Eğitim Bilimine Giriş Editörler Yüksel Özden Selahattin Turan Ahmet Eskicumalı Yahya Akyüz Engin Aslanargun Burhanettin Dönmez İbrahim Hakan Karataş Faruk Öztürk Ali Rıza Terzi Ahmet Gürsoy Emin Karip Çağlar Durmuş Erdoğan Köse Selahattin Turan Yüksel Özden 3. Baskı
Editörler: Prof. Dr. Yüksel ÖZDEN Prof. Dr. Selahattin TURAN EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ ISBN 978 605 364 199 5 Kitapta yer alan bölümlerin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. 2012, Pegem Akademi Bu kitabın basım, yayın ve satış hakları Pegem Akademi Yay. Eğt. Dan. Hizm. Tic. Ltd. Şti. ye aittir. Anılan kuruluşun izni alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri, kapak tasarımı, mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik, kayıt ya da başka yöntemlerle çoğaltılamaz, basılamaz, dağıtılamaz. Bu kitap T.C. Kültür Bakanlığı bondrolü ile satılmaktadır. Okuyucularımızın, bondrolü olmayan kitaplar hakkında yayınevimize bilgi vermelerini ve bondrolsüz yayınları satın almamalarını diliyoruz. 1. Baskı: Eylül 2011, Ankara 3. Baskı: Eylül 2013, Ankara Yayın-Proje Yönetmeni: Selcan Arslan Dizgi-Grafik Tasarım: Didem Kestek Kapak Tasarımı: Gürsel Avcı Baskı: Tarcan Matbaacılık Yayın Sanayi Zübeyde Hanım Mahallesi Samyeli Sokak No: 15 İSKİTLER/ANKARA (0312-384 34 35) Yayıncı Sertifika No: 14749 Matbaa Sertifika No: 25744 İletişim Karanfil 2 Sokak No: 45 Kızılay / ANKARA Yayınevi 0312 430 67 50-430 67 51 Yayınevi Belgeç: 0312 435 44 60 Dağıtım: 0312 434 54 24-434 54 08 Dağıtım Belgeç: 0312 431 37 38 Hazırlık Kursları: 0312 419 05 60 E-ileti: pegem@pegem.net
ÖN SÖZ Sevgili Öğretmen Adayları; Dünyanın en saygın mesleğine ilk adımı atmış bulunuyorsunuz. Önünüzdeki yıllarda, ne kadar doğru bir karar vermiş olduğunuzu, daha iyi anlayacağınıza inanıyoruz. Bu meslek, saygınlığın ötesinde kutsal bir anlam taşır. Hepimizin hayatında, öğretmenlerimizin ayrı bir yeri vardır. Şimdi sizler bu yere talipsiniz. Bu heyecan ve coşkuyla üniversite hayatına başlamış olmanızı temenni ediyoruz. Eğitim Bilimine Giriş, ilk meslek dersi olmanın yanında, birçoğunuz için üniversitedeki ilk derslerden biridir. Kitabı hazırlarken ilk döneminizde sizlere eğitim bilimleri ve öğretmenlik mesleğini tanıtmayı amaçladık. Amacımız, öğretmenlik mesleğini tanımanız; tanıdıkça sevmenizdir. Bu giriş kitabımıza, eğitim-öğretim kavramlarıyla işe başladık. Öğrenme-öğretme ile öğretmenlik mesleğini ilişkilendirdik. Türkiye de öğretmenlik mesleğinin 150 yıllık gelişim seyrini aktardık. Millî Eğitim Bakanlığı merkez örgütünden başlayarak eğitim kademeleri hakkında genel bilgiler verdik. Daha sonra, öğrenci olarak çok iyi bildiğiniz okula, bir de eğitimci gözüyle bakmanızı istedik. Diğer yandan, eğitimin, eğitim ile sınırlı olmadığı tezinden hareket ettik. Takip eden bölümlerde eğitimin, diğer bilimler ile ilişkisi üzerinde durduk. İnsanlığın, insana ve evrene ilişkin bakış açısının eğitimin amacını nasıl şekillendirdiğini gösterdik. Eğitim-toplum ilişkisini, karşılıklı etkileşimleriyle ortaya koyduk. Birlikte olacağımız öğrencileri daha iyi tanımamız için, özellikle okul yıllarını kapsayan gelişim evreleri üzerinden durduk. Öğrenme ve öğretmeye ilişkin bildiklerimizi paylaştık. Eğitim ve kalkınma ilişkisini ana hatlarıyla kurduk. Toplumdaki gelir dağılımı ile eğitimin yakın ilişkisine vurgu yaptık. Eğitimin ve öğretmenlik mesleğinin hukukî zemini üzerinde durduk. Öğretmeni ilgilendiren hukuk konularında referans olabilecek bilgiler sunduk. Kitabımızın sonuna doğru da eğitimde bilimsel yöntem ve yeni sistem arayışlarına yer verdik. İlk döneminizde ele aldığımız bu konulardan, bazıları gelecek dönemlerde genişletilmiş olarak tekrar karşınıza çıkacak. Bazılarını ise, ilk ve son kez bu derste göreceksiniz. Bölümlerin içeriğini oluştururken, bu durumu göz önünde bulundurmaya çalıştık. Bazı bölümlerin ileriki yıllardaki öğrenmeler için bir temel oluşturmasını, bazı bölümlerin ise meslek hayatınızda referans olmasını arzuladık. Bütün bunları yaparken, bilimsel düşünmeyi, bilimsel bakış açısını, bir konu üzerinde çalışmanın nasıl genişletilebileceğini, örnek olarak sunmak istedik. Sizleri aramızda görmekten mutluyuz: Hoş geldiniz. Üniversite hayatınızın dolu dolu geçmesini dileriz. E-posta adreslerimiz, her türlü görüşünüz için açıktır. Sizlerden gelecek katkılarla hataların en aza indirileceğini ümit etmekteyiz. Son olarak,
kitabın bu hale gelmesinde büyük emekleri olan başta bölüm yazarları olmak üzere bölümlerin güncellenmesinde katkılarını esirgemeyen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü ndeki meslektaşlarımız Elif Aydoğdu, Derya Yılmaz, Ayşe Dönmez, Nidan Oyman, Eralp Uzun ve Eyüp Tunç ile kitabın dizgi ve basımını gerçekleştiren Pegem Akademi çalışanlarına teşekkür ederiz. Prof. Dr. Selahattin TURAN Prof. Dr. Yüksel ÖZDEN Editörler E-posta: selahattinturan2100@gmail.com E-posta: yukselozden@gmail.com
BÖLÜMLER VE YAZARLARI 1. Bölüm: EĞİTİMİN TEMEL KAVRAMLARI Doç. Dr. Ahmet Eskicumalı Sakarya Üniversitesi - Eğitim Fakültesi 2. Bölüm: ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN TARİHİ GELİŞİMİ Prof. Dr. Yahya Akyüz Ankara Üniversitesi - Eğitim Bilimleri Fakütesi 3. Bölüm: TÜRKİYE MİLLÎ EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI Doç. Dr. Engin Aslanargun Düzce Üniversitesi - Eğitim Fakültesi 4. Bölüm: BİR EĞİTİM KURUMU OLARAK OKUL Prof. Dr. Burhanettin Dönmez İnönü Üniversitesi - Eğitim Fakültesi 5. Bölüm: EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakan Karataş Fatih Üniversitesi - Eğitim Fakültesi 6. Bölüm: EĞİTİMİN FELSEFÎ TEMELLERİ Yrd. Doç. Dr. Faruk Öztürk Abant İzzet Baysal Üniversitesi - Eğitim Fakültesi 7. Bölüm: EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Terzi Balıkesir Üniversitesi - Necatibey Eğitim Fakültesi 8. Bölüm: EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ Prof. Dr. Emin Karip Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı
9. Bölüm: EĞİTİMİN HUKUKSAL DAYANAKLARI Çağlar Durmuş Balıkesir İl Eğitim Denetmeni Doç. Dr. Erdoğan Köse Gazi Üniversitesi - Teknik Eğitim Fakültesi 10. Bölüm EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Prof. Dr. Selahattin Turan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi - Eğitim Fakültesi 11. Bölüm: EĞİTİMDE YENİ BAKIŞ AÇILARI Prof. Dr. Yüksel Özden TBMM Muğla Milletvekili
İ Ç İ N D E K İ L E R BÖLÜM 1 EĞİTİMİN TEMEL KAVRAMLARI İnformal ve Formal Eğitim... 2 Eğitim ve Öğrenme... 4 Sosyolojik Tanımlar... 4 Psikolojik Tanımlar... 5 Pedagojik Tanımlar... 6 Öğretme, Öğretim ve Öğretmen... 6 Öğretmenlik Mesleği... 8 Öğretmenlik Mesleğinin Özellikleri...10 Kişisel Özellikler...10 Meslekî Özellikler...11 Öğretmenlik Mesleğinin Profesyonelleşmesi...12 Türkiye de Öğretmenlik Mesleğinin Bugünkü Durumu...14 Öğretmenlik Mesleğinin Güçlendirilmesi...17 Özet...19 KAYNAKÇA...21 DEĞERLENDİRME SORULARI...22 BÖLÜM 2 ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN TARİHİ GELİŞİMİ Tanzimat tan Önce Öğretmenlik Mesleğinin Temel Özellikleri...24 Sıbyan Mektebi Öğretmenleri...24 Medrese Öğretmenleri...25 Tanzimat Dönemi nde Öğretmenlik Mesleğinin Ortaya Çıkışı...26 Erkekler İçin Yeni Ortaöğretim Kurumlarının Açılması ve Öğretmen Yetiştirme...26 Darülmuallimîn de Meslek Bilinci, Öğretmen Atamaları ve Mesleği Koruma Çabaları...32 Kadınlar İçin Yeni Ortaöğretim Kurumlarının Açılması ve Öğretmen Yetiştirme...35 Özet...41 KAYNAKÇA...43 DEĞERLENDİRME SORULARI...44
BÖLÜM 3 TÜRKİYE MİLLÎ EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI Millî Eğitim Bakanlığı nın Tarihi Gelişimi...48 Millî Eğitim Bakanlığı nın Amaçları...49 Genel Amaçlar...50 Özel Amaçlar...51 Millî Eğitim Bakanlığı nın Görevleri...53 Millî Eğitim Bakanlığı Taşra (İl ve İlçe) Örgütü...64 Yurtdışı Örgütü...64 Millî Eğitim Sisteminde Eğitim Kademeleri...64 Örgün Eğitim Kademeleri...64 Özet...81 KAYNAKÇA...83 DEĞERLENDİRME SORULARI...85 BÖLÜM 4 BİR EĞİTİM KURUMU OLARAK OKUL Okul Ortamını Etkileyen Bazı Değişkenler...88 Okulun Fiziksel Ortamı...90 Okulun Sosyal Ortamı...92 Okulun Psikolojik Ortamı...96 Okul Yönetiminde Yeni Yönelimler... 100 Özet... 105 KAYNAKÇA... 106 DEĞERLENDİRME SORULARI... 108 BÖLÜM 5 EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ Giriş... 110 Eğitim ve Toplumbilim... 110 Makro Eğitim Sosyolojisi... 111 Eğitim Toplum Bilim İlişkisi... 111 Sosyal Kurumlar ve Eğitim... 112 Eğitimin Toplumsal İşlevleri...115 Mikro Eğitim Sosyolojisi: Sosyal Bir Örgüt Olarak Okul... 119 Bilgi Toplumu ve Eğitim... 121 Yeni Toplumsal Değerler ve Eğitim... 122 Fırsat Eşitliği ve Sosyal Adalet... 123 Özet... 125 KAYNAKÇA... 127 DEĞERLENDİRME SORULARI... 128 viii Eğitim Bilimlerine Giriş
BÖLÜM 6 EĞİTİMİN FELSEFÎ TEMELLERİ Felsefe Nedir?... 130 Felsefenin İlgili Olduğu Alanlar... 132 Varlık Felsefesi... 132 Bilgi Felsefesi... 133 Değerler Felsefesi... 133 Mantık... 133 Felsefe-Eğitim İlişkisi... 134 Felsefî Akımlar... 134 İdealizm... 135 Realizm... 136 Natüralizm... 136 Pragmatizm... 137 Varoluşçuluk... 139 Eğitim Felsefesi Nedir?... 141 Eğitim Felsefesinde Başlıca Akımlar... 142 Özcülük... 142 İlerlemecilik... 144 Daimicilik... 146 Yeniden Yapılanmacılık... 147 Özet... 148 KAYNAKÇA... 151 DEĞERLENDİRME SORULARI... 151 BÖLÜM 7 EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ Biyolojik Yaklaşım... 155 Hümanist (İnsancı) Yaklaşım... 155 Psikodinamik Yaklaşım... 156 Gestaltçı Yaklaşım... 157 Bilişsel Yaklaşım... 157 Eğitim ve Psikoloji İlişkisi... 159 Eğitim Psikolojisi ve Alt Alanları... 160 Gelişim Psikolojisi ve Eğitim... 160 Öğrenme Psikolojisi ve Eğitim... 164 İçindekiler ix
Davranışçı Kuramlar... 165 Bilişsel Kuramlar... 166 Sosyal Öğrenme... 167 Çoklu Zekâ Kuramı... 167 Sınıf Yönetimi... 168 Disiplin Nedir?... 169 Özet... 170 KAYNAKÇA... 172 DEĞERLENDİRME SORULARI... 172 BÖLÜM 8 EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ Eğitimin Ekonomik Kalkınmaya Katkısı... 174 Ekonomi ve Eğitim Ekonomisi... 175 Ekonomik Kalkınma... 176 Eğitim ve İnsan Kaynakları... 178 Eğitim ve Ekonomik Kalkınma... 179 Eğitim ve Gelir Eşitsizliği... 180 Niçin Daha Fazla Eğitim?... 181 Bireyler Niçin Daha Çok Eğitim Almak İster?... 182 Toplum Niçin Daha Çok Eğitim İster?... 183 Eğitimin Maliyeti... 184 Eğitimin Maliyeti Kim Tarafından Ödenecek?... 186 Eğitimde Verimlilik ve Etkililik... 188 Eğitimin Girdileri... 188 Eğitimin Çıktıları... 189 Eğitimde Verimlilik ve Etkililik... 189 Özet... 191 KAYNAKÇA... 192 DEĞERLENDİRME SORULARI... 192 BÖLÜM 9 EĞİTİMİN HUKUKSAL DAYANAKLARI Eğitim ve Hukuk... 195 Öğretmenlik Mesleğinin Hukukî Statüsü... 199 Öğretmenlerin Nitelikleri ve Seçimi... 200 x Eğitim Bilimlerine Giriş
Öğretmenlerin Bölge Hizmeti... 200 Öğretmenlerin Hizmet İçi Yetiştirilmesi... 201 Yurt İçi ve Yurt Dışı Yetişme İmkanları... 201 Öğretmen Konutları... 201 Devlet Memurları Kanununa Göre Öğretmenlik... 201 İlköğretim Kurumları Yönetmeliğine Göre Öğretmenlik... 202 Öğretmenlerin Hak ve Sorumlulukları... 203 Öğretmenlerin Ödevleri... 203 Yasalara Saygılı Olma... 203 Tarafsızlık... 203 Emirlere Uyma ve Hukuka Aykırı Emir... 204 İşbaşında Bulunma... 204 Öğretmenlerin Yükümlülükleri... 206 Aslî Memurluğa Atanma... 206 Adayların Eğitimi ile İlgili Genel İlkeler... 207 Temel Eğitim İlkeleri... 207 Hazırlayıcı Eğitim İlkeleri... 207 Uygulamalı Eğitim İlkeleri... 208 Öğretmen Adaylarında Bulunması Gereken Nitelikler... 209 Kişisel Yönden Nitelikler... 209 Erdemli İnsan Olma Yönünden Nitelikler... 209 Mesleki Formasyon Yönünden Nitelikleri... 210 Öğretmenliğin Sona Ermesi... 210 Öğretmenlerle İlgili Disiplin Cezaları... 210 Özet... 211 KAYNAKÇA... 211 DEĞERLENDİRME SORULARI... 211 BÖLÜM 10 EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Bilim-Teori ve Araştırma... 216 Eğitimde Araştırma Süreci... 218 Eğitimde Araştırma Yöntemleri... 223 Nicel Araştırma Yöntemleri... 224 Nitel Araştırma Yöntemleri... 225 Eğitimde Araştırma ve Yayın Etiği... 225 İçindekiler xi
Özet... 226 KAYNAKÇA... 227 DEĞERLENDİRME SORULARI... 228 EKLER... 228 BÖLÜM 11 EĞİTİMDE YENİ BAKIŞ AÇILARI Yeni Paradigmalar... 234 Pozitivist Bakış Açısı... 235 Pozitivizm Sonrası Bakış Açısı... 235 Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna... 236 Bilgi Toplumu... 237 Bilgi Toplumu nun Öğeleri... 237 Bilgi Toplumu ile Sanayi Toplumu Arasındaki Fark... 238 Bilgi Toplumu nun Öğrencileri... 238 Bilgi Toplumu nda Eğitimin Amacı... 239 Sürekli Eğitim... 239 İnsan Merkezli Eğitim... 240 İnsan Beyni Üzerine Yapılan Araştırmalar... 240 Uyuyan Dev... 240 Zihinsel Kapasite... 241 Sinir Hücreleri Arasında Yeni Bağlantılar Nasıl Oluşur?... 241 Zekânın Tanımı ve Ölçülmesindeki Değişmeler... 243 Zekâya Yeni Bir Bakış: Çoklu Zekâ Teorisi... 244 Zekâ Alanları... 244 Duygusal Zekâ... 246 Özet... 247 KAYNAKÇA... 249 DEĞERLENDİRME SORULARI... 250 EK 1 MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖĞRETMEN YETERLİLİKLERİ LİSTESİ Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yeterlilikleri Listesi... 251 xii Eğitim Bilimlerine Giriş
1. Bölüm EĞİTİMİN TEMEL KAVRAMLARI Doç. Dr. Ahmet Eskicumalı Ana Hatlar İnformal ve Formal Eğitim Eğitim ve Öğrenme Sosyolojik Tanımlar Psikolojik Tanımlar Pedagojik Tanımlar Öğretme, Öğretim ve Öğretmen Öğretmenlik Mesleği Öğretmenlik Mesleğinin Özellikleri Kişisel Özellikler Meslekî Özellikler Öğretmenlik Mesleğinin Profesyonelleşmesi Türkiye'de Öğretmenlik Mesleğinin Bugünkü Durumu Öğretmenlik Mesleğinin Güçlendirilmesi Özet Kaynakça Değerlendirme Soruları
İnsanların edindikleri bilgileri diğer insanlara aktarma çabaları öğretme olarak kabul edilirse, öğretmenlik mesleğinin insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenebilir. Bir toplumda, birey doğduğu andan itibaren, öğrenme süreci içine girmektedir. İlk eğiticiler, anne-baba ve ailenin diğer üyeleridir. Çocuk, diğer insanlarla ilişki kurmak ve bu ilişkileri sürdürebilmek için gerekli davranış biçimlerini ailede ve yaşadığı sosyal çevrede öğrenmektedir. Bu nedenle, çocuk, aile ve sosyal çevredeki eğitim yoluyla toplumsal bir varlık haline gelir. İnformal ve Formal Eğitim Bireyin doğduğu andan itibaren başlayan sosyalleşme sürecine informal eğitim adı verilir. İnformal eğitim sürecinde birey hem öğrenici, hem de öğreticidir. Eğitimin en önemli işlevlerinden biri toplumun mevcut kültürünün, norm ve değerlerinin genç nesillere aktarılması, toplumun bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmasıdır. İnformal eğitim daha çok endüstrileşme öncesi toplumların bir özelliği olduğu için, modern toplumsal bir kurum olan okul ve belirli alanlarda uzmanlaşmış kişiler olan öğretmenlerin denetiminde sürdürülmekten çok, aile içinde başlayan ve toplumsal çevrede devam eden bir süreç özelliği gösterir. Ancak, informal eğitimin endüstrileşmemiş toplumların özelliği olduğunu söylemek, endüstrileşmiş toplumlarda informal eğitimin olmadığı anlamına gelmez. Çünkü karmaşık endüstrileşmiş toplumlarda da, birey doğduğu andan itibaren yeni davranış biçimlerini informal yollarla öğrenmekte, yeni girdiği etkileşme durumlarına uyum sağlayabilmesi için yeni sosyal beceriler kazanmaktadır. Bu öğrenme süreci ise, okuldaki formal eğitimden ayrı olarak informal etkileşim yoluyla gerçekleştirilmektedir (Eserpek, 1978, s.126). Endüstrileşme öncesi toplumlarda meslekî uzmanlaşma olmadığından, eğitim daha çok informal bir nitelik taşımaktaydı. Belirli alandaki bilgi ve beceriler, aile içinde anne ve baba tarafından ya da o alanda başarısı toplumca kanıtlanmış kişiler tarafından öğretilmekteydi. Örneğin; tarımla, hayvancılıkla ve avcılıkla ilgili bilgi ve beceriler kuşaktan kuşağa uygulamalı olarak aktarılmaktaydı. Henüz endüstrileşme sürecine girmemiş toplumlarda, birey küçük yaşlardan itibaren babasının yanında çalışarak ekonomik rolü için gerekli bir meslekle ilgili bilgi ve becerileri kazanmaya başlamaktadır. Bu da mesleklerin babadan çocuğa geçmesine ve belirli mesleklerin belirli aile gruplarının tekelinde olmasına yol açıyordu. Yine kırsal kesimde belirli ölçüde uzmanlık gerektiren ekonomik ve diğer faaliyetler, bu alanlarda becerilerini kanıtlamış kişilerce ya aile içinde ya da aile dışında yetenekli gençlere aktarılmaktadır. Günümüzde hâlâ, köylerde yaşlı bir kadın ebelik yapmakta, birçok köyde baytar denilen uzman kişiler hayvanların sağlık ve bakımı ile ilgilenmekte, dini bilgisi fazla olan insanlar ile yapım ve onarım işinden anlayan kişiler bulunmaktadır. Bu kişiler 2 Eğitim Bilimine Giriş
Doç. Dr. Ahmet Eskicumalı tecrübe ile kazandıkları bilgi ve becerileri bu alanlara ilgi duyan ve yeteneği olan kişilere aktarmaktadır. Bu bilgi aktarma işi, bir program dâhilinde yapılmadığı gibi çoğunlukla da bilinçsiz olarak gerçekleştirilmektedir. Diğer bir deyişle, ne öğrenen ne de öğreten bu sürecin farkındadır. Endüstrileşme öncesi toplumlarda meslekî bilgi ve becerileri kazandırmanın bir diğer yolu da çıraklıktır. Belirli bir alanda yetiştirilmesi düşünülen birey, çocuk yaşlardan itibaren o alanda tecrübe ve bilgisi olan bir kişinin yanına verilerek yetiştirilir. Çoğunlukla çırak uzun yıllar boyunca ustasının meslekle ilgisi olan ya da olmayan her türlü emrini yerine getirmekte ve zamanla hem görerek hem de yaparak o alanda tecrübe ve meslekî deneyim kazanmaktadır. Endüstrileşme sürecinin yeterince gerçekleşmediği ülkemizde hâlâ çıraklık eğitimi büyük önem taşımakta ve ustalar önemli bir öğretmenlik işlevi görmektedir. Daha basit toplumların özelliği olan informal eğitim, toplumun karmaşıklaşması ve endüstrileşme sürecinin başlamasıyla birlikte önemli ölçüde etkililiğini kaybetmiştir. Başka bir deyişle, informal eğitim karmaşıklaşan bir toplumsal yapıda ortaya çıkan yeni gereksinimleri karşılamada yetersiz kalmıştır. Buna karşın endüstrileşmiş toplumların bir özelliği olan formal eğitim, teknoloji geliştikçe bireyin yaşamında daha büyük bir önem kazanmıştır. Toplumların karmaşıklaşması, endüstrileşme ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte modern okul ortaya çıkmış ve öğretme işini gerçekleştirecek belirli alanlarda uzmanlaşmış kişilere ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Modern okulun ortaya çıkışında rol oynayan önemli etkenlerden biri olarak da endüstrileşme süreci ile birlikte erkek ve kadının iş hayatına atılması gösterilebilir. Baba ile birlikte annenin de endüstrinin çeşitli alanlarında çalışmaya başlaması, özellikle annenin, evde çocuğun eğitimine ayıracakları zamanı azaltmış, çocukların eğitiminin bu alanda uzmanlaşmış öğretmenlere devredilmesi kaçınılmaz olmuştur. Formal eğitim, modern endüstri toplumlarının bir gereksinimi olarak ortaya çıkmıştır. Koçer (1980) e göre; karmaşık bir sosyal yapıya sahip olmayan toplumlarda eğitim, ailenin bir alt kurumu iken, toplumun karmaşıklaşmasına paralel olarak, ailenin işlevlerinin farklılaşmış, zorlaşmıştır. Başka bir deyişle sosyal ve ekonomik hayatın gelişmesi sonucunda, deneyimlerin gelecek kuşaklara aktarılması işi, aileden din adamlarına-öğretmenlerine, ev öğretmenlerine ve devlete geçerek kurumsallaştı ve toplumsal yapının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. İlk toplumlarda çocuğun eğitimine ilişkin görevlerin sınırlı olmasına karşın, toplumun karmaşıklaşması ve iş bölümünün gelişmesiyle bireylerin toplumsal kurumlara, örgütlere olan uyumu zorlaştı ve ailenin çocuğun eğitimine ilişkin görevleri yerine getirmesi güçleşti. Bu nedenle eğitimin örgütlü ve sistemli bir kurum olması zorunluluğu doğdu. Bu zorunluluk eğitimin bir elden yürütülmesine, devletin gözetim ve denetimine girmesine yol açtı (Gökçe, 2000, s.36). Eğitimin Temel Kavramları 3
O halde formal eğitim plânlı, programlı, örgütlü ve kontrollü olarak yürütülen eğitim-öğretim faaliyetleri olarak tanımlanabilir. Formal eğitim sürecinde, bireye bir takım bilgi ve beceriler belli amaçlar doğrultusunda kasıtlı ve belirli bir zaman kesiti içinde kazandırılmaya çalışılır. Bu süreç örgün eğitim kurumlarında öğretmen adı verilen uzman kişiler tarafından yürütülür. Öğretmen, bireyde istenilen yönde davranış değişiklikleri meydana getirebilmek için öğrenme-öğretme ortamında gerekli düzenlemeleri yaparken, bir yandan da, öğrencilerde istenmeyen davranışların önlenmesine ya da değiştirilmesine çalışır. Formal ve informal eğitimi iki farklı olgu olarak görmemek gerekir. Çünkü formal eğitim, informal eğitimin ya da sosyalleşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Bireye sunulan eğitim gelişigüzellikten plânlılığa doğru geliştikçe formalleşir. Örneğin; örgün eğitim kurumlarında formal eğitimin öncelikli olmasına karşın, öğrencilerin birbirleriyle ve öğretmenleri ile ilişkilerinde informal eğitim de gözlenebilir. Çocuklar ve gençler okul ortamında arkadaşları ile oynarken, çeşitli şekillerde iletişim kurarken, yardımlaşmayı, paylaşmayı, dayanışmayı, sorumluluk almayı ve kurallara uymayı öğrenirler. Öğrenciler, öğretmenlerinden etkilenebilir, onların tutum ve değerlerini benimseyebilirler. Bu yüzden, modern toplumlarda hem informal eğitim hem de formal eğitim bireyin kişiliğinin oluşmasında etkin bir rol oynamak suretiyle birbirini tamamlamaktadır. Bireyin yaşamı boyunca devam eden informal eğitim, ona sosyal yaşama uyum sağlamak için gerekli sosyal becerileri kazandırırken; formal eğitim de bireyin davranışlarında istenilen değişikleri meydana getirmekte, bireyin gelecekteki sosyal, politik ve ekonomik rolü için gerekli becerileri kazandırmaktadır. Eğitim ve Öğrenme Günümüzde eğitimin birçok tanımı yapılmaktadır. Eğitim tanımlarını üç başlık altında toplamak mümkündür: 1. Sosyolojik tanımlar 2. Psikolojik tanımlar 3. Pedagojik tanımlar. Sosyolojik Tanımlar Sosyolojik bakış açısına göre; bireyin, içinde yaşadığı toplumda aktif yer edinmesi için hazırlanması ve toplumsallaştırılması gerekmektedir. Bu açıdan eğitim; toplumsal yaşama uyum için kültürel norm ve değerleri genç kuşaklara aktarmanın, onların fiziksel, düşünsel ve ahlâkî gelişimlerini oluşturmanın ve toplumsal hareketliliği gerçekleştirmenin aracı olarak tanımlanabilir (Gökçe, 2000, s.125). Sosyolojik tanımlar, çocuğu toplumun yeni bir üyesi olarak görür ve eğitimi çocuğun toplumsallaşma süreci olarak ele alır. Toplumsallaşma, kısaca çocuğun içinde bulun- 4 Eğitim Bilimine Giriş
Doç. Dr. Ahmet Eskicumalı duğu topluma uyum sağlaması, toplum kurallarını, değer yargılarını, örf ve adetlerini, kısaca toplumun kültürünü öğrenmesi ve benimsemesi olarak açıklanabilir. Eğitim yoluyla çocuk, mensubu bulunduğu grubun diğer üyeleri ile nasıl ilişkiler kuracağını, toplum içinde nasıl davranacağını, toplumun üyelerinin ondan beklentilerinin neler olduğunu öğrenerek toplumun bir üyesi olur. Bu konu ile ilgili birkaç tanıma yer verecek olursak: Eğitim, yetişkin nesiller tarafından sosyal hayata henüz hazır olmayanlara uygulanan her türlü tesirlerdir. (Durkheim) Eğitim, bir cemiyette, yetişmiş neslin, henüz yetişmeye başlayan nesle, fikirlerini ve hislerini vermesidir. (Gökalp) Eğitim, bireysel ve toplumsal hayatı biçimlendirmek, düzenlemek ve denetlemek amacıyla, bireysel ya da toplumsal deneyimlerin bilinçli aktarılmasıdır. (Braidwood) Eğitim, toplumun kültür mirasının genç kuşaklara aktarılmasıdır. (Kanat) Eğitim, çocukları ve gençleri toplumsal hayata hazırlamaktır. (Dewey) Psikolojik Tanımlar Bu tanımlarda eğitimin sosyal yönü veya toplumun birey üzerindeki etkilerinden daha çok, bireyin kendisi ön plâna çıkarılmaktadır. Eğitim, insanın kendisi olmasında, kendisine dayanmasında, kendisiyle tutarlı, diğerleriyle birlikte ve diğerleri için olmaya yönelmesinde etkin bir araç olma özelliği taşır. Bu bağlamda eğitim, dengeli bir kişilik oluşumunun gerçekleştirilmesinde, doğuştan gelen yeteneklerin geliştirilmesi ve yenilerinin kazandırılmasında en önemli araç olarak görülür (Gökçe, 2000, s.126). Psikolojik tanımlara örnek olarak aşağıdaki ifadeler gösterilebilir: Eğitim, "insana en iyi olgunluğu vermektir." (Eflâtun) Eğitim, "insanda bulunan gizli bütün kabiliyetlerin geliştirilmesidir." (Kant) Eğitim, "tabiatımızı mükemmelliğe yaklaştırmak için gerek kendimizin, gerek başkalarının bizim için yaptığı her şeydir." (Stuart Mill) Eğitim, "bireyin bedenî, zihnî ve ahlâkî kabiliyetlerini ahenkli bir şekilde geliştirmektir." (Danzel) Eğitim, "çocukları yetiştirmek ve insan yapmak sanatıdır." (Rousseau) Eğitim, "bireyin yeteneklerini belli bir süreç içinde ulaşabileceği en üst düzeye kadar geliştirmektir. (Hall) Eğitimin Temel Kavramları 5
Pedagojik Tanımlar Pedagojik tanımlar, çocuğu ya da genci, belli amaçlar doğrultusunda yetiştirmek olarak kabul ederken; eğitimi bireyin davranışlarında istenilen değişikliklerin meydana getirilmesi için kasıtlı ve plânlı olarak oluşturulan düzenlemeler ve yaşantılar olarak görürler. Bu tanımlardan bazıları şunlardır: Eğitim, kişinin toplumsal yeteneklerinin ve en uygun kişisel gelişiminin sağlanması için, seçkin ve kontrollü bir çevreyi ve okul etkinliklerini içine alan sosyal bir süreçtir. (Varış, 1988) Eğitim, "bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir. (Ertürk, 1972) Yukarıdaki tanımların içeriklerinin birbirinden oldukça farklı olduğu hemen göze çarpmaktadır. Örneğin; sosyolojik tanımlar, "eğitimi sadece bir toplumsallaşma ve mevcut kültüre uyum süreci" olarak görürlerken; psikolojik tanımlar, "bireyi toplumdan bağımsız olarak ele alarak, eğitimi onların doğuştan var olan yeteneklerini en üst sınırına kadar geliştirmek" olarak tanımlamaktadır. Pedagojik tanımlar da, eğitimi "bir davranış değişikliği süreci" olarak ele almaktadır. Elbette kusursuz bir eğitim tanımı yapmak oldukça güçtür. Ancak şöyle bir tanım yukarıdaki görüşleri bütünleştirici bir rol oynayabilir. Eğitim, bireyin kişisel yeteneklerinin toplumun kültür ve değerlerine uygun olarak geliştirilmesi ve onların gelecekteki toplumsal ve meslekî rollere hazırlanması için girişilen çabalar bütünüdür. Başka bir deyişle eğitim, bireysel gelişim ve sosyal yeterliklerin kazanılmasına yönelik bir eylem olarak, insana kendi içsel doğasını gerçekleştirmeye çalıştığı süreçte, zihinsel, bedensel, duygusal ve toplumsal bir takım yetenekler, davranışlar ve bilgilerin kazandırılması yönündeki etkinliklerin tümüdür (Gökçe, 2000, s.125). Dolayısıyla eğitim; "bireyleri, doğayı denetleyecek, değiştirecek ve üretim yapabilecek biçimde yetiştirme; bireylerin doğal olgunlaşmalarını arttırma ve bu özelliği göstermelerini sağlamak amacıyla davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme süreci" olarak tanımlanabilir (Ertürk, 1972). Sonuç olarak eğitim, mevcut toplumsal ve kültürel değerlerin genç kuşaklara aktarıldığı bir süreç, zihinsel gelişim, kişilik geliştirme, meslekî yetiştirme, bireyleri teknolojik becerilerle donatma ve toplumsal-siyasal sistemi sürdürme çabası olarak tanımlanabilir. Öğretme, Öğretim ve Öğretmen Öğrenme, yaşantı ürünü kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlanır. Birey aile, çevre ve okulda doğduğu andan itibaren birçok bilgi, beceri, tutum ve değerleri öğrenir. Bu öğrenmelerin bir kısmını bireyin başkasının yardımı olmadan kendi 6 Eğitim Bilimine Giriş
Doç. Dr. Ahmet Eskicumalı çabası ile öğrendikleri oluşturur. Örneğin; bireyin kendi kendine yaptığı bir eylem ya da çevresiyle kurduğu bir etkileşim sonucu elde edinilen yaşantılar, kendiliğinden gerçekleştirilen öğrenmelerdir. Hepimiz günlük hayatımızda deneme-yanılma yoluyla veya tecrübelerimizle birçok şey öğreniriz. Doğduğumuz andan itibaren ağlayarak isteklerimizi yerine getirebileceğimizi öğreniriz. Çevremizdeki nesneleri duyu organlarımızı kullanarak keşfetmeye çalışırız. Bizim dışımızdaki insanların davranışlarını gözlemleyerek ve taklit ederek toplum içinde hangi davranışları yapıp hangilerini yapmayacağımıza karar veririz. Ancak, bazı öğrendiklerimizde, başka bir kişi ya da kişilerin varlığı söz konusudur. Yönlendirilmiş öğrenme adı verilen bu tür öğrenmeler başka birinin yardımı olmadan gerçekleşemez. Aile içinde anne ve babalar, ağabeyler ve ablalar, akran grupları; okulda öğretmenler bireyin öğrenmesini sağlayacak ortamı yaratan, bireyin öğrenmesine yardım eden ve en önemlisi bireyin öğrenmesini sağlayan vasıtalardır. Bunlara kitap, dergi, TV, internet ve bilişim teknolojileri gibi kitle iletişim araçlarını da dâhil edebiliriz. Birey kitap, dergi, TV ve elektronik ortamda yer alan birtakım yazılı ve görsel semboller yardımıyla da öğrenebilir. Öğretme, kısaca öğrenmeyi kılavuzlama ve sağlama faaliyetleridir. Öğrenme, bireyin kendi kendine yaptığı bir eylem ya da yaşantı sonucu kendiliğinden meydana gelebilir. Ancak, öğretme bilinçli ve amaçlı bir etkinliktir. Öğretme faaliyetleri bireyde istenilen davranış değişikliklerini meydana getirebilmek amacıyla önceden tespit edilmiş amaçlar doğrultusunda yürütülür. Öğretme işinin plânlı ve programlı olarak yapıldığı kurumlar okullardır. Okullarda yapılan plânlı, kontrollü ve örgütlenmiş öğretme faaliyetlerine öğretim adı verilir (Erden, 1998, s. 20). Öğretim, bireyin yaşamı boyu süren, eğitimin okulda yürütülen plânlı ve programlı kısmıdır. Öğretim, eğitimden daha dar kapsamlıdır; eğitim gibi sürekli ve çok boyutlu değildir. Eğitimde, bilgi dâhil her türlü yaşantı üzerinde durulur. Bu yaşantılar, kendiliğinden öğrenilmiş ya da rastlantısal olabilir. Rastlantısal yaşantılar, eğitici olabilir ya da olmayabilir. Öğretim ise güdümlüdür, plânlıdır, programlıdır, desteklidir. Öğretimde öğrencinin öğretme ile ve onun sağladığı ortamla etkileşimi önem taşır ve bütün öğrenme yaşantılarının eğitsel olması esastır (Varış, 1994, s.13). Öğretim etkinliklerini formal eğitim kurumlarında yürüten uzman kişilere öğretmen adı verilir. Yukarıda da belirtildiği gibi toplumsal yaşantı içerisinde bireye öğretme etkinliği sunan birçok kişi ve gruplar vardır. Örneğin; aile içinde anne-babalar, büyükler, akranlar, yaşlılar ve deneyimli kişiler bu tecrübe ve bilgilerini informal bir biçimde çocuk ve gençlere aktarırlar. Bu kişi ve grupların hepsi öğreten konumundadır, ancak öğretmen değildir. Öğretmenlik, diğer öğreten kişi ve gruplardan farklı olarak bir uzmanlık gerektirir. Öğretmen olmak öğreten olmaktan oldukça farklıdır. Eğitimin Temel Kavramları 7