T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 34. KAZI SONUÇLARI TOPLANTISI 2.CİLT 28 Mayıs -1 Haziran 2012 ÇORUM 1
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Yayın No:159-2 YAYINA HAZIRLAYAN Dr. Haydar DÖNMEZ 28.05.2012-01.06.2012 tarihlerinde gerçekleştirilen 34. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu, Hitit Üniversitesi ile Çorum Valiliği nin katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇORUM VALİLİĞİ Sempozyum bildiri kitapları ise Hitit Üniversitesi nin katkılarıyla basılmıştır. ISSN:1017-7655 Kapak Fotoğrafı: Sait BAŞARAN Enez (Ainos) 2011 Yılı Arkeoloji Kazısı Not: Kazı raporları, dil ve yazım açısından Klâsik Filolog Dr. Haydar Dönmez tarafından denetlenmiştir. Yayımlanan yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. 2 Pegasus Görsel İletişim Hizmetleri ÇORUM-2013
İÇİNDEKİLER M.P. C. JACKSON, J.N. POSTGATE, T. E. ŞERİFOĞLU Kilise Tepe 2011 Yılı Kazıları A. Tuba ÖKSE, Ahmet GÖRMÜŞ, Erkan ATAY, Nihat ERDOĞAN Ilısu Barajı İnşaat Sahası 2011 Yılı Kurtarma Kazıları Nurettin YARDIMCI 2011 Yılı Harran Kazıları Göksel SAZCI Maydos Kilisetepe Höyüğü Kazısı 2011 Sezonu Çalışmaları Şevket DÖNMEZ Oluz Höyük Kazısı Beşinci Dönem (2011) Çalışmaları: Değerlendirmeler ve Sonuçlar G. Kenneth SAMS, C. Brian ROSE Gordion, 2011 Marie- Henriette GATES, A. Asa EGER 2011 Season at Kinet Höyük (Yeşil-Dörtyol, Hatay) Timothy P. HARRISON, Elif DENEL, Stephen BATIUK 2011 Tayinat Kazıları ve Araştırmaları Aynur ÖZFIRAT Bozkurt Kurgan Mezarlığı Kazısı, 2011 Erkan KONYAR, İsmail AYMAN, Can AVCI, Davut YİĞİTPAŞA, Bülent GENÇ, Rıza Gürler AKGÜN Van Kalesi Höyüğü 2011 Yılı Çalışmaları Mehmet KARAOSMANOĞLU, Halim KORUCU, Mehmet Ali YILMAZ Altıntepe Urartu Kalesi 2011 Yılı Kazı ve Onarım Çalışmaları Nicholas D. CAHILL Sardis, 2011 (İngilizce ve Türkçe) Volkmar VON GRAEVE 2011 Yılı Milet Çalışmaları Ömer ÖZYİĞİT 2011 Yılı Phokaia Kazı Çalışmaları Yaşar. E. ERSOY, Hüseyin CEVİZOĞLU, Ümit GÜNGÖR, Elif KOPARAL, Polat ULUSOY, İlkan HASDAĞLI, Fikret ÖZBAY Urla- Klazomenai Kazıları Musa KADIOĞLU, Mustafa ADAK, Canan ÖZBİL, S. Hakan ÖZTANER, Rahşan TAMSÜ POLAT, Yusuf POLAT 2011 Yılı Teos Kazı Çalışmaları (2. Sezon) 5 25 35 45 65 81 91 105 119 127 137 147 161 173 191 211 3
Elif Tül TULUNAY Nif (Olympos) Dağı Araştırma ve Kazı Projesi: 2011 Yılı Kazısı Nuran ŞAHİN, Onur ZUNAL, Cennet PİŞKİN, Gülben KARAKAN Klaros 2011 Serdar AYBEK, Ali Kazım ÖZ, Aygün Ekin MERİÇ, Baki DEMİRTAŞ Metropolis 2011 Yılı Kazı ve Araştırmaları Zeynep MERCANGÖZ, Emine TOK, Tümay Hazinedar COŞKUN Kuşadası, Kadıkalesi Kazısı 2011 Yılı Çalışmaları Wulf RAECK Die Arbeiten in Priene im Jahre 2011 Antonio La MARCA Aiolis Kyme si 2011 Yılı Çalışmaları Nurettin ARSLAN 2011 Yılı Assos Kazı Çalışmaları Nurettin KOÇHAN, Korkmaz MERAL Kyzikos 2011 Cevat BAŞARAN, Vedat KELEŞ, Hasan KASAPOĞLU, Hasan Ertuğ ERGÜRER Parion 2011 Kazı ve Restorasyon Çalışmaları Nurettin ÖZTÜRK, Berna KAVAZ Zeytinliada 2011 Yılı Kazı Çalışmaları ve Arkeopark Projesi Sait BAŞARAN, Gülnur KURAP Enez (Ainos) 2011 Yılı Arkeoloji Kazısı Davut KAPLAN, Tayyar GÜRDAL, Abdulkadir ÖZDEMİR 2011 Yılı Gülpınar / Smintheion Kazıları (32. Yıl) Felix PIRSON Pergamon 2011 Sezonu Çalışmaları Raporu Martin BACHMANN Pergamon- 2011 Restorasyon Çalışmaları Engin AKDENİZ 2011 Yılında Thyateira Antik Kenti ve Hastane Höyüğü nde Gerçekleştirilen Arkeolojik Çalışmalar Marcello SPANU Iasos 2011 Lars KARLSSON, Olivier HENRY, Jesper BLID Labraunda 2011 233 253 265 275 289 307 319 337 347 365 375 391 403 421 429 445 455 4
VAN KALESİ HÖYÜĞÜ 2011 YILI ÇALIŞMALARI Erkan KONYAR* İsmail AYMAN Can AVCI Davut YİĞİTPAŞA Bülent GENÇ Rıza Gürler AKGÜN M.Ö. 9.-6. yüzyıllarda Van Gölü Havzası merkezli bir krallık kurmuş olan Urartular ın başkenti, Van Kalesi-Tuşpa olarak bilinir 1. Van Gölü nün hemen doğu kıyısındaki bu konglomera kayalık yaklaşık 1345 m. uzunluğunda, 200 m. genişliğinde ve 100 m. yüksekliğindedir 2 (Resim: 1). Başkentin sitadelinde bulunan surlar ve temel yatakları, ana kayanın yontularak düzleştirilmesi ile oluşturulan platformlarda izleri rahatlıkla görülebilen yapı tabanları, açık hava kült alanları, kralların defnedildiği kaya mezarları, ana kaya üzerine işlenmiş kral yıllıkları, yazıtlı steller, inşa yazıtları büyük ve gelişmiş bir devlet yapısının izlerini taşımaktadır. Urartu Döneminde Van kentinin aşağı yerleşmesini, gerek kuzeyde bugün Van Kalesi * Yrd. Doç. Dr. Erkan KONYAR İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü, İstanbul / TÜRKİYE Araş. Gör.İsmail AYMAN (M.A.), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı, İstanbul / TÜRKİYE Uzm. Can AVCI (M.A), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı, İstanbul / TÜRKİYE. Yrd.Doç.Dr. Davut YİĞİTPAŞA, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü. Samsun / TÜRKİYE. Bülent GENÇ (M.A.), Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı. İstanbul/ TÜRKİYE. Rıza Gürler AKGÜN (M.A.)Arkeolog 1 Bu çalışma İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Yürütücü Sekreterliği (Proje No: 14225 ve 13003), Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, DÖSİMM ve Aygaz Genel Müdürlüğü tarafından desteklenmiştir. Van Kalesi Höyüğü kazı çalışmaları 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında, İstanbul Üniversitesi bilim kurulu üyelerinden oluşan bir ekiple sürdürülmüştür. Bakanlık temsilciliği görevini ise İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi nden Dr. Güner Sağır yürütmüştür. Kazı ekibinde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi nden Yrd. Doç. Dr. Hasan Özdemir, Araş. Gör. İsmail Ayman (M.A.), Uzm. Can Avcı (M.A.), İstanbul Maltepe Üniversitesi nden Yrd. Doç. Dr. Hacer Banu Konyar, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi nden Yrd. Doç. Dr. Davut Yiğitpaşa, Yrd. Doç. Dr. Tuba Yiğitpaşa, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi nden Uzm. Yarenkür Alkan, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Van-Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Kırşehir-Ahi Evran Üniversitesi ve İngiltere-Liverpool Üniversitesi öğrencilerinden, Rıza Gürler Akgün (M.A.), Armağan Tan (M.A.), Mehmet Emre Özdoğan (M.A.), Bülent Genç (M.A.), Vural Genç (M.A.), Ali Çifçi (M.A.), Nuray Kaygaz (M.A.), Gülay Sert, Leman Alkan, Gülşah Pestil, Hale Tümer, Aykut Fenerci, Özlem Surul, Gülay Sert, Sena Büke Yılmaz, Burcu Meriç, Emre Veysel Şener, Gözde Yıldız, Sera Yelözer, Sevilay Yener, Ahmet Deniz, Figen Arig, Burcu Varol, Aysun Yılmaz, Fatma Kaynar, Nazan Özdemir, Mesut Çakan, Ayşenur Çiçekel, Sencer Durmuş Can, İsa Kaplan, Nurlan Günal, Esra Özbek, Selen Sağlam, Zeynep Sürmeneli, Esra Çiftçi, Hatice Çelik, Hasan Gürer, Doğan Güneri görev almışlardır. 2 Van Kalesi, Van Kalesi Höyüğü ve Eski Van Şehri ile ilgili şu ana kadar yapılan yayınlarda yerleşim alanlarının ölçüleri ile ilgili tahminî rakamlar verilmiştir. Yürüttüğümüz kazı projesi kapsamında gerçekleştirilen topografik ve ortofoto haritalandırma çalışmalarıyla söz konusu alanların yayılım alanı, ölçüleri hakkında en doğru bilgiler elde edilerek kullanılmaya başlanmıştır. 127
Höyüğü olarak adlandırılan alan ve gerekse kalenin güneyindeki Eski Van Şehri olarak adlandırılan alan oluşturmaktaydı. Van Kalesi nin hemen kuzeyinde yer alan ve literatürde Van Kalesi Höyüğü olarak tanınan höyük, doğu batı doğrultusunda, sitadele paralel olarak uzanır. Yaklaşık olarak 10 hektarlık bir alana yayıldığı hesap edilen höyüğün uzunluğu750 m.ye ulaşmaktadır. Höyüğün batı uç noktasında 1989-1991 yıllarında yaklaşık 400 m 2 lik bir alanda çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonunda 15 odadan oluşan bir yapı kompleksi ortaya çıkarılmıştır. Kalın bir yangın tabakası üzerine kurulu taş temelli kerpiç duvarlı bu yapı grubu Erken Evre Yapı Katı olarak değerlendirilmiş ve M.Ö. VIII. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Bunun üzerinde yer alan ve daha geç dönem mezarları tarafından fazlasıyla tahrip edilen Geç Evre Yapı Katı (2. evre) ise M.Ö. VII. yüzyıla tarihlenmiştir 3. 2011 yılında Tuşpa-Van Kalesi Höyüğü nün batısında bulunan A Alanı ile doğusundaki -höyüğün orta kısımlarındaki- B Alanı nda toplam 11plankarede (10x10 m.) kazı faaliyeti yürütülmüştür. A Alanı Çalışmaları 2011 yılı kazı sezonunda höyüğün batı uç noktasından başlayarak N19, N20, M27, M28, M29, M30, N27 ve O27 açmalarında çalışılmıştır. 1989-1991 yıllarında Prof. Dr. M. Taner Tarhan başkanlığında alanın batı uç noktasında açılan 3 açmada Ortaçağ mezarlık tabakası, Urartu ve İlk Tunç Çağı tabakaları kısmen incelenebilmiştir. İki evreli olarak tanımlanan Urartu tabakasının erken evresine ait açma sınırları dâhilinde 15 odadan oluşan bir mimarî kompleks ortaya çıkarılmıştır 4. 2010 yılında başlayan ikinci sezon kazı çalışmalarına da aynı alanda başlanmış ve 1989-1991 dönemi kazılarında gün yüzüne çıkarılan mimarî kalıntılar temizlenerek tekrar ortaya çıkarılmış ve pasif koruma uygulanmıştır. A Alanı höyüğün ova düzeyinden en yüksek olduğu bölgedir. Bu nedenle tabakalanmanın daha iyi izlenebileceği ön görülmüştür. Yine bu alandaki çalışmalar önceki dönem kazı verilerinin sonuçlarının sorgulanması, gelecek kazı programının ve ortaya çıkan bulguların tekrar ve doğru bir şekilde değerlendirilmesi açısından oldukça önemlidir. 1989-1991 kazı döneminde çalışılan alanlar referans alınarak çalışma alanı genişletilmiştir. A Alanı aynı zamanda TuşpaSitadeli nin mimarî unsurlarının konumları açısından ova düzeyine en fazla yaklaştığı batı ucunun yaklaşık 90 m. kuzeyinde yer alır (Resim: 2). Bu alanda sitadel bölümünden kuzeye doğru teraslar hâlinde ova düzeyine kadar inen Urartu yapıları, duvar kalıntıları, ana kayaya açılmış duvar temel yatakları açık bir şekilde izlenebilmektedir. Topografik açıdan sitadele erişim için en uygun alanlar yine bu bölümde yer alır. Taner Tarhan ve Veli Sevin başta olmak üzere birçok araştırmacı bu alanda, Yeni Saray bölümünün höyüğe bakan alçak yamaçlarında Rampalı Yol olarak tanımlanan alandan saraya ulaşımın sağlandığını belirtmektedirler 5. Dolayısıyla A Alanı, başkent Tuşpa nın Aşağı Kenti nin kaleyle bağlantısına olanak tanıyan en elverişli noktalarından birisidir. Ayrıca Sardur Burcu na yakın oluşu A Alanı ile sitadel arasındaki ilişkiyi daha belirgin hâle getirmektedir. Mezarlık Höyüğün en üst tabakasında yer alan mezarlık alanı batıdan-doğuya doğru yaklaşık 3 Tarhan-Sevin, 1991, 433-434. 4 Tarhan 1989; 1994; 2000; 2001; 2003; Tarhan-Sevin 1990; 1991; 1992; 1993; Sevin 1994. 5 Tarhan-Sevin 1990: 357-358. 128
340 m. uzanmakta ve bu hâliyle höyüğün batı ve orta kısmını kaplamaktadır (Resim: 3). Mezarlığın Ortaçağ Döneminde ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında net veriler elde edilememiştir, ancak 20. yüzyılın ortalarına kadar gömülerin devam ettiğini söylemek mümkündür. Bu yılki kazı çalışmasında 122 adet Geç Dönem mezarı ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarlar içerisinde Müslüman mezarları ağırlıktadır. Mezarlardan 54 tanesi Müslüman, 29 tanesi Hıristiyan mezarıdır. Geriye kalan 38 mezar çukurlarındaki tahribat, çocuk ya da bebek mezarlarındaki bireylerin iskeletlerinin çok kötü durumda olmasından kaynaklı olarak gömü geleneği saptanamamıştır. Mezarlar tipolojik açıdan çeşitlilik göstermektedirler. Üst örtü çoğunlukla yassı kum taşlarıyla oluşturulmuştur. Mezarların bazılarında, baş ve ayak kısımlarında bulunan şahide taşları tespit edilmiştir. Ancak bu taşlarda herhangi bir yazı ve bezeme öğesi gözlenmemiştir. Oldukça basittir. İki yıllık çalışma süresince ortaya çıkarılan mezarların 5 tipte olduğu görülmüştür. Bunlar: 1-Sal taşlarla örtülü toprak mezarlar, 2-Sal taşsız toprak mezarlar, 3-Kerpiç sandık mezarlar, 4-Taş sandık mezarlar, 5-Mezar üst örtüsü, küçük yarı işlenmiş taşlarla çevrili, orta kısmı küçük moloz taşlarla doldurulmuş mezarlardır. Mezarların yapısal özellikleri hakkında bilgi vermek gerekirse: 1-Sal taşlarla örtülü toprak mezarlar: Bu mezar tipinde, mezarın üstü yarı işlenmiş sal taşları ile örtülmüştür. Mezar çukurları elips ya da dikdörtgen biçimindedir. Dikdörtgen biçimli mezarların diplerinde, defin haznesi bulunmaktadır. Bu kısımda mezar genişlemektedir. Yetişkin bireyler yüzeyden yaklaşık 80-100 cm. derinlikte, çocuk ve bebek bireyler ise yaklaşık 20-35 cm. derinlikte gömülmüşlerdir. 2-Sal taşsız toprak mezarlar: Mezar çu kuru elips biçimindedir. Üst örtüde sal taşı kullanılmamıştır. Çukurun sınırları, tahribata uğramış mezarlarda rahatlıkla seçilebilmektedir. Yetişkinlerde derinlik 80-100 cm, bebek ve çocuklarda 20-35 cm.dir. Bu tip mezarların bazılarında, yüzeyden 50-60 cm. derinlikte, sal taşları ya da çapı 5-10 cm.yi bulan kavak ya da söğüt ağacından ahşap malzeme yan konularak, gömüsü gerçekleştirilmiş bireylerin üstü örtüldükten sonra çukur toprakla doldurulmuştur. 3-Kerpiç sandık mezarlar: Mezar çukurunun etrafı 30x30x8 cm. ölçülerinde kerpiç blokların örülmesi ile oluşturulmuş mezar tipidir. Bu tip mezarların bazılarında duvarlar kerpiçlerin bindirme tekniğiyle üst üste konulmasıyla oluşturulmuştur. Böylece yukarı doğru daralan mezar duvarları elde edilmiştir. Bazı mezarlarda, mezarların uzun ya da kısa kenarlarından bir ya da bir kaçında kerpiç duvar inşa edilmiştir. 4-Taş sandık mezarlar: Bu tip mezarların mezar çukurlarının etrafı yarı işlenmiş taşlarla örülerek bireyin gömüldüğü çukur oluşturulmuştur. Bu tip mezarlara az sayıda rastlanmıştır. 5-Mezar üst örtüsü, küçük yarı işlenmiş taşlarla çevrili, orta kısmı küçük moloz taşlarla 129
doldurulmuş mezarlar: Bu tip mezarlarda mezar çukurlarının derinliği 1 m.den fazladır. Bireyin gömülmesinden sonra hemen üzeri sal taşları ile kapatılarak kapak taşlarının üzeri toprak ile doldurulmuştur. Toprak dolgunun üzeri küçük moloz taşlarla kapatılıp etrafı orta büyüklükte taşlarla çevrilmiştir. Mezarlıkta, yukarıda da belirttiğimiz gibi iki farklı inanç sistemine ait gömüler mevcuttur. Bunlar batı-doğu doğrultusunda uzanan, yüzleri güneye dönük, dizleri karına hafif çekik, gövdesi hafif güneye dönük Müslüman gömü geleneği ile yine batı-doğu doğrultusunda sırtüstü uzatılmış, başının altına taş, toprak konularak ya da çamurdan tümsek/ yastık yapılarak yükseltilmiş hâlde doğuya bakan Hıristiyan gömü geleneğidir. Alanda oldukça yoğun bir gömü faaliyetinin olduğu mezar çukurlarının sıklığından anlaşılmaktadır. Bu nedenle birbirini kesen mezarlara sıklıkla rastlanır. Yeni mezar çukurları açılırken önceki gömünün zarar görmemesine çoğunlukla dikkat edilmiştir. Bazen ise eski gömüye ait iskelet kalıntıları, yine mezar çukurunun ayrı bir köşesine toplanmıştır. Yapısal özellikler ve karşılaşılan derinliklerin aynı olması mezarların özellikle kronolojik ayrımının yapılmasını güçleştirmektedir. Diğer taraftan, mezarlık tabakasının alt seviyelerinde Hıristiyan gömülerin daha yoğun olduğu ve bazı Müslüman mezarlarının Hıristiyan mezarlarını kestiği görülmüştür. Bu anlamda mezarlık alanının ilk defa Hıristiyanlarca kullanılmaya başlandığını söylemek yanlış olmaz. Ortaçağ Mimarîsi Bu yıl yapılan çalışmalarda, höyüğün batı ucundan itibaren M27-M28-M29-M30 plan karelerinde -mezarlık tabakasının altında- mimarî yapı ya da elemanlara rastlanmıştır. Tarafımızdan şimdilik 1. ve 2. evre olarak tanımlanan mimarî, mezar çukurları tarafından ağır bir tahribata uğramıştır. 2. evrede yine mezarlar tarafından tahrip edilmiş olmakla birlikte düzgün plan veren bir mimarîdaha rahat bir biçimde izlenebilmektedir. Mezarlık tabakasının hemen altında yer alan 1. evreye ait büyükçe bir mekânın duvarları 80 cm. kalınlığa sahiptir. Nispeten iri, yarı işlenmiş taşlar ve bu taşların arasına küçük moloz taşların doldurulmasıyla inşa edilmişlerdir. Birleştirici malzeme olarak çamur kullanılmıştır. Mezar çukurları tarafından büyük oranda tahrip edilmiş olan duvarlar, kuzeydoğu-güneybatı aksında uzayan, kare planlı olduğunu tahmin ettiğimiz büyük bir mekâna aittir. Zayıf bir mimarîdokuya sahip olması, insitu buluntu yokluğu ve sağlıklı bir keramik konteksti elde edilemediğinden mekânın işlevi ve kronolojisi hakkında öngörüde bulunmak güçtür. 2. evre mimarîsi 1. evre mimarîsine göre daha belirgin bir dokuya sahip, birbirleriyle ilişkili odalardan oluşur. 80-90 cm. kalınlığındaki duvarlar tek sıra küçük taşlardan oluşur. Duvarların bazı kısımlarında bir ya da iki sıra kerpice rastlamak mümkündür (Resim: 4). Bu duvarlar da mezar çukurları tarafından yoğun bir şekilde tahrip edilmiştir. Kuzeydoğugüneybatı/güneydoğu-kuzeybatı aksında uzanan ana ve ara duvarlardan oluşan mimarî farklı ölçülere sahip mekânlardan meydana gelmektedir. Dört açmada ortaya çıkarılan mekân ya da duvarlar, A Alanı nın belki de büyük bir kısmına yayılan yapı dokusuna işaret eder. Höyükteki tüm tabaka ya da evrelere ait keramik malzeme karışık hâlde elde edilmiştir. Bunlardan sırlı ve sırsız keramikler çoğunluğu oluşturmakla birlikte, Urartu ve İlk Tunç Çağı keramiği de bulunmuştur Urartu Tabakası 1989-1991 yıllarında höyüğün A Alanı nda yapılan kazılarda, iki evreli Urartu yapı katı saptanmıştır. Mevcut yapı katları bulundukları derinlik, buluntu ve mimarî özellikleri 130
açısından geç ve erken evre yapı katı olarak tanımlanmıştır. Geç evreye ait yapı katında mimarî açıdan zayıf durumda yapı izleri bulunmuştur. Mevcut yapılar mezar çukurları tarafından tahrip edildiği için, parçalar hâlinde duvar izlerinden oluşan zayıf bir mimarî söz konusudur. Mimarînin zayıflığına karşın zengin sayılabilecek buluntu topluluğu tezat oluşturmaktadır. Elde edilen buluntular demir ve bronzdan ok uçları, fibula, zırh pulları, kemik mühür, taş amulet, kurşun iğne ile iri depo kapları, çanak ve çömlek türleri, at biçimli rhyton, ikiz kaplardan oluşmaktadır. Geç evre yapı katı hakkında mimarîverilerin eksikliğinden dolayı mevcut evre ile ilgili çok fazla belirleme yapma olanağı bulunmamaktadır. Geç evre yapı katının altından, belirgin bir mimarî plan veren ve erken evre yapıkatıolarak tanımlanan evrede bir mimarî kompleks ortaya çıkarılmıştır. 15 odası tespit edilen yapı, taş döşemeli sundurma niteliğindeki alanları, tabana gömülü hâlde iki adet iri küpün yer aldığı küçük depo odası, 40x40 cm. ölçülerinde kerpiçlerle döşenmiş tabana sahip odası ile bir Urartu evi ya da birkaç evin birleşiminden oluşan bir yapıyı andırmaktadır. Yapıda iki adet sundurma tarzında birimin bulunması bu yönde bir tahmin yapılmasını olanaklı kılmaktadır. Yapının, TuşpaSitadeli ne olan yakınlığı, taş temellerinin niteliği, sahip olduğu oda sayısı gibi nedenlerden ötürü yapının soylu seçkin ailelerce kullanılan bir ev olduğu belirtilmektedir 6. Yapının benzerlerine Teişebaini-Uru (Karmir-Blur/Ermenistan) kentinde rastlanmıştır 7. Teişebaini-Uru aşağı yerleşmesinde bulunan evler birkaç oda ve büyük bir salondan oluşmaktadır. Evlere ahşap direklerle taşınan sundurmalar aracılığıyla girilmektedir. Evlerin birleşiminden büyük yapı parselleri oluşmuştur. Evlerin birleşmesinden oluşan parseller arasında sokaklar ortaya çıkarılmıştır 8. Benzer evlere Argiştihinili (Armavir-Blur/ Ermenistan) kentinin aşağı yerleşmesinin güneybatı mahallesinde rastlanır. Bu yapıların kentte yaşayan askerlere ait olduğu düşünülmekle beraber elde kesin bir veri bulunmamaktadır. Evlerin buluntu açısından yoksun olmaları askerlerin yaşadıkları konutlar olabileceğini düşündürtmüştür 9. Ancak sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerin ikamet edebilecekleri düşünüldüğünde buluntuya rastlanmaması muhtemeldir. Ayrıca söz konusu eşyalar taşınabilir olduğundan evlerin bir şekilde boşaltılmış veya yağmalanmış olabilecekleri de düşünülebilir. Bu tartışma bir tarafa bırakıldığında yapıların mimarî planı, inşa malzemesinin niteliği açısından höyüğümüzde bulunan ev ya da evlere benzemesi tipolojik bir ilişki kurulmasına olanak tanımaktadır. Benzer ev tiplerine Rusa-i Uru Tur (Bastam-İran) kentinde de rastlanmıştır. Odaların eklektik tarzda birleşmesinden oluşan yapı grupları 15 16 odalı birden fazla evi oluşturmaktadır. Sokak dokusu Teişebaini-Uru da olduğu gibi Rusa-i Uru- Tur da da görülmektedir. Bahsettiğimiz kentlerde soylu seçkinler tarafından kullanılmış olma olasılığı daha yüksek evler de ortaya çıkarılmıştır. Bu konutlarda evlerin dış duvarları daha kalındır. Duvarlar belli aralıklarla konulmuş payandalar tarafından desteklenmektedir. Duvarların köşe noktalarında rizalitler bulunmaktadır. Diğer taraftan böyle zengin Urartu evleriyle yerleşmedeki normal ve basit evler karşılaştırıldığında, Urartu mimarîsinde sıklıkla kullanılan payandalı duvarların, estetik 6 Tarhan 2011: 331. 7 Forbes 1983: fig 67. 8 Martirosjan 1964: 265-266. 9 Martirosjan 1964: 233. 131
anlamda duvar yapısını bölen sadece mimarî bir ayrıntı olduğu, bu durumda desteklenmiş mimarînin yalnızca bir süs ve detaydan ibaret olduğu, duvarları sağlamlaştırma işlevinin olmadığı önerilmektedir 10. Bastam daki Urartu yerleşimleri, birbirine açılan odalarının duvarları desteksiz olan az çok dikdörtgen şekilleriyle basit normal evlerden oluşmaktadır. Bu hâliyle yerleşim Van Kalesi Höyüğü ndeki mimarîye benzemektedir. Fakat Bastam da ortaya çıkarılan aşağı yerleşmelerdeki mimarî tabaka sağlam bir şekilde görülebilirken Van Kalesi Höyüğü nde bu durum bir tezat oluşturmakta ve zayıf bir mimarî tabakayla karşılaşmaktayız. Elbette höyüğün uzunca bir süre mezarlık alanı olarak kullanılması ve gömü yapılması mimarî kalıntıların tahribat görmesine neden olmuştur. Ancak söz konusu duvarların yapısal karakterlerinde gözle görülebilir bir farklılık izlenmektedir. 2011 yılı çalışmalarında 1989-1991 yıllarında açılan Urartu yapı kompleksinin doğu yayılımını saptamak amacıyla kazı alanı genişletilmiştir. N20 olarak tanımlanan bu yeni alanda söz konusu Urartu kompleksine dair yeni bulgular elde edilmiştir. Açmanın batısında kalan 01521 numaralılocus olarak tanımladığımız taş duvar 1 metre kalınlığındadır ve 7 metrelik kısmı ortaya çıkarılmıştır. Bu duvarla köşe oluşturan doğu-batı doğrultulu duvarın ise 2.30 metrelik kısmı açılabilmiştir. Özellikle kuzey-güney duvarının doğuya doğru köşe oluşturduğu noktada taş temel seviyesinin altından demir bir ok ucunun bulunmuş olması bu duvarın daha geç bir döneme ait olabileceğini göstermektedir. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan bu duvara paralel ve hemen doğusunda, yaklaşık 5 m. uzunluğunda ve 80 cm. genişliğinde bir platform veya seki saptanmıştır. Bu duvar veya seki ile kuzey yönde birleşen, doğu batı doğrultusundaki duvar 3 m. ve hemen karşısında açmanın doğu kesitinde kalan kuzey-güney yönlü duvarın ölçülebilen uzunluğu ise 1.80 m.dir. Böylelikle yaklaşık duvarların çevrelediği 10 m 2 ölçülerinde bir oda meydana gelmektedir. Bir mekân içi olarak değerlendirilebilecek bu alandaki yıkıntı ve yangın izleriyle karakterize olan dolgunun içinden eşitli hayvan kemikleri ve Urartu çanak-çömlek parçaları karışık biçimde gelmiştir. Hayvan kemikleri üzerinde yer alan çeşitli izlerden yola çıkarak bunların tüketim artığı olduğunu söyleyebiliriz. N20 açmasında, erken evre yapı katının altında, küllü toprak içerisinden yeni bir evrenin habercisi olabilecek nitelikte karakteristik Urartu buluntularına rastlanmıştır. Bunlar bronzdan fibula, demir ok uçları, olta iğnesi ve kırmızı astarlı seramik parçalarından oluşmaktadır. Yapının doğu duvarına yakın bir noktasında, sağlam hâlde bronz bir fibula (VK 12739) ortaya çıkarılmıştır. Bu dolgu tabakasının ve buluntuların mimarînin altına doğru uzandığı tespit edilmiştir. Yani ilk veriler ışığında N20 açmasında tespit edilen bu yeni mimarî birim bir Urartu dolgusu üzerine inşa edilmiştir. A Alanı nın orta kısımlarına denk gelen alandaki N27 açmasında geçen yıl bulunan Urartu mekânına ek olarak, M28 ve M29 açmalarında da Urartu Dönemi duvarları bulunmuştur. 95-100 cm. kalınlığında ve orta büyüklükte yarı işlenmiş taşlardan inşa edilen duvarların arasında moloz taş dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan duvarların bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Duvar üst seviyesinde mıcırkil karışımı tabana rastlanmıştır. Önceki yıl ortaya çıkarılan Urartu Dönemi mekânı da dikkate alındığında çalışma yapılan açmaların tümünde 1.20-1.70 m. arası derinlikte Urartu tabakasına rastlanmıştır. M28 ve M29 açmalarında ortaya çıkan Urartu Dönemi duvarları 10 Kleiss 1978, 399. 132
ile birlikte bir değerlendirme yapıldığında, höyüğe yayılmış durumda olan bir Urartu yapı dokusunun var olduğu söylenebilir. İlk Tunç Çağı Tabakası Bilindiği gibi, Tuşpa-Van Kalesi Höyüğü İlk Tunç Çağının karakteristik keramik türlerini ve tipolojilerini vermektedir. Daha önce höyükte yapılan kazı çalışmalarında, ilgili dönemin mimarî izlerine rastlanmamıştır. Bu yılki çalışmaların en önemli sonuçlarından birisi de İlk Tunç Çağının zayıf da olsa mimarî izlerinin bulunmuş olmasıdır. Höyüğün güney yamacında yer alan N27 ve O27 açmalarında sıkıştırılmış kilden bir tabana rastlanmıştır. Tabanın bir kere yenilendiği, üstündeki ikinci taban izinin varlığı kesitlerden rahatlıkla görülebilmektedir. Taban üzerinde İlk Tunç Çağının tipik seramiklerinden portakal renkli ve parlak koyu yüzlü Karaz seramiğine rastlanmıştır. B Alanı Çalışmaları Höyüğün ortasına denk gelen, A Alanı nın yaklaşık 270 m. kadar doğusunda bulunan, B Alanı nda kuzey-güney doğrultusunda N57,O57 ve P 57 kodlu yan yana üç plan karede çalışılmıştır. A Alanı nda açılan açmalarda mezarların alttaki tabakaları yoğun bir şekilde tahrip ettiği tespit edilmiştir. Buradaki alan seçiminin amacı mezarların olmaması ümidi ile daha steril bir tabaka elde etmekti. Nitekim bu alanda mezarlar ile karşılaşılmamıştır. Her üç açmada birbirleriyle organik bir ilişki içerisinde olduğunu düşündüğümüz yapılara ait tahrip olmuş durumda duvar parçaları, sıkıştırılmış kilden ya da taş döşemeli taban parçaları, çok sayıda tandır, ocak ve kül çukurları bulunmuştur. 2 evreli olarak tespit edilen yapı ya da mimarî unsurlar Geç ve Erken Ortaçağ Evresi olarak tanımlanmıştır. Geç Ortaçağ Evresini duvar, tandırlar ve kül çukurları; Erken Ortaçağ Evresini ise geç evre duvarlarından birisinin altında ve daha derinde bulunan ocak yapısı temsil etmektedir. Duvarların ait oldukları yapılarla ilgili yukarıda detaylarıyla açıkladığımız nedenlerden dolayı herhangi bir plan elde edilememiştir. Ancak alanda bulunan 15 adet tandır, 1 ocak ve iki farklı birbirinden bağımsız duvar ve 3 duvarı olan bir mimarî mekânı ile çok miktarda kül çukuru yapıların kamusal hizmetlerde kullanılan bir aşevi ya da bir yerleşkede yaşayan insanların ortaklaşa kullandığı bir tandır evi olabileceğini akla getirmektedir. Tandırlar ağız kısmında ortalama 40-50 cm. genişliğindedir. Gövde kısımlarında genişliği 0.90-1 m.ye kadar ulaşmaktadır. Cidar kalınlıkları 3 cm.den, 10 cm.ye kadar değişmektedir. Ağız kenarları parmak baskı yöntemiyle bezenmiştir. Hemen her tandırın etrafında kül çukurlarına rastlanmıştır. Duvar, tandır, kül çukurları ve taban parçaları ile aynı derinlik kotunda bulunan 3 adet sikke İlhanlılar Dönemine aittir. Sikkeler üzerindeki ilk analizler 13-14. yüzyıla ait olduklarını göstermektedir. Sikkelerin yanında iki adet in situ sırlı tabak tarihleme konusunda yardımcı olan buluntulardandır. Sır altı tekniğiyle bezenmiş çanaklar, malzeme ve tipolojik özellikleri açısından 15. yüzyıl örnekleriyle paralellik taşır. Urartu ve İlk Tunç Çağına ait Bulgular B Alanı nda bu yıl yapılan çalışmalarda Urartu ve İlk Tunç Çağı tabakasına ait mimarî verilere henüz ulaşılamamıştır; ancak özellikle Geç Evreye ait kül çukurları içerisinde bulunan Urartu ve İlk Tunç Çağı keramikleri ile yine in situ olmayan kimi buluntular alanda ilerleyen çalışmalarda erken tabakalarla ilgili mimarî verilere ulaşılacağının habercisidirler. Gövde ve baş kısmı eksik hâlde ortaya çıkarılan hayvan figürininin (VK11326) arka bölümündeki 133
çentik bezeme M.Ö. 2. binyıla örnekleri ile paralellik taşır. N57 açmasındaki 00924 locus numaralı kül çukurunun taban seviyesinde ise Tepecik, Sakyol, Pulur gibi Elazığ ve Malatya bölgelerine ait merkezlerde örneklerine rastlanan ve Van Gölü Havzası nda örneğine daha önce rastlanılmamış insitu olmayan kült amaçlı törensel bir seyyar ocak bulunmuştur. At nalı biçimindeki ocak pişmiş topraktan yapılmıştır, üzeri parmak baskılı bezeklerle süslüdür. KAYNAKÇA FORBES, T. B. 1983 Urartian Architecture. Oxford, B.A.R. 1980 Bastam, an Urartian Citadel Complex of the Seventh Century, B.C., American Journal of Archaeology 84: 299-304. 1979 (ed), Bastam I: Ausgrabungen in den urartaischen Anlagen 1972-1975, Berlin. KLEISS, W. 1978 Bastam and the East Of Urartu, Atti Del Primo Simposio Internazionale di Acte Armena, Venezia: 395-402 KONYAR, E. 2012 Van-Tuşpa Aşağı Yerleşmesi/Van Kalesi Höyüğü Kazıları, 33. Kazı Sonuçları Toplantısı 3, 409-428. 2011 Excavations at the Mound of Van Fortress Tuspa, Colloquium Anatolicum X: 147-166. MARTIROSJAN, A. A. 1964 Armenia in the Bronze Age and Early Iron Age Erevan, Academy of Science of the Armenian Soviet Socialist Republic. SEVİN, V. 1994 The Excavations at the Van Castle Mound, Anatolian Iron Ages III. The Proceedings of the Third Anatolian Iron Ages Colloquium held at Van, 6-12 August 1990 A.Çilingiroğlu - D. H. French (ed.) Ankara, The British Institute of Archaeology at Ankara 3:221-228. TARHAN, M. T. 2011 Başkent Tuşpa / The Capital City Tushpa,Urartu: Doğu da Değişim / Transformation in the East, K. Köroğlu ve E. Konyar (ed.), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul: 286-333. 2003 Urartu Başkenti Tuşpa-Van Kalesi/The Urartu CapitalTushpa: Van Citadel, Urartu: Savaş ve Estetik/ Urartu: WarandAesthetics, F.Özdem (ed.), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul: 85-105. 2000 Tuşpa-Van Kalesi Demirçağ ın Gizemli Başkentinde Yapılan Araştırmalar ve Kazılar, Türkiye Arkeolojisi ve İstanbul Üniversitesi, O. Belli (ed), Ankara: 191-200. 1994 Recent Research at theurartian Capital Tushpa,Tel Aviv 21: 22-57. 1989 Van Kalesi ve Eski Van Şehri Kazıları - 1987. 10. Kazı Sonuçları Toplantısı 369-428. TARHAN, M. T. - V. SEVİN 1990 Van Kalesi ve Eski Van Şehri Kazıları 1988, 11. Kazı Sonuçları Toplantısı 355-375. 1991 Van Kalesi ve Eski Van Şehri Kazıları, 1989, 12. Kazı Sonuçları Toplantısı 429-456. 1992 Van Kalesi ve Van Şehri Kazıları 1990 Yılı Çalışmaları, Belleten LVI (217): 1081-1099. 1993 Van Kalesi ve Eski Van Şehri Kazıları, 1991. 14. Kazı Sonuçları Toplantısı 407-429. 134
Resim 1: Van Kalesi/Tuşpa, Van Gölü nden Resim 2: A Alanı, geride Van Kalesi, Yeni Saray alanı 135
Resim 3: A Alanı açmaları Resim 4: M28 Açması erken evre Ortaçağ duvarı 136