Uluslararası Para Fonu (IMF) nedir? Hakkında bilgiler... Uluslararası Para Fonu (IMF) Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund) (IMF), 1944 yılında uluslararası para sisteminin esaslarını belirleyen Bretton Woods Anlaşması gereğince kurulmuş ve 1 Mart 1947 den itibaren fiilen çalışmaya başlamıştır. Kuruluşun merkezi Washington dadır. Amacı, uluslararası para sisteminin düzenli şekilde işlemesini sağlamak ve üye ülkelerin dış ödeme güçlüklerinin çözümüne katkıda bulunmaktır. 1990 ların başlarında 177 ülkenin üye olduğu IMF ye Türkiye, 14 Şubat 1947 tarihli ve 5016 sayılı yasayla katılmıştır. IMF ye üye ülkeler aynı zamanda Dünya Bankasına da üyedir. Üye sayıları 186 ya ulaşmıştır. IMF üyesi her ülkeye bir kota tahsis edilir. Kotalar, üye ülkelerin Fonla olan mali ve yönetim ilişkilerini belirler. Kotalar, her üyenin Fona sağlayacağı kaynak miktarım belirler. Ülkenin uluslararası ticaret potansiyeline, millî gelirine ve döviz rezervlerine göre kotalar belirlenir. IMF nin Faaliyetleri Ekonomik istikrarsızlık çeken ve dış ödemeler bilançosu açık veren ülkelere bu açıkların finansmanı için kısa süreli kredi sağlamak Uluslararası parasal ilişkilerin düzenli ve uyumlu gelişmesini sağlamak Üye ülkelerin uluslararası ticari bankalara veya resmî kuruluşlara olan ödenemeyen borçlar
sorununun çözümü için aracılık yapmak ç. Üye ülkelerin, kambiyo dalgalanmalarını en aza indirerek döviz akışını kolaylaştırmak güçlendirmek Türkiye'de önemli devalüasyon tarihleri Türkiye de önemli devalüasyon tarihleri aşağıdaki gibidir: 7 Eylül 1946 yılında % 115.4 4 Ağustos 1958 yılında % 221.4 10 Ağustos 1970 yılında % 66,6 21 Eylül 1977 yılında % 10 1 Mart 1978 yılında % 29,9 10 Haziran 1979 yılında % 77,7 24 Ocak 1980 yılında % 48,6 5 Nisan 1994 yılında % 104 23 Şubat 2001 yılında % 40.6 Konvertibilite nedir? Konvertibilite; ulusal paranın döviz piyasasında serbestçe alınıp satılabilmesini (yani başka paralara serbestçe çevrilebilmesini) ve uluslararası ekonomik işlemlerde kullanılmasını ifade
eder. Bu saydığımız özelliklere sahip olan paralara konvertibl paralar denir. Serbest kur sisteminin uygulanması, ulusal paraların kolayca birbirlerine dönüştürülebilmesini gerektirir. 1980 li yıllardan sonra serbest kur sistemine geçme girişimlerinde bulunan Türkiye, ulusal parasının yani TL nin konvertibl para olduğunu açıklamıştır. Ancak bir ulusal paranın gerçek anlamda konvertibl sayılabilmesi için ilgili hükümetin bu şekilde kendi ulusal parasını, tek taraflı konvertibl ilan etmesi yetmez. Bunun için önemli bazı şartların olması gerekir. Bunların başında, parası konvertibl ilan edilen ülkenin ulusal ekonomisinin istikrarlı, işsizlik ve kronik dış açık ve kamu kesimi açığı gibi ekonomik sorunları bulunmayan bir ekonomi olması; buna bağlı olarak da ulusal parasının dış ödemelerde genel kabul gören bir para olması gerekir. Böyle bir konvertibilite gücüne sahip ve uluslararası ödemelerde genel kabul gören çok az sayıda ulusal para vardır. Buna örnek olarak ABD doları, avro ve Japon yeni gösterilebilir. Devalüasyonun Nedenleri nelerdir? Devalüasyonun Nedenleri Devalüasyonun başlıca nedenleri şunlardır: 1. Devalüasyon özellikle sabit kur sistemi için geçerlidir. Bu sistemde yerli paranın yabancı paralar karşısındaki değeri, hükûmet tarafından belirlenir. Devalüasyon da hükûmet kararıyla ve aniden yapılır.
Devalüasyon, dış ticaret politikasının bir aracı olarak ihracatı artırmak ve ithalatı kısmak için uygulanacağı gibi enflasyon nedeniyle oluşan iç ve dış fiyat seviyesi farkını ve dolayısıyla ödemeler dengesi açığını kapatmakta da kullanılır. Devalüasyon sonucunda yerli paranın yabancı paralar karşısında değerinin düşmesi ile ithal mallarının fiyatı artar ve talep azalması yoluyla ithalatı kısar. Bu sırada ihraç mallarının fiyatı ise düşer ve yurt dışı talebin de oluşmasıyla ihracat artar. Böylece ithal giderlerinin azalıp ihraç gelirlerinin 2. artması ile dış açık kapanır. Hükûmetleri, devalüasyon yapmaya iten diğer önemli bir neden ise enflasyondur. Enflasyon sonucu fiyatların artması, yerli ürünlerin pahalanması demektir. Eğer döviz kuru sabit tutulursa ihraç malları pahalanacak ve ihracat azalacak, bunun yanında ithal malları ise ucuzlayacak ve ithalat artacaktır. Bu durumda ödemeler dengesi açığı da büyüyecektir. İşte devalüasyon yoluyla buna engel olunmaya çalışılır. Devalüasyonun iki önemli özelliği vardır: Ödemeler dengesini kapatmak için başvurulabilecek en genel uygulamadır. Fiyat mekanizmasına en az müdahaleyi gerektiren bir uygulamadır. DEVALÜASYON NEDİR? DEVALÜASYON Devalüasyon bir para biriminin yabancı paralar karşısında değerinin yeniden tespit edilmesi şeklinde ifade edilir. Başka bir ifade ile millî paranın değerinin yabancı paralar karşısında
düşürülmesidir. Devalüasyon bir hükûmet kararıdır. Örneğin, 1 doların Türk lirası karşılığı 1.45 TL iken devletin bu değeri, 1.75 TL ye çıkarması devalüasyondur. Bir ülke parası enflasyon sonucunda iç ve dış değerini kaybeder. Bu durum, birçok ekonomik zorluğu beraberinde getirir. Bu nedenle hükûmetler bu durumu düzeltmek için paralarının dış değerlerinde yani diğer ülke paralarına olan oranında bir düşürme yapma yoluna giderler. Çünkü ülkenin ürünleri dış piyasalarda çok pahalanmıştır. Ayrıca o ülkenin ithalat sorunu ortaya çıkmıştır. Bu durumun devam etmesi ekonomi için oldukça zararlıdır. Yani daralan ihracat karşısında malların birikmesi, bir taraftan üreticiyi zarara soktuğu gibi ithalat açısından da tüketiciler de sıkıntıya girecek ve denge bozulacaktır. Tekrar ekonomik dengeyi sağlamak amacıyla paranın dış değerini daha istikrarlı bir duruma sokmak ve ihracat ile ithalatın yeniden ayarlanması imkânım vermek için devalüasyona gidilir. çapraz kur (parite) nedir? Döviz kuru, döviz piyasasında belirlenir. Döviz piyasası, bir ülkenin millî parasının yabancı ülkelerin paraları ile değiştirildiği (dövizin alınıp satıldığı) bir piyasadır. Döviz kuru; bu piyasada, döviz arzı ve döviz talebine göre her gün ve hatta anlık olarak değişebilir. Bir yabancı paranın diğer bir yabancı para cinsinden değerini belirten kura çapraz kur (parite) denir.
Bir ülkede döviz ile ilgili işlem yapanlar, kurlarını genellikle dolar cinsinden ifade ederler. Çapraz kur, dolar dışında, iki farklı ulusal para arasındaki değişim oranının dolar kurları üzerinden hesaplanmasıyla bulunur. Örneğin, İstanbul da 1 dolar 3 TL ve Frankfurt ta 1 dolar 2 avro ise, avronun TL ye göre çapraz kuru 1 avro 1,5 TL dir. Paranın tarihi nasıldır? PARANIN TARİHSEL GELİŞİMİ İnsanlık, paralı ekonomiye çok uzun bir dönem sonucunda ulaşmıştır. Bu dönemin başlangıcı trampa ekonomisidir. Paranın kullanılmadığı dönemlerde bir malın doğrudan doğruya diğer bir malla mübadelesi, yani trampa söz konusuydu. Trampa (takas), kısaca bir mal veya hizmetin başka bir mal veya hizmetle değişimidir. Mübadele edilen mal miktarının oranı herhangi bir malın diğerine nazaran değerini ifade eder. Trampanın gerçekleştirilebilmesi taraflardan her birinin alacağı malın, vereceği maldan daha faydalı olduğuna inanmasıyla mümkün olur. Diğer taraftan trampa edilecek mallar kolaylıkla bölünemediğinden bu mallar arasında tam anlamıyla kıymet eşitliği sağlanamıyordu. Bu ise mübadeleyi zorlaştırıyordu. Bu zorluğu gidermek için üçüncü bir mal (hayvan derisi, tuz, buğday, inci daha sonra madenler gibi) ödeme vasıtası olarak kullanılmaya başlanmıştır. İlk madenî paralar, MÖ VII. yy. da Lidya da basılmıştır. Madenî para basımı ve
kullanımı giderek dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaşmıştır. Madenler içerisinde demir, kalay ve bakır, para olarak kullanıldıysa da en uygun olanları değerli madenler adı verilen altın ve gümüş paralar olmuştur. Daha sonraları, değerli madenlerin para olarak kullanılması yerine kâğıt para usulü ve ekonomik hayatın gelişmesiyle de çekle ve kredi kartı ile ödeme gibi parasız ödeme usulleri ortaya çıkmıştır. ıfef Bilgi Notu Tarihteki ilk madenî para basım yerinin Anadolu olması özellikle uygarlık gelişiminin göstergesi olarak oldukça önemlidir. Anadolu bu üstünlüğünü sürekli devam ettirmiştir. Dünyanın ilk büyük darphanesi Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul Simkeşhane de kurulmuştur.
Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) amaçları Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)
14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi ne dayanılarak kurulan teşkilat, savaş yıkıntıları içindeki Avrupa nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik îş Birliği Örgütü nün (OEEC) yerini almıştır. Önceleri Avrupa İktisadi îş Birliği Örgütü (OEEC) adı altında, Marshall Planı nın uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla kurulan bu örgütün adı, 30 Eylül 1961 de Ekonomik îş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) şeklinde değiştirilmiştir. Merkezi Paris te olup aralarında Türkiye nin de bulunduğu 30 üyesi vardır. Teşkilatın Amaçları Finansal istikrarın eş zamanlı olarak korunduğu üye ülkeler ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde halkın yaşam standardının iyileştirilmesi, sürekli ve dengeli ekonomik gelişim sağlayan politikalara destek ve yardım, işsizliğin ortadan kaldırılması Ekonomik genişleme politikasının uyandırılması ve sosyo-ekonomik eş güdümlü gelişmenin desteklenmesi Uluslararası yükümlülüklere uygun olarak çok taraflı ve ülkeler arasında ayrım gözetmeyen dünya ticaretinin geliştirilmesine destek verilmesi OECD ye üye veya bu örgüte üyelik talebinde bulunan ülkeler, sosyo-politik ve ekonomik yaşamda,
demokrasi, insan haklarına ve yurttaş özgürlüğüne bağlılık ile açık pazar ekonomisi çerçevesinde istikrarlı gelişimi vazgeçilmez değerler olarak benimsemişlerdir. Bu ilkeler aynı zamanda, yukarıda belirtilen amaçların gerçekleştirilmesine de hizmet eder. OECD, bir taraftan bu ilkelerin üye ülkelerde güçlendirilmesine katkı sağlarken diğer taraftan da örgüte üye olmayan ülkelerde ilkelerinin tanıtımını yapar. Dış Ticaretin Önemi Ülkelerin birbirleriyle yapmış oldukları mal, hizmet ve sermaye alışverişine dış ticaret adı verilir. Günümüzde ülkeler mal, hizmet ve sermaye akışı şeklinde ekonomik ilişkilerde bulunur. Bunun nedeni ise
Dış ticaret, uluslararası alanda çok eskiden beri başvurulan bir ekonomik ilişki olarak karşımıza çıkar. İhtiyaçların çokluğu ve çeşitliliği insanların birbirleriyle mübadele ilişkisi kurmasına yol açmıştır. Ülkeler de birbirleriyle çeşitli sebeplerle ticaret yapar. Dış ticaret kendi içinde iki bölüme ayrılır. Bunlar ithalat ve ihracattır. Bunun yanı sıra transit ticaret de vardır. Toplumlar ürettiklerini pazarlamak, üretemediklerini ise yurt dışından ithal etmek durumunda kalırlar. Dünya pazarında geniş bir şekilde yer alan ihracat ve ithalat kavramları, ülke ekonomisinin gidişatını belirleyen önemli iki olgudur. Ülkeler, üretemedikleri ürünleri yurt dışından satın alırlar. Buna ithalat denir. Ürettikleri ürünleri yurt dışına pazarlamalarına ise ihracat denir. Bu iki olgu da dış ticareti tamamlayan önemli unsurlardır. Örneğin, doğal gazın boru hatlarıyla başka ülkelere taşınması ve karşılığında da o ülkelerden ihtiyaç duyulan malların alınması; aynı şekilde petrol üreten ülkelerin petrollerini satarak ihtiyaç duydukları diğer malları ithal etmeleri ve ihtiyaçlarını gidermeleri hep ticaret yoluyla olmaktadır.
Kayıt Dışı Ekonomi ve Vergileme Kayıt dışı ekonomi için gizli ekonomi, elaltı ekonomisi, paralel ekonomi ya da görünmez ekonomi gibi çok çeşitli kavramlar kullanılmaktadır. Kayıt dışı ekonomi üçlü bir sınıflandırmaya tabi tutulmaktadır. Bu sınıflandırma, beyan dışı ekonomik faaliyetler, enformel ekonomik faaliyetler ve yasa dışı ekonomik faaliyetlerden oluşmaktadır. Beyan dışı ekonomik faaliyetler, bir ülkede Millî gelir olarak tanımlanan kavram ile fiilen beyan edilen gelir arasındaki alanı kapsar. Bu alan, dar anlamda yasal ekonomik faaliyetler alanında yürütülen, fakat vergi idaresine beyan edilmeyen gelir kalemlerinden oluşmaktadır. İdareye bildirilmeyen gelirler ya da gerçek değerlerinin altında beyan edilen gelirler dar anlamdaki kayıt dışı ekonomik faaliyetleri oluşturur. Yasadışı ekonomik faaliyetler de, çoğu ülke mali mevzuatı açısından vergi kapsamına alınmaktadır. Böylece yasa dışı olmakla beraber, idareye bildirilmemiş olan bu tür ekonomik faaliyetler de kayıt dışı alana dâhil olurlar. Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin bir grubunu oluşturan enformel faaliyetler, formel olarak kayda geçmeyen ve formel ekonomik üretim ve değişim süreçlerine sahne olmayan faaliyetlerdir. Bu alanda piyasa ortamı kullanılmaz ve para mübadelesi hakim değildir. Enformel ekonomik faaliyetler alanında yoğun olarak sermaye kullanılmaz ve genelde prekapitalist dokular hakimdir. Öz tüketim, seyyar satıcılık vb. gibi
faaliyetler kadar, yasadışı diğer bazı faaliyetler de enformel ekonomik faaliyetler alanı içinde yer alır. Kayıt dışı ekonominin diğer grubunu oluşturan ve millî gelir hesaplarına yansımayan ve yasak faaliyetleri kapsayan bölümü ise yeraltı ekonomisi veya yasadışı ekonomi olarak adlandırılmaktadır. Yasadışı ekonomik faaliyetler, adından da anlaşıldığı gibi yasaların engellediği ve bu nedenle de millî gelir hesaplarına dahil olmayan faaliyetleri kapsamaktadır. Yasa dışı ekonomik faaliyetlerin vergi açısından ağırlıklı bölümünü gelir yaratıcı faaliyetler oluşturmaktadır. Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi, Millî gelir hesaplarına alınmadığı hâlde formel olarak gelir yaratan yasa dışı faaliyetler ilk grubu oluşturur ve reel olduklarından dolayı da vergi açısından önemlidir. Diğer bir grup yasa dışı ekonomik faaliyetler, hırsızlık ve rüşvet gibi gelir yaratıcı olmayan, fakat transfer niteliğindeki faaliyetlerden oluşur. Bu grup faaliyetler vergilendirme açısından fazla önemli değildir. Kayıt dışı ekonomi iki açıdan büyük bir öneme sahiptir. Bir defa, toplam ekonominin bir bölümü resmî kayıtlara girmediği sürece, ekonominin gerçek boyutunu ve ekonomik büyüklüklerin göreli ağırlığını saptamak mümkün değildir. Örneğin, kayıt dışı ekonominin gerçek boyutu bilinmeden işsizlik oranı, kamu kesiminin büyüklüğü gibi oranların doğru olarak tespit edilememektedir. Buna bağlı olarak ekonomik sorunlara doğru tanı koymak ve geliştirilen politikaların uygulanışında da etkinliğin sağlanması olası değildir. Kayıt dışı ekonominin varlığı mali açıdan da önemlidir. Zira kayıt dışı kesim, aynı zamanda vergi dışıdır. Başka bir ifade ile kayıt dışı ekonominin varlığı, kamu kesimi açısından, aynı boyutta olmamakla beraber, vergi kaybı anlamına da gelmektedir.