ÖZGÜVEN OLUŞMASINDA MANEVİ DEĞERLERİN ROLÜ
|
|
|
- Bilge Keskin
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ (DİN PSİKOLOJİSİ) ANABİLİM DALI ÖZGÜVEN OLUŞMASINDA MANEVİ DEĞERLERİN ROLÜ Yüksek Lisans Tezi Sea Mutluer Ankara-2006
2 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ (DİN PSİKOLOJİSİ) ANABİLİM DALI ÖZGÜVEN OLUŞMASINDA MANEVİ DEĞERLERİN ROLÜ Yüksek Lisans Tezi Sea Mutluer Tez Danışanı Doç. Dr. Öznur Özdoğan Ankara-2006
3 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ (DİN PSİKOLOJİSİ) ANABİLİM DALI ÖZGÜVEN OLUŞMASINDA MANEVİ DEĞERLERİN ROLÜ Yüksek Lisans Tezi Tez Danışanı : Doç. Dr. Öznur Özdoğan Tez Jürisi Üyeleri Adı ve Soyadı İzası Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün... Doç. Dr. Niyazi Akyüz... Doç. Dr. Öznur Özdoğan... Tez Sınavı Tarihi :
4 İÇİNDEKİLER I KISALTMALAR III ÖNSÖZ IV GİRİŞ 1 PROBLEM 1 ALT PROBLEMLER 1 DENENCELER 1 ARAŞTIRMANIN SINIRLIKLARI 3 SAYILTILAR 3 ARAŞTIRMANIN GEREĞİ VE ÖNEMİ 3 BÖLÜM I KURAMSAL ÇERÇEVE 4 A. ÖZGÜVEN İLE İLGİLİ BAZI KAVRAMLAR 4 a.1. Benlik (Öz) 4 a.2. Benlik İgesi 6 a.3. ideal Benlik 7 B. ÖZGÜVENİN TANIMI 7 b.1. Kendini Seve 8 b.2. Kendini Affetek 16 b.3. Kendini Göre Şekli 18 C. ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE ÖZGÜVEN 22 D. TOPLUMSAL FAKTÖRLERİN ÖZGÜVEN OLUŞUMUNA ETKİSİ 28 I
5 BÖLÜM II ÖZGÜVEN OLUŞMASINDA MANEVİ DEĞERLERİN ROLÜ 35 A. MANEVİ DEĞERLER VE ÖZGÜVEN 35 B. İNANÇ VE ÖZGÜVEN 39 C. SEVGİ VE ÖZGÜVEN 45 D. SABIR VE ÖZGÜVEN 48 E. ÇALIŞMA VE ÖZGÜVEN 54 F. DUA VE ÖZGÜVEN 58 BÖLÜM III ARAŞTIRMA 66 YÖNTEM 66 EVREN VE ÖRNEKLEM 66 VERİ TOPLAMA ARAÇLARI 66 a. Sosyal Karşılaştıra Ölçeği 66 b. Anket Soruları 68 VERİLERİN TOPLANMASI 68 VERİLERİN İSTATİKSEL ANALİZİ 69 BULGULAR VE YORUM 70 BULGULAR 70 YORUM 128 SONUÇ VE ÖNERİLER 141 KAYNAKÇA 144 ÖZET 151 İNGİLİZCE 152 EKLER 153 II
6 KISALTMALAR SKÖ: Sosyal Karşılaştıra Ölçeği Çev: Çeviren C: Cilt Yay: Yayınevi Mat: Matbaa s: Sayfa Bkz: Bakınız A.Ü.İ.F: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi MEB: Milli Eğiti Bakanlığı S.Ü.İ.F: Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi D.İ.B: Diyanet İşleri Başkanlığı T.D.V.İ.A: Türkiye Diyanet Vakfı İsla Ansiklopedisi III
7 ÖNSÖZ Özgüven eksikliği günüüzde pek çok ruhsal, duygusal, sosyal problein teelini oluşturaktadır. Özgüven oluşuunda ailenin etkisi çok önelidir. Bununla birlikte okul ve çevre de özgüven oluşuunda ve özgüven düzeyinin yüksek ya da düşük olasında öneli etkiye sahiptirler. Yaşadığıız aile ortaının ve çevrenin otoriter ya da deokratik olası özgüven açısından çok belirgin birer faktördürler. Deokratik aile ortaı, okul ve çevre yaşantısında bireyler elbette daha güvenli olacaklardır. Bununla birlikte özgüven sonradan öğrenilebilir. Birey isterse ailesinin ve çevrenin özgüven düzeyi üzerindeki olusuz etkilerini azaltabilir, hatta taaen ortadan kaldırabilir. Bu konu da anevi değerlerden faydalanılabilir inanç, sevgi, sabır, şükür, dua vs. gibi her bir anevi değerin özgüven düzeyini yükseltede ayrı ayrı katkısı olacaktır. Bu araştırada aaç psikoloji biliinin verilerinden ve anevi değerlerden yararlanarak bireyin ruhsal, duygusal ve sosyal gelişiini sağlayabilekte nasıl faydalanılabileceğinin tespit edilesidir. Giriş Bölüünde araştıranın problei, aacı, öneiyle ilgili bilgiler veriliştir. I. Bölüde özgüvenle ilgili bazı kavralar ailede ve topluda özgüven oluşuunu nasıl gerçekleştiği II. Bölüde anevi değerler ve özgüven konusu III. Bölüde de anket sonuçları ulaşılan veriler, verilerin istatiksel analizi ve araştıra bulguları ışığında yorular yer alıştır. Sonuç bölüünde ise, ulaşılan veriler değerlendirildi. Bu araştıranın gerçekleşesinde; her zaan ve her konuda desteğini gördüğü ailee, tezii değerlendirip beni yönlendiren Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, Doç. Dr. Niyazi Akyüz, çalışanın her aşaasında addi anevi destek veren tez danışanı, sevgili Hoca Doç. Dr. Öznur ÖZDOĞAN a hoşgörüsü, sonsuz sabrı ve değerli katkılarından dolayı ve bu çalışada anketlerie katılan bütün katılıcılara ve eeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Sea MUTLUER Ankara 2006 IV
8 GİRİŞ PROBLEM Bu araştırada bireyin özgüven düzeyinin anevi değerlerle bir ilişkisinin olup oladığı, varsa anevi değerlerin özgüven düzeyinin gelişiiyle ilişkisinin ve bireyin özgüven düzeyine katkısının ne olduğu inceleneye çalışılıştır. ALT PROBLEMLER 1- Özgüven nedir? 2- Özgüven geliştirilebilir i? 3- Özgüven gelişiinin birey ve toplu açısından önei nedir? 4- Özgüven gelişii ile anevi değerler arasında nasıl bir ilişki vardır? 5- Bireyin özgüven düzeyi anevi değerler ile yükseltilebilir i? HİPOTEZLER 1- İnanç değeri bireyin özgüven düzeyini yükseltektedir. 2- İbadetler bireyin özgüven düzeyini yükseltektedir. 3- Yetişkinlerin özgüven düzeyleri cinsiyetlerine göre farklılaşaaktadır. 1
9 4- Bayanların özgüven düzeyleri ile erkeklerin özgüven düzeyleri arasında öneli bir fark yoktur. 5- Yaratılışı Yaradan dan ötürü severi anlayışına kesinlikle katılan bireylerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 6- Sabrı yaşanılan sorunları önce kabullenip sonra çözüü yönünde sarf etek ve yapılan çözücü çalışaların sonuçlarını bekleektir görüşüne kesinlikle katılan, bireylerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 7- Yaşanılan şeylerin olulu taraflarını keşfedip her duruda şükrederi diyen bireylerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 8- Mutluluk her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşaı ve gelişii içinde sevebilektir diyen deneklerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 9- İbadetlerin ve duanın ruhsal gerginlikleri çözdüğüne kesinlikle katılan deneklerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 10- Sevenin bir sanat olduğuna ve insanın sevgiyle yaşadığına kesinlikle katılan deneklerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 11- Aşk ın bireyi ruhsal yönden geliştirdiğine katılanların özgüven diğerlerinden daha yüksektir. 12- Kendii ve başkalarını her zaan affedebiliri ifadesine kesinlikle katılanların özgüven düzeyi diğerlerinden daha yüksektir. 13- Kendini seven ve kendilerini olduğu gibi kabul edenlerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 14- İnsanları yargılaaktan kaçınan ve insanları olduğu gibi kabul edenlerin özgüven düzeyleri diğerlerinden daha yüksektir. 2
10 ARAŞTIRMANIN SINIRLILIKLARI Bu araştıra : 1- Araştıranın konusu olan özgüven düzeyi, Sosyal karşılştıra ölçeğinin ölçtüğü nitelikler ile, 2- Araştıracı tarafından geliştirilen anket soruları ve katılıcıların anketlere verdikleri cevaplar ile,. 3- Ankara,Konya ve Düzce illeriyle, 4- Araştıracının ulaşabildiği yetişkinler ile sınırlıdır. SAYILTILAR Araştıraya katılan bireylerin Sosyal Karşılaştıra Ölçeğini ve Anket Soruları saiiyetiyle ve doğru olarak cevaplandırdıkları ve gerek Sosyal Karşılaştıra ölçeğinin gerekse Anket Sorularının aranan nitelikleri ölçtüğü varsayılıştır. ARAŞTIRMANIN GEREĞİ VE ÖNEMİ Ülkeizde ve dünyada ruhsal probleler ne yazık ki her geçen gün artaktadır Bu alanda yapılan çalışalarda gerek psikyatrların, gerek psikologların ve gerekse din psikolojisi uzanlarının işaret ettikleri teel bir sorun vardır: o da bireylerin yeterince kendilerine güveneeleridir. Bireyin özgüven düzeyini aile, çevre, eğiti düzeyi sosyo ekonoik duru gibi pek çok değişken etkileyebilektedir. 3
11 Bununla birlikte bireyin özgüven düzeyini inanç, sevgi, sabır, salih ael, dua gibi anevi değerler de olulu yönde etkileyebilektedir. Manevi değerlerin özgüven düzeyine etkisi üzerine bir çalışaya rastlanılıştır. Bu çalışaya anevi değerlerin bireyin özgüven düzeyinin yükselesindeki etkisini tespit etek aacıyla girişiliştir. 4
12 BÖLÜM I KURAMSAL ÇERÇEVE A. ÖZGÜVEN İLE İLGİLİ KAVRAMLAR a.1. Benlik (Öz) Özgüvenin tanıını yapadan önce, özgüven ile ilgili olduğunu düşündüğüüz bir takı kavralara öncelikle yer vereyi uygun gördük. Özgüvenle ilgili olarak karşııza ilk çıkan kavra öz yani benlik kavraı oluyor. Uzanlar benliği bireyin doğuştan getirdiği gizil güçlerinin çevresinin de etkisiyle edinik bir yapı alası olarak tanılıyorlar (Kuzgun, 2000, s. 184; Güngör, 1989, s.2). Benlik konusunda bireyin kendini görüş ve algılayış biçii de son derece önelidir. Yani bireyin nasıl olduğundan çok, kendisini nasıl gördüğü önelidir. Willia Jaes e göre benliğin dört yönü vardır ve insanlar kendilerini bunlardan biriyle veya birkaçıyla tanılarlar. 1) Maddesel Benlik (Material Self) 2) Sosyal Benlik (Social Self) 3) Ruhsal Benlik (Spritual Self) 4) Saf Ego (Pure Self) Daha öncede söz ettiğiiz gibi benlik bireyin kendisini görüş ve algılayış biçiidir. Maddesel benlik; kişinin kendisini sahip olabildiği şeyler olarak göresi ve algılaası. Kişinin kendisine ait olan her şey addesel benliğin içine giriyor. Vücudu, evi, arabası, elbiseleri gibi. Sosyal benlik, kişinin sosyal yaşaı içinde taktığı pek çok askeye uygun olarak davranası, Ruhsal benlik ise bireyin sahip olduğu yetenekler, ilgiler ve tutular ile kişinin bunları kendisince derecelendiriş biçileridir. Saf ego ise bireyin sahip olduklarından kendisini ayırabilesidir (Özdoğan, s ). 5
13 Öyleyse benliğe bireyin kendini sahip olduklarından ayırası da diyebiliriz. Birey kendini sahip olduklarından ayıraadığı takdirde kendini tanıyaaa, benlik karaşası, özünden ayrı düşek gibi sorunlarla karşılaşası kaçınılaz olabilektedir. Benlik kavraının gelişii ise dinaik bir süreçtir. Benliği tanılarken doğuştan getirilen gizil güç olakla birlikte çevrenin de öneini ifade etiştik. Bu yüzden benlik gelişii doğula başlar ve bedensel, ruhsal ve toplusal gelişeler benliğin oluşuunu etkiler. İnsanın doğduğu andan itibaren kendisi ve çevresi ile etkileşii içerisinde kendisi ile ilgili çeşitli algılar oluşturur. Algılanan benliğin beğenilesi sonucu özsaygı (Güngör, 1989, s.4) buna bağlı olarak da özgüven oluşur. Benlik kavraının gelişiinde, bireyin çevresi ile olan ilişkileri, iletişii ve yaşantılarının algılanış biçilerine göre oluşan ve değişi gösteren bir süreçtir. Bireyin çevresindeki insanlar tarafından olulu olarak değerlendirile ve kabul edile gereksiniin karşılanası bireyin kendini algılaa biçiini öneli ölçüde etkiler. Bu konuda enun eden veya hayal kırıklığına uğratan yaşantılar bireyin kendine değer vere duygusunu oluşturur. Bu duygu zaanla öğrenilerek gelişir. Bireyin özsaygı ve buna bağlı olarak özgüveni bir kez oluştuktan sonra, zaanla diğer insanların değerlendirilelerinden etkileneden varlığını sürdür ve bireyin tü davranışlarını etkisi altına alır (Geçtan, 1984, s. 232). Benlik gelişiinde özellikle anne babanın tutu ve davranışları çok önelidir. Benlik algısı olulu olan anne babaların çocukları da benlik algısının olulu olacağı bilinen bir gerçektir. Disiplin ve sevgi yoluyla ebeveyn çocuklarının benlik algısını geliştirebilirler. Aynı şekilde okul yaşantısı, ergenlik döneinin sağlıklı bir şekilde atlatabilesi de bireyin benlik algısını olulu yönde etkileyecektir. Benlik algısının çarptırıldığı durularda ise özsaygı ve özgüven gerçekçi olaz. Kendini her yönden ükeel gören ve kıskanıldığını sanan bir kişide benlik algısı yüksek olabilir. Bu durudaki bireylerdeki benlik saygısı sahte benlik saygısıdır. Tabi ki ta tersi de ükündür. Benlik algısı düşük olan bireylerde de benlik saygısının düştüğü görülebiliyor (Yörükoğlu, 1993, s.105). Her iki duruda 6
14 da benlik kavraının çarpıtılası ve gerçekçi olayan özsaygı ve özgüven söz konusu olaktadır. a.2. Benlik İgesi (Benlik İajı) Benlik kavraını birinci öğesi olan benlik igesi bireyin sahip olduğu fiziksel ve zihinsel özelliklerinin farkında olasıdır. Bu da öncelikle anne ve babanın çocuğa ilişkin sözlü ve sözsüz tavırlarıyla başlar. Çocuğun anne-babasının gözündeki konuu çocuğun kendisine ilişkin bir igeye sahip olasını etkiler. Örneğin çocuğun ailede isteniyor olası, zeki, akıllı, başarılı, yetenekli veya vasat görülesi gibi. Çocuğun kendine ilişkin benlik igesi, genellikle onun kendi vücudu ile ilgilidir. Okula başladığı zaan ise yeni deneyiler kazanır ve benlik igesi bedensel yönü yanında okul başarısı, sosyal ilişkileri gibi yeni bir boyut da değerlendirilir (Pişkin, 1999, s ). Şüphesiz benlik igesinin sadece çevrenin verdiği geri bildirilerden etkilenerek biçilenesi ve gelişesi söz konusu değildir. Benlik gelişiinde birey pasif değil aktiftir. Benlik algısını etkileyen etkenlerden söz ettik özellikle aile ve çevre çok önelidir. Fakat benlik igesi bireyin zihinsel kapasitesi ve deneyileriyle çevreden aldığı geri bildirileri kendine göre yorulayabilesiyle oluşur. Bireyin özgüveni ile benlik iajı arasında öneli bir ilişki olduğunu düşünüyoruz. Bireyin kendini yeterli ve sevilebilen bir insan olarak göresi ile çirkin, başarısız, vasat ve zayıf bir birey olarak göresinin özgüvenine çok farklı etkileri olacağı uhakkaktır. Bu yüzden gerçekçi bir benlik değerlendirilesi yapılalıdır. Gerçekçi benlik değerlendirilesinde iki öneli nokta vardır. Güçlü yönleriizin farkında olak ve zayıf yönleriizi aşağılayıcı sözcükler kullanadan gerçekçi ve belirgin bir biçide betileek (Mckay, Fanning, 2005, s. 63). Güçlü yönleriizi küçüseyip zayıf yönleriizi büyütek yerine, gerçekte olduğuuz kişinin değerini kavraayı öğrenebiliriz. 7
15 Bu anlada atılacak ilk adı benlik iajıızı ayrıntılı bir şekilde anlatan Benlik Kavraı Çizelgesi hazırlaak olabilir. Kendiizi, fiziksel görünü, başkaları ile ilişkileriiz, kişiliğiiz, başkalarının bizi nasıl gördükleri, okul ya da işteki başarıız, günlük işlerdeki başarıız, zihinsel işleyişiiz gibi yaşaıızın pek çok yönü ile ilgili ayrıntılı olarak değerlendirebiliriz (Mckay, Fanning, 2005, s ). Sonuçta pek çoğuuz olulu yönleriizin daha fazla olduğunu görürüz ancak eksikliklere odaklanırız. Kendiizi olduğuuz gibi kabul etek olusuz yönleriizi de yargılaadan yapıcı bir dil ile geliştireye çalışak kendiize verdiğiiz değerdir. a.3. İdeal Benlik Benlik kavraının ikinci boyutu olan ideal benlik kavraı benlik iajının gelişiş halidir. Birey çocukluktan itibaren sahip olası gereken özelliklerinin neler olduğunu öğrenir. Bu ideal davranışlar, beceriler ve özellikler genellikle içinde yaşanan toplu tarafından kabul edilen ideal standartları belirtir. Bu bağlada ideal benlik bireyin olak istediği benliktir (Reçber, 2002, s. 25). Benlik igesi ile ideal benlik arasındaki uyu özgüveni olulu yönde etkileyecektir. Tabi bunun için birey benlik iajını kazanalı ve kişisel özelliklerinin farkında olalı. Aynı zaanda bireyin ne olduğu ve ne olak istediği konusunda karşılaştıra yapabile yeteneğine sahip olası gerekektedir. B. ÖZGÜVENİN TANIMI Özgüven insanların doğuştan sahip oldukları ancak çocukluktan itibaren pek çok bireyde törpülenen bir özelliktir. Özgüvenin iki erkezi boyutu vardır. Sevilebilir ola ve Yeterli ola duygusu. Bu yüzden kendini seve, kendini affedebile ve kendini göre biçii özgüveni tanılarken üzerinde durulası gereken konulardır. 8
16 b.1. Kendini Seve Kendine güvenek, kendine değer vereyi gerekli kılar aa kendiizi sevenin hiçbir koşulu yoktur. Birey kendini kusurlarına, sınırlarına başarısızlıklarına ve olusuzluklarına rağen sever. Kendini seve bireyin zorluklara dayanabilesinin ve herhangi bir başarısızlıkta kendini toparlayabileceğinin kanıtıdır. Güçlükler karşısında acı ve kuşku duyasını engelleez aa bireyi uutsuzluktan korur. Kendiizi sevek kendiizi tanıakla başlar. Bireyin kendini sevebilesi kendini tanıasıyla ükün olabilir. Kendini tanıyan, kendi ilkeleri çerçevesinde kendisini geliştirebilen birey, kendi karakterini inşa edebilecektir. Kendi karakterlerinin ortaya koyaadığı ve geliştireediği zaan birey ne kendisiyle ne de çevresiyle sağlıklı ilişkiler kuraaz (Cüceloğlu, 2000 s. 316). İnsan, nasıl bir insanı sevebilek için onu tanıak ve gerçek ihtiyaçlarının ne olduğunu bilek zorundaysa, aynı şekilde kendi benliğinin ihtiyaçlarını kavraak ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceğini öğrenek için de kendi benliğini tanıak zorundadır. Kendini tanıanın özgüven açısından öne ise bireyin yaşaında güvenli ve güvensiz davrandığı duruları fark edebilesidir. Bunu fark edebilen kişiler güvensiz davrandıkları duruların üstesinden geleyi daha kolay başarabilirler. Kişinin güçlü ve zayıf yönlerini bilesi, tanıası onu aacına daha kolay ve çabuk ulaştırabilir (Kasatura, 1998, s. 187). Kendini tanıak ve sevek pek çok insanı daha doğru, sağlıklı kararlar alaya yönlendirir. İçinde bulunduğuuz yüzyılda insanın kendini tanıa ve seve konusundaki yanılgısını Erich Fro şöyle dile getirektedir. Otoriter ideolojiler yalnızca Batı kültürünün en değerli başarısını, bireyin biricikliğine ve değerine gösterilen saygıyı tehdit etekle kalaışlar, aynı zaanda çağdaş topluun yapıcı bir şekilde eleştirilesini, dolayısıyla gerekli değişikliklerin yapılasını da engelleişlerdir. Çağdaş kültürün başarısızlığı bireycilik ilkesinden ahlaki erdein kendi enfaatini 9
17 kollaakla aynı anlaa geldiği fikrinden değil kendi enfaatini düşüne kavraının anlaındaki yozlaşadan ileri gelektedir; insanların kendi enfaatleriyle gerektiğinden fazla ilgileniş olalarından değil, gerçek benliklerinin enfaatiyle yeterince ilgileneelerinden; çok fazla bencil olalarından değil, kendilerini seveelerinden ileri gelektedir (Fro, 1997, s. 167). Halbuki insan yaşaının değeri, utluluğu, gelişii, özgürlüğünün kökleri hep seve yetisine dayanır. Gerçek sevgi, yaratıcılığın, ilgi saygı, sorululuk ve bilginin ortaya dökülesidir. İnsan yaratıcı bir sevgiyle sevebiliyorsa ilk seveceği şey yine kendisi olacaktır. Ancak Batı kültüründe sevginin çeşitli nesnelere uygulaasına kise bir şey deez; başkalarını sevek erdeli bir davranışken insanın kendisini sevesi günahtır. Çünkü kendini seveyi bencillik gözüyle bakılır ve kendii ne kadar çok severse başkalarını o kadar az sevdiği sanılır. Calvin kendini seveye veba der. Freud kendini seveyi ruhbilisel açıdan ele alakla birlikte onun bakış açısı da Calvin inkiyle aynıdır. O na göre kendini seve narsizile aynıdır. Libidonun insanın kendisine yönelesidir (Fro, 1995, s. 59). Aslında bencillikle kendini seve birbirinin ta tersidir. Bencil insan başkalarını sevez bu doğrudur aa benciller kendilerini de sevezler. Sevgide yaratıcı olaktan, ilgi, sorululuktan söz ettik. Kendini seven insan kendisine karşı öncelikle ilgili ve soruludur yaratıcıdır. Bencil insan ise kendisini çok az sever yaratıcı olaadığı için kendinden hoşlanaz ve kendisiyle ilgilenez bu duru onu boşluk ve sıkıntı içinde bırakır. Freud, sevgisini başkalarından çekiş, kendisine yöneltiş diye düşünerek bencil insanın narsist olduğunu ifade etiştir. Bencil kişilerin başkalarını seveedikleri doğrudur; aa benciller kendilerini de seveezler (Fro, 1995, s. 62). Kendini seve yaşantısı, kendine güven ortaı yaratır. Kendini seve yaşantısında kendi kavraı, Jaes ın saf ego, tasavvufun ilahi nefes felsefenin 10
18 varlık olarak isilendirdiği, Kur an-ı Keri in ben insanı ruhudan üfleyerek yarattı dediği özüüzdür (Özdoğan, 2005, s. 125). İnsanın yaratıcı sevgisinin ilgi ve sorululuğunun yöneleceği ilk ve en öneli yer de bu öz olsa gerek. Bireyin kendini sevesi kendini eleştireesiyle başlar. Olusuz eleştiri bireyi ta da değiştirek istediği davranış kalıbının içine iter. Bireyin kendine gösterdiği şefkat ve anlayış bu kısırdöngüden çıkasını ve kendisini geliştiresini sağlar (Hay, 2001, s. 23). Kişi kendisinin iyi ve olulu yönlerini görezden geliyor kendini iyi ve güzel şeylere layık görüyorsa kendisini seviyor deektir. Öz değer yoksunluğu, kendiizi sevediğiizin bir başka göstergesi. Yaşadığı deneyilerle de odel olan Louise Hay kendini seveyi bir acera olarak niteleekte ve şöyle deva etektedir. Kendiizi sevek, tıpkı uçayı öğreneye benzer. Çoğuuz şu ya da bu şekilde öz saygıızın yokluğundan acı çekeriz. Hepiiz hatalarıızı hoş görediğiizden kendiizi olduğuuz gibi seveyiz. Kendini seve konusunda Louis Hay ın önerdiği ilkeleri özetleyerek alaya çalışalı. Kendini sevenin ilkeleri 1) Kendinizi eleştireye son verin. Uyusuz aile ortaında yetişenlerin genellikle sorululuk duyguları aşırı gelişir ve kendilerini acıasızca eleştireyi alışkanlık haline getirirler. Çünkü gerilili ve huzursuz bir ortada yetişişlerdir. Uyusuz aile ortaında yetişenler çocukluklarında, Bende bir bozukluk var esajını alarak büyüüşlerdir. Kendinizi azarlarken kullandığınız sözcükleri bir an düşünün. İnsanlar şu sözcükleri çok kullandıklarını söylediler: aptal, kötü çocuk, kötü kız, işe yaraaz, dikkatsiz, salak, çirkin, değersiz, sakar, pis vs. Kendi tanıınızı yaparken bu sözcükleri i kullanıyorsunuz? Öz değeriizi kazanaya çok büyük gereksini duyarız. Çünkü kendiizi, yeterince iyi hissetezsek, kendiizi utsuz etenin birçok yolunu buluruz. Vücuduuzda ağrılar ya da hastalıklar yaratırız; bize yararı dokunacak şeyleri 11
19 yapayı erteleriz; aşırı yeek, alkol ve uyuşturucu gibi addelerle vücuduuzu harap ederiz. Mükeel olaya çalışak üstüüzde çok ağır baskı yapar ve yaşaıızda düzeltilesi gereken noktaları göreizi engeller. Bunun yerine, farklı olan yönleriizi,yaratıcılığıızı, bireyselliğiizi keşfederek bizi diğer insanlardan ayıran özelikleriizi takdir eteyi öğreneliyiz. Bu dünyada her biriizin oynadığı rol tektir ve kendiizi eleştirirsek bu rolü baltalarız. 2) Kendinizi korkutaya son verin gece yatağınıza yatınca kaç kişi bir sorunu olası en kötü senaryoya dönüştürüyor? Bu küçük bir çocuğun, canavarların yatağının altına saklandığını düşleyip korkasına benzer. İşte bu nedenle gözünüze uyku girez. Çocukken, annenizin babanızın sizi teselli etesine gereksini duyarsınız. Erişkinlerse, kendilerini teselli edebilecek yeteneğe sahip olduklarını bilirler. Hastalığa yakalanan kiseler bunu çok yapar. Genellikle en kötü duruu gözlerinin önünde canlandırırlar ya da heen cenaze hazırlıklarına girişirler. Bu güçlerini toplua bulaştırırlar ve kendilerini istisna zannederler. Bu tür davranışlar, ilişkiler için de söz konusudur. Birisi sizi araazsa, heen asla başka ilişkiler kurayacak kadar beceriksiz, sevileyen biri olduğunuza karar verirsiniz. İstenediğinizi ve terk edildiğinizi hissedersiniz. İşinizde de aynı tutu içinde olabilirsiniz. Birisinin söylediği söz üzerine, sizi işten kovacaklarını düşüneye başlarsınız. Korku yaratan düşüncelerin olusuz etkiler yarattığını unutayın. Olusuz bir düşünceyi ya da bir duruu tekrar tekrar aklınızdan geçirek gibi bir alışkanlık edindinizse, onun yerine, gerçekten olasını istediğiniz bir düşünceyi ya da görüntüyü koyun. 3) Kendinizi sevenin diğer bir yolu da kendinize karşı anlayışlı ve sabırlı olaktır. Sabırsızlık, öğreneye karşı direnektir. Dersiizi öğreneden ya da gerekli adıları atadan yanıtları öğrenek isteriz. Aklınızın bir bahçe olduğunu düşünün. İlk önce bahçe; taş, oloz ve çalı çırpı yığınıdır. Kendinize duyduğunuz nefretin çalı çırpısı, üitsizliğin, öfkenin, endişenin olozları ve taşları vardır. Korku denilen, yaşlı ağacın budanası gerekir. Çalı çırpıyı, olozları ve taşları 12
20 teizleyince, altından verili toprak ortaya çıkar. Buna neşenin ve bereketin küçük tohularını ekin ve fidelerini dikin. Güneş bitkileri ısıtır, sizde onları sevgi ve ilgiyle sulayıp besleyin. Önceleri gösterdiğiniz çabanın karşılığında bir şey oluyor gibi görünür. Fakat durayın, bahçenize bakaaya deva edin. Eğer sabırlı olursanız, bahçenizdeki fideler büyür, çiçekler açaya başlar. Aklınız da aynı bahçeye benzer. Beslenesi gereken düşünceleri seçin ve onları sabırla büyütün. İstediğiniz deneyilerin bahçesini yarataya çaba gösterin. 4) Aklınıza karşı nazik olayı öğrenelisiniz. Kendiize nazik olak deek, tü kendiizi suçlaalara, suçluluk duygularııza, kendiizi cezalandıraya ve tü acıya son verek deektir. Rahatlaa bize pekala yardıcı olabilir. Rahatlaa içinizdeki gücü dışarı çıkartanın kesin gereklerinden biridir. Çünkü gerginseniz ve korkuşsanız enerjinizi kapatırısınız. Vücudunuzu ve aklınızı rahatlaanız ve çalışalarına izin vereniz gün içinde sadece beş dakikanızı alır. Herhangi bir anda birkaç derin nefes alıp, gözlerinizi kapayıp, içinizde taşıdığınız tü gerilii boşaltabilirsiniz. Nefesinizi verdiğinizde kendinize odaklanın ve yavaşça Seni seviyoru. Her şey yolunda deyin. Ne kadar sakinleştiğinizi fark edeceksiniz. Hayatınızı gergin ve korkuş bir halde geçireeyeceğinize dair düşünceler yarattığınızı göreceksiniz. Gözünde canlandırak / hayal etek de çok önelidir. 5) Kendinizi övün. Eleştiri iç ruhu yıkar; övgü ise yapar. Gücünüzden ve içinizdeki tanrısal güçten ein olun. Kendinizi her küçük gördüğünüzde, sizi yaratan gücü azaltıyorsunuz. İyiyi kabul etek için kendinize izin verin. Kendinizi yeterince iyi, akıllı, uzun, güzel, her neyse, hissediyor usunuz? Ve ne için yaşıyorsunuz? Bir nedenden ötürü burada olduğunuzu biliyorsunuz ve bu birkaç yıl arayla yeni bir ev alak değil kendinizi geliştirek için ne yapak istiyorsunuz? Kendinize güvenek, hayal etek, iyi davranak istiyor usunuz? Bağışlaak istiyor usunuz? Hayatınızı değiştirek ve istediğiniz gibi bir yaşa haline sokak için çaba harcaaya ne kadar gönüllüsünüz? 6) Kendini sevek, kendini destekleek deektir. Arkadaşlarınızla iletişi kurun ve size yardı etelerine izin verin ihtiyacınız olduğunda yardı isterseniz 13
21 gerçekten güçlenirsiniz. Bu şekilde pek çoğuuz kendine güvenli ve yararlı olayı öğrenir. Her şeyi tek başınıza yapaya çalışıp, sonra becereediğiniz için kendinize kızacağınıza gelecek sefere yardı isteeyi deneyin. 7) Negatif özelliklerinizi sevin. Siz ve ben bir sürü yanlış seçi yapış olabiliriz. Ve eğer kendiizi cezalandıraya deva edersek bu bir alışkanlık haline gelir ve biz bunlardan kurtulup, daha pozitif seçilere ilerleeyi çok yorucu bulabiliriz. Negatif özellikleriiz ne olursa olsun, bu ihtiyaçlarıızı daha pozitif yollarla karşılaayı öğrenebiliriz. Bu yüzden kendiize Bu tecrübeden çıkarılacak sonuç nedir? sorularını soraız gerekir. Bu sorulara cevap verekten hoşlanayız. Aa gerçekten cevabı arayıp, dürüst olursak cevabı bulabiliriz. 8) Bedeninize iyi bakın. Bir an bedeninizi içinde yaşadığınız harika bir ev gibi düşünün. Evinizi seversiniz ve onunla ilgilenirsiniz, değil i? Öyleyse bir de bedeninize ne kadar eek harcadığınıza bakın. Uyuşturucu ve alkol kullanıı çok yaygın, çünkü bunlar hayattan kaçanın en popüler iki yolu. Eğer uyuşturucu kullanıyorsanız bu kötü bir insan olduğunuz anlaına gelez. Bu sadece ihtiyaçlarınızı karşılayacak daha olulu bir yol bulaadığınız içindir. Uyuşturucular aklıızı çeleye çalışırlar: Gel ve benile oyna. Birlikte iyi zaan geçirebiliriz. Bu doğru. Harika hissetenizi sağlarlar. Aa gerçeği o kadar farklılıklaştırırlar ki, her ne kadar başlangıçta tahin edilir olsa da; sonunda korkunç bir bedel ödeek zorunda kalırsınız. Bir süre uyuşturucu kullandıktan sonra, sağlığınız bozulur ve çoğu zaan kendinizi korkunç hissedersiniz. Uyuşturucular bağışıklık sisteinizi etkiler. Bu yüzden bedeninizde pek çok fiziksel bozukluk yaşarsınız. Aynı zaanda, sıklıkla kullanıı sonucu alışkanlık yaratır. Ve hatta sizi uyuşturucuya neyin ittiği konusunda şaşkınlık bile yaşayabilirsiniz. Arkadaşlarınızın baskısı sizi kullanaya zorlaış olabilir. Fakat deva etek ve sıklıkla kullanak başka bir hikayedir. Şidiye kadar hiç kendini gerçekten seven ve uyuşturucuya bağılı kalış biri ile karşılaşadı. Uyuşturucu ve alkolü çocukluğunuzdaki yetirince iyi değili duygusundan kaçak için kullanırız. Ve bu duygular açığa çıktığında daha da kötü hissederiz. Sonrasında suçluluk da hissederiz. Duygularıızı 14
22 hissedebilenin ve onların farkında olanın sağlıklı bir şey olduğunu öğreneliyiz. Duygular geçer, kalıcı değildir. Bedeniize yiyecekleri tıkıştırak da sevgiizi saklaanın farklı bir yoludur. Yiyecek oladan yaşayaayız. Çünkü vücuduuzu besler ve yeni hücrelerin yaratılasına yardıı olur. İyi beslenenin ana hatlarını bilsek de genellikle yiyecekleri ve yeek düzeniizi kendiizi cezalandırak için kullanırız ve oburluk yapabiliriz. 9) Kendiizi sevekten bizi alıkoyan nedenler konusunda ayna çalışasının öneini sık sık vurguları. Ayna çalışasını çeşitli şekillerde yapabilirsiniz. Sabahleyin ilk iş aynaya bakıp: Seni seviyoru. Bugün senin için ne yapabiliri? Seni nasıl utlu edebiliri? diye konuşayı severi. İçinizden gelen sesi dinleyin ve duyduklarınızı uygulaaya başlayın. Kendinizi azarlaaya alıştığınızdan sevecen ve şefkatli düşüncelerle nasıl yaklaşacağınızı bilediğinizden önceleri hiçbir ses duyayabilirsiniz. Eğer o gün başınızdan tatsız bir olay geçişse aynanın karşısında durarak, Ne olursa olsun seni seviyoru deyin. Olaylar gelip geçicidir. Aa kendinize duyduğunuz sevgi kalıcıdır. Ve yaşantınızda sahip olduğunuz en öneli eziyetinizdir. Eğer başınızdan harika bir olay geçerse aynaya bakarak, Teşekkür ederi deyin bu harika deneyii kendinizin yarattığını asla unutayın. Kendilerini sevekte zorluk çeken insanlar genellikle hiçbir şeyi bağışlaayan kiselerdir. Çünkü bağışlaaak sevgi kapısını açtıraz. Bir şeyi bağışlayıp unutursak yalnızca ouzlarıızdan büyük bir yük kalkakla kalaz, ayrıca kendiizi sevebileizin kapısını da aralar. İnsanlar, Oh! Üstüden büyük bir yük kalktı! derler. Tabii, kalkar. Çünkü bu yükü yaşadıkları sürece taşıışlardır. Dr. John Harrison, kendiizi ve ebeveyniizi severek, eski kırgınlıkları unutarak hastalıklarıızı antibiyotiklerden daha iyi tedavi edebileceğiizi söylüyor. 10) Son adde, kendiizi şidi sevin Doğru zaanın gelesini bekleeyin. Kendinizden nefret etek bir alışkanlığa dönüşesin. Eğer kendinizden şidi enunsanız, kendinizi şidi sevip onaylıyorsanız, yaşaınızda eydana gelecek iyiliklerin, o zaan tadına varabilirsiniz. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edip seveyi öğrenirseniz, başkalarını da oldukları gibi kabul edip seveyi başlarsınız. 15
23 Diğer insanları biz değiştireeyiz, öyleyse onları oldukları gibi kabul edeli. Başkalarını değiştirek için büyük bir enerji harcarız. Eğer o enerjinin yarısını kendiize harcarsak, kendiizi değiştirebiliriz. Biz değişince, diğer insanlarda bize farklı davranaya başlarlar. Başka bir insan için hayatı öğreneezsiniz. Herkes kendi özel dersini öğrenelidir. Bütün yapacağınız kendinizi iyi tanıaktır. Bunun ilk adııysa kendinizi sevekle başlar. Böylece diğer insanların yıkıcı davranışlarının altında ezilip kalazsınız. Eğer asla değişeyi kabul eteyen gerçekten olusuz bir insanla birlikteyseniz, ondan uzaklaşanın tek yolu kendinizi sevektir (Hay, 2002, s ). Kendiizi sevek için dışsal sebepler şart değildir. Desteği iç dünyalarından alan kişilerin, kendilerine olan sevgileri tadır. Kendilerini seven kişiler kendilerine güven duyarlar ve kendileriyle barışıktırlar. Kendileriyle barışık olayan kişilerin başkaları ile barışık olası güçtür (Kasatura, 1998, s. 190). Sonuç olarak bireyin kendini sevesi, kendine güven duygusunda çok öneli bir role sahiptir. Kendine sevgisi ta olan bireyin kendine güveni de tadır. Bu bireylerin özelliklerini şöyle sıralaak ükündür. İyi özelliklerinin farkındadırlar ve bununla gurur duyarlar, kusurlu tarafların da düzelte çabasına girerler. Hatalarını fark edebilirler. Kendilerini ifade etekten çekinezler. Kendilerine bakış açıları son derece oluludur. Başkalarının değer yargıları ile kendi ölçülerinin uyu içinde olup olaasını öneseezler. İstediklerini elde eteyi bir hak olarak görürler. 16
24 Kişiler ve olaylar hakkında olulu düşüncelere sahiptirler. Aynaya baktıkları zaan gördükleri hoşlarına gider (Kasatura, 1998, s. 190) b.2. Kendini Affetek Bağışlaak; bu sözcüğün çevresinde he büyük sıcaklık he de insana güç veren görkeli bir atosfer bulunaktadır. Bu fiil koy vere, serbest bıraka, yetiştire, iyileştire, yeniden birleştire ve oluştura güçlerini akla getirir (Özdoğan 2005, s. 136). Yaradanıız Kur an-ı Keri de affedici ve bağışlayıcı olaya şöyle çağıraktadır; Sen af (veya kolaylık) yolunu benise, (İsla a) uygun olanı (örfü) eret ve cahillerden yüz çevir (7/199). Bağışlaa isteli bir davranıştır, yani iradeizle seçtiğiiz bir davranıştır. Başkalarını bağışlayan insan Yaradan ınından bağışlana dileekte zorlanayacaktır. O nun da kendisini bağışlaasını üit edebilecektir. Yaradanıız bize bu konuda şunları tavsiye etektedir. affetsinler ve hoş görsünler. Allah ın sizi bağışlaasını sevez isiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir (24/22)...yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vuraz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah bağışlayandır, esirgeyendir (64/14). Yaradanıız bize böylelikle bağışlaayı öğretektedir. Yaradanın bağışlaa ve koruasına ihtiyaç duyayan insanın olayacağı düşünüldüğünde, insanın diğer insanları affetesi en doğru şey olacaktır. Bağışlaanın bir başka yönü de kendiizi geçişin etkisinden kurtarak ve geleceği daha utlu ve inançlı karşılaaktır. Bağışlaa çoğu zaan koşulsuz sevginin bir hediyesidir. Yaşaı dolu dolu sürdüreyi uut ediyorsak karşıızdakini bağışlayacağızdır (Özdoğan, 2005, s. 140). 17
25 Aa tıpkı sevgide olduğu gibi bağışlaada da öncelikli olan kendiizi bağışlayabilektir. Özgüvene en çok zarar veren şeydir kendini affetee. Kendisini sürekli eleştiren, hatalarıyla, günahlarıyla kendini kabul edeeyen birey kendini geliştire, hatalarını iyiye, doğruya ve güzele çevirebile yolunu kendi eliyle, kendisine kapatıştır. Yaşada bitirileiş işler bireyi hep aynı noktada bırakır. Bir türlü kendini aşıp yoluna deva edeez. Eğer bir şeyi değiştireiyorsak, affedebileliyiz ki o konuyu kapatabileli, o işi bitirebileli. Aksi takdirde bitireediğiiz işler her zaan ayak bağı olarak karşııza çıkar. Hep hatalara, noksanlara takılıp kalak, onları telafi ete ikanını bize zorlaştırır. Yaradanıızın tavsiye ettiği gibi olusuz davranıştan sonra güzel bir davranışta bulunarak kötülüğü ortadan kaldıralı. Aslında kendiize karşı affedici olabilek için çok fazla bir şey yapaya gerek yoktur. Çünkü bu bizi doğal duruuuzdur. Yeter ki, eski dargınlıklara, kırgınlıklara, acı, korku ve suçluluk duygularına dört elle sarılayalı (Rutledge, 2000, s. 60). Ancak ne yazık ki berrak ve dürüst bir iç gözlele baktığıızda sahip olduğuuz olusuz duygu birikiinin büyük bir bölüü kendiizle ilgili duygulardır. Bu yüzden kendiizi affetek özgürlüğüüzdür. Tho Rutledge önyargıdan özsaygıya isili kitabında kendini affeteyi bulaşık yıkaaya benzetiyor. Bulaşık yıkaak kaçaadığıız bir iş aa bazen bu işi bir kenara bırakır bütün tabakları lavaboda olduğu gibi koyveririz. Sonra tabi ki hepsini birden yıkaak için daha çok vakit harcarız. Eğer kendiizi bütün bulaşıktan tek bir seferde sonsuza kadar teiz kalacak şekilde yıkadığııza inandırırsak bulaşıklar tekrar biriktiğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşar ve belki sinirleniriz. Kendiizi affetek bulaşık yıkaaya benzer her zaan bulaşık olacaktır. Her şeyi teizlediğiizde kendiizi utlu hisseder ve doğal olarak bazen de yetişeeyiz (Rutledge, 2000, s. 61). 18
26 Kendini affetek aslında sadece insani kusurlarıızı kabul ete sorunu. Belki bunu söyleek yapaktan daha kolay aa gerçekleştirilebilir. Çünkü kendii bağışlarken kendiize güveneye de başlarız. Yaşaa ve diğer insanlara güven duyaak aslında insanın kendisine güven duyaasından kaynaklanır. Yüce Benliğiize güvenediğiiz için içinde bulunduğuuz duruu yönetesini isteeyiz ve bir takı kararları alır. Bundan böyle olayacağı, yapayacağı, izin vereyeceği şeklinde sürüp giden cüleler kurarız. Çünkü tekrar incinek isteiyoruzdur. Aslında kendi kendiize Sana güveniyoru. Bana iyi bakıyorsun, bundan böyle her şeyden uzak yaşayacağı deek istiyoruz (Hay, 2002, s. 28). Kendiizi eleştirekten ve yargılaaktan vazgeçtiğiizde kendiizi affedebiliyoruz. Kendiizi affettiğiiz zaanda da kendiize güveniyoruz. b.3. Kendini Göre Şekli Özgüvenin ikinci unsuru olan kendini göre biçii, bireyin nitelikleri ve kusurları ile ilgili doğru ya da yanlış değerlendiresi, kendine güvenin öneli bir değer dayanağıdır. Burada kendini tanıanın yanında bireyin kendisinde var olduğuna inandığı nitelikler, kusurlar, ikanlar ya da sınırlar önelidir (Recber, 2002, s. 31). Kendini kabul kavraıyla ilgili kurasal yayınlara baktığıızda, benlik saygısı kendini kabul kavraının bir sonucu olarak kabul edilektedir. Kendini kabul kavraı, kendine saygı (self estee) ve kendine güven (self confidence) gibi kişinin kendi benliğine karşı geliştirdiği olulu bir tutuu ifade etektedir. Ancak kendini kabul diğer ikisine kıyasla daha kapsalıdır. Büyük ihtialle kendini kabul eden bireyler başkalarını da kabullenebilirler. Bu konuda yapılan araştıraları incelediğiizde her ikisi arasında r = 71 lere varan yüksek bir ilişki bulunuştur. 19
27 Rosenberg e göre kendini kabul ise, bireyin kendini tanıası, değerlerinin ve sınırlarının farkında olasından dolayı bireyin kendisini olulu algıladığı ölçüde pişanlık duyadan kabul etesidir (Özkan, 1994, s ). Erken yaşlarda kötü biri ola duygusunu oluşturan en öneli şey bireyin kendini bir şekilde yalnız bırakılış hissetesidir. Eric Erikson un teel güvensizliğe karşı güven duygusunun oluştuğu döne olarak tanıladığı zaan diliidir. Çocuğun bu esajı olabileceği pek çok yol vardır. En başından ihtiyaç duyduğunda anne babasının yanında olduğunu göreeek benlik duygusu üzerinde ciddi tahribat yaratacaktır. Bu dönede ne yazık ki pek az çocuk hatanın kendinde oladığını görebilir. Kendilik algısı çocukta oluşaya başlar aa insan bu algıyı zaan içerisinde değiştirip geliştirebilir. Kendilik algısı düşük bireyler kendini kurban olarak görekten uzaklaşıp, bunun yerine daha yararlı ve daha net kararlar alabilen, kendi hayatlarının sorululuğunu üstlenen kişiler olarak kendilerini algıladıkları bir öğrene sürecinde olduğunu düşünebilirler (Rutledge, 2000, s. 100). Birçoğuuz kendiizi yargılar ya da başkalarının verdiği yargıları beniseriz. Bu yargılar bizi çoğu zaan başarılı ve sorulu bir hayat yaşaak için gereken aaçtan yoksun bırakır. Geçişiizden dolayı ne kadar büyük bir suçluluk duyarsak duyalı ya da bu günüüzden ne denli utanırsak utanalı hayatta bir aaç peşinde koşaktan vazgeçek hiç de olgun bir davranış değildir. Çünkü bizler, kişiliğiizden, probleleriizden, korku ve kaygılarıızdan çok daha fazla şeyleriz. Ve hepiiz hayatıızın bütün aaçlarını dolu dolu yaşayabile gücene sahibiz (Hay, 2002, s. 21). Kendiizi kabul edip onayladığıız zaanlar gelişiyor ve değişiyoruz. Kendini onaylaa ve kabul ete, olulu değişilerin anahtarıdır. Yaşa enerjiizin kaynağı olan dayana gücüüz yaşaı ve kendiizi olduğu gibi kabullendiğiiz zaan uyanır. Eksikliklere yoğunlaştığıız zaan ya da hayatı boş ve anlasız gördüğüüzde yaşaıızı oluşturaktaki bireysel sorululuğuuzu kabul etediğiizde bu gücü yitiririz (Myss, 2001, s. 87). 20
28 Özgüvenin oluşasındaki iki teel nokta kendini sevek ve kendini kabul etektir. Kendiizi algılayışıız kendi gözüüzdeki değeriiz bu konuda çok önelidir. Hiç kise doğuştan sağlıklı bir özgüvene sahip değildir. Bunu yaşa boyunca, engellerle birer birer karşılaştıkça kazanırız. Kişinin kendini tanıaya ihtiyacı vardır. Özgüven konusunda ilk yapılacak şey bireyin kendini keşfetesidir. Kendiizi keşfe yönelik sorular sorak her zaan kolay değildir; çünkü cevaplarının yaşaıızı değiştireceğini biliriz (Myss, 2001, s. 196). Ancak bu sorular cevapsız kaldığı takdirde birey kendini kurban olarak göreye başlayabilir. Kendi adına bu soruları cevaplayan birilerinin yaşa tarzına kendini uyduraya çalışabilir. Ya da bu soruları görezlikten gelerek ruhunu duyarsızlaştıra yolunu tercih edebilir. Her iki duruda bireyin kendi gözündeki iajını zedeler. Çünkü varoluşsal sorunlarla başa çıkaayacak kadar yetersiz olduğunu içten içe kabul etektedir. Dışarıya karşı bunu gizleekte başarılı olsa bile bireyin kaçaayacağı tek yer kendisidir. Maslow a göre bu tip bir korku savuna aaçlıdır. Çünkü böyle bir duruda insan kendine duyduğu güveni, sevgi ve saygıyı koruaya çalışır. Kendini küçüseesine basit, değersiz, aşağı ve zayıf, kötü hissetesine sebep olabilecek bilgilerden koruaya eğili gösterir. Kendini ve kendine ait ideal benliğini, hoşa giteyen özelliklerden, bastıra, kaça gibi savuna ekanizalarıyla korur. Ayrıca gelişe karşısında direnç gösterebilir. Bütün bunlar bireyin kendisiyle yüzleşeesinden kaynaklanır. Kendisiyle ilgili gerçeklerden kaçarak kendine güvenini ve saygısını koruaya çalışır. Halbuki kendini gerçekleştiriş insanlarda bu tür korkular ve kaçınalar çok daha azdır. Onlar hatalarına, yanlışlarına gülüp geçebile olgunluğuna sahiptirler. Kaça sorunu bireyin kendini tanıası kendini kabul etesi ve hatalarının, yanlışlarının üzerine cesurca gidebilesiyle çözülebilir (Maslow, 2001, s. 66). Bütün bunlardan özgüvenin en öneli sorununun korkak ve kaçak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunların ta tersi ise inanç, azi ve cesarettir. 21
29 Manevi değerlerin bu konu üzerindeki etkisini konuuzun ilerleyen bölülerinde göreceğiz. İnsan kendisi olduğu ve kendisi için kendinden yana olduğu, özellikle kendi yeteneklerini, aklın seve gücünü ve yaratıcı işin ta olarak geliştirerek utluluğa ulaşabiliyor (Fro, 1997, s. 64). Kendiizi arzuladığıız hayat için yeterli ve sevilebilir görek, büyütek ve gelişek için bu uğurda gayret gösterip eek verebilek, kendiiz olabilek bize özgüven kazandıracak, utluluğuuzu ve yaşalarıızdan zevk ala oranıızı arttıracaktır. Bireyin kendini göre biçiini yapıcı bir yönde geliştirebilek için gözde canlandıra tekniği kullanılabilir. Gözde canlandıra kendilik algısını geliştirekte çok öneli bir adıdır. Bireyin kendinde olusuz, yetersiz olarak gördüğü özelliklerinin ta tersini canlandırası yönünde alıştıralar yapılabilir. Örneğin eğer birey kendisini zayıf ve yardıa uhtaç görüyorsa, kendisini güçlü ve verili biri olarak gözünde canlandıra alıştıraları yapabilir. Ya da kendini değersiz ve hiçbir şeye layık göree eğiliindeyse yaşadığı dünyaya öneli katkılarda bulunan değerli, iyi şeyleri hak eden biri olduğunu açıkça gösteren sahneler oluşturabilir. Kendisini, hastalıklı, kazalara açık, keyifsiz biri olarak görüyorsa bu yargısını son derece sağlıklı, neşeli, dikkatli bir kişi olduğunu canlandıraya dönüştürebilir (Mckay, Fenning, 2005, s ). Çünkü insan, düşlediği ve inandığı şeydir. Olulu değişilerin anahtarı şidi ve burada kendiizi onaylaak ve kabul etektir. 22
30 C. ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE ÖZGÜVEN İnsanın çevresine karşı geliştirdiği güven ya da güvensizlik duygularının teeli yaşaın birinci yılında atılaktadır. Bu nedenle çocuğun bu duyguyu ilk yıllarda kazanası çok önelidir. Anne ve babalar çocuklarına sevgi vererek ve düzenli bakı uygulayarak çocuğa güven ortaı oluşturabilelidirler. İlk bebeklik döneinde çocuğun bütün gereksinilerinin karşılanası sevginin çocuk için öneli bir göstergesidir. Güven duygusu bu ilgi ve sevgi sonucunda gelişir, aksi duruda ise güvensizlik oluşur. Bu duygu ise çocukta bağılı ve yetersiz kişilik oluşuuna sebep olabilektedir. Çevresinde yeterli ilgi ve sevgiyi bulaayan çocuk bunu kendi yetersizliğine bağlaa eğiliinde olur. İlgi ve sevgi eksikliğine bağlı olarak gelişen aşağılık ve üstünlük duyguları ise çocuğun ilerde kendine ve başkalarına karşı güvensiz olasına yol açar (Köknel, 1987, s. 94). Çocuğun aile bireyleriyle olan ilişkileri, diğer insanlara, nesnelere ve tü yaşaa karşı aldığı tavırlarının benisediği tutu ve davranışlarının teelini oluşturur (Yavuzer, 1988, s. 135). Özellikle annenin çocuğun yaşaındaki yeri büyüktür. Çocuğun bakıını ve kendini güven ortaında hissetesini öneli ölçüde o, sağlar. Çocuğun ilgi ve sevgi göresi kadar bunun sürekli olası da önelidir. Bu yüzden çocuğa bakan kişinin sık sık değişesi çocuğu tedirgin eder ve güven duygusunu sarsar. Annenin çocuğun hayatından çıkası ise büyük olusuzlukları beraberinde getirir (Haddou, 2000, s. 30). Tabi ki özgüvenin çocukta oluşası için annenin sadece varlığı yeterli değildir. Anne ve babanın etkin varlığı, özgüven düzeyleri birbirleriyle ilişkileri, ailenin sevgi göstere biçii, çocuğun öğretenlerinin davranışları, akrabalar ve yaşalarındaki öneli yetişkinlerle arasındaki ilişkiler gibi pek çok kişi ve duru kendilik algısıyla birlikte özgüvenin oluşasında etkilidir. Hayatın ilk aylarından, ilk yıllarından başlayarak kişide oluşan ve gelişen özgüvenin oluşasında onaylayan ve kabul eden bir aile çevre ortaı çok önelidir. Çocuk iyi bir şey yaptığı zaan anne babasının gözlerindeki ışıltıyı görek ister. O coşkuyu göreediği zaan büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İşte çocuk olulu bir 23
31 şeyler yaptığı zaan anne babanın gözlerindeki o ışıltıyı görebiliyorsa kendisinde yavaş yavaş özgüven oluşur. Özgüven duygusu çocuğun yapıp ettiklerinin onaylaası, te yid edilesiyle oluşan ve kişide zorlukları, yaşada karşılaşabilecek probleleri kendi iç kaynaklarına dayanarak kendi gücüne, kendi kabiliyetine, kendi zekasına dayanarak aşabileceği yolundaki kanaatidir (Sayar, 2003, s. 8 9). Eğer çocuğun kendisini, dünyayı ve başkalarını keşfi ustaca teşvik edilez ve desteklenezse çocuğun gelişii engellenir. Yasaklaanın yanı sıra koruacılık anlayışı da aşırıya kaçarsa, çocuk kendisine, başkalarına ve çevresine karşı duyduğu güveni yitirir. İlk çocukluk dönei odel olarak öğrene yönteinin en çok kullanıldığı yöntedir. Bu dönede çocuğa en yakın kişiler de yine anne babalardır. Bu yüzden çocuk pek çok davranış ve tutularında anne babayı odel alır. Özgüven de çocuğun anne babadan odel alarak öğrendiği bir duygudur. Bu sebeple çocuğun özgüveninin oluşuu, gelişii ve yükselesi öncelikle anne babanın elindedir. Anne babalar çocuklarının aynalarıdır. Çocukların içinde biçilenecek olan öz benlik i onların tepkileri belirleyecektir. Bu bağlada asu ihal ler azeret olaaz. Çocukluk döneinde çocuk tüüyle anne babaya bağılı olduğu için kendilik algısında ve özgüvenin de anne ve babanın ki onlar farkında olsunlar veya olasınlar büyük etkisi olacaktır (Huphreys, 2002, s. 135). Özgüven eksikliğini daha çok anne babaızın tutu ve davranışlarından dolayı yaşarız. Sadece anne ve babalarıızın değil, bizi çok fazla hayal kırıklığına uğratan çevrede ciddi bir özgüven örselenesine, özgüven aşınasına yol açabilir. Bu duruda özgüven duygusunu ailede, yakın çevreizde örneğin, okul, akraba çevresi gibi daha geniş anada toplusal çevreizde edinir ve sürdürürüz. Buralarda bazı arızalar eydana gelebilir. Bizi iyi bir şeyler yaptığıızı düşündüğüüz anda anne babaız veya çevreizdeki diğer insanlar, kınayabilir eleştirebilir, bu da bize değersizlik duygusu verir. Yetersizlik duygusu da aynı şekilde oluşur. Bunlarla büyüek birey için her zaan bir takı zorluklar çıkarır. 24
32 Çocuğun yaşadığı ister yetersizlik duygusu, isterse sevgiye layık olaa duygusu olsun her ikisi de özgüven tahribatına yeterlidir. Bu duygulardan sadece birinin tatini beklentileri karşılaaz. Yani beğenileden ya da değer verileden sevilek çocuğu hep çocukluk döneinde bırakabilir, olgunlaştıraz, buna karşılık değer verildiğini hisseteden beğenilek de düş kırıklığına uğratır (Andre, Lelord, 2002, s. 27). Ayrıca şunu da belirteliyiz ki özgüven duygusu bir kere oluşan ve bırakılan bir duygu değildir sürekli ve düzenli bir şekilde beslenelidir. Çocuğun özgüvenini geliştirek konusunda, Tony Huphreys Çocuk Eğitiinin Anahtarı : Özgüven adlı kitabında çocuğun benlik duygusunu altı ana başlık altında toplaış ve anne babaların, öğretenlerin çocuğun her bir benlik algısı üzerinde nasıl çalışaları gerektiğini anlatış. Özetleyerek alaya çalışalı. 1) Fiziksel benlik (görünüş, bedenin ölçüleri ve biçii, göz rengi, saç rengi) 2) Duygusal benlik (sevilebilecek, ilginç olup olaa) 3) Entelektüel benlik (zeki, parlak, dünyanın bazı yönlerini kavraa yeteneğini sahip olup olaak) 4) Davranışsal benlik (becerikli, yeterli, bağsız, dikkat çekici olup olaak) 5) Sosyal benlik (kendine özgü ola duygusu, aşağılık, yükseklik veya görünezlik duygusu) 6) Yaratıcı benlik (uzlaşası olup olaak, başkalarına benzeekten veya özgün olaktan hoşlanak Anne baba ile çocuğun yaşaındaki diğer öneli yetişkinlerin çocukla arasındaki ilişkide bu altı yönden derin ve sahici esajlar iletilesi gerekir. Ebeveynler sıklıkla bu olanlara üdahale eder ve orta düzeyde veya zayıf özgüvene yol açan esajlar verirler. Şidi bunları biraz açaya çalışalı. 25
33 1) Fiziksel Benlik Çocuklara bu konuda iletilesi gereken asıl esaj; Bedeniniz her zaan haklıdır İnsanlarda fiziksel özelliklerinden kuşku duyak sık rastlanan bir güvensizliktir. Bunların hepsi ne yazık ki çocuklukta alınan esajlardan kaynaklanır. Çocuklarda görülen altını ıslata, tırnak yee, kekeelik problei özgüven duygusuyla çok yakından ilintili olasına rağen ebeveynler bunu çocuklarından kaynaklanan bedensel bir proble olarak göre eğiliindedirler. Çocuğun doğrularına üdahale edilen pek çok fiziksel alan vardır. Örneğin çocuğa zorla yeek yedireye çalışak, tuvalet eğitiine zorlaak, bedenin biçii veya ölçüleriyle ilgili alay edici veya kırıcı sözler söyleek, başkalarıyla olusuz bir biçide kıyaslaak, ne giyileceği konusunda aşırı titizlik gösterek güzeli elbiseleri berbat ettikleri zaan aşırı tepki gösterek vs. bütün bunlar çocuğun fiziksel özgüvenine zarar verir. 2) Duygusal Benlik Çocukların, kendileri oldukları için sevildiklerini bileye ihtiyacı vardır. Epatik ve koşulsuz sevgi burada en iyisidir. Aynı zaanda çocuğun ailenin özel bir üyesi olduğun ve ailede özel bir yeri bulunduğunu da hisseteye ihtiyacı vardır. Bu bağlada anne babanın ve diğer yetişkinlerinin çocuklarla ilişkisinde iletilesi gereken esaj şu olalıdır; Koşulsuz olarak ailenize aitsiniz ve He varlığınız önelidir, he de yokluğunuz önelidir 3) Entelektüel Benlik Çocukların dünyayı anlaak için sabırsız bir kapasitesi vardır. Ancak bu kapasiteyi ortaya çıkarak için, önce tü ihtiyaçlarının karşıladığı güvenli ve 26
34 düzenli bir dünya da yaşadıklarını keşfeteleri gerekir. Anne baba ve diğer yetişkinlerin çocuklarla ilişkilerinde iletesi gereken esaj şudur: Dünyada bir anla ve düzen olduğunu görebilirsiniz Buradaki anahtar, çocukların ihtiyaçlarının karşılanası konusunda kendilerini güvende hissetesidir. Bebeklik döneindeki teel ihtiyaçlar pek azdır aa büyüdükçe çocuğun pek çok ihtiyacı çıkaya başlar. Bütün bu ihtiyaçların karşılana boyutu ve sıklığı çocuğun güvenlik düzeyini belirler. 4) Davranışsal Benlik Çocuklar anne babalarını ve diğer öneli yetişkinleri etkileek için her şeyi yaparlar. Bu konu da çocuğa iletilesi gereken esaj şudur: Yaptığın işi becerebilirsin ve senden enunu Çocuğun çevresindeki yetişkinlerin çocukların davranışsal çabalarını fark etesi yetez. Bu çabalarda etkilendiklerini de göstereleri gerekir. Çocuğun çabası fark edilirse ustalığı artırılır, bu çabadan etkilenildiği gösterilirse çocuğun güven duygusu güçlendirilir. Deha düzeyinde yaratıcılığı olan pek çok yetişkinde, kendisine hiç güvenediği için, yeteneklerini gizlee veya göe eğili vardır. Özgüvene daha da zarar veren bir başka duru ise yetişkinlerin çabanın değil, perforansın üzerinde durasıdır. Çabanın perforansla karıştırıldığı durularda çocuk başarısızlık ve yanlış yapa kokusuyla kaçına ve telafi gibi koruyucu stratejilere başvuracaktır. Ayrıca çocuklara anne babası dahil, herkesin yaşaında he başarılar he de başarısızlıklar olduğunun anlatılası gerekir. 27
35 5) Sosyal Benlik Çocuk kendine özgü varlığının onaylanasına ihtiyaç duyar. Anne babalarından ve diğer insanlardan bağısız ve farklı olalarının onlarla ilişkilerini tehlikeye atayacağını bileye ihtiyaçları vardır. Çocukların çeşitli yönleriyle başkalarıyla kıyaslanası onlarda uzlaşaya veya isyankarlığa yol açar. Ancak her iki duruda çocuğun özgüvenin zayıfladığının göstergesidir. Çocuğa verilesi gereken esaj ise şudur: Sen biriciksin ve özelsin 6) Yaratıcı Benlik Anne babaları çocuklarının kendine özgü yaşa biçiini bulası ve sürdüresi için yardıcı oladırlar. Çocuğa egeen olup onu kontrol eden ebeveyn ve öğretenler onun kendine özgü bir biçide büyüesini engelleyerek çocuğun özgüvenine zarar verir. Kendi hırs ve hayallerine çocuklarına dayatan pek çok anne baba vardır. Anne babasını hayal kırıklığına uğrataak ya da kızdırıp dışlanaak için kendisini aslında hiç eğili duyadığı bir çalışa ve esleğe deva eteye ecbur hisseden pek çok yetişkin ve genç vardır (Huphreys, 2002, s ). Aslında bütün bunlar anne babanın özgüven düzeyinin düşük olasından kaynaklanır. Daha öncede ifade ettiğiiz gibi özgüven sürekli ve düzenli beslenelidir. Anne babalar öncelikle kendilerinden başlaak üzere çocuklarının özgüvenini geliştireye sürekli ve düzenli bir şekilde çalışalıdırlar. Yaşada karşııza çıkan pek çok güvensizlik çeşidi, yukarıdaki altı benlik algısının iyi veya kötü olasıyla ilişkilidir. Bunlarda ilk çocukluktan yetişkinliğe kadar deva edebiliyor. Anne babaların ve çocuğun yakın çevresindeki diğer yetişkinler, çocuğun özgüvenin gelişesi için yapaları gereken sadece yukarıda saydıklarıız değil tabi ki. Örneğin iletişide özgüven dili kullanak. Ya da buna proaktif dil kullanak da diyebiliriz. Proaktif dil de yapılan yanlış davranışlardan dolayı olayları koşulları 28
36 ya da koşullandıralar suçlu bulunaz. Davranışlar, duygulara dayanan koşullardan çok bilinçli bir biçide yapılan değerlere dayalı ürünlerdir. Örneğin Yapabileceği hiçbir şey yok yerine, seçenekleriize bir bakalı ya da, ben böyleyi yerine, farklı bir yaklaşı seçebiliri, yapaa yerine seçeri, yapalıyı yerine yeğliyoru, keşke yerine yapacağı gibi (Covey, 2000, s. 77). Anne babaların he kendileri he de çocukları için proaktif dili seçeleri kendilerini sınırlaadan yaşaı rahatça kucaklaalarını sağlayacaktır. Tepkisel bir ifade tarzı çoğu kez tepkisel davranışları beraberinde getirir. Ayrıca sen bunu her zaan yaparsın gibi aşırı genelleeler ya da yanlış yaptığı zaan çocukla konuşayarak, hatta ona hiç bakayarak çocuğa dışlanış olduğu duygusunu veren sessiz kala veya eve gideli de görürsün, seni bir daha bunu yaparken yakalarsa kafanı kırarı şeklindeki belirsiz ya da şiddetli tehditler de özgüveni zayıflatıcı ifade şekilleridir. Bütün ifade tarzlarından çocuklar ebeveynlerin veya çevresindeki yetişkinlerin kızgın, kendilerinin ise kötü olduğundan başka hiçbir şey öğreneezler (Mckay, Fenning, 2005, s. 336). Çocuklarda özgüveni geliştirek için onları hiç düzelteek ve sınırlandıraak doğru değildir. Bu Son derece hatalı ve tehlikeli bir düşüncedir. Çünkü gerçekte duru bunun tü tersidir. Disiplinsiz büyütülen çocukların özgüveni daha düşük olur ve onlar daha bağılı, daha az başarılı ve çevrelerini denetleeyen kişiler olurlar. Disiplin, her türlü zihinsel yeteneği ya da ahlaksal karakteri düzeltici, biçilendirici, ükeelleştirici eğiti ya da bilgilendiredir. Kurallar doğru ve anlaşılır şekildeyse, davranışların da yanlışlıklar olsa bile, çocuklar insan olarak kabul görülürse, o zaan benlik değerlerini öğrenebilir ve benlik değerleri yüksek kişiler olarak büyürler. Disiplin özgüvene bir saldırı değil ta tersine çocuğa, güvenli, destekleyici öğreni verdiği bir orta oluşturaktadır. En önelisi de çocuk disiplinle, bireysel ve yaşasal sorululuğun üstleneyi öğrenecektir (Mckay, Fenning, 2005, s. 338) 29
37 E. TOPLUMSAL FAKTÖRLERİN ÖZGÜVEN OLUŞUMUNA ETKİSİ Çevrenin bireyin davranışlarının şekillenesinde büyük bir etkisinin odluğu bilinen bir gerçektir (Özdoğan, 2005, s. 25). Sevginin, güvenin, kabulün ve layık olanın her biriizin özünde olduğunu düşünürsek, özgüven probleinin zaanla ve çevrenin etkisiyle oluştuğunu söyleyebiliriz. Psikolojik açıdan sağlıksız, hasta insanlar, sağlıksız hasta bir kültürün ürünleridir. Sağlıklı insanlar ise ancak sağlıklı bir kültürde yetişebilir. Bununla birlikte, hasta insanların, yaşadığı kültürü daha da bozduğu, sağlıklı insanların ise daha sağlıklı bir kültür yarattığı da bir gerçektir (Özdoğan, 2005, s. 22). Ailenin, bireyin özgüvenindeki rolü üzerinde daha önce duruştuk. Bu bölüde de okul, arkadaş ve çevre ortaının bireyin özgüveni üzerindeki etkilerine yer vereye çalışacağız. Okul çağındaki çocuklar için anne babalarından sonra en öneli örnek kişi öğretenleridir. Çocukların odel olarak öğrene yönteini çok kullandıklarını düşünürsek öğretenlerin özgüven düzeyinin yüksek veya zayıf olası, öğrencinin özgüven gelişiini olulu ya da olusuz yönde etkileyecektir. Çocuğun aile ortaından sonra sosyalleştiği en öneli yer okuldur. Bu yüzden okul ortaı çocuğun sadece özgüveni üzerinde değil kişiliği üzerinde de çok önelidir. Okul çağındaki çocuklardaki yıkıcı davranışlara çoğu zaan öğretenin davranışları sebep olur, evle hiçbir ilgisi yoktur. Kendi güvensizlikleri ve özgüven sıkıntıları olan öğretenlerin uyusuz davranışları pek çok öğrenciyi etkiler (Huphreys, 2002, s. 217). Öğretenlerin çocuklara bağırası, baskı yapası, çocukları aşağılaası, ödevi ceza olarak veresi, yargılayıcı ve kınayıcı davranası, çocuklara bir takı kötü adlar takası, çocuklara karşı sabırsız olası gibi pek çok olusuz davranışlar okuldaki huzursuzlukların çoğu zaan sebebidir. Böyle durularda anne babalar utlaka öğreten ile yüzleşeleri gerekir. Çünkü sorunlarla yüzleşeek hiç kiseye bir şey kazandıraz aa çocuklara pek 30
38 çok şey kaybettirir (Huphreys, 2002, s. 219). Aaç tabi ki öğreteni yargılaak ya da eleştirek değildir. Öğretenin sorun yaratan davranışlarının ve çocuğun özgüvenin doğal gelişiine deva edebilesidir. Ayrıca öğretenler bilinçli bir şekilde çocuklara kötü davranayabilirler. Ancak sorun öğretene anlatılırsa he öğreten davranışlarını gözden geçire fırsatı bulur he de çocuğun özgüvenin önündeki engeller ortadan kaldırılış olur. Çocukluk veya gençlik döneiizde, yaşadığıız dünyayı öğrenek için duyduğuuz doğal erak ve isteği kaybeteseydik öğreneye bağlı tü anılarıızın olulu olası gerekirdi (Huphreys, 2002, s. 197). Bu bağlada bireyin özgüvenin oluşasında ve gelişesinde sağlıklı bir aile ortaından sonra ikinci en öneli faktörün sağlıklı bir okul ortaı olduğunu ifade edebiliriz. Bireyin sosyalleşe sürecinde kritik bir başka döne ise ergenlik döneidir. Bu dönedeki en öneli toplusal ilişki elbette ki arkadaşlık ilişkileridir. Okul ve aile ortaı ne kadar iyi olursa gencin iyi arkadaşlıklar kuradaki başarısı o kadar yüksek olacaktır. Bu yüzden aile ve okuldaki öğrene erakı tatin edileli. Çocuk ya da genç kendini aşağılanan, iğnelenen, bedensel ceza alan, azarlanan, sürekli eleştirilen, alay edilen ve başkalarıyla kıyaslanan bireyler olarak göreeli aksine sevilen, saygı duyulan ve yetenekli bir birey olarak görebileli. Aile bireyleri arasındaki ilişkilerin iyi olası gencin aile içindeki ilişkilerinden doyu alası, arkadaşlık ilişkilerini de olulu etkileektedir (Kasatura, 1998, s. 80). Anne babaları ile sağlıklı iletişi kurabilen, onlara güven duyan ve sorunları paylaşabilen, tartışabilen gençler, arkadaşlık ilişkileri içinde yaşadıkları sorunları daha kolay çözebilektedirler. Özellikle karşı cinsle olan duygusal ilişkilerinde bir kırıklık yaşayan gençler, eğer bunu ailesi ile paylaşabiliyor ve anlaşıldıklarını hissediyorlarsa, ailesi ile anlaşayan gençlere oranla, bu duruu daha çabuk atlatabilektedirler. Aile içinde büyük sorunlar yaşanıyor, genç de bu probleli çevreyi kabul edeiyorsa, arkadaşlık arayışları daha kuvvetli olaktadır. Ayrıca bu 31
39 dönee kadar belirli değerleri gelişeişse, ihtiyaç duyduğu arkadaşların ve grupların standartlarını körü körüne kabul edebilektedir. Gelecek tercihi, bir eslek ve iş seçii gibi öneli pek çok karar gencin ilişkide bulunduğu arkadaşlara göre yön değiştirektedir (Kasatura, 1998, s. 80). Ergenlik dönei kişinin kendisi hakkında bir yargıya ulaşak için en yoğun çaba harcadığı bir dönedir. Bu çaba içinde he kendi duygu ve düşünceleri, he de çevre faktörünün etkisiyle kendine yönelik tutuu belirlenir. Bu dönede ulaşılan benlik saygısı, kuşkusuz, daha önceki dönelerde kazanılış benlik saygısından etkilenecektir. Bu dönede kilik arayışında olan gençlere doğru yolu gösterecek en öneli kişiler anne babadır. Aile desteğinden uzak yetişen gençler kilik bunalıına daha çabuk düşebilirler. Ki olduklarını ve ne olak istediklerini bir türlü anlayaazlar (Açıl, 2004, s. 98). Bu sebeple gençlerin ailesinden kabul göreleri çok önelidir. Ailesi tarafından onaylanan delikanlı / genç kız, zaanla ailesine daha çok bağlanır (Açıl, 2004, s. 101). Ergenlik döneinde genç kilik arayışının yanı sıra fiziki ve fizyolojik değişeler, karşı cinsle arkadaşlık, bağısız ola isteği gibi problelerle de baş etek duruundadır. Fiziki değişiklikler, kişiyi akran grubundan farklı kılıyorsa, bu duru benlik saygısını etkileyebilir. Yine karşı cinsle ilişkiler de kabul göreek, isteneek de benlik saygısına şiddetli bir darbe olabilir. Gencin özellikle anne babaya karşı bağısızlığını gerçekleştireesi ayrı bir benlik algısı problei oluşturabilir. Bu duruda gencin benlik algısı, kendi benliğini bulası ve tanıası ve bununla özdeşleşesi öneli bir basaaktır. Marica, özdeşleşeyi aşağıdaki boyutlar çevresinde değerlendirir. Benlik a) İçseldir, b) Birey tarafından yapılandırılır, c) Dinaiktir, 32
40 d) Bireyin yeteneklerini, inançlarını ve her alandaki yaşantılarını kapsar. Marica ya göre bu yapı ne kadar gelişirse birey o kadar gerçekçi ve iyi bir benlik algısına sahip olur. Çünkü burada birey kendini tanıa, özelliklerini fark ete iyi ve sınırlı yönlerini görüp değerlendire ikanı bulur (Cüceloğlu, 1992, s. 359). Ergenin benlik algısında daha öncede ifade ettiğiiz gibi aile büyük rol oynaaktadır. Daha sonra öğretenleri, arkadaşları ve yakın çevresi benlik algısını güçlendirici veya zayıflatıcı birer etken olabilirler. Ancak ergenin de çocuklukta olduğu gibi özgüvenini ve uyu düzenini etkileyen birçok değişken bulunaktadır. Bu değişkenler; soysa ekonoik düzey, zeka, cinsiyet, kalıtı, akadeik başarı, iç salgı bezleri, anne baba tutuları toplusal norlar, beslene şekli, kardeş sayısı, ailede kaçıncı çocuk olduğu, yaşaının uzun süresinin geçtiği yerleşi birii, anne ve babasının eğiti duruu, ergenin deva ettiği okulun türü gibi değişkenlerdir. Özgüvenin oluşasındaki toplusal faktörler arasında okul hayatı ve ergenlik döneinden sonra biraz da insan ilişkilerinde iletişi konusuna yer verek istiyoruz. İletişi kişiler arasında duygusal, zihinsel ve bir takı alışverişi dile getiren bir teridir. Bu alışverişten olulu olası ilişkileri başarılı kılarken, olusuz olası da bir takı problelere sebep olabilektedir. Çevrelerindeki kişilerle başarılı ilişkiler ve iletişi kurabilen yetişkinlerin kişilik özelliklerini incelerken bu kişilerin kendine güven duyan duygusal ve düşünsel yönden olgunlaşış oldukları görülüştür (Kasatura, 1998, s. 237). Sağlıklı bir iletişide epati, dürüstlük ya da kişisel bütünlük ve etkin dinlene önelidir. Epatiyle dinleek yargılaadan ve öğüt vereden, başkasının değer yargılarını kavraaktır. Karşınızdaki bireyin, farklılıklarını, duygu ve düşüncelerine saygı duyarak onu anlayabile yeteneğidir. Odak noktanız kendini otobiyografinizi yansıtacak bir takı düşünceler, duygular, varsayılar değil başka bir insan ruhunun derin esajını elde etektir (Covey, 2000, s. 256). 33
41 Kişisel bütünlük ise güven yaratır ve sağlıklı iletişi için çok çeşitli yatırıların da kaynağını oluşturur. Doğruluğun ötesinde gerçeği sözleriizle uydurak tır. Kişisel bütünlüğü kanıtlaanın en öneli yollarından biri yanıızda olayan kişilerin arkasından konuşaaktadır. Bununla yanıızda olanlara da güven veririz. Orada olayanları savunurken olanların güvenini koruruz (Covey, 2000, s. 205). Güvensiz insanlar kendileri hakkında yapılan dedikodularla daha güvensiz hale gelebilektedir. Çevre bu güvensizliği sezdiği duruda daha çok olusuz dedikodular yaparak bireyin üstüne gidebiliyor. Bu duruda birey daha da güvensizleşiyor (Lauster, 2003, s. 13). Kişisel bütünlüğün oladığı bireyler rahatlıkla insanların yüzlerine söyleyeediklerini arkadan söyleyebiliyorlar veya kendileri hakkında yapılan dedikoduları sineye çekebiliyorlar. Her iki duruda bireyi daha da güvensizleştirekten başka hiçbir işe yaraıyor. Kendine güvenen insan kendisinden ve diğer insanların düşündüklerinden korkak yerine kendisini kişiliği ile uyu içinde hisseder. Kişisel özelliklerini nasıl belli olduklarıyla ilgileneden geliştirektedir (Lauster, 2003, s. 32). Özgüvenli olayan bir insan diğer insanların özgüvenlerinden de korkar. Güvensiz olan insan bu güvensizlikten kurtulak için çevresine daha az güvenli insanları toplar. Kendine güvenen insanlarla karşılaşaktan kaçınır. Çünkü kendi güvensizliğinin daha çok farkına varır (Lauster, 2003, s. 35). Buna karşılık kendilerini geliştiren insanlar, çevresine çok daha az bağılı ve çok daha fazla özerktirler. Onları çevresel ve toplusal belirleyicilerinden çok içsel belirleyiciler yönetir. Kendi potansiyel ve kapasitelerine, gizli güçlerine, yeteneklerine uygun tercihlerde bulunurlar. Diğer insanlara daha az bağılı olaları, onlar hakkında daha az kararsızlık yaşaalarını sağlar. Diğer insanlara karşı daha az kaygılı, daha az düşanca davranır ve sevecenliklerine daha az gereksini duyarlar (Maslow, 2001, s. 41). Bununla birlikte birey olarak insan, diğerleriyle bağlantısını deva ettirebildiği ölçüde kişiliği koruyacak ve güvenlik hissi duyacaktır. İnsanın toplu 34
42 içinde karşılaşabileceği teel ihtiyaçlarını tatin edebilesi için birlikte yaşaayı öğrenesi ve toplusal rolleri üstleneyi gerekir. Çağdaş toplularda insanlar diğer insanlarla kurdukları ilişkilerden eskiye oranla daha çok incinektedirler. Bu yüzden başkalarından gelecek zararlardan ve incitilekten korunak için birbiriyle ilişkilerini sınırlaaktadırlar. Bunun sonucu olarak yalnızlığa yönelekte ve yalnızlığın sıkıntısıyla kötü alışkanlıklara kapılaktadır. Bu sebeple hiçbir şeye bağlanaak insanın boşluk ve anlasızlık duyguları yaşaasına neden olaktadır (Geçtan, 1993, s. 27). Bu incinişlik duygusunun ve zarar göre korkusunun en aza indirilebilesi için insanın kendisini toplua bağlayan bir takı değerlere ihtiyaç vardır. Topludan uzak yaşaak insanın yapısına aykırıdır. İnsan toplula kaynaşabilesi ve kendini rahat, güvende hissedebilesi için ortak değerlerin evcut olası gerekir. Herkesin kabulleneceği ahlak ilkeleri insanların birbirine olan bağını güçlendirecek ve toplusal barışı gerçekleştirecektir (Akıncı, 2002, s. 154). Özetleek gerekirse yalnızlık günüüz insanın öneli bir probleidir (Gençtan, 1993, s. 27; Fro, 1995, s. 17; May, 1998, s. 28). Bunun sebebi ise insanların birtakı ahlaki değerlerden uzak oldukları zaan birbirlerini rahatlıkla incitebilesi veya birbirlerine zarar verebiliyor olası. Ancak insan yalnızlık duygusu ile uzun zaan yaşayaaakta bu duru onun ruhsal dayanıklılığını ve özgüvenini sarsakta. Bu duruda bir takı anevi değerlerde birleşek, insanların kendilerine ve birbirlerine güvenini sarsayacağı, bilakis kuvvetler direneceği için en faydalı yol olacaktır. Öyle ise savaşaız gereken bir şey varsa, insanların sadece kendi çıkarlarını düşündükleri yaşa biçiidir. Bireyin ve topluun ilerleesinin önündeki en büyük tehlike budur. İnsanlardaki her yetenek diğer insanlara karşı göstereceğiiz paylaşa duygusu sayesinde gelişir (Adler, 1996, s. 237). Bütün dinlerde, ahlaki ilkelerde bu anlayışın derin kökleri vardır. Hatta inancı olayanlar da bile önde tutulan bir gerçek olarak görülür (Yalo, 1999, s. 680). 35
43 BÖLÜM II ÖZGÜVEN OLUŞMASINDA MANEVİ DEĞERLERİN ROLÜ A. MANEVİ DEĞERLER VE ÖZGÜVEN Değer; arzu edilen, ihtiyaç duyulan şeye karşı beslenen aaçtır. Değerlerin işlevi, insanın aklını üsbet yönde,, iyilikler yönünde kullanılasını sağlaaktır. Bu bakıdan değerler, insan davranışına ölçü getirdiği gibi sınır da getirir. (Bolay, 1999, s ). Manevi değerler ise; insanın ruhunda özünde var olan ve evrensel ruhun sunduğu ilkeledir. Sevgi, adalet, sabır, hoşgörü insan doğasında var olan değerlerdir. (Özdoğan, 2005, s. 107). Manevi değerler insan hayatı için öneli anla referansları arasında yer alır. Sağlıklı bir toplu yapısı oluşturakta ve insanlar arası ilişkilerin geliştirilesinde anevi değerler belirleyici özelliğe sahiptir. Manevi değerler insanı olgunlaştırır ve diğer insanlar karşısında saygınlığa götürür. Günüüzde bir değerler dizgesine sahip olaanın, psikolojik olarak sağlığı bozucu olduğunu görüyoruz. İnsan nasıl gün ışığına kalsiyua ya da sevgiye ihtiyaç duyuyorsa, aynı şekilde anlayacağı ve o doğrultuda yaşaını sürdürekten zevk alacağı bir dine ya da yaşa felsefesine ihtiyaç duyar (Maslow, 2001, s. 219). İnsanın değerlerden yoksun olası pek çok ruhsal hastalığı beraberinde getirdiği gibi bunları bedensel rahatsızlıklara da dönüştürebiliyor. Birtakı değerlerden yoksun olak ilk önce insanın yaşadan zevk ala, hayatının aacını belirlee duygularına büyük bir darbe indirecektir. Daha sonra pek çok şeye ve pek çok kişiye karşı, ilgisizlik, ilkesizlik, üitsizlik, aşırı kuşkuculuk gibi rahatsızlıklara dönüşebilecektir. Bütün bunların yaşandığı bir duruda bireyin özgüvenin oluşasından ve gelişesinden bahsetek ükün değildir. Özgüven ancak, değerlerin olduğu ortada oluşur ve gelişir. 36
44 Bugün refah düzeyi yüksek topluların büyük bölüünün değerler yoksunu olduğu tespit ediliştir. Bu duruu yüzeysel sebeplerle açıklaak ükün değildir. Pek çok insan duruunun farkına varaksızın değer yoksunluğu içinde utsuz yaşa sürdüreye deva etektedir. Böyle bir duruda birçok insan dine dönüş yaşayacaktır (Maslow, 1996, s ). Manevi değerler bütünü olan din, sağlıklı toplu yapısı oluşturakta belirleyici özelliğe sahip oluştur. İnsanın kendini çoğu zaan gerçekleştiresi ahlak ile aneviyat ile dinle olabilektedir. Einstein a göre üstün ahlaka ulaşabilek insanın en öneli çabalardandır. İnsan var oluşunu ahlak ilkelerine bağlı olarak gerçekleştirebilir. Sadece ahlaklı davranak yaşaa güzellik ve onur verebilir. Katlanabilir bir hayat ölüsüz ahlaki ilkelere sarılaya bağlıdır (Einstein, 1998, s ). Pek çok insan böyle düşünüyor olalı ki yirinci yüzyılın başında ahlak ilkeleri ve din göz ardı edilirken, sonlarına doğru dinin ve ahlak ilkelerinin hızlı bir yükselişini görek ükündür. Bütün tecrübeler ve yaşanan olaylar, insanın kendini anlaası ve utluluğu yakalaası konusunda bilisel verilerin ve psikolojik bulguların büyük ölçüde dini gerçeklere uygun düştüğünü gösterdi. Bu gerçeklerle yüzleşen pek çok insan dinlerin ve dini öğretilerin tekrar gözden geçirilesi gerektiğini düşünerek araştıraya başlaıştır. Birçok insan dinine dönüşün gereğine inanış ve hayatını dini esaslar doğrultusunda yaşaayı tercih etiştir (Akıncı, 2002, s. 80). Özgüven penceresinden din insan ilişkisine baktığıızda da evrensel değerler her zaan rehberdir. İnsanlar hangi dinden olurlarsa olsunlar yüksek değerler arasında daia dinsel değerler en baştandır. İnsan bu değerlerden ve dinden yoksun oluğu zaan hayatına haki olan anlasızlık ve aaçsızlık duygularıyla baş edeeyecektir. Yaşaına bir anla ve aaç vereediği takdirde bireyin özgüveni zayıf ya da çok zayıf düzeyde olacaktır. Bir takı değerlere sahip olan insanlarla bu değerleri yaşa felsefesinin en üst noktasına koyan insanlar arasında bile özgüven düzeyi açısından anlalı farklılıklar olduğu bilinektedir. 37
45 Bu anlada yüksek değerleri arasında daia en başta yer alan dinsel değerler ile özgüven arasında olulu bir ilişki vardır. Pek çok ruh hastalıklarında, hastanın rahatsızlığının sebebi, ruhsal ihtiyaçların ihal ediliş olasıdır (Fro, 1982, s. 19). Bunu için enşei anevi sahada olan şizofreni gibi bir akıl hastalığının düzeltilebile ihtiali anevi teelin güçlendirilesine bağlıdır (Tevfik, 1985, s. 119). Madeki her türlü ruhsal hastalığın teelinde aneviyat eksikliği yataktadır. Öyleyse her türlü psikolojik tedavide aneviyata yönelik olalıdır (Altıntaş, 1989, s. 77). Dinaik psikiyatrlerinin en büyük ekol sahiplerinden Jung, bu hususu bizzat üşahede etiş bir psikiyatristir. Çağdaş insanın ruh araası adlı kitabında tecrübi gözlelerini aktararak, dinin insanın ruh sağlığı üzerindeki olulu etkilerine işaret etekte ve şöyle deektedir. Son otuz sene içinde dünyanın bütün edeni eleketlerinden bana başvuranlar oldu. Yüzlerce hasta tedavi etti. Hastalarıdan hayatın ikinci yarısına erişenler yani otuz beş yaşını geçiş olanlardan hiçbir kise yoktur ki, probleini halletek için son başvurduğu çare hayatına dini bir bakış bulaktan ibaret olasın. Kesinlikle diyebiliri ki, her birinin hastalanasına sebep, her devirde yaşayan dinin, ensuplarına bahsettiği nietlerden ahru olasıdır. He de dini görüşü yeniden kazanayanlardan hiçbiri gerçekten iyileşedi. Bunun gerekçesini ise şu şekilde açıklaaktadır: İnsan hayatına anla verecek ve kainattaki yerini belirleyecek olan genel fikirlere ve inançlara kesinlikle ihtiyaç duyaktadır. Kişi en inanılaz zorluklara, ancak bir anla ifade ettikleri kanaatine vardığında karşı koyabilektedir. Ayrıca dini tecrübe, her şeyin taze bir parlaklık ve canlılık içinde görünesini sağlar (Yaparel, 1987, s. 32). Bütün bu görüşlerine paralel olarak Jung, yaptığı gözlelere dayanarak, uyguladığı terapilerde, ölüe ilişkin olarak kendini gösteren kaygının ortadan kaldırılası ya da azaltılası yönünde tek çare olarak, hastanın dini bir duygu ve bakış açısı kazanasını aaçlaıştır (Yaparel, 1987, s ). Yine Willia Jaes: Şüphesiz üzüntünün başlıca ilacı din ve iandır. deektedir (Bkz.Tevfik, 1985, s. 12). 38
46 Özgüven ruhsal yönden sağlıklı insanlarda görülen bir duygudur. Ruhsal sağlığı yerinde olayan bireyler de özgüvende söz etek ükün değildir. Din ise Jung ve Jaes in ifadelerinden hareketle söylüyoruz ki ruh sağlığının vazgeçilez en öneli öğesidir. Öyle ise Din Ruh Sağlığı Özgüven şeklinde bir süreçten bahsettiğiizde özgüven duygusunun teelinin din olgusu olduğu ortaya çıkaktadır. Aynı zaanda aile ve çevrenin olusuz etkileriyle zayıflayan özgüven duygusu bile yetişkinlikte dinsel değerlerle kendine yeni bir çıkış yolu bulabilektedir. Bununla birlikte dinler, birtakı kıssalarla hikayelerle bu değerleri hayatın içinde ilişkilere, yaşantılara dönüştürürler. Böylece değerleri gerçekleştire doğrultusunda insanın özünde saklı olan insan ola potansiyelini uyandıraya çalışırlar. İnsanı, insana tanıtırlar. Dinlerin insanlara sundukları öğretide he insanın anevi yönüne beslene, he dünyayı olabildiğince insana tanıta aacı vardır. Ancak bunların da ötesinde asıl aaç insanın aşkın yanına, sonsuzluğa dikkat çekek oluştur. Bu yüksek değerlerin oluşasında elbette ki güven en başta yer alacaktır. İnsanların birbirlerine ve kendilerine güvenediği bir ortada diğer anevi değerlerden bahsedileez. Hz. Peygaber in ifadesiyle İnanan üin elinden dilinden zarar geleyen insandır. İan keliesi başkalarına güven verek güven içinde olak deektir. İan sahibi kişi (üin) de he inandığı gücün sağladığı güvenin içinde olan he de başkalarına güven veren deektir (Bkz. Özdoğan, 2005, s. 233). Güven içinde olayan başkalarına da güven vereeyecektir. Bu bakıdan özgüven dinsel değerlerinde en başında gelir. Dünyanın birçok yerinde din aneviyatı besleyen sosyal bir araçtır. Başka bir deyişle insanlığın teeli olan aneviyat dünyadaki çeşitli dinlerin aracılığıyla hayata geçirebilir. Maneviyat, insan ruhunun kendine ve başkalarına utluluk veren sevgi, şefkat sabır, hoşgörü affete, uyu duygusu ve sorululuk nitelikleriyle iletişi kurasıdır. Maneviyat doğuştan bir insan yeteneğidir. O bizi doğaya ve hayatın kaynağına bağlar. Ruhsallığı yaşaak çeşitli hayat deneyileriyle baş eteize yardıcı olur ve bütün bunların hayata geçirilesi dinin aracılığıyla olur (Bkz. Özdoğan, 2005, s. 62). 39
47 Dinlerin insana verdiği güzeli göre bakış açısı insan özgüvenini geliştirir. Meşhur hikayedir. Hz. İsa bir gün havarileriyle gidiyorken; birisi deiş ki Şurada bir köpek leşi var, bakın ne kadar da kötü kokuyor! Hazreti-i İsa ise; Dişlerinin beyazlığı ne kadar da güzel! deiş. İşte peygaber bakışı budur. Orada, çirkin gibi görünen o şeydeki güzelliği fark etektedir. Bizler hayatıızda güzeli göreye ayarlı bir bakış getirirsek o zaan diğer insanlardan tehdit algılaayacağız, onlardaki güzelliği fark edeceğiz. O güzelliği fark ettiğiiz zaan özgüven duyguuz da elbette yüksek olacaktır. Başka insanlar beni tehdit edici unsurlar değillerse onlar beni dostusa, yarenise; ben kendie güveneceği, onlara güveneceği, kendii seveceği, onları seveceği. Onların hareketleriyle yaralanayacağı. Manevi değerler ve din işte bize güzelliği göreyi ükün kılan bir pratiktir. Hayata siniş güzelliği, hayata siniş ürpertiyi, Yaratıcı nın kudretini her gün hayretle, şaşkınlıkla, yeniden keşfeteyi ükün kılan bir düşünce sisteidir. İşte böyle bir bakışa böyle bir ince düşünüşe kendiizi ayarlayabilirsek, her gün o yeniden tazelenişi yaşatacağız ve elbette kendiize duyduğuuz güven de eksilek yerine her gün artacaktır (Sayar, 2003, s. 12). B. İNANÇ VE ÖZGÜVEN İnsanı inceleyen bili dalları inaa ve din duygusunu, her insanda doğuştan var olduğunu ortaya koyaktadır. Her insan doğuştan bir aşkın varlığa inana ve bağlana kabiliyetine sahiptir. İnsanların inana ile ilgili duygularını tatin için arayış içine gireleri dinin bir ihtiyaç olasına göstergesidir. Dolayısıyla inana insan ait bir özelliktir ve insanın inanç oladan varlığını deva ettiresi zordur (Tosun, 2001, s. 101). İnsandaki inana ihtiyacı, dine eğilili olası ve dini kabiliyetle kendini gösterir. İnsan yapısal olarak dini anlaaya ve yaşaaya hazırdır. Fıtrat olarak ifade edebilen bu hazır bulunuşluk hali, her insanda doğuştan evcut olan bir yapıdır (Yavuz, 1987, s. 27). Doğuştan insana verilen özellikler, dinin insan için ortaya koyduğu ilkeleri kabule ve uygulaaya elverişli özelliklerdir. Bir hadiste Hz Peygaber Her doğan 40
48 fıtrat üzerine doğar ifadesindeki fıtrat hakkı kabule kabiliyetli, dini kabule yeterli olarak yorulanaktadır (Bkz.Bilgin, 1991, s ). Bütün bunlardan inancın insanın doğuştan getirdiği bir kabiliyet olduğunu ve hayatını sürdürürken her zaan ihtiyaç duyduğu ruhsal bir gereksini olduğunu anlıyoruz. İnancı güvenden ayrı düşüneeyiz. Çünkü insan güvendiği şeye inanır. İnsanın her yönden tatini ve huzuru için kendi yapısına uygun, kendi kabiliyetleri doğrultusunda bir hayat yaşaası gerekir. Güvenli bir yaşa da insanın özüne fıtri ihtiyaçlarına uygun olacaktır. Manevi değerlerin insanın yapısında doğuştan var olduğu ve fıtratında yer aldığı düşünülürse, anevi değerlere uygun yaşaa insanın özüne uygun yaşaası olduğu söylenebilir. Dine yönelenin teelinde de bağlana ve güven duygularının tatini vardır. İan keliesinin sözlük anlaı onun yapısı içinde güven duygusunun varlığını ortaya koyaktadır. İan kavraı sözlükte karşısındakine güven verek, güven duyak, tasdik etek ve gönülden beniseek anlalarını ihtiva etekte, ayrıca kelienin astarı olduğu aene fiili insanda korkunun giderek güvenin yerleşesi anası taşıakla, korku, inkar ve hiyanetin karşıtı olarak da kullanılaktadır. Kelie anasının da gösterdiği gibi ian haliyle insan endişe duygusundan uzaklaşarak kapsalı ve sarsılaz bir güvene kavuşaktadır (Bkz. Alper, 2000, s. 96). İanla insanın kavuştuğu güven, onun hayatının ilk anlarından itibaren kurtulak istediği güvensizliğin en ideal biçide gideriliş halidir. Bilindiği gibi insan yaşaın ilk anlarından itibaren güven içinde olayı ister. Bir bebeğin sağlıklı büyüyebilesi kendini güvende hissedebilesiyle yakından ilişkilidir. Güvenlik arayışı insanın dünyaya ilk adı attığı günlerde başlayan ve hayatı boyunca tatin etek istediği teel bir gereksinidir. Şekil ve giderile yolları değişekle birlikte güvensizlikten kurtula, koruna ve hiaye altında buluna hissi hayat boyu deva eder (Araner, 1980, s. 81). 41
49 İan odelleri üzerinde araştırada bulunan J. Kellenberger bir birinden farklı ian tanılarının güvende (trust) birleştiğini, güvenin (trust) ianın sahip olduğu özellikleri birleştiren bir duygu olduğunu vurgulaıştır (Alper, 2000, s. 97). İandaki güven duygusu he korkunun he de hüznün karşısında yer alan bir duygudur. Aşkın bir varlığa ian eden üin derin bir iç huzur ve ruh sekineti duyar. Çünkü ian insanın kendi başına cevap verekten aciz kaldığı var oluşunun anlaına dair en teel sorularına çözü getirektedir. İnsan kendi varlığına anla vererek, hakikati buluş olanın rahatlığıyla huzura kavuşaktadır. İan sayesinde insan aldana korkusundan ve ta hakikati ala endişesinden uzak kalır. Kendini bu kadar güvende hisseden insanın elbette ki özgüveni de yüksek olacaktır. Kendine güvendiği gibi diğer insanları da birer tehdit öğesi olarak algılaaktan vazgeçecek ve onlara da güvenebilecektir. Güvensizlik duygusu ise dıştan gelen bir saldırı baskı karşısında oluşan bir gerili, bir alt üst ola, noralin dışına çıka hali olaktadır (Öner, 1989, s. 36). İnsan bu noralin dışına çıka duruundan sıyrılak için çaba gösterdiği halde başarısız olursa kötüser bir dünya görüşü geliştirebilekte, inançlarından sarsıla yaşayabilekte. Kendine ve insanlara olan inancı sarsıldığı zaan uutsuzluğu artakta. İnanç duygusu ile güven duygusu paralellik arz etekte. İnanç arttıkça güven artakta. Ancak uzun süren güvensizlik duygusu bireyin inançlarını da sarsabilekte. Bu anlada inanılan şey büyük öne arz etekte. Her şeyin yönetiini elinde tutan, koruyup kollayan aa kendisine karşı kisenin korunup kollanaayacağı (23 / 28), bir Allah a ian etekle insan kendini güvenceye alıştır. Allah inananların dostudur (2 / 257). Allah yalnız hayırdır ve kutsidir; bu sebeple O na her zaan güvenilebilir. Yaradanıız kendinden başka dost edinenlerin duruunu kendisine ağ ören örüceğe benzetir. Çünkü barınakların en çürüğü örücek ağıdır (29 / 41). O halde Yaradanını dost edinek insanı en çok güvende kılan şeydir. İnanan insanın Yaradanına duyduğu bağlılık ve güven onun sıkıntılar, zorluklar, felaketler karşısında dayana gücünü kat kat artıracaktır. Hz. Peygaber in bir hadisi üin sahip olduğu psikolojiyi güzel bir şekilde izah eder. Müinin haline şaşarı. O her zaan hayırdadır. Böyle bir hal ancak üin içindir. 42
50 Rahatta iken şükreder, bu onun için hayırdır. Sıkıntıda olduğu zaan sabreder, bu da onun hayrınadır (Bkz. Alper, 2000, s. 101). İan, insanın üitsizliğe kapılasına engel olur. Güven duygusu uuda, güvensizlik duygusu da uutsuzluğa eşlik etektedir. Bu sebeple güven duygusu, kişilerin uutsuzluğa düşesi için ruhsal dengeyi sağlayan başlıca unsur olaktadır (Öner, 1989, s. 36). Güven duygusunun yerini güvensizlik alınca, ruhsal denge bozulakta uutsuzluk baş gösterektedir. Çünkü kişinin yüreklilik ve kendi yeteneklerine kesin inanç deek olan özgüveni (Hably, 1997, S. 9), yani kendine olan güvenini ve kendi gelişesine olan güvenini yitiresi, uutsuzluğa düşesi deekti (Horney, 1993, s. 147). Onun için kişi kendisine, insanlara, yaşaa karşı güven sayesinde uutlu, güvensizliği nedeniyle de uutsuz olaktır. Dolayısıyla inanç ve güven uudu beraberinde getirir. İnsan kendisi dışındaki yüce bir kudrete inanak ve bağlanak suretiyle yaşadığı dünyada bulaadığı güveni elde etiş olaktadır. İnançlı insan Allah a olan bu güveni sayesinde, inançsızların sık sık içerisine düştükleri uutsuzluktan kurtulabilektir. Yani, dini inanç kişiye geçici olayan bir güven duygusu verektedir (Öner, 1989, s. 36). Bu sebeple din teel güven duygusunun kaynağını oluşturaktadır (Yaparel, 1987, s. 25). Hayat, doğudan başlayarak ölünceye kadar karşııza çıkan güçlükleri çözebile ve sürekli değişen şartlara intibak edebile çabası olarak yaşanır. Allah a bütün kalbiyle inanan ve güvenen bir kişinin bu ianı sayesinde, kendisine olan güveni, dayana ve direne gücü artakta başkalarına bağılılıktan kurtulakta ve hayattaki problelerle baş ete gücünü kendinde bulabilektedir (Peker, 1993, s. 163). Dolayısıyla insan dini inancı sayesinde sağla ve güçlü bir aneviyata sahip bulunarak hayatın getirdiği güçlükler karşısında uutsuzluğa düşeksizin ücadele edebilektedir (Cüceloğlu, 1993, s. 227). Bu sebeple dini inanç, insanda sağla bir kişilik yapısı eydana getirektedir (Hökelekli, 2001, s. 188). Allah a olan inancı sayesinde, kendine ve kendi güçlerine inanan insan, sağla, bütünleşiş bir şahsiyet geliştiriş olakta ve hayatın güçlükler karşısında kolay sarsılaaktadır. 43
51 Dini inanç ve değerlerin başta gelen fonksiyonu, insanın hayata bir anla kazandıralarıdır (Fro, 1997, s. 67; Hökelekli, 2001, s. 80). Dolayısıyla dini inanca ve tecrübeye sahip olan bir kise hayatına anla ve güzellik kaynağı tein eden büyük bir hazineye sahip olur (Jung, 1993, s. 143). Hayatın yapısından kaynaklanan boşluk, anlasızlık ve ölü gibi insanı utsuzluğa sürükleyen bir takı kaygıların üstesinden rahatlıkla gelebilektedir. Zira, Allah a, kadere, kainattaki düzene ve ahirete olan inanç, insana karşılaşılabilecek en kötü tecrübelerin bile bir anlaının olduğunu öğreterek, uutsuzluğa, güvensizliğe düşesine engel olabilektedir. Yaradana güvenek ve O na üitle bağlanak addi anevi karşılaşılan pek çok güçlüğü yenekte insana öneli bir direnç verecektir. Çünkü O, erhaeti her şeyi çepeçevre kuşatış olan bir varlıktır (7 / 156). Yaradana olan inanç, insanlardaki aşağılık duygusunun ortadan kalkasını sağlar. Yaradana olan inancıızı artırırsak, bunun kendiize daha çok güven duyanızı sağladığını görürüz (Peale, 2001, s. 10). Güvensizlik veya güven duygusuna sahip olak bizi eliizdedir. İkisi de düşünce tarzıızın sonucunda ortaya çıkar. Hep kötü şeyler olacağını düşünürsek, sonuçta güvensizlik duygusu oluşur. İşin en kötü tarafı, bu fikirler kafaızda bulunduğu sürece, sonunda korktuğuuz her şeyin başııza gelesidir. Sahip olduğuuz gerçek güçler daha önceleri korku ve güvensizlik duygusu yüzünden çıkaaz, bir köşede sinip kalır. Oysa düşünce tarzını değiştire korku ve güvensizlik yok olur ve yaratıcı güçleriiz taaen ortaya çıkar. Günüüzde çoğu insan güvensizlik içindedir. Heen her yerde içi korku dolu veya ürkek, yetersizlik ve güvensizlik duygusuyla kıvranan, sahip olduğu güçlerin farkında olayan insanlarla karşılaşırız. Sorululuk alaktan çekinen ve önüne çıkan fırsatlardan korkan birçok insan görürüz. Kendine güven duygusu kaybolunca bunu tekrar kazanayı sağlayan en öneli etken, Yaradanın devalı bizile dolduğunu ve bize yardı edeceğini bilektir. Bu kendiize yeniden güven duyaızı sağlayacaktır. Heen heen 44
52 bütün kutsal kitaplarda Yaradanın bizile olacağı, yardı edeceği ve devalı bizi görekte olduğu belirtilir. Başka hiçbir şey kendiize güven duyguuzu kazanaızda bu söz kadar yardıcı olaaz. Ara sıra şu sözleri söyleeiz yeter: Yaradan benile beraber. Yaradan bana yardı ediyor. Tanrı bana yol gösteriyor. Her gün birkaç dakika bu sözlere ayıraız ve içiizde duyaız çok faydalı olacaktır. Bu sözleri söyleyip inandığıızda gerçekleştiğini görebiliriz (Peale, 2001, s. 17). Bu anlada Yaptığıız her seçi ve sahip olduğuuz her inanç yaşaın bütününü etkiler (Myss, 2001, s. 105) diyebiliriz. Çünkü Neye inanıyorsak o bizi gerçeğiiz olur (Hay, 2001, s. 49). Bu yüzden seçileriiz ve inançlarıız daha öncede belirttiğiiz gibi kendiizi, hayatı, insanları anlaaızda, yorulaaızda büyük öne arz etektedir. Zira İnanç, ruhun olulu bulduğu şeyleri kabul etektedir (Bkz. Fro, 1997, s. 22). Elbette ki bizi yargılayan, geliştireyen, sürekli eleştiren kişisel inançlarıızı ruhuuz da kabul eteyecektir. Özgüven duyguuz kişisel inançlarıızdan etkilendiği gibi sosyal yapıdan da oldukça etkilenir. Bugün ülkeizde psikiyatriste giden insanların sosyal adaletsizliklerden çok fazla incinen insanlar olduğu görülüyor. İnsanlar gerek birbirlerinden gerekse kau kuruluşlarından hakkaniyetli bir tutu göreediklerinden çok fazla yakınıyorlar. Özgüven duyguuz gündelik hayatta adaletsizliklere toslaya toslaya yıpranıyor. Halbuki hepiiz bu hayatı eniyetli bir şekilde yaşaak istiyoruz. İnsanın, dünyada güven içinde var ola hakkı en teel hakkıdır. Gündelik hayatta insanlar haksızlığa uğradıklarında, adaletsizliğe uğradıklarında, he sosyal hayata duydukları inanç zedeleniyor he de içinde yaşadığıızı toplu, artık bir kurallar anzuesi içinde hareket eden uygar insanların oluşturduğu bir toplu olaktan çıkıyor (Sayar, 2003, s. 13). Kaldı ki insan düşünce tarzının ve adaletinin bile bir noktada bize yetersiz geldiği durular oluyor. İşte orda hayatıızdaki olayları istediğiiz sıraya koyup istediğiiz gibi yapanın bizi gücüüzü aştığına şahit oluyoruz. İnancıızı ilahi otoriteye kaydıraız gerektiğini görüyoruz. Göresek de yaşaıızın İlahi adalet ile 45
53 yöneltildiğine güvenenin huzurunu yaşıyoruz (Myss, 2001, s. 124). İstediğiizi elde edeediğiizde, kandırıldığıızı hissettiğiizde kurbanlık duygusuna kapıladan Yaradanıızdan değiştirebileceğiiz şeyler için cesaret, değiştireeyecekleriiz için de yüksek kabulleniş dileyebiliriz. İnancıız bize bunu kolaylaştıracak ve etkin kılacaktır. Yani inanan insan güçlükler karşısında yenilez, onları eninde sonunda parçalayıp hedefine ulaşan insandır. (Peale, 2001, s.140) Kendinden daha güçlü bir kuvvet olduğuna inanan ve yaşaını O nun ellerine bırakan insan zorlukları, sıkıntıları yene gücünü kendinde bulabilir. Böylece özgüveniizi zedeleyen yetersizlik duygusundan inanç sayesinde kurtulabilir, hayata daha bir güvenle bakabiliriz. C. SEVGİ VE ÖZGÜVEN Sevgi insanoğlunun gelişiinin ilk aşaalarından günüüze kadar yaşayan vazgeçilez bir duygu, anla dolu bir sözcük. Hiç kuşkusuz insanlar var oldukça o da var olacak. İnsanoğlunun tü çabası gayreti yaptığı tü sanat yapıtları hep onun için belki de. (Fro, 1995, s. 27) Sevgi yoluyla insan bir başka insandaki özellikleri görebilir, anlayabilir ve evcut potansiyellerini harekete geçirir. (Frankl, 1997, s. 108) Sevgi tanıanın ve yakınlaşanın sonucu olarak gelişir ve aynı zaanda sevgi daha iyi yakınlaşayı ve daha yi anlaayı sağlar. Sevgi sayesinde insan başka insanlara yakınlaşacaktır. İnsanların birlikte var olabileleri, kendi sınırlarını aşarak başkasının dünyasına girebileleri onlarla iyi bir diyalog kuralarıyla ükün olabilir. İnsanın kendini aşabilesi ancak bir başkasına yönelerek gerçekleşebilir. Sevgi bir diğer insana onun kendi dünyası içinde ulaşabileyi gerektirir (Gençtan, 1992, s. 137). Bu anlada sevgi insanın, diğer insanların duygu ve arzularını anlayarak değer veresi ve kabul etesi deektir. Başkasını kendiiz gibi değerlendirebilede diğer insanları tanıyıp sevenin yollarından biridir. İnsan psikolojisi üzerinde çalışan batılı fikir adalarını birçoğu, sevgiyi ön plana çıkaraktadır. Bu konu da ortak bir fikir oluştuğunu görüyoruz. Bunlar 46
54 arasında Alfred Adler, Erich Fro, Victor Frankl gibi ünlü psikologlar yer alaktadır. Ayrıca Mevlana, Yunus Ere, Hacı Bektaşi Veli gibi birçok düşünür ve tasavvufçunun eserlerinde sevgiye ağırlıkla yer verdiklerini görüyoruz. Bunun yanında tasavvuf kültüründe de sevgi her şeyin önünde, hatta kainatın yaratılış gayesi ve varlığın ayası olarak işlenir. Sevgi, insanın bütün etkinliklerinin ve yönelişlerinin geliştirilesi konusunda öneli bir kaynak olabilir. Sevginin olduğu her yerde, güven, kardeşlik, dostluk, iyilik, hoşgörü olacaktır. Bunlar insanın kendine, hayata, insanlara güvenesinde öneli rol oynayan unsurlardır. Her insan, diğer insanlarla bir arada yaşaayı ve kendi yalnızlığından kurtulup, başkalarıyla birlikte olayı ister. İnsan, kendini ve diğer insanlarla olan ilişkilerini anlayabilek için seve güçlerini geliştirebileli ve tü canlılarla beraber olduğu deneyiini yaşaalıdır. Dünya ile olan ilişkisini düşünce ve sevgi üzerine kuran bir kişi kendini tü evrenle bir oluş gibi hisseder (Fro, 1982, s. 57). Seveyi başaraaış insanlar kendilerinden ve topludan uzaklaşarak yalnız kalır ve kendisini zayıf ve çaresiz hisseder. Bu anlada özgüven kaybı yaşar. Çünkü özgüvenin en öneli unsurlarından biridir sevgiye layık olabilek. Birey kendisinin sevgiye layık oladığı inancıyla baş edeez ve güçsüz düşer. Bu duygu bireyi günden güne zayıflatır. Sevgiye layık olabilek için de öncelikle seveyi öğrenek gerekir. (Fro, 1982, s. 15) Tıpkı Erich Fro un ifade ettiği gibi, doktorluğu, ühendisliği, öğretenliği, arangozluğu öğrendiğiiz, bunlara eek ve zaan verdiğiiz gibi seve sanatını da öğrenebileiz gerekiyor. Seveli ki sevilebileli. Sevilebileli ki kendiize, insanlara, yaşaa güvenebileli. Sevgi yoksa güven, güven yoksa doyu yoktur (Kasatura, 1998, S. 24). Kısaca sevgi her şeydir. Birçok şair ve düşünür tarafından dile getirilen bir gerçek vardır. Bu gerçek; insanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedefin sevgi olduğudur. Kendisini sevecenlikle bekleyen bir insana yönelik sorululuğun bilincine varan kişi, yaşaını kesinlikle bir yana iteeyecektir. Var oluşun nedenini bilecek ve her türlü acıya dayanabilecektir (Frankl, 1997, s ). 47
55 Sevginin insanın hayatına anla katasına karşın, sevginin eksikliğinde ruh hastalıklarının ve utsuzluk duygularının ortaya çıktığı görülektedir. Yaşa sorunlarının ardında her zaan seve yetersizliği yataktadır. Sevgiden anlaşılası gereken; başkalarına yardıa hazır ola, sorululuk duyabile, saygı, anlayış ve başkalarının ruhsal gelişiini isteyip, buna destek olaktır (Fro, 1982, s. 114). Böyle kapsalı bir sevgi anlayışı, insanın tü hayatını kuşatabilecek özelliktedir. Bu düzeyde bir sevgiyi ancak özgüveni yüksek bireyler gösterebilirler. Kendine, kendi yeterliliklerine güvenen birey ancak, başkalarına yardıcı olayı, onların ruhsal teakülünü isteyebilir. Sorululuk duyabilir, saygı ve anlayış gösterebilir. Özgüven yoksunu bireylerde ya kurban ola duygusu ya da saldırganlık duygusu baskındır. Bireyin kendini kurban hissetesi zaten sorululuktan kaçasıdır. Böyle bir bireyde başkalarına yardı etede istek ve arzudan çok onların kızgınlık ve öfkelerini kendi üzerine çeke korkusu vardır. Başkaları bir şey deesin, kızasın, yargılaasın kaygısı ile yardıcı ola daha baskındır. Saldırgan bireyler başkalarına yardı ete, onlar için bir şeyler yapa, sorulu ve saygılı davrana gibi davranış odellerinden genelde daha uzak ve bencilce bir tavır sergilerler. Sevginin oluşasında özgüven, özgüvenin oluşasında sevgi son derece önelidir. Zaten ianın içinde teel bir duygu olan güven ancak sevgi toprağında kök salabilir. Sevgi güvene zein hazırlar. İnsan sevdiğine güvenir ve güvendiğiyle daha rahat bir ilişki kurar. Sevgiye dayanayan ve sevgiyle besleneyen bir güven her an yıkılabilir (Bkz. Alper, 2000, s. 110). Bu anlada bireyin kendine güvenesi kendini sevesiyle ükün olabilir. Kendini sevek pek çok insan için bir sınavdır. Kendiizi duygusal anlada ihal etek, kendiize güven duyguuzu azaltır (Myss, 2001, s. 88). Oysa Sevgi oladan özgüven olaz (Lauster, 2003, s. 57). 48
56 D. SABIR VE ÖZGÜVEN Hepiiz hayatıız boyunca değişik problelerle karşılaşır ve çeşitli güçlüklerle ücadele etek zorunda kalırız. Hiçbir zaan bunun önüne geçek ve sıkıntısız bir hayat vaat etek ükün olaz. Çoğu insan bu gerçeği ta anlaıyla göreez ve neredeyse sürekli sorunların büyüklüğünden yakınıp dururlar. Onlara göre karşılaştıkları güçlükler, aslında olaası gereken şeylerdir; sadece onlara ya da ailelerine, sınıflarına, uluslarına, ırklarına, hatta türlerine veriliş benzersiz dertlerdir, başka kisenin başına gelez (Peck, 1999, s. 13). Oysa yaşa, sorunları karşılayıp onlara çözü getire sürecinden dolayı anla kazanır. Sorunlarıız cesaret ve bilgeliğiizi öne çıkarır gerçekte cesaret ve bilgeliği oluşturan şey sorunlardır. Sorunlar vasıtasıyla aklen ve ruhen gelişiriz. Ruhsal olgunlaşa sorun çöze yeteneğiizden beslenir. Biz sorunlarla yüz yüze gelenin ve onları sonuçlandıranın verdiği acıyla öğreniriz. Bu nedenledir ki akıllı insanlar sorunlarından korkaayı ta tersine sorunları hatta onların getirdiği acıları da iyi karşılaayı öğrenirler. Ancak pek çok insan getireceği acıdan korkarak, sorunlardan daha çok kaçaya çalışır. Kendi kendilerine yok olacaklarını uarak savsaklar durur. Sorunlarını yaşayıp acı çekek yerine onlardan kurtulaya çalışır. Oysa tü ruh hastalıklarının teelini bu kaçına eğilii oluşturur (Peck, 1999, s. 14). Oysa özgüveni yüksek olan bireyler, bu sıkıntılı durulardan kaçınak yerine onu kabul eteyi tercih ederler. Çözü yollarını düşünür, alternatiflerini değerlendirirler. Çaresizlik, acizlik duygularından veya kurbanlık psikolojisinden bir an önce kurtulur, çözü alternatiflerini değerlendir ve hızla çözüe giderler. Yaradanına değiştirebileceği, çözüleyebileceği şeyler için kendisine cesaret veresi, değiştireeyeceği, şeyler için yüksek bir kabulleniş veresi ve bu ikisi arasındaki farkı anlaası için gereken bilgeliği veresi için dua eder. Sıkıntıyı yadsıak, kabulleneek o yokuş gibi davranak acıyı daha da arttıracaktır. 49
57 Ancak problelere bakış açıız da çok önelidir. Hatta sıkıntının ne olduğundan daha çok önelidir. Sıkıntıyı can sıkıcı bir şey veya bize özel olarak verilen bir ceza gibi algılaak özgüveni yüksek bireyin bakış açısı değildir. Özgüveni yüksek bir birey kara günün kararıp kalkayacağını kıştan sonra utlaka baharın geleceğini, zorluktan sonra kolaylık olacağını bilir ve bunları kendisi için öneli öğreticiler olarak kabul eder. Burada sabır ile tahaülün farkına yer verek istiyoruz. Çoğunlukla, sabırla tahaülü karıştırıyoruz; sabrı yaşıyoru derken tahaülü yaşıyoruz. Sabır Arapça bir keliedir. Osanlıca Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat ın 2. cildinde sabır kavraı; zorluğa karşı göğüs geren, olarak açıklanaktadır. Acıyı, afeti yuşaklık ve sükunetle karşılaak ve çözü için arayışa geçektir. Sabır Allah ın 99 isinden biridir ve Kur an-ı Keri de insanların sabreteleri önerilektedir (103/3). Sabır, yukarıda da ifade ettiğiiz gibi, yaşadığıız bir sorunu önce kabullenip, sonra çözüü yönünde çaba sarf etektir ve uyguladığıız çözücü faaliyetlerin sonucunu bekleektedir. Yani sabır aktif bir süreçtir (Bkz.Özdoğan, 2005, s. 155). Tahaül ise hl kökünden gelir ve yüklenek bir yükü üstüne alak, katlanak anlalarına gelektedir (Bkz. Özdoğan, 2005, s. 156). Tahaül yaşantısı duyguların bastırılası, uysal edilgen olak anlaına geliyor. Öfkenin bu şekilde yaşanası giderek artan dozlarda öfkenin içe atılarak depolanası anlaına geliyor. Sonuçta ise hiçbir olulu etkisi olayan bir patlaa ya da duygusal bir uzaklaşa oluyor. Yol açtığı sonuçlar ise düşük özsaygı, ilişki kurada yetersizlik ve suçluluk duygusu oluyor (Özdoğan, 2005, s ). Sabır, çözü yolu arayarak sorunu azaltak ve sorunu çözerek ortadan kaldıraya çalışak iken tahaül içiize atarak orada biriktirek, büyütektir. Sabır, etkinlik, tahaül edilgenliktir. Özgüveni yüksek bir insan karşılaştığı sıkıntılar ve zorluklar karşısında elbette sabrı seçecektir. Peki tahaülün kişisel gelişiiz için hiçbir faydası yokken neden tahaül de sorunlar karşısında seçtiğiiz bir davranıştır? Çünkü sabrı seçtiğiiz zaan öncelikle acıyla yüzleşeiz gerekir. Bu da öncelikle cesaret, bilgi ve eek gerektirir. Sabır gelişi 50
58 ve değişidir. Tahaül ise olduğu gibi kalaktır gelişi ve değişiden korkaktır. O yüzden iyice kendi kabuğuna sinektir. Bu yüzden özgüveni düşük bireyler tahaülü seçerler cesaret göstereden, eek vereden değişeden gösterebilecek davranış; ancak tahaüldür. Sıkıntı ve endişe; güven duygusunu zedeleyen her ciddi duruda kendisini gösteren teel üzüntüdür. İnsan bunlarla başa çıka gücüne sahip olak ve güven duygusu içinde olak ister. Ülkeizde yapılan bir araştırada, kişilerin sıkıntılı duruları arttıkça, dua davranışında da yükseleler olduğu, dini duygular arttıkça da depresyon ve kaygı hallerinin azalakta olduğu tespit ediliştir. Bu veriler, insanın değişik yıkıntı ve uutsuzluklarına inancın bir çözü olarak düşünülebileceğini haber verektedir (Hökelekli, 2001, s ). İnsanların acı veren durular karşısında Allah a yönelesi dua etesi ve yalvarası insan yaratışının bir özelliği olarak gözükektedir (Hökelekli, 2001, s. 219). İkbal in ifadesiyle İster ferdi isterse içtiai olsun dua, kainatın dehşet verici sessizliği içinde, insanoğlunun kendisine bir cevap bulak için hissettiği derin hasret ve iştiyakın ifadesidir (Bkz. Hökelekli, 2001, s. 219). Dua vasıtasıyla insan, Yaradanı ile ilişki kurarak, ruhunun ihtiyaçlarını karşılaakta, korkularını yatıştıraya çalışakta ve bu yolla dış dünyayı değiştireye koyulaktadır (Hökelekli, 2001, s. 228). İleriki bölüleriizde dua ve özgüven konusuna teas eteye çalışacağız. Ancak burada yeri gelişken ifade eteliyiz ki dua, bütün çareler tükendiğinde, uuduuzu yitirdiğiizde, belki her şeyiizi kaybettiğiizde yüreğiize ferahlık vererek özgüveniizi ayakta tutan öneli bir değerdir. İnsanın yine de kendini öneli ve değerli hissederek her şeye gücü yeten sadece ol deesiyle her şeyin oluverdiği yüce kudrete kendini uhatap göresidir. Burada kendiizle olan ilişkide verdiğiiz tepkiler önelidir. Kendi dışıızdaki zorluklara nasıl tepki gösterdiğiizi kendiizle olan ilişkide verdiğiiz tepkiler belirler. Kişilerle olan tü ilişkileriize ek olarak, kendiizle de sevecen ve sağlıklı bir ilişki kuralıyız (Myss, 2001, s. 159). Dua he kendiizle kurduğuuz bir ilişki he de Yaradanıızla kurduğuuz bir ilişki olası bakıından da 51
59 önelidir. Dua ederken kendiize karşı daha sevecen ve kendiizi daha sağlıklı değerlendire fırsatı bulabiliriz. Böylece acı veren olayları, eyleleriizin cezası değil, kişisel gelişiiizin gereği gibi düşünebiliriz (Myss, 2001, s. 122). Olusuz diye nitelendire eğiliinde olduğuuz duygular da varoluşuuzun bir parçası. Bunların yaşanasına izin verdiğiizde bir süre sonra tükenir veya bir başka yaşantıya geçilir. Bastıraya ya da işler yolunda gidiyoruşçasına davranaya çalıştığıızda duru daha da zorlaşır, hatta bazen psikosoatik tepkilere yol açabilir (Geçtan, 1993, s. 135). Acıdan sürekli kaçına yaşadan da kaça ile sonuçlanır. Oysa gerçek acının kişi için bir anlaı vardır. Anlaı olan acı ise daha kolay kabul edilir. (Geçtan, 1993, s. 135). Öyle ise hayatın güzellik ve bolluğu, sıkıntı ve yokluğunu da kabul eteli, hayatın bu her iki yönün de karşılayabileli. Bolluk ve rahat içindeyken şıarıp taşkınlık yapaalı, sıkıntı içindeyken de kendini kaybedip hayata küseeli Kur an-ı Keri bize nietlere karşı şükreteyi (27,19, 5/6, 7/10), sıkıntılar ve zorluklar karşısında da sabreteyi (25/22, 31/17, 76/24) öğütleiştir. Bu inanç, hayatın bütün yönlerini rahat karşılaayı sağlayacak ve hayata anla kazandıracaktır. Sabır ve şükür bize hayatın gerçeklerini öğretecektir. Günüüz insanın en fazla karşılaştığı ruhsal problelerden biri de kaygıdır. Adler, kaygıyı insanların güçsüz, yetersiz kaldıkları durularda ortaya çıkan duygular olarak tanılanıştır. Yine Sullivan kaygının insanların başkaları karşısındaki başarısızlıklarından kaynaklandığını ileri sürüş, Horney ise insanın doğa güçleri ve ölü karşısındaki çaresizliğinin kaygıya yol açtığını söyleiştir. Fro, da kaygının kaynağından insanın çaresizliğinin ve çevreye yabancılaşanın bulunduğunu, insanın yalnız kala korkusu sonucu kaygı duyduğunu belirtiştir (Bkz. Köknel, 1988, s ). Kaygı bir nevi insanda ortaya çıkabilecek ruhsal rahatsızlığın sinyalini verir ya da zaten var olan bir rahatsızlığın belirtisidir. Kaygının 52
60 ana unsurunu çaresizlik oluşturaktadır. Çaresizlik, acizlik, yalnızlık duruunda insanın en çok ihtiyaç duyacağı, onu en çok rahatlatacak olan şey güven duygusudur. Güven duygusunun en güzel yaşandığı yer de dini değerleridir. Dini duygu, cinneti eydana getiren birçok sebep ve fenalıktan korur. Dinlerin çoğu egoistliği eneder, başkalarını düşüneyi teşvik eder, kalpte fazla kin ve düşanlığın yaşaasına izin verez (Araner, 1967, s. 103). Ayrıca dua edenin dua ederken duyduğu haz, insana iyilik yapaktan, başkalarına yararlı olaktan, adaletle davranaktan dolayı hissedilen iç huzuru ve rahatlık gibi anevi duygular, insanın ruhunu zaan içinde sarar ve kişiliğini etkiler (Araner, 1980, s. 114). Bütün bunlar insanın ruhsal hayatına bir ahenk getirir. Hangi dine ensup olursa olsun dindar kişilerde değil, ancak dini fikirleri bozulaya duruş, dinin ibadet yönünü ihal etiş kişilerde akıl hastalıkları görülür (Araner, 1973, s. 107). İşte anevi değerler, ruhsal hastalıklara karşı adeta bağışıklık sistein kurulasını sağlar, ruh olusuz dış etkenlerden korur ve bu hastalıklardan kurtulada yardıcı olur. Çünkü bu tür rahatsızlıkların teelinde yatan, korku, şüphe, kaygı, yalnızlık, içi sıkıntısı vb. problelerin insan ruhunda derin yaralar açasına izin verez ve özgüveniizi koruyarak ve geliştirerek yaşaaızı sürdüreize yardı eder. Yaşada karşılaştığıız problelerden biri de strestir. Genel olarak ifade etek gerekirse; stres dıştan gelen bir saldırı, baskı gibi zararlı etkenler karşısında insanda oluşan bir gerili, alt üst ola, uyu bozukluğu, noralin dışına çıka halidir (Öner, 1989, s. 11). İnsanın dış tesire karşı reaksiyonudur. Bu durudan kurtulak ve yeniden uyu sağlaak için bedensel ve ruhsal çaba gerekir (Köknel, 1988, s. 43). Bu hal he bedende he de ruhta görülür. Bir kaza, bir aeliyat veya bir bakteri hücuu vücuttaki dengeyi bozar, bir alevlene olur. İşte bu hal strestir. Ruh yapısında da zararlı etken; korku, endişe, heyecan, üzüntü doğurur. Bu haller de strestir (Öner, 1989, s. 11). Yaşada karşııza çıkabilecek sıkıntılı durular ve bunların karşısında hissedilen korku, kaygı ve üzüntü son derece doğal ve insani duygulardır. Özgüveni yüksek bir kişi de özgüveni zayıf bir kişi de bu durularda korku, üzüntü, kaygı hissedebilir. Özgüvenin yüksek olası deek insanın hiçbir duruda üzüleesi, korkuya kapılaası, endişeleneesi deek değildir. Özgüvenin yüksek olası 53
61 deek bireyin acı veren durularla yüzleşebilesi, onlarla baş edebile yeteneğini kendinde görebilesi deektir. Bu acı veren duruların ortaya çıkardığı duyguları da yaşayabile kabiliyetidir. Bir yakınıızı kaybettiğiizde üzülürüz. Ancak üzüntüleriizi de sevinçleriiz gibi yaşayabileliyiz. Çünkü duygularıızı ancak yaşayarak tüketebiliriz. Hiçi bir şey yokuş gibi bastırak veya duyarsızlık gösterek duruu ilerde daha karaşık hale getirecektir. Burada özgüven açısından sakıncalı olabilecek duru üzüntü, kaygı ve korkuyu gereğinden fazla uzatak aynı olaya uzun süre takılıp kalaktır. Kısacası sorunlarla baş edebilede özgüveniiz çok önelidir. Dini inancın insanın ruhsal hayatındaki olulu etkisi bilinen bir gerçektir. İnanan bir kişi dini inanç yoluyla stresten nasıl kurtulduğunu yaşanış tecrübesiyle bilir. Nevrozlara dindarlardan daha çok ateist veya agnostik kişilerde rastlandığını gösteren istastistiklere dikkat edilirse, nice filozof ve bili adaları dini inancın olulu etkisini belirten ifadelerde bulunuşlardır (Öner, 1989, s. 11). Gerçekten dini duygu sayesinde insan, taze bir güç kaynağına kavuşur. Din en dayanılaz keder ve üzüntüleri, kolaylıkla ve kalıcı bir şekilde, bütün benliği kaplayan sürekli bir utluluğa çevirekte başarılı bir vasıta olarak fonksiyon görektedir (Yaparel, 1987, s. 229). Dolayısıyla stres karşısında dini duygu ve anevi değerler oldukça olulu etki gösterebilektedir. Manevi değerler özgüveni koruyucu görev yapaktadırlar. Özetle stresten kurtulak için esas olan Allah a tesli olabiledir. Bu hal kolay ve her zaan elde edebilecek bir hal değildir. Bu hal ruhun utlaka açılabile halidir. Dinde iki üessese, utlakla açılada öneli rolü üstlenir. Birincisi ibadet, ikincisi duadır. İbadet ile duayı her ne kadar birbirinden ayırak ükün değil ise de; ibadet süresince insan ükün olduğu kadar Allah la baş başa olduğunun bilincine varaya çalışır. Böyle bir duru ruhu utlaka açılaya hazır durua getirir ve bu ruh hali içerisinde iken insan dua ile tesli olabilir. Dua bir anlada ruhun yıkanasıdır. Bu hali yaşayan insan stresten uzak olur (Öner, 1989, s. 14). Çünkü burada psikolojik olarak büyük bir rahatlaa söz konusu olur. Özgüven yoksunluğunun öneli sebebi bu gibi durularda acıyla yüzleşeye cesaret edeeizdir. Acıızla yüzleşip sıkıntıızı Yaradanııza anlataız, ki O nun her şeye gücü yeter. İşte bu inanç bizi rahatlatır. Acıyla yüzleşenin anlaı kendinizi 54
62 yargılayarak savunaya geçeektedir (Mckay, Fenning, 2005, s. 291). Yargılaaktan vazgeçtiğiizde, kendinizde öneli bazı değişiklikler fark ederiz. Manevi değerleriize baktığıızda, hatalarııza kusurlarııza, günahlarııza rağen, bize erhaet eden, bize değer veren, bizi yargılaayan bir Yaradana duyduğuuz inanç ne kendiizi ne de başkalarını yargılaaız gerektiğini öğretir. Yargılaadan, değer vereyi bilek özgüvenin teel öğesidir. E. ÇALIŞMA VE ÖZGÜVEN İnsan için çalışa ve üretkenlik, ruhsal ve toplusal gelişe sürecinde öneli bir evrendir (Erikson, 1984, s. 37). Bu sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyebilesi ve insanın gelişiini taalayabilesi için, değişik faaliyetlerde bulunası gerekektedir. Niteki Kur an-ı Keri de de pek çok yerde ian ile salih aelin (faydalı işler yapak) sürekli birlikte ifade edilesi inancın faydalı işlerle güzelleşeceğinin işaretidir. Çalışayan ve üreteyen bir insan, zaanla yozlaşır ve insanlık özelliklerini kaybeder. Geniş anlada düşündüğüüz de insanın her çabası ve gayretinin Allah yolunda bir faaliyet olduğunu görürüz. Bu bilinçle hareket eden insanın Allah inancı içerisinde çalıştığı her an ibadettir. Ailesinin geçii için çalışanlar, öğrenciler, öğretenler ve diğer insanlar Allah a hizet etektedirler (Bilgin Selçuk, 1995, s. 95). İsla dini bu şekilde her çalışayı ibadet olarak değerlendirerek insanları çalışaya ve üreteye yönlendiriştir. Böylelikle çalışan insan kendini yeterli ve kabiliyetli hisseteenin utluluğunu yaşaaktadır. İnsanın yaratıcılık ve üretkenlikten yoksun olası, güçsüzlük ve korkuya kapılarak uutsuzluğa düşesine neden olaktadır. Özgüven penceresinden baktığıız zaan çalışan faydalı işlerde bulunan insan kendini yeterli ve kabiliyetli hissedeceği için bir şeyler üretenin, toplua bir katkıda bulunanın veya ibadet gibi ruhsal aktiviteler ile ruhsal boyutunu geliştirenin hazzını duyacağı için salih aeller özgüven düzeyini yükseltecektir. 55
63 Bir şeyler için gayret ete insanın utluğa ulaşasında öneli bir etkendir. Çünkü üreterek insan var oluşunu gerçekleştirebilek, hayatına anla katabilektedir. Çalışaa ve bundan dolayı zaanın boş geçesi insana sıkıntı ve stres yükleektedir. Buna karşılık üretkenlik insanı he başkalarına yardıcı olaktan dolayı, he de üreterek kendine güvenesine kendini gerçekleştireye yardıcı olası bakıından öneli tatin ve anla kaynaklarından birisi olaktadır (Bahadır, 2000, s. 447). Bütün kutsal kitaplar ve inanç sisteleri, çalışa ve diğer insanlara yardıcı ola konusunun üzerinde duruşlardır. Kutsal kitaplar çalışayı inancın bir gereği olarak görüşlerdir. Kur an-ı Keri inanıp yararlı işler yapanları pek çok yerde bir arada anıştır. İnanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar da cennet halkıdır, orada sürekli kalacaklardır (2/82). Onlar ki gayba ian edip, naazını dürüst kılarlar, kendilerine rızık olarak verdikleriizden infak ederler (2/2). Asra and olsun ki insan ziyandadır. Ancak ian edip iyi işler yapanlar, üstesna (103/3). İncil de de bu konuda şunlar vardır. Çalışakla inanç ükeelleşir. Çalışadan inanak boştur (ölüdür) (İncil, 2000, 2/20 22). Modern psikoloji, çalışayı utluluğa götüren bir yol olarak gösterektedir. Çalışan insan sürekli sıkıntı veren düşüncelerden, probleleriyle baş başa kalarak strese düşekten kurtulacaktır. Çalışayla ve uygulaayla kişi sağla bir kişilik kazanacak, yaşaa sanatını öğrenecektir (Bahadır, 2000, s. 447). Üretkenlik insanın değersizlik ve yetersizlik duygularını ortadan kaldıracağı, bireyin kendisini kabul etesini ve yeteneklerine güvenesini sağlayacağı için özgüven açısından son derece öneli bir kavradır. Hayatını, çocuk yetiştirek, birtakı sanat eserleri eydana getirek vs. şeklinde üretici bir şekilde geçiriş olan insan, ürettiği şeylerden faydalanıldığını 56
64 görünce kendini utlu ve huzurlu hissetektedir. Fakat kişi özseverci ve yaratıcılıktan yoksun bir hayat geçirişse olgunluk döneinde anlasızlık bunalıına girebilekte ve huzur bulaaaktadır. Bu duruda kişi kendine yeteneklerine evcut güçlerine olan inancını kaybetekte ve uutsuzluk duygusu ile baş başa kalaktadır (Gençtan, 1984, s. 73). Yaşlılıkta kişiliğin bozuluş olasını, üretici bir şekilde yaşaış ola konusundaki, Başarsızlığın bir kanıtı olarak görek ükün olabilektedir (Bkz. Ünal, 1998, s. 62). Dolayısıyla yaratıcı ve üretken bir şekilde yaşayaadığıız zaan uutsuzluğa düşeiz kaçınılaz olaktadır. Bazen uutsuzluğuuzun, güvensizliğiizin başka sebeplerden kaynaklandığını düşündüğüüz zaanlarda bile gerçek sebep üretici yanıızın eksik oluşu olabilektedir. İnsanın utluluğu ve huzuru da çalışaktan, üretekten faydalı işler yapaktan geçektedir. Bu konuda pek çok düşünür he fikirdir. Erich For a göre utluluk, insanın kendi varlık probleine buluş olduğu bir cevaptır. Kendi ikanlarını yaratıcı bir şekilde geliştirek böylece he dünya ile birleşek he de kendi benliğinin bütünlüğünü koruaktır utluluk. İnsanın enerjisini yaratıcı bir şekilde harcaasıdır (Fro, 1997, s. 220). Mevlana ya göre de utlu olanlar, geleneksel hayattaki kurallar, kanunlar ve ibadetler gibi belli inançların gereğini yerine getiren ve yaratıcı bir ekaniza yoluyla uygulaa alanı bulan evrensel yaratıcı varlık düzey çerçevesinde yaşayanlardır. Onlar yaratıcılığa zein hazırlaada enerjilerini israf etezler. Bu varlık düzeyinde hiç kise diğerini rahatsız etez. Herkes üretir. O topluda barış ve utluluk egeendir (Arastesh, 2000, s. 117). Kendiize saygıızın ve güveniizin oluşasında üretkenliğiiz ve yaratıcılığıızın çok öneli yeri vardır. Hiçbir şey yapadan zanını geçiren insana ne kendisi, ne de toplu saygı duyar. Bu duruda birey doğal olarak kendini değersiz ve yetersiz hisseder ve sürekli he kendisiyle he de toplula savaşır. 57
65 Çoğu etkinliğin düzenleyicisi olan çaba yitirildiğinde, kişi de düzenini ve bütünlüğünü yitirecektir (Özdoğan, 2005, s. 50). İnsan düzenini ve bütünlüğünü yitirdiğinde yaşaa sanatında da başarısız olacaktır. Bu anlada erdeli ve özgüvenli olak yaratıcılığııza da bağlı diyebiliriz. Bu anlada hiçbir şeyin kendi kendine oladığını, yaşada her şeyin bir takı sebeplere bağlı olduğunu, her şey için kuralların, bir düzenin olduğunu, utluluğun erdein hatta özgüvenin zaanla, eekle ve gayretle kazanıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kur an-ı Keri in ifadesiyle İnsan çalışasının neticesinden başka şey elde edeez. Bu gayretin karşılığını da alacaktır (53/30 40) diyebiliriz. Bu anlada bireysel sorululuklarıızın farkında olaız ve disiplinli yaşaıız bize çalışaızın sonucunun kısa zaanda elde eteizi sağlayacaktır. Çünkü yaşaın sorunlarını çözebilek için disipline ihtiyacıız vardır. Disiplinsiz hiçbir şeye çözü getireeyiz. Biraz disiplin ile ancak bazı sorunları çözebiliriz. Mutlak disiplinle tü sorunları çözebiliriz (Peck, 1999, s. 13). Özgüveniiz, utluluğuuz ve sevinciiz, Yaradanıızın bize verdiği kişisel güçleriizi keşfedip ortaya çıkarabileizle çok orantılı belki gayret eteiz gereken en öneli şey budur. Kendiizi bilek; yeterlilikleriizi bulak bunları tek tek keşfetek Kendiiz olduğuuz zaan bir şeyler için uğraşak gayret etek, kendiize ve toplua faydalı işler yapak bize zor geleyecektir. Günüüzde, kültürüüz insana çalışarak bir şey elde etenin zevkinden çok, çalışadan bir şeyler kazananın daha zevkli olduğunu sanki göstereye çalışıyor. Oysa insanın kendi eeğinden daha güzel ne olabilir; ruhunu bundan daha çok ne güzelleştirebilir. Teknoloji ve sanayileşe ile insan belki de şidiye dek hiç oladığı kadar kendi özüne yabancı, kendinden kopuk. Vücudu, eğitii, işi, esleği, evliliği her şey dışarıdan belirlenen kriterlere göre şekilleniyor. Sırf toplu tarafından beğenilen gözde bir eslek olduğu veya geliri yüksek olduğu kendi yetenekleriize uygun olayan işlerde yıllarıızı geçirebiliyoruz. Bu duru insanın üretkenliğini, yaratıcılığını elbette kısıtlayacaktır. Bireyin üretkenliğinin kısıtlanası onu kendi 58
66 yeteneklerine karşı şüpheye düşürecek ve özgüvenin ciddi biçide sarsılasına sebep olacaktır. Bu anlada bireyin yeteneklerini tanıası ve bu yönde yaratıcılık gösteresi onun özgüvenin oluşasında önelidir. F. DUA VE ÖZGÜVEN Dua, insanla Allah arasında bir iletişi olarak tanılanabilir (Hökelekli, 2001, s. 212). Dua, sınırlı, soylu ve aciz olan varlığın; sınırsız sonsuz ve kudret sahibi olan yüce varlıkla kurduğu köprüdür. Bu sebeple insan; tarihinin hiçbir yerinde duadan uzak kalaıştır (Soysaldı, 1996, s. 17). Din gibi dua da evrensel bir hadisedir. Her dinde her topluda her kültür ve edeniyette duanın varlığına rastlaak ükündür. Hatta dine karşı ilgisiz ya da inançsız insanlar arasında bile ara sıra dua edenlerin bulunduğu bilinen bir geçektir (Hökelekli, 2001, s. 218). Çünkü dua insan vücudunun doğal bir pratiğidir. O kadar tabidir ki gayri ihtiyari bile yapılabilir. Yeek içek ya da teneffüs etek kadar doğal ve hayatidir. Dua da öneli bir nokta da insandaki eksiklik, yetersizlik duygusudur. Dua bireyin Yaradanı ile iletişi kurarak kendi acizliğinin farkına varasıdır. Bu açıdan duayı canlandıran anlalı niyet, bireyin neye ihtiyacı olduğunu bilese bile eksiklik şuurudur. İşte birey kendindeki bu eksiklik duygusundan eydana gelen gerginliği ortadan kaldırak için dua eder. (Hökelekli, 2001, s. 213) İnsanın kendini eksik göresi yetersizlik duygusu özgüvenin oluşuunu olusuz etkiler. Ancak bu eksiklik şuuru insanın yaratanı sonsuz güç ve kudret sahibi karşısında olunca özgüvenini besler. Belki aynı zaanda sadece Yaradanına karşı bu duygunun hissedilesi gerektiğini insana dua öğretir. Dua sayesinde insan diğer insanlar karşısında yetersizlik ve eksiklik duygusundan kurtulur. Çünkü özünde bunu hissedeceği tek varlık Yaradanındır ve Yaradanıız insanın yaratılışların en üstünü olduğunu ifade ettiğine göre insanın Allah tan başka hiçbir varlık karşısında yetersizlik duygusuna kapılasına gerek yoktur. Eva De Vitray da İsla ın tanıını dua ile yapış ve şöyle deiştir: İsla nedir? Bu soruya tek bir kelie ile cevap verilebilir: Dua yalnız bu kelieyi, insanın 59
67 ibadet ederken yaptığı hareketlerin ötesinde, kişinin bütün varlığıyla Allah ına yönelişi olarak anlaaız gerekir. İşte İsla teriin gerçek anlaı da budur (Meyerovitch, 2002, s. 13). İnsanın özünün Yaradanı ile birleşesi ve O nun varlığını bizzat tecrübe etesidir. İnsanın bu tecrübe sonucunda ruhunun dua ile huzura eresidir. Johson (1956), duanın psikolojik etkileri için şunları söyleektedir. İhtiyaçlarıızın farkına varaızı sağlar. Her şeyi bilen Yaratıcıya yöneliş oluruz. İtiraf ete ve affetenin gelişesini sağlar. Kendine yettiğini düşünek aslında kendini aldatak deektir. İan ve üit insanı gerginlikten uzaklaştırır. Korkularını ve kaygılarını giderir, zihne huzur ve barış getirir. Kendiizi yönelttiğiiz hedefleriizi belirginleştirir. Onları gerçekleştireiz için güç verir. Duygusal enerjiyi yeniler. Bu yenileeyi ilahi olan (divine) iletişi sayesinde sağlanır. Diğer insanların ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir özelliğe bürünürüz. Sosyal faaliyetler bu yönüüze yardıcı olur. Ne olursa olsun her şeyi neşeyle karşılaaızı sağlar. Yaradana bağlılık içtenliğiizi ve direne gücüüzü besler. Yüce bir içtenliği yaşayarak kişiliğiizi bütünleştiririz. (Bkz. Özdoğan, 1995, s ). Görüldüğü üzere dua insanın sosyal, zihinsel, duygusal, ruhsal pek çok yönüne hitap ederek özgüvenini destekleektedir. İnsanın Yaratıcısına ihtiyaç duyduğunun farkına varası O na inanası ve güvenesi kendine güvenini arttıracaktır. Ayrıca hatalarını göre, kendini ve başkalarını affedebile güzel bir ruh olgunluğu kazandırarak insanı geliştirir. Geçişe takılıp kalaktan insanı kurtararak daha güvenli bir şekilde geleceğe bakasını sağlar. Dua sayesinde insan aaçlı bir yaşa sürebilir ve aaçlarının peşinde koşanın, bu uğurda gayret 60
68 etenin hazzını yaşayarak yeterlilik, yaratıcılık duygularını tatin edip özgüvenini besler. Din psikolojisi araştıralarına göre, insan tabiatının ahlaki ve kutsal yönelişlerinin ihal edilesi, onu anen sağlıksız bir varlık haline getirekle kalayıp bu duru onun yapıcı bir toplu eleanı olasını engelleektedir (Parladır, 1994, s. 532). İnsan tabiatı hiçbir şekilde ihali kaldırayacak kadar öneli ve ciddidir. İnsan bir kere fıtratının yönelişlerini ihal etti i, daha sonra altından kalkası güç sorunlar yuağı ile karşılaşır. Bu yüzden dua insanın sahip çıkası gereken öneli bir anevi ihtiyaçtır. Yapılan psikolojik tahlillerde; duanın, ilahi yardıın kazanılası için başvurulan genel bir ekaniza olduğuna işaret edilekle birlikte, daha çok insanın yaratıcısına doğru fıtri bir çekilişini ve yaklaşa isteğini ifade ettiği üzerinde duruluştur. (Parladır, 1994, s. 531). Duayı insanın ruhi faaliyetlerinin vazgeçilez boyutu yapan da, işte onun fıtri ve tabii bir tepki türü olasıdır (Marinier, 1991, s. 13). Netice itibariyle dua insanın tabiatının vazgeçilez özelliği, sonu gelez ihtiyacıdır. İnsan var oldukça tabiatının gereği dua edecektir. Dua yüce bir varlıkla insan arasındaki bir iletişi şeklidir. Psikolojik açıdan dua ve ibadet doğal bir duygunun belirtileridir. Psikolojide organizayı davranışa sürükleyen sebepler vardır. Bunlar güdü kavraıyla açıklanırlar. Güdüler türlü ihtiyaçlar neticesinde ortaya çıkarlar (Bayur, 1989, s. 64). Dua da insanın tabii ve fıtri bir ihtiyacıdır. Dolayısıyla dua davranışının teelinde yatan bazı güdüler söz konusudur. Fakat burada tek bir güdünün duaya sebep olduğunu söyleek güçtür. Bu konuda bütün insanlar için ortak sayabilecek bir güdü gösterileektedir (Yaparel, 1987, s. 9). İlkel insanın duasının teelinde yatan güdü korkudur. Ancak bu güdüyü bütün insanlara genelleek doğru değildir (Yaparel, 1987, s. 10). Sıkıntı, gerginlik, acizlik ve çaresizlik türlü ihtiyaç ve taleplerin baskısı insanı dua eteye sevk edebilir. Özellikle çaresizlik ve ahruiyet genellenebilecek bir dua sebebidir (Hökelekli, 2001, S. 221). Yine insanın hayatını güzelleştire, kuvvetlendire ve yücelte çabası tü dua şekillerinde görülen güdülerdendir (Yaparel, 1987, s. 10). 61
69 İnsanı dua eteye götüren güdüler korkudan şükre kadar geniş bir yelpaze arz etektedir. Ancak bütün bu duyguların her biriyle özgüven duygusu az veya çok ilgili ve her birinde özgüven duygusu ayrı ayrı şekilleniyor. İnsan korktuğu bir şeyin başına geleesi için dua ederken Yaradanına duyduğu sonsuz, derin ve içten güven duygusu, insanı korktuklarından ein ederken, kendisine verilen güzellikler için de Yaradanına şükürle dua etesi ayrı bir güdülene sebebi. Bundan insan şunu öğreniyor. İnancı ve dualarıla korkuları beni üzüyor, sevinçleri beni şıartıyor. Her iki halinde Yaradanıdan olduğunu bilerek güven ve huzur içinde yaşıyoru. İnsanın ruhsal gelişii için bu öneli bir süreçtir. Allah a yönelede en öneli güdü inanç olaktadır. Çünkü Allah a bağlanan insanlar Allah ile konuştuklarına ve onun kendilerine cevap vereceğine inanaktadırlar (Yaparel, 1987, s. 10). Yönelenin sebebi Allah a karşı duyulan sevgi, innettarlık, hüret ve zühd de olabilir (Hökelekli, 2001, s. 221). Bu bağlada dua güdülerinden biri de Allah ile konuşa ve ülfet arzusu olaktadır. Bu arzu, her dinde, her kültür ortaında teel bir itici güç olarak ortaya çıkaktadır (Yaparel, 1987, s. 11). Duanın eydana gelesi ve dua esnasında olağanüstü haller yaşanabilesi için insanın kendisini üstün bir duru içerisinde bilesi yalnız bu uç duruda (liit situation) bayağı düşüncelerden ve dünyevi endişelerden arınabilir. Buna bağlı olarak da konuştuğu dil ruhsal olarak üstün bir nitelik kazanır. Dua kalbin Allah ile konuşasıdır. Ancak insan kalbi yüksek bir durua geldiği zaan bu olabilir (Izutsu, 1975, s. 183, Hökelekli, 2001, s. 221). Dua ve istek forlarında insan, psikolojik açıdan kendi kişisel varlığını nasıl kavrayıp değerlendirdiğini, onun sınırını, anlaını sergilerken bu arada gerek ferdi gerekse toplusal isteklerini, anevi yücelişini dilekler biçiinde Allah a sunar. Manevi bir süreç olan bu tanıa ve tanınanın ardından, dua eden kise kendi sınırlı gücünün ötesindeki güç kaynağıyla ünasebet kuruştur ve sarsılaz bir güvene sahiptir. Willia Jaes, insanların psikolojik yapısı köklü bir değişikliğe uğraadıkça ta kıyaete kadar dua edeceklerini belirtir. Ona göre dua arzu ve ihtiyacı, insan varlığının en derin noktasında yer alan sosyal benlik le ilgilidir. Sosyal benlik ihtiyacını duyduğu ükeel, kusursuz arkadaşını ancak ideal bir 62
70 dünya içinde bulabilir. Ayrıca çeşitli felaketler karşısında sosyal benliğin dağılıp çözülesi duruunda, içinde böyle deruni bir sığınak olayan bir dünya, insan için bir cehenne olur. Bu bakıdan az ya da çok her insan, ideal ve korkusuz bir dünya özleinin duygusunu yaşar (Bkz. Hökelekli, 2001, s. 219). İşte dua böylesine köklü bir ihtiyaçla, güven ihtiyacıyla, insan hayatındaki yerini uhafaza eder ve böylesine bir özlei dile getirir. Bireyin kişilik gelişiini bu kadar yakından ilgilendiren duanın, eğitii de çocukluktan itibaren verilelidir. Çocuklar ükün olduğu kadar erken yaşta, en basit cülelerle başlayarak, içlerinden geldiği gibi dua edebileyi öğrenelidir. Kalıp sözler ve ezberleniş dualar, ilahilerle birlikte, ceaati oluşturada, duyguları doğurada vazgeçilez yere sahiptirler. Bu sebeple ezbere ve serbest, her iki dua biçii birbirini taalaalıdır. Çocuklara bu alana ilginin belirdiği çağdan itibaren, dini konularda üzerinde, akıllarının erdiği kadarı ile konuşabileyi teşvik ete, duaya özendire, olgun bir ibadet hayatına hazırlık için gereklidir (Bilgin, 2001, s. 25). Çünkü iyi veriliş her eğitiin teeli, çocuklukta başlar. İnsanın sosyal, duygusal, zihinsel ve özellikle de ruhsal eğitiini bu kadar etkileyen bir değerin de çocukluktan itibaren verilesi bireyin kişilik gelişiini olulu yönde etkileyecektir. İnsanlar duanın kişisel yeteneklerini geliştirdiğini anladıkları için eskisine göre daha çok dua ederler. Dua onların içlerindeki gücü ortaya çıkararak kendilerine daha güvenli bir insan olalarını sağlar (Peale, 2001, s. 49). Niteki Kur an-ı Keri de Yüce Yaradanıız Kulları sana benden sorarlarsa söyle: ben onlara yakını. Dua edenin duasını kabul ederi. Bana dua etsin ve bana inansınlar ki selaete ereler. (2/186) deektir. O na inanak ve O na güvenek insanı her halükarda selaete, başarıya, huzur ve utluluğa götürür. Bütün bunlardan hareketle duanın insanların şahsiyetinin oluşasında ve ahlaki davranışlarının gelişesindeki olulu etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar dua ederken, kötü alışkanlıklarını, hırslarını, hatalarını, kibir ve gururunu bir kenara bıraka teiz bir kalp ile Yaradanına yönele eğiliindedirler. Gerek ihtiyaç ve hatalar yüzünden Allah a dua etek, gerekse nietleri sebebiyle O nu hatırlaak ve anak kişide psikolojik bakıdan bir rahatlık, huzur 63
71 ve utluluk doğurduğu gibi ahlaki arınaya ve yüceleye de yol açakta, gelişi safhalarındaki takıla ve sapaların önlenesinde ve şahsiyetin taalaasında yapıcı bir fonksiyon icra etektedir. E. Ellison, dua ve ibadetlerine deva edenlerin, eteyenlere göre daha utlu, anlalı ve sağlıklı bir hayata sahip olduklarını tespit etiştir. Schitz in 1985 te gerçekleştirdiği bir araştıranın bulgularına göre, gençlerin yaklaşık üçte ikisi, zorluklar karşısında duaya yönelektedir. Ülkelerin birçoğu, dua ile tedavi erkezleri kuruşlardır (Bkz.Bahadır, 2002, s. 148). Yukarıda da ifade ettiğiiz gibi dua vasıtasıyla insan yaşada karşılaşabileceği her zorluğun altından özgüvenini kaybeteden hatta özgüvenini arttırarak kalkası ükün olabilekte. Kur an-ı Keri de insanlara odel olarak gösterilen Peygaberlerin ve Peygaberiiz Hz. Muhaed in pek çok sıkıntıyla karşılaştıklarını aa özgüvenlerini kaybetediklerini görebiliyoruz. Her bir peygaber ayrı ayrı zorluklarla sıkıntı ve eşakkatlerle karşılaşasına rağen, kendilerine güvenlerini kaybeteiş uutsuzluk ve cesaretsizliğe kapılaışlardır. Bu gibi durularda Peygaberlerin kendi dillerinden yaptıkları dualara Kur an-ı Keri de pek çok örnek evcut. Örneğin Hz. Yunus, peygaber olarak gönderildiği halkına yapası gereken tebliği görevini yapış, onlara yaşada utluluğun, huzurun ve güvenin yollarını öğreteye çalışış ancak halkı anlaaakta ısrar edince O da kendisine vahiy geleden bulunduğu kenti terk etiş ve bir balığın karnına düşüş. Orada hatasını anlayıp heen Yaradanına yöneliş. Bu sıkıntı, zorluk anında neden, niçin, keşke deeden dualarıyla Yaradanına yöneliş ve O na: Senden başka hiçbir ilah yok (ben senden başka hiçbir yere gidee, gideceği ve güveneceği, bana yardı edebilecek olan sadece sensin). Bütün eksiklerden yücesin (Senin gücünü, kudretini ve rahetini biliyoru). Ben zalilerden oldu (kendi hataın farkındayı ve hataı kabul ediyoru) (21/187) diyerek Yaradanına yöneliş. Karşılaşılan sıkıntı oldukça büyük insanın acziyetinin ve çaresizliğinin ta bir örneği. İnsan peygaber dahi olsa zaan zaan hata yapabiliyor ve gerçekten çok aciz ve çaresiz kalabiliyor. Aa bütün bunlara rağen Hz. Yunus özgüvenini hiç kaybetiyor üit ile Yaradanına yönelebiliyor. En çaresiz, çözüsüz görünen 64
72 durularda bile inanan insan dualarıyla çözü üretebiliyor. Böyle bir duru insanın özgüvenini güçlendirir. Yine Hz. Eyyüb e baktığıızda, sürekli hastalıklarla baş etek zorunda olan bir peygaber. Hastalık gerçekten sıkıntılı ve zor bir süreç, direk insanın özgüven duygusunu sarsabilecek bir zorluk. Çünkü insan hastalığı dolayısıyla yetersizlik hissine kolayca kapılabilir. Aa Hz. Eyyüb büyük bir güvenle Yaradanına yöneliyor ve diyor ki: Rabbi bana zarar (sıkıntı, hastalık) dokundu. Sen ise erhaetlilerin en erhaetlisisin (21/83). Hz. Eyyüb sıkıntısını dile getiriyor. Bana zarar (sıkıntı, hastalık) dokundu, başıa böyle bir hal geldi diyor ve Rabbinin sonsuz erhaetini ifade etek istiyor, Beni bir sıkıntı var aa sen rahetle uaele edersen o sıkıntının beni için sıkıntı olaktan çıkacağına inanıyoru. Bana en erhaetli davranacak olan yine sensin. Büyük bir güven ve huzur içinde kendini ifade ediyor. Karşılaşılan proble zor bir proble aa Hz. Eyyüb de korku ve kaygı yerine huzur ve güven haki. Ve Peygaberiiz Hz. Muhaed; halkı ilk önce O na inanıyor ve 13 yol boyunca da inanaada deva ediyor, öyle ki en yakınlarından bile ta destek göreediği zaanlar oluyor ve acası, kendisi hakkında indirilen beddua ayetleri ile Kur an-ı Keri in direk uhatabı oluyor (111/ 1 5). O ise bunlara rağen özgüvenini hiç kaybetiyor. İnancı, duası ve Yaradanına duyduğu sonsuz güvenle karşılaştığı her zorluğun üstesinden gelebiliyor. Bütün bu sıkıntılar anında Allah O na nasıl dua edeceğini özgüvenini nasıl koruyacağını öğretiyor: Senden yüz çevirilerse (sana inanaz sana arkalarını dönerlerse) de ki: Allah bana yeter. O ndan başka ilah yok. Ben O na tevekkül etti. O Arş-ı Azi in Rabbi dir. (9/129). Siz iyiliği huzuru ve utluluğu için uğraşın, ferdi ve toplusal boyutta insanlığın içine düştüğü akıl alaz sıkıntılardan kurtulanın yollarını gayet açık, net ve insan yaradılışına en uygun forda anlataya çalışın, onlar sizinle dalga geçsinler, sizi alaya alsınlar, hatta size iftira atsınlar Karşılaşılan sıkıntı öyle herkesin kaldırabileceği türden bir şey değil ve özgüveni direkt olarak sarsabilecek bir duru. Aa Hz. Peygaber de hiçbir güvensizliğe sebep oluyor. Çünkü O, bütün bunlara rağen Allah ı bana yeter deenin huzurunu yaşıyor. 65
73 Ve son olarak da Kur an-ı Keri den insanların dualarına bir örnek verek istiyoruz. Onlar (inananlar) öyle kiselerdir ki. Bakın size karşı bir ordu toplanış, onlarda korkun dendiği zaan bu onların sadece ianını (güvenini) arttırdı. Dediler ki, Allah bize yeter O ne güzel vekildir. (3/137). İnsanın, kendisine zarar veresi uhteel çok büyük ve güçlü bir topluluk karşısında korkuya ve kaygıya kapılası beklenirken, onlar Allah a duydukları inanç ve güven sayesinde, kendilerine güvenleri artıyor ve cevapları Yaradanıız bize yeter deekle oluyor. Duaları ise Allah ı sen bütün bunlara rağen bize kâfi gel oluyor. Bunlara benzer Kur an-ı Keri den pek çok örnek bulak ükün. Dua hayatta karşılaşılan sıkıntılar karşısında öneli bir dayanaktır. Bu anlada yukarıda vereye çalıştığıız örnekler hepiizin başına gelebilecek sıkıntılar. Mesela Hz. Yunus örneğinde olduğu gibi çaresizlik, Hz. Eyyüb örneğinde olduğu gibi hastalık, Hz. Peygaber in örneğinde olduğu gibi bütün eeklerine rağen insanların nankörlüğü ve son olarak insanın değişik şekillerde yaşayabileceği korku duruları bunların hepsi hepiizin başına gelebilecek sıkıntılar, bu gibi durularda Peygaberlerin ve inananların inanç ve dualarıyla nasıl özgüvenlerini kaybetediklerini görebiliyoruz. Aksine özgüvenlerini koruduğunu ve geliştirdiğini düşünüyoruz. Bu yüzden inanç ve duanın özgüvenin korunasında ve geliştirilesinde, güçlenesinde herkes aa herkes için öneli bir anevi değer olduğunu düşünüyoruz. 66
74 BÖLÜM III ARAŞTIRMA YÖNTEM Bu bölüde evren ve örnekle, veri toplaa araçları, bilgilerin toplanası ve bilgilerin analizinde uygulanan istatiksel yöntelerle ilgili açıklaalar bulunaktadır. EVREN VE ÖRNEKLEM Araştıranın evrenini yaş arası ulaşılabilen yetişkinler oluşturaktadır. Araştıraya öncelikle Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi alanında yüksek lisans yapan öğrenciler üzerinde yapılan bir pilot uygulaayla başlanılıştır. Sosyal karşılaştıra ölçeği ve araştıracı tarafından geliştirilen anket sorularından oluşan kitapçık 15 öğrenciye dağıtılış, eksik, hatalı ya da anlaşıla güçlüğü tespit edilen sorular anketten çıkarılış, gerekli görülen sorular üzerinde değişiklikler yapıldıktan sonra 400 kitapçık ulaşabildiğiiz yetişkin insanlara dağıtılıştır. Bunlardan 368 tanesi cevaplandıktan sonra araştıracıya ulaştırılıştır. Eksik ve hatalı işaretleeler nedeniyle 16 denek araştıra dışı bırakılıştır. Uygulaa 352 denek üzerinde gerçekleştiriliştir. VERİ TOPLAMA ARAÇLARI Araştırada bağılı değişken olan özgüven düzeyinin ölçülesinde P. Gilbert, S. Allon, D. Trent, Nesrin ve Nail Şahin tarafından geliştirilen sosyal karşılaştıra ölçeği (Social Coparison Scale) kullanılıştır. Araştıranın bağısız değişkenleri olan, özgüven düzeyini etkileyen anevi değerlere ilişkin bilgilerin toplanası için araştıracı tarafından anket soruları geliştiriliştir. a. Sosyal Karşılaştıra Ölçeği SKÖ kişinin başkalarıyla kıyaslandığında kendini çeşitli boyutlarda nasıl gördüğüne ilişkin algıları ölçer. Ölçek türü olarak kendini değerlendire ölçeğidir. Ergen ve yetişkinlere uygulanır. İki kutuplu 18 sorudan oluşan bir ölçektir. Bireyin 67
75 kendi kendine uygulanabileceği uygulanası kolay bir ölçektir. Ölçeğin çift kutuplu 18 addesi olakla birlikte, anlaşılabilirliği sağlaak için işaretlee 1 6 arası Likert tarzında yapılaktadır. İki kutuplu addeler, 6 noktalı bir boyut üzerinden alınan puanlara göre değerlendirilir. Yüksek puanlar, olulu benlik şeasına, düşük puanlar olusuz benlik şeasına işaret eder. Özgün adı Social Coparison Scale (SCS) olan ölçeği P. Gilbert, S. Allo ve D. Trent 5 addelik forunu 1991 de geliştirişlerdir. Nesrin Hisli Şahin ve Nail Şahin 6 addelik for ekleyerek 1992 de yeniden geliştirişlerdir ve son olarak Nesrin Hisli Şahin ve Ali Durak 1993 yılında 18 addelik for halinde ölçeğin son halini oluşturuşlardır. Güvenirliği Cronbach Alfa değeri.87 olarak bulunuştur. Türkiye uyarlaasında ise üç sosyo ekonoik düzeyden 263 kız, 277 erkek topla 540 lise ve üniversite öğrencisinden bulunuştur. Altı boyut yerine on sekiz boyuta çıkarılan ölçekle 501 banka çalışanı üzerinde yapılan bir araştırada Cronbach Alfa nın.89 a çıktığı görülüştür. Ölçeğin geçerliliği; ölçüt bağlantılı = geçerlilik : Sosyal Karşılaştıra Ölçeği nin orijinal iki kutuplu 5 özelliğinin Beck Depresyon Envanteri ile korelasyonu -.66 olarak bulunuştur. İki kutuplu özelliklerin BDE ile korelasyonları ise Yetersiz üstün için -.77; Becerikli Beceriksiz için -.74; Sevileyen biri Sevilen biri için -.60; İçe dönük Dışa dönük için -.60; itiliş kabul ediliş için -.57 olarak bulunuştur. Ölçeğin Türkiye uyarlaasında geçerliğinde ise ölçüt bağlantılı geçerlik; Sosyal Karşılaştıra Ölçeğinin Beck Depresyon Envanteri ile korelasyonu -.19 (p<.000) olarak bulunuştur. Ölçeğin 627 üniversite öğrencisi ile yapılan bir çalışada, Kısa Septo Envanterinin alt ölçekleri ile korelasyonlarının 0,14 ile arasında değiştiği görülüştür. 68
76 Yapı Geçerliliği; Beck Depresyon Envanterinden 9 altı ve 17 üstü puan alan grupların Sosyal Karşılaştıra Ölçeğine göre ayrıştırılabildiği (p<.001) görülüştür (Şahin, Savaşır; 1997, s ). b. Anket Soruları Anket soruları araştıranın bağısız değişkenleri olan inanç, sabır, salih ael, dua, sevgi gibi anevi değerleri içerektedir. Anket soruları ile bu değerlere ilişkin bilgilerin toplanası aaçlanıştır. Anket sorularının hazırlaasına bazı ön çalışalarla başlanıştır. Özgüven ve anevi değerler arasındaki ilişki üzerine kaynaklar okunuş ve uzanların görüşleri alınıştır. Tezde yer alan ve özgüven oluşasında etkili olduğu düşünülen her bir anevi değerle ilgili tek tek soru hazırlanıştır. Bazı sorular tersten sorularak katılıcılarda çelişkilerin olup oladığı tespit edileye çalışıştır. Sonraki aşaada soruların kapsaı açık ve anlaşılır olası ile ilgili, tekrar uzanların görüşleri alınış, gerekli düzelteler yapılarak anket soruları uygulaaya hazır hale getiriliştir. VERİLERİN TOPLANMASI Uygulaa aşaasında, araştıranın bağılı değişkeni olan özgüven düzeyini ölçen Sosyal Karşılaştıra Ölçeği ve bağısız değişkeni olan anevi değerleri içeren anket soruları kitapçık olarak bastırılıştır. Ulaşabildiği kadar yetişkine uygulanıştır. Araştıraya katılıda yetişkinlerin istekliliği ön planda tutuluş, gerekli açıklaalar yapılış, herhangi bir isi istenilediği için tanına ihtiallerinin oladığı, bu yüzden kendilerini en iyi ifade eden seçenekleri işaretleyerek sorulara saiiyetle cevap vereleri rica ediliştir. Dağıtılan 400 kitapçığın 368 i araştıracıya ulaşıştır. Denekler Sosyal Karşılaştıra Ölçeğini zorlanadan cevaplandırışlar, anlayaadıkları sorular araştıracı tarafından kendilerine açıklanıştır. Anket soruların da ise hiç zorlanadan, uygun seçeneğe kendilerini yerleştirebildiklerini ifade etişlerdir. Katılıcıların öneli bir kısı çalışayı beğendikleri söyleyerek teşekkür etişlerdir. 69
77 VERİLERİN İSTATİKSEL ANALİZİ Manevi değerleri yüksek olan kişilerin SKÖ değerlerinin de yüksek olup oladığının gözlenesi aacıyla aşağıdaki istatiksel analizler yapılıştır. Verilerin analizinde SPSS paket prograı kullanıldı. Öncelikle ilk 18 soruda likert SKÖ ölçülerinde yararlanılacak 1 den 6 ya kadar nuaralanış puanlaa sistei aracılığıyla her birey için ayrı ayrı toplandı. Böylelikle her birey için SKÖ değerleri 18 soru üzerinden toplanarak bulundu. Bulunan SKÖ değerlerinin gözlene sıklıkları, yüzdeleri ve hangi değerleri aldığı tablolarda gösterildi. Özgüven düzeyini ölçen SKÖ değeriyle araştıracı tarafından oluşturulan anket soruları arasında istatiksel analizler yapıldı. Anket sorularında gözlenen cevaplara göre SKÖ değerleri incelendi. Bütün sorulara göre SKÖ değerleri bakıından betileyici istastistiklerden olan ortalaa, iniu, aksiu değerleri vb. hesaplandı. Anket sorularına verilen cevaplara göre tablolar oluşturuldu. Pasta grafikleri çizildi. Daha sonra varyans analizi yöntelerinden biri olan ANOVA (Analysis of Varience) varyans yönteiyle sorulara verilen cevap şıklarının SKÖ ortalaaları arasında anlalı derecede farklılık olup oladığı test ediliştir. Ayrıca ANOVA yönteiyle yetiniledi gruplar arasındaki farklılığın kaynağını ortaya koyak aacıyla Çoklu Karşılaştıra ( Multiple Coparisons) tekniklerinden biri olan Scheffe yöntei kullanıldı, gerekli tablolar oluşturuldu, Çoklu Karşılaştıra bakıından betileyici istatistiklerden olan ortalaalar farkı, standart hata oranı, olasılık değerleri, %95 güven aralığındaki alt ve üst sınırlar hesaplandı. 70
78 BULGULAR VE YORUM BULGULAR Sosyal Karşılaştıra Ölçütüne göre; Sosyal karşılaştıra ölçütü 352 birilik bir örnekle göz önüne alındığında ortalaa 86,5 olarak bulundu. İstastistik sonuçları, ortalaa değerleri, yığın grubu ve Kayıp Değerler Tablo 1 de gösteriliştir. TABLO 1 İSTATİSTİK SONUÇLARI SKÖ Yığın Çapı Geçerli 352 Kayıp 0 Değer Ortalaa 86, birilik örneğe göre yığın çapı SKÖ değerleri, SKÖ ölçütleri gözlene sıklıkları, yüzdelik birileri, geçerli yüzdelikleri ve birikili yüzdelikleri aşağıda veriliştir. Sosyal karşılaştıra ölçütünün aldığı bütün değerler grafikte gösterildi. Küçükten büyüğe doğru sıralandı. Miniu değer olarak 27 değerini alıştır. Maksiu olarak SKÖ ölçütü 108 değerini alıştır. Bunların gözlene sıklıkları. % lik olarak ne kadar gözlelendiği grafikte verildi ve birikili yüzdelikleri de Tablo 2 de gösterildi. 71
79 TABLO 2 SKÖ SKÖ Gözlene DeğerleriSıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Birikili Yüzdelik Yüzdelik Alınan Değerler 27 1,3,3,3 41 1,3,3,6 43 1,3,3,9 45 1,3,3 1,1 53 1,3,3 1,4 54 1,3,3 1,7 56 1,3,3 2,0 60 2,6,6 2,6 61 2,6,6 3,1 63 2,6,6 3,7 64 1,3,3 4, ,1 1,1 5,1 66 3,9,9 6, ,1 1,1 7,1 68 1,3,3 7,4 69 2,6,6 8,0 70 3,9,9 8, ,8 2,8 11, ,4 1,4 13, ,7 1,7 14,8 74 2,6,6 15, ,0 2,0 17, ,6 2,6 19, ,1 1,1 21, ,3 2,3 23, ,1 1,1 24, ,0 4,0 28, ,3 2,3 30, ,3 2,3 33, ,6 2,6 35, ,0 4,0 39, ,3 2,3 41, ,4 3,4 45, ,8 2,8 48, ,6 2,6 50, ,3 6,3 56, ,8 2,8 59, ,8 2,8 62, ,3 2,3 64, ,4 3,4 68, ,3 2,3 70, ,7 1,7 72, ,0 4,0 76, ,7 1,7 77, ,8 2,8 80, ,4 1,4 82, ,3 2,3 84, ,7 1,7 86,1 72
80 ,6 2,6 88, ,3 2,3 90, ,3 2,3 93, ,0 2,0 95, ,7 1,7 96, ,3,3 97, ,8 2,8 100,0 Topla ,0 100,0 Soru 1 Yaş değişkenine göre incelendiğinde geçerli değerleri aşağıda belirtiliştir.. Örnek çapıız 352 dir. Kayıp değeriiz yoktur. Örneğiizi oluşturan birilerin(kişilerin) yaş ortalaası yaklaşık olarak 26 dır.bu duru aşağıda tablo 3 de gösteriliştir. TABLO 3 İSTASTISTIK SONUÇLARI YAŞ Yığın Çapı Geçerli 352 Kayıp 0 Değer Ortalaa 26,2727 Örneğe çekilen birilerin yaşları küçükten büyüğe doğru sıralandı. Yüzdelik birileri de % likler halinde Tablo 4 de belirtiliştir. 73
81 TABLO 4 YAŞ Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçreli 18, ,1 5,1 5,1 19, ,3 4,3 9,4 20, ,1 9,1 18,5 21, ,4 7,4 25,9 22, ,8 10,8 36,6 23, ,5 8,5 45,2 24, ,4 9,4 54,5 25, ,2 8,2 62,8 26, ,4 5,4 68,2 27, ,4 3,4 71,6 28, ,0 4,0 75,6 29,00 7 2,0 2,0 77,6 30,00 9 2,6 2,6 80,1 31,00 1,3,3 80,4 32,00 7 2,0 2,0 82,4 33,00 4 1,1 1,1 83,5 34,00 6 1,7 1,7 85,2 35,00 9 2,6 2,6 87,8 36,00 1,3,3 88,1 37,00 5 1,4 1,4 89,5 38,00 6 1,7 1,7 91,2 39,00 3,9,9 92,0 40,00 3,9,9 92,9 41,00 4 1,1 1,1 94,0 42,00 5 1,4 1,4 95,5 43,00 4 1,1 1,1 96,6 45,00 2,6,6 97,2 46,00 1,3,3 97,4 47,00 2,6,6 98,0 48,00 1,3,3 98,3 49,00 1,3,3 98,6 50,00 1,3,3 98,9 51,00 1,3,3 99,1 52,00 1,3,3 99,4 53,00 1,3,3 99,7 56,00 1,3,3 100,0 Topla ,0 100,0 Soru birilik örnekte 202 birilik kadın 150 birilik erkek bulunaktadır. Bunların % lik olarak değerleri verildi. Pasta grafiğiyle de gösterildi. Buna göre örnekleriizin %57.4 ünü kadın, %42,6 sını da erkekler oluşturaktadır. İstatistik sonuçları Tablo 5 ve Tablo 6 da veriliştir. 74
82 TABLO 5 İSTATİSTİK SONUÇLARI Cinsiyet Yığın Çapı Geçerli 352 Kayıp Değer 0 Ortalaa 1,4261 TABLO 6 Cinsiyet Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçerli kadin ,4 57,4 57,4 erkek ,6 42,6 100,0 Topla ,0 100,0 %42,6 erkek cinsiyet %57,4 kadin Cinsiyet bakıından SKÖ değerleri gözlelendiğinde; kadınların SKÖ değeri ortalaası 87,81, erkeklerin SKÖ değeri ortalaası 85,81 olarak bulundu. Kadınların SKÖ değeri ile erkeklerin SKÖ değerleri arasında anlalı derecede farklılık bulunadığı tespit ediliştir. Bu duru aşağıdaki tabloda gösteriliştir. 75
83 TABLO 7 Grup İstastistiği Cinsiyet Yığın Çapı Ortalaa Standart. Sapa Standart. Hata Ortalaası SKO kadin ,81 12,22,86 erkek ,81 13,50 1,10 Soru 3 Öğreni düzeyine göre biriler incelendiğinde 352 birilik örneklede ortalaa olarak birilerin öğreni düzeyi üniversite olarak bulundu. İstatistik sonuçları ve yüzdelik dilileri Tablo 8 ve Tablo 9 da gösteriliştir. TABLO 8 İSTASTİSTİK SONUÇLARI Öğreni Yığın Çapı Geçerli 352 Kayıp 0 Değer Ortalaa 3,6989 Öğreni düzeyine göre dağılılar aşağıda verildi. Buna göre 352 birilik örnekte 18 tane ilkokul ezunu, 8 tane ortaokul ezunu, 52 tane lise ezunu, 258 tane üniversite ezunu ve 16 tane lisansüstü eğiti yapan kişi bulunuştur. Yüzdelik bakıından da örnekte %5,1 ilkokul, %2,3 ortaokul,%14,8 lise ezunu, % 73,3 üniversite ezunu, %4,5 lisansüstü eğiti yapan kişi vardır. ögreni TABLO 9 Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçerli ilkokul 18 5,1 5,1 5,1 ortaokul 8 2,3 2,3 7,4 lise 52 14,8 14,8 22,2 universite ,3 73,3 95,5 lisanustu 16 4,5 4,5 100,0 Topla ,0 100,0 76
84 ogreni %4,5 lisanustu ilkokul %5,1 ortaokul %2,3 lise %14,8 %73,7 universite Öğreni düzeylerinin SKÖ değerlerine göre ortalaası bulundu ve Tablo 10 da veri sonuçları gösterildi. TABLO 10 SKÖ SONUÇLARI ogreni Ortalaa Yığın Çapı Std. Sapa ilkokul 90, ,19 ortaokul 80, ,44 lise 89, ,09 universite 86, ,54 lisanustu 87, ,33 Topla 86, ,80 Şıklara göre oluşturulan gruplara göre öğreni düzeyleri SKÖ ortalaaları arasında anlalı bir farklılık yoktur (0,265 değeri 0,05 değerinden büyük olduğundan) Gruplar arası anlalılık düzeyi Tablo 11 de veriliştir. 77
85 TABLO 11 ANOVA Tablosu SKO * ogreni Soru 4 Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 857, ,318 1,313,265 arası Grup içi 56653, ,268 Topla 57511, Mesleklerine göre biriler incelendiğinde 352 kişilik örnekte gözlenen değerler aşağıda verildi. Buna göre 352 birilik örnekte 17 işçi, 113 eur, 28, serbest eslekle uğraşan, 136 öğrenci ve 58 tanede diğer esleklerle uğraşan biri bulundu. % lik olarak da dağılıları verildi. Birikili yüzdelikleri de verildi. Buna göre 352 kişilik örneklein %4,8 i işçi, %32,1 i eur, %8,0 serbest eslek, %38,6 sı öğrenci, %16,5 i diğer eslek gruplarındandır. Bu duru Tablo 12 de gösteriliştir. TABLO 12 Meslek Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçerli isci 17 4,8 4,8 4,8 eur ,1 32,1 36,9 serbest 28 8,0 8,0 44,9 eslek ogrenci ,6 38,6 83,5 diğer 58 16,5 16,5 100,0 Topla ,0 100,0 78
86 eslek diðer %16,5 isci %4,8 eur %32,1 ogrenci %38,6 serbest es lek %8 Ortalaa gelirler bakıından bakak istediğiizde; Ortalaa gelir yaklaşık olarak 584 YTL olarak bulundu ve tablo 13 de gösterildi. TABLO 13 İSTASTİSTİK SONUÇLARI GELIR Yığın Çapı Geçerli 352 Kayıp 0 Değer Ortalaa 583,5199 gösterildi. Meslek gruplarının SKÖ değerlerine göre ortalaası bulundu ve Tablo 14 de TABLO 14 SKÖ SONUÇLARI eslek Ortalaa Yğın Çapı Std. Sapa isci 84, ,67 eur 56, ,45 serbest eslek 93, ,05 ogrenci 84, ,61 diger 92, ,14 Topla 86, ,80 79
87 Şıklara göre oluşturulan gruplara göre eslek düzeyleri SKÖ ortalaaları arasında anlalı bir farklılık vardır ve bu duru Tablo 15 de gösteriliştir. (0,000 değeri 0,05 değerinden küçük olduğundan). TABLO 15 ANOVA Tablosu SKO * eslek Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 3733, ,444 6,023,000 arası Grup içi 53777, ,978 Topla 57511, Gelir değerleriiz ve gelirler küçükten büyüğe doğru sıralandı. Miniu değer 0 aksiu değer ise 3000 Ytl olarak bulundu. Bu gelir değerlerinin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri Tablo 16 da aşağıdaki biçide verildi. 80
88 TABLO 16 GELİR Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçerli, ,3 21,3 21,3 70,00 1,3,3 21,6 130,00 5 1,4 1,4 23,0 150,00 2,6,6 23,6 180,00 1,3,3 23,9 200,00 9 2,6 2,6 26,4 230,00 1,3,3 26,7 250,00 4 1,1 1,1 27,8 280,00 1,3,3 28,1 300, ,3 4,3 32,4 325,00 2,6,6 33,0 350,00 7 2,0 2,0 34,9 400, ,4 3,4 38,4 430,00 1,3,3 38,6 450,00 1,3,3 38,9 500, ,5 10,5 49,4 550,00 2,6,6 50,0 600, ,7 3,7 53,7 630,00 1,3,3 54,0 650,00 5 1,4 1,4 55,4 660,00 1,3,3 55,7 700,00 7 2,0 2,0 57,7 710,00 1,3,3 58,0 720,00 5 1,4 1,4 59,4 725,00 9 2,6 2,6 61,9 730,00 3,9,9 62,8 750, ,0 4,0 66,8 754,00 1,3,3 67,0 760,00 2,6,6 67,6 765,00 2,6,6 68,2 770,00 1,3,3 68,5 800, ,4 5,4 73,9 820,00 1,3,3 74,1 840,00 1,3,3 74,4 850, ,1 3,1 77,6 900, ,5 4,5 82,1 950,00 3,9,9 83,0 960,00 1,3,3 83,2 1000, ,0 8,0 91,2 1100,00 2,6,6 91,8 1200,00 6 1,7 1,7 93,5 1250,00 3,9,9 94,3 1350,00 1,3,3 94,6 1500, ,1 3,1 97,7 2000,00 3,9,9 98,6 2250,00 1,3,3 98,9 2500,00 2,6,6 99,4 3000,00 2,6,6 100,0 Topla ,0 100,0 81
89 Soru 6 Allah a olan inancı yaşaın zorlukları sıkıntıları karşısında dayana gücüü artırıştır. Sorusuna insanlar çoğunlukla kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Burada şıklar 1,2,3,4,5 biçiinde sayısal değerlerle tanılanış ve ortalaa olarak kişilerin 1 yani kesinlikle katılıyoru yanıtını verdiği örnekleinde gözleniştir.tablo 17 ve 18 de istatistik sonuçları ve yüzdelik dilileri veriliştir. TABLO 17 İSTASTISTIK SONUÇLARI Soru6 Yığın Çapı Geçerli 352 Kayıp 0 Değer Ortalaa 1,3835 Soru 6 ya verilen cevapların gözlene sıklıkları, yüzdelikleri, geçerli yüzdelikleri ve birikili yüzdelikleri Tablo 18 de verildi. Buna göre soru 6 ya kesinlikle katılıyoru yanıtını verenlerin sayısı 257, katılıyoru diyenlerin sayısı 75, kararsızı diyenlerin sayısı 8, katılıyoru diyenlerin sayısı 4 ve kesinlikle katılıyoru diyenlerin sayısı 8 dir. Bu değerlerin sırasıyla % lik olarak yüzdelik birileri de 73, 21,3 2,3, 1,1, 2,3 olarak verildi. TABLO 18 Soru6 Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçerli kesinlikle ,0 73,0 73,0 katiliyoru katiliyoru 75 21,3 21,3 94,3 kararsizi 8 2,3 2,3 96,6 katiliyoru 4 1,1 1,1 97,7 kesinlikle katiliyoru 8 2,3 2,3 100,0 Topla ,0 100,0 Soru 6 ya kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ölçütünün ortalaası 88,57, katılıyoru diyenlerin SKÖ ölçütünün ortalaası 82,12, kararsızı diyenlerin SKÖ ölçütünün ortalaası 84,38, katılıyoru diyenlerin SKÖ ölçütünün ortalaası 82
90 89,75 ve son olarak kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ölçütünün ortalaası 81,50 olarak bulundu. Sırasıyla 352 birilik örnekteki gözlene sıklıkları, bir yayılı ölçüsü olan standart sapa değerleri, bu oluşturulan şıklardaki aksiu ve iniu SKÖ değerleri verildi ve Tablo 19 da gösterildi. %2,3 %1,1 %2,3 %21,3 kesinlikle katiliyo katiliyoru kararsizi katiliyoru %73 kesinlikle katiliyor TABLO19 SKÖ SONUÇLARI Soru6 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 88, , katiliyoru katiliyoru 82, , kararsizi 84, , katiliyoru 89,75 4 9, kesinlikle 81, , katiliyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaası bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur <0.05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Aşağıdaki tablodan faydalandık. En yüksek SKÖ ortalaası 88,57 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlerde en düşük SKÖ değeri 83
91 ise kesinlikle katılıyoru diyenlerde 81,50 değeri ile gözleleniştir ve Tablo 20 de gösteriliştir. TABLO 20 ANOVA Tablosu SKO * soru6 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 2747, ,952 4,353,002 arası Grup içi 54763, ,820 Topla 57511, Soru 6 ya gore gruplar arası birebir farkllıklar da çoklu karşılaştıralarda kullanılan Scheffe yönteiyle gösteriliştir. Buna gore gruplar arası 0.05 anla düzeyinde anlalı bir faklılık yoktur. Bu duru aşağıda Tablo 21 de gösteriliştir. 84
92 TABLO 21 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala Std. Hata Olasılık 95% Güven r Farkı (I-J) Değeri Aralığı (I) soru6 (J) soru6 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katiliyoru 6,45 1,649,005 1,35 11,56 katiliyoru kararsizi 4,20 4,510,929-9,77 18,16 katiliyoru -1,18 6,330 1,000-20,78 18,43 kesinlikle 7,07 4,510,652-6,90 21,04 katiliyoru katiliyoru kesinlikle -6,45 1,649,005-11,56-1,35 katiliyoru kararsizi -2,25 4,672,994-16,73 12,22 katiliyoru -7,63 6,447,844-27,59 12,33 kesinlikle,62 4,672 1,000-13,85 15,09 katiliyoru kararsizi kesinlikle -4,20 4,510,929-18,16 9,77 katiliyoru katiliyoru 2,25 4,672,994-12,22 16,73 katiliyoru -5,38 7,693,975-29,20 18,45 kesinlikle 2,88 6,281,995-16,58 22,33 katiliyoru katiliyoru kesinlikle 1,18 6,330 1,000-18,43 20,78 katiliyoru katiliyoru 7,63 6,447,844-12,33 27,59 kararsizi 5,38 7,693,975-18,45 29,20 kesinlikle 8,25 7,693,886-15,57 32,07 katiliyoru kesinlikle kesinlikle -7,07 4,510,652-21,04 6,90 katiliyoru katiliyoru katiliyoru -,62 4,672 1,000-15,09 13,85 kararsizi -2,88 6,281,995-22,33 16,58 katiliyoru -8,25 7,693,886-32,07 15,57 85
93 Soru 7 Allah Bütün varlıkların yaratıcısıdır. 352 birilik örnekten kesinlikle katılanların sayısı 320 dir ve örneğiize gözlenen birilerden %90,9 u Allah bütün varlıkların tek yaratıcısı olduğuna kesinlikle katılaktadır. İstatistik sonuçları ve şıklara göre yüzdelik dilileri Tablo 22 ve Tablo 23 de veriliştir. TABLO 22 İSTASTISTIK SONUÇLARI Yığın Çapı Geçerli 352 Kayıp 0 Değer Ortalaa 1,1250 Soru7 TABLO 23 Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçerli kesinlikle ,9 90,9 90,9 katılıyoru katılıyoru 24 6,8 6,8 97,7 kararsızı 6 1,7 1,7 99,4 kesinlikle 2,6,6 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 Allah bütün var varlıkların tek yaratıcısıdır sorusunda 352 birilik örneklede 320 kişi kesinlikle katılıyoru, 24 kişi katılıyoru, 6 kişi kararsızı, 2 kişi kesinlikle katılıyoru, yanıtı veriştir. 352 kişilik örneklede %90,9 u kesinlikle katılıyoru yanıtı veriştir. Bu değerleri aşağıda pasta grafiğinden faydalanılarak ifade ettik. 86
94 soru7 kesinlikle katý lýyo %0,6 kararsýzý %1,7 katýlýyoru %6,8 kesinlikle katý lýyor %90,9 Soru 7 ye kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ye göre ortalaası 87,20, katılıyoru diyenlerin ortalaası 83,38, kararsızı diyenlerin ortalaası 84,17, kesinlikle katılıyoru diyenlerin ortalaası ise 99,00 olarak bulunuştur. Ancak örnekleiizde gözlenen kesinlikle katılıyoru diyenlerin sayısı 2 olduğundan sağlıklı bir karşılaştıra değeri değildir. Örneklein %90,9 unu oluşturan kesinlikle katılıyoru diyenleri SKÖ ortalaası da diğerlerine göre yüksek bulundu ve bu duru Tablo 24 de göterildi TABLO 24 SKÖ SONUÇLARI Soru7 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 87, , katılıyoru katılıyoru 83, , kararsızı 84, , kesinlikle 99,00 2 4, katılıyoru Topla 86, ,
95 Şıklara göre oluşturan gruplardaki SKÖ bakıından %5 lik anla düzeyinde SKÖ ortalaaları arasında anlalı bir farklılık bulunaıştır (0,257 değeri 0,05 değerinden küçük oladığından).anlalılık düzeyi Tablo 25 de verildi. TABLO 25 ANOVA Tablosu SKO * Soru7 Soru 8 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 663, ,205 1,354,257 arası Grup içi 56847, ,355 Topla 57511, Ölüden sonra dirilişe 352 birilik örnekten 291 kişi kesinlikle katılanların sayısı 291, katılıyoru diyenlerin sayısı 28, kararsızı diyenlerin sayısı20 katılıyoru diyenlerin sayısı 4 ve kesinlikle katılıyoru diyenlerin sayısı 9 dur. % lik ifadesi de verildi. 352 birilik örneklein %82,7 si kesinlikle katılıyoru, %8 i katılıyoru, %5,7 si kararsızı, %1,1 i katılıyoru, %2,6 sı kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Gruplara göre gözlene sıklıkları,yüzdelik dilileri Tablo 26 de gösteriliştir. TABLO 26 Soru8 Geçerli kesinlikle katılıyoru Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili YüzdelikBirileri ,7 82,7 82,7 katılıyoru 28 8,0 8,0 90,6 kararsızı 20 5,7 5,7 96,3 katılıyoru 4 1,1 1,1 97,4 kesinlikle 9 2,6 2,6 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 88
96 soru8 kesinlikle katý lýyo %2,6 katýlýyoru %1,1 kararsýzý %5,9 katýlýyoru %8 kesinlikle katý lýyor %82,7 Soru 8 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 87,40, katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 83,50, kararsızı diyenlerin ortalaası 83,50, katılıyoru diyenlerin ortalaası 90,50, kesinlikle katılıyoru diyenlerin ortalaası 92,78 olarak bulundu. Sırasıyla 352 birilik örnekteki gözlene sıklıkları bir yayılı ölçüsü olan standart sapa (yayılı ölçütü, küçük olası beklenir) değerleri. Bu oluşturulan şıklardaki aksiu ve iniu SKÖ değerleri verildi. Ölüden sonra dirilişe inanıyoru sorusuna şıklara göre oluşturulan SKÖ bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunaıştır (0,109 değeri 0,05 ten küçük oladığından) gruplar arası SKÖ ortalaaları birbirinden farklı değildir. SKÖ sonuçları Tablo 27 da verildi. 89
97 TABLO 27 SKÖ SONUÇLARI Soru8 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 87, , katılıyoru katılıyoru 82, , kararsızı 83, , katılıyoru 90,50 4 5, kesinlikle 92,78 9 7, katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde farklılık bulunaıştır ve bu duru Tablo 28 de gösteriliştir. (0,109 değeri 0,05 değerinden küçük oladığından grup ortalaaları birbirinden anlalı derecede farklı bulunaıştır). TABLO 28 ANOVA Tablosu SKO * soru8 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 1235, ,770 1,904,109 arası Grup içi 56276, ,179 Topla 57511, Soru 9 Naazlarıı düzenli kılıyoru sorusuna 352 kişiden 77 kişi her zaan düzenli naaz kılakta, 59 kişi genellikle, 85 kişi ara sıra, 43 kişi nadiren naaz kılakta iken, 88 kişi de heen heen hiç naaz kılaaktadır. 352 kişilik örneklede %21,9 her zaan, %16,8 genellikle, %24,1 ara sıra, %12,2 nadiren naaz kılaktadır. %25 i ise heen heen hiç naaz kılaaktadır. Gruplara göre gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri Tablo 29de verildi. 90
98 TABLO 29 Soru9 Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri Geçerli her zaan 77 21,9 21,9 21,9 genellikle 59 16,8 16,8 38,6 arasıra 85 24,1 24,1 62,8 nadiren 43 12,2 12,2 75,0 heen 88 25,0 25,0 100,0 heen hiç Topla ,0 100,0 soru9 heen heen hiç %25 her zaan %21,9 nadiren %12,2 genellikle %16,8 arasýra %24,1 Soru 9 a her zaan diyenlerin SKÖ ortalaası 93,30, genellikle diyenlerin ortalaası 88,92, ara sıra diyenlerin ortalaası 84,15, nadiren diyenlerin ortalaası 85,35, heen heen hiç diyenlerin ortalaası 83,58 olarak bulundu ve Tablo 30 da gösterildi. 91
99 TABLO 30 SKÖ SONUÇLARI Soru9 Ortalaa Yığın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa her zaan 93, , genellikle 88, , arasıra 84, , nadiren 85, , heen 83, , heen hiç Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur 000 değeri < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Buna göre her zaan naaz kılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 93,30 olarak gruplara göre en yüksek değer olarak bulunuştur ve Tablo 31 da gösteriliştir. TABLO 31 ANOVA Tablosu Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 5106, ,586 8,453,000 arası Grup içi 52404, ,023 Topla 57511, Soru 9 a göre SKÖ bakıından gruplar arası farklılığın kaynağına baktığıızda her zaan ile arasıra,nadiren ve heen heen hiç diyenler arasında 0.05 anlan düzeyinde farklılık bulunuş ve aşağıda Tablo32 de gösteriliştir. 92
100 TABLO 32 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru9 (J) soru9 Alt Sınır Üst Sınır her zaan genellikle 4,38 2,126,375-2,20 10,97 arasıra 9,15 1,933,000 3,16 15,13 nadiren 7,95 2,340,023,70 15,20 heen 9,72 1,918,000 3,78 15,66 heen hiç genellikle her zaan -4,38 2,126,375-10,97 2,20 arasıra 4,76 2,082,267-1,69 11,21 nadiren 3,57 2,464,718-4,06 11,20 heen 5,34 2,068,158-1,07 11,74 heen hiç arasıra her zaan -9,15 1,933,000-15,13-3,16 genellikle -4,76 2,082,267-11,21 1,69 nadiren -1,20 2,300,992-8,32 5,93 heen,57 1,869,999-5,21 6,36 heen hiç nadiren her zaan -7,95 2,340,023-15,20 -,70 genellikle -3,57 2,464,718-11,20 4,06 arasıra 1,20 2,300,992-5,93 8,32 heen heen hiç heen 1,77 2,287,963-5,31 8,85 heen hiç her zaan -9,72 1,918,000-15,66-3,78 genellikle -5,34 2,068,158-11,74 1,07 arasıra -,57 1,869,999-6,36 5,21 nadiren -1,77 2,287,963-8,85 5,31 93
101 Soru 10 Raazan ayında oruç tutanların sayısı ve gözlene sıklıkleri de verildi. Buna göre Raazan ayında her zaan orucuu tutuyoru sorusuna 352 kişilik örnekleden 273 kişi %77,6 oranında kesinlikle katılıyoru, 53 kişi %15,1 oranında katılıyoru, 13 kişi %3,7 oranında kararsızı, 10 kişi %2,8 oranında katılıyoru, 3 kişi %0,9 oranında kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu duru aşağıda he tablo he de pasta grafiğiyle gösterildi. Gruplara göre gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri Tablo 33 de gösterildi. TABLO 33 Soru10 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,6 77,6 77,6 katılıyoru katılıyoru 53 15,1 15,1 92,6 kararsızı 13 3,7 3,7 96,3 katılıyoru 10 2,8 2,8 99,1 kesinlikle 3,9,9 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 Soru 10 a kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 87,66, katılıyoru diyenlerin ortalaası 85,09, kararsızı diyenlerin ortalaası 85,77, katılıyoru diyenlerin ortalaası 81,20, kesinlikle katılıyoru diyenlerin ortalaası ise 80,33 olarak bulundu ve Tablo 34 de gösterildi 94
102 soru10 kesinlikle katý lýyo %0,9 katýlýyoru %2,8 kararsýzý %3,7 katýlýyoru %15,1 kesinlikle katý lýyor %77,6 TABLO 34 SKÖ SONUÇLARI soru10 Ortalaa Yığın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa kesinlikle 87, , katılıyoru katılıyoru 85, , kararsızı 85, , katılıyoru 81, , kesinlikle 80,33 3 2, katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları %5 lik anla düzeyinde anlalı bir fark bulunaıştır (0,301 değeri 0,05 değerinden küçük oladığından). Raazan ayında oruçlarını her zaan tutanlar ile hiç tutayanlar 95
103 arasında SKÖ değeri arasında farklılık olasına rağen bu farklılık aşağıdaki tablo da anlalı görüledi ve Tablo 35 de gösterildi. TABLO 35 ANOVA Tablosu SKO * soru10 Soru 11 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 798, ,634 1,221,301 arası Grup içi 56712, ,437 Topla 57511, Yunus Ere nin Yaradılanı severi, Yaradan dan ötürü sözüyle ifade ettiği sevgi anlayışı beni anlayışıla birebir örtüşüyor sorusuna 352 kişilik örneklede 190 kişi kesinlikle katılıyoru, 124 kişi katılıyoru, 10 kişi katılıyoru, 3 kişi de kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin % lik olarak gözlene sıklıkları Tablo 36de ve pasta grafiğinde veriliştir. TABLO 36 soru11 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,0 54,0 54,0 katılıyoru katılıyoru ,2 35,2 89,2 kararsızı 25 7,1 7,1 96,3 katılıyoru 10 2,8 2,8 99,1 kesinlikle 3,9,9 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 96
104 soru11 kesinlikle katý lýyo %0,9 katýlýyoru %2,8 kararsýzý %7,1 katýlýyoru %35,2 kesinlikle katý lýyor %54 Soru 11 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 88,59, katılıyoru diyenlerin ortalaası 86,19, kararsızı diyenlerin ortalaası 80,56, katılıyoru diyenlerin ortalaası 81,50, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 86,00 olarak bulundu bu duru Tablo 37 de verildi TABLO 37 SKÖ SONUÇLARI soru11 Ortalaa Yığın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa kesinlikle 88, , katılıyoru katılıyoru 86, , kararsızı 80, , katılıyoru 81, , kesinlikle 86, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur. 0,020 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Tablo 38 dan faydalanarak ulaştığıız veriler 97
105 aşağıda veriliştir. SKÖ ortalaası 88,59 değeriyle örnekleiizin büyük kısını oluşturan kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 38 ANOVA Tablosu SKO * soru11 Kareler serbestlik Kareler F Testi Anlalılık toplaı derecesi ortalaası Düzeyi Gruplar 1905, ,366 2,973,020 arası Grup içi 55605, ,247 Topla 57511, Soru 11 e gore SKÖ bakıından gruplar arası çoklu karşılaştıra yaptığıızda 0.05 anla düzeyinde bir faklılık bulunaış ve bu duru aşağıda Tablo 39 da gösteriliştir. 98
106 TABLO 39 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru11 (J) soru11 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 2,40 1,461,610-2,12 6,93 kararsızı 8,03 2,693,066 -,31 16,38 katılıyoru 7,09 4,107,561-5,62 19,81 kesinlikle katılıyoru 2,59 7,366,998-20,22 25,41 katılıyoru kesinlikle -2,40 1,461,610-6,93 2,12 katılıyoru kararsızı 5,63 2,775,392-2,96 14,23 katılıyoru 4,69 4,161,866-8,19 17,58 kesinlikle katılıyoru,19 7,396 1,000-22,71 23,10 kararsızı kesinlikle -8,03 2,693,066-16,38,31 katılıyoru katılıyoru -5,63 2,775,392-14,23 2,96 katılıyoru -,94 4,737 1,000-15,61 13,73 kesinlikle katılıyoru -5,44 7,735,974-29,39 18,51 katılıyoru kesinlikle -7,09 4,107,561-19,81 5,62 katılıyoru katılıyoru -4,69 4,161,866-17,58 8,19 kararsızı,94 4,737 1,000-13,73 15,61 kesinlikle katılıyoru -4,50 8,333,990-30,31 21,31 kesinlikle kesinlikle -2,59 7,366,998-25,41 20,22 katılıyoru katılıyoru katılıyoru -,19 7,396 1,000-23,10 22,71 kararsızı 5,44 7,735,974-18,51 29,39 katılıyoru 4,50 8,333,990-21,31 30,31 99
107 Soru 12 Sabır yaşadığı bir sorunu önce kabullenip sonra çözüü yönünde çaba sarf etek ve yaptığı çözücü çalışaların sonucunu bekleektir. Sorusuna 352 kişilik örneklede 188 kişi kesinlikle katılıyoru, 131 kişi katılıyoru, 21 kişi kararsızı, 10 kişi katılıyoru, 2 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Gruplara göre yüzdelik dilileri Tablo 40 da ve pasta grafiğinde veriliştir. TABLO 40 soru12 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,4 53,4 53,4 katılıyoru katılıyoru ,2 37,2 90,6 kararsızı 21 6,0 6,0 96,6 katılıyoru 10 2,8 2,8 99,4 kesinlikle 2,6,6 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 Soru 12 ye kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 89,93, katılıyoru diyenlerin ortalaası 83,99, kararsızı diyenlerin 80, 52, katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,30, kesinlikle katılıyoru diyenlerin ortalaası 82,00 olarak bulundu ve bu değerler Tablo 41 de gösterildi. 100
108 soru12 kesinlikle katý lýyo %0,6 katýlýyoru %2,8 kararsýzý %6 katýlýyoru %37,2 kesinlikle katý lýyor %53,4 TABLO 41 SKÖ SONUÇLARI soru12 Ortalaa Yığın Çapı Std. Sapa Miniu Maksiu kesinlikle katılıyoru 89, , katılıyoru 83, , kararsızı 80, , katılıyoru 84, , kesinlikle katılıyoru 82,00 2 2, Topla 86, ,
109 Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur. Anlalılık düzeyi Tablo 39 da gösteriliştir. 0,00 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Aşağıdaki tablodan faydalandık. En yüksek SKÖ ortalaası 89,93 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 42 ANOVA Tablosu SKO * soru12 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 3802, ,710 6,142,000 arası Grup içi 53708, ,779 Topla 57511, Soru 12 ye göre SKÖ bakıından gruplar arası çoklu karşılaştıra yaptığıızda farklılığın kaynağını kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru ve kararsızı diyenler oluşturaktadır. Bu duru aşağıda Tablo 43 de gösteriliştir. 102
110 TABLO 43 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru12 (J) soru12 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 5,94 1,416,002 1,55 10,32 kararsızı 9,41 2,862,031,54 18,27 katılıyoru 5,63 4,037,746-6,87 18,13 kesinlikle katılıyoru 7,93 8,844,938-19,46 35,32 katılıyoru kesinlikle -5,94 1,416,002-10,32-1,55 katılıyoru kararsızı 3,47 2,924,843-5,59 12,53 katılıyoru -,31 4,082 1,000-12,95 12,33 kesinlikle katılıyoru 1,99 8,864 1,000-25,46 29,44 kararsızı kesinlikle -9,41 2,862,031-18,27 -,54 katılıyoru katılıyoru -3,47 2,924,843-12,53 5,59 katılıyoru -3,78 4,780,960-18,58 11,03 kesinlikle katılıyoru -1,48 9,207 1,000-29,99 27,04 katılıyoru kesinlikle -5,63 4,037,746-18,13 6,87 katılıyoru katılıyoru,31 4,082 1,000-12,33 12,95 kararsızı 3,78 4,780,960-11,03 18,58 kesinlikle katılıyoru 2,30 9,637 1,000-27,54 32,14 kesinlikle kesinlikle -7,93 8,844,938-35,32 19,46 katılıyoru katılıyoru katılıyoru -1,99 8,864 1,000-29,44 25,46 kararsızı 1,48 9,207 1,000-27,04 29,99 katılıyoru -2,30 9,637 1,000-32,14 27,54 103
111 Soru 13 Kendie veya başkalarına karşı hatalı davrandığıı fark ettiği zaan, heen hataı telafi eteye çalışır, durua göre özür diler veya tövbe ederi. Sorusuna 352 kişilik örnekleden 202 kişi kesinlikle katılıyoru, 127 kişi katılıyoru, 15 kişi kararsızı, 6 kişi katılıyoru, 2 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Verilen cevapların gruplara göre dağılıının yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 44 da ve grafikte veriliştir. TABLO 44 soru13 Geçerli Gözlene Sıklık Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,4 57,4 57,4 katılıyoru katılıyoru ,1 36,1 93,5 kararsızı 15 4,3 4,3 97,7 katılıyoru 6 1,7 1,7 99,4 kesinlikle 2,6,6 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru13 kesinlikle katý lýyo %0,6 katýlýyoru %1,7 kararsýzý %4,3 katýlýyoru %36,1 kesinlikle katý lýyor %57,4 104
112 Soru 13 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 89,43, katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,2, kararsızı diyenlerin ortalaası 81,87, katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 78,83, kesinlikle katılıyoru diyenlerin ortalaası 86,50 olarak bulundu ve Tablo 45 de gösterildi. TABLO 45 SKÖ SONUÇLARI soru13 Ortalaa Yığın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa kesinlikle 89, , katılıyoru katılıyoru 84, , kararsızı 81, , katılıyoru 78, , kesinlikle 86,50 2 2, katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur ve Tablo 42 de gösteriliştir. 0,001 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Aşağıdaki tabloda faydalandık. En küçük SKÖ ortalaası 89,43 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 46 ANOVA Tablosu SKO * soru13 Kareler Toplaı Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık DerecesiOrtalaası Düzeyi Gruplar 3114, ,713 4,967,001 arası Grup içi 54396, ,762 Topla 57511, Soru 13 e göre SKÖ bakıından çoklu karşılaştıra yöntei kullandığıızda gruplar arası farklılığın kaynağını kesinlikle katılıyoru diyeler ile katılıyor diyenler oluşturatadır. Aşağıda Tablo 47 de gösteriliştir. 105
113 TABLO 47 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru13 (J) soru13 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 5,41 1,418,006 1,02 9,80 kararsızı 7,56 3,351,280-2,82 17,94 katılıyoru 10,59 5,187,385-5,47 26,66 kesinlikle katılıyoru 2,93 8,897,999-24,63 30,48 katılıyoru kesinlikle -5,41 1,418,006-9,80-1,02 katılıyoru kararsızı 2,15 3,418,983-8,44 12,74 katılıyoru 5,18 5,231,912-11,02 21,38 kesinlikle katılıyoru -2,48 8,923,999-30,12 25,15 kararsızı kesinlikle -7,56 3,351,280-17,94 2,82 katılıyoru katılıyoru -2,15 3,418,983-12,74 8,44 katılıyoru 3,03 6,048,993-15,70 21,76 kesinlikle katılıyoru -4,63 9,425,993-33,82 24,56 katılıyoru kesinlikle -10,59 5,187,385-26,66 5,47 katılıyoru katılıyoru -5,18 5,231,912-21,38 11,02 kararsızı -3,03 6,048,993-21,76 15,70 kesinlikle katılıyoru -7,67 10,223,967-39,33 23,99 kesinlikle kesinlikle -2,93 8,897,999-30,48 24,63 katılıyoru katılıyoru katılıyoru 2,48 8,923,999-25,15 30,12 kararsızı 4,63 9,425,993-24,56 33,82 katılıyoru 7,67 10,223,967-23,99 39,33 106
114 Soru 14 Her zaan her ne yaşarsa yaşayayı yaşadığı şeyin olulu yanını keşfeder ve şükrederi. Sorusuna 352 kişilik örneklede 174 kişi kesinlikle katılıyoru, 126 kişi katılıyoru, 35 kişi kararsızı 11 kişi katılıyoru, 6 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Gruplara göre yüzdelik dağılıı aşağıda Tablo 48 de ve grafikte veriliştir. TABLO 48 soru14 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,4 49,4 49,4 katılıyoru katılıyoru ,8 35,8 85,2 kararsızı 35 9,9 9,9 95,2 katılıyoru 11 3,1 3,1 98,3 kesinlikle 6 1,7 1,7 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru14 kesinlikle katý lýyo %1,7 katýlýyoru %3,1 kararsýzý %9,9 kesinlikle katý lýyor %49,4 katýlýyoru %35,8 107
115 Soru 14 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 90,85, katılıyoru diyenlerin ortalaası 83,91, kararsızı diyenlerin ortalaası 81, 80, katılıyoru diyenlerin ortalaası 75,82, kesinlikle katılıyoru diyenlerin ortalaası 88,33 olarak bulundu ve Tablo 49 da gösterildi. TABLO 49 SKÖ SONUÇLARI soru14 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 90, , katılıyoru katılıyoru 83, , kararsızı 81, , katılıyoru 75, , kesinlikle 88, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan SKÖ ortalaaları bakıından 105 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur ve Tablo 45 de gösterildi. 0,00 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Aşağıdaki tablodan faydalandık. Buna göre en yüksek SKÖ ortalaası 90,85 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 50 ANOVA Tablosu SKO * soru14 Kareler toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 6112, ,137 10,317,000 arası Grup içi 51398, ,123 Topla 57511, Soru 14 e gore SKÖ bakıından çoklu karşılaştıra yaptığıız zaan gruplar arası farklılığın kaynağını kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru, kararsızı ve katılıyoru diyenler oluşturaktadır. Aşağıda Tablo 51 de gösteriliştir. 108
116 TABLO 51 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru14 (J) soru14 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 6,94 1,424,000 2,53 11,35 kararsızı 9,05 2,255,003 2,07 16,03 katılıyoru 15,03 3,784,004 3,31 26,75 kesinlikle katılıyoru 2,52 5,054,993-13,13 18,17 katılıyoru kesinlikle -6,94 1,424,000-11,35-2,53 katılıyoru kararsızı 2,11 2,325,935-5,09 9,31 katılıyoru 8,09 3,826,347-3,76 19,94 kesinlikle katılıyoru -4,42 5,086,944-20,17 11,33 kararsızı kesinlikle -9,05 2,255,003-16,03-2,07 katılıyoru katılıyoru -2,11 2,325,935-9,31 5,09 katılıyoru 5,98 4,207,732-7,05 19,01 kesinlikle katılıyoru -6,53 5,378,831-23,19 10,12 katılıyoru kesinlikle -15,03 3,784,004-26,75-3,31 katılıyoru katılıyoru -8,09 3,826,347-19,94 3,76 kararsızı -5,98 4,207,732-19,01 7,05 kesinlikle katılıyoru -12,52 6,177,394-31,64 6,61 kesinlikle kesinlikle -2,52 5,054,993-18,17 13,13 katılıyoru katılıyoru katılıyoru 4,42 5,086,944-11,33 20,17 kararsızı 6,53 5,378,831-10,12 23,19 katılıyoru 12,52 6,177,394-6,61 31,64 109
117 Soru 15 Din sadece korku, üitsizlik, eksiklik gibi duygular karşısında sığınılan bir güven kapsıdır. Sorusuna 352 kişilik örnekleden 33 kişi kesinlikle katılıyoru, 19 kişi katılıyoru, 13 kişi kararsızı, katılıyoru diyenler 89 kişi, 198 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin % lik gözlene yüzdelikleri aşağıda Tablo52 de ve grafikte veriliştir. TABLO 52 soru15 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle 33 9,4 9,4 9,4 katılıyoru katılıyoru 19 5,4 5,4 14,8 kararsızı 13 3,7 3,7 18,5 katılıyoru 89 25,3 25,3 43,8 kesinlikle ,3 56,3 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru15 kesinlikle katý lýyor %9,4 katýlýyoru %5,4 kararsýzý %3,7 kesinlikle katý lýyo %53,3 katýlýyoru %25,3 Soru 15 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 86,88, katılıyoru diyenlerin ortalaası 83,42, kararsızı siyenlerin ortalaası 81,00, 110
118 katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,62, kesinlikle katılıyoru diyenlerin ortalaası 88,75 olarak bulundu ve Tablo 53 de gösterildi. TABLO 53 SKÖ SONUÇLARI soru15 Ortalaa Yığın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa kesinlikle 86, , katılıyoru katılıyoru 83, , kararsızı 81, , katılıyoru 84, , kesinlikle 88, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulundu ve Tablo 48 de gösterildi. 0,024 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. En yüksek değeri 88,75 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenler alıştır. TABLO 54 ANOVA Tablosu SKO * soru15 Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 1820, ,185 2,836,024 arası Grup içi 55690, ,491 Topla 57511, Soru 15 e göre SKÖ bakıından gruplar arası çoklu karşılaştıra yaptığıızda 0.05 düzeyinde anlalı bir farklılık bulunaıştır ve Tablo 55 de gösteriliştir. 111
119 TABLO 55 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru15 (J) soru15 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 3,46 3,648,925-7,84 14,76 kararsızı 5,88 4,148,734-6,97 18,73 katılıyoru 2,26 2,582,943-5,74 10,26 kesinlikle katılıyoru -1,87 2,382,961-9,25 5,51 katılıyoru kesinlikle -3,46 3,648,925-14,76 7,84 katılıyoru kararsızı 2,42 4,560,991-11,70 16,54 katılıyoru -1,20 3,202,998-11,11 8,72 kesinlikle katılıyoru -5,33 3,043,548-14,75 4,10 kararsızı kesinlikle -5,88 4,148,734-18,73 6,97 katılıyoru katılıyoru -2,42 4,560,991-16,54 11,70 katılıyoru -3,62 3,761,921-15,27 8,03 kesinlikle katılıyoru -7,75 3,627,337-18,98 3,49 katılıyoru kesinlikle -2,26 2,582,943-10,26 5,74 katılıyoru katılıyoru 1,20 3,202,998-8,72 11,11 kararsızı 3,62 3,761,921-8,03 15,27 kesinlikle katılıyoru -4,13 1,617,166-9,14,88 kesinlikle kesinlikle 1,87 2,382,961-5,51 9,25 katılıyoru katılıyoru katılıyoru 5,33 3,043,548-4,10 14,75 kararsızı 7,75 3,627,337-3,49 18,98 katılıyoru 4,13 1,617,166 -,88 9,14 112
120 Soru 16 Mutluluk her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşaı ve gelişii içinde sevebilektedir. Sorusuna 352 kişilik örnekleden 174 kişi kesinlikle katılıyoru, 142 kişi katılıyoru, 26 kişi kararsızı 8 kişi katılıyoru, 2 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 56 da ve grafikte veriliştir. TABLO 56 soru16 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,4 49,4 49,4 katılıyoru katılıyoru ,3 40,3 89,8 kararsızı 26 7,4 7,4 97,2 katılıyoru 8 2,3 2,3 99,4 kesinlikle 2,6,6 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru16 kesinlikle katý lýyo %0,6 katýlýyoru %2,3 kararsýzý %7,4 katýlýyoru %40,3 kesinlikle katý lýyor %49,4 113
121 Soru 16 ya kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 89, 87, katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,31, kararsızı diyenlerin ortalaası 82,27, katılıyoru diyenlerin ortalaası 85,25, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 88,50 olarak bulundu.bu değerler Tablo 57 de veriliştir. TABLO 57 SKÖ SONUÇLARI soru16 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 89, , katılıyoru katılıyoru 84, , kararsızı 82, , katılıyoru 85, , kesinlikle 88, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur. Anlalılık düzeyleri Tablo 51 de veriliştir. 0,001 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Aşağıdaki tablodan faydalandık. En yüksek SKÖ ortalaası 89,87 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 58 ANOVA Tablosu SKO Soru 16 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 3074, ,643 4,900,001 arası Grup içi 54436, ,878 Topla 57511, Soru 16 ya gore SKÖ bakıından gruplar arası çoklu karşılaştıra yaptığıızda 0.05 anla düzeyinde faklılık kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru diyenler arasında bulunuştur. Bu duru aşağıda Tablo 59 de gösteriliştir. 114
122 TABLO 59 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru16 (J) soru16 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 5,56 1,416,004 1,18 9,95 kararsızı 7,60 2,634,082 -,55 15,76 katılıyoru 4,62 4,529,903-9,40 18,65 kesinlikle katılıyoru 1,37 8,907 1,000-26,21 28,96 katılıyoru kesinlikle -5,56 1,416,004-9,95-1,18 katılıyoru kararsızı 2,04 2,672,965-6,23 10,31 katılıyoru -,94 4,551 1,000-15,04 13,15 kesinlikle katılıyoru -4,19 8,919,994-31,81 23,43 kararsızı kesinlikle -7,60 2,634,082-15,76,55 katılıyoru katılıyoru -2,04 2,672,965-10,31 6,23 katılıyoru -2,98 5,064,987-18,66 12,70 kesinlikle katılıyoru -6,23 9,191,977-34,69 22,23 katılıyoru kesinlikle -4,62 4,529,903-18,65 9,40 katılıyoru katılıyoru,94 4,551 1,000-13,15 15,04 kararsızı 2,98 5,064,987-12,70 18,66 kesinlikle katılıyoru -3,25 9,902,999-33,92 27,42 kesinlikle kesinlikle -1,37 8,907 1,000-28,96 26,21 katılıyoru katılıyoru katılıyoru 4,19 8,919,994-23,43 31,81 kararsızı 6,23 9,191,977-22,23 34,69 katılıyoru 3,25 9,902,999-27,42 33,92 115
123 Soru 17 İbadetler ve dua, ruhsal gerginlikleri çözer, insanı rahatlatır. Sorusuna 352 kişilik örneklede 263 kişi kesinlikle katılıyoru, 71 kişi katılıyoru, 11 kişi kararsızı, 3 kişi katılıyoru, 4 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene yüzdelikleri aşağıda Tablo 60 da ve grafikte veriliştir TABLO 60 soru17 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,7 74,7 74,7 katılıyoru katılıyoru 71 20,2 20,2 94,9 kararsızı 11 3,1 3,1 98,0 katılıyoru 3,9,9 98,9 kesinlikle 4 1,1 1,1 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru17 kesinlikle katý lýyo %1,1 katýlýyoru %0,9 kararsýzý %3,1 katýlýyoru %20,2 kesinlikle katý lýyor %74,7 Soru 17 ye kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 88,31, katılıyoru diyenlerin ortalaası 83,32, kararsızı diyenlerin ortalaası 80,73, katılıyoru diyenlerin ortalaası 86,33, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 79,75 olarak bulundu ve aşağıda Tablo 61de gösterildi 116
124 TABLO 61 SKÖ SONUÇLARI soru17 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 88, , katılıyoru katılıyoru 83, , kararsızı 80, , katılıyoru 86,33 3 5, kesinlikle 79, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuş ve Tablo 54 de gösteriliştir. 0,013 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbirinden farklıdır. Aşağıdaki tablodan faydalandık. En yüksek SKÖ ortalaası 88,31 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 62 ANOVA Tablosu SKO * soru17 Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 2055, ,923 3,216,013 arası Grup içi 55455, ,814 Topla 57511, Soru 17 ye göre SKÖ bakıından çoklu karşılaştıra yaptığıız zaan gruplar arası 0.05 anla düzeyinde bir farklılık bulunaıştır ve aşağıda Tablo 63 de gösteriliştir. 117
125 TABLO 63 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru17 (J) soru17 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 4,99 1,691,071 -,25 10,22 kararsızı 7,58 3,891,435-4,46 19,63 katılıyoru 1,98 7,340,999-20,75 24,71 kesinlikle katılıyoru 8,56 6,369,771-11,16 28,29 katılıyoru kesinlikle -4,99 1,691,071-10,22,25 katılıyoru kararsızı 2,60 4,096,982-10,09 15,28 katılıyoru -3,01 7,451,997-26,09 20,07 kesinlikle katılıyoru 3,57 6,496,990-16,54 23,69 kararsızı kesinlikle -7,58 3,891,435-19,63 4,46 katılıyoru katılıyoru -2,60 4,096,982-15,28 10,09 katılıyoru -5,61 8,234,977-31,11 19,89 kesinlikle katılıyoru,98 7,381 1,000-21,88 23,84 katılıyoru kesinlikle -1,98 7,340,999-24,71 20,75 katılıyoru katılıyoru 3,01 7,451,997-20,07 26,09 kararsızı 5,61 8,234,977-19,89 31,11 kesinlikle katılıyoru 6,58 9,655,977-23,32 36,48 kesinlikle kesinlikle -8,56 6,369,771-28,29 11,16 katılıyoru katılıyoru katılıyoru -3,57 6,496,990-23,69 16,54 kararsızı -,98 7,381 1,000-23,84 21,88 katılıyoru -6,58 9,655,977-36,48 23,32 118
126 Soru 18 Dini inancıın, adaletsizliklerin ve haksızlıkların utlaka telafi edileceği ifade etesi beni rahatlatır. Sorusuna 352 kişilik örneklede 225 kişi kesinlikle katılıyoru, 91 kişi katılıyoru, 23 kişi kararsızı, 9 kişi katılıyoru, 4 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene yüzdelikleri aşağıda Tablo 64 de veriliştir. TABLO 64 soru18 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,9 63,9 63,9 katılıyoru katılıyoru 91 25,9 25,9 89,8 kararsızı 23 6,5 6,5 96,3 katılıyoru 9 2,6 2,6 98,9 kesinlikle 4 1,1 1,1 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru18 kesinlikle katý lýyo %1,1 katýlýyoru %2,6 kararsýzý %6,5 katýlýyoru %25,9 kesinlikle katý lýyor %63,9 119
127 Soru 18 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 88,19, katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,62, kararsızı diyenlerin ortalaası 84,17, katılıyoru diyenlerin ortalaası 88,11, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 84,25 olarak bulundu ve aşağıda Tablo 65 da gösterildi. TABLO 65 SKÖ SONUÇLARI soru18 Ortalaa Yığın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa kesinlikle 88, , katılıyoru katılıyoru 84, , kararsızı 84, , katılıyoru 88, , kesinlikle 84, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuş ve Tablo 66 de anlalılık düzeyi veriliştir. 0,167 > 0,05 olduğundan grup ortalaaları farklı değildir. TABLO 66 ANOVA Tablosu Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi SKO * Gruplar 1058, ,658 1,627,167 Soru18 arası Grup içi 56452, ,688 2 Topla 57511, Soru 19 Dini inançlardan güç olan insan zorluklar karşısında diğerlerine göre daha dayanıklıdır. Sorusuna göre 352 kişilik örneklede 248 kişi kesinlikle katılıyoru, 79 kişi katılıyoru, 13 kişi kararsızı, 6 kişi katılıyoru, 6 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 67 de veriliştir. 120
128 TABLO 67 Soru19 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,5 70,5 70,5 katılıyoru katılıyoru 79 22,4 22,4 92,9 kararsızı 13 3,7 3,7 96,6 katılıyoru 6 1,7 1,7 98,3 kesinlikle 6 1,7 1,7 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 kesinlikle katý lýyo %1,7 katýlýyoru %1,7 kararsýzý %3,7 katýlýyoru %22,4 soru19 kesinlikle katý lýyor %70,5 Soru 19 a kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 88,33, katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,03, kararsızı diyenlerin ortalaası 80,69, katılıyoru diyenlerin ortalaası 83,50, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 85,67 olarak bulundu ve Tablo 68 da verildi. 121
129 TABLO 68 SKÖ SONUÇLARI Soru19 Ortalaa Yığn Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 88, , katılıyoru katılıyoru 84, , kararsızı 80, , katılıyoru 83, , kesinlikle 85, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuş ve Tablo 60 da gösteriliştir.0,30 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları farklıdır. En yüksek SKÖ ortalaası 88,33 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 69 ANOVA Tablosu SKO * Soru19 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 1738, ,708 2,705,030 arası Grup içi 55772, ,727 Topla 57511, Soru 19 a gore SKÖ bakıından gruplar arası çoklu karşılaştıra yaptığıız zaan 0.05 anla düzeyinde bir farklılık bulunaıştır ve aşağıda Tablo 69 da gösteriliştir. 122
130 TABLO 69 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru19 (J) soru19 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 4,31 1,638,143 -,77 9,38 kararsızı 7,64 3,607,346-3,53 18,81 katılıyoru 4,83 5,238,931-11,39 21,05 kesinlikle katılıyoru 2,66 5,238,992-13,56 18,89 katılıyoru kesinlikle -4,31 1,638,143-9,38,77 katılıyoru kararsızı 3,33 3,794,942-8,42 15,08 katılıyoru,53 5,369 1,000-16,10 17,15 kesinlikle katılıyoru -1,64 5,369,999-18,27 14,98 kararsızı kesinlikle -7,64 3,607,346-18,81 3,53 katılıyoru katılıyoru -3,33 3,794,942-15,08 8,42 katılıyoru -2,81 6,257,995-22,19 16,57 kesinlikle katılıyoru -4,97 6,257,959-24,35 14,40 katılıyoru kesinlikle -4,83 5,238,931-21,05 11,39 katılıyoru katılıyoru -,53 5,369 1,000-17,15 16,10 kararsızı 2,81 6,257,995-16,57 22,19 kesinlikle katılıyoru -2,17 7,320,999-24,83 20,50 kesinlikle kesinlikle -2,66 5,238,992-18,89 13,56 katılıyoru katılıyoru katılıyoru 1,64 5,369,999-14,98 18,27 kararsızı 4,97 6,257,959-14,40 24,35 katılıyoru 2,17 7,320,999-20,50 24,83 123
131 Soru 20 İnançlı insan sıkıntı ve ızdıraplar karşısında heen uutsuzluğa düşez. Sorusuna 352 kişilik örneklede 205 kişi kesinlikle katılıyoru, 110 kişi katılıyoru, 22 kişi kararsızı, 7 kişi katılıyoru, 8 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 70 de veriliştir. TABLO 70 Soru20 Geçerli Gözlene Sıklıklaı Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,2 58,2 58,2 katılıyoru katılıyoru ,3 31,3 89,5 kararsızı 22 6,3 6,3 95,7 katılıyoru 7 2,0 2,0 97,7 kesinlikle 8 2,3 2,3 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru20 kesinlikle katý lýyo %2,3 katýlýyoru %2,0 kararsýzý %6,3 katýlýyoru %31,3 kesinlikle katý lýyor %58,2 Soru 20 ye kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 89,97, katılıyoru diyenlerin ortalaası 82,28, kararsızı diyenlerin ortalaası 85,36, 124
132 katılıyoru diyenlerin ortalaası 76,14, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 87,88 olarak bulundu ve Tablo 71 de gösterildi. TABLO 71 SKÖ SONUÇLARI Soru20 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 89, , katılıyoru katılıyoru 82, , kararsızı 85, , katılıyoru 76, , kesinlikle 87, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuş ve Tablo 63 de gösteriliştir. 0,00 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları farklıdır. Bunun için aşağıdaki tablodan faydalandık. En yüksek SKÖ ortalaası 89,97 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 72 ANOVA Tablosu SKO * Soru20 Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 5141, ,356 8,517,000 arası Grup içi 52369, ,922 Topla 57511, Soru 20 ye göre SKÖ bakıından gruplar arası 0.05 anlalılık düzeyinde farklılık çoklu karşılaştıra sonucunda kesinlikle katılıyoru diyenlerle katılıyoru diyenler arasında bulunuştur. Aşağıda Tablo 73 de gösteriliştir. 125
133 TABLO73 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru20 (J) soru20 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 7,68 1,452,000 3,19 12,18 kararsızı 4,60 2,756,594-3,93 13,14 katılıyoru 13,82 4,722,075 -,80 28,45 kesinlikle katılıyoru 2,09 4,427,994-11,62 15,80 katılıyoru kesinlikle -7,68 1,452,000-12,18-3,19 katılıyoru kararsızı -3,08 2,869,885-11,97 5,80 katılıyoru 6,14 4,789,801-8,69 20,97 kesinlikle katılıyoru -5,59 4,499,818-19,52 8,34 kararsızı kesinlikle -4,60 2,756,594-13,14 3,93 katılıyoru katılıyoru 3,08 2,869,885-5,80 11,97 katılıyoru 9,22 5,331,560-7,29 25,73 kesinlikle katılıyoru -2,51 5,072,993-18,22 13,20 katılıyoru kesinlikle -13,82 4,722,075-28,45,80 katılıyoru katılıyoru -6,14 4,789,801-20,97 8,69 kararsızı -9,22 5,331,560-25,73 7,29 kesinlikle katılıyoru -11,73 6,358,494-31,42 7,96 kesinlikle kesinlikle -2,09 4,427,994-15,80 11,62 katılıyoru katılıyoru katılıyoru 5,59 4,499,818-8,34 19,52 kararsızı 2,51 5,072,993-13,20 18,22 katılıyoru 11,73 6,358,494-7,96 31,42 126
134 Soru 21 Dini inançlarıızın zayıf olasını pek önesee beni için daha öneli şeyler vardır. Sorusuna 352 kişilik örneklede 10 kişi kesinlikle katılıyoru, 21 kişi katılıyoru, 20 kişi kararsızı, 94 kişi katılıyoru, 207 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene yüzdelikleri aşağıda Tablo 74 de veriliştir. TABLO 74 Soru21 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle 10 2,8 2,8 2,8 katılıyoru katılıyoru 21 6,0 6,0 8,8 kararsızı 20 5,7 5,7 14,5 katılıyoru 94 26,7 26,7 41,2 kesinlikle ,8 58,8 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru21 kesinlikle katý lýyor %2,8 katýlýyoru %6 kararsýzý %5,7 kesinlikle katý lýyo %58,8 katýlýyoru %26,7 Soru 21 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 80,70, katılıyoru diyenlerin ortalaası 83,71, kararsızı diyenlerin ortalaası 83,40, 127
135 katılıyoru diyenlerin ortalaası 85,18, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 88,73 olarak bulundu. SKÖ sonuçları aşağıda Tablo 75 de veriliştir. TABLO 75 SKÖ SONUÇLARI Soru21 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 80, , katılıyoru katılıyoru 83, , kararsızı 83, , katılıyoru 85, , kesinlikle 88, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur. Gruplar arası anlalılık düzeyi Tablo 66 da veriliştir. 0,25 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır. En yüksek SKÖ ortalaası 88,73 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 76 ANOVA Tablosu SKO * Soru21 Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 1815, ,944 2,828,025 arası Grup içi 55695, ,506 Topla 57511, Soru 22 Aşk ın insanı ruhsal yönden geliştirdiğine inanıyoru. Sorusuna 352 kişilik örneklede 151 kişi kesinlikle katılıyoru, 122 kişi katılıyoru, 43 kişi kararsızı, 24 kişi katılıyoru, 12 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 77 de veriliştir. 128
136 TABLO 77 Soru22 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,9 42,9 42,9 katılıyoru katılıyoru ,7 34,7 77,6 kararsızı 43 12,2 12,2 89,8 katılıyoru 24 6,8 6,8 96,6 kesinlikle 12 3,4 3,4 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru22 kesinlikle katý lýyo %3,4 katýlýyoru %6,8 kararsýzý %12,2 kesinlikle katý lýyor %42,9 katýlýyoru %34,7 Soru 22 ye kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 89,5, katılıyoru diyenlerin ortalaası 85,49, kararsızı diyenlerin ortalaası 82,26, katılıyoru diyenlerin ortalaası 86,96, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 86,17 olarak bulundu. Bütün bu değerler Tablo 78 de gösteriliştir. 129
137 TABLO 78 SKÖ SONUÇLARI Soru22 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 89, , katılıyoru katılıyoru 85, , kararsızı 82, , katılıyoru 86, , kesinlikle 86, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuş ve aşağıda Tablo 69 da gösteriliştir. 0,008 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır. En yüksek SKÖ ortalaası 89,54 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 79 ANOVA Tablosu SKO * Soru22 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 2224, ,105 3,490,008 arası Grup içi 55286, ,328 Topla 57511, Soru 22 ye gore SKÖ bakından çoklu karşılaştıra sonucu gruplar arası 0.05 anla düzeyinde farklılık kesinlikle katılıyoru diyenlerle kararsızı diyenler arasında bulunuştur. Aşağıda 80 de gösteriliştr. 130
138 TABLO 80 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru22 (J) soru22 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 4,04 1,537,142 -,71 8,80 kararsızı 7,28 2,182,027,52 14,04 katılıyoru 2,58 2,774,929-6,01 11,17 kesinlikle katılıyoru 3,37 3,786,939-8,35 15,09 katılıyoru kesinlikle -4,04 1,537,142-8,80,71 katılıyoru kararsızı 3,24 2,239,719-3,70 10,17 katılıyoru -1,47 2,819,992-10,20 7,26 kesinlikle katılıyoru -,67 3,819 1,000-12,50 11,15 kararsızı kesinlikle -7,28 2,182,027-14,04 -,52 katılıyoru katılıyoru -3,24 2,239,719-10,17 3,70 katılıyoru -4,70 3,216,711-14,66 5,26 kesinlikle katılıyoru -3,91 4,121,924-16,67 8,85 katılıyoru kesinlikle -2,58 2,774,929-11,17 6,01 katılıyoru katılıyoru 1,47 2,819,992-7,26 10,20 kararsızı 4,70 3,216,711-5,26 14,66 kesinlikle katılıyoru,79 4,463 1,000-13,03 14,61 kesinlikle kesinlikle -3,37 3,786,939-15,09 8,35 katılıyoru katılıyoru katılıyoru,67 3,819 1,000-11,15 12,50 kararsızı 3,91 4,121,924-8,85 16,67 katılıyoru -,79 4,463 1,000-14,61 13,03 131
139 Soru 23 Sevek bir sanattır ve insan sevgiyle yaşar. Sorusuna 352 kişilik örneklede 201 kişi kesinlikle katılıyoru, 124 kişi katılıyoru, 19 kişi kararsızı, 4 kişi katılıyoru, 4 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 81 de veriliştir. TABLO 81 Soru23 Geçerli Gözlene Sıklık Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,1 57,1 57,1 katılıyoru katılıyoru ,2 35,2 92,3 kararsızı 19 5,4 5,4 97,7 katılıyoru 4 1,1 1,1 98,9 kesinlikle 4 1,1 1,1 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru23 kesinlikle katý lýyo %1,1 katýlýyoru %1,1 kararsýzý %5,4 katýlýyoru %35,2 kesinlikle katý lýyor %57,1 132
140 Soru 23 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 89,57, katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,40, kararsızı diyenlerin ortalaası 79,58, katılıyoru diyenlerin ortalaası 89,00, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 67,75 olarak bulundu. Bütün bu değerler Tablo 82 de veriliştir. TABLO 82 SKÖ SONUÇLARI Soru23 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 89, , katılıyoru katılıyoru 84, , kararsızı 79, , katılıyoru 89,00 4 5, kesinlikle 67, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuş ve Tablo 72 de gösteriliştir. 0,00 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır. Bunun için aşağıdaki tablodan faydalandık. En yüksek SKÖ ortalaası 89,57 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. En düşük SKÖ ortalaası da 67,65 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 83 ANOVA Tablosu SKO * Soru23 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 4704, ,177 7,729,000 arası Grup içi 52806, ,180 Topla 57511, Soru 23 e göre SKÖ bakıından gruplar arası anla farklılığı çoklu karşılaştıra sonucu bulunuştur. Buna göre 0.05 düzeyinde anla farklılığının kaynağnı kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru kararsızı ve kesinlikle kaılıyoru diyenler oluşturaktadır. Bu duru aşağıda Tablo 84 de veriliştir. 133
141 TABLO 84 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru23 (J) soru23 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 5,16 1,409,010,80 9,53 kararsızı 9,99 2,961,024,82 19,16 katılıyoru,57 6,229 1,000-18,72 19,86 kesinlikle katılıyoru 21,82 6,229,017 2,53 41,11 katılıyoru kesinlikle -5,16 1,409,010-9,53 -,80 katılıyoru kararsızı 4,82 3,039,641-4,59 14,24 katılıyoru -4,60 6,267,970-24,00 14,81 kesinlikle katılıyoru 16,65 6,267,135-2,75 36,06 kararsızı kesinlikle -9,99 2,961,024-19,16 -,82 katılıyoru katılıyoru -4,82 3,039,641-14,24 4,59 katılıyoru -9,42 6,786,749-30,44 11,60 kesinlikle katılıyoru 11,83 6,786,552-9,19 32,85 katılıyoru kesinlikle -,57 6,229 1,000-19,86 18,72 katılıyoru katılıyoru 4,60 6,267,970-14,81 24,00 kararsızı 9,42 6,786,749-11,60 30,44 kesinlikle katılıyoru 21,25 8,723,207-5,76 48,26 kesinlikle kesinlikle -21,82 6,229,017-41,11-2,53 katılıyoru katılıyoru katılıyoru -16,65 6,267,135-36,06 2,75 kararsızı -11,83 6,786,552-32,85 9,19 katılıyoru -21,25 8,723,207-48,26 5,76 134
142 Soru 24 Kendii ve başkalarını her zaan affedebiliri. Sorusuna 352 kişilik örneklede 91 kişi kesinlikle katılıyoru, 132 kişi katılıyoru, 79 kişi kararsızı, 42 kişi katılıyoru, 8 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri Tablo 85 de veriliştir. TABLO 85 Soru24 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle 91 25,9 25,9 25,9 katılıyoru katılıyoru ,5 37,5 63,4 kararsızı 79 22,4 22,4 85,8 katılıyoru 42 11,9 11,9 97,7 kesinlikle 8 2,3 2,3 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru24 kesinlikle katý lýyo %2,3 katýlýyoru %11,9 kesinlikle katý lýyor %25,9 kararsýzý %22,4 katýlýyoru %37,5 Soru 24 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 91,56, katılıyoru diyenlerin ortalaası 85,52, kararsızı diyenlerin ortalaası 84,09, katılıyoru diyenlerin ortalaası 87,52, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 83,50 olarak bulundu ve bütün bu değerler Tablo 86 gösterildi. 135
143 TABLO 86 SKÖ SONUÇLARI Soru24 Ortalaa Yığın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa kesinlikle 91, , katılıyoru katılıyoru 85, , kararsızı 84, , katılıyoru 87, , kesinlikle 83,50 8 9, katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur Gruplar arası anlalılık düzeyi Tablo 75 de veriliştir. 0,001 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır. En yüksek SKÖ ortalaası 91,56 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 87 ANOVA Tablosu SKO * Soru24 Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 2959, ,767 4,706,001 arası Grup içi 54552, ,211 Topla 57511, Soru 24 e göre SKÖ bakıından gruplar arası çoklu karşılaştıra yaptığıız zaan 0.05 anla düzeyinde farklılık kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru ve kararsızı diyenler arasında bulunuştur. Aşağıda Tablo 88 de gösterildi. 136
144 TABLO 88 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru24 (J) soru24 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 6,04 1,708,015,75 11,33 kararsızı 7,47 1,928,005 1,50 13,44 katılıyoru 4,04 2,339,562-3,21 11,28 kesinlikle katılıyoru 8,06 4,624,552-6,26 22,38 katılıyoru kesinlikle -6,04 1,708,015-11,33 -,75 katılıyoru kararsızı 1,43 1,784,958-4,09 6,96 katılıyoru -2,00 2,221,937-8,88 4,88 kesinlikle katılıyoru 2,02 4,565,995-12,12 16,16 kararsızı kesinlikle -7,47 1,928,005-13,44-1,50 katılıyoru katılıyoru -1,43 1,784,958-6,96 4,09 katılıyoru -3,44 2,394,725-10,85 3,98 kesinlikle katılıyoru,59 4,652 1,000-13,82 15,00 katılıyoru kesinlikle -4,04 2,339,562-11,28 3,21 katılıyoru katılıyoru 2,00 2,221,937-4,88 8,88 kararsızı 3,44 2,394,725-3,98 10,85 kesinlikle katılıyoru 4,02 4,837,952-10,96 19,00 kesinlikle kesinlikle -8,06 4,624,552-22,38 6,26 katılıyoru katılıyoru katılıyoru -2,02 4,565,995-16,16 12,12 kararsızı -,59 4,652 1,000-15,00 13,82 katılıyoru -4,02 4,837,952-19,00 10,96 137
145 Soru 25 Kendii severi ve her zaan kendii olduğu gibi kabul edebiliri. Sorusuna 352 kişilik örneklede 116 kişi kesinlikle katılıyoru, 170 kişi katılıyoru, 48 kişi kararsızı, 15 kişi katılıyoru, 3 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 89 da veriliştir. TABLO 89 Soru25 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,0 33,0 33,0 katılıyoru katılıyoru ,3 48,3 81,3 kararsızı 48 13,6 13,6 94,9 katılıyoru 15 4,3 4,3 99,1 kesinlikle 3,9,9 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru25 kesinlikle katý lýyo %0,9 katýlýyoru %4,3 kararsýzý %13,6 kesinlikle katý lýyor %33 katýlýyoru %48,3 Soru 25 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 91,76, katılıyoru diyenlerin ortalaası 85,22, kararsızı diyenlerin ortalaası 83,10, 138
146 katılıyoru diyenlerin ortalaası 82,47, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 83,33 olarak bulundu ve bu değerler Tablo 90 da gösterildi. TABLO 90 SKÖ SONUÇLARI Soru25 Ortalana Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 91, , katılıyoru katılıyoru 85, , kararsızı 83, , katılıyoru 82, , kesinlikle 83,33 3 5, katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur. Gruplar arası anlalılık düzeyi Tablo 78 de verildi. 0,000 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır.. En yüksek SKÖ ortalaası 91,76 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 91 ANOVA Tablosu SKO * Soru25 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 4239, ,912 6,904,000 arası Grup içi 53271, ,521 Topla 57511, Soru 25 e göre SKÖ bakıından gruplar arasında farklılık 0.05 anla düzeyinde çoklu karşılaştıra sonucu kesinlikle katılıyoru diyenlerle katılıyoru ve karasızı diyenler arasında bulunuştur. Aşağıda Tablo 92 de gösteriliştir. 139
147 TABLO 92 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru25 (J) soru25 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 6,54 1,492,001 1,91 11,16 kararsızı 8,65 2,126,003 2,07 15,24 katılıyoru 9,29 3,400,116-1,24 19,82 kesinlikle katılıyoru 8,43 7,245,852-14,01 30,86 katılıyoru kesinlikle -6,54 1,492,001-11,16-1,91 katılıyoru kararsızı 2,12 2,025,895-4,15 8,39 katılıyoru 2,76 3,337,953-7,58 13,09 kesinlikle katılıyoru 1,89 7,216,999-20,46 24,24 kararsızı kesinlikle -8,65 2,126,003-15,24-2,07 katılıyoru katılıyoru -2,12 2,025,895-8,39 4,15 katılıyoru,64 3,665 1,000-10,71 11,99 kesinlikle katılıyoru -,23 7,374 1,000-23,06 22,61 katılıyoru kesinlikle -9,29 3,400,116-19,82 1,24 katılıyoru katılıyoru -2,76 3,337,953-13,09 7,58 kararsızı -,64 3,665 1,000-11,99 10,71 kesinlikle katılıyoru -,87 7,836 1,000-25,13 23,40 kesinlikle kesinlikle -8,43 7,245,852-30,86 14,01 katılıyoru katılıyoru katılıyoru -1,89 7,216,999-24,24 20,46 kararsızı,23 7,374 1,000-22,61 23,06 katılıyoru,87 7,836 1,000-23,40 25,13 140
148 Soru 26 Önüe çıkan iyilik yapa fırsatlarını her zaan değerlendiriri. Sorusuna 352 kişilik örneklede 155 kişi kesinlikle katılıyoru, 160 kişi katılıyoru, 32 kişi kararsızı, 4 kişi katılıyoru, 1 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları yüzdelik dilileri Tablo 93 de veriliştir. TABLO 93 soru26 Geçerli Gözlene Sıklık Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,0 44,0 44,0 katılıyoru katılıyoru ,5 45,5 89,5 kararsızı 32 9,1 9,1 98,6 katılıyoru 4 1,1 1,1 99,7 kesinlikle 1,3,3 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru26 kesinlikle katý lýyo %0,3 katýlýyoru %1,1 kararsýzý %9,1 kesinlikle katý lýyor %44 katýlýyoru %45,5 141
149 Soru 26 ya kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 91,24, katılıyoru diyenlerin ortalaası 84,70, kararsızı diyenlerin ortalaası 78,47, katılıyoru diyenlerin ortalaası 78,75, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 88,00 olarak bulundu ve bu değerler Tablo 94 de gösterildi. TABLO 94 SKÖ SONUÇLARI Soru26 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 91, , katılıyoru katılıyoru 84, , kararsızı 78, , katılıyoru 78, , kesinlikle 88,00 1, katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur ve aşağıda Tablo 81 gösteriliştir. 0,000 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır. En yüksek SKÖ ortalaası 91,24 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 95 ANOVA Tablosu SKO * Soru26 Kareler Toplaı Serbestlik Derecesi Kareler Ortalaası F Testi Anlalılık Düzeyi Gruplar 6232, ,197 10,544,000 arası Grup içi 51278, ,777 Topla 57511, Soru 27 İnsanları her duruda yargılaaktan kaçınır herkesi olduğu gibi kabul ederi. Sorusuna 352 kişilik örneklede 91 kişi kesinlikle katılıyoru, 150 kişi katılıyoru, 66 kişi kararsızı, 36 kişi katılıyoru, 9 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları yüzdelik dilileri aşağıda Tablo 96 da veriliştir. 142
150 TABLO 96 Soru27 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle 91 25,9 25,9 25,9 katılıyoru katılıyoru ,6 42,6 68,5 kararsızı 66 18,8 18,8 87,2 katılıyoru 36 10,2 10,2 97,4 kesinlikle 9 2,6 2,6 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 kesinlikle katý lýyo %2,6 katýlýyoru %10,2 kararsýzý %18,8 soru27 kesinlikle katý lýyor %25,9 %42,6 katýlýyoru Soru 27 ye kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 91,96, katılıyoru diyenlerin ortalaası 86,85, kararsızı diyenlerin ortalaası 83,52, katılıyoru diyenlerin ortalaası 81,94, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 83,44 olarak bulundu. Bu değerler Tablo 97 de gösteriliştir. 143
151 TABLO 98 SKÖ SONUÇLARI Soru27 Ortalaa Yğın Çapı Std. Miniu Maksiu Sapa kesinlikle 91, , katılıyoru katılıyoru 86, , kararsızı 83, , katılıyoru 81, , kesinlikle 83, , katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur ve Tablo 84 de gösteriliştir. 0,000 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır. En yüksek SKÖ ortalaası 91,96 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. TABLO 99 ANOVA Tablosu SKO * Soru27 Kareler Serbestli Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 4073, ,345 6,613,000 arası Grup içi 53437, ,000 Topla 57511, Soru 27 ye göre SKÖ bakıından gruplar arası farklılık çoklu karşılaştıra sonucu 0.05 anla düzeyinde kesinlikle katılıyoru diyenlerle kararsızı ve katılıyoru diyenler arasnda bulundu. Tablo 100 de gösterildi. 144
152 TABLO 100 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaala r Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru27 (J) soru27 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 5,11 1,649,050 2,83E-03 10,22 kararsızı 8,44 2,006,002 2,23 14,65 katılıyoru 10,01 2,443,002 2,44 17,58 kesinlikle katılıyoru 8,51 4,336,428-4,92 21,94 katılıyoru kesinlikle -5,11 1,649,050-10,22-2,83E-03 katılıyoru kararsızı 3,33 1,833,509-2,35 9,01 katılıyoru 4,90 2,303,341-2,23 12,03 kesinlikle katılıyoru 3,40 4,259,959-9,79 16,59 kararsızı kesinlikle -8,44 2,006,002-14,65-2,23 katılıyoru katılıyoru -3,33 1,833,509-9,01 2,35 katılıyoru 1,57 2,571,985-6,39 9,53 kesinlikle katılıyoru 7,07E-02 4,410 1,000-13,59 13,73 katılıyoru kesinlikle -10,01 2,443,002-17,58-2,44 katılıyoru katılıyoru -4,90 2,303,341-12,03 2,23 kararsızı -1,57 2,571,985-9,53 6,39 kesinlikle katılıyoru -1,50 4,625,999-15,82 12,82 kesinlikle kesinlikle -8,51 4,336,428-21,94 4,92 katılıyoru katılıyoru katılıyoru -3,40 4,259,959-16,59 9,79 kararsızı -7,07E-02 4,410 1,000-13,73 13,59 katılıyoru 1,50 4,625,999-12,82 15,82 145
153 Soru 28 İnsanları önce anlaaya çalışır, sonra anlaşılak isteri. Sorusuna 352 kişilik örneklede 148 kişi kesinlikle katılıyoru, 155 kişi katılıyoru, 34 kişi kararsızı, 11 kişi katılıyoru, 4 kişi kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu değerlerin gözlene sıklıkları ve yüzdelik dilileri Tablo 101 de veriliştir. TABLO 101 Soru28 Geçerli Gözlene Sıklıkları Yüzdelik Birileri Geçerli Yüzdelik Birileri Birikili Yüzdelik Birileri kesinlikle ,0 42,0 42,0 katılıyoru katılıyoru ,0 44,0 86,1 kararsızı 34 9,7 9,7 95,7 katılıyoru 11 3,1 3,1 98,9 kesinlikle 4 1,1 1,1 100,0 katılıyoru Topla ,0 100,0 soru28 kesinlikle katý lýyo %1,1 katýlýyoru %3,1 kararsýzý %9,7 kesinlikle katý lýyor %42 katýlýyoru %44 146
154 Soru 28 e kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası 89,32, katılıyoru diyenlerin ortalaası 85,55, kararsızı diyenlerin ortalaası 81,59, katılıyoru diyenlerin ortalaası 89,18, kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaası ise 93,50 olarak bulundu bu değerler Tablo 102 veriliştir. TABLO 102 SKÖ SONUÇLARI Soru28 Ortalaa Yığın Std. Miniu Maksiu Çapı Sapa kesinlikle 89, , katılıyoru katılıyoru 85, , kararsızı 81, , katılıyoru 89, , kesinlikle 93,50 4 9, katılıyoru Topla 86, , Şıklara göre oluşturulan gruplardaki SKÖ ortalaaları bakıından %5 lik anla düzeyinde anlalı bir farklılık bulunuştur ve bu değerler Tablo 87 de veriliştir. 0,006 < 0,05 olduğundan grup ortalaaları birbiriden farklıdır. En yüksek SKÖ ortalaası 93,50 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlere aittir. Ancak örneklede gözlenen kesinlikle katılıyoru diyenlerin sayısı 4 kişi, yüzdelik diliindeki yerleri de, 1 olduğundan sağlıklı bir karşılaştıra değeri değildir. Örneklein %42 sini oluşturan kesinlikle katılıyoru diyenleri SKÖ ortalaası diğerlerinden daha yüksektir. TABLO 103 ANOVA Tablosu SKO * Soru28 Kareler Serbestlik Kareler F Testi Anlalılık Toplaı Derecesi Ortalaası Düzeyi Gruplar 2337, ,485 3,676,006 arası Grup içi 55173, ,001 Topla 57511, Soru 28 e göre SKÖ bakıından gruplar arası çoklu karşılaştıra sonucu kesinlikle katılıyoru diyenler ile kararsızı diyenler arasında 0.05 anla düzeyinde farklılık bulundu ve Tablo 104 de gösterildi. 147
155 TABLO 104 Çoklu Karşılaştıralar Bağılı Değişken: SKO Scheffe Ortalaalar Farkı (I-J) Std. Hata Olasılık Değeri 95% Güven Aralığı (I) soru28 (J) soru28 Alt Sınır Üst Sınır kesinlikle katılıyoru katılıyoru 3,77 1,449,152 -,72 8,26 kararsızı 7,73 2,398,036,30 15,16 katılıyoru,14 3,941 1,000-12,07 12,34 kesinlikle katılıyoru -4,18 6,389,980-23,97 15,60 katılıyoru kesinlikle -3,77 1,449,152-8,26,72 katılıyoru kararsızı 3,96 2,388,601-3,44 11,36 katılıyoru -3,63 3,935,931-15,82 8,55 kesinlikle katılıyoru -7,95 6,386,817-27,73 11,82 kararsızı kesinlikle -7,73 2,398,036-15,16 -,30 katılıyoru katılıyoru -3,96 2,388,601-11,36 3,44 katılıyoru -7,59 4,374,556-21,14 5,95 kesinlikle katılıyoru -11,91 6,665,527-32,55 8,73 katılıyoru kesinlikle -,14 3,941 1,000-12,34 12,07 katılıyoru katılıyoru 3,63 3,935,931-8,55 15,82 kararsızı 7,59 4,374,556-5,95 21,14 kesinlikle katılıyoru -4,32 7,362,987-27,12 18,48 kesinlikle kesinlikle 4,18 6,389,980-15,60 23,97 katılıyoru katılıyoru katılıyoru 7,95 6,386,817-11,82 27,73 kararsızı 11,91 6,665,527-8,73 32,55 katılıyoru 4,32 7,362,987-18,48 27,12 148
156 YORUM İnanç değeri ve özgüven ilişkisine baktığıızda inancın özgüven düzeyini anlalı derecede yükselttiği görülüştür. Yapılan araştırada katılıcıların %97 si Allah ın bütün varlıkların tek yaratıcı olduğuna inandığı bulunuştur. İnancın katılıcıların yaşaın zorlukları karşısında dayana gücünü arttırdığı, dini inançlarından güç alan insanın yaşaın zorlukları karşısında daha dayanıklı olduğu ve uudunu heen kaybetediği tespit ediliştir. Ayrıca katılıcıların dini inançlarını önesediği bunun onlar için öneli bir değer olduğu da bulgular arasındadır. İnançla ilgili sorulara verilen cevaplara ve bunların sosyal karşılaştıra ölçeğindeki değerlerine baktığıızda da kesinlikle katılıyoru veya katılıyoru diyenlerin özgüvenlerinin anlalı derecede diğerlerinden farklı olduğu görülüştür. Bu örnekleden hareketle inancın özgüvenin oluşasında öneli bir anevi değer olduğunu söyleyebiliriz. İnançla ilgili sorularda araştıraya katılanların %90,7 si ahirete inanakla birlikte sosyal karşılaştıra ölçeğinin ortalaaları diğerlerinden anlalı derecede farklı bulunaıştır. Yani ahirete inananlar ile inanayanların özgüven düzeyleri arasında bir fark bulunaıştır. Bunun dışındaki inançla ilgili sorularda özgüven düzeyi açısından inançlı insanların özgüven düzeyi diğerlerinden daha yüksek bulunuştur. İan kelie olarak bilek, inanak, şüphe götürez bir şekilde ikna olak anlalarına gelir. İan kör ve akıl dışı bir tesliiyet ve taklit anlaına gelez. İnanan kişi yani üin de başkalarını asla körü körüne taklit etez, akıl ve sağduyunun gerektirdiği gibi hareket eder. Akıl ve sağduyu ise, Allah ın insanlar için belirlediği hareket tarzlarıyla asla çelişez. İansız bir şahıs, neşesiz ve ölü kalplidir. Kendisini harekete geçirecek bütün duygularını kaybetiştir. Bu sebeple Kur an-ı Keri büyük işlerin başarılasından bahsederken heen ianı gündee getirir. Allah insanlardan büyük bir istekte bulunacağı zaan onlara Ey ian 149
157 edenler! diye hitap ederek onlara, ian duygusunun verdiği gücü hatırlataktadır (Düzgün, 1997, s ). Araştıranın sonuçları arasında da inancın bireye güç verdiğini ve özgüven düzeyini yükselttiğini görüyoruz. Dine inana insana ait bir özelliktir. İnsan yapısından kaynaklanan arayışlara ve sorulara tatin edici cevapları dinde bulur. Kendini ve kainatı anlaaya çalışan insan gerçekte Tanrı yı arayan varlıktır. Din Tanrı yı arayan insana Tanrı yı buldurur. Hayatın anasını Tanrı ya bağlar (Bilgin, 1980, s. 146). Hayatının bir anlaı ve aacı olduğunu düşünen ve inanan bireyin ruh sağlığı ve özgüveni daha yüksek olacaktır. Hayatının anlaı ve aacını Allah inancıyla oluşturan bireyler de ise özgüven düzeyi çok daha yüksektir. Güçlü bir dini inanca sahip ola, kişinin hayatına anla katan bir aaç verebilir. Böylelikle insan zorluklar, ölü ve acı karşısında üidini yitirez. Hayatın probleleriyle karşılaşınca, onlara kendi dışından, ebedi bir bakış açısıyla bakarak rahatlar. Ayrıca bir dine ensup olan insanın diğer insanlara ve toplua olan bağları güçlenir (Dalailaa, 2000, s ). Dini inanç, insanı bireysel ve toplusal anlada geliştirdiği, güçlendirdiği, insanları olaylara günlük değil de ebedi bakış açısıyla bakarak rahatlattığı için insanın kendine güven düzeyini yükseltektedir. Birçok insanı bunalıa ve psikolojik hastalıklara iten, güven ve cesaret duygularının yok olası gibi bir takı problelerin aşılası, bir dine ve yüce bir varlığa inanakla ükün olaktadır. İnsan dinlerin ortaya koyduğu şekilde, Allah ın yarattığı ve Allah ın kontrolü altındaki bir evrene güvenirse, kendine ve kendi dışındaki varlıklara da güven duyar. Böylelikle insan yaşaası için gerekli olan güven ve cesareti kazanış olacaktır (Bkz. Akıncı, 2002, s. 94). Yapılan son araştıralarda genellikle dini inanışın daha utlu bir hayat yaşaaya katkıda bulunduğunu gösterektedir. Bağısız araştıralar ve anket organizasyonları tarafından yürütülen araştıralar, dini inancı güçlü olan kişilerin 150
158 dini inancı olayanlara göre daha utlu olduğu sonucunu ortaya koyaktadır. Aynı zaanda bu araştıralar, dini inancı olan kişilerin hayatın zorluklarıyla daha iyi ücadele ettiklerini ve aile hayatında daha huzurlu olduklarını gösterişlerdir (Dalailaa, 2000, s. 319). Naazlarını düzenli kılanların özgüven düzeyi diğerlerinden anlalı derecede daha yüksektir. Yapılan araştırada naazlarıı her zaan düzenli olarak kıları diyenlerin özgüven düzeyleri en yüksek bulunurken, heen heen hiç naaz kılıyoru diyenlerin özgüven düzeyleri ise en düşük bulunuştur. Ayrıca yaptığız çoklu karşılaştıralar sonucunda naazların genellikle veya arasırara kılanlar arasında anlalı bir farklılık çıkazken, nadiren veya heen heen hiç naaz kılayanlar arasında anlalı bir farklılk bulundu. Buna göre naaz ibadeti bireyin özgüven düzeyini belirgin şekilde etkileyen öneli bir faktördür. Raazan ayında oruçlarını tutanların özgüven düzeyi anlalı derecede olasa da diğerlerinden daha yüksek bulunuştur. Araştıraya göre katılıcıların %77,6 sı raazanda oruçlarını düzenli olarak tutaktadırlar ve özgüven ortalaasından da en yüksek değeri bunlar alışlardır. Naaz ibadetinde olduğu gibi oruç ibadetini de yerine getirenler de özgüven düzeyi daha yüksektir. İbadetler ve dua ruhsal gerginlikleri çözer, insanı rahatlatır böylece özgüven düzeyini anlalı derecede yükseltir. Araştıraya göre ibadetlerin ve duanın ruhsal gerginliği çözdüğü ve insanı rahatlattığı sorusuna örneklein %74,7 si kesinlikle katılaktadır ve özgüven düzeyi en yüksek olanlarda bunlardır. Kesinlikle katılayanların özgüven düzeyi ise en düşük değer olarak bulunuştur. Sonuç olarak naaz, oruç ve diğer ibadetler özgüven düzeyini yükseltektedir. 151
159 İbadet, düşünceyi ve davranışı Allah a yönelte böylece Allah ile yüksek bir ilişki ve iletişi kura biçiidir. Bu ilişkide insan Allah a boyun eğerek he içsel he de davranışsal bir düzene ve disipline girer (Hayta, 1993, s. 68). Şuurlu bir şekilde yapılan ibadet, şahsiyetin gerek içe gerekse dışa dönük yönünün gelişesinde son derece etkili olaktadır (Şentürk, 1985, s. 39). Bir takı eşakkatlerle ve külfetlerle ifa edilen ibadetler insanın benliğini geliştirekte ve güçlüklere tahaül gücünü arttıraktadır (Hökelekli, 2001, s. 24). İnsanın ibadetlerini düzenli olarak yerine getiresi, kişiliğini oluşturan sabır, cesaret, erhaet ve yardıseverlik gibi öneli duyguları geliştirir ve güçlendirir (Hayta, 1993, s. 56). İbadet sayesinde gelişiş, bütünleşiş, sağla bir benliğe sahip olan üin, zorluklarla ücadele gücünü kazanakta (Hökelekli, 2001, s. 244). Özgüven düzeyi yüksek olduğu için hayatın, bir takı zorlukları karşısında kolay kolay sarsılaakta ve uutsuzluğa kapılaaktadır. İbadetler sayesinde Allah a dayanıp O na güvenen kişinin aynı zaanda kendisine olan güveni de artaktadır. Niteki ilahiyat öğrencileri üzerine yapılan bir araştırada öğrencilerin %89,5 i naazları sayesinde kendilerine güven duyduklarını belirişlerdir (Bkz. Hayta, 1993, s. 90). Bu sebeple yaratıcısına ta bir şuurla bağlanan ve ibadet eden insen her türlü kötülükten kaçınarak kendisine olan güvenini arttırır, anevi destek kazanır, kişiliğini güçlendirir, sabrını (Hayta, 1993, s. 59) ve olulu hayat felsefesini ve yaşaa sevincini geliştirir (Şentürk, 1997, s. 159). Çağdaş insanın ruhsal yapısı, aşırı etkinlik göstere, saldırganlık, aşırı gerginlik, yarışa vs. gibi unsurlar üzerinde teelleniştir. Bunlar sonucunda ortaya çıkan aşırı gerginlik duruu organizanın dengesini bozarak, kişilerde can sıkıntısı, yorgunluk, dikkat dağınıklığı, ruhsal çöküntü hallerine sebep olaktadır. İbadet sayesinde kişi kendisini dış dünyadan soyutlaış bir şekilde Allah la baş başa hisseder, O na tesli olur. Bu haldeyken ruhu arınır, her türlü endişe ve sıkıntıdan kurtulur (Öner, 1989, s ). İbadetler sorululuk duygusunu geliştirerek dengeli bir şahsiyet kurulasına ve bu dengenin korunasına yardıcı olurlar (Şentürk, 1997, s. 153). 152
160 Sevgi değeri özgüven düzeyini anlalı derecede yükseltektedir. Sevek bir sanattır ve insan sevgiyle yaşar sorusuna kesinlikle katılıyoru diyenler örnekle grubunun %57,1 ni katılıyoru diyenler de %35,2 sini oluşturaktadır. Birlikte örnekle grubunun %92,3 gibi büyük bir çoğunluk sevginin bir sanat olduğu ve insanın sevgisiyle yaşayacağı görüşündedir. Bu sorguya kesinlikle katılıyoru diyenlerin özgüven düzeyi de en yüksek bulunuştur. Kesinlikle katılıyoru diyenlerin özgüven düzeyi ise en düşük olarak bulunuştur. Ayrıca yaptığıız çoklu karşılaştıralar sonucu gruplar arası farklılığı en belirgin şekilde ortaya koyan sorularıızdan biri bu sorudur. Çoklu karşılaştıralar sonucu kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru kararsızı ve kesinlikle katılıyoru diyenler SKÖ puanları arsında anlalı derecede farklılık bulundu. Sevgi insanın kendine güvenini yükselten öneli bir anevi değer olarak karşıızda duraktadır. Bu değeri en güzel ve doruk seviyesinde yaşaanın ilk şartı da insanın kendini sevesidir. Bu özgüven açısından da öneli bir faktördür. İnsanın kendini sevesi ve kendisini olduğu gibi kabul edebilesi gerekir. Kendii severi ve her zaan kendii olduğu gibi kabul ederi sorusuna kesinlikle katılıyoru diyenler örnekle grubunun %33 ünü, katılıyoru diyenler de %48,3 ünü oluşturaktadır. Kendii severi ve her zaan kendii olduğu gibi kabul ederi diyenler grubun büyük bir kesiini oluşturaktadır. Bunların özgüven düzeylerine baktığıızda ise, soruya kesinlikle katılıyoru diyerek cevap verenlerin SKÖ ortalaası 91,76 değeriyle en yüksek çıkaktadır. Katılıyoru veya kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaaları sırasıyla 82,47 ve 83,33 değeriyle en düşük özgüven düzeyini gösterektedir. Çoklu karşılaştıralar sonucunda da kesinlikle katlıyoru diyenler ile katılıyoru ve kararsızı diyenler arasında bile anlalı dercede farklılık bulunuştur. Bireyin kendisini sevesi ve kendisini olduğu gibi kabul edebilesi özgüven düzeyini belirgin şekilde yükseltektedir. Yaradılanı Yaradan dan ötürü severi sorusuna örnekle grubunun %54 ü kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bunların SKÖ ortalaa değerine baktığıız 153
161 zaanda en yüksek SKÖ ortalaasına 88,59 değeriyle kesinlikle katılıyoru diyenlerin olduğunu görüyoruz. Bu soruya katılıyoru diyenlerin de grubun %35,2 oranıyla ikinci büyük çoğunluğunu oluşturaktadır ve bu grubun da SKÖ ortalaası 86,19 değeriyle özgüven düzeyi yüksek ikinci gruptur. Beni Yaradan, ötekini de yaratış diye ötekini sevebilek insan sevgisinde ulaşabilecek en üst boyuttur belki de. Bu anlayışla bir başka insanı sevebilek özgüven düzeyi yüksek insanlara ait bir özellik olacaktır diyebiliriz. Aşk insanı ruhsal yönden geliştirir. Sorusuna örnekle grubunun %42,9 oranında kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir ve SKÖ ortalaa değeri 89,54 ile en yüksek değer olarak bulunuştur. Ancak grubun toplada %10,2 sini oluşturan katılıyoru ve kesinlikle katılıyoru diyenlerin de SKÖ ortalaası sırasıyla 86,96 ve 86,17 değeriyle yüksek bulunuştur. Yani aşkın insanı ruhsal yönden geliştirdiğine katılayan %10,2 lik grubun da özgüven düzeyi yüksektir. Yapılan çoklu karşılaştıralar sonucunda ise kesinlikle katılıyoru diyenler ile kararsızı diyenler arasında da anlalı derecede farklılık bulundu. Ancak yukarıdan beri incelediğiiz sevgiyle ilgili sorularda kesinlikle katılanların grubun öneli bir kısını oluşturduğunu ve özgüven düzeylerinin de diğerlerinden anlalı derecede yüksek olduğunu gösterektedir. Aşk ile ilgili soruda katılayanların da özgüven düzeyinin yüksek olası bizce katılaların sevgiyle aşkı birbirinden ayırdıkları ve sevgiyi aşktan daha yüce bir değer olarak görelerinden, aşk ı ise belki de çoğu zaan acı verdiği için daha olusuz olarak algılaalarından kaynaklanaktadır. Bizce de sevgiyle aşk birbirinden çok farklıdır. Fakat aşk da özgüveni besleyebilir. Sevgi, insanın kendisinin ve bir başkasının ruhsal gelişiini destekleek aacıyla benliğini genişlete arzusudur. Sevgiyi yaşaaya önce kendiizi severek başlayabiliriz (Özdoğan, 2005, s. 122). Kendini seve yaşantısında kendi kavraı, Jaes in saf ego, tasavvufun ilahi nefes, felsefenin varlık olarak isilendirdiği, Kur an-ı Keri in ben insanı ruhudan üfleyerek yarattı dediği özüüzdür (Özdoğan, 2005, s. 125). 154
162 Kendiizi ne kadar çok sevip, kendiize ne kadar çok güvenirsek bu nitelikleri fazlasıyla kendiize çekeriz. Kendiize güvenek, kendiizi sevek ve kendiizi olduğu gibi kabul etekten geçer. Sevek tıpkı yaşaak gibi bir sanattır. Diğer sanat dalları için resi, üzik, arangozluk, ühendislik, doktorluk vs. öğrenek için ne yaparsak sevgiyi de öğrenek için aynı şeyleri yapaız gerekir. Bir sanatı öğrenenin iki yolu vardır: Birincisi teori kısı ikincisi ise uygulaa kısıdır. Aslında bir üçüncü etken daha vardır o da insanın en öneli aacının o sanatı öğrenek isteesidir. (Fro, 1995, s ) Sevgi, insanoğlunun gelişesinin ilk dönelerinden başlayarak var olan vazgeçilez, hiç şüphesiz insan var oldukça da yaşayacak bir duygudur. İnsanın tü çabaları, tutkuları, bütün sanat yapıları hep onun için belki de. İnsan için bu kadar değerli olan sevginin oladığı yer de insan gerçek varlığını sürdüreez. İnsan sevgisiyle yaşar ve insanın belki de öğrenesi gereken en öneli sanattır sevgi. Sevgi yoluyla insan, başka bir insandaki teel özellikleri ve eğilileri görebilir, anlayabilir ve evcut potansiyelleri harekete geçirir (Frankl, 1997, s. 108). Sevgi, tanıanın ve yakınlaşanın sonucu olarak gelişir ve aynı zaanda sevgi daha çok yakınlaşayı ve daha iyi anlaayı sağlar. Sevgi sayesinde insan, başkalarıyla daha yakın ilişki kurarak, yakınlaşacaktır. İnsanların beraberlik içinde var olabileleri, kendi sınırlarını aşıp başkasının dünyasına gire, onlarla sıkı bir diyalogla ükün olabilir. İnsan ancak bir başkasına yönelerek kendini aşabilir. Sevgi de diğer insana, onun kendi dünyası içinde ulaşabileyi gerektirir (Geçtan, 1992, s. 137). Bu anlada sevgi, diğer insanların duygularını ve arzularını anlayarak değer veresi ve kabul etesi deektir. Kendisini seven bireylerin araştıra bulgularına göre de özgüven düzeyi yüksektir. Kendini seven özgüven düzeyi, yüksek bireyler başkalarını da sevebileceklerdir. Sonuç olarak sevgi başlı başına bireyin özgüven düzeyini yükselten, özgüven oluşasında öneli bir faktördür. 155
163 Sabır, özgüven düzeyini yükselten, özgüvenin oluşasında öneli bir anevi değerdir. Araştıra sonuçlarına göre, sabır yaşadığı bir sorunu önce kabullenip, sonra çözüü yönünde çaba sarf etek ve yaptığı çözücü çalışaların sonucunu bekleektedir sorusuna örnekle grubunun %53,4 ü kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu grubun SKÖ ortalaaları 89,93 değeriyle en yüksek SKÖ ortalaası olarak bulundu. Buna göre örneklein yarıdan fazlası sabır değerini önesiyor ve bu grubun özgüven düzeyi diğerlerinden anlalı derecede farklıdır. Yaptığıız çoklu karşılaştıralar da bize aynı sonucu veriyor. Bu soruya kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru veya kararsızı diyenler arasında bile anlalı derecede farklılıklar bulunuyor. Bir değeri, anlık bir dürtünün önüne geçire yeteneği proaktif bir insanın özünü oluşturur. Proaktif insanlar da fiziksel, toplusal ya da psikolojik dış dürtülerden etkilenir. Ancak, onların dürtülerine verdikleri tepki değere dayanan bir seçi ya da tepkidir (Covey, 2000, s. 71). Yani proaktif insan, dürtü ile tepki arasındaki seçe özgürlüğünü kullanırken, sabır değerinden gerçek anlada yararlanır; yaşadığı olayların onu geliştiresine izin verir ve çok iyi bilir ki o isteediği sürece kise onu üzeez, inciteez. Çünkü bize asıl zarar veren başııza gelenler değil, onlara gösterdiğiiz tepkidir. Kuşkusuz bazı şeyler bize fiziksel ya da ekonoik açıdan zarar verip, kederleneize yol açarlar. Ancak karakteriizin, teel kiliğiizin zarar göresine hiç gerek yoktur. Aslında en çetin deneyileriiz, eğer biz izin verirsek karakteriizi biçilendirir, ruhsal gücüüzü ortaya çıkararak, gelecekte de zorlu koşullarla başa çıkabile ve başkalarına da esin kaynağı olabile fırsatını oluşturur. Hepiiz, çok zor duruda kalış ölücül bir hastalık yaşaış ya da öneli fiziksel özürleri olan aa anevi güçlerini olağanüstü koruyabiliş insanlar tanıışızdır. Onların güçlü karakterleri bizi için odel oluşturuştur (Özdoğan, 2005, s. 157). Covey; Bir insanı, hiçbir şey birinin acısını ve koşulları aştığını, ilha veren ve yaşaı soyutlaştırıp yücelten bir değeri soutlaştırdığını bilek kadar etkileyeez deektedir (Covey, 2000, s. 72). Çünkü bu insanlar sabrı pasif değil aktif bir süreç olarak yaşıyorlardır. Aslında insan doğasının teelinde de edilgenlik değil etkinlik 156
164 vardır. Bu anlada sabır gibi Kur an da övgüyle bahsedilen bir anevi değer, elbette insan doğasına da uygundur ve böyle yaşanalıdır. Yani sabır etkin olarak yaşanalıdır. Bu anevi değerde insanın aktif olacağı pek çok şey vardır. Örneğin; sabır, yaşadığıız bir sorunu öncelikle kabullenektir. Savuna ekanizalarını vs. aradan çıkararak insanın yaşanılan şeyle yüz yüze gelebilesi ciddi bir gayret gerektirir. Sonra sorunun çözüü yönünde çaba sarf edilelidir. Burası sabır değerinin ikinci öneli aşaasıdır. Sorunun çözüü için bir şeyler yapak gerekir. Üçüncü aşaa ise uygulanan çözücü faaliyetlerin sonucunu bekleektir. Yaşaın zorlukları sıkıntıları karşısında zaan zaan herkes kendine güven sorunu yaşayabilir. Hatta bazı insanlar da özgüven duygusu ciddi yara alabilir. Aa sabır gibi böyle etkin ve insan doğasına uygun bir anevi değeri yaşaak özgüven duygusunda yaşanabilecek sıkıntıları ciddi oranda azaltır. Niteki araştıra sonuçlarına göre de; sabır, yaşadığı bir sorunu önce kabullenip, sonra çözüü yönünde çaba sarf etek ve yaptığı çözücü çalışaların sonucunu bekleektir sorusuna kesinlikle katılıyoru diyenlerin özgüven düzeyi, diğerlerinden anlalı derecede farklı en yüksek ortalaa değer olarak bulunuştur. Hatalı davranışlardan geri dönek, tövbe etek veya zarar verdiğiiz kişilerden af dileek özgüven düzeyini anlalı derecede yükseltektedir. Araştıraya göre, Kendie veya başkalarına karşı hatalı davrandığı, fark ettiği zaan, heen hataı telafi eteye çalış durua göre özür diler veya tövbe ederi. sorusuna %57,4 ü kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu grubun SKÖ ortalaa 89,43 değeriyle en yüksek değer olarak bulunuştur. Örneklein %36,1 de katılıyoru yanıtını veriştir ve bu grubun da SKÖ ortalaa değeri yüksek bulunuştur. Bu duruda insanların büyük bir kısı tövbe yaşantısına öne verekte ve bu özgüven düzeyi yüksek insanlar arasında gerçekleşektedir. Yine araştıra bulgularına göre katılıyoru diyen %1,7 lik grubun SKÖ ortalaaları 78,83 değeriyle en düşük özgüven değeridir. Aslında kesinlikle katılıyoru diyenlerin de özgüven düzeyi düşük çıkaıştır. Ancak bu grup 352 kişilik örneklede sadece 2 kişi olduğundan sağlıklı bir değerlendire sonucu değildir. Yapılan çoklu karşılaştıralar sonucunda ise araştıra grubunun çok büyük bir 157
165 kısını oluşturan kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyor diyenler arasında bile özgüven düzeyi açısından anlalı farklılıklar bulunuştur. Sonuç olarak anevi değerlerden biri olan tövbe bireyin özgüven düzeyini anlalı bir şekilde yükselektedir. Tövbe dönek anlaına gelen Arapça T.V.B kökünden türeiş bir kavradır. Dini terinolojide, insanın kendine ve başkalarına zarar veren düşünce ve davranışların farkına varası, bir daha yapaaya karar veresi, iyi ve güzel olana yönelesidir (Özdoğan, 2005, s. 77). İlahi dinlerin hepsinde tövbe en öne verilen değerlerden biridir. Çünkü insan hatta yapakla yaratılış aacından ayrılakta, buna bağlı olarak da Tanrı ya yabancılaşaktadır. Bu durua düşün bir insanın, tabiatına, yaratılış aacına ve dolayısıyla da Tanrı ya dönesi ancak tövbe ile ükündür. Bu açıdan ferdin tövbesi, onun yaratılış aacına ve Tanrı ya dönesini ifade etektedir. Aynı zaanda, tövbe hatanın yok edilez bir şey oladığının ispatı ve insanın kendi geleceği üzerinde söz sahibi olduğunun göstergesidir (Bkz. Özdoğan, 2005, s ). İnsanın yaptığı hatalar kendini göre şeklini olusuz etkiler. Kendini kötü, yetersi, başarısız vs. gören insanın özgüven düzeyi düşük olacaktır. Aa hata yapak da insanın kaçınaayacağı bir şeydir. İşte tövbe insanı bu çelişkiden kurtarır. Çünkü tövbe her seviyedeki insanı bulunduğu düzeyden bir üst düzeye çıkara, her bilinç düzeyinde ilerleeyi sağlaa konusunda bir vasıtadır. Kişiliğin gelişe sürecinde tıkanaları, sapaları önleyerek ilerleedeki akışı kolaylaştıraktadır (Fırat, 1982, s. 111). Yaşanılan şeylerin olulu yanını keşfedip şükretek özgüven düzeyini anlalı bir şekilde yükseltektedir. Araştıraya göre, Her zaan her ne yaşarsa yaşayayı yaşadığı şeyin olulu yanını keşfeder ve şükrederi sorusuna %49,4 ü kesinlikle katılıyoru 158
166 %35,8 i de katılıyoru yanıtını veriştir. Örnekle grubunun büyük bir çoğunluğu şükür değerini öneseektedir ve kesinlikle katılıyoru diyenlerin SKÖ ortalaaları 90,85 değeriyle en yüksek değer olarak bulunuştur. En düşük SKÖ ortalaası 75,83 değeriyle katılıyoru diyenlere aittir. Ayrıca bu soruuz gruplar arası farklılığı belirgin bir şekilde ortaya koyan sorularıızdan biridir. Yaptığıız çoklu karşılaştıralar sonucu kesinlikle katılıyoru diyenler ile katılıyoru kararsızı ve katılıyoru diyenler arasında özgüven düzeyi açısından anlalı derecede farlılıklar bulunuştur. Bu anlada şükür özgüven düzeyini yükselten öneli bir anevi değerdir. Şükrete değerinin özünde içinde bulunduğuuz anda her ne yaşıyorsak yaşayalı, içinde bulunduğuuz yaşantının olulu yanını, yani hayrını keşfedip teşekkür etek vardır. Yaşadığıız şeyler sıkıntı olsa bile şükür değeri sıkıntıları peyder pey ortadan kaldırır. Şikayet ve isyan duruunda ise felaketleri sürekli üzeriize çekeriz. Kur an-ı Keri de pek çok yerde şükür üzerinde duruluş, insanın hayatı şükürle karşılaası isteniş, şükrün karşılığında nietlerin artacağı bildiriliştir (14,21,34 / 13; 27 / 40). Yine Kur an-ı Keri şükrün bir itihan olduğunu (27/40), bildirerek insanın sahip olduğu her şeye Bu Rabbiin lutfudür (27/40) diyerek şükretesini isteektedir. Her duruda şükür, nietleri, isyan ve şikayet ise sıkıntıları arttırır. Şükür özgüven düzeyini yükselten öneli bir anevi değerdir. İnsanın sıkıntılı anlarda bile Bu Rabbiin lutfudür (27/40) diyebilesi bireye yaşadığı şeyin hayrını keşfedebile ikanı verir. Hayrı keşfedilen olaylardan da sıkıntı duyulaz. Şükür bireyin kendini göre şeklini olulu etkiler. Mutluluk her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşaı ve gelişii içinde sevebilektir ve utluluk özgüven düzeyini anlalı derecede yükseltir. Araştıraya göre; Mutluluk her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşaı ve gelişii içinde sevebilektir kesinlikle katılıyoru yanıtını verenler örnekle grubunun %49,4 nü oluşturaktadır. Bu grubun SKÖ ortalaası ise 89,87 değeriyle en yüksek SKÖ 159
167 değeri olarak bulunuştur. Ayrıca çoklu karşılaştıralar sonucu kesinlikle katılıyoru diyenler ile katlıyoru diyenler arasında bile anlalı farklılıklar bulunuştur. Bu alada utluluk özgüven düzeyini yükselten bir anevi değerdir. İnsanın kendini adayabileceği en büyük devri utluluktur. Mutlu olak utsuz olaktan daha büyük bir çaba gerektiriyor. Her insan utlu ya da utsuz olayı seçebilir. Mutluluk çoğunlukla tatin olakla karıştırılıyor. Mutluluk olak ilkesiyle ükünken tatin olak sahip olak ile ükündür. Ancak insanın sahip ola isteğinin tatin edilesi ükün değildir. Maddesel sahip oluşların sonu yoktur ve insan hiçbir zaan yeterince şeye sahip olaayacaktır. Olak ise sahip olanın karşıtıdır. Hiçbir şeyi elde eteye, kendine âl eteye ve ona egeen olaya çalışaz. Olak her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşaı ve gelişii içinde sevektir ve utluluk olak ilkesiyle gerçekleşir (Bkz. Özdoğan, 2005, s ). Yukarıda da ifade ettiğiiz gibi sahip olanın sonu yoktur. Tatin olarak utlu olayı düşünek insanın utluluğunu ikansızlaştıraktadır. Mutsuz insanın doğal olarak özgüven düzeyi de düşük olacaktır. Mutluluk eğer sahip olak ile gerçekleşseydi, sahip olaayanlar utlu ve özgüvenli olaayacaklardır. Oysa olak ilkesiyle utluluk ükün olduğu zaan her şeyi kendi bütünlüğü canlılığı içinde sevebilek söz konusudur. Bu da yargılayan ve eleştiren bakış açısını ortadan kaldırır ve özgüven düzeyini yükseltir. İnsanın kendini ve başkalarını affedebilesi özgüven düzeyini anlalı derecede yükseltir. Araştıraya göre, kendii ve başkalarını her zaan affedebiliri sorusuna %25,9 u kesinlikle katılıyoru yanıtını veriştir. Bu oran diğer sorulara göre aslında oldukça düşüktür. Bu, insanların kendini ve başkalarını affeteyi de az gerçekleştirdikleri ortaya çıkaktadır. Fakat SKÖ ortalaaları açısından da en belirgin sorulardan biridir. Kesinlikle katılıyoru yanıtını verenler 91,56 değeriyle en yüksek SKÖ ortalaasına sahipken kesinlikle katılıyoru diyenler de 83,50 160
168 değeriyle en düşük SKÖ ortalaasına sahip olarak bulunuştur. Gruplar arası farklılığın kaynağnı ise kesinlikle katılıyoru diyenlerle katılıyoru ve karasızı diyenler oluşturaktadır. İnsanın kendini ve başkalarını affedebilesi, affete değerini yaşaası özgüven düzeyini diğerlerinden belirgin şekilde yükseltektedir. Kendiizi bağışlarken kendiize güveneye de başlarız. Yaşaa ve diğer insanlara güven duyaak, aslında insanın kendisine güven duyaasından kaynaklanır. Yüce Benliğiize güvenediğiiz için, içinde bulunduğuuz duruu yönetesine izin vereyiz. Ve Bundan sonra asla böyle yapayacağı. Çünkü tekrar incinek isteiyoru ya da Bunun olasına asla izin vereyeceği gibi sözler sarf ederiz. Aslında kendi kendiize, Sana güveniyoru. Bana iyi bakıyorsun, bundan böyle her şeyden uzak yaşayacağı deek istiyoruz. (Hay, 2002, s. 28). Oysa kendiizi affedebildiğiizde kendiize koyduğuuz bu anlasız sınırları ortadan kaldırır ve gelişeye daha açık oluruz. Affetek özgüven düzeyini yükselten öneli ve oldukça belirgin bir anevi değerdir. İnsanlar arası ilişkilerde epatiyle iletişi kurak özgüven düzeyini anlalı bir şekilde yükseltektedir. Araştıra bulgularına göre epatiyle iletişi kuranların özgüven düzeyi diğerlerinden daha yüksektir. Çoklu karşılaştıralar sonucu ise bu soruya kesinlikle katılıyoru diyenler ile karasızı diyenler arasında anlalı dercede fark vardır. İletişi, hayattaki en öneli beceridir. Uyuadığıız zaanların büyük bir bölüünü iletişile geçiririz. İletişi, okua, yaza, konuşa ve dinlee yoluyla gerçekleştirirz. Fakat biz okua yazayı, konuşayı yıllarıızı vererek öğrenirken, dinlenek için ne eğiti alayı ne de zaan ayıraya gerek duyayız. Bu yüzden insanları dinlerken değerlendiririz; ya kabul ederiz, ya da eteyiz. Yoklaa yaparız; kendi değer ölçüleriize göre sorular sorarız. Önerilerde bulunuruz, kendi deneyileriize dayanarak fikir veririz. Ya da yorularız; insanları kavraaya, 161
169 onların aaç ve davranışlarını kendi aaç ve davranışlarııza göre açıklaaya çalışırız. Oysa epatiyle dinlene, karşısındakini gerçekten anlaaya çalışaktır. Konun içeriğini kendiizce ifade ettiğiizde karşıızdakine solua olanağı tanıış oluruz. Ayrıca onun kendi duygu ve düşüncelerini de yardı etiş oluruz. Karşıızdaki onu dinleeyi ve anlaayı içtenlikle istediğiize inanıp güvendiği zaan iletişi engelleri ortadan kalkar. Yargılaadığıız, akıl verediğiiz ya da kendiize göre bir değerlendire yapadığıız için iletişi çok daha rahat kurulur. Birbiriizi gerçekten, derinleşesine anladığıız zaan yaratıcı çözülerin ve üçüncü seçeneklerin kapısını da açış oluruz. Anlaşazlıklarıız artık iletişi ve ilerleeyi engelleyeez. Tersine, bizi sinerjiye ulaştıran basaaklar haline gelirler (Covey, 2000, s ). 162
170 SONUÇ VE ÖNERİLER Bugün pek çok ruhsal, duygusal, sosyal, bedensel problein oluşasına sebep olan özgüven eksikliği teelde ailede oluşakta sonra da çevre ve topluun etkisiyle artaktadır. Yaşadığıız aile ve topluun otoriter ahlaka sahip olaları özgüven düzeyini ciddi şekilde düşüren bir etkendir. İnsancıl ahlak ve deokratik bir aile ve toplu düzeninde insanlar kendilerine elbette daha çok güvenirler. Fakat özgüven doğuştan gelen ve bir daha değiştirileeyen bir duygu değildir. Birey isterse ailenin ve topluun kendi özgüven düzeyi üzerindeki olusuz etkisini en aza indirebilir hatta ortadan kaldırabilir. Bunun için kendini seve, kendini affete, kendilik algısı üzerinde bir uzanın yardııyla veya tek başına çalışabilir. Özgüvenin öğrenebilir olası herkesin ona ulaşabileceğinin göstergesidir. Bununla birlikte anevi değerler he özgüveni oluşturakta he de özgüven düzeyini belirgin şekilde yükseltektedir. Manevi değerler vasıtasıyla insan kendisini aşakta Yüce bir varlığa güvenip dayananın huzur ve rahatlılığını yaşaaktır. Kendisini keiren korku ve kaygılarını bir kenara bırakılarak kendini Yaradan ına tesli edebilektedir. Kendini ve başkalarını affederek, severek he kendilik algısının he de toplua bakış açısını daha olulu ve daha iyiser kılaktadır. Sabır, şükür, hoşgörü, ibadetler her biri ayrı ayrı özgüven üzerinde olulu etkiye sahiptirler. Bu bağlada araştıra sonuçlarına baktığıızda; inanç sevgi şükür kendini affete ve kendini seve, ibadet ete gibi anevi değerlerin özgüven düzeyini belirgin şekilde yükselttiği görülüştür ve diğerleriyle arada belirgin farklılıklar bulunuştur. Araştıra bulguları ışığında belirlenen öneriler şöyle sıralanabilir. 1. Özgüven oluşuunda en öneli faktör ailedir. Bu yüzden bebeklikten itibaren anne babalar çoçuklarının kendilerini güvende hissedeceği ortalar oluşturaya özen göstereli. Bebeğin her türlü fiziksel ve duygusal ihtiyacılarını karşılaalıdırlar. Aileler çoçuklarının eğitiinde çok koruyucu ve ilgisiz olaktan kaçınalı, çoçuğun dünyayı kendi kendine keşfetesine fırsat verilelidir. Ancak onu geriden 163
171 takip eteyi de ihal eteeliler, çocuğun zarar görebileceği durularda her zaan yanlarında olalılar. Böylece çocuk he kendi kendine bir şeyler yapanın tadına varacak he de tehlikeli durlarda da kendini güvende hissedebilecektir. Anne babasının onu zor durularda yalnız bırakayacağını bilecektir. Ailenin aşırı koruyucu olası çocuğu yeteneklerinden kuşkuya düşürecek, ailenin ilgisiz davranası da kendini güvende hisseteesine ve ailesi tarafından sevilediği düşüncesine sebep olacaktır. 2. Çocuk eğitii konusunda öncelikle ailelerin sonra da okul ve topluun bilinç düzeyi yükseltilelidir. Ailede ve okulda otoriter eğitiden vazgeçileli, çocukların kendilik algısının zarar göreyeceği deokratik eğitie geçileli. Bunun için gerek anne ve babanın gerekse öğretenin eğiti ve bilgi düzeyini yükseltek aacıyla uzanlar tarafından bütün iletişi ve eğiti öğreti araçları kullanılarak çalışalar yapılalı. 3. Topluda sağlıklı din anlayışının oluşabilesi için yönteler geliştirilebilir. Ders kitaplarında din, tarihsel bir yaklaşıın ötesinde hayatı anlalı kılacak bir yaklaşı tarzıyla özgüven gelişiinde dinden nasıl yararlanılabilir sorusu erkeze alınarak işlenebilir. 4. Örgün eğitiin bütün aşaalarında, İlahiyat Fakültelerin katkılarıyla anevi değerleri ön plana çıkaran, uygulaalı eğitiler verilebilir. 5. Sosyo ekonoik düzey özgüveni etkileektedir. Sosyo ekonoik kalkınayla ilgili çalışalarda, konuyla ilgili iyileştirenin özgüven düzeyine etkisi dikkate alınalı, insan unsuruna daha fazla öne verilelidir. 6. Manevi değerler ve ahlak, insan olanın bir gereğidir. Dinin hayata yansıyan yönü ise anevi değerler boyutudur. İlahiyat Fakülteleri hiçbir ayırı yapadan bütün insanlara hitap eden insani ve anevi değerleri ön plana çıkaran, araştıralar yapan gönüllü kuru ve kuruluşların çalışalarını destekleyebilir ve işbirliği yapabilir. Bu bağlada sosyal ve kültürel faaliyetler düzenlenebilir. 164
172 7.İbadetlerin özgüven düzeyini yükselttiği görülüştür. Bu anlada ibadetlerin görev bilinciyle yerine getirilesinin ötesinde, insanın Yaradan ıyla ve içiyle iletişi kuraya ve tefekküre yönelten bir yaklaşı yapılası da öne taşıaktadır. İnsanların bu konuda bilinçlendirileleri için caide hutbelerde, televizyon progralarında, basın yayın organlarında, eğiti kurularında ibadet konusu işlenirken, ibadetlerin nasıl ve niçin yapıldığı konusuna dikkat çekek gerekektedir. 165
173 KAYNAKÇA AÇIL, Mahut; Sevgi Diliyle Özgüven Kazanış, Tiaş Yay. İstanbul, ADLER, Alfred; Yaşaın Anla ve Aacı, Çev: Kauran Şipal, Sey Yay. İstanbul, AKDEMİR, Salih; Son Çağrı Kur an, Ankara Okulu Yay AKINCI, Ade; Hayata Anla Vereye Din Öğretiinin Katkısı, Basılaış Doktora Tezi, Ankara, ALPER, Hülya; Bir Kela Problei olarak İanın Psikolojik Yapısı, Basılaış Doktora Tezi, İstanbul, ALTINTAŞ, Hayrani, İnsan ve Psikoloji, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara, ANDRE, Christophe, LELORD, François; Kendine Saygı, Çev: İsail Yerguz, İletişi Yay. İstanbul, ARASTEH, Reza; Aşkta ve Yaratıcılıkta Yeniden Doğuş, Çev: Bekir Deirkol, İbrahi Özdeir, Ankara, ARMANER, Neda, Din Psikolojinse Giriş, Ayyıldız Mat. Ankara, 1980 ARMANER, Neda; İnanç ve Hareket Bütünlüğü Bakıından Din Terbiyesi, MEB Yayınları, İstanbul, ARMANER, Neda; Psikopatolaji Dini Belirtiler, Ayyıldız Mat. Ankara, BAHADIR, Abdülkeri; Hayatın Sorgulayıcılığı Karşısında İnsan ve Üretkenlik, S.Ü.İ. Fakültesi Dergisi, Sayı 10, Konya, BAHADIR, Abdülkeri; İnsanın Anla Arayışı ve Din, İnsan Yay. İstanbul,
174 BAYMUR, Feriha, Genel Psikoloji, İnkılap Yay. İstanbul, BİLGİN Beyza, SELÇUK Mualla; Din Öğretii Özel Öğreti Yönteleri; Gün Yay. Ankara, BİLGİN, Beyza; Eğiti Bilii ve Din Eğitii, Gün Yay. Ankara, BİLGİN, Beyza; İsla ve Çocuk, D. İ. B. Yay. Ankara, BİLGİN, Beyza; Tükiye de Din Eğitii ve Liselerde Din Dersleri, Eel Mat. Ankara, BOLAY, S. Hayri; Eğiti, Din ve Değer, Türkiye de Din Eğitii ve Öğretii İli Toplantı (1998), Türk Yurdu Yat. Ankara, 1999, S COVEY, Stephan; Etkili İnsanların 7 Alışkanlığını, Çev: Gönül Suveren Osan Deniztekin, Varlık Yay. İstanbul, CÜCELOĞLU,Doğan; İçiizdeki Çocuk, Rezi Kitapevi, İstanbul, 1993 CÜCELOĞLU, Doğan; İnsan ve Davranış, Rezi Kitapevi, İstanbul, CÜCELOĞLU, Doğan; İyi Düşün Doğru Karar Ver, Siste Yay. İstanbul, DALAİLAMA, Cutler; Mutluluk Sanatı, Çev: Güneş Tokcan Dhara Yay. İstanbul, DÜZGÜN, Ş. Ali; Din, Birey ve Toplu, Akçağ Yay, EİNSTEİN, Albert; Yaşala Yazışa, Çev: Nesrin Oral, Belge Yay. İstanbul, 1995 ERİKSON, Erik; İnsanın Sekiz Çağı, Çev: Bedirhan Üstün, Vedat Sarı, Birey ve Toplu Yay. Ankara, FIRAT, Erdoğan; Şahsiyet Gelişiinde Tövbenin Fonksiyonu, Yayınlanaış doçentlik Tezi, Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi,
175 Ankara, FRANKL, Victor; İnsanın Anla Arayışı, Çev: Selçuk Budak, Öteki Yay FROMM Erich; Seve Sanatı, Çev: Yuradanu Salan, Poyel Yay. İstanbul, FROMM, Erich; Erde ve Mutluluk, Çev: Ayda Yörüken, İs Bankası Yay. İstanbul, FROMM, Erich; Psikanliz ve Din. Çev: Aydın Arıtan, Fatih. Yay. İstanbul, GEÇTAN, Engin, Çağdaş Yaşa ve Noral Dışı Davranışlar, Maya Mat. İstanbul, GEÇTAN, Engin; İnsan Olak, Rezi Kitabevi, İstanbul, GEÇTAN, Engin; Varoluş ve Psikiyatri, Rezi Kitabevi, İstanbul, GÜNGÖR, Abide; Lise Öğrencilerinin Özsaygı Düzeylerini Etkileyen Etenler (Yayılanaış Doktara Tezi), Ankara, HADDOU, M; Hayır Deeyi Bilek, Çev: Maide Selen, İletişi Yay. İstanbul, HAMBLY, Kenneth; Özgüven, Çev: Barış Bıçakçı, Rota Yayınları, İstanbul, HAY, Louise; Düşünce Gücüyle Tedavi, Çev: Nil Gün, Altın Kitaplar Yay. İstanbul, HAY, Louise; Pozitif Gücün Büyüsü, Çev: Oya Alpar, Kelebek Yay. İstanbul, HAYTA, Akif; Psiko Sosyal Uyu ve Dini Pratikler (Yayınlanaış Yüksek Lisans Tezi), Bursa,
176 HORNEY, Karen; Ruhsal Çatışalarıız, Çev: Selçuk Budak, Öteki Yay. İstanbul, 1993 HÖKELEKLİ, Hayati; Din Psikolojisi, T. D. V. Yay. Ankara, HUMPHREYS, Tony; Çocuk Eğitiinin Anahtarı: Özgüven, Çev: Tanju Anapa, Epsilon Yay. 4. Baskı, İstanbul, IZUTSU, Toshihiki; Kur anda Allah ve İnsan, Çev: Süleyan Ateş, A.Ü.İ.F Yay. Ankara, 1975 İncil, Yeni Yaşa Yay. İstanbul, 2000 JUNG, Carl, Gustov; Psikoloji ve Din, Çev: Cengiz Şişan, İnsan Yay. İstanbul, KASATURA, İlkay; Özgüven ve Kişilik, Evri Yay. İstanbul, KÖKNEL, Özcan; Kaygıdan Mutluluğa Kişilik, Alttın Kitaplar Yay. İstanbul, KÖKNEL, Özcan; Zorlanan İnsan, Altın Kitaplar Basıevi, İstanbul, KUZGUN, Yıldız; Meslek Danışanlığı, Kurular, Uygulaalar, Nobel Yay. Ankara, LAUSTER, Peter; Özgüven Öğrenebilir, Çev: Lütfi Yarbaş, İlya Yay. İzir, MARİNİER, Pierre, Dua Üzerine Düşünceler, Çev: Sadık Kılıç, Nil Yayınları, MASLOW, Abraha; İnsan Olanın Psikolojisi, Çev: Okhan Gündüz, Kuraldışı Yay. İstanbul, MASLOW, Abraha; Dinler Değerler Doruk Deneyiler, Çev: H. Koray Sönez, Kuraldışı Yay. İstanbul,
177 MAY, Rollo; Kendini Arayan İnsan, Çev: Ayşen Karpat, Kuraldışı Yay. İstanbul, MCKAY, Matthew; FANNİNG, Patrick; Özgüven, Çev: Fatoş, Gaye Altay, Arkadaş Yay. Anakra, MEYEROVİTCH, Eva De Vitray, Duanın Ruhu Çev: Ceal Aydın, Şule Yay. İstanbul, MYSS, Caroline, Ruhun Anatoisi, Çev: Çağlayan Erendağ, Ötesi Yay. İstanbul, ÖNER, Necati; Stres ve Dini İnanç, Türkiye Diyanet Vakfı Yay. Ankara, ÖZDOĞAN, Öznur; Dindarlıkla İlgili Bazı Faktörlerin Kendini Gerçekleştire Düzeyine Etkisi, Basılaaış Doktora Tezi, Ankara, ÖZDOĞAN, Öznur; İsisiz Hayatlar, Lotus Yay. Ankara, ÖZKAN, Mahir; Güdülü ve Güdüsüz Grupla Psikolojik Danışanın ve Kendini Kabul Değerleri Üzerindeki Etkisi, Basılaış Doktora Tezi, Erzuru, PARLADIR, Selahattin, Dua, TDVİA, C. IX. İstanbul, PEALE, Noran Vincent; Olulu Düşünenin Gücü, Çev: Şahin Cüceloğlu, Siste Yay. İstanbul, PECK, Scott; Az Seçilen Yol, Çev: Rengin Özer, Akasa Yay. İstanbul, PEKER, Hüseyin; Din Psikolojisi, Sönez Mat. Ve Yay. Sasun, PİŞKİN, Metin; Özsaygı Geliştire Eğitii; İlköğretide Rehberlik, , Ankara,
178 REÇBER, Bircan; Bir Özsaygı Geliştire Prograının Yetiştire Yurdunda Yaşayan Ergenlerin Özsaygı Düzeyleri Üzerinde Etkililiği, Basılaış Yüksek Lisans Tezi, Bursa, RUTLEDGE, Tho; Öz yargıdan Özsaygıya, Çev: Ali Çakıroğlu, Kuraldışı Yay. İstanbul, SAYAR, Keal; Söz Ola Gençlik Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, Erka Matbası, Sayı 4, İstanbul, 2003, s SOYSALDI, Mehet; Kur an-ı Keri e Göre Dua, Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul, ŞAHİN, Nesrin Hisli; IŞIK, Savaşır; Bilişsel Davranışçı Terapilerde Değerlendire: Sık Kullanılan Ölçekler, Türk Psikologları Derneği Yay. Ankara ŞENTÜRK, Habil; Din Psikolojisi, Esra Yayınları, İstanbul, ŞENTÜRK, Habil; Psikoloji Açısından Hz. Peygaber in İbadet Hayatı, Bahar Yay. İzir, TEVFİK, Mehet, Ruhi Bunalılar ve İsla Ruhiyatı, Güven Mat. Ankara, TOSUN, Ceal; Din Eğitii Biliine Giriş, Pege Yay. Ankara, ÜNAL, Nurten; Dini İnanç İbadet ve Duanın Uutsuzlukla İlişkisi (Basılaış Yüksek Lisans Tezi), Bursa, YALOM, Irvin; Varoluşçu Pskoterapi; Çev: Zeliha İyidoğan Babayiğit, Kabalcı Yay. İstanbul, YAPARAEL, Recep; Yiri Kırk Yaşlar Arası Kişilerde Dini Hayat İle Psikososyal Uyu Arasındaki İlişki Üzerine Bir Araştıra, (Yayınlanaış Doktora Tezi), Ankara,
179 YAVUZ, Keri; Çocukta Dini Duygu ve Düşüncenin Gelişii, D.İ.B. Yay. Ankara, YAVUZER, Haluk; Ana Baba ve Çocuk, Evri Mat. İstanbul, YÖRÜKOĞLU, Atalay; Gençlik Çağı, Türkiye İş Bankası Yay. İstanbul, 172
180 ÖZET Mutluer, Sea, Özgüvenin Oluşasında Manevi Değerlerin Rolü Yüksek Lisans Tezi, Danışa: Doç. Dr. Öznur Özdoğan 178 Araştıra özgüvenin oluşuunda ve özgüven düzeyin yükselesinde anevi değerlerin nasıl katkı sağlayabileceğini belirleek yapılıştır. Araştıra yaş grubunda değişik eslek gruplarından 352 kişi üzerinde gerçekleştiriliştir. Araştırada Sosyal Karşılaştıra Ölçeği ve araştıracı tarafından geliştirilen anket soruları yer alıştır. Bu veriler SPSS prograında değerlendiriliş yüzdelik dilileri SKÖ ortalaa değerleri ve anlalılık düzeyleri her bir soru için tek tek bulunuştur. Bunun yanında araştırada özgüvenle ilgili kavralar benlik, kendilik algısı, kendini seve ve kendini affete ve özgüvenin oluşasında ailenin ve çevrenin rolü, anevi değerlerden inanç, sevgi, dua, sabır, insanlara faydalı ola çeşitli kaynaklardan araştırılış ve teorik bir bölü oluşturuluştur. Sosyal Karşılaştıra Ölçeği ve anket sorularının sonuçlarında inancın, sevginin, ibadetlerin sabrın ve şükrün özgüven düzeyini yükselttiği ve anevi değerlere sahip olanların özgüven düzeylerini anlalı derecede diğerlerinden farklı olduğu sonuçlarına veriliştir. Bulgular, verilen cevapların istatiksel analiz yöntei kullanarak yorulanış ve araştırılan kaynaklarla destekleniştir. 173
181 İNGİLİZCE Mutluer Sea, the role of Moral values in foring Self Confidence Graduated Thesis, the Thesis Consultant : Assistant Doç. Dr. Öznur Özdoğan,178p. The research has been perfored in the ai of contributing for confidence and increase in self confidence level. The research has been perfored over 352 indivsiduals are aong the age group of and have differrent kinds of profession. The Soical Coparison Scale and survey questions which were developed by resercher are took placed in the research. These values are assessed in SPSS progra percentage slices, The Soical Coparison Scale average values and levels were found for each question. More over oral values the concepts of oral values such as self-respect, selfness perception, self satisfied, self forgiveness and the role of faily and environent on faring self-confidence, and in oral values, faith, love, prayer, patience and being beneficial fo huan have been investigated fro various sources and theoretical section has been fored. As a result of social coparison scale ethod and survey questions, it as been found out that love, worship, patience and gratitude faith increase the self-confidence level than other people. The findings have been interpreted by uing statistical analysis ethod of the given responses and supported by the investigated sources. 174
182 EKLER Değerli Katılıcılar, Ankara Üniversitesi Sosyal Bililer Yüksek Lisans öğrencisi Sea Mutluer tarafından yürütülen bu çalışa bir sosyal karşılaştıra ölçeği ve anket sorularından oluşaktadır. Anketler taaen bilisel bir çerçevede topluca ve tarafsız bir yaklaşıla bizzat tarafıızdan değerlendirilecektir. Bu çerçevede kiliğinizle ilgili herhangi bir bilgi talep etediğiiz için tanına ihtialiniz yoktur. Bu anlada sorulara acaba en etkili cevap hangisidir yerine saiiyetle cevap verenizi rica ediyoruz. Şidi değerli vaktinizden biraz zaan ayırarak ülkeizde ilk defa yapılan bu çalışaya cevaplarınızla destek verenizi rica ediyoruz, hayatınızın her aşaasında huzur ve başarılar diliyoruz. SOSYAL KARŞILAŞTIRMA ÖLÇEĞİ (SKÖ) Sizin de bildiğiniz gibi, hepiiz zaan zaan kendiizi diğer insanlarla karşılaştırır ve bazı değerlendireler yaparız. Bu değerlendireler sonucunda kendiizle ilgili bazı fikirler ediniriz. Sizin de kendinizle ilişkili bazı görüşleriniz utlaka vardır. Lütfen, aşağıdaki sıfatların her birinde, sizi en iyi yansıtan rakaın üzerine (X) işareti koyunuz. Sol taraftaki boyuta en yakın olayı ifade eder Sağ taraftaki boyuta en yakın olayı ifade eder 175
183 Sol Sağ 1. Yetersiz Yeterli/Üstün 2. Beceriksiz Becerikli 3. Başarısız Başarılı 4. Sevileyen Biri Sevilen Biri 5. İçe Dönük Dışa Dönük 6. Yalnız Yalnız Değil 7. Dışta Bırakılış Kabul Ediliş 8. Sabırsız Sabırlı 9. Hoşgörüsüz Hoşgörülü 10. Söyleneni Yapan İnsiyatif Sahibi 11. Korkak Cesur 12. Kendine Güvensiz Kendine Güvenli 13. Çekingen Atılgan 14. Dağınık Düzenli 15. Pasif Aktif 16. Karasız Kararlı 17. Antipatik Sepatik 18. Boyun Eğici Hakkını Arayıcı 176
184 ANKET SORULARI 1) Kaç yaşındasınız? 2) Cinsiyetiniz? a) Kadın b) Erkek 3) Öğreni duruunuz nedir? a) İlkokul b) Ortaokul c) Lise d) Üniversite e) Lisansüstü 4) Mesleğiniz nedir? a) İşçi b) Meur c) Serbest Meslek d) Öğrenci e) Başka (Lütfen Belirtiniz ) 5) Aylık net geliriniz nedir? (Lütfen Belirtiniz) 6) Allah a olan inancı yaşaın zorlukları, sıkıntıları karşısında dayana gücüü hep arttırıştır. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 7) Allah bütün varlıkların tek yaratıcısıdır. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 8) Ölüden sonra dirilişe inanıyoru. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 9) Naazları düzenli kılıyoru. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 10) Raazan ayında orucuu tutarı. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 177
185 11) Yunus Ere nin Yaratılanı severi, Yaratandan ötürü sözüyle ifade ettiği sevgi anlayışı beni sevgi anlayışıla birebir örtüşüyor. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 12) Sabır, yaşadığı bir sorunu önce kabullenip, sonra çözüü yönünde çaba sarf etek ve yaptığı çözücü çalışaların sonucu bekleektir. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 13) Kendie veya başkalarına karşı hatalı davrandığıı fark ettiği zaan, heen hataı telafi eteye çalışır, durua göre özür diler veya tövbe ederi. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 14) Her zaan, her ne yaşarsa yaşayı, yaşadığı şeyin olulu yanını keşfeder ve şükrederi. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 15) Din sadece korku, üitsizlik, ek Gözlene Sıklık gibi duygular karşısında sığınılan bir güven kapısıdır. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 16) Mutluluk her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşaı ve gelişii içinde sevebilektedir. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 17) İbadetler ve dua, ruhsal gerginlikleri çözer, insanı rahatlatır. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 178
186 18) Dini inancıın, adaletsizliklerin ve haksızlıkların utlaka telafi edileceğini ifade etesi beni rahatlatır. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 19) Dini inançlardan güç alan insan zorluklar karşısında diğerlerine göre daha dayanıklıdır. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 20) İnançlı insan sıkıntı ve ızdıraplar karşısında heen uutsuzluğa düşez. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 21) Dini inançlarıın zayıf olasını pek önesee, beni için daha öneli şeyler vardır. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 22) Aşk ın insanı ruhsal yönden geliştirdiğine inanıyoru. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 23) Sevek bir sanattır ve insan sevgiyle yaşar. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 24) Kendii ve başkalarını her zaan affedebiliri. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 25) Kendii severi ve her zaan kendii olduğu gibi kabul edebiliri. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 179
187 26) Önüe çıkan iyilik yapa fırsatlarını her zaan değerlendiriri. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 27) İnsanları her duruda yargılaaktan kaçınır herkesi olduğu gibi kabul ederi. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 28) İnsanları önce anlaaya çalışır, sonra anlaşılak isteri. a) Kesinlikle Katılıyoru b) Katılıyoru c) Kararsızı d) Katılıyoru e) Kesinlikle Katılıyoru 180
Öğrenme Hikâyesi uygulanmasına hazırlık olarak
1.1.1 Hazırlık Öğrene Hikâyesi uygulanasına hazırlık olarak (Ulusal koordinatör veya BİT Koordinatörü tarafından yürütülen) Kaç eğiti oturuu / atölye çalışalarına katıldınız? -den Değerlen dire Kriterler
ÖĞRENCİ MEMNUNİYET DÜZEYİ Aralık 2010
EK 7: ÖĞRENCİ MEMNUNİYET DÜZEYİ T. C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ EĞİTİMDE KALİTE ÇALIŞMALARI KOORDİNATÖRLÜĞÜ KALİTE GÜVENCESİ ÇALIŞMALARI: AKADEMİK DEĞERLENDİRME VE KALİTE GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI ÖĞRENCİ MEMNUNİYET
FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ
FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor
Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?
Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,
ÇOCUKLARDA BENLİK SAYGISI GELİŞİMİ
ÇOCUKLARDA BENLİK SAYGISI GELİŞİMİ 1 Sevgili Velilerimiz; İstanbul Üniversitesi Vakfı Adıgüzel İlkokulu/Ortaokulu Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi olarak bu postamızda Çocuklarda Benlik Saygısı
PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak
PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,
ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ
ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ Özgüven Nedir? Özgüven en basit tanımıyla kişinin kendisine güvenmesidir. Daha geniş anlatımla, kişinin yapabildikleri ve yapamadıklarıyla, olumlu
İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ
İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı
KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi 16 (27): 87-103, 2014 ISSN: 2147-7833, www.kmu.edu.tr
29 KMÜ Sosyal ve Ekonoik Araştıralar Dergisi 16 (27): 87-103, 2014 ISSN: 2147-7833, www.ku.edu.tr Karaanoğlu Mehetbey Üniversitesi (KMÜ) Öğrencilerinin Barına Sorunlarının Tespiti ve Değerlendirilesi *
Kendi sorumluluklarımızı taşımayı öğrendikçe de gelişiriz. Burada karşılıklı bir ilişki söz konusudur.
SAYIN VELİ; Okul olarak amacımız, ruhsal, duygusal, fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden sağlıklı, kendine güvenen, sorumluluk sahibi, milli ve manevi değerlere sahip başarılı bireyler yetiştirmektir. Bu
8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ
8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE
ÖZGÜVEN. 6. Olumsuz ifadelerinizin, olumlu benlik konuşmalarıyla yer değiştirmesini sağlayın.
ÖZGÜVEN Özgüven kişinin kendisi ve içinde bulunduğu durumlar hakkında olumlu ve geçekçi bir yaklaşıma sahip olmasıdır. Daha basit bir ifade ile ki inin kendisini beğenmesi ya da beğenmemesi, kendisi hakkında
Aşık olduğumuz kişiyi neden unutamayız?
sağlık (/saglik) Aşık olduğumuz kişiyi neden unutamayız? 04.10.2016 Salı 13:11 3 0 Uzman Psikolog Özge Genlik aşık olduğumuz kişiyi neden unutamadığımızı anlattı Aşık olduğumuz kişiyi unutmak yerine anlamlandırmamız
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
Hamileliğe başlangıç koşulları
Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,
D Kendiniz hakkındaki düşünceleriniz değişkenlik gösterir mi, yoksa her zaman aynı mıdır?
Adı Soyadı: ROSENBERG BENLİK SAYGISI ÖLÇEĞİ D 1 MADDE 1 1. Kendimi en az diğer insanlar kadar değerli buluyorum. 2. Bazı olumlu özelliklerim olduğunu düşünüyorum. 3. Genelde kendimi başarısız bir kişi
VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM
ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.
KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal
Ailenin çocuk yetiştirmedeki tutumunu ve çocuk yetiştirmeyle ilgili sorunlarını anlamak için aile tutum modeli ni bilmek yararlı bir yaklaşımdır.
AİLE TUTUMLARI Eğitimciler olarak bizler çocukların gelecekte uyumlu ve başarılı olabilmeleri için en sağlıklı eğitim yollarının geliştirilmesi çabası içindeyiz. Öğrenci eğitiminde ve çocuğa karşı doğru
ÖN ERGENLİK DÖNEMİ. Siz de Çocuktunuz. Sizde Ergendiniz
ÖN ERGENLİK DÖNEMİ Siz de Çocuktunuz Sizde Ergendiniz Çocuğum; Çok alıngan,derslerine olan ilgisi de azaldı. Son zamanlarda çok sinirli,her dediğime bağırarak cevap veriyor. Ve benzeri düşünceler içinde
SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ
SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ Adı, soyadı... : Sınıfı... : Tarih :.../.../2015 YÖNERGE: Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse sağdaki boşluğa " doğru " anlamına gelen D harfinin altına
Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08
Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar
ALMANCA ÖĞRETİMİNDE ÖĞRETMEN KILAVUZ KİTAPLARININ ÖNEMİ
The Journal of Acadeic Social Science Studies International Journal of Social Science Volue 6 Issue 3, p. 1217-1230, March 2013 ALMANCA ÖĞRETİMİNDE ÖĞRETMEN KILAVUZ KİTAPLARININ ÖNEMİ THE SIGNIFICANCE
KARNE ALAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI
KARNE ALAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI Şüphesiz her veli çocuğunun başarılı olmasını ister, yine her öğrenci başarılı olmanın verdiği gururu, hazzı, mutluluğu, tatmak ister. En başta ailesinin, yakın çevresinin,
ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT ORTAOKULU MART 2016
ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT ORTAOKULU MART 2016 AİLE İÇİ İLETİŞİM VE SINAV KAYGISI PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ İçindekiler Motivasyonu Arttırma ve Hedef Belirleme Hedef Belirlerken Göz Önünde Bulundurulacak
İkinci B ö l üm KİŞİLİK VE KARAKTER GELİŞİM SÜRECİ
İkinci B ö l üm KİŞİLİK VE KARAKTER GELİŞİM SÜRECİ itaate mecbur bırakılan çocuk: edilgen çocuk Her çocuk, anne-babasıyla uyum içinde yaşamaktan büyük huzur duyar. Çünkü annebaba, çocuk için yaşamın kurallarını
Anksiyete ve gerginlik veya endişe. Eminim bunu son zamanlarda hepimiz yaşıyoruz.
Rüyalar genellikle en saçma göründüklerinde en derindedir. Sigmund Freud Anksiyete ve gerginlik veya endişe. Eminim bunu son zamanlarda hepimiz yaşıyoruz. Anksiyete: kendinize kötü bir şey olacağını ve
PDR de Üç Gelişim Alanı (Kişisel-sosyal gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI
PDR de Üç Gelişim Alanı (Kişisel-sosyal gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI Üç Gelişim Alanı Gelişimsel rehberlik modelinin nihai amacı yaşam kariyeri gelişimini desteklemektir. Gelişimsel PDR nin ilkesi: Rehberlik
Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi
Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve
Sık sık Ne zaman derslerine çalışacaksın! Bak sınavlar yaklaşıyor; sonra görüşürüz seninle! gibi cümlelerle aile ergen arasında gergin bir hava eser.
Ergenlik döneminde aile ile çocuk arasında okul algısı farklılığı söz konusudur. Aile okulu çocuğun geleceği için en önemli basamak olarak görür. Çocuklarının yüksek tahsili ve mesleğini kazanması için
3. Genelde kendimi başarısız bir kişi olarak görme eğilimindeyim. 4. Ben de diğer insanların birçoğunun yapabildiği kadar bir şeyler yapabilirim.
ROSENBERG BENLİK SAYGISI ÖLÇEĞİ Aşağıdaki cümleleri okuyarak sizin için uygun olan şıkkı işaretleyiniz 1. Kendimi en az diğer insanlar kadar değerli buluyorum. 2. Bazı olumlu özelliklerim olduğunu düşünüyorum.
ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET
k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - NİSAN 2014 AİLE İÇİ ŞİDDET Çocuğun sağlıklı bir gelişim göstermesi ve sağlam bir kişilik kazanması için
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT ORTAOKULU
2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT ORTAOKULU SINAVA HAZIRLIK SÜRECİNDE ANNE-BABALARA ÖNERİLER BÜLTENİ PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ SINAVA HAZIRLIK SÜRECİNDE ANNE-BABALARA
SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ
SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ ADI SOYADI : SINIFI : CİNSİYET : UYGULAMA TARİHİ : Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse sağdaki boşluğa " doğru " anlamına gelen D harfinin altına X işareti;
EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR?
SELDA TÜRKMEN le EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR? EFT, orijinal İngilizce isminin baş harflerinin kısaltmasıdır; "Emotional Freedom Techniques". İnsanda huzursuzluk yaratan bütün kötü duygulardan
www.aycicekmakina.net
Ayçiçek; Tarı Makinaları İalat Sanayi ; Tarı akinaları ialat sektöründe faaliyet gösterektedir. Firaız; Tarı akinaları alanında üşteri beklentilerine en iyi hizeti sunak, gelişen tarı sektöründe akineye
Özgüven Gelişiminde Anne Baba Rolü
Özgüven Gelişiminde Anne Baba Rolü Çocukların kendilerini güvenle ifade edebilmeyi öğrenmeleri için toplumda yerleşmiş bir kanı olan uslu çocuk iyi çocuk yorumunu değiştirmek gerekir. Özgüven eğitimi konusunda
TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI
TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı
İTHAF... 3 İÇİNDEKİLER... 4 TABLO LİSTESİ ŞEKİL LİSTESİ ÖNSÖZ GİRİŞ...
İÇİNDEKİLER İTHAF... 3 İÇİNDEKİLER... 4 TABLO LİSTESİ... 13 ŞEKİL LİSTESİ... 13 ÖNSÖZ... 14 GİRİŞ... 18 Ebeveynlerin Önemi... 18 Üstün Yetenekli Çocuğun Ebeveyni Olmak Benzersiz Bir Deneyimdir 19 Üstün
AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)
AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) Eylül, 2009 Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi, Ankara Uzm. Seda YILMAZ İNAL AÇEV Ankara Temsilcisi Ailenin Önemi Anne-babalar, ilk eğiticiler olarak çocukların
ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI
İLKOKUL ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI OKUL ÇAĞINDA ANNE BABA TUTUMLARI NASIL OLMALIDIR? PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2019 ÇOCUKLARDA ÖFKE YÖNETİMİ Bireylerin doğuştan getirdikleri kişilik
SUZUKi METHODU ile KEMAN EĞİTİMİ
SUZUKi METHODU ile KEMAN EĞİTİMİ SEVGİLİ ANNELER&BABALAR Çocuğunuz 3-4 yaşında keman çalabilsin ister misiniz? Hatta çocuğunuzla birlikte keman öğrenmeye ne dersiniz? Suzuki Metodu nedir? Bebekler doğdukları
SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE:
SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE:Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse, cevap kağıdındaki doğru anlamına gelen ( D ) harfinin üstüne X işareti, her zaman veya genellikle geçerli
MASLOW İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ. Dr.Abdullah Atli
MASLOW İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ Karnı aç bir insan için 5. sınıf bir çorba, 1.sınıf bir yağlı boya tablodan daha değerlidir. Abraham Maslow Maslow teorisi, insanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını
Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?
Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil
Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans
Form no : Tarih : Bu anket hastalığınızı daha iyi anlayabilmek ve sizlere daha yararlı olabilmek için düzenlenmiştir. Lütfen olabildiğince nesnel (objektif) yanıtlamaya özen gösterin. Ankete kimliğinizi
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not III Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Kişilik Gelişimi Kişilik Nedir? *Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici,
İçindekiler. Giriş. Bölüm 1: MINDFUCK ya da olasılıklarımız ve gerçek yaşamımız arasındaki boşluk 15
İçindekiler Giriş Bölüm 1: MINDFUCK ya da olasılıklarımız ve gerçek yaşamımız arasındaki boşluk 15 Kafamızın içindeki bariyer Hiçbir şeyi hak etmediğini sanan kadın Yanlış bir hayata çakılıp kalan adam
Yaşam Boyu Sosyalleşme
Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında
VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ARAP DİLİ VE BELAĞATI ABD HAZIRLIK SINIFLARI DERS İÇERİKLERİ
DERS 1. DERSN ADI AKTS TÜRÜ DL YARIYIL Cüle Bilgisi (Nahiv) 6 Zorunlu Türkçe- Öğrenciye Arap Dili Graerinin teel konularını sunarak doğru cüle kura yeteneğini kazandırak ve etin tahlilinde öğrenciyi, bu
MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.
Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür
İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler
İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd
ERGENİM BEN!!! Nereden Çıktı Bu Sınav?
Uzm Psk. Nuray ÖZBEN AVŞAR ERGENİM BEN!!! Nereden Çıktı Bu Sınav? Çocuklar hızla büyüyor, çocukluk dönemini bitirip ilk erişkinlik olan ergenlik dönemine adımlarını atıyorlar. Ergenlik çağında fiziksel
ÖZEL ÇEKMEKÖY NEŞELİ ANAOKULU. PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ve REHBERLİK BÜLTENİ ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ GELİŞİMİ
ÖZEL ÇEKMEKÖY NEŞELİ ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ve REHBERLİK BÜLTENİ ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ GELİŞİMİ Erken çocukluk dönemi fiziksel, duygusal, zihinsel, davranışsal ve iletişimsel temel becerilerin ve
Medeniyet Okulları REHBERLİK SERVİSİ SUNAR..
Medeniyet Okulları REHBERLİK SERVİSİ SUNAR.. ÖĞRENCİLERDE PERFORMANS, MOTİVASYON VE BAŞARI GELİŞTİRME TEKNİKLERİ Skeçler, Testler, Video çekimleri Başarıya Ulaşmak İçin HEDEF BELİRLEMEK PLAN OLUŞTURMAK
ANNE-BABA TUTUMLARI. Aşırı Koruyucu Tutum
ANNE-BABA TUTUMLARI Anne-baba tutumu, anne-babanın, karşılıklı iletişim esnasında, çocuklarına yönelttikleri tutum ve davranışlarının bütünüdür. Çocukların bütün olarak sağlıklı bir gelişim göstermesi
ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I
HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu
Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak
ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR
ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR 1)ÖZELLİKLERİ 2)KARŞILAŞMA SIKLIĞI 3)TÜRKİYE VE DÜNYADA YAPILAN FAALİYETLER 4)EĞİTİMLERİ 5)AİLEYE VE ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER ÖZELLİKLERİ MOTOR GELİŞİM ÖZELLİKLERİ ZİHİNSEL GELİŞİM
Çocuklarınıza sorun çözme becerisi kazandırma konusunda yol göstermeyi amaçlayan bültenimizin sizlere faydalı olması dileğiyle
Rehberlik Postası Değerli velilerimiz, Anne ve babalar, çocuklarının küçük yaşlarda sorunlarla karşılaşmalarını ya da bunlarla baş etmek zorunda kalmalarını engellemek için genelde kendileri sorunlara
Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?
Tanrı Tasavvuru Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir? Peker e göre: Kişinin bebekliğinden itibaren, zeka gelişimine, edinmiş olduğu bilgi ve yaşantısına göre, Tanrı yı zihninde canlandırması, biçimlendirmesi
4-8 NİSAN 2016 ÖZEL ASÇAY ANAOKULU 3 YAŞ GRUBU HAFTALIK BÜLTEN
4-8 NİSAN 2016 ÖZEL ASÇAY ANAOKULU 3 YAŞ GRUBU HAFTALIK BÜLTEN BU HAFTA NELER ÖĞRENDİK *İlkbahar ın gelişiyle oluşan değişiklikler hakkında sohbet ettik fikir alışverişi yaptık. *Bencillik kavramı hakkında
ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en
1 ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en iyi yolu bulmanın zor olduğu zamanlar vardır. Çocuğunuz
Ders seçimi; öğrencilerin ilgi, yetenek ve yaşamdan beklentilerinin değerlendirilmesini gerektiren zor bir süreçtir.
Değerli Anne ve Babalar, Anne-baba olarak ders seçimi aşamasında etkimiz ne kadar olmalı?, Çocuğumun ilgi ve yeteneklerini nasıl belirlerim?, Çocuğuma uygun meslek grupları nelerdir?, ve Ders seçimi sürecinde
Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi.
Bir Kelebeğin Dersi Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi. Ardından sanki ilerlemek için çaba
ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK
k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile
REHBERLİK SERVİSİ ÇOCUKLARDA ÖZ GÜVEN GELİŞİMİ
REHBERLİK SERVİSİ ÇOCUKLARDA ÖZ GÜVEN GELİŞİMİ 1 . Öz güven, tüm insanlar için temel ve çok önemli bir duygusal gerekliliktir.. Öz güven, kişinin hayatıyla ilgili aldığı kararları gerçekleştirebilmesi
ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI
ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI Yalan, insanları aldatmak amacı ile uydurulmuş kasıtlı davranış veya sözdür. Çocuğun yalana başvurması tıpkı yetişkin insanın yalana başvurması kadar kendini,
OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ
OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.
Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı
Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile yapısının çekirdek aileye dönüşmesi, çalışan anne sayısının artması tarihsel süreç içinde baba olma kavramını
Aile Avukatlığı ve Aile Rehberliği
Aile Avukatlığı ve Aile Rehberliği Çocuk istismarı fiziksel ya da psikolojik olarak bir çocuğa bir yetişkin tarafından kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü muamele, çocuk istismarı ve ihmali ile
Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla
Kekemelik Nedir? Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu durum
ERGENLERLE ĐLETĐŞĐM BECERĐLERĐ
ERGENLERLE ĐLETĐŞĐM BECERĐLERĐ Sevgili anne-babalar; Topluma yararlı, kendisi ile barışık, öğrenmekten, öğretmekten ve üretmekten zevk alan, sosyal ilişkilerde başarılı, ailesiyle ve çevresiyle iletişimi
Can Kardeş Kreşi Rehberlik Servisi ARALIK 2014 REHBERLİK BÜLTENİ
Sevginin Ölçüsü Ne Olmalı? Çocuklar anne babaların hayatlarındaki en önemli varlıklardır. Uzun süren bir bekleyişin ardından kavuştukları çocuklarına ellerinden gelen ne varsa vermeye, imkanlarını onlar
VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014
VERITAS FOCUS İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014 İş Yerinde Psikolojik Sağlık ve Etkin Çalışma Çalıştay Çalışanların çoğu kez fark edilmeyen psikolojik sorunları verimlilik ve iş tatmininin önündeki
3/7/2010. ÇAĞDAŞ EĞİTİMDE ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİNİN YERİ ve ÖNEMİ EĞİTİM EĞİTİM ANLAYIŞLARI EĞİTİM
EĞİTİM REHBERLİK ÇAĞDAŞ EĞİTİMDE ÖĞRENCİ KİŞİLİK NİN YERİ ve ÖNEMİ Eğitim? İnsana en iyi olgunluğu vermektir (Eflatun). İnsana tabiatında bulunan gizli bütün kabiliyetlerin geliştirilmesidir (Kant). Bireyin
ADÖLESAN SAĞLIĞININ KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ. Prof. Dr. Ayfer TEZEL
ADÖLESAN SAĞLIĞININ KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ Prof. Dr. Ayfer TEZEL 1 Birleşmiş Milletler Örgütünün yaptığı tanıma göre adölesan; 15-25 yaşları arasında öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan
Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.
İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara
ÇOCUKLA İLETİŞİM ÖNSÖZ ANAOKULU REHBERLİK SERVİSİ
ÖNSÖZ ANAOKULU REHBERLİK SERVİSİ Çocukla iyi bir iletişim kurabilmek Anne babalar için önemli bir beceridir. Çocukları ile etkili bir iletişim ve pozitif bir ilişki kurabilen anne babalar anne baba olmaktan
ÖNSÖZ... IX 1. 10 12 13 10 14 2. 15 15 3. 20 20 24 27 28 29 30 30 33 34 36 39 40 41 42 III
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX 1. Çocuklara Zarar Veren Anne-Baba Davranışları...1 Aşırı Koruyuculuk ve Kısıtlayıcılık...2 Reddetme; Maskelenmiş Mahrumiyet...4 Aşırı Hoşgörü ve Şımartma...5 Aşırı Beklentiler...6
AKANT ORTAOKULU REHBERLİK BÜLTENİ
Sorumluluk 2017 AKANT ORTAOKULU REHBERLİK BÜLTENİ Almak Verebilmek Ç ocuğunuzun ortaokul öğrenci olmasıyla birlikte ondan beklediğiniz sorumluluklar da artmış olabilir. Ortaokul öğrencilerimizin aileleri
SORUMLULUK Değerli Velilerimiz, Sorumluluk Nedir? Sorumluluk Sahibi Bireyler;
SORUMLULUK "Bir meselenin tartışmasına katılan kimse düşündüğünü, kanaatini açık söylemeli, yaptıklarını da kendi namına yapmalı, yaptığının sorumluluğunu da kendi üzerine almalıdır". M.K.ATATÜRK Değerli
Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi
Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi REKABETE HAZIRLIK KENDİ YILDIZINI YAKALAMAK Prof. Dr. Acar Baltaş Psikolog 28 Şubat 2014 MOTİVASYON Davranışa enerji ve yön veren, harekete geçiren güç Davranışı tetikleme
Sınava Hazırlanan Çocuğunuza Söylememeniz Gereken 8 Cümle - Genç Gelişim Kişisel Gelişim
Psikolog Göksu Telmaç, anne babaların tüm iyi niyetlerine rağmen yaptıkları hataları ve sınavlara hazırlanan çocuklarına söylememeleri gereken 8 cümleyi anlatıyor. Anne babaların aşırı kaygısı sınav performansını
CARL ROGERS IN KİŞİLİK KURAMINDAN POTANSİYELİNİ TAM KULLANAN KİŞİ VE KOŞULLU-KOŞULSUZ OLUMLU KABUL
CARL ROGERS IN KİŞİLİK KURAMINDAN POTANSİYELİNİ TAM KULLANAN KİŞİ VE KOŞULLU-KOŞULSUZ OLUMLU KABUL Kabul ve Kendini Kabul Rogers a göre kabul, sevgi, şevkat, yetiştirme bakma gibi durumların anlamını da
Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 07 Ekim :27 - Son Güncelleme Çarşamba, 07 Ekim :31
Çocukların Arkadaş Edinmelerine Nasıl Yardımcı Olunmalı? Bu soruya cevap vermek için öncelikle bazı çocukların neden arkadaş edinemedikleri üzerinde durmamız gerekmektedir. Çocuklar çok çeşitli nedenlerden
SEVGİ, SAYGI ve YARDIMLAŞMA
SEVGİ, SAYGI ve YARDIMLAŞMA KAZANIMLAR Birlikte uyumlu yaşam kuralları Büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi göstermek Sorun çözme becerileri Yardımlaşma 1 ÇOCUKLARDA ÖZSAYGIYI GELİŞTİRMEK İÇİN TAVSİYELER
DEĞİŞEN ANNE BABA ROLLERİ
DEĞİŞEN ANNE BABA ROLLERİ Çağdaş kuramlar kişiliğin kalıtımla getirilen bir takım özellikler ve çevreyle kurulan etkileşimler sonucu oluştuğunu ileri sürmektedir. Aile, hem kalıtımla aktarılan özellikler
7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ
7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik
SINAV KAYGISI KİTAPÇIĞI
SINAV KAYGISI KİTAPÇIĞI HAZIRLAYAN MUHAMMED PAMUK DİĞER DÖKÜMANLARIMIZI REHBERLİK İÇİN YAPILMIŞ YAZILIMLARIMIZI GÖRMEK İÇİN FACEBOOK GRUBUMUZA BEKLERİZ. LİNK: https://www.facebook.com/groups/teknorehbe
UYUŞTURUCU ÖZGÜRLÜĞÜN SONU!
Risk Faktörleri BİRECİK RAM Tedavi İçin Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar. Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen,
1/23/2015. Karne Ne Anlatır. Ocak 2015. Beylikdüzü A.K.Koleji Rehberlik Servisi Veli Paylaşımı
1/23/2015 Karne Ne Anlatır Ocak 2015 Beylikdüzü A.K.Koleji Rehberlik Servisi Veli Paylaşımı Başarılı Çocuklarımızı kutluyoruz. Kendilerini gerçekleştirme yolculuklarına tanıklık etmekten kıvançlıyız. Sözde
Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler
Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele
II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI)
II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI) Fiziksel Gelişim Bu dönemdeki çocukta, ilköğretimin II. Kademesine geç uyum sağlama görülebilir. Hem bedensel hem de psikolojik açıdan birçok
Hayata dair küçük notlar
Hayata dair küçük notlar İlk önce sen merhaba- de. Olanaklarının altında yaşa. Sık sık -teşekkür ederim- de. Bir müzik aleti çalmayı öğren. Herhangi bir konuda öğretmenlik yap, herhangi bir konuda öğrenci
KİŞİLİK GELİŞİMİ. Carl Rogers & Abraham Maslow
KİŞİLİK GELİŞİMİ Carl Rogers & Abraham Maslow 1 CARL R. ROGERS(1902 1987) 2 CARL ROGERS IN YAŞAMI Illinois de 8 Ocak 1902 de katı dini görüşleri olan çiftçi bir ailenin ortanca çocuğu olarak dünyaya geldi.
Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri
Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan
Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik
Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik
10-11 YAŞ GRUBUNUN ANNE BABASI OLMAK
10-11 YAŞ GRUBUNUN ANNE BABASI OLMAK İnsanoğlu yaşam boyu farklı gelişme dönemleri yaşar. Çocukları daha iyi tanımak için onların içinde bulundukları gelişme döneminin özelliklerinin bilinmesi aileyi rahatlatır,
UZ. DR. GÖNÜL ERDAL DAĞISTANLI
GÜRÜLTÜ = HOŞA GİTMEYEN SES GÜRÜLTÜNÜN SÜRESİ ŞİDDETİ ZAMANI TÜRÜ GÜRÜLTÜ FİZYOLOJİK TEPKİLER RUHSAL TEPKİLER FİZYOLOJİK TEPKİLER ANĠ GÜRÜLTÜDE KAS GERĠLMELERĠ BAġ DÖNMESĠ YORGUNLUK ĠġĠTME KAYIPLARI METOBALĠZMA
