TAHRÎM SÛRESİ Nuzul 113 / Mushaf 66



Benzer belgeler
HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir;

Question. Neden Hz İsa Ruhullah (Allah ın ruhu) olarak adlandırılmıştır? Yüce Allah ın kendi ruhundan. Peygamberi Âdem e üflemesinin manası nedir?

Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

KUR'ANDAN DUALAR. "Ey Rabbimiz, Bize dünyada bir iyilik, ahrette bir iyilik ver. Bizi ateş azabından koru." ( Bakara- 201 )

EN ÂM SÛRESİ Nuzul 73 / Mushaf 6

REHBERLİK VE İLETİŞİM 1

İmam Tirmizi nin. Sıfatlar Hususundaki Mezhebi

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ

Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır.

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

Anlamı. Temel Bilgiler 1

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fâtiha, 1/5)

Kur ân da Hz. Meryem in Adının Geçmesi

İman; Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmendir. Keza hayrı ve şerriyle kadere inanmandır.

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

Öğretim İlke ve Yöntemleri 1

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ

NASR SÛRESİ Nuzul 111 / Mushaf 110

40 HADİS YARIŞMASI DİKKAT 47'DEN 55'E KADAR Kİ HADİSLERİN ARAPÇA METİNLERİ DÜZELTİLMİŞTİR. SINIFI 5-6,7-8 1-) 9-10,11-12 SINIFI 5-6,7-8 2-) 9-10

KUREYŞ SÛRESİ Nuzul 21 / Mushaf 106

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu.

Kur'an'da Kadının Örtüsü Meselesi - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME

(40 Hadis-7) SEÇME KIRK HADİS

Kur ân-ı Kerîm den İçinde Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: 2/Bakara 153: 2/Bakara 172 2/Bakara 178 2/Bakara 183

CİHADA DENKTİR Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki hac ve umredir Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir.

AİLE KURMAK &AİLE OLMAK

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesin olarak inanırlar. Bakara suresi, 4. ayet.

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

Cihad Gönderen Kadir Hatipoglu - Şubat :23:10. Cihad İNDİR

Kur an-ı Kerim de Geçen Ticaret, Alım-Satım, Satın Alma Ayetleri ve Mealleri

dinkulturuahlakbilgisi.com Konu Anlatımı MELEKLER Hazırlayan Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

SAF SÛRESİ Nuzul 99 / Mushaf 61. Sûre Saf adını, birlik ruhuna ve mücadele disiplinine atıf yapan 4. âyetinden alır.

7.SINIF SEÇMELİ KUR AN-I KERİM DERSİ ETKİNLİK (ÇALIŞMA) KÂĞITLARI (1.ÜNİTE)

Ne kadar kötü ب ئ س Temel-esas. Alçattı-küçük

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

MERYEM SURESİNDEKİ MUKATTAA HARFLERİ كهيعص

ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ك ت ب ع ل ي ك م الص ي ام ك م ا ك ت ب ع ل ى ال ذ ين م ن ق ب ل ك م ل ع ل ك م ت ت ق ون

Bayram hutbesi nasıl okunur? - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi

Bir kişinin kalbinde iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz. (İbn Hanbel, II, 349)

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İsra ve Miraç olayının, Mekke de artık çok yorulmuş olan Resulüllah için bir teselli ve ümitlendirme olduğunda da şüphe yoktur.

TÂĞUT KELİMESİNİN ANLAMI

ICERIK. Salih amel nedir? Salih amelin önemi Zekat nedir? Zekat kimlere farzdır? Zekat kimlere verilir? Sonuc Kaynaklar

VEDA HUTBESİ. Zafer KOÇ

HAC SURESİ İniş Sırası: 103 Mushaf Sırası: 22 Medeni Sure 78 Ayettir. Rahmân ve Rahîm Allah ın adıyla

BAZI AYETLER ÜZERİNE KÜÇÜK Bİ R TEFEKKÜR ( IV)

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

DOMUZ ETİNİN HARAM KILINMASININ HİKMETİ

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn.

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran :17

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

6. SINIF DERS: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÜNİTE:1 KONU: DEĞERLENDİRME SORU VE CEVAPLARI

EV SOHBETLERİ SOHBET Merhamet

5. Ünite 1, sayfa 17, son satır

Allah a Allah (ilah,en mükemmel, en üstün,en yüce varlık) olduğu için ibadet etmek

(Dersini sabah namazından sonra yapmanı tavsiye etmekle birlikte, sana uygun olan en münasip bir vakitte de yapmanda bir sakınca yoktur.

bartin.diyanet.gov.tr/kurucasile

M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI. lar aha beteri. dir veya 7 2. Y. 4. a bakarak " " dersek h 6. olarak sadaka verme.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

Hz. Peygamber'in ilk muhatapları olan Mekkelilerle mücadelesini anlatan Kur'ân'da tam

EV SOHBETİ DERSLERİ. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (Tîn, 95:4)

TEKASÜR SÛRESİ Nuzul 16 / Mushaf 102

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL

األصل الجامع لعبادة هللا وحده

DUALAR DUANIN ÖNEMİ Dua

Avusturya Mutlu Aile Destek ve Danışmanlık Projesi

Samimiyet ve Sıdk İlişkisi

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL:

Gençlik Eğitim Programları DAVET

Sabah akşam tevâzu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini an. Sakın gâfillerden olma! (A râf sûresi,7/205)

Kur'an ve Anlam. Yazarlar Mürsel Ethem Yusuf Topyay Mehmet Akın. Editörler İsmet Eşmeli Mehmet Akın ISBN:

5. SINIF 4.ÜNİTE: KURAN DA KISSALAR. 1. Geçmiş peygamberlerden ve olaylardan bahseden haberlere ne denir? a) Olay b) Haber c) Hadis d) Kıssa

Tedbir, Tevekkül Ve Kader Anlayışımız Gönderen Kadir Hatipoglu - Ağustos :14:51

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

SAHÎH ÂŞÛRÂ FIKHI MUKADDİME:

CENAB-I HAKK IN O NA İTAATİ KENDİNE İTAAT KABUL ETTİĞİ ZAT A SALÂT VE SELAM

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Ders : 87 Konu : Takva Nedir ve İnsan Neden Sadece Takvası ile Üstündür?

ALLAH YOLUNDA CİHAD1

Hor görme, aşağılama, hakir kabul etme günahını ilk işleyen şeytandır.

Kur an ın Özellikleri

MEVLİD KANDİLİ VE HZ. PEYGAMBER (S.A.S.) SEVGİSİ

TEOG 2. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSİ BENZER SORULARI

Gizlemek. أ Helak etmek, yok etmek أ. Affetmek. Açıklamak. ا ر اد Sahip olmak, malik olmak. Đstemek,irade etmek. Seçme Metnler 25

Transkript:

TAHRÎM SÛRESİ Nuzul 113 / Mushaf 66 Surenin Adı: Haram kılmak, haram saymak mânasına gelen Tahrîm adını ilk âyetinden alır. Sen Ey Peygamber! Şlerinden bir kısmının rızasını kazanmak çin, neden Allah ın helal kıldığı bir şeyi kendine haram ediyorsun? Yine de Allah çok bağışlayıcıdır, sınırsız merhamet kaynağıdır (1) Ayetten de anlaşılacağı gibi haram sayan özne Allah Rasulüdür. V eo yüzden Rabbinden azar tonu baskın bir uyarı almıştır. Üçte birlik ilk bölümünden dolayı Peygamber Sûresi diye de adlandırılmıştır. Surenin Nuzul Yeri ve Zamanı: Medine de inen son sûrelerden biridir. MEDİNE 1

MEDİNE Sûreyi oluşturan üç pasaj arasında konu bütünlüğü olduğu için, farklı zamanlarda indiği iddiası geçersizdir. Tam tarihini tesbit etmek zordur. Allah yeminlerinizi bozup kefaretini verebileceğinizi size bildirmiştir (2) âyetinin Mâide 89 a atıf olduğu düşünülürse, Mâide den sonra indiği kesindir. İlk tertiplerin tümünde Hucurât ın ardına yerleştirilir. Bu da muhtemelen Hicret in 8 veya 9. yılına denk gelir. Nüzul sebebi rivayetleri de bu tarihi güçlendirir. Surenin Konusu: Sûrenin amacı model inşasıdır. Hz. Peygamber e, örneklik misyonu hatırlatılır. Bu misyon dolayısıyla tüm davranışlarının ilâhi gözetim altında olduğu vurgulanır (1-2). Rasulullah ın aldığı bu türden uyarılar, geri kalan hayatının ilâhi denetimden geçer not alıp onaylandığı anlamına gelir. Özel hayat mefhumu, çekilebileceği en dar sınırlarına çekilmiştir. Kur an a Rasulullah ın dahli olmadığına delil olarak, Tahrim 1-3 ve Ahzab: 37 yeterlidir. Zımni anlamı şudur: Onun gizlisi-saklısı yoktur. Allah Rasulü üzerinden, yakın çevresi de model inşasına tabi tutulur (3-4). Eşlerinin sıradan kadınlar gibi davranamayacağı vurgulanır (5). Sözün tam burasında, tüm zamanların mü minlerine genel bir çağrı yapılır. Bu çağrı, ailenin ocağı olan evleri cehennemin değil cennetin şubesi kılma çağrısıdır: Siz ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan bir ateşten kendinizi ve yakınlarınızı koruyunuz! (6) Makbul iyi, yatan iyi değil kötüyle mücadele eden iyidir (9). İki peygamber olan Hz. Nûh ve Hz. Lût un eşleri ibret-i âlem olarak sunulur (10). 2

Zımnen, İyinin yakını olmak iyi olmanın garantisi değildir anlamına gelir. Bu aynı zamanda, eş yönünden talihsiz olan tüm zamanların mü min kocalarına bir tesellidir. Buna karşın, geçmişten bugüne gelen iyi modeller, mücadeleleriyle model olmuşlardır: Firavun un mü min karısı ve Hz. Meryem. Bu ikisi tüm zamanların mü min hanımlarına numune-i imtisal olarak sunulur (11-12). Asiye örneği de, eş yönünden talihsiz olan tüm zamanların mü min hanımlarına bir tesellidir. 3

RAHMÂN RAHÎM ALLAH IN ADIYLA ب س م للا الر ح من الر ح يم ي ا ا ي ا الن ب ى ل م ت ح ر م م ا ا ح ل للا ل ك ت ب ت غ ى م ر ض ات ا ز و اج ك و للا غ ف ور ر ح يم ١ 1 SEN ey peygamber! Eşlerin(den bir kısmının) rızasını kazanmak için, neden Allah ın helâl kıldığı şeyi kendine haram ediyorsun?(1) Yine de Allah çok bağışlayıcıdır, sınırsız merhamet kaynağıdır. (1) Asıl olanın serbestlik olup yasakların arızi olduğunu zımnen ifade eden A râf 32 ışığında anlaşılmalıdır (krş. Mâide: 87-88; Hz. Yakub un tahrimi için bkz. Âl-i İmran: 93). Âyet açıkça Hz. Peygamber in helâl bir şeyi haram kılmasını yasaklamaktadır. Bu haram kılmanın sadece kendisiyle sınırlı olması ve eşlerini razı etme amacı taşıması da bu sonucu değiştirmemektedir. Hz. Peygamber in altın ve ipek yasağı, bir helâli haram kılma olarak değerlendirilemez. Cennette mü minlere bahşedileceği ifade buyurulan bu iki güzellikten dünyada gönüllü olarak vazgeçme edebinin bir sonucu olsa gerektir (Kehf: 31; Hac: 23; Fâtır: 33). Bu yasağın bir sebebi de erkeklerin kadınlara benzemesinin önüne geçmektir. Zira Allah Rasulü kadınlaşan erkekleri ve erkekleşen kadınları kınamıştır. Üç sahabinin parmağında altın yüzük gördüğünü söyleyen Mus ab b. Sa d rivayeti bu çerçevede anlaşılabilir (Ebu Davud). Yine Abdurrahmân b. Avf ın bit tutmuyor gerekçesiyle Nebi den ipek gömlek için izin isteyip istediği izni alabilmesi de bunun göstergesidir. İlk nesiller haram kılma ile yasaklama arasındaki ayrımın çok iyi farkındaydı. Hz. Peygamber in yasakladığı şeyleri harrame n-nebi (Nebi haram kıldı) kavramsallaştırmasıyla değil nehe n-nebî (Nebi yasakladı) kavramsallaştırmasıyla nakletmelerinin sebebi bu olsa gerektir. Buna Hz. Peygamber in Hayber in fethi ardından ehli eşek etini yasakladığını, yine pençeli ve etçil vahşi hayvanları ve gagalı leşçil kuşları yasakladığını ve bir satışta iki satışı yasakladığını bildiren haberler örnektir (Tirmizî, Buyu 18, no: 1231). Bunların hepsi de Nebi haram kıldı formuyla değil Nebi yasakladı formuyla gelir. Elbet kavramsallaştırmada bu titizlik ve hassasiyeti göstermeyen rivayetler de mevcuttur. İslâm şeriatının yasakları arasında olmayan bir şeyi yasaklamak, şer an yasak değildir. Yasak olan şey, yasaklananı emretmektir. Hz. Ömer in kadınların denkleri olmayanlarla evlendirilmesini yasaklaması buna örnektir (Serahsî, Mebsût IV, 196). Efendimiz bu hassasiyet dolayısıyla Elçiler Yılı nda kendisine gelen kabilenin helâl hayvanların yüreğini yemeyi haram saydıklarını öğrenince Yürek yemezseniz imanınız olmaz demiştir. İnsanın haram kılması, Allah ın eşya için koyduğu ilâhi hiyerarşiye müdahale etmesidir. Bu âyetler bağlamında Hz. Peygamber uyarılmaktadır. Bu olay etrafındaki âyetler aynı zamanda insan peygamber üzerinden muhatapların önder tasavvurunu inşa etmektedir. Zımnen: Hatasız önder arayan ya rehbersiz kalarak, ya da önderi mükemmellik tuzağına düşürerek cezalandırılır. (Nuzul 56 / Mushaf 7 : A raf 32 Aşağıdadır.) ق ل م ن ح ر م زين ة للا ال ت ى ا خ ر ج ل ع ب اد و الط ي ب ات م ن الر ز ق ق ل ى ل ل ذ ين ام ن وا ف ى ال ح يو الد ن ي ا خ ال ة ي و م ال يم ة ذل ك ن ف ل ا ل ي ات ل و م ي ع ل م ون ٢٣ 32 Sor bakayım: Allah ın kulları için yarattığı güzellikleri, temiz ve helâl rızıkları yasaklayan kimmiş? (26) Cevap ver: Bunlar dünya hayatında (herkesle birlikte) imana erenler için, Kıyamet Günü ise yalnızca onlara has olacaktır. Kavrama yeteneği olan bir toplum için âyetlerimizi işte böyle açık ve net bir biçimde dile getiriyoruz. (27) (26) Zımnen: Dindarlık yapayım derken sahte haramlar koyarak haddini aşan kimmiş! (bkz. Yûnus: 59-60; Nahl: 116-117). (27) Dikkat: 31 ve 32. âyete ilişkin her tür yorum, bu âyetlerin Mekke de indiği göz önüne alınarak yapılmalıdır. (Nuzul 108 / Mushaf 5 : Maide 87-88 Aşağıdadır.) ي ا ا ي ا ال ذ ين ام ن وا ل ت ح ر م وا ط ي ب ات م ا ا ح ل للا ل م و ل ت ع ت د وا ا ن للا ل ي ح ب ال م ع ت د ين ٧٨ 87 SİZ ey iman edenler! Allah ın size helâl kıldığı temiz ve güzel şeylerden kendinizi mahrum etmeyin,(92) fakat sınırları da aşmayın; unutmayın ki Allah haddi aşanları sevmez. (92) Ruhbanlığı ve Hıristiyan çileciliğini red (krş. A râf: 32). Zımnen: eşyanın konumunu belirlemek onu yaratanın hakkıdır. 4

و ل وا م م ا ر ز ق م للا ح ل ل ط ي با و ات وا للا ال ذ ى ا ن ت م ب م ؤ م ن ون ٧٧ 88 O hâlde, Allah ın size sunduğu rızıkların helâl ve temiz olanlarından yararlanın(93) ve kendisine iman ettiğiniz Allah a saygılı olun! (93) Lafzen: yiyin. Rızık yiyecek dışındaki lütufları da kapsar. Ayrıca yeme, mecazen yararlanma anlamına da kullanılır. (Nuzul 98 / Mushaf 3 : Al-i İmran 93 Aşağıdadır.) ل الط ع ام ان ح ل ل ب ن ى ا س ر اي ل ا ل م ا ح ر م ا س ر اي ل ع لى ن ف س م ن ق ب ل ا ن ت ن ز ل الت و رية ق ل ف ا ت وا ب الت و رية ف ات ل و ا ا ن ن ت م اد ق ين ٣٢ 93 Tevrat indirilmeden önce İsrâil(oğullarının)(83) kendisine haram kıldığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrâiloğullarına helâl idi.(84) De ki: Hadi, eğer sözünüzün eriyseniz, getirin Tevrat ı da onu gösterin! (83) Buradaki İsrâil den kasıt İsrâiloğulları olsa gerektir. Yahudiler, kendileri için İsrâil adını yalın olarak kullanırlar. Tefsirlerde, İsrâil den kastın Yakub peygamber olduğuna dair rivayetler gelmişse de, bu kesin bir delile dayanmaz. Bu konudaki rivayetler -her ne kadar Hakim İbn Abbas a atfedilen bazı rivayetlerin sıhhatine hükmetmişse de- İsrâiliyyat menşelidir. Hz. Yakub un Allah la sabaha kadar güreşip onu yendiği türünden Allah ı cisimleştiren rivayetler de bu çerçevede anlatılır (Menâr). (84) Mü min İsrâiloğullarının Yahudileşme göstergelerinden biri olan gösterişçi sahte dindarlığın rolüne dair dikkat çekici bir örnek. (Nuzul 62 / Mushaf 18 : Kehf 31 Aşağıdadır.) ا و لئ ك ل م ج ن ات ع د ن ت ج رى م ن ت ح ت م ا ل ن ار ي ح ل و ن ف ي ا م ن ا س او ر م ن ذ ب و ي ل ب س ون ث ي ابا خ ض را م ن س ن د س و ا س ت ب ر ق م ت پ ين ف ي ا ع ل ى ا ل ر ائ ك ن ع م الث و اب و ح س ن ت م ر ت ف ا ٢١ 31 İşte ayaklarının altından ırmakların çağladığı ve mutluluğun üretildiği merkezler olan cennetleri böyleleri için hazırladık. Orada onlara altın künyeler-bilezikler takılacak; dahası ince ve kalın ipekten sırmalı yeşil elbiseler giyerek oradaki tahtlara kurulacaklar:(45) Ne güzel bir ödül ve ne hoş bir makamdır orası... (45) İdraki aşan bir âlem hakkında konuşurken zorunlu olarak başvurulan dolaylı anlatımın ifadesi olan bu kumaşlar, döneminin en gözde ve tanınan kumaşları olmalıdır ki, Ebu Ubeyde ve Ferrâ gibi ilk müfessirler bu isimleri açıklama gereği bile duymamışlardır. Cümlenin ilk kısmı edilgen yapıda (takılacak), ikinci kısmı etken yapıdadır (kurulacaklar). Etken kısım, mü minlerin amellerine karşılık olarak elde edecekleri, Edilgen kısımsa emeklerinin ötesinde Allah ın onlara armağan olarak bahşedeceği güzellikleri ifade eder. Dünyadayken mü minlerin inançları uğruna yaptıkları fedakârlıklar ve ortaya koydukları özverili tavır sonucunca tattıkları gönüllü her mahrumiyet, âhirette karşılığını bir biçimde mutlaka bulacaktır. Hz. Peygamber in erkekler için ipek ve altın gibi bir parça kadınlara özgü süs ve takı unsurlarından uzak durması ve başkalarını da buna özendirmesi, bu âyetin verdiği mesaj çerçevesinde çok daha doğru anlaşılacaktır. Sözün özü: Cennet, kalıcı güzelliklerin üretildiği merkezdir; geçici dünyevi güzelliklerden gönüllü olarak uzak duran mü mine ikram edilir. şu bir gerçektir ki, âhiret hayatına ilişkin tüm tasvir ve tanımlamalar, mecazî olmak durumundadırlar. İnzal, sadece vahyin aşkın ilâhî kaynağından içkin insani hedefine taşınmasını değil, aynı zamanda âhiret hayatı gibi insan idrakine kapalı olan gaybî hakikatlerin beşerin bilinç düzeyine indirilmesini de ifade eder (bkz. Yusuf: 2, not 3). (Nuzul 91 / Mushaf 22 : Hac 23 Aşağıdadır.) ا ن للا ي د خ ل ال ذ ين ام ن وا و ع م ل وا ال ال ح ات ج ن ات ت ج رى م ن ت ح ت ا ا ل ن ار ي ح ل و ن ف ي ا م ن ا س او ر م ن ذ ب و ل ؤ ل ؤا و ل ب اس م ف ي ا ح رير ٣٢ 23 Buna karşın Allah iman eden ve imanıyla uyumlu davranış sergileyenleri zemininden ırmaklar çağıldayan cennetlere yerleştirecek; orada onlar altın künye ve bilezikler takınıp incilerle bezenecekler: dahası orada sınırsız bir özgürlük üniforması taşıyacaklar.(34) (34) Veya: onların oradaki elbiseleri ipekten olacak. (Çevirimizin dilsel gerekçesi için bkz. İnsan: 12, not 7.) Bu âyette ahrette mü minlere vaad edilen bu güzellikler, dünyada bu gibi şeylerden uzak duran mü minlere gönüllü mahrumiyetlerinin bir ödülü olarak verilecektir (bkz. Kehf: 31, not 9). (Nuzul 42 / Mushaf 35 : Fatır 33 Aşağıdadır.) ج ن ات ع د ن ي د خ ل ون ا ي ح ل و ن ف ي ا م ن ا س او ر م ن ذ ب و ل ؤ ل ؤا و ل ب اس م ف ي ا ح رير ٢٢ 33 Onlar kalıcı mutluluk ve güzelliğin merkezi olan cennetlere girecekler; (43) altın künyeleri-bilezikleri, inci takıları orada takınacaklar ve elbiseleri orada tarifsiz bir özgürlüğün göstergesi olacak. (44) (43) Gerekçesi için bkz. Ra d: 23, not 4. (44) Harîr i özgürlük olarak çevirimizin dilsel gerekçesi için bkz. İnsan: 12, not 7. 5

ق د ف ر ض للا ل م ت ح ل ة ا ي م ان م و للا م و لي م و و ال ع ل يم ال ح يم ٣ 2 Doğrusu Allah, (kendinizi gereksiz yere bağladığınız) yeminlerinizi bozup keffaretini verebileceğinizi size bildirir;(2) zira Allah sizin efendinizdir:(3) Ve O her şeyi bilendir,(4) her hükmünde tam isabet edendir. (2) Farada burada beyyene vurgusu taşır (İbn Aşur). Bu âyet Bakara 224 ile birlikte anlaşılmalıdır. Üç tür yemin vardır: Yalan yere yemin (ğâmûs), gereksiz yere yemin (lağv), mübahı yasak kılan yemin. Buradaki üçüncüsüne girer. Keffaretin sebebi, yeminin Allah adına olmasıdır. Zımnen: Allah adına söz vermenin mutlaka bir bedeli vardır. Allah tan başkası adına yemin yasaklanmıştır: Biliniz ki Allah sizi babalarınız üzerine yemin etmekten nehyetti. Yemin etmek isteyen Allah adına yemin etsin ya da sussun. (Buhârî ve Müslim). Allah tan başkası adına, Allah adına yemin eder gibi yemin etmeyi Allah Rasulü şirk olarak nitelendirmiştir (Ahmed b. Hanbel ve Hakim). (3) Zımnen: Siz ise O nun kulusunuz; yasağı efendi koyar, kul değil. (4) Yani; sizin için gerçek yararın ne olduğunu O bildiği için, haram kılmak da, O na mahsustur. (Nuzul 94 / Mushaf 2 : Bakara 224 Aşağıdadır.) و ل ت ج ع ل وا للا ع ر ض ة ل ي م ان م ا ن ت ب ر وا و ت ت وا و ت ل ح وا ب ي ن الن اس و للا س م يع ع ل يم ٣٣٢ 224 ALLAH adına ettiğiniz yeminler, erdemliliğe, sorumluluğun gereğini yerine getirmeye ve insanlar arası barışın sağlanmasına engel teşkil etmesin!(413) Allah her şeyi işitir, tarifsiz bilir. (413) Yemîn, sağ, sağ el anlamlarına gelir. Bereket mânasındaki yumn den türetilmiştir. Aslen kuvvet, sağlamlık demektir. Ant içmek te min etmek, kasem etmek de yemîn olarak adlandırılır. Tevhide dayalı bir inanç sistemi olan İslâm da muteber yemin yalnızca Allah adına yapılır. Bunun dışındaki şeylere yemini Allah Rasulü şiddetle yasaklamıştır (bkz. Tahrîm: 2, not 2). Bu âyette erdemlilik, sorumluluk ve ıslah konusunda edilen yeminlerle Allah ın engel kılınmaması ifade edilmektedir. Bunun iki anlamı vardır: 1) Kişinin olumlu bir işi yapmamak üzerine yemin etmesinin doğru olmadığı. 2) Kişinin, yaptığı bu tür yeminlerle amel etmeyip, yeminine rağmen erdem, sorumluluk ve ıslah doğrultusunda davranmasının gerekliliği. و ا ذ ا س ر الن ب ى ا لى ب ع ض ا ز و اج ح د يث ا ف ل م ا ن ب ا ت ب و ا ظ ر للا ع ل ي ع ر ف ب ع ض و ا ع ر ض ع ن ب ع ض ف ل م ا ن ب ا ا ب ق ال ت م ن ا ن ب ا ك ذ ا ق ال ن ب ا ن ى ال ع ل يم ال خ ب ير ٢ 3 Hani, bir gün Peygamber, eşlerinden birini bir hadiseden(5) (dolayı) sırrına ortak etmişti; (6) fakat eşi bu sırrı ifşa edip Allah da onu (Peygamber e) bildirince, (Peygamber) o hadisenin bir kısmını (diğer eşine) de anlatmış, ama bir kısmından hiç söz etmemişti.(7) Nihayet (Peygamber sır tutmayan) eşine yaptığı (yanlışı) bildirince, Bunu sana kim haber verdi? demişti.(8) (Peygamber de), Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan haber verdi diye cevap vermişti.(9) (5) Hadîs, bir eylemi bildiren hadsân dan türetildiği için söze nisbeti mecazidir. Asıl mânası fiilidir ve Bir olayı haber veren söz demektir. (6) Bu âyetin iniş nedenine dair haberler muhteliftir. Bir rivayete göre bu âyet, Hz. Peygamber in kendisinden sonra İslâm toplumunun liderliğini Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer in üstleneceği sırrının ifşası üzerine nâzil olmuştur (Âlûsî). Bizce bu, âyetin ana konusu olan Hz. Peygamber in haram kılmasını açıklamaz. Tefsirlerde ayrıntısı anlatılan bal şerbeti rivayeti ise, aslında aşağıdaki ana olayın bir devamı gibi görünmektedir. 6

Zira aşağıdaki olay olmadan, sırf bir bardak bal şerbetinden dolayı, hadise, hakkında âyet inecek kadar ciddi sonuçlar üretemezdi. Geriye bağlamla örtüşen şu olay kalıyor: Hz. Peygamber, oğlu İbrahim in annesi Mısırlı Mariye ile, onun kaldığı hane uzakta olduğu için Hz. Hafsa nın yokluğunda onun odasında birlikte olmuştur. Hz. Hafsa durumu fark eder ve tepki gösterir. Hz. Peygamber Hafsa nın bu aşırı tepkisine karşı tepki olarak bir daha Mariye ile beraber olmayacağına dair yemin eder. Bu sırrını Hafsa ya söyler ve durumu Aişe ye söylememesini tembih eder. Hz. Peygamberin eşleri arasındaki saflaşmada Hafsa ile Aişe aynı safta yer almaktadır. Hafsa Hz. Peygamber in kendine verdiği sırrı aynı safta yer aldığı Aişe ye ifşa eder. Olayın devamı âyette aktarıldığı gibi cereyan eder (Taberî ve İbn Kesir; ayrıca haberi Nesâî ve Taberânî rivayet etmişlerdir). Buhârî şarihi İbn Hacer de Fethu l- Bârî de âyetin sebebi olarak bu şıkkı tercih etmiştir (VIII, 657). (7) Azharahullahu aleyh, duruma el koyup oyunu bozunca zımni anlamını içerir. Muhtemelen Hz. Peygamber, yeminini bildirip o yemine neden olan olayı anlatmamıştı. (8) İki ihtimal vardı: Ya Hz. Aişe, ya da vahiy meleği. Burada ele alınan, eşlerin birbirlerinin sırrını ifşa etmesinin büyük bir hata olduğudur. Onun için isimler arkaya atılmış, olayın kendisi oradan çıkarılacak ahlâkî ders öne çıkarılmıştır. Amaç tarih yazmak değil ahlâk inşa etmektir. (9) Alîm ve Habîr, verilen örnek söz ve olay unsurunu ayrı ayrı içerdiği için birlikte gelmiştir. Açılımı: Sözlerin arkasında yatan maksadı bilendir, olayların arka planından haber alma işinde uzman olandır. Habîr ismi, hibre (uzmanlık) sahibine verilir. ا ن ت ت وب ا ا ل ى للا ف د غ ت ق ل وب م ا و ا ن ت ظ ا ر ا ع ل ي ف ا ن للا و م و لي و ج ب ريل و ال ح ال م ؤ م ن ين و ال م لئ ة ب ع د ذل ك ظ ي ر ٢ 4 (Onlara de ki): Eğer siz ikiniz Allah a tevbe ederseniz (iyi olur); doğrusu her ikinizin de kalpleri kaymıştır!(10) Siz ikiniz eğer ona karşı dayanışma içine girerseniz, unutmayın ki Allah, evet onun dostu O dur; buna ilaveten Cebrail, mü minlerin en seçkin olanları ve melekler de (onun) destekçileridir. (11) (10) Kalbâkumâ yerine çoğul gelmesi, Hz. Aişe ve Hafsa cephesine dizilen diğer eşleri de kapsadığına delalet edebilir. Kayan kalplere Allah rehberlik etmektedir: Kim Allah a inanıp güvenirse, Allah onun (akleden) kalbine rehberlik eder (Teğabün: 11). Allah Rasulü nün Allah ım! Kalbimi dinin üzre sabit kıl! duası da bu çerçevede anlaşılmalıdır. (11) Zımnen: Allah maddî-manevî güçleri Peygamber için seferber eder. Şu hadis bu âyetin tefsiri sadedinde zikredilebilir: Hz. Peygamber atalarının dini üzre öldüğü rivayet edilen vefakâr amcası Ebu Talib ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: Onun ailesi benim velilerim değildir. Benim velim Allah ve mü minlerin salih olanlarıdır. (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, İman, 197) ع سى ر ب ا ن ط ل ن ا ن ي ب د ل ا ز و اجا خ ي را م ن ن م س ل م ات م ؤ م ن ات ق ان ت ات ت ائ ب ات ع اب د ات س ائ ح ات ث ي ب ات و ا ب ارا ٥ 5 Farz edin ki o sizi boşadı; bu takdirde O nun Rabbi yerinizi sizden çok daha iyi eşlerle doldurabilir: Allah a tam teslim olan, O na tam güvenip inanan, O nun iradesini gerçekleştirmek için el pençe divan duran, Hatada ısrar etmeyen, Yalnız O na kulluk eden, Hayır yolunda koşan, dul ya da(12) bakire eşler (12) Bazılarının sekiz vavı adını verdiği bu vav (ki bu dilci İbn Haleveyh in icadıdır ve otoriteler tarafından garip bulunmuştur), sayılan diğer niteliklerden ki onların hepsi bir arada bulunabilir son ikisinin aynı anda bulunamayacağını ifade eder (Zemahşerî). Yani: ya dul ya da bakire eşler 7

ي ا ا ي ا ال ذ ين ام ن وا ق وا ا ن ف س م و ا ل ي م ن ارا و ق ود ا الن اس و ال ح ج ار ع ل ي ا م لئ ة للا م ا ا م ر م غ ل ظ د اد ل ي ع ون و ي ف ع ل ون م ا ي ؤ م ر ون ٦ 6 SİZ ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyunuz!(13) Ona memur melekler kararlı ve tavizsizdirler; hiçbir buyruğunda Allah a karşı gelmezler ve kendilerine emredileni yaparlar. (14) (13) Bu âyetle yüklenen sorumluluğu yerine getirmeyen aile reislerinin, Hesap Günü nasıl eşlerinden ve çocuklarından kaçacak delik arayacağı hakikatini Abese sûresinin 35-36. âyetlerinden öğrenmekteyiz (bkz. Abese: 36). Nâran ın belirsizliği, bu ateşin hiç umulmadık yer ve zamanda (dünyada da olabilir) insanı yakabileceğine delalet eder. Eğer kendinizi ve yakınlarınızı korumazsanız, yaşadığınız mekânlar cehenneme döner ve o cehennemin yakıtı da o mekânların yapı malzemesi ve içinde yaşayan insanlar olur. Zımnen: Her ev, ya cennetin dünyadaki şubesi ya da cehennemin dünyadaki şubesidir. (14) Meleklerin insanlar gibi isyan etme yeteneğinden uzak oldukları buradan anlaşılmaktadır. (Nuzul 27 / Mushaf 80 : Abese 35-36 Aşağıdadır.) و ا م و ا ب ي ٢٥ 35 Annesinden ve babasından; و اح ب ت و ب ن ي ٢٦ 36 Hanımından ve çocuklarından (20) (20) Zira o gün herkes kendi başının derdine düşecek. Hz. Peygamber den ödünç alarak söylersek: Allah ın elinden nefsini satın almanın telaşıyla kimsenin gözü kimseyi görmeyecek. Neden hanımı ve çocukları kişiden değil de, kişi hanmından ve çocuklarından kaçacak? Bunun cevabı şu âyette saklıdır: Kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyunuz! (Tahrîm: 6). Bu emri dinlemeyip dünyada sorumluluktan kaçan kocalar ve babalar, ahirette hanımlarından ve çocuklarından kaçacaklar. Onların yüzüne bakamayacaklar, Bizi ateşten niçin koruyamadın? sorgulamalarına muhatap olmak istemeyecekler. Bir önceki âyet sorumsuz çocukların da, sorumsuzluklarını yerine getiren anne-babalarından kaçacaklarını ifade eder. ي ا ا ي ا ال ذ ين ف ر وا ل ت ع ت ذ ر وا ال ي و م ا ن م ا ت ج ز و ن م ا ن ت م ت ع م ل ون ٨ 7 Siz ey küfrü tabiat haline getirenler! Bugün mazeret ileri sürmeyin! şimdi sadece yapmış olduklarınızın karşılığını göreceksiniz. ي ا ا ي ا ال ذ ين ام ن وا ت وب وا ا ل ى للا ت و ب ة ن وحا ع سى ر ب م ا ن ي ف ر ع ن م س ي پ ات م و ي د خ ل م ج ن ات ت ج رى م ن ت ح ت ا ا ل ن ا ر ي و م ل ي خ ز ى للا الن ب ى و ال ذ ين ام ن وا م ع ن ور م ي س عى ب ي ن ا ي د ي م و ب ا ي م ان م ي ول ون ر ب ن ا ا ت م م ل ن ا ن ور ن ا و اغ ف ر ل ن ا ا ن ك ع لى ل ی ء ق د ير ٧ 8 Siz ey iman edenler! Samimi bir kalp ile tevbe ederek içten bir sadâkatle Allah a yönelin!(15) Umulur ki(16) Rabbiniz günahlarınızı örter ve Allah ın Peygamber ve ona katılarak iman edenleri mahcup etmeyeceği o gün, sizi zemininden ırmakların çağladığı cennetlere koyar: Onlar önlerinden ve sağlarından ışık saçarlar ve şöyle dua ederler: Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla: çünkü sen her şeye kadirsin! 8

(15) Nasûh, vezin gereği hem samimi olan, hem de sahibini samimi kılan tevbe demektir. Nasuh tevbe sütün memeye dönmemesi gibi, o günaha tekrar dönmemektir. Nisâ 18 ışığında, ölüm gelinceye kadar günah işleyip de ölümü görünce artık tevbe ettim diyene tevbe yoktur (Tevbe için bkz. Bakara: 37). Günaha aldırmamak günah işlemekten daha büyük günahtır. İşlediği günahı Allah ın bile affedemeyeceğini düşünmekse ondan da beter günahtır. Bir serçenin gagasındaki çamur okyanusu ne kadar kirletirse, Allah ın rahmet okyanusunu tüm insanlığın günahı o kadar kirletir. (16) Asâ, temenni edatı: 1) Allah ın tevbeyi kabul etmek zorunda olmadığını, 2) Kabulünü ümit etmenin tevbenin edebinden olduğunu, 3) Suç işlemeyenle işleyen arasında herhalde bir fark olacağını ifade eder. (Nuzul 106 / Mushaf 4 : Nisa 18 Aşağıdadır.) و ل ي س ت الت و ب ة ل ل ذ ين ي ع م ل ون الس ي پ ات ح تى ا ذ ا ح ض ر ا ح د م ال م و ت ق ال ا ن ى ت ب ت ال پن و ل ال ذ ين ي م وت ون و م ف ار ا و لئ ك ا ع ت د ن ا ل م ع ذ ابا ا ل يما ١٧ 18 Oysa ne ölüm gelip çatıncaya kadar (ısrarla) günah işlemeyi sürdürerek son anda İşte şimdi tevbe ediyorum! diyen birinin tevbesi kabul görecektir, ne de inkârında direnerek ölenlerin tevbeleri...(29) İşte onlar kendilerine acıklı bir azap hazırladığımız kimselerdir.(30) (29) Allah katında kabul gören tevbenin niteliğinden söz eden bu âyet, Mekkî sûrelerden olan Nahl sûresinin 119 âyetiyle aynı konuyu işlemektedir. Bizim, mecazı da devreye sokarak bir cahillik ederek kötülük işleyen diye çevirdiğimiz ibare, kişinin yaptığı işin sonunun nereye varacağını düşünmeden, şehvet, öfke ve hevasına yenilmesi durumunu ifade eder. Zira bunlar aklı perdeler, bilinci dumura uğratır ve kişiye tedbirini şaşırtır. Böylesi bir hâlde işlenen kötülük ise bir cahillik ederek işlenen kötülük denilmeyi hâk eder. (30) Bu tür bir tevbeye Firavun un ölümün zoruyla giderayak yaptığı iman itirafını dile getiren Yûnus 90 dan yola çıkarak Firavun imanı veya Firavun tevbesi adı verilmiştir. Zoru görünce iman ile, zorla iman aynı şeydir. (Nuzul 94 / Mushaf 2 : Bakara 37 Aşağıdadır.) ف ت ل ى اد م م ن ر ب ل م ات ف ت اب ع ل ي ا ن و الت و اب الر ح يم ٢٨ 37 Fakat Âdem Rabbinden aldığı birtakım kelimelere sarıldı, (64) (Allah) da onun tevbesini kabul etti: (65) çünkü O, evet O ydu tevbeleri kabul etme makamında olan, her işinde merhamet sahibi olan.(66) (64) el-kelm, duyum ya da gözlem yoluyla insan idraki üzerinde kalıcı bir etki yapmak anlamına gelir. Kulakla algılanan çeşidine kelam, göz ile algılanan çeşidine kelm denir. Dilimizde söz için dil yarası deyimini doğrular şekilde yaralamak anlamı yanında tedavi için yaralamak demeye gelen ameliyat anlamını da içerir. Kelime, hem anlamlı bir sözcük, hem anlamlı bir cümle, hem de uzun bir konuşma için kullanılır. Etimolojik açıdan kulağın ve gözün algıladığı anlamlı ve etkili her şeye kelime adı verilebilir. Âdem in aldığı (bir okunuşta Âdem e verilen ) kelimelerin kulakla algılanan bildiğimiz kelimeler olabileceği gibi, gözle algılanan fiilî kelimeler ve gönülle algılanan kalbî ıstırap ve nedamet de olabilir. Bu üçüncüsü âyette almak anlamını verdiğimiz telakki lafzına daha uygun düşüyor. Çünkü telakki basit bir alma ya da verme değil, bilinçli bir buluşma, kavuşmadır. Âdem, pişmanlık duygusunu şu kelimelerle dile getirdi: Rabbimiz! Biz kendi kendimize zulmetmişiz; eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kesinlikle kaybedenler arasına gireriz! (A râf: 23) Birçok müfessir bu sözleri Âdem in aldığı kelimeler olarak takdim etmişse de bu doğru olmasa gerek. Çünkü bu âyet, bir önceki âyette geçen Allah ın tazirli sorusuna bir cevap olarak gelmiştir. (65) Kur an da bazı peygamberlerin zelleleri bir ibret vesikası olarak zikredilir. Bu cümleden olarak Âdem in yasağı çiğnemesini, Hz. Yûnus un görevini izinsiz terk etmesini, Hz. Musa nın peygamberlik öncesi elinden çıkan ölümlü kazayı, Hz. Davud un tevbe sebebi olan zelle sini örnek gösterebiliriz. 9

(66) Âdem yeryüzüne sürgün mü edildi, yoksa misafir mi? Bu ve bir sonraki âyet dikkate alındığında Âdem yeryüzüne, yaptığı tevbeden sonra ilâhî rehberliğin sürekliliği vaadiyle misafir edilmiştir. Âdemoğluna tahsis edilen dünya, günahın bedeli değil tevbenin ödülüdür. ي ا ا ي ا الن ب ى ج ا د ال ف ار و ال م ن اف ين و اغ ل ظ ع ل ي م و م ا وي م ج ن م و ب ئ س ال م ير ٣ 9 SEN ey peygamber! İnkar edenlere ve ikiyüzlülüğü huy edinenlere karşı cihad et(17) ve onlara karşı tavizsiz ol!(18) (Böyle giderlerse) varacakları yer cehennemdir: orası ne berbat bir son duraktır. (17) Kimlikleri tayin edilmemiş münafıklarla cihad, ince bir siyasetle onların maskelerini düşürmektir. Allah Rasulü de tam böyle yapmıştır. (18) Allah Rasulü nün davranışları sürekli ilâhi kontrol altında tutuluyor. Bir başka durumda affedici ve hoşgörülü olması istenirken (Teğabün: 14), burada sertleşmesi isteniyor. (Nuzul 93 / Mushaf 64 : Tegabün 14 Aşağıdadır.) ي ا ا ي ا ال ذ ين ام ن وا ا ن م ن ا ز و اج م و ا و ل د م ع د و ا ل م ف اح ذ ر و م و ا ن ت ع ف وا و ت ف ح وا و ت غ ف ر وا ف ا ن للا غ ف ور ر ح يم ١٢ 14 SİZ ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar var. Her ne kadar affedici, hoşgörülü ve bağışlayıcı olsanız da,(16) yine de onlara karşı dikkatli olun!(17) Fakat bilin ki Allah da tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır. 10

(16) el- Af, azarlasa da cezadan vazgeçmek; es-safh, azardan da cezadan da vazgeçmek; el-ğafr (mağfiret) günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmemektir. (17) Yaptığımız takdim-tehir, dikkatli olmakla bağışlayıcı olma arasında dengeli bir tavrı birleştiren cümlenin maksadını hedef dile taşıma amaçlıdır. Zımnen: İmanınıza değil de sizin şahsınıza (lekum) düşmanlık ediyorlarsa, imanınızın hatırına bağışlayıcı olun. ض ر ب للا م ث ل ل ل ذ ين ف ر وا ام ر ا ت ن وح و ام ر ا ت ل وط ان ت ا ت ح ت ع ب د ي ن م ن ع ب اد ن ا ال ح ين ف خ ان ت ا م ا ف ل م ي غ ن ي ا ع ن م ا م ن للا ي پا و ق يل اد خ ل الن ار م ع الد اخ ل ين ١١ 10 Allah küfre saplanmış olanlara Nûh un karısı ile Lût un karısını örnek getirdi;(19) Bu ikisi iki iyi kulumuzun nikahı altındaydılar; fakat kocaların(ın misyonların)a ihanet etmişlerdi. (20) (Bu iki kadına) ; Ateşe girenlerle birlikte siz de girin! denildiği (gün), iki (kocanın) varlığı da, onları Allah ın cezasına uğramaktan koruyamayacak.(21) (19) Burada verilen örnekler küfredenlere ve iman edenlere verilmiştir. Dolayısıyla örnekler kadın ya da erkek herhangi bir cinse değil doğrudan insanadır. İnsanın davranışlarında bireysel sorumluluğunu dile getiren ahlâkî bir inşa amaçlanmaktadır. (20) Buradaki ihanet, aile ismetine değil, Enfâl 27 de kullanıldığı gibi, inanca ve misyona ihanettir. Tersi bir iddia, mesnetsiz olduğu için iftira olma riski taşır. Ancak boğulan oğulun Hz. Nûh un eşinin eski kocasından olması ihtimal dışı değildir. (21) Allah Rasulü yakınlarını şöyle uyarırdı: Ey Muhammed in kızı Fatıma! Kendini ateşten koru! Nefsini Allah ın elinden satın al! Vallahi Allah tan gelebilecek bir şeyin önüne geçip seni ben bile koruyamam (Buhârî, Menakıb 65:12; Müslim, Tefsir 89:1). Bu nebevi hassasiyet, bu gibi âyetlerin Allah Rasulü nün hayatındaki yansıması olarak görülmelidir. Ayrıca bu tür haberler, hadis ilmi çerçevesinde Kur an ın desteklediği rivayetler olarak tasnif edilmelidir. 11

Hz Nuh un yaşadğı Yerler (Kufe ve Cudi) 12

13

(Nuzul 95 / Mushaf 8 : Enfal 27 Aşağıdadır.) ي ا ا ي ا ال ذ ين ام ن وا ل ت خ ون وا للا و الر س ول و ت خ ون وا ا م ان ات م و ا ن ت م ت ع ل م ون ٣٨ 27 Siz ey iman edenler! Allah a ve Elçi ye ihanet etmeyin! Sonra, korumanız gereken değerlere bile bile ihanet etmiş olursunuz.(35) (35) Bu ibarenin, takdiri bir ilave olmaksızın anlamı budur. İbn Abbas ikinci tehûnû nun başında bir nehy la sı takdir ederek okumuştur. Hemen arkadan gelen 29. âyetin insanlık durumuyla ilgili evrensel mesajı, bu pasajın anlamını tarihsel olanla sınırlandıran tüm yaklaşımları geçersiz kılmaktadır. Aslında âyette geçen emânât, başta Ahzab: 72 de geçen ve en doğru yorumla insanın seçme yeteneğine tekabül eden emanet olmak üzere, korumakla yükümlü olduğu fıtrî, aklî, iradî, fizikî, imanî olmak üzere maddî ve mânevî tüm değerleri içerir. Zımnen: İnsanın Allah a ve O nun Elçisi ne ihaneti kendi doğasına ihanetle eşdeğerdir. و ض ر ب للا م ث ل ل ل ذ ين ام ن وا ام ر ا ت ف ر ع و ن ا ذ ق ال ت ر ب اب ن ل ى ع ن د ك ب ي تا ف ى ال ج ن ة و ن ج ن ى م ن ف ر ع و ن و ع م ل و ن ج ن ى م ن ال و م الظ ال م ين ١١ 11 İman edenlere ise Allah, Firavun un karısını örnek göstermiştir: Hani o demişti ki: Rabbim! Lûtfu kereminden bana cennette sade bir ev ihsan et;(22) beni Firavun dan, onun (çirkin) amelinden ve zalim kavmin (şerrinden) kurtar! (23) (22) Firavun un, karısının inkarı halinde onun için yaptırmayı vaad ettiği görkemli saraya ya da piramide karşılık. (23) Gerçek kurtuluş, küfürden kurtuluştur. Kocasından şikayet eden tüm mü min kadınlara zımnen Firavun dan daha beter değil ya tesellisidir. 14

Firavun ve Kazıkları Firavun Cesedi 15

و م ر ي م اب ن ت ع م رن ال ت ى ا ح ن ت ف ر ج ا ف ن ف خ ن ا ف ي م ن ر وح ن ا و د ق ت ب ل م ات ر ب ا و ت ب و ان ت م ن ال ان ت ين ١٣ 12 İmran ın kızı Meryem i de (örnek göstermiştir): (24) O (Meryem) ki iffetini korumuş, buna karşılık Biz de onun (rahminde)kine(25) ruhumuzdan üflemiştik; o da Rabbinin kelimelerini ve O nun kitaplarını(26) gönülden tasdik etmişti: zira o, Allah ın iradesini gerçekleştirmek için el pençe divan duranlardan biriydi.(27) (24) Buradaki İmran, Âl-i İmran 33 te geçen kişi ile aynı olmalıdır. Bu İmran Meryem in babası olabileceği gibi sülalenin kurucu ismi sayılan Musa ve Harun un babaları İmran (Amram) da olabilir. Sami geleneğinde kişi kavminin büyüğüyle anılırdı. Tıpkı her insanın Âdemoğlu olarak anılması gibi. Benzer bir durum Ey Harun un kız kardeşi! (Meryem: 28) ifadesi için de geçerlidir. (25) Çevirimiz fîhi deki zamirin İsa ya döndüğü görüşüne dayanır. Bu tüm insanları kapsayan genel ilâhî yasayı ifade eder (krş. Hicr: 29; Sâd: 72; Secde: 9). Eğer zamir Meryem in rahmine hamledilirse mâna onun rahmine üfedik olur. Eğer zamir Meryem in kendisine giderse, bu takdirde Enbiya 91 deki fîhâ ile birlikte değerlendirilmelidir. Enbiya 91 de dişil gelen burada eril gelmiştir. İbn Mes ud un bunu da fîhâ okuduğunu görmezden gelirsek, Meryem in istisnai bir biçimde her iki cinsiyeti de birlikte temsil ettiği sonucuna varılır. Bu sonucun, çift cinsiyetlilikle bir alakası yoktur (krş. Elmalılı, Âl-i İmran 59 un tefsiri). Bu takdirde, Rabbi onu bir bitki gibi yetiştirdi (Âl-i İmran: 37) ibâresini mecaza değil hakikate hamledip, Meryem in üreme sisteminin mucizevi bir biçimde bitkilerin eşeyli üreme sistemine veya diyamer (ebeveynli) üremeye değil de monomer (tek asıllı/analı) üremeye benzediği yorumuna ulaşılabilir. Allah en doğrusunu bilir. (26) Çoğunluğun okuyuşuna göre kitabihi. Bununla oğlu İsa ya indirilen vahiy kastedilmiş olabileceği gibi, babasız bir erkek çocuğu doğuracağına dair ilâhi takdir (kitâben mef ûlâ kabilinden) de kastedilmiş olabilir. (27) Çevirimiz, 5. âyette de sayılan iyi vasıflardan kânitîn in açılımıdır. Dişil form olan kânitât yerine eril formda gelmesi (aynı durum Âl-i İmran: 43 teki râki în için de geçerlidir), Meryem in yiğitliğine delalet edebileceği gibi, onun istisnai bir üriner sisteme sahip oluşuna da atıf olabilir (Bir önceki nota bkz). 16

Hz İsa ve Meryem (Nuzul 98 / Mushaf 3 : Al-i İmran 33 Aşağıdadır.) ا ن للا ا ط فى اد م و ن وحا و ال ا ب ر يم و ال ع م رن ع ل ى ال ع ال م ين ٢٢ 33 ŞÜPHE yok ki Allah Âdem i, Nûh u, İbrahim ailesini, İmran ailesini kendi çağının insanları içinden seçerek üstün kıldı: (20) (20) Saflaştırarak seçmek mânasındaki ıstıfâ yaratılış kanunudur. Âdem in seçimi beşeriyyet içinden insaniyyete, Nûh un seçimi insaniyet içinden Risalete delalet eder. İbrahim Ailesinden sonra aynı kökten olan İmran Ailesi nin seçimi; soyun seçiminin Yahudilerin iddia ettiği gibi o soya ait herkesin seçimi anlamına gelmediğine işarettir. Hz. Peygamber in seçimini de izahtır. Bir sonraki âyet bunu teyit eder. (Nuzul 43 / Mushaf 19 : Meryem 28 Aşağıdadır.) ي ا ا خ ت ر ون م ا ان ا ب وك ام ر ا س و ء و م ا ان ت ا م ك ب غ ي ا ٣٧ 28 Ey Harun (soyu)nun kız kardeşi! (34) Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi! (34) Sami geleneğinde, bir kadını ailesinden bir erkeğe nisbetle anmak ona saygı ve hürmet ifadesiydi. Burada geçen Harun un, Hz. Meryem in bire bir erkek kardeşi olması gerekmez. Bu, ailenin geçmişte yaşamış büyük isimlerine nisbetle anılma geleneğinin bir örneğidir. Kaldı ki Luka da, Meryem in teyzesi olan Hz. Zekeriyya nın karısı Elişa Harun un bacılarından biri olarak anılır (I:5, 36). Yine Luka da Hz. İsa için Davudoğlu (1:32), Meryem in nişanlısı (?) Yusuf için de Davudoğlu Yusuf diye hitap edilmektedir (1:20). 13. Kabile olan Levililerin büyük atası olarak bilinen Hz. Harun a nisbet edilen Meryem e bir paye verilmektedir. 17

(Nuzul 72 / Mushaf 15 : Hicr 29 Aşağıdadır.) ف ا ذ ا س و ي ت و ن ف خ ت ف ي م ن ر وح ى ف ع وا ل س اج د ين ٣٣ 29 İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirir de kendisine ruhumdan üflersem,(26) derhal yere kapanıp onun (hizmetine) âmâde olun! (26) Rûh bir çok âyette, vahiy (msl. Nahl: 2; Mü min: 15; fiûrâ: 52) ya da vahiy meleği (msl. Meryem: 17; Me aric: 4 vd.) anlamındaki kullanımdan ayrı olarak mutlak niteliklerin insandaki mukayyet yansımaları manasındadır. Buradaki ruh üflemeyi, ona başta hayat olmak üzere, kendi özelliklerimden, sıfatlarımdan sınırlı düzeyde verdim şeklinde anlamak mümkündür. Hayatın tüm unsurlarını taşıyan cevher, ruh olarak adlandırılmıştır. Ruh; Bedenin herhangi bir yerine izafe edildiği zaman özel bir hüküm ve isim alır. Göze izafe edildiği zaman basar, Kalbe izafe edildiği zaman akıl, Bedenin tamamına izafe edildiği zaman rûh adını alır. Her merkezde asıl fonksiyonu gören ruhtur. Görme, akletme, işitme ve konuşma yetenekleri, gören, akleden, işiten ve konuşan birer ruhtur. Gerçekte ruh; Bedeni harekete geçiren, Onu akleden, İdrak eden, Seven, Bilen ve Yapan herkesin ben (ene) ile tabir ettiği şeyin ta kendisidir. Ruh insanın yaratılışındaki sırlı halkadır. Ruh Âlemlerin Rabbinin emrine âmâdedir. Ruh ile beşer insan olma seviyesine çıkmış, akıl ve irade sahibi olmuştur. Ve onun hakkında bize bilgi verilmiştir, fakat bu kesinlikle az bir bilgi dir (İsra: 85). (Nuzul 55 / Mushaf 38 : Sad 72 Aşağıdadır.) ف ا ذ ا س و ي ت و ن ف خ ت ف ي م ن ر وح ى ف ع وا ل س اج د ين ٨٣ 72 İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirmeyi tamamlar da kendisine ruhumdan üflersem, derhal yere kapanıp onun (hizmetine) âmâde olun! (Nuzul 57 / Mushaf 32 : Secde 9 Aşağıdadır.) ث م س و ي و ن ف خ ف ي م ن ر وح و ج ع ل ل م الس م ع و ا ل ب ار و ا ل ف پ د ق ل ي ل م ا ت ر ون ٣ 9 Daha sonra onu yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak Kendi ruhundan üflemiştir; (12) derken sizi (13) hem işitme ve görme, hem de duygu ve düşünce yetenekleriyle (14) donatmıştır: ne kadar da azınız şükrediyor. (15) (12) Gerekçesi için bkz. Kehf: 37, not 2. İnsanın yaratılışındaki üç temel aşama dile getiriliyor. Tîn insanın elementer kökenine, sulâle biyolojik kökenine delalet eder. Bunlar insanın maddi kökenidirler. Bir de üçüncüsü vardır ki o mânevî kökeni olan üflenen rûh tur. (13) Ruh üflenmeden insan muhatap dahi alınmamıştır. Hep o zamiriyle bahsedilmiştir. Ne zaman ki işitme ve görme, duyma ve düşünme yetilerinin kendisi sayesinde var olduğu ruh üflenmiştir, insan o zaman siz denilerek Allah a muhatap olmuştur. (14) Ef ideh yalnızca insanın manevî dünyası için kullanılır (bkz. Hümeze: 7, not 3). (15) Çevirimizin gerekçesi Onların çoğu şükretmez âyetleridir. 18

(Nuzul 79 / Mushaf 21 : Enbiya 91 Aşağıdadır.) و ال ت ى ا ح ن ت ف ر ج ا ف ن ف خ ن ا ف ي ا م ن ر وح ن ا و ج ع ل ن ا ا و اب ن ا اي ة ل ل ع ال م ين ٣١ 91 BİR de iffetini koruyan o kadını (gündeme taşı)! Kuşkusuz ona da(93) ruhumuzdan üflemiş;(94) onu ve oğlunu (çağının) bütün insanları için(95) (rahmetimizin) bir belgesi kılmıştık. (93) Burada sözü edilen Hz. Meryem dir ve ona da şeklindeki çevirimiz, başta Âdem olmak üzere tüm Âdemoğullarına bahşedilen ilâhî armağan olan hayatın ona da bahşedildiğini dile getirmektedir (krş. Hicr: 29; Secde: 9; Sâd: 72). Ontolojik bir olguyu ifade etmeyip tıpkı Allah ın arzı, Allah ın devesi, Allah ın evi gibi gaye belirtme ve onurlandırma anlamı taşıyan bu mecazi beyan, insan türünün tüm fertleri için geçerlidir. Bunu mecaz olmaktan çıkarıp lafzî olana indirgemek, Pavlusyen kilisenin Hz. İsa ya dair Allah ın ruhu: Allah ın oğlu sapmasına yol açacaktır. (94) Bu ibârenin açılımı için bkz. Hicr: 29, not 16. Ruhun Allah a nisbeti, tıpkı Beytullahda olduğu gibi teşrif ve taltif içindir. (95) Parantez içi açıklamamız için bkz. Bakara: 47, not 20. (Nuzul 98 / Mushaf 3 : Al-i İmran 43 Aşağıdadır.) ي ا م ر ي م اق ن ت ى ل ر ب ك و اس ج د ى و ار ع ى م ع الر ا ع ين ٢٢ 43 Ey Meryem! Rabbine huşu ile bağlan, secdeye kapan ve (O nun huzurunda) eğilenlerle birlikte eğil! (32) (32) Râki ât şeklinde dişil değil de eril formda gelmesi erce/yiğitçe duruşa dilsel bir atıf olabileceği gibi, Hz. Meryem in olağanüstü üriner sisteme sahip oluşuna da delalet edebilir. Aynı şey Tahrim 12 deki kânitîn için de geçerlidir. Bu âyetler, çocuk terbiyesinin ceninin henüz anne rahmine düşmeden başladığının da göstergesidir. 19