1. Gün Sonuç Bildirgesi Haberleşme Teknolojileri ve Uygulamaları Sempozyumu nun birinci gününde gerçekleştirilen Yeni nesil teknolojiler ve Türkiye uygulamaları başlıklı panelde Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. den Eyüp Dilaverler, Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. den Ceylan Demir, Türk Telekom A.Ş. den Murat Zeren, Vodafone Telekomünikasyon A.Ş den Murat Ekşioğlu, Hürriyet Gazetesi yazarı/ orpunto.com Direktörü Yurtsan Atakan ın moderatörlüğünde sektördeki yeni açılımlara yönelik değerlendirmelerde bulundular. Avea adına sunumunu gerçekleştiren Ceylan Demir, mobil teknolojilerin erişim hızlarını artırmaya, sabit teknoloji üretenlerin de hareket yeteneği kazanmaya yönelik çalışmalarda bulunacaklarına dikkat çekerek, teknolojik cihazlarda, ağlarda ve hizmetlerde yakınsamaya gidileceğinin altını çizdi. Teknolojik uygulamaların giderek daha karmaşık hale geldiğini de ifade eden Demir, regülasyonların bu karmaşıklaşan sisteme uygun olarak yapılanması gerektiğini belirtti. Teknolojinin gelişimi kadar içeriğinin de önemli olduğunu söyleyen Demir, regülasyonların sektörün ihtiyaç ve sorunları göz önüne alınarak düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Turkcell adına panele katılan Eyüp Dilaverler ise genişbant penetrasyonunun Türkiye nüfusuna oranla yüzde 4 lerde olduğunun altını çizerek, İnternet penetrasyon oranının ülkelerdeki GSMH ile paralellik gösterdiğini belirtti. Vergi oranlarının bilgi toplumu olma yolunda ilerlemek isteyen bir ülkeye göre çok yüksek olduğunun altının çizildiği panelde Dilaverler, Turkcell kullanıcılarının geçen yıl 2.6 milyar dolarlık vergi ödediğini söyledi. Vodafone temsilcisi Murat Ekşioğlu ise, Vodafone un dünya genelindeki tüm kullanıcıları içinde 3N kullanıcılarının yüzde 10 luk bir payı olduğunu ifade etti. Numara taşınabilirliği konusuna da değinen Ekşioğlu, rekabet ortamının sağlanabilmesi için regülasyonların yeniden düzenlenmesi gerektiğine vurgu yaptı. Türk Telekom dan Murat Zeren ise haberleşme sektöründeki bileşenlerin Türkiye nin inovasyon çalışmalarına engel olmaması gerektiğini söyleyerek, teknoloji dendiğinde yalnızca son kullanıcı teknolojilerinin anlaşılmaması gerektiğini, altyapı yatırımlarının da bu kapsamla bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Sonuç: Bilgi toplumu olma yolunda ilerleyen bir ülke olarak teknolojinin gelişiminin önündeki ciddi engellerden biri olan yüksek vergilerin düşürülmesi gerekmektedir. 3N, Wi-max gibi yeni nesil teknolojilerin uygulanması için İnternet ve iletişim altyapı hizmetlerinin Anadolu nun her köşesine ulaştırılmasına öncelik verilmelidir. Sabit hatlardaki abone sayısı şu anda yaklaşık 18.62 milyon, mobil hatlarda ise 61 milyondur. Mobil hatların hızlı yükselişine karşın sabit hatlarda bir durağanlık söz konusudur. 2008 yılında mobil hatlarda beklenen yüzde 100 lük penetrasyon oranına ulaşılabilmesi için genişbant kullanımının yaygınlaşması gerekmektedir. Telekom alanındaki kullanıcı mağduriyetinin ortadan kalkması için yerel ağın paylaşımı, 3N, numara taşınabilirliği, serbestleşme gibi konuların sonuca erdirilmesi gereklidir. E-imza konusunda güvenlik sıkıntıları hala yaşanmaktadır. 20 bin abone ve 4 servis sağlayıcının bulunduğu alandaki bağlayıcı düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gereklidir. Kamuoyuna olumsuz eleştirilerle yansıyan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, gerçekte telefon dinlemelerinin hukuki zemine oturtulması bakımından oldukça önemli bir görev üstlenmektedir. 23 Kasım 2007 de faaliyete geçecek olan İnternet Güvenlik Başkanlığı, sansür merkezi olması amacıyla değil; çocuk pornosu, intihara teşvik, sanal kumar oynatma,
sanal fuhuş ve Atatürk e hakaret suçlarını denetim altına alması amacıyla kesinleşmiş çerçevelerle belirlenmiş bir görev tanımına sahiptir. Yukarıda İnternet te işlendiği belirtilen suçlar yalnızca Türkiye nin değil, tüm Avrupa ülkelerinin gündemindeki başlıca konulardandır. Şu anda anolog yayınların yapıldığı Türkiye de anten kirliliği yaşanmaktadır. Yoğun vericilerin olduğu bölgelerde baz istasyonlarının taşıdığı risklerden daha büyük riskler mevcuttur. Bu nedenle, karasal-sayısal yayıncılığa geçişin hızlandırılması gerekmektedir. Kayıt dışı telefonlarla ilgili yürürlüğe giren kanundan sonra değeri 9 milyar olan 63 milyon cep telefonu kayıt altına alınmıştır. Şu anda Türkiye de 91 milyon kayıtlı, 3,5 milyon kayıt dışı telefon taşınmaktadır. Ancak Türkiye ye giren kayıt dışı telefon sayısı hızla artmaktadır. Yurtdışından yolcu ile birlikte getirilen telefonların sayısı 2006 dan bu yana 7 kat artmıştır. Bu nedenle kayıt dışı telefonların ülkeye girişi ile ilgili düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Mobil kapsama alanı ile ilgili sıkıntılar devam etmektedir. İleri teknolojinin hizmete sunulabilmesi için öncelikle kapsama alanı ile ilgili bu sorunların giderilmesi gereklidir. Şu anda nüfusu 10 bini aşkın olan yerlerdeki kapsama oranı yüzde 98 ler seviyesindedir. Ancak 10 bini aşkın yerleşim yeri sayısı yalnızca 645 tir. Türkiye deki toplam yerleşim yeri sayısı 38 binden fazladır. Bu bölgelerdeki kapsama alanı sorunu hala devam etmektedir. İstanbul ile Anadolu daki yerleşim yerlerinin aynı seviyedeki kapsama alanlarına sahip olması öncelikli konudur. Bununla ilgili altyapı çalışmalarının başlaması zorunludur. Sayısı 300 ila 500 arasındaki bölgelerdeki altyapı fonları için Evrensel Hizmet Fonu kullanılacaktır. Türkiye ar-ge konusundaki şansını 1990 lı yıllarda elinden kaçırmıştır. Ancak Türkiye deki genç potansiyel ve yapı ar-ge için çok uygundur. Ar-ge yatırımları ile ilgili yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Numaraların gizliliği konusu ile ilgili düzenlemeler 31 Ocak 2008 itibariyle hayata geçecektir. Böylece kullanıcılar istedikleri takdirde gizli numaralardan çağrı almama haklarını kullanabileceklerdir. Türk kullanıcısının Türkçe karakterlerle ilgili mağduriyeti söz konusudur. Operatör ve ithalatçıların bu konuda daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Türkçe karakter sorununun uluslararası alanda kabul görmesi için ciddi çaba gerekmektedir. Türkiye yeni teknoloji üretme konusunda yetersizdir. Bu nedenle ithal edilen ürünlerle birlikte teknoloji de maliyetli hale gelmektedir. Bu durumun ortadan kalkması için teknoloji ile ilgili tüm konularda üniversite-sanayi iş birliğine gidilmelidir. Yeni nesil teknolojilerin ülkemizde üretiminin devlet destekli olması gerekmektedir. Türkiye telekom ekipmanları konusunda çok iyi bir durumda değildir. Bu da yeni teknolojiler söz konusu olduğunda son kullanıcıya fazladan ek maliyet getirmektedir. Eski teknolojinin devamını sağlamak yeni teknolojiyi getirmekten daha masraflıdır. Bu nedenle Türkiye nin yeni teknolojiler konusundaki ar-ge faaliyetlerine hız vererek bu maliyet sorununu ortadan kaldırması gerekmektedir. Numara taşınabilirliğinin hayata geçmesi mobil telefon sektöründeki rekabetin önünü açacaktır. Wi-max in mobilin yerinin alabilmesi için zamana ihtiyaç vardır. Bununla ilgili altyapının öncelikli olarak geliştirilmesi gereklidir. Wi-max - genişbant kullanımının artması için fiber optik altyapı oluşturulmalıdır. Türkiye ye 3N kullanımının ar-ge çalışmaları ile paralel olarak gelmesi gereklidir. 2. Gün Sonuç Bildirgesi Yıldız Teknik Üniversitesi çatısı altında gerçekleştirilen Haberleşme Teknolojileri ve Uygulamaları Sempozyumu nun ikinci gününde Türkiye haberleşme teknolojilerini nasıl ve ne zaman üretecek? başlıklı bir panel düzenlendi. Aselsan Sivil Sistemler Program Direktörü Yavuz Bayız, Telenity Genel Müdürü Şerif Beykoz, TTGV Genel Sekreter
Yardımcısı Dr. A. Mete Çakmakçı, TÜTED Başkanı Murat Dikici, AB Çalışmaları Merkezi Derneği Başkanı Tunay İnce ve Vodafone Ar-ge Bölüm Başkanı Murat Ekşioğlu nun bir araya geldiği panel Gazeteci/Yazar Şeref Oğuz un moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Vodafone adına sunumunu yapan Murat Ekşioğlu, Türkiye de üretim söz konusu olduğunda yerim dar sendromu yaşandığına dikkat çekerek, sektör oyuncularının devlet desteğinin olmadığı, teşviklerin yetersizliği gibi nedenleri öne sürerek içinde bulundukları durumu açıklamaya gitme yolunu seçtiklerini belirtti. Sorunları sıklıkla vurgulamak yerine adım atmanın sonuca daha hızlı ulaşılmasını sağlayacağını öğütledi. Türkiye nin inovasyonda dünya 56.sı olduğu bilgisini veren Ekşioğlu, ar-ge ve inovasyonla ilgili teşvik ve yardımların basamaklı olarak verilmesi gerektiğini düşündüğünü ifade etti. Daha sonra söz alan Telenity Genel Müdürü Şerif Beykoz, telekom sektöründe katma değerli servislerden elde edilen gelirin yüzde 10 gibi oldukça düşük oranlarda seyrettiğini vurgulayarak, orta ölçekli firmaların ticari kaygılar nedeniyle katma değerli servislerle ilgili ar-ge çalışmalarına yeterli kaynak ayıramadıklarını söyledi. Devlet desteği alındığı takdirde Türkiye de teknoloji üretmek konusunda herhangi bir sorun olmadığını belirten Beykoz, İyi ürünler üretmemize karşın iç pazarın yerli ürünlere referans teşkil edecek potansiyeli olmaması nedeniyle uluslararası arenada referans sorunu ortaya çıkıyor. dedi. Kamu ve özel sektör ihalelerinde teknoloji üreten küçük ölçekli şirketlere pozitif ayrımcılık uygulanması gerekliliğini vurgulayan Beykoz, Türkiye de kullanımın üretimden önce yaygınlaştığını ve bunun da üretim süreçlerinin gelişmesine zarar verdiğini belirtti. AB Çalışmaları Merkezi Derneği Başkanı Tunay İnce ise sunumunda; 1963 yılından bu yana AB den ekonomik ve sosyal alanda hibe ve kredi destekleri aldığımızı, 1999 yılında aday ülke olduktan sonra da bu yardımların doğrudan alınmaya başladığını ifade etti. 2006-2007 döneminde AB den 250 milyon avroluk mali yardım aldığımız belirten İnce,bu dönemde Türkiye de çeşitli alanlarda toplam 179 proje gerçekleştirildiğini söyledi. AB çerçeve programlarının Türkiye nin ar-ge, inovasyon çalışmaları konusunda oldukça önemli olduğunu sözlerine ekleyen İnce, AB nin rekabet ve yenilikçilik projelerine 3 milyar 621 milyon kaynak ayırdığını Türkiye de de son yıllarda bu tür desteklerin uygulanabilir hale geldiğinin altını çizdi. TÜTED Başkanı Murat Dikici, Türkiye de ar-ge ve teknokentlerin algılanması konusunda eksiklikler bulunduğunu iletti. Bilişim ve telekom sektörlerinin farklı konularda farklı bakanlıklara bağlı olmasının verimli bir uygulama olmadığına dikkat çeken Dikici, tek bir Teknoloji Bakanlığı nın kurulması gerektiğini ifade etti. Türk tüketicisinin markalarına sahip çıkmadığını belirten Dikici, Sektör olarak birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. dedi. Telekomünikasyon sektörü üzerindeki vergi yüklerinin ağır olduğuna da değinen TÜTED Başkanı, Sektörün üzerindeki vergi yüklerini kademeli olarak azaltırsak, yatırımcılar daha çok ticaret yapma olanağı bulurlar ve ülke ekonomisine vergi gelirlerinin getirisinden çok daha fazla katkı sağlarlar. dedi. TTGV adına gerçekleştirdiği sunumuda Mete Çakmakçı, Varolan şirketlerin devamlılığını sağlamanın yanı sıra yeni firmaların oluşması ve bu firmaların sisteme entegre edilmesi ile ilgili destek süreçlerini geliştirmeliyiz. dedi. Pazarda farklılaşma başarıyı getirir diyen Çakmakçı, uluslararası rekabette ayakta kalabilmek için patentleme stratejilerinin geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koydu. Sektördeki endüstriyel tasarımın katma değer yaratmak kar marjlarını artırmak açısından üzerinde durulması gereken bir konu olduğuna değinen Çakmakçı, Türkiye deki büyük şirketlerin inovasyon ve tasarımla ilgili ciddi eksiklikleri olduğunu belirtti ve TTGV nin bu alanda devlet eliyle sağlanan desteklerinden söz etti. Panelin son konuşmacısı Aselsan Sivil Sistemler Program Direktörü Yavuz Bayız, Türkiye de geliştirmeyi yapacak insan gücü ve kısmi teknolojik imkana sahip olunduğunu
söyleyen Bayız, üniversite ve teknoloji ile ilgilenen kurumlarda yeterli bilgi birikimi bulunduğunu ifade etti. Telekom sektöründeki firmaların belirli bir büyüklüğe geldiğini söyleyen Bayız, Büyük firmalar kendi öz kaynaklarıyla ar-ge yapabilirler. Ancak telekomdaki asıl sorun pazarlamadır. Hem devlet hem de özel sektör ihalelerinde öne sürülen şartlar yerli firmalar aleyhine işliyor. dedi. Türkiye de üretilen değerlere sahip çıkılmasının zorunlu olduğu açıklamasında bulunan Bayız, iç pazarda belirli bir noktaya gelmeden yurtdışında başarılı olmanın oldukça zor olduğunu düşündüğünü söyledi. Sonuç: Telekom sektörü üzerindeki vergi yükleri ar-ge ve inovasyona yeterli kaynak ayrılmasının önündeki en önemli engeldir. İhalelerde öne sürülen şartlar yerli üreticinin önünü kesmektedir. Bu konuda bir pozitif ayrımcılığa gidilmesi gerekmektedir. Teşvik ve yardımların basamaklı olarak verilmesi üretimdeki gelişimi önündeki maliyet unsurunu azaltarak üretimi tetikleyecektir. Türkiye inovasyonda dünya 56.sıdır. Sıralamanın üstlerinde yer almak için yazılım gibi katma değerli teknolojilere öncelik verilmelidir. Ar-ge ve teşvik konusunda kamu oyunda bazı yanlış anlaşılmalar söz konusudur. Bu nedenle yeni ar-ge yasasının içeriği daha iyi anlatılmalıdır. Teknokent yatırımları gecikmektedir. Konuyla ilgili düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Telekom sektöründeki yüzde 10 olan katma değerli servisler oranının daha yukarılara çekilebilmesi için araştırmaya daha çok kaynak ayrılmalıdır. Sektörün ve ekonominin ilerleyebilmesi için yerli ürün ve üretim desteklenmelidir. İç pazarda yerli ürünlere yönelik yeterli destek bulunamadığında yurtdışı ticari faaliyetlerde referans sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu da Türk firmalarının yurt dışı satışlarındaki kar marjlarını önemli miktarda aşağıya çekmektedir. Hindistan ın bir yazılım merkezi olduğu algısı, Avrupa ile arasında bulunan saat farkları nedeniyle giderek azalmaktadır. Bu durum, Türkiye nin bu avantajı kendi lehine çevirebilmesi için önemli bir fırsattır. Küçük işletmeler tarafında da katma değerli servisler geliştirilmesi için kaynak sağlaması gerekmektedir. Türkiye deki teknoloji kullanımı üretimden önce yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle yerli işletmelerin dünyaya hitap edecek ürünler geliştirerek farklılaşmayı yaratması gerekmektedir. Türkiye de teknolojinin istenilen ölçüde gelişmesi ve ilerlemesi için farklı bakanlıklara görev paylaştırmak yerine tek bir Teknoloji Bakanlığı kurulmalıdır. Yerli üretim ve markalara yeterince sahip çıkılmamaktadır. Bu nedenle sektör olarak birlikte hareket etmek gerekmektedir. Dünya çapında ses getiren ürünler basit fikirlerden ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle sermaye ve borç destekleriyle ar-ge kadar inovasyonun da desteklenmesi gerekmektedir. Türk firmalarının uluslararası rekabette ayakta kalabilmesi için patentleme stratejilerinin geliştirilmesi zorunludur. Telekom sektöründeki sorun pazarlama tarafında yaşanmaktadır. Yurtdışı pazarlara açılmak için gerekli olan referans sorununun giderilmesi için yerli ürünlerin iç pazarda desteklenmesi gereklidir. Sektörde var olan lisanslarda yerli tedarik ve yatırımları geliştirecek çalışmaların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 3. Gün Sonuç Bildirgesi Yıldız Teknik Üniversitesi çatısı altında gerçekleştirilen Haberleşme Teknolojileri ve Uygulamaları Sempozyumu nun üçüncü ve son gününde gün boyunca akademisyenler tarafından sunulan bildirilerin ardından Telekomünikasyon sektöründeki sorunlar ve öneriler başlıklı panel düzenlendi. Para dergisi Bilişim Yazarı Musa Savaş
moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, MOBİSAD Başkanı Murat Dursun, TÜTED Yönetim Kurulu üyesi Dilek Bağdatlıoğlu, Rekabet Kurulu ndan Murat Çetinkaya, Telekom Yatırımları ve İş Geliştirme Danışmanı Can Kıral, Elkotek Genel Müdürü Hakan Tahiroğlu konuşmacı olarak katıldılar. TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, şehirlerarası ve uluslararası aramalarda varolan rekabet ortamının pastanın en büyük payını alan şehir içinde yaşanmadığını belirterek serbestleşmenin bu nedenlerle tam olarak gerçekleşmediğinin altını çizdi. Türk Telekom altyapısına alternatif olan kablo altyapısının devletleştirildiğini de belirten Arıak, Rekabet ortamının yaratılabilmesi için bu altyapıyı son kullanıcının kullanımına açmak gerekiyor. dedi. Mobil tarafta yaşanan sorunlara da değinen Arıak, Avrupa ülkelerinin hepsinde varolan numara taşınabilirliği, 3N ve sanal operatörler hizmetlerinin Türkiye de hayata geçmemesi hala bir sorun olarak karşımızda duruyor. dedi. En pahalı İnternet in Türkiye de olduğunu açıklayan Arıak, bugün tüm kamu kurumlarının İnternet hizmetlerini Türksat tan almak zorunda olduklarını, bunun da ayrı bir rekabet ve serbestleşme sorunu olduğunu söyledi. Rekabet Kurulu ndan katılan Murat Çetinkaya, Sektördeki asıl sorun firmaların az ya da çok para kazanmaları değil, serbestleşememedir. dedi. Özelleştirme ve serbestleşmenin aynı anlama gelmediğine vurgu yapan Çetinkaya, Kamu tekelini özelleştiriseniz özel tekel yaratmış olursunuz! dedi. TK, Rekabet Kurulu gibi kurumların ve girişimci firmaların üzerine düşeni yaptığını öne süren Çetinkaya, ancak yargının yavaşlığı nedeniyle bazı önemli karar ve noktaların sonuca vardırılamadığını ifade etti. Serbestleşme ile ilgili olarak en büyük görevin hükümete düştüğünü söyleyen Çetinkaya, kalkınma projelerinde yer alan düzenlemelerin hayata geçirilmesinde zorluklar yaşandığını da sözlerine ekledi. TÜTED adına açıklamalarda buluna Dilek Bağdatlıoğlu ise Türkiye de yalnızca alternatif operatörler değil, alternatif altyapı geçiş güzergahları sorunu da bulunmaktadır. dedi. Yurtdışındaki serbestleşme örneklerinden bahseden Bağdatlıoğlu, Avrupa da etkin operatörlerin serbestleşme ile birlikte abone sayılarında düşüş yaşadıklarını, ancak sağladıkları katma değerli servislerle cirolarını artırdıklarını sözlerine ekledi. MOBİSAD Genel Başkanı Murat Dursun, mobil sektörün serbestleşme yolunda ciddi kavramları aştığını, ancak numara taşınabilirliği, 3N gibi sorunların çözümlenememesinin ciddi engeller meydana getirdiğinin altını çizdi. Mobil sektörün gelişmesindeki en önemli sorununun yüzde 60 olan vergi yükleri olduğunu söyleyen Dursun, deprem nedeniyle toplanmaya başlayan vergilerin bugün hala geçerliliğini koruduğunu belirtti ve 1999 depremi, mobil telefon sektörünün depremi olmuştuk. diye konuştu. Dursun konuşmasında ayrıca, markalaşma ve Türkçe karakter sorunları konularına da değindi. Elkotek konuşmacısı Hakan Tahiroğlu, konuşmasının büyük bölümünde sektördeki nitelikli eleman sıkıntısına işaret ederek Türkiye deki üniversite öğrencilerinin kendilerini servis odaklı olarak geliştirmeleri önerisinde bulundu. Ülkemizde taklit e dayanan bir anlayış olduğunu ifade eden Tahiroğlu, özgün çalışmalara yönelinmesi gerektiğini, bunun için de üniversitelere büyük görevler düştüğünü kaydetti. Telekom Yatırımları ve İş Geliştirme Danışmanı Can Kıral, Almanya telekom sektöründe yaşanan serbestleşme örneklerine yer vererek, Türkiye de etkin operatör ile alternatif operatörlerin faaliyet oranları ve gelirleri açısından aralarında büyük rakamsal uçurumlar olduğunu belirtti. Türkiye pazarının 10 milyar avro değerinde olduğunu belirten Kıral, bu rakamın 4 milyar avrosunun sabit hatlardan geldiğini; alternatif operatörlerin bundaki payının da yalnızca 200 milyon avro olduğu bilgisini verdi. Sonuç:
Telekomünikasyon sektöründe serbestleşme tam olarak sağlanamamıştır. Bunun gerçekleşmesi için şehir içi aramaların alternatif operatörlerce de sağlanabilmesi ve yerel ağın paylaşımı konusunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Telekomünikasyon sektöründe yaşanan sıkıntıların çözüme kavuşturulması için devlet iradesinin ortaya konarak politikaların belirlenmesi gerekmektedir. Tek başına yasal düzenlemelerle ve kurumların tekil çabalarıyla varolan sorunlar giderilemez. Sürekli gelişmeyi, kaliteyi ve müşteri memnuniyetini sağlayan şey rekabettir. Rekabet, tüketici çıkarlarının korunması demektir. TT nin özelleştirmesiyle UMTH sağlayıcılarının durumları daha da kötüleşmiştir. Şu an Türk tüketicisi, dünyanın en pahalı İnterneti ni kullanmaktadır. Bu da serbestleşmeyen piyasanın bir getirisidir. 3N ülkemiz için son derece önemlidir. Bunun önündeki engel kaldırılmalı ve ihale sürecine gidilmelidir. Türkçe karakter sorununun müşteri mağduriyetinin önlenmesi ve bu konudaki duyarlılığın sağlanması açısından çözülmesi şarttır. Bu konuyla ilgili olarak kurumlar, şirketler, STK lar ve üniversiteler yoğun bir iş birliği içerisine gitmelidir ve kamuoyunun gereken tepkiyi göstermesi beklenmektedir. Teknoparklar ve KOSGEB lerde yer bulmak, buralara yatırım yapmak ve bu yatırımı yapacak sermayedarları bulmak giderek zorlaşmaktadır. Düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi gereklidir. Bilişim açısından dünyada ön sıralarda yer alan İsrail ile kurulan bilimsel iş birliği anlaşmasının aktif olarak hayata geçirilmesi gereklidir. Üniversiteler eğitim kalitesi açısından dünyada ikinci sırada yer alan İsrailli üniversitelerle ortak çalışmalara yönelmelidir. Türkiye de hanelerin genişbant İnternet kullanımları yüzde 15 seviyelerindedir. Bu oranın artırılması için genişbanttaki serbestleşme sorununun da çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bununla ilgili olarak STK ların da seslerini yükseltmeleri beklenmektedir. Oyun, e-ticaret, e-reklam, mobil servisler gibi gelişen İnternet uygulamaları, yüksek erişim hızlarını gerektirmektedir. Bununla ilgili altyapı çalışmalarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Uluslararası yatırımları Türkiye ye çekmek için Türk Diasporası oluşturulmalıdır. Telekom sektöründe şu anda varolan bir yol haritası yoktur. Bu da sektörün geleceğini görmesi ve belirlemesinde zorluk yaratmaktadır ki bu da yine devlet politikalarına bağlıdır.