Bireysel Başvuru Yolunda İzlenecek Usul 1
6216 s. Kanun m.48: Bireysel Başvuruların Kabul Edilebilirlik Şartları ve İncelenmesi 6216 s. Kanun m.49: Esas Hakkındaki İnceleme Bireysel başvuru yolunun iki inceleme aşamasından oluştuğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi önüne getirilen ve yapılan kabul edilebilirlik incelemesi sonucu, aranan şartları taşıyan bireysel başvurular için esas bakımından incelemeye geçilmektedir. Anayasa Mahkemesi önüne getirilen her bireysel başvuru, esas bakımından incelenmeye başlanmadan önce kabul edilebilirlik incelemesine tabi olmaktadır. 2
6216 s. Kanun m.48/1: Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 47. maddelerde öngörülen şartların mevcut olması gerekmektedir. 6216 s. Kanun m.48/5: Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesi ile ilgili diğer hususlar Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü Usule ilişkin olanları bireysel başvurunun şekli şartları, içeriğine ilişkin olanları da kabul edilebilirliğin maddi şartları olarak sınıflandırmak mümkündür. 3
Ön inceleme aşamasında, bireysel başvurunun şekli şartları Bireysel Başvuru Bürosu tarafından değerlendirilir Kabul edilebilirliğin maddi şartlarının varlığı Komisyonlar tarafından tespit edilmektedir. Kabul edilebilirlik kararı verilmesinden sonra geçilecek olan esas hakkındaki inceleme ise Bölümler tarafından yapılacaktır. 4
6216 s. Kanun m.47/6 + İçtüzük m.66 Bireysel başvuru bürosu, gelen başvurularda şekli eksiklikler bulunup bulunmadığını inceler. Büroya gelen başvuru evrakında herhangi bir şekli eksiklik bulunması halinde, eksikliğin giderilmesi için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine 15 günü geçmemek üzere süre verilir. 5
Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda, başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın, verilen sürede eksiklikleri tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir. Başvuru bürosu tarafından yapılan ön inceleme, bireysel başvurunun kabul edilebilirlik incelemesi değil; bireysel başvurunun gerekli olan şekli şartlara sahip olup olmadığının tespitidir. 6
Ön İnceleme & Bireysel Başvurunun Şekil Şartları 7
a-başvuru Harcı ve Adli Yardım Temel hakları koruyan bireysel başvuruların harca tabi olması, temel hak ihlallerinin önlenmesini zorlaştırdığı için tartışmalara neden olmaktadır. Anayasa Mahkemesi önünde kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin maddi bir değer karşılığı korunabilecek olması, objektif hukuk düzenini korumaya yönelik olan Anayasa Mahkemesinin baktığı davaların harca tabi olmaması ile de çelişmektedir. 8
Bireysel başvuru harcının miktarının yüksek olup olmadığı, mahkemeye erişme hakkını engelleyip engellemediği, AİHM içtihatları ile Venedik Komisyonu kararları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. AİHM içtihatları açısından, mahkemeye ulaşımı engelleyecek derecede yüksek olmadıkça, bireysel başvuru harcı AİHS nin 6. maddesinin ihlali olarak değerlendirilmemektedir. Yargı hizmetlerinden harç alınması, yaygın bir uygulama olup, AİHM tarafından da üye devletlerin düzenleme yetkisi kapsamında kabul edilmektedir. 9
Venedik Komisyonu da, tamamen gereksiz başvurularla mahkemenin iş yükünün daha fazla arttırılmaması için, bu nitelikteki başvuruları önlemeye yönelik olarak başvuru harcı alınabileceğini kabul etmektedir. Temel amaç: başvuru hakkının kötüye kullanılmasını engellemek Harcın nispeten düşük olması, diğer bir ifadeyle harç miktarının bireyleri temel haklarını aramaktan vazgeçirecek nitelikte yüksek olmaması ve başvurucunun maddi durumuna göre ödeme gücü olmayanların genel hükümler çerçevesinde adlî yardımdan da yararlanabilecek olmaları ile birlikte değerlendirildiğinde; alınan harcın hak arama özgürlüğünü engellediği yönündeki eleştirilerin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. 10
b-başvuru Formu ve Ekleri 6216 s. Kanun m.47/3-4: Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların 11
başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır. Başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa, vekâletnamenin sunulması gerekir. 12
c-başvurucunun Temsili d-başvurunun Süresi ve Mazeret 6216 s. Kanun m.47/5: Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder. 13
Kabul Edilebilirlik İncelemesi Komisyonlar tarafından yapılan kabul edilebilirlik incelemesine geçilebilmesi için, bireysel başvuru bürosunda yapılan ön incelemede, şekli şartların varlığı tespit edilmiş olmalıdır. Bireysel başvuru bürosu tarafından kabul edilen başvurular komisyonlara sevkedilir. 14
6216 s. Kanun m.48/2: Kabul Edilebilirliğin Maddi Şartları Mahkeme, Anayasa nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. şeklinde düzenlenmiştir 15
Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımama, kabul edilemezlik kararı verilebilmesi için yeterli değildir. Önem taşımama ile birlikte başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı da belirlenmiş olmalıdır. 16
Her iki şart gerçekleşse bile, Anayasa Mahkemesi, kabul edilemezlik kararı vermek zorunda değildir. 6216 s. Kanun m.48/2: verebilir. Mahkeme, ayrıca, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların da kabul edilemezliğine karar verebilir. 17
İlk incelemede mahkemenin başvuruları eleme yetkisi açısından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması ve başvurunun anayasal açıdan önem taşımaması ve başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olması şartları, söz konusu kanundaki diğer şartlara göre daha fazla yoruma açık şartlardır!!! 18
a-olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi Nihai kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarına olağan kanun yolu denir. Olağan kanun yollarına başvurulması halinde, hakkında kanun yoluna başvurulan nihai karar, bu yollardan geçmeden kesinleşmiş olmaz. 19
Kesinleşmiş hükümlere karşı tanınmış olan kanun yollarına, olağanüstü kanun yolları denir. Burada hüküm, olağan kanun yollarından geçerek veya süresi içinde bu yollara gidilmeyerek kesinleşmiştir. Bu durumda aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar arasında bir dava açılamaz. Ancak ağır usul hataları yapılarak verilmiş olan yanlış hükümlerin kaldırılmasını veya değiştirilmesini sağlamak için olağan olmayan, yargılamanın iadesi (yargılamanın yenilenmesi) adıyla olağanüstü bir kanun yolu kabul edilmiştir. 20
Anayasa nın 148. maddesinin 3. fıkrasında kullanılan olağan kanun yollarının tüketilmesi ifadesinin, hukuk düzeni içinde bulunan olağanüstü kanun yollarını kapsamadığı kabul edilmektedir. 21
Dar anlamda, mahkemeye başvurma olanağı olan kanun yolu, geniş anlamda her türlü kuruma, idareye ve mahkemelere başvuru yoludur. Eğer başvurucu, idari başvurular veya genel mahkemeler yoluyla kamu gücü işlemlerinden kaynaklanan ihlalleri ortadan kaldırma ve düzeltme imkânına sahipse, öncelikle bu yolları kullanmalıdır. 22
*İkincillik İlkesi İkincillik ilkesi, daha çok kanun yollarının tüketilmesi şartının kökenini açıklayan bir ilkedir. Bu ilkeye göre, bireysel başvuru temel hakların ihlalini önlemede en son ve olağanüstü bir hukuki çaredir. Temel hak ve özgürlüklerin korunması ve ihlallerin önlenmesi öncelikli olarak idari makamların ve genel mahkemelerinin görevidir. Bu makamlar ihlale ilişkin olgulara yer, zaman ve şartları değerlendirme açısından daha yakın ve avantajlı durumdadır. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. 23
*İdari ve Yargısal Başvuru Yolları Anayasa nın 148. maddesinin 3. fıkrası Herkes, Anayasa da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. şeklinde düzenlenmiştir. 24
6216 s. Kanun m.45/2: İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerektiğini hükme bağlamıştır. 25
Anayasa da yer alan olağan kanun yollarının tüketilmesi şartı, ilgili kanunda idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesi olarak düzenlenmiştir. Diğer bir ifadeyle yasakoyucu, anayasakoyucunun iradesinin aksine, olağan kanun yolu kavramını idari ve yargısal başvuru yolları olarak düzenleyerek, bireysel başvuru hakkının kullanılmasını zorlaştırmıştır. 26
Kamu gücünü kullanarak işlem ve eylemde bulunan idari birimler tarafından yapılan ihlallerde, öncelikle kanunun öngördüğü itiraz prosedürü işletildikten sonra yargı yoluna başvurulabilmektedir. Bu nedenle birey, öngörülen idari başvuru yolunu tüketmedikçe, zaten yargısal başvuru yoluna gidemeyecektir. Dolayısıyla kanunda yer alan idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesi şartı, olağan kanun yollarının tüketilmesi şartının anayasaya aykırı olarak genişletilmesi şeklinde kabul edilmemelidir. 27
Temel anayasal haklarından birinin ihlal edildiğini iddia eden herkes, ilk önce bu alanda asıl görevli olan diğer idari ve yargısal mekanizmaları harekete geçirecek ve burada bir çözüm bulamaması hâlinde, iddiasını Anayasa Mahkemesi önüne taşıyabilecektir. Kişilere bu yola başvurmadan önce ihlale neden olduğunu ileri sürdükleri işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idarî ve yargısal başvuru yollarının tamamını tüketmiş olmaları zorunluluğu getirilmiştir. 28
b- Başvurucunun Güncel ve Kişisel Bir Hakkının Doğrudan Etkilenmesi Kanun un 46. maddesinin 1. fıkrası: Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir. şeklinde düzenlenmiştir. Kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmaliyle, güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenen kişiler bireysel başvurunun tarafı olabilir. 29
Bireysel başvuru actio popularis olarak tasarlanmadığı için bireyler, kişisel hakları ihlal edilmedikçe bireysel başvuruda bulunamazlar. c-başvurunun Anayasal Açıdan Önem Taşıması 6216 s. Kanun m.48/2: Mahkeme, Anayasa nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. şeklinde düzenlenmiştir. 30
Bireysel başvuruların kabulünde, anayasal açıdan önem kriteri ile Anayasa Mahkemesi, temel hakları korumada esas görevin genel mahkemelere ait olduğunu, kendisinin rolünün Anayasayı yorumlamak, temel ilkeleri belirlemek ve genel mahkemelerin bu konudaki uygulamasını gözetmek olduğunu kesin bir şekilde belirtmektedir 31
d-temel Hakların Kapsamının ve Sınırlarının Belirlenmesi Açısından Önem Taşıması ve Başvurucunun Önemli Bir Zarara Uğraması 6216 s. Kanun m.48/2; Mahkeme, Anayasa nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. şeklinde düzenlenmiştir. 32
Anayasa Mahkemesinin kabul edilemezlik kararı verebilmesi için hem başvurunun temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması hem de başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olması birlikte aranmaktadır. Dolayısıyla başvurucu, önemli bir zarara uğramasına rağmen; başvuru konusu, mahkemenin içtihadının açık ve yerleşik olduğu bir alana ilişkin ise ve yeni hiçbir anayasal sorun içermiyorsa; Mahkeme kabul edilemezlik kararı verecektir 33
Başvurucunun uğradığı zarar önemli olmasa da başvuru, Anayasa nın yorumu ya da temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıyorsa, bu başvuru hakkında da kabul edilemezlik kararı verilecektir. Madde metninde birbirine bağlı olarak aranan iki şarttan birinin tek başına bulunması, Anayasa Mahkemesinin kabul edilebilirlik kararı vermesi için yeterli değildir. Ancak söz konusu iki şartın birlikte aranması durumunda, asıl işlevi temel hak ve özgürlük ihlallerinin engellenmesi olan bireysel başvuru incelemesi sonucunda, kabul edilemezlik kararı verilmesi, başvuru yolunun getiriliş amacı ile çelişecektir. 34
e-başvurunun Açıkça Dayanaktan Yoksun Olmaması 6216 s. Kanun m.48/2; Mahkeme, Anayasa nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. şeklinde düzenlenmiştir. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması halinde, Anayasa Mahkemesi başvuruyu esastan incelemeksizin kabul edilmezlik kararı verebilecektir. 35
AİHS nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a bendinde de yer alan ve Mahkeme tarafından uzun zamandan beri uygulanan açıkça temelden yoksun olması şartı: hiçbir başarı şansı olmayan başvuruların baştan reddedilerek esastan incelemeye geçilmemesini ifade etmektedir. Başvurucunun temel hak ihlali iddiasını dosyadaki delillerle yeterince kanıtlayamadığı, yapılan müdahalenin açıkça meşru olduğunun görüldüğü ya da başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığı hallerde başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilmezlik kararı verilecektir. 36
f-başvuru Hakkının Kötüye Kullanılması 6216 s. Kanun m.51: Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebileceğini öngörmüştür. 37
Başvuru hakkının kötüye kullanılmasını düzenleyen İçtüzük ün 83. maddesi de, Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir. şeklindedir. 38
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne götürülen bireysel başvuruların sayısı dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi önüne getirilebilecek bireysel başvuru sayısının da oldukça fazla olacağını tahmin etmek zor değildir. İş yükü artacak olan Anayasa Mahkemesi, düzenlenen ilgili hükümlerle, başvuru hakkının kötüye kullanılmasını önlemeye çalışmıştır. 39
Anayasa Mahkemesinin, para cezasına hükmederken Anayasa Mahkemesinin iş yükünün olması gereken ölçüde tutulması ile bireylerin bireysel başvuruda bulunmaktan alıkonmamaları, bireysel başvuruda bulunmaktan çekinmemelerini güvence altına almak hedefleri arasında ideal bir dengeyi gözetmesi gerekecektir. 40
Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi Kanunu nda açıkça yer almamakla birlikte, kötü niyetli başvuruları da açıkça dayanaktan yoksun kabul ederek kabul edilemezlik kararı verebilir. Ancak burada önemli olan nokta, Anayasa Mahkemesinin kabul edilemezlik kararı verdiği her başvuruyu kötü niyetli başvuru olarak değerlendirmemesi gerektiğidir. Aksi halde, her kabul edilemezlik kararıyla birlikte başvuru sahibine para cezasına hükmedilebilir. 41
Esas Hakkındaki İnceleme Esas Hakkındaki İncelemede Uygulanacak Usul Kuralları Bölümler, bireysel başvuruların incelenmesinde, 6216 sayılı Kanun ve İçtüzükteki kuralları uygulamakla yükümlüdürler. Ancak hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanacağı 6216 sayılı Kanun un 49. maddesinin 7. fıkrasında düzenlenmiştir. 42
a-dosya Üzerinden İnceleme Yapılması 6216 s. Kanun m.49/4; Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan bireysel başvuru incelemesi dosya üzerinden yapılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, kural olarak, bireysel başvuru incelemelerinde duruşma yapılmasa da, Mahkeme gerekli görmesi halinde duruşma yapılmasına karar verebilmektedir 43
Duruşmaya kimlerin katılacağı, özellikle diğer mahkemelerde karar veren hâkimlerin duruşmaya çağrılıp çağrılmayacağı ya da devlet tüzel kişiliğini temsilen kimin katılacağı gibi konularda ilgili Kanun da bir düzenleme yoktur. Ancak İçtüzük ün Duruşma başlıklı 74. maddesi, Bölümlerin bireysel başvuruları dosya üzerinden inceleyeceğini; ancak re sen ya da başvurucu veya Adalet Bakanlığının talebi üzerine gerekli görülmesi hâlinde, duruşma yapılmasına karar verilebileceğini belirtmektedir. 44
Duruşma yapılmasına karar verilmesi hâlinde, duruşmanın yeri, günü ve saati ilgililere bildirilir. Duruşma sırasında duruşma tutanağı düzenlenir. Tutanak örnekleri, talepleri hâlinde başvurucu ve Adalet Bakanlığı ile varsa diğer ilgililere verilir. İçtüzük ün söz konusu hükmüyle, Adalet Bakanlığına verilen duruşma talep etme hakkı ve duruşma yapılması halinde, duruşma tutanaklarının Adalet Bakanlığına verilmesi; Adalet Bakanlığını taraf olmadığı davanın davalısı konumuna getirmektedir. 45
b-dosya ve Kararının Adalet Bakanlığına Bildirimi 6216 s. Kanun m.49/1: Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilir. Adalet Bakanlığı gerekli gördüğü hâllerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir. İçtüzük ün 37. maddesinin 4. fıkrası da; Bölümler Başraportörü, kabul edilebilirlik kararı verilen başvurulara ilişkin görüşünün alınması için Bölüm Başkanı adına Adalet Bakanlığına bildirimde bulunur. şeklinde düzenlenmiştir. 46
Kanun un 50. maddesinin 3. fıkrasında ise; Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edileceği ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanacağı belirtilmiştir. İçtüzük m.81: Bölüm ve Komisyonlarca verilen kararların birer örneğinin başvurucuya, Adalet Bakanlığına ve diğer ilgililere tebliğ edileceğini hükme bağlamaktadır 47
Kanunun gerekçesinde bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvuru esnasında sunulanların dışında gerekli görülen bilgi, belge ve delillerin başvurandan, diğer ilgililerden ve özellikle de kamu otoritelerinden istenilmesinin ve bireysel başvurularda kamu adına yapılması gereken savunmaların Adalet Bakanlığınca koordine edilmesinin öngörüldüğü ifade edilmiştir. Bu durumda Adalet Bakanlığının kabul edilen bir bireysel başvurudan haberinin olması doğaldır. Anayasa Mahkemesi başvuruyla ilgili yeni bilgi ve belge elde ettiğinde en azından başvurucunun da bunlardan haberi olması ve bunlarla ilgili kendi görüşlerini Mahkemeye iletme imkânının bulunması adil yargılanma hakkının bir gereğidir. 48
Ancak maddedeki bilgi için ifadesi kafa karıştırmaktadır. Adalet Bakanlığı, savunmaları koordine edecekse, aslen bireysel başvuru davasında devleti temsil edecek tüzel kişilik olacaktır. Dolayısıyla davanın davalı tarafı Adalet Bakanlığı olacaktır. 49. maddenin 1. fıkrası, sanki bireysel başvuruda bir davalı olmayacakmış gibi kaleme alınmış olmasına rağmen, söz konusu madde uyarınca; kabul edilebilirlik kararı verilen başvuruların Adalet Bakanlığına gönderilmesi, Adalet Bakanlığını devlet adına bireysel başvurunun muhatabı haline getirmektedir. Adalet Bakanlığının gerekli görüldüğü hallerde bir başvuruyla ilgili görüşlerini Anayasa Mahkemesine sunma imkânının tanıması ise haklı olarak eleştirilere neden olmaktadır. Bireysel başvuruların bir örneğinin Adalet Bakanlığına bildirilerek idarenin taraf yapılmasının, kuvvetler ayrılığı ilkesi ile anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir 49
Diğer taraftan böyle bir düzenleme ihtiyacının ileride Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine de götürülmesi muhtemel bir ihlal iddiasında, Türkiye Cumhuriyeti ni Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde savunacak olan Adalet Bakanlığının hazırlıklı olması gereği ve gerekli olduğu takdirde ihlali gidermeye önceden başlaması zorunluluğu ile açıklanmaktadır. kanunun, çekişmesiz yargı olarak kabul ettiği bireysel başvuru sürecinde, Adalet Bakanlığının görüş bildirmesi, çekişmesiz yargının doğal sürecine ters düşmektedir. Nitekim çekişmesiz yargıda başvurucunun karşısında bir davalının bulunmaması ile iddia ve cevapların karşılıklı tebliğ edilme zorunluluğu yoktur; oysa yapılan düzenleme ile fiili olarak adeta Adalet Bakanlığına taraf sıfatı kazandırılmıştır 50
Ancak doktrinde, Adalet Bakanlığı yerine Dışişleri Bakanlığının koordinatör olarak seçilmesinin, AİHM de Türkiye aleyhine açılan davalardaki deneyim açısından daha isabetli olduğu ifade edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararından sonra da bu bilgilerin hazırlanarak Dışişleri Bakanlığına iletilmesi mümkündür. 51
Kanun ve İçtüzük ün ilgili maddeleri uyarınca; Komisyonların kabul edilebilirlik kararları ile Bölümlerin esas hakkındaki kararlarının gerekçeleriyle birlikte Adalet Bakanlığına tebliğ edilmesi; bireysel başvuru yolunu benimsemiş diğer ülkelerde bulunmayan bir uygulama şeklidir. Anayasa Mahkemesinin Adalet Bakanlığı ile ilişkisi, Almanya da olduğu gibi, Mahkemenin Adalet Bakanlığından bilgi almasıyla sınırlanması halinde, yargı bağımsızlığı açısından daha yerinde olacaktır. 52
c-bilgi ve Belge İsteme Kanun un 49. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, komisyonlar ve bölümler bireysel başvuruları incelerken bir temel hakkın ihlal edilip edilmediğine yönelik her türlü araştırma ve incelemeyi yapabilmektedir. Bireysel başvuruyla ilgili gerekli görülen bilgi, belge ve deliller ilgililerden istenebilir. 53
d-kanun Yolunda Gözetilmesi Gereken Hususlarda İnceleme Yapılmaması Anayasa m.148/4: Bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gerek hususlarda inceleme yapılamaz. 6216 s. Kanun m.49/6: Esas Hakkındaki İnceleme Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlı olduğu ve bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapamayacağı düzenlenmiştir. 54
Bireysel başvuru ikincil bir kanun yoludur. Anayasa Mahkemesinin denetimi, anayasa hukukunda özel bir alan olan temel hak ve özgürlüklerin ihlaliyle sınırlandırılmıştır. Denetim, anayasanın ihlal edilip edilmediğine yönelik olarak değil, korunan bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edilip edilmediğine yönelik olarak yapılacaktır. 55
Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru çerçevesinde yapılacak incelemenin kapsamı, yargı kararına temel oluşturan maddi olguların veya olaya uygulanacak kuralın belirlenmesini ya da kararı veren hâkimin takdir yetkisinin değerlendirilmesini içermez. İnceleme sadece başvurucunun anayasal temel hak ihlali iddiasının doğruluğu üzerinedir. Anayasa Mahkemesi somut olay bağlamında başvurucunun anayasada işaret edilen haklarından birinin ihlal edilip edilmediği yönünden bir denetim yapmakla yükümlüdür. 56
Alman Anayasa Mahkemesi tarafından kullanılan formül: Anayasa Mahkemesinin bir mahkemece verilmiş yanlış bir kararı salt taraflardan birinin temel hakkına dokunma olasılığı taşıdığı için bir temyiz mercii gibi sınırsız hukuki denetimden geçirmesi, anayasa şikâyetinin anlamına ve Anayasa Mahkemesinin bu alandaki özel görevine uygun düşmez. Yöntemin belirlenmesi, maddi olgunun tespit ve değerlendirilmesi, sade yasaların yorumu ve bireysel olaya uygulanması, bunun için görevli ve yetkili kılınmış olan mahkemelerin işi olup, bu alanda Anayasa Mahkemesinin denetim yapması söz konusu değildir. 57
Bireysel başvuru, yargılama usulüne karşı da yapılabildiğinden, tabii hâkim ilkesi, savunma hakkı, adil yargılanma, etkili başvuru hakkı gibi yargısal temel haklar, başvurunun konusu açısından önemli rol oynamaktadır. 58
e- Geçici Tedbir Kararı Verilebilmesi 6216 s. Kanun m.49/5: Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar. 59
İçtüzük m.73: Başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere re sen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir. İncelenen başvurulara ilişkin olarak; re sen ya da başvurucunun talebi üzerine dosyanın esası hakkında karar verilmeden önce, tedbir kararına başvurulmaması hâlinde başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Komisyonlarca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesi derhâl yapılarak, tedbir hususunu da karara bağlamak üzere başvuru, ilgili Bölüme gönderilir. Bölüm, tedbire karar vermesi hâlinde gereğinin ifası için bunu ilgili kişi ve kurumlara bildirir 60