Saraçhane Bölgesinde Kentsel Dönüşüm, Tarihsel ve Sosyal Topografya

Benzer belgeler
Muhteşem Pullu

ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ ULU CAMİ MEDRESESİ

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

PERVARİ İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

Abd-i Kethüda (Cücük) Camisi

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ

Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI. restorasy n

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ. Selçuklu Dönemi Yapıları ile Bahçe ve Peyzaj Sanatı

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir.

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

SANAT TARİHİ RAPORU II. TARİHÇE İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ETÜD VE PROJELER DAİRE BAŞKANLIĞI TARİHİ ÇEVRE KORUMA MÜDÜRLÜĞÜ ZEYREK 2419 ADA

Edirne Hanları - Kervansarayları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 1990 ULUDERE

Ankara da SELÇUKLU MİRASI. Arslanhane Camii. (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA

FOSSATİ'NİN "AYASOFYA" ALBÜMÜ

SÜLEYMANİYE YENİLEME ALANI, 2. BÖLGE, 562 ADA, 11 PARSEL RESTİTÜSYON AÇIKLAMA RAPORU

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI

SELANİK ESKİ CUMA CAMİSİ

İlk Selatin Camii: Fatih Camii

KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU

FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları

ERKEN OSMANLI SANATI. (Başlangıcından Fatih Dönemi Sonuna Kadar) Yıldız Demiriz

MİMAR SİNAN. Hazırlayan : Doç. Dr. Yavuz Unat. Mimar Sinan

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Bâlî Paþa Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul

Tarihi Yarımada yı İnci Gibi Süsleyen Camiler

ZEYREK 2419 ADA 13 PARSEL RÖLÖVE ANALİZ RAPORU 1. YAPININ YERİ VE TANIMI 2. YAPININ MEVCUT DURUMU VE BOZULMALAR 3. SONUÇ

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

AYASULUK TEPESİ VE ST. JEAN ANITI (KİLİSESİ) KAZISI

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ

KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ

50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin /

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.

HİERAPOLİS, 06/08/14-21/08/14 ÇALIŞMALARI MERMER RESTORASYONU ÇALIŞMALARI

II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ

ALBEY DEN GELEN BYZANTION ANTİK KENTİ SUYOLU BYZANTION ANTİK KENTİNDEN. DERLEME MEHMET BİLDİRİCİ Park Apartmanı Şişli İstanbul

2419 ADA 45 PARSEL MİMARİ PROJE RAPORLARI

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ:

Muhammet ARSLAN KARS KÜMBET CAMİİ (ONİKİ HAVARİLER KİLİSESİ)

Mimar Sinan'ın Eserleri

BEÇİN KALESİ KAZISI KALE ÇEŞMESİ SONUÇ RAPORU

II. BEYAZIT HAMAMI RESTORASYONU TAMAMLAMA VE ÇEVRE DÜZENLEME İŞİ

CAMÝÝ VE MESCÝTLER. Nevþehirli Damat Ýbrahim Paþa Camisi (Kurþunlu Cami) (Merkez)


görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.

İNEGÖL UYGULAMA İMAR PLANI; 652 ADA, 134 NOLU PARSEL İLE 1493 ADA, 10 NOLU PARSELİN BİR KISMINA AİT PLAN DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE VE RESTORASYON

ÜNİTE İSLAM SANAT TARİHİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER ERKEN OSMANLI DÖNEMİ MİMARİSİ

İZMİR, TİRE, YAVUKLUOĞLU (YOĞURTLUOĞLU) KÜLLİYESİ

GEVALE KALESĠ KAZI ÇALIġMALARI

T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 1990 SİLOPİ

ZEMİN KAT: 1. NORMAL KAT: 2. NORMAL KAT: ÇATI KATI: ÇATI ARASI KATI: 230 ADA 22 PARSEL :

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 3 FATIMİLER-GAZNELİLER

Günümüzde 1. tepede Topkapı Sarayı, 2. tepede Nuruosmaniye Camisi, 3. tepede Süleymaniye Camisi, 4. tepede Fatih Camisi, 5. tepede Yavuz Sultan Selim

PRT 403 Geç Asur-Geç Babil Arkeolojisi

42 I MİMARİ I HAMAMLAR. Hamamlar. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin /

Kurşunlu Camii. Kayseri deki Sinan. Kurşunlu Camii, klasik dönem Osmanlı mimarisinin Kayseri deki özgün eserlerinden biridir. 16.

FETİH SONRASI OSMANLI MİMARLIĞINDA KLASİK DÖNEM

Osmanlı'nın nuru 'Nuruosmaniye'

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI İZMİR 1 NUMARALI KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU KARAR

ZEYREK 453 PAFTA 2419 ADA 13 PARSEL

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)

2419 ADA 45 PARSEL MİMARİ PROJE RAPORLARI

ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

Ahşap İşçiliğinin 700 Yıllık Şaheseri: Eşrefoğlu Camii [Beyşehir/KONYA]

TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE ve RESTORASYON DERSİ. Restitüsyon Rölöve Restorasyon Rehabilitasyon Renovasyon

TÜRKİYE PEYZAJI (FAKÜLTE)

Roma mimarisinin kendine

İRENE KULESİ NİN YAPILDIĞI DÖNEM VE İŞLEVİNE AİT TEORİLER sevcan ercan. Gözden Kaçanlar. hazırlayan: arkeologlar derneği istanbul şubesi

Ilgın Sahip Ata Vakıf Hamamı. Lala Mustafa Paşa Külliyesi ve Cami. Ilgın Kaplıcaları. Buhar Banyosu

Evlerin sokağa açılan kapıları düz atkılı ya da kemerli dikdörtgendir. Tek kanatlıdır ve ahşap ya da demirdendir.

KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

BAYKAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KAZI DESTEĞİ: POLEMAİOS ONUR ANITININ KAZI, RESTİTÜSYON VE RESTORASYON RAPORU

RESTORASYON ÇALIŞMALARI

Ortadoğu ve Balkanlar üzerindeki hâkimiyetini sağladıktan sonra Osmanlı Devleti, İstanbul

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI

ERUH İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

SANAT TARİHİ NOTLARI OSMANLI MİMARİSİ-CAMİLER

TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ

Batı Karadeniz Gezi Programı Safranbolu, Kastamonu, Amasya, Samsun Kasım 2013

MANİSA İLİ SARUHANLI İLÇESİ

EDİRNE DEKÎ ESKÎ ESER ONARIM ÇALIŞMALARI

BİLDİRİCİ AİLESİ ANTALYA GEZİLERİ

12. Hafta : Klasik Dönem Osmanlı Sanatı. Klasik Dönem Osmanlı Sanatı. Yıldız Demiriz

SELANİK HAMZA BEY CAMİSİ

MİMARLIK BİLGİSİ DERSİ OSMANLI DÖNEMİ MİMARLIĞI

Araştırma Makalesi / Research Article MİMAR SİNAN CAMİLERİNDE MODÜLER SİSTEM

Transkript:

Saraçhane Bölgesinde Kentsel Dönüşüm, Tarihsel ve Sosyal Topografya İstanbul Teknik Üniversitesi Doç. Dr. Turgut SANER Ar. Gör. Bilge AR Duygu GÖÇMEN Ebru KÜMET Ertunç DENKTAŞ Soner ÖZIŞIK

İÇİNDEKİLER: Valens Kemeri. 1 Polyeuktos Kilisesi. 17 Çandarlı İbrahim Paşa Hamamı. 26 Şehzade Külliyesi. 33 Ebu l-fazl Mahmut Efendi Medresesi. 43 Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi.46 Ankaravi Mehmet Emin Efendi Medresesi. 54 Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Külliyesi Direklerarası. 60 Tayyare Şehitleri Abidesi. 74 Belediye Sarayı. 82 i

VALENS KEMERİ Valens Kemeri ya da ileride kökenine değinilecek diğer ismiyle Bozdoğan Kemeri, Saraçhanebaşı bölgesinde hala kısmen- ayakta kalmış en eski yapılardan biridir. Yapı; yapım tarihi ve şekliyle ilgili çeşitli görüşler olmasına rağmen, çoğunlukla İmparator Valens dönemine (364-378) atfedilir. Bu durum, yapının Valens Kemeri diye adlandırılmasını da beraberinde getirmiştir. 1

Hadrianus Kemeri Valens Kemeri Bozdoğan Kemeri Yapıyı en erken döneme tarihleyen kişilerin başında Cyril Mango gelir. Hadrianus döneminde (117 138) bir sukemeri yapıldığını ifade eden kaynaklara dayanan Mango, konumuz olan kemeri bu kemerle ilişkilendirerek Hadrianus Kemeri olarak adlandırır (aktaran Kuban, İstanbul, Bir Kent Tarihi, 21). Uzmanların çoğunlukla kabul ettiğine göreyse kemerin yapımına 368 yılında İmparator Valens in emriyle başlanmıştır. Bu durum farklı birçok kaynağa (Kedrenos, Zonaras, Sokrates) dayandırılmıştır. Bu kaynaklarda kemerin nasıl yapıldığına dair bazı farklılıklar içeren rivayetler ortaya atılmıştır. Pierre Gilles in İstanbul un Tarihi Eserleri isimli kitabında aktardığına göre: Sokrates, İmparator Valens in Kadıköy surlarının yıktırılarak taşlarının bir kamu hamamı inşasında kullanılmak üzere İstanbul a taşınmasını emrettiğini yazar ve taşlardan birinde bir kehanetin yazılı olduğunu, bunun da, taşın eski zamanlardan beri saklı olduğu yerden açığa çıkarılarak bir hamam duvarında kullanılması halinde kente bol su geleceği ancak bu durumda sonsuz sayıdaki barbar halkın Roma toprağına saldıracağını, etrafa dehşet saçacağını ve sonunda bu barbarların yenilecekleri anlamını taşıdığını anlatır. Zonaras ve Kedrenos da benzer biçimde, düşmanı Prokopios u korudukları için hıncını Kadıköylülerden alan Valens in, Kadıköy ün surlarını yıktırarak taşlarının suyolu yapımı için naklettirdiğini yazarlar. Bu suyolunu Zonaras Valens in suyolu, Kedrenos da bazen Valens in, bazen Valentinianus un suyolu olarak adlandırır. (Gilles, 162-164) İstanbul Ansiklopedisi nde ise kemerin 373 te, Prafektus Klearkus zamanında tamamlandığını belirten bir kaynaktan söz edilir. (İA, 319) Osmanlı dönemindeki kaynaklarda geçen Bozdoğan Kemeri adlandırmasının kaynağı hakkında da çeşitli fikirler vardır. Etimolojik olarak; bir tür doğan kuşu, armut cinsi veya armut şeklini anımsatan bir gürz çeşidinden yola çıkılarak adlandırıldığı düşünülmekle beraber, akla en uygun gelen açıklama 1607 tarihli bir suyolu haritasında, depremlerle yıkılmış kemerin Bozulgan Kemer diye not edildiği ve bu adlandırmanın zaman içerisinde Bozdoğan Kemeri ne dönüşmüş olabileceği şeklindedir. (İA, 319) 2

Roma Suyolları İstanbul Su Bizantion, Konstantinopolis ve İstanbul sürekliliğinde yaşanan tarihsel değişim ve dönüşümü esnasında kentin karşılaştığı en önemli sorunlardan bir tanesi su sıkıntısıdır. Boğaz bölgesinin jeolojik yapısı, daha farklı bir ifadeyle şehrin kayalıklar üzerine kurulmuş olması, sürekli artan nüfusun su ihtiyacını dışarıdan karşılamak zorunluluğunu doğurmuştur. Kentin su ihtiyacını karşılamak için kurulan sistemlerin beslendiği temel kaynaklar; Karadeniz kıyısındaki dağlar, kuzeybatıdaki Belgrad Ormanı, Halkalı Bölgesi ve Terkos Gölü dür. Bizantion döneminde Hadrianus un yaptırdığı suyolu kente günde 6000 metreküp su sağlamaktaydı (Mango dan aktaran Kuban, İstanbul, Bir Kent Tarihi, 93). Nüfusun artmasıyla birlikte bu miktarın genel gereksinimi karşılayamamasıyla birlikte yeni yolların yapımına başlandı. Valens Kemeri; bu suyollarının, günümüzdeki Beyazıt Meydanı na denk düşen Tauri Forumu ndaki büyük havuzla (Nimfeum Maksimus) sonlanmasından hemen önceki bölümüdür. Roma dönemindeki mühendislik yapılarının en önemlilerinden biri olarak kabul edilen suyollarının temel amacı; suyu genellikle 1/1000 lik bir eğimle kent dışındaki yüksek kaynaklardan kente getirmektir. Arazinin bu eğime doğal olarak sahip olduğu bölümlerinde üstü kapalı kanallar kullanılırdı. Suyolu üzerindeki dağlar ve tepeler gibi ani yükseltileri geçmek için ise yer altı tünelleri açılırdı. Suyu kullanılan eğime uygun olarak bir vadiden geçirmek için kullanılan strüktür ise kemerlerdi. Kemerler vadinin derinliğine bağlı olarak tek katlı veya çift katlı olabiliyordu. Derinliğin çok fazla olmadığı yerlerde duvarlar kullanılıyordu. Suyu yüzlerce kilometre boyunca sabit bir eğimle şehirdeki sarnıçlara ulaştıran bu sistemler 3

hem suyun şehir için olan öneminin büyüklüğünü, hem de Roma mimarlığının mühendislik yapılarına yansıyan kesinliğini göstermektedir. Bizantion un başkent Konstantinopolis e dönüşmesiyle birlikte, şehre Roma mimarisinin damgasını vurma isteğinin bir ifadesi olarak da okunabilecek, Valens Kemeri nin de bir parçası olduğu, 150 kilometrelik suyolunun inşası 30 yıl sürmüştür. Valens döneminden sonraki 100-150 yıl içerisinde, özellikle I. Theodosius döneminde (379-395), yapılan eklemelerle birlikte, Trakya dan (Vize den) Konstantinopolis e su getiren bu hattın uzunluğunun 250 kilometreyi aştığı bilinmektedir. Profesör Kazım Çeçen tarafından yürütülen araştırmalarla ortaya çıkartılan bu suyolunun Roma döneminde yapılmış en uzun suyolu olduğu kabul edilmektedir (Çeçen, ---). 4

Bu sistem içerisinde Valens Kemeri nin üstlendiği rol, kent dışından gelen suları Havariyyun Kilisesi ve Capitol arasında yer alan vadiden geçirerek büyük havuza ulaştırmaktır. Zaman içerisinde şehir isim değiştirmiş, vadinin iki tarafını tanımlayan yapılar değişmiş ama Valens Kemeri yeni isimler kazanmasına, depremlerle, yangınlarla ve istilalarla zarar görüp, bozulup değişim geçirmesine karşın kentin içerisindeki baskın bir öğe oluşunu günümüze kadar korumuştur. Kemerin Geçirdiği Değişimler Valens Kemeri nin zaman içerisinde geçirdiği değişimlerin kaynaklara olan yansıması 6. yüzyılla birlikte başlar. Müller-Wiener in Theophylacti den aktardığına göre II. İustinos un imparatorluğu döneminde (565-578) kemer onarılmıştır. 576 yılındaki bu onarımın, kemerin depremden hasar görmesinden sonra yapılmış olabileceği düşünülmektedir. 626 yılındaki Avar istilasında suyolları tahrip edilmiştir. Avarlar sur içine giremediğinden Valens Kemeri nin bu istilada hasar almadığı tahmin edilmektedir. Bu olaydan sonra suyolu sisteminin onarımı ve böylece Valens Kemeri nin de yeniden işlevsel hale gelişi ancak V. Konstantinos zamanında (741-775) olmuştur (aktaran Müller-Wiener, ). Bu dönemden sonra bilinen ilk onarım 1019 yılında, II. Basileios un imparatorluğu zamanındadır (976-1025). 1403 yılındaki Konstantinopolis seyahatini yazan İspanyol Elçi Ruy 5

de Clavijo nun anlattığına göre kemer bu tarihlerde işlevini bağ, bahçe sulaması gibi daha küçük ölçeklerde sürdürmekteydi (aktaran İA, s. 319). Osmanlıların Konstantinopolis i ele geçirmesinden sonra su şebekesi kapsamlı bir onarım geçirdi. Valens Kemeri de onarılarak, Fatih Suyolu olarak adlandırılan bu sisteme dahil edildi. II Bayezid (1481-1512) ve Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemlerinde artan nüfusun su gereksinimi karşılayabilmek adına su şebekesi genişletilmiştir. Bu dönemlerde Bozdoğan Kemeri nin de dahil olduğu su sistemi Halkalı Suyu olarak adlandırılmaktaydı. 1509 yılındaki kıyamet-i sugra (küçük kıyamet) diye nitelenen depremde kemer de hasar görmüştür. Şehzade Camisi nin yakınındaki kısmının bu depremle birlikte yıkıldığı düşünülmektedir (İA, s.319). Depremde kemerin bir kısmının yıkılmasıyla oluşan gölcük nedeniyle Vefa-Şehzadebaşı arasında kalan bölge bir süreliğine Büyük Bataklık olarak tanımlanmıştır. 1556-1557 yıllarında Süleymaniye Suyolu nun yapımıyla birlikte Bozdoğan Kemeri de bu sisteme dahil edilerek özellikle Topkapı Sarayı na su taşımakta kullanılmıştır. II: Mustafa döneminde (1695-1703) Bozdoğan Kemeri nin doğu bölümü onarılmıştır. Kemerin 45. payesinin üstüne bu onarıma dair bir kitabe konulmuştur. Bu onarımın kapsamı 41-45 arasındaki 5 payenin eski biçimlerine göre yeniden inşa edilmesidir (Müler-Wiener, s. 277). Çeçen e göre 52-56 numaralı açıklıklardaki sivri kemerler de II. Mustafa dönemindeki onarımların bir sonucudur (aktaran İA, s. 319). II. Mustafa dan sonra tahta çıkan III. Ahmed döneminde de (1703-1730) suyolu şebekesi tamir görmüştür. Bu onarım ve yenilemelerin dışında da, kemerin tarih içerisinde üstlendiği farklı işlevlere ilişkin, çok da kesin olmayan ifadeler vardır. Bunlardan bir tanesi; 1748 tarihli bir suyolu haritasında kemerin Fatih kısmında görünen bir taksim kulesidir. Bir diğeri ise; 23 Ağustos 1908 tarihli büyük yangından sonra çevredeki bütün camiler ve konutlar harap olduğundan, ezanın kemerin tepesinden okunduğuna dair hikayelerdir. Unkapanı-Aksaray aksı arasında Atatürk Bulvarı nın açılması sırasında Bozdoğan Kemeri ne dokunulmamıştır. Prost un bu bölge için yaptığı imar planı dikkate alınarak yol, kemerin 41-45 numaralı açıklıkları arasından geçirilmiştir. 6

Günümüzde de İstanbul un, Beyazıt Kulesi nin de bulunduğu üçüncü tepesiyle, Fatih Camisi nin bulunduğu dördüncü tepesi arasındaki derin vadide boylu boyunca uzanan Bozdoğan Kemeri, kentin çeşitli noktalarından bakıldığında siluet içerisinde baskın bir şekilde fark edilebilen bir yapıdır. Kemerin Teknik Özellikleri 1/1000 oranında bir eğime sahip olan kemerin uzunluğu 971 metre civarındadır. Denizden yüksekliği 63,5 metre, ortalama yüksekliği 28,5 metredir. 1990-1993 arasında Doğan Kuban ve Şirin Akıncı tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları sırasında Atatürk Bulvarı nın geçtiği bölgedeki zeminin, yapının ilk yapıldığı dönemdeki zemininden 4 metre yüksekte olduğu ortaya çıkartılmıştır. Valens Kemeri hakkında kapsamlı bir monograf yazmış olan Dalman ın belirttiğine göre; kemerin göz sayısı 86 dır. Fatih bölgesinden başlayarak sayarsak; 15. göze kadar bir kat devam eder. Bu bölümdeki duvar kalınlığı 3,40 metre olarak sabit devam etmektedir. Yapının yıkılan ve zamanla değişen kısımlarını da dahil edersek, 15. gözden 73. göze kadar olan bölümde kemer çift katlı bir şekilde devam eder. Bu bölümlerde duvar kalınlığı değişkendir ve en geniş yerinde 5,65 metreyi bulur. Kemerin tek katlı olarak devam eden kalan bölümünde ise kalınlık 4,30 metre civarına düşer. 7

Yıkılmış olan bölümün yaklaşık 335 metreyi bulduğu hesaplanmıştır. Fatih tarafındaki bölümün ise yakın bir geçmişte yıkıldığı bilinmektedir. Kemerin gözlerinin mevcut durumu farklı dönemlere işaret eder. İstanbul Ansiklopedisi nin aktardığına göre; 1-40 arasındaki ve 46-51 arasındaki gözler Roma döneminden kalmıştır ve bunlar Fatih zamanında onarılmıştır. 52-56 arası gözler Kanuni döneminde, 52-56 arsındakilerse II. Mustafa döneminde tamirat görmüştür. İlk başlarda kemerin üzerindeki açık bir kanalla getirilen su daha sonra künklerle, son olarak da metal borularla şehre taşınmıştır. 8

Kişiler ve Olaylar Flavius İulius Valens 364-378 yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu nu yönetmiş olan Valens; 328 yılında, tıpkı kendisinden 7 yaş büyük kardeşi Valentinianus gibi Cibalae de (Hırvatistan Doğu Slavonya daki Vinkovci) doğmuştur. 360 yılında orduya katılana kadarki hayatını, babası Büyük Gratius un Britanya ve Afrika daki aile evlerinde geçirdi. 364 yılında imparator Jovian ın zehirlenerek ölmesinin ardından Valentinianus Augustus oldu ve imparatorluğun tek başına yönetilemeyecek kadar büyük olduğunu düşündüğünden, kardeşi Valens i ortak imparator ilan etti. 364 Aralık ında Valens Konstantinopolis e geldi. Valens in imparatorluğunun henüz başlarında karşılaştığı en önemli olay Prokopius un ayaklanmasıdır. Prokopius; Jovian dan önceki imparator Julianus un anne tarafından kuzeniydi ve Julianus un ölümünden sonraki ardılının seçimi sırasında kendisinin taht hakkının yenildiğini düşünmekteydi. Valens in Kapadokya da bulunmasını fırsat bilerek kendini imparator ilan etti ve yaptığı propagandayla birlikte taraftar kitlesi kazandı. Bu durum karşısında; tahtı bırakmak, savaşmak ve hatta intihar etmek arasında bocalayan Valens sonunda savaşmaya karar verdi. Hem kardeşi Valentinianus tan yeterli desteği göremediğinden, hem de kendi askerlerinin bile Prokopius tan yana çıkmalarından dolayı bu isyan karşısında ilk başlarda zorluklar yaşayan Valens Kalkedon yakınlarındaki bir çarpışmada yakalanmaktan son anda kurtuldu (Bu olay Valens Kemeri nin yapımında Kalkedon surlarının kullanıldığını belirten rivayetlerde sebep olarak anılan olaydır). 366 senesinde kontrolü ele geçiren Valens Prokopius un ordularını Thyatira (Akhisar) Savaşı nda yenilgiye uğrattı. Prokopius 27 Mayıs ta idam edildi ve kellesi Trier deki Valentinianus a gönderildi. 9

Valens; bu isyan sırasında Prokopius u destekledikleri için Gotlara karşı atağa geçti. Athanaric'in Trevingisi ile karşılaşmadan önce kuzeydoğudaki Got kabilesi Greuthungi'ye saldırdı. Buradaki başarısından sonra, Athanaric antlaşma yapmak istedi. Valens in kabul ettiği bu anlaşma gereğince, Gotlarla Romalılar arasındaki ticaret ve asker alışverişi sona erdi. Valens in imparatorluğu sırasında uğraştığı önemli bir diğer olay da; Pers kralı II. Şapur un Ermenistan tahtını ele geçirme girişimlerini bastırmaktır. Valens in imparatorluk kariyerindeki en önemli olaysa Adrinople (Edirne) Savaşı dır. Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus un yazdığı Roma Tarihi nde geniş olarak anlatılan bu savaş bir yandan Roma İmparatorluğu için tüm kötülüklerin başlangıcı kabul edilirken, diğer taraftan da Valens in ölümünü doğurmuştur. Romalıların barbarlar karşısında çok büyük bir hezimete uğradığı 378 yılında yaşanan bu savaşla birlikte Roma piyadesinin yenilmezlik unvanını sarsmıştır. Savaş esnasında ölen Valens in ölümü ve sonrası hakkında ise iki farklı anlatım vardır. Bunlardan ilkinde; Valens in bir okla ölümcül biçimde yaralanıp kısa bir süre içinde son nefesini verdiği, cesedinin bulunamadığı ve bu yüzden gömülemediği şeklinde bir ifade vardır. Diğer anlatımsa, Roma piyadelerinin savaş sırasında yalnız bırakıldığını ve bu savunmasız durumdayken öldürüldüklerini, Valens in de yaralanıp ahşap bir kulübeye taşındığı ve kulübenin Gotlar tarafından, içerisinde Valens in bulunduğu bilinmeden, ateşe verildiği anlatılır. Valens in aşırı gururuna ve askeri konulardaki tecrübesizliğine bağlanan bu ağır yenilgi, çoğu zaman büyük kardeşi Valentinianus un askeri başarılarıyla karşılaştırılarak, onun Roma tarihindeki başarısız imparatorlar arasında değerlendirilmesine neden olur. Kaynaklarda geçen bir başka karşılaştırma, Valens ve Valentinianus un farklı dinsel görüşlere sahip olmalarıdır. Valens Aryan olarak vaftiz edilmişti, Valentinianus ise Nicaea (İznik) İtikatı na üyeydi. 10

Sokrates in Aktardığı Kehanet Sevinçli genç kızlar kente su halkalarını dalgalandıracak dans ettiklerinde, çiçeklerle süslü yollar boyunca, duvar, hamama uğursuz kale olacak, o zaman, çeşitli insanların sayısız halkları, yabanıl, kızgın, silahlar kuşanmış çok sayıda insan, suları güzel akan Tuna yı aştığı zaman mızraklarıyla, umutla çıldırmış çok sayıda insan Trakya yı geçtiği zaman, ömrün sonu gelecek. 11

Nazım Hikmet Kuvâyi Milliye BEŞİNCİ BAP 920 NİN 16 Martı ve MANASTIRLI HAMDİ EFENDİ ve REŞADİYELİ VELİ OĞLU MEMET İN HİKÂYESİ 920 nin 16 Martı. Öğleden evvel saat onda makina başında şöyle bir telgraf aldı Ankara daki: Der-aliye 16/3/1920. İngilizler bastı bu sabah Şehzadebaşı ndaki Muzika karakolunu. Müsademe edildi. İşgal altına alıyorlar İstanbul u şimdi. Berâyi malûmat arzolunur. Manastırlı Hamdi. 920 nin 16 Martı. Harbiye Nezareti telgrafhanesi buldu Ankara yı: Etrafta dolaşıyor İngiliz askerleri. Şimdi işte İngiliz askerleri giriyorlar nezarete. İşte giriyorlar içeri. Nizamiye kapısına. Teli kes. 12

İngilizler buradadır. 920 nin 16 Martı. Manastırlı Hamdi Efendi buldu Ankara dakini tekrar: Paşa hazretleri, Harbiye telgrafhanesini de işgal etti İngiliz bahriye askeri Tophaneyi de işgale ediyorlar bir taraftan, bir taraftan da zırhlılardan asker ihraç olunuyor. Vaziyet vehamet kesbediyor efendim. Paşa hazretleri, Emri devletlerine muntazırım. 16 Mart 1920 Hamdi 920 nin 16 Martı. Durumu bir kez daha tekrar etti Hamdi Efendi: Sabah bizim asker uykuda iken İngiliz bahriye efradı karakolu işgal etmekte iken askerlerimiz uykudan şaşkın kalkınca müsademe başlıyor. Neticede bizden altı şehit, on beş mecruh olup İngilizler zırhlıları rıhtıma yanaştırıp Beyoğlu ve Tophane yi işgal edip. İşte Beyoğlu telgrafhanesi de yok. İşte Beyoğlu telgraf memurları geldiler. Kovmuşlar. Burası da işgal olunacaktır bir saate kadar. Şimdi haber aldım efendim. 13

920 nin 16 Martı uykuda kesti kâfir üçümüzü, kurşuna dizdi kâfir ikimizi. İngiliz in hepsi değil domuzu Sabaha karşı aldı canımızı. 920 nin 16 Martı basıldı Vezneciler de karargâh. Uyan be tosunum uyan. Üçümüzü uykuda kesti kâfir, üçümüz: Abdullah çavuş, Şarkışla dan Osman, Bir de Zileli Abdülkadir. 920 nin 16 Martı Bozdoğan Kemeri nde kurşuna dizdi kâfir ikimizi. Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı, Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi. 920 nin 16 martı uykuda kesti kâfir üçümüzü. Soktu Osman ın karnına kasaturayı, bastı göğsüne kâfirin dizi. Dört çocuk babasıydı Abdullah çavuş. Dıymadı dünyasına Abdülkadir. Üçümüzü uykuda kesti kâfir, kurşuna dizdi ikimizi. 920 nin 16 Mart sabahı, karakolun karşısında bırakmadım elimden silâhı, yere serdim iki İngiliz i. 14

Senin ırzını kurtardım İstanbul um, Sana can feda çakır gözlü gülüm. Üçümüzü uykuda kesti kâfir, kurşuna dizdi ikimizi. Şimdi üçümüz: Abdullah ve Osman ve Abdülkadir, taşları yan yana yatar Eyüp te. Arama, bulamazsın ikimizin kabrini, belki maşrıkta, belki mağripte, biz de bilmeyiz yerini. Uykuda kestiler üçümüzü, kurşuna dizdiler ikimizi, Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı, Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi. Bir de altıncımız var, kara kaytan bıyıklı bir şehit, son mekânı şöyle dursun, adını da bilen yok 15

KAYNAKÇA: İstanbul Ansiklopedisi, İlgili Maddeler Bozdoğan Kemeri Cilt II, sayfa: 319a. Doğan Kuban, İstanbul, Bir Kent Tarihi: Bizantion, Konstantinopolis, İstanbul Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1996 (2000) İstanbul Yazıları YEM Yayın, İstanbul Kasım 1998 Murat Belge, İstanbul Gezi Rehberi Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul Mart 2004 (Onuncu Basım) Pierre Gilles (Petrus Gyllius), İstanbul un Tarihi Eserleri Eren Yayıncılık, İstanbul 1997 Wolfgang Müller-Wiener, İstanbul'un Tarihsel Topografyası: 17. Yüzyıl Başlarına Kadar Byzantion-Konstantinopolis-İstanbul YKY, İstanbul 2002 16

POLYEUKTOS KİLİSESİ Polyeuktos Kilisesi, 524 527 yılları arasında Anikia İuliana tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde, Fatih İlçesi nde, Saraçhanebaşı nda temel kalıntıları görülebilen aslında Arkeoloji Parkı kotundan daha alçakta kalan, tel örgülerle çevrilmiş bu alan çok da görünür olmamalı ki çöplerin biriktirildiği, acil ihtiyaçların giderildiği bir yer halini almıştır- bu kilisenin yeniden keşfinin hikâyesi çok ilginçtir. Polyeuktos Kilisesi temel kalıntılarının günümüzdeki durumu 1960 senesinde, bölgede yapılan Haşim İşcan Alt Geçidi temel kazısı sırasında bulunan kalıntıların üzerindeki yazıların 10.yy.da hazırlanmış bir antolojideki (Palatine Anthology) şiirle eşleştirilmesi sonucu, bu kalıntıların Anikia İuliana tarafından Melitene de (günümüzde Malatya) Hıristiyan inançları yüzünden şehit edilen Romalı asker Polyeuktos a adanarak yaptırılan Polyeuktos kilisesine ait olduğu anlaşılmıştır. Bu keşfin ardından, Arkeoloji Müzesi Konservatörü Nezih Fıratlı ve buradaki bilgileri çoğunu edindiğimiz kitabın da yazarı olan R.M. Harrison tarafından 1964 te başlatılan kazılar, 1971 yılına kadar sürdürülmüştür. Kazıların tamamlanmasının ardından bölge açık bir arkeolojik park olarak tasarlanmıştır. Ancak bu alan bakım yapılmadan ve güvenlik önlemleri alınmadan terkedilmiş bir tarihi kalıntı olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir. Bölgede kalıntılar hakkında bilgi veren herhangi bir tanıtım unsuru bulunmamaktadır. Bu durum devam ettikçe Polyeuktos Kilisesi İstanbul un kaybetmekte olduğu değerler arasında yerini almaya devam edecektir. 17

Kilisenin temel kalıntılarının planı Yer Seçimi Yer seçimiyle ilgili en önemli etken olarak mülkiyet hakkını gösterebiliriz. Anikia İuliana soylu bir aileden gelmekteydi. II. Theodosius un karısı Eudokia, Anikia nın büyükbüyükannesiydi. Polyeuktos Kilisesi nin yapıldığı yerde Eudokia zamanında yapılmış daha küçük bir kilisenin olduğu, bu kilisenin Eudokia nın sarayıyla bağlantılı olduğu bilinmektedir. Eudokia nın sarayı Anikia ya geçtikten sonra, Anikia İuliana nın yaptırdığı daha büyük kilisenin bu sarayın yakınında, eski kilisenin yerinde olması mantıklıdır. Bir başka sebep ise bu bölgenin, törenler ve ayinlerde kullanılan yol, Mese üzerinde/yakınında olmasıdır. 18

Mimari Kazılar sonucunda ortaya çıkan temel kalıntıları, şiirin yazılmış olduğu parçaların konumları ve aynı dönemlerdeki yapılarla mimari karşılaştırmalar yorumlanarak, kilisenin plan şeması ve kesiti üzerine varsayımlar yapılmıştır. Bu çalışmada gerek kilisenin planı hakkında bilgi verirken, gerekse modeli oluştururken R.M. Harrison ın yapmış olduğu bu yeniden tasarımlama (restitüsyon) denemesini temel aldık. Kilisenin tahmini dış görünüşü Buna göre kilise büyük bir kubbeyle örtülü ana/orta nef etrafında yan nefler, narteks, absid ve bir avludan (atrium) oluşmaktaydı. Kilise nin yüksekliği 40m, kubbesinin çapının 20 m civarındadır. Atrium un kuzeyinde, vaftizhane olduğu düşünülen yapının kalıntılarına rastlanılmıştır. Şiirin yazılı olduğu parçaların şekilleri ve konumları incelendiğinde, bu parçaların kilisenin orta nefini çevreleyecek şekilde yerleştirilmiş oldukları sonucuna varılmıştır. Böylece 19

zemin kat planına dair varsayımlarda bulunulmuştur. Zemin katta olduğu düşünülen eksedralar tamamen bu şiirin izlediği yoldan yola çıkılarak önerilmiştir. Kilise mimari açıdan bulunduğu dönemdeki birçok ilkin temsilcidir. Öncelikle İstanbul da kubbeli bazilika tipinde yapılmış ilk örnektir. Bundan önceki bazilikal plan şemalı kiliseler beşik çatı ile örtülürken ilk kez bu büyüklükte bir kubbeyle orta nefin üzeri geçilmiştir. Mimari evrim açısından kilisenin durumunu kavramak için yapının yakın dönemindeki diğer yapılarla karşılaştırılması bu konuda daha açıklayıcı olacaktır. Bugüne kadar varlığını sürdüren Polyeuktos tan önce yapılan İmrahor Camii dönemindeki adıyla Saint John Studios Kilisesi bazilikal plana sahip ve beşik çatı örtüsüne sahip bir kilisedir. İmrahor Camii Kesit ve Planı Polyeuktos Kilisesi ile aynı plan şemasına sahip ve onunla aynı yıllarda yapımı tamamlanan Aya İrini ise yine bazilikal plan şemasına sahip olup, orta nefin kubbe ile geçildiği bir mimariye sahiptir. Aynı dönemde yapılması nedeniyle Polyeuktos Kilisesi yle en mimari açıdan an çok benzerlik taşıyan kilise Aya İrini Kilisesi dir. Polyeuktos Kilisesi Kesiti Aya İrini Kilisesi Kesiti 20

Kilise yakın akranlarından farklı olarak doğu özgü mimari unsurlar taşır. Özellikle sütun başlıkları, ve kemerlerdeki bezemeler kendilerine özgü bir üsluba ait olup gelecek kuşaklar etkileyecektir. Büyük olasılıkla bu kilisenin yapımında çalışmış ustaların Ayasofya nın yapımında da çalışmış oldukları ve benzeri mimari unsurları burada da kullanmış oldukları düşünülmektedir. Kilisenin tahrip edilen parçalarının San Marco Meydanı nda doğudan gelen taşlar ismiyle sergilenmesinin nedeninin taşıdığı doğu unsurları olduğu düşünülmektedir. Ş sırasında bulunan bezemeli kemer parçası Kilisenin tahmini iç görünüşü ve kazılar Haçlı Seferleri sırasındaki yağmadan (1204) önce de belirsiz sebeplerden dolayı kullanım dışı kalan ve yağmalanan bu kilisenin sahip olduğu çok zengin bezemeler, süslemeler ve bazı elemanlar çeşitli müzelerde sergilenmektedir. Kazılardan sonra bulunan kalıntılar Arkeoloji Müzesi nde sergilenirken, Haçlı Seferleri ve öncesinde yapılan yağmalarla götürülen bazı parçalara San Marco Kilisesi nde, Piazetta da (pilastiri acritani) ve hatta Barselona Arkeoloji Müzesi nde rastlanmaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzesi nde kiliseye ait sütun parçaları, sütun başlıkları, niş parçaları ve tavuskuşu içimli kemer parçaları gibi mimari öğelerin yanı sıra Meryem Ana ile çocuk ve aziz betimlemeli ikonalar, çeşitli heykel parçaları, gümüş kaşık, kemik ikona, sabuntaşı, tunç ve kurşun haçlar, haç sarkaçlar ve haç biçimli rölikerler;cam hamuru,ametist ve sedef kakma birimleri,kemik ve cam süs öğeleri bulunmuştur. 21

Anikia Iuliana Hakkında Anikia Iuliana yaşadığı dönemde Bizans İmparatorluğu nun soylu ailelerinden birine mensuptu. Kocası önemli bir komutandı ve soyağacına bakıldığında oğlunun taht üzerinde hakkı vardı. Fakat kocasının askeri alandaki başarısızlığı ve oğlunun tahta geçememesi,ve onun yerine soylu olmayan asker kökenli İustinanus un tahta geçmesi, Anikia Juliana nın ailesinin soyluluğunu kanıtlama ve sürdürme çabalarına yönelttiğini izlemini verir. Anikia bu amaçla yalnızca büyükannesininkinden daha büyük bir kilise yaptırmakla kalmamış, aynı zamanda sağlık alanında da çeşitli yazılı çalışmalar yapılmasını sağlamıştır. Anikia Iuliana ile İustinanus arasındaki politik rekabetin Ayasofya nın yapımına da yansıdığı görülür. Yapıldığı dönemde Konstantinopolis in en büyük kilisesi olan Polyeuktos kilisesini Anikia nın yaptırmasının hemen on yıl sonra İustinanus kendisine karşı çıkarılan büyük bir isyanı bastırdıktan sonra beş yıl gibi kısa bir sürede Ayasofya yı yaptırır. Ayasofya yalnızca Konstantinopolis değil bütün dünyadaki en büyük kilise olma unvanını uzun bir zaman üzerinde taşıyacaktır. Polyeuktos Kilisesi, bezemelerinde taşıdığı şiirde bahsedildiği gibi Süleyman Tapınağı yla; yaptıran Anikia İuliana ise Kral Süleyman la özdeşleştirilmiştir. Bu yüzden, İustinanus un Ayasofya yı bitirdikten sonra Ey Süleyman seni geçtim! demesi Anikia İuliana ya bir gönderme olarak kabul edilmektedir. Anikia ile İustinanus arasında geçtiği varsayılan bir diyalog bu rekabetin nasıl sonuçlandığını gösterir. Bir gün İustinanus Anikia dan bağış toplamak amacıyla Polyeuktos Kilisesi ni ziyaret eder. İsteğini dile getirdiğinde Anikia İustinanus tan başını kaldırıp yukarı bakmasını ister. İustinanus yukarı baktığında tavandaki altın bezemeleri görür. Anikia bütün servetini kiliseye harcadığını belirtmiştir ama hemen ardından İustinanus un koluna girer ve onun parmağına bir yüzük takar. Bu yüzük Anikia a atalarından miras olarak kalmış taht varisliğini simgeleyen yüzüktür. 22

Anikia Iuliana nın soyluluğunun simgesi haline gelmesini istediği Polyeuktos Kilisesi nin kemerlerni süsleyen şiir iki kısımdan oluşur. Birinci kısım Anikia ve ailesini tanıtırken ikinci kısımda ise kiliseye ilişkin mimari betimlemeler bulunur. İmparatoriçe Eudocia, Aziz Polyeuktos tan aldığı esinle Tanrı yı onurlandırmak için ilk kez bir tapınak yaptırandı Ama O, bu tapınağı şimdiki kadar büyük ve güzel yaptırmadı Bunun sebebi maddi yetersizlikler ya da engellemeler değildi. O, gelecekteki nesillerinin bu yapıyı daha da güzelleştirecek imkanlara sahip olacağının biliyordu. Bu imkanlarla Juliana Dördüncü nesilden bu soylu kanı taşıyan Kutsanmış ebeveynlerinin parlak ışığı Kraliçeyi hayal kırıklığına uğratmadı O ki en güzel çocukların annesi, Bu yapıyı özgün halinden şimdiki formuna ve büyüklüğüne getirdi. Ailesinin ayak izlerinin takip eden Juliana Tanrı ya hürmet eden yolda tam adımlarla ilerleyerek, Onlara ölümsüz bir doğum verdi. Cennetteki kralın hizmetkarlarından biri olarak ona hediyeler sundu Ve çocuklarının korunması için adına tapınaklar yaptırdı. Ve bu en çalışkan ailenin sonu Güneş ateşten savaş arabasını sürdükçe var olmaya devam edecek. Hangi koro Juliana nın yaptıklarını söylemek için yeterlidir? Roma nın güzelleştiricisi Constantine, kutsal ve altın ışık Theodosius tan sonra Ailesinin değerinin birkaç yıl içinde yaptığı işlerle kanıtladı, Hatta daha da fazlasını. Tek başına zamanı yendi ve Süleyman ın bilgeliğine ulaştı. Tanrı ya ulaşmak için bir tapınak yükselterek, Zengince işlenmiş zarif parıltılı, yılların kutlayamayacağı Nasıl da derin köklerinden doğuyor, Yükselerek cennetin yıldızlarını takip ediyor, Doğudan batıya uzanıyor, Güneşin parlaklığıyla her iki yandan da parıldıyor. Merkezi nefin her iki yanında güçlü sütunların üzerindeki sütunlar, 23

Altın çatıyı taşıyorlar. Her iki yanda da girintiler, Kemerlerin içinden oyularak ayın dönen ışığın doğmasını sağlıyorlar. Birbirine bakan karşı duvarlar hayatı geri çağırıyorlar. Uçsuz bucaksız yolların içinden değerli ve olağanüstü madeni çayırlardan, Kayaların diplerinde çiçek açmasını sağlayan, Doğanın parıltısı, Tanrı nın evini örtüyor ve koruyor, Juliana dan bir hediye olarak. Juliana nın çabaları, sayısız çabadan sonra, ailesinin ruhları, Kendi yaşamı ve şimdiye kadar olmuş ve şimdi olanlar için. 24

Kaynaklar İstanbul Ansiklopedisi, Polieuktos (Ayios) Kilisesi Doğan Kuban, Cilt VI, sayfa: 276b. Anikia İuliana Nevra Necipoğlu, Cilt I, sayfa: 274b. R. Martin Harrison, A Temple for Byzantium Harvey Miller Publishers, Londra 1989 Excavations at Saraçhane in İstanbul Princeton Uni. Press, Princeton 1986 www.byzantium1200.com www.wikipedia.org 25

ÇANDARLI İBRAHİM PAŞA HAMAMI II. Mehmet in İstanbul u fethinden sonra Saraçhanebaşı semti daha önceki dönemlerde üstlendiğinden farklı bir işlev kazanmıştır. Bu bölgede, 1475 yılında inşa edilen İstanbul Saraçhanesi hem bu işlev değişikliğinin başlangıcı olmuş, hem de bölgenin Saraçhanebaşı olarak adlandırılmasına yol açmıştır. Binek hayvanları için gerekli olan her türlü malzemenin satıldığı bu çarşı yapısı, beraberinde getirdiği ticaret hayatını destekleyecek yapıların inşa edilmesine de önayak olmuştur. Bu yapıların başında tekkeler, hamamlar ve mescitler gelmektedir. Çandarlı İbrahim Paşa Hamamı da bu dönemde inşa edilen ve bu dönemde inşa edilmiş birçok başka yapıyla aynı yıkılmak kaderini paylaşan bir hamam yapısıdır. Çandarlı Ailesi ve Çandarlı İbrahim Paşa Yapıyı yaptıran kişi olan Çandarlı İbrahim Paşa, Osmanlı İmparatorluğu nun kuruluş döneminde çok büyük bir güce sahip olan Çandarlı ailesinden çıkmış son sadrazamdır. Çandarlı ailesinin kökenleri Ankara nın Nallıhan ilçesinin Cendere köyüne dayanmaktadır. Ailenin isminin Osmanlı kaynaklarında yer alışı Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa yla birlikte başlamıştır. Kara Halil Hayrettin Paşa Eylül 1364 ile 22 Ocak 1387 tarihleri arasında 22 yıl 4 ay sadrazamlık yapmıştır. Ahi teşkilatına mensup bir kişiliktir. Yeniçeri ocağı ve devşirme sisteminin kurucusu olarak kayıtlara geçen Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa, maliye teşkilatının kuruluşuna da katkı sağlamıştır. Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa nın ölümünden sonra oğlu Çandarlı Ali Paşa baş vezir olmuştur. 22 Ocak 1387'den 18 Aralık 1406 tarihine kadar, 19 yıl 11 ay boyunca bu görevini sürdürmüştür. Yıldırım Beyazıt döneminde, kadıların aylığa bağlanıp rüşvet almalarının önlenmesi için tavsiyede bulunmuştur. Hakkındaki en ilginç bilgi ise Yıldırım Beyazıt ı içkiye alıştıran kişi olarak gösterilmesidir. Çandarlı ailesinden sadrazamlık mertebesine ulaşan üçüncü kişi ise bu görevi II. Murat ın saltanatında, 1421-1429 yılları arasında yapmış olan Çandarlı İbrahim Paşa dır. Kendisinden 70 yıl sonra sadrazamlık yapan ve bu yazının asıl konusunu oluşturan hamamın 26