Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde de bu sınavın tamamlanabilmesi için gerekli çalışmalar yapılmıştır'' dedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde de bu sınavın tamamlanabilmesi için gerekli çalışmalar yapılmıştır'' dedi. Şahin, Bakanlığın Konferans Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında, iki önemli yönetmelik değişikliğini paylaşmak istediğini söyledi. Kadın erkek, yaşlı genç, özürlü sağlam herkesi birinci sınıf vatandaş yapmak ve herkesin yaşadığı sorun alanlarını çözecek politikalar üretmek üzere çıktıklarını ifade eden Şahin, son 10 yılda özellikle özürlüler konusunda önemli yapısal düzenlemeleri, uygulamaları ve yasal alt yapıları oluşturduklarını bildirdi. Bir devrim niteliğinde olan ve 2005'te çıkarılan Özürlüler Yasası ile özürlülerin yaşam kalitesini düzeltecek hukuki altyapının oluşturulduğunu vurgulayan Şahin, 2007'de başlatılan ''evde bakım hizmeti'' kapsamında Haziran 2011 sonu itibariyle 328 bin aileye asgari ücret tutarında bakım desteğinin sağlandığını belirtti. Yaklaşık 520 bin kişiye özürlü aylığı ödenmeye başlandığını, 230 bin engelli çocuğa özel eğitim desteği verildiğini ve özürlülere yönelik 1328 mesleki eğitim projesinin desteklendiğini anlatan Şahin, özürlülerin istihdamı konusunda Hükümetin gösterdiği hassasiyet sonucu, kamu kurumları ile özel sektörde istihdam edilen özürlü işçi sayısının 2002 yılı sonunda 10 bin 883 iken, geçen yılın sonunda üç kat artarak 32 bin 257'e ulaştığını ifade etti.
Kamu kurumlarında özürlü kadrolarında istihdam edilen memur sayısının da 2002 yılı sonunda 5 bin 777 iken, geçen yılın sonunda yaklaşık 3,5 kat artarak 19 bin 915 olduğunu bildiren Şahin, istihdamla ilgili kısmın takibi ve politikasının da 2012 eylem planlarındaki en önemli çalışmaları arasında yer alacağını açıkladı. ''Farklı özür gruplarının aynı sınava girmesi haksız rekabetti'' İstihdamla ilgili özürlüler sınavının yapıldığını hatırlatan Bakan Şahin, konunun ilgilileriyle yaptıkları çalışma sonucunda, özürlüler sınavının yeniden yapılandırılması gerektiğinin ortaya çıktığını söyledi. İşitme, görme ve bedensel özürlülerin aynı sınava girmesinin büyük bir haksız rekabete yol açtığı ve çıkan sonucun da kamu vicdanı açısından doğru bir sonuç olmadığının kendilerine iletildiğini belirten Şahin, ''Bu çok haklı bir talepti. Özürlü aileleriyle yaptığım görüşmede bunun mutlaka düzeltilmesi gerektiği talebi bize iletildi'' diye konuştu. Bunu çözmek üzere Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Merkezi Sınav ve Kura Usulü Hakkında Yönetmeliğin çıkarıldığını dile getiren Şahin, şöyle devam etti: ''Yönetmelikle, özürlülerin eğitim durumu ve özür grupları göz önünde bulundurularak sınav sistemi değiştiriliyor. Temel eğitim, ilköğretim, orta öğretim, lisans ve önlisans olan gruplar kendi içinde sınava girecek. Ayrıca özürlü grubu dediğimiz, bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde de bu sınavın tamamlanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili bakanlıklarımızla gerekli çalışmalar yapılmış ve yönetmelik değiştirilmiştir. Bu yönetmelikle birlikte bilgi, beceri ve yeteneklerini ölçecek şekilde ayrı ayrı sınav hazırlanacak, sınavın uygulanmasında da özür grupları ve ulaşılabilirlik göz önünde bulundurulacaktır.'' ''Özel sektörün 'Boş kadromuz yok'' mazereti kalmayacak'' En önemli sıkıntılardan birisinin de özürlülerle ilgili yaş grubu olduğunu belirten Şahin, üst yaş grubu belirtildiğinde birçok özürlünün mağdur olduğunu, bu nedenle üst yaş grubunun kaldırılmasıyla ilgili önemli bir düzenleme yapıldığını bildirdi. Özellikle özel sektörde ''Boş kadromuz yok'' şeklindeki mazereti de kaldırmak için kadro değiştirebilme hakkının verildiğini ifade eden Şahin, ''Böylece özürlü çalıştırmamak için mücadele eden kurum ve kuruluşlarla biz de mücadele etmeye devam edeceğiz'' diye konuştu. Özürlülerin yaşam kalitesini artıracak, her türlü sorunlarını çözecek politikalar üretmeye devam edeceklerini anlatan Şahin, yönetmelikle özel sektör ve kamudaki açık olan istihdamı kapatmayı, özürlülerin istihdam sorununu temelden çözmeyi hedeflediklerini belirtti. Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Özellikle işaret dili konusunda işitme engellilerin yaşadığı ciddi sorunların bulunduğuna dikkati çeken Şahin, Türkiye'de işaret dilinin bir standardı olmaması nedeniyle Türk Dil Kurumu ile yaptıkları görüşmeler sonucunda Türk İşaret Dili Bilim ve Onay Kurulu oluşturduklarını bildirdi. Dünyada kullanılan ortak dilin ne şekilde olduğu ve Türkiye'nin nasıl bir standart getirmesi
gerektiğiyle ilgili önemli bir çalışmanın başlatıldığını belirten Şahin, Türk İşaret Diliyle ilgili sistemde özellikle en büyük sıkıntının, meslek edindirmede ve kamu kuruluşlarının özellikle uluslararası toplantılarda ihtiyacı olan, işitme engellilerin işaret diliyle bilgiye ulaşacağı elemanların bulunmamasında olduğunu gördüklerini söyledi. Bunun üzerine Özürlüler Genel Müdürlüğünün Milli Eğitim Bakanlığı ve İşkur ile eğitilmesi gereken alanları çıkardıklarını anlatan Şahin, bu kapsamda 2011 yılı sonuna kadar 750 kişinin işaret dili eğitimini tamamlaması ve bu kişilere Milli Eğitim Bakanlığınca sertifika sağlanması konusunda önemli bir çalışmayı tamamladıklarını bildirdi. İşaret dili eğitimi yükseköğretimde Özellikle bu konuda çalışan akademisyen, sivil toplum kuruluşu ve milletvekillerinin, kendilerine ''uluslararası toplantılarda ve sözleşmelerde, uygulama bazında yaşadığımız sıkıntıyı çözebilmemiz için bu 750 sayısının çok önemli olduğunu'' söylediklerini anlatan Şahin, şunları kaydetti: ''İşaret dili eğitimini, 3-5 aylık eğitim programlarından daha çok temel eğitime koyma ihtiyacı görünüyor. MEB Özel Eğitim Genel Müdürlüğü ile yaptığımız çalışmada, özellikle yükseköğretim kurumundaki sosyal eğitim veren bölümlerde psikolog, sosyolog, sosyal çalışmacı gibi, öğrencinin eğitim hayatını bitirdiği zaman işaret dilini bilmesi gereken alanlarda temel eğitimde işaret dilinin öğretilmesiyle ilgili karar almıştık. YÖK Başkanlığı tarafından da bu kararın uygulanmasıyla ilgili takip yapılacak. Geçici eğitimlerden daha çok kalıcı temel eğitimlerde bu işler sürdürüldüğünde sorun daha kalıcı çözülecektir.'' UNICEF ile başlattıkları ortak projeye de değinen Bakan Şahin, Sağlık Bakanlığı ile anne karnında bebeğin işitme engelli olduğunun tespit edilmesinden itibaren hem anne hem de bebeğin, doğumdan bütün eğitim hayatına kadar ne yapılması gerektiğine ilişkin konuların takip edileceğini, yaklaşık 3 ay sonra hayata geçirilecek şekilde projenin alt yapısının oluşturulduğunu bildirdi. İşitme engellilere ait özellikle televizyon kanallarında daha kolay bilgiye ulaşması konusunda da gerekli çalışmaların başlatıldığını dile getiren Şahin, amaçlarının, özürlülerin yaşam kalitesini yükseltmek, daha sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak için eksik mekanizmaları güçlendirmek olduğunu ifade etti. ''Yoksulluğun, eğitimin önünde engel olmasını istemiyoruz'' Şahin, son 10 yılda, Kredi ve Yurtlar Kurumu aracılığıyla tüm öğrencilere, isteklerine göre burs ya da kredinin verildiği bir sistemi hayata geçirdiklerini belirtti. Sosyal Yardımlaşma Genel Müdürlüğünde bir yönetmelik değişikliği yaptıklarını ifade eden Şahin, şöyle konuştu: ''Yükseköğretimdeki öğrencilerimiz, artık Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünden bağımsız olarak, hayırseverlerden bağış karşılığı burs alabilecek, mali destek alabilecek. Bu kapsamda Sosyal Yardım Bilgi Sistemi (SOYBİS), çok seri şekilde çalışıyor. 2 milyon ailenin mali olarak bütün hesabının tutulduğu bir sistem. Bir düğmeye basılarak ailelerin neye ihtiyacı var, yükseköğretime giden kaç çocuğu var, bu ailenin gelir durumu nedir, öğrenilebiliyor. Buna göre,
illerimizde bu çocuklara Sosyal Yardımlaşma aracılığıyla mali destek vermek istiyoruz diyen hayırseverlerle, kaymakamlıklar ve valilikler aracılığıyla yeni bir sistemde öğrencilerimize burs vermeye başlıyoruz.'' Özellikle belediyelerin yükseköğretimde okuyan öğrencilere burs verme hakkı olduğunu hatırlatan Şahin, ''Fakat CHP'nin Anayasa Mahkemesine itirazıyla bu karar kapatılınca, asgari ücretle çalışıp, yükseköğretimde 4-5 çocuğu olan ailelerin ciddi anlamda desteklenmeye ihtiyacı vardı. Bu mekanizma bunu güçlendirecektir. Yoksulluğun eğitimin önünde engel olmasını istemiyoruz. Eğitimde fırsat eşitliğini önemsiyoruz'' dedi. Fatma Şahin, bu konuda Bakanlığa başvuracak hayırseverleri SOYBİS sistemiyle yönlendireceklerini ve bu yardımı yapanların yönetmelik gereği, vergisini daha az vereceklerini sözlerine ekledi. Şahin, Bakanlığın Konferans Salonu'ndaki basın toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Şahin, 40 bin özürlü vatandaşın istihdam edileceği haberleriyle ilgili soru üzerine, ''Şimdi rakam söylemem doğru olmaz ama son 3 yılda önemli artış var. Yönetmelik değişikliği ve sınav sistemiyle, kamudaki ve özel sektördeki istihdam politikamızı birebir takip edeceğiz. Kim almıyorsa, kim engel çıkarıyorsa takibiyle birlikte gereğini yapacağız. Yasal haklarının uygulanacağı, takip edileceği bir politikayı güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz'' diye konuştu. Kadına yönelik şiddetle ilgili cep telefonuyla takip sisteminin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin soruya da Şahin, bu konunun hazırladıkları yasal altyapıda teknik takip olarak geçtiğini söyledi. Teknik takibin her ülkede farklı modelde uygulandığını anlatan Şahin, şöyle devam etti: ''Amerika elektronik kelepçe, İspanya, Avusturya ve İngiltere sinyalizasyon sistemini kullanıyor. Bizim arkadaşlarımız, geçen hafta oradaki çalışmaları takip ettiler. Orada da herkes kendi bünyesinde pilot çalışma içinde. Bu sorunu daha iyi nasıl çözebiliriz diye çalışma yapıyorlar. Biz onların çalışmalarını izleyeceğiz ama ülkemize hangi model daha uygunsa, bunun takibini yönetmelikler hazırlanırken yapacağız ve kararımızı vereceğiz.'' Şiddet gören kadının ödediği para Şahin, ''şiddet görüp tedbir kararı aldıran kadınların 120 lira ücret vermesiyle'' ilgili soruyu da hazırladıkları 30 maddelik yasal düzenlemede harçların kaldırıldığını, daha az maliyet ödenerek hakkın aranması sisteminin yasal altyapıda güçlendirildiğini belirtti. Bu konuda üç ayrı maddede muafiyetler getirdiklerini anlatan Şahin, ''Zaten ekonomik olarak sıkıntı yaşayan, psikolojik olarak problem yaşayan ailelerin bir de hukuki davalarda ödedikleri bu paraların onlar için ne kadar problem olduğunun farkındayız. Yasal altyapıyı bu işi çözecek şekle dönüştürdük'' diye konuştu. Şahin, bir soru üzerine de ''bir gazetedeki haberde Bakanlık tarafından 1995 yılında yayımlanan bir eğitim kitapçığının, halen kendilerinin politikasıymış gibi verildiğini gördüğünü'' ifade etti. Bununla ilgili gerekli müdahaleyi yaptıklarını belirten Şahin, şunları kaydetti:
''Bir akademisyenin 95 yılında eğitim kılavuzu olarak hazırladığı bir kitapçık bu. Şimdi biz 2011 yılındayız. 2011 yılındaki politikalarımız, o günün kitapçığından çok daha ileri durumdadır. Kitapçıkta söylenen hiçbir şeyi şu anda politika olarak uygun görmüyoruz. Yaklaşık 15 yıl önce yayınlanmış eğitim kılavuzunun yeni hazırlanmış gibi haber yapılmasını da milletimizin vicdanına bırakıyorum.'' Şahin, ''kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik tasarıyla ilgili takvimin'' sorulması üzerine, yaptıkları toplantıda CHP milletvekillerinin kendilerinden birkaç gün zaman istediğini bildirerek, ''Pazartesi gününe kadar onlardan gelecek görüşe açık olduğumuzu belirttik. Belki sözlü belki yazılı olarak tasarıyla ilgili görüşlerini alacağız. Çünkü parlamento içi desteği çok önemsiyoruz. Bakanlar Kurulu'na gitmeden önce tüm görüşleri almak arzusundayız. O tamamlandığı zaman 2-3 gün içinde Bakanlar Kurulu'na sevk etmeyi planlıyoruz'' dedi. AB İlerleme Raporu'ndaki eleştiriler ''AB İlerleme Raporunda, şiddet gören kadınların polise gittiklerinde eve dönmeleri için ikna edildiği ve yargıçların koruma kararı talebi için gereksiz kanıtlar istediği yönündeki eleştirilerin'' hatırlatılması üzerine Bakan Şahin, şunları kaydetti: ''Raporda, kolluk kuvvetlerimizle ilgili söylenen şey belki 5 yıl önce önemli olabilirdi ama özellikle BM ile yapılan, 40 bin polisimizin toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddetle ilgili yaptığı eğitim çalışmasından sonra bunlar sıfırlanmamış olsa da büyük oranda azalmıştır. Bu konuda eğitim almış ve mümkünse kadın polislerin görevlendirilmesiyle ilgili çalışma, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yapılıyor. Burada yeni bir birim oluşuyor.''