SLAM TAR H VE MEDEN YET -I

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SLAM TAR H VE MEDEN YET -I"

Transkript

1 T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 2363 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1360 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Yazarlar Doç.Dr. Mustafa S. KÜÇÜKAfiCI (Ünite 1, 4, 8) Doç.Dr. Casim AVCI (Ünite 2, 3, 7) Prof.Dr. Mustafa FAYDA (Ünite 5) Prof.Dr. smail Y T (Ünite 6) Doç.Dr. Birsel KÜÇÜKS PAH O LU (Ünite 9) C. Ersin ADIGÜZEL (Ünite 10) Editör Doç.Dr. Mustafa S. KÜÇÜKAfiCI ANADOLU ÜN VERS TES

2 Bu kitab n bas m, yay m ve sat fl haklar Anadolu Üniversitesine aittir. Uzaktan Ö retim tekni ine uygun olarak haz rlanan bu kitab n bütün haklar sakl d r. lgili kurulufltan izin almadan kitab n tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay t veya baflka flekillerde ço alt lamaz, bas lamaz ve da t lamaz. Copyright 2011 by Anadolu University All rights reserved No part of this book may be reproduced or stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means mechanical, electronic, photocopy, magnetic, tape or otherwise, without permission in writing from the University. UZAKTAN Ö RET M TASARIM B R M Genel Koordinatör Prof.Dr. Levend K l ç Genel Koordinatör Yard mc s Doç.Dr. Müjgan Bozkaya Ö retim Tasar mc s Yrd.Doç.Dr. Alper Tolga Kumtepe Grafik Tasar m Yönetmenleri Prof. Tevfik Fikret Uçar Ö r.gör. Cemalettin Y ld z Ö r.gör. Nilgün Salur Ölçme De erlendirme Sorumlusu Ö r.gör. Nur statince Kitap Koordinasyon Birimi Yrd.Doç.Dr. Feyyaz Bodur Uzm. Nermin Özgür Kapak Düzeni Prof. Tevfik Fikret Uçar Dizgi Aç kö retim Fakültesi Dizgi Ekibi slam Tarihi ve Medeniyeti-I ISBN Bask Bu kitap ANADOLU ÜN VERS TES Web-Ofset Tesislerinde adet bas lm flt r. ESK fieh R, Eylül 2011

3 çindekiler iii çindekiler Önsöz... ix slamiyet Öncesi Arabistan... 1 ARAB STAN IN CO RAF ÖZELL KLER... 3 Arabistan n Sakinleri... 5 Arab- Âribe... 5 Arab- Müsta ribe... 6 GÜNEY ARAB STAN DA KURULAN DEVLETLER... 8 Maîn Devleti... 8 Sebe Devleti... 8 Himyerî Devleti... 9 KUZEY ARAB STAN DA KURULAN DEVLETLER Nabatî Devleti Tedmür Devleti Gassânî Devleti Lahmî (Hîre) Devleti Kinde Devleti ARAB STAN IN KALB : H CAZ BÖLGES Mekke nin fiehir Olarak Ortaya Ç k fl Mekke ye Putperestli in Girifli Kusay b. Kilâb n Mekke Hâkimiyeti ve Yönetimi Dârünnedve K yâde Hicâbe Rifâde Sikâye Mekke nin Ticari Bir Merkez Olarak Yükselifli Arabistan Ticaretinin Can Damar Panay rlar Fil Vak as : Ebrehe nin Kâbe yi Y kma Teflebbüsü Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi...26 HZ. MUHAMMED N PEYGAMBERL K ÖNCES HAYATI Soyu, Ailesi, Do umu ve Çocuklu u Hz. Muhammed in Gençli i Hz. Hatice ile Evlili i Kâbe Hakemli i HZ. MUHAMMED N PEYGAMBERL VE SLÂM IN MEKKE DÖNEM.. 33 lk Vahyin Gelifli lk Müslümanlar Aç k Davetin Bafllamas Mekkelileri Davet Hamza b. Abdülmuttalib ve Ömer b. Hattab n Müslüman Oluflu ÜN TE 2. ÜN TE

4 iv çindekiler Habeflistan a Hicret Kureyfl in Boykotu Ebû Tâlib ve Hz. Hatice nin Vefat Tâiflileri slâm a Davet srâ ve Mi râc Akabe Biatlar Medine ye Hicret Özet Kendimizi S nayal m Okuma Parças Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar ÜN TE slâm n Medine Dönemi HZ. PEYGAMBER N MED NE DEK LK FAAL YETLER KUREYfi MÜfiR KLER YLE L fik LER VE MEKKE N N FETH Mekke- Medine liflkileri Bedir Gazvesi Uhud Gazvesi Hendek Gazvesi Hudeybiye Antlaflmas Mekke nin Fethi Hz. Ebû Bekir in Hac Emîri Tayin Edilmesi ve Müflriklere Son Ça r D ER MÜfiR K ARAP KAB LELER YLE L fik LER Recî Vak as Bi rimaûne Facias Müreysî (Benî Mustalik) Gazvesi Huneyn (Hevâzin) Gazvesi Tâif Kuflatmas Ci râne de Ganimetlerin Taksimi Baz Bedevî Kabilelerin Tutumu YAHUD LERLE L fik LER Benî Kaynuka Gazvesi Benî Nadîr Gazvesi Benî Kurayza Gazvesi Hayber in Fethi B ZANS VE D ER BAZI DEVLETLERLE L fik LER slâm a Davet Mektuplar Mûte Savafl Tebük Gazvesi ARAB STAN DA S YAS B RL N SA LANMASI: ELÇ LER YILI VEDA HACCI VE HZ. PEYGAMBER N VEFATI Veda Hacc Hz. Peygamber in Vefat Özet Kendimizi S nayal m Okuma Parças Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar... 76

5 çindekiler v Hz. Peygamber ve Medine H CRETTEN ÖNCE MED NE N N S YASÎ VE SOSYAL YAPISI Yesrib den Medine ye Medine Vesikas ve ç Düzenlemeler Medine nin dari Yap s ve Nüfusu Hicretten Sonra Di er Baz Önemli Geliflmeler MED NE N N fieh R OLARAK ORTAYA ÇIKIfiI Medine ve Mescid-i Nebevî Hz. Peygamber den Sonra Mescid-i Nebevî Mescid-i Nebevî nin Bölümleri Hücre-i Saadet Ravza-i Mutahhara Minber Mihrap Mahfil Minare Kap lar Di er Bölümleri Mescid-i Nebevî nin Fonksiyonlar HZ. MUHAMMED N MÜSLÜMANLARIN MAN, AHLAK, GÖNÜL VE AKIL DÜNYALARINDAK YER Adlar Fiziki Özellikleri Eflleri ve Çocuklar Hz. Muhammed in Misyonu ve Kiflisel Özellikleri Hz. Muhammed in Miras Özet Okuma Parças Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer).. 98 HULEFÂ-Y RÂfi DÎN KAVRAMI Hz. Ebû Bekir Dönemi Hz. Ebû Bekir in Halife Seçilmesi ve lk craatlar Üsâme b. Zeyd Kumandas ndaki Ordunun Gönderilmesi Ridde Hareketleri ve Bast r lmas slam Fetihlerinin Bafllamas Hz. Ebû Bekir in Kiflili i ve Yönetim Anlay fl HZ. ÖMER DÖNEM Hz. Ömer in Halife Seçilmesi Bizans ve Sâsânîlerle Mücadelenin Yo unlaflmas Irak Cephesi Suriye Cephesi Hz. Ömer in Vefat ve Kiflili i Hz. Ömer in Yönetimi ve Kurumsallaflma Hz. Ömer in Divan Teflkilat n Kurmas Özet ÜN TE 5. ÜN TE

6 vi çindekiler Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar ÜN TE 7. ÜN TE Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) HZ. OSMAN DÖNEM Hz. Osman n Halife Seçilmesi ve lk craatlar ran, Horasan ve Azerbaycan Fetihleri Kuzey Afrika ve Nûbe Bölgesindeki Fetihler Müslümanlar n Akdeniz e Aç lmalar ve K br s n Fethi Zâtü s-savârî Savafl Kur an- Kerim in Ço alt lmas Ç KARIfiIKLIKLAR VE SYAN ç Kar fl kl klar n Vilayetlerdeki Yans mas syanc lar Hakl m yd? Olaylar n syana Dönüflmesi ve Hz. Osman n Katledilmesi HZ. AL DÖNEM Hz. Ali nin Halife Seçilmesi ve lk craatlar Hz. Ali ye Karfl Oluflan Muhalefet ve Cemel Vakas S ffîn Savafl ve Hakem Olay Hâricîli in Ortaya Ç k fl ve Nehrevan Savafl Hz. Ali nin Vefat ve fiahsiyeti HZ. HASAN DÖNEM Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar Kuruluflundan Abdülmelik b. Mervan a Kadar Emeviler EMEVÎ DEVLET N N KURULUfiU MUÂV YE b. EBÛ SÜFYÂN DÖNEM slâm Fetihlerinin Yeniden Bafllamas Muâviye nin Hilâfeti Saltanata Dönüfltürmesi ve Ölümü Muâviye nin fiahsiyeti I. YEZ D DÖNEM Kerbela Vakas Medine deki Muhalefetin Bast r lmas : Harre Savafl I. Yezid in Abdullah b. Zübeyr le Mücadelesi ve Mekke Kuflatmas II. MUÂV YE DÖNEM MERVAN b. HAKEM DÖNEM ABDÜLMEL K b. MERVAN DÖNEM Muhtâr es-sekafî syan Abdülmelik in Abdullah b. Zübeyr le Mücadelesi Haricî syanlar n n Bast r lmas Fetihlere Yeniden Bafllanmas bnü l-efl as syan Kuzey Afrika Seferleri Anadolu Seferleri

7 çindekiler vii Abdülmelik in Vefat, fiahsiyeti ve Baz Önemli craatlar Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler VEL D b. ABDÜLMEL K DÖNEM Velid Zaman nda Fetihler OrtawAsya Seferleri Anadolu Seferleri Kuzey Afrika Seferleri ve spanya n n Fethi I. Velid in Vefat ve fiahsiyeti SÜLEYMAN b. ABDÜLMEL K DÖNEM stanbul Kuflatmas Süleyman b. Abdülmelik in Vefat ve fiahsiyeti FARKLI B R EMEVÎ HAL FES PORTRES ÖMER b. ABDÜLAZ Z Ömer b. Abdülaziz in Yönetim Anlay fl Abbasî Daveti nin Bafllamas YEZ D b. ABDÜLMEL K DÖNEM ÇÖKÜfiE D RENEN H fiam b. ABDÜLMEL K Türklerle Mücadelenin Yo unlaflmas Zeyd b. Ali nin Hilâfeti Emevîlerden Alma Çabas Hiflâm Döneminde M s r ve Kuzey Afrika daki Geliflmeler Bizans la liflkiler Hiflâm n Baz craatlar ve Vefat SON DÖNEM EMEVÎ HAL FELER Velid b. Yezid Yezid b. Velid brahim b. Velid EMEVÎLER N YIKILIfiI VE II. MERVAN Haricîlerle Mücadele Abdullah b. Muâviye ve Emevî ktidar Zap Suyu Savafl ve Bir Dönemin Kapan fl Emevî Devleti nin Çöküfl Sebepleri Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) MÜSLÜMANLAR SPANYA DA Müslümanlardan Önce spanya spanya n n Fethi ENDÜLÜS TE VAL LER DÖNEM ( ) ENDÜLÜS TE EMÎRL K DÖNEM ( ) ENDÜLÜS TE H LAFET DÖNEM ( ) ÜN TE 9. ÜN TE

8 viii çindekiler Özet Kendimizi S nayal m S ra Sizde Yan t Anahtar Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar ÜN TE Endülüs te slâm Hâkimiyeti II ( ) MÜLÛKÜ T-TAVÂ F DÖNEM ( ) Cehverîler ( ) Abbâdîler ( ) Eftasîler ( ) Zîrîler ( ) Hûdîler ( ) Zünnûnîler ( ) MURÂBITLAR DÖNEM ( ) MUVAHH DLER DÖNEM ( ) Reconquista Sürecinde spanyol Krall klar n Hâkimiyetinde Müslümanlar n Durumu NASRÎLER (BENÎ AHMER DEVLET ) DÖNEM ( ) ARASINDA ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI Kastilya Krall n n Endülüslü Müslümanlar H ristiyanlaflt rma Politikas 235 Endülüs Müslümanlar n n Kuzey Afrika ya Göçü ve Osmanl Yard m Özet Kendimizi S nayal m Okuma Parças Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar

9 Önsöz ix Önsöz slâm dan önce Arabistan da genellikle göçebe ve yar göçebe hayat yaflayan kabile toplulukla r n n kayda de er önemli bir tarihleri yoktu. Atalar ndan dolay geçmifllerine ba l olan Araplar, tarihî bilgileri kayda geçirmeyip haf zalar nda yaflat rlard. Daha çok sözlü kültüre dayanan bu tarih anlay fl Hz. Muhammed in tebli etti i son dinin kitab Kuran- Kerim'in de etkisiyle gerçek anlamda tarihsel niteli i ön plana geçerek, geçmifle yeni bir bak fl aç s n n ortaya ç kmas na sebep oldu. Çünkü tarihî malzemeyi insan terbiye etmek ve dünyadaki medeni hayat n gidiflat n ö retmek için kullanan Kuran- Kerim, baflta geçmifl olmak üzere insan hayat n n çeflitli yönlerine geniflçe yer vererek, son peygamber Hz. Muhammed e kadar peygamberlerin birbirlerinin takipçisi olduklar n vurgulayarak evrensel bir tarih anlay fl getirmifltir. Ayr ca dünyan n gidiflat ve insanlar n yarat l fl gayesine uygun anlat lan çeflitli k ssalarda herhangi bir rk veya milletin tarihine odaklan p övülmeden, insan n do ufltan günahs z oldu u ve bütün insanl k tarihinin bir bütünlük içerisinde düflünülmesi gerekti i vurgulanarak, dünya tarihine yönelip ilgilenme sal k verilir. Bütün bunlarda insano lunun tan d ve bildi i olaylardan daha fazla etkilendi inin üzerinde durularak tarih fluurunun önemine iflaret edilir. slâm tarihi, kültür ve medeniyeti zaman, mekân ve etki bak m ndan olmak üzere üç boyutlu olup dünya tarihinin önemli bir parças d r. Dünya tarihinin VII. yüzy ldan günümüze önemli bir bölümünü slâm tarih, kültür ve medeniyeti kapsamaktad r. Bu süreçte slâmiyet, do du u Mekke ve Medine'den itibaren Arabistan ; Anadolu, Irak, Suriye, Filistin, M s r ve Kuzey Afrika'y ; Sicilya, Endülüs ve Balkanlar' ; Mâverâünnehir ve Do u Türkistan' ; ran, Afganistan ve Hindistan' içine alan genifl bir co rafyan n en belirleyici unsuru olmufltur. Bu genifl co rafyada Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râflidîn döneminden sonra çok say da devlet ve hanedan ortaya ç kt. Siyaset ve hukuk baflta olmak üzere sosyal hayat n bütün yönlerinden, mimari yap lara, sanat ve edebiyat eserlerine kadar bütün hayat kuflatan ve bu co rafyay dönüfltüren bu yeniden yap lanmaya en büyük etkiyi slâmiyet yapt. Özellikle VII. yüzy ldan bafllay p XIII. yüzy la kadar devam eden dönemde dünya medeniyet tarihinin ekseninde slâm medeniyetinin a rl daima hissediliyordu. Uygarl klar n do ufllar nda ve geliflme süreçlerinde bir baflka medeniyetten do rudan veya dolay bir flekilde olumlu veya olumsuz anlamda etkilenmeleri do al ve kaç n lmaz bir gerçektir. Bu bak mdan uygarl klar aras nda çat flma ve z tl klar olsa bile, içte bir tak m uzlaflmalar ve karfl l kl etkileflmeler hep olagelmifltir. Ancak her medeniyet kendini di erlerinden ay ran bir tak m temel özelliklere sahiptir. Bu ba lamda slâm medeniyeti de Kuran ve Sünnet'e dayanmaktad r. Müslüman toplumlar n sosyal yap lar nda, kültürel karakterlerinde, siyasi, idari, adli, askeri ve iktisadi kurumlar nda bu iki kayna n damgas vard r. Do ufl sürecindeki bu iki temel kayna a, geliflme sürecinde yaz l literatür, arfliv belgeleri, sanat eserleri, di er medeniyetlerin yaflayan unsurlar ve onlardan yap lan tercümeler gibi daha baflka kaynaklar da eklenmifltir.

10 x Önsöz slâm Tarihi ve Medeniyeti I adl bu kitab n ilk alt ünitesini slâm öncesinden bafllayarak Hz. Peygamber ve Râflid halifeler dönemi oluflturmaktad r. Hz. Peygamber dönemi, onun hayat ve flahsiyetiyle tek bafl na bir olay gibi telakki edilmeyip, dünya ve insanl k tarihinin bir parças, Hz. Adem den itibaren gönderilen peygamberler silsilesinin son halkas olarak ele al nm flt r. slâm öncesi ve sonras bir bütünlük içerisinde ele al narak Hz. Peygamber'in öncülü ünde gerçeklefltirilen de iflim ve dönüflümün daha iyi anlafl lmas na çaba gösterilmifltir. Hz. Peygamber döneminden sonra ilk dönem slâm tarihinin en önemli zaman dilimi Hulefâ-yi Râflidîn dir. Zira Hz. Peygamber in terbiyesinde yetiflen halifelerinin icraat ve uygulamalar sonraki dönemlerde Müslüman devlet ve toplumlarda daima en önemli referans kayna olmufltur. Kitab n son dört ünitesi Emevîler ve Endülüs tarihinden oluflmaktad r. Bu bölümde a rl kl olarak siyasi tarihe yer verilmifl ve medeniyet tarihiyle ilgili geliflmeler slâm Tarihi ve Medeniyeti II adl kitaba b rak lm flt r. Kitaptaki 1, 4 ve 8. üniteler Doç. Dr. Mustafa S. Küçükaflc, 2, 3 ve 7. üniteler Doç. Dr. Casim Avc, 5. ünite Prof. Dr. Mustafa Fayda, 6. ünite Prof. Dr. smail Yi it, 9. ünite Doç. Dr. Birsel Küçüksipahio lu ve 10. ünite ise C. Ersin Ad güzel taraf ndan kaleme al nm flt r. Bu vesileyle projenin bafl ndan itibaren uyumlu ve özverili bir çal flma sergileyen k ymetli hocalar ma teflekkür etmek yerine getirilmesi gereken bir ödevdir. Hocalar m z n y llar süren araflt rmalar neticesinde elde ettikleri bilimsel birikim ve tecrübenin ürünü olan bu kitab n oluflumunda Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi maddelerinin de önemli katk s n n oldu u belirtilmesi gereken bir husustur. Bu çerçevede ad geçen ansiklopedinin haz rlanarak bilim dünyas n n hizmetine sunulmas na katk da bulunanlara teflekkür etmeyi bir vazife telakki ediyorum. Bu çal flman n ö rencilerimiz baflta olmak üzere ilgilenen herkese faydal olmas n umuyorum. Editör Doç.Dr. Mustafa S. KÜÇÜKAfiCI

11

12 1 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Arabistan n co rafi durumunu tan mlayabilecek, Arabistan n kuzey ve güneyinde kurulan devletleri s n fland rabilecek, Hicaz bölgesi ile Mekke nin önemini aç klayabilecek, slâmiyet in ortaya ç kt dinî ve sosyo-kültürel zemini anlatabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Hicaz, Mekke, Yesrib, Tâif, Kâbe, San a Adnânîler, Kahtânîler, Kureyfl, Sebeliler, Kindeliler, Kusay b. Kilâb, Hz. brahim, Hz. smail, Hâflim b. Abdümenâf, Abdülmuttalib Dârünnedve, Rifâde, Sikâye, Hicâbe, Eyyâmü l-arab, Ukaz Hanîf, fiirk, Paganizm, Câhiliye, Bedevî, Amr b. Luhay, Ebrehe çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I slamiyet Öncesi Arabistan ARAB STAN IN CO RAF ÖZELL KLER GÜNEY ARAB STAN DA KURULAN DEVLETLER KUZEY ARAB STAN DA KURULAN DEVLETLER ARAB STAN IN KALB : H CAZ BÖLGES

13 slamiyet Öncesi Arabistan ARAB STAN IN CO RAF ÖZELL KLER slâm n do up geliflti i Arabistan, insanl k tarihi bak m ndan yeryüzündeki en önemli bölgelerin bafl nda gelir. Asya, Avrupa ve Afrika k talar n n kesiflme noktas nda yer alan dünyan n en büyük yar madalar ndan fiibhü Cezîreti 1-Arab a Türkçe de Arap yar madas veya Arabistan denilir. Do uda Basra Körfezi ve Uman Denizi, güneyde Arap Denizi ve Aden Körfezi, bat da K z ldeniz ve Akabe Körfezi ile çevrilidir. Genellikle Tihâme, Hicaz, Necid ve Yemen adlar yla dört bölüme ayr l r. Arabistan n bat s nda K z ldeniz k y s nda geniflli i yer yer km.yi bulan dar bir k y ovas olan Tihâme yer al r. Bu bölgede sahilin hemen gerisinde bir bölümünde sönmüfl volkanik alanlar n bulundu u güneyden kuzeye Serât ad verilen s rada lar silsilesi uzan r. Kuzeyde Ürdün ün liman flehri Akabe den güneyde Yemen s n r ndaki Asîr e ve do uda Necid çöllerinden Irak a kadar uzanan Hicaz, Arabistan n en önemli ve müstakil bölgesidir. fiam dan Necran a kadar uzanan da lar yer yer kesen vadilerden meydana gelen Hicaz co rafi görünüfl bak m ndan farkl l k arz eder. Bölge içerisinde düz araziler, da lar, alçak k s mlar, harreler, vadiler ve çöller yan yana yer al r; kurak arazilerin uzant lar üzerinde tar ma, dolay s yla yerleflik hayat n geliflmesine imkân veren baz vahalar da vard r. Arap yar madas n n ortas nda alçak k s mlar Irak ve Suriye ye, yüksek k s mlar da Tihâme ve Yemen e bakan Necid platosu yer al r. Üç taraftan çöllerle çevrili olan Necid, 1400 metreye kadar yükselen bazalt ve kireçli tafllarla örtülü s rada larla parçal bir görünüm sunar. Kuzeydo usunda sadece ilkbaharda yeflillenen genifl vadilerin bulundu u k s mda yerleflim yo undur. Necid in güneydo usundaki Yemâme ile Bahreyn e el-arûd ad verilir. Arabistan n güneybat s nda kuzeyinde Necrân, ortas nda San a ve güneyinde Taiz yaylalar yla ünlü olan Yemen yer al r. Yemen in güney ve güneydo usundaki da l k ve da l k oldu u kadar vadilerle çokça yar lm fl bölgeye Hadramut denilir. Güney sahillerinde dar bir flerit halinde uzanan Hadramut un do usunda Uman, güneyinde Aden körfezi, kuzeyinde ise Suudi Arabistan la aras n ay ran Rub ulhâlî çölü yer al r. Arap yar madas n n kuzeyindeki Nüfûd ile Rub ulhâlî çöllerini küçük flerit bir halindeki Dehnâ çölü ba lar. Arabistan n büyük kesimi s cak ve kurak kuflakta yer al r. Ya fllar k t olup, yazlar dayan lmas güç derecede s cak geçer. Gece ile gündüz aras ndaki s cakl k fark çok fazlad r. S cakl k kuzeyden güneye ve plato kesiminden alçak kesimlere inildikçe daha da artar ve ara s ra 50 dereceyi aflar. Günümüzde sahip oldu u zengin petrol ve do algaz kaynaklar ndan dolay ortado unun jeopolitik aç dan en

14 4 slam Tarihi ve Medeniyeti-I önemli bölgesi olan Arap yar madas Suudi Arabistan, Yemen Cumhuriyeti, Uman, Birleflik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt ile Irak ve Ürdün ün bir k sm - n n s n rlar içinde kald bölge olup yüzölçümü 3 milyon kilometrekareden biraz fazlad r. D KKAT slâm dan önce Arabistan n co rafî ve fizikî yap s hakk nda daha genifl bilgi için P. Hitti nin Siyâsî ve Kültürel slâm Tarihi adl eserinin ilgili bölümlerine baflvurabilirsiniz. fiekil 1.1 Arabistan Fizikî Haritas Kaynak: TDV slâm Ansiklopedisi, III, 249. Arabistan tamamen susuz, bitkisiz ve çöllerle kapl bir alan de ildir. Binlerce y ld r ziraat yap lan ve bol ürün elde edilen k s mlar vard r. Vadilerde çeflitli ürünler yetifltirirlir. Hicaz hurma, Yemen bu day, As r zamk, Tâif de üzüm üretimiyle meflhur olup Yemâme bölgenin tah l ambar d r. Tarih boyunca Mezopotamya ile Akdeniz in güney ve do u sahillerinde bulunan ülkelerin kültürlerinde daima önemli bir yer iflgal eden hurman n anavatan Arap yar madas d r. Hurma Arabistan üzerinde bulunan bütün vahalar n en önemli a ac d r. Bu bak mdan Arabistan n yerleflik ve göçebe nüfusunun temel g da maddeleri aras nda birçok türü olan hurma en baflta gelir. Hurman n meyvesinin yan nda odunundan ve lifinden yararlan l r. Tar m türleri bak m ndan yar madan n en önde gelen bölgesi olan Yemen de hurmadan baflka çeflitli meyveler, hububat ayr ca bir tür uyuflturucu elde edilmesine yarayan kat bitkisi, tütsü ve kahve yetifltirilir. Kahve Arabistan n güney ucunda m. aras nda kalan platolar üzerinde yayg n olarak üretilir.

15 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 5 Arabistan daki tar m ürünlerinden hurman n özel bir yere sahip olmas gibi evcil hayvanlardan devenin de ayr bir yeri vard r. Çünkü s cak ve kurak iklimin yafland bölgelerde uzak mesafeler aras ndaki tafl mac l a uygun yap s yla deve çöllerde yaflayan göçebeler için büyük bir öneme sahiptir. Araplar eti, sütü, derisi, yünü, gübresinin yan nda yük ve binek arac olarak kulland klar deveye çöl gemisi derler. Göçebeler sadece ihtiyaçlar için de il vahalardaki yerleflik insanlara satmak için de deve yetifltirirler. lkça dan beri sadece develerle bafltanbafla geçilebilen yar maday günümüzde genifl asfalt yollar katetmektedir. Araplar için ata sahip olmak üstünlük ve zenginlik belirtisiydi. Bununla birlikte at hiçbir zaman göçebelerin hayat nda deve kadar önemli olmad. Daha çok Umman Denizi nin yo- un bal kç l k alan oldu u Arap yar madas ndaki denizlerin hepsi bal kç l k bak - m ndan önem tafl maz. Basra körfezi bal kç l n yan nda di er bir deniz aktivitesi olan mercan ve inci avc l na elverifllidir. Arabistan n Sakinleri Yar madan n esas sakinleri günümüzde dünyan n en kalabal k Sâmî kavmi Araplard r. Araplar n tarihin eski devirlerinde yaflayan daha sonra çeflitli sebeplerle yok olan k sm Arab- bâide hakk nda çok fazla bilgi yoktur. Kur an- Kerim de adlar geçen Âd, Semûd baflta olmak üzere Medyen, Casîm, Amâlika vb. bunlardand r. Araplar n soylar devam eden k sm Arab- bakiye ise Arab- âribe ve Arab- musta ribe olmak üzere iki ana kola ayr l r. Bu ayr m dil ve kültürden kaynaklan r. Kahtânîler ve Adnânîler veya güney ve kuzey Araplar da denilen bu iki kol aras nda sosyal hayat, lehçe, din, ahlâk ve gelenek bak m ndan farkl l klar mevcuttur. Bu bak mdan Arabistan n tarihi, bu ülkenin sahip oldu u çok genifl s n rlar, farkl co rafi flartlar ve bu ayr m sebebiyle, güney ve kuzey olarak ele al nmal d r. Güney Araplar yerleflik hayat benimsemiflken Kuzey Araplar n n Kureyfl hariç büyük k sm göçebe veya yar göçebeli i ye lemifllerdir. Araplar n bu flekilde ikiye ayr lmalar na ra men tarihin çeflitli zamanlar nda siyasi ve iktisadi sebeplerle güneyliler kuzeye, kuzeyliler de güneye göç ederek birbirleriyle kar flt lar. Bu iki büyük kola mensup Arap kabileleri Câhiliye döneminde oldu u gibi slâmiyet ten sonra da birbirleriyle sürekli mücadele ettiler. Hz. Nûh un büyük o lu Sâm a nispet edilen kavimlerdir. Esasen kültürel çevreyi ifade eden Sâmî kavram Arabistan, Afrika, Irak ve Suriye nin çeflitli bölgelerindeki benzer özelliklere sahip diller konuflan Akkadlar, Ârâmîler, Bâbilliler, Asurlular, Süryânîler, Nabatîler, brânîler, Habefller, Fenikeliler, Ken ânîler, Amurîler ve Araplar gibi kavimleri kapsar. K r, sahra, çöl anlamlar ndaki bâdiyede develeriyle birlikte konargöçer olarak yaflayan bedeviler deve veya keçi k l ndan yap lm fl çad rlarda ikamet ettiklerinden ehlü l-veber, ehlü l-h yâm veya sekenetü l-h yâm adlar yla an l rlar. Köy, kasaba ve flehirlerde kerpiçten yap lm fl evlerde yerleflik hayat yaflayanlara ise ehlü l-meder ad verilir. lk defa Kur an- Kerim de, yerleflik hayat yaflayan Araplarla bedevî Araplar birbirinden ayr larak bedeviler a râb olarak adland r lm flt r. Böylece bir rk n ad olmakla birlikte yar madan n köy ve flehirlerinde yaflayanlar na arap, çölde göçebe olarak yaflayanlara ise bedevî anlam nda a râb denilmifltir. Arab- Âribe Kahtânîler ad verilen bu kabileler grubunun anavatan Yemen dir. Bu sebeple Güney Araplar olarak da bilinirler. Cürhüm ve Ya rub olmak üzere önce iki büyük kola ayr l r. Ya rub dan da Kehlân ve Himyer ad nda iki ayr koldan birçok alt kol meydana gelmifltir. Bu kabileler de iflik zamanlarda de iflik sebeplerle anavatanlar n terk ederek Arabistan n çeflitli bölgelerine yerlefltiler. Bunlar aras nda Yesrib e yerleflen Evs ve Hazrec, Mekke ye yerleflen Cürhüm, Hîre ye yerleflen Lahm ve Cüzam say labilir. D KKAT

16 6 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Arab- Müsta ribe Aslen Arap olmay p sonradan Araplaflan kabilelerden meydana gelir. Kuzey Araplar ad yla da bilinen bu kabilelerin soyu Hz. brahim in o lu Hz. smail e dayand için smailîler veya soyundan uzak torunlar na nispetle Adnânîler, Meaddîler, Nizârîler diye de an l r. Hz. smail Mekke ye geldi inde babas gibi Ârâmîce, Keldânîce veya brânîce konufluyordu. Hz. smail ve soyu Arapça y Mekke de ö renip Cürhümlülere kar flarak Araplaflt için Arab- müsta ribe ad yla an lm flt r. Hz. Peygamber in yirmi birinci göbekten atas olan Adnan a mensup olan Adnânîler nüfuslar ço al nca anayurtlar Mekke den çeflitli yerlere da ld lar. D KKAT Arabistan n geçmifline dair elde edilen s n rl say daki arkeolojik belge, bölgede Yontma Tafl ve Cilâl Tafl devirlerinde hayat oldu unu göstermektedir. SIRA S ZDE 1 Kadim tarihleri Arabistan n tarihiyle iç içe olan Araplar n ilk devirleri hakk nda çok fazla bilgi yoktur. Arap yar madas n n co rafî ve fizikî flartlar n n arkeolojik araflt rmalara çok elveriflli olmamas Araplar hakk ndaki en eski bilgilerin komflu kavimlerin yaz l belgelerinden ö renilmesine sebep olmaktad r. Kökeni hakk nda farkl görüfllerin oldu u Arap kelimesine ilk defa Asur Kral III. Salmanasar n y ll klar n n, 853 y l ndaki büyük bir ayaklanman n bast r lmas n anlatan k sm nda rastlan r. Bu tarihten milattan önce VI. yüzy la kadar Asur ve Bâbil kitabelerinde Aribi, Arabu ve Urbi adlar s kça yer al r. Herodotos tan itibaren de eski Yunan ve Latin kaynaklar nda Arabia ve Arap kelimeleri geçer. Büyük skender in Perslere karfl baflar yla sonuçland rd Asya seferinde Suriye ve M s r ile Kuzey Arabistan da hâkimiyeti alt na alm fl olmal d r. skender den sonra Helenistik krallar aras ndaki iktidar mücadelesinde Araplar az da olsa rol üstlendiler. Ancak gerek Selevkoslar gerekse Ptolemaioslar yar madan n içlerine nüfuz edemediklerinden Araplar egemenliklerini sürdürdüler. Roma mparatorlu u da M s r, Filistin ve Suriye ye hâkim olunca temasa geçti i Arap Nabatî ve Palmira krall klar yla iyi münasebetler kurmas na ra men Arabistan n içlerine nüfuz edemedi. Nitekim Roma mparatorlu u, Arap yar madas nda kurulan devletlerle daha ziyade iyi iliflkiler kurarak vahfli çöl ile kendi aras nda bir tampon bölge oluflturmay benimsedi. En eski yerleflim yerlerinden olan Arap yar madas n n güney ve kuzeyinde slâm öncesi dönemde çeflitli devletler kuruldu. Orta Arabistan daki Hicaz da ise slâmiyet e kadar herhangi bir devlet kurulmad ve bölgedeki insanlar kabileler halinde yerleflik veya göçebe olarak her hangi bir otoriteye ba l olmadan yaflad lar. Adnânî Araplar n atas ile meflhur kabile ve kollar n araflt r n z.

17 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 7 fiekil 1.2 Araplar n iki büyük koluna mensup kabilelerin soya ac ADNÂNÎLER ADNAN Ak Ma ad Nizar Rebia Mudar Eset Dubey a yat Aneze Cedile Du mi Ahmes Gatafan Aylan Kays Elsa Cedile Hasfe Sa d Abdülkays Himb krime Kas t Mansür Ta lib Bekr Hevazin Süleym Ali Yeflkür Sa b Bekr Lücem Ukabe Muaviye Sa d Münebbih Hanife cl Sa lebe Sa sa a Nasr Sakif fieyban Zühl Kays Amir Rebia Nümeyr Hilal Yusuf Ka b Kilab Haccac Kufleyr Ukayl Ca de Eslem Behra Cüheyne Himyer Malik Hümeysa Zeyd Mürre Hadramut Amr Malik Kuda a Hafi Amr mran Beli Ya für Meafir KAHTAN Ya rub Yeflcüb Sebe Mürre Haris Rühm Malik Bevlan Amr Havlan Adi KAHTÂNÎLER Arib Yeflcüb Zeyd Üded Tay Amr Nebhan Sü al Tab ha Üd Dabbe Abdümenat Müzeyne Kehlan Zeyd Mezhic Cüzam Ufeyr Lahm Hulvan Kinde Cezile Nümare Ta lib Salih Vebere Ans Murad Sa d Celd Esed Nemr Kelb Naciye Cu fi Amr Teymullah Neha Ka b Tenuh Kinane Haris lyas Müdrike Hüzeyl Huzeyme Mür Lihyan Sa d Temim Esed Zeydümenat Amr Kinane Malik Sa d Anber Abdümenat Nadir Hanzale Bekr Mürre Malik Yerbü Damre Leys Dü1 Malik Darim Müleyl F HR (KUREYfi) G far Muharib Galib Lüey Ka b Malik H yar Rebia Malik Hemdan Elhan Has am Nebt Gavs Amr Ezd Erafl Enmar Becile Abkar Nasr Malik Abdullah Ka b Haris Ezd-i flenüe Abdullah Osman Mazin Amir Maussema Amr Muzeyk ya Abdümenaf Kelde Alkame Haris Nadr mran Harise Cefne Sa lebe Hacr Huzaa Harisetü l-anka Eslem Evs Hazrec Adi Hüsays Mürre Amr Sehm Cumah Hattab Teym Yakaza Kilab Ömer Mahzüm Zühre Kusay Ebu Kuhafe Ebu Bekir Abdüddar Abdüluzza Abdümenaf Esed Abdüflems Ümeyye Harb Ebul-As Ebu Süfyan Affan Hakem Muaviye Yezid Osman Mervan Yezid Abdülmelik Nevfel Huveylid Varaka Hatice Avvam Zübeyr Urve Abdullah Haflim Abdülmuttalib Abdullah EbuTalib Abbas Hz.MUHAMMED Ali Abdullah Kaynak: TDV slâm Ansiklopedisi, III, 324.

18 8 slam Tarihi ve Medeniyeti-I GÜNEY ARAB STAN DA KURULAN DEVLETLER Güney Arabistan da Maînliler, Sebeliler ve Himyerîler hüküm sürdü, ard ndan bölge Habeflliler ve Sâsânîlerin eline geçti. Bu arada Güney Arabistan da milattan birkaç as r önce Hadramutlular, Katabanl lar, Karililer gibi baz küçük hanedanlar n hâkimiyetleri de söz konusudur. Maîn Devleti Merkezi San a n n do usunda harabeleri bulunan Maîn flehridir. Maîn Krall m. ö y llar aras nda Yemen de hüküm sürdü. Yedi tabakadan oluflan Maîn hükümdarlar n n say s yirmi ikidir. Günümüze ulaflan Maînlilere ait paralar hangi hükümdar taraf ndan bas ld n gösteren ön yüzü d fl nda Büyük skender in darp ettirdi i paralar n ayn s d r. Ekonomik bak mdan çok geliflmifl olan Maînliler Arabistan ürünleriyle Hindistan ve Çin den gelen ticaret mallar n Suriye, Filistin ve M s r a satarak büyük gelir elde ederlerdi. Baflkent Maîn in d fl nda Berâk fl, Athlula, Beycan, el-beydâ, Nestum, Nesca, Lûk Maînliler in meflhur flehirleri aras nda say labilir. D KKAT Sebe Devleti nin eski merkezi olan Me rib flehri yak n ndaki su seddidir. Sebe Seddi veya Arim Seddi olarak da bilinir. Kur an- Kerim de Seylü larim ad yla yer alan sel bask n n yla ortadan kalkm flt r. Arabistan da ilk defa para Maîn krallar taraf ndan bast r lm flt r. Sebe Devleti Güney Arabistan da Maîn Devleti nden sonra hüküm süren devletlerin ikincisi Sebe Devleti dir. Baflkenti San a n n do usunda ticaret yollar n n kavfla nda yer alan Me rib dir. Kurulufl tarihi bilinmeyen Sebe Devleti nin m.ö. X. yüzy l öncesinden itibaren mevcut oldu u tahmin edilmektedir. Tarihçiler Sebe Devleti ni Mukarribler Dönemi (m.ö.? -m.ö. 650) ve Melikler Dönemi (m.ö ) olmak üzere iki devreye ay r r. Mukarribler döneminde Sebe Devleti nin baflkenti S rvâh idi. Kur an- Kerim de de iflaret edildi i gibi Sebe toplumu son derece geliflmiflti. Verimli topraklara sahip olan Sebeliler ziraat ve ticaret alan nda önemli geliflme kaydettikleri gibi güzel kokulu bitkiler yetifltirmekle de ünlüydüler. Ticari faaliyetleri Kuzey Arabistan ve Akdeniz ülkeleriyle Afrika n n k y, hatta iç bölgelerine kadar uzan yordu. Ülkeleraras ticaretteki baflar lar ve meflhur barajlar sayesinde gelifltirdikleri ziraatç l kla büyük servetler edinen Sebe hükümdarlar baflta Me rib olmak üzere Necran, S rvâh, Gurâb ve Nakbülhucre gibi büyük flehirlerde kal nt lar günümüze ulaflan çok say da saray, köflk, mabet ve kale infla ettiler. fiehirlerin etraf n surlarla çevirdiler. Sebelilerin mühendislik alan ndaki geliflmiflli inin bir sembolü olan Me rib Baraj çok meflhurdur. Kur an- Kerim in otuz dördüncü suresinin ad Sebe dir. Bu sürede tevhid ilkesini pekifltirmek için s kça çok tanr inanc tenkit edilir. Allah n dünya hayat na lutfetti i hükümranl k ve refah gibi nimetlerin geçicili ine dikkat çekilir. Hz. Süleyman n peygamberlik ve hükümdarl Neml suresinde anlat l r. Süleyman Peygamber zengin ve güçlü bir ülke olan ve halk günefle tapan Sebe melikesine bir elçi göndererek onu ve halk n tevhid inanc na davet eder. O da Kudüs e giderek Süleyman Peygamber le bizzat görüflür, onun peygamberli ini ve tevhid inanc n benimser. Hz. Süleyman ile görüflen Sebe melikesinin kim oldu u hususu aç k de ildir. Tevrat ta da yer alan bilgilerden yola ç k larak burada kastedilenin ünlü Sebe kraliçesi Belk s oldu u yorumu yap l r. Bu ba lamda onun milattan önce X. yüzy lda yaflam fl, Hz. Süleyman n ça dafl bir Arap kraliçesi oldu u söylenebilir. Ancak onun kraliçesi oldu u Arap kavminin Sebeliler mi, yoksa onlardan daha önce ayn bölgede yaflayan Maînliler mi oldu u belli de ildir.

19 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 9 Güney Arabistan da milattan önce V. yüzy ldan sonra Hemdân kabilesi etkili olmaya bafllad. Hanedan mensuplar aras ndaki uyuflmazl klar yüzünden ç kan iç savafllar s k nt lar daha da artt rd. Sebelilerin akrabalar ndan olan Himyerî kabilesinin lideri Yeflerha b. Yahdup Sebe yi ele geçirdi; Melikü Sebe ve Zû Reydân unvan yla Himyerî Devleti ni kurdu (m.ö. 115). Böylece Sebe Devleti tarihe kar flt. Himyerî Devleti Araplar n Kahtânîler koluna mensup olan Himyerîler k sa zamanda bütün Yemen i ele geçirdiler. Devletin baflkenti Reydân daha sonra Zafâr ad yla meflhur oldu. Himyerîler Maîn ve Sebe devletlerinin aksine yay lmac bir politika izleyerek s n rlar n, milattan sonra III. yüzy l n sonlar na do ru Hadramut ve Orta Arabistan a kadar genifllettiler. Böylece askerî bak mdan Arap yar madas n n en güçlü ve nüfus bak m ndan en kalabal k devleti haline gelen Himyerîler, Habeflliler ve Perslerle mücadeleye girifltiler. Çevredeki çöller bölgeye do al bir koruma sa l yordu. Himyerîlerin birinci hâkimiyet devri IV. yüzy l n bafl na kadar devam eden feodalite dönemidir. Bu dönemde hükümdar bir derebeyi olarak görülür ve kalede otururdu. kinci hâkimiyet dönemi ise IV. yüzy l n bafl ndan 525 y l na kadar devam eder; hükümdarlara tübba denilmesinden dolay tebâbia devri ad yla an l r. Ancak Hadramut a da sahip olduklar takdirde bu unvan alabilen tübbalar n say s dokuzdur. Güney Arabistan n slâm öncesi en uzun ve en parlak medeniyetini temsil eden Himyerî Devleti, Akdeniz havzas ile Uzakdo u aras ndaki kara ve deniz ticaret yolu üzerinde bulundu undan hareketli bir iktisadi yap ya sahipti. Güneyden ve kuzeyden gelen bütün yollar n kavflak noktas nda yer alan San a en önemli ticaret merkeziydi. Debâ, Mehre, Aden, Sebâ ve Râhiye de kurulan panay rlar Arabistan n yan nda Akdeniz ve Çin-Hint ülkelerinden gelen tüccarlar için buluflma noktas yd. Bununla birlikte zenginlikleri daha çok lüks maddelere dayanan Himyerîlerin zamanla savaflç iradeleri zay flad. H ristiyan Bizans ile Ateflperest ran n takip ettikleri dinî ve ekonomik politikalar ile Habefl sald r lar bölgedeki huzur ve istikrar n giderek kaybolmas na sebep oldu. Arabistan da H ristiyanl kla Yahudili in rekabet etti i IV. yüzy lda Himyerîler Yahudileri, Habeflliler ile Bizansl lar ise H ristiyanlar destekliyordu. Yahudili i kabul eden son Himyerî hükümdar Zû Nüvâs, H ristiyanlar Yahudili i kabul etmeye zorlad. Kabul etmeyen birçok Necranl H ristiyan uhdûd ad verilen atefl çukurlar nda diri diri yakarak cezaland rd. Kur an- Kerim de bu olaya iflaret edilerek yapanlar fliddetle k nan r (el-burûc 85/4-9). Himyerîlerin zulmüne u rayan H ristiyanlar n yard m ça r s üzerine Habefl Aksum Kral Kaleb ela-asbaha, Zûnüvâs ma lûp ve katledip Himyerî Devleti ne son verdi (m. 525). Bundan sonra Yemen yaklafl k yar m yüzy l Habefllilerin elinde kald. Habeflistan n Yemen valisi Ebrehe baflta olmak üzere Habefllilerin kötü idaresi Yemen de memnuniyetsizli i art rd. Himyerî hükümdar ailesinden Seyf b. Zû Yezen Sâsânî hükümdan Enûflirvân n yard m yla Habefl egemenli ine son verdi. Onun bir suikast sonucu öldürülmesiyle Yemen de slâm dönemine kadar sürecek Sâsânî dönemi bafllad. slâmiyet öncesi Arap tarihi ve Arabistan da kurulan devletler konusunda en genifl kapsaml bilgi Cevad Ali nin el-mufassal fî târîhi l-arab kable l-lslâm adl on ciltlik eserinde yer al r. K T A P

20 10 slam Tarihi ve Medeniyeti-I KUZEY ARAB STAN DA KURULAN DEVLETLER Kuzey Arabistan n tarihi hakk nda Mezopotamya, branî, ve ran kaynaklar nda az da olsa bilgi vard r. En genifl bilgiye ise klasik ça Grek kaynaklar nda rastlan r. Kuzey Arabistan da slâm dan önce Nabatîler, Tedmürlüler, Gassânîler, Lahmîler ve Kindeliler devlet kurdular. Orta ve Kuzey Arabistan da tarih sahnesine ç kan baz devletler, menfle itibariyle Arap olmalar na ra men Ârâmî kültürünün tesiri alt nda kalm fl ve kitabelerini bu dille yazm fllard r. Nabatî Devleti Milattan önce IV. yüzy l n sonlar nda kuruldu. Filistin in güneyinde Akabe körfezi ile Lût gölü aras nda hüküm sürdü. Devletin merkezi Akabe körfezinin biraz kuzeyindeki Petra d r. Bir ara F rat nehri ile K z ldeniz aras nda genifl bir alana yay lan Nabatîler Kuzey Hicaz a da hâkim oldu. Nabatî Krall Büyük skender in halefleri aras nda meydana gelen mücadelelerde önemli roller üstlendi. Roma mparatorlu u ile çöl arasmda tampon devlet görevi üstlenen Nabatîler kuzey ve güney Arabistan aras ndaki kervan ticaretine hâkimdiler. Milattan önce te Romal Kumandan Aellus Gallus, mparator Augustus un emriyle Hindistan ticaret yolunu emniyete almak için ç kt Yemen seferinde Nabatî Krall n üs olarak kulland. Nabatîler bir süre Roma mparatorlu u ile iyi iliflkilerini sürdürdü. Zamanla siyasi ve ekonomik sebepler iliflkilerin bozulmas na sebep oldu. Milattan sonra 106 y l nda mparator Traianus Nabatî Devleti ni ortadan kald rd. Büyük ço unlu u bedevî olan Nabatîler yerleflik hayata çok s cak bakmad lar ve içlerine yabanc lar n girmesine izin vermediler. Bir k sm n n yerleflik hayata geçmesi ancak bak r ve demir madenlerini kullanmay ö renmeleriyle birlikte gerçekleflti. Tedmür Devleti Kuzey Arabistan devletlerinin ikincisi Tedmür Krall d r. Palmyra ad yla da an lan uluslaras ticaretin önemli merkezlerinden birisi olan Tedmür flehri Suriye çölünün ortas ndaki bir vahada, fiam n 260 km. kuzeydo usunda yer al r. Kurulufl tarihi kesin olarak tesbit edilemeyen ve Palmirliler ad da verilen Tedmür Devleti nin, mevcut kitâbelerden I. yüzy ldan itibaren mevcut oldu u tahmin edilmektedir. II. ve II- I. yüzy llarda en parlak dönemini yaflayan Tedmür Devleti nden günümüze kitabeleriyle birlikte harabeleri ulaflan çok say da ihtiflaml yap kald. Tedmür Kral Üzeyne (Odenathus) III. yüzy lda Sâsânî ve Roma imparatorluklar aras ndaki mücadeleyi f rsat bilerek Tedmür de ba ms z bir Arap devleti kurdu. Roma mparatoru Valerianus u yenen Sâsânî Hükümdar fiâpûr a karfl koyamayaca n anlayan Uzeyne nin bar fl teklifi kabul görmedi. Bunun üzerine Üzeyne, Valerianus un da- lm fl olan kuvvetlerini toplayarak Sâsânîlerin baflflehri Medâin üzerine yürüdü; fiâpûr ma lûp oldu, kar s ve çocuklar esir edildi. Ancak k sa bir süre sonra Üzeyne, muhteris kar s Zeynep in (Zenobia veya Zebbâ) bir tertibiyle öldürüldü. O lu ad na idareyi ele alan Zeynep, hayallerini gerçeklefltirmek amac yla Roma n n elinde bulunan M s r zapt ederek Anadolu ya bir sefer yapt ; ancak Roma kuvvetlerine yenildi. Tedmür Devleti 272 de Roma mparatoru Aurelien in Tedmür ü ele geçirip kraliçe Zeyneb i esir al p Roma ya götürmesiyle sona erdi. Bizans mparatorlu u döneminde Tedmür de H ristiyanl k yay ld, flehri imar eden I. Iustinanos ( ) burada bir kilise infla ettirdi. Tedmür Hâlid b. Velid in sulh yoluyla fethine kadar (634) Bizans idaresinde kald.

21 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 11 Gassânî Devleti Araplar n Kahtânîler koluna mensup olan Gassânîler III. yüzy lda Yemen den Suriye ye göç ederek Cefne b. Amr liderli inde D maflk merkezli bir devlet kurdular. Hem kendi hem de Bizans mparatorlu u lehine Sâsânîler ve Hîre de devlet kuran Lahmîler ile mücadele ettiler. Gassânîler Suriye de ana dilleri Arapça y koruduklar gibi burada konuflulan Ârâmî dilini de ö rendiler. Bizans mparatorlu u nun vassâl devleti olarak H ristiyanl kabul ettiler ve Bizans kültürünün etkisi alt na girdiler. Cefne nin yerine o lu Amr, onun ölümü üzerine o lu Sa lebe hükümdar oldu. Sa lebe den sonra bir Bizans valisi gibi hareket eden Gassânî hükümdarlar ndan II. Haris b. Cebele zaman nda ( ) hanedanl k en parlak dönemini yaflad. Bizans la iliflkiler bu dönemde zirveye ulaflt. Haris, 528 de Sâsânîlerin destekledi i Hîre Hükümdar Münzir i ma lûp etmesi, ertesi y l da Filistin deki isyan bast rmas üzerine Bizans imparatoru taraf ndan Basileus unvan yla taltif edildi. Daha sonra bazen Bizans la ciddi gerginlikler yaflanmakla birlikte Gassânîler genel itibariyle Bizans müttefiki olarak kald lar. VII. Yüzy l bafl nda Bizans-Sâsânî mücadelesi sürecinde ciddi güç kayb na u rayan Gassânîler, slâm dönemindeki Suriye fetihlerinde Bizans saflar nda savaflt lar. Gassânîler, 613 te Sâsânîlerin Suriye ve Filistin ile merkezleri Bostra y ele geçirmeleri üzerine siyasi ba ms zl klar n kaybettiler. Hz. Ömer zaman ndaki Yermük Savafl nda (636) Gassânî emirlerinden Cebele b. Eyhem kiflilik bir ordunun komutan olarak Bizans a destek verdi. Bölgenin fethiyle Gassânîlerin hâkimiyeti sona erdi. Gassânîler, Yemen ve Sebe ile Suriye ve Bizans medeniyetlerini birbirleriyle kaynaflt r p önemli mimarî eserler yapt - lar. Saray ve evler, zafer taklar, su kemerleri, kilise, hamam ve tiyatrolar infla ettiler. Kasrü l-müflettâ ve Kasrü l-ebyaz saraylar n n harabeleri günümüze ulaflm flt r. Lahmî (Hîre) Devleti Kuzey Arabistan da hükümdarlar n n soylar Araplar n Kahtânîler koluna mensup Lahm b. Adî ye dayand için Lahmîler, baflkentlerinden dolay da Hîreliler ad yla bilinir. Lahmîler, Me rib Baraj n n y k lmas ndan sonra Cüzam, Âmile ve Tenûh kabileleriyle birlikte Yemen den göç ederek III. yüzy l n bafllar nda Irak a yerlefltiler. III. yüzy l ortalar nda Hîre de kurulan ve Sâsânîlerin vassâl olarak Bizans a karfl uzun müddet varl n koruyabilen Lahmîlerin ilk hükümdar Amr b. Adî dir. Say - lar n n yirmi kadar oldu u bilinen Lahmî hükümdarlar n n en meflhuru Amr b. Adî nin o lu mruülkays t r y llar aras nda hüküm süren mruülkays, Esed ve Nizâr kabilelerini hâkimiyeti alt na alarak devletin büyümesini sa lad. H ristiyanl kabul edip Sâsânîlerin yan nda Bizans ile ittifak yapt. Daha sonra Suriye topraklar na girdiyse de Havran da (Nemâre) öldü. Nemâre de keflfedilen onun mezar ndaki 329 tarihli yaz lar en eski Arap kitâbelerinden olup, bütün Araplar n kral olan mruülkays n Sâsânî ve Bizans devletleri taraf ndan vekil olarak tan nd - n göstermektedir. Hîre hükümdarlar ndan üçü Münzir ad n tafl d için bu hanedana Menâzire de denilir. mruükays n yan nda, III. Münzir ( ) ve III. Nu man b. Münzir ( ) di er önemli hükümdarlar d r. Meflhur Arap flairleri Nâbiga ez-zübyânî ve Adî b. Zeyd ile iliflkileri sebebiyle son Lahmî hükümdar II- I. Nu mân b. Münzir ( ) hakk nda di erlerine göre daha fazla bilgi vard r. ran kültürünün tesirinde kalarak 613 te Sâsânîlerin siyasi kontrolü alt na giren Lahmîler Hz. Ebû Bekir zaman nda Hâlid b. Velîd taraf ndan ortadan kald r ld lar (633). Lahmîler döneminde Hîre ve Enbâr flehirlerinde Arap dili, edebiyat ve yaz - s büyük geliflme gösterdi. Ayr ca Hîre de t p, eczac l k ve felsefe alanlar nda önem-

22 12 slam Tarihi ve Medeniyeti-I li çal flmalar yap ld. Putperestlik, Yahudilik, Mecusîlik, Maniheizm ve Mazdeizm in yayg n oldu u Hîre ye H ristiyanl k erken dönemden itibaren nüfuz etti ve yöneticilerin ço u taraf ndan benimsendi. Hîre, VI. yüzy l sonlar nda Nesturi H ristiyanl - n merkeziydi. Kinde Devleti Kuzey ve Orta Arabistan da hüküm süren Kindelilerin genellikle Kahtânîlerden olduklar yayg n kanaattir. Sürekli bir yerde oturmamalar ndan dolay Kahtânî ve Adnânî Araplar n bir kar fl m olarak da kabul edilirler. Kindeliler III. yüzy ldan itibaren Kuzey ve Orta Arabistan a, özellikle Necid bölgesine geçtiler. Mezopotamya, Filistin ve Suriye yi içine alan genifl bir alana yay ld lar. Kinde Devleti 480 y l civar nda Necid de Bekir b. Vâil e üstünlük sa layan Âkilü l-mürâr lakapl Hucr b. Amr taraf ndan Himyerîlere tabi olarak kuruldu. Kinde Devleti nin ilk baflflehri Karyetülfâv d r. Hucr un ölümünden sonra Benî Âkilü l-mürâr ad verilen ve Kindetü l-mülûk fleklinde de an lan hanedan n bafl na önce o lu Amr, ard ndan da onun o lu Haris geçti ( ). VI. Yüzy l n bafl nda Himyerîlerden özerklik kazanarak geliflen Kinde hanedan n n bafl nda bulunan Haris b. Amr Bizans mparatoru Anastasios ile 502 de bir antlaflma imzalad. 525 te Bekir ve Ta lib kabilelerinin deste iyle Hîre yi hâkimiyeti alt na alan Haris in 528 de Hîre Kral III. Münzir e yenilmesi, Kinde ve müttefiklerinin oluflturdu u konfederasyonun da lmas na yol açt. Bu ma lûbiyetten sonra tahttan çekilen Haris, Kinde topraklar n dört o lu aras nda paylaflt rd. Kindeli ünlü Câhiliye flairi mruü l-kays ( bn Hucr), babas ndan sonra hükümdar oldu ve Esedo ullar ile mücadeleye giriflti. Sasânî ve Lahmîlerin Esedo- ullar n desteklemesi üzerine yard m için stanbul a giderek mparator I. Iustinianos la ( ) görüfltü. Dönüflte Ankara da öldü. Önceleri Yemen hükümdarlar na ba l olan ve muhtemelen yar madadaki Bizans ve Sâsânî güçlerini dengeleyen Kinde Devleti, V. yüzy l n sonu ve VI. yüzy - l n bafl nda özerklik kazanarak geliflmesine ra men manevi kuvvet ve iç dayan flmadan yoksunlu u sebebiyle s n rlar na kadar ulaflt Bizans ve Sâsânîlere karfl herhangi bir üstünlük elde edemedi. Yemen in Habeflliler taraf ndan iflgali Kinde nin çöküflünü h zland ran sebeplerdendi. çlerinde putperestlerden baflka H ristiyanl k, Yahudilik ve Mazdek dinini benimseyenlerin oldu u Kindeliler VI. yüzy - l n ikinci yar s ndan itibaren belirgin ölçüde güç kayb na u ramakla birlikte slâm fetihlerine kadar Bizans n müttefiki olmay sürdürdüler. SIRA S ZDE 2 slâmiyet in hemen öncesinde Arap yar madas n n yak n ve uzak çevresinin siyasî durumu ve Arabistan la iliflkilerini araflt r n z. ARAB STAN IN KALB : H CAZ BÖLGES Arap Yar madas n n slâm tarihi bak m ndan en önemli bölgesi Hicaz n da yer ald Orta Arabistan d r. Sözlükte iki fleyi birbirinden ay ran s n r, engel anlam na gelen Hicaz a bu ad iki bölgeyi birbirinden ay rd için verilmifltir. Hicaz K z ldeniz in do usunda, kuzeyde Ürdün ün liman flehri Eyle den (Akabe) güneyde Yemen s n r ndaki Asîr e ve do uda Necid çöllerinden Irak a kadar uzan r. Kuzey ve do u s n rlar n n nerede bitti i ise ihtilafl d r. Tarihin ilk dönemlerinden itibaren Yemen den bafllayan ticaret yolu Mekke ve Yesrib den geçerek Akabe körfezinden Akdeniz limanlar na ba lan yordu. Bu güzergâh üzerinde Hicaz n birbirinden farkl özellikler tafl yan flehirleri Mekke, Medine ve Tâif in yan nda mîkât yerleri de yer al r. Arabistan da Mekke ile boy ölçüflebilecek bir durumda olmayan hayat n

23 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan tar mla kazanan Yesrib de iki Arap ve üç yahudi kabilesi oturuyordu. Tâif ise Mekke nin âdeta bir sayfiyesi durumundayd. Mekke Afrika çöllerini temsil ederken, Medine l k ülkelerin bereketlili ine sahipti; Tâif ise Avrupa n n güneyinin iklim özelliklerini göstermekteydi. slâm dan önce Hicaz n en önemli flehri Mekke nin dinî ve ticarî öncülü ü üç flehri birbirine ba lam flt. slâm dan önce Orta Arabistan n tarihini Eyyâmü l-arab denilen kabileler aras ndaki savafllar teflkil eder. Mekke nin fiehir Olarak Ortaya Ç k fl Sadece slâm tarihi bak m ndan de il dünya tarihi bak m ndan da Hicaz n en önemli flehri Mekke dir. fiehir hayat için elveriflli bir iklimi olmamas na ve iskân zor bir vadinin üzerinde yer almas na ra men, Mekke nin yerleflim birimi olarak seçilip plânlanmas nda belirleyici en mühim unsur merkezinde yer alan Kâbe dir. Ortaça co rafyac lar eserlerine, genel olarak Arap yar madas n, özel olarak da Kur an- Kerim de flehirlerin anas (ümmülkurâ) olarak vas fland r lmas ve bünyesinde Müslümanlar n k blesi Kâbe yi bar nd rmas ndan dolay Mekke yi anlatarak bafllarlar. Mekke de flehir hayat Kâbe nin yap m yla bafllam flt r. Bu bak mdan Mekke ile Kâbe nin tarihi iç içe olup birini di erinden ay rmak mümkün de ildir. Kur an- Kerim de yer alan fiüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kayna olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbed) Mekke deki -Kâbe-dir (Âl-i mrân 3/96) fleklindeki ayet Kâbe nin dünyan n yarat l fl yla birlikte var oldu una iflaret etmektedir. Bununla birlikte baz kaynaklarda Kâbe yi ilk yapanlar n Hz. Âdem yahut o lu fiît, hatta onlardan daha önce melekler oldu una dair rivayetlere ra men Hz. brahim den önceki varl hakk nda bilgi yoktur. Üç semavî dinin (Yahudilik, H ristiyanl k ve slâm) en büyük peygamberlerden biri kabul etti i Hz. brahim, Allah tan ald emir üzerine efli Hacer ile ilk çocu u smail i Mekke ye Kâbe nin bulundu u yere götürerek b rakt. Hacer, o s rada tamamen ss z olan Mekke vadisinde brahim in b rakm fl oldu u az miktardaki su ve erzak n tükenmesi üzerine smail in susuzluktan ölmesinden korkarak telaflland. Çaresizlikten Safa ile Merve tepeleri aras nda yedi defa gidip gelirken o lunun bulundu u yerden bir suyun f flk rd n gördü. Zemzem ad n alan kayna n ortaya ç kmas yla birlikte kervanlar Mekke de daha çok konaklamaya bafllad lar. Bu kafilelerden Yemenli Cürhümlüler Hacer den Mekke ye yerleflerek Zemzem den faydalanmak için izin istediler. Hacer de su üzerinde mülkiyet hakk iddia etmemeleri flart yla müsaade etti. Cürhümlüler den Arapça ö renen smail bu kabileden bir k zla evlendi. Böylece Cürhüm kabilesinin baz kollar n n da göç etmesiyle Mekke de sürekli ikâmet bafllad. Bu flekilde Mekke ye iskân n h zlanmas na sebep olan Zemzem, Hz. brahim ve Hz. smâil taraf ndan temelleri yükseltilen Kâbe ile bütünleflerek en önemli mekânlardan birisi oldu. slâm dan önce Hicaz ve flehirleri hakk nda daha genifl bilgi için M. Hamidullah n slâm Peygamberi ile M. S. Küçükaflc n n Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn adl eserlerinin ilgili bölümlerine baflvurabilirsiniz. 13 Câhiliye döneminde ve slâmiyet in ilk zamanlar nda Arap kabileleri aras nda cereyan eden savafllar n ad d r. Bazen siyasi, iktisadi sosyal ve psikolojik sebeplerden dolay meydana gelirse de genellikle sürüler, otlaklar, su kaynaklar gibi çok basit sebepler yüzünden ç kard. fiah slar veya kabileler aras nda ç kan bir tart flma ile bafllar, daha sonra savafla dönüflürdü. Bazen y llarca devam eden Eyyâmü l-arab n en meflhur mücadeleleri Ficar savafllar d r. K T A P Filistin de yaflayan Hz. brahim zaman zaman Hacer ile smail i ziyarete gelirdi. Mekke yi üçüncü ziyaretinde Allah n emri do rultusunda o lu smail ile birlikte Kâbe yi infla etmesi Kur an- Kerim de flöyle ifade edilir: Bir zamanlar brahim, smail ile beraber Beytullâh n temellerini yükseltiyor -ve flöyle diyorlard -: Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; flüphesiz sen iflitensin, bilensin. Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun e enlerden k l; neslimizden de sana itaat eden bir ümmet ç kar; bi-

24 14 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Sözlükte yasaklanm fl, korunmufl, dokunulmaz manas nda olup haram ile efl anlaml olan harem Mekke ve Medine nin s n rlar Hz. Peygamber taraf ndan çizilen çevresi için kullan lan bir terimdir. Bu bölgelere harem ad n n verilmesi, zararl lar d fl ndaki canl lar n öldürülmesi ve bitki örtüsüne zarar verilmesinin yasaklanm fl olmas ndand r. ze ibadet usûllerimizi göster ve tevbemizi kabul et. Zira tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak sensin. Ey Rabbimiz! Neslimiz aras ndan, senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti ö retecek, onlar temizleyip ar nd racak bir peygamber gönder. Muhakkak ki sen Azîz ve Hakîmsin. (el-bakara 2/ ). Kâbe nin inflas n tamamlayan Hz. brahim hacc n menâsikini tespit ederek her y l ziyaret edilmesini sa lad. Daha sonra da o lu smail ve annesini burada b rakarak Filistin e döndü. Böylece Mekke de tevhid dini gelene i bafllad. Hz. brahim den sonra gelen peygamberler ve ümmetleri Kâbe yi ziyaret ettiler. Zaman içerisinde flirk unsurlar kar flmas na ra men Hz. Muhammed in peygamber olarak gönderilmesine kadar Kâbe ziyareti sürdü. Yeryüzünde Allah a kulluk maksad yla yap lm fl ilk mabet olan Kâbe, infla edildi inden günümüze kadar Kur an- Kerim de de ifade edildi i gibi Allah n evi olarak bilinen en kutsal ve en güvenilir mekând r. Ayn flekilde Kâbe nin bulundu u Mekke ve çevresi de Hz. brahim in duas nda diledi i üzere Yüce Allah taraf ndan, insanlar n manevi olarak temizlenip ar nd her türlü tecavüzden korunmufl kutsal ve güvenli bir yer, harem ilân edilmifltir. Mekke nin meflhur adlar aras nda el- Beledü l-emîn (güvenli belde), el-beledü 1-harâm (kutsal ve dokunulmaz topraklar), k saca Harem say labilir. Bu çerçevede Kâbe de, el-beytü 1-harâm (kutsal ve dokunulmaz ev), el-beytü l-atîk (eski veya flanl ev); çevresindeki mescit ise el- Mescidü l-harâm (kutsal ve korunmufl ibadet yeri) gibi adlarla an l r. Zira Mekke ve Kâbe ilahî övgüye mazhar olmufl, Allah taraf ndan himaye ve dokunulmazl ilân edilmifl en kutsal mekânlard r. Bu sebepledir ki, Mekke nin idaresi yan nda Kâbe ye ve bu kutsal topraklan ziyarete gelen hac lara yönelik hizmetler özel bir anlam ve önem kazanm fl, çeflitli dönemlerde belli bafll flah slar ve kabileler aras nda yar fl ve mücadeleye konu olmufltur. Mekke ye Putperestli in Girifli Bafllang çta Hz. smail taraf ndan yürütülen Mekke ve Kâbe nin idaresi ondan bir nesil sonra Cürhümlüler in eline geçti. Önceleri Hz. smail in tebli etti i dini benimseyen Cürhümlüler zamanla bunu terk ettiler. Kâbe ye sayg göstermeyip takdim edilen hediyelere el koyduklar gibi hac amac yla flehre gelenlere kötü davranmaya bafllad lar. Güney Arabistan daki büyük sel felaketi sebebiyle kuzeye göç eden Huzâao ullar Mekke ye yerleflmek için Cürhümlüler den izin istediler. Bu istekleri reddedilince Benî Kinâne nin de deste ini alarak Mekke ye sald rd lar. K sa bir çarp flmadan sonra Cürhümlüler i yenilgiye u ratt lar. fiehirden ayr lmak zorunda kalan Cürhümlüler in büyük ço unlu u, Hacerülesved i yerinden söküp bir yere gömdükten ve Zemzem Kuyusu nu da kapat p yerini belirsiz hale getirdikten sonra ilk yurtlar Yemen taraf na gittiler. Cürhümlülerle Huzâa aras ndaki savaflta smailo ullan, say lar n n azl sebebiyle taraf olmad lar ve Huzâao ullar ile anlaflarak flehirde yaflamaya devam ettiler. Huzaa kabilesinin ileri gelenlerinden Amr b. Luhay, Mekke ve Kâbe idaresini üstlenince tevhid gelene ini bozup flehirde putperestli in bafllamas n sa lad. Amr b. Luhay, bir ifl için gitti i Suriye deki Belkâ yöresindeki Meâb dan (Moab) k rm z akikten yap lm fl Hübel putunu getirip Zemzem Kuyusu nun üst taraf na Kâbe nin yak n na dikti. Daha sonra saf, Naile, Ved, Süvâ, Yegüs, Yeûk, Nesr ve benzeri pek çok put dikip Araplar bunlara tapmaya ça rd. Böylece Mekke de Hz. brahim in tebli etti i, Allah n birli i esas na dayal Hanîf dininin yerini, çok tanr l dinlerde ilahî varl klar sembolize eden çeflitli figürlere tap nmay ifade eden putperestlik (paganizm) ald.

25 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 15 Amr, bahîre, vasîle, sâibe ve hâmî adlar yla baz vesilelerle belirli hayvanlar n putlara kurban edilmesi veya putlar ad na serbest b rak lmas gelene ini de bafllatt. Buna göre deve ve koyun gibi baz evcil hayvanlar putlara adand ktan sonra serbest b rak l r; böylece kutsal bir mahiyet kazand na inan lan bu hayvanlardan baz istisnalar d fl nda bir daha faydalan lamazd. Bu uygulama Kur an- Kerim de flöyle tenkit edilir: Allah bahîre, sâibe, vasîle ve hâm diye bir fley meflru k lmam flt r. Fakat kâfirler kendi uydurduklar yalanlar Allah a yak flt rmaya çal fl yorlar. Onlar n ço u ak llar n kullanm yor (el-mâide 5/103). Câhiliye dönemi ile slâmiyet in do uflu esnas nda müflrik Araplar n dinleri hakk nda en güvenilir ve ayr nt l bilgiler Kur an- Kerim de yer al r. Câhiliye döneminde hac en yayg n, köklü ve düzenli bir ibadetti. Amr b. Luhay dan sonra hac ibadetine putperestlik unsurlar kar flt. Mekkeliler edindikleri putlar Kâbe nin içine ve çevresine yerlefltirmekte, putlar n önünde fal oklar çekerek yapacaklar ifller konusunda karar vermekteydiler. Mekkeliler hac için Kâbe yi ziyarete gelen kabilelerden azami derecede istifade etmek ve onlar n ilgilerini çekmek için say lar 360 a kadar ulaflan putlar Kâbe ve çevresine dikmifllerdi. Her kabilenin kendisine mahsus putu oldu u gibi baz kabileler ortak putlara sahiptiler. Araplar haccederken her kabile kendi putunun önünde sayg yla durur, dua eder ve telbiye okurdu. Böylece Kâbe ve çevresi çeflitli kabilelerin tap nd klar putlar n muhafaza edildi i Arabistan n en önemli dinî merkezi hâline geldi. Araplar günefl ve ay takvimi farkl l ndan kaynaklanan sebeplerle nesî yaparak, yani ihtiyaç halinde y la bir ay ilave ederek hac mevsimim her sene ilkbahar veya yaz aylar na denk getirirlerdi. Hac mevsimi savafl n haram kabul edildi i eflhürü l-hurum da oldu u için bir bar fl ve esenlik dönemiydi. Kur an- Kerim putperestli i flirk, Allah a ortak koflanlar da müflrik olarak nitelendirir. Putperestli e meyletmenin en önemli sebebi, putperestlerin Allah flan na yarafl r biçimde tan yamamalar ndan dolay (el-en âm 6/91) tevhid inanc n koruyamamalar d r. slâm dan önce Araplar tek tanr düflüncesine sahiptiler ve putlar n kendilerini Allah a yaklaflt raca na ve O nun nezdinde flefaatçi olaca na inan yorlard. Câhiliye Araplar aras nda çok tanr c l k ve putperestli in tamamen yayg n hale geldi i dönemlerde bile Hanîfler diye an lan baz kiflilerin Hz. brahim in dinini yaflatmaya çal flt klar, Yahudilik ve H ristiyanl ktan uzak kald klar bilinmektedir. Nitekim bunlar Kur an- Kerim de putperestlikten, yalanc l ktan ve Allah a flirk koflmaktan sak nan dindarlar olarak övgüyle an lm fl, Ehl-i kitap n dinlerinin asl n n da Hanîflik oldu u belirtilmifltir. Yemen ile k smen Yesrib ve Hayber ile çevreleri istisna edilirse slâm dan önceki Araplar aras nda Yahudili in fazla bir ilgi gördü ü söylenemez. slâm dan önceki Araplar üzerinde Necran, Hîre, D maflk flehirleri baflta olmak üzere Arabistan n çeflitli bölgelerinde H ristiyanl n etkisi ise daha güçlü olmufltur. D KKAT Savafl n haram kabul edildi i dört kutsal ay n ad d r. Haram aylardan zilkade on birinci, zilhicce on ikinci, muharrem birinci ay olmak üzere üçü birbirini takip ederken yedinci ay receb tekdir. Kur an- Kerim de ço ul ve tekil flekliyle alt kere yer alan bu aylara, savafl n haram k l nmas baflta olmak üzere y l n di er aylar ndan farkl bir önem ve sayg nl a sahip bulunmalar sebebiyle bu ad verilmifltir. lgili hükümleri Hz. brahim taraf ndan konulan bu aylar zamanla temel amac ndan uzaklaflm fl, ancak slâmiyet le yeniden aslî hüviyetine kavuflmufltur. Araplar n slâm dan önceki dönemlerine neden Câhiliye denilmifltir? Araflt r n z. Kusay b. Kilâb n Mekke Hâkimiyeti ve Yönetimi Huzaâl lardan sonra Mekke idaresi ve Kâbe hizmetleri Kureyfl kabilesinin eline geçti. Hz. smail in torunlar ndan Adnan n soyundan gelen Kureyflliler, uzun süre Benî Kinâne den olan akrabalar yla birlikte da n k gruplar halinde Mekke d fl ndaki çad rlarda yaflad. Kureyfl e ad n veren Fihr (Kureyfl) b. Mâlik in alt nc kuflak- 3 SIRA S ZDE

26 16 slam Tarihi ve Medeniyeti-I tan torunu ve Hz. Peygamber in beflinci kuflaktan dedesi Kusay b. Kilâb n (ö. 480) Mekke tarihinde çok önemli bir rol üstlendi i görülür. Kureyflliler Kusay n önderli inde Kinâne ve Kudâa kabilelerinin de yard m yla Mekke ye hâkim olan Huzâao ullar ile mücadele ederek onlara üstünlük sa lad lar. Bundan sonra Mekke hâkimiyeti Kâbe ile ilgili hizmetlerle birlikte Kureyfl kabilesine geçti. Mekke de yerleflim Kusay a kadar flehrin d fl nda geliflmiflti. nsanlar Kâbe ve Mekke Haremi ne sayg lar ndan dolay gündüzleri flehirde, geceleri ise harem bölgesi d fl nda ikamet ediyorlard. Kusay da n k halde yaflayan Kureyfl kollar n birlefltirerek Kâbe çevresinde yerlefltirdi. Kâbe civar ndan bafllayarak Mekke topraklar n on parçaya ay rd ve Kureyfl in on kolu aras nda paylaflt rd. Mekke ve civar nda etkinli i artan Kureyfllilerden Kâbe nin çevresinde iskân edilenlere Kureyflü l-bitah, flehrin kenar mahallelerine yerlefltirilenlere de Kureyflü z-zevâhir denildi. Kureyfl kabilesini Mekke ye yerlefltiren Kusay, flehrin yönetimi yan nda Kâbe hizmetleri ve idaresiyle ilgili bir tak m düzenlemeler yapt. Kâbe ve Mekke ile ilgili hizmetlerin tamam n elinde toplayarak flehrin yönetimini üstlendi. Kâbe yi tamir ederek hac ibadeti s ras nda yap lmas gereken menâsiki düzenledi. Cürhümlüler in gömdükleri Hacerülesved i Kâbe deki eski yerine koydu. Baz Arap kabilelerinin elinde bulunan dinî vazifeleri, de ifltirilmemesi gereken gelenekler olarak gördü ü için onlarda b rakarak Mekke ye ba l l klar n n devam n sa lad. Kusay dan sonra da devam eden bu hizmetlerden baz lar flöyle s ralanabilir: Dârünnedve Kureyfl kabilesinin önemli meseleleri görüflüp karara ba lad toplant yeri olan Dârünnedve ilk defa Kusay taraf ndan oluflturuldu. Kusay yaklafl k 440 y l nda Kâbe nin kuzeyine tavafa bafllanan yerin arka taraf na kap s Kâbe ye do ru aç lan Dârünnedve yi yapt rd. Esas itibar yla bir asiller (mele ) meclisi olan Dârünnedve ye Kusayo ullar ndan baflka Mekke deki Kureyfl boylar n n k rk yafl ndan büyük reisleri kat labilirdi. Her türlü savafl ve bar fl karar n n al nd, bütün önemli ifllerin görüflüldü ü Dârünnedve siyasi, ekonomik, dinî, hukuki ve sosyo-kültürel çok yönlü fonksiyon ifa etmekteydi. Emevî ve ilk Abbasî halifeleri döneminde misafirhane olarak kullan lan Dârünnedve 897 y l nda sütunlar eklenerek Mescid-i Haram a kat ld. Bugün Dârünnedve nin yerinde müezzin mahfili bulunmaktad r. K yâde Sözlükte reislik, önderlik ve kumandanl k gibi anlamlara gelen k yâde, Câhiliye döneminde Mekke de ordu kumandanl ve kafile baflkanl n ifade etmek için kullan l yordu. slâm dan önce bedevî ve yerleflik Araplar n fleyh ad verilen kabile reisleri seferde ordu kumandan, hazarda ise kabile baflkan olmak üzere her iki vazifeyi de üstlenirlerdi. Kusay dan sonra bu vazife o lu Abdüddâr a veraset yoluyla intikal etti. slâm dan sonra Mekke nin reisi Ebû Süfyân fethe kadar k yâde görevini üstlendi. Hicâbe Sözlükte örtmek, birinin bir yere girmesine engel olmak anlam ndaki hicâbe Kâbe nin bak m, kap s n n ve anahtarlar n n muhafazas görevi için kullan lan bir terimdir. Hicâbe kaynaklarda Kâbe ye hizmet etmek anlam ndaki sidâne (sedâne) ile birlikte yer al r. Hâcib veya sâdin ad verilen görevli, Kâbe nin anahtarlar n elinde bulundurur, belirli zamanlarda ziyaretçilere açar, ondan izinsiz kimse Kâbe ye giremezdi. Ayn zamanda Makam-i brahim in, Kâbe ye hediye edilen k y-

27 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 17 metli eflya ile iç ve d fl örtülerin korunmas ve bak m gibi hizmetler de bu görevli taraf ndan yürütülürdü. Hz. smail den beri devam eden hicâbe görevi en büyük fleref vesilesi idi. Kusay n vasiyetine uygun olarak yerini o ullar ndan Abdüddâr ald ve soyundan gelenlerce sürdürüldü. Mekke nin fethi s ras nda hicâbe görevi Osman b. Talha n n uhdesindeydi. slâm dan sonra kald r lmayan görevlerden olan hicâbe günümüzde de fieybeo ullar taraf ndan üstlenilmektedir. Rifâde Sözlükte yard m etmek, desteklemek gibi anlamlara gelen rifâde, slâm dan önce hac günlerinde Kâbe yi ziyaret için gelenlerin yemek ihtiyaçlar n n karfl lanmas ve a rlanmas demektir. Mekke idaresi ve Kâbe hizmetlerine yönelik düzenlemeler yapt s rada Kusay Kureyfllileri toplay p bir konuflma yapt ve onlar hac lara su ve yiyecek temini gibi hizmetlere ortak olmaya ça rarak flöyle seslendi: Ey Kureyflliler! Sizler Allah n komflular, Kâbe ve harem ehlisiniz. Hac lar ise Allah n misafirleri ve O nun kutsal evinin ziyaretçileri olup ikram edilmeye en lây k misafirlerdir. fiu halde hac mevsiminde hac lar buradan ayr l ncaya kadar onlara yiyecek ve içecek ikram edin. fiayet bunlar n hepsini yapmaya yetecek gücüm olsayd, buna sizi dâhil etmeden bizzat kendim yerine getirirdim. Kusay bu hizmetlerin yürütülebilmesi için bütün Kureyfllilerden gücüne göre para ve mal toplayarak bu maksatla bütçe oluflturulmas gelene ini de bafllatt. Hacc n ilk günlerinde Mekke yollar nda ve flehrin belli yerlerinde oluflturdu u özel mekânlarda develer kestirip haz rlatt yemekleri hac lara ikram eden Kusay, yafllan nca o lu Abdüddâr a hac lara yemek yedirme hizmetini sürdürmesini vasiyet etti. Bu görev Hz. Peygamber in büyük dedesi Hâflim den itibaren Hâflimo ullar na geçti. Hâflim Kureyflliler den mal toplama gelene ini sürdürdü; rifâde ve sikaye görevleri için harcanan paran n dörtte birini kendi mal ndan karfl lad. Bu alanda yapt hizmetlerle Mekke ve çevresindeki Arap kabileleri aras nda büyük itibara sahip olan Hâflim, k tl - n hüküm sürdü ü bir y l fiam dan getirtti i ekmekleri et suyunda tirit yaparak hac lara ikram etti. Bundan dolay as l ad Amr oldu u halde, ufalayan, k ran, parçalara ay ran anlam ndaki Hâflim lakab yla meflhur oldu. Rifâde hizmetini Hâflim den sonra küçük kardefli Muttalib üstlenmifl, ondan da Hz. Peygamber in dedesi Abdülmuttalib e geçmifltir. Abdülmuttalib den sonra rifâde görevi o lu Ebû Tâlib e, onun mali durumu bozulmas üzerine kardefli Abbas a intikal etti. Hz. Peygamber, Mekke nin fethinden sonra rifâdeyi flah slar n uhdesinden al p bir kamu görevi haline getirdi. 631 y l nda hac emiri olarak görevlendirdi i Hz. Ebû Bekir e hac lara yemek haz rlanmas için bir miktar mal veren Resûl-i Ekrem Vedâ Hacc nda bu görevi bizzat üstlendi. Bu görev Hulefâ-yi Râflidîn den itibaren Hicaz da egemen olan halife ve devlet baflkanlar taraf ndan yürütüldü. Sikâye Sözlükte sulamak, su kab, sulama yeri, suculuk gibi anlamlara gelen sikâye, terim olarak Mekkelilerin ve hac günlerinde Kâbe yi ziyaret için gelenlerin su ihtiyaçlar n n karfl lanmas görevi demektir. Önceleri flehrin ve Kâbe yi ziyaret edenlerin su ihtiyac halktan toplanan yard mlarla karfl lan yordu. Daha sonra sikâye görevini bunu bir itibar ve fleref vesilesi olarak gören zenginlerle Mekke ve Kâbe nin yönetiminde etkin olan kabile reisleri üstlendi ve bu görev Kusay b. Kilâb taraf ndan kurumsallaflt r ld. Mekke halk n n ve misafirlerin su ihtiyac n karfl lamak için kuyular kazd ran Kusay, Kâbe nin etraf na koydurdu u deriden havuzlara su doldurtarak sikâye hizmetini bafllatt. Bazen hac lara süt ikram da yap l yordu. Kusay

28 18 slam Tarihi ve Medeniyeti-I yafllan nca sikaye görevini o lu Abdüddâr a vasiyet etti. Bu görev Hz. Peygamber in büyük dedesi Hâflim den itibaren Hâflimo ullar na geçti. Hâflim in ölümünden sonra bu görev önce kardefli Muttalib e, ard ndan o lu ve Hz. Peygamber in dedesi Abdülmuttalib e intikal etti. Zemzem Kuyusu nu yeniden ortaya ç kararak Mekkelilere ve Kâbe yi ziyaret edenlere tahsis eden Abdülmuttalib, sikâye görevine bu kuyunun ifllerini de ilâve etti. Mekke nin fethi s ras nda Abbas b. Abdülmuttalib bu görevi üstlendi. Bu hizmet Abbas tan sonra o lu Abdullah a geçti ve ard ndan onun soyundan gelenler taraf ndan yerine getirildi. Mekke nin fethinden sonra sikâye görevi sadece zemzemle ilgili hale geldi ve bunu üstlenen görevli için Zemzem Kuyusu nun yak n nda Sikâyetü l-abbâs ad yla özel bir yer infla edildi. D KKAT slâm dan önce Mekke de idari ve askerî olmak üzere baflka görevler de vard. Veraset yoluyla intikal eden kabileye ait sanca n muhafaza görevi livâ ile daima baflkomutana ait olup sorumlulu undaki ukâb bayraktarl k ve sancaktarl k görevlerine karfl l k geliyordu. Savafl malzemelerinin korunmas kubbe, d fl iliflkilerde siyasî temsilcilik de sifâre görevlisi taraf ndan üstleniliyordu. Kusay n vasiyetine uygun olarak nedve, k yâde, hicâbe, livâ, sikaye ve rifâde görevleri o lu Abdüddâr a geçti. Ancak bu durum Mekke de yaflayan Kureyfl in di- er kollar aras nda ihtilafa sebep oldu ve görevlerin taksimi konusunda Mekkeliler üç gruba ayr ld. Ayn görüflte olan kabileler, kendi aralar nda birbirlerini sonuna kadar desteklemek ve yaln z b rakmamak üzere yemin ettiler. Sonunda uzlaflmadan yana olanlar a r bast. Sikaye, rifâde ve k yâde Abdümenâfo ullar na hicâbe, livâ ve nedve Abdüddâro ullar na verildi. Böylece Kureyfl kabilesi kanl bir iç savafltan kurtulmufl oldu. Bu taksimat Mekke nin fethine kadar kal tsal olarak devam etti. Hz. Peygamber Mekke nin fethi ile Veda hutbesinde sikâye ve hicâbe d fl ndaki bütün Cahiliye dönemi görevlerini kald rd n flu sözleriyle ilan etmifltir: Dikkat edin! Kâbe nin hizmeti (sidânetü l-beyt) ve hac lara su temini (sikâye) d - fl nda geçmifle ait bütün mefâhir iddias, kan ve mal davalar flu iki aya m n alt ndad r. Mekke nin Ticari Bir Merkez Olarak Yükselifli Mekke kuruluflundan Kusay b. Kilâb zaman na kadar her hangi bir siyasi gücü olmayan dinî bir merkezdi. Kur an- Kerim de ekin bitmeyen bir vadi olarak nitelenen ( brâhîm 14/37) Mekke sakinlerinin ticaretten baflka seçenekleri de bulunmuyordu. Ticaretteki ilk deneyimlerini Himyerîler ve Lahmîler in vesayeti alt nda kazanan Mekkeliler, hac ve umre amac yla flehirlerine gelenlerle ve çevredeki Araplarla yapt klar s n rl ticaretle yetiniyorlard. Kusay n Kureyfl in çeflitli kollar n Mekke içerisine yerlefltirmesiyle kabile yar göçebelikten yerleflik hayata geçti. Bundan sonra Mekkeli tüccarlar için yeni imkânlar ortaya ç kmaya bafllad. Arabistan daki ticari faaliyetlerin tedricî olarak kuzeye do ru kaymaya bafllamas bu imkânlar n en bafl nda geliyordu. Deniz tafl mac l ndaki sorunlardan dolay ticaretin yavafl yavafl karayoluna kaymas bir di er etkendi. slâm da önce ekonomik geliflmeler daha ziyade transit geçifllere imkân sa layan ticaret yollar n n belli menzilleri üzerinde daha belirgin bir flekilde ortaya ç k yordu. Bu ba lamda co rafi aç dan elveriflli bir konumda olan ve ticaretten baflka her hangi bir geçim kayna na sahip olmayan Mekke, Petrâ ve Palymra n n (Tedmür) çöküflünden sonra böyle bir yükselifle aday haline geldi. Mekkeliler bir yandan o dönemde dünya siyasetinde yaflanan Bizans-Sâsânî rekabetinden kendi lehlerine olacak flekilde faydalanmaya,

29 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 19 di er yandan da hac merasimlerinden ekonomik bak mdan daha çok getiri elde etmeye çal fl yorlard. Mekke ticareti, flehrin co rafi ve dinî konumunun sa lad avantajlar na ek olarak ilâf ve buna ba l olarak geliflen rihleteyn mekanizmalar yla desteklenerek geliflimini sürdürdü. Hz. Peygamber in büyük dedesi Hâflim b. Abdümenâf kabilesi ad na Sâsânîler, Himyerîler, Habeflîler, Gassânîler ve Bizansl lar baflta olmak üzere baz devlet ve kabilelerle diplomatik ve ticari iliflkiler kurdu. Hâflim in Bizans la ticarî anlaflma yapmas ndan sonra kardefllerinden Muttalib Yemen e, Abdüflflems Habeflistan a ve Nevfel de ran a giderek bu ülkelerden benzer imtiyazlar elde ettiler. Böylece Mekke ve çevresiyle s n rl olan ticaretlerini daha genifl alanlara yayan Kureyflliler gerek bu imtiyazlar, gerekse Harem bölgesinde oturup Kâbe hizmetlerini yürütmenin getirmifl oldu u itibar sayesinde k fl n Yemen ve Habeflistan a, yaz n da Suriye ve Anadolu ya kadar uzanan ticari amaçl yolculuklar yapmaya bafllad lar. Bu ticarî seferler sayesinde bir yandan ekonomik durumlar düzelen Kureyflliler, di er yandan da çeflitli medeniyet ve kültürleri tan ma imkân buldular. Mekke nin sald r korkusu bulunmaks z n gelinebilecek ve s n labilecek kutsal bir yer oluflu flehrin ticaret merkezi olarak h zla geliflmesine imkân verdi. Mekke çevresinde yaflayan ve bedevî bir hayat tarz n benimseyen ehâbîfl kabileleriyle yap lan ittifak anlaflmalar da ekonomik geliflmeye katk sa layan di er bir etken oldu. Böylece Arap yar madas n n ekonomisi Mekke nin öncülü ünde merkezîleflti Kur an- Kerim de Kureyfl suresinde Mekke nin ticari hayat na iflaret edilir ve Allah n Kureyfl kabilesine lütuflarda bulundu u hat rlat larak kabile imana ve tevhid inanc na davet edilir. Mekke ve çevresi tar ma elveriflsiz bir bölge iken Hz. brahim in duas ve Kâbe sayesinde Kureyfllilerin bolluk içerisinde yaflad klar ve yine bu dua sayesinde o bölgede meydana gelmesi muhtemel açl ktan yaz ve k fl dönemlerindeki ticarî seferler sayesinde korunduklar vurgulan r. Arabistan Ticaretinin Can Damar Panay rlar slâm öncesinde Arap yar madas n n en genifl ticarî faaliyetleri büyük ölçüde panay rlarda (esvâku l-arab) cereyan ediyordu. Siyasî, sosyal ve kültürel aç dan da oldukça önem tafl yan, bir k sm uluslararas mahiyetteki bu panay rlarda çeflitli milletlere mensup tüccarlar ile Arap kabileleri bir araya gelirdi. Mekkeliler bu panay rlara ifltirak etmekte ve önemli miktarda gelir sa lamaktayd lar. Mekke ticaretinin ileri karakolu ileri karakolu olan panay rlar n önemli bir k sm hac mevsimi ve haram aylar dikkate al narak kuruluyordu. Kusay ile bafllayan flehirleflmenin geliflip kökleflmesinde ve Mekke nin nüfuz ve itibar n n çevredeki göçebeler aras nda yay lmas nda Ukaz, Zülmecâz ve Mecenne gibi süresi haram aylar yla s n rl olan- fiekil 1.3 Arabistan da Kurulan Panay r Yerleri Kaynak: TDV slâm Ansiklopedisi, III, 323.

30 20 slam Tarihi ve Medeniyeti-I lar ile hac mevsimi d fl nda Arafat, Hubâfle, Mina gibi yerlerde kurulan panay rlar n önemli rolü vard. slâm öncesinde Arabistan n çeflitli bölgelerinde kurulan panay rlar n en önemlisi Ukâz d r. Mekke nin güneydo usunda Tâif ile Nahle aras nda hac mevsiminde zilkade ay n n bafl ndan yirmisine kadar süren Ukâz Fuar ayn zamanda edebî bir kongreydi. fiairler en güzel fliirlerini burada okurdu. Câhiliye döneminin meflhur yedi (veya on) flairine ait bu fliirler el-muallâkâtü s-seb a (Yedi Ask ) ad yla bilinir. Ukâz dan sonra zilkâde ay n n sonuna kadar Zülmecâz panay r aç l rd. Zilhicce ay n n ilk sekiz gününde Mecenne de kurulan panay rdan sonra Arafat a ç k l rd. Mekke nin fethinden sonra hac ile ba lant s kesilen bu panay rlar tedricî olarak ortadan kalkt. D KKAT SIRA S ZDE 4 Arabistan ticaretinin can damar olan panay rlarda al flverifl yap l r, iliflkiler gelifltirilir, dostluklar kurulur, ihtilaflar çözüme ba lan p antlaflmalar imzalan r, edebî konuflmalar yap l r ve fliirler okunurdu. slâmiyet ten önce Arabistan da kurulan di er panay rlar araflt r n z. Fil Vak as : Ebrehe nin Kâbe yi Y kma Teflebbüsü slâm öncesinde flehir hayat için gerekli kaynaklara sahip olmayan Mekke, co rafi konumu, dini ve ticari bir merkez olmas ndan dolay Roma, Bizans, ran ve Habefl imparatorlar n n zaman zaman dikkatini çekerek, hâkim olmak için çeflitli teflebbüslerde bulunmalar na sebep olmufltur. Çünkü Arap yar madas n gerek siyasi ve gerekse ekonomik alanda kontrol etmenin yolu büyük ölçüde Mekke ye hâkim olmaktan geçiyordu. Habefl Necâflîsi taraf ndan 525 te Eryât kumandas nda Yemen e gönderilen orduda Ebrehe el-eflrem adl bir asker de vard. Yemen e hâkim olan Eryât ile Ebrehe aras nda ç kan anlaflmazl k çat flmaya dönüfltü. Halk n deste ini sa layan Ebrehe Eryât öldürerek Yemen de idareyi ele geçirdi (537). Habefl Necâflîsi taraf ndan valili i onaylanan Ebrehe Yemen i müstakil olarak idare etmeye bafllad. Ard ndan taassup derecesinde benimsemifl oldu u H ristiyanl k dinini yaymak için harekete geçti. Araplar n Mekke yi ziyaretlerini engellemek için San a da Kâbe nin bir benzerini yapt rmaya karar verdi. San a da yap lan bu kilise Îslam kaynaklar nda Yunanca ekklessia kelimesinin Arapçalaflm fl flekliyle Kalîs (Kulleys) fleklinde yer al r. Arabistan daki bütün kabilelere elçiler göndererek Kâbe nin yerine bu kilisenin ziyaret edilmesini istedi. San a y dinî ve ticari bir merkez haline getirmek isteyen Ebrehe Mekkeli tüccarlar n giderek geliflen ticari faaliyetlerini engellemeyi de hedeflemiflti. Böylece kuzeye ulaflmas önündeki en büyük engel olan Mekke yi saf d fl b rakarak Sâsânîlerle savaflan Bizans a yard m etmesi mümkün olacakt. Araplar Ebrehe nin beklentisinin aksine davetine ciddî bir ilgi göstermediler. Hatta Kinâne kabilesinden birinin kiliseyi pislemesi gibi sayg s zca davran fllar yapmaya bafllad lar. Bunun üzerine Ebrehe Kinâneliler den San a ya gelerek kiliseyi ziyaret etmelerini istedi. Ancak onlar n bu teklifi reddederek elçisini öldürmeleri üzerine Kâbe yi y kmaktan baflka seçene inin olmad n anlad. çinde Mahmûd adl filin de bulundu u büyük bir ordu ile Mekke ye do ru yola ç kt. Kâbe yi y kma teflebbüsünden vazgeçirmek isteyenleri en sert tedbirlerle bertaraf ederek Taif e kadar geldi. Ebrehe ile Tâif halk ad na konuflan Mes üd b. Muatteb Lât Mâbedi ne dokunulmamas na karfl l k itaat etmeyi, erzak ve k lavuz vermeyi teklif etti. Talepleri kabul edilen Tâifliler Ebû Rigâl ad nda bir kifliyi k lavuz olarak verdiler. Ebrehe nin ordusu Mekke yak nlar nda Mugammes ad verilen yere kadar gelip

31 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 21 konaklad. Bu s rada Mekke ye do ru gönderdi i öncü süvari birlikleri flehir yak - n nda yay lan develeri ordugâha getirdi. zinsiz el konulan develerden iki yüzü Hz. Peygamber in dedesi Abdülmuttalib e aitti. Ebrehe, Mekke ye elçi göndererek hedefinin sadece Kâbe oldu unu, kendisine karfl gelinmedikçe kimseye dokunmayaca n bildirerek flehrin liderini karargâh na davet etti. Mekkeliler ad na Abdülmuttalib bir heyetle ordugâha geldi. Ebrehe Abdülmuttalib in Kâbe nin y k lmamas n rica etmek yerine develerini istemesini garipsemiflti. Bunun üzerine Abdülmuttalib kendisinin develerin sahibi oldu unu, Kâbe yi de sahibinin koruyaca n söyledi. Develerini alarak Mekke ye dönen Abdülmuttalib, Kâbe ye giderek Beyt ini korumas için Allah a niyaz ettikten sonra halka flehrin d fl na ç kmalar n, da lara ve vadilere çekilmelerini tavsiye etti. Kâbe yi y kmaktan vazgeçmesi için yap lan teklifleri reddeden Ebrehe, ordusuna ertesi sabah hücum emrini verdi. Fakat ordusunun önünde bulunan Mahmûd adl büyük fil yerinden k m ldamad ve Mekke Haremi ne girmedi. Sonunda ordunun büyük bir k sm, Kur an- Kerim de de belirtildi i gibi, ak n ak n gelen ve tepelerine tafl ya d ran ebâbîl kufllar taraf ndan mahvedildi. Böylece planlar bofla ç kan ve ordusu periflan olan Ebrehe kendisi gibi kurtulabilen askerleriyle birlikte Yemen e dönmek zorunda kald ; k sa bir süre sonra da öldü. Ebrehe nin ordusuyla Kâbe ye sald r s ve helak oluflu Fîl suresinde flöyle anlat l r: Görmedin mi Rabbin neler etti fil sahiplerine? Onlar n kötü planlar n bofla ç - karmad m? Onlar n üstüne sürü sürü kufllar sald. O kufllar onlar n üzerlerine piflkin tu ladan yap lm fl tafllar at yorlard. Böylece onlar yenilip çi nenmifl ekine çevirdi. (Fîl 105/1-5). Burada Fil Vak as hakk nda bilgi vermekten daha çok, Mekke müflriklerine bildikleri bir olay n ac sonucu hat rlat larak slâm a ve Hz. Peygamber e karfl düflmanca tav r sergilemeyi sürdürmeleri halinde kendilerinin de böyle bir cezaya çarpt r labileceklerine dikkatleri çekilmektedir. Bu olaya Fil Vak as, meydana geldi i y la da Fil y l ad verilmifltir. Ebrehe nin girifliminin baflar s zl kla sonuçlanmas Araplar n Kâbe ye ve hac ibadetine daha önce görülmemifl derecede de er vermeye bafllamalar na yol açt. Mekke ve Kureyfl in yar mada içerisindeki itibar daha da artt. Kureyflliler Mekke de oturduklar ve Kâbe nin hizmetinde bulunduklar için kendilerine bir tak m dinî-iktisadi imtiyazlar (hums) tan y p kurallar koyarak flehir ekonomisinin daha da geliflmesine imkân verecek faaliyetlere girifltiler. Ayr ca Yemen e karfl üstünlü ü tescil edilen Hicaz da H ristiyan hâkimiyetinin kurulmas da önlendi.

32 22 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Arabistan n co rafî durumunu tan mlayabilmek Arabistan Asya, Afrika ve Avrupa k talar n n kesiflme noktas nda yer al r. Do uda Basra Körfezi ve Uman Denizi, Güneyde Arap Denizi ve Aden Körfezi, Bat da K z ldeniz ve Akabe Körfezi ile çevrilidir. Genellikle Tihâme, Hicaz, Necid ve Yemen olmak üzere dört bölüme ayr l r. slâmiyet in hemen öncesinde Arap Yar madas ndaki meflhur flehirleraras nda Mekke, Tâif, Yesrib, Yenbû, Cürefl, San a, Hicr, Hayber, Suhâr, Debâ, Dûmetülcendel, Fedek, Teymâ, Vadilkura ve Maknâ say labilir. Arabistan n kuzey ve güneyinde kurulan devletleri s n fland rabilmek Arabistan n as l sakinleri günümüzde dünyan n en kalabal k Sâmî kavmi olan Araplard r. Bölgede Yontma Tafl ve Cilâl Tafl devirlerinden itibaren hayat oldu u bilinmektedir. Arap kelimesine ilk defa Asur Kral III. Salmanasar n y ll klar nda rastlan r. Bu tarihten milattan önce VI. yüzy la kadar Asur ve Bâbil kitabelerinde s kça geçer. Herodotos tan itibaren de eski Yunan ve Latin kaynaklar nda yer al r. Arap Yar madas n n güney ve kuzeyinde slâm öncesi dönemde çeflitli devletler kurulmufltur. Orta Arabistan daki Hicaz bölgesinde ise slâm dönemine kadar herhangi bir devlet kurulmam fl, bölgede insanlar kabileler halinde yerleflik veya göçebe olarak yaflam fllard r. Güney Arabistan da Maînliler, Sebeliler ve Himyerîler hüküm sürmüfl, ard ndan bölge Habeflliler ve Sâsânîler in eline geçmifltir. Kuzey Arabistan da ise Nabatîler, Tedmürlüler, Gassânîler, Lahmîler ve Kindeliler devlet kurmufllard r. A MAÇ 3 A MAÇ 4 Hicaz bölgesi ile Mekke nin önemini aç klayabilmek Arabistan n sadece slâm tarihi bak m ndan de- il dünya tarihi bak m ndan da en önemli bölgesi Hicaz d r. Zira buras son peygamber Hz. Muhammed in dünyaya geldi i, yaflad, peygamber olarak görevlendirildi i ve görevini tamamlad ktan k sa bir süre sonra vefat etti i yerdir. Mekke nin yerleflim birimi olarak seçilip plânlanmas nda belirleyici en mühim unsur merkezinde yer alan Kâbe dir. Bunun yan nda hac ibadetinin yap ld Mescid-i Harâm, Arafat, Mina, Müzdelife ve mîkat yerleri de Mekke ve çevresinde yer almaktad r. slâmiyet in ortaya ç kt dinî ve sosyo-kültürel zemini anlatabilmek slâm öncesinde Arap toplumunda kabile asabiyeti genel kurallar belirliyordu. Yerleflik ve göçebe olarak yaflayan Arap kabileleri Kahtânî ve Adnânî olmak üzere iki ana koldan gelir. Y l n belirli mevsimlerinde belirli yerlerde kurulan panay rlar ekonomik hayat n canl l n sa lard. Dinî ve sosyal hayat telakkileri Câhiliye geleneklere dayanan Araplarda genel anlamda putperestlik hâkimdi. Bununla birlikte Araplar tek tanr düflüncesine sahiptiler ve putlar n kendilerini Allah a yaklaflt raca na ve O nun nezdinde flefaatçi olaca na inan yorlard. Ayr ca çok tanr c l k ve putperestli in tamamen yayg n hale geldi i dönemlerde bile tevhid inanc na ba l Hanîfler diye an lan baz kiflilerin varl bilinmektedir. Bu dönemde hac en yayg n, köklü ve düzenli bir ibadetti. Hacc n yap ld Kâbe ve çevresi çeflitli kabilelerin tap nd klar putlar n muhafaza edildi- i Arabistan n en önemli dinî merkeziydi.

33 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 23 Kendimizi S nayal m 1. Afla dakilerden hangisi Kuzey Arabistan da kurulan devletlerden biri de ildir? a. Kinde Devleti b. Himyeri Devleti c. Nabatî Devleti d. Hîre Devleti e. Gassâni Devleti 2. Zemzem Kuyusu nun aç lmas ndan sonra Mekke ye afla daki topluluklardan hangisi yerleflmifltir? a. Huzâao ullar b. Haflimo ullar c. Cürhümo ullar d. smailo ullar e. Abdülmuttalibo ullar 3. Afla daki ifadelerden hangisi yanl flt r? a. Mekke ye putperestlik Huzâao ullar ndan Amr b. Luhay taraf ndan sokulmufltur. b. Ebrehe Kâbe yi y kmak için Mekke ye sefer düzenlemifltir. c. Hz. Peygamber in dedesi Abdülmuttalib Cürhümlüler taraf ndan kapat lan Zemzem kuyusunu açm flt r. d. Mekke ve Kâbe nin yönetimiyle ilgili görevler Hâflim b. Abdümenâf taraf ndan oluflturulmufltur. e. Kur an- Kerim de Sebe Devleti nden bahsedilir. 4. Mekke ticaretinin d fla aç lmas n afla dakilerden hangisi gerçeklefltirmifltir? a. Hâflim b. Abdümenâf b. Kusay b. Kilâb c. Amr b. Luhay d. Seyf. b. Zû Yezen e. Osman b. Talha 5. Arabistan da kurulan panay rlardan en meflhuru afla dakilerden hangisidir? a. Arafat b. Mecenne c. Ukâz d. Zülmecâz e. Hubâfle 6. Arabistan a putperestli i sokan flah s afla dakilerden getirmifltir? a. Ebû Cehil b. Seyf. b. Zû Yezen c. Kusay b. Kilâb d. Ebrehe e. Amr b. Luhay 7. Afla daki görevlerden hangisi do rudan Mekke nin yönetimiyle ilgilidir? a. Hicâbe b. Rifâde c. Sidâne d. Darünnedve e. Sikâye 8. Afla daki flehir gruplar ndan hangisi Hicaz bölgesindedir? a. Mekke-Yesrib-San a b. Ba dat-medine-fiam c. Yesrib-D maflk-medine d. Mekke-Yesrib-Tâif e. Tedmür-Palmyra-Hîre 9. Kur ân- Kerim de Fîl suresinde afla daki tarihi olaylardan hangisine iflaret edilmifltir? a. Amr b. Luhay n Mekke ye putperestli i getirmesine b. Huzâa kabilesinin Cürhümlüler i Mekke den ç - karmas na c. Habeflistan n Yemen valisi Ebrehe nin Kabe yi y kma teflebbüsüne d. Hz. brahim in efli Hacer ve o lu smail i Mekke ye getirmesine e. Abdülmuttalib in Cürhümlüler taraf ndan kapat - lan Zemzem kuyusunu yeniden açmas na 10. Afla dakilerden hangisi Bizans mparatorlu u nun vassâl d r? a. Sebe Devleti b. Lahmî Devleti c. Main Devleti d. Hîre Devleti e. Gassâni Devleti

34 24 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. b Yan t n z do ru de ilse Arabistan n Siyasî Geçmifli ve Sakinleri konusunu yeniden okuyunuz. 2. c Yan t n z do ru de ilse Mekke nin fiehir Olarak Ortaya Ç k fl konusunu yeniden okuyunuz. 3. d Yan t n z do ru de ilse Kusay b. Kilâb n Mekke Hâkimiyeti ve Yönetimi konusunu yeniden okuyunuz. 4. a Yan t n z do ru de ilse Mekke nin Ticarî Bir Merkez Olarak Yükselifli konusunu yeniden okuyunuz. 5. c Yan t n z do ru de ilse Arabistan Ticaretinin Can Damar Panay rlar konusunu yeniden okuyunuz. 6. e Yan t n z do ru de ilse Mekke ye Putperestli- in Girifli konusunu yeniden okuyunuz. 7. d Yan t n z do ru de ilse Dârünnedve konusunu yeniden okuyunuz. 8. d Yan t n z do ru de ilse Arabistan n Kalbi: Hicaz Bölgesi konusunu yeniden okuyunuz. 9. c Yan t n z do ru de ilse Fil Vak as : Ebrehe nin Kâbe yi Y kma Teflebbüsü konusunu yeniden okuyunuz. 10. e Yan t n z do ru de ilse Kuzey Arabistan da Kurulan Devletler konusunu yeniden okuyunuz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Hz. Peygamber in yirmi birinci göbekten atas olan Adnan n babas Üded, annesi Belhâ bint Ya rub dur. Bâbil kral Buhtunnasr (m. ö ) zaman nda Mekke de yaflad rivayet edilen Adnan n do um ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. slâm kaynaklan Adnan n Hz. brahim in o lu smail in soyundan geldi i konusunda birleflir, ancak hayat hakk nda fazla bilgi vermezler. Adnan n Hz. smail e kadar uzanan atalar n n k rk, yirmi veya on befl kifli oldu u ileri sürülür. Araplar n iki ana kolundan birini oluflturan Adnânîler in Adnan dan Hz. Muhammed e kadar gelen ve Hz. Peygamber taraf ndan da teyit edilen soy kütü ü flöyledir: Adnan-Me- ad-nizâr-mudar- lyâs-müdrike-huzeyme-kinâne-nadr- Mâlik-Kureyfl-Gâlib-Lüey-Kâ b-mürre-kilâb-kusay-abdümenâf-hâflim-abdülmuttalib-abdullah-muhammed. S ra Sizde 2 slâmiyet in do du u y llarda genel bir boflluk ve çöküntü içerisinde bulunan Çin, Hindistan dan gelen Budizm in etkisi alt ndayd. Budizm in çöküfle geçti i ve çok çeflitli inanç ve kültürün hâkim oldu u Hindistan da VI. yüzy l n bafl nda kuzeyden gelen Akhunlar (Eftalit) baflta olmak çok say da ba ms z oluflum ortaya ç km flt. Bölgede siyasi birlik yoktu. Arabistan n kuzey ve bat s nda baflkenti Konstantinopolis ( stanbul) olan Bizans mparatorlu u hüküm sürmekteydi. Arap Yar madas n n do u ve kuzeyinde ise baflkenti Irak taki Medâin olan Sâsânî (Pers) mparatorlu u hâkimiyeti vard. Dönemlerinin süper güçleri olan bu iki imparatorluk sürekli mücadele hâlindeydi. ranl lar ile Do u Romal - lar aras ndaki mücadeleye Kur an- Kerim de Rûm suresinde de inilir. VI. yüzy l n ilk yar s nda önce Yahudilik daha sonra H ristiyanl n etkisi alt na giren Habeflistan a, Mekke de slâm yaflama konusunda ciddi s k nt lara maruz kalan Müslümanlar n hicret ettiklerini de hat rlamam z gerekir. S ra Sizde 3 Câhiliye özel olarak Araplar n slâm dan önceki inanç, tutum ve davran fllar n, genel olarak da kiflilerin ve toplumlar n günah ve isyanlar n ifade eden bir terimdir. slâm öncesi Araplar Allah hakk yla bilmedikleri, O na fleksiz ve ortak koflmadan iman etmedikleri, gerek ferdî gerekse sosyal hayat itibariyle bilgiden, düzenden, sulh ve sükûndan uzak olduklar, güçlü ve asil say lanlar daima hakl kabul ettikleri ve adaletten yoksun bir

35 1. Ünite - slamiyet Öncesi Arabistan 25 Yararlan lan Kaynaklar hayat yaflad klar için bu döneme Câhiliye denilmifltir. slâmiyet tevhid inanc n getirerek putperestli e karfl kesin tav r alm fl, bu inan fl n eseri olan ve insan flerefine yak flmayan bütün olumsuz âdetleri ortadan kald rm flt r. Bununla birlikte Hz. Peygamber Câhiliye devri Araplar n n kültürel yap s n, de erlerini, telakkilerini tamam yla reddetmemifl, slâm n temel hükümlerine ayk r olmayan misafiri a rlamak, yetimi korumak gibi güzel uygulamalar n devam na izin vermifltir. S ra Sizde 4 Arabistan n çeflitli yerlerinde genifl kat l ml panay rlar kurulurdu. Rebîülevvel ay n n bafl ndan on befline kadar süren Suriye-Hicaz kervan yolu üzerinde yer alan Dûmetülcendel bunlardand. Bu panay ra Hicaz ve Yemen den gelerek kat lan tüccarlar, Kureyflli muhaf zlar taraf ndan korunurdu. Buradan Hasâ daki Muflakkar a gidilir ve Cemâziyelâhir ay n n tamam nda aç k olan bu panay ra deniz yoluyla gelen ranl lar da kat l rd. Receb ay n n ilk günü buradan Uman daki Suhâr a hareket edilir ve Receb günleri burada kurulan fuarda al flverifl yap l rd. Daha sonra Uman sahilinde Hint ve Afrika ya aç lan Debâ ya geçilirdi. Receb ay n n son gününde bafllayan bu panay ra sadece Arap yar madas ndan de il Hindistan ve Çin den tüccarlar kat l rd. Debâ dan Güney Arabistan n Mehre flehrindeki fiâban ay - n n on beflinde kurulan fi hr panay r na gidilirdi. Bunun ard ndan Ramazan ay n n ilk on gününde kurulan Aden ile ayn ay n on befli ile yirmisi aras nda San a panay r - na ifltirak edilirdi. Bunun ard ndan Kâbe ziyaretiyle tamamlanacak olan süreç bafllard. Cevad Ali ( ). el-mufassal fî târîhi l-arap kable l- slâm, I-X, Beyrut. Hamidullah, M. (2003). slâm Peygamberi (çev. Salih Tu ), I-II, stanbul. Hitti, P. (1980). Siyâsî ve Kültürel slâm Tarihi (çev. Salih Tu ), I, stanbul. bn Hiflâm, (1987). es-sîretü n-nebeviyye (nflr. Ömer AbdüsselâmTedmürî), I, Kahire. bn Sa d, (1990). et-tabakâtü l-kübrâ (nflr. M. Abdülkâdir Atâ), I, Beyrut. Küçükaflc, M. S. (2003). Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn, stanbul. TDV slâm Ansiklopedisi, Adnân, Arap, Arabistan, Bedevî, Câhiliye, Gassânîler, Hicaz, Himyerîler, Hîre, Lahmîler, Rifâde, Sâmî, Sebe, Sebe Sûresi, Sikâye, maddeleri.

36 2 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Hz. Muhammed in peygamberlik öncesi hayat n n ana safhalar n tan mlayabilecek, Hz. Peygamber in Câhiliye toplumunda sergiledi i erdemli davran fllar de- erlendirebilecek, Hz. Peygamber in slâm tebli e bafllamas ve slâmiyet in Mekke dönemi üzerine fikir yürütebilecek, Hicretin sebep ve sonuçlar n tart flabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Abdullah, Abdülmuttalib, Ebû Tâlib, Âmine, Halime, Hz. Hatice Ficâr Savafllar, Hilfü l-fudûl, el- Emîn Vahiy, Tebli, Kureyfl Müflrikleri, Sosyal Boykot, Dârülerkam Habeflistan, Tâif, srâ ve Mirâc, Akabe Biatlar, Hicret çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi HZ. MUHAMMED N PEYGAMBERL K ÖNCES HAYATI HZ. MUHAMMED N PEYGAMBERL VE SLÂM IN MEKKE DÖNEM

37 slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi HZ. MUHAMMED N PEYGAMBERL K ÖNCES HAYATI Soyu, Ailesi, Do umu ve Çocuklu u slâm Peygamberi nin soyu yirmi birinci kuflaktan atas olan Adnân vas tas yla Hz. brahim in o lu Hz. smail e dayan r. Bu sebeple Hz. Muhammed in de mensup oldu u Kuzey Araplar na smâilîler veya Adnânîler gibi isimler verilir. Hz. Peygamber in Adnân a kadar soy kütü ü kesin olarak bilinmekte olup flöyledir: Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib (fieybe) b. Hâflim b. Abdümenâf b. Kusay b. Kilâb b. Mürre b. Kâ b b. Lüey b. Gâlib b. Fihr (Kureyfl) b. Mâlik b. Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. lyâs b. Mudar b. Nizâr b. Mead b. Adnân. Adnân ile Hz. smail aras ndaki dedelerinin adlar ve say lar konusunda ise ihtilaf vard r. Hz. Muhammed in babas, Kureyfl in Benî Hâflim kolundan Abdullah b. Abdülmuttalib, annesi ise Kureyfl kabilesinin Benî Zühre koluna mensup Vehb b. Abdümenâf n k z Âmine dir. Hz. Peygamber onlar n evliliklerinden dünyaya gelen tek çocuklar d r. Hz. Peygamber in baba taraf ndan dedesi Abdülmuttalib b. Hâflim, babaannesi Fât ma bint Amr, anne taraf ndan dedesi Vehb b. Abdümenâf, anneannesi de Berre bint Abdüluzzâ d r. Hz. Peygamber in babas Abdullah akranlar aras nda çok be enilen yak fl kl bir gençti. Yüzünde di er gençlerde bulunmayan bir güzellik ve parlakl k vard. Bunun Hz. Peygamber e ait nübüvvet nûru (peygamberlik nuru) oldu u kabul edilir. Hz. Peygamber in dedesi Abdülmuttalib Zemzem kuyusunu yeniden ortaya ç kar p ifller hâle getirdi i s rada Kureyfl in baz ileri gelenleri onu alaya al p küçük düflürmek istemifllerdi. O s rada Hâris ten baflka o lu olmayan Abdülmuttalib onlara karfl savunmas z bir durumda oldu undan on o lu olursa birini kurban edece ine dair adakta bulunmufltu. Bir süre sonra duas gerçekleflip on o lu dünyaya geldi inde gördü ü bir rüyada kendisine ada hat rlat lm fl, o da o ullar ndan hangisini kurban edece ini belirlemek için kuraya baflvurmufltu. Kura o s rada en küçük o lu olan Abdullah a ç k nca onu kurban etmeye karar vermifl, ancak buna baflta k zlar olmak üzere pek çok kimse karfl ç km flt. Ada n yerine getirebilmek için bir çözüm arayan Abdülmuttalib kendisine yap lan bir tavsiye do rultusunda Abdullah ile o günkü örfe göre diyet olarak kabul edilen on deve aras nda kura çektirmifl, fakat kura yine Abdullah a ç km flt. Abdülmuttalib deve say s n onar onar art rarak kuraya devam etmifl, say yüze ulafl nca kuran n develere ç kmas üzerine 100 deve kurban etmifl; böylece Abdullah kurtarm flt. Bundan dolay Hz. Peygamber, hem babas Abdullah n hem de büyük atas Hz. brahim in o lu Hz. smâil in kurban edilmekten kurtulmas n kastederek, Ben iki kurbanl n o luyum demifltir.

38 28 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Hz. brahim den sonra uzun müddet ay takvimi kullanan Araplar, umre için receb, hac için zilhicce ay n esas al yorlar, ayr ca umrenin yap ld receb ay ile hacc n yap ld zilhicce ve onun bir öncesi zilkade ile bir sonras muharrem aylar n haram aylar olarak kabul ediyorlard. Zamanla haram aylar n yerlerini de ifltirmek veya hacc n sabit bir mevsimde yap lmas n sa lamak amac yla nesî uygulamas na baflvurmaya bafllad lar. Birbirinin pefli s ra gelen üç haram ayda savaflman n yasak olmas Araplar n hayat n zorlaflt r yor, hacc n sonunda savafl yapmak isteyen kabileler muharrem ay n n haraml n n ertelenmesini istiyorlard. Ayr ca ay takvimine göre hac zaman y l n bütün mevsimlerini dolafl yordu. Bu durum panay rlardaki ticari hayat olumsuz yönde etkiliyor ve ticaretten beklenen kar elde edilemiyor, yaz aylar nda seyahat daha zor oluyordu. Araplar bu sak ncalar ortadan kald rarak ticari faaliyetlerini rahatça yapmak, yar madan n iklim flartlar na uygun tar m ürünlerini panay rlarda pazarlamak ve kendileri için uygun mevsimde seyahat etmek amac yla hac mevsimini sabitlemek için ay takvimini günefl takvimine uyarlay p nesî uygulamas na baflvuruyorlard. Bir ay eklenmesiyle ay takviminde aylar on üçe ç k yordu. Hz. Peygamber aylar n say s n n on iki ve nesî yapman n yasak oldu unu bildiren ayetleri Vedâ Hutbesi nde tekrarlayarak bu Câhiliye adetini ortadan kald rd. Abdullah gençlik ça na ulaflt nda kendisine gelen birçok evlilik teklifini kabul etmemifl, nihayet babas n n teflebbüsüyle Vehb in k z Âmine ile evlenmifltir. Abdullah n bu s rada on sekiz yafl nda oldu u anlafl lmaktad r. Abdullah ticaret için gitti i Suriye den dönerken Yesrib e (Medine) u ram fl ve orada babas n n day lar olan Adî b. Neccâr o ullar n ziyaret etmiflti. Ancak bu s rada hastalan p akrabalar n n yan nda bir ay kadar hasta yatt ktan sonra vefat etmifl ve Medine de defnedilmifltir. Abdülmuttalib Abdullah n hastal n haber al nca büyük o lu Hâris i Yesrib e göndermifl, ancak Hâris flehre ulaflmadan kardefli vefat etmifltir. Bundan dolay Hz. Peygamber yetim olarak dünyaya gelmifltir. Hz. Muhammed büyük atas Hz. brahim in duas (el-bakara, 2/128) ve kendinden önceki peygamber Hz. sa n n müjdesi (es- Saf, 61/6) olarak Arap yar madas - n n bat s ndaki Hicaz bölgesinde yer alan Mekke de dünyaya geldi. Araplar aras nda kullan lan belirli bir takvimin olmamas ve ay takviminin günefl takvimine uyarlanarak takvime yap lan müdahale demek olan nesî uygulamas ndan dolay do- um tarihi ihtilafl d r. Genel kabule göre Hz. Peygamber Fil Vak as ndan gün sonra Rebîülevvel ay nda Pazartesi günü sabaha do ru dünyaya gelmifltir. Farkl hesaplamalara göre Hz. Peygamber in do um tarihi 20 Nisan (9 Rebîülevvel) 571 veya 17 Haziran (12 Rebîülevvel) 569 Pazartesi fleklinde belirlenmektedir. slâm kaynaklar nda Hz. Muhammed in ana rahmine intikalinden do umuna kadar geçen zaman içinde baz ola anüstü olaylar n meydana geldi ine dair bilgiler yer al r. Âmine Hz. Peygamber e hamile oldu u s rada bir rüya görmüfl, rüyada kendisine önemli bir kifliye hamile oldu una iflaret edilerek do acak çocu a Muhammed veya Ahmed ad n vermesi söylenmifltir. Âmine nin do um sanc s çekmedi i de bu kay tlar aras ndad r. Hz. Peygamber sünnetli olarak do mufl ve melekler taraf ndan y kanm fl ve s rt na peygamberlik mührü vurulmufltu. Abdülmuttalib torununun dünyaya geldi i müjdesini al nca onun flerefine bir ziyafet vermifl, ziyafette ona Muhammed ad n koymufl, Allah n ve insanlar n onu hay rla anmas için bu ismi verdi ini söylemifltir. Hz. Muhammed do umunun ard ndan bir süre annesi Âmine nin yan nda kalm fl, daha sonra âdet oldu u üzere sütannesine verilmifltir. Çocuklar n sütannesine verilmesinde temel sebep onlar n flehir yerine daha sa l kl olan çöl havas nda büyümelerini sa lamak, ayr ca konuflma ça nda fasih Arapça ö renmelerine imkân vermekti. Mekke nin küçük çocuklara uygun olmayan iklimi bu husustaki etkenlerdendi. Hz. Peygamber de bu gelene e uyularak Hevâzin kabilesinin Sa d b. Bekir koluna mensup Halime bint Ebû Züeyb e verildi. Halime, sütanneli i yaparak geçimini sa layan di er bedevî kad nlarla ve kocas Hâris ile birlikte bir k tl k y - l nda Mekke ye gitmifl, ancak genellikle tercih edildi i üzere zengin bir aile çocu- u bulamam flt. Hz. Muhammed in yetim oldu unu ö renince de onu almakta tereddüt göstermifl, bununla birlikte Mekke den eli bofl dönmemek için yan nda götürmeye raz olmufltu. Hz. Muhammed iki y l sonra Halime taraf ndan Mekke ye getirilmifl, ancak Âmine, çöl havas n n çocu una yarad n gördü ü, baz rivayetlere göre ise o s ralarda Mekke de veba salg n oldu u için bir müddet daha Halime nin yan nda kalmas n istemiflti. Hz. Muhammed dört veya befl yafl na kadar sütannesinin yan nda kald ktan sonra Mekke ye getirilerek annesine teslim edildi. Hz. Peygamber in sütbabas Hâris b. Abdüluzza, sütkardeflleri de Abdullah, Üneyse ve fieymâ idi. Halime ve Hâris, Muhammed i yanlar na ald ktan sonra bolluk ve berekete kavufltular; deve ve koyunlar eskisinden çok daha fazla süt vermeye bafllad. Ayr ca sütannesinin yan nda bulundu u dönemde flakk- sadr ad verilen olay n meydana geldi i bilgisi de kaynaklarda yer al r. Buna göre iki melek gelip Hz. Muhammed in gö sünü yarm fl, kalbini ç kararak kötülüklerden ar nd rm fl, se-

39 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 29 mâvî bir suyla y kad ktan sonra yerine yerlefltirmifltir. Bu olaydan haberdar olan Halime ve Hâris in bafltan beri birçok ola anüstü yönüne flahit olduklar Hz. Muhammed hakk nda, olup biteni izah edememekten kaynaklanan bir endifle yaflad klar ve çocu u ailesine iade etmenin daha do ru olaca n düflünmeye bafllad klar kaydedilir. Hz. Peygamber in sütannesi, sütbabas ve sütkardefllerinin slâm dönemine ulafl p ulaflmad klar n, ulaflt larsa Müslüman olup olmad klar n ve Hz. Peygamber in sütannesi Halime ye karfl tutumunu araflt r n z. Hz. Peygamber alt yafl na geldi inde annesi Âmine onu câriyesi Ümmü Eymen le birlikte yan na alarak Yesrib e götürdü. Burada hem Abdullah n mezar n hem de Abdülmuttalib in annesi dolay s yla ailenin day lar say lan Benî Neccâr mensuplar n ziyaret ettiler. Âmine, Yesrib de bir ay kadar kald ktan sonra Mekke ye dönerken Medine ye yaklafl k 190 km. mesafede bulunan Ebvâ da hastaland ve genç yaflta vefat etti. Annesinin ölümüyle öksüz kalan Hz. Peygamber Ümmü Eymen taraf ndan Mekke ye getirilip dedesi Abdülmuttalib e teslim edildi. Hz. Peygamber daha sonra hicretin alt nc y l nda (milâdî 628) Ebvâ ya u ray p annesinin mezar n ziyaret etmifltir. Kabri eliyle düzelten, Hz. Peygamber bu arada annesinin flefkat ve merhametini hat rlayarak gözyafl dökmüfltür. 1 SIRA S ZDE D KKAT Abdülmuttalib, çok sevdi i ve genç yaflta kaybetti i o lu Abdullah n de erli hat ras olan Muhammed e büyük özen gösteriyordu. Sofraya onunla birlikte oturup yemek yiyor; onu zaman zaman Kâbe duvar n n gölgesindeki minderine oturtuyor; Dârünnedve deki toplant lara baflkanl k ederken yan na al yor; bütün davran fllar yla ona baba flefkat ve sevgisinin eksikli ini hissettirmemeye çal fl yordu. Yafl seksenin üzerinde olan Abdülmuttalib o s rada sekiz yafl ndaki torunu Muhammed in bak m ve himayesini amcas Ebû Tâlib e verdikten k sa bir süre sonra vefat etti. Ebû Tâlib Hz. Peygamber in babas Abdullah n anne-baba bir kardefli idi. Ebû Tâlib, ye enini çocuklar ndan fazla sevdi, onun u urlu oldu una inand ve iyi yetiflmesi için gayret sarfetti. Ç kt baz seyahatlerde onu da yan na al rd. Nitekim Hz. Muhammed in dokuz (veya on iki) yafl nda bulundu u s rada amcas ticaret amac yla Suriye ye gitmeye karar verdi inde o da amcas yla birlikte gitmek istedi. Ye eninin bu konudaki srar n gören Ebû Tâlib onu da yan na ald. Kervan Suriye topraklar ndaki Busrâ da konaklad. Burada bir manast rda yaflayan Bahîra adl rahip kafileyi yeme e davet etti. Bahîra Ebû Tâlib e, Muhammed in ncil de gönderilece i vaat edilen peygamber oldu unu söyledikten sonra bafl na gelebilecek baz tehlikelere dikkat çekmifl ve onu iyi korumas n tavsiye etmifltir. Ebû Tâlib bunun üzerine seyahat n yar da kesip Mekke ye dönmüfltür. Hz. Muhammed on yafllar nda iken kalabal k bir aileye sahip bulunan amcas Ebû Tâlib e yard mc olmak amac yla bir süre çobanl k yapt. Peygamberli i döneminde bu hat ras na at fla Hiçbir peygamber yoktur ki, koyun gütmüfl olmas n buyurmufltur. Etraf nda bulunan sahabelerin Siz de mi koyun güttünüz yâ Resûlallah? fleklindeki sorusu üzerine Evet. Ben de Mekkelilerin koyunlar n güttüm cevab n vermifltir. Ebû Tâlib in han m Fât ma bint Esed Hz. Muhammed e kendi çocuklar ndan daha fazla ilgi gösterdi. Hz. Peygamber de büyüdü ünde yengesinin iyiliklerini hiçbir zaman unutmad. Onu Medine deki evinde ziyaret eder, zaman zaman orada ö le uykusuna yatard. Yengesi vefat etti inde çok üzülmüfl, gömle ini ona kefen yapm fl, cenaze namaz n kendisi k ld rm fl ve mezar na eliyle indirmifltir. Ölümünden duydu u üzüntüyü etraf ndakilere anlat rken vefa duygusunu flu sözlerle göstermifltir: Ben onun himayesine muhtaç öksüz bir çocuktum. O kendi çocuklar aç oldu u halde beni doyururdu. Kendi çocuklar n b rak r benim saçlar m tarard. O benim annem gibiydi. Ebû Tâlib, peygamberli inden sonra da ye eninin yan nda yer ald. slâm kabul etmesi için Hz. Peygamber in yapt srarl tekliflerini cevaps z b rakmakla birlikte onu korumak için elinden geleni yapmaya çal flt. D KKAT

40 30 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Resim 2.1 Hz. Peygamber in fleceresi (TDV slâm Ansiklopedisi, XXX, 408). ADNÂN Ma ad Nizâr Mudar lyas Müdrike Huzeyme Kinâne Nadr Mâlik F HR (KUREYfi) Gâlib Lüey Kâ b Muhârib Adî Hüsays Mürre Yakaza Teym Kilâb Mahzûm Zühre Kusay Amr Sehm Cumah Hattâb Ebû Kuhâfe Abdümenâf Vehb Abdüddâr Abdümenâf Abdüluzzâ Esed Abdümenâf Muttalib Hâflim Nevfel Abdüflems Ömer Ebû Bekir Amîne Kalde Nevfel Huveylid Abdülmuttalib (fieybe) Ümeyye Alkame Varaka Hatice Avvâm Harb Ebü l-âs Hâris Nadr Zübeyr Urve Abdullah Ebû Süfyân Affân Hakem Muâviye Yezîd Osman Mervan Yezîd Abdülmelik Ebû Lehed Zübeyr Hamza Abdullah Ebû Tâlib Abbâs Hâris HZ. MUHAMMED Ali Abdullah Kâs m Zeyneb Ruk yye Ümmü Külsûm Fât ma Abdullah (Tayyib) Tâhir (?) brâhim Muhassin Ümmü Külsûm Zeyneb Hasan Hüseyin Hz. Muhammed in Gençli i Câhiliye döneminde Arap kabileleri aras nda s k s k çeflitli sebeplerle savafllar ç - kard. Hatta kan dökmenin yasak oldu u haram aylarda bile savafllar n yap ld olur ve bu aylarda cereyan eden savafllara Ficâr ad verilirdi. Hz. Peygamber de gençli inde böyle bir savafla kat lmak durumunda kalm flt. Müttefik Kureyfl-Kinâne ve Kays-Aylân kabileleri aras nda ç kan ve Ficâr savafllar n n en fliddetlisi olan savafl n esas sebebi Benî Kinâne den Berrâd b. Kays n Hevâzin eflraf ndan Urve b. Utbe yi öldürmesiydi. Bu savaflta Kureyflliler kabile asabiyeti sebebiyle Benî Kinâne nin yan nda yer ald. Harb b. Ümeyye, Kureyfl ve Kinânelilerin baflkumandanl - na getirildi. Kureyfl in kollar ndan Hâflimo ullar n n reisi ve Hz. Peygamber in amcas Ebû Tâlib haram aylarda bulunduklar gerekçesiyle Hâflimo ullar n n bu savafla kat lmas na raz olmad. Hâflimo ullar n n Zübeyr b. Abdülmuttalib kuman-

41 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi das nda kat ld klar savafl, Kureyfl ve müttefiki Kinâne nin zaferiyle sonuçland. Hz. Peygamber on dört, on befl, on yedi veya yirmi yafl nda bu savafla amcalar yla birlikte kat ld ysa da fiilen savaflmad. Amcalar na ait eflyalar korudu, gelen oklar da kalkanla karfl lay p toplamak suretiyle onlara geri verdi. Hz. Muhammed yirmi yafl nda Hilfü l-fudûl ad verilen antlaflma için yap lan toplant ya kat ld. Toplant Mekke ye hac ve ticaret için gelen zay f ve güçsüz kimselere yap lan haks zl klar, ayr ca s k s k ortaya ç kan kabileler aras savafllar karfl - s nda Hz. Peygamber in amcas Zübeyr b. Abdülmuttalib in giriflimiyle Mekke nin en zengin, yafll ve nüfuzlu kabile reisi durumundaki Abdullah b. Cüd ân et-teymî nin baflkanl nda yap ld. Erdemli insanlar n yemini anlam na gelen bu yemin içinde yer alanlar, yerli veya yabanc olsun haks zl a u rayan herkesi koruyacaklar na, hakk verilinceye kadar birlikte hareket edeceklerine ve birbirlerine maddi destekte bulunacaklar na yemin etmifllerdi. Böylece baflta Hz. Peygamber olmak üzere Hilfu l-fudûl mensuplar Mekke de birçok haks zl n önüne geçtiler. 31 Hz. Muhammed peygamberli i döneminde de bu ittifaktan övgüyle bahsetmifl ve flöyle demifltir: Ben Abdullah b. Cüd ân n evinde yap lan antlaflmaya kat lm flt m ki, bunu güzel ve k z l develere de iflmem. Bugün de böyle bir antlaflmaya ça r lsam tereddüt etmeden giderim. Hilfu l-fudûl cemiyeti mensuplar n n mazluma yard m noktas nda yapt faaliyetlere örnek veriniz. 2 SIRA S ZDE Hz. Peygamber Mekke deki birçok Kureyflli gibi ticaret ile meflgul olmufltur. Kumafl ve tah l ticaretiyle u raflan Ebû Tâlib e yard m etmek suretiyle ticaret hayat na bafllam fl ve amcas n n yaflland y llarda kendisi ticarete devam etmifltir. Bu dönemde onun çeflitli yerlere ticaret amac yla seyahat etti i bilinmektedir. Mekke yak nlar ndaki Ukâz panay r n n yan s ra Mekke nin güneyinde Yemen yolu üzerinde on günlük mesafedeki Hubâfle panay r na, bir veya iki defa Yemen e, ayr ca Do u Arabistan daki Muflakkar ve Debâ panay rlar na gitti i tespit edilebilmekte hatta Habeflistan a gitti i tahmin edilmektedir. Bu seyahatler sebebiyle bir taraftan ticari hayat n gereklerini ö renirken, di er taraftan Arabistan n muhtelif yerlerinde yaflayan insanlar yak ndan tan ma, onlar n dil ve lehçelerini, dinî, siyasî ve sosyal durumlar n ö renme imkân n elde ediyordu. Câhiliye döneminin yayg n kötülüklerinin hiçbirine bulaflmaks z n temiz bir hayat yaflayan Hz. Muhammed çevresinde iffeti, mertli i, merhameti ve hak severli inin yan s ra ticaret hayat nda da do rulu u ve güvenilirli i sebebiyle Muhammedü l-emîn veya sadece el-emîn unvan yla bilinmekteydi. Hz. Muhammed in peygamberlikten önce kat ld fuarlardan biri de Ukâz fuar idi. Burada ticaretin yan nda edebî konuflmalar yap l r; flairler en güzel fliirlerini okurlard. Kus b. Sâide el- yâdî nin Ukâz fuar nda yapt konuflman n muhtevas hakk nda bilgi edininiz. Hz. Hatice ile Evlili i Hz. Hatice, Kureyfl in ileri gelenlerinden Huveylid b. Esed in k z olup soyu, dedelerinden Kusay da Hz. Muhammed in nesebiyle birleflir. Hz. Peygamber den önce iki defa evlilik yapm fl olan Hz. Hatice soylu, güzel ve zengin bir han md. kinci kocas n n ölümünden sonra Kureyfl in ileri gelenlerinden evlilik teklifleri almakla birlikte olumlu cevap vermemekteydi. Güvenilir buldu u kimselerle ticaret yaparak yaflam - n sürdüren Hz. Hatice, bu s ralarda bir tavsiye üzerine çevresinde üstün ahlâk sahibi ve güvenilir bir genç olarak tan nan Hz. Muhammed le ortakl k antlaflmas yapt ve kölesi Meysere ile birlikte ticaret için Suriye ye gitmesini istedi. Hz. Muhammed in bu yolculu u ticarî aç dan oldukça baflar l geçti. Bu sonuçtan memnun kalan Hz. Hatice Hz. Muhammed in dürüst ve do ru sözlü oldu unu gördü. Meysere nin Hz. Muhammed in ahlâk ve davran fllar hakk nda hayranl k uyand ran övgü dolu söz- 3 SIRA S ZDE

42 32 slam Tarihi ve Medeniyeti-I leri de dinleyen Hz. Hatice, Hz. Muhammed e daha çok güven duydu ve ona karfl takdir hisleri gün geçtikçe artt. Bizzat kendisi veya Nefîse bint Ümeyye (Münye) adl bir kad n arac l yla Hz. Muhammed e evlilik teklifinde bulundu. Beklemedi i bir durumla karfl laflan Hz. Muhammed biraz düflündükten sonra teklifi kabul etti. Ebû Tâlib ve di er amcalar, babas vefat etmifl oldu u için Hz. Hatice yi amcas Amr b. Esed den istediler ve al nan olumlu cevapla evlilik gerçekleflti. Hz. Muhammed Ebû Tâlib in evinden Hz. Hatice nin evine tafl nd. Bu s rada Hz. Peygamber in yirmi befl, Hz. Hatice nin de k rk veya yirmi sekiz yafl nda oldu u kaydedilir. Medine döneminde Hz. Mâriye den do an brahim d fl nda Hz. Muhammed in bütün çocuklar n n annesi Hz. Hatice dir. Hz. Peygamber ve Hz. Hatice nin bu evlili inden Kas m, Zeynep, Ruk yye, Ümmü Külsûm, Fât ma veabdullah adl çocuklar dünyaya geldi. Hz. Peygamber, ilk o lu Kas m dolay s yla Ebü l-kas m künyesini alm flt r. D KKAT Hz. Hatice ile evlendikten sonra Hz. Peygamber in ailesine iki kifli daha kat ld. Bunlardan biri Hz. Hatice nin kendisine hediye etti i ve onun da hürriyetine kavuflturup evlâtl k edindi i Zeyd b. Hârise dir. Di eri ise Mekke de ortaya ç kan k tl k yüzünden maddi s k nt ile karfl laflan amcas Ebû Tâlib e destek olmak üzere yan na ald ve o s ralarda befl yafl nda oldu u rivayet edilen Ali b. Ebû Tâlib dir. Hz. Hatice yirmi befl y la yak n bir süre evli kald Hz. Peygamber i maddi ve manevi aç dan daima destekledi. Hz. Peygamber e ilk inanan kimse olup en s k nt l zamanlarda yan nda yer ald. Hz. Peygamber onun iyilikleri ve vefas n hiçbir zaman unutmad. Onu her zaman hay rla anan Hz. Peygamber bir defas nda flöyle demifltir: Allah bana ondan daha hay rl s n vermemifltir: Herkes benim peygamberli imi inkâr ederken, o bana inand. Herkes beni yalanlarken o tasdik etti. nsanlar mallar n esirgerken o mal yla bana destek oldu. Allah bana ondan çocuklar nasip etti. Kâbe Hakemli i Hz. Muhammed in otuz befl yafllar nda iken gerçeklefltirilen Kâbe tamiri s ras nda Kureyflliler aras nda yapt hakemlik önemli bir mahiyet tafl maktad r. Kureyflliler, 605 y l nda yang n ve sel bask nlar ndan zarar gören Kâbe yi yeniden infla etmek istediler. O s rada bir Bizans gemisinin Cidde yak nlar ndaki fiu aybe liman nda karaya oturdu u haberi Mekke ye ulaflt. Rivayete göre gemi Habeflistan daki bir kilise tamirinde kullan lmak üzere mermer, kereste ve demir yüklü olup Bizans mparatorunun emriyle M s r dan gönderilmiflti. Velid b. Mugîre ve arkadafllar fiu aybe ye giderek geminin kerestelerini sat n ald klar gibi gemide bulunan marangoz ve inflaat ustas Bâkûm er-rûmî yi de Kâbe nin tamiri için Mekke ye davet ettiler. Hz. Peygamber in de amcas Abbas la birlikte tafl tafl y p yard mc oldu u tamir s ras nda Kâbe yeniden infla edildi; ancak Hacerülesved in yerine yerlefltirilmesi hususunda anlaflmazl k ç kt. Bu flerefli görevi hiçbir kabile di erine b rakmak istemedi, hatta bu yüzden savaflmay bile göze alanlar oldu. Nihayet Kureyfl in ileri gelenlerinden Ebû Ümeyye b. Mugîre, Benî fieybe kap s ndan Kâbe ye ilk giren kimsenin verece i karara uyulmas n teklif etti; Kureyflliler bu teklifi benimseyip beklemeye bafllad lar. Kap dan Hz. Muhammed in girdi i görülünce orada bulunanlar flte el-emîn, iflte Muhammed geldi! diyerek memnuniyetlerini ifade ettiler. Hz. Muhammed, bir örtü getirterek Hacerülesved i onun üzerine koydu, bütün kabile reislerinin ifltirakiyle örtüyü kald rd, konulaca hizaya gelince de tafl kendi elleriyle al p yerine yerlefltirdi. Böylece Kureyflliler aras nda ç kmak üzere olan bir çat flman n önüne geçilmifl oldu.

43 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 33 Hz. Muhammed in Peygamberlik öncesi hayat için C. Avc n n Muhammedü l-emin adl eserine baflvurabilirsiniz. K T A P HZ. MUHAMMED N PEYGAMBERL VE SLÂM IN MEKKE DÖNEM lk Vahyin Gelifli Hz. Muhammed in Allah taraf ndan peygamberlikle görevlendirilifli k rk yafl nda olmufltur. Kâbe nin tamiri ve Hacerülesved in yerine konulmas ndan sonra, Allah hakk nda düflünmeye, O na nas l iman ve ibadet edilece ini araflt rmaya daha fazla yöneldi i fark ediliyordu. Mekkelilerin ve di er birçok Arap kabilesinin putlar - na hiç ilgi göstermeyen Hz. Muhammed, akl ve hisleriyle putlara tapman n faydas zl sonucuna ulaflm flt. Belki de tek tanr inanc na dayal Hz. brâhim in dini üzere olmaya çal flan az say daki Hanîfler gibi düflünüyordu. Ancak neyi ve nas l yapaca n bilememenin st rab n yaflarken inzivaya çekilmekten hofllanmaya bafllad ve peygamberli inin birkaç y l öncesinden itibaren her ramazan ay nda, dedesi Abdülmuttalib ve di er baz Kureyfllilerin yapt gibi, Hira da ndaki ma arada münzevi bir hayat yaflamaya bafllad. Yiyece i tükenince flehre iniyor, fakirlere yard mda bulunuyor, Kâbe yi tavaf ediyor ve evden yiyecek alarak bazen Hz. Hatice yle birlikte tekrar ma araya dönüyordu. Hz. Muhammed in Hira da bulundu u 610 y l Ramazan ay n n son on günü içinde muhtemelen yirmi yedinci gece, baz rivayetlere göre pazartesi günü sabaha karfl Cebrâil gelerek ona Allah taraf ndan peygamber olarak görevlendirildi ini haber verdi. Bu ilk vahyi Hz. Peygamber flöyle anlat r. O gece Cebrâil bana gelerek Oku! dedi. Ben okuma bilmedi imi söyledim. Bunun üzerine melek beni alarak dayanabilece im son noktaya kadar s kt. Ard ndan beni b rak p tekrar Oku! dedi. Cevaben yine Ben okuma bilmem deyince tekrar son noktaya kadar s kt ve Oku! dedi. Ben Ne okuyay m? diye cevap verince melek beni üçüncü defa takatim kesilinceye kadar s kt ve b rakt ktan sonra flu ayetleri okudu: Yaratan Rabbinin ad yla oku. O insan bir embriyodan yaratt. Oku! Senin Rabbin en büyük kerem sahibidir. Kalemle yazmay ö reten, insana bilmediklerini belleten odur (el-alak 96/1-5). Bu olay üzerine heyecanlan p korkuya kap lan Hz. Muhammed, Hira dan ayr larak evine gitti, yata a girerek efli Hz. Hatice den üstünü örtmesini istedi ve uyand ktan sonra bafl ndan geçenleri anlatt. Hz. Hatice Allah hiçbir zaman seni utand r p üzmeyecektir. Çünkü sen akraban gözetir, do ruyu söyler, acizlerin elinden tutars n; yoksullara yard m eder, misafirleri a rlars n; haks zl a u rayanlar n yan nda yer al rs n demek suretiyle samimi duygular n dile getirip teselli etti ve kendisine inand n belirtti. Ard ndan Hz. Peygamber i amcao lu Varaka b. Nevfel e götürdü. Kitab Mukaddes i bilen yafll bir H ristiyan olan Varaka, onu dinledikten sonra kendisine gelen mele in bütün peygamberlere vahiy getiren melek oldu unu söyledi. Ard ndan da flunlar ekledi: Sana yalanc diyecekler; kötü davranacaklar. Sana savafl aç p bu flehirden ç karacaklar. Ben o günlere ulafl rsam Allah için sana yard mc olaca m. Hz. Peygamber, hem Hz. Hatice nin deste i hem de Varaka n n bu aç klamalar ndan epeyce rahatlam fl olarak evine döndü.

44 34 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Resim 2.2 Hira Ma aras lk vahyin ard ndan bir süre vahiy kesintiye u rad. lk vahyin a rl ve zorlu- u henüz tam ortadan kalkmam flken vahyin kesilmesi Hz. Peygamber i endifleye sevk etti. S k s k Hira ma aras na giderek Cebrâil in gelmesini gözlüyor, fakat günler geçti i halde melek gelmiyordu. Hz. Peygamber bu dönemde rabbinin kendisini terk etti i zann na kap larak endifleli günler geçirdi. Kaynaklarda fetretü l-vahy ad verilen bu devrenin müddeti hakk nda birkaç aydan bafllay p üç y la kadar varan süreler zikredilir. Bir süre sonra Allah n Hz. Peygamber i terk etmedi ini belirten Duhâ suresi indi. Bu s ralarda Cebrâil Hz. Peygamber e abdesti ve namaz da ö retmifl, o da Hz. Hatice ye ö retip birlikte namaz k lmaya bafllam fllard r. SIRA S ZDE 4 Türkçe mealli Kur an- Kerim den Duhâ suresinin içeri i hakk nda bilgi edininiz. lk Müslümanlar Hz. Peygamber bir gün Hira ma aras ndan dönerken Cebrâil i tekrar gördü, yine korku ve heyecanla evine gidip yata na yatt. Cebrâil evinde karfl s na ç karak Müddessir suresinin ilk ayetlerini okudu (74/1-5). Bu ayetlerde art k ilâhî mesajlar insanlara ulaflt rma zaman n n geldi i belirtilmekte, bu görevi ifa ederken her fleyden önce Rabbine güvenmesi istenmekte, ayr ca maddi ve manevi kirlerden uzak durmas talimat verilmekteydi. Bunun üzerine Hz. Peygamber yak n çevresindeki insanlar slâm dinine davet etmeye bafllad. Bu davet üç y l kadar gizlice sürdü. Hz. Hatice nin ard ndan yak n dostu Ebû Bekir, Ali b. Ebû Tâlib ve Zeyd b. Hârise, k zlar Zeyneb, Ruk yye ve Ümmü Külsûm Müslüman oldu. Gizli davet s - ras nda, Hz. Ebû Bekir in yak n dostlar Osman b. Affân, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, Sa d b. Ebû Vakkas, Osman b. Maz ûn, Said b. Zeyd, Ayyâfl b. Ebû Rebîa ve han m Esmâ bint Selâme, Ebû Ubeyde b. Cerrâh,

45 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 35 Erkam b. Ebü l-erkam, Ebû Seleme, Ca fer b. Ebû Tâlib ve Ubeyde b. Hâris gibi flahsiyetler de slâm kabul ettiler. Bu dönemde Hz. Peygamber evinde, ss z da eteklerinde, ö le tenhal s ras nda Mescid-i Harâm da namaz k l yor, bazen de ibadetlerini Müslümanlarla birlikte yapabiliyordu. Bu arada inen Kur an ayetlerini onlara okuyor, tek tanr ya iman ve itaati esas alan tevhid inanc, insanlar n dünyada yapt klar n n hesab n verecekleri ahiret günü ve iyi ahlâk üzerine sohbetler yap yordu. Müflriklerin toplu halde bulunduklar yer ve zamanlarda bir arada olmamaya ve toplu ibadet etmemeye özen gösteriyordu. Gizlilik devresinde Hz. Peygamber ile Müslümanlar, genç yaflta slâm benimseyen Erkam b. Ebü l-erkam n Safâ tepesinin eteklerindeki evinde bir araya geliyorlard. Hac ve umre amac yla Mekke ye gelenlerle rahatça görüflülebilecek bir yer olmas yan nda, Müslümanlar n dayan flma içinde bulunmalar n ve Hz. Peygamber le bir arada olmalar n sa layan bu evdeki faaliyetler, Ömer b. Hattâb n Müslüman olmas na kadar sürdü. Dârülerkam ad yla ünlü olan bu ev sahabelerin slâmiyet i benimseyifllerini tarihlendirmek için kullan lm fl ve slâm n yay l p gönüllere yerleflmesi hususunda önemli rol üstlenmifltir. Aç k Davetin Bafllamas Mekke de peygamberli in 4. y l ndan itibaren slâm daveti aç ktan yap lmaya baflland. Hz. Peygamber in ilk ve en önemli muhatab Kureyflliler oldu. Putlar n Kâbe nin içine ve çevresine yerlefltiren Kureyflliler Hz. brahim ve smail den beri devam eden hac ve umre ibadetlerini de idare ediyor ve bundan dolay di er kabileler aras nda bir imtiyaz ve itibara sahiptiler. Onlar Kâbe yi ziyarete gelenlerden azami derecede faydalanmak amac yla çeflitli kabilelerin putlar n da Kâbe ve çevresine dikmifllerdi. Aile fertlerini ve güvendi i yak n dostlar n slâmiyet e davet etmeye devam eden Hz. Peygamber i zor günler bekliyordu. Çünkü vahyedilen gerçekleri müflriklerden çekinmeden aç kça tebli etmesi kendisinden istenmifl (el-hicr 15/94) ve en yak nlar ndan bafllamak üzere eriflebildi i herkesi uyarmas emredilmiflti (efl-fiuarâ 26/214). Hz. Peygamber, bu günlerden itibaren Mekke nin fethine kadar yaklafl k yirmi y l kadar sürecek olan bu çetin mücadeleye yak n akrabalar n bir ziyafete davet etmekle bafllad. Kureyfl in Hâflim ve Muttalibo ullar kollar na mensup yaklafl k k rk befl kifli bu davete kat ld. Ancak yemekten sonra amcas Ebû Leheb, onun konuflmas na f rsat vermeden söze bafllay p Kabilesine senin getirdi in gibi kötü fley getiren birini görmedim deyince davetliler da ld. Bu olumsuz sonuca çok üzülen Hz. Peygamber birkaç gün sonra bir toplant daha tertip etti. Burada yapt konuflmada Allah n bir oldu unu, O nun efli ve benzerinin bulunmad n, O na inan p güvendi ini belirterek davetlilerine asla yalan söylemeyece ini aç klad ktan sonra konuflmas na flöyle devam etti: Ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmifl olan Allah elçisiyim. Allah a yemin ederim ki uykuya dald n z gibi öleceksiniz, uykudan uyand n z gibi de diriltileceksiniz; yapt klar n zdan hesaba çekileceksiniz, iyilikleriniz karfl l nda iyilik, kötülükleriniz karfl l nda da ceza göreceksiniz. Cennet de cehennem de ebedîdir. lk uyard m da sizlersiniz. Hz. Peygamber in amcas Ebû Tâlib onun sözlerini güzel buldu unu ve kendisini destekleyece ini, ancak atalar n n dininden ayr lamayaca n bildirdi. Di er amcas Ebû Leheb ise akrabalar n n ona engel olmas n, davetini kabul ettikleri takdirde zillete düfleceklerini, kendisini himaye ederlerse öldürüleceklerini söyledi. Bunun üzerine Ebû Tâlib, sa oldu u sürece ye enini himaye edece ini ilân etti. Ebû Leheb kar s yla birlikte Hz. Peygamber e daima muhalefet etmifl, düflmanl k göstermifl, bilhassa Mekke ye d flar dan gelenlerle ko- Kur an- Kerim de Hz. Peygamber e ve Müslümanlara düflmanl k yapanlar n sözlerine, fiillerine ve hatta niyetlerine dair aç k ifadeler bulunmas na ra men Ebû Leheb d fl nda hiçbirinin ad zikredilmemifltir.

46 36 slam Tarihi ve Medeniyeti-I nuflmas esnas nda onu takip etmifl, söylediklerini yalanlam fl, onun bir sihirbaz oldu unu ve kabilesini birbirine düflürdü ünü söylemifltir. Bu sebeple Kur an da ad n n geçti i bir sure nazil olmufl ve kar s yla birlikte cehennemlik oldu u ifade edilmifltir (et-tebbet 111/1-5). Mekkelileri Davet Hz. Peygamber bir gün Safâ tepesine ç karak bütün Mekkelilere slâmiyet i tebli etmeye karar verdi ve orada toplananlara flöyle seslendi: Ey Kureyflliler! Size flu da n arkas nda bir düflman birli i var desem inan r m s n z?, Evet, senin yalan söyledi ine flahit olmad k cevab n al nca konuflmas na flöyle devam etti: Öyleyse ben büyük bir azaba duçar olaca n z size haber veriyorum... Allah bana en yak n akrabam uyarmam emretti. Allah tan baflka ilâh yoktur demedikçe size ne bu dünyada ne de âhirette bir faydam dokunur.... Kureyfl ileri gelenleri Hz. Peygamber in slâm a davetine önceleri pek karfl ç kmad lar. Ancak slâm Peygamberi puta tap c l elefltiren ayetleri okumaya, putperestlerin cehennemlik olduklar n ilân etmeye bafllay nca mesaj n büyük bir tehlike olarak görmeye, düflmanca tav r almaya, davetini engellemek için ellerinden geleni yapmaya bafllad lar. Ayr ca onlar, bir tek yarat c n n varl na dayanan tevhid ilkesinin hâkim olmas, dolay s yla putperestli in y k lmas halinde Arap kabileleri nezdindeki üstünlüklerinin, ticari imkân ve menfaatlerinin kaybolaca ndan da endifle ediyorlard. Di er taraftan kabile asabiyetinin tabii bir sonucu olarak atalar kültüne sahip bulunan Kureyflliler, atalar ndan intikal eden geleneklere büyük de er atfediyordu. Onlar için putperestlik mutlaka korunmas gereken bir külttü. Onlar bu hususu s kça dile getirerek atalar n n inanç ve ibadetlerinden ayr lmayacaklar n söylüyorlard. Kureyfllilerin ahlâkî durumlar da son peygamberin davetini kolayca kabul edebilecek bir seviyede de ildi. Câhiliye zihniyetinin hâkim oldu u Mekke toplumunda içki, kumar, zina, yalan söylemek gibi kötü al flkanl klar n yan nda maddî güç ve kabile asabiyetine dayanan üstünlük anlay fl n n besledi i haks z kazanç, insanlar sömürme ve ezme zihniyeti egemen durumdayd. Kur an- Kerim bu çirkin davran fllar elefltiriyor, insanlar aras nda üstünlü ün ancak yaratana sayg, yarat lm fllara flefkatle oluflabilece- ini bildiriyor (el-hucurât 49/13), aksi davran fl sergileyenlerin ahirette cezaya çarpt r laca n haber veriyordu. Hz. Peygamber in gittikçe taraftar toplad n, inanç ve davran fllar n elefltirdi- ini gören Kureyflliler onu küçümsemeye ve ona hakaret etmeye bafllad lar; bir süre sonra da fliddete baflvurmaktan çekinmediler. Kaynaklar müflriklerin Hz. Peygamber e ve Müslümanlara uygulad klar ac mas z eza, cefa ve iflkencelerden ayr nt l olarak bahseder. Özellikle Ebû Cehil, Ebû Süfyan, Ebû Leheb, Ümeyye b. Halef, Velid b. Mugîre, Ukbe b. Ebû Mu ayt ve Hakem b. Ebü l-as gibi az l müflriklerin yapt iflkenceler insanl k ad na utanç vericiydi. Onlar n yapt klar ndan en çok etkilenenler Mekke ye d flar dan gelmifl aileler ile köle ve cariyelerdi. Bunlar aç b rak l yor, k zg n kumlara yat r l yor, üzerlerine kaya parçalar konularak iflkenceye tabi tutuluyordu. Bu iflkencelerin en a r n Yâsir ailesi yaflad. Kaybolan kardeflini aramak için Mekke ye gelen Yâsir burada Benî Mahzûm kabilesinden Ebû Huzeyfe nin himayesine girmifl ve onun Sümeyye adl cariyesiyle evlenmiflti. Bu evlilikten meflhur sahabe Ammâr b. Yâsir dünyaya geldi. Yâsir, Sümeyye ve Ammâr, ilk Müslümanlardan olup müflriklerin iflkencelerine sab rla karfl l k verdiler.

47 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 37 Sonunda Sümeyye, Ebû Cehil in ac mas z iflkenceleri alt nda can vererek slâm tarihinde ilk flehit unvan n kazand. Yâsir de ayn gün iflkence ile flehit edildi. Sa kalan Ammâr, müflriklerin a r iflkencelerine tahammülü kalmad bir s rada Lât ve Uzza lehinde, Hz. Peygamber in de aleyhinde konuflmak zorunda kald. Müflriklerin elinden kurtulur kurtulmaz Hz. Peygamber in yan na giderek durumu anlatt. Ammâr n büyük bir s k nt yaflad n gören Hz. Peygamber ona bu sözleri söylerken neler hissetti ini sordu. Ammar da iman dolu kalbinde her hangi bir de- ifliklik olmad n söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber iman n korudu u sürece zor durumda kald için böyle davranmas nda bir sak nca bulunmad n belirterek, ayn durumda kal rsa yine ayn flekilde davranmas n tavsiye etti. Bilâl-i Habeflî, Suheyb-i Rûmî, Habbâb b. Eret ve Ebû Fükeyhe gibi köleler ile Zinnîre, Ümmü Übeys, Nehdiye ve Lübeyne gibi cariyeler de inançlar u runa büyük s k nt larla karfl karfl ya kald lar. Köleler içerisinde slâm kabul eden ilk kifli olan Bilâl-i Habeflî, özellikle efendisi Ümeyye b. Halef taraf ndan a r iflkencelere tabi tutuldu. Boynuna ip tak l p çocuklar n eline verilmek suretiyle Mekke sokaklar nda dolaflt r ld. Ümeyye b. Halef onu ö le vakti s cak kumlar n üzerine yat r p gö süne k zg n ve büyük tafllar koyar, tek Allah a imandan vazgeçmesini, Lât ve Uzzâ putlar - na iman etmesini isterdi. Bütün bunlara karfl Bilâl ise zor nefes al r bir vaziyette ahad! ahad! (Allah birdir) diyerek iman ndaki kararl l vurgulard. Varl kl Müslümanlar da çeflitli eza ve cefalara maruz b rak ld lar. Meselâ, Hz. Osman a amcas Hakem b. Ebü l-as taraf ndan bask yap ld ve malî harcamalar na k s tlama konularak dinden döndürülmek istendi. Sa d b. Ebû Vakkas annesinin direnifli ile yüz yüze geldi. Hatta bu sebeple, Allah inkâra zorlayan anne-babalara itaat etmek gerekmedi ine dair ayet indi (Lokman 31/15). Ebû Ubeyde b. Cerrah Müslüman olduktan sonra babas n n büyük düflmanl klar ile karfl laflt. Abdullah b. Mes ûd Kâbe avlusunda Allah n ayetlerini aç kça okudu u için bay l ncaya kadar dövüldü; her taraf kanlar içinde kald. Mus ab b. Umeyr zengin bir ailenin refah içinde yetiflmifl bir o lu iken Müslüman oldu u için ailesinin fliddetli tepkisi ile karfl laflm fl, hiçbir maddi ihtiyac karfl lanmad gibi elbiseleri bile elinden al nm flt. Gifâr kabilesinden Ebû Zer, Müslüman oldu unu aç klad nda müflrikler taraf ndan üç kere bay lt l ncaya kadar dövüldü. Mekke de itibar sahibi olan Hz. Ebû Bekir, aç kta namaz k lmas ve duyulacak flekilde Kur an okumas yasakland için, evinin bahçesine kal n duvarlarla örülü bir mescid yapt rarak ibadetlerini orada yapmaya bafllam flt. Bunlar n ötesinde bizzat Hz. Peygamber in geçti i yollara pislikler ve dikenler at lm fl, evi tafllanm fl, hatta namaz k larken üzerine deve iflkembesi at larak secdede bo ulmak istenmiflti. Bilhassa amcas Ebû Leheb ile Ebû Süfyân n k z kardefli olan kar s Ümmü Cemîl, Hz. Peygamber e çok s k nt verdiler. Ümmü Cemîl, Hz. Peygamber in k zlar ile evli olan iki o luna bask yaparak boflanmalar n sa lad. Müflriklerin bask ve tehditleri, eza, cefa ve iflkenceleri Müslümanlar dinlerinden çevirmek flöyle dursun, imanlar n daha da kuvvetlendiriyordu. Allah yolunda Müslümanlar n katland klar s k nt lar, mücadele azimlerini art rmakta ve iman n ne kadar k ymetli bir hazine oldu unu göstermekteydi. nsan n zihnine ve gönlüne hitap eden Kur an n etkileyicili i karfl s nda ne yapacaklar n flafl ran Kureyflliler aleyhte bir tak m sözler yaymaya bafllad lar. Hz. Muhammed in kâhin, mecnun veya flair oldu unu, getirdi i bir büyü veya eskilerin masal olan Kur an bir H ristiyan dan ö rendi ini iddia etmeye bafllad lar. Fakat Hz. Peygamber e indirilen ayetler ve ilâhî beyanlarla sürekli olarak müflriklerin bu gerçek d fl iddialar çürütüldü.

48 38 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kureyflliler, Hz. Muhammed in slâm a davet faaliyetlerine engel olmas amac yla amcas Ebû Tâlib ile de iflik zamanlarda üç defa görüfltüler. Ebû Tâlib birinci müracaat yat flt r c ve gönül al c baz sözlerle savuflturdu. kincisinde Kureyflliler tehdit edici ifadeler kullan nca Hz. Peygamber i ça rd ve kabilesine karfl daha fazla direnemeyece ini söyledi. Amcas n n kendisini art k himaye etmeyece ini düflünen Hz. Peygamber, Bu iflten vazgeçmem için günefli sa elime ay da sol elime verseler hiçbir fley de iflmez, Allah bu dini üstün k l ncaya kadar çal flaca m veya bu u urda ölece im fleklinde kararl bir cevap verdi. Bunun üzerine Ebû Tâlib ye enini, Git istedi ini söyle, Allah a andolsun ki seni asla onlara teslim etmeyece im sözleriyle teselli etti. Kureyflliler üçüncü defa baflvurular nda Ebû Tâlib e flöyle bir teklif sundular: Ye enini bize teslim et, onun yerine Velid b. Mugîre nin o lu Umâre yi sana evlât olarak verelim. Ebû Tâlib bu teklifi fliddetle reddetti. Bu arada baz Kureyflliler bizzat Hz. Peygamber le görüflüp onu davas ndan vazgeçirmeye çal flt lar. Meselâ Utbe b. Rebîa Hz. Peygamber e gelerek...fiayet maksad n zengin olmaksa sana mal mülk verelim. Makam ve itibar peflindeysen seni bafl m - za yönetici yapal m dedi. Hatta daha da ileriye giderek E er ruhsal bir rahats zl k sonucu böyle davran yorsan seni tedavi ettirelim fleklinde teklifte bulundu. Utbe sözlerini bitirdikten sonra Hz. Peygamber Fuss let suresinin ilk ayetlerini okuyarak (41/1-6) Allah taraf ndan görevlendirilmifl bir peygamber oldu unu söyledi. Utbe ayetlerden ve Hz. Peygamber in sözlerinden etkilenmekle birlikte Müslümanl kabul etmedi. Hamza b. Abdülmuttalib ve Ömer b. Hattab n Müslüman Oluflu Mekke dönemindeki tebli faaliyetleri s ras nda iki kiflinin Müslüman olmas n n ayr bir önemi vard r. Onlardan biri Hz. Peygamber in amcas Hamza di eri de Ömer b. Hattâb d r. Nübüvvetin 6. (616) y l nda, Ebû Cehil ve adamlar n n Hz. Peygamber e hakaret etti ine flahit olan bir cariye, gördüklerini, av dönüflü Kâbe yi tavaf etmeye gelen Hamza ya anlatt. Öfkeye kap lan Hamza elindeki yay ile orada bulunan Ebû Cehil in bafl na vurdu, ard ndan, flte ben de Muhammed in dinini benimsiyorum, cesareti olan varsa gelsin dövüflelim diyerek Müslümanl - n ilân etti. O s rada Dârülerkam da bulunan Hz. Peygamber amcas n n Müslüman olufluna çok sevindi. Tebli faaliyetlerini yürütürken Müslümanlar n karfl laflt zorluklar hafifletmek için büyük gayretler gösteren Hz. Peygamber, ayn zamanda slâm n zaferi için baz güç ve nüfuz sahibi flahsiyetlere hidayet nasip etmesi için Rabbine niyazda bulunuyordu. Bu flahsiyetlerden biri de Ömer di. Rivayete göre Ömer, bir gün, Hz. Muhammed i öldürmek üzere evinden ç km fl, yolda k z kardefli Fât ma n n slâm benimsedi ini ö renince önce onun evine gitmifl, Tâhâ suresinin ilk ayetlerini okuduklar n duyunca enifltesi Said b. Zeyd ve k z kardeflini dövmüfltü. Fât ma n n kararl l n ve kanlar içinde kald n görünce piflmanl k duyarak okuduklar sayfalar istemifl, Tâhâ ve Abese suresinin ilk ayetlerinin etkisi alt nda kalarak Dârülerkam da bulunan Hz. Peygamber in huzuruna ç k p Müslüman olmufltu. Ömer in Müslüman olufluna tekbir getirerek karfl - l k veren Hz. Peygamber ile orada bulunanlar da tekbir getirdi ve hep beraber Dârülerkam dan ç k p Kâbe ye gittiler. Habeflistan a Hicret slâmiyet Mekke de yavafl yavafl yay l rken müflriklerin Müslümanlara karfl tav rlar da sertleflti, sözlü tepkilere fiilî müdahaleler de eklendi. Ashab n n mâruz kald - zulüm ve iflkencelere son derecede üzülen fakat engellemeye gücü yetmeyen

49 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 39 Hz. Peygamber, Müslümanlara, dinlerini yaflayabilecekleri ve can güvenli ine sahip olabilecekleri bir yer olarak Habeflistan a gitmeyi tavsiye etti. Habeflistan n H - ristiyan Kral Ashame en-necâflî yönetimi alt nda yaflayanlara iyi davranan adaletli bir hükümdard. Bu hususu Hz. Peygamber ashab na flöyle aç klad : fiayet isterseniz Habeflistan a gidin. Zira orada ülkesinde hiç kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar ifl bafl ndad r. Oras bir do ruluk ve dürüstlük ülkesidir. Allah bir kolayl k verinceye kadar orada kal n. Bu tavsiye üzerine on bir erkek ile dört kad ndan oluflan Müslüman kafilesi, 615 y l nda fiuaybe Liman ndan Habeflistan a hareket etti. Kafilede Hz. Osman ve efli Hz. Peygamber in k z Ruk yye, Zübeyr b. Avvâm, Mus ab b. Umeyr, Abdurrahman b. Avf, Ebû Seleme ve efli Ümmü Seleme gibi slâm tarihi aç s ndan önemli isimler yer almaktayd. slâm da ilk hicret olarak önem tafl yan bu geliflme Hz. Muhammed in, peygamberli inin ilk y llar nda Afrika ile temasa geçmesini de sa lam fl oluyordu. Bir y l sonra Mekke ye dönen Hz. Osman n anlatt klar ndan Müslümanlar n orada iyi karfl lanm fl olduklar anlafl ld. Bu sebeple ikinci bir büyük kafile Ca fer b. Ebû Tâlib baflkanl nda Habeflistan a hicret etti. Sonuçta buraya göç edenlerin say s 108 e ulaflt. Müslümanlar n say s n n gittikçe artmas üzerine Kureyflliler, hicret edenlerin iadesi talebiyle Habeflistan a bir heyet gönderdiler. Necâflî her iki taraf da dinlemek için Müslümanlar n temsilcilerini de huzuruna ça rd. Habefl muhacirleri ad na Necâflî ile Ca fer b. Ebû Tâlib konufltu. Onun sözleri slâm n ilk muhataplar nda meydana getirdi i de iflimi göstermesi bak m ndan önem tafl maktad r. O flöyle dedi: Ey hükümdar! Biz Câhiliye zihniyetine sahip bir kavimdik; putlara tapar, ölü hayvan eti yer, fuhufl yapard k. Akrabal k ba lar na riayet etmez, komflular m za kötülük ederdik. Güçlü olanlar m z zay flar m z ezerdi. Allah aram zdan do ruluk ve iffetini bildi imiz, güven duydu umuz peygamberi gönderdi. O bizden putlara de il, sadece Allah a tapmam z, emanete riayet etmemizi, akraba ve komflular gözetmemizi, do ru davran p yalan, iftira, kan davas ve yetim mal yemekten uzak durmam z istedi. Biz de ona iman ettik. Taraflar dinleyen Ashame iade iste ini reddetti. Müslümanlar Habeflistan da bir süre kald lar. Habefl muhacirlerinden otuz üç kifli boykotun sona ermesinden sonra (620) Mekke ye döndü. Geriye kalan Habefl muhacirlerinin bir k sm hicretten sonra, son kafile ise 628 y l nda kendi iste iyle Medine ye gitti. Bu arada Kureyflliler, Bedir Gazvesi nden sonra yeni bir heyet göndererek Müslümanlar n iade edilmesini istemifllerse de, Ashame bunu reddetmifltir. Kureyfl in Boykotu Kureyflliler, Hamza ve Ömer in slâmiyet i benimseyifli ile güç kazanan Hz. Peygamber i etkisiz hale getirmeye karar verdiler. Bunu gerçeklefltirinceye kadar Hâflimo ullar ve Muttalibo ullar yla mevcut olan akrabal a ve hukuka riayet etmeyeceklerini söyleyip bu iki zümreyi düflman ilân ettiler. Onlarla konuflmamaya, k z al p vermemeye ve al flverifl yapmamaya karar verdiler. Boykotun flartlar n bir ka- da yaz p Kâbe nin duvar na ast lar. Bu sosyal boykot karfl s nda Ebû Tâlib, ye enini ve mensuplar n emniyet alt na almak amac yla fii bü Ebû Tâlib de (Ebû Tâlib Mahallesi) toplad. Müflrikler saf nda yer almay tercih eden Ebû Leheb ve o ullar hariç, Müslüman olsun olmas n bütün Hâflimîler ve Muttalibo ullar bu mahallede üç y la yak n bir süre ( ) boykot alt nda yaflamak zorunda kald lar. Hz. Hatice ile Ebû Tâlib bu s k nt l günlerde bütün servetlerini tükettiler. Ticarî faaliyetlerde bulunmak, hac mevsimi ve haram aylar d fl nda d flar ç k p al flverifl yapmak mümkün olmuyordu. Müflrikler al flverifl yap labildi i günlerde de zorluk ç - kar yor, fiyatlar art r yordu. Sonunda aralar nda Ebû Tâlib in k z kardeflinin o lu

50 40 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Züheyr b. Ümeyye ve Hiflâm b. Amr gibilerinin bulundu u baz insafl kimseler Kureyfl in ileri gelenlerinden Mut im b. Adî ve Zem a b. Esved ile konuflup desteklerini ald ktan sonra Ebû Tâlib mahallesine gittiler ve mahsur olanlar oradan ç kart p boykota son verdiler. Ebû Tâlib ve Hz. Hatice nin Vefat Peygamberli in 10. y l nda, Hz. Peygamber i her zaman desteklemifl olan amcas Ebû Tâlib ve kendisiyle yirmi befl y l mutlu bir hayat yaflad han m Hz. Hatice (19 Nisan 620) üç gün arayla vefat ettiler. Onlar n ölümü Hz. Peygamber i ve Müslümanlar son derece üzdü. Bu sebeple bu y la senetü l-hüzn veya âmü l-hüzn (üzüntü y l ) ad verildi. Ebû Tâlib in vefat üzerine Hâflimo ullar n n baflkan olan Ebû Leheb, k z kardefllerinin srarlar sonucu, peygamberli ini kabul etmedi i Hz. Peygamber in himayesini üzerine almaya r za gösterdi. Ancak bir müddet sonra, Ukbe b. Ebû Muayt ile Ebû Cehil in tahrikleriyle bu karar ndan vazgeçti. Bundan dolay Hz. Peygamber Tâif dönüflünde bir baflka Kureyflli müflrikin himayesi sayesinde Mekke ye girebilecekti. Tâiflileri slâm a Davet Geliflen olaylar çizgisinde Kureyfllilerin Hz. Peygamber e karfl sergiledikleri sert davran fllar art fl gösteriyordu. Esasen slâmiyet i tebli aç s ndan müflriklere yapabilecek bir fley de kalmam flt. Peygamberli in 10. y l ndan (620) hicrete kadar geçen süre içinde Hz. Muhammed, baflka insanlara ulafl p davetine devam etmek üzere gözünü Mekke d fl na çevirdi. Yan na Zeyd b. Hârise yi alarak Sakîf kabilesinin yaflad Tâif e gitti. Kabilenin ileri gelenlerinden Amr b. Umeyr in üç o lunu, Abdüyâlîl, Mes ûd ve Habîb i, ayr ca kabilenin di er baz önemli kiflilerini slâmiyet e davet etti. Kureyfllilerle akrabal k ve ticari ba lant lar bulunan Sakîflilerden hiçbiri onun ça r s n benimsemedi i gibi Hz. Peygamber in hiç olmazsa davetini gizli tutmalar n istemesine de itibar etmedi. Ayr ca onu ve Zeyd b. Hârise yi flehrin ayak tak m na tafllatt lar. At lan tafllarla ayaklar kanayan Hz. Peygamber i korumaya çal flan Zeyd in de bafl yaraland. Tâiflilerin maddî ve manevî eziyeti Hz. Peygamber in Kureyflli Utbe b. Rebîa ve kardefli fieybe nin ba na girmesine kadar devam etti. Bu zor anlar nda Hz. Peygamber Rabbine s n p teslimiyetini ifade etmifl, onun r zas n ve yard m n talep etmifltir. Bu arada ba sahiplerinin kölesi Addas Hz. Peygamber e bir tabak üzüm getirdi. Hz. Peygamber in üzümü yemeye bafllarken Bismillâh demesi Addâs n dikkatini çekince konuflmaya bafllad lar. Addâs Ninoval bir H ristiyan oldu unu ifade edince Hz. Peygamber Ninova n n Hz. Yûnus un memleketi oldu unu söyledi. Addas, bunu nerden bildi ini sordu. Hz. Peygamber: O benim kardeflim ve Allah n bir elçisidir. Ben de Allah n elçisiyim deyince konuflmalardan etkilenen Addâs slâmiyet i kabul etti. Hz. Peygamber bir süre dinlendikten sonra Mekke ye dönmek üzere Tâif ten ayr ld. Onun Mekke ye yeniden girebilmesi için himayesine girece i bir Kureyflli bulmas gerekiyordu. Bunun için Hira da nda beklerken baflvurdu u pek çok kimse talebini yerine getirmedi. Nihayet Kureyflin kollar ndan Nevfelo ullar n n reisi Mut im b. Adî nin himayesine girerek Mekke ye girebildi. Çeflitli hadis rivayetlerinde kaydedildi ine göre Hz. Âifle sonralar, hayat nda Uhud Gazvesi nden daha zor bir gün yaflay p yaflamad n Hz. Peygamber e sormufl, o da Tâif dönüflünü hat rlatarak sözlerine flöyle devam etmiflti: O zaman flaflk nl m n hafifledi i bir s rada bafl m yukar kald rd m, beni gölgelendiren bir bulutun içinde Cebrâil i gördüm. Cebrâil, istedi im takdirde Mekkelileri helâk edecek mele in emrime verildi-

51 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 41 ini söyledi, melek de yan ma geldi. Bense, Hay r, istemem; ben, Allah n bu müflriklerin soyundan yaln z Allah a kulluk eden, O na hiçbir fleyi ortak koflmayan kimseler meydana getirmesini arzu ederim diye cevap verdim (Buhârî, Bed ü l-halk, 7; Müslim, Cihâd, 111). srâ ve Mi râc Yüce Allah son peygambere, kendisini destekleyen yak nlar n n vefat ve Tâiflilerin eziyetlerinin ard ndan, manevî âlemlere seyahat etme mazhariyetini lütfetti. Bir gece Hz. Peygamber Cebrâil eflli inde Mekke deki Mescid-i Harâm dan Kudüs teki Mescid-i Aksâ ya götürüldü; oradan da yine Cebrâil ile birlikte Sidretü lmüntehâ ad verilen yüce makama yükseltildi. Bundan sonra Hz. Peygamber zaman ve mekân söz konusu olmaks z n Yüce Allah n huzuruna ç kart ld. Bu mucize ile slâm n, on y ldan beri mahsur kald Mekke flehrinden ç k p uzak mekânlara ve ülkelere yay laca n n iflareti verilmekteydi. Çünkü Hz. Peygamber bu manevi seyahatinde, kendi döneminde ve bugün mensuplar bulunan veya bulunmayan di er semavî dinlerin peygamberlerine imaml k yaparak namaz k ld rd. srâ ve mi rac ad verilen seyahatin Mescid-i Harâm dan Mescid-i Aksâ ya kadar olan birinci k sm bu adla nazil olan on yedinci surenin ilk ayeti, mi rac ise Necm suresinin ilk ayetleri (53/1-18) ve birçok hadisle sabittir. Mi rac olay hicretten bir y l önce Receb ay n n 27. gecesi gerçekleflmifltir. Mi rac, Hz. Peygamber in maneviyat n yükseltmifl, müminlerin iman n kuvvetlendirmifl, müflriklerin ise düflmanl klar n artt rm flt r. Bu gece befl vakit namaz farz k l nm fl, Bakara suresinin son ayetleri ( ) indirilmifl, Allah a ortak koflmayanlar n affedilece i müjdesi verilmifltir. Bu gece ile ilgili olan srâ suresinde emredilen flu prensipler slâm n baz hususlardaki temel yaklafl m n göstermesi bak m ndan önemlidir: Allah tan baflkas na kulluk etmemek, Ana-babaya iyi davranmak, Akrabaya, yoksula, yolda kalm fla hakk n vermek, Cimri olmamak ve israf etmemek, Yoksulluk endiflesi ile çocuklar öldürmemek, Fuhufl ve zinaya yaklaflmamak, Cana k ymamak, Yetim mal na el uzatmamak, Verilen sözü yerine getirmek, Ölçü ve tart da do rulu a dikkat etmek, Hakk nda bilgi sahibi olunmayan bir konunun pefline düflmemek, Yeryüzünde gurur ve kibirle yürümemek, büyüklük taslamamak (el- srâ 17/22-29). Hz. Peygamber isrâ ve mirâc olay n Mekkelilere anlatt zaman onlar gerçek d fl bulup inkâr etmifller, Hz. Peygamber e Kudüs ve Mekke ye dönmekte olan bir kervan n yeri hakk nda sorular sorup do ru cevap almalar na ra men bunu sürdürmüfllerdir. Müflrikler alayl bir flekilde olay Hz. Ebû Bekir e de anlat p onu zor durumda b rakmak istemifllerse de o: Bu söylediklerinizi Muhammed mi anlat yor? O söylüyorsa do rudur diyerek tasdik etmifl ve böylece S ddîk lakab n alm flt r. Akabe Biatlar Hz. Peygamber hac ve umre için d flar dan Mekke ye ve ticaret için panay rlara gelenlere slâm davetini ulaflt rmak amac yla peygamberli inin ilk y llar ndan itibaren gayret gösteriyordu. Peygamberli in 11. y l (620) hac mevsiminde Yesrib den gelen alt kiflilik bir grupla Mina n n tenha bir yeri olan Akabe de karfl laflt ve kendilerine slâmiyet i tebli etti. Hazrec kabilesine mensup bu kifliler Müslümanl benimsediler. çlerinden Es ad b. Zürâre Yesrib e dönüp yeni dini hem kendi kabile- D KKAT

52 42 slam Tarihi ve Medeniyeti-I sine hem de Evslilere anlat p bir y l sonra yeniden Akabe de Hz. Peygamber le buluflma sözü verdi. slâm dinine büyük hizmetler ifa eden ensar zümresinin çekirde ini oluflturan bu alt Yesriblinin faaliyetleri sonucunda birçok kifli Müslüman oldu. Ertesi y l (Temmuz 621) onu Hazrecli, ikisi Evsli olmak üzere on iki kifli Hz. Peygamber le gizlice Akabe de bulufltular. Yesribliler, Hiçbir flekilde Allah a ortak koflmayacaklar na, h rs zl k ve zina yapmayacaklar na, çocuklar n öldürmeyeceklerine, birbirlerine iftira etmeyeceklerine, Hz. Peygamber in emirlerine uyacaklar - na söz verip kendisine biat ettiler. Buna Birinci Akabe Biat denir. Hz. Peygamber Yesrib halk na Kur an ve slâm ö retmesi, henüz Müslüman olmayanlar dine davet etmesi ve namaz k ld rmas için Mus ab b. Umeyr i onlarla birlikte gönderdi. Es ad b. Zürâre nin evinde misafir olan Mus ab n bir y l içindeki faaliyetleri, Evs kabilesinin reisleri Sa d b. Muâz ile Üseyd b. Hudayr da dâhil olmak üzere Yesrib ileri gelenlerinin Müslüman olmas n ve flehrin hicret yurdu haline gelmesini sa lad. Nitekim peygamberli in 13. y l n n (622) hac mevsiminde, ikisi kad n yetmifl befl Yesribli Müslüman, henüz Müslüman olmayanlar n da yer ald hac kafilesiyle birlikte Mekke ye gelerek hacdan sonra Akabe de, Hz. Peygamber le gizlice bulufltu. Hz. Peygamber henüz Müslüman olmayan amcas Abbas la oraya gelmiflti. Yesriblilerin kendisini flehirlerine davet etmeleri üzerine, Hz. Peygamber önce Kur an- Kerim den baz ayetler okudu, kendilerini slâm a kuvvetli bir flekilde ba lanmalar gerekti i hususunda teflvik edici sözler söyledi. Sonra kinci Akabe Biat n n flartlar n flöyle s ralad : Hicret etti i takdirde kendisini ve Mekkeli bütün Müslümanlar kendi canlar n, çocuklar n, kad nlar n ve mallar n koruduklar gibi koruyacaklar na, iyi günlerde de s k nt l zamanlarda da kendisine itaat edeceklerine, bollukta da darl kta da malî yard mda bulunacaklar na, iyili i emredip kötülü e engel olacaklar na, kimseden korkup çekinmeden hak üzere bulunacaklar na dair söz verip biat etmelerini söyledi. Yesriblilerin hepsi flartlar kabul edip biatta bulundu. Hz. Peygamber, kendisiyle irtibat sa layabilmeleri için aralar ndan on iki temsilci (nakîb) seçmelerini istedi. Onlar da dokuzu Hazrecli, üçü Evsli olmak üzere nakîblerini seçtiler. Hz. Peygamber Hazrec ten Neccâro ullar n n temsilcisi Es ad b. Zürâre yi ayn zamanda di er onbir temsilcinin de baflkan tayin etti. kinci Akabe Biat savaflla ilgili hususlar da kapsad için bey atül-harb (savafl biat ) diye de an lm flt r. Medine ye Hicret Hz. Peygamber kinci Akabe Biat ndan sonra ashab na Yesrib e hicret için izin verdi. Bunun üzerine ilk defa Âmir b. Rebîa ile han m Leylâ bint Hasme buraya göç ettiler; daha sonra da di er sahabeler kafileler halinde Mekke den ayr lmaya bafllad lar. Bu arada iflaret etmek gerekir ki, daha önce Mekke den Medine ye gitmifl birkaç sahabe vard. Bunlar Akabe biatlar ndan önce Medine ye hicret eden Ebû Seleme el-mahzûmî ve han m Ümmü Seleme ile Hz. Peygamber in Medine ye slâm tebli için gönderdi i Mus ab b. Umeyr ve Abdullah b. Ümmü Mektûm idi. Hicret umumiyetle gizlice yap l yordu. Çünkü Kureyflli müflrikler Müslümanlar n Mekke den ayr lmalar na dahi müsaade etmek istemiyor, çeflitli zorluklar ç kart p ellerinden geldi ince hicreti engellemeye çal fl yor, hatta baz Müslümanlar hapsediyorlard. Meselâ, Ebû Seleme ile han m Ümmü Seleme Habeflistan dan Mekke ye döndükten sonra çocuklar Seleme yi de yanlar na alarak Medine ye hicret için yola ç kt klar nda Ümmü Seleme nin ailesi gitmesine izin vermedi. Bu sebeple Ebû Seleme han m ve çocu unu Mekke de b rakarak Medine ye yaln z git-

53 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 43 mek zorunda kald. Öte yandan Ebû Seleme nin ailesi de Ümmü Seleme nin ailesinin yapt klar na karfl l k olarak Seleme yi annesinin elinden ald lar. Hem kocas ndan hem de o lundan ayr kalman n verdi i derin üzüntüyle Ümmü Seleme bir y l boyunca gözyafl döktü. Sonunda akrabalar insafa gelerek Medine ye gitmesine izin verdiler. Ebû Seleme nin ailesi de Seleme yi annesine teslim etti. Ümmü Seleme çocu unu yan na alarak Medine ye gitmek üzere tek bafl na Mekke den ayr ld. Yolda karfl laflt Osman b. Talha n n refakatinde Kubâ ya ulaflt ve Ebû Seleme ile bulufltu. Hiflâm b. Âs, hicret için haz rl k yapm fl, ancak babas Âs b. Vâil baflta olmak üzere müflrikler taraf ndan zincire vurulup hapsedilmiflti. Ayyâfl b. Ebû Rebîa hicret için yola ç k p Kubâ ya kadar gelmifl, ancak burada kendisine yetiflen kardeflleri Ebû Cehil ve Hâris b. Hiflâm yafll annesinin onun ayr l yüzünden periflan hale geldi ini ileri sürüp Mekke ye dönmesini sa layarak hapsetmifllerdi. Hiflâm b. Âs ve Ayyâfl b. Ebû Rebîa 629 y l nda müflriklerin elinden kurtulup Medine ye gidebilmiflti. Suheyb b. Sinân er-rûmî nin hicret edece inden haberdar olan Mekkeliler ona olan borçlar n ödemedikleri gibi mal varl na da el koymufllar, Suheyb o güne kadar elde etti i bütün kazanc n Mekkelilere b rakarak hicret edebilmiflti. Hz. Ömer Kâbe yi tavaf edip iki rekât namaz k ld ktan sonra müflriklere aç kça meydan okuyarak yola ç kan belki de tek muhacirdir. Hicret izninden sonra k sa denilebilecek bir sürede ashab n büyük bir k sm Yesrib e göç etmifl; geride Hz. Peygamber ile Hz. Ebû Bekir ve aileleri, Hz. Ali ve annesi, ayr ca hicret etmeye gücü yetmeyenler ile gidiflleri engellenmifl olanlar kalm flt. Bu arada Hz. Ebû Bekir Hz. Peygamber e müracaat ederek hicret için izin istiyor, o da her defas nda Acele etme! Umulur ki, Yüce Allah sana bir yol arkadafl ihsan eder cevab n veriyordu. Müslümanlar n inançlar u runa görülmemifl bir fedakârl k anlay fl içinde evlerinden, mal ve mülklerinden vazgeçip Yesrib e hicret ettiklerini gören Kureyfl müflrikleri, Hz. Muhammed in de bir gün oraya giderek ashab yla birlikte kendilerine karfl tehlike ve tehdit oluflturaca ndan endifle etmeye bafllad lar. Geliflmeler karfl s nda nas l bir yol takip edeceklerini belirlemek üzere Dârünnedve de topland - lar. Hz. Peygamber in mensup oldu u Hâflimo ullar ndan kimsenin al nmad toplant da Hz. Muhammed in sürgüne gönderilmesi veya hapsedilmesi gibi görüfller ileri sürüldü. Sonunda Ebû Cehil in teklifiyle onu öldürmeyi, Hâflimo ullar n n kan davas gütmesini önlemek için de bu iflin bir kifli taraf ndan de il, bütün kabilelerden birer kiflinin kat laca bir topluluk taraf ndan yerine getirilmesini kararlaflt rd lar. Bu suikast karar n vahiy yoluyla ö renen Hz. Peygamber, hemen harekete geçip Hz. Ebû Bekir in evine giderek hicret haz rl na bafllad. Kendilerine k - lavuzluk yapmak üzere Abdullah b. Urayk t ile anlaflt lar. Abdullah müflrik olmakla birlikte güvenilir ve mert bir kifliydi. Hz. Ebû Bekir hicret için önceden haz rlad iki deveyi k lavuza verdi ve üç gün sonra Sevr da n n ete inde buluflmak üzere onunla sözleflti. Hz. Peygamber, evinden ayr ld n müflriklere fark ettirmemek ve kendisine b rak lan emanetleri sahiplerine vermek üzere Hz. Ali yi görevlendirdi. Gece yar s yola ç kan Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir Mekke nin güney-bat s nda bulunan Sevr da ndaki bir ma araya var p gizlendiler. Burada kald klar üç gün boyunca Hz. Ebû Bekir in o lu geceleri gelip flehirdeki geliflmeleri onlara haber veriyordu. Ayr ca Hz. Ebû Bekir in koyunlar n n çobanl n yapan Âmir b. Füheyre de sürüsünü ma araya do ru sürerek süt ve yiyecek getirmifl, daha sonra da onlarla birlikte hicret etmiflti.

54 44 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Resim 2.3 Sevr ma aras (D A, XXXVII, 6). Kureyfl müflrikleri Hz. Peygamber in evinde onun yerine Hz. Ali ile karfl lafl nca flaflk na döndüler. Hz. Ali ye nerde oldu unu sordularsa da cevap alamay nca onu dövüp bir süre tutuklad ktan sonra serbest b rakt lar. Ard ndan Hz. Ebû Bekir in evine gidip k z Esma dan bilgi almaya çal flt lar. Ondan da istedi i bilgiyi alamayan Ebû Cehil onu tartaklamaktan çekinmedi. Hz. Peygamber i Mekke de bulamayan ve flehirden ayr ld n anlayan müflrikler bütün çevreyi taramaya, etrafa haberciler göndermeye bafllad lar. Bir ara Sevr ma aras n n önüne kadar geldiler. Allah n emriyle ma aran n giriflinin örümcek a yla kaplanm fl oldu unu görünce içeride kimsenin bulunmad n düflünerek geri döndüler. Müflrikler ma- aran n önünde iken, fark edilecekleri korkusuna kap lan Hz. Ebû Bekir i Hz. Peygamber Kur an da ifade edildi i üzere: Korkma! Elbette Allah bizimledir (et- Tevbe 9/40) buyurarak teskin etti. Ma arada geçirilen üç günün sonunda daha önce kararlaflt r ld flekilde k lavuz Abdullah b. Urayk t, develerle birlikte Sevr e geldi. Buradan Yesrib e do ru sahil istikametinde yola ç k ld. Bir tehlikeye maruz kalmamak için kafile, bilinen ifllek ve al fl lm fl yollar yerine farkl bir güzergâh, zaman zaman sarp da geçitlerini veya çölün ortas n tercih etti. Hz. Muhammed i bulmak için çeflitli yollara baflvuran Kureyflliler onu yakalayana 100 deve ödül vaat ettilerse de hiçbir sonuç elde edemediler. Kureyfllilerin koydu u ödülü kazanabilmek için Hz. Peygamber i aramaya koyulan ve iz sürmekte maharetli olan Sürâka b. Mâlik kafileye ulaflt ; ancak bir mucize eseri devesinin ayaklar kuma gömüldü. Kurtulmaya çal flt kça batan Sürâka Hz. Peygamber den eman diledi ve takipten vazgeçti i gibi yolda karfl laflt di er takipçileri de vazgeçirdi. Benzer bir tehlike Eslem kabilesinin topraklar ndan geçerken yafland. Kabile reisi Büreyde b. Husayb kafilenin önünü kesti; ancak Hz. Peygamber ile yap lan k sa sohbetten sonra, kendisi ve kabilesi Müslüman oldu. Büreyde, kendi topraklar ndan ayr l ncaya kadar kafileye efllik etti. Hicret yoluyla kervan yolunun kesiflti i Cuhfe adl mevkie gelince, Hz. Peygamber Mekke yolunu hat rlad ve flehre duydu u özlemle hüzünlendi. Bunun üzerine, u rad zulümden dolay hicrete mecbur b rak ld Mekke ye, düflmanlar na üstünlük sa lay p tekrar döndürülece ini müjdele-

55 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 45 yen ayet nazil oldu (el-kasas 28/85). Hicret kafilesi Kudeyd de yiyecek bir fleyler almak üzere Ümmü Ma bed Âtike bint Hâlid in çad r na u rad. Burada Hz. Peygamber, sürüye kat lamayacak kadar zay f, sütten kesilmifl bir keçiyi besmele çekerek sa maya bafllad. Keçi oradakilere yetip artacak kadar süt verdi. Ümmü Ma bed daha sonra çad ra dönen kocas na olay anlat p onun iste i üzerine Hz. Peygamber i edebî bir dille tavsif etti. Onun ifadeleri hilye edebiyat na konu olmufl ve günümüze kadar gelmifltir. Yesrib de bulunan Müslümanlar Hz. Peygamber in Mekke den ayr ld n ö renmifl, gecikmesinden de endiflelenmifllerdi. Her sabah Harre mevkiine ç k p s - ca n fliddetlendi i vakte kadar yolunu gözlüyorlard. Yine 8 Rebîülevvel (20 Eylül 622) pazartesi günü de böyle yapm fl ve evlerine dönmüfllerdi ki, üç katl bir evin dam nda bulunan bir Yahudi k z yaklaflmakta olan kafileyi görünce, bunun beklenen misafir oldu unu anlad ve ba rarak durumu ilân etti. Bunun üzerine Müslümanlar Hz. Peygamber i karfl lamak için Harre ye kofltular. Hz. Peygamber, Yesrib e bir saatlik mesafede bulunan Kubâ da Külsûm b. Hidm in evine misafir oldu. Birkaç gün kald bu kasabada bir mescid yapt rd. Bu arada Hz. Peygamber in kendisine b rakt emanetleri sahiplerine iade edip yine onun emri do rultusunda Mekke den ayr lan Hz. Ali, gündüz gizlenip gece yol almak suretiyle Kubâ ya gelerek Hz. Peygamber le bulufltu. Hz. Ali ile birlikte annesi Fât ma bint Esed, Hz. Peygamber in han m Sevde bint Zem a, k zlar Hz. Fât ma ve Ümmü Külsûm ve Hz. Ebû Bekir in ailesi de Kubâ ya geldi. Hz. Peygamber beraberindekilerle birlikte 12 Rebîülevvel 1 (24 Eylül 622) Cuma günü Kubâ dan Yesrib e hareket etti. Cuma namaz vakti girince Rânûnâ vadisinde Sâlim b. Avf kabilesine u rad ; burada ilk Cuma hutbesini okudu ve namaz n k ld rd. Namazdan sonra Medine ye hareket eden Hz. Peygamber flehir halk taraf ndan büyük bir coflkuyla karfl land. Medine de görülmemifl bir flenlik ve bayram havas yaflan - yordu. Yolun iki taraf nda s ralanan yediden yetmifle herkes, kad nlar ve çocuklar büyük bir sevinç içerisinde Allah n yüce elçisini karfl l yordu. Bu s rada defler çal n yor ve Veda tepelerinden ay do du üzerimize/allah a davet sürdükçe flükretmek vacip bize/ey gönderilen kutlu elçi/sana itaat etmek düfler hepimize/aram za hofl geldin, fleref verdin flehrimize fleklindeki m sralarla duygular dile getiriliyordu. Hemen herkes Hz. Peygamber in kendi evlerine misafir olmas n istiyor, davette bulunup srar ediyordu. Hz. Peygamber Kasvâ adl devesinin üzerinde halk selamlay p kendilerine teflekkür ederken, devesinin çöktü ü yere en yak n eve misafir olaca n söyleyerek flehre girdi ve Ebû Eyyûb el-ensârî nin evine misafir oldu. Böylece çile ve st rap dolu Mekke dönemi sona ermifl, slâm tarihinde yeni bir dönem bafllam fl oldu. Kaynaklarda Hz. Peygamber in Mekke den ç k fl, Kubâ ya var fl ve Medine ye girifli hakk nda farkl tarihler yer al r. Hz. Peygamber in, Mekkelilerin suikast karar ald klar 26 Safer (9 Eylül 622) Perflembe gecesi flehirden ayr larak Sevr ma aras na gitti i, Safer (10-12 Eylül 622) günleri ma arada kald, 1 Rebîulevvel (13 Eylül 622) Pazartesi günü buradan yola ç kt, 8 Rebîulevvel (20 Eylül 622) Pazartesi günü Kubâ ya vard ve 12 Rebîulevvel (24 Eylül 622) Cuma günü Medine ye girdi i anlafl lmaktad r.

56 46 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Resim 2.4 Hz. Peygamber in hicret güzergah (D A, XVII, 458) Seniyyetül asir Batn r m Arc Kaha Münsarif Safra Zuselm Batn zikeflr Mercihmicac Medlicetülek f Seniyyetülmere Akik Zatülceyfl Zülhuleyfe Melel Hafir Seyale Rüveyse Sicsic Medlicetüti hin Cedacid ve l-ecred Bedir MED NE Kuba Mercih (Zülgadveyn) Medlicetümicac Rabigurreml Rabigulbahr Cuhfe Külleyye Müflellel Kudeyd Emec Huleys K I Z I L D E N Z Ravza Kedid Gadirülefltat Seniyyetülgazal Usfan Batn mer Hudeybiye Seref C DDE H CRET YOLU NORMAL YOL MEKKE Sevr Ma aras D KKAT K T A P Hz. Peygamber in Medine ye hicreti, dünya tarihinin dönüm noktalar ndan biridir. Hz. Peygamber in terbiyesinde yetiflen Müslümanlar, vefat ndan k sa bir süre sonra o gün bilinen dünyan n önemli bir bölümüne slâm mesaj n ulaflt rmay baflard lar. lk Müslümanlar, Hz. Ömer döneminde hicreti tarih bafllang c yaparak, onun hak ile bat l n aras n ay - ran bir dönüm noktas olma özelli ini tescil ettiler. Hz. Peygamber in Yesriblilerle karfl laflmas, hicret esnas ve öncesinde Medine hakk nda daha genifl bilgi için M. Hamidullah n slâm Peygamberi ve M. S. Küçükaflc n n Câhiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn adl eserlerinin ilgili bölümleriyle Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi nden Hicret ve Muhammed maddelerine baflvurabilirsiniz.

57 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 47 Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Hz. Muhammed in peygamberlikten önceki hayat n n ana safhalar n tan mlayabilmek Hz. Peygamber 569 y l nda Mekke de do du. Babas Abdullah b. Abdülmuttalib olup Hz. Peygamber do madan önce vefat etti. Annesi, Âmine bint Vehb dir. Dört veya befl yafl na kadar sütannesi Halime nin yan nda kald. Alt yafl nda babas n n Medine deki mezar n ziyaretten Mekke ye dönerken Ebvâ denilen yerde annesini kaybederek öksüz kald. Sekiz yafl nda dedesi Abdülmuttalib vefat edince amcas Ebû Tâlib himayesini üstlendi. Bu s ralarda çobanl k yapt ve ticaretle meflgul oldu. Mekke de haks zl klar n önüne geçmek için kurulan Hilfü l-fudûl cemiyetine üye oldu. Ticaret amac yla Arap yar madas - n n çeflitli yerlerinde düzenlenen fuarlara kat larak de iflik ülke ve yörelerin insanlar n ve kültürlerini tan ma imkân buldu. Yirmibefl yafl nda Hz. Hatice ile evlendi. Bu evlilikten Kâs m, Abdullah, Zeynep, Ruk yye, Ümmü Gülsüm ve Fât ma adlar nda iki erkek dört k z çocuklar dünyaya geldi. Otuz befl yafl nda Kâbe hakemli i yapt. Milâdî 610 y l nda k rk yafl nda kendisine peygamberlik verildi. Hz. Peygamber in Câhiliye toplumunda sergiledi i erdemli davran fllar de erlendirebilmek Mekke de Allah n birli ine dayanan tevhid inanc n n yerini flirk alm fl, tevhidin merkezi olan Kâbe putperestli in merkezi haline gelmiflti. Sosyal hayat n tamam nda Câhiliye gelenekleri hâkimdi. yilik, do ruluk, adalet ve hukuk gibi kavramlar bilinmekte ve az da olsa bu hususlara riayet eden insanlar var olmakla birlikte bu de erler toplumda etkin konumda de ildi. Hz. Peygamber k rk yafl na kadar yaflad bu toplumda hak, hukuk, adalet, iyilik do ruluk, emanet ve emniyet gibi evrensel de erleri benimsedi. Etraf kötülüklerin sard bir ortamda örnek bir insan olarak yaflad. Tek bafl na da kalsa haktan ve do ruluktan ayr lmamas toplumda Muhammedü l-emin ad yla an lmas n sa lam flt. A MAÇ 3 A MAÇ 4 Hz. Peygamber in slâm tebli e bafllamas ve slâm n Mekke dönemi üzerine fikir yürütebilmek Hz. Peygamber ilk vahiy geldikten sonra bir süre slâm davetini gizli yürüttü. Daha sonra aç ktan davete bafllad. Mekkelilerin önemli bir ço- unlu u kabile asabiyeti, atalar n n dinine ve gelene e olan ba l l klar, yeni dinin Mekke nin ekonomik hayat nda önemli bir yere sahip olan ticarete zarar verebilece i gibi sebeplerle Hz. Muhammed in getirdi i dini kabul etmediler. Hz. Peygamber müflriklerin bütün engellemelerine ra men slâm tebli e devam etti. Getirdi i dinin temel inanç ilkelerinden taviz vermedi i gibi, müflriklerin bu anlamdaki uzlaflma önerilerini reddetti. Mekke de birçok kifli Müslüman oldu. Mekkelilerin bask s karfl s nda Hz. Peygamber in tavsiyesi üzerine yüzden fazla Müslüman Habeflistan a hicret etti. Mekkeli müflrikler Hz. Peygamber, akrabalar ve Müslümanlara sosyal ve ekonomik boykot uygulad larsa da amaçlar na ulaflamad lar. Hz. Peygamber en büyük iki destekçisi amcas Ebû Tâlib ile efli Hz. Hatice nin vefat ndan sonra Taif e gidip Sakîf kabilesi ileri gelenlerini slâm a davet etti. Taif yolcu undan umdu unu bulamayan Hz. Peygamber, Mekke ye tekrar döndükten sonra özellikle d flar dan hac ibadeti için gelen kabileler aras nda davet faaliyetine devam etti. Bu çerçevede baz Medineliler Müslüman oldular ve Akabe de Hz. Peygamber e biat ederek hicret yolunu açt lar. Hz. Peygamber in hicretinin sebep ve sonuçlar - n ö renebilmek Mekke de slâm tebli için bütün imkânlar n kullanan Hz. Peygamber burada yapaca bir fley kalmay nca hicrete karar verdi. Müslümanlar Mekke de karfl karfl ya kald klar zor durumdan kurtarmak ve slâm daha serbest bir ortamda yaflamak için Medine ye hicret gerekliydi. Hicret hem Müslümanlar, hem Medineliler, hem de Mekkeliler aç s ndan önemli sonuçlar do urdu. Müslümanlar izzetli bir flekilde dinlerini yaflama imkân bulduklar gibi tebli in önündeki engeller ortadan kalkt. Hz. Peygamber in Medine ye gelifliyle flehirde bar fl ortam sa land, Mekkelilerin Suriye taraflar na yapt klar ticaretleri tehlikeye girdi.

58 48 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m 1. Hz. Muhammed e peygamberlikten önce Mekke toplumunda sergiledi i dürüst ve güvenilir kiflili inden dolay verilen ad afla dakilerden hangisidir? a. Ebü l-kâs m b. el-emîn c. Tâhir d. Hanif e. Tâcir 2. Hz. Peygamber in Hilfü l-fudûl antlaflmas na kat lma nedeni afla dakilerden hangisinde verilmifltir? a. Maddî gelir sa lama b. Kabile dayan flmas c. nsanlar n k namas ndan çekinme d. Haktan, do rudan ve mazlumdan yana olma erdemi e. Toplumda öne ç kma iste i 3. Hz. Muhammed in peygamberlik öncesi Ukâz panay r nda dinledi i, tevhid inanc na vurgu yapan ve bir peygamberin gelece ini müjdeleyen konuflma afla dakilerden hangisine aittir? a. Hassân b. Sâbit b. Varaka b. Nevfel c. Kus b. Sâide el- yâdî d. mru l-kays b. Hucr e. Zeyd b. Amr 4. I. Hz. Peygamber in Hz. Hatice ile evlenmesi II. Ebû Tâlib in vefat III. srâ ve mirâc IV. Habeflistan a hicret Yukar daki olaylar n kronolojik olarak do ru s ralanmas nas l olmal d r? a. I, III, II, IV b. I, IV, II, III c. II, III, I, IV d. III, I, II, IV e. IV, II, III, I 5. Hz. Peygamber, Birinci Akabe Biat ndan sonra slâm tebli için Yesrib e afla dakilerden hangisini göndermifltir? a. Ebû Seleme el-mahzûmî b. Es ad b. Zürâre c. Erkam b. Ebü l-erkam d. Ca fer b. Ebû Tâlib e. Mus ab b. Umeyr 6. Hüzün y l tamlamas afla dakilerden hangisi için kullan l r? a. Hz. Peygamber in amcas Ebû Tâlib ile efli Hz. Hatice nin vefat etti i y l b. Hz. Peygamber in dedesi Abdülmuttalib in vefat y l c. Hz. Peygamber in annesi Âmine yi kaybetti i y l d. Hz. Peygamber in Tâif te taflland y l e. Hz. Peygamber in vefat etti i y l 7. Müslümanlar n Habeflistan a hicret sebebi afla dakilerden hangisinde verilmifltir? a. Hz. Peygamber in Habeflistan da bir örgüt kurmak istemesi b. Müslümanlar n Habeflistan da ticaret yapmak istemesi c. Mekke de Müslümanlara yap lan bask lar n giderek artmas d. Müslümanlar n Habeflistan da daha zengin ve rahat bir hayat yaflamak istemesi e. Habefl hükümdar n n Müslümanlar davet etmesi 8. Mekkeli müflriklerin Hâflimo ullar na yönelik ambargosunun en önemli hedefi afla dakilerden hangisi dir? a. Mekke ticaretinin tümünü ele geçirmek b. Müslümanlar n hicret etmesini engellemek c. Di er Arap kabilelerine gözda vermek d. Hâflimo ullar n Hz. Peygamber e verdikleri deste i b rakmaya zorlamak e. Hâflimo ullar n n hac ibadetinden ald klar pay vermemek 9. Hz. Ömer in Müslüman olufluna kadar Hz. Peygamber slâm tebli faaliyetini afla dakilerden hangisinin evinde yürütmüfltür? a. Ebû Eyyûb el-ensârî b. Erkam b. Ebü l-erkam c. Hz. Ebû Bekir d. Mus ab b. Umeyr e. Osman b. Affân 10. Cuma namaz ne zaman farz k l nm flt r? a. Mirâc gecesinde b. Boykot y l nda c. Peygamberli in onuncu y l nda d. Hz. Peygamber Tâif e giderken e. Medine ye Hicret s ras nda

59 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 49 Okuma Parças Kus b. Sâide El- yâdî nin Ukâz Panay r nda Yapt Veciz Konuflma; Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz; dinlediklerinizi belleyiniz ve ondan faydalan n z, ders al n z. Gerçek fludur ki, yaflayan ölür; ölen yok olur. Olacak olur, ya mur ya ar, otlar biter, çocuklar do ar, analar n n babalar n n yerini tutar. Sonra hepsi mahvolup gider. Olaylar n ard arkas kesilmez, birbirini takip eder. Kulak veriniz, dikkat ediniz, gökte haber var, yerde ibret al nacak fleyler var. Yeryüzü bir saray n döflemesi, gökyüzü bir yüksek tavan. Y ld zlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vard klar yerden hoflnut olup da m kal yorlar, yoksa orada b rak l p uykuya m dal yorlar? Yemin ederim, Allah n bir dini vard r ki, flimdi bulundu unuz dinden daha sevgilidir; Allah n gelecek bir peygamberi vard r ki, onun gelmesi pek yak nd r. Gölgesi üzerinize gelmifltir. Ne mutlu o kimseye ki, ona inan p do ru yolu bulur. Ne yaz k o talihsize ki, ona karfl gelip isyan eder. Yaz klar olsun ömürleri gaflette geçenlere! Ey nsanlar! Hani babalar n z ve dedeleriniz, hani süslü köflkler ve tafltan evler yapan Âd ve Semûd kavmi? Hani dünya varl na aldan p da kavmine Ben sizin en büyük rabbinizim diyen Firavunlar, Nemrutlar! Onlar sizden daha zengin ve daha güçlü de iller miydi? Bu toprak onlar de irmeninde ö ütüp toz etti, yok etti. Kemikleri bile çürüyüp da ld. Evleri y k l p ss z kald. Yerlerini, yurtlar - n flimdi köpekler flenlendiriyor! Sak n onlar gibi etmeyin; onlar n yolundan gitmeyin. Her fley geçicidir. Kal c olan ancak Allah t r ki, birdir, efli ve benzeri yoktur. Tap lacak ancak O dur. Do mam fl ve do urmam flt r. Evvel gelip geçenlerden bizim ibret alaca m z fley çoktur. Ölüm rma n n girecek yerleri var, ama ç kacak yerleri yoktur. Büyük küçük, genç yafll herkes göçüp gidiyor. Giden geri dönmüyor. yice anlad m ki, herkese olan bana da olacakt r... (Ahmed Cevdet Pafla (2006), s ). Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. b Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber in Gençli i konusunu yeniden okuyunuz. 2. d Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber in Gençli i konusunu yeniden okuyunuz. 3. c Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber in Gençli i k sm n yeniden okuyunuz. 4. b Yan t n z do ru de ilse ilgili konular yeniden okuyunuz. 5. e Yan t n z do ru de ilse Akabe Biatlar konusunu yeniden okuyunuz. 6. a Yan t n z do ru de ilse Ebû Tâlib ve Hz. Hatice nin Vefat konusunu yeniden okuyunuz. 7. c Yan t n z do ru de ilse Habeflistan a Hicret konusunu yeniden okuyunuz. 8. d Yan t n z do ru de ilse Kureyfl in Boykotu konusunu yeniden okuyunuz. 9. b Yan t n z do ru de ilse lk Müslümanlar konusunu yeniden okuyunuz. 10. e Yan t n z do ru de ilse Medine ye Hicret konusunu yeniden okuyunuz.

60 50 slam Tarihi ve Medeniyeti-I S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Hz. Peygamber in sütannesi Halime, sütbabas Hâris b. Abdüluzza, sütkardeflleri Abdullah, Üneyse ve fieymâ slâm dönemine ulaflarak Müslüman oldular. Hz. Peygamber ara s ra görüfltü ü Halime ye her zaman vefal davran rd. Her gördü ünde aya a kalkarak Anneci- im, anneci im diyerek hürmet ve muhabbet gösterir, ihtiyaçlar n gidermeye çal fl rd. Sütannesinin Mekke ye gelerek Benî Sa d topraklar nda a r bir k tl k ve kurakl k yaflad klar n, birçok hayvan n telef oldu unu anlatmas üzerine Hz. Peygamber Hz. Hatice ile konuflarak ona k rk koyun ve hem binek olarak hem de eflya tafl - mada kullanmas için bir deve hediye etmiflti. S ra Sizde 2 Hilfü l-fudûl ün slâm dan önce ve sonra gerçeklefltirdi- i baz faaliyetler flöyle s ralanabilir: Yemenli Zübeyd kabilesinden bir tüccar Mekke ye mal getirmifl ve belirli bir fiyat karfl l nda Mekke ileri gelenlerinden Âs b. Vâil es-sehmî ile pazarl k yap p mal teslim etmiflti. Ancak Âs b. Vâil borcuna sad k kalmay p oldukça düflük bir para teklif ederek sat c y oyalam fl, daha sonrada borcunu inkâr etti i gibi ald mallar iade etmeye de yanaflmam flt. Zor durumda kalan Yemenli tacir birçok kifliden yard m istediyse de kimi Âs b. Vâil in düflmanl ndan koktu u kimi de onun dostlu unu kaybetmek istemedi i için yard ma yanaflmad. Sonunda Hilfü l-fudûl mensuplar topluca Âs b. Vâil in yan na giderek Yemenli tüccar n alaca n tahsil ettiler. Yemenli bir tâcir, k z ile birlikte hac için Mekke ye gelmiflti. fiehrin ileri gelenlerinden Nübeyh b. Haccâc k z zorla babas n n elinden al p evine götürdü. Adam çaresizlik içinde Kâbe ye gidip Yetiflin ey Hilfü l-fudûl mensuplar, yard m edin! diye ba rd. Çok geçmeden hareket mensuplar k l çlar n çekmifl olarak geldiler ve Nübeyh in elinde k z kurtard lar. slâm döneminde Erâfl kabilesine mensup bir tacirin Mekke ye getirdi i bir deve yükü mal sat n alan Ebû Cehil paras n ödemedi. Hz. Peygamber tacirle birlikte Ebû Cehil in evine kadar gitti ve sonucu merakla bekleyen müflrikin flaflk n bak fllar aras nda tacirin hakk n ondan ald. Yemenli bir tüccar n mal na oldukça düflük bir fiyat biçen Ebû Cehil di er tüccarlar n da ondan al fl verifl yapmas na engel oldu. Durumdan haberdar olan Hz. Peygamber üç deve yükü mal tacirin istedi i fiyattan sat n ald gibi, Ebû Cehil i bularak Hilfü l-fudûl u hat rlatt ve ayn fleyi bir daha yapmamas n hat rlatt. S ra Sizde 3 Ünlü hatipler yetifltiren yâd kabilesine mensup Kus b. Sâide, Arap yar madas nda putlara tapmayan ve Hz. brahim den gelen tevhid akidesine ba l Hanîfler aras nda yer al yordu. O Ukâz daki meflhur hitabesinde tek Allah inanc na vurgu yapm fl ve Hz. Muhammed de onun bu konuflmas n dinlemiflti. Hicretten sonra Medine ye gelen yâd kabilesi heyetine Hz. Peygamber Kus b. Sâide yi sormufl ve vefat etti i haberini alm flt. Hz. Peygamber orada bulunanlara çok be endi- i bu konuflmay hat rlatm flt. Bunun üzerine orada bulunan ve Kus b. Sâide yi o fuarda dinleyen Hz. Ebû Bekir hutbeyi ezbere okumufltu. Hutbeyi tekrar dinlemekten memnun kalan Hz. Peygamber Kus b. Sâide yi rahmetle anm flt r. S ra Sizde 4 Duhâ suresinin meâli flöyledir: Bismillâhirrahmânirrahîm. Kuflluk vaktine andolsun, karanl çöktü ü vakit geceye andolsun ki, Rabbin seni terk etmedi, sana dar lmad da. Muhakkak ki ahiret senin için dünyadan daha hay rl d r. fiüphesiz, Rabbin sana ihsanda bulunacak ve sen de hoflnut olacaks n. Seni yetim bulup da bar nd rmad m? Seni yolunu kaybetmifl olarak bulup da do ru yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sak n yetimi ezme! Sak n isteyeni azarlama! Rabbinin nimetine gelince; iflte onu anlat. (ed-duhâ 93/1-11).

61 2. Ünite - slâm n Do uflu ve Mekke Dönemi 51 Yararlan lan Kaynaklar Ahmed Cevdet Pafla (2006), Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem, (nflr. M. E. Düzda ), stanbul. Algül, H. (2006). Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed, Ankara. Apak, A. (2006). Anahatlar yla slâm Tarihi I: Hz. Muhammed (s. a. v.) Dönemi, stanbul. Avc, C. (2008). Muhammedü l-emin: Hz. Muhammed in Peygamberlik Öncesi Hayat, stanbul. Fayda, M. (2005) Muhammed -Hayat -, TDV slâm Ansiklopedisi, XXX, , stanbul. Hamidullah, M. (2003). slâm Peygamberi (trc. Salih Tu ), I, stanbul. bn Hiflâm, (1955). es-sîretü n-nebeviyye (nflr. Mustafa es-sekâ v. D r.), I-II. bn Sa d, (1968). et-tabakâtü l-kübrâ (nflr. hsan Abbas), I, Beyrut. Köksal, M. A. (1987), slâm Tarihi, I-II, stanbul. Küçükaflc, M. S. (2003). Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn, stanbul. Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi Abdullah, Abdülmuttalib, Âmine, Ebû Tâlib, Emîn, Fât ma bint Esed, Ficâr, Halime, Hatice, Hicret, Hilfü l-fudûl, Mi rac, Muhammed, Nesî maddeleri.

62 3 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Hz. Peygamber in Medine deki dinî, siyasi ve sosyo-kültürel faaliyetlerini de erlendirebilecek, Müslümanlar n Mekke müflrikleri, Yahudiler, H ristiyanlar ve komflu devletlerle iliflkileri hakk nda fikir yürütebilecek, Hz. Peygamber in Veda Hutbesi nde vurgulad ve hem Müslümanlar hem de bütün insanl k için önem tafl yan evrensel ilkeleri tan mlayabilecek, Hz. Peygamber in vefat s ras nda Arap yar madas nda slâm n durumu hakk nda de erlendirmelerde bulunabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Muhacirler ve Ensar, Gazve ve Seriyye, slâm a Davet Mektuplar, Elçiler Y l Medine, Hayber, Tâif, Bedir, Uhud, Hendek, Huneyn, Mûte, Tebük Benî Kaynukâ, Benî Nadîr ve Benî Kurayza, Bizans mparatorlu u, Hudeybiye Antlaflmas, Mekke nin Fethi, Veda Hutbesi çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I slâm n Medine Dönemi HZ. PEYGAMBER N MED NE DEK LK FAAL YETLER KUREYfi MÜfiR KLER YLE L fik LER VE MEKKE N N FETH D ER MÜfiR K ARAP KAB LELER YLE L fik LER YAHUD LERLE L fik LER B ZANS ve D ER BAZI DEVLETLERLE L fik LER ARAB STAN DA S YAS B RL N SA LANMASI: ELÇ LER YILI VEDA HACCI VE HZ. PEYGAMBER N VEFATI

63 slâm n Medine Dönemi HZ. PEYGAMBER N MED NE DEK LK FAAL YETLER Hicretle birlikte Hz. Muhammed Medine de peygamberlik görevini yerine getirme ve slâmiyet i yaymak için uygun bir ortam buldu. Bundan istifadeyle Müslümanlar n gerek kendi aralar nda gerekse Müslüman olmayan gruplarla birlik ve beraberlik içerisinde yaflamas n sa lamak üzere baz dinî ve toplumsal düzenlemeler gerçeklefltirdi. Müslümanlar n birbirleriyle kaynaflmas için aralar nda selâm yaymalar n istedi. Neredeyse bütün mal varl klar n Mekke de b rakarak slâm ve iman u runa Medine ye hicret etmifl muhacirler ile onlara evlerini aç p maddî imkânlar n paylaflan, Evs ve Hazrec kabilesine mensup olup ensar ad verilen Müslümanlar aras nda muâhât denilen kardefllik antlaflmas yapt. Böylece muhacirlerin ihtiyaçlar karfl land gibi Câhiliye dönemindeki kabile temeline dayal kardefllik anlay fl n n yerini din ve iman kardeflli i ald. Hz. Peygamber Müslümanlar n bir araya gelip ibadet etmelerini ve slâm ö renmelerini sa lamak için Mescidi Nebevî yi inflâ ettirdi. Mescidin bitifli ine Hz. Peygamber in ailesi için odalar ilave edildi i gibi hem e itim ö retim hem de kimsesizlerin bar nmas için Suffe ad verilen bölüm oluflturuldu. badet ile e itim ve ö retim baflta olmak üzere Hz. Peygamber in hemen bütün faaliyetlerinin merkezi Mescid-i Nebevî idi. Hz. Peygamber Medine ye hicret etti i dönemde bütün Hicaz bölgesinde oldu- u gibi burada da teflkilâtlanm fl bir devlet yoktu, her kabile kendi reisinin idaresinde yafl yordu. Evs ve Hazrec kabilelerinin yan s ra Benî Kaynuka, Benî Nadîr ve Benî Kurayza adl üç Yahudi kabilesi de burada ikamet ediyordu. Hz. Peygamber yukar da iflaret edilen muâhât ile Müslümanlar aras nda birlik ve dayan flmay sa lad ktan sonra Müslümanlar n ve Yahudi kabileleriyle henüz Müslüman olmam fl Araplar n flehirde bar fl ve güven içinde yaflamalar n sa lamak üzere Medine Vesikas ad verilen bir antlaflma yapt. Medine de Müslümanlar için bir pazaryeri yapt rd ; Bak mevkiini de mezarl k için tahsis etti. Hz. Peygamber in emriyle nüfus say m yap ld. Medine nin s n rlar belirlenen belli bir alan harem ilan edildi. badetler ve gündelik yaflamla ilgili bir tak m düzenlemeler yap ld. Mekke den Medine ye hicret edenlere muhacir (ço ulu muhacirîn), onlarla maddi imkânlar n paylaflarak yard mc olan Medineli Müslümanlara da ensar denilir. Kur an- Kerim de man edip hicret edenler ve Allah yolunda mallar yla canlar yla cihad edenlerle bunlar bar nd r p yard m elini uzatanlar, iflte onlar birbirlerinin gerçek dostlar d r (el-enfâl 8/72) gibi birçok ayette muhacirler ve ensardan övgüyle bahsedilir. KUREYfi MÜfiR KLER YLE L fik LER VE MEKKE N N FETH Mekke- Medine liflkileri Mekke döneminde Hz. Peygamber kendisine ve Müslümanlara düflmanl k yapan Kureyflli müflriklere karfl l k vermemifl, onlardan intikam alma yoluna gitmemifl,

64 54 slam Tarihi ve Medeniyeti-I hakaret, iflkence ve s k nt lara maruz b rak lan Müslümanlara sabretmelerini tavsiye etmifltir. Bu dönemde inen ayetler de devaml olarak sab r tavsiyesinde bulunmufltur. Hicretten sonra Medine de bafllayan yeni dönemin özellikle ilk y llar n n kendisine has ferahl klar n n yan nda s k nt lar da mevcuttu. Mekke müflrikleri Müslümanlara Medine de de rahat vermiyorlard. Medine deki yerli halk n ço unlu u samimiyetle Müslüman olmuflsa da içlerinde münaf klar da vard. fiehir ve çevresinde yaflayan Yahudi kabileleri görünüflte antlaflmaya kat lm fllard, fakat hemen her f rsatta problem ç kar p ihanete varan davran fllar sergilemeye haz rd lar. Hicretten k sa bir süre sonra Kureyfl ileri gelenlerinden Ebû Süfyân ile Übey b. Halef Medineli Müslümanlara gönderdikleri mektupta, Hz. Muhammed i güven ve koruma alt na al p ona yard m etmelerinin utan lacak bir fley oldu unu, bu davran fllar ndan vazgeçmeleri gerekti ini, aksi takdirde bunun savafl sebebi oldu unu bildirdiler. Bu arada Medine ye karfl baz ekonomik bask tedbirleri de almaya bafllad lar. Di er taraftan Hz. Peygamber ve ashab n n hicreti haberi Arabistan n hemen her yerine ulaflm flt. Birçok kabile yeni peygamberin davran fl ve tepkilerini takip ediyor, hatta hicret etme imkân bulamayan veya Müslümanl n gizleyen kimseler de ortaya ç kacak geliflmeleri bekliyordu. Bu arada zulme maruz kalan müminlerin silâhla mukabelede bulunmalar na izin veren ayet de indi. D KKAT Medine döneminde Müslümanlar n can, mal, din ve namuslar n korumalar na imkân tan - mak, zulmü önlemek ve slâm n önündeki engelleri kald rmak gibi temel sebeplerle cihada izin verilmifltir. lgili ayet flöyledir: Kendilerine haks z yere sald r lan kimselere savaflma izni verilmifltir ve flüphesiz Allah onlara yard m ulaflt racak güçtedir. Onlar ki, sadece bizim rabbimiz Allah t r dedikleri için yurtlar ndan ç kar ld lar... (el-hac 22/39-40). Hz. Peygamber hicretten yedi ay sonraki (Mart 623) dönemden bafllamak üzere bir y la yaklaflan bir süre içinde, Medine ye s nm fl bulunan Müslümanlar Kureyfllilerin tehdidinden korumak, Müslümanlar n bir güç oldu unu onlara göstermek amac yla Sîfülbahr Seriyyesi, Buvât Gazvesi, Ebva Gazvesi, Ufleyre Gazvesi vb. gibi sekiz kadar askerî operasyon gerçeklefltirdi. Ço una kendisinin kumanda etti i bu askeri birlikler Kureyfl kervanlar n n güzergâhlar civar nda dolaflm flsa da herhangi bir bask n düzenlememifl, di er kabile ve gruplara ait kervanlar da rahats z etmemifltir. Bu askerî hareketlerle esasen mücadele halinde olan Medine ile Mekke, savafl hükümlerinin yürürlükte bulundu u bir dönemi yaflamaya bafllam fl ve bu durum Hudeybiye Antlaflmas na kadar sürmüfltür. Hicretten on yedi ay sonra (Ocak 624) Abdullah b. Cahfl kumandas nda Batn- Nahle ye gönderilen seriyye Yemen den dönen bir Kureyfl kervan na, Mekke nin güneyinde bask n yapm fl, bir kifli öldürülmüfl, iki esir al nm fl ve baz ganimetler ele geçirilmifltir. Baz rivayetlerde as l hedefinin istihbarat oldu u bildirilen bu seriyye ile Hz. Peygamber Kureyflli müflriklere gözda vermeyi hedeflemifltir. Bedir Gazvesi Baflta Hz. Peygamber olmak üzere Mekkeli Müslümanlar n, on y l boyunca zulüm ve iflkencelerine maruz kald, nihayet canlar n kurtarmak için tafl nabilir hafif birkaç parça eflyalar n alarak kendilerinden kaçt Kureyflliler Müslümanlar n mallar n da servetlerine katarak yar madan n güney ve kuzey istikametlerine do ru ticaret kervanlar düzenliyordu. Hz. Peygamber, Ebû Süfyân n idaresinde Kureyfllilerden birçok kimsenin kat ld büyük bir ticaret kervan na Suriye den dö-

65 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine nerken Bedir de bask n düzenlemeyi düflünerek harekete geçti. Ancak Ebû Süfyân Hicaz topraklar na girince Hz. Muhammed in bask n teflebbüsünü ö rendi, yard m istemek üzere Mekke ye adam gönderdi, kendisi de Bedir den uzak kal p az kullan lan sahil yolunu takip etti. Kureyflliler, daha sonra kervan n kurtuldu unu ö renmelerine ra men, Ebû Cehil kumandas nda 1000 kiflilik bir kuvvetle Bedir e do ru hareket ettiler. Hz. Peygamber ve arkadafllar Kureyfl ordusunun Mekke den ç k p Bedir e geldi ini henüz bilmiyorlard. Kur an- Kerim de Bedir deki karfl laflman n, iki taraf n beflerî planlar n n ötesinde Allah n kudret ve iradesiyle gerçekleflti ine iflaret edilerek Müslüman ordusuyla müflrik ordusunun birbirinden habersiz oldu u, ticaret kervan n n ise ikisinden de uzak bir yerde, sahil yolunda bulundu u haber verilir (el-enfâl 8/7, 42). 13 Mart 624 Cuma sabah, 305 kiflilik Müslüman kuvvetiyle, 1000 kiflilik müflrik ordusu aras ndaki savaflta Ebû Cehil dâhil yetmifl müflrik öldürüldü, yetmifli esir al nd. Müslümanlar ise on dört flehid verdi. Kur an da elde edilen zaferin Allah n yard m yla gerçekleflti i ve Müslüman ordusunun meleklerle desteklendi i ifade edilmektedir (el-enfâl 8/8-12; krfl. Âl-i mrân 3/ ). Esirlere karfl iyi davran lmas n emreden Hz. Peygamber onlardan sadece ikisini, Ukbe b. Ebû Muayt ile Nadr b. Hâris i vaktiyle Müslümanlara yapt klar iflkenceye karfl l k ölüme mahkum etti, di er esirlere yap lacak muamele konusunda da ashab n görüflünü ald. Hz. Ebû Bekir in teklifini benimseyerek esirler fidye karfl l serbest b rak ld. Baz esirler karfl l ks z, okuma yazma bilenler ise on Müslümana okuma yazma ö retmeleri flart yla serbest b rak ld. Müflriklerden elde edilen ganimetler bir araya toplanarak savafla kat lanlar aras nda eflit flekilde bölüflüldü. Bedir Gazvesi, Müslümanlara Arap yar madas nda büyük bir itibar kazand rm fl ve Hz. Peygamber e slâmiyet i tebli için genifl alanlar açm flt r. Savafl kaybettiklerini büyük bir üzüntü ile ö renen Mekkeliler ve Ebû Cehil in yerine baflkanl a getirilen Ebû Süfyan ise Bedir in intikam n almak için yemin ettiler. Uhud Gazvesi Bedir de a r bir yenilgiye u rayan Kureyflliler Müslümanlardan intikam almak için reisleri Ebû Süfyân a savafl haz rl klar na hemen bafllamas hususunda bask yap - yorlard. Bedir Gazvesi ne sebep olan kervan n mallar Dârünnedve de muhafaza ediliyordu ve Müslümanlara karfl kullan lmak üzere Ebû Süfyân n emrine verilmiflti. ntikam hisleri yan nda, Müslümanlar n Suriye-M s r ticaret yolunu kesmeleri ve kervanlar na bask nlar düzenlemeleri de onlar endifleye sevkediyordu. Kureyflliler, çevredeki dost ve akraba kabilelerden de yard m alarak kiflilik bir ordu toplad lar ve Bedir Gazvesi nden bir y l sonra Medine ye do ru yürüdüler. Hz. Peygamber, Câhiliye döneminin kin ve nefret duygular yla Bedir in intikam n almak isteyen Kureyfl ile Medine d fl nda savaflmak istemiyordu. Ancak Bedir Gazvesi ne kat lmam fl baz gençler ile düflman ordusunun ekili arazi ve bahçelerini tahrip etmesine k zan ensardan baz lar n n srar üzerine Uhud a gitmeye karar verdi. Yolda, münaf klar n reisi Abdullah b. Übey b. Selûl 300 kadar adam ile ordudan ayr l p flehre geri döndü. Yan nda kalan 700 sahabesiyle Uhud da eteklerine gelen Hz. Peygamber, arkas n emniyete almak için Ayneyn tepesine elli okçu yerlefltirdi ve onlara, savafl n seyrine bakmaks z n kendisinden bir emir gelmedikçe yerlerinden ayr lmamalar n emretti. ki ordu 23 Mart 625 Cumartesi günü karfl laflt ve Müslümanlar bafllang çta Kureyfllileri püskürtüp çekilmeye mecbur b rakt lar. Düflman n bozulup kaçma- 55 Medine nin 160 km. kadar güneybat s nda, K z ldeniz sahiline 30 km. uzakl kta, Medine-Mekke yolunun Suriye kervan yoluyla birleflti i yerde bulunan küçük bir kasabad r. Bedir de her y l zilkade ay n n bafl ndan itibaren sekiz gün devam eden büyük bir panay r kurulurdu. Halk n n büyük bölümü burada konaklayan kervanlara hizmet eden ve hayvanc l kla geçinen bedevîlerdi. D KKAT Münaf klar, Müslümanlardan gözüktükleri halde gerçekte Müslüman olmayan ve her f rsatta slâm aleyhine bozgunculuk yapan kimselerdir. Kur an- Kerim de münaf klara dair Münâfikûn adl müstakil bir sûre yer ald gibi çeflitli sûrelerde onlarla ilgili birçok ayet bulunmaktad r. Hz. Peygamber in Medine de karfl laflt büyük problemlerden biri de nifak hareketiydi. Bu grubun bafl n çeken Abdullah b. Übey b. Selûl, Hazrecliler in reisi olup Evs ve Hazrec kabileleri aras ndaki savafllar n sonunda Yesrib in idaresi kendisine verilmek üzere anlaflmaya var lm flken Hz. Peygamber in hicretiyle bu gerçekleflmemifl ve bu sebeple hayat n n sonuna kadar ona karfl düflmanl k beslemifltir. fiehirde yaflayan Yahudiler ile Mekke deki müflrikler de onun bu düflmanl n tahrik ediyordu. Abdullah b. Übey le birlikte di er münaf klar, hemflehrilerine muhacirlere hiçbir flekilde destek olmamalar n tavsiye ederek onlar n flehirden ayr lmalar n sa lamak istiyordu.

66 56 slam Tarihi ve Medeniyeti-I ya bafllad n gören okçular, kumandanlar Abdullah b. Cübeyr in bütün srarlar - na ra men emir dinlemeyip yerlerinden ayr larak ganimet pefline düfltüler. Ayneyn tepesinin stratejik önemini t pk Hz. Peygamber gibi takdir eden Kureyfl ordusunun süvari birli i komutan Halid b. Velid, Müslüman okçular n yerlerinden ayr ld n görünce, savafl n kaderini de ifltirecek bir hamle ile yerinde kalan birkaç okçuyu flehid ederek slâm ordusuna arkadan sald rd. Müslümanlar n lehine geliflen savafl n kaderi de iflti ve baflta Hz. Muhammed in amcas Hz. Hamza olmak üzere yetmifl Müslüman flehid oldu. Hz. Peygamber mi ferinin halkalar iki flaka na batt için yüzünden yaraland, alt duda kanad ve difli k r ld. slâm Peygamberi nin öldürüldü üne dair yalan bir haberin yay lmas üzerine çat flmalar yavafllad. Müslümanlar Uhud da n n eteklerine çekilerek Hz. Peygamber in; müflrikler ise Ebû Süfyân n etraf nda topland lar; iki ordu birbirinden ayr ld ve savafl sona erdi. Kureyfl müflrikleri Bedir in intikam n ald klar n hissettiler; Hz. Muhammed i öldürememifllerdi ama onun yak n akrabas, amcas Hz. Hamza y flehid etmifllerdi. D KKAT fiayet Müslümanlar t pk Bedir gibi Uhud da da Kureyfllilere büyük bir darbe indirmifl olsalard, Hz. Peygamber n esas hedefine ulaflmas, Kureyfl i slâm a kazand rmas belki de çok zorlaflacakt. Çünkü bu durumda Cahiliye zihniyetinin besledi i kin ve intikam duygular daha canl bir flekilde yaflamaya devam edecek, mesela Hudeybiye Antlaflmas n n sa lad imkânlar gerçekleflmemifl olacakt. Uhud Gazvesi nden Medine ye dönen Hz. Peygamber ertesi gün, Kureyfllilerin geri dönüp Medine ye bask n düzenleyeceklerine dair bir haber ald. Bunun üzerine hem muhtemel bir bask n önlemek hem de Müslümanlar n zay f düflmedi ini göstermek üzere Kureyfl ordusunu takip etmeye karar verdi ve Uhud a kat lanlardan 500 kiflilik bir kuvvetle, Medine ye 8 mil uzakl ktaki Hamrâülesed e kadar gitti. Durumu ö renen Kureyflliler Medîne ye dönmekten vazgeçip Mekke ye gittiler. Burada befl gün kalan Hz. Peygamber 2 Nisan 625 tarihinde Medine ye döndü. SIRA S ZDE 1 Uhud Gazvesi hakk nda Kur an- Kerim de ayet var m d r, araflt r n z. Hendek Gazvesi Kureyfllilerin Medine ye karfl son sald r çabas olan Hendek Gazvesi, düflman n sald r s ndan korunmak için Medine nin etraf na hendek kaz lmas sebebiyle bu adla an lm flt r. Bu gazveye, düflman güçleri Kureyfl ten baflka Gatafan, Fezâre, Süleym, Kinâne ve Sakîf gibi çeflitli Arap kabileleri ile Medine den ç kar lan Benî Nadîr ve o s rada Medine de kalan Benî Kurayza Yahudilerinin ittifak yla olufltu u için gruplar, zümreler anlam nda Ahzâb Gazvesi de denilmifltir. Daha önce Medine den ç kar ld ktan sonra Hayber e yerleflen Benî Nadîr Yahudilerinin tahrikleriyle oluflturulan müttefik güçlerin say s , kumandan da Ebû Süfyân d. Durumdan haberdar olan Hz. Peygamber ashab yla yapt istiflare sonucunda savunma savafl yapmaya ve Selmân-i Fârisî nin tavsiyesiyle Medine nin, süvari birliklerinin sald r s na aç k bulunan kuzey k sm nda hendek kaz lmas na karar verdi. Yaklafl k 5,5 km. uzunlu undaki hendek, 3000 kiflilik slâm ordusu taraf ndan bir haftal k süre içinde tamamland. Düflman askerinin say ca üstünlü ünü göz önüne alan Hz. Peygamber, kan dökülmesini de istemedi i için bir meydan savafl yap lmas n do ru bulmad. Kad n ve çocuklar n kale ve hisarlara yerlefltirilmesini emretti, ordunun arkas da a, ön taraf da hende e bakacak flekilde Sel da n n eteklerine karargâh n kurdu. Hende in derin olmayan zay f noktalar ile baz geçifl

67 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 57 yerlerine nöbetçiler yerlefltirdi. Onun Kureyfl e karfl uygulad strateji, Müslümanlar n gücünü göstermek, ticaret yolu dolay s yla onlar n kendisine muhtaç olduklar n hissettirmek, slâm Dini nin ve Medine deki yeni oluflumun varl n kendilerine benimsetmekti. Medine çevresine gelen Kureyflliler daha önce Arabistan da bilinmeyen hendekle karfl lafl nca flafl r p kald lar. Kuflatma s ras nda hende in her iki yan nda bulunan taraflar birbirlerine ok ve tafl ya d rmaktayd. slâm ordusu, bir yandan düflmanlar n baflka noktalardan flehre s zmas na engel olmaya, bir yandan da onlar hendek boyunca etkisiz hale getirmeye çal fl yordu. Bir ara Kureyfl süvarilerinden birkaç hende in dar bir yerinden slâm ordusunun bulundu u tarafa geçti. Bunlardan biri Araplar aras nda cesaret ve kahramanl yla bilinen Amr b. Abdüved idi. Amr b. Abdüved teke tek mücadele olan mübarezeye bir savaflç istedi. Karfl s na henüz genç yaflta bulunan Hz. Ali ç kt. Hz. Peygamber Ali ye k - l c n verdi ve sar n sard. Amr, bafllang çta küçümsedi i Hz. Ali taraf ndan bir k - l ç darbesiyle yere serildi. Onunla birlikte hende i geçenler de geri çekilmek zorunda kald lar. Yirmi gün kadar süren kuflatma s ras nda baz küçük çat flmalar olmuflsa da müttefik güçler bir sonuç alamad. fiiddetli bir f rt nadan sonra çad rlar alt üst olan Kureyfllilerin morali bozuldu, kuflatmay kald r p Mekke ye dönmeye mecbur kald lar (Nisan 627). slâm tarihinde bir dönüm noktas olan Hendek Gazvesi nde alt Müslüman flehid oldu; sekiz düflman askeri öldürüldü. Müslümanlar Hendek Gazvesi nde büyük s k nt lara maruz kalm fl, kalabal k düflman ordusu karfl s nda endifleye kap lm fllard. Hz. Peygamber in kuflatma s ras nda bir gün ö le, ikindi, akflam ve yats namazlar n geceleyin hep birden k lmak zorunda kalmas onun ve ashab n n çok zor flartlar alt nda mücadele verdiklerini gösterir. Bu savafla ad n veren Ahzâb sûresinde Müslümanlar n müttefik ordular karfl s nda kap ld klar korkudan bahsedilerek bunun bir iman s nav oldu u belirtilmifl, Allah n Müslümanlar görünmeyen ordularla destekledi i ifade edilmifltir (el-ahzâb 33/9-12, 25). D KKAT Hendek Gazvesi ile müflriklerin Hz. Peygamber i ve Müslümanlar ortadan kald rmaya yönelik son teflebbüsleri de baflar s zl kla sonuçland. Düflman n baflar s z olmas nda Hz. Peygamber in Yahudiler ile onlar n müttefi i olan Arap kabilelerinin aras n açmak üzere uygulad siyaset ve diplomasinin yan nda derin bir istihbarat çal flmas yapmas n n da önemli rolü olmufltur. Hz. Peygamber in bu savafl s - ras nda düflman ittifak n bozmak için baflvurdu u tedbirlerden biri Nu aym b. Mes ûd ile ilgilidir. Benî Eflca kabilesinin reisi olan Nu aym yeni Müslüman olmufl, ancak bunu henüz kimse duymam flt. Nu aym, Hz. Peygamber in iste i üzerine ayr ayr Benî Kurayza ve Kureyfl e giderek birbirleri aleyhine k flk rtt. Böylece düflman saflar nda ortaya ç kan ihtilaf Benî Kurayza Yahudilerinin saf d fl kalmalar sonucunu do urdu. Hendek Savafl ndan sonra Hz. Peygamber savafl stratejisini gözden geçirdi. Müslümanlara sald r haz rl içinde olan düflman kuvvetlerine onlardan erken davran p hücum etmenin gerekli oldu u görüldü. Bu do rultuda Benî Kurayza üzerine sefer düzenlendi.

68 58 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Harita 3.1 Kaynak: Mahmudov, E. (2010). Sebepleri ve Sonuçlar Aç s ndan Hz. Peygamberin Savafllar, s Hac ve umre için Kâbe yi ziyaret etmek isteyen Müslümanlar n Mekke ye belirli mesafede bulunan ve mîkat ad verilen baz noktalarda ihrama girmeleri gerekir. Medinelilerin mîkat flehrin güneybat s nda Mescid-i Nebevî ye 11 km. mesafedeki Zülhuleyfe olup Mekke ye en uzak mîkat yeridir. Di er yerler ise fiam, M s r ve Ma ribliler için Cuhfe, Necidliler için Karnülmenâzil ve Yemenliler için de Yelemlem dir. Karnülmenâzil hizas nda bulunan Zâtü rk ise Irak yönünden gelenlerin mîkat d r. Hudeybiye Antlaflmas Hz. Peygamber ve Mekkeli Müslümanlar, dinlerini korumak ve canlar n kurtarmak amac yla ayr lmak zorunda kald klar vatanlar n çok özlüyor, inen çeflitli ayetlerin de vurgulad gibi tevhid inanc n n yeryüzündeki mâbedi Kâbe yi ziyaret etmeyi fliddetle arzu ediyorlard. Hz. Peygamber rüyas nda Kâbe yi tavaf etti ini görünce Mekke ye gitmeye ve umre ziyareti yapmaya karar verdi, ashab na da umre için haz rlanmalar n emretti. Medine nin mîkât yeri Zülhuleyfe de ihrama girerek yanlar na sadece yolculuk silâh alan kadar sahabeyle Mart 628 tarihinde Medine den hareket etti. Mekke ye 17 km. uzakl ktaki Hudeybiye de konaklad. Durumdan haberdar olan Kureyflliler, niyetlerini ö renmek ve kendilerine engel olmak maksad yla Halid b. Velîd in kumandas nda 200 kiflilik bir süvari birli ini bölgeye sevketti. Hz. Peygamber de gelifl amac n anlatmak üzere Kureyfllilere H - râfl b. Ümeyye yi elçi olarak gönderdi. Ancak elçi çok kötü bir flekilde karfl land ; hatta öldürülmek istendi. Bunun üzerine Hz. Peygamber baflta Ebû Süfyân olmak üzere Kureyflliler aras nda birçok akrabas bulunan Hz. Osman gönderdi. Kureyflliler Osman a, Müslümanlar n Mekke ye girmelerine izin vermeyeceklerini, ancak isterse kendisinin Kâbe yi tavaf edebilece ini söylediler. Osman Hz. Peygamber tavaf etmeden ben asla tavaf etmem diyerek bu teklifi reddedince onu tutuklad - lar. Bu geliflme, Hz. Peygamber e, Osman n öldürüldü ü fleklinde ulaflt. Habere son derece üzülen Hz. Peygamber, müflriklerle savaflmadan oradan ayr lmayacaklar na dair ashab ndan biat ald. Bu biata Fetih süresinde belirtildi i üzere (48/18)

69 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 59 Allah n raz oldu u biat anlam nda Bey atürr dvan, semure denilen bir çeflit çöl a ac n n alt nda yap ld için el-bey atü fl-flecere, biat eden sahabelere de a aç alt nda biat edenler anlam nda Ashâbü fl-flecere ad verilmifltir. Kureyflliler, Müslümanlar n Hz. Muhammed e ba l l klar n ve onun emriyle ölümü göze alacaklar n ortaya koyan kararl l klar n ö renince telâfla kap ld lar. Önce Hz. Osman serbest b rakt lar, sonra da Süheyl b. Amr baflkanl nda bir heyeti bar fl yapmak üzere Hz. Peygamber e gönderdiler. Yap lan müzakerelerden sonra bir antlaflma kaleme al nd. Söz konusu antlaflmaya göre Müslümanlar o y l Mekke ye girmeden geri dönecekler, umre için ertesi y l gelecek ve flehirde üç gün kalabileceklerdi. Mekkeli biri Medine ye kaçarsa iade edilecek, Medine den biri Mekke ye kaçarsa iade edilmeyecekti. Bar fl on y l sürecek, taraflardan biri bu ittifaka dâhil olmayan herhangi bir kabile ile savafla girerse di eri pasif kalacak, iki taraf hâkimiyeti alt ndaki topraklar ticaret kervanlar n n geçifli, hac ve umre için emniyet alt nda tutacakt. Di er Arap kabileleri istedikleriyle ittifak yapabilecek, bu flartlara taraflar n d fl nda kendileriyle müttefik olan kabileler de uyacakt. lk bak flta Müslümanlar n aleyhine gibi görünen ve bu yüzden ashab n tepki gösterdi i antlaflmada Hz. Peygamber in hedefi Hendek Gazvesi nde Medine yi muhasara eden düflman ittifak n parçalamakt. Nitekim o, bu antlaflma ile Kureyfl in Hayber Yahudileri ve Gatafân kabilesine karfl tarafs zl n sa lam fl, Hudeybiye dönüflünde Hayber üzerine yürüme imkân n elde etmifltir. Di er taraftan o güne kadar Müslümanlar tan mayan, onlar muhatap saymayan Kureyflli müflrikler, bu antlaflma ile Müslümanlar kendileriyle denk bir taraf olarak kabul etmifl oldular. Bu sonuç hem müflrik hem de Müslüman olan kabilelerin Hz. Peygamber le temas kurmalar n kolaylaflt rm fl, slâm davetinin kendilerine kolayca ulaflmas n sa lam flt r. Nitekim slâmiyet Arap yar madas nda h zla yay lmaya devam etti; öyle ki Hudeybiye anlaflmas ndan Mekke nin fethine kadar geçen iki y l içinde Müslüman olanlar n say s, o güne kadar geçen on sekiz y l içindeki say y aflt. Ayr ca çevre ülkelerin devlet baflkanlar na slâm a davet mektuplar gönderilmesi mümkün hale geldi. Bu münasebetle inen Kur an- Kerim in 48. sûresi Fetih sûresi ad yla an lm fl ve sözü edilen antlaflma Allah tan gelen bir fetih ve ilahî yard m olarak nitelendirilmifltir (el-feth 48/1, 3). Hz. Peygamber ve sahabelerin ertesi y l Kâbe yi ziyaret etme imkân bulup bulmad klar n araflt r n z. Mekke nin Fethi Mekke çevresinde yaflayan Benî Bekir ile Huzâal lar aras nda Câhiliye döneminden beri devam edegelen kan davas Hudeybiye Antlaflmas yla ortadan kald r lm fl, Benî Bekir Kureyfl ile, Huzâal lar da Hz. Peygamber le ittifak kurmufllard. Ancak Bekiro ullar Kureyfllilerden de destek alarak Huzâal lara bir gece bask n düzenlemifl ve kabilenin reisi ile baz mensuplar n öldürmüfltü. Huzâal lar Medine ye bir heyet göndererek Hz. Peygamber den yard m istediler. Asl nda Huzâal lar Hz. Muhammed e ve onun tebli etti i dine bafllang çtan itibaren s cak bakm fl, Müslümanlara özellikle istihbarat alan nda önemli yard mlar olmufl ve Hudeybiye Antlaflmas na kadar onlar n tamam slâmiyet i benimsemiflti. Hz. Peygamber Kureyfllilere bir mektup yollayarak Benî Bekir ile ittifaktan vazgeçmelerini veya öldürülen Huzâal lar n diyetini ödemelerini istedi. Aksi takdirde antlaflman n ihlâl edilmifl olmas sebebiyle kendilerine savafl açabilece ini bildirdi. Kureyflliler hem diyet 2 SIRA S ZDE

70 60 slam Tarihi ve Medeniyeti-I ödemeyi hem de Bekiro ullar yla olan ittifak bozmay reddedip Hudeybiye Antlaflmas n yenilemek üzere Ebû Süfyân Medine ye gönderdiler. Ancak Ebû Süfyân Medine deki giriflimlerinden olumlu bir sonuç alamadan Mekke ye döndü. Hz. Peygamber, sefer haz rl klar na bafllarken Müslüman kabilelerin bir k sm - n n Medine de toplanmas n istedi, bir k sm n n da yolda orduya kat lmas n emretti. Ayr ca Mekke yollar n kapatt, Medine den ç k fl da yasaklad. Askerî harekât n hedefini gizli tuttu undan mîkat yeri Zülhuleyfe de ihrama girmeyerek yola devam etti ve Mekke yak n ndaki Merrüzzahrân da konaklad kiflilik slâm ordusunun Mekke kap s na dayand n ö renen Kureyflliler Ebû Süfyân baflkanl ndaki bir heyeti Hz. Peygamber e gönderdiler. Heyeti bir gece karargâh nda tutup ordusunun resmigeçidini seyrettiren Hz. Peygamber onlar Müslüman olmaya ça rd. Böyle bir orduyla savaflmay göze alamayan Ebû Süfyân ve heyet üyeleri slâm kabul etmifl olarak Mekke ye döndüler. Ebû Süfyân Kâbe nin avlusunda toplanan Kureyfllilere kendisinin Müslüman oldu unu ve teslim olmaktan baflka çarelerinin kalmad n, Mescid-i Harâm a veya kendi evine s nmalar n tavsiye etti. Dört koldan ayn anda Mekke ye girilmesini kararlaflt ran Hz. Peygamber kumandanlar na mecbur kalmad kça savaflmamalar n, kaçanlar takip etmemelerini, yaral ve esirleri öldürmemelerini ve Safâ tepesinde kendisiyle buluflmalar n bildirdikten sonra hareket emri verdi. Merkezî birli in bafl nda bulunan Hz. Peygamber etraf ndaki muhacirle ve ensarla birlikte, Allah a hamd ve flükürler ederek flehrin yukar k sm ndan Mekke ye girdi, Hacûn da konaklad ve di er birliklerle Safâ tepesinde bulufltu (11 Ocak 630). Daha sonra Mescid-i Harâm a giden Hz. Peygamber Hacer-i Esved i selamlay p öptü ve Kâbe yi tavaf etti. Yapt konuflmada Mekke nin harem oldu unu ve bu statüsünün devam edece ini; hac ve Kâbe idaresiyle ilgili hicâbe (sidâne) ve sikâye d fl ndaki bütün görevleri ilga etti ini, hicâbeyi Osman b. Talha n n sikâyeyi de amcas Abbas n elinde b rakt n belirtti. Arkas ndan umumi af ilan etti. Hz. Peygamber cezaland rma f rsat eline geçti i halde, yirmi y ld r kendisine ve Müslümanlara düflmanl k yapm fl Kureyfllileri affederek insanl k tarihine malolmufl büyük bir ba fl ve merhamet örne i gösterdi. Fetih günü, ayn zamanda gerçek bir merhamet günü oldu. Kimsenin mal na dokunulmad ve esirler serbest b rak ld. Sadece Müslümanlara karfl fliddetli düflmanl k yapt klar için daha önce can güvenlikleri kald r lanlardan üç kifli öldürüldü. Öte yandan fetih s ras ndaki kay plar da kiflilik bir askerî harekât dikkate al nd nda s n rl say da idi: fiehrin güneyinden giren Halid b. Velîd kumandas ndaki birliklere direnifl gösteren yirmi civar nda müflrik ölmüfl, iki veya üç Müslüman da flehid olmufltu. Hz. Peygamber, Tevhid inanc n n sembolü olan Kâbe nin içindeki ve çevresindeki putlar ve di er flirk alâmetlerini temizlettikten sonra Kâbe nin içinde iki rek at namaz k ld. Bilâl-i Habeflî den Kâbe nin dam na ç k p ezan okumas n istedi. Bilâl n ezan ndan sonra Kureyflliler, kad nl erkekli Hz. Peygamber in huzuruna gelerek Müslüman oldular. Safvân b. Ümeyye gibi süre isteyenlere de dört ay mühlet verildi. Fetihten sonra bir süre daha Mekke de kalan Hz. Peygamber Attâb b. Esîd i Mekke ye vali tayin edip Muâz b. Cebel i de yeni Müslüman olanlara Kur an ve dinî esaslar ö retmekle görevlendirdikten sonra Hevâzin kabilelerine karfl afla- da bahsedilecek olan Huneyn Gazvesi ni gerçeklefltirdi. Ard ndan muhacirlerle birlikte Medine ye döndü. Mekke nin fethiyle birlikte Kureyfl müflriklerinin Hz. Peygamber ve Müslümanlara karfl olan düflmanl sona ermifl, Hicaz bölgesinde slâm n yay l fl önündeki engeller kalkm flt. Nasr sûresine ad olan yard m anla-

71 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 61 m ndaki nasr kelimesi bütün Araplara üstün gelmeye, ayn sûredeki feth kelimesi de Mekke nin fethine iflaret etmektedir. Ayn flekildehadîd sûresinin 10. âyetindeki fetih kelimesi de Mekke nin fethine iflaret etmekte, brâhim sûresinin ayetlerinde de Mekke nin fethedilere Müslümanlar n oraya dönece i haber verilmektedir. Fetih sûresi de Hudeybiye ye, dolay s yla Mekke nin fethine iflaret etmektedir. Hz. Peygamber Mekke de kald süre içinde baz sahabeleri flehrin çevresindeki kabilelere ait putlar y kmak üzere görevlendirdi. Y k lan putlar aras nda Menât, Süvâ ve Uzzâ da bulunuyordu. Ard ndan yine flehre yak n baz kabileleri slâmiyet e davet etmek için seriyyeler düzenledi. Mekke nin fethinin slâm fetihleriyle iliflkisinin olup olmad n araflt r n z. Hz. Ebû Bekir in Hac Emîri Tayin Edilmesi ve Müflriklere Son Ça r Mekke nin fethiyle flehrin ve Kâbe nin idaresi Müslümanlar n eline geçmifl ve birçok müflrik Arap kabilesi slâm a girmifl olmakla birlikte putperest inançlar n devam ettirenler hâlâ mevcuttu. Bu müflrik kabilelerin bir k sm Müslümanlar n müttefikiydi. Mekke fethinden sonra, Hz. Peygamber, hicretin 1. y l ndan itibaren iyi münasebetler kurdu u Medine ye komflu Damre, G fâr, Cüheyne ve Eflca dan baflka Huzâa ve Müdlic gibi müflrik kabilelerle, hac ve umre amac yla Kâbe yi ziyarete gelenlere engel olunmayaca na ve haram aylar nda kimsenin korku içinde bulunmayaca na dair antlaflmalar yapm flt. Tebük Seferi nden döndükten sonra Mekke de hâlâ müflriklerin bulunaca n ve baz lar n n âdetleri oldu u üzere ç plak bir flekilde Kâbe yi tavaf edece ini bildi inden, bu y l içinde farz olan hacca bizzat gitmeye gönlü raz olmad. Hz. Ebû Bekir i hac emîri tayin ederek 300 kadar sahabe ile Mekke ye gönderdi. Ard ndan müflriklerin genel konumu ve onlarla Hz. Peygamber aras ndaki antlaflmalar hakk nda Tevbe sûresinin bafl ndan itibaren yirmi sekiz ayet nâzil oldu. Hz. Peygamber, bu ayetlerin hükümlerini tebli için Hz. Ali yi görevlendirdi. Çünkü Arap gelene ine göre antlaflmalar üzerinde baflkan veya ailesinden biri söz sahibi olabilirdi. Hz. Ali, Mekke ye gitmekte olan Ebû Bekir e yolda ulafl p durumu anlatt ve kendisine emîr-i hac olarak vazifeye devam edece ini bildirdi. Hz. Ali, 10 Zilhicce yani bayram n birinci günü Mina da toplanan insanlara, Tevbe sûresinin müflriklere ihtar mahiyetindeki ilk ayetlerini okudu ve flu hususlar aç klad : Kâfirler ebedî kurtulufla eremeyecek ve cennete giremeyecektir. Bu y ldan sonra müflrikler haccedemeyecek ve Mescid-i Harâm a yaklaflamayacakt r; kimse Kâbe yi ç plak tavaf edemeyecektir. Hz. Peygamber le antlaflmalar bulunanlar, antlaflman n süresi nihayete erinceye kadar haklar n kullanabilecekler, daha sonra Müslüman olmad klar takdirde can güvenlikleri kalkacakt r. Bu bildiri etkisini göstermifl, orada bulunan müflriklerin bir k sm itiraz etmiflse de ard ndan Kureyfl bile Müslüman oldu diyerek dört ay beklemeye gerek duymaks z n hemen hepsi Müslüman olmufltur. Böylece Arap yar madas ndaki putperestlik ortadan kald r lm fl, Kâbe Hz. brâhim ile Hz. smâil in kurdu u esasa uygun olarak yaln zca tevhid inanc na sahip müminlere tahsis edilmifl oldu. Ayn sûrenin 29. ayetiyle baflta Ehl-i Kitap (Yahudi ve H ristiyanlar) olmak üzere di er din mensuplar na cizye ödemeleri flart yla can ve mal güvencesi sa lanmas ve kendi dinlerinde kalma hürriyeti verilmesi fleklindeki temel slâmî anlay fl uygulamaya konuldu. 3 SIRA S ZDE

72 62 slam Tarihi ve Medeniyeti-I D ER MÜfiR K ARAP KAB LELER YLE L fik LER Recî Vak as Uhud Gazvesi nden birkaç ay sonra Adal ve Kâre kabilelerinden bir heyet Medine ye gelip Hz. Peygamber tan kendilerine slâmiyet i ö retecek sahabeler göndermesini istediler. Hz. Peygamber in gönderdi i on kiflilik heyet Mekke ile Usfân aras nda Recî suyu yan nda konaklad. Bu s rada Lihyâno ullar ndan 100 kadar silâhl bir grup, Müslümanlara bask n düzenledi (Temmuz 625). Yedi sahabe flehid edildi, kalan üç kifliden Abdullah b. Târ k yolda öldürüldü, Hubeyb b. Adî ile Zeyd b. Desine Kureyfl e sat ld. Mekkeli müflrikler bir müddet sonra bu iki sahabiyi de iflkenceyle flehid ettiler. Bir savafl sebebi teflkil eden bu sald r ve katliam dolay s yla Hz. Peygamber 200 kiflilik bir kuvvetle Lihyano ullar üzerine sefer düzenledi. Ancak slâm ordusunun geliflini haber alan Lihyano ullar da lara çekilmifl olduklar ndan Hz. Peygamber iki gün onlar n topraklar nda kald ktan sonra geri döndü. Bi rimaûne Facias Recî Vak as ndan k sa bir süre sonra (Temmuz 625) Âmir b. Sa saa kabilesinin reisi Ebû Berâ Âmir b. Mâlik Medine ye gelerek Hz. Peygamber den slâmiyet hakk nda bilgi ald. Kendisi Müslüman olmamas na ra men kabilesine slâm anlatacak baz kimselerin gönderilmesini istedi. Hz. Peygamber, gönderilecek kimselerin can güvenli i konusunda kesin söz ald ktan sonra Kur an iyi bilen ço u ensar ve ehli Suffe den 70 (veya 40) kiflilik bir grubu Münzir b. Amr el-hazrecî baflkanl nda gönderdi. Baflka bir rivayete göre ise bu heyet, Müslüman oldu unu söyleyen Zekvân, Usayye, Ri l ve Lihyân kabilelerinin düflmanlar na karfl Hz. Peygamber den yard m istemeleri üzerine gönderilmifltir. Heyet, Medine-Mekke yolu üzerindeki Bi rimaûne ye gelince hayatlar n garanti eden Âmir b. Mâlik in öldü ünü haber al nca orada bir süre bekledi. Müslümanlara karfl kin duyan Âmir b. Mâlik in ye- eni Âmir b. Tufeyl in k flk rtmas yla civardaki kabilelerden meydana gelen bir grup, üç kifli hariç heyet mensuplar n öldürdü. Kurtulanlardan Münzir b. Muhammed de bir süre sonra flehid edildi. Bu çok ac olay vahiy yoluyla ö renen ve ashab na haber veren Hz. Peygamber, hiçbir felaket karfl s nda hissetmedi i derecede elem duymufl ve otuz veya k rk gün süreyle sabah namaz nda bu faciaya yol açanlara beddua etmifltir. Bi rimaûne facias na sebep olan Benî Âmir in cezaland - r lmas amac yla Hz. Peygamber, fiücâ b. Vehb komutas alt nda yirmi dört kiflilik bir kuvveti Temmuz 629 da onlar n üzerine gönderdi. Ani bir gece bask n yla birçok kad nla beraber çok say da hayvan ele geçirildi. Ancak kad nlar ve onlar istemeye gelen kabile mensuplar Müslüman olduklar için serbest b rak ld. Müreysî (Benî Mustalik) Gazvesi Bafl ndan beri Müslümanlara karfl düflmanca tav r tak nan ve daima Kureyfl in yan nda yer alm fl bulunan Mustaliko ullar reisi Hâris b. Ebû D râr çevredeki kabileleri de k flk rtarak Medine ye sald rmak üzere asker toplamaya bafllam flt. Onun bu faaliyetinden haberdar olan Hz. Peygamber, fiâban-ramazan 5 (Ocak-fiubat 627) tarihinde Benî Mustalik ile savaflmaya karar vererek 30 u süvari 700 kifliden oluflan bir kuvvetle sefere ç kt. Durumun ö renilmesi üzerine Mustaliko ullar n n yan nda toplanan kabileler da lmaya bafllad. Müreysî suyunun yan na gelindi inde kabile mensuplar slâm a davet edildi. Onlar n ok atmak suretiyle cevap vermesi üzerine savafl bafllad ve Müslümanlar n kesin zaferiyle sonuçland. Birçok in-

73 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 63 san yan nda çok say da mal ve hayvan ganimet olarak al nd. Hz. Peygamber esir ve ganimetleri paylaflt rd. Bu esnada kabile reisinin k z Cüveyriye Müslüman oldu. Hz. Peygamber azat etti i Cüveyriye ile evlendi. Bu evlilik üzerine bütün Müslümanlar ellerindeki esirleri serbest b rakt. Geliflmelerden çok memnun olan Mustaliko ullar, baflta kabile reisi Hâris olmak üzere topluca slâm a girdiler. Benî Müstalik Gazvesi nden Medine ye dönüldükten sonra münaf klar n dedikodular yüzünden Hz. Peygamber i, Hz. Âifle yi ve Müslümanlar üzen fk Hadisesi hakk nda bilgi edininiz. Huneyn (Hevâzin) Gazvesi Mekke nin fethinden sonra Hz. Peygamber i meflgul eden kabile topluluklar ndan biri de Hevâzinlilerdi. Birçok kola ayr lan Hevâzin, Mekke ile Necid aras nda ve güneyde Yemen e kadar uzanan bölgelerde yafl yordu. Kabilenin önemli bir kolunu oluflturan Sakîfliler Tâif te bulunuyordu. Hevâzin kabile topluluklar yla Kureyfl aras nda ticarî münasebetlerin de tesiriyle Câhiliye döneminden beri süregelen düflmanl k, Kureyfl kabilesinden olan Hz. Peygamber e ve onun getirdi i slâm a da yönelmiflti. Kabilenin baz kollar Hudeybiye Antlaflmas n n yol emniyetiyle ilgili hükümlerini ihlâl ettiklerinden Hz. Peygamber onlar üzerine baz küçük seriyyeler göndermiflti. Ancak kin ve düflmanl klar artarak devam etti i için Hevâzinliler, Mekke fethi s ras nda Hz. Peygamber n Kureyfl ten sonra en önemli hedeflerinden biri haline gelmiflti. Mekke de bulundu u s rada Hz. Peygamber, ele geçirilen bir casustan Hevâzinliler in kad n, çocuk, mal ve hayvanlar n yanlar na alarak top yekün bir savafla giriflmek üzere topland klar n ö rendi. Di er taraftan Sakîfliler de, Tâif yolu üzerindeki Uzzâ putunun y kt r lmas üzerine kendi putlar Lât n da tahrip edilece inden korkup Evtâs ta toplanan Hevâzinliler e kat ld lar. Hevâzin ordusunun kumandanl n otuz yafllar ndaki Mâlik b. Avf en-nasrî yap yordu. Hz. Peygamber, Mekkeli Müslümanlardan yeni kat lan kifli ile birlikte asker say s e ulaflan ordusuyla 27 Ocak 630 tarihinde yola ç kt. 1 fiubat 630 Perflembe günü Evtâs a yönelen Müslümanlar n Halid b. Velîd kumandas ndaki öncü birli ini Huneyn vadisinde pusu kuran Hevâzinlilerin oka tutmas yla savafl fiilen bafllad. Havan n karanl k olmas yüzünden pusudaki düflmanlar n yerini tesbit etmek mümkün olmad. Bunun yan s ra ürken atlar n ve develerin meydana getirdi i kar fl kl k ve panik havas öncü birli in da lmas na, merkezdeki birliklerin de düzensiz bir flekilde geri çekilmesine sebep oldu. Öyle ki, Hz. Peygamber in etraf nda çok az say da asker kald. Kur an- Kerim de bozgunun sebebi, Müslümanlar n say bak m ndan kendilerini üstün görmesine, dolay s yla Allah a tevekkülün tam gerçekleflmemesine ba lanm fl, fakat ac tecrübeden sonra Allah n manevî deste iyle zaferin kazan ld ifade edilmifltir (et-tevbe 9/25-26). Da lan ordu Hz. Peygamber in uyar s, cesur ve kararl müdahalesiyle k sa zamanda toparland, fliddetli bir savafltan sonra zafer kazan ld. Hevâzinlilerin büyük bir k sm kumandanlar yla birlikte Tâif e, bir k sm da Evtâs a s nd, geri kalanlar Nahle ye kaçt. Bu savaflta dört Müslüman n flehid olurken, düflman askerinden de meflhur flair ve cengâver Düreyd b. Simne nin de aralar nda bulundu u 70 kiflinin öldü. Tâif Kuflatmas Huneyn Savafl Müslümanlar taraf ndan kazan lm flsa da savafltan kaçanlar slâm karfl t baflka kabilelerle birleflerek yeni bir tehlike arz etmeye bafllam flt. Bunlar n bafl nda Tâifliler geliyordu. Tâif halk slâm a karfl olan tavr n zaman zaman küs- 4 SIRA S ZDE

74 64 slam Tarihi ve Medeniyeti-I tahl a varacak flekilde ortaya koymufltu. Hz. Peygamber i ve Müslümanlar hicveden flairler, slâmiyet in aleyhine çal flanlar bafllar s k flt kça Tâif e s n yordu. Hz. Peygamber Huneyn Savafl n n hemen ard ndan kendisinin bafl nda bulundu u bir askerî güçle Tâif üzerine yürümeye karar verdi. Bir taraftan da baflka yerlere kaçanlar n takibi için askerî birlikler düzenledi. Nitekim Evtâs a gönderilen birlik Hevâzinlilerle yapt savaflta galip geldi, burada ele geçirilen ganimetler ve esirler de di erleriyle birlikte Ci râne ye götürüldü. Hz. Peygamber Tâif e hareketinden önce Tufeyl b. Amr ed-devsî yi Mekke ile Yemen aras ndaki Zülkeffeyn putunu y kmak için gönderdi ve ondan kabilesinin Tâif Gazvesi ne ifltirakini sa lamas n istedi. Ard ndan Halid b. Velîd i öncü birliklerin bafl nda Tâif üzerine sevk etti. Halid den sonra Tâif e ulaflan Hz. Peygamber kalelerine s nan Sakîflileri ve Hevâzinlileri bir ay kadar muhasara etti. Tâif in müstahkem surlar ve Sak flilerin savunma teknikleri sebebiyle baflar sa lanamad n gören Hz. Peygamber, baflta manc n k olmak üzere çeflitli savafl tekniklerini ilk defa burada uygulad. Ancak Tâiflilerin bir y l kadar yetecek erzaklar olmas ve kalelerini iyi savunmalar üzerine baz sahabelerle yapt istiflarenin ard ndan kuflatmay kald rmaya karar verdi. 630 y l fiubat ay n n ilk günlerinde bafllayan Tâif kuflatmas nda on bir sahabe flehid oldu. Ci râne de Ganimetlerin Taksimi Hz. Peygamber Tâif ten sonra Ci râne ye döndü ve Huneyn Gazvesi nde elde edilen ganimetleri burada taksim etti. Mekke fethinden sonra Müslüman olmak için dört ay süre isteyen ve kaynaklarda müellefe-i kulûb diye an lan baz Kureyfllilere gönüllerini slâm a s nd rmak için daha fazla hisse verdi. Bu s rada Hevâzinlilerden gelen bir heyet Müslüman olduklar n söyleyerek esirlerin ve mallar n n kendilerine iade edilmesini istedi. Hz. Peygamber kendilerine esirleriyle mallar aras nda tercih yapmalar n istedi. Onlar esirlerini tercih edince ashab n r zas n alarak isteklerini yerine getirdi. Bedevîlerden baz Müslümanlar ellerindeki esirleri vermek istemediler. Hz. Peygamber kazan lacak ilk zaferde daha fazla hisse verece ini vaat ederek onlar ikna etti. Bu arada Hz. Peygamber in müellefe-i kulûba fazla hisse vermesi, onun Kureyfllilere iltimas yapt, hatta Mekke de kal p ensar terkedece i yolunda baz söylentilere sebep oldu. Bunun üzerine ensar toplayan Hz. Peygamber müellefe-i kulûba niçin fazla hisse verdi ini anlatt, ayr ca ensar n faziletini dile getirerek daima ve her flartta onlarla birlikte olaca n söyledi. Yapt klar dedikodudan dolay piflman olan ensar üzüntülerini dile getirip kendisinden raz olduklar n söylediler. Hz. Peygamber Ci râne de ihrama girip Mekke ye gitti; umreden sonra Medine ye döndü. Baz Bedevî Kabilelerin Tutumu Çok say da Arap kabilesinin Müslüman olmas na ra men baflta Gatafân ve çeflitli kollar ile Hanîfe ve Esed gibi bedevî kabileleri aras nda slâmiyet in tamamen yerleflmifl oldu unu söylemek mümkün de ildir. Kur an- Kerim de, Hz. Peygamber e ve Müslümanlara düflman olan a râb denilen bedevîler elefltirilmifl, onlar n büyük ço unlu unun tak nd olumsuz tav rlara temas edilmifltir. Bedevîler Hendek Gazvesi nden itibaren slâmiyet e karfl tav r almaya bafllam flt (el-ahzâb 33/20). Hz. Peygamber umreye giderken (628) Cüheyne, Müzeyne, Eflca ve Eslem gibi Medine çevresinde yaflayan bedevîlere haber göndererek kendisine kat lmalar n istemifl, fakat onlar slâm a ve Hz. Peygamber e ba l l klar n tam olarak sindiremediklerinden ifltirak etmemifl, umreden sonra özür dilemifllerdir (bk. el-feth 48/11-12,

75 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 65 16). Benzer bir durum Tebük Gazvesi s ras nda da olmufltur (bk. et-tevbe 9/90, 97, 101, 120). Bedevî Gatafâno ullar n n çeflitli kollar 624 y l ndan itibaren Medine çevresinde çeflitli ya malama ve öldürme olaylar na kar flm fl, bu kabilenin slâmlaflmas ancak elçiler y l nda (9/ ) sathî bir flekilde gerçekleflmifltir. Nitekim Hz. Peygamber in vefat ndan sonra Fezâre kolunun reisi Uyeyne b. H sn irtidad ederek peygamberlik iddias nda bulunan Tuleyha b. Huveylid el-esedî ile birleflti. Büyük ço unlu u bedevî hayat yaflayan Benî Hanîfe de slâmiyet ten uzak durmaya çal flt. Bu kabilenin Seleme b. Hanzale baflkanl ndaki heyeti 631 y l nda Medine ye gelerek Müslüman oldu. Ancak siyasî ve ekonomik emellere sahip bu kabile mensuplar, Hz. Peygamber in rahats zl esnas nda, Hz. Muhammed in peygamberli e kendisini de ortak etti i yalan n ileri sürerek peygamberlik iddias nda bulunan Müseylimetülkezzâb n etraf nda toplanarak irtidat ettiler. Öte yandan Benî Esed Uhud Gazvesi nden sonra Hz. Peygamber ve Müslümanlar n güç kaybettiklerini düflünerek Medine ye ani bir sald r yapmay tasarlad gibi Hendek Gazvesi esnas nda da Tuleyha b. Huveylid kumandas alt nda bir birlikle düflman gruplar n ittifak içinde yer ald. 630 y l nda ise aralar nda Tuleyha n n da bulundu u bir heyetle Medine ye gelerek Müslüman görünmek zorunda kald - lar ve k tl k sebebiyle malî yard m talebinde bulundular, Zekâtlar n kendi aralar nda toplay p da tmak için izin istediler. Onlar n bu görüflmeleri esnas nda kaba tutum ve davran fllar sergilemeleri, menfaatlerine düflkün olmalar, iman etmedikleri halde öyle görünüp Hz. Peygamber i minnet alt nda b rakmak istemeleri üzerine Hucurât sûresindeki ayetler indi (49/14-18). Hz. Peygamber in rahats zl günlerinde Tuleyha peygamberli ini ilân etti, ard ndan kendi kabilesinin d fl nda Fezâre, Zübyân, Tay ve Abs gibi bedevî kabilelerinden baz kimselerin deste ini alarak Hz. Ebû Bekir döneminde irtitat etti. YAHUD LERLE L fik LER Benî Kaynuka Gazvesi Hz. Peygamber Medine ye hicret etti i s rada flehir halk n n yar ya yak n nüfusunu Benî Kaynuka, Benî Nadîr ve Benî Kurayza kabilelerinden oluflan Yahudiler teflkil ediyordu. Hz. Peygamber Yahudilere karfl hoflgörülü davrand, Medine sakinleriyle yapt antlaflmaya onlar da dâhil etti. Onun bu davran fl baz Yahudiler üzerinde olumlu etki yapt ve Benî Kaynuka kabilesinin bilgin flahsiyetlerinden Abdullah b. Selâm ailesiyle birlikte Müslüman oldu. Ancak Yahudiler, yak n zamanda gelecek peygambere tâbi olacaklar n ve düflmanlar na üstünlük sa layacaklar n söyleyerek Evs ve Hazrec mensuplar n tehdit ettikleri halde bekledikleri peygamber Yahudilerden gelmedi i için Hz. Muhammed in peygamberli ini benimsemediler. Ayr ca Müslümanlar dinlerinden döndürmek için çeflitli faaliyetlere girifltikleri gibi, bazen Kur an- Kerim ve Hz. Peygamber le alay ediyorlard. Evs ve Hazrec kabileleri aras ndaki eski düflmanl klar hat rlatarak çeflitli fitne faaliyetlerine girifliyorlard. Bir k sm da slâmiyet e girdiklerini söyleyip aralar na kat ld klar münaf klara cesaret veriyorlard. Müslümanlar n Bedir Gazvesi nden zaferle ç kmas da gerginli in bir di er sebebiydi. Bu gerginli in devam etti i günlerde al flverifl için Benî Kaynuka çarfl s na giden Müslüman bir kad n n tâcize u ramas ve yard m için gelen sahabenin tacizi yapan Yahudiyi öldürmesi, kendisinin de orada bulunan Yahudiler taraf ndan flehid edilmesi üzerine antlaflma bozulmufl oldu. Hz. Peygamber Nisan 624 tarihinde Benî Kaynukâ üzerine yürüdü; onlar önce slâm a davet etti. Yahudiler bunu reddedip kalelerine çekilince kaleyi kuflatma alt na ald. On befl

76 66 slam Tarihi ve Medeniyeti-I gün devam eden kuflatma sonunda Yahudiler teslim oldu. Hz. Peygamber in esirlerden, say lar 700 civar nda olan savaflç erkeklerin öldürülmesine karar vermesi üzerine Hazrec kabilesinin reisi Abdullah b. Übey b. Selûl, Kaynukâo ullar n n kendilerinin müttefiki olduklar n belirterek ba fllanmalar n istedi. Hz. Peygamber, münaf klar n bafl oldu unu bilmesine ra men onun srar yla kabile mensuplar n n tamam n n Medine den sürülmesini emretti. Ayr ca onlara flehirden ayr lmalar için üç gün süre tan nd ve alacaklar n tahsil etmelerine izin verildi. Medine den ayr lan Kaynukao ullar, bir ay kadar Vâdilkurâ da kald ktan sonra Suriye taraflar na gidip Ezriât a yerlefltiler. Benî Nadîr Gazvesi Yahudi kabilelerinden Nadîro ullar Uhud Savafl esnas nda müflriklerin karargâh - na gidip onlar Müslümanlara karfl tahrik etmiflti. Bunun yan nda zaman zaman Müslümanlarla çat flmak istemifl ve baz suikast teflebbüslerinde bulunmufllard. Hz. Peygamber kendilerini uyar p antlaflmaya riayet etmelerini istemiflse de olumlu sonuç alamad. Bi rimaûne Vak as ndan sonra Hz. Peygamber müflterek bir problemin çözümü için Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali ile birlikte onlar n yerleflim merkezine gitti. Nadîro ullar kendilerini iyi karfl lamakla birlikte oturduklar yerin dam ndan tafl yuvarlamak suretiyle onlar öldürmeye teflebbüs ettiler. Durumu farkeden Hz. Peygamber yanlar ndan ayr larak flehre döndü. Medine antlaflmas kendileri taraf ndan bozuldu undan on gün içinde flehri terketmelerini istedi. Nadîro ullar Medine yi terketmek üzere haz rl klara bafllam flken Abdullah b. Übey yard mc olaca n söyleyerek vazgeçirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlar muhasara ederek antlaflmaya davet etti (28 A ustos 625). Önceleri direnmeye karar veren Yahudiler on befl gün süren kuflatmadan sonra yanlar nda götürebilecekleri mallar yla birlikte kad n ve çocuklar n da alarak Medine yi terketmeye raz oldular. Büyük ço unlu u Hayber e bir k sm da Suriye ye yerlefltiler. Benî Kurayza Gazvesi Medine de kalan son Yahudi kabilesi Benî Kurayza, Medine antlaflmas na göre flehri birlikte savunmaya kat lmas gerekti i halde Hendek Gazvesi nde buna uymam fl ve Medine den sürgün edildikten sonra Hayber e yerleflen Benî Nadîr le ittifak kurmufltu. Hz. Peygamber Hendek Gazvesi nin ard ndan ashab na silahlar n b rakmamalar n ve o günkü ikindi namaz n Benî Kurayza topraklar nda k lmalar n emretti. Kendisi de z rh n giyip silahlar n kuflanarak oraya gitti (15 Nisan 627). Önce Müslüman olmalar, ard ndan da kalelerinden inerek teslim olma talepleri Yahudiler taraf ndan reddedilince savafl bafllad. Müslümanlar piyade ve otuz alt süvariden oluflurken, münaf klar n teslim olmamalar ve direnmeleri için teflvik ettikleri Kurayzao ullar savaflç lar kifliydi. On befl veya yirmi befl gün devam eden kuflatmadan sonra eski dost ve müttefikleri Evs kabilesinden Sa d b. Muâz n verece i hükme raz olup teslim oldular. Sa d, savaflacak güçte olanlar n öldürülmesi, kad n ve çocuklar n esir edilerek mallar n n ganimet olarak al nmas na karar verdi. Hz. Peygamber, ihanetin cezas n n ölüm oldu unu bildiren Yahudilerin kutsal kitab Tevrat a uygun olan (Tesniye, XX/10-15) bu karar uygulad. Hayber in Fethi Hz. Peygamber Hudeybiye Antlaflmas ndan döndükten sonra, Medine den ç kar - l fllar n n ard ndan Hayber e yerleflen Nadîro ullar n n arzetti i tehlikeyi düflünmeye bafllad. Çünkü sözü edilen Yahudiler Hayber deki soydafllar yla birlikte Medi-

77 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 67 ne ye karfl büyük bir düflmanl k faaliyeti içine girmifl, Mekkeli müflriklerin yan s - ra baz Arap kabileleriyle de anlaflarak genifl bir ittifak oluflturmufllard. Nihayet Hz. Peygamber 1500 kiflilik bir kuvvetle Medine den ayr larak Hayber e üzerine yürüdü (Haziran 628). Hayber deki yedi müstahkem kalenin dördü savaflla, üçü de sulh yoluyla ele geçirildi. Hz. Ali nin büyük kahramanl k gösterdi i savaflta Yahudiler doksan üç ölü, Müslümanlar ise on befl flehid verdi. Hz. Peygamber Yahudileri Hayber den göndermeyi düflünüyordu. Ancak onlar n, mühim bir hurma merkezi olan yerlerinde yar c l k usulüyle kalmalar fleklindeki teklifleri kabul edildi. Hayber den sonra Vâdilkurâ ve Fedek halk yla da benzer anlaflmalar yap ld. B ZANS VE D ER BAZI DEVLETLERLE L fik LER slâm a Davet Mektuplar Hz. Peygamber Hudeybiye den döndükten hemen sonra kâtiplerine yazd rd alt adet davet mektubunu dönemin ileri gelen devlet baflkanlar na gönderdi (May s 628). Muhammed Resûlullah fleklinde Allah n elçisi Muhammed mührünü tafl yan mektuplardan biri Dihye b. Halîfe el-kelbî taraf ndan o s rada Kudüs te bulunan Bizans mparatoru Herakleios a götürüldü. mparator Busrâ valisi arac l yla huzuruna ç kan Dihye ye iyi davranmakla yetindi. O s rada bölgede bulunan Ebû Süfyân ve arkadafllar ndan Hz. Peygamber ve slâm hakk nda bilgi ald. Ard ndan Dihye yi hediyelerle u urlad. kinci mektup Abdullah b. Huzâfe es-sehmî taraf ndan Sâsânî Hükümdar Kisrâ II. Hüsrev Pervîz e götürüldü. Ad n n Muhammed isminden sonra yaz lm fl olmas na k zan Kisrâ, mektubu y rtt ve San a daki valisi Bâzân dan Hz. Muhammed hakk nda kendisine bilgi vermesini istedi. Mektubunun y rt ld n ö renen Hz. Peygamber üzülmüfl ve bu edep d fl davran fl ndan dolay kisrân n cezaland r lmas n Cenâb- Hak tan niyaz etmifltir. Aradan fazla bir zaman geçmeden Yemen valisi Bâzân iki adam n Medine ye gönderdi. Hz. Peygamber Hüsrev Pervîz in, o lu taraf ndan öldürüldü ünü vahiy yoluyla ö renip elçilere bildirdi ve Bâzân a Müslüman oldu u takdirde valilik görevinde b rak laca n söyledi. Ard ndan Bâzân ile birlikte Yemen halk da Müslüman oldu. Böylece Yemen in ilk Müslüman valisi Bâzân ile slâmiyet bu bölgede yay lmaya bafllad ; birçok Arap kabilesi de iflik zamanlarda çeflitli heyetler göndererek slâmiyet i benimsediklerini bildirdi. Üçüncü mektup Amr b. Ümeyye ed-damrî eliyle Habefl Necâflîsi Ashame ye gönderildi. Ashame slâmiyet i benimsedikten baflka Habeflistan da kalm fl olan son muhacirleri, gelen elçiyle birlikte gemiye bindirip Medine ye gönderdi. Dördüncü mektup Hât b b. Ebû Beltea taraf ndan Bizans n M s r valisi Mukavk s a götürüldü. Mukavk s Müslüman olmamakla birlikte Hz. Peygamber e baz hediyeler yollad. Beflinci mektup fiücâ b. Vehb ile Gassânî Kral Hâris b. Ebû fiemir e gönderildi. Hâris kendisine böyle bir mektubun gelmesine sinirlenip onu yere att ve Medine ye sald r tehdidinde bulundu. Alt nc mektup ise Selît b. Amr taraf ndan Benî Hanîfe kabilesinin reisi Hevze b. Ali ye götürüldü. H ristiyan olan Hevze Müslüman olmay kabul etmedi. Hz. Peygamber slâmiyet i tebli amac yla yazd rd bu tür mektuplar Arap yar madas n n muhtelif yerlerinde yaflayan birçok kabile reisine, hatta bazan flah slara da göndermifltir. Veciz bir ifadeyle yaz lan mektuplarda, kiflilere unvanlar yla hitap edilmifl, kendilerini tehdit eden veya küçük düflüren ifadelere yer verilmemifl, tek Allah a ve Hz. Muhammed in O nun kulu ve elçisi oldu una inanmaya davet edilmifltir. Özellikle kabile reislerine gön- D KKAT

78 68 slam Tarihi ve Medeniyeti-I derilen mektuplarda, kabilenin Müslüman olmas halinde kendi topraklar nda b rak lacaklar na, mal ve can güvenliklerinin sa lanaca na, baz kabilelere toprak, mera veya maden yerlerinin iktâ olarak verilece ine iflaret edilmifltir. Müslüman olmay kabul edenlerin Allah a ve resulüne itaat etmeleri, namaz k lmalar ve zekât vermeleri gerekti i özellikle zikredilmifltir. 630 y l nda inen olan cizye ayetinden (et-tevbe 9/29) sonra yaz lan mektuplarda ise Müslümanlar n egemenli ini tan makla birlikte slâm a girmeyi kabul etmeyen Yahudi, H ristiyan ve Mecûsîler den cizye al naca na yer verilmifltir. K T A P Mûte Savafl nda gösterdi i kahramanl k ve baflar sebebiyle Halid b. Velîd Allah n k l c anlam nda Seyfullah lakab yla an lm flt r. Hz. Peygamber in diplomatik iliflkileri ve slâm a davet mektuplar konusunda uzun araflt rmalar bulunan Muhammed Hamidullah n slâm Peygamberi adl eserinden ilgili k sm okuyunuz. Mûte Savafl Hz. Peygamber 8. y l n bafl nda (629) Hâris b. Umeyr el-ezdî yi slâm a davet mektubuyla birlikte Bizans a ba l Busrâ valisine gönderdi. Medine ye hicretinden itibaren Hz. Peygamber e düflmanl kta elinden geleni yapan Ebû Âmir er-râhib in telkinleri alt nda bulunan H ristiyan Gassânî Emîri fiürahbîl b. Amr kendi topraklar ndan geçen elçiyi öldürttü. Hâris b. Umeyr Hz. Peygamber in öldürülen ilk ve tek elçisidir. Di er taraftan Hz. Peygamber ayn y l içinde (Temmuz 629) on befl kiflilik bir heyeti slâm a davet amac yla Belka ya bir günlük mesafedeki Zâtuatlah a yollad. Ancak heyet üyeleri oka tutularak flehid edildi; içlerinden yaln zca Kâ b b. Umeyr el-g fârî yaral olarak Medine ye dönebildi. Hz. Peygamber devletleraras örfün aç k ihlaline karfl mukabelede bulunmak üzere Zeyd b. Hârise kumandas alt nda kiflilik bir orduyu bölgeye sevketti. slâm ordusu, Belka n n köylerinden olan Mûte de, o s rada bölgede bulunan Bizans ordusu ile H ristiyan Arap kabilelerinin de kat ld fiürahbîl b. Amr kumandas ndaki büyük bir orduyla ( veya kifli) karfl laflt (Eylül 629). Yap lan savaflta Müslümanlar n kumandan Zeyd b. Hârise ile yine Hz. Peygamber in önceden tayin etmifl oldu u di er iki kumandan Ca fer b. Ebû Tâlib ve Abdullah b. Revâha flehid oldu. Bunun üzerine, bu y l n safer ay nda Medine ye gelip Müslüman olan Halid b. Velîd kumandanl - a getirildi ve onun taktikleriyle Müslümanlar âni bir sald r dan sonra en az zayiatla çöle çekildi, sonra da Medine ye döndüler. Hz. Peygamber, kumandanlar n n arka arkaya flehid düfltüklerini a layarak ashab na anlatm fl, sonra da sanca Halid in ald n ve kendisine fetih müyesser oldu unu söylemifltir. Tebük Gazvesi Hicretin 9. y l Receb ay nda (Ekim 630) Bizans mparatoru Herakleios un, H ristiyan Arap kabilelerinin de deste ini alarak Müslümanlara karfl savafla haz rland - na dair haberlerin gelmesi üzerine Hz. Peygamber, kurakl k ve k tl k hüküm sürmesine ra men savafl haz rl klar na bafllad. Genellikle sefer için gidece i yeri gizli tuttu u halde bu defa hedefin Bizans ordusu oldu unu aç kça belirtti. Çünkü gidilecek yol uzun, düflman güçlü ve büyüktü. Ayr ca mevsim çok s cak ve ürün toplama zaman yd. Sefer haz rl klar s ras nda Hz. Osman baflta olmak üzere birçok zengin sahabe slâm ordusunun donat m için ciddî katk larda bulundu. Hz. Peygamber haz rlad kiflilik ordusuyla Medine ye 700 km. kadar uzakl ktaki Tebük e kadar ilerleyip orada karargâh kurdu. On befl-yirmi gün burada kal nd, ancak Bizans ordusuna rastlanmad. Tebük te bulundu u s rada Hz. Peygamber slâmiyet e davet amac yla bat istikametinde çok genifl bir sahaya yay lan, ço unlu-

79 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 69 u H ristiyan ve bir k sm da Yahudi olan Cerbâ, Eyle, Ezruh, Maknâ ve Maan a birlikler gönderdi. Onlar n temsilcileri gelip slâmiyet i kabul etmeyeceklerini ancak cizye ödeyeceklerini bildirerek slâm devletinin tebaas olmay kabul ettiler. Hz. Peygamber bu yerleflim merkezlerinin her biri için antlaflma metni yazd r p kendilerine verdi. Bu arada Halid b. Velîd in kumandas alt ndaki askerî birlik Irak yolu üzerinde önemli bir merkez olan Dûmetülcendel halk n n da cizye ödemek suretiyle slâm devletinin hâkimiyetini kabul etmesini sa lad. Müslümanlar için ciddi bir s nav olan Tebük seferinin sâ atü l-usra yani zor bir zamanda yap ld na iflaret eden ayetten (et-tevbe 9/117) hareketle, sefere kat lan orduya zor zamanlar n ordusu anlam nda ceyflü l-usra denilmifltir. Kur an- Kerim de bu sefere kat lan veya mazeretine binaen ya da mazeretsiz kat lamayan Müslümanlar ile savafla destek vermedikleri gibi kat lmak isteyenleri de vazgeçirmeye çal flan münaf klar n tavr hakk nda birçok ayet yer almaktad r (bk. et-tevbe 9/38-106, ). ARAB STAN DA S YAS B RL N SA LANMASI: ELÇ LER YILI Hicretin 9. ( ) y l elçiler y l anlam nda senetü l-vüfûd diye meflhur olmufltur. Mekke nin fethedilmesi, ard ndan büyük ve güçlü bir kabile olan Hevâzinlilerin slâmiyet i kabul etmesi, bir y l sonra Tâif te yaflayan Sakîflilerin Medine ye gelerek biat etmesi ve Kuzey Arabistan n Tebük Seferi ile slâm hâkimiyeti alt na girmesi, yar madan n çeflitli yerlerinde yaflayan Arap kabilelerinin Medine ye heyetler gönderip itaatlerini arzetme sonucunu do urmufltur. Bu geliflmeler aras nda Mekke nin fethiyle birlikte Kureyfl kabilesinin Müslüman olmas n n ayr bir yeri vard r. Arap kabileleri çok de er verdikleri ve Müslümanlar n en ciddi muhalifi olan Kureyfl in slâm kabul etmesiyle kendi güç ve tutumlar n gözden geçirerek Allah n dinine girmeye bafllad lar. Nasr süresinde bu hususa flöyle iflaret edilmektedir: Allah n yard m ve zaferi (Mekke fethi) gelip de insanlar n Allah n dinine dalga dalga girmekte olduklar n görünce Rabbine hamdederek O nu tesbih et ve O ndan ma firet dile. Çünkü O, çok ba fllay c d r (en-nasr 110/1-3). Kabileleri ad na Medine ye gelip Hz. Peygamber le görüflen heyetler, Müslüman olduklar n bildiriyor, kendileri ve kabileleri ad na biat ediyor, dini bizzat tebli cisinden ö renmek istiyor, bazen de kabile mensuplar na ö retmen gönderilmesini talep ediyordu. Bu arada Necranl ve Benî Ta lib kabilesine mensup H ristiyanlarda görüldü ü üzere Müslüman olmaks z n cizye vermek suretiyle slâm devletinin egemenli i alt na girenler de vard. Kabile heyetlerinin Medine ye geliflleri, slâmiyet i anlatmak için Hz. Peygamber e iyi bir imkân sa l yordu. Sözü edilen heyetler Abdurrahman b. Avf, Remle bint Hâris, Ebû Eyyûb el-ensarî ve Halid b. Velîd gibi sahabelerin evlerinde, bazan da ashâb- Suffe nin yerinde veya mescidin avlusunda kurulan çad rlarda a rlan yordu. Hz. Peygamber heyet üyelerine de er veriyor, kendilerine Kur an okuyup ö retiyor, dinin esaslar n ve ahlâk kurallar n anlat yordu. Medine den ayr l rken çeflitli hediyelerle u urlanan heyetlere dikkat edilmesi gereken hususlara dair bilgiler veriliyor, ayr ca vali, zekât veya cizye tahsildar olarak ya da slâmiyet i ö retmek üzere görevliler tayin ediliyor, bu hususlara dair yaz l belgeler düzenleniyordu. Elçi-heyetlerin gelifli Arabistan n çeflitli yerlerinde yaflayan kabilelerin Müslüman oldu unu ve Medine nin baflkent olarak benimsendi ini göstermektedir. 630 ve 631 y llar nda Arabistan n çeflitli yerlerinden gelen heyetlerin say s yetmifle kadar ç kar l r.

80 70 slam Tarihi ve Medeniyeti-I VEDA HACCI VE HZ. PEYGAMBER N VEFATI Özellikle Ramazan ay n n son on gününde baz zaruri durumlar hariç cami ve mescitlerde kalarak ibadet ve tefekkürle meflgul olmakt r. Veda Hacc Hz. Peygamber in ramazan aylar nda her gece Cebrâil ile bulufltu u ve o zamana kadar nâzil olan ayetleri okudu u bilinmektedir. Hicretin 10. y l Ramazan ay nda ise (Aral k 631) Cebrâil kendisine Kur an- Kerim i iki defa tilavet ettirdi. Hz. Peygamber bunu ecelinin yaklaflt na iflaret olarak gördü ve bu hususu k z Fât ma ile de paylaflt. Di er taraftan her y l ramazan ay nda on gün itikâfa giren Hz. Peygamber yine hayat n n bu son ramazan ay nda yirmi gün itikâfta kald. Daha sonra Hz. Peygamber hacca gitmek için haz rl a bafllad ve bütün Müslümanlar n kat lmas n istedi. 26 Zilkâde 10 (23 fiubat 632) günü yan nda han mlar ve k z Fât ma da oldu u halde, muhacirler, ensar ve Medineye gelen kabilelerden oluflan Müslümanlarla birlikte buradan hareket etti, Zülhuleyfe de ihrama girdi. Yolda kendisine kat lanlarla birlikte 4 Zilhicce de (2 Mart) Kasvâ (Kusvâ) adl devesinin üzerinde oldu u halde Mekke ye ulaflt ; umre yapt ktan sonra Ebtah mevkiinde kendisi için kurulan çad rda kald. 8 Zilhicce Perflembe günü Mekke den ayr l p Mîna ya gitti ve orada geceledi; 9 Zilhicce Cuma günü günefl do duktan sonra, Müzdelife yoluyla Arafat a hareket etti ve kendisi için Nemire de kurulmas n emretti i çad ra yerleflti. Ö le üzeri Arafat vadisinde say lar i aflan ashab na Vedâ Hutbesi diye an lan konuflmas n yapt. Konuflmas nda Allah a hamd ü senâdan sonra bütün insanlar n Allah n kulu olup ayn anne-babadan türediklerini hat rlatt ; rk, renk, dil ve s n f fark gözetilmeksizin bütün insanlar n eflit oldu unu, Allah kat nda üstünlük ölçüsünün takvâ oldu unu belirtti. Genellikle insan haklar üzerinde duran Hz. Peygamber can, mal ve rz güvenli ine vurgu yaparak kul hakk konusunda dikkatli davran lmas n, zulümden ve haram lokmadan kaç n lmas n, emanete riayet edilmesini, efller aras nda karfl l kl hak, görev ve sorumluluklar n gözetilmesini istedi. Bütün Müslümanlar n kardefl oldu unu ifade ederek birlik ve beraberli in önemine dikkat çekti. Kur an ve Sünnet in vazgeçilmez hidayet kayna oldu unu belirten Hz. Peygamber namaz, oruç, zekât ve hac gibi dinî ibadetlerin yerine getirilmesi ve ahlâk kurallar na uyulmas konusunda hassasiyet gösterilmesini istedi. Hz. Peygamber Câhiliye dönemine ait baz anlay fl ve geleneklere de iflaret ederek ribân n ve kan davas n n yasakland n, hac lara su temini vazifesi olan sikâye ile Kâbe nin perdedarl ve anahtarlar n n muhafazas olan hicâbe (sidâne) d fl nda kalan, baflta aylar n yerlerini de ifltirmek nesî olmak üzere Mekke ve hac idaresine dair Câhiliye ça kurumlar n ve uygulamalar n kald rd n ilân etti. Kendisini dinleyen ashab na s k s k Tebli ettim mi? diye sorup onlara tasdik ettiren Hz. Peygamber, fiâhid ol yâ Rab! fiâhid ol yâ Rab! diyerek konuflmas n tamamlad. Hz. Peygamber Arafat tan ayr lmadan önce nâzil olan ayette de dinin kemâle erip tamamland ve Hakk n r zas na uygun düflen dinin slâm oldu u aç kça zikredilmektedir: Bugün size dininizi kemâle erdirip nimetimi tamamlad m ve sizin için din olarak slâm seçtim (el-mâide 5/3). Hz. Peygamber in Arafat ta yapt konuflmada, bu y ldan sonra sizinle burada belki de bir daha buluflamayaca m buyurmas ve bir süre sonra da vefat etmesi dolay s yla onun bu hacc na Vedâ Hacc, hutbeye de Vedâ Hutbesi denilmifltir. Esasen Hz. Peygamber in bu hac s ras nda çeflitli yer ve zamanlarda birden fazla konuflma yapt n da belirtmek gerekir. Hz. Peygamber in Vefat Hz. Peygamber Vedâ hacc ndan Medine ye döndükten sonra sa l bozuldu. Rahats zl günlerinde Uhud flehitlerini ziyaret edip cenaze namaz k ld. Yine bir ge-

81 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 71 ce evinden ç karak Cennetü l-bakî mezarl na gitti ve orada yatanlara Allah tan ma firet dileyip evine döndü. Ayn günlerde Yemen de Mezhic kabilesine mensup Esved el-ansî peygamberlik iddias yla ortaya ç kt. Kabilesinden toplad 600 kadar süvari kuvvetiyle San a üzerine yürüyen Esved, kendisine karfl ç kan buran n ilk Müslüman valisi Bâzân n yerine tayin edilen o lu fiehr i öldürdü ve kar s Âzâd la zorla evlenip bölgeye hâkim oldu. Hz. Peygamber bölgenin valileri ile ileri gelenlerine onun ortadan kald r lmas için mektup gönderdi. Sonunda Esved, Âzâd n yard m yla öldürüldü (3 Haziran 632). Öte yandan Medine ye bir heyet gönderen Benî Hanîfe ye mensup Müseylimetülkezzâb, heyetin Yemâme ye dönüflünde irtidad ederek peygamberlik iddia etmeye bafllad. Hz. Peygamber bir mektup göndererek onu yeniden slâm a davet etti. Müseylime yazd cevab nda Hz. Peygamber a ortakl k teklif etti ve yeryüzünün yar s n n kendisine yar s n n da Kureyfl e ait oldu u iddias nda bulundu. Müseylime Hz. Ebû Bekir in hilâfetinde ortadan kald r ld. Hicretin 11. y l Safer ay n n sonlar nda (May s 632) Hz. Peygamber, Mûte Savafl n n yap ld Bizans topraklar na Üsâme b. Zeyd kumandas nda bir ordu göndermeye karar verdi. Haz rlanan ordu Medine nin d fl nda Curf mevkiinde üstlendi. Bu s rada Hz. Peygamber n hastal a rlafl nca Üsâme harekete geçmeyip beklemeyi tercih etti. Hz. Peygamber in zaman zaman fliddetlenen bafl a r s ve yüksek atefli vard. Hastal s ras nda Hz. Ebû Bekir in namaz k ld rmas n emretti ve son günlerini Hz. Âifle nin yan nda geçirdi. Kendisini iyi hissetti i bir gün Hz. Ali ve Fazl b. Abbas n yard m yla mescide gitti; halka namaz k ld rmakta olan Ebû Bekir geri çekilip mihrab kendisine b rakmak isteyince devam etmesi için iflarette bulundu ve yan nda namaza durdu. Vefat etti i günün sabah namaz ndan sonra Ebû Bekir kendisini ziyaret etti ve hastal n n hafifledi ini görünce izin isteyip evine gitti. O s ralarda Hz. Peygamber in hastal a rlaflt. Hz. Âifle nin söyledi ine göre Hz. Peygamber vefat etmeden önce hafif bir sesle Lâ ilâhe illallah, ruh teslimi ne zor fleymifl! dedi ve onun kollar aras nda en yüce dosta anlam ndaki Maa r-refîki l-a lâ son sözüyle ruhunu teslim etti (13 Rebîülevvel 11/8 Haziran 632 Pazartesi). Hz. Peygamber in vefat bütün Müslümanlar derinden üzdü, hatta münaf klar n sevindi ini hisseden Hz. Ömer gibi baz sahabeler flaflk nl k içinde onun ölmedi ini söylüyordu. Durumdan haberdar olan Ebû Bekir evinden gelip cenazenin yan - na girdi, yüzündeki örtüyü kald r p öptü ve Anam babam sana fedâ olsun ey Allah n elçisi! Sa l nda güzeldin, ölümünde de güzelsin dedi. Ard ndan mescide giderek flunlar söyledi: Ey insanlar! Muhammed e tapan biri varsa bilsin ki Muhammed ölmüfltür. Kim de Allah a tap yorsa bilsin ki, O ölümsüzdür. Ard ndan flu ayeti okudu: Muhammed sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçmifltir. O ölür veya öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz? fiunu da bilin ki geriye dönecek kimse Allah a hiçbir flekilde zarar vermifl olmayacakt r. Allah takdirine r za gösterenlerin mükafat n verir (Âl-i mrân 3/144). Hz. Peygamber n cenazesi amcas Abbas n o ullar Fazl ve Kusem ile Üsâme b. Zeyd in yard m yla Hz. Ali taraf ndan sal günü y kand ve bulundu u odada muhafaza edildi. Cenaze namaz cemaatle k l nmad ; önce erkekler, ard ndan kad nlar, daha sonra çocuklar cenazenin bulundu u yere s abilecek gruplar halinde girip tek bafllar na k ld lar. Naafl, Hz. Ebû Bekir in Hz. Peygamber den nakletti i bir hadise dayan larak vefat etti i yerde kaz lan mezara Hz. Ali, Fazl, Kusem ve Üsâme taraf ndan indirildi. Hz. Peygamber in Hz. Âifle nin odas na defnedilmesinden sonra buras hücre-i saadet ad yla an lmaya baflland. Mescid-i Nebevî ile ilgili bütün onar m faaliyetlerinde hücre-i saadete öncelik verildi ve buras Hz. Peygamber in minberiyle bütünleflerek mescidin en önemli bölümü oldu.

82 72 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Hz. Peygamber in Medine deki dinî, siyasi ve sosyo-kültürel faaliyetlerini de erlendirebilmek Hz. Peygamber Medine ye hicretinden sonra Müslümanlar n hem kendi aralar nda hem de müflrik Arap ve Yahudilerle birlikte yaflayabilece i bir sosyal yap y oluflturmaya çal flt. Ensar ve muhacirleri kardefllefltirdi. Yahudiler ve Müslüman olmayan Araplar flehri d fl tehditlere karfl birlikte savunmalar için Medine toplumunun ortak paydas hâline getirildi. Mescid-i Nebevî yi inflâ ediler flehrin fiziki ve sosyal yap s n n en önemli belirleyicisi oldu. Hz. Peygamber Medine pazar n kurdu. Müslümanlar n mal, can ve imanlar na yönelik tehlikeleri bertaraf edebilmek için mücadele etti. Medine de Hz. Peygamber slâm insanlara tebli etmeye devam etmifl, ayn zamanda bir devlet baflkan, aile reisi, e itimci, hâkim ve kumandan olarak hayat n çeflitli alanlar nda örnek bir kiflilik sergilemifltir. Müslümanlar n Mekke müflrikleri, Yahudiler, H - ristiyanlar ve komflu devletlerle iliflkileri hakk nda fikir yürütebilmek Hz. Peygamber ve Müslümanlar hicretten sonra da Mekke müflriklerinin hedefi olmaya devam ettiler. Kureyfl müflrikleri Medine ileri gelenlerine mektuplar yazarak Müslümanlar himayeden vazgeçmelerini istediler. Müslümanlarla Mekke müflrikleri aras nda Bedir, Uhud ve Hendek gibi slâm tarihi aç s ndan çok önemli savafllar yafland. Medine de yaflayan Yahudi kabileleri de Hz. Peygamberle imzalad klar Medine vesikas na ayk r olarak Müslümanlara ihanet edip Kureyfl müflrikleriyle ittifak yapt klar için cezaland r ld lar. Benî Kaynukâ ve Benî Nadir flehirden sürgün edilirken Benî Kurayza ölüm cezas na çarpt r ld. Medine ye hicretten alt y l sonra Müslümanlar n Hz. Peygamberle birlikte Mekke ve Kâbe yi ziyaret etmek istemeleri Müflrikler taraf ndan engellendi. Bu s rada imzalanan Hudeybiye Antlaflmas ile Mekkeliler Medine slâm devletini resmen tan m fl oldular. Antlaflmayla sa lanan bar fl ortam nda slâm n yay l fl h zland. Hz. Peygamber Bizans, Sâsânî ve Habeflistan baflta olmak üzere dönemin hükümdarlar na slâm a davet mektuplar gönderdi. Müslümanlar n Mekke müflrikleriyle mücadelesi 630 da Mekke nin fethiyle sona erdi. Mekkelilerin ve ard ndan Huneyn Gazvesi nde ma lup olan Hevâzinlilerin slâm kabul etmesinden sonra Arap yar madas ndaki di er müflrik Arap kabileleri Medine ye heyetler göndererek A MAÇ 3 A MAÇ 4 Müslüman olduklar n bildirdiler. Benî Ta lib ve Necran H ristiyanlar gibi baz guruplar da eski dinlerinde kalmakla birlikte slâm devletinin egemenli ini tan d lar. Hz. Peygamber in Veda Hutbesi nde vurgulad ve hem Müslümanlar hem de bütün insanl k için önem tafl yan evrensel ilkeleri tan mlayabilmek Hz. Peygamber in Veda hutbesinde vurgulad birçok husus sadece Müslümanlar için de il, bütün insanl k için önem tafl maktad r. Can ve mal dokunulmazl, Câhiliye adetlerinden olan ribâ ve kan davalar n n kald r lmas, suçun flahsili i, kar -koca aras nda karfl l kl haklar ve sorumluluklar n gözetilmesi, emanetlere riayet edilmesi, bütün insanlar n temelde ayn anne ve babadan gelmesi dolay s yla rk, renk ve s n f üstünlü ünün söz konusu olmamas, üstünlü ün takvada aranmas, zulmetmemek ve zulme boyun e memek, borçlar n ödenmesi ve kul hakk na dikkat edilmesi gibi hususlar, her zaman ve her yerde geçerli temel ilkelerdir. Öte yandan Hz. Peygamber Veda hutbesinde Müslümanlar n kardefl oldu unu hat rlatarak birlik ve beraberli e vurgu yapm fl, namaz, oruç, zekât ve hac gibi temel ibadetlerin yerine getirilmesini istemifl, Müslümanlar n Allah n kitab Kur an- Kerim e ve Sünnetine s ms k sar lmalar n tavsiye etmifltir. Hz. Peygamber in vefat s ras nda Arap yar madas nda slâm n durumu hakk nda de erlendirmelerde bulunabilmek Hz. Peygamber in vefat nda Arap yar madas n n baz bölgelerinde Yahudi ve H ristiyanlar yaflamakla birlikte onlar da slâm devletinin hâkimiyetini tan m flt. Dolay s yla bu dönemde slâm bütün Arabistan a yay lm fl bulunuyordu. Câhiliye dönemine damga vuran putperestlik baflta olmak üzere gayrî ahlakî ve insanî âdetlerin egemen oldu u bir ortamda do an slâm dini Hz. Peygamber in ve onun yolundan giden sahabelerin gayretleri neticesinde yirmi üç y l gibi k sa bir sürede Arap yar madas n n tümüne hâkim olmufltur. Böylece Mescid-i Harâm ve Kâbe putlardan temizlenerek yeniden tevhid inanc n n merkezi oldu. Hz. Peygamber in ve sahabelerin temelde Kur an fl - nda oluflturduklar toplum düzeni slâm tarihinde Mutluluk Ça anlam nda Asr- Saadet olarak de erlendirilmifl ve daha sonraki Müslümanlar taraf ndan örnek gösterilmifltir.

83 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 73 Kendimizi S nayal m 1. Müslümanlarla Mekkeli müflrikler aras nda yap lan ilk büyük savafl afla dakilerden hangisidir? a. Uhud b. Bedir c. Hendek d. Huneyn e. Benî Kaynuka 2. Muâhat terimi ile afla dakilerden hangisi ifade edilmektedir? a. Hz. Peygamber in Medine Yahudileri ve burada yaflayan müflrik Araplarla yapt antlaflma b. Hz. Peygamber in Medine ye gelen Necran H - ristiyanlar yla antlaflmas c. Hz. Peygamber in Mekke müflrikleriyle imzalad antlaflma d. Hz. Peygamber in baz muhacirleri ensardan baz lar yla kardefl ilân etmesi e. Savafl bafllamadan önce iki taraf n temsilcileri aras nda yap lan teke-tek mücadele 3. Hz. Peygamber Uhud Savafl n n ertesi günü hangi gazve için sefere ç km flt r? a. Bedir b. Benî Nadîr c. Hamrâü l-esed d. Benî Müstalik (Müreysî) e. Hayber 4. Afla dakilerden hangisi Hz. Peygamber in Medine Yahudilerine savafl açmas n n sebeplerinden biri de ildir? a. Yahudilerin Hz. Peygamber e cizye ödemekten kaç nmas b. Yahudilerin Medine Vesikas na ayk r davranmas c. Yahudilerin Hz. Peygamber e suikast girifliminde bulunmas d. Yahudilerin müslümanlar aleyhine Mekke müflrikleriyle ittifak yapmas e. Yahudilerin müslümanlarla ortak diyet ödemekten kaç nmas 5. I. Hendek Gazvesi II. Hudeybiye Antlaflmas III. Benî Kurayza Gazvesi IV. Mekke nin fethi V. slâm a davet mektuplar Yukar daki olaylar n kronolojik olarak do ru s ralanmas nas l olmal d r? a. I, II, V, III, IV b. I, III, II, V, IV c. II, V, IV, III, I d. III, I, IV, II, V e. III, I, V, II, IV 6. Hudeybiye Antlaflmas ile ilgili olarak afla daki ifadelerden hangisi do rudur? a. Antlaflma Hz. Peygamber ile Yahudiler aras nda imzalanm flt r. b. Antlaflma maddeleri Müslümanlar n aleyhine gözükmekle birlikte Müslümanlar n lehine sonuçlar vermifltir. c. Antlaflma maddelerinden biri Medine deki Müslümanlardan eski dinine dönüp Mekke ye gidenlerin iade edilmesini ön görmektedir. d. Antlaflma taraflar n di er Arap kabileleriyle ittifak kurmas n engelleyici mahiyettedir. e. Antlaflma ile Müslümanlar n Kâbe ye ziyareti süresiz olarak ertelenmifltir. 7. Mûte savafl nda flehid düflen sahabe afla dakilerden hangisinde verilmifltir? a. Abdullah b. Revâha b. Mus ab b. Umeyr c. Abdullah b. Cübeyr d. Halid b. Velîd e. Hubeyb b. Adî 8. Hz. Peygamber slâm a davet mektubu ile birlikte Sâsânî hükümdar II. Hüsrev e elçi olarak afla dakilerden hangisini göndermifltir? a. Amr b. Ümeyye ed-damrî b. Dihye b. Halife el-kelbî c. Abdullah b. Huzâfe es-sehmî d. Hât b b. Ebû Beltea e. Hâris b. Umeyr el-ezdî

84 74 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Okuma Parças 9. Tebük Gazvesi için afla dakilerden hangisi söylenemez? a. Hz. Peygamber in, sa l nda en büyük orduyla gerçeklefltirdi i seferdir. b. slâm ordusu Tebük te Bizans ordusu ile karfl - laflm fl ve savafl Müslümanlar n zaferiyle sonuçlanm flt r. c. Baz Müslümanlar herhangi ciddi bir mazereti olmad halde sefere kat lmam flt r. d. Kur an- Kerim de Tevbe sûresindeki birçok ayet Tebük seferiyle ilgilidir. e. Sefer çok s cak ve kurak geçen bir mevsimde düzenlenmifltir. 10. Mekke fethinde Hz. Peygamber in en çok öne ç kan ahlâkî özelli i hangisi olabilir? a. Kahramanl k ve cesareti b. Cömertli i c. Yard mseverli i d. Af ve merhameti e. Do ruluk ve dürüstlü ü VEDA HUTBES Hz. Peygamber in Veda Hacc s ras nda ashab na yapt - konuflmalar Veda Hutbesi ad yla bilinmektedir. Özellikle Arefe günü Arafat ta say lar i aflan Müslümana hitap etmifltir. Sahâbileriyle vedalaflt bölümler dolay s yla Vedâ Hutbesi olarak isimlendirilen ve slâm dîninin temel prensiplerini özet bir flekilde sunan hutbe, temel insan haklar bak m ndan eflsiz bir vesikad r. Bu hutbenin kaynaklardan yap lan bir derlemesi flöyledir: Hamd ve flükür Allah a mahsustur; O na hamdeder ve O ndan yard m isteriz. Allah kime hidayet nasip ederse, art k onu kimse sapt ramaz, sap kl a düflürdü ünü de kimse hidayete ulaflt ramaz. fiehadet ederim ki, Allah tan baflka ilah yoktur, tektir, efli orta ve dengi benzeri yoktur. Yine flehadet ederim ki, Muhammd O nun kulu ve resûlüdür. Ey insanlar! Sözlerimi iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluflamayaca m. Ey nas! Bu günleriniz nas l mukaddes bir gün ise, bu aylar n z nas l mukaddes bir ay ise, bu flehriniz Mekke nas l mübarek bir flehir ise, canlar n z, mallar - n z, rzlar n z da öyle mukaddestir, her türlü taarruzdan korunmufltur. Ashâb m! Yar n Rabbinize kavuflacak ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorguya çekileceksiniz. Sak n benden sonra eski sap kl klara dönüp de birbirinizin boynunu vurmay n. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse, burada iflitenden daha iyi anlayarak itâat eder. Ashâb m! Kimin yan nda bir emanet varsa onu sahibine iade etsin. Faizin her türlüsü kald r lm flt r, aya - m n alt ndad r. Ancak borcunuzun asl n vermeniz gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme boyun e iniz. Allah n emriyle faizcilik art k yasakt r. Câhiliyeden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü aya m n alt ndad r. Câhiliye devrinde güdülen kan davalar da tamamiyle kald r lm flt r. Ey insanlar! Kad nlar n haklar na riayet etmenizi ve bu hususta Allah tan korkman z tavsiye ederim. Siz kad nlar n z Allah emaneti olarak ald n z. Onlar n namus ve iffetlerini Allah ad na söz vererek helâl edindiniz. Sizin kad nlar üzerinde hakk n z oldu u gibi, onlar n da sizin üzerinizde haklar vard r. Ey mü minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz. Müslüman Müslüman n kardeflidir ve böylece

85 3. Ünite - Hicretten Sonra Medine 75 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar bütün Müslümanlar kardefltirler. Din kardeflinize ait olan hakka tecavüz helâl de ildir. Ashâb m! Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefislerinizin de üzerinizde hakk vard r. Ey mü minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz. Arab n Arap olmayana, Arap olmayanlar n da Araplara karfl hiçbir üstünlü ü yoktur. Bütün insanlar Adem dendir, Adem de topraktand r. Hiç kimsenin baflkalar üzerinde soy üstünlü ü yoktur. Allah kat nda üstünlük Allah tan hakk yla korkma, takvâ iledir. Ey inananlar! Size iki emanet b rak yorum. Onlara s ms k sar ld kça asla yolunuzu flafl rmazs n z. Bu emanetler, Allah n kitab Kur an ve O nun peygamberinin sünnetidir. Ey nâs! Devaml dönmekte olan zaman, Allah n gökleri ve yeri yaratt günkü durumuna dönmüfltür. Bir y l on iki ayd r, bunlardan dördü, Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Receb mukaddes aylard r. Ashâb m! Bugün fleytan sizin flu topraklar n zda yeniden saltanat ve nüfuz kurma gücünü ebedi olarak kaybetmifltir. Fakat size yasaklad m bu fleyler d fl nda, küçük gördü ünüz fleylerde fleytana uyarsan z, bu da onu sevindirir, ona cesaret verir. Dininizi muhafaza etmek için bunlardan da uzak durunuz. Ashâb m! Allah tan korkun, befl vakit namaz n z k l n, Ramazan orucunuzu tutun, mal n z n zekât n verin, âmirlerinize itâat edin. Böylece Rabbinizin cennetine girersiniz. Peygamberimiz, hutbesinin sonunda ashâb na flöyle dedi: Tebli ettim mi? Bu muhteflem kalabal k hep bir a zdan: Evet! Ey Allah n Resûlü tebli ettin. karfl l n verdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber üç defa: fiahit ol ya Rab! dedikten sonra, Burada haz r olanlar, benim söylediklerimi burada bulunmayanlara tebli etsinler. buyurdu. Bu veciz konuflma, dinleyenlerin tamam n n iflitebilmesi için gür sesli sahabeler taraf ndan tekrarlanm flt. 1. b Yan t n z do ru de ilse Bedir Gazvesi bafll n yeniden okuyunuz. 2. d Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber in Medine deki lk Faaliyetleri konusunu yeniden okuyunuz 3. c Yan t n z do ru de ilse Uhud Gazvesi konusunu yeniden okuyunuz 4. a Yan t n z do ru de ilse Yahudilerle liflkiler konusunu yeniden okuyunuz 5. b Yan t n z do ru de ilse ilgili bafll klar yeniden okuyunuz 6. b Yan t n z do ru de ilse Hudeybiye Antlaflmas bafll n yeniden okuyunuz. 7. a Yan t n z do ru de ilse Mûte Savafl konusunu yeniden okuyunuz 8. c Yan t n z do ru de ilse slâm a Davet Mektuplar konusunu yeniden okuyunuz 9. b Yan t n z do ru de ilse Tebük Gazvesi bafll - n yeniden okuyunuz 10. d Yan t n z do ru de ilse Mekke nin Fethi konusunu yeniden okuyunuz

86 76 slam Tarihi ve Medeniyeti-I S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Uhud Gazvesi yle ilgili ayetler flunlard r: Âl-i mran 3/120, 122, , 156, 165. S ra Sizde 2 Hz. Peygamber ve beraberindeki Müslümanlar Hudeybiye Antlaflmas ndan bir y l sonra (Mart 629) Mekke ye gelip umrelerini yapm fl, bu sebeple bu umreye Umretü l-kazâ ad verilmifltir. Hz. Peygamber ve beraberindekiler antlaflma flartlar na uygun olarak Mekke de üç gün kalm fllard r. S ra Sizde 3 Fetih kelimesinin açmak fleklindeki anlam ndan hareketle Mekke nin fethine fetihlerin fethi anlam nda fethu l-fütûh denilmifltir. Çünkü buradaki fetih sadece düflman elindeki bir flehrin al nmas ndan ibaret olmay p Mescid-i Harâm n kontrolü ve Kâbe nin fethi anlam na da gelmekte, kalplerin Allah n dinine, slâm kap - s n n bütün insanl a aç l fl n ifade etmektedir. Bu sebeple Mekke nin fethedilmesi slâm fetihlerinin bafllang c kabul edilmifltir. S ra Sizde 4 fk, iftira, en kötü ve en çirkin yalan demektir. Hz. Peygamber Benî Mustalik gazvesi için Medine den ayr - l rken yan na han m Hz. Âifle yi de alm flt. Gazve dönüflü konaklad klar bir yerde sabaha karfl hareket emri verildi inde Âifle ihtiyac için ordugâhtan uzaklaflt, dönüflte gerdanl n düflürdü ünü farkederek aramaya koyuldu, konak yerine gelince kafilenin hareket etti ini görüp beklemeye bafllad. Ordunun artç lar ndan Safvân b. Muattal Hz. Âifle yi devesine bindirip kuflluk vakti mola verdikleri bir s rada kafileye yetifltirdi. Bafllang çta kimsenin dikkatini çekmeyen bu s radan olay, münaf klar n reisi Abdullah b. Übey ve adamlar n n dedikodusu yüzünden huzursuzluklara yol açan önemli bir mesele hâlini ald. Aleyhindeki konuflmalar sonradan ö renen Âifle ile birlikte ailesi ve Hz. Peygamber çok üzüntülü ve s k nt l günler geçirdi. Nûr sûresinin 11. ayetinden itibaren bafllay p devam eden ilâhî beyan dedikodular n çirkin bir iftiradan (ifk) ibaret oldu unu haber vermifl ve Müslümanlar n bu tür konularda basiretli davranmalar n n gerekti ini vurgulam flt r. Yararlan lan Kaynaklar Algül, H. (1986). slâm Tarihi, I, stanbul. Apak, A. (2006). Anahatlar yla slâm Tarihi I: Hz. Muhammed (s. a. v.) Dönemi, stanbul. Fayda, M. (2005). Muhammed, Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi, XXX, Hamidullah, M. (1990). slâm Peygamberi, Çev. Salih Tu, I-II, stanbul. bn Hiflâm, (1955). es-sîretü n-nebeviyye (nflr. Mustafa es-sekâ v. D r.), I-II, Kahire. bn Sa d, (1968). et-tabakâtü l-kübrâ (nflr. hsan Abbas), I-II, Beyrut. Köksal, M. A. (1987). slâm Tarihi -Medine Devri-, I- XI, stanbul. Mahmudov, E. (2010). Sebepleri ve Sonuçlar Aç s ndan Hz. Peygamber in Savafllar, stanbul. Sar çam,. (2007). Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaj, Ankara. Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi Bedir Gazvesi, Hamrâü l-esed Gazvesi, Hendek Gazvesi, Hudeybiye Antlaflmas, Huneyn Gazvesi, Kaynukâ, Kurayza, Mekke, Medine, Muhammed, Mûte Savafl, Nadîr, Tâif maddeleri. Yi it,. -Raflit Küçük, (2007). Hz. Muhammed, stanbul.

87

88 4 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Hicretten sonra Yesrib deki medeni geliflmeleri tan mlayabilecek, Muhacir ve ensar kardeflli in sosyal hayattaki yans malar n fark edebilecek, Mescid-i Nebevî nin Medeniyet Tarihi bak m ndan önemini kavrayabilecek, Hz. Peygamber in maddi ve manevi özelliklerini aç klayabilecek, Anahtar Kavramlar Medine ve fiehirleflme Medine Vesikas ve Muâhât Mescid-i Nebevî, Bak, Medine Çarfl s fiemâil ve Hilye çindekiler Îslam Tarihi ve Medeniyeti-I Hz. Peygamber ve Medine H CRETTEN ÖNCE MED NE N N S YASÎ VE SOSYAL YAPISI MED NE N N fieh R OLARAK ORTAYA ÇIKIfiI HZ. MUHAMMED N MÜSLÜMANLARIN MAN, AHLAK, GÖNÜL VE AKIL DÜNYALARINDAK YER

89 Hz. Peygamber ve Medine H CRETTEN ÖNCE MED NE N N S YASÎ VE SOSYAL YAPISI Medine ye ilk yerleflmenin ne zaman bafllad hakk nda kesin bilgi yoktur. Tarih sahnesine ç k fl ndan itibaren Amâlika, Yahudiler ile Yemenli Evs ve Hazrec kabileleri yerleflti. Ancak bunlardan hangisinin flehre daha önce geldi i bilinmemektedir. Genellikle kabul edilen Yesrib e ilk olarak Amâlika n n yerleflti idir. Yahudilerin Medine ye geliflini Hz. Musa dönemine kadar götürenlerin yan nda Suriye nin Yunanl lar veya Filistin in Romal lar taraf ndan iflgaliyle irtibatl görenler de vard r. Bir baflka görüfl de Bâbil Kral Buhtunnasr n Kudüs ü iflgal edip Süleyman Mabedi ni y kmas ndan sonra (m.ö. 586) buradan ç kar lan Yahudilerin Yesrib e gelip yerlefltikleridir. srâilo ullar n n yerleflmelerinde Tevrat ta gelece i bildirilen peygamberin Yesrib e hicret edece inin yer almas n n etkili oldu u da ileri sürülmektedir. Yesrib e yerleflen Yahudiler, burada kaleye benzeyen ütüm ad verilen yap - lar infla ettiler. Tar m n yan nda çeflitli sanatlarla u rafl p k sa sürede güçlendiler. Di er unsurlara göre daha çabuk ço alarak Amâlika ve Cürhümlüleri Yesrib den ç kar p flehre hâkim oldular. Yesrib in yerleflim birimi olarak geliflmesinde Yahudi kabileleri Kurayza, Kaynukâ ve Nadîr in önemli katk lar olmufltur. Kahtânî Araplar ndan Evs ve Hazrec kabileleri Arim selinden sonra muhtemelen V. yüzy lda Yesrib ve çevresine yerleflerek Yahudilere tabi olarak yaflamaya bafllad lar. Evsliler Kurayzao ullar ve Nadîro ullar, Hazrecliler de Kaynukâo ullar ile ittifak kurdular. Merkezî bir otoritenin olmad Yesrib in yönetiminde, sosyal, kültürel ve ahlakî alanlarda kabile gelenekleri egemendi. Bazen birbirleriyle savaflan Arap ve Yahudi kabileleri birbirinden ba ms z bir flekilde kendi mahallelerinde yafl yorlard. Hazrec reislerinden Mâlik b. Aclân, Gassânîler ve müttefik Arap kabilelerinden ald destekle Yahudilere üstünlük sa lad ve flehirde hâkimiyet Evs ve Hazrec in eline geçti (492). Bir süre sonra Yahudilerin k flk rtmas yla bu iki kabile birbirine düflerek Buâs ad yla aralar nda mücadele ettiler. Evs ve Hazrec in Abdullah b. Übey i ortak baflkan seçme teflebbüsleri Hz. Peygamber in hicretiyle gerçekleflmedi. En eski Arap kabilesi oldu u kabul edilen yar efsanevî göçebe Sâmî topluluktur. Tevrat a göre dünyan n en eski milleti olup anayurdu Akabe körfezi ile Lut gölü aras nda yer alan Edom ülkesidir. slâm tarihçilerinin büyük ço unlu una göre Kudüs ün kurucular ve Hicaz n ilk sakinleridir. Amâlika ya dair ilk kay tlar milâttan önce II. bin y l n ilk çeyre ine tarihlenen Hz. brahim devrine denk gelir. Evs ve Hazrec kabileleri aras nda Medine nin güneydo usundaki bir vahada 120 y l devam eden savafllar n ad d r. Bunlardan sonuncusu ve en kanl s hicretten yaklafl k befl y l önce meydana geldi ve Evslilerin galibiyetiyle sonuçland. ki kabile aras nda bu savafllar n sebep oldu u düflmanl k hicretle ortadan kalkt ve flehirde slâmiyet in geliflip yay lmas na uygun bir zemin ortaya ç kt. Hicret s ras nda Yesrib deki unsurlar hakk nda bilgi veriniz. 1 SIRA S ZDE

90 80 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Mekke ve Medine flehirlerine iki harem anlam nda Haremeyn denilir. Bu terim Osmanl yaz l belgelerinde daha çok Haremeyn-i flerifeyn fleklinde geçer. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi den sonra en kutsal mekân kabul edilen ve Müslümanlar n ilk k blesi olan Mescid-i Aksâ n n bulundu u Kudüs, baz peygamberlerin ve ailelerinin mezarlar n bar nd ran Halîl flehri de bilhassa Haçl seferlerinden itibaren Haremeyn-i flerifeyn ad yla an lm flt r. Ortaça da Haremeyn de ad na hutbe okunan halife veya sultan buran n resmen hâkimi say l rd. Yesrib den Medine ye Medine nin bilinen en eski ad flehre ilk yerleflen kifli kabul edilen Yesrib b. Vâil den gelir. Bu isim önceleri kuzeyde ilk yerleflmenin gerçekleflti i tahmin edilen Curf ile Kanât vadileri aras nda kalan alan için kullan l rken daha sonra flehrin tamam n kapsad. Yesrib, Kur an- Kerim de Medine nin ad olarak bir yerde geçer. Medine ise on yerde geçmekte, bunlar n dördünde bizzat flehrin kendisi kastedilirken di erlerinde flehir anlam nda cins isim olarak yer al r. skenderiyeli Batlamyus ve Bizansl Stephanus gibi yabanc kaynaklarda ise Lathrippa fleklinde yer al r. Kötü, zararl ve fesat gibi olumsuz anlamlar tafl yan Yesrib e hicretten sonra Hz. Peygamber hofl ve güzel anlam na gelen Tâbe, Taybe gibi adlar verdi. Bunun yan nda Dârülhicre, Dârülîmân, Dârüssünne, Medînetürresûl, Medînetünnebî gibi flehrin kutsall, hicret yurdu, baflflehir olmas ve hicretten sonra gerçekleflen medenileflmeye vurgu yapan say s doksan yediye kadar ç kan adlar da kullan ld. Medenîleflmeye paralel olarak hicretten önce adeta bir köy olan Yesrib yerine flehir anlam na gelen el-medîne en meflhur ad oldu. Türkler aras nda nurlu flehir anlam nda el-medînetü l-münevvere kullan m yayg nd r. Haremeyn flehirlerinden biri olan Medine, hicret yurdu olmas ve halk n n herhangi bir zorlama olmaks z n slâm benimsemesinden dolay Kur an la fethedilmifl kabul edilir. Hicretten sonra slâm Peygamberi, Hz. brahim Mekke yi harem yapt gibi ben de Medine yi harem yapt m sözleriyle flehri harem ilan etti. S n rlar iflaretlerle belirlenen Medine haremi, güneydeki Âir ve kuzeydeki Küçük Sevr da lar ile do uda Vâk m, bat da Vebere harreleri aras nda kalan yaklafl k 22 km. yar çap ndaki bir daireden ibarettir. Mekke gibi kendine has bir ibadet veya kurban olmayan Medine nin harem ilan flehrin tabii güzelli inin korunmas yla da ilgilidir. Medine vesikas yla kay t alt na al nan flehrin haremli i Hendek ve Hayber seferlerinden sonra bütün Arap kabileleri taraf ndan benimsendi. Medine Vesikas ve ç Düzenlemeler Hicretin ard ndan göçün ortaya ç kard ilk problemler çözülerek baz iç düzenlemeler yap ld. lk olarak flehri d flar dan gelecek tehditlere karfl güvence alt na almak ve gayri Müslim unsurlar n Medine d fl nda yaflayanlarla ifl birli ini engellemek için harekete geçildi. Hz. Peygamber in nihai söz sahibi kabul edildi i, flehirdeki bütün unsurlar n n kat l m yla Medine vesikas kaleme al nd. Böylece Hz. Peygamber in hicretle birlikte bafllayan dinî rehberli i yan nda siyasi önderli i de tart flmas z hâle geldi. slâm n yay lmas için uygun bir zemin oluflturan belgedeki flartlar ayn zamanda iç huzuru sa layacak her türlü düzenlemeyi kabule elveriflli bir ortam da oluflturdu. Böylece bir taraftan Medine nin iç huzuru sa lan rken, di- er taraftan da d fl düflmana karfl birlikteli i sa layacak siyasi bir yap lanma hedefleniyordu. lk dönem kaynaklar n n tamam nda Sahîfe, Kitâb ve Müvâdea adlar yla yer alan, 47 veya 52 madde olarak düzenlenen Medine vesikas nda Evs ve Hazrec kabilelerinin kollar ve onlar n Yahudi müttefikleri hakk nda ayr nt l bilgi vard r. Medine belgesi daha önce siyasi bir birlikteli in oluflmad flehirdeki unsurlar n birbirleriyle ve yabanc larla olan iliflkilerini, adli ve idari yap lar n, bireylerin sahip olduklar din ve vicdan hürriyetini belirli esaslara ba lad. Bundan dolay baz araflt rmac lar belgeyi flekil aç s ndan günümüzdekilerden hayli farkl olsa da maddi aç dan anayasa olarak nitelendirir. Taraflar Medine ye sald ranlara birlikte karfl koymakla yükümlüydüler. Vesikan n ilk maddesinde aç kça Yahudilerin Mekke müflriklerine veya onlar n iflbirlikçilerine bir yard m yahut himaye hakk vermeleri yasaklan yordu. Bir düflman sald -

91 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine r s hâlinde flehrin savunulmas için Müslümanlarla Yahudiler ittifak yapacak, yap - lan masraflar taraflarca karfl lanacakt. Fakat Medine d fl nda yap lacak bir savaflta hiçbir topluluk di erine yard mda bulunma sorumlulu u tafl m yordu. Hz. Peygamber ve Müslümanlar Medine vesikas n n içeri ine ayk r davranmad lar. Yahudiler, belgedeki flartlar her ihlâl edifllerinde uyar ld lar. Vefas zl klar, hileleri, Hz. Peygamber e suikast tertiplemeleri, Evs ve Hazrec in aralar n bozmaya çal flmalar, Kureyfllileri tahrik etmeleri gibi davran fllar yla önce Kaynukâo ullar, sonra da Nadîro ullar Medine yi terk etmeye mecbur oldular. Hicretten sonra Medine de Müslümanlar muhacir ve ensar olmak üzere iki gruptan olufluyordu. Medine de toplumun iç dinamiklerini harekete getiren icraatlar ndan birisi de, bu iki grup aras nda kardefllik ba kurulmas d r. Mekke döneminde sahabelerin kendi aralar nda, hicretten sonra da ensardan baz kimselerle kardefl ilan edilmesine biriyle kardefl olmak, birini kardefl edinmek anlam nda muâhât denilir. Hz. Peygamber hicretten yaklafl k befl ay sonra muhacirlerle ensardan k rk befler kifliyi Enes b. Mâlik in evine ça rd ; slâm dininde hilf yoktur, din kardeflli i vard r diyerek aralar nda kardefllik akdetti. Mekke ve Medine de gerçeklefltirilen bu uygulamayla Câhiliye döneminde kabile asabiyetine dayanan antlaflma ve ittifaklar n yerini slâm kardeflli i ald. Böylece bir Müslüman putperest akrabas yla iliflkisini kesip, aralar nda kan ba bulunmayan, baflka kabile veya ülkeyle iliflkili ya da köle olan bir sahabeyle maddi ve manevi dayan flma içine giriyordu. Muâhât, slâm toplumunda bütünleflmeyi sa lad gibi o günkü sosyo-kültürel ve ekonomik problemlerin çözümüne büyük katk sa lad. Bütün varl klar n Mekke de b rakarak yurtlar ndan ayr düflen muhacirlerin yaln zl k ve mahzunlu unu gidererek yeni vatanlar na intibaklar n ve Medinelilere s nmalar n kolaylaflt rd. Her iki zümre ortak bir paydada buluflarak zihniyet beraberli i içinde müflrik, münaf k ve Yahudi fitnelerine karfl birlik oldular. Geçici mal ortakl n da içine alan bu uygulama muhacirler ile ensar birbirine daha da yak nlaflt rd ve kardefller bir süre birbirlerine mirasç da oldular. Bedir Gazvesi nin ard ndan bu uygulamaya son verilerek miras sadece nesep yönünden yak nl olanlara mahsus k l nd. Ensar n kardefllefltirme çerçevesinde muhacirlere karfl yard mlar, destek ve feragatleri Müslümanlar n Medine nin iktisadî hayat nda söz sahibi olmas na da yol açt. Hz. Ömer ile tbân b. Mâlik örne inde görüldü ü gibi, kardefller ifl yo unluklar na göre Hz. Peygamber i nöbetlefle takip ederek sohbetlerinden daha çok istifade etmeye çal fl yorlard. Sözlükte akit, yemin ve antlaflma gibi anlamlara gelen hilf (ço ulu ahlâf), terim olarak slâm öncesi Araplarda kabilelerin veya flah slar n yard mlaflma, dayan flma ve himaye amac yla yapt klar antlaflma ve ittifaklar demektir. 81 Hicretten sonra ilk problemler ve çözümleri hakk nda bilgi veriniz. Medine nin dari Yap s ve Nüfusu Hicretten önce Medine de idari yap yla ilgili her hangi bir düzenleme yoktu. Her grup kendi içinde ba ms z ve kendi kurallar na göre yafl yordu. fiehrin ekonomik hayat n ellerinde bulunduran Yahudiler zaman zaman idari alana giren baz hususlarda Araplar kendilerine tâbi k l yorlard. Hz. Peygamber in Yesrib ile ilgili ilk düzenlemesi hicrete kadar buradaki Müslümanlar n hayatlar n belli bir nizam içerisinde sürdürebilmeleri için Evs ve Hazrec kabilesinden on iki nakib seçmesidir. Hicretten sonra bu iki kabile aras nda sürüp giden düflmanl k ortam n geleneksel kabile kurallar n n yerine Hz. Peygamber in otoritesiyle bertaraf edildi. Daha sonra birtak m idarî düzenlemeler yap ld. Oluflan yeni siyasi-hukuki yap içinde sosyal, askerî ve ekonomik teflkilatlanma gerçeklefltirildi. Medine devletin baflflehri oldu. 2 SIRA S ZDE

92 82 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Medine nin hicret öncesi nüfusu hakk nda fazla bilgi yoktur. Hicretten sonra ilk nüfus say m olarak nitelendirilebilecek, muhacirler ile ensar aras nda gerçeklefltirilen kardefllefltirmeden 1500 Müslüman n varl anlafl lmakta ve gayri Müslim unsurlar buna ilâve edildi inde, nüfus i aflmaktad r. Hicretin ard ndan sürekli büyüyen ve Müslümanlar için Mekke nin fethine kadar bir zorunluluk olan göçten dolay flehrin nüfusu sürekli artt. Hz. Peygamber vefat etti inde Medine de sahabenin yaflad, Yahudilerin buradan ayr lmas na ra men flehir ve çevresiyle birlikte bunun e ulaflt tahmin edilmektedir. Hicretten Sonra Di er Baz Önemli Geliflmeler Günümüzdeki flekliyle befl vakit namaz hicretten önce Mi râc gecesinde (27 Receb 621) farz k l nm flt r. Klasik kaynaklardaki bilgilerden namazlar n önce ikifler rekât olarak farz k l nd, hicretten k sa bir süre sonra ö le, ikindi ve yats namazlar n n farzlar n n dörder rekâta ç kar ld anlafl lmaktad r. Hz. Peygamber hicreti esnas nda bir süre konaklad Kubâ dan 24 Eylül 622 Cuma günü Medine ye hareket etti. Yolunun üstündeki Rânûnâ vadisinde Salimo ullar na misafir oldu. Burada ö le vakti girince ilk Cuma Namaz n k ld rmas ve ilk hutbesini okumas yla Cuma Namaz farz k l nd. Benî Salim yurdunda k l nan ilk namaz n hat ras n yaflatmak için Ömer b. Abdülaziz Medine valili i esnas nda ( ) namazgâh n yan na Mescid-i Cum a, Mescid-i Benî Salim, Mescid-i Âtike, Mescid-i Vâdî gibi adlarla an - lan ve günümüze kadar gelen bir mescit yapt rd. D KKAT H ristiyanlarca günümüzdeki çan yerine kullan lan, üzerine bir çomakla vurularak ses ç kar lan tahta parças d r. Hz. Peygamber Mekke de Kâbe yi önüne alarak Kudüs e do ru namaz k l yordu. Hicretten sonra namazlar bafllang çta Kudüs e do ru k l n rken hicretten on alt veya on yedi ay sonra inen ayetler do rultusunda k ble Mescid-i Aksâ dan Mescid-i Harâm a çevrildi. Hz. Peygamber in Medine ye gidifline kadar namaz vakitlerini bildirmek için bir yol düflünülmemiflti. Hicretten sonra Medine de Müslümanlar bazen bir araya toplanarak namaz vaktinin girmesini topluca bekliyorlar, bazen de namaz vakti geldi inde Bilâl-i Habeflî sokaklarda haydi namaza anlam nda es-salâh es-salâh diyerek insanlar mescide davet ediyordu. Her iki uygulama yeterli olmad ve namaz vakitlerinin girdi ini belirten bir iflarete olan ihtiyaç özellikle Mescid-i Nebevî nin inflas ndan sonra daha da artt. Bu ihtiyac gidermek için yap lan görüflmelerde nâküs çal nmas, boru öttürülmesi, atefl yak lmas, bayrak dikilmesi gibi çeflitli teklifler yap ld. Ancak bu teklifler nâküs H ristiyanlar n, boru Yahudilerin, atefl de Mecusîlerin âdeti oldu u için Hz. Peygamber taraf ndan kabul görmedi. Bu s rada sahabeden Abdullah b. Zeyd b. Sa lebe ye rüyada ezan ö retilmifl, o da ertesi gün Hz. Peygamber e gelerek durumu haber vermiflti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem sesi güzel olan Bilâl e ezan cümlelerini ö reterek ezanda ikifler, ikamette ise birer defa okumas n emretti. Onun, Medine deki en yüksek yer olan Neccâro ullar ndan bir han m n evinin dam na ç karak ilk sabah ezan n okumas ve ilk ikameti yapmas yla uygulama bafllad. Daha sonra Mescid-i Nebevî nin arka taraf na ezan okumak için özel bir yer yap ld. Hicretin ikinci y l fiaban ay nda (fiubat 624) ramazan orucu farz k l nd. Ayn y l n Ramazan Bayram ndan bir iki gün önce (Mart 624) Hz. Peygamber f t r sadakas yla ilgili hükümleri aç klad. 1 fievval 2 de (27 Mart 624) ilk ramazan bayram ve 10 Zilhicce 2 de (3 Haziran 624) ilk Kurban Bayram kutlanmaya baflland ve ilk bayram namazlar k l nd. Hicretin ikinci y l nda (624) zekât farz oldu.

93 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 83 MED NE N N fieh R OLARAK ORTAYA ÇIKIfiI Medine hicret esnas nda tam anlam yla flehirleflmemifl, tar ma dayal bir ekonomik yap ya sahipti. Bundan dolay hicretten sonra kentleflme teflvik edilerek flehrin slâmlaflmas ile medenileflmesi aras nda paralellik kurulmaya çal fl l yordu. Bu ba lamda idare ve savunma, ekonomi ve pazar, dinî hayat gibi medenî hayat n en önemli üç fonksiyonu s ras yla düzenlendi. fiehir plan Mescid-i Nebevî merkez olmak üzere planland ve baz yap lar korundu. Gerçeklefltirilen yeni yerleflme düzeninde mahallelerin say s artarken baz kenar semtleri kentin bir parças haline getirildi. Su flebekesi, kamu ve çevre sa l ile flehir içi ulafl m n sa lanmas yolunda sürekli tedbirler al narak flehrin fiziki yap s na sosyal ve kültürel çok amaçl binalar ilave edildi. Medine de Mescid-i Nebevî nin d fl nda bir k sm n n planlanmas ve k ble tespiti bizzat Hz. Peygamber taraf ndan yap lan mescitler infla edildi. Resûl-i Ekrem, ashab ndan vefat edenlerin defni için Baki mevkiini mezarl k olarak flehir plan na katt ve buras Türkler aras nda Cennetü l-bakî ad yla meflhur oldu. Mescid-i Nebevî nin inflas ndan sonra flehir plan n n tamamlay c unsurlar ndan biri olan çarfl n n yeri bizzat Hz. Peygamber taraf ndan belirlenerek faaliyete geçirildi. Medeni hayat n bir unsuru hâline getirilen çarfl n n iflleyifl ve düzenine dair baz düzenlemeler yap ld. Kamu mal say lan çarfl da yer edinmeye, kiralama veya baz eflyalar n sabitlenmesine izin verilmeyerek aç k bir alan olarak kalmas na özen gösterildi. slâm n ekonomik ve ticari hayata getirdi i de erlerin uygulamaya konulmas yla Yahudilerin flehirdeki iktisadi hâkimiyetleri tedricen azald. Kardefllefltirme Müslümanlar n Medine nin ekonomik hayat nda söz sahibi olmalar n olumlu etkiledi. Tar m ve hayvanc l k alan nda bilgi sahibi olan ensarla ticaret konusunda mahir olan muhacirlerin tecrübelerinin birlefltirilmesi çarfl n n iflleyiflinde güçlü bir gelene i ortaya ç kard. Resim 4.1 Baki kabristan ndan bir görünüfl Kaynak: Küçükaflc, M. S. (2003), s Medine nin flehirleflmesine yönelik tedbirleri araflt r n z. Medine ve Mescid-i Nebevî slâm medeniyet tarihi bak m ndan en önemli müesseselerin bafl nda Medine deki Hz. Peygamber in mescidi gelir. Mescid-i Nebevî nin inflas hicretten sonra Medine de gerçeklefltirilen en önemli faaliyetlerden olup flehirleflmenin dönüm noktas olmufltur. Bizzat Hz. Peygamber taraf ndan yapt r lan di eri Kubâ olmak üzere iki 3 SIRA S ZDE

94 84 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Mekke deki Mescid-i Haram gibi Mescid-i Nebevi ve Kudüs teki Mescid-i Aksa için de Harem-i flerif tabiri kullan l r. Hazrec kabilesinin Neccâro ullar kolundan olup hicretten iki y l kadar önce efli Ümmü Eyyûb ile birlikte slâm a girdi. kinci Akabe Biat nda bulundu. Hicretten sonra evinde misafir etti i Hz. Peygamber in yan ndan hiç ayr lmad. Sa l kl olan herkesin Allah yolunda gazaya kat lmas gerekti ine inanan Ebû Eyyûb el-ensârî, ihtiyarl k döneminde bile her y l bir savaflta bulunmaya gayret etti. Kat ld seferlerin sonuncusu Müslümanlar n ilk stanbul kuflatmas oldu. Kuflatma devam ederken hastalanarak 669 y l nda vefat etti. Vasiyeti üzerine bir askerî birlik surlara yak n bir yere defnetti. Latinler 1204 te Konstantinopolis i istilâ ettiklerinde Ortodokslara ait kilise ve kutsal yerleri yak p y karken Ebû Eyyûb ün kabri de tahrip oldu; zamanla da ortadan kalkt. stanbul un fethinden sonra kabri ortaya ç kar larak türbe haline getirildi. Bundan k sa süre sonra da Eyüp Sultan Külliyesi infla edilerek bu yörenin manevi yap s n n temelleri at ld. mescitten biri olan Mescid-i Nebî Medine deki bütün faaliyetlerinin merkezinde yer alarak fonksiyonlar bak m ndan sonraki dönemde kurulan camilere örnek teflkil etti ve inflas yla birlikte Mekke deki Mescid-i Harâm gibi flehir hayat n n merkezi oldu. Hulefâ-yi Râflidîn döneminden itibaren geniflletilmesi ve çevresinin düzenlenmesiyle ilgili yap lan faaliyetler sadece Harem-i flerif ile s n rl kalmad ; flehrin fizikî yap s nda önemli de iflikliklere sebep oldu. Mescid-i Nebevî nin ad Kur an- Kerim de do rudan geçmemekle birlikte ilk günden takva üzerine kurulan mescit (et-tevbe 9/108) fleklinde dolayl olarak yer al r. Mescid-i Nebevî fazilet bak - m ndan Mescid-i Harâm dan sonra gelir. Baz bilginlere göre Hz. Peygamber in kabri burada oldu undan Mescid-i Nebevî daha faziletlidir. Akabe de Hz. Peygamber e ilk biat eden Es ad b. Zürâre, hicretten önce Medine de bir hurma kurutma yerinin etraf n duvarla çevirerek mescit haline getirmiflti. Hz. Peygamber 24 Eylül 622 Cuma günü Medine ye girdi inde kendisini davet edenleri k rmamak için devesinin serbest b rak lmas n ve onun çöktü ü yere en yak n evde konaklayaca n söyledi. Kasvâ n n Mâlik b. Neccâro ullar n n evlerinin önünde hurma kurutulan bir düzlükte çökmesi üzerine Resûl-i Ekrem buraya en yak n evin sahibi Ebû Eyyûb el-ensârî ye misafir oldu. Hz. Peygamber Sehl ve Süheyl adlar nda iki yetim çocu a ait olan Kasvâ n n çöktü ü arsay mescit yapmak üzere sahiplerinden Hz. Ebû Bekir taraf ndan ödenen 10 dinar karfl l nda sat n ald. Mescit alan olarak seçilen arsan n zemin düzenlenmesi yap ld ktan sonra temeli törenle at ld (Eylül 622). Temeline ilk harc Hz. Peygamber in koydu u Mescid-i Nebevi yaklafl k 1022 m 2 lik bir alan kaps yordu. Tafl, kerpiç, hurma kütük ve dallar n n malzeme olarak kullan ld inflaatta Hz. Peygamber ashapla birlikte çal flm fl, bu faaliyet ensar ve muhacirin kaynaflmas için iyi bir f rsat olmufltu. Nisan 623 te tamamlanan ilk bina, tafl temel üzerine tek s ra kerpiçten, bir adam boyu kadar yükseklikteki çevre duvar ile kuflat larak üstü aç k biçimde sade bir yap olarak tasarlanm flt. K blesi bizzat Hz. Peygamber taraf ndan Kudüs e yönelik olarak yap lan ve üç kap s bulunan mescidin do u duvar n n güney k sm na Resûl-i Ekrem in eflleri Hz. Âifle ve Sevde için iki adet oda yap ld. Daha sonra say lar dokuza ç kan bu odalar n bir kap s mescide aç l yordu. K ble hicretten on alt veya on yedi ay sonra Kudüs ten Mekke deki Kâbe ye çevrilince güneyde bulunan yeni k ble taraf na gelen kap kapat larak kuzey duvar nda yeni bir kap aç ld. Basit ve sade, ancak son derece fonksiyonel olan Mescid-i Nebevi Müslümanlar n say s n n artmas yla ihtiyaca cevap veremeyince Hayber Seferi dönüflü (Haziran 628) yeni ilâvelerle geniflletildi. Çevresinde baz yerlerin kamulaflt r lmas yla k ble taraf hariç üç taraf na ilave yap lan Mescid-i Nebevi, yaklafl k 2433 m 2 ebad nda kare planl bir hâle geldi. Bafllang çta üstü örtülmeyen Mescid-i Nebevî nin k ble taraf nda Hz. Peygamber in namaz k ld rd yere ya mur ve güneflten korunmak için hurma kütü ünden alt direk üzerinde bir sundurma yap ld. K ble Kâbe ye çevrilince bu sundurma k smen korunarak Suffe ehlinin bar nd bir yer oldu. Daha sonra güney duvar na paralel dokuzar adet hurma kütü ünün üç s ra halinde dizilip ahflap sütunlar üzerine oturtuldu u bir çat yap ld. Aralar 4,44 m. olan sütunlar, hurma a ac ndan kirifllerle birbirine ba lan p hurma dal ve yapraklar, izhir ve semer otlar yla örtülerek toprakla kapat ld. Çok sade biçimde yap lan tavan gölgelenmeyi sa lamakla birlikte ya murdan koruyam yordu.

95 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 85 Hz. Peygamber den Sonra Mescid-i Nebevî Hz. Peygamber in vefat ndan sonra slâm n genifl bir alana yay lmas baflkent Medine nin nüfusunun artmas n beraberinde getirdi. Her y l slâm dünyas n n dört bir yan ndan Kâbe yi ziyaret için gelenler dönüfllerinde Medine ye u rayarak Hz. Peygamber in kabrini ziyaret ediyorlard ; Mescid-i Nebevî de namaz k lmay hac ziyaretlerinin tamamlay c bir unsuru olarak görüyorlard. Bütün bunlar mescidin geniflletilmesi ihtiyac n ortaya ç kard. Hz. Ömer, 638 y l nda çevredeki baz evleri mescide dâhil etmek için istimlâk etti. Kuzey duvar biraz geriye çekildi ve ön duvar mevcut sütunlar n aral kadar ileri al narak yanlara üçer, bat taraf nda ön duvara dik ikifler sütun eklendi. Çevre duvar yükseltilen ve kap say s alt ya ç kar - lan Mescid-i Nebevî nin alan 4088 m 2 ye ulaflt. Zemini Akik vadisinden getirilen küçük tafllarla kapland, ilk saflar n bulundu u bölüme keçe döflendi. Hz. Osman döneminde Mescid-i Nebevi geniflletilerek yeniden infla edildi. 649 y l Kas m ay nda bafllay p 650 y l Eylül ay nda tamamlanan çal flmalardan sonra mescidin alan yaklafl k 5378 m 2 ye ulaflt. Binan n yap m nda yontma tafl ve kireç kullan ld, her s rada bulunan ayn ebatta haz rlanm fl ilk defa kullan lan tezyinatl tafllardan oluflan sütunlar n say s on ikiye ç kar ld. Gerek Hz. Ömer ve gerekse Hz. Osman zaman nda yap lan geniflletme ve süsleme faaliyetleri, slâm medeniyetinin geliflimiyle de paralellik arz ediyordu. Mescid-i Nebevî en genifl kapsaml de iflikli i Emevî Halifesi Velid b. Abdülmelik zaman nda yaflad. Velid, 706 veya 707 y l nda Medine Valisi Ömer b. Abdülaziz den Mescid-i Nebevî yi geniflletmesini, Hz. Peygamber döneminden kald için y k lmas na izin verilmeyen hücrelerle çevredeki evleri kamulaflt r p mescide dâhil etmesini istedi. Mescid-i Nebevî nin inflas için yap lan kamulaflt rma faaliyetleri esnas nda baz problemler yaflanm fl, özellikle de Hz. Peygamber in han mlar na ait hücrelerin y k lmas Medinelileri çok üzmüfltü. Üç taraf ndan geniflletilen ve bütün duvarlarda kesme tafl kullan lan ve 710 da tamamlanan çal flmalardan sonra Mescid-i Nebevî yaklafl k 7500 m 2 lik bir alana ulaflt. Hücre-i saadetin mescidin içerisine al nd bu geniflletmede minare ve flerefeleriyle nifl tarz mihrap, üç yeni unsur olarak eklendi. Ayr ca k ble duvar na celî kûfî hatla fiems süresi veya bu süreden Kur an- Kerim in sonuna kadar olan k s m yaz ld. Abbasî halifelerinden Mehdî-Billâh 777 de Medine ye geldi inde kapasitesini yetersiz buldu u Mescid-i Nebevî yi geniflletmeye karar verdi. Ayn y l veya bir sene sonra bafllayan faaliyetler 165 te ( ) tamamland. Sadece kuzey yönünde geniflletilerek yaklafl k 9309 m 2 ye ulaflan mescitteki sütun say s 290 a ulaflt. Süslemesine özel bir önem verilen k ble duvar n n alt k sm mermer kapland. Üst taraf ise uzaktan mozaik gibi görünen alt n parçalar yla, do u ve bat duvarlar n n avluya dönük yüzleri renkli dekoratif oymalarla süslendi. Bundan sonra 1068 ve 1121 y llar nda oldu u gibi Medine ve çevresinde meydana gelen depremler veya ç kan yang nlardan dolay zorunlu olarak veya Mescid-i Nebevî yi güzellefltirmek için onar m ve yenilefltirme faaliyetleri yap ld. Ancak Memlükler zaman na kadar Mescid-i Nebevî her hangi bir de iflikli e u ramad. 5 Kas m 1481 de güneydo u köflesindeki minareye düflen bir y ld r m sebebiyle ç kan yang ndan Mescid-i Nebevî büyük zarar gördü. Yenilenmesi ve tezyinat n n büyük k sm 1483 te tamamlanan mescidin alan 9429 m 2 ye ulaflt. Bat duvar na bitiflik Bâbüsselâm ile Bâbürrahme aras nda bir medrese ile ribât infla edildi.

96 86 slam Tarihi ve Medeniyeti-I K T A P Medine nin flehirlemesi ve Mescid-i Nebevî hakk nda daha genifl bilgi için M. S. Küçükaflc n n Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn adl eserinin ilgili bölümlerine baflvurabilirsiniz. Mescid-i Nebevî nin Bölümleri Hücre-i saadetin üzerine yapt r lan kubbe, kubbetü lhücre veya kubbetü n-nûr ad yla meflhurdur. Haremeyn ifllerine büyük önem veren Sultan II. Mahmud un emriyle hücre-i saadetin üzerine tafltan yeni bir kubbe yap ld, kurflunla kaplanarak yeflile boyand. Günümüze kadar gelen ve Mescid-i Nebevî nin simgesi olan bu kubbeye renginden dolay yeflil kubbe anlam nda Kubbetü lhadrâ denilir. Hücre-i Saadet Hz. Peygamber, Hz. Âifle nin odas na defnedilmesinden sonra buras hücre-i saadet ad yla an lmaya baflland. Mescid-i Nebevî ile ilgili bütün onar m faaliyetlerinde hücre-i saadete öncelik verildi ve buras daima Hz. Peygamber in minberiyle bütünleflerek mescidin en önemli bölümü oldu. Hz. Ömer ve Hz. Osman Mescidi Nebevî yi geniflletirken hücre-i saadet ile di er odalar oldu u gibi b rakt lar. Hücre-i saadetin d fl ndaki di er odalar Velid zaman ndaki geniflletmede mescide dâhil edildi. Memlûk Sultan Kalavun zaman nda Hz. Peygamber in kabri üzerine ilk defa ahflap bir kubbe infla edildi. Sultan Kay tbay hücre-i saadetin kubbesini yenileyerek Mescid-i Nebevî de baz düzenlemeler yapt ve hücre-i saadetin kubbesinin yerine daha büyük bir kubbe ile Bâbüsselâm taraf na iki kubbe yap ld (1476). Ravza-i Mutahhara Mescid-i Nebevî nin Hz. Peygamber in kabriyle minberi aras nda kalan yaklafl k 330 m 2 lik alan n kapsayan bölümüne, tertemiz bahçe anlam nda Ravza-i Mutahhara denilir. Ravza da her biri slâmiyet in ilk döneminden ayr bir hat ray tafl yan Elçiler, Âifle, Muhallaka, Mushaf, Tövbe, Muhâf z gibi adlarla an lan sütunlar yer almaktad r. Mescid-i Nebevî de en büyük yenileflmeyi gerçeklefltiren Osmanl Padiflah Sultan Abdülmecid in imar nda bunlar n üzerine adlar ve Hz. Peygamber in mescitle ilgili sözleri yaz larak di er sütunlardan farkl olduklar belirtilmifltir. Minber Hz. Peygamber Mescid-i Nebevî de cemaate hitap ederken ilk zamanlarda hurma a ac ndan bir kütü e dayan yordu. Sahabelerin Hz. Peygamber in yüzünü görememeleri ve sesini iflitememeleri üzerine 628 veya 629 y l nda lg n a ac ndan 50 cm. eninde 1,25 m. uzunlukta, 1 m. yükseklikte, arkas nda üç sütunu bulunan üç basamakl ilk minber konuldu. lk halifeler Resûl-i Ekrem e sayg lar ndan dolay bir tahta parças yla kapat lan üçüncü basama kullanmad lar. Hz. Osman zaman nda Hz. Peygamber in minberinin üzerine kubbe yap ld, kumaflla örtüldü ve basamaklar abanoz a ac yla kapland. Muâviye b. Ebû Süfyân devrinde minbere alt basamak daha eklendi. Mescid-i Nebevî ye en son III. Murad n yollad mermer minber konuldu (1590). Osmanl selâtin camilerinde benzerleri görülen, üzerinde zarif alt n tezyinatl kubbenin yer ald, yaklafl k 7 m. yüksekli indeki bu minber süsleme ve tezyinat bak m ndan bir flaheser olup halen Ravza-i Mutahhara n n bat s nda Hz. Peygamber in mihrab n n sa nda ve minberinin yerindedir. Mihrap Bafllang çta Mescid-i Nebevî nin bir mihrab yoktu. Hz. Peygamber in namaz k ld rd yer belliydi. Ömer b. Abdülaziz Mescid-i Nebevî yi imar ederken ön duvara oyulmufl nifl tarz nda bir mihrap ilâve etti. Bu daha sonra Resûl-i Ekrem in mihrab olarak meflhur oldu. Velid b. Abdülmelik ve Mehdî-Billâh dönemlerinde yap lan

97 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 87 düzenlemelerde mihraba giden revak n tezyinat na özel bir önem verildi. Çok dengeli çizgiler tafl yan, sa nda imam n girmesi için bir kap s bulunan mihrab n üstü alt n tezyinatl bir kubbe ile örtüldü. Mescid-i Nebevî de Hz. Peygamber in mihrab ndan baflka mihraplar da vard. Hz. Osman n mihrab olarak bilinen maksurenin kuzeyinde Hz. Peygamber in gece namaz k ld yerde Sultan Kay tbay ve Sultan Abdülmecid devirlerinde yenilenen mihrâbü t-teheccüd yer al r. Mushaf konulan ahflap dolab d fl nda bugün de mevcut olan bu mihrab n üzerinde alt n süslemeler ve teheccüd âyetleri yaz l d r. Gece namaz mihrab n n önünde ve hücre-i saadetin arkas nda maksure içinde Hz. Peygamber in mihrab na benzer flekilde süslenen Hz. Fât ma n n mihrab yer al r. Mescid-i Nebevî de farkl mezhepler için ayr ayr mihraplar da konulmufltur. Resim 4.2 Do u Tevbe kap s müvâcehe Güney HÜCRE-i SAÂDET Hz. Muhammed in kabri Hz. Ebu ekir in kabri Hz. Ömer in kabri Hücreler (Hz. Âifle kap s ) Yarg (itikâf) sütunu Muhaf z sütunu Elçiler sütunu Tevbe (itikaf) sütunu Hz. Âifle sütunu Mihrap RAVZA- MUTAHHARA Minber Mescid-i Nebevî nin içindeki Ravza-i Mutahhara, hücre-i saadet ve kabirlerin yerleflim plan. Kaynak: TDV slâm Ansiklopedisi, XXX, 431. Hz.Fât ma kap s Hz. Fât ma n n evi Teheccüd kap s Kuzey Mahfil Mescid-i Nebevî ye ilk mahfili (maksure) Hz. Ömer in namaz k ld r rken flehid edilmesini dikkate alan Hz. Osman yapt rd. Mescid-i Nebevî de Resûl-i Ekrem in minberinin kuzeyinde Bilâl-i Habeflî nin müezzinlik yapt yerde bulunan müezzin mahfili makberiyye ad yla meflhurdur. lk zamanlarda basit ve sade yap da ahflap olan mahfil, Memlük Sultan Kay tbay taraf ndan kare planl ince ve zarif dört direkten bir kaide üzerine tamam mermerden yap ld. Ard ndan baz tamir ve tadilâttan geçirilen müezzin mahfilinin en son tamirat 1983 tedir. Minare Hz. Peygamber döneminde Mescid-i Nebevî nin k ble taraf nda, Bilâl-i Habeflî nin ezan okumak için iple t rmanarak ç kt üstüvane denilen bir yer vard. Minarenin ilk flekli olarak düflünülebilecek silindir biçimindeki bu yerin d fl nda ezan okumak için mescidin çevresindeki baz yüksek yerler de kullan l yordu. Ömer b. Abdülaziz, Mescid-i Nebevî yi geniflletirken dört köflesine yaklafl k 26 m. yükseklikte dört minare yapt rd. 716 da Emevîlerden Süleyman b. Abdülmelik in güneybat köflesindeki minareyi flerefesinin mesken mahremiyetine zarar verdi i gerekçesiyle y kt rmas yla, Mescid-i Nebevî yüzy llar boyunca üç minareli olarak kald.

98 88 slam Tarihi ve Medeniyeti-I 5 Kas m 1481 de mescidin güneydo u köflesindeki minarenin bir k sm n n y ld r m sebebiyle y k lmas n n ard ndan bütün minareler tekrar yap ld. Bunlardan bugün hâlâ ayakta duran, Memlük sanat n n en önemli örneklerinden olan baflmüezzinin ezan okudu u minare Reîsiyye ad yla ünlüdür. Osmanl döneminde 1540 ta mescidin kuzeydo usundaki minare y k larak yerine 4,65 x 4,65 metrelik kaide üzerinde yaklafl k 70 m. yükseklikte Kanunî Sultan Süleyman a nisbetle Süleymâniye adl üç flerefeli bir minare infla edildi. Abdülmecid in imar s ras nda kuzeybat da Mecidiye, güneybat da Bâbüsselâm, bat da ise Bâbürrahme diye an lan minareler yap ld. Mescidin Reîsiyye d fl ndaki minareleri tamamen Osmanl tarz n yans tmaktayd. Mescid-i Nebevî nin 1994 te tamamlanan son imar nda minare say s ona ç kar ld. Kap lar Mescid-i Nebevî nin ilk yap m nda bat taraf nda Bâbürrahme (Bâbüâtike), do u taraf nda Bâbücibrîl (Bâbüosman) ve güney taraf nda Bâbülcenûbî adlar yla üç kap s vard. K blenin de iflmesinden sonra güneydeki kap kapat larak kuzey duvar nda yeni bir kap aç ld. Hz. Peygamber, hastal s ras nda Hz. Ebû Bekir in kap s d fl nda mescidin avlusuna aç lan bütün kap lar n kapat lmas n istedi inden bu kap geniflletmelerde korunarak mescit d fl na yer alt ndan bir geçit konuldu. Hz. Ömer zaman nda kap say s alt ya ç kar ld. Mescid-i Nebevî nin kap lar, geniflletmeler s ras nda daha ileriye al nmalar d fl nda Mehdî zaman ndaki imara kadar herhangi bir de iflikli e u ramad. Bu dönemde do u ve bat duvarlar nda sekizer, güney ve kuzey duvarlar nda dörder olmak üzere kap say s yirmi dörttü. Kanunî Sultan Süleyman devrinde yenilenen Bâbürrahme nin sa ve sol taraf na Hz. Peygamber in âlemlere rahmet olarak gönderildi ini belirten âyetten sonra Kanûnî den Osman Bey e kadar bütün Osmanl padiflahlar n n adlar yaz ld. Günümüzde Mescid-i Nebevînin k rk bir ana girifl ve ç k fl noktas bulunmaktad r. Di er Bölümleri nflas ndan itibaren Mekke deki Mescid-i Haram gibi flehrin gündelik hayat n n merkezi olan Mescid-i Nebevî nin ortas nda kum ve çak l dökülmüfl, iki taraf na hurma a açlar n n dikildi i, daha sonra kumluk ad yla meflhur olan üzeri aç k bir avlusu vard. Halk n toplant ve buluflma yeri olan bu avluda ikindiden sonra bafllayan hareketlilik yats sonuna kadar devam ederdi. Hulefâ-yi Râflidîn döneminde mescidin arka taraf nda kad n ve erkeklere ait birer sofa bulunuyordu. Hz. Ömer, mescidin do u taraf ndaki avlusunun kuzeyine Butayha ad verilen bir mekân yapt rarak, sohbet etmek, serbest konuflmak ve fliir okumak isteyenlere tahsis etti. Mescid-i Nebevî nin çeflitli yerlerine erken dönemden itibaren su getirilmifltir da Medine yi ziyaret eden bn Battûta hücre-i saadetin kuzeyinde mermer bir havuz bulundu unu, Bâbüsselâm in yan ndaki Aynüzzerkâ kayna ndan gelen çeflmeye de bir merdivenle inildi ini kaydeder. Memlûk Sultan Kalavun çeflmenin yan na bir flad rvan infla ettirmifl, bu flad rvan 1837 de yenilenmifltir. Ayn y l Bâbürrahme civar nda I. Ahmed taraf ndan yapt r lan sebil ve f skiye de onar lm flt r. Mescid-i Nebevî ilk zamanlarda hurma dallan yak larak ayd nlat l yordu. Ashaptan Temîm ed-dârî, Suriye den Medine ye gelirken beraberinde kandil ve ya getirmesiyle mescit ayd nlat lmaya baflland. Hz. Ömer zaman nda Mescid-i Nebevî ye büyük kandiller as larak buhurdanl klar konuldu. Daha sonra kandil, fener, mum ve meflale gibi ayd nlatma araçlar kullan larak bunlar için özel tahsisatlar ayr ld. Mescid-i Nebevî de ilk defa 1908 y l nda elektrik kullan ld.

99 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 89 Emevî Halifesi Velid b. Abdülmelik zaman nda gerçeklefltirilen imar n ard ndan Mescid-i Nebevî ye ilk kitabe konuldu. Abbasî Halifesi Mehdî-Billâh devrinden itibaren mescidin imar yla ilgili her türlü faaliyet bir kitabe ile kay t alt na al n yordu. Mescid-i Nebevî nin Fonksiyonlar Vahyin en çok geldi i mekânlar n bafl nda gelen Mescid-i Nebevî, Hz. Peygamber in ibadet ve ziyaret maksad yla yolculuk yap lmaya de er oldu unu belirtti i di erleri Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa olmak üzere üç mescitten biridir. slâm n ilk döneminde Mescid-i Nebevî bütün resmî faaliyetlerin gerçeklefltirildi i bir yerdi. Hz. Peygamber in devlet baflkan olmas dolay s yla siyasetin, muallimlik vasf sebebiyle e itimin, ordu kumandan olarak askerî teflkilât n, kad l k vasf yla adalet teflkilât n n merkeziydi. Ayr ca Suffe baflta olmak üzere baz kifliler için bar nma yeri, misafirhane ve sosyal yard m mahalli olarak da kullan l yordu. Çeflitli Arap kabilelerine mensup heyetler Elçiler sütununda kabul edilir, baz lar mescidin içerisinde kurulan çad rlarda a rlan rd. Rufeyde el-ensâriyye adl han m Mescid-i Nebevî de yaral ve hastalar tedavi ederdi. Hz. Peygamber in hukuki problemleri çözerken oturdu u yer kaza revak ad yla meflhurdu. Gerekti inde münadiler ç - kar larak halk mescide toplan r ve önemli konularda bilgilendirilirdi. Mescidin minberi sadece hutbe okumak için de il halka yap lacak konuflmalar, halifelere biat gibi merasimler için de kullan l rd. Emevî Halifesi Abdülmelik zaman ndan itibaren baflflehirden gönderilen Kâbe örtüsü Mescid-i Nebevî de teflhir edildikten sonra Mekke ye gönderilirdi. Mescid-i Nebevî nin ilk imam, hatip ve vaizi olan Hz. Peygamber den sonra bu görevler halifeler, hilâfet merkezinin D maflk a nakledilmesinden sonra da valiler taraf ndan üstlenildi. Mescid-i Nebevî ye yap m ndan itibaren baflta müezzin olmak üzere çeflitli alanlarda görevliler tayin edildi ve Hz. Osman zaman ndan itibaren maafl verilmeye baflland. Emevîler döneminde görevlilerin say s artt r larak çal flma alanlar çeflitlendi. Mescidin bak m ve onar m n yapmak, burada yürütülecek dinî hizmetlerle e itim ve ö retim faaliyetlerinin masraflar n karfl lamak için Emevîler döneminden itibaren çeflitli vak flar tesis edildi, zamanla ortadan kalkan baz vak flar n yerine yenileri kuruldu. Resim 4.3 Medine yi gösteren eski bir kartpostal

100 90 slam Tarihi ve Medeniyeti-I HZ. MUHAMMED N MÜSLÜMANLARIN MAN, AHLAK, GÖNÜL VE AKIL DÜNYALARINDAK YER Muhammed, Hz. Peygamber in en çok bilinen ad olup övgüye de er bütün güzellikleri ve iyilikleri kendinde toplayan kifli anlam ndad r. Kur an- Kerim de k rk yedinci sürenin ismi de olan Muhammed dört yerde geçer. K T A P Adlar slâm Peygamberi, Muhammed, Ahmed, Mâhî, Haflir ve Âk b olmak üzere kendine özgü befl ad n n bulundu unu ve bunlar n daha önce kullan lmad n söylemifltir. Hz. Peygamber in Muhammed den sonra en çok kullan lan ikinci ismi Ahmed dir. Bu ad da hamd kökünden türemifl olup Allah herkesten daha iyi ve daha çok öven; herkesten daha çok övülen anlamlar na gelir. Kur an- Kerim de bir yerde geçmekte ve burada, Hz. sa n n srâilo ullar na kendisinden sonra gelecek Ahmed ad ndaki peygamberi müjdeledi i belirtilmektedir. Yuhanna ncili ndeki Parakletos kelimesiyle de Ahmed ad n n kastedildi i ifade edilmektedir. Mâhî ad küfrün onun eliyle yok edilece ini, Haflir k yamet gününde insanlar n onun ard ndan giderek haflrolaca n, Âk b da kendisinden sonra hiçbir peygamberin gelmeyece ine iflaret etmektedir. 300 ü aflk n isim ve s fat müstakil kitaplarda bir araya getirilen Hz. Peygamber in yayg n adlar ndan biri de seçilmifl anlam nda bir s fat olan Mustafa d r. Fiziki Özellikleri Hz. Peygamber in fiziksel özelliklerini, özel hayat n ve ahlak n anlatan eserlere huy, tabiat, ahlak gibi anlamlara gelen flemâil denilir. Hz. Peygamber in fiziki özelliklerini anlatan edebî eserlerle ayn konuda hüsn-i hatla yaz lm fl levhalar n ad ise hilyedir. Hilyenin özellikle Türk edebiyat ve sanat nda en güzel örnekleri verilmifltir. Peygamber sevgisini her fleyin üstünde tutan Türklerin bu sevgiyi di er milletlerde görülmeyen bir flevkle edebiyat ve sanatlar na aktarm fl olmalar bunun en önemli sebebidir. Divan edebiyat nda hemen her flair Hz. Peygamber i öven bir naat kaleme alm flt r. Sahabelerin Hz. Peygamber in fiziki özelliklerini kendi bilgi, anlay fl ve yetiflmifllik dereceleri nispetinde tespit etmeye çal flmalar hilye konusunda de iflik rivayetlerin ortaya ç kmas na sebep olmufltur. Buna göre, Hz. Peygamber iri yap l ve heybetliydi. Uzuna yak n orta boylu, büyükçe bafll, bazen kulak memesini geçen saçlar hafif dalgal yd. Beyaz tenli, aln aç k, kafllar hilâl gibi ince ve s kt. Burnu ince ve hafifçe kavisliydi. Sakal s k ve gür, yanaklar düzdü. Bütün organlar birbiriyle uyumlu olup ne zay f ne de fliflmand. Gö sü ile iki omzunun aras geniflçe, mafsallar kal ncayd. Bilekleri uzun, avucu geniflti. Yürürken ayaklar n yere sert vurmaz, sakin fakat h zl ve vakarl yürürdü. Hz. Peygamber güler yüzlüydü ve ilk bak flta insana güven veren bir görünümü vard. Medine ye hicret esnas nda onu ilk defa gören Yahudi bilginlerden Abdullah b. Selâm bu yüzün sahibinin yalanc olamayaca n söyleyerek ailesiyle birlikte Müslüman olmufltu. Hz. Peygamber in maddi ve manevi özellikleri hakk nda daha genifl bilgi için A. Yard m n Peygamberimiz in fiemâili adl eserine baflvurabilirsiniz. Eflleri ve Çocuklar Hz. Peygamber in ikisi Mâriye ve Reyhâne adl câriyeler olmak üzere de iflik zamanlarda on iki efli oldu. Hz. Peygamber e ilk inanan kad n olan ve slâmiyet u runda bütün servetini ortaya koyarak eflini destekleyen Hz. Hatice ilk efli ve brahim d fl ndaki bütün çocuklar n n annesidir. Onun vefat ndan sonra Hz. Peygamber ilk Müslümanlardan befl çocuk annesi Sevde ile evlendi ve üç y l boyunca yal-

101 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 91 n z onunla evli kald. Hz. Peygamber in bakire olarak ald tek efli 624 y l nda evlendi i Hz. Aifle dir. Hz. Peygamber 625 den itibaren Hz. Ömer in yirmi yafl nda dul kalan k z Hafsa, Zeyneb bint Huzeyme, Ümmü Seleme, Cüveyriye bint Hâris, Zeyneb bint Cahfl, Reyhâne bint fiem ûn, Ümmü Habîbe, Saf yye bint Huyeyy, Meymûne bint Haris ve Mâriye ile evlendi. Hatice, Zeyneb ve Reyhâne kendisinden önce vefat etti. Hayat n n yaklafl k son on y l na kadar tek evli olarak yaflayan Hz. Peygamber in sonraki evliliklerinin her biri özel sebeplere dayan r. Kocas n n ölümü üzerine dul ve desteksiz kalan ve slâm a ba l l kta sebat eden han mlar himayesine alarak onlar ödüllendirme, Araplar n içinde yerleflmifl yanl fl anlay fllar de ifltirmeye fiilen öncülük etme, ashab n ileri gelenleriyle, köklü Arap kabileleri ve komflu topluluklarla akrabal k kurarak slâm toplumunun bütünleflmesini sa lama ve peygamberlik konumunu güçlendirme gibi amaç ve sebepler say labilir. slâm Peygamberi nin getirdi i yeni vahiy flüphesiz erkekler kadar han mlar da ilgilendiriyordu. Onlara yönelik tebli lerde Hz. Peygamber in eflleri e itici ve ö retici görevi ifa ediyorlard. Özellikle kad nlara has olup erke e sormaktan kaç nacaklar fleyler hususunda Resül-i Ekrem in han mlar birer bilgi ve fetva mercii olarak hizmet görüyordu. Âifle, ensâb ilmini ve Arap edebiyat n iyi bilen Hz. Ebû Bekir in k z olarak ilim ve kültür atmosferinde yetiflti. Müminlerin anneleri say lan Peygamber eflleri aras nda O nun özel hayat n n bilinmesine en büyük katk y yaparak en çok hadis rivayet eden yedi sahabe aras nda yer ald. lim bak m ndan Hz. Âifle den sonra gelen ve han mlar ndan en son vefat eden Ümmü Seleme nin rivayet etti i hadis üç yüz yetmifl sekizdi. Sevde befl, Hafsa altm fl, Cüveyriye yedi, Zeyneb yirmi, Ümmü Habîbe altm fl befl, Safiyye on, Meymûne yetmifl alt hadis rivayet ederek han mlar n ilimle u raflmalar n n da öncüsü oldular. Hz. Peygamber in dördü erkek, dördü k z olmak üzere sekiz çocu u vard. Peygamberlikten önce do an ve kendisinin Ebü l-kâs m künyesiyle an lmas na sebep olan ilk o lu ve ilk vefat eden çocu u Kas m n ne kadar yaflad belli de ildir. Kas m dan sonra s ras yla Zeyneb, Ruk yye, Ümmü Külsûm ve Fât ma do du. Tayyib ile Tâhir peygamberlikten önce vefat etti. Tayyib ile Tâhir in iki ayr çocuk de il Abdullah n lakaplar oldu u da ileri sürülür. Cariyesi Mâriye den 630 da do- an o lu brahim on sekiz ay yaflad ktan sonra vefat etti. Hz. Peygamber in soyu kendisinden alt ay kadar sonra vefat eden küçük k z Fât ma dan olma torunlar yla sürmektedir. Hz. Peygamber in k z Hz. Fât ma ile damad Hz. Ali nin çocuklar Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin adl torunlar yla onlar n soyundan gelenlere seyyid ve flerif denir. Hz. Peygamber in soyundan geldi ini iddia eden sahte seyyid ve fleriflere ise müteseyyid denilir. Seyyyid ve fleriflere yönelik baz hizmetler için nakîbüleflrâf adl görevliler tayin edilmifltir. Bunlar seyyid ve fleriflerin flecerelerini kaydederek toplumda statü ve asaletlerinin görünürlük kazanmas için çaba gösterirlerdi. Hz. Muhammed in Misyonu ve Kiflisel Özellikleri Peygamberlerin gönderiliflinin bafll ca amac, gönderildikleri toplumlar Allah n iradesi do rultusunda zihnî ve amelî planda de ifltirme ve dönüfltürmedir. Çünkü peygamberler vahiy yoluyla kendilerine bildirilen inanç, ibadet, ahlak ilkelerini tebli etme yan nda bunlar n anlafl lmas ve uygulanmas hususunda insanlara model olma sorumlulu u da tafl rlar. Bundan dolay di er peygamberler gibi Hz. Mu- D KKAT

102 92 slam Tarihi ve Medeniyeti-I hammed in görevi de sadece kendisine verilen vahyi tebli den ibaret de ildir. Kur an- Kerim de peygamberler silsilesinin son halkas n oluflturan Hz. Muhammed in fert ve toplumlar manevi ar nmaya tâbi tutma, onlara kitap ve hikmeti ö reterek hak dini yaflayacak bir olgunlu a kavuflturma ve yeni bir toplum modeli oluflturma görevini üstlendi i vurgulan r. Hz. Peygamber e ba l olanlar da ona uyup emir ve yasaklar na boyun e me sorumlulu u tafl d klar gibi onun davran fllar na tâbi olarak örnek almakla yükümlüdürler. Bat dünyas nda din ile hayat n maddi alanlar n birbirinden ay ran yayg n anlay fl, slâm Peygamberi nin sosyal misyonu ve tarihsel rolünün kavranmas nda karfl lafl lan ciddi zorluklar n bafl nda gelmektedir. Bat dünyas yüzy llar boyunca mücadele etti i rakip uygarl n kurucusu gördü ü Hz. Muhammed hakk nda Ortaça boyunca teflekkül eden ön yarg lar ve olumsuz bak fl aç s ndan hâlâ kurtulamam flt r. Kur an da Hz. Muhammed 170 ayette di er peygamberlerle birlikte ço ul olarak, 241 ayette de bizzat yer al r. Seksen alt ayette Allah ve Muhammed kastedilerek bir arada zikredilirken, on yedi ayette de bizim resulümüz, O nun resulü anlam ndaki terkipler fleklinde geçer. Ayr ca ikinci ve üçüncü flah s olarak Hz. Peygamber le ba lant l zamirlerin say s binleri bulmakta, do rudan ona yönelik hitaplar n say s da üç yüzü aflmaktad r. Ezan içinde yer alan Muhammed ad yirmi dört saatin her an nda Allah ismiyle birlikte an l r. Buna çeflitli vesilelerle tekrarlanan kelime-i tevhit ve kelime-i flehâdet, farz namazlardan önceki ikamet, ayr ca namaz içindeki Tahiyyat, Salli ve Bârik dualar nda Hz. Peygamber in ad n n tekrar edilifli eklenmelidir. Çok defa dikkat çekmeyen bu iç içe sistem Hz. Peygamber in dindeki çok özel konumunu göstermektedir. Bu bak mdan slâmiyet i benimsemifl bir kimse için çok özel duygu ve düflünce içinde olmas gereken Hz. Muhammed her hangi bir peygamber konumunda de ildir. slâm da iman esaslar Allah a, peygamberlere ve ahiret gününe iman fleklinde önce üç, sonra kelime-i flehâdette belirtildi i üzere Allah a ve Hz. Muhammed in peygamberli ine iman fleklinde iki, son olarak da Allah a iman fleklinde tek bir esasta özetlenir. Buna göre Hz. Peygamber e iman Allah a imana ulaflman n yoludur. Bu bak mdan Hz. Peygamber e iman onu yak ndan tan may, flahsiyetine güven duymay, yapt klar n ve söylediklerini benimsemeyi ve bunlar kendi dünyas - na mal etmeyi gerektiren bir duygudur. man n arkas ndan Hz. Peygamber e itaat edilmesi gelir. Allah a itaat Peygamber e itaatin temeli olurken, Peygamber e itaat de Allah a itaatin tek görünür kan t d r. Çünkü Allah kendisine itaatle beraber Hz. Muhammed e de itaati emretmifltir. Bundan dolay itaat sadece ibadet vb. alanlarda de il sosyal hayatta da söz konusu olup, kad n ve erkek tüm Müslümanlar n fliar - d r. man ve itaatin ard ndan tâbi olma gelir. Kur an- Kerim bir kimsenin Allah sevip sevmedi inin ölçüsünü Hz. Peygamber e uyup uymad yla iliflkilendirmekte ve bunu Peygamberi nin a z ndan söyletmektedir (Âl-i mrân 3/31). Ayn flekilde Kur an da Hz. Peygamber e salâtüselâm getirerek manevi flahsiyetinin selamlanmas emredilir. Hz. Muhammed in peygamberlik tasarrufunun sürekli ve kesintisiz oldu unu gösteren bu emirle onun buyruklar na tam anlam yla boyun e me ve ona olan sevgi ve ba l l n de iflik vesilelerle tazelenmesi anlam a gelmektedir. Bir fleye verilen de erin ölçüsünü ona karfl beslenen sevginin derecesi ortaya koyar. Her sevgi özü itibar yla birbirinden farkl d r. Hz. Peygamber insanlar n Allah tan malar na ve sevmelerine arac oldu una göre hem yaratan hem yarat lm - fl seven bir insand r. Bundan dolay Peygamber sevgisi, Sizden hiçbiriniz beni babas ndan, evlâd ndan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmifl ola-

103 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 93 maz mealindeki hadis çerçevesinde en üst tazim ve hürmet derecesinde olmas gerekir. slâm da Peygamber sevgisine büyük önem verilmekle birlikte bütün sevgilerin üstünde Allah sevgisi yer al r. Peygamber sevgisi onun gerçek hayat, flahsiyeti ve dindeki konumuyla paralel olmal d r. Hz. Muhammed in flahsiyetini do ru olarak bilip tan mak, iman ve gönül hayat n ona göre düzenlemek slâm benimseyen herkesin önemli görevlerinden biridir. Zira slâm Peygamberi taklit edilip uyulmas mümkün olan en güzel örnektir. Bu bak mdan Türk kültüründe Allah sevgisi birinci s rada, Peygamber sevgisi ikinci s rada, Ehl-i beyt sevgisi üçüncü s - rada ve Vatan sevgisi dördüncü s rada gelir. Hz. Peygamber k yamete kadar gelecek insanlara örnek bir flahsiyet, davran fllar ndan ders al nacak bir rehber olarak gönderildi inden hayat n her yönünü kapsayan üstün bir ahlakla donat lm flt r. Hz. Âifle, onun ahlak n n Kur an dan ibaret oldu unu belirtirken, Hz. Peygamber de Allah taraf ndan en güzel flekilde e itildi- ini ifade etmifltir. lahî destek ve denetim alt nda bulundu u ve gerekti inde Allah n yard m n gördü ü halde s radan bir insan gibi hayat n bütün zorluklar n yaflayan Hz. Peygamber, mükemmel iman n güzel ahlakl olmakla sa lanabilece ini bildirmifltir. Baflkalar na tavsiye etti i ahlak ilkelerini hayat boyunca uygulamas bunlar n daha çok benimsenmesini sa lam flt r. Onun bütün hayat kucaklayan do- al yaflama biçimi, ahlak n n her devirde birbirinden farkl insanlar taraf ndan örnek al nmas na sebep olmufltur. Endülüslü bilginlerden bn Hazm âhiret iyili ini, dünya bilgeli ini, düzgün yaflay fl, ahlak güzelliklerini kazanmak ve erdemlerle donanmak isteyenlerin Hz. Peygamber i örnek almalar gerekti ini belirtir. Hz. Muhammed in davran fllar n n örnek al nmas sadece dinî etkenlere ba l olmay p Peygamber hât ras na duyulan derin sayg ve ona karfl beslenen vefa duygusudur. Hz. Peygamber in tebligat ve oluflturdu u inançl toplum, bunlar n tarih içinde oynad rol bütün insanl k için bir rahmet olarak de erlendirilmektedir. Bu özellik sadece Hz. Peygamber e bahfledilmifltir ve onun ça r s Asr- saadetteki muhataplar yan nda bütün insanl ad r. Hz. Peygamber güçlü ve sa l kl bir vücut yap s, derin bir sezgi, anlay fl ve kavray fl kabiliyeti, sa lam bir haf za, etkili hitabet, ihlâs, sab r, cesaret, hilim, cömertlik, hayâ, iyi geçim, flefkat ve merhamet, vefa, tevazu, adalet, emanet, iffet, do ruluk gibi üstün niteliklere sahipti. Seçkin özelliklerinden birisi de ümmî olmas d r. Karakteri, ahlak, arzu ve e ilimleri farkl olan insanlara bir rehber olarak gönderildi inden bunlar n bütün ihtiyaçlar n giderecek bir ruhsal ve düflünsel olgunlukla donat lm flt. Takip etti i siyaset de fert ve toplumlar kapsayan, bütün e ilimleriyle insan tabiat n göz önünde bulunduran bir genifllik ve derinlik tafl yordu. Hz. Muhammed in, insanl k tarihinde siyasî, hukukî, ekonomik ve sosyal alanlarda ortaya koydu u de erleri bilfiil uygulamay baflard bilinen tek peygamber ve lider olmas da bu rehberlik ve önderlik misyonunun bir gere idir. Arap dilinde ümm ana, ümmi de anas ndan do du u gibi kalan okuyup yazmas olmayan kimse demektir. Ümmilik s radan kimseler için bilgi eksikli ini ifade eden bir s fatt r. Hz. Peygamber e nispet edildi i zaman ise bir eksiklik de il yetkinlik ve eksiksizlik anlam ndad r. Onun bütün bilgi ve görgüsü Allah taraf ndan verilmifl bir mevhibe-i ilahiyedir. slâm Peygamberi nin önemli mucizelerinden olan bu hususu ünlü flâir Fuzûlî flöyle özetler: Bâkî mucizeler ne hâcet vasf- hak isbât na, Câhil iken el, senin ilmin yeter burhân sana. D KKAT

104 94 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Hz. Muhammed in Miras Yetim olarak dünyaya gelen Hz. Muhammed Mekke de önce dedesinin, ard ndan da amcas n n himayesinde büyüdü. Gençli inde önce çobanl k daha sonra da ticaretle u raflarak amcas n n bütçesine katk yapt. Hz. Hatice ile evlendikten sonra da ticaret hayat sürdü. Medine ye hicret etti inde herhangi bir mal varl yoktu. Hicretten sonra bir süre di er muhacirler gibi ensar taraf ndan a rland. Bedir Gazvesi nden sonra nazil olan ve ganimetlerin beflte birinin Allah a, resulüne, onun akrabalar na, yetimlere, yoksullara ve yolculara ait oldu unu bildiren ayet Hz. Peygamber ve ailesinin bafll ca geçim yolunu belirledi. Savafla kat lan asker s - fat yla, gaziler aras nda paylaflt r lan ganimetten kendisine düflen hisseyi alan Hz. Peygamber, taksimden önce tercihine b rak lan komutanl k hakk hususunda ise, k l ç, at, vb. gibi sembolik bir tercih yapar, hiçbir flekilde maddi de eri fazla olan bir mal almazd. Benî Nadîr Yahudilerinin Medine den sürgün edilmesi üzerine Hz. Peygamber ailesinin y ll k geçimine yetecek kadar miktar onlar n topraklar nda yetiflen ürünlerden almaya bafllad. Fey ad verilen bu tür gelirlere fethedilen yerlerden al nan baz mallar, Hayber ve Fedek arazilerinden gelen y ll k ürünün belli bir miktar da eklendi. Zekât n ve vergi gelirlerinin kendisi ve aile fertleri için kullan lmas n do ru bulmayan Hz. Peygamber, sadece kendisine verilen hediyeleri kabul ederdi. Son derece gösteriflsiz bir hayat tarz n benimseyen Hz. Peygamber, elde etti i geliri hemen ihtiyaç sahiplerine da tt için bazen birkaç gün yemek yemedi i, gün boyu aç kald, evinde bir iki ay boyunca yemek piflmedi i olurdu. Kendisi ve ailesi bu day ekme ini pek nadir görür, çok defa arpa ekme i yerdi. Hiçbir zaman dünyan n insan cezbeden güzelliklerine de er vermedi. Yata n n yüzü tabaklanm fl deriden, içi de yumuflak hurma lifindendi. Genellikle has r n üzerinde yatar, onun vücudunda iz b rakmas sahabelerini üzdü ü halde kendisi buna ald rmazd. Kendisini kimseden üstün görmez, herkesin yapt ifli o da yapard. Evinin, ailesinin ifllerini kendi görür, bu konuda kimsenin yard m n kabul etmezdi. Hz. Peygamber in vefat s ras nda, daha önce bir Yahudiye z rh n rehin b rakarak ald 30 ölçek arpan n az bir k sm kalm flt. Tereke olarak da sadece bir kat r, birkaç silah ve sadaka olarak ay rd birkaç parça araziden baflka geride para veya mal olarak zikredilmeye de er maddi bir miras b rakmad. Hz. Peygamber savafls z ele geçirilen ve hukukî bak mdan tasarrufuna b rak lan Fedek hurmal klar - n, Medine deki bir ba ve Hayber arazisindeki hissesini vakfetmiflti. Hz. Fât ma, babas n n bu arazilerinin kendisine miras kald n düflünüyordu. Bu amaçla müracaat etti i Hz. Ebûbekir, Hz. Peygamber in, Biz peygamberler, miras b rakmay z. B rakt m z mal sadakad r. sözünü aktard ktan sonra flöyle dedi: fiimdi bu vak f maldan Muhammed ailesi yiyerek istifâde edebilir. Ancak bundan fazla haklar yoktur. Hz. Peygamber in liderli inde Arap yar madas ndaki siyasî yap çeyrek as r içinde de iflti ve kabileler hâlinde yaflayan Araplar onun sayesinde ilk defa birleflerek millet oldu. Bu bak mdan Hz. Peygamber, maddi bir miras b rakmamas na karfl - l k, bütün insanl a, onlar n kurtuluflunu sa layacak, hidayet ve selamete kavuflturacak Kur an ve Sünnet ten meydana gelen büyük bir manevi miras b rakt. Bu iki kaynak etraf nda flekillenen slâm dini ve medeniyeti as rlar boyunca genifl bir co rafyada etkisini hissettirerek insanl k tarihindeki yerini ald. Medine de bafllayan medeniyet hamlesi tüm dünyaya yay ld. SIRA S ZDE 4 Hz. Peygamber den geriye ne kalm flt r? Araflt r n z.

105 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 95 Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Hicretten sonra Yesrib deki medeni geliflmeleri tan mlayabilmek Hicret esnas nda tam anlam yla flehirleflmemifl, tar ma dayal bir ekonomik yap ya sahip olan Medine de kentleflme teflvik edilerek flehrin slâmlaflmas ile medenîleflmesi aras nda paralellik kuruldu. Olumsuz anlamlar ifade eden Yesrib ad medenîleflmeye vurgu yapan Medine ile de- ifltirildi. dare ve savunma, ekonomi ve pazar, dinî hayat gibi medenî hayat n en önemli üç fonksiyonu s ras yla düzenlendi. Hz. Peygamber in liderli inde birtak m idarî düzenlemelerin yap ld - Medine devletin baflkent oldu. fiehir plan Mescid-i Nebevî merkez olmak üzere planland ve baz yap lar korundu. Su flebekesi, kamu ve çevre sa l ile flehir içi ulafl m n sa lanmas yolunda sürekli tedbirler al narak flehrin fizikî yap s na sosyal ve kültürel çok amaçl binalar ilave edildi. Türkler aras nda Cennetü l-bakî ad yla meflhur olan Baki mevkii mezarl k olarak flehir plan na kat ld. Muhacir ve ensar kardeflli inin sosyal hayattaki yans malar n fark edebilmek Medine de toplumun iç dinamiklerini harekete getiren icraatlar ndan birisi de muhacir ile ensar aras nda kardefllik ba kurulmas d r. Kardefllefltirme toplumda bütünleflmeyi gerçeklefltirmifl ve sosyo-kültürel ve ekonomik problemlerin çözümüne büyük kolayl klar getirmifltir. Her iki zümrenin ortak bir paydada buluflarak zihniyet beraberli i içinde müflrik, münaf k ve Yahudi fitnelerine karfl birlikteli ini sa lam flt r. Müslümanlar n Medine nin iktisadi hayat nda söz sahibi olmas na yol açm flt r. Hz. Peygamber i nöbetlefle takip ederek sohbetlerinden daha çok istifade edilmifltir. A MAÇ 3 A MAÇ 4 Mescid-i Nebevî nin Medeniyet Tarihi bak m ndan önemini kavrayabilmek slâm medeniyet tarihi bak m ndan en önemli müesseselerden olan Mescid-i Nebevî nin inflas hicretten sonra Medine de gerçeklefltirilen en önemli faaliyetlerden olup flehirleflmenin dönüm noktalar ndan birisidir. Medine deki bütün faaliyetlerinin merkezinde yer alan Mescid-i Nebevî fonksiyonlar bak m ndan sonraki dönemde kurulan camilere örnek olmufltur. Hulefâ-yi Râflidîn döneminden itibaren geniflletilmesi ve çevresinin düzenlenmesiyle ilgili yap lan faaliyetler flehrin fizikî yap s nda önemli de ifliklikleri beraberinde getirmifltir. Baz bilginler Hz. Peygamber buraya defnedildi inden yeryüzündeki en faziletli mescit olarak saymaktad rlar. Hz. Peygamber in maddi ve manevi özelliklerini aç klayabilmek Hz. Peygamber iri yap l ve heybetliydi. Bütün organlar birbiriyle uyumlu olup ne zay f ne de fliflmand. Yürürken sakin fakat h zl ve vakarl yürürdü. Güler yüzlüydü ve ilk bak flta insana güven veren bir görünümü vard. Gönlü, flefkat ve merhamet doluydu. Çocuklar çok sever, gençlerle ilgilenir, yafll lara, han mlara ve özürlülere son derece nazik davran rd. Hz. Peygamber, sadece bir kat r, birkaç silah ve sadaka olarak ay rd birkaç parça araziden baflka maddi bir miras b rakmam flt r. Onun en büyük miras Kur an ve Sünnet tir. Liderli inde Arap yar madas ndaki siyasi yap çeyrek as r içinde de iflmifl, kabileler fleklinde yaflayan Araplar onun sayesinde ilk defa birleflip bir millet haline gelmifltir. Vefat ndan sonra takipçileri davetini daha genifl alanlara ulaflt rd ; Medine de bafllayan medeniyet hamlesi tüm dünyaya yay ld.

106 96 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m 1. Yahudilerin Yesrib e yerleflmelerinin afla dakilerden hangisiyle ilgisi yoktur? a. Bâbil Kral Buhtunnasr n Süleyman Mâbedi ni y kmas b. Filistin in Romal lar taraf ndan iflgal edilmesi c. Yesrib in ekonomik bak mdan geliflmemifl olmas d. Suriye nin Yunanl lar taraf ndan iflgal edilmesi e. Tevrat ta gelece i bildirilen peygamberin Yesrib e hicret edece inin kaydedilmesi 2. Afla dakilerden hangisinin hicretten önce kendilerine ait çarfl lar vard? a. Amâlika b. Evs c. Hazrec d. Kurayzao ullar e. Kaynukao ullar 3. Buâs Savafl afla dakilerden hangisi aras nda olmufltur? a. Kurayzao ullar ile Nadiro ullar b. Evs ile Kurayzao ullar c. Hazrec ile Kaynukao ullar d. Evs ile Hazrec e. Nadiro ullar ile Kurayzao ullar 4. Afla dakilerden hangisi hicretten hemen sonraki faaliyetlerden biri de ildir? a. Muahât yap lmas b. Çarfl yerinin belirlenmesi c. Mescid-i Nebevî nin inflas d. Mezarl k yerinin belirlenmesi e. Befl vakit namaz n farz olmas 5. Afla dakilerden hangisi zaman nda Mescid-i Nebevî her hangi bir de iflikli e u ramam flt r? a. Mehdî-Billâh b. Hz. Osman c. Hz. Ebû Bekir d. Hz. Ömer e. Velid b. Abdülmelik 6. Mescid-i Nebevî ye ilk defa minare afla dakilerden hangisi taraf ndan yapt r lm flt r? a. Hz. Osman b. Ömer b. Abdülaziz c. Velid b. Abdülmelik d. Hz. Ömer e. Mehdî-Billah 7. Afla dakilerden hangisi Mescid-i Nebevî nin fonksiyonlar ndan biri de ildir? a. Spor b. E itim c. Adalet d. Sa l k e. Askerlik 8. Afla dakilerden hangisi Hz. Peygamber in çok evlili inin sebeplerinden biri de ildir? a. Baz Arap kabileleri ve komflu topluluklarla akrabal k ba kurmak b. Baz Müslüman han mlar himaye alt na alarak onlar ödüllendirmek c. Dinî hükümlerinin bir k sm n n eflleri vas tas yla topluma aktarmak d. Araplar n içine yerleflmifl yanl fl anlay fllar de ifltirmek e. O dönemde kad n say s n n erkeklerden fazla olmas 9. Hz. Peygamber in kendisinden sonra vefat eden çocu u afla dakilerden hangisidir? a. Ümmü Gülsüm b. brahim c. Fat ma d. Kas m e. Zeynep 10. Afla dakilerden hangisi Hz. Peygamber in geçim vas talar ndan biri olmam flt r? a. Bar fl yoluyla ele geçirilen arazilerden elde edilen gelir b. Zekat c. Kendisine takdim edilen hediyeler d. Çobanl k e. Ticaret

107 4. Ünite - Hz. Peygamber ve Medine 97 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. c Yan t n z do ru de ilse Hicretten Önce Medine nin Siyasî ve Sosyal Yap s konusunu yeniden okuyunuz. 2. e Yan t n z do ru de ilse Medine nin fiehir Olarak Ortaya Ç k fl konusunu yeniden okuyunuz. 3. d Yan t n z do ru de ilse Hicretten Önce Medine nin Siyasî ve Sosyal Yap s konusunu yeniden okuyunuz. 4. e Yan t n z do ru de ilse Medine nin fiehir Olarak Ortaya Ç k fl ile Medine Vesikas ve ç Düzenlemeler konusunu yeniden okuyunuz. 5. c Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber den Sonra Mescid-i Nebevî konusunu yeniden okuyunuz. 6. b Yan t n z do ru de ilse Mescid-i Nebevî nin Bölümleri konusunu yeniden okuyunuz. 7. a Yan t n z do ru de ilse Mescid-i Nebevî nin Fonksiyonlar konusunu yeniden okuyunuz. 8. e Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber in Eflleri ve Çocuklar konusunu yeniden okuyunuz. 9. c Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber in Eflleri ve Çocuklar konusunu yeniden okuyunuz. 10. b Yan t n z do ru de ilse Hz. Peygamber in Miras konusunu yeniden okuyunuz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Hicret s ras nda Yesrib de Yahudi kabileleri Kurayza, Kaynukâ ve Nadîr ile Kahtânî Araplar ndan Evs ve Hazrec kabileleri yafl yordu. fiehrin yönetiminde, sosyal, kültürel ve ahlâkî alanlarda kabile gelenekleri hâkimdi. Bazen birbirleriyle savaflan Arap ve Yahudi kabileleri birbirinden ba ms z bir flekilde kendi mahallelerinde yafl yorlard. S ra Sizde 2 Hicretin ard ndan göçün ortaya ç kard ilk problemler çözülerek baz iç düzenlemeler yap ld. fiehri d flar dan gelecek tehditlere karfl güvence alt na almak ve gayri Müslim unsurlar n Medine d fl nda yaflayanlarla ifl birli- ini engellemek üzere, flehirdeki bütün unsurlar n n kat l m yla siyasi birli in temelini atan Medine vesikas kaleme al nd. Muhacir ve ensar aras nda kardefllik ba kuruldu. Her iki zümrenin ortak bir paydada buluflarak zihniyet beraberli i içinde müflrik, münaf k ve Yahudi fitnelerine karfl birlik olmalar sa land. Ayr ca birtak m idari düzenlemeler yap larak oluflan yeni siyasi-hukuki yap içinde sosyal, askerî ve ekonomik teflkilatlanma gerçeklefltirildi ve Medine devletin baflflehri oldu. S ra Sizde 3 Hicretten sonra kentleflme teflvik edilerek flehrin slâmlaflmas ile medenileflmesi aras nda paralellik kurulmaya çal fl ld. dare ve savunma, ekonomi ve pazar, dinî hayat gibi medeni hayat n en önemli üç fonksiyonu s - ras yla düzenlendi. fiehir plan Mescid-i Nebevî merkez olmak üzere düzenlendi ve baz yap lar korundu. Planlanmas ve k ble tespiti bizzat Hz. Peygamber taraf ndan yap lan mescitler infla edildi. Baki mevkii mezarl k olarak flehir plan na kat ld. S ra Sizde 4 Hz. Peygamber den geriye daha önce bir Yahudi ye z rh n rehin b rakarak ald 30 ölçek arpan n az bir bölümüyle, bir kat r, birkaç silah ve sadaka olarak ay rd bir arazi kalm flt. Hz. Peygamber den geriye maddi olarak zikredilmeye de er bir miras kalmamas na karfl l k, bütün insanl n kurtuluflunu sa layacak, hidayet ve selamete kavuflturacak ve hiçbir alternatifi olmayan Kur an ve Sünnet ten meydana gelen büyük bir manevi miras kald. Yararlan lan Kaynaklar Yard m Ali (1997). Peygamberimiz in fiemâili, stanbul. Hamidullah, M. (2003). slâm Peygamberi (çev. Salih Tu ), I-II, stanbul. bn Hiflâm, (1955). es-sîretü n-nebeviyye (nflr. Mustafa es-sekâ v. D r.), I-II, Kahire. bn Sa d, (1968). et-tabakâtü l-kübrâ (nflr. hsan Abbas), I-II, Beyrut. Küçükaflc, M. S. (2003). Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn, stanbul. Semhûdî (1955), Vefâ ü l-vefâ bi-ahbâri dâri l- Mustafâ (nflr. M. M. Abdülhamid), I-IV, Beyrut. TDV slâm Ansiklopedisi, Amâlika, Âmentü, Medine, Mescid-i Nebevi, Muhammed, Salâtü Selâm, Sâlim b. Avf, fiemâil maddeleri.

108 5 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer in Müslüman olufl süreçlerini anlatabilecek, Hilafet kurumunun oluflum süreci hakk nda bilgi sahibi olabilecek, Ridde olaylar yla ilk slâm fetihlerini özetleyebilecek, lk iki halife devrinde devlet organlar n n geliflim sürecini anlatabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Halifelik, S ddîk, Emîru l-müminîn, Fârûk Ridde Olaylar, Mütenebbî Fetih, Yermûk, Ecnâdeyn, Kâdisiye, Nihavend Divan, Haraç, Ticaret Mallar Vergisi, Fey çindekiler Îslam Tarihi ve Medeniyeti-I Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) HULEFÂ-Y RÂfi DÎN DÖNEM HZ. ÖMER DÖNEM

109 Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) HULEFÂ-Y RÂfi DÎN KAVRAMI Hz. Peygamber in biri vahiy yoluyla ald Kur an- Kerim ayetleriyle slâmiyet in esaslar n insanlara tebli etme ve ö retme, di eri bu esaslar bizzat uygulama olmak üzere iki önemli görevi vard. kincisini yerine getirirken hicretten sonra Medine de kurmay baflard devletin baflkanl n yapt. Bununla birlikte slâm kaynaklar, günümüzde baz araflt rmac lar n Medine fiehir Devleti veya lk slâm Devleti dedikleri bu siyasî yap lanmaya bir ad koymad klar gibi, Hz. Peygamber için kulland klar çeflitli ad ve s fatlar n yan nda onun devlet baflkan oldu unu gösteren bir unvan veya s fattan söz etmezler. Vefat yla birlikte son peygamber olan Hz. Muhammed in ilk görevi sona erdi. Ancak devam edecek ikinci görevi için yerine kimin geçece ini toplum belirlemek zorundayd. Bu sebeple vefat n n Müslümanlar üzerinde b rakt büyük üzüntü ve flaflk nl k sürerken onun yerine devletin bafl na kimin geçece i tart flmas hemen bafllad. Halife seçilen Hz. Ebû Bekir e Hz. Peygamber in ikinci görevini yüklenmesinden dolay devlet baflkanl na yani emirli e karfl l k gelen Allah elçisinin halifesi anlam nda halîfetü Resûlillâh unvan verildi. Hz. Ebû Bekir slâm Peygamberi nin halefi olmas sebebiyle sahabe taraf ndan kendisine verilen bu unvana itiraz etmedi. Fakat Allah n halifesi anlam nda halîfetullah unvan n ise uygun görmedi. slâm tarihinde Hz. Peygamber in vefat ndan sonra Hz. Ebû Bekir e biat edilmesiyle bafllayan (632), daha sonra Hz. Ömer ve Hz. Osman n hilafetleriyle sürüp, Hz, Ali ile sona eren döneme Hulefâ-yi Râflidîn dönemi denilir. Hulefâ bir kimsenin yerine geçen, onu temsil eden kimse anlam nda olup devlet baflkan için kullan lan halife kelimesinin ço uludur. Râflidîn ise do ru yolda olan, do ruya ve hakka s ms k sar lan, kemale ermifl anlam ndaki râflid kelimesinin ço uludur. Hz. Peygamber bir hadisinde kendisinden sonra yaflayacaklara hitaben, Herhangi bir ihtilâfla karfl laflt n zda size düflen görev, benim sünnetime ve hulefâ-yi râflidînin sünnetine uymakt r demifltir. Hadiste geçen hulefâ-yi râflidîn ifadesinden, ilk dört halifenin kastedildi i yayg n kanaattir. Öte yandan yine Hz. Peygamber e nisbet edilen, gerçek anlamda hilafetin otuz y l sürece i ve daha sonra saltanata dönüflece i yolundaki hadisten hareketle baz bilginler, Hz. Hasan, babas Hz. Ali nin ölümünden hilafeti Muâviye b. Ebû Süfyân a b rakt (661) güne kadar geçen süre için râflid halifelerin beflincisi saym fllard r. Hulefâ-yi Râflidîn dönemi hakk nda yap lan akademik çal flmalar n bir listesi için adresine baflvurabilirsiniz. NTERNET

110 100 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Hz. Ebû Bekir Dönemi Fil Vakas ndan üç y l kadar sonra 572 de Mekke de do du. Annesi Ümmü l-hayr Selmâ bint Sahr, babas Ebû Kuhâfe Osman b. Amir dir. Anne ve babas n n mensup oldu u Teym kabilesinin soyu Mürre b. Kâ b da Hz. Peygamber in soyuyla birleflir. Resûl-i Ekrem den iki veya üç yafl küçük olan Ebû Bekir kaynaklarda ad ndan çok Atîk lakab yla yer al r. Câhiliye döneminde Abdü l-kâ be olan ad Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber taraf ndan Abdullah olarak de ifltirilmifltir. Ebû Bekir in çocuklu u, gençli i ve Müslüman olmadan önceki hayat hakk nda kaynaklarda fazla bilgi yoktur. Bununla birlikte elbise ve kumafl ticaretiyle meflgul oldu u, ticaret kervanlar yla Suriye ve Yemen e seyahat etti i bilinmektedir. D KKAT Baflka lakaplar da olan Hz. Ebû Bekir in en meflhur lakab Mi rac olay baflta olmak üzere gelece e dair haberleri hiç tereddütsüz kabul etti i için bizzat Hz. Peygamber taraf ndan verilen, çok samimi ve çok sad k anlam na gelen S ddîk tir. Hz. Ebû Bekir in nas l Müslüman oldu u hususunda da kaynaklarda fazla bilgi yoktur. lk Müslümanlardan olan Hz. Ebû Bekir in Hz. Muhammed in peygamber oldu unu haber al nca yan na giderek slâm a girdi i kabul edilir. Nitekim Hz. Peygamber onun üstünlü ünden söz ederken kendisini herkesin yalanlad bir s rada inand n ve slâmiyet için her fleyini feda etti ini belirtmifltir. slâmiyet in özellikle Kureyfl ileri gelenleri aras nda yay lmas nda önemli rol üstlenen Hz. Ebû Bekir, peygamberlik görevi bafllamas ndan itibaren daima Resûl-i Ekrem in yan nda yer ald. Her zaman müflriklerden gelebilecek tehlikelere karfl onu korumak için büyük çaba gösterdi. Kureyflli müflriklerin a r iflkenceleriyle karfl laflan Müslüman kölelerle yabanc lardan erkek, kad n, zay f ve güçsüz pek çok kimseyi efendilerine büyük paralar ödeyerek sat n al p azat etti. Onun servetini bu flekilde harcamas ndan rahats z olan babas Ebû Kuhâfe, güçsüz ve zay f köleler yerine güçlü kuvvetli kimseleri sat n almas n tavsiye edince, yapt klar n onlardan faydalanmak için de il sadece Allah n r zâs için yapt n söyleyerek slâm a ba l l n göstermifltir. Hz. Peygamber Mekke ye gelen farkl kabilelerden insanlar slâmiyet e davet ederken ensâb ilmini iyi bilen Hz. Ebû Bekir onun yan nda bulunarak onlarla kolayca dostluk kurmas nda kendisine yard mc olurdu. Kureyfllilerin Müslümanlara iflkenceyi artt rmas ve özellikle kendisinin yüksek sesle Kur an okumas na engel olmalar üzerine day s n n o lu Haris b. Halid ile Habeflistan a gitmek üzere Mekke den ayr ld. Yolda karfl laflt dostu bnü d-dü unne Kureyfllilerle konuflarak dinini kimseye aç klamamas flart yla Mekke de kalmas n sa lad. Ancak Ebû Bekir gizlice ibadet etmeye ve Kur an- sessiz okumaya uzun süre dayanamay p Kureyfllilerle yapt anlaflmay bozdu. Bunun üzerine bnü d-dü unne nin eman n geri ald n ilan etmesi üzerine sadece Allah n himayesine s nd n söyleyerek Mekke de oturmay sürdürdü. Medine ye hicret bafllay nca Hz. Ebû Bekir de göç için Hz. Peygamber den izin istedi. Resûl-i Ekrem ona acele etmemesini, Allah n kendisine bir arkadafl bulaca- n söylemesi üzerine, Hz. Peygamber ile birlikte hicret etme flerefine nail olaca- n anlayarak beklemeye bafllad. Kureyflliler kendisini öldürmeye karar verince Hz. Peygamber bu konuflmadan dört ay sonra Hz. Ebû Bekir e gelerek birlikte hicret edeceklerini müjdelemesinden sonra birlikte Sevr ma aras na do ru hareket ettiler. Hz. Ebû Bekir bu özel durumu sebebiyle Türk ve ran edebiyatlar nda ma ara dostu, can yoldafl anlam nda yâr- gâr fleklinde nitelendirilmifltir.

111 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 101 Mekke döneminde Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer aras nda kardefllik ba kurdu. Medine de ise evinde misafir oldu u Hârice b. Zeyd ile aras nda kardefllik ba kuruldu. Hârice nin, servetini kendisiyle paylaflma teklifini kabul etmeyip hicret ederken yan na ald paradan artakalan 5000 dirhemle Medine de ticarete bafllad. Fakat flehrin havas sa l na iyi gelmedi ve s tmaya tutuldu. O lu Abdullah a mektup yazarak Mekke de kalan ailesini Medine ye getirmesini istedi. Abdullah da k z kardeflleri Esma ve Âifle ile annesi Ümmü Rûmân, Hz. Ali, Hz. Peygamber in han m Sevde ile k zlar Fât ma ve Ümmü Külsüm ile birlikte Medine ye hicret etti. Hz. Ebû Bekir in Medine deki ilk faaliyeti Mescid-i Nebevî nin arsas n sat n almas d r. Mekke döneminde oldu u gibi, Medine döneminde kat ld seriyyeler ve 631 y l nda emîr-i hac tayin edildi i günler d fl nda Hz. Peygamber in yan ndan hiç ayr lmad. Kumandanl n Hz. Peygamber in üstlendi i bütün savafllarda, Hudeybiye Antlaflmas, Umretü 1-kazâ ve Veda Hacc nda bulundu. Mekke nin fethinde slâm ordusu flehre girdi i zaman do ruca babas n n yan na gitti, onu Hz. Peygamber in huzuruna getirerek Müslüman olmas n sa lad. Böylece sa l nda annesi, babas ve bütün çocuklar slâmiyet i kabul eden yegâne sahabe oldu. Tebük Gazvesi haz rl klar yap l rken bütün servetini Hz. Peygamber in emrine tahsis eden Hz. Ebû Bekir kendisine verilen en büyük sanca tafl d. Hicretin 11. y l Safer ay n n son haftas nda (May s 632) rahats zlanan Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir in kap s d fl nda mescidin avlusuna aç lan bütün kap lar n kapat lmas n emretti. Mescide ç kamayacak kadar rahats zl art nca namazlar Hz. Ebû Bekir in k ld rmas n istedi. Hz. Peygamber pazartesi günü kendini iyi hissederek sabah namaz için mescide giderek Hz. Ebû Bekir in yan nda namaza durarak ona uydu. Hz. Peygamber in vefat etti i haberini al nca baflta Hz. Ömer olmak üzere flaflk nl k içinde bulunan ve bu olaya inanmak istemeyen sahabeleri ikna etme görevi de Hz Ebû Bekir e düflmüfltü. Hz. Ebû Bekir in Halife Seçilmesi ve lk craatlar Kur an- Kerim de devlet baflkan n n nas l belirlenece i konusunda bir usul gösterilmemifl, Hz. Peygamber de vefat ndan sonra devletin bafl na kimin geçece i konusunda bir fley söylememiflti. Hz. Muhammed in vefat etti i gün onun yerine geçecek kimse konusunda kendilerini yetkili gören Medineliler Sak - fetü Benî Sâide denilen hurmal kta toplanarak içlerinden birini devlet baflkan seçmek istediler ve Hazrec kabilesinin reisi Sa d b. Ubâde yi aday gösterdiler. Devlet baflkanl n n ensar n elinde bulunmas n istedi i için teklifi kabul eden Sa d n riyasetini uygun bulmayan Medineliler oldu u gibi muhacirlerin bu duruma r za göstermeyeceklerini düflünenler de vard. Bu arada muhâcirler ve ensardan birer emîr seçilmesini teklif edenler de oldu. Medinelilerin halife seçmek için topland klar ndan haberdar olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Ebû Ubeyde b. Cerrâh la birlikte oraya gitti. Burada yapt konuflmada slâm Peygamberi nin kabilesine mensup olan muhacirlerin ona ilk önce iman ettiklerini ve kendisine yard mda bulunduklar n, çeflitli eziyet ve iflkencelere dayand klar n anlatt ktan sonra Hz. Peygamber in dostlar ve akrabalar s fat yla emirli in haklar oldu unu söyledi. Bu arada ensar n faziletlerini dile getirip slâmiyet e ve Resûl-i Ekrem e yapt klar hizmetlerin inkâr edilemeyece ini, ilk muhacirlerden sonra en flerefli kimselerin onlar n oldu unu belirtti. Buna göre yönetici Kureyflten, yard mc lar ise ensardan olmal yd. Ayr ca ensar ve muhacirlerden birer emir seçilmesini isteyenlere bu görüflün do ru olmad n, slâm birli ini sa lamak için tek lider etraf nda toplanmak gerekti ini söyledi; Hz. Gölgelik ve çardak anlam ndaki sakîfe kelimesi Medine de slâmiyet öncesinden beri kabile mensuplar n n hurma kurutmak baflta olmak üzere çeflitli ifllerde ortaklafla kulland klar ve toplant lar için bir araya geldikleri mekânlar ifade eder. Sakîfetü Benî Sâide, Hazrec kabilesinin kollar ndan Sâideo ullar na ait gölgeliktir. Îslam tarihi ve kültüründe Hz. Ebû Bekir in halife seçildi i yer olmas bak m ndan önemlidir.

112 102 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Ömer ile Ebû Ubeyde b. Cerrâh halifeli e aday gösterdi. Ancak onlar, Allah a andolsun ki sen sa ken bu görevi üzerimize alamay z. Çünkü sen ilk muhacirlerin en meziyetlisi, hicret s ras nda ma arada bulunan iki kifliden birisi ve namaz k ld rmakta Resûlullah n halifesisin; uzat elini sana biat edece iz diyerek ona do ru yürüdüler. Bu s rada ensardan Beflîr b. Sa. d onlardan önce davranarak Hz. Ebû Bekir e biat etti. Onun arkas ndan Sa d b. Ubâde hariç orada bulunanlar n hepsi, ertesi gün de Mescid-i Nebevî de Medine deki Müslümanlar n büyük bir k sm biat etti. Hz. Ali ile di er baz sahabeler ise daha sonra biat ettiler. Medine deki Müslümanlar n büyük bir ço unlu unun biat etmesiyle halife seçilen Hz. Ebû Bekir, takip edece i siyasetin genel esaslar n ortaya koyan meflhur hutbesinde Müslümanlar n en iyisi olmad halde onlara baflkan seçildi ini, do ru hareket ederse kendisine yard m etmelerini, yanl fl davran rsa do rultmalar n, Allah a ve Resulü ne itaat etti i müddetçe kendisine itaat etmelerini istedi. Üsâme b. Zeyd Kumandas ndaki Ordunun Gönderilmesi Hz. Ebû Bekir in halife olduktan sonraki ilk icraat, Üsâme b. Zeyd in kumandas nda sefere haz rlanan orduyu göndermek oldu. Hz. Peygamber, vefat etmeden önce Nisan 632 de Mûte Savafl nda flehit olanlar n intikam n almak için Suriye ye göndermek üzere bir ordu haz rlam flt. Üsâme Medine nin kenar semtlerinden Curf ta karargâh n kurarak Hz. Peygamber in emrini beklemeye bafllad. Bu arada sahabelerden baz lar Resûl-i Ekrem in Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi sahabelerin bulundu u bir orduya âzatl bir kölenin o lu olan genç ve tecrübesiz Üsâme nin komutan tayin etmesini elefltirmeye bafllam fllard. Hz. Peygamber artan rahats zl na ra men Mescid-i Nebevî ye giderek, Zeyd b. Hârise yi Mûte Savafl için kumandan tayin etti i günleri hat rlatarak itirazlar n yersizli ini flöyle dile getirdi: Daha önce onun babas n kumandan tayin etmeme de karfl ç km flt n z. Babas kumandanl a nas l lây k ise o lu da öyle lây kt r. Hz. Ebû Bekir halife olunca Hz. Peygamber in rahats zl ard ndan da vefat üzerine yola ç kamayan bu orduyu göndermek için harekete geçti. Resûl-i Ekrem in vefat ndan sonra daha da artan dinden dönme hareketlerinden çekinen baz sahabeler Medine nin güvenli i aç s ndan, baz lar da Üsâme nin çok genç ve tecrübesiz, ayr ca azatl bir kölenin o lu oldu u için haz rlanan bu orduyu göndermekten vazgeçmesini halifeye teklif ettiler. Hz. Peygamber in yapt görevlendirmeden hiçbir flekilde vazgeçmesinin mümkün olmad n ileri süren Hz. Ebû Bekir bütün bu teklif ve itirazlar reddetti. Daha sonra Curf taki karargâha giderek 26 Haziran 632 tarihinde Üsâme ordusuna hareket emrini verdi. Üsâme atl, kendisi yaya olarak bir müddet birlikte yürüdü ve Hz. Ömer in Medine de kalmas için bizzat izin istedi. Üsâme den izin ald ktan sonra onu ve askerlerini u urlarken slâm fetihlerinin ruhunu aksettiren bir konuflma yapt. Onlara Allah yolunda kâfirlerle savaflmay, hainlik etmemeyi, sözünde durmay, ganimet mal na zarar vermemeyi, korkup çekinmemeyi, fesat ç karmamay, emirlere karfl gelmemeyi, çocuklar, kad nlar ve yafll insanlar öldürmemeyi, meyve veren a açlan kesmemeyi, yemek ihtiyaçlar d fl nda koyun, s r ve develeri bo azlamamay, manast rlara çekilmifl kimselere dokunmamay, kendilerine ikram edilen yemekleri Allah n ismini anarak yemelerini tavsiye etti. Üsâme b. Zeyd, ordusu ile birlikte babas n n flehit oldu- u yere, Suriye de bulunan Belka bölgesine kadar gitti. Üsâme ordusu k rk veya yetmifl gün içinde düflmanla s cak temasa girmeden baz baflkald r c kabileleri yola getirerek Medine ye döndü ve onlardan baz lar n n irtidat etmelerini önledi. Böylece bölgedeki kabile ve devletlere Müslümanlar n güçlü olduklar gösterildi; özellikle Suriye bölgesinde slâm fetihlerinin ilk ad m at ld.

113 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) Ridde Hareketleri ve Bast r lmas Hz. Peygamber in vefat na kadar Arap yar madas nda siyasî birlik sa lanm fl olmakla birlikte, esas anlam yla bir slâmlaflma gerçekleflmemiflti. Zira eski putperestlik inanç ve al flkanl klar n bütünüyle terk edemeyen baz kabilelerin slâm a giriflleri üzerinden çok az bir süre geçti inden onlar n yeni dine inan fllar yüzeysel boyutta kalm flt. Bu durum gerçek bir slâmlaflmadan ziyade, kabilelerin bir k sm için Medine ye siyasî ba l l k anlaflmas aflamas ndan öte bir fley de ildi. Hz. Peygamber in Vedâ Hacc ndan dönüp Medine de rahats zland günlerde baz yalanc kimselerin peygamberlik iddias yla ortaya ç kmas yla ridde olaylar bafllad. Esved el-ansî, Hz. Peygamber in rahats zl n f rsat bilip Rahmânü l-yemen s fat yla peygamberlik iddias yla ortaya ç kt. Yemen deki Ans ve Mezhic kabilelerinin deste i ve Necran bölgesinden toplad süvariden oluflan kuvvetleriyle San a üzerine yürüdü. Vali fiehr b. Bâzân öldürüp önce buraya, daha sonra da Yemen in büyük k sm na hâkim oldu. Esved i slâmiyet e davet etmek için Cerîr b. Abdullah el-becelî yi görevlendiren Hz. Peygamber, olumsuz cevap al nca bölgedeki vali ve ileri gelenlere mektuplar göndererek Esved in ortadan kald r lmas n emretti. Ebnâ dan Fîrûz ed-deylemî ile Esved in taraftarlar ndan baz lar bu emri yerine getirmek üzere harekete geçtiler. Kocas n öldürüp kendisini zorla nikâhlad için Esved den nefret eden, Fîrûz un amcas n n k z Âzâd n da yard m yla Esved i evinde öldürerek ortadan kald rd lar (3 Haziran 632). fiair, iyi bir konuflmac ve nüfuzlu bir kifli olan Müseylime, Hanîfeo ullar n n Hz. Peygamber ile görüflmek üzere 631 y l nda Medine ye giden heyetinin içindeydi. Liderli ini pekifltirmek ve kabilesindeki etkinli ini art rmak için Hz. Peygamber den ondan sonra hâkimiyetin kendisine geçmesini talep etti. Bu iste i kesin bir dille reddedilen Müseylime Yemâme ye döndükten sonra, kendisinin de peygamber oldu unu ve yeryüzünün yar s n n kendi kabilesine, di er yar s n n da Kureyfl e ait bulundu unu ifade eden bir mektubu Resûl-i Ekrem e göndererek peygamberlik iddias n sürdürdü. Hz. Peygamber cevap olarak gönderdi i mektubunda onu çok yalanc anlam nda kezzâb fleklinde nitelendirdi ve yeryüzünün Allah a ait oldu unu, onu istedi ine verece ini bildirdi. Müseylime bu mektuptan sonra Müseylimetü l-kezzâb ad yla meflhur oldu. Hz. Peygamber ona Habîb b. Zeyd el-ensârî yi elçi olarak gönderdi. Müseylime, Benî Hanîfe mensuplar yla görüflen Habîb b. Zeyd i öldürttü ve kabilesinden Müslüman olan Sümâme b. Üsâl i de ma lup ederek peygamberlik iddias n sürdürdü. Hz. Ebû Bekir halife seçilince peygamberlik iddias nda bulunanlarla ve irtidat eden kabilelerle u raflmak zorunda kald. Bu dönemdeki ridde olaylar nda dinî oldu u kadar siyasi sebeplerin de rolü vard. rtidat hareketlerinde etkin olan yalanc peygamberler birer manevî önder olmaktan çok Medine nin siyasî egemenli ine bafl kald ran maceraperest kabile reisleriydi. Onlar bu anlay fla iten en önemli iki sebepten biri kendilerini siyasî aç dan Hz. Peygamber e alternatif olarak görerek taklit etmek istemeleri, di eri ise kabile asabiyetiydi. Nitekim sa l nda slâm Peygamberi ne ba l l klar n sürdüren Arabistan n çeflitli yerlerinde yaflayan yeni Müslüman olmufl baz kabileler vefat ndan sonra Medine le irtibatlar n keserek yeni halifeyi tan mad lar. Kabilelerinin ba ms zl ad na Medine yönetimine baflkald - ran bu isyanc lar n bir k sm yalanc peygamberlere tâbi olurken, baz lar da zekât vermeyeceklerini bildirdiler. Böylece ridde olaylar geniflleyerek genifl çapl bir isyana dönüfltü. Peygamber oldu unu iddia edenlerle savaflma konusunda bir ihtilâf bulunmamakla birlikte devlete zekât vermek istemeyenlerle mücadele konusunda farkl görüfller ortaya ç kt. Hz. Ömer, lâ ilâhe illallah diyenlerle savaflma- 103 Ayn kökten gelen ridde ve irtidat terimleri Müslüman bir kiflinin kendi iradesiyle slâm dininden ç kmas demektir. Dinden dönen kifliye mürtet denilir. Peygamberlik iddias nda bulunan yalanc kimselerin unvan ise mütenebbîdir.

114 104 slam Tarihi ve Medeniyeti-I n n do ru olmayaca görüflünü ileri sürerken baz sahabeler de o y l zekât toplanmas ndan vazgeçilmesini teklif ettiler. Hangi sebeple olursa olsun isyan edenlerle mücadelede kararl olan Hz. Ebû Bekir namaz ile zekât birbirinden ayr düflünmenin do ru olmayaca n ve zekât vermekten kaç nanlarla da savaflman n flart oldu- unu belirtti. Hz. Ebû Bekir, 632 y l A ustos ay nda 100 kiflilik bir süvari birli inin bafl na geçerek Fezâre kabilesinin zekât na el koyan ve Medine ye sald rmak isteyen Hârice b. H sn el-fezârî nin üzerine yürüdü. Zülkassa daki k sa bir çarp flman n ard ndan isyanc lar da ld. Daha sonra Medine çevresinde yaflayan kabilelerden gelen yard mc güçlerle birleflip peygamberlik iddias nda bulunan Tuleyha b. Huveylid el- Esedî nin üzerine yürümeye karar verdi. Baflta Hz. Ömer ve Hz. Ali olmak üzere ileri gelen sahabeler kendisinin Medine de kalmas gerekti i hususunda srar edince 4000 kiflilik ordunun bafl na Halid b. Velid i getirerek Medine ye döndü. Halid e Tuleyha y bertaraf etmesini, arkas ndan Secâh ile zekâtlar n vermeyen Temîm kabilesinin, daha sonra Müseylimetülkezzâb n üzerine gitmesini emretti. Ayr ca Yemen, Hadramut, Bahreyn ve Uman daki isyanc larla mücadele etmeleri için valilere emir vererek destek kuvvetleri gönderdi. Halid b. Velid, 19 Eylül 632 tarihinde Zülkassa dan Tuleyha n n karargâh n kurdu u Büzâha ya do ru harekete geçti. Yolda Adî kabilesi ve kollar n n irtidat etmesini önleyerek bu kabileden 1000 kiflilik bir birli in kendisine kat lmas n sa lad. Ard ndan Benî Fezâre den Uyeyne b. H sn 700 kifliyle destekledi i Tuleyha n n ordusuyla karfl laflt. Yap lan savaflta isyanc lar n bir k sm öldürüldü; Tuleyha kar s yla birlikte Suriye taraflar na gidip Kelb kabilesine s nd. Uyeyne esir al n p Medine ye gönderildi. Savafltan sonra Esed ve Gatafân kabileleri tekrar slâm a döndüler. Hz. Ebû Bekir tövbe eden Uyeyne yi cezaland rmad. Tuleyha da Hz. Ömer döneminde Medine ye gelip halifeye biat ederek Irak fetihlerine kat ld. Büzâha savafl ndan sonra Temîm kabilesinin topra olan Bütâh a hareket eden Halid b. Velid orada kimseyi bulamay nca bölgenin çeflitli yerlerine müfrezeler gönderdi. Bunlardan biri Hz. Peygamber in vefat üzerine toplad zekât develerini sahiplerine iade eden Mâlik b. Nüveyre ile yan ndaki on bir kifliyi yakalay p Halid e getirdi. Mâlik i yakalayan Müslümanlar onun dinden ç k p ç kmad hususunda ihtilâfa düfltüler. Mâlik in dinden ç kt na inanan Halid onu öldürttü. SIRA S ZDE 1 Hz. Ebû Bekir Mâlik b. Nüveyre nin öldürülmesini nas l karfl lad? Araflt r n z. Temîm kabilesinde zekât konusunda ihtilâf ç kt s rada bu kabileden H ristiyan olan ve kâhinelik yapan Secâh bint Hâris peygamber oldu unu iddia etmeye bafllam flt. Mâlik, bir ordu oluflturacak kadar taraftar toplayan Secâh a Temîm kabilesinden Müslüman kalanlarla savaflmas n söyleyerek onu desteklemiflti. Secâh ilk olarak Müseylimetülkezzâb n üzerine yürümeye karar verdi. Müseylime, Müslümanlarla savaflmak mecburiyetinde kalaca ndan Secâh a hediyeler gönderip kendisiyle anlaflma cihetine gitti. Baz rivayetlere göre ise üç günlü üne onunla evlenip peygamberlik iddias ndan vazgeçmesini sa lad. Bu s rada Irak taki kabilesine dönen Secâh, Muâviye zaman nda Müslüman olarak öldü. Halid b. Velid, zekât vermeyi reddeden ve Secâh peygamber kabul eden Temîmlileri itaat alt na ald ktan sonra Hz. Ebû Bekir in sevk etti i birliklerin bir baflar sa layamad Müseylimetülkezzâb ile savaflmak için Yemâme ye hareket etti. Halid Yemâme de her iki taraf n çok a r kay plar verdi i fliddetli bir savafltan sonra Müseylime yi ortadan kald rd (May s-haziran 633); Hanîfeo ullar yla anlaflma

115 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 105 yaparak onlar n slâm a dönmelerini sa lad. Tuleyha, Secah ve Müseylime nin ortadan kald r lmas yla Arap yar madas büyük bir fitneden kurtulmufl oldu. Yemen ve Hadramut taki isyanlar ise Muhacir b. Ebû Ümeyye kumandas ndaki ordu ile mahallî valilerin gayretleriyle bast r ld. Bahreyn ve Uman daki isyanlar da ayn flekilde sona erdirildi. Hz. Peygamber in vefat ndan sonra Necran ve Yemen de Kays b. Mekflûh el-murâdî nin bafl n çekti i yeni bir isyan hareketi ortaya ç kt. Daha önce Esved el-ansî nin öldürülmesi s ras nda Fîrûz ed-deylemî ile beraber hareket eden Kays, Hz. Ebû Bekir in Ebnâ dan olan Fîrûz u Yemen e vali tayin etmesi üzerine halk vali aleyhine k flk rtmaya bafllad. Baflta Fîrûz olmak üzere Ebnâ n n ileri gelenlerini öldürmek için Esved el-ansî nin ordusundaki baz kimseleri etraf - na toplayan Kays, Ebnâ dan Dâzeveyh i katlederek onlar n bir bölümünü de yurtlar ndan sürdü. Fîrûz, bölgeden ve Medine den gelen destek kuvvetleriyle birleflerek Kays yenilgiye u ratt ve Yemen de bafllayan ikinci isyan bast rd. Bu dönemde Hadramut ta da irtidat hareketleri ortaya ç kt. Hz. Peygamber in zekât toplamak ve slâm tebli etmek için Kinde kabilesinde görevlendirdi i Ziyâd b. Lebîd el-ensârî den zekât damgas vurdu u genç bir difli devenin yerine baflkas n almas istendi. Ziyâd n zekât damgas vurulan deveyi geri veremeyece- ini söylemesi üzerine, Kindeliler reisleri Efl as b. Kays n önderli inde isyan ettiler. Durumdan haberdar olan Hz. Ebû Bekir, daha önce Yemen e gönderdi i Muhâcir b. Ebû Ümeyye ye mektup yazarak Ziyâd a yard m için Hadramut a gitmesini emretti. Ziyâd ve Muhâcir kumandas ndaki ordu isyan bast rd. Bahreyn de de yerli unsurlar n Vali Hutam el-abdî liderli inde irtidat edip k sa zamanda Hecer, Katîf ve Dârîn flehirlerini ele geçirmeleri üzerine Hz. Ebû Bekir bölgeye Alâ b. Hadramî kumandas nda kuvvetler gönderdi. Mürtetler Hecer de kuflat ld ve reisleri Hutam öldürülerek Bahreyn yeniden Medine ye ba land. rtidad hareketi Uman a da yans d. Bölge, Hz. Peygamber zaman nda Müslüman olan Cülendâ n n iki o lu Abd ve Ceyfer taraf ndan yönetiliyordu. Bunlar k skanan Lak t b. Mâlik etraf na pek çok kimseyi toplay p Debâ flehrini iflgal etti. Abd ile Ceyfer flehri terketmek zorunda kald lar. Bu s rada zekât âmili olarak Uman da bulunan Huzeyfe b. Yemân geliflmeleri Hz. Ebû Bekir e bildirdi. Halife, Yemâme de baflar - l olamayan krime b. Ebû Cehil ve Arfece b. Herseme el-bârik ye Uman a gitmelerini emretti. Kanl bir savafltan sonra Lak t in Debâ da bafllatt isyan bast r ld. Hz. Ebû Bekir in ikinci önemli icraat olan yalanc peygamberlerle savafl ve zekât vermeyenlerin cezaland r lmas, devletin siyasî merkez ve güç olarak kurumlaflmas nda önemli rol oynam flt r. Böylece devletin, flûra ve biat esaslar etraf nda müesseseleflmesi garanti alt na al nm fl, h zla geniflleyen slâm co rafyas üzerinde da n kl k ve anarfliyi engelleyecek, adalet ve dengeyi sa layacak merkezî siyasî güç organizasyonu yani devletin etkinli i mümkün olmufltur. Îslam Fetihlerinin Bafllamas Hz. Ebû Bekir, ridde olaylar n bast rd ktan sonra slâm dinini tebli etme konusunda Hz. Peygamberin bafllatt stratejiyi devam ettirerek Bizans ve Sâsânîlerle mücadeleye giriflti. Asl nda Bizans ve Sâsânî devletlerine karfl savafla karar vermek, onlar n s n rlar na ordular göndermek, çok önemli bir giriflimdi. Zira bu iki devlet köklü bir savafl tecrübesine ve askerî bak mdan üstün ve nitelikli kuvvetlere sahiptiler. Buna karfl l k Araplar n kendilerine has baz askerî özelliklerini tafl - yan oluflum aflamas nda küçük organize kuvvetlere sahip olan Müslümanlar ise, Allah n dini ve tevhid inanc n n yüceltilip bütün dünyaya yayma gayret ve inançlar d fl nda her hangi bir güce sahip de illerdi.

116 106 slam Tarihi ve Medeniyeti-I D KKAT Arapçada açma, yol gösterme, galibiyet ve zafere ulaflt rma gibi anlamlar olan fethin ço- ulu fütûh bunun ço ulu da fütuhat gelir. Fetih terim olarak slâm da meflru görülen savafllar hakk nda, Müslümanlar n gayri Müslimlerden gerçeklefltirdikleri toprak kazançlar n tarihte ve günümüzde bilinen di er iflgal ve sömürü savafllar ndan ay rmak amac yla kullan l r. Fetih öncelikle, kalbi ve akl slâm gerçe ine açmak, ikinci olarak da slâm mesaj - n n önündeki engelleri kald rmak, insan n kalbine ve akl na ulaflmay mümkün k lacak ortam haz rlamak demektir. slâm fetihlerinin esas gayesi i lâ-yi kelimetullaht r. Nitekim Hz. Peygamber e, Allah yolunda olan kimdir? Ganimet kazanmak için harp eden mi, cesaretiyle flöhret kazanma amac nda olan m, yoksa kabilesiyle dayan flma halinde bulundu- unu göstermek isteyen mi? diye soruldu unda flu cevab vermifltir: Hiçbiri de ildir. Sadece Allah n ad n yüceltmek için savaflan kimse Allah yolundad r. slâm fütuhat tarihinde önemli bir yere sahip olan Türklere O uz Destan nda hedef gösterilen, büyük nehirlere ve büyük denizlere varma fleklindeki k z lelma da bu milletin Müslüman olmas ndan sonra yeni bir flekle dönüflerek i lâ-yi kelimetullah halini alm flt r. Fetihler için ilk önce Arabistan ile Sâsânî ve Bizans imparatorluklar aras nda kalan Irak topraklar n hedef alan Hz. Ebû Bekir, Sâsânîlerin elinde bulunan F - rat n afla taraflar ndaki bölgelere ordu göndermeye karar verdi. Bekir b. Vâil kabilesinin önemli bir kolu olan fieybânîlerin reisi Müsennâ b. Hârise Medine ye gelerek ranl larla savaflmak üzere kabilesine kumandan tayin edilmesini istedi. Hz. Ebû Bekir yapt istiflareler ve Hz. Ömer in tavsiyesinden sonra Halid b. Velid i Sâsânîlerle yap lacak savafla baflkumandan tayin ederek Müsennâ ya destek vermesini istedi. Nibâc da Müsennâ ile buluflan Halid Basra körfezindeki önemli yerleflim merkezlerini fethetti. Daha sonra bar fl yoluyla teslim ald Hîre de bir süre kald. fiehrin çevresine ve F rat geçerek Sevâd bölgesinde bulunan baz yerlere ak nlar düzenledi. Bu arada Bân kyâ ve Bârüsmâ ile F rat Dicle ye ba layan iki büyük kanal n içinden geçti i, Sâsânîlerin mühim bir erzak ve silâh ambar Enbâr bar fl yoluyla, ticaret kervanlar n n u rad çok önemli bir menzil olan, Suriye-Arabistan çölünün birleflti i yerde kurulu Aynüttemr i savaflarak fethetti. Böylece Basra körfezinden Aynüttemr e F rat nehri boyunca uzanan topraklar slâm devleti s n rlar - na kat ld. Hz. Ebû Bekir Hîre de bulunan Halid e yazd mektupta, Dûmetülcendel e giderek Hz. Peygamber ile yapt antlaflmay bozan Ükeydir b. Abdülmelik in üzerine yürümesini, oradan da Suriye ye geçmesini emretti. Halid Irak ta yerine Müsennâ b. Hârise yi b rak p Dûmetülcendel e giderek buray ikinci defa fethetti ve Ükeydir i öldürdü. slâm fetihlerinden önce Suriye de Bizans n vassâl Gassânîler hüküm sürüyordu. Sâsânîler, 613 y l nda Gassânîler i yenerek D maflk ele geçirip bölgeye hâkim oldular. Ancak Herakleios uzun süren savafllar n sonunda 628 de Suriye yi geri almay baflard. Müslümanlar n Bizans mparatorlu u ile Hz. Peygamber zaman nda Mûte Savafl yla (Eylül 629) bafllayan askerî mücadelesi, Tebük Seferi yle (Ekim 630) devam etti. Do u Roma ile yap lan bu savafllar n hedefi bölgenin güvenli ini sa lamak, orada yaflayanlar n u rad haks zl k ve zulme son vermekti. Hz. Ebû Bekir bu amaçla 633 y l sonbahar nda her biri 3000 kifliden oluflan üç ayr birli i Suriye nin güney ve güneydo u s n rlar na göndermeyi kararlaflt rd. Yezid b. Ebû Süfyân ile fiürahbil b. Hasene yi Tebük-Maan istikametinde Suriye ve Ürdün e, Amr b. Âs Eyle üzerinden sahil istikametinde Filistin e do ru yola ç kard. K sa bir müddet sonra ordular n mevcudu 7500 e ulaflt. Baflkumandanl a önce Amr b. Âs, daha sonra da Ebû Ubeyde b. Cerrah getirildi; Vâdilarabe, Filistin deki Kaysâriye

117 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 107 ve Gazze flehirleri fethedildi. Halifenin emriyle Suriye ye do ru yola ç kan Halid b. Velid, H ristiyan Gassânîler in D maflk yak nlar ndaki askerî karargâhlar Mercirâhit e sald rarak ma lûp etti (23 Nisan 634). Daha sonra D maflk n güneyine do ru ilerleyerek di er kumandanlarla birleflmesiyle Busrâ n n da içinde bulundu u Havran bölgesi fethedildi. Halid in komutas nda birleflen slâm ordusu kuzeye do ru ilerleyerek Amr b. Âs ile Ecnâdeyn de bulufltu. Bizans mparatoru Herakleios un kardefli Theodoros kumandas ndaki kiflilik orduya karfl kazan lan Ecnâdeyn Savafl yla ile Müslümanlara Filistin ve Suriye kap lar aç ld (30 Temmuz 634). Ridde hareketleri ile Îslam fetihlerinde Halid b. Velid in rolü hakk nda M. Fayda n n Allah n K l c Halid b. Velid adl eserine baflvurabilirsiniz. K T A P Hz. Ebû Bekir in Kiflili i ve Yönetim Anlay fl Hz. Ömer i veliaht b rakmay kararlaflt ran Hz. Ebû Bekir, 634 y l A ustos ay n n bafl nda hastaland. K z Hz. Âifle ye vefat edince maafl n n geri kalan k sm n beytülmale iade etmesini ve Hz. Peygamber in kabrinin yan na defnedilmesini vasiyet etti. Ecnâdeyn savafl n n sonucunu ö rendikten k sa süre sonra altm fl üç yafl nda vefat etti (23 A ustos 634). Cenaze namaz n Hz. Ömer in k ld rd Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman, Talha b. Ubeydullah ve o lu Abdurrahman taraf ndan kabre konuldu. Güzel ahlâk, merhameti, do rulu u ve cömetli iyle gerek Mekke, gerekse Medine dönemlerinde dost düflman herkesin takdir ve sayg s n kazanan Hz. Ebû Bekir, kaynaklarda orta boylu, zay f yap l, seyrek sakall, keskin bak fll, gür saçl, sar ya çalan beyazl kta güzel ve ince yüzlü olarak tasvir edilir. Ahlâk ve mizaç itibariyle kendisine benzedi i Hz. Peygamber le slâm dan önce çok yak n bir arkadafll k ve dostluk kurmufltu. K z Hz. Âifle ile Hz. Peygamber in evlenmesine dair hicretten önce verilen karar onlar n dostlu unu daha da pekifltirdi. Nitekim Hz. Peygamber e en çok kimi sevdi i sorulunca önce efli Hz. Âifle nin, sonra da kay npederi Hz. Ebû Bekir in ad n anard. Hz. Ebû Bekir, müslümanlar ilgilendiren bütün geliflmelerde Hz. Peygamber in fikirlerine en çok baflvurdu u ve ço unlukla tekliflerini uygun buldu u kiflilerdendi. Bundan dolay baz kaynaklarda kendisinden Peygamber in veziri diye söz edilir. Vahiy kâtiplerinden olan Hz. Ebû Bekir O nun s rr n saklamay çok iyi bilir, yan nda pek edepli davran rd. Beflerî iliflkileri düzenlemekte uzman oldu undan Medine ye gelen elçilere Hz. Peygamber i nas l selâmlayacaklar n ö retir, huzurda nas l oturacaklar n tembih ederdi. Örnek flahsiyetinin yan s ra ayn zamanda ilim ve hikmet sahibi bir kifli olan Hz. Ebû Bekir Arap soy bilimi Ensâb hakk nda zaman n n otoritesiydi. Arap kabilelerinin savafl tarihi Eyyâmü l-arab da en iyi bilenlerdendi. Ezbere bildi i ve çok duygulu bir flekilde okudu u Kur an- Kerim ile Resûl-i Ekrem in söz ve davran fllar n en iyi ve en süratli flekilde anlama ve uygulama kabiliyetine sahipti. 142 hadis rivayet eden Hz. Ebû Bekir, Resûl-i Ekrem den bizzat duymad bir hadisi rivayet edenlerden, Hz. Peygamber in sözü oldu una dair flahit getirmelerini isterdi. Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali sahabeler aras nda en güzel konuflan iki hatip olarak tan n r. Onlar n çok tesirli konuflmalar fesahat ve belagat bak m ndan oldu u kadar muhtevalar n n güzelli iyle de ünlüdür. fiahsiyetinin merkezinde slâm a samimi inanc ve Hz. Peygamber e derin sadakati olan Hz. Ebû Bekir halifeli i s ras nda mütevaz kiflili inin yan s ra gerekti inde cesaretin de en canl örneklerini vermifltir. Fakirlere, zor durumda olanlara yar- D KKAT

118 108 slam Tarihi ve Medeniyeti-I d m eder, misafirlere ikramda bulunurdu. Az konuflur, kumandan ve valilerine de az konuflmalar n tavsiye ederdi. Baflkalar n n hakk na titizlikle uyard. dari hayattaki uygulamalar nda sürekli Hz. Peygamber i örnek alan Hz. Ebû Bekir in kumandan ve valilerine verdi i emirler slâmiyet in ve Kur an- n evrensel esaslar na dayan rd. Onun Hz. Peygamber den örnek ald prensiplerin bafl nda, istiflare, kararl - l k, hoflgörü, ehliyet ve insan haklar na sayg gelirdi. Hz. Ebû Bekir, k sa süren halifeli inde ehil olanlar yönetime getirdi i gibi, Resûl-i Ekrem in tayin etmifl oldu- u idarecileri yerlerinde tutmaya özen gösterirdi. Görevlendirmelerde ehliyet konusuna önem verdi i gibi seçti i idarecilerinden de ayn duyarl l beklerdi. Bunun en güzel örneklerinden biri, Yezid b. Ebû Süfyan a yapt flu uyar d r: Senin ad na en çok korktu um husus, iltimas meselesidir. Hz. Peygamber flöyle buyurmufltur: Müslümanlara ait herhangi bir iflin bafl na geçip de iltimas eseri olarak o ifle birini tayin eden kifli, Allah n lanetine u rar. Allah ondan bir mazeret veya fidye kabul etmeyerek kendisini cehenneme atar. Hz. Ebû Bekir, yönetim makam nda kesin yetkiye sahip bir yönetici olmakla birlikte, baz devlet görevlerini yak n arkadafllar na b rakarak idarî görevlerde paylafl - m n güzel örneklerini de vermifltir. Bu amaçla Medine de davalara bakma görevini Hz. Ömer e devretmifl, Ebû Ubeyde b. Cerrah hazine görevlisi tayin etmifltir. Zeyd b. Sabit, Hz. Ali ve Hz. Osman dan ise kâtiplik hizmeti alm flt r. Hz. Ebû Bekir devlet ifllerinde Resûl-i Ekrem den intikal eden mührü, flahsî ifllerinde ise Ni me l-kâdiru Allah veya Abdün zelil li-rabbin celîl ibaresini tafl yan mührünü kullan rd. slâm tarihinde halife tabiri ilk defa Hz. Ebû Bekir hakk nda kullan lm flt r. SIRA S ZDE 2 Kur an- Kerim in toplanmas hangi halife döneminde olmufltur? Araflt r n z. HZ. ÖMER DÖNEM Hz. Ömer Fil Vakas ndan on üç y l kadar sonra (582) veya Büyük Ficâr savafl ndan dört y l kadar önce (585) Mekke de do du. Annesi Mahzûm kabilesinden Hanteme bint Haflim, babas Kureyfl kabilesinin elçilik görevi olan sefâret ifllerine bakan Adî b. Kâ b kabilesinden Hattâb b. Nufeyl dir. Soyu Kâ b b. Lüey de Hz. Peygamber in nesebiyle birleflir. Çocuklu u, gençli i ve Müslüman olmas ndan önceki hayat hakk nda kaynaklarda fazla bilgi bulunmayan Ömer in en meflhur lakab hak ile bat l birbirinden ay ran anlam ndaki Fârûk tur. Çocuklu unda babas n n develerini otlatan, zaman zaman çok sert ve haflin bir flahsiyete sahip olan babas yla problemler yaflayan, içkiye ve kad na düflkün olan Ömer in çok iyi ata ve deveye bindi i, iyi silah kulland, kuvvetli ve pehlivan yap l oldu u için gürefl müsabakalar na kat ld bilinmektedir. Arap fliirine çok merakl olan Ömer, çok say - da fliiri ezbere okurdu. Kabilesinin elçilik görevi dolay s yla güzel konuflan Ömer ensâb konusunda uzman olup, di er Kureyflliler gibi ticaretle meflguldü. Baz Kureyflliler gibi putperestli e ba l kalarak önceleri Hz. Peygamber e ve slâm a karfl düflmanl k gösteren, bilhassa kabilesinden Müslüman olanlara iflkence yapan Ömer bi setin 6. y l nda (616) Müslüman oldu. Hz. Ömer in Müslüman oluflu Hz. Peygamber in, Yâ rabbi! slâmiyet i Ömer b. Hattâb veya Amr b. Hiflâm ile teyit et duas n n bir tezahürüdür. Ömer in slâm kabulüyle az da olsa rahatlayan Müslümanlar ilk defa Kâbe de toplu olarak namaz k ld lar. Medine ye hicret bafllay nca Hz. Ömer de yan nda a abeyi Zeyd, kar s ve o lu Abdullah baflta olmak üzere akraba ve arkadafllar ndan oluflan yirmi kiflilik bir kafileyle Mekke den ayr - l p Kubâ ya giderek Rifâa b. Abdülmünzir in evine misafir oldu. Hz. Peygamber bir evde toplanan ensar n erkeklerinden biat al rken kad nlardan kendisi ad na Hz.

119 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) Ömer in biat almas n emretti. slâm Peygamberi, Ömer i Mekke de Ebû Bekir, Medine de Benî Sâlim kabilesinden tbân b. Mâlik ile kardefllefltirdi. Kat ld seriyyeler d fl nda Resûl-i Ekrem in yan ndan hiç ayr lmayan Hz. Ömer, bütün gazvelerde, Hudeybiye Antlaflmas, Umretü l-kazâ ile Vedâ hacc nda bulundu. Medine döneminde Hz. Peygamber in yan nda çok aktif olarak yer alan Hz. Ömer in baflka konularda da görüfllerini ifade etti ini ve bunlar n bir k sm n n da nazil olan Kur an ayetleriyle teyit edilmifltir ki, buna Muvâfakât- Ömer denir. Hudeybiye Antlaflmas n n Fetih suresinde feth-i mübîn olarak nitelendirilmesini anlamakta güçlük çeken Medine ye dönme karar n bir türlü kabul edemeyen Hz. Ömer daha sonra antlaflman n sonuçlar n görünce bu tavr ndan dolay piflmanl k duydu. Mekke nin fethinden sonra Hz. Peygamber ad na Kureyflli kad nlardan biat ald. Ayr ca Kâbe deki resimleri imha vazifesini de üstlendi. Hz. Peygamber, hastal fliddetlenince kâ t ve kalem getirilip söyleyeceklerinin kaydedilmesini istedi. Baz sahabelerle, Hz. Ömer buna gerek olmad n Allah n kitab ile Hz. Peygamber in sünnetinin kendilerine yeterli oldu u görüflünü ileri sürdü. Tarihe Vasiyetnâme veya K rtâs Vakas diye geçen bu olay özellikle fiiîler taraf ndan Hz. Ömer aleyhine kullan l r. Üsâme b. Zeyd komutas nda oluflturulan orduda görevlendirildi. Ancak Hz. Peygamber in rahats zl, arkas ndan da vefat üzerine Medine den ayr lamad. Bütün olaylara karfl net ve tavizsiz tav r koymakla tan nan Hz. Ömer, bundan sonraki olaylarda tarihî roller üstlendi. 109 Hz. Ömer in büyük bir sezgiye sahip oldu unu gösteren bu ayetler aras nda flarab n kesin olarak haram k l nmas (el-bakara 2/219), Hz. Peygamber in evine gelen kimselerle han mlar n n perde arkas ndan konuflmalar n n daha uygun olaca (el- Ahzâb 33/55), Kâbe de bulunan Makâm- brahim in namazgâh ittihaz edilmesi (el-bakara 2/125) ve münaf klar n reisi Abdullah b. Übey b. Selûl ün cenaze namaz n n k l nmamas gerekti i (et-tevbe 9/80) gibi hususlar örnek olarak say labilir. Hz. Ömer in Halife Seçilmesi Bizans ve Sâsânîlerle Mücadelenin Yo unlaflmas Hz. Peygamber in vefat ndan sonra Hz. Ebû Bekir e biat edilmesinde etkin rol oynayan halifeli i döneminde ona müflavirlik ve kad l k yapan Hz. Ömer, ayn zamanda halifenin vekiliydi. Hz. Ebû Bekir namaza ç kamayacak derecede hastalan nca imaml k görevini Hz. Ömer e b rakt ve onu yerine halef tayin etmek üzere sahabelerle istiflarelerde bulundu. Yap lan müzakerelerden sonra Hz. Ömer i veliaht b rakmay kararlaflt rarak Hz. Osman a bir ahidnâme yazd rd. Daha sonra yan na Hz. Ömer ile Hz. Osman al p Mescid-i Nebevî ye giderek bu durumu halka flöyle ilan etti: Sizin için halife seçti im kifliye raz olur musunuz? Bir yak n m tayin etmedim. Allah a andolsun ki bütün gücümle düflünüp tafl nd m ve Ömer b. Hattâb uygun buldum; onu dinleyin ve ona uyun. Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir in vefat etti i gün (23 A ustos 634) Mescid-i Nebevî de hilafeti için biat ald ve okudu u hutbede, Allah sizleri benimle, beni de Ebû Bekir den sonra sizlerle denedi. Herhangi bir iflinizin halledilmesinde ben bulunmad - m zaman bu ifli çözüme ba lamas için baflka birine havale edin. Ancak onun do ru ve güvenilir bir kimse olmas na dikkat edin. yilikle hareket ederlerse ben de onlara iyilikle yaklafl r m, kötülük ederlerse baflkalar na ibret olacak flekilde onlar cezaland r r m dedikten sonra konuflmas n flöyle tamamlad : Ey Allah m! Ben sertim, beni yumuflat; ben zay f m beni güçlendir; ben cimriyim beni eli aç k eyle! Hz. Ali baflta olmak üzere her hangi bir kimse Hz. Ebû Bekir in Hz. Ömer i halife olarak b rakmas na karfl ç kmad. Hz. Ömer e ilk gün biat edenler aras nda yer alan Hz. Ali hilafeti süresince onu destekledi ve en büyük yard mc s oldu. Hz. Ömer de, Ali olmasayd Ömer helak olurdu diyerek bu gerçe i dile getirmifltir. Irak Cephesi Hz. Ömer Bizans ve Sâsânîler ile Hz. Ebû Bekir zaman nda bafllayan mücadeleyi kesintiye u ratmadan sürdürdü. Halife, biat al rken Halid b. Velid in Suriye cephesine

120 110 slam Tarihi ve Medeniyeti-I intikali üzerine fethedilen bölgeleri geri almak için harekete geçen Sâsânîlere karfl, halk Irak cephesinde savaflanlara yard ma davet etti. Medine halk n n çekingen davrand bu davete dördüncü gün ilk icabet eden Ebû Ubeyd es-sekafî 1000 kiflilik gönüllüler birli inin kumandanl na getirildi. As l kuvvetlere Nemâr k ta kat lan Ebû Ubeyd, Câbân ve Merdânflah kumandas ndaki Sâsânî ordusuna karfl ilk zaferini burada kazanarak bu iki komutan esir ald. Ard ndan Kesker, Sakatiye ve Hîre yak nlar ndaki Sâsânî birliklerini yenerek bol miktarda ganimet ele geçirerek bölgeyi itaat alt na ald. Müslümanlar durdurmak isteyen Kumandan Rüstem yeni kuvvetler ve birkaç fille takviye etti i Sâsânî ordusunu Ebû Ubeyd in üzerine gönderdi. Ordusunu F rat nehri üzerindeki daha sonra ad yla meflhur olan bir köprüden düflman n bulundu u tarafa geçirmeye karar veren ve bu karara muhalefet edenleri de korkakl kla suçlayan Ebû Ubeyd, ordu karfl yakaya geçtikten sonra köprüyü y kt rd. ki ordu aras nda fliddetli bir çarp flma bafllad. Müslüman süvariler fillerden ürken atlar na hâkim olamad lar. Savafl meydan n n darl ve köprünün y k lm fl olmas gibi sebeplerle manevra imkân kalmay nca çarp flma Müslümanlar n aleyhine geliflti. Ebû Ubeyd askerlerinin mühim bir k sm yla birlikte flehit oldu (634). Köprü Savafl denilen bu olay slâm kuvvetlerinin Irak cephesinde ilk yenilgisidir. Geliflmelerden haberdar olan Hz. Ömer Irak ta bulunan ordusuna takviye kuvvetlerin toplanmas n emredip bizzat kendisi ordunun kumandanl n üstlenmek istedi. Ancak ileri gelen sahabelerin srar üzerine Medine de kalmaya karar vererek baflkomutanl a Sa d b. Ebû Vakkâs tayin etti. Sa d beraberindeki kuvvetlerle yola ç karak Zerûd ve fierâf denilen yerlerde konaklayarak halife taraf ndan görevlendirilen çeflitli kabilelere mensup yeni birliklerin kat lmas n bekledi. Yaklafl k üç ay süren bir haz rl ktan sonra slâm ordusu 636 ilkbahar nda Kûfe nin 30 km. güneyinde bulunan Sâsânîlerin en önemli s n r flehri Kadisiye ye ulaflt. slâm ordusu yaklafl k iken Müslümanlar için ciddi bir tehlike teflkil eden otuz civar nda file sahip Sâsânîler ise kiflilik bir kuvvetten olufluyordu. Üç gün süren çok fliddetli çarp flmalar n cereyan etti i Kâdisiye Savafl n n kazan lmas, Müslümanlara büyük bir moral ve üstünlük hissi vermifl, Irak n kap lar aç lm fl, ran n düflüflünün bafllang c haz rlanm fl, Sâsânîlerin baflflehri Medâin in fethi gerçekleflmiflti (Mart 637). Kadisiye Savafl nda yenilerek Medâin i Müslümanlara teslim etmek mecburiyetinde kalan Sâsânî kuvvetleri, Hulvân a s nan Kisrâ Yezdicerd in teflvikiyle Celûlâ da topland lar. fiehri etraf na hendek ile siperler kazarak ve barikatlar kurarak tahkim ettiler. Ordunun bafl na Kadisiye Savafl nda öldürülen baflkumandan Rüstem in kardefli Hurrezâd getiren Kisrâ, Hulvân ve Cibâl den asker ve silâh göndermek suretiyle ordusuna destek sa lamaya çal fl yordu. Sa d b. Ebû Vakkâs, Hz. Ömer den ald talimat üzerine onlar n üzerine bizzat kendisi yürümedi ve ye eni Haflim b. Utbe nin kumandas alt nda kiflilik bir orduyu sevk etti. Çok fliddetli çarp flmalardan sonra Müslümanlar büyük bir hamle ile Sâsânî ordusunu ma lûp ederek birçok ganimet ele geçirdiler (637). Ordusunun savafl kaybetti ini ö renen Yezdicerd Hulvân dan ayr larak Rey e gitmek mecburiyetinde kald. Kadisiye den sonra Celûlâ Savafl yla Sâsânîlere büyük bir darbe daha vuran Müslümanlar Dicle Sevâd ndaki bölgelerin fethini tamamlad lar. Cerîr b. Abdullah el-becelî kabilesiyle birlikte kat ld Celûlâ savafl ndan sonra buraya yerleflti. Buras sonraki dönemlerde Sâsânîler ile Müslümanlar aras nda tampon bölge oldu. Fetihlerin bu aflamas nda Hz. Ömer, Sa d b. Ebû Vakkas a Hîre yak nlar nda Kûfe yi, Utbe b. Gazvân a da Basra y ordugâh flehir olarak kurmalar n emretti. Utbe, birçok ran flehrini içine alan Ahvaz bölgesini fethetti (638). Ancak bir y l sonra

121 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 111 Hürmüzan n komutas ndaki Sâsânî ordusu bu bölgeleri yeniden ele geçirdi. Hac dönüflü yolda vefat eden Utbe nin yerine önce Mu îre b. fiu be yi, onu azledince de Basra valili ine Ebû Musa el-efl arî yi tayin etti. Ebû Musa n n gönderdi i ordu ile Sa d n Kûfe den Numan b. Mukarrin kumandas alt nda gönderdi i di er bir ordu, Ebû Sebre kumandas alt nda birleflerek uzun ve çetin bir mücadeleden sonra Tuster i fethedip Hürmüzan esir alarak Medine ye Hz. Ömer e gönderdiler (641). Celûlâ ve Hulvân dan sonra, Sûs (638), iki y l sonra Hûzistan, üç y l sonra da Musul flehirlerini ele geçiren Müslümanlar (641), Nu man b. Mukarrin in baflkumandanl nda tarihe fetihlerin fethi anlam nda fethu l-fütûh diye geçen Nihâvend zaferiyle de Irak fetihlerini tamamlad lar (642). Bu zaferden sonra, ran da Isfahan baflta olmak üzere fetihler devam etti. Kafkasya daki en önemli geçitlerden olan ve Araplar n Bâbü l-ebvâb dedikleri Derbent ile Merv, Niflâbur, Herat, Belh, Talkan ve Serahs içine alan Horasan bölgesinin fetihleri de Hz. Ömer in hilafetinin son y l nda tamamland (644). Böylece ran Müslümanlar n eline geçti ve ateflperest Sâsânî mparatorlu u tarihe kar flt. Suriye Cephesi Hz. Ömer, Bizans mparatorlu u na karfl Suriye cephesindeki savafllara da ara verilmeden devam edilmesini emretti. Hz. Ebû Bekir döneminde kazan lan Ecnâdeyn zaferinin üzerinden çok geçmeden yap lan Fihl Savafl nda Müslümanlar Bizans kuvvetlerine a r kay plar verdirdiler (23 Ocak 635). Fihl den sonra kazan lan Mercüssuffer Savafl ndan (635) sonra D maflk n fethi için herhangi bir engel kalmad. Halid b. Velid, Mercüssuffer den kaçan Bizans birliklerinin pefline düflerek s nd klar D maflk fethetti (Eylül 635). Ayn y l gerçekleflen Mercürrûm Savafl n da kaybeden Bizansl lar çok a r kay plar verdiler. Bu s rada Suriye Baflkumandanl taraf ndan sevk edilen çeflitli birlikler taraf ndan Ba lebek, Humus ve Hama flehirleri de fethedildi. Müslümanlar n bu baflar lar üzerine Bizans mparatoru Herakleios H ristiyan Araplar ve Ermeniler destekli Theodoros Trithurios kumandas nda kiflilik büyük bir ordu haz rlad. Bizans n yapt bu haz rl klar ö renen Halid b. Velid, Humus ve D maflk taki birlikleri de ça rarak i aflk n bir kuvvetle Yermûk vadisine geldi. 636 y l yaz s ca nda iki ordu üç ay herhangi bir savafl olmaks z n bekledi. Buraya büyük ümitlerle gelen Bizans ordusu 20 A ustos 636 günü cereyan eden savaflta a r bir yenilgiye u rad. Bizans ordusunun kumandan Theodoros öldürüldü; kurtulan askerler Filistin, Antakya, el-cezîre ve rminiyye ye kaçt lar. Mücadeleyi önce Humus daha sonra Antakya da cephe gerisinden bizzat yöneten Herakleios, Yermük Savafl ndan sonra Antakya dan Urfa ve Samsat a giderek da lan ordusunu toparlamaya çal flt ysa da baflar l olamad. Kaçanlar n bir k sm n takip etmekle görevlendirilen Iyâz b. Ganm Malatya ya kadar ilerledi ve flehir halk yla cizye ödemek üzere bir antlaflma yaparak geri döndü. O s ralarda Antakya da bulunan Bizans mparatoru, Malatya ya asker gönderip flehri yakt rd ; Ey Suriye! Sana selâm olsun. Buras düflman için ne güzel bir ülkedir diyerek çaresizlik içinde stanbul a döndü (Eylül 636). Hz. Ebû Bekir in son günlerindeki Ecnâdeyn ile Hz. Ömer in hilafetinin ilk y llar ndaki Yermûk savafllar ndan sonra Suriye deki Bizans hâkimiyetine son verildi ve bölgenin flehirleri de çok kolay bir flekilde slâm a aç ld. 637 de fieyzer, K nnesrîn, Halep, ard ndan Antakya, Urfa, Rakka ve Nusaybin k sa aral klarla Müslümanlara teslim oldu ve slâm devletinin s n rlar Toroslara dayand. D KKAT

122 112 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Filistin ve M s r n Fethi Müslümanlar n Amr b. Âs n Hz. Ebû Bekir taraf ndan küçük bir askerî birli in bafl nda Güneydo u Filistin e gönderilmesiyle bafllayan bölgeyle ilgileri Hz. Ömer döneminde de sürdü. Yermük Savafl n n ard ndan bölgede daha sa lam bir flekilde tutunan Müslümanlar Ebû Ubeyde b. Cerrâh kumandas nda Kudüs e ulaflarak flehri kuflatt lar (637). Patrik Sophronios flehrin anahtarlar n o s rada inceleme ve görüflmelerde bulunmak için Suriye ye gelen ve Câbiye de bulunan Hz. Ömer e teslim etmek istedi ini belirtti. Halife Ömer Ebû Ubeyde nin daveti üzerine Câbiye den Kudüs e gelerek halka güvence vererek flehri teslim ald ve bir antlaflma yapt (638). Daha sonra da Filistin in sahil flehirleri Askalân (640) ile Trablusflam ve Kaysâriye (640 sonu) baflta olmak üzere di er yerleflim birimleri slâm a aç ld. Hz. Ömer in, Bizans tan gelecek sald r lar n önlenmesi için Câbiye deki ordugâh n da- t larak iki ayr cephede savunma hatlar n n kurulmas n belirlemesinden sonra Askalân, Cündü Filistin ad yla Lüd flehri merkezli askerî bir bölge haline getirildi. Filistin in Müslümanlar taraf ndan ele geçirilmesi Bizans ile karadan ba lant s kalmayan M s r n fethini kolaylaflt rd. Câhiliye dönemindeki ticarî iliflkileri sebebiyle bölgeyi tan yan Amr b. Âs, Filistin i slâm hâkimiyeti alt na ald ktan sonra M - s r n stratejik aç dan çok önemli oldu unu ve oraya s nan Bizans kuvvetlerinin tekrar kendilerine sald rabilece ini söyleyerek M s r seferi için Hz. Ömer i ikna etti. Emrine verilen 4000 kiflilik orduyla harekete geçen Amr, Ocak 640 ta Feremâ y almas n n ard ndan Ayniflems te Bizansl larla karfl laflt. Medine den gönderilen Zübeyr b. Avvâm komutas nda 5000 kiflilik kuvvetle birleflerek Bizans ordusunu ma lup etti. Stratejik aç dan çok önemli olan Babilon Kalesi nin fethiyle de (641) Müslümanlar bölgede tutunabilecekleri bir mevkii ele geçirerek deltan n güneyle iliflkisini kestiler. Daha sonra Amr b. Âs skenderiye ye yöneldi. Müslümanlara direnemeyeceklerini anlayan Bizans kuvvetleri Eylül 642 de flehri teslim ettiler. Bu esnada slâm ordusunun di er k sm Feyyûm ve buradan hareketle Asvan a kadar Yukar M s r ele geçirdi. Böylece üç y l gibi k sa bir sürede M s r n fethini tamamlayan Amr b. Âs M s r fatihi unvan n ald. Daha sonra merkezi Babilon un biraz kuzeyinde kurulan Fustat adl karargâh flehri olan M s r eyaletinin valisi oldu. SIRA S ZDE 3 Hz. Ömer zaman ndaki fetihlerin görünen sonuçlar nedir? Araflt r n z. Hz. Ömer in Vefat ve Kiflili i Hz. Ömer 644 y l hacc n eda edip Medine ye döndükten sonra, Mugire b. fiu be nin kölesi Ebû Lü lü Fîrûz en-nihavendî efendisinin kendisinden fazla ücret ald n söyleyerek azalt lmas n istedi. Halife onun demircilik, marangozluk ve nakkafll k yapt n ö renince, ödedi i ücretin fazla olmad n söyledi. Ald cevaptan memnun olmayan Ebû Lü lü, ertesi gün Mescid-i Nebevî deki sabah namaz nda elbisesinin alt nda saklad hançerle Hz. Ömer e sald rarak alt yerinden yaralad. Kaçmak istemesine ra men kurtulamayaca n anlay nca çevredekilerden birkaç kifliyi daha yaralay p intihar etti. A r yaral iken kendisini yerine geçecek kimseyi aflerei mübeflerreden hayatta olan alt kiflilik fluraya havale eden Hz. Ömer, Resûl-i Ekrem in ayakucuna defnedilmek için Hz. Âifle den izin istedi. Hz. Aifle nin kendisi için düflündü ü yeri vermesinden çok mutlu oldu ve yaraland ktan üç gün sonra 3 Kas m 644 Çarflamba günü vefat etti. Cenaze namaz n devlet ifllerini yürütmek ve mescitte namaz k ld rmak için vekil b rakt Suheyb b. Sinan er-rûmî k ld rd. Kaynaklarda uzun boylu, koyu bu day benizli, elleri ve ayaklar güçlü, iki elini de kulland ndan solak diye bilinen, yürürken ad mlar n h zl atan, gür sesli ve

123 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 113 etkileyici bir kifli olarak tasvir edilen Hz. Ömer ilk evlili ini Zeyneb bint Maz un el- Cumahiyye ile yapt. Abdullah ve Hafsa bu evlilikten do an çocuklar d r. slâm öncesinde evlendi i Müleyke bint Amr ve Kureybe bint Ebû Ümeyye yi Müslüman olmad klar için müflrik kad nlarla evlenmenin yasaklanmas üzerine (el-mümtehine 60/10) boflad. Hz. Ömer son evlili ini 638 y l nda Hz. Peygamber le kan ba kurmak amac yla Hz. Ali ile Hz. Fât ma n n k zlar Ümmü Külsûm ile yapt. Aflere-i mübeflflereden olup vahiy kâtiplerinden olan Hz. Ömer, Hz. Peygamber e en yak n sahabelerdendi. K z Hafsa n n Hz. Muhammed ile evlenmesi (625) dostluklar n daha da pekifltirdi. Sert mizaçl olan Hz. Ömer in bu özelli ini Hz. Peygamber, Ümmetimin içinde onlara en merhametli olan Ebû Bekir, Allah n emri konusunda en fliddetli olan da Ömer dir sözüyle dile getirmifltir. Ancak Allah tan korkmas ve öbür dünyada yapt klar ndan hesap verece ine dair kesin inanc kiflisel özellikleri aras nda mesuliyet duygusunu ön plana ç karm flt r. man ndan kaynaklanan bu duygu onu sert ve k r c davran fllardan uzak tutmufltur. Hz. Ömer in di er bir özelli i de kul hakk na riayet hususunda çok hassas olmas d r. Halifeli i süresince devlet hazinesinden ihtiyac d fl nda hiçbir fley almam fl; s radan bir Kureyflli gibi yaflam flt r. Kur ân- Kerim in Mushaf haline getirilmesi hususunda Hz. Ebû Bekir i ikna eden Hz. Ömer, hilafeti müddetince Müslümanlar n onu çokça anlayarak okumalar n ve ezberlemelerini isterdi. Hz. Ömer hadislerin rivayetine çok dikkat ederdi. T pk Hz. Ebû Bekir gibi, Hz. Peygamber den bizzat duymad bir hadisi rivayet edenlerden flahit getirmelerini isterdi. Meflhur alt hadis kitab nda yer alan onun rivayet etti i hadis say s 539 dur. Hz. Ömer in Yönetimi ve Kurumsallaflma Hz. Ömer devlet idaresinde büyük baflar göstermifl, yaln zca slâm tarihine de il, dünya tarihine de damgas n vuran ölümsüz flahsiyetlerden birisi oldu unu kabul ettirmifltir. Hz. Ömer in f trî kabiliyeti ve teflkilâtç l yan nda, geliflmeleri hassasiyetle takip eden mesuliyet duygusuna ve Kur an ahlâk na sahip olmas, Hz. Peygamber in terbiyesi alt nda yetiflmesi karfl laflt sorunlar n üstesinden gelmesini ve baflar ya ulaflmas n sa layan en mühim unsurlar olmufltur. Sana vâiz olarak ölüm yeter ey Ömer! ifadesini mührüne kaz tan Hz. Ömer için slâm tarihinde ilk defa müminlerin emîri anlam nda emîrü l-mü minîn tabiri kullan lm flt r. Hz. Ömer toplumu ilgilendiren bir konu ortaya ç k nca halk Mescid-i Nebevî ye ça rarak minberden onlar bilgilendirirdi. Halk n soru sormas na ve haklar n aramas na imkân tan r, kendisinin de elefltirilmesini isterdi. yili i emredip kötülükten vazgeçirmeyi prensip edinen Hz. Ömer bütün emir ve yasaklar önce kendi flahs nda uygular, halka verdi i emirlerin uygulamas na aile mensuplar ndan bafllard. Divan defterlerini yan na alarak Medine çevresindeki insanlar n at yyelerini evlerine gidip bizzat kendisi da t rd. Gündüzleri çarfl pazarda, geceleri de Medine sokaklar nda dolafl p asayifli kontrol eder, ihtiyaç sahiplerini gördü ünde kendisi beytülmâlden yiyecek tafl rd. Her cumartesi günü Medine nin d fl nda Âliye yöresine gider, güç yetiremeyecekleri ifllerde çal flt r lan kölelerin yükünün hafifletilmesini sa lard. Ayn flekilde hayvanlara fazla yük yükletilmesine de müdahale ederdi. Fetihleri organize etmesi, ordular n sevki, savafllar n idaresi ve sonuçland rmas ; ortaya ç kan yeni problemlerin çözümü, esirler ve gayri Müslimler hakk ndaki kararlar, yeni flehirlerin kurulmas ve fatih askerlerinin slâm a aç lm fl çok genifl co rafyaya yerlefltirilmeleri, slâmiyet in tebli ve ö retilmesine verdi i önem gibi birçok konuda ilklere imza atm flt r. Hz. Ömer in devlet idaresindeki becerisini gösteren ilk uygulamalar na evâil adl kaynaklarda yer verildi i gibi bunlar özel Arapçada ilk, birinci anlam ndaki evvel kelimesinin ço uludur. Yayg n olarak ilmü l-evâil adl tarihî ve edebî disiplin çerçevesinde tarihte ilkler üzerine yaz lm fl eserler anlam nda kullan l r. Bu eserlerdeki bilgiler slâm öncesi dönem, Asr- saadet ve daha sonras olmak üzere üç bölümde ele al n r. Evâil kitaplar sadece edebiyat ve ilimler tarihi bak m ndan de il Müslümanlar n kültür tarihini nas l de erlendirdikleri konusunda da zengin bir kaynakt r. slâm felsefecileri evâili deney öncesi ilk bilgiler veya bir ilmin dayand temel ilkeler anlam nda kullanm fllard r.

124 114 slam Tarihi ve Medeniyeti-I çal flma ve teliflere konu olmufltur. Merkezden gönderilen mektup ve emirnamelerden birer nüshan n saklanmas n istedi inden Dîvânü l-inflâ n n kurucusu kabul edilir. D KKAT slâm öncesinde Araplar belirli bir takvim kullanm yor, Fil Vakas gibi baz önemli olaylar tarih bafllang c olarak kabul ediyorlard. Ticaret hayat n n canlanmas na paralel piyasada kullan m yayg nlaflan senetler baflta olmak üzere ortak bir takvime olan ihtiyaç gün geçtikçe oldu unu hisseden Hz. Ömer 637 y l nisan ay nda Hz. Ali nin teklifiyle Mekke den Medine ye hicreti takvim bafl olmas n kararlaflt rd. Hac dönüflü birinci ay muharremden bafllamak üzere Hicrî Takvim kullan lmaya baflland. Medine de merkezî bir idare kurmufl olan Hz. Ömer, fetihlerden sonra flehirlerin Müslümanlar n hâkimiyeti alt nda kalabilmesi için tedbirler ald. Ele geçirilen yerleflim merkezlerinde, t pk Hz. Peygamber in Yesrib i Medine-i Münevvere haline dönüfltürürken ilk yapt bina olan Mescid-i Nebevi ve plan n örnek alarak, öncelikle cami yapt rmalar n valilerinden istedi. Bundan dolay fethedilen yerlere yap lan ilk binalar hep camiler oldu. Fethedilen flehirlerde bazen eski mabetler tamamen veya k smen camiye çevrildi. Bar fl yoluyla ele geçen yerlerdeki eski mabetlere hiç dokunulmad ve Mescid-i Aksâ n n yeri tespit edilerek buraya büyük bir cami yapt r ld. Camilerin yan na emir evi ve çarfl yap ld gibi, Arabistan n muhtelif yerlerinden gelerek fetihlere kat lan çeflitli kabilelere mensup askerlerin aileleri getirilerek yerlefltirildi i mahalleler kuruldu ve buralara vakit namazlar için mescitler yap ld. Bu plana uygun olarak Irak ta Basra ve Kûfe ile M s r da Füstât flehirleri kuruldu. Ziraata elveriflli topraklar sulanmas için bentler yap larak tar - m n geliflmesi için tedbirler al nd. Kanallar aç larak yerleflim merkezlerine su getirildi. Firavunlar n yapt rd eski kanal yeniden açt rarak Nil nehri k y s ndaki Babilon ile K z ldeniz sahilindeki Kulzüm (Süveyfl) Liman n birbirine ba lad. Halîcü emîri l-mü minîn ad verilen bu suyoluyla M s r-medine aras nda karayolu yan nda deniz yolu ba lant s da kuruldu. Böylece M s r ve Haremeyn ile Yemen ve Hindistan aras ndaki deniz ticareti yap lmas sa land. Mekke-Medine ve fiam-hicaz güzergâh nda ve Medine de misafirhaneler yapt rd ve buralarda yeni kuyular açt rd. Hilafeti döneminde slâm a aç lan topraklar n bugün de slâm ülkeleri olarak kalmas flüphesiz Hz. Ömer in yönetimdeki baflar s n n bir göstergesidir. SIRA S ZDE 4 Hz. Ömer zaman nda ne tür flehirler vard ve yerleflim nas ld? Hz. Ömer ve Müslümanlar n kendilerine karfl davran fllar ndan son derecede memnun olan gayri Müslimler, özellikle Suriye bölgesinde, Bizans n durumunu, askerî haz rl klar n casuslar vas tas yla ö renip Müslümanlara haber vermifller ve onlarla iflbirli i yapm fllard r. Dindafllar ve eski efendilerine karfl, onlar n bu flekilde hareket etmelerinde flüphesiz Bizans n adaletsiz davran fllar gibi baflka tesirlerin yan nda Müslümanlar n onlara karfl âdil ve do ru davran fllar n n önemli bir tesiri oldu u kesindir. Ayr ca dinî inanç ve adetlerinde kendilerine tam bir hürriyet verilen bu insanlar n ateflgede mabetleri, kilise ve havralar n n da korunmalar ve ya ma edilmemeleri de garanti alt na al nm flt r. Bu dönemde fethedilen bu genifl topraklarda bugün bile varl klar n devam ettiren gayri müslim unsurlarla onlar n mabetleri, Müslümanlar n baflka din mensuplar na ve onlar n mabetlerine gösterdikleri sayg n n aç k bir delilidir. Hz. Ömer, gayri Müslimlerin, Müslümanlar n toplu bulundu u yerlerde, mescitlerin yan nda haç ç karmamalar n ve haçlar n do-

125 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 115 laflt rmamalar n, ayr ca ezan vaktinden az önce ve okunurken kilise çanlar n çalmamalar n istemifl; ancak onlar n y lda bir defa bayram günlerinde haçlar yla dolaflabilmelerine izin vermifltir. Hz. Ömer in gayri Müslimlerle ilgili özellikle k l k ve k yafet konusunda baz k s tlamalar koymas ndan amac Müslüman ile zimmînin tefrik edilmesidir. Hz. Ebû Bekir döneminde Medine deki kazâ ifllerinin bafl nda bulunarak tecrübe kazanm fl, adalet sahas nda gerçeklefltirdi i icraat yla insanl k tarihine geçmifltir. Adalet ifllerine önceleri valiler bakarken zamanla Hz. Ömer, Küfe, Basra, D maflk, Filistin, Humus, Ürdün, M s r ve Bahreyn e kendisine ba l kad lar tayin etti. Suçlular için ilk defa hapishane kurulmas da Hz. Ömer zaman nda oldu. E itim ve ö retime çok de er veren Hz. Ömer, fetihler geniflleyip Arap olmayanlar ve bedeviler Müslüman olunca ve çocuklar n da say s ço al nca okullar aç lmas n emretti ve çocuklar n e itim ve ö retimi için görevliler tayin etti. Hz. Ömer, denetim ve teftifl yan nda ordular n durumunu yak ndan takip edebilmek ve merkezle taflra aras ndaki irtibat sa layabilmek için haberleflmeye büyük önem verdi. Bu amaçla yollara menziller (berîd evleri) yapt rd ve valilerinden devaml raporlar isteyerek faaliyetleri ve cephedeki durumlar takip etti. Hz. Ömer valilerinin ve di er görevlilerinin teftifline de çok önem verirdi. Teftifl maksad yla her y l hac mevsiminde valileri Medine ye ça r r, baz kimseleri de yan nda getirmelerini emreder, onlardan vilayetlerinin durumuna, halk n flikâyetinin bulunup bulunmad na, piyasa fiyatlar na, zay f ve güçsüz kimselerin valilerinin yanma girip-giremediklerine, valilerin hastalar ziyaret edip-etmediklerine dair sorular sorar, bilgi al rd. E er olumsuz cevap al rsa valiyi Medine ye getirterek hesaba çekerdi. Ayr ca teftifl amac yla tan nmayan baz kimseleri de habersiz vilayetlere gönderirdi. Merkezde halife, vilayetlerde ise valilerle yönetilen bu siyasî, idarî, askerî, iktisadî ve dinî yap n n iyi bir flekilde yürütülmesi gerekiyordu. Fetihler sonucunda tabiî olarak say lar her gün artan valilerin tayinine ayr bir önem veren Hz. Ömer, bu göreve göndermeyi düflündü ü kimselerin durumlar n iyice inceleyip sahabelerle istiflare etmeye, adaylar ehil kimseler aras ndan seçmeye itina gösterirdi. Görev yerlerine gitmeden önce valilerin bütün mal ve servetlerini kaydettirir; ileride afl r miktarda servet art fl olanlar sorguya çekerek durumlar n araflt r r; bazen servetlerinin bir k sm na el koyard. Tayin etti i valilere uygulamalar gereken esaslar bildirerek çeflitli tavsiyelerde bulunur, baz sahabelerin de flahitlik yaparak imza ettikleri bir berat verir ve bunu gittikleri yerlerde halka okumalar n emrederdi. Vali veya âmillerinden birisinin halka zulmetti ini iflitip de onu de ifltirmezse halka kendisinin zulmetmifl olaca n düflünen Hz. Ömer in flu tavsiyeleri valilerinden nas l bir idare bekledi ini gösterir: Sizi saltanat sürmek, halka tahakküm etmek için tayin etmedim. Siz hidayet rehberi olacaks n z; herkes de size uyacakt r. Müslümanlar n haklar n koruyunuz; onlar kötülemeyiniz ki zillete duçar olmas nlar; onlar haks z yere övmeyiniz ki fl marmas nlar. Kap lar n z yüzlerine kapamay n z ki kuvvetliler zay flar ezmesinler. Kendinizi Müslümanlardan üstün görmeyiniz ki haks zl a u ramas nlar. Hz. Ömer in Divan Teflkilat n Kurmas Hz. Ebû Bekir taraf ndan bafllat lan fetihleri iktidar süresince ( ) devam ettiren Hz. Ömer zaman nda Sâsânî mparatorlu u na tabi Irak, ran ve Azerbaycan ile Bizans mparatorlu u na tabi Suriye, el-cezîre, Filistin ve M s r slâm ülkesine kat ld. Bir k sm yap lan savafllardan sonra, di er bir k sm ise sulh yoluyla gerçekleflen bu fetihlerle birlikte, farkl millet ve dinlere mensup insanlar n yaflad, çe-

126 116 slam Tarihi ve Medeniyeti-I flitli dillerin konufluldu u, ayn zamanda F rat, Dicle, Âsî ve Nil gibi nehirlerin sulad ziraata elveriflli bu büyük co rafyan n ne yap laca ve nas l idare edilece i hususu, ilk fetihlerden itibaren büyük bir problem olarak Halife Ömer in önüne ç kt. Di er taraftan, kendi topraklar n i lâ-y kelimetullah aflk yla terk edip muhtelif ülkelere sefere ç kan ve oralarda yerleflen Müslümanlar n siyasî, iktisadî ve medenî hayatlar n n tanzim edilmesine de ihtiyaç duyuluyordu. Çünkü çok süratli bir flekilde gerçekleflen bu fetihlerin, tarihte Müslümanlardan önce ve sonra befleriyetin bildi i ve saman alevi gibi parlay p sönen k sa süreli Atilla, skender ve Mo ol istilalar n n aksine, kal c olmas n n sa lanmas na ihtiyaç vard. Gerek Müslümanlar n, gerekse gayri Müslimlerin ortaya ç kan çeflitli mesele ve ihtiyaçlar n gören Hz. Ömer, bunlar n halledilmesi yolunda çeflitli düzenlemelere teflebbüs ederek birçok yeni müessesenin kuruluflunu gerçeklefltirmeye çal flt. Halife ifle, kazan lan ganimetlerle slâm a aç lan bu çok büyük co rafyada yaflayan baflka dinden olan insanlar ve onlar n sahip olduklar topraklar ele alarak bafllad. D KKAT Sasânî ve Bizans imparatorluklar yla yap lan savafllar ve gerçeklefltirilen fetihler sonucu ele geçen ganimetlerde büyük bir art fl oldu. Ganimetlerin taksiminde, ordu mensuplar na beflte dört (% 80) hissenin da t lmas na, geriye kalan humus yani beflte bir (% 20) hissenin ise Medine ye beytülmâle gönderilmesi uygulamas sürdürüldü. Fethedilen yerlerdeki insanlar e er savafls z antlaflma yapmay kabul etmifllerse, sözlerine sad k kald klar sürece esir ve köle muamelesine tabi tutulmayacaklar teminat alt na al nd. fiayet slâm kabul ederlerse Müslümanlarla ayn haklara sahip olacaklar, eski dinlerinde kal rlarsa cizye ödemek flart yla zimmî statüsüne girerek can ve mal güvenli ine kavuflacaklar gibi, kendilerine din ve vicdan hürriyeti tan n p mabetlerine dokunulmayacak, ibadetlerine de kar fl lmayacakt. Buna karfl l k bar fl kabul etmeyenlerle savafl yap lm fl, bazen esir düflen baz savaflç lar öldürülmüfl, tafl n r mallar ganimet olarak al nm flt r. Bununla birlikte Hz. Ömer, savaflarak ele geçirilen yerlerde yaflayanlar n da t pk sulh yoluyla ele geçirilenler gibi zimmî statüsüne dâhil edilmesini, kendi dinlerinde kalmak istedikleri takdirde cizye ödemelerini; ayr ca ziraata elveriflli topraklar n n ödeyecekleri haraç vergisi karfl l nda kendilerine b rak lmas na karar verdi. Bu topraklarda tar ma devam edilmesini, arazilerin ekilip verimli hale getirilmesini, üç y l üst üste topra n ekmeyenlerin ellerinden al nmas n da kararlaflt rd. Ölü bir topra ekip canland ran kimsenin bu topra a sahip olaca n da ayn maksatla yürürlü e koydu. Fethedilmifl topraklar savaflanlar aras nda ganimet gibi da tmay p haraç vergisi karfl l nda ziraat iyi bilen eski sahiplerine b rakan Hz. Ömer, böylece tecrübesiz kimselerin mülkiyeti alt nda ortaya ç kabilecek verim düflüflünü engelledi i gibi, toplanacak haraç vergisini Müslümanlara, di er fey gelirleriyle birlikte da tarak adil bir gelir da l m sa lam flt r. Haraca tabi ürünlerin cinsleri ve vergi miktarlar n n belirlenmesinde, topraklar n verimlili i, sulanabilirli i, tüketim merkezleriyle pazarlara olan yak nl ve ürünün cinsi gibi unsurlar dikkate al n yordu. Hz. Ömer, fetihlerden sonraki baz geliflmeler üzerine yine slâm Tarihi nde ilk defa zimmîlerden ve slâm topraklar d fl nda yaflayanlar harbîlerden ticaret mallar vergisi olan uflûr al nmas n kararlaflt rd. Basra valisi Ebû Musa el-efl arî, Müslüman tüccarlar n gayri Müslimlerin yaflad yerlere ticaret için gittiklerinde kendilerinden onda bir oran nda vergi al nd n haber verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer, mütekabiliyet esas na göre, onun da harbîlerin tüccarlar ndan onlar n ald klar onda bir miktar kadar vergi almas n, ayr ca ayn vergiyi, yirmide bir miktar nispe-

127 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) tinde zimmîlerden, k rkta bir miktar da Müslümanlardan almas n emretti. Ayr ca Müslümanlardan al nanlar n zekât gelirlerine, harbî ve zimmîlerden al nan ticaret mallar vergisinin ise fey gelirlerine dâhil edilmesini istemifltir. Hz. Ömer zaman nda devlet gelirleri ve gayri Müslimlerin durumu hakk nda M. Fayda n n Hz. Ömer Zaman nda Gayr-i Müslimler adl eserine baflvurabilirsiniz. 117 K T A P Hz. Ömer beytülmal gelirlerinden zekât Tevbe suresi 60, ganimetleri de Enfâl suresi 41. ayetlerine göre da t rken, slâm devleti hâkimiyetine giren gayri Müslimlerin sulh zaman nda verdikleri ve fey ad alt nda toplanan cizye, haraç ve ticaret mallar vergilerinden oluflan beytülmal gelirlerini Müslümanlara da tmak üzere yeni bir düzenlemeye gitmeyi kararlaflt rd. Kaynaklarda 636 y l zikredilirse de güvenilir otoritelerin 641 de kuruldu unu ifade ettikleri divan teflkilat ile baflta muharip güçler olmak üzere, Medine den bafllanarak Kûfe, Basra, fiam ve M s r da yaflayan bütün Müslümanlar divan defterlerine, Araplar n nesebini çok iyi bilen üç kifliden oluflan bir heyet taraf ndan, baflta Hz. Peygamber in mensup oldu u Kureyfl kabilesinin Benî Haflim kolundan bafllanmak suretiyle kaydedildi. Böylece beytülmal gelirlerinin harcama yerleri belli bir düzene ba lanarak adeta bir bütçe gelene i bafllat ld. Baz lar bu ilk divana askerî divan anlam nda Divânü 1-cünd ad n vermifllerse de bu do ru de ildir. Kaynaklar n neredeyse tamam nda yaln zca divan veya divanü 1-atâ fleklindedir. D KKAT Hz. Ömer feyden hisse alacak Medine halk n, fetihlere önce ve sonra kat lm fl kuvvetler ile onlar n, önceleri sütten kesilince, sonradan annelerin erken sütten kestiklerini görünce do ar do maz çocuklar dâhil bütün ailelerini divan defterlerine kaydettirirken, bunlara Arap as ll olmayan bir k s m mevâliyi de yazd rtt. Divan defterlerine, köleler hariç, flah s isimleriyle birlikte y lda bir defa verilecek at yye miktarlar ile köleler dâhil herkese ayn miktar ve her ay verilmesi kararlaflt r - lan iki cerîb erzak n da kaydedilmesi sa lanm flt r. Hz. Ömer 30 kifliyi toplayarak bir günde ne kadar yiyece e ihtiyaçlar olaca n tespit için iki vakit yemek yedirdikten sonra, bir kifliye her ay verilecek olan erzak miktar n belirledi. Yiyeceklerin saklanaca dârürr zk ad yla hususi yerler yapt rd. Y ll k at yye miktarlar n n tespitinde slâmiyet e geçmiflte yap lan hizmetlerle Hz. Peygamber e yak nl k göz önüne al nd. Hz. Peygamber in han mlar ndan hayatta olanlar n her birine dirhemle en yüksek miktar n verilmesini istedi. Bundan sonra en fazla hisse dirhem olarak Bedir Gazvesi ne kat lanlara verildi. Bedir e kat lmamalar na mukabil Hz. Peygamber in torunlar olduklar için Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin e de bin dirhem uygun görüldü. Esma bint Umeys ve Esma bint Ebû Bekir gibi ilk muhacir kad nlara 1000 veya 3000 dirhem verilirken en az hisse ise çocuklara 100 dirhem fleklinde belirlendi. Müslümanlarla bütünleflmeyen ve cihada davet edildi inde ifltirak etmeyenlere ise, flehir veya çölde yaflamas na bak lmaks z n, fey ve ganimetten hisse verilmedi. O dönemde daha fazla vergi almak amac yla yap lan nüfus say m ve defterler düzenleme iflini Hz. Ömer, fey gelirlerini haklar oldu una inand Müslümanlara vermek için bu orijinal teflkilat kurarak bizzat kendisi Medine de, taflrada ise valiler veya görevlendirdikleri amiller, y ll k at yyeleri ve ayl k yiyecekleri da t m iflini üstlendiler. Ortaça slâm dünyas nda kullan lan hem alan hem de hacim ölçü birimidir. Hulefâ-yi Râflidîn, Emevîler ve Abbasîlerin ilk dönemlerinde haraç vergisi yan nda özellikle halife ve emirlerin iktalar n n miktar n n belirlemesinde alan ölçüsü olarak kullan l yordu. Hz. Ömer zaman ndan itibaren cerîbin hacim (a rl k) ölçüsü olarak da kullan ld görülür. Hacim ölçüsü cerîbin 29,5 litre ile 138 litre aras nda de iflen çeflitli miktarlar ifade etti i bölgelere göre de ifliklik gösterdi i ileri sürülür. Cerîb hacim ölçüsü olarak Hz. Ömer zaman nda yaklafl k 132 litreye eflde erdi. slâm dünyas nda kullan lan di er ölçü birimlerinde oldu u gibi cerîb de çeflitli devirlerde bölgelere göre de iflik miktarlar ifade etmifltir.

128 118 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer in Müslüman olufl süreçlerini anlatabilmek Hz. Ebû Bekir in Hz. Muhammed in peygamber oldu unu haber al nca yan na giderek slâm a girdi. Nitekim Hz. Peygamber onun üstünlü ünden söz ederken kendisini herkesin yalanlad bir s rada inand n ve slâmiyet için her fleyini feda etti ini belirtmifltir. slâmiyet in özellikle Kureyfl ileri gelenleri aras nda yay lmas nda önemli rol üstlenen Hz. Ebû Bekir, peygamberlik görevi bafllamas ndan itibaren daima Resûl-i Ekrem in yan nda yer ald. Baz Kureyflliler gibi putperestli e ba l kalarak önceleri Hz. Peygamber e ve slâmiyet e karfl düflmanl k gösteren, bilhassa kabilesinden Müslüman olanlara iflkence yapan Ömer 616 y l nda Müslüman oldu. Hz. Ömer in Müslüman oluflu Hz. Peygamber in, Yâ rabbi! slâmiyet i Ömer b. Hattâb veya Amr b. Hiflâm ile teyit et duas n n bir tezahürüydü. Hilafet kurumunun oluflum süreci hakk nda bilgi sahibi olabilmek Hz. Muhammed in biri peygamberlik, di eri slâm esaslar n bizzat uygulama olmak üzere iki önemli görevi vard. kincisini yerine getirirken hicretten sonra Medine de kurmay baflard devletin baflkanl n yapt. Vefat yla birlikte son peygamber olan Hz. Muhammed in ilk görevi sona erdi. Ancak devam edecek ikinci görevi için yerine toplum Hz. Ebû Bekir i uygun gördü. Böylece hilafet kurumu ortaya ç kt. A MAÇ 3 A MAÇ 4 Ridde olaylar yla ilk slâm fetihlerini özetleyebilmek Hz. Ebû Bekir halife seçilince peygamberlik iddias nda bulunanlar ile irtidat eden kabilelerle u raflmak zorunda kald. Ridde olaylar n n dinî oldu u kadar siyasi sebepleri de vard. Hz. Ebû Bekir hangi sebeple olursa olsun isyan edenlerle kararl bir flekilde mücadele ederek tehlikenin büyüyerek daha büyük sosyal olaylara dönüflmesini engelledi. Hz. Ebû Bekir irtidat hareketlerini bast r p Arabistan n birli ini sa lad ktan sonra, Hz. Peygamber taraf ndan hedef gösterilenbizans ve Sâsânîlerle mücadeleyi bafllatt. Hz. Ebû Bekir taraf ndan bafllat lan fetihleri iktidar süresince devam ettiren Hz. Ömer zaman nda Sâsânî mparatorlu u na tabi Irak, ran ve Azerbaycan ile Bizans mparatorlu u na tabi Suriye, el-cezîre, Filistin ve M s r slâm ülkesine kat ld. lk iki halife devrinde devlet organlar n n geliflim sürecini özetleyebilmek Hz. Ebû Bekir ridde hareketlerini sonland rarak devletin, flûra ve biat esaslar etraf nda kurumsallaflmas n temin etmifl, h zla geniflleyen slâm co rafyas ndaki da n kl k ve anarfliyi engelledi i gibi, merkezi otoritenin etkinli ini herkese hissettirmifltir. Hz. Ömer de baflta divan teflkilat olmak üzere Hz. Peygamber zaman nda nüvesi olan slâm müesseselerinin geliflim ve kurumsallaflmas - n n öncülü ünü üstlenmifltir.

129 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 119 Kendimizi S nayal m 1. Afla daki isimlerden hangisi Hulefâ-yi Raflidîn aras nda say lmaz? a. Hz. Hasan b. Hz. Ömer c. Muâviye b. Ebû Süfyan d. Hz. Ali e. Hz. Osman 2. Hz. Peygamber rahats zlan nca Mescid-i Nebevide afla dakilerden hangisi vekil olarak görev yapm flt r? a. Hz. Hasan b. Hz. Ömer c. Hz. Ali d. Hz. Ebû Bekir e. Hz. Osman 3. Üsâme b. Zeyd kumandas ndaki orduyu kimin görevlendirdi i ve kimin gönderdi i afla dakilerden hangisinde s rayla ve birlekte verilmifltir? a. Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir b. Hz. Ömer Hz. Ebû Bekir c. Hz. Osman Hz. Hüseyin d. Hz. Ali Hz. Ömer e. Hz. Osman Hz. Hasan 4. Afla dakilerden hangisi Ridde olaylar n n sebeplerinden biri de ildir? a. Hz. Muhammed i taklit etmek b. Zekât ödemeyi istememek c. Asabiyet duygusuna sahip olmak d. Yahudili e girme iste inde olmak e. slâmiyet i tam anlam yla benimseyememek 5. Afla daki savafllardan hangisi Hz. Ebû Bekir zaman nda olmufltur? a. S ffin b. Ecnadeyn c. Celûla d. Kadisiye e. Zâtüssavârî 6. Hz. Muhammed in Mekke döneminde slâmiyet i kabul etmesini temenni etti i flah s afla dakilerden hangisidir? a. Ömer b. Hattâb b. Ebû Ubeyde b. Cerrâh c. Amr b. Âs d. Muâviye b. Ebû Süfyân e. Halid b. Velid 7. Hz. Ömer döneminde hangi savafl Müslümanlara Irak kap lar n açm flt r? a. Cemel b. Ecnadeyn c. Köprü d. Yermûk e. Kâdisiye 8. M s r ve Filistin fetihlerinde rol oynayan sahabe afla- dakilerden hangisidir? a. Halid b. Velid b. Üsâme b. Zeyd c. Talha b. Ubeydullah d. Abdullah b. Ömer e. Amr b. Âs 9. Afla daki savafllardan hangisinde Sâsânîler Müslümanlara üstün gelmifltir? a. Kâdisiye b. Ecnadeyn c. Köprü d. Cemel e. Yermûk 10. Afla dakilerden hangisi fey gelirlerinden biri de ildir? a. Cizye b. Zekât c. Haraç d. Ticaret mallar vergisi e. Humus

130 120 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. c Yan t n z do ru de ilse Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi konusunu yeniden okuyunuz. 2. d Yan t n z do ru de ilse Hz. Ebû Bekir Dönemi konusunu yeniden okuyunuz. 3. a Yan t n z do ru de ilse Üsâme b. Zeyd Kumandas ndaki Ordunun Gönderilmesi konusunu yeniden okuyunuz. 4. d Yan t n z do ru de ilse Ridde Hareketleri ve Bast r lmas konusunu yeniden okuyunuz. 5. b Yan t n z do ru de ilse Îslam Fetihlerinin Bafllamas konusunu yeniden okuyunuz. 6. a Yan t n z do ru de ilse Hz. Ömer Dönemi konusunu yeniden okuyunuz. 7. e Yan t n z do ru de ilse Irak Cephesi konusunu yeniden okuyunuz. 8. e Yan t n z do ru de ilse Filistin ve M s r n Fethi konusunu yeniden okuyunuz. 9. c Yan t n z do ru de ilse Irak Cephesi konusunu yeniden okuyunuz. 10. b Yan t n z do ru de ilse Hz. Ömer in Divan Teflkilat n Kurmas konusunu yeniden okuyunuz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Mâlik ve arkadafllar teslim olduklar için öldürülmemeleri gerekti i görüflünü savunan Ebû Katâde el-ensârî, onun öldürülmesinden rahats z olmufl ve durumu Hz. Ebû Bekir e flikâyet etmiflti. Bunun üzerine Halife, Halid i sorguya çekmifl; Halid, Mâlik ten iflitti i bir söz üzerine onun öldürülmesinin helâl oldu una karar verdi ini söyleyerek özür dilemesi üzerine mazeretini kabul etmiflti. Hz. Ömer in Halid i baflkumandanl k görevinden almas n n baz kaynaklarda iddia edildi i gibi bu konuyla ilgisi yoktur. S ra Sizde 2 Yemame baflta olmak üzere baz savafllarda haf z sahabelerin bir k sm n n flehit olmas Müslümanlar telaflland rd. Bu endifleleri Hz. Ebû Bekir e açan Hz. Ömer, onu Kur an- Kerim in toplanmas na ikna etti. Hz. Ebû Bekir, sahabeden Zeyd b. Sabit baflkanl nda bir heyet oluflturup Kur an n da n k olarak bulunan nüshalar n bir araya toplatarak kitap haline getirilmesini temin etti. ki kapak aras ndaki bu derlemeye mushaf denilir. Hz. Ebû Bekir taraf ndan muhafaza edilen bu Mushaf ondan sonra Hz. Ömer e ondan da k z Hz. Peygamber in han m Hz. Hafsa ya intikal etti. S ra Sizde 3 Kâdisiye nin kazan lmas yla Irak n kap lar aç larak ran n düflüflünün bafllang c haz rland ve Sâsânîlerin baflflehri Medâin fethedildi. Nihâvend zaferiyle Irak, Hz. Ömer in hilafetinin son y l nda tamamlanan Horasan fetihleriyle ateflperest Sâsânî mparatorlu u tarihe kar flt. Hz. Ebû Bekir in son günlerindeki Ecnâdeyn ile Hz. Ömer in hilafetinin ilk y llar ndaki Yermûk savafllar ndan sonra Suriye deki Bizans hâkimiyetine son verildi ve akabinde Filistin ve M s r fethedildi. Bizans ve Sâsânîlerden yüzy llard r haks zl klara maruz kalm fl büyük halk kitleleri Müslümanlara kucak açarak eski yönetimleri tasfiye etti. S ra Sizde 4 Yeni kurulan Basra, Kûfe ve Füstât flehirleri Arap yar - madas ndan fetihler için gelmifl Müslüman Araplar n kabilelerine göre yerlefltirilikleri mahallelere ayr ld. Fethedilen Kudüs, D maflk, Antakya, Medâin ve skenderiye gibi gayri Müslimlerin de yaflad klar flehirler ise dine göre mahallelere bölündü.

131 5. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-I (Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer) 121 Yararlan lan Kaynaklar Fayda, M. (1989), Hz. Ömer Zaman nda Gayr-i Müslimler, stanbul. Fayda, M. (1992), Allah n K l c Halid b. Velid, stanbul. bn Sa d, (1990). et-tabakâtü l-kübrâ (nflr. M. Abdülkâdir Atâ), I-VIII, Beyrut. Küçükaflc, M. S. (2003). Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn, stanbul. Taberî, (ts.). Târîhu r-rusûl ve l-mülûk, (thk. Muhammed Ebü 1-Fazl brahim), I-XI, Beyrut. TDV slâm Ansiklopedisi, Devlet, Ebû Bekir, Fetih, Halid b. Velîd, Hulefâ-yi Râflidîn, Ridde, Ömer, maddeleri. Vâk dî, (1984). Kitâbü l-me âzî, (thk. Marsden Jones), I-III, Beyrut.

132 6 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Hz. Osman n flahsiyetini de erlendirip halife seçiliflini anlatabilecek, Hz. Osman n katledilmesiyle sonuçlanan isyan n sebeplerini s ralayabilecek, Hz. Ali nin flahsiyetini de erlendirip halife seçildi i ortam anlatabilecek, Hz. Ali dönemindeki iç savafllar n sebeplerini s ralayabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Âifle Muâviye b. Ebû Süfyân, Hakem b. Ebü l-âs, Mervan b. Hakem, Amr b. Âs Cemel Vakas, S ffîn Savafl, Tahkîm, fiûra, Hâricîler, Büyük Fitne, Rûme Kuyusu, Erîs Kuyusu, Ammar b. Yâsir, Zübeyr b. Avvâm, Ebû Zer çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) HZ. OSMAN DÖNEM Ç KARIfiIKLIKLAR VE SYAN HZ. AL DÖNEM HZ. HASAN DÖNEM

133 Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) HZ. OSMAN DÖNEM 576 y l nda Tâif te do du. Babas Kureyfl in en zengin tüccarlar ndan Affân b. Ebü l- Âs, annesi Hz. Peygamber in halas Beyzâ n n k z Ervâ bint Küreyz olan Hz. Osman n mensup oldu u Emevî kabilesinin soyu Abdümenâf b. Kusay da Hz. Peygamber in nesebiyle birleflir. Hz. Osman, babas n n ölmesi üzerine ailesinin ticaret ifllerini yürütmeye bafllad. Güzel ahlâk ve dürüstlü ü sayesinde ticari hayatta baflar sa layarak Mekke nin önemli tüccarlar aras na girdi. slâmî davetin gizli olarak yürütüldü ü ilk safhas nda Hz. Ebû Bekir in arac l yla Müslüman oldu. Mekke nin ileri gelenlerinden olmas dolay s yla slâm kabul edifli Kureyfl içinde genifl yank uyand rd. Amcas Hakem b. Ebü l-âs onu ba lay p dininden dönene kadar ba lar n çözmeyece ini söyleyince fliddetle karfl koydu. Kararl l n görüp ba lar n çözmek zorunda kalan amcas ndan sonra annesi de çok u raflt, ancak onu dininden döndüremedi. Osman k sa bir süre sonra Hz. Peygamber in k z Ruk yye ile evlendi. 615 y l nda han m yla birlikte Habeflistan a hicret eden ilk kafilede yer ald. Habeflistan da do an ve 625 y l nda vefat eden o lu Abdullah dolay s yla kendisine Ebû Abdullah künyesi verildi. Bir y l sonra Habeflistan dan Mekke ye döndükten sonra di er Müslümanlarla birlikte Medine ye hicret etti. Hz. Peygamber taraf ndan Mekke döneminde Abdurrahman b. Avf ile kardefl yap lan Osman, Medine de evinde misafir kald ensardan Evs b. Sâbit ile kardefl ilân edildi. Resûl-i Ekrem, Medine de muhacirlere ev yapmalar için yer tahsis etti- inde ona Mescid-i Nebevî nin kendisinin girip ç kt kap s n n karfl s na düflen arsay verdi. Ticaretle meflguliyetini devam ettirdi ve zenginler aras na girdi. Hz. Peygamber Bedir Savafl na giderken Osman hasta olan k z n n bafl nda Medine de b - rakt. Zafer müjdesinin Medine ye ulaflt gün Ruk yye öldü. Hz. Peygamber, Bedir e kat lanlardan sayarak ganimetten hisse verdi i Hz. Osman daha sonra di er k z Ümmü Külsûm ile evlendirdi. 630 y l nda onun da vefat üzerine evlenecek baflka k z olsayd onu da verece ini söyleyerek damat olarak memnuniyetini dile getirdi. Onun en meflhur lakab Hz. Peygamber in iki k z yla evlendi i için iki nur sahibi anlam nda zü n-nûreyn dir. Vahiy kâtiplerinden olan Hz. Osman, Hudeybiye Antlaflmas öncesinde Hz. Peygamber i temsilen Mekke ye elçi olarak gitti. Dönüflünün gecikmesi üzerine Müslümanlar aras nda onun Mekkeliler taraf ndan öldürüldü ü flayias yay ld. Bunun üzerine Hz. Peygamber, müflriklere karfl ölünceye kadar savaflma flart yla Müslümanlardan biat ald. Bu s rada sa elini sol elinin üzerine koyarak Osman ad na biat ald n gösterdi. Medine de içme suyu s k nt s n n yafland bir s rada

134 124 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Medine nin güneybat s nda yer alan Akîk vadisinin afla k sm nda yer alan bir kuyudur. Hicretten sonra Müslümanlar n su s k nt s yla karfl laflmalar üzerine Hz. Osman taraf ndan sat n al narak sebil haline getirilmifltir. Hz. Osman n slâm da ilk vak f örneklerinden olan bu davran fl Hz. Peygamber taraf ndan ö ülmüfltür. NTERNET Rûme Kuyusu nu sat n alarak Müslümanlar n istifadesine sunan Hz. Osman, Tebük Seferi haz rl klar s ras nda da, ordunun donat lmas için yürütülen kampanyada en büyük yard m yapt. Hz. Osman, Hz. Ebû Bekir in halifeli i döneminde kâtipli ini yapt ve müflavirleri aras nda yer ald. En yak n dan flmanlar aras nda yer ald Hz. Ömer in Suriye yolculu una ç kmas na ve M s r fethine izin vermesine karfl ç karken fethedilen arazilerin savaflanlar aras nda taksim edilmeyip fey olarak sahiplerinin elinde b rak lmas görüflünü destekledi. Ebû Lü lü taraf ndan hançerlenerek yaralanan Hz. Ömer, Hz. Osman n da aralar nda bulundu u aflere-i mübeflflereden hayatta olan alt kifliyi içlerinden birini üç gün içinde halife seçmeleri için görevlendirdi. Hulefâ-yi Râflidîn dönemi hakk nda yap lan akademik çal flmalar n bir listesi için adresine baflvurabilirsiniz. D KKAT Hz. Osman n Halife Seçilmesi ve lk craatlar Hz. Ömer in, halife seçmek üzere görevlendirdi i heyet, üyelerden Talha b. Ubeydullah flehir d fl nda oldu undan, toplant ya befl kifli olarak bafllad. Baz tart flmalar üzerine, Abdurrahman b. Avf, üyelerden birinin halife adayl ndan feragat ederek, en çok istenen üyeyi halife seçmek üzere hakemlik yapmas n teklif etti. Di er üyelerin teklifini kabul etmemeleri üzerine, raz olduklar takdirde, hakemlik görevini üstlenebileci ini söyledi. Hz. Ali, onun hakemli ini, tercih hususunda akrabal k gözetmeyece ine ve sadece Müslümanlar n hayr için çal flaca na dair söz vermesi flart yla kabul edebilece ini söylerken, di erleri flarts z hakemli ini kabul edeceklerini aç klad lar. Hz. Ali nin flart n kabul etti ini bildiren Abdurrahman b. Avf, seçece i halifeye itaat edeceklerine dair üyelerden söz al p çal flmalar na bafllad. fiûra üyelerinin her biriyle bafl bafla görüflmeler yapt. Halife seçilmek isteyip istemediklerini, istemeyenlerin hangi aday desteklediklerini ö rendi. Görüflmelerin yap ld bir grup asker taraf ndan korunan evden d flar ç karak muhacirlerin ve ensar n ileri gelenleriyle görüfltü. Kamuoyunu temsil eden pek çok kimseyle bir araya geldi ve onlar n adaylardan hangisini halifeli e daha uygun gördüklerini ö renmeye çal flt. Çal flmalar n üç gün boyunca, sürdürdü. Dördüncü günün sabah namaz ndan sonra karar n aç klamak üzere, Mescid-i Nebevî de cemaat n huzuruna ç kt. Önce Hz. Ali yi, ard ndan Hz. Osman ça r p, ikisinden de halife seçildikleri takdirde, Allah n Kitab na ve Resulü nün sünnetine uyma; ayr ca önceki iki halifenin siyasetlerini takip etme hususunda söz vermelerini istedi. Hz. Ali, gücümün ve bilgimin yetti i ölçüde bunu yapar m fleklinde, flartl ve çekinceli bir cevap verdi. Hz. Osman ise, herhangi bir flart ve çekince göstermeden, evet, bunlar yapar m diye cevaplad. Bunun üzerine Abdurrahman b. Avf, Hz. Osman halife seçti ini aç klay p ona biat etti. Onun ard ndan Hz. Ali ve Mescid-i Nebevî de bulunanlar s - rayla Hz. Osman a biat ettiler. Kaynaklarda Abdurrahman b. Avf n yapt görüflmelerde, ço unlu un Hz. Osman istedi ini gördü ünü bildiren rivayetlerin yan s ra, Abdurrahman n Hz. Ali yi tercih etmek niyetinde oldu una; ancak Hz. Ali nin flartl cevab karfl s nda tercihini de ifltirdi ine dair rivayetler de vard r. Hz. Osman n on iki y l süren halifelik dönemi, ülkede huzur ve sükûnun, birlik ve beraberli in devam etmesi sebebiyle Sükûnet Dönemi ( ) ile III. Halife nin flehit edilmesiyle sonuçlanan iç kar fl kl klar n yafland Kar fl kl k Dönemi ( ) olmak üzere alt flar y ll k iki döneme ayr labilir.

135 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 125 Abdurrahman b. Avf n, halife olarak Hz. Osman tercih etmesinin sebeplerini bulmaya çal fl n z. ran, Horasan ve Azerbaycan Fetihleri Hz. Osman zaman nda ran fethi büyük ölçüde tamamland. Bahreyn üzerinden deniz yoluyla düzenlenen seferlerle Belûcistan n sahil bölgesine kadar ulafl ld. Bu arada Merv e çekilmek zorunda kalan son Sâsânî hükümdar III. Yezdicerd kendi adamlar taraf ndan öldürüldü (651). Bu s rada ran n tamam slâm hâkimiyetine girmifl bulunuyordu. Bu dönemde Horasan a etkili ve sürekli ak nlar bafllat ld. 651 y l nda Kirman üzerinden Horasan a giren Ahnef b. Kays, fetihlerini Tohâristan a kadar ulaflt rd. Basra valisi Abdullah b. Âmir de Nîflâbûr u ele geçirerek burada Horasan n ilk mescidini yapt rd. Bu iki komutan n hoflgörülü tutumlar, Sâsânî valilerinin ve mahallî hükümdarlar n slâm hâkimiyetini kabul etmelerine zemin haz rlad. Afganistan s n rlar içinde kalan Belh, Herat, Bûflenc ve Tûs gibi önemli flehirler de fethedildi. Di er tarafta Gürcistan, Da stan, Azerbaycan, Arrân bölgesi ve Tiflis slâm hâkimiyetine girdi. Azerbeycan Erdebil merkez olarak vilayet haline getirildi. Kuzey Afrika ve Nûbe Bölgesindeki Fetihler Bizansl lar, 645 y l nda bir ç karma yaparak skenderiye yi iflgal ettiler. M s r valisi Amr b. Âs, emrindeki birliklerle skenderiye yi kuflat p Bizans kuvvetlerini oradan ç kard (646). Amr n yerine tayin edilen Abdullah b. Sa d b. Ebû Serh, 647 y l nda frîk ye bölgesinin (Tunus ve civar ) fethine ç kt. Sübeyt la yak nlar nda yap lan savaflta Bizans tan ba ms zl n ilân eden Gregorios a karfl büyük bir zafer kazand. Bu savafl n ard ndan bölge halk slâm hâkimiyetini tan d. frîk yelilerin anlaflmay bozmalar üzerine, onlar tekrar itaat alt na ald (33 veya 34/ ). Sübeyt la zaferinden sonra fetihlerini Nil vadisi do rultusunda güneye kayd ran Abdullah b. Sa d, Nûbe üzerine yürüdü. Bugün Sûdan topraklar nda kalan Dongola da hüküm süren h ristiyan Makarra Krall ile bir antlaflma imzalay p bu devleti, slâm egemenli i alt na ald (652). Müslümanlar n Akdeniz e Aç lmalar ve K br s n Fethi Hz. Ömer zaman ndan itibaren Suriye ve M s r valileri sahil flehirlerindeki Bizans tan kalma tersaneleri faaliyete geçirmek ve donanma kurmak için çaba göstermeye bafllad lar. D maflk valisi Muâviye b. Ebû Süfyân, daha Hz. Ömer zaman nda K br s n fethi için izin istemifl, ancak halife, müslümanlar tehlikeye atmamak için deniz seferine izin vermemiflti. Hz. Osman, sefere sadece gönüllülerin kat lmas flart yla K br s fethine ç k lmas na izin verdi. M s r valisini de sefere ça ran Muâviye, ashaptan birçok gönüllünün yan nda Ubâde b. Sâmit ile han m Ümmü Harâm n da kat ld bir sefer düzenledi. 649 y l ilkbahar nda 1700 gemiyle Akkâ dan denize aç ld. K br s yöneticilerinin y ll k 7200 alt n vergi ödemeyi kabul etmeleriyle K br s bar fl yoluyla fethedildi. Vergiyle ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine, 654 y l nda kinci K br s seferi gerçeklefltirildi ve savafl yoluyla fethedilen adaya Müslüman asker yerlefltirildi. Zâtü s-savârî Savafl 650 de Suriye sahillerine yak n Arvad (Cyzikus) adas al nd. 652 de Sicilya ve Rodos üzerine seferler düzenlendi. skenderiye ye ç kartma teflebbüsünde bulunan 1 SIRA S ZDE

136 126 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Bizans donanmas püskürtüldü. Daha da önemlisi bu y llarda 200 gemilik slâm donanmas, Finike (baz rivayetlere göre skenderiye) aç klar nda, 500 parçal k Bizans donanmas na karfl büyük bir zafer kazand. Yelken direklerinin çoklu u sebebiyle Zâtü s-savârî ad verilen bu zaferle Bizans n Do u Akdeniz deki hâkimiyetine son verildi. Kaynaklarda 652 veya 655 y l nda yap ld na dair bilgilerin yer ald bu zafer Hulefâ-yi Râflidîn döneminin en büyük deniz savafl d r. Kur an- Kerim in Ço alt lmas Fethedilen bölgelerdeki Müslümanlar, Kur an- Kerim i kendi bölgelerinde meflhur olan sahabenin mushaf ve k raat yla ö renip okuyorlard. Onlar n okuyufllar ndaki farkl l klar, bu farkl l n sebebini bilmeyen askerler aras nda tart flmalara yol açt. Azerbaycan ve Ermenistan cephesinde birlikte savaflan Suriyeli ve Irakl askerler, farkl okuyufl sebebiyle birbirlerini a r bir flekilde itham ettiler. Bundan endifleye kap lan Huzeyfe b. Yemân, Hz. Osman n yan na Medine ye gelerek konuya acil bir çözüm bulunmas n teklif etti. Hz. Osman, bu ihtilaflar sona erdirmek için, Hz. Hafsa n n evinde muhafaza edilen Ebû Bekir mushaf n ço altarak büyük merkezlere göndermeye karar verdi. Zeyd b. Sâbit in baflkanl nda, dört kiflilik heyeti Kur an- Kerim i istinsah ve ço altmakla görevlendirdi. K raat farkl l klar yüzünden yaflanan tart flmalara son vermek için, bir kelimenin yaz l fl fleklinde ihtilâfa düfltüklerinde Kureyfl lehçesini esas almalar n emretti y llar aras nda gerçeklefltirilen bu çal flma sonunda yaz lan yedi Kur an nüshas ndan biri Medine de b rak ld. Di erleri, bu nüshalar okutmakla görevlendirilen birer okuyucu ile birlikte Mekke, Kûfe, Basra, fiam, Yemen ve Bahreyn e gönderildi. Bundan sonra Kur an ö retimi bu nüshalara göre yap ld. Hz. Osman n bu faaliyeti büyük takdirle karfl land ve bu ifli onaylayanlar n bafl nda Hz. Ali geliyordu. Ç KARIfiIKLIKLAR VE SYAN lk fetihler dolay s yla gelirlerin büyük ölçüde artmas, maddi refah seviyesini çok yükseltmiflti. Bu zenginleflme, halk n yeme, içme ve giyinme al flkanl klar n da önemli flekilde de ifltirdi. Ganimet gelirlerinin bol oldu u bu y llarda, halk genelde Hz. Osman n yönetiminden memnundu. Hatta bu y llarda Hz. Ömer den daha çok sevildi i söylenir. Bu dönemde, yönetimin aleyhinde baz flikâyetler görülmekle beraber bunlar probleme dönüflmeden halledilebiliyordu. Halk aras nda ciddi bir huzursuzluk yoktu. Ancak Kar fl kl k Dönemi nin bafllang c say lan 650 y l ndan itibaren, yönetim ile halk aras nda ciddi anlaflmazl klar ortaya ç kmaya bafllad. Halife ve valilerinin baz icraatlar flikâyet konusu yap ld. Bu flikâyet ve elefltiriler sonunda slâm âlimlerinin Müslümanlar n içine düfltü ü ilk büyük fitne olarak kabul etti i, etkilerini hâlâ sürdüren kanl isyan hareketine dönüfltü. Müslümanlar n gruplara bölünmesinin temelini teflkil eden bu isyan hareketi, slâm tarihinin çözülmesi en zor meselesi olma özelli ini devam ettirmektedir. Bunun en önemli sebebi, iç savafllar dönemini bafllatan bu kar fl kl klar n, slâm tarihi kaynaklar na çok çeliflkili bir flekilde yans mas d r. Rivayetler aras nda, birbiriyle ba daflt r lmas mümkün olmayan ciddî çeliflkiler bulunmaktad r. Bu haberlerin ilk râvileri ço u kere tarafs z davranamam fllar, fikrî yap lar n, siyasi tercihlerini, kabilevî ve dünyevî temayüllerini bu anlat mlara canl bir flekilde yans tm fllard r. Dolay s yla önemli bir k sm tarafl olan bu haberler, olaylar n gerçek mahiyetini perdelemifl, gerçeklerin anlafl lmas n neredeyse imkâns z hâle getirmifltir. Hz. Osman ve valilerinin baz uygulamalar na yönelik flikâyetler halifeli inin ikinci yar s nda giderek artt. Muhalefet hareketi, Hz. Osman n halifeli inin son

137 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) y llar nda yaflanan ekonomik krizden en fazla etkilenen garnizon flehirleri Kûfe, Basra ve Fustat ta uygun bir ortam buldu. Hz. Osman ve valilerinin baz icraatlar - n elefltirmekle ifle bafllayan muhalifler, elefltirilerini giderek Hz. Osman n ileri gelen sahabeler taraf ndan da tenkit edilen uygulamalar üzerinde yo unlaflt rd. Hz. Osman n istismara müsait pek çok icraat da flikâyet konular na ilave edilerek propaganda arac haline getirildi. nsanlar yönetime karfl iflbirli i yapmaya ça r ld. Hz. Osman n flikâyet konusu uygulamalar flöyle s ralanabilir: 1. Valilikler baflta olmak üzere önemli devlet görevlerine sadece akrabalar n tayin etmesi, onlara ve di er akrabalar na büyük miktarlarda ba fllarda bulunmas. 2. Kendisini elefltiren Ebû Zer el-gifârî ve Ammâr b. Yâsir gibi ileri gelen sahabeleri çeflitli flekillerde cezaland rmas ve onlardan baz lar n n maafllar n kesmesi veya azaltmas. 3. Kendisinden önceki halifelerin aksine, Kureyfl ileri gelenlerinin Medine den ayr l p fethedilen bölgelerdeki flehirlere yerleflmelerine ve oralarda çok miktarda mal mülk edinmelerine göz yummas ve baz sahabelere fethedilen flehirlerde ikta araziler tahsis etmesi. 4. Hz. Peygamber taraf ndan Tâif e sürgüne göderilen amcas Hakem b. Ebü l- Âs n Medine ye dönmesine izin verip onun o lu Mervan devlet kâtibi olarak görevlendirmesi. 5. Valilerinin hatal icraatlar na göz yumarak cezaland rmaktan kaç nmas. 6. Medine civar ndaki baz arazileri beytülmal develeri için koruluk haline getirmesi. 7. Kur an- Kerim i istinsah ettirdikten sonra, önceki nüsha ve baz sahâbilerin ellerinde bulunan flahsî nüshalar n tamam n imha ettirmesi. 8. Mescid-i Nebevî yi geniflletirken önceden kullan lmayan baz yap malzemeleri kulland rmas. 9. Hz. Peygamber den intikal eden hilâfet mührünü Erîs Kuyusu na düflürmesi. Tenkit edilen konular n bafl nda, Hz. Osman n önemli devlet görevlerini akrabalar na tahsis etmesi geliyordu. fiöyle ki, Hz. Osman, amcas n n o lu Mervan b. Hakem i devlet kâtibi, yine Benî Ümeyye den olan Muâviye yi Suriye genel valisi yapm flt. Kûfe valili ine önce anne bir kardefli Velid b. Ukbe yi, onun ard ndan yine akrabalar ndan Said b. Âs getirmiflti. M s r valili ine sütkardefli Abdullah b. Sa d b. Ebû Serh i, Basra valili ine ise day s n n o lu Abdullah b. Âmir i tayin etmiflti. Hz. Osman n idarede birlik ve beraberli i daha kolay sa lama arzusuyla baflvurdu u anlafl lan bu uygulama, Hz. Ali ve di er ileri gelen sahabeler taraf ndan da elefltiriliyordu. Hz. Osman kendisini, onlardan baz lar n n daha önceden görevde bulundu unu, di erlerinin de göreve ehil olduklar n söyleyerek savunuyordu. Halifenin valilerine karfl hoflgörülü tutumu, flikâyetleri daha da art rd gibi kabilecilik hareketini de tahrik etti. Kureyfl oymaklar içinde Benî Ümeyye ile Benî Hâflim rekabeti yeniden gündeme geldi. Daha da önemlisi, Kureyfl d fl ndaki kabilelerin liderleri yönetimi Kureyfl in kendilerine üstünlük ve tahakkümü olarak gösteremeye ve Kureyfl e karfl kabilecilik ateflini tutuflturmaya çal flt lar. Nitekim yönetime karfl ilk ciddi muhalefet, Bekir, Rebîa, Ezd, Kinde, Temim, Kudâa gibi fetihlerde büyük katk s olan güçlü kabile mensuplar n n bir arada yaflad Kûfe de ortaya ç km flt. Hz. Ömer, ileri gelen muhacirlerin Medine d fl ndaki flehirlere yerleflmelerini yasaklam flt. Hz. Osman bu yasa kald rd. Bunun üzerine onlardan baz lar, Fustat, Kûfe ve Basra gibi yeni kurulan vilayetlere giderek oralarda mal-mülk sahibi 127 Medine de Kuba Mescidi nin bat taraf ndaki kuyunun ad d r. Hz. Osman, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer den sonra kendine intikal eden, üzerinde Muhammed Resûlullah yaz s bulunan ve Hz. Peygamber den beri hilâfet mührü olarak kullan lan gümüfl yüzü ü bu kuyuya düflürdü (650). Kuyunun bütün suyu boflalt lmas na ve üç gün aranmas na ra men mühür bulunamad. Bu olay dolay s yla meflhur olan bu kuyuya Bi rü l-hâtem de denilir.

138 128 slam Tarihi ve Medeniyeti-I oldular. Halk Hz. Peygamber in en yak nlar ndan oldu unu ö rendikleri bu sahabeler etraf nda gruplar oluflturdu. Hz. Osman dan flikâyetin yo unlaflt süreçte, onlar halife aday olarak görmeye bafllad. Bu durum flehirleraras nda giderek fliddetlenen bir rekabete yol açt. Tarihçi Taberî, bu durumu slâm ümmetinin bafl na gelen ilk zaaf ve bütün Müslümanlar etkileyen bir fitne olarak de erlendirir. Hz. Osman, ilk Müslümanlardan olan Ebû Zer el- Gifâri ve Ammâr b. Yâsir gibi ileri gelen baz sahâbilere karfl tutumu dolay s yla da elefltirilmifltir. Suriye ye giden Ebû Zer el-gifârî, Muâviye b. Ebû Süfyân n baz harcamalar n ve Müslümanlar n ihtiyaç fazlas mallar n Allah yolunda harcamay p biriktirmelerini fliddetle elefltiriyordu. Muâviye nin flikâyeti üzerine Hz. Osman taraf ndan Medine ye ça r - lan Ebû Zer, tenkitlerini burada da devam ettirdi. Bütün çabalar na ra men uyar - lar ndan bir sonuç alamayan Ebû Zer, Medine den ayr lmak için izin istedi ve kendi iste iyle Hz. Osman taraf ndan Rebeze ye gönderildi. Onun sürgün olarak gönderildi i de ileri sürülür. Hz. Osman n Ümeyye o ullar n ifl bafl na getirmesi ve Ebû Zer el-g fârî nin durumu, Ammâr b. Yâsir i de halifenin aleyhine çevirmiflti. Ancak onun halife taraf ndan flikâyet konular n ve durumu araflt rmak üzere M s r a müfettifl olarak gönderilmesi, bu k rg nl n önemsiz oldu unu göstermektedir. Dolay s yla, Ammâr b. Yâsir in Hz. Osman hakk ndaki çok a r konuflmalar ve onun fliddetli bir flekilde dövülmesiyle ilgili haberlerin önemli bir k sm n n as ls z oldu u ve isyanc lar taraf ndan kasden uyduruldu u anlafl lmaktad r. Hz. Osman n amcas Hakem b. Ebü l-âs, baz uygunsuz davran fllar sebebiyle Hz. Peygamber taraf ndan Tâif e sürgüne gönderilmiflti. Hz. Peygamber hayatta iken amcas n n geri getirilmesi hususunda ondan izin ald n ileri süren Hz. Osman, halife olunca amcas n Tâif ten Medine ye ça rd. Onun o lu Mervân da kendisine kâtip olarak görevlendirdi. Ancak bu davran fl ashap aras nda iyi karfl - lanmad. Mervân n halife ad na kararlar verip birtak m yanl fl uygulamalar yapmas, bu memnuniyetsizli i daha da artt rd. Hatta kendisine karfl gerçeklefltirilen ayaklanman n önemli sebeplerinden birini teflkil etti i belirtilmektedir. Hz. Osman n akrabalar na yapt yard mlar da önemli flikâyet konular aras ndayd. Bu konudaki haberler çarp t l yor, onun bu yard mlar Müslümanlar n ortak mal beytülmalden yapt söyleniyordu. Çok zengin olan Hz. Osman n bu yard mlar kendi mal ndan yapt n söylemesi, art niyetli muhalifleri iknaya yetmedi. Bu ba fllar n halifenin aleyhinde önemli bir dedikoduya sebep oldu u görülmektedir. Hz. Osman, Kur an- Kerim i istinsah ettirmesi s ras nda di er Kur an nüshalar - n imha ettirmesi sebebiyle de baz tenkitlere maruz kald. Bu icraat genelde takdir ve övgüyle karfl lanm flt. Ancak Abdullah b. Mes ûd ve k râat ondan ö renen Kûfeliler, sonradan kanaaatlerini de ifltirseler de, baflta buna karfl ç kt lar. Kûfe deki yönetim muhalifleri de, bundan istifade etmeye çal flt lar. Hz. Osman n Hz. Peygamber den intikal eden hilâfet mührünü Erîs Kuyusu na gayri ihtiyari düflürmesi de aleyhinde propaganda maksad yla kullan ld. ç Kar fl kl klar n Vilayetlerdeki Yans mas Yönetime karfl ilk ciddi muhalefet, daha ziyade kabilecilik hareketi fleklinde Kûfe de ortaya ç kt. Valilerin baz söz ve uygulamalar da, muhalif kabile liderlerinin iflini kolaylaflt rd. Vali Velid b. Ukbe, 30 ( ) y l nda bir cinayetin faillerine k sas uygulamas yüzünden katillerin yak nlar n n düflmanl na hedef oldu. Onu içki içmekle itham eden (baz rivayetlere gore içki içti ini gören) bu flah slar, iddialar n flahitlerle halifenin huzurunda ispat ettiler ve onun görevden al n p cezalan-

139 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 129 d r lmas n sa lad lar. Yeni vali Said b. Âs, Sevâd- Irak Kureyfl in bahçesidir diyerek, kabile liderlerinin duygular n tahrik etti. Bulunduklar toplant larda, valiyi elefltirmeye ve halk yönetime karfl isyana teflvik etmeye bafllad lar. htilaf büyüyünce, halifenin emriyle Eflter en-nehaî ve di er on iki flah s, halk isyana teflvik yüzünden sürgün cezas na çarpt r l p, slah için D maflk a gönderildiler (33/ ). Muâviye b. Ebû Süfyan onlar iddialar ndan vazgeçiremeyince, halifenin onay yla Humus a nakledildiler. Orada bir plan yaparak, piflmanlar n ve iddialar ndan vazgeçtiklerini bildirip Kûfe ye dönmek için izin almay baflard lar. Ancak Kûfe ye geldikten sonra yönetim aleyhindeki faaliyetlerini daha da h zland rd lar. Yahudi as ll Abdullah b. Sebe nin bir süre burada kalmas da, bunda etkili oldu. Hz. Osman n temsil etti i Kureyfl hâkimiyetini hedef alan bu kabilecilik hareketi, Irak n di er büyük merkezi Basra da da yank buldu. Basra, Kûfe ve M s r n yan s ra isyanc lar n üçüncü merkezi haline geldi. Kar fl kl klar n di er önemli merkezi M s r da da, Hz. Osman ve M s r valisi Abdullah b. Sa d b. Ebû Serh a r bir flekilde elefltiriliyordu. Abdullah b. Sebe nin gelmesiyle M s r muhalefetin ana merkezi haline geldi. Hz. Osman zaman nda Hicaz da ortaya ç kan el-emr bi l-ma rûf ve n-nehy ani l-münker slogan n kullanarak gizli ve y k c bir davet bafllatan bn Sebe, Basra, Kûfe ve Suriye den kovulduktan sonra M s r a gelmiflti. Muhalif gruplar, buradan organize etmeye bafllad. Asiler onun talimat yla, Hz. Osman ve valilerini a r bir flekilde elefltiren mektuplar yazarak birbirlerine göndermeye bafllad lar. Mektuplarda Hz. Osman ve valilerinin dinin kurallar n çi neyip zulme baflvurduklar n söylüyor ve halk yönetime karfl isyana ça r yorlard. Kalabal klar n huzurunda okunmas n sa lad klar bu mektuplar, baflflehir Medine ye de gönderiliyordu. Baz rivayetlere göre Abdullah b. Sebe, vesayet inanc n gündeme getirerek Hz. Ali nin, Hz. Peygamber in vasisi oldu unu, dolay s yla halifelik hakk n n ondan Hz. Ali ye geçti ini iddia ediyordu. Buna göre halifeli i gasbeden Hz. Osman n uzaklaflt r l p yerine Hz. Ali nin geçirilmesi gerekiyordu. syanc lar Hakl m yd? Yukar da özetlenen flikâyet konular n n, hakl olunan baz hususlar bulunmakla birlikte, bunlar n hiçbiri isyan hakl gösterebilecek sebepler de ildir. Zaten Hz. Osman n baz hatalar n kabul etti i ve isyanc lar n önünde bunlardan dolay tövbe etti i bilinmektedir. Buna ra men isyanc lar n hareketlerini devam ettirerek onu öldürmeleri, tarihçileri, kaynaklarda say lan bu sebeplerin isyan n gerçek sebeplerini olmad n düflündürmüfl ve gerçek sebepleri aramaya sevk etmifltir. Baz tarihçiler, bu isyan, daha ziyade, o y llarda yaflanan siyasî, iktisadî ve sosyal de iflikliklere ba lam fllard r. fiöyle ki, Hz. Osman n halifeli inin son y llar nda, fetihlerin duraklamas dolay s yla ganimet geliri azalm flt. Bu durum en fazla, Fustât, Kûfe ve Basra gibi askerî garnizon olarak kurulan ve çeflitli Arap kabilelerinin bir arada yaflad flehirleri etkiledi. Bu vilayetlerde yaflayan muharip s n f, fetihlerin durmas yüzünden ganimet gelirleri sona erince, geçimini vergi gelirlerinden ödenen maaflla sa lamak zorunda kald. Fetihlerle gelen h zl zenginleflmenin kaç n lmaz sonucu olan ekonomik kriz sebebiyle asker maafllar n n indirilmesi, gayri memnunlar n say s n daha da art rd. Di er yandan fetih ordular ndaki askerlerin manevî de erlere ba l l önemli ölçüde de iflmiflti. Cepheye flehitlik veya gazilik için giden askerlerin say s azal rken, irtidat hadiselerine kar flm fl bedevî kabilelere mensup, D KKAT

140 130 slam Tarihi ve Medeniyeti-I cephelere daha ziyade ganimet için koflan askerlerin say s artm flt. Fetihlerin durmas yla gelir kaynaklar n kaybeden bu bedevi Araplar, önceki ganimet gelirleri ve fethedilen araziler konusunda ileri geri konuflarak Müslümanlar n zihinlerini kar flt rd lar. Valiler ve baz sahabelerin büyük servetler edinmesi, onlar n k skançl n kamç lad. Bunun neticesinde Câhiliye dönemi kabilecilik anlay fl yeniden ortaya ç kt. Bu isyan n Hz. Osman n miras olarak devral p de ifltiremedi i geliflmelerin bir sonucu oldu u ve birinci derecede di er kabilelerin Kureyfl e isyan n sembolize etti i de ileri sürülü. Çünkü Kureyfl i hilâfeti tekeline almakla suçlayan bu kabileler, vergi gelirinin büyük k sm n n hâlâ Medine ye gönderilmesine karfl ç k yorlar ve Müslümanlar n ortak mal olan fey gelirlerinin eyaletlerde da t lmas n istiyorlard. Bütün bunlar, Müslümanlar bölmek için gizli ve y k c bir davet bafllatan bn Sebe ve arkadafllar n n iflini kolaylaflt rm fl olmal d r. SIRA S ZDE 2 Hz. Osman a karfl bafllat lan muhalefet hareketinin ana merkezlerini ve liderlerini araflt r n z. Olaylar n syana Dönüflmesi ve Hz. Osman n Katledilmesi Hz. Osman aleyhindeki hareket güçlenmifl, isyan haz rl içine giren gruplar n iddia ve ithamlar gündemin en önemli konusu haline gelmiflti. Hz. Osman, once vilayetlerdeki durumu ö renmek için müfettifller gönderdi. Müfettifller, dönüfllerinde ortal kta dolaflan haberlerin önemli bir k sm n n as ls z oldu unu ve vilayetlerde durumun normal halinde seyretti ini bildirdiler. Bununla birlikte müfettifllerin olumlu gözlemlerine karfl l k, flikâyet ve söylentiler artarak devam ediyordu. Bu durum karfl s nda Hz. Osman 655 y l hac mevsiminde valileriyle Medine de bir toplant yapt. Toplant ya kat lan Suriye, Kûfe, Basra ve M s r valileri, yay lan haberlerin bir tertip oldu unu dolay s yla endifle edilecek bir durum bulunmad n söylediler. Bu hareketin önlenmesi için, taraftarlar n n savafla gönderilmesi, elebafl lar n n idam edilmesi, onlarla mücadelenin valilere b rak lmas, mal ile gözlerinin doyurulmas gibi çözüm teklifleri getirdiler. Onlar dinleyen Hz. Osman netice olarak, fitne elebafl lar n n askere al nmas n, Kûfe deki baz flah slar n maafllar n n kesilmesini emretti. Olaylara Allah n emirleri çerçevesinde çözüm arayaca n belirtip valilerine de, insanlar fitneden uzak tutmaya çal flmalar n, onlara karfl adil ve itidalli davranmalar n tavsiye etti. Fitne hareketinin tehlikeli bir hal ald n gören Suriye valisi Muaviye b. Ebû Süfyân, fitne atefli sönünceye kadar Hz. Osman Suriye ye götürmek istemiflti. Bunu kabul etmeyince, Suriye den asker göndermeyi teklif etti. Ancak Hz. Osman gelecek askerlerin Medinelileri rahats z etmesinden duydu u endifle sebebiyle buna da raz olmad. syanc lar ilk ciddi eylemlerini Kûfe de gerçeklefltirdiler. Eflter en-nehaî ve arkadafllar, Hz. Osman la yapt klar toplant n n ard ndan Kûfe ye dönmekte olan vali Said b. Âs n yolunu kesip Kûfe ye girmesini engelleyerek, yerine önceki valilerden Ebû Musa el-efl arî nin tayin edilmesini istediler. Hz. Osman, olaylar yat flt rmak için onlar n iste ini kabul etti. Ancak muhaliflerin tehditlerine boyun e me fleklinde geliflen bu tayin, Kûfe nin merkezî yönetimin kontrolünden ç kmas - na yol açt gibi M s r ve Basra daki muhaliflere de cesaret verdi. Hz. Osman ve valilerini aç ktan elefltirmeye bafllad lar. Baz hatalar n abartmakla kalmay p, onlara haks z isnatlarda bulunmaktan çekinmediler. Ayr ca Hz. Ali baflta olmak üzere ileri gelen sahabelerin a z ndan mektuplar yazarak onlar da bu iflin içinde göstermeye çal flt lar. Bütün flehirlere gönderdikleri mektuplarda, halk cihad için Medi-

141 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 131 ne ye ça rd lar. Büyük yank yapan mektuplar Medine de de etkisini gösterdi. Hz. Osman a yönelik kiflisel k rg nl klar da, Medine deki muhaliflerin say s n n artmas - na zemin haz rlad. syanc lar n faaliyetlerine h z verdi i bu günlerde M s r dan bir heyet, valilerinden flikâyet için Medine ye geldi (Ocak-fiubat 656). Hz. Osman, Hz. Ali nin de içinde bulundu u kalabal k bir heyetle birlikte onlar dinledi. Kendisine yönelttikleri tenkit ve ithamlara cevaplar verdi. Ganimet mallar n n taksimiyle ilgili baz isteklerinin yerine getirilece ini söyleyip geri dönmelerini sa lad. Ancak iki ay kadar sonra, bu defa M s r n yan s ra, Kûfe ve Basra dan say lar aras nda oldu u söylenen üç grup, hac kafilelerinin aras na kar flarak bölgeye geldi. Yap - lan plana göre, önce Medine ye yönelen heyetler flehrin d fl nda ayr mevkilerde konaklad lar. Ard ndan iki kifliyi halifeyle görüflmek üzere temsilci olarak Medine ye gönderdiler. Ancak onlar n as l niyeti, Medine de kendilerine karfl koyabilecek bir askerî birli in bulunup bulunmad n ö renmekti. Bu iki flah s, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve Hz. Peygamber in eflleriyle görüfltü. M s r valisi hakk ndaki flikâyetlerini aktar p onlardan kendilerini halife ile görüfltürmelerini istediler. Hiç birinin tekliflerini kabul etmemesi üzerine, konaklama yerlerine geri döndüler. Bu s rada onlar n Hz. Osman a bir kötülük yapmalar ndan endiflelenen Hz. Ali, onu durumdan haberdar etti ve o lu Hasan halifeyi korumak üzere gönderdi. Ashab n di er büyükleri de o ullar n gönderince, evinin önünde halifeyi savunacak bir topluluk olufltu. Hz. Osman halifelikten indirmekte kararl olan asiler, onu savunmak için toplananlar n da lmas n sa lamak için bir plan yapt lar. Konaklad klar yerlerden ayr l p, geldikleri flehirlere do ru yola ç kt lar. Baz rivayetlerde ise, onlar n Hz. Osman ile görüflüp M s r valili ine Muhammed b. Ebû Bekir i tayin ettirdikten sonra yola ç kt klar kaydedilmektedir. Onlar n geri döndükleri duyulunca Hz. Osman n evini savunmak için toplananlar evlerine gittiler. Ancak isyanc lar, farkl istikametlere gittikleri halde, hep birlikte ans z n geri geldiler. Tekbir sesleriyle Medine ye girip Hz. Osman n evini kuflatt lar. Dönüfl yolunda Hz. Osman taraf ndan M s r n eski valisine yaz lan ve yeni vali Muhammed b. Ebû Bekir ile baz liderlerinin ölümle cezaland r lmas n emreden bir mektup ele geçirdiklerini söylediler. Hz. Osman böyle bir mektup yazmad n ve böyle bir mektuptan haberinin olmad - n bildirse de, onun sözlerine ald rmadan evini kuflatt lar ve stratejik noktalarda mevzilendiler. Medine de say lar oldukça artm fl olan köleler ve iflsiz güçsüz baz bedevîler de isyanc lara kat ld. Önceden haz rlad klar senaryonun bir parças oldu u anlafl lan bu mektubun, halifenin kâtibi Mervan taraf ndan yaz l p, hilafet mührüyle mühürlendi ini bildiren rivayetler de vard r. Hz. Osman, evini kuflatan asilerin bu tavr karfl s nda, vilayetlere gizlice haber göndererek valilerinden yard m birlikleri göndermelerini istedi. Di er taraftan muhasaran n ilk günlerinden itibaren evlerine kapanan Medinelilerin ço u, mecbur kalmay nca d flar ç kmad. Bunun sebebi, isyanc lar n tehditlerinden ziyade halifenin öldürülebilece i ihtimalini düflünememifl olmalar yd. syanc lar yirmi gün ile iki ay aras nda devam etti i söylenen muhasaran n son on gününe kadar, Hz. Osman n Mescid-i Nebevî ye ç k p imaml k yapmas na izin verdiler. Hz. Osman, bu günlerde defalarca isyanc larla konufltu. Öldürülmeyi gerektirecek bir suç ifllemedi ini söyledi, yöneltilen elefltiri ve ithamlara cevaplar vererek pek çok konuda onlar ikna etti. Hz. Peygamber in kendisini cennetle müjdeledi i durumlar ve Müslümanlara yapt yard mlar n hat rlatt. Bir defas nda Hz. Ali nin tavsiyesine uyup baz uygulamalar n n hatal oldu unu kabul etmifl,

142 132 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kur an ve Sünnet e uyma hususunda daha dikkatli davranaca na söz vererek sükûneti sa lam flt. Ancak kâtibi Mervan, bunun yönetim için büyük bir taviz oldu- unu, isyanc lar n daha cür etkar davranmalar na yol açaca n söyledi. Hz. Osman dan d flar ç k p onlara karfl sert bir konuflma yapmas n istedi. Hz. Osman ikna edemeyince, onun izniyle d flar ç k p isyanc lara afla layan sert bir konuflma yaparak ortal yeniden alevlendirdi. Bundan itibaren isyanc lar muhasaran n son on gününde kuflatmay fliddetlendirdiler. Evinden d flar ç kmas na izin vermedikleri halifeden hilâfeti b rakmas n istediler, aksi takdirde öldüreceklerini söylediler. Evine içme suyu gönderilmesini bile yasaklad lar. Hz. Ali ve Hz. Peygamber in han mlar ndan Ümmü Habibe nin su ulaflt rma teflebbüslerini sert bir flekilde engellediler. Bu s rada asilerin sadece kendisini öldürmek istediklerini anlayan Hz. Osman, halifeli i b rakmaya yanaflmad. Evinde ve kap s n n önünde kendisini savunmak için bekleyenlereri de tehlikeye atmak istemedi ve silah kullanmalar na izin vermedi ve bu konuda onlardan söz ald. Bu esnada çevresinde bulunan 700 kiflilik kuvvet izin verilmesi durumunda isyanc lara üstünlük sa lamas mümkündü. Kendisi hakk ndaki bir musibetten sonra flehit edilece i hadisini bilen Hz. Osman n, Hz. Peygamber i rüyas nda gördü ü ve onun birlikte iftar müjdesinden de etkilenerek, isyanc lara boyun e meden onuruyla ölmeyi göze ald belirtilir. Hac mevsiminin sona ermesi dolay s yla Mekke den gelecek kalabal klar asileri endiflelendiriyordu. Di er taraftan halifenin talimat üzerine eyaletlerden gönderilen askeri birliklerin yaklaflt da duyulmufltu. Bu yüzden acele ederek kuflatman n son gününde halifenin evinin kap s n yakarak buradaki genç sahabelere sald rd lar. Akflam saatlerinde birkaç M s rl bitiflikteki evden Hz. Osman n evine geçerek Kur an okumakta olan halifeyi katletti (17 Haziran 656). Onu korumak isteyen efli Naile nin parmaklar kesildi. Beytülmali ya malayan asiler, Hz. Osman n defnedilmesini de engellediler. Bu yüzden onun cenazesi, ancak akflam ile yats aras nda çok az kifli taraf ndan gizlice kald r labildi. 82 yafl nda olan halife, Cennetü l-baki mezarl bitifli indeki Haflflü Kevkeb denilen yere defnedildi. Muâviye b. Ebû Süfyân, halifeli i zaman nda buray Cennetü l- Baki ye dâhil etti. Cennetle müjdelenen on sahabeden biri olan Hz. Osman, halim, selim, nazik, çok merhametli, cömert ve engin bir hayâ duygusuna sahip bir flahsiyetti. Hz. Peygamber in onun hakk nda, Kendisinden meleklerin hayâ etti i bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi? buyurdu u bildirilmektedir (Müslim, Fedâilü s-sahâbe, 26). Hz. Osman Kureyfl içinde sevilen biriydi. Özellikle akrabalar yla yak ndan ilgilenirdi. Onlar himaye eder, kendi mal ndan yard m yapard. Ev halk na karfl çok nazik davran rd. Hz. Peygamber in s r kâtiplerinden olan Hz. Osman, vahiy kâtipli i yan nda baz resmî vesikalar da kaleme alm flt r. Hz. Osman, ilmî bak mdan da ileri bir seviyedeydi. Kur an ezberleyen ve Hz. Peygamber in sa l nda fetva veren bir kaç sahabeden birisiydi. Hadisleri tam olarak rivayet etmeye çok önem veren Hz. Osman, Ha. Peygamber den 146 hadis rivayet etmiflti. D KKAT slâm tarihinde ilk büyük fitne olarak adland r lan bu isyan sonucunda Hz. Osman n katledilmesi Medine de büyük bir üzüntüye sebep oldu. Hz. Osman a yeterince destek olaman n verdi i piflmanl k bu üzüntüyü daha da artt rd. Onun ölümüne en fazla üzülenler aras nda Hz. Ali vard. Hz. Osman n öldürülmesiyle Müslümanlar aras ndaki birlik ve beraberlik sona erdi; Hz. Ali zaman nda Cemel ve S ffîn gibi iki önemli iç savafl yafland.

143 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 133 HZ. AL DÖNEM Hz. Peygamber in amcas Ebû Tâlib in o lu olan Hz. Ali 600 y l nda Mekke de do du. Mekke de yaflanan k tl k üzerine Hz. Peygamber in himayesine ald Hz. Ali befl yafl ndan hicrete kadar onun yan nda büyüdü. Henüz on yafllar nda iken iman ederek ilk Müslümanlardan biri oldu. Hz. Peygamber in hicret için yola ç kt gece, müflrikleri yan ltmak için onun yata nda yatt. O geceyi Hz. Peygamber in yata nda geçiren Ali, kendisine b rak lan emanetleri sahiplerine teslim ettikten sonra Mekke den ayr larak Kubâ da Resûl-ü Ekrem e yetiflti. 624 y l nda Fât ma ile evlendi. Bu evlilikten Hasan, Hüseyin ve ölü do an Muhsin adl erkek, Zeyneb ve Ümmü Külsûm adl k z çocuklar oldu. Hz. Peygamber in nesli Hz. Hasan ve Hüseyin vas tas yla devam etmifltir. Hz. Ali Hz. Fât ma n n vefat ndan sonra birkaç evlilik daha yapm fl ve çok say da çocu u dünyaya gelmifltir. Hz. Ali, bütün gazvelere kat larak Resûl-i Ekrem in sancaktarl n yapm fl, büyük kahramanl klar gösterdi i bu savafllardan Hayber in fethinde de önemli rol oynam flt r. Tebük Gazvesi nde Hz. Peygamber in vekili olarak Medine de kalm flt r. Baz seriyyelerde de kumandan olarak görevlendirilmifltir. Hz. Peygamber e hem kâtiplik hem de vahiy kâtipli i yapt. Hz. Peygamber vefat etti inde, vasiyeti üzerine cenazenin y kanmas ve di er hizmetleri, yak n akrabalar n n bafl nda Hz. Ali yerine getirdi. Bundan dolay Benî Sâide avlusunda ensar ve muhacirler aras nda yap lan ve Hz. Ebû Bekir in halife seçilmesiyle sonuçlanan toplant dan haberi olmad. Ona herkesle birlikte biat etti inin yan nda halifeli in kendisinin hakk oldu unu düflünerek toplant ya ça r lmad için al nganl k gösterdi i, Hz. Fât - ma n n vefat n n ard ndan alt ay sonra biat etti i haberleri de vard r. Sadece Hz. Ali de il Hâflimo ullar ndan hiç kimse halife seçiminin yap ld toplant ya kat lmam flt. Bununla birlikte Hz. Ali, Hz. Ebû Bekir in halifeli e seçiliflinden sonra hilâfet konusunda hiçbir flekilde hak iddias nda bulunmam flt r. Hz. Ali ilk üç halife döneminde ne bir idari görevde bulunmufl, ne de yap lan savafllara kat lm flt r. Medine de ikamet edip dinî ilimlerle u raflmay di er görevlere tercih etmifltir. Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer özellikle f k h konular nda s kça fikrine baflvurmufllard r. Hz. Ömer in 644 y l nda azatl bir köle taraf ndan hançerlenmesi üzerine, halife seçimi iflini havale etti i flûran n bir üyesi olan Hz. Ali, rivayetlere göre bu toplant da halife seçilece ini düflünüyordu. Ancak Hz. Osman seçilince, bir tepki göstermeden ona biat etti. Ashab n di er büyükleri gibi Hz. Osman n baz icraatlar n tenkit etmekle birlikte, sonuna kadar ona yard mc olmaya çal flt. Hz. Osman a karfl giriflilen hareketleri hiçbir flekilde desteklemedi. Nitekim olaylar n fliddetlenmesi üzerine o ullan Hasan ile Hüseyin i halifenin evinin önünde nöbetçi olarak b rakm fl ve ona karfl bafltan beri sürdürdü- ü yard mlar n esirgememifltir. Hz. Ali nin Halife Seçilmesi ve lk craatlar Müslümanlar, Hz. Osman n öldürülmesi sebebiyle büyük bir s k nt yla yüz yüze geldiler. Medine de hâkimiyet bütünüyle Hz. Osman öldüren isyanc lar n eline geçmiflti. syanc lar, ortaya ç kan otorite bofllu undan istifade ederek, ashab n büyüklerinden birini halifeli e getirmek istediler. Hz. Ali, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah, ard ndan Sa d b. Ebû Vakkâs ve Abdullah b. Ömer e halifelik teklifinde bulundular. Ancak hiç biri halk temsil etmeyen isyanc lar n halifelik teklifini kabul etmedi. Bu s rada onlardan ayr hareket eden ashab n ileri gelenleri, Hz. Ali ye gelerek halifelik görevini üstlenmesini istediler. Hz. Ali, önce bunu kabul et-

144 134 slam Tarihi ve Medeniyeti-I mek istemedi. Ancak srarlar karfl s nda, ortaya ç kan krizin daha da büyümesinden endifle ederek, Mescid-i Nebevî de aç k bir flekilde biat edilmesi flart yla halifeli i kabul etmeyi uygun gördü. Baz rivayetlerde, Hz. Ali nin seçilmesinde isyanc lar n etkili oldu una baz sahabelerin onlar n tehdidiyle biat etti ine dair bilgiler yer al r. Neticede muhacirlerin ve ensar n büyük bir k sm do al ve en uygun aday konumunda olan Hz. Ali ye biat ettiler. Hz. Ali nin ilk icraat, Hz. Osman zaman ndaki olaylar n en önemli sebeplerinden sayd valileri görevlerinden al p yerlerine yenilerini tayin etmek oldu. Vali tayinlerini bir süre ertelemesini ve özellikle Suriye valisi Muâviye yi azilde acele etmemesini tavsiye edenleri dinlemedi. Ancak bu tayinler dolay s yla önemli s k nt - larla karfl laflt ve vilayetlerdeki valiler ilk üç halifede oldu u gibi Medine de yap - lan biate sad k kalmad lar. Basra valili ine gönderilen Osman b. Huneyf el-ensârî, küçük bir grubun Hz. Osman n katilleri cezaland r lmadan biat etmeyeceklerini söylemesiyle birlikte idareyi teslim ald. M s r valili ine gönderilen Kays b. Sa d da duruma hâkim oldu. Ancak Hz. Osman n katillerinin cezaland r lmas n flart koflan bir grup ona biat etmedi. Kays, kendisinin azlinden sonra yönetimle mücadeleye giren bu muhaliflere karfl müsamahakâr davrand ve onlar biat etmeye zorlamad. Amcas Hz. Abbas n o ullar ndan Ubeydullah Yemen e Kusem i de Mekke valili ine tayin etti ve bu iki merkezde de problem ç kmad. Ancak Kûfe valili ine tayin edilen Umâre b. fiihâb, önceki valileri Ebû Mûsâ el-efl arî den baflkas n istemediklerini söyleyen bir grup taraf ndan yolunun kesilmesi üzerine Medine ye dönmek zorunda kald. Bu problem, Ebû Mûsâ n n Hz. Ali ye biat etmesiyle çözüldü. Suriye valili ine tayin edilen Sehl b. Huneyf el-ensârî de geri dönmek zorunda kald. Çünkü Hz. Osman n valisi Muâviye b. Ebî Süfyân n gönderdi i birlikler Kulzüm de yolunu keserek onun Suriye topraklar na girmesine izin vermediler. D KKAT Hz. Ali, Hz. Osman döneminde yaflanan olaylar n en önemli sorumlular olarak valilerini görüyor ve onlar görevlerinde b rakmay asla düflünmüyordu. Ancak makam ve servete al flm fl bu flah slar, görevlerinden al nmay hazmedemediler. Suriye valisi Muâviye Hz. Osman n yak n akrabas s fat yla onun kan n dava ederken di erleri de bulunduklar flehrin beytülmalini boflaltarak muhalefetin merkezi Mekke ye gittiler. Hz. Ali nin Hz. Osman döneminde oluflan tepkileri azaltmaya yönelik önemli bir icraat da, Hz. Ömer taraf ndan bafllat lan ve Hz. Osman döneminde de sürdürülen, at yyelerin hak sahiplerinin slâm a girifl önceli i ve hizmetlerine göre derecelendirilmesi sistemini de ifltirerek eflit bir flekilde da tmaya bafllad. Ayr ca Hz. Osman n baz flah slara tahsis etti i arazileri geri ald. Hz. Ali ye Karfl Oluflan Muhalefet ve Cemel Vakas Hz. Ali nin karfl laflt ilk problem Hz. Osman n katilleri meselesiydi. Ancak ortada belirli bir veya birkaç katil yerine, katillerin içinde bulundu u, o s rada Medine ye hâkim olan isyanc bir topluluk söz konusuydu. Dolay s yla isyanc larla hemen bafla ç k lamayaca aç kt. Hz. Ali bu durumda ortal n yat flmas n beklemeyi uygun gördü. Kendisine gelerek katillerin derhal ortaya ç kar l p cezaland r lmalar n isteyen Zübeyr b. Avvâm ve Talha b. Ubeydullah a bunu kendisinin daha fazla istedi ini, ancak flartlar n müsait olmad n, bunun için ortal n yat flmas n ve istikrar n sa lanmas n beklemek gerekti ini söyledi. Talha ve Zübeyr, aral klarla gelerek tekliflerini tekrarlad lar. Hz. Ali halife seçildikten k sa süre sonra, bu mesele yüzünden iki güçlü muhalefetle karfl laflt. Biri, Hz. Âifle, Talha b.

145 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 135 Ubeydullah ve Zübeyr b. Avvâm n önderli ini yapt klar gruptu. Hz. Âifle, Hz. Osman n muhasara alt nda bulundu u s rada hac için Mekke ye gitmiflti. Hacc n ard ndan Medine ye dönerken, yolda Hz. Osman n flehit edildi ini ö renince geri döndü. Mekke de yapt konuflmalarda Hz. Osman n mazlum olarak öldürüldü ünü söyleyerek katillerinin cezaland r lmas için bir hareket bafllatt. Bu arada Hz. Osman n flehit edilmesinin ard ndan Hz. Osman n kâtibi Mervân b. Hakem, Hz. Osman n çocuklar Ebân ve Velid baflta olmak üzere Medine den ayr lan Emevî ailesi mensuplar ile onun Basra ve Yemen valileri, Mekke ye gelerek Hz. Âifle ye kat ld lar. Bir süre sonra da Hz. Osman n katillerinin ortaya ç kar l p cezaland r lmas hususunda bekledikleri bir ad m n at lmad n gören Talha ile Zübeyr de, Hz. Osman n öldürülmesinden dört ay sonra, umreye gitmek için Hz. Ali den izin al p Mekke ye giderek Hz. Âifle nin yan nda yer ald lar. Böylece Mekke de Hz. Âifle nin önderli inde, Osman n katillerinin cezaland r lmas n gerçeklefltirmek üzere bir hareket olufltu. Hz. Ali ye karfl mücadele bafllatan ikinci önemli muhalefet, Hz. Osman n Suriye valisi ve yak n akrabas Muâviye b. Ebû Süfyân taraf ndan bafllat ld. Hz. Ali nin Suriye valili ine tayin etti i Sehl b. Huneyf in Suriye ye giriflini engelleyen Muâviye, kendisini Hz. Ali ye biate davet etmek için gelen elçiye de ret cevab vermifl ve Hz. Ali ye biat etmeyi Hz. Osman n katillerinin cezaland r lmas flart na ba lam flt. Ayr ca yak n akrabas olarak Hz. Osman n katillerinin cezaland r lmas n talep hakk na sahip oldu u iddias yla halife ile irtibat n koparm fl ve ona karfl bir mücadele bafllataca n ortaya koymufltu. Hz. Ali, Muâviye nin bu aç k tavr karfl s nda onun üzerine gitmek için haz rl klara bafllad. Ancak gelen bir haber hedefini de ifltirmesine sebep oldu. Mekke de Hz. Âifle, Zübeyr b. Avvâm ve Talha b. Ubeydullah n önderli inde bir araya gelenler, ne yapacaklar hususunda görüflmeler yapt lar. Hz. Osman n Basra valisi Abdullah b. Âmir in, Basra da Osman taraftarlar n n fazla oldu unu, kuvvetlerini artt rmak için oraya gitmelerinin uygun olaca n söylemesi üzerine Basra ya gitmeye karar verdiler. Hz. Âifle, Zübeyr ve Talha n n niyeti, Hz. Osman n katillerini cezaland r lmas n sa lamak suretiyle Müslümanlar içinde bulunduklar fitneden kurtarmakt. Hz. Âifle nin, iki mümin grup aras nda savafl ç karsa sald rgan taraf Allah n emrine dönünceye kadar onlarla savaflmay ve sonunda taraflar n aras n bulup adalet dairesinde uzlaflt rmay emreden ayetin hükmüne uyarak olaylar karfl s nda ilgisiz kalmad ve sadece iç savafla son vererek Müslüman kan n n haks z yere ak t lmas n önlemek gayesiyle yola ç kt bildirilmektedir. Ancak onlara kat lanlardan bir k sm, farkl düflünüyorlard. Nitekim yolda baflar l olmalar durumunda halifenin kim olaca tart fl lmaya baflland. Bu s rada eski Kûfe valisi Saîd b. Âs, Hz. Osman n o ullar ndan birinin halife olmas gerekti ini ileri sürerek taraftarlar yla birlikte topluluktan ayr ld. Bu geliflmeler Suriye ye yürümek için haz rl k yapan Hz. Ali nin hedefini de ifltirmesine sebep oldu. Hz. Âifle ve taraftarlar n itaate davet için 3000 dolay ndaki bir kuvvetle yollar n kesmek niyetiyle Medine den ayr ld. Yetiflemeyince pefllerinden Basra ya yöneldi. Hz. Âifle, yaklafl k 1000 kiflilik bir kuvvetle Basra önlerine ulaflt. Hz. Ali nin Basra valisi Osman b. Huneyf, onlar n Basra yak nlar na geldi ini haber al nca maksatlar n ö renmek üzere iki elçi gönderdi. Hz. Âifle, elçilere niyetlerinin mazlum olarak öldürülen Osman n katillerini cezaland rmak ve Müslümanlar n aras n düzeltmek oldu unu bildirdi. Bu s rada Basral lar n bir k sm onlara kat ld. Bir k sm valilerine ba l kal rken, iki tarafa da kat lmayanlar oldu. Bu arada Basra valisi Talha ile Zübeyr in kendisine biatleri konusunda halifeden bilgi

146 136 slam Tarihi ve Medeniyeti-I almak için elçi gönderdi. Hz. Ali den gelecek cevaba göre hareket edece ini aç klad. Hz. Ali, valisine gönderdi i mektubunda Talha ile Zübeyr in kendisine biatleri s ras nda zor kullan lmad n bildirdi. Bunun üzerine Osman, Hz. Âifle grubunun flehre girmesine izin vermedi. Ancak bir bask nla flehir ve beytülmal ele geçirildi. Yakalanan vali a r hakarete maruz kald. Hz. Ali, Kûfe nin deste ini sa lamak maksad yla flehre arka arkaya üç heyet gönderdiyse de, tarafs z kalmay tercih eden vali Ebû Mûsâ el-efl arî nin deste ini temin edemedi. Bunun üzerine Mâlik el-eflter Kûfe ye giderek kontrolü ele geçirdi. Hz. Ali kuvvetlerini Kûfe d fl nda toplayarak Basra ya do ru hareket etti ve flehrin d fl nda Zâviye mevkiinde konaklad. Bundan sonra iki taraf aras nda elçiler vas tas yla do rudan müzakereler bafllad. Hz. Ali nin elçisi Ka ka b. Amr, Basra ya giderek Hz. Âifle, Talha ve Zübeyr ile görüfltü. Hz. Ali ye kat ld klar takdirde Hz. Osman n katillerini cezaland rman n daha kolay olaca hususunda onlar ikna etti. Hz. Âifle ve taraftarlar katillerin cezaland r lmas flart yla bar fl kabul edebileceklerini bildirmifllerdi. ki taraf n Basra önlerinde Hureybe mevkiinde karfl karfl ya gelmesinin ard ndan görüflmeler devam etmifl, Hz. Ali nin Talha ve özellikle Zübeyr ile bizzat görüflmesi ittifak ihtimalini kuvvetlendirmiflti. Her iki taraf karfl dan bir sald r olmadan kesinlikle çat flmaya girmemelerini taraftarlar na emretmifllerdi. Geliflmeleri dikkatle takip eden ve durumun aleyhlerine dönece ini hisseden katillerin haz rlad klar bir komplo neticesinde, ertesi gün iki taraf aras nda ani bir çat flma bafllad. Hz. Osman n katline ifltirak eden grubun elebafllar n n talimat yla, sabah n alaca karanl nda bafllayan sald r, durumun ne oldu u anlafl lmadan toplu bir çat flmaya dönüfltü. Hz. Âifle ile Hz. Ali çat flmay durdurmaya çal flsalar da bunu baflaramad lar. K sa sürede fliddetlenen savafl özellikle Hz. Âifle nin devesinin etraf nda cereyan ediyordu. çinde bulundu u hevdece oklar ya arken onu korumaya çal flan yaklafl k yetmifl kifli burada can verdi. Hz. Âifle nin bindi i devenin ayak sinirlerinin kesilip çökertilmesiyle bir anlamda savafl da sona ermifl oldu. Hz. Âifle, devesinin çöktü ü anda yan na koflan Hz. Ali taraftar kardefli Muhammed taraf ndan kalabal ktan uzaklaflt r ld. Ad n Hz. Âifle nin bindi i deveden (cemel) alan Cemel Vakas k sa sürede Hz. Ali nin galibiyetiyle sonuçland (Aral k 656). Talha ve Zübeyr dâhil olmak üzere pek çok Müslüman hayat n kaybetti. Hz. Peygamberin vefat ndan sonra ortaya ç - kan ilk iç savafl olan Cemel Vakas, etkilerini günümüze kadar devam ettirmifltir. Bu savaflta karfl taraftan ölenlere de çok üzülen Hz. Ali, defin ifllerini bizzat yürüttü. Hem Hz. Âifle ye hem de onun yan nda savafla kat lanlara son derece iyi davrand. Savaflta ölenler aras nda ay r m yapmadan bizzat gömdürdü. Askerlerine ya madan sak nmalar n ve kimseye dokunmamalar n emretti. Ebû Hanîfe nin de belirtti i gibi Hz. Ali, muhaliflerini kendisine karfl isyan eden kardeflleri olarak görerek onlara mürted muamelesi yapmad. Hz. Ali, Medine ye dönmek üzere yola ç kan Hz. Âifle yi bizzat u urlad. Kendisine refakat edecek heyete ileri gelen Basral lardan k rk kad n, k rk kadar da erkek memur edildi. Bu s rada Hz. Âifle, yaflanan olaylardan dolay müminlerin birbirlerini incitmemelerini, kendisiyle Ali aras nda flahsi herhangi bir k rg nl k bulunmad n, onun iyi ve seçkin bir kifli oldu- unu söyledi. Hz. Âifle bu olaydan sonra siyasetten uzak bir hayat yaflad. Onun Cemel Vakas ndan duydu u piflmanl k ve üzüntüyü s kça ifade etti i anlat l r. D KKAT Sünnî kelâmc lar n tamam na yak n Hz. Ali nin hakl, karfl taraf n haks z oldu u kanaatindedir. Zira Hz. Âifle, Talha, Zübeyr ve onlara uyanlar, Müslümanlann hilâfet makam na getirdi i Hz. Ali ye karfl tav r alm fl ve itaatsizlik göstermifllerdir. Ancak onlar n Hz. Ali ye karfl ç k fllar da slâm âlimlerinin caiz gördü ü ictihadlar n n bir sonucudur.

147 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 137 Hz. Âifle nin Hz. Ali ye karfl ç k fl sebeplerini araflt r n z. S ffîn Savafl ve Hakem Olay Cemel Savafl ndan sonra Kûfe ye dönen Hz. Ali, Muâviye b. Ebû Süfyân a tekrar elçi gönderip kendisine itaat etmesini istedi. Ancak Muâviye, ona biat etmeyi reddederek önceki cevab n tekrarlad. Bu arada Hz. Osman n katilleri kendilerine teslim edilirse Hz. Ali ye biat edeceklerini bildiren bir mektup gönderdi i de rivayet edilir. Savafl n kaç n lmaz hale geldi ini gören Hz. Ali, haz rl klar n tamamlad ktan sonra, Cemel Vakas ndan sonra hilâfet merkezi yapt Kûfe den Suriye ye do u yürüdü. Muaviye de 36 y l sonlar nda (May s-haziran 657) ordusuyla Irak a do ru yola ç kt. Rakkal lar taraf ndan kurulan köprü sayesinde F rat nehrini geçti. ki taraf savafl n yap ld bölgeye ulafl nca karfl l kl elçilik heyetleri gidip geldi. Muâviye nin, Hz. Osman n katillerinin kendisine teslimi hususundaki srar yüzünden görüflmelerden sonuç al namad. Sonunda iki taraf aras nda Rakka ile Balis aras nda F rat nehrinin sa k y s nda yer alan S ffîn ovas nda çat flmalar bafllad. Küçük birlikler aras nda yaflanan k smî çat flmalar, Zilhicce ay bitene kadar devam etti (Haziran 657). Muharrem ay n n girmesi (19 Haziran 657) bar fl ihtimalini tekrar gündeme getirdi, iki taraf aras nda ateflkes yap larak elçilik heyetleri tekrar gidip gelmeye bafllad Muaviye nin, Hz. Ali nin halifeli i terk etmesi ve Müslümanlar n flûrâ ile bafllar na bir emir seçmeleri flartlar n da gündeme getirmesiyle, anlaflma ihtimali ortadan kalkt. Safer ay n n ilk günü (19 Temmuz 657) toplu çat flmalar bafllad. 27 Temmuz Perflembe günkü çat flmalar s ras nda Ammâr b. Yâsir öldürüldü. Hz. Ali nin ordusu, ayn gün Suriye birliklerine karfl kesin bir üstünlük sa lad. Çat flmalar, k l ç kalkan seslerinin ç kard sesler nedeniyle Leyletü l-herîr ad yla meflhur olan Temmuz gecesi sabaha kadar devam etti. En fazla can kayb n n verildi i bu gecenin sabah nda Hz. Ali nin ünlü kumandan Eflter en-nehaî, Muâviye ordusuna son ve öldürücü darbeyi indirmek üzereydi. Ancak bu s - k nt l s rada Amr b. Âs Muâviye nin imdad na yetiflti. Ona karfl taraf, savafl b rakmaya ve aralar ndaki ihtilâf çözmek için Kur an- Kerim in hakemli ine davet etmesini tavsiyesi etti. Onun emriyle askerleri yanlar nda bulunan Kur an sayfalar n m zraklar n n ucuna ba layarak, Ey Irakl lar! Savafl b rakal m; aram zda Allah n kitab hakem olsun! diye ba rmaya bafllad lar. Bu hareket Amr n bekledi i tesiri icra etti. Irakl askerleri birbirine düflürdü. Büyük bir k sm, bilhassa kurrâ, derhal savafl n durdurulmas n istedi. Hz. Ali, bunun bir hile oldu unu söylese de askerlerine söz dinletemedi ve onlar n tehditleri karfl s nda hakem karar na baflvurulmas teklifini kabule mecbur kald. Her biri bin civar nda askere sahip oldu u söylenen iki ordunun savafl alan na geliflinden itibaren 110 gün geçmiflti. Büyük bir k sm Leyletü l-herîr denilen gecede olmak üzere iki taraf çok say da kay p verdi. Tarih kaynaklar nda iki taraf n kay plar hakk nda farkl rakamlar verilmektedir. kinci iç savafl olan S ffîn Savafl, slâm toplumunun gelece ini en fazla etkileyen olaylardan biridir. slâm tarihi ve mezhepler tarihinin yan s ra, kat lanlar n durumu aç s ndan kelâm ilminin en önemli meselelerinden biri hâline gelmifltir. Çat flmalar n durmas n n ard ndan Muâviye nin savafla son verip taraflar temsil eden birer hakemin seçilmesi (tahkim) ve halifelik meselesinin çözümünün bunlara b rak lmas teklifi kabul edildi. Buna göre Muâviye hakem olarak Amr b. Âs seçti. Hz. Ali ise, kendisini Abdullah b. Abbâs veya Eflter in temsil etmesini 3 SIRA S ZDE D KKAT

148 138 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Tahkimnâmede hakemlerin Allah n kitab na göre karar vermeleri, Kur an da hüküm bulamad klar takdirde Hz. Peygamber in sünneti ile hükmetmeleri, verilen karara iki taraf n da uyaca, hakemlerin ne zaman ve nerede toplanacaklar, görüflmeleri takip edecek heyetlerle ilgili kararlar yer al yordu. istiyordu. Ancak savafl n durdurulmas nda etkin olan Kinde kabilesi liderlerinden Efl as b. Kays ve taraftarlar n n bask s yla, bafltan beri insanlar bu çat flmalar n d - fl nda kalmaya ça ran Ebû Mûsâ el-efl ari yi hakem tayin etmeye mecbur kald. Ard ndan iki taraf aras nda hakemlerin uyaca kurallar n belirlendi i metin demek olan tahkimnâme haz rland. Tahkimnâmenin okunmas ndan sonraki iki gün içinde ölüler defnedildi. Ard ndan Hz. Ali ordusuyla Kûfe ye, Muâviye de Suriye ye dönüfl emrini verdi. ki hakem ilk toplant lar n fiubat 658 tarihinde Suriye-Irak yolu üzerindeki Dûmetülcendel de yapt lar. Görüflmelerinde Hz. Osman n haks z yere öldürüldü ü hususunda görüfl birli ine vard lar. Ocak 659 da Ezruh ta tekrar buluflmak üzere birbirlerinden ayr ld lar. kinci toplant lar nda yapt klar uzun görüflmelerinde ise, kurulacak flûra taraf ndan, Hz. Ali ve Muâviye d fl nda birinin halife seçilmesi karar n ald lar. Rivayetlerde bu karar n önce Ebû Mûsâ taraf ndan aç kland ; ondan sonra söz alan Amr b. Âs n ise al nan karar yerine, müvekkili Muâviye yi hilâfet makam na tayin etti ini bildirdi i zikredilir. Tarihçi Mes ûdî nin nakletti i bir rivayete göre iki hakem ald klar karar aç klamadan birbirlerinden ayr lm fl, Suriye ye giden Amr b. Âs, Muâviye nin tehdidi karfl s nda onu halife ilan etmifltir. Hakem olay, hilâfet meselesini bir ç kmaza götürmekten baflka bir ifle yaramam flt r. Günümüz tarihçilerinin önemli bir k sm, hakemler aras ndaki toplant n n, oluflturulacak flûra taraf ndan yeni bir halife seçilmesi karar n n al nmas yla sona erdi ini, bu karar n ard ndan hakemlerin birbirlerinden ayr ld klar n, dolay s yla Amr n Ebû Musâ y kand rmas fleklinde nakledilen karar aç klama safhas n n sonradan uyduruldu unu düflünürler. Baz rivayetlerde, hakemlerin bir toplant yapt klar ndan bahsedilmektedir. Hakem olay neticede ifli daha karmafl k hale getirdi. Hz. Ali Allah n kitab na ve Resulü nün uygulamalar na uygun olmad n söyledi- i karar tan mad ve Muâviye ile mücadeleye devam etme karar ald. Muâviye ise bunu f rsat bilerek Suriye de kendisini halife ilan edince slâm ülkesi ikiye bölündü. Ard ndan iki taraf yeni bir mücadele için tekrar haz rl klara bafllad lar. Bu arada Hâricîler de Hz. Ali ye karfl isyanlar n devam ettiriyorlard. Hâricîler ile u raflmak zorunda kalan Hz. Ali, Muâviye karfl s nda güç kayb na u rad. Hâricîli in Ortaya Ç k fl ve Nehrevan Savafl Hâricîler, hakem tayinini kabul etmesinden dolay Ali b. Ebû Tâlib den ayr lanlar n meydana getirdi i gruptur. Hz. Osman n hilâfetinin son y llar ndaki ihtilalc unsurlar n devam olduklar n düflünenler de vard r. Bununla birlikte Haricîlerin müstakil bir grup olarak ortaya ç k fl, S ffîn Savafl sonras na rastlar. S ffîn Savafl n n sonunda iflin hakemlere b rak lmas için haz rlanan belge okunurken halifenin ordusunda önceden savafl n durdurulmas nda srar eden Temimlilerden baz - lar, bu defa Lâ hükme illâ lillâh/hüküm ancak Allah nd r slogan yla halifelik meselesinin iki hakemin takdirine b rak lmas na itiraz ettiler. Hz. Ali nin iflin hakeme b rak lmas n kabul etmek suretiyle iflledi i hatadan tövbe etmesini ve Kur an- Kerim in buyru una (el-hucurât 49/9) uyarak isyanc lar Allah n emrine itaat ettirinceye kadar savaflmas n istediler. Hz. Ali Kur an- Kerim e göre bu anlaflmay bozamayaca n bildirdi. Ancak ço unlu u Temîm kabilesine mensup yaklafl k civar ndaki asker dönüfl yolunda ordusundan ayr larak Küfe yak - n ndaki Harûrâ ya çekildiler. Kendilerine bir kumandan, bir de namaz k ld rmak üzere imam seçtiler. Hz. Ali onlarla görüflmek üzere Abdullah b. Abbas gönderdi. Ard ndan karargâhlar na kadar bizzat giderek imamlar bnü l-kevvâ ile ayr lmalar n n sebepleri ve davran fllar n n yanl fll hakk nda bir görüflme yapt. Ne-

149 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 139 ticede onlar n ancak yar s n ikna etmeyi baflard. Geride kalanlar Abdullah b. Vehb er-râsibî yi kendilerine emîr seçtiler ve Dicle nin sol k y s nda Ba dat ile Vâs t aras ndaki Nehrevan kasabas na gittiler (30 Mart 658). Hz. Ali, Suriye üzerine gitmek için askeri haz rl klara bafllam flt. Ancak Nehrevan daki Hâricîler, tutumlar n gittikçe sertlefltirdiler ve s rf kendi görüfllerini paylaflmad için ashaptan Abdullah b. Habbâb b. Eret i ve hamile eflini öldürdüler. Hz. Osman ve Hz. Ali yi tekfir etmeyenin kâfir oldu unu ve bu sebeple öldürülmesi gerekti ini ilân ederek, Haricî olmayan Müslümanlar öldürmeye bafllad lar. Bunun üzerine Hz. Ali, onlar n üzerine yürümek zorunda kald. ki taraf aras nda yaflanan fliddetli çat flmada Hâricîlerin tamam na yak n öldürüldü (17 Temmuz 658). Hz. Ali Nehrevan savafl ndan sonra Suriye üzerine gitmek istedi; ancak asker toplamakta güçlüklerle karfl laflt. Bu arada Hâricîler, Nehrevân savafl yüzünden Hz. Ali ye düflmanl klar n daha da art rd lar. Hz. Ali, bu defa Nuhayle de toplanan Haricî toplulu unun üzerine gitmek zorunda kald. ki taraf aras ndaki çat flmada onlar n pek ço u öldürüldü. Hz. Ali nin 658 de Kays b. Sa d in M s r valili inden alarak yerine Muhammed b. Ebû Bekir i atamas ndan sonra burada ifller kar flt. M s r daki Hz. Osman taraftarlar onun kan - n dava iddias yla yönetime karfl savafl ilan ettiler. Mevcut durumu f rsat bilen Amr b. Âs, M s r üzerine yürüyerek buray ele geçirdi (658). Muâviye, M s r n ard ndan Hz. Ali nin hâkimiyetindeki Irak, el-cezîre, Hicaz ve Yemen bölgelerine birlikler sevk etti. Bu sald r - larda istedi i sonucu alamasa da, Hz. Ali yi bunaltmay baflard. Hz. Ali nin Vefat ve fiahsiyeti Nehrevan ve Nuhayle savafllar, Haricîlerde Hz. Ali ye karfl büyük bir intikam arzusu do urmufltu. Haricîlerden üçü Mekke de toplanarak Müslümanlar n içine düfltü ü ihtilaf, bu yüzden çekilen s k nt lar ve bunlardan kurtulman n çaresini konufltular. Neticede bu fitnenin sebebi olarak gördükleri, Hz. Ali, Muâviye ve Amr b. Âs öldürmeye karar verdiler. Üçüne de ayn gün ve saatte suikast düzenlemekte anlaflt lar. Bu arada Hz. Ali, Muâviye ye karfl yeni bir sefer için haz rl klara bafllam fl, savafltan b km fl askerleri toplamakta zorluklarla karfl laflsa da, kiflilik bir ordu kurmufltu. Ancak Hz. Ali yi öldürme görevini üstlenen Abdurrahman b. Mülcem, Kûfe ye giderek, kararlaflt rd klar günün sabah namaz nda Hz. Ali ye sald rd. Zehirli bir hançerle onu a r bir flekilde yaralad. Hz. Ali, iki gün sonra vefat etti ve Kûfe de (bugünkü Necef) defnedildi (26 veya 28 Ocak 661). Hz. Ali küçük yafltan itibaren Hz. Peygamber in yan nda ve terbiyesinde yetiflti. Onun ahlâk yla ahlâklanma flerefine ulaflt. lim, takva, ihlâs, samimiyet, özveri, flefkat, merhamet ve kahramanl k gibi yüksek ahlâk de erlerine sahip müstesna bir flahsiyettir. Hak ve adalet sahibi, insan haklar na son derece riayet eden bir idareciydi. Güzel konuflmas ve üstün hitabetiyle ünlüydü. Hutbeleri, mektuplar, güzel ve hikmetli sözleri günümüzde de dilden dile dolaflmaktad r. Hz. Ali sahabe aras nda Kur an, hadis ve özellikle f k h alan ndaki bilgileriyle kendini kabul ettirmifl bir otoriteydi. Rivayet etti i hadislerin tamam 586 d r. Hz. Peygamber ile ço u zaman beraber bulunmas sebebiyle rivayet etti i hadisler içinde onun fl ine, ibadet ve dualar na dair olanlar daha çoktur. Kur an ve sünnete ba l olup Müslümanlara da bunu ö ütlerdi. Zühdü, takvas, üstün ahlak ve Hz. Peygamber e yak nl sebebiyle bütün mutasavv flar ve tarikatlar n tamam na yak n kendilerini silsile olarak Hz. Ali ye ba lam fllard r. slâm tasavvuf edebiyat nda, özellikle Türk kültüründe ayr bir anlam ve önemle ele al nm flt r. Hz. Ali nin Hz. Peygamber ta- D KKAT

150 140 slam Tarihi ve Medeniyeti-I raf ndan verilen Ebû Türâb lakab ndan baflka el-murtazâ ve Esedullâhi l-gâlib gibi lakaplar da vard r. Çocuklu unda puta tapmad için daha sonralar Kerremallahu vechehü dua cümlesiyle an lm flt r. HZ. HASAN DÖNEM Hz. Fât ma ile Hz. Ali nin büyük o lu olan Hz. Hasan 1 Mart 625 te Medine de do du. Hz. Osman n hilâfeti s ras nda kardefliyle birlikte Horasan seferine kat ld. Babas taraf ndan Hz. Osman isyanc lara karfl korumak ve evine su tafl makla görevlendirilmiflti. Babas hilâfete geldikten sonra Kûfelileri babas n n yan nda yer almaya ikna etmek için Ammâr b. Yâsir ile birlikte Kûfe ye gitti. Cemel Vakas ve S ffîn Savafl nda babas n n yan nda bulundu. Zehirli bir hançerle yaralanan Hz. Ali, o lu Hasan a biat edilmesi konusunda sorulan bir soruya, Bunu ne emreder ne de karfl ç kar m diye cevap vermiflti. Hz. Ali nin ölümünün ard ndan, ayn gün veya iki gün sonra Kûfe de Hz. Hasan a biat edildi. Hz. Hasan n, kendisinin savafl yapt kiflilerle savafl, bar fl yapt kiflilerle bar fl yapmalar flart yla biat ald bildirilmektedir. Hz. Hasan n halifeli e getirildi ini haber alan Muâviye b. Ebû Süfyân, onunla mücadele için yo un bir faaliyet bafllatt. Suriye, Filistin ve el-cezîre kuvvetlerinden oluflan bir orduyu Hz. Osman n Basra valili ini yapan Abdullah b. Âmir kumandas nda Irak üzerine gönderdi. Bu durumu ö renen Hz. Hasan da onun ordusuyla karfl laflmak üzere Kûfe den Medâin e hareket etti. Bu arada Ubeydullah b. Abbas kumandas nda kiflilik öncü birli ini Suriye ordusuna karfl gönderdi. Ancak Hz. Hasan n konaklad Medâin in Sâbât mevkiinde askerler aras nda önemli bir kar fl kl k ortaya ç kt. Haricîlerin görüfllerini benimseyen bir grup, orada Hz. Hasan n yapt konuflmay be enmedi ve Hasan da babas gibi küfre düflmüfltür diyerek üzerine yürüdü ve alt ndan seccadesini çekip elbisesini çekifltirmeye bafllad. Hz. Hasan, Rebîa ve Hemdân kabilelerine s narak onlardan kurtulabildi. Medâin e gitmek üzere hareket etti inde ise, kendisini öldürmeye teflebbüs eden bir haricî taraf ndan yaraland. Bu s rada Muâviye nin öncü kumandan Abdullah b. Âmir, Medâin e do ru gelerek flehrin d fl na ç kan Hasan n ordusunun karfl s nda mevzilendi. Hz. Hasan dâhil olmak üzere askerlerinden kendisine s nanlar n hayatlar n n ba fllanaca - n bildirdi. Bu teklif karfl s nda, Hz. Hasan n askerlerinin ço u savafltan kaç nd - n belli etmiflti. Onlar n bu tavr üzerine, bu askerle savafl lamayaca n anlayan Hz. Hasan, Muâviye ile sulh yapmaya karar verdi. Medâin e dönerek hilâfeti Muâviye ye teslim etmek için belirledi i flartlar Abdullah b. Âmir e bildirdi. D KKAT Hz. Hasan, iç savafllar yüzünden akan kan n durdurulmas amac yla, geçmiflte yaflanan olaylar dolay s yla hiç kimsenin cezaland r lmamas n ve ifllenmifl suçlar n tamam n n affedilmesini, babas Hz. Ali nin aleyhinde konuflulmamas n flart koflmufltu. Abdullah b. Âmir Hz. Hasan n flartlar n Muâviye ye götürdü. Muâviye de bunlar kendi eliyle yazarak mühürledikten sonra Hz. Hasan a iade etti. Bu arada Hz. Hüseyin ve Hucr b. Adî gibi baz kimseler, taraftarlar n küçük düflürdü ü gerekçesiyle karfl ç kt larsa da Hz. Hasan karar ndan dönmeyerek taraftarlar yla ile birlikte Medâin den Kûfe ye gitti. Hz. Hüseyin ve di er ehl-i beyt mensuplar yla birlikte oraya gelen Muâviye ye biat etti (29 Temmuz 661). Böylece Hz. Hasan n yaklafl k alt ay süren hilâfeti sona ermifl oldu. slâm tarihinde hicrî 41 (661) y l na bu uzlaflmadan dolay birlik y l âmü l-cemâa denilmifltir. Hz. Hasan, Muâviye ile an-

151 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 141 laflarak Müslümanlar aras nda kan dökülmesini önlemifl ve insanlar n k sa bir süre için de olsa bar fl ve huzur içinde yaflamalar na vesile olmufltur. Hz. Hasan daha sonra ailesiyle birlikte Medine ye gitti ve hayat n n geri kalan k sm n orada geçirdi. 7 Nisan 669 tarihinde vefat etti ve Cennetü l-baki de annesinin yan na defnedildi. Hz. Peygamber ile akrabal k kurmak amac yla çok say da evlilik talebini karfl - lamak zorunda kalan Hz. Hasan n Yezîd b. Muâviye ile evlendirilmek vaadiyle kand r lan efllerinden Ca de bint Efl as b. Kays taraf ndan zehirlendi i rivayet edilir. Hz. Hasan halim selim, cömert, sakin, vakarl, siyaset ve fitneden kaç nan bir yarat l fla sahipti. Hulefâ-yi Râflidîn in beflincisi ve sonuncusu kabul edilir. Hz. Hasan vefat etmeden önce kardefli Hüseyin e Hz. Peygamber in yan na, bu mümkün olmad takdirde Cennetü l-baki de annesinin yan na gömülmesini vasiyet etmiflti. Hz. Hüseyin in dedesinin yan na defnedilmesine Hz. Âifle den izin almas na ra men, Mervân b. Hakem in öncülü ünde Emevîler ve taraftarlar n n buna karfl ç kmalar üzerine Cennetü l- Baki ye defnedilmiflti. Hz. Hasan n Muâviye ile bar fl yapmas n n sebeplerini araflt r n z. D KKAT SIRA S ZDE 4

152 142 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Hz. Osman n flahsiyetini de erlendirip halife seçiliflini anlatabilmek lk Müslümanlardan olan Hz. Osman, Hz. Peygamber in iki k z yla evlenip onun takdir ve sevgisini kazanm flt. Mal n Allah yolunda cömertçe harcamaktan çekinmeyen Hz. Osman ahlâk, ibadet hayat, flahsiyeti ve slâm a hizmetleriyle aflere-i mübeflflere aras nda yer alm flt r. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer in halifelik dönemlerinde önemli görevler üstlenmifltir. Bundan dolay Hz. Ömer den sonra halife seçimi için yap lan istiflarelerde Müslümanlar n ço unun e ilimi ondan yana olmufl ve ittifakla hilâfet makam na gelmifltir. Hz. Osman n katledilmesiyle sonuçlanan isyan n sebeplerini s ralayabilmek Hz. Osman n halifeli inin ikinci yar s nda yaflanan ekonomik kriz, ayn süreçte kabilecilik taassubunun yeniden ortaya ç k fl, kardefllik ruhunun zay flamas vb. olumsuzluklar, slâm toplumunu bir kargaflaya sürüklemifltir. Bütün bunlar fitne ateflini körüklemeye çal flanlar n iflini kolaylaflt rm fl; halifeli in Hz. Ali nin hakk oldu u iddias yla ortaya ç k p, Müslümanlar n samimi duygular n istismar eden Abdullah b. Sebe, bedevîleri pefline takmay baflarm flt r. Kureyfl yönetiminden kurtulmak isteyen baz kabilelerin liderleri, fitne ateflini tutuflturmada ona ve arkadafllar na yard mc olmufllard r. A MAÇ 3 A MAÇ 4 Hz. Ali nin flahsiyetini de erlendirip halife seçildi i ortam anlatabilmek Hz. Peygamber in yan nda ve terbiyesinde yetiflen, onun ahlâk yla ahlâklanma flerefine ulaflan Hz. Ali, Hz. Osman n öldürülmesinin ard ndan, isyanc lar n Medine de kontrollerini devam ettirdi i günlerde, Medine deki sahabelerin tamam na yak n taraf ndan halife seçildi. O s rada neredeyse tek halife aday durumundayd, baflka birinin halife seçilmesi neredeyse imkâns zd. Seçim ifline asilerin de kar flt fleklindeki rivayetler do ru olsa bile, bu gerçe in görmezden gelinmesi mümkün de ildir. Bu zor flartlarda halifeli i kabul etmek, Hz. Ali için büyük bir fedakârl kt. Hz. Ali dönemindeki iç savafllar n sebeplerini s ralayabilmek Hz. Ali ye karfl bafllat lan muhalefetin ana sebebini Hz. Osman n katilleri meselesi teflkil ediyordu. Hz. Âifle ile birlikte Talha ve Zübeyr öncülü ünde Mekke de oluflan hareketin amac, bu katillerin cezaland r lmas n sa lamakt. Hz. Osman n akrabas ve Suriye valisi Muâviye ise, yak n akrabas olmas dolay s yla Hz. Osman n kan n dava etme hakk na sahip oldu unu iddia ediyor ve onun katillerinin cezaland r lmas n veya kendisine teslim edilmelerini istiyordu. Bununla da kalmay p Hz. Ali yi asilere yard m etmekle itham ediyordu. S ffîn den sonra baflvurulan tahkim, meseleyi daha içinden ç k lmaz hale getirdi. Muâviye, hakem olay n n ard ndan Suriye de kendisini halife ilan etti.

153 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 143 Kendimizi S nayal m 1. Hz. Osman ile ilgili olarak afla daki ifadelerden hangisi yanl flt r? a. lk Müslümanlardand r. b. Zinnûreyn lakab n alm flt r. c. Benî Ümeyye ye mensuptur. d. Üstün bir haya duygusuna sahiptir. e. Bedir Savafl na kat lm flt r. 2. Hz. Osman dönemindeki geliflmelerden hangisinin, yeni Müslüman olan kiflilerin slâmiyeti as l kayna ndan ö renmelerine katk da bulundu u savunulabilir? a. K br s adas na Müslüman ailelerin yerlefltirilmesi b. dari ve askeri görevlere Ümeyye ailesine mensup kiflilerin getirilmesi c. Kur an- Kerim in ço alt larak önemli vilayetlere gönderilmesi d. Kuzey Afrika, Horasan ve Kafkaslar da fetihler yap lmas e. Do u Akdeniz de hakimiyetin Müslümanlar n eline geçmesi 3. I. K br s n vergiye ba lanmas II. Bizans donanmas n n ma lup edilmesi III. Nûbe de hüküm süren Makarra Krall n n vergiye ba lanmas Yukar dakilerden hangileri Müslümanlar n denizcilik alan nda ilerlemeye bafllad klar n göstermektedir? a. Yaln z I b. Yalnz II c. Yalnz III d. I ve II e. II ve III 4. Afla dakilerden hangisi Hz. Osman a karfl isyan n sebepleri aras nda yer almaz? a. Hz. Peygamber e ait yüzü ü Eris kuyusuna düflürmesi b. Kureyfl in ileri gelenlerine Medine den ayr l p di- er flehirlere yerleflme izni vermesi c. dari ve askeri görevlere Benî Ümeyye mensuplar n getirmesi d. Bedir Savafl na kat lmamas e. Medine deki baz arazileri koru ilan etmesi 5. Hz. Osman a yap lan isyan ile ilgili olarak afla daki ifadelerden hangisi yanl flt r? a. Fetihlerin devam etmesi isyan etkilemifltir. b. syan n önemli sebeplerinden biri ülkede yaflanan ekonomik s k nt d r. c. syan n ortaya ç k fl nda kabilecilik hareketi rol oynam flt r. d. Askeri s n fta yap lan de ifliklikler, isyan hareketini etkilemifltir. e. Abdullah b. Sebe örne inde oldu u gibi Müslümanlar bölmeye çal flanlar vard r. 6. Hz. Ali nin uygulamalar na iliflkin olarak afla dakilerden hangisi do ru kabul edilemez? a. Hz. Osman n atad valileri görevden almak b. Hz. Osman n katillerinin cezaland r lmas n ertelemek c. Kûfe yi siyasî merkez yapmak d. At yyeleri eflit bir flekilde ödemek e. M s r valili ine Abdullah b. Abbas getirmek 7. Cemel Savafl na iliflkin afla daki ifadelerden hangisi yanl flt r? a. Savafl Basra yak n ndaki Hureybe mevkiinde yap lm flt r. b. Hz. Aifle nin liderli ini yapt topluluk yenilmifltir. c. Suriye den yard ma gelen Muâviye yoldan geri dönmüfltür. d. Hz. Ali, iki taraf n kay plar na ayn muamelede bulunmufltur. e. Talha b. Ubeydullah savafl s ras nda öldürülmüfltür. 8. Afla dakilerden hangisi S ffîn Savafl n n sonuçlar ndan biri de ildir? a. slâm toplumundaki bölünmenin derinleflmesi b. Halifelik meselesinin hakeme havale edilmesi c. Hâricîler in ortaya ç kmas d. Muâviye nin bir daha Hz. Ali ye karfl toparlanamamas e. Hz. Ali nin ordusunun kendi içinde bölünmesi

154 144 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 9. Afla dakilerden hangisi Nehrevân Savafl n n sonuçlar ndan biridir? a. Hâricîler in Muâviye ile iflbirli i yapmas b. Hz. Ali nin Muâviye ye karfl güçlenmesi c. Hâricîlerin tamamen ortadan kald r lmas d. Hz. Ali nin ordusunun büyük bir zayiat vermesi e. Hâricîler ile Hz. Ali aras ndaki ba lar n tamamen kopmas 10. Afla dakilerden hangisi, Hz. Hasan n hilâfeti Muâviye ye devretmesinin sebeplerinden de ildir? a. Muâviye nin vaadleri b. Kûfelilere güveninin kalmam fl olmas c. ç savafl durdurma arzusu d. Ordusu içindeki kar fl kl klar e. Askerlerinin savafla karfl duyduklar isteksizlik 1. e Yan t n z do ru de ilse, Hz. Osman Dönemi konusunu yeniden okuyunuz. 2. c Yan t n z do ru de ilse, Kur an- Kerim in stinsah konusunu yeniden okuyunuz. 3. d Yan t n z do ru de ilse, Hz. Osman n Halife Seçilmesi ve lk craatlar konusunu yeniden okuyunuz. 4. d Yan t n z do ru de ilse, ç Kar fl kl klar ve syan konusunu yeniden okuyunuz. 5. a Yan t n z do ru de ilse, ç Kar fl kl klar ve syan konusunu yeniden okuyunuz. 6. e Yan t n z do ru de ilse, Hz. Ali nin Halife Seçilmesi ve lk craatlar konusunu yeniden okuyunuz. 7. c Yan t n z do ru de ilse, Hz. Ali ye Karfl Oluflan Muhalefet ve Cemel Vakas konusunu yeniden okuyunuz. 8. d Yan t n z do ru de ilse, S ffîn Savafl ve Hakem Olay konusunu yeniden okuyunuz. 9. e Yan t n z do ru de ilse, Nehrevân Savafl konusunu yeniden okuyunuz. 10. a Yan t n z do ru de ilse, Hz. Hasan Dönemi konusunu yeniden okuyunuz.

155 6. Ünite - Hulefâ-yi Râflidîn Dönemi-II (Hz. Osman ve Hz. Ali) 145 S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Abdurrahman b. Avf üstlendi i hakemlik görevini hakka uygun adil bir flekilde yerine getirebilmek için elinden gelen gayreti göstermifltir. Karar n verirken Allah r zas n ve Müslümanlar n hayr n dikkate alm flt r. Yapt temayül yoklamas nda Hz. Osman n daha fazla tercih edildi i anlafl lmaktad r. ki adaydan birini tercihi öncesinde sordu u soruya Hz. Ali nin flartl cevap vermesi, buna karfl l k Hz.Osman n kesin ve net bir cevap vermesi, kendisini etkilemifl olabilir. S ra Sizde 2 Hz. Osman a karfl yürütülen y k c hareketin ana merkezleri, Hz. Ömer zaman nda cephelere yak n noktalarda askerî maksatla kurulan Kûfe, Basra ve Fustât flehirleri olmufltur. Bu merkezlere yerlefltirilen Arap kabilelerinden baz lar, slâm ülkesinin idaresinde hak iddias nda bulunmaya bafllam flt r. Hz. Osman a olan flahsi k rg nl klar da muhalefetin güçlenmesine katk da bulunmufltur. Muhalefetin en önemli liderleri, müslümanlar aras nda bafl gösteren ihtilaflar müslümanlar bölme maksad yla kulland anlafl lan Abdullah b Sebe ve arkadafllar d r. Yararlan lan Kaynaklar Algül, H. (1986). slâm Tarihi, II, stanbul. Apak, A. (2003). Hz. Osman Dönemi Devlet Siyaseti, stanbul. Apak, A. (2007). Anahatlar yla slâm Tarihi II: (Hulefâ-i Râflidîn Dönemi), stanbul. Bak r, A. (2004). Hz. Ali ve Dönemi, Ankara. Demircan, A. (1996/a). Hâricîlerin Siyasî Faaliyetleri, stanbul. Demircan, A. (2010). Ali-Muâviye Kavgas, stanbul. Duri, A. (1991). lk Dönem slâm Tarihi: Bir Önsöz, (Çev. H. Yücesoy), stanbul. bn Haldûn, (1979). el- ber, Beyrut. Levi Della Vida, G. Osman, MEB slâm Ansiklopedisi, IX, Taberî, (1972). Târîh (nflr. Ebü l-fazl brahim), I-XI, Beyrut. TDV slâm Ansiklopedisi, Cemel Vakas, Hâricîler, Hasan, Hulefâ-yi Râflidîn, Osman, Rûme Kuyusu, S ffîn Savafl, maddeleri. S ra Sizde 3 Hz. Âifle nin niyeti, Hz. Osman n katillerini cezaland - r lmas n sa lamak suretiyle Müslümanlan içinde bulunduklar fitneden kurtarmakt. Hz. Âifle nin, iki mümin grup aras nda savafl ç karsa sald rgan taraf Allah n emrine dönünceye kadar onlarla savaflmay ve sonunda taraflar n aras n bulup adalet dairesinde uzlaflt rmay emreden ayetin (el-hucurât, 49/9) hükmüne uyarak olaylar karfl s nda ilgisiz kalmad ve sadece iç savafla son vererek Müslüman kan n n haks z yere ak t lmas n önlemek gayesiyle yola ç kt bildirilmektedir. S ra Sizde 4 Hz. Hasan, ordusundaki kar fl kl klar ve askerler aras ndaki isteksizlik yüzünden, bu mücadeleden sonuç al - namayaca kanaatine vard. Ona gore bu askerle mücadeleyi kazanmak mümkün de ildi ve can kayb n artt rmaktan baflka bir ifle yaramayacakt. Neticede bar fl yaparak iç savafl durdurmaya yöneldi. Önceki olaylara kar flanlar n cezaland r lmamas n flart koflarak Muâviye ye biat etti.

156 7 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Emevî Devleti nin kurulufl sürecini ve Muâviye b. Ebû Süfyân n bu süreçteki rolünü tan mlayabilecek, Hilâfetin saltanata dönüflmesini tart flabilecek, Abdülmelik b. Mervan dönemine kadar gerçeklefltirilen fetihleri de erlendirebilecek, Emevîlerin ilk döneminde yaflanan olaylar n ve baz uygulamalar n devletin y k l fl sürecindeki etkisi üzerinde fikir yürütebileceksiniz. Anahtar Kavramlar Muâviye b. Ebû Süfyân, I. Yezid, II. Muâviye, Mervan b. Hakem, Abdülmelik b. Mervan, Hz. Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr Süfyânîler, Mervânîler, Ehl-i Beyt, Haricîler, Tevvâbûn D maflk, Vâs t, stanbul, Kayrevan, Suriye Hucr b. Adiy, Muhtâr es-sekafî, bnü l-efl as, Mugîre b. fiu be, Ziyâd b. Ebîh, Ubeydullah b. Ziyâd, Haccâc b. Yûsuf es-sekafî, Ukbe b. Nâfi Kerbelâ Vakas, Harre Savafl, Mercirâhit Savafl, Deyrülcemâcim Savafl, Deyrülcâselik Savafl çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kuruluflundan Abdülmelik b. Mervan a Kadar Emeviler EMEVÎ DEVLET N N KURULUfiU MUÂV YE b. EBÛ SÜFYÂN DÖNEM I. YEZ D DÖNEM II. MUÂV YE DÖNEM MERVAN b. HAKEM DÖNEM ABDÜLMEL K b. MERVAN DÖNEM

157 Kuruluflundan Abdülmelik b. Mervan a Kadar Emeviler EMEVÎ DEVLET N N KURULUfiU Hulefâ-yi Râflidîn döneminden ( ) sonra Suriye nin merkezi D maflk ta kurulan Emevîler Devleti, ad n kurucusu Muâviye b. Ebû Süfyân n mensup oldu u Benî Ümeyye kabilesinden alm flt r. Muâviye ve ondan sonraki iki halife Ümeyyeo- ullar n n Süfyânîler koluna (Ebû Süfyan a nispetle), di er on bir halife ise Mervânîler koluna (Mervan b. Hakem e nispetle) mensuptur. Kureyfl kabilesinin önemli kollar ndan biri olan Benî Ümeyye ad n Kusay b. Kilâb n torunlar ndan Ümeyye b. Abdüflems ten almaktad r. Benî Ümeyye kabilesi Câhiliye döneminde Mekke idaresinde önemli bir yere sahipti. fiehrin ve Kâbe nin idaresiyle ilgili görevlerin en önemlilerinden olan baflkumandanl k k yâde vazifesi bu kabile taraf ndan yürütülüyordu. Mekke de Kureyfl in iki önemli kolunu teflkil eden Hz. Peygamber in kabilesi Hâflimîler ile Emevîler aras nda Câhiliye döneminden itibaren bir rekabet mevcuttu. Hâflimîler yürüttükleri sikâye ve rifâde görevlerinden dolay Arap toplumu üzerinde önemli bir manevî nüfuz sa lam flt. Emevîler ise maddî nüfuzu temsil ediyorlard. Bu iki kabile aras ndaki rekabet slâm döneminde farkl bir boyut kazand. Hâflimîler genel olarak Hz. Peygamber in yan nda yer al rken Emevîler ço unluk itibariyle karfl ç kt lar ve muhalefetin bafl n çektiler. Ümeyyeo ullan içinde Hz. Osman gibi ilk Müslümanlar aras nda yer alanlar bulunmakla birlikte bunlar n say lar azd. Mekke nin fethine kadar (630) Müslüman olmamakta direnen Emevîlerin büyük ço unlu u, fetih esnas nda baflta reisleri Ebû Süfyân olmak üzere di er müflriklerle birlikte slâmiyet i kabul etti. Emevî ileri gelenleri slâm a kat lma hususunda geç kalm fl olmakla birlikte idarî konularda tecrübeli olduklar için çeflitli mevkilere getirildiler. Bir süre Hz. Peygamber in katipli ini yapan 602 veya 603 do umlu olan Muâviye, Hz. Ebû Bekir zaman nda Suriye üzerine gönderilen dört ordudan birinin bafl na getirilen a abeyi Yezid b. Ebû Süfyan a yard mc olarak görevlendirilmiflti. Ürdün sahil flehirlerinin fethinde büyük baflar sa lay nca Ürdün ve civar na idareci olarak tayin edildi (638). Bir y l sonra Yezid in vebadan ölümü üzerine Hz. Ömer taraf ndan onun yerine D maflk valili ine getirildi. Hz. Osman zaman nda 645 y l nda Suriye genel valisi oldu. Hz. Osman n flehit edilmesine kadar (656) Suriye valili ini yürüttü. Muâviye nin Suriye valili i s ras ndaki icraatlar n araflt r n z. 1 SIRA S ZDE

158 148 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Muâviye, Hz. Osman n yerine Medine de halife seçilen Hz. Ali ye, Hz. Osman n katillerini bulup cezaland rma konusunda yetersiz kald gerekçesiyle biat etmedi ve mücadeleye bafllad. Sonuçta Hz. Ali ve Muâviye nin ordular S ff n de karfl karfl ya geldi ise de kesin bir netice al namad ve meselenin çözümü hakemlere havale edildi (657). Bafllang çta Hz. Ali nin ordusunda iken Hakem tayinini kabul etti i için ondan ayr lanlar Haricîler ad verilen muhalefet grubunu oluflturdu. Hz. Ali nin Haricîlerle mücadelesini f rsat bilerek M s r baflta olmak üzere halifeye ba l baz önemli yerleflim merkezlerini hâkimiyeti alt na alan Muâviye, Hz. Ali nin 661 y l nda bir Haricî taraf ndan flehit edilmesinden sonra Suriye halk ndan emîrü l-mü minîn unvan yla biat ald. Kûfe de Hz. Ali nin yerine halife seçilen Hz. Hasan Irak ordusuna güvenememesi ve slâm toplumunda daha fazla kan dökülmemesi gibi sebeplerle mücadeleden vazgeçerek halifelikten çekildi ve Muâviye ye biat etti (29 Temmuz 661). Böylece Muâviye slâm dünyas n n tamam n hâkimiyeti alt na ald ve yaklafl k doksan y l sürecek olan Emevî Devleti ni kurdu. D KKAT Hz. Hasan n ve Kûfelilerin Muâviye ye halife olarak biat etmesiyle Hz. Ali döneminden itibaren farkl iki siyasi ve idari yap ya bölünen slâm dünyas yeniden birleflmifl oldu. Bu sebeple slâm tarihinde 661 y l na Birlik Y l denilir. MUÂV YE b. EBÛ SÜFYÂN DÖNEM Önce Hz. Ali, ard ndan o lu Hz. Hasan ile girdi i iktidar mücadelesinin sonunda baflar l olarak k l ç zoruyla halife olan Muâviye ye iç politikada muhalif bafll ca iki grup vard : Birincisi, dinin baz emirlerini di er gruplardan çok farkl yorumlayan ve kendilerinden olmayan Müslümanlar n kan n ak tmay dinî bir mecburiyet sayan ihtilâlci Haricîler, ikincisi, halifeli in Hz. Ali evlâd n n hakk oldu unu iddia eden Hz. Ali taraftarlar. Önemli iç savafllardan ç km fl ve büyük ölçüde siyasete kaym fl olan slâm toplumunun bafl na geçen Muâviye yi bekleyen en önemli mesele bu iki muhalefet grubunun itaat alt na al nmas yd. Her iki grubun da merkezi Irak bölgesi oldu undan Muâviye bu bölgeye büyük önem verdi. Muâviye, Hz. Ali taraftarlar n n merkezi durumundaki Kûfe valili ine Mugîre b. fiu be yi getirdi (661). Baflar l bir devlet adam olan Mugîre, bu kar fl k flehirde müsamahakâr bir politika takip etmekle birlikte gerekti inde güç kullanmaktan da kaç nmad. Suriyeli birliklerin Haricîler karfl s nda yenilmesi üzerine onlarla mücadeleyi çeflitli bask lar uygulamak suretiyle, Hakem Vakas na kadar beraber savaflt klar Hz. Ali taraftarlar n n omuzlar na yükledi; neticede Haricîler a r bir hezimete u rad (663). Mugîre halifeye en büyük iyili i, kendisi gibi Sakîf kabilesine mensup olan Ziyâd b. Ebîh in Muâviye ye kat lmas n sa lamakla yapt. Hz. Ali taraf ndan vali tayin edildi i Fars ta direnerek tehditlere ve para vaadlerine boyun e meyen Ziyâd, Mugîre nin araya girmesiyle Ebû Süfyân n nesebine kat l p Muâviye nin kardefli ilân edildi ve ard ndan Basra valili ine getirildi (665). Muâviye, Mugîre nin ölümünün ard ndan Kûfe valili ini de Ziyâd a verdi (670). Do u vilâyetlerini sekiz y l baflar yla yöneten Ziyâd, Haricîlere göz açt rmayacak derecede sert bir politika izledi; ayn flekilde Hz. Ali propagandas na da izin vermedi. Bu arada idarecilerin Hz. Ali aleyhindeki faaliyetlerine karfl bir muhalefet cephesi kuran Hucr b. Adî ve arkadafllar n fitne ç kar p itaatten ayr lmakla suçlayarak Muâviye ye gönderdi ve idam edilmelerini sa lad (671). 673 te ölen Ziyâd n yerine tayin edilen o lu Ubeydullah da babas gibi Haricî isyanlar n kanl bir flekilde bast rd. Muâviye, Haricîlerle mücadelede kendilerinden yararland Hz. Ali taraftarlar na karfl önceleri hoflgörülü davrand ve liderlerine yak nl k gösterdi. An-

159 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 149 cak Haricîlerin bertaraf edilmesinden sonra ekonomik ve siyasi bask uygulay p onlar tesirsiz hale getirdi. Hz. Ali aleyhindeki propagandalarla Hucr ve arkadafllar n n idam gibi baz s k nt l olaylara yol açmakla birlikte onlar kendi döneminde isyanc bir unsur olmaktan ç karmay baflard. Di er önemli bir bölge olan M s r da da emniyet ve asayifl önceden ifl birli i yapt Amr b. Âs n baflar l idaresi sayesinde sa land. slâm Fetihlerinin Yeniden Bafllamas Muâviye, iç kar fl kl klar dolay s yla yaklafl k on y ldan beri durmufl olan fetih hareketlerini üç ayr cephede yeniden bafllatt. Hz. Ali ile mücadelesi s ras nda vergi vermek zorunda kald Bizans üzerine 662 y l ndan itibaren yeniden seferler düzenledi. 669 da karadan ve denizden slâmî dönemdeki ilk stanbul kuflatmas gerçeklefltirildi. Fedâle b. Ubeyd ve Süfyân b. Avf kumandas ndaki birlikler Yezid b. Muâviye komutas nda desteklenmekle birlikte baflar sa lanamad. Müslümanlar çok say da flehit verdiler. Meflhur sahabe Ebû Eyyûb el-ensârî bu kuflatma s ras nda hastalanarak vefat etti. 670 y l nda Kyzikos (Kap da ) yar madas ele geçirildi ve buradan bafllat lan ak nlarla stanbul dört y l süreyle muhasara edildi ( ). Ancak Bizans karfl s nda baflar sa lanamad. kinci cephe olan Basra ya ba l Horasan ve Sind bölgelerinde de hâkimiyetten ç kan baz merkezlerin itaat alt na al nmas ndan sonra yeni fetihler gerçeklefltirildi. Sicistan daki merkezlerin ard ndan Kâbil (664), Tohâristan, Kuhistan, Buhara (674) ve Semerkant (676) al narak baz Do u hükümdarlar vergiye ba land. Üçüncü cephe olan frîk ye de Muâviye b. Hudeyc bölgeyi yeniden slâm hâkimiyetine soktu (665). Ard ndan Ukbe b. Nâfi de Ma rib fetihleri için üs olarak kullanmak amac yla Kayrevan karargâh flehrini kurdu (670) ve harekât n Atlas Okyanusu na do ru geniflletirken baflar l politikas yla bölge halk Berberilerin slâm a girmesini h zland rd. Muâviye nin Hilâfeti Saltanata Dönüfltürmesi ve Ölümü Halifeli i kabile asabiyeti temeline dayanan bir mücadeleyle ve k l ç zoruyla ele geçiren Muâviye nin en kal c icraat o lu Yezid i veliaht tayin etmesi, böylece devleti veraset kural n esas alan bir hanedana dönüfltürmesidir. Meflhur rivayete göre bunu, Kûfe Valisi Mugîre nin tavsiyesiyle ve Müslümanlar n hilâfet meselesi yüzünden yeni bir anlaflmazl a düflmelerini engellemek amac yla yapt n söyleyen Muâviye, Medine d fl nda önemli bir muhalefetle karfl laflmad. Medine de Hz. Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Ebû Bekir ve di er baz önde gelen sahabeler kendisine fliddetle karfl ç kt. Bunun üzerine biatlerini bizzat almak için Hicaz a giden Muâviye tehditle problemi halletti. Onlar n biatlerinin ard ndan Mekke ve Medine halk da Yezid in veliahtl n kabul etti. Muâviye nin özellikle bu tasarrufu sebebiyle ilk slâm tarihçilerinin ço u taraf ndan yo un biçimde elefltirildi i görülür. Sonuç olarak hilâfeti verasete dayal mutlak bir saltanata dönüfltüren Muâviye 60 y l n n Receb ay nda (Nisan 680) D maflk ta vefat etti; ayn gün yerine o lu Yezid geçti. Muâviye nin fiahsiyeti Kendisiyle birlikte Araplar n dâhileri denilen Amr b. Âs, Mug re b. fiu be ve Ziyâd b. Ebîh e büyük yetkiler vererek kurdu u devletin temellerini onlar n yard - m yla sa lamlaflt ran Muâviye muhaliflerine anlayacaklar dilden konuflarak yaklaflmaya çal fl rd. Nâdir yetiflen bir diplomat, çevresini iyi tan yan ve ileriyi gören bir

160 150 slam Tarihi ve Medeniyeti-I idareci olarak hilim ve teenniyi ilke edinmiflti; mecbur kalmad kça kuvvete baflvurmazd. Düflmanlar n n en a r hakaretleri karfl s nda dahi kendini tutar ve so ukkanl l n korurdu. hsanlar n n fazlal dolay s yla hayrete düflenlere bir savafl n bundan çok daha fazlas na mal olaca n, paran n ifl gördü ü yerde konuflmaya, konuflman n ifl gördü ü yerde k rbaca, k rbac n ifl gördü ü yerde k l ca ihtiyaç duymad n söylerdi. Dilimle, Ziyâd n k l c yla kazand baflar dan daha fazlas - n elde ettim derdi. Ancak valilerinin sert davran fllar na göz yummay tercih ederdi; hatta Haricîlere ve fiiîler e karfl l ml tutumu yüzünden flikâyetlere mâruz kalan Mugîre yi valilikten almay bile düflünmüfltü. nsanlarla ba lar n koparmamak için âzami gayret gösterir ve özellikle kabile reislerine büyük önem verirdi. Onlar n üzerinde kurdu u nüfuz sayesinde o lu için biat almakta zorlanmad. Fakat kendi kabilesinin etkisi alt nda kalmamaya dikkat etmifl, bunun için eyaletlere baflka kabilelerden, bilhassa Sakîf kabilesinden valiler göndermifltir. Tâif, Mekke ve Medine valilikleriyle hac emirli inde ise akrabalar n görevlendirirdi. Muâviye, valili inin ilk y llar ndan itibaren Bizans idarecileri gibi giyinmeye ve onlar gibi yaflamaya bafllam flt. fiam a gelen Hz. Ömer k yafetini yad rgay p kendisini hükümdarlara benzetince cihad ruhunu kaybetmedi ini, ancak düflmana yak n olduklar için heybetli görünmek gerekti ini söyleyerek halifeyi ikna etmeyi baflarm flt. Devletini Bizans müesseselerinden faydalanarak kurmaya çal flan Muâviye zaman nda merkez ve saray teflkilat nda düzenlemeler yap ld. Muâviye sald r lardan korunmak için özel muhaf zlar görevlendiren ilk halifedir. Gayri müslimlere karfl iyi davranan Muâviye, müflavirlerinden Sercûn b. Mansûr ve özel doktoru bn Üsâl gibi baz H ristiyanlar saray nda görevlendirmiflti. Bilginler, edipler ve flairlerle sohbeti sever, onlardan yararlanmaya çal fl rd. Tarihe de büyük ilgi duyard. Yemenli tarihçi Ubeyd b. fieriyye yi D maflk a ça rarak kendisinden Arap ve Acem meliklerinin hayatlar n anlatan bir kitap yazmas n istemiflti. Hz. Peygamber den rivayet etti i 163 hadis çeflitli hadis kaynaklar nda yer almaktad r. K T A P Muâviye dönemi hakk nda ayr nt l bilgi için. Aycan n Saltanata Giden Yolda Muâviye b. Ebî Süfyan adl eserine baflvurabilirsiniz. I. YEZ D DÖNEM Yezid, Muâviye nin Suriye valisi iken bölgenin en güçlü kabilesi olan Benî Kelb den Meysûn bint Bahdal el-kelbî ile evlili inden 647 veya 648 y l nda D maflk ta do du. Çocukluk ve gençlik dönemini akranlar na nazaran çok iyi flartlar alt nda geçirdi. Bedevî bir kabileden olmas sebebiyle fiam daki flehir hayat na ayak uyduramayan Meysûn, kabilesi ve çöle olan hasretini fliirleriyle dile getirince Muaviye, onu s k s k çöldeki ailesine gönderdi. Yezid de annesiyle birlikte gitti ve çöl flartlar nda yetiflti. Burada at c l k, binicilik, savafl sanat ve yüzme, fasih Arapça ve fliir ö rendi. Bunlardan baflka içki ve e lence gibi al flkanl klar da edindi. O lunun gelece i için çöldeki e itimi yeterli görmeyen Muaviye, Yezid i s k s k fiam a getirtip e itimiyle yak ndan ilgilendi. Ancak Yezid yetiflme ça nda edindi i al flkanl klar n terk edemedi. Babas n n hilafete geçti i dönemde de söz konusu kötü al flkanl klar n sürdüren Yezid in toplumda kötü bir imaj vard. Muaviye, o lunu bu imajdan kurtararak veliahtl a haz rlamak için baz tedbirler ald. ki defa hac emiri olarak görevlendirdi. lk stanbul kuflatmas için destek kuvvetleri bafl nda görevlendirdi ve Anadolu seferlerine gönderdi. Muâviye, o lu Yezid i sa l nda kendisinden sonra halife olmak üzere veliaht tayin etti. Yukar da anlat ld gibi bu hususta Muâviye ciddi tepkilerle karfl laflt ysa da çeflitli yollarla muhalifleri etkisiz hale getirdi.

161 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 151 Kerbela Vakas Muâviye nin Nisan 680 de ölümü üzerine fiam da halifelik makam na geçen Yezid i bekleyen en önemli problem, muhaliflerin biatlerinin al nmas meselesiydi. Yezid babas n n vefat n n duyulmas ndan önce muhaliflerin biatlerini almas için Medine valisine talimat verdiyse de Abdullah b. Zübeyr ve ard ndan Hz. Hüseyin bir bahane ile biat etmeden Medine den Mekke ye geçerek Yezid ve Emevîler aleyhindeki faaliyetlerini sürdürdüler. Onlar n bu tutumu üzerine Muâviye zaman nda kontrol alt nda tutulan muhalefet harekete geçti. Bu iflin bafl n da Kûfeliler çekiyordu. Kûfeliler Mekke ye s nan Hz. Hüseyin e elçi ve mektuplar göndererek kendisini Kûfe ye davet ettiler. Davetlerini kabul edip flehirlerine geldi i takdirde kendisini halife ilan edeceklerini ve bayra alt nda Yezid e karfl savaflacaklar n bildirdiler. Hz. Hüseyin, Yezid e karfl bir harekete kalk flmadan önce hem durum tespiti hem de kendisine olan ba l l n güçlendirilmesini temin için amcas n n o lu Müslim b. Akîl i Kûfe ye gönderdi; kendisi ise hac mevsiminden de istifade ederek Mekke de muhalefetini sürdürdü. Müslim, Kûfe de, vali Nu man b. Beflîr in müsamahal tutumu sayesinde Hz. Hüseyin nam na önemli faaliyetlerde bulunup halktan biat ald ve ard ndan da Hz. Hüseyin i Kûfe ye ça rd. Durumdan haberdar olan Yezid, Numan b. Beflîr in yerine sertlik ve fliddet yanl s Basra valisi Ubeydullah b. Ziyad Kûfe valili ine tayin ederek isyan önlemekle görevlendirdi. Ubeydullah göreve bafllad ktan hemen sonra Müslim b. Akîl ve arkadafllar n öldürttü. Di er taraftan Kûfe deki geliflmelerden habersiz durumun hala kendi lehinde oldu unu düflünen Hz. Hüseyin, gitmemesi yönündeki görüfl ve tavsiyelere ra men az say daki taraftar ve aile efrad yla birlikte Mekke den yola ç kt. Yolda Kûfe de kontrolün Ubeydullah n eline geçti ini ö rendiyse de karar ndan vazgeçmedi. Di er taraftan Hz. Hüseyin baflkanl ndaki grubun Kûfe ye gelmekte oldu unu ö renen Ubeydullah, 1000 kiflilik bir kuvvetle onlar n flehre girerek Kûfelilerle buluflmalar n engellemeye çal flt. Hz. Hüseyin in beraberindekilerle Kerbela mevkiine ulaflt n (2 Ekim 680) ö renince onlar n Kûfelilerle buluflmalar n veya geri dönmelerini engellemek için Ömer b. Sa d kiflilik bir kuvvetle bölgeye gönderdi. Kerbelâ da etraf kuflat lan Hz. Hüseyin, Kûfelilerin vaat etti i deste in bir türlü gelmemesi üzerine bir ç k fl yolu bulmak maksad yla Ömer b. Sa d a Mekke ye geri dönmek, s n r flehirlerinden birine giderek cihatla meflgul olmak veya fiam a giderek Yezid le görüflmek istedi ini teklif ettiyse de Ubeydullah tekliflerden hiç birisini kabul etmedi. Nihayet 10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) Cuma günü Kerbela da gerçekleflen ve birbirine denk olmayan kuvvetlerin çarp flmas sonucunda Hz. Hüseyin ve beraberindekilerden 72 kifli flehit edildi. Cesetleri çeflitli hakaret ve iflkencelere maruz b rak ld klar gibi baflta Hz. Hüseyin inki olmak üzere baz lar n n kafalar kesilerek önce Kûfe deki valiye, sonra da fiam daki halifeye gönderilerek muhaliflere gözda verildi. Kerbela daki elim olaylar ifliten Yezid in Hz. Hüseyin in öldürülmesine raz olmad, böyle bir fleyi emretmedi ini söyleyerek a lad, böylesi bir sonuçta rolü olan Kûfe valisi Ubeydullah a sitemde bulundu u ve Hz. Hüseyin in hayatta kalan di er yak nlar na iyi muamelede bulunarak onlar Medine ye gönderdi i rivayet edilmektedir. slâm tarihinin en ac olaylar ndan biri olan Kerbela Vakas, Yezid in nefretle an lmas nda, slâm dünyas n n siyasi ve itikadî aç dan bölünmesinde, önceden nazarî bir siyasî görüfl durumunda olan fiiîli in bir akide halini almas nda etkili olmufl ve pek çok isyan n temel sebeplerinden birini teflkil etmifltir. D KKAT

162 152 slam Tarihi ve Medeniyeti-I SIRA S ZDE 2 Hz. Hüseyin in Kerbela da ac mas z bir flekilde flehit edilmesi Müslümanlarda nas l bir yank uyand rm fl ve edebiyata nas l yans m flt r? Araflt r n z. Medine deki Muhalefetin Bast r lmas : Harre Savafl Yezid, Kerbela sonras Hicaz da aleyhinde oluflan muhalefetin sempatisini kazanabilmek için Medine valisi arac l yla Medine nin ileri gelenlerinden oluflan bir heyeti fiam a davet etti; onlar ikramlar yla memnun etmeye çal flt. Ancak heyettekiler Medine ye dönünce Yezid in e lence ve sefahate dald n, haramlarla meflgul oldu unu anlatarak ona isyan n dinen farz oldu unu ileri sürdüler. Anlat lanlar Medine de infiale sebep oldu. Halk, Yezid e olan biat n bozarak Abdullah b. Hanzala ya biat etti. Sonra da Medine de yaflayan ve say lar 1000 i bulan Ümeyye ailesi mensuplar n ailenin en yafll ve ileri geleni Mervan b. Hakem in malikânesinde kuflatma alt na ald lar. Geliflmelerden Yezid i haberdar eden Mervan ondan acilen yard m istedi. Yezid, Müslim b. Ukbe el-mürrî kumandas nda kiflilik bir ordu görevlendirdi. A ustos 683 te Medine yak nlar na gelerek Müslim, as l maksad - n n Mekke deki Yezid e biat etmeyen bn Zübeyr oldu unu, kendilerine dokunmayaca n, isyandan vazgeçmeleri için üç gün mühlet verece ini söylediyse de onlar raz edemedi. fiehrin sald r ya müsait olan kuzey k sm na hendek kazarak savunma haz rl klar n tamamlayan Medineliler, dört gruba ayr larak her grubun bafl na kendi kabilesinden birisini geçirdiler. Medinelilerin oluflturduklar birlikler düzenli ve disiplinli kuvvetlerden oluflmad gibi aralar nda tam bir birliktelik de yoktu. Di er taraftan bafl nda tecrübeli komutan Müslim b. Ukbe nin bulundu u Emevîlerin düzenli ordusu, muhasara sonras nda Medine den ç kmalar na izin verilen Ümeyyelilerin verdi i savafl taktikleriyle sabah güneflini arkalar na alacak flekilde flehrin kuzeydo usundaki Harretü Vâk m mevkiinde karargâh kurdu. Medinelilere isyandan vazgeçmeleri için verilen üç günlük mühletin sonunda sald r ya geçti (26 A ustos 683). Savafl Medineliler in yenilgisiyle sonuçland. Abdullah b. Hanzale ve çok say da meflhur flahsiyet öldürüldü. Yezid in emri do rultusunda Emevî ordusu Medine yi üç gün boyunca ya malad. Yezid döneminde Kerbela dan sonra gerçekleflen ve ço u sahabe olmak üzere pek çok Müslüman n ölmesine yol açan Harre Savafl ve sonras nda Medine nin Emevî ordusunca üç gün boyunca ya malanmas, kutsal flehrin ahalisinin öldürülme, iflkenceye tabi tutulup tecavüze maruz b rak lmas slâm tarihinin en feci olaylar ndand r. Söz konusu facia Yezid döneminde ve onun emriyle gerçekleflti i için gerek o dönemde gerekse sonras nda onun nefretle an lmas na yol açt. I. Yezid in Abdullah b. Zübeyr le Mücadelesi ve Mekke Kuflatmas Kerbela olay ndan sonra Abdullah b. Zübeyr Yezid e karfl muhalefetin tek lideri haline geldi ve taraftarlar n n iste i üzerine Mekke de gizlice biat almaya bafllad. Yezid, Abdullah b. Zübeyr i kendisine biate ikna etmeleri için bir heyeti Mekke ye gönderdiyse de o buna yanaflmad gibi bir süre sonra Mekke valisinin namaz k ld rmas na da engel oldu. Bunun üzerine Yezid, Medine valisi Amr b. Saîd el-efldak a ona karfl bir ordu göndermesini emretti. Valinin Abdullah b. Zübeyr in baba bir kardefli olan Amr b. Zübeyr kumandas nda gönderdi i ordu Mekke yak nlar nda yap lan savaflta, ma lup edildi (681). Abdullah b. Zübeyr in bu galibiyeti Hicaz daki itibar n n daha da artmas na sebep oldu. Harre Savafl nda Medine deki isyan bast ran Müslim b. Ukbe bundan

163 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 153 sonra as l hedefi olan Abdullah b. Zübeyr üzerine, Mekke ye yöneldi. Ancak Mekke ye varmadan yakaland hastal k sebebiyle Müflellel mevkiinde komutay Yezid in verdi i emir do rultusunda Husayn b. Numeyr e devrettikten sonra öldü. Husayn b. Numeyr Eylül 683 te Mekke yi kuflatt ve flehrin etraf ndaki tepelere yerlefltirdi i manc n klarla flehri tafl ya muruna tuttu. At lan tafllar ve yanmakta olan ya l paçavralar hem Kâbe nin büyük oranda y k lmas na hem de Kâbe etraf nda karargâh kuran bn Zübeyr in taraftarlar n n zor anlar yaflamas na yol açt. ki ay devam eden kuflatma Yezid in ölüm haberinin Mekke ye ulaflmas ndan sonra kald r ld. Kerbelâ olay n n bir baflka sonucu olarak ortaya ç kan Tevvâbûn hareketini araflt r n z. Yezid döneminde iç savafllar sebebiyle fetihler nerdeyse durmufltur. Sadece kuzey Afrika da Muaviye taraf ndan azledildikten sonra göreve iade olunaca na dair teminat verilen ve Yezid in emriyle tekrar bölgeye gönderilen Ukbe b. Nâfi, Bizans ve Berberî kuvvetlerinden baz lar n ma lup etmifltir. Ancak bu galibiyet kal c olmam fl, Ukbe nin Berberî reisi Küseyle nin toparlamaya muvaffak oldu u Bizans kuvvetlerine yenilip flehit düflmesiyle fethedilen yerler tekrar slâm hâkimiyetinden ç km flt r. Yezid döneminde Bizans üzerine Muaviye nin iktidar boyunca senede iki defa düzenlenen yaz ve k fl seferlerine ara verildi i gibi fetihten sonra K br s ve Rodos adalar nda iskân edilen Müslümanlar geri çekilmifltir. Yezid idari alanda fazla bir de ifllik yapmam fl, babas Muaviye nin politikalar - n devam ettirmifltir. Özellikle babas döneminde idarede yer alan ve baflar l bulunan kiflileri görevde tutmufl, o da Muaviye gibi valilerine çok genifl yetkiler vermifltir. Ziraatla ilgilenip bilhassa fiam civar nda kanallar açt rarak bölgede tar ma dayal üretimin art r lmas na katk sa lam flt r. Yezid 11 Kas m 683 te D maflk yak nlar ndaki Huvvârîn de ölmüfl ve Bâbussa îr mezarl na defnedilmifltir. Devlet ifllerini ço unlukla valilerine havale eden Yezid, e lence ve sefahate düflkün olup zaman n büyük bir k sm n flair ve musikiflinaslarla geçirmifltir. çki içen ilk halife olarak bilinir. Döneminde gerçekleflen ve etkileri günümüze kadar gelen olaylar sebebiyle Müslümanlar n zihninde çok olumsuz bir yer edinmifltir. slâm tarihinde hilafetin saltanata dönüflmesi onunla bafllam fl, Hz Hüseyin ve yak nlar n n Kerbela da feci flekilde katledilmesi, Medinelilerin isyan n n çok kanl bir flekilde bast r l p flehrin ya malanmas, kutsal Mekke ve Kâbe nin muhasara alt na al n p yak l p y k lmas onun iktidar nda gerçekleflmifltir. I. Yezid hakk nda ayr nt l bilgi için Ünal K l ç n Tart flmalar n Oda ndaki Halife: Yezid b. Muâviye adl eserine baflvurabilirsiniz. II. MUÂV YE DÖNEM 663 y l nda do an II. Muâviye babas I. Yezid taraf ndan veliaht tayin edilmiflti. Babas n n 10 Kas m 683 te ölümü üzerine tahta ç kt. Bu s rada ülkede büyük bir kar fl kl k hâkimdi. I. Yezid in ölüm haberini duyan Abdullah b. Zübeyr, Mekke de halifeli ini ilân ederek biat almaya bafllam fl ve egemenlik alan n k sa sürede geniflletmiflti. Öte yandan halifeli e ba l vilâyetlerde de itaatsizlikler görülüyor, Selm b. Ziyâd Horasan da, Ubeydullah b. Ziyâd Basra da kendi ad na biat al yordu. II. Muâviye nin ömrü ve halifeli i çok k sa sürdü. Kaynaklarda onun tahta ç kt s - rada aras bir yaflta oldu una dair farkl rivayetler bulunmakta, halifelik süresi de yirmi gün ile dört ay aras nda gösterilmektedir. Ayr ca halifelik günlerini hasta vaziyette Hadrâ saray nda geçirdi i ve halk n huzuruna ç kamad, devletin 3 SIRA S ZDE K T A P

164 154 slam Tarihi ve Medeniyeti-I idaresi ve imaml k göreviyle müflaviri Dahhâk b. Kays n ilgilendi i belirtilmektedir. Muâviye, farkl rivayetlere göre bir hutbesinde halka halifelik mesuliyetini tafl maktan âciz kald n, yerini Hz. Ebû Bekir in yapt flekilde Hz. Ömer gibi birine b rakmak istedi ini, fakat çevresinde böyle bir kimseyi göremedi ini, yahut Hz. Ömer in yapt gibi halifeyi seçme ifliyle bir kurulu görevlendirmeyi düflündü ünü, ancak böyle bir kurulu oluflturacak uygun kiflileri de bulamad n söylemifl ve insanlara bu makama uygun flahs kendilerinin seçmesini tavsiye etmifltir. Yeni halife belirleninceye kadar idareyi Dahhâk b. Kays n yürütmesini de isteyen Muâviye, di er bir rivayete göre bu konuflmas nda dedesi Muâviye ile babas Yezid in Hz. Ali ye ve evlâd na karfl yürüttükleri iktidar mücadelesinde haks z olduklar n belirterek onlar a r flekilde suçlam fl ve öbür dünyada bunun hesab n vereceklerine inand n dile getirmifltir. Kaynaklarda, babas n n tayin etti i memurlar görevlerinde b rakan ve hiçbir tayin yapmayan II. Muâviye nin, devlet baflkan s fat yla icraat olarak sadece haraçlardan beytülmâle gönderilen miktar üzerinden üçte bir oran nda bir indirim yapt zikredilmektedir. Hastal n n a rlaflmas üzerine yak nlar, kardefli Hâlid b. Yezid i veliaht tayin etmesi konusunda srar ettilerse de o, halifeli in hayr n görmedi ini, bir de veliahtl a getirece i kiflinin hatalar n n vebalini üstlenemeyece ini söyleyerek geri çevirmifltir. Muâviye nin ölüm flekli de ihtilâf konusu olmufltur. Yak nlar taraf ndan zehirletildi i, akci erlerindeki rahats zl k sebebiyle yahut veba yüzünden veya eceliyle öldü üne dair rivayetler vard r. 29 fiubat 684 te vefat edince D maflk taki Bâbüssag r Kabristan nda babas n n yan na gömüldü. MERVAN b. HAKEM DÖNEM Çocu u olmayan II. Muâviye nin vefat ndan sonra Emevî ileri gelenlerinin karar yla Mervân b. Hakem halifeli e getirildi. Böylece yönetim Emevîler in Süfyânîler kolundan Mervânîler koluna geçmifl oldu. Mervan n Emevî taht na ç k fl süreci flöyle özetlenebilir: Daha II. Muâviye nin sa l nda Hicaz bölgesi yan nda Irak ve M s r bölgeleri de Mekke de halifeli ini ilân eden Abdullah b. Zübeyr e biat etmifl bulunuyordu. II. Muâviye nin ölümü üzerine Suriye bölgesi vilâyetlerinin yöneticileri de bnü z-zübeyr in halifeli ini tan maya bafllam fllard ; K nnesrîn ve Humus valilerinin ard ndan Nâtil b. Kays liderli inde isyan eden Filistin ordugâh da bnü z- Zübeyr e itaat etmiflti. D maflk ta da durum kar fl kt. II. Muâviye taraf ndan, yerine bir halife seçilinceye kadar devlet ifllerini yürütmekle görevlendirilen fiam Valisi Dahhâk b. Kays tavr n aç klamakta tereddütlü davranmakla birlikte bnü z-zübeyr e kat lmay uygun görüyordu. Bu s rada Emevî ailesi de bölünmüfltü. Yezid in day s olan Filistin ve Ürdün Valisi Hassân b. Mâlik Yezid in genç yafltaki iki o lunu destekliyor, halifeli in onlar n elinde kalmas n istiyordu. Bu arada Emevî ailesinin ileri gelenlerinden Mervân b. Hakem ve Amr b. Saîd el-efldak n halife olmas n arzu edenler de vard. Rivayete göre Mervân ve Efldak da bu flartlar alt nda durumu gittikçe güçlenen bnü z-zübeyr e biat etmeyi düflünmüfl, hatta bu maksatla yola dahi ç km fllard. Yolda karfl laflt klar eski Basra valisi Ubeydullah b. Ziyâd, Mervân a bnü z-zübeyr e kat lmas n n çok büyük bir hata olaca n, halifeli in Emevî ailesinin ileri geleni olarak kendisine yak flt n söyleyip onu halifeli i üstlenmeye ikna etti. D KKAT Mervân n halife olmay Hz. Osman zaman ndan beri düflündü ünü, Muâviye döneminde de bu niyetini ortaya koyan davran fllar sergiledi ini gösteren rivayetleri göz önüne alarak onun bu ifle kendisinin tâlip oldu unu söyleyenler de vard r.

165 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 155 Henüz yirmi yafllar nda iken veliaht belirlemeden ölen II. Muâviye nin o s rada yönetimi üstlenebilecek yaflta kardefli de bulunmad ndan, bu flartlarda Emevî ailesinin liderli ine en uygun kifli ailenin Ebü l-âs kolunun büyü ü Mervân b. Hakem idi. Ailenin söz sahipleri, idare merkezinin tekrar Hicaz a geçmesinden korkmaya bafllayan Suriye ileri gelenleri ve özellikle Yemen as ll Kelb kabilesi liderleriyle durumu görüflmek üzere Câbiye de topland lar. K rk gün sürdü ü bildirilen görüflmelerin sonunda II. Muâviye nin kardefli Hâlid b. Yezid in yafl n n küçük olmas, bnü z-zübeyr e karfl iktidar mücadelesinde baflar s z kalaca fleklinde de- erlendirildi. Onu destekleyen day s Hassân b. Mâlik in ikna edilmesiyle Mervân n halife olmas kararlaflt r ld. Hâlid b. Yezid birinci, baz liderlerce desteklenen Efldak da ikinci veliaht tayin edildi (22 Haziran 684); birincisi Humus, di eri de D maflk valisi olarak görevlendirildi. Câbiye de Mervan n halifeli i konusunda sa lanan ittifak D maflk ta durumun istikrara kavuflmas na yetmedi. Câbiye görüflmelerine kat lmaktan son anda vazgeçen Dahhâk b. Kays, bnü z-zübeyr i destekledi ini aç a vurarak emrindeki kuvvetlerle Mercirâhit denilen yerde karargâh kurdu. Toplant n n uzamas ndan istifade edip K nnesrîn, Humus ve Filistin ordugâhlar ndan temin etti i yard mla gücünü artt rd. Câbiye den dönen Mervân b. Hakem, Dahhâk ikna edemeyince Mercirâhit te iki taraf aras nda yirmi gün süren çok kanl bir savafl cereyan etti. Mervân, özellikle Dahhâk n D maflk tan ayr lmas n n ard ndan bafllatt isyanla flehirde kontrolü eline geçiren Yezid b. Ebü n-nims in erzak ve asker deste i sayesinde kesin bir zafer kazand (Muharrem 65/ A ustos-eylül 684). Böylece Mervân bir taraftan Emevî saltanat n n devam n, di er taraftan halifeli in Mervânî koluna geçmesini sa lam fl oldu. Bundan sonra halifelik Emevîler in y k l fl na kadar onun soyunda kald. Mervan b. Hakem in halifeli inden önceki hayat hakk nda bilgi edininiz. Dahhâk b. Kays a karfl kazand zaferle Suriye de kontrolü sa layan Mervân, bnü z-zübeyr i destekleyen valiler taraf ndan terkedilen flehirlere yeni tayinler yapt ktan sonra M s r bnü z-zübeyr in elinden almak için harekete geçti. D - maflk ta o lu Abdülmelik i yerine b rak p ordusunun bafl nda M s r üzerine yürüdü ve fazla bir zorlukla karfl laflmadan M s r ele geçirdi. O lu Abdülazîz i M s r valili- inde b rak p Suriye ye dönmek için yola ç kt. bnü z-zübeyr taraf ndan yolunu kesmek için bölgeye gönderilen orduyu da ma lûp ederek D maflk a geldi. Vakit kaybetmeden iki ordu haz rlay p bnü z-zübeyr in elinde bulunan Irak ve Hicaz a yollad. Hicaz a Hubeyfl b. Delce kumandas nda gönderdi i ordu, Medine yak nlar nda Rebeze de bnü z-zübeyr in ordusu karfl s nda a r bir yenilgiye u rad. Irak a gönderdi i ordunun bafl na geçirdi i Ubeydullah b. Ziyâd, el-cezîre ye ulaflt s - rada Mervân n ölüm haberini ald. I. Mervân, Câbiye görüflmelerinde halifeli i ele geçirebilmek u runa veliahtl klar n kabul etmek zorunda kald Hâlid b. Yezid ile Amr b. Saîd el-efldak veliahtl ktan vazgeçmeye zorlam fl ve sonunda bunu baflarm flt r. Kendisinden sonra pefl pefle halifeli e geçmeleri flart yla o ullar Abdülmelik ve Abdülazîz i veliaht olarak tayin etmifltir. Kaynaklarda ölümünün, veliahtl ktan ayr lmas için toplum önünde horlay p küçük düflürdü ü Hâlid b. Yezid ile annesinin bir komplosu sonucu gerçekleflti i kaydedilmektedir. Buna göre Hâlid in, babas I. Yezid in vefat ndan sonra Mervân ile evlenmifl olan annesi o luna yap lan bu hakarete tahammül edememifl ve uyudu u bir s rada kocas n yast kla bo arak öldürmüfltür. An- 4 SIRA S ZDE

166 156 slam Tarihi ve Medeniyeti-I cak baz rivayetlerde onun vebadan öldü ü de kaydedilmektedir. Nisan 685 te ölen Mervân b. Hakem on ay gibi k sa bir süre halifelik yapm flt r. Mervân hadisle de meflgul olmufl ve Ebû Hüreyre den bir hadis mecmuas derlemifltir. Haricîlerin bir kolu olup Nâfi b. Ezrak a (ö. 685) nispetle Ezârika ad yla bilinmektedir. 698 y l na kadar slâm dünyas nda etkili olmufllard r. ABDÜLMEL K b. MERVAN DÖNEM Mervan b. Hakem den sonra Emevî taht na o lu Abdülmelik ç kt. Kaynaklar n büyük bir k sm na göre 26 ( ) y l nda do an Abdülmelik on yafl nda iken Hz. Osman n evine yap lan sald r ya flahit oldu. On alt yafl nda da Muâviye b. Ebû Süfyan taraf ndan Medine divan reisli ine tayin edildi. Medineli birliklerin bafl nda Bizans a karfl yap lan bir sefere ifltirak etti (42/ ). Hz. Hüseyin in Kerbelâ da flehit edilmesinin ard ndan Medinelilerin Yezid e karfl ayaklanmalar üzerine meydana gelen Harre Savafl na Emevî ailesi saflar nda kat ld (683). Mervân b. Hakem in ölümü üzerine (Nisan 685) D maflk ta hilâfet makam na geçti. Ancak halifeli ini yaln z Suriye ve M s r eyaletleri tan d. Hicaz ve Irak Abdullah b. Zübeyr in idaresi alt nda bulunuyordu. M s r a kadar bütün Kuzey Afrika slâm devletinden kopmufl, bu parçalanmadan faydalanmak isteyen Bizans, Suriye ye karfl ak nlara bafllam flt. Halifenin rakibi Abdullah b. Zübeyr de zor durumda idi. Mekke kuflatmas nda Abdullah destekleyen Haricîler, muhasaran n kald r lmas ndan sonra ona karfl cephe alm fllar, Necid ve Basra bölgelerinde tehlikeli isyanlar bafllatm fllard. Haricîlerin ilk büyük grubunu oluflturan Ezârika n n Basra y tehdidi günden güne art yordu. Abdullah b. Zübeyr in Haricîler ile meflgul bulundu u s rada Abdülmelik in bu durumdan faydalanarak harekete geçmesi beklenirken, muhtemelen Suriye ye tam anlam yla hâkim olamad için herhangi bir teflebbüse giriflmedi. Bu s rada Kûfe de her iki halife için de tehlikeli olabilecek Muhtâr b. Ebû Ubeyd es-sekafî nin isyan patlak verdi. Muhtâr es-sekafî syan Hz. Hüseyin in intikam n almak amac yla ayaklanan Muhtâr es-sekafî hem Emevî yönetimine hem de Abdullah b. Zübeyr e karfl mücadele veriyordu. Hz. Ali nin ünlü kumandan Eflter in o lu brahim i kendi saflar na çeken Muhtâr es-sekafî 19 Ekim 685 tarihinde ayakland ve Kûfe yönetimini ele geçirdi. Ard ndan brahim b. Eflter i Ubeydullah b. Ziyâd n üzerine gönderdi. Bu s rada Kûfe de bir ayaklanma ç k nca brahim geri döndü ve ayaklanmay bast rd. Muhtâr es-sekafî Kerbelâ Vakas na kar flan Kûfeliler in tamam n öldürterek evlerini y kt rd. Di er taraftan Muhtâr, Mekke de Abdullah b. Zübeyr elinde tutuklu bulunan Hz. Ali nin o lu Muhammed b. Hanefiyye yi kurtard. Muhtâr taraf ndan Ubeydullah b. Ziyâd üzerine gönderilen brahim b. Eflter Hâzir nehri k y s nda onu a r bir yenilgiye u ratarak askerlerinin büyük bir k sm yla birlikte k l çtan geçirdi (A ustos 686). Bu baflar lar Muhtâr n flöhretini daha da art rd. Bunun üzerine Abdullah b. Zübeyr kendisi için gittikçe büyük bir tehlike olan Muhtâr la mücadele edebilmek amac yla kardefli Mus ab b. Zübeyr i Basra valili ine tayin etti. Kûfe den gelip ordusuna kat lan Araplar sayesinde güç kazanan Mus ab Kûfe üzerine yürüdü ve dört ayl k bir kuflatmadan sonra flehri ele geçirdi. Muhtâr es-sekafî öldürüldü (Nisan 687). Abdülmelik in Abdullah b. Zübeyr le Mücadelesi Irak ta Abdullah b. Zübeyr ile Muhtâr aras ndaki mücadeleler asl nda Abdülmelik in ifline yar yordu. Abdülmelik, Muhtâr n öldürülmesinden sonra el-cezîre de bulunan brâhim b. Mâlik el-eflter i kazanmak için baz teflebbüslerde bulunduysa da geç kald ; çünkü brâhim daha önce davranan Abdullah b. Zübeyr in kardefli Mus`ab taraf na geçmiflti.

167 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler Abdülmelik in Mus`ab a karfl ilk askerî harekât 689 y l yaz nda oldu. Ancak, D maflk tan ayr lmas ndan k sa bir süre sonra geri dönmek mecburiyetinde kald. Zira onun ayr lmas n f rsat bilen Amr b. Saîd el-efldak, baflflehirde tehlikeli bir isyan ç kartm flt. Derhal D maflk a dönen halife, isyan bast rd ve Efldak idam etti. 691 y l nda el-cezîre bölgesini itaat alt na almaya bafllayan ve bu arada y llardan beri Karkîsiyye de direnen Züfer b. Hâris i ortadan kald ran Abdülmelik, Mus`ab a karfl art k kesin sonucu alma karar nda idi. Abdülmelik K nnesrîn yak n ndaki Butnân Habîb, Mus`ab ise Tekrit yak n ndaki Bâcümeyrâ da karargâh kurdular. Mühelleb b. Ebû Sufre ve Abdullah b. Hâz m gibi de erli kumandanlar Haricîlerle mücadele ettiklerinden Mus`ab n yan nda bulunmuyorlard. Di er taraftan Mus`ab n kuvvetleri aras nda yer alan Irakl birlikler savafl taraftar de illerdi. Savafl bafllamadan önce Abdülmelik üstün durumda idi. Nihayet iki ordu Deyrülcâselik mevkiinde karfl laflt. Savafl n ilk anlar nda brâhim b. Mâlik el-eflter in öldürülmesi Mus`ab için büyük kay p oldu. Baz Irakl birlikler savafla bafllamadan kaçt lar. Mus`ab harp meydan nda pek az bir kuvvetle kalmas na ra men kahramanca savaflt ; ancak savafl meydan nda can vermekten kurtulamad (Ekim 691). Abdülmelik zaferden sonra Kûfe ye gidip halktan biat ald. Ard ndan Basra halk da onun halifeli ini tan d. Böylece 691 y l nda Hicaz d fl ndaki bölgelerde Abdülmelik in halifeli i tan nm fl oldu. Art k s ra Mekke de bulunan Abdullah b. Zübeyr e gelmiflti. Abdülmelik daha Kûfe den ayr lmadan, Irak a karfl giriflti i harekâtta kendini göstermifl olan Haccâc b. Yûsuf u kiflilik bir Suriyeli birli in bafl nda Mekke üzerine gönderdi. Tâif te karargâh kurarak Mekke üzerine küçük çapta ak nlar yapmaya bafllayan Haccâc, halifeden kesin emir al r almaz Mekke yi kuflatt. Muhasara alt ay kadar sürdü. Abdullah b. Zübeyr daha fazla dayanamad ve yapt huruç hareketi sonunda birkaç sad k adam yla birlikte öldürüldü (1 Ekim 692). Böylece Abdülmelik slâm devletindeki iç kar fl kl klara son vermifl ve birli i sa lam fl oldu. Haricî syanlar n n Bast r lmas Abdullah b. Zübeyr tehlikesinin ortadan kald r lmas ndan sonra Abdülmelik in karfl s nda önemli bir muhalefet kalmam flt. Ancak ran, Irak ve el-cezîre bölgelerinde Haricîler büyük huzursuzluk kayna idiler. Kûfe ve Basra kuvvetleri Necdiyye Haricîlerini Yemâme nin Muflahhar mevkiinde 73 te (692-93) ma lûp ettiler. Hicaz Valisi Haccâc b. Yûsuf un s k tedbirleri, bölgede sükûnetin sa lanmas na yard mc oldu. Bu arada Haccâc, Mekke kuflatmas s ras nda tahrip edilmifl olan Kâbe yi tamir ettirdi (694). Abdullah b. Zübeyr in ölümünden sonra Abdülmelik taraf na geçen ve Haricîlere karfl baflar l mücadeleleriyle flöhret kazanan Mühelleb b. Ebû Sufre, Irak valisi ve halifenin kardefli Biflr b. Mervân dan istedi i deste i alamad için Haricîler karfl s nda baflar l olam yordu. Irak n bu kar fl k durumuna son vermek için Abdülmelik 75 (694) y l nda Haccâc b. Yûsuf u Irak valili ine tayin etti. Burada Emevîlere karfl isyan halinde olan Haricîler küçük askerî birlikleriyle Emevî ordular n ma lup ediyorlar, Hz. Ali taraftarlar da yöneticileri u raflt r yorlard. Haccâc ald sert tedbirlerle bir taraftan Kûfe ve Basra da k sa sürede sükûneti sa larken di er taraftan da Mühelleb e takviye kuvvetleri gönderdi. Mühelleb böylece, Fars bölgesinde Kâzerûn yak n nda Ezrakîler ile yapt savafl kazand (12 Ocak 695). Yenilen Haricîler do uya çekildiler, Ezrakîler in reisi Katarî b. Fücâ` el-mâzinî, 77 de (696-97) Mühelleb ile yapt savaflta öldürüldü; taraftarlar da da ld. Ezrakîler le savafl devam ederken di er bir Haricî grubu olan Sufrîler el-cezîre bölgesinde isyan ç kard lar. ki defa Kûfe ye girmeye muvaffak olan Haricî rei- 157 Emevîlere karfl isyanlar n merkezi haline gelen Irak valili ine tayin edilince Kûfe ye giren Haccâc, Kûfe Camii ne gidip yüzünü bir örtüyle kapatm fl bir flekilde minbere ç kt ve camide toplanan halka tarihe geçen flu meflhur konuflmas n yapt : Ben kopma zaman gelmifl olgun kelleler görüyorum. Onlar koparacak olan da benim. Ben difl söken yi it o lu yi it, bafl mdaki sar ç kar rsam kim oldu umu anlars n z. Ey Irakl lar! Ey nifak ve ayr l kç lar, bozguncular! Emîrülmü minîn Abdülmelik oklu undaki bütün oklar ç kar p tek tek yoklad ve beni en kuvvetli olarak görünce size yollad. Yolda gelirken kamç m düflürdüm; bu sebeple sizi terbiye için k l c m kullanaca m. Sizler azg nl k, muhalefet, tefrika ve bozgunculukta çok ileri gittiniz. Ya do ru yola gelip itaat edersiniz ya da kellenizi kopart r m... (Taberî, VI, ).

168 158 slam Tarihi ve Medeniyeti-I si fiebîb e karfl Haccâc, sonunda Suriye den yard m istemek mecburiyetinde kald. Suriye nin en seçkin kumandanlar ndan Süfyân b. Ebred el-kelbî nin Irak a gelerek onlara karfl harekete geçmesi, fiebîb i zor durumda b rakt. Bir çarp flmada ma lûp olan fiebîb, Ahvaz bölgesinde Düceyl rma ndan geçerken at ndan düflerek bo- uldu (697). Böylece Ezrakîler den sonra Sufrîler de tesirsiz hale getirilmifl oldu. Fetihlere Yeniden Bafllanmas Abdülmelik, içeride sükûneti sa lad ktan sonra fetihlere bafllad. Haricî isyanlar - n n bast r lmas nda büyük baflar lar göstermifl olan Mühelleb b. Ebû Sufre, 697 y - l nda Horasan valili ine tayin edildi. Ancak oldukça yafllanm fl olan Mühelleb, Mâverâünnehir i fethetmek ve bu suretle hayat n daha büyük bir baflar yla kapamak istiyordu. Onun Horasan valili i s ras nda Mâverâünnehir e ak nlar yap ld ve baz baflar lar elde edildi; fakat istenilen netice al namad. 699 y l nda Kifl üzerine yürüyen ve buras n karargâh yapan Mühelleb, o ullar n civar bölgelerin fethine memur ettiyse de hiçbiri tam bir baflar sa layamad. 702 de Mühelleb öldü, yerine o lu Yezid geçti. Haccâc, Yezid i k sa süre sonra azletti ve ileride Mâverâünnehir fâtihi olacak olan Kuteybe b. Müslim i Horasan valili ine tayin etti (704). Irak umumi valisi Haccâc, Mühelleb i Horasan valisi tayin etti i s rada Ubeydullah b. Ebû Bekre yi de Afganistan daki Türk hükümdar Rutbil (Zunbil) üzerine göndermiflti. Ubeydullah, karfl s na ç kan kuvvetleri ma lûp ederek Kâbil yak nlar na kadar gitti, fakat da l k arazide daha fazla ilerlemenin tehlikeli olaca n düflünerek Rutbil e anlaflma teklifinde bulundu. Rutbil bu teklifi kabul etti; ancak kumandanlar ndan birisi âniden hücuma geçerek Müslümanlar a r bir yenilgiye u ratt ; bu arada Ubeydullah savafl meydan nda hayat n kaybetti. Bu ma lûbiyetin intikam n almak isteyen Haccâc, halifenin iznini ald ktan sonra Kûfe ve Basra ordugâhlar ndan kiflilik bir ordu kurdu. Ordunun techizi için hiçbir fedakârl ktan çekinmedi, hatta askerlerin maafllar n bile peflin ödedi. Son derece iyi donat lm fl olan bu orduya slâm tarihinde Tâvus Ordusu denmektedir. Ordunun kumandanl na Kûfe ileri gelenlerinden bnü l-efl as tayin edildi. 699 y l nda hareket eden Abdurrahman, önceki kumandanlardan ayr bir yol takip ederek bask nlar yerine yavafl ve düzenli bir flekilde ilerlemeyi tercih etti. Rutbil in haraç vermek flart yla bar fl yap lmas teklifini kabul etmedi. Zaptedilen flehir ve kalelere, Irak ile irtibat sa lamak gayesiyle askerî birlikler ve posta memurlar yerlefltirdi. K fl n yaklaflmas üzerine harekât durdurup durumu Haccâc a bildirdi. Ancak Haccâc hiçbir mazeret kabul etmeyerek Abdurrahman n ilerlemesini, aksi halde kumanday kardefli shak a b rakmas n emretti. bnü l-efl as syan bnü l-efl as Haccâc n ilerleme emri karfl s nda kumandanlar n toplayarak onlarla görüfltü. Irakl lar Haccâc dan nefret ediyorlard ; ayr ca uzak ülkelerde uzun ve zor bir savafl onlar n ifline gelmiyordu. Sonunda Haccâc a karfl isyan bayra n n aç lmas na karar verildi. Abdurrahman, Irak a dönmeden önce Rutbil ile bir anlaflma yapt. Sîstan n (Sicistan) önemli flehirleri olan Büst ve Zerenc e kendi ad na valiler tayin etti. Haccâc Abdülmelik ten ay rman n mümkün olamayaca n bilen âsiler, Abdurrahman a halife olarak biat ettiler. Emevî hilâfetine cephe alan fiiî, Haricî ve di er gayri memnunlar kitlesi Abdurrahman n bayra alt nda toplan yordu. Bu isyan bast rmada Irakl lar a güvenmeyen Haccâc n yan nda ise halifenin gönderdi- i az say da Suriyeli asker vard. Kuvvetlerinin azl na ra men Hûzistan bölgesinde onlar durdurmaya çal flt ysa da baflaramad. Basra âsilerin eline geçti. Geri çe-

169 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 159 kilmektense ma lûp olmay tercih eden Haccâc, Basra yak n nda Zâviye mevkiinde karargâh kurdu (6 fiubat 701). Haccâc n Süfyân b. Ebred el-kelbî kumandas ndaki kuvvetleri bir ay müddetle Abdurrahman a mukavemet etti ve hatta 14 Mart 701 tarihinde yap lan çetin savaflta âsileri yenilgiye u ratt. Abdurrahman bundan sonra Kûfe ye giderek flehri ele geçirdi ve Haccâc n Suriye ile irtibat n kesti. Haccâc bu tehlikeli durumda pani e kap lmad ; F rat n sa sahilini takip ederek Suriye ile kolayl kla irtibat sa layabilece i Kûfe yak n ndaki Deyrikurrâ da karargâh kurdu. Irakl lar da flehri terkederek Suriyeliler in karfl s nda Deyrülcemâcim de müstahkem bir ordugâha yerlefltiler (Nisan 701). ki ordu aras nda bafllayan küçük çaptaki çarp flmalar aylarca devam etti. Suriye de çok zor durumda bulunan Abdülmelik i, pefline her gün yüzlerce kiflinin kat ld Abdurrahman n baflar lar büsbütün korkutuyordu. Bir taraftan Haccâc a yard mc kuvvetler gönderirken di er taraftan Irakl lar a akla gelmedik tâvizler veriyordu. Ancak Haccâc n azledilmesine kadar varan bu tâvizler bir sonuç vermedi ve meselenin halli tekrar k l çlara kald. Tarihe Deyrülcemâcim Savafl diye geçen savaflta sonucu yine Süfyân b. Ebred in kuvvetli bir süvari hücumu tayin etti. Abdurrahman n birlikleri say ca çok üstün olmalar na ra men Suriyelilerin fliddetli mukavemetlerine dayanamayarak a r bir yenilgiye u rad lar (Temmuz 701). Haccâc, galip s fat yla Kûfe ye girdi; orada silâh n b rakanlar n biat n kabul etti. Biat merasiminde, öldürülmekten korkan Kûfeliler Haccâc n arzusuna uyarak, isyan ettikleri için slâmiyet ten ç km fl olduklar n itiraf etmek zorunda b rak ld lar. Pek az kifli böyle bir itiraftan kaç nma cesaretini gösterebildi. Bundan sonra Irakl lar yavafl yavafl toparlanmaya bafllad lar. Abdurrahman, Basra y ele geçiren Ubeydullah b. Abdurrahman el-abflemî nin yan na gitti. Fakat burada fazla kalmay p Düceyl rma kenar ndaki Meskin e geçti ve her taraftan kendisine kat lan birliklerle tekrar Haccâc n karfl s na ç kt. Günlerce çok kanl bir flekilde devam eden savafl bir Suriyeli birli in, bölgeyi iyi bilen bir kiflinin rehberli inde batakl klar aras ndan geçerek Irakl lara arkadan sald rmas üzerine Abdurrahman n ma lûp olmas yla sonuçland. Kaçanlar n büyük bir k sm batakl klarda bo ularak can verdiler. Abdurrahman ise Kirman üzerinden Sîstan a kaçt. Fakat Büst teki valisi onu Haccâc a teslim etmek üzere tutuklad. flte tam bu s rada, daha önce kendisiyle anlaflma yapm fl oldu u Rutbil onu kurtard ve Kâbil e götürdü. Da lan Irakl birlikler Ubeydullah b. Abdurrahman el-abflemî ile Abdurrahman b. Abbas el-hâflimî nin kumandas alt nda toplanarak bnü l-efl`as Sîstan a ça rd lar. bnü l-efl`as Sîstan a döndü, fakat Umâre b. Temîm el-lahmî kumandas ndaki bir Suriyeli birli in yaklaflmas üzerine tekrar Rutbil e iltica etti. Umâre bütün Sîstan itaat alt na ald (702). Haccâc, Rutbil i çeflitli vaad ve tehditlerle Abdurrahman kendisine teslim etmeye ikna etti. Haccâc n elinde iflkence ile ölmektense intihar etmeyi tercih eden Abdurrahman yolda kendisini bir uçuruma atarak can verdi. Böylece birkaç y ldan beri devam eden ve Emevî hilâfetini ciddi bir flekilde tehdit eden son büyük isyan da bast r lm fl oldu (704). Kuzey Afrika Seferleri Ukbe b. Nâfi`in flehit edilmesi (682) ve merkezde hilâfet mücadelelerinin bafllamas ndan sonra Kuzey Afrika ya yeteri kadar önem verilememiflti. Bunun sonucu olarak bu ülkedeki slâm hâkimiyeti tehlikeye düflmüfl, hatta Müslüman kuvvetleri M - s r a kadar geri çekilmek mecburiyetinde kalm fllard. Tunus un sahil k s mlar Bizans n kontrolüne geçmifl, iç k s mlar ise yar ba ms z olarak Küseyle adl bir Berberî reisinin idaresi alt na girmiflti. Bu arada Müslümanlara karfl Bizans-Berberî it-

170 160 slam Tarihi ve Medeniyeti-I tifak kurulmufl, Kayrevan Küseyle taraf ndan zaptedilmiflti. Halife Abdülmelik, henüz Abdullah b. Zübeyr tehlikesi ortadan kald r lmadan, M s r valisi olan kardefli Abdülazîz e yard mc kuvvetler göndererek bu tehlikeli gidifle son vermesini istiyordu. Züheyr b. Kays kumandas nda merkezden gönderilen ordu, Berka üzerinden Tunus a do ru ilerlemeye bafllay nca Berberîler geri çekildiler ve Kayrevan Züheyr taraf ndan geri al nd. Bunun üzerine Berberîler Kayrevan n bat s nda Züheyr in karfl s na ç kt lar; yap lan savaflta Berberîler ma lûp oldu, Küseyle de öldürüldü (69/ ). Züheyr b. Kays n bu ilerleyifli karfl s nda Bizans mparatoru II. Iustinianos, Kuzey Afrika da tekrar duruma hâkim olmak için stanbul dan bir donanma gönderdi. Sicilya dan da takviye kuvvetleri alan Bizans donanmas Kartaca ya asker ç kard. Bat ya do ru ilerlemekte olan Züheyr geri dönerek Bizans kuvvetleriyle karfl laflt. Yap lan savaflta Müslümanlar yenildi. Züheyr b. Kays n da flehit düfltü ü bu savafl n 76 ( ) y l nda meydana geldi i kabul edilmektedir. Müslümanlar n bu ma lûbiyetinden faydalanmak isteyen Berberîler isyan ettiler; ancak aralar nda birlik olmad için Kayrevan daki Müslüman kuvvetlerine bir fley yapamad lar. M s r Valisi Abdülazîz b. Mervân, halifeden yeni kuvvetler isteyince Hassân b. Nu`mân el-gassânî kumandas nda kuvvetli bir ordu Kuzey Afrika ya sevkedildi. Kartaca zaptedildi; flehir halk n n büyük bir k sm Sicilya ya kaçt. Bizans mparatoru Leontios, yeni bir donanma haz rlayarak 697 y l nda Kartaca üzerine gönderdi. Bu s rada Hassân, Avrâs bölgesinde Kâhine adl âsi bir kad nla u rafl yordu. Berberîler i etraf nda toplayan Kâhine, Hassân ma lûp ederek Berka ya kadar geri çekilmeye mecbur etmiflti. Bu sebeple Hassân Bizansl lar n Kartaca ya asker ç karmalar na engel olamad. Fakat bir süre sonra takviye kuvvetleri al p Kartaca y ve Bizans n eline geçen di er flehirleri kurtard. Ard ndan, s ra büyük bir alanda hâkimiyet kurmufl olan Kâhine ye geldi. Hassân, 702 de Avrâs bölgesinde yap lan savaflta Berberîler i yenilgiye u ratt. Kâhine nin savafl meydan nda öldürülmesi üzerine da lan Berberîler Hassân n müsamahal tutumu sayesinde kitleler halinde Müslümanl kabul etmeye bafllad lar. Böylece Kuzey Afrika da slâm hâkimiyeti sa lam bir flekilde kurulmufl oldu. Anadolu Seferleri Abdülmelik halife oldu u zaman, iç kar fl kl klar sebebiyle Bizans mparatorlu u ile bar fl yapmak mecburiyetinde kalm fl, Çukurova bölgesinde Masisa ya (Misis) kadar ilerlemifl olan Bizans, her y l büyük miktarda vergi vermekle durdurabilmiflti. Bu ilk anlaflmadan birkaç y l sonra Bizans mparatoru ile Merdeîler (Cerâcime) yüzünden yeni bir anlaflma yapmak zorunda kalm flt (70/689-90). Muâviye zaman nda slâm devletinin hâkimiyetini tan makla beraber huzursuzluk ç karmaktan da geri durmayan Merdeîler, Abdülmelik in bulundu u güç durumdan faydalanarak Suriye ye ak n düzenliyorlard. Bizans ile yap lan ikinci anlaflma bu ak nlar durdurmak içindi. çerde sükûnet sa land ktan sonra Abdülmelik in kardefli Muhammed b. Mervân kumandas ndaki ordu Anadolu ya karfl yeniden seferlere bafllad. 73 (692-93) y l nda Bizans ordusu Sivas yak nlar nda a r bir yenilgiye u rat ld. Ayn zamanda Osman b. Velîd kumandas ndaki ikinci bir ordu da Bizans kuvvetlerini bulunduklar bölgeden ç kartm fl ve bu bölge yeniden Müslümanlar n idaresine geçmiflti. Bu s rada S mbat adl bir gayri müslim reisi slâm devletine karfl isyan etti. Bizans mparatoru II. Iustinianos, daha sonra kendisini tahttan indirecek olan Leontios kumandas nda S mbat a yard mc bir kuvvet gönderdi. Müslümanlar bafllang çta baflar l olamad lar ve Abdülmelik vergi vermek flart yla Bizans ile yeniden antlaflma imzalad, fakat bu antlaflma da uzun sürmedi. Bir müddet sonra Müslü-

171 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 161 manlar büyük bir zafer kazanarak Marafl bölgesini hâkimiyetleri alt na ald lar (695). Bu tarihten itibaren Bizans gazâlar bafllad. 79 da (698-99) Suriye deki veba salg - n n n verdi i flaflk nl ktan faydalanan Bizans ordusu deniz yoluyla Antakya ya bir ak n yapt. Ertesi y l Velîd b. Abdülmelik Anadolu ya baflar l bir sefer düzenledi. 81 ( ) y l nda Abdülmelik in o lu Abdullah Erzurum u fethetti. Ertesi y l ise Bizansl lar, el-cezîre Valisi Muhammed b. Mervân n bnü l-efl`as n isyan sebebiyle Irak ta bulunmas n f rsat bilerek Samsat a kadar ilerlediler. syan n sona ermesinin ard ndan Abdullah b. Abdülmelik Dârende yi kuflatt ve uzun bir muhasaradan sonra 702 y l nda buras n fethetti. Ertesi y l Misis Müslümanlar taraf ndan geri al nd. Abdülmelik in Vefat, fiahsiyeti ve Baz Önemli craatlar Abdülmelik yirmi y ll k halifelikten sonra altm fl yafl nda D maflk ta vefat etti (8 Ekim 705) ve burada defnedildi. Kendisinden sonra dört o lu halife oldu undan, ona hükümdarlar babas anlam nda Ebü`l-mülûk denilmifltir. O ullar aras nda baflar l bir kumandan olan Abdullah (ö. 132/ ), amcas Abdülazîz b. Mervân n ölümü üzerine M s r valili ine tayin edildi. Halife Abdülmelik zaman nda teflebbüs edilen ve baflar ya ulaflt r lan önemli ifllerden biri, ilk slâmî sikkenin bast r lmas d r. O tarihe kadar slâm ülkelerinde Bizans ve Sâsânî paralar tedavülde idi. Ancak bu paralar n kullan lmas baz mahzurlar do uruyordu. Siyasî ve iktisadî sahalarda ortaya ç kan bu mahzurlar gidermek için Abdülmelik alt n (dinar) ve gümüfl (dirhem) sikkeler bast rd ; böylece ran ve Bizans paralar n tedavülden kald rm fl oldu. Abdülmelik in kültür alan nda yapt en önemli icraat, Arapça y resmî dil olarak kabul etmesidir. Onun zaman na kadar divanlardaki defterler Suriye de Rumca, ran da ise Farsça olarak tutuluyordu. Buna ba l olarak memurlar n büyük bir k sm da Rum veya ranl idi. Arapça n n divanda kullan lmas için ilk teflebbüs Haccâc taraf ndan yap lm flt r. Haccâc n ranl kâtibi Zâdenferrûh b. Pîrî nin yard mc s Sâlih b. Abdurrahman hesaplar n Arapça tutulmas n teklif etti ve bu ifli üzerine ald. K sa bir süre sonra da Abdülmelik D maflk ta da Arapça n n kullan lmas n emretti. Süleyman b. Saîd ad nda bir kifli, bir y l içinde bu konuda büyük baflar elde ederek halifeden önemli miktarda mükâfat ald. Abdülmelik daha küçük yafllardan itibaren kendini Kur an, hadis ve f k h ilimlerine vermifltir. Halife olmadan önce Emevî saray nda fia`bî ve bn fiihâb ez-zührî gibi bilginlerden megazî ve hadis okudu u gibi, daha sonraki y llarda himayesine ald Urve b. Zübeyr in bilgisinden de istifade etmifltir. Bu çal flmalar sonunda f k h ve hadis sahas nda önemli bir geliflme sa layan Abdülmelik, Medine ulemâs ndan Saîd b. Müseyyeb ve Urve b. Zübeyr gibi âlimlerin ilmî seviyesine ulaflm flt r. Hz. Osman, Ebû Hüreyre, Ebû Saîd el-hudrî, Ümmü Seleme, Muâviye, Abdullah b. Ömer ve di er baz sahabelerden hadis ö renmifl; Urve b. Zübeyr, Recâ b. Hayve ve Zührî gibi muhaddisler de ondan hadis rivayet etmifllerdir. Bununla beraber rivayet etti i hadisler az oldu u için ismi muhaddisler aras nda s k geçmez. Abdülmelik hadisle ilgisini halifeli i s ras nda da sürdürmüfl, do u eyaletlerinde bilinmeyen ve meflhur olmayan hadislerin ortaya ç k fl yla yak ndan ilgilenmifl ve 695 y l hac mevsiminde söyledi i hutbede halk bu hadislere karfl uyararak onlar Kur an a ve dinin kesin hükümlerine sar lmaya ça rm flt r. Abdülmelik ayn zamanda ictihadda bulunabilecek kadar slâm hukukuna vâk f bir fakih idi. Ayr ca fliirle ilgilendi i ve sohbetlerinde daha çok edebî konular üzerinde durdu u, Hasan- Basrî ve Abdullah b. bâz gibi devrin ileri gelen simalar yla cemiyetin çeflitli me-

172 162 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Resim 7.1 Abdülmelik b. Mervan döneminde infla edilen Kubbetü s-sahra selelerini tart flt bilinmektedir. Bilginleri daima himaye ederdi. lme olan sayg s sebebiyle bn Ömer, Hasan- Basrî ve Enes b. Mâlik i devrin meflhur valisi Haccâc a karfl korumufl ve öldürülmelerine engel olmufltu. Abdullah b. Zübeyr ile mücadelesi s ras nda D maflk ta kendisini ziyaret eden Zührî nin bütün borçlar n ödeyerek onu s k nt dan kurtarm flt. Abdülmelik devrinde imar faaliyetlerine de önem verilmifl, art k büyük bir imparatorluk haline gelen slâm devletinin her taraf nda yollar ve köprüler yap lm fl, birçok eser meydana getiril mifltir. Bunlar n bafl nda, slâm dünyas ndaki ilk büyük camilerden biri olan Kudüs teki Kubbetü s-sahra n n inflas gelmektedir. Irak n Basra ve Kûfe den sonra üçüncü ordugâh flehri Vâs t, Haccâc taraf ndan onun zaman nda kurulmufltur. Haccâc, ayn zamanda valisi bulundu u bölgelerde ziraata da büyük önem vermifl, sulama kanallar açt rm fl ve halk n refah seviyesini yükseltmifltir. slâm devletinin örgütlenmesi halife Ömer zaman nda bafllam fl, Muâviye günün flartlar na göre bu teflkilât daha da gelifltirmiflti. Fakat devletin siyasî ve iktisadî bünyesi süratle de iflti i için teflkilât da buna uydurmak gerekiyordu. Bu ba lamda Halife Abdülmelik, geliflen ihtiyaçlara göre devletin idari ve mali bünyesinde bir tak m düzenlemeler yapt. Abdülmelik b. Mervân Emevî halifelerinin en büyüklerinden biridir. Halife oldu u s rada iç mücadeleler sebebiyle slâm devleti parçalanm fl oldu undan, hükmü ancak Suriye ve M s r da geçiyordu. Halifeli i döneminde iç kar fl kl klar ortadan kald rarak slâm dünyas nda birli i sa lam fl, Kuzey Afrika y yeniden hâkimiyet alt na alm fl ve Bizans a üstünlü ünü kabul ettirmifltir. Öldü ü zaman o lu Velîd e Atlas Okyanusu ndan Ceyhun nehrine kadar uzanan siyasî, askerî ve idarî bak mdan sa lam bir devlet b rakm flt.

173 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 163 Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Emevî Devleti nin kurulufl sürecini ve Muâviye b.ebû Süfyân n bu süreçteki rolünü tan mlayabilmek Hz. Osman n halifeli inin ikinci yar s nda bafllayan fitne hareketleri ve iç kar fl kl klar Hz. Osman n katledilmesiyle sonuçland. Ard ndan halifeli e getirilen Hz. Ali döneminde iç kar fl kl klar artarak devam etti. Hz. Osman n katillerini bulup cezaland rmada yavafl davrand gerekçesiyle ilk müslümalardan bir grubun muhalefetiyle karfl laflt. Hz. Ali bu grupla Cemel Savafl nda karfl karfl ya geldi ve savafl Hz. Ali nin galibiyetiyle sonuçland (656). Öte yandan Suriye valisi Muâviye Hz. Osman n öldürülmesinden sonra Hz. Ali ye biat etmeyi reddedip önce Hz. Osman n katillerinin bulunup cezaland r lmas n istedi. Ayr ca Hz. Osman n yak n akrabas oldu- u gerekçesiyle kan n dava etti. Muâviye nin halifelik iddias yla muhalefetini gittikçe art rmas üzerine iki taraf Irak-Suriye s n r ndaki S ffîn de karfl karfl ya geldi (657). Savafl n fliddetlenip Hz. Ali nin üstünlük sa lad bir s rada Muâviye taraf ndan gelen teklif üzerine halifelik meselesinin çözümü hakemlere havale edildi, ancak somut bir sonuç elde edilemedi. Hz. Ali nin bir suikast sonucu yaralanmas ve birkaç gün sonra da vefat etmesi üzerine Kûfe de o lu Hz. Hasan a halife olarak biat edildi (661). Muâviye onun halifeli ini de tan mad ve ona karfl caphe ald. Sonuçta Hz. Hasan hem Kûfeliler e güveni kalmad hem de Müslümanlar aras nda daha fazla kan dökülmesinin önüne geçmek için Muâviye ile bar fl antlaflmas imzalayarak onun lehine halifelikten çekildi. Muâviye b. Ebû Süfyan n halife olmas yla Hulefâ-yi Râflidîn devri sona erdi ve doksan y l sürecek Emevî Devleti kuruldu (661). Hilâfetin saltanata dönüflmesini tart flabilmek Muâviye b. Ebû Süfyan n halifeli inde slâm tarihinde yeni bir dönem bafllad. Bu, hilâfetin saltanata dönüflmesidir. Muâviye den önceki halifeler ilk Müslümanlardan ve Hz. Peygamber in yak n arkadafllar ndan yönetime ehliyetli olup istiflare yolu ile halife seçilmifllerdi. Muâviye ise siyasi mücadele sonunda k l ç zoruyla hilâfet makam n iflgal etti. Öte yandan kendisinden sonra halife olmak üzere o lu Yezid i veliaht tayin etti ve sahabelerden önemli bir k sm n n muhalefetine ra men sa l nda o lu için biat almaya çal flt. Böylece halifeli in intikalinde ifltiflare ve seçime dayal ehliyet prensibi ihmal edilerek veraset esas oldu. Sonuçta hilâfet saltanata dönüflmüfl ve daha sonra kurulan slâm devletlerinde de bu A MAÇ 3 A MAÇ 4 sistem uygulanm flt r. Emevî halifelerinin bu makama gelifl yöntemi yan nda flahsî hayatlar nda Müslümanlar n tepkisini çeken davran fllar ve kuvvete dayanarak muhalifleri sert tedbirlerle sindirmeleri de tenkide konu olmufltur. Abdülmelik b. Mervan dönemine kadar gerçeklefltirilen fetihleri de erlendirebilmek Emevîler döneminde çeflitli iç kar fl kl klar yaflanmakla birlikte fetih harekât na devam edilmifl ve önemli bölgeler slâm topraklar na kat lm flt r. Muâviye döneminde Suriye ordular Bizans hâkimiyetindeki Anadolu ve Ermenistan, Irak ordular Horasan. Mâverâünnehir ve Sind, M s r ordular da Kuzey Afrika topraklar nda savaflt lar. Anadolu ya yap lan seferler yaz ve k fl aylar nda olmak üzere y lda iki defa düzenleniyordu. Emevîler döneminde gerçekleflen üç stanbul kuflatmas ndan ikisi Muâviye döneminde yap lm flt r. I. Yezid döneminde Ukbe b. Nâfi Kuzey Afrika y bafltanbafla geçmifl ve Atlas Okyanusu na kadar ulaflm flt r. Abdülmelik b. Mervan döneminde Kuzey Afrika da Bizans kuvvetleri ve Berberîlere karfl baflar l mücadeleler verilmifl bölgede slâm ordusunun hâkimiyeti yeniden sa lanm flt r. Anadolu da da Bizans a karfl seferlere devam edilmifl, Irak valisi Haccâc b. Yûsuf es-sekafî nin Horasan valili ine tayin etti i Mühelleb b. Ebû Sufre bölgede itaat yeniden sa lad. Abdülmelik b. Mervan dan sonraki Emevî halifeleri döneminde de fetihler devam ederek daha genifl bölgeler hâkimiyet alt na al nm flt r. Emevîlerin ilk döneminde yaflanan olaylar n ve baz uygulamalar n devletin y k l fl sürecindeki etkisi üzerinde fikir yürütebilmek Muâviye b. Ebû Süfyan n Hz. Ali ve Hz. Hasan a karfl güç kullanarak halifeli e gelmesi öteden beri slâm toplumunda elefltirilen bir husus olmufltu. Muâviye nin sa l nda o lu Yezid i veliaht tayin ederek hilâfetin saltanata dönüfltürmesi de ciddi tepkilere sebep oldu. Muhaliflerin kuvvet kullan larak susturulmaya çal fl lmas, kabile asabiyetine dayal rkç politika izlenmesi, Ehl-i Beyt mensuplar ve taraftarlar n n bask alt nda tutulmas, hükümdarlar n takip etti i fliddet politikas yüzünden Hucr b. Adiy, Hz. Hüseyin ve Abdullah b. Zübeyr gibi önemli flahsiyetlerin öldürülmesi, Harre Vakas, Kâbe nin kuflat l p tahrip edilmesi gibi olaylar slâm toplumunun vicdan nda derin yaralar açm fl ve devletin ayakta kal fl süresini azaltm flt r.

174 164 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m 1. Muâviye b. Ebû Süfyân Hz. Ali ye karfl cephe ald - nda afla daki görevlerden hangisini yürütüyordu? a. Kuzey Afrika valili i b. Suriye valili i c. M s r valili i d. Irak valili i e. Basra valili i 2. Muâviye nin slâm siyasi tarihinde kal c iz b rakan en belirgin uygulamas afla dakilerden hangisidir? a. Stratejik öneme sahip cephelerde baflar l kumandanlar tayin etmesi b. Yeni kurdu u bir devlete yeni bir baflkent seçmesi c. O lu Yezid i veliaht tayin ederek hilâfeti saltanata çevirmesi d. craatlar n be enmedi i yönetime karfl ayaklanmas e. Saray teflkilat n kurmas 3. Afla dakilerden hangisi Muâviye nin hükümdarl k dönemi olaylar ndan biri de ildir? a. K br s n feth edilmesi b. Hucr b. Adiy ve arkadafllar n n öldürülmesi c. Mugîre b. fiube nin Kûfe valili ine tayin edilmesi d. Haricî isyanlar n n bast r lmas e. Divânü l-berîd in kurulmas 4. Bizans baflkenti stanbul, Emevî hükümdarlar ndan hangisi döneminde iki defa kuflat lm flt r? a. Yezid b. Muâviye b. Abdülmalik b. Mervan c. Hiflâm b. Abdülmelik d. Süleyman b. Abdülmelik e. Muâviye b. Ebû Süfyan 5. Kuzey Afrika da Kayrevan flehrini Ma rib fetihleri için üs olarak kurup slâm topraklar n Atlas Okyanusu na kadar geniflleten kumandan afla dakilerden hangisidir? a. Amr b. Âs b. Muâviye b. Hudeyc c. Müslim b. Ukbe d. Ukbe b. Nâfi e. Târ k b. Ziyâd 6. Hz. Hüseyin in flehit edildi i Kerbelâ hadisesinin tarihi afla dakilerden hangisinde verilmifltir? a. 10 Ekim 680 b. 29 Temmuz 661 c. 24 Eylül 683 d. 11 Kas m 683 e. 22 Haziran II. Muâviye nin halifeli i nas l sona ermifltir? a. Muhalifleri taraf ndan öldürülmüfltür. b. Muhalifleri taraf ndan tahttan indirilip hapsedilmifltir. c. Kendi arzusuyla halifelikten çekilmifltir. d. Halife iken eceliyle ölmüfltür. e. Halifelik süresi bitince yerine baflkas seçilmifltir. 8. Mercirâhit savafl afla dakilerden hangisi aras nda gerçekleflmifltir? a. Yezid b. Muâviye ile Hz. Hüseyin aras nda b. Muâviye ile Hz. Hasan aras nda c. II. Muâviye ile Abdullah b. Zübeyr aras nda d. Mervan b. Hakem ile Dahhâk b. Kays aras nda e. Abdülmelik b. Mervan ile Muhtâr es-sekafî aras nda 9. Afla dakilerden hangisi Emevîlere karfl isyan eden liderlerden biri de ildir? a. Abdullah b. Zübeyir b. Muhtâr es-sekafî c. bnü l-efl as d. Dahhâk b. Kays e. Mugîre b. fiu be 10. Afla dakilerden hangisi Abdülmelik b. Mervan n icraatlar aras nda yer almaz? a. Bizans baflkenti stanbul u kuflatmak üzere ordu sevk etmesi b. Mahallî dillerde tutulan divanlar Arapça ya tercüme ettirmesi c. Haccâc b. Yûsuf es-sekafî yi Irak valili ine getirmesi d. Bizans a karfl askerî seferler düzenlemesi e. lk slâm paras n bast rmas

175 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 165 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. b Yan t n z do ru de ilse Muâviye b. Ebû Süfyan Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 2. c Yan t n z do ru de ilse Muâviye b. Ebû Süfyan Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 3. a Yan t n z do ru de ilse Muâviye b. Ebû Süfyan Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 4. e Yan t n z do ru de ilse Muâviye b. Ebû Süfyan Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 5. d Yan t n z do ru de ilse Muâviye b. Ebû Süfyan Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 6. a Yan t n z do ru de ilse I. Yezid Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 7. c Yan t n z do ru de ilse II. Muâviye Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 8. d Yan t n z do ru de ilse Mervan b. Hakem Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 9. e Yan t n z do ru de ilse ilgili bafll klar yeniden okuyunuz. 10. a Yan t n z do ru de ilse Abdülmelik b. Mervan Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Muâviye, 17 (638) y l nda Hz. Ömer taraf ndan Ürdün, ertesi y l da D maflk valili ine tayin edildi. 19 (640) y - l ndan sonra halifenin emriyle Filistin in sahil flehirlerinden Kaysâriye, Askalân ve Trablusflam ald, sahillere karakollar kurup asker yerlefltirdi. Bu arada Bizans tan kalma tersanelerden yararlanarak slâm donanmas nda ilk deniz birliklerini teflkil etti. Arkas ndan sahillere yak nl dolay s yla tehlike oluflturan K br s a sefer düzenlemek için halifeden izin istediyse de alamad. Hz. Osman döneminde Filistin, el-cezîre, Humus ve K nnesrîn in de uhdesine verilmesiyle Suriye genel valili ine getirilen Muâviye yeni halife ile olan akrabal sayesinde daha rahat hareket etmeye bafllad. slâm öncesinde Suriye ye yerleflmifl bulunan Benî Kelb den bir kad nla evlenip bölgenin en büyük kabilesini arkas na ald ve birkaç y l sonra halifenin de ayn kabileden bir kad nla evlenmesini sa layarak aralar ndaki yak nl pekifltirdi. Böylece Kelbîler e ve halifeye dayand rd güç ve itibar n gittikçe artt rd ; kendisine çok ba l disiplinli bir ordu kurman n yan nda baflar l yönetimiyle bölge halk n n gönlünü kazand. 27 (648) y l nda K br s a bir donanma gönderilmesi hususunda Hz. Osman ikna eden Muâviye, yollad 1700 parçal k filo ile aday kan dökmeden y lda 7200 alt n haraca ba lad ; befl y l sonra da ikinci bir sefer düzenleyip buraya kiflilik bir ordu yerlefltirdi. S ra Sizde 2 Hz. Peygamber in sevgili torunu Hz. Hüseyin in Kerbelâ da siyasi amaçlar u runa hunharca flehit edilmesi Müslüman kamuoyunun vicdan nda derin yaralar açm fl ve ilk günlerden itibaren konuyla ilgili çok say da eser kaleme al nm flt r. Bunlar n bafl nda maktelü l-hüseyin (Hz. Hüseyin in flehit edilifli) ad n tafl yan eserler yer al r. Özellikle Arap, Fars ve Türk edebiyat nda bu türün çok say da örne i mevcuttur. Arap edebiyat nda Ebû Mihnef in (ö. 157/773-74) Maktelü l-hüseyn adl eseri, Fars edebiyat nda Hüseyin Vâiz-i Kâflifî nin (1504) Ravzatü fl-flühedâ s ve Türk edebiyat nda Fuzûlî nin (1556) Hadîkatü s-süadâ s en meflhur eserlerdir. Ayr ca çok say da müstakil mersiye de kaleme al nm flt r. S ra Sizde 3 Hz. Hüseyin in Kerbelâ da flehit edilmesinin sonuçlar ndan biri de Tevvâbûn hareketidir. Tevvâbûn, piflman olanlar, tevbe edenler demektir. Emevî yönetimine karfl mücadele için Hz. Hüseyin i srarla Kûfe ye davet edip giyab nda biat ettikleri halde daha sonra onu yaln z b rakan ve böylece en yak nlar yla birlikte Kerbelâ da ac mas zca öldürülmesine sebep olan Kûfeliler, yapt klar na piflman olup büyük bir günah iflledikleri kanaatiyle suçluluk duygusu içinde Hz. Hüseyin in katillerinden intikam almak ve bu u urda ölmek üzere muhalefet hareketi bafllatt lar. Kendilerine Tevvâbûn ad n veren gurubun liderli ini Süleyman b. Surâd adl sahabe yürütmekteydi. I. Yezid in ölümüne kadar (683) faaliyetlerini gizli olarak yürüten gurup Mervân b. Hakem döneminde ayakland. Ancak Ubeydullah b. Ziyâd n gönderdi i Emevî kuvvetleriyle yap lan Aynü l- Verde Savafl nda büyük bir yenilgiye u rad. Süleyman b. Surâd öldürüldü (685).

176 166 slam Tarihi ve Medeniyeti-I S ra Sizde 4 Mervan b. Hakem, hicretin 2. y l nda (623-24) Mekke de do du. Hz. Osman n amcas Hakem b. Ebü l-âs b. Ümeyye nin o ludur. Hz. Peygamber e karfl düflmanca bir tav r tak n p ona eziyet edenlerle birlikte hareket eden babas Hakem, Mekke fethinin ard ndan Müslüman olmakla birlikte olumsuz tavr n devam ettirdi. Hz. Peygamber i taklit etmesi, evini gözetlemesi ve Müslümanlar n s rr n iffla etmesi yüzünden Tâif e sürüldü. Hz. Ebû Bekir ve Ömer, Hakem ve ailesinin Medine ye dönmek için yapt müracaatlar kabul etmediler. Hz. Osman halife olunca Hakem ve ailesinin Medine ye dönmesine izin verdi ve onlara çeflitli ihsanlarda bulundu; o s rada yirmi yafllar nda olan Mervân da devlet kâtipli i gibi önemli bir göreve getirdi. Hz. Osman n bu icraatlar baz sahabeler taraf ndan elefltirilmesine sebep oldu. Kaynaklarda, halifenin bilgisi d fl nda onun a z ndan eski M s r valisine yazd söylenen mektup dolay s yla vuku bulan üzücü olaylar n bafl sorumlusu olarak gösterilen Mervân evinin kuflat lmas s ras nda Hz. Osman savundu ve ç kan çat flmalar esnas nda a r flekilde yaraland. Mervân, Hz. Osman n öldürülmesinin ard ndan halife seçilen Hz. Ali ye biat etmedi. Ümeyye ailesinin di er fertleri gibi Medine den ayr l p Mekke ye gitti ve Hz. Âifle nin yan nda Cemel Vakas na kat ld. Yenilgiye u rad klar n farketti i s rada Hz. Osman n düflmanlar ndan sayd ve onun öldürülmesinden sorumlu tuttu u Talha b. Ubeydullah bir okla öldürdü. A r flekilde yaraland Cemel Vakas ndan sonra Medine ye giderek Hz. Ali ye biat etti ve oraya yerleflti. Muâviye nin Hz. Ali ye karfl bafllatt mücadele s ras nda ona aç kça destek vermekten kaç nd. Muâviye taraf ndan k sa bir süre Bahreyn valili iyle, ard ndan merkezi Medine olan Hicaz valili ine getirildi y llar aras nda bu görevi sürdüren Mervân befl y ll k bir aradan sonra tekrar bu göreve tayin edildi ve iki y l daha valilik yapt ( veya 677). Görevden al n nca Medine de oturmaya devam etti. Muâviye nin ölümünden (680) sonra Mervân Yezid den daha fazla yak nl k gördü. Yezid in Medine valisine, Yezid e biat etmek istemeyen Hz. Hüseyin ve Abdullah b. Zübeyr e karfl kuvvet kullanmas n tavsiye etti. Kerbelâ da Hz. Hüseyin in katledilmesine Müslümanlar n gösterdi i tepki ve Medine halk n n Abdullah b. Hanzale liderli inde Emevî yönetimine karfl ayaklanmas s ras nda (683) nüfuslar 1000 civar nda gösterilen Ümeyyeo- ullar ile birlikte zor durumda kald. Abdullah b. Zübeyr i destekleyen muhalifler Mervân n mâlikânesine s nan Ümeyyeo ullar n muhasara alt na ald lar. Mervân Yezid den yard m istedi. Yezid kuflatma alt ndaki akrabalar n kurtarmak ve muhalifleri itaat alt na almak için büyük bir orduyu Medine üzerine gönderdi. Medineliler, Mervân ve Ümeyyeo ullar n üzerlerine gelen orduya yard mc olmamalar flart yla serbest b - rakt lar. Ancak Yezid in ordusuyla Vâdilkurâ da karfl laflan Mervân ve yak nlar Medineliler e verdikleri sözden döndüler. Mervân ve o lu Abdülmelik, flehrin durumunu Yezid in kumandan Müslim b. Ukbe ye anlatarak gereken taktikleri vermek suretiyle savafl Yezid in ordusunun kazanmas nda önemli rol oynad lar, ayr ca bu orduya kat l p Harre Savafl nda (A ustos 683) onlar n saf nda yer ald lar. Bu savafl n ard ndan Medine üç gün boyunca ya maland. Harre Savafl ndan sonra Yezid in davetiyle D maflk a giden Mervân ikramlarla karfl land. I. Yezid in o lu II. Muâviye nin ard ndan Emevî halifeli ine getirildi.

177 7. Ünite - Kuruluflundan Abdülmelik B. Mervan a Kadar Emeviler 167 Yararlan lan Kaynaklar Akyüz, V. (1991). Hilâfetin Saltanata Dönüflmesi, stanbul. Algül, H. (1987). slâm Tarihi, II, stanbul. Apak, A. (2008). Anahatlar yla slâm tarihi (3): Emevîler Dönemi, stanbul. Avc, C. (2003). slâm-bizans liflkileri, stanbul. Aycan,. (1990). Saltanata GidenYolda Muâviye bin Ebî Süfyan, Ankara. Aycan,.-Sar çam,. (1993). Emevîler, Ankara. Hammâfl, N. (1980). el- dâre fi l- asri l-ümevî, D - maflk. Hitti, P. H. (1980). Siyasi ve Kültürel slâm Tarihi (çev. Salih Tu ), II, stanbul. bnü l-esîr (1979). el-kâmil fi t-târîh, I-XIII, Beyrut. K l ç, Ü. (2001). Tart flmalar n Oda ndaki Halife Yezid b. Muâviye, stanbul. Küçükaflc, M. S. (2003). Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn, stanbul. Küçükaflç, M. S. (2000). Anadolu da Arap-Bizans Mücadelesi ve Sâife Seferleri, Türk Kültürü ncelemeleri Dergisi, II, stanbul, s Ostrogorsky, G. (1991). Bizans Devleti Tarihi (Çev. Fikret Ifl ltan), Ankara. Shaban, M. A. (1971). Islamic History: A New Interpretation A. D , Cambridge. Taberi (1972). Târîhu l-ümem ve l-mülûk (nflr. Ebu l- Fazl brahim), I-XI, Beyrut. Theophanes (1997). The Chronicle of Theophanes Confessor, Byzantine and Near Eastern History AD (Trans. Cyril Mango and Roger Scott), Oxford. Uçar, fi. (1990). Anadolu da slâm-bizans Mücadelesi, stanbul. Wellhausen, J. (1963). Arap Devleti ve Sukutu (çev. Fikret Ifl ltan), Ankara. Yi it,. (1995). Emevîler, Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi, XI, Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi Abdülmelik b. Mervan, Harre Savafl, Mervan b. Hakem, Muâviye b. Ebû Süfyan, Muâviye II ve Savâif maddeleri.

178 8 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; I. Velid zaman ndaki fetihleri ve medeni geliflmeleri tan mlayabilecek, Ömer b. Abdülaziz in slâm tarihindeki yerini aç klayabilecek, Abbasî ihtilalinin oluflum süreci hakk nda bilgi sahibi olabilecek, Emevîlerin y k l fl süreci ve sebeplerini anlatabileceksiniz. Anahtar Kavramlar I. Velid Süleyman b. Abdülmelik Ömer b. Abdülaziz II. Yezid Hiflâm b. Abdülmelik II. Velid III. Yezid brahim b. Velid II. Mervan Mesleme b. Abdülmelik Musa b. Nusayr Kuteybe b. Müslim Nasr b. Seyyâr Mevalî Abbasî Daveti Aynülcer Savafl Zapsuyu Savafl Battal Gazi Emeviyye Camii Remle Rusâfe Harran Humeyme, Horasan çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler VEL D b. ABDÜLMEL K DÖNEM SÜLEYMAN b. ABDÜLMEL K DÖNEM FARKLI B R EMEVÎ HAL FES PORTRES ÖMER b. ABDÜLAZ Z YEZ D b. ABDÜLMEL K DÖNEM ÇÖKÜfiE D RENEN H fiam b. ABDÜLMEL K SON DÖNEM EMEVÎ HAL FELER EMEV LER N YIKILIfiI VE II. MERVAN

179 I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler VEL D b. ABDÜLMEL K DÖNEM Emevî halifelerinin alt nc s olan Velid 672 de Medine de do du. Babas Abdülmelik b. Mervan, annesi Gatafûn kabilesinden Vellâde bint Abbas t r. Velid in çocuklu u ve gençli i hakk nda kaynaklarda fazla bilgi yoktur. Abdülmelik çok sevdi i Velid i iyi yetifltirmek istemifl, ancak yan ndan ayr lmas n da arzu etmemiflti. Bundan dolay Arapça dil kurallar n ve gramer inceliklerini ö renmesi için Velid i çöle göndermeyerek e itim ve ö retimini sarayda almas için çaba gösterdi. Velid in konuflurken fazla dilbilgisi hatas yapt n görünce çöle göndermedi ine piflman olmufl ve bunu flöyle dile getirmiflti: Velid e olan sevgimiz bize çok a ra patlad. Aç k ve düzgün konuflamayan Velid halife olunca Arapça gramer hocas tutarak bu eksikli ini gidermeye çal flm flt. Yirmi dört yafl nda Bizans a karfl sefere gönderilen (696) Velid, 697 de hac emirli i görevini üstlendi. Halifeli i kendi çocuklar na b rakmak isteyen Abdülmelik daha önce babas taraf ndan ikinci veliaht tayin edilen M s r valisi Abdülaziz i bundan vazgeçirmek için baz giriflimlerde bulundu. Abdülmelik in yak n çevresindeki baz kimselerden destek bulamamas ve Abdülaziz in bu teklife fliddetli bir flekilde ç kmas üzerine iki kardeflin aras aç ld. Abdülaziz in vefat üzerine (705) rahatlayan Abdülmelik, o ullar ndan Velid i birinci Süleyman ise ikinci veliaht tayin etti. Abdülmelik in vefat üzerine (8 Ekim 705) Velid Emevî taht na ç kt. Velid Zaman nda Fetihler Devletin de iflen siyasi ve iktisadi bünyesini dikkate alarak devleti yeniden yap - land ran Abdülmelik o lu Velid e, Atlas Okyanusu ndan Ceyhun nehrine kadar uzanan genifl topraklara egemen, siyasi, askerî ve idari bak mdan sa lam bir devlet b rakt. Kendisine b rak lan miras n fark nda olan Velid babas n n b rakt yerden icraatlar sürdürdü. Baflta Irak genel valisi Haccâc b. Yusuf olmak üzere bu yeniden yap land rmaya katk da bulunanlar görevlerinde b rakarak slâm tarihinin ikinci büyük fetih harekât n bafllatt. Bu dönemde fetihler Hazar ülkesi, Orta Asya ve Hindistan, Kuzey Afrika ve spanya ile Anadolu üzerinde yo unlaflt. Baflta Velid in kardefli Mesleme b. Abdülmelik olmak üzere Kuteybe b. Müslim, Muhammed b. Kas m es-sekafî, Musa b. Nusayr ve Tar k b. Ziyâd gibi slâm tarihinin ünlü komutanlar Emevî Devleti ni en genifl s n rlara ulaflt rd lar. Bu fetihler neticesinde, gelecekte slâm n bayraktarl n yapacak olan baflta Türkler olmak üzere Arap olmayan unsurlar n slâmlaflmas h zland.

180 170 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Sâsânîler döneminde ran da ve Orta Asya da, say lar hiç de az olmayan soylular s n f na dihkan denilirdi. Ortaça daki baz slâm devletlerinin idari örgütlerinde de köy reisi, flehir ve yöre beyi anlam nda kullan l yordu. Mâverâünnehir de tarihî bir flehir olan ve etraf ndaki çöl ve bozk rlarda ciddi oranda Türk nüfusu bar nd ran Buhara ilk defa 674 de Muâviye nin Horasan Valisi Ubeydullah b. Ziyâd taraf ndan fethedildi. Bu s rada flehrin hükümdar Türk hakan n n efli Bîdûn Hatun idi. Yap lan antlaflmaya ra men burada slâm hâkimiyeti sürekli olmad ve flehir bazen kontrolden ç kt. Ad flehrin nispet edildi i kifli olan Semer ile So dca flehir anlam ndaki kent sözcü ünden gelir. lk ve ortaça da Orta Asya n n, hatta dünyan n en büyük flehirlerinden olan, Müslümanlar n ilk defa 676 da bar fl yoluyla fethettikleri ve hâkim olmakta zorland klar Semerkant n Türk tarihinde de önemli bir yeri vard r. Orta Asya Seferleri Velid zaman nda Asya fetihleri Irak valisi Haccâc b. Yusuf taraf ndan yönetiliyordu. Ülkedeki iç kar fl kl klar n durulmas nda önemli rol oynatan Haccâc, Velid in iflbafl na geldi i y l Kuteybe b. Müslim i Horasan valili ine tayin etti. Kuteybe t pk Haccâc gibi muktedir bir kimse olup, orduyu sevk ve idaresi kusursuzdu. Kuteybe vilâyet merkezi Merv e ulafl nca ilk olarak buraya komflu olan Toharistan ve Maveraünnehir den gelebilecek tehditleri önlemeye yönelik çal flmalar yapt. Her iki bölgede de Türkler vard, ancak aralar nda siyasi birliktelik yoktu. lk olarak Tohâristan n merkezi Belh teki isyan bar fl yoluyla bast ran Kuteybe, buradaki dihkanlar yan na alarak Ceyhun nehrini geçti. Daha sonra Tohâristan flehirlerinden Aherun ve fiûmân hâkimlerinin bar fl teklifini kabul ederek fetheden Kuteybe orduyu kardefli Salih e b rakarak Merv e döndü. Salih onun ard ndan Kâflân ve Fergana y fethetti (705). Merv e gelen Kuteybe, Tohâristan n Türk hükümdar Nîzek Tarhan a elçi göndererek hâkimiyetini tan mas n ve elindeki Müslüman esirleri serbest b - rakmas n teklif etti. Kuteybe önerisini kabul Nîzek ile baflkent Bâdeg s e girmemek flart yla bar fl yapt (706). Tohâristan n siyasi birlikteli i sa land ktan sonra iç çekiflmelerin yafland ve önemli bir ticaret flehri olan Beykent Müslümanlar n hâkimiyeti alt na al nd. Kuteybe nin muhaf z birlikleri b rakarak ayr lmas ndan k sa bir süre sonra Beykent halk ayakland. Bunun üzerine geri dönen Kuteybe, bir ay süren kuflatmadan sonra bu defa flehri savaflla fethederek çok miktarda ganimet elde etti (706). K fl Merv de geçiren Kuteybe baharda Buhara seferine ç kt. Nûmiflkes ve Râmisen flehirlerini bar fl yoluyla fethetti. Bu iki flehrin slâm hâkimiyetine girmesi, bölgedeki Türkleri Kuteybe ye karfl birlikte harekete etmeye yöneltti. Kuteybe Râmisen den ayr ld nda So d ve Fergana halk n n da kat ld büyük bir Türk ordusuyla karfl laflt. fiiddetli bir savafltan sonra onlar yenmeyi baflard ysa da, Buhara üzerine gitmekten vazgeçerek Merv e döndü (707). Bölgede siyasi istikrar n sa lanmas için Buhara n n slâm egemenli ine girmesi gerekiyordu. Bu konuda Haccâc taraf ndan da uyar lan Kuteybe 708 de yeniden sefere ç kt. Ceyhun u geçtikten sonra karfl s na ç kan So d, Kifl ve Nesef ordular - n yenerek yoluna devam etti. Ancak Buhara Hükümdar Verdân Hudât ile yapt çat flmalardan bir netice alamadan Merv e dönmek zorunda kald. Ertesi y l yeniden Buhara üzerine yürüdü ve fliddetli bir kuflatmadan sonra Türk müttefiklerin mukavemetini k rd. Kendisine askerî yard m yap lmas, vergi ödenmesi, flehirdeki evlerin yar s n n Müslüman fatihlere b rak lmas ve kaleye Müslüman muhaf zlar yerlefltirilmesi flartlar yla flehri teslim ald (709). Buhara n n zapt Mâverâünnehir fetihleri için önemli bir dönüm noktas oldu; s ra di er önemli merkez Semerkant a geldi. Birkaç defa zapt na teflebbüs edilen fakat çeflitli sebeplerle fethedilemeyen Semerkant, fethedilmifl bölgeler için de bir güvensizlik kayna idi. Maveraünnehir in tamam n ele geçirmeyi amaçlayan Kuteybe, Müslümanlar n egemenli i alt na al nan bölgelerin yerlilerinden ordusunu sürekli takviye ediyordu. Semerkant n fethi için haz rlanan orduda Arap, Harizmli, Buharal ve Horasanl askerler vard. Buhara dan ayr lan Kuteybe, bir süredir kendisiyle birlikte savafllara kat lan Eftalit Prensi Tarhan Nîzek n isyan yla karfl laflt. Nîzek Belh, Merverrûz, Tâlekan, Firyâb ve Cûzcân hükümdarlar na mektup göndererek onlar da isyana ça rm flt. Bunun üzerine harekete geçen Kuteybe isyanlar birer birer bast - rarak Nîzek i ortadan kald rd (91/ ). Kuteybe 92 de ( ) ç kt Sicistan seferinden Zâbulistan n Türk Hükümdar Rutbîl in bar fl iste ini kabul edip

181 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 171 bölgeyi egemenli i alt na alarak döndü. Ard ndan Semerkant için harekete geçen Kuteybe ilk olarak iç kar fl kl klar sebebiyle kargafla ortam n n egemen oldu u Hârizm i bar fl yoluyla fethetti (712). Daha sonra bar fl bozan So d hükümdar n n üzerine yürüdü; fiâfl ve Fergana meliklerinin destek birliklerinin yolunu kesip So d un merkezi ve Mâverâünnehir in en müstahkem flehri olan Semerkant kuflatt. Çaresiz kalan So d hükümdar Emevî hâkimiyetini tan maya ve vergi ödemeyi kabul etmeye mecbur oldu. Kuteybe böylece bir y l içinde Hârezm in merkezi Fîl ve So d un merkezi Semerkant fethedip Merv e döndü (712). Bölgedeki fetihlere devam eden Kuteybe ertesi y l Ceyhun u tekrar geçerek fiâfl ve Fergana y slâm egemenli ine soktu. Böylece So d un Buhara ve Semerkant d fl nda Pencikent, Varahfla, Kobudan, fltihan, Maymurg, Kefl, Beykend gibi önemli flehirleri de slâm hâkimiyetine girdi. Kuteybe Orta Asya ya do ru fütuhat n sürdürürken en büyük destekçisi Haccâc n vefat haberini al nca (Haziran 714) seferlerini durdurdu. Askerinin bir k sm - n terhis edip hilâfet merkezinden gelecek emirleri beklemek üzere Merv e döndü. Halife Velid gönderdi i mektupta hizmetlerini övdü ve kendisini Irak valili inden ay rd Horasan valili inde b rakt n bildirerek seferlerine devam etmesini istedi. Kuteybe nin son seferi Çin s n rlar na en yak n flehir olan Kâflgar d (715). Elçiler vas tas yla yap lan karfl l kl kl görüflmelerde Çin hükümdar cizye vermeyi kabul etti. Merv e dönerken Halife Velid in ölmesi ve yerine Süleyman b. Abdülmelik in geçmesiyle Kuteybe nin buradaki faaliyetleri sona buldu (715). Haccâc Fars bölgesinin merkezi fiîraz daki öncü kuvvetlerinin bafl na getirdi i akrabas Muhammed b. Yusuf es-sekafî yi daha sonra Sind in fethiyle görevlendirdi. Muhammed Suriyeli askerlerden oluflan kuvvetleriyle ve takviye birliklerini deniz yoluyla Deybül e gönderdikten sonra Mekrân a do ru yola ç kt. Mekrân a ulafl nca (711) Kannezbûr ve Ermâil i fethetti; daha sonra da kendisine kat lan müstakbel Sind valisi Muhammed b. Harun un ordusuyla birlikte Ermâil den Deybül e gidip flehri kuflatt. Üç ay süren kuflatman n sonunda Müslümanlar taraf ndan Hindistan da ilk defa kullan lan manc n kla ünlü kulenin y k lmas yla flehir fethedildi (712). Muhammed emniyeti sa lad ktan sonra Deybül de bir cami yapt rd ; merkezden gönderilen 4000 kifliyi burada iskân edip Sind deki di er flehirlere yöneldi; Nîrûn, Sivîstan ve Ba rûr a bar fl yoluyla hâkim oldu. Ard ndan Rûr, Brahmanâbâd ve Mültan çok say da esir ve bol miktarda ganimetle birlikte slâm egemenli ine girdi. Böylece y llar aras nda gerçeklefltirilen fetihlerle bugünkü Belûcistan dan Hindistan daki Kathiavar a kadar bütün ndus vadisi slâm devleti s n rlar içine al nd. Bölge halk na can ve mallar n n emniyet alt nda oldu unu bildirildi; Budist ve Hindulara din hürriyeti tan narak tap naklar na dokunulmad. Mültan n fethinden etkilenen Bailman racas da kendi arzusuyla slâmiyet i benimsedi. Muhammed b. Kas m, Kannevc Krall na karfl yürümek amac yla haz rl k yapt s rada Haccâc n, ard ndan da I. Velid in ölümü üzerine bu plan n gerçeklefltiremedi. Kuteybe b. Müslim ile Muhammed b. Yusuf un Süleyman b. Abdülmelik ile aralar n n bozuk olmas n n sebebi neydi? Sonlar ne oldu? Araflt r n z. 1 SIRA S ZDE Anadolu Seferleri Velid zaman nda Anadolu ya yap lan seferlerde özellikle Mesleme b. Abdülmelik ad öne ç kar. Babas n n sa l nda Bizans cephesine kumandan tayin edilen (705) Mesleme, Misis bölgesinde baz seferler yapt. Ard ndan Kafkaslar n kuzeyinde Müslümanlar n rakibi durumundaki Hazar Devleti ile mücadeleye giriflti. K smi ba- Abdülmelik b. Mervan n o ludur. Sar çekirge lakab yla tan n r. Dört kardefli halifelik yapm fl, di er kardefllerinden daha lây k olmas na ra men annesi bir cariye oldu u için halifeli i söz konusu olmam flt r.

182 172 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Toros ve Amanos da lar nda yaflayan ve Bizans mparatorlu u na asker olarak hizmet veren H ristiyan topluluktur. Hz. Ömer zaman ndan itibaren Bizans s n r nda Müslüman ordular n n ilerlemesinin engellenmesinde etkin rol üstlenmifltir. I. Velid Cerâcime nin Bizans la ifl birli i yapt n n duyulmas üzerine Mesleme b. Abdülmelik i üzerlerine gönderdi ve Amanos bölgesi kesin olarak Müslümanlar n eline geçti. Anadolu ya kaçan Cerâcime toplulu u ise Bizans mparatoru II. Iustinianos taraf ndan Antalya ve çevresine yerlefltirildi. flar lar elde etmesine ra men, Hazarlar n kuvvetli ve düzenli ordular karfl s nda toprak elde edemedi; ganimet ve esirlerle yetinmek zorunda kald. Bu bölgede ilerleme imkân elde edemeyen Mesleme tekrar ç Anadolu ya yöneldi. 707 ve 708 y llar nda Bizans ordusunu iki defa yenerek Pozant çevresi, Tuvâne ve Ammûriye ile Eskiflehir i fethetti. 710 da kardefli I. Velid taraf ndan, Bizans seferlerinde kendisi gibi flöhret kazanan amcas Muhammed b. Mervan n yerine el-cezîre, rmîniye ve Azerbaycan valili ine getirildi. Ayn y l Kafkasya cephesinde Türklere karfl düzenledi i seferlerde baz kalelere hâkim oldu. 711 ve 712 de Anadolu seferlerini yöneten Mesleme Amasya y ve bölgedeki baz merkezleri, 714 te de Kafkasya cephesinde bölgenin en müstahkem flehri Derbend ve çevresini fethettikten sonra Cerâcime (Merdeîler)üzerine gönderildi. Bu dönemde Anadolu seferlerine Abbas b. Velid, Abdullah b. Abdülmelik, Ömer b. Velid gibi Emevî hanedan na mensup kimseler de kat l yordu. Mesleme nin Anadolu seferlerinde flöhret kazanan Abbas b. Velid, Anadolu içlerine seferler yapt. Bizans mparatorlu u bu esnada taht kavgalar yla, stanbul ve yak n çevresini korumaya yo unlaflt ndan Emevîlere mukavemet gösteremiyordu. 712 de Abbas Yalvaç a Mesleme de Amasya ya hâkim oldu. Babas n n vefat na kadar Anadolu seferlerine devam eden Abbas n en önemli baflar lar ndan birisi 95 te ( ) Bizans döneminde stratejik öneme sahip s n r kalesi Harekleia y (Ere li) fethetmesidir. mparator Herakleios taraf ndan slâm ordular na karfl esasl bir flekilde tahkim edilen Ere li nin fethi stanbul kuflatmas n n önemli ad mlar ndan biri olmufltur. Kuzey Afrika Seferleri ve spanya n n Fethi I. Velid halife olunca frîk ye ve Ma rib i do rudan hilâfet merkezine ba l ayr bir eyalet haline getirdi. Kuzey Afrika ve spanya fetihlerinde etkin rol oynayan Musa b. Nusayr dan valilik görevini sürdürmesini istedi. Ma rib-i Evsat n fethini tamamlayarak bölgede istikrar sa layan Musa, Berberi kabilelerin merkezi Tanca ya kadar ulaflt. Tanca n n Müslümanlar n hâkimiyetine girmesi ve Musa n n kur an ve dinî konular ö retmek için görevlendirdi i bilginlerin çabalar sayesinde Berberiler aras nda slâmiyet in yay l fl h zland. Musa ordusunda öncü birlikleri komutan olarak görev yapan Tar k b. Ziyad Tanca ya vali olarak atad. Bu arada Sardinya, Mayurka ve Minorka adalar yla Sicilya daki baz flehirlerin fethedilmesi, Kuzey Afrika hâkimiyetini perçinleyen geliflmeler oldu. Kara ve denizde sa lanan bu baflar Musa y Ma rib-i Aksâ y fethetmek için harekete geçirdi (706). ki y l içerisinde Sebte hariç Kuzey Afrika n n tamam Müslüman egemenli i alt na al nd. spanya da hüküm süren Vizigotlarla iliflkileri bozuk olan Sebte hâkimi Julianos n teflviki, bölgedeki siyasal belirsizlik ve istikrars zl k Musa n n spanya ya yönelmesine sebep oldu. Halife Velid den izin alan Musa, spanya n n güney sahillerine Tarîf b. Mâlik kumandas nda 500 kiflilik bir keflif birli i yollad (Temmuz 710). Tarîf in baflar l bir seferden sonra bol miktarda ganimetle geri dönmesi üzerine, Tanca Valisi Tar k b. Ziyâd, ço unlu u Berberîlerden oluflan 7000 kiflilik bir ordunun bafl nda spanya seferine ç kard. Tar k, ad n o günden beri kendisine nispet edilen karaya ç kt yerdeki kayal klardan (CebeliTar k) alan bo az geçerek Algeciras e (el-cezîretü l-hadrâ) hâkim oldu (28 Nisan 711). Târ k Kral Rodrigo nun kalabal k bir orduyla gelmekte oldu u istihbarat n al nca Musa b. Nusayr dan yard m istedi kiflilik yard m birli inin ulaflmas ndan birkaç hafta sonra Rio Guadalete veya Rio Barbate k y s nda Vizigotlar büyük bir yenilgiye u ratan Tar k, k sa sürede Malaga, Elvira, Kurtuba, sticce ve baflkent Toledo ya hâkim oldu. Bu

183 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 173 esnada Musa b. Nusayr, büyük k sm Araplardan oluflan kiflilik bir ordunun bafl nda spanya ya geçmiflti. Musa karaya ç kt ktan sonra baflka bir güzergâh izleyerek Latin harfleriyle yaz lm fl ad n tafl yan ilk alt n sikkeyi bast rd Sevilla, Carmona, Niebla, Merida flehirlerini alarak Tar k b. Ziyâd la Toledo da bulufltu (713). ki kumandan bundan sonra fetih faaliyetini spanya n n kuzeyine do ru iki koldan sürdürdü. Musa n n nihai hedefi Avrupa üzerinden stanbul a ulaflmakt. Kuzeydeki da l k bölge d fl nda spanya n n tamam na yak n n fetheden Musa b. Nusayr ve Tar k b. Ziyâd, (Temmuz-A ustos 714) Halife I. Velid in emriyle D - maflk a gitmek üzere Endülüs ten ayr ld lar. Musa, yaklafl k iki y ld r idare merkezi edindi i flbîliye de vali olarak o ullar ndan Abdülaziz i, frîk ye de Abdullah ve Ma ribi Aksâ da Abdülmelik i b rakt. Beraberinde, aralar nda benzeri görülmemifl mücevherat n da bulundu u bol miktarda ganimet ve spanya eflraf ndan çok say da esir vard. D maflk a yaklaflt nda önce Halife Velid in hastaland haberi ard ndan da Veliaht Süleyman n mektubu geldi. Süleyman, D maflk a Velid in ölümünden sonra girmesini, getirmekte oldu u ganimet ve esirleri kendisine vermesini istiyordu. Ancak Musa bu emre uymad ve Velid in vefat ndan üç gün önce D - maflk a girdi. Bu yüzden Süleyman halife olur olmaz Musa y bütün görevlerinden azledip zindana att rd ; ayr ca büyük miktarda para ödemekle yükümlü tuttu. Ömer b. Abdülaziz in araya girmesi ve Yezid b. Mühelleb in ödeyece i paraya kefil olmas yla iflkence alt nda ölmekten kurtuldu. 717 de kendisini affeden Süleyman ile hacca giden Musa Medine de vefat etti. Velid devrinde gerçeklefltirilen fetihler, Hz. Ömer devrinden sonra gerçeklefltirilen en büyük fetih hareketi olup, sadece slâm tarihi aç s ndan de il dünya tarihi bak m ndan da önemlidir. D KKAT fiekil 8.1 Emevîler Zaman ndan Günümüze Ulaflan fiam Emeviyye Camii (C. Tomar Arflivi)

184 174 slam Tarihi ve Medeniyeti-I I. Velid in Vefat ve fiahsiyeti Yaklafl k on y l süren halifeli inde Emevî Devleti ni zaman n n en büyük imparatorlu u haline getiren Velid b. Abdülmelik 23 fiubat 715 te D maflk ta vefat etti. I. Velid babas n n sa lad istikrar sürdürdü ü gibi, gündelik hayat ve toplum ad - na yürüttü ü çeflitli faaliyetleriyle halk n ekonomik hayat n n iyileflmesine de önemli katk sa lad. Toplumda fakir ve muhtaçlara ayl k ba lanmas, sa l kl olmayan kimselere birer hizmetçi tayin edilmesi, hastalara refakatçi verilmesi gibi icraatlar özellikle ihtiyaç sahibi kimselere devlet güvencesi sa lad. Ülkenin imar na da büyük önem veren I. Velid, medeni hayat n geliflmesi için özellikle e itim ve kültür alan nda tedbirler ald ; bilimsel faaliyetler için kütüphaneler oluflturdu. Kudüs teki Mescid-i Aksa ile D maflk taki Emeviyye Camii baflta olmak üzere camiler, köprüler infla ettirdi ve yeni yollar açt rd. Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Harâm a daha önce görülmemifl miktarda yat r m yaparak Haremeyn de iktidar n n görünür olmas na çal flt. Velid bütün bunlar yaparken Emevî halifelerin ekserisi gibi siyasi hiziplere ve kabilecili e âlet olmad. Kültür baflkenti olan Medine de bilginlere zalimane davranan vali Hiflâm b. smail i görevden alarak yerine dindarl yla meflhur amcas n n o lu Ömer b. Abdülaziz i getirdi. Bu tutumuyla, hanedan n y k lmas için çal flan muhalif hiziplere karfl gelecekte slâm dünyas nda bask n olacak anlay fl oluflturan dinî zümrenin geliflimine de katk da bulundu. SÜLEYMAN b. ABDÜLMEL K DÖNEM Babas Abdülmelik b. Mervan, annesi Gatafân kabilesinden Vellâde bint Abbas olan Süleyman y llar aras nda Medine de do du. Çocuklu unun ilk y llar n çölde day lar n n yan nda geçirdi. Kardeflleri Velid ve Mesleme ile sarayda özel hocalar n gözetiminde e itildi. 701 de emîr-i hac olan Süleyman 704 te babas Abdülmelik taraf ndan a abeyi Velid in ard ndan ikinci veliaht olarak atand. Daha sonra üstlendi i Cündifilistin valili i esnas nda Kudüs e yaklafl k 45 km. uzakl kta yönetim merkezi yapt Remle flehrini kurdu. I. Velid, dedesi Mervan ve babas Abdülmelik gibi taht n o luna b rakmak arzusuna kap ld. Bunun için babas n n ikinci veliaht tayin etti i kardefli Süleyman bu makamdan uzaklaflt rmak için harekete geçti. Kardeflinin veliahtl k hakk ndan gönül r zas yla vazgeçmedi ini görünce onu zorla yola getirmeyi düflündü. Velid, bu konuda Haccâc b. Yusuf, Kuteybe b. Müslim gibi üst düzey bürokratlar n deste ini sa lad ysa da bunu gerçeklefltiremeden vefat etti. ki kardefl aras nda derin bir düflmanl a yol açan bu giriflim, Süleyman n Haccâc ve adamlar na duydu u öfkeyi körükledi, halifelik kendisine geçti inde bunun hesab n sormaya karar verdi. I. Velid vefat etti inde Remle de bulunan Süleyman, Kudüs te biat alarak halife oldu (fiubat 715). Velid, babas Abdülmelik ten ald bürokratik miras korurken, kardefli Süleyman bunun tam tersini benimsedi. flbafl na gelir gelmez ço u Haccâc n ekibinden olan vali ve komutanlar görevlerinden alarak yerlerine yenilerini atad. Bunlardan kendisinin tahta vâris olmas n engelleme teflebbüsüne kat larak a abeyi Velid i destekleyenleri cezaland rd. Kurbanlar n bafl nda Muhammed b. Kas m es-sekafî, Kuteybe b. Müslim ve Musa b. Nusayr gibi bir önceki dönemin baflar l kumandan ve valileri geliyordu. Devlete büyük hizmeti olan kimseleri flahsi sebepler yüzünden cezaland r lmas hatas na düflüldü ü Süleyman döneminde, iç siyasette ve bürokrasideki önemli de ifliklikler yap lmas nda Yezid b. Muhelleb etkin bir rol üstlendi. Yezid in bu aktifli i devlet yönetiminde Yemenlilerin öne ç kmas n beraberinde getirdi. Bundan sonraki süreçte güneyli ve kuzeyli Araplar

185 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 175 aras ndaki rekabet ve mücadele Emevî Devleti nin gelece ini etkileyen ana etkenlerden biri oldu. Bundan dolay Süleyman n kabileleraras mücadelelerin artt üç y ldan daha az süren halifeli i, Emevî Devleti nin duraklama döneminin bafllang - c say l r. Irak valisi Yezid b. Mühelleb vergi toplan rken halk n tepkisi endiflesiyle malî ifllerle kendisi d fl nda birinin görevlendirilmesini istedi. Bu görevi üstlenen Salih b. Abdurrahman, Yezid in afl r masraflar n hazineden ödemeyi reddetti. Bunun üzerine Yezid daha önce valilik yapt Horasan n idaresini de ald. Irak flehirlerine vekiller b rak p Horasan a gitti. Burada düzenledi i seferlerle Cürcân ve Taberistan fethetti (98/ ). Ard ndan Horasan a yerleflerek Maveraünnehir de baz fetihlerde bulundu; ancak Taberistan n co rafi flartlar kal c bir otorite tesisine izin vermedi. stanbul Kuflatmas Haccâc taraf ndan hapsedilmifl binlerce tutuklu için genel af ç karan, sürgünlerin yerlerine dönmesine izin veren, esirleri serbest b rakan ve halk aras nda flikâyet konusu olan namazlar n vaktinde k l nmas için emirler ç karan Süleyman b. Abdülmelik döneminin en önemli olay kardefli Mesleme b. Abdülmelik taraf ndan gerçeklefltirilen stanbul kuflatmas d r. Süleyman n belki de I. Velid in siyasetini sürdürdü ü tek olay, Mesleme nin Anadolu da nihai hedef olan stanbul un fethine yönelik çabalar d r. Di er taraftan özellikle Bizans n 711 den itibaren içine düfltü ü ve uzun y llar devam eden saray ihtilallerinin meydana getirdi i siyasi kargafla ve istikrars zl k fethi cazip hâle getirmiflti. Bütün bunlar dikkate alan Süleyman iktidara gelince I. Velid zaman nda bafllat lan sefer haz rl klar n h zland rd. Haz rl klar yerinde görmek ve orduyu yolcu etmek için Bizans a yönelik seferlerde üs olarak kullan lan Halep yak nlar ndaki Dâb k a geldi. Ard ndan yaklafl k kiflilik ordunun bafl na Bizans cephesinin ünlü kumandanlar ndan kardefli Mesleme yi getirerek Eylül 715 te buradan yola ç kard. stanbul u fethetme kararl l n göstermek için slâm ordusu Bizans baflkentine girinceye kadar Dâb k tan ayr lmayaca na yemin etti; Mesleme ye de fethi gerçeklefltirmeden veya kendisinden yeni bir emir almadan geri dönmemesini hat rlatt. Mesleme, Marafl üzerinden Afik e geçip k fl orada geçirdi. Baharda Ammûriye üzerinden yoluna devam ederek Sardes ve Bergama y fethetti. Abydos (Nara) Burnu na yönelip Çanakkale Bo az ndan Trakya ya geçerek stanbul u kuflatt (A ustos 716). Bir ay sonra da 1800 gemiden oluflan donanmayla Haliç in a z n kapatan zincirlerin karfl s nda demirleyerek Süleyman n vefat na kadar (14 A ustos 717) kuflatmay sürdürdü. Bizans baflkenti 717 de tahta ç kan III. Leon un gayretiyle, özellikle Grek atefli ve flehir surlar n n dayan kl l sayesinde bu büyük tehlikeyi atlatt. Çetin k fl flartlar ve Grek atefline bir çare bulunamamas Mesleme yi ve ordusunu çaresiz b rakm flt. Ömer b. Abdülaziz halife olunca (A ustos 717) ilk olarak durumu tahkik ettirdi. stanbul önlerinde periflan durumda olan slâm ordusunun Bizans taraf ndan tamamen imha edilebilece i endiflesiyle seferi kald rd. Dikkat: Kaynaklarda Mesleme nin Bizans makamlar n n izniyle bir cami ve esirler için bir bina yapt rd kaydedilir. Bat l kaynaklarda Mesleme nin stanbul kuflatmas na dair ayr nt l bilgi vard r ve III. Leon Bizans baflkentini kurtaran kahraman olarak övülür. Zira II- I. Leon un iktidara gelmesiyle sadece stanbul u de il, Anadolu daki Bizans topraklar n n da önemli bir k sm n Müslüman Araplar n tehdidinden kurtarm flt r. lk kuflatmada IV. Konstantin Müslüman Araplar stanbul surlar önünde durdurmufl (669), III. Leon ise bunlar kesin olarak tardetmifltir. ç Anadolu nun bat s nda stanbul dan Çukurova ya giden eski Bizans askerî yolu üzerinde günümüze harabeleri ulaflan tarihî bir flehir ve kalenin ad d r. lk defa 669 daki stanbul kuflatmas nda fethedilen bu flehrin kesin olarak slâm egemenli ine girmesi Abbasîler dönemindedir (838). SIRA S ZDE

186 176 slam Tarihi ve Medeniyeti-I fiekil 8.2 Halep Ulucamii (C. Tomar Arflivi) Süleyman b. Abdülmelik in Vefat ve fiahsiyeti Veliaht olan o lu Eyyûb un kendisinden önce ölmesi üzerine Süleyman, stanbul a gönderdi i ordunun kumandanlar ndan ikinci o lu Davud u bu makama getirmeyi düflünürken a r bir hastal a yakaland. Dan flman Recâ b. Hayve nin tavsiyesiyle o ullar ve kardeflleri varken halifeli i s ras nda her konuda görüflüne baflvurdu u en yak n dan flman, amcazadesi ve enifltesi Ömer b. Abdülaziz i veliaht tayin etmeye karar verdi. Bunu kay t ald ktan k sa süre sonra da vefat etti (22 veya 24 Eylül 717). Çok gururlu oldu u ileri sürülen Süleyman güzel ve süslü elbiseler giymeyi severdi. Yeme içmeye düflkünlü ü ve darb mesel haline gelen oburlu u s kça zikredilir. 715 te Nil e el-mikyâsü l-kebir i yapt rmas ve süslemeleri bak m ndan D maflk Emeviyye Camii ne benzetilen, Halep Ulucamii ni tamamlatt rmas gibi icraatlar onun imar ifllerine verdi i önemi göstermektedir. Kendisinden önceki halifelerin aksine din bilginlerinin hilâfet makam üzerindeki etkinlikleri artt. FARKLI B R EMEVÎ HAL FES PORTRES ÖMER b. ABDÜLAZ Z 680 de Medine de do du. Babas Abdülaziz b. Mervan, annesi Hz. Ömer in torunu Ümmü As m d r. Babas, çocuklu unun ilk y llar n Medine de geçiren ve küçük yaflta haf z olan Ömer i Medineli meflhur bilginlerden Salih b. Keysân a emanet etti. Medine de Enes b. Mâlik ve day s Abdullah b. Ömer baflta olmak üzere pek çok

187 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 177 sahabeden faydaland. Ubeydullah b. Abdullah ile Said b. Müseyyeb ve Urve b. Zübeyr gibi zaman n n meflhur bilginlerinin derslerini takip etti. Özellikle dinî ilimler sahas nda çok iyi yetiflen Ömer, hadis rivayetinde bulundu, ayr ca fliir ve edebiyatla da ilgilendi. Babas n n vefat na kadar (705) bir süre M s r da kalan Ömer, daha sonra D maflk a gelerek Abdülmelik in k z Fât ma ile evlendi. 706 da tayin edildi i Hicaz valili iyle bürokratik deneyimi bafllad. Hicaz eyaletinin merkezi Medine deki ilk icraat, flehrin on meflhur fakihini bir araya toplayarak yönetimi paylaflaca bir meclis kurmas oldu. Yaklafl k yedi y l süren valili iinde befl defa hac emirli i yapt. Halife I. Velid in direktifiyle Mescid-i Nebevî yi geniflletti. Hz. Peygamber in namaz k ld ve bulundu u yerleri belirleyerek onlar n bir k sm n mescit hâline getirdi. Irak Valisi Haccâc n uygulamalar n sert bir flekilde elefltirmesi üzerine görevden al nd (712). Ömer in görevden al nmas nda Velid in Süleyman b. Abdülmelik i veliahtl kten azletmek istemesine karfl ç kmas n n da rolü vard. Süleyman kardefli Velid taraf ndan veliahtl ktan azletme giriflimine karfl direnen Ömer i dan flmanlar aras na ald ve veliaht tayin etti. Ömer b. Abdülaziz in Yönetim Anlay fl Süleyman b. Abdülmelik in vefat üzerine halife ilan edilmek istenen Ömer b. Abdülaziz, bilgisi d fl nda kendisine verilen bu görevden aff n istedi. Ancak biat törenine kat lanlar n srarlar üzerine kabul etmek zorunda kald (22 Eylül 717). lk ifl olarak Hz. Peygamber in ve dedesi Hz. Ömer in yönetimle ilgili karar ve icraatlar yla ilgili belgeleri toplad. Meflhur bilginlerden bir dan flma meclisi kurdu ve çeflitli flehirlerdeki âlimlere mektuplar yazarak tavsiyelerini ald. lk olarak Müslüman ordusunun yok olaca bilgisini al nca stanbul u kuflatan Mesleme b. Abdülmelik i geri ça rd. Ard ndan Darende yi boflalt p can güvenli i kalmayan halk n Malatya ya yerlefltirdi. Bizans taraf ndan tahrip edilen Lazkiye flehrini yeniden infla ve tahkim ettirdi. Mâverâünnehir deki seferleri durdururken, s n rlar n korunmas ve Bizans a sald r f rsat verilmemesi için geleneksel yaz ve k fl seferlerini sürdürdü. Ömer b. Abdülaziz, Muâviye b. Ebû Süfyân ile birlikte ortaya ç kan hükümdarl k merasim ve protokollerini ortadan kald rarak Râflid halifeler gibi halk n içinde yaflamaya bafllad. Saraydaki lüks eflyalar beytülmale verdi, köle ve cariyeleri azat etti; hutbelerde sadece halifeler için yap lan duay halk için okunan umumi duaya çevirdi. Böylece Emevîlerin gelenekselleflen saltanat görüntüleri sona erdi. Kurulufltan itibaren Emevî hanedan mensuplar n n ve devlet adamlar n n haks z olarak edindikleri mallar ve kazançlar belireyerek hak sahiplerine iadesine çal flt. Bu davran fl sahip olduklar mallar n al nmas na dayanamayan yak nlar taraf ndan tepkiyle karfl land ve ölümle tehdit edildi. Bunlara ald rmadan uygulamay sürdürerek önceki halifeler taraf ndan kendisine verilmifl gayrimenkulleri ve de erli eflyay da beytülmale devretti. Çünkü Ömer in anlay fl na göre kamu mallar yetim mallar gibiydi, beytülmal de kendisine b rak lan bir emanetti. Bundan dolay hazineden maafl almad kiflisel ifllerini yürütürken devlete ait eflyalar kullanmad. Ömer b. Abdülaziz iflbafl na gelir gelmez devletin toplumsal temellerini sa lamlaflt rmaya ve tabanda meydana gelen bölünmüfllükleri gidermeye çal flt. Râflid halifeler dönemi anlay fl n ihya ederek halk n destek ve sevgisini kazand. Ömer b. Abdülaziz, Emevîlerin ilk dönemlerinden itibaren slâm kabul etti i halde ikinci s n f vatandafl muamelesi gören mevalîyi Arap as ll Müslümanlarla eflit kabul etti Ülkedeki gayri Müslimlerin ihtidâs için büyük gayret sarf etti, davet mektuplar ve tebli heyetleri göndererek onlar slâm a ça rd. Berberî kabilelerinin tamam onun gayretleriyle Müslüman oldu. Horasan ve M s r halk kitleler halinde slâm a lk slâm fetihlerinin ard ndan kendi istekleriyle Müslüman olan, ço unlu unu do uda ranl lar ve Türklerin, Kuzey Afrika ve Endülüs te Berberîlerin, M s r da K btîlerin oluflturdu u Arap olmayan Müslümanlar ifade etmek için kullan lan terimdir.

188 178 slam Tarihi ve Medeniyeti-I girdi. Mâverâünnehir de ve Hindistan da baz mahallî hükümdarlar halklar yla birlikte slâmiyet i kabul ettiler. Arap olmayan insanlar aras nda slâmiyet in bu derece yay lmas nda benimsemifl oldu u mevalî politikas n n büyük etkisi oldu. Ömer b. Abdülaziz muhalefet gruplar na eflit ve adaletli yaklaflarak iç bar fl temin etmeye çal flt. slâm toplumunun bünyesinden ç karak çeflitli huzursuzluklara neden olan Haricîler, Irak, Arabistan ve Kuzey Afrika daki faaliyetlerini durdurarak, Ömer i halife olarak tan d lar. Bu durum halifenin onlara yak nl k göstererek sorunlar n dinlemesi ve ikna etmesiyle do rudan ilgiliydi. Muaviye b. Ebû Sûfyan n bafllatt hutbelerde Hz. Ali yi yerme iflini kald rd ; baflta Fedek arazisi olmak üzere Ehl-i beyt mensuplar n n u rad klar haks zl klar gidererek Hz. Ali taraftarlar n n da gönlünü ald. Benzer bir durum zimmîler için de söz konusuydu ve devletin onlara verdi i sözleri eksizsiz yerine getirmesi için u raflt. Onlar n idare ve Müslümanlar aleyhindeki flikâyetlerini dikkate alarak haks z yere el konulan kiliselerini, evlerini ve di er mallar n iade ederek ma duriyetlerini giderdi. D KKAT Sorumluluk do uran fiillerin sadece insan iradesiyle gerçekleflti ini ileri süren Kaderiye mensuplar yla bilimsel tart flmalara giriflerek liderleri Gaylân ed-d maflk yi ikna etmeyi baflaran Ömer, mutaass p Kaderiyye taraftarlar n da ülke d fl na ç karmakla yetindi. Ömer b. Abdülaziz idari alandaki icraatlar na halka zulmeden ve yolsuzluklara ad kar flan valileri ve di er bürokratlar görevlerinden almakla bafllad. Onlar n yerine hangi kabileden olduklar na bakmaks z n alan nda uzman ve dürüst yeni memurlar atad. Kötülüklerinden emin olunamayaca gerekçesiyle çeflitli devlet dairelerinde çal flan üst düzey görevlerdeki gayri Müslimleri bu vazifelerinden uzaklaflt rd. Valilerin ticaretle u raflmas n ve hediye almas n yasaklad. Cuma gününü mezâlim mahkemesi duruflmalar na ay rarak, bürokratlardan flikâyetçi olanlar n do rudan kendisine baflvurabilece ini ilan etti. Hapishaneleri slah ederek hükümlüleri iflledikleri suçlara göre ayr ko ufllara yerlefltirdi. Bu iyilefltirmeleri yapmak ve yayg nlaflt rmak için idarede hiyerarflinin; Halife, Vali, Kad ve Vergi memuru fleklinde oluflturulmas na ve ifl ak fl n n buna göre yürümesi için tedbirler ald. Malî alanda yapt düzenlemelerle de dikkat çeken Ömer b. Abdülaziz baflar - l bir vergi reformu gerçeklefltirdi. Fethedilen topraklar n Müslümanlar n ortak mülkü oldu u düflüncesinden hareketle 100 ( ) y l ndan itibaren haraç arazilerinin sat fl n yasaklad. Daha önce Müslümanlara sat lm fl olan bu türden araziler için toprak vergisi haraç, mahsul vergisi öflür olmak üzere iki vergiyi birlikte ald. Emevî valileri, zimmîler aras nda ihtida hareketinin h zlanmas üzerine devletin cizye geliri azald için mevalîden de cizye almaya bafllam fllard. Ömer b. Abdülaziz Müslüman olman n cizyeyi düflürdü ü ilkesini yeniden yürürlü e sokarak mevalîden haks z bir flekilde al nan bu vergiyi kald rd. Bütün valilerine emirler göndererek hangi rk ve kökenden olursa olsun Müslüman olanlar n eflit oldu unu bildirdi. Ayr ca dinî bir esasa dayanmayan bütün vergileri de kald rd. Deniz ticaretiyle tar m teflvik ederek sulama ifllerine önem verdi. Vergilerin mahallinde harcanmas n istedi. Yeterli geliri olmayan bölgelere ek bütçe verdi. Malî sistemle ilgili olarak ald tedbirlerle güçlenen devlet hazinesini savafl yapmak veya isyanlar bast rmak yerine halk n refah düzeyini yükseltmek için kulland. Ticaretle u raflanlar d fl nda herkese yeterli miktarda maafl ba land ve böylece ülkede muhtaç kimse kalmad. Zekât verilecek Müslümanlar n say s n n azalmas sebebiyle artan zekât ve vergi gelirlerinin bir k sm esirleri kurtarmak, borçlulara yard m etmek, fakir bekârlar evlendirmek için kurulan fonlara aktar ld.

189 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 179 Ömer b. Abdülaziz döneminde bilimsel alanda da önemli geliflmeler oldu. Bunlar içinde hadislerin toplanmas ifli ilk s rada gelir. Ömer, sahih hadislerin tedvini yolundaki faaliyetleri resmen bafllatarak sünnetin derlenmesinin öncülü ünü yapt. Bu arada Süryânîce baz t p kitaplar n Arapçaya çevirterek tercüme faaliyetlerini de katk da bulundu. Aden de bir cami, Misis te bir cami ve bir sarn ç yapt rd. Önceki Emevî halifelerinin terk ettikleri slâmî ilkelere ba l hareket etme ve toplum menfaatini önde tutma anlay fl n yeniden uygulamaya koyan Ömer b. Abdülaziz, 5 veya 10 fiubat 720 günü Humus a ba l Deyrsem ân da vefat etti. Baz kaynaklarda Abdülmelik evlad taraf ndan zehirletildi i görüflü ileri sürülür. Ömer b. Abdülaziz ilk dört halifeyi örnek alan bu davran fllar sebebiyle Râflid halifelerin beflincisi say l r. D KKAT Abbasî Daveti nin Bafllamas Hz. Peygamber in amcas Abbas ve o lu Abdullah siyasal olaylar n içinde yer almayarak bilimsel faaliyetlerde bulunmay benimsemifllerdi. Abdullah n o lu Ali de babas n n siyasetini takip etmifl, ancak I. Velid taraf ndan bask ya u ray nca D - maflk terk ederek, Suriye hac yolu üzerinde bulunan Humeyme ye gitmeye mecbur olmufltu (714). Ali b. Abdullah n Humeyme ye gelmesi Emevîlere karfl oluflacak en büyük muhalefet hareketinin önemli bir ad m oldu. Di er taraftan Horasan da kuvvetli bir güç olan Hz. Ali taraftarlar da faaliyet halindeydiler Hz. Muhammed in ailesinden birinin halife olmas n isteyen ve k saca fiiîler denilen bu grup mensuplar n n büyük bir k sm Hz. Ali nin o lu Muhammed b. Hanefiyye nin o lu Ebû Hâflim in etraf nda toplanm flt. Ebû Hâflim de ikametgâh n Humeyme ye naklederek Abbasîler ile temasa geçti. Hatta bir rivayete göre, 98 de ( ) vefat esnas nda imâmeti Muhammed b. Ali b. Abdullah a vasiyet etmiflti. Böylece Abbasîler henüz davetin ilk aflamas nda Hz. Ali taraftarlar n n deste ini sa lad lar. Bununla birlikte Abbasî propagandas ve yer alt faaliyetlerinin merkezi Hz. Ali zaman ndan itibaren Emevîlere karfl zaman zaman sert tedbirlerle susturulan ciddi bir muhalefet hareketinin olufltu u Küfe ydi. fiam ile Horasan n ortas nda yer almas hareketin buradan yönlendirilmesini kolaylaflt r yordu. Emevîlere karfl muhalefet hareketlerinin öncüsü olan ve çeflitli faaliyetleri yürüten teflkilât 718 de kuruldu. Arap tan Arap a yap lan propagandayla bafllayan ve ilk zamanlarda a r darbelere u rayan Abbasî taraftarlar hiçbir flekilde faaliyetlerinden vazgeçmedi. Abbasî ihtilalinin haz rl k safhas nda daveti yürüten yetmifl dâîden on ikisi nakib tayin edildi; bunlar büyük bir gizlilik içinde Abbasî davetini yürütüyordu. Abbasî nakîb ve dâîleri kendilerini bir iktidar isteklisi olmaktan çok, Allah taraf ndan istenilen de iflikli in arac lar olarak tan t yorlard. Biat kendileri için de il, ileride Peygamber ailesinden, üzerinde sonradan ittifak edilecek bir flah s ad na al n yordu. Abbasî davetinin propoganda sahas ise halifelik merkezine oldukça uzak olan Horasan d. Burada hareketin fitilini ateflleyen Hidafl adl bir propagandac d r. Afl - r fikirlere sahip olan Hidafl, etraf na k sa sürede kalabal k bir grup toplad. Merv deki fiiîler de ona kat ld lar. Hidafl bafllang çta baz baflar lar kazanmas na ra men 736 da yakalanarak idam edildi. Ayn y l, Hidafl n isyan ndan önce Abbasî ailesinden Ali b. Abdullah b. Abbas ölmüfl, yerine o lu Muhammed b. Ali geçmiflti. Muhammed, Abbasî hareketinin kuvvetlenmesinde babas ndan çok daha fazla çaba gösterdi. Muhammed Hidafl tan mad ; bütün kötülükleri ve olumsuzluklar ona yükleyerek Emevî karfl t fikri ayakta tuttu ve taraftarlar n n heyecan n korudu. lk defa 124 te ( ) Abbasî davetçileriyle irtibat kur an Ebû Müslim, Muhammed

190 180 slam Tarihi ve Medeniyeti-I b. Ali nin vefat yla (743) yerine geçen o lu mam brahim taraf ndan Emîr-i Âl-i Muhammed unvan yla ihtilâl hareketini yönetmek üzere Horasan a gönderdi (745). Böylece Abbasî hareketi yeni bir döneme girdi. YEZ D b. ABDÜLMEL K DÖNEM 71 de ( ) fiam da do an Yezid in babas Abdülmelik, annesi Yezid b. Muâviye nin k z Âtike dir. Abdülmelik Yezid i Velid ve Süleyman dan sonra veliaht tayin etmifl; o da Ömer b. Abdülaziz in vefat yla, hiçbir güçlükle karfl laflmadan tahta geçmiflti (9 fiubat 720). Yezid b. Abdülmelik in iktidar n n ilk günlerinde Ömer b. Abdülaziz i örnek ald n söyleyerek, onun uygulamalar n devam ettirme arzusunda oldu unu belirtmesi halk taraf ndan sevinçle karfl land. Ancak o k sa bir süre sonra bu tavr ndan vazgeçerek babas baflta olmak üzere di er Emevî halifelerinin izledi i idari, askerî ve malî politikalar yürürlü e soktu. Asl nda Ömer b. Abdülaziz den sonraki Emevî halifelerinin meflguliyet alanlar iç politika üzerinde yo- unlaflm fl, devlet baflkanlar öncelikli olarak ülkede gün geçtikçe artan istikrars zl önlemenin çarelerini bulmaya çal flm fllard. Bunun en önemli sebebi, II. Yezid örne inde oldu u gibi devlet yönetiminda Ömer b. Abdülaziz den önceki toplum katmanlar aras nda birlikteli i sa layamayan anlay fl n yeniden hâkim olmas yd. II. Yezid anne taraf ndan I. Yezid in, efli taraf ndan da Haccâc b. Yusuf un akrabas yd. Bu bir anlamda Ömer b. Abdülaziz in ortadan kald rmaya çal flt kuzey ve güney Araplar aras ndaki asabiyet mücadelelerinin yeniden ortaya ç kmas yd. II. Yezid in denge unsuru olarak tarafs z kalaca yerde, kendisi ve bürokrasideki baz görevlilerinin taraf olmalar ilk f rsatta çat flmaya dönüflecek rekabetin artmas na sebep oldu. Emevî halifelerinin en baflar s zlar ndan biri olan II. Yezid in saltanat, devletin bünyesini sarsan, Irak taki güneyli Ezd ve Rebîa kabileleriyle kuzeyli Temim ve Kays kabilelerini fliddetli savafllara sevkeden Yezid b. Mühelleb isyan yla bafllad. Yezid, Süleyman b. Abdülmelik in Irak ve Horasan valisiydi. Maveraünnehir de yapt fetihlerden elde etti i ganimetler hakk nda yanl fl bilgi vermesi ve hazinenin hakk n ödememesiden dolay Ömer b. Abdülaziz döneminde valilikten azledilerek hapsedildi. Yezid b. Mühelleb, Ömer b. Abdülaziz in hastal n n a rlaflt - günlerde yerine halife olacak II. Yezid in kendisini öldürece ini düflünerek hapisten kaçarak kabilesi Ezd in yo un olarak yaflad Basra ya gitti. D maflk ta tahta ç kan II. Yezid durumdan Basra valisi Adî b. Ertât haberdar etmiflse de, yol boyunca taraftar toplayan Yezid Basra ya girmeyi baflard. Ezd ve Rebîa gibi büyük kabilelerin deste ini alan Yezid b. Mühelleb as l davas n n II. Yezid ile oldu unu ve onun halifeli ini tan mad n söyleyerek Basra valisiyle anlaflmak istedi. Tutuklu bulunan yak nlar n n b rak lmas ve istedi i fleylerin verilmesi karfl l nda flehri tahliye edece ini bildirdi. Ancak Vali Adî bu teklifi kabul etmedi ve giriflti i mücadelede ma lûp olup hapsedildi. Basra da kuvvet kazanan Yezid, herkesi Kur an ve Sünnet ad na mevcut idareye karfl birleflmeye ve savaflmaya ça rd. Ancak gün geçtikçe isyan daha genifl bir alana yay lan Yezid in mücadelesinin dinî olmaktan ziyade kabile yönü a r bas yordu. Bir tarafta Ezd ve Rebîa a rl kl Yezid i destekleyen Güney Araplar, di er tarafta da Temim ve Kays a rl kl valiyi destekleyen Kuzey Araplar isyan ateflini körüklüyorlard. Irak ta ortaya ç kan bu geliflmeler Yezid b. Abdülmelik in tecrübeli bir komutan olan kardefli Mesleme b. Abdülmelik i Yezid b. Mûhelleb in üzerine göndermesine sebep oldu. Mesleme Küfe yak nlar nda sekiz gün süren bir savafltan sonra Yezid in ordusunu bozguna u ratt (24 A ustos 720). fiiddetli çarp flmalardan sonra bast r lan bu isyan n ard ndan Emevî Dev-

191 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 181 leti ne üstün hizmetler vermifl olan Mühelleb b. Ebû Sufre o ullar k l çtan geçirildi. Bundan sonra güney ve kuzey Araplar aras ndaki mücadele ve rekabet Emevî Devleti nin temellerini sarsan bir flekilde artarak sürdü. Yezid b. Mühelleb in Irak taki isyan, Maveraünnehir ve Türkistan daki fetihlerin h z n kesti i gibi bu bölgede bulunan slâm varl n n da zay flamas na neden oldu; Türgifl Ka an Sulu Han, Horasan ve ran içlerine kadar ulaflan ak nlara bafllad. II. Yezid döneminde fetihten ziyade ülke içi kar fl kl klardan istifade ederek slâm hâkimiyetine bafl kald ranlar yeniden merkezî otoriteye ba lamak için askerî seferler düzenlendi. Bunlar Maveraünnehir, Anadolu ve Hazar bölgesinde yo unlaflm flt. Kuzey Afrika dan Sicilya ya yönelik seferler yap l rken, Endülüs te fetih hareketini Avrupa içlerine götürme teflebbüsleri bu dönemde de sürdü. II. Yezid in yönetim anlay fl ve siyasal tercihleri sadece Yemenli kabilelerin de- il, baflta Haricîler olmak üzere çeflitli gruplar n Emevîlere karfl muhalefetin oluflmas na zemin haz rlad. Irak ta süratle yay lan Haricî isyanlar ancak Mesleme b. Abdülmelik in müdahalesiyle bast r labildi. Bundan sonra Haricîler devlet otoritesinin daha az hissedildi i Kuzey Afrika ve Ma rib e gittiler. Kuzey Afrika da Ömer b. Abdülaziz zaman nda kald r lan Müslüman olanlardan vergi al nmamas n n iptali Berberîlerin isyan na ve Haricîlerle birliktelik oluflturmalar na sebep oldu. II. Yezid in birçok bak mdan geçmiflteki Emevî halifelerinden farkl bir yaflam tarz vard. O ülkeyi genifl yetkilerle donatt valileri vas tas yla yönetmeyi ye lemifl ve zaman n n ço unu saray nda Habbâbe ve Sellâme adl iki flark c yla birlikte geçirmeye ay rm flt. Sarayda s kça düzenlenen içkili iflret meclisleri Yezid e karfl toplumda ve hatta bizzat Emevî ailesi içinde protestolar n yükselmesine sebep olmufltu. Ömer b. Abdülaziz zaman nda gerçeklefltirilen bütün slahat hareketleri tersyüz edilmifl, adeta aksine uygulamalar n yürülü e sokulmas na çaba gösterilmifltir. Özellikle Habbâbe II. Yezid i derinden etkilemifl ve bürokrasideki birtak m tayinler ve görevden almalar bizzat belirler hâle gelmiflti. Yezid, Habbâbe nin ölümüne çok üzülmüfl ve günlerce defnine izin vermemiflti. Ondan k sa bir süre sonra rahats zlanarak Ürdün yak nlar nda vefat etti (26 Ocak 724). Cenaze namaz kardefli Hiflâm dan sonra veliaht olarak belirledi i o lu Velid taraf ndan k ld r ld ktan sonra fiam da defnedildi. ÇÖKÜfiE D RENEN H fiâm b. ABDÜLMEL K Hiflâm 691 de Medine veya D maflk ta do du. Babas Abdülmelik b. Mervan ona Mansur ad n vermiflse de annesi Âifle nin koydu u Hiflâm ismiyle tan nd. Bir süre Medine de yaflad ktan sonra D maflk a gitti. Çocuklu u ve gençli i hakk nda fazla bilgi olmayan Hiflâm 102 de ( ) II. Yezid taraf ndan o lu Velid ile birlikte veliaht tayin edildi. Hiflâm veliaht olduktan sonra gönderildi i isyan eden Haricî lideri Ukfan savafla gerek kalmadan bundan vazgeçirdi. Hiflâm b. Abdülmelik hem fetihlerin hem de iç kar fl kl klar n çok yo unlaflt bir dönemde tahta ç kt (fiubat 724). Ülkenin her yerinde mevalîye karfl Arap milliyetçili i fikri güç kazanm fl, özellikle de Arap kabilelerinden Kelbîler ile Kaysîler aras nda kabilecilik taassubu had safhaya ulaflm flt. Ayr ca fiiîlerin ayaklanmas, Abbasî dâîlerinin propagandalar ve Haricîlerin devleti sarsan isyanlar Hiflâm iktidar boyunca tehdit edecekti.

192 182 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Türklerle Mücadelenin Yo unlaflmas Hiflâm halife olduktan sonra Halid b. Abdullah el-kasrî yi Ömer b. Hübeyre nin yerine Irak genel valili ine tayin etti. Ard ndan Halid in kardefli Esed Horasan valisi oldu. Bu s rada Horasan daki slâm ordusu Fergana ve Belh istikametinde ilerliyordu; ancak Taflkent kuflatmas s ras nda Türgifl Han Sulu nun bask n na u rad ve a r kay plar vererek Hucend e döndü. Arap kabileleri aras ndaki rekabet baflar - s zl yol açt ve 106 da ( ) Mâverâünnehir de üstünlük Türklere geçti. Esed b. Abdullah Tohâristan bölgesine pek çok sefer düzenledi; ancak hiçbirinde baflar kazanamad. Kuzey Araplar na karfl sert tutumundan dolay halk n da memnun olmad Esed, Hiflâm taraf ndan 727 de görevden al nd. Bundan sonra Horasan ve Mâverâünnehir de kargafla ve istikrars zl k giderek artt. Esed in yerine getirilen Eflres b. Abdullah es-sülemî ise hem Müslümanlar hem gayri Müslimlerden cizye alarak mevcut ortam n daha da kötüleflmesine katk da bulundu. Yerli halk Türklerle birleflerek muhalefet cephesini geniflletti. Eflres, Ceyhun nehrini geçerken Âmül yak nlar nda Türkler karfl s nda a r kay plar vermifl, ancak Hâris b. Süreyc in gayretleriyle hayat n kurtarabilmiflti (110/ ). Buradan Buhara ya yönelen Müslüman Araplar karfl laflt klar ani Türk bask n ndan ancak Cüneyd el-mürrî kumandas nda baflkentten gönderilen kuvvet sayesinde kurtulabildiler (111/ ). Eflres in yerine vali tayin edilen Cüneyd el-mürrî ayn y l Beykend yak nlar nda Türklerle yapt savaflta galip geldi; hakan n o lu veya ye enini esir al p Hiflâm a göndererek ilk baflar s n kazand. Cüneyd 730 y l n bölgedeki isyanlar bast rmakla geçirerek Emevî otoritesini tesis etmeye çal flt. 730 da Türklerin Semerkant kuflatmas üzerine vuku bulan Geçit Savafl nda (Vak atü fl-fii b) Cüneyd in ordusu a r zayiat vermekle birlikte flehri kurtard. Semerkant tan istediklerini elde edemeyen Türkler bu defa Buhara üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Buhara ya yönelen Cüneyd buradaki kuflatmay da kald rmay baflard (Kas m 731). D KKAT slâm n ilk dönemlerinde ortaya ç k p, l ml ve uzlaflmac fikirleriyle tan nan gruplar n ortak ad d r. Mürcie nin ortaya ç k fl na etki eden sebepler aras nda Haricî zihniyeti, Emevî-Hâflimî çekiflmesi, Emevîlerin muhaliflerine karfl ac mas z davran fllar, mevâliyi küçük görmeleri ve flehirleflme sürecinin ortaya ç kard toplumsal problemler say labilir. Cüneyd el-mürrî Sind ve Horasan valili inde Çin ile askerî ve siyasi iliflkilere giriflti. Hindistan da iken O uzlar n ülkesine kuvvet göndererek bir flehir ve kaleyi fethetti. Horasan valili inin son y l nda da (733) Çin e bir elçi heyeti gönderdi. Heyet baflkan Moselan Tarkan ad nda bir Türk tü. Bu heyetin ne amaçla Çin e gönderildi i ve nas l bir sonuç ald hakk nda kaynaklarda bilgi yoktur. 734 te Cüneyd el-mürrî nin Horasan valili inden azledilerek yerine As m b. Abdullah n getirilmesi esnas ndaki otorite bofllu undan istifade eden Mürcie mezhebi tan t c lar ndan Hâris b. Süreyc Arap olmayan Müslümanlar n haklar n savunmak için ayakland. kinci s n f insan muamelesi gören ve Müslüman olmalar na ra men kendilerinden gayri Müslimler gibi vergi al nan mevalî bunun bir f rsat oldu unu düflünerek Hâris in etraf nda topland. Su ran da harekete geçen Hâris daha sonra Fâryâb, Belh, Merverrûz ve Herat ele geçirerek Tohâristan n tamam na hâkim oldu. Vali As m, Hâris i iki defa yendiyse de ortadan kald ramad. Bunun üzerine Irak valisi kardefli Esed b. Abdullah el-kasrî yi Hâris le mücadele etmesi için görevlendirdi (735). Esed in kuvvetleri karfl s nda tutunamayaca n anlayan Hâris Türk Hakan Sulu dan yard m ald ; ancak yine de Cûzcân da yap lan savafl kaybetti (737). Halife Hiflâm, Esed b. Abdullah n ölümünden (738) k sa bir süre sonra, bölgeyi iyi bilen Nasr b. Seyyâr Horasan valili ine getirdi. Emevîlerin Horasan daki son valisi olan Nasr bölgedeki kar fl kl k ve isyanlar önleyerek Maveraünnehir de geçici bir sürede olsa devlet egemenli ini pekifltirdi.

193 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 183 Zeyd b. Ali nin Hilâfeti Emevîlerden Alma Çabas Hiflâm b. Abdülmelik 738 de Irak valisi Halid b. Abdullah görevden alarak yerine Yusuf b. Ömer es-sekafî yi getirdi. Yusuf un valili i s ras nda Hiflâm döneminin en önemli kalk flmalar ndan biri gerçekleflti. Hz. Hasan n, hilâfeti Muâviye ye b rakmas ve Hz. Hüseyin in Kerbelâ da flehit edilmesinden sonra çocuklar ve akrabalar bir süre siyaset alan na ç kmayarak sakin bir hayat sürmeyi ye lediler. Emevîlerin karfl s ndaki hareketlerin içinde yer almad klar gibi, Ehl-i beyt ad na yürütüldü ü söylenen Abbasîlerle birlikte hareket etmek konusunda da çok istekli davranmad lar. Bununla birlikte Hz. Peygamber in soyundan gelme flerefi tafl d klar için Âl-i Fât ma mensuplar n n çevrelerinde kuvvetli bir muhalefet grubu olufltu. Bunlar hilâfetin hakk oldu una inand klar Ali evlâd na dönmesi gerekti i görüflündeydiler. Bu düflünce önce Emevîlere daha sonrada Abbasîlere karfl çok say - da siyasal hedefli harekete sebep oldu. Hz. Ali nin torunlar ndan Zeyd b. Ali Hiflâm zaman nda hedefin ilk denemesini gerçeklefltirerek halk n hofllanmad Emevîlerden hilâfeti almak istedi. Zeyd in harekete geçece ini önceden ö renen Irak Valisi Yusuf, bir gün önce düzenledi i bask nla Zeyd in etraf ndaki pek çok kifliyi öldürdü; Zeyd de ald bir ok yaras yla hayat n kaybetti (6 Ocak 740). Küfe ve Basral lar tarih boyunca Hz. Ali soyundan gelenlere daima yak nl k göstermifller, ancak bunu hiçbir zaman fiilî bir deste e dönüfltürmemifllerdir. Zeyd b. Ali olay da bu flekilde geliflti. Küfeliler, çok az kifliyle Vali Yusuf un karfl s nda Zeyd i yaln z b rakt lar; o da küçük bir taraftar grubuyla katledilmekten kurtulamad. Hiflâm n bu olay ve ve aileye olan düflmanca tavr ndan dolay tenkit edilmifltir. Ülkede özellikle muhafazakâr çevreler taraf ndan desteklenen bu hareketin bu flekilde bast r lmas Abbasî muhalefetini güçlendiren etkenlerden biri olmufltu. Haccâc tan sonra Irak ta siyasi ve idari istikrar sa lamay kim baflarm flt r? Araflt r n z. Hiflâm Döneminde M s r ve Kuzey Afrika daki Geliflmeler Tahta ç kt nda M s r Valisi Hanzale b. Safvân n yerine kendi kardefli Muhammed b. Abdülmelik i tayin eden Hiflâm k sa bir müddet sonra da Hür b. Yusuf u bu göreve getirdi (724). M s r topraklar n n daha fazla vergi kald rabilece ini düflünen haraç âmili Ubeydullah b. Habhâb n halifenin de onay n alarak vergileri artt rmas üzerine M s r n yerlisi K btîler ayakland. syan vali Hür b. Yusuf taraf ndan bast r ld (725). Ard ndan Hiflâm n emriyle M s r a Kays kabilesine mensup birçok Arap yerlefltirildi. Ubeydullah ile aras aç lan Hür b. Yusuf 726 da halife taraf ndan görevden al nd. Hanzale b. Safvân n M s r da ikinci defa valilik yapt s rada ortaya koydu u sert tutum dolay s yla tekrar ayaklanan K btîler yine bast r ld (739). frîk ye ve Ma rib fethedildikten sonra buradaki yerli halk slâmlaflarak yap lan her savaflta Müslümanlar n yan nda yer ald. Berberîler, Ma rib in fethinde Araplara k lavuzluk ettikleri gibi spanya n n fethinde de önemli rol oynad lar; bu hizmetlerin karfl l nda ganimetlerden eflit pay almalar gerekirken gayri Müslim muamelesi gördüler. Bu durumu içlerine sindirememekle beraber Arap idarecilerine de karfl gelemiyorlard. Hiflâm tahta ç kt nda frîk ye ve Ma rib valisi kardefli II. Yezid in göreve getirdi i Biflr b. Safvân el-kelbî idi. Hiflâm taraf ndan yerinde b rak - lan Biflr, bir yandan içteki kar fl kl klar önlemeye çal fl rken bir yandan da Korsika, Sardinya ve Sicilya adalar na seferler düzenledi. Arap ve mevalî aras nda dengeli bir yönetim kurararak Haricî propagandalar n önlemeye çal flt. Ancak bu arada Kaysîlere karfl Kelbîlerden yana bir siyaset takip ederek kendisine ba l valilikle- 2 SIRA S ZDE

194 184 slam Tarihi ve Medeniyeti-I re Kelbîleri getirmesinden rahats z olan Hiflâm, Biflr in ölümünden sonra yerine Ubeyde b. Abdurrahman el-kaysî yi tayin etti (727). Biflr gibi Bizans n elindeki Akdeniz adalar na yönelik seferlere önem veren ve birçok ganimet ele geçiren Ubeyde, Kelb kabilesine mensup valileri Kaysîler ile de ifltirip Kelbîlere zulmetmeye bafllad. Böylece mevalî probleminin yan na kabileleraras rekabet eklendi. Öbür yandan Irak bölgesinde faaliyet gösteren ve takibata u rayan Haricîler frîk ye ve Ma rib e kaç nca Araplar taraf ndan d fllanan Müslüman Berberîler aras nda yerleflerek inançlar n yaymak için uygun bir ortam buldular. Eflitlik, adalet ve kardefllik gibi hususlarda yapt klar propaganda Berberîlerin Haricîli i benimsemesini kolaylaflt rd. Endülüs ün fethinin tamamlanmas na yönelik faaliyetler Hiflâm döneminde de sürdü. Abdurrahman el-gâfikî kumandas nda Pireneleri geçen slâm ordusu, Fransa da Tours ve Poitiers aras nda Belâtüflflühedâ denilen yerde Charles Martel kumandas ndaki Frank ordusuna yenildi (732). Bu ma lubiyet Kuzey Afrika daki Berberilerin harekete geçmesine ve baflta Haricîler olmak üzere Araplara karfl müttefikler bulmas na sebep oldu. Haricîli i kabul eden Berberîlerin say s n n süratle artmas üzerine Hiflâm, Ubeyde b. Abdurrahman görevden alarak yerine Ubeydullah b. Habhâb el-kaysî yi getirdi (734). Fakat onun da mevalî aleyhine geliflen bir siyaset izlemeyi sürdürmesi, frîk ye ve Ma rib te ilk defa Haricî-Berberî isyan görülmesi sonucunu do urdu. Araplar n kabile taassubuyla birbirlerine karfl mücadeleye girmeleri yüzünden frîk ye ve Ma rib de huzur kalmad, bölge kar fl kl - a ve istikrars zl a sürüklendi. Ordunun önemli bir k sm n n Sicilya seferinde iken Ezârika n n lideri Abdül alâ b. Cüreyc er-rûmî, Ma rib deki bâzîlerle birlikte 13 A ustos 740 ta ayakland ve Tanca Valisi Ömer b. Abdullah katletti. Tanca ya giren Haricî lideri Meysere el-matgarî halifeli ini ilân edip halktan biat ald. Böylece dinî mahiyette bafllayan bu hareket siyasi bir karakter de kazanarak Berberî isyanlar n n yayg nlaflmas n beraberinde getirdi. Meysere nin yenildi i bir savafltan sonra taraftarlar nca öldürülmesi üzerine Haricîler Zenâte kabilesinden Halid b. Humeyd e biat ettiler. Haricîlerin Tanca yak nlar nda Emevîlere karfl kazand klar savafltan sonra isyanlar Endülüs e s çrad (740). Bunun üzerine Hiflâm, Ubeydullah azlederek, frîk ye-ma rib valili ine Külsûm b. yâz el-kufleyrî yi getirdi (741). Fakat ertesi y l Külsûm, Halid b. Humeyd komutas ndaki Haricîlerle çarp fl rken öldü; yerine Hanzale b. Safvân getirildi. Hanzale nin burada yapt ilk ifl valileri de- ifltirip Sufriyye Haricîlerinin ç kard isyanlarla mücadele etmek oldu. Bizans la liflkiler Hiflâm zaman nda Bizans sald r lar belirgin bir flekilde artmaya bafllad. Buna mukabil Hiflâm, s n rlardaki garnizonlar güçlendirerek Anadolu ya her y l yaz aylar nda düzenli seferler yap lmas n sa lad. Genellikle halifenin iki o lu Muâviye ve Süleyman ile kardefli Mesleme b. Abdülmelik in kumanda ettikleri bu seferlerde pek çok yer fethedildi; Güneydo u Anadolu ya çeflitli Arap kabileleri yerlefltirildi. 726 da Kayseri ye ulaflan Mesleme, bir y l sonra znik civar na kadar ulaflt. Bu seferlere Hiflâm n o ullan Muaviye ve Süleyman da kat ld lar. Hatta 737 de Muaviye baz seferleri bizzat yöneterek Kapadokya daki Harflana y ele geçirdi. 740 da Emevî ordular n n Akroinon mevkiinde Bizans mparatoru III. Leon un kuvvetleriyle yapt klar savafl a r bir yenilgiyle sonuçland. 717 den sonraki Anadolu seferlerinde kahramanl yla ünlü olan Battal Gazi bu savaflta flehit düfltü. SIRA S ZDE 3 Battal Gazi nin kim oldu unu, yaflay p yaflamad n araflt r n z.

195 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 185 Hiflâm devrinde Gürcistan fethedildi ve halifenin kardefli Mesleme Da stan a yapt ak nlarla bölgede slâm egemenli ini kurmay baflard. 732 ye kadar Kafkaslarda bir k s m yerleflim merkezleri bazen Hazarlara bazen de Müslümanlara geçiyordu. Bu y l Hiflâm, amcas n n o lu Mervan b. Muhammed i rmîniyye, Azerbaycan ve el-cezîre valili ine tayin etti. yi bir asker olan Mervan önce Hazarlar kuzeye çekilmek zorunda b rakt, sonra da Kafkaslar geçerek Hazar ülkesine girdi (737). Ard ndan burada yapt bütün savafllar kazanan Mervan Hazar hakan yla yapt anlaflmayla uzun zaman sonra Kafkaslarda sükûnet sa land. Hiflâm n Baz craatlar ve Vefat Hiflâm n divan defterlerini yeniden tanzim ettirerek Horasan daki yaz flmalar Farsça yerine Arapça tutturdu. Mervanîler aras nda Hiflâm dönemindeki divanlardan daha sa l kl ve daha düzenlisinin olmad kabul edilir. Abbasî Halifesi Ebû Ca fer el-mansur da devlet ifllerinde Hiflâm örnek ald n s kça dile getirirdi. Bafllang çta kad l k makam na ba l olan flurtay ba ms z hale getirerek sâhibüflflurtay yaln z suçlular n takibiyle görevlendiren Hiflâm berîd teflkilât n da yeniden düzenledi. mar faaliyetleriyle de ilgilenen ve Emevî devri sivil mimarisinin bafll ca örneklerinden olan Kasrü l-hayri l-garbî ve Kasrü l-hayri fl-flark gibi eserler yapt ran Hiflâm hilâfet merkezini D maflk tan F rat kenar ndaki Rusâfe flehrine nakletti. Tar ma önem vererek Dicle sular n n taflmas n önlemek için setler infla ettirdi. Onun zaman nda D maflk ta Berada nehrinden on üç kanal aç ld gibi meflhur mühendis Hasan en-nabatî nin katk lar yla Irak ta da çeflitli kanallar aç ld, baraj ve köprüler yap ld. Mühründe hüküm her fleyin hâkimi olan nd r anlam nda el-hükmü li l-hakemi l-hakîm ibaresi bulunan Hiflâm ilme ve bilim adamlar na sayg duyard. Ebü z- Zinâd ve Zührî gibi âlimlere yak n ilgi gösterirken, baz konularda farkl görüflleriyle dikkat çeken ve Emevî aleyhtar bir tav r içerisine giren Gaylân ed-d maflk ile Ca d b. Dirhem gibi bilginleri de idam ettirmekten çekinmemiflti. Halife olmadan önce fliirle ilgilenen Hiflâm, kabilelerin flecerelerini tespitle u raflmaktan zevk al rd. Yaklafl k yirmi y l iktidarda kalan Hiflâm b. Abdülmelik 6 fiubat 743 te Rusâfe de vefat etti. Endülüs Emevî Devleti nin kurucusu I. Abdurrahman onun torunudur. Klasik kaynaklarda Hiflâm dönemi Emevî hanedan n n üçüncü yükselifl devri olarak tan mlan r. Önemli bir devlet adam ve iyi bir idareci olan Hiflâm, bütün olumsuzluklara ra men ülkede istikrar bir dereceye kadar korudu. Ancak gittikçe güçlenerek mevalînin de deste ini alan Abbasî muhalefetiyle, Haricî yay lmas n engelleyemedi inden, ülke ölümünden k sa bir süre sonra kargafla ve istikrars zl - a sürüklendi. Öbür yandan takip etti i malî politika dolay s yla valilerin halktan vergi toplarken baflvurduklar çeflitli yöntemler de huzursuzluklar art ran etkenlerdendi. Halk na ve gayri Müslimlere hoflgörülü davrand ileri sürülürse de, afl r vergi yükünden dolay toplumda fazla sevilmedi. Bunda Ali evlâd baflta olmak üzere muhaliflerine karfl tak nd sert ve bask n tutumu da etkili oldu. Asl nda Emevîlerin mülk-devlet anlay fl n temsil eden halifelerin sonuncusu olan Hiflâm döneminin sonlar na do ru devletin temelleri derinden sars lmaya bafllam flt. Hiflam hakk nda ayr nt l bilgi için. H. Atçeken in Devlet Gelene i Aç s ndan Hiflam b. Abdülmelik adl eserine baflvurabilirsiniz. K T A P

196 186 slam Tarihi ve Medeniyeti-I SON DÖNEM EMEVÎ HAL FELER Velid b. Yezid Hiflâm da sonra Emevî taht na Yezid b. Abdülmelik in o lu Velid ç kt. Annesi II. Yezid in siyasi hayat nda etkili olan Ümmü l-haccâc bint Muhammed olan Velid 90 ( ) y l nda fiam da do du. Çocuklu u ve gençli i hakk nda fazla bilgi olmayan Velid i babas Yezid 102 ( ) y l nda kardefli Hiflâm dan sonra ikinci veliaht olarak belirledi. Yezid, ölümünden önce on befl yafl na ulaflan Velid i birinci veliaht olarak tayin etmedi ine piflman olmufltu. Velid Hiflâm döneminin ilk y llar nda günlerini hilâfet saray nda amcas yla birlikte geçirdi. Ancak zaman n içki âlemleri ve av partileriyle geçirmesi, halk aras nda bu davran fllar n n dedikodulara sebep olmas üzerine Hiflâm önce Velid e baz nasihatlarda bulundu. Daha sonra halk içinde itibar n art rmas için 735 te emîr-i hac olarak görevlendirdi. Velid Mekke de oyun ve e lenceye dalarak vazifesini yerine getirmedi. Haçtan dönüflünden sonra Velid i bir veliahta yak flmayan davran fllar ndan vazgeçirmeye çal flt ysa da baflar l olamad. Bunun üzerine Ümeyye ailesinin ileri gelenleriyle yapt görüflmelerden sonra o lu Mesleme ad na biat almaya bafllayarak Velid in veliahtl ktan ayr lmas n istedi. Bu teklifi kabul etmeyen Velid fiam dan ayr larak bafl na buyruk bir flekilde yaflamaya bafllad. Bu esnada Velid ile Hiflâm karfl l kl mektuplaflarak birbirlerini suçlad lar ve davalar nda hakl olduklar n iddia ettiler. Hiflâm dan sonra Velid on birinci Emevî halifesi olarak tahta ç kt (6 fiubat 743). ktidara geldikten sonra ilk ifl olarak Irak valisi Yusuf b. Ömer es-sekafî ve Horasan valisi Nasr b. Seyyâr d fl nda kendisinin veliahtl ktan azledilmesinin destekleyen Hiflâm n valilerini görevden alarak onlar çeflitli iflkencelere tabi tuttu. Day s Yusuf b. Muhammed i Hicaz valili ine atad. Hiflâm ve yak nlar n n mallar na el koyarak halka kendini sevdirmek için genifl ihsanlarda bulundu. Hiflâm n dolu b rakt beytülmali alt ayda boflaltt. Bizans ile kara ve denizde küçük çapl mücadeleler olmuflsa da, Velid döneminde askerî alanda kayda de er bir geliflme olmad. Hiflâm döneminde ortadan kald r lan Zeyd b. Ali nin o lu Yahya hapisten kaçarak Niflabur, Belh, Serahs gibi flehirlerde etraf nda Emevîlere karfl ciddi bir topluluk olufltu. Bunun üzerine harekete geçen Horasan valisi Nasr b. Seyyâr Cüzcan da fliddetli bir savafltan sonra Yahya y ortadan kald rd (744). Bu dönemde özellikle Ebû Müslim el-horasanî nin Abbasî ihtilalinin bafl na geçmesinden sonra özellikle Horasan daki propoganda faaliyetleri h zland. Her türlü kötülü e uygun bir yap da oldu u ve kutsal de erlerle alay etti i nakledilen Velid, k sa bir süre sonra Emevî ailesinden pek çok kiflinin de yer ald kuvvetli bir muhalefetle karfl laflt. Emevî ailesi ilk defa kendi içerisinde parçaland. Öte yandan Irak ta Yemenli unsuru destekleyen Halid b. Abdullah el-kasrî nin yeni Irak valisi Yusuf b. Ömer es-sekafî taraf ndan öldürülmesi, Yemen as ll kabilelerin Velid e düflman olmas sonucunu do urdu. Velid e karfl gittikçe yayg nlaflan bu hoflnutsuzluk, Emevî ailesinden Yezid b. Velid b. Abdülmelik in liderlik etti i bir isyana sebep oldu. Kendi üzerine Yezid b. Velid in ye eni Abdülaziz komutas nda iki bin kiflilik bir birli in üzerine do ru geldi ini haber alan Velid beraberinde az say da kifliyle birlikte s nd Filistin deki Bahrâ Saray nda yakalan p öldürüldü (17 Nisan 744). Emevî halifelerinin fliire en çok merakl olanlar n bafl nda gelen Velid Emevî saraylar n n en önemlisi olan Muflattâ y infla ettirmifltir.

197 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 187 fiekil 8.3 I. Velid veya II. Velid in Yapt rd Tahmin Edilen Kusayru Amre Saray (C. Tomar Arflivi) Yezid b. Velid Aile içi mücadele sonunda iktidar ele geçiren Yezid b. Velid annesi So d Prensesi fiahferend adl bir cariye olan ilk Emevî halifesidir. Yezid Kisrâ, Kayser, Hakan ve Mervan n torunu oldu unu söyleyerek bununla övünürdü. II. Velid den sonra halife olan III. Yezid biat törenindeki konuflmas nda Ömer b. Abdülaziz i örnek ald n, yönetim tarz n ve politikas n buna göre belirleyece ini ilan etti. Zorla inflaat yapt rmayaca n, kanal açt rmayaca n, ödenemeyecek vergi yüklemeyece- ini, bir yerin gelirini baflka yere harcamayaca n, askerleri gere inden fazla ailelerinden uzak tutmayaca n, baflta zay flar olmak üzere herkesi dinleyece ini ve zimmîlere iyi davran p haklar n koruyaca n vaat etti. Tamam gündelik hayat iyilefltirmeye ve iç bar fl sa lamaya yönelik olan bu vaatler, Ömer b. Abdülaziz hariç di er Emevî halifelerine s kça yöneltilen ortak flikâyet konular yd. III. Yezid bu vaatlerini yerine getiremezse cezaland r lmas ve azledilmesinin istenebilece ini söyleyerek iktidar ile halk aras ndaki kopuklu u gidermede kararl oldu una herkesi inand rmaya çal flt. Çeflitli sebeplerle yurtlar ndan ayr lmak zorunda kalanlar n geri dönmelerine izin vererek ifle bafllad. Ancak daha iflin bafl nda kabileleraras dengeyi sa layamad gibi Kelb kabilesinin öne ç kmas n da engelleyemedi. Halk n durumunu iyilefltirmek için reform vaatlerine ra men Humus, Filistin, fiam, Yemame ve Irak gibi bölgelerdeki kargafla ve istikrars zl k ortam gittkçe derinleflti. Benzer bir durum devlet otoritesinin tamamen yok oldu u Kuzey Afrika için de söz konusuydu. Horasan valisi Nasr b. Seyyâr ile rmîniyye ve Azerbaycan valisi Muhammed b. Mervan III. Yezid e biat etmeyi reddederek krizi daha da derinlefltirdiler. Yezid bütün çaba ve gayretine ra men iç bar fl sa lamaya ve devlet otoritesinin yeniden tesis etmeye güç yetiremedi. Bürokratik yap ya da tam anlam yla hükmetmeye f rsat bulamadan ve vaatlerini gerçeklefltiremeden vefat etti (25 Eylül 744). Befl aydan biraz fazla iktidarda kalan Yezid, II. Velid in bozdu u bütçe dengelerini sa layabilmek için maafllarda kesintiye gitti i için halk aras nda eksilten, azaltan anlam nda Yezîd en-nâk s ad yla an l yordu. brahim b. Velid brahim b. Velid de kardefli Yezid gibi bir cariyenin o luydu. Halife olmadan önceki hayat hakk nda bilgi yoktur. Ancak kaynaklarda yer alan baz bilgilerden

198 188 slam Tarihi ve Medeniyeti-I özellikle hadis ilmiyle u raflt anlafl lmaktad r. brahim in siyaset hayat Halife II- I. Yezid taraf ndan Ürdün e vali tayin edilmesiyle bafllad ve veliaht ilân edilmesiyle sürdü. brahim, Yezid in ölümünden sonra on üçüncü Emevî halifesi olarak tahta ç kt. lk ifl olarak III. Yezid in kendisinden sonra ikinci veliaht tayin etti i Abdülaziz b. Haccâc b. Abdülmelik in veliahtl n onaylad. Ancak brahim de kardefli Yezid gibi meflruiyet kriziyle karfl laflt. Baz bölgelerde halifeli i tan mad gibi baflflehir D maflk a yak n Humus halk dahi kendisine itaat etmedi. Öldürülen II. Velid in intikam n almak ve onun çocuklar n n haklar n korumak için harekete geçen rmîniyye ve Azerbaycan valisi Mervan b. Muhammed ile brahim i tan mayan valiler en büyük sorunlar oluflturuyordu. Üç ay kadar bir süre halifelik makam nda kalabilen ve kardefli gibi Kelb kabilesine dayanmak isteyen brahim in bütün zaman kargafla ve istikrars zl k içinde geçti. Ülkenin her taraf nda iç kar fl kl klar ve ayaklanmalar h z kazand. II. Velid in öldürülmesinden sonra fliddetlenen fitneyi bast rmaktan âciz kalan brahim in döneminde ülkedeki kar fl kl klar giderek artt ve sars lm fl olan merkezî idarenin otoritesi daha da zay flad. Bu arada as l amac hilâfeti ele geçirmek olan Mervan b. Muhammed harekete geçerek el-cezîre halk n n biat n ald ktan sonra Suriye üzerine yürüdü. K nnesrîn e yönelerek brahim in kardefli olan Vali Biflr in ordusunu bozguna u ratarak valiyi ve yak n çevresini esir ald. Ard ndan halk biat etmedi i için brahim in gönderdi i ordu taraf ndan kuflatma alt nda tutulan Humus üzerine giderek flehri iflgal etti. Humus halk n n biat n ald ktan sonra kiflilik ordusuyla D maflk a do ru ilerledi, bunun üzerine brahim de ona karfl Süleyman b. Hiflâm komutas nda büyük bir ordu gönderdi. ki ordu Ba lebek-d maflk yolu üzerindeki Aynülcer de karfl laflt (18 Kas m 744). Savafl kaybeden brahim in kumandan Süleyman D maflk a s nd. fiehirden kaçmak zorunda kalan brahim ise bir süre gizlendikten sonra Mervan a biat edece ini aç klayarak ondan eman istedi. II. Mervan bu iste i kabul ederek onu yak n çevresine ald. brahim, Emevî hilâfetinin sona erdi i Zap Suyu Savafl nda (25 Ocak 750) nehirde bo ularak ölenler aras ndayd. Onun daha önce II. Mervan veya Abbasîlerden Abdullah b. Ali taraf ndan öldürüldü ü de rivayet edilir. EMEVÎLER N YIKILIfiI VE II. MERVAN Mervan VII. asr n sonlar na do ru el-cezîre de do du. Annesi Kürt as ll bir cariye olan Mervan n babas Muhammed uzun y llar el-cezîre ve rmîniye valili i yapm fl, bu görevi esnas nda Bizans ve Kafkasya cephelerinde düzenlenen seferleri yönetmiflti. Mervan n en meflhur lakab eflek anlam ndaki H mâr n savafllardaki sabr ndan dolay veya düflmanlar taraf ndan hakaret amaçl olarak verildi i ileri sürülür. Mervan a dair ilk bilgiler, 105 te ( ) Bizans a karfl düzenlenen seferi komuta ederek Konya ve Kemah ele geçirmesi sebebiyledir. Ard ndan Kafkas cephesinde savaflan Mervan, 732 de Halife Hiflâm taraf ndan emrinde savaflt Mesleme b. Abdülmelik in yerine el-cezîre, rmîniye ve Azerbaycan valili ine tayin edildi. Askerî bak mdan önemli olan bu bölgede kald on iki y ll k süre içinde Hazarlara karfl baflar l seferler düzenledi. Mervan, Hiflâm n ölümü üzerine yerine geçen Halife II. Velid e gönderdi i biat mektubunda Emevî zihniyetiyle örtüflen bir üslûp kulland. Kendisini bu önemli göreve getiren Hiflâm zalim olarak nitelerken yeni halifeyi överek gönlünü ald. II. Velid in, Emevî ailesinden Yezid b. Velid in liderli indeki bir isyan sonucu öldürülmesi, siyasi tecrübesini artt rm fl güçlü bir vali ve kumandan olan Mervan a taht yolunu açm flt. Mervan, Velid in intikam n almak ve onun iki o lunun halifelik haklar n savunmak iddias yla III. Yezid e biat etmeyi reddetti. Ordusunun bafl nda rmîni-

199 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 189 ye den ayr l p el-cezîre ye geldi. Ancak Derbend de vekil b rakt Sâbit b. Nuaym ve emrindeki Suriyeli Yemenlilerin III. Yezid e biat etti ini duyunca geri dönmek zorunda kald. Suriye ye götürmek vaadiyle itaatlerini sa lad isyanc birliklerle Harran a gitti ve onlar terhis ederek Suriye ye gönderdi. Ard ndan Suriye üzerine gitmek için haz rl klar n tamamlad s rada III. Yezid in kendisini el-cezîre, rmîniye, Musul ve Azerbaycan valili ine getirmek istedi ini bildiren mektubunu ald. Teklifi kabul edip isyandan vazgeçerek Yezid e biat etti. Mervan, III. Yezid in ölümünden sonra halife olan ve sadece Suriye nin güneyindeki Yemenli kabilelerce tan nan brahim b. Velid e biat etmedi. Ard ndan brahim in ordusuyla karfl laflt Aynülcer Savafl n kazanarak (18 Kas m 744), Velid in öldürülmesine ad kar flan iki kifli hariç di erlerini Velid in o ullar ad na biat al p serbest b rak p D maflk a gitti. Savafltan sa kurtulan Süleyman b. Hiflâm, brahim ve baz yak nlar, halifeli in II. Velid in o ullar na kalmas durumunda babalar n n katillerinden intikam alacaklar n düflünerek Mervan D maflk a ulaflmadan Velid in hapiste bulunan iki o lunu öldürmeyi kararlaflt rd lar. Süleyman bu karar n uygulanmas n n ard ndan beytülmaldeki mallar askerine da tt ve brahim i al p Kelbîlerin merkezi Tedmür e kaçt. Mervan ordusunun bafl nda D maflk a girdi inde iki kardeflin öldürüldü ünü ö rendi. Bu geliflme Mervan halifeli e bir ad m daha yaklaflt rd. Emevî ailesinden Ebû Muhammed es-süfyânî, öldürülmelerinden az önce iki kardeflle birlikte oldu unu ve kendisine Mervan lehine vasiyette bulunduklar n söyleyerek ona biat gündeme getirdi. Bunun üzerine orada bulunanlar Mervan halife ilân ettiler (7 Aral k 744). Gücünü Kuzey Arabistan kökenli kabilelerden alan II. Mervan, hilâfet merkezini fiam dan bunlar n ço unlukta oldu u Harran a tafl mak zorunda kald. Böylece Suriye iki parçaya ayr ld. Haricîlerle Mücadele II. Mervan Suriye deki isyanlarla u raflt s rada Irak ta kargafla vard. III. Yezid in Irak valisi Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz, Mervan n halifeli ini kabul etmeyip Irak valili ine tayin edilen Nadr b. Said e karfl bir mücadele bafllatt. Yine ayn s - ralarda Irak ta Haricîlerden Sufriyye, Dahhâk b. Kays efl-fieybânî liderli inde isyan etmiflti. Mervan Irak a gitmek için yola ç kt nda da yeni bir isyanla karfl laflt. Ordusundaki Suriyeli askerler K nnesrîn den geçerken orada ikamet eden Süleyman b. Hiflâm a biat etmifllerdi (745). Mervan, k sa sürede etraf nda büyük bir kuvvet toplayan ve üzerine gönderdi i öncü birliklerini yenen Süleyman Hufaf denilen yerde a r bir yenilgiye u ratt ; al nan esirlerin büyük k sm n k l çtan geçirdi. syanc lar n eline düflen Humus a giderek befl ay kadar süren bir kuflatmadan sonra buray ele geçirdi. Ard ndan muhtemel isyanlar önlemek amac yla Humus, Ba lebek, D maflk, Kudüs ve di er Suriye flehirlerinin surlar n y kt rd. 746 yaz nda Suriye yi itaat alt na ald. Bu s rada Irak taki isyanc lar da güçlerini iyice artt rd lar. fiehrizor, rmîniye ve Azerbaycan Haricîlerinin deste ini alan Dahhâk b. Kays, birlikte hareket eden Abdullah b. Ömer ve Nadr b. Said i yenerek Nisan 745 te Küfe yi ele geçirdi; bir süre sonra da Musul a hâkim oldu. Bu s rada Humus muhasaras yla meflgul olan Mervan Dahhâk n üzerine o lu Abdullah gönderdi. Abdullah n Nusaybin civar nda Haricîlere yenildi ini duyunca bizzat harekete geçti ve Kefertûsâ da liderleri Dahhâk n da öldürüldü ü büyük savaflta Haricîleri bozguna u ratt (746). syanlar n sürdüren Haricîlerle fliddetli savafllar yapt ktan sonra s nd klar Musul u kuflat. Dokuz ay süren bu kuflatman n ard ndan flehre girerek Horasan a kaçanlar takip ettirdi. Liderleri fieybân b. Abdülaziz i ve pek çok askerini ortadan kald r p Irak taki Haricî problemini halletti (747).

200 190 slam Tarihi ve Medeniyeti-I D KKAT Mûte Savafl ndaki fedakârl ndan dolay Hz. Peygamber in Zülcenâhayn lakab verdi i büyük dedesi Cafer-i Tayyâr n bu lakab na nispetle, Abdullah n etraf nda toplanarak onu imam tan yan gruba Cenâhiyye denilir. Basral Haricî lideri Ebû Hamza efl-fiârî, 746 y l hac mevsiminde Mekke ye giderek Tâlibül-hak lakabl Abdullah b. Yahyâ ya biat etmifl; ikisi Hadramut a geçip Abdullah n halifeli i için biat almaya bafllam fllard. Böylece Haricîler Hicaz da da etkinlik kurmak istiyorlard. 747 de davet için Mekke ye gelen Ebû Hamza flehri kontrol alt na ald ktan sonra ayn y l n ekim ay nda Medine yi de ele geçirdi. Bunun üzerine Mervan taraf ndan Medine ye gönderilen ordu, Ebû Hamza y hezimete u ratarak Mekke yi de geri ald (748). Abdullah b. Muâviye ve Emevî ktidar Hz. Ali nin kardefli Cafer-i Tayyâr n o lunun torunu Abdullah b. Muâviye nin do- umu ve hayat n n ilk dönemi hakk nda kaynaklarda fazla bilgi yoktur. Zaman n n önemli flairlerinden olan Abdullah 744 y l sonbahar nda Küfe ye gitti. Küfe valisi Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz ona yak n ilgi göstererek kendisine tahsisat ba lad. Bu s rada Emevî taht na ç kan brahim b. Velîd e biat etmeyi kabul etmeyen II. Mervan isyan etti. Vali bu kar fl k durumda bafl na dert açmas ndan endifle etti i Abdullah b. Muâviye yi hapsetti, fakat Mervan karfl s nda destek sa lamak gayesiyle de tahsisat n art rd. Küfe deki Hz. Ali taraftarlar Hâflimîlerin halifeli e Emevîlerden daha lây k oldu unu savunanlar n teflvikiyle Abdullah isyan bayra n açt (Ekim 744). Etraf nda daha önce Mugîre b. Said e ba l bir grupla, Zeydîlerden müteflekkil oldukça kalabal k bir taraftar vard. Bu isyan n as l sebebi, Hz. Ali nin torunu Ebû Hâflim in vefat ndan sonra ortaya ç kan olaylarla iliflkilendirilir. Ebû Hâflim in vefat ndan sonra ona ba l olanlar n bir k sm imamet iddias nda bulundu. Bunlardan Ebû Hâflim in, imameti Abdullah b. Amr el-kindi ye vasiyet etti ini iddia edenler, Ebû Hâflim deki ilâhî ruhun ona intikal etti ini söylüyorlard. Ancak Abdullah b. Amr n taraftarlar ndan biat almamas ihanet olarak görerek kendilerine yeni imam olarak Abdullah b. Muâviye yi seçmifllerdi. Böylece siyaset alan na giren Abdullah ve taraftarlar vali taraf ndan kuflat l nca savafl alan n terk edip Kûfe deki iç kaleye s nd lar. Daha sonra flehri terketmeleri flart yla kendilerine eman verildi. Abdullah, taraftarlar yla ran a giderek önce sfahan daha sonra da stahr, Cibal, Kirman, Hûzistan ve Kumis i ele geçirdi. Taraftarlar aras nda, baflta mevalî olmak üzere her gruptan insan ve baz Emevî ileri gelenleri vard. Bunlar ortak düflmanlar Mervan a karfl ifl birli i içindeydiler. Abdullah sa lad bu destekle bölgedeki egemenli ini güçlendirerek kendi ad na para bast rd. Mervan, halifelik makam n ele geçirip idareye hâkim olunca kumandanlar ndan Âmir b. Dubara yi ona karfl gönderdi. Yap lan savaflta ma lûp olan Abdullah Horasan a kaçt. Burada Abbasîler ad na faaliyette bulunan Ebû Müslim den ilgi ve yard m görece ini umarak ona kendisini himaye etmesi için edebî de eri haiz bir mektup yazd. Ancak umdu unu bulamad gibi onun emriyle hapsedildi ve bir müddet sonra da öldürüldü (747). Zap Suyu Savafl ve Bir Dönemin Kapan fl Tahta oturdu u andan itibaren cepheden cepheye koflmak zorunda kalan II. Mervan yaklafl k üç y l içinde el-cezîre, Irak, Suriye, M s r ve Arabistan da kontrolü sa layarak baflflehir Harran a döndü. Ancak tam bu s rada kendisini ve Emevî hanedan n ortadan kald racak büyük bir isyanla karfl laflt. Horasan Valisi Nasr b. Seyyâr n bütün ikazlar na ra men ilgilenemedi i bu tehlike Abbasî ihtilal hareketiydi. Horasan daki Emevîlere muhalif unsurlar bir araya getiren ve bilhassa ranl mevalî taraf ndan desteklenen Ebû Müslim el-horasânî; 747 Haziran nda siyah

201 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 191 bayra açarak Abbasî isyan n bafllatt. Ebû Müslim, II. Mervan ve Irak valisinden ciddi bir yard m alamayan Nasr b. Seyyâr n bar fl tekliflerini reddetti. ki taraf aras ndaki çat flmalar sürekli Nasr n ma lûbiyetiyle sonuçland. Nasr 15 Ocak 748 de Horasan valilik merkezi Merv i, Haziran ay nda Nîflâbur u terk etmek zorunda kald ; Irak tan gönderilen kuvvetler ulaflamadan s nd Kumis i de kaybetti. 749 y - l sona ermeden Abbasîler Horasan n tamam n kontrol alt na ald lar. Bir süre sonra Küfe yi ele geçiren Abbasî ihtilalinin önderleri Ebü l-abbas es- Seffâh halife ilân ettiler (28 Kas m 749). Abbasîlerin ilk halifesi olarak biat alan Seffâh amcas Abdullah b. Ali yi Mervan a karfl gönderdi. Savafl haz rl klar n tamamlay p Harran dan Musul a hareket eden Mervan, Büyük Zap suyunun sol sahilinde Abbasî ordusunu karfl s nda buldu. 16 Ocak 750 de bafllayan ve gün geçtikçe fliddetini artt ran savafl 25 Ocak Cumartesi sabah Mervan n a r yenilgisiyle sonuçland. Askerî kabiliyetine ve daha büyük bir orduya sahip olmas na ra men ma lûbiyeti, onun ordusundaki Mudarî ve Yemenî kabileler aras ndaki rekabete, özellikle de Suriyeli askerlerin kendisine olan k rg nl klar na ba lan r. Mervan, kumandan olarak girdi i savafllarda ald bu ilk ma lûbiyetin ard ndan emrindeki kuvvetlerle Harran a çekildi, ancak orada da tutunamad. Kendisini takip eden Abdullah b. Ali nin önünden kaçarak K nnesrîn, Humus ve D maflk üzerinden Filistin e geçti. Kaç fl n M s r istikametinde devam ettirdi ve düflman askerinin yararlanmas n önlemek için geçti i yerlerdeki ekinleri yakt rd. Yukar M - s r n Bûsîr köyünde kendisine ulaflan Abbasî kuvvetleriyle girdi i çat flma s ras nda öldürüldü (5 A ustos 750). Vâs t ta direnen eski Irak valisi Ebû Halid bn Hübeyre nin de teslim olmas yla Emevî Devleti tarihe kar flt. Emevî ailesi mensuplar n n tamam n ortadan kald rmak isteyen Abbasîler, Kuzey Afrika ya kaç p oradan Endülüs e geçerek Endülüs Emevî Devleti ni kur an Abdurrahman b. Muâviye b. Hiflâm d fl ndakileri katlettiler. Halifeli i befl y l on ay süren II. Mervan, Harran Büyük Camii ni (Firdevs Camii) geniflleterek burada büyük bir saray yapt rd. el-cezîre eyaletinin merkezi haline getirip ayr bir divan tahsis etti i Musul flehrini geniflleterek caddeler açt rd, etraf n surlarla çevirerek büyük bir cami infla ettirdi. II. Mervan halife olunca II. Velid in çocuklar n n katilleri baflta olmak üzere muhaliflerine nas l davrand? Araflt r n z. Emevî Devleti nin Çöküfl Sebepleri Emevî Devleti nin çöküflünü haz rlayan ve y k lmas na sebep olan nedenleri son dönem halifelerine, özellikle de II. Mervan a ba lamak do ru de ildir. Çünkü y llar aras nda hüküm süren Emevî hanedan n n uzun ömürlü olmamas, kuruluflundan itibaren ortaya ç kan geliflmelerle do rudan iliflkilidir. Genel kabul gören ve Emevîlerin tenkit edildikleri hususlardan da olan sebepler flu flekilde maddelefltirilebilir: 1. Emevîler istiflare temeline dayanan, ehliyeti esas alan, flûra ve biat esaslar etraf nda kurumlaflan hilâfet sistemini de ifltirdiler. Yerine kuvvete dayanan ve babadan o la veya aileden birine intikal eden saltanat uygulamas n getirdiler. Böylece slâm n ön gördü ü devlet reisli i, Arap asil s n f na dayanan hükümdarl a dönüflerek, evrensel slâm devleti gitgide etnik unsura dayal bir hâle geldi. Böylece resmen olmasa da, fiilen mutlak verasete dayal bir hükümdarl a dönüflen Emevî hilâfetinin meflruiyeti tart fl lan bir ko- SIRA 4 D KKAT S ZDE

202 192 slam Tarihi ve Medeniyeti-I K T A P nu oldu. Emevîlere karfl oluflan fiiî, Zübeyrî ve Haricî muhalefet propagandalar n hilâfetlerinin meflru olmad iddias na dayanarak yürüttüler. Emevî Devleti nin çöküflüyle sona eren meflruiyet fikrinin meyvelerini ise gizli propagandalar n çeyrek as r Hz. Ali evlâd ad na yürüten Abbasîler toplad. 2. Hilâfetin yap s nda meydana gelen bu önemli de ifliklik slâmiyet le ortadan kald r lmaya çal fl lan, Câhiliye dönemi al flkanl kabilecilik anlay fl n n yeniden ortaya ç kard. Kabileleraras nda slâm dan önce görülen rekabet ve savafllar slâm la birlikte büyük çapta ortadan kalkm flt. Ancak fetihlerden sonra siyasî ve iktisadî menfaatler eski düflmanl klar yeniden körükledi. Askerî teflkilât n kabile temeli üzerine oturmas, kabile asabiyetiyle hareket eden halifelerin iktidar h rslar yla karfl l kl ve dönüflümlü olarak kabileleri kullanmalar, bazen iki veliahtin tayini toplumun Kuzeyli-Güneyli ya da Mudarî-Yemenî diye bölünmesini beraberinde getirdi. Bunun sonucunda kuzey ve güney Araplar hiç kesilmeyen rekabet ve mücadelelerini Emevî iktidar üzerinden yürütmeye bafllad lar. Özellikle Emevî iktidar n n temel dayana Yemenli kabilelerin son dönemlerde devletin aleyhine dönmesi y k - l fl çabuklaflt rd. Emevî hilafetinin meflru olmad iddias na dayanan muhalefet hareketlerinin geliflerek isyana dönüflmesinde de kabilecilik anlay fl etkin bir rol üstlendi. 3. Emevî Devleti nin en karakteristik özelli i bir Arap devleti olmas d r. Kurulufltan itibaren bu özellik kendini hissettirmifl, ilerleyen y llarda çok daha belirgin bir flekilde kat bir rkç l a dönüflmüfltür. Arapç l k taassubuyla, Müslüman olsalar dahi Arap olmayan tebaa, Araplar n faydaland birtak m haklardan mahrum edildiler. Bu durum Arap olmayan unsurlar n Araplara bak fl aç s n etkilemifl, zamanla da idareden nefret etmelerine sebep olmufltur. Bütün bunlar mevalînin yönetim aleyhtar bütün oluflumlar desteklemesine ve muhalefet hareketleri içerisinde yer almas na yol açm flt r. Haklar n n verilmedi ini görerek yönetime muhalif güçleri desteklemeyi kendine prensip edinen mevalînin en sonunda Abbasî davetine kat lmas, Emevîlerin y k lmas n amaçlayan bu hareketin sonuca ulaflmas na önemli katk sa lam flt r. 4. Emevî yöneticilerinin Müslümanlar n haf zalar nda derin izler b rakan ve toplumu rahats z eden baz olaylar n içinde yer alm fl olmalar, halk n idareden so umas n beraberinde getirmifltir. Baflta Ali Evlâd olmak üzere muhalifleri çok sert usullerle bast rmalar, Hz. Hüseyin in flehit edilmesi, Medine nin iflgal edilmesi, Kâbe kuflatmalar gibi Müslümanlar n mafleri vicdan nda derin yaralar açan ve ayr l klara sebep olan olaylar toplumla devletin aras n n kapanmayacak flekilde aç lmas na sebep olmufl ve fikrî ihtilaflara zemin teflkil etmifltir. 5. II. Velîd in halifelikten hal`edilmesinde aile aras nda ortaya ç kan iç mücadele Emevîler döneminde bir dönüm noktas d r. Bu olayla, y llardan beri Emevîlerin egemen oldu u ve iktidarlar n n en büyük destekçisi Suriye ikiye bölündü. Bunun üzerine II. Mervan D maflk n yerine Harran hilâfet merkezi yapt. Emevîler hakk nda ayr nt l bilgi için. Aycan-. Sar çam n Emevîler adl eserine baflvurabilirsiniz.

203 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 193 Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 I. Velid zaman ndaki fetihleri ve medeni geliflmeleri tan mlayabilmek Babas n n yönetim politikas n sürdürmek isteyen Velid, baflta Irak valisi Haccâc olmak valileri görevlerinde b rakt. Ard ndan slâm tarihinin ikinci büyük fetih harekât n bafllatt. Velid dönemi, Mâverâünnehir fâtihi Kuteybe b. Müslim, Sind ve civar n n fâtihi Muhammed b. Kas m es-sekafî, Anadolu gazalar n n meflhur ismi kardefli Mesleme b. Abdülmelik, spanya fâtihleri Târik b. Ziyâd ve Mûsâ b. Nusayr gibi ünlü kumandanlar - n n fetihleriyle dopdolu geçti. Ülkenin s n rlar Türkistan dan Fransa içlerine, Anadolu dan Hindistan s n rlar na kadar geniflledi. Müslümanlar dünya hâkimiyetine do ru önemli mesafe katettiler. Ülkenin imar na büyük önem veren I. Velid, Kudüs teki Mescid-i Aksa ile D maflk taki Emeviyye Camii baflta olmak üzere camiler yapt rd, köprüler infla ettirdi ve yeni yollar açt rd. Sa l kla ilgili her türlü ihtiyac n karfl land çok amaçl tesisler yapt rd. A MAÇ 3 Ömer b. Abdülaziz in slâm tarihindeki yerini aç klayabilmek yi bir e itim ve ö retim gören Ömer b. Abdülaziz Medine valili i yaparak bürokratik deneyim kazand. Kendisinden önceki ve sonraki Emevî devlet baflkanlar ndan çok farkl bir anlay fla sahip olan Ömer ile birlikte Hulefâ-yi Râflidîn dönemindeki halifelik zihniyeti tekrar gündeme geldi. Âlimlerin görüfllerine büyük de er veren ve uyar lar n dikkate alan Ömer, halka zulmeden ve halk taraf ndan sevilmeyen vali ve di er önemli devlet memurlar ndan büyük bir k sm n görevden alarak yerlerine bilgili, dürüst ve güvenilir kimseler tayin etti. Halife, kendisinden önce haks z yere el konulmufl eflya ve mallan hazineye devretti. Toplumun her kesimine haklar n vererek onlar memnun etmek isteyen halife yönetime muhalif gruplarla bar flman n yollar n arad. Çeflitli unsurlar birbirleriyle kaynaflt rmaya çal - flarak, Hz. Ali evlâd na ve onlar destekleyenlere karfl çok iyi davrand. Haricîlere karfl ikna yoluyla mücadeleyi prensip edindi. Devletin kuruluflundan beri adeta ikinci s n f insan muamelesi gören mevalîden al nan haks z vergileri kald rarak bütün Müslümanlar eflit hale getirdi. Gayri Müslimlerin hukukuna da riayet ederek haklar - n vermeye çal flt. Ülkede yaflayan di er din mensuplar aras nda slâm dinini yaymak için büyük çaba gösterdi. Bu çal flmalar sayesinde bilhassa Berberiler ve Türkler aras nda slâmiyet h zla yay ld. Beflinci râflid halife olarak kabul edilen Ömer in halifeli i yaklafl k iki buçuk y l sürdü. Halifeli e ehil olan n istiflare yoluyla seçilmesi sistemini yeniden bafllatmak istiyordu; ancak bunu gerçeklefltiremedi. Abbasî ihtilalinin oluflum süreci hakk nda bilgi sahibi olabilmek Abbasîler hilâfet makam n ele geçirmek için oluflan bütün flartlar kendi lehlerine ustaca kulland lar. Ülke çap nda yayg n olan memnuniyetsizlikten faydalanan Abbasîler, k sa zamanda Emevîlere karfl bafllat lan harekete yön vermeye bafllad lar. Hz. Peygamber in amcas Abbas n torunu Ali babas ve dedesi gibi siyasi olaylarla ilgilenmeyip ilimle meflgul oluyordu. Ancak I. Velîd in bask s üzerine D maflk terk ederek 714 de, Suriye hac yolu üzerinde bulunan Humeyme ye giderek ihtilal hareketini bafllatt. Hz. Ali taraftarlar n n büyük bir k sm Hz. Ali nin o lu Muhammed b. Hanefiyye nin o lu Ebû Hâflim i destekliyordu. Ebû Hâflim in ikametgâh n Humeyme ye nakletmesiyle Abbasîler fiiîlerin deste ini de sa lad lar. Abbasî propagandas ve yeralt faaliyetlerinin merkezi Kûfe olup bu faaliyetleri yürüten teflkilât 718 de kuruldu. Abbasî hareketini on iki nakîb ve bunlara ba l yetmifl dâî büyük bir gizlilik içinde yürüttü. Biat kendileri için de il, ileride Peygamber ailesinden, üzerinde ittifak edilecek bir flah s ad na al n yordu. Abbasî davetinin propoganda sahas ise Horasan d. Hidafl la bafllayan faaliyetler Ebû Müslim ile en üst seviyeye ulaflt.

204 194 slam Tarihi ve Medeniyeti-I A MAÇ 4 Emevîlerin y k l fl süreci ve sebeplerini anlatabilmek Hilâfetin saltanata dönüflmesi kabilecilik anlay - fl n n yeniden ortaya ç kmas n beraberinde getirdi. Askerî teflkilât n kabile temeli üzerine oturmas, kabile asabiyetiyle hareket eden halifelerin kabileleri kullanmalar, toplumun Kuzeyli-Güneyli ya da Mudarî-Yemenî diye bölünmesine sebep oldu. Hilâfetteki bu dönüflüm Emevî iktidar n n meflruiyetinin tart fl lmas na sebep oldu u gibi muhalefet hareketlerine de zemin teflkil etti. Emevîler hilâfeti Arap asil s n f na dayanan hükümdarl a dönüfltürerek devleti etnik unsura dayal bir hâle getirdiler. Araplar giderek imtiyazl bir sosyal s n f durumuna gelirken slâmiyet i kabul eden Arap olmayan unsurlar ise ikinci s n f vatandafl muamelesi görüyorlard. Bu tutum iktidara karfl kuvvetli bir muhalefetin do mas na zemin haz rlad. Emevî yöneticilerinin Müslümanlar n haf zalar nda derin izler b rakan ve toplumu rahats z eden baz olaylar n içinde yer alm fl olmalar da, halk n idareden so umas - n beraberinde getirdi. II. Velîd in halifelikten hal`edilmesinde aile aras nda ortaya ç kan iç mücadele sonunda Suriye nin ikiye bölünmesi Emevîlerin sonu anlam na geliyordu. Bu arada, son Emevî halifelerinin beceriksiz ve vizyon sahibi olmad klar da unutulmamal d r. Bütün bunlar n yan nda di er bir y prat c güç de Abbasîler idi. Abbasîler hilâfet makam n ele geçirmek için bütün bu flartlar kendi lehlerine ustaca kulland lar.

205 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 195 Kendimizi S nayal m 1. Orta Asya da Türklerin yo un yaflad yerlerdeki mücadelesiyle öne ç kan komutan afla dakilerden hangisidir? a. Musa b. Nusayr b. Mesleme b. Abdülmelik c. Kuteybe b. Müslim d. Muhammed b. Yusuf e. Tar k b. Ziyâd 2. spanya ya ilk keflif birli i afla dakilerden hangisi kumandas alt nda gönderilmifltir? a. Tar k b. Ziyâd b. Tarîf b. Mâlik c. Kuteybe b. Müslim d. Mesleme b. Abdülmelik e. Musa b. Nusayr 3. Afla dakilerden hangisi Ömer b. Abdülaziz in yönetim anlay fl n benimsememifltir? a. Haricîler b. Hz. Ali taraftarlar c. Zimmîler d. Emevîler e. bâzîler 4. Afla dakilerden hangisi Süleyman b. Abdülmelik döneminde etkin rol oynam flt r? a. Yezid b. Mühelleb b. Haccâc b. Yusuf c. Kuteybe b. Müslim d. Ubeydullah b. Ziyad e. Musa b. Nusayr 5. Afla dakilerden hangisinin annesi bir cariyedir? a. Abdülmelik b. Mervan b. Yezid b. Muâviye c. Hiflâm b. Abdülmelik d. Ömer b. Abdülaziz e. brahim b. Velid 6. Hiflâm b. Abdülmelik hilafet merkezini fiam dan nereye nakletmifltir? a. Harran b. Rusâfe c. Ba dat d. Niflabur e. Medine 7. slâm n yay l fl afla dakilerden hangisi döneminde h zlanm flt r? a. Yezid b. Muaviye b. Süleyman b. Abdülmelik c. Ömer b. Abdülaziz d. Yezid b. Abdülmelik e. Hiflâm b. Abdülmelik 8. Afla daklerden hangisi Emevî taht na ç kamamam flt r? a. Yezid b. Abdülmelik b. Velid b. Abdülmelik c. Süleyman b. Abdülmelik d. Mesleme b. Abdülmelik e. Hiflâm b. Abdülmelik 9. Abbasî ihtilalinin haz rl klar afla daki flehirlerden hangisinde bafllam flt r? a. Mekke b. Harran c. fiam d. Fustât e. Kufe 10. Afla daki olaylardan hangisi Emevî Devleti nin y - k l fl sebepleri aras nda say lamaz? a. Kâbe kuflatmalar b. Hz. Hüseyin in flehit edilmesi c. Harre savafl d. Hz. Hasan n hilafeti Muâviye ye b rakmas e. Abdullah b. Zübeyr hareketi

206 196 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. c Yan t n z do ru de ilse Asya Seferleri bafll - n yeniden okuyunuz. 2. b Yan t n z do ru de ilse Kuzey Afrika Seferleri ve spanya n n Fethi bafll n yeniden okuyunuz. 3. d Yan t n z do ru de ilse Ömer b. Abdülaziz in Yönetim Anlay fl bafll n yeniden okuyunuz. 4. a Yan t n z do ru de ilse Süleyman b. Abdülmelik Dönemi bafll n yeniden okuyunuz. 5. e Yan t n z do ru de ilse brahim b. Velid bafll n yeniden okuyunuz. 6. b Yan t n z do ru de ilse Hiflâm n Baz craatlar ve Vefat bafll n yeniden okuyunuz. 7. c Yan t n z do ru de ilse Ömer b. Abdülaziz in Yönetim Anlay fl bafll n yeniden okuyunuz. 8. d Yan t n z do ru de ilse Anadolu Seferleri bafll n yeniden okuyunuz. 9. e Yan t n z do ru de ilse Abbasî Daveti nin Bafllamas bafll n yeniden okuyunuz. 10. d Yan t n z do ru de ilse Emevî Devleti nin Çöküfl Sebepleri bafll n yeniden okuyunuz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Süleyman b. Abdülmelik kardefli Velid e ba l l klar ve özellikle kendisinin tahta vâris olmas n engelleme hususundaki teflebbüsünde Velid i destekledikleri için Haccâc, Kuteybe ve Muhammed b. Yusuf a düflmanl k besliyordu. Halife olunca veliahtl na karfl ç karak I. Velid in yan nda yer alan Kuteybe ile Muhammed in görevlerinde kalmalar na izin vermedi i gibi onlar ortadan kald rtt (715). S ra Sizde 2 Hiflâm, hilâfete geldikten sonra Irak valili ine tayin etti i Halid b. Abdullah el-kasrî yi devlet mal n zimmetine geçirmek ve H ristiyan, Yahudi ve Zerdüfltîleri himaye etmek gibi ithamlar sebebiyle 738 de görevden ald. Halid, on befl y ll k valili i s ras nda Irak a en huzurlu ve müreffeh dönemlerinden birini yaflatm fl, Haricî isyanlar bast rd gibi fiiîlerin giriflecekleri isyana da engel olmufltu. Ancak iç politikadaki siyasi dengeler kendisini Güney Araplar taraf n tutmaya zorlam flt r. S ra Sizde 3 Emevîler devrinde Anadolu da Bizans a karfl yap lan savafllarda ün kazanm fl, Müslümanlar ve özellikle Türkler aras nda büyük bir gazi-veli hüviyetiyle yüceltilip destan kahraman yap lm fl Müslüman emîrdir. Tarihi flahsiyetiyle efsanevi flahsiyeti birbirine kar flan, Endülüs ten Orta Asya ya kadar bütün Müslüman milletlerin ortak mal hâline gelen Battal Gazi nin gerçek hüviyetiyle efsanevî hüviyetinin birbirinden ayr olarak ele al nmas gerekir. Battal Gazi nin savafllar n anlatan slâm ve Bizans kaynaklar n n zikrettikleri bölge, flehir ve kasaba adlar na bak ld nda onun baflta Kayseri, Afyon ve Eskiflehir yöresi olmak üzere, el-cezîre ve Suriye de faaliyet gösterdi i görülür. Battalnâme baflta olmak üzere Türk kaynaklar ise onu daha ziyade Malatya yöresinde savaflm fl gösterirler. Battal Gazi nin ölümüyle ilgili de çeflitli rivayetler vard r. O, bugün Eskiflehir in güneybat s nda yer alan Seyitgazi kasabas n n bulundu u antik Akroinon mevkiindeki bir muharebe s ras nda flehit olmufl ve buraya defnedilmifltir (740). S ra Sizde 4 II. Mervan tahta ç k p biat ald ktan sonra, II. Velid in öldürülmesinden sorumlu tuttu u Kaderiyye mezhebi mensuplar hariç önceden karfl s nda yer alan muhaliflerinin tamam n affetti. Kendisi aleyhine birleflen Abdülmelik evlâd na da dostça davranarak akrabal k hukukunu koruyaca n gösterdi. Halifelikten vazgeçti ini aç klayan brahim b. Velid ile kumandan Süleyman b. Hiflâm da ba fllayarak biatlerini kabul etti.

207 8. Ünite - I. Velid den Y k l fl na Kadar Emeviler 197 Yararlan lan Kaynaklar Apak, A. (2008). Anahatlar yla slâm tarihi (3): Emevîler Dönemi, stanbul. Atçeken,. H. (2001). Devlet Gelene i Aç s ndan Hiflam b. Abdülmelik, Ankara. Avc, C. (2003), slâm-bizans liflkileri, stanbul. Aycan,.-Sar çam,. (1993). Emevîler, Ankara. bnü l-esîr (1979), el-kâmil fi t-târîh, I-XIII, Beyrut. Küçükaflc, M. S. (2003). Cahiliye den Emevîler in Sonuna Kadar Haremeyn, stanbul. Ostrogorsky, G. (1991), Bizans Devleti Tarihi (çev. Fikret Ifl ltan), Ankara. Taberi (1972), Târîhu l-ümem ve l-mülûk (nflr. Ebu l- Fazl brahim), I-XI, Beyrut. Uçar, fi. (1990), Anadolu da slâm-bizans Mücadelesi, stanbul. Wellhausen, J. (1963). Arap Devleti ve Sukutu (çev. Fikret Ifl ltan), Ankara. Türkiye Diyanet Vakf slâm Ansiklopedisi Abbasîler, Battal Gazi, Cüneyd el-mürrî, Emevîler, Haccâc b. Yusuf, Halid b. Abdullah el-kasrî, Hiflam b. Abdülmelik, brahim b.velid, Kuteybe b. Müslim, Musa b. Nusayr, Mürcie, Ömer b. Abdülaziz, Savâif ve Süleyman b. Abdülmelik maddeleri

208 9 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; spanya n n fetihden önceki durumunu ve Endülüs ten önce Kuzey Afrika daki slâm fetihlerini aç klayabilecek, spanya n n fethinde rol oynayan sebepleri de erlendirerek fethin seyri hakk nda bilgi sahibi olabilecek, Endülüs Emevî devleti hakk nda genel bir de erlendirmede bulunabilecek, Endülüs ün emîrlikten hilafete geçifl sürecini tahlil edebileceksiniz. Anahtar Kavramlar ber Yar madas Cebel-i Tar k Septe Vâdi Lekke Kurtuba Medînetüzzehrâ Medinetüzâhire, Vizigotlar Araplar Berberîler Hammûdîler Velid b. Abdülmelik I. Hiflam I. Hakem II. Abdurrahman III. Abdurrahman II. Hakem II. Hiflam Ömer b. Hafsun Witiza Rodrigo Julianus Musa b. Nusayr Tarif b. Malik Tar k b. Ziyad Ziryab Toledo Konsili Poitiers Savafl Musârra Savafl Rabaz syan Maliki Mezhebi çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) MÜSLÜMANLAR SPANYA DA ENDÜLÜS TE VAL LER DÖNEM ( ) ENDÜLÜS TE EMÎRL K DÖNEM ( ) ENDÜLÜS TE H LAFET DÖNEM ( )

209 Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) MÜSLÜMANLAR SPANYA DA Hulefâ-yi Râflidîn döneminde bafllayan fetih hareketleri iç siyasi olaylar sebebiyle ara s ra kesintiye u rasa da durmaks z n sürdü. Sonuçta Müslümanlar taraf ndan Sâsânî mparatorlu u na tâbi Irak, ran ve Azerbaycan ile Bizans mparatorlu u na ait Suriye, el-cezîre ve Filistin ele geçirildi. Bu dönemde hâkimiyet sahas n Kuzey Afrika y da içine alacak flekilde geniflleten Müslümanlar daha Hz. Ömer zaman ndan itibaren 640 y l nda Feremâ ve Bilbays, 641 de Babilon, 642 y l nda skenderiye ve ard ndan 643 te Trablusgarb fethetmifl; Hz. Osman zaman nda Bizans n Kuzey Afrika bölgesi yöneticisi Georgios un merkezi Sübeytula y ele geçirerek Tunus a kadar uzanan oldukça genifl bir alan n zaptedilmesini sa lam fllard. Hulefâyi Râflidîn döneminden sonra Emevîler zaman nda fetih hareketleri yine devam etti. Kartaca n n ele geçirilmesinden sonra Halife Abdülmelik b. Mervan taraf ndan Ifr kiyye Valili ine getirilen Musa b. Nusayr n çabalar ile Ma rib-i Evsat (Tunus ve Cezayir) ele geçirildi ve slamiyet bu bölgede h zla yay lmaya bafllad. Ayn zamanda Ma rib-i Aksâ y da (Fas ve Moritanya) fethetmek için çal flmalara bafllayan Musa, Abdülmelik ten sonra Velid b. Abdülmelik döneminde de ( ) görevine devam etti. Septe ve birkaç yer hariç Kuzey Afrika n n tamam n hâkimiyeti alt na alan Musa b. Nusayr, ayr ca Tunus ta yapt rd tersane ile donanman n güçlenmesini sa lad ve bu sayede Sardinya, Mayurka ve Minorka adalar n fethetti. Musa Berberîlerin merkezi olan ve Afrika ile Avrupa aras nda geçifl konumunda bulunan Tanca y ele geçirmek için komutan ve azatl kölesi Berberî as ll Tar k b Ziyad gönderdi ve flehir 708 y l nda Müslümanlar n eline geçti. Bundan sonra Müslümanlar n gözü o dönemde berik yar madas n n tümünü kapsayan baflka bir co rafyaya spanya ya çevrildi. Buras Müslümanlar n fethiyle birlikte Endülüs olarak adland r lm fl; Müslümanlar bu ismi bölgede yönetimleri alt nda bulunan bütün topraklar için kullanm fllard r. Ancak H ristiyanlar n Müslümanlara ait topraklar yeniden ele geçirmek için bafllatt klar Reconquista hareketi sonucu bu ad zamanla Müslümanlar n elinde kalan daha az bir bölgeyi ifade eder hâle gelmifltir. Bölge bat dan Atlas Okyanus u, do udan Akdeniz ile çevrilmifl, Pirene Da lar ile Avrupa dan, Cebel-i Tar k Bo az ile de Afrika dan ayr lm fl son derece önemli bir konumdad r ve Müslüman fethi sayesinde slâm Medeniyeti nin bat daki temsilcisi olacakt r.

210 200 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Müslümanlardan Önce spanya Roma mparatorlu u nun hâkimiyetinde bulunan bölgeye özellikle V. Yüzy ldan itibaren Vandal, Alan, Suev ve Vizigot gibi Germen kavimleri girmeye bafllad. mparatorlu un bunlara karfl koymada yetersiz kalmas ve bölgeyi yeniden düzenleme çabalar sonuçsuz kal nca bu Germen kavimlerinden biri olan Vizigotlar n 468 y l nda Kral Euric liderli inde hâkimiyetleri bafllad. Evrensel imparatorluk iddias nda bulunan Bizans mparatoru Iustinianos un ( ) bir zamanlar Roma mparatorlu u na ait bu yerleri ele geçirebilmek için giriflti i mücadeleler sonucunda bölgenin özellikle güneyi 554 y l nda Bizans mparatorlu u na geçti. Ancak bu durum uzun sürmedi; zira Kral Leovigild ( ) taraf ndan bu topraklar n bir k sm tekrar ele geçirildi. Kendisine merkez olarak Toledo yu (Tuleytula) seçen Leovigild zaman Vizigotlar n spanya hâkimiyetine neredeyse tamamen sahip olduklar bir dönemdi. Vizigotlar Germen kavmi olduklar için kurduklar bu devlette kendilerine özgü kurallar ve kanunlar uygulam fl ancak baflar l olamam fllard. Adaletsiz yaklafl m, haks z uygulamalar ve al nan yanl fl kararlar kendi halk baflta olmak üzere herkesin tepki duymas na yol açt. Bu duruma Leovigild in o lu Recaredo zaman nda ( ) 589 y l nda yap lan III. Toledo Konsili nde mensubu olduklar Arius mezhebini b rak p Katolikli i seçmeleri bile çare olamad. Zira baflta din adamlar olmak üzere ço u kesim bu dini kendi ç karlar için kulland ve bu durum da toplumda büyük huzursuzluklara yol açt. Birlikte yaflad klar ve hiç de- er vermedikleri Yahudilere yapt klar eziyet ve onlar ç kard klar kanunlarla din de ifltirmeye zorlamalar ve hatta köle kabul etmeleri mevcut durumu daha da a rlaflt rd. Kar fl kl k, isyan ve taht kavgalar ülkede hiç eksik olmad. Bu durum Kral Witiza ya kadar devam etti; hatta onun 709 y l nda ölümünden sonra yerine geçen o lu Agila n n çocuk olmas ve tecrübesizli i ileri sürülerek yine bir kargafla ortam oluflturuldu. Sonunda devlet ileri gelenlerinin iste i üzerine Agila n n yerine kraliyet ailesine mensup olmayan Baetica dükü Rodrigo nun ( ) geçmesi sa land. Al nan bu karara Witiza n n o ullar çok üzüldü ve tekrar tahta sahip olabilmek için çal flma yapmaya bafllad lar. Rodrigo ya Septe (Ceuta) valisi Julianus da karfl yd ve bunu sonuna kadar devam ettirdi. Gerek Julianus gerekse Witiza n n o ullar bundan sonra bafllayacak olan slâm fethinde mühim roller üstleneceklerdi. K T A P slâm fethi öncesi spanya hakk nda genifl bilgi için B. F. Reilly nin, The Medieval Spains ile J. F. O Callaghan n, A History of Medieval Spains adl eserlerinin ilgili bölümlerine baflvurabilirsiniz. spanya n n Fethi Musa b. Nusayr, Kuzey Afrika n n fethinden sonra s ran n spanya ya geldi ini düflünmeye bafllam flt. Çünkü Müslümanlar için spanya dan baflka gidilecek elveriflli bir bölge bulunmamaktayd. spanya n n o an içinde bulundu u otorite bofllu u ve kargafla ortam da Müslümanlar n lehine olabilecek bir durum arz etmekteydi. Ayr ca Kral Witiza n n o ullar ve Septe hâkimi Julianus da rivayete göre kendisini fetih için spanya ya ça rmaktayd. Sonunda Musa b. Nusayr, Emevî Halifesi Velid b. Abdülmelik e mektup yazarak, spanya y fethetmek için izin istedi. Halife de ona yazd mektupta Müslümanlar n can n tehlikeye atmamas n, bütün orduyla spanya ya gitmektense küçük birlikler yollayarak durumu tetkik etmesini ve ondan sonra karar n vermesini istedi. Bunun üzerine Musa, Berberî as ll oldu u ifa-

211 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) 201 de edilen Tarîf b. Mâlik komutas nda 500 kiflilik bir birli i spanya ya yollad. spanya n n güneyinde Yeflil Ada ya (Ceziretü l-hadra) Temmuz 710 da ç kan bu birlik durumun fetih için gayet müsait oldu unu gördü ve geri döndükten sonra izlenimleri hakk nda Musa b. Nusayr a bilgi verdi. Gelen bu haberlerle cesaretlenen Musa b. Nusayr esasl bir fetih harekât için haz rl klara bafllad ve kumandanl a Tanca Fatihi Tar k b. Ziyad getirdi. Tar k, 7000 kifliden meydana gelen ve genelde Berberîlerden oluflan ordusunu kendi gemileri ve muhtemelen Julianus un da yard mlar ile karfl ya geçirmeyi baflard. Ordu spanya n n en güney ucu Calpe ye (Cebel-i Tar k veya Gibraltar) Nisan 711 de ç karak karargâh n kurdu. Buradan Yeflil Ada ya kadar olan bölgeyi kontrol alt na alan Tar k ve askerleri süratle ülkenin içlerine do ru ilerlemeye bafllad. Rodrigo Müslümanlar n harekât esnas nda kuzeyde Pamplona ve Beflkens bölgesinde Franklarla mücadele halindeydi ve Müslümanlar n ülkesine girdi ini kendisine gönderilen bir haberci vas tas yla ö renebildi. Hemen buradaki ifllerini b rak p Müslümanlara karfl koyabilmek için baflkent Toledo ya gitti ve süratle ordu haz rl na bafllad. Bu esnada düflman addetti i eski kral Witiza n n çocuklar ndan bile yard m istedi. Onlar bu iste e kendi gayeleri için olumlu cevap verdiler. Rodrigo tahminen 40 bin veya çok daha üzerinde oldu u ifade edilen bir orduyla Müslümanlar n karfl s na ç kt ve ordunun sa ve sol kanatlar n n komutas n Witiza n n o ullar na verdi. Bu esnada Müslümanlar n gücü Musa b. Nusayr n gönderdi i 5000 kiflilik takviye ile olmufltu. ki taraf fiezûne yak nlar nda bulunan Rio Guadalete veya Rio Barbate Nehri civar nda Lekke Vadisi nde (Vâdi Lekke) karfl karfl ya geldi. Muhtemelen 19 Temmuz 711 de bafllayan ve bir günden yedi güne kadar sürdü ü konusunda de iflik rakamlar verilen savaflta sa ve sol kanada komuta eden Witiza n n o ullar orduyu terketti. Bu davran fllar Müslümanlara yard m etmekten ziyade Rodrigo ya b rakmak zorunda kald klar tahtlar na yeniden kavuflabilmek içindi. Ama hiçbir fley onlar n istedi i gibi gerçekleflmedi ve çok fliddetli geçti i söylenen savafl n galibi Tar k b. Ziyad ve askerleri oldu. Vizigot ordusunun neredeyse tamamen imha edildi- i, bu arada Rodrigo nun da hayat n kaybetti i savafl n bitiminde spanya n n kap lar ard na kadar Müslümanlara aç ld. Vizigot yönetiminden memnun olmayan fakir halk ve Yahudiler, Müslümanlar sevinçle karfl lad. Zaten Yahudiler fetihten sonra Vizigotlar döneminde kaybettikleri sivil ve dini haklar yeniden kazand lar. Resim 9.1 lk ç karma yap lan Tarifa dan bir görünüm (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu)

212 202 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Tar k b. Ziyad bu zaferi Musa b. Nusayr a bildirerek önlerinde art k hiçbir engelin kalmad n söyledi. Bundan sonra Tar k, H ristiyanlar n yeniden bir araya gelerek kendileriyle mücadele etmesinden çekindi i için Julianus un da tavsiyesiyle ordusunu üç gruba ay rarak ülke içinde ilerleyiflini sürdürdü. Bizzat bafl nda bulundu u ana ordu Vizigotlar n baflkenti Toledo ya giderek buraya hâkim olurken, di er iki birli i Kurtuba ve Elvira ( lbire) flehirlerini ele geçirdi. Tar k n bu fetih harekât sürerken sürekli haberleflti i ve kendisini bilgilendirdi i Musa b. Nusayr, Arap ve Berberîlerden müteflekkil kiflilik bir orduyla durumu yerinde görmek ve fethin devam n sa lamak için 712 y l nda spanya ya geçti. Tar k b. Ziyad dan farkl bir güzergâh izlemeye karar veren Musa güçlü surlarla çevrili Karmûne yi ele geçirdikten sonra Roma mparatorlu u zaman nda eyalet baflkenti olan flbiliyye yi ve ard ndan Maride yi zapt etti. Musa b. Nusayr bundan sonra Tar k b. Ziyad ile buluflmak üzere Toledo ya gitti. Musa n n geliflinden haberdar olan Tar k onu daha Toledo ya varmadan yolda karfl lad. Bundan sonra her ikisi de Endülüs ün fethini tamamlamak için birlikte harekete geçti. ki komutan Saragossa flehrini ve civar n birlikte ele geçirdikten sonra büyük bir ihtimal ayr larak fetihlerini sürdürdü. Musa b. Nusayr ülkenin fethedilmemifl kuzey bölgelerine do ru yönelerek Galicia (C ll kiye) bölgesine gitti ve ulafl lamaz yerleri hariç buray ele geçirdi. Ard ndan Beflkens, Elbe (Alava), Kastilla (Kafltâle), Pamplona (Benblûne) ve Barselona fethedildi. Bundan sonra Musa, Narbone (Arbûne) ve muhtemelen Avignon u da slâm hâkimiyeti alt na ald. Fetih harekât na devam etmek niyetinde olan, hatta rivayete göre hilafet merkezi D maflk a bat dan do uya do ru ilerleyip Bizans mparatorlu u nun baflkenti stanbul u ele geçirerek inme hedefinde olan Musa, Halife Velid in kendisini ça rmas üzerine dönme karar ald. Tar k b. Ziyad ile bir araya gelen ve onunla Endülüs ü terk etmeye haz rlanan Musa dönmeden önce Endülüs te idari düzenlemeler yapt. O lu Abdülaziz i vali tayin etti. Musa ve Tar k 714 y l sonlar nda D maflk a gitmek için Endülüs ten ayr ld lar. Onlar n gayretleri ile bilinmeyen bir co rafyada gerçekleflen fetihlerle spanya art k Endülüs olma yoluna girmifl ve yerleflme süreci bafllam flt. D KKAT SIRA S ZDE 1 spanya n n fethi ileri sürüldü ü gibi zorla ve sadece ganimet elde edebilmek için gerçekleflmifl bir harekât olmay p Müslümanlar için gidilebilecek ideal bölge olmas, ülkenin iç durumu ve oradan gelen davet gibi sebeplerin etkisi ile gerçekleflmiflti. Vâdi Lekke Savafl sonras Musa b. Nusayr ve Tar k b. Ziyad aras ndaki iliflkilerin mahiyetini araflt r n z. ENDÜLÜS TE VAL LER DÖNEM ( ) 756 y l na kadar devam eden bu süreçte say lar n n yirmi veya daha fazla oldu u ifade edilen valiler göreve geldi ve Endülüs ilk bafllarda Kayrevan merkezli Ifr kiyye valili ine ba l olarak yönetildi. Valiler genelde Ifr kiyye valisi veya Endülüs teki askerler, bazen de D maflk taki Emevî halifesi taraf ndan seçilmekteydi. Endülüs ün ilk valisi Musa b. Nusayr n o lu Abdülaziz di. Babas n n da yönlendirmesi ile flbiliyye yi yönetim merkezi olarak seçen, fetih hareketini sürdüren ve Rodrigo nun efli Egilona ile evlenen Abdülaziz 716 da vefat etti. Onun ölümünün ard ndan haleflerinden Hürr b. Abdurrahman es-sekafî veya Eyûb b. Habîb el-lahmi zaman nda flbiliyye yerine Kurtuba Endülüs ün idare merkezi oldu. Semh b. Malik döneminde de Endülüs, hilafet merkezi D maflk a ba l bir eyalet haline geldi ve Semh ilk resmi vali oldu. Fetih hareketini Pirenelerin ötesine götürmek isteyen

213 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) 203 Semh bu düflüncesini, Narbonne üzerinden Fransa ya Aquitania Dükü Eudes in topraklar na kadar gelmek suretiyle göstermifl ve ilk karfl laflmada onu büyük bir yenilgiye u ratm flt. Ancak Eudes in yeniden toparlanarak düflman olan Franklardan ald yard mla onun karfl s na tekrar ç kmas sonucu Toulouse civar nda 721 y l nda yap lan savaflta Semh flehit edilmiflti. Semh ile bafllayan Fransa içlerine yönelik fetih harekât haleflerinden Abdurrahman el-gâfikî taraf ndan devam ettirildi. Ancak 732 y l nda yap lan Poitiers Savafl nda al nan yenilgi ile bu harekât büyük bir darbe ald. Oysa Abdurrahman oldukça kalabal k bir orduyla Roncevaux geçidinden Bordeaux ya, buradan kuzeye do ru ilerleyerek Franklar taraf ndan dini bir merkez kabul edilen Tours civar na gelmifl, onun karfl s nda Aquitania dükü Eudes hiçbir varl k gösterememiflti. Ancak Eudes in aralar nda husumet olmas na ra men Merovenjiyen Frank Krall n n üst düzey görevlilerinden Charles Martel den yard m istemesi ve Charles n bu iste e olumlu yaklaflmas Müslümanlar n yenilgisini haz rlayan sebeplerin ilkini teflkil etti. Zira Müslümanlar a r z rhl ve birbirlerine s k s k ya kenetlenmifl bu düflman ordusu karfl s nda çok zorland. Ard ndan ganimetlerinin ya maland haberi Müslüman saflar n n bozulmas ve H - ristiyanlar n olanca güçleri ile onlara sald rmas na neden oldu. 732 y l Ekim ay nda Poitiers civar nda meydana gelen savafl Müslümanlar n yenilgisi ve komutan Abdurrahman el-gâfikî baflta olmak üzere ordunun büyük bir k sm n n flehit olmas yla sonuçland. Belâtüflflühedâ yani fiehitler Düzlü ü, fiehitler Yolu veya Poitiers Savafl Müslümanlar n kuzeye yönelik seferlerinin durmas na yol açt. Bundan sonra onlar tamamen içlerine kapanarak kendileriyle meflgul olmaya bafllad lar. Bunun sonucunda da aralar nda gereksiz sebeplerden mücadeleler bafllad. Endülüs ün fethinde büyük rol oynam fl bulunan Berberîlere hak ettikleri de eri göstermeyen, idari görevleri onlarla paylaflmayan ve hatta toprak da t m nda bile onlara verimsiz ve ekilmeyen topraklar veren Araplar, Berberîleri küstürerek 741 y l nda ayaklanmalar na sebep oldular. Araplar n hiç beklemedi i bir anda ç kan bu isyan bast rmada zorlanmalar üzerine Endülüs Valisi Abdülmelik b. Katan daha önce Kuzey Afrika daki Berberî isyanlar n bast rmak için Suriye den askerleri ile gelmifl olan Belc b. Biflr den yard m istedi. Belc ve askerlerinin çabalar sayesinde Berberîlerin isyan bast r ld. Ancak bu seferde Endülüs te Belc ve askerleri yüzünden sorunlar görüldü. Zira Endülüs Araplar kendi ekonomik ve sosyal durumlar sars l r korkusuyla Belc ve yan ndakileri istememeye ve onlar n bir an önce geldikleri yere geri dönmelerini söylemeye bafllad. ki taraf aras nda bu sebeplerle yaflanan tats zl klar Endülüs e yeni atanan Vali Ebû l-hattâr n ald tedbirler sayesinde çözümlendi. Endülüs te bir rahatlama ve huzur ortam olufltu u anda bu sefer de Ebû l-hattâr n, soydafllar Yemenlileri korudu u ve sahiplendi i, di erlerine haks zl k etti i ileri sürüldü. Bu nedenle Kays kabilesi ile Yemenliler aras nda mücadeleler yafland. Olaylar her geçen gün kötüye gitmeye bafllay nca çözüm olarak Kays ve Yemenlilerin s ra ile Endülüs ü yönetmeleri karar al nd. lk y l Kaysl lar n önemli simalar ndan Yusuf el-fihri idareyi üzerine ald. Ancak görev süresi bitince görevini Yemenlilere teslim etmeye yanaflmad ve bu sebeple Endülüs te yeniden sorunlar bafllad. Valiler dönemi Endülüs te yerleflmenin ve kökleflmenin gerçekleflti i bir dönemdi. Ancak Müslümanlar n birbirleriyle yapt klar gereksiz mücadeleler, kavgalar ve k rg nl klar yeni fetihlere engel oldu u gibi, H ristiyanlara da toparlanma ve güçlenme ortam haz rlad. spanya n n kuzey taraflar nda bulunan Asturias ve Galicia bölgesindeki H ristiyanlar güçlerini birlefltirerek, Endülüs e karfl bafllat lan Re-

214 204 slam Tarihi ve Medeniyeti-I conquista hareketinin ilk öncüsü say lan I. Alfonso nun liderli inde Asturias Krall n kurarak Müslümanlara yönelik seferlere bafllad lar. D KKAT Endülüs toplumunda fetih yoluyla gelen Müslümanlar ile birlikte önceden beri bu topraklarda yaflam n sürdüren H ristiyan ve Yahudiler de bulunmaktayd. Müslümanlar; Araplar, Berberîler ve özellikle I. Hiflam ve II. Abdurrahman zaman nda say lar nda art fl gözlenen Müvelled yani Müslüman olmufl spanyollar ile Sakalibe den oluflmaktayd. Sakleb kelimesinin ço ulu olan Sakalibe, köle tacirleri veya korsanlar taraf ndan Avrupa n n do u kesimleri baflta olmak üzere Lombardia ve baz bölgelerden Endülüs e getirilen Slav as ll kölelerdi. Bunlar küçük yaflta geldiklerinden Müslüman terbiyesi ile yetifltirilmekte ve ileride azad edildikten sonra önemli görevlerde ve orduda yer almaktayd. III. Abdurrahman döneminde ordu halifenin bunlara duydu u güven sebebiyle Sakalibeden meydana gelmekteydi. Bu s n f ilerleyen zamanlarda Endülüs siyasi hayat nda etkin rol oynam fl, hatta XI. yüzy lda aralar nda Turtûfle nin de oldu u Meriyye, Denia, Belensiye gibi flehirler Sakalibe ye mensup komutanlar taraf ndan idare edilmifltir. Arap kültürünü benimsemekle birlikte slâmiyet i kabul etmeyenler de vard ki bunlar Mustarib veya Mozarab olarak an lmaktayd. Her türlü haklar devletin garantisi alt nda olan, aralar ndan aday gösterdikleri ve emîrin seçti i bir temsilci (kûmis) vas tas ile devlette temsil edilen Mozarablar, Endülüs Emevî devletine y ll k cizye vermekte olup, içlerinden devletin üst kademelerine kadar ç kanlara da rastlanmaktayd. Vizigotlar zaman nda çok zor flartlarda yaflam mücadelesi veren ve onlar n ç kard pek çok kanunla din de ifltirme ve köle olarak kabul edilme dahil insanl k d fl muamelelere maruz kalan Yahudiler ise Müslümanlar n gelmesine en çok sevinen taraf oldu. Zira onlar sayesinde hayatlar de iflerek Vizigotlar zaman nda kaybettikleri bütün haklar na yeniden kavufltular. Bunlar n aras ndan da devlete üst düzey görevlerde hizmet edenler ç kt. Yahudiler özellikle IX. Yüzy ldan itibaren kuyumculuk ve ipek üretiminde söz sahibi oldular. SIRA S ZDE 2 Endülüs teki valilerin fetih hareketleri esnas nda karfl laflt klar ve Poitiers Savafl nda yenilmelerine sebep olan Franklar kimlerdir, araflt r n z? ENDÜLÜS TE EMÎRL K DÖNEM ( ) Endülüs, 756 y l nda I. Abdurrahman n Endülüs Emevî devletini kurmas yla siyasi bir teflekkül oldu ve 929 y l na kadar emîr ad verilen idareciler taraf ndan yönetildi. Endülüs ün ilk emîri Abdurrahman b. Muaviye Emevî Halifesi Hiflam n torunuydu ve küçük yaflta babas n kaybetti i için dedesi taraf ndan yetifltirilmiflti. Emevî Devleti nin 750 y l nda Abbasîler taraf ndan y k lmas ve onlar taraf ndan Emevî hanedan n hedef alan düflmanca takip ve katliamdan Abdurrahman b. Muaviye azadl kölesi Bedr ile kaçmay baflararak Suriye, Filistin üzerinden Kuzey Afrika ya geldi. Buran n kendi gelece i için uygun olmad n anlamas üzerine hem Abbasîlerin kendisini bulamayacaklar hem de ideallerini gerçeklefltirebilece ine inand Endülüs e geçmeye karar verdi. Çünkü burada mensubu oldu u Emevî hanedan na ba l ve kendisine her konuda yard m edebilecek pek çok kimse bulunmaktayd. Bunun için Abdurrahman Endülüs e gitmeden önce durumu tetkik etmesi ve kendi lehine çal flmalar yapmas için azadl kölesi Bedr i bir mektupla Endülüs e gönderdi. Bedr 754 y l nda Endülüs e gelerek önemli kiflilerle görüflmeler yapmaya bafllad. Bunlara mektupta belirtildi i gibi pek çok s - k nt lara ve katliamlara maruz kalan Emevî hanedan n n burada halife torunu Abdurrahman ile yeniden bafllayabilece ini ve bu nedenle onu desteklemenin do ru olaca n belirtti.

215 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) Endülüs ten kendisine yard m edilece ine dair söz alan Abdurrahman gerekli haz rl klar yapt ktan sonra büyük bir ihtimalle 755 y l A ustos ay nda Endülüs e geçerek el-münkeb de (Almunecar) karaya ç kt. Onun gelmesi uzun süredir Endülüs ü idare eden Vali Yusuf el-fihri yi çok endiflelendirdi. Çünkü kendi gelece- inin tehlikeye girece ini düflünmüfltü. Bu nedenle onu vazgeçirme yollar n arad ama durum umutsuzdu. Sonuçta Abdurrahman ile Yusuf el-fihri aras nda 15 May s 756 da Kurtuba Nehri yak nlar nda Musârra da çok fliddetli bir savafl oldu ve savafl Abdurrahman kazand. Yusuf el-fihri kaçarak bir da a saklanmay tercih ederken, Abdurrahman Kurtuba daki idare merkezine gelerek yönetimi devrald. Böylece Endülüs Emevî Devleti I. Abdurrahman ile resmen bafllad. Abdurrahman n Musârra Savafl n kazanmas n bir türlü hazmedemeyen Yusuf un, bundan sonraki süreçte ona karfl baz olumsuz giriflimleri olduysa da baflar l olamad. I. Abdurrahman yeni kurdu u bu devleti bir taraftan kurumsal bir statüye dönüfltürmeye çal fl rken di er taraftan da kendisine ve devletine yönelik iç ve d fl mihrakl isyanlar bast rmakla u raflt. Kendi akraba ve yak nlar n n da yer ald bu isyanlar onu çok u raflt rsa da kararl ve dirayetli yap s yla bunlar n üstesinden gelmeyi baflard. Devletin gelece i aç s ndan tehlike arzeden en önemli isyanlardan biri Endülüs te fiii bir devlet kurmay isteyen fiakyâ b. Abdülvahid in isyan yd. 769 y l nda bafllay p, afla yukar 10 y l boyunca Endülüs Emevî devletini zorlayan bu isyan nihayet fiakyâ n n kendi komutanlar taraf ndan öldürülmesiyle sona erdi. Abdurrahman böylece büyük bir tehlikeden kurtuldu. Yine Barselona Valisi Süleyman b. Yakzân n, Hüseyin b. Yahya ile Saragossa da bafllatt klar isyanda ciddi boyuttayd. Hatta Barselona valisi, Frank Kral Büyük Karl ile anlaflm fl ve onun Saragossa üzerine yürümesini sa lam flt. fiehri kuflatan ancak kuflatmadan bir sonuç alamayaca n anlayan Frank Kral geri çekilmek zorunda kalm fl fakat geri dönerken Pirene Da lar nda bulunan Roncevaux geçidinde sald r ya u rayarak çok a r kay plar vermiflti. Bundan sonra I. Abdurrahman ordusu ile Sarakusta y kuflatt. Bu esnada Hüseyin b. Yahya, Süleyman öldürerek flehre tek bafl na sahip olmufltu. Hüseyin, Abdurrahman n gücü karfl s nda isyandan vazgeçti. Ancak daha sonra tekrar merkezi otoriteye karfl ayaklanmas üzerine yakalanarak idam edildi. Abbasîler taraf ndan desteklenen Alâ b. Mugis in isyan da zorlu bir u rafl sonucu bast r ld. Resim 9.2 Kurtuba Ulu Camii (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu) 205

216 206 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Endülüs mimarisinin en önemli ve en gözde yap tlar ndan biri olan Kurtuba Ulu Camii slam dünyas n n üçüncü büyük camiidir. I. Abdurrahman zaman nda 786 y l nda yap m na bafllanan bina D maflk taki Emevî Camii örnek al narak infla edilmifl ve her gelen emîrîn katk lar yla büyümeye devam etmifltir. Yap m nda özellikle tafl ve tu lan n kullan ld camii, sade bir d fl görünüfle fakat çok zengin iç mekân tezyinat na sahiptir. 860 sütuna oturtulan iki katl kemerlerde kullan lan k rm z ve beyaz tafllar estetik aç dan görünümü daha güzel ve zengin k lmakta, ayr ca süslemeler ve kûfî yaz larla bu güzellik daha da artmaktad r. Camii tezyinat nda genelde bitki, yaz ve geometrik motifler kullan lm flt r. Kurtuba Ulu Camii, Kurtuba n n 1236 y l nda H ristiyanlar n eline geçmesinden sonra kiliseye çevrilmifl, XVI. yüzy lda binan n orta k sm na bir katedral eklenmifltir. I. Abdurrahman zaman nda kuzeydeki H ristiyanlarla mücadele devam etti. Her ne kadar ülke içinde ç kan ayaklanma ve kar fl kl klar yüzünden onlara karfl kapsaml bir fetih harekât yap lamad ysa da yine de baflar l say labilecek seferlerde bulunuldu. Zaten bu esnada Asturias Kral I. Alfonso nun ölümü ile yerine geçen o lu I. Fruela Müslümanlar n içinde bulundu u durumdan yararlanarak sald r lara bafllam flt. Buna karfl l k olmak üzere Bedr 767 y l nda Elbe bölgesine oldukça baflar l seferler düzenledi. Endülüs ün ilk emîri olarak her fleyde öncü olan I. Abdurrahman bir taraftan h zla devlet kurumlar n oluflturmaya çal fl rken di er taraftan da güçlü bir ordunun kurulmas için u rafl verdi. Kurtuba Ulu Camii nin inflas na baflland ve bu bina bundan sonra gelen her emîrin katk lar yla büyümeye devam etti. Abdurrahman ilk bafllarda hutbelerde Abbasî Halifesinin ad n n zikredilmesine izin verdiyse de daha sonra bundan vazgeçti. 788 y l nda hayat n kaybeden I. Abdurrahman sadece emîr unvan kulland. Ölümünden sonra yerini o lu Hiflam ald. Resim 9.3 Kurtuba Ulu Camii nin içerisine eklenen katedral (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu) Babas n n hareketli ve sürekli mücadele halinde olan devrinden daha sakin ve rahat bir döneme geçifl olan Hiflam zaman huzur ve bar fl dönemi olarak hat rlanmaktad r. Bunda adaleti ve merhameti ile ön plâna ç kan, bilinen idareci tarz ndan farkl bir karakter olarak beliren Hiflam n çok büyük pay vard. Adaleti ile meflhur Emevî Halifesi Ömer b. Abdülaziz i kendisine örnek alan Hiflam n sa lad güven ve huzur ortam sayesinde slâm dini ülkedeki H ristiyanlar aras nda h zla yay lmaya bafllarken, âlimler de kendisinden çok fazla sayg ve himaye gördü. F khi meselelerini mam Evzai nin görüflleriyle çözümleyen Endülüs te Maliki mezhebinin devletin resmi mezhebi haline gelmesi de bu zamanda gerçekleflti. Çok az isyan n yafland Hiflam döneminde kuzeydeki spanyol krall na karfl önemli say labilecek seferler yap larak Asturias Kral II. Alfonso nun yeni baflkent yapt Oviedo ele geçirildi. Endülüs ün en karizmatik emîrlerinden biri olan Hiflam 796 y l nda hayat n kaybetti ve yerine o lu I. Hakem geçti.

217 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) 207 Hiflam dan farkl bir karakter olarak beliren I. Hakem dönemi isyanlar n çok s k görüldü ü bir dönem olarak kay tlara geçti. Amcalar da dâhil olmak üzere hemen herkesin otoriteye karfl oldu u bu dönemde en büyük tepki hiç flüphesiz âlimlerden geldi. Hiflam zaman nda gördükleri de eri ve elde ettikleri imtiyazlar Hakem in tahtta ç k fl yla birlikte kaybeden bu s n f hükümdar çok a r elefltirmeye, onu hedef göstermeye ve halk nezdinde küçük düflürmeye bafllad. Sonunda onlar n destek ve teflvikiyle Hakem e karfl 805 y l nda isyan için çal flmalar bafllat ld. Ancak bu teflebbüsün daha haz rl k safhas nda yanl fl insanlarla temasa geçilmesi gizli plânlar n aç a ç kmas yla sonuçland ve Hakem plânda yer alanlar n cezaland r lmas n emretti. syan bafllamadan sona eren bu teflebbüs çok fazla zarar vermeden halledildi ancak 13 y l sonra 818 y l nda yine âlimlerin tahrikiyle ç kan isyan bu kadar kolay atlat lamad. Halk n bir k sm n n içinde oldu u isyan Kurtuba n n Rabaz Mahallesi nde meydana geldi. syanc lar Hakem in haks z yere kendilerinden fazla vergi ald n bu nedenle ona savafl açt klar n ancak onun tahttan inmesi ile isyan bitireceklerini ifade ediyorlard. Hakem evleri ve dükkânlar atefle verdirerek son derece ciddi isyan n üstesinden gelmeyi baflard. Bu esnada çok say da insan öldü ve Rabaz Mahallesi nin tamam y k ld. Bundan dolay Hakem in lakaplar aras na er-rabazî de eklendi. Hakem isyanda yer alanlar n flehri terk etmelerini istedi. Bunlardan bir k sm Kurtuba d fl ndaki Endülüs flehirlerine giderken, ço unlu u Kuzey Afrika ya gitmeyi tercih etti. Kuzey Afrika da skenderiye yi tercih edenler daha sonralar Girit e giderek burada yerleflti. Hakem döneminde Saragossa, Maride ve Toledo flehirlerinde de isyanlar görüldü. Özellikle Toledo Vizigotlar n baflkenti oldu undan dolay slâm hâkimiyetini kabullenememekte ve her zaman isyan etmekteydi. Hakem bu duruma çare olsun ve flehir halk n n merkezi otoriteye karfl sürekli bafl gösteren isyanlar sona ersin diye aslen spanyol olan ancak Müslümanl kabul etmifl birini flehre vali tayin ederek halletme yoluna gitti. Bu kiflinin ald tedbirlerle Toledo da bir süre isyan olmad. Hakem döneminde kuzeydeki H ristiyanlarla mücadele sürdü ve Asturias ile Galicia bölgelerine baflar l seferler yap ld. Ancak Franklar taraf ndan Barselona kenti 801 de iflgal edildi. Kararl ve disiplinli yap s yla dikkat çeken Hakem 822 y l nda hayat n kaybetti. I. Hakem in ölümüyle yerini o lu el-evsat olarak tan nan II. Abdurrahman ald. Kendisine bu isim muhtemelen daha sonralar I. Abdurrahman ve III. Abdurrahman dan ay rt edilebilmek için verilmiflti. II. Abdurrahman, babas ndan siyasi, dâhili ve ekonomik yönü çok güçlü bir devlet alm flt. O bu devleti çok daha ileri götürerek ülkesine dü ün günleri (eyyamu l-arus) olarak tarihe geçen huzur, refah ve mutluluk dolu bir dönem yaflatt. Tar m, dokuma, infla ve iktisadi alanlarda ülke genelinde büyük at l mlar n gerçekleflti i bu süreçte ilmi ve kültürel hayatta görülen canl l k, emîrin âlimlere gösterdi i sayg ve hürmet ile daha da pekiflti. Bizans mparatorlu u baflta olmak üzere Kuzey Afrika da bulunan Salihîler ve Rüstemîlerle diplomatik iliflkiler kuruldu. Endülüs medeniyetinin tam anlam yla olufltu u II. Abdurrahman zaman nda H ristiyan halk aras nda slâmiyet in h zla yay ld tespit edildi. Bununla birlikte bu dönemde de önceki devirlerde oldu u gibi isyanlar ve d fl tehditlerin yafland da oldu. Maride ve Toledo gibi flehirlerde ç kan isyanlar bast r l rken, valiler döneminde yaflanan kabileler aras mücadelelerin yeniden bafllamas dikkat çekiciydi. Kays ve Yemen kabilelerinin çat flmas yüzünden Tudmir de ç kan isyan devletin bütün çabas na ra men ancak yedi y lda bast r labildi. II. Abdurrahman zaman nda ilk kez Normanlar n 844 y l nda Endülüs e sald rd klar görüldü. Bu sald r devletin özellikle donanma ve tersane aç s ndan haz rl ks z

218 208 slam Tarihi ve Medeniyeti-I oldu u bir zamana rastlamas na ra men II. Abdurrahman n çabas sayesinde bertaraf edilebildi. Bundan sonra süratle donanma ve tersane yap m na baflland. Abdurrahman kuzeydeki H ristiyanlara karfl seferlere de devam etti. Özellikle Asturias ve Galicia bölgelerine yap lan seferler çok baflar l geçti. 840 y l nda emîrîn bafl nda oldu u ordu Asturias Kral II. Alfonso üzerine yürüdü ve bölgedeki kalelerin bir k sm n ele geçirdi. Yine ayn dönemde Franklara karfl da baflar lar kazan ld ysa da Barselona kenti al namad. II. Abdurrahman, Endülüs ün filozofu olarak an lan Abbas b. Firnas a, Endülüs e giyim tarz n, yeme içme al flkanl klar n getiren ve bu konularda halka örnek olan flark c Ziryab a ve flair ayn zamanda edip Yahya el-gazzal a de er vermekte ve bunlar her zaman yan nda bulundurmaktayd. 852 de hayat n kaybeden Abdurrahman n yerine o lu Muhammed geçti. Muhammed ile bafllayan ve III. Abdurrahman n Endülüs ün bafl na geçmesine kadar devam eden süreç Endülüs ün en kar fl k, en huzursuz ve devlet otoritesinin zay flad dönemlerdi. Muhammed zaman nda özellikle emîrin kendisinin sebep oldu u ayaklanmalar görüldü. Zira o Suriyeli Araplar desteklemekte di er Arap kabileleri, Berberî ve yeni Müslüman olmufl gruplar d fllamaktayd. Böylece Suriyeli Araplar emîrin yanlar nda oldu unu bildiklerinden kendilerinden olmayanlara farkl gözle bakmaya ve onlar her fleyden uzak tutmaya bafllad. Bu da toplum düzeninin bozulmas na ve mevcut bütünlü ün zedelenmesine yol açt. Bu dönemde Toledo baflta olmak üzere ülkenin pek çok kentinde isyanlar ç kt. Toledo isyan nda asiler H ristiyan kral Ordono dan yard m istemekten bile çekinme- di. Ordono ise zaten Endülüs e sald rmak için bahane arad ndan bunu iyi kulland ve bir ordu yollad. Ancak Emîr Muhammed in karfl s nda hem Ordono hem de Toledo halk baflar s z kald. Norman tehdidinin II. Abdurrahman dan sonra yeniden ortaya ç kmas bu döneme denk geldi. Normanlar 859 y l nda ikinci kez Endülüs e sald rd. Fakat bu sefer öncekinden ders al nd ndan devlet haz rl kl yd. Bu sebeple Norman tehdidi kolayl kla atlat labildi. Kuzeydeki spanyol krall klarla mücadele her zaman oldu u gibi yine devam etti. 800 lü y llardan itibaren oluflmaya bafllayan ve merkezi Pamplona olan Navarra Krall na ve Galicia bölgesine yönelik seferler gerçeklefltirilerek baflar lar kazan ld. 886 y l nda hayat n kaybeden Muhammed in yerini ancak 2 y l tahtta kalabilecek olan o lu Münzir ald. Bu k sa süren emîrli i döneminde Münzir babas zaman ndan bafllayarak devletin bafl na sorun olan asi Ömer b. Hafsun ile u raflt. Asl nda Ömer sadece Muhammed ve Münzir de il bunlar n ard ndan gelen Abdullah ve III. Abdurrahman da fazlas yla meflgul edecekti. Ömer b. Hafsun un isyan n n bu kadar uzun sürmesi ve srarc olmas n n temel sebebi devlet yönetiminden kaynaklanmaktayd. Çünkü Ömer b. Hafsun, Emevîlerin yönetim tarz ndan flikâyet etmekte, emîrlerin bütün güzellikleri al p kendilerini ac çekmeye zorlad klar n belirtmekte ve bu nedenle adaletli davranmaktan baflka hedefi olmayan kendi davas n n etraf nda toplan lmas n istemekteydi. Emîr Muhammed den itibaren bafllamak üzere merkezi otorite her defas nda onun üzerine ordu göndermifl hatta zaman zaman kendisini yakalam fl ve eman vererek Kurtuba da emîrin yan nda yaflamas na müsaade etmiflti. Ancak o bir süre sonra kaçarak yine isyan hareketine kald yerden devam ederek Emevî devletini u raflt rmaya devam etti. Ömer b. Hafsun, Emevîlerle mücadelede o kadar inatç yd ki bunun için menfaat gördü ü yerlere yaklaflmaktan, Emevîlerin düflman olan devletlerle temasa geçmekten çekinmedi. Mesela Abbasîlere yak nlaflarak onlar n davas n benimsedi ini, idaresi alt ndaki yerlerde Abbasîler ad na hutbe okuttu unu belirterek sözde onlara ba l kal-

219 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) 209 mak suretiyle ba ms z bir emîrlik kurmay düflündü ama baflaramad. Yine kuzeyde Galicia bölgesindeki H ristiyanlarla irtibata geçerek yard m istemifl hatta onlara yaranmak ad na slâmiyet i b rakarak H ristiyan oldu unu söylemifl ve ismini bile de ifltirmiflti. Bundan baflka Fat mîlerle de müttefik olma yolunda çal flmalarda bulundu u gibi Endülüs teki di er asilerle iflbirli i yapmaktan da çekinmedi. Münzir zaman nda ailesiyle birlikte Kurtuba da yaflamas na izin verilmesi kofluluyla teslim olaca n belirten ve bu iste i devlet taraf ndan kabul edilen Ömer yine sözünde durmayarak ayakland ve daha uzun bir süre devlete karfl gelmeye devam etti. Münzir in 888 y l nda hayat n kaybetmesinden sonra kardefli Abdullah Endülüs taht na ç kt. Endülüs ün en kar fl k dönemine denk gelen Abdullah zaman nda devlet otoritesi ülke genelinde kalmam fl, hemen her bölgede Arap, Berberî ve yeni Müslüman olmufl her kesimden insan n kar flt çok say da isyan görülmüfltü. syanc lar bu kargafla ortam n f rsat bilerek ba ms zl klar n ilan etmeye bafllad. Böylece merkezi idareye sözde ba l veya tam müstakil çok say da küçük devletçik kuruldu. Bu dönem halk taraf ndan büyük fitne el-fitnetü l-kübra olarak adland r ld. bnü l-hatib in deyimiyle...emîrin Kurtuba da hutbede okunan ad ndan baflka hiçbir otoritesi kalmam flt. Devlet genelinde pek çok sorunun olmas onun kuzeye spanyol devletlerine karfl kapsaml bir sefere ç kmas n engelledi. Emîr unvan n kullanan son Endülüs hükümdar olan Abdullah ülke yönetimini torunu III. Abdurrahman a b rakt. M. Özdemir in Endülüs Müslümanlar I, ve M. mamüddin in, Endülüs Siyasi Tarihi adl eserleriyle P. Hitti nin Siyasî ve Kültürel slâm Tarihi isimli çal flmas n n ilgili bölümlerine baflvurabilirsiniz. K T A P Endülüs Müslümanlar n n mücadele ettikleri spanyol Krall klar hakk nda neler biliyorsunuz? ENDÜLÜS TE H LAFET DÖNEM ( ) Endülüs ün en seçkin ve en önemli hükümdarlar ndan biri olan III. Abdurrahman, küçük yaflta babas n kaybetti i için dedesi Emîr Abdullah taraf ndan yetifltirildi. Dedesinin himaye ve teflvikiyle tarih, edebiyat, din, harp ve siyasi konularda söz sahibi oldu. Emîr Abdullah kendisinden sonra devletin bafl na çocuklar n n de il torunu Abdurrahman n geçmesini istedi inden onu veliaht tayin etti ve ölümü ile de Abdurrahman 16 Ekim 912 de Kurtuba da tahta ç kt. III. Abdurrahman, Endülüs ü birlik ve bütünlü ü kalmam fl çok kötü bir durumdayken ald. Ülkenin hemen hepsi isyanc lar n eline geçmifl, iç kar fl kl klar bütün ülkeye hâkim olmufltu. D fl düflmanlar ise Endülüs ün bu durumundan istifade etmek için beklemekteydi. Yeni emîr bu kötü duruma son vermek için hemen çal flmalara bafllad. Yerel hanedanlar ve isyanc larla mücadele etti. Ömer b. Hafsun ülke için hala çok büyük tehditti ve y k c faaliyetlerine bu dönemde de devam etmekteydi. Ancak öncekilerden fark bu yeni dönemde karfl s nda genç, dinamik ve oldukça kararl bir yöneticinin bulunmas yd. Kendisi de hem yafll oldu undan hem de sa l k sorunlar yaflad ndan daha fazla direnmenin sonuçsuz kalaca n düflünerek III. Abdurrahman dan kendisini ba fllamas n istedi. Emîr taraf ndan da bu istek kabul edildi ve aralar nda bir anlaflma yap ld. Ömer b. Hafsun ölünceye kadar bu anlaflmaya ba l kald. Onun ölümünden sonra merkezi otorite ile çocuklar u raflacaklard ama sonunda galip gelen devlet oldu. 3 SIRA S ZDE

220 210 slam Tarihi ve Medeniyeti-I D KKAT Ömer b. Hafsun un ölümünden sonra Endülüs devleti ile mücadeleyi o ullar devam ettirdi. Onun Cafer, Süleyman, Hafs ve Abdurrahman isminde dört o lu, bir de k z bulunmaktayd. Bu o ullardan Cafer babas n n ölümü üzerine hareketin bafl na geçti. III. Abdurrahman 919 y l nda Cafer taraf ndan idare edilen isyan merkezi Bobastro yu (Bübeflter) kuflatt. Cafer direnemeyece ini anlay nca bar fl istedi, bu istek Kurtuba ya rehin göndermesi ve haraç vermeyi kabul etmesi flart yla kabul edildi. Ayn y l Ömer b. Hafsun un di er o lu Abdurrahman da, hezimete u rat larak Kurtuba ya getirildi. Bobastro da bulunan Cafer in 920 y l nda öldürülmesi ile yerine kardefli Hafs geçtiyse de o bu görevi di er kardefli Süleyman a b rakt. Bununla birlikte Süleyman n, III. Abdurrahman n kuvvetleri ile 927 y - l nda yapt çat flmada öldürülmesi üzerine liderlik tekrar Hafs a geçti. III. Abdurrahman bu duruma son verilmesi için Bobastro yu kuflatt. Hafs direnemeyece ini anlay nca 928 y - l nda eman dileyerek teslim oldu ve ailesi ile birlikte Kurtuba ya gönderildi. III. Abdurrahman onu ba fllad ve Hafs orada yaflamaya bafllad. Böylece Emîr Muhammed den bu tarafa y llard r devleti u raflt ran isyan III. Abdurrahman zaman nda tamamen bast r lm fl oldu. Bu durum emîrin nüfuz ve itibar n n daha da artmas n sa lad. III. Abdurrahman döneminin en önemli iki d fl tehdidi Kuzey Afrika da beliren Fat mî devleti ile kuzeydeki spanyol krall klar yd. fiii Fat mîler kendilerini slâm dünyas n n meflru halifeleri görmekte ve kendi davalar n yeryüzüne hâkim k lmaya çal flmaktayd. Bu sebeple aralar nda Endülüs ün de oldu u bir geniflleme politikas takip etmeye bafllad lar. III. Abdurrahman onlar n tehdidine karfl donanmas n güçlendirerek 927 y l nda Melila y ard ndan 931 y l nda Septe yi ele geçirdi. Deniz üssü olarak kullanaca bu flehirlerden özellikle Septe nin al nmas Abdurrahman n itibar n art rd. ki taraf aras ndaki bu mücadele Fat mî Halifesi Muiz zaman nda en fliddetli dönemini yaflad ve Fat mîler Endülüs ün Meriyye k y lar na sald rd. Limanda bekleyen bütün gemileri atefle veren Fat mîlere karfl III. Abdurrahman daha fazla insan ölmesin diye önce bar fl içerikli mektuplar göndererek durumun daha vahim bir hale gelmesini engellemeye çal flt. Ancak sonuç al namay nca donanmas n komutan Galib in idaresine vererek Fat mî k y lar n n vurulmas n istedi. lk sald r da çok baflar l olmasa da 956 y l nda gerçekleflen ikinci sald r esnas nda Sus, Tabarka bölgeleri yak l p y k ld. Buna karfl l k Muiz 958 y l nda Cevher isimli kumandan n görevlendirerek tüm Magrib i ele geçirme emrini verdi. Cevher, Tahert, Sicilmase ve Fas ele geçirerek III. Abdurrahman karfl s nda Fat mîlerin üstün konuma gelmesini sa lad. Kuzeydeki spanyol krall klar bu dönemde ülke için yine ciddi sorunlar teflkil etmekteydi. Asturias Kral III. Alfonso dan sonra yerine geçen o lu Garcia ile birlikte krall k Leon Krall olarak flekillendi ve Endülüs e yönelik düflmanca duygular bu süreçte de devam etti. Leon Kral Garcia n n ölümü ile yerine kardefli II. Ordono geçti. Ordono nun Endülüs e yönelik sald r giriflimlerine karfl Abdurrah- man bir ordu göndermifl ancak iki taraf aras nda 917 y l nda yap lan savafl Müslümanlar kaybederek kumandan Ahmed. b. Muhammed flehit düflmüfltü. III. Abdurrahman bu yaflanan duruma çok üzüldü ve bundan sonra H ristiyanlara karfl daha kararl olarak mücadeleyi ele ald. II. Ordono, Müslümanlardan çekindi i için Navarra Kral I. Sancho Garces ile anlaflarak birlikte hareket etme karar ald. Ancak III. Abdurrahman n gönderdi i ordu karfl s nda önce 918 y l nda, ard ndan bizzat emîrin ç kt sefer sonucunda 920 y l nda büyük bir bozguna u rad. Bu yenilgiyi Leon ve Navarra krallar n n birlikte, yine emîrin kumandas ndaki Müslüman ordusu karfl s nda ald klar Muez yenilgisi takip etti. III. Abdurrahman üst üste kuzeye

221 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) karfl ordular göndermeyi ihmal etmedi ve hayat n n sonuna kadar H ristiyanlarla mücadeleyi sürdürdü. Ayr ca H ristiyan krall klar içinde görülen anlaflmazl klarda yard m na baflvurulan bir kifli oldu. Mesela 958 y l nda tahttan indirilen Leon Kral Sancho nun yeniden hükümdar olabilmesi için III. Abdurrahman a baflvurulmufl ve o da Sancho nun yeniden tahta ç kmas n sa lam flt. III. Abdurrahman a kadar Endülüs hükümdarlar emîr unvan yla yetinmifller, baflka herhangi bir unvan kullanmam fllard. Ancak III. Abdurrahman dan itibaren bu durum de iflti. Zira o fiii Fat mîlerin halifelik iddias yla ortaya ç kmas n, Abbasî Halifesi Muktedir in ( ) Fat mîlere karfl bir fley yapamamas n da düflünerek hilafet kurumuna sahip ç kmaya karar verdi. Zaten ülkesindeki durumu da kendisinin halifeli i ilan etmesi için uygundu. Bu sebeplerle III. Abdurrahman 16 Ocak 929 da kendisini halife ilan etti. Yay nlad ve etrafa gönderdi i fermanlarla da bunun kendi haklar oldu unu belirtti. Halife III. Abdurrahman zaman nda tar m, ticaret ve sanayide ülke en üst noktalara yükseldi. Bu sayede çok zengin ürünlerin Endülüs te yetiflmesine imkân verilirken, ihtiyaç fazlas olanlar n da ihraç edilmesi sa land. Ayr ca a rl n Sakalibe s n f n n oluflturdu u çok güçlü bir ordu kuruldu u gibi donanma da güçlendirildi. E itime önem verilerek, edebiyat, tarih ve di er sahalarda yap lan çal flmalar desteklendi ve ilim insanlar himaye edildi. Döneminin en karakteristik yap s olan Medinetüzzehrâ saray ve flehri her gün 10 bin kifli, 1500 yük hayvan n n çal flmas ve Abdurrahman n gelirlerinin üçte birini buraya aktarmas ile uzun u rafllar sonucu infla edildi. Bu dönemde Endülüs dünyan n en dikkat çekici ülkeleri aras na girdi. Bu sebeple Bizans mparatoru VII. Konstantinos baflta olmak üzere önemli devlet hükümdarlar elçi heyetleri göndererek Abdurrahman ile dost olmak isteklerini belirtti. Endülüs te en uzun süre yöneticilik yapan III. Abdurrahman arkas nda muazzam bir devlet b rakarak 961 y l nda hayat n kaybetti. Yerine o lu Hakem geçti. 211 Kurtuba n n 8 km. kuzeybat s nda, Cebel-i Arus (Sierra Morena) da n n güney eteklerinde kurulan Medînetüzzehrâ slâm mimarisinin en önemli eserlerinden biridir. III. Abdurrahman n cariyesi Zehra n n iste i üzerine infla ettirilen bu eser, saray ve bu saray n etraf nda geliflen bir flehirden ibarettir. 936 da yap m na bafllanan Medînetüzzehrâ n n inflas II. Hakem döneminde 976 y l nda bitirilmifltir. fiehir, el- drîsî ye göre üç kademeli olarak infla edilmifl olup; flehrin üst k sm nda halifenin saray, harem dairesi ve kale; orta k sm nda bahçe ve yeflil alanlar; en alt k sm nda ise Büyük Camii ile köle ve hizmetçilere mahsus evler bulunmaktad r. fiehrin üst k sm n n taban orta flehrin, bunun da taban afla flehrin çat lar düzeyine düflmektedir. Halife dinar oldu u anlafl lan vergi gelirlerinin üçte birini buraya harcad gibi döneminin bütün imkânlar n kullanmaktan çekinmemifltir. III. Abdurrahman genç, 6314 kad n ve k z çocu u, 3750 kifliden oluflan kuzeyden devflirilmifl muhaf z k tas yla birlikte Medînetüzzehrâ da yaflamakta ayr ca say s i bulan ordusu da kendisine efllik etmekteydi. Çeflitli ülkelerden gelen elçiler bu flehirde a rlan rlard. Resim 9.4 Medinetüzzehra n n iç k sm ndan bir görünüm (

222 212 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Medînetüzzehrâ n n en önemli k sm saray d r. Burada bulunan 4300 sütunun 1013 ü Kartaca ve Tunus tan, 140 stanbul dan, 19 u Frenk krall klar ndan getirilmifl, di er sütunlar Endülüs topraklar ndan temin edilmifltir. Sarayda resim, süsleme ve heykel sanatlar göze çarpmakta hatta Zehra n n bir heykeli de saray n giriflinde bulunmaktad r. Saraydaki direk alt n kaplama olup, zümrüt, yakut, mermer ve inciyle süslenmifltir. Medînetüzzehrâ II. Hiflam ve hâcibi bn Ebû Âmir döneminde de erini yitirmeye bafllad y l nda Berberîler taraf ndan ya malanan flehir, Murâb tlar ve Muvahhidiler zamanlar nda tahrip olmaya devam etti. H ristiyanlar taraf ndan 1236 y l nda Kurtuba ele geçirildi inde buras n n harabe halinde oldu u ifade edilir y llar aras nda hüküm süren II. Hakem, babas ndan her yönü ile mükemmel bir devlet devrald için bu durumun devam etmesi gerekti ini bilmekteydi. Sade ve bar fl yanl s bir halife olmas sebebiyle tahta ç kar ç kmaz onun bu iyi halinden istifade etmeye çal flan d fl düflmanlarla karfl laflt. Bunlardan ilki Leon Kral Sancho idi. Zira o Leon Krall n n devam n ve kendi tahta ç k fl n III. Abdurrahman a borçlu olmas na ra men bunu tamamen unutmufl, yapt anlaflmay ihlal etmeye bafllayarak Hakem e tav r alm flt. Halife onun bu davran fl na karfl l k muhalifi olan ve onu tahttan indirmek için u raflan eski kral IV. Ordono yu destekleme karar ald. Ordono ile yap lan anlaflma Sancho yu tedirgin edince hemen II. Hakem e elçiler göndererek III. Abdurrahman zaman nda yapt anlaflmaya sad k kalaca n bildirdi. Fakat bu esnada Ordono nun ölümüyle fikrinden vazgeçe- rek Endülüs e tekrar tav r almaya bafllad. Hatta müttefikleri Navarra Kral Garcia, Kastilya Kontu Gonzales ile birlikte II. Hakem e karfl harekete geçti. Bu yaflananlar karfl s nda Hakem onlar n üzerine giderek büyük bir zafer kazand. Sonunda Sancho ve müttefikleri elçiler gönderip bar fl talebinde bulunmak zorunda kald ve Hakem in de kabul etmesi üzerine onlarla bar fl yap ld. II. Hakem döneminde Kuzey Afrika da Fat mî yanl s drisîlerle mücadele edildi. Bunlar liderleri Hasan b. Gannun liderli inde Endülüs e karfl faaliyetlerde bulunmaktayd. 972 y l nda Hakem in gönderdi i ilk ordu drisîleri zor durumda b - rakt ama sonuç al namad. Bunun üzerine Hakem en önemli komutanlar ndan biri olan Galib komutas nda donan ml bir orduyu Kuzey Afrika ya gönderdi. Galib, drisî reisleri ve ordu komutanlar aras nda para da tarak onlar kendi taraf na çekmeye çal flt ve baflar l da oldu. Onlar Hasan b. Gannun u b rakarak Endülüs saflar na kat lmaya bafllad. Bu yaflananlar karfl s nda Hasan bir süre daha Endülüs ile mücadeleye devam etti fakat daha fazla direnemeyece ini anlad ndan aff n isteyerek teslim oldu. Yine bu dönemde Normanlar n Endülüs e yönelik üçüncü sald r s gerçekleflti. 971 y l ndaki sald r kolayca bertaraf edildi. Endülüs ün en parlak devirlerinden biri olan bu dönemde Kurtuba Cami geniflletilmifl ve baflkent Kurtuba dünyan n say l baflkentlerinden biri olmufltu. lim tutkusu ve kitap sevgisiyle tan nan Hakem in slâm dünyas n n önemli merkezlerinde ad na kitap sat n alan görevlileri bulunmaktayd. Bu nedenle halifenin saray ndaki kütüphane çok de erli kitaplarla doluydu. Âlimleri koruyan ve onlara de er veren Hakem Endülüs te herkesin e itim almas n istedi inden özellikle maddi durumlar iyi olmayan ailelerin çocuklar n n okuyabilmesi için yat l okullar yapt rd. Bu sayede Endülüs te herkesin okuma yazma ö renmesini sa lad. Ömrünü ülkesinin refah ve mutlulu una adayan Hakem daha sa l nda o lu Hiflam n tahta ç kmas n istedi inden devletin ileri gelenlerini bir toplant ya ça rarak bu iste ini iletti ve onlara bunu kabul ettiklerine dair bir belge imzalatt. Ard ndan imzalanan bu belgenin ço alt larak ülkenin dört bir yan na gönderilmesini ve herkesin o lu Hiflam kabul etmesini sa lad. Hakem, Ekim 976 y l nda vefat etti inde yerini sa lamlaflt rd o lu 12 yafl ndaki II. Hiflam Endülüs ün bafl na geçti. Asl nda onun tahta ç kmas nda Hakem döneminden itibaren itibar artan Muhammed bn Ebû Âmir ve II. Hakem in veziri Mushafi nin çok büyük pay bulunmaktayd. Zira onlar Hiflam a karfl olan baflta saray n önde gelen görevlileri olmak üzere herkesi bertaraf etmeyi baflararak Hiflam n mevkiini güçlendirdiler. Endülüs teki bu kaos ortam her zaman oldu u gibi yine kuzeydeki spanyol krall klar n ifline yarad ve onlar n Müslüman topraklar na yönelik sald r lar n tetikledi. H ristiyanlar n bu sald - r lar na mani olabilmek için bn Ebû Âmir 977 y l nda son derece büyük yetkilerle onlara karfl sefere ç kt. Çok baflar l geçen bu sefer H ristiyanlar öylesine korkut-

223 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) 213 tu ki uzun süre onlar Endülüs e sald rma cesareti gösteremediler. Ayr ca bu sefer bn Ebû Âmir in nüfuzunun daha da artmas na ve askerin kendisini daha yak ndan tan yarak sevmesine vesile olmufltu. Bu ilk seferden sonra da H ristiyanlara karfl baflar l seferleri yine devam etti ve zamanla elde etti i zaferler sayesinde daha güçlü hale geldi. Devlet yönetiminde etkinli i günden güne artmaya bafllay nca kendisine engel olabilecek herkesi bertaraf etmeye veya uzaklaflt rmaya bafllad. Zamanla Hiflam n bile devlet ifllerine kar flmamas için her türlü önlemi alarak bütün gücü kendisinde toplad. bn Ebû Âmir, Kurtuba n n do usunda Medinetüzzehra ya benzer bir flekilde Medinetüzzâhire adl flehri infla ettirdi. Ailesi ve kendisine ba l insanlarla buraya yerleflerek hükümet merkezini buraya tafl d. Orduyu yeniden düzenledi, Arap ve Sakalibeden ziyade Berberîlere orduda daha çok yer verdi. Ayr ca Leon ve Navarra krall klar ndan da ücretli asker toplad. Zamanla tamamen devlete hâkim olan bn Ebû Âmir halifelere özgü el-mansûr unvan n kullanmaya bafllad. Cuma hutbelerinde ad halifeden sonra okunmaktayd. bn Ebû Âmir bu gücünü o ullar için de kullanmak istedi. 991 y l nda o lu Abdülmelik i kendi makam n n varisi olarak ilan etti ve ona hâcib unvan verdi. Di er o lu Abdurrahman ise vezirli e getirdi. bn Ebû Âmir in as l niyeti halifeli i elde edebilmekti. Ancak Kurtuba halk ndan çekindi i için bunu yapamad. A ustos 1002 de hayat n kaybeden bn Ebû Âmir den sonra yerini s rayla o ullar Abdülmelik ve Abdurrahman ald. Halife Hiflam ise geri plânda kalmay sürdürüyordu. Babas ndan sonra ayn göreve yani hâciblik mevkiine gelen Abdülmelik devlete büyük hizmetlerde bulunarak ekonomi, siyaset ve idarede önemli ifllere imza att. H ristiyanlara karfl baflar l seferlerde bulundu ve Halife Hiflam taraf ndan kendisine el-muzaffer unvan verildi. Ancak onun 1008 y l nda ölümünden sonra yerini alan kardefli Abdurrahman ne babas ne de a abeyi kadar baflar l olabildi. Hiç kimse taraf ndan sevilmeyen Abdurrahman, Halife Hiflam a zorla bafl hâciblik makam ihdas ettirmifl, üstelik veliaht olarak kendisini seçmesi için halifeye bask yapm flt. Hiflam da durumu âlimlerle müzakere ettikten sonra istemeyerek onu veliaht ilan etmiflti. Ancak bu durum çok genifl bir kesimi harekete geçirdi. Hiflam n bu durumu kabullenmesine ve Âmirilerin her istedi ini yapmas na fliddetle karfl ç - kan bir muhalefet olufltu. Sonuçta bu muhalefet Hiflam a karfl isyan bafllatt. Halk n da bizzat yer ald bu isyanda asiler Emevî ailesine mensup oldu u iddia edilen Muhammed b. Hiflam n önderli inde Halife nin yaflad Medinetüzzehra y iflgal ettiler. Hiflam isyanc lara elçi göndererek hayat n n ba fllanmas kofluluyla hilafeti b rakaca n söyledi. Muhammed ise Hiflam n kendisi için hilafetten uzaklaflmas ve bunu resmi olarak imzalamas karfl l nda kabul edece ini bildirdi. Hiflam denileni yapt ve hilafetten ayr ld. Bundan sonra Muhammed b. Hiflam, el-mehdi unvan n ald ve kendisine biat edildi. bn Ebû Âmir ve o ullar n n yaflad Medinetüzzâhire saray n n ya maland ve Abdurrahman n katledilerek Âmiri ailesinin sona erdirildi i bu günlerde Halife Hiflam da muhtemelen el-mehdi taraf ndan saklanmaktayd. el-mehdi iyi bir idareci olmad gibi nezaketten uzak hareketleri ile herkesi k sa zamanda kendinden uzaklaflt rd. Bu da ona karfl 1009 y l Haziran ay nda Berberîlerin de rol ald büyük bir isyan n ç kmas yla neticelendi; fakat baflar - ya ulaflamad. Bunun üzerine el-mehdi kendisine karfl geldikleri için Berberîlerin cezaland r lmas n emretti, ancak bunun sonuçlar çok a r oldu. Berberîler el-mehdi ye karfl Süleyman b. Hakem i el-mustaîn-billah unvan yla tahta ç kard lar ve 1009 y l Kas m ay nda Kurtuba ya girdiler. ki taraf aras nda yap lan fliddetli savafl kaybeden el-mehdi ve askerleri oldu. Berberîler bu esnada Halife Hiflam n yaflad n ö renmelerine ra men tahtta Süleyman n kalmas n is-

224 214 slam Tarihi ve Medeniyeti-I tediler. Toledo ya kaçm fl olan el-mehdi yeniden Endülüs taht na ç kabilmek için mücadelesine devam etti hatta H ristiyan krallardan bile yard m istemekten çekinmedi. Bu sayede 1110 y l nda tekrar Endülüs ün yönetimini üzerine alsa da bu durum uzun sürmedi ve kendisine karfl yap lan bir darbe ile görevden al narak yerine Temmuz 1010 da II. Hiflam tahtta ç kar ld. Fakat bu sefer de Berberîler Hiflam istemediler ve onu görevden alarak el-mustaîn i yeniden halife olarak seçtiler. Ancak bu halifelik k sa sürdü. Zira Hz. Ali soyuna mensup olduklar n iddia eden fiii Hammûdîler 1016 y l nda bu kargafladan faydalanarak el-mustaîn i azledip taht ele geçirdiler. Ali b. Hammûd, II. Hiflam n öldü ünü ileri sürerek kendisini halife ilan etti. Fakat Hammûdîler fiii olmalar sebebiyle halk taraf ndan istenmediler. Bu sebeple bunlara karfl III. Abdurrahman n torunu oldu u ifade edilen IV. Abdurrahman, el-murtazâ unvan yla Nisan 1018 de halife ilan edildi. Ali b. Hammûd siyasi otoriteyi kaybetmemek için el-murtazâ ve onu destekleyenlere karfl sert davran fllarda bulundu fakat birdenbire ölümü bu hareketi bitirdi. Yerine kardefli Kas m, el- Me mûn unvan yla geçti ve adaletiyle ön plana ç karak insanlar n sevgisini kazand. IV. Abdurrahman ise bu yaflananlar karfl s nda her geçen gün kendisine kat lan taraftarlar yla birlikte Kas m b. Hammûd u destekleyenlerle mücadele etmeye bafllad. Fakat bu mücadele esnas nda onu destekleyen en yak n dostlar n n bile kendisini terk ettikleri görüldü. Hatta dostlar onun karfl s nda olanlarla birlikte hareket etme karar ald lar. Sonuçta Abdurrahman bir savafl esnas nda öldürüldü ve yönetim do rudan Kas m b. Hammûd a kald. Ancak onun zamanla Berberîlere karfl olumsuz yaklafl m ve ailesi içindeki taht kavgalar Endülüs teki durumuna darbe indirdi. Zamanla Kurtuba halk da onlar n bu halinden flikâyetçi olmaya bafllad ve 1023 y l nda Hammûdîlere karfl büyük bir isyan bafllat ld. syan karfl s nda hiçbir baflar gösteremeyen Hammûdîler, Kurtuba dan uzaklaflt r ld lar. Devletin ileri gelenleri, kumandanlar ve halk yeni halifeyi seçmek için Kurtuba Ulu Camii nde topland klar nda ço unlu un arzusuyla Abdurrahman b. Hiflam n halife olmas na karar verdiler. Kas m 1023 y l nda el-müstazhir unvan yla yönetimi devralan V. Abdurrahman, kendisine muhalif gruplar n halk k flk rtmas yla ç kan isyanda tahta ç kal iki ay bile olmadan 1024 y l nda feci bir flekilde öldürüldü. Abdurrahman a karfl bafllat lan muhalefet cephesinde yer alan Emevî ailesinden Muhammed b. Abdurrahman, el-müstekfi unvan yla halife oldu fakat yanl fl uygulamalar, ald isabetsiz kararlarla herkesin tepkisini üzerine çekmekte gecikmedi ve böylece kendi sonunu haz rlad. Muhammed in öldürülmesiyle art k Endülüs sonu görünmeyen bir çözümsüzlü e do ru süratle gitmeye bafllad. Alt veya yedi ay bafls z kalan devlet bu süre içinde bir dan flma meclisi taraf ndan idare edildi. Halk n iste i yeni bir halifenin seçilmesi ve halife ile yönetimin devam yönündeydi. Sonunda IV. Abdurrahman n a abeyi Hiflam n halife olmas na karar verildi. III. Hiflam n halk n istedi i bir yönetici olmad k sa sürede anlafl ld ; zira e lenceden, hofllanan, hiçbir iflten anlamayan, karars z bir yap ya sahipti ve sonunda tahttan indirildi. Bundan sonra Kurtuba n n önde gelenleri halifeli in ülkeye zarar verdi ine dair görüfl belirterek bunun ilga edilmesine ve ülkenin flura ile yönetilmesine karar verdiler. Böylece Endülüs Emevî devleti 1031 y l nda y k lm fl oldu. 711 y l nda büyük heyecan ve umutla bafllayan, 756 y l nda devlet teflekkülü ile daha da belirginleflen, X. yüzy lda dünyan n say l ülkelerinden biri olan Endülüs ne yaz k ki bu flekilde sona erdi. Her ne kadar 1492 y l na kadar Endülüs teki Müslüman varl devam etse de bu eskisi gibi olmayacakt. SIRA S ZDE 4 Halife II. Hakem döneminde nüfuzu artmaya bafllayan Muhammed bn Ebû Âmir ve onun temsil etti i Âmiriler kimdir?

225 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) 215 Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 spanya n n fetihden önceki durumunu ve Endülüs ten önce Kuzey Afrika daki slâm fetihlerini aç klayabilmek V. Yüzy ldan itibaren Vandal, Alan, Suev ve Vizigot gibi Germen kavimlerinin Roma mparatorlu u nun egemenli indeki bölgeye nüfuz etmeye bafllad klar görülür. Bunlardan Vizigotlar 468 y l nda Euric in liderli inde bölgeye hâkim oldular. Bizans mparatoru Iustinianos zaman nda bölgenin güneyi 554 y l nda yeniden Bizans egemenli ine girdi. Fakat k sa bir süre sonra bu topraklar n önemli bir k sm n geri alan Kral Leovigild zaman nda Toledo merkezli Vizigotlar, spanya n n neredeyse tamam na sahip oldular. Vizigotlar n, adaletsiz yaklafl m ve haks z uygulamalar ayr ca ald klar yanl fl kararlar kendi halk baflta olmak üzere herkesin tepki duymas na neden oldu. III. Toledo Konsili nde mensubu olduklar Arius mezhebini b rak p Katolikli i seçmelerine ra men ülkede kar fl kl k, isyan ve taht kavgalar hiç dinmedi ve günden güne istikrars zl k artt. Hz. Ebubekir ile birlikte bafllayan fetih harekât sonra gelen halifeler zaman nda da devam ederek Suriye, Filistin, M s r, ran ve Kuzey Afrika y içine alacak flekilde geliflti. Hz. Osman zaman nda M s r Valisi Abdullah b. Sa d b. Ebu Serh Bizans n Kuzey Afrika bölgesi yöneticisi Georgios un merkezi Sübeytula y ele geçirerek Tunus a kadar uzanan oldukça genifl bir alan zapt edildi. Dört Halife döneminde bafllayan fetihleri Emevîler de sürdürdüler. Halife Muaviye nin Kuzey Afrika n n fethiyle görevlendirdi i Ukbe b. Nafi, 670 y l nda askeri bir karargâh olarak düflünülen Kayrevan flehrini infla ettirirken, haleflerinden Hasan b. Numan Kartaca y ele geçirdi. Ifr kiyye valili ine atanan Musa b. Nusayr ise Septe ve birkaç yer hariç hemen hemen Kuzey Afrika n n tamam n fethetti. A MAÇ 3 A MAÇ 4 spanya n n fethinde rol oynayan sebepleri de- erlendirerek fethin seyri hakk nda bilgi sahibi olabilmek Musa b. Nusayr, Kuzey Afrika n n fethinden sonra spanya n n fethedilmesi gerekti ini düflünmeye bafllam flt. Çünkü Müslümanlar için spanya dan baflka gidilecek co rafi ve ayn zamanda elveriflli bir bölge bulunmamaktayd. spanya n n o an içinde bulundu u otorite bofllu u ve kaos ortam yani Vizigotlardan kaynaklanan yanl fl uygulama ve adaletsizlikler Müslümanlar n lehineydi. Ayr ca Kral Witiza n n o ullar ve Septe hâkimi Julianus da kendisini fetih için spanya ya davet etmekteydi. Bu sebeple Musa b. Nusayr, Velid b. Abdülmelik den ald izinle önce Tarîf b. Mâlik komutas nda 500 kiflilik bir birli i ard ndan da Tanca Fatihi Tar k b. Ziyad komutas nda 7000 kifliden meydana gelen orduyu spanya ya yollad. Vizigot Kral Rodrigo tahminen 40 bin veya çok daha fazla bir askerî kuvvetle Müslümanlar n karfl s na ç kt. Musa b. Nusayr n gönderdi i 5000 kiflilik takviyeyle Müslümanlar n gücü e ulaflt. ki taraf fiezûne yak nlar nda bulunan Rio Guadalete veya Rio Barbate Nehri civar nda Lekke Vadisi nde karfl karfl ya geldi. Yap lan savaflta galip gelen Tar k b. Ziyad ve askerleri oldu. Vizigot ordusunun neredeyse tamam imha edildi ve Rodrigo hayat n kaybetti. Böylece spanya n n kap lar ard na kadar Müslümanlara aç ld. Endülüs Emevî devleti hakk nda genel bir de erlendirmede bulunabilmek 756 y l nda I. Abdurrahman taraf ndan kurulan Endülüs Emevî Devleti, 929 y l nda III. Abdurrahman n halife unvan n almas yla emîrlikten hilafete geçti. Böylece 1031 y l na kadar sürecek halifelik dönemi bafllad. Merkezi otoritenin güçlü oldu u dönemde ülkede istikrar ve huzur oldu undan bu durum ekonomik, sosyal ve kültürel her alana yans maktayd. Ancak merkezi yönetimin zay f oldu u durumlarda kaos ve kar - fl kl k ülke geneline hâkim oldu undan içte isyanlar kendini göstermekte ve devlet bütün gücüyle bunlar bast rmakla u raflmaktayd. Bu da baflta kuzeydeki H ristiyan spanyol krall klar olmak üzere d fl güçlere Endülüs e sald rma imkân sa lamaktayd. Bu yüzden devlet iç tehdit yüzünden d fl güçlere karfl kapsaml bir mücadeleye girmekte zorlanmaktayd. Endülüs ün emîrlikten hilafete geçifl sürecini tahlil edebilmek III. Abdurrahman a kadar Endülüs hükümdarlar emîr unvan yla yetinerek baflka bir unvan kullanmad lar. III. Abdurrahman, fiiî Fat mîlerin halifelik iddias yla ortaya ç kmas, Abbasî Halifesi Muktedir in Fat mîlere karfl bir fley yapamamas - n düflünerek, slâm dünyas n n siyasi ve manevi alandaki zor durumunu dikkate alarak hilafet kuruma sahip ç kmaya karar verdi. Baflta Endülüs olmak üzere slâm dünyas n n tamam ndaki etkin nüfuzu kendisinin halifeli i üstlenmesi için uygundu. Bu sebeple 16 Ocak 929 tarihinde kendisini halife ilan etti. Yay nlad ve etrafa gönderdi i fermanlarla da bunun haklar oldu unu sebepleriyle aç klad.

226 216 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m 1. Katolikli i seçme karar alan Vizigot kral afla dakilerden hangisidir? a. Rodrigo b. Recaredo c. Euric d. Witiza e. Leovigild y l nda Endülüs ü fetheden komutan afla dakilerden hangisidir? a. Tar k b. Ziyad b. Tarif b. Malik c. Velid b. Abdülmelik d. Musa b. Nusayr e. Abdülaziz b. Musa 3. Müslümanlar n Avrupa da ilerlemelerine engel olan savafl afla dakilerden hangisidir? a. Vâdi-Lekke b. Toulouse c. Poitiers d. Musârra e. Muez 4. Endülüs emirlerinden hangisi zaman nda âlimlerin isyan hareketinde rolü olmufltur? a. I. Abdurrahman b. I. Hakem c. Muhammed d. Abdullah e. II. Hakem 5. Ömer b. Hafsun la ilgili olarak afla daki ifadelerden hangisi do rudur? a. Ömer b. Hafsun, III. Abdurrahman zaman nda isyan hareketine son vermifltir. b. Ömer b. Hafsun, sadece Emîr Muhammed zaman nda isyan etmifltir. c. Ömer b. Hafsun, Emîr Abdullah zaman nda isyan hareketine bafllam flt r. d. Ömer b. Hafsun un isyan k sa sürmüfltür. e. Ömer b. Hafsun hiç isyan etmemifltir. 6. lim tutkusu, kitap sevgisi ve kütüphane zenginli i afla dakilerden hangisi ile iliflkilendirilebilir? a. I. Hiflam b. Muhammed c. II. Hakem d. II. Hiflam e. Abdullah 7. I-Üçüncü Abdurrahman n halife olmas II-Abdurrahman b. Muaviye nin Endülüs e geçmesi III-Endülüs Emîri Münzir in ölümü IV-Endülüs te Valiler döneminin bafllamas Yukar daki olaylar n kronolojik s ralamas nas l olmal d r? a. I, III, IV, II b. II, I, III, IV c. II, III, I, IV d. III, II, I, IV e. IV, II, III, I 8. Afla dakilerden hangisi I. Hiflam döneminde Endülüs ün resmi mezhebi olmufltur? a. Evzai b. Hanbeli c. Hanefi d. Maliki e. fiafii 9. Afla dakilerden hangisi III. Abdurrahman döneminin olaylar içinde yer almaz? a. Fat mîlerle kapsaml bir mücadeleye giriflmesi b. Dedesi taraf ndan veliaht gösterilerek tahta ç kmas c. Emîrlikten hilafete geçifl sürecinin onun zaman nda olmas d. Devletini dünyan n en önemli ülkelerinden biri haline getirmesi e. Medinetüzzâhire Saray n infla ettirmesi 10. Ülkesine dü ün günleri (eyyamu l-arus) olarak an lan bir dönem yaflatan Endülüs emîri afla dakilerden hangisidir? a. I. Abdurrahman b. II. Abdurrahman c. I. Hakem d. II. Hiflam e. III. Abdurrahman

227 9. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti I (Fetihten 1031 e Kadar) 217 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. b Yan t n z do ru de ilse Müslümanlardan Önce spanya konusunu yeniden okuyunuz. 2. a Yan t n z do ru de ilse Müslümanlar spanya da konusunu yeniden okuyunuz. 3. c Yan t n z do ru de ilse Endülüs te Valiler Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 4. b Yan t n z do ru de ilse Endülüs te Emîrlik Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 5. a Yan t n z do ru de ilse ilgili bölümleri yeniden okuyunuz. 6. c Yan t n z do ru de ilse Endülüs te Hilafet Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 7. e Yan t n z do ru de ilse ilgili konular yeniden okuyunuz. 8. d Yan t n z do ru de ilse Endülüs te Emîrlik Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 9. e Yan t n z do ru de ilse Endülüs te Hilafet Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 10. b Yan t n z do ru de ilse Endülüs te Emîrlik Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Musa b. Nusayr n azadl kölesi Tar k b. Ziyad ile aras ndaki iliflkiler rivayete göre Vâdi Lekke Savafl sonras Tar k n Musa n n sözünü dinlemeyerek fetihlere devam etmesi yüzünden sars lm flt. Ancak Musa n n Endülüs e geçmesi ve Tar k n onu Toledo ya gelmeden daha yolda iken sayg l ve nazik bir flekilde karfl lamas ile bu iliflkiler düzelmifltir. Her ne kadar onlar n bu karfl laflmas nda Musa n n Tar k a a r sözler sarf etti i ve sert muamelede bulundu una dair görüfller bulunsa da ikisinin fetih harekât n bundan sonras için birlikte devam ettirme gayretleri ve sonras ndaki geliflmeler bu düflüncelerin aksini ispatlamaktad r. S ra Sizde 2 Franklar, Roma mparatorlu u nun kuzey ve do u s n r bölgelerinde yaflayan, bununla birlikte Roma hâkimiyetini kabul etmeyen Germen as ll kavimlerdendi. Bunlar n III. Yüzy l n ikinci yar s nda Roma topraklar na girdi i, Galya bölgesi ile spanya y istila ettikleri ve zamanla Merovenjiyen Frank Krall n kurduklar bilinmektedir. Müslüman fetihleri bafllad zaman Merovenjiyen Krall kendi içindeki nüfuzlu ailelerin yönetimi ele geçirmek için u raflt klar bir sürece tan k olmaktayd. Bu durum krall kta görevli saray naz r Charles Martel in Franklar birlik haline getirmesi ile sona erdi. Bundan sonra Martel bütün sorunlar bir tarafa b rak p Müslümanlarla mücadele etmeye bafllad. S ra Sizde 3 I. Alfonso nun liderli inde 750 y l civar nda kurulan Asturias Krall, 911 y l ndan itibaren Garcia ile birlikte Leon Krall olarak flekillendi ve Asturias-Leon Krall olarak an ld. Pamplona merkezli Navarra Krall ise 800 lü y llardan itibaren flekillenmeye bafllad ; ancak 905 y l ndan itibaren I. Sancho Garces ile resmileflti. X. Yüzy lda oluflumunu tamamlayan Kastilya Krall 1037 de I. Fernando zaman nda Leon Krall ile birleflerek Kastilya-Leon Krall oldu ve Müslümanlara karfl bafllat lan Reconquista hareketini sürdürdü. IX. Yüzy lda spanya n n kuzeydo usunda Aragon Krall kuruldu ve bu krall k IV. Raymond Berenger zaman nda Barselona Kontlu u ile birleflerek Barselona-Aragon Krall na dönüfltü. S ra Sizde 4 Halife II. Hakem döneminin en önemli flahsiyetlerinden ve o lu II. Hiflam n hâcibi olan Muhammed bn Ebû Amir 939 y l nda do du. Ailesi taraf ndan çok iyi yetifltirildi. Kâtip olarak bafllayan kariyeri II. Hakem zaman nda yükselmeye bafllad. 967 y l nda II. Hakem in 5 yafl ndaki o lu Abdurrahman n mallar n n idaresinden sorumlu oldu. Ard ndan devlet kademelerinde önemli görevlerde bulunduktan sonra flbiliye ve Septe kad l na tayin edildi. II. Hakem in o lu Abdurrahman n ölümünden sonra veliaht gösterilen Hiflam n mallar n idare etmekle görevlendirildi ve sonras nda 972 y l nda flehrin asayiflle ilgili birime atand. Kuzey Afrika da drisîlere yönelik harekât n masraflar n n çok olup olmad n teftifl için II. Hakem taraf ndan buraya gönderildi ve bu durum onun daha da yükselmesine vesile oldu. Nitekim Halife Hiflam zaman nda önce vezir ard ndan hâcib oldu. Muhammed bn Ebû Âmir ile bafllayan ve kendisinden sonra o ullar Abdülmelik ve Abdurrahman ile devam eden bu süreç Âmiriler dönemi olarak adland r ld. bn Ebû Âmir in o ullar ndan Abdülmelik de babas gibi devlete büyük hizmetlerde bulundu. Ancak onun 1008 y l nda ölümünden sonra yerini alan kardefli Abdurrahman babas ve a abeyi kadar baflar l olamad.

228 218 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Yararlan lan Kaynaklar Chejne, A. (1974), Müslim Spain its History and Culture, Minneapolis. Dozy, R. (1972), Spanish Islam, London. Hitti, P. (1980), Siyasî ve Kültürel slâm Tarihi, (trc. Salih Tu ), III, stanbul. (1970), Islam, A Way of Life, London, Bombay, Karachi. bn zârî, (1951), el-beyânü l-mu rib fî Ahbâri l- Endelüs ve l-ma rib, (nflr. G.S. Colin-E.Levi Provençal), Leiden. bnü l-kûtiye, (1982), Târîhu ftitâhi l-endelüs (nflr. brahim Ebyârî), Kahire. mamüddin, M. (1990), Endülüs Siyasi Tarihi, (trc. Yusuf Yazar), Ankara. Küçüksipahio lu, B. (1996), III. Abdurrahman Dönemi Endülüs Tarihi ( ), (Bas lmam fl Yüksek Lisans Tezi), stanbul. O Callaphan, J. F. (1975), A History of Medieval Spain, New York. Özdemir, M. (1994), Endülüs Müslümanlar -I, Ankara. (1997), Endülüs Müslümanlar, Medeniyet Tarihi, Ankara. Provençal, L., (1950), Histoire de L Espagne Musulmane, Leiden-Paris., (1932), L Espagne Musulmane Au X eme Siecle, Paris. Reilly, B. (1993), The Medieval Spains, Cambridge. fieyban, L. (2003), Reconquista: Endülüs te Müslüman-H ristiyan liflkileri, stanbul. TDV slâm Ansiklopedisi Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman, Abdurrahman I, Abdurrahman II, Abdurrahman III, Abdurrahman IV, Abdurrahman V, Belâtüflflühedâ, Emevîler, Endülüs, Franklar, Hakem I, Hakem II, Hiflam I, Hiflam II, Hulefâ-yi Râflidîn, Kurtuba Ulu Camii, Medinetü z-zehra, Mûsâ b. Nusayr, Ömer b. Hafsun maddeleri.

229

230 SLAM TAR H VE MEDEN YET -I 10 Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Endülüs Emevî Devleti nin y k l fl ndan sonra ortaya ç kan siyasi parçalanman n yan nda Reconquista sürecinde Müslüman-H ristiyan iliflkileri hakk nda bilgi sahibi olabilecek, spanyol krall klar karfl s nda zor durumda kalan Endülüs Müslümanlar n n Kuzey Afrika ile iliflkilerini de erlendirebilecek, Endülüs te son ba ms z slâm devleti olan Nasrîlerin spanyol krall klar ve Kuzey Afrika ile iliflkilerini aç klayabilecek, y llar aras nda spanyol krall klar n hâkimiyeti alt nda yaflayan Endülüs Müslümanlar n n durumu ve buradan sürgün edilmeleri hakk nda bilgi sahibi olabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Mülûkü t-tavâif Murâb tlar Muvahhidler Nasrîler Osmanl Müdeccen Morisko Kuzey Afrika Fransa Venedik Tuleytula Kurtuba flbîliye G rnata Kastilya Krall Aragon Krall Leon Krall Navar Krall Katalonya Kontlu u Zellâka Savafl el-erek Savafl kâb Savafl Reconquista VI. Alfonso Yusuf b. Tâflfîn çindekiler slam Tarihi ve Medeniyeti-I Endülüs te slâm Hâkimiyeti II ( ) MÜLÛKÜ T-TAVÂ F DÖNEM ( ) MURÂBITLAR DÖNEM ( ) MUVAHH DLER DÖNEM ( ) NASRÎLER (BENÎ AHMER DEVLET ) DÖNEM ( ) ARASINDA ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI

231 Endülüs te slâm Hâkimiyeti II ( ) MÜLÛKÜ T-TAVÂ F DÖNEM ( ) Endülüs te Âmirî ailesinin 1009 da görevden uzaklaflt r lmas ndan 1031 e kadar geçen süre Emevî hanedan mensuplar aras ndaki taht kavgalar ve siyasî kar fl kl klarla geçti. Emevî Devleti nin otoritesinin iyice zay flamas na neden olan bu geliflmelerden sonra hükümet merkezinden uzak bölgelerde yaflayan nüfuzlu aileler veya buralardaki idareciler ba ms z hareket etmeye ve merkezle iliflkilerini kesmeye bafllad lar de Emevî Devleti nin y k lmas ndan sonra da bunu resmilefltirerek Endülüs ün çeflitli bölgelerinde 1091 e kadar varl klar n sürdürmeye çal flt klar bu döneme mülûkü t-tavâif ad verilir. Mülûkü t-tavâif döneminde ortaya ç kan ba ms z emîrlikler, bir devletten ziyade devletçik görünümündeydiler. Bir veya birkaç flehrin idaresini elinde tutan hükümdarlar n topraklar n geniflletmek amac yla komflu emîrli e sald rmas, bu dönemin en dikkat çeken özelli iydi. Bu sald r lar bazen baflka bir hükümdarla ittifak kurularak gerçeklefltirilmekteydi. Hatta H ristiyan krall klardan anlaflma yoluyla veya ücretli asker temin ederek savaflan hükümdarlar bile vard. Emîrler askerî aç dan kendilerini güçlü hissettikleri veya rakiplerinin aciz olduklar n düflündüklerinde komflular na sald r yorlard. Ayr ca Endülüs te halifenin kendi yanlar nda oldu unu göstererek di er emîrliklere karfl siyasî aç dan üstünlük sa lamaya da çal fl yorlard. Müslümanlar n kendi aralar ndaki mücadeleleri, uzun zamandan beri Müslümanlar n ellerindeki topraklar geri almak için f rsat kollayan kuzeydeki Kastilya, Aragon, Leon ve Navar Krall klar ile Katalonya Kontlu u nun tam da bulmak istedikleri f rsat kendilerine verdi. Bu devletler için reconquista düflüncesi, yani Endülüs ü Müslümanlardan geri alma fikri, mülûkü t-tavâif döneminde yeniden canland. Mülûkü ttavâif döneminde kendi aralar nda mücadele eden Müslüman emîrler karfl karfl ya bulunduklar reconquista hareketinin fark na ancak Tuleytula (Toledo) flehrinin 1085 y l nda Kastilya Krall taraf ndan ele geçirilmesinden sonra varabildiler. Yaklafl k yirmi ba ms z emîrli in hüküm sürdü ü bu dönemde, baz emîrlikler güçleriyle öne ç kt lar. flbîliye de (Sevilla) Abbâdîler, Tuleytula da Zünnûnîler, Kurtuba da (Cordoba) Cehverîler, Mâleka da (Málaga) Hammûdîler, Sarakusta da (Zaragoza) Hûdîler, Endülüs ün bat kesiminde Eftasîler ve G rnata da (Granada) Zîrîler bunlardand r. Birbirleriyle sürekli mücadele halinde olan bu emîrliklerin nihaî hedefleri, y k lan Endülüs Emevî Devleti nin topraklar na sahip olmakt. Mülûkü t-tavâif döneminin güçlü emîrlikleri aras nda flunlar say labilir: Genelde büyük bir devletin y k lmas ndan sonra ortaya ç kan irili ufakl siyasî birimler, özelde ise Endülüs Emevî Devleti nden sonra ortaya ç kan yirmi civar nda küçük devlet mülûkü ttavâif olarak tan mlan r.

232 222 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Resim 10.1 Cehverîler ( ) Cehverîler in kurucusu olan Cehver b. Muhammed, Endülüs Emevîleri döneminde vezirlik görevini üstleniyordu. Endülüs te artan kar fl kl klar karfl s nda çözüm bulamayan Emevîler flehir halk taraf ndan Kurtuba dan ç kar l p Endülüs Emevî Devleti resmen ortadan kalk nca, vezirli i dönemine halk n menfaatleri ve huzuru do rultusunda verdi i isabetli kararlardan dolay halk n güvenini kazanan Cehver b. Muhammed, Kurtuba halk n n destek ve srar üzerine yönetimi üstlendi. Böylece Kurtuba merkezli baz yak n flehirleri de içine alacak olan Cehverîler kuruldu. Cehver b. Muhammed, ilk olarak Endülüs teki siyasi kar fl kl klardan dolay oldukça istikrars z bir hale gelen Kurtuba da huzur ve asayiflin tekrar temin edilmesi için harekete geçti. Bunun için Kurtuba n n önde gelen kiflilerini bir araya getirerek bir flûra heyeti oluflturdu ve politikalar n bu heyetin görüflleri do rultusunda flekillendirdi. Cehver b. Muhammed, sadece Kurtuba da de il, Endülüs ün tamam nda bar fl n hâkim olmas için emîrlikler aras nda arabuluculuk yaparak otoritesini geniflletmeye çal flt te ölen Cehver b. Muhammed, idarenin ehil kifliler taraf ndan yürütülmesini istedi inden kendisinden sonra o ullar ndan birini veliaht tayin etmemiflti. Fakat onun yönetiminden memnun olan Kurtubal lar, yerine o lu Muhammed i getirdiler. O da babas n n siyasetini takip etti. Muhammed den sonra Cehverîlerin bafl na geçen o lu Abdülmelik b. Muhammed in, babas ve dedesinin halka yak n idare tarz n terk etmesi halk aras nda huzursuzlu a neden oldu. Bunun üzerine Abdülmelik, iflleri vezir brahim b. Sekkâ ya b rakt. brahim in baflar l idaresiyle Kurtuba da huzur yeniden tesis edildi. Fakat bu durumu kendi menfaatleri aç s ndan hiç istemeyen Abbâdîler, brahim b. Sekkâ n n Cehverîleri kendi hâkimiyeti alt na almak istedi i yönünde Abdülmelik e as ls z bir haber ulaflt rd lar. O da vezirini 1063 te idam ettirdi. Böylece Abbâdîlerin öncülü ünde bu yetenekli vezir ortadan kald r ld. Bu esnada Zünnûnîlerin Kurtuba y kuflatmas üzerine Cehverîler Abbâdîlerden yard m istediler. Daima Kurtuba y ele geçirmek arzusunda olan Abbâdîler bunu bir f rsat olarak gördüler. Zünnûnîlere karfl Cevherîlere yard ma gelerek Kurtuba y istila yoluyla ele geçirdiler (1070). Abdülmelik b. Muhammed ve ailesinin flehirden ç kar larak sürgün edilmesiyle Cehverîlerin siyasi hayat sona erdi. Kurtuba Ulu Camii nin mihrab. (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu)

233 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 223 Resim 10.2 Tuleytula Bâbü Merdüm Camii. (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu) Abbâdîler ( ) flbîliye merkezli bir emîrliktir. Kurucusu Muhammed b. Abbâd Arap as ll olup flbîliye kad s idi. Kendisinden sonra o lu Mu tadid ve onun o lu Mu temid emîr oldular. Kurulufl y llar nda flbîliye, Karmûne ve Kâdis i hâkimiyetleri alt na alan Abbâdîler, ilerleyen y llarda topraklar n geniflleterek Kurtuba, Bâce (Beja), Cezîretülhadrâ (Algeciras) ve Mürsiye yi (Murcia) topraklar na katarak mülûkü t-tavâif içerisinde en güçlü emîrliklerden birisi oldular. Eftasîler ile uzun süre mücadele eden Abbâdîler, 1091 de Murâb tlar taraf ndan ortadan kald r ld. Eftasîler ( ) Endülüs ün bat s nda, Batalyevs (Badajoz) merkezli bir emîrlik olan Eftasîlerin kurucusu Berberî as ll bir aileye mensup olan Abdullah b. Muhammed dir. Emîrli inin ilk y llar huzur içinde geçmiflse de, özellikle Abbâdîlerin topraklar n geniflletmek istemeleri, Eftasîler ile Abbâdîleri s k s k karfl karfl ya getirdi. Abbâdîler 1030 da Eftasîleri Bâce de a r bir yenilgiye u ratt lar; 1034 te ise H ristiyanlar n da deste ini sa layan Eftasîler Abbâdîleri ma lup ettiler te ölen Abdullah b. Muhammed in yerine el-muzaffer lakab n alan o lu Muhammed geçti. Muhammed döneminde de Eftasî-Abbâdî mücadelesi sürdü de Eftasî topraklar na sald ran Abbâdîler yenilgiye u rad lar, fakat sonraki y llarda Eftasîlere ait baz kale ve flehirleri ele geçirdiler. Müslümanlar n kendi aralar ndaki mücadelelerin verdi i zarar n fark nda olan Cehverîler, iki emîrlik aras nda bar fl sa lanmas için arabuluculuk yapt lar ve bar fl sa land. Topraklar n geniflletmek isteyen bir di er emîrlik olan Zünnûnîlerin Eftasîlere ait topraklara sald rmalar, Eftasîlerle Zünnûnîleri karfl karfl ya getirdi. ki Müslüman emîrlik aras ndaki mücadeleleri f rsat bilen Kastilya Kral Ferdinand, Eftasîlere ait fienterîn (Santarem) flehrini kuflatt. fiehri savunacak gücü bulunmayan Muhammed el-muzaffer bar fl istemek zorunda kald ve Kastilya ya y ll k dinar vergi ödemeyi kabul etti. Aradaki bar fl anlaflmas na ra men, k sa bir süre sonra Kastilya bu anlaflmay bozarak 1064 te Kulumriye yi (Coimbra) ele geçirdi.

234 224 slam Tarihi ve Medeniyeti-I 1068 de ölen Muhammed in yerine el-mansûr lakab n alan o lu Yahya geçti. Fakat Yahya n n ani ölümü üzerine el-mütevekkil lakab n alan kardefli Ömer Eftasî emîri oldu. Müslümanlar n kendi aralar ndaki mücadelelerden yararlanarak Müslümanlara ait flehirleri ele geçiren Kastilya, Endülüs ün en önemli flehirlerinden biri olan Tuleytula y iflgal için harekete geçti. Tuleytula emîri Kâdir-Billâh n yard m ça r s na sadece Eftasî emîri Ömer el-mütevekkil kat ld. Fakat onun da yard - m neticeyi de ifltirmedi ve Endülüs ün en büyük flehirlerinden Tuleytula, Kastilya Krall n n eline geçti. lerlemesine devam eden Kastilya Kral VI. Alfonso, baz flehirlerin kendisine teslim edilmesini talep ederek Eftasîleri s k flt rmaya bafllad. Ömer el-mütevekkil bu istekleri kabul etmedi, Müslümanlar n H ristiyan tehlikesi karfl s nda birlikte hareket etmesi için de meflhur bilgin Ebu l-velîd el-bâcî yi Endülüs ün önemli emîrlerine gönderdi. Fakat bu giriflimden bir sonuç al namad. Bu esnada Kastilya n n Abbâdîleri de s k flt rmaya bafllamas üzerine Müslümanlar karfl lar ndaki tehlikenin ciddiyetinin fark na vard lar ve çareyi Kuzey Afrika da o dönemde güçlü bir devlet tesis etmifl olan Murâb tlar dan yard m istemekte buldular. Eftasîler, 1094 te Murâb tlar taraf ndan ortadan kald r ld. Zîrîler ( ) Kuzey Afrika n n do u kesimini hâkimiyetleri alt nda bulunduran Zîrîlerin bir kolu XI. yüzy l n bafllar nda Endülüs e geçmifl ve Endülüs Emevî Devleti nin y k lmas n n ard ndan Zâvî b. Zîrî nin liderli inde G rnata y kontrolleri alt na alm flt. Zâvî nin 1025 te yeniden Kuzey Afrika ya dönmesi üzerine Zâvî nin ye eni Habbûs b. Maksân, Seyfü d-devle lakab n alarak Zîrîlerin lideri oldu. Onun ölümünden sonra yerine geçen Bâdis b. Habbûs un döneminde Arap as ll emîrler güçlerini iyice art rm fllar, bunlar n karfl s nda tek güç olarak Zîrîler kalm fllard. Abbâdîlerle mücadele eden Zîrîler pek baflar l olamad lar. Bâdis in ölümünden sonra iki torunu Zîrîlerin hâkim olduklar bölgeyi idare etti. Temîm Mâleka ya, Abdullah ise G rnata ya hâkimdi da Endülüs e geçen Yusuf b. Tâflfîn in ilk ele geçirdi i yerler Zîrîlerin topraklar yd. Hûdîler ( ) Sarakusta merkezli bir emîrlik olan Hûdîlerin kurucusu, Arap as ll bir Emevî komutan olan Süleyman b. Hûd dur. Turtûfle (Tortosa), Tutîle (Tudela) ve Veflka (Huesca) gibi topraklar ele geçirerek s n rlar n geniflletmifl olan Süleyman b. Hûd, H ristiyanlarla anlaflma yaparak Zünnûnîlerle savaflt. Süleyman b. Hûd un ölümünden sonra o ullar aras nda taht kavgas yafland, neticede Ahmed b. Süleyman kardefllerine üstünlük sa layarak hâkimiyeti eline geçirdi. Murâb tlar Endülüs e geçince Hûdîler ile bir anlaflma yapt lar ve ortadan kald r lan di er emîrliklerin aksine Hûdîler varl klar n devam ettirdiler. Son Hûdî hükümar olan Ahmed el-mustans r n Murâb tlara karfl 1146 da ç kan bir isyanda ölmesiyle Hûdî hanedan sona erdi. Zünnûnîler ( ) Tuleytula ve çevresinde hüküm sürmüfltür. smail b. Zünnûn un uzun emîrli i döneminde ( ) baz yerleflim birimlerine hâkim oldular. smail in ölümünden sonra yerine geçen torunu Yahya el-kâdir artan Kastilya Krall n n sald r lar na karfl koyamad. Zünnûnîler, Murâb tlar taraf ndan 1097 de ortadan kald r ld. SIRA S ZDE 1 Murâb tlar Endülüs e geçtiklerinde buradaki siyasî durum nas ld? Araflt r n z.

235 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 225 Resim 10.3 Tuleytula dan bir görünüm. (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu) Endülüs tarihi hakk nda genel hatlar yla bilgi sahibi olmak için W. Montgomery Watt-P. Cachia n n Endülüs Tarihi ile Mehmet Özdemir in Endülüs Müslümanlar I, II ve III adl eserlerine baflvurabilirsiniz. K T A P MURÂBITLAR DÖNEM ( ) Murâb tlar, XI. yüzy lda Kuzey Afrika da ortaya ç km fl ve k sa sürede güçlü bir devlet tesis etmifllerdi. Özellikle 1085 te Tuleytula n n kaybedilmesinden sonra spanyol krall klar karfl s nda zor duruma düflen Endülüslü on üç emir, imzalad klar davet mektubunu Murâb tlar n hükümdar Yusuf b. Tâflfîn e gönderdiler. Yusuf b. Tâflfîn, Cezîretülhadrâ n n kendisine verilmesi flart yla 1086 da Endülüs e geçti. Endülüs ordular n n da kendisine kat lmas yla kalabal k bir orduyla, ayn y l Kastilya Krall na karfl Zellâka da (Sagrajas) parlak bir zafer kazand. Bu zafer, Endülüs Emevî Devleti nin y k lmas ndan sonra spanyollara karfl Müslümanlar n kazand klar ilk önemli zaferdi. Devletinin baflflehri Merâkefl te yerine vekil b rakt o lunun ölümü üzerine Endülüs ten ayr larak Kuzey Afrika ya döndü. Yusuf b. Tâflfîn in Endülüs ten ayr lmas n n ard ndan Endülüslü emîrler yeniden aralar nda mücadeleye bafllad lar. Bu arada Endülüs üzerinde Kastilya bask s da sürekli olarak art yordu. Bunun üzerine Yusuf b. Tâflfîn iki y l kadar sonra yeniden Endülüs e geçti; Kastilya ile mücadelenin ard ndan Kuzey Afrika ya döndü. Endülüs teki siyasi durum ise oldukça çalkant l yd ; emîrler, kendi siyasal ç karlar için H ristiyan krall klar yla ittifaklar yap yorlard y l nda üçüncü defa Endülüs e geçen Yusuf b. Tâflfîn Endülüs ü kendi topraklar na katmak için harekete geçti. Tuleytula y kuflatt ysa da almaya muvaffak olamad. Kuflatmay kald rarak Zîrîlerin hâkimiyetindeki Mâleka ve G rnata flehirlerini ele geçirdikten sonra Kuzey Afrika ya döndü. Endülüs te b rakt ordular ise Abbâdîlerden Kurtuba ve flbîliye yi, Eftasîlerden Batalyevs i, Zünnûnîlerden ise Belensiye yi (Valencia) ald. Kendileriyle anlaflma yap lan Hûdîler d fl nda bütün Endülüs topraklar Murâb tlar n hâkimiyetine geçti. Böylece Endülüs te Murâb tlar dönemi bafllad.

236 226 slam Tarihi ve Medeniyeti-I D KKAT Kuzey Afrika, Endülüs ve Balear adalar nda hüküm süren Berberi hanedan ve devleti olan Murâb tlar adlar n, din bilgini Abdullah b. Yâsîn in Senegal nehri üzerindeki bir adada infla ettirdi i ribât tan alm fllard r y l nda o ullar Ebû Tâhir Temîm ve Ali ile birlikte Endülüs e geçen Yusuf b. Tâflfîn, Kurtuba da kumandan, vali ve kabile reislerini toplayarak o lu Ali yi veliaht tayin etti ini ilan ederek biat etmelerini istedi. Beraberindeki orduyu da Endülüs ün önemli flehir ve kalelerine da tt ktan sonra Kuzey Afrika ya döndü da öldü. Babas n n ölümünün ard ndan devlet idaresini eline alan Ali b. Tâflfîn, Kastilya ya karfl 1108 de Uklifl (Uclés) zaferini kazand. Kastilya taraf nda ölenler aras nda çok say da komutan n yan s ra Kastilya Kral VI. Alfonso nun o lu Sancho da bulunuyordu. Bu zafer Murâb tlar Endülüs te çok güçlü bir konuma getirdi, bir süre önce elden ç kan Üflbûne (Lizbon) ve fienterîn (Santarem) 1111 y l nda geri al nd de Tuleytula da kuflat ld fakat ele geçirilemedi. Bir süre önce Müslümanlar n elinden ç kan Mayurka (Mallorca), Minorka (Minorca) ve Yâbise (Ibiza) adalar 1116 da geri al nd. Bir y l sonra Sarakusta, Aragon Krall na s nm fl olan Sarakusta emîri Abdülmelik mâdüddevle ve Aragon ordular taraf ndan iflgal edildi. Sarakusta ya gönderilen Murâb t ordusu Aragon kral taraf ndan bozguna u rat ld. Müslümanlar n Tuleytula dan sonra kaybettikleri ikinci büyük flehir Sarakusta oldu. Sarakusta n n kayb üzerine harekete geçen Murâb t ordusu, Ketunde (Cutanda) mevkiinde Aragon ordusuyla karfl laflt. fiiddetli savafl n sonunda Aragon ordusu Murâb t ordusunu bozguna u ratt ; bu savaflta Murâb tlar maddi ve manevi aç dan büyük kayba u rad lar. Kurtuba da 1121 de ç kan isyan üzerine Endülüs e geçen Ali b. Yusuf, ayn y l Kuzey Afrika da ç kan Muvahhid isyan üzerine Endülüs ten ayr lmak zorunda kald. Ali b. Yusuf 1143 te öldü ve yerine o lu Tâflfîn geçti. Onun iki y l süren hükümdarl k dönemi Muvahhidlerle savaflmakla geçti. Fakat bütün gayretlerine ra men Muvahhidlere karfl duramad ve devletini y k lmaktan kurtaramad te Muvahhid kuvvetleri taraf ndan s k flt r l nca kaçarken uçurumdan düflerek öldü. Yerine küçük yafltaki o lu brahim e biat edildi, fakat amcas shâk b. Ali bunu tan - mad ve Murâb tlar içinde taht mücadelesi bafllad. Murâb tlar bu sorunla u rafl rken, Muvahhidler Fas, Miknâse ve Selâ flehirlerini ele geçirdiler. Ard ndan Murâb tlar n merkezi Merâkefl e de hâkim olan Muvahhidler shâk b. Ali ve brâhim b. Tâflfîn i öldürerek 1147 de Murâb tlara son verdiler. Ayn dönemde Endülüs te yaflanan kar fl kl klardan istifa etmek isteyen spanyol krall klar harekete geçtiler. Do u ya gitmek üzere hareket etmifl olan Haçl donanmas n n da deste ini alan Portekiz Krall, 1147 de Üflbûne ve fienterîn i ele geçirdi. Ayn y l, Kastilya kral VII. Alfonso nun bafl n çekti i ve Katalonya, Navar, Pisa, Cenova ve Frank kontluklar n n da kat ld bir Haçl ordusu, kara ve denizden yürüttü ü üç ayl k fliddetli bir kuflatman n ard ndan Meriye (Almería) flehrini teslim olmak zorunda b rakt. Katalonya Kontlu u da 1148 de Turtûfle ile 1149 da Lâride yi (Lérida) ele geçirdi. Böylece Murâb tlar n son günlerinde Müslümanlar baz önemli flehirlerini de kaybettiler. Endülüs te mülûkü t-tavâif döneminin çalkant l bir döneminde Endülüs Müslümanlar n n yard m na giden Murâb tlar, bir süre sonra Endülüs ü Kuzey Afrika ya ba l bir eyalet haline getirdiler ve buradaki ilk y llar nda H ristiyanlara karfl baflar l mücadeleler verdiler. Ancak zamanla Murâb tlar n Endülüs te gördükleri deste- in azalmas ve özellikle 1121 de Kuzey Afrika da Muvahhidler taraf ndan ç kar lan

237 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 227 isyan, sadece Murâb tlar n sonunu getirmekle kalmad, ayn zamanda Endülüs için de büyük kay plar n yaflanmas na ve iç dengelerin bozulmas na sebep oldu. Kuzey Afrika daki isyan bast rmak için Endülüs ün çeflitli flehirlerine yerlefltirilmifl olan Murâb t ordular n n geri çekilmesi, bu flehirleri H ristiyan krall klar n iflgaline aç k hale getirdi. Bu durumun neticesinde baz önemli Endülüs flehirleri Aragon, Portekiz ve Katalonya n n hâkimiyetine geçti deki Uklîfl zaferine ra men Murâb tlar Endülüs te neden gerilemifllerdir? Araflt r n z. MUVAHH DLER DÖNEM ( ) Murâb tlar karfl s nda Kuzey Afrika da ortaya ç kan dinî nitelikli bir isyan hareketinin sonucunda kurulan Muvahhidler devletinin temelleri, isyan hareketini bafllatan din ilimlerinde sahip oldu u zengin birikiminin yan nda eylemci kiflili iyle de dikkatleri çeken bn Tûmert taraf ndan 1121 de at lm fl, resmen kuruluflu ise 1130 da Abdülmü min el-kûmî taraf ndan gerçeklefltirilmifltir. Muvahhidler, ortaya ç k fllar ndan k sa bir süre sonra Merâkefl i ele geçirerek Murâb tlar n varl na son verdikten sonra Endülüs e do ru ilerledi ve 1147 y l nda Endülüs e de hâkim olmak için harekete geçtiler y l nda G rnata n n Muvahhidlere teslim edilmesiyle Endülüs te Murâb t varl sona ererek Muvahhidler dönemi bafllad. Muvahhidler, Murâb tlar n yanl fl bulduklar baz dinî uygulamalar n durdurmak amac yla yeni bir slah hareketinin temsilcisi olarak Kuzey Afrika da ortaya ç kan, Kuzey Afrika ve Endülüs te hüküm süren Berberi hanedan d r. Muvahhidlerin Endülüs e geçiflinden sonra ilk faaliyetleri, daha önce kaybedilen flehirleri geri almaya çal flmak oldu. Bu ba lamda ilk olarak 1157 de Meriye geri al nd. Abdülmü min el-kûmî nin Kuzey Afrika da yürüttü ü seferler sebebiyle Endülüs te bulunamam fl olmas, Do u Endülüs te hâkimiyeti elinde bulunduran bn Merdenîfl e cesaret verdi. Kastilya n n da deste ini alan bn Merdenîfl, Muvahhidlerin kontrolündeki Ceyyân (Jaén) flehrini ele geçirdi, ard ndan da Kurtuba ya sald rd. Bir süre sonra G rnata y ele geçirmek üzere harekete geçti ve 1162 de Muvahhidleri a r bir bozguna u ratt. Bunun üzerine Muvahhidlerin hükümdar Abdülmü min el-kûmî, o lu Ebû Yakub Yusuf komutas nda Endülüs e büyük bir ordu sevk etti. G rnata yak nlar ndaki fliddetli savaflta galip gelen Muvahhidler flehre yeniden hâkim oldular. bn Merdenîfl 1172 de giriflti i mücadeleyi kaybederek kuflat ld kalede öldürüldü. Yusuf b. Abdülmü min in hükümdarl döneminde ( ) Muvahhidler Endülüs te baz yerleri ele geçirdiler, ayr ca H ristiyan krall klar üzerine de seferler düzenlediler. Bu dönemde H ristiyan krall klar n topraklar na düzenlenen seferler sonunda Müslümanlar bol miktarda esir ve ganimetle döndüler. Muvahhidlerin bu baflar l ilerleyifli karfl s nda H ristiyan krall klar bar fl imzalamak üzere Muvahhidlere elçilerini gönderdiler y l nda Kastilya ve Portekiz Krall klar ile bar fl anlaflmas imzaland. Fakat bar fl dönemi uzun sürmedi de Leon Kral II. Fernando nun Erkefl (Arcos) ve fierîfl e (Jerez) sald rmas n Portekiz in Bâce ye sald r - s izledi. Muvahhidler bu sald r lara karfl l k verdiler, ayr ca Müslümanlar s k flt ran ve 1147 de Üflbûne yi de ele geçirmifl olan Portekiz üzerine 1183 te sefer düzenleyerek Üflbûne ve fienterîn i kuflatt lar. Fakat Yusuf b. Abdülmü min kuflatma esnas nda ald a r bir yara sebebiyle öldü, yerine Ebû Yusuf el-mansûr geçti. Yusuf b. Abdülmü min in ölümü Portekiz, Kastilya ve Balear Adalar n elinde bulundu- 2 SIRA S ZDE D KKAT

238 228 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Harita 10.1 ber Yar madas nda el-erek Savafl n n yap ld yer Kaynak: ( owledge.com). ran Benî Gâniye yi cesaretlendirdi. Benî Gâniye, Kuzey Afrika da Muvahhidlere ait baz topraklar ele geçirdi. Mansûr 1187 de Tunus u geri ald ysa da Benî Gâniye yi bölgeden tamamen ç karmaya muvaffak olamad. Mansûr un Benî Gâniye meselesi ile u raflmas n f rsat bilen Kastilya Krall, Endülüs topraklar na düzenledi i ak nlar günden güne fliddetlendirmeye bafllad. Durumu Mansûr a bildiren Muvahhidlerin Endülüs valileri, flbîliye ye kadar varan sald r lar n ciddiyeti konusunda Muvahhid hükümdar n n dikkatini karfl lar ndaki tehlikeye çektiler. Bunun üzerine Mansûr 1195 te kalabal k bir orduyla Endülüs e geçti. Haz rl klar n tamamlad ktan sonra flbîliye den hareket ederek ordusunu harekete geçirdi. Bu esnada Kastilya Kral VIII. Alfonso da ordusunu o dönemde Müslüman-H ristiyan s n r n oluflturan el-erek (Alarcos) mevkiine yerlefltirmiflti. el-erek e gelen Mansûr, ordusunu ikiye ay rarak öncü birlikleri Kastilya kuvvetleri üzerine sürdü. Bir süre sonra ordusunun esas kuvvetiyle birlikte kendisi de hücuma geçti. fiiddetli bir savafl n ard ndan Mansûr, Kastilya ordusunu a r bir yenilgiye u ratt. Bu yenilginin ard ndan Kastilya bar fl istemek zorunda kald. Mansûr 1199 da öldü, yerine o lu Muhammed geçti. D KKAT el-erek zaferi, Müslümanlar n 1086 da Zellâka dan sonra kazand klar en büyük baflar - d r. Bununla birlikte bu zafer Müslümanlar n Endülüs teki durumlar nda ciddi bir iyileflme sa layamad. el-erek te Muvahhidlerin kazand zafer sonras nda Kastilya Krall yla bir anlaflma imzalanm fl olmas na ra men papal n teflvikiyle Kastilya bir Haçl ordusu teflkil etmeye çal flt. Bunun üzerine Muvahhidlerin hükümdar Muhammed Nâs r- Lidînillâh 1211 y l nda kalabal k bir orduyla Endülüs e geçti. Papal n teflviki ve Kastilya n n da gayretiyle Avrupa n n çeflitli bölgelerinden gelen gönüllüler Toledo da topland. Fransa, Almanya ve talya dan da gelenlerle birlikte Toledo ya ulaflanlar n say s yüz bini geçti. Muhammed Nâs r-lidînillâh, Endülüs ten de kendisine kat lanlarda birlikte flbîliye den harekete geçti ve kuzeye do ru ilerlemeye bafllad. kâb (Las Navas de Tolosa) mevkiinde Kastilya öncülü ündeki Haçl ordusuyla karfl karfl ya gelen Muvahhid ordusu önceleri baflar l bir mücadele verip H ristiyanlar geri çekilmeye mecbur b rakm flken, savafl yüksek bir noktadan izleyen Kastilya kral Alfonso nun özel birlikleriyle savafl meydan na inmesi savafl n gidiflat n de ifltirdi. Onun cesareti Aragon ve Navar kuvvetlerine de cesaret verdi ve denge H ristiyanlar lehine de iflti. Müslümanlar a r bir yenilgiye u rad, on binlerce Müslüman flehit oldu. Son ana kadar savafl meydan nda kalan Muvahhid hükümdar güçlükle kaçarak can n kurtard. Muhammed Nâs r-lidînillâh n ölümünden sonra yerine o lu Yusuf el-mustans r geçti. Onun kudretli bir hükümdar olamay fl, bir yandan baz devlet adamlar n n ve mahallî idarecilerin güçlerinin artmas na sebep olurken, di er yandan da Kastilya, Aragon ve Portekiz Krall klar n n da çok say da Endülüs flehrini ele geçirmeleriyle sonuçland. H ristiyan krall klar n ele geçirdi i yerler aras nda Kurtuba ve flbîliye gibi Endülüs ün en önemli flehirleri de

239 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 229 yer almaktayd. kâb yenilgisinin ard ndan Endülüs te Hûdîler ve Nasrîler (Benî Ahmer) gibi mahallî hanedanl klar kuruldu u gibi, Kuzey Afrika da Hafsîler ve Abdülvâdîler ba ms zl klar n ilan ettiler. Muvahhidleri ortadan kald ran darbe ise Merînîler den geldi. Muvahhidlerin hâkimiyetindeki önemli flehirlerle Ma rib in bat k sm n (günümüzde Fas) ele geçiren Merînîler, 1269 da Merâkefl e de hâkim oldular. Muvahhidlerin son hükümdar n n yakalanarak idam edilmesiyle bir dönem kapand. Resim 10.4 flbîliye Alkazar ndan bir detay (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu) Resim 10.5 kâb Savafl n temsil eden bir resim Kaynak: (

240 230 slam Tarihi ve Medeniyeti-I D KKAT kâb ma lubiyetinin en önemli sonucu, Endülüs te y llard r süren Müslüman-H ristiyan mücadelesinde üstünlü ün H ristiyanlara geçti inin kesin olarak tescil edilmesiydi. Reconquista Sürecinde spanyol Krall klar n Hâkimiyetinde Müslümanlar n Durumu Endülüs te Müslümanlara ait bir flehrin H ristiyanlar n eline geçifli, yeni birçok sosyal meseleyi de beraberinde getirdi. Endülüs te slâm hâkimiyetinin devam etti i dönemde H ristiyan krall klara teslim edilen flehirlerde yaflamaya devam eden Müslümanlara müdeccen ad ve statüsü verilmiflti. fiehrin teslimi s ras nda yap lan anlaflmalarla, o flehirde yaflayan Müslüman ve Yahudi halk n haklar yaz l olarak güvence alt na al nmaktayd. Fakat zaman içinde H ristiyan krall klar vermifl olduklar bu sözlerde durmad lar ve anlaflma maddelerini aç k bir flekilde ihlal ettiler. Özellikle XII ve XIII. yüzy llarda müdeccenler yo un bir misyonerlik faaliyetine tâbi tutuldular. Bu faaliyetler öyle bir boyut kazanm flt ki, Müslümanlara H ristiyanl n daha iyi ö retilebilmesi amac yla H ristiyan rahipler için Arapça kurslar aç lm flt y l nda Müslümanlar n elinde kalan son toprak parças olan G rnata n n Kastilya taraf ndan ele geçirilmesiyle reconquista sona ermifltir y llar aras ndaki dönemde baz Müslümanlar yaflad klar flehirlerde kalm fl, baz lar ise flehirlerinden ayr larak Endülüs te Müslümanlar n hâkim oldu u baflka bir flehre yerleflmifllerdi. Endülüs ten ayr larak Kuzey Afrika ya göç edenler de bulunmaktayd. fiekil 10.6 Muvahhidler döneminde flbîliye Camii nin minaresi olarak yap lan ve daha sonra çan kulesine dönüfltürülen La Giralda (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu).

241 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 231 NASRÎLER (BENÎ AHMER DEVLET ) DÖNEM ( ) kâb yenilgisinin ard ndan Endülüs teki Muvahhid hâkimiyeti zay flamaya bafllad ve baz kabile liderleri bulunduklar merkezlerde ba ms z hareket etmeye bafllad lar. bnü l-ahmer olarak bilinen Muhammed b. Yusuf, G rnata da 1238 de emîrü l-müslimîn unvan ve Gâlib-Billâh lakab yla biat al p Nasrîler hanedan - n kurdu. Endülüs te Müslümanlar n hâkimiyetindeki son devlet olan ve yaklafl k 250 y l hüküm süren Nasrîler, kurucusuna ve kuruldu u yere nispetle G rnata Benî Ahmer Devleti ad yla da an l r. I. Muhammed ilk olarak Endülüs ün güneydo usunda bulunan Vâdîâfl (Guadix) ve Besta flehirlerine hâkim oldu. Fakat kuzeydeki H ristiyan krall klar n artan sald r lar n durdurabilmek için Kastilya kral yla 1246 ve 1267 de anlaflma yapmak zorunda kald. Bu anlaflmayla Ceyyân ve baz kaleleri Kastilya ya b rakmay, y ll k vergi ödemeyi ve di er emîrlerle savafllar nda kendisine destek sa lamay kabul etti. Endülüs mimarisinin flaheserlerinden kabul edilen Elhamra Saray n n yap m da onun döneminde bafllad. bnü l-ahmer in 1273 te ölmesi üzerine yerine o lu II. Muhammed geçti. Kastilya ya karfl Kuzey Afrika daki Merînîlerle ittifak kurdu, bu ittifak karfl l - nda ise Endülüs ün güney k sm nda baz noktalar Merînîlere üs olarak verdi. Kuzey Afrika dan gelen Merînî kuvvetleriyle birleflen Nasrî ordusu Kastilya karfl s nda baz önemli baflar lar kazand. Merînîlerin Endülüs te yerleflmesinden endifle eden II. Muhammed, bu defa Merînîlerin Endülüs ten ç kar lmas için Tarîf (Tarifa) flehri kendisine b rak lmak flart yla Kastilya ile ittifak kurdu. Kastilya- Nasrî ittifak yla Merînîler Endülüs ten ç kar ld. Nasrîlerin Kastilya ile birlikte hareket etmeleri, Nasrîler ile Merînîler aras ndaki iliflkilerin bozulmas na neden oldu. Bu arada Kastilya ittifak anlaflmas na uymad ve Tarîf flehrini Nasrîlere vermedi. Merînîlerle iliflkileri bozulan II. Muhammed Fas a giderek Merînî hükümdar ile iliflkilerini düzeltti te öldü. II. Muhammed den sonra Nasrî hükümdar olan o lu III. Muhammed el-mahlû 1306 da Merînîler e ait Sebte yi (Ceuta) ele geçirdi, ayr ca iç isyanlar da bast rd. III. Muhammed, kendisiyle taht mücadelesine giren kardefli Ebü l-cüyûfl Nasr taraf ndan 1309 da tahttan indirildi. Ebü l-cüyûfl un hükümdarl döneminde Merînîler Sebte yi geri ald, ayr ca Kastilya da 1310 da Cebelitâr k iflgal etti. Merînî tehdidi karfl s nda Kastilya ile ittifak kur an Nasrîler, Kastilya n n iflgaline u rad. Bunun üzerine Ebü l-cüyûfl Nasr bar fl istemek zorunda kald ve Kastilya ya vergi ödemeyi kabul etti. Bu ise Nasrî hanedan mensuplar aras nda isyana neden oldu ve Ebü l-cüyûfl Nasr tahttan indirilerek I. smail Nasrî hükümdar oldu. Elhamra Saray hakk nda genifl bilgi edinmek için Washington Irwing in Elhamra: Endülüs ün Yaflayan Efsanesi adl kitab n okuyunuz. K T A P

242 232 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Resim 10.7 Elhamra Saray (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu). D KKAT Elhamra Saray G rnata da Nasrîler döneminde I. Muhammed in hükümdarl zaman nda yap m na bafllanm fl ve sonraki Nasrî hükümdarlar n saraya baz k s mlar eklemeleriyle genifl bir kompleks haline gelmifltir. I. smail ülkede istikrar yeniden sa lad de G rnata ya sald ran Kastilya y a r bir yenilgiye u ratt ve daha önceden elinden ç km fl olan baz yerleri geri ald de Aragon ile ticaret, askerî yard mlaflma ve Aragon da kalan Müslümanlardan isteyenlerin G rnata topraklar na göç etmesi maddelerini içeren bir antlaflma imzalayan I. smail bir suikast sonucu 1325 te öldürüldü. Yerine geçen o lu IV. Muhammed, 1329 da Kastilya n n öncülü ünde düzenlenen bir Haçl seferiyle mücadele etti, bu mücadelenin sonucunda baz kalelerini kaybetti. Bu dönemde Nasrîler, gittikçe fliddetlenen Kastilya sald r lar üzerine Cebelitâr k n Kastilya dan geri al nmas karfl l nda Merînîlere Cezîretülhadra y b rakmak üzere Merînîlerle ittifak kurdular, 1333 te Merînî-Nasrî kuvvetleri Cebelitâr k geri ald. IV. Muhammed de ayn y l bir suikast sonucu öldürüldü. Kardeflinin yerine geçen I. Yusuf yirmi bir y l süren saltanat n H ristiyanlarla mücadele ederek geçirdi. Kastilya, Aragon ve Portekiz kuvvetlerinin ortak sald r lar karfl s nda Merînîlerden yard m istedi; ancak Kuzey Afrika dan gelen kuvvetler 1344 te a r bir yenilgiye u rad. Bu savafl n ard ndan Cezîretülhadrâ ve Tarîf kaybedilmifl, bo aza bakan sahil k sm nda sadece Cebelitâr k kalm flt. Bunun üzerine I. Yusuf, Kastilya ve Aragon krallar ile bar fl yapt. Bu, Nasrîler aç s ndan zor bir dönemin bafllang c oldu, zira Kuzey Afrika dan gelen yard mlar Endülüs e ulaflt racak flehirler kaybedilmiflti. I. Yusuf 1354 te öldü ve yerine o lu V. Muhammed geçti. Hükümdarl n n ilk y llar sükûnet içinde geçti fakat Nasrî hanedan mensuplar ndan Muhammed b. smail in bafllatt isyan karfl s nda taht n kardefli II. smail e kapt rd ve Merînî sultan na s nmak zorunda kald. Ancak iki sene sonra taht n geri alabildi. V. Muhammed yaklafl k otuz y l süren ikinci hükümdarl nda ülkenin bütünlü ünü sa lad. Kastilya ve Aragon krallar yla dostluk iliflkileri kurdu, Tunus ve M s r la temasa geçti da Merînî hükümdar n n gönderdi i donanman n da deste iyle 1344 te kaybedilen Cezîretülhadrâ y geri ald. Bu dönem Nasrîlerin en parlak dönemi oldu.

243 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 233 V. Muhammed in ölümünden sonra yerine II. Yusuf geçti, onun k sa süren saltanat n n ard ndan yerine geçen o lu III. Yusuf taht n kardefli VII. Muhammed e kapt rd. VII. Muhammed bir yandan Kastilya Krall ile savafl rken, di- er yandan Aragon Krall ile iliflkilerini gelifltirdi. VII. Muhammed in ölümünün ard ndan 1408 de ikinci defa tahta ç kan III. Yusuf baz merkezleri istilâ eden Kastilya ile bir bar fl anlaflmas imzalad ve saltanat n n son y llar nda istikrar sa lad. Nasrîler, gerek Kuzey Afrika daki gerekse ber Yar madas ndaki komflu devletlerle olan iliflkilerinde bir denge siyaseti izleyerek menfaatleri do rultusunda ittifaklar kurdular. III. Yusuf un 1417 de ölümünden sonra iç isyanlar ve taht kavgalar artt. O lu VIII. Muhammed, saltanat n n ikinci y l nda ye eni IX. Muhammed e b rakmak zorunda kald taht n 1427 de geri ald. IX. Muhammed Tunus taki Hafsîlere s nmak zorunda kald. ki y l sonra Hafsî hükümdar n n verdi i birliklerle Endülüs e geçip taht n geri alan IX. Muhammed, taht mücadelesinde kendisini destekleyen Kastilya kral n n yard m n n karfl l nda a r bir masraf faturas ç karmas karfl s nda isteklerini kabul etmedi. Bunun üzerine Kastilya kral flartlar kabul eden IV. Yusuf un 1432 de tahta geçmesini sa lad. IV. Yusuf un alt ay sonra ölmesiyle IX. Muhammed üçüncü defa tahta ç kt ve on üç y l daha hüküm sürdü te amcas n tahttan indiren X. Muhammed Nasrî taht na ç kt, fakat taht n 1446 da Kastilya n n himayesindeki V. Yusuf a kapt rd. Her ne kadar taht n k sa sürede geri alm flsa da 1447 de amcas IX. Muhammed taraf ndan taht ndan uzaklaflt r ld. Dördüncü defa tahta oturan IX. Muhammed i 1453 te bu defa da hanedan mensuplar ndan Sa d b. Ali el-müstaîn-billâh taraf ndan taht ndan indirildi. Bu dönemde Nasrî topraklar üzerine sald r lar n fliddetlendiren Kastilya 1462 de Cebelitâr k ele geçirdi. Müslümanlar n Kuzey Afrika ile ba lant s n sa layan bu stratejik flehrin kayb G rnata için a r bir darbe oldu. Ayn y l içinde V. Yusuf ikinci defa Nasrî taht na geçti. K sa bir süre sonra taht geri alan Sa d b. Ali, ülkesini savunacak durumda olmad ndan Kastilya Kral n n hâkimiyetini tan may ve ona y ll k vergi ödemeyi kabul etti. Sa d b. Ali, 1465 te o lu Ebü l-hasan Ali taraf ndan tahttan indirildi. Bu dönemde Ebü l- Hasan Ali ile kardefli XII. Muhammed aras nda yaflanan taht kavgas ülkenin paylafl lmas yla sonuçland. G rnata ve civar Ebü l-hasan da, Mâleka ve civar Zagal da kald. Kastilya Kraliçesi Isabella ile Aragon Kral Ferdinand 1469 da evlenip on y l sonra da krall klar n birlefltirdikten sonra, Nasrîlerin hâkim oldu u flehirleri birer birer ele geçirdiler Nasrî ülkesine genel bir taarruz bafllatt lar. Bu arada Ebü l-hasan Ali nin o lu Ebû Abdullah, vergi oranlar n afl r derecede yükseltmesi ve özel hayat ndaki baz hatalar yüzünden halk k zd ran babas Ebü l-hasan Ali ye karfl 1482 de bir isyan bafllatt. Devlet adamlar ve G rnata halk aras nda büyük destek bulan isyan sonunda Ebü l-hasan o lu Ebû Abdullah ile mücadeleyi göze alamad ve taht b rak p Mâleka ya giderek kardefli Zagal a s nd. Bu s rada Zagal, Ferdinand n Mâleka ya gönderdi i bir orduyu 1483 te a r bir yenilgiye u ratt. Bunun üzerine G rnata n n son sultan Ebû Abdullah (XI. Muhammed), amcas n n zaferinden de cesaret alarak saltanat n n ikinci y l nda Kastilya ya ait Lûsinâ ya (Lucena) sald rd, fakat Kurtuba yak n nda yenilip esir düfltü. Ferdinand ve Isabella, ellerindeki Ebû Abdullah hâkimiyetlerini tan mas flar- D KKAT

244 234 slam Tarihi ve Medeniyeti-I t yla bir ordunun bafl nda amcas Zagal a karfl gönderdiler. G rnata n n do usundaki baz kaleleri ele geçiren Ebû Abdullah 1486 da kendisini Nasrîlerin meflrû hükümdar ilân etti. Ebû Abdullah Kastilya Krall ile bar fl ve sald rmazl k anlaflmas imzalad yönünde haberler yayarak kendisine taraftar toplamaya çal fl yordu. Nasrîlerin kendi içlerinde bölünmesini bekleyen spanyollar, Kastilya Krall için tehlike olarak gördükleri Zagal n gücünü k rmak için onun elinde bulunan merkezlere sald r ya geçtiler ve Levfle yi (Loja) ald ktan sonra Mâleka y kuflatt lar. Kuzey Afrika daki Müslüman hükümdarlardan ve Memlüklerden bekledi i yard m alamayan Zagal devlet adamlar, kumandanlar ve bilginlerin görüflünü ald ktan sonra 1487 de flehri teslim etti. Böylece 1490 y l bahar na kadar G rnata hariç di er flehirlerin tamam Nasrîlerin elinden ç km fl oldu. Ferdinand ve Isabella sonunda, tahta bizzat oturttuklar Ebû Abdullah tan bütün Müslümanlar n s nd G rnata y kendilerine teslim etmesini istediler. Devlet ricâli, din adamlar ve kumandanlar yla görüflen sultan bu teklifi reddederek savaflmaya karar verdi da harekete geçen spanyollar civardaki yerleflim merkezlerini ve ekinleri tahrip edip G rnata surlar - na dayand lar. Beklemedikleri kuvvetli bir direniflle karfl lafl nca geri çekildiler ve 1491 bahar nda toplar n deste indeki büyük ordular yla flehri tekrar kuflatt lar. Bütün zorluklara ra men kendilerini k fl mevsimine kadar savunan Müslümanlar büyük kay plar verdiler. Son göçlerle nüfusu muhtemelen in üzerine ç - kan flehirde erzak s k nt s dayan lamayacak boyutlara ulaflt ve salg n hastal klar bafl gösterdi. Nihayet halk n can na, mal na ve dinine dokunulmamas flart yla flehrin teslimine karar verildi. 25 Ekim 1491 tarihli antlaflma gere i spanyollar 3 Ocak 1492 de G rnata ya girdiler. Böylece Müslümanlar n Endülüs teki son ba- ms z devleti ortadan kalkt. SIRA S ZDE 3 Nasrîlerin komflu devletlerle olan iliflkilerini belirleyen temel etkenler hakk nda neler söyleyebilirsiniz? Resim te Müslümanlar n elinden ç kan Runde de (Ronda) kiliseye çevrilen caminin iç k sm ndan bir görünüm. Ma rib hatt yla hlâs Sûresi yaz l (C. Ersin Ad güzel koleksiyonu)

245 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) ARASINDA ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI Kastilya Krall n n Endülüslü Müslümanlar H ristiyanlaflt rma Politikas 1492 de Nasrîlerin y k lmas ndan sonra H ristiyan krall klar n hâkimiyetinde yaflayan Müslümanlar için spanyolca Müslüman anlam ndaki morisko tabiri kullan lmaktad r. 25 Ekim 1491 de, G rnata n n spanyollara teslim anlaflmas yap ld nda Müslümanlara, yani moriskolara haklar n n korunaca na dair Ferdinand ve Isabella taraf ndan teminatlar verilmiflti. fiehrin teslim anlaflmas, kendilerine elches denilen sonradan Müslüman olmufl eski H ristiyanlar dahil bütün moriskolar n kraliyet korumas alt nda olacaklar n, sahip olduklar bütün arazilerin mülkiyet haklar n n ebediyen kendilerinde kalaca n, her türlü bask dan uzak olarak topraklar nda yaflayabileceklerini, gelenek ve göreneklerine kar fl lmayaca n, isteyenlerin Kuzey Afrika ya göç edebilece ini, kendilerinin farkl l klar n gösteren bir alamet tafl malar n n katiyen istenmeyece ini, vak f gelirleri dahil olmak üzere her türlü gelirlerinin yaln zca kendilerine ait olaca n garanti ediyordu. Ayr ca bu teslim flartnamesinde, camilere H ristiyanlar n girmelerinin yasak oldu u ve camilerin moriskolar n ellerinden al nmayaca da aç k bir flekilde ifade edilmiflti. Bununla birlikte bu güvenceler Müslümanlar için inand r c olmam flt. Bu olumsuz bak fl aç s n gidermek için 29 Kas m 1491 de Ferdinand ve Isabella, Allah ad na söz verdikleri resmî bir bildiri yay nlad lar. Bu metinde, Müslümanlara inanç, ibadet ve mülkiyet hakk gibi konularda tam bir hürriyetin tan nd aç k bir biçimde ifade edilmekteydi. H ristiyan spanyol idaresi alt nda Müslümanlar n zamanla H ristiyanlaflacaklar yönündeki inançlar sebebiyle Ferdinand ve Isabella H ristiyan din adamlar na moriskolar n ikna yoluyla H ristiyanlaflt r lmas için talimat verdiler. Baflpiskopos Talavera, kendisini yumuflak bir flekilde Müslümanlara H ristiyanl k inanc n anlatmaya adam flt. Bu yaklafl m zaman içinde sonuç verdi, moriskolar n bir k sm kendiliklerinden H ristiyan olmak istedi. Fakat bu Ferdinand ve Isabella n n istedi inin çok alt ndayd, zira Müslüman olarak kalmaya devam eden moriskolar n say s n n yan nda H ristiyan olanlar n say s çok azd. Onlar daha fazla say da moriskonun daha k sa zaman içinde H ristiyan olmas n istiyorlard. Bunun için özel olarak tayin edilen Francisco Jimenez de Cisneros adl Toledo baflpiskoposu, zor kullanarak Müslümanlar H ristiyanlaflt rma yoluna gitti. Müslüman din adamlar n ça rarak bütün dini kitaplar n kendisine teslim edilmesini istedi. Alt n ve gümüfl süslemeli paha biçilemez befl bin kitap getirildi. Bu kitaplar aras nda t p hakk nda yaz lm fl birkaç kitab Alcala daki kütüphanesi için ay rd, di erlerini ise halk n gözünün önünde yakt r lmas n emretti ve bütün kitaplar insanlar n gözleri önünde yak ld. Farkl zamanlarda defalarca tekrar eden bu hadise Müslümanlar aras nda büyük bir öfkeye neden oldu. Kitaplar n yak lmas esnas nda yaflanan bir olay Müslümanlar n isyan na neden oldu. Sonradan Müslüman olmufl bir kiflinin k z zorla vaftiz edilmek için sürüklenerek kiliseye götürülürken k z n ba rarak durumu çevredeki Müslümanlara duyurmas üzerine bir kalabal k topland. K z tutuklayan hâkim öfkeli halk taraf ndan öldürüldü. Müslümanlar, kendilerine tan nan güvencenin ihlal edilmesinden sorumlu olarak gördükleri Jimenez in evini kuflatt lar. Bu olaylar Talavera n n araya girmesiyle sakinlefltirildi, hâkimi öldürenler ise flehrin valisine teslim edildi. Bunlardan dördü idam edildi, di erleri ise ba flland ve olaylar bir süre için kapand.

246 236 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Bu olaylar, Müslümanlar için zor bir dönemin de bafllang c oldu. Bu isyan mal ve can kayb yla neticelendi inden, Müslümanlar n affedilmeleri konusunda ya sürgün edilmeleri ya da H ristiyan olmay kabul etmeleri fikri benimsendi. darecileri buna Jimenez ikna etmiflti. Müslümanlar n zorla H ristiyanlaflt r lmas sürecini h zland rmak için kendisi de bizzat gayret Ferdinand, Granada da el-büflürât (Alpujarras) ismiyle bilinen da l k kesimlere çekilmifl ve isyan haz rl yapan Müslümanlara gönderdi i mektupta, zorla din de ifltirmenin söz konusu olmad n kraliyet üzerine yemin ederek yazm flt. Fakat kendilerine daha önce verilen sözlerin hiçbirinde durulmad n gören Müslümanlar, Ferdinand n bu mektubuna inanmad - lar. Ferdinand, oldukça kalabal k bir orduyla Müslümanlara karfl sald r ya geçti. syan sona erdirip asileri din de ifltirmeye zorlad, ayr ca para cezas yla da cezaland rd. spanya n n çeflitli yerlerinde zorla din de ifltirme hadiseleri devam etti. Baz yerlerde 11 yafl n üzerindeki bütün Müslümanlar kölelefltirilirken, 11 yafl n alt ndaki çocuklar inançl birer insan olarak yetifltirilmek üzere dindar H ristiyanlara emanet ediliyordu. Müslümanlar n içinde bulunduklar flartlar, zaman ilerledikçe daha da a rlaflt. Engizisyon, özellikle bu dönemde Müslümanlar n H ristiyanlaflt r lmas için bir kontrol mekanizmas yd. Vaftiz olarak H ristiyanl kabul etti ini göstermifl olsa da Yeni H ristiyanlara güvenilmedi ve H ristiyanl klar ndan hep flüphe duyuldu. Çünkü moriskolar gizlice slâm inanc n ve gerekliliklerini yerine getiriyorlard. Özellikle flarap içmeme ve domuz eti yememeye büyük hassasiyet gösteriyorlard. Yeni do an çocuklar n kilisede vaftiz zorunlulu u vard, fakat vaftizden hemen sonra evlerinde vaftizin tesirinden çocuklar n korumak için tekrar y k yorlar veya daha önceden vaftiz edilmifl bir baflka çocu u götürüyorlar, H ristiyan usullerine göre evlenme merasimi yap ld ktan sonra evlerinde slâm inanc n n kabul etti i flekilde nikâh k y yorlard. Bu flekilde kendi inançlar n sürdürmeye devam ettiklerinden moriskolar üzerindeki bask ve kontroller de art yordu. Moriskolara evlerinin kap lar n n aç k tutulma zorunlulu u getirilmifl, evlerinde dahi Arapça konuflmalar yasaklanm flt. Arapça konufltu u tespit edilenler cezaland r l yorlar, ayn suçun tekrar nda ceza daha da a rlaflt r l yordu. Cuma günleri çal flma, Ramazan ay nda gündüzleri yemek yiyip yemediklerine dikkat etme, flarap içme, domuz eti yeme gibi konularda yeni H ristiyanlar hep takip ediliyorlard. Bu takiplerde flüphesiz esas olan onlar n eski inançlar n terk edip etmediklerinin aç kça görülmek istenmesiydi. fiüpheli görülenler engizisyonda yarg lan yordu. Moriskolar üzerindeki bask s n günden güne art ran Kastilya, 1567 de ç kard - kanunlarla moriskolar n Arapça konuflmalar n yasaklam fl, Cuma ve bayram günleri evlerin kap lar n n aç k olma zorunlulu u getirilmifl, çocuklar n H ristiyan okullar na gönderilme mecburiyeti getirilmiflti. Bunun sonucu olarak Müslümanlar n en ciddi isyan y llar aras nda Granada da görüldü. Alpujarras syan olarak bilinen isyan fliddetle bast r ld, isyanc lar n elebafllar ve isyana kat lan çok say da kimse idam edildi. Kastilya ya moriskolar n silahland klar yönünde bilgiler gelmekte, ayr ca Valencia moriskolar n n Osmanl ile bir muhabere a oluflturduklar ve Osmanl deste ini alarak bir isyan haz rl nda olduklar biliniyordu. Hatta Osmanl ile haberleflme halinde olup da bir isyan haz rl nda oldu u anlafl lan çok say da morisko öldürüldü. Osmanl kuvvetlerinin bu y llarda spanya k - y lar n vurmas ve spanya karfl s nda Osmanl -Frans z ittifak n n oluflturulmaya çal fl lmas da spanyol krall klar tedirgin ediyordu. Uzun y llardan beri morisko meselesiyle u raflan spanyol krall klar, bir türlü üstesinden gelemedikleri bu meselede kesin çözümün moriskolar n sürgün edilmesi yoluyla olaca fikrine vard lar.

247 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 237 Nihayet bu fikir uygulamaya konuldu. III. Philip döneminde ( ) moriskolar n tamamen sürgün edilmeleri için pefl pefle fermanlar yay nland y l nda Valencia n n yay nlad bir sürgün ferman nda, moriskolar n üç gün içinde krall k topraklar ndan ayr lmalar n öngörüyordu. Sürgün edilen moriskolar n yanlar na tafl yabilecekleri eflyalar almalar na müsaade edilecekti, 4 yafl nda ve küçük çocuklar n kal p kalmayacaklar na ise anne-babalar karar vereceklerdi. Moriskolar n Kuzey Afrika ya göçü ve Osmanl Devleti nin yard m n araflt r n z y llar aras nda spanyol krall klar n n topraklar nda yaflayan yüz binlerce morisko sürgün olarak topraklar ndan ayr ld. Bu say n n 600 bin civar nda oldu u tahmin edilmektedir. Moriskolar n baz lar kraliyet gemileriyle, baz lar ise kendi kiralad klar yelkenlilerle Kuzey Afrika ya geçtiler. Moriskolar bu yolculuklar esnas nda çok ac felaketler yaflad lar. Kendi imkanlar yla göç eden moriskolardan baz lar, kiralad klar yelkenlilerin kaptan ve tayfalar taraf ndan ya soyuldular ya da öldürüldüler. Moriskolar n büyük bir ço unlu u ise yanlar nda bol miktarda alt n bulundu unu düflünen Kuzey Afrika n n yerli halk taraf ndan öldürüldü. Kad n ve çocuklar n kölelefltirilmesi bu dönemde moriskolar n s kça yaflad klar bir durumdu. Salg n hastal klar ve deniz yolculu u esnas nda gemilerin batmas sonucu ölen binlerce morisko bulunmaktayd y l ndan sonra da spanyol krall klar nda kimliklerini gizleyerek yaflamaya devam eden moriskolar n varl da bilinmektedir. Zamanla say lar azalsa da, spanyol belgelerinin verdi i bilgilerden moriskolar n XVIII. yüzy l n sonuna kadar Kastilya da gizlice yaflamaya devam ettikleri anlafl lmaktad r. Endülüs Müslümanlar n n Kuzey Afrika ya Göçü ve Osmanl Yard m Endülüs te Müslümanlar n içinde bulundu u a r flartlar, onlar Endülüs d fl ndan yard m istemeye zorlam fl ve Nasrîlerin son y llar na do ru Memlük ve Osmanl Devleti nden yard m talebinde bulunmak üzere elçiler gönderilmifltir. Sultan II. Bayezid in huzuruna gelen Endülüs heyeti, Müslümanlar n Endülüs te içinde bulunduklar zor durumu arz etmifller ve Endülüslü meflhur flair Ebu l-bekâ er-rundî nin kasîde-i arrâ olarak bilinen bir a t n da padiflaha sunmufllard. Bunun üzerine II. Bayezid Papal k, Kastilya ve Aragon a elçiler göndererek diplomatik yolla durumun önüne geçmeye çal flt. Ayr ca 1487 y l nda Kemal Reis in bafl nda oldu u Osmanl donanmas spanya k y lar n vurdu. Fakat gerek Osmanl n n o dönemde Endülüs e yard m ulaflt racak seviyede deniz gücüne sahip bulunmay fl ve gerekse Cem Sultan meselesinin Osmanl y meflgul ediyor oluflu, istenen seviyede yard m n Endülüs e gönderilmesine engel olmufltur de Müslümanlar n Endülüs teki son devleti olan Nasrîler y k ld ktan sonra da Endülüs Müslümanlar Osmanl ya yeniden bir elçi göndererek yard m talebinde bulundular de Sultan II. Bayezid in huzuruna ç kan Endülüslü elçi, spanyollar n Endülüs Müslümanlar na yapt klar zulümleri anlatan bir a t sundu. A tta, Endülüs Müslümanlar n n zorla H ristiyanlaflt r lmaya çal fl ld, namaz k ld veya oruç tuttu u tespit edilenlerin atefle at ld, baz mescitlerin çöplü e çevrildi- i ve Müslümanlar n maruz kald di er bask lar dile getirilmektedir. Osmanl sultan ndan ise, H ristiyan krall n n 1492 de kendilerine inanç, ibadet, can ve mal emniyeti hakk ndaki taahhütlerine sad k kalmalar veya Endülüslülerin mallar yla birlikte Kuzey Afrika ya göçmelerine izin vermelerini sa lamas konusunda yard m 4 SIRA S ZDE

248 238 slam Tarihi ve Medeniyeti-I istemifllerdi. Bunun üzerine 1505 y l nda Kemal Reis in bafl nda bulundu u donanma yeniden gönderilerek spanya k y lar vuruldu. Bu sefer dönüflünde Kemal Reis çok say da moriskoyu Kuzey Afrika ve stanbul a tafl d. Bununla birlikte Osmanl n n Endülüs Müslümanlar na daha büyük yard m, Osmanl hizmetindeki Hayreddin (k z l sakall oluflundan spanyollar taraf ndan Barbaros olarak adland r - lan) ile olmufltur. Onun 1529 y l nda moriskoyu Cezayir e nakletti i bilinmektedir. Barbaros Hayreddin Pafla n n bu yard mlar dolay s yla moriskolar 1541 de Kanuni Sultan Süleyman a gönderdikleri bir mektupla teflekkürlerini bildirmifllerdir. Osmanl n n moriskolar n iskân konusundaki yard mlar, onlar n sadece Kuzey Afrika ya nakledilmelerini sa lamak için olmad. Fransa üzerinden Avrupa n n çeflitli bölgelerine yerleflmifl olan moriskolar n Osmanl topraklar na ve Kuzey Afrika ya yerlefltirilmesi için de gayret edildi. Özellikle I. Ahmed zaman nda elçiler gönderilerek Fransa ve Venedik teki moriskolar n güvenli bir flekilde slâm topraklar na tafl nmalar sa land. stanbul, Selanik, Bursa, Adana ve Anadolu nun di er flehirlerine yerlefltirildiler. Moriskolar n yerlefltikleri bölgelerin idarecilerine fermanlar gönderilerek befl sene boyunca moriskolardan vergi al nmamas emri gönderildi. Bu uygulamayla moriskolar n maddi aç dan kendilerini toparlamalar n n sa lanmas hedefleniyordu. Son olarak, Osmanl Devleti nin sadece Müslümanlara de il, ayn zamanda Endülüs Yahudilerine de topraklar na yerleflme izni verdi ine iflaret edilmelidir. II. Bayezid döneminde Osmanl taraf ndan kabul edilen Endülüs Yahudileri, özellikle stanbul, zmir ve Selanik gibi flehirlere yerlefltiler. O dönemde di er ülkeler Yahudileri kabul etmek istemezken, spanya dan sürülen Yahudilere Osmanl lar kap lar n açt. Endülüs Yahudileri büyük bask gördükleri spanya dan sürüldükten sonra Osmanl topraklar nda tam bir hürriyet içinde yaflad lar.

249 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 239 Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Endülüs Emevî Devleti nin y k l fl ndan sonra ortaya ç kan siyasî parçalanman n yan nda Reconquista sürecinde Müslüman-H ristiyan iliflkileri hakk nda bilgi sahibi olabilmek Endülüs Emevî Devleti nin y k l fl ndan sonra sadece bir veya ise birkaç flehre hâkim olan ve say lar yirmi kadar olan devletçik ortaya ç kt. Bunlar n nihaî gayeleri Endülüs te siyasi birli i sa lamak oldu undan, bütün güçlerini birbirleriyle mücadele etmek için harc yorlard. Bunun sonucu olarak Müslümanlar günden güne zay flad lar, karfl lar ndaki tehlikenin fark na ise ancak Tuleytula n n kaybedilmesinden sonra varabildiler. Tuleytula n n al nmas, Müslümanlar n elinde bulunan di er flehirlerin de geri al - nabilece i düflüncesine spanyol krall klar n inanmalar n sa lad. Sonraki y llarda h z kazanan reconquista hareketinin yeniden parlamas mülûkü t-tavâif döneminde gerçekleflti. Reconquista sürecinde H ristiyanlar n hâkimiyetine geçmifl olan flehirlerde yaflamaya devam eden Müslümanlar olan müdeccenler, önceleri kendilerine tan nan haklar dolay s yla yaflad klar flehirlerde yaflamaya devam etmifllerse de, verilen teminatlar n ve sözlerin ihlal edilmesi üzerine büyük ço unlu u ya Endülüs ün Müslümanlar n hâkimiyetindeki bir flehrine ya da Kuzey Afrika ya göç etmeye mecbur oldular. spanyol krall klar karfl s nda zor durumda kalan Endülüs Müslümanlar n n Kuzey Afrika ile iliflkilerini de erlendirebilmek Tuleytula n n 1085 y l nda Kastilya Krall taraf ndan ele geçirilmesi ve ard ndan Endülüs teki Müslüman emîrleri tehdit etmesi sonucunda Müslümanlar Kuzey Afrika daki Murâb tlardan yard m istemek zorunda kald lar. Murâb tlar n Endülüs e geçiflleri, Endülüs Müslümanlar n H ristiyan krall klar n bunaltan sald r lar ndan bir süre kurtard. Murâb tlar n y k lmas n n ard ndan onlar n yerini alan Muvahhidler de ayn flekilde Endülüs Müslümanlar n n koruyucular oldular. Fakat kâb savafl n n ard ndan Endülüs te güçten düfltükleri aç kça göründü. Nasrîler döneminde de Kastilya Krall karfl s nda Endülüs Müslümanlar n n en büyük destekçileri Merînîler oldu. A MAÇ 3 A MAÇ 4 Murâb tlar ve Muvahhidler döneminden farkl olarak Merînîler Endülüs e hâkim de illerdi, fakat Nasrîlerle kurduklar ittifaklar sonucunda askerî destek sa l yorlard. Endülüs te son ba ms z slâm devleti olan Nasrîlerin spanyol krall klar ve Kuzey Afrika ile iliflkilerini aç klayabilmek ber Yar madas n n güney k sm nda uzun bir süre varl n sürdürme mücadelesi veren Nasrîler, bu amaca ulaflabilmek için bazen Kastilya ya karfl Merînîler veya Aragon ile Merînîler karfl s nda Kastilya ile ittifaklar kurmufllard r. Öyle anlafl l - yor ki, Nasrî hükümdarlar yaflanan dönemin flartlar kendileri için hangi politikan n takip edilmesinin uygun olaca n düflünmüfllerse o yönde ad m atarak ittifaklar kurmufllard r y llar aras nda spanyol krall klar n hâkimiyeti alt nda yaflayan Endülüs Müslümanlar n n durumu ve buradan sürgün edilmeleri hakk nda bilgi sahibi olabilmek 1492 den sonra H ristiyan krall klar n hâkimiyetinde yaflayan Müslümanlar olan moriskolar, kendilerine taahhüt edilen güvencelerin ihlal edilmesi ve zorla H ristiyanlaflt r lmaya çal fl lmalar üzerine baz isyan hareketlerinde bulundular. Moriskolar n zorla da slâmiyet i terk etmeyeceklerini düflünen Kastilya Krall, 1609 da ç kar lan fermanlarla ülkedeki bütün moriskolar n sürgün edileceklerini ilan etmifltir. Bunun üzerine yüz binlerce morisko Kuzey Afrika ve Osmanl topraklar na yerlefltirilmifltir.

250 240 slam Tarihi ve Medeniyeti-I Kendimizi S nayal m 1. Murâb tlar n Endülüs e ilk geçifl sebebini afla dakilerden hangisi aç klamaktad r? a. Murâb tlar n, Endülüs Emevî Devleti nin y k l fl - n n hemen sonras nda bu topraklar ele geçirmek istemeleri b. Murâb tlar n, mülûkü t-tavâif aras nda ç kan mücadeleri f rsat bilerek toprak kazanma istekleri c. Tuleytula n n Kastilya taraf ndan ele geçirilmesinin ard ndan Endülüslü idarecilerin Murâb tlardan yard m talep ederek onlar Endülüs e davet etmeleri d. Devletinin topraklar n geniflletmek isteyen Yusuf b. Tâflfîn in Endülüs e sefer düzenlemesi e. Murâb tlar n Eftasîler e karfl Abbâdîlerle ittifak kurmas 2. kâb Savafl afla dakilerden hangisi aras nda yap lm flt r? a. Murâb tlar ile Kastilya Krall b. Muvahhidler ile Kastilya öncülü ündeki Haçl ordusu c. Murâb tlar ile Muvahhidler d. Murâb tlar ile Aragon Krall e. Muvahhidler ile Navar Krall 3. Reconquista teriminin Endülüs tarihi aç s ndan anlam afla dakilerden hangisidir? a. ber Yar madas n n yerli H ristiyan halk n n Endülüs ü Müslümanlardan geri almas b. Endülüs te Müslüman, H ristiyan ve Yahudilerin bir arada huzur içinde yaflamalar c da Kurtuba n n düflmesinden sonra Müslümanlar n güçlerini birlefltirip kaybettikleri topraklar H ristiyanladan geri almaya çal flmalar d. Kastilya ile Aragon Krall klar aras nda devam eden siyasî ve askerî mücadeleler e. Kastilya Krall na karfl Nasrîler in Aragon Krall ile kurmufl oldu u ittifak 4. Mülûkü t-tavâif döneminin en öne ç kan özelli i afla dakilerden hangisidir? a. Müslümanlar n Endülüs te bir süredir bozulmufl olan birli i yeniden sa lamalar b. Her bir emîrli in, topraklar n geniflletmek arzusuyla di er emîrliklerle sürekli mücadele halinde olmas c. Endülüslü idarecilerin ittifak kurarak Kastilya Krall na karfl mücadele etmeleri d. Murâb tlar n Endülüs Emevî Devleti topraklar na sahip olma arzular e. Do u slâm dünyas ndan Endülüs e gelen ilim adam say s nda görülen art fl 5. slâm hâkimiyeti döneminde, H ristiyanlar n eline geçen flehirlerde yaflamaya devam eden Müslümanlara ne ad verilir? a. Müvelled b. Müdeccen c. Müsta rib d. Morisko e. Sakâlibe 6. Endülüs te morisko olarak isimlendirilen grup afla- dakilerden hangisinde tan mlanm flt r? a. Müslüman olduktan sonra tekrar eski inançlar - na dönen beryal lar b. Endülüs e Yemen den getirilerek iskan edilen Müslümanlar c. H ristiyan olmakla birlikte Müslümanlardan etkilenerek ve onlara benzeyerek yaflayan halk d. Orta ve Do u Avrupa dan Endülüs e gelen halk e den sonra H ristiyan krall klar n hâkimiyetinde yaflamaya devam eden Müslüman halk 7. Mülûkü t-tavâif dönemi afla dakilerden hangisiyle sona ermifltir? a. Murâb tlar n Endülüs e hâkim olmas yla b. Muvahhidlerin Endülüs e hâkim olmas yla c. Nasrîler in kurulmas yla d. Abbâdîler in di er devletçikleri ortadan kald rarak tek kalmas yla e. Katalonya Kontlu u nun Pamplona bölgesini ele geçirmesiyle

251 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 241 Okuma Parças 8. Elhamra Saray n n yap m na afla daki dönemlerin hangisinde bafllanm flt r? a. Murâb tlar b. Muvahhidler c. Nasrîler d. Mülûkü t-tavâif e. Endülüs Emevî Devleti 9. G rnata n n düflmesinden önce Osmanl dan yard m isteyen Endülüs Müslümanlar na Sultan II. Bayezid in cevab ne olmufltur? a. Osmanl n n iç sorunlar nedeniyle yard m edilememifltir b. Nasrîlere yard m için Kuzey Afrika dan Endülüs e bir ordu gönderilmifltir. c. Kastilya y durdurmak için Osmanl hâkimiyeti alt ndaki H ristiyan halka iflkence yap lm flt r d. Sorunun çözümü için Papal k ve Kastilya nezdinde diplomatik giriflimde bulunulmufl, ayr ca Kemal Reis komutas nda bir donanma gönderilerek spanya k y lar vurulmufltur e. Memlük ve Osmanl askerlerinden oluflan bir ordu haz rlanarak Kastilya ya savafl aç lm flt r 10. Baflpiskopos Talavera n n moriskolar için izledi i yol afla dakilerden hangisidir? a. Zor kullanarak moriskolar n H ristiyan olmalar için çal flm flt r b. H ristiyan olup olmamalar n n, onlar n kendi tercihine b rak lmas gerekti ini düflünmüfltür c. yilik yoluyla moriskolar n H ristiyanl benimsemeleri için gayret etmifltir d. Moriskolar n ber Yar madas ndan sürülmeleri için rapor vermifltir e. Moriskolar için ayr yerleflim yerleri kurdurarak moriskolar n flehirlerden ç kar lmalar n sa lam flt r Mancebo de Arevalo adl spanyol Müslüman, ziyaret etti i bir han mefendinin tavsiyesi üzerine G rnatal aristokrat bir Müslüman n ziyaretine gider. Hesapta olmayan bu ziyaret -zira kendisi hac haz rl yapmaktad ryaklafl k iki ay sürer. Bu süre zarf nda Mancebo ile G rnatal ev sahibi aras nda konuflman n bir k sm flöyledir: Bayram kutlamak için gitti im G rnata da, zilhicce ay - n n bafl nda, veda etmek için (bayan) Mora de Ubeda n n yan na gittim. Bana dedi ki: fiimdi bize veda ediyorsun; birbirimizi bir daha haflir gününe kadar göremeyece iz. O yüzden bu levhay (Kur ân- Kerimi kastediyor) al ve onu kalbinde muhafaza et; çünkü onu bereketli k lan ve Muhammed e (selam ve salavât) onun üzerine olsun) veren Cebrâil dir. E er Allah n izniyle Mekke ye var rsan, orada Peygamber Efendimizin kabrinde benim için de dua et. Burada son günlerini geçirdi ini biliyorum ama, senden bir ricam var: Gidip yüce Benegas ziyaret et, zira kendisi s ra d fl bir insand r. Benegas, Ali Sarmiento gibi bir dil uzman de ildir ama, büyük bir Arap âlimidir (muhtemelen kiflinin dinî ilimlerde yetkin oldu u kastediliyor). Onun ziyaretine o kadar çok insan gider ki flafl r rs n. Hayal k r kl na u ramayaca ndan emin olabilirsin; tersine sana söyledi- imden daha fazlas n göreceksin. Kendisi G rnata n n d fl nda Cuesta de la Higuera da yaflar ve orada Vega civar nda muhteflem bir çiftli i var. Onan benim selamlar m ilet; zira o hem bir dost hem de akrabam zd r. Orada daha fazla zaman geçirmeyi düflünmedi im halde, Mora n n dedi ini yapt m. Zilhicce ay n n son günü, yüce Benegas n evine vard m. Beni ancak asil bir insandan beklenecek flekilde karfl lad. Karfl l kl selam al flveriflinde bulunduk. Üçüncü gün, bana bir Kur ân verdi ve ondan iki cüz okuttu. Cüzleri bitirince Kur ân ald ve bana flöyle dedi: Yüce Mevla seni muhafaza etsin ve seni felaha ulaflt rs n. Fakat benim hatalar m düzeltmekten de geri durmad. Ben de bu tashihleri memnuniyetle kabul ettim. Birkaç gün sonra, birbirimiz biraz daha yak ndan tan y nca, bir Cuma günü beni çiftli ine götürdü. Küçük bir derenin kenar nda oturduk ve bana flöyle dedi: Evlad m, senin G rnata da olup bitenlerden haberdar olmad n biliyorum. fiimdi baz fleyleri hat rlay p sana anlat rsam, flafl rma. Bunlar her saniye benim yüre imde yank lan p duruyor. Olanlar n sanc s n kalbimde hissetmedi im tek bir an, tek bir saat yok. Ben Yahudilerin Timola s n, putperestlerin Faraida s n ve y k m ve ac yla dolu daha baflka hikâyeleri okudum. Bunlar n hepsi çok a rd ve herkes kendi

252 242 slam Tarihi ve Medeniyeti-I kayb için gözyafl döktü. Fakat benim kanaatime göre G rnata n n evlatlar n n çekti i ac lar için kimse gözyafl dökmedi. Söylediklerimden flüphen olmas n; zira ben onlardan biriyim ve olanlar n flahidiyim. Evli yahut bekar, asil Müslüman kad nlar n afla land n ve üç yüzden fazla bakirenin pazarda aç k artt rma ile sat ld n bizzat gözlerimle gördüm. Sana daha fazlas n söylemek istemiyorum çünkü yüre im dayanm yor. Dinlerini kurtarmak için mücadele ederken üç o lumu, iki k - z m ve eflimi kaybettim. Hayatta kalan k z m, benim tek tesellim. O zaman bu k z m dört ayl kt. flte ailemi böyle kaybettim. Her fley Allah n iradesiyle olur. Allah beni affetsin. Evlad m, ben geçmifle a lam yorum; zira art k geriye dönüfl yok. Ben as l bundan sonras için a l yorum; tabii e er sana hayat n ba fllarlar da spanya Yar madas nda olanlar görebilirsen. Kur ân n yüzü suyu hürmetine duam o ki, bu sözlerim bofla ç ks n. Hiçbiri benim tahmin etti im gibi olmas n. Buna ra men, dinimiz öylesine zay flayacak ki insanlar Müezzinin sesine ne oldu? diye soracaklar. Atalar m z n dini nereye gitti, diyecekler. Kalbinde ac ma hissi olan insanlar için bu o kadar a r ve ac mas z bir fley ki... Beni en çok endiflelendiren fley, bir gün Müslümanlar, H ristiyanlardan ay rt edilemez hale gelecekler; onlar gibi giyinecekler ve onlar n yediklerinden içtinap etmeyecekler. Allah tan niyaz m o ki, Müslümanlar en az ndan H ristiyanlar n yapt klar n yapmas nlar ve onlar n dinlerini kalplerine tafl mas nlar... Bütün bunlar hadiselerden çok etkilendi i için söyledi- imi düflünebilirsin. Cenab- Hak sonsuz rahmet ve sevgisi ile bu söylediklerimi gerçek olmaktan uzak tutsun; zira böylesi bir ac y bilmek istemem. E er srâilo ullar gözyafl döktü diyorsak, bizim de gözyafl dökmemiz büyük bir mesele midir?... Fakat e er biz bu kadar k sa bir sürede ayaklar m z yere sa lam basam yorsak, gelecek nesiller ne yapacak? E er babalar dinlerini ihmal ederlerse, torunlar o dini tekrar nas l yükseltebilirler? E er fetihler sultan iman n muhafaza etmezse, onun haleflerinden ne beklenir? Sana diyorum, evlad m, bizim çöküflümüz devam edecek. Yüce Mevla rahmetini bize yöneltsin ve bizi ilahî bereketiyle korusun. Akflam namaz n n vakti gelmemifl olsa, Benegas konuflmaya devam edecekti. Onun yan nda iki ay kald m. Yemin ederim, bu iki ay bana iki saat gibi geldi; zira hiç kimse onun kadar ince bir anlay fla sahip de ildi. Zaman zaman beni azarlamas yahut emîrler vermesi d - fl nda, söylediklerine yahut yapt klar na hiçbir itiraz m olmad. Kur ân, Arapça ve branice tefsileri ( branice tefsirlerle ne kastedildi i aç k de il) onun kadar iyi okuyup aç klayan baflka birini görmedim. Sesi de mükemmeldi. K z ise biraz farkl yd. Çok e itimliydi, hâf z- Kur ân d ve muttaki bir hayat vard. Böylesi pür bir alicenapl görmek, büyük bir teselli idi. Bu baba ve k - za veda etti imde, iki taraf da gözyafllar n tutamad. K - z bana bir yüzük, babas da küçük bir mücevher verdi ve flöyle dedi: Evlad m, sana baflka hediyeler vermek isterdim; fakat varl m z art k tükeniyor. Bu mücevheri al. A rl on bin maravedidir. 100 bin maravedi de olsa, onu yine sana verirdim. (Kal n, (2007), s ) Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. c Yan t n z do ru de ilse Murâb tlar Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 2. b Yan t n z do ru de ilse Muvahhidler Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 3. a Yan t n z do ru de ilse Mülûkü t-tavâif Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz 4. b Yan t n z do ru de ilse Mülûkü t-tavâif Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz 5.b Yan t n z do ru de ilse Muvahhidler Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 6. e Yan t n z do ru de ilse Aras Dönemde Endülüs Müslümanlar konusunu yeniden okuyunuz. 7. a Yan t n z do ru de ilse Murâb tlar Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 8. c Yan t n z do ru de ilse Nasrîler Dönemi ( ) konusunu yeniden okuyunuz. 9. d Yan t n z do ru de ilse Aras Dönemde Endülüs Müslümanlar konusunu yeniden okuyunuz. 10. c Yan t n z do ru de ilse Aras Dönemde Endülüs Müslümanlar konusunu yeniden okuyunuz.

253 10. Ünite - Endülüs te slâm Hâkimiyeti ( ) 243 S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Mülûkü t-tavâif adl bu dönemde Endülüs te siyasî aç - dan parçalanm fl bir yap vard. Kendi aralar nda mücadele eden Müslüman emîrlerin topraklar n geniflletmeye çal flt klar bu dönemde Kastilya Krall n n Tuleytula y ele geçirmesi üzerine Endülüslü Müslüman emîrlerin yard m talebiyle Murâb tlar Endülüs e geçtiler. S ra Sizde 2 Murâb tlar 1108 de kazand klar Uklîfl zaferinden k sa bir süre sonra Kuzey Afrika da ç kan genifl kapsaml bir isyanla u raflmak zorunda kalm fllard. Bu isyan k sa bir süre içinde büyüyerek Murâb tlar n sonunu getirdi i gibi Muvahhidler devletinin de kurulufluyla sonuçland. Ayr ca Murâb tlar, Endülüs te kendilerine verilen deste- i de kaybetmeye bafllad lar. S ra Sizde 3 Nasrîler, kendilerini emniyet alt na almak ya da karfl - laflt klar bir sald r y bertaraf etmek amac yla komflu devletlerle çeflitli ittifaklar kurmufllard r. Bu ittifaklarda içinde bulunduklar dönemin siyasî flartlar na göre hareket ettikleri anlafl lmaktad r. S ra Sizde 4 Moriskolar 1492 den sonra özellikle de 1609 da yay nlanan sürgün ferman n n ard ndan Endülüs ten Kuzey Afrika ve Osmanl topraklar na yerlefltiler. Moriskolar n Endülüs ten tafl nmas ve Osmanl topraklar na yerlefltirilmelerinde Osmanl Devleti n n önemli katk lar olmufltur. Yararlan lan Kaynaklar Chakib, B. (1989), Endülüs te Son Müslüman Kal nt s Morisko lar n Cezayir e Göçü ve Osmanl Yard m ( ), (yay mlanmam fl yüksek lisans tezi), Ankara. Chejne, A. (1974), Muslim Spain Its History and Culture, Minneapolis. Kal n,. (2007), slâm ve Bat, stanbul. Lea, H. C. (2006), spanya Müslümanlar H ristiyanlaflt r lmalar ve Sürülmeleri, stanbul. MEB slâm Ansiklopedisi, Zellâka, Zîrîler, Zünnûnîler, maddeleri. Özdemir, M. Endülüs Müslümanlar I, Ankara., Endülüs Müslümanlar na Osmanl Yard m, Türkler, IX, fieyban, L. (2003), Reconquista, Endülüs te Müslüman-H ristiyan liflkileri, stanbul. fiükürov, Q. (2008), Benî Ahmer Devleti ( ), (yay mlanmam fl doktora tezi) stanbul., (2009), Endülüs stidanamesi ve Kemal Reis in spanya Seferi, STEM, sy. 14, s Wasserstein, D. (1985), The Rise and the Fall of the Party-Kings: Politics and Society in Islamic Spain , New Jersey. Watt, W. M.-Cachia, P. Endülüs Tarihi, (2011), stanbul. TDV slâm Ansiklopedisi, Ganiye, Hûdîler, bn Merdenîfl, Moriskolar, Murâb tlar, Muvahhidler, Mülûkü t-tavâif, maddeleri.

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 A. GENEL BİLGİLER...1 1. Tarihin Faydası ve Önemi...3 2. Kur an ve Tarih...4 3. Hadis ve Tarih...5 4. Siyer ve Meğâzî...6 5. İslâm Tarihçiliğinin Doğuşu ve Gelişmesi...6 B. İSLÂM

Detaylı

Umman Tarihinin Dönüm Noktalar

Umman Tarihinin Dönüm Noktalar Umman Ülke ad : Umman Sultanl Eski ad : Maskat ve Umman Yüzölçümü: 212.460 km. Sahil fleridi: 2.092 km. Resmî Dili: Arapça ( ngilizce, Baluchi, Urdu) Din: Müslümanl k, Hinduizm Nüfus: 2.622.198 (Temmuz

Detaylı

İSLAM TARİHİ VE MEDENİYETİ-1

İSLAM TARİHİ VE MEDENİYETİ-1 İSLAM TARİHİ VE MEDENİYETİ-1 TAR103U KISA ÖZET DİKKAT Buarada ilk 4 sahife gösterilmektedir. Özetin tamamı için sipariş veriniz www.kolayaof.com 1 1. ÜNİTE İslamiyet Öncesi Arabistan ARABİSTAN IN COĞRAFİ

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HZ.MUHAMMEDİN HAYATI DKB

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HZ.MUHAMMEDİN HAYATI DKB DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HZ.MUHAMMEDİN HAYATI DKB 05 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TOPLUMLAR İLH 340 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli

Detaylı

CO RAFYA GRAF KLER. Y llar Bu grafikteki bilgilere dayanarak afla daki sonuçlardan hangisine ulafl lamaz?

CO RAFYA GRAF KLER. Y llar Bu grafikteki bilgilere dayanarak afla daki sonuçlardan hangisine ulafl lamaz? CO RAFYA GRAF KLER ÖRNEK 1 : Afla daki grafikte, y llara göre, Türkiye'nin yafl üzerindeki toplam nufusu ile bu nüfus içindeki okuryazar kad n ve erkek say lar gösterilmifltir. Bin kifli 5. 5.. 35. 3.

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Kuruluş : 27 Ekim 1989 Adres : Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Kampüsü Dikimevi - Ankara Tel : 363 03 26-363 03 27 ANKARA ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

ÜN TE V SOSYAL TUR ZM

ÜN TE V SOSYAL TUR ZM ÜN TE V SOSYAL TUR ZM Bu ünitede turizmin çeflitlerinden biri olan sosyal turizmi daha ayr nt l bir flekilde ö renip, ülkemizdeki sosyal turizmin geliflimi hakk nda bilgiler edinece iz. Ç NDEK LER A. S

Detaylı

ALBARAKA TÜRK. Faizsiz Kazanç

ALBARAKA TÜRK. Faizsiz Kazanç OSMANLI DEM RYOLLARI ' takvimi, Albaraka Türk ün kültürümüze kazand rd Hicaz Demiryolu Foto raf Albümü nden derlenen foto raflardan oluflturulmufltur. Osmanl Devleti 19. yüzy l n ikinci yar s ndan itibaren,

Detaylı

Duhanc Hac Mehmet Sok. No: 35 Küçükçaml ca Üsküdar - stanbul

Duhanc Hac Mehmet Sok. No: 35 Küçükçaml ca Üsküdar - stanbul Yay n no: 07 Sohbet : 01 stanbul 2008, 1. Bask ISBN 978-975-8757-08-4 Editör: Necdet Y lmaz Hadis Tahriçleri Süleyman Sar Kitap konsept ve tasar m : GNG TANITIM Kitap iç uygulama: TN LET fi M Bask : Acar

Detaylı

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Prof. Haberal dan Yeni Bir Uluslararas At l m: TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Dünyan n dört bir yan ndan yüzlerce biliminsan Prof. Dr. Mehmet Haberal taraf ndan kurulan Türk Dünyas Transplantasyon

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

* Azerbaycan 642'de Hz. Ömer (r.a.) zaman nda fethedildi. Hz. Osman (r.a) devrinde ise

* Azerbaycan 642'de Hz. Ömer (r.a.) zaman nda fethedildi. Hz. Osman (r.a) devrinde ise SAYI 12 AGUSTOS BASKI.qxt 15/7/09 12:18 Page 46 Azerbaycan, göç yollar üzerinde Azerbaycan Her ad mda Ülke ad : Azerbaycan Cumhuriyeti Yüzölçümü: 86.600 km2 Sahil fleridi: 825 km (Hazar Denizi) bir kültür...

Detaylı

MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT

MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT I MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT HARUN HAKAN BAŞ Ankara 2009 II Yay n No : 2195 Hukuk Dizisi : 1031 1. Bas Eylül 2009 - STANBUL ISBN 978-605 - 377-113 - 5 Copyright Bu kitab n

Detaylı

ULAfiTIRMA S STEMLER

ULAfiTIRMA S STEMLER T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 2505 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1476 ULAfiTIRMA S STEMLER Yazarlar Yrd.Doç.Dr. Ergün KAYA (Ünite 1) Ö r.gör. Erkin KARADAYI (Ünite 2) Yrd.Doç.Dr. Meserret NALÇAKAN

Detaylı

HZ. MUHAMMED N PEYGAMBER OLARAK

HZ. MUHAMMED N PEYGAMBER OLARAK HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 3 05.08.2014 16:03:56 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 4 04.02.2014 10:37:55 10 HAR TA VE RES MLER 13 ÖN SÖZ 19 G R Ç NDEK LER HZ. MUHAMMED N PEYGAMBER OLARAK

Detaylı

Temel Kaynak 4. Ülkeler

Temel Kaynak 4. Ülkeler SOSYAL B LG LER Temel Kaynak 4 Uzaktaki Arkadafl m Ülkeler Dünya n n 1/4 i karalarla kapl d r. Karalar, büyük parçalar hâlinde de bulunmaktad r. Buna k ta denir. Dünya da 6 k ta vard r. Bunlar, Asya Amerika

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Celal Bayar Üniversitesi 2007 Y. Lisans Tarih - Ortaçağ Celal Bayar Üniversitesi

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Celal Bayar Üniversitesi 2007 Y. Lisans Tarih - Ortaçağ Celal Bayar Üniversitesi ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Zafer Duygu 2. Doğum Tarihi : 11.08.1976 3. Unvanı : Yardımcı Doçent Doktor 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Celal Bayar Üniversitesi 2007 Y.

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

MURAT YÜKSEL. FEM N ST HUKUK KURAMI VE FEM N ST DÜfiÜNCE TEOR LER

MURAT YÜKSEL. FEM N ST HUKUK KURAMI VE FEM N ST DÜfiÜNCE TEOR LER I MURAT YÜKSEL FEM N ST HUKUK KURAMI VE FEM N ST DÜfiÜNCE TEOR LER III DR. MURAT YÜKSEL Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ö retim Görevlisi FEM N ST HUKUK KURAMI VE FEM N ST DÜfiÜNCE TEOR LER IV Yay

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MÜŞRİKLERLE İLİŞKİLER SERİYYE VE GAZVELER

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MÜŞRİKLERLE İLİŞKİLER SERİYYE VE GAZVELER 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MÜŞRİKLERLE İLİŞKİLER SERİYYE VE GAZVELER Müşriklerle İlişkiler - İlk Seriyyeler ve Gazveler Gazve: Hz. Peygamber in katıldığı bütün seferlere gazve (ç.

Detaylı

Din leri Yüksek Kurulu karar : 12. 03. 2002/34. 7. Bask. 2012-06-Y-0003-581 ISBN: 978-975-19-3393-5 Sertifika No: 12930. Diyanet leri Ba kanl

Din leri Yüksek Kurulu karar : 12. 03. 2002/34. 7. Bask. 2012-06-Y-0003-581 ISBN: 978-975-19-3393-5 Sertifika No: 12930. Diyanet leri Ba kanl HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 01.indd 1 17.04.2012 16:04:00 Diyanet leri Ba kanl Yay nlar / 581 lmî Eserler / 92 Tashih Altan ÇAP Mehmet Ali SOY Bask Takip Hac Duran NAMLI Bask Takip Mücella TEK N Emre

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: [email protected] H

Detaylı

Hz. Muhammed'in hayatının tarihi kronolojisi

Hz. Muhammed'in hayatının tarihi kronolojisi On5yirmi5.com Hz. Muhammed'in hayatının tarihi kronolojisi Siyer-i Nebi için Hz. Peygamberimizin hayatının tarihi kronolojik sıralaması. Doğumundan vefatına mekke ve medine dönemine göre. Yayın Tarihi

Detaylı

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Dursun Yıldız SPD Başkanı 2 Nisan 2016 Giriş Gelişmenin ve karşı duruşun, doğuya karşı batının, kuzey kıyısına karşı güney kıyısının, Afrika ya karşı

Detaylı

TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler

TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler 1 TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araflt rma ve Uygulama Merkezi 2003

Detaylı

Sosyal Bilgiler. Uygulamal Etkinlik. Afla daki boflluklar uygun ifadelerle tamamlay n z.

Sosyal Bilgiler. Uygulamal Etkinlik. Afla daki boflluklar uygun ifadelerle tamamlay n z. Ad : Soyad : S n f : 5. SINIF Nu. : Bölgemizi Tan yal m TEST 100 Uygulamal Etkinlik 1. Afla daki foto raflarda yer alan evleri inceleyiniz. Bu evlerin hangi bölgelerde yayg n oldu unu ve bu bölgelerin

Detaylı

ORTA ÇAĞ TARİHİ. Editör Doç. Dr. Selim Hilmi ÖZKAN

ORTA ÇAĞ TARİHİ. Editör Doç. Dr. Selim Hilmi ÖZKAN ORTA ÇAĞ TARİHİ Editör Doç. Dr. Selim Hilmi ÖZKAN Bölüm Yazarları Doç. Dr. Abdullah KAYA Doç. Dr. Bekir BİÇER Doç. Dr. Murat KEÇİŞ Yrd. Doç. Dr. Ahmet SAĞLAM Yrd. Doç. Dr. Emrullah KALELİ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

Editörler Prof.Dr. Nurettin Gemici - Doç.Dr. Cahid Kara İSLAM TARİHİ I

Editörler Prof.Dr. Nurettin Gemici - Doç.Dr. Cahid Kara İSLAM TARİHİ I Editörler Prof.Dr. Nurettin Gemici - Doç.Dr. Cahid Kara İSLAM TARİHİ I Yazarlar Doç.Dr. Bilal Gök Doç.Dr. Cahid Kara Doç.Dr. İsmail Pırlanta Doç.Dr. Mehmet Dalkılıç Dr.Öğr.Üyesi Ali Hatalmış Dr.Öğr.Üyesi

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Rakamlarla Sektörümüz: 3 kıtadan 77 ülkeye doğrudan hizmet götüren, Toplam Yatırımı 5 Milyar Doları aşan, Yan sektörleri ile birlikte yaklaşık

Detaylı

Planetaryum: üç boyutlu bir dünya

Planetaryum: üç boyutlu bir dünya Planetaryum: üç boyutlu bir dünya Türkçe de Gezegenevi ya da Uzay Tiyatrosu fleklinde adland r lan Planetaryum, özel bir projektör arac l yla gökyüzü simulasyonlar n n bir kubbeye yans t ld üç boyutlu

Detaylı

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK 2009 8.SINIF SBS SINAV SORUSU 6. Yukarıdaki tablo 1906 yılında Osman Hamdi Bey tarafından yapılmıştır. Tablonun adı Kaplumbağa Terbiyecisi dir. Bu tabloyla ilgili aşağıdaki

Detaylı

PROF. DR. İRFAN AYCAN ÖZGEÇMİŞ

PROF. DR. İRFAN AYCAN ÖZGEÇMİŞ PROF. DR. İRFAN AYCAN ÖZGEÇMİŞ Doğum Yeri ve Tarihi : Bolu/Gerede 1961 Lisans : 1982 Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yüksek Lisans : 1985 Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora :

Detaylı

Avrupal lara Kremal Kahve ile Çikolatal Kahveyi Kim Ö retti?

Avrupal lara Kremal Kahve ile Çikolatal Kahveyi Kim Ö retti? Evrensel Bak fl Aç s Gürbüz Evren Avrupal lara Kremal Kahve ile Çikolatal Kahveyi Kim Ö retti? Bütün Dünya da yazmaya bafllad m ilk y llarda, Kraliçe Marie Antoinette in, Frans z Devrimi s ras nda, Ekmek

Detaylı

CO RAFYA. TÜRK YE DE YERfiEK LLER VE ETK LER

CO RAFYA. TÜRK YE DE YERfiEK LLER VE ETK LER CO RAFYA TÜRK YE DE YERfiEK LLER VE ETK LER ÖRNEK 1 : 1990 nüfus say m na göre nüfus yo unluklar Türkiye ortalamas n n alt nda olan afla daki illerin hangisinde, nüfus yo unlu unun azl yüzey flekillerinin

Detaylı

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com NTERNET S TES TANITIMI RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com ran slâm nk lâb n n 25. y ldönümü münasebetiyle hizmete aç lan ran slâm Cumhuriyeti

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

Prof. Dr. Neslihan OKAKIN

Prof. Dr. Neslihan OKAKIN I Prof. Dr. Neslihan OKAKIN Marmara Üniversitesi..B.F. Çal flma Ekonomisi ve Endüstri liflkileri Bölümü Yönetim ve Çal flma Psikolojisi Anabilim Dal Ç a l fl m a Y a fl a m n d a nsan Kaynaklar Yönetimi

Detaylı

ORTAÖĞRETİM. Öğretmenin. Ders Notları

ORTAÖĞRETİM. Öğretmenin. Ders Notları ORTAÖĞRETİM TARİH Öğretmenin Ders Notları II ORTAÖĞRETİM 9. SINIF TARİH (Öğretmenin Ders Notları) EDİTÖR Turgut MEŞE YAZAR Faruk KARA Bütün hakları Editör Yayınevine aittir. Yayıncının izni olmaksızın

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

MİM 282 - MİMARLIK TARİHİ VE KURAMI II 2013-14 GÜZ

MİM 282 - MİMARLIK TARİHİ VE KURAMI II 2013-14 GÜZ MİM 282 - MİMARLIK TARİHİ VE KURAMI II 2013-14 GÜZ 13 ŞUBAT - 1- Erken Dönem İslam Mimarlığı İslam Mimarlığı 20 ŞUBAT - 2- Anadolu Selçuklu Mimarlığı Camiler 27 ŞUBAT - 3- Anadolu Selçuklu Mimarlığı Medreseler,

Detaylı

SOSYAL GÜVENL K REHBER. SSK BAfiKANLI I

SOSYAL GÜVENL K REHBER. SSK BAfiKANLI I SOSYAL GÜVENL K REHBER Resul KURT SSK BAfiKANLI I Sigorta Müfettifli Hüseyin FIRAT SMMM SMMMO Baflkan Yard mc s MAYIS 2005 1 Yönetim Merkezi ve Yaz flma Adresi: SMMMO Kurtulufl Caddesi No: 152 Kurtulufl

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 1.5 EKONOMİK DURUM 1.5. Ekonomik Durum Arabistan ın ekonomik hayatı tabiat şartlarına, kabilelerin yaşayış tarzlarına bağlı olarak genellikle;

Detaylı

Marmara Üniversitesi..B.F. Ticaret Hukuku Ana Bilim Dal Baflkan

Marmara Üniversitesi..B.F. Ticaret Hukuku Ana Bilim Dal Baflkan Prof. Dr. Ayfle Nur BERZEK Marmara Üniversitesi..B.F. Ticaret Hukuku Ana Bilim Dal Baflkan F KR VE SINAÎ HUKUK MEVZUAT I - Kanunlar - Kanun Hükmünde Kararnameler - Yönetmelikler - Tüzükler - Uluslararas

Detaylı

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 1 2 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 3 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No.10 ISBN 975 94473 6 3 Kapak tasarım: Şule İLGÜĞ - [email protected] Baskı Yeri:

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

VERG NCELEMELER NDE MAL YET TESP T ED LEMEYEN GAYR MENKUL SATIfiLARININ, MAL YET N N TESP T NDE ZLEN LEN YÖNTEM

VERG NCELEMELER NDE MAL YET TESP T ED LEMEYEN GAYR MENKUL SATIfiLARININ, MAL YET N N TESP T NDE ZLEN LEN YÖNTEM VERG NCELEMELER NDE YET TESP T ED LEMEYEN GAYR MENKUL SATIfiLARININ, YET N N TESP T NDE ZLEN LEN YÖNTEM Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi Son y llarda ekonomide meydana gelen olumlu geliflmelerle gayrimenkul piyasas

Detaylı

CO RAFYA AKARSULAR. ÖRNEK 1 : Afla daki haritada bir yöredeki akarsular gösterilmifltir.

CO RAFYA AKARSULAR. ÖRNEK 1 : Afla daki haritada bir yöredeki akarsular gösterilmifltir. CO RAFYA AKARSULAR ÖRNEK 1 : Afla daki haritada bir yöredeki akarsular gösterilmifltir. K ÖRNEK 2 : Bir nehrin deltas ndan, on y ll k bir biriktirme kesiti al narak incelenmifltir. Bu inceleme sonucunda

Detaylı

Hiçbir zaman Ara s ra Her zaman

Hiçbir zaman Ara s ra Her zaman Ö RETMEN ÖZ DE ERLEND RME FORMU K fi L K ÖZELL KLER flimi seviyorum. Sab rl y m. Uyumluyum. fl birli ine aç m. Güler yüzlüyüm. yi bir gözlemciyim. yi bir planlamac y m. Çocuklara, ailelere, meslektafllar

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan.

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan. EVOK Güvenlik, ülkemizde büyük ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetlerine kalite getirmek amac yla Mustafa Alikoç yönetiminde profesyonel bir ekip taraf ndan kurulmufltur. Güvenlik sektöründeki 10 y ll k bilgi,

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS SİYER II İLH 114 2 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla İLK MÜSLÜMANLARI TANIYALIM

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla İLK MÜSLÜMANLARI TANIYALIM 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla İLK MÜSLÜMANLARI TANIYALIM Hatice: Mekke'nin zenginlerindendi. Peygamberle evlendi. 25 yıllık evliliklerinde 6 çocukları oldu. Hz Hatice Doğum : 555 Evlenme:

Detaylı

3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR

3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR 3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR 423 424 3. Salon Paralel Oturum XII - Sorular ve Cevaplar OTURUM BAfiKANI (Ali Metin POLAT) OTURUM BAfiKANI - Gördü ünüz gibi son derece demokratik bir yönetim

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HUDEYBİYE İLE MEKKE NİN FETHİ ARASINDAKİ GELİŞMELER

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HUDEYBİYE İLE MEKKE NİN FETHİ ARASINDAKİ GELİŞMELER 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HUDEYBİYE İLE MEKKE NİN FETHİ ARASINDAKİ GELİŞMELER Hudeybiye Barış Antlaşması ile Mekke'nin fethi arasında geçen iki yıla yakın bir zaman zarfında Hz. Peygamber

Detaylı

ç kar lmas için çal flt klar n ifade eden Türk, Her geliflinizde Baflkent OSB nin sürekli de iflti ini göreceksiniz dedi.

ç kar lmas için çal flt klar n ifade eden Türk, Her geliflinizde Baflkent OSB nin sürekli de iflti ini göreceksiniz dedi. 4 Ankara- Baflkent OSB, bir ilk i daha gerçeklefltirdi. Kooperatif olarak örgütlenip, daha sonra organize sanayi bölgesine dönüflen OSB ler aras nda genel kurulunu yapan ilk kurulufl oldu. Sanayi ve Ticaret

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi. Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü PROJE HAZIRLAMA ESASLARI

Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi. Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü PROJE HAZIRLAMA ESASLARI Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü PROJE HAZIRLAMA ESASLARI Yrd.Doç.Dr. Kemal ÜÇÜNCÜ Orman Endüstri Makinaları ve İşletme Anabilim Dalı 1. Proje Konusunun

Detaylı

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU 2015-2016 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI MERKEZİ YERLEŞTİRME PUANIYLA YATAY GEÇİŞ İŞLEMLERİ (EK MADDE-1 E GÖRE) ve BAŞVURULARI Yükseköğretim Kurumlarında Ön lisans ve Lisans

Detaylı

CO RAFYA SICAKLIK. Kavram Dersaneleri 6. ÖRNEK 1 : Afla daki haritada, Türkiye de y ll k günefllenme sürelerinin da l fl gösterilmifltir.

CO RAFYA SICAKLIK. Kavram Dersaneleri 6. ÖRNEK 1 : Afla daki haritada, Türkiye de y ll k günefllenme sürelerinin da l fl gösterilmifltir. CO RAFYA SICAKLIK ÖRNEK 1 : Afla daki haritada, Türkiye de y ll k günefllenme sürelerinin da l fl gösterilmifltir. 2500 saat 2250 saat 1750 saat 2000 saat 2500 saat 2750 saat 3000 saat 3250 saat Bu haritadaki

Detaylı

AMASYA ÜNĠVERSĠTESĠ AVRUPA KREDĠ TRANSFER SĠSTEMĠ (ECTS/AKTS) UYGULAMA YÖNERGESĠ. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç-Kapsam-Dayanak-Tanımlar

AMASYA ÜNĠVERSĠTESĠ AVRUPA KREDĠ TRANSFER SĠSTEMĠ (ECTS/AKTS) UYGULAMA YÖNERGESĠ. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç-Kapsam-Dayanak-Tanımlar AMASYA ÜNĠVERSĠTESĠ AVRUPA KREDĠ TRANSFER SĠSTEMĠ (ECTS/AKTS) UYGULAMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç-Kapsam-Dayanak-Tanımlar AMAÇ Madde 1-(1) Bu Yönergenin amacı; Avrupa Birliğine üye ve aday ülkeler arasında

Detaylı

YARGITAY 2. HUKUK DA RES

YARGITAY 2. HUKUK DA RES YARGITAY 2. HUKUK DA RES 2674 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 YARGITAY 2. HUKUK DA RES E: 2005/20742 K: 2006/5715 T: 18.04.2006 M RASÇILIK SIFATI M RASIN NT KAL ZAMAN YÖNÜNDEN UYGULANACAK

Detaylı

kitap Bireysel fl Hukuku fl Hukuku (Genel Esaslar-Bireysel fl Hukuku)

kitap Bireysel fl Hukuku fl Hukuku (Genel Esaslar-Bireysel fl Hukuku) kitap Bireysel fl Hukuku Prof. Dr. Öner Eyrenci, Porf. Dr. Savafl Taflkent ve Prof. Dr. Devrim Ulucan n birlikte haz rlad klar Bireysel fl Hukuku isimli kitab n ikinci bas s fiubat ay nda Legal Yay nevi

Detaylı

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 1 632-1258 HALİFELER DÖNEMİ (632-661) Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, her biri İslam ın yayılması için çalışmıştır. Hz. Muhammed in 632 deki vefatından sonra Arap

Detaylı

10. Performans yönetimi ve bütçeleme bağlantıları

10. Performans yönetimi ve bütçeleme bağlantıları 10. Performans yönetimi ve bütçeleme bağlantıları girdi süreç çıktı etki, sonuç Üretkenlik,verimlilik, etkinlik Kaynaklar Nihai Hedefler 4.10.2006 1 Yönetim anlaşması en azından aşağıdakileri içermelidir

Detaylı

6 MADDE VE ÖZELL KLER

6 MADDE VE ÖZELL KLER 6 MADDE VE ÖZELL KLER TERMOD NAM K MODEL SORU 1 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER MODEL SORU 2 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER 1. Birbirine temasdaki iki cisimden s cakl büyük olan s verir, küçük olan s al r. ki cisim bir

Detaylı

KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER

KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER Bülent SEZG N* 1-G R fi Katma de er vergisinde vergilendirme dönemi, 3065 Say l Katma De- er Vergisi Kanununun 39 uncu maddesinin 1

Detaylı

Prof. Dr. Mehmet Haberal, Uluslararas Bilimsel Çal flma S n rlar n Geniflletiyor

Prof. Dr. Mehmet Haberal, Uluslararas Bilimsel Çal flma S n rlar n Geniflletiyor Prof. Dr. Mehmet Haberal, Uluslararas Bilimsel Çal flma S n rlar n Geniflletiyor Prof. Dr. Mehmet Haberal, geçen ay yapt görüflmeler ve anlaflmalar sonunda Baflkent Üniversitesi nin uluslararas çal flma

Detaylı

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA Dersin Amacı Bu dersin amacı, öğrencilerin; Öğretmenlik mesleği ile tanışmalarını, Öğretmenliğin özellikleri

Detaylı

Prof. Dr. İbrahim Sarıçam

Prof. Dr. İbrahim Sarıçam Prof. Dr. İbrahim Sarıçam Diyanet Vakfı Yayınları İÇİNDEKİLER: 1. Hz. Muhammed'in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam 2. Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed 3. Peygamberliğin Mekke Dönemi 4. Hicret Ve Medine'de

Detaylı

Gazi Osman. Tarih yazan. Tarihimizdeki en önemli savunma savafl Çanakkale de verilmifltir. Bu savafltan önce, 187778 deki Osmanl -Rus Savafl

Gazi Osman. Tarih yazan. Tarihimizdeki en önemli savunma savafl Çanakkale de verilmifltir. Bu savafltan önce, 187778 deki Osmanl -Rus Savafl Evrensel Bak fl Aç s Gürbüz Evren Tarih yazan Gazi Osman Pafla Tarihimizdeki en önemli savunma savafl Çanakkale de verilmifltir. Bu savafltan önce, 187778 deki Osmanl -Rus Savafl s ras nda Türk askerinin yazd

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

Devleti tarihsel bağlamında iki ayrı örnekte incelemek. Prof. Dr. İlyas DOĞAN, Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Astana Yayınları, 2013

Devleti tarihsel bağlamında iki ayrı örnekte incelemek. Prof. Dr. İlyas DOĞAN, Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Astana Yayınları, 2013 Devleti tarihsel bağlamında iki ayrı örnekte incelemek Prof. Dr. İlyas DOĞAN, Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Astana Yayınları, 2013 Devlet tarihi bir gerçekliktir İşbölümünün en basit düzeyde

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar [email protected], Tel: 262

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ DERS NOTLARI VE ŞİFRE TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ EMEVİLER Muaviye tarafından Şam da kurulan ve yaklaşık

Detaylı

Sermaye Piyasas nda Uluslararas De erleme Standartlar Hakk nda Tebli (Seri :VIII, No:45)

Sermaye Piyasas nda Uluslararas De erleme Standartlar Hakk nda Tebli (Seri :VIII, No:45) SMMMO MEVZUAT SER S 5 Sermaye Piyasas nda Uluslararas De erleme Standartlar Hakk nda Tebli (Seri :VIII, No:45) Dr. A. Bumin DO RUSÖZ Marmara Üniversitesi Mali Hukuk Ö retim Üyesi stanbul, Nisan 2006 1

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

KAR YER GÜNLER PROJES. Murat F DAN

KAR YER GÜNLER PROJES. Murat F DAN KAR YER GÜNLER PROJES Murat F DAN 2012-2013 AYBASTI ANADOLU L SES KAR YER GÜNLER PROJES PROJE SAH OLAN OKUL AYBASTI ANADOLU L SES PROJEN N ADI KAR YER GÜNLER PROJEN N AMACI rencilerin meslekleri her yönüyle

Detaylı

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV ISBN No: 978-99-44-234-22-1 Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun Kapak Can Eren Tasar m / Uygulama Referans Ajans Tel: +90.212 347 32 47

Detaylı

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 215 ROMANYA LE BULGAR STAN IN AB YE EKONOM K ENTEGRASYONU Yrd. Doç. Dr. Mesut EREN stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 1. Girifl Avrupa Birli i nin 5. ve son genifllemesi 2004 y l nda 10 Orta ve Do u

Detaylı

Kan tl yoruz: Dersim de Zehirli Gaz Kullan lmad

Kan tl yoruz: Dersim de Zehirli Gaz Kullan lmad OTOPS Cengiz Özak nc 1965 ten Günümüze DÜNYA DA VE TÜRK YE DE LK KEZ! İngiliz Devlet Arşivlerinden Gizli Belgelerle Kan tl yoruz: Dersim de Zehirli Gaz Kullan lmad Türkiye ye yöneltilen suçlama; özetle

Detaylı

T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3275 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2138 HAVACILIK EMNİYETİ

T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3275 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2138 HAVACILIK EMNİYETİ T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3275 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2138 HAVACILIK EMNİYETİ Yazarlar Doç.Dr. Ender GEREDE (Ünite 1, 5, 7, 8) Yrd.Doç.Dr. Uğur TURHAN (Ünite 2) Dr. Eyüp Bayram ŞEKERLİ

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

Ankara'ya kim elçi gönderdi?

Ankara'ya kim elçi gönderdi? EVRENSEL BAKIfi AÇISI Gürbüz Evren Yıldırım Beyazıt, Timur a yenilince kutlama için Ankara'ya kim elçi gönderdi? Bat l tarihçiler, Malazgirt Savafl 'n n ard ndan, Anadolu'daki kutsal mekânlara ve Kudüs'e

Detaylı

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz?

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Şebnem BORAN 1.Dünya Hububat Pazarı Günümüzde dünyanın stratejik ürün grubunu oluşturan hububat pazarında önemli gelişmeler yaşanıyor. Dünya toplam hububat üretimine

Detaylı

SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU

SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU 26-27.01.2007 stanbul Üniversitesi Merkez Bina Doktora Salonu stanbul Barosu stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi STANBUL BAROSU

Detaylı

ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE. Adalet ilkin devletten gelmelidir Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.

ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE. Adalet ilkin devletten gelmelidir Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir. ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE Adalet ilkin devletten gelmelidir Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir. ARISTO 88 ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE 1. KONU 213 say l Vergi Usul Kanunu nun (VUK) 142, 143,

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ YAZ OKULU YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ YAZ OKULU YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ YAZ OKULU YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Gaziosmanpaşa Üniversitesi bünyesinde yaz okulunda uygulanacak olan

Detaylı