1970'LERiN BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BASıNı (1950-1970 YILLARl ARASINDAKİ GELİŞME, SAYıSAL ANALİz, GENEL TUTUMLAR VE DURUM) önder ŞENYAPill İmar ve İskan Bakanlığı Bölge Planlama Uzmanı Türk basını, son on beş-yimıi yıl içinde, büyük bir deişşim geçirdi. Her şeyden önce, geniş kitlelerce okwımaya başladı. Günlük gazetelerimiz yük. sek tirajlara ulaştı. Net satışlan 100.000'in üstüne çıktı. Aynca gazete sayısı da arttı. Nitekim, 1946 yılında Türkiye'de 194 gazete ve 332 dergi yayırnlanmışken 1946 seçimle:riiı.i takip eden 1947 yılında gazete sayısı 322'ye dergi sayısı da 379'a yükselmiştir. Bundan sonraki her yıl bir önceki yıla oranla yine yukardakine benzer artışlar olmuş ve 19S7 yılına rastiayan ilk onuncu yılda gazete sayısı 88S'e, dergi sayısı 549'a ulaşmıştır. Yirmi yıl sonra yani 1967 yılındaki durum ise 1099 gazete ve 112S dergidir ki, bu 1099 gazetenin 411'İ günlüktür.! Gazete sayısının ve satışlarının artmasını, çok kimse, Türkiye'de okuryazar sayısının artmasına bağlamaktadır.. Oysa, 19S0'de, TürJdye'de okumayazma bilenlerin tüm nüfusa oran % 33,6 idi. Bu oran, 19S5'te % 40,5; 1960'ta ~o 39,S; 1965'te ise % 48,7'ye yükselmiştir. Kuşku yok Iki, bu artışın gazete tirajlanna etkisi vardır. Ama, kabaca yaptığımız hesaplar, tiraj artışlannda, okuma-yazma bilenlerin sayıca artmış olmasının ötesinde bazı etmenlerin payı bulunduğunu ortaya koymaktadır. Şöyle ki, 19S0 yılında Türkiye'de toplam okuma~yazma bilenlerin sayısını 100 kabul edersek, I%S yılında bu değer, yaklaşık olarak, 21S'e yükselmiştir. Oysa, Tür.kiye'nin en çok satılan gazetesi Hürriyet, (yanlış hatırlamıyorsak), 1950'lerin ilk yansı aşıldıktan epeyce sonra 100 bin tirajın üstüne çıkmıştır. 19S0'lerin başında 3040 bin satabilen bir gazete «büyük» olarak niteleniyordu. 19S0'de en çok satan gazetenin 50.000 sattığını kabul etsek, bugiirn günlük net satışı 550.000'in üstünde olan bir gazetenin satışı, 1950 satış sayısı 100 ise, 1970'te 1100 olmuş deı Yusuf Tavus: BaslD Rehberl, Başnur Matbaası, Ankara, 1969, s. 256.
68 AMME İDARESİ DERGİSİ mektir. Görüldüğü gibi, okuma yazma bilenler sayısı 1oo'den ııs'e yükselirken, en çok satan gazetenin satışı 100 iken ll00'e yükselmiştir. Tiraj artışı, ya1mzca bir gazetede görülse, açıklamayı, gene, yalnızca okuma-yazma bilenlerin artışına bağlamak kolaylaşacaktır. Ancak, o yıllardan bu yana yayınını sürdüregelen, aynca, yayın hayatına yeni atılan birçok gazetenin de tirajı yükselmiştir. TÜRK HALKıNıN GAZETE OKUMA EG:tıiMI...ERl Gazetelerin satışını arttıran ana etmenin ne oldu~u tartışmaya geçmeden önce, halkımızın gazete okuma e~eri üstüne, yapılmış araştırmalardan yararlanarak, bazı bilgiler verelim. Bu bilgiler, gazetenin halk üstün de ne denli etkili bir araç olarak kullanılabildiğini, ya da kullarulabileceaini göstermesi bakımından önemli olduğu gibi, Türk gazetelerinin bu eğilimleri nasıl kullandığını göstermesi yönünden de, ilerdeki tartışmalarımız için cıe. ğer taşımaktadır. «...siyasal Bilgiler Fakültesi,Basın ve Yayın Yüksek Okulu üçüncü sınıf öğrencileri Prof. Dr. Neı:mm Abadan'ın yönetiminde Ankara'da yaptıkları «Radyo, basın ve televizyon» konusunda ki halkoyu yoklaması sonucunda, radyolarımızın halkın % 98'i tarafından dinlendiğini ve halkın % 89'uırıun da her gün gazete okuduğunu tesbit etmişlerdir. Yine 'bu yoklamaya göre, halkın % 39'utek bir gazete % s2'si birden fazla gazete okumaktadır. Öte yandan, PEVA (Pıiyasa Etüd ve Araştırma Bürosu)'nın 1967 yılında muhtelif devrelerde 8 büyük ilimizde yaptığı etüdlerden, İstanbul'da % 86; Ankara'da % 91; İzmir'de % 85,2; Adana'da % 71,8; İzmit'te % 83,8;. A.4aEı;ızarı'n4a % 90; Bursa'da % 90,8; ve Balıkesir'de halkın % 8s,9'unun gazete okuduğu anlaşılmaktadır. PEVA bu etüdlerinde gazete okuma nisbetinin şehirlerde da ha yüksek olduğunu, ancak kazalann da şehirlere kıyasla pek te farklılık göstermediğini, Marmara bölgesindeki 10 kazada gazete okuma nisbetinin % 85'1 bulduğunu ortaya koymaktadır. Köy. lerde ise şehir ve kazalarla kıyaslanamayacak bir durum mevcut tur.ıız Köylerdeki durumun ne olduğwıu ise bir başka araştırmadan yararlana rak inceleyelim 3 Köyde okuma-yazma bilenlere sorulan «Ne kadar sık gazete okursun?» sorusuna cevap verenlerden % 20,2'si hiç gazete okumadı~ı bildirmiştir. 2 Yusuf Tavus, a.g.e., s. 256-257. 3DPT-SPD Araştınna Şubesi, Toplum Yapısı Araştınna Grubu: Türk Köyünde Modernleşme Elllimleri Araştınnası- Rapor I, DPT Yayını, (Dr. Ahmet Tuğaç, İbrahim Yurt, Gill Ergil, Hüseyin T. SeviI), Ankara 1970, ss. 191-194.
1970'LERİN BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BASINI 69 Her gün gazeteokuyanların oranı ise % 13,l'rlir. Bu oranlar, gazete okumanın, hala bir şehirlilik lüksü olmaktan çıkmadı~ını da anlatmaktadır. Yapılan araştırma sonucu, gazete okuma sıklı~ı hakkında aşa~daki çizelge elde edilmiştir:. Köylülerln Gazete Okuma Sıklığı Karşılıklar Sayı % Hiç 418 20,2 Ayda bir ya da daha az 429 20,7 Birkaç haftada bir 222 10,7 Haftada bir 496 24,0 Birkaç günde bir 228 11,0 Her gün 271 13,1 Bilmiyen 4 0,2 TOPLAM 2068 100,0 Okuma yazma bilmeyenlerle, okuma-yazma bilip de hiç gazete okumadığını bildirenlere «Hiç gazete okuyaru. dinler misin?» sorusu sorulmuş ve şu cevaplar alınmıştır:. Gazete okuyanı dinliyorum diyenler % 48,8 Okuma-yazma bilmeyen ya da bildiği halde hiç gazete okumayan erkeklerden gazete okuyanı dinleyenler % 67,7 Okuma-yazma bilmeyen ya da bildiği halde hiç gazete okumayan kadınlardan gazete okuyanı dinleyenler % 39,5 O~uma~yazma bilip de hiç gazete okumadı~nı bildiren erkeklerden gazete okuyanı dinleyenler % 67,8 Okuma~yazma bilip de hiç gazete okumach~ı bildiren kadınlardan gazete okuyanı dinleyenler % 54,3 Köyde yaşayan halkın, ister okuma-yazma bilsin, isterse bilmesin, % 59,4' ünün günlük gazeteleri e temas halinde olduklan ortaya çıkmaktadır. Bölgelere göre gazete okuma sıklığı ise şöyle saptanmıştır:
70 AMME İDARESİ DERGİSİ Bölgelere Göre Okur YazarKöylülerin Gazete Okuma Sıklıp Bölgeler.~ ::t:~ N t:l t:l ~ ı:!.t!.~ t:l.:' ~ ::t:.t:::ı~.: ~.t:::ı -v') t:l t:l ~~.t!."l!::s ~ ::t:~~ E ~ ı.. cı,,", ] ~~ E ~ 1s.. cı f...,,,, ---~-------- Ege Bölgesi 15,8 17,6 66,6 100,0 Marmara Bölgesi 16,0 16,5 67,5 100,0 Gelişmiş BöL. Toplamı 15,9 17,2 66,9 100,0 Orta Kuzey Bölgesi 20,7 39,9 39,9 100,0 Akdeniz Bölgesi 30,9 23,5 44,7 0,9 100,0 Karadeniz Bölgesi 13,4 29,8 56,8 100,0 Orta Güney Bölgesi 19,0 38,0 42,9 100,0 Orta Derecede Gelişmiş Bölgeler Toplamı 20,4 32,9 46,4 100,0 Doğu Kuzey Bölgesi 32,2 45,4 22,4 100,0 Doğu Güney Bölgesi 27,7 45,4 26,0 0,9 100,0 Orta Doğu Bölgesi 18,0 48,1 33,9 100,0 Az Gelişmiş Bölgeler Toplamı 25,2 46,5 28,4 0,2 100,0 GENEL TOPLAM 20,2 31,5 48,1 0,2 100,0 Görüldüğü gibi, okuma-yazma bilen köylülerin gazete okuma sıklığında bölgeler arası açık farklılıklar vardır. Özellikle sosyo-ekonomik yönden geliş miş bölgelerinköylülerinden haftada bir ya da daha çok gazete okuyanla rın yüzdesi öteki bölgelerden daha yüksektir. Bu farklılı~n nedenleri, gelişmiş bölgeler ulaşma olanaklarının bolluğuna, kentle ilişkinin çokluğuna, dolayısıyle köye sık gazete gelmiş olmasına ve son olarak dışa açılmanın yoğunluğuna koşut olarak ülke çapmdaki olaylara daha çok ilgi duyulmasına bağlıdır. Köylülerin gazete yazıları arasında bir seçme yapıp yapmadıgını anla mak üzere sorulan «daha çok hangi çeşit gazete yazılarını okursun?» sorusu na verilen karşılıklardan çıkan sonuçlar şöyledir:
1970'LERİN BAŞINDA SAYlLARLA TÜRK BASıNI 71 Hepsini % 17,6 Yurt haberlerini % 35,0 Dünya haberlerini % 11,7 Cinaı haberleri % 12,9 Makaleleri % 6,0 Dinsel yazıları % 4,0 Tefrika ve Röportajları % 2,9 Spor haberlerini % 4,3 Başka yazıları % 4,3 TOPLAM (LAı 100,0 Köylülerin gazete yazıları arasında seçme yaptıkları ve çoğunluğun yurt haberlerini okudukları anlaşılıyor. Ancak, yurt haberlerinin geniş bir kapsamı bulunduğu, sosyal, ekonomik ve siyasalolaylara değgin haberlerle birlikte magazin türündeki haberlerin de yurt haberleri başlığı altında toplandığı bir gerçektir. Gazetelerimizin yurt haberlerine ne ölçüde yer verdiklerini ileride göreceğiz. Türkiye'de çıkan bellibaşlı gazetelerden hangilerinin köylülerce daha çok okunduğu konusunda yapılan soruşturma sonunda ise şu bulgular elde edil miştir: Hangi gazete olursa olsun % 13,2 Hürriyet % 31,8 Tercüman % 12,8 Cumhuriyet % 12,4 Milliyet % 5,9 Akşam % 5,1 Ulus o' /0 2,3 Adalet %ı 2,0 Ötekiler % 11,8 Köylerde de en çok okunan gazetenin Hürriyet olduğu gözlenmektedir. GAZETELERiMiziN SATıŞLARı Bugün Türkiye'de net satışı 50.000'in üstünde olan 8 adet günlük gazete vardır. Bu gazetelerden birinin net satışı 5OO.000'in üstündedir: üç gazetenin 200.000'in, iki gazetenin ıoo.000'in, iki gazetenin ise 50.ooo'in üstünde net satışı bulunduğu Basın tum Kurumu'nca resmen açıklanmaktadır. Kurumun açıklamalarına göre, 1970 yılının ilk dört ayında gazetelerin günlük ortalama net satışlarında izlenen gelişmeler ve 1969 yılı ağustos ayındaki durumları aşağıda gösterilmiştir.
72 AMME İDARESİ DERGİSİ 1 970 Ağustos Ocak Şubat -- Mart Nisan ----._-,-- 1969 Hürriyet 585.067 563.619 560.031 560.350 656.370 Saklambaç 287.135 271.603 266.890 277.067 229.754 Günaydın 223.493 249.188 279.273 294.583 200.814 Tercüman 214.737 211.857 232.560 210.664 178.308 Milliyet 184.866 182.157 188..859 186.360 154.127 Cumhuriyet 106.943 105.181 110.035 103.387 93.732 Akşam 56.118 64.831 52.491 47.141 70.034 Yeni Asır 45.526 45.894 47.038 54.607 40.444 Yeni Istanbul Açıklanmasına izin vermemektedir. 65.216 Son Havadis 36.983 37.721 39.848 39.646 41.374 Bugün 25.548 26.036 26.111 26.312 35.791 Ulus 15.902 18.088 15.401 16.096 16.640 Dünya 13.324 13.511 14.164 13.817 13.508 Zafer 11.830 11.084 11.501 11.339 7.771 B. Sabah 12.659 11.015 11.921 11.055 15.804 Yeni Gazete 10.594 10.129 13.287 11.176 11.644 Şimdi, gazetlerimizin satışlannı nasıl artırdıkları sorusunakarşılık bul mağa çalışalım:. 1950'ler «Babıali Basını»nda yeniden biçimlenme.hareketlerinin ilk görüldüğü yıllardır. Uzun yıllar süregelen klasik gazetecilik anlayışı, 1950'lerde yerini yeni bir anlayışa bırakmağa -başlıyordu. Klasik anlayış, kabataslak anlatılmağa çalışılırsa, halkı bir fikir çevresinde toplamak; bir fikrin, bir görüşün yayılmasına çalışmak; hir davayı savunmak, savaşını yapmak diye tanımlanabilir. Bugün, yüksek tirajiı gazetelerin hu anlayıştan tümüyle sıynldıklan söylenebilir. Eski anlayışın bugünkü asıl uygulayıcılan, «Ana dolu Basını» diye anılan yersel gazetlerdir. Geniş kitlelere seslenen yüksek tirajlı gazeteler, halka benimsetilecek fikirlerle uğraşmak yerine, doğrudan doğruya halki konu edinmek Hkesini öne almışlardır. Gazetelerimizi içerikleri yönünden ele aldığımızda, bu anlatırnın ne derneğe geldiği iyice açıklığa kavuşacaktır. Burada özetle belirtmek gerekirse, Türkiye'de gazetecilik, 20 yıl öncelerinden, halkı uyarmak, aydınlatmak görevini ıbir yana hırakarak, kara dönük bir tutumu benimsemek yolunda nk adımlan atıyordu. Babıali'de eiiilerde benimsenmeye başlayan yeni gazetecilik anlayışı, İngiltere'de 1900'lerde uygulamaya sokulmuştu. «İngil. tere'de ıo. Yüzyılın başına kadar giinlük gazeteleri ancak orta sınıf alabiliyor ve okuyabiiiyordu. Günlük gazete alacak paralan olmayanlar için pazar günleri haftalık gazeteler çıkıyordu. Bütün gazeteler a~rbaşiılığı iletanınmış 'The Times' gazetesini taklit etmeye çalışıyorlardı. Oysa 1870 yılında çıkan Ilk Öğretim Mecburiyeti Kanunu sonucunda 1900 yılı içinde orta yaşlı okuma yazma bilenlerin sayısı büyük çapta artmıştı. (...) Manchester şehrinde George Newness adında bir tuhafiyecinin aklına günün
1970'LERİN BAşıNDA SAYILARLA TÜRK BASINI 73 birinde bir dedikodu dergisi çıkarmak geldi. Bu fikrini hangi gazeteciye söylediyse gülüp geçti. Ama Newness biriktirdiği parayla 'Tits-Bits' adlı bir dergi çı,karttı. Az okumuş, yanm yamalak bilgisi olan halkın anlayabileceği bir dergiydi bu. Üç ay içinde derginin satışı 900.0QO'e çıktı ve Newness zengin oldu.» «Bunu gören ve sonradan Lord Northscliffe admı alan Alfred Harmsworth adında biri bu dergiyle rekabet etmek üzere 'Aııswers' adında bir dergi çıkarmaya başladı. (...) Bu dergiyle para kazanan Northcliffe sonradan Dail Mail'i çıkarmaya başladı. Gazetenin başlığında şu yazı vardı: 'Yarın peniye bir penilik gazete', 'İşi çok olanın gazetesi'». «Aslında Daily Mail birdenbire bugünkü anlamında bir kitle gazetesi olamadı. Ancak otuz yıl sonra Daily Mirror tam istenilen örneğe uydu. Northcliffe başlangıçta uzun bir süre işçi s ınıfıyle ilgilenmedi. Daha çok memurlara, küçük esnafa, kalkınma sayesinde hızla gelişen aşağı orta sınıfa seslenmeye çalışıyordu. Daily Mail'de uzun hikaye ve uzun yazı yoktu. Başka gazetelerde sütunlar tutan parhlmento görüşmeleri bir iki satırla geçitiyoreıu. Ayrıca bunlara heyecanlı bir hava da verilmekteydi. Onlü adamlara ve kadınlara ait dedikodulara uzun paragraflar ayrılmıştı. Gazete halk fikirleriyle değil, halkın kendisiyle meşgul olmayı prensip edinmişti. Spor ve at yanşlarıyla ilgiliydi. Northcliffe'in gazetelerinde kadın modasına, yeni tuvaletiere, yemek pişirme usullerine öteki gazetelerden çok yer veriliyordu.}} «Dail Mail'in getirdiği yenilik yalnızca yeni okumaya <başlayan halka seslenmesinden ibaret değildi. Northcliffe aynı zamanda halkın ilgisinden ticari bakımdan yararlanmayı da düşünmüştür. Gazetelerin sahipleri eskiden ya belirli aristokrat aileler ya da siyasi partilerdi. Daily Mail ise bir sabun ya da konserve fabrikası gibi hisse senetleri olan ticari bir teşebbüstü. Kardan başka amacı yoktu. Bu yüzden Handan azami derecede yararlanmaya bakıyordu. Artık gazete satışının artması bir tikrin yayılması için değil, çok ildn almak için gerekliydi. İlan almak için gazetenin sürümünü artırmak, sürümü artırmak için de fiyatı son derece düşük tutmak gerekiyordu. İlfm fiyatları bin okuyucu başına bir santim olarak hesaplanıyor, böylece okuyucunun parasını ilan sahibi ödemiş oluyordu.»4 Daily Mail'in başlattığı çığırın nasıl bir gelişme gösterdiği, nasıl yayıldiği hakkında ise Lord Francis-Williams şunları yazıyor. 5 «Mecburi eğitim görmüş halkın aradığı bilgiyi halka kolayca vererek büyük kazançlar sağlayan, böylece çok satış yapan bir gazeteden yararlanarak piyasaya fazla miktarda ucuz mal sürmek isteyenlerin ilanlanndan azami gelir elde eden Daily 4 Lord Francis-Williams:..Modern Gazetecilik», 20. Yüzyıl Tarihi, ss. 103-4. s Lord Francis-Williams: «Modern Gazetecilik», 20. Yüzyıl Tarihi, ss. 103-4.
74 AMME İDARESİ DERGİSİ Mail gazetesi modern halk gazeteciliğinin 6 babası oldu. Çok satış yapmak isteyen her gazete sonradan hep onu taklit etti. Kitle basını Amerika'da bambaşka yoldan gelişti. Hearst, New York Journal gazetesini çıkardığı zaman Amerika'da herhangi bir geleneği yıkmış değildi. Çünkü Amerika'da zaten hal ktan ayrı bir gazetecilik yoktu. Hearst'in getirdiği yenilik şehir halklarının sömürülmesi metodunda olmuştur. Amerika'da eskiden beri korkunç ve kavgacı bir gazetecilik vardı. Chicago ve Batı bu çeşit gazeteciliğe aitbinlerce hikaye ile doluydu. Ama Hearst, gerek satış rekoru ve gerekse gazete sahibi olmanın sağladığı güçten yararlanma bakımından bütün eski Amerikan gazetelerini gölgede bıraktı.. Hearst, kalabalık şehirlerin pis mahallelerinde yoksulluk içinde yaşayan yarı okumuş, az eğitilmiş halkın gazetelerden, hayatının kendisin~ değil hayatından daha güzel, daha başka bir şeyi beklediğini anladı. Halka her sabah dünyanın en güzel eğlenceler.ini sundu: «arıkası var»lı komediler, siyası skandallar, seks, aile faciaları, işitilmemiş olaylar vb. verdi. Bunu yapmakla büyük satışı olan bir gazetenin halkı nasıl istediği yola sürük leyebileceğini de göstermiş oldu. Hearst'in bu politikası yalnız İngiltere'deki gazeteler için değil, bütün dünyadaki gazeteler için örnek oldu. Böylece Hearst modern gazeteciliğin başlıca babası oldu.» Yeni ilir gazete ve bu gazeteyi yaratan yeni gazetecilik anlayışı, elbette, bağımsız olarak ortaya çıkan olgular değildi. 20. Yüzyıl başında toplum büyük bir değişime uğramıştı ve değişmenin yarattığı ortam yeni anlayışın ve bu anlayışın ürünü olan gazetenin tutunmasına yararlı olmuştu. «Bugün bütün sanayileşen toplumlarda görülen durum, Londra'nın başına geçen yüzyılın içinde geldi. Şehirler birdenbire büyüdü ve toplum hayatına ağırlığını koymaya başladı. Eskiden kalma yerli taşra gelenekleri yıkılmaya yüz tuttu. Yüzyılın sonunda «,küıtürsüz halkın en bayağı duygularına» seslenmeye çalışan basın, halk üzerinde tehlikeli etkiler yaratmaya başladı. «Spor hastaları» arttı. Amatörlük ortadan kalktı. Kumann her çeşidi aldı yürüdü. Bütün bunlar yalnız o günlerin İngiltere'sinde değil, her gelişen toplum için de birer problem oldu (... ) Ama teknolojik yenilikler eski toplumun kalıplarını kanunlardan ya da gümrük tarifelerinden daha çabuk yıktı. Nitekim «kitle pazarı» ı. Dünya Savası'ndan sonra,kullanılmağa başlayan «halkla ilişki» ve (ckitle kültürü» kelimelerinden önce ortaya 6 «... 20. Yüzyılın başında yaşayan insanların çoğu hala «düşük kültür» seviyesindeydi. Geleceğin farkında değillerdi. «Modern» ve «yeni» kelimelerini, «modern sanat», «modern ahlak», «modern din» ve «modern hayat» terimlerini kullanıyorlardı; ama, bu «modern"li~n ne olduğunu henüz bilmiyorlardı, «iyi bir şey» olup olmadığını da kestiremiyorlardı». Asa Briggs, «Avrupa'da Kitle Toplumu», 20. Yüzyıl Tarihi, s. 108.
76 AMME İDARESİ DERGİSİ larını, beş santimde en azından iki paragraf bulundurmalarını tavsiye etmektedir. Bütün eleştirilere rağmen kitle toplumu İngiltere'de gelişti, bütün dünyaya yayıldı. Reklam gelirleriyle beslenen basın, ticarı amaçlarla yönetilen,bir kültür bu piyasayı genişletti. (... )»7 Yukarıdaki satırlarda öne sürülen koşulların 1950 yıllarında Türkiye'de de geçerli olmağa başladığı bilinmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, özellikle 1950 yılından sonra, ülkemizde, kentleroe yaşayan nüfusun (LO.OOO den çok nüfusu olan yerleşmeler kent olarak alındığında) toplam ülke nüfusuna oranla hızla arttığı görülmüştür. 1950 yılına dek % 18 çevre. sinde seyreden bu oran, 1955 yılında % 22,1, 1960 yılında % 26,1, 1965 yılında % 29,5, 1970 yılında % 33'e ulaşmıştır. Makinalaşmadan doğan topraktan kopma olayı, toprak mülkiyetindeki kutuplaşma, yoğun tarım (entansif tarım) yöntemlerinin uygulanmasına geçilmesi ve bir de hızlı nüfus artışı Türkiye' de kırdan kente akan nüfus selini kabartmıştır. 8 Böylece, «kitle toplumu ka pita1isti>min aradığı «geniş ve kalabalık bir kent» ve «kent nüfusunun gittikçe artması» koşulları gerçekleşmeğe başlamıştır. Asa Briggs'in değindiği, 1914 Manchester'inde sekiz kişiye bir sinema koltuğu düşmesi gibi bir örnek vermek ve Tür,kiye'nin yukarda anlatılmağa çalışılan süreçe -benzer bir süreç içinde bulunduğunu göstermek İstersek, hızla büyüyen ve büyümesini aynı hızla sürdüren Anakara'daki sinema sayısı üstünde durabiliriz: 1953 Ankara İmar Komisyonu Raporu'na göre, Ankara'da o yılda varolan sinema sayısı lo'dur. 1970 yılı Şubat ayında bu sayı 4O'ı bulmuştu. Bugün ise 47'dİr ve açılmak üzere olanlarla 50'yi bulacaktır. 9 Yeni kapitalistin gerçekleşmesini istediği ikinci koşul halkın bol para sarfetmesi, öteki bir deyişle, toplumun «tüketici» niteliğinin güçlenmesidir. Türk toplumunu bir tüketici toplum durumuna getirmek yolunda ilk önlem ler (tedbirler) de 1950'lerin başlagıcında alınmıştır, - ya da alınması düşünülmüştür. 14 Mayıs 1950 seçimleri ile iktidara gelen Demokrat Parti'nin ilk Hükümet Programında şu tümcelere rastlanınaktadır: «... Geniş halk: tabakalarını sıkan ve İstihsal hayatını baskı altında tutan bir takım vergilerden tenzilat yapmak suretiyle kazancı dar olan vatandaşları ve istihsal hayatını terahlığa kavuşturmak lüzumuna kaniiz...»10 Böylece devlet, hem özel girişimi özendirmek (teşvik etmek), hem de özel girişim eliyle üretilecek mal ve hizmetlerin daha çok tüketilmesini sağlamak amacıyle, gerek işletmelerden, gerekse vatandaşlardan aldığı vergi 7 Asa Briggs: «Kitle Toplumu», 20. Yüzyıl Tarihi, ss. 105-8. s Konu hakkında geniş bilgi için bkz: Türldye'de Kentleşme, (Ö. Şenyapılı, M.B. Kıray, C. Talas, C. Geray, R. Keleş, i. Tekeli, M. Doğan, O. G. Arınangil, M. Çapar'dan oluşan Komİsyon Raporu), Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yayını, Ankara, 1971. 9 Önder ŞENYAPıLı' «Ankara 70», Mimarlık 70-3, s. 26-44. LO Kazım ÖZTüRK. Türldye Cumhuriyeti Hükümetleri ve Programları, Ak Yayınları, İstanbul, 1968, ss. 354 5.
1970'LERİN BAşıNDA SAyıLARLA TÜRK BAsıNI 75 çıkmıştı. Fikir ve eğlence pazarları kurulmadan önce çay ve et pazarları kurulmuştu. 19. Yüzyılın sonuna doğru İngiltere'ye dışarıdan getirtilen yiyecek maddeleri halkın eline daha çabuk varmağa başlamıştı. Büyük mağazalar kurulmuş, fiyatlar düşmüş, halkın alım kabiliyeti bir bakıma yükselmişti. Kitle toplumunun kapitalist eski kapitalistten farklıdır. Eskidenkapitalistler kazandıkları paraları biriktirmekle zengin olurlardı, halbuki ıkitle toplumunun kapitalisti bu ıkadar dar görüşlü değildir. Hayali geniştir. Malını satacak pazar bulamazsa pazar yaratır. Ve elbette ki elverişli ekonomik ve sosyal durum 18.1' olmazsa başarı sağlayarnayacağını da bilir. Bu elverişli durumlar nelerdir? Önce geniş ve kalabalık bir şehir. Sonra şehir l1üfusumm gittikçe artması. Çünkü perakende ticaretin ve eğlence fırsatlarının çoğunu bu geniş ve kalabalık şehir yaratacaktır. Örneğin nüfusu en kalabalık olan Manchester'de 1914'de sinemalarda sekiz kişiye bir sandalye düşmesi rastlantı değildir. ııkinci olarak, halkın bol para sarfetmesi gerektir. Üçüncü ve aynı derecede önemli olarak, emekçi halkın çalışma saatleri bazen kamınlarla, bazen toplu sözleşmelerle azaltılmalı, emekçilerin boş saatları artrnalıdır. Dördüncü olarak da, iş yerlerinden evlere dönmek ucuz ve kolayolmalıdır. Beşinci olarak, evde, büroda, tatil günlerinde, eğlencelerde ve fabrikalarda durmadan yenilikler yapılmalıdır. Altıncı olarak, reklama sarfedilen para ve reklam hacmi, sigara sarfiyatı, tren, vapur ve otobüs için harcanan para boyuna artmalıdır. Bu sosyal etkenlerin çoğu birbirine bağlıdır. Örneğin, rekla (na bu kadar çok para harcanmazsa, büyük tirajlı ucuz gazeteler olamazdı. Perakendeciler göz alıcı vitrinler yapmasını öğrenmeselerdi geniş çapta satışlar mümkün olmazdı. Daktilo makinesi ve telefon olmasaydı, bu -karışık işlerin içinden çıkılamazdı... İş adamlarınınhepsi «kavgacı ve cahil» İnsanlar değillerdi. Yüzyılın başında, «birkaç bin kişinin lüksü halindeki maddeleri gelecekte bütün halkın ihtiyaç duyacağı maddeler haline getirmek» isteyen iş adamları olduğu gibi, «kitle toplumu»nda «kalite»nin düştüğünden yakınan yazarlar vardı. Örneğin George Gissing adında bir romancı 1891 yılında yayın işini bir ticaret, okuyucu kitlesini de bir pazar sayan yayınevlerinden. yakınmıştı. Yazar, New Grub Street adındaki piyesini «çeyrek eğitim görmüş» olanlar İçin yazdığını şöyle anlatır: «Yani bunlar, devlet okullarında okuyup yazmayı şöyle böyle öğrenmiş, ama dikkat lerini bir yere devamlı olarak toplamaktan aciz, büyük bir genç kuşaktır. Bu çeşit insanlar tranlerde, otobüslerde, tramvaylarda meşgulolacak bir şeyler isterler. Pazar günleri çıkan dergilerden ya da ilavelerden başka bir şeyle ilgilenmezler. Bü tün istedikleri şey ucuz, kolay, hap gibi bilgiler, hikayeler, kısa sözler, biraz istatistik, biraz ltokkabazlıktır.» Bütün bunları göz önünde tutan yazar, öteki yazarlara uzun makale yazmama
1970'LERİN BAŞıNDA SAYlLARLA TÜRK BASıNı 77 lerden vazgeçeceğini açıkça duyuruyordu. Amaç ulusal geliri artınnaktı. Ve bu artışın özel kesime ağırlık verilerek sağlanması temel düşünceydi. ll 11 Başbakanı Adnan Menderes, 29.5.1950 günü Büyük Millet Meclisi'ne sunduğu Hükümet Programında şöyle konuşuyordu: «Eski iktidarın tek parti hakimiyetinde ifadesini bulan siyasi görüş ve kanaatleri onun iktisadi ve mali politikasına da aksetmiştir. Vatandaş yalnız devletin siyasi ve idari hükmü altında bulundurulmakla iktifa olunmak istenmemiş, onu iktisadi sahada da nüfuz altında tutmak temayülüne göre hareket edilmiştir. Böylece, zamanla müdahalecl kapitalist, bürokratik ve inhisarcı bir devlet tipi ortaya çıkmıştır. Bu tip devletin; masrafları mütemadiyen artırarak memleketi borçlanma yoluna sokmuş olmasını ve iş istihsal hayatını kısırlaştıram iktisadi kaynaklarımızın gelişmesine engelolmuş bulunmasını tabii görmek lazımdır. Hal böyle olunca, iktisadi ve mali düşüncelerimize göre hükümetimizce takip edilecek yolu şu dört esasta ifade etmek mümkün olacaktır: 1- <..J 2 - İktisadi cihazlanmamızı süratlendirmek. Bu maksatla: A) <...> B) Hususi teşebbüsün kendlni hukuki ve filli emniyet altında hissetmesini satlayacak bütün tedbirlert almak. ve onun süratle gellşmeslne yardım etmek, C) Memlekette mevcut sermayenin istihsale akmasını kolaylaştırmak, Ç) Yabancı sermaye ve tekni~inden geniş ölçüde faydalanabilmenin şartlarını tahakkuk ettirmek ve icaplarını yerine getirmek. 3 - e.> 4 - İstihsal hayatını devletin zararlı müdahalelerinden ve her çeşıt bürokratik engeııerden kurtarmak. Yukarda dört madde içinde toplamaya çalıştı~ımız esasların bütün hükü met şubelerine taalluk eden çok mühim ve çok çeşitli tedbirlere ihtiyaç göstere ceği şüphesizdir. Şimdiye kadar verdiğimiz İzahattan anlaşılmış olacaktır ki, iktisacii ve mali göruşlerlmlzln esası bir taraftan devlet müdahalelerini asgariye indirmek, di ler taraftan Iktisadi sahada devlet sektörünü mümkün olduğu kadar daraltmak ve buna emniyet vermek suretiyle hususi teşebbüs sabasını mümkün olduju ka dar genişletmek diye ifade olunabilir. Bu esasların takibinden do~acak ilk neticelerden biri devlet tesis ve Işletmecflltlnl tabiatı ve mahiyet icabı olarak yalnız ve,v$llnız hususi teşebbüs ve sermayenin hiç bir suretle ele alamayacalt Işlere ve bır de aynı zamanda amme hlzmetl mahiyetinde olan Iktisadi Işlere hasretmek olacaktır. Çünkü bize göre hususi mülkiyet ve şahsi hürriyete dayanan bir iktisat rejiminde, Iktisadi sahanın asıl olarak ferde veya şırket halinde hususi teşeb. büse alt olması lazımdır. Devletin dojn.tdan dojn.tya iktisadi teşebbüslere g1rişmesl, Dizım veya murakabecl olarak Iktlsadi sahada üzerine vazifeler alması ancak bir Istisna teşkd. etmell ve ancak kati zaruret haline lnhlsar etmendir. Bundan böyle amme karakterini haiz olmayan sahalarda işletmeclllie geç. meyeceğlmlz gibi muhtellf sebepler altında kurulmuş olan işletmeleri, amme hiz meti gj~-:,en ve ana sanayle taalluk edenler hariç, muayyen bır plan dahilinde elve rişli şartlarla peyderpey hususi teşebbüse devretmeye çalışacatıı... TIcari sahada Iç ve dış şartlann müdahaleyi zorlamadıitı hallerde ışı serbesı. ve nonnal kaldelere bırakmak asılolacaktır.... 'T~k~i' ~~~~~~~da asıl söyliyeceklerimiz, bir vergi olmak hedefini çoktan aşmış bulunan devlet lnhl8arcılıtını asgari hadde Indirmek kararındayız. Memleket ekonomisinde bır taraftan müstahsul diğer taraftan müstehllkl yakından alakadar eden bu konuların Işletilmesinde mücerret devlet elinde bulunmaktan dopıı ve husu8i teşebbüslere yer vermlyen veya onlara üstün tutulan zihnlyetln sona erditın1,imdiden açıklayabulriz. Bunlardan hangilerinin do~rudan doğruya husus!
78 AMME İDARESİ DERGİSİ 1950'lerde Türkiye «kitle toplumu» özelliklerini kazanmağa başladı. Bugün, gittekçe kalabalıklaşan kentlerimizin yanı sıra, «halkın bol para sarfetmesi» ilkesi de gerçekleşmiş görünmektedir. Örneğin, Türkiye'de «her hafta futbol yüzünden LO milyon liralık ekonomik hareket doğmaık.tadır».u 67 ilin 4Tsinden ve 10 ilçeden Türkiye liglerine katılan 88 takımdan 44'ü her hafta ya:klaşık olarak 20 bin,km. yolkatederek, başka bir kentte maç yapmağa gitmektedir. Takımlarmı yalnız bırakmak istemeyen taraftarlar da, otobüsler, özel trenler kiralayarak takımlarının gezisine katılmaktadır. Yapılan hesaplara göre, her hafta ortalama 30.000 kişi 500 otobüsle takımlarının peşinde dolaşmaktadır. Kişi başma ortalama LO TL yol parası ödendiği kabul edilirse 300.000 TL'lık bir harcama ortaya çıkmaktadır. Yakın mesafedeki maçlar için trenle seyahat eden 10.000 kişinin ise kişi başına 15 TL ödediğ,i kabulüyle 150.000 TL harcadığı düşünülürse, futbol dolayısıyle haftalık toplam seyahat harcamaları 450.000 TL'sını bulmaktadır. Uzak kentlere gidenlerin geceleme ve yemek giderleri, kişi başma 30 TL'dan 900.000 TL tutmaktadır. Bu sayıların düşük tahminler olduğu da belirtilmektedir. 1968 yılı şubat ayınm 18. günü İstanbul'da oynanan Fenerbahçe-Eskişehirspor ma çma 30.000 EskişehirHnin geldiği kesin olarak saptanmıştır. Gene futbol dolayısıyle, her hafta 5 milyon liralıık Spor-Toto oynanmaktadır. Her hafta to to oynayanların sayısı, ortalama 1,5 milyon kişidir. Yılda 40-42 hafta oynanan Toto, 1%8-1969 döneminde 240 milyon liralık gelir sağlamıştır. Ayrıca, her hafta 450 bin kişinin futbol maçlarını izlediği, kişi başma ortalama 5 TL hesabı ile 2 milyon 250 bin lirahk futbol maçı bileti kesildiği tahmin edilmektedir. Halkın bol para sarfettiğine bir öteki kanıt, «Meşrubat şişelerini imal etmekte olan Paşabahçe Fabrikası'nın Topkapı'daki yeni tesisleri ile beraber son iki yılda 28 ve 50 milyon olmak üzere 78 milyon adet şişe imal ettiği»ne değgin bilgi gösterilebilirp Bunun gibi, bugün ülkemizde, yılda, 60 milyon liralık plak,13 50 milyon liralık oyuncak 14 satılmaktadır. 1969 yılında 8,5 milyon liralık eğlence yer leri reklamı yapılmıştır. IS Asa Briggs'in yukarıya aktar.dığımız yazısında öne sürdüğü koşulların bir ötekisi «reklama sarfedilen para»nın artmasıdır. Türkiye'de reklam harcamalarının yıldan yıla arttığı, 1968 ile 1969 yıllarının karşılaştırılmasıyle ortaya çıkmaktadır. 1968 yılında basın yoluyla yapılan reklamların tutarı 95 milyon iken, 1969 yılında 135 milyon olmuştur. teşebbüslere bırakılması ve hangilerinin ne gibi şartlarla devlet elinde kalması gerekti~ini tayinde kuııanaca~ımız ölçü devlet masraflarına karşılık bulmak ve bunu kolayca elde etmek hedefi yerine memleket Iktisadlyatını mali politikanın dar çerçevesinden kurtararak vatandaş faajlyetlne hasretmek bnkanlannı aramak ve hazırlamak olacaktır. Kazım ÖZTÜRK: Türkıye Cumhurlyetlerl Hükümetlerl ve Programları; AK Yayınları, İstanbul 1968, ss. 348 355. ıı Reklam,lAralık 1969, s.1. 13 Reklam, 26 Ocak 1970. 14 Reklam, 15 Aralık 1970. 15 Reklam, 23 Şubat 1970.
1970'LERİN GAZETE SATıŞLARıNı BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BASINI ETKiLEYEN GERÇEK NEDEN 79 Türkiye'de okur yazar oranında 20 yıl içinde büyük artış olmadığı halde, gazete satışlarının büyük ölçüde artmasını açıklay,.acak başka bir nedenin aranması gerektiğine yazımızın başında değinmiştik. Bu neden, Asa Briggs'in «reklama bu kadar çok para harcanmazsa, büyük tirajlı ucuz gazeteler olamazdı» yolundaki sözleri ve yukarıda sıraladığımız çeşitli örnekler ışığındakendiliğinden ortaya çıkmaktadır. 1950 lerde yeni bir «kitle toplumu» doğuyordu ve bu kitle toplumu kendine özgü «kitle basını»nı da doğuracaktı. Basın Dünyası adlı hültende yayımlanan yazısında Zeyyat Gören, konu ile ilgil'i olarak şunları yazıyor: «...İnın ve reklam son 5-10 sene öncesine kadar gazetelere kendiliğinden gelirdi. Daha doğrusu, 1-2 gazete ilan alır, diğerleri ya bazı desteklerle yuvarlanır gider veya bir müddet sonra kapanırdi. Esasen, Türkkamuoyunda ilana fazla değer verilmezdl Tüccar, esnaf, fabrikatör, malını satmak için ilan vermeği, emlakçı, komisyoncu başkasının malından alacağı komisyon için cebinden para harcamayı akıllarına geti rmezlerdi.» 1950'lerdeki değişmeyle tecimsel yarışma kaçınılmaz duruma,geldi ve dün reklama para harcamayı akıllarına getirmeyenler, bu yoldaki harcamaların yarışmanın bir gereği olduğunu gördüler. Böylece, önce reklam ajansıarının sayısı artmağa başladı. Öte yandan, Babıali'de de değişmeler görüldü. Zey yat Gören, Babıali'de görülen değişmeyi şöyle anlatıyor: «.. 0 1950'lerde Ba bıali'de yeni bir nesil, başka bir dünya görüşü, kültürü ve enerjisi ile yıllar boyunca devam edegelen klas.ik gazeteciliği değiştiriyordu. Uzun makale ve fıkraları ile ukauilık dolu gazetelerin yerini, bol haber ve bol resim almağa başlamıştı.... Bol resim ve kısa haberlerle dolu çıkan yeni gazeteler okuyucu miktarını artırdı. Diğer taraftan da gazetelerin tirajı yükseldi. Yüksek tirajlı gazeteler, ilan şirketlerinin diktasından çıkarak, ilan ücretleri ve ta rifelerini kendi tirajlarına göre ayarlamağa başladılar. ilan, artık eskiden olduğu gibi, usulen verilen bir şey değil, gazetede okunan faydalı bir konu haline gelrneğe başlamıştı. (... ) bugün mevcut ilan şirketleri sayısı 100'ü buldu.» Elbette, gözlenen gelişmelerin birbirine bağlı olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Ekonom1k düzende özelkesime ağırlık verilmesinin karar~ laştırılması, özel girişim sayısının artmasına yol açarken, reklam şirketlerinin çoğalmasına, gazetelerin yeni duruma ayak uyduracak biçimde yeni bir anlayışı benimsemelerine, bu yeni anlayışla daha çok okuyucu kazanmalarına ama daha çok okuyucuya ulaşabilecek güce erişmek için reklam gelirine gereksinmelerine; sayısı artan mal ve hizmet üreticilerinin ise reklam şirketleri ve gazetelere gereksinmelerine yol açmıştır. Tecimsel yarışmanın üretimin özel girişim eliyle yapılması durumunda ortaya çıktığını belirtmeye, elbette, gerek yoktur. Üretimin tek elden düzenlendiği ekonomik sistemlerde reklama gereksinilmez. Emlere değin, Türki ye'de ekonomik faaliyetin büyük yüzdesi devletin elindeydi. Gerek üretimin, gerekse dışalımın (ithalatın) devlet eliyle yapılması durumunda reklamın söz konusu olmayacağı bilinmektedir. Piyasaya, genellikle bir tek ürün sü
80 AMME İDARESi DERG1SI rulür. Mallar (ve dolayısıyle firmalar) arası yarışmaya yol açacak olan tüketici seçimi söz konusu değildir. Devletin piyasaya birden çok çeşitte mal sürmesi durumunda bile reklamdan yararlanmak yoluna gidilme:;:.. Oysa, kar etmeğe dönük bir ekonomik düzende, ister ithal yoluyla, ister üretimde bulunarak pazarı ele geçirmeğe, pazar payını artırmağa çalışan, dolayısıyle, yarışan firmalar bulunacaktır. Reklam harcamalarının artması, yarışan firma sayısının kabarmasıyle doğru orantıhdır)6 Mal ve hizmet üreticilerinin hangi sayılara ulaştıklarını bir,kaç örnekle görelim. 1969 yılı sonuna göre, ülkemizde SOO'ükamu, 6.l62'si özelkesime ilişkin olmak üzere, toplam 6.662 sanayi iş yeri vardırp ğinde Bugün İstanbul-İzmit arasında büyük yatırırnh ciddikuruluşlar niteli 130 fabrika yer almaktadır. ls Büyüklü küçüklü 63 cam fabrikasının yanı sıra,19 1970 başında 42'si Marmara, 8'i Ege, 6'sı Karadeniz, 2'si Orta Anadolu, I',İ Güney Anadolu Bölge sinde olmak üzere 59 konserve fabrikası bulunuyordu. 20 Plak yapımcıhğı birkaç yıl öncesine değin 5 büyük firmanın elinde iken, 1969 sonunda firma sayısı 70-80'e çıkmıştır. Plak fabrikalarının sayısı ise, 6 yıl içinde, 2'den ll'e YÜkselmiştir. ıl 1969 yılında 20 yerli, 20 yabancı olmak üzere 40 sigorta şirketi bulunmaktaydı. 22 Açıklandığına göre, 1951-1968 yılları arasında, - 18 yılda - ayni ve nakti olarak Türkiye'ye giren 101 milyon 170 bin 914 dolarhk yabancı sermayenin katkısıyla kurulmuş 121 tesis bulunmaktadır. 23 Kimin nereye, ne ölçüde reklam verdiğini araştıran Moran Reklam Araştırma Servisi'nin listesinde 240 marka ve 1.300 ayrı ürün yer almaktadır. 1969 yılında 4.646.335 TL tutarında reklam harcaması yapan alkolsüz. içkiler dalında yer alan içki adları şunlardır: Ankara Gazozu, Bosstay, Coca Cola, Çilingoz, Elvan, Fanta, Fruko, Has Portakal Özü, Kocataş, Kulüp, Oralet, Pepsi, Sunal Kokteyl, 7 Gün, Meysu, Aroma, Limpo, Taskobirlik Üzümsuyu vb. Mal ve hizmet üreticilerinin artması ve hele aynı işlevli malların çeşitli firmalarca üretilmesi reklam harcamalarını daha da artıracaktır. Bu bakım dan, gazetelerimiz, olanaklarını genişletrneğe, basım araçlarını yenilemeğe, 16 Bu konuda daha geniş tartışma için bakınız: Önder ŞENYAPILI: «Bir Kamuyla İlişkiler Sorunu olarak Reklamcılık», Amme İdaresi DergisI, Eylül 1971, ss. 90-116. 17 Reklam, 19 Ocak 1970. IS Reklam, 19 Ocak 1970. 19 Reklam, 2 Mart 1970. 20 Reklam, 12 Ocak 1970. 2ı Reldam, 26 Ocak 1970. 22 Reldam, 29 Aralık 1969. 2L Reklam, 19 Ocak 1970.
1970'LERİNBAŞINDA SAYILARLA TÜRK BASINI 81 daha geniş kitlelerce okunabilmeğe, dağıtımlarını daha iyi örgütlerneğe çaba göstermektedirler. Bir gazetenin satışı ile giderlerini karşıladığı, reklam gelirleri ile kazancını sağladığı kabul edilmekte ve bu kabule göre, yüksek tirajlı bir gazetenin ~o 65 oranında reklama yer vermesi, bugün, olağan sayılmaktadır. Gazetelerimizin ne oranda reklama yer verdiklerini ileride göreceğiz. Burada şunu belirtelim ki, bugün, yüksek tirajh gazetelerimizin reklamdan elde ettikleri gelirler milyonlarca TL dır. Yapılan araştırmalara göre, geniş kitlelerce okunan gazetelerimizin 1969 yılındaki reklam gelirleri şöyle saptanmıştır ;24 Reklam Geliri Ilan sayfası Tarifesi Süt/TL Hürriyet SS milyon TL 90 Milliyet 23»» 65 Tercüman 14»» 65 Cumhuriyet 9»» 50 Günaydın 7»» 75 Yeni Asır 6.5» }) 20 Akşam 4»» SO Saklarnbaç 3.8»» 30 Dünya 2.5»» 45 Son Havadis 2» }} 40 Ulus 1.5»» 25 Yeni Gazete 1»» 20 Bugün 1»» 35 Ege Ekspres 1»» 15 Demokrat lzmir 0.8»» 15 Adalet O.b»» 25 Gazetelerimizin reklam yoluyla büyük kazançlar sağlayınca, basım araçlarını yenilemek, İstanbul'dan başka, İzmir, ve Anadolu için Ankara'da ayrı basımlar yapmak yoluna gitmişlerdir. BabıaJi gazeteleri, daha 10-13 yıl önce başkent Ankara'da bile saat lo.ooo'dan, lloo'den önce okunamaz iken, bugün Türkiye'nin hemen tüm il merkezlerinde İstanbul gazetelerini günügününe okumak olanaklıdır. Öte yandan, Kasım 1969'dan bu yana «Reklam» adlı haftalık bir gazete yayınlanmağa başlamıştır. Reklamcılık ve pazarlama konularında haber ve makalelere yer veren adı geçen gazetenin amacının Türkiye'de renkli reklamı yaygınlaştırmak olduğu gözden kaçmamaktadır. Çeşitli iş kollarındaki firmaların renkl'i reklamı benimsemeleri durumunda açmazda kalabilecek 24 Gelirler, Reklam Gazetesi 2 Mart 1970, s. 3'ten, ilan sayfası tarifesi Reklam Gazetesi,lA Kasım 1969, s. 3'ten alınmıştır.
82 AMME İDARESİ DERGİSİ lerini farkeden yiiksek tirajlı gazetelerin çoğu off-set tekniğiyle basım ola nakları aramağa başlamışlardır. Bazıları varolan off-set basım şirketleriyle anlaşırken, bazıları bu tür basım araçları getirtmişlerdir. Bugün, en yüksek tirajlı LO gazetenin Ankara'da S'i, İstanbul'da 4'ü, İzmır'de 6'sl off-set basım tekniğiyle yayımlanmaktadır. Yüksek gelir, gazetelerimizin teknik donatım yönünden zenginleşmesine; gerek yönetim, gerek basım, gerekse dağıtım alanlarında örgütleşmelerine yol açmıştır. Yönetim açısından örgütleşme, kadroların genişlemesi, konulara göre iç uzmanlaşmanın doğması olarak ortaya çıkmaktadır. Yakın zamanadek tek bir yazı işleri müdürü tüm gazetenin - her konunun sorumlusu iken, bugün, büyük diye nitelenen gazetelerde genel yayın müdürünün altında, konulara göre sorumlu müdürler sıralanmaktadır. Basım işleri yönünden, yukarıda da değinildiği gibi, çağdaş basım tekniklcrinden ve araçlarından yararlanmak olanağını bulan gazetelerimiz, büyük yerleşme merkezler'inde ayrı basım yerleri kurmuşlardır. Bu, dağıtımınkolaylaşmas1uı da sağlamaktadır. En önemli örgütleşme dağıtım alanında görülmektedir. Gerek genel dağıtım örgütlerinin gelişmesi, gerekse gazetelerin kendi dağıtım araçlarını zenginleştirerek geniş ve hızlı dağıtım yapabilmeleri, okuyucu sayısını önemli sayıda etkilemiştir. GAZETELERİMİZİN tçl!:rigi Gelişmenin temelinde yukarıdaki etmenlerin yattığını sandığımızı belirttikten sonra, bu gelişmenin gazetelerimizin içeriğini nasıl etkilediğini araştırmak kaçınılmaz olmaktadır. En çok satışı bulunan gazetelerimiz arasından 9'unu seçerek bunları içerık yönünden inceledik. Aslında bu sayı, başlangıçta 12 idi. Fakat Yeni İstal1bıtl'un, son,kağıt z..ımlarından sonra yayın hayatından çekilmesi, Ulus gazetesinin el değiştirerek Barış adı altında yayımlanması ve Yeni Asır gazetesinin ise, çok satılmasına karşın hir bölge gazetesi niteliğini koruduğu nedenleriyle adı geçen üç gazeteyi araştırma dışında bıra'ktık. İncelenen gazeteler arasında yer alan Yeni Gazete, 10.000 çevresinde satışıyle en düşük satışı bulunan gazetedir. Ancak, çok okunan bir gazete olabilmek amacıyla yaptığı çeşitli atılımlar, tirajını yükseltmeğe yeterli olamamıştır. Hem bu yönden ilginç gözükmektedir, hem de 10.000 çevresinde satışı olan gazetelerden birinin de araştırmaya katılmasının yararlı olacağı düşünülmüştür. (Söz konusu gazete 1971 yılının sonlarına doğru kapanmıştır.) Araştırmamız, 6-11 nisan 1970 günleri yayımlanan gazeteleri kapsamaktadır. Pazar günleri, gazetelerin içeriklerinde belirgin değişiklikler gözlendiğinden ı 6 gün boyunca yayımlanan gazeteler incelenmiş, pazar gazeteleri in
] 970'LERİN BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BASıNı 83 celerne dışı bırakılmıştır. Normal günlerde gazeteyle birlikte verilen ekler hesaplamalara katılmamıştır. Bunun nedeni, bu eklerin düzensiz ve sı,k sık değişen biçimlerde verilmesidir. Ayrıca, 5-10 nisan 1971 günleri yayımlanan gazeteler de incelenmiş, bir yıl içinde büyük değişmelerin olmadığı gözlenmiştir. Dolayısıyle bu yazıda, yalnızca 1970 yılına ilişkin değerler verilmektedir. Gazete içeriğininkonulara göre oranları, gazetenin toplam (tüm sayfaları toplamı) yüzölçümüne göre hesaplanmıştır. Her gün için ayrı ayrı yapılan hesaplamalar 6 günün sonunda toplanmış ve ortalamalar bulunmuştur. Şimdi, gazetelerimizin (incelediğimiz 9 gazetenin) reklama ne ölçüde yer verdiklerini görelim. Reklam dışı Reklam dışı Reklam içerik Reklam içerik (%) (%) (%) (%) ---- ----- Hürriyet 54 46 Cumhuriyet 32 68 Saklambaç 12 88 Akşam 27 63 Günaydın 24 76 Son Havadis 21 79 Tercüman 30 70 Yeni Gazete 17 83 Milliyet C) 36,5 63,5 ORTALAMA 27 73 (*) Bu ve ilerdeki çizelgelerdeki Milliyet'e ilişkin oranlar 1971 yılına göredir. Görüldüğü gibi, en çok satılan gazetemiz sayfalarının yarısından çoğunu reklamlara ayırmaktadır. İngiliz gazetelerinde, 1965 Temmuz'una göre bu oranlar şöyledir: 25 Satış Reklam Reklam dışı içerik Sayfa Sayısı Oranı Oranı Sayısı (000) ---- (%) (%) Times 24 258 36 64 Guardian 22 276 37 63 Telegraph 32 1.351 s6 44 Mail 16 2.425 39 61 Express 16 4.042 39 61 Sun 14-1.361 31 69 Worker 4 60 4 96 Mirror 24 (*) 4.957 35 65 Sketch 20 (*) 826 20 80 (*) Küçük boyda yayımlanmaktadır. 25 Kaynak: Raymond Williams. Communications, Penguin Books, London 1968, s. 37.
AMME İDARESİ DERGİSİ İngiltere'de satış bakı-tnından beşinci sırayı alan gazete reklama en çok ver veren' gazetedir. Worker ve Skefch dışındaki gazetelerin ise reklama ayırelıklan yer oranı hemen hemen eşittir. Az sablrnaiatına karşın, Times ve (-;uardin «okuyucuların sosyal ve ekonomik durumları reklam verenleri çektiği için) sayfalarının iiçte birinden daha çoğunu reklama ayırmaktadırlar. Worker, hem satışının düşük olması, hem de politik tutumu yüzünden az reklam alabilmektedir. 1965 Temmuz'unda yapılan bu araştırmaya göre, İn Basını ortalama olarak % 33 oranında reklamlarla donatılıdır. 1961 Temmuz'unda bu oran % 31 idi.2 6 Ti.irk Basını ise, sayfalarının ortalama % 27'sini reklamlara ayırmaktad,r. 191O'larda (Yalman'ın araştırmasına göre),bu oran 0 19 idi. Yukardaki iki çizelge incelendiğinde, gerek İngiliz, gerekse Türk Basınınch reklqm tutarının, gazatenin «popüler», ya da «nitelikli» oluşuyle bağımlı olmadığıgözlenmektedir. İngiltere'de Telegraph; Türkiye'de Hürriyet bir vana b1rakı1acak olursa, gazeteler, yalnızca" satışlarının çokluğuna bağlı olarak siyasal tutumları, yöneldikleri okuyucu kitlesinin sosyal ve.:i~i);ıo'11ik durumu, vb. nedenlerle de, yaklaşık oranlarda reklam alabilmektcdirler: Nitekim, Cumhuriyet Gazetesinin % 32 oranında reklama yer ver '-ıcsi, (satış bakımından 6. sırayı almasına ka'işı1ık) bu görüşü doğrulayıcı niteliktedir. (Araştırmanın yapıldığı sıralarda Cumhuriyet ile Özel Kesim arasında reklam savaşı henüz keskin olarak belirmemiştl) R~vınond Williams, iki Dünya Savaşı arasına rastlayan yıllardan bu yana!!azetelerin belli oranlarda reklama yer,verdiklerini aşağıdaki çizelgeye rbvzmarak belirtmektedir. 1937 1955 1961 1965 Times 33 40 32 36 Mail 41 36 32 39 Min~or 26 34 33 35 Yukarıdaki çizelge, aynı zamanda, klasik terimlerle, «nitelikli» ya da '(a~ırbaşlı» (Times), «popüler» (ya da Türkiye'de daha çok kullanılan terimlc «bulvar gazetesi») (Mail), «küçük boyutlu» (tabloid) (Mirror) diye ır.ılan gazetelerin belli ölçülerde reklama dayanmalarının, zamanımızın orta le bir özelliği olduğunu göstermektedir. «Reklam» başlığı altında toplanan gazete aslında çok çeşitlidir. R"l':mond Williams, (Türk, basınındaender rastlanan) pres6j reklamları, gereklamları, otomobil, içki ve sigara; öteki tüketim malları, yiyecek, ilaç, çeşitli mal ve hizmet reklamları olmak üzere, reklamları 8 gruba ayıra ~':ı'<, h<:1ngi.gazetenin, hangi konuda çok rcklamyaptığmı da araştırn;ııştır. Bı! ar<:1ştırma sonucunda, "bazı konulardaki reklamlara bazı gazetelerde hiç \'cr verilmediği, bir bakıma reklam konularında' bir «uzmanlaşma»nın varrııduğu ortaya çıkmaktadırp Biz böyle bir ayrıma ve araştırmaya gitmedik. 26 Ra"mond Williams. a.g.e., s. 37. Raymond Williams. a.g.e:, ss. 38-39.'
1970'LERİN BAşıNDA SAYILARLA TÜRK BASINI 85 Genel gözlemimize göre, Türkiye'ue.her türlü reklam, her tür glzi..:tec.lc yayımlanabilmektedir. «Uzmanlaşma» henüz keskin olarak bellrmemiştir. Ama gene de, küçük çapta varolduğu söylenebilir. (Örneğin, Saklal11baç de plak, eğlence yerleri vb. reklamlar daha geniş çapta yayımlanmaktadır.) Tevfik Çavdar'dan öğrendiğimize göre, Nisan 1909 ile Ekim 1911 arası İstanbul Basınının bir sayısal ayrışımi (analizi) Ahmet Emin Yalman ta rafından yapılmıştır. 28 Yalman'ın araştırması 60 yıl önceki Türk Basını ile bugünkü Türk Basinı'nı Karşılaştırma olanağı verdiği için, bizce büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan, Çavdar'ın yapıtındaki satırları aşağıya aktarmakta yarar görmektey.iz. «Türk Basın Bürosu'nun verdiği bilgilere göre 1913 yılındaki belli başlı günlük gazeteler (İstanbul'da yayınlananlar şunlardır: Tanin (6 sayfa) Sabah (4») İkdam (6 )}) T ercüman-! Hakikat (4») Tasviri Efkar (6») İkdam (4») Bunlar dışında resmi gazete olarak da «Takvim-i Vakayi" yayımlanmaktadır.» «O dönemde çıkan gazetelerin kapsadıkları konular yönünden yapılacak bir analizin zamanını dikkatle seçmek gerekiyordu. Büyük, toplumu sarsıcı olayların olduğu bir z::ımanda yapılacak incelemeler, Türk basınının normal koşullar altında hanei konulara eğildiğini göstermekten uzak olacaktır. Ahmet E.min YaIrnan da aynı sakıncayı ileri silrerek, olayların durolduğu. Nisan 1909 ile Ekim 1911 arasını inceleme için ele alıyor.» «Önce iradi olarak, o günlerin değişik yönlerden, önemli altı günlük gazetesini seçiyor. Bunlar destekledikleri gruplar itibariyle şu gazetelerdir: (Hükümet taraftarı) Tanin Sabah (Bağımsız, Muhalefete s'.:mpatisi var) Yeni Gazete (Bağımsız, Hükümete sempatisi var) İkdam (Ilımh muhalif) Alemdar (Muhalif) Tanzimat (Aşırı so]) Bu seçim bir çok yönlerden eleştirilebilir. Ne var ki o günlerde, olayıarın içinde yaşamış bir incelemecinin bugünkü koşullara göre eleştirisini yapmak jnsaf sınırını aşar.» 28 Tevfik. ÇAVDAR, «Milli Mü<;~dele Başlarken Sayılar,la... Yaziyet ve Manzara-i Umumiye», Milliyet Yayınları, ıstanbul 1971, ss. 108 113. ÇuYdaı:'ılı: 108. sayfadaki dip notuna göre, söz konusu araştırma için verilen bilgi şöyledir: Ahmet Emİri (Yalınan), «The DevelOpment of Modern Turkey as Measured by its Press,» Columbia ljr1hersity, New York, 1914.
86 AMME İDARESİ DERGİSİ «Gazetelerin seçiminden sonra, araştırmacının anlattığına göre, zaman içersinde bir örnekleme yapılarak, gazetelerin herbirinden değinilen dönem içersinde yirmi sayı seçilmiş. Seçilen sayılardaki yazıların işgal ettiği yüz ölçümlerine göre önce genel konular bakımından; sonra da belirli konular açısından iki tablo meydana getirilmiş. Bu tablolar aşağıdadır: Konulann İşgal Ettikleri Yözölçümüne Göre Oransal Dağılımı Yeni Tanin Alemdar Tanzimat İkdam Gazete Sabah Makaleler 6.17 9.25 11.20 6.28 10.17 11.74 İktibaslar 6.93 8.89 16.72 12.68 6.44 7.17 Özel makale ve Romanlar 17.92 19.08 14.48 10.85 11.48 12.07 Haberler 45.36 52.72 55.39 43.35 53.46 47.14 İlanlar 23.62 10.06 221 26.84 18.45 21.88 BelkU K.onulann İşgal Ettikleri Yözötçümüne Göre Oransal Dağılımı Tanin Alemdar Tanzimat İkdam Yeni Gazete Sabah Dünya Politikası 4.50 6.49 15.54 8.78 6.25 5.43 Türk Dış Politika 11.11 8.80 10.15 6.61 9.85 8.90 Genel İç Politika 4.42 11.28 5.87 11.44 5.52 8.24 Parlamento 5.18 4.20 8.09 5.20 4.72 4.40 Parti Politikası 5.16 11.05 30.47 6.10 1.71 0.58 Okuyuculann siyaset üstüne mektuplan 1.84 9.38 5.21 0.56 1.13 0.80 İktisat 2.95 2.85 4.26 3.28 4.26 8.66 Din 1.04 1.30 0.84 0.49 1.27 0.50 Askeri Konular 5.40 2.88 2.71 1.15 3.60 1.45 Kültür ve Bilim 15.67 10.10 6.16 7.36 14.39 11.96 Muhakeme Haberleri 222 1.82 0.28 0.95 3.45 1.23 Sağlık ve Belediye Konulan 2.70 3.17 1.56 3.15 4.60 8.55 Cinayet vb. haberi 2.75 2.96 2.02 3.49 6.36 1.63 Okuyucu Mektupları 1.26 1.23 0.53 2.48 2.13 2.06 Roman ve Hikaye 7.81 7.49 5.79 6.49 10.59 Resmi ilan 8.27 0.95 2.33 2.11 3.26 Eğitim ilan. 3.38 0.85 0.66 3.09 1.73 3.70 Reklam 1129 7.69 1.22 21.00 14.46 13.31 Kişisel ilanlar 0.68 0.74 0.33 029 0.19 0.74 Yukandaki çizelgelere yazunızın öndeki bölümlerinde değineceğiz ve bugünkü,basınımızla,karşılaştıracağız. Ancak, burada, Tevfik Çavdar'ın bu iki tabloya ilişkin olarak söylediklerini aktarınakta yarar vardır:
1970'LERİN BAŞINDA SAYILARLA TÜRK B.i\SINI 87 «Görüldüğü gibi (1. Çizelge)29: makale oranının en yüksek olduğu iki gazete Sabah ve Tanzimat'tır. İktibaslar yönünden de Tanzimat ve İkdam ilerde gelmektedir. Özel makale ve romanların önemi muhalefet ve iktidar organlarında pek yaklaşık. En ilginç nokta ilanlar grubunda ortaya çıkıyor. En az ilan alan iki gazete sol yayın organı ile şiddetli muhalefet yapan Alemdar. TalZin aktidar organı olarak aslan payını almaktadır. Hükümet yanlısı olan Sabah ve Tanin gazetelerinin top. lam ilan oranı % 45,5/200'dır. Muhalefet yanlılar,ise (Alemdar ve İkdam) ~ cı 36,90/200 ilan almaktadır. Açıktır ki İkdanz'ın İlanları muhalefet ılımına göre değişecektir. Türk Basınının bu ilan yapısı (salt resmi ilanlar açısından değil) bugün de önemli değişiklikler göstermeden sürüp gitmektedir. Bu yapı, sözü edilen gazetelere yazan, ya da onlara okuma yoluyla bağlanan aydınları da etkilemektedir». «Bu Tablo'da (II. Tablo)29. aydınların içersinde bulundukları kısır döngü, daha bir açıklık kazanıyor. Şöyle ki, gazetelerde (İç politika Parlamento Parti politikası - Okuyucuların politik mektupları) grubunun yüzölçümü oranı fazladır. Bu konularda ortaya getirilen sorunların çözümü ise (... ) belli bir o dağa verilmektedir. Yani aydınlar ülke olaylarını, o günün Parti politikaları dışına çıkmadan tartışmaya itilmekte, adeta bu yönde şartlanmakta, beyinleri yıkanmaktadır. Bu kısır döngüden Türk aydın1 1960 devriminden sonra, 1965 yıllannda çıkabilmiştir». «İltmların dağılımına gelince, reklam mahiyetindeki ilanlarm bağımsız ya da ılırnh muhalif gazetelerdeki oranı (İkdanz, Yeni Gazete ve Sabah) 48,77/300'dür. Bu oran diğerlerine göre yüksektir. Aynı gazetelerde roman, hikaye, cinayet haberleri de önde gelmektedir. Bu eğilim zamanla (bu benim kanım) Türk gaze~ teciliğinin bugün içinde bulunduğu bunalımı ve kısır döngüyü yaratmıştır». «Her iki tablo dikkatle incelenirsc, Türkiye aydınlarını Şartlayan ortam bütün ayrıntılarıyla meydana çı1kar». Tevfik Çavdar'ın Türk Basınının ilan yapısının 1909-1911 yıllannda olduğu gibi pek önemli değişiklikler göstermeden bugün de sürüp gittiği ve ilan alma oranmın gazetenin muhalefet ılımına göre artıp eksileceği konusunda söyledikleri üstünde durmak gerekmektedir. Bize göre, aslında bu konu bugün daha da önem kazanmış durumdadır. İlan alabilmek için büyük kitlelerce okunan gazetelerin yönetici kadrosu dew.şebilmektedir. Böyle bir olay 1971 Türkiye'sinde gözlenmiştir. Uzun bir süredir özelkesimden reklam alamayan Cumhuriyet gazetesinde 1971 yazında bir yönetim darbesi olmuş, gazetenin başyazarı Nadir Nadi görevinden istifa etmiştir. Yönetim Kurulu yeni üyelerinden birinin, :ı Parantcl. iç:indcki anlatımlar tarafımızdan eklenmiştir.
88 AMME İDARESİ DERGİSİ «Efendim, hoş bir şey ilericilik, devrimcilik, v.s. ama gazetecilik de ildncılık demektin> görüşünü savunduğu öne sürülmektedir.30 Yazımızın başında yer alan gazetelerinyıllık reklam gelirleri ile ilgili çizelgedeki tutarlar anımsamrsa, yayımlanan reklamların sahibi qzel kesimin gazetelerin tutumu üstünde ne ölçüde etkili olabilecekleri düşünülebilir. Nitekim, başyazarın istifasından sonra, Cumhuriyet gazetesi sayfaları, uzun süredir görülmeyen büyük boyutlu reklamlarla donanmaya başlamıştır. Öte yandan gazetenin yazar ve muhabir kadrosu geniş ölçüde tasfiyeye uğramıştır}1 Türk kamuoyunu uzun süre uğraştıran Cumhuriyet gazetesi olayında, gazetenin reklam gelirlerini artırmak amacıyla girişilen yönetim ve tutum değişikliğinin gerisinde yatan zorlayıcı nedenler, aslında, yalnızca Cumhuriyet gazetesinin sorunu değildir. Sorun, tüm Türk Basınını ilgilendirmektedir. Nitekim, 25 ekim 1971 günlü Akşam gazetesinde, «İlancılann baskısı, basın özgürlüğünü etkileyici nitelikte» başlığı ile yer alan haberde, Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi'nin «Basın Özgürlüğü» konusunda açtığı araştırma sonuçlarının ({özel ildnlar nedeniyle gazetelere ve gazetecilere baskı yapıldığı»nı ortaya koyduğu bildirilmektedir. Dört maddede özetlenen araştırma sonuçlarının ikinci maddesi şöyledir: «2 - Basın özgürlüğü üzerinde iş çevrelerinin ildn yoluyle baskıda bulunduğu, bugün çok açık bir gerçek durumuna gelmiştir. Bu yoldan bazı gazetelere baskı yapılmakta, bir kısım düşüncelerin söylemnesi önlemneye çalışılmakta, böylece basın özgürlüğü zedelenmektedir». Durumun, bugünkü ekonomik düzen yürürlükte kaldığı sürece varlığım koruyacağını söylemek yanlış olmaz. Gazetelerin okuyucudan aldıkları 75 kuruş, ya da 1 lira ile yaşamalarını sürdürmeleri olanağı hemen hemen kalmadığına ve ilan gelirleri her gün daha büyük önem kazandığına göre, iş çevrelerinin gazeteler üstünde etkin olacaklan ve bu durumda gazetelerin gerçek görevlerini hakkı ile yerine getiremeyecekleri açıktır. Bazı gazeteler, iş çevrelerinin gücünü gözleyerek ve gazetelere sağladığı olanakları dikkate alarak, tutumlarını açıkça belirtmek yolunu seçmişlerdir. Tercüman Gazetesi sahibi Kemal Ilıcak'ın 28 ağustos 2 eylül 1970 günleri arasında yayımladığı 6 uzun açık mektupta, Tercüman'm tutumu şöylece ortayakonmakt,adır 32 : «... Şimdi,biz, hürriyetçi,demokrat, milliyetçi ve.halkçı tutumumuzu ilk günden beri ortaya,koymuşuz ve her gün haykırmaktayız. O halde' özel sektöre yatkın bir karma iktisatçı ve felsefede sağcı olmamız gayet tabildir. _(... )>> Gazete sahibi, özel sektör, sağcı lık, solculuk, devletçilik, sosyalizm, komünizm anlayışını uzun uzun açıkladıktan sonra, gazetesinin «modern sağ» da olduğunu belirtmektedir: 30 Bkz. Ortam, sayı 8, 19-26 temmuz 1971, ss. 10-12. 31 Bkz. Ortam, sayı 18, 27 eylül-4 ekim 1971. s. 8. 32 Kemal ILICAK (Tercüman Gazetesi Sahibi). «Okuyucularımızia Samimi Bir Sohbet», Ter cüinan. 2 eylül 1970, s. ı ve 7.
1970'LERİN BAşıNDA SA YILARLA TÜRK BASINI 89 «Modem sağ» dedim aziz okuyucu. Tercüman işte modern sağdadır. Sağın en kuvvetli gazetesi, miliiyetçilikte en tutkulu, dine en saygılı, dil ve ahlfıkı koruyuculukta, demokrasiye bağ Jılıkta en kaygılıdır... Komünizm (Kızıl Çin ve Rusya) kendisinj «sol» farzettiğine göre bütün ileri hürriyet, medeniyet, iman, mülkiyet ve fazilet cephesi zaten sağdadır... Türkiye'miz Allaha şükür sağjaclır.. Türk milletinin sözcü gazetesi, mazimizin, halin, geleceğin davacısı olan Tercüman da elbet sağda olacaktır». Gazete sahibinin yazısı bundan sonra ilginçleşmekte,-e ana konuda düğürnlcnmektcdir. Yazar, «soku gazetelere» daha çok ilan verdiği için özel kesime serzenişte bulunmaktadır. Satışı bu düzeye varmış bir gazetenin yıllık ilan hakkının daha çok olduğunu öne sürmektedir: «Şurada özel teşebbüse, memleket hesabına biraz ağırlık tanıdığımızı söylüyoruz. Neden, onların şu veya bu zümresinden ilgln aldığımız, iyilik, destek gördüğümüz için mi? Haşa aziz okuyucu. Onlar (yani çoğu özel sektör mensupları) Türkiye'de öyle bir gaflet içinde, kendi çıkarlarını bile tanunaz durumdadırlar ki, soku gazetelere bizden daha fazla ilan verirler. Zaman zaman tuyularını kazan magazin gazetelerini beslerler. Bir misalolarak veriyorum: 1969 yılında, Terciiınan ancak ondört milyon liralık üzel sektör ilanı aldığı halde. satışı bizden çok düşük olan bir sol tandanslı gazete 24 milyon almıştır... Oysa onlar, özel sektörün köküne kibrit suyu demektedirler. Biz ise hasbi olarak ve sırf inandığımız için hür teşebbüsü savunmaktayız. Bırakınız sağı solu; sadece satışmuz ilzerinden ilim verilseydi, bizim yılda on dört yeril1e 32 milyon liralık ilan almamız gerekeeekti». Yukarıdaki tümceler, gazetelerimizin tiraj artırma çabalarının gerçek yüzünü ortaya koymaktadır Satış arttıkça ilan geliri de artacaktır. Tercüınan satışını artırmış, ama ilan gelirini istediği düzeye çıkaramamıştır. Durumdan, ilan sahiplerini sorumlu tutan gazetenin sahibi, özel kesimi kendi çıkarlarının bilincine varmaya çağınrken, satış artırmak çabasındaki öteki gazeteleri özel kesimin düşmanı olmakla suçlamaktan da çekinmemektedir. Haksız gördüğü durumu okuyucularına şikayet etmekte, satışa göre düşük ilan geliri elde etmenin sonucu olarak, gazete fiatını artırma yoluna gidildiğini belirtm~ğe çalışmaktadır. Gazete sahibininin altı gün sü ren açıklamaları şöyle sonlanmaktadır: Ama dedik ya, biz kapkaççılık değil. memleketin uzak geleceğini düşünüyoruz. Tirajımızı 20.000'den 320.000'e çıkaran sizler, son 60 kuruşa çıkış zaruretimizi daha büyük bir anlayış ve tasviplc karşıladınız. Tercüman'ı en çok satan so1cu gazetenin 120 bin kadar önüne geçirdiniz. Diirıe kadar tirajı çok )'ükseklerde olrm ve magazin olmaktan ileri gitttıeyen gazeteye de bir başak boyu yaklaştırdınız. Tercüman'ın yegane desteği sizlersiniz. Siz istediğiniz için bu ülkede demokrasi olacak, istiklal, hürriyet, cumhuriyet, mülkiyet ve fazilet yaşayacak... Onlar yaşadıkça da,
90 AMME İDARESi DERGiSİ Tercüman sizlerin dağdan dağa yankılar yapan, gür sesli sözcü nüz olacaktır. Her şey gibi özel sektör de basın da, sanayıcı ve tüccar da devletleşmeyecek ama, millileşecek ve senin beğendiğin kıvama gelecektin>. Son tümcede italikle dizilen sözler, kitle basının sahibi ağzından doğrulandığı için önem taşımaktadır. ilkesi, bir gazete KÜÇÜK İLANlAR Batı ülkelerinde «Cıassified ads» diye anılan küçük imnlar Türkiye'de Hürriyet gazetesince geliştirilmiştir. «Seri ilanlar» diye de açuandırılmakta dır. «Amerika'da gazetelerin 4 milyar dolar civarında olan yıllık reklam gelirlerinin takriben % ıs'i küçük ilanlardan sağlanmaktadır. Türkiye'de (... ) Hürriyet, Günaydın, Milliyet, Akşam ve Ulus gazetelerinde takriben 10.000 kelime civarında küçük ilan yayınlanmaktadır. Küçük ilanların karşılığı ise, yılda takriben 6 milyon lira tutmaktadır. (... ) Türkiye'de gazetelerin ilan yüluyle olan gelirlerinin ancak % S'iküçük ilanlardan gelmektedir. Amerika' da küçük ilanlar gazeteler için radyo ve televizyon rekabetinin olmadığı saha olarak kabul edilmektedir.~3 Radyo ve televizyonda, tüketicinin tüketiciye seslenmesi ya da bir küçük yapımcının; evini ya da evinde bir odasını kiraya vermek isteyenlerin gerekli kimseye ulaşması olanaksızdır. Radyo ve televizyon pahalı reklam araçlarıdır. Ancak, büyük çapta mal ve hizmet üreten ve geniş ölçüde rek lam harcaması yapabilen şirketlerce kullanılabilirler. Özetle söylenirse, küçük ilanlar, doğrudan doğruya halka açıktır. Ne var ki, okuma yazma oranının düşük olması bu ilan kolunun Türkiye'de gelişmesini engellemiştir. Daha doğrusu böyle bir alışkanlık doğmamıştır. Küçük çaplı alışoverişlerde, kiralama vb. işlemlerde yüzyüze ilişkiler geçerlidir. Bununla birlikte, on iki, on üç yıllık küçük ilan uygulaması, günde 10.000 kelimelik küçük ilan yayımlanmasını sağlamıştır. Bu bakımdan, sergileme reklamları (display advertisement) ile küçük ilanlar arasındaki oranları araştırmakta yarar gördük. Bu araştırma sonucunda aşağıdaki oranlar elde edilmiştir: 33 Leyla URAN. "Küçük thinları Küçük Görmeyin», Reklam, 10 Kasım 1969, sayı: 1, s. 6.
1970'lERİN BAŞıNDA SAYILARlA TÜRK BASıNı Küçük Reklam Jlt1n Oranı Oranı (%) (%) 91 Hürriyet 86 14 Saklwnbaç 100 O Günaydın 65 35 Tercüman 95 5 Milliyet 95 5 Cumhuriyet 82 18 Akşam 88 12 SOIl Havadis 100 O Yeni Gazete 94 6 Temmuz 1965'e göre, İngiliz gazetelerinin reklam ve küçük ilan oranları ise aşağıdaki gibi elde cdilmiştir 34 : Reklam Oranı Küçük ilan Oranı Times 23 77 Guardian 25 75 Telegraph 27 73 Mail 56 44 Express 78 22 Sım 82 18 Worker O 100 Mirrol' 91 9 Sketch 59 41 Yukardaki iki çizel ge incelendiğinde, küçük ilanların Türkiye'de henüz emekleme devresinde olduğu görülmektedir. İngiltere'de, özellikle ağırbaşlı tanınan gazetelerle, Worker gibi siyasal tutumundan ötüıii geniş çapta reklam alamayan gazetelerde küçük ilanların çok yüksek oranlara ulaştığı gözlenmektedir. Küçük ilanların tüm reklamlar içindeki oranının en çok % 35'e çıkabilmesi, Türkiye'de reklamların büyük çapta mal ve hizmet üreten şirketlerce yapıldığını ortaya koymaktadır. REKLAM DIŞI içerik Buraya değin gazetelerde reklamın kapladığı alan üzerinde duı-uldu. Reklam dışı içeriğin geneloranlan verildi. Oysa, reklam dışı içeriğin kendi içinde dağılımı da büyük önem taşımaktadır. Aşağıda verilen çizelgede, kolon başlıkları kendi kendini açıklayıcı özelliktedir. Yalnızca «Çeşitli» başlığının açıklanmasına gerek vardır. «Çeşitli» başlığı altında, bulmaca, yıldız fah, ga zetenin başlığı, gazetenin kendisiyle ilgili tanıtma yazı ve duyurulan, hediye kuponu, radyo programları vb. gibi türler toplanmıştır. 34 Kaynak: Raymond Williams. a.g.e., s. 40.
~ 92 AMME İDARESİ DERGİSi Hürriyet Saklambaç Günaydın Tercüman Milliyet Cumhuriyet Akşam S. Havadis Y. Gazete ~ ~..c;;~ ~'~ 40 15 35 27 48 48 40 30 43,,:-? ~ ',: ---- ~ ~--., ~ ~;? "' '- '- o', <. ' :;, '- ~ ::-", ~"o ',::.~ :::;" :... '- 0-'_ ~ t:! ;." :::::ı "' '- ~ ~...c ~ ~ :::; ~ }~ (3 ;:. ~ ~ :::;.:: cı.:::;, ~ S,~ s:, ~... si ~ -< ~ -< :::; ~,,-::ı cı:::ı:ı::: ~ ~... r.i: '~ ~ ~ ~~~ ;,:; cı --- ö~ 27 6 9 1,5 5 0,5 17 4 7 :; 35 3,5 0,5 2 3,5 ]2 4 3 17 3 2 LO 4 5 15 6,5 6 3 2 3,5 4,5 4 LL 10 8 3 1 0,5 3 2 10,5-12 12 7 5 3,5 2,~ 2 8 20 10 5 7 3 6 8 4 18 7 3,5 4 0,5 2 2 2 5 8 ;~ ı;:: ~ Ç'; cı::: ~ ~ 50 15 ""'" ~,,~ '- ~ ~ : ~ ~ ~ 11 100 5 100 4,5 100 13 100 7.5 100 3 100 8 100 6 100 5 100 Reklam dışı içeriğin konulara bölünüşü (dağılımı) İngiliz gazetelerinde şöy~ ledir 35 : Magazin Okuyucu Temmuz 1965 Haber Haber, Liderler Mektupları Foto Çeşitli Times 79 7,5 2,5 2 7,5 2 Guardian 66 20 2,5 1,5 6 4 Telegraph 67 19 2 1 9 2 Mail 63,5 13 1 0,5 10 12 Express 67 8 1 2 9 13 Sun 63 12,5 2,25 2,25 10 10 Worker 67 13 3 10 7 Mirror 63 5 1 3 12 16 Sketclt 51 13,5 1,5 1 18 15 Türkiye'deki gazetelerde en yüksek haber oranı ~!o 48 iken, İngiliz gazetelerinde en düşük oran % 51 gözükmektedir. Ancak, İngiliZ gazetelerine ilişkin sayılar (haber kabul edildiği için) reklamları da içermektedir. Rek lamlar düşülürse, kabataslak hesaplar1a, haber oranları şöyle olmaktadır: 35 Kaynak: Ra,mond Williams. a.g.e., s. 44. Times 51 Guardian 42 Telegraph 29 Mail 38,5 Express 41 Sun 43 Worker 40 Mirror 41 Sketch 41
1970'LERİN BAşıNDA SAYILARLA TÜRK BASINI 93 Haberler üzerinde daha geniş olarak duracağız. Yukarıdaki iki çizelgede gözlenen önemli bir durum, Türk gazetelerinin kitle basınının atası olan İngiliz gazetelerine göre sayfalarında daha çok fotoğrafa yer vermeleridir. İngilizBasınında en yüksek fotoğraf oranı % 18'rlir (Sketch). Türkiye' de ise, bu oran % 35'e (Günaydın) çıkmaktadır. En düşük oran Cumhuriyet gazetesindedir (% 11). İngiltere'nin ağırbaşlı gazeteleri Times ve Guardian' da ise bu oran ~/o 7,5 ve % 6'ya düşmektedir. Türk Basınının fotoğrafa bunca geniş yer vermesi nedensiz değildir. Okuma-yazma oranı düşük ve okuma-yazma sı olanların da zayıf nitelikte olduğu bir ülkede, akunacak değil bakııacak malzemenin daha çok olması doğaldır. 1900'lerin başlarındaki İngiliz kitle basını incelenebilse bu oranın orada da yüksek çıkacağı kuşkusuzca söylenebilir. Toplum belli bir gelişme evresine ulaştığında, bakılacak gazete malzemesinin okunacak malzeme yararına bir gerileme göstermesi beklenmelidir.. Zahmetsiz okuma niteliğinde içeriğe yer vermeğe Türk Basını titizlik göstermektedir. Nitekim, özellikle off-set basım uygulayımı (tekniği) Türkiye'ye girdikten sonra, yukarıdaki çizelgede de görüldüğü gibi, fotooranıanlar gazetelerimizin sayfalarını yüksek oranlarda kaplar olmuştur. Foto-roman yayımlamayan gazetelerde resimli romanların oranı yüksektir. Türkiye'nin en ağırbaşlı gazetesi olarak tanınan Cwnlıııriyet'te resimli roman oranı (J (i 8'dir. Tefrikaya en çok yer veren gazete ise Tercü:ıwıı'dıL Araştırma günlerinde Tercüman'ın orta sayfalarında 6 tefrika yayımlanıyordu. 15 nisan 1970 gününden sonra vereceğini duyurduğu (<İkinci gazete» de (Tercüman'ın bugüne değin vermeyi sürdürdüğü günlükeki İnci) yayımlayacağını bildirdiği tefrikalarla sonraları bu sayı daha da artmıştır. Sözkonusu ekte foto-roman da yavımlanmaktadır. En düşük tefrika oranı Hürriyet ve Giil1ayd112'dadır. Okuyucu mektuplarına en geniş ölçüde yer veren gazete de Hürriyet'tir. Ne var ki, H iirriyet'te yayımlanan okuyucu mektuplarının büyük oranı okuyucuların kişisel dertlerine, sorunlarına ilişkindir. Sosyo-ekonomik ve siyasalolaylarla ilgili okuyucugörüşlerini yansıtan mektuplar azınlıktadır. Bir kitle gazetesi olan Hürriyet'in, okuyucu mektuplarına geniş çapta yer vermesi ölçüsünde, bu mektupların gazetenin yöneldiği okuyucu kitlesinin kişisel sorunlarıyle ilgili olması da doğaldır. Hürriyet'in yöneldiği kitle, karşıkarşıya bulunduğu sorunları sosyo-ekonomik düzenle bağdaştırarak, bir bütün içinde görebilecek oranda eğitilmemiştir. Gazete" kitleyi, geniş kapsamh bir düşünce sistemi içine oturtmaya çalışmak yerine,,kişilerin geçici Ye önemsiz gündelik sorunlarına çözüm bulmayı yeğlemektedir. Bu iş için gazetede ayrı bir servis kurulmuştur. «Yıldırım Servis»İn gazeteye ilgiyi artırdığı ve satışı olumlu yolda etkilediği kesinlikle söylenebilir. Reklam dışı içeriğin yüzde 48 ile yüzde 15'İ arasında bir bölümünü oluşturan haberlerin kendi içinde dağılışı incelenince, aşağıdaki sonuçlar elde edilmektedir:
94 AMME İDARESİ DERGİSİ Siyasal, Sosyal Hukuk ve Ekonomik Adliye Maga- Iç Dış Kaza zin Spor Maliye Haber Haber Vb. Haber Haberleri Sanat Ticaret Toplam ---- Hürriyet 22 12 10 17 39 100 Saklambaç 100 100 Günaydın 21,5 17 13,5 16 29 3 100 Tercüman 21 9 6 10 54 100 Milliyet 28,5 3 5 4 43,5 3 13 100 Cumhuriyet 33 24 4 1 30 8 100 Akşam 24 19,5 7 10 33,5 6 100 Son Havadis 30 13 3 2 48 3 1 100 Yeni Gazete 30 20 0,4 0,6 25 17 7 100 Haberlerin kendi içinde konulara 'bölünüşü, İngiliz gazetelerinde aşağıdaki gibidir 36 : Siyasal, Sosyal Hukuk ve Ekonomik Adliye, Dış Iç Kaza Şahsi- Sanat Maliye Haber Haber Vb. yetler Spor Radyo,TV. Ticaret Çeşitli Times 13 23,5 5 6 15,5 7,5 28 1,5 Guardian 19,5 31 4,5 1 9 21 14 Telegraph 7 29 4 4 23 16 17 Mail 14 24 5 10 31 4 12 Express 4 14,5 10 10 52,5 2 7 Sun 4,5 33,5 14,5 3 32,5 2 9 1 Worker 8 47 4 34 7 Mirror 2 22 26 14 31 4 1 Sketch 2 19 13 15 49 1 1 Siyasal, sosyal ve ekonomik iç ve dış haberlere en çok yer ayıran gazeteler, Türkiye'de Cumhuriyet (% 57), İngiltere'de Worker (% 55) ve Guardian' dır (% 50,5). Ve görüldüğü gibi, Cumhuriyet, bu konuda, her ikisini de geride bırakmaktadır. Her iki ülkede de, geniş kitlelere yönelen gazetelerde polis ve kaza haberlerinin oranı yüksektir. Ağırbaşlı gazetelerde bu tür haberler fazla yer bularnamaktadır. Kitle toplumunun özelliğine uygun olarak her iki ülke basınında da (Guardian hariç) spor haberlerinin geniş yer kapladığı gözlenmektedir. Türk Basınının maliye ve ticaretkonularına ilgi duymadığı ortaya çıkmaktadır. Magazin türündeki haberlerin Türk gazetelerinde önemli oranlarda yer aldığı görülmektedir. Ancak, yukarıdaki oranların haberler başhbaşına ele alındığında elde edildliğini unutmamak gerekmektedir. Aslında, gazetelerimizin iç ve dış sosyal, ekonomik ve siyasal haberlere tüm gazete içeriği içinde ne oranda yer verdikleri araştırılınca, çok küçük sayılar elde edilmektedir. Bu oran 36 Kaynak: Raymond Williams. a.g.e., s. 44.
1970'LERİN BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BA.SINI 95 ların ne olduğunu üç İngiliz (Times, Guardian, Telegraph), bir Fransız (Le Monde), bir Alman (Die Welt), bir İtalyan (La Stampa)37 gazetesiyle karşılaştırmalı olarak aşağıdaki çizelgede görelim: Siyasal, Sosyal Sayfa Reklam Dışı Reklam ve Ekonomik Sayısı Içerik Haberler (%) (%) (%) Hürriyet 10 46 54 6 Saklambaç 6 88 12 O Günaydın 8 76 24 10 Tercüman 8 70 30 6 Milliyet 10-12 63,5 36,5 10 Cumhuriyet 8 68 32 20 Akşam 8 63 27 12,5 Son Havadis 8 79 21 10 Yeni Gazete 8 83 17 17,5 Times 24 64 36 19 Guardian 22 63 37 23 Telegraph 32 44 56 12 Le Monde 24 69 31 46 Die Welt 22 51 49 33 La Stampa 18 51 49 27 Yukarıdaki çizelgede, yabancı gazetelere ilişkin sayılar 1965 yılı içindir. Ne var ki, söz konusu gazetelerde, beş yıl içinde çok büyük değişiklikler olmadığı için, yukarıdaki sayılar bugün de geçerlidir. Görüldüğü gibi, siyasal, sosyal ve ekonomik haberlere ayrılan yer bakımından Le Monde, ötekilere göre çok yüksek bir oranla baştagelmektedir. İkinci Die Welt, üçüncü La Stampa, dördüncü Guardian, beşinci ise Cumhuriyet'tir. Yukarıdaki çizelgelerde verilen oranları bir başka biçimde ve genel olarak değerlendirince, reklamların ve reklam dışı içerik kapsamına giren çeşitli dalların her gazetede kaç sayfa kapladığı ortaya çıkmaktadır Hürriyet Saklambaç Günaydın Tercüman Milliyet Cumhuriyet Akşam Son Havadis Yeni Gazete Reklam D~ Haberler Reklam Toplam Iç ve (Sayfa) (Sayfa) Foto ---- Dış 5,4 4,6 1,2 0,6 0,2 0,3 0,7 5,3 0,9 0,8 1,9 6,1 2,1 0,8 0,2 0,4 2,4 5,6 0,7 0,5 0,1 0,2 7,0 4,0 0,6 0,6 0,1 0,1 2,6 5,4 0,6 1,5 0,1 0,1 2,2 5,8 0,5 1,0 0,2 0,2 1,7 6,3 1,3 0,8 0,1 1,4 6,6 1,2 1,4 37 Kaynak: Raymond Williams. a.g.e., s. 45. Polis Kaza Magazin Sanat İktisat 0,1 0,2 0,1 0,1 0,5 0,3 0,2
96 AMME İDARESİ DERGİSİ Yorum, Fıkra Makale, Röportaj Resimli Spor Araştırma Hatırat Roman, Toplam Haberi vb. vd. Foto-Roman Te/rika çeş. Sayfa Hürriyet 0,7 0,4 0,5 oyt 0,6 10 Saklambaç 2,9 0,4 0,3 6 Günaydın 0,6 0,2 0,3 1,0 0,1 0,3 8 Terciiman 0,7 1,0 0,3 0,2 1,0 0,9 8 Milliyet 0,8 0,5 0,25 0,25 0,1 0,4 11 Cttmhuriyet 0,7 0,8 0,5 0,4 0,2 0,3 8 Akşam 0,8 0,7 0,7 0,5 0,3 0,8 8 Son i!(ıvadis 0,9 1,2 0,6 0,3 0,4 0,6 8 Yeni Gazete 0,7 1,1 0,5 0,2 0,3 0,5 8 Günlük gazetenin temel görevi haber vermektir. Oysa, yukarıdaki çizclgcden anlaşılacağı gibi, Türk gazetelerinde siyasal, sosyal ve ekonomik iç ve dış haberlere ayrılan ~ayfa sayısı yarım sayfaya' değin düşmektedir. Cıwıfıuriyet gazetesi 1,5, Akşam gazetesi ise bir tam sayfa iç ve dış haber vermektedirler. Öteki gazetelerde iç ve dış haberlere bir sayfadan az yer ay rılmaktadır. En çok satan HUrriyet gazetesinin beşbuçuk sayfası reklamlarla kaplıdır. Geri kalan dört buçuk sayfanın hemen hemen ikisi resimli romanlar ve fotoğraflarla donatıhdır. Bir sayfa röportaj, hatırat, tefrika, okuyucu mektupları, bulmaca, yıldız falı, gazetenin kendisiyle ilgili duyuru ve tanıtma yazıları, hediye kuponları, radyo programları vb.'ne ayrılmıştır. Yakla şık olarak iki sayfa ise haberleri içermektedir, ama bunun da neredeyse bir sayfası (0,7) spor haberlerinindir. 10 sayfalık HUrriyet'in yarım sayfasından biraz çoğunda (0,6) sosyal, siyasal, ekonomik iç ve dış haberler bulunmaktadır. Hürriyet okuyucularının dünyada ve ülkesinde olup biten sosyal, siyasal, ekonomik olayları izledikleri pencerenin genişliği, işte bu yarımdan birazcık çok Hürriyet sayfasının boyutlarına eşittir. Türkiye'nin en çok satan üç gazetesinden biri 'olan Saklambaç, tuhafi yeci Newness'in 1900 lerde İngiltere'devayımladığı ~(Tits-Bits» in Türkiye' dd::i bugünkü ve günlük uzantısıdır. Aıtı sayfalık gazetenin 2,9 sayfası fotoromanlarla, hemen hemen 1 sayfası (0,9) fotoğraflarla, 1 sayfası da reklam ve tefrikalarla kaplıdır. Saklambaç'ta yer alan haberler, ünlü kişiler (siyasiler ele olabılmektedir) hakkında, bol ve renkli fotoğrafh dedikodu özelliğindeki haberlerdir. En çok satan gazeteden biri olan Güna'ydın ise en genç gazetedir. Fakat emekleıneden yurumesini becemıiştir. 38 Araştırmamızı yaptığımız ni 33 Gazeteciliğin, giinümüzde, bir sahun ya da konselte fabrikası gibi tecimsel bir girişim kimliği aldığı tezine Türkiye'den gösterilecek giizel bir örnek vardır. Üç yıl,önce, yayın hayatına girmek üzere olan bir gazete için Jmberleşme araçlarıyle geniş ve ustaca bir reklam kampanyasına giri5ilmiştir. Reklamlarda, yayımlanacak yeni bir gazetenin adım okuyucuların koyması isteniyor ve en uygun adı bulan okuyucuya 10.00(} TL. ödedece~i bildiri
/' ı 970'LERİN BAŞINDA SA YILARLA TÜRK BASINI 97 san 1970'de henüz bir buçuk yaşında olangünaydın'ın, aynı ay içindeki net satışı 294.583 idi ve Hürriyet'ten sonra ikinci sıraya geçmişti. Yukarıdaki çizelgede de görüldüğü gibi, 8 sayfalık Günaydın iki sayfa tutarında fotoğraflarla kaplı olarak yayımlanmaktadır. Ve bu,bakımdan rakip kabul etmemektedir. 1 sayfa tutarındaki foto-roman ve resimli romanları; aynı zamanda iki sayfa tutan reklamların resimleri de düşünülecek olursa,,gazetenin okunacak malzemeden çok, bakılacak malzemeye yer verdiği belirginleşmektedir. Tercüman'ın en göze çarpan özelliği, reklam dışı içeriğe ayırdığı beş buçuk sayfadan birini tefrikalarla doldurmasıdır. Milliyet'in durumu ise ilginçtir. Milliyet, biryandan kitle gazetesi olmak, olabilmek için atılımlarda bulunurken, öte yandan ağırbaşlı gazete kimliğini de taşımak istemektedir. Bütün çabalarına karşın, son üç-{}ört yıl içinde satışı önemli ölçüde gerileyen Akşam da, Milliyet gibi nazik bir denge kurmağa çalışmaktadır. Cwnhuriyet, daha önce de değindiğimiz gibi, siyasal, sosyal ve ekonomik iç ve dış haberlere geniş yer ayıran, bu özelliğiyle, gazetenin her şeyden önce bir haber verme araçı olduğu ilkesini titizlikle korumağa çalışan bir organ niteliğindedir. Altıdan biraz daha çok sayfasını- (6,3) reklam dışı içeriğe ayıran Son Havadis'in siyasal, sosyal ve ekonomik olayları haber vermekten (0,8) çok, bu olayları yorumlamakla ilgilendiği gözlenmektedir (1.2). 9 BİRİNCİ SAYFA İÇERİGİ Bir gazetenin birinci sayfası, genellikle, en önemli sayfadır. Benzetme yapmak gerekirse, birinci sayfa gazetenin vitrinidir. Vitrinde hangi mallar, ne ağırlıkta sergilenmektedir? Bu sorunun karşılığını arayınca, aşağıdaki çizel ge elde edilmiştir: liyordu. Bu yolla Günaydın adını alan gazete, böylece daha yayımlanmaya başlamadan önce kitlelerin ilgisini çekiyordu. Yayımlanmaya başlamasıyle birlikte, kupon biriktirip gönderen okuyucular arasında kura çekerek, bir okuyucusuna 500.000 TL de~erinde ve Şişli'de dayalı-döşeli bir ap!'lrtman dairesi (bir Anadal ile birlikte) vereceğini duyuran gazete, daha sonraki ayaynı değerde bir ikinci apartman dairesi. daha sonra da, her ay (yanılmıyorsak) 10 yazlık ev dağıtarak okuyucu sayısını artırma kampanyasını sürdürdü. Amaç, kısa sürede, GUnaydın'ın satışını yüzbinlerie anlatılan sayılara ulaştırarak, mal ve hizmet üretenlerin gazeteye reklam vermelerini sağlamaktı. Günaydın yayımlanmaya başladığı günlerde öteki gazetelerin fiyatı 25 kuruştu. Günaydın 35 kuruş fiyatla çıktı. Ama, 10 kuruş daha pahalı olmasını özürlu gösterecek özellikleri vardı. Bir magazin niteliğindeki Saklambaç sayılmazsa, «off-set» basım tekni~iyle yayımlanan ilk Türk gazetesi oluyordu. Bol renkli, bol fotoğraflı, çok temiz bir basım tekniğiyle yayımlanıyordu. Ayrıca, yukarıda da değinildiği gibi, o günedek, hiç bir gazetenin da~ıta mayacağı pahada bazı armağanlar dağıtıyordu okuyucularına. Böylece, Günaydın, kısa sürede büyük kitlelerce satınalınmayı başardı. Günaydın ve Saklambaç, Veb Ofset Ortaklığı'nca yayımlanmaktadırlar. Aynı Ortaklı~ın bir öteki yayın organı olan Reklam gazetesinin 9 kasım 1970 günlü sayısında açıklandı~ına göre, "İstanbul dağıtımı 50.000'den fazla olan her 100 gazetenin 40'1 bir Veb Ofset yayınu.dır. Söz konusu haberin içerdiği ilginç bir bilgiyi de buraya aktaralım: "Günaydıı! ile Sakbnbaç, aynı zamanda kupon- yayımlayan gazetelerdir. Günaydın ve Saklambaç her gün yayımladıkları iki Pay Kuponu dolayısıyle (Bir kupon 5 kuruş hesabıyle) okuyuculara IO'ar kuruşiarını iade etmektedirler. (...) Günaydın ve Saklambaç'ın yalnız İstanbul'da verdik leri toplam.kupan değeri günde ı5.000 lirayı geçmektedir. Okuyucuların biriktirdikleri kuponlar karşılığında aldıkları mallar kupon değeri ile mukayese edildiği zaman bir kupanun bazen 6, 7 hatta 8 kuruşa kadar çıktığı bilinmektedir.»
98 AMME İDARESİ DERGİst Iç Haber H a b e r ler (%) Dış Polis Haber Kaza vb. Magazin Sanat Iktisat Ticaret Foto Spor (%) Hürriyet 15 10 10 6 45 Saklambaç 2 33 33 Günaydın 17 6 6 9 4 46 Tercüman 14 2 5 26 Milliyet 42 1 10 1 25 Cumhuriyet 42 15 2 17 Akşam 30 20 7 0,3 0,4 17 Son Havadis 35 5 1,5 1,5 30 Yeni Gazete 42 4 17 :~... Röporta; ~ Yorum Fıkra Makale Hatırat Araş. vb. 't: Reklam çeş. (%) (%) (%) (%) (%) ~ (%) (%) Hürriyet 14 Saklambaç 23 9 Günaydın 12 Tercüman 3 1,5 17 0,5 31 Milliyet 9 1 2 9 Cumhuriyet 6 1 4 2 1 10 Akşam 3 2 0,3 2 17 Son Havadis 17 2 1 7 Yeni Gazete 9 6 5 13 Günaydın ve Hürriyet'in gerçekten göz alıcı bir vitrinleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Her ikisinde de, -birinci sayfanın neredeyse yansı foto~raflarlakaplıdır. (Hürriyet % 45, Günaydın % 46). Günaydın, spor haberlerine de birinci sayfada yer vermektedir. Cumhuriyet (% 59) ve Akşam (% 58,7) ıbirinci sayfada haberlere ağırlık tanımaktadırlar. Tercüman, araştırmaya rastlayan günlerde Barzani ile yapılan -bir röportajı yayımlamağa başladığı için -bu daldaki oran yüksek çıkmıştır (% 17). Gene Tercüman, o günlerde yeni atılımlara hazırlanıyor ve bu atılımlan okuyucularına duyuruyordu. Bu nedenle «çeşitli» oranı % 31 olaraik gözükmektedir. ANA HABER BAŞLıKLARı Birinci sayfanın üstü ve gazetenin başlığının altına gelen bölümü' gazetece günün en önemli olayının değerjendirildiği yerdir. Haberin önemine göre, haberin başlığı bazen tüm sütunlan boydan ooya kaplar, bazan da 4-5 sütun üstüne ve öteki haber başhklanna göre ilk bakışta dikkati çekecek -biçimde verilir. Bu başlıklan gözden geçirmek, gazeteler için bir fikir edinmekte yararlı olmaktadır.
1970'LERİN BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BASıNı 99 Araştırma günlerinde gazetelerimizin ana haber başlıkları şöyleydi: Pazartesi: 6 nisan 1970 Hürriyet Saklambaç Günaydın Tercüman Cumhuriyet Milliyet Akşam Yeni. Gazete Son Havadis Salı: 7 nisan 1970 Hürriyet Saklambaç Günaydın Tercüman Cumhuriyet Milliyet Akşam Yeni Gazete Son Havadis KOMŞUDA YANGıN ÇıKıNCA KALP St:KTESİN DEN GİTTİ. KAHVECİ MUZAFFER EviNİN YAN MADıGINI GÖREMEDEN ÖLDÜ. 40 RADYO SANATÇısı HAKKINDA TAHKİKAT AÇıLDı. BAŞBAKAN DHMİREL ANAYASA'YI BİLMİYOR. SUNAY: «GEDİZ'İ YENİDEN KURACAGız» DE Dİ. ANAYASA DEGİşİKLİGİ YAKINDA GERÇEKLE ŞtYOR. 783 BİN MEMURUN BEKLEDU'i! TASARı HAZıR. GAZETEMİzİN YUNANİSTAN'A SOKULMASI YA SAKLANDI. GENEL MÜDÜR THY'DE TEDHİşÇİLİK YAP MAKLA SUÇLANDI ANARŞİST ögrenci HAREKETLERİNİN ARDıN DA YATAN TEHLİKELİ GERÇEKLER. GAYE MEMLEKETİ KIZILA BOYAMAK. üniversitede YİNE SİLAHLAR PATLADı BEŞ Kİşİ YARALANDı' TÜLAY GERMAN TÜRKİYE'DE GECEDE 6 BİN LİRA KARŞI Lı-Gı ŞARKı SÖYLEMEYİ KABUL ETTİ. CEMAL KAMACI VİYANA ORMANLARıNDA MA ÇA HAZıRLANıYOR. İSTANBUL ÜNivERSİTESİ KAPATıLDı' UNİvERSİTE'DE KANLı ÇARPıŞMA OLDU. YİNE ÇATlŞTILAR... SAGCI-SOLCU ÖCRENCİ LER TABANCA, MOLOTOF KOKTEYLİ VE SO PALARLA BİRBİRLERİNE GİRDİ. YEDEK SUBAY ögretmenlik YENİDEN KU RULUYOR. SAC-SOL YİNE BİRBİRİNE GİRDİ VE SİLAH LAR YtNE PATLADı' ANARŞİsTLER HALKA ATEŞ AÇTı Çarşamba: 8 nisan 1970 Hürriyet ALMANYA'DA TüRK USULÜ DAYAK.
100 AMME İDARESİ DERGİSİ Saklambaç MARİA VİNCENT TEKRAR TÜRKİYE'YE GEL MEK İçİN HER KAPIYA BAŞVURUYOR. Günaydın TÜRK PER-SEN DÜN BİR BİLDİRİ YAYINLADI. HÜKÜMET PERSONEL REFORMUNU ZAM HA VASINA SOKUP PİYASADA SUNI BİR PAHALI LIK YARATIYOR. Tercüman ESKİşEHİR'DE AŞK YÜZÜNDEN 2 Kİşİ ÖLDÜ. Cumhuriyet ÜNİvERSİTE POLİs KORDONU ALTINDA Milliyet İŞLENMEYEN TOPRAK KÖYLÜYE VERİLİYOR. Akşam YUNANİSTAN'DA İŞKENCE BAŞLADI - CUN TA YARGILANIYOR. Yeni Gazete : GUATEMALA'DAKİ ELÇİLER ÜLKELERİNE GE Rİ DÖNMEK İSTİYOR. Son Havadis DEMİREL : «POLİs NİzAMSIZ OLAN YERE Gl RER.» Perşembe: 9 nisan 1970 Hürriyet Saklambaç 2000 KOMANDO 114 KANUN KAÇACINI YAKA LADI. ORHAN BORAN RESMEN TRAFİK MÜFETTİŞI TAYİN EDİLDİ. Günaydın ACI FAKAT GERÇEK - DEPREM BÖLGESİNDE HALK «ÇADIR» DİYE FERYAT EDEDURSUN: KIZILA Y ELİNDEKİ ÇADIRLARI KAMP KUR MAK İSTEYENLERE GÜNLÜ'CÜ Üç LİRADAN KİRAYA VERİYOR. Tercüman 23 ÖCRENCİ DERNE'Cİ VE 8 SENDİKA İÇİN TAHKİKAT AÇILDI. Cumhuriyet TBMM SORUŞTURMA KOMİSYONLARI ÇALIŞ MİYOR. Milliyet TABANCALILAR 1 YIL HAPİs YATACAK - İç İŞLERİ BAKANI İSTANBUL'DA ASAYIş İÇİN TOPLANTI YAPTI. Akşam ATHENAGORAS'IN SACLIK DURUMU GİTTİKÇE DAHA ACIRLAŞIYOR. Yeni Gazete 50 GENERAL, 100 ALBAY EMEKLİ OLUYOR. Son Havadis YENİ KANUNDAN EMEKLİLER DE FAYDALA NIYOR, Cuma: 10 nisan 1970 Hürriyet BURNUMUZUN DİBİNDEKİ YENİ YUNAN ÜS LERİ. Saklambaç YUNAN CUNTA HÜKÜMETİ ALEYHİNE KONU ŞAN AJDA PEKKAN'A BOYKOT İLAN EDİLDİ.
1970'LERİN BAŞıNDA SAYlLARLA TÜRK BASıNı 101 Günaydın FUTBOLCU ABİDİN SAMSUN'DA ÖMÜR BOYU BEDAVA YAŞAYACAK. Tercüman BARZANİ ANLATıYOR başlıklı röportaj, haber iki sütun üstüne: KURA YI KAZANAN YEDEK SUBAYLIK YAPMAYACAK. Cumhuriyet : pipinellis YENİ YUNAN GÖRÜŞÜNÜ CUM HURİYET'E AÇıKLADı: lstediöimiz HACIM SIZ ÜNİTER KIBRIS DEVLETi. LOS ANGELES BAŞKONSOLOSUMUZUN OTOSU Akşam SATıLDı' Yeni Gazete PARTİLER AF KONUSUNDA ANLAŞMAYA VA RIRKEN ORMANLARıMIZ HIZLA YOK EDİLİ YOR. Son Havadis ANAYASA DEGİşİKLİGİ TEKLİFLERİ MECLİs. TE. Cumartesi: 11 nisan 1970 Hürriyet : BOŞANMADA KADıNDAN DA TAZMİNAT İSTE NECEK. Saklambaç : SEKIZ KİŞİ İLE DÖVÜŞEN TUGAY TOKSÖZ' ÜN 4 PARMAGI KıRıLDı' Günaydm 13ı'NCİ MADDE DEMİREL İÇİN SORUŞTUR MAYA MANİ DEGİL. Tercüman BAYAR: «MECLls'E GİDOCEGİM» DEDi. Cumhuriyet : DENKTAŞ, ÜNİTER DEVLET KONUSUNDAKI GÖRÜŞÜNÜ GAZETEMİzE AÇıKLADı: AzıNLıK OLARAK YAŞAMAYA RAZIOLMAYACAGıZ. Milliyet : TABANCA DOLU MOTOR ELE GEÇTi.. Akşam. ÜNİvERSİTE REFORM TASARısıNı AÇıKLı YORUZ. Yeni Gazete AÇIK SATILAN SÜTLERDE TİFO VE KıZAMIK MİKROBU VAR.. Son Havadis ORDUYU İSYANA TEŞVİK EDENLERE KARŞI ASKERİ MAHKEME TAKİBATI GENİŞLİYOR BAZI PROFESÖR VE YAZARLAR HAKKINDA İŞLEM YAPıLMASı TALEP EDİLDi. Görüldüğü gibi, Türk basınında günün önemli haberi gazeteye göre de ğişmektedir. Yalnızca, 7 nisan 1970 salıgünkü gazetelerde ana haberde birleşme görülebilmektedir. O gün 9 gazeteden 6'SI üniversite olaylarını man, şette vermişlerdir. 5-10 nisan 1971 günleri, öteki bir deyişle, araştırmadan bir yıl sonraki günler, Türkiye'nin değişik bir siyasalortam içine girdiği günlere rastlamıştır. Bu değişik ortam içinde, gazetelerimizin ana haber değerlendirmesinde
102 AMME İDARESİ DERGİSİ bir de~işme olup olmadı~ını görmek de ilginç olacaktır sanırız, Bu bakımdan, aşa~ıda, s-ıo nisan 1971 günlerinde yayımlanan gazetelerimizin ana haber başlıklarının.sır.alanması yararlı göpülmüştür. Pazartesi, 5 nisan 1971 Hürriyet GÜVENOYU İÇİN AP'NİN KARARI yarına KALDı' Saklambaç FİKRET HAKAN, ALEV ORALoGLU'NU İSTET Tt. Günaydın AP'NİN KARARI SALIYA KALDı' Tercüman DEMİREL: «TOPA TOP ÇıKARARAK MÜCA DELE YAPAMAYIZ». Milliyet GÜVEN OYLAMASı TARTışMAsı DEVAM EDİ YOR. AP GRUBU KARAR VEREMEDı' Cumhuriyet Akşam MECLİs GRUBU PROGRAMI İNCELEDi. AP'NİN GÖRÜŞÜ SALI GÜNÜ BELLİ OLACAK: AP'DE PROGRAMA EVET DİYENLER AGıR BA SıYOR. Yeni Gazete SEçİMLERE SEçİM KANUNU DEGlşTİRtLDİK TEN SONRA GİDİLECEK. HÜKÜMET «GÜVEN OYU» KONUSUNDA İYİMSER. Son Havadis DEMİREL: «HÜRRİYETİ ALMAYA KİMSENİN GÜCU YETMEYECEK.» Salı, 6 nisan 1971 Hürriyet TOMSONLU ALTı GENÇ K. HAS AİLESİNİ 16 SAAT REHİN TUTTU. 2 'İş ADAMı KAÇIRlLDL Saklambaç...VE PELE HAZİRANDA İLK FİLMİNE' 'BAŞ LİYOR. Günaydın MİLYONER METE HAS KAçıRILDl. Tercüman İNÖNÜ: «ORDUNUN MÜDAHALE ETMESİ VE BALİNİ HİÇ BİR PARTİ ÜZERİNE ALAMAZ. OY VERECEGİz.» Milliyet METE HAS KAçıRILDl. Cumhuriyet İNÖNÜ: BUNALıM SEBEBİ ASAYİşSlzLİKTİ. A%şam : İNÖNÜ: «REJİM TEKAMÜL DEVRESİNDE... >, Y~ni Gazete GÖRÜŞMELER çok GERGİN HAVA İÇİNDE YA PıLDı. «REFORM)) PRCX::;RAl\1ı MECLİS'TE. Son Havadis AP SÖZCÜSÜ O. DENGİZ «MEMLEKETİMİz AGıR BİR REJİM BUHRANI İç1NDEDİR) DEDİ - ANARŞİNİN REFORMLARLA İLGİSİ YOK TUR.
1970'LERİN BAŞıNDA SAYlLARLA TÜRK BASıNı 103 Çarşamba, 7 nisan 1971 Hürriyet Saklambaç Günaydın Tercüman Milliyet CUlnhuriyet Akşam Y Cl1i Gazetc 22 SAAT SÜREN CAN PAZARLıGı. 400 BİN Lİ RA FİDYE VEREN HAS AİLESt SOYGUNCULA RA TEŞEKKÜR ETTİLER. AZRAİL YEşİLÇAM~DA KOL GEZİYOR. HAYATİ HAMZAOGLU BİLAL İNCİ. TUGAY TOKSÖZ ÖLÜMLE BURUN BURUNA GELDİLER. BÜTÜN ZENGİNLERİN EVLERİ GÖZ ALTINDA. MECLİsTE KARAR GÜNÜ. GÜVEN OYLAMASı BUGÜN YAPILıy.oR. AP PROGRAMA «EVET» DED!. ARAP ÜLKELERİNDE DİN EGİTİMİ GÖREN ıoclo GENÇ VAR. PARALARıN NUMARALARı TESBİT EDİLDİ. ME TE HAS VE TALİp AKSOY SAVCILIKTA İFADE VERDİLER. REFORM TASARıLARıNIN UYGULANMASI YO LUNDA KURUCU MECLİs FİKRİ GELİŞİYOR. Perşembe, 8 nisan 1971 Hürriyet Günaydın Tercüman Milliyet Cumhuriyet Akşam Yeni Gazete Son Huvadis MECLİs ERİM'E EVET DEDİ. ERİM, REKOR OYLA GÜVEN ALDı' HÜKÜMET GÜVEN.oYU ALDı' HÜKÜMET GÜVEN OYU ALDı' ERİM HUKUMETİ GÜVEN OYU ALDı' ERİM HUKUMETİ GÜVEN.oYU ALDı' HÜKÜMET GÜVEN.oYU ALDı' KABİNE ÜYELERİ ARASINDA ANLAŞMAZLıK VAR. Cıl11za, 9 nisan 1971 Hürriyeı Saklambaç Günaydın Tercüman ] o KİŞİ SELİMİYE KIŞLASıNDA NEZARETE ALıNDı' CÜNEYT ARKIN'A ESKİ EŞİ İLE AYNİ FİLİM DE OYNAMASı İÇİN 100 BİN LİRA TEKLİF EDİLDİ. ANNELERİ BİR TÜRK GENCİ İLE EVLENEN HOLLANDALI 4 ÇOCUK BALIKESİR'DE TARLA SÜRÜP ÇAPA YAPıYORLAR. MNP'NİN KAPATıLMASı İÇİN AÇILAN DAVAYA BAŞLANDı' ERBAKAN «DAVA SİYASi MAKSATLA AÇıLDı) DEDi.
104 AMME İDARESi DERGİSİ Milliyet : PROF. ERİM GÖREVE BAŞLARKEN NELER YAPMAK ISTEDİGİNİ GENEL YÖNETMENİMİz ABDİ İPEKÇİ'YE. AÇIKLADI. «LİDERLERLE DAYANIŞMA SAGLAYACA:Glı\1». Cumhuriyet ERİM İLK DEMECİNİ CUMHURİYET'E VERDi. «TÜRK ORDUSU MİLLI ŞUURUN TERCÜMANI OLDU». ilkşam KABİNENİN DÜNKÜ İLK TOPLANTISINDA ÜNİvERSITELERDEKİ OLAYLAR ELE ALıNDı: «OLAYLAR, ÜNİvERSİTE KAPATMAKLA ÖN LENEMEZ.» Yeni Gazete TÜRK HALK KULTULUŞ ORDUSU İLE İLGİLİ SANıLAN YEDİ EMEKLİ SUBAY ile Üç AS KERI ÖCRENCİ TUTUKLANDı' Son 'Havadis ViETNAM'DA SAVAŞ SONA ERİYOR. Cumartesi, 10 nisan 1971 Hürriyet SELİMIYE KIŞLASINDAKİ TUTUKLU SAyıSı 14'E ÇıKTı' Günaydın ÖZEL YÜKSEK OKUL ÖCRENCILERİ SINAVLA üniversiteye ALINACAK. Tercüman DÜN DE BAZI ASKER! ÖGRENCILER TUTUK LANDI. Milliyet SUNA Y ANARŞİYE KARŞI ACİL TEDBİR!STE Dİ. Akşam lkimilletvekilinin TEHDİT EDİLMESI VE DEVRIıMC! GÜÇLER İMZALI BİLDİRI DAGITIL MASı ÜZERİNE ANKARA'DA DÜN OLACANÜSTÜ TEDBİRLER ALINDI. Yeni Gazete, MİLLİYETÇi HAREKET PARTİSİ İçİN FAALİ YET GÖSTEREN 11 DENİZ HARP OKULU öc RENCİSİ İHRAÇ EDİLDi. Son Havadis SABOTAJLAR DEVAM EDİYOR MELEN, BA ZI EMEKLİ SUBAYLARıN NEZARETE ALıNDı CINI DOGRVLADI. Siyasalolaylann önem kazandığı ve hareketlendiği günlerde, gazetelerimizin ana haber olarak siyasalolayları seçtiği gözlenmektedir. Ancak, kitle basınının Türkiye'deki örnekleri olan Hürriyet ve Günaydın'dan, Hürriyet' in olayların «sansasyonel» yanı ile ilgilendiği, Günaydın'ın ise siyasalolaylar dışındaki olaylardan ana haber seçtiği gözden kaçmamaktadır. Görüldüğü gibi,,kitle' basınında her türlü olay günün en önemli haberi olarak sunulabilmektedir. Daha doğrusu, olayın önemi değil, geniş kitlelerin göstereceği ilgi düşünülerek seçim yapılmaktadır. Bu seçim, yalnızca günün en önemli haberi için değil, gazetede yer verilen tüm haberler için ge
1970'LERİN BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BASıNı 105 çcrlidir. Sözlerimizi kanıtlamak için, geniş kit1elerce okunan iki gazete ile ağırbaşlı tanınan bir gazetenin birinci sayfalarında yer alan haber başlıklarını karşılaştıralım. 6 nisan 1970, pazartesi Hürriyet «Liderlerin mücadelesi sertleşti Rusya'da temizlik havası esiyol.» (3 sütun üstüne) «Deprem bölgesinde Başkan Sunay siyah bayrakla karşılandı» (2 sütun) «Silopi'nin Cemile'si gelin oldu.» (5 sütun) «Havva Nine piyangodan traktör kazandı.» (4 sütun) «Kazakurşunu jle katil olan polis 'üç günlük oğlumu bir kere göreyim, sonra asın beni' dedi.» (2 sütun) «Medenı Kanunun adı değişti ve Türk Yurttaşlar Yasası oldu.» (Tek sütün) «İngiltere Dışişleri Bakanı Ankara'da,» (Tek sütun) «Athenagoras'ın kanser olduğu söyleniyor.» (Tek sütun) «İki bin yılına varmadan bakteri külbastısı ve petrol bifteği yiyeceğiz,» (Tek sütun) «Demİrci - Gediz hattı üzerinde olan Simav için de deprem tehlikesi var.» (Tek sütun) Günaydın «Türkiye'nin en pahalı damadı - Veliefendi'deki damızlık at, yavru bekleyen cins kısraklara bir defa için 4200 liraya kiralanıyor.» (3 sütun üstüne) «Deprem bölgesini de ziyaret edecek - İngiltere Dışişleri Bakanı Michael Stewart Ankara'da». (4 sütun) «Arap ülkelerine kadın sevkeden bir şebeke ortaya çıkarıldı.» (4 sütun) «Ayşeyi babasının gözü önünde kaçırmak istediler.» (2 sütun) «Mevsimin ilk pathcanı 62,5 liraya satılıyor.» (3 sütun) «Bursa Belediye Başkanı, çok iyi el ve kahve falı bakıyor» (2 sütun) «3 metre boyundaki bir yılan, 10 yaşındaki çocuğu yuttu.» (Tek sütun) Cumhuriyet.«Demirel'e göre kriz AP'de değil Meclis grupunda.» (Tek sütun) «Esatoğlu, Demirel'in ispat isteğini cevaplandırdı: Krediler başbakanın nü fuzuyla verilmiştir.» (Tek sütun) «CHP Kurultay tarihinin bugün açıklanması bekleniyor.» (Tek sütun) «Yardımlara politikacının karışmasından Kızılay Başkanı da şikayetçi.» (2 sütun) «TMGT yardımı askerlerin dağıtmasını istiyor.» (Tek sütun) «Hazİne arazilerini işgal eden köylüleri jandarma çıkardı.» (Tek sütun)
J06 AMME İDARESİ DERGİst «Marmara tütün piyasası bugün açılıyor.» (Tek sütun) «Guatemalı asiler hükümete verdikleri mühleti uzattılar.» (Tek sütun) «K. Kore Japon yolcu uçağını iade etti.» (Tek sütun) «Polisin aradığı El Fetih'li 5 gençle görüştük.» (Röportaj, 3 sütun) «Yabancı basından değişik ıbir bakış: Perihan'ı da yutan gençliğin dramı.» (Röportaj, 2 sütun) «Yaralı bir Kabine.» (Yorum, 3 sütun) ı. sayfada yer alan haber başlıkları karşılaştırılınca, ağırbaşlı bir gazetenin küçüklü büyüklü tüm haberlerini iç ve dış sosyal, ekonomik ve siyasalolaylardan seçtiği gözlenirken, genişkit1elerce okunmayı (çok satmayı) amaçlayan gazetelerin, geniş ve az eğitilmiş kitlelerin ilgisini çekecek sıra ran olayları (Havva Ninenin piyangodan traktör kazanması, Silopi'nin Cemile'sinin gelin olması, Ayşe'nin babasının göru önündekaçırılması, Belediye Başkanı'nın çok iyi fal bakması, vb. gibi) haber haline getirdikleri görüı mektedir. HABER UZUNLUliU Günümüz basını haberleri olanak oranında kısa vermektedir. Ortalama haber uzunluğunu hesaplayaıbilmek için, gazetelerimizde yayımlanan tüm haberlerin kelime sayısını bulup ortalamasını almak gerekirdi. Bunun yerine, 6 nisan 1970 günlü gazetelerimizde ana haber olarak değerlendirilen olay ların kaç kelime ile okuyucuya aktarıldığını araştırdık. Bu araştırmanın sonucu da, haber uzunluğu konusunda fikir vermektedir. Hürriyet, kahve ci Muzaffer'in ölüm haberini birinci sayfanın sağ üst bölümünü tümüyle,kaplayan biçimde ve 5 sütun üstüne vermiştir. Haber fotoğraflarla donatılmıştır. Haber metni 211 kelimedir. Saklambaç, 40 radyo sanatçısı hakkında açılan tahkikat haberini 5 Sü' tun üstüne ve 145 kelimeyle duyurmuştur. Başbakan Demirel'in Anayasa'yı bilmediğine ilişkin Günaydın'ın haberi 4 sütun üstünedir ve birinci sayfada başlık ve alt başlıklardan ibarettir. Alt başlıkların tutarı 48 kelimedir. Haber metninin 6. sayfada olduğu belirtilmektedir. (Günaydın, genellikle birinci sayfaya haberlerin başlıklarını ve fotoğraflarını koymakta, yazısını 6. sayfada yayımlamaktadır.) 6. sayfada 4 sütun üstüne verilen haber metni 382 kelimedir. Sunay'ın Gediz ile ilgili demecini 4 sütunu kaplayan bir başlıkla haber veren Tercüman, metni bir sütun üstünden yayımlamıştır. Haber 7. say.fada üç sütun üstüne atılan bir başlıkla devam etmektedir. Toplam haber metni, birinci sayfada 137, 7. sayfada 212 olmak üzere 349 kelimedir. Milliyet, 5 sütun üstüne ve gazetenin sol üst bölümünü neredeyse tü müyle kaplayacak biçimde duyurduğu «Personel Kanunu Tasarısı» ile ilgili haberinde 347 kelime kullanmıştır. Birinci sayfada 68, 11. sayfada 279 kelime sayılmıştır.
1970'LERİN BAŞINDA SAYILARLA TÜRK BASINI 107 Anayasa değişikliğinin yakında gerçekleşeceğini bildiren,cumhuriyet, haberin başlığını 4 sütun üstüne atmış, metnini tek sütunda vermiştir. Bi rinci sayfada 77,7. sayfada 117 olmak üzere, haber metni toplam 194 kelimedir. Yunanistan'a sokulmasının yasaklandığını bildiren Akşam, bu haberi birinci sayfanın üst yarısını, hatta daha çoğunu kaplayan biçimde ve 8 sütun üstüne vermiştir. Eski sayılarm klişcleri ile süslenmiş haberin metni birinci sayfada 32, 7. sayfada 155 olmak üzere 182 kelimedir. Son Havadis'in «Anarşist öğrenci hareketleri» ile ilgili yazısı, haberden. çok, olayların gazetenin görüş açısından yorumlanmasıdır. Neredeyse birinci sayfanın tümünü kaplayan biçimde fotoğraf ve şekillerle donatılmış yazı, birinci sayfada 87,7. sayfada iki sütun üstüne 900 kelime içennekterlir. Devamlıdır. THY Genel Müdürü'ne değgin Yeni Gazete'de yer alan haber birinci sayfa ortalanarak 6 sütun üstüne verilmiştir. Haber metni tek sütun üstünde yer almakta ve birinci sayfada 100, 7. sayfada 200 olmak üzere 300 kelime içermektedir. Görüldüğü gibi, gazetelerimizde haberler, yukarıdakilerin günün en önemli haberi olarak değerlendirildikled düşünülürse, - oldukça kısa olarak verilmektedir. Kısalığın ölçüsünü canlandırabilmek için, normal aralıkla daktilo ile yazılmış bir mektup kağıdının üstünde 250-300 kelimenin bulunduğunu söyleyelim. Bunca kısa metinlerle verilen haberlerin geniş yer kaplaması, Türk gazetelerinin haber başlığı için kullandıkıa'rı harflerin büyük punto olmasmdandır. AYNIOLAYıN DEGİşİK GAZETELERCE YANSITILIŞI Daha önce de görüldüğü gibi 7 nisan 1970 günlü gazeteler, 6 nisan 1970 günü İstanbul Üniversitesi'nde meydana gelen olayların haberleriyle çıkmışlardı. Hürriyet haberi birinci sayfada 8 sütun üstüne, üç büyük fotoğrafla sayfanın yarısından çoğunu kapsayan biçimde venniştir. Haberin başlığı «Bir hafta için kapatılan Vniversitede yine silahlar patladı, beş kişi yaralandı» olarak atılmıştır. Olayla ilgili bir haber başlığı daha okunmaktadır: «Rektörün davetlisi olan iki Cezayirli profesör canlarını zor kurtardı». Her iki haberin devamı 7. sayfadadır. Günaydın aynı haberi, birinci sayfanın sol alt bölümünde üç sütun üzerine vermiştir. Haberin kapladığı alan 13X23=299 cm 2 dir. Fakat ilgili üç fotoğraf bu alanın 226 em 2 sini almaktadır. 73 cm2 başlık ve alt başlıklara kalmıştır. Yazısı altıncı sahifede olan haberin başlığı, «Vniversite'deki çatışmayı askerı birlikler bastırabildi, 3 yaralı var» dır. 6. sayfadaki yazı 410 em 2 kaplamaktadır. ve
108 AMME idaresi DERGiSi Tercüman, birinci sayfanın üstünü ortalayarak «İstanbul Üniversitesi kapatıldı» başlığı ve «Öğrenciler çatıştı, 5 genç yaralandı» alt başlığı ile, habere 182,5 cml ayırmıştır. Bu alanın 167,5 cm 2 si başlıklara gitmiştir. 7. sayfa da habere 145 cm 2 aynımıştır. Milliyet, birinci sayfanın neredeyse tamamını bu haberin başlık, fotoğraf ve metnine ayırmıştır. Habere aynlan 1400 cm 2 nin 850 cm 2 si fotoğraf, 500 cm 2 si başlık ve alt başlıklar, 50 cm 2 si ise haber metnidir. Ana başlık «Yine çaııştılar...», yardımcı olarak kullanılan başlıklar «Üniversite süresiz kapatıldı», «Olay çıktığı anda rektör sağcılarla solcuların arasını bulmak istiyordu», «Sağcı-solcu öğrenciler tabanca, molotof kokteyli ve sopalarla birbirlerine girdi», «Içişleri Bakanı yeni tedbirler alınacağını açıkladı» diye atılmıştır. Haberin devamı 7. sayfada 330 cm l kaplamaktadır. Cumhuriyet, birinci sayfanın üstünde 8 sütun verdiği habere 335 cm 2 si başlıklar, 260 cm 2 si fotoğraf, 90 cm 2 si de metin olma-k üzere 685 cm2 ayır mıştır. Başlık «Üniversite' de kanlı çarpışma oldu» yardımcı başlıklar «3'ü öğrenci 7 kişi kurşunla yaralandı», «Istanbul Üniversitesi süresiz kapatıldı» diye atılmıştır. Haberin 7. sayfadaki devamı 125 cm 2 dir. Akşam'da, 'bir,inci sayfanın sol yanında ortalanarak «Beş öğrenci yaralı» başlığı ve «Rektörlük kurşun yağmuruna tutuldu» yardımcı başlı~yle verilen haber, 285 cm 2 fotoğraf, 95 cm2 başlıklar ve 25 cm 2 metin olmak üzere 405 cm 2 kaplamaktadır. 7. sayfada iki sütun üstüne yer alan devamı 345 em2 dir. Son H avadis, birinci sayfanın sol üstköşesinde yer verdiği habere 438 cm l fotoğraf, 212 cm 2 başlıklar ve 66 cm 2 metin olmak üzere 716 cm2 ayırmıştır. Başlık «Anarşistler halka ateş açtı» diye atılmıştır. Yardımcı başlıklar şöyledir: «Rektörlük binasına dinarnit atıldı, üniversite kapatıldı» «Mütecavizler Rektör ile görüşrneğe gelenlere kurşun attı» «3 öğrenci ile halktan iki kişi yaralandı» «İstanbul Üniversitesi askeri kordon altına alındı» «Ankara'da solcular Kıbns işini bahane edip hadise çıkardılar» «Meclis'te konuşan O. C. Fersoy, solculara karşı tedbir alınmasını istedi» Haberin 7. sayfadaki devamı iki sütun üstüne 345 cm2 kaplamaktadır. Birinci sayfanın üstünü bu habere ayıran Yeni Gazete, olayla ilgili olarak 467 cm l fotoğraf, 320 cm2 başlık ve yardımcı başlık, 58,5 cm2 karikatür ve 125 cm 2 metin (toplam 970,5 cm 2 ) yayımlamıştır. Haberin 7. sayfadaki devamı üç sütun üstüne ve 190 cm 2 dir. Başlık «Sağ-sol yine birbirine girdi ve siltihlar yine patladı», yardımcı başlıklar «Rektör, İstanbul Üniversitesini bir hafta kapattı», «7 yaralı var. Polis Üniversite bahçesinde arama yaptt» diye atılmıştır.
1970'LERİN BAŞINDA SAYILARLA TÜRK BASJNI 109 Ayın Haberin Sunuluşu Birinci SaYfada Devamında Başlık ve Başlık Foto Metin Toplam Metin Toplam cmz cm'l. cmz cm Z cm Z cm Z Hürriyet 315 645 105 1.065 195 1.160 Günaydın 73 226 299 410 709 Tercüman 167,5 15 182,5 145 327,5 Milliyet 500 850 50 1.400 330 1.730 Cumhuriyet 335 260 90 685 125 810 Akşam 95 285 25 405 345 750 Son Havadis 212 438 66 716 345 1.061 Yeni Gazete 320 525,5* 125 970,5 190 1.160,5 * 58,5 cm 2 si karikatür HABERLERDE ANlATI (üslftp) Dün de bugün de, gerek yerli, gerekse yabancı gazeteler, olayları okuyucularına aktarırken, bu aktarma işini kendi görüş açılarından, öteki bir deyişle, öznel bir tutumla yapmaktan uzak duramamışlardır. Nesnel haber verme ilkesi hiç bir devrede gerçekleştirilememiştir. Bir ölçüyedek bunu doğal 'karşılamak, belki, olanaklıdır. Gazetenin görevi haber vermek oranında kamuoyunu oluşturmaktır diye alınırsa, kamuoyuna benimsetilrnek istenen görüş yararına, nesnel haber verme ilkesinden sapmalar olabileceği çok aykırı bulunmayabilir. Ancak, söz konusu sapmaların ölçüsü büyük önem taşımaktadır. Günümüz basınında bu sapmaların aşırı ölçülere büyüdüğü gözlenmektedir. Çağdaş okuyucu «satırların arasını da okumak» zorunluğu ile karşı karşıyadır. Olayların gerçek yanını bulup çıkarmak ancak bu yolla olanak hdır. Ayrıca, kitle basını, «kitle toplumu»nu belirli bir görüş çevresinde oluşturmayı da bir yana bırakarak, «kitle toplumu okuyucusw>dun hoşlanacağı bir anlatı (üslftp) ile haber verme tutumunu benimsemiştir. Bunun ne den ]i tehlikeli bir tutum olduğunu belirtrneğe gerek yoktur. Ancak, bu tutumu açıklığa kavuşturacak bazı örnekler vermekte yarar vardır. Örneğin, bir polis olayı haberinin başlığı şöyle atılır: «Mini etekli güze sekreter patronunu yaraladı». Olay, bir sekreterin patronunu yaralamasıdır. Ama, kitle basını, bu olayı haber olarak geçerken sekreterin mini etekli olduğunu özellikle belirtir. Güzelolduğunu da. Böylece, okuyucunun değişik duygularını harekete geçirerek haberin okunmasını sağlamayı amaçlar. Bu tutum, bizce, kitle basımmn en önemli özelliğidir. Bu bakımdan, Türkiye'nin çok satan gazetelerinden birinin rastgele seçtiğimiz bir sayısın
110 AMME İDARESİ DERGİSİ da yer alan bir haberin irdelemesini yaparak konuyu biraz daha açmak gereğini duyuyoruz. Aşağıdaki haber 14 temmuz 1970 günlü bir gazetede, birinci sayfanın en yukarısında 6 sütun üstüne ve «Turist ve Seyircileri» başlığı -ile yayımlanmıştır. Haber metninde bir turist kadının İstanbul'da rahat dolaşamadığı anlatılmaktadır. Ama, «rahat dolaşamadığı» bizim yorumumuzdur. Oysa, haber metni şöyle başlamaktadır: «Milanolu güzel sekreter Giardina Giustina sıcaktan kurtultulmak için mini mini elbisesini giyince İstanbullu çapkın er keklerin hücumuna uğramış, yağmurdan kaçayım derken doluya tutulmuştur. Önce Eminönü Meydanında kalabalık bir genç flurubunujpeşinden koşturan güzel sekreter daha sonra Sultanahmet Camii'ni gezerken de merdivenlere yatan erkeklerin üzerinden adeta atlayarak inmiştir.» halikle dizilen anlatımlar üzerinde duralım: (1) Haber fotoğraflıdır. Gezgin kadının fotoğrafına bakaraok güzelolup olmadığına okuyucu karar verebilecekken, metinde, güzelolduğu belirtilmiştir. (2) Mini etek sıcaktan kurtulmak için giyilmez. Son yıllardaki -kadın giyiminde göıiilen yaygın bir biçimdir. Soğukta da giyilmektedir.(3) Mini etekli elbise deyimi yerine, mi ni mini elbise denerek turist kadının doğaldan (normalden) daha kısa giyindiği dokundurulmakta (ima edilmekte) ve İstanbullu erkeklerin davranışlarını «meşrulaştırmak» için zemin hazırlanmaktadır. Bilindiği gibi, -bu ülke de yaşayanların çoğunluğu kadının «tesehür»ünden, Türkçesi örtünmesinden yanadır. Derisinin, saçının açıkta olmasını hoş karşılamaz. Bu nedenle, mini etekli giysi türünden hoşlanmayanların çoğunlukta olduğu açı-ktır. (4) Kadının rahatça gezmesini engelleyenler «çapkın» diye nitelenmektedir. TDK'nun Türkçe Sözlüğünde çapkın sözünün karşılığı şöyle verilmektedir: «çapkın s. 1. Geçici aşklar arkasında koşan. 2. Cinsel arzuyu taşıyan veya hatıra getiren: «Çapkın bir bakış. 3. Haylaz. 4. Kimi vakit okşayıcı bir söz gibikullanılır: «Vay çapkın vay!» Haberden çıkan anlam şu olmaktadır: Gezgin kadın «geçici aşklar arkasmda koşan», ya da, «cinsel arzu taşıyan» İstanbullu erkeklerin «hücumuna uğramış»tır. Kadın, mini etek.giyerek cinsel arzuları «tahrik» ettiğine göre, cinsel arzu taşıyanların hücumuna uğramıştır, dolayısıyle, hücum edenlerin kınanmaması gerekir. Böylece, bu biçim davranışlarda bulunanlar bir bakıma onanınakta,,başkaları özendirilmektedir. (5) Kadının peşine takılanlar bir genç grubudur. Bu da kumazca bir anlatım örneğidir. Gez.gin kadına yapılan davranışlar, gösterilen tüm çabayakarşın bazı «muhafazakar» okuyucularca gene de hoş karşılanmazsa, haber, haber olma niteliğini bu.gibi -kim. seler içinde yitirmeyecektir. Sözkonusukimseler, son yıllardaki gençlik olaylarından ötürü kızgın oldukları gençlere bir kez daha kızacaklardır. (6) Kadının peşine takınılmamış, kadın bir takımkişileri peşindenkoşturmuştur. Mini etek giydiğine, bacaklarını açıkta bıraktığına göre, bir takım kişileri peşindenkoşturmak niyetiyle dolaştığı açıktır (!) (7) Merdivenlere yatmış erkeklerin ne amaçla yattıkları bilindiği halde onların bu davranışı hakkında
1970'LERİN BAŞıNDA SAYILARLA TÜRK BASıNı 111 bir yorum yoktur. Ama, kadının, bu durumda, merdivenleri adeta atlayarak indiği hikaye edilmektedir. Açıkça anlaşıldığı gibi, kitle basını, okuyucunun baskı altında tutulan duygularını okşamaktan bile, satışını artırmak için, çekinmemektedir. Aynı basın, ülkeye gelen turistlerin tecavüze uğrayıp öldürülmeleri olaylannda bir başka kimlikle ortaya çıkarak, turizmin baltalandığını, yabancıların Türkleri barbar diye nitelediklerini, «canavarlar»ın «ibret-i alem» için hemen asılmalan gerektiğini yazarak ülke ve toplum çıkarlarının koruyucusu kesilmektedir. Gerek okuyucuya hoş gelecek biçimde haber vermek, gerekse kamuoyunu belli bir göruş için oluşturmak endişesi, günümüz basınında nesnel ha ber verme ilkesinden aşın sapmalara yol açmıştır. Gazetelerimizi «maksatlı haber»ler kaplamıştır. «Maksatlı haber»in tanımını bir gazeteci-yazanmız şöyle yapıyor 39 : «Bu aslında eksik Türkçeleştirilen bir deyimdir. Eskiden «maksad-ı mahsusa makrun haber» derlerdi. Yani, özel amaç taşıyan haber... Çünkü her haberin bir genel maksadı, amacı vardır: Dürüst gazetecilikte, bu genel amaç, «okuyucuyu ilgilendiren bir olayı gerçek olarak yansıtmak» diye özetlenebilir. «Maksad-ı mahsusa makrun haber» deyimi, bu genel ve meşru amacı aşıp, özel ve -gazetecilik açısından- gayr-ı meşru bir amaç güden haberler içindir. Yazar, bu tanımı yaptıktan sonra, basımmızdaki maksatlı haberlerin son günlerdeki gazetelerden çok ilginç örnekler vererek ortaya çoğaldığını, koymaktadır. SONUÇ 1950-1970 YILLARI ARASINDAKİ GELİŞME ı. Türk Basınının son yirmi yıl içinde gösterdiği büyük gelişmenin temelinde, ekonomik yapıda görülen değişme yatmaktadır. 19SD'lerin başında ekonomik hayata devletin egemen olması ilkesi yerine üretimin özel kesim eliyle sağlanması ilkesi benimseniyor ve bu konuda gerekli özendirme önlemleri alınıyordu. Bu temel ekonomik karar, toplumsal yapıyı tümüyle değiştirecek nitelikteydi. Karann basını ilgilendiren yönü ise, tecimsel alanda başlayacak olan kıyasıya yanşmaydı. Yanşma reklam gereksinimi doğuracaktı. Gazeteler, Batı ülkelerinde görüldüğü gibi, iyi birer reklam aracı olabilirler ve bu yolla tatlı kazançlar sağlayabilirlerdi. Ancak bu tatlı kazancı elde edebilmek 19 Altan Ö~en: «Maksatlı Haber», Akşam, 12 ekim 1971, salı, s. 3.
112 AMME İDARESt DERGtsİ için çok kişi tarafından okunmak zorunluluğu vardı. Çok satış yapan gazetç!den yararlanarak piyasaya fazla mal sürmek isteyenlerin reklamların~ dan gelir elde etmenin olanaklı olduğunu gören bazı Babıali patronları, hemen, çokkimse tarafından okunabilmeyi sağlayacak önlemleri uygulamaya koydular. Bu önlemlerin özeti şuydu: gazete bir görüşün yayılması için değij, bir reklam aracı olarak, daha doğrusu, reklam yoluyle büyük ka zançlar sağlayan bir tecimsel organ olarak yayımlanmahydı. Lı. Temel amaca uygun olarak, önce satışı artırıcı önlemler uygulandı. 19s0'lere değin, gazeteleri belli bir sınıf alabiliyor ve okuyabiliyordu. Her sınıftan halkın gazeteye ilgi duyması ve gazete satın alabilmesini sağlayıcı önlemler uygulandı, öteki bir deyişle, değişik bir içerik ve ucuzluk ilkesi güdülerek, kısa zamanda geniş kitlelerce okunmak hedefine varıldı. 1.2. Değişik içerik üzerinde durmak gerekmektedir. 19s0'lere değin Türk gazeteleri belirli bir kültür düzeyindeki kitle için haber ve yazılar yayımlamaktaydı. Oysa, her düzeydeki halkın okuyabileceği nitelikte ve nicelikte haber ve yazı yayımlama zorunluğu ortaya çıkmıştı. Haberler ve yazıların hem ağırbaşlı olmaması, hem de uzun olmaması gerekiyordu. Bu gerekirlik yerine getirildi. O kadar ki, bugün, gazetelerimiz, okunacak değil bakılacak bir görünüm almış durumdadırlar. 1.3. Aynı biçimde, haber ve yazıların niteliği de değişmiştir. Ağmbaşlı yazılar ve siyasal, sosyal, ekonomik iç ve dış olaylara ilişkin haberler yerine, ukumayı ancak söken, 'kentsel yaşantıya yabancılık çeken ve içinde bulunduğu durumun nedenlerini ülkenin sosyo-ekonomik koşullarıyle bü tünleyemeyen kitleleringünlük yaşantılarını dolduran olağan olaylarla ilgili haberler gazete sayfalarını kaplamıştır. 1.4. Böylece, geniş kitlelere ulaşmayı başaran, öteki bir deyişle satışlarını artıran gazeteler, elverişli bir reklam aracıkimliğini kazanınca, büyük reklam gelirleri elde etmeğe başlamışlardır. 1.5. Reklam gelirlerinin büyük değerlere ulaşması, Türk Basınının teknik olanaklarını geliştirmesine, yönetim ve dağıtım yönünden örgütlenmesine; böylece daha geniş kitleler için çekicilik kazanmasına ve daha geniş kitlelerin eline geçebilmesine yol açmıştır. 1.6. Son yirmi yıllık gelişme ve bu gelişmede payı bulunan etmenler yukarıdaki biçimde ortaya konabilir. Ancak, bu sürecin gözdenkaçırılmaması gereken yanı, gelişmenin, temelde, halkın sırtından gerçekleştirildi [tidir. 1970'LERİN BAŞıNDA TÜRK BASINININ SAyıSAL ANALİZİ 2. 19s0'lerde başlayan tutum değişikliğinin, yirmi yıl sonra, Türk gazetelerinin içeriğini ne duruma getirdiği araştırılınca, elde edilen sonuçlar, Türkiye'deki gazeteciliğin tümüyle kara dönük tecimsel bir iş,kimliği kazandığını ortaya koymaktadır. 2.1. Gazetelerimizin reklamlara ayırdıkları sayfa sayısı oldukça artmıştır. 1909-1911 yılında yayımlanan Türk gazeteleri için Ahmet Emin Yal
ı 970'LERİN BAŞINDA SA YILARLA TüRK BASINI 113 man'ın yaptığı araştırmaya göre, o devirdeki gazeteler ortalama % 19 oranında reklam içermekteydi. 1970'lerde bu oran % 27'ye yükselmiştir. En çok satışı olan gazetenin reklama ayırdığı yer oranı % S4'tOr. 22. Gazetelerimizin son yirmi yıl içinde geçirdikleri değişmenin gelişimini incelerken, geniş kitlelere yönelen gazetelerde makale türündeki yazıların kaybolduğuna değinilmişti. Nitekim, kitle basınının Türkiye'deki bir sayılı temsilcisi Hürriyet'in yorum, fıkra, makale, araştırma vb. dallardaki yazılara sayfalarında yer vermediği görülmektedir. Günaydın'da reklam dışı içeriğin % 3,S'i oranında «fıkra. türüne yer verildiği gözlenmektedir. 2.3. Gazetelerimizin okunacak değil bakılacak bir görünüm kazandıklarına az önce değinilmişti. Gerçekten de, fotoğraf oranı, reklam dışı içerik içinde, en az % 11, en çok % 3S oranında yer tutmaktadır. Resimli romanlarla foto-romanlar da katılınca, bakılacak malzeme tutarı % SO,S'e (Saklambaç'ta % 71) çıkmaktadır. 2.4. En ağırbaşlısından en popülerine değin tüm gazetelerimizde spor haberlerine büyük önem ve aynı ağırlıkta yer verildiği gö:rillmektedir. Siyasal, toplumsal, ekonomik iç ve dış haberlere yer vermekte oldukça hasis davranan Türk basınının, spor haberlerine cömertçe sayfa (ya da sayfalar) ayırması, kitle basınının «halka hoşlandığını vermek» ilkesinin Türkiye'de ne denli benimsenmiş olduğunu kanıtlamaktadır. 2.5. Aynı ilkeye bağlılığın sonucu olarak, günün en önemli haberinin seçiminde, gerçekten önem taşıyan haberler bir yana itilmekte, geniş kitlelerin ilgisini çekecek olağan haberlere ağırlık verilmektedir. 2.6. En önemliymiş gibi verilen haberler bile oldukça kısadır. Manşete geçen haberlerin ortalama 300,kelime ile yansıtıldığı gözlenmiştir. Bu gözlem de, «okuyucuyu sıkmama»ya titizlik gösterildiğini doğrulamaktadır, 2.7. Belli bir olaya ilişkin haberin sunuluşunda, ağırbaşlı ya da popüler oluşlarına göre, gazetelerimiz, değişik üslfıp ve anlamda başlık ve metinler kullanmaktadır. Gazetenin siyasal eğilimi, bu üslfıbu iyice etkilemekte ve nesnel haber verme ilkesinin, hemen tüm gazetelerimizce çiğnendiği görülmektedir. Böylece, Türk gazete okuyucusu, olayların gerçek yü. zünü anlayabilmek için «satırların arasını da okumak» zorunluğu ile karşı karşıya kalmaktadır. 2.8. Türk basınının, gazetenin başta gelen işlevi olan haber vermeyi tümüyle savsakladığı da ortaya çıkmaktadır. 1910'ların Türk gazetelerinde haberlere ayrılan yer oranının tüm gazete içeriği içinde % 40'ın üstünde bulunmasına karşılık, 1970'lerin Türk gazetelerinde siyasal, sosyal ve ekonomik iç ve dış haberlere ayrılan yer oranı, en çok % 20'dir. Bu oran en çok satan gazetede % 6'ya düşmektedir. Yurdunda ve dünyanin öteki ülkelerinde olan bitenlerden haberli olmak isteğindeki Türk gazete okuyucusu bu isteğini, bir gazete sayfasının ancak yarısını dolduran haberlerle yetine rek doyurmak zorundadır. 2.9. Türk gazete okuyucusu dünyada olup biten olaylarla, hemen hemen ilişkisizdir. Dış haberlerin tüm haberler içindeki oram % 9 lle % 24
114 AMME İDARESİ DERGİSi arasında değişmektedir. Bu oranın ne denli düşük olduğu, tüm haberlerin yarım ile 1,5 sayfa kapladığı düşünüldüğünde belirginleşmektedir. En iyimser oranlama ile, dış olaylara ilişkin haberler, Türk gazetelerinde bir sayfanın 1j3'ünü kaplamaktadır. 20. Yüzyılın sonlarına yaklaştığımız devrimizde, dünyanın herhangi bir ülkesinde cereyan eden olaylar, en az, olayın cereyan ettiği ülke ölçüsünde öteki ülkeleri de, şu ya da bu yönden etkileyebilmektedir. Çağdaş insan, dünyadaki siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmeleri izlemiyorsa, gerek ülkesindeki yürürlükte bulunan ortamın nedenlerini tanılamakta ( teşhis etmekte), gerekse yurdundaki gelişmeleri yorumlamakta güçlük çekecektir. Oysa, bir toplumun olumlu yönde değişmesi, bireylerinin sağlıklı durum mulıakem'esi yapabilmelerine bağlıdır. Benzetme yaprrılak gerekirse, başarılı hava tahmini yapabilmek için nasıl ki geniş ve bol bilgi edinme gereği varsa, sağhkh durum muhakemesi yapmak için de aynı biçimde geniş ve bol bilgi edinmek zorunludur. Dünya olaylarını Türk Basınından izleyen okuyucunun geniş bilgi edinme olanakları kısıtlıdır. 2.10. Gazetelerin sayısal analizi, 1970'lerin başında, Türk Basınının, okuyucuların haber alma ve bilgi edinme çevrelerini genişletmek yerine daraltmak çabasını gösterdiği izlenimini uyandırmaktadır. Maksatlı ve yapay (suni) haberlerle, Türk kamuoyu, ters yönlerde oluşturulmaktadır. Bu bakımdan, gazetelerin çok sayıda kimse tarafından okunması, sevinilecek bir olayolmaktan çıkmaktadır. GENEL DURUM 3. Sayısal analizde gözükmeyen ve fakat bu analizden elde edilen sonuçlarla bağdaştırılarak değerlendirildiğinde önemli yargılara götüren genel gözlem ve izlenimler, 1970']erin başındaki Türk Basını hakkında genel lemelere gidilmesine olanak vermektedir. 3.1. Türkiye'de gazetecilik, kara dönük tecimsel bir iş kimliği almıştır. Bu alanda da tecimsel kurallar egemendir. «Müşteri velinimetimizdir» yaygın ilkesini titizlikle gözeten Türk Basını gerek mal ve hizmet üreten ve gazeteyi reklamlarla besleyenlerin, gerekse okuyucularının istekleri ve bt'ğenilerine aykırı davranışlarda bulunmamaktadır. Böylece, yasama, yü rutme, yargı organlarından sonra «dördüncü kuvvet» olma niteliğini yitir rnek tehlikesiyle karşıkarşıyadır. 3.2. Büyük reklam gelirleri, gazeteleri, çok zaman, gerçekleri yazmaktan alakoymaktadır. Yetkili kuruluşlar, yaptıklan araştırmalara dayanarak, Türk Basınının reklam sahiplerinin baskısı altında olduğunu resmen açıklamaktadırlar. Bu baskı sonucu, gazetelerdeki doğruyu yazan başyazarların, yazarların işlerine son verilmektedir. 3.3. Türk Basını, «dördüncü kuvvet» olma niteliğini korumak yolunda, özgürlüğünü elde etmek için, yakın tarihimizde amansız bir savaş vermiştir. 1954-1960 yılları arası gazete koleksiyonları karıştırıldığında bu savaşın derin izlerine rastlanır. Ne var ki, siyasal özgürlüğü elde etmenin
1970'LERİN BAşıNDA SAyıLARLA TÜRK BAsıNI 115 büyük bir anlam taşımadığı, gerçek özgürlüğün, ekonomik baskılardan ötürü,gene elde edilemedili anlaşılmaktadır. 3.4. Tecimsel kurallar, basında da, «güçlü olanın yaşaması»na izin vermektedir. Gazeteler belirli ellerde toplanmaya başlamıştır. 1971 yılı içinde, gazete kağıdına üstüste yapılan zamlardan sonra, orta satışlı bir gazete (Yeni İstanbul) kapanmak zorunda kalmış, el değiştirerek yeniden yayımlanmağa başlamıştır. Malik Yolaç'tan Nur Ökten'e geçen Akşam gazetesi Türk-İş'çe devralınmıştır. Siyasal bir partinin organı olan Ulus kapatılmak tehlikesiyle karşı karşıya kalmış, sonunda bir gazeteci ile bir mimara dev4 redilerek Barış adı altında yayımlanması sağlanabilmiştir. Araştırmamız kapsamına alınan Yeni Gazete de artık çıkmamaktadır. 3.5. Gerek dünyanın öteki Batı ülkelerinde, gerekse Türkiye'de, geniş kitleleri tutamayan yeterince sanayileşmemiş basın organlarının yaşama olanaklarının yavaş yavaş ortadan kalktığı gözlenmektedir. Bu durumun nedenleri olarak (i) işçi ücretlerine yapılan zamlar, (ii) kağıt tüketiminin artmasıyle dünya kağıt sanayilerinin birden daralma içine düşmeleri ve yeni dengeyi ancak yüksek bir fiyat düzeyi ile kurabilmeleri sonucu gazete kağıdı fiyatlarının artması; (iii) basın işçilerinin sanayiin genel ücret artışlarına eşit, giderek daha yüksek oranda ücret artışını gerçekleştirmeleri; (iv) reklam gelirlerinin gereken ölçüde artmaması gösterilmektedir. 40 Gerçi, reklam gelirleri, Türkiye'de yıldan yıla artış göstermektedir ama, örneğin, 1969 yılında 135 milyon TL tutan basın reklamlarının 92 milyon lirasını, öteki bir deyişle % 68'den biraz daha çoğunu 3 yüksek tirajlı gazete (Hürriyet, Milliyet, Tercüman) almıştır. Geri kalan % 32'yi, sayıları IS'i aşan öteki belli başlı gazeteler paylaşmıştır. Dağılımdaki dengesizlik, büyük gazetelerin daha çok gelişmesine yol açarken, ötekileri her gün biraz daha «kapanmak» tehlikesine yaklaştırmakta; bu durum, gazetelerin klasik gazetecilik ilkelerinden her an biraz daha uzaklaşmalannın başlıca nedeni olmaktadır. 3.6. Yaşama savaşının «büyük», ya da, «kitle gazeteleri» yararına sonuçlanacağı açıktır. Basının içinde bulunduğu bunalımı atlatmak yolunda kitle gazetelerinin olanakları daha geniştir. Gazete fiyatlarının artmasıyle yitirilen okuyucuları birbirinden çalmak için, kitle gazeteleri, son on yıl içindekökleşmeğe yüz tutan bir yöntemi kıyasıya kullanmaktadır. Para, apartman daireleri, otomobil, televizyon vb. ikramiyeler dağıtan yüksek tirajlı gazeteler, yüksek reklam gelirlerinin bir bölümünü, gelecekteki daha yüksek kazançlara yatırım olmak üzere feda etmektedir. Böyle bir olanaktan yoksun bulunan az gelirli gazeteler günden güne okuyucu yitirirlerken, ötekiler kazanmaktadırlar. 4. Yukarıdaki tartışmaların okuyucuyu ilgilendiren yönü, Türk bası mnın gerçek görevlerini yerine getirmediği, tüm özgürlük savlarına karşın aslında her zamankinden çok «güdümlü» olduğu, ve bu «güdümlülük» durumunun günden güne daha da güçlendiğidir. En etkili önlemi (tedbiri) almak gücü bilinçli okuyucunun elindedir,oali GEVGİLLİ: «Basın Bunalımı Büyüyor», Milliyet, 29 ağustos 1970, s. 7.