Müzemizi Gezelim. Müzemizin giriş katında, Güneş Sistemi, Dünya Maketi, Geçici Sergi Salonu, Eğitim Alanı, Konferans Salonu, Danışma, Satış Bölümü, Laboratuarlar, Arşiv Salonları ve Görme Engelliler Bölümü yer almaktadır. Güneş Sistemi Müzemiz giriş katında yer alan Güneş Sistemi içerisinde Dünya Maketi 1/6.371.000 ölçeğindedir. Rölyefli dış yüzeyinde ayrıntıların belirginleştirilmesi amacıyla maketin diğer kesimine oranla 15 kat abartılı bir ölçek kullanılmıştır. 1
Ayrıca Göktaşı, Aytaşı ve Yıldırımtaşı vitrinleri de bu katta bulunmaktadır. Aytaşı Müzemizin giriş katında yer alan Aytaşı, Ay'ın Taurus Littrow Vadisi'nden alınmış olan Aytaşı ABD tarafından Türkiye'ye armağan edilmiştir. Aynı vitrin içerisinde yer alan Türk Bayrağı, Amerikan uzay gemisi Apollo XVII astronotları tarafından 07-19 Aralık 1972 tarihleri arasında Ay'a götürülüp getirilmiştir. Fulgurit (Yıldırım Taşı) Müzenin giriş katında yer almaktadır. Yıldırım düşmesi sırasında ortaya çıkan ve toprağın 70 cm derinliklerine kadar etkili olabilen çok yüksek ısı altında asidik karakterli malzemenin ergiyip tekrar soğuması sonucu (yüksek sıcaklıkta oluşan gaz ve su buharının da etkisiyle) oluşan, iç kısımları camsı, dış kısımları silindirik olan kayaca Fulgurit (yıldırım taşı) denmektedir. Vitrinde yer alan 2 adet Fulgurit örneği 1999 yılında Nevşehir'den derlenmiştir. 2
Uzayın Postacıları Meteoritler (Göktaşları) Meteoritler 4,5 milyar yıl önce oluşmuşlardır. Bu nedenle bütün meteoritler çok yaşlıdır. Meteoritlerin incelenmesi bize gezegenlerin içindeki materyaller hakkında bilgi vermekte ve Güneş Sistemi'nin nasıl meydana geldiğini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Çoğunluğu, Mars ve Jüpiter arasında bulunan Asteroitler Kuşağı ndan gelen meteoritler, göktaşı ile Dünya nın yörüngesi kesiştiğinde Dünya2nın yer çekimine girer ve Dünya ya düşer. Müzenin giriş katında yer alan Meteoritler Vitrini'nde Dünya'nın çeşitli yerlerinden derlenmiş olan 9 adet meteorit ile 2 adet tektit yer almaktadır. Meteoritlerin en büyüğü futbol topu büyüklüğünde olup 1989 yılında Sivas-Yıldızeli-Şeyh Halil Köyü'ne düşmüştür. 3
Görme Engelliler Bölümü Müzemizin giriş katında yer alan bölümde, görme engelli ziyaretçilerimiz için müzemizin küçük bir modeli oluşturulmuştur. Her örneğin yanında Braille alfabesiyle yazılmış etiketleri hazırlanmıştır. Ayrıca Tabiat Tarihi müzemizi anlatan işitsel bir cd hazırlanmıştır. Konuklarımız hem dokunarak öğrenmekte hem de dinleyerek bilgilerini pekiştirmektedirler. Basın Ve Halkla İlişkiler Birimi Müzemizde sergilenen objeler hakkında detaylı bilgi almak, okullara rehberlik yapmak, müzemizi tanıtıcı faaliyetlerde bulunmak gibi görevleri bulunan basın ve halkla ilişkiler birimi de müzemizin giriş katında yer almaktadır. Eğitim Birimi Müze Eğitim Birimi, ilgi çekici, nesnelere odaklı, eğlenceli, katılımcı, oyunlarla zenginleştirilmiş programlar oluşturarak, çocuklara kendi ilgilendikleri, seçtikleri nesnelerle çalışma fırsatı verilmektedir. 4
BİRİNCİ KAT Giriş katından birinci kata çıkan rampanın sağ tarafında bulunan panolarda Dünya nın oluşumundan günümüze kadar her jeolojik devri ayrıntısıyla görerek, yaşamın nasıl bir değişim gösterdiği görsel materyallerle izlenmektedir. Ayrıca, insanın geçmişi ile ilgili ilk kültürel döneme (Prehistorik Dönem) ait materyaller, Karstik Doğal Mağara Modeli, Çökelme Ortamları Maketi bulunmaktadır. Diyorama Bölümü nde ise bir kısmı soyu tükenmiş ya da tükenmekte olan Türkiye bitkileri ve hayvanlarına ait örnekler, doğal ortamlarına yakın görsel düzenlemelerle ziyaretçilere sunulmuştur. Dünyamızda tek hücrelilerle başlayan yaşamın, çok hücrelilere, omurgasız ve omurgalılara, çeşitliliğini gösteren çok sayıda fosil sergilenmektedir. Birinci kat daha çok paleontoloji bölümüne ayrılmıştır. MTA Tabiat Tarihi Müzesi Paleontoloji Birimi, MTA nın bilime ve topluma yönelik olumlu yüzünün bir yansımasıdır. Bu bağlamda birim; görkemli yaşam tarihini özenle seçilmiş ve hazırlanmış fosil örnekleri ve diyoramaları vitrinleri ile başta öğrenciler olmak üzere tüm yerli ve yabancı ziyaretçilere ve bilim dünyasına ulaşmayı amaçlamıştır. 5
Birinci katta ziyarete omurgasızlar bölümünden başlanır. OMURGASIZLAR Bir hücrelilerden gelişmiş eklembacaklılara kadar büyük bir çeşitlilik gösteren omurgasız hayvanlara ait çok sayıda fosil sistematik sınıflandırmaya göre teşhir edilmektedir. Sarkodina (Kökayaklılar) Porifera (Süngerler) Cnidaria (Haşlamlılar) Bryozoa (Yosunhayvancıklar) Brachypoda (Dallıbacaklılar) Mollusca (Yumuşakçalar) 6
Arthropoda (Eklembacaklılar) Echinodermata (Derisidikenliler) Hemicordata (Yarısırtipliler) Trace fossils (İz fosiller) Ankara-Köserelik te bulunmuş ve günümüzden yaklaşık 188 183 milyon yıl önceki denizlerde yaşamış dev bir ammonit (Lytoceras) fosili müzemizin önemli omurgasız örneklerindendir. 7
OMURGALILAR Birinci katın büyük bir bölümü Omurgalı Hayvanlara ayrılmıştır. Az sayıda da olsa; Balıklar (Pisces), İkiyaşamlılar (Amphibia), Sürüngenler (Reptilia), Kuşlar (Aves) a ait fosillerin yanı sıra Yırtıcı memeliler (Carnivora), Hortumlu Memeliler (Proboscidea), Atlar (Equidae), Gergedanlar (Rhinocerotidae), Zürafalar (Giraffidae), Domuzlar (Suidae), Boşboynuzlular (Bovidae), Geyikler (Cervidae), Bey hayvanları (Primata) gruplarına ait memelilerin fosil ve mulâj (kalıp) örnekleri ziyaretçilere özenle sunulmaktadır. Balık Fosili 8
140 milyon yıl önce yaşamış etobur bir dinozor olan Allosaurus un alçı kopyası ve aynı örneğin giydirilmiş maketi bu katta sergilenmektedir 2002 yılında Adana ili-yumurtalık sahillerine vuran uzun balinaya ait örneğimizde sergilenmektedir. Ekolojik Araştırma Derneğinin yardımlarıyla gömülmüş ve bir yıl sonra etleri çürüyünce çıkartılmıştır. Gerekli temizleme ve birleştirme işlemleri uzmanlar tarafından yapılarak, MTA Tabiat Tarihi müzesine kazandırılmıştır. 9
Maraş fili (Elephas maximus asurus): Günümüz Asya filinin (Elephas maximus) geçmişte Mezopotamya ve Suriye de yaşamış örnekleri Maraş fili (Suriye fili ya da Antik fil) olarak adlandırılır. Azı dişinden yapılan radyokarbon yaş analizi ile Maraş filinin yaklaşık 3500 yıl önce ülkemizde yaşadığı ortaya çıkmıştır. 1970 yılında Prof.Dr. Mehmet ÖNALAN tarafından Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesindeki kurutulmuş Gavur Gölü bataklığında bulunan iskelet ve diş parçaları, daha sonra MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi elemanlarınca birleştirilmiş ve çalışmaların 1974 yılında tamamlanmasıyla iskelet sergilenmeye hazır hale getirilmiştir. 10
Omurgalı hayvanlar sistematik sıraya göre teşhir edilmektedir. Baluchitherium a ait fosiller Kurbağa Fosili 11
AYAK İZİ Primatlar vitrinlerinin devamında "Ayak izleri" vitrini gelmektedir. Bunlar, Manisa'nın Kula ilçesindeki volkanik çökeller üzerindeki insana ait ayak izleridir. Dünya'da çok ender olup, bu fosil ayak izlerinden dünyada toplam 4 yerde bulunmaktadır. Fransa, İtalya ve Macaristan da üç örneği daha vardır. Adala ve Gökeyüp Beldeleri arasında, Divlittepe de, günümüzden 13 000 yıl önce yaşamış insanların avlanmak ve beslenmek amaçlı olarak yürürken bıraktıkları izler, daha kaybolmadan gerçekleşen volkanizmayla kül ve cüruflar tarafından örtülmüş ve pişerek korunması sağlanmıştır. 12
PREHİSTORYA Ayak izi vitrininden sonra, prehistorya bölümü gelir. Kültürel evrelerin en uzunu olan Prehistorik Dönem' de insanlar besinini avcılık ve toplayıcılık yoluyla sağlıyor, kendisi besin üretmiyordu. Üretim öncesi dönemlere ait en önemli belgeler taş aletlerdir. Savaş, av ve günlük yaşamda kullanılan bu taş aletler, prehistorik dönem insanının düşünce, beceri ve kültürünü yansıtmaktadır. Mağara Duvarlarında Yer alan Resimleri 13
Ağaç Kesiti Diorama Bölümü ne geçişte solda yer alan Ağaç Kesiti 636 yaşındadır ve Artvin Borçka da bulunmuştur. 14
DİYORAMA BÖLÜMÜ MTA Tabiat Tarihi Müzesi nin Türkiye florası (bitkileri) ve faunasına (hayvanları) ait örneklerin sergilendiği bölümde ülkemizin sahip olduğu biyolojik zenginliği görülmektedir. Vitrinler, örneklerin gerçek yaşam ortamlarına göre özel olarak tasarlanmıştır. Türkiye nin 7 bölgesi karakteristik bitki ve hayvan türleri ile doğal ortamlarına en yakın şekilde oluşturulmuştur. Diğer vitrinler de panter, kuşlar, su kuşları, ördekler, sürüngenler, yırtıcı memeliler, memeliler, yırtıcı kuşlar, devekuşu, kızıl akbaba, kızıl tilki, deniz kaplumbağası, angora tavşanı ve sucullar için ayrılmıştır. 15
Bu bölümde sergilenen örneklerden bazıları Türkiye sınırları içerisinde eskiden yüksek sayılarda bulunan ama günümüzde ya yok olmuş ya da yok olmak üzere olan canlı örnekleridir. Örneğin Anadolu leoparı bilimsel olarak kesinleşmemiş olmasına rağmen Türkiye de soyu tükenmiş türler arasındadır. Anadolu Leoparı Aynı şekilde bugün Türkiye sınırları içerisinde doğal popülasyonu yok olmuş, az sayıda bireyi kafeslerde çoğaltılmaya çalışılan Kelaynak veya lokal endemik, yani dünyada sadece ülkemizde, hatta sadece Ankara-Nallıhan da belli kesimlerde yetişen Soda otu bitkisi gibi örnek vitrinler de vardır. 16
ÇÖKELME ORTAMLARI Müzemiz birinci katında yer alan bu makette ideal bir beslenme alanı-birikim alanı modeli üç boyutlu bir şekilde hazırlanmış, aynı zamanda ön ve yan kesitlerinde hangi kayaçların oluştuğunu gösteren jeolojik kesitler kullanılmıştır. Dağlardan denizlere doğru rüzgâr ve akarsu aracılığıyla bir taşınma söz konusudur ve taşıyıcının enerjisi tükendiğinde taşınan malzeme çökelir. Bu çökelme ortamları alüvyal yelpaze, akarsu, göl, kumsal, delta, lagün, sığ deniz, yokuş ve derin deniz şeklinde sıralanmaktadır. Bu makette bahsi geçen ortamlar, morfolojik ve jeolojik özellikleriyle ziyaretçilere sunulmaktadır. 17
MAĞARA MODELİ Müzemiz birinci katında bir doğal karstik mağara modeli bulunmaktadır. Ülkemizde bulunan çeşitli doğal karstik mağaraların incelenmesi sonucunda genel bir model hazırlanmıştır. Mağara modelinde gerçeğe benzer şekilde, CaCO3 içeren suların oluşturduğu sarkıt, dikit ve sütunlar uygun ışık ortamında ziyaretçilere sunulmaktadır. 18
İKİNCİ KAT İkinci katta yaklaşık 2500 adet mineral ve kayaç örnekleri, Sistematik Mineraloji, Kayaçlar, Süstaşları ve Türkiye Yeraltı Kaynakları kapsamında dört ana bölümde sergilenmektedir. Bunlar; Sistematik Mineraloji, Kayaçlar, Evaporitler-Dekoratif Mineraller ve Süstaşları ile Türkiye Yeraltı Kaynakları bölümleridir. Ametist, Yeşim taşı ve Kuvars kristalleri Tabiat Tarihi Müzesi Mineraloji-Petrografi Biriminin amacı müzede sergilenen dünyanın çeşitli yerlerinden elde edilen mineral, kayaç örneklerinin bilimsel kapsamda jeolojik, mineralojik, petrografik, petrolojik tanımlarının yapılması, değerlendirilmesi, sergilenmesi için gerekli laboratuar çalışmaların yürütülmesi, müzeye yeni örnek kazandırılması amacıyla projeler yürütülmesi amaçlanmaktadır. 19
Balıkesir Dursunbeyli de bulunan Ametist Müzenin ikinci katında yer alan Sistematik Mineraloji bölümünde sergilen örnekler haricinde Kayaçlar bölümüne, Kayaç Döngüsü yer alır ve bu bölümde Sedimanter, Magmatik ve Metamorfik (başkalaşım) Kayaç lara ait nadide örnekler sergilenmektedir. 20
KALSİT FLORİT PRİT Minerallerin Kalbi Sistematik mineraloji bölümünün girişinde asılı olan Atomlar ve Mineraller Panosu'nda (Minerallerin Kalbi) katyon ve anyonların birleşerek nasıl mineral oluşturdukları ve atomların yerkabuğundaki dağılımları gösterilmektedir. 21
Dünya yaşayan bir gezegendir (Granit kayacının ısı tutması). Magmatik kayaçlar, Ergimiş halde bir silikat hamuru durumunda olan magmanın yükselerek yer kabuğunun içerisine girmesi ve yer kabuğunun derinliklerinde, yeryüzüne yakın veya yeryüzünde soğuyarak katılaşması sonucu oluşan kayaçlardır. Müzemizde derinlik kayaçlarından olan Granit in ısı tutmasını yani dünyamızın yaşayan bir gezegen olduğunu anlatan vitrin çalışması bulunmaktadır. 22
EVAPORİTLER Deniz suyunun buharlaşması neticesinde çökelen, "tuz kayaçları" olarak da bilinen evaporitler müzemiz içerisinde yer almaktadır. 23
DEKORATİF MİNERALLER Dekoratif Mineraller bölümlerinde ise elmas, yakut, safir ve zümrüt gibi değerli oluşumlar, altın, gümüş gibi elementler ve belirgin kristal yapıya sahip ticari değeri olan çeşitli mineraller yer almaktadır. AKUAMARİN SAFİR 24
TIBBİ JEOLOJİ Yerkabuğunu oluşturan kayaçlar çeşitli mineraller içermektedir ve yaşamları boyunca insanlar doğrudan ya da dolaylı biçimde bu minerallerle ilişki içindedir. Bazı mineraller insan sağlığına yararlı, yaşamı kolaylaştırıcı (sanayi, tıp, tarım vb.) ve yaşam için gerekli özelliklere sahipken, bazı minerallerin vücutta az veya çok oluşu insan sağlığı için zararlı olmaktadır. Bu durumdan yola çıkarak müzemizin 2. katında Mineraloji- Petrografi bölümünde Tıbbi Jeoloji bölümü açılmış ve ziyaretçilerimize sunulmuştur. Bu bölüm toplam 6 vitrinden 111 örnekten oluşmaktadır. Vitrinlerimizde ülkemizin çeşitli yerlerinden derlenmiş mineral, kayaç ve toprak örnekleri sergilenmektedir. 25
TÜRKİYE MADENCİLİK TARİHİ Madenin bilinçli olarak alet ve silah yapımında kullanılması insanın en önemli buluşlarından birisidir. Böylece insan hem yeni bir hammadde ile tanıştı hem de bu hammaddeyi işlemek için ilk defa ısıdan yararlandı. Bu yeni yaratıcı buluşla toplumların gelişmesinde en önemli etkenlerden biri olan madenciliğin temeli atılmış oldu. 26
Türkiye'de eski dönemlerden madenciliğe ait malzeme ve bulgular sergilendiği bu bölümde cüruf birikimleri, bakır, kurşun, gümüş ve demir metalürjisine ait kalıntılar, bunların arasında ele geçen ergitme fırını kalıntıları ile pişmiş topraktan yapılmış üfleçler, potalar, döküm kalıpları ve bazı cevher hazırlama aletleri eski Anadolu metalürjisinin ulaştığı yüksek düzeyi göstermektedir. Türkiye Yeraltı Kaynakları Türkiye'nin Yeraltı Kaynakları bölümünde ise, Enerji Hammaddeleri (linyit, turba, kok kömürü, bitümlü kömür, doğal kok, petrokok, bitümlü şeyl, asfaldit ve petrol) sergilenmektedir. Ayrıca Metalik Madenler ve Endüstriyel Hammaddeler bölümleri de ziyaretçilerin ilgisine sunulmaktadır. 27
İHSAN KETİN TÜRKİYE JEOLOJİ PARKI Ev sahibimiz ve yaşam kaynağımız olan dünyamız bazen depremleriyle, volkanik patlamalarıyla, bazen de heyelan ve selleriyle dinamizmini bizlere sık sık hatırlatır. Ayrıca gelişen teknolojinin ve buna bağlı olarak sanayilerin temel girdileri olan, günlük hayatımızda kullandığımız her türlü hammadde kaynağı da çeşitli jeolojik süreçlere bağlı olarak oluşur. 28
Yaklaşık 70 yıldır ülke ekonomisine ve jeolojisine damgasını vurmuş olan MTA Genel Müdürlüğü, çağdaş ve uluslararası nitelik kazanma aşamasındaki Tabiat Tarihi Müzesi'nin yanı sıra, Türkiye'nin ilk Jeoloji Parkı'nı da oluşturmuştur. Jeoloji parkları belli ölçeklerde küçültülerek yapılan ülke haritaları üzerinde, o ülkenin coğrafik özellikleri ile önemli jeolojik yapılarını, kayalarını, ekonomik öneme sahip maden, endüstriyel ve enerji hammaddelerini, bulundukları yerlerde tanıtan parklardır. Bu amaçla, Genel Müdürlük kampusü içinde, yaklaşık 10.000 m 2 lik bir alanda 1/10 000 ölçekli (yaklaşık olarak 150 x 60 m boyutlarında) bir Türkiye haritası yapılmıştır. Bu harita üzerinde büyük fay hatları, belli başlı volkanlar gibi ülkemizin önemli jeolojik yapıları ile birlikte, önemli yeraltı kaynakları ve jeolojik süreçlerle oluşmuş doğal anıtları sergilenmektedir. Eğitim çağındaki gençler ve tüm ziyaretçiler, Türkiye'nin jeolojik yapısını çeşitli özellikleri ile tanırlarken, ülke ekonomisine katkıda bulunan yeraltı kaynaklarının nerelerde bulunduğunu, fiziksel özelliklerini doğrudan görerek, dokunarak ve açıklayıcı bilgilerden yaralanarak öğrenmiş olacaklardır. Oniks Mermer 29
Türkiye Jeoloji Parkı ülkemizin doğal ve jeolojik özellikleriyle ilişkili birçok unsuru öncelikle eğitim çağındaki kişilere ve tüm ziyaretçilere görsel olarak tanıtabilmek amacıyla kurulmuştur. Bu parkı gezerken zaman ve derinlik boyutları içinde bir yolculuk yaparak, eğlenceli bir eğitim süreci gerçekleştirilir. 30