yogrn izmir Şubesi 12. Genel Kurulu EMO Şube Genel Kurulları yapıldı EMO îzmir Şubesinin 12. Olağan Genel Kurulu 28 Ocak 1978 Cumartesi günü toplandı. Geçen dönemlere göre artan bir katılımla gerçekleştirilen Genel Kurulda 11. dönem Yönetim Kurulunun çalışmaları irdelenerek oybirliğiyle aklandı. Daha sonra yapılan seçimlerle yeni yönetim kurulu, şube denetçileri ve merkez genel kurulu delegeleri belirlendi. Yönetim kuruluna; Ergun Elgin, Yüksel Levendoğlu, Erdinç Özüner, Muammer Göksel, Ajlan Kural, İrfan Arabacı, Yalçın Saraçoğlu seçildiler. GENEL KURUL BİLDİRİSİ Şube Genel Kurulumuz çalışmalarının sonunda, aşağıdaki metnin kamuoyuna duyurulmasını oybirliğiyle kabul etti. "Teknik elemanların bir parçası olarak elektrik mühendislerinin mücadelesi gün geçtikçe yeni boyutlar kazanıyor. İşçi sı~
nıfı ve emekçi kitlelerle birlikte bir yandan kendi ekonomik ve demokratik haklarımız için mücadele ederken öte yandan antifaşist, antiemperyalist güç birliğinin kurulup geliştirilmesi için çaba harcanıyor. MC'nin tüm faşist baskı, kıyım ve terörüne karşı oluşan mücadele ittifakı içinde yer alsn Odamız, onun yıkılışıyla faşizm tehdidinin ortadan kalkmadığının bilincinde olarak yeni dönemde de üzerine düşen görevi yapmak durumundadır. Zira emperyalizme bağımlılık yaratan, gerek ekonomik gerekse politik ve askerî alanlardaki ilişkilerin eskisi gibi süreceği, yapılacak bazı düzenlemelerin ise büyük farklar göstermiyeceği yeni iktidarın programından anlaşılmaktadır. Faşist tırmanışın püskürtülmesi, faşizmin saldırı yuvalarının ortadan kaldırılması, MİT' in ve belli resmi dairelerin antidemokratik, yasadışı faaliyetlerinin önlenmesi, kontr-gerilla örgütünün dağıtılması gerekmektedir. Ayrıca demokrasi mücadelesi açısından salt can güvenliği ve öğrenim özgürlüğüne indirgenen programda, başta düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan 141 ve 142'nci maddeler olmak üzere, tüm antidemokratik yasa maddelerinin kaldırılacağından hiç söz edilmemektedir. Memurların örgütlenmeleri ve çalışma koşulları ile ilgili demokratik düzenlemeler yapılacağı vaat edilmekte, ancak açıkça, grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar tanınacağı söylenememektedir. Dahası, sendikalaşma hakkının tanınacağı bile şüphelidir. 657 sayılı yasaya tabi olarak çalışan kesime siyasal hakların tanınması hatırdan bile geçmemiştir. MEYAK kesintilerine devam edileceği ve kesintilerin memurlara iade edilmeyeceği yolundaki düşüncelere programda yer verilmemiştir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, her şeyden önce kendi örgütlü gücümüze güvenerek, yeni iktidarla olumlu bir diyalog kurmak, muğlak, belirsiz ifadelerle geçiştirilen; devlet işletmelerinde yönetimin demokratikleştirilmesi, yüksek öğrenim kurumlarının demokratik bir yönetime kavuşturulması gibi ileriye dönük vaadlerin, haklı taleplerimiz doörultusunda gerçekleştirilmesi için uygulamanın yakın takipçisi olmak zorundayız. Ekonomik ve demokratik haklarımız için mücadele kesintisiz olarak ve gücünü yitirmeden sürmelidir. Öte yandan, genel, kurulumuz; bugüne kadarki iktidarların yanlış ve bilim dışı uygulamalarıyla tam anlamıyla çıkmaza soktukları enerji sorununa çözüm getirecek tutarlı uygulamaların destekleyicisi olacağını, katkı koymak istediğini kamu oyuna açıklamak ister. Önümüzdeki yıl daha da artacak olan enerji yetersizliği geçersiz tasarruf tedbirleriyle önlenemez. Doğrudan geniş emekçi yığınların sağlığını tehdit eden, zorunlu ihtiyaçlarını kısıtlayıcı önlemlere tasarruf tedbirleri denemez. Bu tür uygulamaya ve bu yöndeki propagandaya derhal son verilmelidir. Tasarruf ancak ekonominin her sektöründe aynı üretim miktarını koruyarak ve günlük yaşamı etkilemiyecek düzeyde, harcanan birim enerjinin azaltılmasıyla sağlanabilir. Bu ise teknolojik gelişmelere bağlıdır. Sanayi sektörü yeni teknolojik bulgularla bu yönde zasarruf yapmaya yönlendirilmelidir. Devlet fabrikalarını durdurup üretimi kısıtlamak bir çözüm olamaz. Son çare bu ise öncelikle tüketim sanayiinde gazoz ve sakız üretimine son verilmelidir. Tutarlı tasarruf tedbirlerinin biran önce alınması, dışa bağımlılığı artırıcı gaz türbinleri, fuel-oil santralları ve dizel generatörler gibi soruna çözüm getirmeyen yöntemlerin terk edilmesini de kolaylaştıracaktır. Çözüme giden yol hidrolik ve termik doğal zenginliklerimizin kullanımından geçmektedir. - Tüm çalışanlara grevli-toplu sözleşmeli sendikal haklar tanınmalıdır. - Tüm antidemokratik yasalar kaldırılmalıdır. - Devlet işletmelerinde yönetim demokratikleştirilmeli, faşist kadrolar temizlenmelidir. - Doöal kaynaklarımız devletleştirilmen, enerji üretim politikası doğal kaynaklarımıza dayandırılmalıdır. " İZMİR ŞUBESİ YÖNETİM KURULU GÖREV BÖLÜMÜ YAPTI 12.Genel Kurulda seçilen yeni Yönetim Kurulu ilk toplantısında görev bölümü yaparak çalışmalarına başladı. Buna göre; Ergun Elgin Başkanlığa, Yüksel Levendoğlu Başkan Yardımcılığına, İrfan Arabacı Yazman Üyeliğe, Ajlan Kural Sayman Üyeliğe getirildi. Yalçın Saraçoğlu, Muammer Göksel ve Erdinç Özüner de üye olarak görev yapacaklar. Yönetim Kurulu daha sonra yıl içinde yapılacak çalışmaları gözden geçirdi. Bu dönem gerek ekonomik-demokratik haklar mücadelesinde, gerekse mesleki konularda daha etkin bir çalışma yapmayı amaçlayan Yönetim Kurulunun, çalışma programını yakında yayınlayacağı bildirildi. Ankara Şubesi 2. Genel Kurulu Ankara Şubemizin 2.Olağan Genel Kurulu 28 Ocak 1978 Cumartesi günü yapıldı. Geçen dönemin bütün boyutlarıyla irdelendiği Genel Kurulda Yönetim Kurulu aklandı ve yeni Yönetim Kurulu seçildi. Ahmet Albayrak, M.Ali Atay, Nurşah Günerkan, Doğan Anakök, Necati İpek, Rıfat Ergül, Kemal Bilgin'den oluşan yeni Yönetim Kurulunun ilk toplantısında görev bölümü yapılarak Ahmet Albayrak Başkanlığı, Rıfat Ergül Başkan Yardımcılığına, Doğan Anakök Yazmanlığa ve M.Ali Atay Saymanlığa g e t i r i l- diler.
GENEL KURUL BİLDİRİSİ EMC Ankara Şubesi 2.Genel Kurulu aşağıdaki görüşlerin Genel Kurul bildirisi olarak kamuoyuna duyurulmasını oybirliğiyle kararlaştırdı. "Ülkemizin içine itildiği ekonomik-toplumsal ve siyasal bunalım yakın tarihimizde benzeri görülmemiş bir boyuta ulaşmıştır. Emperyalizme bağımlılığın getirdiği özellikleri taşıyan çarpık tekelci kapitalizmin, içice geçen yapısal ve devresel bunalımları karşısında egemen sınıflar çözümsüzlük içindedir, özellikle geçtiğimiz yıl ödemeler dengesindeki açık, döviz darboğazı, işsizlik ve hayat pahalılığı doruk noktasına ulaşmıştır. Ekonomik altyapı, temel mallar ve özellikle enerji üretimindeki yetersizlik üretken faaliyeti büyük ölçüde etkilemiş, ülke ekonomisi iflasın eşiğine gelmiştir. Bunalımın kendi meslek alanımıza yansıması da çok çarpıcıdır. Saatlerce süren elektrik kısıtlamaları günlük yaşamımızın bir parçası olmuştur. Bu durum yıllardır sürdürülen yanlış enerji politikası ve uygulamalarının sorunu çözümsüz noktalara vardırdığını kanıtlamaktadır. çözümsüzlüğün yarattığı panik içinde, sermaye iktidar 1 arınca bulunan pahalı, dışa bağımlı yöntemler ise ekonomik bunalım içinde olan ülkemizde gelecek yıllar için çözüm olmaktan çok, enerji bunalımını daha da derinleştiren nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek büyük sermayenin gerek bağlı bulunduğu emperyalizmin IMF, Dünya Bankası gibi mali örgütleri aracılığıyla ekonominin temel sorunlarının çözülmesi konusunda birleştikleri nokta, bunalımın faturasını işçi ve emekçi kitlelere ödetmek üzere ekonomik ve demokratik kazanımlarını ortadan kaldırmaya, taleplerini faşist baskı yöntemleriyle ezmeye yönelmektir. Bu ortamda faşizmin kendisine kitle tabanı yaratmaya uğraştığı ve bunu da belli ölçülerde başardığı, faşist saldırı, terör ve katliamların hızlandın İdi ğı, devlet kurumlarının faşist kadrolar tarafından parsellendiği, demokratik kuruluşların bombalandığı, ilericilerin sokak ortalarında katledildiği, kitle katliamlarının düzenlendiği, çalışanlar üzerindeki kıyım ve baskının yoğunlaştırıldığı bir dönem yaşadık. TMMOB ve bağlı Odaların da saldırılara hedef olduğu, üyelerinin baskı ve kıyıma uğradığı MC döneminde Odamız Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi bir arkadaşımız TSE yönetimi tarafından Erzurum'a sürülmüş ve Danıştaym yürütmeyi durdurma kararı uygulanmayarak "Oda Yöneticisi olduğu" gerekçesi öne sürülüp işine son verilmiştir. Tüm bu baskılara karşın emekçi yığınların düzene yönelik toplumsal muhalefeti geriletilememiş, ilericilerin-demokratların faşizme karşı kararlı mücadelesi engellenememiştir. Tüm ilerici demokratik kitle örgütlerinin bulundukları mevzileri daha titizlikle korumaları ekonomik demokratik haklarından bir adım bile geri gitmemeleri bu dönemde daha bir önem kazanmaktadır. Böyle bir dönemin sonuna doğru sermayenin var olan bunalımdan çıkışı sağlayacak, emekçi halkın ise faşist baskı, terör, kıyım ve katliamları önleyecek, öğrenim özgürlüğünü, can güvenliğini sağlayacak faşist cinayet şebekelerinden hesap soracak bir iktidar olarak baktığı ve bu anlamda desteklediği CHP iktidara geldi. tlerici, yurtsever, demokrat elektrik mühendisleri olarak bu iktidarın halkın yararına olacak uygulamalarını destekleyeceğimizi/ işçi ve emekçi kitlelere karşı, emperyalizm ve egemen sınıflar lehine olacak uygulamalara karşı çıkacağımızı duyururuz. Bu anlamda acil olarak yerine getirilmesini istediğimiz taleplerimiz şunlardır: TALEPLERİMİZ: Elektrik enerjisi üretiminde fuel-oil santralları ve gaz türbinleri gibi dışa bağımlı ve pahalı üretim modelleri terkedilmelidir. öz kaynaklarımıza dayalı bir enerji politikası izlenmeli ve enerji üretimi yurt gerçeklerine uygun bir merkezî plan uyarınca ve kamuca gerçekleştirilmelidir. Ulusal enerji kaynaklarımız üzerindeki tüm yerli ve yabancı özel yatırımlar kamu- 1 aştırılmalıdır. Enerji tasarrufu halkın üç lambadan birini söndürmesiyle değil, ekonominin her sektöründe enerjinin daha rasyonel kullanımıyla gerçekleştirilmelidir. Elektrik enerjisi üretimi yapan ayrıcalıklı şirketler TEK'e devredilmeli, TEK'in proje ve montaj işlerinin özel şirketlere yaptırılması-
na yönelik girişimler engellenmeli, ulusal bir kamu proje merkezi kurulmalıdır. - Ağır elektroteknik ekipman sanayii kamu öncülüğünde kurulmalıdır. Elektroteknik ekipman ve elektronik sanayilerinin ülke yararına işlev kazanması sağlanmalı, tüm aşamalarında kendi olanaklarımızla ve yurt içinde gerekli teknik insangücü eğitimi ve bilgi birikimi oluşturularak geliştirilmelidir. - Bilgisayar kullanımı konusunda merkezî bir denetleme uygulanması zorunludur. Bu denetleme politikasını, bilgisayar kullanım alanı içine giren kurumlar ülke çıkarlarını gözeterek ortaklaşa saptamalıdır. - KiT'lerin çalışanların sırtından lokavt fonlarını beslemesine son verilmeli, KİT' ler TtSK, MESS vb. işveren örgütlerinden çıkmalıdır. - TSE Genel Kurullarının antidemokratik yapısı kırılmalı, kamu kuruluşları, üniversiteler ve TMMOB'ye bağlı Odaların kongrelerindeki etkinliği arttırılmalıdır. - TMMOB'ye bağlı Odaların gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan Kalite Belgesi vb. uygulamalar önündeki engeller kaldırılmalıdır. - MC döneminde kıyıma uğramış tüm çalışanların hakları geri verilmeli/ bu konudaki mahkeme ve danıştay kararları derhal uygulanmalıdır. - EGO'da son günlerde üyelerimize ve diğer çalışanlara siyasal nedenlerle yönelen antidemokratik uygulamalara son verilmelidir. Tüm çalışanlara grevli ve toplu sözleşmeli sendika hakkı tanınmalıdır. - İşçilere özgürce sendika seçme hakkı tanınmalı, referandum yasallaştırılmalı ve lokavt yasaklanmalıdır. Toplumun ekonomik-demokratik ve siyasi örgütlenmesinin önündeki tüm engeller/ Ceza Yasasındaki 141 ve 142'nci maddeler kaldırılmalıdır. - İşçi ve memurların aleyhine olan MEYAK ve kurulması düşünülen İYAK gibi kuruluşların yasalaştırılması engellenmeli, kanunsuz vergiye dönüştürülen MEYAK kesintileri durdurulmalı, birikmişler faizleri ile iade edilmelidir. - Asgari ücretin, asgari yaşam düzeyine karşılık geldiği gözönüne alınarak vergi dışı bırakılması gerekmektedir. Bunun için de yasada yer alan ve tüm vergi mükelleflerine uygulanan en az geçim indirimi, yalnızca ücretlilerin yararlandığı özel indirim şeklinde asgari ücret düzeyine çıkarılmalıdır. - Devlet aygıtı ve eğitim kurumlarındaki faşist kadrolar dağıtılmalı, kurumlar demokratik bir işleyişe kavuşturulmalıdır. - Gerici, şoven, ırkçı ideolojiyi yayan ders kitapları eğitimden kaldırılmalı, eğitim ve öğretim demokratikleştirilmeli, özerk üniversite kavramı yaşama geçirilmeli, tüm öğretim kurumlarında öğrenim özgürlüğü ve can güvenliği sağlanmalıdır. - Gizli ve açık tüm faşist örgütlenmeler dağıtılmalı. Ülkü Ocakları kapatılmalı, kontr-gerilla vb. yasadışı örgütlenmeler dağıtılmalıdır. Bu örgütlerin siyasi partilerle ilişkileri açığa çıkarılmalıdır. Faşist katil ve işkencecilerden hesap sorulmalı, ırkçı, söven baskılara son verilmelidir. - Büyük kentlerimizde ve özellikle Ankara'da ölümcül boyutlara ulaşan çevre kirlenmesi ve hava kirliliği sorunlarına karşı ivedi önlemler alınması gerekmektedir. Bunun için de konuyla ilgili Devlet Bakanlığı düzeyinde DPT, Belediye yetkilileri, meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin temsil edildiği bir yüksek kurul derhal oluşturulmalıdır. - Emperyalizmle yapılan tüm anlaşmalar açıklanmalı/ NATO, CENTO, AET, Enerji Ajansı vb. örgütlerden çıkılmalıdır. - IMF, emperyalizmin yoksul halklar üzerindeki denetim organıdır. Ülkemizin emperyalizme olan bağımlılığını pekiştirecek, halkımıza hayat pahalılığı ve yoksulluktan başka bir şey getirmeyecek olan IMF'nin tüm önerilerine karşı çıkılmalıdır. Genel Kurulumuz bu taleplerin gerçekleşmesi doğrultusunda çaba göstermeyi bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin gereği sayar. " istanbul Şubesi 19. Genel Kurulu EMO İstanbul Şubesinin 19.Olağan Genel Kurulu 29 Ocak 1978 Pazar günü yapıldı. Merkez Genel Kurul delegeleriyle Şube Yönetim ve Denetim Kurullarının seçildiği Genel Kurul çalışmaları tamamlandıktan sonra, yeni Yönetim Kurulu ilk toplantısında aşağıdaki görev bölümünü yaptı: Hüseyin Yeşil Başkanlığa, Selçuk Esen Başkan Yardımcılığına, Yavuz Çizmeci Yazmanlığa, Ali Hikmet Erol Saymanlığa, Hamdi Olgunsoy, Ahmet Akçay ve Yılmaz Oğralı da Üyeliklere seçildiler. Görev bölümü yapan Yönetim Kurulu, daha sonra yaptığı açıklamada aşağıdaki görüşleri belirtti: "Yönetim Kurulumuz yaşadığımız yeni iktidar döneminde faşist baskı ve saldırıların sürüp gittiğinin, egemen sınıfların bunalım.erı ve toplumsal muhalefetir mücadelesi sonucu ortaya çıkan yeni durumda acil görevlerimizin yine gündemde olduğunun bilincindedir. Devlet kadrolarındaki faşistlerin işine son verilmesi, faşist yuvaların kapatılması, can güvenliğinin sağlanması, çalışanların grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklarını elde etmesi için mücadele yine gündemdedir. Bütün bunlar için, yeni demokratik mevziler elde etmek için emekçilerin örgütlü mücadelesi durmayacak, devam edecektir. Yönetim Kurulumuz düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik tüm engel ve saldırıların karşısında, demokrasiden yana ilerici, yurtsever, devrimci, demokrat ve sosyalist düşünce yapısına sahip üye ve üye adaylarımızın işyerlerinde, öğrenim kurumlarında ve konutlarında faşist saldırganların baskı ve kıyımına karşı direnişinin yanında yer alacaktır. NATO, CENTO ve Enerji Ajansından çıkılması yolunda mücadele verecektir."
DEMOKRATİK EĞİTİM KURULTAYI TÖB-DER tarafından düzenlenen Demokratik Eğitim Kurultayı, 4-11 Şubat 1978 tarihleri arasında yapıldı. Çeşitli bildirilerin sunulduğu ve tartışıldığı Kurultay süresince, ayrıca eğitim sorunlarına ilişkin paneller yer aldı. Demokratik Eğitim Kurultayına şu bildiriler sunuldu: Dünya Öğretmen Örgütlenmesinin Tarihçesi; Türkiye'de Öğretmen Örgütlenmesi; Türkiye'de öğretmen Yetiştirme Sorunu; Eğitim Emekçilerinin Özlük ve Meslek Sorunları; Teftiş ve Değerlendirme; Eğitim Yasaları ve İşleyişi; Eğitimin Tarihçesi; Emperyalist-Kapitalist Ülkelerde Eğitim; Sömürge Ülkelerde Eğitim; Azgelişmiş Ülkelerde Eğitim; Sosyalist Ülkelerde Eğitim; Eğitim-Üretim ilişkisi; Okulöncesi Eğitim; Çocuk Edebiyatı; Sanat ve Eğitim. Demokratik Eğitim Kurultayında düzenlenen panellerde ise aşağıdaki konular tartışıldı: Sendikalaşmak İçin Somut Mücadele Yöntemleri; Köy Öğretmenlerinin Sorunları; Gençliğin Eğitim Sorunları; İlköğretim Sorunları ve Çözüm Yolları; Ortaöğretim Sorunları ve Çözüm Yolları; Yükseköğretim Sorunları ve Çözüm Yolları; Kadınların Eğitim Sorunları; Sağlık, Beslenme ve Eğitim; Halk (Yaygın) Eğitimi. Kurultayın ilk günü seçilen komisyonların hazırladıkları raporlar, son 3 günkü oturumlarda görüşüldü. Demokratik Eğitim Kurultayı çalışmalarının sonunda oluşan görüş ve kararlar, bir sonuç bildirgesi ile kamuoyuna açıklandı. Sonuç bildirgesinde özetle şu görüşlere yer verildi: Eğitim emekçilerinin biricik mesleki, yığınsal örgütü olan TÖB-DER; toplumun demokratikleşmesi, faşizmin geriletilmesi, sömürüşüz bir toplumun yaratılması; bağımsızlık, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelelerinin, nihaî zafere doğru geliştirilmesi uğraşısı veren güçler arasında önemli bir yer tutan demokratik öğretmen hareketinin işçi sınıfı öncülüğünde her geçen gün daha da güçlenip sağlamlaştığını kıvançla belirtir. bugüne değin halk güçlerimizin kurtuluş mücadelesinde yiğitçe yer aldıkları için, faşist ve diğer gerici güçler tarafından katledilen öğretmen kardeşlerimizi ve aynı şekilde hayatlarını kaybeden diğer tüm devrimci ve yurtseverleri saygıyla anar. Toplumumuzun demokratikleştirilmesiyle birlikte, eğitimin demokratikleştirilmesi amacıyla eğitimin bütün kademeleri ve tüm yönleriyle planlanıp programlanmasına, eğitim felsefesinin ilke ve amaçlarının belirlenmesine öğretmenlerin demokratik ve mesleki örgütü TÖB-DER'in katılmasının zorunluluğuna inanır. öğretmen hareketinin en ivedi ekonomik ve demokratik sorunlarının başında grevli, toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkının geldiğini dile getirir. Kurultayımız, tüm çalışanların sendikalaşma hakkını benimser. Demokratik bir eğitim, ancak demokratik bir toplumda mümkündür. Eğitimin demokratikleştirilmesi uğrunda verilmekte olan mücadele, toplumumuzun içine girdiği genel demokratikleşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Baskısız ve sömürüşüz bir toplum düzenini gerçekleştirebilmek amacıyla antidemokratik tüm engellerin temizlenmesi, tarihsel bir görevdir. Tüm emekçi sınıf ve tabakalara eğitim görme olanakları sağlanmadıkça, ezilen halkın demokratik özlemleri, dili ve kültürü üzerindeki ırkçı-şoven ve asimilasyoncu politika ve uygulamalara son verilmedikçe, üretim güçlerinin özgürce gelişimini sağlayan, gerçekten demokratik bir toplumdan ve eğitimden söz edilemez. Öğretmenliğin özel uzmanlık isteyen bir meslek olduğu noktasından hareketle, Kurultayımız, öğretmen yetiştiren kurumların tek tip öğretim programları esasına dayalı merkezileştirilmesi, bunun için gerekli düzenlemelerin yapılması, böylelikle öğretmenlik mesleğinin heterojen unsurlardan oluşan karmaşık yapısının sona erdirilmesi ve öğretmen yetiştiren kurumların özerkleştirilerek demokratik bir yapıya kavuşturulması zorunluluğunu dile getirir. Kurultayımız, zorunlu ilköğretimde öğrenim masraflarının tamamının, öğretmenlerin kullandığı araç-gereçlerin giderlerinin devlet tarafından karşılanmasını talep eder. eğitim emekçileri üzerindeki gerici politik baskıların kaldırılması, iş güvenliğinin sağlanabilmesi için öğretmenlerin, tayin, terfi ve diğer özlük işlerinin Milli Eğitim Bakanlığından özerkleşmiş Yüksek Öğretmenler Kurulu adlı bir kurul tarafından yürütülmesi ve bu alanda yargı organlarındaki statünün örnek alınmasını ister. öğretmenlere ve memur statüsündeki bütün emekçilere, siyasal partilere katılma ve siyasal çalışma yapabilme, kendi siyasal düşünce ve kanılarını özgürce ifade edebilme hakkının sağlanması için bu konudaki yasal engellere, antidemokratik uygulamalara karşı mücadeleyi savunur. 141-142 ve benzeri antidemokratik ceza ve diğer yasa maddelerinin kaldırılması, düşünce, yayın ve örgütlenme üzerindeki tüm yasak ve kısıtlamaların kaldırılması için mücadele eder. Kurultayımız, ezilen cins olan kadınlarımızın, eğitimde fırsat eşitliği talebini, Türkiye'de genel olarak eğitim demokratikleştirilmesi çerçevesi içinde çözümlenmesi gereğini vurgular. milyonlarca emekçi çocuğunun en ivedi gereksinimlerinden olan okul öncesi eğitim ve
bakım olanaklarının sağlanması, işyerlerinde kreşlerin açılması, aynı durumdaki öğretmen çocuklarının kreş ve anaokulu sorunlarının da bu çerçeve içinde çözümlenmesi gereğini dile getirir. Kurultayımız, çocuk edebiyatı konusunda emperyalizmin bu alandaki beyin yıkama faaliyetlerine karşı mücadele ederken, devrimci, ilerici ve halkçı bir politikanın uygulanmasını ve bu yayın alanında TÖB-DER'e düşen önemli görevlerin mali olanaklar çerçevesinde sistemli ve programlı bir şekilde yerine getirilmesi gerecini belirtir. Federal Almanya'dakiler başta olmak üzere yurtdışındaki emekçilerimizin yüzbinlerce çocuğunun kendi anadilinden eğitim ve öğretim yapabilmesi için gerekli ve yeterli olanakların sağlanması gereğinden hareketle, TÖB-DER; bir yandan ilgili yabancı hükümetlere ve onların söven, asimilasyoncu siyasetlerine karşı mücadele yürütürken, öte yandan, Türkiye'nin gerici, halk düşmanı siyasal iktidarlarının bu amaçla yurtdışına gönderdiği faşist öğretmenlerin geri çevrilmesini ve oradaki eğitim kurumlarının da TÖB-DER ilkeleri çerçevesinde demokratikleştirilmesini savunur. Türkiye öğretmen hareketinin ve tüm eğitim kurumlarının uluslararası meslek örgütleriyle ve öğrenim kurumlarıylc ilişki, karşılıklı işbirliği, dayanışma ve bilgi alışverişini engelleyen yasa ve uygulamaların tümüyle kaldırılması zorunluluğunu vurgularken, uluslararası düzeyde FISE ilkelerini ve 11.Kurultay kararlarını benimsediğini bildirir. öğretmen hareketinin işçi sınıfımız başta olmak üzere, tüm emekçi halk güçlerimiz ve onların siyasal, ekonomik, demokratik örgütleriyle işbirliği ve dayanışmasının güçlenmesi gerektiğini belirterek, yukarıdaki sonuç bildirgesinin Türkiye kamuoyuna ve uluslararası kardeş kuruluşlara duyurulmasını kararlaştırmıştır. TÖB-DER'in bugüne kadar sürdürdüğü bağımsızlık, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinin güçlendirilmesi uğrunda örgütsel bütünlüğümüzün sağlamlaştırılması yolunda çaba göstermeyi vurgularken, eğitim emekçilerinin en ileri kolu olan TÖB-DER'in bu uğurda, her türlü baskı ve zulme karşı bugüne değin yılmak bilmez bir mücadele verdiğini ve bu yolda azimle ilerleyeceğini ilân eder. TÜRKİY E 1 3. GENEL ENERJİ KONGRESİ Dünya Enerji Konferansı Türk Milli Komitesince düzenlenen Türkiye 3.Genel Enerji Kongresi, 20-23 Kasım 1978'de A^ ara' da yapılacak. Organizasyon Grubunun yaptığı çağrıda Kongre hakkında şu bilgiler veriliyor: "Enerji konusunun her geçen gün biraz daha önem kazandığı bir dönemde yaşamaktayız. Halen enerji gereksinimimizin büyük bir kısmı petrol olarak ithal edilerek karşılanmakta, döviz bilançomuzda enerji ithalatına ayrılan döviz en büyük dilimi oluşturmaktadır. Bu nedenle ülkemizin en önemli sorunları arasında enerji konusu büyük bir yer kapsamaktadır. Alışılmış birincil enerji olarak taş kömürü, linyit, petrol gibi enerji kaynakları ile ikincil enerji olarak elektrik enerjisi çeşitli yönleriyle çözümü gereken pek çok sorunu içermektedir. Ayrıca, odun ve tezek gibi ticari olmayan kaynaklar da oransal olarak gittikçe azalsa dahi hâlâ oldukça önemli miktarda kullanılmaktadır. Dünyada enerjinin gelecek yıllardaki talebe yetmiyeceği dikkate alınarak pek çok ülkede yeni enerji kaynaklarının geliştirilmesi üzerinde önemli çalışmalar yapılmaktadır. Ülkemizde enerji konusunun tüm olarak ele alınıp incelenmesi, sorunun ortaya konulması, çözümlerin önerilmesi için 20-23 Kasım 1978 tarihlerinde Türkiye 3.Genel Enerji Kongresi'nin yapılması zorunlu görülmüştür. Türkiye l.tstişari Enerji Kongresi'nin 1953, Türkiye 2.Genel Enerji Kongresi'nin de 1968 yılında yapıldığı düşünülürse bu zorunluluk daha da açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda enerji konusuna yeni görüş açıları getirildiği, sorunlarımızın yeni boyutlar kazandığı düşünülürse, bu konuda yapılan çalışmaların gelişen görüşlerin ortaya koyacağı bildirilerin pek çok konuya açıklık getireceği, ilerki yıllardaki enerji planlamasına ışık tutacağı ortadadır. Bu amaçla, toplantı sırasında enerji sorunlarımızı açıklıkla ortaya koyacak 3 panel tertiplenmesi de düşünülmektedir." Konuyla ilgilenenlerden bildiri beklendiği eklenen çağrıda, delege kaydı ve ücret ödenmesine ilişkin bilginin ayrıca gönderileceği ve bildiri sunan yazarlara 2000.- TL ödeme yapılacağı da belirtiliyor. Verilen bilgiye göre 200 kelimelik bildiri özetlerinin 15 Mart 1978'e kadar "Dünya Enerji Konferansı Merkez Bürosu, Necatibey Cad. 2 2/22, Yenişehir-Ankara" adresine gönderilmesi gerekiyor. Türkiye 3.Genel Enerji Kongresinde şu konular işlenecek: 1) Alışılmış (Konvansiyonel) Enerji Kaynakları:
- Enerji kaynaklarını arama ve değerlendirme politikası - Kömür, bitümlü şist, asfaltit gibi katı fosil yakıtların aranması, kaynaklarının geliştirilmesi ve bunlarla ilgili sorunlar - Petrol ve doğal gaz kaynaklarının aranması, kaynakların geliştirilmesi ve bunlarla ilgili sorunlar - Hidrolik enerji kaynaklarının değerlendirilmesi ve bunlarla İlgili sorunlar - Nükleer enerji kaynaklarının (uranyum ve toryum) aranması, araştırma ve geliştirmeler, bunlarla ilgili sorunlar - Odun, tezek ve bitki artıkları gibi ekonomik olmayan yakacaklarla ilgili sorunlar^ - Elektrik enerjisi üretiminin dayandığı birincil kaynaklar ve bunlarla ilgili sorunlar - Enerji kaynaklarının gerektiğinde birbirinin yerine konulması, kaynak planlaması ve bunlarla ilgili sorunlar 2) Enerji Kullanımı ve Tutumluluğu: - Sanayide enerji kullanımı TÜMÖD Ankara Şubesi Genel Kurulu yapıldı Tüm öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) Ankara Şubesi Genel Kurulu 11 Şubat 1978 Cumartesi günü TMMOB'de toplandı ve yeni Yönetim Kurulunu seçti. Seçilen Yönetim Kurulunda şu öğretim üyeleri yer aldı: Ayşe Baysal (Hacettepe Üniversitesi), Haluk Tosun (ODTÜ), Kemal İnan (ODTÜ), Ertuğrul özkök (Hacettepe Üniversitesi), M.Ali Kılıçbay (AÎTÎA), Metin Yeldan (AÜ Ziraat Fakültesi), Ferruh Dinçer (AÜ Veteriner Fakültesi). 10 - Konutlarda enerji kullanımı - Ulaştırmada enerji kullanımı - Tarımda enerji kullanımı - Enerjinin taşıma ve dağıtım sorunları - Enerj inin rasyonel ve çok yönlü kullanımı - Enerji kısıtlaması ve tutumluluğu 3) Enerji Konusundaki Genel Sorunlar: - Genel politika ve enerji sorunları - Enerji fiyatları ve pazarlaması - Enerji ekonomisi - Finansman - Araştırma ve geliştirme - Yasal konular - Enerji sektöründe organizasyon ve yapısal sorunlar - Uluslararası enerji alışverişi - Enerji ve çevre sorunları - Enerjiye ilişkin imalat sanayii 4) Yeni Enerji Kaynakları: - Güneş enerjisi - Jeotermal enerji - Biogaz yakıtı - Artıklardan enerji üretimi - Yel enerjisi ve öteki yeni enerji kaynakları. TMMOB Yakacak Raporu açıklandı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından hazırlanan "Yakacak Raporunda", yakacak sorununun çözümlenmesi için tüm enerji kaynaklarının kamulaştırılması, kömür aramalarının en geniş biçimde hızlandırılması ve ülkemizin kömür potansiyelinin saptanması, büyük kentlerde merkezî ısıtma sistemine gidilmesi ve ağaçlandırma çalışmalarının hızlanması gerektiği vurgulandı. Konu ile ilgili olarak 9 Şubat' ta düzenlenen basın toplantısında, ülkemizde uygulanan çarpık yakacak politikası nedeniyle, halkın en az ısınma olanaklarının sağlanamadığı, bu ve benzeri sorunların çözümü için tüm kaynakların halk yararına seferber edilmesinin kaçınılmaz olduğu belirtildi. Türkiye'de bölgesel dengesizlik sonucu, yakıt değeri açısından en elverişsiz olan yakacakların en soğuk bölgelerde tüketildiği, buna karşın düşük gelir grupları harcamaları içinde, kira ve beslenme giderlerinden sonra, en büyük harcamanın yakacak için yapıldığı açıklanan toplantıda, yakacak fiyatlarındaki artışın, gelirlerdeki artışın çok üzerinde olduğu bildirildi. Toplantıda, yakacak sorununun halkın yararına çözüme ulaştırılabilmesi için TMMOB'ce saptanan önlemler şöyle sıralandı: Yakacak sorunu enerji sorununun bir parçasıdır. Enerji sorunu için önerilen bütün tedbirler yakacak sorunu için de geçerlidir. Tüm enerj i kaynakları kamulaş tın İmalıdır. Kömür aramaları en geniş ve hızlı bir biçimde ele alınmalı, yurdumuzun gerçek potansiyeli ortaya konmalıdır. Kömür üretimi aramalara koşut olarak artırılmalıdır. Yakacak maddeleri ticareti, yasalarla düzenlenerek ve kooperatiflerle işbirliği içinde yapılmalı, karaborsa kaldırılmalı, odunda aracıtefeci sömürüsüne son verilmelidir. Odun ticareti aynı zamanda dağıtım şebekesini de kapsamalıdır. Kömür kaliteleri, yakma sistemleri, tipleri standartlara bağlanmalıdır. Büyük kentlerde merkezî ısıtmaya gidilmelidir. Yakacak içinde odunun payı azaltılmalı, tezek kaldırılmalı, fakat bunların yerine konacak yakacak türlerinin dağıtımı kamu eliyle ve yetecek miktarlarda yapılmalıdır. Bu konuda doğacak maliyet farkı köylüye ödenmelidir.
27 demokratik örgüt Eğitim Enstitülerine ilişkin Danıştay kararının uygulanmayışını kınadı Ankara'daki 27 demokratik örgüt üyeleri 7 Şubat 1 ta Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplanarak MC döneminde sözlü sınavla Eğitim Enstitülerine alınan faşist militanların okullardan uzaklaştırılmamasını protesto ett i. TMMOB, TÖB-DER, Halkevleri, TÜTED, TÜM-DER, ÎGD, İKD, Türk Tabipler Birliği, Çağdaş Hukukçular Derneği, DGDF, TÜKÖD, TÜMAS, TÜS-DER, AKD, TİB, İM-DER, Enerji-Der, TÜM-ZER Bank-Der, TÜM-Or-Der, SGB, DHKD, PİM, tşçi Kültür Derneği, Ankara Demiryolu Memurları Demeği, Tür-Ziraatçılar Demeği, Hayvansağlığı Memurları Derneği ve Sosyal Hizmet Mütehassısları Derneği adına açıklama yapan Halkevleri Genel Başkanı Senatör Ahmet Yıldız özetle şöyle dedi: "Can güvenliği ve öğrenim özgürlüğü olmadığından okula gipuandan yukarı puanı olan öğrencilerin mevcut hakları sürdürülmelidir. Bu seneki Danıştay kararlarının uygulanmasında ise sözlü sınavla alınan öğrencilerin hakları iptal edilmeli, yeniden ÜSS'ye göre önkayıt sistemi ile yeniden öğrenci kaydı yapılmalıdır. Danıştay kararları dışında kalan müzik, resim, beden eğitimi bölümlerinde yapılan sözlü sınavlar siyasi amaçlara yönelik olarak yapıldığından ve gene ayrıca yetenek imtihanları yanısıra yönetmeliklere aykırı olarak bu bölümlerde bir de kompozisyon imtihanı yapılmadığı için, sınavlar iptal edilip demokratik öğretim ve yönetim kadrolarının denetiminde yenilenmelidir." demeyerek devamsızlık vb. gerekçelerle sınıfta bırakılan Danıştaya dava açmış yada çeşitli nedenlerle açamamış tüm öğrencilere kaybedilen hakların telafisi doğrultusunda 'çok sömestrli sınav hakkı' tanınmalıdır. Sınav yönetmeliğine aykırı bir şekilde yapılan sözlü sınavlar iptal edilmelidir. Ve üniversitelerarası seçme sınavına göre yeniden öğrenci alınmalıdır. Ancak özellikle geçen seneki uygulamaya bağlı olarak öğrencilerin mağdur edilmemesi için bölümüne göre (sosyal), (fen), (yabancı dil) tesbit edilecek ortalama bir (sosyal, yabancı dil, fen) taban puanının altında puan alan öğrencilerin öğrencilikleri iptal edilmelidir. Yerlerine gerekirse yeterli puanlara sahip öğrenciler alınmalıdır. Tesbit edilen taban ODTÜ Öğretim üyeleri Derneği Başkanı Doç. Kepenek silahlı saldırıya uğradı Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Doç.Dr.Yakup Kepenek, 4 Şubat 1978 günü bir şahsın silahlı saldırısına uğramıştır. Yakut) Kepenek, saat 12 sıralarında Olgunlar Sokağının Atatürk Bulvarına çıkan kısmına yakın bir yerine bıraktığı 06 HL 491 plaka numaralı açık mavi renkli Wolksvagen marka otomobilini park yerinden çıkarırken, yanına yaklaşan deri ceketli esmer bir şahıs sağ camdan kendisine ateş açmıştır. Meşin ceketlinin tabancasından çıkan tek kurşun, camı parçalamış ve Yakup Kepenek' in ensesini sıyırarak geçmiş, meşin ceketli genç ateş ettikten sonra halkın gözü önünde kaçarak olay yerinden uzaklaşmıştır. Doç.Dr. Kepenek'in saldırıya uğrama nedeninin, geçen yıl Hasan Tan'm rektörlüğü zamanında işe alman ve daha sonra "ücretli izinli" olarak okuldan uzaklaştırılan komandolarla ilişkili olduğu sanılmaktadır. EGO'daki antidemokratik baskılar kınandı Ankara Belediyesine ba^lı EGO İşletmesinde çalışan bazı memur ve işçilere siyasal nitelikte baskı uygulanmaktadır. EGO Genel Müdürü Ethem Özbakır, EGO'da çalışan 9 TMMOB üyesinin görev yerlerini değiştirdikten sonra, TÜTED Genel Başkanı Aykut Göker'i de Daire Başkanlığı görevinden alarak müşavirliğe atamıştır. 28.12.1977 tarihinde TÜM-DER, TÜTED ve TMMOB 1 nin EGO'daki atamalara ilişkin yaptıkları basın açıklaması nedeniyle Aykut Göker hakkında EGO yöneticileri tarafından soruşturma açılmıştı. 26.1.1978 tarihinde TÜM-DER Başkanıyla yine EGO'ya ilişkin bir basın toplantısı yapan Aykut Göker aynı gün görevden alınmıştır. TÜM-DER yaptığı açıklamada Belediye çalışanları arasında tam bir huzursuzluk ve giderek güvencesiz bir çalışma ortamı yaratıldığını, EGO Genel Müdürünün yasa dışı bir biçimde, gazete okunmasını ve demokratik örgüt yayınlarının dağıtılmasını yasakladığını belirtti. TMMOB de, olayın bir demokratik kuruluşun genel başkanına baskı niteliğinde olduğunu ve bu tür uygulamaların Ankara Belediyesinde yaygınlaştırılarak sürdürüldüğünü açıkladı. Her iki kuruluş da, tüm çalışanların arasında sağlanmak istenen birliği zedeleyici girişimlerle ve demokratik kuruluşların yöneticilerini hedef alan baskılarla da mücadele etmekte kararlı olduklarını belirttiler. Ayrıca, TÜTED üyesi olan Belediye Başkanı Ali Dinçer ve EGO Genel Müdürü Ethem Özbakır'in TÜTED' den kesin ihraç istemiyle Onur Kuruluna verildiği bildirildi. İTÜ MAÇKA TEKNİK İlki II MEZUNLARI GECESİ İstanbul Şubemizin verdiği bilgiye göre, İTÜ Maçka Teknik Okulu mezunları için bir gece düzenlenecektir. Tarihi daha sonra saptanacak olan geceye, Odaya kayıt numaraları 1400-1800-2300 dolayında olan üyelerimiz katılabileceklerdir. Verilen bilgiye göre, bu üyelerimizin adreslerini ve geceye kaç kişiyle katılmak istediklerini EMO istanbul Şubesi Oda Müdürlüğüne bildirmeleri gerekmektedir. 11