FED FAİZ KARARINDA SÜRPRİZ YAPABİLİR Mİ?... FED in genişleyici para politikasına geçtiği Aralık 2008 den bu yana faizler 0-0.25 bandında bulunuyor. 2008 de yaşanan finansal krizin ardından, ekonomideki çöküşün engellenmesi ve yeniden toparlanmanın gerçekleşmesi için, Hükümet mali politikaların yanında genişleyici parasal politikalarla da piyasayı destekledi. Fakat bu sürecinde bir sonu var ve finansal sürdürülebilirlik açısından FED in faiz artırımına gitmesi bilinen bir gerçek. Asıl önemli olan soru, bunun ne zaman gerçekleşeceği FED in faiz artırımını gerçekleştirmesi için dikkate aldığı öncü göstergelerin işsizlik ve enflasyon verileri olduğunu FED açıklamalarından biliyoruz. Ayrıca ulusal ve global ekonomideki gidişat da FED in faiz artırım kararını verirken dikkate aldığı önemli etmenler olarak bulunuyor. Abd de ekim ayında açıklanan ve ekonomide yüksek öneme sahip verilerden 11 gösterge beklentiler altında gelirken, 10 gösterge beklentiler üzerinde geldi. Bu ise ekonominin genel olarak toparlandı tanımını almasında önemli bir engel teşkil ediyor. Yukarıda bahsedilen verilerin daha ağır basanlarını ayrı ayrı inceleyerek, FED in kararı hakkında bir ön fikir edinmek mümkün olabilir. İlk olarak İşsizlik datasıyla başlayalım. Tam istihdam tanımında tahammül edilebilen işsizlik seviyesi %5 olarak tanımlanmış durumda. FED in de işsizlik değerlendirmesinde bu seviyeyi dikkate aldığı biliniyor. Son yıllarda açıklanan işsizlik verilerini incelediğimizde, genel bir düşüşün hakim olduğunu görüyoruz. web sayfamızda yer alan her türlü bilgi, grafik, arastırma sonuçları,rapor, görüs ve tavsiyeler genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıs olup, sitede
Son yıllarda gerçekleşen İşsizlik Haklarında Yararlanma Başvuruları verisinde de düzenli bir düşüş görülüyor. Bu veri işsizlik sigortası için kayda geçmiş olan bireylerin sayısını gösteriyor. web sayfamızda yer alan her türlü bilgi, grafik, arastırma sonuçları,rapor, görüs ve tavsiyeler genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıs olup, sitede
İşsizlikten bahsedildiğinde İstihdam verisinden de bahsedilmesi gerekir. ABD Tarım dışı istihdam verisi, tarım endüstrisi haricinde son ay içerisinde çalışan insanların sayısındaki değişiklikleri belirler. Aşağıdaki grafiği incelediğimizde, İşsizlik ve İşsizlik haklarından yararlanma başvurularındaki benzer düzenli bir trend göremesek de, son yıllarda kısmi bir artışın söz konusu olduğu belli oluyor. Tüm bu verileri incelediğimizde, genel olarak İstihdam ve işsizlik açısından olumlu bir duruşun söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Bu FED in faizleri artırması için pozitif bir argüman olarak elini güçlendiriyor. Öteki taraftan enflasyon verisini incelemekte fayda var. Enflasyon için belirlenen hedef %2. Yalnız son aylarda yaşanan gerilemelerle, bu hedeften epey uzaklaşılmış durumda. Bu geri çekilmede, son aylarda emtialarda yaşanan geri çekilmeler oldukça etkili olmuş durumda. Bu durum, FED in faiz artırması olasılığını düşüren bir etmen. web sayfamızda yer alan her türlü bilgi, grafik, arastırma sonuçları,rapor, görüs ve tavsiyeler genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıs olup, sitede
Tüm bunlara ilaveten, 29 Ekim Perşembe günü açıklanacak olan ABD 3. Çeyrek GDP verisi, ekonominin gidişatını ve sağlığını gösteren en önemli göstergelerden biridir. Son açıklanan verinin beklentilerin biraz üzerinde gelmiş olması FED in elini güçlendirse de, FOMC üyeleri faiz gibi kritik bir kararda, bu ayki beklenti altında gelen diğer verilerin GDP üzerindeki etkisini görmek isteyebilir. web sayfamızda yer alan her türlü bilgi, grafik, arastırma sonuçları,rapor, görüs ve tavsiyeler genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıs olup, sitede
ABD de son açıklanan şirket 3. Çeyrek bilançoları da ekonomideki yavaşlamayı yansıtıyor. DuPont, P&G, Skechers, Pandora, Caterpillar, 3M, Coca Cola, Amex gibi dev şirketlerde gelir ve karlılıklarda, güçlenen dolar ile geri çekilmeler gözüküyor. Bu durumun devamında işten çıkarmalar artabilir ve ekonomideki durum kötüleşebilir. FED, kararında reel şirketlerin performanslarını da değerlendirmeye alacaktır. FED in faiz kararını alırken sadece ulusal piyasaları değil, global gidişatı da dikkate aldığını biliyoruz. Keza bu duruma geçen ay açıklanan FOMC tutanaklarında da yer verilmiş, faiz artırmama kararına gerekçe olarak, ulusal durumun haricinde, Çin in yavaşlayan büyümesi ve global piyasalardaki belirsizlikler gösterilmişti. Çin deki veriler ise duraklama sinyalleri veriyor. Ekim ayında açıklanan ihracat ve ithalat verilerinde geri çekilmeler gözlenmişti. Hizmet PMI ı, TÜFE ve Sanayi Üretimi de beklentilerin altında kalmıştı. Bu sebeple Çin, son 1 yıl içerisinde 6 kez faiz indirimine gitti. Son indirimi ise bu ay 25 baz puan seviyesinde gerçekleştirdi. Çin in genişleyici para politikasına devam ediyor oluşu, rekabetçi kalınabilmek adına diğer ülkeleri de bu yöne çekiyor. Keza AMB Başkanı Mario Draghi, genişleyici para politikasının kapsamını Aralık ayındaki toplantıda ele alacaklarını, gerekmesi durumunda ilave teşvik gelebileceğini belirtmesi, Euro Bölgesi nin de genişleyici para politikasına devam edeceğini gösteriyor. İngiltere Merkez Bankası, %0.5 olan faizleri sabit tutarak, global riskler ve enflasyondaki zayıflık sebebiyle, faizleri düşük tutmaya istekli olduklarını belirtti. Japonya tarafında ise faizler %0.10 seviyesinde bulunuyor ve teşviklerle ekonomi desteklenmeye çalışıyor. Japon yetkililer birçok durumda genişleyici politikadan kısa vadede vazgeçmeyeceklerini belirttiler. Tüm ülkeler kötü gidişatı destekleyici nitelikte adımlar atarken, FED in olası faiz artırma kararı düşük ihtimal olarak görülüyor. Keza Bloomberg in yaptığı anketlerde, analistlerin %6 sı ekim ayında faiz artırımının geleceğini beklerken, aralık ayında bekleyenlerin oranı ise %35 olarak gözüküyor. FED in faiz artırımına gitmesi durumunda, dolar endeksinde yükselme görülecek, emtia ve diğer para birimleri dolar karşısında geri çekilme yaşayabilir. Dolar borcu olan birey ve şirketlerin yükümlülükleri artacaktır. Gelişmekte olan ülkelerden, gelişmiş ülkelere sermaye akımları hızlanabilir. FED in faiz artırmaması durumunda, emtia ve paritelerdeki yükselişler güçlenebilir. Gelişmekte olan ülkeler için olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Risk iştahında kısmi bir artış görülse de, endekslerde satış görülebilir. web sayfamızda yer alan her türlü bilgi, grafik, arastırma sonuçları,rapor, görüs ve tavsiyeler genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıs olup, sitede