiniz kabul etmeniz lazımdır. Modern çağlarda, sanayileģmiģ ve ilerlemiģ ülkelerin bünyesinde ortaya çıkmıģ olan Marksizm, sosyalizm ve komünizm gibi yeni akımlara, modern vasıtalarla ve silahlarla mukabele etmek Ģarttır. 342 Sonuç olarak komünizmle mücadelede takip edilmesi amacıyla ileri sürülen fikirlere baktığımız zaman, devlet merkezli bir mücadele yönteminin bütün yazarların metinlerinde belirgin bir biçimde kendini hissettirdiğini, ama buna karģın sorunun çözümüne yönelik demokratik önerilerin cılızlığını görürüz. Komünizmle mücadele amaçlı olarak üretilen metinlerde hâkim olan güvenlik endiģesinin kaynağı olarak, Soğuk SavaĢ döneminin dıģ baskısını ve buna bağlı olarak geliģen beka kaygısını görebiliriz. Bu amaçla üretilen fikirlerde milli, dini ve ahlaki araçlara belirgin bir biçimde vurgu yapılmaktadır. Fakat sosyal yapıdan kaynaklanan kimi problemlerin doğru tespiti yapılmadığı için, sorunların çözümüne yönelik fikirler de 339 Peyami Safa, Sosyalizm Marksizm Komünizm, Ötüken Yay., Ġstanbul 1979, s Aydın Yalçın, Demokrasi Sosyalizm ve Gençlik, Ak Yay., Ġstanbul 1969, s Aydın Yalçın (1969), a.g.e., s Aydın Yalçın (1969), a.g.e., s.230.

128 118 üretilmemektedir. Üretilen fikirlerde genel olarak toplumsal güvensizliği doğurucu, ötekileģtirici ve güç merkezli tedbirlerin varlığı daha belirgin bir haldedir Derneklerin Siyasi Hayata Mirası Türk siyasi hayatında komünizm kavramı, bu kavramı benimseyenleri yermek, onları ana siyasi sisteme muhalif oldukları gerekçesiyle marjinalleģtirmek gibi siyasi ve toplumsal fonksiyonlarının yanında, bu kavrama karģı olanların milli ve manevi ruhlarını alevlendirecek ve onların devlete, millete ve dine sahipliklerini hatırlatan ve bu değerleri koruma reflekslerini harekete geçiren duygusal anlamlarla yüklü olduğu için psikolojik, sosyal ve siyasal fonksiyonları da iģlevselleģtirmektedir. Türkiye de genel olarak sol siyasi çevrelerin savunduğu komünizm ile sağ siyasi çevrelerin sahip olduğu anti-komünizm, bir anlamıyla Tanzimat tan Cumhuriyet e kadar billurlaģan iki ana akımın mücadelesidir. Batıcı-medeniyetçilaik-sol akım daha çok sol siyasal görüģlere göndergeleri olan elitist ve Jakoben bir genel görünüm arz ederken bunun karģısında ise Doğucu-Ġslamcı-Türkçü/milliyetçi akım daha çok dini, milli ve geleneksel değerlere ve popülist sağ siyasal görüģlere daha yakın durmuģtur. Komünizm ve anti-komünizm mücadelesi, bu iki ana siyasi ve düģünsel akımın yaģadığı ideolojik çekiģmelerinin 1945 sonrası ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik önceliklerin ve korkuların aldığı yeni boyut olarak da okunabilir. Türkiye de bir siyasi söylem olarak ortaya çıkan komünizmle mücadele, Türkiye nin parlamenter sisteme geçiģ sürecinde, bu mücadelenin önemli bir taraftarı olan sağa devletin, milletin dirliğini ve düzenini koruma, dinin görünürlüğünü artırma ve bu kurumların geleceğine sahip çıkma gibi yeni roller yüklemiģtir. 343 Ancak sağ siyasal düģüncede oldukça geniģ bir anlam ağırlığı olan anti-komünizmi Soğuk SavaĢ döneminin bir gereği olarak, salt bir Amerikan ihraç ürünü gibi değerlendirmek yanlıģtır. Çünkü ABD tarafından teģvik edilen, materyali sağlanan, 343 Orhan Türkdoğan, Sosyal Şiddet ve Türkiye Gerçeği, TimaĢ Yay., Ġstanbul 1996, s.179.

129 119 bunun da ötesinde ABD hegemonyasının savunusuyla özdeģleģen bir niteliği olduğunu gözden kaçırmamak 344 koģuluyla, Türkiye nin iç siyasi ve toplumsal değiģim dinamiklerinin de anti-komünist siyasal duruģun oluģmasında önemli etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Komünizmle mücadele sürecinde üretilen söylemlere ve ortaya konan kimi eylemlere bir referans olarak kullanılan anti-komünizm, Ġslamcı, muhafazakâr, liberal ve milliyetçi dallarıyla Türk sağının Kemalizmle veya devletle ve devletlû entelijensiya ile barıģmasının ideolojik zemini olarak da okunabilir. 345 Bu anlamda 1940 larda Türkçü-Turancı akımın resmi milliyetçilikle olan gerilimli iliģkisi sonucunda marjinal bir alana itilen ve bir aydın hareketi konumuna dönüģen Türkçülüğün, 1950 li yıllarda anti-komünizmle mayalanması sonucunda, 1960 sonrası siyasal alana yakın milliyetçiliğin ve bu arada MHP nin Ģekillenmesinde etkili olması 346 bu barıģmanın gerçekleģtiğini bize düģündürtmektedir. AP gibi iktidarda ve CKMP/MHP gibi Mecliste olan meģru siyasi partiler etrafında toplanmakta olan, çoğunluğu taģra asabiyesinin çocukları, sahip oldukları antikomünizmle yüksek siyasette yer talep etmiģler ve amaçlarının rejimin temellerini yıkmak olmadığını, sadece meģru görülen iktidarı talep ettiklerini söylemek istemiģlerdir. 347 Komünizmle Mücadele Dernekleri baģta Ġstanbul, Ankara ve Ġzmir olmak üzere birçok Ģehirde özellikle genç kitlelerin siyasal sosyalleģmesinde etkili olmuģ ve bu kitleleri, Türk milliyetçiliği saflarına katılmaya ve onları anti-komünizm söylemi ile dönemin sol hareketlerine göre daha iyi örgütlemiģtir. Bu durumun oluģmasında DP ve AP gibi hükümetler diğer radikal hareketlere göre daha sempatik ve yumuģak davranmaları etkili olmuģtur. Neredeyse komünizmle mücadele amaçlı oluģan platformlar, genel olarak kin dolu bir anti-komünizm üretmesine 348 rağmen bu durum özellikle AP için büyük oranda sorun olmamıģtır. Bu platformlarda üretilen söylemin 344 Tanıl Bora, Türkiye de Siyasal Ġdeolojilerde ABD/Amerika Ġmgesi, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce Cilt 3, Modernleşme ve Batıcılık, ĠletiĢim 2002, s Tanıl Bora, Türk Sağı: Siyasal DüĢünce Tarihi Açısından Bir Çerçeve Denemesi,, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, ĠletiĢim Yay. Ġstanbul 2012, s Tanıl Bora, Milliyetçiliğin Kara Baharı, Birikim Yay., Ġstanbul 1995, s Yüksel TaĢkın (2003), a.g.m., s Feroz Ahmad (1996), a.g.e., s.200.

130 120 sahipleri Rusya ve komünizm algılarına bağlı olarak, anti-emperyalist olduklarını iddia etmiģler, ancak ABD nin emperyal siyasetini görmemiģlerdir. Bu anlamda Türkiye deki sağ siyasi akımlarda uzun müddet en önemli siyasi tutkal ve propaganda vasıtası olan anti-komünizm, teorik açıdan ciddi bir eleģtirellikten ve iç tutarlılıktan uzaktır. Anti-komünizmin eleģtirellikten ve iç tutarlılıktan uzak olması aynı zamanda onu bu denli popüler ve etkili kıldığı gibi, siyasal konjonktüre ek olarak, sosyal psikolojide hali hazırda bulunan, çeģitli vesilelerle canlı tutulan bir düģman imgesinden beslenmesinden kaynaklanmaktadır. 349 Ayrıca, dini muhafazakârlığın tükenmez bir kaynak olarak anti-komünizmin popülerleģtirilmesinde kullanılması ve dinin milliyetçilikle beraber yürütülen bu mücadeleye kuvvetli bir meģruluk sağlaması ve bir nevi bu mücadelenin entelektüel aurasını da oluģturmuģtur. 350 Sahip oldukları anti-komünist siyasallığı açık bir biçimde ortada olan Milliyetçiler Derneği ve Türk Gençlik Derneği gibi derneklerin militan unsurlarını temsil eden Komünizmle Mücadele Derneği, özellikle solculara ve bilhassa 1961 yılında kurulan ve 1965 yılında 15 milletvekili ile TBMM de yer alan ve legal alanda görünürlüğü artmaya baģlayan sosyalist Türkiye ĠĢçi Partisi ne 351 karģı Ģiddet içeren 349 G. Gürkan Öztan (2011), a.g.m., s Taha Akyol, Sağın Tabanı Tavanı YenileĢmeye Zorluyor, Vatan Millet Pragmatizm içinde (Röportaj: Hıdır GöktaĢ-RuĢen KeleĢ), Metis Yay., Ġstanbul 1991, s.207. Anti-komünizmin popülerleģmesinde dinin kullanımına dair daha geniģ bir açıklama için bkz.: Tanıl Bora (2012), a.g.m., s Türkiye ĠĢçi Partisi kuruluģu, tüzüğü ve daha fazlı bilgi için bkz.; Ergun Aydınoğlu, Türkiye Solu ( ), Versus Yay., Ġstanbul 2007, s ; Çetin Yetkin, Soldaki Bölünmeler, Toplumsal DönüĢüm Yay., Ġstanbul Türkiye ĠĢçi Partisi (TĠP), 13 ġubat 1961'de, 1961 Anayasasının getirdiği demokratik ortamda, 12 sendikacı tarafından kurulmuģtur. Kurucular, ġaban Yıldız, Kemal Sülker, Kemal Türkler, Ġbrahim Güzelce, Ali Demir, Ġbrahim Denizcier, Adnan Ardan, Avni Erakalın, Kemal Nebioğlu, Hüseyin UslubaĢ, Ahmet Muslu ve Salih Özkarabay dır yılında kurucular, halk ve iģçi sınıfı ile aydınları buluģturmak amacıyla, sol düģünceli aydınları partiye çağırmıģlar ve Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Adnan Cemgil, Nazife Cemgil, Cemal Hakkı Selek, Yunus Koçak, Fethi Naci ve daha birçok aydın partiye üye olmuģlardır. Kurucu genel baģkanı sendikacı olan Avni Erakalın'dı. Kurucular Doç. Dr. Mehmet Ali Aybar'a genel baģkanlık önermiģler ve Aybar genel baģkan olmuģtur. TĠP, 1965 seçimlerinde, 54 ilde, %3 oy almıģ ve TBMM'ye 15 milletvekili gönderebilmiģtir: Mehmet Ali Aybar, Rıza Kuas, Muzaffer Karan, Tarık Ziya Ekinci, Sadun Aren, Yahya Kanbolat, Cemal Hakkı Selek, Adil Kurtel, Behice Boran, Yunus Koçak, ġaban Erik, Yusuf Ziya Bahadınlı, Ali Karcı, Kemal Nebioğlu, Çetin Altan de Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya yı iģgali partiyi ikiye bölmüģtür. Aybar, iģgali destekleyen Behice Boran ve arkadaģlarına tepki göstermiģ ve 1969'da genel baģkanlıktan istifa etmiģtir seçimlerinde de %3 oy almasına rağmen, seçim kanununun değiģmiģ olması nedeniyle parti ancak 2 milletvekilliği (Mehmet Ali Aybar ve Rıza Kuas) kazanabilmiģtir. 1971'de Aybar parti üyeliğinden de istifa etmiģ ve bu arada TĠP içinde gruplaģmalar ortaya çıkmıģ ve ayrılmalar yaģanmıģtır. 12 Mart 1971 muhtırası

131 121 eylemlere aktif olarak katılmıģtır. Bu tip bir milliyetçiliğin ihtilalden sonra yeniden canlanmasının temel sebebi her türden sosyal akımlara karģı muhalefettir. Genel özellik itibariyle bu döneme kadar milliyetçi akım, savunmacı ve muhafazakâr niteliklidir. Bu yüzden sosyal içerikli fikirlere, komünist ve yıkıcı olduğu gerekçesiyle karģı çıkmaya ve tarihte buluğu geleneksel erdemleri yüceltmeye meyillidir. 352 Bu anlamda Türkiye de var olan milliyetçi ve muhafazakâr akımların bir çatı örgütü olan Komünizmle Mücadele Dernekleri ürettikleri söylemle, dünyevileģmeye karģı bir direnç, mevcudun muhafazasını ya da değiģimin belirli sınırlar içinde kalmasını sağlamak için kullanılan en kuvvetli cihazlardan birini, yani anti-komünizmi üretmiģtir. Anti-komünizm, baģlangıç safhasında ve uzun seneler boyunca geleneksel toplumsal yapı değiģirken, bu değiģime göğüs germek için müracaat edilen bir ideoloji olarak iģlevselleģtirildiği için, modernleģmeye bir tepki ideolojisi olarak da okunmayı hak eder. 353 Ancak aynı zamanda genel olarak antikomünizmi savunan kiģilerin ürettiği söylemlere baktığımızda, temel milli ve dini değerlerin sarsılmazlığını, değiģtirilmezliğini ve nihayetinde korunmasının zorunluluğu algısının kabulünü göreceğimiz için, bu kiģilerin siyasal olarak muhafazakâr bir dünya görüģüne sahip olduklarını ve bu anlamda modernitenin getirisi olan geleneklerin yıkılması, sekülerleģme, farklılıklara ve değiģime açık olma gibi durumlara Ģüpheyle yaklaģtıklarını ve bu anlamda da mevcut toplumsal ve kültürel yapıyı bozmayacak bir modernleģmeden yana olduklarını söyleyebiliriz. Türkiye de özellikle Tek Parti politikalarının radikal bir biçimde, Kemalist siyasi ve kültürel elitler tarafından uygulanması sırasında, olası bütün muhalifler, rejim düģmanı olarak susturulmuģlardır. Bu durum halk nezdinde iktidara bir küskünlük ve iktidardakilere karģı da örtük bir kızgınlık geliģtirilmesi Ģeklinde bir sonuca yol açmıģtır. Bu dönemde dillendirilemeyen milliyetçi ve Ġslami tonlu muhalefet, çok partili hayata geçilmesiyle birlikte kendini daha çok anti-komünizm aracılığıyla ifade etme alanı bulmuģtur. Bu dönemde ayrıca artan Rus tehdidi ve ABD politikalarının iç siyasete yansımasında ifadesini bulan anti-komünizm, aynı sonrasında TĠP kapatılmıģtır. Ġlhan Darendelioğlu (1976b), a.g.e., s ;aclan Sayılgan (1976), a.g.e., s Kemal H. Karpat (2009), a.g.e., s Özgür Görkem, Türkiye de Antikomünizm Kaynaklarına Methal, Birikim, Sayı: 251/252, Ġstanbul 2010, s

132 122 zamanda toplumsal yapıdaki siyasal gerilimin ifadeleri olan vatan hainliği, kızıl tehlike ve satılmıģlar gibi kavramların oluģan yeni siyasal ve toplumsal alana girmesine neden olmuģtur. Toplumsal gerilimlerin nispeten daha az olduğu 1950 li yıllarda, dinsiz ya da gavur diye reformist muhalefete saldırılmıģtır. Fakat 1960 larda, radikaller, liberaller ya da sosyalistler için Komünist ya da Moskof, modern tekelci kapitalizmden yana olanlar için Mason ya da Siyonist terimleri kullanılmaya baģlanmıģtır. Her durumda çağrıģım esas olarak dinseldir - komünistler, masonlar ve Siyonistler bunların hepsi anti-ġslam 354 ve anti-türk milliyetçiliği olarak görülüyordu. Yani bu dönem Türkiye nin toplumsal yapısına toplumu ayrıģtırıcı, ötekileģtirici ve dıģlayıcı kimi kavramların daha çok girdiği ve oldukça iģlevsel olmaya baģladığı bir dönem olarak da anılabilir. Ayrıca 1950 lerden itibaren anti-komünizm hem devlet katında hem de toplumsal hayatta bir toplumsal kontrol mekanizması olarak kullanılmıģtır arası dönemde etkin olan Soğuk SavaĢ anti-komünizmi, Türkiye Cumhuriyeti nin varlığına iç ve dıģ düģmanlarca kastedildiği telakkisini ebedmüddet kılarak kronikleģtirmiģ, bu durum devlet ve halk katında çok yoğun bir tehdit algılamasının oluģmasına neden olmuģtur. Bu tehdit algılaması, geçmiģ birikimlerin de etkisiyle, bir beka sorunsalının doğmasına ve her zaman canlandırılabilir bir dava olarak milli hafızaya yerleģmiģtir. 356 Özellikle komünizmle mücadele sürecinin aktif olduğu yıllarda, siyasi ve toplumsal dolaģımda tutulan anti-komünizm, Türk milliyetçiliğinin anlam dünyasının önemli bir belirleyeni olduğu için, milliyetçilik, 1970 lerden itibaren anti-komünizme kodlanmıģ bir nevi iç harp ideolojisi iģlevi görmüģ 357 ve bir kriminalleģtirme, düģmanlaģtırma ve ĢeytanlaĢtırma söylemi 358 olarak siyasi hayatı negatif yönde etkilemiģtir. Aynı zamanda anti-komünizme bağlı olarak oluģan ve iç harp ideolojisi iģlevi gören bu siyasal tavır ve söylem, Türkiye de sol siyasal düģüncenin yani komünizmin geliģimini hem etkilemiģ hem de önemli oranda engellemiģtir. Bu 354 Feroz Ahmad (1996), a.g.e., s Sinan Yıldırmaz (2012), a.g.m., s Tanıl Bora, Kemal Can (1994), a.g.e., s Mustafa Çalık, Türk Milliyetçiliği Üzerine Bazı TartıĢma Notları, Türkiye Günlüğü, Sayı 16, Güz 1991, s Tanıl Bora (2012), a.g.m., s.14.

133 123 karģı koyuģlar sonucunda sol siyasal düģüncenin, projelerini hayata geçirmek için ordu gibi temel militarist kurumlara bel bağlamasına ve Atatürkçülük, ilericilik ve laiklik gibi kavramların ardına sığınmak gibi arayıģlara girmesine neden olmuģtur. Ancak Türkiye de komünizmin geliģmesine baģta devlet olmak üzere din, milliyet ve aile gibi temel kurumlar karģı koyduğu gibi, bizzat bu görüģleri savunanlar arasında yaģanan siyasal çekiģmeler ve Marksizmi okuma biçimlerinden doğan klikleģmeler de bu görüģün geliģmesine engel olmuģtur. Türkiye de komünizmle mücadele sürecinde Komünizmle Mücadele Derneklerinin de büyük katkısıyla oluģan anti-komünist söylemden sırasıyla baģta devlet olmak üzere, AP-Süleyman Demirel ve MHP-Alparslan TürkeĢ gibi 1960 sonrası Türk sağındaki partiler ve onların liderleri önemli oranda siyasi güç devģirmiģler ve bu alanın yarattığı milliyetçi ve muhafazakâr refleksleri yönlendirmiģler ve meyvelerini toplamıģlardır. 359 Bu durum özellikle 1963 yılında kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Dernekleri bağlamında değerlendirildiğinde, bu dernek üzerinde yaģanan AP-CKMP/MHP mücadelesini, AP, hükümet olmanın avantajlarını kullanarak kazanmıģtır. Ancak bu örgütsel kazanç, komünizmle mücadele sürecinin önemli insan sermayesinin Türk milliyetçisi olmalarından dolayı, aktif ve ideolojik bir güç olarak daha çok MHP nin geliģmesine hizmet etmiģtir. Daha sonraları, 1970 lerden itibaren, komünizmle mücadelenin siyasal mirasını sırasıyla AP, MHP ve Milli Selamet Partisi sahiplenmiģlerdir. Günümüzde bile bu partilerin bir biçimde uzantısı olan partiler de hala anti-komünist söylemin mirasçısı durumundadırlar. Ayrıca bu dönemde, komünizmle mücadelenin siyasal alandaki baskınlığı CHP yi arayıģlara itmiģ ve aynı zamanda TĠP nin (Türkiye ĠĢçi Partisi) olası gücünü sınırlamak ve zayıflatmak için bu partinin geliģtirdiği ortanın solu açılımı ile birlikte, CHP içinde kopmalar oluģmuģ ve Güven Partisi doğmuģtur. 360 Bu parti de, komünizmle mücadele sürecinde oluģmuģ olan siyasi bakiyeden siyasal gelir elde etmek istemiģ 361 ancak AP ve özellikle MHP nin devģirdiği güce hiçbir zaman ulaģamamıģtır. 359 Tanıl Bora, Kemal Can (1994), a.g.e., s Tanju Tosun, Türk Parti Sisteminde Merkez Sağ ve Merkez Solda Parçalanma, Boyut Yay., Ġstanbul 1999, s Bu konuda bkz: Milli Güven Partisi, Anarşi ve Komünizme Karşı Mücadele (Belgeler), Ayyıldız Matbaası, Ankara 1972

134 döneminde gündeme gelerek çeģitli kitap, dergi ve gazete sayfalarında tartıģılan konu baģlıklarını makro düzeyde Ģu kavramlar oluģturmuģtur: ÇağdaĢlaĢma, az geliģmiģlik, feodalizm, Asya tipi üretim tarzı, Osmanlı toprak sistemi, köy sorunu, bağımsızlık, toprak reformu, yabancı sermaye, sosyal adalet, kalkınma, sanayileģme, Doğu sorunu, planlama, kalkınma modelleri ve bunlara bağlı olarak devletçilik, liberalizm, sosyalizm, milliyetçilik ve milliyetçiliğin çeģitli yorumları. 362 Bu kavramların üretilmesinde milliyetçi çevrelerin de katkısı olmakla birlikte, bu çevrelerin sahip olduğu anti-komünist bakıģtan dolayı, yukarıda adı geçen kavramlar daha çok devlet, millet ve din merkezli olarak savunulmuģ ve bu yüzden bu kavramların Türk toplumuna yönelik olarak özgün üretimleri, TKMD lerin etkin olduğu dönemlerde maalesef ortaya konulamamıģtır. Bu duruma bir örnek olarak Türkiye de komünizmle mücadele amaçlı kurulan bütün derneklere genel olarak baktığımızda, toplumda yaģanan düģünce hürriyeti, insan hakları, yoksulluk, iģsizlik gibi toplumsal ve iktisadi problemlere yönelik bütünlüklü ve tutarlı projeler üretilmediğini ve yürütülen mücadelenin genel olarak ideolojik ve eylemsel düzeyde kaldığını ve en iyisinden sadece bir niyet olarak taģındığını söyleyebiliriz. Bu niyetin tek örneği 1963 yılında Ġzmir de kurulan TKMD nde bulunabilir. Bu anlamda TKMD, Türkiye nin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir niyete sahip olmuģ, bunu istemiģ, ama bu yönde somut adımlar atmamıģtır. Bu durumun en açık örneğini TKMD Faaliyet Raporunda yer alan Ģu satırlarda bulabiliriz: Bizde komünizmle mücadele denince; daha ziyade kültürel çalıģmalar, konferans ve seminerler, gösteri ve yayınlar akla gelmektedir. Devamlı ve muhtevalı proğramlar halinde takdim edildiği takdirde, zikredilen faaliyetlerin faydası ve lüzumu aģikârdır. Esasen Ģube ve temsilciliklerimizden bu çeģit hizmetler beklemekteyiz. Ancak mutad mücadele yolarının romantizmden sıyrılması, daha gerçekçi (realist) ve ilmi bir temele dayandırılması gereklidir. Kanaatımızca bunun en basit Ģartı; düģünce hürriyeti, insan hakları, toplum sevgisi, sosyal müsavat ve adalet, toprak reformu, içtimai ve iktisadi kalkınma Ģartları, köycülük, sanayileģme hamleleri, iģçi meseleleri ve hakları, 362 Bayram Kaçmazoğlu, 27 Mayıs tan 12 Mart a Türkiye de Siyasi Fikir Hareketleri, Birey Yay., Ġstanbul 1995, s.35.

135 125 patron ve iģçi münasebetlerinin ayarlanması, sendikacılık, toplu sözleģme, grev, açık ve gizli iģsizlik, açlık ve sefaletin giderilmesi çareleri, sosyal sigorta problemleri, özel teģebbüs, devlet müdahalesinin sınırları gibi rejim, iktisat ve sosyal siyaset mevzularında milliyetçi fikir ve görüģlerin açıkça ve tefferruatı ile ortaya konulmasından ibarettir. Bizim hasretini çektiğimiz dernek çalıģması budur. 363 Bu görüģleri belirten Dernek Genel Merkezi, toplumda yaģanan sosyal problemler hakkında Ģu görüģleri ileri sürmüģtür: Bugün yurdumuzda yapılmak istenen sefalet edebiyatını, gerçeğin sanat yolu ile ifadesi olarak kabul edebilmek için, bizim farzettiklerinden fazla saf olmamız lazımdır. Ancak ülkemizde sefaletin, iģsizliğin ortadan kaldırılması, hürriyet ve refahın eksiksiz olarak teessüsü için lüzumlu Ģartlar da hazırlanmalıdır. Türk milliyetçileri; fakirin daha fakir olması karģılığında, zenginin daha zengin olmasını mümkün kılan sistemin aleyhindedirler. Bu iki zıtlaģmıģ ucu birbirine yaklaģtıran tedbirleri araģtırmalı ve muvazene unsuru olarak bir orta sınıfın doğması temin edilmelidir.( ) Komünistler, iģçiler arasında sınıf Ģuurunu uyandırmayı baģlıca gayelerden sayarlar. Böylece iģçilerin sırtına basıp komünist ihtilalini vücuda getirebileceklerini düģünürler. Biz de; bu usulün antitezini bulmak, sınıflar arasında ahenk ve muvazeneyi tesis etmek, milli müesseseleri kuvvetlendirmek, Türk hars ve mukaddesatını korumak, ahlak, adet ve an anenlere uygun yaģamak, içtimai tesanüt fikrini yaymak, iģçilerimizi ve yoksulları gözetmek, fitre ve zekât gibi sosyal yardım borçlarımızı yerine getirmek mecburiyetindeyiz. 364 Bu metinde dile getirilenler niyet olarak kalmıģ ve herhangi bir biçimde bu dönemlerde uygulanmasına yönelik bir giriģim olmamıģtır. Türkiye de kurulan bütün Komünizmle Mücadele Dernekleri ni sağ siyaset içinde değerlendirdiğimizde, sağ siyaset, 1960 larda, hatta 1970 lerde, bugünkü meselelerimizin tohumlarını bünyesinde taģıyan çalkantılı dönemleri enine boyuna inceleyip sosyolojik, psikolojik, ekonomik vb. sebeplerini anlamaya çalıģmamıģ, bir anlamda komplo teorilerine daha fazla itibar etmiģtir. 365 Üretilen anti-komünist söylem iç tutarlılıktan ve eleģtirellikten yoksun olduğu için toplumsal sorunlara 363 TKMD İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu, s TKMD İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu, s BeĢir Ayvazoğlu (1991), a.g.m., s.38.

136 126 yönelik projeler üretilmesini, en iyisinden bir niyet olarak taģımıģ, yapılmak istenenlerin Ģer odakları tarafından engellendiği söyleminin ardına sığınmıģ, reaksiyoner ve çatıģmacı çözümlerin uygulayıcısı olma yönünde bir siyasallık üretmiģtir arası dönem ve sonrasında, 1961 Anayasasının getirdiği hak ve hürriyetler istismar edilmeye baģlanmıģ, sendikalar, dernekler ve benzeri kuruluģların büyük bölümü iç ve dıģ etkenlerle kuruluģ amaçlarının dıģına çıkarak, siyasi faaliyetlerin içine girmiģler, üniversite öğrencileri de bu faaliyetlerin içinde yer almaya baģlamıģ, derslikler kurtarılmıģ bölgeler olarak görülmeye ve her türden otoriteye, kurallara ve kanunlara uyulmamaya ve en kötüsü silahlı ve bombalı Ģiddet yanlısı eylemler baģ göstermeye baģlamıģtır. Herhangi bir tarafta olmayan aklıselim sahibi gençler okullara girememiģ, gençlik net bir biçimde sağ-sol diye bölünmüģ ve bu gençler çığ gibi büyümeye baģlayan ideolojik eylemlerin içinde bilinçsizce sürüklenmeye baģlamıģtır. 366 Toplumun ve özellikle de gençlik kesiminin bu biçimde sert bir ideolojik çatıģma ortamının içine çekilmesinde sol gruplar kadar sağ grupların ve Komünizmle Mücadele Derneklerinin yarattığı anti-komünist ideolojik yönelimler de büyük oranda etkili olmuģtur. Gençliğin, sağ-sol kutuplaģmasının yarattığı Ģiddet sarmalının içine çekilmesi sonucunda, bozulan toplumsal ve siyasal düzenin tesisine yönelik olarak da muhtıralar ve darbeler gelmiģtir. Bu durum, toplumun zaten düzene kavuģamamıģ/bütünleģememiģ yapısında ve toplumsal bellekte telafisi zor yaralar açmıģtır. 366 Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği, 12 Eylül Öncesi ve Sonrası, TTK, Ankara 1981, s.6.

137 127 SONUÇ Komünizme Mücadele Dernekleri ve bu derneklerin dillendirdiği antikomünist söylem, Osmanlı Ġmparatorluğu nun son dönemlerinden beri Türk toplumunda var olan Moskof imgesinin oluģturduğu dıģ düģman algısından büyük oranda beslenmiģ ve Soğuk SavaĢ dönemi SSCB ve ABD politikalarının iç politikaya yansıması sonucunda ortaya çıkmıģtır. Aynı zamanda bu dernekler toplumda, Tek Parti dönemi politikalarının katı laiklik uygulamalarının milliyetçi ve dindar çevreleri susturması ve arası dönemde CHP ve DP hükümetlerinin sol siyasal düģünceye bakıģındaki dıģlayıcı benzerlikten faydalanarak ortaya çıkmıģlardır. Bu dernekler 1950, 1956 ve 1963 yıllarında üç defa kurulmuģlar ve toplumda var olan negatif içerikli Moskof imgesi ve iç düģman olan komünizme ve komünistlere karģı engelleyici söylemler üretmiģlerdir. Komünizmle mücadele sürecinde etkin olan dernek ve bu sürece dâhil olan kiģiler, bu söylemleri üretirken milletin, dinin, devletin ve geleneksel kültürel değerlerin sahibi olunduğu ve bunları korumakla kendi geleceklerine sahip çıkacaklarını düģünmüģlerdir. Komünizmle Mücadele Derneklerinin kuruluģunda yer alanlar baģta olmak üzere, komünizmle mücadele söyleminin üretilmesine ve siyasal yaģamın anti-komünizm yönünde politize edilmesine katkısı olan birçok önemli kiģi de bu derneklerin ürettiği söyleme katkı yapmıģlardır. Bu katkılar dikkate alındığında Komünizmle Mücadele Dernekleri ve sahip oldukları anti-komünist muhayyile, Türk sağı nın 1930 lardan itibaren belirginleģen oluģumuna, 1950 li yıllardan itibaren açık bir biçimde katkı yapmıģ baģka adlarla kurulmuģ ve söylemi benzer olan derneklerin ve söylemlerin en önemlilerinden biri olmuģlardır. Bu çalıģmada vardığımız sonuçları ve çıkarımları Ģöyle özetleyebiliriz: Komünizmle mücadele sürecine ve bu süreçte ortaya çıkan Komünizmle Mücadele Dernekleri nin kuruluģuna ve ürettiği söyleme dâhil olan kiģiler genel olarak kendilerini Cumhuriyet politikalarının mağduru olarak görmüģler ve buradan kaynaklanan kırgınlıklarını ve küskünlüklerini, kendileri ile aynı dönemleri yaģayan sol siyasal görüģlü kiģi ve gruplara karģı sert bir kızgınlık olarak yansıtmıģlar ve

138 128 böylece mağduriyetlerini telafi etmeye çalıģmıģlardır. Komünizmle mücadele sürecine dâhil olanlar ve aynı zamanda Kemalist elitin yarattığı siyasi ve kültürel dünyanın uzağında kalanlar, bu derneklerin ürettiği anti-komünizm söylemi ile devletle, iktidarla barıģmaya çalıģmıģlar ve komünizm konusunda devletle aynı dili konuģmaya baģlamıģlardır. Komünizme karģı geliģtirilen ortak dil, bu kesimlerin devletle barıģmasını büyük oranda sağlamıģ gözükmektedir. Komünizmle mücadele süreci aynı zamanda Tek Parti dönemi inkılâplarının örtük ve yön değiģtirmiģ bir eleģtirisini içerir. Tek Parti dönemi uygulamalarına yönelik olan bu tutum, birkaç önemli istisna (Necip Fazıl Kısakürek, Nihal Atsız, Osman Yüksel Serdengeçti, Nurettin Topçu vb.) dıģında, bu eleģtirilerin çok açık bir biçimde dillendirilememesinin sonucunda ortaya çıkan kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla türünden Tek Parti uygulamalarının bir eleģtirisi ve yergisidir. Bir anlamda Komünizmle Mücadele Derneklerinin ürettiği kavramlar Kemalist modernleģmeye duyulan tepkilerin kümelendiği söylemlerin billurlaģmasını sağlamıģtır. Bu söylem, modernleģmenin Kemalist versiyonu temeline göre modernlik karģıtıdır. Bu süreçte, önce dindar çevrelerin küstürülmesi, sonra da resmi milliyetçiliğin dıģında kalan milliyetçi çevrelerin dıģlanması sonucunda, yaģanan küstürülme ve dıģlanmayı aģmak için ortaya çıkan Komünizmle Mücadele Dernekleri ve anti-komünizm söylemi milliyetçi, muhafazakâr ve Ġslamcı bir siyasallaģmanın aracısı olmuģtur. Komünizmle Mücadele Dernekleri ve bu süreçte etkin olan kiģilerin antiemperyalist olmaları sadece Rusya ve komünizm için söz konusu iken, ABD emperyalizmi ve onun kapitalist içeriği hiçbir zaman problem edilmemiģtir. Bu yüzden kendilerini anti-emperyalist olarak görmeleri tutarsız bir durum arz eder. Komünizmin bütün kötülüklerine vakıf olan bu söylemin/sürecin insanları, aynı hassasiyeti kapitalizme ve onun doğurduğu toplumsal sorunlara göstermemiģlerdir. Bu duruma bağlı olarak bu sürecin insanları kendilerini ve sahip oldukları antikomünist söylemi hiçbir zaman eleģtiriye tabi tutmamıģlardır. Bu yüzden de ülkede yaģanan sosyo-ekonomik ve siyasal sorunlara yönelik sağlıklı bir çözüm önerileri olmamıģ, bunun yerine, komünizmle mücadelede devlet merkezli sert ve dıģlayıcı çözüm biçimlerini sahiplenmiģler ve bunları dillendirmiģlerdir.

139 129 Ürettikleri ve sürekli olarak diri tuttukları kızıl komünist, satılmıģ vatan haini, Rus uģağı, din ve millet düģmanı vb. kavramlarla toplumsal ayrıģmanın taraflarından biri olan Komünizmle Mücadele Dernekleri ve anti-komünist söylemin sahipleri, Osmanlı Ġmparatorluğunun son dönemleri ile Cumhuriyet in Tek Parti döneminin ayrıģtırıcı, dıģlayıcı uygulamalarının farklı versiyonlarının üretilmesine büyük oranda katkıda bulunmuģlardır. Aynı zamanda TKMD ler Türk siyasal yaģamında bir siyaset etme biçimi olarak iģleyen ötekileģtirme pratiklerine tipik bir örnek teģkil ederler. Çünkü ülkemizde mevcut bütün siyasal pratiklere içkin olan temel refleks, biz in dıģında kalanları ötekileģtirmek ve onunla kurulan temel iliģki biçimi olarak da aģağılama, düģmanlaģtırma ve dıģlama Ģeklindedir. Bu durumun en bariz örneğini TKMD lerin ürettiği anti-komünist söylemlerde rahatlıkla görebiliriz. Komünizmle Mücadele Dernekleri ve ürettikleri söylemler Türk siyasetinin sağ ve sol olarak ikiye bölünmesini hızlandırmıģ ve oluģan kamplaģma sonucunda bu iki siyasal kutbun birbirleri ile sert iliģkiler yaģamasına, en az karģılarında oldukları sol siyaset kadar neden olmuģlardır. Aynı zamanda Türkiye deki bütün anti-komünist söylemin siyasal alandaki müstakbel sahiplenicileri, devletin dıģında, sağ siyasal duruģlardır. Anti-komünizmin toplumda siyaset ve devlet katında etkin ve güçlü olması, sol siyasal düģüncenin - sol un iç sorunları hariç tutulursa- büyük oranda önünü kesmiģ ve legal alanda geliģip güçlenmesine engel olmuģtur. Komünizmle mücadele eden kiģiler genel olarak yoksul, milli ve dini duyguları yüksek kırsal kesimin çocuklarıdır. Bu kiģiler, Cumhuriyet in eğitim sistemi içinde aldıkları eğitimle, içinden çıktıkları çevrenin durumundan ve yaģadıkları sosyo-ekonomik sıkıntılardan memnun olmayan ve bu durumu değiģtirmeye çalıģan reaksiyoner refleksleri güçlü ve yerlici özellikleri ağır basan kiģilerdir. Bu yüzden batılı, modern ve laik dünya algılarının büyük kent merkezlerindeki uygulanma ve yaģanma biçimlerine karģı hınç duymuģlardır. Kendilerinin ve ülkenin içinde olduğu bu durumu değiģtirmek için anti-komünist söylemi, dünyaya tutunma ve onu istedikleri yöne doğru dönüģtürme amaçlı olarak üretmiģler, kullanmıģlar ve eylemlerde bulunmuģlardır. Komünizmle mücadele sürecinde etkin olan kiģilerin çoğunluğu yukarıya doğur dikey bir hareketlilik

140 130 yaģamıģlar ve toplumda, siyasette ve kültürel yaģamda önemli konumlara antikomünist söylemin kendilerine sağladığı sosyal ve siyasal sermaye bu sürece büyük oranda katkı yapmıģtır. Toplumsal olana, daha doğrusu insana dair üretilen her türden düģüncenin siyasal göndergeleri vardır. Bu durumdan Komünizmle Mücadele Dernekleri de muaf olamaz. Her ne kadar TKMD nin tüzüğünde Derneğin siyasetle ilgisi yoktur yazsa bile yukarıda aktarmaya çalıģtıklarımız dikkate aldığında, oldukça siyasal söylemleri olan dernek tam anlamıyla siyaset yapmıģ ve siyasetin ortasında yer alan önemli bir siyasal aktör konumunda bulunmuģtur. Sonuç olarak komünizmle mücadelede etkin olan anti-komünist söylem, bütün göndergeleri ile düģünüldüğünde, milli ve dini olanın, bir direnme ideoloji olarak yaģanmasını sağlama gücüne sahiptir. Bu direnme ideolojisi nin üretildiği mecralardan biri olan Komünizmle Mücadele Dernekleri, Türk sağı nın tarihinde önemli bir yerde durur. Çünkü Türk sağı nın önemli meģruluk alanlarından biri olan anti-komünist söylem, onun devletle/iktidarla barıģmasını sağlamıģ ve etkisi dönemlere göre değiģse bile bu misyonundan hala vazgeçmemiģtir. Çünkü Türk sağı ndaki anti-komünist söylemin içini millet, din, devlet, bayrak ve bütün bu değerlerin korunmasına yönelik olarak üretilen beka kaygısı doldurduğu için, bu kavramların karģılık geldiği yapıya yönelik herhangi bir eleģtirinin dillendirilmesi veya bu yapıları en hafifinden esnetme giriģimi bile, Türk sağı nı oluģturan milliyetçi, muhafazakâr ve Ġslamcı unsurlardan büyük tepkiler ve karģılıklar alabilecek bir katılığa sahiptir.

141 131 Kitaplar KAYNAKÇA Ahmad, Feroz (1996). Demokrasi Sürecinde Türkiye, Çev. Ahmet Fethi, Ġstanbul: Hil Yay. Akgül, Mehmet (2002) Türkiye de Din ve Değişim, Ötüken Yay., Ġstanbul Akın, Mahmut H. (2009). Siyasal Toplumsallaşma Sürecinde Gençlik: Teorik ve Uygulamalı Bir Çalışma, YayınlanmamıĢ Doktora Tezi, Selçuk Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya (2011). Toplumsallaşma Sözlüğü, Konya: Çizgi Kitabevi Aktay, Yasin (1999). Türk Dininin Sosyolojik İmkânı, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Akyol, Hüseyin (2010). Bölüne Bölüne Büyümek: Türkiye de Sol Örgütler, Ankara: Phoenix Yay (2011). Bölüne Bölüne İktidar Olmak: Türkiye de Sağ Örgütler, Ankara: Phoenix Yay. Alman Dış İşleri Dairesi Belgeleri Türkiye deki Alman Politikası ( ), Havass Yay. Ġstanbul 1977 Altun, UlaĢ (2007). Marshall Yardımı ve Türkiye, YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Türk Ġnkılâp Tarihi Enstitüsü, Ankara. Arık, Remzi Oğuz (1968). Türk Gençliğine, Ġstanbul: Hareket Yay. Aslan, Yavuz (1997). Türkiye Komünist Fırkası nın Kuruluşu ve Mustafa Suphi, Ankara: TTK Yay. Atsız, Hüseyin Nihal (2003). Türk Ülküsü, Ġstanbul: Ġrfan Yay. Avcıoğlu, Doğan (1987). Türkiye nin Düzeni Cilt 1, Ġstanbul: Tekin Yay. AvĢar, Abdülhamit (1998). Serbest Cumhuriyet Fırkası, Ġstanbul: Kitabevi Yay. Aydınoğlu, Ergun (2007). Türkiye Solu ( ), Ġstanbul: Versus Kitap. BaĢgil, Ali Fuad (2003). Din ve Laiklik, Ġstanbul: Yağmur Yay (2006). Demokrasi Yolunda, Ġstanbul: Yağmur Yay (2006). 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri, Çev. Cemal Aydın, Ġstanbul: Yağmur Yay. Beck, Ulrich (1999). Siyasallığın İcadı, Çev. Nihat Ünler, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Berkes, Niyazi (1997). Unutulan Yıllar, Haz. RuĢen Sezer, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Bobbio, Norberto (1999). Sağ ve Sol: Bir Politik Ayrımın Anlamı, Çev. Zühal Yılmaz, Ankara: Dost Yay. Bora, Tanıl-Kemal Can (1994). Devlet, Ocak, Dergâh: 12 Eylül`den 1990'lara Ülkücü Hareket, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Bora, Tanıl (1995). Milliyetçiliğin Kara Baharı, Ġstanbul: Birikim Yay (2003) Türk Sağının Üç Hali, Ġstanbul: Birikim Yay. Cebesoy, Ali Fuat (2007). Siyasi Hatıralar Cilt1-2, Ġstanbul: Temel Yay. Cem, Ġsmail (1995). Türkiye de Geri Kalmışlığın Tarihi, Ġstanbul: Cem Yay. Cohen, Antony Paul (1999). Topluluğun Simgesel Kuruluşu, Çev. Mehmet Küçük, Ankara: Dost Yay. Cumalıoğlu, Fehmi (1963). Komünizm ve İslam, Ġstanbul: Ġlim Yayma Cemiyeti NeĢriyatı. Çağlar, Derya (2006). Kamuoyu Oluşturulmasına Bir Örnek: Yılları Arsında Gazetelerde Anti-komünizm, YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Çavdar, Tevfik (2004). Türkiye nin Demokrasi Tarihi ( ), Ankara: Ġmge Yay. Darendelioğlu, Ġlhan (1975). Türkiye de Milliyetçilik Hareketleri, Ġstanbul: Toker Yay (1976a).Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga, Ġstanbul: Oymak Yay (1976b). Türkiye de Komünist Hareketler, Ġstanbul: Toker Yay (1995). Kanlı Pazar, Ġstanbul: Kamer Yay. Davutoğlu, Ahmet (2004). Stratejik Derinlik, Ġstanbul: Küre Yay.

142 132 Demir, Yalçın Köksal (2006). Soğuk Savaş Sırasında Amerikan Propagandası: Türkiye Örneği, Yayınlanmamı Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doğan, D. Mehmet (1994). Bir Savaş Sonrası İdeolojisi Kemalizm, Ġstanbul: Esra Yay. Ecevit, Bülent (1966). Ortanın Solu, Kim Yay. Edibali, Aykut (1976). Komünist İhtilale Karşı Tedbirler, Ġstanbul: Otağ Yay. Edip, EĢref (2002). İstiklal Mahkemelerinde/Sebilürreşad ın Romanı, Haz. Fahrettin Gün, Ġstanbul: Beyan Yay (2012). Kara Kitap, Haz. Fahrettin Gün, Ġstanbul: Beyan Yay. Ermence, Cem (2006). 99 Günlük Muhalefet: Serbest Cumhuriyet Fırkası, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Erdem, Galip (1975). Sosyalizm ve Milliyetçilik Üzerine Mektuplar, Ġstanbul: Ötüken Yay. Ergin, Muharrem (1975). Türkiye nin Bugünkü Meseleleri, Ġstanbul: Güryay Matbaacılık. Esbab-ı Mucibeli Hüküm: 1951 TKP (Türkiye Komünist Partisi) Tevkifatı (2000). Ġstanbul: BDS Yay. Ey Türk Uyan!, TKMD. Halk Yay. No:4, Ġzmir 1966 Furedi, Frank (2001). Korku Kültürü, Çev. BarıĢ Yıldırım, Ġstanbul: Ayrıntı Yay. Goldman, Emma (2009). Bolşeviklerin Devrime İhanetinin Öyküsü, Çev. Ali Toprak, Ġstanbul: KarĢı Yay. Gök, Sanem (2003). Türk Siyasal Yaşamında Vatan Gazetesi ( ), A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, YayınlanmamıĢ, Yüksek Lisans Tezi, Ankara. Gökalp, Ziya (1994). Türkçülüğün Esasları, (Haz. M. Ünlü, Y. Çotuksöken), Ġstanbul: Ġnkılâp Yay. Gönül, Mert (2011). Türk DüĢünce ve Siyasi Hayatında Dr. Fethi Tevetoğlu, Ankara: Türk Ocakları Ankara ġubesi Yay. Gözaydın, ĠĢtar (2009). Diyanet: Türkiye de Dinin Tanzimi, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Gruen, Arno (2007). İhanet Uğrayan Sevgi Sahte Tanrılar, Çev. Ġlknur Ġgan, Ġstanbul: Çitlembik Yay. Güngör, Erol (1992). Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik, Ġstanbul: Ötüken Yay (1994). Sosyal Meseleler ve Aydınlar, Ġstanbul: Ötüken Yay. Hortaçsu, Nuran (2007). Ben Biz Siz Hepimiz: Toplumsal Kimlik ve Gruplararası İlişkiler, Ankara: Ġmge Yay. Ilgar, Hayrani (1966). Komünizmin Tenkidi, Ġzmir: TKMD Yayınları. Ġleri Rasih Nuri (1999). Atatürk ve Komünizm, Ġstanbul: Scala Yay. Ġnönü, Ġsmet (1965). TKMD ile İlgili Meclis Konuşması, Ankara: Meclis Tutanak Dergisi, B:7, O:2, (1993). TBMM deki Konuşmaları ( ) 3. Cilt, TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Yay. Ġskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Şapka, pdf için: Jäschke, Gotthard (1972). Yeni Türkiye de İslâmlık, Çev. Hayrullah Örs, Ankara: Bilgi Yay. Kabaklı, Ahmet (1970). Mâbet ve Millet, Ġstanbul: Toker Yay (1970). Müslüman Türkiye, Ġstanbul: Toker Yay. Kaçmazoğlu, Bayram (1995). 27 Mayıs tan 12 Mart a Türkiye de Siyasi Fikir Hareketleri, Ġstanbul: Birey Yay. Kahraman, Hasan Bülent (2010). Türk Siyasetinin Yapısal Analizi ( ), Cilt 2, Ġstanbul: Agora Kitaplığı. Kara, Ġsmail (2008). Cumhuriyet Türkiyesi nde Bir Mesele Olarak İslam 1, Ġstanbul: Dergâh Yay. Kara, Mustafa (2003). Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri, Ġstanbul: Dergâh Yay. Karabacak, Ahmet B. (2011). Üç Hilal in Hikâyesi, Ġstanbul: Bilge Oğuz Yay. Karpat, Kemal H. (1996). Türk Demokrasi Tarihi, Ġstanbul: Afa Yay.

143 (2004). İslam ın Siyasallaşması, Çev. ġiar Yalçın, Ġstanbul: Ġstanbul Bilgi Üniv. Yay (2009). Osmanlıdan Günümüze Kimlik ve İdeoloji, Çev. GüneĢ Ayas, Ġstanbul: TimaĢ Yay. Kısakürek, Necip Fazıl (2007). Moskof, Ġstanbul: Büyük Doğu Yay (2007). Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık, Ġstanbul: Büyük Doğu Yay (2007). Türkiye nin Manzarası, Ġstanbul: Büyük Doğu Yay (2011). Son Devrin Din Mazlumları, Ġstanbul: Büyük Doğu Yay (2012). Çile, Ġstanbul: Büyük Doğu Yay. Koçak, Cemil (2003). Türkiye de Milli Şef Dönemi ( ) Cilt 2, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay (2010). Türkiye de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları ( ) İkinci Parti, Cilt:1, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay (2011). Tek Parti Döneminde Muhalif Sesler, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Komünizmde Din Düşmanlığı (1963). Ġzmir: Ġzmir Türk Ocağı Komünizmle Mücadele Kolu Yay. Komünizmin Gayesi ve Hedefleri, (1963). Ġzmir: TKMD Halk Yay., No:3. Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını ( ). 9 Fasikül, Ankara: Ayyıldız Matbaası Kurucu, Üstad Ali Ulvi (2011). Hatıralar 2, Haz. Ertuğrul Düzdağ, Ġstanbul: Kaynak Yay. Küçükömer, Ġdris (2001). Düzenin Yabancılaşması, Ġstanbul: Bağlam Yay. Mannheim, Karl (2002). İdeoloji ve Ütopya, Çev. Mehmet Okyayuz, Ġstanbul: Epos Yay Mardin, ġerif (1995). Din ve İdeoloji, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Marshall, Gordon (1999). Sosyoloji Sözlüğü, Çev. Osman Akınhay, Derya Kömürcü, Ankara: Bilim Sanat Yay. Mehmed Arif Bey (1973). 93 Harbi ve Başımıza Gelenler, Ġstanbul: Ġrfan Yay. Mert, Nuray (2007). Merkez Sağın Kısa Tarihi, Ġstanbul: Selis Kitaplar. Mısırlıoğlu, Kadir (1992). Moskof Mezalimi I-II, Ġstanbul: Sebil Yay. Milli Güven Partisi (1972). Anarşi ve Komünizme Karşı Mücadele (Belgeler), Ankara: Ayyıldız Matbaası. Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği (1981).12 Eylül Öncesi ve Sonrası, Ankara: TTK. Orbay, Rauf (1993). Cehennem Değirmeni Siyasi Hatıralarım 2, Ġstanbul: Emre Yay. Özdoğan, Günay Göksu (2001). Turan dan Bozkurt a; Tek Parti Döneminde Türkçülük ( ), Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Öznur, Hakkı (1999a). Ülkücü Hareket Cilt:2, Ankara: Alternatif Yay (1999b). Ülkücü Hareket, Cilt 3, Ankara: Alternatif Yay. Pilavoğlu, Kemal (1949). Komünizme Hücum, Ankara: Güney Matbaacılık. Safa, Peyami (1959). Mâhutlar, Ġstanbul: Toprak Dergisi Yay (1979). Sosyalizm Marksizm Komünizm, Ġstanbul: Ötüken Yay. Safioğlu, Tahir (1949). Türk Gençliğine Açık Mektup, Adana: Çukurova Komünizmle SavaĢ Derneği Yay. Sançar, Nejdet (1995). Türkçülük Üzerine Makaleler, Ġstanbul: Kamer Yay (1966). Gizli Komünist Belgeleri, Ankara: AfĢın Yay. Sarınay, Yusuf (2004). Türk Milliyetçiliğinin Tarihi Gelişimi ve Türk Ocakları, Ġstanbul: Ötüken Yay. Sayılgan, Aclan (1976). Türkiye de Sol Hareketler, Ġstanbul: Otağ Yay. Schmidt, Regin (2004). Red Scare: FBI and the Origins of Anticommunism in the United States, , Denmark: Museum Tusculanum Press, e-book. Sefercioğlu, Necmeddin (2008). Türkçü Dergiler, Ankara: Türk Ocakları Ankara ġubesi Yay. No:27.

144 (2009). 3 Mayıs 1944 ve Türkçülük Davası, Ankara: Türk Ocakları Ankara ġubesi Yay. No:43. Serdengeçti, Osman Yüksel (2008). Mabetsiz ġehir, Bütün Eserleri 1, Ġstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yay (2008). Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bütün Eserler 2, Ġstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yay (2008). Akdeniz Hilalindir, Bütün Eserleri 2, Ġstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yay. ġehidoğlu, Dr. Salim (Der.) (1967). Komünizme ve Komünistlere Karşı Türkçe Neşriyat. Ankara. ġimģek, Sefa (2002). Bir İdeolojik Seferberlik Deneyimi: Halkevleri ( ), Ġstanbul: Boğaziçi Üniv. Yay. TKMD Genel Başkan Adayı Orhan Kirvelioğlu nun TKMD 6. Büyük Kurultayı Seçim Beyannamesi, Ġleri Sanat Matbaası, Ġzmir 1970 TaĢkın, Yüksel (2007). Anti-Komünizmden Küreselleşme Karşıtlığına Milliyetçi Muhafazakâr Entelijensiya, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Tekeli, Ġlhan (2003). Bir Cumhuriyet Öyküsü Kadrocuları ve Kadro yu Anlamak, Ġstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay. Tekeli Ġlhan ve Selim Ġlkin (2009). Savaş Sonrası Ortamında 1947 Türkiye İktisadi Kalkınma Planı, Ġstanbul: Bilge Kültür Sanat Yay. Tevetoğlu, Fethi (1963). Faşist Yok Komünist Var!, Ankara: Komünizmle Mücadele Yay., (1963). Milletlere Işık Tutan İki Beyanname, Ankara: Komünizmle Mücadele Yay. No: (1963). Dış Politika Görüşümüz, Ankara: Komünizmle Mücadele Yay. No: (1964). Yirminci Yüzyılın Yüzkarası Utanç Duvarı, Ankara: Komünizmle Mücadele Yay. No: (1965). Açıklıyorum, Ankara: Komünizmle Mücadele Yay. No: (1977). Türkiye de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, Ankara. Toker, Metin (1971). Solda ve Sağda Vuruşanlar, Ġstanbul: Akis Yay. Tokgöz, Oya (2008). Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: Ġmge Yay. Topçu, Nurettin (1960). Komünizm Karşısında Yeni Nizam, Ġstanbul: Milliyetçiler Derneği Yay (1999). Ahlak Nizamı, Ġstanbul: Dergâh Yay (2012), İradenin Davası-Devlet ve Demokrasi, Ġstanbul: Dergâh Yay. Toplu, Abdülhâdi (1972). Türk Milliyetçiliği ve Karşıt İdeolojiler, Yayın yeri yok: Toplu Yay (1994). Türk Milliyetçiliği ve Karşı İdeolojiler, Ġstanbul: Kamer Yay. Tosun, Tanju (1999). Türk Parti Sisteminde Merkez Sağ ve Merkez Solda Parçalanma, Ġstanbul: Boyut Yay. Trimberger, Ellen Kay (2003). Tepeden İnmeci Devrimler, Çev. Fatih Uslu, Ġstanbul: Gelenek Yay. Tunaya, Tarık Zafer (2003). İslamcılık Akımı, Ġstanbul: Bilgi Üniversitesi Yay. Tunçay, Mete (1992). Türkiye de Sol Akımlar II, Ġstanbul: BDS Yay (1999). Türkiye Cumhuriyeti nde Tek Parti Yönetimi nin Kurulması ( ), Ġstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay. Turan, Ġlter (1977). Siyasal Sistem ve Siyasal Davranış, Ġstanbul: Ġ.Ü. Yay. Turan, Osman (1967). Türkiye de Komünizmin Kaynakları ve Kültür İhtilali, Ġstanbul: Türkiye Basımevi (1969). Türkiye de Komünizmin Kaynakları ve Kültür İhtilali, Ġstanbul: Turan NeĢriyat Yurdu Yay.

145 (1980). Vatanda Gurbet, Ġstanbul: NakıĢlar Yay. Tüfekçi, Mithat (Tarihsiz). Komünizmle Mücadele Esasları, Çağrı Matbaası, Yayın yeri yok. TürkeĢ, Alparslan (Tarihsiz) Milliyetçilik Olayı, Ġstanbul: Hamle Yay. Türkiye de Anarşi ve Terörün Sebepleri ve Hedefleri (1985) tarihli konferans metni, Ankara: YÖK Hizmete Özel. Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Vatansever Mensuplarına Açık Mektup (1966). Ġzmir: TKMD Halk Yay. No:6. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği İkinci Büyük Kurultayı Faaliyet Raporu (1965). Ġzmir: TKMD Genel Merkezi Yay., No:1. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Tüzüğü (1963). Ġzmir Türkkahraman, Mimar (2000). Türkiye de Siyasal Sosyalleşme ve Siyasal Sembolizm, Ġstanbul: Birey Yay. Tüzün, Süleyman (2010). Atatürk Sonrası Dönemde DıĢ Politika Olayları (1938- Günümüze), Atatürk ve Türk İnkılâp Tarihi, Edit: Fatma Acun, Ankara: Siyasal Yay. Uzun, Turgay (2005). Türk Milliyetçiliği ve MHP, Ankara: Ebabil Yay. Üstel, Füsun (1997). İmparatorluktan Ulus-Devlete Türk Milliyetçiliği: Türk Ocakları ( ), Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Vakkasoğlu, Vehbi (1983). Moskof Mücadelemiz, Ġstanbul: Cihan Yay. Yalçın, Aydın (1969). Demokrasi Sosyalizm ve Gençlik, Ġstanbul: Ak Yay. YeĢil, Ahmet (2001). Türkiye de Çok Partili Siyasi Hayata Geçiş, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay (2002). Türkiye Cumhuriyetinde İlk Teşkilatlı Muhalefet Hareketi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Ankara: Cedit Yay. Yetkin, Çetin (1998). Soldaki Bölünmeler, Ġstanbul: Toplumsal DönüĢüm Yay. Yılmaz, Mustafa, Yasemin Doğaner (2007). Cumhuriyet Döneminde Sansür ( ), Ankara: Siyasal Kitabevi. Yücel, M. Serhan (2001). Demokrat Parti, Ġstanbul: Ülke Kitapları. Zürcher, Erich Jan (2003). Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ( ), Ġstanbul: ĠletiĢim Yay. Makaleler II. Kuvay-ı Milliye Derneğinin 5 Numaralı Bildirisi, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Gazetecilik ĠĢletmesi Matbaası, Ġstanbul Adnan Menderes in Hükümet Programı KonuĢması, TBMM Tutanak Dergisi, B:3, Akın, Mahmut Hakkı (2012). Laiklik SözleĢmesi Temelinde Güdümlü Muhalefet, Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, Akyol, Taha (1991). Sağın Tabanı Tavanı YenileĢmeye Zorluyor, Vatan Millet Pragmatizm içinde (Röportaj: Hıdır GöktaĢ-RuĢen KeleĢ), Ġstanbul: Metis Yay., Alkan, Ahmet Turan (1991), Türkiye de Sağ ın Tarihine Buruk Bir Derkenar, Türkiye Günlüğü, Sayı Asya, Arif Nihat (1964). Komünizm, Komünizmle Mücadele, Sayı:1, 1-4. Asil Türk Milletine (1965). Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 2, 1-5. AyaĢlı, Münevver (1966), AĢırı Sağ, AĢırı Sol, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Ġstanbul: Gazetecilik ĠĢletmesi Matbaası Ayvazoğlu, BeĢir (1991) Türkiye de Sağcı Olmak, Türkiye Günlüğü, Sayı Azak, Umut (2010). Türkiye de Kemalist Modernisazyona bir Tepki: Menemen Olayı ve Bir Mitin Yaratılıp TartıĢılması ( ), Devlet ve Maduniyet: Türkiye ve İran da

146 136 Modernleşme, Toplum ve Devlet, Der. Touraj Atabaki, Ġstanbul: Bilgi Üniversitesi Yay Bora, Tanıl (2002). Türkiye de Siyasal Ġdeolojilerde ABD/Amerika Ġmgesi, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce Cilt 3, Modernleşme ve Batıcılık, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay (2012). Türk Sağı: Siyasal DüĢünce Tarihi Açısından Bir Çerçeve Denemesi, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay., Çalık, Mustafa (1991). Türk Milliyetçiliği Üzerine Bazı TartıĢma Notları, Türkiye Günlüğü, Sayı Erer, Tekin (1965). Vatan Hainleri Kimlerdir?, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, 4. Fasikül, Ankara: Ayyıldız Matbaası Esen, A. Kıvanç (2011). Tek Parti Dönemi Cami Kapatma/Satma Uygulamaları, Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar, Sayı 13, Güz 2011, s Özgedik, Orhan (1964). Mücadeleye BaĢlarken, Komünizmle Mücadele, Sayı:1, 1-4. Görkem, Özgür (2010). Türkiye de Anti-komünizmin Kaynaklarına Methal, Birikim, Sayı: , Güneyli, Metin Ali (1952). Komünizme KarĢı Hür Dünya, Komünizmle Mücadele: Haftalık Siyasi Mecmua, Sayı Gürsel Komünizmle Mücadele Derneğinden ayrıldı. Milliyet Gazetesi, Ilgar, Hayrani (1965). Ülkü Yoksunluğu, Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 3, 3-4. Ġnönü Komünizmle Mücadele Derneğinden ġikâyetçi, Milliyet Gazetesi, Ġpekçi, Abdi (1965). K.M.D.= V.C.(Vatan Cephesi), Milliyet Gazetesi, Kerestecioğlu, Ġnci Özkan (2012). Korku Siyaseti: Türk Sağının Ezberlerini Çözümlemek, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay., Kızıl Tahrikle Mücadele: Komünizm Vatan Hıyaneti Sayılıyor, Milliyet Gazetesi, Komünizmle Mücadele Komisyonu toplandı, Milliyet Gazetesi, Komünizmle Mücadele Komisyonu adına FaĢizm de eklendi, Milliyet Gazetesi, Komünizmle Mücadele Derneği kapatıldı, Milliyet Gazetesi, Komünizmle Mücadele Derneği kuruldu, Milliyet Gazetesi, Komünizmle Mücadele Derneği 2 nci Büyük Kurultayı Yapıldı. Komünizmle Mücadele Dergisi, Sayı 6, Aydın 1965, 3-4. Komünizmle Mücadele (1948), Selamet, Sayı 34, 3. Komünizmle SavaĢ usulü tenkit edildi, Milliyet Gazetesi, Komünizmle SavaĢ, Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 1, Ġzmir 1965, 1-3. Köy Enstitüleri Faciası, Komünizmle Mücadelede Türk Basını, Türkiye Komünizmle Mücadele Gazetesi Özel Sayısı, Ġstanbul 1968, 97. Küçük, Hülya (2010). Milli Mücadelenin Ardından Yapılan Reformlara Sufilerin Tepkileri: Bir Bülbül Nasıl Kargaya DönüĢtü?, Devlet ve Maduniyet: Türkiye ve İran da Modernleşme, Toplum ve Devlet, Der. Touraj Atabaki, Ġstanbul: Bilgi Üniversitesi Yay Mardin, ġerif (2005). Türkiye de Din ve Laiklik, Çev. Fahri Unan, Türkiye de Din ve Siyaset, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay (2005). Modern Türkiye de Din, Çev. Hasan Ünal, Türkiye de Din ve Siyaset, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay (1995). Türkiye de Muhalefet ve Kontrol, Çev. Mehmet Özden, Türk Modernleşmesi, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay (1997). Siyasal Sözlüğümüzün Özellikleri: 2. Solcu, Siyasal ve Sosyal Bilimler, Der. Mümtaz er Türköne, Tuncay Önder, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay Merdivenci, Ömer Faruk (1952). Gayemiz Komünizm BaĢta Olmak Üzere Her Kötülükle Mücadeledir, Komünizmle Mücadele Birliği Dergisi, Sayı 2, 5.

147 137 Milliyetçiler Derneği nin emvaline el konuldu. Milliyet Gazetesi, Nazif, Süleyman ( ). Rus Kimdir, Moskof Nedir? Orkun, Sayı. 57, 9. Niçin Çıkıyoruz?, (1952). Komünizmle Mücadele: Haftalık Siyasi Mecmua, Sayı Özçamlı, Mirat (1965). Memleketimizde Komünizm Gerçeği, Komünizmle Savaş Dergisi, Sayı 11, Özdağ, Ümit (2003). Türk Milliyetçiliği ve Jeopolitik, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce, Cilt 4, Milliyetçilik, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay Özgedik, Orhan (1964). Mücadeleye BaĢlarken, Komünizmle Mücadele, Sayı:1, Aydın, 1-4. Özman, Aylin -Aslı Yazıcı Yakın 2012). Anti-komünist Fanteziler: Doğa, Toplum, Cinsellik, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay., Öztan, Güven Gürkan (2011). Ezeli DüĢman ile HesaplaĢmak: Türk Sağında Moskof Ġmgesi, Toplum ve Bilim, Sayı 121, Öztan, Tebessüm (2012). Öfkeyi Çizmek: Milliyetçi Tahayyülde DüĢman Porteleri, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay., Sançar, Nejdet (1966). Türk Edebiyatında Moskof, Türk Kültürü, Sayı (1967) Turancılık Davası, Milli ġef ve Yardakçıları, Milli Hareket Dergisi, Sayı 11, 6-8. Sevük, Ġsmail Habib (1950). Komünizmle Mücadele Kanunu Vesilesile, Cumhuriyet Gazetesi, Tamer, Aytül (2011). Muhayyel Komünizm: Türk Sağının Anti-komünizm Propagandası, Doğu Batı, Yıl 14, Sayı 58, Ankara TaĢkın, Yüksel (2003). Anti-komünizm ve Türk Milliyetçiliği: EndiĢe ve Pragmatizm, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce Cilt 4, Milliyetçilik, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay T.K.M.D. Genel Merkezi 3-2 Nolu Tamimi, Komünizmle Mücadele, 7. Sayı, Aydın 1965, 6-7. TKMD ve Faaliyeti, Milliyet Gazetesi, Tevetoğlu, Fethi (1965). Sovyet Emperyalizmi ve Ġslavlık, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını, Fasikül 1, Ankara: Ayyıldız Matbaası, (1966). Milli Eğitim de Kızıl Faaliyet ve Köy Enstitüleri, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Fasikül 7, Ankara: Ayyıldız Matbaası, Topçu, Nurettin (1992). Son Hadiseler ve Biz, Nurettin Topçu ya Armağan, Ġstanbul: Dergâh Yay Truman ın Noel Mesajı, Zafer Gazetesi, Türk Milletine Bildiri (1967). Milli Hareket Dergisi, Sayı Turhan, Mümtaz (1965). Türkiye de Komünizm Tehlikesi Var mıdır?, Komünizm ve Komünistlere Karşı Türk Basını, Fasikül 1, Ankara: Ayyıldız Matbaası, Yeni Ġstanbul Gazetesi (1972). Komünizmle Mücadele Yoları, Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını Özel Sayı 1, Ġstanbul: Gazetecilik ĠĢletmesi Matbaası Yıldırım, Ayhan (2010). Türkçe Ezan mı Yoksa Ġslamiyet in TürkleĢtirilmesi mi?, Ezanın Yasaklı Yılları, Edit. Ayhan Yıldırım, Ġstanbul: Özge Yay. Yıldırım, Umut (2002). Magazin Dergilerinde Amerikan Ġmgesinin ĠnĢası: BaĢka Bir ModernleĢme, Toplum ve Bilim, Sayı Yıldırmaz, Sinan (2012). Nefretin ve Korkunun Rengi: Kızıl, Türk Sağı: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. Ġnci Ö. Ketencioğlu-G. Gürkan Öztan, Ġstanbul: ĠletiĢim Yay., Jean Paul Sartre, Kapalı DuruĢma Kaydı Ġçin Yapılan SöyleĢi, Çev. YeĢim Özçer, Dün ve Bugün Felsefe, 1. Kitap, BFS Yay., Ġstanbul 1985, s Zarcone, Thierry (1993). NakĢibendîler ve Türkiye Cumhuriyeti: Zulümden, Yeniden Dini, Siyasi ve Toplumsal Mevkiye UlaĢma ( ), Çev. Eriman TopbaĢ, Türkiye Günlüğü 23/Yaz 1993.

148 138 Zürcher, Erik J. (2012). Kemalist Cumhuriyet te Kurumların ĠnĢası: Halk Fırkası nın Rolü, Türkiye ve İran da Otoriter Modernleşme (Atatürk ve Rıza Şah Dönemleri), Der. Touraj Atabaki-Erik J. Zürcher, Çev. Özgür Bircan, Ġstanbul: Ġstanbul Bilgi Üniv. Yay Dergiler Akademik Ġncelemeler Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2012 Birikim, Sayı: , 2010 Doğu Batı, Sayı: 58, 2011 Komünizmle Mücadele: Haftalık Siyasi Mecmua, Gün Matbaası, Sayı 1, 1952 Komünizmle Mücadele Birliği Dergisi, Ġstanbul , 3, 4, 5, 6, 16, 19, 20, 23,24, 27,28. sayılar. Komünizmle Mücadele Dergisi, Aydın , 1-7 arası bütün sayılar. Komünizmle SavaĢ Dergisi, Ġzmir , 1-14 arası bütün sayılar. Milli Hareket Dergisi, Sayı 11, Haziran 1967 Milli Hareket Dergisi, Sayı 15, Ekim 1967 Milli Hareket Dergisi, Mayıs 1968 Mücadele Dergisi Sayı arası bütün sayılar. Orhun Dergisi Sayı:15, 1944 Selamet, Sayı 34, 9 Ocak 1948 Tarih ve Toplum Yeni YaklaĢımlar, Sayı 13, Güz 2011 Toplum ve Bilim, Sayı 94, Güz 2002 Toplum ve Bilim, Sayı 121, 2011 Türkiye Günlüğü, Sayı 16, Güz 1991 Türkiye Günlüğü 23/Yaz 1993 Türk Kültürü, Sayı 46, Yıl IV, 1966 Gazeteler Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi, Hürriyet Gazetesi Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Zafer Gazetesi, Zafer Gazetesi, Zafer Gazetesi, Zafer Gazetesi, TBMM Tutanak Dergileri TBMM Tutanak Dergisi, B:37, O:1, TBMM Tutanak Dergisi, B:3, , TBMM Tutanak Dergisi, 9. Dönem, Cilt 10, B:5-6 Millet Meclisi Tutanak Dergisi, B:29, O:2, Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, B:16, O:3, Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, B:10, O:3, Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, B:19, O:1,

149 EKLER 139

150 140 Ek 1: Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Tüzüğü, Karınca Matbaacılık, Ġzmir 1963.

151 141 TÜRKĠYE KOMÜNĠZMLE MÜCADELE DERNEĞĠ TÜZÜĞÜ I. BÖLÜM Derneğin adı ve merkezi: 1. Madde Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği adı ile bir dernek kurulmuģtur. Merkezi Ġzmir Büyük Salepçioğlu Hanı 23 numaradır. Lüzum görüldüğü yerde Ģube açabilir. Derneğin siyasetle ilgisi yoktur. Derneğin gayesi ve mevzuu: 2. Madde Dernek; baģta Komünizm olmak üzere, yıkıcı, yıpratıcı ve bozguncu fikir ve cereyanlarla mücadele etmek, milli kültürümüzü, milli ve manevi değerlerimizi korumak gayesi ile kurulmuģtur. Bu maksada ulaģmak için aģağıdaki mevzularla iģtigal edilir. a- Tarih, vatan, kültür ve kader birliği Ģuurunu kökleģtirmek, b- Demokratik nizam ve insan hakları fikrini kıymetlendirmek, c-ġçtimai tesanüt fikrini yaymak, ç- Türk vatanı ve milliyeti için her türlü fedakarlıktan çekinmiyen ve bencillikten uzak mefkurecilerin çoğalmasına çalıģmak, d- Ahlak, adalet ve an anelere uygun yaģamayı ve milli mukaddesata hürmeti telkin etmek, e- Türk hars ve mukaddesatına aykırı cereyanlara ve komünizm âfeti ile mücadele etmek. II. BÖLÜM ÜYELĠK GiriĢ Ģartları: 3. Madde AĢağıdaki Ģartları taģıyan, 18 yaģını bitirmiģ ve medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip her Türk Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği ne üye olabilir: a- Derneğin gayesine aykırı bir fikre taraftar olmamak, b- ġeref ve haysiyet kırıcı bir suçla mahkum olmamak ve kötü ahlak sahibi bulunmamak, c- Okur-yazar olmak. GiriĢ iģlemi: 4. Madde Derneğe üye olmak isteyenler, yazılı dileklerini, haklarında bilgi alınacak üç dernek üyesinin adı ile birlikte, en yakın Ģubeye bildirirler. Adı verilen tanıtıcı üyelerin en az iki yıldan beri Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği üyesi olması lazımdır. ġube Yönetim Kurulu gerekli araģtırmaları yapar ve adayın dileği en çok bir ay içinde sonuca bağlanır Aday üyeliğe kabul edilmediği takdirde Yönetim Kurulu sebep göstermek mecburiyetinde değildir. Kayıt yeri: 5. Madde Üyeliğin tayininde esas, üyeliğe alınacak Ģahsın ikamet ettiği yerdir. Bu yerin değiģmesi halinde, üyelik kaydı, bağlı bulunduğu Ģubenin yazısı ile, yeni ikamet yerindeki Ģubeye nakledilir. Üyenin yeni gittiği yerde Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği ġubesi yoksa eski Ģubedeki kayıt devam eder. Üyelik mükellefiyeti: 6. Madde Üyeler, üzerlerine aldıkları vazifeleri zamanında ve tam olarak yapmakla mükelleftirler Aidat: 7. Madde Her üye 10 lira giriģ parası ve lira yıllık aidat verir. Mali durumu müsait olmayan üyeler, bağlı bulunduğu Ģube Yönetim Kurulu kararıyla giriģ parası ve aidat ödemeyebilirler.

152 142 Üyelikten ayrılma: 8. Madde Her üye, kayıtlı bulunduğu Ģubenin Yönetim Kuruluna yazılı olarak müracaat etmek ve aidat borçlarını ödemek Ģartıyle dilediği zaman Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği üyeliğinden ayrılabilir. Üyelikten çıkarılma: 9. Madde Durumu 46. maddeye uyan üyeler, Haysiyet Divanı kararı ile dernek üyeliğinden çıkarılır. III. BÖLÜM TEġKĠLAT TeĢkilat kademeleri: 10. Madde - Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği nin teģkilatı, Genel Merkez ve ġubeler olmak üzere iki kademeden meydana gelmiģtir. Genel Merkez uzuvları: 11. Madde Genel Merkez teģkilatında Ģu uzuvlar bulunur: a- Kurultay b- Genel Yönetim Kurulu c- Genel Denetleme Kurulu ç- Yüksek Haysiyet Divanı. ġube Uzuvları: 12. Madde ġube teģkilatında Ģu uzuvlar bulunur: a- Genel Kurul b- Yönetim Kurulu c- Denetleme Kurulu ç- Haysiyet Divanı. I. Kısım: Genel Merkez TeĢkilatı Kurultay: 13. Madde ġube Genel Kurlarınca, bir ġube BaĢkanı olmak üzere üçyüz üyeye kadar 3, daha fazlası için 5 kiģi olarak seçilen Ģube temsilcileri ile Dernek Genel BaĢkanı ve Genel Merkez uzuvlarında görevli üyeler, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Kurultayı nı meydana getirirler. Olağan toplantılar: 14. Madde - Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Kurultayı, her yılın nisan ayında Dernek Merkezinde toplanı. Toplantının yeri, günü ve saati gündemle birlikte, en az 15 gün önceden iki gazete ile ilan olunur ve ilgililere duyurulur. Toplantı herhangi bir sebeple geri bırakılırsa Kurultay üyeleri en az üç gün önce yeniden çağrılır ve yeni toplantının yeri, günü ve saatı, gündemi ve geri bırakılma sebepleri ile birlikte, yeniden ilan edilir ve ilgili makam bildirilir. Gündem: 15. Madde Kurultay olağan toplantılarının gündeminde Ģu hususlar yer alır: a- BaĢkanlık seçimi, b- Genel Yönetim Kurulu çalıģma ve kesin hesap raporlarının okunması, c- Genel Denetleme Kurulunun raporlarının okunması, ç- Raporlar üzerinde görüģme ve Genel Yönetim Kurulunun ibraı, d- Bütçenin tasdiki, e- Genel BaĢkan ile Genel Yönetim Kurulu, Genel Denetleme Kurulu ve Yüksek Haysiyet Divanı asli ve yedek üyelerinin seçimi, f- Dilekler. Genel Yönetim Kurulu, bu gündemde gerekli göreceği eklemeleri yapabilir. Ayrıca, Kurultay üyelerinin 1/20 sinin görüģülmesini isteyeceği konular da gündeme alınır.

153 143 Olağanüstü Toplantılar: 16. Madde Gereği halinde, Genel Yönetim Kurulunun Kararı, Kurultay üyelerinin 1/5 inin yazılı dileği veya Genel Denetleme Kurulunun isteği üzerine Kurultay toplantıya çağrılır. Ġstek Kurultay üyelerinden veya Genel Denetleme Kurulunda geldiği takdirde, Genel Yönetim Kurulu, Kurultayı en geç bir ay içinde toplantıya çağırmak zorundadır. Olağanüstü toplantıda da, olağan toplantılarda uygulanan hükümler uygulanır. Ancak, olağanüstü toplantıya ait gündeme eklemeler yapılamaz ve gündemde olmayan konular görüģülemez. Çoğunluk: 17. Madde Kurultay, üyelerinin yarısından bir fazlasının huzuruyla Genel BaĢkan tarafından açılır. Ġlk toplantıda çoğunluk bulunmazsa, toplantı, çağrıda tesbit ve tayin edilen güne bırakılır. Ġkinci toplantıda çoğunluk aranmaz. BaĢkanlık Divanı: 18. Madde kurultaydaki görüģmeleri idare etmek üzere Kurultay tarafından seçilen bir baģkan, bir baģkan vekili ile iki kâtip BaĢkanlık Divanı nı teģkil ederler. Toplantı tutanakları bu Divan tarafından hazırlanıp imza edilir. Kurultayın Görev Yetkileri: 19. Madde - Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Kurultayı nın görev ve yetkileri Ģunlardır: a- Genel Yönetim ve Denetleme Kurulu raporlarını müzakere ederek Genel Yönetim Kurulunun ibrası hakkında karar vermek, b- Gelecek çalıģma dönemi için Genel Yönetim Kurulu tarafından teklif edilecek bütçe tasarısını tasdik etmek, c- Ġtiraz edilen Yüksek Haysiyet Divanı kararlarını sonuca bağlamak, ç- Dernek Tüzüğünde gerekli değiģiklikleri yapmak, d- Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel BaĢkanını seçmek, e- Genel Yönetim Kurulu için 8 asli ve 8 yedek, Genel Denetleme Kurulu için 3 asli 3 yedek, Yüksek Haysiyet Divanı için 5 asli 5 yedek üye seçmek, f- Gerektiği takdirde, Derneğin feshine karar vermek. Genel BaĢkan: 20. Madde - Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel BaĢkanı, Kurultay tarafından bir yıl için seçilir. Genel BaĢkanın görevinden ayrılması halinde, Genel BaĢkan Yardımcısı, çalıģma döneminin sonuna kadar Genel BaĢkanlığa vekillik eder. Genel BaĢkan, her türlü münasebetlerde Derneği temsil eder ve Genel Yönetim Kurulu toplantılarına baģkanlık eder. Genel Yönetim Kurulu, Genel Denetleme Kurulu ve Yüksek Haysiyet Divanı kararlarının uygulanmasını sağlar. Toplantı gününde, önceki temasları ve alınan yazılar hakkında Genel Yönetim Kuruluna bilgi verir. Genel Yönetim Kurulu: 21. Madde Kurultay tarafından seçilen 8 kiģi Genel BaĢkanla birlikte, Genel Yönetim Kurulunu meydana getirir. Bu kurul, kendi içinden, bir Genel BaĢkan Yardımcısı, bir Genel Sekreter, bir Genel Muhasip ve bir Veznedar seçer. Genel Yönetim Kurlunun görev yetkileri Ģunlardır: a- Dernek Tüzüğünün ve Kurultay Kararlarının uygulanmasını sağlamak, b- Seçeceği bir veya birkaç müfettiģle Ģube yönetim kurullarının çalıģmalarını ve genel durumlarını teftiģ ettirmek; tüzüğe aykırı hareket edildiğine kanaat getirildiği hallerde, en geç bir ay içinde, Ģube genel kurulunu toplantıya çağırmak üzere Ģube yönetim kurulunu iģten el çektirmek, veya gerekçesiyle Kurultayın tasvibine arzetmek üzere Ģubenin kapatılmasına karar vermek, c- Dernek gelirlerini artırmak için gerekli tedbirleri almak bu yolda teģebbüs ve çalıģmalarda bulunmak,

154 144 ç- Dernek ve Genel Merkez iģlerinin düzenlenmesini ve yönetilmesini sağlamak üzere, en az 60 günde bir toplanmak, d- Genel Yönetim Kurulu toplantılarına izinsiz veya özürsüz olarak üç defa gelmiyen veya mazereti aralıksız üç aydan fazla süren üyeyi, kuruldaki görevinden çekilmiģ saymak ve yerine, en geç 15 gün içinde, sırasına göre, yedek üyeyi çağırmak, e- ġube açmak ve gerekli gördüğü takdirde Ģubelere yardımda bulunmak, f- Genel Merkez memur ve müstahdemlerini tayin etmek, g- Genel Merkez bütçesinden yapılacak ödemeler hakkında sarf kararı vermek, genel baģkan, genel sekreter ve genel muhasibin yetkileri içinde yaptıkları harcamaları onaylamak, h- Kurultayı olağan ve olağanüstü toplantılara çağırmak, j- Biten çalıģma dönemine ait genel yönetim kurulu çalıģma kesin hesap raporları ile gelecek çalıģma dönemine ait bütçe tasarısını hazırlamak ve Kurultayın tasvibine sunmak. Genel BaĢkan Yardımcısı: 22. Madde Genel BaĢkan Yardımcısı, Genel BaĢkana yardım ve Genel BaĢkanın bulunmadığı hallerde ona vekillik eder. Genel Sekreter: 23. Madde Genel Sekreter, Genel Yönetim Kurulunun raportörü ve Genel Merkez memurlarının amiridir. Genel Merkezin her türlü yazı iģlerini düzenler ve yürütür. Genel BaĢkanla temas ederek Genel Yönetim Kurulu toplantılarının gündemini hazırlar, bulunmadığı takdirde Genel BaĢkana veya Genel BaĢkan Yardımcısına vekillik eder, derneğin genel üye kütüğünü düzenler. Genel Muhasip: 24. Madde Genel Muhasip, Genel Merkezin her türlü muhasebe illerini yürütür, Genel BaĢkan veya vekili ile birlikte bankadan para çeker, ödenmelerinin usulü dairesinde yapılmasını sağlar, hesap iģlerinin birince derecede sorumlusu sıfatıyla gelir-gider defterlerini usulüne uygun olarak tutar, kesin hesaplarla ilgili defter ve dosyaları düzenler, derneğin demirbaģ ve ayniyet iģlerini usulünce yürütür, dosya ve belgeleri Genel Denetleme Kurulunun incelemesine hazır bulundurur. Veznedar Üye: 25. Madde Veznedar üye birinci derecede sorumlusu olduğu Genel Merkez kasasına ait kasa hesaplarını tutar; Dernek kasasına giren paraların muhafazasını ve belgeye müstenit olarak harcanmasını sağlar, kasada bulundurulması gereken miktarı aģan parayı Genel Merkezin bankadaki hesabına yatırır; kasa hesaplarını Genel Denetleme Kurulunun inceleme ve denetlemesine hazır bulundurur. Genel Denetleme Kurulu: 26. Madde Kurultay tarafından seçilen 3 kiģi, Genel Denetleme Kurulunu meydana getirir. Bunlar kendi aralarından birini baģkan seçerler. Genel Denetleme Kurulu, Genel Yönetim Kurulunun, Genel Merkez muhasebe ve vezne bürolarının yaptığı iģlemleri ve bu iģlemlerle ilgili belgeleri en az altı ayda bir denetler; tüzük, yönetmelik ve mevzuat dıģı göreceği iģlemler için uyarmalarda bulunur, düzenleyici denetleme raporlarını Genel BaĢkana verir; çalıģma döneminin sonunda, denetlemelerle ilgili raporunu Kurultaya sunar. Yüksek Haysiyet Divanı: 27. Madde Kurultay tarafından seçilen 5 kiģi Yüksek Haysiyet Divanını meydana getirir. Bu divan üyeleri kendi aralarından bir baģkan, bir raportör (kâtip) seçerler. Yüksek Haysiyet Divanı, Genel BaĢkan, Genel Yönetim Kurulu ve Genel Denetleme Kurulu üyeleri hakkındaki Ģikâyetleri ve Ģube haysiyet divanlarının itiraz edilen kararlarını inceler ve sonuca bağlar.

155 145 Usûl: 28. Madde Yüksek Haysiyet Divanı, çalıģmalarını umumi hükümlere göre ayarlar. Genel BaĢkan, Genel Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyeleri hakkında verilecek kararlarda 46., 47. ve 48. maddeler hükümleri uygulanır. Resen KovuĢturma: 29. Madde Yüksek Haysiyet Divanı, lüzum gördüğü hallerde, üyeler ve Ģube yönetim kurulları hakkında re sen kovuģturma yapabilir. Vereceği karar kesindir. Ġtiraz hakkı: 30. Madde Kurultayca seçilen Genel Merkez uzuvlarında görevli üyeler hakkında verilecek üyelikten çıkarma kararları, Yüksek Haysiyet Divanı kararından sonra toplanacak ilk Kurultayın gündemine alınır ve Kurultayda görüģülerek kesin sonuca bağlanır. 2. Kısım: ġubeler ġube Açma 31. Madde Derneğin ilk kademesini Ģubeler teģkil eder. Ġl, ilçe, bucak, köy, üniversite ve yüksek okullarda Ģubeler açabilir veya temsilcilikler kurulabilir. Bir yerde Ģube açılabilmesi için, Derneğe üye olma Ģartlarını taģıyan en az beģ kiģinin yapacakları yazılı müracaatın Genel Yönetim Kurulu tarafından kabul edilmesi gerekir. ġube açmaya imkân olmayan yerlerde temsilci bulundurulabilir. Temsilciler en yakın Ģubeye bağlıdır ve Ģube genel kurullarının tabii üyesidir. ġube Genel Kurulu: 32. Madde ġube Genel Kurulu, Ģubeye kayıtlı üyelerden teģekkül eder. Ancak, yıllık aidatını ödemiyen üye Genel Kurul toplantısına katılamaz. Olağan toplantılar: 33. Madde ġube Genel Kurulları her yıl ocak ayı içinde olağan toplantılarını yaparlar. Toplantının yeri, günü ve saati, gündemi, Ģube yönetim kurulu tarafından, Ģubenin bulunduğu yerdeki araçlarla, en az bir hafta önceden usulüne göre ilan edilir ve ilgililere duyurulur. Gündem: 34. Madde ġube genel kurulu olağan toplantısının gündeminde Ģu hususlar yer alır: a- Genel kurul BaĢkanlık Divanı seçimi, b- Yönetim Kurulun çalıģma ve hesap raporları ile denetleme kurulu raporlarının okunması, c- Raporların okunması ve Yönetim Kurulunun ibraı, ç- Bütçenin tasdiki, d- ġube Yönetim ve Denetleme Kurulları ile Haysiyet Divanı asli ve yedek üyelerinin ve Kurultaya katılacak Ģube temsilcilerinin seçimi, e- Dilekler. ġube Yönetim Kurulu, gündeme gerekli gördüğü konuları ekleyebilir. Ayrıca üyelerin 1/20 sinin görüģülmesini yazılı olarak istediği hususlar gündeme alınır. Olağanüstü toplantılar: 35. Madde ġubeye kayıtlı üyelerin 1/5 inin yazılı isteği ile, yahut ta Ģube yönetim kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Olağanüstü toplantı kararı, Ģube denetleme kurulunun göstereceği lüzum üzerine veya doğrudan doğruya Genel Yönetim Kurulu tarafından da verilebilir. Olağanüstü toplantılarda da olağan toplantılarla ilgili hükümler uygulanır. Ancak, olağanüstü toplantılarda gündemde bulunmıyan konular görüģülemez ve gündeme eklemeler yapılamaz. Çoğunluk: 36. Madde Genel Kurul, görüģmeleri idare emek üzere bir baģkan, bir baģkan vekili, ve iki katip seçer. GörüĢme tutanakları ve kararları BaĢkanlık Divanınca hazırlanır ve imzalanır.

156 146 BaĢkanlık Divanı: 37. Madde Genel Kurul, görüģmeleri idare etmek üzere 1 baģkan, 1 baģkan vekili ve 2 kâtip seçilir. GörüĢme tutanakları ve kararlar BaĢkanlık divanınca hazırlanır. Genel kurlun Görev ve Yetkileri: 38. Madde ġube Genel kurulunun görev ve yetkileri Ģunlardır: a- Yönetim ve denetleme kurulları tarafından sunulacak çalıģma, hesap ve denetleme raporlarını müzakere etme ve uygun görürse, yönetim kurulunu ibra etmek, b- Yönetim Kurulunca hazırlanacak bütçe tasarısını tasdik etmek, c- Yönetim Kuru içi 7 asli ve 7 yedek, denetleme kurulu içi 3 asli 3 yedek, haysiyet divanı için 3 asli 3 yedek üye seçmek, ç- genel Merkeze yapılacak teklifleri kararlaģtırmak, d- ġube adına kurultaya katılacak temsilcileri seçmek ve Kurultayda savunacakları fikirleri tesbit etmek, e- ġubenin feshine karar vermek. Kararların ilgilere bildirilmesi: 39. Madde ġube Genel Kurul toplantısına ait tutanağın bir örneği, toplantıdan sonraki 15 gün içinde Genel Merkeze gönderilir. Tutanağın alsı Ģubedeki genel kurul dosyasında saklanır. ġube Yönetim Kurulu: 40. Madde ġube Yönetim Kurulu, genel kurul tarafından seçilen 7 kiģi ile kurulur. Bu kurul, üyelerinden birini baģkanlığa, birini sekreterliğe, bir diğerini de muhasipliğe seçerek iģbölümü yapar. Genel Kurul Ģube yönetim kurlunun 5 kiģi ile kurulmasına karar verebilir. ġube Yönetim Kurulu: a- Dernek tüzüğüne, çalıģma programına ve genel merkez tarafından gönderilecek yönetmelik ve tamimlere göre Ģubenin çalıģmalarını düzenler. b- ġube gelirlerini artırmak için gerekli tedbirleri alır. c- ġubeye ait iģlerin düzenlenmesi ve yönetimi için en az 15 günde bir toplanır, bu toplantılara izinsiz ve özürsüz olarak üst üste 3 defa katılmayan üyelerle, özrü aralıksız olarak 3 aydan fazla devam eden üyeleri kuruldaki görevinden ayrılmıģ sayarak yerlerine oy sırası ile yedek üyeleri çağırır. Ç- Genel Merkeze, her üç ayda bir, Ģube çalıģmaları hakkında bilgi veren bir rapor gönderir. d- ġube genel kurlunu olağan ve olağanüstü toplantılara çağırır. e- ÇalıĢma döneminin sonunda, hazırlayacağı çalıģma ve kesin hesap raporları ile gelecek çalıģma dönemi için hazırlanacak bütçeyi genel kurula sunar. ġube BaĢkanı: 41. Madde ġube baģkanı Ģubeyi temsil eder ve Ģube yönetim kuruluna baģkanlık eder. Yönetim kurulu kararları ile haysiyet divanının kesinleģmiģ kararlarını ve Genel Merkez tamim ve emirlerinin uygulanmasını sağlar, denetleme kurulu kararlarının gereğini yapar. ġube Sekreteri: 42. Madde Sekreter, Ģubenin yazı ve üye iģlerine bakar; gerektiğinde baģkana vekillik eder; yönetim kurulu karar defteri ile gelen ve giden yazılara ait dosya ve defterleri, üye kayıtlarına ve yazı iģlerine ait diğer iģleri düzenler. ġube Muhasibi: 43. Madde Muhasip, Genel Merkezin hazırlayacağı muhasebe yönetmeliğine uygun olarak, Ģubenin para ve hesap iģlerini yürütür; bunlarla ilgili defter ve dosyaları, demirbaģ kayıtlarını tutar.

157 147 ġube Denetleme Kurulu: 44. Madde Genel Kurulu tarafından seçilen 3 kiģi ġube Denetleme Kurulu nu meydana getirir. Bu kurul kendi içinden birini baģkan seçer. Denetleme Kurulunun görev ve yetkileri Ģunlardır: a- ġube yönetim kurulunun, Ģubede çalıģtırılan memurların hesaplarla ilgili iģlemlerini en az 6 ayda bir denetlemek ve tüzük, yönetmelikler ve genel hükümler dıģında göreceği hususlar hakkına uyarmalarda bulunmak üzere hazırlıyacağı raporları Ģube baģkanlığına vermek, b- ġube yönetim kurulunun hesaplarında bir yolsuzluk tesbit ettiği takdirde Genel Yönetim Kuruluna baģvurmak, c- ÇalıĢma dönemi sonunda, denetlemeleri ile ilgili raporu Genel Kurula sunmak. ġube Haysiyet Divanı: 45. Madde ġube Genel kurulunca seçilen 3 kiģi haysiyet divanını meydana getirir. Bunlar aralarından birini baģkan seçerler. Haysiyet divanı, çalıģmalarını genel hükümlere göre ayarlar. Divan Kararları: 46. Madde Üyeler hakkında, hareketlerinin mahiyetine göre, uyarma veya üyelikten çıkarma kararları verilir. Uyarma, üyeye yanlıģ hareketlerini düzeltmesi için yapılan hatırlatmadır. Üyelikten çıkarma, üyenin muvakkaten veya bir daha kabul edilmemek üzere, dernekle iliģiğinin kesilmesidir. Üyelikten çıkarma kararını gerektiren haller Ģunlardır: a- ġeref kırıcı bir suçtan ve komünistlikten mahkum olmak, b- Derneğin gaye ve prensiplerine aykırı hareket ettiği sabit olmak, c- Derneğe giriģ Ģartını taģımadığı sonradan anlaģılmak, ç- Derneğe girerken hüviyetini gizlediği sabit olmak, d- Özürsüz olarak üç yıl müddetle aidat ödememek, e- Dernekliler arasında huzursuzluk yarattığı sabit olmak, f-tüzüğe aykırı fikir taģıyan veya her ne sebeple olursa olsun, dernek aleyhinde faaliyette bulunanlarla iģbirliği yapmak, g- DeğiĢik zamanlarda, türlü sebeplerle üç uyarma kararı almak. Üyelikten çıkarma kararları bütün dernek teģkilatına duyurulur. Vekil Tayini: 47. Madde- Hakkında kovuģturma açılan üye, savunmasını yapmak üzere haysiyet divanının vereceği bir yazı ile, baģka bir dernekliği vekil tayine edebilir. Vekilin sözleri üyeyi bağlar. Ġtiraz Süresi: 48. Madde ġube haysiyet divanının vereceği karara, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, Yüksek Haysiyet Divanına müracaat edilmek suretiyle itiraz edilebilir. Bu sürenin geçirilmesi veya Haysiyet Divanının kararı tasdik etmesi halinde hüküm kesinleģir. IV. BÖLÜM MALĠ HÜKÜMLER Genel Merkez Gelirleri: 49. Madde Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel Merkezi nin gelirleri Ģunlardır: a- ġubeleri, gayrisafi gelirlerinin % 10 u nisbetinde gönderilecek yıllık aidat, b- Bağı ve yardımlar, c-gayeye uygun çalıģmalardan sağlanacak gelirler. ġube Gelirleri: 50. Madde - Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Ģubelerinin gelirleri Ģunlardır:

158 148 a- GiriĢ paraları, b-üyelerin taahhüt edecekleri aidat, c- BağıĢ ve yardımlar, ç- Gayeye uygun çalıģmalardan sağlanacak gelirler. Kasada bulundurulacak para: 51. Madde Genel Merkez kasasında en çok bin, nüfuzu i aģan Ģehirlerdeki Ģubelerin kasalarında en çok beģyüz, diğer yerlerdeki Ģubelerin kasalarında ise en çok ikiyüz elli Türk lirası bulundurulabilir. Bu miktarı aģan paralar, merkez ve Ģubelerin bankalarda açtıracakları hesaplara yatırılır. Bankadan para çekme yetkisi: 52. Madde Genel Merkezin bankalardaki hesaplarından Genel BaĢkan veya Vekili ile Genel Muhasip veya vekilin, Ģubelerin bankalardaki hesaplarından ise Ģube baģkanı, Ģube sekreteri veya muhasibinden ikisinin müģterek imzalariyle para çekilebilir. Harcama yetkisi: 53. Madde Kendi sorumlulukları altına olmak ve sonradan Genel Yönetim Kurulunun tasvibini almak üzere, Genel BaĢkan bin, Genel Sekreter ve Genel Muhasip beģyüz liraya kadar harcama yapabilirler. Bu yetki Ģube baģkanları için, ikiyüz elli, Ģube sekreteri için yüzyirmibeģ liradır. Avanslar: 54. Madde ÇeĢitli sebeplerle kasadan çıkan paralara ve alınan avanslara ait mahsup iģlemlerinin en geç bir ay içinde yapılması gerekir. V. BÖLÜM FESĠH HÜKÜMLERĠ I. Kısım: Derneğin Feshi Fesih Kararı: 55. Madde Derneğin feshi genel hükümlere bağlıdır. Bu fesih, Ģubeleri de içine almak üzere, bütün Dernek teģkilatına Ģamildir. Derneğin kendi kendini feshe karar verebilmesi için, fesih, konusunun görüģüleceği Kurultay toplantısına, Kurultay üyelerinin 2/3 çoğunlukta katılmıģ olmaları gerekir. Ġlk toplantıda da bu çoğunluk bulunmazsa, toplantı geri bırakılır. Ġkinci toplantıya katılan üye sayısı ne olursa olsun fesih konusu görüģülebilir. Ancak, fesih kararının, toplantıya katılan üyelerin 2/3 çoğunluğu ile verilmesi Ģarttır. Dernek Mallarının Durumu: 56. Madde Derneğin herhangi bir Ģekilde feshi halinde, dernek mallarının akıbeti, fesih kararını veren kurul tarafından tayin edilir. Ġlgili Makama bildirme: 57. Madde - Derneğin feshine karar verildiği takdirde, durum, karardan sonraki 5 gün içinde ilgili makama bildirilir. 2. Kısım: ġubelerin Feshi Fesih ġekilleri: 58. Madde - Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Ģubeleri iki Ģekilde feshedilir: a- ġube kurullarının vereceği fesih kararı ile Fesih konusunun görüģüleceği genel kurul toplantısına, üyelerin 2/3 ünün katılmıģ olması gerekir. Ġlk toplantıda bu çoğunluk sağlanmazsa, 36. madde hükmü uygulanır. Ancak, fesih kararı için, toplantıya katılan üyelerin 2/3 çoğunluğunun bu yolda rey vermiģ olması Ģarttır. b- 21. maddenin (b) fırkası gereğinde Genel Yönetim Kurulu bu fesih kararı ile. Genel Yönetim Kurulu bu fesih kararını, gerekçesi ile birlikte, karardan sonraki ilk toplantısında Kurultayın bilgisine sunmak ve tasvibini almak zorundadır.

159 149 Ġlgililere bildirme: 59. Madde ġubenin feshine Ģube genel kurulu tarafından karar verdiği takdirde, bu karar 5 gün içinde, Ģubenin bulunduğu yerdeki en büyük mülki amire ve Genel Merkeze bildirilir Kararı Genel Yönetim Kurulu vermiģse, durumu aynı süre içinde mahalli resmi makam ve o sırda Ģube uzuvlarında görevli bulunanlara bildirmesi gerekir. ġube mallarının durumu: 60. Madde Feshedilen Ģubenin malları ve parası, Genel Merkeze intikal eder. VI. BÖLÜM ÇEġĠTLĠ HÜKÜMLER Gizli oy esası: 61. Madde Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği nin Kurultay ve ġube genel kurul toplantılarında yapılacak yönetim ve denetleme kurulları, haysiyet divanları, kurultay temsilcileri seçimleri gizli oyla yapılır. Oylar açıkta tasnif edilir. Genel BaĢkan seçimi da aynı hükme bağlıdır. Karar çoğunluğu: 62. Madde Derneğin bütün uzuvlarında kararlar oy çokluğu ile verilir. Oyların eģitliği halinde, o kurulda baģkan olan Ģahsın katıldığı taraf kazanmıģ sayılır. Ancak, Kurultay toplantılarında Tüzüğün değiģtirilmesi ve Derneğin feshi ile ilgili kararların, Ģubelerde ise Ģubenin feshi ile ilgili kararın 2/3 oy çokluğu ile verilmiģ olması gerekir. Dernek memurları: 63. Madde Dernek memuru üyeler, Ģube genel kurullarında oy kullanamazlar. Derneğin herhangi bir uzvuna üye veya kurultay a temsilci seçilemezler. Tüzükte olmıyan hükümler: 64. Madde Bu tüzükte belirtilmiyen hususlarda, genel hükümler uygulanır. VII. BÖLÜM GEÇĠCĠ HÜKÜMLER 1- Kurultay da aksine karar verilinceye kadar, Genel Merkez, Ġzmir Merkez ġubesi görevlerini de yapar. 2- Ġlk Kurultay a kadar Genel Merkez Yönetim Kurulu 7 kiģi olarak vazife görür. 3- Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği kurucuları ile açılacak Ģubelerin kurucuları için 4. maddede belirtilen Tanıtıcı üye lerde aranan iki yıllık üye olma Ģartı söz konusu edilmez. VIII BÖLÜM KURUCU ÜYELER Kurucu üyeler: 65. Madde - Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği nin kurucuları Ģunlardır (hepsi de T.C. vatandaģıdır): (Sıra no., Soyadı, adı, iģi, ikametgah adresi, imzası). 1- AKKAR Ahmet, memur, 252. So. Nu:5- Ġzmir. 2- AKSOY Yavuz, tüccar, Özyurt Mh. Zafer So. Nu:27 Turgutlu. 3- ARĠÇ NeĢ e, memur, 1748 So. Nu:86 KarĢıyaka. 4- ASLIM NeĢet, marangoz, 62. So. Nu:5 Ġzmir. 5- AVCI Ġbrahim, esnaf, 226. So. Nu:21 Ġzmir. 6- CEYLAN Üzeyir, müteahhit, So. Nu:16 Ġzmir. 7- ÇELĠK Ali Rıza, yazar, 803. So. Nu:60 - Ġzmir. 8- SÖNEMZATEġ Nihat, iģçi, 792. So. Nu:5 - Ġzmir. 9- DAMAR Ahmet, çiftçi, Turan Mah. Nu: 47 - Turgutlu. 10- DOĞRU ġirzat, memur, 48. Sok. No: 10 Balçova.

160 DÜġÜNÜR ReĢat, tüccar, 154. Sok. No:11 - Ġzmir. 12- GÜLGÖNÜL, Ekrem, iģçi, 1265 sok. No:6/E - Ġzmir. 13- GÜROL Halit, gazeteci, Yankı Gazetesi Turgutlu. 14- HOġGÖNÜL Haydar, matbaacı, 1831 sok. No:24 KarĢıyaka. 15- ĠNCE CoĢkun, borsa ajanı, 1746 sok. No:10 KarĢıyaka. 16- ĠSHAKOĞLU O. Gazi, asistan, Ziraat Fak. Loj. Bornova. 17- KARAKAÇ Muammer, terzi, 941 sok. No:36 - Ġzmir. 18- KARAMEHMETOĞLU ġükrü, tüccar, 914 sok. No:12 - Ġzmir. 19- KAYNAK Y. Burkay, avukat, 866. sok. No:6 - Ġzmir. 20- KOLOĞLU Ġhsan, avukat, 1743 sok. No:19 KarĢıyaka. 21- KORU Muzaffer, tüccar, H. RıfatpaĢa Cd. No:313 - Ġzmir. 22- ORALTAY Hasan, tercüman-yazar, 1268 sokak, No:19 - Ġzmir. 23- ÖZBALCI Selahattin, mali müģavir,1715 sokak, No:22 KarĢıyaka. 24- ÖZDEMĠROĞLU Suat, asistan, Ziraat Fakültesi Loj. Bornova. 25- ÖZKÖK Yakup, avukat, 832 sokak No:17 - Ġzmir. 26- ÖZġARLAK Halil, eczacı, Orta Mah. No:3 Söke. 27- PALA N. Halil, eczacı, Kestelli caddesi, No:49 - Ġzmir. 28-PAMĠR Nejat, op. doktor, 1382 sokak, No:33 - Ġzmir. 29- PÜDÜK Baha, memur, 839 sokak, No:43 - Ġzmir. 30- SAGKOL Muammer, tüccar, 725 sokak, No:9 - Ġzmir. 31- SAYAR Süleyman, çiftçi, 1884 sokak, No:6 - Ġzmir. 32- Sercan Cemal, imalatçı, 1269 sokak, No:18 - Ġzmir. 33- TEMUÇĠN Edip, avukat, 223 sokak, No:3 - Ġzmir. 34- TOLGALI Avni, Em. subay, 1. sokak, No:4 Balçova. 35- TOPTANCI Doğan, tüccar, B. Milletler caddesi, No:3 - Ġzmir. 36- TUNÇSĠPER M. YaĢar, muhasip-yazar, 473. sokak, No:12/A - Ġzmir. 37- YALÇINKAYA ramazan, çiftçi, Akviran köyü, Salihli. 38- UĞURTAN T. Aslan, ressam, 866 sokak, No:1 - Ġzmir. 39- YORGANCILAR Abdurrahman, tüccar, 1700 sokak No:180/5 KarĢıyaka. 40- YILDIRIM Ömer, elektrikçi, 919 sokak, No:53 - Ġzmir. 41- KARSLIOĞLU Fahri, Y. ziraat mühendisi, Topraksu Müdürlüğü - Ġzmir de Kurucu Heyet toplantısında seçilen ve bilahare vazife taksimi yapılan Genel Merkez Ġdare Heyeti Ģöylece teģekkül etmiģtir: Genel BaĢkan: Nejat Halil Pala Genel BaĢkan Yardımcısı: Ġhsan Koloğlu Genel Sekreter: Burkay Kaynak Genel Muhasip: Ahmet Akar Veznedar: Cemal Sercan Üye: Yakup Özkök Üye: Ali Rıza Çelik

161 Ek 2: TKMD Üyelik Belgesi (BoĢ) 151

162 Ek 3: Mücadele Dergisi Kapakları 152

163 153

164 Ek 4: T.K.M.D. Rozeti 154

165 155 Ek 5: TKMD Yılı Faaliyet Raporu, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel Merkez Yayınları Nu:1, Ġzmir 1965 TÜRKĠYE KOMÜNĠZMLE MÜCADELE DERNEĞĠ ĠKĠNCĠ BÜYÜK KURULTAYI (30NĠSAN 1965) YILI FAALĠYET RAPORU Derneğimizin kıymetli kurcuları ve delegeleri, aziz üyelerimiz ve muhterem misafirlerimiz. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneğinin ikinci Kurultayını huzurlariyle Ģereflendiren değerli Ģahsiyetleri hürmet ve sevgi ile selamlarız. Hususiyle büyük bir zahmet ve masraf ihtiyar ederek yurdun uzak köģelerinden gelen delege arkadaģlarımıza ve mefkûreci misafirlerimize minnet ve teģekkürlerimizi arzederiz. Dernek tüzüğüne göre, büyük kongremiz; Ģubeler tarafından seçilen delegeler ile Genel Merkez üyelerinin iģtirakiyle toplanmaktadır. Ayrıca dernek kurucuları Kurultayın tabii üyeleridir. Bu toplantımızda halen kurulmuģ olan 40 Ģubemizin temsil edilmesi gerekmektedir. Ancak Genel merkezimiz, Ģubelerden gelecek delegelerin yolluklarını ve diğer zaruri masraflarını göndermek vazifesini yerine getirememiģtir. Bundan baģka bazı Ģahsi mazeretler yanında, mesafe uzaklıkları da, bazı temsilcilerin aramıza katılmalarına engel olmuģtur. Bu vesile ile Ģubelerimizin imanlı, vefakâr ve hamiyetli mensuplarına; çevrelerinde gösterdikleri gayret ve baģarıdan dolayı, hayranlık ve takdir hislerimizi sunarız. Bir yıl önceki çalıģma döneminde 26 Ģube ve 5 temsilcilik kurulmuģtur. Son bir yıl içinde isse 14 yeni Ģube hizmete baģlamıģtır. Ve halen müracaatları incelenmekte olan 5 Ģube açma teģebbüsü mevcuttur. Biz Ģubelerimize maddi yardım sağlıyamıyoruz. Bu itibarla kuruluģlarımızın mahalli imkânlarla idare edilmek zaruretini göz önüne almaları lazımdır. Tanrıya Ģükürler olsun ki, memleketimiz; feragat ve fazilet okulundan yetiģmiģ ülkücülerle doludur. TeĢkilatlanma faaliyetlerinin ağır yürümesinden Ģikâyetçi değiliz. Çünkü sağlam temellere dayanmak ve emin ellere teveccüh etmek ihtiyacındayız. Esasen milliyet ve mukaddesat cephesinin uyanık ve Ģuurlu mücahitleri, yurdun dört bucağında nöbet baģındadırlar. Komünizme ve hürriyet düģmanlığına karģı mücadele iradesinin, elbet bir gün, Türk maģeri Ģuurunun malı olacağına inanıyoruz. Bu bahiste menfi cereyan ve davranıģların, tesir sahasını da hesaba katmak ve bunları dikkatle takip etmek lazımdır. Mesela, Genel Merkezimizin tertiplediği bir törenin arifesinde, Ġzmir de münteģir bir gazete ve bir Haber Ajansı; Dernek idarecilerinin Komünizmle Mücadele perdesi altında, Komünizm propagandası yaptıkları yolunda neģriyat yapmıģ ve haberler yaymıģtır. Ġz an, idrak, ahlak ve insaftan mahrum olan bu gayretlerin her gün yeni bir çeģidi ile karģılaģmak mümkün ve tabiidir. Bozgunculuk, tezvirat, yalan ve iftira kampanyalarının malum ve muayyen silahlardan olduğu ve tereddütlerin, bir müddet iģlerimizi aksattığını kabul etmek zorundayız. Nitekim biraz önce açıkladığımız isnatlar Derneğimizin geliģme ve baģarıya ulaģma hızında, ihmal edilmiyecek bir faktör olmuģtur. Bahis mevzuu tecavüzler ne ilktir ne de sonuncu. Bütün mesele,

166 156 hadiseleri değerlendirebilmekteki isabet derecesindedir. Harici telkinlerden, peģin hükümlerden ve teģhis koymaktaki alıģılmıģ usullerden tecerrüt etmek lazımdır. Artık Komünizm propagandacılının, ikna etme ve kandırma metotlarının bir ilim haline geldiğini bilmek zamanı gelmiģtir. Normal kıymet sistemleri ve normal ölçüler ehemmiyetlerini kaybetmiģlerdir. Hatta günlük mantık ve muhakemeye dahi tam itimat caiz değildir. Basiret ve aklı selime, milli Ģuur uyanıklığını iģtirak ettirmek Ģarttır. ġubelerimiz hakkında arzedeceğimiz diğer bir husus, bu teģekküllerimiz ile Genel merkez arasında lüzumlu alaka ve irtibatın tesis edilmemiģ olmasıdır. Dostluk bağlarının geniģlemesini, fikir teatilerinde bulunulmasını ve müģterek proğramlar tertibini büyük bir iģtiyakla arzulamıģtık. Lakin kadromuzun ve maddi imkânların kifayetsizliği yüzünden, maalesef, çok az Ģube ile devamlı münasebet kurulabilmiģtir. Özel bir ilgiyi, teftiģ ve murakabeyi icap eden hallerde dahi hiç bir Ģey yapamamak baģlıca üzüntülerimiz arasındadır. Bazı Ģubelerimizin de; tamimlerimize cevap vermek, üçer aylı faaliyet raporlarını muntazaman hazırlamak, kongrelerini zamanında yapmak ve umumi heyet zabıtlarını göndermek alıģkanlığını elde edemediklerini söyliyeceğiz. Ayrıca genel merkez hisseleri ve Mücadele Dergisinin satıģ bedelleri ödenmemektedir. Bütün Ģubelerimizin davaya hizmet konusunda samimi gayretler sarfettiklerine kailiz. Genel merkeze akseden faaliyetleri göz önüne alırsak Erzurum, Aydın, Diyarbakır, Gaziantep, AlaĢehir, YeĢilyurt ve Akhisar Ģubelerimize ayrıca teģekkürlerimizi belirtmeyi vazife sayarız. Tüzüğümüz, Ġzmir merkez Ģubesi kuruluncaya kadar, bu Ģubeye ait vazifelerin yürütülmesini Genel merkeze tevdi eylemiģtir. Geçen Kurultayda merkez Ģubenin teģkili hususunda karar alınmıģtır. Ancak Ġzmirli kıymetlerimiz ile baģvurduğumuz münevverlerin vazife ve mes uliyet deruhte etmek bahsindeki tereddüt ve zaaflarını yenmek kabil olamamıģtır. Son iki ay önce bir hey et teģkili mümkün görülmüģ ise de, Kurultayın toplanmasına az bir zaman kaldığı için, yeni seçilecek Genel Yönetim Kurulunu bazı müģkülat ile karģılaģtırmak istenmemiģtir. Genel Merkezimizin büyük bir ehemmiyet atfettiği ve hassasiyetle üzerinde durduğu mevzu; Derneğin ciddi bir yayın organına sahip olması meselesidir. Ġlk Genel Yönetim Kurulu tarafından tesis olunan aylık Mücadele Dergisinin halen 13 üncü sayısı intiģar etmiģ ve 14 üncü sayı hazırlanmıģ bulunmaktadır. Dergimizin mükemmel olduğu iddiasında değiliz; aksine kusur ve eksikliklerimizi teferruatiyle bilmekteyiz. Fakat aflarınıza güvenerek haklı bir gururla ifade ederim ki, pek çok mahrumiyet ve müģkülatla ayakta tutulan bu teģebbüs, iftihar edilecek bir koleksiyon vasfı kazanmıģtır. Sahasında tek olduğunu zannettiğimiz Mücadele Dergisi; 14 aylık muntazam ve müstakar neģriyatı içinde, ciddiyet ve vakarı Ģiar edinmiģ, bayağılığa ve biteviyeliğe düģmemiģ, daima muayyen bir seviyenin üstünde kalarak fikri ve ilmi bir mücadele örneği vermiģtir. PeĢin hükümlerden, ifrat ve tefritten, Ģahsiyat ve polemik yapmaktan titizlikle sakınılmıģtır. Mücadele Dergisinin yüzbinlerce adet basılarak memleketin en kuytu köģelerine kadar dağıtılacağı günleri hayal etmeyi dahi bir bahtiyarlık sayıyoruz. TeĢkilatımıza geniģ ölçüde maddi yardım yapmak lüzumunun idrak edileceği günlerin uzak olmadığı inancındayız. Resmi ve milli müesseselerin ve büyük ticari firmaların Dergimize abone olmak ve reklam vermek suretiyle bizi desteklemeleri halinde, hayallerimizin gerçekleģmesi zor olmıyacaktır. Özel sektörün, kendilerine yaģama hakkı tanımayan ve alenen küfreden yayın organlarına karģı gösterdikleri alaka ve müzaheretin pek az kısmını Derneğimize ve Dergimize lütfetmelerini bekliyoruz.

167 157 Günlük bir gazeteye sahip olunması, hiç olmazsa derginin haftada bir yayınlanması, kitap ve risaleler basılması, halk tipi neģriyat yapılması ve Ģubelerimiz için bültenler hazırlanması iģlerini; gönlümüzün birer yarası olarak yeni imkân ve kabiliyetlerin zuhuru gününe terk ediyoruz. Türkiye dıģındaki iģçilerimizin durum da bizi düģünceye ve hassasiyete sevketmektedir. Kesif bir komünizm ve hıristiyanlık propagandası ile karģı karģıya kalan bu yurttaģlarımızın içinde bulundukları müģkülat ve buhrandan kurtarılması, milli bir vazife haline gelmiģtir. Onlara köksüz ve öksüz olmadıklarını hissettirmeli, manevi desteğimizi eksik etmemeliyiz. Bu kardeģlerimizi fikren beslemek ve muzır cereyanlara karģı uyanık tutmak için; özel bir yayın hazırlamayı veya Mücadele dergisinden (3-500 yerine) bol miktarda göndermeyi faydalı görüyoruz. Fakat bu arzumuzun ağır bir mali külfete dayandığı meydandadır. Derneğimizin mühim ve mesir çalıģma sahalarından biri film gösterileridir. Kültür vermek ve halkı uyarmak maksadiyle tertiplenen bu gösterilerde çeģitli antikomünist filmler irae olunmaktadır. Açık ve kapalı sinema salonlarında, bazı meydan ve arsalarda, okulların bir kısmında yapılan bu faaliyetlerden her sınıftan kiģi kadar halkımız faydalanmıģlardır. Bu çalıģmaları askeri birliklere, fabrikalara, iģçi sendikalarına, okullara, yüksek tahsil müesseselerine ve talebe teģekküllerine teģmil etmekte geniģ faydalar ummaktayız. Elimizde birden fazla film makinası bulunduğu takdirde, Ģubelerimizin hepsinde ve yurdun diğer bölgelerinde müspet yatırımlar yapmak kabil olacaktır. Külütürel çalıģmalar meyanında; Fetih günü, Esir Milletler Haftası, Mehmet Âkif günü, Atatürk ü anma töreni, Çanakkale Ģehitlerini anma töreni tertiplenmiģ ve ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi Komünizmle Mücadele Komisyonu azası ve muhterem mefkûreci ağabeyimiz Senatör Dr. Fethi Tevetoğlu bir konferans vermiģtir. Birinci kurultayımıza sunulan muhammen bütçede sosyal yardım faslının bulunmadığı dikkati çekmiģ ve bu fasla lira tahsis olunması karar altına alınmıģtır. Ancak esefle beyan edelim ki, bütçemizin gelir tahminleri isabetli olmamıģ ve gerçekleģememiģtir. Bu itibarla dernek hasılatından yapılan içtimai yardım giderleri gülünç bir rakam ifade eylemektedir. HerĢeye rağmen, engin Ģükran duyguları ile belirtmek gerekir ki, Ramazan ayı içinde hamiyetli yurtdaģlarımızın hibe veya temin ettikleri giyim eģyaları ve yiyecek maddeleri ile 100 kiģiye yakın yoksul sevindirilmiģtir. Her nedense matbuat âlemi ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Umum Müdürlüğü ve Ġzmir Radyo Müdürlüğü; dernek faaliyetlerine alaka ve müzaheret göstermek lüzumunu hissetmemektedir. Ancak Erzurum ve Gaziantep il radyolarının Ģubelerimizle yaptıkları iģbirliğini memnuniyetle belirtmek isteriz. Yeni seçilecek Genel Yönetim Kurulunun bu vadide daha çok gayretli ve daha verimli olmasını dilemekteyiz. Yeni Asır, Ege Ekspres ve Yeni Ġstanbul, Ankara Ticaret Postası gazetelerinin ve Toprak dergisinin ilgi ve yardımlarına teģekkür ederiz. Gazete, dergi ve diğer neģriyatın günü gününe takibi, bir arģiv tesisi, haber ve malzemelerin değerlendirilmesi, muhtelif hadiseler ve meseleler karģısındaki dernek görüģümüzün zamanında tesbit ve ifadesi, gerekli tedbirlerin alınması ve müdahalelerin yapılması, Ģubelerin uyarılması gibi konular; Genel merkezin asli vazifeleri arasındadır. Fakat bu iģlerin muvaffakiyeti; büyük bir maddi güç ile birlikte, yetiģmiģ bir büro kadrosu, fikri seviyesi yüksek ve vakti bol bir istiģare hey eti sağlıyabilir. Esasen açıkça ifade etmek lazımdır ki, büyük bir derneğe yaraģır faaliyetlerin münhasıran amatör elemanlarla

168 158 yürütülmesi kabil olmıyacaktır. Mevzuu aydınlığa kavuģturmak için basit bir misal arzedelim: bayram tebriki zarflarının veya abonelere gönderilecek dergilerin bandını yazmak, Genel Yönetim kurulu azalarının vazifeleri meyanında kaldığı müddetçe, o teģekkülün baģarı ümitleri konuģulmağa değmez. Hadiseyi küçümsemeyelim; son bir ay içinde yazılan zarf adedi rakamı civarındadır. Onun için fahriyen çalıģan arkadaģlarımızı, ücretli ve kaliteli bir kadro ile takviye etmeliyiz. Her sınıftan geniģ halk tabakaları, gençlik teģekkülleri ile daha yakından alakalanmak ve müģterek çalıģma proğramları hazırlamak ve iģbirliği yapmak baģlıca hedeflerimizden olmalıdır. Buraya kadar olan sözlerimizi özetlemek gerekirse; geride bıraktığımız yılın, Kurultayın emir ve özleyiģlerinin ölçüsü ve bizim arzularımızın seviyesi ile hiçbir iliģiği yoktur. Her Ģeye rağmen, daha baģarılı olmak daima mümkündür Ģeklinde alıģılmıģ bir fanteziye sığınmak istemiyoruz. Çünkü, kusuru bize ait olsun veya olmasın, gayretlerimiz çok eksik ve verimsiz kalmıģtır. Bir yapmacığa ve alçak gönüllülüğe saplanmadan, rahatça ortaya koyduğumuz bu gerçeğin; maddi ve manevi sebeplerinin araģtırılmasını ve yeniden seçeceğimiz hey ete bir vazife duygusu ilham etmesini dileriz. Ġzmir merkez Ģubesinin bir an evvel hizmete baģlatılması suretiyle Genel Yönetim Kurulu nun, esas vazife ve fonksiyonlarına yönetilmesi lüzumludur. Bazı arkadaģlarımız, dernek çalıģmalarının nasıl olamsı lazım geldiği hakkında kendilerine has fikirler ileri sürmektedirler. Her fikri hürmete Ģayan bulmaktayız. Biz: dernek olarak yapılmıģ faaliyetlerin, aslından fazla ve alından baģka Ģekilde gösterilmesi görüģüne katılmıyoruz. Keza bir miting havası yaratılmasına, hislerin tahrik olunmasına ve yaygaracı usuller kullanılmasına taraftar olmadık. ġatafat ve gösteriģe iltifat etmedik. Bundan baģka günlük siyasete karıģmayı, her hadise ile ilgilenmeyi, milli müesseseler ve Ģer kuvvetlerle cenkleģmeyi doğru bulmadık. Türkiye ĠĢçi Partisi Genel BaĢkanının hakkımızdaki çok küstah ve cür etkar ithamlarını dahi cevaplandırmayı bir tenezzül meselesi addettik. Açıkça ve kesinlikle ifadeye mecbur oluğumuz bir gerçeği tekrar ve tekrar belirtmeliyi: mücadelemiz, ilmi ölçüler içinde ve münhasıran fikir planında kalacaktır. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneğini zabıta vakaları içinde mütalaa etmek, rezilane bir iftiradan ibarettir. Biz, polisiye çalıģma usullerini de reddederiz. Esasen Devletimizin sivil ve askeri emniyet kuvvetleri, büyük bir kudret ve liyakatla vazife ifa etmektedirler. Ancak bir sayın Senatörün ifade ettiği gibi Komünizmi yalnız polise bırakamayız. Bu namussuzca çalıģan bir akımdır. Maskeli geziyorlar. Derneğimiz bir icra organı da değildir. Binaenaleyh biz; sadece tavsiye ve tekliflerde bulunur, ikaz ve tenkitlerimizi belirtiriz. Dernek mesullerinde, bunun dıģında bir gayret ve istikamet bulamıyacaklardır. Günlük siyaset, particilik heves ve endiģeleri derneğin kapıları dıģında kalmağa mahkûmdur. ÇeĢitli parti, zümre ve Ģahıslara yakınlığımızın yegâne kaynağı, komünizm konusundaki uyanıklıklarının derecesidir. Bütün milli müesseselerimizle olduğu gibi, partilerimizin hepsiyle de, müģterek düģmana karģı iģbirliği yapmağa amadeyiz. Siyasi partilerden anlayıģ ve yardım bekliyoruz. Milli duyguların geliģme ve kökleģmesinde, kendi kabiliyet ve meziyetlerimizi değerlendirmenin ve bir tarih Ģuuruna ermenin zarureti inkâr edilemez. Fakat artık, his ve tarih zenginliğinin bugünkü dünya ve memleket meselelerini çözmeğe yetmediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Yurdun gerçekleri ve halkın ihtiyaçları ele alınarak bir gönül ve fikir

169 159 birliğine ulaģmak lazımdır. Nasıl ki Türk milliyetçiliğini münhasıran kahramanlık edebiyatı ile ayakta tutmak kabil değilse; komünizmle mücadelede de, yalnızca bu menhus derdin kötülüklerini sayıp dökmek ve kahrolsun demek kâfi gelmiyecektir. Komünizmin dayandığı fikir sistemini çürütmek, red ve cerhetmek gayet kolaydır. Lakin gayretlerimizin nazari bir zeminde kalması endiģesini bir an bile hatırdan çıkarmamalıyız. Bir usul hatasına düģmek vahim sonuçlar doğurabilir. Onun için, önce, zihinlerde uyandırılan teģevvüģleri, tahrik olunan merak ve tecessüsleri izale etmelidir. Sonra da komünist akidesinin vaat ettiği cennetin nasıl bir hamhayal olduğu gözler önüne serilmelidir. Bizde komünizmle mücadele denince; daha ziyade kültürel çalıģmalar, konferans ve seminerler, gösteri ve yayınlar akla gelmektedir. Devamlı ve muhtevalı proğramlar halinde takdim edildiği takdirde, zikredilen faaliyetlerin faydası ve lüzumu aģikârdır. Esasen Ģube ve temsilciliklerimizden bu çeģit hizmetler beklemekteyiz. Ancak mutad mücadele yolarının romantizmden sıyrılması, daha gerçekçi (realist) ve ilmi bir temele dayandırılması gereklidir. Kanaatımızca bunun en basit Ģartı; düģünce hürriyeti, insan hakları, toplum sevgisi, sosyal müsavat ve adalet, toprak reformu, içtimai ve iktisadi kalkınma Ģartları, köycülük, sanayileģme hamleleri, iģçi meseleleri ve hakları, patron ve iģçi münasebetlerinin ayarlanması, sendikacılık, toplu sözleģme, grev, açık ve gizli iģsizlik, açlık ve sefaletin giderilmesi çareleri, sosyal sigorta problemleri, özel teģebbüs, devlet müdahalesinin sınırları gibi rejim, iktisat ve sosyal siyaset mevzularında milliyetçi fikir ve görüģlerin açıkça ve tefferruatı ile ortaya konulmasından ibarettir. Bizim hasretini çektiğimiz dernek çalıģması budur. Ġmkânlarımız elverirse Mücadele Dergisini de bu istikamete tevcih etmeliyiz. Böylece Türklüğün ve insanlığın öz malı olan insan hakları ve sosyal adalet müesseselerinin, Ģer kuvvetlerin elinde daha fazla istismar edilmesi önlenmiģ olacaktır. Komünistlerce münhasıran kendilerine mal edinmek istenilen sosyal adaletin, bugün komünist memleketlerde değil, fakat asıl garp âlemi memleketlerinde tatbikata girmiģ olduğu ve her gün biraz daha ilerlemekte bulunduğu hususu halkımıza, bilhassa gizli veya aģikâr komünizm heveslilerine anlatılmalıdır, gösterilmelidir. Bugün yurdumuzda yapılmak istenen sefalet edebiyatını, gerçeğin sanat yolu ile ifadesi olarak kabul edebilmek için, bizim farzettiklerinden fazla saf olmamız lazımdır. Ancak ülkemizde sefaletin, iģsizliğin ortadan kaldırılması, hürriyet ve refahın eksiksiz olarak teessüsü için lüzumlu Ģartlar da hazırlanmalıdır. Türk milliyetçileri; fakirin daha fakir olması karģılığında, zenginin daha zengin olmasını mümkün kılan sistemin aleyhindedirler. Bu iki zıtlaģmıģ ucu birbirine yaklaģtıran tedbirleri araģtırmalı ve muvazene unsuru olarak bir orta sınıfın doğması temin edilmelidir. Komünistler, iģçiler arasında sınıf Ģuurunu uyandırmayı baģlıca gayelerden sayarlar. Böylece iģçilerin sırtına basıp komünist ihtilalini vücuda getirebileceklerini düģünürler. Biz de; bu usulün antitezini bulmak, sınıflar arasında ahenk ve muvazeneyi tesis etmek, milli müesseseleri kuvvetlendirmek, Türk hars ve mukaddesatını korumak, ahlak, adet ve an anenlere uygun yaģamak, içtimai tesanüt fikrini yaymak, iģçilerimizi ve yoksulları gözetmek, fitre ve zekât gibi sosyal yardım borçlarımızı yerine getirmek mecburiyetindeyiz. Biz; milli Ģahsiyetini iktisap etmiģ, hür ve müstakil, itibarlı ve istikrarlı bir Türkiye istiyoruz. Doğudan veya batıdan gelsin, her türlü sömürgeciliği ve dıģ hegomanyanın karģısındayız. Fakat memleketimizi, dostluk ve ittifaklarda tecrit etmeğe matuf, batı düģmanlığı tehlikesini de isabetsiz ve tehlikeli bulmaktayız.

170 160 Bütün dünya ve hususiyle Türkiye, tarihi bir oluģma ve geliģme Ģartları içinde bulunmaktadır. Artık yeni ve renkli bir âlem doğmuģtur. Milli değer ve ölçülerimizden fedakârlık etmeden, yeni bir dünya görüģüne sahip olmalı ve bu görüģ içinde yerimizi almalıyız. Millet olarak ve her birimiz fert fert, müesseselerimiz ve bütün dayanak noktalarımız ile vazife ve mesuliyetlerimizi öğrenmek ve gereğini yapmak mecburiyetindeyiz. Zira Türkiye de toplum hayatı ve fikir cereyanları çok tehlikeli bir dönemeç içerisine girmiģ bulunuyor. Münevverlerin meselelerimizi ele alıģ, anlayıģ ve teģhis koyma tarzları, dikkatleri üzerine çekecek mahiyettedir. Muhterem Namık Zeki Aral Beyefendinin ifade ettikleri gibi Camiayı bugün tehdit etmekte olan afet bakımından, içtimai zümreler arasında en ziyade dikkat edilmesi lazım olanlardan biri de öğretmenler zümresidir. Cereyan bu zümreye sızmıģtır. Herhangi bir camianın istikbalini, fiiliyatta öğretmenler zümresi hazırlar i tecavüz eden öğretmen zümresinin büyük çoğunluğunu tenzih ederek, vikayeye muhtaç olanlar için acele tedbirler düģünülmelidir. Menfi Cereyanlar, yalnız öğretmen zümresine değil, camianın hassasiyeti fazla ve itibarlı zümrelerine varıncaya kadar sızmıģtır. Bu noktalara devlet gözü son derece dikkatle bakmak gerekir yılında Komünizmle Mücadele Rehberi adıyla çok istifadeli bir eser hazırlayan Avukat HaĢim Nahit Erbil; bugünkü buhranlı devrenin nefis bir tablosunu çizmektedir. Eserin önsözünden aktardığımız Ģu cümleler, çok ibret verici Ģekilde dertlerimize parmak basmaktadır: Türkiye nin de içinde bulunduğu medeniyet âlemi, tarihte bir eģine rastlanmıyan, umumi ve müthiģ bir buhran geçiriyor: Buhranın dıģ manzarası memlekete göre- yoksulluk, açlık, hastalık gibi maddi Ģeylerdir; iç manzarası ise ötekinden daha korkunç olmamakla beraber göze görünmüyor. Din itikadları, örf ve adetler, eski zamandan kalma milli ve insani an aneler ve bir kelimede kıymet hükümleri, yani iyilik, kötülük, güzellik, çirkinlik hakkındaki bütün ölçütler alt üst olmuģlardır. Bununla beraber eski ölçülerin yerini, yenileri tutmamıģ olduğu için ruha ıztırap veren boģluk hissi de var. Böylece maddi ve manevi sıkıntılar içinde yaģayan milletlerin iç hayatını, Ģimdi dıģarıdan gelecek yeni bir tecavüz ve yeni bir muharebe korkusu zehirliyor. Bu korkunun kaynağı da, dünyanın bütün içtimai nizamlarını temelinden yıkıp hakkın ve hürriyetin sadasını da kan ve ateģle boğmak isteyen Komünist diktatörlüğüdür. Rahmetli HaĢim Nahit Erbil in teģhis ve mütalaalarının isabeti hayranlığımızı celbetmiģtir. Dikkat etmelidir ki, bir devleti milli olmak vasıf ve karakterinden mahrum etmek için, bazı küçük sanılan ihmal ve tereddütler kâfi gelmektedir. Birçok ülkelerde, göz açıp kapayıncaya kadar, ufacık bir gurup orduya nüfuz etmekle, basın susturulmakta veya kendi emellerine hizmet eden bir yazı kadrosu yaratılmakta, iģçi sendikalarının kontrolü ele geçirilmekte, eğitim sistemi istenilen Ģekle sokulmakta ve memleketin kilit noktalarına belirli Ģahıslar yerleģtirilmektedir. Esefle belirtelim ki, arzettiğimiz vahim olayları bir hayal mahsulü saymak hataların en büyüğüdür. Dünyanın çeģitli bölgelerinde denenmiģ ve baģarıya ulaģmıģ olan bu usullerin bizi gafil avlamaması için; büyük bir teyakkuz ve basirete, birbirini tamamlıyan pek çok tedbir ve gayrete ihtiyacımız vardır. Diğer bir söyleyiģle örümceklerin etrafımıza ağ kurmalarına meydan bırakılmamalı, herģeyden önce sinek ve böcek olmadığımızı ispat etmek haysiyetini hissetmeliyiz. Cemiyet hayatında fertlerin; birbirlerine, müesseselerine ve idarecilerine itimat beslemesini, karģılıklı muhabbet ve hürmet ile bağlanmasını zaruri görmekteyiz. Yakından tanımadığımız kimseler hakkında hüküm vermekten kaçınmalıdır. Bilhassa faģist, Ģeriatçı, ümmetçi, gerici, yobaz, kuyruk, Atatürk ve devrim düģmanı, 27 Mayıs aleyhtarı gibi kasıtlı ve tefrika ve itham ve isnatları büyük bir dikkatle kullanmalıdır. Zira Türkiye deki

171 161 komünistler, bugün en çok revaçta olan Atatürkçülük, ilericilik, devrimcilik 27 Mayıs ilkleri gibi mefhumlara sığınmıģlardır. Ve rastgele kullandıkları bu paravanları alabildiğine sömürmektedirler. Unutmamak gerekir ki, Marksist dünya görüģü, komünist bir ihtilalin gerçekleģmesine mani olan gayretlerin hepsine birden gericilik adını verir. Benzeri isnatların da aynı manalara geldiğinde Ģüphe edilmemelidir. Belirli maksat sahiplerine sorarsanız Türkiye de komünist yoktur; varlığını iddia edenler faģisttir, gericidir ve sömürücüdür. O halde mukadder bir sualin cevabını bulmak lazımdır: Acaba Türkiye de Komünizm tehlikesi var mıdır? Büyük bir rahatlık ve kesinlikle söyleyebiliriz ki; Evet, Türkiye de komünizm tehlikesi vardır. Hem de bu tehlike pek çok kimsenin sandığında çok daha fazla bir ihtimalle vardır. Komünizm, dünyanın her yerinde olduğu gibi, yurdumuzda da iki Ģekilde çalıģmaktadır. 1- Yer altı çalıģması 2- Açık, fakat maskeli çalıģma Yer altı çalıģmaları bir zabıta vakasıdır ve dernek olarak bizi alakalandırmamaktadır. Fakat bunu kabul etmek lazımdır ki, komünizm, maskeli faaliyetini gayet ustalıkla yapmakta ve maalesef baģarı göstermektedir. Bilindiği gibi, komünizm, dünyanın her yerinde, yayılmak istediği memleketin sosyal, siyasi ve kültürel durumuna göre slogan ve maskeler kullanır. Büyük otoriteleri, yaygın fikir adamlarını paravana olarak kullanır. ÇeĢitli sanat kollarına, nüfuzlu parti, dernek ve topluluklarına girer. Revaçta olan siyasi akıma öncülük edenlerin arasına karıģır. Gençlik teģekküllerine, ilim müesseselerine sızar. Basın ve yayın evlerini ele geçirir. Kimsenin ağız açmıyacağı yahut Ģüphe edemiyeceği zümrelerin arasına gizlenir. Böylece kendini ve kısıl rengini hiç belli etmez. Ona karģı özel dikkati olanlardan baģka kimse, bu maskelerin altındaki asıl rengi göremez. Bugünkü anlayıģa göre, Türkiye de herhangi bir kimseye komünist demek çok müģküldür. Eğer Nazım Hikmet ve Sabahattin Ali; sağ olsalar ve yurdumuzda bulunsalardı, zehirli fikirlerini rahatça saçabilirlerdi. Sayın Profesör Aydın Yalçın, aģağıda nakledeceğimiz izahları ile bu mevzuu selâhiyetle tahlil etmekte ve vuzuha kavuģturmaktadır: Bugün Türkiye de Komünist Partisi kanundıģıdır ve komünizm propagandası da bir suçtur. Bu sebepler, birçok komünistin, Ben sosyalistim yahut ben ileri devletçiyim diye kendini gizlemeye çalıģmasına hayret etmemek lazımdır. Diğer taraftan, son zamanlarda olduğu gibi, artan husumet ve mukavemet cephesi karģısında, komünistlerin bazı hilelere baģvurmaları, durumu büsbütün karıģtırmaktadır. Açıktan açığa, Ben komünistim. Bu da komünizmin ta kendisidir tarzında bir propagandanın yaratacağı antipati, mukavemet ve bazı komplikasyonalr dolayısiyle, komünist propagandasının baģka cereyanlar ve Ģahsiyetlerle birlikte cephe taktiklerine müracaatı, bütün dünya da bilinen klasik metodlardır. Tecrit edilmekten ve Ģiddetli hücumlara hedef olmaktan kaçınmak için komünistlerin kendilerini baģka adlar altında gizlemeye çalıģtıkları, baģkalarıyla yan yana yürümeye bilhassa dikkat ettikleri bir gerçektir. Bizim kanaatımıza göre de, Sosyalizm; komünizme geçiģ için bir köprüden ibarettir ve sadece maske olarak kullanılmaktadır Nitekim muteber bir gazetemizde yayınlanan Türkiye nin tek kurtuluģ yolu sosyalizm baģlığı taģıyan makalede; sosyalizmin çeģitleri olmadığı, sosyalizm tek olup onun da enternasyonalist olduğu, hedefinin de

172 162 bütün dünya bulunduğu, sermaye ve sömürücü mülkiyetle sosyalizmin bir arada yürütülemeyeceği, sosyalizm bir din olup ilim ile dinin bağdaģmıyacağı ifade edilmiģtir. Keza insanlar mülklerinden, fazla gelirlerinden gönül rızasiyle vazgeçmezler, sosyalizm sömürücü azınlığa karģı kanun ve devlet zoru ile kurulacaktır. Evet zorla denilmek suretiyle; Anayasa teminatı altında bulunan mülkiyet hakkının Anayasanın çiğnenmesi yolu ile zorla ortadan kaldırılması istenmiģtir. Sosyalist rejimde Türkiye halkının daha dost ve sakin olacağı mal, mülk ve miras kavgalarının yok olacağı beyan edilerek; memleket içinde müesses iktisadi, siyasi, hukuki ve sosyal nizamları devirmek ve yok etmek maksadı açıkça ortaya konulmuģtur. Aynı yazarın polis marifetiyle evinde yapılan aramada ele geçirilen bir kâğıtta aynen nazariyatta, ilimde ve esasta komünizm ile sosyalizm arasında hiçbir fark yoktur. Sosyalizm aynı sosyal ve ekonomik prensiplere sahiptir. Sosyalizm ile komünizmin gayesi bir olduğuna göre bu ayrı adlandırıģı ve bu siyasi keyfiyeti sosyalizm ve komünizm diye değil, partileri özel isimleriyle ayırmak daha doğrudur denilmektedir. Böylece komünizm ile sosyalizm arasında hiçbir fark olmadığı hususu, bu pek sayın ve pek ilerici sosyalist tarafından cesaretle ikrar edilmektedir. Artık bu noktada, bizim nefesimiz kesilmiģ, söylenecek sözümüz kalmamıģtır. Fakat ne yazık ki, hala, sosyalist türkülerin mahut nağme ve nakaratlariyle kendilerinden geçecekler bulunacak ve bu gafilleri uyandırıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz. Komünizm tehlikesine karģı tedbirlerimizin hemen hemen yok denecek kadar az ve kifayetsiz olduğu da muhakkaktır. Dikkati çeken bir kaç noktayı iģaret etmek isteriz: 1. Önce, dilde, iģte ve fikirde birlik ülküsünü gerçekleģtirmeli, nemelazımcılıktan vazgeçmeli, kuvvet ve imkânlarımızı bir araya getirmeliyiz. 2. Atatürkçülüğün gerçek ve doğru yönü, Atatürk ün milliyetçi ve antikomünist fikirleri tahlil ve izah edilmelidir. 3. Gençler ve aydınlar, komünizme karģı koyabilecek milliyetçi duygular ve manevi güçlerle teçhiz edilmelidir. Ġlericilik adı altında baģ gösteren soysuzlaģmalara mani olunmalıdır. 4. Milliyetçi ve antikomünist teģekkül ve yayınların resmi çevreler tarafından benimsenip desteklenmesi temin edilmelidir. 5. Türkiye ye komünizm giremez mealindeki kanaatler hatalıdır ve bizim gafletimize sebep olmaktadır. Bir an için haklı sayılsa bile, komünizmin giremeyeceğini söylemek hüner değildir; gaye, bu sızmaya engel olacak Ģartları hazırlamak ve idame ettirmektir. 6. Türkiye de komünizm için zemin olmadığı düģüncesi de yanlıģtır. Çünkü zemini komünistler bizzat hazırlar. Nitekim bu yanlıģ fikirlerin yerleģmesi sonunda resmi çevrelerin pasif kalmaları da, komünistlerin hazırlamayı baģardıkları uygun bir zemin dir. 7. Saydığımız bütün bu gerekçelerin, pek az uyanık ve Ģuurlu aydın tarafından bilinmesi de, maalesef komünizm lehinde, yurdumuzun aleyhinde bir tecellidir.

173 163 Bir defa daha tekrar edelim ki, komünizme inandırılmıģ gafillerin veya satılmıģların bize hasım olmalarına hak veriyoruz; onlar da kendilerine göre bir vazife yapıyorlar. Yüreklerimizdeki acı, insanca yaģamak hakkını gaspetmek istiyenlerle yaptığımız mücadelede, aslında bizden olanların seyirci kalmayı tercih etmeleri, hatta zaman zaman karģımıza çıkmalarıdır. Hepsini, fikirlerine saygı duyarak mücadele sahasına çağırıyoruz. Tarih, vatan, kültür ve kader birliği Ģuuru ile birleģmiģ, demokratik nizam ve insan hakları davasına inanmıģ mefkûreciler olarak; kuvvet ve imkânlarımızı birleģtirmeliyiz. Her zamandan çok bugün milli kültürümüzü, milli ve manevi değerlerimizi korumak mecburiyetindeyiz. BaĢta komünizm olmak üzere, yıkıcı, yıpratıcı ve bozguncu fikir ve cereyanlarla mücadele etmek baģlıca ve hayati bir vazife haline gelmiģtir. Bu itibarla Türk milliyetçilerinin sun i tasnif ve guruplaģmalarla bölünmelerinin Ģiddetle aleyhindeyiz. Kafatasçılık, ırkçılık, Turancılık, Anadoluculuk, Türkiyecilik, Türkmencilik gibi ayırıcı meslek ve merhaleler; düģmanlarımızın icad ve isnadı olmaktan baģka bir mana ve vasıf taģımamaktadır. Biz, ulu Türk Milletinin saadet ve bekası fikrinin dıģında bir gaye ve sıfat tanımıyoruz. Aldatıcı, oyalayıcı ve parçalayıcı maksatlara hedef, zebun ve vasıta olmamanın idraki daha fazla gecikmemelidir. Onun için bütün yurtdaģlarımızı Komünizmle Mücadele Derneği safları etrafında toplanmağa ve güçlerimizi birleģtirmeğe davet ediyoruz. Keza milliyetçi arkadaģlarımızla muhterem büyüklerimizden, Ģimdiye kadar süregelmiģ kırgınlık ve anlaģmazlıkları unutmalarını, yapıcı ve uzlaģtırıcı düģünce ve davranıģlara önem vermelerini diliyoruz. Ayrıca memleket sathında Türk Ocakaları, Milliyetçiler Derneği, Aydınlar Kulübü, Üniversiteler Kültür Kulübü, mahalli kültür dernekleri, öğretmen dernekleri ve Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği gibi sayısı pek bol milliyetçi teģekkül faaliyet halindedir. Her bir kuruluģun ayrı bir fonksiyonu ve baģka bir değer olduğu muhakkaktır. Fakat gayret, imkân ve kuvvetlerimizi bir araya getirmenin faydası, hatta zarureti meydandadır. ġimdilik bir federasyon halinde birleģmeyi teklif ve rica ediyoruz. Sayın Devlet BaĢkanı tarafından beyan bulunduğuna göre, komünizmin mel anet ve propagandasını muvaffak kılmak için, Türkiye ye dıģarıdan gelen yıllık yardımların tutarı yarım milyar liraya baliğ olmakta imiģ. Bu dehģet verici rakam gösteriyor ki Komünizmle mücadele; bir iman ve mefkûre davası olduğu kadar, bir maddi imkân meselesi olarak tecelli etmektedir. Fakat ne yazık ki mücadele bayrağı altında toplananların büyük ekseriyeti, münhasıran, gönülleri ölçüsünde zengindir. Dostlarımıza minnet ve Ģükranlarımızı arz ederken kimseye sitem etmek niyetinde değiliz. Sadece iz an ve idraklerinin uyanmasını sabırla beklediğimizi söyliyeceğiz. KarĢılaĢtığımız diğer güçlük ve üzüntüleri de Ģimdilik söz konusu etmiyeceğiz. Yalnız bugüne kadar herhangi bir resmi daire ve müesseseden, iktisadi devlet teģekkülleriyle bankalardan hiçbir alaka, iltifat ve en küçük bir yardım lütfedilmemesini esefle hatırlayacağız. Lakin muhterem Suat Hayri Ürgüplü Hükümetinin vazifeye baģladıkları ilk günden itibaren izhar buyurdukları yakınlık ve müzahereti daima sevinçle yadedeceğiz. Bu meyanda, bir müddet önce Ankara ya gönderdiğimiz bir hey etin resmi çevrelerde müspet karģılanan faydalı temaslar yaptığını arzetmek isteriz. Ayrıca umumi menfaatlere hadim cemiyetle arasına katılmak yolundaki teģebbüslerimiz tekemmül ve alakalı mercilere intikal etmiģtir. Genel yönetim Kurulunun çalıģmaları bir bütün teģkil eder. Bu hey ete dahil her üyenin hizmetlerini ayrıca belirtmek, derneklerin teamüllerine uygun değildir. Fakat

174 164 arkadaģımız Burhaneddin Semerkantlı nın büyük feregat ve fedakarlıklarla dolu, üstün gayret ve baģarılarından ötürü huzurunuzda kendisine Ģükranlarımızı sunmayı zevkli bir vazife sayıyoruz. Ayrıca, TariĢ Umum Müdürlüğüne, Ġzmir Ticaret Odasına, Ege Tütüncüler Derneğine, Vakıflar Bankası Umum Müdürlüğüne, Türkiye Kömür ĠĢletmeleri Umum Müdürlüğüne ve zarif bir alakayla bu salonu Kurultayımıza tahsis eden Ġzmir Ġktisadi ve Ticari Ġlimler Özel Yüksek Okulu Müdürü Muhterem Ali Haydar EriĢkin e lütfettikleri alakadan dolayı teģekkür ederiz. Böylece Derneğin ikinci faaliyet yılı kakındaki maruzatımız, komünizmle mücadelenin sebep ve Ģartlarına dair görüģlerimiz özetlenmiģ olmaktadır. Sabır ve müsamahalarınızdan dolayı minnetlerimiz sonsuzdur. Türkiyemizin payidar ve bahtiyar olması dileğiyle hepiniz hürmet ve sevgilerle selamlarız. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel Yönetim Kurulu adına Genel BaĢkan ĠHSAN KOLOĞLU

175 165 Ek 6: TKMD 3-2 No.lu Tamimi, Komünizmle Mücadele Dergisi, Aydın 1965, s.6-7. Sayın Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Üyelerine T.K.M.D. Genel Merkezi 3-2 No.lu TAMĠMĠ DĠR Memleket ve Milletimizin ulvi menfaatlarından baģka hiçbir gayesi bulunmayan ve henüz kuruluģ safhasında olmasına rağmen memleket çapındaki teģkilatlanması bir çığ gibi geliģen Deneğimizin, faaliyetlerinin idamesi ve davadaki hizmetin tam ve mütekâmil devam edebilmesi için Ģubelerinizin aģağıdaki hususlara riayeti Genel Yönetim Kurulumuzun 12 Temmuz 1965 günkü toplantısında kararlaģtırılmıģtır. 1- Tüzüğümüzde de açıkça belirtildiği üzere, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği nin siyasetle hiçbir ilgisi yoktur. Derneğimiz, herhangi bir parti veya zümre veya Ģahsın emrinde ve hizmetinde değildir. ÇeĢitli parti, teģekkül ve Ģahıslara yakınlığımızın yegâne kaynağı muzır cereyanlar ve hususiyle komünizm konusundaki uyanıklıklarının derecesindendir. Bütün milli müesseselerimizde olduğu gibi, partilerimizin hepsiyle de, müģterek düģmana karģı iģbirliği yapmağa amadeyiz. Ancak bu beraberlik ruhunun teessüsünde çok dikkatli ve tarafsız davranılmalı, hiçbir parti ve guruba iltizam edilmemeli ve taviz verilmemelidir. Hûlasa derneğimizin partiler üstü vasfı zedelenmemeli, yanlıģ anlaģılmalara ve dedikodulara fırsat bağıģlanmamalıdır. Zira bazı malûm mahfil ve Ģahıslar: Derneği politik bir havanın içine sürüklemek, yıpratmak ve gözden düģürmek gayret ve telaģına kapılmıģlardır. Bu itibarla muhterem Ģube idarecileriyle üyelerimizin, her türlü davranıģ ve konuģmalarında çok hassas ve dikkatli olmalarını dilemekteyiz. 2- Hangi siyasi teģekküle mensup olursa olsun bütün yurttaģlar gaye ve mücadelemizi benimsemeleri Ģartıyla Derneğimize kayıtlanabilir ve faaliyetlerine katılabilir. Ancak Derneğin Merkez ve ġubelerinde ve çalıģmaların hepsinde, politik mülahazalara ve particilik gayretlerine asla yer verilmemeli. Hususi düģüncelerden ve particilik sıfatlarından tecerrüt olunmalıdır. Hatta zan ve Ģüphe tevlit edecek söz, hareket ve hatta latifelerden dahi kaçınılmalıdır. 3- Yakında açılacak umumi seçimler dolayısıyle memleketimiz, heyecan, mücadele ve karģılıklı tahrik ve asabiyetle dolu fevkalade bir devreye girmek üzeredir. Bu yüksek tansiyonlu ve buhranlı devrede, Dernek mensuplarının çok dikkatli, müteyakkız, hatta çok sabırlı, mütehammil ve müsamahakâr olmaları Ģarttır. Bilhassa son zamanlarda çoğalan tahrik, yalan ve tezvir kampanyası içinde; Ģahsiyetimizin, vekâr ve olgunluğunu bitaraf ve partiler üstü hüviyetimizi muhafaza hususunda âzâmi gayret ve fedakârlık göstermeğe mecburuz. Bilhassa uzaktan veya yakından siyasi mücadeleye katılacak olan üyelerimizin, Derneğimizi ilzâm ve mesul edecek durumlara karģı dikkatli ve temkinli olmaları gerekmektedir. ġahsi sıfat, fiil ve tutumları Derneğe mal etmemeğe çalıģmalı, her ne surette olursa olsun seçimlere Derneğin adını ve faaliyetlerini katmamalıdır. Dernek olarak seçimlerle alâkalı beyanname yayınlamak ve propagandalara katılmak ve karıģmak YASAKTIR. 4- Son zamanlarda, yurttaģlarımızın komünizm tehlikesine karģı gösterdikleri alâka, hassasiyet ve milli galeyanları Derneğimize mal etmek bir politika taktiği ve yeni tezvir vesilesi haline gelmiģtir. Henüz Ģubelerimizin kurulmadığı birçok yerlerde vukua gelen bu kabil hareketleri fırsat sayarak Derneğimiz hakkında haksız ve yersiz isnat ve iftiralar ileri sürenlere karģı lanet, nefret ve teessüflerimizi belirtmek isteriz. Fakat yinede ġubelerimiz bu olayları itidâl ve sükûnetle karģılamalıdırlar. 5- Ġkinci Kurultayımıza takdim kılınan faaliyet raporunda da arzolunduğu ve bütün üyelerimiz tarafından bilindiği veçhile mücadelemiz ilmi ölçüler içinde ve münhasıran fikir planında kalacaktır. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği ni zabıta vak aları içinde

176 166 mütalaa etmek, rezilane bir iftiradan ibarettir. Etrafımızda kanun ve nizamlara riayet ve hürmeti telkin etmenizi ve fikrine karģı fikirle mukabele etmek Ģiarımızı halk tabaklarına benimsetmenizi rica ediyoruz. Mahalli hareket ve galeyanlara Derneğimizin adı ve damgası vurulmamalıdır. Bu kabil fiillere Ģahsen de katılmaktan içtinap etmelisiniz. Bu hususların ifrasını rica eder, baģarı dileklerimizle selam ve sevgilerimizi yollarım. T.K.M.D. Genel BaĢkan Vekili Burhanettin Semerkantlı Ġzmir, 17/7/1965

177 167 Ek 7: Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Vatansever Mensuplarına Açık Mektup, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel Merkezi Yayınları Nu: 6, Ġzmir-1966 TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠ nin VATANSEVER MENSUPLARINA Milli iradenin, omuzlarına, Ģerefli bir vazife yüklediği insanlarsınız. Bu, devlet ve millete hizmet vazifesidir. Vatansever, yurt ve millet hizmeti üstünde baģka bir Ģey tanımaması gereken insandır. Buna göre, sizlerin de, Türk vatanseverleri olarak, Türklüğün büyük menfaatlarını baģka her Ģeyin üstünde gören insanlar olmanız tabiîdir. Bugün, aklı baģında her Türk, bu memleketin büyük tehlikelerle karģı karģıya olduğunu görmektedir. Yine, belirli fikrî seviyedeki her memleket çocuğu bu tehlikelerin en büyüğünün komünizm adlı fikrî canavarlık olduğunu da kabul etmektedir. Artık gün gibi meydandadır ki, komünizm, Türkiye yi bir uçuruma doğru adım adım itmektedir. Ve bu ihanet, küstahlığı çok aģmıģ bir cesaretle yapılmaktadır. Buna karģı, bu memleketin sahiplerinin en Ģuurlu olması gereken milliyetçilerin, vatanseverlerin tutum ve davranıģları nedir? Milliyetçi ve vatansever Türklerden bir kısmı, gruplar halinde, vatan hainliğinin bu en iğrenci ve en korkuncu ile yıllardan beri mücadele halindedir. Fakat Türkiye deki komünizm, bilhassa günümüzde, maddî ve manevî güçleri yetersiz küçük grupların mücadelesiyle yıkılabilecek kadar kof değildir. Çünkü komünizm, baģka dünya ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye de de, mücadelesini, sırtını mâlûm dev ahtapota dayanarak yapmaktadır. Bu sebepten, ona karģı koymanın, onu tehlikesiz hale getirebilmenin en verimli yolu da devlet eliyle mücadeledir. Türkiye deki mücadelenin devlet elitle yapılması ve devlet desteği ile yürütülmesi, bunun için zarurîdir. ĠĢte bu konuda en mühim iģ, sizlere, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin çatısı altında toplanmıģ olan, milletin siz vatansever temsilcilerine düģmektedir. Hayatı tehlikede olan bir insan, baģka ne kadar mühim iģleri olursa olsun, önce, nasıl bu tehlikeden kurtulmanın yolunu aramak zorunda ise, siz vatansever millet temsilcileri de, baģka bütün meselelerinizi ikinci plâna itip; önce, Türkiye nin milli varlığını garanti altına almanın yolunu bulmakla mükellefsiniz. Bunun ilk adımı da, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin çatısı altında, partiler üstü büyük bir kuvvet, bir milli birlik haline gelmenizdir. Hangi partinin mensubu olursanız olun, hangi siyasi ve içtimai fikir ve inançların sahibi bulunursanız bulunun, eğer gerçekten vatansever ve milliyetçi iseniz, Türkiye yi tehdit eden büyük afete karģı ortaklaģa mücadele için bu milli kuvveti meydana getirmeye mecbursunuz. Takdir edersiniz ki, komünizmle mücadele de en güçlü silah, milliyetçiliktir. O melûn ideolojinin karģısına, biz de Türk milliyetçiliği silahı ile çıkmaya onun için mecburuz. Türk milliyetçiliğini bütün yurda dalga dalga yaymak, Ģuurla iģlemek, genç nesillerin kalblerini bu ilâhi alevle tutuģturmak, bu sebepten, en büyük vazifemiz Türkiye mizin dört bir köģesi kalbleri Türklük için çarpan Türk oğulları ile dolarsa, komünizm irini, içinde akacak damarı kolay kolay bulabilir mi? Fakat ne kadar acı ki, bu memlekette milliyetçilik, nice yıllardan beri, bit ateģten gömlektir. Bir milleti, hayatın kasırgaları karģısında ayakta tutacak en sağlam direk, o milletin ülkesinde ateģten gömlek olursa, orada, milliyetçiliğin yurdu sarması bir yana, kolay kolay milliyetçi yetiģebilir mi? Milliyetçiliğin horlandığı, tehlikeli ve korkunç bir fikir olarak gösterildiği ve milliyetçilerin ezildiği bir memleketin yarınından ümitli olmak mümkün

178 168 müdür? Ve böyle bir memlekette vatan ihanetinin en korkunç Ģekli olan komünizmle mücadele bir fanteziden ileri gidebilir mi? Sizler, eğer gerçekten Türk vatanseverleri ve milliyetçileri iseniz, o partiler üstü büyük kuvveti yaratarak milliyetçiliğin hakkını vermek vazifesindesiniz de Bu tarihi vazifeyi gerçekleģtirdiğiniz takdirde, milletin duyacağı bahtiyarlığı tasavvur edebiliyor musunuz? Türk milletinin bağrına basacağı ve bütün imkânları ile destekliyeceği muhakkak olan bu büyük kuvvetin ilk vazifesi, elbette ki, komünizm yılanının baģını ezmektir. Komünizmin baģını ezip, Türkiye yi uçuruma gitmekten kurtarmak için, kanun maddelerini daha Ģiddetli hale getirmek ve sektirmeden uygulamak, bütün telkin vasıtalarından faydalanarak Ģeytanî usullerle kandırılmakta olan milletin gözünü açmaya çalıģmak, o ihanet Ģebekesi ile savaģacak koruyucu kuvvetleri daha kudretli hale getirmek gibi çeģitli mücadele usul ve çarelerine hemen el atmak, muhakkak ki, çok faydalıdır. Fakat bu alanda, yapılacak en verimli hareket, sadece adı, milli eğitim olan Türk maarifini gerçekten milli maarif haline getirmektir. Türk maarifi, büyük bir milli dâvâ olduğu için hiç çekinmeden söylemeye mecburuz ki, nice yıllardan beri yetersiz ellerdedir. Ne aranızdan çıkıp maarifin baģına getirilen siyasiler, ne de maarifin üst kademelerinde yer alanlar, okumanın ve okutmanın asıl hedefi olması gereken MĠLLET VE DEVLETE HĠZMET! fikri ve Ģuuru ile dolu insanlar yetiģtirmek gayesi yolunda esaslı bir hizmet görebilmiģ değildirler. Yüksek öğrenimlerini yapmak üzere büyük Ģehirlere gelen gençlerimizin, o melûn kızıl ağa düģerek, Türklük bağından kopmaları ve kendi devletlerini yıkma gayretinde olanların ellerinde birer oyuncak haline gelerek o dâvâya hizmet etmeleri, lise sıralarında millî ruh zırhı ile silahlandırılmamalarının sonucu değil midir? Bir memleketin çocuklarını okutmak, onları memleketlerine hizmet edecek insanlar haline getirmek içindir. Kafasına bir takım bilgiler doldurulan gencin, kalbine millet ve vatan sevgisi konmaz ise, ondan, yarın sahip olacağı mevkilerde cemiyet hizmeti beklenebilir mi? Gençleri sadece bilgili değil, Türklüğe hizmet aģkı ile dolu insanlar olarak yetiģtirmek, maarifin en büyük vazifesidir. Bunun için de, elbette, bir plân lâzımdır. Bu maarif plânının ana çizgileri müfredat programı nın ruhunda ve maddelerinde en keskin Ģekliyle yer alacak, yani müfredat programı, tam mânâsıyla bir milli müfredat programı olacaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında, maarifin müfredat programları milli müfredat programları idiler. Kültür derslerinde, gençler, Türk olmanın gururunu duyabiliyor, Türk e hizmetin ateģini alabiliyorlardı. Fakat sonraki yıllarda, müfredat programları, bu aslî vazifeleri törpülene törpülene, kupkuru bilgi programları haline getirilmeye baģlandılar. Edebiyat kitaplarından, gençler için hava ve su kadar lüzumlu olan mazi sevgisi, millet ve vatan aģkı, Türklük ruhu verebilen maddeler yavaģ yavaģ azaltıldı. Tarih programlarından, Türk tarihine ait kısımlar, azaltıla azaltıla kuģa döndürüldü. Bunu, yani milli müfredat programını kupkuru bir müfredat programı haline getirilmesinin mânâsını anlamıyanlar olabilir. Fakat, milli kültürün, insan cemiyetlerinin hayatındaki rolünü bilenler için, bu, milli bir faciadır. Ve esasen eser de meydandadır: Müfredat programlarından yoluna yoluna bugünkü hale getirilen milli lik; tarihlerini, medeniyetlerini, edebiyatlarını, kültürlerini bilmiyen; köklerinden kopmuģ; milli ruhtan, milli Ģuurdan, millet ve vatana hizmet etme sevgisinden yoksun; kafaları ve gönülleri her türlü zararlı fikir ve düģüncelere ardına kadar açık gençler, iģte bu milli facianın ortada dolaģan kurbanlarıdır. Bugün, bu vatanda, hala kökünden kopmıyan, millet ve vatan sevgisiyle dolup taģan, bütün yıkıcı fikirlerle mücadele halinde olan gençler varsa, bunlar, ya Türklüklerini her Ģeye rağmen saklayan ailelerin, ya sayıları günden güne azalan ülkücü öğretmenlerin veya tesirleri olmayan milliyetçi yayınların sayesindedir.

179 169 Ancak, kabul etmeye mecburuz ki, bu gibi gayretler, sinsi, hain ve kudurgan komünizmi önlemeye kâfi değildir. En kısa zamanda, devlet imkânlarını seferber edip bütün vatanseverleri ve milliyetçileri, Türk ün son kalesini koruma mücadelesinde birleģtiremezsek, kaderin bizi nelerle karģılaģtırabileceğini düģünmek zorundayız. Milli varlığımız koruyan en kuvvetli silahımız olan milliyetçiliğin, devletçe de tutulan, hatta yalnız tutulmakla kalmayıp, ıģığında yürünen nur haline gelmesinin sağlanması, bugün, vatansever Türklerin devlet ve milletlerine yapabilecekleri en büyük hizmettir. Bu hizmette en büyük rol, elbette, milletimizin, omuzlarına Ģerefli temsilcilik vazifesini yüklediği siz siyasilere düģmektedir. Son çeyrek yüzyılın hadiseleri göstermiģtir ki, dernekler veya dergiler etrafında toplanan ülkücülerin komünizm ve benzeri yıkıcı hareketlerle mücadelesi, onları az veya çok önlemekte, fakat tesirsiz hale gelmeye yetmemektedir. Bu mücadeleleri Türklük aģkı ile yapanların, 1944 ve 1953 misallerinde olduğu gibi, devletlerini karģılarında görmeleri ise, utançtan kahrolmamızı gerektirecek derecede acıdır. ĠĢte, çeģitli partilere mensup siz vatansever siyasilerin, birleģerek, bayrak açmaya mecbur oluģunuz, bütün bu sebeplerin tabii sonucu olmaktadır. Böyle bir birleģmenin, bütün Türkiye yi ayağa kaldıracağına kimsenin Ģüphesi olmamalıdır. Milletin candan destekliyeceği bu partiler üstü kuvvetin, maarifin baģına, maarifimizin asıl hedefine ulaģmasında rol oynıyacak siyasilerin seçilmesinde olduğu kadar, milli müfredat programının hazırlanıp uygulanmasında göz kırpmadan çalıģacak meslek mensuplarının vazifelendirilmesinde yardımı ve sözü olacağı da muhakkaktır. Eski müfredatın bugünkü kısır hale getirilmesinde rol oynayanlardan bazılarının, maarifte, hala mühim yerlerde bulunduğu unutulmamalıdır. Bunların yanında, devlet otoritesini sağlamaktan aciz devletliler de vardır. Bakanlığın hazırladığı ve ilkokul öretmen ve müfettiģlerinden bir kısmına dağıttığı bir ankete verdiği cevapta: BEYLER! SĠZDE O YÜREK NERDE? tarzında, küstahlığı çok geride bırakan bir cevap vererek adeta devlete meydan okuyan bir kendini bilmeze, bu, bağıģlanması asla mümkün olmayan hareketinden dolayı ceza vermek yoluna girmekten kaçınan kimselerin bulunduğu bir yüksek kademe kadrosunun, Türkiye nin yarınını ilgilendiren böyle bir planı yürütmesi elbette beklenemez. Türk ufuklarında korkunç çamlar durumdan çalmaktadır. Bu sesleri duymamanın yolu, elbette ki, kulaklarımızı tıkamak olamaz. Milleti ve vatanın büyük menfaatlarının her Ģeyin üstünde tutulması demek olan milliyetçilik ve vatanseverlik, bugün bütün milliyetçilerin ve vatanseverlerin bir bayrak altında toplanmasını gerekli kılıyor. Bugüne kadar sadece partici kalmanız, yalnız partilerinizin üst kademelerinden gelen istek ve arzulara uymanız, elbette ki, milliyetçilik ve vatanseverlikle bağdaģmayacak bir suçtu. Mücadele bayrağını kaldırıp altında toplanmanız takdirinde tarih, belki de bu suçunuzu bağıģlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi nin yeni bir devresinin baģlangıcının, Türklük dâvâsında da bir yeni hamlenin baģlangıcı olması mümkündür ve bu imkân sizlerin, vatansever ve milliyetçi Türkler olarak bildiğimiz siz siyasilerin elinizdedir. Bunu yapmadığınız, yapamadığınız takdirde, düģman hançerinden daha tesirli olan milletin ve tarihin sert hükmüne razısınız demektir. Karar sizindir. Saygılarımızla. TÜRKĠYE Komünizmle Mücadele Derneği Genel Ġdare Kurulu

180 170 Ek 8: Komünizmle Mücadele Yolları, Yeni Ġstanbul Gazetesi, Komünizme ve Komünistlere KarĢı Türk Basını Özel Sayı 1, Gazetecilik ĠĢletmesi Matbaası, Ġstanbul 1972, s Komünizmle Mücadele Yolları Kaç defa söyledik, yazdık. Komünizmle mücadele, mitinglerle, levhalarla; nutuklarla, hatta kanunlarla, polislerle hapishanelerle olmaz! Komünizmle Mücadele: 1. Komünistlerin ele aldığı konuları, milliyetçi, medeniyetçi ülkücü bir görüģle ele almak, onların istismar sahalarını, eģindikleri çöplükleri temizlemek, üredikleri bataklıkları kurutmak; yolsuzlukla, haksızlıkla mücadele etmek. 2. Komünist doktrinin ilmi ve felsefi esaslardan mahrum olduğunu isbat etmek, göstermek. Bunu münevverler arasında yaymak. 3. Milliyetçi dünya görüģünü asrın ihtiyaçlarına da cevap verecek Ģekilde formüle etmek. 4. Milliyetçilik idealini cazip hale getirmek. Milliyetçiliğe çekici, tutucu, yürütücü, dinamik bir veçhe vermek. 5. Milliyetçiliği temsil edenlerin idealist, fedakâr; namuslu, özü sözü doğru insanlar olmasına dikkat etmek. Böyle bir kadro tesis ve temin etmek. 6. Milliyetçiler arasındaki Türklük mü evvel, müslümanlık mı gibi ayırıcı fikir münakaģalarını bırakma. Fikirleri dernekleri, neģriyat organlarını bir mihrak ve bayrak altında toplamak. 7. Milliyetçiler arasında hedefte ve esasta ayrılmadan, gayeye daha çabuk ulaģmak için; herkesin kendi çapına, kabiliyetine, hususiyetine göre iģbölümü yapılmalıdır. 8. Gençliği ve halkı uyarıcı, bol miktarda, ucuz; hatta parasızı broģürler, dergiler; kitaplar çıkarılmalı en uzak yerlere kadar ulaģtırılmalıdır. 9. Halk 5. kollara komünizm tehlikesine karģı, teģkilatlandırılmalı, içerden, dıģarıdan yapılacak bir müdahale karģısında, harekete geçecek vaziyete sokulmalı. 10. BaĢta Ankara ve Ġstanbul olmak üzere, büyük Ģehirlerimizde, emniyet kuvvetleri; milliyetçi, vatansever elemanlarla takviye edilmelidir. 11. Sivil polis teģkilatı, becerikli, gençlik psikolojisinden anlar, münevver, komünistlerin hücre teģkilatına vakıf bu iģi kendisine resmi aylıklı vazifeden çok, vatani bir vazife telakki eden kimseden teģkil edilmelidir. 12. Ġlk ve Ortaokullardaki din derslerini bu iģin ehli olan kimselere verdirmelidir. 13. Ġmam-Hatip okullarının Yüksek Ġslam Enstitülerinin hem miktarları artırılmalı, hem tedris kadrolarını takviye etmelidir.

181 Ġmam-Hatip Okulu mezunlarına öğretmenlik yaptırmalıdır. 15. Ġlahiyatı bitirenler Liselerde felsefe hocası olabilmelidir. 16. Ayrıca komünizmle mücadele edecek, Türk ahlak ve seciyesini, Türk tarihini; halka, gençliğe telkin edecek milli piyesler, temsiller verecek, ayrı bir radyo kurulmalıdır. 17. Nihayet komünizmle ilgili maddeler, vuzuha kavuģturulmalı, ağırlaģtırılmalıdır. 18. Bilhassa fazla neģriyat yapılan Ģehirlerimizde, ehil milliyetçi savcılar bulundurulmalı bu gibi davalar için ihtisas mahkemeleri kurulmalıdır. (Böyle mahkemelerde bilirkiģiye lüzum kalmaz.) 19. Sinemalar, tiyatrolar adamakıllı kontroldan geçirilmeli ahlaka, adaba aykırı sefalet sömürücülüğü yapan solak filmlerin oynamasına asla müsaade ve müsamaha edilmemelidir. 20. Gençlik derneklerinin sağdan, soldan yemlenmesine müsaade etmemeli, gelirleri, giderleri adamakıllı kontrol altına alınmalıdır. 21. Üniversitelerin siyasetten ziyade, ilimle uğraģmasını temin etmeli; üniversite muhitinde böyle bir hava yaratılmalıdır. 22. Bilhassa üniversite gençliğini, burslu, gündüzlü, olmaktan çıkarmalı, yatılı hale getirmeli; dıģarıda iģsiz-baģıboģ hiçbir genç bırakılmamalıdır. 23. Kumarhane, meyhane bilmem ne hane gibi yerlere gençlerin girmesine, sık sık kokteyl gibi sefahet âlemlerine dalmalarına mani olmalıdır. Aklın zayıfladığı, iradenin gevģediği, sevkıtabiilerin alabildiğine iģlediği ortamlar yaratmamalıdır. 24. Bütün bunlara rağmen; Ģu veya bu vesile ile yine bunlar durmazlar, sokaklara dökülürler, Kızılay ı kızıl meydan haline getirmeye yeltenirlerse, Milliyetçi; vatansever gençliğin karģılarına çıkmalarını, Moskova hayranı, sosyalizm kurbanı bu sapıklara yaman bir ders vermelerini temin etmeli, bu herhangi bir yerden verilecek bir emirle değil, kendiliğinden olmalıdır. Fikre karģı fikir, kitaba karģı kitap, doktrine karģı doktrin; talebeye karģı talebe..

182 172 Ek 9: Türk Milletine Bildiri, Milli Hareket Dergisi, Sayı 15, Ekim 1967, s.3-4. Türk Milletine Bildiri Milli Eğitim Bakanı Ġlhami Ertem in hatalı tutumunu telin ve Milliyetçiler arasında daha Ģuurlu bir dayanıģmayı temin maksadıyla Ġzmir de yapılan Milli Kültür, Milli Ahlak, Milli Ġktisat semineri, Tertip Komitesi tarafından tamamen Hükümetin arzuladığı yönde geliģtirilmesine çalıģılmıģtır. Kendisinden Türk Milliyetçiliğinin ruhuna yaraģır bir netice beklediğimiz seminer aģağıda sıraladığımız maddelerde açıklandığı Ģekilde, gerçek yönünden çıkartıldığı hususundaki iddialarımızı kuvvetlendirir Ģekilde geliģmiģtir. 1. Ġktidarın dini, Ģahsi politikalarına alet etme arzularına rıza göstermemesi sebebiyle emekliye sevkedildiğini tahmin ettiğimiz, eski Diyanet ĠĢleri BaĢkanı Muhterem Ġbrahim Elmalı seminerde konuģturulmamıģtır. Seminere baģkanlık eden Sayın Ġlhan Egemen Darendelioğlu tarafından davet edildiği halde diğer yöneticilerin Hükümeti gücendiririz Ģeklindeki alen beyanları ile istiskale uğramıģtır. Bu durumda insiyatifini kaybeden eski T.K.M.D. Genel BaĢkanı Ġlhan Egemen Darendelioğlu semineri terk ederek Ġstanbul a dönmüģtür. 2. Son kurultayda T.K.M.D. Genel Ġdare Kurulu nu Tezimiz Ġslamiyet tir sloganı ile elde edenlerin, Ģahsiyet sahibi eski bir Diyanet ĠĢleri BaĢkanı na karģı tuhaf tutumları gerçek iç yüzlerinin belirmesine vasıta olduğu kanısındayız. 3. Milli Eğitim camiasında ve Türkiye de büyük akisler yapan Kültür MüsteĢarı Adnan Ötüken ve yöneticilerin tasfiyesi meselesinin de Milliyetçiler Seminerinde görüģülmesi icap ederdi. Ancak Tertip Komitesi tarafından tayin suretiyle teģkil edilen Divan, mikrofon zorla elinden alınarak konuģmasına mani olunmuģtur. Bu durum, Hükümete muhalif seslerin kısılması olarak yorumlanabilir. 5. Seminerde Divan a Tertip Komitesi nce teklif edilen ve oldu bittiye getirilerek karara varılan, Temel Hak ve Hürriyeti Koruma Kanununun desteklenmesi için partilere telgraf çekilmesi kararı, Seminer yöneticilerinin maksatlarının meydana çıkmasına vesile olduğu kanaatindeyiz. Hâlbuki biz hakiki milliyetçiler, Temel Hak ve Hürriyetleri Koruma Kanunu nun solculara olduğu kadar, milliyetçilere de karģı hazırlandığı görüģündeyiz. Bu kanuni statüde Masonları, kanaatimizce Türk Milliyetçiliğinin geliģmesine, geliģtirilmesine mani olmak arzusu içinde görüyoruz. Bu ve buna benzer sebeplere istinaden tertip edilen seminer Türk milliyetçiliğine istenilen faydayı sağlamaz. Bu gerçeğin Türk Milletine duyurulmasını milli bir vazife saymaktayız.

TOPLUMSAL CĠNSĠYETLE ĠLGĠLĠ KURAMLAR. İlknur M. Gönenç

TOPLUMSAL CĠNSĠYETLE ĠLGĠLĠ KURAMLAR. İlknur M. Gönenç TOPLUMSAL CĠNSĠYETLE ĠLGĠLĠ KURAMLAR İlknur M. Gönenç Erkek diģi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak kın yarattığı her Ģey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlıkla eksiklik, senin

Detaylı

Editörler Prof.Dr. Mimar Türkkahraman & Yrd.Doç.Dr.Esra Köten SİYASET SOSYOLOJİSİ

Editörler Prof.Dr. Mimar Türkkahraman & Yrd.Doç.Dr.Esra Köten SİYASET SOSYOLOJİSİ Editörler Prof.Dr. Mimar Türkkahraman & Yrd.Doç.Dr.Esra Köten SİYASET SOSYOLOJİSİ Yazarlar Prof.Dr.Önder Kutlu Doç.Dr. Betül Karagöz Doç.Dr. Fazıl Yozgat Doç.Dr. Mustafa Talas Yrd.Doç.Dr. Bülent Kara Yrd.Doç.Dr.

Detaylı

DBY Ajans. This book has been supported by the Office of Scientific Research Projects of Istanbul Medeniyet University Istanbul, Turkey - March 2014.

DBY Ajans. This book has been supported by the Office of Scientific Research Projects of Istanbul Medeniyet University Istanbul, Turkey - March 2014. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimince desteklenmiştir. Proje Numarası: 458 Kitabın Adı: Büyük Doğu Kapaklarında Portreler, Toplum ve Gençlik Yazarlar: Ahmet

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R

İ Ç İ N D E K İ L E R İ Ç İ N D E K İ L E R ÖN SÖZ.V İÇİNDEKİLER....IX I. YURTTAŞLIK A. YURTTAŞLIĞI YENİDEN GÜNDEME GETİREN GELİŞMELER 3 B. ANTİK YUNAN-KENT DEVLETİ YURTTAŞLIK İDEALİ..12 C. MODERN YURTTAŞLIK İDEALİ..15 1. Yurttaşlık

Detaylı

ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ

ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ Yazar: Dr.Adem Sağır Yayınevi: Nobel Yer/yıl: Ankara/2012 Sayfa Sayısı: 272 Göç insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Bütün dönemler

Detaylı

Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler

Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler Açılış Tarihi Kapanış Tarihi Sona Eriş Nedeni 1 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 17.11.1924 05.06.1925

Detaylı

DERS BĠLGĠLERĠ. Dersin Adı Kodu Yıl Yarıyıl T+U+L Saati Kredi AKTS. Türk Siyasal Hayatı ------------ 3 Güz 3+0+3 3 4

DERS BĠLGĠLERĠ. Dersin Adı Kodu Yıl Yarıyıl T+U+L Saati Kredi AKTS. Türk Siyasal Hayatı ------------ 3 Güz 3+0+3 3 4 DERS BĠLGĠLERĠ Haftalık Dersin Adı Kodu Yıl Yarıyıl T+U+L Saati Kredi AKTS Türk Siyasal Hayatı ------------ 3 Güz 3+0+3 3 4 Bölümü : Uluslararası İlişkiler Dersin Seviyesi : Lisans Ders Dili : Türkçe Ders

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 1.1.216 Diploma Program Adı : SOSYOLOJİ, LİSANS PROGRAMI, (AÇIKÖĞRETİM) Akademik Yıl : 21-216 Yarıyıl

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: Seyfettin ASLAN Doğum Tarihi: 16.03.1968 Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans İİBF, Kamu Yönetimi Orta Doğu Teknik Üniversitesi 1992

Detaylı

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) T.C. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) 14. Hafta Ders Notları - 18/12/2017 Araş. Gör. Dr. Görkem

Detaylı

FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA

FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ VE SİYASET BİLİMİ/SİYASET BİLİMİ ANABİLİM DALI FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA Doktora Tezi

Detaylı

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...xi KISALTMALAR... xvii GİRİŞ...1 Birinci

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım...

İÇİNDEKİLER. 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım... İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...5 GİRİŞ...9 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım...38 3 2. BÖLÜM ÖNCÜLER Necip Fazıl Kısakürek ve

Detaylı

K A N A Y A N Y A R A K A R A B A Ğ

K A N A Y A N Y A R A K A R A B A Ğ KANAYAN YARA KARABAĞ Astana Yayınları KANAYAN YARA KARABAĞ Derleyen: Yrd. Doç. Dr. Bahadır Bumin ÖZARSLAN Bu eserin bütün hakları saklıdır. Yayınevinden izin alınmadan kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz,

Detaylı

TÜRKĠYE SĠYASĠ EĞĠLĠMLER VE BEKLENTĠLER ARAġTIRMASI. Ekim 2009

TÜRKĠYE SĠYASĠ EĞĠLĠMLER VE BEKLENTĠLER ARAġTIRMASI. Ekim 2009 TÜRKĠYE SĠYASĠ EĞĠLĠMLER VE BEKLENTĠLER ARAġTIRMASI Ekim 2009 BU SONUÇLAR, SONAR YAYINCILIK LTD. ġtġ RAPOR ABONELERĠ ĠÇĠN GERÇEKLEġTĠRĠLEN ARAġTIRMADAN ALINMIġTIR. 2 Sonar AraĢtırma A.ġ. nin, Ekim ayında

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Bahadır Bumin ÖZARSLAN

Yrd. Doç. Dr. Bahadır Bumin ÖZARSLAN Yrd. Doç. Dr. Bahadır Bumin ÖZARSLAN EĞİTİM GEÇMİŞİ 1. Hukuk Lisansı (2000) Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. Kamu Hukuku Yüksek Lisansı (2006) Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sosyal

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Dersin Adı Dersin Kodu 1200.9202 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati (Kuramsal) 2 Haftalık Uygulama Saati 0 Haftalık Laboratuar Saati

Detaylı

Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları ve Cinsiyet Ayrımcılığı. Ġlknur M. Gönenç

Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları ve Cinsiyet Ayrımcılığı. Ġlknur M. Gönenç Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları ve Cinsiyet Ayrımcılığı Ġlknur M. Gönenç BİR PRENSES HAYAL EDELİM. SİZCE HANGİ MESLEK? KALIP YARGILAR Kalıpyargılar bir gruba iliģkin bilgi, inanç ve beklentilerimizi

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI ÇUKUROVA ANONİM HALK EDEBİYATI VE ÂŞIK EDEBİYATINDA SÖZLÜ TARİH Esra ÖZKAYA YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA

Detaylı

MEVLÜT GÖL KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA ANAYASA BAŞLANGIÇLARININ SEMBOLİK VE HUKUKİ DEĞERİ

MEVLÜT GÖL KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA ANAYASA BAŞLANGIÇLARININ SEMBOLİK VE HUKUKİ DEĞERİ MEVLÜT GÖL KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA ANAYASA BAŞLANGIÇLARININ SEMBOLİK VE HUKUKİ DEĞERİ İÇİNDEKİLER TAKDİM...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR... XVII GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM Başlangıç Kavramı

Detaylı

İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ İDARİ ve SOSYAL BİLİMLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Ders İzlencesi

İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ İDARİ ve SOSYAL BİLİMLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Ders İzlencesi İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ İDARİ ve SOSYAL BİLİMLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Ders İzlencesi Kodu: SOS101 Ders Adı: Sosyoloji I Teorik + Uygulama: 3+0 AKTS:5

Detaylı

BÖLÜM 1 Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Türkiye de Bütçeleme Süreci

BÖLÜM 1 Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Türkiye de Bütçeleme Süreci İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Türkiye de Bütçeleme Süreci Doç. Dr. Serpil Ağcakaya Süleyman Demirel Üniversitesi, İİBF, Maliye Bölümü Giriş...1 1. Toplumsal Cinsiyete Duyarlı

Detaylı

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk.

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk. TÜRKĠYE SĠYASĠ GÜNDEM ARAġTIRMASI-NĠSAN 2013 AraĢtırma; Kantitatif AraĢtırma tekniklerinden ( Yüzyüze görüģme ) yöntemi uygulanarak 04-10 Nisan 2013 tarihleri arasında 21 il'de toplam 3.473 denek ile görüģme

Detaylı

11. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI Kader ve Kaza Kavramları Ġnsan Ġradesi ve Kader KAZANIMLAR Kader ve kaza kavramlarını açıklar. Ġnsanın kaderle ilgili olarak akıl ve irade sahibi, özgür ve sorumlu olmak

Detaylı

Öğrenim Durumu. LİSANS Üniversite. YÜKSEK LİSANS Üniversite. DOKTORA Üniversite Enstitü Öğrenim Alanı Tez Başlığı KİŞİSEL BİLGİLER

Öğrenim Durumu. LİSANS Üniversite. YÜKSEK LİSANS Üniversite. DOKTORA Üniversite Enstitü Öğrenim Alanı Tez Başlığı KİŞİSEL BİLGİLER KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı : Yavuz ÇOBANOĞLU Doğum Yeri/Doğum Tarihi : İZMİR 25.10.1970 Uyruğu: : T.C. Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. Cep Telefonu : E-Posta : [email protected] Yabancı Dili / Seviyesi

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK ANAYASA HUKUKU LAW

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK ANAYASA HUKUKU LAW DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK ANAYASA HUKUKU LAW 117 2 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

Yrd.Doç.Dr. AYTEN CAN

Yrd.Doç.Dr. AYTEN CAN Yrd.Doç.Dr. AYTEN CAN Fen-edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı Eğitim Bilgileri Edebiyat Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı 1980-1984 Lisans Selçuk Üniversitesi Bölümü Türk Dili

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı 1.ÜNİTE - FELSEFEYLE TANIŞMA A-Felsefe Nedir? Felsefenin

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Siyaset Bilimine Giriş I SBG Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Siyaset Bilimine Giriş I SBG Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Giriş I SBG103 1 3+0 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli Dersin

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ LİSANS TEZİ

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ LİSANS TEZİ i YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ LİSANS TEZİ ÖZKER YAŞIN NIN 1969-1972 YILLARI ARASINDAKİ SAVAŞ GAZETESİNDEKİ KÖŞE YAZILARI BEYTULLAH TOPALOĞLU 20082978 LEFKOŞA,

Detaylı

TÜRKİYE'NİN TOPLUMSAL YAPISI

TÜRKİYE'NİN TOPLUMSAL YAPISI Editörler Doç.Dr. Gülay Ercins & Yrd.Doç.Dr. Melih Çoban TÜRKİYE'NİN TOPLUMSAL YAPISI Yazarlar Doç.Dr. Ahmet Talimciler Doç.Dr. Gülay Ercins Doç.Dr. Nihat Yılmaz Doç.Dr. Oğuzhan Başıbüyük Yrd.Doç.Dr. Aylin

Detaylı

Araştırma Notu 15/181

Araştırma Notu 15/181 Araştırma Notu 15/181 29 Nisan 215 İdeolojik Yönelimler Çatışma ve Güven Algısını Şekillendiriyor Çiğdem Ok*, Bahar Ayça Okçuoğlu** Yönetici Özeti Toplumlardaki elitlerin değerlerini, inançlarını ve tutumlarını

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Ahmet ÖZKAN tarafından hazırlanan Ġlkokul ve Ortaokul Yöneticilerinin

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013)

AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01/08/2013 AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013) ĠÇĠNDEKĠLER 1- DĠĞER FAALĠYETLER... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR...

Detaylı

İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGİN

İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGİN İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGİN İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGIN SETA Abdullah YEGİN İstanbul

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Siyasi Parti. Siyasi iktidarı ele geçirmek ya da en azından ona ortak olmak amacıyla örgütlenmiş insan topluluklarına siyasi parti denir.

Siyasi Parti. Siyasi iktidarı ele geçirmek ya da en azından ona ortak olmak amacıyla örgütlenmiş insan topluluklarına siyasi parti denir. SİYASAL PARTİLER Siyasi Parti Siyasi iktidarı ele geçirmek ya da en azından ona ortak olmak amacıyla örgütlenmiş insan topluluklarına siyasi parti denir. Siyasi partileri öteki toplumsal örgütlerden ayıran

Detaylı

DERS TANITIM BİLGİLERİ

DERS TANITIM BİLGİLERİ DERS TANITIM BİLGİLERİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori Uygulama Labaratuvar Yerel Kredi AKTS Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi AİT 204 Bahar 2 - - 2 2 Önkoşullar - Dersin dili Türkçe Dersin Türü (Zorunlu/Seçmeli)

Detaylı

tarih ve 495 sayılı Eğitim Komisyonu Kararı Eki

tarih ve 495 sayılı Eğitim Komisyonu Kararı Eki 14.11.2013 tarih ve 495 sayılı Eğitim Komisyonu Kararı Eki Tablo 1 Sosyal BilimlerEnstitüsü İletişim Bilimleri Doktora Programı * 1. YARIYIL 2. YARIYIL İLT 771 SİNEMA ARAŞTIRMALARI SEMİNERİ 2 2 3 10 1

Detaylı

SĠRKÜLER (2019/39) Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK nun 516,518,565 ve 610.ncu maddeleri hükümlerine göre;

SĠRKÜLER (2019/39) Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK nun 516,518,565 ve 610.ncu maddeleri hükümlerine göre; Ġstanbul, 24.02.2019 SĠRKÜLER (2019/39) Konu Yıllık Faaliyet Raporları Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK nun 516,518,565 ve 610.ncu maddeleri hükümlerine göre; Anonim ġirketler ve kooperatiflerde yönetim

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: EROL ÇANKAYA 2. Doğum Tarihi: 15.XI.1953 3. Ünvanı: DR 4. Öğrenim Durumu: DOKTORA Derece Alan Üniversite Yıl Lisans A.Ü. SİYASAL BİLGİLER 1979 İKTİSAT VE MALİYE Y. Lisans SİYASET

Detaylı

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI 2009 DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Demokratikleşme ve Toplumsal Dayanışma Açılımı BirikmiĢ sorunların demokratik çözümü için Hükümetçe baģlatılan

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

ANKARA YILDIRIM BEYAZİT ÜNİVERSİTESİ SOSYALBİLİMLER ENSTİTÜSÜ Şarkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı

ANKARA YILDIRIM BEYAZİT ÜNİVERSİTESİ SOSYALBİLİMLER ENSTİTÜSÜ Şarkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı ANKARA YILDIRIM BEYAZİT ÜNİVERSİTESİ SOSYALBİLİMLER ENSTİTÜSÜ Şarkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı Bölüm Hakkında: Ülkemiz, bulunduğu coğrafi konumu dolayısıyla tarihte pek çok medeniyete beģiklik etmiģtir.

Detaylı

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II EKĠM - KASIM 2011 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren

Detaylı

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: SHERATON ANKARA HOTEL & TOWERS

Detaylı

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980.

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980. ÖZGEÇMİŞ Doğum Yeri ve Yılı : Adıyaman, 1955 Eğitim : Fırat İlkokulu, Malatya, 1964. Adıyaman Lisesi Orta Bölümü, Adıyaman, 1972. Mimar Sinan İnşaat Teknik Lisesi, Kayseri., 1976. Mesleki Kariyeri Lisans

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : İsmail Kıllıoğlu İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : [email protected] 2. Doğum -

Detaylı

PROF. DR. TANEL DEMİREL

PROF. DR. TANEL DEMİREL PROF. DR. TANEL DEMİREL KİŞİSEL BİLGİLER Uyruğu : Türkiye Cumhuriyeti Cinsiyeti : Erkek Medeni Durumu : Evli Doğum Yeri ve Tarihi : Fatsa/Ordu, 08. 09. 1968 Adres : Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve III TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Canan ULUDAĞ tarafından hazırlanan Bağımsız Anaokullarında

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996. Ortadoğu Enstitüsü. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996. Ortadoğu Enstitüsü. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Nurdan Şafak 2. Doğum Tarihi ve Yeri:. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996 Yüksek Siyasi Tarih ve Marmara

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : A.SEÇ.ATATÜRK İLK.VE İNK.TAR.SEMİNERİ Ders No : 0310400249 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR... XVII TABLOLAR LİSTESİ... XIX ŞEKİLLER LİSTESİ...XXIII GİRİŞ...1 Birinci Bölüm

Detaylı

Dersin adı / kodu: Küçük Gruplar Sosyolojisi / SOSY1002 Dersiverenöğretimüyesi: Yrd. Doç. Dr. AyşenŞatıroğlu E-mail adresi

Dersin adı / kodu: Küçük Gruplar Sosyolojisi / SOSY1002 Dersiverenöğretimüyesi: Yrd. Doç. Dr. AyşenŞatıroğlu E-mail adresi Dersin adı / kodu: Küçük Gruplar Sosyolojisi / SOSY1002 Dersiverenöğretimüyesi: Yrd. Doç. Dr. AyşenŞatıroğlu E-mail adresi [email protected] [email protected] Dersin içeriği: Ders,toplum

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi-I Ders No : 069030020 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 1 Medeniyet veya uygarlık, bir

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU 2012 ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye

Detaylı

T.C. AMASYA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLİM DALI XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXX

T.C. AMASYA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLİM DALI XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXX EK [1] Dış Kapak Örneği Arial, 14 punto,ortalı,tek satır aralığı, büyük harf, bold. T.C. AMASYA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANA BİLİM DALI BİLİM DALI 1,5 satır aralıklı 7 boşluk Tez Başlığı, ortalı,

Detaylı

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) Beslenme ve Diyetetiğe GiriĢ BES113 1.Güz ÖnkoĢullar

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) Beslenme ve Diyetetiğe GiriĢ BES113 1.Güz ÖnkoĢullar BESLENME VE DĠYETETĠĞE GĠRĠġ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori Laboratuar Beslenme ve Diyetetiğe GiriĢ BES113 1.Güz 1 0 0 1 ÖnkoĢullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları)

Detaylı

İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları

İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları İletişim Programlarına Özgü Öğretim Çıktıları Lisans düzeyindeki bir iletiģim programının değerlendirilmesi için baģvuruda bulunan yükseköğretim kurumu, söz konusu programının bu belgede yer alan ĠLETĠġĠM

Detaylı

ÖZGEÇMĠġ. Derece Alan Üniversite Yıl. Enstitüsü

ÖZGEÇMĠġ. Derece Alan Üniversite Yıl. Enstitüsü 1. Adı Soyadı : ÖZGÜL DAĞLI ÖZGEÇMĠġ 2. Doğum Tarihi : 31.05.1977 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans ĠletiĢim Sanatları Anadolu Üniversitesi ĠletiĢim

Detaylı

Türk-Alman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Ders Bilgi Formu

Türk-Alman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Ders Bilgi Formu Türk-Alman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Ders Bilgi Formu Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Yarıyılı Türk Siyasal Hayatı POL212 4 ECTS Ders

Detaylı

9. SINIF COĞRAFYA DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

9. SINIF COĞRAFYA DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM Ay Hafta Ders Saati KONULAR KAZANIMLAR 1 3 İnsan, Doğa ve Çevre A.9.1. Doğa ve insan etkileģimini anlamlandırır. A.9.2. Doğa ve insan etkileģimini ortaya koymada coğrafyanın rolünü algılar.

Detaylı

4 -Ortak normlar paylasan ve ortak amaçlar doğrultusunda birbirleriyle iletişim içinde büyüyen bireyler topluluğu? Cevap: Grup

4 -Ortak normlar paylasan ve ortak amaçlar doğrultusunda birbirleriyle iletişim içinde büyüyen bireyler topluluğu? Cevap: Grup 1- Çalışma ilişkilerinin ve endüstriyel demokrasinin başlangıcı kabul edilen tarih? Cevap: 1879 Fransız ihtilalı 2- Amerika da başlayan işçi işveren ilişkilerinde devletin müdahalesi zorunlu kılan ve kısa

Detaylı

6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU KAPSAMINDA. ADAM ÇALIġTIRANIN SORUMLULUĞU. Av. Mustafa Özgür KIRDAR ERYĠĞĠT HUKUK BÜROSU / ANKARA

6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU KAPSAMINDA. ADAM ÇALIġTIRANIN SORUMLULUĞU. Av. Mustafa Özgür KIRDAR ERYĠĞĠT HUKUK BÜROSU / ANKARA 6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU KAPSAMINDA ADAM ÇALIġTIRANIN SORUMLULUĞU Av. Mustafa Özgür KIRDAR ERYĠĞĠT HUKUK BÜROSU / ANKARA 14.09.2017 1-Genel Olarak Borçlar Kanunu nda kusursuz sorumluluk halleri, kusursuz

Detaylı

Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu hakları savunmak ve geliştirmek için kurulmuştur.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu hakları savunmak ve geliştirmek için kurulmuştur. Parti varlık sebebi, isminden de anlaşılacağı üzere, hakların savunulmasıdır. Müdafaa-i Hukuk düşüncesine göre: 1. İnsanın 2. Toplumun 3. Milletin 4. Devletin 5. Vatanın hakları vardır. Şu anda bu haklar

Detaylı

MARUF VAKFI İSLAM EKONOMİSİ ENSTİTÜSÜ AÇILDI

MARUF VAKFI İSLAM EKONOMİSİ ENSTİTÜSÜ AÇILDI MARUF VAKFI İSLAM EKONOMİSİ ENSTİTÜSÜ AÇILDI Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Maruf Vakfı Genel Merkezinin Açılışına Katıldı. Maruf Vakfı Genel Merkez açılışı, Vakfımızın Zeytinburnu ndaki merkezinde

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Derse kabul koşulları. (Ön Koşul, Bağlantı Koşul) 3 5 SEÇMELİ YOK TÜRKÇE

Derse kabul koşulları. (Ön Koşul, Bağlantı Koşul) 3 5 SEÇMELİ YOK TÜRKÇE Bölüm Dersin Kodu Dersin Adı SOSYOLOJİ SOSY4163 GÖÇ SOSYOLOJİSİ Kredi AKTS Türü (Seçmeli - Zorunlu) Derse kabul koşulları (Ön Koşul, Bağlantı Koşul) Öğretim dili 3 5 SEÇMELİ YOK TÜRKÇE Dersin işleniş yöntemi

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

MEDYADA KADINA YÖNELİK ŞİDDET HABERLERİNDE KADINLARA YAKLAŞIMIN DİLDE YANSIMASI

MEDYADA KADINA YÖNELİK ŞİDDET HABERLERİNDE KADINLARA YAKLAŞIMIN DİLDE YANSIMASI MEDYADA KADINA YÖNELİK ŞİDDET HABERLERİNDE KADINLARA YAKLAŞIMIN DİLDE YANSIMASI Hazırlayan: DEKAUM (Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hakları ve Sorunları AraĢtırma ve Uygulama Merkezi) Yöneten: Yrd. Doç.

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Bahar Dönemi ZORUNLU DERSLER Uluslararası Ġlişkilerde Araştırma ve Yazma

Detaylı

İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ (TÜRKÇE LİSANS PROGRAMI) 4 YILLIK DERS PLANI

İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ (TÜRKÇE LİSANS PROGRAMI) 4 YILLIK DERS PLANI İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ 2017-2018 BÖLÜMÜ (TÜRKÇE LİSANS PROGRAMI) 4 YILLIK DERS PLANI (Eğitim planı toplamda 135 Kredi ve 241 AKTS den oluşmaktadır. Yarıyıllara göre

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU

YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU Gizem ARABACI Hande UZUNOĞLU Türkiye de medya ulusal ve yerel medya tabanlı olmak üzere temel iki Ģekilde iģlemektedir. Bu iģleyiģ bazen daha kapsamlı

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türk Siyasal Yaşamı SPRI

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türk Siyasal Yaşamı SPRI DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türk Siyasal Yaşamı SPRI 221 1 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl. Lisans İLAHİYAT ERCİYES Üniversitesi Y. Lisans Sosyal Bilimler Enstitüsü ANKARA Üniversitesi 1989

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl. Lisans İLAHİYAT ERCİYES Üniversitesi Y. Lisans Sosyal Bilimler Enstitüsü ANKARA Üniversitesi 1989 ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ Adı Soyadı: Nuri ADIGÜZEL Doğum Tarihi: YAHYALI 13 MART 1962 Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans İLAHİYAT ERCİYES Üniversitesi 1985 Y. Lisans Sosyal Bilimler

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz

Detaylı

Tuba ÖZDİNÇ. Örgün Eğitim

Tuba ÖZDİNÇ. Örgün Eğitim ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ-I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi-I Dersin Kodu 630909 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati Zorunlu Önlisans 2 AKTS 2 (Kuramsal)

Detaylı

T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEK OKULU SOSYAL HİZMETLER PROGRAMI 1. SINIF BAHAR DÖNEMİ DERS İZLENCESİ

T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEK OKULU SOSYAL HİZMETLER PROGRAMI 1. SINIF BAHAR DÖNEMİ DERS İZLENCESİ T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEK OKULU SOSYAL HİZMETLER PROGRAMI. SINIF BAHAR DÖNEMİ DERS İZLENCESİ Kodu: Adı: Teorik + Uygulama: AKTS: Sınıf/Yarıyıl. Sınıf. Yarıyıl (Bahar Dönemi) Ders

Detaylı

1.Medya Hukukunun Kavram ve Kaynakları. 2.Basın ve Yayın Faaliyetleri ve Yasal Düzenlemeler. 3.Radyo ve Televizyon Yayıncılığı

1.Medya Hukukunun Kavram ve Kaynakları. 2.Basın ve Yayın Faaliyetleri ve Yasal Düzenlemeler. 3.Radyo ve Televizyon Yayıncılığı 1.Medya Hukukunun Kavram ve Kaynakları 2.Basın ve Yayın Faaliyetleri ve Yasal Düzenlemeler 3.Radyo ve Televizyon Yayıncılığı 4.İnternet Yayıncılığı ve Yasal Düzenlemeler 5.Medyada Cezai Sorumluluk 6.Medyada

Detaylı

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU İran ın Nükleer Programı ve Türkiye nin Güvenliğine Etkileri Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU www.mustafakibaroglu.com Bilkent Üniversitesi Uluslararası ĠliĢkiler Bölümü 15 Ekim 2009 Atılım Üniversitesi Ankara

Detaylı

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK 2 Takdim Planı Modernleşme Süreci Açısından Devlet Devlet-Toplum İlişkileri Açısından Devlet Teşkilatlanma

Detaylı

TC İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİ STAJ RAPORU/DEFTERİ HAZIRLAMA İLKELERİ

TC İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİ STAJ RAPORU/DEFTERİ HAZIRLAMA İLKELERİ TC İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİ STAJ RAPORU/DEFTERİ HAZIRLAMA İLKELERİ Eylül, 2011 İÇİNDEKİLER GĠRĠġ... 3 A. Öğrenci Staj Raporu/Defterinin Başlıca Bölümleri...

Detaylı

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SEÇİM SİSTEMLERİNİN SEÇMEN İRADESİNE ETKİSİ

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SEÇİM SİSTEMLERİNİN SEÇMEN İRADESİNE ETKİSİ ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SEÇİM SİSTEMLERİNİN SEÇMEN İRADESİNE ETKİSİ Metin ÖZ Samsun, 2017 S E Ç İ M S İ S T E M L E R İ N İ N S E Ç M E N İ R A

Detaylı

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00 Türkiye de siyaset yalnızca oy kaygısı ile yapılıyor Siyasete popülizm hakimdir. Bunun adı ucuz politika dır ve toplumun geleceğine maliyet yüklemektedir. Siyaset Demokrasilerde yapılır. Totaliter rejimler

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

HER YÖNÜYLE MAHMUT GOLOĞLU SEMPOZYUMU MAYIS 2014 TRABZON PROGRAM

HER YÖNÜYLE MAHMUT GOLOĞLU SEMPOZYUMU MAYIS 2014 TRABZON PROGRAM HER YÖNÜYLE MAHMUT GOLOĞLU SEMPOZYUMU 08-10 MAYIS 2014 TRABZON PROGRAM HER YÖNÜYLE MAHMUT GOLOĞLU SEMPOZYUMU AÇILIġ 08 Mayıs 2014 / Saat: 09.30 Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kongre ve Kültür

Detaylı

KÜRESEL SİYASET KABUL GÖRME MÜCADELESİ SORUNLAR ÇÖZÜMLER

KÜRESEL SİYASET KABUL GÖRME MÜCADELESİ SORUNLAR ÇÖZÜMLER KÜRESEL SİYASET KABUL GÖRME MÜCADELESİ SORUNLAR ÇÖZÜMLER ŞENİZ ANBARLI BOZATAY II Yay n No : 2883 İşletme - Ekonomi : 576 1. Baskı - Mart 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-906 - 3 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

SINIFTA ÖĞRETĠM LĠDERLĠĞĠ

SINIFTA ÖĞRETĠM LĠDERLĠĞĠ SINIFTA ÖĞRETĠM LĠDERLĠĞĠ Doç. Dr. Yücel GELĠġLĠ G.Ü.MEF. EĞĠTĠM BĠLĠMLERĠ BÖLÜMÜ Öğretimde Liderlik 1 Liderlik kavramı Liderlik kavramı yöneticiyle eģ tutulan kavram olmakla beraber aralarında ciddi fark

Detaylı

BASKETBOL OYUNCULARININ DURUMLUK VE SÜREKLİ KAYGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ

BASKETBOL OYUNCULARININ DURUMLUK VE SÜREKLİ KAYGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ KKTC YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BASKETBOL OYUNCULARININ DURUMLUK VE SÜREKLİ KAYGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Edim MACİLA BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR PROGRAMI YÜKSEK LİSANS TEZİ LEFKOŞA,

Detaylı

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul. KİTAP TANITIM VE DEĞERLENDİRMESİ Devrim ERTÜRK Araş. Gör., Mardin Artuklu Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü. Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul. Beden konusu, Klasik

Detaylı