4. ÜNİTE İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK
|
|
|
- Volkan Bayar
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 4. ÜNİTE İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK
2 Bu ünitenin sonunda; NELER ÖĞRENECEĞİZ? 1. Türklerin insanlığa yaptığı hizmetleri, dünya kültür ve medeniyeti gelişmesindeki katkılarını kavrayacaksınız. 2. Millî duyguları geliştirerek, Türk milletinin tarihte büyük medeniyetler kurduğunu öğreneceksiniz. 3. Türk kültürünün geçmişten günümüze devamlılık içinde geliştiğini kavrayacaksınız. 4. Türk büyüklerinin millî ve evrensel yönlerini öğreneceksiniz. 5. Türk milletinin zekâ ve kabiliyetini, çalışkanlığını, ilim ve sanatseverliğini, estetik zevkini, insanlık duygusunun yüceliğini ve bu üstün özelliklerin haline gelmesinin gerekliliğini öğreneceksiniz. ANAHTAR KAVRAMLAR BOY İKİLİ TEŞKİLAT OYMAK KURULTAY TÜZ İL (EL) KUT KEREGÜ 106
3 GİRİŞ Sevgili Öğrenciler! Atatürk bir sözünde Bizim milletimiz, vatanı için, hürriyeti ve hâkimiyeti için fedakâr bir millettir. Benliğinde bu özellik yerleşmiş bir milleti, yürümekte olduğu doğru yoldan hiç kimse, hiçbir kuvvet alıkoyamaz demiştir. Ünlü batılı tarihçi Hammer de Türklerle ilgili bir sözünde; Türkler devlet kurmakta ustadır. Ülkeleri değil kıtaları alt üst etmişler ve sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini oluşturmuşlardır. Tarih, Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır değerlendirmesini yapmıştır. Bu ünitemizde böylesine tarihte önemli bir yeri olan Türk devletlerinin kültür ve uygarlıkları ile ilgili bilgiler edineceksiniz. Resim 04.01: Ergenekon dan Çıkışın Temsili Resmi CİHANDA TÜRK Bozkurtlar vatanı sert yaylaların; Huyundan huy kapmış ırkımız bizim Her birimiz bir savaşta doğmuşuz; Zafere karışmış kırkımız bizim. Atlarımız aldan, kırdan, yağızdan; Akıncılar kopmuş gelmiş Oğuz dan Küçüklü büyüklü hep bir ağızdan; Dünyaca söylenir türkümüz bizim. 107
4 Deniz Fâtihlere karşı duramaz; Değme dağlar bize göğüs geremez Kapımızdan rüzgâr bile giremez; Açıktır evimiz barkımız bizim. Üstümüzde üç kıtanın kayıdı; Tarih dizimizde doğdu büyüdü Duymamışken medeniyet neyidi; Garba ışık verdi Şarkımız bizim. Akından akına seslendikçe biz; İnlerdi kayalar titrerdi deniz Tarihten ihtiyar bir değirmeniz Kanımızla döner çarkımız bizim Bekir Sıtkı Erdoğan, Dinî ve Millî Şiirler Antolojisi, s,99? Yukarıdaki şiirden Türklerin yaşam tarzlarıyla ilgili hangi bilgilere ulaşılabilir 1. TOPLUM YAPISI Orta Asya coğrafi yapısından dolayı burada yaşayan Türkleri göçebe bir hayat sürmeye zorlamıştır. Türklerin teşkilatçı ve mücadeleci olmasında bu yaşam şekli oldukça etkili olmuştur. Orta Asya da, Türklerin temel geçim kaynakları hayvancılıktı. Türkler, hayvanlarına ot ve su bulmak için yaylak ve kışlaklara göç etmişlerdir. Geçim kaynakları özellikle de küçükbaş hayvancılık olan Türkler hayvanlarına daha iyi otlak bulabilmek için ilkbaharda yaylaların bulunduğu yüksek yerlere göç ediyorlardı. Her boyun ve oymağın belirli bir yaylası ve otlağı vardı. Göç, boy beyinin emri ile başlardı. Göç araçları olarak, çift hörgüçlü develer veya dört tekerlekli arabalar, üstü kapalı ve öküzlerle çekilen arabalar(kağnı) kullanılırdı. Yaylalara göçerken güzel elbiseler giyilir, neşeli şarkılar söylenirdi. Yaylacılık geleneği Selçuklu ve Osmanlı Döneminde de devam etmiştir. Bugün bile Karadeniz, Doğu Anadolu ve Toroslar da yayla geleneği sürdürülmekte ve yapılan göçlerde Türklerin Orta Asya göçlerine benzeyen durumlar yaşanmaktadır. Toplumsal yaşayışı düzenleyen kurallar olarak tarif edebileceğimiz töre Türk toplum yapısında önemli bir yer tutmaktadır. Türk toplulukları töreye bağlılıkları sayesinde her zaman varlıklarını koruyarak yeni devletler kurmuşlardır. Türk toplumunda devlet, birey ve toplum birbirinden ayrılmaz bir bütündü. Devletten beklenen en önemli istek adaleti sağlaması, fertlerin de devlete karşı sorumlulukları askere gitmek ve vergi vermekti. Yöneticiler ile halk arasında karşılıklı görev ve sorumlulukları belirten yazılı olmayan anlaşmaya tüz denirdi. Türk devletlerinde ka- 108
5 ğanın sarayında, kurultayda ve ziyafetlerde her boyun oturacağı yer vardı ve oraya orun denirdi. Kesilen hayvanın etinden dağıtılacak paya da ülüş denirdi. İlk Türk devletlerinde toplumsal yapının en alt birimi oguş(aile)du. Ailelerin birleşmesiyle oluşan urug, urugların birleşmesiyle boy, boyların birleşmesi ile de bodun oluşurdu. Oguş Urug Boy Bodun Oguş (Aile) Türk toplumunun en küçük sosyal birimi aile (Oğuş) dir. Aile genelde; anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan meydana gelirdi. Evlenen kız veya erkek, ailesinden ayrılarak ayrı bir ev kurardı. Türkçede evlenmek sözünün anlamı da ev kurmak, ev sahibi olmak demekti. Ailede en küçük erkek kardeş, genellikle baba ocağında kalırdı. Türklerde aile geniş aile gibi (ataerkil) gözükse de çekirdek aile daha yaygındır. Türklerde babaya kang, anneye ise ög denirdi. Türklerde evlenen çocuklara bir miktar mal ve çadır verilirdi. Kız çocukları evlenirken çeyiz aldıkları için daha sonra mirastan yararlanamazlardı. Türklerde dışarıdan evlilik yaygındı. Tek eşle evlilik çoğunluktaydı. Evlenme aşamaları; söz kesme, nişan ve düğün törenlerinden oluşurdu. Evliliğin hukuki bir boyut kazanması için nikâh yapılırdı. Ailede eşler arasında sadakat vardır. Evli erkek ve kadın gayri meşru ilişkide bulunduğunda cezası ölümdü. Türk hukuk sisteminde eşlerin karşılıklı olarak sebep göstermek ve ispat etmek şartıyla boşanma hakları vardı. Türk kadını sadece çocuğun topluma hazırlanmasında değil ailede sağlıklı bir iletişim ortamının kurulmasında da etkiliydi. Ayrıca ekonomik hayatta da üretici durumdaydı. Aynı çağlarda bir Çinli aile nasıldı? Geniş aile tipine sahip Çinlilerde bütün yetki babadaydı. Çin de doğan erkek çocuk pahalı kumaşlara, kız ise bez parçaları- Resim 04.02: Eski Türk Çadırları 109
6 na sarılırdı. Erkek çocuğun oyuncakları, kız çocuğun oyuncaklarından daha güzel olurdu. Kadın ise kocasının önünde fazla konuşamaz kocası ve çocuklarıyla yemeğe oturamazdı. Eski Türk aileleri; kağnılar, develer ve katırlar üzerinde bir yerden başka bir yere taşınabilen çadırlarda otururlardı. Bu çadırlar Yurt veya keregü olarak adlandırılırdı. Bu çadırların dışında nitelikli evlerde bulunmaktaydı. Urug (Aileler Birliği) Türk toplumunda ailelerin birleşmesinden Urug ( Sülale) meydana gelirdi. Urug, genellikle birbirine yakın akrabalık bağlarıyla bağlı olan ailelerden oluşurdu. Urug ile ilgili kararlar, aile reisleri tarafından alınır ve uygulanırdı. Uruglar, bağımsız olmayıp, siyasi yönden bir boyun parçası idiler. Urug da amaç; sosyal, ekonomik ve güvenlik açısından birbirlerine destek olmaktı. Boy (Uruglar Birliği) Urugların birleşmesi ile boy meydana geliyordu. Boy, siyasi bir nitelik taşır ve başında bey bulunurdu. Boy beyleri, başında bulunduğu topluluğu, töreye göre idare ederdi. Boy beylerinin görevi boyun çıkarlarını korumak, adalet ve dayanışmayı sağlamaktı. Boy beyi cesareti, ekonomik gücü ve doğruluğu ile tanınmış kimseler arasından seçilirdi. Boy beyini, boyu meydana getiren aile temsilcilerinden oluşan bir kurul seçerdi. Her boyun belli toprağı ve askeri gücü bulunurdu. Boylar genellikle soy ve dil birliğine sahiptiler. Ayrıca her boyun özel bir damgası bulunurdu. Bir siyasi birliğe katılan boya ok deniyordu. Bodun - Budun (Boylar Birliği - Millet) Boyların birleşmesinden budun ( bodun ) oluşuyordu. Başında kağan, han, ilteber, yabgu, şad, erkin gibi unvanlar taşıyan bir başkan bulunmaktaydı. Bodunlar, boyların yakın işbirliği sonucu meydana gelen siyasi bir topluluktu. Bodun bağımsız olabileceği gibi bir İl e bağlıda olabilirdi. Budunların (Budun-millet) birleşmesiyle il (devlet) meydana geliyordu. 2. DEVLET YÖNETİMİ İlk Türk Devletleri nde devlet il (el) kelimesi ile ifade ediliyordu. İl, belli bir toprağı, halkı, hukuki düzeni olan siyasi bir topluluktu. İl dağıldığında, onu oluşturan alt birlikler aynen özelliklerini korurlardı. Bu yüzden, Türklerde yıkılan bir devletin yeri- 110
7 ne yenisini kurmak hiç zor değildi. Eski Türklerdeki bu sosyal teşkilat, Türklerin tarih sahnesinden silinmemesinde önemli rol oynamıştır. İlk Türk devletlerinde, Uygurlar hariç, diğer Türk topluluklarında göçebe bozkır hayatı hâkimdi. Türk devletlerinde siyasi iktidar kut kelimesi ile ifade edilirdi. Kutun sahibi olan devletin de hakimidir. Eski Türklerde kut devlet, ikbal, saadet, ruh, baht gibi anlamlara gelirdi. Kutadgu Bilig de Kut un mahiyeti şöyle açıklanır: Fazilet ve kısmet kuttan doğar, beğliğe giden yol ondan geçer, her şey kutun eli altındadır. Buradan anlaşılacağı gibi devletin gerçek sahibi tanrıdır. Kut anlayışına göre Türk kağanlarına yönetme yetkisi Tanrı tarafından verilmekteydi. Kağan, bu yetkiyi sadece kendi devletinde değil yeryüzündeki bütün insanlar üzerinde kullanmıştır. Kağan, dünyayı hâkimiyeti altına alarak yönettiği bütün insanları adaletli bir yönetim ile huzur, refah ve barış ortamında yaşatmayı görev kabul eder. Türk cihan hâkimiyeti olarak adlandırılan bu görev ilk Türk devletlerinden başlayarak süreklilik arz eden millî bir ülkü hâline gelmiştir. Türkler devlet için baba kelimesini kullanmışlardır. Toprak ise devlet babanın koruduğu ana vatan şeklinde ifade edilmiştir. Türklerde devletin kurulabilmesi için gerekli olan bazı unsurlar; bağımsızlık, halk, ülke ve teşkilattır. Bağımsızlık: Türklerde bağımsızlık oksızlık olarak isimlendirilmiştir. Bağımsızlık, candan ve maldan daha değerlidir. Bağımsızlığı yitirmek, Türk milleti için en büyük felaket olarak görülmüştür. Aynı zamanda Türkler; siyasi bağımsız kadar kültürlerini de korumaya önem vermiştir. I. Köktürk Devletinin yıkılmasından sonra Çin esaretine giren Türk milletini yeniden bağımsızlığa kavuşturmak isteyen Kürşat bağımsızlığın önemini anlatmak amacıyla konuşmasına şöyle başlamıştır: Türk beyleri! On yıl süren tutsaklık sona erecektir. Devleti diriltmek için de Çin kağanına karşı mücadeleyi başlatacağız. Ekmeksiz yaşarım ama hürriyet olmadan yaşayamam atasözü Türklerde çok bilinir. Halk (Millet-Budun): Millet devleti yaşatan ve kağanı başarılı kılan ana unsurdur. Hükümdar milleti için vardı ve onu başarılı kılan milletti. Türk devletlerinde halk soyluluk ve kölelik gibi sınıflara ayrılmamıştı. Toplum ekonomik ve dini özgürlüğe sahipti. Ayrıca fertler özel mülkiyet hakkına sahiplerdi. Halk devlet için değil, devlet halk içindir. anlayışı benimsenmişti. Ülke (uluş): Ülke, bağımsız bir devletin yetkilerini özgürce kullanabileceği sınırları belirli coğrafi mekândır. Türklerde toprak yani ülke kutsaldır. Türkler ülke sınırlarına yaka diyorlardı. Bir Türkmen atasözünde ülke topraklarının önemi şöyle anlatılır Yerinden ayrılan yedi yıl, yurdundan ayrılan ölünceye değin ağlar. 111
8 Türklerde ülke daima bütünlüğünü korumuştur. Mete Han, kendisinden çorak bir arazi parçasını isteyen Tunguzlara, millete ait toprağı başkasına vermeye yetkili olmadığını söyleyerek savaş açmıştır. Türklerde ülke, vatan anlayışı daima siyasi bağımsızlık fikri ile beraber düşünülmüştür. Nitekim bağımsızlıktan sona erdiğinde Türkler topraklarını kolayca terk edebiliyorlardı. Teşkilatlanma: Türkler, çok iyi işleyen idari ve askerî teşkilatlar kurarak tarih sahnesine çıkmışlar, geniş sahalara ve büyük topluluklara hükmetmişlerdir. Büyük Hun Hükümdarı Mete Han ın askerî ve idari teşkilatı, bütün Türk tarihi boyunca devam ederek, devlet kurucularına örnek olmuştur. Türkler tarihin hiçbir devrinde devletsiz kalmamış ve birçok topluluğa devlet teşkilatlanması konusunda örnek olmuşlardır. Avar, Peçenek, Kuman Türkleri, o zamana kadar devlet kuramamış olan Romenleri ve Balkan Ulahlarını teşkilatlandırarak tarih sahnesine çıkmalarına ön ayak olmuşlardır. Bozkır yaşamının etkisi Türklerin kolay teşkilatlanmasını sağlamıştır. Hükümdar: Türk devletlerinde egemenliğin ve siyasî iktidarın en başta gelen unsuru hükümdardı. Türk hükümdarları; şanyü. kağan, hakan, han, yabgu. il teber, idi-kut ve erkin gibi unvanlar kullanmışlardır. Türk devletlerinin en zayıf yönü, veraset (mirasta hak sahibi olma) konusunun belli bir kurala bağlanmamış olmasıydı. Kutlu hanedan soyundan olanlar hükümdar olabiliyordu. Tanrı tarafından hakana verildiği düşünülen yönetme hakkı (kut), kan yoluyla babadan erkek çocuklara da geçiyor, bu da tüm çocuklara, taht üzerinde hak sağladığına inanılıyordu. E OKUYALIM KAĞAN OLMA TÖRENİ Tanr nın kut verdiğine inanılan ve kurultayda seçilen kişi, ülkenin hakanı olurdu. Sonra cülus (tahta çıkma) merasimi düzenleniyordu. Göğe çıkar gibi tahta çıkma töreni denilen bu tören şu şekilde cereyan ediyordu: Kağan, keçe üzerine oturtuluyor ve dokuz defa döndürülüyor, her dönüşte halkı selamlıyor, sonuçta dokuzuncu semadaki Tanrı nın yanına ulaştığına inanılıyordu. Muhtemelen bu törenin devamı olarak beyler, vezirlerle bir araya gelip saray ortasına bir siyah keçe döşeyip kağanı getirip keçenin üzerine oturtuyorlardı. Beyaz elbise içindeki beyler, yeni kağana bağlılıklarını Yukarıda güneşe bak, baki olan Tanrı yı itiraf eyle. Sen onun gölgesisin. Kendi tedbirini onun muradına uydur. Aksi hâlde sana sadece bu siyah keçe kalır. şeklinde dile getiriyorlardı. Sonra kırmızı elbiseler giyip başlarına birer sorguç (ko- 112
9 tuz) takıyor ve kağana taç giydiriyorlardı. Bunun ardından seçilen kağanın boynu ipek bir kaytanla sıkılıyor ve kaç yıl kağan olarak kalacağı soruluyordu. Bu bir nevi hizmet isteme andı olarak değerlendirilmektedir. Yrd.Doç.Dr. Osman KAŞIKÇI, Eski Türklerde Devlet Başkanlığı-Hakanlık, Türkler Ansiklopedisi: C 2, s. 890? Metinde verilen bilgilere göre o günkü Türk kültürü ve inancıyla ilgili hangi bilgilere ulaşılabilir? Tarih boyu hanedana mensup Türk hükümdarlarının tahta çıkışı başlıca dört şekilde gerçekleşmiştir: a)hanedan üyeleri arasındaki siyasi ve askerî mücadeleyi kazanan hükümdar olarak tahta çıkıyordu. Türk tarihinde, tahta çıkmada en sık rastlanan usul bu idi. Mücadele, kardeşle kardeş arasında olabileceği gibi amca ile yeğen, baba ile oğul arasında da olabiliyordu. Türk kültüründe ana-babaya itaat esas olmakla birlikte hükümdar bunun dışında tutulmuştur. Babasını devirip tahtı ele geçiren hiçbir Türk hükümdarını kamuoyu suçlamamıştır. b)hükümdarın rakipsiz aday olması kolayca tahta çıkmasını sağlıyordu. c)hükümdarın tahta çıkmasındaki diğer şekil ise seçim usulü idi. Hükümdar ölünce, yüksek dereceli meclis (kengeş, toy. kurultay veya meşveret meclisi) toplanır, hanedan üyelerinden birini hükümdar seçerdi. Meclis desteğini alan hanedan üyesi genellikle hükümdar olurdu. d)hükümdarın tahta çıkışında uygulanan diğer bir sistemde ekberiyet sistemi idi. Bu sistem uzun süre tartışılmış, sonunda XVII. yüzyıl başında Osmanlı Devleti hükümdarı I. Ahmet ( ), kardeş katli geleneğine son vererek ekber ve erşed (hanedan üyelerinin ekber; büyük olanının erşed ise, en akıllı ve sağlıklı olanının hükümdar yapılması) sistemini uygulanmaya başlamıştır. Tahta çıkış usullerinin hepsi Türk töresi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Türk örf hukuku da denilen Türk töresi, Türk devlet ve sosyal hayatını düzenleyen hukukî kuralların bütünü idi. Yazılı olmayan bu kurallar, Türk topluluklarında canlılığını sürdürmüş ve vazgeçilmez olmuştur. Türk töresinin vazgeçilmez prensipleri arasında; adalet, iyilik, eşitlik, güzel ahlâk, haksızlığa karşı durmak, tüm insanlara karşı merhametli olmak ve tolerans sayılabilir. 113
10 Türk hükümdarı görünüşte, yaptıklarından ancak Tanrı ya karşı sorumlu idi. Fakat hükümdarın töreye aykırı hareket etmesi de zordu. Töreye aykırı hareket eden hükümdar Türk toplumunca Tanrı nın Kut u ondan geri aldığı inancıyla, tahttan indirilirdi. Görüldüğü gibi Türk töresi, Türk varlığını tamamen kuşatmıştı. Bu yüzden eski inanışta II gider, töre kalır denilerek, törenin devletten bile önde geldiği vurgulanmıştır. Türk kağanı aynı zamanda yeryüzünün yani insanlığın hükümdarıdır. Hükümdarda birtakım özelliklerin de bulunması gerekiyordu ki ancak bu özelliklere sahip olan şahıs hükümdar olabiliyordu. Bu özellikler; bilgelik (akıllılık), alplik (cesaret ve kahramanlık), erdemlilik ve adillik idi. Bu değerlere sahip olan hükümdar, halkının hak ve hukukunu gözeterek huzur ve sükûnu sağlardı. Kök Türk Kitabelerinde belirtildiği gibi, Türk hükümdarlarının görevleri şunlardır: Tebaa (halk) aç ise doyurmak, çıplak ise giydirmek, sayıca az ise çoğaltmak, halkı refah içinde yaşatmak, töreyi (kanunları) düzenleyip uygulayarak, mali istikrarı, dirlik ve düzenliği sağlamak, adaleti temin etmekti. Türklerde hükümdarın ailesine hanedan denilmiştir. Egemenlik anlayışının bir sonucu olarak da hükümdarlık bir aile mirası kabul edilmiştir. Tanrı bağışı olan Kut un kan yoluyla hükümdardan bütün erkek çocuklarına geçtiği düşünülmüş, bundan dolayı da hanedanın her üyesi tahtta hak iddia edebilmiştir. Hükümdar olmak için hanedan üyelerinin birbirleriyle yaptıkları mücadelede, üstün gelerek tahta fiilen sahip olanın gerçek kut ile donatıldığına inanılmıştır. Hükümdarın çocukları tigin unvanı ile anılırdı. Hükümdar, hanedanın diğer üyelerini ülkenin çeşitli idarî bölümlerine gönderirdi. Orta Asya Türk devletlerinde, hakanlar genellikle ülkenin doğusunda otururlar, batıya da aileden birini yabgu unvanıyla gönderirlerdi. Diğer yörelere de idareci olarak ailenin diğer fertleri atanırdı. Türk devletlerinde egemenliği temsil eden bir takım semboller vardır. En önemli egemenlik sembolleri; hükümdarın kullandığı unvanlar, adına bastırdığı para, devletin yönetildiği saray, taht (örgin), otağ (hakan çadırı), tuğ, mühür, bayrak, davul, yay ve sorguç idi. Devletin merkezi olan ordu (çadırkent) ve çeşitli vesilelerle verilen toy(şölen) da hükümdarlık sembolü sayılırdı. Bu semboller sadece hükümdar tarafından kullanılabilir, başkaları tarafından kullanılamazdı. Kullanılması hükümdara isyan etme ile eş anlamlıydı. HATUN(Katun): Türk devletlerinde hükümdarın eşine hatun denirdi. Türk devletlerinde hatunların önemiyle ilgili aşağıdaki metni okuyunuz. 114
11 E OKUYALIM KATUN Türk devletlerinde kağandan sonra ikinci sırayı katun almaktadır. Günümüz Türkçesinde ise bu adı kadın şeklinde görmekteyiz. Katunlar, kağanlar gibi töre ile katunluk makamına oturuyorlar ve kağanla beraber idarede bulunuyorlardı. Meşhur seyyah İbn Batuta da, Özbek Han ın hatunlarının en büyüğünden bahsederken şöyle diyor: Sultanın en beğendiği ve eşlerinin başı olan kadın saraya gelince, han onu kapıda karşıladı. Elinden tutarak içeri getirdi ve tahtına oturttu. Ondan sonra da kendisi makamına geçti. Bu durum, kadının devlet hiyerarşisinde ve sosyal hayattaki mevkiini gösteren en çarpıcı delillerdendir. Kağan öldüğü zaman, yerine geçecek olan çocuğu küçük ise, o vakit katunun devleti oğlu adına yönettiğini de görüyoruz. Bu örneklere Kök Türkler, Selçuklular ve Osmanlılar gibi büyük Türk devletlerinde rastlanmaktadır. Savaşlarda katunlar, kağanların yanında yer alırlardı. Eski Türkler kendi aralarında veya başka milletlerle yaptıkları mücadelelerde ele geçirdikleri kadınlara da dokunmazlardı. Kadınlar zaman zaman ordulara bile komuta ediyorlardı. Mesela Sabar hükümdarı Balak dan sonra görevini devralan eşi Bug-arık Hatun savaşçılığı, idareciliği ve güzelliğiyle meşhur bir Türk kadınıdır. O, kişilik Sabar askeri kuvvetine de komutanlık yapıyordu. Bizans imparatoru I. Justinianos ( ) çeşitli gümüş vazolar ve diğer zengin hediyeler Resim 04.03: Katunun Temsili Resmi karşılığında Bug-arık ile anlaşmayı seçmişti (528). Kafkasya daki Tölös-Ogur boylarından birisinin başında, 576 larda Ak Katun adında bir kadın bulunuyordu. Yine, Uygur birliğinin temellerini atan İl-teber Pusat ın annesi son derece otoriter ve törelere sadık bir kadındı. Katunların devlet meclislerine katıldıklarını ve oy sahibi olduklarını da görüyoruz. 725 te, Çin den gelen elçiyi karşılayan heyet arasında Bilge Kağan ın karısı Po-fu Katun da yer aldığı gibi, ler de Hazar beyi öldüğünde, ülkenin yönetimini anası Bars Bike üstlenmişti. 115
12 TARİH 5 Bununla beraber Türk kadını her sahada erkeğiyle omuz omuza uğraş veriyordu. Ama başlıca görevi çocuklarını yetiştirme, çadır işçiliği, hayvanlara bakma, yiyecek ve içeceklerin hazırlanmasıydı. Zaman zaman Türk toplumunda kadının mevkiinin ne kadar yüksek olduğunu anlamak için, eski devirlerde Türk yurtlarını gezen seyyahların notları bizlere çok mükemmel ipuçları sunmaktadır. İşte bunlardan birisi olan İbn Batuta nın hatıralarında, Türk kadını hakkında şunlar söylenmektedir: Bu ülkede gördüğüm ve beni epeyce şaşırtan davranışlar arasında, burada erkeklerin kadınlara gösterdikleri aşırı saygıdır. Türk kadınları yüzleri açık dolaşırlar, erkeklerden kaçmazlar. Pazarlarda alış-veriş yaparlar. Bazen kadınlara erkekleriyle beraber rastlarsınız ve o vakit bu adamları, onların hizmetkârları sanırsınız. Sadettin Gömeç, Kök Türk Tarihi, S, ? Günümüzde kadın haklarını araştırınız. Yaptığınız araştırmada elde ettiğiniz verilerle eski Türklerde kadınlara verilen değeri kıyasladığınızda hangi çıkarımlarda bulunulabilir? Meclis ve Hükümet Resim 04.04: Oğuzhan ın Meclisinin Minyatürü 116
13 Türk devletlerinde, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclise toy, kurultay veya kengeş adı verilmiştir. Bu meclisler, yılın belli zamanlarında toplanırlar ve devletin ana meselelerini görüşürlerdi. Hakan, meclisin tabiî başkanıydı. Hakanın katılmadığı zamanlarda meclise aygucı veya üge denilen vezir başkanlık ederdi. Aygucı; bu günkü başbakan seviyesindeki kişidir. Bunlar hanedan mensupları dışında, devlete hizmet etmiş yetenekli, bilgili ve halkın sevdiği kişiler arasından seçilirdi. Asya Hunlarında Kutuhou, Avrupa Hunlarında Onügez, Köktürklerde Tonyukuk, Uygurlarda Kutlu eski dönem Türk tarihinin meşhur vezirleridir. Meclise asker-sivil bütün devlet adamları, boy beyleri, bağlı bulunan çeşitli kavimlerin yöneticileri ve hükümdar eşleri katılırdı. Meclis, genellikle hükümdarların ölümlerinden sonra, savaş ve banış kararlarının alınacağı zamanlarda ve millî felaketlerde toplanır, en üst düzeyde kararlar alırdı. Meclislerin yanı sıra siyasî teşkilatlanmanın en önemli kurumu günümüzde bakanlar Kuruluna karşılık gelen Ayukı idi. Burada yönetimle ilgili kararlar almak ve alınan kararları uygulamak amacıyla devlet yetkilileri bulunurdu. Günümüzde bakan dediğimiz hükümet üyelerine Türk devletlerinde buyruk deniliyordu. Uygurlarda buyruklar büyük önem kazanmışlardır. Kağan ın gücünün zayıflamasıyla birlikte buyrukların güçlenmesi, Uygur Hakanlığı nın çökmesine neden olan sebeplerden biri olmuştur. Örneğin eski Büyük Buyruk Baga Tarkan 776 yılında Uygur Kağanlığını ele geçirmiştir. Tamgacılar ise, devletin çok önem verdiği dış siyaset işlerini yürüten görevlilerdi. Bunlardan başka, ülkenin denetim ve vergi işleriyle ilgilenen tudun unvanlı görevlileri de vardı. Aşağıdaki tablodan bazı görevlileri inceleyiniz: İlteber/erkin Kül erkin Yüksek devlet memuru, idareci Oğuzlarda hükümdar apa tarkan / tarkan / baga tarkan / buyruk Bakan, nazır, komutan inanç/inal/ataman Tigin eğitmeni tudun Vergi memuru tutuk Askeri vali bitikçi katip emçi / otacı tabip 117
14 E OKUYALIM TÜRK DEVLETLERİNDE MECLİS Hun devletindeki meclis taşıdığı büyük ehemmiyet, kuruluş tarzı ve idari fonksiyonundan dolayı birçok araştırıcı tarafından Devlet Meclisi veya Millet Meclisi olarak belirtilmiştir. Hunlar devletin geleceğini ilgilendiren bütün önemli kararları mecliste almışlardır. Devleti ve toplumu doğrudan ilgilendiren bütün meseleler kurultaylarda görüşülmüştür. Kurultaylarda toplanış gayeleri esas alındığında çeşitlilik göstermektedir. Bunları savaş, barış, göç, isyan, elçiler ve yargıyla ilgili kurultaylar olarak belirleyebiliriz. Kök Türklerde de Hunlardaki gibi toplantılar yapılmaktaydı. Kök Türklerin yapmış olduğu büyük toplantı da, Hunlardaki gibi 5. ayda, yani Mayıs ayında bir Bahar bayramı şeklinde yapılıyordu. Kök Türk kağanı ve devletin diğer ileri gelenleri her yılın 5. ayında, yani Mayıs ayında toplanıyorlardı ve bu törene halk da katılıyordu. Öteki Türk devletlerinde de benzer meclisler vardı. Attila zamanında 448 yılında Bizans elçi heyetine dâhil olarak Hun başkentine giden tarihçi Priskos, Bizans tekliflerini müzakere eden bir Hun Seçkinler Meclisi nden bahsetmektedir. Ayrıca, Tabgaç devletinde böyle bir meclis, (Devlet ve Nazırlar Meclisi), Hazar Hakanlığında bir İhtiyarlar Meclisi mevcuttu. Peçeneklerde de önemli kararlar mecliste alınmaktaydı. Uygurlarda da kurultaylar toplanmakta idi. Mesela, yıllarında Turfana gelmiş olan ünlü Çinli elçi ve seyyah Wang Yen-te nin gezi raporunda Uygur devletinin halk toplantısı çeşitli yönleriyle anlatılmıştır. Buradan Uygurlarda tam bir demokratik idarenin olduğu ve sosyal adaletin tam olarak kurulduğu anlaşılmaktadır. Hatta Uygur toplumunda herkesin çalıştığı ve çalışmayanlara da devletin yardım ettiği seyyah tarafından belirtilmektedir. Oğuzlarda da ortak sorumluluk anlayışının hâkim olduğu bir çeşit demokratik özellikleri taşıyan anlayış vardı. Oğuzlar devlet meselelerini Kengeş adını verdikleri bir çeşit kurultayda görüşerek, karara bağlamaktaydılar. Mesela Oğuzlar, Bulgar Türk devletine gitmek için yola çıkan Halifenin elçilik heyetine ülkelerinden geçiş izni verip vermeme konusunda toplanmışlardır. Bu konuda müzakereler bir hafta sürmüş ve sonuçta heyetin yoluna devam etmesine karar vermişlerdir. 118
15 Bu hadise devleti idare yetkisinin hükümdar dâhil, hiç kimsenin tek başına elinde toplanmamış olduğunu göstermektedir. Ortak sorumluluk sistemi bütün devlet yapısına hâkimdi. İlhami Durmuş, Türklerde Cumhuriyet Fikrinin Tarihi Temelleri, Gazi Akademik Bakış Dergisi, C, 1, S 26, 27, 28? Türk devlet yönetimindeki meclislerin görevleri nelerdir? İkili Teşkilat Türklerde ilk devlet teşkilatı, Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han tarafından yapılmıştır. Ülke sağ-sol, doğu-batı şeklinde ikiye ayrılarak yönetilmiştir. Bu ikili teşkilatın kaynağı, Türklerin Gök Tanrı inancıyla ilgili idi. Güneşin doğduğu taraf kutsal sayıldığı için yönetimde doğu bölgesi batıya göre üstün kabul edilmiştir. Bu anlayışla hakan ülkenin doğu kanadında otururdu. Batı kanadım ise yabgu unvanıyla hükümdarın kardeşi yönetirdi. Yabgu, iç işlerinde serbest, dış işlerinde ise büyük hakana bağlı idi. Hükümdar çocukları olan tiginler, devleti yönetme konusunda deneyim kazanmaları için ülkenin çeşitli yerlerine şad unvanıyla yönetici olarak gönderilirlerdi. 3. ordu Bir milletin sosyal yapısı, ekonomik ve kültürel hayatı ile devlet teşkilatı çok mükemmel olabilir. Ama bunların özellikle dış tehlikelere karşı korunması ve devam ettirilmesi için güçlü bir askeri teşkilata da ihtiyaç vardır. Türklerde askerlik para karşılığında yapılan bir meslek olarak görülmezdi. Bu nedenle Türk ordusu ücretli askerlerden oluşmazdı. Türklerde kadın-erkek, genç-yaşlı herkes asker sayılır ve gerektiğinde orduya katılırdı. Türkler askerliği vatan görevi olarak gördükleri ve her zaman savaşa hazır bir durumda bulundukları için tarih boyunca ordu millet olarak adlandırılmışlardır. Resim 04.05: Bir Hun Savaşçısı 119
16 Türklerin büyük devlet kurmalarındaki en önem etkenlerden biri güçlü ordulara sahip olmalarıdır. Bu yüzden ordu Türk devletlerinin hem temelini hem de başlıca güç kaynağını oluşturmuştur. Eski Türklerde bütün erkekler doğuştan asker oldukları gibi, Türk ordusunun ve milletinin mücadeleye daima hazırlıklı bulunmasının nedenleri arasında, Orta Asya bozkırlarında yaşamanın güçlüğünün yanı sıra, onların sosyal hayatlarının tesiri de vardır. Ekonomilerinin esası konar-göçer hayvancılığa dayalı olan Türkler, yılın yarısından fazlasını hayvanlarının peşinde, dağlarda ve yaylalarda geçirdiğinden, bünye olarak sağlam bir yapıya sahiptiler. Üstelik yine yılın belirli aylarında zaman zaman bizzat kağanın başkanlığında, bazen da beylerin sevk ve idaresinde bir çeşit askeri talim özelliği taşıyan sürek avları düzenleniyordu. Bu da Türklerin savaşa ve harp manevralarına daima hazırlıklı olmaları demekti. Ayrıca insanlar çocukluklarından itibaren koyunların üzerinde ata binmeyi, yay ve oklarla kuşlara nişan almak suretiyle atıcılığı öğreniyorlardı. İyi birer savaşçı olmaya mecburdular, çünkü harp ganimetlerinden elde edilen gelirler de önemli bir meblağ tutuyordu. Araştırmacılar, Türk ordusunun diğer kavimlerin askeri yapılarından farklı olan üç yönünü tespit etmiştir: 1. Türk ordusu ücretli değildir. 2. Türk ordusu daimidir. 3. Türk ordusu temelde atlı birliklerden oluşur. Resim 04.06: Türk Kara Kuvvetlerinin Amblemi İlk düzenli ordu Büyük Hun Hükümdarı Mete tarafından kurulmuştur. Mete nin tahta çıkış tarihi olan MÖ 209 yılı Türk Kara Kuvvetleri nin kuruluş tarihi ol kabul edilmektedir. Türk ordusu günümüze onlu sistem e göre; teşkilatlandırılmıştır. Onlu sisteme göre; en büyük birlik 10 bin kişilik olup bu birliğe tümen adı verilmiştir. Tümenlerde 1000 li, 100 lü ve 10 lu olmak üzere kademeli olarak küçülen birliklere ayrılmaktadır. Bu birliklerin başlarında da derecelerine göre, tümenbaşı, binbaşı, yüzbaşı, onbaşı gibi unvanlar taşıyan birer komutan bulunurken en küçüğünden en üst rütbesine kadar ordu belli bir kumanda zincirine bağlanmıştır. Devletin güçlerinin tamamı öncelikle kabile, soy vb. ayrılıklarına bakılmaksızın 10 lu sisteme göre taksim edilip sonra da merkezden tayin edilen kumandanlar ile tek elden sevk ve idare edilmiştir. Türk ordu teşkilatı, Romalılardan Ruslara, Moğollardan Çinlilere kadar pek çok ulusça taklit edilmiştir. 120
17 Türkler ordularını o dönem için modern sayılabilecek silahlar ve savaş aletleriyle donatmışlardır. Başlıca savaş aletleri; çift kavisli yaylar, ıslıklı oklar, çengelli temrenler, yangın mermili mancınıklar, kargı, mızrak, süngü, kalkan ve kılıçtı. Miğfer (tolga) ve zırh (yarık) onları savaşlarda koruyan en önemli aletlerdi. At, Türklerin günlük yaşantısında olduğu kadar, askerlikte de vazgeçilmez bir unsurdu. Türkler at sayesinde her türlü savaş manevrasını ve taktiğini en iyi şekilde uygulamışlardır. Savaşlarda Türk kağanı ordunun başında bulunur ve orduya bizzat komuta ederdi. Hükümdar ailesinin fertleri ile akraba boyların başkanları Ordunun diğer komuta grubunu oluştururdu. İdarecilerin hepsi aynı zamanda ordu kumandanları idi. Ayrıca sınır boylarında doğrudan doğruya kağana bağlı askerî birlikler de vardı. Bu askerlerin başında başlarında şad denilen komutanlar bulunurdu. Köktürk kağanlarının bahadırlardan seçilmiş özel bir muhafız birliği bulunmaktaydı. Bu muhafız birliğinin askerleri ise böri (kurt) adıyla anılmaktaydı. Savaş zamanında düşman ordusunun durumunu öğrenmek için yelme denilen keşif kolu gönderilmekteydi. Resim 04.07: Savaş Aletleri Mani dinini kabul eden Uygurlar, yerleşik hayata geçip et tüketimini bıraktıkları için zamanla askerî özelliklerini kaybetmişlerdir. Türk ordusunun iki önemli savaş taktiği vardı; bunlar sahte ricat ve pusu kurma idi. Türklerin uzun yıllar başarıyla uyguladıkları sahte ricata Turan Taktiği, bazı kaynaklarda da kurt kapanı adı da verilmiştir. Bu taktik; 1071 Malazgirt, 1396 Niğbolu, 1526 Mohaç ve en son olarak da 26 Ağustos 1922 de Atatürk tarafından Büyük Taarruz da başarıyla uygulanmıştır. Bu savaş taktiğiyle ilgili aşağıdaki metni okuyunuz. E OKUYALIM TÜRKLERDE TURAN TAKTİĞİ ve BAZI SAVAŞ KURALLARI Türkler savaşa başlamadan önce, esas kuvveti saklama ve yedek güç ayırmaya büyük önem veriyorlardı. Tarihte Türk savaş taktiği Kurt Kapanı, Kaz Ayağı ve en çok bilinen şekliyle Turan Taktiği olarak anılmıştır. Turan taktiğinin en mühim özelliği 121
18 sahte ricattır(geri Çekilme). Düşmanla karşılaşılmadan evvel Türkler, savaş meydanının sağına ve soluna birtakım kuvvetlerini saklarlar. Daha sonra düşman ordusu Türk akıncılarıyla karşılaşıp, onların da geri çekildiğini görünce, bütün güçleriyle saldırırlar. Türkler bu çekiliş esnasında bile, arkalarına dönerek çok mükemmel ok atabilirlerdi. Neticede önceden gizlenmiş olan Türk askerleri düşmanın sağını ve solunu çevirerek, çember içerisinde rakiplerini yok ederler. Hunlar savaşa girmeden evvel düşmanı ok atışlarıyla yıpratıyorlar ve bunu onları yorana kadar sürdürüyorlardı. Türk ordusunun savaş sırasında saf tutması da belirli bir düzen dahilindedir. Mesela Çin kaynaklarından elde ettiğimiz bilgilerde; milattan önce 3. yüzyılın başlarında Hun orduları Çin imparatoru Kao-ti yi kuşattıklarında, Türk süvarilerinin atlarının rengine göre dizildikleri söylenir. Buna göre batıda kır atlar, doğuda gök, kuzeyde yağız, güneyde de doru atlar yer alıyordu. Hatta batıdaki Peçeneklerin yurt dağılımları bile atların rengi esasında oluyordu. Hiç şüphesiz askeri araç ve gereçlerin içerisinde Resim 04.08: Turan Taktiği atın yeri çok önemlidir. Adeta Türk, at ile özdeşleşmiştir. Onlar hakkında bilgi veren Batılı yazarlar; at başka bir kavmi sırtında taşır, fakat Türkler at üstünde ikamet eder. Onlar ata sanki yapışmış gibidirler, diyorlar. Türk, kendisinden ziyade atına önem verir. Kapının önüne at bağlamak ululuk ve büyüklük işaretidir. Türk e dile benden ne dilersen diye sorulsa, at ile silah der. Alış-verişlerini at sırtında yaparlar, yerler, içerler. Mübalağasız onun boynuna sarılarak, tatlı rüyalara dalıp, uyurlar. Görüşmeleri bile at üzerinde olan bu insanların, çiftçi halkların yaya ve durarak savaşmalarına karşılık, atlarıyla çok süratli muharebe taktikleri geliştirdiklerini görüyoruz. Bundan başka Hazar Kağanlığından bahseden kaynaklar; ordu sefere çıktığında her askerin yanında iki metre boyunda, ılgın ağacından kazıklar bulundurduğunu, konakladıkları zaman her kesin yanındaki bu kazıkları düzgünce yere sapladı- 122
19 ğını, kalkanların bu direklere dayandırıldığını ve böylece kısa bir zaman içerisinde karargâhın etrafının sanki surlarla çevrilmiş gibi olduğunu söylerler. Savaşın vakti de iyi seçilmeliydi. Türk-Hunlar düşmanlarına dolunay vakitlerinde saldırıyorlar, ay küçülmeye başlayınca da geri çekiliyorlardı. Yağmurlu, karlı ve tozlu günlerden kaçınırlardı. Çünkü yağmur yağdığında yayların kirişleri gevşer; tozlu ve bulutlu zamanlarda da hedefler iyi görünmezdi. Ayrıca ordu sefere çıktığında, beraberinde yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayan hayvanlar ile un çeşidinden gıdalar da bu işlerle vazifeli kişiler tarafından kağnı arabalarıyla taşınıyordu. Sadettin Gömeç, Kök Türkler, S ? 1. Ordu millet anlayışının Türklere sağladığı yararlar neler olabilir? 2. Atın Türklerin hayatındaki önemi ile ilgili neler söylenebilir? 3. Türkler savaşın vaktinin iyi seçilmesine niçin önem verirler? 4. Turan taktiği tarih boyunca birçok savaşta niçin uygulanmış olabilir? 4. DİN VE İNANIŞ İlk Türk devletleri dini bir yapıdan çok siyasi yönleriyle ön plana çıkmışlardır ve toplumda din adamları ayrı bir sınıf oluşturmamıştır. Türk Devletleri nde dikkat çeken inançlardan biri Şamanizm dir. Şamanizm bir din değildir. Daha çok büyü ve gizli güçlere inanma biçimidir. Bu inanç sadece eski Türk topluluklarında değil, Alaska, Asya, Kuzey Amerika, Amazon bölgesi, Afrika, Avustralya ve Kutup bölgeleri gibi dünyanın çeşitli yerlerinde de varlığı bilinen bir kültürdür. Bu inancın temsilcilerine şaman ya da kam adı verilmiştir. Samanlıkta şifa vericilik esastır. Şamanlar, Şamanizm ile ilgili ayinleri ve törenleri yönetirlerdi. Ruhlarla insanlar arasında aracılık yaptıklarından dolayı şamanlar insanlar arasında korku ve saygı uyandırırlardı. Fakat Türklerde Şamanizm in varlığı hakkında herhangi bir yazılı belge yoktur. Türklerde Totem İnancı Totem; klan denilen küçük ilkel topluluklarca dokunulmazlığına ve kutsal sayıldığına inanılan bazı canlılardır. Bu topluluklar, soylarının totem kabul ettikleri canlıdan geldiğine inanırlardı. Ancak Türklerde bu şekilde bir totem inancı yoktu. Sadece, bozkırın vahşi ve ehlileştirilemeyen hayvanı olan kurdun, Türk inanışları 123
20 içinde kutsal bir varlık olarak görüldüğünü bilmekteyiz. Fakat kurda tapınma olayı Türklerde söz konusu değildir. Genel olarak eski Türklerin dinî inançlarını üç grupta toplamak mümkündür: a) Tabiat Kuvvetlerine İnanma Eski Türkler dağ, tepe, ay, yıldız, akarsu gibi tabiat varlıklarını kutsal sayıyorlardı. Bu varlıklarda bir nevi gizli kuvvetlerin var olduğuna inanıyorlardı. Türkler ruhları iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayırıyorlardı. Doğada bulunan bu ruhlara idik yer-su (Kutsal yer-su) ismini vermişlerdi. Türkler ayrıca, yağmur yağdırmak, rüzgâr estirmek için sihirli olduğuna inanılan Yada Taşı nı da kullanmışlar ve kutsal saymışlardır. Köktürkler beşinci ayın ikinci yarısında Gök Tanrı ya ve atalara kurt-ata mağarasının önünde kurbanlar takdim ederlerdi. Ölüm, Türklerde uça barmak, yani Uçarak gitme şeklinde ifade edilirdi. Ruhun uçarak tanrı katına ulaştığına inanılırdı. Hunlar, Kök Türkler, Uygurlar ve Oğuzlar ölünün hatırasına yuğ adı verile törenler düzenlerlerdi. Bu törende ölen kişi için yas tutulur, ölünün bulunduğu çadırın etrafında atlarla dolaşılır, at ve koyun kurban edilerek ziyafetler düzenlenirdi. Köktürkler, cenaze töreni için yaprak dökümünü (sonbahar) ya da ağaçların yapraklanmasını (ilkbahar) beklerlerdi. Bu bekleyiş sırasında kurgan adı verilen mezarlar hazırlanırdı. Bu süre içerisinde cesedin bozulmaması için ölüler mumyalanırdı. Türk hükümdarları ve kahramanları öldükleri zaman mezarlarının başına hayatta iken savaşıp öldürdükleri tanınmış kişilerin sayısı kadar insan biçiminde yontulmuş taş dikilirdi. Dikilen bu taşlara balbal denirdi. Cenaze eşük denilen kefen ile toprağa verilirdi. Öldükten sonra, ölen kişinin dünyadaki gibi aynı hayat şeklini öbür dünyada da yaşayacağı inanışından dolayı ölen kişi ile birlikte ona ait olan atı, silâhları, sevdiği eşyaları da gömülürdü. Resim 04.09: Balbal resimleri 124
21 b) Atalar Kültü TARİH 5 Eski Türklerde ölmüş büyükler ve atalara ait hatıralar kutsal sayılırdı. Baba ve genellikle ataların öldükten sonra ruhları aracılığı ile aile bireylerini korumaya devam ettiklerine inanırlar, bu nedenle de onlara karşı duydukları minnet hissi ile atalara kurbanlar keserlerdi. En değerli kurban at idi. Atalara ait hatıralara verilen önem, mezarlara yapılan saldırıların ağır bir şekilde cezalandırılmasından da anlaşılmaktadır. Attila nın çıktığı I.Balkan Seferi nin nedenlerinden biri olarak, Hun hükümdar ailesi mezarlarının, Bizans ın Margos piskoposu tarafından açılarak soyulmuş olması gösterilmektedir. Bu harekete sebep, Türklerin ölülerini silâhları ve kıymetli eşyaları ile birlikte gömmeleri idi. Çünkü Türkler, ölümden sonra ikinci bir hayatın varlığına ve ruhların ölümsüz olduklarına inanırlardı. Ailenin kurucusu ve koruyucusuna gösterilen bu saygı ve minnet hissi İslami devirde biraz değişerek devam etmiştir. Nitekim sultanların tahta çıktıklarında, atalarının mezarlarını ziyaret etmeleri bu âdetin bir devamı sayılmıştır. c) Gök Tanrı İnancı (Dini) Eski Türk topluluklarının dinî inanışlarına göre, Gök Tanrı tek yaratıcı olarak kabul edilmekteydi. Gök Tanrı inancına göre; Tanrı tektir ve en yüce varlıktır. Sonsuz bir hayata sahip ezeli ve ebedi olan Tanrı, kâinatın yaratıcısı ve hâkimidir. Bu inanç sisteminde Ahiret inancı vardır. İyi insanlar uçmag a yani cennete, kötüler ise tamu ya yani cehenneme giderler. Din adamlarına kam adı verilmekteydi. Ancak din adamları imtiyazlı bir sınıf halinde değillerdi, devlet yönetiminde de rol almazlardı. Gök Tanrı dinindeki tek tanrı inancı, gelecekte Türklerin İslâm dinine girmelerini kolaylaştıran önemli bir neden olmuştur. Türkler için Gök Tanrı çok önemli idi. Çünkü onlara güç verdiğine, onları zafere ulaştırdığına ve millete hayat verdiğine inanırlardı. Nitekim Asya Hun Hükümdarı Mete Han, MÖ 176 yılında Çin imparatoruna gönderdiği bir mektupta, kendisinin Tanrı tarafından tahta çıkarıldığını belirterek, askerî zaferlerini Gök Tanrı nın yardımıyla kazandığını belirtmiştir. Türklerin Kabul Ettikleri Diğer Dinler Tarihin çeşitli dönemlerinde Orta Asya dan göç eden Türkler çeşitli bölgelerde, değişik kültür ve medeniyetlerle karşılaşarak etkileşim içinde bulunmuşlardır. Bu etkileşimin sonucunda da çeşitli dinlerle tanışmışlardır. İlk Türkler arasında en yaygın inanç Gök Tanrı dini olmakla birlikte, Çin de devlet kuran Tabgaçlar Budizm in 125
22 etkisinde kalarak ulusal kimliklerini yitirmişlerdir. Uygurlar, Budizm ve Maniheizm inançlarını benimserken, Macarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Tuna Bulgarları ve Kumanlar da Hristiyanlığı kabul etmişlerdir. Hazar halkı arasında ise Musevîlik, Hristiyanlık ve İslamiyet yayılırken İtil Bulgarları İslamiyet i seçmişlerdir. Bu devletler içinde dinî hoşgörüye daha f??????? sahip olan devletler Uygurlar ve Hazarlardı. Ancak, bu dinlerin hiçbiri İslamiyet kadar Türkler arasında yayılmamış ve etkili olmamıştır. İslamiyet dışındaki dinleri benimseyen Türk boyları, bulundukları coğrafyada azınlık olmanın da etkisiyle bir süre sonra Türklük özelliklerini kaybetmişlerdir. İslamiyet e geçenler ise benlik ve kimliklerini korumuşlardır. Bunda Gök Tanrı diniyle İslam dini arasındaki benzerlikler ve İslam dininin Türk karakterine uygunluğu etkili olmuştur. Türklerin kabul ettikleri dinler arasında sadece İslâmiyet olumsuz etkiye neden olmamış aksine Türk Milletine çok daha büyük hamleler yapma imkânını sağlamıştır. İslamiyet diğer dinlerin aksine Türklerin manevi cephesini yenilemiş ve tamamlamıştır. İslamiyet in insani ve ahlaki değerlerinin yanında herkesi çalışmaya, faaliyete, icabında cihada yani bedeni fedakârlığa teşvik etmesi mücadeleci ve hareketli Türklerin ruhuna hitap etmiştir. Türklerin içinde bulunduğu bu manevi ortamda Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlı Devleti gibi birçok Türk İslam devleti doğmuş, gelişmiş ve yaşamıştır.? 1. Türkler arasında farklı dinlerin yayılmasının sebepleri neler olabilir? 2. Türklerin İslamiyet i kabul etmelerinde Gök Tanrı inancının nasıl bir etkisi olmuştur? 3. İslam Dini Türk tarihi üzerinde nasıl bir etki yapmıştır? 5. HUKUK Hukuk, kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallardır. Orta Asya Türk devletlerinde ve toplumunda, sosyal hayatı düzenleyici hukuk kurallarına dair özel bir belge yoktur. Bu yüzden hukuk konusu ile ilgili bilgileri Çin yıllıkları ve Orhun Kitabelerinden öğrenmekteyiz. Töre, yaşanan hayatın zaman içerisinde sosyal ve hukukî yönden değer kazanmış ve benimsenmiş davranışlarından oluşan ve herkesin uymak zorunda olduğu kurallar bütünüdür. Yazılı olmayan bu hukuk kuralları toplum düzenini sağlayan ana prensiplerdi. Her konuda törenin ne olduğunu küçükler büyüklerden öğrenerek yetişirlerdi. Dolayısıyla araştırmacılar Türk töresini, Türk örf hukuku olarak da isim- 126
23 lendirmişlerdir. Törenin değişmeyen hükümleri adalet, iyilik ve eşitlikti. Devlet hayatında, aile içinde ve günlük hayatta törenin dışına çıkılmazdı. Töreye uymamak en büyük suç sayılırdı. Hükümdar da töreye uymak zorunda idi. Türk devletlerinde, sosyal düzeni sağlamada önemli yeri olan mahkemeler vardı. Mahkemenin başında bulunan kişilere yargan (hâkim) denilirdi. Bu mahkemeler adi suçlara bakardı. Kağan ın başkanlık ettiği mahkemeye ise yargu (yüksek devlet mahkemesi) denilirdi. Bu mahkemede siyasî suçlara bakardı. Türk töresi oldukça sert ve kesin hükümleri kapsıyordu. Cezalan ağırdı. Türk töresinde hırsızlık yapma, adam öldürme, ırza geçme suçlarının cezası çok katı idi ve tavizsiz uygulanırdı. Hırsızlara çaldığı malın (eşyanın ) on katı ödetilirdi. Daha hafif suç işleyenler ise on güne Resim 04.10: Terazi kadar hapis cezasına çarpıtılırlardı. Suçluların bizzat devlet tarafından cezalandırılması toplumda kan davası geleneğinin ortaya çıkmasını engellemiştir. İLK TÜRK DEVLETLERİNDE UYGULANAN CEZALAR At veya madenden yapılmış şeylerin çalınması karşılığında suçlu, çaldığı eşyanın sayı ve değerinin on mislini öderdi. Ordudan kaçma, vatana ihanet, adam öldürme ve barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası idamdı. Hayvan kaçıran hırsızın mallarına el konulur, aile fertlerinin hürriyetleri kısıtlanırdı. Ciddi bir tehlike olmadan ok ve yay kullanmak yasaktı. Hafif suçların işlenmesi karşılığında hapis cezası on günü aşmazdı. Bir kişi karşısındakinin bir yerini kırarsa ceza olarak atını verirdi. Eski Türklerde genellikle tek eşlilik mevcuttu. Miras hukukuna göre topraklar en küçük erkek çocuğa, taşınabilir mallar ise diğer oğullara verilirdi. Türk hukuku ilk kez Uygurlar tarafından yazılı hâle getirilmiştir. İslamiyet in kabulünden sonra Töreye dayalı örfî hukukla beraber İslam Hukuku da benimsenmiştir. 127
24 Türkler, uluslararası hukuk alanında yapılan anlaşmalara uyarlardı. Yabancı devlet elçilerinin dokunulmazlığı vardı. Savaşta aman dileyene kılıç çekilmezdi. Savaş ganimetini dağıtma konusunda da adaletliydiler. Bütün bunlar göstermektedir ki Türklerde çağdaşlarına göre çok ileri ve medeni bir adalet anlayışı vardı. Uygurlar döneminde ticari ilişkilerin gelişmesi ile kişiler arasındaki anlaşmazlıkları çözümleyecek kuralların yazılı hale getirilmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Türk hukuk ilk kez Uygurlar tarafından yazılı hâle getirilmiştir. İslamiyet in kabulünden sonra, Türk hukuku değişikliklere uğramıştır. Töreye dayalı örfî hukukla beraber İslam hukuku da benimsenmiştir.? Türklerde suçlara karşı uygulanan cezalar göz önüne alındığında toplumda hangi değerlerin ön planda tutulduğu söylenebilir? 6. YAZI, DİL ve EDEBİYAT Türklerde yazı çok eskiden beri kullanılıyordu. Örneğin MÖ V. yüzyıla ait Esik Kurganı nda yarısı kırık bir kabın üzerinde 11 harflik iki satır yazı bulunmuştur. Yine Hunlara ait ev araç gereçleri ve çeşitli eşyalar üzerinde de yazılara rastlanmıştır. Diğer milletler ait yazı örnekleriniz incelediğimizde; Almancanın en eski yazılı metinleri Merseburg Büyü Tekerlemeleri olarak adlandırılan iki küçük metindir ve MS 750 yılından sonralara aittir. İngilizcenin ilk yazılı belgeleri, 750 lerden sonraya ait küçük şiir parçalandır. Fransızcanın en eski yazılı belgesi 842 tarihine ait olan bir antlaşmadır. Türkler tarih boyunca Kök Türk, Uygur, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. Kök Türk ve Uygur alfabeleri Türklerin millî alfabeleridir. Köktürk alfabesi Türklerin kullandıkları ilk alfabedir. VI. yüzyıla ait Yenisey Yazıttları bu alfabenin ilk şeklini, Köktürk Kitabeleri ise en gelişmiş hâlini oluşturur. Köktürk alfabesi sadece kitabelerde değil Doğu Türkistan da bulunan muhtelif yazma eserlerde de kullanılmıştır. Aynı alfabe Bulgar, Hazar ve Peçeneklerde bazı değişikliklerle devam ettirilmiştir. Köktürk alfabesi 38 harf olup bunlardan 4 ü sesli, 26 sı sessiz, 8 i de birleşik harflerdir. Türklerin kullandıkları bir başka alfabe de Uygur alfabesidir. Uygur alfabesi 3 ü sesli 15 i sesiz olmak üzere 18 harften oluşmaktadır. Bu alfabede yazı sağdan sola yazılırdı. Harfler kelimenin başında, ortasında ve sonunda değişik şekiller alırdı. Bu 128
25 alfabe Timur İmparatorluğu ve devamında pek çok Türk devleti tarafından kullanılmıştır. Uygurların, XIII. yüzyılda Moğol egemenliğine girmelerinden sonra Uygur alfabesi, uzun bir süre Moğolların resmî yazısı olmuştur. Uygurlar Avrupalılardan yüzyıllar önce kâğıt yapmasını biliyorlardı. Bu yüzden Uygurlar yazılarını kâğıt üzerine yazmışlardır. Ayrıca hareketli harf sistemine dayanan matbaayı da Uygurların bulduğu, basılan Uygurca kitapların çokluğundan anlaşılmaktadır. Uygurlar, Resim 04.11: Uygur Yazısından Örnek Çin ve Hint eserlerinin pek çoğunu Türkçeye çevirmişlerdir. Bunun yanı sıra kendileri de çok sayıda yazılı eser meydana getirmişlerdir. Uygurlar döneminden kalan en önemli eserlerden biri olan Altun Yaruk, Çinceden Uygur Türkçesine çeviridir. Bu eserde Buda dinine ait dinî-ahlâkî konular işlenmektedir. Yine Sekiz Yükmek ve Kardeş Hikâyesi de en ünlü Uygur metinleri arasındadır. Uygurlar ilk kez örgün eğitim kurumlarını oluşturarak; bilim, sanat, eğitim ve öğretimde öncülük yapmışlardır. Geliştirdikleri bilim ve kültür sayesinde Uygurlar Türk ve yabancı devletlerin saraylarında kâtiplik, bürokratlık, danışmanlık, tercümanlık, öğretmenlik ve kültür elçiliği görevlerini yerine getirmişlerdir. Dil Türk dilinin tarihi, milletimizin tarihi kadar eskidir. Türkçe Ural-Altay dil ailesinin Altay grubu içinde yer alır. Altay dilleri arasında Türkçe ile birlikte Moğol, Mançur ve Kore dilleri de vardır. Türkçenin ilk dönemlerine ait yazılı belge olmadığı için, Türk dilinin ilk dönemleri hakkında açık ve kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak, Orhun Kitabelerindeki ifade ve kelime zenginliğine bakılarak, Türkçenin varlığı çok eski zamanlara götürülmektedir. Edebiyat Edebiyat; duygu, düşünce ve hayallerin söz ve yazı halinde etkili bir şekilde anlatılması sanatıdır. Türk dilinin edebiyat ürünlerini sözlü ve yazılı olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz: 129
26 Sözlü Türk Edebiyatı Türk dilinin edebiyat olarak ilk örnekleri sözlüdür. Halk dilindeki destan ve efsaneler sözlü edebiyatın en önemli örnekleridir. Destan ve efsaneler bir milletin fikir ve düşünce tarihidir. Destan ve efsanelerde genellikle Türklerin düşünce ve inançları, millî kahramanlıkları anlatılmaktadır. Orta Asya Türklerinin en önemli destanları; Saka Türklerinin Alp Er Tunga ve Şu, Hun Türklerinin Oğuz Kağan, Kök Türklerin Bozkurt ve Ergenekon, Uygurların Türeyiş ve Göç, Kırgızların da Manas d????????????? E OKUYALIM GÖÇ DESTANI NDAN Çin elçileri, Uygur ülkesinin saadetinin Kutlu-Dağ adını taşıyan büyük bir kayaya bağlı olduğunu anlarlar ve prensesin alınmasına karşılık bu kayanın kendilerine verilmesini isterler. Hükümdar razı olur. Çinliler, taşıyamayacakları kadar büyük olan bu kayayı, çevresinde yaktıkları ateşle kızdırıp üstüne keskin sirke dökmek suretiyle parçalarlar ve parçalan arabalarla Çin e taşırlar. Bu büyük bir hadise olur. Memleketteki bütün kuşlar, hayvanlar kendi dilleriyle kayanın gidişine ağlarlar. Yedi gün sonra hükümdar ölür. Bundan sonra memleket felaketten kurtulamaz. Irmaklar kurur, göllerin suyu çekilir, topraklar çatlayıp ürün vermez olur. O tarihten sonra gelen hükümdarların çoğu hep erken ölür. Türk illerinde evcil, vahşi hayvanlar, kuşlar, konuşmasını bilmeyen bebeler Göç, göç! diye bağırmaya başlarlar. Uygur Türkleri, Tanrı dan gelen bu işaret üzerine yurtlarını bırakıp giderler. Nerede durmak isterlerse göç etmeyi buyuran aynı kutsal sesi duyarlar. En sonunda Beşbalık şehrini kurarlar. Yeniden, güçlü bir Türk devleti doğar. Seyit Kemal Karaalioğlu, Türk Edebiyatı Tarihi, Cilt I s den hazırlanmıştır.? Destanların tarih bilimine katkıları hakkında neler söylenebilir? Sav, koşuk ve sagular da Türk edebiyatının sözlü ürünleri arasındadır. Türkler, ölüm törenleri dediğimiz yuğ merasimlerinde matem şiirleri söylemişlerdir. Bu şiirlerden halka hizmet eden, halkın değer verdiği üstün komutan ve hükümdarlar için söylenenlere sagu denilmiştir. Buna örnek olarak Saka Türklerinin hükümdarı olan Alp Er Tunga nın ölümünden sonra ona söylenen saguyu verebiliriz. Koşuklar ise şö- 130
27 lenlerde kopuz (halk şairlerinin çaldığı saz) eşliğinde söylenip çalınan aşk ve tabiat konularını işleyen manzum (nazım ifade şekli ile ölçülü ve uyaklı biçimde yazılmış eser) eserlerdir. Savlar da atasözleridir. Bunlardan başka bazı Bizans kaynakları, Hunların kendilerine özgü halk türküleri söylediklerini yazmaktadır Yazılı Türk Edebiyatı Türk edebiyatının bilinen ilk yazılı örnekleri VI. yüzyıla ait Güney Sibirya daki Talas Nehri havzasında ve Yedisu bölgesinde rastlanılan Talas ve Yenisey Yazıtları ile doğu Moğolistan da Orhun Nehri civarında bulunan ve VIII. yüzyıla ait olan Kök Türk Kitabeleridir. Talas ve Yenisey Yazıtlarını ilk olarak ele alıp inceleyen, Finli bilim adamı Heikel (Heykel) olmuştur. Yenisey Nehri çevresindeki yazıtların çoğunluğu, bu nehrin güneyindeki, Kem Nehri nin kolları civarında bulunmuştur. Bu bakımdan Yenisey Yazıtları, Orhun Yazıtlarından daha eskidir. Talas ve Yenisey yazıtlarını, XVIII. yüzyıl başlarında gün ışığına çıkaran İsveçli Strahlenberg dir. Yazıtların çoğu mezar taşlan halindedir. Resim 04.12: Bilge Kağan Yazıtının Kök Türk Harfli Yüzünden Ayrıntı ORHUN YAZITLARI Orhun Nehri civarında bulunan Orhun Yazıtları, ile Güney Sibirya da Talas şehri havzasında bulunan Talas ve Yenisey Yazıtları, Türk dili ve tarihinin en eski örnekleridir. Bu yazıtlar 1893 yılında Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen (Vilhem Tomsen) tarafından okunmuştur. Kül Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları, Yolluğ Tiğin tarafından yazılmıştır. Orhun Yazıtları, üçü büyük olmak üzere birçok dikili taştan oluşmaktadır. Yazıtların bir yüzü Çince olup diğer tarafları Köktürk alfabesiyle yazılmıştır. Orhun Yazıtları, Tonyukuk (725), Kül Tigin (732) ve Bilge Kağan (735) adına dikilmiştir. 131
28 Türk adı, bir milleti ifade etmek üzere ilk olarak Orhun Yazıtlarımda kullanılmıştır. Orhun Kitabelerinin bulunması ve okunması, Türk kültür tarihi yönünde önem arz eder. Orhun Kitabeleri Türkçenin, Türk tarihinin ve Türk edebiyatının yazılı belgeleridir. E OKUYALIM Orhun kitabelerinde Türk boyları şöyle uyarılmaktadır: Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünmezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap bitkin düştün. Müstakil hakanlığına karşı kendin yanıldın. Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiği için Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu öldü, mahvoldu... Çin siyaseti ise şöyle anlatılmaktadır: Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi mülayim imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözüne, mülayim hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü. Türk Dünyası El Kitabı, C 1, Dil, Kültür, Sanat, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, s. 136 dan hazırlanmıştır.? Verilen bilgilere göre Kök Türk Kitabelerinin önemi hakkında neler söylenebilir? Son yapılan araştırmalarda Moğolistan da birçok Türkçe yazıt bulunmuştur. Bunlardan biri 1970 yılında tamamen gün ışığına çıkarılan Taryat (veya Terhin) yazıtıdır. Granitten ve bir kaplumbağa heykelinden oluşan bu anıt yazı, Uygur Hakanı Moyen-çor tarafından 753 yılında dikilmiştir. Yazıtta hükümdarın ağzından Kök Türk ve Uygur tarihi anlatılmaktadır. 7. EKONOMİ Ekonomi, tarım, ticaret, zanaat, sanayi ve hayvancılık gibi çeşitli kollara ayrılmaktadır. Yerleşik kültüre sahip topluluklarda ekonomi, genellikle tarım, ticaret, zanaat ve sanayiye dayanırken, bozkır ikliminde ve çevresinde yaşayan göçebe toplu- 132
29 luklarda da hayvancılık yani besicilik gelişmiştir. Fakat, hiçbir ekonomik faaliyet, tek başına toplumun ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşaması için yeterli olmamaktadır; az da olsa diğer ekonomik faaliyetlerle tamamlanması gerekmektedir. Türklerde hayvancılık ağırlıkta olmakla birlikte, belirli ölçülerde tarım, ticaret, zanaat ve sanayi de vardı. Hayvancılık Orta Asya nın iklimi ve yeryüzü şekilleri, Türklerin yaşadığı bu coğrafya da hayvancılığın gelişmesini sağlamıştır. Bu nedenle ilk Türk devletlerinde ekonominin temelini hayvancılık oluşturmuştur. Geniş bozkırlarda en çok beslenen hayvanlar at ve koyun idi. Bunlardan başka Türkler deve ve sığır da beslemişlerdir. Türkler beslediği hayvanların etinden, sütünden, yününden ve derisinden yararlanıyorlardı. Bunlardan elde edilen işlenmiş ürünler de ticaret mallarını oluşturuyordu. Eski Türklerde zenginliğin ve maddî gücün ölçüsü, at ve koyun sürüsü idi. Koyunun yününü eğirip ip yapan Türkler, ipi de halı, kilim ve kumaş olarak dokuyorlardı. Bilim adamlarının halının ana vatanı olarak Orta Asya yı göstermelerinin nedeni de budur. Bozkır hayatında sebzeye karşı fazla bir istek duyulmazdı. Türklerin en önemli yiyecekleri et idi. Türkler en çok at ve koyun eti yerlerdi. Eti konserve yapmayı biliyorlardı. Etten sonra en çok süt ve sütten yapılmış yiyecekler tüketirlerdi. Sütlü darı, peynir ve yoğurt en çok tercih edilen Türk yiyecekleri idi. Türkler çeşitli hamur işlerini de yapmayı biliyorlardı. Ayrıca kısrak ütünden elde edilen kımız Türklerin millî içkisi idi. Hunlarda canlı hayvan ihracatı ticarette ilk sırada gelirdi. Kök Türkler ise ihtiyaç fazlası hayvanlarını sınır kasabalarında, Çin ipeği ile değiştirirlerdi. Uygarlar, yerleşik hayata geçtiği için hayvancılıkta diğer Türk topluluktan kadar etkili olamamışlardır. Türkler, kışın korunaklı vadilerdeki kışlaklarda, yazın da verimli otlaklardaki yaylaklarda yaşarlardı. Yaylalardaki gür otlar hayvanlarını otlatmaları için uygun ortamlardı. Yaylaklarda kurdukları çadırları tamamen bir ev özelliğine sahipti. Kışlaklardaki evlerini ise genellikle kerpiçten yaparlardı. Hun Türklerinde hükümdar başkanlığında yapılan devlet avı günlerce sürerdi. Bu ava pek çok kişi katılırdı. Türkler, avladıkları hayvanların etinden, kürkünden yararlanırlardı. Türkler genellikle ipek, pamuk, deve tüyü ve yünden imal ettikleri elbiseler giyerlerdi. Yünlü ve pamuklu kumaşlardan yapılmış iç çamaşırları kullanırlardı. Soğuk günlerde giydikleri elbiseleri ile börklerini (hayvan, postundan yapılan başlık) hayvan kürklerinden yaparlardı. 133
30 Tarım Orta Asya nın tabiat ve iklim şartlan hayvancılığa olduğu kadar tarıma elverişli değildi. Tarım, ancak tabiat ve iklim şartlarının imkân verdiği ölçüde vardı. Bununla birlikte tarım, hayvancılık yapan Türkler için en az sürü beslemek kadar önemli bir faaliyetti. Zira, eski Türk toplumunda tarıgçı/tarıdacı adıyla anılan bir çiftçi (tarım yapan) kesimi bulunuyordu. Meselâ, Oğuzlar ve Karluklar, tarım ile hayvancılığı birlikte yürütmekteydiler. Türklerin ekip yetiştirdikleri en eski tarım ürünlerinin başında buğday, çavdar ve arpa gelmektedir. Türkler, at yemi olarak bol miktarda arpa yetiştirmekteydiler. Kaşgarlı Mahmûd un Arpasız at koşmaz şeklinde naklettiği Türk atasözü, bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Öte yandan Türkler, at yemi olarak burçak ve yulaf da üretmekteydiler. Eski Türk toplulukları kendir ve pamuk gibi sanayi bitkileri de yetiştirmekteydiler. Onların, özellikle pamuk yetiştirdikleri tarlaları (kebezlik) vardı. Kendir ip, urgan (urk, uruk), pamuk da kumaş yapımında kullanılmaktaydı Hunların buğday ve mısır yetiştirdiğinden Çin kaynakları bahseder. O dönemde Çinliler, tarım ekonomisinde ileri bir toplum idiler. Bunun için Türkler, zaman zaman Çinlilerin tarım ürün ve vasıtalarından yararlanmaktaydılar. Meselâ, Kök Türk hükümdarı Kapgan Kağan ( ), bir defasında Çin den vergi olarak 1250 ton tohumluk buğday ile 3 bin adet tarım âleti almıştır. Göktürklerde her ailenin ekip biçtiği ve suladığı kendilerine ait toprakları vardı. Bu durum Göktürklerin tarımla uğraştıklarının bir göstergesidir. Kök Türkler dönemine ait buluntular arasında, ziraat işlerinde kullanılan uzun kürekler ele geçmiştir. VI. ve VIII. yüzyıllarda Yenisey bölgesindeki Kırgızlar da ziraatla uğraşmışlardır. Onlar da orak, kürek ve saban kullanıyorlar, sulama kanalları açıyorlar, arpa, buğday, yulaf, mısır yetiştiriyorlardı. Uygurlarda tarım çok ileri bir düzeyde idi. Uygurlar ovadan geçen bir nehrin yolunu değiştirerek kanallar açmışlar ve böylece bahçe ve tarlalarını sulamışlardır. Ayrıca bu sularla da büyük değirmenler işletmişlerdir. Uygurlar, her çeşit sebze ve meyve (kavun, karpuz, üzüm vb.) yetiştirmeyi biliyorlardı. Hatta Çin e bu bölgeden kavun ve karpuz ihracatı bile yapılmakta idi. Türkler tarlaya tarıglag, çiftçiye tarıkçı derlerdi. Toplanan mahsule yığın denirdi. Saban kelimesi Türkçe de bilinen en eski tarımla ilgili kelimedir. Değirmen taşları da MÖ. yüzyıllardan beri Türk toplulukları tarafından biliniyor ve kullanılıyordu. Un öğüten kimseye ügitçi denmekteydi. Türklerin tanıdığı ilk tarım ürünü hayvan yemi olan yonca, ilk gıda maddesi de darı olmuştur. Türkler sulama kanallarının yapımına büyük önem vermişlerdir. Hunlar Altay ve Selenga bölgelerinde su kanalları açmışlardır. Hunların Altay bölgesinde açtığı ve 134
31 Kök Türkler tarafından da kullanılan Tötü Kanalı nın uzunluğu 10 km.ye yakındı. Bu kanal günümüzde dahi kullanılmaktadır. Ticaret Eski Türk topluluklarında ve devletlerinde, hem ihtiyacın üzerinde mal üretip satma hem kendi ihtiyaç maddelerini komşu ülkelerden temin etme hem de ticarî mallara aracılık etme şeklindeki ticarî faaliyetlerin hepsi vardı. Eski Türk topluluklarında ve devletlerinde ticaret, büyük ölçüde değiş-tokuş esasına dayanıyordu. Türk hükümdarları ticaret amacıyla önemli ticaret yolları üzerindeki Çin, Sasani ve Bizans gibi ülkelerle birçok antlaşmalar yapmışlardır. Ticaretin gelişmesi için tüccarlara kolaylıklar sağlamışlar, ticaret yollarının güvenliği için askerî seferler bile düzenlemişlerdir. Türkler komşu ülkelere canlı hayvan, konserve, et, deri, kösele, kürk, hayvani gıdalar satarken, karşılığında tahıl ve giyim eşyası ile ipek ve ipekli kumaşlar almışlardır. Bu dönemde Türk devletleriyle komşuları arasındaki ticaret İpek Yolu ndan yapılmakta idi. Tarihi İpek Yolu nun büyük bir bölümü zaten Türk ülkelerinden geçmekte idi. İpek Yolu, Çin den başlayıp doğudan batıya doğru Orta Asya yı aşarak Akdeniz kıyılarında sona ererdi. Bu yolla yapılan kervan ticareti, Türk devletlerinin önemli bir gelir kaynağı idi. Bu yola egemen olmak için Türk ve Çin devletleri arasında birçok mücadeleler yapılmıştır. Hatta Türk- Çin dış siyasetinin temelini de İpek Yolu oluşturmuştur. Bu yol tarih boyu uluslararası en uzun kara ticaret yolu olmuştur. Abakan bozkırlarından başlayıp, Güney Sibirya ormanlarının kıyısı boyunca devam ederek, Etil-Kama nehirlerinin birleştiği yere kadar uzanan bir ticaret yolu vardı. Bu yola, üzerinde taşınan mamulden dolayı ilim adamları tarafından Kürk Yolu adı verilmiştir. Kürk Yolu üzerinden asırlarca sincap, sansar, tilki, kakum, samur, kunduz, vaşak, gelincik ve geyik gibi tüyleri güzel ve yumuşak olan hayvanların deri ve postları sevk edilmiştir. Hayvan ve katırlarla Bulgar şehrine getirilen bu deri ve postlar, Etil nehri vasıtasıyla Hazar Devletinin merkezi Hanbalık a ulaştırılıyor ve buradan da Bizans ve İslâm ülkelerine gönderiliyordu. Bu yolun doğu ucu da, Türk devletlerinin merkezi olan Orhun bölgesinden Çin e iniyordu. Resim 04.13: Tarihi İpekyolu nda, Taş Kurgan Üzerinde Bir Kervansaray 135
32 İpek Yolu ve Kürk Yolu nun Türklerin elinde bulunması diğer milletlere karşı Türklere üstünlük kazandıran iki önemli avantajdı. 751 Talas savaşından sonra Müslüman Araplarla Türkler arasındaki ticari ilişkiler giderek artmaya başlamıştır. Böylece Türk tüccarları mallarını sınır boylarında kurulan pazarlarda satma imkânı bulmuşlardır. Madencilik Türkler çok eski devirlerden beri çeşitli madenleri işlemesini ve bu madenlerden araç gereç yapmasını biliyorlardı. Kök Türklerin demircilikle uğraştıklarını ve Avarlara bağlı olarak savaş araçları yaptıklarını, Hunların Altaylardaki demir madenlerini, ayrıca Hazarların da Kafkaslardaki altın ve gümüş madenlerini işlediklerini bilmekteyiz. Devlet Gelir Kaynakları Orta Asya da kurulan ilk Türk devletlerinin başlıca gelir kaynakları şunlardı: Halktan toplanan vergiler Ticaret yollarından sağlanan gümrük vergileri Bağlı devletlerden alınan vergiler İşletilen demir, altın, gümüş bakır gibi madenlerden elde edilen gelirler Türk halkı bu dönemde vergisini canlı hayvan veya ürünle ödemekteydi. Vergiyi toplayan devletin özel görevlileri vardı. Para olarak üzerinde hükümdarın resmî mührü vurulmuş ipek veya pamuk bez parçaları kullanılırdı. Madeni paralar ilk defi Kök Türkler ve Türgişler zamanında kullanılmaya başlanmıştır. 8. SANAT Orta Asya Türk sanatının temeli, atlı göçebe kültürüne dayanır. Konar-göçer bir yaşam tarzını benimseyen Hunlarda ve Kök Türklerde taşınabilir sanat eserleri öne çıkarken yerleşik hayata geçen Uygurlarda farklı sanat eserleri görülmüştür. İlk Türk devletlerinde gelişme gösteren başlıca sanatlar şunlardır: Maden İşleme Sanatı Demircilik ve maden işçiliği Türklerin millî sanatları idi. Altın, demir, gümüş gibi birçok madenden yararlanarak süs eşyaları, eyer ve koşum takımları, çeşitli savaş aletleri, vazo, sürahi gibi birçok mutfak malzemesi gibi araç-gereçler yapmışlardır. 136
33 TARİH 5 Yapılan eşyaların çoğu pars, kaplan, kurt, at, koyun, geyik, keçi gibi hayvan figürleriyle süslü idi. Kılıç, kalkan, kargı, mızrak gibi savaş aletleri yapan Türkler, kılıçlarının kabzalarını hayvan figürlü altın levhalarla kaplarlar ve kıymetli taşlarla süslerlerdi. Türk sanatındaki bu tür süslemeye hayvan üslûbu adı verilmiştir. Hayvan figürlerinin bu kadar çok kullanılıyor olmasında, göçebe yaşantının yanı sıra, tabiat kuvvetlerine olan inanç ta etkiliydi. Çin den Balkanlara kadar uzanan büyük coğrafyada bulunan kurganlarda, maden işleme sanatına ait sayısız esere rastlanmıştır. Bu kurganlardan en önemlisi; Kazakistan ın Almatı şehrine 50 km. uzaklıkta bulunan Esik Kurganı dır. Esik Çayı kıyısında ortaya çıkarılan bu kurgan, MÖ V- IV. yüzyıllara aittir. Kurgandan çok sayıda altın eşyalar, seramik küpeler, gümüş çanaklar, tahta kaşıklar, iki gümüş kupa ve bir gümüş çanak ortaya çıkarılresim 04.14: Altın Elbiseli Adam mıştır. Bunların arasında bir Türk prensine ait olduğu tahmin edilen Altın Adam zırhı, Türk maden sanatının en önemli örneklerinden biridir. Türklerin maden işleme sanatındaki zevk ve incelikleri, Türk Ülkelerini ziyaret eden yabancı elçilerin ve seyyahların da dikkatini çekmiş, onlar hayranlıklarını yazmış oldukları anılarında dile getirmişlerdir. Nitekim 518 yılında Akhunları ziyaret eden Çinli Song-Yün, 569 da İstemi Kağan ı ziyaret eden Bizans elçisi Zemarkhos ve 629 da Batı Kök Türk Hakanı Tong Yabgu nun misafiri olan Budist rahip Hiuen- Tsang anılarında, Türk sanat zevkinin ve inceliğinin ne kadar ileri bir seviyede olduğunu hayranlıkla anlatmışlardır. Türklerde ayrıca marangoz ustaları ve tahta oymacıları da vardı. Hunlar masa, sandalye, koltuk, dolap yapıyorlar, karyola ve perde kullanıyorlardı. Çinliler bu ev eşyaların çoğunu Hunlardan öğrenmişlerdir. Resim 04.15: Tahta Oyma Kapı 137
34 Dokumacılık Altay ve Orhun bölgesinde yapılan arkeolojik kazılarda giyim eşyaları, halı ve kilim örneklerine rastlanması, Türkler arasında dokumacılığın geliştiğini göstermektedir. Halı dokumacılığı, Türklerin dünya medeniyetine bir armağanı olarak kabul edilmiştir. Halı ilk kez Hunlar tarafından koyun yününden dokunarak kullanılmıştır. Güney Sibirya da Altay dağlan eteklerindeki Pazırık ta yer alan kurganlarda, Hunlara ait giyim eşyaları ile dünyanın en eski halısı bulunmuştur. Bu halı dokunuşu, üzerindeki nakışları ve renkleri ile dokuma sanatının bir şaheseri olarak kabul edilmektedir. Boyu 200 cm, eni 189 cm, kalınlığı 2 mm. olan Pazırık halısında 10 cm 2 de düğüm bulunmaktadır. Dünyanın en eski halısı olan Pazırık halısı, bugün Leningrai Hermitaj Müzesi ndedir. Pazırık kurganlarında ortaya çıkarılan eşyalar, resimler, küçük heykelcikler Türk sanat tarihinin ilk örnekleri olarak kabul edilir. Dokuma sanatında Hazarlar da ileri gitmişti. Bizanslı bir prensle evlenen Hazar prensesinin çeyizleri arasında çok güzel dokuma örneklerinin bulunduğu bilinmektedir. Resim ve Heykel Resim 04.16: Pazırık Halısı Hunlardan kalma eserler üzerinde insan ve hayvan resimlerinin bulunması, Türklerin resim sanatıyla çok eskiden beri ilgilendiklerinin bir göstergesi idi. Kök Türkler döneminde Bilge Kağan ve Kültigin için yapılan anıtların duvarlarında, her ikisinin de yaptığı savaşların canlandırıldığı tasvirler bulunmaktaydı. Türk resim sanatı Uygurlar döneminde ilerleme göstermiştir. Uygurlar aracılığı ile Türk resminde gerek teknik gerekse düşünce yönünden Uzak Doğu nun etkisi kendini göstermeye başlamıştır. Saraylara ait duvar kalıntılarında çok güzel fresk örnekleri bulunmuştur. Duvar resimlerini ise genellikle Mani ve Buda dinine ait konular oluşturmuştur. Uygar resimlerinde renk olarak parlak ve canlı renkler çokça kullanılmıştır. Uygur şehirlerinin kalıntılarında görülen minyatürler, Türk resim örnekleri olarak kabul edilir. Uygurlardan kalan minyatürler genellikle ilgili kitaplarda yer almaktadır. Minyatür, eski yazma kitaplarda görülen, işlenmiş olan küçük renkli resimlerdir. Uygur minyatürleri, daha sonraları İslam minyatürlerinin kaynağım oluşturmuştur. 138
35 Türk sanatındaki ilk heykel örneklerine Kök Türkler döneminde rastlanılmaktadır. Bu döneme ait en önemli eserler Orhun Nehri dolaylarında bulunmaktadır. Bu bölgede ele geçen Kültigin in mermerden yapılmış heykelinin baş kısmı ile eşine ait mermer bir yüz parçası Türk heykelciliğinin ilk örneklerini oluşturur. Heykel sanatı Uygurlar döneminde oldukça gelişmişti. Uygur heykellerinin kaynağı, Kök Türkler ve diğer Türk devletlerinde çok yaygın örneği olan balballara dayanıyordu. Başlangıçta normal insan boyunda yapılan heykeller, zamanla 10 metreyi aşan heykeller olarak yapılmıştır. Uygur heykel sanatında daha çok hayvan üslûbu kullanılmıştır. Özellikle de at, deve, keçi, fil heykellerinin daha çok TARİH 5 yapıldığı görülmektedir. Kök Türkler dönemine ait kurganlarda bulunan koç heykelleri geleneği, daha sonraları Anadolu da da uzun yıllar yapılarak sürdürülmüştür. Mimarlık Resim 04.17: Uygur Minyatürleri İle İlgili Örnek Türkler, Hun ve Kök Türk devletleri döneminde göçebe bir hayat yaşamalarından dolayı kalıcı yapılar inşa etmemişlerdir. Bununla beraber geçici yerleşme birimleri inşa ettikleri ve buralarda zaman zaman kerpiçten evler yaptıkları bilinmektedir. Çin kaynakları Hunların evlerini topraktan inşa ettiklerini yazmaktadır. Fakat Hazarlar evlerini ahşaptan, sadece hükümdarı sarayını taş ve tuğladan yapmışlardır. Volga Bulgarları da evlerini genellikle ahşaptan yaparlardı. Uygurlar döneminde yerleşik hayata geçilmesiyle beraber evler, tapınaklar ve şehirler inşa edilmeye başlanmıştır. Tek katlı olarak yapılan Uygur evlerinin mimarîsinde Mani ve Budizm dinlerinin etkisi görülmektedir. Yapılarda kubbeyi ilk kullanan Uygurlar olmuştur. Uygur evlerinin etrafı duvarlarla çevrili olup, içinde hayvanların barındığı ahır da bulunurdu. Uygurlar, kurdukları şehirlere balık adını vermişlerdir. Beşbalık ve Ordubalık Uygurların kurduğu kentlerden ikisidir. Uygurlar sadece kendi şehir ve kasabalarını inşa etmemişler, bunun yanında Çin de Mani ve Buda dinlerine ait mabetlerde inşa etmişlerdir. Uygur sanat merkezleri içinde Hoça, Bezeklik. Turfan. Sengim ve Sorçuk şehirlerini sayabiliriz. 139
36 E OKUYALIM UYGUR SANATI Uygurlar mimari sahada çok eser bıraktılar. Bu eserlerde Türk otağ ve ordu geleneği, eski Orta Asya ve Çin geleneği ile birleştirilmiştir. Malzeme olarak aşı boyalı ve yaldızlı ağaç, balçık tuğla ve taş yanında oymalı seramik ve sırlı tuğla da kullanılıyordu. Uygur Türkleri daha Orkun kıyılarında, Ordu Balık ta iken Çin tekniklerini biliyorlardı. Arkeolojik kalıntılar ve metinlerden anlaşıldığına göre, Uygurların inşa ettikleri yapılar; balık (surlu şehir veya kale), Ordu Balık veya ordu-örgin (içinde hükümdar kalesi olan surlu şehir), kent (sogdça şehir demek olan kentin balıktan farkı açık değildir), uluş (köy), ködüş (hayır niyetine yapılan dini külliye), burkan-orun (budist tapınak), ediz-ev (kule tapınak), stupa (budist türbe), kalık tır (yüksek köşk). Uygur Türklerinin en önemli sanatları, duvar resimleri olmuştur. Bunun yanı sıra kendilerinden önceki Türkler gibi keten kumaşlar üzerine yapıştırılan lake resim sanatı, alçı ile kaplanmış tahta üzerine yapılan balmumu resim sanatı, kağıt ve ipek üzerine tezhip sanatı, kenevir üstüne yapılan resim sanatı, kitap resimleri ve tahta baskı sanatlarıyla uğraşmışlardır. Uygur Türklerinin duvar resimleri genellikle Mani ve Buda dini metinleriyle ilgilidir. Bu minyatürler ve resimler bilinen ilk Pers minyatürlerine benzetilmektedir. Uygurlar renk olarak parlak renkleri, bilhassa mavi ve kırmızı renkleri tercih ediyorlardı. Eski Uygur şehirleri Maniheist duvar resimleri ile minyatürler Türk resminin bugüne kadar bilinen en eski örnekleridir. Merasim elbiseleri içinde başlarında bir çeşit sivri külahları, çiçek sunan hanımları, hizmetkarları ve müzisyenleri ile bu Uygurlar, Uygur kültürünün zenginliğini ve ihtişamını göstermektedir. Özellikle Turfan harabelerinde duvarları resimlerle süslü mabedler vardır. Turfan da bulunan deri parçalarının günümüz güderileri kadar zarif olduğu ortaya çıkmıştır. Uygurlar zamanından kalan minyatürlerin çoğu Maniheist kitaplardan sahifelerdir. Bunlar kısmen dini, kısmen dünyevi sahneleri canlandırırlar. Uygur Türklerinde el sanatları da çok gelişmişti. Wang Yen-te gibi elçilerle, birtakım kaynaklar onların akıllı ve çalışkan olduklarını, altın, gümüş, demir ve mermer gibi madenlerden silah, ziynet eşyaları ve günlük işlerde kullanmak üzere aletler yaptıklarını zikreder. Uygur ustaları tarafından imal edilen süs eşyaları, kemerler, koşum takımları, kağnılar, ahşap üzerine yapılan kakmalar, yay, kılıç, bıçak ve eyer takımları üzerine işlenen süslemeler de arkeoloji araştırmalarında ele geçirilen numunelerdendir. Sadettin Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi s,
37 ? 1. Uygurlar hangi sanat dallarında gelişmişlerdir? 2. Uygurların Mimarlık tarihi açısından önemleriyle ilgili neler söylenebilir? Müzik Türk toplum hayatında müziğin ayn bir yeri vardır. Çin kaynaklan 28 çeşit Hun halk türküsünden bahseder. Türk devletlerinde askerî bando çok yaygındı. KökTürk ve Uygur bandolarında davulun yanında çeşitli nefesli çalgılarda bulunuyordu. Türkler besteye ır (veya yır), müziğe kög (küg) derlerdi. Hakanın huzurunda her gün 9 tane ır ve kög çalınması hâkimiyet alâmetlerinden sayılırdı. Askerî bandonun hükümdar huzurunda çeşitli marşlar çalma uygulaması, daha sonraları kurulan Selçuklu ve Osmanlı devletlerinde de devam etmiştir. Türk ordulanndan Avrupa orkestralarına geçen çalgıların bazıları, kudüm (timpani bas davul), zurna (obua), çevn (gâçıngıraklı asa) ve Türk kanunu (kithara) dur. Türk müziğinin ük örnekleri kopuz (halk şairlerinin çaldığı saz) eşliğinde söylenen destanlar, kahramanlık hikâyeleri ve aşk türküleridir. Kopuz, Türklerle birlikte Mısır, Suriye, Balkanlar, Macaristan, Çekoslovakya, Polonya, Rusya, Ukrayna ve Almanya ya kadar yayılmıştır. Bizans tarihçisi Priskos Attila yı ziyaretinde, şerefine müzikli ziyafet verildiğini ve bir sefer dönüşünde de genç kızların Attila yı Hun şarkıları söyleyerek karşıladıklarını anlatır. Uygurlarda pandomim (işaret, tavır ve hareketlerle oynanan sözsüz tiyatro), bale, şan, orkestra ve tiyatro da vardı. Hikâye anlatma sanatı Uygurlarda oldukça ileri idi. Han ve T ang dönemlerinde Türkistan a gelen Çinli seyyahlar Uygurlarda Musikinin çok geliştiğine şahit oldular. Hatta bazı ünlü Çinli musikişinaslar Doğu Türkistan a gelerek, müzik eğitimi aldıkları gibi, pek çok Türk çalgısını da Çin e götürdüler. Ayrıca Çin kaynaklarına baktığımızda Uygurlar ve onlardan önceki Türklere ait nazım şeklindeki kayıtlara da rastlanılmaktadır. Hatta bir şiirde Çinli kadınların, Uygur kadınları gibi giyinmeğe ve hareket etmeğe özendikleri yolundaki mısraları görülmektedir. Uygurlarla Çinlilerin birbirlerini kültür yönünden etkilemeye çalışmışlar ama kimi dönemlerde Çin saraylarında Uygurlar gibi giyinmek moda olmuştur. Buna karşılık Uygur kağanlarına ve tiginlerine eş olarak gelen Çinli prensesler de Çin kültürü ve yaşama biçimini Uygurlar arasında yaygınlaştırmaya çalışmışlardır. 141
38 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME Aşağıda verilen çoktan seçmeli sorularını cevaplayınız. 1. İlk Türk devletlerinde yöneticilerle halk arasında yapılan ve yazılı olmayan anlaşma aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilmiştir? A. Tüz B. Ülüş C. Orun D. Keregü 2. Aşağıdakilerden hangisi Orta Asya Türklerinde aile ile ilgili doğru bir bilgi değildir? A. Toplumun en küçük sosyal birimidir B. Evlenen çocuklara bir miktar mal ve çadır verilirdi C. Dışardan evlilik yaygındı D. Anaerkil aile yapısı hakimdi 3. Ekmeksiz yaşarım ama hürriyet olmadan yaşayamam sözü Türklerde aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ilgilidir? A. Kut B. Şanyü C. Oksızlık D. Kotuz 4. Aşağıdakilerden hangisi ilk Türk devletlerinde hükümdarlık unvanıyla ilgili kavramlardan biri değildir? A. Örgin B. Tigin C. Otağ D. Sorguç 5. Aşağıdaki Türk devletlerinden hangisi bıraktığı yazıtlarla ün yapmıştır? A. Kök Türkler B. Asya Hunları C. Avrupa Hunları D. Avarlar 142
39 6. Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet ten önceki Türklerin ortak özelliklerinden biri olarak gösterilemez? A. Boy sistemine göre yaşamaları B. Genellikle tek tanrıya inanmaları C. Askerliğe önem vermeleri D. Ordularının yaya ve paralı olması 7. Türk destanları ve ait olduğu toplum aşağıdakilerin hangisinde yanlış olarak eşleştirilmiştir? A. Ergenekon-Kök Türkler B. Türeyiş-Akhunlar C. Manas-Kırgızlar D. Alp Er Tunga-İskitler 8. Aşağıdaki Türk devletlerden hangisi dini özellikleri dolayısıyla diğerlerine göre farklılık gösterir? A. Hazarlar B. Kırgızlar C. Kök Türkler D. Asya Hunları 9. Savaşlarda Türklerin özellikleriyle ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır? A. Genellikle yağmurlu günlerde savaşmayı isterlerdi B. At vazgeçilmez bir savaş aracıydı. C. Savaşta belli bir düzen içinde saf tutarlardı D. Turan taktiğini başarı ile uygularlardı. 10. Eski Türklerde Kurultay da hükümdarın eşi Hatun un yer alması aşağıdakilerden hangisini kanıtlamaktadır? A. Kurultay da demokrasi kurallarının geçerli olduğunu B. Kadınının yönetimde etkili olduğunu C. Anaerkil toplum yapısının görüldüğünü D. Saltanat sisteminin uygulandığını 143
İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK
İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için
TARİH KPSS İSLAMİYETTEN ÖNCE TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET ARİF ÖZBEYLİ
ARİF ÖZBEYLİ TARİH KPSS İSLAMİYETTEN ÖNCE TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET ARİF ÖZBEYLİ www.tariheglencesi.com Anav Kültürü (MÖ 4000-MÖ 1000) Anav, günümüzde Aşkabat ın güneydoğusunda bir yerleşim
Türk devletlerinde kağanın sarayında, kurultayda ve ziyafetlerde her boyun oturacağı yer "orun" ve kesilen hayvanın etinden alacakları pay "ülüş"
Türk devletlerinde kağanın sarayında, kurultayda ve ziyafetlerde her boyun oturacağı yer "orun" ve kesilen hayvanın etinden alacakları pay "ülüş" olarak belirlenmişti. ORUN VE ÜLÜŞ Oğuz boylarının ananesine
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST 1 1) Türklerin Anadolu ya gelmeden önce
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ
TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Sözlü Dönem Yazılı Dönem İslamî Dönem Türk Edebiyatı Geçiş Dönemi Divan Edebiyatı Halk Edebiyatı Batı etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı Tanzimat
İlk Türk devletlerinde kültür ve medeniyet
On5yirmi5.com İlk Türk devletlerinde kültür ve medeniyet İlk Türk devletlerinde kültür ve medeniyet nasıldı? Yayın Tarihi : 2 Nisan 2014 Çarşamba (oluşturma : 5/25/2017) 1)-Devlet Yönetimi A)DEVLET İslamiyetten
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Orta Asya Tarihine Giriş
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders Dr. İsmail BAYTAK Orta Asya Tarihine Giriş Türk Adının Anlamı: Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışı Türk adından ilk olarak Çin Yıllıklarında bahsedilmektedir. Çin kaynaklarında
Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi.
Orta Asya Türk tarihinde devlet, kağan adı verilen hükümdar tarafından yönetiliyordu. Hükümdarlar kağan unvanının yanı sıra han, hakan, şanyü, idikut gibi unvanları da kullanmışlardır. Kağan kut a göre
III. ÜNİTE: İLK TÜRK DEVLETLERİ 2. KONU: ORTA ASYA DA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ
III. ÜNİTE: İLK TÜRK DEVLETLERİ 2. KONU: ORTA ASYA DA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ a. Türk Göçleri ve Sonuçları Göçlerin Nedenleri İklim koşullarının değişmesine bağlı olarak meydana gelen kuraklık, artan
Yrd. Doç. Dr. Ali GURBETOĞLU İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi
Türk Eğitim Tarihi Yrd. Doç. Dr. Ali GURBETOĞLU İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İslam Öncesi Türklerde Eğitimin Temel Özellikleri 2 Yaşam biçimi eğitimi etkiler mi? Çocuklar ve gençlerin
Niye Bilge Kağan?, Bilge Bir İsim midir?
"Bilge" sözü Bilge Kağan'ın öz adı değil; yalnızca unvanı idi. Eski Türk devlet anlayışına göre iyi bir kağanın başlıca iki özelliği olmalıydı. Her şeyden önce "bilge" yani bilgili olması gerekti. Niye
/uzmankariyer /uzmankariyer /uzmankariyer
Eser Adı TEKNO Tarih Yaprak Test Alt Başlık KPSS HAZIRLIK Yazar Murat TOGAN Bilimsel Redaksiyon Bülent TUNCER Redaksiyon uzmankariyer - Redaksiyon Birimi Kapak Tasarımı uzmankariyer - Grafik & Tasarım
Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı
Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı
Türk Eğitim Tarihi. 2. Türklerin İslam Öncesi Eğitimlerinin Temel Özellikleri. Dr.
Türk Eğitim Tarihi 2. Türklerin İslam Öncesi Eğitimlerinin Temel Özellikleri Dr. Ali GURBETOĞLU www.agurbetoglu.com [email protected] 1. Türklerin İslam Öncesi Eğitimlerinin Temel Özellikleri İslam
Nihat Sami Banar!ı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, s. 89-93'ten özetlenmiştir.
Uygur Devleti Ders Anlatım Videosu UYGUR DEVLETİ (744 840 ) Uygurlar, Asya Hun Devleti ne bağlı olarak Orhun ve Selenga nehirleri kıyılarında yaşamışlardır. II. Kök Türk Devleti'nin son zamanlarında Basmiller
ŞAMANİZM DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2
DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 ŞAMANİZM Şamanizmin tanımında bilim adamlarının farklı görüşlere sahip olduğu görülmektedir. Kimi bilim adamı şamanizmi bir din olarak kabul etse de, kimisi bir kült olarak kabul
Türk Eğitim Tarihi. 1. Türklerin İslam Öncesi Eğitimlerinin Temel Özellikleri. Yrd. Doç. Dr.
Türk Eğitim Tarihi 1. Türklerin İslam Öncesi Eğitimlerinin Temel Özellikleri Yrd. Doç. Dr. Ali GURBETOĞLU www.agurbetoglu.com [email protected] 1. Türklerin İslam Öncesi Eğitimlerinin Temel Özellikleri
Hazırlayan Muhammed ARTUNÇ 6.SINIF SOSYAL BİLGİER
Hazırlayan Muhammed ARTUNÇ 6.SINIF SOSYAL BİLGİER SOSYAL BİLGİLER KONU:ORTA ASYA TÜRK DEVLETLERİ (Büyük)Asya Hun Devleti (Köktürk) Göktürk Devleti 2.Göktürk (Kutluk) Devleti Uygur Devleti Hunlar önceleri
Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti) Orta Asya da bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti Hunlar tarafından kurulmuştur. Hunların ilk oturdukları yer
Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti) Orta Asya da bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti Hunlar tarafından kurulmuştur. Hunların ilk oturdukları yer Sarı Irmak ın kuzeyi idi. Daha sonra Orhun ve Selenga ırmakları
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ DEVLETLER TÜRK ADI: GÜÇLÜ - TÜREYEN - TÖRELİ - OLGUNLUK ÇAĞI - ERDEMLİ - NİZAM SAHİBİ GİBİ ANLAMLARA GELMEKTEDİR.
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ DEVLETLER TÜRK ADI: GÜÇLÜ - TÜREYEN - TÖRELİ - OLGUNLUK ÇAĞI - ERDEMLİ - NİZAM SAHİBİ GİBİ ANLAMLARA GELMEKTEDİR. TÜRK ADINA İLK KEZ: ÇİN YILLIKLARINDA, BUNUN YANINDA BİZANS
1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray
1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan
kpss Türkiye'nin en çok satan DERS NOTLARI kim korkar tarih ten
kpss 2014 Türkiye'nin en çok satan DERS NOTLARI kim korkar tarih ten Komisyon KPSS TARİH DERS NOTLARI Yayın Yönetmeni: Ayşegül Eroğlu Dizgi-Grafik Tasarım: Merve Koşar Kapak Tasarımı: Gürsel Avcı Baskı:
/uzmankariyer /uzmankariyer /uzmankariyer. Değerli Kamu Personeli Adayları,
Değerli Kamu Personeli Adayları, Eser Adı KPSS Tarih Alt Başlık KPSS HAZIRLIK Yazar Zehra BAL Bilimsel Redaksiyon İbrahim SERTKAYA Özgür KANGALLI Mustafa Kemal Ak Redaksiyon uzmankariyer - Redaksiyon Birimi
KPSS soruda SORU GENEL YETENEK - GENEL KÜLTÜR TARİH TAMAMI ÇÖZÜMLÜ SORU BANKASI
KPSS 2019 120 soruda 86 SORU GENEL YETENEK - GENEL KÜLTÜR TARİH TAMAMI ÇÖZÜMLÜ SORU BANKASI Komisyon KPSS LİSANS TARİH SORU BANKASI ISBN 978-605-241-277-0 Kitapta yer alan bölümlerin tüm sorumluluğu yazarlarına
İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını
İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ PDF
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ PDF Orta Asya Tarihi adlı eser Anadolu Üniversitesinin ders kitabıdır ve Ahmet Taşağıl gibi birçok değerli isim tarafından kaleme alınmıştır. PDF formatını bu adresten indirebilirsiniz.
tamamı çözümlü tarih serkan aksoy
kpss soru bankası tamamı çözümlü tarih serkan aksoy ÖN SÖZ Bu kitap, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) Genel Kültür Testinde önemli bir yeri olan Tarih bölümündeki 30 soruyu uygun bir süre zarfında ve
Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak
Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak
ETKİNLİK - 1 BOŞLUK DOLDURMA
ETKİNLİK - 1 BOŞLUK DOLDURMA Kölelik Türgişler Kültürel Buda Kurultay Keneşçi Göktanrı Turan Taktiği Mani Töre Kut Yuğ Hayvancılık Hazarlar Kuzey Şansi Astronomi Hanedan Ahiret İnancı Ordu-Millet Devlet
Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir
Kısrak sütünden üretilen kımız, darıdan yapılan begni bekni ve boza Türklerin bilinen içecekleriydi Bozkır hayatının başlıca Bu Türklerin kültürün bilinen önemli en eski gıda ekonomik faaliyetleri neler
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Türk edebiyatı İslamiyet öncesi Türk edebiyatı ya da Destan dönemi Türk edebiyatı, Türklerin İslamiyet'i kabulünden önceki dönemlerde oluşturdukları edebiyata verilen isimdir.[1]
Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14
Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Ders Notu OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ (1300-1453) 1. OSMANLI'DA DEVLET ANLAYIŞI Türkiye Selçuklu Devleti
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 6.ders. Dr. İsmail BAYTAK. İlk Türk Devletleri KÖKTÜRK DEVLET
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 6.ders Dr. İsmail BAYTAK İlk Türk Devletleri KÖKTÜRK DEVLET I. GÖKTÜRK DEVLETİ (552-630) Asya Hun Devleti nden sonra Orta Asya da kurulan ikinci büyük Türk devletidir. Bumin Kağan
Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN*
Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN* * Gnkur.ATASE D.Bşk.lığı Türk kültüründe bayrak, tarih boyunca hükümdarlığın ve hâkimiyetin sembolü olarak kabul edilmiştir. Bayrak dikmek bir yeri mülkiyet sahasına
kpss ezberbozan serisi TARİH SORU BANKASI Eğitimde
kpss ezberbozan 2016 serisi TARİH SORU BANKASI Eğitimde 29. yıl KOMİSYON KPSS EZBERBOZAN TARİH SORU BANKASI ISBN 978-605-318-363-1 Kitapta yer alan bölümlerin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. 2016,
ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI:
DOĞUBAYAZIT M. M. FAHRETTİN PAŞA ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIFLAR SEÇMELİ TARİH DERSİ 1. DÖNEM 2. ORTAK SINAV SORULARI A GRUBU ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI: SORULAR
kpss Önce biz sorduk 120 Soruda 85 SORU Güncellenmiş Yeni Baskı Genel Yetenek Genel Kültür Lise ve Ön Lisans TARİH Tamamı Çözümlü SORU BANKASI
Önce biz sorduk kpss 2 0 1 8 120 Soruda 85 SORU Güncellenmiş Yeni Baskı Genel Yetenek Genel Kültür Lise ve Ön Lisans TARİH Tamamı Çözümlü SORU BANKASI Komisyon KPSS Lise ve Ön Lisans Tarih Soru Bankası
Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti): Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devletî):
Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti): Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devletî): Orta Asya'da bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti Hunlar tarafından kurulmuştur Hunların ilk oturdukları yer Sarı Irmak'ın kuzeyi
TARİH SORU BANKASI. ezberbozan 30. KPSS tamamı çözümlü. eğitimde SORU. Tarih Video Ders Paketi Kitabın Armağanıdır.
ezberbozan TARİH KPSS 2018 SORU BANKASI eğitimde tamamı çözümlü 30. Tarih Video Ders Paketi Kitabın Armağanıdır. ÖNCE BİZ SORDUK 120 soruda 83 SORU KOMİSYON KPSS EZBERBOZAN TARİH SORU BANKASI ISBN 978-605-241-034-9
İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta
İktisat Tarihi I 13-14 Ekim II. Hafta Osmanlı Kurumlarının Kökenleri 19. yy da Osmanlı ve Bizans hakkındaki araştırmalar ilerledikçe benzerlikler dikkat çekmeye başladı. Gibbons a göre Osm. Hukuk sahasında
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 5.ders. Dr. İsmail BAYTAK. İlk Türk Devletleri TABGAÇLAR
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 5.ders Dr. İsmail BAYTAK İlk Türk Devletleri TABGAÇLAR TABGAÇ DEVLETİ (385-550) Hunların yıkılmasından sonra Çin e giden Türklerin kurduğu devletlerden biri de Tabgaç Devleti dir.
ESKİ TÜRK BOYLARINDA KADIN ÖZGÜR VE EŞİT BİR TOPLUMSAL KONUMA SAHİPTİ. ZİYA GÖKALP E GÖRE ESKİ TÜRKLER HEM DEMOKRAT, HEM DE FEMİNİST İDİLER.
ESKİ TÜRK BOYLARINDA KADIN ÖZGÜR VE EŞİT BİR TOPLUMSAL KONUMA SAHİPTİ. ZİYA GÖKALP E GÖRE ESKİ TÜRKLER HEM DEMOKRAT, HEM DE FEMİNİST İDİLER. TÜRKLERDE FEMİNİZMİN BİRİNCİ NEDENİ, TOPLUMDA VAR OLAN DEMOKRASİ,
2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ
2014 2015 DERS YILI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİ 10. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ YARIYIL ÖDEVİ 1. Alp Er Tunga öldi mü Issız ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur
Proje Adı. Projenin Türü. Projenin Amacı. Projenin Mekanı. Medeniyetimizin İsimsiz Taşları. Mimari yapı- anıt
Önsöz Medeniyet; bir ülke veya toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce, sanat, bilim, teknoloji ürünlerinin tamamını ifade eder. Türk medeniyeti dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir. Dünyanın
Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu hakları savunmak ve geliştirmek için kurulmuştur.
Parti varlık sebebi, isminden de anlaşılacağı üzere, hakların savunulmasıdır. Müdafaa-i Hukuk düşüncesine göre: 1. İnsanın 2. Toplumun 3. Milletin 4. Devletin 5. Vatanın hakları vardır. Şu anda bu haklar
kpss iki bin iki yüz soru formatında LİSE VE ÖN LİSANS MEZUNLARI İÇİN KPSS GENEL KÜLTÜR SORU BANKASI soru
kpss 2014 formatında iki bin iki yüz soru LİSE VE ÖN LİSANS MEZUNLARI İÇİN KPSS GENEL KÜLTÜR SORU BANKASI 2012 kpss de 94 soru Komisyon KPSS ORTAÖĞRETİM / ÖN LİSANS GENEL KÜLTÜR SORU BANKASI ISBN 978-605-364-604-4
Sosyal Bilimleri söyleyebilir ve yazabilir. Olay-görüş ve Olayı açıklayabilir. Temel insan haklarını söyleyebilir.
... ORTAOKULU SOSYAL BİLGİLER -6-2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BEP YILLIK PLANI DERSİN ADI: SOSYAL BİLGİLER- 6 ÖĞRENCİNİN ADI ve SOYADI:.. OKUL NO:.. SINIFI: 6 AYLAR SAAT HAFTA KONULAR ÜNİTELER KAZANIMLAR
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible
TARİH SORU BANKASI KPSS KPSS. Genel Yetenek Genel Kültür. Eğitimde. Lise ve Ön Lisans Adayları İçin
KPSS Genel Yetenek Genel Kültür Lise ve Ön Lisans Adayları İçin TARİH KPSS 2016 Pegem Akademi Sınav Komisyonu; 2014 KPSS ye Pegem Yayınları ile hazırlanan adayların, 100'ün üzerinde soruyu kolaylıkla çözebildiğini
Kafiristan nasıl Nuristan oldu?
Kafiristan nasıl Nuristan oldu? Afganistan'ın doğusunda Nuristan olarak anılan bölgenin Kafiristan geçmişi ve İslam diniyle tanışmasının hikayesi hayli ilginç. 10.07.2017 / 13:21 Hindikuş Dağları'nın güneydoğusunda
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ YILLIK PLANI
KASIM EKİM 07-08 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ YILLIK PLANI Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı TARİH VE TARİH YAZICILIĞI
Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular
Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil
1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.
İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler
1- Kurnazlık: Oyunun stratejisini planlamak ve oyun kurallarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilmek.
Mangala Türk zeka ve strateji oyunu ile ilgili tarihi araştırmalar oyunun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Günümüzde pek çok Türk halkında unutulan bu oyun, konargöçer
HÜKÜMDAR TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE DEVLET TEŞKİLATI. KONU ANLATIMI tarihyolu.com TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE HATUN TÜRK-İSLAM KÜLTÜRÜNÜN ORTAYA ÇIKIŞI
TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE HATUN TÜRK-İSLAM KÜLTÜRÜNÜN ORTAYA ÇIKIŞI Talaş Savaşı'ndan sonra İslamiyet, Türkler arasında hızla yayılmaya başladı. X. yüzyıldan itibaren Türklerin İslam medeniyetinin etkisi
YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH
YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH SORU 1: MÖ 2450 yılında başlayan ve 50 yıl süren bir savaş kaç yılında sona ermiştir? İşlemi nasıl yaptığınızı gösteriniz ve gerekçesini belirtiniz. (2 PUAN) SORU 2: Uygurlar
Harf üzerine ÎÇDEM. Numara
Harf üzerine ÎÇDEM A Numara Adliyenin manevi şahsiyetini tahkir... 613 G Ağır Tehdit 750 Aleniyet deyim - kavram ve unsuru... 615 Anarşistlik - kavram ve suçu 516 Anayasa Nizamı 558 aa Anayasa Nizamını
Arş. Gör. Çağrı D. ÇOLAK Türk İdare Tarihi
ÜNİTE 1: ESKİ TÜRKLERDE YÖNETİM YAPISI 1.1. Eski Türklerde Devlet Teşkilatının Toplumsal Kökenleri Aile: Türk devlet teşkilatının temeli aile ünitesine dayanmaktadır. Boy: Toplumsal hiyerarşide ailelerin
Cennet, Tanrı nın Harika Evi
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible
Bu yüzden de Akdeniz coğrafyasına günümüz dünya medeniyetinin doğduğu yer de denebilir.
Sevgili Meslektaşlarım, Kıymetli Katılımcılar, Bayanlar ve Baylar, Akdeniz bölgesi coğrafyası tarih boyunca insanlığın sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine en çok katkı sağlayan coğrafyalardan biri
TÜRK EDEBİYAT TARİHİ
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI Milletlerin edebiyatları ilk önce sözlü ürünlerden oluşur. Daha sonraları yazının kullanılmaya başlanmasıyla yazılı edebiyat da oluşmaya başlar. Türk edebiyatında da aynı
URARTU UYGARLIĞI. Gülsevilcansel YILDIRIM
URARTU UYGARLIĞI Gülsevilcansel YILDIRIM 120213060 Urartular MÖ birinci yüzyılın başında, Van Gölü ve çevresinde önemli bir devlet Kuran ve günümüze kadar buradaki uygarlıkları etkilemiş bir kavimdir.
EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI 6. SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU PLANI, KAZANIMLARI VE TESTLERİ
AY EKİM HAFTA DERS SAATİ KONU ADI OLAYLAR KİMLERİ NASIL ETKİLİYOR OLAYLAR KİMLERİ NASIL ETKİLİYOR OLGU VE GÖRÜŞÜ AYIRT EDİYORUM OLGU VE GÖRÜŞÜ AYIRT EDİYORUM ÇÖZÜM BULUYORUZ ÇÖZÜM BULUYORUZ 07-08 EĞİTİM
İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİ
İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TALAS SAVAŞI (751) Diğer adı Atlık Savaşıdır. Çin ile Abbasiler arasındaki bu savaşı Karlukların yardımıyla Abbasiler kazanmıştır. Bu savaş sonunda Abbasilerin hoşgörüsünden etkilenen
tarih ten DERS NOTLARI kim korkar KPSS 2016 Türkiye'nin en çok satan Eğitimde
KPSS 2016 Pegem Akademi Sınav Komisyonu; 2015 KPSS ye Pegem Yayınları ile hazırlanan adayların, 100'ün üzerinde soruyu kolaylıkla çözebildiğini açıkladı. kim korkar tarih ten Türkiye'nin en çok satan DERS
Mitoloji ve Animizm, Fetişizm. Dr. Süheyla SARITAŞ 1
Mitoloji ve Animizm, Fetişizm Dr. Süheyla SARITAŞ 1 Animizm Canlıcılık olarak da bilinin animizmin mitolojinin gelişmesinde önemli rolü vardır. İlkel devirde, eski insanlar her bir doğa olayının, eşyanın,
SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)
SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak
09.01.2016 [email protected]
Fatih TEKİNKAYA Sosyal Bilgiler Öğretmeni ANAYASALARIMIZ Teşkilat-ı Esasi 1921 Anayasası 1924 Anayasası 1961 Anayasası 1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya
VAHYE DAYALI DİNLER YAHUDİLİK Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya nispetle verilmiştir. Yahudiler
ÜNİTE TÜRK DİLİ - I İÇİNDEKİLER HEDEFLER TÜRKÇENİN KİMLİK BİLGİLERİ
HEDEFLER İÇİNDEKİLER TÜRKÇENİN KİMLİK BİLGİLERİ Türk Dilinin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri Türk Dilinin Gelişmesi ve Tarihî Devreleri TÜRK DİLİ - I Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Türk dilinin dünya dilleri
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : ORTA ASYA TÜRK TARİHİ Ders No : 0020100004 : Pratik : 0 Kredi : ECTS : 5 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili Öğretim Tipi
5. SINIF SOSYAL BİLGİLER YILLIK PLANI
. SINIF SOSYAL BİLGİLER YILLIK PLANI 08-09 Soru Bankası.hafta - Eylül BİREY VE TOPLUM Öğrendiklerimi Uyguluyorum... 6.hafta - 0 Eylül Olaylar ve Sonuçları....hafta 0-0 Ekim Biz Bu Toplumun Bir Üyesiyiz...
SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
1 SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ Gürbüz MIZRAK Süleyman Şah Türbesi ve bulunduğu alan Suriye'nin Halep ilinin Karakozak Köyü sınırları içerisindeydi. Burası Türkiye'nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak
ETKİNLİKLER/KONFERSANS
ETKİNLİKLER/KONFERSANS Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü Züriye Oruç 1 Prof. Dr. Salim Koca'nın konuk olduğu Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü konulu Şehir Konferansı gerçekleştirildi.
* Cümle içinde, tırnak içinde verilen cümleler büyük harfle başlar. Tolstoy, Amaç olmayınca hayatın da bitmesi gerekir. demiştir.
YAZIM KURALLARI BÜYÜK HARFLERİN YAZIMI *Bitmiş cümleler büyük harfle başlar. İnanmak, başarmanın yarısıdır. * Cümle içinde, tırnak içinde verilen cümleler büyük harfle başlar. Tolstoy, Amaç olmayınca hayatın
ÖNCESİNDE BİZ SORDUK Editör Yayınevi LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yeni Tarz Sorular Nasıl Çözülür? s. 55
Tarz Sorular Nasıl Çözülür? s. 55 8 Ey insanlar! Rabbiniz birdir, atanız (Âdem) da birdir. Hepiniz Âdem densiniz, Âdem ise topraktan yaratılmıştır. Allah katında en değerli olanınız, O na karşı gelmekten
DİKTE METNİ 1 DİKTE METNİ 2
DİKTE METNİ 1 Toplu olarak eğitim ve öğretim yapılan yerlere okul denir. Okulda okuma yazma ve çeşitli bilgiler öğreniriz. Okulumuzun yerini bilmeli ve tarif edebilmeliyiz. Her okulun bir adı vardır. Okullara
kpss Yeni sorularla yeni sınav sistemine göre hazırlanmıştır. tarih soru bankası tamamı çözümlü osmanlı siyasi tarihi çağdaş türk ve dünya tarihi
kpss 2014 Yeni sorularla yeni sınav sistemine göre hazırlanmıştır. tarih soru bankası tamamı çözümlü osmanlı siyasi tarihi çağdaş türk ve dünya tarihi Serkan Aksoy KPSS Tarih Soru Bankası ISBN 978-605-364-598-6
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI
3-4 Aile bireyleri birbirlerine yardımcı olurlar. Anahtar kavramlar: şekil, işlev, roller, haklar, Aileyi aile yapan unsurlar Aileler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar Aile üyelerinin farklı rolleri
SAINT BENOIT FRANSIZ LİSESİ
COĞRAFYA NIVEAU / SEVIYE L-1 1-Coğrafya nedir coğrafyanın bölümleri. 2-Dünyanın şekli ve sonuçları. 3-Dünyanın hareketleri. 4-Harita bilgisi. 5-Atmosfer ve özellikleri. 6-İklim elemanları 7-Sıcaklık 8-Basınç
EN ESKİ İNANÇLARDAN BİRİ OLAN ZERDÜŞTLÜK VE ZERDÜŞT HAKKINDA 9 BİLGİ
EN ESKİ İNANÇLARDAN BİRİ OLAN ZERDÜŞTLÜK VE ZERDÜŞT HAKKINDA 9 BİLGİ Kültürü sanatı ve gelenekleriyle çok köklü bir geçmişi olan İran Zerdüşt ve onun öğretisi Zerdüştlük e de ev sahipliği yapmıştır. Zerdüşt
Yard. Doç. Dr. Ali AHMETBEYOĞLU
Yard. Doç. Dr. Ali AHMETBEYOĞLU 1964 yılında Kayseri de dünyaya gelen Ali Ahmetbeyoğlu, 1976 yılında Kayseri Namık Kemal İlkokulu ndaki, 1979 yılında Kayseri 50. Dedeman Ortaokulu ndaki, 1982 yılında ise
Günümüzdeki ilke ve kuralları belirlenmiş evlilik temeline dayanan aile kurumu yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. (Özgüven, 2009, s.25).
Günümüzdeki ilke ve kuralları belirlenmiş evlilik temeline dayanan aile kurumu yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. (Özgüven, 2009, s.25). Tarihsel süreç içinde aile kavramının tanımı, yapısı, türleri
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 7.ders. Dr. İsmail BAYTAK. İlk Türk Devletleri II. KÖKTÜRK DEVLETİ
ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 7.ders Dr. İsmail BAYTAK İlk Türk Devletleri II. KÖKTÜRK DEVLETİ KÜRŞAD İSYANI Türkler I.Köktürk Devleti nin yıkılışından 50 yıl süreyle Çin esaretinde yaşamışlardır. Tekrar bağımsızlıklarını
Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine
Tarihteki Türk Devlet Bayrakları Videosu. Tarihteki Türk Devlet Bayrakları Ders Notu
Tarihteki Türk Devlet Bayrakları Videosu > Tarihteki Türk Devlet Bayrakları Ders Notu Aşağıda tarihteki 23 Türk devleti hakkında bilgiler verilmiştir. Türkler'in bugüne değin kurmuş oldukları devletlerin
İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 BÖLÜM 2
İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 ÖNSÖZ DİL NEDİR? / İsmet EMRE 1.Dil Nedir?... 1 2.Dilin Özellikleri.... 4 3.Günlük Dil ile Edebî Dil Arasındaki Benzerlik ve Farklılıklar... 5 3.1. Benzerlikler... 5 3.2. Farklılıklar...
TARİHSEL VE TOPLUMSAL GELENEK
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 KISALTMALAR 17 BİRİNCİ BÖLÜM: TARİHSEL VE TOPLUMSAL GELENEK I. İSLAMİYET ÖNCESİNDE KURULAN DEVLETLER VE ANAYASAL YAPI 20 A. HUN DEVLETİ (MÖ. IV. yy.-ms 4. yy) 20 B. GÖKTÜRK DEVLETİ
MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.
MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri
DERSİMİZİN TEMEL KONUSU
DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf
kpss Önce biz sorduk 120 Soruda 83 SORU Güncellenmiş Yeni Baskı Genel Yetenek Genel Kültür TARİH Tamamı Çözümlü SORU BANKASI
Önce biz sorduk kpss 2 0 1 8 120 Soruda 83 SORU Güncellenmiş Yeni Baskı Genel Yetenek Genel Kültür TARİH Tamamı Çözümlü SORU BANKASI Serkan Aksoy KPSS Tarih Soru Bankası ISBN 978-605-318-850-6 Kitapta
KARAMAN ERMENEK BALKUSAN KÖYÜ
KARAMAN ERMENEK BALKUSAN KÖYÜ MEHMET BİLDİRİCİ Balkusan köyü Ermenek- Karaman yolu üzerinde Ermenek ten yaklaşık 25 km uzaklıkta ormanlar içinde bir köy. 25 Ağustos 2011 günü benim ricam üzerine Ali Aktürk
önce biz sorduk KPSS Soruda 92 soru GENEL YETENEK - GENEL KÜLTÜR TARİH SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Eğitimde
KPSS 2017 önce biz sorduk 120 Soruda 92 soru GENEL YETENEK - GENEL KÜLTÜR TARİH SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Eğitimde 30. yıl Serkan Aksoy KPSS Tarih Soru Bankası ISBN 978-605-318-503-1 Kitapta yer alan
Türk Mitolojisi ve Türklerde Totemizm DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1
Türk Mitolojisi ve Türklerde Totemizm DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Totemizm Totemizm totem, mana ve tabu fikirlerine dayanır. Bir klanın n bütün b n fertlerinin kutsal saydıklar kları yaratıklar ve şeyler olan
Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı.
M.Ö 2000 den itibaren Eski Yunan da ve Ege de polis adı verilen şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Atina,Sparta,Korint,Larissa ve Megara dır. Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak
