MƏDƏNİYYƏT DÜNYASI Elmi-nəzəri məcmuə Azərbaycan Dövlət Mədəniyyət və İncəsənət Universiteti, XXV buraxılış, Bakı, 2013 МИР КУЛЬТУРЫ Научно-теоретический сборник Азербайджанский Государственный Университет Культуры и Искусств, ХХV выпуск, Баку, 2013 THE WORLD OF CULTURE Scientific-theoretical bulletin Azerbaijan State University of Culture and Art, ХХV edition, Baku, 2013 UOT 351.85 Maşide Niğmet Memiş Azərbaycan Dövlət Mədəniyyət və İncəsənət Universitetinin magistrantı AZ 1065, Bakı şəhəri, İnşaatçılar prospekti 9 E-mail: mashide-nimet@mail.ru TÜRKİYE VE AZERBAYCANDAKİ MÜZECİLİĞE GENEL BAKIŞ Özet: Bu makalede müzenin anlamı, Türkiye deki müzelerin oluşması, Osmanlı'da kurumsallaşmış müzecilik yolundaki ilk çalışmalar,sultan II.Abdülhamit döneminde müzecilik, Türk müzeciliğinin kurucusu sayılan Osman Hamdi Bey döneminden ve Azerbaycan'daki çağdaş müzelerden bahsedilmektedir. Anahtar kelimeler: Müze, Osman Hamdi Bey, Türkiye, Osmanlı, Azerbaycan Müze, isminin kaynağı ilham perileri (Mousa lar) 'nin evi, sonradan "Bilimler Tapınağı" anlamını kazanan Mousion kelimesinden türemiş, tarih öncesi ve tarih dönemlerine ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili yer üstünde, yer altında ve su altındaki tüm taşınır ve taşınmaz belgeler olarak nitelenen kültür varlıklarını belirleyen, bilimsel metotlarla açığa çıkaran, inceleyen ve akademik düzeyde değerlendiren bir labaratuvar gibi dikkatli ve hassas çalışan, kültür varlıklarını koruyan, tanıtan, sürekli ve geçici olarak sergileyen, çalışmaların bilimsel sonuçlarını yayımlayan, halkımızın kültür ve doğa varlıkları konusundaki ilgisini ve sanat zevkini yükselten, çok hızlı bir şekilde gelişen teknoloji karşısında kaybolmaya yüz tutan geleneksel kültürümüzü yabancı kültür şoklarına korumada ve dünya görüşünü hazırlanmasında her yaştan insana ömür boyu etken ve yardımcı olan, etkinliği sürekli bir kültür, bilim ve eğitim kurumudur. (1, s.1) Tarihsel süreçte doğa nesnelerinin ve sanat eserlerinin bir araya getirilmesi ilk kez Paleolitik Çağ mezarlarında görülmektedir. (2.s.43) Ancak elimizdeki kayıtlara göre, koleksiyonculuğun yakın doğuda doğduğu kabul edilmektedir. (3, s.15) Eski Mısır ile Mezopotamya'da değerli eşyaların tapınaklarda, mezarlarda veya saraylarda bir zaman sergilendiklerine tanık olunur. (4, s.9) Dini amacın ön plana çıktığı bunu sergilemek yanında, savaşlarda galip gelen hükümdarlar ele geçirdikleri ganimetleri kuvvet ve kudret gösterilerinin bir simgesi olarak halkın görebilecekleri yerlere koymuşlardır.(5,s.1)türkiye'de müzeciliğin tarihine bakıldığında; Avrupa'dan yüz elli yıl sonra eski eserlerin belli mekanlarda depolanmasıyla başlamıştır. Türkiye'deki müzeciliğin tarihi gelişimini dört ayrı aşama altında inceleyebiliriz: İlk dönemde Sultan Abdülmecid 1845 yılında Yalova çevresinde yaptığı bir gezide üzerinde İmparator Constantinus'un adının olduğu yazıtlı başlıkları toplatıp İstanbul'a gönderilmelerini istemiştir. Tophane-i 68
Amire Müşir Ahmet Fethi Paşa da, bu taşları Harbiye depo olarak kullanılan Aya İrini Kilisesi'nde koruma altına almıştır. Daha sonra buranın düzenlenmesi ve "müze" haline getirilmesi ise, Ali Paşa'nın sadrazamlığı zamanında olmuştur. Aya irin Kilisesi'nde oluşturulan müzeye ilk olarak Edward Goold müze müdürü olarak atanmış, sonra sırasıyla Tarenzio ve Alman Dethier müze müdürü olmuştur. 1881 yılında Dethier'in ölümüyle Türk müzeciliğinde 2. dönem olan "Osman Hamdi Bey dönemi" başlamıştır. (6, s.4) Paris'te on iki yıl resim eğitimi görmüş ve çeşitli devlet memurluklarına bulunmuş olan Osman Hamdi Bey, müze müdürlüğünün yanında, Sanayi - i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Okulu) Müdürü üstlenerek gelecek yılların büyük müzesini kurmak için 1881 den itibaren çalışmalara başlamıştır. Osman Hamdi Bey ilk olarak, Çinili Köşkü onartmış, sonra bugün "Eski Doğu Eserleri Müzesi" olarak adlandırılan o zamanki adıyla "Güzel Sanatlar Okulu'nu" inşa ettirmiştir. Osman Hamdi Bey, gün geçtikçe çoğalan eski eserlerin korunması ve bakımı için mimar Valaury'e planlarını çizdirerek bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak bilinen binayı inşa ettirmiştir. 1910 yılında ölümüne kadar müze Müdürlüğü'nde kalan Osman Hamdi Bey, ülkemizde müzeciliğin modernleşmesi yönünde büyük çabalar göstermiştir. 3.dönem olan Cumhuriyetin ilk yıllarında, Topkapı Sarayı'nın mevcut eşyası ile birlikte 1 Nisan 1924 yılında müze olarak hizmete açılması kararlaştırılmış,ayasofya Cami müzeye çevrilmiş, Atatürk'ün emri ile Cumhuriyet dönemi ilk müze binası olan Ankara Etnografya Müzesi halka açılmış ve 1950 yılında temel amacı; müzeler ve müzeciler arasındaki işbirliğini güçlendirmek, müzecilik konusundaki standartları oluşturmak, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yaparak bilgi alışverişini sağlamak ve halk eğitimini geliştirmek şeklinde özetlenebilir olan, uluslararası müzeler Konseyi "ICOM" 'un Türkiye Milli Komitesi kurulmuştur. Son dönem de ise, 1960 'lı yıllardan itibaren müze binalarının yapımı hızlanmıştır. Proje olarak aynı olmalarına rağmen bu müzelerde sergileme tekniklerinde (koruma, aydınlatma, depolama vb.) Önemli bazı yenilikler de göze çarpmaktadır. Osmanlı'da ilk müzecilik ve sergicilik hareketleri (1840'ların ortalarından 1880 kadar), Osman Hamdi Bey ve Osmanlı'nın son dönemleri (1880 1910'lara kadar), erken cumhuriyet dönemi (1920 yılında 1950'lere kadar), siyasi dönüşüm dönemi (1980'lerin sonlarına kadar), çok paylaşımlı kültürlülüğe geçiş dönemi (1990'lar). Osmanlı "tek devlet, çok kültür"mantığı üzerine kurulmuş bir imparatorluktu.xx.yüzyılın başlarında Osmanlı'dan devralınan çok kültürlü toplumun cumhuriyetin ilk dönemlerindeki uluslaşma süreci içerisinde tek kültürlü bir halk devlete dönüştürülmeye çalışıldığını, dolaysıylada dönemin yeni cumhuriyetinin " tek devlet tek kültür" ilkesi doğrultusunda biçimlendirildiğinden söyleyebiliriz. (7, s.165, 169). Türkiye'deki ilk müze oluşması Mecma-ı Aşar-ı Atika (eski makaleler kolleksiyası)dır.günümüzdeki İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin temelini meydana getirir.padişah Abdülmecit'in Yalova gezisi sırasında gördüğü Bizans yazıtlarını İstanbula gedirtmesi üzerine eserler, 1846 yılında Osmanlı Devlet adamı Ahmet Fethi Paşa tarafından o güne kadar saray deposu olarak kullanılan Aya İrini'de toplatılmıştı. Kolleksiya, Sadrazam Ali Paşa döneminde düzenlendi ve 1869 yılında dönemin maarif Bakanı Saffet Paşa tarafından Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak adlandırıldı. Aynı yıl, ilk müze müdürü olarak Galatasaray lisesi öğretmenlerinden Dr.Good görevlendirildi. Ayrıca vilayetlere bir genelge gönderilerek çevrelerindeki bütün tarihi eserlerin tahrip edilmeden müzeye teslimi istendi. (8, s.1). Türk müzeciliğinin kurucusu sayılan Osman Hamdi Bey, Aşar Atika (Eski Eserler) Nizamnamesi'ni 1883 yılında yeniden düzenlenen eski eserlerin yurtdışına çıkmasını engellemiştir.ayrıca ilk vilayet müzelerinin temellerini oluşturan Selanik, Sivas, Bursa ve Konya'da eser depoları kurdurmuş; tüm Osmanlı İmparatorluğu 'nda Türk kazılarının başlatılmasını gerçekleştirmiş; arkeolojik kazılarda elde edilen eserlerin İstanbul müzesine getirilmesi müzenin zenginleştirilmesini ve bir imparatorluk 69
müzesine işleme sağlamış; müzelerde sistematik yayın yapılmaya başlanmasının ilk adımları atılmıştır.osman Hamdi Beyin öncülük ettiği çalışmalar yaklaşık 155 yıllık Türk müzecilik hareketlerinin Cumhuriyet dönemine kadar geçen 75 yıllık dönemini kapsamaktadır.bu dönemde özellikle Osmanlı vilayetlerinde de müzeler açılması ulusallığa giden yolun başlangıcı olmuştur.müzecilik anlamında var olan değerlerin tarihin izleri olarak ulusallık ve yerellik zincirleriyle kuşatılmadan, fakat bu kavramlar yadsınmadan değerlendirilmesi küreselliğe ulaşan yoldur. (9, s.176, 177,185) Sultan II. Abdülhamid döneminde, 1884 yılında kabul edilen yeni Aşar Atik kanunu müzeciliğin gelişimi açısından çok önemli olmuştur. (10, s.156) Bir sanat müzesi kurulması yönündeki çalışmalar ilk kez XIX. yüzyıl sonlarında başlatılmıştır. Güzel sanatlar okulunun kuruluşuyla da yakından ilişkisi olan bu girişimin sonunda bir koleksiyona başlanmış, ancak, müzenin açılışı gerçekleştirilememiştir.1883 de açılan güzel sanatlar okulu öğrencilerinin eğitimini desteklemek ve bilgi görgülerini artırmak amacıyla bir resim koleksiyonu ve bu koleksiyonun sergileneceği bir resim salonu oluşturulması düşüncesi, sanat koleksiyonları için de bir başlangıç olmuş ve Elvah-ı Nakşiye olarak anılan resim koleksiyonu da bu amaçla meydana getirilmişdir. Ancak ilk sanat müzesi, Cumhuriyetin ilanından sonra, 1937 yılında Atatürk'ün emriyle kurulan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi olmuştur. Dolmabahçe sarayı veliaht dairesi'nin Resim ve Heykel Müzesi kurulması için güzel sanatlar akademisi'ne tahsis edilmesi üzerine müze koleksiyonlarının oluşturulması için hazırlıklara başlanmıştı. (16, s.96) Osmanlı'da kurumsallaşmış müzecilik yolundaki ilk çalışmalar 1845 yılından itibaren harbiye bakanı Fethi Ahmet Paşa'nın girişimiyle başlamıştır.16.yüzyıldan sonra silah deposu olarak kullanılan St.Irene Kilisesi'nin organize edilmesi ve Topkapı Sarayı'nda birikmiş çeşitli hediye, ganimet ve silahların buraya taşınmasıyla oluşturulan askeri malzeme ağırlıklı sergileme 1869 yılında Müze-i Hümayun adını almışdır.son Osmanlı döneminde ve ardından Türkiye Cumhuriyeti'nde bu bilinçle müzelerin ve sergilerin toplumsal güç bildirim içeriğindeki iletişimsel gücü göz önüne alınarak müzeler oluşturulması ve buralara konulacak eserlerin belirlenmesi temel bir hedef olarak belirlenmiştir. Tarihin ve kültürün geniş paylaşımlı vitrinlerin en önemlilerinden biri olan müzeler içeriği, tecrübeleri, mekansal konumlarıyla toplumsal belleğin de bir gösterimidir.tarihsel bilgiler doğrultusunda üretilen görsel öğeler ve onların topluma görsel olarak aktarıldıkları mekanlar olan müzeler dolaylı olarak-bazende dogrudantarih anlayışına yer olmakta, yeni anlamlar yüklemekte ve böylece toplumsal hafızada karşılıklı bir değişim ilişkisini oluşturmaktadır.müzelerin sunumları ve içerikleri, bağlantılı olarak da sergileri, aynı zamanda sosyal odaklı alakalı mesajlar verirler.yeni devletleşen bir halkın özgürlük ve devrim vurgulu müzelerin; çeşitli ekonomik yapısından gelen birliklerin tarım, madencilik esaslı müzeleri ; emek müzelerin; mülteci ve kırsal kökenli grupların Etnografya müzeleri gibi örnek kavramlar kültürel olarak var olmanın ispatlandığı somutlayıcı mekanlardır. Tarihle ilgili müze türleri açısından da bakıldığında çoğunlukla siyasi, ekonomik etkilerin şekillendirdiği kültürel vurgu noktalarının yerel, ulusal, küresel anlamda rahatlıkla gözlemlenebildiği ortadadır. Örneğin şehir müzeleri ele alındığında şehirlerin tarihine sahip çıkma, onu tanıtmak, bu tanıtımdan ekonomik gelir bekleme, şehri siyası açıdan önemli etme misyonları-yerel, askeri müzeler, ulusal tarih müzeleri türü örneklerle bir halk olma, barış için savaşma, ülke elde etme görevi-milli, doğa tarihi, sanat müzeleri gibi din, dil, ırk, cins ayrımı gözetmeksizin herkesin bir duyumu olabileceği türden deneyimi toplandığı mekanları küresel olarak ele almak mümkündür.tüm bu ifadeler müzelerin tarihle olan ilişkileri çerçevesinde " insana ve yaşadığı çevreye dair tanıklık eden mazemelerin üzerinde araştırma yapan, toplayan, koruyan, bilgiyi paylaşan ve sonunda inceleme, eğitim ve zevk alma doğrultusunda sergileyen bir kurum" olma temel karakteri kenarında ikinci 70
anlamlar taşıyabildiğinin göstergesidir. (11, s.172, 175) Dünyanın tüm ithal edici kültür ortamlarında bir alt ifade olarak bazen söylenmeyen fakat unutulmayan bir ulusçu bileşen vardır. Ulusçuluk kendi tarihine ve kökenine dönerek kendini tanımlama tutkusudur. (12.s.73, 76) XIX. yüzyılda özellikle Batı Avrupa'da ekonomik büyüme, şehirleşme, yeni sosyal yapıların ortaya çıkması, teknolojideki büyük değişiklikler, sanayileşme ve yeni kültürel modellerin ortaya çıkmasıyla müzecilikte bağlantılı olarak uluslararası sergileme alanlarında yeni ihtiyaç ortaya çıkmıştır.xviii.yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi'nin XIX. yüzyılda belirli bir gelişkinlik seviyesine ulaşması ve sanayileşebilen ülkelerde makineyle toplu üretimin hayata başlanmasıyla geniş kitlelere sunulan ihtiyacı ivme kazanmıştır. (13, s.15) Tapınak ve saray hazineleri gibi müzeler de sosyal kuruluşlarıdır.kişiler tarafından kurulmadıkları gibi, kişilere ait de değildirler. Müzeler hukuki kişilere: devlete, yerel topluluklara, sanayi şirketlerine, derneklerin, kurumlara vb kontrolleri aittir.ve özel kişilerin aksine tüzel kişiler ölümsüzdür ya da en azından normal insan hayatından daha uzun süre yaşarlar.bu sayede müzeler nesiller boyu varlıklarını sürdürüp sadece bir kişinin değil ard ardına ve farklı kökenlerden gelen farklı zevklere, farklı meraklara sahip insanların topladığı çeşitli nesnelerle zenginleşirler.kamu örgütü olmaları dolaysıyla tıpkı hazineler gibi müzeler de hukuki kimliklere aittir. Ancak bunun bir başka anlamı daha vardır.müzeler devlet organlarının, zaman ve mekana bağlı olarak belirlenen topluma açıktırlar.bir ülkede hatta-unesco listesinde görüldüğü gibi-tüm dünyada koruma altına alınması istenen yapılar vardır.sanatsal, tarihi, efsanevi ya da benzer nedenlerle binaların koruma altına alınmasına XIX.yüzyılın ilk yarısında başlanmıştı.belirli bir alana yayılmış anıtlardan oluşan koleksiyonlar meydana gelmesi buna göre müzelerden üç yüzyıl daha sonra başlamıştır.müzeler ise XIV.yüzyılda Batı Avrupa'da başlayan ama daha önceleri Çin'de ve Antik Roma'da görülen özel koleksiyonlardan bir yarım yüzyıl daha sonra kurulmuştur.hazineler ise, kilise ve krallıklarla birlikte ortaya çıktığında, hepsinden daha eskidir. Mezar eşyaları ise Paleolitik döneme kadar uzanır ve neredeyse evrensel denebilcek kadar meşhurdur.muze XV.yüzyılın sonunda doğmuştur.müzelerin sayısı ancak 1750'lerden itibaren önemli artış göstermiş ve Avrupa'ya yayılmıştır.diğer kıtalara yayılmaları bir yüzyıl daha sonradır. Müzeler üzerinde yapılan son istatistiklere bakıldığında müzelerin büyük bir çoğunluğunun tarih müzeleri olduğu görülür.bunlar kentlerin ya da ülkelerin, etnik, dini, profesyonel ve sosyal grupların, bilim, teknoloji, tarım, sanayi, savaş, eğlence ve bunlarla ilgili günlük yaşamın, bazı nesnelerin, bazı olayların ya da önemli kişilerin ve benzer konuların tarihlerine ait müzelerdir. Doğrusunu söylemek gerekirse bugün sanat müzeleri bile tarih müzeleri-sanat tarihi müzeleridir. Aynı şey kuruluşların, adetlerin, tekniklerin, inançların, ayinlerin tarihini yansıtan Etnografya ve Antropoloji müzeleri için de geçerlidir.müzeler varoluşlarının ilk üçyüzyılı içinde tarihten tamamen ayrılmışlardı.sanat müzeleri ile eski eser müzelerin XVIII.yüzyılın sonuna kadar nesneleri belli bir yer, zaman ya da tarihte belli bir dönem ve belli bir toplumla herhangi bir bağlantı kurmadan sergiliyorlardı. Antikalar ve sanat eserleri güzelliğin ve hünerin sonsuza kadar yaşayacak örnekleri olarak müzelerde muhafız ediliyordu.kısaca özetlemek gerekirse müzeler tarihle ilk kez XIX.yüzyılda ve özellikle 1850 yılından sonra tanışarak büyük değişiklikliğe uğradılar.müzeleri yavaş yavaş etkisi altına alan tarihi prensipler dört cümle içinde özetlenebilir.1.insanoğlunun ürettiği tüm eserlerde dünyevi başarı en net değer yargısı olarak başta gelir.2.tarih hattı (teleolojik) şekilde yönlenir ve gelişimcidir. 3.İnsanlık ulaşabilceği en yüksek noktaya bugüne kadar Avrupa uygarlığı aracılığıyla ulaşmış bulunmaktadır ve bu uygarlık insanların diğer tüm başarıları için bir kriter teşkil etmektedir.4.kimlik özelliği olmayan prehistoryanın aksine tarih, bir olaylar ve büyük şahsiyetler zincirinden oluşmaktadır.artık müzeler toplum içinde sadece sınırlı ve yerek 71
öneme sahip kuruluşlar değil, küresel entegrasyona yer alan öğelerden biridir.müzelerin çalışmalarına ve tarihine gösterilen ilginin nedeni de budur. (14, s.15, 16,17,18,19). Azerbaycan'da çağdaş müzeler XIX yüzyılın sonu, yirminci yüzyılın başlarında meydana gelse de, selefi olan kolleksiyonculuk geleneklerinin tarihi çok eskidir. M.Ö. son yanı sıra M.S ilk yüzyıllarda Atropatena'nın ve Arnavutluk'un hükümdar saraylarında, tapınak ve kiliselerde değerli eşyaların, nadir sanat eserlerinin, laik ve dini içerikli zengin kitapların, elyazmaların saklı tutulduğu bilinmektedir. Azerbaycan hükümdarları - Cavanşir (VII yüzyıl), Muhammed Cihan Pehlivan (XII yy), Altın Arslan (XII yy) ve diğerleri medreseler, camiler, gözlemevleri, kervansaraylar, ovdanlar, hastaneler diktirmekle, zengin kütüphaneler yaratmış, kendi saraylarında şiir, müzik, resim meclisleri yaratmış, âlimlere, şairlere, sanatçılarına hamilik etmişlerdir. (15, s.713, 716) Edebiyat Listesi 1. http://www.kültürbakanlıgı.com.müze 2. Tahsin Uçankuş, Bir İnsanlık ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji, 1.Baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.2000.S.43 3. Atasoy, Sümer Müzecilikten Yansımalar, 1.Baskı, Ankara Yayınları, İstanbul 1999.s.15 4. Yücel Erdem Türkiye de Müzecilik, Arkeoloji ve Sanat Yayınları İstanbul 1999.S.9 5. Yücel Erdem Türkiye de Müzecilik, Arkeoloji ve Sanat Yayınları İstanbul 1999.S.1 6. Modern Müzecilik ve Türk Müzeciligi Vedat Keleş.S.4. 7. Sunar İ.Ulusal Kültür ve Kimliked.Z.Rona Bilonço,1923-1998,Türkiye Cumhuriyetinin 75 yılına toplu bakış uluslar arası kongresi,1.cilt.tarih vafkı yayınları.istanbul 1999.S.165-169. 8. http://tr.wikipedia.org/wiki/türkiyedeki müzelerlistesi 9. Semra Öğel Hale Özkasım Türkiye de Müzeciliğin Gelişimi İtüdergisi/b Aralık-2005 cilt 2, sayı.1,s.96. 10. Tahsin Uçankuş, Bir İnsanlık ve Uygarlık Bilimi Arkeoloji, 1.Baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.2000.S.43 11. Yücel Erdem Türkiye de Müzecilik, Arkeoloji ve Sanat Yayınları İstanbul 1999.S.9 12. Yücel Erdem Türkiye de Müzecilik, Arkeoloji ve Sanat Yayınları İstanbul 1999.S.1 13. Vedat Keleş Modern Müzecilik ve Türk Müzeciligi.S.4. 14. http://www.kültürbakanlıgı.com.müze 15. http://www.kulturtarihi.org/makale2.htm.s.156 16. http://tr.wikipedia.org/wiki/türkiyedeki müzelerlistesi. Maşide Niğmet Memiş Türkiyə və Azərbaycandakı muzey işinə ümumi baxış Xülasə Bu məqalədə muzey anlayışının mənası təhlil edilir, Türkiyədəki muzeylərin meydana gəlməsi və Azərbaycanda müasir tipli muzeylərin yaranmasından bəhs olunur. Açar sözlər: muzey, Osman Hamdi bəy, Türkiyə, Osmanlı, Azərbaycan Mashide Nimet Memish The history of the museum industry in Azerbaijan and Turkey Summary İn this article we review some historical facts related to appering of the first museums in Turkey, the first works ın the sphere of museum management organızed in the ottoman empire in the times of sultan abdulhamid the second, some interesting information belonging to the period of Osman Hamdi Bey,who is considered as the pioneer of the museum curator s profession in Turkey and the founder of İstanbul academy of fine arts(known today as the mimar Sinan University of fine arts).this article contains some information about existing museums in Azerbayjan as well. Keywords: museum,osman HamdiBey,Turkey,the Ottoman Empire, Azerbaijan. Məqalənin redaksiyaya daxil olma tarixi: 23.04.2013 Məqalənin təkrar işlənməyə göndərilmə tarixi: 30.04.2013 Məqalənin çapa qəbul olunma tarixi: 24.05.2013 Məqaləni çapa tövsiyə edən sahə redaktorunun (və ya üzvünün) adı: professor Maral Manafova ADMİU-nun Elmi Şurasının 08 iyul 2013-cü il, 09 saylı qərarı ilə çap olunur. 72