ORMAN EKOLOJİSİ DERSİ

Benzer belgeler
Bir ekosistemin genel mevkisi tanıtılırken şu özellikler belirtilmesi gerekir.

Bölgesel iklim: Makroklima alanı içerisinde daha küçük alanlarda etkili olan iklimlere bölgesel iklim denir.(marmara iklimi)

10. SINIF KONU ANLATIMI. 46 EKOLOJİ 8 BİYOMLAR Karasal Biyomlar

BİYOMLAR KARASAL BİYOMLAR SELİN HOCA

Akdeniz iklimi / Roma. Okyanusal iklim / Arjantin

BİNA BİLGİSİ 2 ÇEVRE TANIMI - İKLİM 26 ŞUBAT 2014

İKLİM TİPLERİ. Yıllık ortalama sıcaklık 25 C dolayındadır. Yıllık ve günlük sıcaklık farkı 2-3 C yi geçmez. Yıllık yağış miktarı 2000 mm den

TÜRKİYE NİN İKLİMİ. Türkiye nin İklimini Etkileyen Faktörler :

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK

B A S I N Ç ve RÜZGARLAR

PERKOLASYON İNFİLTRASYON YÜZEYSEL VE YÜZETALTI AKIŞ GEÇİRGENLİK

ÖZEL EGE LİSESİ İKLİM

Dünya'da Görülen Đklim Tipleri

İklim---S I C A K L I K

Meteoroloji. IX. Hafta: Buharlaşma

MEKANSAL BIR SENTEZ: TÜRKIYE. Türkiye nin İklim Elemanları Türkiye de İklim Çeşitleri

Dünya kendi içinde benzerlik gösteren 6 büyük flora alemine ayrılır: 1.Holarktikflora alemi 2.Paleotropis, 3.Neotropis, 4.Australis 5.

Büyük İklim Tipleri COĞRAFYA DERSİ PERFORMANS ÖDEVİ. Doruk Aksel Anil

İKLİM TİPLERİ VE BİTKİ ÖRTÜSÜ ÇALIŞMA TESTİ

10. SINIF KONU ANLATIMI. 48 EKOLOJİ 10 BİYOMLAR Sucul Biyomlar

GÖL EKOSİSTEMİNDE EKOLOJİK KUŞAKLAR

Yavuz KAYMAKÇIOĞLU- Keşan İlhami Ertem Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi.

Herhangi bir noktanın dünya üzerinde bulunduğu yere COĞRAFİ KONUM denir. Coğrafi konum ikiye ayrılır. 1. Matematik Konum 2.

BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ

COĞRAFİ KONUM ÖZEL KONUM TÜRKİYE'NİN ÖZEL KONUMU VE SONUÇLARI

RÜZGARLAR. Birbirine yakın iki merkezde sıcaklık farkı oluşması durumunda görülecek ilk olay rüzgarın esmeye başlamasıdır.

AKÇADAĞ KEPEZ LİSESİ-HACI OSMAN DERELİ-COĞRAFYA ÖĞRETMENİ İKLİM TİPLERİ

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

BİYOMLAR SUCUL BİYOMLAR SELİN HOCA

Ağır Ama Hissedemediğimiz Yük: Basınç

BÖLGE KAVRAMI VE TÜRLERİ

ORMAN YANGIN DAVRANIŞINA GİRİŞ

2016 Yılı Buharlaşma Değerlendirmesi

Taşların fiziksel etkiler sonucunda küçük parçalara ayrılmasına denir. Fiziksel çözülme, taşları oluşturan minerallerin kimyasal yapısında herhangi

Ekoloji, ekosistemler ile Türkiye deki bitki örtüsü bölgeleri (fitocoğrafik bölgeler)

HİDROLOJİ. Buharlaşma. Yr. Doç. Dr. Mehmet B. Ercan. İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI COĞRAFYA

Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler İkiye Ayrılır: 1-Doğal Faktörler 2-Beşeri Faktörler

Ekosistem Ekolojisi Yapısı

Büyük İklim Tipleri. Ata Yavuzer 9- A Coğrafya Performans Ödevi. Bu çalışma Bilgi ve İletişim Teknolojileri dersinde hazırlanmıştır.

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

2. Karışımın Ağaç Türleri Meşcere karışımında çok değişik ağaç türleri bulunur. Önemli olan, ağaçların o yetişme ortamı özelliklerine uyum gösterip

Klimatoloji Ve Meteoroloji. Prof.Dr. Hasan TATLI

B- Türkiye de iklim elemanları

COĞRAFYA YEREL COĞRAFYA GENEL COĞRAFYA

1- Çevresine göre alçakta kalmış ve vadilerle derin yarılmamış düzlüklere ne denir?

METEOROLOJİ. VI. Hafta: Nem

TOPRAK İLMİ, ORMAN EKOLOJİSİ, HAVZA AMENAJMANI VE ETÜD-PROJE İŞLERİ

Dünya üzerindeki herhangi bir yerde Güneş in tam tepe noktasında olduğu an saat kabul edilir. Buna göre ayarlanan saate yerel saat denir.

ÖĞRENME ALANI : FİZİKSEL OLAYLAR ÜNİTE 5 : IŞIK

EKOLOJİ EKOLOJİK BİRİMLER

BÖLÜM 3 BUHARLAŞMA. Bu kayıpların belirlenmesi özellikle kurak mevsimlerde hidrolojik bakımdan büyük önem taşır.

GENEL JEOLOJİ. y e r i n d ı ş o l a y l a r ı

TÜRKİYE EKONOMİSİ. Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. Ankara


Orman Koruma Dersi. ORMAN YANGIN DAVRANIŞI Prof. Dr. Ertuğrul BİLGİLİ Ekim 2014

YAGIŞ-AKIŞ SÜREÇLERİ


MEVSİMLERİN OLUŞUMU. Halil KOZANHAN EKSEN EĞİKLİĞİ DÜNYA NIN KENDİ EKSENİ ETRAFINDAKİ HAREKETİYLE GECE-GÜNDÜZ,

Fonksiyonlar. Fonksiyon tanımı. Fonksiyon belirlemede kullanılan ÖLÇÜTLER. Fonksiyon belirlemede kullanılan GÖSTERGELER

TEMEL HARİTACILIK BİLGİLERİ. Erkan GÜLER Haziran 2018

Tanımlar. Bölüm Çayırlar

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI:

HİDROLOJİK DÖNGÜ (Su Döngüsü)

SU HALDEN HALE GİRER. Nazife ALTIN. Fen ve Teknoloji

Toprak etütleri; Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER 1

Doğal ve doğal olmayan yapı ve tesisler, özel işaretler, çizgiler, renkler ve şekillerle gösterilmektedir.

ORMAN AMENAJMANI ( BAHAR YARIYILI)

ADI: DÜNYA ĠKLĠMLERĠ

IĞDIR ARALIK RÜZGÂR EROZYONU ÖNLEME PROJESİ İZLEME RAPORU

SU HALDEN HALE G İ RER

3. Hafta (12 16 Ekim) Hoş Geldiniz

SDÜ ZİRAAT FAKÜLTESİ METEOROLOJİ DERSİ

Büyük İklim Tipleri. Başak Karakuş 9A COĞRAFYA PERFORMANS ÖDEVİ HİSAR OKULLARI

Suyun yeryüzünde, buharlaşma, yağış, yeraltına süzülme, kaynak ve akarsu olarak tekrar çıkma, bir göl veya denize akma vs gibi hareketlerine su

Toprak oluşum sürecinde önemli rol oynadıkları belirlenmiş faktörler şu

Malezya. Palme Yayıncılık. 1 cm. Büyük Okyanus C) Doğal bitki örtüsü kışın yapraklarını döken ağaçlardan oluşmaktadır.

Test. Atmosfer - Sıcaklık BÖLÜM Aşağıdaki tabloda gösterilen neden sonuç ilişkisi eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

ORMANCILIKTA UZAKTAN ALGILAMA. ( Bahar Yarıyılı) Prof.Dr. Mehmet MISIR. 2.Hafta ( )

AĞAÇLANDIRMALARDA UYGULAMA ÖNCESİ ÇALIŞMALAR

Hava Kirliliği Meteorolojisi Prof.Dr.Abdurrahman BAYRAM

Yeryüzünde Sıcaklığın Dağılışını Etkileyen Etmenler

128 ADA 27 VE 32 PARSEL NUMARALI TAŞINMAZLARA YÖNELİK 1/5000 ÖLÇEKLİ AÇIKLAMA RAPORU

Fiziki Özellikleri. Coğrafi Konumu Yer Şekilleri İklimi

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: EKOSİSTEM VE MADDE DÖNGÜSÜ

8. Meşceredeki yapısal değişim Meşcere geliştikçe onu oluşturan ağaçların büyümesi, gelişmesi, türlerin varlığı, bulunma oranı vb özellikler de

KUTUPLARDAKİ OZON İNCELMESİ

Orman Koruma Dersi YANGIN EKOLOJİSİ

Başlıca Toprak Tipleri ve Özellikleri

MEVSİMLER VE OLUŞUMU

JAA ATPL Eğitimi (METEOROLOGY)

Sera Etkisi. Gelen güneş ışınlarının bir kısmı bulutlar tarafında bloke edilmekte. Cam tarafından tutulan ısı

Dünya kendi içinde benzerlik gösteren 6 büyük flora alemine ayrılır: 1.Holarktikflora alemi 2.Paleotropis, 3.Neotropis, 4.Australis 5.

DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı

TARIMSAL ORMANCILIK (AGROFORESTRY) Prof. Dr. İbrahim TURNA

Muson Yağmurlarını Atlatmak Kelsey, Dylan, and Trevor Bölüm 1 Fen Bilimleri

Zeus tarafından yazıldı. Cumartesi, 09 Ekim :27 - Son Güncelleme Cumartesi, 09 Ekim :53

EDİRNE UZUNKÖPRÜ DOĞAL ORTAMI TEMİZ HAVASI İLE SÜPER BİR YAŞAM BURADA UZUNKÖPRÜ DE. MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI İSTER YATIRIM YAPIN KAZANIN

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

***Yapılan bir çizimin harita özelliğini gösterebilmesi için çizimin belirli bir ölçek dahilinde yapılması gerekir.

Transkript:

ORMAN EKOLOJİSİ DERSİ

ORMAN EKOLOJİSİ Orman ekolojisi, orman ile ormanın yaşama ve gelişmesini sağlayan tüm faktörlerin oluşturduğu sistemi inceleyen ve bu sistemdeki karşılıklı etki ve ilişkileri araştıran bir bilim dalıdır.

ORMAN YETİŞME ORTAMI FAKTÖRLERİ

ORMAN EKOLOJİSİNİN UĞRAŞI ALANI VEYA GÖREVLERİ 1. Orman ekosistemlerini oluşturan klimatik, edafik, fizyografik ve biyotik faktörlerin incelenmesi ve tanıtımı, 2. Orman ekosistemini oluşturan faktörler arasındaki karşılıklı etki ve ilişkilerin nitel ve nicel olarak ortaya çıkarılması, 3. Orman ekosistemlerinin sınıflandırılması, 4. Orman ekosistemlerinin verimlilik esaslarının saptanması, 5. Ormanların iyi ve kötü artımına sebep olan çevre faktörlerinin ortaya çıkarılması önlemlerin alınması 6. Orman toplumlarının yapı, bileşim ve dünya yüzündeki yayılış nedenlerinin incelenmesi.

EKOSİSTEM VE ORMAN EKOSİSTEMİ Doğada yaşayan varlıklar ile cansız çevre arasındaki ilişkiler o kadar karışıktır ki bir ekoloji bilgini bu karışıklığın derecesini şu şekilde ifade etmektedir: Bu ilişkiler ağı yalnız düşündüğümüzden değil, düşünebileceğimizden de daha çapraşıktır. Doğadaki canlı ve cansız varlıkların aralarındaki karşılıklı bağlar ile oluşturdukları sisteme EKOLOJİK SİSTEM veya EKOSİSTEM denmektedir. Okyanus bir ekosistem olarak kabul edilebileceği gibi bir akvaryum, bir çalılık veya bir orman da birer ekosistemdir.

EKOSİSTEMLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE YAPILARI 1. Ekosistemlerin dinamiğini doğum, gelişim, ölüm ve ayrışma olayları ile madde dolaşımı ve enerji akımı simgeler. Yani ekosistemler değişebilen bir yapı ve organizasyona sahiptirler. 2. Ekosistemlerin sınırları doğada sabit değildir, onun için açık sistemlerdir. 3. Ekosistemler; 1. Cansız varlıklar: 2. Üreticiler: 3. Tüketiciler: 4. Ayrıştırıcılar: 4. Bir ekosistem, evrendeki genel hayat ortamının bir parçası olup, diğer ekosistemler ile sınırlanmıştır ve onlar ile zincirleme bağlantıları vardır.

5. Ekosistemler zamanla değişir. Bu değişim iki şekilde olur: Süksesyonla ve antropojen ekosistemler 6. Ekosistemler karakteristikleri bakımından çok çeşitlidir. 1 cm2 lik bir alanda 0.084 gr ağırlığında mercan ve alg ekosisteminden okyanus ekosistemlerine kadar çok çeşitli ekosistemler vardır.

ORMAN EKOSİSTEMİNİ OLUŞTURAN FAKTÖRLER Orman ekosistemlerini, orman ağaçları ile birlikte fizyografik, klimatik, edafik ve biyotik faktörler oluşturmaktadır.

1. FİZYOGRAFİK FAKTÖRLER Mevki, bir ekosistemin dünya üzerindeki ve belirli bir bölgedeki yerini ve jeomorfolojik özelliklerini belirtmeye yarayan bir deyimdir. Böylece bir yerin konumu tanıtılmakla o yerin genel iklim karakteri ile bitki örtüsü hakkında da genel bir bilgi verilmişi olur. Mevki, Genel mevki ve Özel mevki olmak üzere ikiye ayrılır. Genel Mevki Tanıtımı Bir ekosistemin genel mevkisi tanıtılırken şu özellikler belirtilmesi gerekir. 1. Ekosistemin bulunduğu yöreye göre verilmiş olan ismi belirtilir. (Trabzon-Sisdağı ormanları, Gümüşhane-Örümcek ormanları, Kastamonu-Küre dağı Göknar ormanı v.b). 2. Enlem ve boylam dereceleri arasında bulunduğu belirtilir. Giresun-Akılbaba serisi 48 79'41''-49 21'77'' doğu boylamları ile 49 19'02''-50 51'41'' kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır vb.) 3. Denizden olan yatay uzaklık (Denizden uzaklığı 20 km ye olan kadar olan arazilere Kıyı arazisi denir. 4. Jeomorfolojik arazi oluşum şekillerinden hangisine ait olduğu saptanır; şöyle ki: Ovalar veya alçak yaylalar: Deniz düzeyinden yükseklikleri 300 m ye kadar olan düz araziler bu şekilde isimlendirilir. Yüksek ovalar ve yüksek yaylalar: Deniz düzeyinden yükseklikleri 300 m yi aşan geniş düzlük arazilere bu isim verilir. Tepelik arazi: Deniz düzeyinden yükseklikleri 500 m ye kadar olan ve girintili çıkıntılı bir morfolojiye sahip bulunan arazi şekilleridir. Orta dağlık arazi: Deniz düzeyinden yükseklikleri 500 1600 m olan girintili çıkıntılı bir morfolojiye sahip bulunan arazi şekilleridir. Yüksek dağlık arazi: En yüksek tepesi 1600 m den daha yüksek olan arazi şekilleridir.

Özel Mevki (Lokal Mevki) Tanıtımı Özel mevki bir ekosistemin üzerinde bulunduğu yerin arazi yüzü şekli ve karakteristiklerini belirtmeye yarayan bir deyimdir. Özel mevki tanıtımı için o yere ait şu bilgilerin verilmesi gereklidir. Yöresel isim (Antalya-Çığlıkara ormanı, Kahramanmaraş-Fıstık çamı ormanı vb.) Denizden yükseklik (255 m, 1110 m) Bakı (Kuzey, Güney-Doğu, Batı, Kuzey-Doğu vb.) Arazi eğim derecesi ( %30, %45, 10, 45 vb.) Reliyef (Arazi yüzü şekli) (Sırt, etek, plato, vadi vb.) Komşu çevre (Çevresinde göl, baraj, faklı türden oluşan bir orman vb. olup olmağı)

Denizden Yükseklik Denizden yükseklik ya eşyükselti eğrileri olan haritalardan belirlenir ya da altimetre (yükselti ölçer) denilen alet ile saptanır. Yağışlar ve sıcaklık, denizden yüksekliğe göre önemli derecede değiştiğinden bu faktörün tanıtımı ekoloji bakımdan büyük bir önem taşır. Bakı Bir arazi parçasının 8 kısımlık rüzgar gülü yönünden hangisine baktığını ifade eden bir deyimdir. Bakı yine eşyükselti eğrileri olan bir haritadan belirlenebileceği gibi arazide pusula yardımı ile de saptanabilir. Arazi Eğimi Bir arazinin eğimi sayısal değer olarak eşyükselti eğrileri bulunan haritalardan belirlenebileceği gibi arazide klizimetre (cep meyil ölçer) denen basit aletler ile ölçülebilir. Arazi eğimi erozyon, toprak derinliği, toprağın tekstürü, yüzeysel akış, sıcaklık iklimi gibi bazı faktörler üzerinde etki yaptığından tanıtılması gerekmektedir. Hatta bu önemli etkileri nedeni ile araziden yaralanma sınıflarının ayrımı için gerekli ölçütlerden birini oluşturmaktadır.

Arazi Yüzü Şekli Bir arazinin sırt, tepe, ova, çukur, yamaç vb. deyimler ile tanıtılmasıdır. Arazi yüzü şekli bir yerin iklim özellikleri ile toprakların su ve besin maddesi ekonomisi üzerinde önemli derecede etkili olduğundan tanıtımı yapılmaktadır. Tanıtım, arazi parçasının bulunduğu yere ve yüzünün şekline göre ova, plato, vadi, yamaç, teras, sırt, tepe üstü, etek, çukur vb. deyimler ile tanıtılır. Büyük alanlar kaplayan yamaçların daha ayrıntılı olarak tanıtılması ekolojik açıdan büyük önem taşır.

Komşu Çevrenin Tanıtılması Ekosistemin kurutucu rüzgarlara veya yağış getiren hava akımlarına karşı olan durumu, etraftan soğuk havanın akma tehlikeleri, gölgelenme durumu v.b. özellikler hakkında bir bilgi edinilmiş olur. Bütün Bunlardan Çıkarılacak Sonuç, Gerçekten kuzey yarım küresinde kuzeye bakan yamaçlar daha serin, dolayısı ile buharlaşma daha az ve bunun sonucunda da güney bakılara kıyasla daha nemlidirler. Bu nedenle kuzey yamaçlarda don tehlikesi daha az ve vejetasyon devresinin başlangıç zamanı daha geçtir. Ülkemizde Karadeniz de kuzeye bakan, Akdeniz de de güneye bakan yamaçlar daha çok yağış alır. Eğim derecesi arttıkça yüzeysel akış artar, erozyon tehlikesi çoğalır, toprak özellikleri kötüleşir. Eğim derecesi arttıkça kuzey yamaçlarda daha serin ve nemli, güney yamaçlar da daha kurak ve sıcak bir karakter kazanır. Denizden yükseldikçe belirli bir yüksekliğe kadar yağışlar artar, sıcaklık azalır, bunun sonucunda da yağış etkenliği artar. Bütün bunlar lokal mevki tanıtımının ne kadar önemli olduğu göstermektedir.

Mevki Faktörleri İle Diğer Faktörler Arasındaki Karşılıklı Etki ve İlişkiler Mevki faktörleri bir ekosistemin iklimi, toprak özellikleri, dolayısıyla bitki örtüsü üzerinde etkili olmaktadır. Bu faktörlerin saptanması ve tanıtımı kolay olduğundan, bunlar sayesinde büyük güçlüğe uğramadan çeşitli ekosistemleri birbirleri ile karşılaştırabilme olanağı doğar. Genel Mevkiye Ait Karşılıklı Etki ve İlişkiler Genel mevkiinin, enlem ve boylam dereceleri, denizden uzaklık, jeomorfolojik özellikler ile tanıtıldığı evvelce açıklanmıştı. Bunların özellikle iklim ve bitki örtüsü üzerindeki etkileri şöyledir: Enlem Derecelerinin Diğer Faktörler Üzerindeki Etkisi Enlem dereceleri bir yerin özellikle sıcaklık iklimi üzerinde önemli etkilere sahiptir. Enlem derecesi ekvatordan kuzey ve güneye doğru büyüdükçe sıcaklık düşmektedir; hatta yağış miktarı ve rejimi de düşmektedir. Buna bağlı olarak da dünya üzerindeki bitki toplumları enlem derecelerine göre ayrı özellikler kazanmaktadır. Bu nedenle enlem derecelerine bağlı olarak dünya üzerinde Büyük hayat zonları denilen birbirinden farklı hayvan ve bitki toplumları meydana gelmektedir. Bu zonların enlem derecelerine göre sınırları ile klimatik özellikleri ve bitki örtüsü karakteristikleri kısaca şöyledir;

Tropikal Kuşak Kuzey ve güney yarım küresinde olmak üzere ekvator (0 enlem) ile dönenceler (23 enlem) arasında yayılmaktadır. Topografik duruma göre bazı yerlerde 28 enlem derecesine kadar uzanmaktadır. Bu kuşak sıcak ve yağışlı bir iklime sahip olup sıcaklık hiç bir ay 20 C nin altına düşmez; bol yağış alır. Bitki örtüsü olarak tropik yağmur ormanları bu kuşağı simgeler. Sıcak-Ilıman Subtropikal Kuşak 23/28-30/40 enlem dereceleri arasında uzanır. Ortalama sıcaklıkları 20 C nin üzerinde olan aylar sayısı 4-11 dir. Yüksek dağlarda yağış bol olup, bazı bölgelere ise ekstrem derecede az yağış düşer. Onu için bu kuşağın bitki örtüsünü subtropikal ve dağlık bölge yağmur ormanları ile çöller ve yarı çöllere ait vejetasyon oluşturur. Serin-Ilıman Kuşak 30/40-50 enlem dereceleri arasında yayılır. Yılın 4-12 ayının ortalama sıcaklığı 10-20 C arasındadır. Sert yapraklı ormanlar ile kurak mıntıka ormanları ve stepler bu kuşağın bitki örtüsünü oluşturur. Soğuk-Ilıman Boreal Kuşak Bu kuşak 50-66.5 enlem dereceleri arasında yer alır. En soğuk ay ocak ortalaması 8 C ile 9 C arasındadır. 1-4 ayın sıcaklık ortalaması 10-20 C, 8-11 aynı sıcaklık ortalaması 10 C den azdır. Daimi yeşil iğne yapraklılar ile yazın yeşil geniş yapraklı ormanlar kuşağıdır. Subpolar ve Polar Kuşak Bu kuşak 66.5-90 enlem dereceleri arasındadır. En sıcak ay ortalaması bile 10 C in altında olup kar-buz iklimi egemendir. Ağaçsız kutup kuşağıdır.

BİYOTOP (BİOME): Ekolojik anlamda yeryüzünde geniş alanlara yayılmış bitki ve hayvan topluluklarının doğal olarak sınıflandırılmasıdır. Bunlara dünyadaki büyük yaşam koşulları denmektedir. Önceleri 9 tane olan bu kuşaklar günümüzde 11 e çıkarılmıştır. Bunlar; -Tundralar -Boreal ve Taigalar (Kuzey bölgesinin iğne yapraklı ormanları) -Ilıman bölgenin yaprağını döken ormanları ve yağmur ormanları -Ilıman bölge çayırları (Bozkır vb) -Fundalık ya da Makilikler -Çöller -Dağlık Bölgeler -Tropikal çalılıklar ve Savanlar -Tropikal Yağmur Ormanları -Tropikal yaprağını döken ormanlar -Tropikal cüce (çalı) ormanlar

Tundra: Çok soğuk iklim Düşük biyolojik çeşitlilik Kısa büyüme dönemi Arktik tundra Drenaj problemi Basit bitki örtüsü Alpin tundra

Savanlar: Tropik yağmur ormanları ile kuru çöller arasındaki geçiş bölgesinde yer alan geniş çayırlara savan denir. Bu bölge dünyanın en ilginç yabanıl hayvan türlerinden bazılarının yaşaması için uygun bir ortam sağlar. Avrupa ve Asya'nın görece kurak stepleri ile Kuzey Amerika'nın geniş çayırları da otlak olarak kullanılan alanlardandır. Coğrafi bölgelerin kesin sınırları olmadığından bunlar geçiş bölgeleriyle çevrilidir. Bu durum bitki örtüsü kuşakları için de geçerlidir. Büyük ormanların yetişmesi için yeterli olmamakla birlikte belirli ölçüde yağış alan bölgelerde geniş çayırlar uzanır. Bu çayırlara tropik bölgelerin daha az yağış alan kesimlerinde savan, kıtaların iç kesimlerinde ise step denir. Savan Step

Çöller: Yeryüzünün yedide birini kaplayan çöller yaşamın olanaksız olduğu bölgelerden sayılır. Bununla birlikte yeryüzünün en etkileyici doğa parçaları arasında bazı çöller de vardır. Buralarda yaşayan hayvan ve bitkiler bölgeye uyum sağlayarak varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır. Bölgede yaşayan insanlar ise vahalar oluşturarak ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar.

Taigalar (Kuzey bölgesinin iğne yapraklı ormanları) Özellikle Kanada, Kuzey Avrupa ve Sibirya da bulunan kuzey konifer ormanları biomudur. Ladin, göknar, melez ve çamlardan meydana gelmiş iğne yapraklı ormanlara, Sibirya da, tayga denir. Sert Karasal iklimin nemli bölgelerinde (60 o enlemlerde) görülür. Sıcaklığın düşük olmasından dolayı iğne yapraklı ağaçlardan oluşur. Bu ormanların görüldüğü yerlerdeki yıllık yağış miktarı 500 mm. civarındadır. Tayga bitki topluluğunun yaygın olduğu sahalarda fizyolojik kuraklık kendini gösterir. Bu sahalarda kâfi derecede yağış olmasına rağmen, senenin büyük kısmında toprak donmuş halde bulunduğundan, bitkiler topraktaki sudan tam olarak faydalanamazlar.

Ilıman bölge ormanları Kışın yapraklarını döken ormanlar, Orta Kuşağın kış mevsimi soğuk geçen yerlerinin hâkim bitki formasyonudur. En iyi geliştikleri yerler ise, bu kuşağın her mevsimi yağışlı serin bölgeleridir. Mesela Trakya da Istrancalar ın kuzey yamaçlarındaki kışın yapraklarını döken ormanların esas ağacı kayındır. Kayın, bu ormanlarda hâkim durumdadır. Meşe ve gürgen gibi diğer ağaç türleri, kayın ormanları içinde azınlıkta ve dağınık olarak bulunurlar. Böylelikle bu sahalarda, daima yeşil iğne yapraklı ağaçlarla kışın yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçların bir arada bulundukları değişik bir bitki formasyonu görülür ki, bu tür ormanlara karışık ormanlar denir.

Tropikal Yağmur Ormanları Bu ormanlar, daima yeşil tropikal yağmur ormanları ile Orta Kuşağın aynı cins ormanları arasında bir geçiş formasyonu oluştururlar. Fakat sıklık derecesi ve boy bakımından Orta Kuşak ormanlarından ziyade, tropikal yağmur ormanlarına benzerlik gösterirler. Liyanlar ve epifitler yine çoktur. Bu ormanları teşkil eden ağaçların boyları çoğunlukla 25 30 m. arasındadır. Subtropikal yağmur ormanları sahasında, araya kuraklığın ve don olaylarının sebep olduğu, kısa bir dinlenme devresi girer. Bunun sonucu olarak, yetişme devresi bütün sene devam etmez. Yetişme devresinin az da olsa kısalması, bu bölgelerde ağaç katında tür zenginliğinin azalmasına sebep olur. Subtropikal yağmur ormanlarının, tropikal yağmur ormanlarından diğer bir farkı, bu ormanların elemanları arasına iğne yapraklı ağaçların girmesidir. Daima yeşil subtropikal yağmur ormanları, nemli fakat araya kısa bir kurak devrenin girdiği iklim kuşağının ormanlarıdır. Küre üzerinde yaygın oldukları yerler, tropikal yağmur ormanlarının yakın çevresidir.

Daima yeşil sert yapraklı ormanlar Daima yeşil sert yapraklı ormanlar, subtropikal bölgelerin kışı yağışlı, yazı kurak geçen yerlerinin bitki formasyonudur. Boyları 15 20 m. yi bulan ağaçlardan meydana gelmiş bu ormanlar, bundan evvel sayılan orman tiplerinden farklı olarak devamlı bir kuşak halinde olmaktan çok, arada boşlukları bulunan parçalı bir bitki formasyonudur. Bu ormanlarda ağaççıklar ve fundalıklar geniş yer kaplar. Ağaçların yapraklarının sertliği, yetiştikleri bölgelerde hüküm süren iklimin bir sonucudur. Yazların kurak geçmesi, buralarda yetişen ağaçların buharlaşmayı azaltmak için yapraklarının sertleşmesine, bazılarının balmumum yahut reçineli maddelerle örtülmesine yahut alt yüzlerinin tüylenmesine, yaprak kenarlarının dikenleşmesine sebep olmuştur. Kışların sert geçmemesi, dolayısıyla don olaylarının olmayışı, ağaçların yaşama faaliyetlerini engellemez. Diğer bir ifadeyle araya dinlenme devresi girmediğinden, yetişme devresi bütün seneyi kaplar. Ancak yazların çok kurak geçtiği ve kışların serinleştiği bazı kesimlerde, belli belirsiz kısa bir dinlenme devresi kendini gösterir. Bu ormanlarda, sarmaşıkları artık, otsu cinsler teşkil ederler. Orman altı sık, fakat yarı kurakçıl karakterdedir. Daima yeşil sert yapraklı ormanlar, bu bitki formasyonunun istediği iklim şartlarının (subtropikal yahut Akdeniz iklimi) hâkim olduğu yerlerde görülürler. Bunun içindir ki, küre üzerinde bugün en fazla, Akdeniz İkliminin var olduğu sahalarda yaygındırlar. Akdeniz memleketleri ve Kuzey Amerika da California bu tür bitki formasyonlarının iyi geliştiği yerlerdir.

Denizden Uzaklığın Diğer Faktörler Üzerindeki Etkisi Genel mevki faktörlerinden biri olan denizden uzaklık da bir yerin iklimi üzerinde etkili olur. Denizden uzaklığı 20 km ye kadar olan arazi parçaları genellikle deniz iklimi özelliklerine sahiptir. Daha uzak olan yerlerde karasal iklim koşulları baskındır. Denizden olan yatay uzaklık iklimi, bitki örtüsünü ve toprak özelliklerini etkiler. Çünkü deniz kenarlarından iç kesimlere doğru gidildikçe gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı artar, nispi rutubet (bağıl nem) artar, ekstrem sıcaklık artar (yazın çok sıcak, kışın soğuk). Toprak özellikleri değişir. Sığ ve taşlı topraklar oluşur. Çünkü ayrışma koşulları değişir, topraklarda yıkanma olmaz bunun sonucunda da baz karakterli topraklar oluşur. Jeomorfolojik Özelliklerin Diğer Faktörler Üzerindeki Etkisi Bir ekosistemin arazi şekli de o ekosistemin iklim ve toprak özelliklerini, dolayısıyla vejetasyon yapısını etkiler. Ova ve yaylara düz oldukları için genellikle derin topraklara sahip olup, yağış sularının yüzeyden akışla kaybı azdır. Erozyon yok denecek kadar azdır. Buna karşılık yüksek dağlık bölgeler, alçak yörelere kıyasla genellikle daha serin veya soğuk olup daha çok yağış alır. Yüksek bölgeler erozyon olasılığından kayaların ayrışmasına kadar farklı edafik ve hidrolojik koşullara sahiptir. Çok yüksek sivri tepeler ile, çukur, kapalı havzalar bu sayılan özellikler bakımından o kadar ekstrem özelliklere sahiptirler ki bitkilerin yetişmesine sınır çekebilirler.

Özel Mevki İle Diğer Faktörler Arasındaki Karşılıklı Etki ve İlişkiler Denizden Yüksekliğin Diğer Faktörleri Üzerindeki Etkisi Denizden yükseklik bir yerin iklim, toprak özellikleri ve vejetasyon yapısı üzerinde etkili olmaktadır. Denizden yükseklik artıkça atmosfer tabakalarının kalınlığı azaldığından karasal radyasyon ile güneş radyasyonu artmaktadır. Bunun sonucunda da yüksek yerlerde birim alana düşen güneş enerjisi (ısı) artmakta, karasal radyasyon hızlı olduğu için karalar daha serin olmaktadır. Çeşitli bölgelere göre denizden her 100 m yükseliş için hava sıcaklığı, 0,4-0,6 C arasında azalmaktadır. Bunun sonucunda da vejetasyon devresi kısalmaktadır. Nemli rüzgarların geldiği yöne bakan dağ yamaçlarının belirli yüksekliğe kadar olan kısımları ve bu yamaçtaki derin vadiler bazen dağın alt kısımlarına kıyasla daha çok yağış alır. Nemli rüzgarın geldiği yönün aksi tarafında olan dağ yamacı hiç yağış almayabilir, buraları ancak nemini bırakmış kuru rüzgarlar yalayıp geçer. Denizden yüksekli arttıkça belirli bir yüksekliğe kadar (genellikle 2000-2500 m) yağışlar da artar, bu artış, her 100 m yükseklik için yaklaşık olarak yılda 50 mm dir. Yüksek kısımlarda düşük sıcaklık ve fazla nem toprak özellikleri üzerinde de etkili olur. Topraktan bazlar yıkanır, reaksiyon asit olur ve podsol tipi topraklar meydana gelebilir. Toprakta biyolojik aktivite yavaşlar veya tamamen durabilir. Bunun sonucunda da ham humus halinde kalın bir ölü örtü toprak üzerinde birikebilir. Böylece doğal gençleşeme güçleşir, ağaçların beslenmesi iyi olmaz. Buralarda rüzgarında hızını artırdığı düşünülürse ağaç boylarının dağ üzerine doğru niçin küçüldüğü ve şekillerinin bozulduğu kolayca anlaşılır.

Denizden olan yüksekliğin sıcaklık ve yağış iklimini önemli derecede etkilemesi, dağ yamaçlarında ekolojik istekleri farklı olan bitki kuşaklarının basamaklar halinde birbirinin üzerinde yayılması sonucunu doğurur. Bunlara düşey orman zonları denir. Yüksek dağ kısımlarındaki orman sınırına yakın meşcereler seyrektir. Rüzgar fizyolojik kuraklık meydana getirmek suretiyle tepe kurumalarına sebep olabilir. Hızlı gelişen türler bunda özellikle daha çok zarar görür. Onun için yüksek bölgelerdeki ağaçlandırmalarda ve gençleştirmelerde tıraşlama kesiminden ve hızlı gelişen türlerden kaçınmalıdır.

Bakının Diğer Faktörleri Üzerindeki Etkisi Arazinin bakısı, o yerin özellikle sıcaklık ve yağış iklimini etkiler. Ülkemizde de genel olarak gölgeli bakılar (kuzey, kuzeydoğu, kuzeybatı ve doğu) daha serin, güneşli bakılar ise (güneydoğu, güney, güneybatı ve batı) daha sıcaktır. Nem getiren rüzgarlara bakan yamaçlar (Karadeniz de kuzeye bakan yamaçlar, Akdeniz de güneye bakan yamaçlar) hada çok yağış alır. Serin olduğu için evapotranspirasyon da daha az olacağından gölgeli bakılarda toprak, aynı bölgedeki güneşli yamaçlara kıyasla daha nemlidir. Bir taraftan gündüzleri fazla ısınma, diğer taraftan fazla su kaybı nedeni ile güneşli bakılarda don tehlikesi gölgeli bakılara kıyasla daha fazladır. Gölgeli bakıların kar örtüsünün güneşli bakılardan daha fazla olması da bu hususta rol oynar. Çünkü kar örtüsü aşırı sıcaklık kaybını ve değişimini önler. Ağaçlandırmalarda, ağaç türü seçimi bakımından bu özellik daima göz önünde tutularak bilhassa yüksek bölgelerde güneşli bakılar dona karşı duyarlı ağaç türleri ile ağaçlandırılmamalıdır. Gölgeli bakılarda karlar yavaş yavaş eridiğinden toprağa sızan su miktarı da fazla olur, yüzeyden akış azalır. Gölgeli bakılarda vejetasyon devresi daha geç başladığı için bitkilerin ilkbahar donlarından zarar görme olasılığı daha azdır. Toprak nemi yeterli olan bölgelerde vejetasyon devresi güneşli bakılarda daha uzun sürer.

Arazi Eğim Derecesinin Diğer Faktörleri Üzerindeki Etkisi Arazi eğim derecesi bir yerin iklim ve toprak özellikleri ile araziden yaralanma şekilleri üzerinde etkilidir. Eğim derecesi arttıkça yağış sularının yüzeysel akışı artar. Buna paralel olarak erozyon şiddetli olur ve toprak derinliği azalır. Böylece çok eğimli yerlerde iskelet içeriği zengin, sığ ve kurak topraklar oluşur. Eğim derecesi az olan yerlerde ise bu söylenenlerin aksi koşullar vardır. Eğim derecesi arttıkça soğuk hava aşağılara doğru kolayca akacağından fazla eğimli yamaçlarda don tehlikesi azdır. Çok eğimli yamaçlar besin maddesi ve su ekonomisi bakımından elverişsiz olan kurak ve fakir yerlerdir. Çukurlar ve düzlükler ise, ince toprak, organik madde ve bazlar bakımından zengin, derin, su tutma kapasitesi iyi olan yerlerdir. Eğim derecesi fazla olan yerlerde yapılacak ağaçlandırmalar özel bir teknik gerektirmektedir. Ülkemizde olduğu gibi genellikle yarı kurak ve kurak iklim tiplerine sahip dik yamaçlı yerlerde ağaçlandırma yapılırken yağış sularının yüzeysel akışla fazla oranda kaybına engel olmak, diğer bir anlatışla toprak içine sızacak su miktarını artırmak için yamaçta teraslar açılır. Yamaç arazilerden yaralanma olanaklarını artırmak için buralarda erozyonu engelleyecek teraslar açılır. Bu terasların aralıklarının kaç metre olacağını doğrudan doğruya eğim derecesi dikte ettirir. Çok eğimli yerlerde ormana uygulanacak silvikültür işlemleri de özellik gösterir. Bu yerlerde seçme ormanı işletmeciliği veya koruma ormanı rejimi uygulanmaktadır. Aynı zamanda eğim, diğer faktörler ile birlikte araziden yaralanma sınıflarının ayrılmasında önemli bir ölçüt olarak kullanılmaktadır. Genel olarak eğim derecesi %0-20 olan alanlar tarıma elverişli araziler olarak ayrılmakta, eğim dereceleri %20 ve daha yüksek olan alanların da mera ve orman arazisi olarak kullanılması gerekmektedir.

Arazi Şeklinin Diğer Faktörleri Üzerindeki Etkisi Aynı yamaç üzerinde bile çeşitli verimlilikte zonlar görülür. Özellikle sırt ve sırta yakın yamaç kısımlarında topraklar iskelet bakımından zengin, sığ ve besin maddelerince fakir ve kurak olurlar. Çukur araziler ise yamaçlardan gelen ince toprak materyali, yamaç sızıntı suları veya yüzeysel akış suları ile doldurulur. Buralarda soğuk hava bitki yetişmesini engelleyecek kadar fazla miktarda toplanıp kalabilir. Tepe, sırt, su ayrımı, don çukuru, kokurdan gibi ekolojik bakımdan elverişsiz arazi şekillerinde ekonomik ağaçlandırmalardan vazgeçilmelidir.

ÜST VEJETASYON TİPLERİ Ağaç yoktur Küçük boylu ağaçların bolca bulunduğu alanlardır. Önemli miktarda ışığın zayıf ve az bir kapalılığa girmesi söz konusudur. Genel itibariyle bu zonda iğne yapraklılar bulunur. TOPRAK SUYU REJMİ İyi gelişmiş bir kapalılık ve içerilere giren ışığın çok az olduğu, orta boylu ağaçların bulunduğu yoğun bir zondur. Genellikle iğne yapraklılar bulunur Orman ekosistemi olmayan liken ve yosunluk ALT VEJETASYON TİPLERİ Kurak mıntıka çalılıkları ve yosunları Yosunlar Farklı boyutlarda ve yaşlarda farklı ağaç türlerinden oluşurlar. Orman altı otların ve çalı türündeki bitkilerin yetişmesi için gerekli ışığı sağlayan kapalılığa sahip iğne yapraklı ve bazı sert odunlu ağaç türlerinden oluşur. İğne yapraklı ve yapraklı ağaç türlerinin bir arada bulunduğu, Orman altı otların ve çalı türündeki bitkilerin bolca bulunduğu ve yetiştiği alanlardır. Nemcil mıntıkalarda yaşayan çalılıkları, ot, eğreltiotu ve yosunları Nemcil mıntıkalarda yaşayan çalılıkları, ot, eğreltiotu ve yosunları

İKLİM FAKTÖRÜ İklim, bir yerde uzun süre devam eden atmosferik olayların ortalamasıdır. İklim ölçme değerleri o yöreye en yakın meteoroloji istasyonlarından alınır ve belirli bir bölge için makro iklimi karakterize ederler. Belirli bir canlılar toplumunun etrafını saran atmosfer iklimi ve üzerinde yaşadığı toprağın iklimi ile o bölgenin makro iklimi arasında önemli farklar olabilir. Bir makro iklim bölgesi içinde özellik gösteren ve belirli bir canlılar toplumunu önemli derecede etkileyen iklime lokal iklim veya mikro iklim denmektedir. Mikro iklim kavramı, özellikle nem koşulları ile sıkı sıkıya ilgilidir. Zira nem kısa aralıklar ile çok değişen bir faktördür. Bunu en tipik örneği ağaçların kuzey taraflarının yosun ile kaplı olduğu hallerde, çoğu zaman güney taraflarının yosunsuz oluşudur. Meteoroloji istasyonları tarafından ölçülen verilere göre bir orman ekosisteminin iklimi kabaca bazı terimler ile tanıtılmakla beraber, o ekosistemin üzerinde bulunduğu arazi şekli ve toprağa ait özellikler ile bitki örtüsü de iyice incelenerek mikro iklim karakteristikleri ortaya çıkarılmaya çalışılır. İklim Elemanları ve Bunların Tanıtımı İklim elemanlarında önemli olanları ve bu ders kapsamında üzerinde durulacak olanlar; Işık, Sıcaklık, Hava nemi, Yağışlar ve Hava hareketleri dir.

IŞIK Işığın ana kaynağı güneştir. Bunun dışında ay ve yıldızlar da birer ışık kaynaklarıdırlar. Güneşin ışın yaymasına güneş radyasyonu veya güneş ışıması denmektedir. Güneş ışınları, canlılar için çok önemli olan sıcaklık ve aydınlık enerjisi ile birçok biyokimyasal olayların kaynağıdır. Işık çok az sayıdaki bazı canlılar dışında bütün insan, bitki ve hayvanlar için gerekli ve çok önemli olan bir faktördür. Işığın en önemli fonksiyonu, yer yüzünde hayat için gerekli olan enerjinin kaynağını oluşturmasıdır. Güneşten gelen bütün ışınlar elektromanyetik dalgalar halindedir. Bu ışınların dalga boyları 290-5000 milimikron arasında değişmektedir. Işınların dalga boylarına göre isimleri, özellikleri, bitki hayatı bakımından oynadıkları rollerde değişir. Güneş ışınları dalga boyarına göre 3 sınıfa ayrılır, bu sınıflara güneş ışınlarının spektrum bölümleri veya ışın enerjisinin spektrum bölümleri denmektedir. Bunlar, Ultraviole (mor ötesi) Işınlar: Dalga boyları 120 400 milimikron arasında olan ışınlardır. Çok kısa dalga boylarına sahip olduklarından görülmezler. Atmosferdeki ozonun perdeleme etkisi ile yeryüzüne gelmeleri engellendiğinden yeryüzündeki ışın enerjisinin ancak %2 sini oluşturabilirler. Normal bitki gelişimi için bu ışınlara gereksinin yoktur, fakat bazı kimyasal reaksiyonlar için aktif rol oynarlar. Görünen Işınlar: Dalga boyları 400 760 milimikron arasında olan ve gözle görülebilen ışınlardır. Onun için bunlara ışık enerjisi veya aydınlatma enerjisi de denmektedir. Total güneş enerjisinin %40-60 ını oluştururlar. Bir prizmadan geçirilirse dalga boylarına göre 7 renge ayrıldıkları görülür. Oluşan renkler mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızıdır.

Görünen ışınlar bitki hayatında, özellikle fototropizm (ışığa yönelim), fotomorfoz (ışığa göre şekillenme), fotosentez (asimilasyon) olayları için çok önemli rol oynarlar. Fotosentez için en çok kullanılan ışınlar mormavi arası ile turuncu-kırmızı arasıdır. Yeşil ışınlar fazla yansıma ve yayılma nedeni ile az bulundukları için fotosentezde fazla etkili görünmemektedir. Kırmızıötesi (Infrared) Işınlar: Dalga boyları 760 3000 milimikron arasında olan ışınlardır. Bu uzunluk, gözün görebilme duyarlılığının dışına çıktığı için bunları gözle görmek olanağı yoktur. Bu ışınlar sıcaklık etkisi dolayısı ile biyolojik bakımdan çok önemlidir. Katı cisimlere çarptığında sıcaklığa dönüşen bu ısınlar sıcaklığın kaynağını oluştururlar. Işın enerjisinin ölçü birimi iki tanedir. Bunlardan biri enerji birimi olan gram-kalori diğeri de aydınlatma birimi olan metre-mum veya Lux tür

İklim İle Ekosistemin Diğer Faktörleri Arasındaki Karşılıklı Etki ve İlişkiler İklim ile ekosistemi oluşturan diğer öğelerden fizyografik, edafik ve biyotik faktörler arasında karşılıklı olarak etki ve ilişkiler vardır. Bir arazi parçasının denizden yüksekliği, bakısı ve arazi şekli o yerin iklimini etkilediği gibi, bir yerdeki iklim koşulları toprak oluşumundan, canlıların yaşamasına kadar çeşitli çevre özellikleri üzerinde önemli derecede etkili olur. Örneğin kurak iklimlerde tuzlu ve tozlu topraklar, nemli iklimlerde sarı, kızıl, laterit, kahverengi ve kara topraklar çok nemli iklimlerde ham humus ve podsol toprakları oluşmaktadır. Ancak, iklim tipleri veya sınıflamalarının hiç biri toprak tipleri ile orman ve vejetasyon tiplerinin dağılışını tam anlamıyla açıklayamamıştır. Bunun nedeni, bitkilerin dağılışında iklim yanında daha birçok faktörlerin rol oynaması ve iklim özelliklerinin diğer faktörler fizyografik ve edafik faktörler tarafından değiştirilebilmesidir. Ayrıca bir yerin sıcaklık iklimi anataşı ve bakı ile değiştirilebilmektedir. Işık İle Ekosistemin Diğer Faktörleri Arasındaki Karşılıklı Etki ve İlişkiler Her ekosistemde olduğu gibi orman ekosisteminde de ışık ile diğer faktörler arasında önemli karşılıklı etki ve ilişkiler. İlk önce ışık üzerinde etkili olan faktörler, daha sonra da ışığın diğer faktörler üzerindeki etkileri açıklanacaktır.

Işık Şiddeti Üzerinde Etkili Olan Faktörler Güneş ışınlarının tamamı yer yüzüne ulaşamaz. Çünkü atmosferdeki gazlar, katı parçacıklar ve bulutlar tarafından güneş ışınlarının bir kısmı absorbe edilir, bir kısmı da yansıtılır. Bu engelleri aşıp da yer yüzüne doğru ilerleyen ışınların bir kısmı ise vejetasyon ve bizzat yeryüzündeki kara ve sular tarafından aynı yolla kayba uğratılır. Genel olarak denebilir ki güneş ışınlarının yer yüzündeki radyasyon şiddeti, güneşin ufuktan olan yüksekliği ile artar; onun içinde enlem derecesinin yükselmesi, atmosferin yoğunluk ve kalınlığı ve bulutlarla azalır; günün çeşitli saatlerine ve reliyefe göre de değişir.

Atmosfer Tabakalarının Işık Şiddeti Üzerine Etkisi Atmosfer içindeki gazlar, özellikle azot ve oksijen, gelen kısa dalgalı ışınların az bir kısmını absorbe eder ve dağıtır. Azot ve oksijenin aksine havadaki nem (bulut halinde veya görünmez halde) ışın enerjisinin yayılmasında kuvvetli bir engeldir. Bundan dolayı ışın şiddeti, kurak iklimlerde nemli iklimlere kıyasla çok daha yüksektir. Gaz molekülleri su damlacıkları tarafından dağıtılan ışınlar diffuz ışın veya gök ışın haline dönüşür. Böylece absorpsiyon ve yansıtma ile atmosfer içindeki su buharının yer yüzüne gelen ışın enerjisi miktarı üzerinde önemli derecede etkili olduğu anlaşılmaktadır. Atmosferin üst kısımlarında bulunan ozon, özellikle çok kısa dalga boyuna sahip ultraviole ışınlarının tamamına yakın bir kısmını absorbe ettiğinden bunlar yer yüzüne ulaşamaz. Su Tabakalarının Işık Üzerindeki Etkisi Su altındaki canlılar karasal ekosistemde yaşayan canlılara kıyasla daha az ışık alır. Bunun nedeni su yüzeyine gelen ışınların bir kısmının yansıması diğer bir kısmının da suyun üst tabakaları tarafından tutulmasıdır. Suyun yeşilimsi ve mavimsi renkte görülmesi, özellikle bu renk spektrumundaki ışınların (420-550 milimikron) yansıtıldığını gösterir. Temiz bir suda ışınların %50 si 18 m derine kadar geçebilir. Işınların su tarafından tutulması atmosfer tabakalarına kıyasla daha fazla olur. Özellikle kırmızı ötesi ışınlar çok tutulur. Güneş ışınları kar içinden oldukça fazla miktarda geçer. Bu nedenle bazı bitkiler, ilk baharda kar kalkmadan gelişime başlayabilir.

Suda ve Havadaki Küçük Katı Parçacıkların Işık Üzerine Etkisi Havadaki toz ve dumanı meydana getiren katı parçacıklar ile sulardaki kil, toz, plankton, bataklık kolloidleri gibi parçalar güneş ışınları için büyük bir engelleme yeteneğine sahiptirler. Büyük kentlerde duman, ışığın %90 ını tutabilir. İngiltere de daimi yeşil iğne yapraklı ormanlarda 1 km2 ye 19 tondan daha fazla is (duman maddeleri) düşmesi durumunda ormanların gelişemediği saptanmıştır. Vejetasyonun Işık Üzerindeki Etkisi Güneş ışınlarının yer yüzüne varan miktarı üzerinde vejetasyonunda azaltıcı etkisi oldukça önemlidir. Bitkiler toprak üstü kısımlarına kadar gelmiş olan güneş ışınlarının bir kısmını absorbe eder, bir kısmını yansıtır, bir kısmının da yönünü değiştirir. Bitkilerin üst kısmına kadar gelmiş olan güneş ışınlarının miktarı 100 kabul edilirse bunların altındaki toprak yüzünde bu miktar çok düşük oranda (%1- %75) olabilir. Bu hususta bitki örtüsünün kapalılık derecesi önemli rol oynar.

İsviçre de girift kapalı bir ladin ormanı altında ortalama olarak açık sahadaki güneş ışınlarının %2.5 i kadar bir ışık miktarı ölçülmüştür. Ülkemizdeki bir çok saf göknar ormanları için aynı durum söz konusudur. Normal kapalı, aynı yaşlı bir çam meşceresinde bu miktar %10-15 olarak bulunmuştur. Tropik ormanlarda ise bu değer ancak %1 kadaradır. Güneş ışınlarının ormanın tepe çatısındaki boşluklardan ışık demeti halinde geçerek orman ölü örtüsüne vardığı yerde bu miktar çeşitli ormanlara göre %35-84 arasında değişir. Kışın yapraksız haldeki bir kayın ormanında ise bu değer %50-80 dir. Işığın vejetasyon tarafından %20 nin altına düşürüldüğü durumlarda bu azaltıcı etki ekolojik bakımdan büyük önem kazanır. Işığın vejetasyon tarafından tutulan ve yansıtılan miktarı, meşcere kapalılığı, günün saatleri ve buna benzer faktörlere göre değiştiği gibi ormanların geniş yapraklı ve iğne yapraklı türlerden oluşmasına göre de değişir. Özellikle kırmızı ötesi ışın spektrumuna sahip yakın dalga boyuna sahip ışınlar geniş yapraklılar tarafından, iğne yapraklılara kıyasla önemli derecede daha fazla yansıtılır. Orman ölü örtüsünün yüzeyine kadar gelmiş olan ışık miktarları sıcaklık ve nem alış verişini etkiler. Orta yaşlı her tip meşcerede tepe tacı civarında 45 000-50 000 lux miktarında ışık vardır. Bu miktar düzgün bir çap artımı için yeterlidir. Olgunluk çağına yaklaşmış veya bu çağı geçmiş meşcerelerde ışık koşulları değişimi büyüme üzerinde önemli bir rol oynamaz. Fakat bu husus gençlik için çok önemlidir.

Arazi Şekillerinin Işık Üzerindeki Etkisi Arazi yüzünün eğim derecesi ve bakısı güneşlenmenin şiddeti ve süresi üzerinde etkili olur. Çok eğimli ve ekvatora bakan yamaçlarda güneşlenme (ışık alma) düz yerlere oranla hem daha şiddetli hem de daha uzun sürelidir. Bunun nedeni güneş ışınlarının eğimli araziye daha dik gelmesidir. Güneşlenme enerjisi bakılara göre de değişir. Kuzey yarıkürede güney ve batı bakılar diğerlerine kıyasla daha yüksek güneşlenme enerjisine sahiptir. Yüksek yerler alçak yerlere kıyasla daha çok ışınlanma enerjisine sahiptir. Çünkü yüksek yerlerde atmosfer kalınlığı az olduğundan absorbsiyon yolu ile daha az ışın kaybı olur ve böylece yüksek yerlerdeki radyasyon daha çok olur. Mevki ve Zamanın Işık Üzerindeki Etkisi Enlem derecesi ışığın şiddet ve süresini etkilemektedir. Enlem dereceleri büyüdükçe güneş enerjisi azalır. Güneş ışınlarının yeryüzündeki radyasyon şiddeti güneşin ufuktan olan yüksekliği ile artar. Bundan dolayı, güneşten gelen ışınların ufukla (yatayla) yaptığı açı ne kadar darsa, radyasyon şiddeti de o kadar az olur. Kış mevsimi ile güneşin doğuşu ve batışı esnasında ışık şiddeti azdır. Çünkü bu zamanlarda güneş ışınlarının geçtiği yol çok uzun olup özellikle kısa dalgalı ışınlar bu geçiş esnasında (mor ötesi ve görünen ışınlar) absorbe edilir. Güneş ufukta olduğu zaman güneş ışınlarının geçip geldikleri hava tabakası kalınlığı, güneş zenitte (öğleyin) iken geçip geldikleri hava tabakası kalınlığının 20 katıdır. Dünyadaki ışık ilişkileri en azından yılın belli sürelerinde canlılar için yetecek durumdadır. Bu yüzden bitki ve hayvanlar bit kutuptan diğerine kadar geniş alanlara yayılmış bulunmaktadır. Diğer taraftan ışık hiçbir yerde canlıların yaşamasını engelleyecek kadar çok şiddetli veya çok zayıf değildir. Ancak bazı türlerin yayılış veya gelişimini sınırlayacak şekilde çok artmış veya eksilmiş olabilir.