Osmanlılarda devlet anlayışı

Benzer belgeler
İÇİNDEKİLER GİRİŞ BÖLÜM 1 OSMANLI SARAYLARI. 1. Dersin Amacı ve Önemi Kaynaklar-Tetkikler... 2

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14

Klasik Dönem Merkez Teşkilatı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez

ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI:

ARAYIŞ YILLARI (17.YÜZYIL) (DURAKLAMA DÖNEMİ ) ISLAHATLAR AYAKLANMALAR

OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM

a. Merkez Yönetiminin Bozulması

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi.

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

Osmanlı Teşkilat Tarihi El Kitabı

OSMANLI KÜLTÜR - MEDENİYETİ A. OSMANLILARDA DEVLET ANLAYIŞI

OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI

HÜKÜMDAR TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE DEVLET TEŞKİLATI. KONU ANLATIMI tarihyolu.com TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE HATUN TÜRK-İSLAM KÜLTÜRÜNÜN ORTAYA ÇIKIŞI

Osmanlı'da devşirme sistemi

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 7: 27 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Devleti nin Merkez Örgütü Okuma: Ortaylı, 1979, sf

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

Osmanlı larda Ordu. Kapıkulu Ordusu:

Osmanlı Devletinin Duraklama Nedenleri

EĞİTİM- ÖĞRETİM YILI NUH MEHMET YAMANER ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ 10.SINIF OSMANLI TARİHİ I. DÖNEM I. YAZILI SORULARI A GURUBU

7- Osmanlı Devleti'nde Yükselme Devri'nden sonra yeteneksiz padişahlar görülmeye başlandı. Bunun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Şehzadele

FRANCHISE KİMİN BULUŞU NASIL BAŞLADI? NASIL GELİŞTİ?

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

Türk Yönetim Tarihi Oğuz Yılmaz oguzyilmaz90.wordpress.com

OSMANLI TOPLUMU YÖNETENLER. b) Seyfiye c) İlmiye d) Kalemiye a) Saray halkı. Defterdar ilk dönemlerde Bursa. Nişancı ve Edirne sarayında.

I T U M U N ' 1 8. Feth-i

A. İLK TÜRK DEVLETLERİNDE DEVLET TEŞKİLATI

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Edirne Tarihi - Osmanlı Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması

10. SINIF OSMANLI TARİHİ Ders Notları

Ünite 13. Osmanlı Devleti nde Kültür Ve Medeniyet. İlahiyat Lisans Tamamlama Programı İSLAM TARİHİ II. Doç. Dr. Kenan AYAR

o Günümüzün devlet bakanlarıdır. o Vezir-i Azam' a bağlı olarak çeşitli görevleri yürütürler.

II. MAHMUT ( ) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ

TÜRKİYE PEYZAJI (FAKÜLTE)

İSLAM TARİHİ II DR. HALİDE ASLAN

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ

BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876)

3. 18.yy da Grek ve Dakya projesi ile Osmanlıyı paylaşmayı planlayan Avrupalı iki devlet aşağıdakilerden hangisidir? I. Rusya. II.

OSMANLI DEVLETİ DURAKLAMA DÖNEMİ ( XVII/17.YÜZYIL) ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

A- askeri Alanda : B- Hükümet ve Yönetim Alanında : II.MAHMUT DÖNEMİ ( )

C D E C B A C B B D C A A E B D D B E B A A C B E E B A D B

III. MİLLETLER ARASI TÜRKOLOJİ KONGRESİ Y A Z M A ESERLERDE SERGİSİ. 24 Eylül - 5 Ekim 1979 SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ.

BÖLÜM 1 DURUM ANALİZİ 1.1. TARİHÇE * ORTA ASYA DÖNEMİ TÜRK ADALET SİSTEMİ

5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

Osmanlı Devletinde Kültür ve Medeniyet OSMANLI KÜLTÜR - MEDENİYETİ A. OSMANLILARDA DEVLET ANLAYIŞI

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 8: 4 Aralık 2006 Konu: Osmanlı Devleti nde Maliye, İlmiyye ve Ordu Okuma: Ortaylı, 1979, sf

I. Hutbe okutmak. II. Para bastırmak. III. Orduyu komuta etmek. A) Damat Ferit Paşa

İktisat Tarihi I. 18 Ekim 2017

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

ÜNİTE:1. Osmanlı Devleti nde Yenileşme Çabaları ÜNİTE:2. Türkiye de Reform Arayışları ( ) ÜNİTE:3. Türkiye de Meşrutiyet Dönemleri ÜNİTE:4

istanbul'un fethinin türk ve dünya tarihi açısından sebepleri istanbul'un fethinin türk ve dünya tarihi açısından gelişmesi istanbul'un fethinin türk

TARİH DENEME GENEL KÜLTÜR. kpss ÖSYM. Osmanlı Siyasî Tarihi Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi. Serkan Aksoy. Gerçek Sınav Tadında...

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

1.1.1.Acemi Ocağı Teşkilatı

Edirne Hanları - Kervansarayları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

1302'de Koyunhisar savaşını kazandı. (Koyunhisar savaşının diğer adı: Bafeon Savaşı) (Ayrıca bu savaş ilk Osmanlı - Bizans savaşıdır)

SELANİK ALMANYA VE FRANSA KONSOLOSLARININ ÖLDÜRÜLMESİ 1876

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

FİNAL ÖNCESİ ÇÖZÜMLÜ DENEME TÜRK İDARE TARİHİ SORULAR

Saray Mutfağının Halka Açılan Kapısı Doç. Dr. Zeynep Tarım Ertuğ 12 Mart 2008

TARİH 11 DERS NOTLARI

OSMANLI DEVLETİ NİN İDARİ YAPISI. Veysel DİNLER *

Amiral Turgut Reis 449 nci ölüm yıl dönümünde anıldı

İktisat Tarihi I

SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 5

SAYFA BELGELER NUMARASI

Hürrem sultan kimdir? - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Proje Adı. Projenin Türü. Projenin Amacı. Projenin Mekanı. Medeniyetimizin İsimsiz Taşları. Mimari yapı- anıt

Osmanlı Merkez ve Taşra Teşkilatı. ABUZER BADEM---vize

ÜNİTE: OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI KONU: Devlet Yönetimi, Hukuk Sistemi İle Sosyal ve Ekonomik Yaşam, Eğitim, Bilim ve Sanat

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

OSMANLI MEDRESELERİ. Tapu ve evkaf kayıtlarına göre orta ve yüksek öğretim yapan medrese sayısı binden fazlaydı.

LYS Tarih KÜLTÜR VE MEDENİYET. NAYİM ÜNGÖR

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - ( )

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Toprak Yapısı Üretim ve Ticaret Flash Anlatım

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI TARİH

ABD NİN KURULMASI VE FRANSIZ İHTİLALİ

TARİH BOYUNCA ANADOLU

OSMANLILAR Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

TARİH 11 DERS NOTLARI

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

RESTORASYON ÇALIŞMALARI

Fransız Devrimi (1789) ile 1830 ların sonu arasındaki dönem, Osmanlı da toprak, nüfus, ideoloji, yönetim, ekonomi ve uluslararası ilişkiler

T. C. Başbakanlık, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu TÜRK TARİH KURUMU

kpss Önce biz sorduk 50 Soruda SORU Güncellenmiş Yeni Baskı ÖABT SOSYAL BİLGİLER Tamamı Çözümlü ÇIKMIŞ SORULAR

Transkript:

On5yirmi5.com Osmanlılarda devlet anlayışı Osmanlı Divan Teşkilatı,Ordu teşkilatı, Mali teşkilat, İlmiye teşkilatı Yayın Tarihi : 7 Kasım 2012 Çarşamba (oluşturma : 1/19/2017) 11-Osmanlı Divan Teşkilatı,Ordu teşkilatı,mali teşkilat,ilmiye teşkilatıosmanlılar,bir uç beyliği olarak tarih sahnesine çıktılar.bu nedenle yönetim, ilk zamanlar, uç beyliğinin geleneklerine göre düzenlenmişti.yönetim, Osmanlı ailesine aitti ve ailenin başkanı, beyliğin de yöneticisiydi.ancak, bey seçiminde, diğer beylerin de düşünceleri alınırdı. Osmanlıların, kısa zamanda güçlü bir devlet kurmaları tesadüf olmayıp, tutarlı bir devlet anlayışının sonucudur.osmanlı Devleti, daha önceki Türk-İslâm devletlerinin kültürel mirasları üzerine kurulmuştu.osmanlılar, XIV. yüzyıla kadar, devletyönetimi konusunda tecrübe birikiminden en iyi şekilde yararlandılar.osmanlı devlet anlayışında, Türk-İslâm devletlerinin ve Orta Asya geleneğinin etkisi bulunmaktadır. Bununla beraber Osmanlılar, gelişen zamana uygun olarak, merkez ve taşra yönetiminde, kendilerine özgü bir yönetim geliştirdiler. Osmanlı Devlet inde, devlet başkanı padişah idi.padişahlar, devletin mutlak hâkimiydiler.idarî, askerî, malî ve hukukî konularda geniş yetkilere sahiptiler.ancak, bu yetkilerini kullanırken kanunlara, törelere, gelenek ve göreneklere uymak zorundaydılar.padişahların sorumlulukları, daha önceki Türk devletlerinin hükümdarlarından farklı değildi.ülkenin topraklarını genişletmek ve ülkeyi geliştirmek, halkın refah ve mutluluğunu sağlamak, padişahın başlıca göreviydi.en önemli görevi ise, ülkede adaleti sağlamaktı.osmanlı Devlet inin, güçlü ve 600 yılı aşan bir süre varlığını devam ettirmesinde, ülkede sağlanan adaletin büyük rolü olmuştur. Padişahın, bütün egemenlik gücüne sahip olması, Osmanlı Devlet inin yönetim şeklini de belirlemişti.devlet tam bir merkeziyetçilikle yönetilirdi.ülkenin bütün bölgeleri, başkentten verilen emirlerle yönetilmekteydi.yöneticiler, merkezden atanır ve denetlenirdi.aile içindeki bütün erkek çocuklar, taht üzerinde eşit haklara sahiptiler.bu nedenle, kimin padişah olacağı hakkında XVII. yüzyıl başına kadar kesin bir kural yoktu.erkek çocuklar arasında kimin tahta çıkacağı konusunda, devlet adamlarının, ulemanın ve askerlerin tercihleri önemli rol oynamaktaydı. Osmanlılardan önceki Türk devletlerinde hükümdarlar, ülkeyi, kardeşleri ve kendi çocukları arasında paylaştırırdı. Çünkü, onlar da hükümdar kadar egemenlik hakkına sahiptiler. Bu paylaştırma sistemi, güçlü Türk devletlerinin bir süre sonra parçalanmalarına ve yıkılmalarına sebep oluyordu. Bu nedenle Osmanlılar, şehzadelere, geniş yetkilerle büyük eyaletlerinin valiliğini vermediler.osmanlı şehzadeleri, ancak sancakbeyi olabildiler.yetkileri de son derece sınırlıydı. Ayrıca ülke içinde herhangi bir aileye ve aşirete imtiyaz tanınmadı.osmanlılar, Selçuklularda olduğu gibi, bir bölgeyi fetheden komutanlara, o bölgenin yönetimini vermediler.fetheden kim olursa olsun, alınan topraklar mutlaka padişaha ait oluyordu.bu çeşit merkeziyetçi uygulamalar sayesinde devlet, gelişti

ve güçlendi. XIX. yüzyılda ilân edilen Tanzimat Fermanı ve Meşrutiyet, padişahların yetkilerini yeniden düzenleme amacı güdüyordu.bununla beraber, gerek Tanzimat ve gerekse Meşrutiyet döneminde padişahlar, mutlak yönetim hakkını kullanmaya devam ettiler. PADİŞAHLAR Osmanlı Devleti, kurulduğu zaman küçük bir beylikti.devletin başında ilk zamanlar bey ya da gazi unvanı ile anılan bir hükümdar bulunuyordu. Osmanlı hükümdarları içinde ilk defa sultan unvanını I. Murat kullanmıştır.bunların yanı sıra hükümdarlara, han, hakan ve hünkar da denilmiştir. Yavuz Sultan Selim in 1517 Mısır seferinden sonra, Osmanlı hükümdarları halife unvanı da aldılar.ancak, devletin güçlü olduğu dönemlerde halifelik unvanını siyasî amaçlarla kullanmak gereğini duymadılar.osmanlı hükümdarları, halifelik unvanını ilk olarak, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması sonrasında kullanmaya başladılar.osmanlı hükümdarlarının en yaygın kullandıkları unvan, padişah olmuştur. Padişahlar, devletin kurucusu Osman Bey in soyundan gelirlerdi.padişahlık, babadan oğla geçmekle beraber, ilk zamanlar bu konuda belli bir veraset sistemi yoktu.bu durum, eski Türk geleneğinden kaynaklanıyordu.buna göre, ailenin bütün erkekleri, taht üzerinde hak sahibiydiler.bu nedenle, her hükümdar değişikliğinde taht kavgaları çıkar ve devlet sarsıntı geçirirdi.tahta çıkan şehzade, egemenlikte hak ileri sürmemeleri için, erkek kardeşlerini öldürtmek zorunda kalıyordu.bu yöntem, bir saltanat yasası olarak, XVII. yüzyıl başlarına kadar devam etti. XVII. yüzyıl başlarında I. Ahmet zamanında yapılan bir düzenlemeyle, Osmanlı ailesinin en yaşlı ve olgun ( ekber ve erşed ) olanının tahta geçmesi usu- lü getirildi. Padişahlar, her konuda çok geniş yetkilere sahip bulunuyorlardı.önemli konularda, büyük devlet adamlarının düşüncelerini almakla beraber, son kararı yine kendileri verirdi.divan a başkanlık etmek ( Fatih le birlikte, bu görev sadrazamlara bırakılmıştır ), orduları komuta etmek, büyük devlet adamlarını atamak, savaşa ve barışa karar vermek padişahın başlıca görevleriydi.bu görevlerini yerine getirirken, Kuran a ve şeriat hükümlerine göre hareket etmek için zamanın şeyhülislâmından fetva alırlardı. ŞEHZADELER Osmanlı padişahlarının erkek çocuklarına şehzade ya da bilgili, görgülü, kibar anlamına gelen çelebi denirdi.şehzadeler, küçük yaşlarından itibaren sancaklara gönderilir, askerî ve idarî konularda yetiştirilirlerdi.sancakta bulunan şehzadelere çelebi sultan denirdi.şehzadelere yardımcı olmak üzere, yanlarına lala denilen bilgili, tecrübeli devlet adamları verilirdi.bu uygulamadaki amaç, şehzadelerin devlet yönetimini öğrenmesiydi. XV. yüzyıl ortalarına kadar İzmit, Bursa, Eskişehir, Aydın, Kütahya, Balıkesir, Isparta, Antalya, Amasya, Manisa ve Sivas, başlıca

şehzade sancakları olmuştur. XIV. yüzyılın sonlarından itibaren şehzadelerin sancaklara gönderilme usulü kaldırıldı.bunun yerine, sarayda kalmaları ve eğitimlerini burada tamamlama uygulaması getirildi. III. Mehmet, sancağa gönderilen son şehzade olmuştur.şehzadelerin sancaklara gönderilmesi uygulamasına son verilmesi, onların devlet yönetimiyle ilgilerinin kesilmesine, toplumdan uzaklaşmalarına sebep olmuştur.şehzadeler, cülûs töreniyle tahta çıkarlar ve onlar için kılıç alayı düzenlenirdi. MERKEZ TEŞKİLÂTI Osmanlı devlet teşkilâtı, padişahın mutlak egemenliğini gerçekleştirmek için kurulmuştu.devletin bütün yönetim birimleri doğrudan padişaha bağlı olarak teşkilâtlandırılmıştı. Meydana getirilen bu teşkilâtın merkezinde, padişah ve saray teşkilâtı bulunuyordu. SARAY Osmanlı Devleti nde saray, padişahın özel hayatının geçtiği ve devletin yönetildiği yerdi.osmanlı Devleti nin ilk yıllarından itibaren saray teşkilâtı kurulmuş, devletin gelişmesine paralel olarak, saraylar da büyümüştür.ilk saray, 1326 da Bursa da, daha sonra 1361 de Edirne de yapılmıştır.istanbul un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Topkapı Sarayı, XIX. yüzyıl ortalarına kadar padişahların oturduğu ve merkez teşkilâtının bulunduğu yer olmuştur. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren padişahlar, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı ve Çırağan Sarayı gibi saraylarda oturmaya başladılar.topkapı Sarayı, iki bölümden oluşuyordu: BİRÛN ( DIŞ SARAY ) Sarayın dış bölümüdür.sarayın, Bab-ı Hümayun adı verilen dış kapısından girildiğinde, birinci avluya geçilir.bundan sonra varılan Babü s-selâm kapısından girildiğinde orta avluya geçilir.bu avluda Has Odalar yer alır.bu odada saray hizmetlileri bulunurdu.orta kapıdan sonra ise ikinci avluya geçilir.burada, Has Ahırları, Zülüflü Baltacılar koğuşları ve Divan-ı Hümayun un toplandığı Kubbealtı bulunurdu.ikinci avludan sonra Babü s-saade denilen kapıya ulaşılır.bu kapı,birûn ( dış saray ) ile Enderun u ( iç saray ) birbirine bağlardı.babü s-saade nin karşısında padişahların, Divan üyeleri ve yabancı elçileri kabul ettiği Arz Odası vardı. ENDERUN ( İÇ SARAY ) Burası, padişahın özel hayatını geçirdiği bölümdü. Bu bölümde, Enderun denilen saray okulu ve Harem bulunurdu. Enderun, saray görevlilerinin yetiştirildiği yerdi. Enderun da eğitim faaliyeti oda adı verilen yerlerde yapılmaktaydı. Enderun a alınacaklarla ilgili olarak yapılan işlemler şunlardı: Devşirme yoluyla toplanan çocuklar, Acemi Ocağı na gönderilmeden önce, bir seçime tâbi tutulurlardı. Seçilen çocuklar, önce Edirne Sarayı, Galata Sarayı ve İbrahim Paşa Sarayı nda eğitilirlerdi. Bu eğitim sonrası ikinci bir seçim daha yapılırdı. Bu seçim sonrası Topkapı Sarayı ndaki

Büyük Oda ve Küçük Oda ya alınırlardı. Burada sıkı bir eğitimden geçirilirlerdi. Bu eğitimin amacı, saraya alınacak kişileri, devlet adamı, asker ve seçkin kişiler olarak yetiştirmekti. Bu odalardaki eğitimler sonrasında da yeni bir seçim yapılır; seçilenler, padişahın özel hizmetine ait odalara alınırlardı. Bu odalar şunlardı: HAS ODA: Burada bulunanlar, padişahın günlük hizmetinde bulunurlardı. Bu odanın yöneticisine Hasodabaşı denilirdi. Has Oda, rütbe bakımından en yüksek hizmetlilerin bulunduğu yerdi. HAZİNE ODASI: Bu odada bululanlar, padişahın özel hazinesine ve değerli eşyalarına bakarlardı. KİLER ODASI: Burada bulunanlar, padişahın sofra hizmetlerine bakarlardı. SEFERLİ ODASI: Müzisyen, berber gibi hizmetlilerin bulunduğu yerdi. Bu odalarda eğitimlerini tamamlayanlar, çıkma denilen bir tayin usuüyle Birûn da ve taşrada önemli görevlere getirilirlerdi. HAREM: Saray kadınlarının bulunduğu bölümdü.burada, padişahın annesi valide sultan ve eşleri ile cariyeler bulunurdu. Harem deki kadınlar başkalfa kadının yönetiminde özel bir eğitimden geçirilirlerdi. Harem in yöneticisi harem ağası idi. DİVAN-I HÜMAYUN Divan, merkez teşkilâtın temelini oluşturmaktaydı. İlk Osmanlı Divan ı, Türkiye Selçukluları Devleti ndeki Divan örnek alınarak kuruldu. Orhan Bey zamanından beri Osmanlılarda Divan teşkilâtının bulunduğu bilinmektedir. İlk zamanlar Divan üyeleri, padişah, vezir ve Bursa kadısı idi. Divan toplantılarına padişahlar başkanlık yapmaktaydı.bu nedenle, padişah nerede ise, Divan da orada toplanırdı. Fatih ve ondan sonraki padişahlar, bu görevi veziriazamlara bıraktılar. Padişahlar, bundan sonra Divan toplantılarını kasr-ı adl denilen pencereden izlemeye başladılar. Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar her gün sabah namazından sonra toplanan Divan, sonradan haftada dört gün toplanmaya başladı. Divan, Topkapı Sarayı nda Kubbealtı denilen yerde toplanırdı. Divan da, siyasî, idarî, askerî, örfî, şer î, adlî ve malî konular, şikâyet ve davalar görüşülüp karara bağlanırdı. Divan görüşmeleri öğle zamanı sona erer, bundan sonra önce veziriazam ( sadrazam ), daha sonra diğer Divan üyeleri, padişahın huzuruna çıkarak, görüşmeler hakkında bilgi verirlerdi. Divan-ı Hümayun dışında diğer divanlara, veziriazam konağında toplanan ikindi, Çarşamba ve Cuma divanları, veziriazam, sefere çıktığı zaman topladığı Sefer Divanı, yeniçerilerin maaşlarının dağıtılması için toplanan Ulûfe Divanı, padişahın yabancı elçileri kabulü sırasında toplanan Galebe Divanı, olağanüstü hallerde toplanan Ayak Divanı ve yine sefer sırasında at üzerinde yapılan toplantıya At Divanı adı verilirdi. DİVAN-I HÜMAYUN ÜYELERİ

Divan da bulunan ve görüşmelere katılan kişilere, Divan üyeleri denirdi. Divan üyeleri ve bunların başlıca görevleri şunlardı: VEZİRİAZAM ( SADRAZAM ) Padişahtan sonra en yetkili devlet adamı, veziriazamdı. Devlet yönetiminde padişahın vekili sayılır ve kendisinde, padişahın mührü bulunurdu. Orhan Bey zamanında, toprakların genişlemesi ve devlet işlerinin artması sonucu ilk vezirlik makamı kuruldu. I. Murat zamanında vezirlerin sayısı üçe çıktı. Vezirlerin derecelerini göstermek için, birinci vezire veziriazam denildi. Büyük devlet memurlarını atama, görevden alma, veziriazamın buyruğu ile olurdu. Padişah sefere çıkmadığı zaman, serdâr-ı ekrem unvanıyla orduyu komuta ederdi. Veziriazamlar, İstanbul da önceleri Paşakapısı, sonraları Babıâli denilen yerde otururlardı. Veziriazamın görevinden azli, padişah mührünün geri alınmasıyla olurdu. VEZİRLER Vezirler, çeşitli devlet işlerinde yetişmiş tecrübeli kişiler olduklarından, görüşlerinden yararlanılır ve veziriazamın verdiği işleri yaparlardı. İlk Osmanlı vezirlerinin çoğu ulema ( bilgin ) kökenli idiler. Sonradan asker kökenli kişiler de vezirliğe getirildiler. Vezir olabilmek için, sancakbeyliği, beylerbeylik, ve son olarak da Rumeli Beylerbeyliği nde bulunmak gerekliydi. Divan toplantılarında, veziriazamın sağında otururlardı. XV. yüzyılın sonlarına kadar üç vezir bulunuyordu. XVI. yüzyılın sonlarında vezir sayısı yediye kadar çıkmıştır. Bu vezirlere, Kubbealtı vezirleri veya kubbenişin adı verilirdi. KAZASKERLER Kazaskerlik, 1362 de I. Murat zamanında kuruldu. 1480 yılına kadar bir kazasker bulunurken, Fatih döneminde, Anadolu ve Rumeli kazaskerleri olarak sayıları ikiye çıkarıldı. Bunlardan Rumeli kazaskeri, rütbe bakımından daha ileri idi. Kazaskerler, Divan da büyük davalara bakar, ayrıca kendi bölgelerindeki kadı ve müderrisleri atama ve görevden alma işlerine karar verirlerdi. DEFTERDARLAR Defterdarlar, Divan da malî konularda açıklamalarda bulunurlar, devletin gelir ve giderlerine bakarlardı. İlk zamanlarda, defterdarlar sayısı bir iken, sonra- ları malî işlerin artmasından dolayı sayısı ikiye yükseltilmiştir. Bunlar; Rumeli Defterdarı ( Başdefterdar ) ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı, Rume-li deki malî işlere; Anadolu Defterdarı, Anadolu daki malî işlere bakardı. Rumeli Defterdarı aynı zamanda bütün malî işlerden sorumluydu.

NİŞANCI ( TEVKİ-İ TUĞRAİ ) Nişancı, padişahın adına yazılacak fermanlara, beratlara ve nâmelere, hükümdarın imzası olan tuğrasını çekerdi. Ayrıca, devletin arazi kayıtları, tahrir defterlerinde düzeltmeler Nişancı tarafından yapılırdı. Nişancı, kanunları iyi bilir, gerektiğinde Divan da açıklamalarda bulunurdu. Nişancı ya bağlı olarak çalışan Reisülküttab, Divan kâtiplerinin şefi idi. Reisülküttab Divan üyesi olmamakla beraber, Divan işlerindeki tecrübesi nedeniyle önemi büyüktü. Görevleri, Divan da verilen kararları düzelttikten sonra tamamlamak, fermana uygun olarak emirleri yazmak, padişaha ve veziriazama gelen mektupları tercüme ettirerek, bunlara cevap hazırlamaktı. Reisülküttab, bütün bu işleri kendi başkanlığındaki, çeşitli kalemlerden oluşan bir teşkilât vasıtasıyla yerine getirirdi. Reisülküttaba bağlı olarak çalışan kalemler ve bunların görevleri şunlardı: BEYLİKÇİ KALEMİ: Divan-ı Hümayun da alınan kararların ve görüşülen konuların tutanaklarını yazıya geçirirdi. Ayrıca, dış ilişkiler ile ilgili kararları yazıya geçirir, anlaşmalarla ilgili metinleri düzenlerdi. Bu kalemin başında olan kişiye, Beylikçi Efendi denirdi. TAHVİL KALEMİ: Bu kalem, yüksek dereceli görevlilerin ( vezir, beylerbeyi, sancakbeyi ) özlük işleriyle ferman ve beratları düzenlerdi. Ayrıca, zeamet ve tımar kayıtları da bu kalem tarafından tutulurdu. RÜUS KALEMİ: Tahvil kaleminin görev alanı dışında kalan bütün görevlilerin ( kethüda, dizdar, müderris, imam ) işlemleri bu kalem tarafından düzenlenirdi. ÂMEDİ KALEMİ: Veziriazam ile padişah arasında yazışmaları, yabancı devletlere gönderilecek mektupları düzenlerdi. Osmanlı Devleti nin, Avrupa ülkelerinde devamlı elçi bulundurmasından sonra, elçilerden gelen raporları kaydetmek, cevap yazmak, şifre çözmek görevi de bu kaleme aitti. Tanzimat tan sonra bu kalemin önemi daha da arttı. YENİÇERİ AĞASI Yeniçeri ağası, Yeniçeri Ocağı nın en büyük komutanıydı. Yeniçeri ağası, vezir rütbesine sahip ise, Divan ın tabiî üyesi sayılıp, görüşmelere katılırdı. Yeniçeri ağası, arz günü, vezirlerden önce padişahın huzuruna çıkar, yeniçeriler hakkında bilgi verirdi. KAPTAN-I DERYA

Kaptan-ı Derya, donanma ve denizcilikle ilgili işlerden sorumluydu. XVI. yüzyılın ikinci yarısında vezir rütbesi aldıktan sonra Divan üyesi oldular. ŞEYHÜLİSLÂM ( MÜFTÜ ) Şeyhülislâm, Divan da alınan kararların İslâm dinine uygun olup olmadığı konusunda fetva verirdi. Şeyhülislâm, Divan üyesi olmamakla beraber, Divan da alınan kararların dine ve şeriata uygun olup olmadığını kontrol ederdi. Fatih döneminde rütbe ve makam olarak Kazaskerlerden sonra gelen Şeyhülislâm, Kanunî döneminde veziriazamla eşit sayıldı. OSMANLI ORDUSU OSMANLI KARA ORDUSU, DENİZ ORDUSU (DONANMA) A-KAPIKULU OCAKLARI 1.Acemi Oğlanlar 2.Yeniçeriler 3.Cebeciler 4.Topçular 5.Top Arabacıları 6.Humbaracılar KAPIKULU ATLILARI (Altı Bölük Halkı) 1.Sipahi 2.Silahdar 3.Sağ ulufeciler 4.Sol ulufeciler 5.Sağ garipler B)-EYALET ASKERLERİ 1.Tımarlı Sipahiler 2.Akıncılar 3.Azaplar 4.Deliler 5.Gönüllüler 6.Beşliler 7.Yayalar 8.Müsellemler C)-YARDIMCI KUVVETLER (Bağlı devlet beyliklerinin askerleri.) OSMANLI ASKERİ TEŞKİLATI

Kuruluş Döneminde Askeri Teşkilat: Orhan Bey zamanında YAYA ve MÜSELLEMLER adlarıyla ilk düzenli birlikler oluşturuldu. I.Murat zamanında ise Kapıkulu ocakları kuruldu.(1362) A)-KAPIKULU OCAKLARI: Padişah I.Murad zamanında oluşturuldu. O zaman İslam hukukuna göre savaş esirlerinin beşte biri hükümdara ayrılırdı. Padişah da bunları özel hizmetlerinde kullanırdı. Bir bölümü de saray hizmetlileri arasına alınırdı. I. Murad zamanında PENÇİK OĞLANI denilen bu savaş esirlerinin sayısı arttı.bunun üzerine bu esirlerden düzenli bir ordu kurularak yararlanılmak istendi. Bu sisteme "Pencik Usulü" denildi.böylelikle Kapıkulu ocakları oluşturuldu. Devşirme Usulü: Kapıkulu ocakları kurulduktan sonra bu ocaklara sürekli bir kaynak bulmak amacıyla DEVŞİRME USULÜ oluşturuldu. Buna göre özellikle Balkanlar'da yaşayan hırıstiyan ailelerin çocukları ailelerinden alınarak İslam dinini,türkçeyi ve Türk gelenek ve göreneklerini öğrenmek üzere Türk ailelerinin yanına gönderilirdi. Tek çocuklu ailelerin çocukları alınmazdı. Daha sonra bu çocuklar Acemi Oğlanlar ocağına gönderilirlerdi. KAPIKULU YAYALARI(PİYADELERİ) 1)- ACEMİ OĞLANLAR OCAĞI: Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarına asker yetiştirmek için kurulmuştur. Türk ailelerinin yanından gelen devşirme çocukları burada yapılan askeri eğitimden sonra sınavdan geçirilir, başarılı olanlar Enderûn'a alınırdı. Diğerleri Kapıkulu ocaklarına dağıtılırlardı. Bir Acemi Oğlanı. Askeri amaçlara yönelik eğitim veren Acemioğlanlar Mektebi'ni bitirenler Yeniçeri Ocağı'na veya Enderun'a alınırlardı. 2)- YENİÇERİ OCAĞI: Kapıkulu ocaklarının en önemlisidir. Savaş zamanında merkezde bulunur ve padişahı korurlardı. Barışta ise Divân muhafızlığı yapmak, İstanbul'un güvenliğini sağlamak, sınırlardaki kalelerde muhafızlık yapmak gibi görevleri vardı. Yeniçerilere üç ayda bir "ULUFE" denilen maaş, padişah tahta çıktığında "CULÜS BAHŞİŞİ", ilk sefere çıktığında da "SEFER BAHŞİŞİ" verilirdi. Yeniçerilerin komutanına "YENİÇERİ AĞASI" denilirdi. 3)- CEBECİLER: Komutanlarına "CEBECİBAŞI" denilirdi. Yeniçerilerin silahlarını ve zırhlarını yapar, onarır ve silah anbarlarında muhafaza ederlerdi.

4)- TOPÇU OCAĞI: Bu ocağın görevi top dökmek, ve topları kullanmaktı. Osmanlılar topu ilk defa I.Kosova Savaşında kullandılar. 5)- TOP ARABACILARI OCAĞI: Top arabalarını yapan ve topları taşıyan ocaktı. Komutanlarına "ARABACIBAŞI" denirdi. 6)- HUMBARACILAR OCAĞI: Havan denilen toplarla, humbara denilen gülleleri hazırlayan ve kullanan ocaktı. Komutanına "HUMBARACIBAŞI" denirdi. 7)- LAĞIMCILAR OCAĞI: Kale kuşatmalarında,hendek kazarak veya fitil döşeyerek surları yıkan teknik bir sınıftı. Komutanına "LAĞIMCIBAŞI" denirdi. - SAKALAR: Kapıkulu askerlerinin sularını taşırdı.komutanına "SAKABAŞI" denirdi. Humbaracı: Bomba, havan, patlayıcı madde dökümünü bilen ve Humbara birliklerinde görev alan askerlerdir. KAPIKULU SÜVARİLERİ(ATLILARI) Altı Bölük halkı da denirdi.derece ve maaş yönünden yeniçerilerden üstündüler. Sipah ve silahtar; savaş sırasında padişah çadırını, Sağ ve Sol ulufeciler; Saltanat sancaklarını Sağ ve sol garipler; ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı. Ocağın adı Mevcudu Günlük Ulûfesi Acemiler 7.745 1-2,5 akçe

Yeniçeriler 12.000 2-5 akçe Cebeciler 500-800 8 akçe Topçular 1000-1200 6-8 akçe Top Arabacıları 400 4-6 akçe Kapıkulu Süvarileri 8000 14-90 akçe B)- EYALET ASKERLERİ: 1)- TIMARLI SİPAHİLER: Tımar sistemi daha önceki Müslüman Türk devletlerinde gördüğümüz IKTA sisteminin Osmanlılar tarafından geliştirilmiş şekliydi. Tımarlı Sipahiler kendilerine DİRLİK verilen kişilerin beslemek zorunda oldukları tamamı Türklerden meydana gelen atlı askerlerdi. Savaş sırasında ordunun sağ ve sol kanatlarında durarak,ordu merkezini yanlardan gelecek saldırılara karşı korurlardı. Kanuni Sultan Süleyman'ın son zamanlarına kadar devletin en önemli ve en büyük askeri gücüydü. Osmanlı tımarlı sipahisi... Tımarlı sipahiler vergilerini topladıkları araziye karşılık, sefer zamanlarında kendi askerleri ve hayvanları ile orduya katılırlardı. 2)- AKINCILAR: Sınır boylarında oturan Türklerden meydana gelen hafif süvari kuvvetleriydi. Başlıca görevleri; ordunun keşif hizmetlerini görmek, kaçan düşmanı kovalamak, düşmanı oyalamaktı. 3)- AZAPLAR: Kelime anlamı bekâr demektir. Masrafları kendi şehir ve kasaba halkı tarafından karşılanan gönüllü kuvvetlerdi.

4)- DELİLER: Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeniyle "deli" olarak adlandırılmışlardır. Aslı "delil" olmakla beraber, halk arasında "deli" olarak anılan süvari 5)- GÖNÜLLÜLER: Sınırdaki kasaba ve şehirleri korumakla görevliydiler. 6)- BEŞLİLER: Her beş haneden bir kişi alınarak oluşturulan bu birlikler sınırdaki kalelerin korunmasında görevlendirilirdi. 7)- YAYA VE MÜSELLEMLER: Ordunun önünde giderek yolları ve köprüleri onarırlardı. C)- YARDIMCI KUVVETLER: Bir savaş zamanında bağlı hükümetlerin(kırım,eflak-boğdan) askerleri de Osmanlı ordusuna yardım ederlerdi. Bunlar içinde en önemlisi Kırım kuvvetleriydi. DENİZ ORDUSU(DONANMA): Osmanlılar Orhan Bey zamanında Karesi Beyliğini ele geçirince bu beyliğin donanmasına da sahip olmuşlardır. Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da bir tersane yapılmıştır. Fatih zamanında gelişmeye başlayan donanma, II.Beyazıt zamanında Kemal Reis'in, Kanunî zamanında da Barbaros Hayrettin Paşa'nın Osmanlı hizmetine girmesiyle Akdeniz'de en üstün güç haline gelmiştir. Donanma komutanına Kaptan-ı Derya veya Kaptan Paşa, deniz askerlerine ise LEVENT denirdi. Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Salih Reis, Pirî Reis, Murat Reis, Seydi Ali Reis, Kılıç Ali Reis meşhur Türk denizcileridir. OSMANLI TOPU: Mısır seferinde kullanılan ve1516 yılında İstanbul Tersanesi'nde dökülen bu top, Beşiktaş'taki Deniz Müzesi bahçesinde bulunuyor. OSMANLI ORDUSUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE SEBEPLERİ: Osmanlı ordusunda meydana gelen bozulmaların temelde iki nedeni vardı;

1-Avrupa'daki gelişmeler, 2-Tımar sistemindeki bozulmalar 1)- Avrupa'da merkezi krallıkların güçlenmesiyle daimi nitelikte ve yeni silahlar kullanan Batı ordularına karşı, çoğunluğu tımarlı sipahilerden oluşan Osmanlı ordusunun eskisi kadar başarılı olamayışıydı. Çünkü Avrupa orduları daimi olduklarından onlar için "savaş zamanı" diye bir şey söz konusu değildi. Oysa tımarlı sipahi hasat zamanı köyünde bulunmak, öşrünü toplamak düşüncesindeydi. Ayrıca yeni savaş teknikleri ve silah kullanımı ancak kışlada özel eğitimle verilebileceğinden tımarlı sipahinin savaşlarda etkisi de kalmamıştı.bu nedenle tımarlılar 17. yüzyıldan sonra sadece yol ve istihkam işlerine bakan askerler haline geldiler. 2)- Tımar sisteminin bozulmasına bağlı olarak kapıkulu ocaklarının da bozulmasıdır. TIMAR SİSTEMİNİN BOZULMASININ MEYDANA GETİRDİĞİ SONUÇLAR: 1- Devlet ulûfeli tüfekli kapıkulu askerinin sayısını artırmak zorunda kaldı. 2- Sayıları çoğalan kapıkullarına ulûfe yetiştirmek güçleşti. Hazinenin yükü arttı. 3- Eyaletlerdeki tımarlı sipahiler ile kapıkulu birbirine karşı denge unsuru idiler. Tımarlı sipahiler kalkınca, kapıkulları devlete hükmeder hale geldiler. 4- Kapıkulu askeri ihtiyacı artınca "devşirme sistemi" de bozuldu. Devşirme olmayan kişiler de kapıkulu askeri yapıldı. 5- Köylü kapıkulu askeri olmak isteyince toprağını bıraktı.bu yüzden üretimde azaldı. Çakmaklı tabanca ( 18. yy ) 45 cm. uzunluğundadır. Kabzasının di kısmı fildişinden yapılmıştır. Fildişi kabzanın üzerindeki çember, kundak üstündeki kaplama, namlu ucundaki yarım bilezik gümüştür. Namlu, Hacı İbrahim; Çakmak, Hacı Hüseyin imzalı olup tabanca III.Ahmed tuğralıdır. KAPIKULU OCAKLARINDAKİ BOZULMALAR: Askerî alandaki başarısızlıkları önlemek için 17. yüzyıldan itibaren askeri teşkilatta yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuldu. Ancak bu düzenlemelere Yeniçeri ocakları karşı koydular. Yeniçerilerin başlıca ayaklanmaları şunlardır: 1- Yeniçeriler 17. yüzyılın başında sadrazamın görevden alınması için padişah III. Mehmet'i ayak divanına çağırmışlar, padişah istekleri kabul etmek zorunda kalmıştır. 2- Padişah II.Osman Lehistan seferi sırasında yeniçerilerin isteksiz davranışını görünce, sefer dönüşü Anadolu, Mısır ve Suriye den toplayacağı askerle yeniçerileri kaldırmayı düşünmüş, ancak

bunu öğrenen yeniçeriler ayaklanarak II.Osmanı şehit etmişlerdir. 3- IV.Murat saltanatının ilk yıllarında yeniçerilerin isteklerini kabul etmek zorunda kalmış, fakat sonra sert tedbirlerle onları sindirmiştir. 4- IV.Mehmet zamanında zorbalıkları devam eden yeniçeriler 1656'da devlet adamlarını öldürdüler. (Vakayı Vakvakiye=Çınar vakası) 5-1687'de IV.Mehmet'i tahttan indirerek yerine II.Süleyman'ı geçirdiler. 6- Nizam-ı Cediti kuran III. Selim'i tahttan indirdiler. (Kabakçı Mustafa Ayaklanması) YENİÇERİLERİN AYAKLANMALARININ BAŞLICA SEBEPLERİ: 1-Padişah ve diğer devlet adamlarının yeniçeri ocaklarında düzenlemeler yapmak istemeleri, 2-Saray entrikaları sonucu vezir veya diğer devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtmaları 3-Padişah değişikliğinde cülus bahşişi aldıklarından padişahları tahttan indirerek yerine yenisini geçirmenin işlerine gelmesi ( 18 yy ) 50 cm. uzunluğundadır. Tabandan itibaren kabza ve kundağı, tetik siperinin üzeri, namlu yatağı kamilen demir üzerine gümüştür. 4-Pek çoğunun İstanbul'da esnaflık gibi işlerle uğraşmalarından sefere gitmek istememeleri 5-Maaşlarının düşük ayarlı para ile ödenmesi 6-Denge unsuru olan tımarlı sipahilerin ortadan kalkmasıyla devlet içinde en etkili güç haline gelmeleri, 7-Tımar sisteminin çökmesiyle sayılarının ve güçlerinin artması KAPIKULU OCAKLARINDA YAPILAN ISLAHATLAR: 1- I.Mahmut (1730-1754) zamanında Fransız asıllı olan Humbaracı Ahmet Paşa ordunun topçu ve humbaracı ocaklarını Avrupa yöntemlerine göre ıslah etti. Ayrıca bu dönemde Hendeshane kuruldu. 2- III.Mustafa(1757-1774) zamanında topçu ocağı Baron dö Tot tarafından yeniden ıslah edildi. "Sürat topçuları" adıyla yeni bir askeri birlik kuruldu. 3- III.Selim (1789-1807) Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu kurdu(1793). 4- a)-ii.mahmut döneminde(1808-1839) sadrazam Alemdar Mustafa Paşa SEKBAN-I CEDİT ocağını

kurdu. b)-alemdar Mustafa Paşanın öldürülmesi üzerine Sekban-ı Cedit kapatıldı.ii.mahmut EŞKİNCİ adıyla yeni bir ocak kurdu. c)-ii.mahmut 1826'da yeniçerileri ortadan kaldırdı. Bu olaya Osmanlı tarihinde "Vakayı Hayriye" denir. Yeniçeri ocağının yerine ASAKİR-İ MANSURE-İ MUHAMMEDİYE adında yeni bir kuruldu. Bu orduya daha sonra NİZAMİYE adı verildi. Komutanına da SERASKER(Kara kuvvetleri komutanı) denildi. 5- Tanzimat Devrinde askerlik "vatan görevi" olarak kabul edildi(1843).temel askerlik süresi 5 yıl olarak belirlendi. 6-1870'de "askeri zaptiye" teşkilatı (jandarma) kuruldu. Osmanlı tuğları... Sefer sırasında, bu tuğlar hareket mahalline dikilir, oradan otağ-ı hümayunun kurulduğu yerlere ve savaş meydanına götürülürdü. tarihportali.net Bu dökümanı orjinal adreste göster Osmanlılarda devlet anlayışı